Habergec.Com Aranan Kelimeler:kız çocukları dikkat Değerlendirme: 10 / 10 941768
habergec.com
20.10.2014 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

kız çocukları dikkat

Evlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Zaman
14.10.2014
12:44
Anne babalar, bütün çocuklarının ‘bir’ olduğunu, “acısı da mutluluğu da bir” izahıyla savunsa da bazıları, evlatlarından birine karşı daha farklı hassasiyet geliştirebiliyor.Bir eldeki parmakların kimisi uzun, kimisi de kısadır. Muhtemelen bu farklılıktan yola çıkan atalarımız, “Beş parmağın beşi bir olmaz.” der. Hayatın içerisinde çokça karşılığı olan bu öğretiyi, aile içindeki fertler için de değerlendirebiliriz. Zira aynı anne-babaya sahip, aynı çatı altında yetişmiş kardeşlerin fiziksel ve ruhsal yapıları birbirinden çok farklı olabiliyor. Hatta huyları ve becerileri birbirine hiç benzemiyor. Hal böyle olunca anne-babaya, kiminin karakteri yakın, kimisininki de uzak gelebiliyor. Bu da birinin davranışlarını daha çok onaylama ve beğenme güdüsünü harekete geçiriyor. Hepsinin bir olduğunu, ‘acısı da mutluluğu da bir’ izahıyla savunsalar da bazı ebeveynler, evlatlarından birine karşı daha farklı bir hassasiyet geliştirebiliyor. Bu düşkünlüğü davranışlarına aksettirmemek içinse yoğun çaba harcıyorlar. Çocuklar arasındaki ayrımcılık sadece ülkemizde olan bir sorun değil. Haber dergisi Time’ın editörlerinden Jeffrey Kluger, bu konuda yaptığı araştırmasını kitap haline getirmiş. Kluger’e göre Amerikalı ebeveynlerin yüzde 95’i bir çocuğuna daha düşkün. Çocukları arasında ayrım yapmadığını söyleyen yüzde 5’lik kısım ise bu konuda doğru söylemiyor. Anne-babanın da nihayetinde bir ‘insan’ olması bu meyli fıtraten mümkün kılıyor. Tespitlerin bazıları ise bizim de yakınlarımızda hatta kendi ailemizde var olan cinsten: “Babalar en küçük kızlarını, anneler ise ilk erkek çocuklarını daha çok seviyor. Ortanca çocuklar eğer ailenin tek kız veya erkek çocuğu değilse genellikle arka planda kalıyor. Anne-babaların en önemli kıstası ise özelliklerinin çocuklarına geçme oranı. Yani, kendilerine benzeyeni daha çok seviyorlar.” Ailede tolerans gösterilen çocukların benzerliği ise dikkat çekiyor: Güzel huylu çocuklar, babaların kızları, annelerin oğulları ve de en küçük çocuklar genelde daha çok seviliyor. O daha küçük, sen büyüksün! Anne-babanın çocukları arasındaki ayrımcılığı bilinçli olmadan yaptığını dile getiren Psikolog Saniye Çimen’e göre önemli olan ebeveynin yaptığı adaletsizliği fark etmesi. Çocukların böyle düşünmesinin sebebi ise anne-babanın sevgisini eşit bir şekilde dışa vuramaması. Bu da birine karşı zaafın oluşması, kıyaslama, her çocuğa eşit oranda söz hakkı verilmemesi gibi bir dizi iletişim kopukluklarını beraberinde getiriyor.Ebeveynin çocuklarına yaklaşımında maksadını ifade edemeyişi, ayrım yaptığı izlenimine yol açıyor. Ebeveynini yanlı tutum sergilemekle suçlayan çocuk, toleranslı zannettiği diğer kardeşe düşman olabiliyor. Kardeş kıskançlığı devreye girince, aralarında sonu gelmeyen bir rekabet başlıyor.Buna sebep olan en basit hadiselerden biri de evin minik üyesinin aileye katıldığında çiçeği burnunda abi ve ablaya yaklaşım tarzı. “Kardeşin uyanacak gürültü yapma!” ikazıyla büyük çocukta ayrımcılık fikri oluşmaya başlıyor ne yazık ki. “Kardeşim doğmasaydı… Kardeşim olmasaydı…” gibi düşüncelerle kardeşiyle olan bağı en baştan yara alıyor. Böylece anne babasına karşı hırçınlaşıyor. Kardeşini kabullenemiyor. ‘Kötü çocuğu’ oynamaya başlayınca, ebeveyn uslu çocuğa meylediyor. Hâlbuki anne-baba, büyük kardeşten ideal davranışlar beklemek yerine onun kafasındaki soru işaretlerini giderse ‘kötü çocuk’ ortaya çıkmayacak.Ayrımcılık, miras paylaşımına kadar uzanıyor Bazen de ilgi uslu değil sorunlu çocuğa kayabiliyor. Sağlık durumu yerinde olmayan, maddî-manevî problemler yaşayan bir çocuk kardeşlerine nazaran anne-babasından daha özel bir ilgi görebiliyor. Psikolog Çimen, bunun da ayrı bir yanlış olduğunu vurguluyor. Çünkü ‘özel’ kardeşin ihtiyaç duyduğu ilgiyi anne-babası fırsat verdiği takdirde kardeşleri de gösterebilir. Böylece kardeşine kayıtsız kalmayan çocuklar da ebeveyninin gözünde hak ettiği yeri alabilir. Duygusal ihmalin sonuçlarının hemen görülmediğini vurgulayan Psikolog Çimen, ilgiye ‘ihtiyacı olan’ çocuğumuzu ön plana çıkarırken diğerleriyle telafisi çok zor bir noktaya gelebileceğimizi söylüyor. Negatif ilginin, ilgisizlikten daha iyi olduğuna değiniyor. Çimen’e göre, ayrımcılığın temelinde sevginin bütün evlatlarımıza eşit bölüştürülememesi var. Halbuki sevgi paylaştıkça çoğalır. Sadece, her bir çocuğun cinsiyetine, yaşına ve karakterine göre anne-babanın muamelesi farklılıklar barındırabilir. “Büyük oğlum çok efendi, bu yüzden o başka!” “Bütün evlatlarım bir yana kızım bir yana!” diyerek sevgimizi tek bir çocuğumuzda toplamak adaletsiz bir yaklaşım. Saniye Çimen, çocuklar arasında yapılan ayrımcılıkta en çok cinsiyetin etk
Zaman
Ana Sayfa
14.10.2014
EvlatsevgisineayrımcılıkyakışmıyorEvlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Evlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Zaman
14.10.2014
12:13
Anne babalar, bütün çocuklarının ‘bir’ olduğunu, “acısı da mutluluğu da bir” izahıyla savunsa da bazıları, evlatlarından birine karşı daha farklı hassasiyet geliştirebiliyor.Bir eldeki parmakların kimisi uzun, kimisi de kısadır. Muhtemelen bu farklılıktan yola çıkan atalarımız, “Beş parmağın beşi bir olmaz.” der. Hayatın içerisinde çokça karşılığı olan bu öğretiyi, aile içindeki fertler için de değerlendirebiliriz. Zira aynı anne-babaya sahip, aynı çatı altında yetişmiş kardeşlerin fiziksel ve ruhsal yapıları birbirinden çok farklı olabiliyor. Hatta huyları ve becerileri birbirine hiç benzemiyor. Hal böyle olunca anne-babaya, kiminin karakteri yakın, kimisininki de uzak gelebiliyor. Bu da birinin davranışlarını daha çok onaylama ve beğenme güdüsünü harekete geçiriyor. Hepsinin bir olduğunu, ‘acısı da mutluluğu da bir’ izahıyla savunsalar da bazı ebeveynler, evlatlarından birine karşı daha farklı bir hassasiyet geliştirebiliyor. Bu düşkünlüğü davranışlarına aksettirmemek içinse yoğun çaba harcıyorlar. Çocuklar arasındaki ayrımcılık sadece ülkemizde olan bir sorun değil. Haber dergisi Time’ın editörlerinden Jeffrey Kluger, bu konuda yaptığı araştırmasını kitap haline getirmiş. Kluger’e göre Amerikalı ebeveynlerin yüzde 95’i bir çocuğuna daha düşkün. Çocukları arasında ayrım yapmadığını söyleyen yüzde 5’lik kısım ise bu konuda doğru söylemiyor. Anne-babanın da nihayetinde bir ‘insan’ olması bu meyli fıtraten mümkün kılıyor. Tespitlerin bazıları ise bizim de yakınlarımızda hatta kendi ailemizde var olan cinsten: “Babalar en küçük kızlarını, anneler ise ilk erkek çocuklarını daha çok seviyor. Ortanca çocuklar eğer ailenin tek kız veya erkek çocuğu değilse genellikle arka planda kalıyor. Anne-babaların en önemli kıstası ise özelliklerinin çocuklarına geçme oranı. Yani, kendilerine benzeyeni daha çok seviyorlar.” Ailede tolerans gösterilen çocukların benzerliği ise dikkat çekiyor: Güzel huylu çocuklar, babaların kızları, annelerin oğulları ve de en küçük çocuklar genelde daha çok seviliyor. O daha küçük, sen büyüksün! Anne-babanın çocukları arasındaki ayrımcılığı bilinçli olmadan yaptığını dile getiren Psikolog Saniye Çimen’e göre önemli olan ebeveynin yaptığı adaletsizliği fark etmesi. Çocukların böyle düşünmesinin sebebi ise anne-babanın sevgisini eşit bir şekilde dışa vuramaması. Bu da birine karşı zaafın oluşması, kıyaslama, her çocuğa eşit oranda söz hakkı verilmemesi gibi bir dizi iletişim kopukluklarını beraberinde getiriyor.Ebeveynin çocuklarına yaklaşımında maksadını ifade edemeyişi, ayrım yaptığı izlenimine yol açıyor. Ebeveynini yanlı tutum sergilemekle suçlayan çocuk, toleranslı zannettiği diğer kardeşe düşman olabiliyor. Kardeş kıskançlığı devreye girince, aralarında sonu gelmeyen bir rekabet başlıyor.Buna sebep olan en basit hadiselerden biri de evin minik üyesinin aileye katıldığında çiçeği burnunda abi ve ablaya yaklaşım tarzı. “Kardeşin uyanacak gürültü yapma!” ikazıyla büyük çocukta ayrımcılık fikri oluşmaya başlıyor ne yazık ki. “Kardeşim doğmasaydı… Kardeşim olmasaydı…” gibi düşüncelerle kardeşiyle olan bağı en baştan yara alıyor. Böylece anne babasına karşı hırçınlaşıyor. Kardeşini kabullenemiyor. ‘Kötü çocuğu’ oynamaya başlayınca, ebeveyn uslu çocuğa meylediyor. Hâlbuki anne-baba, büyük kardeşten ideal davranışlar beklemek yerine onun kafasındaki soru işaretlerini giderse ‘kötü çocuk’ ortaya çıkmayacak.Ayrımcılık, miras paylaşımına kadar uzanıyor Bazen de ilgi uslu değil sorunlu çocuğa kayabiliyor. Sağlık durumu yerinde olmayan, maddî-manevî problemler yaşayan bir çocuk kardeşlerine nazaran anne-babasından daha özel bir ilgi görebiliyor. Psikolog Çimen, bunun da ayrı bir yanlış olduğunu vurguluyor. Çünkü ‘özel’ kardeşin ihtiyaç duyduğu ilgiyi anne-babası fırsat verdiği takdirde kardeşleri de gösterebilir. Böylece kardeşine kayıtsız kalmayan çocuklar da ebeveyninin gözünde hak ettiği yeri alabilir. Duygusal ihmalin sonuçlarının hemen görülmediğini vurgulayan Psikolog Çimen, ilgiye ‘ihtiyacı olan’ çocuğumuzu ön plana çıkarırken diğerleriyle telafisi çok zor bir noktaya gelebileceğimizi söylüyor. Negatif ilginin, ilgisizlikten daha iyi olduğuna değiniyor. Çimen’e göre, ayrımcılığın temelinde sevginin bütün evlatlarımıza eşit bölüştürülememesi var. Halbuki sevgi paylaştıkça çoğalır. Sadece, her bir çocuğun cinsiyetine, yaşına ve karakterine göre anne-babanın muamelesi farklılıklar barındırabilir. “Büyük oğlum çok efendi, bu yüzden o başka!” “Bütün evlatlarım bir yana kızım bir yana!” diyerek sevgimizi tek bir çocuğumuzda toplamak adaletsiz bir yaklaşım. Saniye Çimen, çocuklar arasında yapılan ayrımcılıkta en çok cinsiyetin etk
Zaman
Ana Sayfa
14.10.2014
EvlatsevgisineayrımcılıkyakışmıyorEvlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Son 3 yılda bonzai kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e çıktı
Zaman
12.10.2014
02:10
Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı ve Tedavi Merkezi’nin yaptığı son araştırma, uyuşturucu kıskacındaki gençlerin durumunu gözler önüne serdi. Araştırmaya göre son 3 yılda ergenlerde sentetik uyuşturucu kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e yükseldi. Veriler, kız çocuklarının madde kullanım oranının da arttığını gösterdi.Çocuklarda bonzai benzeri sentetik uyuşturucuların kullanımındaki artış kamuoyunda büyük yankı uyandırırken yeni veriler aileleri korkutuyor. Uyuşturucu kullanımındaki artış her geçen gün artarken, başlama yaşı da gittikçe düşüyor. Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı ve Tedavi Merkezi’nin (ÇEMATEM) araştırmasına göre uyuşturucuda asıl sorun çocuklarda değil, ergenlerde. Tedavi merkezinin rakamlarına göre son 3 yılda ergenlerde sentetik uyuşturucu kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e yükseldi. Uyuşturucuya başlama yaşının düştüğü gözlenirken kullanım oranı en çok artan maddenin sentetik uyuşturucu bonzai olduğu tespit edildi.Ailelerin korkulu rüyası haline gelen sentetik uyuşturucuyla ilgili sadece ÇEMATEM Bakırköy şubesine 2013’te 10 bin 508 vaka geldi. Bu rakam 2011’de 7 bin 667 idi. Rakamlara göre, 2011’de yüzde 6,2 olan sentetik uyuşturucu vakası 2013 yılında yüzde 70,5’e yükselmiş durumda. 2010 yılından bu yana çocuklar ve ergenlerin alkol ve madde bağımlılığına dair ÇEMATEM’de hizmet veren Doktor Arzu Çiftçi Demirci, ergenlerin içinde bulundukları fizyolojik ve psikolojik değişim nedeniyle uyuşturucuya eğilimli olduklarını söyledi.Kız çocukları da bonzai kıskacında!Son yıllarda özellikle sentetik maddeye erişim kolaylaştığı için, kullanıcı oranı da artıyor. 2011’den bu yana maddeye başlama yaşı düşerken, kızların madde kullanım oranı da arttı. Doktor Arzu Çiftçi Demirci’nin dikkat çektiği bir diğer husus ise maddeye başlama yaşı ile tedaviye başlama yaşı arasında 2 buçuk senelik bir döneminin olması. Merkeze yapılan başvurulara göre, 2013’te maddeye başlama yaşı ortalama 13,75 iken tedaviye başvuru yaşı 16,2. Uyuşturucu kullanımına dair bu verilerin aile ile direkt ilgili olduğunu söyleyen Demirci, 3 çocuk veya üzerinde kardeşi olan çocukların uyuşturucu kullanımında artış gösterdiklerini belirtti. Ailenin ister istemez her çocuğa ayıracağı ilginin çocuk sayısı arttıkça düştüğünü belirten Demirci, akrabada kullanılan uyuşturucunun da çocuk ve ergene etki ettiğini söyledi.Çalışan çocuklarda uyuşturucu kullanımı daha fazlaArzu Çiftçi Demirci, 2011’de kendilerine yönelik başvurun çocukların yüzde 59,1’i çalışma geçmişine sahip olduğunu fakat 2013’te bu oranın yüzde 82’ye yükseldiğini söylüyor. Bu verinin okullaşma oranıyla paralel seyrettiğini belirten Demirci, ilköğretimi tamamlayan öğrencilerin yüzde 5’inin ortaöğretime devam etmediğini belirtiyor. Bu yüzde 5’lik kaybın “çırak”lık sektörüne yönlendirildiğini belirten Demirci, çocukların uyuşturucu ile ilk defa burada tanıştıklarını söyledi. Oto tamirciliği, dericilik, ayakkabıcılık gibi sektörlerde “çırak” olan çocukların buradaki uçucu madde içeren yapıştırıcı gibi birtakım maddelerle tanıştıklarını söyledi. Bu sebeple Demirci, çocukların okul takibi veliler tarafından sıkı bir şekilde yapılırsa, uyuşturucuya karşı çocuk ve ergenlerde önlem alınabileceğini söyledi.
Zaman
Sağlık
12.10.2014
Son3yıldabonzaikullanımıyüzde6’danyüzde70’eçıktıSon 3 yılda bonzai kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e çıktı
Son 3 yılda bonzai kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e çıktı
Zaman
12.10.2014
02:02
Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı ve Tedavi Merkezi’nin yaptığı son araştırma, uyuşturucu kıskacındaki gençlerin durumunu gözler önüne serdi. Araştırmaya göre son 3 yılda ergenlerde sentetik uyuşturucu kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e yükseldi. Veriler, kız çocuklarının madde kullanım oranının da arttığını gösterdi.Çocuklarda bonzai benzeri sentetik uyuşturucuların kullanımındaki artış kamuoyunda büyük yankı uyandırırken yeni veriler aileleri korkutuyor. Uyuşturucu kullanımındaki artış her geçen gün artarken, başlama yaşı da gittikçe düşüyor. Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı ve Tedavi Merkezi’nin (ÇEMATEM) araştırmasına göre uyuşturucuda asıl sorun çocuklarda değil, ergenlerde. Tedavi merkezinin rakamlarına göre son 3 yılda ergenlerde sentetik uyuşturucu kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e yükseldi. Uyuşturucuya başlama yaşının düştüğü gözlenirken kullanım oranı en çok artan maddenin sentetik uyuşturucu bonzai olduğu tespit edildi.Ailelerin korkulu rüyası haline gelen sentetik uyuşturucuyla ilgili sadece ÇEMATEM Bakırköy şubesine 2013’te 10 bin 508 vaka geldi. Bu rakam 2011’de 7 bin 667 idi. Rakamlara göre, 2011’de yüzde 6,2 olan sentetik uyuşturucu vakası 2013 yılında yüzde 70,5’e yükselmiş durumda. 2010 yılından bu yana çocuklar ve ergenlerin alkol ve madde bağımlılığına dair ÇEMATEM’de hizmet veren Doktor Arzu Çiftçi Demirci, ergenlerin içinde bulundukları fizyolojik ve psikolojik değişim nedeniyle uyuşturucuya eğilimli olduklarını söyledi.Kız çocukları da bonzai kıskacında!Son yıllarda özellikle sentetik maddeye erişim kolaylaştığı için, kullanıcı oranı da artıyor. 2011’den bu yana maddeye başlama yaşı düşerken, kızların madde kullanım oranı da arttı. Doktor Arzu Çiftçi Demirci’nin dikkat çektiği bir diğer husus ise maddeye başlama yaşı ile tedaviye başlama yaşı arasında 2 buçuk senelik bir döneminin olması. Merkeze yapılan başvurulara göre, 2013’te maddeye başlama yaşı ortalama 13,75 iken tedaviye başvuru yaşı 16,2. Uyuşturucu kullanımına dair bu verilerin aile ile direkt ilgili olduğunu söyleyen Demirci, 3 çocuk veya üzerinde kardeşi olan çocukların uyuşturucu kullanımında artış gösterdiklerini belirtti. Ailenin ister istemez her çocuğa ayıracağı ilginin çocuk sayısı arttıkça düştüğünü belirten Demirci, akrabada kullanılan uyuşturucunun da çocuk ve ergene etki ettiğini söyledi.Çalışan çocuklarda uyuşturucu kullanımı daha fazlaArzu Çiftçi Demirci, 2011’de kendilerine yönelik başvurun çocukların yüzde 59,1’i çalışma geçmişine sahip olduğunu fakat 2013’te bu oranın yüzde 82’ye yükseldiğini söylüyor. Bu verinin okullaşma oranıyla paralel seyrettiğini belirten Demirci, ilköğretimi tamamlayan öğrencilerin yüzde 5’inin ortaöğretime devam etmediğini belirtiyor. Bu yüzde 5’lik kaybın “çırak”lık sektörüne yönlendirildiğini belirten Demirci, çocukların uyuşturucu ile ilk defa burada tanıştıklarını söyledi. Oto tamirciliği, dericilik, ayakkabıcılık gibi sektörlerde “çırak” olan çocukların buradaki uçucu madde içeren yapıştırıcı gibi birtakım maddelerle tanıştıklarını söyledi. Bu sebeple Demirci, çocukların okul takibi veliler tarafından sıkı bir şekilde yapılırsa, uyuşturucuya karşı çocuk ve ergenlerde önlem alınabileceğini söyledi.
Zaman
Ana Sayfa
12.10.2014
Son3yıldabonzaikullanımıyüzde6’danyüzde70’eçıktıSon 3 yılda bonzai kullanımı yüzde 6’dan yüzde 70’e çıktı
Aileler kız çocuklarının bağımlılığını gizliyor
Zaman
06.10.2014
02:22
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Şube Başkanı Muharrem Çelik, Doğu’da birçok ailenin çocuklarının madde bağımlısı olduğunu sakladığını söyledi. Özellikle Urfa’da bu vakaların çok fazla yaşandığını aktaran Çelik, kız çocuklarının tedaviden mahrum bırakıldığını, bağımlı erkek çocuklarının ise aileleri tarafından apar topar evlendirildiklerini ifade etti. Gençlerin geleceğini karartan en büyük tehlike madde bağımlılığı. Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi doğuda da gençler bu illetin pençesinde. Özellikle kız çocukları bağımlı olan birçok aile, bu durumu gizleyerek, tedavi ettirmiyor. Erkek çocuklar ise bağımlılığı saklanarak apar topar evlendiriliyor.Şanlıurfa’da 3 yıldır uyuşturucu bağımlılığına karşı mücadele veren Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Şube Başkanı Muharrem Çelik, doğuda birçok ailenin çocuklarının madde bağımlısı olduğunu sakladığını söylüyor. Özellikle Şanlıurfa’da bu vakaların çok fazla yaşandığını aktaran Çelik, uyuşturucu ile ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Madde bağımlısı kız çocuklarının tedaviden mahrum bırakıldığını söyleyen Çelik, bağımlı erkek çocuklarını da aileleri tarafından apar topar evlendirildiklerini ifade ediyor. Şanlıurfa’da ailelerin bağımlılığı utanç kaynağı olarak gördüğünü kaydeden Muharrem Çelik, tedavi ettirmek yerine gizlemeyi tercih ettiklerini belirtiyor. Çelik, bu sorunu çözmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bilgilendirme ve destek merkezleri kurması gerektiğini vurguluyor.Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) desteğiyle Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenlediği Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu’na katılan Muharrem Çelik, Şanlıurfa’da bir rehabilitasyon merkezinde tiyatro dersleri veriyor. Doğu illerindeki bağımlılıkla ilgili sorunları yakından takip ediyor. Çalıştığı süre içinde bağımlılık tedavisi amacıyla faaliyet gösteren rehabilitasyon merkezlerinde kız çocuklarıyla karşılaşmadığını belirten Çelik, bunun sebebinin ailelerin kaygıları olduğunu söylüyor. Ailenin çocuğun bağımlı olduğunu saklamayı, tedaviye tercih ettiğini belirten Çelik, “Siverek’te çocuklara yönelik bir merkez var, Viranşehir’de de var. Fakat benim çalıştığım dâhil bu üç noktada da kız çocuklar tedavi edilmiyor. Çünkü aileler ne yapacağını bilmiyor. Aileler saklıyor, utanıyorlar. ‘Kimse bilmesin, evlenemezler, alan olmaz’ diye düşünüyorlar.” diyor. Bu sebeplerle bağımlılığı olanlara gerçek anlamda ulaşılamadığını belirten Çelik, kız çocukların tedaviden geri kaldığı uyarısında bulunuyor. Ailelerin erkek çocuklara karşı da yanlış tutum sergilediğini anlatan Çelik, “Erkeğin bağımlılığı ailesi tarafından öğrenildiğinde evlendiriliyor. Böyle bir evliliğe haberi olmaksızın itilen kızlar da ya ciddi sıkıntılar yaşayıp boşanıyor ya da onlar da bağımlı olmaya başlıyor.” ifadelerini kullanıyor. Çelik ailelerin böyle davranarak sorunu sorunla kapatmaya çalıştıklarını dile getiriyor.Aile sorunu çözmek için tedaviye başvurmalıÇocukların ebeveynlere birer emanet olduğunu hatırlatan Muharrem Çelik, “Aile önce sorunu kabullenmeli. Sonra da çözmek için tedaviye başvurmalı.” şeklinde konuşuyor. Çelik, bu problemlerin çözülebilmesi için uyuşturucu ile ilgili aile bilgilendirme ve destek merkezleri kurulması gerektiğine dikkat çekiyor. Bir süredir ailelere yönelik çalışmalara başladıklarını belirten Çelik, şunları söylüyor: “Aileler madde bağımlılığı konusunda bilinçsiz. 3 yıldır Şanlıurfa’da toplumsal bilinçlendirme yapıyoruz. Önce yönetimi, sonra sivil toplum örgütlerini konuya dair bilgilendirdik. Bir süredir de ailelere yönelik çalışıyoruz. Sosyal politikalar bünyesinde aileleri bilinçlendirmek için merkezler oluşturulması lazım. Bunun hastalık süreci olduğu, bu süreç içerisinde çocuğa karşı ailenin nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği anlatılmalı. Ailenin bunu saklamayıp sorunu kabullenmesi sonra da sorunu çözmek için tedaviye başvurması lazım.”
Zaman
Ana Sayfa
06.10.2014
AilelerkızçocuklarınınbağımlılığınıgizliyorAileler kız çocuklarının bağımlılığını gizliyor
Aileler kız çocuklarının bağımlılığını gizliyor
Zaman
06.10.2014
02:12
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Şube Başkanı Muharrem Çelik, Doğu’da birçok ailenin çocuklarının madde bağımlısı olduğunu sakladığını söyledi. Özellikle Urfa’da bu vakaların çok fazla yaşandığını aktaran Çelik, kız çocuklarının tedaviden mahrum bırakıldığını, bağımlı erkek çocuklarının ise aileleri tarafından apar topar evlendirildiklerini ifade etti. Gençlerin geleceğini karartan en büyük tehlike madde bağımlılığı. Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi doğuda da gençler bu illetin pençesinde. Özellikle kız çocukları bağımlı olan birçok aile, bu durumu gizleyerek, tedavi ettirmiyor. Erkek çocuklar ise bağımlılığı saklanarak apar topar evlendiriliyor.Şanlıurfa’da 3 yıldır uyuşturucu bağımlılığına karşı mücadele veren Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Şube Başkanı Muharrem Çelik, doğuda birçok ailenin çocuklarının madde bağımlısı olduğunu sakladığını söylüyor. Özellikle Şanlıurfa’da bu vakaların çok fazla yaşandığını aktaran Çelik, uyuşturucu ile ilgili çarpıcı bilgiler verdi. Madde bağımlısı kız çocuklarının tedaviden mahrum bırakıldığını söyleyen Çelik, bağımlı erkek çocuklarını da aileleri tarafından apar topar evlendirildiklerini ifade ediyor. Şanlıurfa’da ailelerin bağımlılığı utanç kaynağı olarak gördüğünü kaydeden Muharrem Çelik, tedavi ettirmek yerine gizlemeyi tercih ettiklerini belirtiyor. Çelik, bu sorunu çözmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bilgilendirme ve destek merkezleri kurması gerektiğini vurguluyor.Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) desteğiyle Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenlediği Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu’na katılan Muharrem Çelik, Şanlıurfa’da bir rehabilitasyon merkezinde tiyatro dersleri veriyor. Doğu illerindeki bağımlılıkla ilgili sorunları yakından takip ediyor. Çalıştığı süre içinde bağımlılık tedavisi amacıyla faaliyet gösteren rehabilitasyon merkezlerinde kız çocuklarıyla karşılaşmadığını belirten Çelik, bunun sebebinin ailelerin kaygıları olduğunu söylüyor. Ailenin çocuğun bağımlı olduğunu saklamayı, tedaviye tercih ettiğini belirten Çelik, “Siverek’te çocuklara yönelik bir merkez var, Viranşehir’de de var. Fakat benim çalıştığım dâhil bu üç noktada da kız çocuklar tedavi edilmiyor. Çünkü aileler ne yapacağını bilmiyor. Aileler saklıyor, utanıyorlar. ‘Kimse bilmesin, evlenemezler, alan olmaz’ diye düşünüyorlar.” diyor. Bu sebeplerle bağımlılığı olanlara gerçek anlamda ulaşılamadığını belirten Çelik, kız çocukların tedaviden geri kaldığı uyarısında bulunuyor. Ailelerin erkek çocuklara karşı da yanlış tutum sergilediğini anlatan Çelik, “Erkeğin bağımlılığı ailesi tarafından öğrenildiğinde evlendiriliyor. Böyle bir evliliğe haberi olmaksızın itilen kızlar da ya ciddi sıkıntılar yaşayıp boşanıyor ya da onlar da bağımlı olmaya başlıyor.” ifadelerini kullanıyor. Çelik ailelerin böyle davranarak sorunu sorunla kapatmaya çalıştıklarını dile getiriyor.Aile sorunu çözmek için tedaviye başvurmalıÇocukların ebeveynlere birer emanet olduğunu hatırlatan Muharrem Çelik, “Aile önce sorunu kabullenmeli. Sonra da çözmek için tedaviye başvurmalı.” şeklinde konuşuyor. Çelik, bu problemlerin çözülebilmesi için uyuşturucu ile ilgili aile bilgilendirme ve destek merkezleri kurulması gerektiğine dikkat çekiyor. Bir süredir ailelere yönelik çalışmalara başladıklarını belirten Çelik, şunları söylüyor: “Aileler madde bağımlılığı konusunda bilinçsiz. 3 yıldır Şanlıurfa’da toplumsal bilinçlendirme yapıyoruz. Önce yönetimi, sonra sivil toplum örgütlerini konuya dair bilgilendirdik. Bir süredir de ailelere yönelik çalışıyoruz. Sosyal politikalar bünyesinde aileleri bilinçlendirmek için merkezler oluşturulması lazım. Bunun hastalık süreci olduğu, bu süreç içerisinde çocuğa karşı ailenin nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği anlatılmalı. Ailenin bunu saklamayıp sorunu kabullenmesi sonra da sorunu çözmek için tedaviye başvurması lazım.”
Zaman
Sağlık
06.10.2014
AilelerkızçocuklarınınbağımlılığınıgizliyorAileler kız çocuklarının bağımlılığını gizliyor
Toplam "6" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti