Habergec.Com Aranan Kelimeler:komik insanlar Değerlendirme: 10 / 10 684348
habergec.com
20.09.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

komik insanlar

Günseli Ö. Ocakoğlu - Eğlendiren reklamlar giderek azalıyor
Zaman
15.09.2014
02:07
Millward Brown, ülkemizde bin kadar markanın iletişim çalışmalarını analiz eden küresel bir araştırma şirketi. ‘Türkiye’de son on yılda reklamlarda ne değişti?’ konusuna da bütüncül olarak bakmış. On yıl önce ilk sıralarda yer alan 300 ile son 300 reklamı kıyaslanmış ve bir nevi toplumsal halet-i ruhiyemizi tahlil etmiş.Araştırmada ilginç veriler var:1- Reklamlar artık eğlendirmek yerine daha çok bilgi veriyor.2- Mizah kullanımı yüzde 45’ten yüzde 41’e düşmüş.3- Müzik her zaman tercih edilen bir seslenme aracı ancak giderek şiddeti ve kullanımı artıyor yani vur patlasın çal oynasın! Ritim tuttu mu reklam da tutuyor inancı yükseliyor. Kampanyalardaki müzik kullanımı on yıl önceye göre yüzde 75’ten yüzde 88’e çıkmış. 4- Duygusal mesajlar azalmış.5- Ünlü kullanımı yüzde 2’den yüzde 11’e çıkmış. Her 10 reklamın 4’ünde film yıldızı, 3’ünde şarkıcı, 2’sinde sporcu, 1’inde TV yıldızı kullanılmış.Bir araştırmanın bana düşündürdükleriBiraz felaket tellallığı yapayım! Çok kısa bir ömrü kalan hasta doktoruna, “Neleri yiyebilirim?” diye sormuş. Doktor sakince, “Ne istiyorsanız onu yiyebilirsiniz!” dediğinde hasta iyileştiğini düşünerek sevinmiş.Ortam fıkradaki gibi vahim değil ama içinden geçtiğimiz döneme ilişkin yaşadıklarımız gerçek olmayacak kadar tuhaf. Kafası memleket meselelerine takılanların algıladığı; etrafımızda ateşten bir çember, içerde kızgın, patlamaya hazır bir toplum ve ikinci çeyrekte umulanın altında bir büyüme gözüküyor. Halkımızın mutluluk katsayısının azaldığını gösteren devlet istatistiklerini de dikkate alarak böyle yazsam da, “Abarttın! Bir araştırmadan bu sonuç çıkar mı? Biz öyle düşünmüyoruz.” diyenleriniz olabilir. İnanın çok sevinirim. Hele bana katılmayanların sayısının yüksekliği beni daha da memnun eder. Ancak markaların yaptığı iletişim üzerinden halkımızın pürmelalini okumaya çalışan Millward Brown araştırmasında da görülüyor ki reklamlarda eğlencenin dozu giderek azalırken halkımızı etkileyen ve reklamcıların en etkili silahı duygusal dokunuşlar da tükeniyor. Tercih kolaycı ve pırıltılı dünyadan popülaritesi yüksek ünlülerden seçiliyor.Bilindiği üzere reklamın amacı üreten ile tüketen arasında etkileşim sağlamaktır. Araştırmada ortaya çıkan etkileme tonuna bakınca milletçe eğlenmekten giderek vazgeçiyoruz mesajı çıkıyor. En büyük tehlike milli karamsarlıktır. Kapılmayalım, gülmekten geri kalmayalım!Son dönemde epeydir sessiz kalarak bir gerekçeyle iletişim yapmadan bekleyen markaların iletişim çalışmalarına memnuniyetle hız verdiğine şahit oluyorum. Bunu iyimser olmamız için iyi bir neden olarak görüyorum. Bir kere reklam yapılıyorsa ekonomik hayat canlıdır ya da canlandırılmak isteniyor demektir. İletişime yatırım yapan markalar para kazanıyor, kazanmayı umuyor demektir. Ve reklamlar içimizdeki yaşama motivasyonunu artırır, satın almayı tetikler yani nerede hareket orada bereket demektir.Giderek azalıyor ama bu dönem eğlendiren reklamların sayısı arttı. Fırsatı kaçırmayalım ve son dönemin iletişim çalışmalarının birkaçına ortaya karışık bakalım;Vodafone kesintisiz internet paketine ilişkin uzun zamandan bu yana tutarlı kampanyalar yapıyor. Online mülakat kampanyasında da mesaj aynı netlikle veriliyor. Anneyi ve genci oynayan oyuncuların başarılı performansının yanı sıra çekim de izleyeni yakalıyor. Şahsen kesintisiz mobil internet iletişimi fikrinden ziyade, işe alımda online mülakat fikrini insan kaynakları departmanlarında bu yöntemin daha çok kullanılmasına neden olacağı varsayımıyla daha çok beğendim. Düşünsenize teknolojinin nimetlerinden faydalanarak zaman ve hızın yanı sıra tasarruf da edilmiş olacak.Turkcell’in Turbo 4 GB internet paketini tanıttığı kampanya sahiden eğlenceli. Fikri zekice, uygulamayı ise başarılı buldum çünkü en ciddi ve kanlı filmlerden biri olan 300 Spartalı’yla eğlenen kampanya bu çelişkiyle daha da çok dikkat çekiyor. İddialı olmak iyidir hele GSM ve telekomünikasyonda böylesine rekabet varken. Reklamı dikkatlice izleyin sahiden komik.Vitra’nın doğasında iyilik var. İletişiminde yıllardır aynı iyilik tonunu tercih ediyor. Son kampanyasında da mesaj, komşularının Vitra’nın zemin, duvar, banyo ve mutfak ürünleriyle bezenmiş evlerini haset etmeden beğeniyle gezen genç insanlar üzerinden verilmiş. İnsanın reklamdaki Vitra’lı evde yaşayası geliyor. Reklam eğlenceli mi hayır ama reklamdaki evde yaşamak epey eğlenceli olabilir.Nestle 1927 Özel Seri bir reklam kampanyası değil, PR çalışması ama bu yazıda yer almayı hak ediyor. Neden, lezzeti eğlendirici de ondan. Çikolata sevenler neyi kastettiğimi anlayacaktır. Nestle’nin 1927 özel seri çikolatasının ambalajı her zamanki kurumsal renklerinde değil ve ayrıca PR kampanyasının mecrası olarak da kullanılmı
Zaman
Köşe Yazıları
15.09.2014
GünseliÖOcakoğlu-EğlendirenreklamlargiderekazalıyorGünseli Ö Ocakoğlu - Eğlendiren reklamlar giderek azalıyor
Sevgi Akarçeşme - Cemaat, İran düşmanı mı?
Zaman
12.09.2014
11:18
Cemaatle yatıp cemaatle kalkıyorsunuz şeklinde eleştiriler var. Belki insanlar aynı konunun gündemde olmasından bıktı. Ne var ki cemaat konusunu gündemde tutan Zaman ya da yazarları değil.‘Yeni Türkiye’nin, NATO zirvesinde bile, bir numaralı düşmanı, gündemi, hedefi cemaat. Haliyle biz de bu gündemden kaçamıyoruz. Peki cemaatin düşman ilan edilme gerekçesi ne? En çok dile dolanan ve kulağa korkunç gelenlerden biri ‘vatan hainliği’ ve ABD-İsrail işbirlikçiliği. ABD’nin piyonu olmakla suçlanan cemaatle mücadele konusunda ABD’den yardım istenmesi çelişkisi de ayrı konu ya neyse…Öncelikle net bir şekilde belirteyim. Vatan hainliği suçlamalarını genellikle komik ve abartılı bulurum. Zira, otoriter rejimlerin muhalifleri susturma yöntemlerinden biridir vatan hainliği suçlaması. Ne hikmetse cemaat 17 Aralık’tan itibaren casuslukla suçlanıyorken diğer tarafta büyüyen başka bir algı var. Hakan Fidan dâhil olmak üzere bazı isimlerin İran’la açıklanmaya muhtaç ilişkileri ve Selam Tevhid terör örgütünün Türkiye’nin hassas noktalarında yuvalanmış olması. Kimisi tarafsız görünme endişesiyle “cemaat ne kadar İsrail ajanıysa Fidan da o kadar İran’a çalışıyordur” derken kimisi de cemaati İran konusunda paranoyak olmakla suçluyor. Peki cemaat gerçekten İran düşmanı mı?Uluslararası ilişkilerin temel varsayımlarından biri ülkelerin doğal olarak güç maksimizasyonu amaçlı hareket ettiğidir. Her biri birer aktör olan ülkelerin bu amaçla başka ülkelerde istihbarat çalışması yapması da son dinleme skandalında Erdoğan’ın da dediği gibi gücü yetiyorsa olağandır. Ülkelerin kimliği ve dini de birbirini dinlemesine engel değildir. ABD, İkinci Dünya Savaşı’nda kurtardığı, müttefik saydığı Almanya’yı bile dinledi malum. Elbette ülkeler arasında dostluk ve tehdit sıralaması değişir, ama sırf ortak din nedeniyle bir ülkeyi doğal dost ya da kardeş saymak uluslararası ilişkilerde saflıktan başka bir şey sayılmaz. Bunları İran bağlamında söylediğimi tahmin etmeniz zor değil. Türkiye yıllarca abartılan bir irtica tehdidiyle otoriterlik altında yaşatılınca, haliyle rejim ihraç eden İran algısı da çarpıklaştı. Bir kısım İran’ı mutlak tehdit olarak görürken diğer bir kesim de mutlak kardeş saydı. Halbuki mesela Yunanistan ne kadar tehdit sayılmalıysa, İran da o kadar, hatta derin tarihsel angajman nedeniyle daha büyük bir risk sayılmalı.Cemaat ya da cemaate yakın isimler hakkında tek bir somut casusluk delili, örneği gösterilemezken Selam Tevhid, 55 bin sayfalık kapatılan bir dosya olarak önümüzde duruyor. S Haber’in hazırladığı belgeli dosya kafa karışıklığını giderecek cinsten. Küre TV’de bulup izlemenizi tavsiye ederim. Soruşturma dosyasındaki belgelere göre, İranlı Mir Vekili, Taner Yıldız’ın Maliki tarafından engellenişine bile vâkıf. Peki ama nasıl? Konuşmalara göre Emin kod adlı isim sayesinde. Ülkemizin istihbaratının başı neden Selam Tevhidciler tarafından bir kod adıyla (Emin) anılıyor? Örgüt üyelerinden ve 28 Şubat’a yol açan Kudüs gecesini düzenleyen H. Avni Yazıcıoğlu’nun belgelerinde bürokratların özel bilgileri ve tarifi Hakan Fidan’a uyan Metin Fidan ismi geçiyor. Mir Vekili, Arınç’ın bakanlar kurulu toplantısından atıldığını Emin’den öğrendiğini söylüyor. Tüm bu sorular araştırılmaya değmez mi? En azından bu şüphelerin giderilmesi gerekmez mi? Eğer bu iddialar deli saçmalığı ise neden polislerin operasyon bilgilerini video kaydına alma isteği göz ardı edildi? Peki onun yerine ne oluyor?Eski emniyet müdürü Tufan Ergüder’in “yüzyılın operasyonu” dediği Selam Tevhid dosyasının üstü örtülüyor, bu soruşturmada görev alan ve Selam Tevhid’in devlet kurumlarındaki bağlantılarını tespit eden polisler cezalandırılıyor.Yani aslında, Selam Tevhid’e dokunan yanıyor. s.akarcesme@zaman.com.tr
Zaman
En Çok Okunan
12.09.2014
SevgiAkarçeşme-Cemaatİrandüşmanımı?Sevgi Akarçeşme - Cemaat İran düşmanı mı?
Sevgi Akarçeşme - Cemaat, İran düşmanı mı?
Zaman
12.09.2014
02:10
Cemaatle yatıp cemaatle kalkıyorsunuz şeklinde eleştiriler var. Belki insanlar aynı konunun gündemde olmasından bıktı. Ne var ki cemaat konusunu gündemde tutan Zaman ya da yazarları değil.‘Yeni Türkiye’nin, NATO zirvesinde bile, bir numaralı düşmanı, gündemi, hedefi cemaat. Haliyle biz de bu gündemden kaçamıyoruz. Peki cemaatin düşman ilan edilme gerekçesi ne? En çok dile dolanan ve kulağa korkunç gelenlerden biri ‘vatan hainliği’ ve ABD-İsrail işbirlikçiliği. ABD’nin piyonu olmakla suçlanan cemaatle mücadele konusunda ABD’den yardım istenmesi çelişkisi de ayrı konu ya neyse…Öncelikle net bir şekilde belirteyim. Vatan hainliği suçlamalarını genellikle komik ve abartılı bulurum. Zira, otoriter rejimlerin muhalifleri susturma yöntemlerinden biridir vatan hainliği suçlaması. Ne hikmetse cemaat 17 Aralık’tan itibaren casuslukla suçlanıyorken diğer tarafta büyüyen başka bir algı var. Hakan Fidan dâhil olmak üzere bazı isimlerin İran’la açıklanmaya muhtaç ilişkileri ve Selam Tevhid terör örgütünün Türkiye’nin hassas noktalarında yuvalanmış olması. Kimisi tarafsız görünme endişesiyle “cemaat ne kadar İsrail ajanıysa Fidan da o kadar İran’a çalışıyordur” derken kimisi de cemaati İran konusunda paranoyak olmakla suçluyor. Peki cemaat gerçekten İran düşmanı mı?Uluslararası ilişkilerin temel varsayımlarından biri ülkelerin doğal olarak güç maksimizasyonu amaçlı hareket ettiğidir. Her biri birer aktör olan ülkelerin bu amaçla başka ülkelerde istihbarat çalışması yapması da son dinleme skandalında Erdoğan’ın da dediği gibi gücü yetiyorsa olağandır. Ülkelerin kimliği ve dini de birbirini dinlemesine engel değildir. ABD, İkinci Dünya Savaşı’nda kurtardığı, müttefik saydığı Almanya’yı bile dinledi malum. Elbette ülkeler arasında dostluk ve tehdit sıralaması değişir, ama sırf ortak din nedeniyle bir ülkeyi doğal dost ya da kardeş saymak uluslararası ilişkilerde saflıktan başka bir şey sayılmaz. Bunları İran bağlamında söylediğimi tahmin etmeniz zor değil. Türkiye yıllarca abartılan bir irtica tehdidiyle otoriterlik altında yaşatılınca, haliyle rejim ihraç eden İran algısı da çarpıklaştı. Bir kısım İran’ı mutlak tehdit olarak görürken diğer bir kesim de mutlak kardeş saydı. Halbuki mesela Yunanistan ne kadar tehdit sayılmalıysa, İran da o kadar, hatta derin tarihsel angajman nedeniyle daha büyük bir risk sayılmalı.Cemaat ya da cemaate yakın isimler hakkında tek bir somut casusluk delili, örneği gösterilemezken Selam Tevhid, 55 bin sayfalık kapatılan bir dosya olarak önümüzde duruyor. S Haber’in hazırladığı belgeli dosya kafa karışıklığını giderecek cinsten. Küre TV’de bulup izlemenizi tavsiye ederim. Soruşturma dosyasındaki belgelere göre, İranlı Mir Vekili, Taner Yıldız’ın Maliki tarafından engellenişine bile vâkıf. Peki ama nasıl? Konuşmalara göre Emin kod adlı isim sayesinde. Ülkemizin istihbaratının başı neden Selam Tevhidciler tarafından bir kod adıyla (Emin) anılıyor? Örgüt üyelerinden ve 28 Şubat’a yol açan Kudüs gecesini düzenleyen H. Avni Yazıcıoğlu’nun belgelerinde bürokratların özel bilgileri ve tarifi Hakan Fidan’a uyan Metin Fidan ismi geçiyor. Mir Vekili, Arınç’ın bakanlar kurulu toplantısından atıldığını Emin’den öğrendiğini söylüyor. Tüm bu sorular araştırılmaya değmez mi? En azından bu şüphelerin giderilmesi gerekmez mi? Eğer bu iddialar deli saçmalığı ise neden polislerin operasyon bilgilerini video kaydına alma isteği göz ardı edildi? Peki onun yerine ne oluyor?Eski emniyet müdürü Tufan Ergüder’in “yüzyılın operasyonu” dediği Selam Tevhid dosyasının üstü örtülüyor, bu soruşturmada görev alan ve Selam Tevhid’in devlet kurumlarındaki bağlantılarını tespit eden polisler cezalandırılıyor.Yani aslında, Selam Tevhid’e dokunan yanıyor. s.akarcesme@zaman.com.tr
Zaman
Köşe Yazıları
12.09.2014
SevgiAkarçeşme-Cemaatİrandüşmanımı?Sevgi Akarçeşme - Cemaat İran düşmanı mı?
Sevgi Akarçeşme - Cemaat, İran düşmanı mı?
Zaman
12.09.2014
02:01
Cemaatle yatıp cemaatle kalkıyorsunuz şeklinde eleştiriler var. Belki insanlar aynı konunun gündemde olmasından bıktı. Ne var ki cemaat konusunu gündemde tutan Zaman ya da yazarları değil.‘Yeni Türkiye’nin, NATO zirvesinde bile, bir numaralı düşmanı, gündemi, hedefi cemaat. Haliyle biz de bu gündemden kaçamıyoruz. Peki cemaatin düşman ilan edilme gerekçesi ne? En çok dile dolanan ve kulağa korkunç gelenlerden biri ‘vatan hainliği’ ve ABD-İsrail işbirlikçiliği. ABD’nin piyonu olmakla suçlanan cemaatle mücadele konusunda ABD’den yardım istenmesi çelişkisi de ayrı konu ya neyse…Öncelikle net bir şekilde belirteyim. Vatan hainliği suçlamalarını genellikle komik ve abartılı bulurum. Zira, otoriter rejimlerin muhalifleri susturma yöntemlerinden biridir vatan hainliği suçlaması. Ne hikmetse cemaat 17 Aralık’tan itibaren casuslukla suçlanıyorken diğer tarafta büyüyen başka bir algı var. Hakan Fidan dâhil olmak üzere bazı isimlerin İran’la açıklanmaya muhtaç ilişkileri ve Selam Tevhid terör örgütünün Türkiye’nin hassas noktalarında yuvalanmış olması. Kimisi tarafsız görünme endişesiyle “cemaat ne kadar İsrail ajanıysa Fidan da o kadar İran’a çalışıyordur” derken kimisi de cemaati İran konusunda paranoyak olmakla suçluyor. Peki cemaat gerçekten İran düşmanı mı?Uluslararası ilişkilerin temel varsayımlarından biri ülkelerin doğal olarak güç maksimizasyonu amaçlı hareket ettiğidir. Her biri birer aktör olan ülkelerin bu amaçla başka ülkelerde istihbarat çalışması yapması da son dinleme skandalında Erdoğan’ın da dediği gibi gücü yetiyorsa olağandır. Ülkelerin kimliği ve dini de birbirini dinlemesine engel değildir. ABD, İkinci Dünya Savaşı’nda kurtardığı, müttefik saydığı Almanya’yı bile dinledi malum. Elbette ülkeler arasında dostluk ve tehdit sıralaması değişir, ama sırf ortak din nedeniyle bir ülkeyi doğal dost ya da kardeş saymak uluslararası ilişkilerde saflıktan başka bir şey sayılmaz. Bunları İran bağlamında söylediğimi tahmin etmeniz zor değil. Türkiye yıllarca abartılan bir irtica tehdidiyle otoriterlik altında yaşatılınca, haliyle rejim ihraç eden İran algısı da çarpıklaştı. Bir kısım İran’ı mutlak tehdit olarak görürken diğer bir kesim de mutlak kardeş saydı. Halbuki mesela Yunanistan ne kadar tehdit sayılmalıysa, İran da o kadar, hatta derin tarihsel angajman nedeniyle daha büyük bir risk sayılmalı.Cemaat ya da cemaate yakın isimler hakkında tek bir somut casusluk delili, örneği gösterilemezken Selam Tevhid, 55 bin sayfalık kapatılan bir dosya olarak önümüzde duruyor. S Haber’in hazırladığı belgeli dosya kafa karışıklığını giderecek cinsten. Küre TV’de bulup izlemenizi tavsiye ederim. Soruşturma dosyasındaki belgelere göre, İranlı Mir Vekili, Taner Yıldız’ın Maliki tarafından engellenişine bile vâkıf. Peki ama nasıl? Konuşmalara göre Emin kod adlı isim sayesinde. Ülkemizin istihbaratının başı neden Selam Tevhidciler tarafından bir kod adıyla (Emin) anılıyor? Örgüt üyelerinden ve 28 Şubat’a yol açan Kudüs gecesini düzenleyen H. Avni Yazıcıoğlu’nun belgelerinde bürokratların özel bilgileri ve tarifi Hakan Fidan’a uyan Metin Fidan ismi geçiyor. Mir Vekili, Arınç’ın bakanlar kurulu toplantısından atıldığını Emin’den öğrendiğini söylüyor. Tüm bu sorular araştırılmaya değmez mi? En azından bu şüphelerin giderilmesi gerekmez mi? Eğer bu iddialar deli saçmalığı ise neden polislerin operasyon bilgilerini video kaydına alma isteği göz ardı edildi? Peki onun yerine ne oluyor?Eski emniyet müdürü Tufan Ergüder’in “yüzyılın operasyonu” dediği Selam Tevhid dosyasının üstü örtülüyor, bu soruşturmada görev alan ve Selam Tevhid’in devlet kurumlarındaki bağlantılarını tespit eden polisler cezalandırılıyor.Yani aslında, Selam Tevhid’e dokunan yanıyor. s.akarcesme@zaman.com.tr
Zaman
Ana Sayfa
12.09.2014
SevgiAkarçeşme-Cemaatİrandüşmanımı?Sevgi Akarçeşme - Cemaat İran düşmanı mı?
Fethullah Gülen Hocaefendi:Dimdik durun ve âhirete alacaklı gidin!
Zaman
28.08.2014
12:23
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, 411. Nağme: “Utanacak İş Yapmadınız; Dimdik Durun ve Âhirete Alacaklı Gidin!..” konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı.Hizmete gönül verenlerin üzerine düşeni yaparken, bir taraftan yapamayan insanların onlara takılacağını söyleyen Hocaefendi, “Sizinle (bir müddet) oturup kalkmamış, gece hayatınızı bilmeyen, Allah’la münasebetinizi bilmeyen, Peygamberle münasebetinizi bilmeyen; teheccüdü kaçırmayı büyük bir günah sayan, tevbe etmediğiniz günü boş geçmiş sayan sizi bu yanlarınızla bilmeyen bir kısım densizler size “haşhaşi” diyorlar, size “çete” diyorlar, size “örgüt” diyorlar, size bir şeye talip nazarıyla bakıyorlar. Bunlar, bu komik iddialarıyla o 160 küsur ülkede insanların gülmesine sebebiyet veriyorlar.” dedi. Hocaefendi, bu durum karşısında dosdoğru yürünmesi gerektiğini söyleyerek, “Siz itibarınıza -Allah’ın izni ve inayetiyle- toz kondurmamış iseniz şayet, yer ve konum itibarıyla devletin malı deniz, yemeyen domuz dememiş iseniz şayet, bence bir ayıp işlememişsiniz! Hiç utanmayın! Daima dimdik durun, Allah’ın izni ve inayetiyle.. ve Cenâb-ı Hakk’ın size lütfettiği doğru bildiğiniz o yolda dosdoğru yürüyün. Yürüyün, zira o yol Hazreti Rasûl-ü Zîşân’ın şehrâhıdır, yürüdüğü yoldur.” ifadelerini kullandı. “Sadece Allah’ın karşısında eğilin.” diyen Hocaefendi, “Yaptığınız şeyler arasında sizi Allah karşısında, Rasulullah (sav) karşısında mahcup edecek bir şey yoksa yaptığınız şey nedir? Bence dimdik durun Allah’ın izni ve inayetiyle. Sadece Allah karşısında eğilin. O’nun karşısında sadece rükua gidin. O’nun karşısında secdeye kapanın. O’nun karşısında alnınızı yere sürün.” şeklinde konuştu.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:Yürekten yapılan tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırırDemek ki umumi manada heyeti bir yönüyle zift havuzundan bir şey saçılacak fakat şer-i şerife göre yıkanınca yeniden arınma olacak, temizlenecek. Yıkanabilme istidadı durumu hususiyeti olan şeyler yıkanacak. Esas yıkanınca temizlenmeyen şeyler bunlar temizlenemediklerinden dolayı endişe duymalılar. Evet ne anlarsınız? Manevî hayatımız itibarıyla, tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırır. El verir ki yürekten olsun. Üstümüze, başımıza sıçrattığımız şeyleri bir daha sıçratmama adına kemâl-i ciddiyet ile hatta kemâl-i cinnetle (tastamam delice) bir hassasiyet yaşayalım. Kemali cinnet, yani tastamam (meselenin) delisi olmak, o mevzuda vehme düşmemek, vesveseye düşmemek ama o kadar arınmaya âşık olmak, arınma meftunu olmak, hayalimizden geçen şeyler karşısında bile hayal demek fiil değildir. Tahakküm de değildir, akli plan da değildir, tasavvur da değildir, şöyle böyle bir kurgulama da değildir.Elhamdülillah! Bize hırsız, ihaleye fesat karıştırdı, yakınlarını kayırdı demediler!Biz bunları yaparken bir taraftan yapamayan insanlar size takılacaktır. Bir taraftan yapıp yapıp da aynı ölçüde yapamayanlar sizlere haset edeceklerdir. Bunlar olmasaydı da biz olsaydık diyeceklerdir. Belli bir süre, sizin gücünüzü de yanlarına aldıklarından, alma lüzumundan dolayı, alma stratejisiyle size bir şey demeyeceklerdir. Fakat iş bir kerteye gelecektir ki, orada haset hortlayacaktır, o ortaya çıkacaktır. Size demedik şey bırakmayacaklardır. Fakat size bugüne kadar “hırsız” demediler değil mi? Hepiniz böyle alnı açık, yüzü ak! Elhamdülillah! Bize “hırsız” demediler. “İrtikâp yaptı” demediler, elhamdülillah! “İhtilasta bulundu” demediler. “İhaleye fesat karıştırdı” demediler. “Yakınlarını kayırdı” demediler. “Bir şirzime-i kalîl yeniyetmelerle işe vaziyet etti” demediler. Ne dediler? Âlemin güleceği şeyleri söyledilerSize haşhaşi diyen, kafir diyor demektirMesela dediler ki, haşhaşi... Haşhaşiler fırak-ı dallenin en sapıkları, karmatiler. Yalan, dolan, hile, hud’a. Ehli sünnet onlara dalalet ötesi bir nazarla bakmış. Kafir diyenlerin sayısı az değil. Size haşhaşi diyen kafir diyor demektir. Ve mümine kafir diyen hadisin ifadesiyle ya o kafirdir, ya bu kafirdir. Ya gerçekten kendilerine kafir diyenler kafirdir, ve yahut değilse diyenler kafirdir. Böyle diyeni alkışlayanlar kafirdir. Gülerek bunu karşılayanlar kafirdir. Bu mevzu karşısında dilsiz şeytan gibi susanlar kafirdir. Hadisin ölçüsüne göre mesele öyledir. Öyle şeyler diyorlar ki bu 160 küsur ülkede 20 küsur senedir sizinle oturup kalkan insanlar bunların dediklerinin öşrünü size söylemediler. Ama ben bir şey söyleyeyim size, hem de Vallahi, Billahi, Tallahi ile söyleyeyim 20 sene değil, 20 ay değil, 20 hafta değil, 20 saat de
Zaman
En Çok Okunan
28.08.2014
FethullahGülenHocaefendiDimdikdurunveâhiretealacaklıgidinFethullah Gülen HocaefendiDimdik durun ve âhirete alacaklı gidin
Fethullah Gülen Hocaefendi:Dimdik durun ve âhirete alacaklı gidin!
Zaman
28.08.2014
12:11
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, 411. Nağme: “Utanacak İş Yapmadınız; Dimdik Durun ve Âhirete Alacaklı Gidin!..” konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı.Hizmete gönül verenlerin üzerine düşeni yaparken, bir taraftan yapamayan insanların onlara takılacağını söyleyen Hocaefendi, “Sizinle (bir müddet) oturup kalkmamış, gece hayatınızı bilmeyen, Allah’la münasebetinizi bilmeyen, Peygamberle münasebetinizi bilmeyen; teheccüdü kaçırmayı büyük bir günah sayan, tevbe etmediğiniz günü boş geçmiş sayan sizi bu yanlarınızla bilmeyen bir kısım densizler size “haşhaşi” diyorlar, size “çete” diyorlar, size “örgüt” diyorlar, size bir şeye talip nazarıyla bakıyorlar. Bunlar, bu komik iddialarıyla o 160 küsur ülkede insanların gülmesine sebebiyet veriyorlar.” dedi. Hocaefendi, bu durum karşısında dosdoğru yürünmesi gerektiğini söyleyerek, “Siz itibarınıza -Allah’ın izni ve inayetiyle- toz kondurmamış iseniz şayet, yer ve konum itibarıyla devletin malı deniz, yemeyen domuz dememiş iseniz şayet, bence bir ayıp işlememişsiniz! Hiç utanmayın! Daima dimdik durun, Allah’ın izni ve inayetiyle.. ve Cenâb-ı Hakk’ın size lütfettiği doğru bildiğiniz o yolda dosdoğru yürüyün. Yürüyün, zira o yol Hazreti Rasûl-ü Zîşân’ın şehrâhıdır, yürüdüğü yoldur.” ifadelerini kullandı. “Sadece Allah’ın karşısında eğilin.” diyen Hocaefendi, “Yaptığınız şeyler arasında sizi Allah karşısında, Rasulullah (sav) karşısında mahcup edecek bir şey yoksa yaptığınız şey nedir? Bence dimdik durun Allah’ın izni ve inayetiyle. Sadece Allah karşısında eğilin. O’nun karşısında sadece rükua gidin. O’nun karşısında secdeye kapanın. O’nun karşısında alnınızı yere sürün.” şeklinde konuştu.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:Yürekten yapılan tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırırDemek ki umumi manada heyeti bir yönüyle zift havuzundan bir şey saçılacak fakat şer-i şerife göre yıkanınca yeniden arınma olacak, temizlenecek. Yıkanabilme istidadı durumu hususiyeti olan şeyler yıkanacak. Esas yıkanınca temizlenmeyen şeyler bunlar temizlenemediklerinden dolayı endişe duymalılar. Evet ne anlarsınız? Manevî hayatımız itibarıyla, tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırır. El verir ki yürekten olsun. Üstümüze, başımıza sıçrattığımız şeyleri bir daha sıçratmama adına kemâl-i ciddiyet ile hatta kemâl-i cinnetle (tastamam delice) bir hassasiyet yaşayalım. Kemali cinnet, yani tastamam (meselenin) delisi olmak, o mevzuda vehme düşmemek, vesveseye düşmemek ama o kadar arınmaya âşık olmak, arınma meftunu olmak, hayalimizden geçen şeyler karşısında bile hayal demek fiil değildir. Tahakküm de değildir, akli plan da değildir, tasavvur da değildir, şöyle böyle bir kurgulama da değildir.Elhamdülillah! Bize hırsız, ihaleye fesat karıştırdı, yakınlarını kayırdı demediler!Biz bunları yaparken bir taraftan yapamayan insanlar size takılacaktır. Bir taraftan yapıp yapıp da aynı ölçüde yapamayanlar sizlere haset edeceklerdir. Bunlar olmasaydı da biz olsaydık diyeceklerdir. Belli bir süre, sizin gücünüzü de yanlarına aldıklarından, alma lüzumundan dolayı, alma stratejisiyle size bir şey demeyeceklerdir. Fakat iş bir kerteye gelecektir ki, orada haset hortlayacaktır, o ortaya çıkacaktır. Size demedik şey bırakmayacaklardır. Fakat size bugüne kadar “hırsız” demediler değil mi? Hepiniz böyle alnı açık, yüzü ak! Elhamdülillah! Bize “hırsız” demediler. “İrtikâp yaptı” demediler, elhamdülillah! “İhtilasta bulundu” demediler. “İhaleye fesat karıştırdı” demediler. “Yakınlarını kayırdı” demediler. “Bir şirzime-i kalîl yeniyetmelerle işe vaziyet etti” demediler. Ne dediler? Âlemin güleceği şeyleri söyledilerSize haşhaşi diyen, kafir diyor demektirMesela dediler ki, haşhaşi... Haşhaşiler fırak-ı dallenin en sapıkları, karmatiler. Yalan, dolan, hile, hud’a. Ehli sünnet onlara dalalet ötesi bir nazarla bakmış. Kafir diyenlerin sayısı az değil. Size haşhaşi diyen kafir diyor demektir. Ve mümine kafir diyen hadisin ifadesiyle ya o kafirdir, ya bu kafirdir. Ya gerçekten kendilerine kafir diyenler kafirdir, ve yahut değilse diyenler kafirdir. Böyle diyeni alkışlayanlar kafirdir. Gülerek bunu karşılayanlar kafirdir. Bu mevzu karşısında dilsiz şeytan gibi susanlar kafirdir. Hadisin ölçüsüne göre mesele öyledir. Öyle şeyler diyorlar ki bu 160 küsur ülkede 20 küsur senedir sizinle oturup kalkan insanlar bunların dediklerinin öşrünü size söylemediler. Ama ben bir şey söyleyeyim size, hem de Vallahi, Billahi, Tallahi ile söyleyeyim 20 sene değil, 20 ay değil, 20 hafta değil, 20 saat de
Zaman
Sağlık
28.08.2014
FethullahGülenHocaefendiDimdikdurunveâhiretealacaklıgidinFethullah Gülen HocaefendiDimdik durun ve âhirete alacaklı gidin
Fethullah Gülen Hocaefendi:Dimdik durun ve âhirete alacaklı gidin!
Zaman
28.08.2014
12:11
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, 411. Nağme: “Utanacak İş Yapmadınız; Dimdik Durun ve Âhirete Alacaklı Gidin!..” konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı.Hizmete gönül verenlerin üzerine düşeni yaparken, bir taraftan yapamayan insanların onlara takılacağını söyleyen Hocaefendi, “Sizinle (bir müddet) oturup kalkmamış, gece hayatınızı bilmeyen, Allah’la münasebetinizi bilmeyen, Peygamberle münasebetinizi bilmeyen; teheccüdü kaçırmayı büyük bir günah sayan, tevbe etmediğiniz günü boş geçmiş sayan sizi bu yanlarınızla bilmeyen bir kısım densizler size “haşhaşi” diyorlar, size “çete” diyorlar, size “örgüt” diyorlar, size bir şeye talip nazarıyla bakıyorlar. Bunlar, bu komik iddialarıyla o 160 küsur ülkede insanların gülmesine sebebiyet veriyorlar.” dedi. Hocaefendi, bu durum karşısında dosdoğru yürünmesi gerektiğini söyleyerek, “Siz itibarınıza -Allah’ın izni ve inayetiyle- toz kondurmamış iseniz şayet, yer ve konum itibarıyla devletin malı deniz, yemeyen domuz dememiş iseniz şayet, bence bir ayıp işlememişsiniz! Hiç utanmayın! Daima dimdik durun, Allah’ın izni ve inayetiyle.. ve Cenâb-ı Hakk’ın size lütfettiği doğru bildiğiniz o yolda dosdoğru yürüyün. Yürüyün, zira o yol Hazreti Rasûl-ü Zîşân’ın şehrâhıdır, yürüdüğü yoldur.” ifadelerini kullandı. “Sadece Allah’ın karşısında eğilin.” diyen Hocaefendi, “Yaptığınız şeyler arasında sizi Allah karşısında, Rasulullah (sav) karşısında mahcup edecek bir şey yoksa yaptığınız şey nedir? Bence dimdik durun Allah’ın izni ve inayetiyle. Sadece Allah karşısında eğilin. O’nun karşısında sadece rükua gidin. O’nun karşısında secdeye kapanın. O’nun karşısında alnınızı yere sürün.” şeklinde konuştu.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:Yürekten yapılan tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırırDemek ki umumi manada heyeti bir yönüyle zift havuzundan bir şey saçılacak fakat şer-i şerife göre yıkanınca yeniden arınma olacak, temizlenecek. Yıkanabilme istidadı durumu hususiyeti olan şeyler yıkanacak. Esas yıkanınca temizlenmeyen şeyler bunlar temizlenemediklerinden dolayı endişe duymalılar. Evet ne anlarsınız? Manevî hayatımız itibarıyla, tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırır. El verir ki yürekten olsun. Üstümüze, başımıza sıçrattığımız şeyleri bir daha sıçratmama adına kemâl-i ciddiyet ile hatta kemâl-i cinnetle (tastamam delice) bir hassasiyet yaşayalım. Kemali cinnet, yani tastamam (meselenin) delisi olmak, o mevzuda vehme düşmemek, vesveseye düşmemek ama o kadar arınmaya âşık olmak, arınma meftunu olmak, hayalimizden geçen şeyler karşısında bile hayal demek fiil değildir. Tahakküm de değildir, akli plan da değildir, tasavvur da değildir, şöyle böyle bir kurgulama da değildir.Elhamdülillah! Bize hırsız, ihaleye fesat karıştırdı, yakınlarını kayırdı demediler!Biz bunları yaparken bir taraftan yapamayan insanlar size takılacaktır. Bir taraftan yapıp yapıp da aynı ölçüde yapamayanlar sizlere haset edeceklerdir. Bunlar olmasaydı da biz olsaydık diyeceklerdir. Belli bir süre, sizin gücünüzü de yanlarına aldıklarından, alma lüzumundan dolayı, alma stratejisiyle size bir şey demeyeceklerdir. Fakat iş bir kerteye gelecektir ki, orada haset hortlayacaktır, o ortaya çıkacaktır. Size demedik şey bırakmayacaklardır. Fakat size bugüne kadar “hırsız” demediler değil mi? Hepiniz böyle alnı açık, yüzü ak! Elhamdülillah! Bize “hırsız” demediler. “İrtikâp yaptı” demediler, elhamdülillah! “İhtilasta bulundu” demediler. “İhaleye fesat karıştırdı” demediler. “Yakınlarını kayırdı” demediler. “Bir şirzime-i kalîl yeniyetmelerle işe vaziyet etti” demediler. Ne dediler? Âlemin güleceği şeyleri söyledilerSize haşhaşi diyen, kafir diyor demektirMesela dediler ki, haşhaşi... Haşhaşiler fırak-ı dallenin en sapıkları, karmatiler. Yalan, dolan, hile, hud’a. Ehli sünnet onlara dalalet ötesi bir nazarla bakmış. Kafir diyenlerin sayısı az değil. Size haşhaşi diyen kafir diyor demektir. Ve mümine kafir diyen hadisin ifadesiyle ya o kafirdir, ya bu kafirdir. Ya gerçekten kendilerine kafir diyenler kafirdir, ve yahut değilse diyenler kafirdir. Böyle diyeni alkışlayanlar kafirdir. Gülerek bunu karşılayanlar kafirdir. Bu mevzu karşısında dilsiz şeytan gibi susanlar kafirdir. Hadisin ölçüsüne göre mesele öyledir. Öyle şeyler diyorlar ki bu 160 küsur ülkede 20 küsur senedir sizinle oturup kalkan insanlar bunların dediklerinin öşrünü size söylemediler. Ama ben bir şey söyleyeyim size, hem de Vallahi, Billahi, Tallahi ile söyleyeyim 20 sene değil, 20 ay değil, 20 hafta değil, 20 saat de
Zaman
Ana Sayfa
28.08.2014
FethullahGülenHocaefendiDimdikdurunveâhiretealacaklıgidinFethullah Gülen HocaefendiDimdik durun ve âhirete alacaklı gidin
Sadece Allah’ın karşısında eğilin
Zaman
28.08.2014
03:03
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, 411. Nağme: “Utanacak İş Yapmadınız; Dimdik Durun ve Âhirete Alacaklı Gidin!..” konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı.Hizmete gönül verenlerin üzerine düşeni yaparken, bir taraftan yapamayan insanların onlara takılacağını söyleyen Hocaefendi, “Sizinle (bir müddet) oturup kalkmamış, gece hayatınızı bilmeyen, Allah’la münasebetinizi bilmeyen, Peygamberle münasebetinizi bilmeyen; teheccüdü kaçırmayı büyük bir günah sayan, tevbe etmediğiniz günü boş geçmiş sayan sizi bu yanlarınızla bilmeyen bir kısım densizler size “haşhaşi” diyorlar, size “çete” diyorlar, size “örgüt” diyorlar, size bir şeye talip nazarıyla bakıyorlar. Bunlar, bu komik iddialarıyla o 160 küsur ülkede insanların gülmesine sebebiyet veriyorlar.” dedi. Hocaefendi, bu durum karşısında dosdoğru yürünmesi gerektiğini söyleyerek, “Siz itibarınıza -Allah’ın izni ve inayetiyle- toz kondurmamış iseniz şayet, yer ve konum itibarıyla devletin malı deniz, yemeyen domuz dememiş iseniz şayet, bence bir ayıp işlememişsiniz! Hiç utanmayın! Daima dimdik durun, Allah’ın izni ve inayetiyle.. ve Cenâb-ı Hakk’ın size lütfettiği doğru bildiğiniz o yolda dosdoğru yürüyün. Yürüyün, zira o yol Hazreti Rasûl-ü Zîşân’ın şehrâhıdır, yürüdüğü yoldur.” ifadelerini kullandı. “Sadece Allah’ın karşısında eğilin.” diyen Hocaefendi, “Yaptığınız şeyler arasında sizi Allah karşısında, Rasulullah (sav) karşısında mahcup edecek bir şey yoksa yaptığınız şey nedir? Bence dimdik durun Allah’ın izni ve inayetiyle. Sadece Allah karşısında eğilin. O’nun karşısında sadece rükua gidin. O’nun karşısında secdeye kapanın. O’nun karşısında alnınızı yere sürün.” şeklinde konuştu.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:Yürekten yapılan tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırırDemek ki umumi manada heyeti bir yönüyle zift havuzundan bir şey saçılacak fakat şer-i şerife göre yıkanınca yeniden arınma olacak, temizlenecek. Yıkanabilme istidadı durumu hususiyeti olan şeyler yıkanacak. Esas yıkanınca temizlenmeyen şeyler bunlar temizlenemediklerinden dolayı endişe duymalılar. Evet ne anlarsınız? Manevî hayatımız itibarıyla, tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırır. El verir ki yürekten olsun. Üstümüze, başımıza sıçrattığımız şeyleri bir daha sıçratmama adına kemâl-i ciddiyet ile hatta kemâl-i cinnetle (tastamam delice) bir hassasiyet yaşayalım. Kemali cinnet, yani tastamam (meselenin) delisi olmak, o mevzuda vehme düşmemek, vesveseye düşmemek ama o kadar arınmaya âşık olmak, arınma meftunu olmak, hayalimizden geçen şeyler karşısında bile hayal demek fiil değildir. Tahakküm de değildir, akli plan da değildir, tasavvur da değildir, şöyle böyle bir kurgulama da değildir.Elhamdülillah! Bize hırsız, ihaleye fesat karıştırdı, yakınlarını kayırdı demediler!Biz bunları yaparken bir taraftan yapamayan insanlar size takılacaktır. Bir taraftan yapıp yapıp da aynı ölçüde yapamayanlar sizlere haset edeceklerdir. Bunlar olmasaydı da biz olsaydık diyeceklerdir. Belli bir süre, sizin gücünüzü de yanlarına aldıklarından, alma lüzumundan dolayı, alma stratejisiyle size bir şey demeyeceklerdir. Fakat iş bir kerteye gelecektir ki, orada haset hortlayacaktır, o ortaya çıkacaktır. Size demedik şey bırakmayacaklardır. Fakat size bugüne kadar “hırsız” demediler değil mi? Hepiniz böyle alnı açık, yüzü ak! Elhamdülillah! Bize “hırsız” demediler. “İrtikâp yaptı” demediler, elhamdülillah! “İhtilasta bulundu” demediler. “İhaleye fesat karıştırdı” demediler. “Yakınlarını kayırdı” demediler. “Bir şirzime-i kalîl yeniyetmelerle işe vaziyet etti” demediler. Ne dediler? Âlemin güleceği şeyleri söyledilerSize haşhaşi diyen, kafir diyor demektirMesela dediler ki, haşhaşi... Haşhaşiler fırak-ı dallenin en sapıkları, karmatiler. Yalan, dolan, hile, hud’a. Ehli sünnet onlara dalalet ötesi bir nazarla bakmış. Kafir diyenlerin sayısı az değil. Size haşhaşi diyen kafir diyor demektir. Ve mümine kafir diyen hadisin ifadesiyle ya o kafirdir, ya bu kafirdir. Ya gerçekten kendilerine kafir diyenler kafirdir, ve yahut değilse diyenler kafirdir. Böyle diyeni alkışlayanlar kafirdir. Gülerek bunu karşılayanlar kafirdir. Bu mevzu karşısında dilsiz şeytan gibi susanlar kafirdir. Hadisin ölçüsüne göre mesele öyledir. Öyle şeyler diyorlar ki bu 160 küsur ülkede 20 küsur senedir sizinle oturup kalkan insanlar bunların dediklerinin öşrünü size söylemediler. Ama ben bir şey söyleyeyim size, hem de Vallahi, Billahi, Tallahi ile söyleyeyim 20 sene değil, 20 ay değil, 20 hafta değil, 20 saat de
Zaman
En Çok Okunan
28.08.2014
SadeceAllah’ınkarşısındaeğilinSadece Allah’ın karşısında eğilin
Sadece Allah’ın karşısında eğilin
Zaman
28.08.2014
02:03
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, 411. Nağme: “Utanacak İş Yapmadınız; Dimdik Durun ve Âhirete Alacaklı Gidin!..” konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı.Hizmete gönül verenlerin üzerine düşeni yaparken, bir taraftan yapamayan insanların onlara takılacağını söyleyen Hocaefendi, “Sizinle (bir müddet) oturup kalkmamış, gece hayatınızı bilmeyen, Allah’la münasebetinizi bilmeyen, Peygamberle münasebetinizi bilmeyen; teheccüdü kaçırmayı büyük bir günah sayan, tevbe etmediğiniz günü boş geçmiş sayan sizi bu yanlarınızla bilmeyen bir kısım densizler size “haşhaşi” diyorlar, size “çete” diyorlar, size “örgüt” diyorlar, size bir şeye talip nazarıyla bakıyorlar. Bunlar, bu komik iddialarıyla o 160 küsur ülkede insanların gülmesine sebebiyet veriyorlar.” dedi. Hocaefendi, bu durum karşısında dosdoğru yürünmesi gerektiğini söyleyerek, “Siz itibarınıza -Allah’ın izni ve inayetiyle- toz kondurmamış iseniz şayet, yer ve konum itibarıyla devletin malı deniz, yemeyen domuz dememiş iseniz şayet, bence bir ayıp işlememişsiniz! Hiç utanmayın! Daima dimdik durun, Allah’ın izni ve inayetiyle.. ve Cenâb-ı Hakk’ın size lütfettiği doğru bildiğiniz o yolda dosdoğru yürüyün. Yürüyün, zira o yol Hazreti Rasûl-ü Zîşân’ın şehrâhıdır, yürüdüğü yoldur.” ifadelerini kullandı. “Sadece Allah’ın karşısında eğilin.” diyen Hocaefendi, “Yaptığınız şeyler arasında sizi Allah karşısında, Rasulullah (sav) karşısında mahcup edecek bir şey yoksa yaptığınız şey nedir? Bence dimdik durun Allah’ın izni ve inayetiyle. Sadece Allah karşısında eğilin. O’nun karşısında sadece rükua gidin. O’nun karşısında secdeye kapanın. O’nun karşısında alnınızı yere sürün.” şeklinde konuştu.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:Yürekten yapılan tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırırDemek ki umumi manada heyeti bir yönüyle zift havuzundan bir şey saçılacak fakat şer-i şerife göre yıkanınca yeniden arınma olacak, temizlenecek. Yıkanabilme istidadı durumu hususiyeti olan şeyler yıkanacak. Esas yıkanınca temizlenmeyen şeyler bunlar temizlenemediklerinden dolayı endişe duymalılar. Evet ne anlarsınız? Manevî hayatımız itibarıyla, tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırır. El verir ki yürekten olsun. Üstümüze, başımıza sıçrattığımız şeyleri bir daha sıçratmama adına kemâl-i ciddiyet ile hatta kemâl-i cinnetle (tastamam delice) bir hassasiyet yaşayalım. Kemali cinnet, yani tastamam (meselenin) delisi olmak, o mevzuda vehme düşmemek, vesveseye düşmemek ama o kadar arınmaya âşık olmak, arınma meftunu olmak, hayalimizden geçen şeyler karşısında bile hayal demek fiil değildir. Tahakküm de değildir, akli plan da değildir, tasavvur da değildir, şöyle böyle bir kurgulama da değildir.Elhamdülillah! Bize hırsız, ihaleye fesat karıştırdı, yakınlarını kayırdı demediler!Biz bunları yaparken bir taraftan yapamayan insanlar size takılacaktır. Bir taraftan yapıp yapıp da aynı ölçüde yapamayanlar sizlere haset edeceklerdir. Bunlar olmasaydı da biz olsaydık diyeceklerdir. Belli bir süre, sizin gücünüzü de yanlarına aldıklarından, alma lüzumundan dolayı, alma stratejisiyle size bir şey demeyeceklerdir. Fakat iş bir kerteye gelecektir ki, orada haset hortlayacaktır, o ortaya çıkacaktır. Size demedik şey bırakmayacaklardır. Fakat size bugüne kadar “hırsız” demediler değil mi? Hepiniz böyle alnı açık, yüzü ak! Elhamdülillah! Bize “hırsız” demediler. “İrtikâp yaptı” demediler, elhamdülillah! “İhtilasta bulundu” demediler. “İhaleye fesat karıştırdı” demediler. “Yakınlarını kayırdı” demediler. “Bir şirzime-i kalîl yeniyetmelerle işe vaziyet etti” demediler. Ne dediler? Âlemin güleceği şeyleri söyledilerSize haşhaşi diyen, kafir diyor demektirMesela dediler ki, haşhaşi... Haşhaşiler fırak-ı dallenin en sapıkları, karmatiler. Yalan, dolan, hile, hud’a. Ehli sünnet onlara dalalet ötesi bir nazarla bakmış. Kafir diyenlerin sayısı az değil. Size haşhaşi diyen kafir diyor demektir. Ve mümine kafir diyen hadisin ifadesiyle ya o kafirdir, ya bu kafirdir. Ya gerçekten kendilerine kafir diyenler kafirdir, ve yahut değilse diyenler kafirdir. Böyle diyeni alkışlayanlar kafirdir. Gülerek bunu karşılayanlar kafirdir. Bu mevzu karşısında dilsiz şeytan gibi susanlar kafirdir. Hadisin ölçüsüne göre mesele öyledir. Öyle şeyler diyorlar ki bu 160 küsur ülkede 20 küsur senedir sizinle oturup kalkan insanlar bunların dediklerinin öşrünü size söylemediler. Ama ben bir şey söyleyeyim size, hem de Vallahi, Billahi, Tallahi ile söyleyeyim 20 sene değil, 20 ay değil, 20 hafta değil, 20 saat de
Zaman
Sağlık
28.08.2014
SadeceAllah’ınkarşısındaeğilinSadece Allah’ın karşısında eğilin
Sadece Allah’ın karşısında eğilin
Zaman
28.08.2014
02:03
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, 411. Nağme: “Utanacak İş Yapmadınız; Dimdik Durun ve Âhirete Alacaklı Gidin!..” konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı.Hizmete gönül verenlerin üzerine düşeni yaparken, bir taraftan yapamayan insanların onlara takılacağını söyleyen Hocaefendi, “Sizinle (bir müddet) oturup kalkmamış, gece hayatınızı bilmeyen, Allah’la münasebetinizi bilmeyen, Peygamberle münasebetinizi bilmeyen; teheccüdü kaçırmayı büyük bir günah sayan, tevbe etmediğiniz günü boş geçmiş sayan sizi bu yanlarınızla bilmeyen bir kısım densizler size “haşhaşi” diyorlar, size “çete” diyorlar, size “örgüt” diyorlar, size bir şeye talip nazarıyla bakıyorlar. Bunlar, bu komik iddialarıyla o 160 küsur ülkede insanların gülmesine sebebiyet veriyorlar.” dedi. Hocaefendi, bu durum karşısında dosdoğru yürünmesi gerektiğini söyleyerek, “Siz itibarınıza -Allah’ın izni ve inayetiyle- toz kondurmamış iseniz şayet, yer ve konum itibarıyla devletin malı deniz, yemeyen domuz dememiş iseniz şayet, bence bir ayıp işlememişsiniz! Hiç utanmayın! Daima dimdik durun, Allah’ın izni ve inayetiyle.. ve Cenâb-ı Hakk’ın size lütfettiği doğru bildiğiniz o yolda dosdoğru yürüyün. Yürüyün, zira o yol Hazreti Rasûl-ü Zîşân’ın şehrâhıdır, yürüdüğü yoldur.” ifadelerini kullandı. “Sadece Allah’ın karşısında eğilin.” diyen Hocaefendi, “Yaptığınız şeyler arasında sizi Allah karşısında, Rasulullah (sav) karşısında mahcup edecek bir şey yoksa yaptığınız şey nedir? Bence dimdik durun Allah’ın izni ve inayetiyle. Sadece Allah karşısında eğilin. O’nun karşısında sadece rükua gidin. O’nun karşısında secdeye kapanın. O’nun karşısında alnınızı yere sürün.” şeklinde konuştu.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:Yürekten yapılan tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırırDemek ki umumi manada heyeti bir yönüyle zift havuzundan bir şey saçılacak fakat şer-i şerife göre yıkanınca yeniden arınma olacak, temizlenecek. Yıkanabilme istidadı durumu hususiyeti olan şeyler yıkanacak. Esas yıkanınca temizlenmeyen şeyler bunlar temizlenemediklerinden dolayı endişe duymalılar. Evet ne anlarsınız? Manevî hayatımız itibarıyla, tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırır. El verir ki yürekten olsun. Üstümüze, başımıza sıçrattığımız şeyleri bir daha sıçratmama adına kemâl-i ciddiyet ile hatta kemâl-i cinnetle (tastamam delice) bir hassasiyet yaşayalım. Kemali cinnet, yani tastamam (meselenin) delisi olmak, o mevzuda vehme düşmemek, vesveseye düşmemek ama o kadar arınmaya âşık olmak, arınma meftunu olmak, hayalimizden geçen şeyler karşısında bile hayal demek fiil değildir. Tahakküm de değildir, akli plan da değildir, tasavvur da değildir, şöyle böyle bir kurgulama da değildir.Elhamdülillah! Bize hırsız, ihaleye fesat karıştırdı, yakınlarını kayırdı demediler!Biz bunları yaparken bir taraftan yapamayan insanlar size takılacaktır. Bir taraftan yapıp yapıp da aynı ölçüde yapamayanlar sizlere haset edeceklerdir. Bunlar olmasaydı da biz olsaydık diyeceklerdir. Belli bir süre, sizin gücünüzü de yanlarına aldıklarından, alma lüzumundan dolayı, alma stratejisiyle size bir şey demeyeceklerdir. Fakat iş bir kerteye gelecektir ki, orada haset hortlayacaktır, o ortaya çıkacaktır. Size demedik şey bırakmayacaklardır. Fakat size bugüne kadar “hırsız” demediler değil mi? Hepiniz böyle alnı açık, yüzü ak! Elhamdülillah! Bize “hırsız” demediler. “İrtikâp yaptı” demediler, elhamdülillah! “İhtilasta bulundu” demediler. “İhaleye fesat karıştırdı” demediler. “Yakınlarını kayırdı” demediler. “Bir şirzime-i kalîl yeniyetmelerle işe vaziyet etti” demediler. Ne dediler? Âlemin güleceği şeyleri söyledilerSize haşhaşi diyen, kafir diyor demektirMesela dediler ki, haşhaşi... Haşhaşiler fırak-ı dallenin en sapıkları, karmatiler. Yalan, dolan, hile, hud’a. Ehli sünnet onlara dalalet ötesi bir nazarla bakmış. Kafir diyenlerin sayısı az değil. Size haşhaşi diyen kafir diyor demektir. Ve mümine kafir diyen hadisin ifadesiyle ya o kafirdir, ya bu kafirdir. Ya gerçekten kendilerine kafir diyenler kafirdir, ve yahut değilse diyenler kafirdir. Böyle diyeni alkışlayanlar kafirdir. Gülerek bunu karşılayanlar kafirdir. Bu mevzu karşısında dilsiz şeytan gibi susanlar kafirdir. Hadisin ölçüsüne göre mesele öyledir. Öyle şeyler diyorlar ki bu 160 küsur ülkede 20 küsur senedir sizinle oturup kalkan insanlar bunların dediklerinin öşrünü size söylemediler. Ama ben bir şey söyleyeyim size, hem de Vallahi, Billahi, Tallahi ile söyleyeyim 20 sene değil, 20 ay değil, 20 hafta değil, 20 saat de
Zaman
Ana Sayfa
28.08.2014
SadeceAllah’ınkarşısındaeğilinSadece Allah’ın karşısında eğilin
‘Hakim önüne gelen kağıda bakarak tutuklama yaptı’
Zaman
23.08.2014
16:49
İzmirde bir gazetenin kupürüyle başlatılan operasyonda 11 polisin görevlerini yaptıkları için tutuklanması, hukuksuzluğu gözler önüne serdi. Av. Ali Aksoy, Hakim Dilek Çeliktaşın önüne bir kağıt geldi. Kağıda bakarak tutuklayacaklarını yazdırdı. Hakimin önü klasör dolu, zaten okuyamadı, evrakları incelemeden tutukladı. dedi. Tutuklanan polislerin avukatları evrakların bile incelenmediğini, bunun trajikomik bir olay olduğunu savunarak her şeyin daha önceden planlandığını belirtti.Havuz medyasında yer alan bir gazetenin kupürüyle başlatılan operasyonda gözaltına alınan 32 polisten 11i tutuklandı, 21 polis ise adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Batman eski İl Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan ve eski İzmir Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Karakayalı, eski Organize Suçlarla Mücadele Müdür Yardımcısı Taner Aydının da aralarında bulunduğu 11 polisin avukatı, pazartesi günü tutuklama kararına itiraz etmeye hazırlanıyor. Avukatlar, dosyalar incelenmeden kararın bu kadar hızlı verilmesinin akıllarda soru işareti bıraktığını ifade etti.BU VERİLERLE TUTUKLAMA YAPMAK, ARAMA YAPMAK ANCAK TETİKÇİLİK OLURÖncelikle arama kararının 5 kişiye verildiğini belirten Av. Ali Aksoy, Gözaltına alınan toplam 32 kişi var fakat arama kararı 5 kişiye çıkarılıyor. Suç olduğunu düşündüğün bir durum varsa hepsine çıkarılması lazım. Suçladığın adamların niye hepsine değil de 5 kişiye veriliyor? Bu tamamen hukuksuzluk. Zaten bu verilerle tutuklama yapmak, arama yapmak ancak tetikçilik olur. Bunlar seçmece olduğu için, kaliteli, başarılı insanlar olduğu için seçildiler. Bunlar merminin üzerine kafasını uzatan adamlar. diye konuştu.Her şeyin daha önceden sanki planlı bir şekilde işlediğini savunan Aksoy, mahkeme sırasında yaşananları şöyle anlattı: Hakim Dilek Çeliktaşın önüne bir kağıt geldi. Kağıda bakarak tutuklayacaklarını yazdırdı. Hakimin önü klasör dolu, zaten okuyamadı, evrakları incelemeden tutukladı. Eski İzmir Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Karakayalıya 38 sayfa ifade yazdık, tüm detaylarını ama hakim okumak için 30 saniye ayırmadı. dedi.SAVCI VERMEDİĞİ İFADEYİ SORDUSavcılıkta vereceğini söyleyerek ifadesini emniyette vermeyen Taner Aydının savcılıktaki sorgu sırasında komik bir olayın yaşandığını anlatan Av. Aksoy, Savcının, önündeki evrakları okumadığı o kadar belli ki. Taner Aydına, Emniyetteki ifaden geçerli mi? sorusunu yöneltiyor. Evrakı okumuş olsa Taner Aydının, emniyette vermediği ifadeyi savcılıkta vereceği yazıyor. diye konuştu.SAVCIDAN BAZI GAZETECİLERE SERVİS İDDİASIAv. Aksoy, İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmenin, mahkeme günü soruşturmayı yürüten savcının yanına uğradığını söyleyerek, gözaltı listesinden isminin çıkarılmasına da tepki gösterdi. Savcının yanına birkaç gazetecinin özel olarak çağrıldığı ve bazı dosyaların verildiği de iddialar arasında.
Zaman
Güncel
23.08.2014
‘Hakimönünegelenkağıdabakaraktutuklamayaptı’‘Hakim önüne gelen kağıda bakarak tutuklama yaptı’
‘Hakim önüne gelen kağıda bakarak tutuklama yaptı’
Zaman
23.08.2014
16:49
İzmirde bir gazetenin kupürüyle başlatılan operasyonda 11 polisin görevlerini yaptıkları için tutuklanması, hukuksuzluğu gözler önüne serdi. Av. Ali Aksoy, Hakim Dilek Çeliktaşın önüne bir kağıt geldi. Kağıda bakarak tutuklayacaklarını yazdırdı. Hakimin önü klasör dolu, zaten okuyamadı, evrakları incelemeden tutukladı. dedi. Tutuklanan polislerin avukatları evrakların bile incelenmediğini, bunun trajikomik bir olay olduğunu savunarak her şeyin daha önceden planlandığını belirtti.Havuz medyasında yer alan bir gazetenin kupürüyle başlatılan operasyonda gözaltına alınan 32 polisten 11i tutuklandı, 21 polis ise adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Batman eski İl Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan ve eski İzmir Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Karakayalı, eski Organize Suçlarla Mücadele Müdür Yardımcısı Taner Aydının da aralarında bulunduğu 11 polisin avukatı, pazartesi günü tutuklama kararına itiraz etmeye hazırlanıyor. Avukatlar, dosyalar incelenmeden kararın bu kadar hızlı verilmesinin akıllarda soru işareti bıraktığını ifade etti.BU VERİLERLE TUTUKLAMA YAPMAK, ARAMA YAPMAK ANCAK TETİKÇİLİK OLURÖncelikle arama kararının 5 kişiye verildiğini belirten Av. Ali Aksoy, Gözaltına alınan toplam 32 kişi var fakat arama kararı 5 kişiye çıkarılıyor. Suç olduğunu düşündüğün bir durum varsa hepsine çıkarılması lazım. Suçladığın adamların niye hepsine değil de 5 kişiye veriliyor? Bu tamamen hukuksuzluk. Zaten bu verilerle tutuklama yapmak, arama yapmak ancak tetikçilik olur. Bunlar seçmece olduğu için, kaliteli, başarılı insanlar olduğu için seçildiler. Bunlar merminin üzerine kafasını uzatan adamlar. diye konuştu.Her şeyin daha önceden sanki planlı bir şekilde işlediğini savunan Aksoy, mahkeme sırasında yaşananları şöyle anlattı: Hakim Dilek Çeliktaşın önüne bir kağıt geldi. Kağıda bakarak tutuklayacaklarını yazdırdı. Hakimin önü klasör dolu, zaten okuyamadı, evrakları incelemeden tutukladı. Eski İzmir Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Karakayalıya 38 sayfa ifade yazdık, tüm detaylarını ama hakim okumak için 30 saniye ayırmadı. dedi.SAVCI VERMEDİĞİ İFADEYİ SORDUSavcılıkta vereceğini söyleyerek ifadesini emniyette vermeyen Taner Aydının savcılıktaki sorgu sırasında komik bir olayın yaşandığını anlatan Av. Aksoy, Savcının, önündeki evrakları okumadığı o kadar belli ki. Taner Aydına, Emniyetteki ifaden geçerli mi? sorusunu yöneltiyor. Evrakı okumuş olsa Taner Aydının, emniyette vermediği ifadeyi savcılıkta vereceği yazıyor. diye konuştu.SAVCIDAN BAZI GAZETECİLERE SERVİS İDDİASIAv. Aksoy, İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmenin, mahkeme günü soruşturmayı yürüten savcının yanına uğradığını söyleyerek, gözaltı listesinden isminin çıkarılmasına da tepki gösterdi. Savcının yanına birkaç gazetecinin özel olarak çağrıldığı ve bazı dosyaların verildiği de iddialar arasında.
Zaman
Ana Sayfa
23.08.2014
‘Hakimönünegelenkağıdabakaraktutuklamayaptı’‘Hakim önüne gelen kağıda bakarak tutuklama yaptı’
Toplam "12" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti