milli eğitim bakanlığı tarihinde bir ilk | |
|
| Birinci yine Safvet Koleji'nden | Samanyolu Haber | 02.05.2011 14:16 |  | | Özel Nilüfer Safvet Koleji bilgisayar olimpiyatında Türkiye Birincisi oldu Ulusal E-Dream Bilgisayar Proje Olimpiyatında Bursa İnegöl Özel Nilüfer Safvet Koleji ?Kelebeklerin Dünyası? adlı çalışmasıyla web tasarım dalında Türkiye Birincisi olarak altın madalya aldı.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve Özel Fatih Eğitim Kurumlarının koordinatörlüğünde bu yıl İstanbul?da 7. si düzenlenen ?E-Dream Ulusal Bilgisayar Proje Olimpiyatı?ı finali 30 Nisan 2011 tarihinde İstanbul?da yapıldı. Olimpiyatta Bursa İnegöl?deki Özel Nilüfer Safvet Koleji Türkiye Birincisi olarak Altın Madalya kazandı.
E-Dream Bilgisayar Proje Olimpiyatında Türkiye genelinde 78 ilden başvuru yapan 1016 okulun 2150 projesinin değerlendirildiği ön eleme sonuçları ile 70 proje finale kaldı. ?Web Tasarım? kategorisinde yarışan Özel Safvet Koleji öğrencisi Emre Tosun Altın Madalya kazanıp Türkiye birincisi olup ödül olarak da taşınabilir bilgisayar kazandı.
2150 projenin katıldığı yarışmada web tasarım dalında Altın Madalya alan Emre Tosun, kelebeklerin dünyasını tanıtıyor. Konuyla ilgili sorularımızı cevaplayan Özel Safvet Koleji Bilgisayar Öğretmeni İhsan Ünlü, ?Binlerce projenin katıldığı yarışmada ilk elemeyi geçince madalya alacağımıza inanmıştık. Öğrencimizin, geçen yılda aynı yarışmada ?Bambaşka Bir Dünya - Arılar Dünyası? tasarımı ile üçüncü olmuştu. Bu sene birinci olacağımıza inancımız tamdı ve öğrencimiz birinci olarak bizleri çok mutlu etti.?dedi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.05.2011 | | | BirinciyineSafvetKolejindenBirinci yine Safvet Kolejinden |
|
| "Hiçbir şair Mehmet Akif kadar güzel sıfatlara sahip değil" | Samanyolu Haber | 02.04.2011 06:25 |  | | İzmirde, 2011 Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy Yılı etkinlikleri kapsamında İzmir Eğitimciler Derneği (İZED) tarafından İzmir Kız Lisesinde bir panel düzenlendi. Panelin açılışında konuşan İZED Başkanı Salih Narin, Mehmet Akif Ersoydan başka hiçbir şairin, milli şair, Çanakkale şairi, Kurtuluş Savaşı Şairi gibi güzel sıfatlara sahip olmadığını söyledi. Narin, Akifi bazen şiir yazarken, bazen cami kürsüsünde halka milli mücadeleyi anlatırken göreceksiniz. Böylesi özel bir insanı anlamak ve anlatmak için çalışmaya devam etmeliyiz dedi.
İzmir Kız Lisesi Konferans Salonunda düzenlenen panelde salon tamamen doldu. Panele katılan Milli Eğitim Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanı Nurettin Konaklı, şairin yetiştiği dönemin 1. ve 2. Meşrutiyet, 1. Dünya ve Kurtuluş savaşlarının yaşandığı dönem olduğunu hatırlatarak, Akifin altyapısında öncelikle iyi bir babadan eğitim alması var, öğretmenliği var, aksiyon insanlığı var, vaaz ve hatipliği var, manevi ve halk önderliği var. Akifin hayat felsefesinde doğru adam olmak düsturu var. Akif, şiiri sanat için değil, toplumu eğitmek ve harekete geçirmek için yazmıştır diye konuştu. Panele katılan İzmir İl Milli Eğitim Müdürü M. Ragıp Üye de, milletlerin tarihlerinde iz bırakan olay ve şahsiyetler bulunduğunu, milli şuuru ayakta tutmak için bunları hatırlamak gerektiğini söyledi. Mehmet Akifin Türk milletinin tarihinde iz bırakan bir kişi olduğunu ifade eden Üye, Akifin hangi şartlarda yazdığını bilmemiz gerekiyor. Mehmet Akif, Türk milleti tarihinin en karanlık dönemini yaşarken herkesi yurt savunmasına çağırdı. Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın ama Akifler hep olsun şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından panele geçildi. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Gökçekin moderatörlüğünü yaptığı panelde, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Andı, Balıkesir Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Varlı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sebahattin Çağın, Mehmet Akif Ersoyun hayatı ve eserleri ile ilgili bilgiler verdi. Panel öncesinde lisenin girişinde Mehmet Akif Ersoyun kendi el yazması olan ilk İstiklal Marşı yazımları sergilendi. Ayrıca, İstiklal Marşının ilk beste çalışma belgeleri de sergilendi. Panel öncesinde Karşıyaka Selçuk Yaşar İlköğretim Okuulunun minik öğrencilerinin İstiklal Marşını okuması salonda bulunanları duygulandırdı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 02.04.2011 | | | HiçbirşairMehmetAkifkadargüzelsıfatlarasahipdeğilHiçbir şair Mehmet Akif kadar güzel sıfatlara sahip değil |
|
| MHP'ye Balıkesir'de doktor aday | Samanyolu Haber | 26.03.2011 03:09 |  | | Balıkesirde Uzman Doktor Mehmet Çalışkan, MHPden Balıkesir Milletvekili Aday Adayı oldu. Balıkesirde uzun yıllar İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan ve bu süre içerisinde 4 defa görevinden alınıp mahkeme kararıyla tekrar görevine iade edilen Uzman Doktor Mehmet Çalışkan, MHPden Balıkesir Milletvekili Aday Adayı oldu. Çalışkan, aday adaylığını parti binasında düzenlenen ve kabalık bir katılımla gerçekleşen basın toplantısında resmen açıkladı.
4 DEFA ALINDIĞI GÖREVİNE 4 DEFA GERİ GELDİ
MHP Balıkesir Milletvekili Aday Adayı Mehmet Çalışkan, 32 yıllık hekimlik hayatının 27 yıldan fazlasında Balıkesirde idarecilik yaparak çalıştı. AK Parti iktidarından sonra 4 defa İl Sağlık Müdürlüğü görevinden alınan Mehmet Çalışkan, her defasında da İdari Mahkeme ve Danıştay kararıyla İl Sağlık Müdürlüğü görevine iade edildi. Mehmet Çalışkan, son olarak 23 Eylül 2010 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğü görevinden takrar alındı. Parti binasındaki basın toplantısında özgeçmişi, meslek ve idarecilik yaşamı ve kariyeriyle alakalı ayrıntılı bilgiler veren Mehmet Çalışkan, AKP iktidarı beni 4 defa sağlık müdürlüğü görevimden aldı. Ben de 4 defa idare mahkeme ve Danıştay kararıyla sağlık müdürlüğü görevine döndüm. Rekoru kıramasak da Balıkesirde bu rekor benim. Onun için de mutluyum. Bu olayı bir şeref madalyası olarak düşünüyorum ve bu madalyayı taşımaktan da çok mutluyum, çok gururluyum dedi.
TEK ADRES MHP
Milletvekili aday adaylığı açıklamasında hükümeti de eleştiren Mehmet Çalışkan, 12 Haziranda yapılacak seçimlerde MHPnin tek başına iktidar olacağını söyledi. MHP Balıkesir Milletvekili Aday Adayı Mehmet Çalışkan, Ben önce ülkem, devletim ve milletim, sonra partim MHP ve sonra biz olarak yola çıkarak MHP Balıkesir milletvekili aday adayı oldum. Çünkü iktidarın teslim edileceği tek adres, tek pati MHPdir. Ve bu adres herkesin kafasına nakşedilmiştir. Tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek dil konusunda vatanımızın dirliğini ve devamlılığını, milletimizin birliğini ve beraberliğini bozmaya çalışanlarla mücadele edebilecek tek parti MHPdir. Ben MHP Milletvekili Aday Adayı olmakla büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum. Son kullanma tarihi geçmiş, miadını doldurmuş, raf ömrünü tüketmiş, kokmaya, kokuşmaya, küflenmeye, böceklenmeye, kurtlanmaya başlamış olan bu iktidardan MHP iktidarı ile kurtulacağız diye konuştu.
MEHMET ÇALIŞKAN KİMDİR?
1952 yılında Balıkesirde doğan Mehmet çalışkan, ilk ve orta öğrenimini Balıkesirde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinde başladığı yüksek tahsilini Bursa Üniversitesi Tıp Fakültesinde bitirdi. Lise yıllarında Genç Ülkücüler Teşkilatı, üniversite yıllarında İstanbul ve Bursa Ülkü Ocaklarında çalışan Mehmet Çalışkan, Tıp Fakültesini bitirdikten sonra Balıkesir SSK Hastanesinde (şimdiki Atatürk Devlet Hastanesi) göreve başladı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesinde başladığı Halk Sağlığı ihtisasını 1982 yılında tamamladı. İhtisasının ardından Bozüyük Devlet Hastanesi Başhekimi ve Eğitim Araştırma Sağlık Grup Başkanı olarak mecburi hizmetini yaptı. 1987 yılındaki askerlik görevini Milli Savunma Bakanlığı Sağlık daire Başkanlığında koruyucu tıp subayı olarak yapan Mehmet Çalışkan, Balıkesirde bugüne kadar Sağlık Müdürü ve Halk Sağlığı Müdürü olarak görev yaptı. Evli ve 2 çocuk babası olan Uzman Doktor Mehmet Çalışkan, 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak 24. Dönem Milletvekilli Genel Seçimleri için MHPden Balıkesir Milletvekili Aday Adayı oldu.
İHA
| | Samanyolu Haber Son Dakika 26.03.2011 | | | MHPyeBalıkesirdedoktoradayMHPye Balıkesirde doktor aday |
|
| 'Mehmet Akif yılı'nda neler var? | Samanyolu Haber | 25.02.2011 09:57 |  | | 2011 Mehmet Akif Ersoy Yılında yapılacak kutlamalarla ilgili kurullar oluşturuldu ve eylem planları hazırlandı. 3. Boğaz Köprüsüne Mehmet Akif Ersoy isminin verilmesi, İstiklal Marşı Anıtının yapılması ve şairle ilgili bir oyun yazdırılması en dikkat çeken projelerden bazıları.
2011 yılı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Mehmet Akif Ersoy Yılı ilan edildi. Konuyu ilk kez 2010un Aralık ayında AK Parti grup toplantısında gündeme getiren Başbakan, kararın Kültür Bakanlığı ile birlikte alındığını söylemiş, İnşallah 2011 boyunca Akifi ve eserlerini daha yoğun bir şekilde gündemde tutacağız. demişti. 2011in Mehmet Akife ithaf edilmesi, yaşarken bir dönem devlet tarafından hak ettiği değeri görememiş İstiklal Marşı şairine bir nevi iade-i itibar anlamına da geliyor. 2011, aynı zamanda Akif Ersoyun vefatının 75. ve İstiklal Marşının kabulünün 90. yılı. Ancak Mehmet Akif Ersoy Yılında yapılacaklarla ilgili kamuoyunun çok fazla bilgi sahibi olduğu söylenemez. Bu nedenle, ortalıkta olumsuz yönde söylentiler dolaşmaya başladı.
2007 yılından bu yana resmi olarak kutlanan İstiklâl Marşının Kabulü ve Mehmet Akif Ersoyu Anma Gününün bu yıl 12 Martın cumartesi gününe denk gelmesi sebebiyle, okullarda gerçekleştirilecek kutlamaların bazı illerde iptal edildiği iddia ediliyor. Diğer bir iddia da merkez kutlamaları ile ilgili bir komitenin olmaması, Merkez Yürütme Kurulunun böyle bir sorumluluğu üstlenmediği ve bunu Ankara Valiliğinin uygulamasına bıraktığı ifade ediliyor. Ayrıca kutlamalarla ilgili planlamanın yeterince yapılmadığı konusunda yapılan eleştiriler de giderek artıyor. Aslında bu eleştirilerin pek haksız olduğu da söylenemez. Çünkü 2011 kutlamalarının planlanması ve uygulaması konusunda 2010 yılının Ekim ayında yapılması tasarlanan toplantı yapılamadı. 7 Aralıkta yapılan toplantının ise resmi kurumlardan gelen temsilcilerin yetkisizlik beyanları yüzünden istenilen sonuca ulaşılamadığı belirtiliyor. Tüm bu söylentiler ortalıkta dolaşırken, biz de merceğimizi Mehmet Akif Ersoy Yılı kutlama etkinliklerine tuttuk. Devlet ve sivil toplum kanadında yapılan çalışmaları derledik.
2011 Mehmet Akif Yılının devlet kanadındaki koordinasyonu Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından yürütülüyor. Bu kapsamda, Bakanlık birimlerinin katılımlarıyla 12 Ocak 2011 tarihinde konu ile ilgili bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda bakanlığın sanat kurumları öncelikli olmak üzere bütün birimlerin konu ile ilgili yapacakları çalışmalar belirlenip eylem planı hazırlandı. Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda birçok etkinlik planlandı. İstiklal Marşı Anıtının yapılması, Mehmet Akifle ilgili bir oyun yazdırılması, Akifin şiirlerinin bestelenip bir albüm hazırlanması, Mehmet Akif Ersoy Edebiyat Müze Kütüphanesi açılması bunlardan bazıları. Ayrıca çeşitli üniversitelerde ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenlenmesi, Safahatta yer alan tasvirlerin ressamlar tarafından resmedilmesi, hat sanatçılarının hazırladığı Mehmet Akif Ersoyun şiirlerinin hat kompozisyonu şeklinde levhalarının yapılması da (75 Eser) etkinlikler arasında yer alıyor.
Kutlamalar çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığında da (MEB) bir kurul oluşturuldu. Bakanlık bünyesinde etkinlikler için bir Merkez Yürütme Kurulu, oluşturuldu. Bir eylem planı hazırlayan kurul, çalışmalarına devam ediyor. Kurulun hazırladığı eylem planında en dikkat çeken husus, İstanbulda yapımına başlanacak olan 3. Boğaz Köprüsüne Mehmet Akif Ersoy isminin verilmesi düşüncesi. Bu konuyla ilgili MEBin Ulaştırma Bakanlığı ile görüşmeleri devam ediyor. Kurul ayrıca Mehmet Akif adına büyük bir ödül verilmesi, Mehmet Akife Mektup Yarışması konuları da eylem planına dahil etti.
Sivil toplum kuruluşları arasında 2011 Mehmet Akif Yılını en yoğun şekilde geçireceklerin başında Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) geliyor. TYB, 27 Aralık 2010 akşamından itibaren bir süre ara verilen Safahat Okumalarını yeniden başlattı. TYBnin 30 yılı aşkın süredir gelenek haline getirdiği İstiklâl Marşını Yazıldığı Yerde Okumak başlıklı program gönüllü kuruluşların, öğretmen ve öğrencilerle halkın katılımı ile Taceddin Dergâhında 12 Mart günü gerçekleştirilecek. Mehmet Âkif bilgi şölenlerinin 5.si uluslararası olarak 11-13 Mart günlerinde İlim Yayma Cemiyeti Ankara Şubesinin desteği ile gerçekleştirilecek.
Mehmet Akif Fikir ve Sanat Vakfı da bu yılki kutlama faaliyetlerine etkin olarak katılan sivil toplum örgütlerinden. Vakıf, TBMM üyesi olduğu tarihten itibaren Mehmet Akif ve İstiklal Marşı ile ilgili oturumlarda yapılan bütün konuşmalarının yer aldığı bir kaynak kitap hazırladı. Vakıf ayrıca Akifin İstiklal Savaşı sırasında çeşitli sebeplerle bulunduğu beldelerde sempozyum, panel, konferans ve Mehmet Akif fotoğrafları sergileri ile belgesel film gösterimleri düzenleyecek. Türk cumhuriyet ve toplulukları ile Balkanlardaki kültür coğrafyamızda da çeşitli faaliyetler düzenlenecek. Kazakistanın Almatı şehrinde may | | Samanyolu Haber Son Dakika 25.02.2011 | | | MehmetAkifyılındanelervar?Mehmet Akif yılında neler var? |
|
| Gerçekler ne zaman açıklanacak? | Samanyolu Haber | 15.02.2011 08:47 |  | | Milli Savunma Bakanlığına önemli bir çağrı Yüzleşme Derneği Başkanı Cafer Sorgun Star Gazetesinde yayınlanan yazısında Milli Savunma Bakanlığına önemli bir çağrıda bulunuyor
Sayın Vecdi Gönül?e bugünden tezi yok, geçtiğimiz yılın sonlarında yayınlanan ?Dersim... Dersim... Yüzleşmezsek Hiçbir Şey Geçmiş Olmuyor? adlı kitabımı göndereceğim. Bu kitapta konuyla ilgili devlet kayıtlarında yaptığı ?inceleme? sonucunda bulamadığı ?kayıt, bilgi ve belgeler? var!
Eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil, 1986 yılında CHP?nin bugünkü genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu?nun ses kayıt cihazına kaydettiği şu sözleri söylemedi: ?...Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden. Bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir harekât oldu. Dersim davası da bitti.?
12 Mart döneminin darbeci paşalarından Muhsin Batur, hatıralarını anlattığı kitabında şunları yazmadı: ?Günlerden bir gün emir geldi... Tren yolu ile Elazığ?a gidilecek, bir süre orada eğitim gördükten sonra o zamanlar Dersim denilen bölgeye gideceğiz. (...) Bir müddet sonra ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik ve iki ayı aşkın bir süre özel görev yaptık. Okuyucularımdan özür diliyor ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum.?
Genelkurmay?ın adlandırmasıyla ?Dersim Tedip ve Tenkil Harekâtı?na katılan askerlerden biri, Urfalı Abdullah Çiftçi, ölmeden önce yaşadığı vicdan azabından dolayı kendisine mikrofon uzatan gazeteciye şu açıklamayı yapmadı: ?Operasyonlar günlerce sürerdi. Köylere gittiğimizde köyün yetişkin erkekleri kaçardı. Sadece çocuklar ve kızlar kalırdı köylerde. Ambarlarını, ahırlarını ateşe veriyorduk. Sonra onların çocuklarını, kızlarını, kadınlarını, hepsini makineli silahların önlerine verip öldürüyorduk. Kanları sel gibi akıyordu.?
Dersim Mebusu Hasan Hayri Bey de, aslında 1925 yılında Elazığ?da tutuklanıp ?meclise Kürt kıyafetleriyle geldiği? için sorgulanmadı, asılmadı...
Bütün bunlar olmadı mı?
1927 yılında ?Umum Müfettişlik Teşkiline Dair Kanun? diye bir kanun çıkarılmadı... Dersim?in adı 1935 yılında çıkarılan özel bir kanunla ?Tunceli? yapılmadı... 1936 yılında ?Dersim meselesini halletmek? üzere bir 4. Müfettişlik oluşturulmadı, bu göreve Korgeneral Abdullah Alpdoğan atanmadı... Mecburi İskan Kanunları çıkarılmadı. Binlerce aile yerinden yurdundan edilmedi. O kanunların amaç ve gerekçesinde su katılmamış bir ırkçılık yapılmadı...
1932 yılında Jandarma Umum Komutanlığı ?Dersim? adıyla ?şahsa mahsus? bir rapor kitap hazırlamadı... Bu rapor-kitapta 1926 yılından bu yana bölgedeki valiler, içişleri bakanlığı müfettişleri ve bizzat dönemin başbakanı İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya?nın imzasını taşıyan ?Dersim? konulu raporlara yer verilmedi... Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey, 2 Şubat 1926 tarihinde İçişleri Bakanlığına verdiği raporunda ?Dersim çıbanbaşıdır? demedi... Fevzi Çakmak, ?Dersimli okşanmakla kazanılmaz. Müsellâh (silahlı) kuvvetin müdahalesi Dersimliye daha çok tesir yapar ve ıslahın esasını teşkil eder? demedi... İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Dersim?deki 91 aşiretten isim isim tespit ettiği 347 ailenin (yaklaşık 3500 kişi) Batı ve Trakya illerine sürgününe ilişkin bir plan hazırlamadı...
?Ayıptır, zulümdür, cinayettir?
Mustafa Kemal, 1936 yılında TBMM açılış konuşmasında şu sözleri söylemedi: ?Dâhili işlerimizden en mühim bir safha varsa, o da Dersim meselesidir. Dâhilde bulunan işbu yarayı, bu korkunç çıbanı, ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için hükümete tam ve geniş salahiyetler verilmelidir.?
Dersim?e baştan sona karakollar, kışlalar inşa edilmedi... Dersimlilerin silahları toplanmadı... 1937 Mart ayının sonlarında, Seyit Rıza, oğlu İbrahim?i Dersim?i bombalayan ve daha kapsamlı bir saldırının hazırlıkları içinde olan Abdullah Alpdoğan?a ?elçi? olarak göndermedi, Bıra İbrahim, Alpdoğan?ın subaylarından birinin tezgâhladığı bir komplo sonucu öldürülmedi... Seyit Rıza, toplayabildiği aşiret önde gelenleriyle Munzur?un kıyısında bir araya gelmedi, ?direnme? kararı almadı ve dönemin gazeteleri bunları yazmadı... Alpdoğan?ın ?kellesini isterim? dediği Koçgiri hareketinin liderlerinden Alişer Efendi?nin kafası kesilip Alpdoğan?ın önüne konulmadı... Para, altın ve ?harekât duracak? vaadiyle bu lanetli işi yapan Rayber de sonradan askerler tarafından öldürülmedi...
Mustafa Kemal Atatürk?ün manevi kızı Sabiha Gökçen, 1937 Mayısında Dersim?in köylerini, dağlarını bombalamadı... Yıllar sonra kendisine sorulduğunda, ?50 kiloluk bombaların ne şeyi olur? demedi ve dalga geçercesine ?Atatürk onların daha insani yaşamalarını istiyordu? da demedi...
4 Mayıs 1937 günü Bakanlar Kurulu, M. Kemal ve Fevzi Çakmak?ın da katılımıyla toplanmadı. Bu bakanlar kurulu toplantısından orduya Dersim için 2 maddeden oluşan korkunç bir ?tenkil? emri verilmedi... 1937 yaz ayları | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.02.2011 | | | Gerçeklernezamanaçıklanacak?Gerçekler ne zaman açıklanacak? |
|
| Atalay: Çalışmalara şimdiden başlayın | Samanyolu Haber | 07.02.2011 13:56 |  | | İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Çevik Kuvvetin toplumsal olaylarda tutumunun polisin imajında belirleyici olduğunu belirterek, oralara genç polislerin gittiğini ve bu nedenle eğitimin önem taşıdığını söyledi. Yanlış ve keyfilik içinde olanları teşkilatta barındırmayacaklarını vurgulayan Atalay, kol kırılır yen içinde kalır anlayışının asla teşkilatta olmayacağını belirtti.
İçişleri Bakanlığı Konferans Salonunda iki gün sürecek olan İl Emniyet Müdürleri Değerlendirme Toplantısının açılış konuşmasını yapan Bakan Atalay, asayiş, güvenlik hizmetleri açısından çalışmaların gözden geçirileceğini söyledi.
Korkudan beri yaşamak özgürlüğünü güvenlik birimlerinin sağladığını dile getiren Atalay, yapılan işin herhangi bir kamu hizmeti değil çok hayati, yaşamsal, ciddi bir iş olduğunu vurguladı.
Özgürlük-güvenlik arasındaki hassas dengenin gözetilmesi, vatandaşı merkeze alan bir güvenlik politikası ve stratejisi ile çalıştıklarını anlatan Atalay, işkenceyi sıfırladıklarını kaydetti. Hak ve özgürlükleri kısıtlayan değil teminatı olduklarının altını çizen Atalay, polis vatandaş, hukuk ilişkisinde devrim denilecek bir dönemin getirildiğini, bundan sonrada bu hızla devam edileceğini bildirdi.
Teröre sadece güvenlik değil çok bakışlı bir anlayış getirdiklerini ifade eden Atalay, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi başlattıklarını, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kurduklarını hatırlattı. Türkiyenin çok güvenli bir ülke olduğunu dile getiren Atalay, Avrupanın en güvenli ülkesi olduğunu rahatlıkla söylenebileceğini kaydetti. Her tür çeteleşmeye yönelik alınan başarılardan dolayı teşekkür eden Atalay, mafya örgütlenmelerinin hepsinin bugün cezaevinde olduğunu ve Türkiyede kamu otoritesi olduğunu, kimsenin kendini devletin yerine koyamadığını söyledi. Polis sayısında ciddi bir artış olduğunu dile getiren Atalay, son üç buçuk yıl içinde 50 bin polis alımı yapıldığını belirtti. 2 bin 540 aracın 2010 yılında alındığını hatırlatan Atalay, emniyet güçlerinin teknik donanımının açısından güçlendirilmeye devam edeceğini ifade etti.
10 BİN POLİS AMİR KONUMUNA GEÇECEK
Okul Polisi projesi ile son dört yılda ilk ve ortaöğretim kurumlarında ciddi bir olay yaşanmadığını dile getiren Atalay, polislerden eğitimcilerle irtibatın iyi tutulmasını istedi. Okul çevresinde sivil personelin artırılması talimatını veren Atalay, bazı büyük şehirler dışında okul çevrelerindeki uyuşturucu satışlarının sonlandırıldığını söyledi. 9 bin 900 baş polis kadrosu verildiğini açıklayan Atalay, 5 Mart 2011 tarihinde sınav yapılacağını ve 10 bin polisin daha amir konumuna geçeceğini belirtti.
Polislerin askerlik sorununun kendi döneminde çözülmesinden dolayı mutlu olduğunu ifade eden Atalay, kanun yayınlanmasından sonra çok sayıda polisin terhis olacağını ve sadece İstanbulda bin 600 polisin terhis olacağını kaydetti. Polisin imajının güçlenmesinden memnuniyet duyduğunu ifade eden Atalay, vatandaş ile daha iyi ilişkinin polisten birşey kaybettirmeyeceğini söyledi. Yanlış ve keyfilik içinde olanları teşkilatta barındırmayacaklarını vurgulayan Atalay, kol kırılır yen içinde kalır anlayışının asla teşkilatta olmayacağını belirtti. Atalay, Birkaç kişiyi koruyacağız diye teşkilatın imajını yok edersiniz. İmajı kazanmak zor, yanlış bir tutum imajı kaybettirir. Çevik kuvvetin toplumsal olaylardaki tutumu, polisin imajında belirleyici oluyor. Oralara daha çok genç arkadaşlar gidiyor. Oradaki eğitim önem taşıyor, bunu hatırlatmış oluyorum. dedi.
12 Haziranda genel seçimlerin yapılacağını ama henüz Meclisin bir karar almadığını dile getiren Atalay, seçim güvenliği çalışmalarına şimdiden başlanmasını istedi. Bazı kanuni değişiklikler olduğunu hatırlatan Atalay, referandum döneminde yapılan çalışmalardan dolayı polis teşkilatına teşekkürler geldiğini söyledi.
Trafik kazalarının önlenmesinde istenilen düzeye getirilemediğinin altını çizen Atalay, vatandaşın bilinçlendirilmesi konusunda daha fazla çalışılması gerektiğini belirtti. Cep telefonuyla konuşurken araç sürmelerine karşı daha dikkatli olunmasını isteyen Atalay, kazanın birkaç saniyelik olduğunu belirterek son dönemde telefonla konuşurken araç kullanım sayısında artış gözlemlediklerini ve bu konuda hassasiyet istediklerini, filmler hazırlanacağını ifade etti. Uyuşturucuyla mücadelede en başarılı ülkelerden biri olduklarını anlatan Atalay, mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı.
Erzurum ve Atatürk üniversiteleriyle bir protokol imzalanacağını açıklayan Atalay, iki yıllık mezunların dört yıllığa tamamlanacağını ifade etti.
Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ise toplantıda geçen yılın değerlendirilmesi, bu yıl da yapılacak hizmetlerinin koordinesini konuşacaklarını söyledi. Polisin askerlik probleminin çözülmesinden dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bakan Atalaya teşekkür eden Köksal, polisin aldığı eğitimin askeri bir eğitim olduğuna dikkat çekti. Polisin askere gitmekten kaçmadığını aksine b | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.02.2011 | | | AtalayÇalışmalaraşimdidenbaşlayınAtalay Çalışmalara şimdiden başlayın |
|
| '10 bin polis amir konumuna geçecek' | Samanyolu Haber | 07.02.2011 13:50 |  | | İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Çevik Kuvvetin toplumsal olaylarda tutumunun polisin imajında belirleyici olduğunu belirterek, oralara genç polislerin gittiğini ve bu nedenle eğitimin önem taşıdığını söyledi. Yanlış ve keyfilik içinde olanları teşkilatta barındırmayacaklarını vurgulayan Atalay, kol kırılır yen içinde kalır anlayışının asla teşkilatta olmayacağını belirtti.
İçişleri Bakanlığı Konferans Salonunda iki gün sürecek olan İl Emniyet Müdürleri Değerlendirme Toplantısının açılış konuşmasını yapan Bakan Atalay, asayiş, güvenlik hizmetleri açısından çalışmaların gözden geçirileceğini söyledi.
Korkudan beri yaşamak özgürlüğünü güvenlik birimlerinin sağladığını dile getiren Atalay, yapılan işin herhangi bir kamu hizmeti değil çok hayati, yaşamsal, ciddi bir iş olduğunu vurguladı.
Özgürlük-güvenlik arasındaki hassas dengenin gözetilmesi, vatandaşı merkeze alan bir güvenlik politikası ve stratejisi ile çalıştıklarını anlatan Atalay, işkenceyi sıfırladıklarını kaydetti. Hak ve özgürlükleri kısıtlayan değil teminatı olduklarının altını çizen Atalay, polis vatandaş, hukuk ilişkisinde devrim denilecek bir dönemin getirildiğini, bundan sonrada bu hızla devam edileceğini bildirdi.
Teröre sadece güvenlik değil çok bakışlı bir anlayış getirdiklerini ifade eden Atalay, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi başlattıklarını, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kurduklarını hatırlattı. Türkiyenin çok güvenli bir ülke olduğunu dile getiren Atalay, Avrupanın en güvenli ülkesi olduğunu rahatlıkla söylenebileceğini kaydetti. Her tür çeteleşmeye yönelik alınan başarılardan dolayı teşekkür eden Atalay, mafya örgütlenmelerinin hepsinin bugün cezaevinde olduğunu ve Türkiyede kamu otoritesi olduğunu, kimsenin kendini devletin yerine koyamadığını söyledi. Polis sayısında ciddi bir artış olduğunu dile getiren Atalay, son üç buçuk yıl içinde 50 bin polis alımı yapıldığını belirtti. 2 bin 540 aracın 2010 yılında alındığını hatırlatan Atalay, emniyet güçlerinin teknik donanımının açısından güçlendirilmeye devam edeceğini ifade etti.
10 BİN POLİS AMİR KONUMUNA GEÇECEK
Okul Polisi projesi ile son dört yılda ilk ve ortaöğretim kurumlarında ciddi bir olay yaşanmadığını dile getiren Atalay, polislerden eğitimcilerle irtibatın iyi tutulmasını istedi. Okul çevresinde sivil personelin artırılması talimatını veren Atalay, bazı büyük şehirler dışında okul çevrelerindeki uyuşturucu satışlarının sonlandırıldığını söyledi. 9 bin 900 baş polis kadrosu verildiğini açıklayan Atalay, 5 Mart 2011 tarihinde sınav yapılacağını ve 10 bin polisin daha amir konumuna geçeceğini belirtti.
Polislerin askerlik sorununun kendi döneminde çözülmesinden dolayı mutlu olduğunu ifade eden Atalay, kanun yayınlanmasından sonra çok sayıda polisin terhis olacağını ve sadece İstanbulda bin 600 polisin terhis olacağını kaydetti. Polisin imajının güçlenmesinden memnuniyet duyduğunu ifade eden Atalay, vatandaş ile daha iyi ilişkinin polisten birşey kaybettirmeyeceğini söyledi. Yanlış ve keyfilik içinde olanları teşkilatta barındırmayacaklarını vurgulayan Atalay, kol kırılır yen içinde kalır anlayışının asla teşkilatta olmayacağını belirtti. Atalay, Birkaç kişiyi koruyacağız diye teşkilatın imajını yok edersiniz. İmajı kazanmak zor, yanlış bir tutum imajı kaybettirir. Çevik kuvvetin toplumsal olaylardaki tutumu, polisin imajında belirleyici oluyor. Oralara daha çok genç arkadaşlar gidiyor. Oradaki eğitim önem taşıyor, bunu hatırlatmış oluyorum. dedi.
12 Haziranda genel seçimlerin yapılacağını ama henüz Meclisin bir karar almadığını dile getiren Atalay, seçim güvenliği çalışmalarına şimdiden başlanmasını istedi. Bazı kanuni değişiklikler olduğunu hatırlatan Atalay, referandum döneminde yapılan çalışmalardan dolayı polis teşkilatına teşekkürler geldiğini söyledi.
Trafik kazalarının önlenmesinde istenilen düzeye getirilemediğinin altını çizen Atalay, vatandaşın bilinçlendirilmesi konusunda daha fazla çalışılması gerektiğini belirtti. Cep telefonuyla konuşurken araç sürmelerine karşı daha dikkatli olunmasını isteyen Atalay, kazanın birkaç saniyelik olduğunu belirterek son dönemde telefonla konuşurken araç kullanım sayısında artış gözlemlediklerini ve bu konuda hassasiyet istediklerini, filmler hazırlanacağını ifade etti. Uyuşturucuyla mücadelede en başarılı ülkelerden biri olduklarını anlatan Atalay, mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı.
Erzurum ve Atatürk üniversiteleriyle bir protokol imzalanacağını açıklayan Atalay, iki yıllık mezunların dört yıllığa tamamlanacağını ifade etti.
Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ise toplantıda geçen yılın değerlendirilmesi, bu yıl da yapılacak hizmetlerinin koordinesini konuşacaklarını söyledi. Polisin askerlik probleminin çözülmesinden dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bakan Atalaya teşekkür eden Köksal, polisin aldığı eğitimin askeri bir eğitim olduğuna dikkat çekti. Polisin askere gitmekten kaçmadığını aksine b | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.02.2011 | | | 10binpolisamirkonumunageçecek10 bin polis amir konumuna geçecek |
|
| İçişleri Bakanı Atalay: Çevik Kuvvet'in toplumsal olaylardaki tutumu, polisin imajında belirleyici oluyor | Samanyolu Haber | 07.02.2011 11:29 |  | | İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Çevik Kuvvetin toplumsal olaylarda tutumunun polisin imajında belirleyici olduğunu belirterek, oralara genç polislerin gittiğini ve bu nedenle eğitimin önem taşıdığını söyledi. Yanlış ve keyfilik içinde olanları teşkilatta barındırmayacaklarını vurgulayan Atalay, kol kırılır yen içinde kalır anlayışının asla teşkilatta olmayacağını belirtti.
İçişleri Bakanlığı Konferans Salonunda iki gün sürecek olan İl Emniyet Müdürleri Değerlendirme Toplantısının açılış konuşmasını yapan Bakan Atalay, asayiş, güvenlik hizmetleri açısından çalışmaların gözden geçirileceğini söyledi.
Korkudan beri yaşamak özgürlüğünü güvenlik birimlerinin sağladığını dile getiren Atalay, yapılan işin herhangi bir kamu hizmeti değil çok hayati, yaşamsal, ciddi bir iş olduğunu vurguladı.
Özgürlük-güvenlik arasındaki hassas dengenin gözetilmesi, vatandaşı merkeze alan bir güvenlik politikası ve stratejisi ile çalıştıklarını anlatan Atalay, işkenceyi sıfırladıklarını kaydetti. Hak ve özgürlükleri kısıtlayan değil teminatı olduklarının altını çizen Atalay, polis vatandaş, hukuk ilişkisinde devrim denilecek bir dönemin getirildiğini, bundan sonrada bu hızla devam edileceğini bildirdi.
Teröre sadece güvenlik değil çok bakışlı bir anlayış getirdiklerini ifade eden Atalay, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi başlattıklarını, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kurduklarını hatırlattı. Türkiyenin çok güvenli bir ülke olduğunu dile getiren Atalay, Avrupanın en güvenli ülkesi olduğunu rahatlıkla söylenebileceğini kaydetti. Her tür çeteleşmeye yönelik alınan başarılardan dolayı teşekkür eden Atalay, mafya örgütlenmelerinin hepsinin bugün cezaevinde olduğunu ve Türkiyede kamu otoritesi olduğunu, kimsenin kendini devletin yerine koyamadığını söyledi. Polis sayısında ciddi bir artış olduğunu dile getiren Atalay, son üç buçuk yıl içinde 50 bin polis alımı yapıldığını belirtti. 2 bin 540 aracın 2010 yılında alındığını hatırlatan Atalay, emniyet güçlerinin teknik donanımının açısından güçlendirilmeye devam edeceğini ifade etti.
10 BİN POLİS AMİR KONUMUNA GEÇECEK
Okul Polisi projesi ile son dört yılda ilk ve ortaöğretim kurumlarında ciddi bir olay yaşanmadığını dile getiren Atalay, polislerden eğitimcilerle irtibatın iyi tutulmasını istedi. Okul çevresinde sivil personelin artırılması talimatını veren Atalay, bazı büyük şehirler dışında okul çevrelerindeki uyuşturucu satışlarının sonlandırıldığını söyledi. 9 bin 900 baş polis kadrosu verildiğini açıklayan Atalay, 5 Mart 2011 tarihinde sınav yapılacağını ve 10 bin polisin daha amir konumuna geçeceğini belirtti.
Polislerin askerlik sorununun kendi döneminde çözülmesinden dolayı mutlu olduğunu ifade eden Atalay, kanun yayınlanmasından sonra çok sayıda polisin terhis olacağını ve sadece İstanbulda bin 600 polisin terhis olacağını kaydetti. Polisin imajının güçlenmesinden memnuniyet duyduğunu ifade eden Atalay, vatandaş ile daha iyi ilişkinin polisten birşey kaybettirmeyeceğini söyledi. Yanlış ve keyfilik içinde olanları teşkilatta barındırmayacaklarını vurgulayan Atalay, kol kırılır yen içinde kalır anlayışının asla teşkilatta olmayacağını belirtti. Atalay, Birkaç kişiyi koruyacağız diye teşkilatın imajını yok edersiniz. İmajı kazanmak zor, yanlış bir tutum imajı kaybettirir. Çevik kuvvetin toplumsal olaylardaki tutumu, polisin imajında belirleyici oluyor. Oralara daha çok genç arkadaşlar gidiyor. Oradaki eğitim önem taşıyor, bunu hatırlatmış oluyorum. dedi.
SEÇİM GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARINA ŞİMDİDEN BAŞLAYIN
12 Haziranda genel seçimlerin yapılacağını ama henüz Meclisin bir karar almadığını dile getiren Atalay, seçim güvenliği çalışmalarına şimdiden başlanmasını istedi. Bazı kanuni değişiklikler olduğunu hatırlatan Atalay, referandum döneminde yapılan çalışmalardan dolayı polis teşkilatına teşekkürler geldiğini söyledi.
Trafik kazalarının önlenmesinde istenilen düzeye getirilemediğinin altını çizen Atalay, vatandaşın bilinçlendirilmesi konusunda daha fazla çalışılması gerektiğini belirtti. Cep telefonuyla konuşurken araç sürmelerine karşı daha dikkatli olunmasını isteyen Atalay, kazanın birkaç saniyelik olduğunu belirterek son dönemde telefonla konuşurken araç kullanım sayısında artış gözlemlediklerini ve bu konuda hassasiyet istediklerini, filmler hazırlanacağını ifade etti. Uyuşturucuyla mücadelede en başarılı ülkelerden biri olduklarını anlatan Atalay, mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı.
Erzurum ve Atatürk üniversiteleriyle bir protokol imzalanacağını açıklayan Atalay, iki yıllık mezunların dört yıllığa tamamlanacağını ifade etti.
POLİS, ZİHNİYET DEĞİŞİMİ YAŞIYOR
Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ise toplantıda geçen yılın değerlendirilmesi, bu yıl da yapılacak hizmetlerinin koordinesini konuşacaklarını söyledi. Polisin askerlik probleminin çözülmesinden dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bakan Atalaya teşekkür eden Köksal, polisin aldığı eğitimin askeri bir eğitim olduğuna dikkat çekti. Polisin askere | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.02.2011 | | | İçişleriBakanıAtalayÇevikKuvvetintoplumsalolaylardakitutumupolisinimajındabelirleyicioluyorİçişleri Bakanı Atalay Çevik Kuvvetin toplumsal olaylardaki tutumu polisin imajında belirleyici oluyor |
|
| Yunanistan, atanmış müftünün görevini uzattı | Samanyolu Haber | 05.01.2011 10:20 |  | | Yunanistan, atanmış Gümülcine Müftüsü Cemali Meçonun 24 Aralık 2010 tarihinde sona eren görev süresini uzattığını duyurdu. Atina, Batı Trakya Türk Azınlığının 25 yıldır anlaşmalardan kaynaklanan müftüler seçimle işbaşına gelsin hakkını yine görmezden geldi.
Yunanistan, Batı Trakya Türklerinin din özgürlüğü ile dini liderini seçme hakkını ihlal etmeyi sürdürüyor. Eğitim, Ömür Boyu Öğrenim ve Din İşleri Bakanlığının talebini dikkate alan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, atanmış Gümülcine Müftüsü Cemali Meçonun görev süresini uzatan ilgili kararnameyi 17 Aralık 2010 tarihinde imzalayarak bakanlığa gönderdi. Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde yer alan tek maddelik kararda; Gümülcine Müftüsü Hafız İdris oğlu Cemali Meçonun görevinin sona eriş tarihi olan 24.12.2010 tarihinden itibaren yenilenmesine karar verilmiştir. ifadeleri kullanıldı.
Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı tarafından ilk defa 30 Mart 1990 tarihinde göreve atanan Gümülcine Müftüsü Cemali Meço, görev süresinin dolmasının ardından 28 Aralık 2000 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ikinci defa 10 yıl süreyle görevine devam etmişti. Son Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde Meçonun görev süresinin hangi tarihe kadar uzatıldığı belirtilmiyor. Bu karardan sonra atanmış İskeçe ve Dimetoka müftülerinin görev sürelerinin de aynı şekilde uzatılması bekleniyor.
Türkiye ile Yunanistan arasında devam eden azınlık sorunlarına çözüm bulma çabalarında Atinanın bu tavrı, önümüzdeki dönemde muhtemel bir müftü seçimine açık kapı bıraktığı şeklinde yorumlandı. Batı Trakyalı Türklerin taleplerine bigane kalan Atinanın aksine Türkiye, yabancı 17 metropolite Türk vatandaşlığı vererek Patrikhanenin önemli bir mağduriyetini gidermişti. Bu şekilde metropolitler, hem Patrikhanenin karar organı Sen-Sinod meclisinde (Ruhani Meclis) yer alabilecekler, hem de gelecekte Patrik olabilecekler.
Batı Trakya Türkleri, atanmış İskeçe ve Dimetoka müftülerinin görev sürelerinin 2011de dolacak olması nedeniyle müftü seçimlerinin bu yıl içinde yapılacağı beklentisi içine girmişti. Atinanın azınlığın talepleri doğrultusunda ya seçilmiş müftüleri göreve getireceği ya da müftü seçimlerine gidilmesine yeşil ışık yakacağı ifade ediliyordu. 20 Aralık 2010 tarihinde Yunan parlamentosunda bir konuşma yapan iktidar partisi PASOKun Gümülcine milletvekili Ahmet Hacıosman, 2011 yılında müftü seçimi yapılmasını istemişti.
Öte yandan Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu da, 27 Aralık 2010da yaptığı toplantıda, yeni bir müftü seçimi istemediklerini, seçilmiş müftüler İbrahim Şerif (Gümülcine) ve Ahmet Metenin (İskeçe) devlet tarafından tanınmasını talep etmişti.
Batı Trakyada müftülük sorunu, ilk defa 1985 yılında Yunanistanın anlaşmalara aykırı biçimde kendi istediği kişiyi müftü tayin etmesiyle başladı. Müftülük sorunu, azınlık arasında en ciddi sorunlardan biri olarak hep gündemde kaldı. 1985ten itibaren Batı Trakya Türkleri ile Türkiye devletinin taleplerini gözardı eden AB üyesi Yunanistanda, Gümülcine, İskeçe ve Dimetokada devletin atadığı ve azınlığın seçtiği iki müftü problemi sürüyor.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 05.01.2011 | | | YunanistanatanmışmüftününgöreviniuzattıYunanistan atanmış müftünün görevini uzattı |
|
| Gönül'den bedelli açıklaması | Samanyolu Haber | 17.12.2010 00:27 |  | | BMM Genel Kurulunda Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığının bütçeleri üzerinde görüşleri açıklayan Gönül, bedelli askerliğe ilişkin ilginç bir açıklama yaptı. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Bedelli askerlikle ilgili 8 yıl içinde hiç bir müspet ifadesinin olmadığını söyledi.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Milli Savunma Bakanlığının bütçesi 17 milyarı bulmazken eğitime ayrılan bütçenin 45 milyar olduğunu belirterek, Bununla hepimiz iftihar etmeliyiz dedi.
TBMM Genel Kurulunda Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığının bütçeleri üzerinde görüşleri açıklayan Gönül, bütçenin azami tasarruf prensibiyle hazırlandığını söyledi.
Türkiyenin bölgesinde barışın sağlanmasında, sürdürülmesinde oynadığı etkin rolün devam edeceğini belirten Gönül, Askeri ve siyasi yönlerden güçlü, istikrarlı olan ülkemizden de beklenen budur dedi.
Savunma sanayinin küresel krize rağmen 2009 yılında da olumlu bir tablo çizdiğini dile getiren Gönül, dolaysız sektör cirosunun 2 milyar 319 milyon dolara yükseldiğini, imzalanan sözleşmeler içinde yurt dışından hazır alımların yüzde 10a düştüğünü, bunun son derece önemli bir gelişme olduğunu bildirdi.
Türkiyenin ilk temel eğitim uçağı HÜRKUŞ, ilk ana muharebe tankı ALTAY, ilk korvet MİLGEM, ilk insansız hava aracı ANKA, ilk uydu GÖKTÜRK, ilk jet motoru, ilk radar, ilk piyade tüfeği, ilk makineli tüfek projelerinin yürürlüğe konulduğunu belirten Gönül, ülke tarihinde ilk defa jet savaş uçağının yapılmasına yönelik ilke kararı alındığını anımsattı. Bu projenin milli imkanlarla tamamen özgün olarak gerçekleştirileceğini ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 100. yılına hazırlanacağını belirten Gönül, ikinci olarak da bir güç sisteminin yapılmasının planlandığını söyledi.
Türk sanayinin buraya gelmesinden dolayı gerek savunma sanayinde çalışan arkadaşlara gerekse savunma sanayine teşekkür borçluyuz diyen Gönül, Aselsanın dünya savunma şirketleri arasında 86. sıraya kadar yükseldiğini de dikkati çekti.
-VAATKAR KONUŞMAM MÜMKÜN DEĞİL
Milletvekillerinin konuşmalarına da değinen Gönül, terörle mücadelede kuvvetlerin birleştirilmesinin bugüne kadar belirli ölçüde yapıldığını bundan sonra da yerine getirileceğini belirterek, En ufak taviz verilmeden terörle mücadeleye devam edilecektir dedi.
Gönül, deniz araçlarının yapılmasında özel sektörün de devreye sokulduğunu kaydetti.
Terörle mücadelede şu anda 150nin üzerinde küçük insansız hava aracı ile buna ek olarak büyük insansız hava araçlarının da kullanıldığını söyleyen Gönül, Atak Projesinde prototipin 2011de uçacağını, 2012de ilk şeklinin, 2013de de tam versiyonun uçuşa gireceğini bildirdi.
Gönül, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından 249 adet proje yürütüldüğünü söyledi.
Bedelli askerlikle ilgili 8 yıl içinde hiç bir müspet ifadesinin olmadığını belirten Gönül, Benim, kanun değişmeden vaatkar konuşmam mümkün değildir. Askerlikte süre değişimiyle ilgili de hiç bir beyanım olmamıştırdedi.
Profesyonel askerliğe 1986 yılında çıkarılan Uzman Erbaş Kanunuyla adım atıldığını, zaman içerisinde diğer kanunların da çıkarıldığını, yalnız profesyonel askerlik değil karma bir sistemin öngörüldüğünü dile getirdi.
-ÜSLUBUNUZ YANLIŞ-
Gönül, BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakıkın konuşmasını kastederek, Üslubun fevkalade yanlış, Meclisimize yakışmayan bir üslup olduğunu belirtmeliyim dedi.
Sakık, Gönüle Nasıl konuşacağımı siz mi belirleyeceksiniz? karşılığını verdi. Gönül, sözlerini şöyle sürdürdü:
Ben, bu üslubunuzun Meclise yakışmadığını düşünüyorum, arkadaşlarım ne düşünür onu bilmiyorum. Kendi kanaatimi söylüyorum. Şöyle bir cümleniz var; (Bitirdim dediğiniz bütün alanda var, arkasında milyonlarca halk var. Onun için bu yol, yöntem sorunları çözmüyor) Neyin arkasında halk var? Terörün mü? Siz de onların arasında mısınız? Terörün arkasında mısınız?
Bütçede en büyük payın Milli Savunma Bakanlığına ayrıldığı söyleniyor. Şimdi Milli Savunma Bakanlığı bütçesi 6. bütçedir. Eğitime pay ayrılmadığı söyleniyor. Milli Savunma Bakanlığının bütçesi 17 milyarı bulmazken, iftiharla söylüyoruz; Milli Eğitim Bakanlığının bütçesi 34 milyar, üniversitelerin bütçesi 11 milyar, böylece eğitime ayrılan bütçe 45 milyardır. Bununla hepimiz iftihar etmeliyiz.
Burada ben de milletvekiliyim sizler de milletvekilisiniz. Bu anlayışla bu sorulara cevap verdim. Yoksa fikirleri üslubu tasvip ettiğimden değil.
Milli Savunma Bakanlığının, bir ülkenin istikbalinde en önemli bakanlıklardan biri olduğunu belirten Gönül, Bakanlığının görevinin TSKyı harbe hazırlamak olduğunu, TSKyı harbe hazırlama görevinin hükümete verildiğini, hükümet adına da bu görevi Milli Savunma Bakanlığının yeri | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.12.2010 | | | GönüldenbedelliaçıklamasıGönülden bedelli açıklaması |
|
| MEB, engelli öğretmen alacak | Samanyolu Haber | 01.12.2010 10:48 |  | | Milli Eğitim Bakanlığı 47 özürlü personel kadrosuna öğretmen atayacak. MEB, taşra teşkilatına bağlı okul ve kurumlardaki öğretmen kadrolarına ilk defa, açıktan ve kurumlararası olmak üzere özürlü öğretmen ataması yapacak. İlk defa atanacakların MEBin 4 Temmuz 2010 tarihinde düzenlediği Özürlü Personel Alımı Sınavına katılmış olmaları gerekiyor.
Kurum içi ve kurumlararası atanacaklar için de daha önce Özürlü Personel Sınavına girmiş ve bu sınav sonucuna göre başarılı olup bir kamu kurumuna yerleştirilmiş olmaları isteniyor. Kurumlararası geçiş yapacakların muvafakat belgesi almış olması koşulu bulunuyor. Adayların atanacakları alan öğretmenliğine uygun olmaları, eğitim fakültesi dışında mezunların ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans ya da pedagojik formasyon belgesi bulunması şartı aranıyor.
Başvuracak adayların, Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik uyarınca özürlü sağlık kurulu raporlarında belirtilen özür oranlarının yüzde 40 ve üzerinde olması, bu raporu yetkili kuruluşlardan almaları gerekiyor.
Adaylar başvurularını 7-17 aralık 2010 tarihleri arasında MEBin http://personel.meb.gov.tr internet adresinden T.C kimlik numarası ile elektronik başvuru formunu doldurarak yapacaklar. Atamalar 20 Aralıkta ilk atama, açıktan atama ve kurumlararası atama öncelik sırasıyla yapılacak. Kurumlararası atamalarda hizmet süresi üstünlüğü esas alınacak. | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.12.2010 | | | MEBengelliöğretmenalacakMEB engelli öğretmen alacak |
|
| Öğretmenlere müjde - Video | Samanyolu Haber | 10.11.2010 01:31 |  | | Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğretmenlere beklenen haberi verdi Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Eğitim Bakanlığının 2011 yılı bütçesi görüşüldü. Bakanlığının gelecek yıl bütçesinin sunumunu yapan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu öncelikle 2010 yılı sonuna kadar atama bekleyen öğretmenlere beklenen haberi verdi.
2011 yılında kamuda kaç öğretmenin atamasının yapılacağı da merak ediliyordu. Bakan Çubukçu, gelecek yıl ataması yapılacak öğretmenlere müjdeyi verdi. Milli Eğitim Bakanlığının 2011 Bütçesiyle bir rekora da imza atıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi Merkezi Yönetim Bütçesinden en büyük payı aldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 10.11.2010 | | | Öğretmenleremüjde-VideoÖğretmenlere müjde - Video |
|
| Yassıada demokrasi müzesi oluyor | Samanyolu Haber | 28.10.2010 12:26 |  | | Türk demokrasi tarihinde derin izler bırakan Yassıadanın demokrasi müzesi olması yeniden gündemde. Kültür ve Turizm Bakanlığı, ilk adımı atarak demokrasi müzesi yapmak için halen askerlerin denetiminde olan adayı istedi.
Cihan muhabiri Sertaç Dalgalıderenin 2 yıl önce görüntüleyip gündeme getirdiği Yassıada ile ilgili haberde; Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, acı anılarla dolu adayı sosyal yaşama kazandırmak için bazı projelerinin olduğunu söylemişti. Günay, Müze mi olabilir? Bir kültür merkezi ya da kongre merkezi mi olabilir? Bu konuda bir ön çalışmamız var. açıklamasında bulunmuştu. Eski Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden de, bir döneme tanıklık eden ve Demokrat Partililerin yargılandığı Yassıadadaki spor salonunun Demokrasi Müzesi yapılabileceği görüşünü dile getirmişti. Genç Siviller isimli grup da, haberden 1 hafta sonra adaya demokrasi çıkarması yapmıştı.
21 Mayıs 2008 tarihinde Cihanın gündeme getirdiği Yassıada ile ilgili haber şu şekilde abonelere servis edilmişti: 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra iktidardan uzaklaştırılan Demokrat Parti (DP) yöneticilerinin yargılandığı Yassıadadaki kapalı spor salonu, aradan geçen yıllar içerisinde harabeye döndü. Türk demokrasi tarihine derin izler bırakan Yassıadadaki spor salonu ve kagir yapılar, bir bir terk edildiği için adada bugün sessizlik hakim. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, acı anılarla dolu adayı sosyal yaşama kazandırmak için projelerinin olduğunu açıkladı. Günay, gelecek 14 Mayıslarda Yassıadayı güzel duygularla anılabilecek bir mekan haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden ise, bir döneme tanıklık eden ve bugün duvarlarında aşk yazıları bulunan Yassıadadaki spor salonunun Demokrasi Müzesi yapılabileceği görüşünde.
27 Mayıs darbesinde sonra tüm dünyanın gözlerini çevirdiği Yassıada duruşmalarına mekan olan spor salonunun duvarları çivi, taş ve kurşun kalemle kazılmış isimlerle tahrip edilmiş. Bugün martı seslerine teslim olan ıssız adada insan yaşamazken, adaya gelenleri kıyısında bulunan balık üretme çiftliği karşılıyor. Yargılamalar bittikten sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilen Yassıada; 1978e kadar subay eğitim için kullanılmış. 1993 yılında ise İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Enstitüsüne devredilmişti. Fakat şehre uzaklığı ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırdığı için Su Ürünleri Enstitüsü 1995 yılında adayı terk edince, mülkiyeti Hazineye ait olan adadaki lojman, yemekhane ve sosyal tesisler, bakımsızlıktan artık kullanılamaz hale geldi. Camları kırılan, duvarları dökülen binalar, adaya gelip gidenlerin tahribatıyla neredeyse tanınmayacak durumda.
Haberin yayınlanması üzerine konu siyaset ve medya dünyasında tartışılmış, haber kanalları adada canlı yayın yaparak adanın içler acısı halini kamuoyuna göstermişti. Haberi takip eden 27 Mayıs 2008de Genç Siviller, Yassıadaya demokrasi çıkarması yapmıştı. Celal Bayarın torunları Emine Gürsoy Naskali ve Bilge Gürsoy, idam edilen Fatin Rüştü Zorlunun torunu Fatin Rüştü Yener, Yassıadada yargılanan Demokrat Parti milletvekili Abdülmelik Fıratın oğlu Mahmut Fevzi Fırat, eski Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu, eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu ve İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya eyleme katılmış ve idam kararlarının verildiği salonda duygulu anlar yaşanmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, dün yaptığı açıklamada Yassıadaya gelecek nesillere ibret olacak bir demokrasi müzesi kurmayı planladıklarını söyledi. Yassıadanın devri için Milli Savunma Bakanlığından gelecek yazıyı beklediklerini ifade eden Günay, Yassıada ile ilgili ikinci projelerinin de; buranın turizm potansiyelinin en güzel şekilde değerlendirilmesi olduğunu belirtti. Günay, Yassıada, hukuk dışı uygulamaların, yargının siyasallaşmasının kötü bir örneğidir. Yakın tarihimizin acı sayfalarından biridir. 27 Mayıs, 1908 İkinci Meşrutiyetten beri askeri darbelerin hortladığı tarihtir. Geçmişimizle yüzleşmeyi çok doğru buluyorum. dedi.
Öte yandan, Yassıadanın demokrasi müzesi olmasıyla ilgili ilk adımın 10 ay önce atıldığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının Maliye Bakanlığına 12 Ocak tarihinde başvurarak Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde turizm amaçlı değerlendirilmek üzere adanın tasarruf hakkının devrini istediği öğrenildi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 28.10.2010 | | | YassıadademokrasimüzesioluyorYassıada demokrasi müzesi oluyor |
|
| Öğretmen alımları düzenleniyor | Samanyolu Haber | 10.08.2010 10:53 |  | | Öğretmen alımları yeniden düzenleniyor. Artık sınavla öğretmen alımı olmayacak... Anadolu, fen, sosyal bilimler güzel sanatlar ve spor liselerine öğrencileri olduğu gibi öğretmenleri de sınavla öğretmen seçen Milli Eğitim Bakanlığı, bu konudaki yönetmeliği yenileyerek, Anadolu liselerine öğretmen alımını sınav kapsamından çıkarmaya hazırlanıyor.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler Liselerinin Öğretmenleri ile Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinin Beden Eğitimi, Müzik ve Görsel Sanatlar/Resim Öğretmenlerinin Seçimi ve Atamalarına Dair Yönetmelik Taslağı hazırladı ve görüş alınmak üzere ilgili kuruluşlara gönderildi.
Taslağa göre, fen, güzel sanatlar, sosyal bilimler ve spor liselerine öğretmen alımı yine sınavla yapılacak ancak tüm genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi kapsamında Anadolu statüsündeki liselere öğretmen seçimi sınav dışında tutulacak.
Taslakta, seçme sınavına ile başvuru koşullarında bazı değişiklikler öngörüldü. Buna göre, bu okullar için Seçme Sınavı Komisyonu, Personel Genel Müdürünün veya görevlendireceği bir genel müdür yardımcısının başkanlığında, bir hukuk müşaviri ile Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve Personel Genel Müdürlüğünden en az daire başkanı düzeyinde birer temsilci olmak üzere 5 kişiden oluşacak. Mevcut yönetmelikte bu komisyon 10 kişiden oluşuyor. İl Değerlendirme Komisyonunda ise 3 kişi olacak.
3 YIL DENEYİM ŞARTI
Bu okullarda görev almak isteyen öğretmenlerde aranan şartlarda da bazı değişiklikler yapıldı. Başvuracak adaylarda öğretmenlik deneyimi koşulu 2 yıldan 3 yıla çıkarıldı.
Başvuracak adaylarda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının Öğretmen Olarak Atanacakların Belirlenmesine İlişkin Kararlarına göre alanı, atanacağı eğitim kurumuna atanmaya uygun, alanında en az 3 yıl öğretmenlik yapmış, başvuru tarihi itibariyle bakanlık kadrolarında öğretmen olarak ya da diğer hizmet sınıflarında görev yapıyor ve son 3 yıllık sicil notu ortalamasının en az iyi derece olması şartı aranacak.
AĞIRLIKLAR DEĞİŞTİRİLECEK
Adaylara yapılacak seçme sınavında soru yöneltilecek alanların ağırlıkları da değiştirildi. Seçme sınavında öğretmenlik meslek bilgisi konusunun ağırlığı yüzde 25den yüzde 15e indirilirken, özel alan bilgisi konusunun ağırlığı ise yüzde 45den 55e çıkarıldı. Sınavda yer alan Türkçe ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi konularının ise ağırlığı aynı kaldı.
Seçme sınavı 100 tam puan üzerinden değerlendirilecek. Değerlendirmede adayların sorulara verdikleri doğru cevaplar dikkate alınacak. Sınavda 70 ve daha yukarı puan alanlar başarılı olacak. Mevcut yönetmelikte ise Sınavda 40 ve daha yukarı puan alanlar başarılı sayılır hükmü bulunuyor.
UYGULAMALI SINAVI
Güzel sanatlar ve spor liselerinin beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlar/resim öğretmenliklerine atama için adayların seçme sınavından sonra girecekleri uygulama sınavında da en az 70 ve daha yukarı puan alanlar başarılı olacak.
Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinin Beden Eğitimi, Müzik ve Görsel Sanatlar/Resim öğretmenliğine atanmak için başvuruda bulunan adaylardan, seçme sınavı ile değerlendirme formu üzerinde yapılacak değerlendirmenin yüzde 40ı ile uygulama sınavından almış oldukları puanın yüzde 60ının toplamı sonucu en yüksek puan alanlar atanacak.
Adaylar seçme sonuçlarına ilanı tarihinden itibaren 10 gün içinde bir dilekçe ile doğrudan Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne itiraz edebilecek.
Taslakta yer alan eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler, fen liseleri, fen liseleri-sosyal bilimler liseleri ya da sosyal bilimlerin liseleri-fen liseleri arasında yer değiştirme suretiyle atama isteğinde bulunabilecek.
SAKLI HAKLAR
Bu taslak yönetmeliğin yürürlüğe girmesi halinde, 19.09.2009 tarihli ve 27354 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri ile Her Türdeki Anadolu Liseleri Öğretmenlerinin Seçimi ve Atamalarına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılacak.
Kaldırılacak yönetmelik hükümlerine göre 27.12.2009 tarihinde yapılan sınavda 70 ve daha yukarı puan alanlardan ataması yapılamayan adayların, taslak yönetmelik kapsamında sayılan eğitim kurumlarına atamalarında bu yönetmelik hükümlerine göre yapılacak ilk seçme sınavına kadar kazanılmış hakları saklı kalacak. | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.08.2010 | | | ÖğretmenalımlarıdüzenleniyorÖğretmen alımları düzenleniyor |
|
| Mustafa Muğlalı Kışlası, İran sınırına taşınıyor | Samanyolu Haber | 06.07.2010 11:03 |  | | Vanın Özalp ilçesinde bulunan ve yöre halkı tarafından hem yerine hem de ismine tepki duyulan Orgeneral Mustafa Muğlalı Kışlasının yeri değişiyor. Milli Savunma Bakanlığı, Kışlayı, Türkiye ile İran sınırına taşımak için çalışma başlattı. İlçe merkezindeki mevcut kışlanın yerine ise park alanı yapılması düşünülüyor.
1943 yılında 33 vatandaşın kaçakçılık suçlamasıyla kurşuna dizilerek öldürülmesi olayının talimatını verdiği için hakkında 20 yıl hapis cezası verilen, ancak cezaevinde ölen Orgeneral Mustafa Muğlanın ismi, 2006 yılında Genelkurmay tarafından 3. Hudut Tabur Komutanlığı Kışlasına verildi. Ancak bu durum bölge halkının tepkisine neden oldu. Olayda yakınlarını kaybedenlerin torunları, konuyu sürekli gündemde tutarken, olayı AİHMye kadar götüreceklerini açıkladı.
25 Mayıs 20010 tarihinde Mustafa Muğlalı Kışlasındaki 2. Hudut Tabur Komutanlığı önünde çocukların bulduğu maddenin patlaması sonucu yaralanan 6 çocuktan birinin öldüğü olay, kışlanın yerini değiştirecek süreci de başlattı.
Patlamanın ardından gelen tepkiler üzerine, Vanın AK Partili milletvekilleri, bölgedeki mülki amirlerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları ile yaptıkları temasların ardından ilk etapta Kışlanın yerinin değişmesi gündeme geldi. Bunun üzerine, AK Parti Van milletvekilleri İkram Dinçer ile Kerem Altun konuyu Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönüle açtı. Talebi yerinde gören Gönül, konuyu gündemine aldı. Gönül, talebi Genelkurmaya iletirken, teknik çalışmalar için de talimat verildi. Bunun üzerine, Mustafa Muğlalı Kışlasının Saray ilçesi ile İran sınırının sıfıra yakın noktasına yakın bölgede yapılmakta olan askeri kampüsün içine yapılmasına karar verildi.
Bir süre önce Özalptaki patlama için ilçeye giden TBMM İnsan Hakları Komisyonu da konuyla ilgili bir rapor hazırladı. Raporda, Özalp ilçesindeki askeri kışlanın isminin değiştirilmesi önerilirken, kışlanın adının geçmişte Kazım Özalp olduğunu, daha sonra isminin değiştirildiğine dikkat çekildi.
Komisyon Başkanı Zafer Üskül, Silahlı kuvvetler, bizim silahlı kuvvetlerimiz, orada yaşayan insanlar da bizim insanlarımız. İnsanlarımız ile silahlı kuvvetler arasında yanlış değerlendirmelere yol açabilecek hususlar varsa, bunların giderilmesinde yarar olduğunu düşünüyoruz. Orada halk arasında bir sıkıntının varlığı gözleniyor. Dolayısıyla bu kışlanın adının, eskiden olduğu gibi Kazım Özalp Kışlası olarak değiştirilmesinde, yanlış anlamaların ortadan kaldırılabilmesi bakımından Komisyon yarar olduğunu düşünüyor. ifadelerini kullandı. Üskül, askeri kışlanın isminin değiştirilmesinin önerildiği raporu, Milli Savunma Bakanlığının yanı sıra bütün ilgili kurumlara gönderdiklerini söyledi.
Yaklaşık 10 bin nüfuslu ilçe olan Özalpın tam merkezinde bulunan Kışlanın yerine ise park alanı yapılması planlanıyor. AK Parti Van Milletvekili İkram Dinçer, geçmişte yaşanan olaylardan dolayı bu ismin bölge halkını rahatsız ettiğini söylerken, kışlanın aynı zamanda şehir merkezine sıkışıp kaldığına dikkat çekti.
Milletvekili Dinçer, Özalptaki patlamadan sonra olay mahalline gittik. Halkın arzusu şehir merkezine hapsolmuş kışlanın şehir dışına çıkmasıydı. Böyle eğitim gören birliğin şehir merkezinde olması elbette ki doğru değil. Birliğin ismine de yerel halkın bir tepkisi var. Örgüt de bunu zaman zaman istismar ediyor maalesef. Geçmişteki olaylardan dolayı bu isim rahatsızlık veriyor. dedi.
Dinçer, Milli Savunma Bakanı Gönül ile konuyla ilgili görüştüklerini ve çalışmaların son aşamaya geldiğini söyledi. Tek sıkıntılarının, kaynak sorunu olduğunu ifade eden Dinçer, bunu da rahatlıkla bulabileceklerini söyledi.
AK Partili Dinçer, Milli Savunma Bakanlığının uygun görmesi halinde mevcut kışla alanının yeşil park alanı yapmayı düşündüklerini kaydetti.
Orgeneral Mustafa Muğlalı, 1943 yılı Temmuz ayında ilçede 33 vatandaşın kaçakçılık suçlamasıyla kurşuna dizilerek öldürme olayının emrini verdi. CHP döneminde kapatılan konu DP iktidarında yeniden gündeme geldi. Bunun üzerine, olaydan sorumlu tutularak 20 yıl hapis cezası alan Muğlalı cezaevinde öldü. Muğlalıya, 1997 yılında Genelkurmay Başkanlığı tarafından iade-i itibar kararı verildi.
Muğlalının ismi, 2006 yılında Vanın Özalp ilçesinde bulunun 3. Hudut Tabur Komutanlığı Kışlasına verildi. Muğlalı isminin askeri kışlaya verilmesi üzerine, olayda hayatını kaybedenlerden birinin yakını olan Hüseyin Uzuntaş, isim değişikliğinin incitici olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Ankara 6. İdare Mahkemesine dava açtı. Yaklaşık 1,5 yıl süren yargılama sonucunda mahkeme görevsizlik kararı vererek, dosyanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
CİHAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.07.2010 | | | MustafaMuğlalıKışlasıİransınırınataşınıyorMustafa Muğlalı Kışlası İran sınırına taşınıyor |
|
| SBS'ye hastahanede girdi | Samanyolu Haber | 05.06.2010 14:41 |  | | Muşta belini kıran bir öğrenci, yatağından kalkamadığı için Seviye Belirleme Sınavına (SBS) tedavi gördüğü hastane odasında girdi. Varto Merkez Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) öğrencisi Tuğçe Kahraman, SBS heyecanını hasta yatağında yaşadı. Geçtiğimiz 3 Haziran 2010 tarihinde sınıfın penceresinden düşen Tuğçe Kahramanın beli kırıldı. Varto Devlet Hastanesinde ilk müdahalesi yapılan Kahraman, daha sonra Muş Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Doktorların Yerinden kalkamaz dediği çocuğun sınava girmesi için çalışmalara başlayan Varto YİBO idarecileri, durumu İl Milli Eğitim Müdürlüğüne aktardı. Milli
Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin bakanlıkla irtibat kurmasının ardından sınavın hastanede yapılmasına karar verildi. Tuğçe Kahraman, bir salon başkanı, bir gözetmen ve bir de bakanlık görevlisinin hazır bulunduğu hastanede SBSye girdi.
Çocuğun daha rahat bir ortamda sınava girmesi için hastanede bulunan Sınav Hizmetlerinden Sorumlu Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Turgut Karakış; 5 bin 466 öğrencimiz bugün sınava giriyor. Varto YİBOda bir kız öğrencimiz düşüp belini kırmış. Hastanede yerinden rahatsız edilmeden salon başkanı, gözetmen ve okul müdürü kontrolünde sınavı gerçekleştirilmektedir. Doktor raporuna göre çocuğun yerinden kıpırdatılmaması gerekiyordu. Biz de o doğrultuda tedbirlerimizi aldık. Çocuğumuz rahat bir şekilde sınavını
sürdürmekte. Biz çocuğumuza başarılar diliyoruz dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünden bakanlık temsilcisi olarak katılan Ramazan Gencan ise öğrencilerin rahat bir ortamda sınava girmeleri için her türlü imkanı sağladığını söyledi. Tuğçe Kahramanın da doktor raporuna istinaden hastanede sınava girdiğini belirten Gencan, Bir öğrencimiz okulda düşerek maalesef belini incitmiştir. Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından hastanede sınav olması gerektiğine dair bir uygulama var. Biz de bakanlıktan gelip gerekli görevlerimizi
yapıyoruz. Bakanlığımız sadece Türkiye içinde değil Arap ülkelerinde ve Türki cumhuriyetlerde de SBS ve merkez sistemli sınavlar yapmaktadır. Bu da onlardan biridir. Bizim için önemli olan, öğrencilerimizin başarılarını artıracak şekilde onlara sınavlarda rahat bir ortam oluşturmaktır. Öğrencimize hastanede gerekli ortamı sağladık. Çocuğumuz şu an güvenli ve huzurlu bir ortamda sınavını yapmaktadır diye konuştu.
İHA | | Samanyolu Haber Son Dakika 05.06.2010 | | | SBSyehastahanedegirdiSBSye hastahanede girdi |
|
| İlk kadın müsteşar konuştu | Samanyolu Haber | 22.05.2010 14:02 |  | | Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarlığına atanan Kadının Statüsü eski Genel Müdürü Esengül Civelek, atamadan dolayı onur ve gurur duyduğunu söyledi. Pekindeki 2010 Küresel Kadın Zirvesine Türkiyeyi temsilen katılan Civelek, Cihan Haber Ajansının atamayla ilgili sorusunu cevapladı. Atama haberini Pekinde alan Civelek, Büyük onur ve gurur duymaktayım. Bana duyulan güvene layık olabilmek için var gücümle çalışacağım. Sayın Başbakanımıza ve Sayın Bakanımıza çok çok teşekkür ediyorum. dedi.
2005 yılından bu yana Kadının Statüsü Genel Müdürü olan Civelek, MEB tarihinde ilk kez bir kadın müsteşar olarak görev yapacak. Civelek, birçok uluslararası toplantıda Türk kadınını temsil etti. Civelek, 1980 yılında Maliye Bakanlığı, Hazine Genel Müdürlüğü ve Milletlerarası İşbirliği Teşkilatı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Dairesi Meslek Memurluğunda göreve başladı. Müsteşar Civelek, sonrasında ise Türkiye Elektronik Sanayi AŞde Mali İşler Uzmanı, Mali İşler ve Personel Grup Başkan Yardımcısı, Mali İşler ve Personel Grup Başkan Vekili olarak, Uluslararası Haber Ajansında ise Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür olarak görev yapmıştı.
Civelek ayrıca Türkiye Kalkınma Bankası AŞde Eğitim Müdür Yardımcısı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Genel Müdürlük Müşaviri, Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür Vekili görevlerinde bulunmuştu.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.05.2010 | | | İlkkadınmüsteşarkonuştuİlk kadın müsteşar konuştu |
|
| Milli Eğitim'de kadın devrimi | Hür Haber | 22.05.2010 10:59 |  | | |
| MEB tarihinin ilk kadın müsteşarı atandı | Samanyolu Haber | 22.05.2010 08:27 |  | | Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarlığı?na, Kadının Statüsü Genel Müdürü Esengül Civelek atandı. Görevden alınan Muammer Yaşar Özgül?ün yerine müsteşarlığa getirilen Civelek, 2005 yılından bu yana Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü görevini yürütüyordu. Civelek?in bu göreve atanmasıyla MEB tarihinde ilk kez bir kadın, müsteşarlık görevini üstlenmiş oldu. Kararnamesi ilgili makamlara gönderilen Civelek, aynı zamanda AK Parti tarafından atanan ilk kadın müsteşar oldu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.05.2010 | | | MEBtarihininilkkadınmüsteşarıatandıMEB tarihinin ilk kadın müsteşarı atandı |
|
| MEB tarihinde ilk kadın müsteşar oldu | Haber7 | 21.05.2010 20:45 |  | | |
| Milli Eğitim Bakanlığı tarihinde bir ilk | CNN Türk | 21.05.2010 19:00 |  | | |
| 18:50 Milli Eğitim Bakanlığı'nda ilk kadın müsteşar | Net Gazete | 21.05.2010 19:00 |  | | | Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığına, Kadının Statüsü Genel Müdürü Esengül Civelek atandı. Edinilen bilgiye göre, görevden alınan Muammer Yaşar Özgülün yerine müsteşarlığa getirilen Civelek, 2005 yılından bu yana Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü görevini yürütüyordu. Civelekin bu göreve atanmasıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarihinde ilk kez bir kadın, müsteşarlık görevini üstlenmiş oldu. | | Net Gazete Son Dakika 21.05.2010 | | | 1850MilliEğitimBakanlığındailkkadınmüsteşar1850 Milli Eğitim Bakanlığında ilk kadın müsteşar |
|
| Milli Eğitim Bakanlığı tarihinde bir ilk | CNN Türk | 21.05.2010 18:56 |  | | |
| "Çocuklar Gülsün Diye" Kampanyası | Samanyolu Haber | 30.03.2010 12:36 |  | | Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile sanatçı Gülben Ergenin işbirliğinde başlatılan Çocuklar Gülsün Diye kampanyasıyla TÜrkiyenin altı ilinde anaokulu yapılacak.
Bakan Çubukçu, MEB Başöğretmen Salonundaki işbirliği protokolü imza töreninde yaptığı konuşmada, Topluma örnek, rol model olarak gördüğüm Gülben Ergene okul öncesi eğitime vermiş olduğu destek ve duyarlılık için teşekkür ederim dedi.
Sanatçıların toplumsal sorunların çözümünde çok önemli işlevi olduğunu ifade eden Çubukçu, Tecrübelerimle de biliyorum ki bizim bazen bin gidip bir vardığımız yol, değerli sanatçılarımızın katkılarıyla bir gidip bin varılan aydınlık bir yola dönüşmektedir dedi.
Her çocuğun okul öncesi eğitimden yararlanmasını hedeflediklerini belirten Çubukçu, çocukların sağlam kişilikli ve nitelikli bireyler olarak yetişmelerinde kaliteli bir erken çocukluk eğitimine ihtiyaç olduğunun bilimsel olarak da kanıtlandığını söyledi. Çocukların en yüksek öğrenme potansiyeline sahip olduğu dönemin okul öncesi dönem olduğunu ifade eden Çubukçu, bu çağda uygun fiziki koşullar ve sosyal çevrede yetişen çocukların ileriki yıllarda daha başarılı bir öğrenme seyri izlediğini anlattı.
2002 yılına kadar okul öncesi eğitimin Türk eğitim sistemi içinde olmasına rağmen bu kurumların genellikle çalışan annelerin çocuklarının bakım yeri olarak algılandığını ifade eden Çubukçu, hükümet olarak ihmal edilen bir alana eğildiklerini vurguladı.
Göreve geldiği günden bugüne kadar okul öncesi eğitim, kız çocukların ve engelli çocukların eğitimi konusu üzerinde durduğunu anımsatan Çubukçu, son yedi yılda ana okullarının sayısının 417den bin 248e yükseldiğini söyledi.
Bakan Çubukçu, 2009 yılı Eylül ayında okul öncesi eğitim için 15 bin 356 öğretmen alımı yaptıklarını anımsatarak, Cumhuriyet tarihinde, okul öncesi eğitimde bir defada bu kadar büyük çapta bir atamanın ilk kez yapıldığını söylemek isterim dedi.
Bu kampanyanın Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü ile sanatçı Gülben Ergenin işbirliğinde başlayacağını belirten Çubukçu, şunları kaydetti:
(Çocuklar Gülsün Diye) başlatılan yardım kampanyası, öncelikle altı ilde Trabzon, Mardin, Hatay, Erzurum, Tokat ve Sinop illerimizin ulaşması güç yörelerinde anaokulu yapmak hedefiyle yola çıkıyor. Bir diğer ifadeyle (çocuklar mutlu olsun) diye. Okullarına rahat servislerle ve güven içinde ulaşsınlar diye. Bu amaçla yardım kampanyası ekseninde çocuklarımızın zekalarını geliştirecek, eğlendirecek, düşündürecek eğitim materyalleri de hazırlanacaktır.
Kampanyanın bir diğer önemli yönü de gönüllülük esasına dayanmasıdır. Şeffaf, denetlenebilir ve sürdürülebilir nitelikler taşıması benim açımdan çok önemli. Kampanya, her türlü gelişmenin ve bağışın takip edilebileceği bir web adresinde hizmet verecek. Aynı zamanda toplumda okul öncesi eğitime ilişkin farkındalığın artırılmasına da katkı sağlayacak.
Çocuklarımızın gülümsemesi bizlere bağlı diyen Çubukçu, Tabii biz yetişkinlerin de da az surat asmaya ama daha çok gülümsemeye ihtiyacımız var. Sevgili Gülben Ergenin bu konuda da bir rol model olduğunu ve başarısında güler yüzlü olmasının önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum diye konuştu.
-TAMAMEN KALBİMLE BAKIYORUM-
Sanatçı Gülben Ergen de bu projede Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü Remzi İnanlının kendilerine çok yardımcı olduğunu belirterek, İlk zamanlarda detaylardan çok korktuk ve ürktük. Çünkü o kadar çok yasa, o kadar çok kısıtlayıcı, o kadar önemli şeyler vardı ki yapmamız, incelenmesi gereken. Bu devrede dostum Egemen Bağış bana Bir tek yol vardır, o da Milli Eğitim Bakanlığıdır. Oraya danışacaksın dedi. Ben de televizyon programında sesimi duyurduğumda Remzi Beyin beni aramasıyla beraber, Sayın Bakanımıza projeyi mümkün olduğu kadar hazır etmeye çalıştık dedi.
Mardindeki Bilge Köyüne yaptığı ziyareti anımsatan Ergen, orada yaşananlara kayıtsız kalamadığını, oralara kırtasiye malzemeleri, oyuncak gibi geçici sevinçler götürdüğünü söyledi. Ergen, şöyle konuştu:
Geri döndüğümde kendimi mutlu değil, çok eksik hissettim. Çünkü oraya kalıcı bir şeyler bırakamamıştım. O toprağa bir şey yapmam gerektiğini hissettim. Önümüzde 23 Nisan var, inşallah o zamana kadar ilk ana sınıfımızın inşaatı da başlamış olur. Bu proje, benimle bir ömür boyu yürümesini istediğim bir kampanya. Tamamen kalbimle bakıyorum. Kalbimle çalışıyorum, bir işçi gibi çalışıyorum ve bu işten müthiş zevk alıyorum.
MEB Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü İnanlı da okul öncesi eğitimin hızlı bir şekilde ilerlediğinin altını çizerek, sivil toplum örgütlerinin, hayırsever vatandaşların okul öncesi eğitime büyük destek verdiklerini belirtti.
Okul öncesi eğitimin Türkiyede yaygınlaştırılmasıyla geleceğin çok iyi olacağını ifade eden İnanlı, bu tür kampanyaların devam edeceğini sö | | Samanyolu Haber Son Dakika 30.03.2010 | | | ÇocuklarGülsünDiyeKampanyasıÇocuklar Gülsün Diye Kampanyası |
|
| İnegöl Safvet Koleji bronz madalya aldı | Samanyolu Haber | 26.03.2010 18:07 |  | | E-Dream Bilgisayar Proje Olimpiyatında Safvet Koleji ?Arıların Dünyası? ile Web dalında bronz madalya aldı. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve Gold Bilgisayarın katkılarıyla Özel Fatih Eğitim Kurumlarının koordinatörlüğünde bu yıl İstanbul?da 6.sı düzenlenen ?e-dream Ulusal Bilgisayar Proje Olimpiyatı? finali 20 Nisan 2010 tarihinde İstanbul?da yapıldı.
E-Dream Bilgisayar Proje Olimpiyatında Türkiye genelinde 71 ilden başvuru yapan 1953 projenin değerlendirildiği ön eleme sonuçları ile 110 proje finale kaldı. ?Web Tasarım? kategorisinde yarışan İnegöl Özel Safvet Koleji öğrencisi Emre Tosun bronz madalya aldı.
Bin 953 projenin katıldığı yarışmada web tasarım dalında bronz madalya alan Emre Tosun, arıların dünyasını tanıtıyor. Konuyla ilgili sorularımızı cevaplayan Özel Safvet Koleji Bilgisayar Öğretmeni İhsan Ünlü, ?Bin 953 projenin katıldığı yarışmada ilk elemeyi geçince madalya alacağımıza inanmıştık. Öğrencimizin, ?Bambaşka Bir Dünya - Arılar Dünyası? tasarımı ile üçüncü olmasından dolayı sevinç duydum.? dedi.
Safvet Koleji Müdürü Bayram Yayla, Öğrencilerimizin başarısı bizi sevindirdi. Okulumuzun bilgisayar olimpiyatlarında aldığı ilk madalya değil. Daha iyi dereceler alacağımıza inanıyorum. Emre, hem okulumuza hem de İnegölümüze güzel bir başarı getirdi. Başta madalya alan öğrencimiz olmak üzere bu yarışmaya hazırlanan tüm öğrencilerimize ve onları hazırlayan öğretmen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Halen birçok öğrencimiz Türkiyenin farklı şehirlerine giderek olimpiyat ve proje yarışmalarına katılıyor. Giden her öğrencimizin derecelerle dönmesini umut ediyoruz. dedi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.03.2010 | | | İnegölSafvetKolejibronzmadalyaaldıİnegöl Safvet Koleji bronz madalya aldı |
|
| Otomotiv endüstrisi okullu oluyor | Samanyolu Haber | 24.03.2010 14:11 |  | | Otomotiv endüstrisinde nitelikli insan kaynağını karşılamak amacıyla Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından yaptırılan Anadolu Teknik Lisesi, 2010-2011 eğitim öğretim yılında hizmete girecek. Türkiyede alanında ilk ve tek olan OİB Anadolu Lisesinde 6 programda eğitim verilecek. OİB Yönetim Kurulu Başkanı H. Ferit Süneli ile müteahhit firmadan uzmanlar, Haziran ayında inşaatı tamamlanacak okulda inceleme yaptı. İnşaatın yüzde 70e yakınının tamamlandığını anlatan Ferit Sünneli, inşaatı Haziran ayına kadar tamamlamayı planladıklarını söyledi.
Otomotiv Anadolu Teknik Lisesinde ilk dersi, yapımı tamamlanan sınıfta gazetecilere veren Ferit Sünneli, OİB Yönetim Kurulu olarak, süratle gelişen otomotiv endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak üzere yola çıktıklarına vurgu yaptı.
Anadolu Lisesinin tüm giderlerinin OİB tarafından karşılanacağını dile getiren Sünneli, amaçlarını şu sözlerle açıkladı: Öğrencilerin meslekî bilgi ve beceri kazanmalarını sağlamak. İş hayatına hazırlamak. İlgi, yetenek ve başarılarına göre yüksek öğretim programlarına hazırlanmak. Yabancı dil ile dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri izleyebilecek seviyeye çıkarmak. Otomotiv endüstrisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanlar olarak yetişmelerini sağlamak.
25 Eylül 2008de Milli Eğitim Bakanlığı ile OİB Otomotiv Anadolu Teknik Lisesi için protokol imzaladıklarını hatırlatan OİB Başkanı Sünneli, 21 bin 760 metrekarelik okul arazisinin Görükle Belediyesince ücretsiz olarak tahsis edildiğini bildirdi. Okulun mimari projesinin düzenlenen bir yarışma ile belirlendiğini kaydeden Sünneli, şunları kaydetti: OİB Otomotiv Anadolu Teknik Lisesi, yurt çapında merkezi sistemle, seçme ve yerleştirme sınavı ile öğrenci alacak. 2010-2011 öğretim yılında hizmete açılacak. Mülkiyeti Hazineye ve kullanım hakkı Milli Eğitim Bakanlığına devredilecek. Ancak bizim de elimiz, devamlı okulun işletilmesi üzerinde olacak.
Okulun temelini, 10 Eylül 2009da attıklarını vurgulayan Ferit Sünneli, şu bilgileri verdi: Okulumuz 720 öğrenci kapasiteli. 24 derslik, fizik, kimya ve biyoloji laboratuarları, 6 atölye, 300 öğrenci kapasiteli pansiyon, 720 kişilik spor salonu, 560 kişilik çok amaçlı salon ve 4 daireli lojman ile hizmet verecek.
OİB Otmotiv Anadolu Teknik Lisesinin 6 farklı alanda eğitim vereceğin ifade eden Ferit Sünneli, bunları Bilişim Teknolojileri, Elektrik- Elektronik Teknolojisi, Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri, Makine Teknolojisi, Metal Teknolojisi ve Motorlu Araçlar Teknolojisi olarak sıraladı.
5 Şubat 2010da otomotiv sektör temsilcilerinin yanı sıra eğitim sektöründen yetkililerin katılımıyla OİB Otomotiv Anadolu Teknik Lisesi Çalıştayı düzenlediklerini anlatan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Sünneli, geleceğin mühendisleri, teknisyenleri, iş adamları ve iş kadınlarının en iyi eğitimi, en doğru şekilde alması için bir çalışma gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Türkiyede ilk ve tek olan lisenin Türkiyede geleceğe sağlam bir temel ve büyük bir adım olduğunun altını çizen Ferit Sünneli, Haziran 2010 tarihinde tamamlanacak olan okulun 21 milyon TL artı KDV ile toplamda 24 milyon TLye mal olacağını sözlerine ekledi. (CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 24.03.2010 | | | OtomotivendüstrisiokulluoluyorOtomotiv endüstrisi okullu oluyor |
|
| 2. Ulusal Sosyal Bilimler Olimpiyatı başlıyor | Samanyolu Haber | 24.03.2010 11:37 |  | | Format ve içeriğiyle Türkiye?de bir ?ilk? olma özelliği taşıyan Liselerarası Ulusal Sosyal Bilimler Olimpiyatı?nın (USOBO) 2.sinin başvuruları başladı. Başvuruları 1 Mayıs 2010 tarihinde sona erecek olimpiyat; Proje, Forum ve Metin Analizi kategorilerinden oluşuyor.
Fatih Üniversitesi tarafından Milli Eğitim Bakanlığı?nın katkılarıyla düzenlenen USOBO, Sosyal Bilimler alanlarında nitelikli bilim insanı, yönetici ve entelektüellerin yetişeceği bir üs olmayı hedefliyor.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm lise öğrencilerin katılabileceği olimpiyatın amacı; ülkemizde, lise öğrencilerinin sosyal bilimlere olan ilgisinin artmasını, üniversite adaylarının sosyal bilimler alanındaki bölümleri tercih etme oranlarının yükselmesini, toplumun tamamını kuşatan içerikleri ile sosyal bilimlerin toplumsal sorunlara daha gerçekçi ve etkili çözümler üretebilecek hale gelmesini sağlamak.
Kategoriler; Proje, Forum ve Metin Analizi
Olimpiyatın organizasyon çalışmaları USOBO Olimpiyat Komitesi ve Araştırmacı Fatihliler ve Akademisyenler Kulübü (AFAK) tarafından yürütülüyor.
Geçtiğimiz yıl 1.si düzenlenen olimpiyata ülke genelindeki 1000 liseden yaklaşık 1500 öğrenci başvuruda bulundu. Ön elemede 210 öğrencinin çalışması yarı finale kaldı. Dereceye giren öğrencilere madalya ve ödülleri Fatih Üniversitesi?nde düzenlenen törende verildi.
Liselerarası 2. Ulusal Sosyal Olimpiyatı; Proje, Forum ve Metin Analizi kategorilerinden oluşurken alt başlıklarda Felsefe-Sosyoloji-Psikoloji, Edebiyat-Dil, Coğrafya-Tarih-Siyasal alanları yeralıyor.
Toplam 108 Bin TL Para Ödülü
Her kategorinin ayrı ayrı alanlarında Birincilere 3.000 TL, danışman öğretmenlere 2.000 TL; İkincilere 2.500 TL, danışman öğretmenlerine 1.500 TL; Üçüncü olan öğrencilere 2.000 TL, danışman öğretmenlere 1000 TL para ödülü verilecek.
Son Başvuru Tarihi: 1 MAYIS 2010
Olimpiyat hakkındaki tüm bilgiler www.usobo.org adlı web sitesinde mevcut olup, yarışmaya katılacak öğrenci/öğrencilerin 1 Mayıs 2010 Cumartesi gününe kadar web sitesindeki başvuru formunu doldurmaları gerekmektedir.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 24.03.2010 | | | 2UlusalSosyalBilimlerOlimpiyatıbaşlıyor2 Ulusal Sosyal Bilimler Olimpiyatı başlıyor |
|
| Sürpriz görüşmeyi ilk kez anlattı | Samanyolu Haber | 11.03.2010 15:49 |  | | AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Gazeteci Ömer Şahinin Kanal Adaki Görüş Farkı programında gündemi değerlendirdi. Çelik, 27 Nisan e-muhtıradan bir gün sonra Yaşar Büyükanıtla Genelkurmay karargahındaki görüşmesini ilk kez anlattı. Çelik, hükümete en muhalif sanatçılara yaptığı daveti, aldığı cevapları da açıkladı. Çelik, Levent Kırcayı davet etmediğini de söyledi.
27 Nisan muhtırasının içeriği daha çok Kutlu Doğum Haftası gibi Milli Eğitim Bakanlığının faaliyetleriyle ilgili olduğunu söyleyen Hüseyin Çelik, e-muhtıradan bir gün sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile sürpriz bir görüşme yaptığını anlattı. Hüseyin Çelik, geçtiğimiz günlerde 27 Nisan bildirisi muhtıra değildi diyen Büyükanıtın 28 Nisan tarihinde kendisine de benzer şeyler söylediğini açıkladı. O görüşmeyi ilk kez anlatan Çelik, 2 saat 10 dakika oturduk, konuştuk. Bol çaylı, kahveli, ikramlı bir görüşme oldu. Ben iddiaların ne kadar mesnetsiz, gerçekten uzak olduğunu anlattım. Netice itibarıyla sitemimi ilettim. dedi. Büyükanıtın kendisine verdiği cevabı da açıklayan Çelik, Sayın Büyükanıt, bana defalarca, muhtıra verdiğimizi söylüyorlar, bunun neresi muhtıra, sadece hassasiyetlerimizi ortaya koyduk, farklı noktalara çekiliyor. dedi. Ama biz hükümet olarak bildiriyi muhtıra olarak algıladık, ona göre cevap verdik. Hükümet bunu sineye çekseydi, bildiri muhtıra olarak kalmaya devam ederdi. Sayın Büyükanıtta gördüğüm şuydu; muhtıra verilse asker muhtıraya sahip çıkardı. Orada, iyi ki bunu yaptık diye bir hava sezmedim.
Hüseyin Çelik, Dursun Çiçek imzalı İrtica Eylem Planında ismi geçen tek bakan olduğunu hatırlatarak, belgede yıpratılması istendiğine de değindi.
Kişisel mağduriyeti olduğu için plana karşı dava açmayı düşündüğünü söyleyen Hüseyin Çelik, Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemde kendisine karşı bazı tezgahlar kurulduğunu anlattı. Ben bunları yaşadım diyen Çelik, gazetelerde çıkan namaz haberleri ile şiddet olaylarının bilinçli bir senaryo olduğunu söyledi. Çelik, Planda mescit görüntüleri yayınlayın deniyor. Adanada, İstanbulda namaz, mescit haberleri gazetelerde manşet oldu. Adeta gazeteler mescit timleri oluşturdu. Okullarda şiddet vardı? Nerede şimdi? Hokus pokus mu yapıldı? Okullardaki şiddet de bir kurguydu. 28 Şubatta aczmendiler, Fadimeler, Müslüm Gündüzler gibi... Ne oldu onlar? Maalesef böyle şeyler yapıldı. Sonradan öğreniyoruz ki bunların hepsi hikaye.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, yandaş medya tartışmalarına da değindi. Gazeteciliğin bir haysiyeti olduğunu savunan Çelik, Samimi fikrimi söyleyeyim. Yandaş, gerçek anlamda partinin yayın organı gibi yayın yapılıyorsa onun partiye faydası olmaz. Ortadoğu gazetesinin MHP ile ilgili, Milli Gazetenin SP ile ilgili haberlerini fanatik MHP ve SPliler dışında kimse ciddiye almaz. Bize karşı duruş sergilemek ne kadar demokratikse, bize yakın, icraatımızı destekleyen yayın da o kadar demokratiktir. Biz, her yaptığımızı doğru bulan, öksürdüğümüz zaman bunu ferah feza makamında beste olarak niteleyen gazete ve TVler olmasını istemiyoruz. Böyle bir gazete ve TV de yok zaten.
Çelik, her dönemde durumdan vazife çıkaran, arkasında hükümet olduğu izlenimi veren isimler olabileceğini, ancak Başbakan Erdoğanın bundan hoşnut olmadığını ifade etti. Çelik, medyadan beklentilerini ise Medyanın ayna tutmasından rahatsız olmayız. Fakat bunun düz ayna olması lazım. Çukur ve tümsek ayna tutulursa haksızlık olur. sözleriyle açıkladı.
AK Partinin 20 Martta sanat dünyasıyla bir araya geleceği toplantıyı da organize eden Hüseyin Çelik, sanatçıları tek tek aradığını açıkladı.
İdeolojik ayrım yapmadıklarını öne süren Çelik, Mutlaka katılacağını söyleyen 60 kişi oldu. Şu ana kadar gelmiyorum, protesto ediyorum diyen çıkmadı. Cem Yılmazı aradım gelecek, Ata Demirer ve Yılmaz Erdoğanla da görüştüm. Onlar da gelecek. dedi.
Başbakan Erdoğanla sanat dünyasının buluşmasına 80 civarında ismin çağrılacağını söyleyen Çelik, hükümete muhalif tutumları ile bilinen Tarık Akan, Müjdat Gezenle yaptığı görüşmeyi de anlattı: Tarık Akanın Tekel ziyareti sırasında çağırsalar gitmem dediği medyaya yansıdı. Kendisini aradım, magazin basınına güvenemediğimi söyleyerek daveti ilettim. Nazik bir şekilde teşekkür etti ve gelemeyeceğini söyledi. Müjdat Gezeni de aradım. Katılmaktan büyük memmuniyet duyacağını, ama başka meşguliyetleri, angajmanı olduğunu söyledi. Rutkay Azizi de arayacağım. Metin Akpınarı davet ettim, adresini aldık, davetiye göndereceğiz. Zeki Alasyayı aradım, teyit bekliyoruz.
Çelik, Levent Kırcayı aramadım. dedi. Çelik, gazetecilerin Kırcanın niye çağrılmadığı yönündeki ısrarlı soruları üzerine ise Kırcayı sizin kontenjandan arayacağım. sözlerini kaydetti.
Başbakanın sanatcılarla ilk görüşmesine çağrılan 82 kişiden 75inin geldiğini ve yüzde 96sının açılımın ruhuna uygun ciddi konuşmalar yaptığını söyleyen Hüseyin Çelik, Bir -iki sanatçı konuyla | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.03.2010 | | | SürprizgörüşmeyiilkkezanlattıSürpriz görüşmeyi ilk kez anlattı |
|
| Kamudaki işlemlere jet hızı geliyor | Samanyolu Haber | 08.02.2010 13:21 |  | | Devlet, vatandaşa işi ne kadar zamanda tamamlayacağına dair standartlar yayımladı. Hangi işlem hangi kurumda ne kadar sürecek? İşte detaylar... Kamu hizmetlerinde belge ve standart dönemi başladı. Kamu kuruluşları, hangi hizmeti hangi süre içinde ve hangi belgelerle gerçekleştireceklerine ilişkin olarak vatandaşa taahhüt niteliğinde hizmet standartları yayımlıyor.
Bakanlar Kurulunca 31 Temmuz 2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik uyarınca, bütün kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetlerini hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde gerçekleştirmeleri için hizmet standartları hazırlamaları, bunları vatandaşların kolayca görebileceği panolarda, internet sayfalarında ve e-devlet kapısında duyurmaları öngörülmüştü.
Yönetmelikte, vatandaşın başvurduğu hizmetin, standartlarda belirtilen süre içinde sonuçlandırılacağı, sonucun olumsuz olması durumunda ilgiliye gerekçesinin bildirileceği, varsa itiraz mercii ve süresinin de gösterileceği hükme bağlanmıştı.
Düzenlemede, bölgeler, il ve ilçeler itibariyle farklı uygulamalara son verilmesi için, kamu kuruluşlarına hangi hizmette, hangi belgelerin istendiğinin de standartlarda yer alması talimatı verilmişti. Kamu kurum ve kuruluşlarına da, hizmet standartlarının hazırlanması için 6 aylık bir süre tanınmıştı.
Birçok kuruluş, bu çerçevede sundukları hizmetlerle ilgili hazırladıkları hizmet standartlarını ardarda yayımlamaya başladı.
Söz konusu standartlarda, tek tek hizmetler sayıldı. Bunlar için istenen belgeler sıralandı ve her hizmetin azami tamamlanma sürelerine yer verildi.
Konuyla ilgili bilgi veren bir yetkili, kamu hizmetlerine ilk defa standart getirildiğini belirterek, Her kamu kuruluşu, verdiği hizmet için vatandaşa bir nevi taahhütname veriyor. (Şu işlemde şu belgeleri istiyorum ve hizmeti şu kadar sürede tamamlayacağım) diyor. Hizmet standartları sonucu, aynı işlem Türkiyenin her yerinde aynı belgeler ile ve aynı süre içinde yapılacak. Bu şekilde kamunun hizmet envanteri de ortaya çıkacak açıklamasında bulundu.
Aynı yetkili, hizmet standardı öncesi kamu kuruluşlarının alan çalışması yaparak, her işlem için gerekli azami süreyi tek tek belirlediğini de bildirdi.
Çeşitli kamu kuruluşlarının şu ana kadar yayımladıkları hizmet standartlarına göre, Milli Eğitim Bakanlığı, ilköğretimde kayıt ve kabul işlemlerini 1 günde, nakil ve geçişleri ise 4 saatte bitirecek. Özel okul yatırımcılarına verilen teşviklerle ilgili başvuru taleplerine de 5 gün içinde cevap verilecek.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, nüfus ve vatandaşlık işlerinde kayıt düzeltme işlerini 15 ile 30 gün içinde tamamlamayı taahhüt ederken, Emniyet Genel Müdürlüğü, yurt içindeki vatandaşlara giriş-çıkış kaydı verme işleminin 1 saat içinde, ölüm veya yaralanma içeren trafik kazalarına karışma durumuna dair belgenin verilmesi işleminin de 2 iş gününde gerçekleştirileceğini beyan etti.
Hizmet taahhütnamelerine göre, tapuda satış ve ipotek başvuruları 15 dakika, işlemler ise 2 saatte sonuçlandırılacak. Kat irtifakı tesislerinde başvuru süresi en fazla 15 dakika, işlemler ise 8 saat sürecek.
Sosyal Güvenlik Kurumu da, yaşlılık, malullük ve ölüm aylığını yazışmaların tamamlanmasından sonra 30 gün içinde bağlayacak, banka değişiklikleri de 1 hafta içinde gerçekleştirilecek. Sigortalı işe giriş bildirgesi işlemleri de 15 gün içinde bitirilecek.
Maliye Bakanlığı, Hazine arazilerinde satış işlemlerini 15 günde tamamlamayı taahhüt ederken, Gelir İdaresi Başkanlığı, vergide tecil ve taksitlendirmeyi 30 günde yapacak.
Çeşitli kamu kuruluşlarının bugüne kadar yayımladıkları hizmet standartlarında, bazı hizmetler için taahhüt edilen azami tamamlanma süreleri şöyle:
-İlköğretim-kayıt kabul 1 gün
-İlköğretim-nakil ve geçişler 4 saat
-İlköğretim-denklik ile kayıt 1 gün
-ilköğretim-öğrenci belgesi 4 saat
-İlköğretim-öğrenim durum belgesi 4 saat
-Yurtdışı-öğrenim belgelerinin teyidi 1 saat
-Kitap bayilik talebi 30 gün
-Özel okul yatırımcılarına verilen teşvik
talebi başvuru 5 gün
-Personel-staj 4 ay
-Kaymakam adaylığı sınavı 6 ay
-Dernekler Dairesi-vatandaştan gelen ihbar-şikayet 30 gün
-Nüfus ve vatandaşlık işleri-kayıt düzeltme 15-30 gün
-Kayıt taşıma, birleştirme 15-30 gün
-Nüfus ve yaşam istatistiklerinin verilmesi 15 gün
-Uluslararası aile cüzdanı istatistiği verilmesi 15 gün
-Türk soylu yabancıların kayıtlarının tutulması 7 gün
-Pasaport ve isim denklik belgesi almak 30 gün
-KPSS ve Sağlık Bakanlığının kurası ile
yerleştirmesi yapılanların ilk müracaat işlemleri 30 dakika
-Personel yakınlarına özlük dosyasından belge verme 20 dakika
-KPSSye göre yardımcı hizmetler sınıfı açıktan atama 3 ay
-Polis Koleji giriş sınavı başvurusu 7 gün
-Atış poligonu ön izni verilmesi 1 ay
-Atış poligonu kuruluş izni 5 iş günü
-Silah tamirciliği | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.02.2010 | | | KamudakiişlemlerejethızıgeliyorKamudaki işlemlere jet hızı geliyor |
|
| Emekli maaşı 30 gün içinde bağlanacak | Samanyolu Haber | 08.02.2010 10:55 |  | | Emekli aylıkları 30 gün içinde bağlanacak, tapuda işlemler 15 dakikada sonuçlandırılacak. Kamu hizmetlerinde belge ve standart dönemi başladı. Kamu kuruluşları, hangi hizmeti hangi süre içinde ve hangi belgelerle gerçekleştireceklerine ilişkin olarak vatandaşa taahhüt niteliğinde hizmet standartları yayımlıyor.
Bakanlar Kurulunca 31 Temmuz 2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik uyarınca, bütün kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetlerini hızlı, kaliteli, basitleştirilmiş ve düşük maliyetli bir şekilde gerçekleştirmeleri için hizmet standartları hazırlamaları, bunları vatandaşların kolayca görebileceği panolarda, internet sayfalarında ve e-devlet kapısında duyurmaları öngörülmüştü.
Yönetmelikte, vatandaşın başvurduğu hizmetin, standartlarda belirtilen süre içinde sonuçlandırılacağı, sonucun olumsuz olması durumunda ilgiliye gerekçesinin bildirileceği, varsa itiraz mercii ve süresinin de gösterileceği hükme bağlanmıştı.
Düzenlemede, bölgeler, il ve ilçeler itibariyle farklı uygulamalara son verilmesi için, kamu kuruluşlarına hangi hizmette, hangi belgelerin istendiğinin de standartlarda yer alması talimatı verilmişti. Kamu kurum ve kuruluşlarına da, hizmet standartlarının hazırlanması için 6 aylık bir süre tanınmıştı.
Birçok kuruluş, bu çerçevede sundukları hizmetlerle ilgili hazırladıkları hizmet standartlarını ardarda yayımlamaya başladı.
Söz konusu standartlarda, tek tek hizmetler sayıldı. Bunlar için istenen belgeler sıralandı ve her hizmetin azami tamamlanma sürelerine yer verildi.
-KAMUNUN HİZMET ENVANTERİ-
Konuyla ilgili bilgi veren bir yetkili, kamu hizmetlerine ilk defa standart getirildiğini belirterek, Her kamu kuruluşu, verdiği hizmet için vatandaşa bir nevi taahhütname veriyor. (Şu işlemde şu belgeleri istiyorum ve hizmeti şu kadar sürede tamamlayacağım) diyor. Hizmet standartları sonucu, aynı işlem Türkiyenin her yerinde aynı belgeler ile ve aynı süre içinde yapılacak. Bu şekilde kamunun hizmet envanteri de ortaya çıkacak açıklamasında bulundu.
Aynı yetkili, hizmet standardı öncesi kamu kuruluşlarının alan çalışması yaparak, her işlem için gerekli azami süreyi tek tek belirlediğini de bildirdi.
Çeşitli kamu kuruluşlarının şu ana kadar yayımladıkları hizmet standartlarına göre, Milli Eğitim Bakanlığı, ilköğretimde kayıt ve kabul işlemlerini 1 günde, nakil ve geçişleri ise 4 saatte bitirecek. Özel okul yatırımcılarına verilen teşviklerle ilgili başvuru taleplerine de 5 gün içinde cevap verilecek.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, nüfus ve vatandaşlık işlerinde kayıt düzeltme işlerini 15 ile 30 gün içinde tamamlamayı taahhüt ederken, Emniyet Genel Müdürlüğü, yurt içindeki vatandaşlara giriş-çıkış kaydı verme işleminin 1 saat içinde, ölüm veya yaralanma içeren trafik kazalarına karışma durumuna dair belgenin verilmesi işleminin de 2 iş gününde gerçekleştirileceğini beyan etti.
Hizmet taahhütnamelerine göre, tapuda satış ve ipotek başvuruları 15 dakika, işlemler ise 2 saatte sonuçlandırılacak. Kat irtifakı tesislerinde başvuru süresi en fazla 15 dakika, işlemler ise 8 saat sürecek.
Sosyal Güvenlik Kurumu da, yaşlılık, malullük ve ölüm aylığını yazışmaların tamamlanmasından sonra 30 gün içinde bağlayacak, banka değişiklikleri de 1 hafta içinde gerçekleştirilecek. Sigortalı işe giriş bildirgesi işlemleri de 15 gün içinde bitirilecek.
Maliye Bakanlığı, Hazine arazilerinde satış işlemlerini 15 günde tamamlamayı taahhüt ederken, Gelir İdaresi Başkanlığı, vergide tecil ve taksitlendirmeyi 30 günde yapacak.
-HANGİ HİZMET, NE KADAR SÜREDE BİTECEK?-
Çeşitli kamu kuruluşlarının bugüne kadar yayımladıkları hizmet standartlarında, bazı hizmetler için taahhüt edilen azami tamamlanma süreleri şöyle:
HİZMETİN TAMAMLANMA
HİZMET ALANLARI SÜRESİ (EN GEÇ)
--------------------------------------------- -------------------
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
-İlköğretim-kayıt kabul 1 gün
-İlköğretim-nakil ve geçişler 4 saat
-İlköğretim-denklik ile kayıt 1 gün
-ilköğretim-öğrenci belgesi 4 saat
-İlköğretim-öğrenim durum belgesi 4 saat
-Yurtdışı-öğrenim belgelerinin teyidi 1 saat
-Kitap bayilik talebi 30 gün
-Özel okul yatırımcılarına verilen teşvik talebi başvuru 5 gün
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
-Personel-staj 4 ay
-Kaymakam adaylığı sınavı 6 ay
-Dernekler Dairesi-vatandaştan gelen ihbar-şikayet 30 gün
-Nüfus ve vatandaşlık işleri-kayıt düzeltme 15-30 gün
-Kayıt taşıma, birleştirme 15-30 gün
-Nüfus ve yaşam istatistiklerinin veril | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.02.2010 | | | Emeklimaaşı30güniçindebağlanacakEmekli maaşı 30 gün içinde bağlanacak |
|
| 2009 en başarılı yılımız oldu | Samanyolu Haber | 01.01.2010 11:28 |  | | Badminton Federasyonu Başkanı Murat Özmemik, Türk badminton tarihinde 2009un en başarılı yılı olduğunu söyledi. Murat Özmekik, AA muhabirine yaptığı açıklamada başarılı bir yılı geride bıraktıklarını kaydetti. Birçok yaş grubunda uluslararası başarılara ulaştıklarını anlatan Özmekik, 2009 yılında Türk badminton tarihinde ilk defa 17 Yaş Avrupa Şampiyonasında üçüncü olduk dedi.
Altyapıya önem verdiklerini dile getiren Özmekik, şöyle konuştu:
2008 yılında 73 olan madalya sayımızı 2009 yılında toplam 181 madalyaya çıkardık. Kendine ait 2 kamp eğitim merkezi olan tek federasyonuz. Keskin ve Bafrada 2 adet kamp eğitim merkezimiz var. Badmintonu tabana yaymaya çalışıyoruz. Kamp eğitim merkezlerimiz bu konuda önemli bir görevi yerine getirmektedir. Sporcularımızı kamp eğitim merkezlerinde geliştirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Oluşturacağımız iyi bir altyapı sistemi milli takımın kalitesini de artıracaktır.
Sponsorlukta 44 ayrı sözleşme yaptıklarını ve gelirleri artırdıklarını ifade eden Özmemik, Madalya sıralamasında 3 yıldır ilk 6 federasyon arasındayız. 2009 yılında ilk 5 içinde olacağımızı düşünüyorum diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanlığı, Cezaevleri Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) İdaresi ile sosyal sorumluluk projesi kapsamında çeşitli ortak çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Özmekik, açıklamasını şöyle sürdürdü:
Öncelikle A planımız Türk sporcularımızı 2012 Londra Olimpiyatlarına götürmektir. B planı olarak da Çin asıllı sporcularımız Emine Li ve Recep Zhaouyu hazırlıyoruz. Hedefimiz 2012 Olimpiyatlarıdır. Şu an Emine Li ve Recep Zhaou gibi Türk vatandaşlık işlemleri devam eden Çin asıllı sporcularımızın yanı sıra genç sporcularımızdan Özge Bayrak, 2012 Olimpiyatlarına gitme şansı olan sporcularımız arasındandır. 2010 yılını alt yapı yılı olarak ilan ettik. Keskin ve Bafra kamp eğitim merkezlerimizde 81 ilden gelen öğrencileri eğitim kampına alacağız. Uluslararası başarılarımızı devam ettirmeye çalışacağız.
AA | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.01.2010 | | | 2009enbaşarılıyılımızoldu2009 en başarılı yılımız oldu |
|
| Cumhurbaşkanı Gül'den 2 kanuna onay | Samanyolu Haber | 16.12.2009 22:44 |  | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5939 sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ve 5940 sayılı İmar Kanunu ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu onayladı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanan kanunlar yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi.
5939 sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla hak sahiplerine ilişkin bilgilerin bankaya bildirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara verilen ve 29 Haziran 2009 tarihinde sona eren 8 aylık süre, 1 ay daha uzatılıyor.
Kanuna göre, hatalı bildirimlerin düzeltilmesine ilişkin bir sistem tanımlanması oluşturulacak, hatalar nedeniyle olabilecek hak kayıpları önlenecek.
28 Temmuz 2008 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan listede isimleri yer aldığı halde hatalı bildirimler nedeniyle paralarını alamayan hak sahiplerine bir imkan daha sağlanmış olacak.
Hatalı bildirimlerin düzeltilmesi ile ilgili süre 31 Aralık 2010 tarihinde sona erecek.
Kayıtları deprem, sel, yangın gibi nedenlerle zayi olan hak sahiplerinin Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinden yararlanabilmesi için, kurum ve kuruluşların, bildirimlerine, bu kişilerin bilgilerinin söz konusu nedenlerle zayi olduğuna ilişkin mahkeme kararını eklemeleri ve bu kişilerin çalıştıkları tarihleri bildirmeleri yeterli olacak.
Belediyeler, kanunda belirlenen kriterlere ve nema hesaplama yöntemine göre, nemalandıracakları tutarı kendi kaynaklarından çalışanlarına ödeyebilecek.
Hatalara ilişkin düzeltme ve bildirimler 3er aylık aralıklarla yapılabilecek. Böylece, bilgileri hatasız olan hak sahipleri, tüm listeye ilişkin düzeltme sürecinin tamamlanmasını beklemeden KEY ödemelerini alabilecek. Bu düzeltme sırasında 30 Haziran 2010 tarihinden sonra yeni hak sahibi bildirimi yapılamayacak. Düzeltmeler neticesinde hazırlanacak son liste 31 Mart 2011 tarihine kadar Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklına (EGYO) gönderilecek.
KEY ödemelerini gecikmeli olarak almak durumunda kalan hak sahiplerine ödenecek tutarlar, ilk ilan tarihinde yüzde 10 artışla verilecek. Ödemelerin daha sonraki dönemlerde yapılması halinde, geçen her üç aylık dönem için ilave yüzde 1,25 artış uygulanacak.
5940 sayılı İmar Kanunu ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre, fenni mesuller, yapının imar planına, ruhsata, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetleyecek ve idareye karşı sorumlu olacak.
Fenni mesulün istifası veya ölümü halinde, başka bir meslek mensubu görevi üstlenmedikçe yapının devamına izin verilmeyecek. Fenni mesuller, mesuliyet üstlendikleri yapıyla ilgili olarak yapı müteahhitliği, şantiye şefliği, taşeronluk ve malzeme satıcılığı yapamayacak.
Yapı sahibi, yapısının fenni mesuliyetini üstlenemeyecek. İnşaat ve tesisat işlerinde yetki belgesi olmayan, usta çalıştıramayacak.
Kanunla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, ruhsatsız ve imara aykırı yapılara verilecek cezalar konusunda, Bayındırlık ve İskan Bakanlığına verilen yetki sınırlandırılıyor.
Para cezaları, çeşitli yapı gruplarına göre metre kare başına 5 ile 63 TL arasında değişecek. Cezalar, her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılacak.
Kanuna göre, müteahhitlerin sınıflandırılması ve yetki belgesi verilmesi gibi hususlar yönetmelikle düzenlenecek. Düzenleme yapılırken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu ile TMMOBnin görüşü alınacak. Yönetmelik, bir yıl içinde çıkarılacak.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemini oluşturacak.
Tasarının, İnşaat ve tesisat işlerinde yetki belgesi olmayan usta çalıştırılmayacağına ilişkin hükmü 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu süre içinde ustalara geçici yetki belgesi verilecek. Geçici yetki belgeleri söz konusu tarihte sürekli hale getirilecek.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 16.12.2009 | | | CumhurbaşkanıGülden2kanunaonayCumhurbaşkanı Gülden 2 kanuna onay |
|
| Özürlüye doğrudan istihdam müjdesi... | Samanyolu Haber | 03.12.2009 13:37 |  | | Geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?ın katılımıyla ?İstihdam? sorunu üzerine toplanan Özürlüler Şurası?nın tavsiye kararları birer birer hayata geçiyor. İş sahibi olmak, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen 38 bin 192 özürlüye devlette ?ekmek kapısı? açılıyor. 2010 yılı bütçe görüşmeleri sırasında yapılan bir değişiklikle, kamuda ilk defa işe alınacak özürlülere yönelik istisnai düzenlemeye gidildi. 1 Ocak 2010?da yürürlüğe girecek düzenlemeye göre, kamudaki özürlü istihdamı, bundan böyle kadro sınırlamasının dışında kalacak. Böylece kanun gereği dolu kadrolarının yüzde 3ü kadar özürlü çalıştırmak zorunda olan, ancak kadro sınırlaması ve diğer nedenlerle bunu yerine getiremeyen kamu kurum ve kuruluşları, 2010 yılı içerisinde özürlü kontenjanlarının tamamını doldurabilecekler.
4. Özürlüler Şurası, 16-20 Kasım 2009 tarihleri arasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf?ın başkanlığında; bilim adamları, kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin de katılımıyla Ankara?da toplandı. Şurada, özürlüler açısından yalnızca gelir getirmesi için değil, onurlu ve üretken bireyler olarak toplumsal yaşama katılabilmeleri için de hayati önem taşıyan ?İstihdam? sorunu mercek altına alındı. Engellilerin yaşadığı sorunlara çözüm bulunması; kendine yetebilen ve üretken bireyler olarak yaşamaları için çağdaş düzeyde eğitilmeleri, istihdama katılmaları ve bu yolla da refah düzeylerinin yükseltilmesi amacıyla gerçekleştirilen şurada alınan tavsiye kararları, meyvelerini vermeye başladı.
Geçtiğimiz günlerde, 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi sırasında, şuradan çıkan tavsiye kararları doğrultusunda konu gündeme geldi ve yapılan bir değişiklik ile kamuda ilk defa işe alınacak özürlülerle ilgili istisnai düzenlemeye gidildi. 1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girecek olan söz konusu düzenleme ile kamudaki özürlü istihdamı, kadro sınırlamasının dışında bırakıldı. Düzenlemeye göre, kanun gereğince dolu kadro sayılarının yüzde 3ü oranında özürlü çalıştırmak zorunda bulunan, ancak bu yükümlülüklerini kadro sınırlaması ve diğer nedenlerle yerine getiremeyen kamu kurum ve kuruluşları, 2010 yılı içerisinde özürlü kontenjanlarının tamamını doldurabilecekler.
Türkiye?de nüfusun yüzde 12.29?unu oluşturan yaklaşık 8,5 milyon özürlü vatandaşımızın olduğunu belirten Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, ?Hükümet olarak temel hedefimiz; özürlülerle ilgili tüm sorun alanlarının; temel insan hakları çerçevesinde, fırsat eşitliği sağlanarak, ayrımcı uygulamalara yer vermeksizin çözümlenmesi, özürlülerin üretken, istihdam edilen, saygıdeğer ve eşit haklara sahip birer birey olarak toplumsal yaşama tam katılımlarının sağlanmasıdır. Bu hedefe ulaşmanın temel unsuru da devletin ve toplumun tüm kesimlerinin hizmet ve uygulamalarda özürlülerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak bir bütün halinde ve işbirliği içinde çalışmasıyla mümkündür.? Dedi.
Özürlü çalıştıran işverenleri teşvik etmek için özürlü çalışanların sigorta primlerinin hazine tarafından karşılandığını belirten Kavaf, ?Ayrıca Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile isteğe bağlı erken emeklilik uygulaması bütün sigortalılar için standart hale getirilmiş ve ilk defa kendi hesabına çalışan özürlüler ile bakıma muhtaç çocuğa sahip kadın çalışanlara erken emeklilik hakkı sağlanmıştır. ? dedi.
Özürlüler için istihdamın çok önemli olduğunu vurgulayan Kavaf, ?Özürlü kardeşlerimizin toplumsal yaşamda üretken ve onurlu bireyler olarak yer almalarını sağlayacak en önemli süreçlerden biri olan istihdamın artırılması, sürdürülebilir ve verimli kılınmasına yönelik olarak yeni yöntem, politika ve düzenlemelere duyulan ihtiyaçtan hareketle 16?20 Kasım 2009 tarihleri arasında, ana teması ?istihdam? olan Dördüncü Özürlüler Şurası gerçekleştirilmiştir. Şura sonrası 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi sırasında yapılan bir değişiklik ile kamuda ilk defa işe alınacak özürlülerle ilgili istisnai düzenlemeye gidilmiştir. 1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girecek söz konusu düzenleme ile kamudaki özürlü istihdamı, kadro sınırlamasının dışında bırakılmıştır. Kanun gereğince dolu kadro sayılarının yüzde 3ü oranında özürlü çalıştırmak zorunda bulunan, ancak bu yükümlülüklerini kadro sınırlaması ve diğer nedenlerle yerine getiremeyen kamu kurum ve kuruluşları, 2010 yılı içerisinde özürlü kontenjanlarının tamamını doldurabileceklerdir. ? dedi.
Halen, Adalet Bakanlığı?nda 1.813, İçişleri Bakanlığı?nda 619, Milli Eğitim Bakanlığı?nda 16.256, Sağlık Bakanlığı?nda 8.051, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı?nda 780, Diyanet İşleri Başkanlığı?nda 1.638, Gelir İdaresi Başkanlığı?nda 628, Emniyet Genel Müdürlüğü?nde 6.229, Orman Genel Müdürlüğü?nde 229, diğer kurum ve kuruluşlarda 1.949 açık özürlü kadrosu buluyor.
Bilindiği gibi, kamu kurum ve kuruluşlarındaki 48 bin 549 özürlü kadrosundan 10 b | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.12.2009 | | | ÖzürlüyedoğrudanistihdammüjdesiÖzürlüye doğrudan istihdam müjdesi |
|
| 38 bin özürlüye kamuda iş imkanı | Samanyolu Haber | 26.11.2009 23:28 |  | | Maliye Bakanlığı, 38 bin 192 özürlüye devlette iş kapılarını açtı. 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi sırasında yapılan bir değişiklik ile kamuda ilk defa işe alınacak özürlülerle ilgili istisnai düzenlemeye gidildi. 1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girecek söz konusu düzenleme ile kamudaki özürlü istihdamı, kadro sınırlamasının dışında bırakıldı.
Mevcut düzenlemeye göre kamu kuruluşları, dolu kadrolarının yüzde 3ü oranında özürlü personel çalıştırmak durumunda. İlgili kurum ve kuruluşlar bu yükümlülüklerini kadro sınırlaması gibi sebeplerle yerine getiremiyor. Durum böyle olunca kamuda özürlülere ayrılan 48 bin 549 kadroya karşılık ancak 10 bin 357 kişi istihdam edilebiliyor.
Bütçede yapılan değişiklikle kamu kurum ve kuruluşları, 2010 yılı içerisinde özürlü kontenjanlarının tamamını doldurabilecek. Bu durumda özürlü kadrosuna 38 bin 192 kişi alınabilecek.
Maliye Bakanlığının bu kararı özürlü vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermeyi amaçlıyor. Düzenlemeyle kamu kurum ve kuruluşları, 2010un başından itibaren boş kadroları kadar özürlü personel alabilecek. Yani ayrılan kadronun tamamını doldurabilecek.
Mevcut tabloya bakıldığında en fazla açık Milli Eğitim Bakanlığında görünüyor. Bakanlığın 16 bin 256 özürlü personel alalabilecek.
Sağlık Bakanlığı bu kapsamda 8 bin 51, Emniyet Genel Müdürlüğü ise 6 bin 229 özürlü vatandaşı kadrosuna dahil edebilecek.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 26.11.2009 | | | 38binözürlüyekamudaişimkanı38 bin özürlüye kamuda iş imkanı |
|
| Gül örnek oldu, ölümlü kazalar azaldı | Samanyolu Haber | 17.11.2009 10:54 |  | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün trafikte toplumsal duyarlılığın artırılmasına yönelik verdiği mesajlar sonuç verdi. Trafik Güvenliğinde Yeni Açılımlar, Hedefler ve Çözüm Projelerinin bir yıllık uygulamasına göre 2008 yılında 2007 yılına göre ölümlü trafik kazaları ile ölü sayısında yüzde 15 azalma yaşandı.
Proje kapsamında hazırlanan spot filmle destek mesajı veren Cumhurbaşkanı Gül, yol kullanıcılarının trafik güvenliği konusunda bilinçlenmelerinin önemine dikkat çekmişti. Gülün himayesinde trafik konusunda toplumsal bilincin artırılması ve kayıpların azaltılması hedefiyle 2008 yılında başlatılan Trafikte Dikkat 10 Bin Hayat isimli bir başka proje de sürdürülüyor.
Son yıllarda sanayileşme, şehirleşme ve gelir seviyesinin yükselmesi sonucu motorlu araç ve sürücü sayısı hızlı bir şekilde arttı. Bu da, artan trafik kazaları, ölüm, yaralanma ve maddi kayıp gibi trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili istenmeyen sonuçları da beraberinde getirdi.
Türkiyede meydana gelen trafik kazalarında her yıl binlerce insan hayatını kaybederken; 200 bine yakın insan ise yaralanıyor veya sakat kalıyor. Bunun yanında trafik kazaları, yılda ortalama 10-12 milyar TL tutarında da reel milli servet kaybına neden oluyor. Bunların önüne geçebilmek amacıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün himayesinde Trafik Güvenliğinde Yeni Açılımlar, Hedefler ve Çözüm Projeleri adı altında bir çalışma başlatıldı.
Trafik kazalarının önlenmesi, trafik kurallarına uyma alışkanlığının geliştirilmesi ve her yaştan vatandaşların trafik bilincinin oluşturulması hedeflendi. Proje kapsamındaki çalışmalara, 2008 yılında başlandı. Araç sayılarında artış olmasına rağmen 2008 yılında 2007 yılına göre ölümlü kazalarda yüzde 15,7, yaralamalı kazalarda yüzde 1,9, ölü sayısında yüzde 15,6, yaralı sayısında ise yüzde 2,8 azalma oldu.
Projenin başlamasından önceki ilk 9 aylık dönem ile 2009 yılının aynı dönemi karşılaştırıldığında ise ölümlü trafik kazalarında yüzde 14,3, yaralamalı kazalarda yüzde 6,4, ölü sayısında yüzde 15,2 ve yaralı sayısında yüzde 9,3 düşüş oldu.
KAZA YAPAN 1 MİLYON SÜRÜCÜNÜN KENDİSİ TUTANAK DÜZENLEDİ
Maddi hasarlı trafik kazalarında trafik polisi yerine sürücülerin tutanak tutma uygulaması da benimsendi. Toplam kazaların yüzde 76,7si anlaşma ile sonuçlandı. 1 Nisan 2008 tarihinde hayata geçirilen yeni düzenlemeden sonra 18 aylık dönemde meydana gelen 1 milyon 341 bin 699 maddi hasarlı trafik kazasından 1 milyon 28 bin 628inde taraflar anlaşarak kendileri tutanak düzenledi. 313 bin 71 kazaya ise trafik ekipleri müdahale etti.
Öte yandan İçişleri Bakanlığı, 13 Ekim 1983 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren ve 29 kez değişikliğe uğrayarak bütünlük ve sistematiği bozulan Karayolları Trafik Kanununda değişikliğe gidiyor.
Yapılacak çalışma ile Trafik güvenliğini etkin bir şekilde sağlayarak insanların can ve mal emniyetlerini korumak, meydana gelen ölüm ve yaralanmalar ile milli servet kayıplarını asgariye indirmek, yaygın ve etkin trafik eğitimi gerçekleştirmek, trafikte en önemli unsur olan sürücülerin daha kaliteli ve yeterli eğitim almalarını sağlamak hedefleniyor.
Çalışmayla ayrıca, başta trafik kolluğu olmak üzere trafik güvenliğinin sağlanmasında görevli kurum ve kuruluşların koordinasyonunu ve görev, yetki ve sorumluluklarını net olarak belirlemek, araç tescil ve sürücü belgesi işlemlerindeki bürokrasi ve zaman kaybını asgariye indirecek şekilde merkezi otomasyon sistemi kurmak, çeşitli kanunlarda yer alan trafikle ilgili düzenlemeleri tek çatı altında toplamak, Karayolları Trafik Güvenliği Kurulunu yeniden yapılandırarak daha etkin ve işlevsel konuma getirilmesi amaçlanıyor.
Karayolları Trafik Kanunu Tasarı taslağı, bakanlıklara, üniversitelere ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarına gönderilecek. Alınacak görüşler doğrultusunda yapılacak son değişikliğin ardından çalışma Meclise sunulacak.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.11.2009 | | | GülörnekolduölümlükazalarazaldıGül örnek oldu ölümlü kazalar azaldı |
|
| Gül örnek oldu, ölümlü kazalar azaldı | Samanyolu Haber | 17.11.2009 09:36 |  | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün trafikte toplumsal duyarlılığın artırılmasına yönelik verdiği mesajlar sonuç verdi. Trafik Güvenliğinde Yeni Açılımlar, Hedefler ve Çözüm Projelerinin bir yıllık uygulamasına göre 2008 yılında 2007 yılına göre ölümlü trafik kazaları ile ölü sayısında yüzde 15 azalma yaşandı.
Proje kapsamında hazırlanan spot filmle destek mesajı veren Cumhurbaşkanı Gül, yol kullanıcılarının trafik güvenliği konusunda bilinçlenmelerinin önemine dikkat çekmişti. Gülün himayesinde trafik konusunda toplumsal bilincin artırılması ve kayıpların azaltılması hedefiyle 2008 yılında başlatılan Trafikte Dikkat 10 Bin Hayat isimli bir başka proje de sürdürülüyor.
Son yıllarda sanayileşme, şehirleşme ve gelir seviyesinin yükselmesi sonucu motorlu araç ve sürücü sayısı hızlı bir şekilde arttı. Bu da, artan trafik kazaları, ölüm, yaralanma ve maddi kayıp gibi trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili istenmeyen sonuçları da beraberinde getirdi.
Türkiyede meydana gelen trafik kazalarında her yıl binlerce insan hayatını kaybederken; 200 bine yakın insan ise yaralanıyor veya sakat kalıyor. Bunun yanında trafik kazaları, yılda ortalama 10-12 milyar TL tutarında da reel milli servet kaybına neden oluyor. Bunların önüne geçebilmek amacıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün himayesinde Trafik Güvenliğinde Yeni Açılımlar, Hedefler ve Çözüm Projeleri adı altında bir çalışma başlatıldı.
Trafik kazalarının önlenmesi, trafik kurallarına uyma alışkanlığının geliştirilmesi ve her yaştan vatandaşların trafik bilincinin oluşturulması hedeflendi. Proje kapsamındaki çalışmalara, 2008 yılında başlandı. Araç sayılarında artış olmasına rağmen 2008 yılında 2007 yılına göre ölümlü kazalarda yüzde 15,7, yaralamalı kazalarda yüzde 1,9, ölü sayısında yüzde 15,6, yaralı sayısında ise yüzde 2,8 azalma oldu.
Projenin başlamasından önceki ilk 9 aylık dönem ile 2009 yılının aynı dönemi karşılaştırıldığında ise ölümlü trafik kazalarında yüzde 14,3, yaralamalı kazalarda yüzde 6,4, ölü sayısında yüzde 15,2 ve yaralı sayısında yüzde 9,3 düşüş oldu.
KAZA YAPAN 1 MİLYON SÜRÜCÜNÜN KENDİSİ TUTANAK DÜZENLEDİ
Maddi hasarlı trafik kazalarında trafik polisi yerine sürücülerin tutanak tutma uygulaması da benimsendi. Toplam kazaların yüzde 76,7si anlaşma ile sonuçlandı. 1 Nisan 2008 tarihinde hayata geçirilen yeni düzenlemeden sonra 18 aylık dönemde meydana gelen 1 milyon 341 bin 699 maddi hasarlı trafik kazasından 1 milyon 28 bin 628inde taraflar anlaşarak kendileri tutanak düzenledi. 313 bin 71 kazaya ise trafik ekipleri müdahale etti.
Öte yandan İçişleri Bakanlığı, 13 Ekim 1983 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren ve 29 kez değişikliğe uğrayarak bütünlük ve sistematiği bozulan Karayolları Trafik Kanununda değişikliğe gidiyor.
Yapılacak çalışma ile Trafik güvenliğini etkin bir şekilde sağlayarak insanların can ve mal emniyetlerini korumak, meydana gelen ölüm ve yaralanmalar ile milli servet kayıplarını asgariye indirmek, yaygın ve etkin trafik eğitimi gerçekleştirmek, trafikte en önemli unsur olan sürücülerin daha kaliteli ve yeterli eğitim almalarını sağlamak hedefleniyor.
Çalışmayla ayrıca, başta trafik kolluğu olmak üzere trafik güvenliğinin sağlanmasında görevli kurum ve kuruluşların koordinasyonunu ve görev, yetki ve sorumluluklarını net olarak belirlemek, araç tescil ve sürücü belgesi işlemlerindeki bürokrasi ve zaman kaybını asgariye indirecek şekilde merkezi otomasyon sistemi kurmak, çeşitli kanunlarda yer alan trafikle ilgili düzenlemeleri tek çatı altında toplamak, Karayolları Trafik Güvenliği Kurulunu yeniden yapılandırarak daha etkin ve işlevsel konuma getirilmesi amaçlanıyor.
Karayolları Trafik Kanunu Tasarı taslağı, bakanlıklara, üniversitelere ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarına gönderilecek. Alınacak görüşler doğrultusunda yapılacak son değişikliğin ardından çalışma Meclise sunulacak. | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.11.2009 | | | GülörnekolduölümlükazalarazaldıGül örnek oldu ölümlü kazalar azaldı |
|
| Muğla İl Genel Meclisi kararlı | Samanyolu Haber | 11.08.2009 23:21 |  | | Muğla İl Genel Meclisi Başkanı Zeki Köylü, sokak, cadde ve okullardan 12 Eylül ve Kenan Evren isimlerinin kaldırılması konusunda ısrarcı olduklarını ve konuyu mahkeme taşıyacaklarını söyledi. İl Genel Meclisinin aldığı karar; Meclis Başkanı Zeki Köylü, katip üyeler Burak Erbay ve Miraç Özcan imzasıyla onaylanmak üzere Vali Ahmet Altıparmaka gönderildi. Ahmet Altıparmak, İçişleri Bakanlığına göre, il genel meclisleri tavsiye kararı alamaz diyerek, alınan kararı onaylamadan olduğu gibi iade etti.
İl Genel Meclis Başkanı Zeki Köylü, konuyla ilgili düzenlediği basın toplantısında, Kenan Evrenle ilgili aldıkları kararın tavsiye kararı olduğunu hatırlatarak, Bu kararı uygulama yetkisi, uygulayıp uygulamayacaklara aittir. AK Partinin İzmir İl Genel Meclisinde benzer bir ortak karar aldığını biliyoruz. Aynı İçişleri Bakanlığı genelgesine muhatap olan İzmir Valisi olmasına rağmen hiçbir karar geri gönderilmeden kesinleşti. Muğla İl Genel Meclisi bu kararı almaya kalktığında AK Parti destek vermedi. Baz partiler ne yazık ki ulusal siyaset güdemiyorlar. Bakıyorsunuz Güneydoğuda başka, İç Anadoluda başka bir kimliği bulunuyor, Egede başka bir kimliğe bürünüyor. Bu kararla birlikte iki üç karar daha Muğla Valiliği tarafından geri çevrildi. Ama valilik bu kararı siyasal kaygılarla geri çevirmedi. Bu konuda sayın valimizle karşı karşıya gelmemiz söz konusu değildir. Valimizin bu kararı geri çevirme nedeni İçişleri Bakanlığının genelgesidir. Ama 5302 sayılı yasada biz temenni kararı alabiliyoruz. Muğla İl Genel Meclisi, Kanarya Sevenler Derneği değildir. İlgilendiren alanlarda siyasi kararlarda temenni kararları da alabiliyoruz. Yasa ise kendi alanı olmayan konulurda temenni kararı alamaz diyor. diye konuştu.
1 Ocak 2009 tarihinde Anayasa değişik kanunda İl Genel Meclisinin aldığı tavsiye kararıyla Valiliklere sonsuz veto etme hakkı tanındığını anlatan Köylü, Daha önce de il genel meclislerinin aldığı tavsiyeleri valilik bir kez reddedebiliyordu. Ama 1 Ocak 2009 tarihinde giren yasayla bunun yerine bir şey getirilemedi. Bu boşluktan dolayı Valilik, İl Genel Meclisinin almış olduğu tüm tavsiye kararları reddetme hakkına sonsuza kadar sahip. Geri dönüşü de yok. 7 Eylülde CHP gurup toplantısında bu konuyu görüşüp tartışıcağız. Dik duruşumuzdan ödün vermeyeceğiz. Bu konuyu çözme adına mahkemeye gitme kararlılığındayız. Artık, tarihle yüzleşme zamanı geldi. ifadelerini kullandı.
Muğla İl Genel Meclisinin mayıs ayı ilk toplantısında CHP grubu, Marmaris ilçesindeki Kenan Evren İlköğretim Okulu, Evrenpaşa İlköğretim Okulu ve Kenan Evren Bulvarı isimlerinin değiştirilmesi için tavsiye kararı alınması yönünde önerge vermişti.
Önergede,12 Eylül askerî darbesinin mimarı Evrenin Marmaristeki birçok cadde, okul ve sokaklarda ismi bulunduğu belirtilerek, Sokak ve cadde isim değişiklikleri belediyelerin, okullardaki isim değişikliği de İçişleri ve Milli Eğitim bakanlıklarının yetkisindedir. Sokak ve caddelerdeki isim değişiklikleri için İl Genel Meclisimizin temenni kararı alması, okullardaki Kenan Evren ve Kenan Paşa isimlerinin değiştirilmesi için de ilgili bakanlıklara bildirilmesi için gereğini arz ederiz. denildi.
Söz konusu tavsiye kararı İl Genel Meclisi Başkanı Zeki Köylü ve siyasi partilerin grup başkan vekillerinin görüşlerinin ardından yapılan oylamada, CHP ve MHPli üyelerin 29 evet oyuna karşılık, AK Partinin 14 çekimser oyuyla teklif kabul edilmişti.
1980 askerî darbesinin Genelkurmay Başkanı ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, emekli olduktan sonra Marmarisin Armutalan beldesine yerleşmiş, buradaki Beyaz Evde 18 yıl yaşamıştı. Cumhurbaşkanı Evren, geçtiğimiz hafta Bodruma bağlı Yalıkavak beldesindeki yazlığında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış, ilk müdahalesiin yapıldığı Unıversial Bodrum Hastanesi ardından ambulans uçakla Ankaraya GATAya getirilmişti. (CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.08.2009 | | | MuğlaİlGenelMeclisikararlıMuğla İl Genel Meclisi kararlı |
|
| Sürücü kursları ne kadar dürüst? | Samanyolu Haber | 26.07.2009 12:28 |  | | Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının sürücü kurslarıyla ilgili denetimleri, Türkiyede vergi kaçağının boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Denetimler, sürücü kurslarının sadece yüzde 14ünün doğru beyanda bulunduğunu ortaya koydu.
AA muhabirinin Gelir İdaresi Başkanlığı yetkililerinden edindiği bilgiye göre, farklı sektörlerde faaliyette bulunan firmalara yönelik çalışmalar kapsamında, Türkiye genelinde motorlu taşıt sürücü kursları da büyüteç altına alındı.
15 Haziran 2008 tarihinde başlatılan bu çalışma kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığından sürücü kursu faaliyetinde bulunanların 2007 yılında ehliyet grupları itibariyle sınavlara katılan aday sayıları ile bunların İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bildirdikleri ücret tarifelerinde yer alan fiyat listeleri istendi. Gelen listeler, Bilgi İşlem Merkezince kayda alındı. Sürücü kurslarının vermiş oldukları ilanlarda yer alan indirim oranlarına ait bilgiler de derlendi ve bunlar da sisteme işlendi.
Bu şekilde önce 2007 yılında elde edilmesi gereken hasılat tutarları belirlendi. Sürücü kurslarından ücret tarifesi bildirmeyenlerin hasılat tespitinde ile bulundukları ilin ortalama ücretleri dikkate alındı.
Daha sonra motorlu taşıtlar sürücü kurslarının 2007 yılı gelir veya kurumlar vergisi beyanname ekinde yer alan gelir tablosundaki brüt satış-net satış rakamları ile 2007 yılı KDV matrahları bulundu.
Bunlar 2007 yılında elde etmeleri gereken hasılat tutarları ile kıyaslanmak suretiyle, gelir kaçağı olan mükellefler belirlendi. Çalışmada, 2 bin 500 sürücü kursundan 2 bin 138inin beyanları ile ortaya çıkan rakamlar arasında büyük tutarsızlıklar bulunduğu anlaşıldı.
-HASILATLARINI ARTIRDILAR-
Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Denetim ve Koordinasyon Şube Müdürlükleri ekipleri, tespit çalışmalarının ardından sürücü kurslarına gönderildi. Ekipler, kurs yetkililerinden rakamlar arasındaki tutarsızlıkla ilgili izahat istedi.
Bu sorgulama sonrasında bin 82 sürücü kursu, hemen matrahlarında düzeltmeye gitti ve beyan ettikleri gelir rakamını 63 milyon 304 bin 682 lira artırdı. Bunun vergisi de 8 milyon 856 bin 710 lira olarak hesaplandı.
485 sürücü kursu ise ne doğru dürüst izahatta bulundu, ne de beyan artışına gitti. Bu kurslar, incelemeye alındı ve ilk aşamada bunlarda 24 milyon 431 bin 938 lira gelir kaçağı saptandı. Bu kaçak nedeniyle sürücü kurslarına 2 milyon 958 bin 768 lira vergi tahakkuk ettirildi, 2 milyon 920 bin 932 lira vergi ziyaı, 2 milyon 218 bin 794 lira da özel usulsüzlük cezası kesildi.
848 firmanın verdiği izahat yeterli görüldü, ancak bu kursların da yakın takibe alınması kararlaştırıldı.
2007 yılına dönük bu çalışmanın sonucunda, sürücü kurslarının beyan ettiği gelirde 87 milyon 736 bin 620 liralık artış olurken, bunlara kesilen vergi ve cezaların toplamı 16 milyon 955 bin 204 lirayı buldu.
-BU DEFA FATURALARI ŞİŞİRDİLER-
Gelir İdaresi Başkanlığı, aynı çalışmayı 2008 faaliyetleri için bu yılın Şubat ayında da gerçekleştirdi.
Yine Milli Eğitim Bakanlığından sürücü kurslarıyla ilgili bilgiler toplandı ve bunlar vergi beyanlarıyla tek tek karşılaştırıldı. 2008 dönemine dönük çalışma devam ederken, sürücü kurslarının vergiden kaçınmak için başka yollara başvurduğu da anlaşıldı.
Buna göre, ilk inceleme öncesi 195 milyon lira, incelemenin ardından 224 milyon lira olan KDV matrahları günümüzde 256 milyon liraya yükseldi.
Aynı şekilde inceleme öncesi 151 milyon lira olan, inceleme sonrasında 220,5 milyon liraya çıkan net satış rakamları da bu yıl 259,9 milyon lirayı buldu.
Fakat, Maliyenin kendilerini takibe alması yüzünden hasılat rakamlarını artıran sürücü kursları, eskisi gibi düşük vergi ödemek için bu defa maliyet rakamlarını yükseltti.
İnceleme öncesi 117,6 milyon lira, inceleme sonrası 118,8 milyon lira olan satış maliyetleri, günümüzde 150,7 milyon liraya çıkarıldı. Bazı kurslar, faturaları şişirerek, hatta sahte fatura kullanarak, gider rakamlarını büyük gösterip, yine eski vergi rakamlarına döndü.
Gelir İdaresi Başkanlığının bu yılki incelemeleri, Maliyecilerin hesap sorması yüzünden gelir kalemlerini artıran kurs sahiplerinin, inceleme bittiğinde yine eski matrahlarına döndüğünü de ortaya çıkardı.
Bu yılki çalışmada, geçen yıl sorgulama sırasında matrah artışına giden sürücü kurslarının bu yıl tekrar eski gelir rakamlarıyla beyanda bulundukları belirlendi.
-İŞTE SONUÇLAR-
Sürücü kurslarında 15 Haziranda başlanan ve günümüze kadar devam eden incelemelerde ilk aşamada elde edilen sonuçlar şöyle:
-Kurs sayısı: 2.500
-MEB rakamlarıyla, beyanları arasında tutarsızlık olanlar: 2.031
-Matrah artıran kurs sayısı: 1.082
-Beyan ettiği ek gelir: 63.304.682 TL
-Ek gelirin vergisi: 8.856.710 TL
-Vergi incelemesi yapılan kurs sayısı: 485
-Bunların kaçırdığı gelir: 24.431.938,78 TL
-Kaçırılan gelirin vergisi: 2.958.768,35 TL
-Kesilen vergi ziyaı cezası: 2.920.932,01 TL
-Kesilen özel usulsüzlük cezası: 2.218.794,34 TL
-Toplam matrah far | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.07.2009 | | | Sürücükurslarınekadardürüst?Sürücü kursları ne kadar dürüst? |
|
| Baykal'a sert cevap | Samanyolu Haber | 12.05.2009 21:40 |  | | Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykalın partisinin grup toplantısında kendisi hakkında sarf ettiği sözlerle cevap verdi. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykalın partisinin grup toplantısında kendisi hakkında sarf ettiği sözlerle ilgili olarak, Sayın Baykal, kullandığı son derece çirkin ve yakışıksız ifadeyle sahip olduğu ayrımcı-cinsiyetçi bakış açısının zihinsel arka planını ortaya koymuştur dedi.
Çubukçu, yaptığı yazılı açıklamada, Baykalın partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, şahsı, Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Milli Eğitim Bakanlığı camiası hakkında çirkin ve gerçeği yansıtmayan ifadelerde bulunduğunu kaydetti.
Hüseyin Çelikin, devir teslim töreninden önce, basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda dile getirdiği otomatik pilot kavramını daha önce defalarca izah ettiğine dikkati çeken Bakan Çubukçu, açıklamasında şu hususlara yer verdi:
Sayın Bakan, söz konusu ifadeyle Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal yapısının güçlendirildiğini, yapısal sorunlarının giderildiğini, ilk atama ve yer değiştirmelerin hizmet puanı ve talepler doğrultusunda objektif kriterlere göre yapıldığını anlatmıştır. Kamuoyunca da bilinmektedir ki okul kayıtlarından öğrenci işlemlerine, atamalardan eğitim kurumlarının internete bağlanmasına kadar her alandaki teknolojik gelişmeleri ve e-devleti en iyi uygulayan kurum Milli Eğitim Bakanlığıdır.
Gerçekler böyle iken Sayın Baykal tarafından konunun siyasi bir malzeme haline getirilmesi düşündürücüdür. Sayın Baykalın yaptığı açıklamayla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Milli Eğitim gibi önemli bir bakanlığa ilk defa kadın bakanın atanmasını yeterince kavrayamadığı da anlaşılmaktadır. Sayın Baykal, aynı zamanda kullandığı son derece çirkin ve yakışıksız ifade ile (kokteyllerde dolaş) sahip olduğu ayrımcı-cinsiyetçi bakış açısının zihinsel arka planını da ortaya koymuştur. Bunun yanında söz konusu olay Sayın Başbakan ile Sayın Baykalın siyasetteki kadına bakış farkını göstermektedir.
Sayın Baykalın kadınlara yönelik negatif bakış açısını ortaya koyan bu açıklamasını esefle kınıyor, kamuoyunun takdirine sunuyorum. | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.05.2009 | | | BaykalasertcevapBaykala sert cevap |
|
| Özkök yeni kabinede 3 isme sevindi | Samanyolu Haber | 03.05.2009 11:22 |  | | Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, kabinedeki revizyon sonrası 3 isme sevindiğini yazdı. Harun ve Karun virüsüne savaş
BÜTÜN içtenliğimle söylüyorum. Bülent Arınç’ın kabineye girmesine ve Başbakan Yardımcısı olmasına sevindim.
Neden mi? Anlatayım.
Bülent Arınç, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra bana bir mektup yazdı.
Ağır bir eleştiri mektubuydu.
İçinde hakaret veya saygısızlık anlamına gelecek herhangi bir ifade yoktu.
Ama başkanlığı sırasında Hürriyet’te ve benim köşemde çıkan yazılarla ilgili eleştirilerini aktarıyordu.
TBMM Başkanlığı sırasında taşıdığı sorumluluk nedeniyle, bu eleştirileri yazamadığını belirterek, Şimdi ayrıldım ve her şeyi yüzünüze söylüyorum diyordu.
Ben de kendisine uzun bir mektup yazarak görüşlerimi aktardım, kendimi savundum.
Bu mektuplar aramızda kaldı, ne o ne de ben bunu açıkladık.
* * *
Arınç’la ilgili samimi görüşüm şudur.
Bunu daha önce de yazdım.
Bana göre Arınç çok iyi bir siyasetçidir.
AKP siyasetinin son 6 yıldaki en büyük olaylarında, onun çizgisi çok etkili olmuştur.
Mesela, Cumhurbaşkanlığı’na Abdullah Gül’ün seçilmesinde en etkili insan bana göre o olmuştur.
Bu defa Müslüman cumhurbaşkanı seçeceğiz lafı seçime ağırlığını koydu.
Ama en önemlisi, sahici bir insandır.
Yani ne ise odur.
Bir başka çok önemli özelliği de, yolsuzluklara ve haksızlıklara karşı duyarlı oluşudur.
Seçim sonrası açıklamaları da bunu gösterdi.
AKP’nin yaptığı yanlışları açık yüreklilikle ortaya koydu.
Başbakan Erdoğan’ın bu eleştiriler ortadayken onu Başbakan Yardımcılığı’na getirmesi, bence kendi açısından çok isabetli olmuştur.
* * *
AKP’nin işidir, bana laf söylemek düşmez.
Ama dışarıdan gördüğüm kadarıyla, Arınç’ın birinci görevi, Numan Kurtulmuş’la yükselişe geçen Saadet Partisi’nin en ağır silahlarını elinden almak olacaktır.
Numan Kurtulmuş, 29 Mart seçimleri öncesinde AKP’nin böyle gittiği takdirde altından kolayca kalkamayacağı bir slogan ortaya attı.
Harun gibi gelip, Karun gibi gitmeyeceğim sloganı tehlikeli bir virüs gibi AKP’nin kanına bulaşmıştır.
İkinci etkili sloganı ise Saadet Partisi’nin İstanbul Belediye Başkan adayı Mehmet Bekároğlu attı:
Cipli türbanlı ile durakta otobüs bekleyen türbanlı imajını silmek, Arınç’ın öncelikli işi olacaktır.
Bunu yapmak için, Deniz Feneri’nin üzerine samimi olarak gitmek, yakın çevreye sağlanan imtiyazları önlemek gibi politikaların mimarı herhalde Bülent Abi olacaktır.
* * *
Sevindiğim ikinci konu ise Ertuğrul Günay’ın görevinde kalmasıdır.
Günay, önceki hafta cesur bir çıkış yaptı ve Ergenekon davasında yapılan yanlışlıkları, çok çarpıcı bir 12 Mart benzetmesiyle eleştirdi.
Ertuğrul Günay’ı yıllardır tanırım.
Arkadaşımdır.
O da Arınç gibi sahici bir insandır.
Fikirlerini söyleme konusunda çok cömerttir.
Başbakan onu kabinede tutmakla hem partisi hem de Türkiye açısından çok iyi bir karar almıştır.
Sevindiğim üçüncü kişi Nimet Çubukçu.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir kadın, Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturuyor.
Yıllardır, bu koltuğa bir kadın dokunuşunun gerektiğini düşünüyordum.
Erdoğan bu cesareti gösteren ilk siyasetçi oldu.
* * *
Son nokta.
Bazı yorumlara göre, bu kabineyle, AKP’nin Milli Görüş’e dönüşü, dolayısıyla laik kesimle savaşın sertleşmesi dönemi açılıyor.
Ben aynı görüşte değilim.
Başbakan Erdoğan’ın savaş nizamının kimseye yararı olmadığını bildiğine eminim.
Zaten Arınç’ın son çıkışları da bunu gösteriyordu.
Yeni hükümet bütün Türkiye için yepyeni bir dönemi açabilir.
Buna samimi olarak inanıyorum.
Ertuğrul ÖZKÖK / Hürriyet | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.05.2009 | | | Özkökyenikabinede3ismesevindiÖzkök yeni kabinede 3 isme sevindi |
|
| Özkök, yeni kabinedeki 3 isme sevindi | Samanyolu Haber | 03.05.2009 10:22 |  | | Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, kabinedeki revizyon sonrası 3 isme sevindiğini yazdı. Harun ve Karun virüsüne savaş
BÜTÜN içtenliğimle söylüyorum. Bülent Arınç’ın kabineye girmesine ve Başbakan Yardımcısı olmasına sevindim.
Neden mi? Anlatayım.
Bülent Arınç, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra bana bir mektup yazdı.
Ağır bir eleştiri mektubuydu.
İçinde hakaret veya saygısızlık anlamına gelecek herhangi bir ifade yoktu.
Ama başkanlığı sırasında Hürriyet’te ve benim köşemde çıkan yazılarla ilgili eleştirilerini aktarıyordu.
TBMM Başkanlığı sırasında taşıdığı sorumluluk nedeniyle, bu eleştirileri yazamadığını belirterek, Şimdi ayrıldım ve her şeyi yüzünüze söylüyorum diyordu.
Ben de kendisine uzun bir mektup yazarak görüşlerimi aktardım, kendimi savundum.
Bu mektuplar aramızda kaldı, ne o ne de ben bunu açıkladık.
* * *
Arınç’la ilgili samimi görüşüm şudur.
Bunu daha önce de yazdım.
Bana göre Arınç çok iyi bir siyasetçidir.
AKP siyasetinin son 6 yıldaki en büyük olaylarında, onun çizgisi çok etkili olmuştur.
Mesela, Cumhurbaşkanlığı’na Abdullah Gül’ün seçilmesinde en etkili insan bana göre o olmuştur.
Bu defa Müslüman cumhurbaşkanı seçeceğiz lafı seçime ağırlığını koydu.
Ama en önemlisi, sahici bir insandır.
Yani ne ise odur.
Bir başka çok önemli özelliği de, yolsuzluklara ve haksızlıklara karşı duyarlı oluşudur.
Seçim sonrası açıklamaları da bunu gösterdi.
AKP’nin yaptığı yanlışları açık yüreklilikle ortaya koydu.
Başbakan Erdoğan’ın bu eleştiriler ortadayken onu Başbakan Yardımcılığı’na getirmesi, bence kendi açısından çok isabetli olmuştur.
* * *
AKP’nin işidir, bana laf söylemek düşmez.
Ama dışarıdan gördüğüm kadarıyla, Arınç’ın birinci görevi, Numan Kurtulmuş’la yükselişe geçen Saadet Partisi’nin en ağır silahlarını elinden almak olacaktır.
Numan Kurtulmuş, 29 Mart seçimleri öncesinde AKP’nin böyle gittiği takdirde altından kolayca kalkamayacağı bir slogan ortaya attı.
Harun gibi gelip, Karun gibi gitmeyeceğim sloganı tehlikeli bir virüs gibi AKP’nin kanına bulaşmıştır.
İkinci etkili sloganı ise Saadet Partisi’nin İstanbul Belediye Başkan adayı Mehmet Bekároğlu attı:
Cipli türbanlı ile durakta otobüs bekleyen türbanlı imajını silmek, Arınç’ın öncelikli işi olacaktır.
Bunu yapmak için, Deniz Feneri’nin üzerine samimi olarak gitmek, yakın çevreye sağlanan imtiyazları önlemek gibi politikaların mimarı herhalde Bülent Abi olacaktır.
* * *
Sevindiğim ikinci konu ise Ertuğrul Günay’ın görevinde kalmasıdır.
Günay, önceki hafta cesur bir çıkış yaptı ve Ergenekon davasında yapılan yanlışlıkları, çok çarpıcı bir 12 Mart benzetmesiyle eleştirdi.
Ertuğrul Günay’ı yıllardır tanırım.
Arkadaşımdır.
O da Arınç gibi sahici bir insandır.
Fikirlerini söyleme konusunda çok cömerttir.
Başbakan onu kabinede tutmakla hem partisi hem de Türkiye açısından çok iyi bir karar almıştır.
Sevindiğim üçüncü kişi Nimet Çubukçu.
Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir kadın, Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturuyor.
Yıllardır, bu koltuğa bir kadın dokunuşunun gerektiğini düşünüyordum.
Erdoğan bu cesareti gösteren ilk siyasetçi oldu.
* * *
Son nokta.
Bazı yorumlara göre, bu kabineyle, AKP’nin Milli Görüş’e dönüşü, dolayısıyla laik kesimle savaşın sertleşmesi dönemi açılıyor.
Ben aynı görüşte değilim.
Başbakan Erdoğan’ın savaş nizamının kimseye yararı olmadığını bildiğine eminim.
Zaten Arınç’ın son çıkışları da bunu gösteriyordu.
Yeni hükümet bütün Türkiye için yepyeni bir dönemi açabilir.
Buna samimi olarak inanıyorum.
Ertuğrul ÖZKÖK / Hürriyet | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.05.2009 | | | Özkökyenikabinedeki3ismesevindiÖzkök yeni kabinedeki 3 isme sevindi |
|
| Öğretmenlik bekleyenlere müjde ! | Samanyolu Haber | 06.02.2009 09:47 |  | | Kadrolu öğretmenlik bekleyen adaylara müjde. Milli Eğitim Bakanlığı 2009un ilk döneminde alacağı öğretmen sayısını ve branşları belirledi.. 2009da kadrolu atama bekleyen öğretmen adaylarının merak ettiği kontenjanlar ve alanlar belli oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, bu yılın ilk atama döneminde 46 branşta 8 bin 285 öğretmen alacak. Bu kontenjanın 2 bin 60ı sınıf öğretmenliği, bini İngilizce öğretmenliği, 525i ise Türkçe öğretmenliği için ayrıldı. İlk atamaya başvuracaklar için 2007 veya 2008 yıllarında yapılan herhangi bir kamu personeli seçme sınavına girmiş ve bakanlığın açıkladığı taban puanların üstünde puan almış olma şartı aranacak.
8 bin 285 kadronun 7 bin 535i ilk atama, 600ü açıktan atama, 100ü kurumlar arası atama için, 50si de beden eğitimi alanında milli sporcu olarak sınavsız alınacaklar için kullanılacak. 2009un ilk atama döneminde ayrıca 520 İlköğretim Matematik, 450 Bilişim Teknolojileri, 435 Türk Dili ve Edebiyatı/Dil ve Anlatım, 355 Matematik, 346 Okul Önce öğretmenliği, 315 Fen ve Teknoloji/Fen Bilgisi öğretmenliği için atama yapılacak. Çince ve Sanat Tarihi için 1er, Psikoloji öğretmenliğine 2, Rusça, Matbaa ve Laboratuvar öğretmenliklerine de 3er kişi alınacak.
Öğrenciler pazartesi günü ders başı yapacak
lköğretim ve ortaöğretim okullarında 2008-2009 eğitim- öğretim yılının ikinci yarısı 9 Şubat Pazartesi günü başlayacak. Bu okullardaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen, 2 haftalık yarıyıl tatilinin ardından ders başı yapacak. Eğitim-öğretim yılının ikinci dönemi sınavlar nedeniyle öğrenciler için yoğun geçecek. Seviye Belirleme Sınavı ilköğretim 6. sınıflar için 13 Haziran 2009, 7. sınıflar için 7 Haziran 2009 ve 8. sınıflar için ise 6 Haziran 2009 tarihlerinde yapılacak.
SON KEZ ÖSS
İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (DPY) 3 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilecek. İlköğretim 8. sınıf için DPY sınavı 6 Haziran 2009, ilköğretim 7. sınıf için 7 Haziran 2009, ilköğretim 6. sınıf için ise 13 Haziran 2009 tarihlerinde düzenlenecek. Üniversiteye giriş sınavı ÖSS, 14 Haziran 2009 tarihinde yapılacak. 2008-2009 eğitim-öğretim yılı 12 Haziran Cuma günü sona erecek. Okullar gelecek eğitimöğretim yılında daha geç açılacak. 2009-2010 eğitim öğretim yılı 24 Eylül 2009 Perşembe günü başlayacak.
SABAH | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.02.2009 | | | ÖğretmenlikbekleyenleremüjdeÖğretmenlik bekleyenlere müjde |
|
|
| |