Habergec.Com Aranan Kelimeler:nasıl gidilir? Değerlendirme: 10 / 10 981787
habergec.com
25.10.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

nasıl gidilir?

Ahmet Selim - Çözüm değil, düğüm
Zaman
19.10.2014
02:10
Ayrıntılardan ilke üretimine değil, ilkelerden ayrıntılara gidilir. Anayasa yaparken de öyledir. Her demokratik anayasada var olan çeşitli insan hakları maddelerini görüşmekle hiçbir şey olmaz. Nitekim olmadı da. Cemil Çiçek, “Milletin adı üzerinde ittifak sağlanamadı.” dedi. O olmadıysa, başka ne olacak da anlam ifade edecek?Bir meseleyi çözmek durumundaysanız, önce onun çözüm yolunu açacak temel noktaları aydınlatacaksınız. Bu matematik problemi çözerken de böyledir, sosyal meseleleri çözerken de. Yani önce “gidiş yolu” aydınlanacak ve doğru olacak. Aksi halde yapacağınız işlemlerin hiçbir anlamı olmaz, bir şey yapıyormuş gibi görünmekten başka.Lisedeyken matematik hocamız bir prizmanın hacmiyle ilgili teori ispatı yapıyordu. Eski hoca olduğu için, yeni dersi verirken kitaba bakmamış. İspat, olmadı. Çünkü ispat sonucunu daha başlangıçta, bilinen bir veriymiş gibi kabullendi. İtiraz ettim: “Efendim ispat edeceğiniz şeyi daha başlangıçta zımnen doğruymuş gibi kabullendiniz zaten!” Kabul etti ve bütün tahtayı silerek, kitaba bakıp yenisini yaptı. Tahtaya yazdıkları doğruydu ama bir “çözüm anlamı”ndan mahrumdu, yani boştu. Onun için sildi zaten.Vuzuh’un yolu, tefekkürle, teemmülle, ihatayla ve itidalle açılır. Vuzuh’un yolu çözümün yoludur. Gerekli ve yeterli veriler eksik ise “bu problem bu haliyle çözülemez” sonucuna da varabilirsiniz. Şaşmaz bir kuraldır ki bir problem, ancak ve sadece, gerekli ve yeterli veriler önünüzdeyse çözülebilir. Tanımsız ve belirsiz veriler ise sahte ve şaşırtmacalı verilerdir. Sizi boşuna uğraştırırlar, şayet ciddiye alırsanız.Güncel’in gündemine vuzuh projektörü ile bakarsanız, sadece meselelerin gölgelerini ve tuhaf yansımalarını görürsünüz. Aslî meseleler gündemde değil, konuşulup yazılanlar ise onlara dokunmayıp kötü bir üslup içinde gölgeleriyle ve tuhaf yansımalarıyla uğraşan şeyler. Gerçek gündemin meselelerini yazar ve konuşursanız, sunî ve geçerli gündemin güncellik anlayışı dışında kalırsınız. Havaya uyarsanız da kendinize olan saygınızı kaybedersiniz. Ve en büyük yazarlık çilelerinden biridir bu.Özellikle zor geometri problemlerinde (şimdi yok, eskiden vardı) 10-15 dakika şöyle bir düşünerek bakarsınız. Aradığınız, vuzuh’un ipuçları olabilecek nirengi noktalarıdır ve burada sezgi’nin de önemlice bir payı vardır. O nirengi noktalarından bir ikisini bulunca çözüme başlarsınız. Çözmek, vuzuhlandırmak demektir zaten. Ama bu safhayı atlayıp rastgele işlemler yapmaya başlarsanız, işin içinden asla çıkamazsınız. Her şey daha çok karışır, çözüm mihverinden iyice uzaklaşırsınız. Polemiklerin yaptığı işte budur. Bir problemi çözmeye çalışırken yeni sıkıntılar ve bilinmezlikler doğurur. Yani, çözüm değil problem üretir. Kavganın yol açtığı yeni problemler çıkar karşınıza, sisli puslu bulutlu bir ortamın kısır döngüsüne düşersiniz.Cemil Meriç, “fikir cümlesi cebir denklemine benzer” der. Hayatın matematiğe, matematiğin de hayata benzeyen bir yönü var. Bu ilişkiyi bilmediğimiz için, “hayat bilgisi” ve “matematik” dallarında eğitim veremiyoruz. Ayrıca, “sevgi ile sezgi” arasındaki ilişkiden de haberdar değiliz. Sonra vuzuh yok tabii. Nasıl olsun ki?Pascal “düşüncede samimiyet ahlakın temelidir” diyor. Ve biz biliyoruz ki, düşüncede samimiyet “kalb ile akletmek”ten (ayet) geçer.Bütünlüğümüzün dengesini sağlayıp koruyan itidal hasletini ihmal edersek vuzuh’a ve çözüm’e doğru yol alamayız. Kendi içinde problem barındıranlar, önündeki problemleri çözemezler. Onların elinden gelen çözüm değil, düğümdür.
Zaman
Köşe Yazıları
19.10.2014
AhmetSelim-ÇözümdeğildüğümAhmet Selim - Çözüm değil düğüm
Avukat Kavili: Gün gelecek, günümüzün muktedirleri de hesap verecek
Zaman
18.10.2014
16:16
İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi Avukat Ömer Kavili, iş adamları ve bakan çocuklarının da şüphelileri arasında yer aldığı 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kapatılmasını eleştirdi.Kavili, Şu andaki muktedirler takipsizlik kararı vermiş olabilir. Nasıl ki zamanın muktediri Kenan Evrenin rütbelerinin söküldüğünü gördüysek, gün gelecek günümüzün muktedirleri de hesap verecek. dedi. Haliç Kongre Merkezindeki İstanbul Barosu Olağan Genel Kurulunda Cihan Haber Ajansının (Cihan) sorularını cevaplayan Ömer Kavili, devlet kanunlarının çiğnendiği durumlarda devletin ona uygun şekilde örgütlenmesi bulunduğunu hatırlattı. Kavili, Buna biz adliye teşkilatı diyoruz ve kağıt üzerinde adliyenin yardımcısı da polistir. Oysa uygulamada adliyenin memurları, yardımcısı olduğu söylenen polisin emrinde görüntüsü oluşmaktadır. Çünkü Türkiyede yargı yoktur. Bu yönüyle 17 Aralık olur, 57 Aralık olur, 45 Aralık olur. Aralıkların önemi yok. Fakat olayın delillerini toplamak ve onun peşine düşmek, kanunun görev verdiği, emrettiği makamlardaki kişilere ödevdir. Ve onların kişisel ahlak ve onurlarının da ötesinde toplumsal sorumluluklarıdır. Bu yönüyle ortaya çıkan bir takipsizlik kararında delil tartışmasının ayrıntılı yapılamaması, delillerin peşine düşülmemesi bu kez başka konuları gündeme getirir. O da şudur; eğer deliller var ise o delillerde faile gidilir. Bunun tersi de doğrudur. Delilden faile de gidilir. şeklinde konuştu. Siyasal gücün el değiştirdiğinde önceki örneklerinde olduğu gibi hesap verme mekanizmasının işleyeceğini belirten Kavili şöyle konuştu: Hukuk düzeni açısından şu andaki muktedirler, yetkili memurlar takipsizlik kararı vermiş olabilir. Siyasal güç, el değiştirdiğinde tıpkı önceki siyasal güç sahiplerinin nasıl ki hesap vermesini biz yaşadıysak. Ve zamanın muktediri Kenan Evrenin rütbelerinin söktürüldüğünü gördüysek, günümüzün muktedirleri de gün gelecek hesap verecek. Bunun hukuk boyutu şudur; dosyaya yeni bir delil ortaya çıktığında soruşturma yeni baştan açılacaktır. Çünkü hukukta kesinlik yoktur. Böyle olunca eğer şu andaki deliller soruşturma açmaya yetmiyor diye takdir yetkisini kullananlar var ise, ortaya yeni deliller ortaya çıktığında elbette suç işleyen şebekelerin içinden itirafçılar ortaya çıktığı takdirde sıfırlayacak yer bulamayacaklar. Çünkü hukuk düzeni, toplum vicdanı bir memurun bu tür ilişkilere girmesine izin vermiyor, uygun görmüyor. BAŞKAN ADAYI ERDOĞAN: BU BİR POLİS DEVLETİNE GİDİŞTİRAynı konuyla ilgili Çağdaş Avukatlar grubu adına İstanbul Barosu Başkan Adayı Ayhan Erdoğan da, yeni yargı paketini değerlendirdi. Erdoğan, Bu aslında diktatörlüğe gidişte polis devletinin işaretidir. Yargıyı tümüyle devre dışı bırakma eğilimidir. HSYK seçimlerinin yargıyı etkilemesi yetmedi, sulh ceza hakimleri gibi gerek anayasa, gerek uluslararası sözleşmelerde hukuka aykırı bir müessese ile tutuklama, gözaltı, arama el koyma gibi işler için bir hakimlik görevlendirdiler. Ancak onda bile yetersiz görüyorlar ve doğrudan idari bir hizmetli olan polis teşkilatına hakim izniyle olan işleri devretmek istiyorlar. Bu bir polis devletine gidiştir. Bu bir diktatörlüğün heveskarlığı içinde yapılmaktadır. Buna dur demek gerekir. dedi. 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasına verilen takipsizlik kararına da değinen Erdoğan, 17-25 Aralık takipsizlik kararları işin esasında sulh ceza mahkemelerinin çıkışına neden olan işlerdendir. İktidarın bakanları veya bakan çocuklarının yolsuzlukları ile ilgili ortaya çıkan bir durumda doğrudan iktidarın yargı kararlarını uygulatmamak için uygulama mercilerini, kolluk güçlerine baskı kurması, bu kararları alanların da sürülmesi ile neticelenen bir operasyon sonrası malum karar çıkmıştır. Bu kararların sağlıklı bir soruşturma süreci sonunda alınmış kararlar olmadığı kanaatindeyiz. Kaldı ki takipsizlik kararları idari nitelikteki kararlardır. Yeni bir delil koşulunda mutlaka o soruşturma yeniden ele alınabilir ve ben gelecekte yolsuzluk soruşturmalarının mutlaka ve mutlaka yargılama konusu yapılacağını düşünüyorum, inanıyorum. Çağdaş Avukatlar Grubu olarak yeni yargı paketinin çıkmaması yada çıksa bile iptali yönünde mücadele edeceğiz. Çünkü bu özgürlükleri kısıtlayan insanların ancak Nazi döneminde görebileceği bir diktatörlüğe doğru dönebilecek bir ülke içinde yaşamak istemiyoruz. Halkın da böyle bir koşul içinde yaşamasını istemiyoruz. ifadelerini kullandı.
Zaman
Son Dakika
18.10.2014
AvukatKaviliGüngelecekgünümüzünmuktedirleridehesapverecekAvukat Kavili Gün gelecek günümüzün muktedirleri de hesap verecek
Özge Özpirinçci: Dizi Setlerinde Çare Grev
Haber3
17.10.2014
13:03
ÖzgeÖzge Özpirinçci: Dizi Setlerinde Çare Grev
DİZİ setlerinde artık ölümler yaşandığını belirten oyuncu Özge Özpirinçci, İnsan canının değerli olduğunun nasıl anlaşılması gerekiyor. Hep beraber bir greve gidilir, sektör durur ve Biz bir şeyleri yanlış yapıyoruz denilebilir...
Haber3
Son Dakika
17.10.2014
ÖzgeÖzpirinçciDiziSetlerindeÇareGrevÖzge Özpirinçci Dizi Setlerinde Çare Grev
Sonbaharın renk devrimi Abant’ta
Haber Türk
11.10.2014
08:38
AbanttaAbantta nerede kalınır, nasıl gidilir? Levent Özçelik yazdı...
Haber Türk
Son Dakika
11.10.2014
SonbaharınrenkdevrimiAbant’taSonbaharın renk devrimi Abant’ta
Nuriye Akman - Arızalı GPS'ler
Zaman
10.10.2014
02:04
Biri İngiliz ikisi Norveçli üç bilim insanı beynin bulunduğu konumu bilen, çevresindeki alanın haritasını çizen, bir yerden bir yere gidebilmeyi sağlayıp yön bilgilerini depolayan “GPS sistemini” çözdükleri için bu yılki Nobel Tıp Ödülü’nü paylaştılar.Nobel Komitesi’ne göre filozofları ve bilimcileri yüzyıllardır meşgul eden bir soruya nihayet yanıt verilmişti. Tam tersine, filozofların sorunu bence şimdi başlıyor:Bir GPS cihazınız varsa nerede olduğunuzu bilirsiniz. Ancak sizi çevreleyen coğrafyayı algılayıp, istikametinizi seçebilmeniz “doğru yolda” olduğunuzu göstermez. Beynin GPS sistemini etkileyen duygusal/düşünsel işaret ve levhaları öğrenmezseniz hiçbir zaman “gönül evinize”, o saf bilgelik mekanına ulaşamazsınız.Nobel kazanan buluşun, alzaymır hastalarının çevrelerini tanıyamama problemine yardımcı olabileceği düşünülüyor. Peki bu hastalığa yakalanmadıkları ve fiziken yollarda kaybolmadıkları halde, burunlarının ucunu bile göremeyen, kendileriyle birlikte milyonları uçuruma sürenlere ne demeli? Politik açıdan bunamış gibi davranmanın nedenleri açıklanmalı asıl bize, beynin o mükemmel GPS mekanizmasını bozup insanı canavarlaştıran etkenleri… Haritaya göre nerede olduğunu bilen insan, nefsinin koordinatlarını öğrenmediği sürece, dünya yanıp yıkılmalara doymayacak. Aradığımız saf mutluluk, hani hiçbir yan etkisi olmayan o eskimez güzellik nerededir, oraya nasıl gidilir, en güvenli dinlenme tesisleri hangileridir, manevi yakıt ikmalini kimlerden yapmalıdır ki aracımızın nefesi kesilmesin, dizlerimizin bağı çözülmesin? Beynimizin GPS’inde muhakkak ki böyle bir program da var. Ama birtakım zararlı sinyallerle arızalanıyor ki hatırlanmaya değer ne varsa üstleri kapalı, konuşulmaya bile değmez ne varsa altın tabaklarda gözümüze sokuluyor. Şu anda ne durumdayız sorusunun cevabını alamıyoruz GPS’imizden. Onca sözümüz, onca bilgimiz var, yine de kaybolmuş durumdayız.İnsan yaklaşık 50 trilyon hücreden oluşuyor. Hücreleri insanlar gibi düşünürsek, her birimiz devasa bir nüfusun şefleriyiz. Hücre-bireylerin arasında rekabet değil işbirliği ve dayanışma var; vücut ülkesinin çıkarına asla bağımsız hareket etmiyor, ortak bir plan çerçevesinde görev yapıyorlar. İçinde böylesine uyum barındıran insanın neden bunun tam zıttı davranışlara yöneldiği açıklanamıyor. Devrede genler var diyebilirsiniz. Ancak epigenetik bilimi ortaya çıkardı ki genler tek başlarına yaşamı yönetmiyorlar. Beslenme, stres, iklim, ilaçlar, inançlar ve duygular gibi çevreden gelen maddi ve manevi etkilerle harekete geçiriyorlar.Demek ki 50 trilyon bireyden oluşan bir ülkenin fiziksel ve ruhsal açıdan dengeli olabilmesi diğer 50’şer trilyonluk ülkelere bağlı. Düşünceler ve duygular yani manevi zihin enerjisi ile maddi beden arasında karşılıklı etkileşim var. Birbirlerini tanıyor, dönüştürüyor ve kalıtımsal olarak kuşaktan kuşağa geçen bir miras bırakıyorlar. Birbirimizin bilinçaltlarına (ki nörolojik işlem yeteneği bakımından bilinçten milyonlarca kez daha güçlü) ha bire tohum ekip duruyoruz. Kısacası bilimsel olarak birbirimizden sorumluyuz. Bu sorumluluğu taşıyabilen yani manevi GPS’leri çalışanlara verilebilecek bir Nobel ödülü olmadığı gibi, bozuk cihazların maliyet hesabı da yapılmıyor.Beyinlerindeki GPS sistemleri arızalandığından “arzu atlarını” çatlayıncaya kadar kamçılayanları durduran yok. Motorun gücüne bakmadan arabayı Kudüs’te cuma, Şam’da bayram namazı kılmak için sürersen, İslam ülkelerine halife olma adına, yedi düvele aynı anda cephe açarsan, nefret ekerken unutkan, öfke biçerken şaşkınsan, bindiğin dallarla birlikte tüm ağaçları kesiyorsan, benden olanlar-ötekiler ayrımını yapıyorsan navigatörüne güvenemeyiz. Peki karakol, okul, şantiye, otel ve otobüsleri yakanlar, masum sivilleri öldürüp sokağa çıkma yasağı ilan ettirenlerin GPS’lerini kim tamir edecek? 12 Eylül’de askeri darbeye zemin hazırlayan ne varsa aynen sahneye koyanların çatlak GPS’leri beyinlerinden nasıl çıkarılacak? Beynin seyrüsefer becerisi nasıl güvenli hale getirilecek? Nobel’li bilim adamlarının değil bizim meselemiz bunlar. Hepimiz cihazlarımızı kontrolden geçirelim. Bizimkilerin sağlamlığından emin miyiz?
Zaman
Köşe Yazıları
10.10.2014
NuriyeAkman-ArızalıGPSlerNuriye Akman - Arızalı GPSler
Nef Ataköy'e nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
29.09.2014
16:11
60 aya kadar 0,59 faiz oranıyla, 120 aya kadar ise 0,69 faiz oranıyla taksitlendirme yapılan Nef Ataköy'e nasıl gidilir sorusuna cevap olarak projeye ulaşım metro ve metrobüsle oldukça rahat deniliyor...
Emlak Kulisi
Emlak
29.09.2014
NefAtaköyenasılgidilir? Nef Ataköye nasıl gidilir?
Toplam "6" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti