Habergec.Com Aranan Kelimeler:kalan izler Değerlendirme: 10 / 10 513708
habergec.com
26.05.2013 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

kalan izler

Sivilce izlerini gideren maske
En Son Haber
10.02.2013
09:43
Sivilcelerinizden kurtuldunuz. Peki geriye kalan izler ne olacak?
En Son Haber
Son Dakika
10.02.2013
SivilceizlerinigiderenmaskeSivilce izlerini gideren maske
Çocuk masumiyeti
Evrensel
15.01.2013
07:13
Okula başlarken bilmediğim bir dilde ilkin yemin içirdiler ve sonra sınıfa aldılar. Öğretmenin konuştuklarını yabancı bir film izler gibi izlerdim. Birinci sınıftaki bir akrabam, birileri tarafından dövülmüştü. Ağlayarak bana sığındı ve Kürtçe konuşmak zorunda kaldım. Muhbir öğrenci beni öğretmene şikâyet edince, öğretmenden hiç unutamayacağım bir dayak yedim. Çocukluk masumiyetiyle her sabah okuduğumuz o yemin, bir gölge gibi hep beni takip etti ve hiçbir zaman bana rahat vermedi.   Nihayet öğretmen oldum. Bu kez aynı yemini biz içirdik Kürt-Arap-Çerkez ve baki kalan Ermeni çocuklarına. Anc
Evrensel
Mektup
15.01.2013
ÇocukmasumiyetiÇocuk masumiyeti
BM'nin Büyük Ayıbı
Milli Gazete
01.12.2012
21:21
Arşivlerdeki tarihimizi belgeleyen dokümanları ve belgelerini incelediğiniz vakit Kıbrıs adasına Türklerin, Osmanlı Devletinin 1571de adayı fethetmesinden sonra geldiğini değil, fetih tarihinden asırlar önce adada bulunduklarını ve adanın kaderi üzerinde rol oynadıklarını görürsünüz. Kıbrıs adasının ise 1571 yılından 1878 yılına kadar, toplamda 317 yıl fiilen Türk idaresi altında kaldığını, hem tarih yazmakta, hem de bu dönemden günümüze kalan Osmanlı tarih mirasında bu izler görülmekte. Tabii en kalıcı ve devam edici miras da biz Kıbrıslı Türkleriz. Bazıları ısrarla reddetse de hepimizin ataları Anadoludan gelme.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
01.12.2012
BMninBüyükAyıbıBMnin Büyük Ayıbı
Futbolun Ordinaryüsünün Kitabı UPM nin Kağıt Desteğiyle ...
Haberler.com
16.07.2012
21:16
Türk futbolunda unutulmayacak izler bırakan Lefter Küçükandonyanisin hayatının geçtiği Büyükada şimdi futbolcunun geride kalan değerli anılarına ev sahipliği yapıyor.
Haberler.com
Güncel
16.07.2012
FutbolunOrdinaryüsününKitabıUPMninKağıtDesteğiyleFutbolun Ordinaryüsünün Kitabı UPM nin Kağıt Desteğiyle
Futbolun Ordinaryüsünün Kitabı UPM nin Kağıt Desteğiyle ...
Haberler.com
16.07.2012
21:16
Türk futbolunda unutulmayacak izler bırakan Lefter Küçükandonyanisin hayatının geçtiği Büyükada şimdi futbolcunun geride kalan değerli anılarına ev sahipliği yapıyor.
Haberler.com
Son Dakika
16.07.2012
FutbolunOrdinaryüsününKitabıUPMninKağıtDesteğiyleFutbolun Ordinaryüsünün Kitabı UPM nin Kağıt Desteğiyle
O anlardan geriye kalan...
Cumhuriyet Gazetesi
07.07.2012
22:02
Samsundaki TOKİ konutlarında yaşayan Selma Yazıcı, sel felaketinde sular altında kalan zemin kattaki dairede, eşini ve iki çocuğunu kaybetti. Genç annenin ailesini kurtarmak için attığı çığlıklar ve son çabası yürekleri dağladı. Acı anları, sadece objektiflere değil yüreklere, zihinlere kazındı. İşte o anlardan geriye kalan izler bugün su üstüne çıktı.
Cumhuriyet Gazetesi
Son Dakika
07.07.2012
OanlardangeriyekalanO anlardan geriye kalan
İtiraz
Milli Gazete
26.05.2012
22:48
Kabirler Üzerine türbe meselesiyle ilgili yazıma gelen okuyucu itirazının/sorusunun kalan kısmı şöyle: Şu ifadeleriniz de, ulemanın türbemsi yapılara cevaz verirken gözettikleri gayelerin (gölgelenmeyi, rahat Kuran okumayı sağlama) dışında yer alıyor: Öyleyse Allah ve Resulünün sevdiği, tarihimize silinmez izler bırakmış,İslamlığa ve insanlığa utulmaz hizmetler yapmış büyük zatların kabirlerinin kaybolması onlar için değil, ama bizim için büyük kayıp olacaktır. Kabirlerinin üzerine türbe yaparak onları öldükten sonra dahi hayatımıza aktif olarak katmanın, öldükten sonra dahi onların örnekliğinden, önderliğinden istifade etmenin, özellikle bizi sürekli ahireti olmayan bir dünya gayyasına çeken bu modern tuğyan ortamında çok farklı bir önem arz ettiği izahtan varestedir.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
26.05.2012
İtirazİtiraz
Müslümanların çektiği Endülüs acısı
Milli Gazete
07.05.2012
07:52
İslam tarihi konusundaki çalışmalarıyla tanınan ve bu güne kadar binlerce okuyucuya tarihi sevdiren Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Beyan Yayınlarından yayımlanan eserinde, Endülüs Emevilerini konu ediniyor. Ah Endülüs adıyla yayımlanan kitap, okuyucuyu hem İspanyada hem de Endülüs tarihinde gezintiye çıkararak, bu günkü Endülüsle tarihi arasında bağlantı kurulmasını sağlıyor. İlk dönem Müslümanlarının fethettikleri en önemli yerler arasında kalan Endülüs, İberia yarım adasının, yani bugünkü İspanya ve Portekiz devletlerinin bulunduğu coğrafyanın güney bölgesine verilen isim. Endülüs, Akdenizin Atlas Okyanusuna açılan stratejik bölgesinde bulunduğu için, tarih boyunca pek çok kavmin uğrak yeri olmuş ve bu yerleşmenin tabii neticesinde kültürünü, medeniyetini, dinini, geleneklerini de oraya taşımıştır. Bu nedenle tarihi çok eski asırlara kadar uzanmakta olan Endülüs, bugün hâlâ eski medeniyetlerden izler taşımakta, bu izler günlük yaşam tarzından, sokakta konuşulan dile kadar her alanda görülmektedir.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
07.05.2012
MüslümanlarınçektiğiEndülüsacısıMüslümanların çektiği Endülüs acısı
"Darbeciler annemi, 'oğlun işkence görüyor' haberi ile öldürdü"
Milli Gazete
02.02.2012
14:28
ANKARA - 12 Eylül 1980 askeri darbesinde yapılan işkencelerin cezaevleriyle sınırlı kalmadığı ortaya çıktı. Darbeciler, bir yandan cezaevindekilere işkence yaparken, bir yandan da ailelere yönelik psikolojik işkence uygulamış. Ailesi psikolojik işkenceye maruz kalanlardan biri de Diyarbakır Cezaevinde üç yıl kalan Ömer Ulak. Darbeciler tarafından annesine Oğlun işkence görüyor diye haberler gönderildiğini anlatan Ulak, görüşe gelen annesinin ise oğlum seni dövüyorlar mı? diye sürekli soru sorduğunu belirtiyor. Annesi üzülmesin diye bu soruya hayır karşılığını verdiğini aktaran Ulak, o dönem annesinin üzüntüden rahmetli olduğunu ifade ediyor.İşkencelerden dolayı kulağının hala çınladığını ve tedavisinin artık mümkün olmadığını anlatan Ulak, Kenan Evren radyodan konuştuğu zaman da işkenceye ara verildiğini, konuşma bitince kaldığı yerden devam ettiğini söylüyor.Ömer Ulakın darbeden önce Şanlıurfa-Hilvan arasında birisi aracına çarpmış, ancak kimin çarptığını fark etmemiş. Birkaç ay sonra aracı çalınan Ulak bu konuda ifade vermiş. 12 Eylül 1980 askeri darbesi olduğunda ise Ulak, senin bir dilekçen var denerek jandarma karakoluna götürülür. Burada tam 20 gün boyunca işkence görür. Yasadışı PKK örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine yeterli delil elde edilemediğinden beraat kararı verilen Ulak, şimdi Ankarada o dönem yaşadığı acıları çiğ köfte ile yoğuruyor. Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Ulak, darbeden çok önce taksicilik yaptığını dile getiriyor. Ulak, Karakolda askerler beni araya alıyorlardı, sanki top oynar gibi benimle karete yapıyorlardı. Mahkum götürmüşsün, bizden para almışsın, bizden niye para alıyorsun deyip işkence yapıyorlardı. Ama ben o zaman taksicilik yapmıyordum. İşkence yapmak için her türlü bahaneyi buluyorlardı. diyor. İŞKENCE İZLERİNİ TAŞIYORUM İşkence yaparken rahmetli annesine de Oğlun işkence görüyor diye haber gönderildiğini anlatan Ulak şöyle devam ediyor: Annem ziyarete geldiğinde oğlum seni dövüyorlar mı? diye soruyordu. Ben de üzülmesin diye dövmediklerini söylüyordum. Annem üzüntüden rahmetli oldu. Kendisine adam getir seni bırakalım, isim ver bırakalım dendiğini dile getiren Ulak, olaylarla ilgisi bulunmadığı için isim veremediğini kaydediyor. Hilvanda konuşmadın, o zaman seni Şanlıurfaya götürüp işkence yapsınlar, aklın başına gelsin denerek gönderildiğini ifade eden Ulak, Suçsuz olduğumu bildiğim için anneme de beni yüzde yüz bırakırlar diyordum. Kış günüydü, ayaklarım şişmişti, gözümü bağladılar, büyük bir salona koydular. İşkence için 20 gün beklemem gerekiyordu. Sen bunu yapmışsın deyip insanlara psikolojik işkence yapıyorlardı. 2 ay boyunca işkence gördüm, elektrik verdiler. Hala çenemin altında işkenceden kalma izler var. diye konuşuyor.Daha sonra Diyarbakıra götürüldüğünü belirten Ulak, şunları söylüyor: Burada da konuşmadım. Çünkü konuşacak bir şeyim yoktu. PKKya üye olmakla suçlanıyordum ancak bir delil yoktu. Mahkemeye çıkardılar, iki kişi yaralanmış, güya ben onları hastaneye götürmüşüm. diyorlardı. Sonra beni tutukladılar. Bir hücrede 20 kişi kalıyordu. Orada Şanlıurfa milletvekilini de gördüm. Pisliğin içinde banyo yaptırıyorlardı. Havalandırmalardan işkenceden dolayı bağırmalar çağırmalar geliyordu.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
02.02.2012
DarbecilerannemioğlunişkencegörüyorhaberiileöldürdüDarbeciler annemi oğlun işkence görüyor haberi ile öldürdü
Kanıt
Sinemaloji
20.01.2012
16:52
Gecenin bir yarısı otobanda yalnız bir genç kız! Sarhoş bir sürücü! Ve esrarengiz bir kaza! Motor tutkunu Bahar Taşkışla, otobanda yaşanan bir vur kaç olayında hayatını kaybetti. Ancak olayda akıllara takılan birçok soru vardı. Yaya olarak kazaya maruz kalan maktulün, gecenin o saatinde otobanda ne işi vardı? Telefonda saatlerce konuştuğu kişi kimdi? Göğsündeki izler ne [...]
Sinemaloji
Sinema
20.01.2012
KanıtKanıt
Düşlerimin Toprağı albümü çıktı
Evrensel
06.12.2011
07:00
Selva Erdener’in “Düşlerimin Toprağı” ismini taşıyan ikinci albümü Kalan Müzik’ten çıktı. 10 yıl aradan sonra dinleyicileriyle tekrar buluşan Erdener, Piyanist İbrahim Yazıcı’nın eşliğinde Türk bestecilerin şarkılarını seslendirdi. 15 parçanın yer aldığı albümde Muammer Sun’dan Yalçın Tura’ya, Hasan Uçarsu’dan Cem Ediz’e kadar çağdaş Türk bestecilerin eserleri yer alıyor. “Gün Eksilmesin Penceremden”, “Ada Sahilleri”, “Karahisar Kalesi” gibi Türk müziğinde derin izler bırakmış parçalar Erdener’in yorumuyla tekrar hayat buluyor. Selma Ada’nın “Endülüs”, “Uyguristan”, “Anadolu” üçlemesi albümde
Evrensel
Kültür
06.12.2011
DüşleriminToprağıalbümüçıktıDüşlerimin Toprağı albümü çıktı
Son 20 yıldan kalan film yok
Milliyet
28.11.2011
21:43
Spielberg, “Bir filme başlamadan önce birer klasik haline gelmiş Yedi Samuray, Çöl Aslanı, Arabistanlı Lawrence ve Şahane Hayat filmlerini izler...


Milliyet
Toplum Yaşam
28.11.2011
Son20yıldankalanfilmyokSon 20 yıldan kalan film yok
Ne güzel komşumuzsun sen ey okul!
Zaman
09.10.2011
01:56
Büyük şehirlerde mahalle arasında kalan okullar komşu apartmanlarda oturanlar tarafından gözetim altında. Sadece okul bahçesinde koşturan çocuklar değil, dersler de televizyon izler gibi izleniyor. Hal böyle olunca mahallede en büyük dedikodu malzemesi okul oluyor. Öğrenciler, öğretmenler, sınıflar, dersler...
Zaman
En Çok Okunan
09.10.2011
NegüzelkomşumuzsunseneyokulNe güzel komşumuzsun sen ey okul
Yargıtay kararıyla estetik olacak!..
CNN Türk
31.07.2011
15:28
İzmir’de kırmızı ışıkta geçen bir taksinin, içinde bulunduğu araca çarpması sonucu yaralanan, toplam 42 dikiş atılan yüzünde kalıcı izler kalan 25 yaşındaki Fatma Önkahraman, estetik ameliyatlarını mahkeme kararıyla yaptıracak.
CNN Türk
Güncel
31.07.2011
YargıtaykararıylaestetikolacakYargıtay kararıyla estetik olacak
Yargıtay kararıyla estetik olacak!..
CNN Türk
31.07.2011
15:28
İzmir’de kırmızı ışıkta geçen bir taksinin, içinde bulunduğu araca çarpması sonucu yaralanan, toplam 42 dikiş atılan yüzünde kalıcı izler kalan 25 yaşındaki Fatma Önkahraman, estetik ameliyatlarını mahkeme kararıyla yaptıracak.
CNN Türk
Ana Sayfa
31.07.2011
YargıtaykararıylaestetikolacakYargıtay kararıyla estetik olacak
Ermenistan’daki bütün yollar Anadolu’ya çıkıyor
Star
25.05.2011
01:55
Erivan’ın dışında kalan Ermenistan için hayat SSCB’nin çöktüğü 1991’de durmuş. Hayatın her alanında Anadolu’dan o kadar izler var ki kendinizi Anadolu’da bir kasabada hissedebilirsiniz.
Star
Son Dakika
25.05.2011
Ermenistan’dakibütünyollarAnadolu’yaçıkıyorErmenistan’daki bütün yollar Anadolu’ya çıkıyor
Ermenistan’daki bütün yollar Anadolu’ya çıkıyor
Star
25.05.2011
01:54
Erivan’ın dışında kalan Ermenistan için hayat SSCB’nin çöktüğü 1991’de durmuş. Hayatın her alanında Anadolu’dan o kadar izler var ki kendinizi Anadolu’da bir kasabada hissedebilirsiniz.
Star
Politika
25.05.2011
Ermenistan’dakibütünyollarAnadolu’yaçıkıyorErmenistan’daki bütün yollar Anadolu’ya çıkıyor
Çocukta yalan davranışı
Milli Gazete
28.04.2011
17:17
Çocukta üç dört yaşına kadar özel mülkiyet kavramı yoktur. Sahiplik kavramı olmayan çocuk çevresinde gördüğü, beğendiği şeyleri alabilir ve kendine ait bir şeymiş gibi sahiplenebilir. Zamanla çocuk kendine ait olanla olmayanı ayırt etmeye başlar ve bu konuda çevresindeki insanları izler. Bu nedenle bu yaş dönemindeki çocukların aldığı şeyleri hırsızlık olarak tanımlayamayız. Çocuk büyüdükçe, kendine ait olanla başkalarına ait olanı ayırt etmeye başlar. Bu süreçte yavaş yavaş izin almayı öğrenir ve kendine ait eşyaları korumak isterken başkalarına ait olanlara dokunmaz. Bunun bir sorumluluk olduğunu öğrenir ve kabul eder. Bu konuda aile kendi hayat tarzıyla çocuğa doğru davranış modelini öğretir. Çocuk, özel mülkiyet kavramı geliştikten sonra da başkalarının eşyalarını izinsiz almaya devam ediyorsa bu bir patalojidir ve ailenin gerekli önlemleri almaları gerekir. Burada çalma davranışı eksik kalan bir şeyi yerine koymak, telafi etmek gibi bir işlev görmektedir. Yani aile bu durumda çocuğun davranışına odaklanmak yerine onu bu davranışa sürükleyen etkiler üzerinde durmalıdır.... devamı
Milli Gazete
Toplum Yaşam
28.04.2011
ÇocuktayalandavranışıÇocukta yalan davranışı
Cavcav'dan hakeme tepki
Samanyolu Haber
16.04.2011
15:28
Süper Ligde Beşiktaş ile deplasmanda 2-2 berabere kalan Gençlerbirliğinde kulüp başkanı İlhan Cavcav, karşılaşmanın hakemi İlker Merale tepki gösterdi.

İlhan Cavcav, karşılaşmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Hakem İlker Meralin iyi bir yönetim göstermediğini öne süren Cavcav, şunları söyledi: Burada bütün seyirciler de gördü, zannediyorum yorumcular da gördü. Büyük Beşiktaşın bana göre hakeme ihtiyacı yok. Ne diyeyim? Allaha sığınıyoruz. Kime şikayet edeceğiz, bilemiyorum. Murata yapılan faul kesin penaltıydı. Mustafanın kesilmesi, bana göre kırmızı kartlık bir olaydı, ancak bu hakemler bizim hakemlerimiz. Bunlara sahip çıkacağız. İnşallah bu değerli hakemimiz de televizyondan idare ettiği müsabakayı izler, vicdan azabı çekmez diye düşünüyorum. Beşiktaşın güçlü bir ekip olduğunu belirten Cavcav, 2-0 geriye düştükten sonra beraberliği yakalamamız küçümsenecek olay değil. Önümüzde kritik maçlarımız var, bizim için çok önemli kupa maçımız var. Önümüze bakacağız. Bu değerli hakem kardeşlerimiz de bundan böyle daha dikkatli, daha özverili maç idare ederler diye düşünüyorum diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.04.2011
CavcavdanhakemetepkiCavcavdan hakeme tepki
Eğitimci Yazar Arif Kapar, Vakfıkebir'de Çanakkale Savaşı'nı anlattı
Samanyolu Haber
20.03.2011
15:17


Çanakkale Haftası münasebeti ile Trabzonun Vakfıkebir ilçesinde Eğitimci Yazar Arif Kapar, Destanlaşan Çanakkale Zaferi konulu konferans verdi. Vakfıkebir Zafer Fen Dershanesi tarafından Sabri Bahadır Kültür Merkezi salonunda düzenlenen konferansta Kapar, İngilizler kendi şehitliklerini 1926da, Fransızlar kendi şehitliklerini 1930da, biz kendi ülkemizde kendi şehitliklerimizi 1960 yılında yapmışızdır. Bu ne kadar üzücü bir olaydır. Daha üzücü bir olay ise Çanakkalede savunma yapan toplarımızı o dönemin Maliye Bakanlığı paraya ihtiyacımız var diyerek hurda niyetine satmıştı. Çanakkalede tarihi toplar kalmamıştır. Sonra da biz kalkacağız tarih konularından bahsedeceğiz. dedi. Çanakkalede şehit düşenlerin yaş ortalamasının 14 olduğuna vurgu yapan Kapar, O dönemde en küçük cepheye giden asker Afyonun Emirdağ ilçesinin İkizce köyünden Sofuoğullarından Mustafa diye biriydi. Yani bugünkü 7. sınıf öğrencilerinin yaşındaydı. Böyle bir savaş yaşanmış ve orada şehit düşmüşler diye anlattı. Çanakkalede 1 metrekareye düşen mermi sayısının 6 bin olduğunu söyleyen Kapar, Çanakkalede hurdacılık yapanların mermi sayesinde zengin olduklarını söyledi. Çanakkalede 18 milyarda bir ihtimali olan mermilerin havada çarpıştığını ifade eden Kapar, bu mermileri müzelerde görmenin mümkün olduğunu kaydetti. Çanakkalede metrekareye düşen ölü sayısının 8 olduğunu söyleyen Kapar, Çanakkale Savaşı komiktir ama soba boruları ile kazanıldı. Nasıl olur? Soba borusu ile savaş mı kazanılır derseniz. Siper alınan tepelere 2 bin tane soba borusu yerleştirilir. Düşman ordusu dürbünlerle cephelerimizi izler ve yerleştirilen soba borularını görünce ürperir. Daha sonra kıyımıza yaklaşınca gerçek topların hedefine maruz kalan düşman ordusu yenilgiye uğrar. diye konuştu. Törene Zafer Özel Eğitim AŞ Müdürü Salim Özaydın, Milli Eğitim Şube Müdürü Tahsin Çoban, Zafer Fen Dershanesi Müdürü Ömer Fethullah Ünür ve İlim Yayma Cemiyeti Vakfıkebir Şube Başkanı Mehmet Alp ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.03.2011
EğitimciYazarArifKaparVakfıkebirdeÇanakkaleSavaşınıanlattıEğitimci Yazar Arif Kapar Vakfıkebirde Çanakkale Savaşını anlattı
Japon Başbakan'dan Özal'a:Çocuklarınıza Çanakkale'yi hakkı ile anlatın bu sizi süper güç yapmaya yeter
Samanyolu Haber
19.03.2011
17:17


Eğitimci-yazar Arif Kapar, Çanakkale Haftası münasebeti ile Erzincan Özel Otlukbeli Eğitim Kurumları, öğrenci ve velilerine konuştu. Arif Kapar, bilim ve teknolojide süper güç olmayı başaran Japonyanın Başbakanının Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özala Gençlerinize Çanakkaleyi hakkı ile anlatırsanız bu sizi süper güç yapmaya yeter de artar bile dediğini söyledi, Müftülük Salonundaki konferanstaki konuşmasına merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özalın bir anısını anlatarak başlayan Kapar, Özal başbakan iken, Japonyaya gider. Japonya başbakanı ile görüşmesinde onlara başarılarının bu sırrının ne olduğunu sorar. Japonya başbakanı; Biz çocuklarımızı ilkokul döneminde iken Hiroşimaya götürürüz. Oraya yıllar önce atılan atom bombasının tesirini gösteririz. Sonra alıp saatte 400 bin kilometre hız yapan trene bindirip hayrete uğratırız. Eğer hayatınızda başarılı olmazsanız, sonunuz Hiroşima gibi olur deriz. der. Merhum Turgut Özal ise Ne güzel sizin onlara ömür boyu ders verecek bir anınız var. Bizim yok ki. diye cevap verir. Japonya başbakanı ise Olur mu sizin anınız bizden de fazla. Sizin de Çanakkaleniz var. Siz çocuklarınıza Çanakkaleyi hakkı ile anlatırsanız bu yeter de artar bile der. dedi. Çanakkalede 18 milyarda bir ihtimali olan mermilerin havada çarpıştığını ifade eden Kapar, bu mermileri müzelerde görmenin mümkün olduğunu ifade etti. Çanakkalede metrekareye düşen ölü sayısının 8 olduğunu söyleyen Kapar, Çanakkale Savaşı komiktir ama soba boruları ile kazanıldı. Nasıl olur? Soba borusu ile savaş mı kazanılır derseniz. Siper alınan tepelere 2 bin tane soba borusu yerleştirilir. Düşman ordusu dürbünlerle cephelerimizi izler ve yerleştirilen soba borularını görünce ürperir. Daha sonra kıyımıza yaklaşınca gerçek topların hedefine maruz kalan düşman ordusu yenilgiye uğrar. diye konuştu. ÇANAKKALEDE ŞEHİT DÜŞENLERİN YAŞ ORTALAMASI 13 Çanakkalede şehit düşenlerin yaş ortalamasının 13 olduğuna vurgu yapan Kapar, Yani bugünkü 7. sınıf öğrencilerinin yaşı. Çanakkale Savaşı çoluk çocuk, yaşlı kadın demeden eli silah tutan herkesin fedakar yardımlaşması ile tarihe imza atılmış büyük bir zaferdir. şeklinde konuştu. Kapar, Çanakkale Savaşının son gazisi Halil Koçu ziyaret ettiğini ifade ederek, Ziyaret esnasında üzerindeki elbisenin en az 20 adet yamalı olduğunu gördür. Nasılsın iyi misin? diye halini hatırını sordum. O durumdaki insan Çok şükür Allaha iyiyim. Bundan iyisi olmaz diye cevap verdi. Biz ise bırak yamalı elbise giymeyi bıktık diye giymiyoruz. dedi. Çanakkale Zaferinin maneviyatla da kazanıldığının altını çizen Kapar, Peygamber Efendimizi haftada bir rüyasında gören bir grup veli, her gün göreyim diye efendimizin kabrine yakın yere gider. Orada efendimizi iki ay boyunca göremezler. Haftada bir görüyorduk ama artık hiç göremiyoruz derler. Bunu duyanlar şaşırır. Bu nasıl olur, efendimiz nasıl mekanında olmaz? diye şaşırırlar. Sonra tekrar rüya görürler ve Ya Resulellah sizi göremez olduk neredeydiniz? diye sorunca Evet mekanımda yoktum. Çanakkalede evlatlarımla beraber omuz omuza savaştım der. diye sözlerini tamamladı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.03.2011
JaponBaşbakandanÖzalaÇocuklarınızaÇanakkaleyihakkıileanlatınbusizisüpergüçyapmayayeterJapon Başbakandan ÖzalaÇocuklarınıza Çanakkaleyi hakkı ile anlatın bu sizi süper güç yapmaya yeter
Tatlıses'e yönelik saldırıda kullanılan otomobil 11 Mart'ta kiralanmış
Zaman
17.03.2011
12:42
Sanatçı İbrahim Tatlısese silahlı saldırıda kullanılan otomobilin Abdullah Uçmak tarafından 11 Martta Pendikten kiralandığı öğrenildi. Uçmakın Pendikte kaldığı dairenin giriş kapısında yapılan parmak izi incelemesinden kalan izler dikkat çekti.
Zaman
Son Dakika
17.03.2011
Tatlıseseyöneliksaldırıdakullanılanotomobil11MarttakiralanmışTatlısese yönelik saldırıda kullanılan otomobil 11 Martta kiralanmış
Hayırsever işadamı Karamanlıoğlu, eğitime 1 milyon lira bağışladı
Samanyolu Haber
25.02.2011
16:07


Denizlide özellikle turizm sektöründeki yatırımlarıyla tanınan hayırsever işadamı Abdurrahman Karamanlıoğlu, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne 1 milyon lira bağışlayarak, Akköy Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinin isim hakkını aldı. Bununla ilgili protokol törenine Vali Yavuz Erkmen, işadamı Karamanlıoğlu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Adem Oklu, İl Milli Eğitim Müdür Vekili Reşat Erdoğan, Colessea Termal Otel Genel Müdürü Şeref Karakan ve Genel Müdür Yardımcısı Metin Paç katıldı. Vali Erkmen, Karamanlıoğlunun Colessea Termal Oteli satın aldıktan sonra çok önemli yatırımlar yaptığını, bundan sonra da bölgede önemli yatırımları olacağını ifade etti. Ekonomik anlamda Denizlinin ileri gitmesi için önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Erkmen, eğitime verdiği destekten Abdurrahman Karamanlıoğluna teşekkür etti. Desteklerin devam etmesi temennisinde bulunarak, Biz bu dünyada hep gelip geçiciyiz. Geriye iyi izler, kalıcı eserler bırakmak önemli. Bu anlamda Abdurrahman Karamanlıoğlu ve eşinin isminin geçecek olması, çok güzel ve takdir edilmesi gereken bir düşünce. Denizlide hayırseverlerimizle her zaman övünüyoruz ve sayılarının artmasını istiyoruz. dedi. İşadamı Karamanlıoğlu ise Denizliye gösterdiği ilgide en büyük payın, Vali Yavuz Erkmenden aldığı destek olduğunu söyledi. Daha önce Akköy Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesine yardımda bulunduğunu hatırlatarak, isim hakkını aldıkları bu okulu Türkiyede örnek hale getireceğini belirtti. Karamanlıoğlu, gerek yurtiçi gerek yurtdışından okulu ziyaret için gelecek öğretmen ve öğrencilerin de çok iyi izlenimlerle ayrılacağını savundu. Konuşmaların ardından Akköy Sema-Abdurrahman Karamanlıoğlu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinin protokolü Vali Erkmen, işadamı Karamanlıoğlu ile diğer protokol üyeleri tarafından imzalandı. Söz konusu 1 milyon liralık bağışın 250 bin lirası okul, kalan 750 bin lirası İl Milli Eğitim Müdürlüğünün diğer yatırımları için harcanacak. Akköy ilçesinde 1996 yılında eğitim öğretime açılan okul, iki kattan oluşuyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.02.2011
HayırseverişadamıKaramanlıoğlueğitime1milyonlirabağışladıHayırsever işadamı Karamanlıoğlu eğitime 1 milyon lira bağışladı
Gaziantep, Evliye Çelebi'nin 'Seyehatname' sergisine evsahipliği yapıyor
Samanyolu Haber
17.02.2011
18:40


Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde Evliya Çelebinin Seyahatname sergisi açıldı.Serginin açılışına Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de katıldı. Serginin açılışı sonrasında, Geçmişte ve Günümüzde Türkiye Avrupa İlişkileri konulu bir panel düzenlendi. Panelde konuşan Hacettepe Üniversitesi Avrupa Birliği (AB) Merkezi Müdürü Prof. Dr. Selda Önderoğlu, bu projenin somut olarak birbirimizi daha iyi anlamamıza, anlayışlı olmamıza büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Önderoğlu, bunun sonucunda daha huzurlu bir Avrupaya ulaşılacağını sözlerine ekledi. Tarihçi, Yazar ve Edinburg Üniversitesi ve Exeter Üniversitesi Onursal Akademisyeni Dr. Caroline Finkel ise Geçmişte Avrupanın sınırları çok belli olmazken, şuan sınırlar çok net. Geçmiş, silinmez izler bırakıyor. Geçmişi anlamadan şimdiyi anlamamız çok zor. Osmanlı Devletinin sınırları çok genişti. Şu ana Avrupa Birliği üyesi olan beş ülke Osmanlının topraklarıydı. Avrupa Birliği üyesi olan birçok ülke Osmanlı Devleti ile iç içeydi. Bu nedenle bu ülkelerde Osmanlı Devletinden kalan birçok ize rastlayabiliriz. şeklinde konuştu. Avrupa adına ilk kez milattan önce 8inci ve 9uncu yüzyıllarda rastlandığını söyleyen Hacettepe Üniversitesi AB İlişkileri Merkezi Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. M. Murat Erdoğan, Avrupanın güneşin battığı yer anlamına geldiğini ifade etti. Türkiyenin her yönüyle Avrupayla ilişkisi olan bir ülke olduğuna vurgu yapan Erdoğan, Avrupa Birliği toplam nüfusu 5 yüz milyon civarında olan, altı ülkenin kurduğu bir birlik. Türkiye, iddialı bir ülke. Bu nedenle kolay kolay hazmedilecek bir ülke değil. Geçmişte Osmanlı Devletinin Avrupa içinde bu kadar rahat yürüyebilmesinde Avrupanın kendi içersinde yaşadığı çatışmaların büyük rolü olmuştur. diye konuştu. Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi Fuayesinde sergilenen Evliya Çelebinin Seyahatname sergisinin açılışı, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Rektör Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey, British Council Karadeniz ve Türkiye Direktörü Rosemary Arnott, Hacettepe Üniversitesi AB Merkezi Müdürü Prof. Dr. Selda Önderoğlu, Tarihçi, Yazar ve Edinburg Üniversitesi ve Exeter Üniversitesi Onursal Akademisyeni Dr. Caroline Fınkel, Hacettepe Üniversitesi AB İlişkileri Merkezi Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. M. Murat Erdoğan, Yazar Buket Uzuner ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.02.2011
GaziantepEvliyeÇelebininSeyehatnamesergisineevsahipliğiyapıyorGaziantep Evliye Çelebinin Seyehatname sergisine evsahipliği yapıyor
Nihat: Beşiktaş'ın geleceği çok parlak
Samanyolu Haber
11.02.2011
13:03
Sakatlığı nedeniyle takımdan uzak kalan Nihat Kahveci, taraftarlardan sabır isteyerek, Beşiktaşın geleceğinin parlak olduğunu söyledi..

Nihat, Lig TVye verdiği röportajda, bundan 5 sene önce gelmez denilen oyuncuların şu an Türkiyede futbol oynadığına işaret ederek, Beşiktaş belki ligde başarısız olabilir ama bu oyuncular sayesinde Türk futbolu ve Beşiktaş yurt dışında tanınıyor. Herkes bana Beşiktaşı artık isim olarak söylüyor. Bu oyuncular sayesinde İspanyada Türkiye Ligini takip ediyorlar. Zaten Gutinin olması demek, çok önemli bir faktör. Gutinin yaptığı reklam inanılmaz. Fernandes ve Simaonun da tanıtımda katkısı oldu diye konuştu. İnsanların böyle şeylere önem vermediğini çünkü herkesin takımın başarısını daha çok önemsediğini dile getiren Nihat, sözlerini şöyle sürdürdü: Bu sezon ligde istediğimiz sonuçları maalesef alamadık. Bunun adına şanssızlık, yaşanan sakatlıklar diyebiliyoruz. Muhteşem bir kadro kuruldu. Artık herkes Beşiktaşın maçını bekliyor. İnsanlar zevk alarak izliyorlar Beşiktaşı. Çok gol atmayı, güzel oynamayı isteyen bir Beşiktaş var. Bence çok çok daha iyi duruma gelebiliriz. Gelmiş geçmiş en iyi kadrolardan biri kuruldu. Belli bir zamana da ihtiyaç var. Arkadaşlarımızın da Türk kültürüne, Türk futboluna alışmaları lazım. Ben de yurt dışına ilk başlarda alışamadım. Bence geleceğimiz çok parlak. Taraftarlarımızın ligdeki duruma göre karamsar olmamaları lazım. Şu kadronun çok çok daha iyi olacağından eminim. -LİGDE ÇOK ŞEYLER DEĞİŞECEK- Nihat, çok güzel bir kadroya sahip olmalarına rağmen, ligde beklentileri karşılayamadıklarını ve bayağı geriye düştüklerini vurgulayarak, Ligde daha çok şeylerin değişeceğine inanıyorum. 14 hafta daha var ve bu çok uzun bir süre. Takımlar birbiriyle oynayacak, derbi maçlar yapılacak. Gönül isterdi ki mutlak galip gelmemiz gereken maçları kazanalım. İlk yarıda bu kayıpları yaşadık. Trabzonspor maçı dışında derbi kaybetmedik. Bizim problemimiz, bu maçı kazanırız dediğimiz maçlarda kaybettiğimiz puanlar oldu. Bu nedenle geride kaldık. Bu sezonki en önemli eksik, bir galibiyet serisi yakalayamamamız oldu. Takımı havaya sokacak, motivasyonu sağlayacak güzel bir seri yakalayamadık. Bu haftadan itibaren inşallah bunu başarırız diye konuştu. Teknik direktör Bernd Schusterin göze hoş gelen futbolun oynandığı, izleyen insanların keyif alacağı bir yapı oluşturmaya çalıştığını anlatan Nihat, Türkiyede kötü oynayıp yenen başarılı, iyi oynayıp yenilen başarısız gözüküyor. Ancak bu bizim için mazeret değil. Biz hem iyi oynayıp, hem kazanmalıyız. Çünkü öyle bir kadromuz var. Hocamızın ilk senesi ve başarılı olmak istiyor dedi. Nihat, Beşiktaşın 3 kulvarda birden yoluna devam ettiğine dikkati çekerek, Belki ligde geride kaldık ama yurt dışında Türkiyeyi temsil ediyoruz. Her şey çok kötü de gözükmüyor. Türkiyede şampiyon olursunuz, olmazsınız ama yurt dışında iyi temsil etmek, şampiyonluğun verdiği hazdan çok daha önemlidir. Çünkü bu Türkiye için yapılan bir şeydir. Biz de bu yolda ilerliyoruz ifadesini kullandı. Nihat, UEFA Avrupa Liginde final yolunun yakın gözüktüğünü belirterek, Dinamo Kiev maçını geçtikten sonra kısa ama çok önemli adımlar gözüküyor. Ama ayaklarımız yere basacak, ciddi, konsantre ve motive olmuş bir şekilde, ülkemizi de temsil ettiğimizi bilinciyle o maçları oynayacağız diye konuştu. -İYİ OLDUĞUM ZAMAN HER TAKIMDA OYNADIM- Nihat, iyileşerek en kısa sürede sahalara dönmek istediğini vurgulayarak, İyi bir Nihatın bir takıma neler verebileceğini herkes biliyor. İyi olduğum takdirde bulunduğum takımlarda 11de oynadım. Sonuçta üç kulvarda mücadele ediyoruz, bana da şans gelecektir. O zaman da oynarım diye düşünüyorum. Neden olmasın? dedi. İyileştikten sonra forvette Bobo, Almeida veya Nobre ile birlikte oynama ihtimalinin olduğunu anlatan Nihat, Şu an oynayan Almeida gibi gözüküyor. Hocamız görev verirse neden olmasın. Sonuçta Almeida da İspanyanın Real Sociedad takımında birlikte oynadığımız ve başarılı olduğumuz Kovacevice benzer bir futbolcu. İyi top tutuyor, indiriyor ve iyi şut atıyor. Son maçta da bunu gösterdi. Benim için önemli olan kendimi fizik ve mental olarak toparlamak. İnşallah ondan sonra da insanlar bizi birlikte izler diye konuştu. Nihat Kahveci, Porto maçındaki golünden iki hafta sonra sakatlandığını anımsatarak, şöyle devam etti: Kariyerime baktığımda her zaman güzel işler yaptıktan sonra başıma talihsiz sakatlıklar geldi. Bu ilk defa olmadı. Avrupa Şampiyonasından sonra da bu başıma geldi ama hep geri dönüşler oldu. Belli bir zamandan sonra geri dönüşler daha da zor oluyor. Sakatlıklar insanı ister istemez mental olarak yoruyor. Ben hep güçlü olup dönmeyi bildim. Takımın ligde kötü gitmesi de insanı üzüyor. Genç olduğunuzda belli şeyleri daha çabuk toparlıyorsunuz. İyi bir dönüş için uğraşıyorum. Dizimde 4 ameliyat var. Sakatlıklardan sonra hep döndüm ve oynadım. İnşallah şimdi de öyle olacak. -YENİ YILDIZLARI ANLATTI- Takıma bu
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.02.2011
NihatBeşiktaşıngeleceğiçokparlakNihat Beşiktaşın geleceği çok parlak
Pera’nın penceresinden bir Beyoğlu hikâyesi
Türkiye Gazetesi
02.12.2010
02:38
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin ilk belgesel kitap çalışması olan ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e 200 Yıllık “batılılaşma” serüvenimizi anlatan “Pera Palas Beyoğlu’nun Batılılaşma Hikâyesi” isimli kitap okuyucuyla buluştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Basın Danışmanı Kemal Öztürk tarafından, Pera Palas Oteli’ni merkez alan bir anlatımla kaleme alınan eser, kimi dramatik, kimi hazin, kimi sevimli, kimi komik, kimi başarılı pek çok hayattan izler taşıyor. İstanbul ve özellikle de Beyoğlu’nun daha önce hiç yayınlanmamış fotoğraf kareleri eşliğinde görsel bir şölenle sunulan Pera Palas, “Öteki İstanbul”, “Beyoğlu’nun adı Pera iken” ve “Beyoğlu’ndan Arta Kalan” başlıklarıyla üç bölüm halinde hazırlanmış. Bir cadde üzerinden 200 y ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
02.12.2010
Pera’nınpenceresindenbirBeyoğluhikâyesiPera’nın penceresinden bir Beyoğlu hikâyesi
Yunanistan'dan Sümela'ya karşı jest
Samanyolu Haber
04.10.2010
16:42
Türkiyede hükümetin dini grup ve azınlıklara yönelik gerçekleştirdiği açılımlar, farklı ülkelerde de olumlu gelişmelere vesile oluyor.

Sümela Manastırında düzenlenen ayinin ardından Yunanistan yönetimi de Fethiye Camiinin restorasyonunu gündemine aldı. Yunan basınında bugün yer alan haberlere göre caminin restorasyonuna kısa zaman içinde başlanması planlanıyor. Yunan basın-yayın organları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Yunan Başbakan Yorgo Papandreudan restore edilmesini istediği Atina Fethiye Camiinde restore çalışmalarının kısa süre sonra başlanmasının planladığını yazdı. Erdoğanın Sümela Manastırında ayin iznine karşılık, Papandreunun Fethiye hediyesi ile cevap verdiği değerlendirmesi yapıldı. Elefterotipia gazetesi, arkeolojik eserler deposu olarak kullanılan Fethiye Camiinin çok kısa bir süre sonra boşaltılarak, restorasyon için Turizm ve Kültür Bakanlığına teslim edilmesinin beklendiğini yazdı. Gazete, Herkesin şüphe ile baktığı ibadet yapılacak bir mekân için değil, restore edilerek ziyaret edilecek bir anıt için. vurgusunda bulunmayı da ihmâl etmedi. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Turizm ve Kültür Bakanlığı Genel Sekreteri Lina Mendoni, Arkeolojik Eserlerin Birleştirilmesi çalışmaları kapsamında antik Atina eserlerinin restorasyonu ile bakımını finanse eden Avrupa Birliğine karşı sorumluluğumuz var. Bu bağlamda Osmanlı dönemine ait Fethiye Camiinin de bakımı yapmak zorundayız. dedi. Mendoni, Erdoğanın talebine kadar unutulan ancak 1998de gündeme gelen harap durumdaki Fethiye Camiinin niçin restore edilmediğini ise cevaplandırmadı. Uzun yıllardan bu yana çok ciddi yapısal problemlerle karşı karşı bulunan Fethiye Camiinin 12 yıl önce restorasyon programı içerisine dahil edildiği ortaya çıktı. Ancak, Osmanlı döneminden kalan en eski eser olma ayrıcalığına sahip Fethiye Camii de, Yunan yetkililerin ihmalkârlığından nasibini almış. Erdoğanın baskıları ve Türkiyenin Sümela ve Ruhban Okulunda yaptığı dini açılımlar, Yunan Kültür Bakanlığını hem de ekonomik krizin etkili olduğu bir dönemde adım atmak zorunda bıraktı. Gazeteler, Kültür Bakanlığı yetkililerinin bile ABden değil de, kamu kaynaklarından Fethiye Camii içerisinde tutulan ve arkeolojik eserlerin bulunduğu 500 kasanın boşaltılması için kaynak ayrılmasına çok şaşırdıklarını yazdı. Cami boşaltıldıktan sonra restorasyon için çalışma yapılması öngörülüyor. Ancak restorasyonun ne zaman başlayacağı tam olarak bilinmiyor. Kültür Bakanlığının restorasyon işini, 2013 yılına kadar ABden Yunanistana gelecek yardım programı içerisine dahil etmek istediği ifade ediliyor. Bu, restorasyonun bir süre daha gecikeceği endişelerine de yol açıyor. Elefterotipia gazetesi, Fethiye Camiinin restorasyonuna karar verilmesini, Erdoğanın Ağustos ayında Sümelada ayin yapılmasına izin vermesine karşılık Papandreunun bir hediyesi olarak yorumladı. Fethiye Camiinin restorasyon hikayesinin geçmişi 1998e dayanıyor. O dönemde Roma Agorasının içerisinde kalan caminin restore edilerek ziyarete açılacağı duyurulmuştu. Dosya olduğu gibi kaldı. Buna en çok sevinenler ise Fethiye Cami girişine masalarını yığan restoran sahipleri ile lokantalardan kaptıkları yemekleri son cemaat mahallinde yiyen kediler oldu. Son 3-4 haftadan bu yana Fethiye Caminde kasalar içinde muhafaza edilen çok önemli arkeolojik eserler, bir başka depoya taşınıyor. Bu çalışmaların 15 Ekime kadar tamamlanması planlanıyor. Yunanistan, son dönemde AB fonlarından sağlanan kaynaklarla yaklaşık 40 cami, 17 hamam ve 4 bedestenin bakımını yaptı. Daha başka Osmanlı eserleri de elden geçirildi. Atina Fethiye Camii, 1458 yılında Fatih Sultan Mehmetin şehri fethetmesinin anısına inşa edilmiş. Fethiye, Akropolis eteklerindeki eski şehir diye anılan Plaka mahallesinde bulunuyor. Fethiye Camiine yaklaşık 300 metre uzaklıkta bulunan diğer Osmanlı camii Mustafa Ağa (Voyvoda) ise seramik müzesi olarak hizmet veriyor. Atinanın Osmanlıların elinden çıkmasından sonra Fethiye Camii, önce okul olmak üzere değişik amaçlar için kullanılmış. Bir dönem şehrin hapishanesi olarak hizmet veren cami, kışla mekânı da olmuş. 1890 yılından önce un anbarı, 1935 yılına kadar ise uzun yıllar ordu ekmek fırını olarak hizmet vermiş. Dış duvarları sağlam görünen Fethiye Camiinin 5 kubbeden oluşan son cemaat yeri için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Depremler ve bakımsızlık nedeniyle son cemaat yerindeki kubbe ve duvarlarda büyük çatlaklar oluşmuş. Son cemaat yeri, yıkılmaması için çelik konstrüksiyonlarla ayakta tutulmaya çalışıyor. Kubbelerinin çökmemesi için de ahşap dayanaklar koyulduğu dikkat çekiyor. Son cemaat yerinin sağ ve solunda bulunan mihraplar da çatlaklardan nasibini almış. Kilitli olduğu için tespit edilemese bile, benzer çatlakların ana kubbe ve onu destekleyen 4 yarım kubbede de bulunduğu tahmin ediliyor. Nitekim çatısından yağmur sularının sızması nedeniyle yer yer yosunlar ve izler oluşmuş. Kiremitle örtülü çatısı ve kubbelerinde
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.10.2010
YunanistandanSümelayakarşıjestYunanistandan Sümelaya karşı jest
İnsanın kanı donuyor - İzle
Samanyolu Haber
02.08.2010
20:02
Heronlar, hain saldırıyı saniye saniye kaydetti. Taraf Gazetesinde yer alan habere göre, Karargah 7 Mehmetçiğin ölümünü canlı yayında seyretti...

Saat 02:30: Askerlerin nöbet tuttuğu mevzilere, adım adım yaklaşıyorlar. Vakit gece yarısı ancak görüntü çok net. Teröristlerin her hareketi rahatlıkla görülebiliyor. Tepelere mevzilenmiş hainlerin görüntüleri, aynı anda 30 merkeze aktarılıyor. 02:32... Heron askerlerin nöbet tuttuğu mevzileri gösteriyor. İçeride altı civarında asker var. Sadece bir dakika sonra insansız hava aracı iki tepeyi odaklıyor. Tepelerdeki PKKlılar net bir şekilde görünüyor. Helikopter geleceğini düşünen Heron operatörü, koordinatlara odaklanarak bölgeyi kayıt altına alıyor. Saat 02:34... Saldırı geliyorum diyor. Heron bölgede mevzilenen PKKlıları bir kez daha görüntülüyor. Kamera tepeler arasında gidip geliyor. İşte bu sırada Hantepe Karakolundan, ilk topçu atışı yapılıyor. 02:35... PKKlılar yer değiştirerek kulübelere doğru ilerlerken bir yandan da askerlerin mevzilerine bomba atıyorlar. Görüntüde yedi PKKlı var. Koordinatlardan Heronun, Hantepe Üs Bölgesinin hemen üzerinde olduğu anlaşılıyor. 4 dakika sonrası... İnsansız hava aracı birazdan çapraz ateş altında kalacak mevzideki askerleri gösteriyor. Askerler üstü açık bir mevzideler. Hainlerin adım adım yaklaştığı net bir şekilde görünüyor. Mevziye sadece bir kaç metre var. Askerler beklerken sağdan soldan ateş açılmaya başlanıyor. Mehmetçik yoğun ateş altında kalıyor. Bu arada teröristlerden biri yavaş yavaş askerlerin bulunduğu mevziye sokuluyor. 02:40... Teröristler, ateşe devam ederken, onlardan biri, el bombasının pimini çekip askerlerin üzerine atıyor. 02:42. Baskın tam 12 dakikadır canlı izleniyor. Siperlerde bombalar patlıyor. Tepelerdeki teröristler kurşun yağdırmaya devam ediyor. İddiaya göre, askerler, açık hedef olmalarına rağmen ortada ne topçu ateşi ne de yardıma gelen taarruz helikopteri var... 02:44: Şehit sayısı her geçen dakika artıyor. İki PKKlı, siperde yer değiştiren askerlerin üzerine ateş ederek yaklaşıyor. Çok geçmeden de askerleri vuruyorlar. İki dakika sonra sipere yaklaşan teröristler teker teker kalan askerlere ateş ediyor. Ardından bir bomba daha patlıyor. Hainler öyle kolaylıkla hareket ediyorlar ki. Mevzi etrafında dolaşıp, sağ kalan Mehmetçikleri vuruyorlar. 02:49: Kulübedeki askerler, karşılık veriyorlar. O anda, diğer kulübede patlama meydana geliyor. Kulübelerin yakınına iki bomba düşüyor. Dördüncü bombayla, kulübe tamamen hava uçuyor. Ardından Heron Hantepenin en acı görüntülerini kaydediyor. Bombadan kurtulmayı başarıp, siperin dışına kendini atan iki askerin üzerine üç farklı noktadan ateş açılıyor. Teröristlerden biri çok net. Öyle ki silahı dahi seçilebiliyor. Pusuda bekleyen terörist askerlerin ikisini de vuruyor. Sığınağa saklanmak isteyen askerlerin yere düşme anı da kayıtta... 02:55. Heron kayda gireli neredeyse yarım saat baskın başlayalı ise bir saat geçti... İddiaya göre, 15 dakikada bölgede olması gereken helikopter hala yok. Bomba yüklü uçaklar da görünmüyor... 02:54: Artık PKKlılarla askerler arasındaki mesafe 10 metre. Kahraman Mehmetçik göğüs göğse teröristlerle çarpışıyor. Bir dakika sonra, askerlerin bulunduğu sığınağa bir başka el bombası atıyorlar. Ama hala yardıma gelen yok. Genelkurmay Karargahı dahil 30 noktada canlı izlenen görüntülerde, hainler, mevzilerde sağ asker kalıp kalmadığını kontrol ediyorlar. Son derece soğukkanlılar. 03:02... 7 Mehmetçiği şehit eden PKKlılar etrafa tuzaklama yaparak, kurşun sıkarak toplanmaya başlıyorlar. İddiaya göre, askerlere yardım gelmemesinin rahatlığı içindeler. Yavaş yavaş dönüşe geçiyorlar. Beş dakika sonra tepede buluşup bir süre dinleniyorlar. Heron PKKlılar dönüş yolundayken bir kez daha karakolu gösteriyor. Her yer sessiz. 03:20... PKKlılar geldikleri gibi hiç zorlanmadan dönüyorlar. Kimse müdahale etmiyor. Bu ise herşeyi özetleyen görüntüler. Saat 03:29... Karakol basan PKKlılar bir tepede dinleniyor. Ne bir helikopter, ne bir uçak, ne de peşlerinden giden bir asker var. İddiaya göre, Genelkurmay, görüntüleri BBG evini izler gibi izlemesine rağmen olan bitene müdahale etmedi. PKKlılar da yavaş yavaş bölgeden uzaklaştı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.08.2010
İnsanınkanıdonuyor-İzleİnsanın kanı donuyor - İzle
30 yıldır hâlâ soğuk sudan korkan var
Samanyolu Haber
31.07.2010
10:39
12 Eylül 1980 darbesi sonrasında cezaevine giren ve türlü işkenceler gören kişiler arasında yapılan bir araştırma, aradan geçen 30 yıla rağmen acıların tazeliğini nasıl koruduğunu ortaya koydu.

Darbe travması yüzünden, kimi hâlâ soğuk suyla duş alamıyor, kimi de karanlık olduğu için sinemaya gidemiyor. Kocaeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü araştırma görevlisi psikolog Nesligül Nihal Olgun, 2 yıllık bir çalışmayla 12 Eylül darbesinden sonra 1 ile 120 ay arasında cezaevinde kalan ve işkence gören kişilerde travmatik stres belirtilerini ve depresif tavırları araştırdı. Araştırma kapsamında İstanbul, Ankara ve İzmitte yaşayan 6sı kadın toplam 32 kişiyle görüşüldü. Araştırmaya katılanlar, cezaevlerinde falaka, elektrik verme, ölüm tehdidi, gürültülü müzik ve marş dinletme, dayak, askı, basınçlı su gibi işkence yöntemlerine maruz kaldıklarını anlattı. Hatta bir katılımcı, yıllar sonra işkencecisini sesinden tanımış. Kimisi de ilk kez paylaşmış yaşadıklarını. Araştırmanın sonunda 2 kişiye travma sonrası stres bozukluğu, iki kişiye de depresyon tanısı konuldu. 12 kişide de travma sonrası stres bozukluğunun ve depresyonun güçlü belirtileri tespit edildi. Araştırmada, 12 Eylülün insanlar üzerinde bıraktığı izler ise şöyle sıralandı: -Yaşadıkları işkencelerden yıllar sonra bile haki renk (asker yeşili) kıyafet giyemiyorlar. -Arabesk müziğe tahammül edemiyorlar. -Soğuk suyla duş alamıyorlar. -Sinema gibi karanlık yerlere giremiyorlar. -Bazı katılımcılarda, yıllar sonra bile elektrik fobisi sürüyor. -Sık sık rüyalarında tutuklandıklarını veya işkenceye uğradıklarını görüyorlar. Ruhsal travma alanında uzman olan Nesligül Nihal Olgun sonuçları şöyle yorumladı: Kayıplar, deprem, tecavüz gibi pek çok öykü dinliyoruz. Ama dinlediğimiz bu işkence öyküleri insan aklının sınırlarını zorlayacak cinsten. Ne kadar uzman olursanız olun, etkilenmemek mümkün değil. O dönem yaşadıkları olaylar bugünkü yaşam kalitelerini olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
31.07.2010
30yıldırhâlâsoğuksudankorkanvar30 yıldır hâlâ soğuk sudan korkan var
İşte yerin dibindeki o cehennem
İnternet Haber
16.07.2010
12:15
Zonguldakda 28 işçinin mezarı olan o maden ocağı ilk kez görüntülendi. Patlamadan kalan izler ürpertti.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
16.07.2010
İşteyerindibindekiocehennemİşte yerin dibindeki o cehennem
İşte yerin dibindeki o cehennem
Haberciler
16.07.2010
12:10
Zonguldakda 28 işçinin mezarı olan o maden ocağı ilk kez görüntülendi. Patlamadan kalan izler ürpertti.
Haberciler
Son Dakika
16.07.2010
İşteyerindibindekiocehennemİşte yerin dibindeki o cehennem
İşte yerin dibindeki o cehennem
İnternet Haber
16.07.2010
12:02
Zonguldakda 28 işçinin mezarı olan o maden ocağı ilk kez görüntülendi. Patlamadan kalan izler ürpertti.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
16.07.2010
İşteyerindibindekiocehennemİşte yerin dibindeki o cehennem
İşte yerin dibindeki o cehennem
Haberciler
16.07.2010
11:54
Zonguldakda 28 işçinin mezarı olan o maden ocağı ilk kez görüntülendi. Patlamadan kalan izler ürpertti.
Haberciler
Son Dakika
16.07.2010
İşteyerindibindekiocehennemİşte yerin dibindeki o cehennem
Huzuru kaçmış kelimeleri şiirine işledi kitap oldu
Haber7
07.07.2010
16:23
Acının silinmez izler bıraktığı bir kaderi, hamallara yakışan mahcubiyetle taşımak zorunda kalan bir adam, şiir yazarsa; kelimler bize ne söyler? İşte cevabı
Haber7
Son Dakika
07.07.2010
HuzurukaçmışkelimelerişiirineişledikitapolduHuzuru kaçmış kelimeleri şiirine işledi kitap oldu
İrlandalılar, 'Büyük Kıtlık'ı anıyor
Samanyolu Haber
16.05.2010
10:29
İrlandalılar, ülke tarihinde acılı izler bırakan; 1845-1849 yılları arasında yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, bir milyon kişinin de başka ülkelere göç etmesine neden olan Büyük Kıtlıkı anıyor.

Kıtlığın izlerini en fazla taşıyan bölgelerden Co Mayodaki Murrisk köyünde bugün düzenlenecek anma törenine Türkiyenin Dublin Büyükelçisi Altay Cengizerin de katılması bekleniyor. Felaketin kayıpları başkent Dublinde de, Parnell Meydanından Liffey Nehri kıyısında yer alan Büyük Kıtlık heykellerine yapılacak yürüyüşle anılacak. Kentin ortasından geçen nehrin kıyısındaki bronz heykeller dönemin acılarını tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor ve dünyaca ünlü heykeltıraş Rowan Gillespie imzasını taşıyor. Anma etkinliklerine ülke genelindeki okullar ve spor kulüplerinin de bir dakika sessizlik ile katılacağı belirtiliyor. Büyük Kıtlığın nedeni, 19uncu yüzyılın ortalarında nüfusu 8 milyonu aşan İrlandada, özellikle yoksulların temel besini patatese bulaşan hastalıktı. 1845 sonbaharında patatesin tüketilemez durumda hasat edilmesi, İrlandalıların An Gorta Mor (Büyük Açlık) olarak andığı dönemin başlangıcı oldu. İrlandanın özellikle batı kesimlerindeki yoksul ve kalabalık aileleri kısa sürede açlıkla yüz yüze getiren patates kıtlığı, tüm çabalara rağmen 4 yıl boyunca önlenemedi. Yetersiz beslenme ve bakımsızlık kısa zamanda hastalıkları beraberinde getirdi. Tifo ve kolera gibi bulaşıcı hastalıklar çok sayıda ölüme yol açtı, çaresiz durumda kalanların sığındığı yardım merkezleri yoğunluktan çalışamaz duruma geldi. Çoğu İngiliz olan toprak sahiplerine borçlarını ödeyemedikleri için evlerinden çıkmak durumunda kalan İrlandalılar, çareyi göç etmekle buldu. Bir milyona yakın İrlandalı, ceplerindeki son parayı da ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralyaya gitmek için kullandı. Bazıları göç yollarında hayatını kaybetti, pek çoğu gittiği topraklarda umduğunu bulamadı. Zor zamanların geride kaldığı 1851 yılında ülke nüfusu 6 milyona düşmüştü. Bugün kimi kaynaklarda İngilterenin Büyük Kıtlık sırasında İrlandaya yeteri kadar destekte bulunmadığı, bu yüzden dönemin, İrlandanın bağımsızlık mücadelesinin de asıl başlangıcı olduğu savunulur. Kıtlığın acı sonuçlarının en yoğun hissedildiği ve bazı İrlandalıların Kara 47 olarak andığı 1847 yılında Osmanlı Padişahı Abdülmecit, İrlandaya 1000 poundluk para yardımında bulunmuştu. Türkiye ile İrlanda arasındaki tarihsel bağların bir nişanesi olarak hatırlanan bu yardıma ilişkin önemli belgeler, Türkiyenin Dublin Büyükelçiliğinin girişimiyle 1993 yılında yapılan arşiv taramalarıyla gün yüzüne çıkarılmıştı. Bu belgeler arasında, İrlanda mahalli makam ve ileri gelenlerinin imzasını taşıyan, Osmanlı Devletinin yardımına İrlanda halkının duyduğu şükran ve minnet sözlerini içeren bir mektup da bulunuyordu. İrlandalılar kendilerine denizlerce öteden uzanan yardım elini bugün de Osmanlı gemicilerinin Drogheda kentinde kaldıkları rivayet edilen bir binaya asılı plaketle anıyor. Günümüzde otel olarak kullanılan binanın dış cephesine 1995 yılında geniş katılımlı bir törenle asılan şükran plaketinde, Türk halkının İrlanda halkına yaptığı alicenaplığın hatırasına ifadesi yer alıyor. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.05.2010
İrlandalılarBüyükKıtlıkıanıyorİrlandalılar Büyük Kıtlıkı anıyor
Üzerinden 1 yıl geçti
Samanyolu Haber
02.05.2010
11:51
Mardinin Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyünde meydana gelen, 7si çocuk 44 kişinin ölümüne neden olan katliam birinci yılını doldurdu.

Mardine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta yer alan ve coğrafi güzelliğiyle bölgedeki diğer köylere göre farklılık gösteren Bilge köyü, geçen yıl 4 Mayıs akşamı Sevgi Çelebi ile Habip Arının nişan töreni için biraya gelenlerin bulunduğu köy muhtarı Hacı Halim Çelebinin evine uzun namlulu silahlarla düzenlenen saldırı sonucu adeta kan gölüne döndü. Saldırıda, 7si çocuk, köy muhtarı Hacı Halim Çelebi ile imam Hacı Kazım Ozanın da aralarında bulunduğu 44 kişi öldü. Bu vahim olay bir anda Türkiyenin yanı sıra dünya basının gündemine oturdu. Nedeni hala tam olarak belirlenemeyen, 7si çocuk 44 kişinin öldüğü, Türkiyede herkesin büyük üzüntü duyarak günlerce konuştuğu Bilge köyü katliamı aradan geçen 1 yıla rağmen saldırıyla ilgili yayımlanan her görüntü ve fotoğraf karesine bakanların yüreğini dağlamaya devam ediyor. Katliam, olaydan kurtulanlarda onarılması mümkün olmayan derin izler bırakırken öksüz ve yetim kalan 61 çocuk, minik yürekleriyle yeni duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Olayda anne ve babalarını kaybeden çocuklar 1 yıllık gelişmeleri ve köye gelenleri şaşkınlıkla izleyip yaşananları algılamaya çalışırken ziyaretçilerin kendilerine hediye ettiği oyuncaklarla oynarken kısa süre de olsa çevredeki gelişmelerden kopup çocukluğun verdiği mutlu dünyada yaşıyor. Geçen sürede politikacısından, sanatçısına, sporcusundan, sivil toplum kuruluşu temsilcisine kadar her kesimden binlerce kişi köye gelip büyük acıyı paylaşırken olayın mağdurlarını da teselli etti. Aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün eşi Hayrünnisa Gül, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Gülben Ergen, Meltem Cumbul ile Hakan Şükürün de bulunduğu kişiler, çocukların çeşitli aktivitelerle olayın üzüntüsünden biraz olsun uzaklaşmasını sağladı. Devlet bütün kurumlarıyla Bilge köyü sakinlerinin ihtiyaçlarını giderirken olayın hemen ertesinde valilik köyde kurduğu mutfakta sıcak yemek verirken özellikle çocuk ve kadınlara çeşitli kurumlarca rehabilitasyon desteği sağlandı. Çocukların daha güvenli ve köye daha yakın bir yerde eğitimlerini sürdürmeleri için yaptırılan, 4 ayda tamamlanan Bilge Köyü İlköğretim Okulu, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tarafından açıldı. Çocuklar yeni okullarında öğretmenleri eşliğinde yaşadıkları travmayı atlatmaya çalışırken köye gelen ziyaretçilerin kendilerine gösterdikleri yoğun ilgiden oldukça memnun oluyorlar. Bu arada, eski Mardin milletvekili Süleyman Bölünmez, katliamda yaşamını yitirenlerin defnedildiği köy mezarlığını yeniden düzenleyerek yöreye özgür Mardin taşından yaptırdı. Mezar taşlarında ölüm tarihi yerine veda tarihi ibaresi yer alıyor. Valilik köy sakinlerine sıcak yemek dağıtmaya devam ederken güvenlik güçleri olayın ardından kurduğu geçici karakolda önlemini sürdürüyor. Ziyarete gelenler jandarma kontrolünde köye alınıyor. -İMAM HACI KAZIM OZANI UNUTMADILAR- İdealleri uğruna doğduğu yerden çok uzaktaki bir köye insanlar arasındaki sevgi ve hoşgörüyü yaymak amacıyla gelen ve hain saldırıda görevi başında şehitlik mertebesine ulaşan, nikah töreni için davet edilen ve cemaate namaz kıldırdığı sırada hain saldırının hedefi olan Hacı Kazım Ozan, yüreğindeki büyük sevgiyi köydeki herkese aktarmayı başararak yöre insanın en güzel anıları arasında yerini almayı başardı. Ozan, köy sakinleriyle güven köprüsü kuran, ölmeden önce çocuklara kuran okumayı öğretmenin yanı sıra üniversiteye hazırlanan gençlere her akşam evinde matematik, fizik ve kimya gibi dersleri vererek üniversiteye gitmeleri için büyük emek verdi. Daha önce köy dışına hiç çıkmamış olan köyün kızları başta olmak üzere bütün çocukları bölgedeki tarihi mekanlarına götürüp ufkunu açarak farklı bir imam portresi çizen Ozanı Bilge köyü sakinleri unutmadı. Ozan, memleketi Ankaranın Beypazarı ilçesinde toprağa verilmesine rağmen Bilge köyü sakinleri Kazım Ozan için köyde temsili mezar yaptırdı. Köy sakinleri, saldırıda yaşamını yitiren imam Ozanı unutmadıklarını, onu sevgiyle andıklarını söyledi. -SALDIRGANLARIN YAKINLARI DA MAĞDUR EDİLMEDİ- Saldırıyı düzenleyenlerin yakınları olan 58i çocuk, 18i kadın 84 kişi, olayın ardından güvenlik güçlerince alınan önlem sayesinde köyden çıkarılarak ilk olarak Mazıdağı Fosfat Tesislerine, ardından Mardinden yaklaşık 2 bin kilometre uzaklıkta Kırklarelinde kendileri için satın alınan 32 konuta yerleştirildi. Bu ailelerin okul çağındaki çocukları Kırklarelindeki okullara yerleştirilerek eğitim yoksun bırakılmadı. Kırklareli Milli Eğitim Müdürlüğünce yetişkinler için 1. derece okuma yazma ve biçki dikiş kursları açıldı. Bunun yanı sıra Mardinden gelen ailelerin Kırklarelinde kendilerini yalnız hissetmemeleri için valilik başta olmak üzere tüm kuruluşlarca 84 kişiye her türlü destek verildi. Saldırının ardından sanıklar hakk
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.05.2010
Üzerinden1yılgeçtiÜzerinden 1 yıl geçti
Gelibolu'dan dünyaya barış mesajı
Samanyolu Haber
24.04.2010
12:59
Çanakkale Kara Savaşlarının 95. yıldönümü dolayısıyla Şehitler Abidesinde düzenlenen uluslararası törende, savaşa katılan ülkelerin temsilcileri Geliboludan dünyaya barış mesajı verdi.

Atatürk anıtı ve savaş sahnesinin anlatıldığı rölyef önünde düzenlenen törende Türkiye Cumhuriyetini bu yıl, Cumhurbaşkanı veya Başbakanın yerine Çanakkale Valisi Abdülkadir Atalık temsil etti. 2. Kolordu Komutanlığınca düzenlenen törene, bu sene ilk defa Türkiye dışında ülkelerin de bando takımları katıldı. Törende 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Avustralya Genel Valisi Quentin Bryce, Yeni Zelanda Başbakanı John Keyle birlikte çok sayıda yerli ve yabancı misafir bulundu. Saat 09.00da Çanakkale savaşlarına katılan Türkiye, Avustralya, Yeni Zelanda, Bangladeş, Fransa, Almanya, Hindistan, Kanada, İrlanda, Pakistan ve İngiltere çelenklerinin Şehitler Abidesi önündeki Atatürk anıtına koyulmasıyla başlayan tören, saygı duruşu ve saygı atışıyla devam edildi. Daha sonra millî marşlar tek tek çalınarak, Mehmetçik Anıtı önündeki bayraklar göndere çekildi. Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşan 2. Kolordu Komutanlığı 18. Mikanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Gökhan Gökay, 95 yıl önce Gelibolu Yarımadasında yaşanan muharebelerin, katılanlar üzerinde silinmesi mümkün olmayan izler bıraktığını söyledi. Atatürkün, Yurtta sulh, cihanda sulh sözünü hatırlatan Gökay, Bu inançla ve 95 yıl önce burada, bu topraklarda yaşanan muharebelerin acı ve hüzünlü hatıralarının emanetçileri olarak diyoruz ki bizler, gerçek anlamda ve insanlık adına tüm dünyada vücut bulacak bir barışı diliyor ve istiyoruz. şeklinde konuştu. Vali Atalık ise Çanakkale muharebelerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşuna giden sürecin başlangıcı olduğunu belirterek, Bu gerçek, tarih sahnesinden silinmek istenen bir milletin, yaşadığı toprakları sahiplenme duygusunu yürekten hissettiği seçkin bir örnek olarak tarihteki yerini almıştır. Ortalama insan ömründen daha uzun bir zaman dilimi öncesinde, 95 yıl önce Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadasının bir bölümünde yaşananlar sadece Türk milletinin değil, buradaki muharebelere katılan ve çoğunluğu değişik milletlerden insanların da var olma bilincini, ulus olma yolunda attıkları adımları etkilemiştir. Bu cephede kimi yerde birbirinden 8-10 metre mesafedeki siperlerinde kıyasıya mücadele edenlerin, o siperlerde birbirlerine sarılarak son nefeslerini yine birlikte verenlerin torunları olarak, barışın getirdiği erdemleri bütün dünyaya yansıtan bir örnek oluşturuyoruz. dedi. Türk ve Anzak askerlerinden geriye kalan dostluk mirasını daha ileriye götüreceklerini söyleyen Genel Vali Bryce da, Yıllar önce sert çarpışmaların en sıcak anlarında burada tohumları atılan şey, yalnızca insanlığın verebileceği umuttu. Bu insanlar milletlerin çatışmalarının üzerine yükselecek, hem muharebenin kısıtlamaları içinde hem de ateşkes sonrası sonsuza kadar birbiri için saygı duyacak ve yardım edecekti. Türk askeri ve Anzakların samimiyetle geliştirdikleri ve bizlerin birlikte onurlandırmaya devam ettiği bir umut. Orduların, milletlerin ve ailelerin bir ferdi olarak bizlerin farklı Gelibolu muharebesi deneyimlerimizin, gururlu ve sıradışı özelliklerimize kalıcı bir şekilde katkısı olmuştur. Şimdi çoktan sona ermiş olan savaş ile ilgili ortak deneyimlerimiz, bizleri bugün burada tutmaya ve ilham vermeye devam eden dostluğumuzun, anlayışımız ve işbirliğimizin temelidir. diye konuştu. Bryce, Atatürkün 1934 yılında Anzak annelere hitaben yazdığı mektuba da atıfta bulunarak şunları söyledi: Kahramanlarımız, sizinkilerle birlikte huzur içinde yatıyor, teşekkürler. Annelerimiz artık ağlamıyor, teşekkürler. Evlatlarımız, sizlerin de evlatları oldu. Bu topraklarda savaş sonrası gelişen dostluğun önemine değinen Yeni Zelanda Başbakanı Key ise Gelibolunun, dünyanın öbür ucunda küçük genç bir ulus olan Yeni Zelanda için dönüm noktası olduğuna kaydetti. Key, Savaşın dikkat çekici yönlerinden biri de 1915te ortak bir amaç için bir araya gelen değişik kültürler, diller, dinler ve ideallerin sayısıdır. Bu yarımada üzerinde bulunan mezarlıkta yatanlar sadece Avrupanın değil, Asya, Afrika ve Kuzey Amerikalıların da çocuklarıdır. Bu durum aslında tamamen bu çelişkinin uluslararası doğasına bir vasiyetttir. Geliboluda meydana gelen büyük insanlık trajedisinin aynı kederini paylaşıyoruz. Gelibolu ayrıca savaş boyunca karşılıklı saygı gösteren ve sonrasında güçlü dostluklar kuran düşmanların hikayesi olarak da önemlidir. Bugün Gelibolu çelişkisinin her iki tarafından ülkeler Birleşmiş Milletler bayrağı altında, dünyanın şu anki problemli bölgelerinin çoğunda bir arada bulunmaktadırlar. dedi. Konuşmaların ardından tören, yabancı ülkelerin katıldığı karma bando konseriyle devam etti. Mehteran gösterisinin ardından Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı birliklerle davetli ülkelerin askeri birliklerinin geçit töreni yapıldı. Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik gemileriyle Kara Kuvvetleri birlikleri ve helikopte
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.04.2010
GeliboludandünyayabarışmesajıGeliboludan dünyaya barış mesajı
Belediye önünde otobüsünü ateşe verdi
Samanyolu Haber
23.03.2010
23:13
Manisa merkeze bağlı Sancaklı Bozköy beldesinde müteahhitlik yapan iş adamı, belediyeden 200 bin TL alacağını olduğunu ve dolandırıldığını iddia ederek, sahibi olduğu otobüsü belediye hizmet binası önünde ateşe verdi.

İlginç eylem şöyle gelişti: Sancaklı Bozköy beldesinde müteahhitlik yapan 40 yaşındaki 3 çocuk babası Mustafa Yılmaz, işçilerini taşıdığı 45 TS 952 otobüsü ile belde meydanında bulunan belediye hizmet binası önüne yanaştı. Belediye Başkanı ile aralarında alacak verecek sorunu olduğunu bilen belde sakinleri, bu sorunu çözümlemek için Belediye Başkanı Halim Halavurtu ziyaret edeceğini zannetti. Fakat Mustafa Yılmaz, otobüsünü içerisine benzini dökerek ateşe verdi ve otobüsten kendisini aşağıya attı. Belde meydanındaki yüzlerce kişinin şaşkın bakışları arasından yanan otobüsünü herkes gibi seyretti. Mustafa Yılmaz, Sancaklı Bozköy Belediyesi ile 2008 yılının Temmuz ayından buyana iş yaptığını, beldenin tüm cadde ve sokaklarını kilit parke üretip döşemesini de gerçekleştirmesine rağmen belediyeden alacaklarını tahsil edemediğini iddia etti. Yılmaz, bu ilginç eylemle belde sakinlerini şaşkına uğrattı. Bazı meraklı vatandaşlar da cep telefonları ile bu anı kaydetmeyi ihmal etmediler. İlköğretim okulu öğrencileri de okul çıkışında gördükleri korkunç manzara karşısında hayrete düştüler. Otobüsün yakınından geçen öğrenciler otobüsün yanışını film izler gibi şaşkınlıkla izlediler. Belediye Başkanı Halim Halavurt da belediyedeki makamının penceresinden kendisini protesto etmek için yakılan otobüsün yanışını takip etti. Bir süre sonra itfaiye ekipleri olay yerine gelerek alevler içindeki otobüsü kısa zamanda söndürdü. Belediyeye yaptığı iş karşılığında parasını alamadığı için çocuklarına simit bile alamadığını, bu nedenle eşi Dudu Yılmazın kendisini çocukları ile terk edip gittiğini, Vergi Dairesine olan 100 bin TLlik vergi borcunu da alamadığı para için ödeyemediğini belirten Müteahhit Mustafa Yılmaz, Ben 2008 yılından beri bu beldenin tüm cadde ve sokaklarına kendi ellerimle 75 bin metre karelik parke taş döşedim. Başkan, benim tüm hakedişlerimi adıma düzenlediği sahte imzalı çeklere bankadan çekti bana ödemedi. Benim ne denli haklı olduğumu belde halkının hepsi biliyor. Kendi ürettiğim 39 bin TLlik taşları bile elimden alıp Bunları senin adına satıp parasını sana vereceğim diyerek aldı, belediyenin akaryakıt aldığı benzin şirketine verdi. Belediyenin akaryakıt borcunu kapattı. BELDES ve KÖYDESten tarafıma verilmek üzere hazırlanan çekleri benim imzamı taklit ederek çekti. Seçimler döneminde benden 200 bin TL aldı ondan ses seda çıkmadı. Her geçen gün beni çeşitli usulsüz yöntemlerle dolandırdı ve bitirdi. Ben de bunu protesto etmek için elimde son kalan otobüsümü belediyenin önünde ateşe verdim iddiasında bulundu. Sancaklı Bozköy Belediye Başkanı Halim Halavurt ise suçlamalarının tamamının yersiz olduğunu, bu kişi ile belediye olarak iş yaptıklarını fakat alacağının 25 bin TL olduğunu öne sürdü. Halavurt, Kendisinin alacağını da Vergi Dairesine olan borcuna karşılık devlet tutuyor. Sahte imza ile kimsenin hesabından para falan çekmiş değilim. Tüm alacaklarını da kuruşuna kadar almıştır. Neden belediyenin önüne gelip de otobüsünü yaktı bilemiyorum. Eğer kendisine yasal olmayan bir şey yapılmış ise yargı da mahkeme de orada. cevabını verdi. Bu arada, olay yerine gelen jandarma kuvvetleri otobüsü yakan Mustafa Yılmazın ifadesine başvurmak üzere gözlem altına aldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.03.2010
BelediyeönündeotobüsünüateşeverdiBelediye önünde otobüsünü ateşe verdi
O geceyi anlattılar: Adeta soykırım !
Samanyolu Haber
19.07.2009
13:51
1994te Şemdinliye bağlı Ormancık Köyünü basan askerler korucuları öldürdü, köylülere zulüm yaptı ve bu korkunç katliamın hesabını adalet önünde hâlâ vermedi.

Taraf, 1994te Şemdinli Derecik İç Güvenlik Taburunda öldürüldükten sonra tabura gömüldüğü iddia edilen 12 köylünün isimlerine ulaştı. Yakınları tarafından Kayıp denilen 12 köylünün isimleri şöyle: Casım Çelik, Yusuf Çelik, Mihraç Çelik, Hurşit Taşkın, Kemal İzci, Abdülaziz İnan, Salih Şengül, Naci Şengül, Sıdık Şengül, Cabbar Selvi, Reşit Selvi ve Hayrettin Öztürk. Aynı olayda Kerem İnan ile Avşir Seçkin adlı iki kişinin daha öldürüldüğü belirlendi. Yolda gözaltına aldılar Tarafa konuşan kayıp Hayrettin Öztürkün kardeşi DTP Şemdinli İlçe Başkanı Emrullah Öztürk, 15 yıl geriye giderek o gün yaşananları anlattı: 23 Temmuz 1994te Ormancık köyü yakınlarındaki Sılo yaylasında PKK ile askerler arasında çatışma çıktı. Çatışmadan bir gün sonra Şemdinlide aralarında abimin de bulunduğu 10 kişi iki araçla köye hareket etti. İki araç Sılo yaylası yakınında askerler tarafından durduruldu. Burada abim Hayrettin Öztürk, Casım Çelik, Hurşit Taşkın, Abdulaziz İnan, Sıdık Şengil ve Mirhaç Çelik gözaltına alındı. Diğer dört kişi ise araçları yakılarak serbest bırakıldı. Serbest bırakılan dört kişi köye ulaştıktan bir müddet sonra askerler, köyü bastı, evleri ateşe verdi. Kadın ve erkekleri ayırdılar Kayıplardan Yusuf Çelikin eşi Emine Çelik ise o günleri hatırladıkça kahrolduğunu söylüyor: Köyü birden askerler bastı. Hepimizi evlerimizden çıkardılar. Kadınları ve erkekleri ayırdılar. Bize sürekli bağırıp çağırıp bir şeyler söylüyorlardı. Türkçe bilmediğim için de ne istediklerini anlamıyordum. Çelik, daha sonra hakkında fezleke hazırlanan dönemin Derecik İç Güvenlik Taburu Komutanı Kurmay Yarbay Ali Çamurcunun adını anımsatıyor: Ali Yarbay beni dövdü Ali Yarbay dedikleri şahıs karnımdaki çocuğa acımayıp beni acımasızca dövdü ve karnımdaki bebeğimi kaybettim. Daha sonra kadınların toplandığı yere kaçıp onların arasına sığındım. O esnada evlerimiz ateşe verildi. Ahırlarımız içerisindeki hayvanlarla birlikte ateşe verildi, atlar kurşuna dizildi. Sonrasında eşimle birlikte köyden altı kişinin daha alındığını duydum. O günden sonra da eşimden haber alamadım. O vahşet gününü ömrüm boyunca unutmayacağım. Sırtımda hâlâ izi var 15 yıldır babası Cabbar Selvi ve kardeşi Reşit Selviden haber alamayan Ebubekir Selvi de, olay günü köyde olduğunu söylüyor: Biz erkekleri kadınlardan ayırarak, ayrı bir yere aldılar. Üzerimizdeki elbiselerimizi çıkarmamamızı istediler. Hepimizi darp etmeye başladılar. Hepimizin nüfus cüzdanları toplanarak ateşe atıldı. Aklınıza gelebilecek her türlü işkenceyi köy meydanında uygulamaya başladılar. Silah sesleri hiç durmuyordu. Kızaran namlu uçlarını sırtımızda soğutuyorlardı. Sırtımda halen o günden kalan izler var. Avşir Seçkin ateşin içine atıldı Köylülerden birinin yapılan işkenceleri durdurmak için Yarbay Ali Çamurcuya Kuran-ı Kerim uzatarak durmasını istediğini söyleyen Hurşit Taşkının kardeşi İsmet Taşkın, ama işkencenin devam ettiğini ifade etti: Köye yapılan top atışlarından sonra aramızdan alınan yedi kişiden Avşir Seçkin, köy yolunda indirilerek saatlerce süren işkencenin ardından ot yığınlarının içerisine atılarak ateşe verildi. Diğer altısı da ilk alınan altı kişiyle birlikte Derecik Taburuna götürüldü. O günden sonra onlardan bir daha haber alamadık. Yedi gün yedi gece yürüdük Kayıplardan Casım Çelikin Eşi Meryem Çelik, o günü şöyle anlatıyor: Ben o zaman Şemdinli merkezdeydim, çocuklarım köydeydi. Eşimin alındığını sonradan duydum. Çocuklarımla birlikte bütün köy sakinleri sınırı geçip Iraka gitti. Yedi gün yedi gece süren bir yolculuğun ardından Kuzey Irakta bulunan Etruş kampına yerleştiler. Ben aradan beş ay sonra gidip çocuklarıma kavuştum. 1997ye kadar gözaltına alınan eşim ve diğer köylülerin aramıza dönmelerini bekledik. Gelmediler. Biz de onların izine ulaşmak için tekrar Türkiyeye gelip Şemdinliye yerleştik. Davayı AİHMe taşıyan avukat: Kroki doğru, biz de orayı bulmuştuk Şemdinlide 12 korucunun öldürülmesi olayını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıyan avukat Levent Kanat, Tarafta yayımlanan ve köylülerin gömüldüğü yeri gösteren krokinin doğru olduğunu söyledi. Kanat şöyle dedi: Ailelerin anlatımlarından da biliyorum, kroki doğru. Ancak, orada bölge Başaktepe mezrası olarak isimlendirilmiş. Aslında kastedilen yerin ismi Ormancık mezrası. Bu da olayın tanığın askerin hafızasında küçük bir yanılgı olabilir. Krokiyi doğruyu gösteriyor, biz de ailelerle birlikte taburun yerini tespit ettik. Davanın önünü kapattılar Olayla ilgili olarak ilk soruşturmayı Şemdinli Başsavcılığının başlattığını anlatan avukat Kanat şöyle devam etti: Başta ölenlerin eşleri ve yakınları ve diğer görgü tanıklarının detaylı ifadeleri alınıyor. Onların ağzından katliam detaylarıyla dosyaya yansıyor. Savcılık, o döneme göre çok da cesur davranıy
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.07.2009
OgeceyianlattılarAdetasoykırımO geceyi anlattılar Adeta soykırım
Gözler Başbuğ'u aradı ama... - Foto
Samanyolu Haber
17.07.2009
18:48
Afgan halkı ve Türkiyenin yüreği yandı. Afganistanda geçirdiği trafik kazasında şehit olan Kurmay Albay Faruk Sungur ile Uzman Çavuş Mevlüt Baydura son veda...

Afgan halkı onu çok sevmişti. Kovadada iz bırakmıştı. Şehit komutanın ailesi işte böyle bir komutanı onurlu bir duruşla uğurladı. Afganistanda geçirdiği trafik kazasında şehit olan Türk Gücü Komutanı Kurmay Albay Faruk Sungur ile aynı kazada şehit düşen Uzman Çavuş Mevlüt Baydura veda günüydü... Albay için Ankarada tören düzenlendi, şehit Çavuş ise memleketinde toprağa verildi. Şehidin annesinin sözleri yürek yaktı... Albay Faruk Sungurun görev yeriydi Afganistan... Türk birliklerinin komutanıydı. Daha önce de Kosovada görev yapmış oradaki halkın acılarını sarmasına yardım etmişti... AFGAN HALKININ DA YÜREĞİ YANDI Son görev yerinde şehit düştü... Ama geride öyle derin izler bırakmıştı ki Afgan halkının gözyaşları sel oldu... Haberi aldıkları gün Türk birliğine akın ettiler, ağıtlar yaktılar... Ülkedeki yabancı komutanlar bile şaştı kaldı bu sevgiye... İşte o albayın cenaze töreniydi Ankara Kocatepe camiindeki... Törene katılan Albayın eşi Gülnur, kızı Tuğba ve oğlu Ali ve yakınları gözyaşları ile şehitlerine baktılar... DEVLET ERKANI TÖRENDE Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, kuvvet komutanları ile Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız ile bir çok siyasi katıldı. Törende bazı ülkelerin Ankarada görev yapan büyükelçileri ve askeri ataşeleri, Ankara Garnizonunda görevli general, subay ve astsubaylar ile vatandaşlar da yer aldı. Cumhurbaşkanı Gül, Kocatepe Camisine gelişinde şehit Kurmay Albay Sungurun ailesine başsağlığı dileklerini iletti. Öğle namazının ardından şehit Sungurun cenaze namazı kılındı. Sungurun cenazesi bir süre askerlerin omzunda taşındıktan sonra top arabasına konuldu. Cenaze töreninde, geniş güvenlik önlemleri alınırken, Kocatepe Camisine çıkan cadde ve sokaklar trafiğe kapatıldı. Tören boyunca Sungur ailesine Afganistandaki Türk görev kuvvetinde hemşirelik yapan Özlem Yılmaz eşlik etti. Sungurun cenazesi memleketi Erzincanda yarın toprağa verilecek. NE MUTLU SANA ŞEHİT OLDUN Afganistanda geçirdiği trafik kazasında şehit olan Uzman Çavuş Mevlüt Baydur, memleketi Konyanın Doğanhisar ilçesine bağlı Deştiğin beldesinde düzenlenen törenle toprağa verildi. Baydurun cenazesinin bulunduğu tabuta, eşi Aysel, annesi Ayşeman ve kızı İlknur ile İzmir Hava Astsubay Meslek Yüksekokulunda öğrenci olduğu öğrenilen oğlu İsmail Baydur, sarılarak gözyaşı döktü. Anne Ayşeman Baydur, Ne mutlu sana oğlum. Şehit oldun. Nerelerdesin gelmedin kuzum diye ağıt yaktı. Namaz öncesi baygınlık geçiren Şehit Mevlüt Baydurun oğlu İsmail ile annesi, eşi ve kızına alandaki sağlık görevlileri müdahale etti. Şehit Mevlüt Baydur cenazesi, belde merkezindeki Şeyh Habib Ulu Caminde kılınan cenaze namazının ardından, belde mezarlığında toprağa verildi. Şehidin yakınları emekliliğine 4 yıl kalan Mevlüt Baydurun beldede herkes tarafından çok sevilen bir insan olduğunu, görev yaptığı Afganistanda da halk tarafından çok sevildiğini duyduklarını ifade ettiler. Evli ve iki çocuk babası olan Baydurun ailesi ve annesinin Polatlıda yaşadığı, babasının ise hayatta olmadığı öğrenildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.07.2009
GözlerBaşbuğuaradıama-FotoGözler Başbuğu aradı ama - Foto
Hasan Doğan'ın hayatı belgesel oldu
Zaman
05.07.2009
02:01
Geçirdiği kalp krizi sonucu Temmuz 2008de hayatını kaybeden Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğanın hayatı belgesele konu oldu. Yapımcılığını Yaşar Taşkın Koçun, yönetmenliğini Ece Güneşin yaptığı belgeselde, ölümünün birinci yılında 143 gün görevinin başında kalan Doğanın Futbol Federasyonu başkanlığının ardından bıraktığı izler konuşuluyor.
Zaman
Televizyon
05.07.2009
HasanDoğanınhayatıbelgeselolduHasan Doğanın hayatı belgesel oldu
Hasan Doğan'ın hayatı belgesel oldu
Zaman
05.07.2009
01:50
Geçirdiği kalp krizi sonucu Temmuz 2008de hayatını kaybeden Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğanın hayatı belgesele konu oldu. Yapımcılığını Yaşar Taşkın Koçun, yönetmenliğini Ece Güneşin yaptığı belgeselde, ölümünün birinci yılında 143 gün görevinin başında kalan Doğanın Futbol Federasyonu başkanlığının ardından bıraktığı izler konuşuluyor.
Zaman
En Çok Okunan
05.07.2009
HasanDoğanınhayatıbelgeselolduHasan Doğanın hayatı belgesel oldu
Cihan ekibine önce küfür sonra özür - Foto
Samanyolu Haber
11.06.2009
20:06
Bir grup öğrencinin Boğaziçi Köprüsünde zincirli eylem yaptığı yönünde ihbar alınması üzerine bölgeye hareket eden CİHAN ekibi, polislerin saldırısına uğradı.

Boğaziçi Köprüsünde eylem takip ederken küfürler savrulup darp edilerek gözaltına alınan CİHAN muhabiri Uğur Öztürkün parçalanan gömleği ile kelepçe takılmak istenen kameraman Muharrem Özderin kolundaki izler dikkat çekti.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN

Boğaziçi Köprüsünde zincirli eylem yapıldığı yönünde ihbar alınması üzerine bölgeye hareket eden CİHAN ekibi, polislerin saldırısına uğradı. Gazetecilere küfürler savurup darp eden biri komiser 10 polis memuru, küfürlerin yer aldığı kasete el koydu. Gözaltına alınan muhabir Uğur Öztürk ve kameraman Muharrem Özder, Köprü Koruma Şube Müdürlüğüne götürüldü. Bölgeye giden ikinci CİHAN ekibinin küçük kamerasına da el konuldu.

Yaklaşık 2 saat emniyette kalan muhabir Uğur Öztürk, polis telsizinden eylem anonsu duymaları üzerine harekete geçtiklerini belirtti. Öztürk olayı şöyle anlattı: Trafiğin tıkanması üzerine kameraman arkadaşımı bir motokuryeye bindirerek köprüye doğru gönderdim. Ben de hemen arkasından gelen başka bir motokuryeye binerek köprüye ulaştım. Olay yerine vardığımda 3-4 polisin kameraman arkadaşım Muharrem Özderden kamerayı almaya çalıştığını görünce yanlarına gittim. Yapmayın! biz görevimizi yapıyoruz dememe rağmen bu kez benim de üzerime birkaç polis gelerek beni de gözaltına almaya çalıştı. Bu sırada kameraman arkadaşımıza kollarını tutan iki polis kelepçe takmaya çalıştı. Kelepçe takmaktan vazgeçen polisler kamerayı zorla alarak bize polis otomobiline bindirdiler. Olaylar sırasında ağıza alınmayacak küfürler savurdular. Köprü Koruma Şube Müdürlüğüne getirdiler. Burada ısrarla kameramızı istedik. Bir süre sonra eylemcilerle beraber kameramızı da müdürlüğe getirdiler. Bizi de eylemcilerle aynı odada tuttular. Kimliklerimizi alıp hakkımızda işlem yaptılar. Daha sonra gözaltına alınmadığımızı, Trafik Kanununa işlem yapıldığını söylediler. Kamerayı teslim etmelerine rağmen kaseti vermediler.

Olay yerine gelen ikinci CİHAN ekibinin küçük kamerasına da el konulduğunu söyleyen Uğur Öztürk, Arkadaşımız Ersanın da kasetinin olmadığını gördük. Köprü Koruma Şube Müdürü Bülent Kurt, bizimle makam odasında görüştü. Arkadaşları adına özür dilediğini söyledi. Kasetlerin bulunacağı sözünü verdi. Ancak 2 saat beklememize rağmen kasetler bize verilmedi. şeklinde konuştu.

Öte yandan, olayı öğrenen çok sayıda basın mensubu, Köprü Koruma Şube Müdürlüğüne gelerek meslektaşlarına destek verdiler.

CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.06.2009
Cihanekibineönceküfürsonraözür-FotoCihan ekibine önce küfür sonra özür - Foto
CİHAN ekibine önce küfür sonra özür !
Samanyolu Haber
11.06.2009
16:08
Boğaziçi Köprüsünde eylem takip ederken küfürler savrulup darp edilerek gözaltına alınan Cihan Haber Ajansı (CİHAN) ekibinin kameraları teslim edildi.

Köprü Koruma Şube Müdürünün özür dilediği CİHAN ekibinin el konulan iki kaseti ise hala verilmedi. CİHAN muhabiri Uğur Öztürkün parçalanan gömleği ile kelepçe takılmak istenen kameraman Muharrem Özderin kolundaki izler dikkat çekti.

Bir grup öğrencinin Boğaziçi Köprüsünde zincirli eylem yaptığı yönünde ihbar alınması üzerine bölgeye hareket eden CİHAN ekibi, polislerin saldırısına uğradı. Gazetecilere küfürler savurup darp eden biri komiser 10 polis memuru, küfürlerin yer aldığı kasete el koydu. Gözaltına alınan muhabir Uğur Öztürk ve kameraman Muharrem Özder, Köprü Koruma Şube Müdürlüğüne götürüldü. Bölgeye giden ikinci CİHAN ekibinin küçük kamerasına da el konuldu.

Yaklaşık 2 saat emniyette kalan muhabir Uğur Öztürk, polis telsizinden eylem anonsu duymaları üzerine harekete geçtiklerini belirtti. Öztürk olayı şöyle anlattı: Trafiğin tıkanması üzerine kameraman arkadaşımı bir motokuryeye bindirerek köprüye doğru gönderdim. Ben de hemen arkasından gelen başka bir motokuryeye binerek köprüye ulaştım. Olay yerine vardığımda 3-4 polisin kameraman arkadaşım Muharrem Özderden kamerayı almaya çalıştığını görünce yanlarına gittim. Yapmayın! biz görevimizi yapıyoruz dememe rağmen bu kez benim de üzerime birkaç polis gelerek beni de gözaltına almaya çalıştı. Bu sırada kameraman arkadaşımıza kollarını tutan iki polis kelepçe takmaya çalıştı. Kelepçe takmaktan vazgeçen polisler kamerayı zorla alarak bize polis otomobiline bindirdiler. Olaylar sırasında ağıza alınmayacak küfürler savurdular. Köprü Koruma Şube Müdürlüğüne getirdiler. Burada ısrarla kameramızı istedik. Bir süre sonra eylemcilerle beraber kameramızı da müdürlüğe getirdiler. Bizi de eylemcilerle aynı odada tuttular. Kimliklerimizi alıp hakkımızda işlem yaptılar. Daha sonra gözaltına alınmadığımızı, Trafik Kanununa işlem yapıldığını söylediler. Kamerayı teslim etmelerine rağmen kaseti vermediler.

Olay yerine gelen ikinci CİHAN ekibinin küçük kamerasına da el konulduğunu söyleyen Uğur Öztürk, Arkadaşımız Ersanın da kasetinin olmadığını gördük. Köprü Koruma Şube Müdürü Bülent Kurt, bizimle makam odasında görüştü. Arkadaşları adına özür dilediğini söyledi. Kasetlerin bulunacağı sözünü verdi. Ancak 2 saat beklememize rağmen kasetler bize verilmedi. şeklinde konuştu.

Öte yandan, olayı öğrenen çok sayıda basın mensubu, Köprü Koruma Şube Müdürlüğüne gelerek meslektaşlarına destek verdiler.

CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.06.2009
CİHANekibineönceküfürsonraözürCİHAN ekibine önce küfür sonra özür
Haydi, bedava müze gezmeye!
Samanyolu Haber
15.05.2009
13:56
En son ne zaman müzeye gittiğinizi hatırlıyor musunuz?

İstanbulda yaşayıp da Topkapı Müzesinden, Konyada yaşayıp da Mevlânâ Müzesinden haberdar olmayanlardan mısınız siz de? Dünya Müzeler Günü olan 18 Mayısta müzelere giriş ücretsiz. Bunu fırsat bilip pazartesi günü bulunduğunuz şehirdeki müzelerde tarihe doğru bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

İstanbulda yaşadığı halde Topkapı Sarayını görmeyen, Konyada Mevlânâ Müzesinden, Uşakta Karun Hazinelerinden, Gaziantepte Zeugmadan haberdar olmayan milyonlarca insan var. Müze gezmeyi sevmiyoruz maalesef. Üzerinde yaşadığımız topraklar birçok medeniyete evsahipliği yapmış. Bu uygarlıklardan kalan izler, paha biçilmez eserler müzelerimizde sergileniyor. Zamanım yok, girişler pahalı gibi bahanelerle müzelere ilgisiz kalıyoruz. 18 Mayıs Pazartesi Dünya Müzeler Günü olarak kutlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müzeler ve ören yerleri o gün ziyaretçilere kapısını ücretsiz açacak. Müzeciliğin daha iyi anlaşılabilmesi ve geniş halk kitlelerine en iyi biçimde anlatılarak tanıtılması amacıyla UNESCO tarafından 18 Mayıs günü, tüm dünyada Müzeler Günü olarak kutlanıyor. Ülkemizde ise aynı amaçla her yılın 18-24 Mayıs tarihleri arasında tüm müze müdürlükleri Müzeler Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor. Hafta boyunca tüm müzelerde slayt gösterileri, sergiler, konferanslar, paneller ve rehberli geziler düzenlenecek.

***

Müzeler gece de açık

Bu yıl dördüncüsü düzenlenenMüzeler Gecesi etkinliği kapsamında 18 Mayıs 2009 akşamı, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Antalya Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Ayasofya Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İzmir Arkeoloji Müzesi, Efes Müzesi, Konya Mevlâna Müzesi, Çorum Müzesi, Sinop Müzesi ve Muğla Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ve Topkapı Sarayı saat 23.30a kadar açık tutulacak. Ziyaretçiler etkinlikleri ücretsiz olarak takip edebilecek.

***

Gel, ne olursan ol gel

Mevlânanın Gel, gel, ne olursanol, gel!/İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel! Bizim dergâhımızümitsizlik dergâhı değildir çağrısı her yıl bir milyondan fazla kişiyi Konyaya çekiyor. Mevlâna Müzesi Türkiyenin en çok ziyaret edilen iki müzesinden biri. (Diğeri Topkapı Sarayı) Müzede, Mevlânâ, ailesi ve postnişinlerin (Mevlevî dedesi, şeyhi) mezarlarının yanı sıra Mevlânanın el yazması kitapları, Mevlevî kıyafetleri ve müzik aletleri gibi tarihî materyaller bulunuyor. Dünya Müzeler Günü kapsamında müze 18 Mayıs günü kapılarını ücretsiz ziyarete açıyor. Tel: 0332 351 12 15

***

Dünya tarihine yön veren saray

Topkapı Sarayı, yaklaşık 400 yıl boyunca dünya tarihine yön veren bir devletin üç kıtayı yönettiği mekân... Saray, sergileneni ve sergilenmeyeni ile on binlerce belge ve pahabiçilmez esere de ev sahipliği yapıyor. Ülkemizin en fazla ziyaretçi alan müzesi Topkapı Sarayı, yılda iki milyondan fazla yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Yolu İstanbula düşen herkesin vazgeçilmez duraklarından biri olan sarayı gezmek için Dünya Müzeler Günü önemli bir fırsat. Mukaddes Emanetler sarayın en çok ilgi gören bölümlerinden. Ziyarete gitmeden önce Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı İlber Ortaylının Mekanlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı veyaOsmanlı Sarayında Hayat kitaplarına göz atabilirsiniz. Saray salı günleri ziyarete kapalı. 0212 5120480

***

Anadolu bu müzede

Ankaradaki Anadolu Medeniyetleri Müzesi kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alıyor. Müzede, Anadolu arkeolojik eserleri Paleolitik çağdan başlayarak günümüze kadar, kronolojik bir sırayla sergileniyor. Cumhuriyet ilan edilmeden önce Ankara Hükümetinin kurduğu yeni Türk devletinin ilk müzesi olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 1997 yılında Avrupada yılın müzesi olmak gibi önemli bir başarıya imza atmış. 1921 yılında kurulan müze, 1968 yılında son şeklini almış. Bugün idarî bina olarak kullanılan Kurşunlu Handa araştırmacı odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iş atölyeleri yer almakta. Mahmut Paşa Bedesteni ise teşhir salonu olarak kullanılıyor. 0312 324 31 60

***

Uşakta Kârun Hazinelerini görün

Karun Hazineleri 1996dan beri Uşak Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Yer sıkıntısından dolayı onlarca eserin üst üste istiflendiği müzede, 35 bin 573 tarihî eser var. Eserlerin yüzde 10u teşhirde. Müzede Kârun Hazinelerine ait 450 adet eserden 300ü ziyarete açık. Çoğunluğu M.Ö. 7. yüzyılda kullanılan, yüzlerce altın sikkeden oluşan Kârun Hazineleri, parayı icat eden Lidyalılara ait. En değerli parçası olarak kanatlı denizatı broşu biliniyor. 0276 212 18 41

***

Avrupanın en zengin müzesi

Efes Artemis Kenti İzmirin Selçuk ilçesi sınırlarında yer alıyor. Antik Efesin ilk kuruluşu MÖ 6000 yıllarına Neolitik döneme kadar
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.05.2009
Haydibedavamüzegezmeye Haydi bedava müze gezmeye
Yahudilerden kalan izler: Kortejolar
Evrensel
10.05.2009
13:27
İzmir’ de yaşayan belgesel fotoğraf sanatçısı Birol Üzmez bugünlerde yeni tamamladığı projesi ‘Aile Evleri (Kortejo)’nin heyecanını yaşıyor
Evrensel
Toplum Yaşam
10.05.2009
YahudilerdenkalanizlerKortejolarYahudilerden kalan izler Kortejolar
Kırgınlık var mı? sorusuna cevap
Samanyolu Haber
02.05.2009
08:21
60. hükümette yapılan değişiklik kapsamında 8 bakan kabine dışında kaldı.

Bunlardan biri yaklaşık 7 yıldır Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevini yürüten Hilmi Güler. Güler, yeni Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldıza başarı diliyor.

Devlette devamlılığın esas olduğunu belirtirken asla kırgınlığının olmayacağını vurguluyor. Güler, yeni bakanlara hayırlı olsun temennisinde bulunuyor. Kabine dışı kalan bir diğer isim Kürşad Tüzmen. Revizyonun Başbakan Erdoğanın takdiri olduğunu ve herkesin buna saygı duyması gerektiğini belirtiyor. Tüzmen, şöyle devam ediyor: Yaklaşık 2 aydır bununla yatıp bununla kalkıyoruz. Türkiyenin çok önemli gündem maddeleri var. Bu değişim gayet normal. Türkiyenin, olağan gündemi arasına girmesi gerekir. Bakanlar Kurulundaki bütün arkadaşlarımız da buna saygı duyar.

Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunu Nimet Çubukçuya devredecek olan Hüseyin Çelik ise makamların gelip geçici olduğuna dikkat çekiyor. Önemli olanın kalıcı izler bırakmak olduğunu vurguluyor. Çelik, Bugün olmazsa bir yıl, olmazsa iki yıl sonra yine bırakılacak makamlar. Kimseye kaim değil. Dün biz bu görevi yürütüyorduk, bugün bir başkası yapacak. Bunlar normal şeyler. ifadelerini kullanıyor. 6 yıl boyunca eğitimde büyük işler yaptıklarını dile getiren Çelik, şunları kaydediyor: Sayın Başbakanımız hep eğitimdeki icraatlarımızın arkasında olmuştur. Bize destek vermiştir. Allah partimize ve Sayın Başbakanımıza zeval vermesin. Mecliste 360 milletvekili arasından bizi seçip bakan yapmıştı, şimdi de bir başkasını tercih etti. Bunlar son derece normal. Bugüne kadar okumaktan vazgeçmedik, ama yazmaya fırsat olmuyordu. Belki yazmaya yeniden başlarız. Milletvekili olarak da yapacağımız çok iş var.
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.05.2009
Kırgınlıkvarmı?sorusunacevapKırgınlık var mı? sorusuna cevap
Toplam "47" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti