Habergec.Com Aranan Kelimeler:kamudan Değerlendirme: 10 / 10 085201
habergec.com
12.02.2016 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

kamudan

Kamudan özel sektöre transfer
Dünya Gazetesi
03.02.2016
12:56
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya Gazetesi
Toplum Yaşam
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya Gazetesi
03.02.2016
12:14
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya Gazetesi
Finans
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya Gazetesi
03.02.2016
11:51
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya Gazetesi
Politika
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya Gazetesi
03.02.2016
11:51
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya Gazetesi
Güncel
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya
03.02.2016
11:35
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya
Finans
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya
03.02.2016
11:35
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya
Toplum Yaşam
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya
03.02.2016
11:35
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya
Dünya
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya
03.02.2016
11:35
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya
Politika
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya
03.02.2016
11:35
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya
Ekonomi
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya
03.02.2016
11:35
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya
Güncel
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya
03.02.2016
11:35
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya
Son Dakika
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya Gazetesi
03.02.2016
11:32
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya Gazetesi
Dünya
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya Gazetesi
03.02.2016
11:32
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya Gazetesi
Ekonomi
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Kamudan özel sektöre transfer
Dünya Gazetesi
03.02.2016
11:32
Kamudan

MAKFED Genel Sekreterliğine Dr. Süfyan Emiroğlu getirildi.

Dünya Gazetesi
Son Dakika
03.02.2016
KamudanözelsektöretransferKamudan özel sektöre transfer
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya Gazetesi
01.02.2016
02:54
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya Gazetesi
01.02.2016
01:32
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya Gazetesi
01.02.2016
01:32
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya Gazetesi
01.02.2016
01:06
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya
01.02.2016
01:05
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya
01.02.2016
01:04
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya Gazetesi
01.02.2016
00:57
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya Gazetesi
01.02.2016
00:57
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya Gazetesi
01.02.2016
00:57
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya
01.02.2016
00:56
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya
01.02.2016
00:56
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya
01.02.2016
00:56
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya
01.02.2016
00:56
Nedir bu Türkiye’nin kamudan çektiği?
Dünya
01.02.2016
00:56
Denetimden kaçma yasası
Zaman
14.01.2016
07:45

Hükümet, torba yasaya eklediği bir düzenlemeyle Sayıştayı devre dışı bırakmayı hedefliyor. Tasarı yasalaşırsa THY, Türk Telekom ve Emlak Konut gibi şirketlerin denetimini bağımsız denetim kurumları yapacak. Bu üç şirketin yaklaşık 30,5 milyar liralık geliri denetim dışına çıkmış olacak.

TBMMde görüşülmekte olan Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısına 3 parti muhalefet şerhi yazdı.

Özgür Düşünceden Çetin Çiftçinin haberine göre, Torba Yasa Tasarısına eklenen bir madde ile Borsa İstanbulda işlem gören ve kamu payı yüzde 50nin altında olan şirketler ile bağlı iştiraklerin bağımsız denetim raporları üzerinden denetlenmesini öngören yasa tasarısına muhalefetten sert tepki geldi. AYM İPTAL ETMİŞTİ Muhalefet, yapılanın şirketleri Sayıştay denetiminden kaçırma ve Sayıştayı susturma girişimi olduğunu ifade etti. AKPnin THY, Türk Telekom ve Emlak Konut gibi kamu hissesi yüzde 50nin altında olan şirketleri Sayıştay denetiminden muaf tutma girişimi daha önce Anayasa Mahkemesinden dönmüştü.

DENETİM YETKİSİ KALDIRILIYOR

CHP muhalefet şerhinde, düzenlemenin Sayıştayın kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin denetim yetkisini ortadan kaldırdığına işaret edildi. Yasama organının yürütmenin bütçeyle ilgili işlemlerini kanunlara uygun bir şekilde yürütüp yürütmediğini denetleme imkânının sınırlanarak demokratik devlet ilkesine zarar verildiği dile getirildi. Sayıştayın denetim görevini özel ve bağımsız denetim kuruluşlarına yaptırılmsına imkan sağlayan bu düzenlemelerin, Anayasanın 128 ve 160. maddeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.

KAMUDAN ALINAN YETKİNİN GASPI

HDP muhalefet şerhinde ise düzenleme ile bağımsız denetim yapma özelliği, yalnızca kağıt üzerinde kalan Sayıştayın parlamento adına mali denetim görevinden koparılmaya çalışıldığı dile getirildi. “Bu düzenleme kamudan alınan yetkinin adeta bir gaspı ve şeffaflık ilkesinin yok sayılarak antidemokratik bir işlemin, bir sürecin kamusal yetki adıyla meşru kılınması durumudur” denildi.

SAYIŞTAYI SUSTURMA GİRİŞİMİ

MHP muhalefet şerhinde de düzenlemenin AKP hükümetinin Sayıştayı susturma girişimlerinin ve yaptığı darbe planlarının devamı olduğu belirtildi. Şerhte, “Şimdi yeniden bu hususta ısrar edilmekte ve bu şirketler Sayıştay denetiminden kaçırılmaktadır. Sayıştayın kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin denetim yetkisini ortadan kaldıran düzenleme yeniden kanunlaştırılmak istenmektedir” denildi.

30.5 MİLYAR LİRA DENETİM DIŞI KALACAK

Yüzde 49u kamunun elinde olan Türk Hava Yolları (THY), 2015 yılının dokuz aylık döneminde 21 milyar 593 milyon lira satış geliri, 2 milyar 376 milyon lira da net kâr elde etti. Yüzde 30u kamuda olan Türk Telekom ise yılın ilk 9 ayında 3,7 milyar liralık gelire ulaştı. Yüzde 49u kamunun elinde olan Emlak Konut ise ekim sonu itibariyle 5,27 milyar lira ciro elde etti. Tasarı kanunlaşırsa yaklaşık olarak 30.5 milyar lira Sayıştay denetiminden çıkarılmış olacak.

Zaman
Ekonomi
14.01.2016
DenetimdenkaçmayasasıDenetimden kaçma yasası
Denetimden kaçma yasası
Zaman
14.01.2016
07:45

Hükümet, torba yasaya eklediği bir düzenlemeyle Sayıştayı devre dışı bırakmayı hedefliyor. Tasarı yasalaşırsa THY, Türk Telekom ve Emlak Konut gibi şirketlerin denetimini bağımsız denetim kurumları yapacak. Bu üç şirketin yaklaşık 30,5 milyar liralık geliri denetim dışına çıkmış olacak.

TBMMde görüşülmekte olan Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Tasarısına 3 parti muhalefet şerhi yazdı.

Özgür Düşünceden Çetin Çiftçinin haberine göre, Torba Yasa Tasarısına eklenen bir madde ile Borsa İstanbulda işlem gören ve kamu payı yüzde 50nin altında olan şirketler ile bağlı iştiraklerin bağımsız denetim raporları üzerinden denetlenmesini öngören yasa tasarısına muhalefetten sert tepki geldi. AYM İPTAL ETMİŞTİ Muhalefet, yapılanın şirketleri Sayıştay denetiminden kaçırma ve Sayıştayı susturma girişimi olduğunu ifade etti. AKPnin THY, Türk Telekom ve Emlak Konut gibi kamu hissesi yüzde 50nin altında olan şirketleri Sayıştay denetiminden muaf tutma girişimi daha önce Anayasa Mahkemesinden dönmüştü.

DENETİM YETKİSİ KALDIRILIYOR

CHP muhalefet şerhinde, düzenlemenin Sayıştayın kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin denetim yetkisini ortadan kaldırdığına işaret edildi. Yasama organının yürütmenin bütçeyle ilgili işlemlerini kanunlara uygun bir şekilde yürütüp yürütmediğini denetleme imkânının sınırlanarak demokratik devlet ilkesine zarar verildiği dile getirildi. Sayıştayın denetim görevini özel ve bağımsız denetim kuruluşlarına yaptırılmsına imkan sağlayan bu düzenlemelerin, Anayasanın 128 ve 160. maddeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.

KAMUDAN ALINAN YETKİNİN GASPI

HDP muhalefet şerhinde ise düzenleme ile bağımsız denetim yapma özelliği, yalnızca kağıt üzerinde kalan Sayıştayın parlamento adına mali denetim görevinden koparılmaya çalışıldığı dile getirildi. “Bu düzenleme kamudan alınan yetkinin adeta bir gaspı ve şeffaflık ilkesinin yok sayılarak antidemokratik bir işlemin, bir sürecin kamusal yetki adıyla meşru kılınması durumudur” denildi.

SAYIŞTAYI SUSTURMA GİRİŞİMİ

MHP muhalefet şerhinde de düzenlemenin AKP hükümetinin Sayıştayı susturma girişimlerinin ve yaptığı darbe planlarının devamı olduğu belirtildi. Şerhte, “Şimdi yeniden bu hususta ısrar edilmekte ve bu şirketler Sayıştay denetiminden kaçırılmaktadır. Sayıştayın kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin denetim yetkisini ortadan kaldıran düzenleme yeniden kanunlaştırılmak istenmektedir” denildi.

30.5 MİLYAR LİRA DENETİM DIŞI KALACAK

Yüzde 49u kamunun elinde olan Türk Hava Yolları (THY), 2015 yılının dokuz aylık döneminde 21 milyar 593 milyon lira satış geliri, 2 milyar 376 milyon lira da net kâr elde etti. Yüzde 30u kamuda olan Türk Telekom ise yılın ilk 9 ayında 3,7 milyar liralık gelire ulaştı. Yüzde 49u kamunun elinde olan Emlak Konut ise ekim sonu itibariyle 5,27 milyar lira ciro elde etti. Tasarı kanunlaşırsa yaklaşık olarak 30.5 milyar lira Sayıştay denetiminden çıkarılmış olacak.

Zaman
Ana Sayfa
14.01.2016
DenetimdenkaçmayasasıDenetimden kaçma yasası
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya Gazetesi
21.10.2014
19:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya Gazetesi
Toplum Yaşam
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya Gazetesi
21.10.2014
18:23
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya Gazetesi
Finans
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya Gazetesi
21.10.2014
18:14
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya Gazetesi
Dünya
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya Gazetesi
21.10.2014
18:14
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya Gazetesi
Politika
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya Gazetesi
21.10.2014
17:56
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya Gazetesi
Güncel
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya
Finans
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya
Toplum Yaşam
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya
Dünya
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya
Politika
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya
Ekonomi
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya
Güncel
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya
Son Dakika
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya Gazetesi
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya Gazetesi
Ekonomi
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bakan Ala'dan "operasyon" açıklaması
Dünya Gazetesi
21.10.2014
17:50
Bakan

İçişleri Bakanı Ala, yasa dışı dinlemelerle ilgili paralel yapı iddialarına yönelik başlatılan operasyona ilişkin, Hiç kimse kamudan aldığı yetkiyi, insanların özel hayatını tarumar edici biçimde kullanamaz. Soruşturulma süreci devam ediyor dedi

Dünya Gazetesi
Son Dakika
21.10.2014
BakanAladanoperasyonaçıklamasıBakan Aladan operasyon açıklaması
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, Kocaeli'nde
Haber3
18.10.2014
01:45
Bilim,Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, Kocaelinde
Bakan Işık: (2) En önemli ilkemiz dürüstlüktür. İktidarlarda bazen teşkilatlar kamudan pay kapmak için araç olarak görülür. Hiç kimse teşkilatlar aracılığıyla hak etmediği bir şeyi talep etmeyecek
Haber3
Son Dakika
18.10.2014
BilimSanayiveTeknolojiBakanıIşıkKocaelindeBilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık Kocaelinde
Sevgi Akarçeşme - Manşetlerle savaşa savaşa gelince...
Zaman
03.10.2014
02:18
Erdoğan, her fırsatta ‘manşetlerle savaşa savaşa geldik’ dese de aslında bugünkü konumunu biraz da kendisine en baştan ideolojik olarak karşı olan medyaya borçlu.Eğer müesses nizamın Erdoğan’ı durdurmak için siyasi hayatını engellemek, hapse atmak, partisini kapatmak dâhil her türlü yola başvurmasına medya omuz vermeseydi belki siyasal İslam geniş bir taban bulmayacak, doğal mecrasında ilerleyecekti. ‘Muhtar bile olamaz’ türü manşetlerin toplum vicdanında tepki bulması Erdoğan’ı adeta inadına iktidara taşıdı. Toplumun azınlığın dayatmasına tepkisini iyi ölçen Erdoğan da çoğunluk iktidarına sahip olmasına ve daha önemlisi kendisine biat etmeyen herkesi düşmanlaştırmasına ve mazlumdan zalime dönüşmesine rağmen bu mağduriyet edebiyatının ekmeğini yemeye devam ediyor. Toplum, demokrasi için çoğunluğun iradesinin önemli ama azınlığın haklarının da vazgeçilmez olduğunu içselleştirene kadar da bu kartı kullanmaya devam edecek.Manşetlerin gücünü mağdurken çok iyi fark eden Erdoğan belli ki biz intikam peşinde değil, herkesin anayasal haklarının garanti altında olacağı bir sisteme geçmek istiyor sanarken medyayı nasıl kontrolü altına alacağının hesaplarını yapıyormuş. Doğrusu medya patronları ağlatan, Alo Fatihlerle altyazıdan hangi haberin gireceğine detayları bile kontrol eden ve bunu olağan gören, patronlara bazen meydanlardan bazen kapalı kapılar ardında yazarların kovulmasını söyletebilen ‘havuz medyası sistemi’ne bugün baktığımızda tabloyu net olarak görebiliyoruz. Toplumun çoğu haber seyrederken hangi kanalın kimin olduğunu ve hangi hesapla hareket ettiğini hâlâ bilmiyor. Kabul etmeliyiz ki manşetlerle savaşmak yerine manşetleri kontrol altına almanın daha kolay bir çözüm olacağını keşfeden akıl, ilmek ilmek kullanışlı bir sistem oluşturmuş.Medyaya kamudan geçiş yapmış ve öncesinde de zaten yurtdışında olan biri olarak medyanın susturulma tehlikesini geç fark ettiğimi itiraf etmeliyim. Öyle ki Türkiye’nin sorunlu bir demokrasi olduğunu kabul eder ama çoğu zaman hapiste en çok gazetecisi olan ülke olarak lanse edilmesini kasıtlı bir çarpıtma olarak görürdüm. Gerçekten de hâlâ silahlı banka soygununa karışan suçlular bile tutuklu gazeteci listesinde gözükebiliyor. Yani aslında hükümetin bu konuda haklılık payı vardı. Bu nedenle devletten yeni ayrıldığım bir dönemde Brüksel’de Türkiye’yi biraz da tepeden bakan bir tavırla eleştiren bir Avrupa Parlamentosu vekili Marietje Schaake ile tartışmış, durumun anlattığı kadar kötü olmadığını savunmuştum. Her ne kadar o vekilin küstah olduğuna hâlâ inansam da şimdi kendisine kısmen özür borçlu olduğumu düşünüyorum. Gerçi Schaake’nin Türkiye hassasiyeti seçici, sadece Şık ve Şener vakalarına odaklanıp son dönemde mesela Zaman’ı hedef alan saldırılara sesini çıkarmadı ama haklı çıkan o oldu, zira medyaya baskının örneklerini iliklerimize kadar hissediyoruz. (İskender Pala’nın aksine haksız olanın özür dilemesi gerektiğini düşündüğümü anlamışsınızdır).Keyfi akreditasyon zaten medyanın bir parçası oldu ‘yeni Türkiye’de ama gazetecilerin artık fiziken de tehlike altında olduğunun göstergesi New York’ta Erdoğan’ın danışmanının talimatıyla yeğen-korumasının adeta mafyatik bir tavırla Adem Yavuz Arslan’ı küfürler ve tekmeler eşliğinde otelden atmasıydı. Davutoğlu ‘soru soran gazeteci eve sağ salim gidebiliyorsa’ şeklinde bir medya özgürlüğü kriteri getirince eleştirmiştik ama demek ki gelecek daha kötü günleri öngörmüş sofistike tarafıyla. Acı olan ne bu vakaların ne de Bülent Keneş, Emre Uslu gibi gazetecilerin IŞİD’den ilham alınarak kellesinin kesildiği esprilerin (!)medyada dehşete sebep olmaması ve hatta hepimizin vergileriyle TRT’den maaş alan havuzcular tarafından paylaşılması. Karşı’nın sırf yolsuzluk haberi yaptığı için basılması da haber değeri taşımadı çoğuna göre.Hadi ben bu medya mühendisliği modelini geç öğrendim, peki ya baştan beri bilenler neden konuşmadı? Susmanın vebali ve faturası da çok ağır değil mi?
Zaman
Köşe Yazıları
03.10.2014
SevgiAkarçeşme-ManşetlerlesavaşasavaşagelinceSevgi Akarçeşme - Manşetlerle savaşa savaşa gelince
Sevgi Akarçeşme - Manşetlerle savaşa savaşa gelince...
Zaman
03.10.2014
02:09
Erdoğan, her fırsatta ‘manşetlerle savaşa savaşa geldik’ dese de aslında bugünkü konumunu biraz da kendisine en baştan ideolojik olarak karşı olan medyaya borçlu.Eğer müesses nizamın Erdoğan’ı durdurmak için siyasi hayatını engellemek, hapse atmak, partisini kapatmak dâhil her türlü yola başvurmasına medya omuz vermeseydi belki siyasal İslam geniş bir taban bulmayacak, doğal mecrasında ilerleyecekti. ‘Muhtar bile olamaz’ türü manşetlerin toplum vicdanında tepki bulması Erdoğan’ı adeta inadına iktidara taşıdı. Toplumun azınlığın dayatmasına tepkisini iyi ölçen Erdoğan da çoğunluk iktidarına sahip olmasına ve daha önemlisi kendisine biat etmeyen herkesi düşmanlaştırmasına ve mazlumdan zalime dönüşmesine rağmen bu mağduriyet edebiyatının ekmeğini yemeye devam ediyor. Toplum, demokrasi için çoğunluğun iradesinin önemli ama azınlığın haklarının da vazgeçilmez olduğunu içselleştirene kadar da bu kartı kullanmaya devam edecek.Manşetlerin gücünü mağdurken çok iyi fark eden Erdoğan belli ki biz intikam peşinde değil, herkesin anayasal haklarının garanti altında olacağı bir sisteme geçmek istiyor sanarken medyayı nasıl kontrolü altına alacağının hesaplarını yapıyormuş. Doğrusu medya patronları ağlatan, Alo Fatihlerle altyazıdan hangi haberin gireceğine detayları bile kontrol eden ve bunu olağan gören, patronlara bazen meydanlardan bazen kapalı kapılar ardında yazarların kovulmasını söyletebilen ‘havuz medyası sistemi’ne bugün baktığımızda tabloyu net olarak görebiliyoruz. Toplumun çoğu haber seyrederken hangi kanalın kimin olduğunu ve hangi hesapla hareket ettiğini hâlâ bilmiyor. Kabul etmeliyiz ki manşetlerle savaşmak yerine manşetleri kontrol altına almanın daha kolay bir çözüm olacağını keşfeden akıl, ilmek ilmek kullanışlı bir sistem oluşturmuş.Medyaya kamudan geçiş yapmış ve öncesinde de zaten yurtdışında olan biri olarak medyanın susturulma tehlikesini geç fark ettiğimi itiraf etmeliyim. Öyle ki Türkiye’nin sorunlu bir demokrasi olduğunu kabul eder ama çoğu zaman hapiste en çok gazetecisi olan ülke olarak lanse edilmesini kasıtlı bir çarpıtma olarak görürdüm. Gerçekten de hâlâ silahlı banka soygununa karışan suçlular bile tutuklu gazeteci listesinde gözükebiliyor. Yani aslında hükümetin bu konuda haklılık payı vardı. Bu nedenle devletten yeni ayrıldığım bir dönemde Brüksel’de Türkiye’yi biraz da tepeden bakan bir tavırla eleştiren bir Avrupa Parlamentosu vekili Marietje Schaake ile tartışmış, durumun anlattığı kadar kötü olmadığını savunmuştum. Her ne kadar o vekilin küstah olduğuna hâlâ inansam da şimdi kendisine kısmen özür borçlu olduğumu düşünüyorum. Gerçi Schaake’nin Türkiye hassasiyeti seçici, sadece Şık ve Şener vakalarına odaklanıp son dönemde mesela Zaman’ı hedef alan saldırılara sesini çıkarmadı ama haklı çıkan o oldu, zira medyaya baskının örneklerini iliklerimize kadar hissediyoruz. (İskender Pala’nın aksine haksız olanın özür dilemesi gerektiğini düşündüğümü anlamışsınızdır).Keyfi akreditasyon zaten medyanın bir parçası oldu ‘yeni Türkiye’de ama gazetecilerin artık fiziken de tehlike altında olduğunun göstergesi New York’ta Erdoğan’ın danışmanının talimatıyla yeğen-korumasının adeta mafyatik bir tavırla Adem Yavuz Arslan’ı küfürler ve tekmeler eşliğinde otelden atmasıydı. Davutoğlu ‘soru soran gazeteci eve sağ salim gidebiliyorsa’ şeklinde bir medya özgürlüğü kriteri getirince eleştirmiştik ama demek ki gelecek daha kötü günleri öngörmüş sofistike tarafıyla. Acı olan ne bu vakaların ne de Bülent Keneş, Emre Uslu gibi gazetecilerin IŞİD’den ilham alınarak kellesinin kesildiği esprilerin (!)medyada dehşete sebep olmaması ve hatta hepimizin vergileriyle TRT’den maaş alan havuzcular tarafından paylaşılması. Karşı’nın sırf yolsuzluk haberi yaptığı için basılması da haber değeri taşımadı çoğuna göre.Hadi ben bu medya mühendisliği modelini geç öğrendim, peki ya baştan beri bilenler neden konuşmadı? Susmanın vebali ve faturası da çok ağır değil mi?
Zaman
Ana Sayfa
03.10.2014
SevgiAkarçeşme-ManşetlerlesavaşasavaşagelinceSevgi Akarçeşme - Manşetlerle savaşa savaşa gelince
MÜSİAD Başkanı: 'TOBB, DEİK yönetiminde bulunacak' diye ifade edildi bize
Zaman
30.09.2014
14:10
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Nail Olpak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlunun Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu üyeliğinden istifasıyla ilgili, TOBB, Rifat Hisarcıklıoğlu şahsen bulunmasa da yine DEİK içerisinde, yönetimde bulunacaktır. diye ifade edildi bize. Önümüzdeki günlerde kimle temsil edileceğini elbette hep birlikte göreceğiz. dedi. Sakaryanın Erenler ilçesindeki bir otelde düzenlenen toplantıda Eylül ayı Satınalma Müdürleri Endeksi Verilerini (SAMEKS) açıklayan MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, gündeme ilişkin soruları da cevapladı. Olpak, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlunun, 28 yıldır TOBBa bağlı olarak faaliyet gösterirken torba yasa ile feshedilen ve Ekonomi Bakanlığına bağlı olarak oluşturulan yeni DEİK yönetiminde yer almaması ile ilgili soru üzerine, istifa ile ilgili süreci basından öğrendiğini söyledi. Olpak, Sayın bakanımızın da o toplantının sonrasında basına yapmış olduğu açıklamaların benzerini bizde içeride toplantıda yaptığı kadarıyla biliyorum. İki kişinin arasında geçen konuşmanın daha detaylarını sizin bildiğinizden bir adım ileriye bilmiyoruz. Ama bir husus orada ifade edildi bize TOBB, Rifat Hisarcıklıoğlu şahsen bulunmasa da yine DEİK içerisinde yönetimde bulunacaktır diye ifade edildi. Önüzmüdeki günlerde kimle temsil edileceğini elbette hep birlikte göreceğiz. Birlikte çalışmaya da devam edeceğiz. şeklinde konuştu.DEİKin yeni yönetim kurulu toplantısının geçen Pazar günü gerçekleştirildiğini, 35 kişilik yönetim kurulunun içerisinde çok büyük bir kısmının, yarıdan fazlasının bir önceki yönetim kurulunun da üyeleri olduğunu dile getiren Olpak, şöyle devam etti: İlave olarak gelenler de yine iş aleminin temsilcileri. Kamuoyunda şöyle bir algıda var. DEİKin yönetim kurulu üyelerinden birisiyim. MÜSİADı temsilen orada bulunuyorum. DEİKin Ekonomi Bakanlığına bağlandıktan sonraki süreci diye bir algı kullanılıyor. 25 tane DEİK yönetim kurulu üyesinin hiç birisi kamudan gelmiş kişiler değil. Bunu çok net bir şekilde söyliyeyim. Kamudan gelmiş değil derken yarı kamu durumunda olan TOBBun temsilcileri 3 tane değerli oda başkanımız var. Ya da TİMin temsilcilerini kamu diye düşünüyorsak onlar dünde vardı, bugünde varlar. Ama onlarda yarı kamuyu temsil eder gibi gelselerde neticede iş aleminin temsilcileri. Kendi işletmelerinin sahibi kişiler. Kamuda çalışan her hangi bir görevli değiller. Bu gözle bakıldığında yönetim kurulunun bütün üyeleri bugüne kadar olduğu gibi dün neyse bugünde iş aleminin temsilcileri. Değişen şu oldu belki. Bu algı nasıl oluştu. Onu da bilmiyorum. Ekonomi Bakanlığı bu 35 kişinin içerisinden, yönetim kurulunun içerisinden kimin başkan olacağını belirleme yetkisine sahip oldu. Bu da sonucu çok fazla etkileyecek bir unsurdur diye düşünmüyoruz. Biz pazar günü yaptığımız toplantının içerisinde başkanın seçilmesinden sonraki başkan yardımcıları, icra kurulunun seçimlerini tamamen kendi içimizde bir süreliğine bize katılan sayın Cumhurbaşkanımız ve iki sayın bakanımızın ayrılmasından sonra kendi içimizde gerçekleştirdik. Bundan sonra da aynı şekilde devam edecektir. SATINALMA MÜDÜRLERİ ENDEKSİ VERİLERİNail Olpak, sanayi ve hizmet sektörlerini içeren SAMEKS bileşik endeksiyle ilgili olarak da endeksin eylül ayı içerisinde 52,39 puan değerinde olduğunu ifade etti. Endeksin 50 puan çizgisinin üzerinde olduğu süre içerisinde pozitif değerlendirdiklerini vurgulayan Olpak, şu bilgileri verdi: Bileşik endeksimiz eylül ayı içerisinde de 52.39 değerindedir. Ancak ağustosdaki 54 değeriyle bakıldığında bileşik endekste aşağı yönlü bir hareketlenme var. Sanayi ve hizmet endeksini ayrı ayrı değerlendirdiğimizde ise hizmet endeksinde bir düşme sanayi endeksinde ise bir artma görüyoruz. Hizmet endeksi ağustos ayında 53,75 değerindeydi. Bu ay 50,69a inmiş. Hizmet endeksinde yaklaşık 3 puanlık, hala 50nin üzerinde kalmakla birlikte bir düşüş var. Sanayi endeksi ise 54,93den 56,54e geçmiş. Sanayi endeksinde ise yaklaşık 1,5 puanın üzerinde bir artış olduğunu gözlemliyoruz. Sanayi endeksinde ki bu artışın satın alma tarafında 3,56, tedarikçilerin teslim süresinde 1,90 ve istihdam da ise yaklaşık 1,6 puanlık artışlardan kaynaklandığını görüyoruz. Hizmet endeksinde 50nin üzerinde olmakla birlikte bir düşme var. Peki bu düşme nerelerden kaynaklanmış. Satınalmaya baktığımızda yaklaşık 6 puan hizmet sektörünün satın almalarında bir gerileme olmuş. Tedarikçilerin teslim sürelerinde de 3,7 puanlık bir gerileme var. İstihdamda da 3,7 puanlık bir gerileme olduğunu görebiliyoruz.Olpakon ; Çokça konuşulan küresel likititenin azalması önemli faktörlerden birisi. Bunu enflasyonun etkisi de faizler üzerinde ki baskısıyla birlikte değerlendirdiğimizde temel itibariyle yatırım kararlarının belli bir ölçüde ertelenmesi şeklinde söyleyebiliriz. Ama bütün bunl
Zaman
Son Dakika
30.09.2014
MÜSİADBaşkanıTOBBDEİKyönetimindebulunacakdiyeifadeedildibizeMÜSİAD Başkanı TOBB DEİK yönetiminde bulunacak diye ifade edildi bize
Sevgi Akarçeşme - PKK'nın vaat ettiğinden daha iyisini veremezseniz…
Zaman
23.09.2014
02:08
Musul Başkonsolosluğu’nun rehin verilmesindeki ihmallerin tartışılamaması, Davutoğlu’nun başbakan yapılarak adeta ödüllendirilmesi ve yayın yasağı konulması nedeniyle rehine krizinde hükümetin tutumunu defalarca eleştirdim.Neyse ki 101 günden sonra bu travmayı hayatları boyunca kendileriyle birlikte taşıyacak olsalar da 46 vatandaşımız fiziken sağ salim eve döndü. Sevinmekten hükümet övgüsü anlayanlara göre devletin sorumluluk alarak hesap vermesi gerektiğini savunanlar, bu milli sevinci paylaşmadı. Ne yazık ki en temel sorgulamalar yine hainlikle eş tutuldu. Davutoğlu, hepimizin duygulanarak izlediği ailelerin kavuşma anlarını medyayı ve muhalefeti eleştirerek kullanmayı tercih etti. Bol hamaset dolu, teatral olma çabası içeren konuşmanın, defalarca alından öpmelerin falan iğreti durması bir yana birilerinin “İyi de 102 günlük bu esaretin ihmali kime ait?” diye sormasına izin verecek bir ortamdan kaçınıldı. Uslu gazeteciler Başbakan’a eşlik etme onuruyla taltif edilirken, sakıncalı soru sorma ihtimali olanların özenle ayıklanması çoktan bir yeni Türkiye geleneği olmuştu zaten.Rehinelerin serbest bırakılmasını Erdoğan sanki karşıdaki muhatap meşruymuş gibi diplomatik pazarlık diye tanımlarken havuz medyası özellikle kamudan aldıkları orantısız reklamların hakkını verircesine bir Hakan Fidan güzellemesi yaptı. Görünen o ki, zekâsıyla dalga geçilen toplumdan beklenen, rehine krizindeki ihmalleri unutup hayata MİT’e hatta ülkeyi istihbarat devletine çevirecek MİT yasasına müteşekkir halde devam etmesi.Dünya artık rehine bahanesi ortadan kalktı, Türkiye bakalım IŞİD’le mücadeleye katılacak mı derken geçen hafta Avrupa’nın geleceğini etkileme ihtimali nedeniyle gündemde olan referandumda İskoçlar, Birleşik Krallık’ta kalma kararı verdi. Belli ki İskoçlar, bir kâr-zarar hesabı yapıp güçlü ve demokratik bir ülkenin parçası olarak kalmakta bir beis görmediler. Sadece bu sonuç bile evinde ve bölgesinde Kürt meselesiyle daha uzun süre muhatap olacak bizler için önemli bir mesaj.Her açıdan ağır bedeller ödediğimiz Kürt sorunu konusuna kendi açımızdan ve duygusal baksak da Kürtlerin bağımsızlığı bölgede dört ülkeyi ilgilendiren tarihi bir emel. Zamanın ruhu, sınırlarımızda, Irak ve Suriye’de yaşananlar, Irak’ta zaten otonom bir varlığı olan Kürdistan’ın bağımsızlığının er ya da geç kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Bölge ve dünya IŞİD gibi psikopat bir örgütle karşı karşıya kalmışken bu sürecin hızlanacağını tahmin etmek zor olmaz. PKK’nın IŞİD tehlikesi karşısında silah bırakmaması gerek argümanları da bu sürecin bir sonucu.Peki, Türkiye ne yapmalı? Hiç şüphesiz ki Türkiye’nin IŞİD vahşetinden kaçan Kürtlere kapı açması yerinde bir karar, ama bizim devletimiz belli ki stratejik bir planlamayla adımlar atmaktansa gelişmeler ne gösterirse ona göre karar veriyor, yani o şartları değil, şartlar onu kontrol ediyor.PKK’nın bir sivil toplum örgütü olmadığı malum. Ne var ki yıllarca devlet tarafından ezilen Kürtlerin en azından örgütlü ve siyasi kesiminde bir karşılığı olduğu kesin. Paralel bir devlet varsa aslında bölgede PKK’nın kurduğu yapıdan başkası değil, ama eğri oturup doğru konuşalım: Eğer siz devlet olarak PKK’nın vaat ettiğinden daha iyisini vatandaşınıza sunamamışsanız, anadilde eğitim gibi insani bir hakkı bile ancak silahlı mücadeleden sonra, o da yarım ağız konuşmaya başladıysanız sonuçlarına katlanmanız gerekir.Keşke Türkiye, İskoçya örneğinde olduğu gibi, Kürtlere tercih hakkı verilse de Türkiye’nin parçası olmayı tercih edecekleri bir ülke inşa edebilseydi. Gönül elbette ülkemizin sadece toprak değil, zihni ve kalbi bütünlüğünün de gönüllü olarak korunmasından yana. Türkiye’nin yapması gereken, herkesin vatandaşı olmaktan gurur duyacağı bir ülke haline gelmek, ama cemaate açılan savaşa ve bu uğurda gerekirse seçim sonuçlarını bile geçersiz sayarız söylemi bile bu rotadan çıktığımızın göstergesi.
Zaman
Köşe Yazıları
23.09.2014
SevgiAkarçeşme-PKKnınvaatettiğindendahaiyisiniveremezseniz…Sevgi Akarçeşme - PKKnın vaat ettiğinden daha iyisini veremezseniz…
Sevgi Akarçeşme - PKK'nın vaat ettiğinden daha iyisini veremezseniz…
Zaman
23.09.2014
02:08
Musul Başkonsolosluğu’nun rehin verilmesindeki ihmallerin tartışılamaması, Davutoğlu’nun başbakan yapılarak adeta ödüllendirilmesi ve yayın yasağı konulması nedeniyle rehine krizinde hükümetin tutumunu defalarca eleştirdim.Neyse ki 101 günden sonra bu travmayı hayatları boyunca kendileriyle birlikte taşıyacak olsalar da 46 vatandaşımız fiziken sağ salim eve döndü. Sevinmekten hükümet övgüsü anlayanlara göre devletin sorumluluk alarak hesap vermesi gerektiğini savunanlar, bu milli sevinci paylaşmadı. Ne yazık ki en temel sorgulamalar yine hainlikle eş tutuldu. Davutoğlu, hepimizin duygulanarak izlediği ailelerin kavuşma anlarını medyayı ve muhalefeti eleştirerek kullanmayı tercih etti. Bol hamaset dolu, teatral olma çabası içeren konuşmanın, defalarca alından öpmelerin falan iğreti durması bir yana birilerinin “İyi de 102 günlük bu esaretin ihmali kime ait?” diye sormasına izin verecek bir ortamdan kaçınıldı. Uslu gazeteciler Başbakan’a eşlik etme onuruyla taltif edilirken, sakıncalı soru sorma ihtimali olanların özenle ayıklanması çoktan bir yeni Türkiye geleneği olmuştu zaten.Rehinelerin serbest bırakılmasını Erdoğan sanki karşıdaki muhatap meşruymuş gibi diplomatik pazarlık diye tanımlarken havuz medyası özellikle kamudan aldıkları orantısız reklamların hakkını verircesine bir Hakan Fidan güzellemesi yaptı. Görünen o ki, zekâsıyla dalga geçilen toplumdan beklenen, rehine krizindeki ihmalleri unutup hayata MİT’e hatta ülkeyi istihbarat devletine çevirecek MİT yasasına müteşekkir halde devam etmesi.Dünya artık rehine bahanesi ortadan kalktı, Türkiye bakalım IŞİD’le mücadeleye katılacak mı derken geçen hafta Avrupa’nın geleceğini etkileme ihtimali nedeniyle gündemde olan referandumda İskoçlar, Birleşik Krallık’ta kalma kararı verdi. Belli ki İskoçlar, bir kâr-zarar hesabı yapıp güçlü ve demokratik bir ülkenin parçası olarak kalmakta bir beis görmediler. Sadece bu sonuç bile evinde ve bölgesinde Kürt meselesiyle daha uzun süre muhatap olacak bizler için önemli bir mesaj.Her açıdan ağır bedeller ödediğimiz Kürt sorunu konusuna kendi açımızdan ve duygusal baksak da Kürtlerin bağımsızlığı bölgede dört ülkeyi ilgilendiren tarihi bir emel. Zamanın ruhu, sınırlarımızda, Irak ve Suriye’de yaşananlar, Irak’ta zaten otonom bir varlığı olan Kürdistan’ın bağımsızlığının er ya da geç kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Bölge ve dünya IŞİD gibi psikopat bir örgütle karşı karşıya kalmışken bu sürecin hızlanacağını tahmin etmek zor olmaz. PKK’nın IŞİD tehlikesi karşısında silah bırakmaması gerek argümanları da bu sürecin bir sonucu.Peki, Türkiye ne yapmalı? Hiç şüphesiz ki Türkiye’nin IŞİD vahşetinden kaçan Kürtlere kapı açması yerinde bir karar, ama bizim devletimiz belli ki stratejik bir planlamayla adımlar atmaktansa gelişmeler ne gösterirse ona göre karar veriyor, yani o şartları değil, şartlar onu kontrol ediyor.PKK’nın bir sivil toplum örgütü olmadığı malum. Ne var ki yıllarca devlet tarafından ezilen Kürtlerin en azından örgütlü ve siyasi kesiminde bir karşılığı olduğu kesin. Paralel bir devlet varsa aslında bölgede PKK’nın kurduğu yapıdan başkası değil, ama eğri oturup doğru konuşalım: Eğer siz devlet olarak PKK’nın vaat ettiğinden daha iyisini vatandaşınıza sunamamışsanız, anadilde eğitim gibi insani bir hakkı bile ancak silahlı mücadeleden sonra, o da yarım ağız konuşmaya başladıysanız sonuçlarına katlanmanız gerekir.Keşke Türkiye, İskoçya örneğinde olduğu gibi, Kürtlere tercih hakkı verilse de Türkiye’nin parçası olmayı tercih edecekleri bir ülke inşa edebilseydi. Gönül elbette ülkemizin sadece toprak değil, zihni ve kalbi bütünlüğünün de gönüllü olarak korunmasından yana. Türkiye’nin yapması gereken, herkesin vatandaşı olmaktan gurur duyacağı bir ülke haline gelmek, ama cemaate açılan savaşa ve bu uğurda gerekirse seçim sonuçlarını bile geçersiz sayarız söylemi bile bu rotadan çıktığımızın göstergesi.
Zaman
Ana Sayfa
23.09.2014
SevgiAkarçeşme-PKKnınvaatettiğindendahaiyisiniveremezseniz…Sevgi Akarçeşme - PKKnın vaat ettiğinden daha iyisini veremezseniz…
Toplam "623" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti