Habergec.Com Aranan Kelimeler:kardeşi değil annesi Değerlendirme: 10 / 10 966637
habergec.com
23.10.2014 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

kardeşi değil annesi

Polis yakınının görüş isteğine dinlemeden ret
Zaman
17.10.2014
14:00
Sahur operasyonuyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan emniyet mensuplarına yapılan usülsuz uygulamalar devam ediyor.Cezaevindeki kapalı görüş izinlerinde zorluk çeken aileler uğradıkları zulmün devam ettiğini söylüyor. Eski Komiser Mehmet Dilaverin kardeşi Zeynep Dilaver de Cuma günü kapalı görüş için izin istemeye gittiğini ancak kendisiyle kimsenin muhattap olmadığını söyledi. Mesai saatlerinde görüşmek istediği savcı vekilinin kendisini dinlemediğini söyleyen Dilaver, Hem okuyup hem çalıştığım için cuma günleri dışında abimi görme fırsatım yok. Ancak beni dinlemediler bile. Görevlilerin kötü muamelelerini artık önemsemiyorum. Hırsızlar her gün görüşüyordu, bize uygulanan zulüm devam ediyor. ifadelerini kullandı. Zeynep Dilaver, Metris Cezaevinde tutuklu bulunan abisi genellikle annesi ve ablasının görmeye gittiğini ancak kendisinin yoğunluğu sebebiyle çok sık göremediğini söyledi. Savcının kendi özel durumunu dahi dinlemeden izin vermemesini haksızlık olarak değerlendiren Dilaver, izin vermeyecekse dahi en azından kendisini dinlemesi gerektiğini dile getirdi. Abisinin ziyaretlere önem verdiğini belirten Dilaver, Abim ailemle her görüştüğünde mutlaka ziyarete gelmemizi istediğini söylüyor. Hırsızlar eşleriyle her gün görüştü, siz mutlaka bütün haklarınızı kullanın ve gelin diyor. Ben de abim istediği için görüşmeye çalışacağım. ifadelerini kullandı. Mehmet Dilaverin aynı zamanda yüksek lisans öğrencisi olduğunu ifade eden kardeşi, dünkü ziyaretininin de okula devam etme ya da bir yıl dondurmayla ilgili olduğunu bu nedenle önemli olduğunu söyledi. Abisinin cezaevinde çeşitli dil sınavlarına hazırlandığını söyleyen Dilaver, Abimin kayıt işlemleri ve kitaplarıyla ben ilgileniyorum. Benim de zamanım sınırlı. Bu görüşme keyfi değil onun ihtiyaçlarını öğrenebilmem içindi. dedi.
Zaman
Son Dakika
17.10.2014
PolisyakınınıngörüşisteğinedinlemedenretPolis yakınının görüş isteğine dinlemeden ret
Polis yakınının görüş isteğine dinlemeden ret
Zaman
17.10.2014
14:00
Sahur operasyonuyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan emniyet mensuplarına yapılan usülsuz uygulamalar devam ediyor.Cezaevindeki kapalı görüş izinlerinde zorluk çeken aileler uğradıkları zulmün devam ettiğini söylüyor. Eski Komiser Mehmet Dilaverin kardeşi Zeynep Dilaver de Cuma günü kapalı görüş için izin istemeye gittiğini ancak kendisiyle kimsenin muhattap olmadığını söyledi. Mesai saatlerinde görüşmek istediği savcı vekilinin kendisini dinlemediğini söyleyen Dilaver, Hem okuyup hem çalıştığım için cuma günleri dışında abimi görme fırsatım yok. Ancak beni dinlemediler bile. Görevlilerin kötü muamelelerini artık önemsemiyorum. Hırsızlar her gün görüşüyordu, bize uygulanan zulüm devam ediyor. ifadelerini kullandı. Zeynep Dilaver, Metris Cezaevinde tutuklu bulunan abisi genellikle annesi ve ablasının görmeye gittiğini ancak kendisinin yoğunluğu sebebiyle çok sık göremediğini söyledi. Savcının kendi özel durumunu dahi dinlemeden izin vermemesini haksızlık olarak değerlendiren Dilaver, izin vermeyecekse dahi en azından kendisini dinlemesi gerektiğini dile getirdi. Abisinin ziyaretlere önem verdiğini belirten Dilaver, Abim ailemle her görüştüğünde mutlaka ziyarete gelmemizi istediğini söylüyor. Hırsızlar eşleriyle her gün görüştü, siz mutlaka bütün haklarınızı kullanın ve gelin diyor. Ben de abim istediği için görüşmeye çalışacağım. ifadelerini kullandı. Mehmet Dilaverin aynı zamanda yüksek lisans öğrencisi olduğunu ifade eden kardeşi, dünkü ziyaretininin de okula devam etme ya da bir yıl dondurmayla ilgili olduğunu bu nedenle önemli olduğunu söyledi. Abisinin cezaevinde çeşitli dil sınavlarına hazırlandığını söyleyen Dilaver, Abimin kayıt işlemleri ve kitaplarıyla ben ilgileniyorum. Benim de zamanım sınırlı. Bu görüşme keyfi değil onun ihtiyaçlarını öğrenebilmem içindi. dedi.
Zaman
Ana Sayfa
17.10.2014
PolisyakınınıngörüşisteğinedinlemedenretPolis yakınının görüş isteğine dinlemeden ret
‘Beni ibadette geri bırakmayın’
Zaman
07.10.2014
14:20
Engelli çocuk ve gençlerin birçoğu, ailesinin ihmalkârlığı veya başka sebeplerden dolayı dinini öğrenemiyor. Sinan, Alican, Elif, Ahmet ve Yunus ise kader arkadaşlarına göre bu konuda şanslı.Görmüyorsun zaten, dini öğrensen ne olacak ki? Namaz kılmasan da olur...” Sinan Yurttav’ın küçük yaşlardan beri aşina olduğu cümleler bunlar. Öyle çevre, komşu, arkadaşlarından da duymuyor bu sözleri. Canı ciğeri babası sarf ediyor. Sadece Sinan mı? Ülkemizdeki birçok zihinsel ve fiziksel engelli çocuk ve genç bu durumu yaşıyor. Ailelerinin sadece bakımlarına odaklanmaları ya da yakın çevrelerinden duydukları sözler ve ihmalkârlıklar sebebiyle dinlerini öğrenemiyor ve yaşayamıyorlar. Ancak Sinan, Alican, Elif, Ahmet ve Yunus, kader arkadaşlarına göre bu konuda daha şanslı. Ailelerinin özveri ve duyarlılıkları sayesinde dini vecibelerini yerine getiriyorlar. Onlara göre engellilik kul olmaya engel değil. Günlerini camide geçiriyorlar Ahmet Özkan 19, kardeşi Yunus ise 16 yaşında. Fiziksel olarak yaşıtlarından farkları olmasa da zihinleri 5-6 yaşında bir çocuğa eşdeğer şu an. Ancak Ahmet ve Yunus’un ailesi tuvalet ve dini eğitimlerini hiçbir zaman aksatmamış. Evin tüm fertleri, yalnızca tuvalet eğitimleri için bile sabırla uğraşmış, ancak birkaç yıl önce başarıya ulaşmışlar. Hikâye ve masallar okuyarak çocuklarının Peygamber Efendimiz’i (sallâllahu aleyhi ve sellem) tanımalarını sağlıyor Özkan ailesi. Çocuklarını evlerinin karşısındaki camiye yıllardır gönderiyorlar. Caminin imamı da Özkan kardeşlerle yakından ilgileniyor. İmam, bir gün onlara elif cüzünden bir harf, diğer gün sûre yahut dini bir bilgi öğretiyor. Aileyi de sürekli telefonla bilgilendiriyor. Ahmet ve Yunus, abdestlerini alıp camiye gitmeyi çok seviyor. Zaten günlerini de camide geçiriyorlar. Cami cemaati de onlarla ilgileniyor, muhabbet ediyor. Aile, çocuklarının ergenlik döneminin sıkıntılarını daha fazla sevgi ve şefkat göstererek atlatıyor. Gusül abdestini babaları Mehmet Bey, “Daha fazla temiz olmamız gerekiyor. Peygamberimiz böyle yapardı.” şeklinde cümleler ve hikâyelerle anlatıyor. “Ahirette bizi Alican kurtaracak” 10 yaşındaki Alican Zazoğlu, prematüre doğduğu için yaşıtlarına göre öğrenme güçlüğü çekiyor. Ailesi, çocuklarının bu durumunu okula başladığında öğreniyor.Alican’ın öğretmeni, aileyi rehabilitasyon merkezine yönlendiriyor. Şu an Alican, toplama ve çıkartmayı yapabiliyor. Annesi İfakat Hanım tüm bunların yanında çocuğunun dini eğitimi için de çaba sarf ediyor. Önce onu camiye gönderiyor. Orada arkadaşlarıyla üzücü hadiseler yaşadığı için kursa veriyor.Birkaç yıldır buraya devam eden Alican, daha iyi bilen arkadaşlarının yanına oturup onlardan bilgi öğreniyor. Sübhaneke, salli ve barik dualarını ezberlemiş bile. Hatta bize yatarken okuduğu kısa duayı okuyor. Alican’ın dini mevzuları öğrenmesinde en büyük yardımcısı ise abisi. Ondan abdest almayı, namazda ne yapılması gerektiğini öğrenmiş. Abisi abdest alırken onu da yanına çağırıyor, ayrıca birlikte namaz kılıyorlar. İfakat Hanım “Biz çocuğumuza dinini öğretmekle yükümlüyüz. Ahirette bizi Alican kurtaracak.” diyor. NAMAZ KILMAMAK ENGELLİYE DE GÜNAH Ülkemizde 8,5 milyon civarında zihinsel ve fiziksel engelli bulunuyor. İstihdam edilerek, sosyal projeler üretilerek bir nebze de olsa yaşamları kolaylaşıyor. Lakin küçüklükten itibaren birtakım sebeplerden dolayı dinlerini öğrenme ve yaşama hususunda zorluklar yaşıyorlar. Bu faktörlerin başında onların sadece bakımıyla ilgilenilmesi geliyor. Aile fertleri çocuğunun kişisel bakımına ve eğitimine o kadar çok odaklanıyor ki dini mevzuları öğretmeyi ihmal edebiliyor. Bazıları da farz ibadetleri öğretmeye çalışıyor ancak zorlandıkları, sabredemedikleri için çok çabuk pes ediyor. Kimi aileler ve çevrelerde de “Dini vecibelerini yerine getirmese de olur. Ona günah olmaz.” algısı var maalesef. Öyle ki geçtiğimiz haftalarda bir arkadaşın muhabbet esnasında anlattığı bir olay tam da bu durumu özetliyor: Bebeklikte geçirdiği bir hastalık sebebiyle elleri ve kollarını kullanamayan delikanlı, sağlığı elverdiği müddetçe dini vazifelerini yapıyordur. Hatta o gün oruçludur. Komşularından biri -hâşâ- “Allah neyini düzgün verdi ki oruç tutuyorsun!” der. Hâlbuki bizi nimetleriyle karşılıksız lütuflandıran Rabb’imiz, dini yükümlülükten sadece akil baliğ olmayanlar ve akli melekelerini yitiren engellileri muaf tutuyor. Fatih Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Yenibaş, kişinin engellilik durumuna göre ibadetlerini yapması gerektiğini belirtiyor. Örneğin bir kimsenin ayakta durmasını engelleyen bir rahatsızlığı varsa namazı oturarak kılmalı. Ebeveynler ‘çocuğum engelli’ diyerek bu sorumluluğu üzerinden atamıyor.“Beni din
Zaman
Ana Sayfa
07.10.2014
‘Beniibadettegeribırakmayın’‘Beni ibadette geri bırakmayın’
‘Beni ibadette geri bırakmayın’
Zaman
07.10.2014
13:27
Engelli çocuk ve gençlerin birçoğu, ailesinin ihmalkârlığı veya başka sebeplerden dolayı dinini öğrenemiyor. Sinan, Alican, Elif, Ahmet ve Yunus ise kader arkadaşlarına göre bu konuda şanslı.Görmüyorsun zaten, dini öğrensen ne olacak ki? Namaz kılmasan da olur...” Sinan Yurttav’ın küçük yaşlardan beri aşina olduğu cümleler bunlar. Öyle çevre, komşu, arkadaşlarından da duymuyor bu sözleri. Canı ciğeri babası sarf ediyor. Sadece Sinan mı? Ülkemizdeki birçok zihinsel ve fiziksel engelli çocuk ve genç bu durumu yaşıyor. Ailelerinin sadece bakımlarına odaklanmaları ya da yakın çevrelerinden duydukları sözler ve ihmalkârlıklar sebebiyle dinlerini öğrenemiyor ve yaşayamıyorlar. Ancak Sinan, Alican, Elif, Ahmet ve Yunus, kader arkadaşlarına göre bu konuda daha şanslı. Ailelerinin özveri ve duyarlılıkları sayesinde dini vecibelerini yerine getiriyorlar. Onlara göre engellilik kul olmaya engel değil. Günlerini camide geçiriyorlar Ahmet Özkan 19, kardeşi Yunus ise 16 yaşında. Fiziksel olarak yaşıtlarından farkları olmasa da zihinleri 5-6 yaşında bir çocuğa eşdeğer şu an. Ancak Ahmet ve Yunus’un ailesi tuvalet ve dini eğitimlerini hiçbir zaman aksatmamış. Evin tüm fertleri, yalnızca tuvalet eğitimleri için bile sabırla uğraşmış, ancak birkaç yıl önce başarıya ulaşmışlar. Hikâye ve masallar okuyarak çocuklarının Peygamber Efendimiz’i (sallâllahu aleyhi ve sellem) tanımalarını sağlıyor Özkan ailesi. Çocuklarını evlerinin karşısındaki camiye yıllardır gönderiyorlar. Caminin imamı da Özkan kardeşlerle yakından ilgileniyor. İmam, bir gün onlara elif cüzünden bir harf, diğer gün sûre yahut dini bir bilgi öğretiyor. Aileyi de sürekli telefonla bilgilendiriyor. Ahmet ve Yunus, abdestlerini alıp camiye gitmeyi çok seviyor. Zaten günlerini de camide geçiriyorlar. Cami cemaati de onlarla ilgileniyor, muhabbet ediyor. Aile, çocuklarının ergenlik döneminin sıkıntılarını daha fazla sevgi ve şefkat göstererek atlatıyor. Gusül abdestini babaları Mehmet Bey, “Daha fazla temiz olmamız gerekiyor. Peygamberimiz böyle yapardı.” şeklinde cümleler ve hikâyelerle anlatıyor. “Ahirette bizi Alican kurtaracak” 10 yaşındaki Alican Zazoğlu, prematüre doğduğu için yaşıtlarına göre öğrenme güçlüğü çekiyor. Ailesi, çocuklarının bu durumunu okula başladığında öğreniyor.Alican’ın öğretmeni, aileyi rehabilitasyon merkezine yönlendiriyor. Şu an Alican, toplama ve çıkartmayı yapabiliyor. Annesi İfakat Hanım tüm bunların yanında çocuğunun dini eğitimi için de çaba sarf ediyor. Önce onu camiye gönderiyor. Orada arkadaşlarıyla üzücü hadiseler yaşadığı için kursa veriyor.Birkaç yıldır buraya devam eden Alican, daha iyi bilen arkadaşlarının yanına oturup onlardan bilgi öğreniyor. Sübhaneke, salli ve barik dualarını ezberlemiş bile. Hatta bize yatarken okuduğu kısa duayı okuyor. Alican’ın dini mevzuları öğrenmesinde en büyük yardımcısı ise abisi. Ondan abdest almayı, namazda ne yapılması gerektiğini öğrenmiş. Abisi abdest alırken onu da yanına çağırıyor, ayrıca birlikte namaz kılıyorlar. İfakat Hanım “Biz çocuğumuza dinini öğretmekle yükümlüyüz. Ahirette bizi Alican kurtaracak.” diyor. NAMAZ KILMAMAK ENGELLİYE DE GÜNAH Ülkemizde 8,5 milyon civarında zihinsel ve fiziksel engelli bulunuyor. İstihdam edilerek, sosyal projeler üretilerek bir nebze de olsa yaşamları kolaylaşıyor. Lakin küçüklükten itibaren birtakım sebeplerden dolayı dinlerini öğrenme ve yaşama hususunda zorluklar yaşıyorlar. Bu faktörlerin başında onların sadece bakımıyla ilgilenilmesi geliyor. Aile fertleri çocuğunun kişisel bakımına ve eğitimine o kadar çok odaklanıyor ki dini mevzuları öğretmeyi ihmal edebiliyor. Bazıları da farz ibadetleri öğretmeye çalışıyor ancak zorlandıkları, sabredemedikleri için çok çabuk pes ediyor. Kimi aileler ve çevrelerde de “Dini vecibelerini yerine getirmese de olur. Ona günah olmaz.” algısı var maalesef. Öyle ki geçtiğimiz haftalarda bir arkadaşın muhabbet esnasında anlattığı bir olay tam da bu durumu özetliyor: Bebeklikte geçirdiği bir hastalık sebebiyle elleri ve kollarını kullanamayan delikanlı, sağlığı elverdiği müddetçe dini vazifelerini yapıyordur. Hatta o gün oruçludur. Komşularından biri -hâşâ- “Allah neyini düzgün verdi ki oruç tutuyorsun!” der. Hâlbuki bizi nimetleriyle karşılıksız lütuflandıran Rabb’imiz, dini yükümlülükten sadece akil baliğ olmayanlar ve akli melekelerini yitiren engellileri muaf tutuyor. Fatih Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Yenibaş, kişinin engellilik durumuna göre ibadetlerini yapması gerektiğini belirtiyor. Örneğin bir kimsenin ayakta durmasını engelleyen bir rahatsızlığı varsa namazı oturarak kılmalı. Ebeveynler ‘çocuğum engelli’ diyerek bu sorumluluğu üzerinden atamıyor.“Beni din
Zaman
Ana Sayfa
07.10.2014
‘Beniibadettegeribırakmayın’‘Beni ibadette geri bırakmayın’
Toplam "4" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti