Habergec.Com Aranan Kelimeler:kamudan Değerlendirme: 10 / 10 162122
habergec.com
22.07.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

kamudan

Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yetkileri azaltılıyor
Zaman
09.07.2014
02:07
Yargı kurumları başta olmak üzere çok sayıda kurumun yapısında önemli değişiklikler yapan hükümet, Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yapısını da değiştiriyor.Meclis’e sunulan kanun tasarısı ile hükümete ‘istişari nitelikte görüş bildirmekle görevli’ konseyin üyelerinin kanun yerine Bakanlar Kurulu’nun çıkaracağı yönetmelikle belirlenmesi öngörülüyor. Konseyin görev ve yetkileri de azaltılırken, mevcut konseyi düzenleyen kanun yürürlükten kaldırılıyor.Mevcut kanunda kamudan gelenlerin dışındaki konseyin üyeleri, ‘Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, kamu görevlileri adına en çok üyeye sahip konfederasyon, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu temsil eden üçer temsilci’ şeklinde sıralanıyor. Tasarı ise hiçbir kurumu saymadan “Kamu kurum ve kuruluşlarından 10; çalışanlardan 8; özel kesimden 12; diğer toplum kesimlerinden 12; yerel yönetimlerden 2; üniversitelerden 2 temsilci olmak üzere toplam 57 üyeden oluşur.” hükmünü getiriyor. Temsilcilerin seçilme usul ve esaslarını ise Bakanlar Kurulu’nca çıkarılacak yönetmeliğe bırakıyor. Kanun tasarısı ile Ekonomik ve Sosyal Konsey’in görev ve yetkileri de sınırlanıyor. Konseyin mevcut 7 görevi 3’e indiriliyor. Tasarı ile Konsey’in görevleri ‘Hükümet ile toplumsal kesimler arasındaki ve toplumsal kesimlerin kendi aralarındaki uzlaşma ve işbirliğini güçlendirecek çalışmalar yapmak. Hükümetin talebi üzerine, ekonomik ve sosyal yaşamı etkileyen kanun tasarıları, plan ve politika belgeleri hakkında görüş bildirmek. Türkiye-Avrupa Birliği Karma İstişari Komitesi tarafından yapılacak çalışmaları izlemek” şeklinde sıralanıyor. Mevcut kanunda yer alan Konsey’in şu görevleri ise tasarı ile kanundan çıkarılıyor: “Toplumdaki ekonomik ve sosyal birimlerin, hükümetin ekonomik ve sosyal politikalarının oluşturulmasına katılımlarını sağlamak. Oluşturduğu görüş, öneri ve raporları hükümete, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, cumhurbaşkanına ve kamuoyuna sunmak. Amaçları doğrultusunda ulusal ve uluslararası düzeyde seminer ve toplantılar düzenlemek. Ekonomik ve sosyal konularda yayınlar ve araştırmalar yapmak ve yaptırmak.”Konsey Başkanlık Divanı’nın oluşumu da yeniden düzenlenirken, üç başkan yardımcısının TOBB, TİSK, TESK, Ziraat Odaları Birliği, Türk iş, Hak-iş ve DİSK tarafından belirlenmesi kuralı değiştiriliyor. Bunun yerine 4 başkan yardımcısının, ‘kamu’, ‘çalışanlar’, ‘özel kesim’ ve ‘ diğer toplum kesimlerinden’ seçilmesi öngörülüyor. Ayrıca Konsey’in ‘üç ayda bir’ yerine, ‘yılda iki defa’ toplanması kuralı getiriliyor.Tasarının gerekçesinde ise, “Konseyin daha etkin ve fonksiyonel bir yapıya kavuşturulması, mevcut yapısının daha geniş toplum kesimlerini kapsayacak şekilde genişletilmesiyle sosyal diyalog fonksiyonunun güçlendirilmesi ve kamu ağırlığının azaltılarak Konsey’in istişari fonksiyonunun ön plana çıkartılması amaçlanmaktadır.” deniliyor. Gerekçede ayrıca, “Konseyde hükümet temsilcilerinin ağırlığının azaltılması, Konsey’in toplumu temsil kabiliyetinin güçlendirilmesi ve işlerliğinin artırılması amacıyla Konsey yapısında değişiklik yapılmaktadır. Böylece Konsey sadece işçi ve işveren kesimlerinin ağırlıklı bir şekilde temsil edildiği bir yapı olmaktan çıkartılacak, toplumun farklı kesimlerinin de temsil edildiği bir platform haline getirilecektir.” ifadeleri kullanılıyor.
Zaman
Ekonomi
09.07.2014
EkonomikveSosyalKonsey’inyetkileriazaltılıyorEkonomik ve Sosyal Konsey’in yetkileri azaltılıyor
IŞİD Bağdat'a dayandı, Irak fiilen üç parça
Zaman
20.06.2014
02:02
Musul’u ele geçirdikten sonra Bağdat’a doğru ilerleyen Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, Irak’ı geleceği öngörülemeyen bir iç savaşın eşiğine getirdi.Bağdat’a birkaç saatlik mesafede örgüt militanlarıyla Irak ordusu ve Şii gönüllü birlikleri arasındaki çatışmalar sürüyor. Binlerce sivil Bağdat’ı terk ederek güvenli gördükleri kuzeydeki Kürt bölgesine kaçıyor. Ailesiyle birlikte üç günde Bağdat’tan Erbil’e gelebilen Muhammed Süleyman, “Bağdat’ta Şiiler Sünni mahallelerden, Sünniler de Şii mahallelerden ayrılıyor. Kimse kimseden alışveriş yapmıyor. Bölünme an meselesi. Savaş Bağdat’ın kapısına dayandı.” diyor.Musul’u ele geçirmesinin ardından başkent Bağdat’a doğru ilerlemeye çalışan radikal selefi örgüt Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Irak’ı, geleceğin öngörülemediği büyük bir iç savaşın eşiğine getirdi. Bağdat’a birkaç saatlik mesafedeki yerleşim yerlerinde örgüt militanlarıyla Irak ordusu ve Şii gönüllü birlikleri arasındaki çatışmalar sürüyor. Binlerce sivil ise fırsatını bulur bulmaz can güvenliklerinden emin olmadıkları Bağdat’ı terk ederek güvenli gördükleri kuzeydeki Kürt bölgesinde soluğu alıyor. Süleyman ailesinin Bağdat’tan Erbil’e gelmesinin üstünden daha üç gün geçmiş. Ailenin reisi Muhammed Süleyman, Bağdat’ta yaklaşan felaketi gördükleri için şehirden ayrılmaya karar verdiklerini anlatıyor: “Bağdat’ta artık Şiiler Sünni mahallelerden, Sünniler de Şii mahallelerden ayrılıyor. Kimse kimseden alışveriş yapmıyor. Sünni mahallelerde de gösteriler oluyor. Maliki yönetimi her Sünni aileye bir zarar verdi. İnsanlar artık canından vazgeçti. Böyle yaşamaktansa ölelim diyorlar. Bölünme artık an meselesi. Ama Sünni bölgelerde de Kuzey Irak gibi federal bir yapı kurulsa belki çok kanlı bir savaşın önüne geçilebilir. Savaş artık Bağdat’ın kapısına dayandı.” Kendisi gibi birçok Iraklı ailenin Türkiye, Kuzey Irak ve Ürdün’deki akrabalarının yanına göç ettiğini anlatıyor. Sabahın erken saatlerinde kısa süre önce IŞİD’in eline geçen Telafer’in batısına gitmek için yola koyuluyoruz. 45 dereceyi bulan hava sıcaklığına bir de benzin kıtlığı ekleniyor. Ülkenin en büyük petrol rafinerisinin IŞİD militanlarının saldırısına uğramasının ardından ülkede benzin kıtlığı başladı. Benzin istasyonlarının önünde en az 5 kilometreyi bulunan kuyruklar. Benzinden tasarruf için kimse araç klimalarını kullanmıyor. Serinlemek için açtığımız araç camından bunaltıcı sıcak havadan başka bir şey gelmiyor. Şehirde yol boyunca Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmerge güçlerinin kontrol noktalarından geçiyoruz. Irak’ta yaşayan bütün Kürtlerde petrol ve doğalgaz zengini Kerkük’ün tek bir kurşun dahi atılmadan kazanılmasının sevinci var. Kısa süre sonra bir peşmerge karargâhına misafir oluyoruz. Bölge cephe noktasında yer aldığı için kışla içinde sürekli hareketlilik var. Birliğin komutanı peşmerge generali odasında misafir ediyor bizi. Hemen önünde televizyonda Baasçıların kanalı açık. Çatışmaları izlerken söze giriyor. Bugün yaşananların, hiçbir Iraklı için asla sürpriz olmadığını ifade ediyor: “Benim şahsi kanaatime göre Bağdat’ın da düşmesi kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü o bölgedeki Sünniler rejimden nefret ediyor. Ama orada çok kanlı bir savaşın olacağı kesin.”IŞİDİN ÇOK CİDDİ HALK DESTEĞİ VARMusul’da yaşananların arkasında IŞİD’in öne çıktığını ancak asıl gücün Baasçılar olduğunu anlatan general, “Eğer Baasçılar, IŞİD’e karşı çıksaydı. IŞİD başarılı olamazdı. Musul ve Tikrit’e atanan valiler Saddam Hüseyin döneminin Baasçı komutanları. Dikkat ederseniz Tikrit ve Musul’da ciddi bir kriz yaşanmadı. Çünkü Baasçıların devlet yönetme ve savaş tecrübesi var.” Komutana göre Irak artık bir daha asla tek bir devlet olarak kalamayacak noktaya geliyor. Musul halkının ‘Bizi Şiiler yöneteceğine İsrail yönetsin daha iyi.’ dediğini anlatıyor. “Bu insanların arkasında onlarca milletvekili, en az 7 milyon insanın olduğu halk desteği var. Maliki ordusu Musul’a gelene kadar 400 kilometrelik bir yol var ve Samarra ve Tikrit gibi Sünni ağırlıklı kasabalardan geçmek zorunda, bu da mümkün değil. Çünkü çok ciddi bir halk destekleri var. Maliki döneminde birçok Sünni, terör gerekçesiyle işlerinden edildi, kamudan dışlandı, mallarına el konuldu. Ve birçoğu da idam edildi. Bugün yaşananlar bunların sonucu.” Peşmerge generali, uzun sohbetin ardından askeri araç verip peşmerge güçlerini çekmek için izin veriyor. Yol boyu birçok noktada peşmerge güçleri yer alıyor. Maliki ordusunun kaçarken bıraktığı askeri araçlardan Irak bayrağı ve ordu armaları silinmiş. Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin armaları eklenmiş. Telafer’e gitme isteğimize birkaç sa
Zaman
En Çok Okunan
20.06.2014
IŞİDBağdatadayandıIrakfiilenüçparçaIŞİD Bağdata dayandı Irak fiilen üç parça
IŞİD Bağdat'a dayandı, Irak fiilen üç parça
Zaman
20.06.2014
02:02
Musul’u ele geçirdikten sonra Bağdat’a doğru ilerleyen Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, Irak’ı geleceği öngörülemeyen bir iç savaşın eşiğine getirdi.Bağdat’a birkaç saatlik mesafede örgüt militanlarıyla Irak ordusu ve Şii gönüllü birlikleri arasındaki çatışmalar sürüyor. Binlerce sivil Bağdat’ı terk ederek güvenli gördükleri kuzeydeki Kürt bölgesine kaçıyor. Ailesiyle birlikte üç günde Bağdat’tan Erbil’e gelebilen Muhammed Süleyman, “Bağdat’ta Şiiler Sünni mahallelerden, Sünniler de Şii mahallelerden ayrılıyor. Kimse kimseden alışveriş yapmıyor. Bölünme an meselesi. Savaş Bağdat’ın kapısına dayandı.” diyor.Musul’u ele geçirmesinin ardından başkent Bağdat’a doğru ilerlemeye çalışan radikal selefi örgüt Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Irak’ı, geleceğin öngörülemediği büyük bir iç savaşın eşiğine getirdi. Bağdat’a birkaç saatlik mesafedeki yerleşim yerlerinde örgüt militanlarıyla Irak ordusu ve Şii gönüllü birlikleri arasındaki çatışmalar sürüyor. Binlerce sivil ise fırsatını bulur bulmaz can güvenliklerinden emin olmadıkları Bağdat’ı terk ederek güvenli gördükleri kuzeydeki Kürt bölgesinde soluğu alıyor. Süleyman ailesinin Bağdat’tan Erbil’e gelmesinin üstünden daha üç gün geçmiş. Ailenin reisi Muhammed Süleyman, Bağdat’ta yaklaşan felaketi gördükleri için şehirden ayrılmaya karar verdiklerini anlatıyor: “Bağdat’ta artık Şiiler Sünni mahallelerden, Sünniler de Şii mahallelerden ayrılıyor. Kimse kimseden alışveriş yapmıyor. Sünni mahallelerde de gösteriler oluyor. Maliki yönetimi her Sünni aileye bir zarar verdi. İnsanlar artık canından vazgeçti. Böyle yaşamaktansa ölelim diyorlar. Bölünme artık an meselesi. Ama Sünni bölgelerde de Kuzey Irak gibi federal bir yapı kurulsa belki çok kanlı bir savaşın önüne geçilebilir. Savaş artık Bağdat’ın kapısına dayandı.” Kendisi gibi birçok Iraklı ailenin Türkiye, Kuzey Irak ve Ürdün’deki akrabalarının yanına göç ettiğini anlatıyor. Sabahın erken saatlerinde kısa süre önce IŞİD’in eline geçen Telafer’in batısına gitmek için yola koyuluyoruz. 45 dereceyi bulan hava sıcaklığına bir de benzin kıtlığı ekleniyor. Ülkenin en büyük petrol rafinerisinin IŞİD militanlarının saldırısına uğramasının ardından ülkede benzin kıtlığı başladı. Benzin istasyonlarının önünde en az 5 kilometreyi bulunan kuyruklar. Benzinden tasarruf için kimse araç klimalarını kullanmıyor. Serinlemek için açtığımız araç camından bunaltıcı sıcak havadan başka bir şey gelmiyor. Şehirde yol boyunca Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmerge güçlerinin kontrol noktalarından geçiyoruz. Irak’ta yaşayan bütün Kürtlerde petrol ve doğalgaz zengini Kerkük’ün tek bir kurşun dahi atılmadan kazanılmasının sevinci var. Kısa süre sonra bir peşmerge karargâhına misafir oluyoruz. Bölge cephe noktasında yer aldığı için kışla içinde sürekli hareketlilik var. Birliğin komutanı peşmerge generali odasında misafir ediyor bizi. Hemen önünde televizyonda Baasçıların kanalı açık. Çatışmaları izlerken söze giriyor. Bugün yaşananların, hiçbir Iraklı için asla sürpriz olmadığını ifade ediyor: “Benim şahsi kanaatime göre Bağdat’ın da düşmesi kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü o bölgedeki Sünniler rejimden nefret ediyor. Ama orada çok kanlı bir savaşın olacağı kesin.”IŞİDİN ÇOK CİDDİ HALK DESTEĞİ VARMusul’da yaşananların arkasında IŞİD’in öne çıktığını ancak asıl gücün Baasçılar olduğunu anlatan general, “Eğer Baasçılar, IŞİD’e karşı çıksaydı. IŞİD başarılı olamazdı. Musul ve Tikrit’e atanan valiler Saddam Hüseyin döneminin Baasçı komutanları. Dikkat ederseniz Tikrit ve Musul’da ciddi bir kriz yaşanmadı. Çünkü Baasçıların devlet yönetme ve savaş tecrübesi var.” Komutana göre Irak artık bir daha asla tek bir devlet olarak kalamayacak noktaya geliyor. Musul halkının ‘Bizi Şiiler yöneteceğine İsrail yönetsin daha iyi.’ dediğini anlatıyor. “Bu insanların arkasında onlarca milletvekili, en az 7 milyon insanın olduğu halk desteği var. Maliki ordusu Musul’a gelene kadar 400 kilometrelik bir yol var ve Samarra ve Tikrit gibi Sünni ağırlıklı kasabalardan geçmek zorunda, bu da mümkün değil. Çünkü çok ciddi bir halk destekleri var. Maliki döneminde birçok Sünni, terör gerekçesiyle işlerinden edildi, kamudan dışlandı, mallarına el konuldu. Ve birçoğu da idam edildi. Bugün yaşananlar bunların sonucu.” Peşmerge generali, uzun sohbetin ardından askeri araç verip peşmerge güçlerini çekmek için izin veriyor. Yol boyu birçok noktada peşmerge güçleri yer alıyor. Maliki ordusunun kaçarken bıraktığı askeri araçlardan Irak bayrağı ve ordu armaları silinmiş. Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin armaları eklenmiş. Telafer’e gitme isteğimize birkaç sa
Zaman
Dünya
20.06.2014
IŞİDBağdatadayandıIrakfiilenüçparçaIŞİD Bağdata dayandı Irak fiilen üç parça
IŞİD Bağdat'a dayandı, Irak fiilen üç parça
Zaman
20.06.2014
02:02
Musul’u ele geçirdikten sonra Bağdat’a doğru ilerleyen Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, Irak’ı geleceği öngörülemeyen bir iç savaşın eşiğine getirdi.Bağdat’a birkaç saatlik mesafede örgüt militanlarıyla Irak ordusu ve Şii gönüllü birlikleri arasındaki çatışmalar sürüyor. Binlerce sivil Bağdat’ı terk ederek güvenli gördükleri kuzeydeki Kürt bölgesine kaçıyor. Ailesiyle birlikte üç günde Bağdat’tan Erbil’e gelebilen Muhammed Süleyman, “Bağdat’ta Şiiler Sünni mahallelerden, Sünniler de Şii mahallelerden ayrılıyor. Kimse kimseden alışveriş yapmıyor. Bölünme an meselesi. Savaş Bağdat’ın kapısına dayandı.” diyor.Musul’u ele geçirmesinin ardından başkent Bağdat’a doğru ilerlemeye çalışan radikal selefi örgüt Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Irak’ı, geleceğin öngörülemediği büyük bir iç savaşın eşiğine getirdi. Bağdat’a birkaç saatlik mesafedeki yerleşim yerlerinde örgüt militanlarıyla Irak ordusu ve Şii gönüllü birlikleri arasındaki çatışmalar sürüyor. Binlerce sivil ise fırsatını bulur bulmaz can güvenliklerinden emin olmadıkları Bağdat’ı terk ederek güvenli gördükleri kuzeydeki Kürt bölgesinde soluğu alıyor. Süleyman ailesinin Bağdat’tan Erbil’e gelmesinin üstünden daha üç gün geçmiş. Ailenin reisi Muhammed Süleyman, Bağdat’ta yaklaşan felaketi gördükleri için şehirden ayrılmaya karar verdiklerini anlatıyor: “Bağdat’ta artık Şiiler Sünni mahallelerden, Sünniler de Şii mahallelerden ayrılıyor. Kimse kimseden alışveriş yapmıyor. Sünni mahallelerde de gösteriler oluyor. Maliki yönetimi her Sünni aileye bir zarar verdi. İnsanlar artık canından vazgeçti. Böyle yaşamaktansa ölelim diyorlar. Bölünme artık an meselesi. Ama Sünni bölgelerde de Kuzey Irak gibi federal bir yapı kurulsa belki çok kanlı bir savaşın önüne geçilebilir. Savaş artık Bağdat’ın kapısına dayandı.” Kendisi gibi birçok Iraklı ailenin Türkiye, Kuzey Irak ve Ürdün’deki akrabalarının yanına göç ettiğini anlatıyor. Sabahın erken saatlerinde kısa süre önce IŞİD’in eline geçen Telafer’in batısına gitmek için yola koyuluyoruz. 45 dereceyi bulan hava sıcaklığına bir de benzin kıtlığı ekleniyor. Ülkenin en büyük petrol rafinerisinin IŞİD militanlarının saldırısına uğramasının ardından ülkede benzin kıtlığı başladı. Benzin istasyonlarının önünde en az 5 kilometreyi bulunan kuyruklar. Benzinden tasarruf için kimse araç klimalarını kullanmıyor. Serinlemek için açtığımız araç camından bunaltıcı sıcak havadan başka bir şey gelmiyor. Şehirde yol boyunca Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmerge güçlerinin kontrol noktalarından geçiyoruz. Irak’ta yaşayan bütün Kürtlerde petrol ve doğalgaz zengini Kerkük’ün tek bir kurşun dahi atılmadan kazanılmasının sevinci var. Kısa süre sonra bir peşmerge karargâhına misafir oluyoruz. Bölge cephe noktasında yer aldığı için kışla içinde sürekli hareketlilik var. Birliğin komutanı peşmerge generali odasında misafir ediyor bizi. Hemen önünde televizyonda Baasçıların kanalı açık. Çatışmaları izlerken söze giriyor. Bugün yaşananların, hiçbir Iraklı için asla sürpriz olmadığını ifade ediyor: “Benim şahsi kanaatime göre Bağdat’ın da düşmesi kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü o bölgedeki Sünniler rejimden nefret ediyor. Ama orada çok kanlı bir savaşın olacağı kesin.”IŞİDİN ÇOK CİDDİ HALK DESTEĞİ VARMusul’da yaşananların arkasında IŞİD’in öne çıktığını ancak asıl gücün Baasçılar olduğunu anlatan general, “Eğer Baasçılar, IŞİD’e karşı çıksaydı. IŞİD başarılı olamazdı. Musul ve Tikrit’e atanan valiler Saddam Hüseyin döneminin Baasçı komutanları. Dikkat ederseniz Tikrit ve Musul’da ciddi bir kriz yaşanmadı. Çünkü Baasçıların devlet yönetme ve savaş tecrübesi var.” Komutana göre Irak artık bir daha asla tek bir devlet olarak kalamayacak noktaya geliyor. Musul halkının ‘Bizi Şiiler yöneteceğine İsrail yönetsin daha iyi.’ dediğini anlatıyor. “Bu insanların arkasında onlarca milletvekili, en az 7 milyon insanın olduğu halk desteği var. Maliki ordusu Musul’a gelene kadar 400 kilometrelik bir yol var ve Samarra ve Tikrit gibi Sünni ağırlıklı kasabalardan geçmek zorunda, bu da mümkün değil. Çünkü çok ciddi bir halk destekleri var. Maliki döneminde birçok Sünni, terör gerekçesiyle işlerinden edildi, kamudan dışlandı, mallarına el konuldu. Ve birçoğu da idam edildi. Bugün yaşananlar bunların sonucu.” Peşmerge generali, uzun sohbetin ardından askeri araç verip peşmerge güçlerini çekmek için izin veriyor. Yol boyu birçok noktada peşmerge güçleri yer alıyor. Maliki ordusunun kaçarken bıraktığı askeri araçlardan Irak bayrağı ve ordu armaları silinmiş. Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin armaları eklenmiş. Telafer’e gitme isteğimize birkaç sa
Zaman
Ana Sayfa
20.06.2014
IŞİDBağdatadayandıIrakfiilenüçparçaIŞİD Bağdata dayandı Irak fiilen üç parça
Eski müsteşar Metro'ya CEO oldu
Zaman
29.05.2014
16:45
Başbakanlık eski Müsteşar Yardımcısı Abdülkerim Emek, Metro Holdinge CEO olarak atandı. Metro Holdingin yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini de getirilen Emek, SPK Başkan Vekilliği ve İMKB Yönetim Kurulu üyeliği de yapmıştı.Metro Holding, hükümetin ortaya koyduğu 2023 vizyonuna yönelik çalışmalarına hız verirken, bu yolda çok önemli bir adım atarak eski Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı ve SPK Başkan vekili Abdülkerim Emeki, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine getirdi. Emek aynı zamanda Metro Holdingin CEOluğunu da yürütecek. İştirakleri arasında Türkiyenin en büyük otobüs firması olan Metro Turizmi de barındıran Metro Holding önemli atamayı bugün yaptı. Ulaştırma sektöründe Metro Turizmin yanı sıra Gıda, Tesis işletmeciliği, Turizm, Enerji ve Kargo taşımacılığı gibi gelişmekte olan piyasalarda faaliyet gösteren 14 şirketle ticari faaliyetlerini sürdüren Metro Holding, Emekin atamasıyla hükümetin Türkiye için ortaya koyduğu 2023 hedeflerine ulaşmasında pay sahibi olmayı hedefliyor. -EMEK KİMDİR?- 1966 yılında Erzurumda doğan ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Abdülkerim Emek, Hull Universitesinde İşletme alanında yüksek lisans yaptı. Marmara Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsünde doktora eğitimini tez aşamasında sürdüren Emek, Sermaye Piyasasına yön veren önemli isimler arasında yer alırken, yeni SPK kanunun hazırlanmasında sağladığı katkılarla da tanınıyor. İş yaşamına 1987 yılında Sermaye Piyasası Kurulunda uzman yardımcısı olarak başlayan Emek, Sermaye Piyasası Kurulundaki görevini, kurul ikinci başkanı olarak tamamladı. SPKdaki görevini bitirdikten sonra Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı görevinde bulunan Emek, İMKBnin yeniden yapılandırılmasında, kamudan atanan 3 yönetim kurulu üyesinden biri olmuştu.(ANKA)
Zaman
Son Dakika
29.05.2014
EskimüsteşarMetroyaCEOolduEski müsteşar Metroya CEO oldu
Eski müsteşar Metro'ya CEO oldu
Zaman
29.05.2014
16:45
Başbakanlık eski Müsteşar Yardımcısı Abdülkerim Emek, Metro Holdinge CEO olarak atandı. Metro Holdingin yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini de getirilen Emek, SPK Başkan Vekilliği ve İMKB Yönetim Kurulu üyeliği de yapmıştı.Metro Holding, hükümetin ortaya koyduğu 2023 vizyonuna yönelik çalışmalarına hız verirken, bu yolda çok önemli bir adım atarak eski Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı ve SPK Başkan vekili Abdülkerim Emeki, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine getirdi. Emek aynı zamanda Metro Holdingin CEOluğunu da yürütecek. İştirakleri arasında Türkiyenin en büyük otobüs firması olan Metro Turizmi de barındıran Metro Holding önemli atamayı bugün yaptı. Ulaştırma sektöründe Metro Turizmin yanı sıra Gıda, Tesis işletmeciliği, Turizm, Enerji ve Kargo taşımacılığı gibi gelişmekte olan piyasalarda faaliyet gösteren 14 şirketle ticari faaliyetlerini sürdüren Metro Holding, Emekin atamasıyla hükümetin Türkiye için ortaya koyduğu 2023 hedeflerine ulaşmasında pay sahibi olmayı hedefliyor. -EMEK KİMDİR?- 1966 yılında Erzurumda doğan ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Abdülkerim Emek, Hull Universitesinde İşletme alanında yüksek lisans yaptı. Marmara Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsünde doktora eğitimini tez aşamasında sürdüren Emek, Sermaye Piyasasına yön veren önemli isimler arasında yer alırken, yeni SPK kanunun hazırlanmasında sağladığı katkılarla da tanınıyor. İş yaşamına 1987 yılında Sermaye Piyasası Kurulunda uzman yardımcısı olarak başlayan Emek, Sermaye Piyasası Kurulundaki görevini, kurul ikinci başkanı olarak tamamladı. SPKdaki görevini bitirdikten sonra Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı görevinde bulunan Emek, İMKBnin yeniden yapılandırılmasında, kamudan atanan 3 yönetim kurulu üyesinden biri olmuştu.(ANKA)
Zaman
Ana Sayfa
29.05.2014
EskimüsteşarMetroyaCEOolduEski müsteşar Metroya CEO oldu
Soma Madencilik devletin taşeronu
Zaman
20.05.2014
02:20
Soma’daki maden felaketinin ardından gözler Soma AŞ’nin sahibi Alp Gürkan ile hükümet arasında bulunan karmaşık ilişkilere çevrildi. Şirket, son dokuz yılda devletten toplamda 70 milyar dolarlık maden sahalarını ihalesiz bir şekilde alırken geçen yıl sadece 758 bin TL?vergi ödedi.- Soma’da 301 maden işçisinin hayatına mal olan felaketin 6. gününde olaya ilişkin başlatılan ilk soruşturma kapsamında aralarında Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın oğlu Can Gürkan’ın da olduğu 25 zanlı mahkemeye sevk edildi. Şüphelilerden 5’i tutuklandı. Soruşturma kapsamında en çok merak edilen konuyu ise maden şirketi Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan ve hükümet arasındaki karmaşık ilişkiler oluşturuyor. Felaketin ilk günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Soma ziyaretinde karşılama heyetinde hazır bulunan şirket sahibi Alp Gürkan’ın son 10 yıla yansıyan grift ilişkileri kaza üzerindeki şüpheleri, devlet kurumlarının sorumluluklarının görmezden gelineceği endişelerini artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız daha önce ziyaret etmiş olduğu söz konusu madendeki teknolojiyi övmüş, üretimin bu şekilde artırılacağını belirtmişti. Yaşanan facianın ardından hedef tahtasına şirket ve sahibi Gürkan’ın tek başına oturtulması operasyonu bir hükümeti aklama girişimi olarak yorumlandı. Ancak maden işletmesinin özelleştirilmeyle birlikte de sorumlu olarak gösterilmesinden sonra şirketin aslında devletin taşeronluğunu yapan bir maden işletmesi olduğu ortaya çıktı. Maden ocağı şirketinin sahibi Alp Gürkan 2003 yılında AKP tarafından yasalaştırılan ‘hizmet alımı’ yöntemiyle bu madenin işletmesini aldı. Bu yöntem dolayısıyla maden ocağı ruhsatının kamuda kaldığı ve bundan dolayı da yaşanan facianın devleti ve hükümeti de doğrudan sorumlu kıldığı belirtiliyor. Şirketin son dokuz yılda devletten toplamda 70 milyar dolarlık maden sahalarını ihalesiz bir şekilde almış olması da konuşulan hususlar arasında. Soma Grubu’nun patronu Alp Gürkan, “çok değil yüzde 10-12 kâr marjıyla” çalıştırdığını söylediği madenlerinde son 9 yıldır ‘altın’ devrini yaşadığı ortaya çıktı. Gürkan, Türkiye Kömür İşletmeleri’nden 9 yılda ihalesiz devirlerle yaklaşık 70 milyar lira bedelli maden sahası aldığı ileri sürüldü. Buna karşın Soma Holding’in vergi karnesi ise oldukça zayıf çıktı. Gürkan’ın patronu olduğu holding geçen yıl sadece 758 bin TL?vergi ödemiş. 2012 yılında 300 milyon liralık ciro yapan, son sekiz yılda 70 milyar liralık kamudan iş alan Soma Holding, 2013 yılı için 758 bin liralık Kurumlar Vergisi beyanında bulundu. Holding, KDV konusunda ise alacaklı çıktı. Yani, yaklaşık 6 bin çalışanı bulunan holdingin ödediği vergi, şirketin Maslak’ta inşa ettiği Spine Tower isimli gökdelen tarzı binada sattığı bir dairenin yarı parası bile etmiyor. Soma Holding halen 6’sı maden, 1’i inşaat olmak üzere 7 şirketi bünyesinde barındırıyor. Holding, Ciner Grubu’nun ardından Türkiye’nin en büyük ikinci büyük maden üreticisi. Soruşturma kapsamında şüphelere yol açan hükümet ve maden işletmesi arasındaki ilişkiler ağına ilişkin iddialar arasında şirketin son dokuz yılda devletten toplamda 70 milyar dolarlık maden sahalarını ihalesiz bir şekilde almış olması, madeninin idari işler müdürünün AKP Belediye Meclis üyesi olması ve işçilerden iktidar partisi için oy istenmesinin yanı sıra şirketin TÜRGEV’e bağış yapıp yapmadığı bulunuyor.Madenin asıl sahibi devlet, Soma taşeronSoma’da 301 işçinin ölümüne neden olan maden ocağının ruhsat sahibi, halen Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ). Bugüne kadar madenin sahibi olarak görünen Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan, madeni özelleştirmeden aldı ve sadece TKİ’nin taşeronu olarak ocağı işletmeye başladı. Maden ve arazisinde şirketin hiçbir mülkiyet ve sahiplik hakkı yok. Gürkan’a maden ocağını satın alma veya kiralama zorunluluğu olmadan devretme olanağı ise 2003’te AKP tarafından yasalaştırılan ‘hizmet alımı’ yöntemi sayesinde gerçekleştirildi.AKP meclisi üyesi şirketin üst düzey yöneticisiSoma Kömür İşletmeleri AŞ’nin yöneticisi bir ismin eşinin AKP Soma Belediye Meclis üyesi olması da çok tartışmalı bir husus. Şirketin Genel Müdürü Ramazan Doğru’nun eşi Melike Doğru ile ilgili iddia bununla sınırlı değil. Melike Doğru, aynı zamanda idari işler müdürü. Doğru’nun yönlendirmeleriyle şirkette çalışan işçilere çalışanlardan AK Parti’ye oy vermeleri istenirken, AK Parti kazanırsa Türkiye Kömür İşletmeleri’nden yeni saha ruhsatları alınacağı söylenmiş.AK Parti’ye oy verirsek ruhsat alırızSoma Kömür İşletmeleri’nin iktidarla olan ilişkisinde çarpıcı bir başka nokta da AK Parti’ye oy vermeleri istenirken işçilere söylenen bir söz. Madenden
Zaman
Ekonomi
20.05.2014
SomaMadencilikdevletintaşeronuSoma Madencilik devletin taşeronu
Soma Madencilik devletin taşeronu
Zaman
20.05.2014
02:20
Soma’daki maden felaketinin ardından gözler Soma AŞ’nin sahibi Alp Gürkan ile hükümet arasında bulunan karmaşık ilişkilere çevrildi. Şirket, son dokuz yılda devletten toplamda 70 milyar dolarlık maden sahalarını ihalesiz bir şekilde alırken geçen yıl sadece 758 bin TL?vergi ödedi.- Soma’da 301 maden işçisinin hayatına mal olan felaketin 6. gününde olaya ilişkin başlatılan ilk soruşturma kapsamında aralarında Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın oğlu Can Gürkan’ın da olduğu 25 zanlı mahkemeye sevk edildi. Şüphelilerden 5’i tutuklandı. Soruşturma kapsamında en çok merak edilen konuyu ise maden şirketi Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan ve hükümet arasındaki karmaşık ilişkiler oluşturuyor. Felaketin ilk günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Soma ziyaretinde karşılama heyetinde hazır bulunan şirket sahibi Alp Gürkan’ın son 10 yıla yansıyan grift ilişkileri kaza üzerindeki şüpheleri, devlet kurumlarının sorumluluklarının görmezden gelineceği endişelerini artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız daha önce ziyaret etmiş olduğu söz konusu madendeki teknolojiyi övmüş, üretimin bu şekilde artırılacağını belirtmişti. Yaşanan facianın ardından hedef tahtasına şirket ve sahibi Gürkan’ın tek başına oturtulması operasyonu bir hükümeti aklama girişimi olarak yorumlandı. Ancak maden işletmesinin özelleştirilmeyle birlikte de sorumlu olarak gösterilmesinden sonra şirketin aslında devletin taşeronluğunu yapan bir maden işletmesi olduğu ortaya çıktı. Maden ocağı şirketinin sahibi Alp Gürkan 2003 yılında AKP tarafından yasalaştırılan ‘hizmet alımı’ yöntemiyle bu madenin işletmesini aldı. Bu yöntem dolayısıyla maden ocağı ruhsatının kamuda kaldığı ve bundan dolayı da yaşanan facianın devleti ve hükümeti de doğrudan sorumlu kıldığı belirtiliyor. Şirketin son dokuz yılda devletten toplamda 70 milyar dolarlık maden sahalarını ihalesiz bir şekilde almış olması da konuşulan hususlar arasında. Soma Grubu’nun patronu Alp Gürkan, “çok değil yüzde 10-12 kâr marjıyla” çalıştırdığını söylediği madenlerinde son 9 yıldır ‘altın’ devrini yaşadığı ortaya çıktı. Gürkan, Türkiye Kömür İşletmeleri’nden 9 yılda ihalesiz devirlerle yaklaşık 70 milyar lira bedelli maden sahası aldığı ileri sürüldü. Buna karşın Soma Holding’in vergi karnesi ise oldukça zayıf çıktı. Gürkan’ın patronu olduğu holding geçen yıl sadece 758 bin TL?vergi ödemiş. 2012 yılında 300 milyon liralık ciro yapan, son sekiz yılda 70 milyar liralık kamudan iş alan Soma Holding, 2013 yılı için 758 bin liralık Kurumlar Vergisi beyanında bulundu. Holding, KDV konusunda ise alacaklı çıktı. Yani, yaklaşık 6 bin çalışanı bulunan holdingin ödediği vergi, şirketin Maslak’ta inşa ettiği Spine Tower isimli gökdelen tarzı binada sattığı bir dairenin yarı parası bile etmiyor. Soma Holding halen 6’sı maden, 1’i inşaat olmak üzere 7 şirketi bünyesinde barındırıyor. Holding, Ciner Grubu’nun ardından Türkiye’nin en büyük ikinci büyük maden üreticisi. Soruşturma kapsamında şüphelere yol açan hükümet ve maden işletmesi arasındaki ilişkiler ağına ilişkin iddialar arasında şirketin son dokuz yılda devletten toplamda 70 milyar dolarlık maden sahalarını ihalesiz bir şekilde almış olması, madeninin idari işler müdürünün AKP Belediye Meclis üyesi olması ve işçilerden iktidar partisi için oy istenmesinin yanı sıra şirketin TÜRGEV’e bağış yapıp yapmadığı bulunuyor.Madenin asıl sahibi devlet, Soma taşeronSoma’da 301 işçinin ölümüne neden olan maden ocağının ruhsat sahibi, halen Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ). Bugüne kadar madenin sahibi olarak görünen Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan, madeni özelleştirmeden aldı ve sadece TKİ’nin taşeronu olarak ocağı işletmeye başladı. Maden ve arazisinde şirketin hiçbir mülkiyet ve sahiplik hakkı yok. Gürkan’a maden ocağını satın alma veya kiralama zorunluluğu olmadan devretme olanağı ise 2003’te AKP tarafından yasalaştırılan ‘hizmet alımı’ yöntemi sayesinde gerçekleştirildi.AKP meclisi üyesi şirketin üst düzey yöneticisiSoma Kömür İşletmeleri AŞ’nin yöneticisi bir ismin eşinin AKP Soma Belediye Meclis üyesi olması da çok tartışmalı bir husus. Şirketin Genel Müdürü Ramazan Doğru’nun eşi Melike Doğru ile ilgili iddia bununla sınırlı değil. Melike Doğru, aynı zamanda idari işler müdürü. Doğru’nun yönlendirmeleriyle şirkette çalışan işçilere çalışanlardan AK Parti’ye oy vermeleri istenirken, AK Parti kazanırsa Türkiye Kömür İşletmeleri’nden yeni saha ruhsatları alınacağı söylenmiş.AK Parti’ye oy verirsek ruhsat alırızSoma Kömür İşletmeleri’nin iktidarla olan ilişkisinde çarpıcı bir başka nokta da AK Parti’ye oy vermeleri istenirken işçilere söylenen bir söz. Madenden
Zaman
Ana Sayfa
20.05.2014
SomaMadencilikdevletintaşeronuSoma Madencilik devletin taşeronu
EMO'dan Soma madeni ile ilgili 7 maddelik rapor
Zaman
18.05.2014
13:48
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi, Soma maden faciasıyla ilgili 7 maddelik bir rapor yayınladı. Facia günü yapılan ön incelemelerde şirket yetkililerinin aksine elektrik trafosundan yangının çıkmış olamayacağını belirten EMO, sorumluların hesap vermesi gerektiğini savundu.7 maddelik rapor şöyle: -Öncelikle bir an evvel bu faciada ölen, kurtarılan ve hali hazırda içeride olan isimlerin tek tek kamuoyu ile paylaşılmasının, konuya dair tüm şüphe ve spekülasyonları ortadan kaldıracak yegane yol olduğu açıktır. Tüm yetkilileri zaman geçmeden bu bilgileri paylaşmaya davet ediyoruz.-Maden içerisinde teknik bir tespitin henüz yapılmamış olması nedeniyle belli bir ihtiyat payını taşımakla beraber, gerek şubemizin olay günü olay yerinde yapmış olduğu incelemelerde, gerek Maden Mühendisler Odasının açıklamalarında, gerekse firma yetkililerinin en son beyanatlarında kazanın oluş biçimi ile ilgili yüksek olasılıklı bir senaryo açığa çıkmıştır. Buna göre ölümlerin sebebi kömür yanmasına bağlı karbonmonoksit (CO) zehirlenmesidir.-Havalandırma, erken algılama, kişisel güvenlik donanımları, kaçış yolları, özel yaşam alanları vb. konularda tesisin ciddi eksikler taşıdığı olayın oluş biçimi ile ilgili yapılan tartışmalarda açığa çıkmıştır. Bunlardan meslek alanımızla ilgili olan erken tespit teknolojilerinin kullanımı ile elektrik ve makine tesisatlarının kontrolü ve otomasyonunda eksikler olduğu, ocakların sıcaklıklarının, CO, CO2, O2, CH4(Metan) gibi gazların sürekli izlenebildiği, bu izlemelere bağlı olarak olası tehlikelerin öncesinde tespiti, havalandırma ve yönlendirme sistemlerinin otomasyonu/yönetimi yapılması ve tüm bu işlemlerin kayıt altına alınabilmesi amacıyla gerekli donanımın tesiste olmadığı netleşmiştir.-Merkez ülkeler 1970li yıllardan bu yana, çevre ülkeler ise yaklaşık son 20 yıldır madenleri bu donanımlar yeter düzeyde olmaksızın çalıştırmamaktadırlar. Bu bağlamda 1970 yılından önce yaşanmış kazalara ve istatistiklere bakarak yaşanan bu olayı normal olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir ve üstü kapalı olarak bu tesislerin eski teknolojiye sahip ve güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğunu kabul etmek demektir. Dahası bu tür kazaları doğal kabul eden böylesi bir yaklaşım yeni felaketlere davetiye çıkarmak anlamına gelmektedir. Yukarıda sözü edilen ve her biri başlı başına ciddi risk faktörü olan eksiklere rağmen söz konusu tesisin çalışabilmesi, tesisin ruhsatlanması ve denetlenmesinde ciddi ihmal ve eksiklerin olduğunu göstermektedir.-Enerji ve maden başta olmak üzere temel altyapı sektörlerinde gerçekleştirilen özelleştirme ve, taşeronlaştırma faaliyetleri ile aslında bu alanların doğal yapısı gereği teknik olarak yönetilemez, denetlenemez hale geldiğinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından yaşamsal risk taşıdığının, kamu yararı gözetmeksizin daha fazla kar hırsı ile yönetilen şirketlere ülke ve kamu kaynaklarının aktarıldığının artık anlaşılması gerekmektedir. Bu tespitten hareketle enerji ve maden başta olmak üzere temel altyapı sektörlerindeki özelleştirme faaliyetleri derhal durdurulmalı ve özelleştirilen tüm şirketler yeniden kamulaştırılmalıdır.-Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak daha önce de belirttiğimiz gibi, yaşanan bu maden ocağı faciası, bilimsel ve teknik yeterliliği olan, nitelikli, güvenilir ve kamudan yana bağımsız denetim kuruluşları tarafından detaylı bir şekilde araştırılmalı, elde edilen bulgular şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalı, olayda kusurları bulunan tüm kişi, kurum ve kuruluşlar yargı önünde hesap vermelidir.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
18.05.2014
EMOdanSomamadeniileilgili7maddelikraporEMOdan Soma madeni ile ilgili 7 maddelik rapor
Taner Yıldız: Soma'da ihmali olan varsa gözünün yaşına bakmayız!
Emlak Kulisi
15.05.2014
18:45
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Soma'da 282 işçinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili, "İhmali olan varsa ister kamudan ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız" dedi...
Emlak Kulisi
Emlak
15.05.2014
TanerYıldızSomadaihmaliolanvarsagözününyaşınabakmayızTaner Yıldız Somada ihmali olan varsa gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya Gazetesi
15.05.2014
15:50
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya Gazetesi
Dünya
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya Gazetesi
15.05.2014
15:50
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya Gazetesi
Politika
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Yıldız: İhmali olan varsa gözünün yaşına bakmayız
Haber3
15.05.2014
15:47
Yıldız:

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmali olan biri varsa ister kamudan, ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız. Burada hepimizin canı var. Bütün yurttaşlarımızın kalbi burada atıyor....

Haber3
Son Dakika
15.05.2014
YıldızİhmaliolanvarsagözününyaşınabakmayızYıldız İhmali olan varsa gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin Gözünün Yaşına Bakmayız
Haber3
15.05.2014
15:39
Bakan

ENERJİ ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Somadaki maden faciasıyla ilgili yaptığı açıklamada, Eğer ihmali olan birisi varsa, ister kamudan ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız. Kimsenin ihmaline göz yummayız dedi.Enerji...

Haber3
Son Dakika
15.05.2014
BakanYıldızKimseninGözününYaşınaBakmayızBakan Yıldız Kimsenin Gözünün Yaşına Bakmayız
Taner Yıldız: Gözünün yaşına bakmayız
Zaman
15.05.2014
15:38
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmali olan biri varsa ister kamudan, ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız. Burada hepimizin canı var. Bütün yurttaşlarımızın kalbi burada atıyor. O yüzden kimsenin ihmaline göz yummayız. Bu soruşturma sonrasında ortaya çıkacak konudur. dedi.Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu ELİ Müessese Müdürlüğü Eynez Yeraltı Kontrol Şube Müdürlüğünde Cumhurbaşkanı Abdullah Gülden sonra açıklama yapan Yıldız, Malumunuz 282 işçi kardeşimizin cansız bedenlerini ailelerine teslim ediyoruz. Bugün itibariyle yangın noktası, dün geceden bu yana uğraştığımız 250 metrelik konveyör yangınıyla karşı karşıya kaldık. Bu kurtarma çalışmalarını aksatıyor. Hamdolsun konveyördeki söndürme çalışmaları büyük bir artıya doğru gidiyor. Asıl yangın noktasına da inşallah ulaşıyoruz. Bu şu demek; karbondioksit seviyesi maden ocağında düşmeye başladı. Bu yangının küçüldüğü anlamına geliyor. Aldığımız bilgiler bu bilgiyi teyit ediyor. Ama tamamen söndürülmüş değil. İnşallah önümüzde 3-4 içinde söndürülürse kurtarma faaliyetlerine daha hız vermiş olacağız. diye konuştu.Yıldız, şunları söyledi: Adli ve idari soruşturmalar talimatımızla başlamıştı. Adli soruşturma savcılıkça sürdürülüyor. İhmali olan biri varsa ister kamudan, ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız. Burada hepimizin canı var. Bütün yurttaşlarımızın kalbi burada atıyor. O yüzden kimsenin ihmaline göz yummayız. Bu soruşturma sonrasında ortaya çıkacak konudur.Soruları da cevaplayan Yıldız, ölü sayısına ilişkin soru üzerine şunları söyledi; O rakam değişmedi. Konveyör bandından sıçrayan yangın 250 metre mesafede, yanmasına sebep oldu. Kurtarma çalışmalarında kullandığımız da konveyör var. Bir zarar gelmedi, bu kurtarma çalışmalarına kısmen olumlu katkı olacak. Ailelere teslim konusunda, akşama kadar 282 işçi kardeşimizin belki 3 veya 4 tanesinin haricinde ailelere teslim edilmiş olacak.Yıldız, rakamlarla ilgili başka bir soru üzerine de, Özel sektörden aldığımız rakamları çok itinalı kullanmaya çalışıyoruz. Elimizdeki somut net rakamları ancak kamuoyuyla paylaşıyoruz. Haklı olarak tabi ki aşağıda kaç kişi var diye soruluyor. Vereceğim rakamın spekülatif olma ihtimali var. Biz her rakamın teyidini alarak veriyoruz. Başbakanımızın kastettiği içeride kalanlarla alakalı değil. ifadelerini kullandı.Mühendis gözü ile ocağı nasıl gördünüz? sorusunu ise Yıldız, İşçi kardeşlerimize o kadar odaklandık ki... Ben mühendisten ziyade insan yönüyle burada bulunuyorum. İnşallah bütün işçi kardeşlerimizi çıkaralım. Ondan sonra da mühendis gözü ile bakarız. sözleri ile cevap verdi.Madeni daha önce ziyaret ettiğiniz iddia ediliyor. şeklinde bir hatırlatma üzerine de Yıldız, şu cevabı verdi: Ziyaret ettiğimiz iddiaları dolaşıyor cümlesini düzeltmekte fayda var. Biz bütün maden işletmelerini ziyaret ediyoruz. Önemli olan teknolojinin nereden gelirse gelsin yaygınlaştırılmasıdır. İster benim mesai arkadaşım ister özel sektör olsun, burada bir vebal altındayız. O vebali de yerine getirmek zorundayız. Kimsenin tereddüdü olmasın. İftar yemeklerinde ve yılbaşları gecesinde, madende işçi kardeşlerimle beraber iftar yapmışımdır. Özel sektör de var kamu da var. Şimdiye kadar bunu yaptım, bütün görev sürem boyunca da devam edeceğim. Bana çok fazla yürümeyelim diyenlere 1650 metre beraber yürüdük. Samimi ve açık olmamız lazım. Buradaki kardeşlerimiz üzerinden herhangi politika üretmenin doğru olmadığını söylüyorum. Şu kardeşlerimizi bir çıkaralım, teknik boyutunu konuşuruz.Yıldız, madendeki yangının henüz sönmediğini de sözlerine ekledi.(CİHAN)
Zaman
Güncel
15.05.2014
TanerYıldızGözününyaşınabakmayızTaner Yıldız Gözünün yaşına bakmayız
Taner Yıldız: Gözünün yaşına bakmayız
Zaman
15.05.2014
15:38
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmali olan biri varsa ister kamudan, ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız. Burada hepimizin canı var. Bütün yurttaşlarımızın kalbi burada atıyor. O yüzden kimsenin ihmaline göz yummayız. Bu soruşturma sonrasında ortaya çıkacak konudur. dedi.Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu ELİ Müessese Müdürlüğü Eynez Yeraltı Kontrol Şube Müdürlüğünde Cumhurbaşkanı Abdullah Gülden sonra açıklama yapan Yıldız, Malumunuz 282 işçi kardeşimizin cansız bedenlerini ailelerine teslim ediyoruz. Bugün itibariyle yangın noktası, dün geceden bu yana uğraştığımız 250 metrelik konveyör yangınıyla karşı karşıya kaldık. Bu kurtarma çalışmalarını aksatıyor. Hamdolsun konveyördeki söndürme çalışmaları büyük bir artıya doğru gidiyor. Asıl yangın noktasına da inşallah ulaşıyoruz. Bu şu demek; karbondioksit seviyesi maden ocağında düşmeye başladı. Bu yangının küçüldüğü anlamına geliyor. Aldığımız bilgiler bu bilgiyi teyit ediyor. Ama tamamen söndürülmüş değil. İnşallah önümüzde 3-4 içinde söndürülürse kurtarma faaliyetlerine daha hız vermiş olacağız. diye konuştu.Yıldız, şunları söyledi: Adli ve idari soruşturmalar talimatımızla başlamıştı. Adli soruşturma savcılıkça sürdürülüyor. İhmali olan biri varsa ister kamudan, ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız. Burada hepimizin canı var. Bütün yurttaşlarımızın kalbi burada atıyor. O yüzden kimsenin ihmaline göz yummayız. Bu soruşturma sonrasında ortaya çıkacak konudur.Soruları da cevaplayan Yıldız, ölü sayısına ilişkin soru üzerine şunları söyledi; O rakam değişmedi. Konveyör bandından sıçrayan yangın 250 metre mesafede, yanmasına sebep oldu. Kurtarma çalışmalarında kullandığımız da konveyör var. Bir zarar gelmedi, bu kurtarma çalışmalarına kısmen olumlu katkı olacak. Ailelere teslim konusunda, akşama kadar 282 işçi kardeşimizin belki 3 veya 4 tanesinin haricinde ailelere teslim edilmiş olacak.Yıldız, rakamlarla ilgili başka bir soru üzerine de, Özel sektörden aldığımız rakamları çok itinalı kullanmaya çalışıyoruz. Elimizdeki somut net rakamları ancak kamuoyuyla paylaşıyoruz. Haklı olarak tabi ki aşağıda kaç kişi var diye soruluyor. Vereceğim rakamın spekülatif olma ihtimali var. Biz her rakamın teyidini alarak veriyoruz. Başbakanımızın kastettiği içeride kalanlarla alakalı değil. ifadelerini kullandı.Mühendis gözü ile ocağı nasıl gördünüz? sorusunu ise Yıldız, İşçi kardeşlerimize o kadar odaklandık ki... Ben mühendisten ziyade insan yönüyle burada bulunuyorum. İnşallah bütün işçi kardeşlerimizi çıkaralım. Ondan sonra da mühendis gözü ile bakarız. sözleri ile cevap verdi.Madeni daha önce ziyaret ettiğiniz iddia ediliyor. şeklinde bir hatırlatma üzerine de Yıldız, şu cevabı verdi: Ziyaret ettiğimiz iddiaları dolaşıyor cümlesini düzeltmekte fayda var. Biz bütün maden işletmelerini ziyaret ediyoruz. Önemli olan teknolojinin nereden gelirse gelsin yaygınlaştırılmasıdır. İster benim mesai arkadaşım ister özel sektör olsun, burada bir vebal altındayız. O vebali de yerine getirmek zorundayız. Kimsenin tereddüdü olmasın. İftar yemeklerinde ve yılbaşları gecesinde, madende işçi kardeşlerimle beraber iftar yapmışımdır. Özel sektör de var kamu da var. Şimdiye kadar bunu yaptım, bütün görev sürem boyunca da devam edeceğim. Bana çok fazla yürümeyelim diyenlere 1650 metre beraber yürüdük. Samimi ve açık olmamız lazım. Buradaki kardeşlerimiz üzerinden herhangi politika üretmenin doğru olmadığını söylüyorum. Şu kardeşlerimizi bir çıkaralım, teknik boyutunu konuşuruz.Yıldız, madendeki yangının henüz sönmediğini de sözlerine ekledi.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
15.05.2014
TanerYıldızGözününyaşınabakmayızTaner Yıldız Gözünün yaşına bakmayız
Soma'daki maden faciası
Haber3
15.05.2014
15:30
Somadaki

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız: Eğer ihmali olan birisi varsa ister kamudan ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız

Haber3
Son Dakika
15.05.2014
SomadakimadenfaciasıSomadaki maden faciası
Soma daki Maden Faciası
Haberler.com
15.05.2014
15:29
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız: Eğer ihmali olan birisi varsa ister kamudan ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız Buradaki kardeşlerimiz üzerinden herhangi bir politika üretmenin doğru olmadığını söylemek istiyorum
Haberler.com
Güncel
15.05.2014
SomadakiMadenFaciasıSoma daki Maden Faciası
Bakan Yıldız: Kimsenin Gözünün Yaşına Bakmayız
Haberler.com
15.05.2014
15:29
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Somadaki maden faciasıyla ilgili yaptığı açıklamada, Eğer ihmali olan birisi varsa, ister kamudan ister özel sektörden gözünün yaşına bakmayız. Kimsenin ihmaline göz yummayız dedi.
Haberler.com
Güncel
15.05.2014
BakanYıldızKimseninGözününYaşınaBakmayızBakan Yıldız Kimsenin Gözünün Yaşına Bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya Gazetesi
15.05.2014
15:29
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya Gazetesi
Finans
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya
15.05.2014
15:26
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya
Toplum Yaşam
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya
15.05.2014
15:26
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya
Dünya
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya
15.05.2014
15:26
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya
Ekonomi
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya
15.05.2014
15:26
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya
Son Dakika
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya
15.05.2014
15:17
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya
Finans
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya
15.05.2014
15:17
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya
Politika
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya
15.05.2014
15:17
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya
Güncel
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya Gazetesi
15.05.2014
15:14
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya Gazetesi
Toplum Yaşam
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya Gazetesi
15.05.2014
15:14
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya Gazetesi
Ekonomi
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya Gazetesi
15.05.2014
15:14
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya Gazetesi
Güncel
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Bakan Yıldız: Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Dünya Gazetesi
15.05.2014
15:14
Bakan

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, Somadaki maden faciasına ilişkin, İhmal varsa ister kamudan ister özel sektörden kimsenin gözünün yaşına bakmayız dedi

Dünya Gazetesi
Son Dakika
15.05.2014
BakanYıldızKimseningözününyaşınabakmayızBakan Yıldız Kimsenin gözünün yaşına bakmayız
Özel Hastane Hakedişleri de Torbaya Girdi
Haberler.com
13.05.2014
09:34
Özel hastane ve sağlık merkezlerinin kamudan olan hakedişleri, müfettiş raporuyla 6 ay süreyle durdurulabilecek.
Haberler.com
Ekonomi
13.05.2014
ÖzelHastaneHakedişlerideTorbayaGirdiÖzel Hastane Hakedişleri de Torbaya Girdi
Özel Hastane Hakedişleri de Torbaya Girdi
Haberler.com
13.05.2014
09:33
Özel hastane ve sağlık merkezlerinin kamudan olan hakedişleri, müfettiş raporuyla 6 ay süreyle durdurulabilecek.
Haberler.com
Son Dakika
13.05.2014
ÖzelHastaneHakedişlerideTorbayaGirdiÖzel Hastane Hakedişleri de Torbaya Girdi
En güzel yalanı kim yazacak yarışı
Bugün
11.05.2014
17:38
Havuz medyası olarak bilinen hükümet destekli medyayı mercek altına aldık. Alınan ihale ve kamudan gelen reklamların etkisiyle olsa gerek büyük bir uyumla çalışan havuz medyası aynı manşetle çıkıyor, hep bir ağızdan aşk ile her gün ‘paralel’ diyor, muhaf...
Bugün
Son Dakika
11.05.2014
EngüzelyalanıkimyazacakyarışıEn güzel yalanı kim yazacak yarışı
En güzel yalanı kim yazacak yarışı
Zaman
11.05.2014
02:10
Havuz medyası olarak bilinen hükümet destekli medyayı mercek altına aldık. Alınan ihale ve kamudan gelen reklamların etkisiyle olsa gerek büyük bir uyumla çalışan havuz medyası aynı manşetle çıkıyor, hep bir ağızdan aşk ile her gün ‘paralel’ diyor, muhafazakârlıktan dem vurup müstehcen ve itikada ters yayınlar yapıyor. Farklı düşünen kimseye de hayat hakkı vermiyor.Şimdilerde en çok duyulan hukuki ve etik kavramlardan biri ‘beraat-i zimmet’. Yani “Bir kişi kendine isnat edilen suç delil ve belgeleriyle ispatlanana dek masumdur.” Ancak bu ilkenin herkesi bağladığını iddia etmek pek mümkün değil. Özellikle hükümet/partinin hoşlanmadığı ‘öteki’ iseniz işiniz zor. İktidarla paralel hareket eden, eleştirel her sesi bastırmaya çalışan ‘yandaş medya’nın hedefi olmanız kaçınılmaz. Gezi Parkı olaylarıyla başlayan ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla hız kesmeden devam eden bir yalan haber furyası hâkim. 28 Şubat postmodern darbe sürecinde dindarlara yönelik karalama kampanyalarının çok daha beteri şimdilerde Hizmet Hareketi başta olmak üzere, toplumun belli kesimleri aleyhine yapılıyor. ‘Yandaş medya’ olarak bilinen bu medya organlarının yaptıkları yayınların çoğunun daha gün ışımadan tekzip edildiği görülüyor. Geçmişte yalan olduğu hukuken defalarca ispatlanmış iftiraları tekrar yayınlamak, bilgi ve belgeye dayanmayan ya da sahte belgelerle kurgu haber yazmak, ‘itirafçı’ niyetine karanlık isimlere yer vermek bu medyanın alameti farikası haline geliyor. Bütün bunlar ‘gazetecilik faaliyeti’ ve ‘etik’ adı altında savunuluyor. İşadamlarından alacakları ihale karşılığı bir havuz oluşturularak kurtarılmaya çalışıldığı iddia edilen televizyon ve gazeteler aracılığıyla aylardır devam eden kara propagandanın organize bir şekilde artması, ‘Özel bir merkezden mi servis ediliyor?’ sorusunu akıllara getiriyor. Zira ‘yandaş medya’nın televizyon kanallarının saatlerce aynı yayını yapması, gazetelerin aynı gün aynı manşet ve neredeyse aynı başlıkla çıkması bu tezi destekler nitelikte. Havuz medyasının son birkaç ayki yayınları, doğru olmayan haberlerinin dışında daha birçok yönden incelenmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor.EN GÜZEL YALANI KİM YAZACAK KAVGASIKaralama ve propaganda usulüne göre yapılan haberler aynı gün içinde yalanlanıyor ve tekzip ediliyor. Buna rağmen bırakın düzeltme ve özür yayınlamayı, ertesi gün aynı şekilde yayınlar devam ediyor. Geçtiğimiz hafta içinde, Yeni Şafak ve Star gazeteleri ocak ayında yaptıkları haberlerden dolayı, mahkeme kararıyla birinci sayfalarından tekzip yayınladıkları halde, aynı haberleri sürdürmeye devam ediyor.1-Ses kaydı nerede?Sabah’ın 2 Nisan 2014 tarihli ‘Paralel’e sığındık, tabanı küstürdük’ manşetli haberinde, Artvin Belediye Başkanı Emin Özgün’ün seçim döneminde Artvin’de Gülen cemaatiyle işbirliği yaptığı ama tabandan tepki aldığı ifadeleri yer alıyor. Aradan çok zaman geçmeden Emin Özgün, haberi yalanladı ve haberle kendi söylediklerinin hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Emin Özgün, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Sabah’ın manşetindeki gibi bir ifade kullanmadığını, ses kaydında da bu tarz ifadeler olmadığını ve konuşmanın detaylarını anlattı. Emin Özgün’ün basın toplantısındaki açıklamalarına rağmen Sabah, iftirasını sürdürdü.2-Demesen de biz derizAK Parti genel merkezini ziyaret eden ABD Büyükelçisi Francis J.Ricciardone, görüşme sonrası basın açıklaması yaparak gazetecilerin sorularını cevaplar. Bir gazetecinin ‘Fethullah Gülen gündeme geldi mi?’ sorusunu sorması üzerine Ricciardone, “Türk Amerikan ilişkilerini ve bunların önemini görüştük.” der. Fakat havuz medyası Büyükelçi’nin bu açıklamalarını çarpıtarak, Gülen’in adını dahi kullanmayan Büyükelçi’yi, Fethullah Gülen aleyhinde konuşmuş gibi gösterir ve “Türk hükümeti Gülen grubunun faaliyetlerinden rahatsızlık duymakta haklı. Bir suç işlenirse gereğini yaparız.” şeklinde yazar. Sabah’ın 15 Nisan tarihli ‘Gülen için haklısınız’ başlıklı haberinden rahatsızlık duyan elçilik, resmi web sitesi ve Twitter adresinde Büyükelçi Ricciardone’nin basın açıklamasının dökümünü yayınlayarak Fethullah Gülen ile ilgili herhangi bir şey söylemediğini gösterir.3-Havadan dalışAkşam’ın 4 Nisan tarihli ‘Dışişlerine hava saldırısı’ başlıklı haberine göre Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan Suriye toplantısını dinleyen, kendi tabirleriyle ‘paralel’ devletti. Ancak aradan çok zaman geçmeden Dışişleri Bakanlığı’ndaki dinlemenin havadan yapıldığı iddiasına Genelkurmay’dan yalanlama geldi. Aynı gün yapılan açıklamada GES KOM.’daki cihazların 2011’de MİT’e devredildiği ve
Zaman
En Çok Okunan
11.05.2014
EngüzelyalanıkimyazacakyarışıEn güzel yalanı kim yazacak yarışı
En güzel yalanı kim yazacak yarışı
Zaman
11.05.2014
02:03
Havuz medyası olarak bilinen hükümet destekli medyayı mercek altına aldık. Alınan ihale ve kamudan gelen reklamların etkisiyle olsa gerek büyük bir uyumla çalışan havuz medyası aynı manşetle çıkıyor, hep bir ağızdan aşk ile her gün ‘paralel’ diyor, muhafazakârlıktan dem vurup müstehcen ve itikada ters yayınlar yapıyor. Farklı düşünen kimseye de hayat hakkı vermiyor.Şimdilerde en çok duyulan hukuki ve etik kavramlardan biri ‘beraat-i zimmet’. Yani “Bir kişi kendine isnat edilen suç delil ve belgeleriyle ispatlanana dek masumdur.” Ancak bu ilkenin herkesi bağladığını iddia etmek pek mümkün değil. Özellikle hükümet/partinin hoşlanmadığı ‘öteki’ iseniz işiniz zor. İktidarla paralel hareket eden, eleştirel her sesi bastırmaya çalışan ‘yandaş medya’nın hedefi olmanız kaçınılmaz. Gezi Parkı olaylarıyla başlayan ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla hız kesmeden devam eden bir yalan haber furyası hâkim. 28 Şubat postmodern darbe sürecinde dindarlara yönelik karalama kampanyalarının çok daha beteri şimdilerde Hizmet Hareketi başta olmak üzere, toplumun belli kesimleri aleyhine yapılıyor. ‘Yandaş medya’ olarak bilinen bu medya organlarının yaptıkları yayınların çoğunun daha gün ışımadan tekzip edildiği görülüyor. Geçmişte yalan olduğu hukuken defalarca ispatlanmış iftiraları tekrar yayınlamak, bilgi ve belgeye dayanmayan ya da sahte belgelerle kurgu haber yazmak, ‘itirafçı’ niyetine karanlık isimlere yer vermek bu medyanın alameti farikası haline geliyor. Bütün bunlar ‘gazetecilik faaliyeti’ ve ‘etik’ adı altında savunuluyor. İşadamlarından alacakları ihale karşılığı bir havuz oluşturularak kurtarılmaya çalışıldığı iddia edilen televizyon ve gazeteler aracılığıyla aylardır devam eden kara propagandanın organize bir şekilde artması, ‘Özel bir merkezden mi servis ediliyor?’ sorusunu akıllara getiriyor. Zira ‘yandaş medya’nın televizyon kanallarının saatlerce aynı yayını yapması, gazetelerin aynı gün aynı manşet ve neredeyse aynı başlıkla çıkması bu tezi destekler nitelikte. Havuz medyasının son birkaç ayki yayınları, doğru olmayan haberlerinin dışında daha birçok yönden incelenmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor.EN GÜZEL YALANI KİM YAZACAK KAVGASIKaralama ve propaganda usulüne göre yapılan haberler aynı gün içinde yalanlanıyor ve tekzip ediliyor. Buna rağmen bırakın düzeltme ve özür yayınlamayı, ertesi gün aynı şekilde yayınlar devam ediyor. Geçtiğimiz hafta içinde, Yeni Şafak ve Star gazeteleri ocak ayında yaptıkları haberlerden dolayı, mahkeme kararıyla birinci sayfalarından tekzip yayınladıkları halde, aynı haberleri sürdürmeye devam ediyor.1-Ses kaydı nerede?Sabah’ın 2 Nisan 2014 tarihli ‘Paralel’e sığındık, tabanı küstürdük’ manşetli haberinde, Artvin Belediye Başkanı Emin Özgün’ün seçim döneminde Artvin’de Gülen cemaatiyle işbirliği yaptığı ama tabandan tepki aldığı ifadeleri yer alıyor. Aradan çok zaman geçmeden Emin Özgün, haberi yalanladı ve haberle kendi söylediklerinin hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Emin Özgün, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Sabah’ın manşetindeki gibi bir ifade kullanmadığını, ses kaydında da bu tarz ifadeler olmadığını ve konuşmanın detaylarını anlattı. Emin Özgün’ün basın toplantısındaki açıklamalarına rağmen Sabah, iftirasını sürdürdü.2-Demesen de biz derizAK Parti genel merkezini ziyaret eden ABD Büyükelçisi Francis J.Ricciardone, görüşme sonrası basın açıklaması yaparak gazetecilerin sorularını cevaplar. Bir gazetecinin ‘Fethullah Gülen gündeme geldi mi?’ sorusunu sorması üzerine Ricciardone, “Türk Amerikan ilişkilerini ve bunların önemini görüştük.” der. Fakat havuz medyası Büyükelçi’nin bu açıklamalarını çarpıtarak, Gülen’in adını dahi kullanmayan Büyükelçi’yi, Fethullah Gülen aleyhinde konuşmuş gibi gösterir ve “Türk hükümeti Gülen grubunun faaliyetlerinden rahatsızlık duymakta haklı. Bir suç işlenirse gereğini yaparız.” şeklinde yazar. Sabah’ın 15 Nisan tarihli ‘Gülen için haklısınız’ başlıklı haberinden rahatsızlık duyan elçilik, resmi web sitesi ve Twitter adresinde Büyükelçi Ricciardone’nin basın açıklamasının dökümünü yayınlayarak Fethullah Gülen ile ilgili herhangi bir şey söylemediğini gösterir.3-Havadan dalışAkşam’ın 4 Nisan tarihli ‘Dışişlerine hava saldırısı’ başlıklı haberine göre Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan Suriye toplantısını dinleyen, kendi tabirleriyle ‘paralel’ devletti. Ancak aradan çok zaman geçmeden Dışişleri Bakanlığı’ndaki dinlemenin havadan yapıldığı iddiasına Genelkurmay’dan yalanlama geldi. Aynı gün yapılan açıklamada GES KOM.’daki cihazların 2011’de MİT’e devredildiği ve
Zaman
Ana Sayfa
11.05.2014
EngüzelyalanıkimyazacakyarışıEn güzel yalanı kim yazacak yarışı
Riskin yüzde 85’i Hazine’ye, sadece yüzde 15’i kreditöre
Zaman
29.04.2014
09:27
Hazine Müsteşarlığı, yaptığı açıklama ile yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerindeki kamu-özel sektör ortaklı projelere yurt dışından sağlanacak kredilerin yüzde 85’ine Hazine garantisi getirildiğini doğruladı. Hazine, hangi projelere garanti verildiğinin gizli tutulmasını ‘ticarî sır’ diye savundu.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan projelere, kamudan ihaleyle işi alan özel sektör olsa dahi Hazine’nin garantör olmasına imkan veren yeni yönetmelikle ilgili tartışmalar devam ederken, konunun muhatabı Hazine Müsteşarlığı, söz konusu uygulamayı savunan bir açıklama yaptı. Borç üstlenim yönetmeliğinin yasal altyapısından söz edilen açıklamada, “Borç üstlenim taahhüdü sadece yurtdışından sağlanan finansmana tamamen veya kısmen verilebilmektedir. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’inin üstlenilmesi yönünde taahhüt verilmek suretiyle kreditörler de risk paylaşımının içerisine dahil edilmiştir.” ifadesi yer aldı.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan yap-işlet-devret projeleri ile Sağlık ve Eğitim bakanlıklarının 500 milyon doların üzerindeki projeleri için kullanılacak kredilere, devlet hazinesi garantisi getirilmesine tepkiler dinmiyor. Hazine Müsteşarlığı da dün tepkiler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre borç üstlenimi mekanizması, kamu-özel sektör işbirliği projeleri kapsamında proje sahibi idare ile projeyi gerçekleştiren şirket arasında düzenlenen sözleşmelerin süresinden önce feshedilmesini kapsayacak. Fesih sonrasında tesisin kamuya devredilmesi durumunda, fesih tarihine kadar yapılan işler için kullanılmış olan dış finansman, kamu tarafından üstlenilecek.3996 sayılı kanuna göre, proje şirketlerine yatırım tutarının minimum yüzde 20’si oranında özkaynak getirme yükümlülüğü var. Borç üstlenim taahhüdü ise ilgili sözleşme uyarınca şirketin taahhüt ettiği özkaynağı içermeyen finansman kısmını kapsayacak. Borç üstlenim taahhüdü yurtdışından sağlanan finansmana verilecek. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’i üstlenilecek. Böylece kreditörler yüzde 85 oranında garanti kapsamına alınırken, sadece yüzde 15’lik bir risk kreditöre bırakıldı.Bunların yanı sıra kamu iktisadi teşebbüsleri ve mahallî idarelerin yap-işlet-devret (YİD) modeli ile gerçekleştirecekleri projeleri için Hazine Müsteşarlığı’nca borç üstlenim taahhüdü verilmeyecek. YİD projelerinin borç üstlenim mekanizmasından faydalanması için asgari yatırım tutarının 1 milyar TL ve üzeri olması şartı aranacak. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yap-kirala-devret modeli ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerde ise asgari yatırım tutarı olarak 500 milyon lira gözetilecek. Mali yıl içerisinde sağlanacak borç üstlenimi taahhütlerine sınır getirmek amacıyla Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu ile borç üstlenim taahhüt limiti uygulanacak. 2014 yılı için söz konusu limit 3 milyar dolar olacak.RESMÎ GAZETE’DE NEDEN YAYIMLANMAYACAK? Hazine Müsteşarlığı’nın açıklamasında bu konuda şunlar kaydedildi: “Kamu kuruluşları tarafından YİD modeli ile gerçekleştirilen projelere ilişkin ihalelerde, ihaleyi kazanan şirket ile ilgili idare arasında yapılan sözleşme taslakları, ihale dokümanlarının bir parçasıdır. Bu kapsamda ihaleye teklif veren bütün şirketler, projede borç üstlenim taahhüdü verilip verilmeyeceğini ihale aşamasında bilmektedir. Dolayısıyla ihale aşamasında öngörülmemiş ve haksız rekabet yaratacak şekilde ihale koşullarını değiştirecek bir borç üstlenim taahhüdü verilmesi mümkün değildir.” Hazine garantilerinin kapsamının ihalesi yapılan bazı projeleri kapsaması dolayısıyla, “ihaleyi alanların, bu garantilerin geleceğini bilerek yüksek fiyat vermiş ve rakiplerini elemiş olmaları” ihtimaliyle ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmadı.Diğer bir husus ise vergi mükellefi olan vatandaşın hangi projelere garanti sağlandığını bilmemesi ve ortaya çıkacak şeffaflık problemiyle ilgili eleştiriler. Hazine bu noktada da borç üstlenim anlaşmasının Resmî Gazete’de yayımlanmayacak olmasına da temas etti. Anlaşmaların Resmî Gazete’de yayımlanmasının bu anlaşmaların imzalanmasını takip eden dönemde gündeme gelmesi muhtemel diğer borç üstlenim anlaşmalarında kamunun müzakere gücünün sınırlanmasına sebep olacağı ileri sürüldü. Görevli şirket tarafından sağlanan, üstlenim gerçekleşmediği sürece Hazine Müsteşarlığı’nın taraf olmadığı/olmayacağı ve ticari sır niteliği taşıyan kredi koşullarının açıklanması sonucunu doğuracağı iddia edildi. “Bu nedenle borç üstlenim anlaşmaları Resmi Gazete’de yayımlanmamaktadır.” denildi.
Zaman
Ekonomi
29.04.2014
Riskinyüzde85’iHazine’yesadeceyüzde15’ikreditöreRiskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Riskin yüzde 85’i Hazine’ye, sadece yüzde 15’i kreditöre
Zaman
29.04.2014
09:27
Hazine Müsteşarlığı, yaptığı açıklama ile yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerindeki kamu-özel sektör ortaklı projelere yurt dışından sağlanacak kredilerin yüzde 85’ine Hazine garantisi getirildiğini doğruladı. Hazine, hangi projelere garanti verildiğinin gizli tutulmasını ‘ticarî sır’ diye savundu.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan projelere, kamudan ihaleyle işi alan özel sektör olsa dahi Hazine’nin garantör olmasına imkan veren yeni yönetmelikle ilgili tartışmalar devam ederken, konunun muhatabı Hazine Müsteşarlığı, söz konusu uygulamayı savunan bir açıklama yaptı. Borç üstlenim yönetmeliğinin yasal altyapısından söz edilen açıklamada, “Borç üstlenim taahhüdü sadece yurtdışından sağlanan finansmana tamamen veya kısmen verilebilmektedir. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’inin üstlenilmesi yönünde taahhüt verilmek suretiyle kreditörler de risk paylaşımının içerisine dahil edilmiştir.” ifadesi yer aldı.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan yap-işlet-devret projeleri ile Sağlık ve Eğitim bakanlıklarının 500 milyon doların üzerindeki projeleri için kullanılacak kredilere, devlet hazinesi garantisi getirilmesine tepkiler dinmiyor. Hazine Müsteşarlığı da dün tepkiler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre borç üstlenimi mekanizması, kamu-özel sektör işbirliği projeleri kapsamında proje sahibi idare ile projeyi gerçekleştiren şirket arasında düzenlenen sözleşmelerin süresinden önce feshedilmesini kapsayacak. Fesih sonrasında tesisin kamuya devredilmesi durumunda, fesih tarihine kadar yapılan işler için kullanılmış olan dış finansman, kamu tarafından üstlenilecek.3996 sayılı kanuna göre, proje şirketlerine yatırım tutarının minimum yüzde 20’si oranında özkaynak getirme yükümlülüğü var. Borç üstlenim taahhüdü ise ilgili sözleşme uyarınca şirketin taahhüt ettiği özkaynağı içermeyen finansman kısmını kapsayacak. Borç üstlenim taahhüdü yurtdışından sağlanan finansmana verilecek. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’i üstlenilecek. Böylece kreditörler yüzde 85 oranında garanti kapsamına alınırken, sadece yüzde 15’lik bir risk kreditöre bırakıldı.Bunların yanı sıra kamu iktisadi teşebbüsleri ve mahallî idarelerin yap-işlet-devret (YİD) modeli ile gerçekleştirecekleri projeleri için Hazine Müsteşarlığı’nca borç üstlenim taahhüdü verilmeyecek. YİD projelerinin borç üstlenim mekanizmasından faydalanması için asgari yatırım tutarının 1 milyar TL ve üzeri olması şartı aranacak. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yap-kirala-devret modeli ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerde ise asgari yatırım tutarı olarak 500 milyon lira gözetilecek. Mali yıl içerisinde sağlanacak borç üstlenimi taahhütlerine sınır getirmek amacıyla Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu ile borç üstlenim taahhüt limiti uygulanacak. 2014 yılı için söz konusu limit 3 milyar dolar olacak.RESMÎ GAZETE’DE NEDEN YAYIMLANMAYACAK? Hazine Müsteşarlığı’nın açıklamasında bu konuda şunlar kaydedildi: “Kamu kuruluşları tarafından YİD modeli ile gerçekleştirilen projelere ilişkin ihalelerde, ihaleyi kazanan şirket ile ilgili idare arasında yapılan sözleşme taslakları, ihale dokümanlarının bir parçasıdır. Bu kapsamda ihaleye teklif veren bütün şirketler, projede borç üstlenim taahhüdü verilip verilmeyeceğini ihale aşamasında bilmektedir. Dolayısıyla ihale aşamasında öngörülmemiş ve haksız rekabet yaratacak şekilde ihale koşullarını değiştirecek bir borç üstlenim taahhüdü verilmesi mümkün değildir.” Hazine garantilerinin kapsamının ihalesi yapılan bazı projeleri kapsaması dolayısıyla, “ihaleyi alanların, bu garantilerin geleceğini bilerek yüksek fiyat vermiş ve rakiplerini elemiş olmaları” ihtimaliyle ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmadı.Diğer bir husus ise vergi mükellefi olan vatandaşın hangi projelere garanti sağlandığını bilmemesi ve ortaya çıkacak şeffaflık problemiyle ilgili eleştiriler. Hazine bu noktada da borç üstlenim anlaşmasının Resmî Gazete’de yayımlanmayacak olmasına da temas etti. Anlaşmaların Resmî Gazete’de yayımlanmasının bu anlaşmaların imzalanmasını takip eden dönemde gündeme gelmesi muhtemel diğer borç üstlenim anlaşmalarında kamunun müzakere gücünün sınırlanmasına sebep olacağı ileri sürüldü. Görevli şirket tarafından sağlanan, üstlenim gerçekleşmediği sürece Hazine Müsteşarlığı’nın taraf olmadığı/olmayacağı ve ticari sır niteliği taşıyan kredi koşullarının açıklanması sonucunu doğuracağı iddia edildi. “Bu nedenle borç üstlenim anlaşmaları Resmi Gazete’de yayımlanmamaktadır.” denildi.
Zaman
Ana Sayfa
29.04.2014
Riskinyüzde85’iHazine’yesadeceyüzde15’ikreditöreRiskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Riskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Zaman
29.04.2014
02:41
Hazine Müsteşarlığı, yaptığı açıklama ile yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerindeki kamu-özel sektör ortaklı projelere yurt dışından sağlanacak kredilerin yüzde 85’ine Hazine garantisi getirildiğini doğruladı. Hazine, hangi projelere garanti verildiğinin gizli tutulmasını ‘ticarî sır’ diye savundu.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan projelere, kamudan ihaleyle işi alan özel sektör olsa dahi Hazine’nin garantör olmasına imkan veren yeni yönetmelikle ilgili tartışmalar devam ederken, konunun muhatabı Hazine Müsteşarlığı, söz konusu uygulamayı savunan bir açıklama yaptı. Borç üstlenim yönetmeliğinin yasal altyapısından söz edilen açıklamada, “Borç üstlenim taahhüdü sadece yurtdışından sağlanan finansmana tamamen veya kısmen verilebilmektedir. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’inin üstlenilmesi yönünde taahhüt verilmek suretiyle kreditörler de risk paylaşımının içerisine dahil edilmiştir.” ifadesi yer aldı.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan yap-işlet-devret projeleri ile Sağlık ve Eğitim bakanlıklarının 500 milyon doların üzerindeki projeleri için kullanılacak kredilere, devlet hazinesi garantisi getirilmesine tepkiler dinmiyor. Hazine Müsteşarlığı da dün tepkiler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre borç üstlenimi mekanizması, kamu-özel sektör işbirliği projeleri kapsamında proje sahibi idare ile projeyi gerçekleştiren şirket arasında düzenlenen sözleşmelerin süresinden önce feshedilmesini kapsayacak. Fesih sonrasında tesisin kamuya devredilmesi durumunda, fesih tarihine kadar yapılan işler için kullanılmış olan dış finansman, kamu tarafından üstlenilecek.3996 sayılı kanuna göre, proje şirketlerine yatırım tutarının minimum yüzde 20’si oranında özkaynak getirme yükümlülüğü var. Borç üstlenim taahhüdü ise ilgili sözleşme uyarınca şirketin taahhüt ettiği özkaynağı içermeyen finansman kısmını kapsayacak. Borç üstlenim taahhüdü yurtdışından sağlanan finansmana verilecek. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’i üstlenilecek. Böylece kreditörler yüzde 85 oranında garanti kapsamına alınırken, sadece yüzde 15’lik bir risk kreditöre bırakıldı.Bunların yanı sıra kamu iktisadi teşebbüsleri ve mahallî idarelerin yap-işlet-devret (YİD) modeli ile gerçekleştirecekleri projeleri için Hazine Müsteşarlığı’nca borç üstlenim taahhüdü verilmeyecek. YİD projelerinin borç üstlenim mekanizmasından faydalanması için asgari yatırım tutarının 1 milyar TL ve üzeri olması şartı aranacak. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yap-kirala-devret modeli ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerde ise asgari yatırım tutarı olarak 500 milyon lira gözetilecek. Mali yıl içerisinde sağlanacak borç üstlenimi taahhütlerine sınır getirmek amacıyla Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu ile borç üstlenim taahhüt limiti uygulanacak. 2014 yılı için söz konusu limit 3 milyar dolar olacak.RESMÎ GAZETE’DE NEDEN YAYIMLANMAYACAK? Hazine Müsteşarlığı’nın açıklamasında bu konuda şunlar kaydedildi: “Kamu kuruluşları tarafından YİD modeli ile gerçekleştirilen projelere ilişkin ihalelerde, ihaleyi kazanan şirket ile ilgili idare arasında yapılan sözleşme taslakları, ihale dokümanlarının bir parçasıdır. Bu kapsamda ihaleye teklif veren bütün şirketler, projede borç üstlenim taahhüdü verilip verilmeyeceğini ihale aşamasında bilmektedir. Dolayısıyla ihale aşamasında öngörülmemiş ve haksız rekabet yaratacak şekilde ihale koşullarını değiştirecek bir borç üstlenim taahhüdü verilmesi mümkün değildir.” Hazine garantilerinin kapsamının ihalesi yapılan bazı projeleri kapsaması dolayısıyla, “ihaleyi alanların, bu garantilerin geleceğini bilerek yüksek fiyat vermiş ve rakiplerini elemiş olmaları” ihtimaliyle ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmadı.Diğer bir husus ise vergi mükellefi olan vatandaşın hangi projelere garanti sağlandığını bilmemesi ve ortaya çıkacak şeffaflık problemiyle ilgili eleştiriler. Hazine bu noktada da borç üstlenim anlaşmasının Resmî Gazete’de yayımlanmayacak olmasına da temas etti. Anlaşmaların Resmî Gazete’de yayımlanmasının bu anlaşmaların imzalanmasını takip eden dönemde gündeme gelmesi muhtemel diğer borç üstlenim anlaşmalarında kamunun müzakere gücünün sınırlanmasına sebep olacağı ileri sürüldü. Görevli şirket tarafından sağlanan, üstlenim gerçekleşmediği sürece Hazine Müsteşarlığı’nın taraf olmadığı/olmayacağı ve ticari sır niteliği taşıyan kredi koşullarının açıklanması sonucunu doğuracağı iddia edildi. “Bu nedenle borç üstlenim anlaşmaları Resmi Gazete’de yayımlanmamaktadır.” denildi.
Zaman
En Çok Okunan
29.04.2014
Riskinyüzde85’iHazine’yesadeceyüzde15’ikreditöreRiskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Riskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Zaman
29.04.2014
02:05
Hazine Müsteşarlığı, yaptığı açıklama ile yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerindeki kamu-özel sektör ortaklı projelere yurt dışından sağlanacak kredilerin yüzde 85’ine Hazine garantisi getirildiğini doğruladı. Hazine, hangi projelere garanti verildiğinin gizli tutulmasını ‘ticarî sır’ diye savundu.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan projelere, kamudan ihaleyle işi alan özel sektör olsa dahi Hazine’nin garantör olmasına imkan veren yeni yönetmelikle ilgili tartışmalar devam ederken, konunun muhatabı Hazine Müsteşarlığı, söz konusu uygulamayı savunan bir açıklama yaptı. Borç üstlenim yönetmeliğinin yasal altyapısından söz edilen açıklamada, “Borç üstlenim taahhüdü sadece yurtdışından sağlanan finansmana tamamen veya kısmen verilebilmektedir. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’inin üstlenilmesi yönünde taahhüt verilmek suretiyle kreditörler de risk paylaşımının içerisine dahil edilmiştir.” ifadesi yer aldı.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan yap-işlet-devret projeleri ile Sağlık ve Eğitim bakanlıklarının 500 milyon doların üzerindeki projeleri için kullanılacak kredilere, devlet hazinesi garantisi getirilmesine tepkiler dinmiyor. Hazine Müsteşarlığı da dün tepkiler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre borç üstlenimi mekanizması, kamu-özel sektör işbirliği projeleri kapsamında proje sahibi idare ile projeyi gerçekleştiren şirket arasında düzenlenen sözleşmelerin süresinden önce feshedilmesini kapsayacak. Fesih sonrasında tesisin kamuya devredilmesi durumunda, fesih tarihine kadar yapılan işler için kullanılmış olan dış finansman, kamu tarafından üstlenilecek.3996 sayılı kanuna göre, proje şirketlerine yatırım tutarının minimum yüzde 20’si oranında özkaynak getirme yükümlülüğü var. Borç üstlenim taahhüdü ise ilgili sözleşme uyarınca şirketin taahhüt ettiği özkaynağı içermeyen finansman kısmını kapsayacak. Borç üstlenim taahhüdü yurtdışından sağlanan finansmana verilecek. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’i üstlenilecek. Böylece kreditörler yüzde 85 oranında garanti kapsamına alınırken, sadece yüzde 15’lik bir risk kreditöre bırakıldı.Bunların yanı sıra kamu iktisadi teşebbüsleri ve mahallî idarelerin yap-işlet-devret (YİD) modeli ile gerçekleştirecekleri projeleri için Hazine Müsteşarlığı’nca borç üstlenim taahhüdü verilmeyecek. YİD projelerinin borç üstlenim mekanizmasından faydalanması için asgari yatırım tutarının 1 milyar TL ve üzeri olması şartı aranacak. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yap-kirala-devret modeli ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerde ise asgari yatırım tutarı olarak 500 milyon lira gözetilecek. Mali yıl içerisinde sağlanacak borç üstlenimi taahhütlerine sınır getirmek amacıyla Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu ile borç üstlenim taahhüt limiti uygulanacak. 2014 yılı için söz konusu limit 3 milyar dolar olacak.RESMÎ GAZETE’DE NEDEN YAYIMLANMAYACAK? Hazine Müsteşarlığı’nın açıklamasında bu konuda şunlar kaydedildi: “Kamu kuruluşları tarafından YİD modeli ile gerçekleştirilen projelere ilişkin ihalelerde, ihaleyi kazanan şirket ile ilgili idare arasında yapılan sözleşme taslakları, ihale dokümanlarının bir parçasıdır. Bu kapsamda ihaleye teklif veren bütün şirketler, projede borç üstlenim taahhüdü verilip verilmeyeceğini ihale aşamasında bilmektedir. Dolayısıyla ihale aşamasında öngörülmemiş ve haksız rekabet yaratacak şekilde ihale koşullarını değiştirecek bir borç üstlenim taahhüdü verilmesi mümkün değildir.” Hazine garantilerinin kapsamının ihalesi yapılan bazı projeleri kapsaması dolayısıyla, “ihaleyi alanların, bu garantilerin geleceğini bilerek yüksek fiyat vermiş ve rakiplerini elemiş olmaları” ihtimaliyle ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmadı.Diğer bir husus ise vergi mükellefi olan vatandaşın hangi projelere garanti sağlandığını bilmemesi ve ortaya çıkacak şeffaflık problemiyle ilgili eleştiriler. Hazine bu noktada da borç üstlenim anlaşmasının Resmî Gazete’de yayımlanmayacak olmasına da temas etti. Anlaşmaların Resmî Gazete’de yayımlanmasının bu anlaşmaların imzalanmasını takip eden dönemde gündeme gelmesi muhtemel diğer borç üstlenim anlaşmalarında kamunun müzakere gücünün sınırlanmasına sebep olacağı ileri sürüldü. Görevli şirket tarafından sağlanan, üstlenim gerçekleşmediği sürece Hazine Müsteşarlığı’nın taraf olmadığı/olmayacağı ve ticari sır niteliği taşıyan kredi koşullarının açıklanması sonucunu doğuracağı iddia edildi. “Bu nedenle borç üstlenim anlaşmaları Resmi Gazete’de yayımlanmamaktadır.” denildi.
Zaman
Ekonomi
29.04.2014
Riskinyüzde85’iHazine’yesadeceyüzde15’ikreditöreRiskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Riskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Zaman
29.04.2014
01:59
Hazine Müsteşarlığı, yaptığı açıklama ile yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerindeki kamu-özel sektör ortaklı projelere yurt dışından sağlanacak kredilerin yüzde 85’ine Hazine garantisi getirildiğini doğruladı. Hazine, hangi projelere garanti verildiğinin gizli tutulmasını ‘ticarî sır’ diye savundu.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan projelere, kamudan ihaleyle işi alan özel sektör olsa dahi Hazine’nin garantör olmasına imkan veren yeni yönetmelikle ilgili tartışmalar devam ederken, konunun muhatabı Hazine Müsteşarlığı, söz konusu uygulamayı savunan bir açıklama yaptı. Borç üstlenim yönetmeliğinin yasal altyapısından söz edilen açıklamada, “Borç üstlenim taahhüdü sadece yurtdışından sağlanan finansmana tamamen veya kısmen verilebilmektedir. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’inin üstlenilmesi yönünde taahhüt verilmek suretiyle kreditörler de risk paylaşımının içerisine dahil edilmiştir.” ifadesi yer aldı.Yatırım tutarı 1 milyar liranın üzerinde olan yap-işlet-devret projeleri ile Sağlık ve Eğitim bakanlıklarının 500 milyon doların üzerindeki projeleri için kullanılacak kredilere, devlet hazinesi garantisi getirilmesine tepkiler dinmiyor. Hazine Müsteşarlığı da dün tepkiler üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre borç üstlenimi mekanizması, kamu-özel sektör işbirliği projeleri kapsamında proje sahibi idare ile projeyi gerçekleştiren şirket arasında düzenlenen sözleşmelerin süresinden önce feshedilmesini kapsayacak. Fesih sonrasında tesisin kamuya devredilmesi durumunda, fesih tarihine kadar yapılan işler için kullanılmış olan dış finansman, kamu tarafından üstlenilecek.3996 sayılı kanuna göre, proje şirketlerine yatırım tutarının minimum yüzde 20’si oranında özkaynak getirme yükümlülüğü var. Borç üstlenim taahhüdü ise ilgili sözleşme uyarınca şirketin taahhüt ettiği özkaynağı içermeyen finansman kısmını kapsayacak. Borç üstlenim taahhüdü yurtdışından sağlanan finansmana verilecek. Görevli şirketin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi halinde fesih tarihi itibarıyla borç bakiyesinin yüzde 85’i üstlenilecek. Böylece kreditörler yüzde 85 oranında garanti kapsamına alınırken, sadece yüzde 15’lik bir risk kreditöre bırakıldı.Bunların yanı sıra kamu iktisadi teşebbüsleri ve mahallî idarelerin yap-işlet-devret (YİD) modeli ile gerçekleştirecekleri projeleri için Hazine Müsteşarlığı’nca borç üstlenim taahhüdü verilmeyecek. YİD projelerinin borç üstlenim mekanizmasından faydalanması için asgari yatırım tutarının 1 milyar TL ve üzeri olması şartı aranacak. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yap-kirala-devret modeli ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerde ise asgari yatırım tutarı olarak 500 milyon lira gözetilecek. Mali yıl içerisinde sağlanacak borç üstlenimi taahhütlerine sınır getirmek amacıyla Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu ile borç üstlenim taahhüt limiti uygulanacak. 2014 yılı için söz konusu limit 3 milyar dolar olacak.RESMÎ GAZETE’DE NEDEN YAYIMLANMAYACAK? Hazine Müsteşarlığı’nın açıklamasında bu konuda şunlar kaydedildi: “Kamu kuruluşları tarafından YİD modeli ile gerçekleştirilen projelere ilişkin ihalelerde, ihaleyi kazanan şirket ile ilgili idare arasında yapılan sözleşme taslakları, ihale dokümanlarının bir parçasıdır. Bu kapsamda ihaleye teklif veren bütün şirketler, projede borç üstlenim taahhüdü verilip verilmeyeceğini ihale aşamasında bilmektedir. Dolayısıyla ihale aşamasında öngörülmemiş ve haksız rekabet yaratacak şekilde ihale koşullarını değiştirecek bir borç üstlenim taahhüdü verilmesi mümkün değildir.” Hazine garantilerinin kapsamının ihalesi yapılan bazı projeleri kapsaması dolayısıyla, “ihaleyi alanların, bu garantilerin geleceğini bilerek yüksek fiyat vermiş ve rakiplerini elemiş olmaları” ihtimaliyle ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmadı.Diğer bir husus ise vergi mükellefi olan vatandaşın hangi projelere garanti sağlandığını bilmemesi ve ortaya çıkacak şeffaflık problemiyle ilgili eleştiriler. Hazine bu noktada da borç üstlenim anlaşmasının Resmî Gazete’de yayımlanmayacak olmasına da temas etti. Anlaşmaların Resmî Gazete’de yayımlanmasının bu anlaşmaların imzalanmasını takip eden dönemde gündeme gelmesi muhtemel diğer borç üstlenim anlaşmalarında kamunun müzakere gücünün sınırlanmasına sebep olacağı ileri sürüldü. Görevli şirket tarafından sağlanan, üstlenim gerçekleşmediği sürece Hazine Müsteşarlığı’nın taraf olmadığı/olmayacağı ve ticari sır niteliği taşıyan kredi koşullarının açıklanması sonucunu doğuracağı iddia edildi. “Bu nedenle borç üstlenim anlaşmaları Resmi Gazete’de yayımlanmamaktadır.” denildi.
Zaman
Ana Sayfa
29.04.2014
Riskinyüzde85’iHazine’yesadeceyüzde15’ikreditöreRiskin yüzde 85’i Hazine’ye sadece yüzde 15’i kreditöre
Üsküdar Devlet Hastanesi Başhekimi'nden Yazılı Açıklama
Haber3
29.03.2014
18:48
Üsküdar

bsp;RECEP Aydın imzasıyla yapılan yazılı açıklamada hastaneden ayrılma işleminin istifa degil, kamudan ayrılmak için yerine getirilmesi gereken bir pr...

Haber3
Son Dakika
29.03.2014
ÜsküdarDevletHastanesiBaşhekimindenYazılıAçıklamaÜsküdar Devlet Hastanesi Başhekiminden Yazılı Açıklama
Üsküdar Devlet Hastanesi Başhekimi nden Yazılı Açıklama
Haberler.com
29.03.2014
18:35
Recep Aydın imzasıyla yapılan yazılı açıklamada hastaneden ayrılma işleminin istifa degil, kamudan ayrılmak için yerine getirilmesi gereken bir prosedür olduğu bildirildi.
Haberler.com
Güncel
29.03.2014
ÜsküdarDevletHastanesiBaşhekimindenYazılıAçıklamaÜsküdar Devlet Hastanesi Başhekimi nden Yazılı Açıklama
İnternet özgürlüğünün kökü kazındı
Zaman
26.03.2014
11:45
Başbakan Erdoğan“Kökünü kazıyacağız!” dedikten saatler sonra Twitter’ın fişi çekildi. Yasak anında delinse de mesele Türkiye’yi böyle bir zihniyetin yönetiyor oluşu.Gelişmiş ülkelerin üzerinde hassasiyetle durduğu konu ‘özgürlükler’. Avrupa Birliği(AB) de özgürlüklerin kısıtlanması konusunda epey duyarlı. Başka hiçbir konu, bireysel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması kadar büyük yankı uyandırmıyor bu ülkelerde. Birkaç yıl öncesine kadar en büyük gürültü, basın özgürlüğüne müdahale söz konusu olduğunda çıkardı. Bunun yerini internet ve şimdi de sosyal medya aldı. Sosyal medyaya yönelik her türlü kısıtlama kararı, tüm dünyada ayıplanarak karşılanan bir gelişme. Dünya genelinde yaklaşık 250 milyon, Türkiye’de ise 12 milyon kullanıcısı olan Twitter, sadece Çin’de yasak. İran’da 2009’da Devlet Başkanlığı seçimlerinden önce yasaklandı; ancak Eylül 2013’te tekrar açıldı. Mısır’da da Mübarek karşıtı gösteriler sırasında kısa süreli engellenmişti.2014 ile birlikte hükümetin tekrar gündeme aldığı 5651 sayılı ‘İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’, tüm tartışmalara rağmen Meclis’ten geçirildi ve düzeltme koşuluyla Köşk’ten onay aldı. Bir hafta içerisinde birkaç küçük düzenleme yapıldıktan sonra tekrar Meclis’ten geçti ve yürürlüğe girmiş oldu. 6 Mart’ta atv’ye çıktığı canlı yayında sosyal medya hakkındaki görüşlerini ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Biz bu milleti Youtube’a, Facebook’a bilmem şuraya buraya yedirmeyiz!” diyerek 30 Mart’taki seçimden sonra sosyal medyaya erişimin engelleneceğini ifade etmişti. Her ne kadar orada Twitter’ın ismini zikretmemiş olsa da, ‘şuraya buraya’ derken Twitter’ı kastettiği anlaşılmıştı.Başbakan Erdoğan’ın 6 Mart’taki bu çıkışı dış basının dikkatini çekmiş ve uluslararası haber ajansları açıklamayı ‘30 Mart’tan sonra Türkiye’de sosyal medya sansürlenecek’ başlığıyla flaş haber olarak servis etmişti.Bu konuşmanın ardından birçok ses kaydının daha sosyal medyada paylaşılması, yolsuzluk ve rüşveti örtmeye çalışan iktidar yanlılarını rahatsız ettiği için iki hafta boyunca tartışmalar devam etti. Tam 2 hafta sonra yani 20 Mart’ta Başbakan Erdoğan, Bursa’daki mitingde aynı konuya tekrar değindi. “Tivittır mivıttır hepsinin kökünü kazıyacağız!” diyerek bu konudaki vaadini tekrarladı. Herkes bu sansürü 30 Mart’tan sonra beklediği için büyük şok yaşanmadı. Miting konuşmasından birkaç saat sonra Başbakanlık Basın Müşavirliği bir açıklama yayımlayınca işin ciddiyeti anlaşıldı.Twitter ortamında bu açıklamanın peşinden sansürün gelebileceği tartışılırken bir yandan da sansür gelmesi hâlinde hangi alternatif yollar kullanılarak yasağın baypas edilebileceği konuşuluyordu. 23.30’dan itibaren de Twitter’a erişimde sorun yaşandığına dair söylentiler dolaşıma girdi. Yaklaşık bir saat içerisinde internet şirketleri aracılığıyla kademeli olarak Twitter’a erişim yasaklandı. TİB’in (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) internet şirketlerine gönderdiği talimat ile sansürün hayata geçirildiği anlaşılmış oldu. GSM operatörleri üzerinden yapılan engellemeye gerekçe olarak iki ayrı mahkeme kararı gösterildi. TİB’den yapılan açıklamada, “Bu internet sitesine (Twitter) İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 3 Şubat 2014, İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 18 Mart 2014 tarihli kararına istinaden koruma tedbiri uygulanmaktadır.” denildi. Ancak sonradan bu kararlarla ilgili şüphe doğuracak gelişmeler oldu. Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) Twitter yasağı konusunda nöbetçi mahkemeye yaptığı başvuruya, “Yargı tarafından alınmış bir yasak kararı yok” cevabı verildi. TBB Başkanı Metin Feyzioğlu da yasağın yargı değil idari kararla uygulandığını iddia etti.Haber ajansları ve televizyonlar yasağı canlı yayına geçerek duyurdu. Reuters, AP, AFP, CNN, BBC, Al Jazeera ve Bild gibi uluslararası basın kuruluşları sansürü acil olarak merkezlerine geçti. Dünyanın tanınmış basın yayın organları da haberi internet sitesinden verdi. En sert tepki AB’den geldi; yasak ‘ödlekçe’ diye değerlendirildi. Avrupa Komisyonu’nun dijital stratejilerinden sorumlu üyesi Neelie Kroes, “Twitter yasağı yersiz, anlamsız ve ödlekçedir. Türk halkı ve uluslararası topluluk bunu sansür olarak görecektir” dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünden de, ‘endişeliyiz’ açıklaması geldi: “Demokrasiler, kamudan gelen farklı seslerle güçlenir. Bağımsız ve kısıtlı olmayan medya demokratik, açık toplumların temel unsurudur. Aynı zamanda resmî olarak
Zaman
Son Dakika
26.03.2014
İnternetözgürlüğününkökükazındıİnternet özgürlüğünün kökü kazındı
YASAK, DÜNYANIN DİLİNDE
Zaman
21.03.2014
02:48
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın sosyal medya sitesi Twitterın kökünü kazıyacaklarını açıklamalarının ardından Erişimin engellenmesi dünyada geniş yer buldu.ABDEN İLK AÇIKLAMAEn sert tepki ise ABden geldi. AB, yasağı ödlekçe diye değerlendirdi. Avrupa Komisyonunun dijital stratejilerinden sorumlu üyesi Neelie Kroes, Türkiyedeki Twitter yasağı yersiz, anlamsız ve ödlekçedir. Türk halkı ve uluslararası topluluk bunu sansür olarak görecektir dedi.ABD: ENDİŞELİYİZABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünden ise, endişeliyiz açıklaması geldi. Yapılan açıklamada şöyle denildi: Demokrasiler, kamudan gelen farklı seslerle güçlenir. Bağımsız ve kısıtlı olmayan medya demokratik, açık toplumların temel unsurudur. Aynı zamanda resmi olarak şeffaflığın ve hesaba çekilirliği garantiye alır.DÜNYA MEDYASINDA İLK HABERDünya medyası, Erdoğanın Şimdi mahkeme kararı çıktı. Twitterın kökünü kazıyacağız. ifadelerini açıklamasından sonra bu sözünü yerine getirdiğini belirten manşetler attı.İsviçrenin devlet televizyonu TSR , Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Twitter mivitir hepsinin kökünü kazıyacağız açıklamasını flaş haber olarak verdi. TSR Televizyonu, Erdoğanın 30 Mart yerel seçimlerden sonra Youtube ve Facebooku da kapatabileceği doğrultusunda sözler sarf ettiğini dile getirdi. TSR konu ile ilgili yorumunda Erdoğaniç ve dışa meydan okuyor yorumunu yaptı.Amerikan Washington Post gazetesi konuya ilişkin haberinde Erdoğanın ses kayıtlarının sızdırıldığı sosyal medya sitelerine yönelik tehdidini yenilediğini duyurdu. Söz konusu sızdırmaların kritik 30 Mart seçimleri öncesi hükümetin itibarına zarar verdiğine dikkat çekildi. Erdoğanın, Twitterın ve sosyal medyanın kökünü kazıyacağını söylediğine vurgu yapılan haberde, Uluslararası camianın ne söylediği beni hiç ilgilendirmiyor. sözlerine de yer verildi.İngiliz Time Gazetesi gelişmeyi Erdoğan şimdi de Twitterı kapatacağını söyledi başlığı ile okuyucularına duyurdu. Gazete, Erdoğanın kendisini yolsuzluk skandalı ile ilişkili gösteren ses kayıtlarının ortaya çıkmasının ardından Twitterı kapatacağını ifade ettiğine dikkat çekti. Haberde Erdoğanın Şimdi mahkeme kararı çıktı. Twitterın kökünü kazıyacağız. ifadelerine yer verildi.Dünyanın en büyük haber ajanslarından Reuters, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın uluslararası tepkilere aldırış etmeyeceğini vurgulayarak Twitterı ve diğer sosyal medya sitelerini kapatmakla tehdit ettiğini yazdı. Haberde Erdoğanın düşmanları tarafından organize edildiğini iddia ettiği bir yolsuzluk skandalı ile boğuştuğu belirtilerek bu yöndeki sızdırmaların çoğunun Twitter ve YouTube üzerinden yapıldığı vurgulandı.Elcezire, internet sitesinden yayınladığı haberde Erdoğanın, sosyal medyada iddia edilen hükümetin yolsuzlukları ile ilişkili ortaya çıkan ses kayıtlarının ardından Twitterı kökünü kazımakla uyardığını yazdı. Haberde, Erdoğanın bu ay başında seçimlerin ardından YouTube ve Facebookun da kapatılabileceğini ifade ettiği hatırlatıldı.
Zaman
En Çok Okunan
21.03.2014
YASAKDÜNYANINDİLİNDEYASAK DÜNYANIN DİLİNDE
Günay: İktidarın kirlendiği ortaya çıktı
Zaman
03.03.2014
11:01
Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, daha önce iktidarın yorulduğunu söylediğini, ancak son olaylarla kirlendiğinin de ortaya çıktığını öne sürerek, İktidar partisinin bugün sürdürdüğü pervasızlığı, bir anlamda şımarıklığı sona erdirecek, kamuoyundan ikaz almasının çok önemli olduğunu düşünüyorum dedi.AK Partiden istifa eden İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, Antalyanın Demre İlçesinde 17 Aralık operasyonu ve sonrasını değerlendirdi. DHA muhabirine açıklama yapan Günay, 17 Aralıktan bu yana Türkiyede yaşananların kamuoyunun vicdanını yaraladığını söyledi.Türkiyede hukuk tarihi açısından ileride ibretle kaydedilecek günler yaşandığına işaret eden Günay, geçmiş dönemlerde de bazı hükümet üyeleri ya da hükümet üyelerinin yakınları hakkında bu tür iddiaların olduğunu, ancak her seferinde hukukun olağan şekilde işlediğini anlattı. Hükümet üyeleri ve yakınları hakkında soruşturma usulü neyse onun aynen uygulandığına değinen Günay, şunları kaydetti:Büyük ölçüde bu suçlamalar aklanmayla sonuçlandı. Bu kez başka bir talihsiz süreç yaşandı. Birinci günden itibaren soruşturmayı sürdüren önce emniyet görevlileri, ardından yargı görevlileri hakkında inanılmaz bir tayin, sürgün furyası yaşandı. Bununla yetinilmedi, yasa değişiklikleri yapıldı. 2010 yılında Türkiye çapında bir kampanyayla yürütme artık yargıya müdahale etmeyecek denilerek Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı önemli ölçüde değiştirildi. Bütün bunların sonucunda kamu vicdanının sorguladığı bir biçimde tahliyeler gerçekleşti.KAMU VİCDANI İTİBAR ETMEYECEKAdalet Komisyonunda soruşturma olağan usullerde devam eder, ardından tahliyeler ve beraatlar gelirse bu karara herkesin ve kamu vicdanının itibar edeceğini anlatan Günay, Ama öyle bir sürgün, tayin, yasa değiştirme süreci izlendi ki, bundan sonra değil tahliye, mahkemelerden beraat bile çıksa hiçbir vicdan, kamu vicdanı buna itibar etmeyecek. Böyle bir noktaya geldik ve tahliyeler yaşandı dedi.28 ŞUBAT VURGUSUYolsuzluk operasyonu kapsamında tutuklanan eski İçişleri Bakanı Muammer Gülerin oğlu Barış Güler, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayanın oğlu Kaan Çağlayan ve işadamı Reza Zarrabın 73 gün sonra tahliye edildiğini belirten Günay, tahliye gününe de dikkat çekti. Günay, şöyle dedi:Daha önce bundan 14 yıl evvel mütedeyyin insanlara karşı önemli baskıların yapıldığı söylenen, bunun soruşturmalarının, yargılamalarının yapıldığı ülkemizde, 28 Şubatın yıldönümünde, daha çok mütedeyyin insanların öncülük ettiği dershanelerin kapatılma kararı parlamentoda yasalaşırken, yolsuzlukla suçlanan hükümet üyelerinin yakınları da cezaevinden çıktı. Çok da ilginç bir rastlantı oldu; yine bir 28 Şubat günü. Bunu tarihin çok özel bir biçimde kaydedeceğini düşünüyorum. Muhasebesini, çok uzun olmayan bir süre sonra hep beraber yapacağız.TELEFON DİNLEMELERİ DİKKATE ALINMADITelefon dinlemelerine de değinen Günay, bu dinlemelerin Türkiyede yeni bir konu olmadığını söyledi. Dinleme konusu gündeme geldiğinde arşivlere baktığını anlatan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:2008- 2009- 2010da bu konuyla ilgili o zamanki bakan arkadaşlarımız, örneğin Adalet Bakanı, Canım, adliyede dinlemeler var ama, bundan ötürü suç duyurusu yok demişti. Ulaştırma Bakanı, Dinlenmekten çekinen telefonunu kullanmasın demişti. Dinleme olayları ciddiye alınmamış ve gelişigüzel dinlemeler yapıldığı konusunda da sürekli şikayetlerde bulunulmuş. Bundan önceki bazı yargılamalarda bu dinlemelerde, yargılama konusu ile ilgisi olmayan bazı kayıtların dosyalara girdiği konuşulmuş, buna kimse itibar etmemiş. Ne zaman ki hükümet üyelerinin doğrudan doğruya kendileri veya çok yakınlarıyla ilgili dinleme kayıtları ortaya çıktı, o zaman dinlemenin usulünce olması, özel yaşama girmemesi, gelişigüzel dinleme yapılmaması gibi evrensel ölçütler hatırlandı.KAMU YARARI VARSA GİZLENMESİ DOĞRU DEĞİLAile bireylerinin özel hayatını ilgilendiren konuşmaların kamuoyuyla paylaşılmasının yanlış olduğunu savunan Ertuğrul Günay şöyle konuştu:Bu dinlemeler ortaya birtakım yolsuzluk söylentilerini çıkarıyorsa, yolsuzluk soruşturmasının kanıtını veriyorsa, o zaman bunların kamuoyundan, yargıdan, basından saklanması mümkün değildir. Doğru da değildir. Bir politikacının veya kamu yöneticisinin kamudan gizli işlerinin toplum tarafından bilinmesinde kamu yararı varsa, kamuoyu tarafından bilinmesi gerekir. İtiraz edilmeyecek bir noktada arkadaşlar itiraz etti. Ama geçmişte itiraz edilmesi gereken hususları da görmezden geliyorlardı.YURTTAŞLAR OYLARIYLA UYARACAKTürkiyenin yerel seçimin eşiğinde olduğunu hatırlatan Günay, geçen seçimde AK Partiye oy veren yurttaşların, bu seçimde oylarını daha kıskançlıkla kullanacağını iddia etti. Yurttaşların başka partilere oy vererek iktidarı uyaracağını savunan Günay şöyle dedi:İktidar partisinin bugün sürdürdüğü pervasızlığı, bir anlamda şımarıklığı sona erdirecek, kamuoyund
Zaman
Politika
03.03.2014
GünayİktidarınkirlendiğiortayaçıktıGünay İktidarın kirlendiği ortaya çıktı
Günay: İktidarın kirlendiği ortaya çıktı
Zaman
03.03.2014
11:01
Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, daha önce iktidarın yorulduğunu söylediğini, ancak son olaylarla kirlendiğinin de ortaya çıktığını öne sürerek, İktidar partisinin bugün sürdürdüğü pervasızlığı, bir anlamda şımarıklığı sona erdirecek, kamuoyundan ikaz almasının çok önemli olduğunu düşünüyorum dedi.AK Partiden istifa eden İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay, Antalyanın Demre İlçesinde 17 Aralık operasyonu ve sonrasını değerlendirdi. DHA muhabirine açıklama yapan Günay, 17 Aralıktan bu yana Türkiyede yaşananların kamuoyunun vicdanını yaraladığını söyledi.Türkiyede hukuk tarihi açısından ileride ibretle kaydedilecek günler yaşandığına işaret eden Günay, geçmiş dönemlerde de bazı hükümet üyeleri ya da hükümet üyelerinin yakınları hakkında bu tür iddiaların olduğunu, ancak her seferinde hukukun olağan şekilde işlediğini anlattı. Hükümet üyeleri ve yakınları hakkında soruşturma usulü neyse onun aynen uygulandığına değinen Günay, şunları kaydetti:Büyük ölçüde bu suçlamalar aklanmayla sonuçlandı. Bu kez başka bir talihsiz süreç yaşandı. Birinci günden itibaren soruşturmayı sürdüren önce emniyet görevlileri, ardından yargı görevlileri hakkında inanılmaz bir tayin, sürgün furyası yaşandı. Bununla yetinilmedi, yasa değişiklikleri yapıldı. 2010 yılında Türkiye çapında bir kampanyayla yürütme artık yargıya müdahale etmeyecek denilerek Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı önemli ölçüde değiştirildi. Bütün bunların sonucunda kamu vicdanının sorguladığı bir biçimde tahliyeler gerçekleşti.KAMU VİCDANI İTİBAR ETMEYECEKAdalet Komisyonunda soruşturma olağan usullerde devam eder, ardından tahliyeler ve beraatlar gelirse bu karara herkesin ve kamu vicdanının itibar edeceğini anlatan Günay, Ama öyle bir sürgün, tayin, yasa değiştirme süreci izlendi ki, bundan sonra değil tahliye, mahkemelerden beraat bile çıksa hiçbir vicdan, kamu vicdanı buna itibar etmeyecek. Böyle bir noktaya geldik ve tahliyeler yaşandı dedi.28 ŞUBAT VURGUSUYolsuzluk operasyonu kapsamında tutuklanan eski İçişleri Bakanı Muammer Gülerin oğlu Barış Güler, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayanın oğlu Kaan Çağlayan ve işadamı Reza Zarrabın 73 gün sonra tahliye edildiğini belirten Günay, tahliye gününe de dikkat çekti. Günay, şöyle dedi:Daha önce bundan 14 yıl evvel mütedeyyin insanlara karşı önemli baskıların yapıldığı söylenen, bunun soruşturmalarının, yargılamalarının yapıldığı ülkemizde, 28 Şubatın yıldönümünde, daha çok mütedeyyin insanların öncülük ettiği dershanelerin kapatılma kararı parlamentoda yasalaşırken, yolsuzlukla suçlanan hükümet üyelerinin yakınları da cezaevinden çıktı. Çok da ilginç bir rastlantı oldu; yine bir 28 Şubat günü. Bunu tarihin çok özel bir biçimde kaydedeceğini düşünüyorum. Muhasebesini, çok uzun olmayan bir süre sonra hep beraber yapacağız.TELEFON DİNLEMELERİ DİKKATE ALINMADITelefon dinlemelerine de değinen Günay, bu dinlemelerin Türkiyede yeni bir konu olmadığını söyledi. Dinleme konusu gündeme geldiğinde arşivlere baktığını anlatan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:2008- 2009- 2010da bu konuyla ilgili o zamanki bakan arkadaşlarımız, örneğin Adalet Bakanı, Canım, adliyede dinlemeler var ama, bundan ötürü suç duyurusu yok demişti. Ulaştırma Bakanı, Dinlenmekten çekinen telefonunu kullanmasın demişti. Dinleme olayları ciddiye alınmamış ve gelişigüzel dinlemeler yapıldığı konusunda da sürekli şikayetlerde bulunulmuş. Bundan önceki bazı yargılamalarda bu dinlemelerde, yargılama konusu ile ilgisi olmayan bazı kayıtların dosyalara girdiği konuşulmuş, buna kimse itibar etmemiş. Ne zaman ki hükümet üyelerinin doğrudan doğruya kendileri veya çok yakınlarıyla ilgili dinleme kayıtları ortaya çıktı, o zaman dinlemenin usulünce olması, özel yaşama girmemesi, gelişigüzel dinleme yapılmaması gibi evrensel ölçütler hatırlandı.KAMU YARARI VARSA GİZLENMESİ DOĞRU DEĞİLAile bireylerinin özel hayatını ilgilendiren konuşmaların kamuoyuyla paylaşılmasının yanlış olduğunu savunan Ertuğrul Günay şöyle konuştu:Bu dinlemeler ortaya birtakım yolsuzluk söylentilerini çıkarıyorsa, yolsuzluk soruşturmasının kanıtını veriyorsa, o zaman bunların kamuoyundan, yargıdan, basından saklanması mümkün değildir. Doğru da değildir. Bir politikacının veya kamu yöneticisinin kamudan gizli işlerinin toplum tarafından bilinmesinde kamu yararı varsa, kamuoyu tarafından bilinmesi gerekir. İtiraz edilmeyecek bir noktada arkadaşlar itiraz etti. Ama geçmişte itiraz edilmesi gereken hususları da görmezden geliyorlardı.YURTTAŞLAR OYLARIYLA UYARACAKTürkiyenin yerel seçimin eşiğinde olduğunu hatırlatan Günay, geçen seçimde AK Partiye oy veren yurttaşların, bu seçimde oylarını daha kıskançlıkla kullanacağını iddia etti. Yurttaşların başka partilere oy vererek iktidarı uyaracağını savunan Günay şöyle dedi:İktidar partisinin bugün sürdürdüğü pervasızlığı, bir anlamda şımarıklığı sona erdirecek, kamuoyund
Zaman
Ana Sayfa
03.03.2014
GünayİktidarınkirlendiğiortayaçıktıGünay İktidarın kirlendiği ortaya çıktı
Sokaklar ve camiler karanlıkta kalabilir
Türkiye Gazetesi
18.02.2014
09:56
Elektrik dağıtım özelleştirmeleri tamamlanırken, kamudan özele geçişte yaşanan sorunun faturası vatandaşa çıkabilir.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
18.02.2014
SokaklarvecamilerkaranlıktakalabilirSokaklar ve camiler karanlıkta kalabilir
Kamu şirketlerinin reklamında aslan payı ‘havuz medyası’na aktı
Zaman
15.02.2014
02:02
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından sonra bu haberlere yer veren medya kuruluşlarının kamudan aldığı reklam bütçeleri tamamen veya büyük ölçüde kesildi. Hükümete tam destek veren gazete ve televizyonlar ise daha önce hiç olmadığı kadar reklama boğuldu. Hükümete en yakın duran medya organları kamu reklamından en büyük payı aldı.Kamu kuruluşlarının 1 Ocak 2014 ile 11 Şubat 2014 tarihleri arasında televizyon ve gazetelere verdiği reklamların dağılımı, tiraj ve izlenme oranı gibi adil bir kritere göre yapılmadığını ortaya koydu. Reklamlarda aslan payı, yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ile ilgili gelişmeler sonrası hükümete en yakın duran ‘Ahaber’ ve ‘24 TV’ televizyon kanalları ile yine medyada hükümetin en hararetli destekçisi Sabah ve Star gazetelerinin oldu. Nielsen Company tarafından kurulan gazete ve televizyonlarda yayınlanan reklamların nerede, ne zaman ve ne ölçüde kullanıldığını ölçümleyen ADEX’in verilerine göre yılbaşından bu yana yolsuzluk ve rüşvetle ilgili haberleri eleştirel bakış açısıyla sayfalarına yansıtan Zaman, Bugün, Sözcü ve Taraf gazeteleri ise paralı ilan planlamasında görmezden gelindi. ADEX verilerine göre kamu şirketi Halkbank, 1 Ocak-11 Şubat 2014 tarihleri arasında ekranlarda toplam 4 bin 840 saniye reklam kullandı. Bu reklamın 3 bin 632 saniyesi 24 TV televizyonunda, 708 saniyesi Ahaber televizyonunda, 312 saniyesi Ülke Haber televizyonunda ve 128 saniyesi Show TV kanalında yayınlandı. Ziraat Bankası da bu dönemde 5 bin 198 saniye reklam kullandı. Bunun 3 bin 443 saniyesi Ahaber televizyonunda, 879 saniyesi 24 TV televizyonunda, 801 saniyesi Atv’de, 75 saniyesi de GS Televizyonu’nda yayınlandı. Emlak Konut GYO da aynı tarihler arasında 5 bin 62 saniye reklam kullandı. Bunun 5 bin 32 saniyesi ahaber televizyonunda, 30 saniyesi de 24 TV televizyonunda yayınlandı. Verilere göre yılbaşından bu yana Halkbank, Ziraat ve Emlak Konut’un televizyon reklamlarında en fazla payı Ahaber ile 24 TV televizyonları aldı. Bu 3 kamu şirketi CNN Türk, Bugün Televizyonu, Samanyolu Haber, Kanaltürk, Kanal D, Samanyolu ve NTV gibi her alanda izlenme oranı yüksek kanallarda hiç reklam kullanmadı. Kamu şirketlerinin parası reklamlar vasıtasıyla hükümetin görüşleriyle paralel bir yayın politikası güden bu iki kanala akıtıldı. Gazete reklamlarında da benzer tablo söz konusu. Yine ADEX’e göre Ziraat Bankası toplam 727 sütun/santim reklamın 568’ini Sabah’ta, 120’sini Star’da, 39’unu Posta’da kullandı. Halkbank toplam 780 sütun/santim reklamın 546’sını Sabah’ta, 234’ünü de Hürriyet’te yayınladı. Türk Hava Yolları toplam 1.414 sütun/santim reklamın 575’ini Sabah’ta, 559’unu Habertürk’te, 280’ini de Hürriyet’te yayımladı. Vakıfbank ise toplam 5 bin 312 sütun/santim reklamın 848’ini Sabah’ta, 844’ünü Akşam’da, 644’ünü Milliyet’te, 592’sini Türkiye’de, 540’ını Star’da, 448’ini Takvim’de yayımladı. Kamudan verilen tüm reklam yayınlarında Bugün Gazetesi, Zaman Gazetesi, Sözcü ve Taraf Gazetesi paralı ilan listelerinin dışı tutuldu. EKONOMİ SERVİSİYapılan dağılım eşitlik ve hakkaniyete aykırıTürkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto: Sonuçta vatandaşın paralarından meydana gelen bir havuz kamunun kullandığı. Belli gazetelere fazla, belli gazetelere az paralı ilan verilmesi eşitlik ilkesine aykırı. Basın özgürlüğünde zaten yeterli derecede sıkıntı var, bir de basına böyle bir yük biniyor. Sakıncalı bir yol tutuluyor. Bundan vazgeçilmeli. Kamu reklamları zaten azalıyor, bunun daha eşit ve hakkaniyetli dağıtılması gerekir. Ondan bazı gazeteleri yoksun bırakmak, zaten maddi sıkıntıdaki kurumları daha çok zorlayacak.Reklamlar sübvansiyon aracı olarak kullanılıyorBugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt: Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu bir gerçeği daha ortaya çıkardı: Medyamızın en azından bir kısmının hali perişan... Bir bakanın koordinatörlüğünde kamu ihaleleri karşılığında işadamlarından toplanan “haraçlar” ile satın alınan medya grupları var. Kamu imkânlarının bu medya kurumlarına birincisi “kredi” olarak, ikincisi de “reklam sübvansiyonu” olarak sunulması ise bir başka tartışmalı konu olarak karşımızda duruyor. Neresinden bakarsanız bakın çok büyük skandal. Son dönem reklam dağılımları net olarak gösteriyor ki kamuya ait dev bir reklam payı haksız şekilde bir kısım medyaya aktarılıyor. Oysa bu şirketlerin tamamı kamu malı olmanın yanı sıra halka açık şirketler. Yani ellerindeki kamu imkanlarını yasal ve SPK mevzuatına göre, önceden ilan edilmiş kriterlere göre dağıtabilirler. Keyfi şekilde, siyasi görüşlerine göre hareket edemezler, tüm faaliyetleri saydam olmak zorunda... Ak
Zaman
En Çok Okunan
15.02.2014
Kamuşirketlerininreklamındaaslanpayı‘havuzmedyası’naaktıKamu şirketlerinin reklamında aslan payı ‘havuz medyası’na aktı
Kamu şirketlerinin reklamında aslan payı ‘havuz medyası’na aktı
Zaman
15.02.2014
02:01
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından sonra bu haberlere yer veren medya kuruluşlarının kamudan aldığı reklam bütçeleri tamamen veya büyük ölçüde kesildi. Hükümete tam destek veren gazete ve televizyonlar ise daha önce hiç olmadığı kadar reklama boğuldu. Hükümete en yakın duran medya organları kamu reklamından en büyük payı aldı.Kamu kuruluşlarının 1 Ocak 2014 ile 11 Şubat 2014 tarihleri arasında televizyon ve gazetelere verdiği reklamların dağılımı, tiraj ve izlenme oranı gibi adil bir kritere göre yapılmadığını ortaya koydu. Reklamlarda aslan payı, yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ile ilgili gelişmeler sonrası hükümete en yakın duran ‘Ahaber’ ve ‘24 TV’ televizyon kanalları ile yine medyada hükümetin en hararetli destekçisi Sabah ve Star gazetelerinin oldu. Nielsen Company tarafından kurulan gazete ve televizyonlarda yayınlanan reklamların nerede, ne zaman ve ne ölçüde kullanıldığını ölçümleyen ADEX’in verilerine göre yılbaşından bu yana yolsuzluk ve rüşvetle ilgili haberleri eleştirel bakış açısıyla sayfalarına yansıtan Zaman, Bugün, Sözcü ve Taraf gazeteleri ise paralı ilan planlamasında görmezden gelindi. ADEX verilerine göre kamu şirketi Halkbank, 1 Ocak-11 Şubat 2014 tarihleri arasında ekranlarda toplam 4 bin 840 saniye reklam kullandı. Bu reklamın 3 bin 632 saniyesi 24 TV televizyonunda, 708 saniyesi Ahaber televizyonunda, 312 saniyesi Ülke Haber televizyonunda ve 128 saniyesi Show TV kanalında yayınlandı. Ziraat Bankası da bu dönemde 5 bin 198 saniye reklam kullandı. Bunun 3 bin 443 saniyesi Ahaber televizyonunda, 879 saniyesi 24 TV televizyonunda, 801 saniyesi Atv’de, 75 saniyesi de GS Televizyonu’nda yayınlandı. Emlak Konut GYO da aynı tarihler arasında 5 bin 62 saniye reklam kullandı. Bunun 5 bin 32 saniyesi ahaber televizyonunda, 30 saniyesi de 24 TV televizyonunda yayınlandı. Verilere göre yılbaşından bu yana Halkbank, Ziraat ve Emlak Konut’un televizyon reklamlarında en fazla payı Ahaber ile 24 TV televizyonları aldı. Bu 3 kamu şirketi CNN Türk, Bugün Televizyonu, Samanyolu Haber, Kanaltürk, Kanal D, Samanyolu ve NTV gibi her alanda izlenme oranı yüksek kanallarda hiç reklam kullanmadı. Kamu şirketlerinin parası reklamlar vasıtasıyla hükümetin görüşleriyle paralel bir yayın politikası güden bu iki kanala akıtıldı. Gazete reklamlarında da benzer tablo söz konusu. Yine ADEX’e göre Ziraat Bankası toplam 727 sütun/santim reklamın 568’ini Sabah’ta, 120’sini Star’da, 39’unu Posta’da kullandı. Halkbank toplam 780 sütun/santim reklamın 546’sını Sabah’ta, 234’ünü de Hürriyet’te yayınladı. Türk Hava Yolları toplam 1.414 sütun/santim reklamın 575’ini Sabah’ta, 559’unu Habertürk’te, 280’ini de Hürriyet’te yayımladı. Vakıfbank ise toplam 5 bin 312 sütun/santim reklamın 848’ini Sabah’ta, 844’ünü Akşam’da, 644’ünü Milliyet’te, 592’sini Türkiye’de, 540’ını Star’da, 448’ini Takvim’de yayımladı. Kamudan verilen tüm reklam yayınlarında Bugün Gazetesi, Zaman Gazetesi, Sözcü ve Taraf Gazetesi paralı ilan listelerinin dışı tutuldu. EKONOMİ SERVİSİYapılan dağılım eşitlik ve hakkaniyete aykırıTürkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto: Sonuçta vatandaşın paralarından meydana gelen bir havuz kamunun kullandığı. Belli gazetelere fazla, belli gazetelere az paralı ilan verilmesi eşitlik ilkesine aykırı. Basın özgürlüğünde zaten yeterli derecede sıkıntı var, bir de basına böyle bir yük biniyor. Sakıncalı bir yol tutuluyor. Bundan vazgeçilmeli. Kamu reklamları zaten azalıyor, bunun daha eşit ve hakkaniyetli dağıtılması gerekir. Ondan bazı gazeteleri yoksun bırakmak, zaten maddi sıkıntıdaki kurumları daha çok zorlayacak.Reklamlar sübvansiyon aracı olarak kullanılıyorBugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt: Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu bir gerçeği daha ortaya çıkardı: Medyamızın en azından bir kısmının hali perişan... Bir bakanın koordinatörlüğünde kamu ihaleleri karşılığında işadamlarından toplanan “haraçlar” ile satın alınan medya grupları var. Kamu imkânlarının bu medya kurumlarına birincisi “kredi” olarak, ikincisi de “reklam sübvansiyonu” olarak sunulması ise bir başka tartışmalı konu olarak karşımızda duruyor. Neresinden bakarsanız bakın çok büyük skandal. Son dönem reklam dağılımları net olarak gösteriyor ki kamuya ait dev bir reklam payı haksız şekilde bir kısım medyaya aktarılıyor. Oysa bu şirketlerin tamamı kamu malı olmanın yanı sıra halka açık şirketler. Yani ellerindeki kamu imkanlarını yasal ve SPK mevzuatına göre, önceden ilan edilmiş kriterlere göre dağıtabilirler. Keyfi şekilde, siyasi görüşlerine göre hareket edemezler, tüm faaliyetleri saydam olmak zorunda... Ak
Zaman
Ekonomi
15.02.2014
Kamuşirketlerininreklamındaaslanpayı‘havuzmedyası’naaktıKamu şirketlerinin reklamında aslan payı ‘havuz medyası’na aktı
Toplam "561" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti