komşularla sıfır sorun yeniden | |
|
| Sünni komşularla sıfır sorun! | Vatan Gazetesi | 13.04.2012 11:18 |  | | |
| Komşularla Sıfır Sorun: Yeniden | Zaman | 04.02.2012 02:00 |  | | Kuzey Amerika ve Avrupadaki uzmanlar, daha önce başbakana ve dışişleri bakanına baş danışmanlık yapan ve 1 Mayıs 2009da dışişleri bakanı olduğundan beri Ahmet Davutoğlunun dış politika gündeminin temel öğesi olan komşularla sıfır sorun politikasını edebi bir alayla zikretmekten zevk duyuyorlar. | | Zaman Yorum 04.02.2012 | | | KomşularlaSıfırSorunYenidenKomşularla Sıfır Sorun Yeniden |
|
| Davutoğlu'ndan 'eksen kayması'na cevap | Samanyolu Haber | 09.04.2011 15:42 |  | | Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Türk dış politikasındaki yeni proaktif politikayı böyle açıkladı. Davutoğlu, Türkiyenin birçok bölge ile yakın ilişkiler içinde olduğunu belirterek, Biz tarihimizin ve coğrafyamızın gereklerini yerine getiriyoruz, kimse bizi eksen kaymasıyla itham etmesindedi.
İzmir Ticaret Odasının (İZTO), Hilton Otelinde düzenlediği Dünyadaki Gelişmeler ve Türkiyenin Dış Politika Vizyonu toplantısında konuşan Davutoğlu, Türkiyenin 2002de belirlediği 5 dış politika hedefinden birinin Soğuk savaşın şartlarından çıkmak, tüm dünya ile küresel ilişkiler kurmak olduğunu söyledi.
Davutoğlu, bu politik yaklaşım nedeniyle, zaman zaman eksen kayması eleştirilerine maruz kaldıklarını; ancak bu eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını kaydederek şöyle konuştu:
Biz hem batılıyız, hem doğuluyuz, hem kuzeyliyiz, hem güneyliyiz. Bizim yön bağlantımız, saplantımız yok. Çinlilerle konuşurken Asyalıyız, Saraybosnada konuşurken Balkanlıyız. Moskovada konuşurken Avrasyalı, Brükselde konuşurken Avrupalıyız. Bunlar bizim coğrafyamızın, tarihimizin gereklilikleridir. Biz tarihimizin ve coğrafyamızın gereklerini yerine getiriyoruz. Kimse bize eksen kaymasıyla itham etmesin.
Hedeflerden ikincisinin Devletin içinde güvenlik ve özgürlük dengesinin sağlanmasıolduğunu, halkına güvenmeyen devletlerin ayakta kalamayacağını ifade eden Davutoğlu, Kendi halkınızla bütünlük içine giremezseniz olumlu sonuçlar elde edemezsinizdedi.
-SINIRLARI DUVAR DEĞİL KAPI YAPABİLMEK
Davutoğlu, Komşularla sıfır problemin belirlenen bir diğer hedef olduğunu, kendisi bunu ilk kaleme aldığı zaman akademik bir ütopya yazmakla itham edildiğini anlatarak, Komşularla ilişkiler konusunda 8 yılda devrim mahiyetinde paradigmal değişimler yaşandıdiye konuştu.
İlişkilerin normalleşmesi için, tarihin normalleşmesi, Musulun Diyarbakır ile İzmirin Sakız ile Gaziantepin Halep ile birbirine kardeş edilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, ana prensibin sınırları korurken, sınırları duvar değil kapı yapabilmekolduğunu kaydetti.
Davutoğlu, bu yaklaşımın iş dünyası açısından da büyük önem taşıdığına işaret ederek, hiçbir uluslararası yatırımcının, komşularıyla çeşitli sorunlar yaşayan bir ülkeye yatırım yapmak istemeyeceğini oysa bugün uluslararası yatırımcıların sadece Türkiyeye yatırım yapmakla kalmayıp, Türkiye üzerinden başka ülkelere de de ulaşmayı hedefler konuma geldiklerini belirtti.
Dış politikada dördüncü hedefin Çevredeki bütün bölgelere yeni bir perspektifle bakmakolduğunu ifade eden Davutoğlu, Türkiyenin çevresindeki her bölgeden kendini birinci derecede sorumlu hisseden konuma geldiğini anlatarak, şunları söyledi:
Şu an Ortadoğuda hangi sorun olursa olsun, tüm taraflarla kim konuşur? denirse, akla önce Türkiye geliyor. Biz ilkeli siyaset yürüttük, çifte standart uygulamadık. Bölgede değişim dalgaları var. Biz bu konuda çok dürüst bir politika izledik. Değişimler zaruridir, kaçınılmazdır. Bu ülkelerde yaşayan kardeşlerimizin de insan haklarına saygılı, hesap verebilen, şeffaf, demokratik siyasi düzen içinde yaşamayı talep etme hakları var. Ama her zaman bu değişimin barışçıl olması gerektiğini söyledik. Türkiye bu çevre coğrafyasında bu rolü oynamaya devam edecek. Tarih madem ki bu süreçte sorumluluğu omuzlarımıza yüklemiştir. Bundan kaçmak mümkün değildir.
Davutoğlu, belirledikleri beşinci dış politika hedefinin ise Şu ana kadar Türkiyenin açılmadığı tüm alanlara açılmak olduğunu, dünya ülkelerinin bütçe kısıntılarına gidip büyükelçiliklerini kapattıkları dönemlerde Türkiyenin 18 yeni büyükelçilik açtığını söyledi.
Türkiyenin Birleşmiş Milletler (BM) GÜvenlik Konseyi üyeliğine yeniden aday olacağını, İstanbulu bir BM şehri yapmak istediklerini kaydeden Davutoğlu, 80 yılda olduğumuzun 5 misli dünyada temsil ediliyoruz. Birçok uluslararası örgütün sekreterliğini aldık. Bu gücümüzü sonuna kadar kullanacağız dedi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 09.04.2011 | | | DavutoğlundaneksenkaymasınacevapDavutoğlundan eksen kaymasına cevap |
|
| Türkiye-Suriye Dostluk Barajı'nın temeli atıldı | Samanyolu Haber | 06.02.2011 17:50 |  | | Türkiye-Suriye arasındaki bağları pekiştirecek Dostluk Barajının temelİ Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Suriye Başbakanı Muhammed Naci Otri tarafından atıldı.
Türkiye seninle gurur duyuyor sloganları ile karşılanan Başbakan Erdoğan, Dostluk Barajının bölgedeki kardeşliğin göstergesi olarak dünyaya örnek olmasını istedi.
Hatay Havaalanından kalkan helikopter ile Reyhanlı ilçesi Hacıpaşa Mevkiine gelen Başbakan Erdoğan, baraj alanını önce helikopterden inceledi. Tören alanına inen helikopterde, Başbakan Erdoğana Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji Bakanı Taner Yıldız, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Başbakan Erdoğanın kızı Sümeyye Erdoğan eşlik etti.
Sıfır noktasında temeli atılacak Dostluk Barajı için Başbakan Erdoğan, Suriye tarafına geçerek Suriye Başbakanı Muhammed Naci Otriyi Türkiye tarafına davet etti.
Esslamun aleykum ehlen bikum fi Türkiye sözleriyle, ellerinde Türkiye ve Suriye bayraklarını taşıyan binlerce kişiyi selamlayan Başbakan Erdoğan, Hatayda ve Suriyede adeta tarihin akışını değiştiren çok önemli bir temel atma töreni gerçekleştirileceğini söyledi. Bugünden itibaren Asi Nehrinin iki ülkeyi ayıran veya sınır çizen bir nehir olmaktan çıktığını kaydeden Erdoğan, şunları ifade etti:
Bizi birbirimizden ayıran, aramıza sınır çizen bir nehir olmaktan çıkıyor. Bizi birbirimizle kucaklaştıran bir nehir haline dönüştürüyor. Bugün burada Hatayda birazdan da karşıda yapacağımız temel atma törenleriyle Türkiye ile Suriyenin kardeşliği çok daha somut bir temel içinde yeniden inşa ediliyor. 8 yıl önce hükümeti kurduğumuz andan itibaren biz şunu istedik. Türkiye huzur, barış, tüm coğrafyada refah istedik. Biz 8 yıl önce komşularla sıfır sorun dedik. Çünkü biz şuna gönülden inanıyoruz; Suriye ne kadar huzurlu olursa Türkiye de o kadar huzurlu olur. Türkiye ne kadar refah içinde olursa Suriye de o kadar refah içinde olur. Çünkü bizler tarihin bizi birbirimize kardeş kıldığı ve eylediği milletleriz. Tarih boyunca bizim kaderimiz hep ortak oldu, hep birlikte yüreğimiz attı.
Buradan İstanbula kadar bir hat üzerinde kale kalıntıları bulunuyor. Yani buradan Kudüse kadar yani Suriye, Lübnan, Filistin topraklarında kale kalıntıları var. Bu kaleler yaklaşık 100 yıl önce haçlı seferlerinden korunmak içindi. Bu ülkenin halkları bu kalelerde omuz omuza savaştı. Bu kalelerin savunmasını hep birlikte yaptık. Türkler-Araplar bölgedeki tüm etnik unsurlar, aynı cephede savaştık, şehit olduk. Sadece haçlı seferlerinde değil, ondan sonraki bin yıl boyunca birbirimize kardeş olduk. Dedik ki kardeşler arasında sorun olmaz, varsa kaldırılır, kardeşler arasında mayınlı arazi olmaz dedik. Biz her zaman şunu söyledik hem de tüm kalbimizle söyledik. Yani ev alma komşu al dedik. İşte bugün atalarımızın bu sözlerinin medeniyetimizin bu mirasının gereğini yerine getiriyoruz.
Esat kardeşimle Naci Otri kardeşimle Türkiye Suriye arasındaki yapay meseleleri tek tek ele aldık diyen Erdoğan Mayınlı arazileri temizlemeye başladık, karşılıklı turizmi teşvik ettik, vizeleri kaldırdık. Dikkatinizi çekiyorum Suriyeden Türkiyeye gelen turist sayısı vize öncesi döneme göre yüzde yüz artarak 1 milyon turist sayısını aştı. Türkiyeden Suriyeye giden turist sayısı yüzde yüzeli artarak 1,5 milyonu aştı. Artık Suriyede kazanıyor Türkiye kazanıyor barış dostluk ve kardeşlik kazanıyor. 2009 aralık ayında yüksek düzeyli ilk başbakanlar toplantısını Suriyede gerçekleştirdik.Bu toplantıda 521 adet anlaşma, protokol ve mutabakat zaptı imzaladık. Bir buçuk ay önce 2010 yılı aralık ayında da Otrinin katılımıyla Ankarada gene bir araya geldik. 2 taraftan 25 bakanın katılımıyla yoğun görüşme yaptık 11 anlaşma imzaladık. Bu görüşmelerde 6 alanda 2011 yılı sonuna kadar somut neticeler alınmasını kendimize hedef olarak belirledik. Nedir bu 6 hedef? Nuseybin-kamışlı ortak gümrük kapısı inşaa edeceğiz. Türkiye Suriye arasında ortak banka kuracağız. Gaziantep Halep arasında hılı tren seferleri başlatacağız.Ülkenin doğalgaz şebekelerini birbirine bağlayacağız. Türk Egzimbankı Suriye hükümetine kredi sağlayacağız. Asi nehri üzerinde dostluk barajının temelini atacağız. İşte bugün altı hedeften birini gerçekleştiriyor asi nehri üzerinde dostluk barajının temelini Suriyelİ kardeşlerimizle atıyoruz. Bu baraj inşallah en kısa sürede tamamlanacak inşallah buradan ürettiğimiz elektriği ortak kullanacak, her iki tarafta topraklarını sulayacak ve taşkınlardan korunacak dedi.
Tarihin bize öğrettiği hem de acı tecrübelerle öğrettiği çok önemli bir ders olduğunun da altını çizen Erdoğan Biz artık şunu çok iyi biliyor görüyor ve hissediyoruz. Bu coğrafyada her hangi bir ülkenin meselesi sorunu o ülkenin hakları kadar bizleri de derinden etkiliyor. Lübnanın meselesi sadece Lübnanın değil aynı zamanda bizimde meselemizdir.Mısır ve Tunusun meselesi sadece oralarda yaşayan kardeşlerimizin değil bizimde meselemizdir. Filistin meselesi sadece Filistinlilerin değil en az onlar kadar bizimde Suriyenin de meselesidir. Ben bili | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.02.2011 | | | Türkiye-SuriyeDostlukBarajınıntemeliatıldıTürkiye-Suriye Dostluk Barajının temeli atıldı |
|
| At sırtında Balkanlar | Milli Gazete | 19.08.2010 20:22 |  | | | Daha başlangıçta tüm samimiyetimle söylüyorum ki, 2002 yılından beri Türk dış politikasına yön veren Prof. Dr. Ahmet Davutoğlunun 1 Mayıs 2009 tarihinde Dışişleri Bakanı olarak görevlendirilmesiyle birlikte, Türk Hariciyesi üzerindeki ölü toprağını önemli ölçüde attı. Türkiye, yıllar sonra yeniden, kendi bölgesinde; Ortadoğu, Kafkasya ve özellikle Balkanlarda daha sözü dinlenen bir konuma geldi. Erdoğan hükümetlerinin, dış politika sahasında elde ettiği başarıların neredeyse tamamının altında kendisinin imzası bulunuyor.
Elbette tüm bunları söylerken, Türk dış politikasında her şeyin iyi gittiğini söylemek de doğru olmaz. Davutoğlunun formüle ettiği komşularla sıfır sorun yaklaşımının, Ermenistan örneğinde olduğu gibi, zaman zaman hata mesajı verdiğini mutlaka belirtmek gerekir. Hazır yeri gelmişken, Türkiyenin, Bosnalı Sırplar ve Sırbistan meselesinde, aynı akıbeti yaşaması ihtimalinin çok uzak olmadığını da bir kenara not edelim. Türk dış politikasının önündeki en önemli sorunlardan bir tanesi de, başta Başbakan Erdoğan ve hükümetin diğer mensupları olmak üzere, ülkemizi sınırlarımız dışında temsil eden kurum ve kuruluşlar ile bu kurum ve kuruluşlar bünyesinde çalışanların Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile aynı performansı sergileyememesidir. Kadim bir ilkedir: Devlet, ulaşabildiği yerde / yere kadar devlettir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 19.08.2010 | | | AtsırtındaBalkanlarAt sırtında Balkanlar |
|
| 'Yeni bir Türkiye doğuyor' | Samanyolu Haber | 28.11.2009 13:15 |  | | Hem Doğu hem de Batıyla sağlam ilişkiler kuran Türkiye, demokrasi sorunlarını da çözebilirse Ortadoğuyu aşacak kadar güçlenebilir. Türkiye, İsraille ilişkileri koparmayacak kadar da dengeli ve hesaplı davranıyor. Türkiye bugünlerde hem laik-Kemalist ve İslamcı-Osmanlı mirasını aşıyor, hem de bu mirasın iyi taraflarını koruyor. Belki de AKP hükümetinin ve bu hükümete sempati duyan seçkinlerin istediği de bu.
Bazı eğilimleriyle ilgili söylenenlerin aksine bu hükümet yeni Osmanlıcı değil. AKPnin eğilimlerini Osmanlı geçmişine özlemin veya imparatorluğa itibarını iade etme arzusunun ifadesi olarak görmek zor.
Yeni Türkiye, ters yöndeki iki deneyimden miras kalan genler arasında uyumun zorluğu nedeniyle doğum sancılarıyla doğuyor. Bugün, bölgesel ve uluslararası alanda beslendiği kapsamlı kabulü kullanabilecek derecede iyi durumda. Diplomatları Tahran, Şam, Kahire, Amman, Washington, Moskova, Pekin ve her şeye rağmen Tel Avivde olumlu karşılanıyor. Farklı politikalar izleyen ülkelerde diplomatları böylesine olumlu karşılanan başka bir ülke yoktur. Yeni Türkiye bölgesel ilişkiler haritasını yeniden düzenlemeye ve esnek fakat etkin bir siyasetle yeni dengeler kurmaya çalışıyor.
En çok dikkati Türkiyenin Ortadoğu hareketlenmesi çekiyor. Bu bölge Ankaranın çok yönlü hareket noktalarından sadece biri olsa da, Türkiyenin Ortadoğu krizlerindeki güçlü varlığı diğer bölgelerdeki hareketlenmelerinin üzerindeki dikkati dağıtıyor. Oysa Ankaranın varlığı, Arap-İsrail ihtilafından Irak ve karmaşık sorunlarına, İran ve nükleer programından Batıya dek her alanda artıyor. Türkiye Irak-Suriye krizinde bile çözüm yönünde harekete geçerken Araplar güçsüz kalmıştı.
Türkiye zorlu krizleri çözmeye çalışırken, sorunlara düşünmeden dalmama konusunda da dikkatli. Şu ana dek büyük ölçüde titiz hesap yapıyor gibi görünüyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlunun ortaya koyduğu ?komşularla sıfır sorun hedefine öncelik veriyor. Osmanlı saltanatının mirası, Kürt sorununun dozu ve bölgesel etkileri göz önüne alındığında epey zorlu bir görev bu.
Türkiye 1998de savaşın eşiğine geldiği Suriyeyle ilişkileri işbirliği ve sınırların açılması noktasına taşıdı. Bazen zıtlaşacak kadar farklı düşen bu iki devletin ilişkileri birkaç yılda güçlendi. Iraktaki Türk varlığı da artıyor. Türkiye Irakla stratejik ilişkilerini yapılandırmaya çabalıyor. Türk diplomasisi Iraktaki varlığını güçlendirmek için su kozunu olumlu biçimde kullanarak zekasını gösterdi. Türkiye Irakın temel ekonomi kapısı olmak istiyor. Orta Asyadaki hareketlenmelerini Ortadoğudaki rolünün uzantısı sayıyor; bu hareketlenmeler de sorunları sıfırlama çabasının ciddiyetini teyit eden göstergeler içeriyor. Osmanlı mirasındaki ağır yük Ermenilerle doğallaşma yönünde hareketlenmesini önlemedi. Erivanın, Osmanlı güçlerinin 1915te Ermenilere soykırım yaptığını düşünmesine ve dolayısıyla doğallaşmayı imkânsız görmesine rağmen, yeni Türkiye doğallaşma sağlamak için gereken temeli atmakta başarılı oldu.
Bu gelişmeler yaşanırken Türkiye NATO eksenini de bırakmadı. ABD ve Avrupayla güçlü ilişkiler sürerken İsraille bağları için bir ?tavan belirledi. Fakat bu tavan, Gazze saldırısından beri ilişkilerde yaşanan durgunluk sonrası beklendiği kadar alçak olmayacak.
Bu nedenle İsraille hava tatbikatlarının iptalinin ardından, Akdenizde İsrail savaş gemilerinin katılımıyla gerçekleştirilen NATO deniz tatbikatına Türk filoları katıldı.
İsrail, ?Ayrılık adlı televizyon dizisini kendisine yönelik nefreti teşvik ettiği gerekçesiyle protesto ettiğinde, Ankara bazı sahneleri kaldırmak için müdahale etti. O halde yeni Türkiyeyle İsrail arasındaki ilişkiler karakteristik bir dönüşümden geçmiyor. İslami köklere sahip hükümet, İsraile yönelik siyasetinin Batılı ülkelerle ilişkilerle bağlantılı olduğunu biliyor. Türkiye bu ilişkileri geliştirmekte kararlı. Zira Doğuya yönelmesi ABye katılma umudunu bırakması anlamına gelmez. Aksine Davutoğlu Batıda meyveleri toplamak için Doğuya hareket edilmesi gerektiğine inanıyor.
Bu bağlamda yeni Türkiye gücünün kapsamlı dinamiklerini tamamlıyor. Fakat belki de en önemli eksikliği şu: Hali hazırdaki iktidar seçkinleriyle laik seçkinlerin yeni devletin dinamikleri üzerinde uzlaşmasını hedefleyen ulusal bir diyalog kanalıyla evini yeniden düzenlemesi gerekiyor; Kürt sorununa son verilmesi, demokrasinin güçlendirilmesi, sadece Kürtlere değil, ifade özgürlüğüne dayatılan sınırlamaların kaldırılması lazım.
Hükümetin bir diğer müjdeleyici adımı, büyük şair Nazım Hikmete vatandaşlığını geri vermesi oldu. Fakat itibarlarının iade edilmesi gereken onlarca Kürt, Ermeni ve Türk aydın var. Bunlar yapıldığında yeni doğumun dinamikleri tamamlanır, Türkiye Ortadoğuyu da aşacak kadar büyük bir rolü oynayabilecek hale gelir.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 28.11.2009 | | | YenibirTürkiyedoğuyorYeni bir Türkiye doğuyor |
|
| 'Yepyeni bir Türkiye doğuyor' | Samanyolu Haber | 28.11.2009 13:09 |  | | Hem Doğu hem de Batıyla sağlam ilişkiler kuran Türkiye, demokrasi sorunlarını da çözebilirse Ortadoğuyu aşacak kadar güçlenebilir. Türkiye, İsraille ilişkileri koparmayacak kadar da dengeli ve hesaplı davranıyor. Türkiye bugünlerde hem laik-Kemalist ve İslamcı-Osmanlı mirasını aşıyor, hem de bu mirasın iyi taraflarını koruyor. Belki de AKP hükümetinin ve bu hükümete sempati duyan seçkinlerin istediği de bu.
Bazı eğilimleriyle ilgili söylenenlerin aksine bu hükümet yeni Osmanlıcı değil. AKP?nin eğilimlerini Osmanlı geçmişine özlemin veya imparatorluğa itibarını iade etme arzusunun ifadesi olarak görmek zor.
Yeni Türkiye, ters yöndeki iki deneyimden miras kalan genler arasında uyumun zorluğu nedeniyle doğum sancılarıyla doğuyor. Bugün, bölgesel ve uluslararası alanda beslendiği kapsamlı kabulü kullanabilecek derecede iyi durumda. Diplomatları Tahran, Şam, Kahire, Amman, Washington, Moskova, Pekin ve her şeye rağmen Tel Aviv?de olumlu karşılanıyor. Farklı politikalar izleyen ülkelerde diplomatları böylesine olumlu karşılanan başka bir ülke yoktur. Yeni Türkiye bölgesel ilişkiler haritasını yeniden düzenlemeye ve esnek fakat etkin bir siyasetle yeni dengeler kurmaya çalışıyor.
En çok dikkati Türkiye?nin Ortadoğu hareketlenmesi çekiyor. Bu bölge Ankara?nın çok yönlü hareket noktalarından sadece biri olsa da, Türkiye?nin Ortadoğu krizlerindeki güçlü varlığı diğer bölgelerdeki hareketlenmelerinin üzerindeki dikkati dağıtıyor. Oysa Ankara?nın varlığı, Arap-İsrail ihtilafından Irak ve karmaşık sorunlarına, İran ve nükleer programından Batı?ya dek her alanda artıyor. Türkiye Irak-Suriye krizinde bile çözüm yönünde harekete geçerken Araplar güçsüz kalmıştı.
Türkiye zorlu krizleri çözmeye çalışırken, sorunlara düşünmeden dalmama konusunda da dikkatli. Şu ana dek büyük ölçüde titiz hesap yapıyor gibi görünüyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu?nun ortaya koyduğu ?komşularla sıfır sorun? hedefine öncelik veriyor. Osmanlı saltanatının mirası, Kürt sorununun dozu ve bölgesel etkileri göz önüne alındığında epey zorlu bir görev bu.
Türkiye 1998?de savaşın eşiğine geldiği Suriye?yle ilişkileri işbirliği ve sınırların açılması noktasına taşıdı. Bazen zıtlaşacak kadar farklı düşen bu iki devletin ilişkileri birkaç yılda güçlendi. Irak?taki Türk varlığı da artıyor. Türkiye Irak?la stratejik ilişkilerini yapılandırmaya çabalıyor. Türk diplomasisi Irak?taki varlığını güçlendirmek için su kozunu olumlu biçimde kullanarak zekasını gösterdi. Türkiye Irak?ın temel ekonomi kapısı olmak istiyor. Orta Asya?daki hareketlenmelerini Ortadoğu?daki rolünün uzantısı sayıyor; bu hareketlenmeler de sorunları sıfırlama çabasının ciddiyetini teyit eden göstergeler içeriyor. Osmanlı mirasındaki ağır yük Ermenilerle doğallaşma yönünde hareketlenmesini önlemedi. Erivan?ın, Osmanlı güçlerinin 1915?te Ermenilere soykırım yaptığını düşünmesine ve dolayısıyla doğallaşmayı imkânsız görmesine rağmen, yeni Türkiye doğallaşma sağlamak için gereken temeli atmakta başarılı oldu.
Bu gelişmeler yaşanırken Türkiye NATO eksenini de bırakmadı. ABD ve Avrupa?yla güçlü ilişkiler sürerken İsrail?le bağları için bir ?tavan? belirledi. Fakat bu tavan, Gazze saldırısından beri ilişkilerde yaşanan durgunluk sonrası beklendiği kadar alçak olmayacak.
Bu nedenle İsrail?le hava tatbikatlarının iptalinin ardından, Akdeniz?de İsrail savaş gemilerinin katılımıyla gerçekleştirilen NATO deniz tatbikatına Türk filoları katıldı.
İsrail, ?Ayrılık? adlı televizyon dizisini kendisine yönelik nefreti teşvik ettiği gerekçesiyle protesto ettiğinde, Ankara bazı sahneleri kaldırmak için müdahale etti. O halde yeni Türkiye?yle İsrail arasındaki ilişkiler karakteristik bir dönüşümden geçmiyor. İslami köklere sahip hükümet, İsrail?e yönelik siyasetinin Batılı ülkelerle ilişkilerle bağlantılı olduğunu biliyor. Türkiye bu ilişkileri geliştirmekte kararlı. Zira Doğu?ya yönelmesi AB?ye katılma umudunu bırakması anlamına gelmez. Aksine Davutoğlu Batı?da meyveleri toplamak için Doğu?ya hareket edilmesi gerektiğine inanıyor.
Bu bağlamda yeni Türkiye gücünün kapsamlı dinamiklerini tamamlıyor. Fakat belki de en önemli eksikliği şu: Hali hazırdaki iktidar seçkinleriyle laik seçkinlerin yeni devletin dinamikleri üzerinde uzlaşmasını hedefleyen ulusal bir diyalog kanalıyla evini yeniden düzenlemesi gerekiyor; Kürt sorununa son verilmesi, demokrasinin güçlendirilmesi, sadece Kürtlere değil, ifade özgürlüğüne dayatılan sınırlamaların kaldırılması lazım.
Hükümetin bir diğer müjdeleyici adımı, büyük şair Nazım Hikmet?e vatandaşlığını geri vermesi oldu. Fakat itibarlarının iade edilmesi gereken onlarca Kürt, Ermeni ve Türk aydın var. Bunlar yapıldığında yeni doğumun dinamikleri tamamlanır, Türkiye Ortadoğu?yu da aşacak kadar büyük bir rolü oynayabilecek hale gelir.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 28.11.2009 | | | YepyenibirTürkiyedoğuyorYepyeni bir Türkiye doğuyor |
|
| ÇÖZÜM DEĞİL SÜREÇLER DÖNEMİ | Samanyolu Haber | 30.05.2009 08:54 |  | | Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile ‘Dışişleri Bakanı’ sıfatını edineli beri ilk kez bir araya geldik. Üç saate yakın bir süreyle dış politika ufuk turu yapıldı. Soruları cevapladı. Davutoğlu, belirli aralıklarla ama oldukça sık sayılabilecek bir şekilde İstanbul’da çeşitli yazarlar ve gazete yetkilileriyle bir araya gelir ve dün yaptığını yapardı. Başbakanlık Dış Politika ‘Başdanışmanı’ Davutoğlu’nun, ‘Dışişleri Bakanı’ sıfatını taşıdıktan sonra ne konuşma içeriği ne de karşısındaki tanıdık topluluk ile ilişki tarzı değişikliğe hiç uğramamış.
Daha önemlisi, değişeceğe de benzemiyor. Lehine puan. Hatta, kendi payıma bugüne dek izlediğim Ahmet Davutoğlular arasında en doyurucu olanın dünkü olduğunu söyleyebilirim.
Üç saate yakın konuşmanın aslan payı Avrupa Birliği’ne ilişkindi. Kıbrıs konusu, AB ile ilişkiler çerçevesinde epey bir yer aldı. AB’den gayrı en ayrıntılı konuşulan konu, Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri ve ikili süreçler yani Kafkasya hakkındaydı. Davutoğlu, yarın haziran ayı içinde iki kez yolunu tutacağı Washington’a gidiyor. Hillary Clinton ile gündeminin en üst sırasında, en geniş haliyle Kafkasya yer alacak.
Türkiye’nin Kafkasya’ya yönelik yaklaşımına ilişkin olarak Ortadoğu’daki politikasında ‘sadık kaldığı ilkeler’in geçerli olduğunu söyledi Dışişleri Bakanı. Başarılı bir diplomasi profili
çizdiği kabul gören Ortadoğu diplomasisinde Türkiye’nin ‘öncelikle kendisinin sadık kaldığı ilkeler’ tanımlamasını yapan Davutoğlu, bunları şöyle sıraladı:
1. Herkes için güvenlik. Örneğin, İsrail, İran, Şii, Sünni, vs. gibi kimseye ayırımcı davranmadan ve hiç kimseyi düşman ya da hasım olarak görmeden söz konusu
olan yaklaşım;
2. Üst düzey siyasi diyalog;
3. Bölgede çokkültürlü yapıyı korumak;
4. Ekonomide karşılıklı bağımlılık.
Ahmet Davutoğlu’nun kendi formülasyonu olan ‘komşularla sıfır sorun’ politikası zaten bu ilkelerden geçiyor. Bir başka deyimle, Türkiye’nin içinde bulunduğumuz dönemde uluslararası ilişkiler sisteminde ve özellikle ‘çevre’ye ilişkin en büyük kozu olan ‘soft power’ yani ‘yumuşak güç’ diye tanımlanabilecek davranış kalıplarına hayatiyet veren, sözü edilen bu ilkelerin uygulanması.
Türkiye’nin geleneksel algılanması ve NATO’nun ikinci büyük askeri gücü olmasından kaynaklanan bir tür ‘Prusyalı’ imajına zıt görüntüsünü ve ‘inanılırlık’ ve ‘güvenilirliği’ni sağlayan da yine bu ilkelere sadakatle izlenen politikalar.
Ortadoğu’da Türkiye’ye yükselen bir profil sağlayan bu ‘hareket hattı’nın Kafkasya’da nasıl sonuç vereceğini veya elle tutulur olumlu sonuç verip vermeyeceğini önümüzdeki yakın dönem gösterecek.
Bu noktada Ahmet Davutoğlu’nun ‘iyimser’ olduğunu saptamakla yetinelim.
***
Ahmet Davutoğlu ile ‘dış politikada ufuk turu’nda aslan payını Avrupa Birliği’nin almış olmasının, sevindirici olmanın ötesinde ‘işlevsel’ bir yanı bulunuyor. İki nedenle:
1. Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı makamına yerleşmesinin, kimi çevrelerde Türkiye’nin yönünü Batı’dan Ortadoğu’ya öncelik vererek sapmasına yol açacağı şeklinde yapılan spekülasyonları doğrulamadığı için;
2. Mevcut hükümetin Avrupa Birliği doğrultusunu devam ettirdiğinin kanıtı sayılan ‘reformlara devam’ niyetini ortaya çıkarttığı için.
Bu çerçevede Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve en önemlisi Türkiye İnsan Hakları Kurulu’nun oluşması gibi, siyasi içerik taşımayan dolayısıyla iktidar-muhalefet düellosu gerektirmeyen nispeten ‘kolay’ kanunların, TBMM’nin tatile gireceği haziran sonuna dek çıkması gerekiyor. Bu gibi kanunların çıkması Türkiye’nin AB yönünde yeniden hareketlendiği mesajını AB’ye vermiş olacak ve bir anlamda AB’deki Türkiye karşıtlarının kozlarını zayıflatacak.
Yargı reformu gibi, Türkiye-AB katılım müzakerelerinin 23. ve 24. fasıllarını ilgilendiren Temel
Haklar Reformu gibi artık beklemeye tahammülü olmayan işlerin de sonbaharda ele
alınması gerekiyor.
Önemli olan hükümet içinde Dışişleri Bakanı’nın da, Başmüzakereci bakanın yanı sıra yer aldığı bir ‘Reform İzleme Grubu’nun oluşmuş ve çalışmaya başlamış olması. Bu, geleceğe yönelik ‘olumlu’ bir işaret.
Ahmet Davutoğlu, “AB ile ilişkilerimiz konjonktürel ilişkiler değildir. Yani, taktik bir pozisyon olarak başka ilişkiler için koz olarak kullanılacak ilişkiler değildir” dedi ve böylece AB’nin Türk dış politikasının ‘temel stratejik doğrultusu’ olduğunu vurgulamış oldu.
Bunu yaparken, 17. yüzyılda Avrupa’da 30 Yıl Savaş | | Samanyolu Haber Son Dakika 30.05.2009 | | | ÇÖZÜMDEĞİLSÜREÇLERDÖNEMİÇÖZÜM DEĞİL SÜREÇLER DÖNEMİ |
|
|
| |