katlanıp | |
|
| Der Zor yolunda ölmek | Evrensel | 24.04.2012 07:18 |  | | | Sevag Şahin Balıkçı, Hrant Dink’ten sonra, Der Zor yollarında yiten insanların sonuncusu oldu. Tam da 24 Nisan tarihinde. Yani Hrant’tan sonra, mahut zihniyetin 1 milyon 500 bin + 2. kurbanı…
Ailesine yalan söylendi. Cenazede bile taciz olundu bütün bir toplum. Ve tabutuna sarılan bayrak, ders verircesine, katlanıp ailesinin eline tutuşturuldu.
24 Nisan yaklaşırken, sık sık ikisini düşündüm. Hrant’ı ve Sevag’ı…
Askere yolladığı fiili savaş bölgesini, orada tanık olduklarını, neler hissettiğini…
Hâlâ ne acılar yaşanıyor orada…
Ve aklıma 1948 yılında, yani doğduğum yıl Der Zor’u ziyare | | Evrensel Köşe Yazıları 24.04.2012 | | | DerZoryolundaölmekDer Zor yolunda ölmek |
|
| Van depreminden ders çıkardı katlanıp taşınabilen ev üretti | Zaman | 18.04.2012 02:05 |  | | |
| Van depreminden ders çıkardı katlanıp taşınabilen ev üretti | Zaman | 18.04.2012 02:04 |  | | |
| Mimarlardan 'portatif' afet barınağı | Zaman | 21.02.2012 14:06 |  | | |
| Mimarlardan 'portatif' afet barınağı | Haber7 | 21.02.2012 13:55 |  | | |
| AKÜ, katlanıp açılabilen uzay anteni geliştirdi, uydu maliyetleri azalacak | Zaman | 31.01.2012 12:43 |  | | |
| Van'dan Kadıköy'e uzanan bir inat hikayesi | Posta | 24.01.2012 06:10 |  | |
Rüyalarına giren stattaydı
Gözlerinin içi gülüyordu. Muhabirin sorularına cevap verirken üzerindeki sarı lacivert eşofmana bakıyordu hınzır hınzır. Birçok kez rüyasına giren stattaydı. Yaşadığı tüm acılara, mahrumiyete, eziyete katlanıp hayata bağlanmasını sağlayan sarı lacivertli sevdanın merkezinde olmanın şaşkınlığı, sevinci ve ne yapacağını bilememenin endişesiyle elini kolunu koyacak yer bulamıyordu.
Saçımı da okşar mı?
Birazdan yalnızca televizyondan gördüğü, gazetelerden fotoğrafını kesip defterine yapıştırdığı Alex De Souzanın elinden tutarak sahaya çıkacaktı. Bu ... | | Posta Köşe Yazıları 24.01.2012 | | | VandanKadıköyeuzananbirinathikayesiVandan Kadıköye uzanan bir inat hikayesi |
|
| Van'dan Kadıköy'e uzanan bir inat hikayesi | Posta | 24.01.2012 06:03 |  | |
Rüyalarına giren stattaydı
Gözlerinin içi gülüyordu. Muhabirin sorularına cevap verirken üzerindeki sarı lacivert eşofmana bakıyordu hınzır hınzır. Birçok kez rüyasına giren stattaydı. Yaşadığı tüm acılara, mahrumiyete, eziyete katlanıp hayata bağlanmasını sağlayan sarı lacivertli sevdanın merkezinde olmanın şaşkınlığı, sevinci ve ne yapacağını bilememenin endişesiyle elini kolunu koyacak yer bulamıyordu.
Saçımı da okşar mı?
Birazdan yalnızca televizyondan gördüğü, gazetelerden fotoğrafını kesip defterine yapıştırdığı Alex De Souzanın elinden tutarak sahaya çıkacaktı. Bu ... | | Posta Son Dakika 24.01.2012 | | | VandanKadıköyeuzananbirinathikayesiVandan Kadıköye uzanan bir inat hikayesi |
|
| Van'dan Kadıköy'e uzanan bir inat hikayesi | Posta | 24.01.2012 05:56 |  | |
Rüyalarına giren stattaydı
Gözlerinin içi gülüyordu. Muhabirin sorularına cevap verirken üzerindeki sarı lacivert eşofmana bakıyordu hınzır hınzır. Birçok kez rüyasına giren stattaydı. Yaşadığı tüm acılara, mahrumiyete, eziyete katlanıp hayata bağlanmasını sağlayan sarı lacivertli sevdanın merkezinde olmanın şaşkınlığı, sevinci ve ne yapacağını bilememenin endişesiyle elini kolunu koyacak yer bulamıyordu.
Saçımı da okşar mı?
Birazdan yalnızca televizyondan gördüğü, gazetelerden fotoğrafını kesip defterine yapıştırdığı Alex De Souzanın elinden tutarak sahaya çıkacaktı. Bu ... | | Posta Spor 24.01.2012 | | | VandanKadıköyeuzananbirinathikayesiVandan Kadıköye uzanan bir inat hikayesi |
|
| 20:00 Obeziteye karşı mide katlamasında %70 başarı | Net Gazete | 16.07.2011 19:57 |  | | |
| Obeziteye karşı mide katlama | Posta | 16.07.2011 10:24 |  | | Aşırı şişmanlığa karşı, midenin, içe katlanıp dikişlerle tutturularak küçültüldüğü operasyonla 1 yılda yüzde 70e yakın başarı sağlandığı açıklandıf
Morbid (hastalık derecesinde) obeziteye karşı Türkiyede daha önce 10 hasta üzerinde gerçekleştirilen Laparoskopik Total Vertikal Plikasyon (pilileme) adı verilen mide katlama ameliyatı, Ankarada ilk kez Opr. Dr. Gökhan Osmanoğlu ve Opr. Dr. Murat Üstün tarafından yapıldı.
Operasyonla ilgili bilgi veren Opr. Dr. Osmanoğlu, sıklığı giderek artan morbid obezitenin, vücutta neredeyse tüm sistemleri etkileyen bir sağlık sorunu ve ciddi bir hastalık olduğunu bildirdi.
Bu hastalığa karşı diyet ve egzersizle kalıcı başarı sağlanma olasılığının yüzde 10un altında olduğunu anlatan Osma... | | Posta Son Dakika 16.07.2011 | | | ObeziteyekarşımidekatlamaObeziteye karşı mide katlama |
|
| Onbin kilometreden oy kullanmak için İstanbul'a geldiler | Milli Gazete | 06.06.2011 16:14 |  | | |
| Onbin kilometreden oy kullanmak için İstanbul'a geldiler | Milli Gazete | 06.06.2011 16:07 |  | | |
| Onbin kilometreden oy kullanmak için İstanbul'a geldiler | Zaman | 06.06.2011 14:24 |  | | |
| Şişenin içinden cin çıkmadı! | Posta | 08.05.2011 05:34 |  | |
Her ülke insanının değerleri kendi kültürüne göre o kadar farklı ki. Birkaç gündür önemli bir kutlama için bir grup gazeteci arkadaşımla birlikte ABD-Atlantadayız. Dünyanın en büyük markalarından biri Coca Cola, 125. yılını kutluyor. Bir şişe içeceğin kutlamasının ne önemi var? demeyin. Dünyanın en genç ükelerinden biri ABDnin tarihinin eski olmadığını da düşünebilirsiniz. Ama Atlanta gibi sıcak bir şehirde, bir doktorun kendi bulduğu formülle küçük şekerci dükkanında ürettiği ve soğuk soğuk sattığı için hararet gideren o içecek, yıllar içinde katlanıp dev bir endüstriye dönüşmüşse önem... | | Posta Köşe Yazıları 08.05.2011 | | | ŞişeniniçindencinçıkmadıŞişenin içinden cin çıkmadı |
|
| Şişenin içinden cin çıkmadı! | Posta | 08.05.2011 05:10 |  | |
Her ülke insanının değerleri kendi kültürüne göre o kadar farklı ki. Birkaç gündür önemli bir kutlama için bir grup gazeteci arkadaşımla birlikte ABD-Atlantadayız. Dünyanın en büyük markalarından biri Coca Cola, 125. yılını kutluyor. Bir şişe içeceğin kutlamasının ne önemi var? demeyin. Dünyanın en genç ükelerinden biri ABDnin tarihinin eski olmadığını da düşünebilirsiniz. Ama Atlanta gibi sıcak bir şehirde, bir doktorun kendi bulduğu formülle küçük şekerci dükkanında ürettiği ve soğuk soğuk sattığı için hararet gideren o içecek, yıllar içinde katlanıp dev bir endüstriye dönüşmüşse önem... | | Posta Ekonomi 08.05.2011 | | | ŞişeniniçindencinçıkmadıŞişenin içinden cin çıkmadı |
|
| Şişenin içinden cin çıkmadı! | Posta | 08.05.2011 05:05 |  | |
Her ülke insanının değerleri kendi kültürüne göre o kadar farklı ki. Birkaç gündür önemli bir kutlama için bir grup gazeteci arkadaşımla birlikte ABD-Atlantadayız. Dünyanın en büyük markalarından biri Coca Cola, 125. yılını kutluyor. Bir şişe içeceğin kutlamasının ne önemi var? demeyin. Dünyanın en genç ükelerinden biri ABDnin tarihinin eski olmadığını da düşünebilirsiniz. Ama Atlanta gibi sıcak bir şehirde, bir doktorun kendi bulduğu formülle küçük şekerci dükkanında ürettiği ve soğuk soğuk sattığı için hararet gideren o içecek, yıllar içinde katlanıp dev bir endüstriye dönüşmüşse önem... | | Posta Son Dakika 08.05.2011 | | | ŞişeniniçindencinçıkmadıŞişenin içinden cin çıkmadı |
|
| 3’ü 1 araya geldi hazır kahve pazarı 3’e katlanıp, 500 milyon liraya çıktı | Hürriyet | 20.04.2011 03:54 |  | | |
| Erbakan'ı suçladı, cevap ağır oldu | Samanyolu Haber | 01.02.2011 07:48 |  | | Erbakan dik dursaydı 28 Şubat olmazdı diyen Mesut Yılmaza zehir zemberek cevap; Akite konuşan Ekrem Pakdemirli, 28 Şubat sürecinde askerin darbe yapmaya kararlı olduğunu ve Yılmazın da bunu görerek fırsata çevirdiğini söyledi. Pakdemirli,dedi.
ANAPlı eski bakan ve başbakan yardımcılarından Ekrem Pakdemirli, ?Erbakan dik dursaydı 28 Şubat olmazdı? diyen ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaza sert tepki gösterdi.
Akite konuşan Pakdemirli, 28 Şubat sürecinde askerlerin darbe yapmaya kararlı olduğunu ve Yılmazın bunu görerek fırsata çevirdiğini söyledi. Pakdemirli, ?Asıl Sayın Mesut Yılmaz dik dursaydı 28 Şubat olmazdı. Sayın Yılmaz o dönem askerlerin kuklası ve taşeronu oldu. O zillete katlanıp başbakanlık yapmak istiyormuş, bizim haberimiz yok? dedi.
28 Şubat sürecinde Refah-Yol koalisyonundan milletvekillerinin istifa ettirilerek, ANAVATAN Partisine geçirildiğini belirten Pakdemirli, ?Sayın Mesut Yılmaza da bu işin taşeronluğu kısmı verilmiş. Grup toplantısında ben Mesut Beyin hükümeti kurmaması, kuracak olursa, partiyi bitireceğimizi söyledim. Karşı çıktım. Gizli oylama yapalım dedim. Benim karşı çıkmama rağmen açık oylama yapıldı. Zaten Sayın Yılmaz Başbakanlığa çok meraklı olduğu için hükümeti kurmaya talip oldu ve partiyi de bitirdi? diye konuştu.
Mesut Yılmazın, darbeci askerlerin baskısı karşısında dik durmadığını belirten Pakdemirli, şunları söyledi: ?En büyük yanlışlık Güneş Motel benzeri olay oldu. Adamlar bize 12 tane adamı naklettiler. O günlerde yapılması gereken hükümeti kurmama idi, istifa edenleri partimize almamaktı. Eğer biz dik dursaydık, askerler, Sayın Çillere yönelecek veya idareye el koyacak ve dünya kamuoyuna darbeci ordu diye tescilleneceklerdi. Büyük ihtimalle açıktan darbe olmayacak ve kısa sürede seçimlere gidilecekti. Yeni hükümete ANAP daha güçlü girecekti. Sayın Yılmaz, o konuları unutmuşa benziyor ve dik duruş arayışını sadece Erbakana yüklüyor. Bunu ben insafsızlığa yoruyorum.?
Pakdemirli, kendisini aklamaya çalışan Yılmaza şu soruları yöneltti: ?Biz dik durabildik mi? Bir nevi Güneş Motel tiyatrosunu oynamadık mı? Taşeron parti adını almadık mı? Hükümeti kurduk da bağımsız davranabildik mi? Askerlerin kuklası bir hükümet olmadık mı? Sayın Yılmaz, ?Genelkurmay Başkanı beni sigaya çekti itirafında bulunmadı mı??
DSP eski Genel Başkanı Bülent Ecevitin, 1977de kurulan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümeti yıkmak için ?Kumar borcu olmayan 11 milletvekili arıyorum? sözlerinin ardından İstanbuldaki Güneş Motelde görüştüğü Adalet Partili 11 milletvekiline de bakanlık sözü vermesi ve hükümetin düşmesi üzerine yeni hükümeti kurması, tarihe ?Güneş Motel Olayı? olarak geçti.
DPden istifa eden ANAPlı eski Başbakan Mesut Yılmaz, Habertürk TVde katıldığı programda, 28 Şubat sürecinde Erbakanın dik duramadığını ve bu süreçten en fazla zararı kendisinin gördüğünü ileri sürmüştü. Yılmaz, özetle şunları söylemişti: ?Erbakan hükümeti, o tarihte bu önerilere karşı dik dursaydı, askerler bunu daha öteye götüremezdi. 28 Şubat sürecinde en büyük zararı ben yaşadım.?
AKİT | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.02.2011 | | | ErbakanısuçladıcevapağırolduErbakanı suçladı cevap ağır oldu |
|
| Flip: Bu bir çadır değil, telefon! | Chip Online | 24.01.2011 22:16 |  | | |
| Galeri: Flip: Bu bir çadır değil, telefon! | Chip Online | 24.01.2011 16:07 |  | | |
| M. Nedim Hazar - İlkelerinizi sevsinler | Zaman | 15.01.2011 02:08 |  | | En sonda söyleyeceğimi en başta ifade edeyim ki, konuyla ilgili önyargılı olanlar boşuna zahmete katlanıp yazıyı sonuna kadar okumasınlar. Ben hiçbir sanat eserinin, kitabın, filmin, müziğin, bilmem neyin yasaklanması, kaldırılması, yakılması taraftarı değilim. | | Zaman Köşe Yazıları 15.01.2011 | | | MNedimHazar-İlkelerinizisevsinlerM Nedim Hazar - İlkelerinizi sevsinler |
|
| M. Nedim Hazar - İlkelerinizi sevsinler | Zaman | 15.01.2011 01:57 |  | | En sonda söyleyeceğimi en başta ifade edeyim ki, konuyla ilgili önyargılı olanlar boşuna zahmete katlanıp yazıyı sonuna kadar okumasınlar. Ben hiçbir sanat eserinin, kitabın, filmin, müziğin, bilmem neyin yasaklanması, kaldırılması, yakılması taraftarı değilim. | | Zaman En Çok Okunan 15.01.2011 | | | MNedimHazar-İlkelerinizisevsinlerM Nedim Hazar - İlkelerinizi sevsinler |
|
| Lüks otomobil pazarı gelişiyor, onun yüzü gülüyor | Radikal | 02.10.2010 10:03 |  | | |
| Ya maçlar zorlaşınca? | Tumspor | 15.09.2010 09:02 |  | | |
| Referandum için akın akın geliyorlar - Video | Samanyolu Haber | 05.09.2010 17:46 |  | | Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız referandum için akın akın Türkiyeye geliyorlar. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı bu defa Fransa ve Hollandadan oylarını kullanmak için gelen 90 kişilik kafileyi ağırladı. Sadece referandum için kilometrelerce yol kat edip, yüzlerce EURO para harcadılar ve ülkelerine geldiler. Ayaklarının tozuyla da sandıklara gidip oylarını kullandılar. Bazıları evet çıkacağından emindi bazılarıysa istenmeyen bir sonuç çıkmasından endişe ediyordu. Ancak herkes attığı oyun ne kadar önemli olduğunun farkındaydı. Onlar bunca meşekkate katlanıp referanduma koşarken, havalimanlarında sistem kilitlendi gerekçesiyle bazılarına oy kullandırılmadı. Onlar kızgındı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 05.09.2010 | | | Referandumiçinakınakıngeliyorlar-VideoReferandum için akın akın geliyorlar - Video |
|
| Referandum için akın akın geliyorlar | Samanyolu Haber | 05.09.2010 17:28 |  | | Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız referandum için akın akın Türkiyeye geliyorlar. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı bu defa Fransa ve Hollandadan oylarını kullanmak için gelen 90 kişilik kafileyi ağırladı. Sadece referandum için kilometrelerce yol kat edip, yüzlerce EURO para harcadılar ve ülkelerine geldiler. Ayaklarının tozuyla da sandıklara gidip oylarını kullandılar. Bazıları evet çıkacağından emindi bazılarıysa istenmeyen bir sonuç çıkmasından endişe ediyordu. Ancak herkes attığı oyun ne kadar önemli olduğunun farkındaydı. Onlar bunca meşekkate katlanıp referanduma koşarken, havalimanlarında sistem kilitlendi gerekçesiyle bazılarına oy kullandırılmadı. Onlar kızgındı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 05.09.2010 | | | ReferandumiçinakınakıngeliyorlarReferandum için akın akın geliyorlar |
|
| Erdoğan talimat verdi: Başlatın! | Samanyolu Haber | 03.09.2010 15:25 |  | | Başbakan Erdoğanın talimatıyla çalışmaya start verildi. İzmir Ticaret Odasının toplantısında konuşan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, Vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldık. Hem Gelir İdaresi, hem Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çalışma yapılıyor. Özellikle krizin etkisiyle ödeme sıkıntısı çeken mükellefler için bir yeniden yapılandırma programı olacak, ancak bu bir af değil. Ne olacak? Faizlerde indirim, taksitlerde kolaylık dedi.
Af olduğu zaman ödeyenle ödemeyen arasında adaletsizlik olduğunu vurgulayan Babacan, şöyle konuştu: Biliyoruz ki çok zor şartlarda, bankalardan para çekmenin çok zor olduğu dönemlerde o yüksek maliyete katlanıp malını satıp ödeyen mükellefler de var. Orada adaleti mutlaka korumamız gerekiyor. Bir yandan da gerçekten sıkışık olan kuruluşlarımıza da yardımcı olmamız gerekiyor. Babacan, gümrük vergisi konusundaki uzlaşmalarla ilgili, Meclis açıldığında bir yasanın gündeme getirileceğini de ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, esnaf ve sanatkarların biriken vergi ve prim borçlarıyla ilgili uzun süredir talep ettiği yeniden yapılandırma konusunda beklenen müjdeyi ağustosun son günlerinde katıldığı iftarda vermişti. Erdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandökene Oturulur, yapılandırması yapılır, esnafın sıkıntısını yeni bir ödeme planıyla çözmüş oluruz demişti.
İftar yemeğinin ardından Başbakanın ekonomi bürokrasisine çalışma başlatılması talimatı verdiği belirtiliyor. Öte yandan, Hazine faizlerinin yüzde sekiz bandına oturmasının ardından Maliye de gecikme cezası ve tecil faizlerini düşürmek için harekete geçti. Ekonomi yönetiminin onay vermesinin ardından yıllık yüzde 23.4 olan gecikme cezası faizi oranının yüzde 20nin altına indirilmesinin gündemde...
SABAH GAZETESİ | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.09.2010 | | | ErdoğantalimatverdiBaşlatınErdoğan talimat verdi Başlatın |
|
| Hükümetten müjde! | Samanyolu Haber | 02.09.2010 19:44 |  | | Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldıklarını, ancak bunun bir af olmadığını söyledi. İzmir Ticaret Odası özel meclis ve meslek komiteleri toplantısına katılarak bir konuşma yapan Bakan Babacan, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaşın vergi barışı talebini iletmesi üzerine, bu konuda bir çalışma yapıldığını söyledi.
Babacan, şunları söyledi:
Vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldık. Başbakanımız bir akşam programında açıkladı, ama basında çok fazla yer bulmadı. Hem Gelir İdaresi, hem Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çalışma yapılıyor. Özellikle krizin etkisiyle ödeme sıkıntısı çeken mükellefler için bir yeniden yapılandırma programı olacak, ancak bu bir af değil. Ne olacak? Faizlerde indirim, taksitlerde kolaylık.
Öbür türlü ödeyenle ödemeyen arasında adaletsizlik oluyor. Biliyoruz ki çok zor şartlarda, bankalardan para çekmenin çok zor olduğu dönemlerde o yüksek maliyete katlanıp malını satıp ödeyen mükellefler de var. Orada adaleti mutlaka korumamız gerekiyor. Bir yandan da gerçekten sıkışık olan kuruluşlarımıza da yardımcı olmamız gerekiyor.
Babacan uzlaşma konusunda de yeni bir düzenleme yapılacağını, devlet alacakları konusunda bir norm standarda kavuşmaya çalıştıklarını belirtti.
Bunun biraz zaman alacağını, ancak gümrük vergisi konusundaki uzlaşmalarla ilgili, Meclis açıldığında bir yasanın gündeme getirileceğini ifade eden Bakan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Uzlaşma şu anda vergide var. Orada da çok esnek bir yapı var. O da yanlış. Uzlaşma kurulunun olağanüstü yetkileri var. Çok trajik bir konu. O uzlaşma kurulu, oradaki devlet yetkilisi, olağanüstü yetkili. Her şeyi yapabiliyor. Gümrük tarafında da hiçbir yetki yok. Tamamen kanun diyor ki şu. Yani mükellefin durumuna göre kapasitesine, niyetine göre bir oturup konuşma imkanı, gümrük tarafında hiç yok. Biz bunların biraz normalleşmesi için her iki tarafta da bir çalışma başlattık. Bu çalışma biraz daha vakit alabilecek bir çalışma. İşin içine Sosyal Güvenlik Kurumu ve Gelir İdaresini kattık, bir yandan da gümrükleri kattık. Üçünde de norm ve prensip getirdik.
Gümrükte diyelim ki bir bardakta yanlış bir işlem, hata da olmuş. Bakıyorsunuz hapis cezası. Öbür tarafta yüz milyon dolar vergi borcu çıkıyor, gel konuşalım diyorsunuz. Biri bir uçta diğeri öteki uçta. Devlete yapılacak bir ödemeyse gümrük vergisi, kurumlar, katma değer vergileri, sosyal güvenlik primi burada norm standart birliği, felsefe birliği gerekiyor.
Gümrük tarafındaki sorunun hızlı çözümü için de bir uzlaşma mekanizmasını da Meclis açıldığında getireceğimiz bir yasal düzenlemeyle gerçekleştireceğiz. Oradaki sorunların adil çözülmesi çok önemli. Prensip ilkeler çerçevesinde çözülmesi çok önemli. Öbür türlü Ahmete farklı, Hüseyine başka uygulama yaparsanız, o da hukuk devletine yakışmaz. | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.09.2010 | | | HükümettenmüjdeHükümetten müjde |
|
| Bunun hesabını kim verecek ? | Samanyolu Haber | 20.06.2010 10:14 |  | | Bu soruları sormak terörün ekmeğine yağ sürmek falan değil... Asıl terörün ekmeğine yağ sürmek... Abdullah Abdulkadiroğlu perde arkasını yazdı.
Ne kadar tuhaf bir ülkeyiz.
Ne kadar tuhaf düşünmeye sevk edilmeye çalışılıyoruz.
Son aylarda artan terör saldırılarına Hakkaride verdiğimiz 10 şehit eklendi.
Amaç belli.
Türkiyeyi kaos ortamına sürüklemeye, ülkede bir istikrarsızlık ortamı oluşturmaya çalışmak.
Tamam; bunu artık hepimiz biliyoruz.
Buna karşı koyanlar, ülkenin kaosa sürüklenmemesi için direnenler de bunu biliyor, ülkede yönetim zafiyeti var, olağanüstü hal ilan edilsin diyenler de bunu çok iyi biliyor.
Türkiye belki de Cumhuriyet tarihinden bu yana çok önemli değişim süreçlerinden birini yaşıyor.
Önümüzde bir anayasa değişikliği referandumu var.
Bu anayasa değişikliği bazı çevrelerin uykusunu kaçırıyor.
Bir ülkede her şey çürüyebilir. Her şey kendini salabilir, her şey kokuşabilir.
Ama yargı çürür, kokuşur, güvensiz hale gelirse o ülkede hiçbir şeyin tadı kalmaz.
İşte Türkiye bu noktada.
Yüksek yargının mahkemelere darbe yaptığı, onları işlevsiz hale getirdiği, onların baktığı davaların gidişatını beğenmediğinde el koyduğu bir ülkede hiçbir şeyin tadı kalmaz.
Öyle bir ülkede hiçbir şeye güvenemezsiniz.
Öyle bir ülkede başınıza ne zaman ne geleceğinin garantisi olmaz.
Bir ülkede yüksek yargı suç işlediği iddia edilen kişileri, mahkemelerin elinden alıp salıvermeye başladıysa o ülkede bazı şeylerin köklü bir şekilde değişmesinin zamanı gelmiş de geçiyordur.
İşte Türkiye; o zamanı gelmiş de geçen değişikliği gerçekleştirmek üzere 12 Eylülde referandum sandığına gitmeye hazırlanıyor.
Bütün kavga bu.
Türkiyedeki büyük demokratik değişimden rahatsız olan güçler devrede.
Bu güçler içerde ve dışarıda Türkiyeyi bir kaos ortamına doğru çekmeye çalışıyor.
Amaçları; Türkiyeyi dışarıdan içeriye doğru hapsetmek, içeride de pimini çekip yok etmek.
Bunun için her yol mubah.
İçeride ve dışarıda Türkiyeyi zora sokacak, ülkeyi yönetenleri köşeye sıkıştıracak, istikrarsızlık ortamı oluşturacak her plan devrede.
Bunun içinde terör de var, diplomatik krizler de var, uluslar arası alanda yalnızlaştırma da var.
Bunun içinde dışarıdan baskı da var, içeriden başkaldırı da var.
Oyun şu;
Dışarıda ve içeride vatandaşlarını koruyamayan ve onların can güvenliğini sağlayamayan bir yönetim algısı oluşturmak.
Amaç ülkedeki herkesin böyle düşünmesini sağlamaya çalışmak.
Türkiye üzerinde oynanan oyun büyük.
Bu ülkede yıllardır hakimiyet sahibi olan güçler kendi egemenliklerini kaybetmemek için ülkenin içinden geçtiği kritik süreçlerde hep aynı oyunları sahneye koyuyor.
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi referandumu sürecinde de benzer terör saldırılarıyla karşılaştık.
Türkiye sandığa gittiği gün 12 tane şehit verdi.
Şehir merkezlerinde bombalar patladı, insanlarımız katledildi.
Bugün de bundan farklı değil.
Evet; bu acılar ülkede bir kaos ortamı oluşmasına asla yol açmamalı.
Fakat kaos çıkmasın diye bu millet sessizce yeni şehitlerin gelmesini mi bekleyecek ?
Bu kabul edilebilir bir şey değil.
Milletin bu oyunları görüyor olması, bu oyunların sonuçlarına katlanıp boynunu bükeceği, çaresizce sıranın kendi evine ateş düşmesini bekleyeceği anlamına mı gelecek ?
Böyle düşünen varsa yanılır.
Gerek bu ülkenin ordusunu yönetenler gerekse iktidarı elinde bulunduranlar, bütün şehit haberlerinden sonra ?terörle mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini? açıklayıp duruyorlar.
Bu kararlılık acaba şehit vermeye devam etmede bir kararlılık mı ?
Terörle mücadelede kararlılık devam etsin. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama bu kararlılık askerlerimiz şehit olmadan devam etsin.
TSKnın yöneticileri saldırıdan bir gün önce ?terör saldırıları artabilir? diye açıklama yapınca sorumluluklarını yerine getirmiş mi oluyorlar ?
Terör saldırıları artabilirse bunun önlemini kim alacak ?
İşte bu yüzden çok tuhaf bir ülkeyiz.
İşte bu yüzden tuhaf düşünmeye sevk edilmeye çalışılıyoruz.
Başbakan Genelkurmay başkanına başsağlığı telgrafı çekince şehit analarının yüreğindeki ateş mi sönüyor ?
Koordinatlarına kadar verilen ve bunların gazetelerde yazdığı, televizyon haberlerinde söylendiği yerlere teröristler baskın yapıp askerlerimizi şehit ediyorsa bunun hesabını kim verecek ?
Evet; Türkiye üzerinde bir oyun oynanıyor, kabul.
Bu oyun bitene kadar biz ne yapalım ?
Niçin şehirlerde eylem hazırlığındaki teröristler sıkı takip sonucu yakalanıyor da şehrin merkezindeki askeri birliklerimize ellerini kollarını sallaya sallaya saldırabiliyor bu alçaklar ?
Bu soruları sormak terörün ekmeğine yağ sürmek falan değil.
Asıl bu soruları sormayıp, bu işin sorumlularını harekete geçirmeyip, öylece olacakları beklemek terörün ekmeğine yağ sürmek.
Asıl birbirimize başsağlığı telgrafları göndermekten başka bir şey yapmamak terörün ekmeğine yağ sürmek.
Çünkü yeni şehitler geldikçe terör avucunu ovuşturuyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.06.2010 | | | Bununhesabınıkimverecek?Bunun hesabını kim verecek ? |
|
| Pumarex, Türkiye pazarına giriyor | Samanyolu Haber | 16.06.2010 13:15 |  | | 11 yıldır Almanyada faaliyet gösteren racing ATV ve ekonomik ulaşım araçları üreten Pumarex Türkiye pazarına giriyor. Tasarımı Alman Pumarex mühendisleri tarafından yapılan yeni jenerasyon araçlar farklı konsept ve dizayn ile üretiliyor. New age racing ATV olarak isimlendirilen modelleri İstanbul, Ankara ve Antalya gibi illerde mayıs ayından itibaren satışa sunuldu. Firmanın iki Türk ortağı hybrid, elektrik, benzin motorlu iki, üç, dört tekerlekli fantastik ve ekonomik ulaşım araçlarını Türkiye pazarı ile tanıştırmayı hedefliyor.
Otomobil ve motosikletin yaygın olarak kullanıldığı ülkemizde ulaşım araçları anlamında da teknolojinin son yenilikleri ile tanışmaya başlıyoruz. Birçok otomobil ve motosiklet firması petrole alternatif araçları pazara sunmaya hazırlanırken, mevzuatlardaki sınıflandırmayı bekliyor. Bu süreç devam ederken Türkiyenin genç nüfusu ve ulaşım araçlarındaki pazar potansiyeli yerli olduğu kadar yabancı firmaların da dikkatini çekiyor. Alman Pumarex Türkiye pazarına giren alışık olmadığımız araçlar konseptlerini pazara sunan son firmalardan biri.
Almanyada faaliyet gösteren Pumarex?in Türk ortakları geçen yıl Türkiye pazarını fizibilite etmeye başladı ve 2010da Türkiyedeki faaliyetine başladı. Firmanın en çok dikkatini çeken konu ise dünyanın en pahalı petrolünün Türkiyede satılıyor olması. Markanın hedefi şimdilik 22 büyük ilde sınırlı sayıda bayilik oluşturarak Pumarex ürünlerini kullanıcılar ile buluşturmak. İstanbul, Ankara ve Antalyada illerinde satışlar başladı. Elektrik, benzin ve hybrid motorları iki, üç ve dört tekerlekli gövdeler üzerinde modelleyerek hobby ve ekonomik ulaşım araçları üreten Pumarexin aynı zamanda Çindeki bir fabrikaya ortaklığı bulunuyor. Fabrikada dünyanın birçok ülkesindeki farklı markalara fason üretim yapılıyor. Hem üretici hem de ithalatçı konumundaki firma 2011 yılında pazara yeni modeller de sunacak.
Ülkemiz litresi 4 TLye yaklaşan petrol fiyatları ile dünyanın en pahalı yakıtını kullandığı için petrole alternatif enerji ile çalışan araçlar ilgi görüyor. Bütçelerde en çok göze batan gider yakıt giderleri. Avrupada önümüzdeki 3 yıl içinde elektrik motorla çalışan araçların pazar payı en az % 10 olması bekleniyor. Hybrid motorlu araçlar için ülkemizde de birçok marka hazırlık yapıyor. Bununla birlikte alternatif enerjili araçların altyapı hazırlığı için özel sektörle birlikte belediye ve kamu sektörü de hazırlıklar içinde.
Pumarex modelleri hobby ve ekonomik gurup olmak üzere 2 sınıftan oluşuyor. Elektrik ve hybrid motorlu olanlar şarj edilerek kullanılıyor. Hybrid Spider 1200, 60 km hıza kadar elektrik motor ile çalışırken, 60 km süratin üzerine çıkıldığında benzin motor devreye giriyor. İskeleti ve kaportası karbon fiberden imal edilen araç 600 kilogram ağırlığında. Aracın 2 motoru var, biri 6.000 wattlık elektrik motor ve 170 hp gücündeki benzin motor. Maksimum hızı ise 250 km/saat. Benzin motor devrede iken aynı zamanda elektrik motor kendiliğinden şarj oluyor. Bu model 2011 yılında Türkiye pazarına sunulacak. Satış fiyatı henüz belli değil.
Elektrikli bisiklet ve scooter modelleri ise 5 saatte şarj olurken maksimum 100 km yol alabiliyor. Bunun maliyeti ise 1 TLyi geçmiyor. Electro compact modeli katlanıp el çantası gibi taşınabiliyor. Bisikletin ağırlığı 17 Kg, sürati ise 24 km/saat. Daha çok yat ve tekne hobisi olanlara hitap eden bu modelin satış fiyatı 1.400 TL.
Benzin motorlu racing ATV araçlar ise motosiklet keyfini dört tekerlek üzerinde yaşamak isteyenler için ideal. Bu modeller büyük şehirlerde otomobil yerine tercih ediliyor ve motosiklet ehliyeti ile kullanılabiliyor. 250 cclik bu araçlar 3 veya 4 tekerlekli olarak satışa sunuluyor. Cadde ve arazi tipi olmak üzere 2 farklı versiyonu olan ATVler profesyonel kullanıcıları hedefliyor. Fiyatları ise 7.900 TL.
Ayrıntılı bilgi için | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.06.2010 | | | PumarexTürkiyepazarınagiriyorPumarex Türkiye pazarına giriyor |
|
| Duvarları katlanıp açılabilen lüks yat | Haber Türk | 12.06.2010 18:33 |  | | |
| Duvarları katlanıp açılan yat | Haber Türk | 12.06.2010 09:34 |  | | |
| Rakamların diliyle geleceğin kehanetine var mısınız | Referans | 12.06.2010 04:23 |  | | |
İnsanlık tarihinin miladı olarak kabul edilen Hz. İsanın doğumunda dünya nüfusu 200 milyon civarındaydı. Bu nüfusun ikiye katlanması Fatihin İstanbulu fethi sırasında gerçekleşti. Yeniçağın başlamasıyla birlikte 400 milyonluk dünya nüfusunun ikiye katlanıp 800 milyonu bulması için 1770lerin beklenmesi gerekiyordu. ‘Endüstri Devrimiyle birlikte 1804te 1 milyar, 1850de 1.2 milyar ve 1927de 2 milyar oldu nüfus. Savaş sonrası 1950de 2.6 milyara ulaşan insan sayısı, önce 1960ta 3 milyara, 1975te 4 milyara ve 1986da 5 milyara yükseldi. 1999da ise bir başka milat başladı: 2 bin yıl içinde dünya nüfusu 200 milyondan 6 milyara çıkmıştı. Bugün ise kabaca 6.8 milyar insan yaşıyor yerküre üzerinde! 2050 yılında yaşayan insan sayısı bilimsel tahminlere göre 9.2 milyara yükselecek. Yani Hz.İsanın doğumundan bu yana 2050 yıl içinde nüfus 46 misli artmış olacak! En azından ‘U.S. Census Bureau, Population Divisionın gelecek projeksiyonu böyle. Nüfus patlaması devam edecekSöz ...
| | Referans Güncel 12.06.2010 | | | RakamlarındiliylegeleceğinkehanetinevarmısınızRakamların diliyle geleceğin kehanetine var mısınız |
|
| Duvarları katlanıp açılan origami yat | Hürriyet | 12.06.2010 01:29 |  | | |
| Geleceğin dizüstü bilgisayarları | Hürriyet | 28.04.2010 10:13 |  | | Günümüzde milyonlarca insanın vazgeçilmezi olan dizüstü bilgisayarlar, yüksek performanslarıyla masaüstü bilgisayarları çoktan geride bıraktılar. Ancak hala birçok kullanıcı için laptoplar oldukça ağır ve kullanışlı değil. Ancak yakın gelecekte dizüstü bilgisayarların tasarımı bir hayli farklı olacak. Kimisi rulo gibi katlanıp sırtta taşınabilirken, kimisi de sadece bir bilgisayar faresi büyüklüğünde ve ağırlığında olacak. İşte geleceğin müthiş dizüstü bilgisayarları... | | Hürriyet Teknoloji 28.04.2010 | | | GeleceğindizüstübilgisayarlarıGeleceğin dizüstü bilgisayarları |
|
| Geleceğin dizüstü bilgisayarları | Hürriyet | 28.04.2010 10:08 |  | | Günümüzde milyonlarca insanın vazgeçilmezi olan dizüstü bilgisayarlar, yüksek performanslarıyla masaüstü bilgisayarları çoktan geride bıraktılar. Elbette hala birçok kullanıcı için laptoplar oldukça ağır ve kullanışlı değil. Ancak yakın gelecekte dizüstü bilgisayarların tasarımı bir hayli farklı olacak. Kimisi rulo gibi katlanıp sırtta taşınabilirken, kimisi de sadece bir bilgisayar faresi büyüklüğünde ve ağırlığında olacak. İşte kullanıcıların hayalini süsleyen geleceğin müthiş dizüstü bilgisayarları... | | Hürriyet Ana Sayfa 28.04.2010 | | | GeleceğindizüstübilgisayarlarıGeleceğin dizüstü bilgisayarları |
|
| Yaratıcılıkta son nokta | Hürriyet | 28.04.2010 09:44 |  | | Günümüzde milyonlarca insanın vazgeçilmezi olan dizüstü bilgisayarlar, yüksek performanslarıyla masaüstü bilgisayarları çoktan geride bıraktılar. Ancak hala birçok kullanıcı için laptoplar oldukça ağır ve kullanışlı değil. Ancak yakın gelecekte dizüstü bilgisayarların tasarımı bir hayli farklı olacak. Kimisi rulo gibi katlanıp sırtta taşınabilirken, kimisi de sadece bir bilgisayar faresi büyüklüğünde ve ağırlığında olacak. İşte geleceğin müthiş dizüstü bilgisayarları... | | Hürriyet Teknoloji 28.04.2010 | | | YaratıcılıktasonnoktaYaratıcılıkta son nokta |
|
| Yaratıcılıkta son nokta | Hürriyet | 28.04.2010 01:45 |  | | Günümüzde milyonlarca insanın vazgeçilmezi olan dizüstü bilgisayarlar, yüksek performanslarıyla masaüstü bilgisayarları çoktan geride bıraktılar. Elbette hala birçok kullanıcı için laptoplar oldukça ağır ve kullanışlı değil. Ancak yakın gelecekte dizüstü bilgisayarların tasarımı bir hayli farklı olacak. Kimisi rulo gibi katlanıp sırtta taşınabilirken, kimisi de sadece bir bilgisayar faresi büyüklüğünde ve ağırlığında olacak. İşte kullanıcıların hayalini süsleyen geleceğin müthiş dizüstü bilgisayarları... | | Hürriyet Ana Sayfa 28.04.2010 | | | YaratıcılıktasonnoktaYaratıcılıkta son nokta |
|
| Çevre olimpiyatına katılan öğrencilere 'Nobel' hedefi | Samanyolu Haber | 03.04.2010 17:50 |  | | Geleceğin bilim insanları olacak öğrenciler, birbirinden ilginç projelerini Fatih Eğitim Kurumlarının düzenlediği 18. Ulusal Çevre Proje Olimpiyatında yarıştırıyor. 54 ilden yarışmaya başvuran 632 proje arasından finale katılmaya hak kazananlar, Fatih Kolejinde görücüye çıktı.
INEPO olarak da bilinen Çevre Olimpiyatının açılış töreni bugün yapıldı. Törene Büyükçekmece Kaymakamı İsmail Gündüz, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürü Ömer Balıbey ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ragıp Üye katıldı.
Törende konuşan Balıbey, 16 yıldır INEPOya katılıyorum. Yani bir çoğunuz daha doğmadan buraya geliyordum dedi. Balıbey ayrıca, Sizin bu yarışmada atacağınız ilk adım, bir gün dünyayı kurtaracak bu çevre projesi, belki de Türkiyeye ödül getirecek. Belki içinizden birisi 15 yıl sonra Nobel ödülü de alacak. ifadelerini kullandı.
42si ilköğretim, 73ü lise öğrencilerinin olmak üzere toplam 115 projenin yarıştığı olimpiyatlar çevre biyolojisi, çevre kimyası, çevre ve fizik, çevre ve sağlık, sosyal çevre ile çevre ve görsel sanatlar kategorilerinde düzenleniyor. INEPOnun jüri üyeliğini İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fatih Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve Kartal Eğitim-Araştırma Hastanesi akademisyenlerinden oluşan bir heyet yapıyor.
INEPOdaki projelerde evsel atıkların kullanım alanlarının çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili çalışmalar ön plana çıkıyor. Projeler arasında mutfak lavabosuna dökülen yağ ve suların ayrıştırılması, atık yağlardan ve kahveden biyodizel üretimi, çöplerin ayrıştırılması, güneş ve rüzgar enerjilerinin kullanımı gibi günlük hayata kolayca uygulanabilecek projeler var.
Yarışmacılardan Mustafa Tuncay Rüzgar ve güneş enerjisinin modern binalarda kullanımı hakkındaki projesiyle ilgili bilgi verirken Bu maddi olarak pahalı bir proje bu bir çevre projesi. Maddi değeri fazla olsa da güzel bir çevrede yaşamak istiyorsak birazcık katlanıp fosil yakıtlardan kurtulmamız lazım dedi.
INEPOda jürinin ödüle layık gördüğü öğrencilere yarın yine Fatih Kolejinde düzenlenecek olan törenle madalyaları verilecek.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.04.2010 | | | ÇevreolimpiyatınakatılanöğrencilereNobelhedefiÇevre olimpiyatına katılan öğrencilere Nobel hedefi |
|
| Dayanıklı tablet arayanlara! | Chip Online | 13.03.2010 17:47 |  | | |
| Dayanıklı tablet arayanlara! | Chip Online | 13.03.2010 17:47 |  | | |
| Katlanıp cebe giren görüntü | Hür Haber | 19.02.2010 12:53 |  | | |
| Katlanıp cebe giren görüntü | Haber Türk | 19.02.2010 12:31 |  | | |
| Şifreniz ele geçirilmiş olabilir | Samanyolu Haber | 31.01.2010 08:49 |  | | Kişisel bilgilerimizin başkaları tarafından ele geçirilmesi ve kullanılması kaçınılmaz bir son olabilir... Geç kalmadan önemli uyarılara kulak verin.. Hayatımızdaki teknolojik ürünlerle birlikte şifreler de çoğaldı. Cep telefonları, bilgisayarlar şifresiz açılmıyor, internet sitelerine şifre olmadan girilemiyor. Bu çeşitlilik içinde çareyi aynı şifreyi kullanmakta ya da akılda kalıcı şifreleri tercih etmekte arasak da bilgi güvenliği uzmanları, önemle daha dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor.
Bazı İngilizce kelimeler vardır, İngilizcesi olan da, olmayan da iyi bilir anlamını. Exit, sory, I love you... Son yıllarda herkes tarafından bilinen İngilizce kelimeler kervanına bir yenisi daha eklendi; password yani şifre. Teknolojiyle birlikte güvenlik amaçlı şifrelerin de artmasıyla passworde iyice aşina olduk. Bir gününüzü düşünün... Şifre maratonunuza sabah cep telefonunuzu açmakla başladınız. İşyerine geldiniz. Çalışmaya başlamak için tabii ki bilgisayarınızı açmanız lazım. Bunun için de küçük bir zahmete katlanıp şifrenizi girmeniz gerek. İkinci engeli de aştınız, sırada kendi oturumunuzu açmanız için girmeniz gereken şifreniz var. Merak etmeyin, sonraki aşamaların hepsini yazmayacağız. Çünkü biliyoruz ki, internet siteleri, alışverişte kullandığınız kredi kartlarınız, bankamatik kartlarınız derken her gün onlarca şifreyle karşı karşıya kalıyorsunuz.
Şifrelerin, kişisel bilgilerimizin gizliliği ve güvenliğimiz için ne kadar önemli olduğu aşikar. Ama bazen bu durumdan sıkılmıyor da değiliz. Çünkü yoğunluk içinde unuttuğumuz şifrelerimizi birbiriyle karıştırdığımız da oluyor. Bunun için kendimizce yollar üretmeye başlıyoruz. Ya tüm şifrelerimizi aynı yapıyoruz ya da bizim için önemli tarih ya da isimleri şifre yaparak akılda kalmasını sağlamak istiyoruz. Aslında bunu, sadece biz yapmıyoruz. Durum dünya genelinde böyle.
İnternet kullanıcıları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre en çok tercih edilen şifrelerin başında 123456 geliyormuş. Hatta bazı sitelere kullanıcı adına ve şifreye 12345 yazarak girebiliyorsunuz. Password, abc123 de sık kullanılan şifreler arasında. Ülkemizde ise 1453, 1071 gibi önemli tarihler sık kullanılıyor. Tabii şifre seçimi kişilerin şahsi özelliklerine göre de değişebiliyor. Örneğin orta yaşlı insanlar daha çok doğum tarihi, memleket ismi gibi şeyleri şifre olarak alıyor. Memurlar ise daha çok sicil numaralarını tercih ediyor.
Şimdi birçoğunuz bu bilgileri paylaşmakla hackerların ekmeğine yağ sürdüğümüzü düşünebilir. Haksız da sayılmazsınız, ama bunları ve daha fazlasını onlar zaten biliyor. Bizim amacımız da zaten bunu göstermek ve şifre seçiminde daha dikkatli olmanıza yardımcı olmak. Bankalar ya da benzer şifre koyucular şifrelerini sık sık değiştiriyor ya da şifre seçiminde bazı kısıtlamalar koyuyor. Ama bizim de bu konuda hassasiyetimizi göstermemiz gerekiyor. Aksi takdirde kişisel bilgilerimizin başkaları tarafından ele geçirilmesi ve kullanılması kaçınılmaz bir son olabilir, bizden söylemesi...
***
Nasıl şifre almalıyız?
Bilişimcim Bilişim Sistemleri ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Üyesi Buğra Gümüş, insanların artık para işlerinde ve günlük hayatla ilgili uygulamalarda (Facebook, Twitter, MSN vs...) kolay çözülecek şifreleri pek tercih etmediğini düşünüyor. Ancak Gümüşe göre, insanlar, basit forum üyelikleri ve fazla önemli bilgilerin olmadığını düşündükleri yerlerde hâlâ çok basit şifreleri kullanabiliyor. Önemsiz denilen yerlerde bile kişisel bilgilerin yer aldığına dikkat çeken Gümüş, Şifreyi tahmin eden kişi, o bilgileri kullanarak başka bilgilere ulaşıyor ve kişi için önemli olan uygulamalara erişebiliyor. Kendisiymiş gibi davranarak yeni şifre oluşturabiliyor. diyor. Bu açıdan şifre seçiminin çok önemli olduğuna dikkat çeken Gümüş, şu tavsiyelerde bulunuyor: Akılda kalıcı diye seçtiğiniz şifrelerin akıllı biri tarafından tahmin edilebileceğini unutmayın. Şifre tespit ederken farklı yöntemler izlenebilir. Bir kitabın bir sayfadaki cümlesinin bir algoritmatik harfleri olabilir. Ya da bir olayın harfleri gibi. Mesela, Kızım ile 10 Mayısta gittiğimiz yeşil park ilginçti gibi bir olayı anlatan cümleden ilk harf algoritması ile KI10MGYPI şifreniz olabilir. Tabii bu olayı kendinize saklayın, her zaman gerekir.
Sürat Teknoloji Bilgi Güvenliği Uzmanı Oğuz Korkmaza göre ise güçlü bir şifre şu özelliklerde olmalı: En az 8 karakterden oluşmalı, içerisinde büyük-küçük harf, rakam ve özel karakter barındırmalı. İçerisinde size ait anlamlı (isim, doğum tarihi gibi) bir şey olmamalı.
KeePass programıyla güçlü şifreler oluşturabilirsiniz
Bilgi Güvenliği Uzmanı Oğuz Korkmaz, insanların unutmamak için şifrelerini kısa, basit ve sadece rakamlardan oluşacak şekilde oluşturduklarına, bu durumda şifre güvensiz olduğu için kırılmasının daha kolay olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: Artık hackerlar sosyal mühendislik yaparak belli şeyleri başarabiliyorlar. Şöyle bir senaryo düşünün; art niyetli biri size bir e-mail | | Samanyolu Haber Son Dakika 31.01.2010 | | | ŞifrenizelegeçirilmişolabilirŞifreniz ele geçirilmiş olabilir |
|
| İşte şifre almanın deşifresi | Samanyolu Haber | 31.01.2010 08:42 |  | | Hayatımızdaki teknolojik ürünlerle birlikte şifreler de çoğaldı. Cep telefonları, bilgisayarlar şifresiz açılmıyor, internet sitelerine şifre olmadan girilemiyor. Bu çeşitlilik içinde çareyi aynı şifreyi kullanmakta ya da akılda kalıcı şifreleri tercih etmekte arasak da bilgi güvenliği uzmanları, önemle daha dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor.
Bazı İngilizce kelimeler vardır, İngilizcesi olan da, olmayan da iyi bilir anlamını. Exit, sory, I love you... Son yıllarda herkes tarafından bilinen İngilizce kelimeler kervanına bir yenisi daha eklendi; password yani şifre. Teknolojiyle birlikte güvenlik amaçlı şifrelerin de artmasıyla passworde iyice aşina olduk. Bir gününüzü düşünün... Şifre maratonunuza sabah cep telefonunuzu açmakla başladınız. İşyerine geldiniz. Çalışmaya başlamak için tabii ki bilgisayarınızı açmanız lazım. Bunun için de küçük bir zahmete katlanıp şifrenizi girmeniz gerek. İkinci engeli de aştınız, sırada kendi oturumunuzu açmanız için girmeniz gereken şifreniz var. Merak etmeyin, sonraki aşamaların hepsini yazmayacağız. Çünkü biliyoruz ki, internet siteleri, alışverişte kullandığınız kredi kartlarınız, bankamatik kartlarınız derken her gün onlarca şifreyle karşı karşıya kalıyorsunuz.
Şifrelerin, kişisel bilgilerimizin gizliliği ve güvenliğimiz için ne kadar önemli olduğu aşikar. Ama bazen bu durumdan sıkılmıyor da değiliz. Çünkü yoğunluk içinde unuttuğumuz şifrelerimizi birbiriyle karıştırdığımız da oluyor. Bunun için kendimizce yollar üretmeye başlıyoruz. Ya tüm şifrelerimizi aynı yapıyoruz ya da bizim için önemli tarih ya da isimleri şifre yaparak akılda kalmasını sağlamak istiyoruz. Aslında bunu, sadece biz yapmıyoruz. Durum dünya genelinde böyle.
İnternet kullanıcıları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre en çok tercih edilen şifrelerin başında 123456 geliyormuş. Hatta bazı sitelere kullanıcı adına ve şifreye 12345 yazarak girebiliyorsunuz. Password, abc123 de sık kullanılan şifreler arasında. Ülkemizde ise 1453, 1071 gibi önemli tarihler sık kullanılıyor. Tabii şifre seçimi kişilerin şahsi özelliklerine göre de değişebiliyor. Örneğin orta yaşlı insanlar daha çok doğum tarihi, memleket ismi gibi şeyleri şifre olarak alıyor. Memurlar ise daha çok sicil numaralarını tercih ediyor.
Şimdi birçoğunuz bu bilgileri paylaşmakla hackerların ekmeğine yağ sürdüğümüzü düşünebilir. Haksız da sayılmazsınız, ama bunları ve daha fazlasını onlar zaten biliyor. Bizim amacımız da zaten bunu göstermek ve şifre seçiminde daha dikkatli olmanıza yardımcı olmak. Bankalar ya da benzer şifre koyucular şifrelerini sık sık değiştiriyor ya da şifre seçiminde bazı kısıtlamalar koyuyor. Ama bizim de bu konuda hassasiyetimizi göstermemiz gerekiyor. Aksi takdirde kişisel bilgilerimizin başkaları tarafından ele geçirilmesi ve kullanılması kaçınılmaz bir son olabilir, bizden söylemesi...
***
Nasıl şifre almalıyız?
Bilişimcim Bilişim Sistemleri ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Üyesi Buğra Gümüş, insanların artık para işlerinde ve günlük hayatla ilgili uygulamalarda (Facebook, Twitter, MSN vs...) kolay çözülecek şifreleri pek tercih etmediğini düşünüyor. Ancak Gümüşe göre, insanlar, basit forum üyelikleri ve fazla önemli bilgilerin olmadığını düşündükleri yerlerde hâlâ çok basit şifreleri kullanabiliyor. Önemsiz denilen yerlerde bile kişisel bilgilerin yer aldığına dikkat çeken Gümüş, Şifreyi tahmin eden kişi, o bilgileri kullanarak başka bilgilere ulaşıyor ve kişi için önemli olan uygulamalara erişebiliyor. Kendisiymiş gibi davranarak yeni şifre oluşturabiliyor. diyor. Bu açıdan şifre seçiminin çok önemli olduğuna dikkat çeken Gümüş, şu tavsiyelerde bulunuyor: Akılda kalıcı diye seçtiğiniz şifrelerin akıllı biri tarafından tahmin edilebileceğini unutmayın. Şifre tespit ederken farklı yöntemler izlenebilir. Bir kitabın bir sayfadaki cümlesinin bir algoritmatik harfleri olabilir. Ya da bir olayın harfleri gibi. Mesela, Kızım ile 10 Mayısta gittiğimiz yeşil park ilginçti gibi bir olayı anlatan cümleden ilk harf algoritması ile KI10MGYPI şifreniz olabilir. Tabii bu olayı kendinize saklayın, her zaman gerekir.
Sürat Teknoloji Bilgi Güvenliği Uzmanı Oğuz Korkmaza göre ise güçlü bir şifre şu özelliklerde olmalı: En az 8 karakterden oluşmalı, içerisinde büyük-küçük harf, rakam ve özel karakter barındırmalı. İçerisinde size ait anlamlı (isim, doğum tarihi gibi) bir şey olmamalı.
KeePass programıyla güçlü şifreler oluşturabilirsiniz
Bilgi Güvenliği Uzmanı Oğuz Korkmaz, insanların unutmamak için şifrelerini kısa, basit ve sadece rakamlardan oluşacak şekilde oluşturduklarına, bu durumda şifre güvensiz olduğu için kırılmasının daha kolay olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: Artık hackerlar sosyal mühendislik yaparak belli şeyleri başarabiliyorlar. Şöyle bir senaryo düşünün; art niyetli biri size bir e-mail gönderir ve sitesine kayıt olanların ödüller kazanacağını söyler. Mesajı cazip bulan kullanıcı, formu doldururken e-mail kısmına adresini yazar, daha so | | Samanyolu Haber Son Dakika 31.01.2010 | | | İşteşifrealmanındeşifresiİşte şifre almanın deşifresi |
|
| Katlanıp cebe girdi ! | Haber3 | 27.01.2010 11:56 |  | | |
| Katlanıp cebe giren görüntü teknolojisinde Türk imzası | Zaman | 27.01.2010 11:40 |  | | |
| Katlanıp cebe giren görüntü | Sabah | 27.01.2010 11:26 |  | | |
| Katlanıp cebe giren görüntü | Sabah | 27.01.2010 11:03 |  | | |
|
| |