Habergec.Com Aranan Kelimeler:kitap isimleri Değerlendirme: 10 / 10 430854
habergec.com
22.08.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

kitap isimleri

Bu ülkede artık huzur istiyorum
Zaman
20.08.2014
02:06
Lüküs Hayat’ın ardından Cibali Karakolu oyununu da uzun yıllar sahnelemek isteyen oyuncu Zihni Göktay’ın Türkiye hayali ise ‘huzur’. Atatürk ve İsmet İnönü hariç bütün hükümetleri gördüğünü anlatan Göktay, “6-7 Eylül olaylarını yaşadım, Menderes’in asılmasına şahit oldum. Bunları hiçbir zaman hoş karşılamadık.” diyor.‘Lüküs Hayat’ müzikalinde tam 28 yıl boyunca aralıksız rol alarak adını Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdıran duayen bir tiyatrocu Zihni Göktay. Tiyatro sahnesindeki başarısının yanı sıra ‘Tosun Paşa’, ‘Meraklı Köfteci’, ‘Atla Gel Şaban’ gibi Yeşilçam’ın sevilen filmlerinde rol alan oyuncu, 2 yıl önce geçirdiği kalp ameliyatı sonrası tiyatroya ara verdi. Sağlığına kavuşan usta tiyatrocu bu sezon ‘Ulan İstanbul’ dizisindeki Servet karakteri ile ekrana geri döndü. Ekim ayında ise ‘Cibali Karakolu’ oyunu ile tekrar tiyatro sahnesinde olacak. Meslekte 50 yılını doldurmanın mutluluğunu yaşayan Göktay’ın yeni planı uzun yıllar Cibali Karakolu’nda oynamak. 68 yaşındaki duayen oyuncunun Türkiye için hayali ise huzur içinde bir ülke olması. Bugüne kadar 3 ihtilal gören Göktay, “6-7 Eylül olaylarını yaşadım, Menderes’in asılmasına şahit oldum. Bunları hiçbir zaman hoş karşılamadık. Biz huzur, barış güler yüz, tatlı dil ve yarınımız için bir güvence istiyoruz devletimizden.” diyor.Hükümetlerin gelip geçici olduğunu hatırlatan Göktay, “Atatürk ve İsmet İnönü hariç bütün dönemleri yaşadım. Bunun için iyi biliyorum, hükümetler sandığa bağlı. Bu yüzden kimse işaret parmağını kaldırarak ‘sen’ diye gözdağı vermesin. Herkes birbiriyle kardeşçe geçinsin.” yorumunu yapıyor. Tiyatronun politikadan soyutlanmayacağını dile getiren sanatçı, bugüne kadar yaptığı işlerde sırası geldikçe sosyal çarpıklıklara değindiğini söylüyor. Göktay, “Devletle aramı bozacak polemik oluşturacak bir şey söylemedim ama bir sanatçı olarak hiciv yapma hakkımı kullandım. Eğlenceli ile faydalıyı bir arada sunmayı ve gerektiğinde toplumun derdine tercüman olmayı sanatçının görevi olarak kabul ediyorum.” diye konuşuyor. Televizyonda daha çok aile dizilerini tercih ettiğini belirten Göktay, toplumun değerleri ile ters düşecek yapımlarda yalnızca para için oynamak istemediğini dile getiriyor. “Tiyatro hep ekmek parasını vermiştir. Köfte parası için dizilerde oynuyorum.” diyen Göktay, ‘Ulan İstanbul’ dizisinde rol almayı kabul etmesini Servet karakterini samimi bulmasına bağlıyor.Ekim ayında ‘Cibali Karakolu’ adlı oyunla tiyatroya dönmeye hazırlanan usta oyuncuya rol teklifi İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yeni Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu’ndan gelmiş. Göktay, süreci şöyle anlatıyor: “50 yıllık arkadaşım Erhan Yazıcıoğlu dedi ki: Cibali Karakolu senin gönlünde yatıyordu. Gel provaya başlayalım. Ekime inşallah yetiştireceğiz. Pazartesi günü Kadıköy Haldun Taner Tiyatrosu’nda provaya başlıyoruz. Allah nasip ederse bunu da uzun zaman oynayacağımı zannediyorum.” 28 yıl oynadığı ‘Lüküs Hayat’ta sahne üzerinde yaptığı doğaçlama esprilerle günceli yakalayan ve seyircinin ilgisini daima zinde tutan Göktay, her oyunda doğaçlama yaptığını belirtiyor.‘Lüküs Hayat’ta oynadım ama lüks bir hayat yaşamadım’Bir zamanlar aynı sahneyi paylaştığı isimleri özlemle yâd eden Zihni Göktay, “Suna Pekuysal ablamı özlüyorum. Gazanfer Özcan abimi, Erol Günaydın abimi, Adile Naşit, Müşfik Kenter, hepsiyle çalıştım. Uzun yıllar birlikte diziler yaptık radyo tiyatrolarında oynadık. Ama ne yaparsınız herkesin bir vadesi var, sırası gelen gidiyor. Mal mülk burada kalıyor.” diyor. Maddiyata fazla değer vermediğini belirten sanatçı Göktay, “Lüküs Hayat’ta oynadım ama lüküs bir hayat yaşamadım. Dizilerde aldığım paralar hep mütevazı paralardı.” açıklamalarını yapıyor.Hayatı kitaplaşsın istiyor!Zihni Göktay, 5 Aralık 1945 doğumlu fakat babası geç başvuru yaptığı için resmi kayıtlara 1 Ocak 1946 olarak geçmiş. Yay burcu olduğunu ekleyen Göktay, “Yay burçları özgürlüklerine düşkün olurlarmış ama ben evlendikten sonra bunu bir kenara bıraktım, aile benim için çok önemli bir kurum.” ifadelerini kullanıyor. Fatih’te doğup büyüyen sanatçı, hayatının kitaplaştırılması yönünde teklifler almış. Hatta kitap için ‘Zihnimde Kalanlar’ ismini bile düşünmüş. Göktay, “Ben uzun süre bir yere oturup yazamam ama yazmak isteyenler var. Olursa eğrisiyle doğrusuyla anlatacağım çok şeyler var.” diyor.
Zaman
Güncel
20.08.2014
BuülkedeartıkhuzuristiyorumBu ülkede artık huzur istiyorum
Murakami çılgınlığı!
Zaman
19.08.2014
02:29
Haruki Murakaminin son romanı, alışılmadık bir pazarlama stratejisiyle okura sunuldu. Geceden kuyruğa giren okurlar bir yana, kitabevinde verilen konser, Londranın iki tarihî binasına kitabın devasa ışıklı yansıması ve kitabı almaya gelen okurlar için sabah kahvaltısı… Murakami’nin kitabı, Pazarlama çılgınlığına karşı yazarın duruşu nasıl olmalı? sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.Sevdiği yazarın yeni bir kitabının yayımlanması okuru heyecanlandırır. Okurun zaafını bilen yayıncılarsa bu heyecanı suistimal edip kitabın pazarlamasını daha cazip kılabiliyor. Bu tutum yazarın sadık okurlarını elbette rahatsız eder. Çünkü okur, sevdiği ve hayranlık duyduğu yazarın, pazarlama stratejisinin merkezine doğru çekilmesi karşısında çaresizdir. Türkiyede de hatırı sayılır bir okur kitlesi olan Japon yazar Haruki Murakaminin son romanı Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage / Renksiz Tasakinin Hac Yolculuğu, bu stratejinin son kurbanlarından biri olma yolunda. Hafta içinde Londrayı saran ‘Murakami kasırgası bunun deliliydi.Gece on ikide satışa çıkan kitabı almak için kuyruğa giren heyecanlı okurlar bir yana, kitabın kapağının Kraliyet Opera Binası ve Tate Modernin devasa bacasına yansıtılması kitabın pazarlama nesnesi olarak ne hallere büründürülebileceğinin göstergesiydi. Daha da önemlisi, münzevilikleriyle nam salan Salinger ve Pynchon gibi yazarların yanına kondurulabilecek Murakaminin bu ayın sonunda Londrada bir imza günü yapacak olması okurlarını şaşırttı. Salingerın Neden kitaplarınızı imzalamaktan nefret ediyorsunuz? sorusuna verdiği cevabı hatırlatırsak: İmza vermeye inanmıyorum. Anlamsız bir hareket. Kimse için adını yazarak imza atma. Aktör ve artistlerin imza vermeleri kabul edilebilir, çünkü onların verebileceği tek şey yüzleri ve isimleri. Fakat yazarlarda durum farklı. Onların verdikleri şey eserleri. Kendine saygısı olan hiçbir yazar, bunu asla yapmamalı.”YENİ BİR MURAKAMİ İNŞASI!Yazarın ülkesi Japonya ve Polonya’dan sonra İngitere’de yaşanan ve epey gürültü çıkaran bu gösterişli tanıtım kampanyası haliyle çeşitli eleştirileri de beraberinde getirdi. Yükselen sesler arasındaki can alıcı soru şuydu: Yayınevinin kitabı pazarlama çılgınlığına karşı yazarın duruşu nasıl olmalı? Murakaminin kitabının bu şekilde okurla buluşacağını tahmin etmek zor değildi. Okuru kitaba çekmeye çalışan uçuk fikirler silsilesi, kitabın beş Japon illüstrasyon sanatçısının çıkartmalarına yer verdiği haberiyle başladı. Kitap, okura istediği şekilde çıkartmalarla süsleme imkânı sunarken, bu uygulama ucuz bir pazarlama eylemi olarak değerlendirilmişti. Kampanya başka eylemlerle devam etti. Londranın önemli zincir kitabevlerinden Foyles, romanın yayımlanması onuruna kitabevinde jazz konseri düzenledi. Bazı kitabevlerinin okurlara kahvaltı ve kahve servisiyle Güne Murakamiyle başlama keyfi sunması, eleştirilerin dozunu artırdı. Yayınevinin bu türden uçuk fikirlerine karşı yazarın ayak diremesi gerektiğini düşünenler bir tarafa, kitabın daha fazla okura ulaşmasının yazar ve yayınevine getirisinin yok sayılamayacağını savunanlar da vardı.Murakaminin, Japonyada yayımlandığı ilk hafta bir milyon satan romanı, lisedeki arkadaşlarından ayrılmak zorunda kalan Tsukuru Tazaki adlı kahramanın seneler sonra yeniden onlarla bir araya gelmek istemesini fakat arkadaşlarının onu reddetmesini ve bunun ardındaki nedeni konu alıyor. Kitap, Murakaminin 1Q84 adlı eserinden sonra kaleme aldığı ilk roman olmasının yanı sıra 400 sayfalık hacmiyle de dikkat çekiyor. Murakaminin son kitabı Türkiyede sonbaharda Doğan Kitap tarafından yayımlanacak. İngilteredeki pazarlama stratejisinin Murakaminin bu türden heyecana alışık olmayan okurlarını hayrete düşürdüğünü söyleyebiliriz. Fakat Alberto Manguel’in, bu türden stratejiler için ‘bizi neden şaşırtıyor ki? sorusunu unutmayalım: Pek çok kitabın artık (Kafkanın istediği gibi) ‘içimizdeki donmuş denizin baltası değil, daha çok bir ajanın bürosunda halkın şimdiki arzularına cevap verecek şekilde hazırlanan derin dondurucu konfeksiyon ürünleri olduğu bir zamanda, kitaplara uygulanan bir ‘yaratıcı pazarlama stratejisi bizi neden şaşırtıyor ki? Kitabın adındaki ‘Tsukurunun Japoncada inşa etme anlamına geldiğini hatırlatırsak, yayınevinin bu pazarlama tekniğiyle inşa ettiği yeni Murakamiye okurların hazırlıklı olması gerekiyor.
Zaman
Kültür
19.08.2014
MurakamiçılgınlığıMurakami çılgınlığı
Toplam "2" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti