Habergec.Com Aranan Kelimeler:nasıl gidilir? Değerlendirme: 10 / 10 070503
habergec.com
10.02.2016 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

nasıl gidilir?

Nuriye Akman - ÖLÜM HABERLERİNİN DİLİ
Zaman
30.01.2016
01:58

Siyasi kutuplaşma ne kadar sertleşirse sertleşsin, kendi kurtarılmış bölgelerimizden karşı tarafla mücadele ederken dilimiz ne kadar sivirilirse sivrilsin, hepimiz tarihin, felsefenin, dinin, coğrafyanın suladığı aynı bilinçdışından besleniyoruz. Durumumuz en açık şekliyle vefat haberlerinde kullanılan dile yansıyor. Söz konusu olan ölümse bakınız nasıl da geniş bir ortak yaşam alanımız var:

Ünlü insanlar hayata veda eder, ünsüzler ölür. Haberi verirken “Bu hayata veda etti” dense keşke. Hani ölüm başka bir hayata açılan kapıydı?

Ünsüzlere oranla ünlülerin pek azı şehit olur. Şehitlik payesini vermek insanlara düşmeseydi, şehitler üzerinden politika yapılamazdı. Bir insanın gerçekten şehid olup olmadığını Allahtan başka kim bilebilir ki?

Öldürülenler “bizdense” vahlanılır, bizden değilse oh çekilir. “Bizimkiler” can verir, ötekiler geberir. Kimileri ölümleriyle bizi yasa boğar, kimileri için azrail bizim yerimize intikam alır. Bu hissiyatın medya aracılığıyla açığa vurulduğuna da şahidiz, kalplerde gizlendiğine de.

Ölen gençse zamansız veda etmiştir. Kaderin sahibiyizdir sanki. Neyin erken neyin geç olması gerektiğini biz biliriz!

Bazılarının arkasından “yeri doldurulamaz, onun gibisi bir daha dünyaya gelmez” denir. Yalanın dikâlâsıdır bu. Kimse hayatın kendisinden büyük değildir.

Cenazeler son yolculuğa uğurlanır. Oysa son olan dünyadaki varlıktır. Burada da yoldaydık zaten, ötede de yolculuk devam edecek.

Bazı ölülere tören yapılır, bazıları morgda veya sokakta kalır. Törenli gidenler şanslı, sessizce gömülenler şanssız mıdır?

Hastalıklara en çok da kansere yenik düşülür. Bu ifadede merhumu hayatta kalmayı başaramadığı için gizli bir suçlama var.

Trafik canavarına kurban olunur. Bu ifadede ise toplumsal sorumluluktan kurtulma psikolojisi gizli.

Ölüm insanı yakalar. Kaçan yakalanır oysa. Ölüm kendisini her daim hatırlayıp kaçmayanı belki de kucaklamaktadır.

Can verilir, hayat kaybedilir. Bu ifadeler yerine acaba “yeni canını almaya, yeni hayatını bulmaya gitti” denemez mi?

Kişi aramızdan ayrılır. Ama kayıpta değildir, çünkü başka bir topluluğa karışır.

Bazıları Hakkın rahmetine kavuşur. Oysa herkes her dem Hakkın rahmetiyle kuşatılmıştır. İş ki onu fark edip düğmeye bassın. Rahmete kavuşmak için ölmeyi bekleyenin vay haline.

Bazıları göçer, bazıları mortu çeker. Bazılarının cansız bedenleri ele geçirilir, bazılarının cesetleri ve hatta leşleri. Kimileri kalıbı dinlendirir, kimileri tahtalı köye gider. Meşrebimize göre seçeriz kelimeleri. Kısaca “dünyasını değiştirdi” demeyiz.

Ölü artık ebedi istirahatgahında uyuyacaktır. Hiç düşünmeyiz, zamanın bir başı ve bir de sonu olduğunu, ezelde başlayan hayatın ebedde sonlanacağını. Hem mezarda dinlenilir mi bakalım? Uyumaya mı gidilir oraya, yoksa uyanmaya mı?

YALAN LABİRENTİ

Dün vizyona giren Yalan Labirenti, Almanyanın ikinci Dünya Savaşından on yıl sonra halkın hâlâ haberdar olmadığı Nazi suçlarıyla yüzleşme aşamasına hangi zorluklarla gelebildiğini anlatıyor. İki idealist hukuk adamı ile bir gazetecinin çabalarıyla İsrail dahil bazı devletlerin koruma kalkanı altında hayatlarını sürdüren eski Nazileri mahkemeye çıkarmaları bir Türk seyircisi olarak ister istemez “Acaba günün birinde bizler de bu şerefe nail olur muyuz?” sorusunu sorduruyor.

Maalesef Almanların başarısını bizim tekrar etmemiz pek mümkün görünmüyor. Bugün tarumar olan hukuk sistemimizin durumu herkesin malumu ki dün de pek parlak değildi. Bir türlü kurumlaşamayan, saygı ve güven uyandıramayan hukukumuzun temeli öyle çürük ki, öyle çok deprem görmüş ki çatısını tamir etsen ne çare! Kaç nesil yalan labirentlerinde kayboldu ve daha kim bilir kaç nesil yalanlarla yaşamaya devam edecek.

Zaman
Köşe Yazıları
30.01.2016
NuriyeAkman-ÖLÜMHABERLERİNİNDİLİNuriye Akman - ÖLÜM HABERLERİNİN DİLİ
Essenora nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
24.10.2014
15:08
Essenora nasıl gidilir sorusunun yanıtına haberimizin içerisinden ulaşabilirsiniz. Gaziosmanpaşa Essenora projesinde daire fiyatları 245 bin lira ile 1 milyon 439 bin lira arasında farklılık gösteriyor...
Emlak Kulisi
Emlak
24.10.2014
Essenoranasılgidilir?Essenora nasıl gidilir?
Ahmet Selim - Çözüm değil, düğüm
Zaman
19.10.2014
02:10
Ayrıntılardan ilke üretimine değil, ilkelerden ayrıntılara gidilir. Anayasa yaparken de öyledir. Her demokratik anayasada var olan çeşitli insan hakları maddelerini görüşmekle hiçbir şey olmaz. Nitekim olmadı da. Cemil Çiçek, “Milletin adı üzerinde ittifak sağlanamadı.” dedi. O olmadıysa, başka ne olacak da anlam ifade edecek?Bir meseleyi çözmek durumundaysanız, önce onun çözüm yolunu açacak temel noktaları aydınlatacaksınız. Bu matematik problemi çözerken de böyledir, sosyal meseleleri çözerken de. Yani önce “gidiş yolu” aydınlanacak ve doğru olacak. Aksi halde yapacağınız işlemlerin hiçbir anlamı olmaz, bir şey yapıyormuş gibi görünmekten başka.Lisedeyken matematik hocamız bir prizmanın hacmiyle ilgili teori ispatı yapıyordu. Eski hoca olduğu için, yeni dersi verirken kitaba bakmamış. İspat, olmadı. Çünkü ispat sonucunu daha başlangıçta, bilinen bir veriymiş gibi kabullendi. İtiraz ettim: “Efendim ispat edeceğiniz şeyi daha başlangıçta zımnen doğruymuş gibi kabullendiniz zaten!” Kabul etti ve bütün tahtayı silerek, kitaba bakıp yenisini yaptı. Tahtaya yazdıkları doğruydu ama bir “çözüm anlamı”ndan mahrumdu, yani boştu. Onun için sildi zaten.Vuzuh’un yolu, tefekkürle, teemmülle, ihatayla ve itidalle açılır. Vuzuh’un yolu çözümün yoludur. Gerekli ve yeterli veriler eksik ise “bu problem bu haliyle çözülemez” sonucuna da varabilirsiniz. Şaşmaz bir kuraldır ki bir problem, ancak ve sadece, gerekli ve yeterli veriler önünüzdeyse çözülebilir. Tanımsız ve belirsiz veriler ise sahte ve şaşırtmacalı verilerdir. Sizi boşuna uğraştırırlar, şayet ciddiye alırsanız.Güncel’in gündemine vuzuh projektörü ile bakarsanız, sadece meselelerin gölgelerini ve tuhaf yansımalarını görürsünüz. Aslî meseleler gündemde değil, konuşulup yazılanlar ise onlara dokunmayıp kötü bir üslup içinde gölgeleriyle ve tuhaf yansımalarıyla uğraşan şeyler. Gerçek gündemin meselelerini yazar ve konuşursanız, sunî ve geçerli gündemin güncellik anlayışı dışında kalırsınız. Havaya uyarsanız da kendinize olan saygınızı kaybedersiniz. Ve en büyük yazarlık çilelerinden biridir bu.Özellikle zor geometri problemlerinde (şimdi yok, eskiden vardı) 10-15 dakika şöyle bir düşünerek bakarsınız. Aradığınız, vuzuh’un ipuçları olabilecek nirengi noktalarıdır ve burada sezgi’nin de önemlice bir payı vardır. O nirengi noktalarından bir ikisini bulunca çözüme başlarsınız. Çözmek, vuzuhlandırmak demektir zaten. Ama bu safhayı atlayıp rastgele işlemler yapmaya başlarsanız, işin içinden asla çıkamazsınız. Her şey daha çok karışır, çözüm mihverinden iyice uzaklaşırsınız. Polemiklerin yaptığı işte budur. Bir problemi çözmeye çalışırken yeni sıkıntılar ve bilinmezlikler doğurur. Yani, çözüm değil problem üretir. Kavganın yol açtığı yeni problemler çıkar karşınıza, sisli puslu bulutlu bir ortamın kısır döngüsüne düşersiniz.Cemil Meriç, “fikir cümlesi cebir denklemine benzer” der. Hayatın matematiğe, matematiğin de hayata benzeyen bir yönü var. Bu ilişkiyi bilmediğimiz için, “hayat bilgisi” ve “matematik” dallarında eğitim veremiyoruz. Ayrıca, “sevgi ile sezgi” arasındaki ilişkiden de haberdar değiliz. Sonra vuzuh yok tabii. Nasıl olsun ki?Pascal “düşüncede samimiyet ahlakın temelidir” diyor. Ve biz biliyoruz ki, düşüncede samimiyet “kalb ile akletmek”ten (ayet) geçer.Bütünlüğümüzün dengesini sağlayıp koruyan itidal hasletini ihmal edersek vuzuh’a ve çözüm’e doğru yol alamayız. Kendi içinde problem barındıranlar, önündeki problemleri çözemezler. Onların elinden gelen çözüm değil, düğümdür.
Zaman
Köşe Yazıları
19.10.2014
AhmetSelim-ÇözümdeğildüğümAhmet Selim - Çözüm değil düğüm
Avukat Kavili: Gün gelecek, günümüzün muktedirleri de hesap verecek
Zaman
18.10.2014
16:16
İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi Avukat Ömer Kavili, iş adamları ve bakan çocuklarının da şüphelileri arasında yer aldığı 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kapatılmasını eleştirdi.Kavili, Şu andaki muktedirler takipsizlik kararı vermiş olabilir. Nasıl ki zamanın muktediri Kenan Evrenin rütbelerinin söküldüğünü gördüysek, gün gelecek günümüzün muktedirleri de hesap verecek. dedi. Haliç Kongre Merkezindeki İstanbul Barosu Olağan Genel Kurulunda Cihan Haber Ajansının (Cihan) sorularını cevaplayan Ömer Kavili, devlet kanunlarının çiğnendiği durumlarda devletin ona uygun şekilde örgütlenmesi bulunduğunu hatırlattı. Kavili, Buna biz adliye teşkilatı diyoruz ve kağıt üzerinde adliyenin yardımcısı da polistir. Oysa uygulamada adliyenin memurları, yardımcısı olduğu söylenen polisin emrinde görüntüsü oluşmaktadır. Çünkü Türkiyede yargı yoktur. Bu yönüyle 17 Aralık olur, 57 Aralık olur, 45 Aralık olur. Aralıkların önemi yok. Fakat olayın delillerini toplamak ve onun peşine düşmek, kanunun görev verdiği, emrettiği makamlardaki kişilere ödevdir. Ve onların kişisel ahlak ve onurlarının da ötesinde toplumsal sorumluluklarıdır. Bu yönüyle ortaya çıkan bir takipsizlik kararında delil tartışmasının ayrıntılı yapılamaması, delillerin peşine düşülmemesi bu kez başka konuları gündeme getirir. O da şudur; eğer deliller var ise o delillerde faile gidilir. Bunun tersi de doğrudur. Delilden faile de gidilir. şeklinde konuştu. Siyasal gücün el değiştirdiğinde önceki örneklerinde olduğu gibi hesap verme mekanizmasının işleyeceğini belirten Kavili şöyle konuştu: Hukuk düzeni açısından şu andaki muktedirler, yetkili memurlar takipsizlik kararı vermiş olabilir. Siyasal güç, el değiştirdiğinde tıpkı önceki siyasal güç sahiplerinin nasıl ki hesap vermesini biz yaşadıysak. Ve zamanın muktediri Kenan Evrenin rütbelerinin söktürüldüğünü gördüysek, günümüzün muktedirleri de gün gelecek hesap verecek. Bunun hukuk boyutu şudur; dosyaya yeni bir delil ortaya çıktığında soruşturma yeni baştan açılacaktır. Çünkü hukukta kesinlik yoktur. Böyle olunca eğer şu andaki deliller soruşturma açmaya yetmiyor diye takdir yetkisini kullananlar var ise, ortaya yeni deliller ortaya çıktığında elbette suç işleyen şebekelerin içinden itirafçılar ortaya çıktığı takdirde sıfırlayacak yer bulamayacaklar. Çünkü hukuk düzeni, toplum vicdanı bir memurun bu tür ilişkilere girmesine izin vermiyor, uygun görmüyor. BAŞKAN ADAYI ERDOĞAN: BU BİR POLİS DEVLETİNE GİDİŞTİRAynı konuyla ilgili Çağdaş Avukatlar grubu adına İstanbul Barosu Başkan Adayı Ayhan Erdoğan da, yeni yargı paketini değerlendirdi. Erdoğan, Bu aslında diktatörlüğe gidişte polis devletinin işaretidir. Yargıyı tümüyle devre dışı bırakma eğilimidir. HSYK seçimlerinin yargıyı etkilemesi yetmedi, sulh ceza hakimleri gibi gerek anayasa, gerek uluslararası sözleşmelerde hukuka aykırı bir müessese ile tutuklama, gözaltı, arama el koyma gibi işler için bir hakimlik görevlendirdiler. Ancak onda bile yetersiz görüyorlar ve doğrudan idari bir hizmetli olan polis teşkilatına hakim izniyle olan işleri devretmek istiyorlar. Bu bir polis devletine gidiştir. Bu bir diktatörlüğün heveskarlığı içinde yapılmaktadır. Buna dur demek gerekir. dedi. 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasına verilen takipsizlik kararına da değinen Erdoğan, 17-25 Aralık takipsizlik kararları işin esasında sulh ceza mahkemelerinin çıkışına neden olan işlerdendir. İktidarın bakanları veya bakan çocuklarının yolsuzlukları ile ilgili ortaya çıkan bir durumda doğrudan iktidarın yargı kararlarını uygulatmamak için uygulama mercilerini, kolluk güçlerine baskı kurması, bu kararları alanların da sürülmesi ile neticelenen bir operasyon sonrası malum karar çıkmıştır. Bu kararların sağlıklı bir soruşturma süreci sonunda alınmış kararlar olmadığı kanaatindeyiz. Kaldı ki takipsizlik kararları idari nitelikteki kararlardır. Yeni bir delil koşulunda mutlaka o soruşturma yeniden ele alınabilir ve ben gelecekte yolsuzluk soruşturmalarının mutlaka ve mutlaka yargılama konusu yapılacağını düşünüyorum, inanıyorum. Çağdaş Avukatlar Grubu olarak yeni yargı paketinin çıkmaması yada çıksa bile iptali yönünde mücadele edeceğiz. Çünkü bu özgürlükleri kısıtlayan insanların ancak Nazi döneminde görebileceği bir diktatörlüğe doğru dönebilecek bir ülke içinde yaşamak istemiyoruz. Halkın da böyle bir koşul içinde yaşamasını istemiyoruz. ifadelerini kullandı.
Zaman
Son Dakika
18.10.2014
AvukatKaviliGüngelecekgünümüzünmuktedirleridehesapverecekAvukat Kavili Gün gelecek günümüzün muktedirleri de hesap verecek
Özge Özpirinçci: Dizi Setlerinde Çare Grev
Haber3
17.10.2014
13:03
ÖzgeÖzge Özpirinçci: Dizi Setlerinde Çare Grev
DİZİ setlerinde artık ölümler yaşandığını belirten oyuncu Özge Özpirinçci, İnsan canının değerli olduğunun nasıl anlaşılması gerekiyor. Hep beraber bir greve gidilir, sektör durur ve Biz bir şeyleri yanlış yapıyoruz denilebilir...
Haber3
Son Dakika
17.10.2014
ÖzgeÖzpirinçciDiziSetlerindeÇareGrevÖzge Özpirinçci Dizi Setlerinde Çare Grev
Sonbaharın renk devrimi Abant’ta
Haber Türk
11.10.2014
08:38
AbanttaAbantta nerede kalınır, nasıl gidilir? Levent Özçelik yazdı...
Haber Türk
Son Dakika
11.10.2014
SonbaharınrenkdevrimiAbant’taSonbaharın renk devrimi Abant’ta
Nuriye Akman - Arızalı GPS'ler
Zaman
10.10.2014
02:04
Biri İngiliz ikisi Norveçli üç bilim insanı beynin bulunduğu konumu bilen, çevresindeki alanın haritasını çizen, bir yerden bir yere gidebilmeyi sağlayıp yön bilgilerini depolayan “GPS sistemini” çözdükleri için bu yılki Nobel Tıp Ödülü’nü paylaştılar.Nobel Komitesi’ne göre filozofları ve bilimcileri yüzyıllardır meşgul eden bir soruya nihayet yanıt verilmişti. Tam tersine, filozofların sorunu bence şimdi başlıyor:Bir GPS cihazınız varsa nerede olduğunuzu bilirsiniz. Ancak sizi çevreleyen coğrafyayı algılayıp, istikametinizi seçebilmeniz “doğru yolda” olduğunuzu göstermez. Beynin GPS sistemini etkileyen duygusal/düşünsel işaret ve levhaları öğrenmezseniz hiçbir zaman “gönül evinize”, o saf bilgelik mekanına ulaşamazsınız.Nobel kazanan buluşun, alzaymır hastalarının çevrelerini tanıyamama problemine yardımcı olabileceği düşünülüyor. Peki bu hastalığa yakalanmadıkları ve fiziken yollarda kaybolmadıkları halde, burunlarının ucunu bile göremeyen, kendileriyle birlikte milyonları uçuruma sürenlere ne demeli? Politik açıdan bunamış gibi davranmanın nedenleri açıklanmalı asıl bize, beynin o mükemmel GPS mekanizmasını bozup insanı canavarlaştıran etkenleri… Haritaya göre nerede olduğunu bilen insan, nefsinin koordinatlarını öğrenmediği sürece, dünya yanıp yıkılmalara doymayacak. Aradığımız saf mutluluk, hani hiçbir yan etkisi olmayan o eskimez güzellik nerededir, oraya nasıl gidilir, en güvenli dinlenme tesisleri hangileridir, manevi yakıt ikmalini kimlerden yapmalıdır ki aracımızın nefesi kesilmesin, dizlerimizin bağı çözülmesin? Beynimizin GPS’inde muhakkak ki böyle bir program da var. Ama birtakım zararlı sinyallerle arızalanıyor ki hatırlanmaya değer ne varsa üstleri kapalı, konuşulmaya bile değmez ne varsa altın tabaklarda gözümüze sokuluyor. Şu anda ne durumdayız sorusunun cevabını alamıyoruz GPS’imizden. Onca sözümüz, onca bilgimiz var, yine de kaybolmuş durumdayız.İnsan yaklaşık 50 trilyon hücreden oluşuyor. Hücreleri insanlar gibi düşünürsek, her birimiz devasa bir nüfusun şefleriyiz. Hücre-bireylerin arasında rekabet değil işbirliği ve dayanışma var; vücut ülkesinin çıkarına asla bağımsız hareket etmiyor, ortak bir plan çerçevesinde görev yapıyorlar. İçinde böylesine uyum barındıran insanın neden bunun tam zıttı davranışlara yöneldiği açıklanamıyor. Devrede genler var diyebilirsiniz. Ancak epigenetik bilimi ortaya çıkardı ki genler tek başlarına yaşamı yönetmiyorlar. Beslenme, stres, iklim, ilaçlar, inançlar ve duygular gibi çevreden gelen maddi ve manevi etkilerle harekete geçiriyorlar.Demek ki 50 trilyon bireyden oluşan bir ülkenin fiziksel ve ruhsal açıdan dengeli olabilmesi diğer 50’şer trilyonluk ülkelere bağlı. Düşünceler ve duygular yani manevi zihin enerjisi ile maddi beden arasında karşılıklı etkileşim var. Birbirlerini tanıyor, dönüştürüyor ve kalıtımsal olarak kuşaktan kuşağa geçen bir miras bırakıyorlar. Birbirimizin bilinçaltlarına (ki nörolojik işlem yeteneği bakımından bilinçten milyonlarca kez daha güçlü) ha bire tohum ekip duruyoruz. Kısacası bilimsel olarak birbirimizden sorumluyuz. Bu sorumluluğu taşıyabilen yani manevi GPS’leri çalışanlara verilebilecek bir Nobel ödülü olmadığı gibi, bozuk cihazların maliyet hesabı da yapılmıyor.Beyinlerindeki GPS sistemleri arızalandığından “arzu atlarını” çatlayıncaya kadar kamçılayanları durduran yok. Motorun gücüne bakmadan arabayı Kudüs’te cuma, Şam’da bayram namazı kılmak için sürersen, İslam ülkelerine halife olma adına, yedi düvele aynı anda cephe açarsan, nefret ekerken unutkan, öfke biçerken şaşkınsan, bindiğin dallarla birlikte tüm ağaçları kesiyorsan, benden olanlar-ötekiler ayrımını yapıyorsan navigatörüne güvenemeyiz. Peki karakol, okul, şantiye, otel ve otobüsleri yakanlar, masum sivilleri öldürüp sokağa çıkma yasağı ilan ettirenlerin GPS’lerini kim tamir edecek? 12 Eylül’de askeri darbeye zemin hazırlayan ne varsa aynen sahneye koyanların çatlak GPS’leri beyinlerinden nasıl çıkarılacak? Beynin seyrüsefer becerisi nasıl güvenli hale getirilecek? Nobel’li bilim adamlarının değil bizim meselemiz bunlar. Hepimiz cihazlarımızı kontrolden geçirelim. Bizimkilerin sağlamlığından emin miyiz?
Zaman
Köşe Yazıları
10.10.2014
NuriyeAkman-ArızalıGPSlerNuriye Akman - Arızalı GPSler
Nef Ataköy'e nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
29.09.2014
16:11
60 aya kadar 0,59 faiz oranıyla, 120 aya kadar ise 0,69 faiz oranıyla taksitlendirme yapılan Nef Ataköy'e nasıl gidilir sorusuna cevap olarak projeye ulaşım metro ve metrobüsle oldukça rahat deniliyor...
Emlak Kulisi
Emlak
29.09.2014
NefAtaköyenasılgidilir? Nef Ataköye nasıl gidilir?
Lady Gaga İTÜ Stadyumu nerede?
Emlak Kulisi
13.09.2014
10:28
İTÜ Stadyumu nerede? Lady Gaga İTÜ Stadı nerede? Lady Gaga İTÜ Stadına nasıl gidilir? İTÜ Stadyumu'na metro ile nasıl gidilir? İTÜ Stadı İETT otobüsle nasıl gidilir? İTÜ Stadyumu yol tarifi var mı?..
Emlak Kulisi
Emlak
13.09.2014
LadyGagaİTÜStadyumunerede?Lady Gaga İTÜ Stadyumu nerede?
Mağfiret için yarışmanın en güzel yolu infak etmektir
Zaman
11.09.2014
02:15
Herkul.org’da yayınlanan sohbetinde takva sahibi müminlerin Kur’an-ı Kerim’in gösterdiği çizgide nasıl yarıştıklarına Asr-ı Saadet’ten örnekler veren Fethullah Gülen Hocaefendi, mağfiret yolunda teşvik edilen bu yarışta en önemli amellerden birinin de infak olduğunu dile getiriyor. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, ‘415. Nağme: Müttakîlerin Yarışı’ konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı. Sohbette Hocafendi, Cennet’e ve Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretine erebilmek için yarış yaparcasına koşmak gerektiğini ve bu yarışın sadece sözde kalmamasını, Kur’ân-ı Kerim’de belirtilen müsabaka şartlarına riayet edilmesi gerektiğini vurguladı. İşte Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:“Duaya iştiyak, fakat boş kuru bir iştiyak değil. Yani her zaman O’nun kapısından içeriye girmeye teşne, amade, hazırlıklı olmak. Bildiğiniz şey; Ebû Zerr’e hitap ediyor Efendimiz. O, Münebbihat’ın başındadır zannediyorum. “Uzun bir yolculuğa çıkacaksın, sefineyi, gemini bir daha gözden geçir, yenile.” tabirinde bulunuyor. Restorasyona ihtiyacı olan, tamire ihtiyacı olan yanları olabilir. Mecazi bir şey bu, uzun bir yolculuğa çıkacaksın; derya çok derin, sıradan gemilerle o yolda yürünmez. Önünde berzah var, mahşer var, köprü var, hesap var, Münkir, Nekir var. Var oğlu var, bir sürü var. Adeta kırmızı pasaportlu bir insan gibi, her yerde serbest dolaşan bir insan gibi o kapılardan geçme imkânı yok. Hesap var, hepsinde sorgu var, vize var. Geçebilir misin, geçemez misin!Azığını da tastamam al, zira sefer çok uzun diyor. Uzun bir yolculuğa çıkacaksın, yani öbür tarafı intizar ediyorum aşk u iştiyakla… Likaullaha iştiyakım var. Bu boş bir laf olabilir, esasen altını doldurmak lazım onun. O da gideceğin o uzun yolda sana yetebilecek... Kabir’de Münkir ve Nekir’e cevap vermeye yetebilecek... Mahşerde terazinin sana bakan kefesine sağı mı, solu mu? Hasenatına bakan kefesinin ağır basması, basabileceği bir zâdı alacaksın orada. Köprüyü geçerken cehennemin sana aşağıdan bağıracak, “Geç çabuk, ateşimi söndürüyor senin nurun!” diyebilecek bir zâd ü zahireyle. Öyle bir azık edinme. Dünya adına da yükünü elden geldiğince hafif yapmaya bak. Helâlinden kazanmak bir şey değil. Meşru dairedeki zevklerle, lezzetlerle istifade edebilirsin onlardan. Hz. Pir onlarla yetinmek lazım, gayri meşru daireye girmeye gerek yok, onlar yeter insana diyor. Fakat elden geldiğince hesabını veremeyeceği şeylerle insan oraya gitmemeli. Yük hafif olmalı, çünkü geçilecek akabe diyor; zirve, dağ, uçurum çok yüksek. Sırtındaki o ağır yükle geçemezsin. Yani meseleye bakılınca hepsi çok çetin, zor gidilir bir yol, derin deniz. Ondan sonra uzun yolculuk, yiyecek içecek şeylere ihtiyaç olacak orada. Ve sonra, sonra aşabileceğin bir tepe var, bir uçurum var, bir dağ var. Everest tepesi gibi bir şey. Bu açıdan da oraya bakan yanıyla, elden geldiğince yükünü hafif tutmaya bak. Cenab-ı Hakk’ın meşru dairede verdiği şeyleri istifade edebilirsin. İstifade ederken de başkalarını istifade ettirmeyi de unutturmayacaksın. Bu sana kol kanat olacak orada. O uçurumlarda üveyik gibi kanatlanacaksın. Aşılmaz, geçilmez zannettiğin kandan, irinden deryaları çok rahat uçarak geçeceksin. Sonra adeta o işin fezlekesi gibi amelinde ihlaslı ol, zira seni görüp-gözeten her zaman sana bakıyor diyor. Amelinde ihlaslı ol.CENAB-I HAKK’IN HAZİNELERİ İBADETLERLE DOLUDURHz. Bâyezid’i, Cenab-ı Hakk’ın hitabı olarak o levhalarda olan bir söz var, “Ya Bayezid eğer muradın Cenab-ı Hakk’ın hoşnutluğuysa, Cenab-ı Hakk’ın hazineleri ibadetlerle doludur.” Zannediyorum bundan maksat ruhaniler, melekler.. kemerbeste-i ubudiyet içinde sürekli ibadet gönderiyorlar. Onun arşının hamelesi olan melekler, kerrubin olan melekler bir an gözlerini açıp, kapatıncaya kadar bile olsun gözlerini başka tarafa çevirmiyorlar. Sadece ona müteveccihler. Bunların tavır ve davranışlarından dökülen ibadetin her türü, Cenab-ı Hakk’ın şayet işte hazine ona deniyorsa öyle, o hazinesi ibadetlerle doludur. Eğer muradın Cenab-ı Hakk’ın rızasına ermekse şayet kendini küçük gör ve amelinde ihlaslı ol. Cihanları fethetsen, cihanın dört bir yanına fütuhat adına at koştursan, yine de benim gibi minnacık bir adam.. Kendini ikna et buna. Ve amelinde de ihlaslı ol. İhlas emredildiği için bir şey yapmak ve neticede sadece Cenab-ı Hakk’ın rızasını beklemek demektir, ihlas risalesi. Meselenin sözü kolaydır, işte biraz evvel dediğim gibi yani, Kıtmir bekliyormuş gibi. 45-44’te, 55’te, 66’da fakat asıl mesele o değildi yani. Böyle ben bekliyorum bu meseleyi de hazırım gibi bir tavır sergilemek.. mesele o değildir esasen. O upuzun deryad
Zaman
Sağlık
11.09.2014
MağfiretiçinyarışmanınengüzelyoluinfaketmektirMağfiret için yarışmanın en güzel yolu infak etmektir
Mağfiret için yarışmanın en güzel yolu infak etmektir
Zaman
11.09.2014
02:03
Herkul.org’da yayınlanan sohbetinde takva sahibi müminlerin Kur’an-ı Kerim’in gösterdiği çizgide nasıl yarıştıklarına Asr-ı Saadet’ten örnekler veren Fethullah Gülen Hocaefendi, mağfiret yolunda teşvik edilen bu yarışta en önemli amellerden birinin de infak olduğunu dile getiriyor. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, ‘415. Nağme: Müttakîlerin Yarışı’ konulu yeni sohbeti Herkul.org’da yayınlandı. Sohbette Hocafendi, Cennet’e ve Cenâb-ı Hakk’ın mağfiretine erebilmek için yarış yaparcasına koşmak gerektiğini ve bu yarışın sadece sözde kalmamasını, Kur’ân-ı Kerim’de belirtilen müsabaka şartlarına riayet edilmesi gerektiğini vurguladı. İşte Hocaefendi’nin sohbetinden satır başları:“Duaya iştiyak, fakat boş kuru bir iştiyak değil. Yani her zaman O’nun kapısından içeriye girmeye teşne, amade, hazırlıklı olmak. Bildiğiniz şey; Ebû Zerr’e hitap ediyor Efendimiz. O, Münebbihat’ın başındadır zannediyorum. “Uzun bir yolculuğa çıkacaksın, sefineyi, gemini bir daha gözden geçir, yenile.” tabirinde bulunuyor. Restorasyona ihtiyacı olan, tamire ihtiyacı olan yanları olabilir. Mecazi bir şey bu, uzun bir yolculuğa çıkacaksın; derya çok derin, sıradan gemilerle o yolda yürünmez. Önünde berzah var, mahşer var, köprü var, hesap var, Münkir, Nekir var. Var oğlu var, bir sürü var. Adeta kırmızı pasaportlu bir insan gibi, her yerde serbest dolaşan bir insan gibi o kapılardan geçme imkânı yok. Hesap var, hepsinde sorgu var, vize var. Geçebilir misin, geçemez misin!Azığını da tastamam al, zira sefer çok uzun diyor. Uzun bir yolculuğa çıkacaksın, yani öbür tarafı intizar ediyorum aşk u iştiyakla… Likaullaha iştiyakım var. Bu boş bir laf olabilir, esasen altını doldurmak lazım onun. O da gideceğin o uzun yolda sana yetebilecek... Kabir’de Münkir ve Nekir’e cevap vermeye yetebilecek... Mahşerde terazinin sana bakan kefesine sağı mı, solu mu? Hasenatına bakan kefesinin ağır basması, basabileceği bir zâdı alacaksın orada. Köprüyü geçerken cehennemin sana aşağıdan bağıracak, “Geç çabuk, ateşimi söndürüyor senin nurun!” diyebilecek bir zâd ü zahireyle. Öyle bir azık edinme. Dünya adına da yükünü elden geldiğince hafif yapmaya bak. Helâlinden kazanmak bir şey değil. Meşru dairedeki zevklerle, lezzetlerle istifade edebilirsin onlardan. Hz. Pir onlarla yetinmek lazım, gayri meşru daireye girmeye gerek yok, onlar yeter insana diyor. Fakat elden geldiğince hesabını veremeyeceği şeylerle insan oraya gitmemeli. Yük hafif olmalı, çünkü geçilecek akabe diyor; zirve, dağ, uçurum çok yüksek. Sırtındaki o ağır yükle geçemezsin. Yani meseleye bakılınca hepsi çok çetin, zor gidilir bir yol, derin deniz. Ondan sonra uzun yolculuk, yiyecek içecek şeylere ihtiyaç olacak orada. Ve sonra, sonra aşabileceğin bir tepe var, bir uçurum var, bir dağ var. Everest tepesi gibi bir şey. Bu açıdan da oraya bakan yanıyla, elden geldiğince yükünü hafif tutmaya bak. Cenab-ı Hakk’ın meşru dairede verdiği şeyleri istifade edebilirsin. İstifade ederken de başkalarını istifade ettirmeyi de unutturmayacaksın. Bu sana kol kanat olacak orada. O uçurumlarda üveyik gibi kanatlanacaksın. Aşılmaz, geçilmez zannettiğin kandan, irinden deryaları çok rahat uçarak geçeceksin. Sonra adeta o işin fezlekesi gibi amelinde ihlaslı ol, zira seni görüp-gözeten her zaman sana bakıyor diyor. Amelinde ihlaslı ol.CENAB-I HAKK’IN HAZİNELERİ İBADETLERLE DOLUDURHz. Bâyezid’i, Cenab-ı Hakk’ın hitabı olarak o levhalarda olan bir söz var, “Ya Bayezid eğer muradın Cenab-ı Hakk’ın hoşnutluğuysa, Cenab-ı Hakk’ın hazineleri ibadetlerle doludur.” Zannediyorum bundan maksat ruhaniler, melekler.. kemerbeste-i ubudiyet içinde sürekli ibadet gönderiyorlar. Onun arşının hamelesi olan melekler, kerrubin olan melekler bir an gözlerini açıp, kapatıncaya kadar bile olsun gözlerini başka tarafa çevirmiyorlar. Sadece ona müteveccihler. Bunların tavır ve davranışlarından dökülen ibadetin her türü, Cenab-ı Hakk’ın şayet işte hazine ona deniyorsa öyle, o hazinesi ibadetlerle doludur. Eğer muradın Cenab-ı Hakk’ın rızasına ermekse şayet kendini küçük gör ve amelinde ihlaslı ol. Cihanları fethetsen, cihanın dört bir yanına fütuhat adına at koştursan, yine de benim gibi minnacık bir adam.. Kendini ikna et buna. Ve amelinde de ihlaslı ol. İhlas emredildiği için bir şey yapmak ve neticede sadece Cenab-ı Hakk’ın rızasını beklemek demektir, ihlas risalesi. Meselenin sözü kolaydır, işte biraz evvel dediğim gibi yani, Kıtmir bekliyormuş gibi. 45-44’te, 55’te, 66’da fakat asıl mesele o değildi yani. Böyle ben bekliyorum bu meseleyi de hazırım gibi bir tavır sergilemek.. mesele o değildir esasen. O upuzun deryad
Zaman
Ana Sayfa
11.09.2014
MağfiretiçinyarışmanınengüzelyoluinfaketmektirMağfiret için yarışmanın en güzel yolu infak etmektir
Mustafa Ünal - Ne milleti, ne Başgil'i?
Zaman
09.07.2014
02:14
Sadece siyasî analizlerde değil politikada da ‘tarihten referanslar’ sık kullanılır. Erdoğan’ın birkaç gündür diline pelesenk ettiği gibi.1923’ten bu yana istisnasız her cumhurbaşkanlığı seçimi olağanüstülüklerle dolu. Her biri yarış değil, savaş gibi. O yüzden cumhurbaşkanlığı seçimini konu alan makalelere ‘Çankaya savaşı’ adı konulur. Hemen hepsinde ‘statüko’ veya ‘devlet iradesi’ bir şekilde sahne aldı. 1961’de Ali Fuat Başgil’i seçtirmedi. 1989’da Turgut Özal’a itiraz etti. 2007’de Abdullah Gül’e engel çıkardı. Erdoğan bu örnekleri sıralayarak, kendisini bu zincirin ‘son halkası’ olarak takdim ediyor. Ve ‘milletin adayı’ vurgusu yapıyor. Örnekler doğru ama bugünü izah etmekten çok uzak. Ne Erdoğan, Başgil; ne de onu durdurmak isteyen statüko söz konusu. Ne de eşi başörtülü diye engel çıkaran ‘devlet iradesinden’ söz edilebilir. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu ‘özel iklimi’ oluşturan Erdoğan’dan başkası değil. Tek adam. Ağzından çıkan kanun. Ona ve partisine karşı hukukun işlemediği düzen yürürlükte. Bugün hangi savcı bir AK Partili hakkındaki bir iddiayı soruşturabilir? Hangi yargı ucu AK Parti’ye dokunan akçeli işin üzerine gidebilir? Hiçbiri. 17 Aralık’ın nasıl tersyüz edildiği ortada. Yolsuzluğun peşine düşen yargı mensupları ile emniyet görevlilerinin perişan hali ortada. Devlet hukuk niteliğini çoktan yitirdi. Paralel çalınan minarenin kılıfı. Bugün ne Başgil’e silah çeken 1960’ın şartları söz konusu, ne de askerî vesayetin etrafını kuşattığı Özal’ın huruç yaptığı 1990’ların siyasi iklimi. 2007’de Abdullah Gül’ü durdurmak için internet sitesinde muhtıra yayınlayan Genelkurmay da yok. Sahne tümüyle Erdoğan’ın... ‘İktidar oyunu’ onun tek başına istediği gibi oynadığı ‘müsamereye’ dönüştü. Bırakın müdahaleyi, telkin bile düşünülemez. Parti içinde bile kendisi gibi düşünmeyenlere karşı müsamahası yok. Dün ‘Not ettim’ dedi. Başgil, Özal, Gül örnekleri 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminin konusu olamaz. Dolayısıyla tarihi referanslar anlamsız. Başgil, Özal, Gül hatırlatmaları yersiz. Erdoğan’ın, büyük bir törenle adaylığını açıkladığı ilk günden beri sürekli sürekli tekrarladığı ‘millet’ vurgusu da pek gerçeği yansıtmıyor. Dün belki ama bugün havada kalıyor. Erdoğan, önce ‘hükümet’ sonra ‘iktidar’, ardından ‘muktedir’ şu sıralarda ise kelimenin tam anlamıyla ‘devlet’ oldu. Hem de ne devlet. Tarihte eşine az rastlanacak türden tek başına bütün gücü elinde topladı. O kadar ki anayasal sistemin olmazsa olmazı ‘kuvvetler ayrılığına’ bile itirazı var. Üstelik açıktan. Öyle gizli kapaklı değil. Yargı kararlarını hiçe saymaktan çekinmedi. Örnek mi? Başbakanlık inşaatına durduran kararı tanımadı. ‘Gücü yetiyorsa durdursun’ dedi. Erdoğan, şu an devletin ete kemiğe bürünmüş hali. Bu yolun sonu şeflik... Bırakın karşı çıkmayı, yan bakmanın bile bir bedeli var. Sadece devlette de değil. Bugün Erdoğan’a rağmen bir gazetecinin, bir işadamının tutunabilmesi mümkün değil. Hak, hukuk, kural dinlenmez. Her türlü yöntemle üzerine gidilir. Erdoğan’ı Çankaya’ya çıkarmak için devlet kurumları seferber olmuş durumda. Devletin bu kadar partileştiği, kurumların politikleştiği dönemler yok denecek kadar az. Erdoğan’ın üzerinde başka bir devlet var mı? Yok. Onun sözünün üzerine söz söyleyecek güç var mı? Yok. O yüzden Ali Fuat Başgil örneği tutarsız, Turgut Özal hatırlatması anlamsız. Millet vurgusu da yersiz.
Zaman
Köşe Yazıları
09.07.2014
MustafaÜnal-NemilletineBaşgili?Mustafa Ünal - Ne milleti ne Başgili?
Davutoğlu'ndan ilk yanıt ! İstifa edecek mi ?
Haber3
14.06.2014
10:02
Davutoğlundan

Bakan Davutoğlu istifa yorumlarına “Operasyonun başı benim. Bu durumda nasıl bırakılıp gidilir” dedi.

Haber3
Son Dakika
14.06.2014
Davutoğlundanilkyanıtİstifaedecekmi?Davutoğlundan ilk yanıt İstifa edecek mi ?
Ikea Ümraniye adres ve ulaşım yol tarifi!
Emlak Kulisi
11.06.2014
15:11
Ikea Ümraniye mağazasına nasıl gidilir? Ikea İstanbul Anadolu yakası mağazası ulaşım bilgileri nelerdir? Ikea Ümraniye nerede? Ikea Ümraniye yol tarifi nasıl? İşte Ikea Ümraniye mağazasına nasıl giderim? diye soranlara cevaplar...
Emlak Kulisi
Emlak
11.06.2014
IkeaÜmraniyeadresveulaşımyoltarifiIkea Ümraniye adres ve ulaşım yol tarifi
Ikea Bayrampaşa iletişim ve ulaşım yol tarifi!
Emlak Kulisi
11.06.2014
10:59
Ikea Bayrampaşa mağazasına nasıl gidilir? Ikea Bayrampaşa adresi nedir? Ikea Bayrampaşa yol tarifi var mı? Ikea İstanbul Avrupa yakasında nerde var? İşte Ikea Bayrampaşa mağazasına ulaşım krokisi ile iletişim ve ulaşım bilgileri...
Emlak Kulisi
Emlak
11.06.2014
IkeaBayrampaşailetişimveulaşımyoltarifiIkea Bayrampaşa iletişim ve ulaşım yol tarifi
Kuzey Yıldızı projesi nerede?
Emlak Kulisi
10.06.2014
13:08
Kuzey Yıldızı Ankara nerede? Ankara Kuzey Yıldızı projesi nerede? Kuzey Yıldızı Rekreasyon Alanı nerede? Ankara'daki Kuzey Yıldızı'na nasıl gidilir? TOKİ Ankara Kuzey Yıldızı projesi nerede? İşte cevaplar...
Emlak Kulisi
Emlak
10.06.2014
KuzeyYıldızıprojesinerede?Kuzey Yıldızı projesi nerede?
3. Havalimanı ulaşım!
Emlak Kulisi
09.06.2014
19:49
3. Havalimanı'na ulaşım nasıl sağlanacak? İstanbul Yeni Havalimanı projesi 3. Havalimanı'na nasıl gidilir? 3. Havalimanı'na metro ile nasıl gidilir? 3. Havalimanı'na tramvay olacak mı? Üçüncü Havalimanı nerede?
Emlak Kulisi
Emlak
09.06.2014
3Havalimanı/">HavalimanıulaşımHavalimanı-ulaşım/">3 Havalimanı ulaşım
Makedonya'daki Osmanlı eseri "Harabati Baba Tekkesi" harabe halde
Zaman
04.06.2014
14:32
Makedonyadaki Osmanlı dini eserlerinden 500 yıllık Harabati Baba Tekkesindeki yapılar harabe halde. Bektaşilik konusundaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Arben Süleymani, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın 2011 yılında tekkeyi ziyareti sırasında yardım sözü verdiğini hatırlattı. Makedonyanın kuzeybatısındaki Kalkandelen (Tetova) kentinde bulunan Osmanlı dini eserlerinden Harabati Baba Tekkesi harabe halde. Sersem Ali Paşa olarak da tanınan Server Ali Paşa tarafından 1538 yılında kurulan tekkede özellikle türbelerin bulunduğu kısım yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Külliyedeki meydan evi başta olmak üzere bazı yapılar yangınlardan zarar gördüğü için kullanılamıyor. Ayrıca binaların çatılarının acilen onarıma ihtiyacı var. Balkanlarda Bektaşilik konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Arben Süleymani, Makedonya Hükümetinin tekkede hiçbir tadilata izin vermediğini söyledi. Tekkeyi 2011 yılında ziyaret eden Başbakan Recep Erdoğanın restorasyon konusunda söz verdiğini de hatırlatan Süleymani, Harabati Baba Tekkesine yardım edildiğinde barışa, aşka ve kardeşliğe yardım edilmiş olacaktır dedi.MANEVİ YÖNDEN ÇOK ÖNEMLİProf. Dr. Arben Süleymani, Harabati Baba Tekkesi ile ilgili olarak şunları söyledi Bu tekke 500 yıllık bir geçmişe sahip. Sadece kültür olarak değil aynı zamanda manevi yönden çok önemli. Böyle yerlerin yaşaması için Türkiye, Arnavutluk ve Makedonyanın katkılarının olması gerekir. Dini inanç ayrımı olmadan her insan buranın faydasını görmüştür. Harabati tekkesinde bu kadar çok bina olması tesadüf değildir. Her bir binanın ayrı bir fonksiyonu var. Bu binalar dinsel yönden ulviyet kazandırıyor. Bir dervişin nasıl baba olabileceği ile ilgili bir süreci anlatmak istiyorum. Bir müridin ilk başta misafir odasından geçmesi gerekirdi. Daha sonra ahırda, bahçede ve mutfakta çalışması gerekiyordu. Bunları yaptıktan sonra eğitim tedrisatından geçerdi. Eğitimden sonra ruhsal olgunluk evreleri başlardı. Harabati Tekkesi, Bektaşilik eğitiminin verildiği bir yerdi. Bu kompleksin böyle harabeye dönmesi aynı zamanda manevi yönün de çöküşüdür. Makedonya devletinin yardımseverlere izin vermesi lazım. Şu anda Makedonya buraya hiçbir yardıma izin vermiyor. O yüzden böyle harap şekilde.ÖZGÜNLÜĞÜ KORUNMALIBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan 2011 yılında bize yardım sözü verdi diyen Süleymani sözlerini şöyle sürdürdü: Ziyaret sırasında Başbakan Erdoğan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı TİKAnın müdürünü çağırdı ve yapılacak onarımlar konusunda benden bilgi alınmasını istedi. Bir daha ki gelişimde burayı düzenli bir şekilde görmek istiyorum dedi. Bence, Osmanlı arşivinde bundan daha eski bir tekke kompleksi varsa burayı ona uygun yapalım, yoksa orijinalini koruyalım. Biz buranın özgünlüğünü korumaktan yanayız. 1951 yılında Tito yönetimi burayı kamulaştırdı. 50 yıl sonra 2001 yılında burayı tekrar aldık. Makedonya devletine yaptığımız yardım başvurularımız ve dışarıdan gelecek yardımlar reddediliyor. Burada hiçbir şekilde bir şey yapma izni verilmiyor. Bu nedenle şu gördüğünüz durumda.TİKA ÇATILARI DA ONARMALITİKA ise burada binaların çatıları dökülürken, çevre duvarlarını onarmakla meşgul. Bunun yapılması da güzel bir şey ama asıl çatıların ve binaların onarılması gerekir. Recep Tayyip Erdoğan 2002 yılında henüz başbakan değilken de buraya gelmiş. O zaman, benim ikinci şehrim burası demiş. Sayın Başbakandan ve TİKA yönetiminden bize yardımcı olmalarını rica ediyoruz. Harabati Baba Tekkesine yardım edildiğinde barışa, aşka ve kardeşliğe yardım edilmiş olacaktır. Bunların olması halinde barış, kardeşlik ve sevgi yaşamış olacaktır. Makedon devleti de bu sayede bir artı puan alacaktır. Bir uygarlığa ancak iyi şeylerle gidilir. Avrupaya da bir zenginlik katılmış olur.(DHA)
Zaman
Kültür
04.06.2014
MakedonyadakiOsmanlıeseriHarabatiBabaTekkesiharabehaldeMakedonyadaki Osmanlı eseri Harabati Baba Tekkesi harabe halde
Kutsallaştıkça perdelenen siyaset sahnesi
Zaman
04.06.2014
02:12
Ülkemizdeki partizan aydınların eskiden modernist bir anlatı diyerek şiddetle eleştirdikleri “kutsal” ve “dünyevî” ikiliğini bugün “Hizmet” ve “hükümet” ikiliğini anlamak için temel enstrüman gibi öne sürüyor olmaları düşündürücü gözüküyor.Adeta pagan, arkaik ve mitolojik bir arka plana sahip olan hatta yer yer Katolikliğin tarihiyle iç içe geçmiş bulunan “kutsal” ve “dünyevî” ikilisiyle inşa edilen paradigmatik anlatıyı Hizmet Hareketi’ni güya analiz etmek için kullanmaları (daha doğrusu karalamak için kullanmaları), ya zihinlerinin Batılı ideolojilerle mefluç olduğunu ya da eleştirideki samimiyetsizliği gösteriyor. Dünyayı “kutsal” ve “dünyevî” diye iki parçaya bölen ve Tevhid düzenini zedeleyen bu çarpık yaklaşıma göre Hizmet kutsalın kutusuna giriyor, iktidar partisi de doğal olarak dünyevî olanın hür ve geniş alanına dâhil ediliyor.Hizmet bu zihniyete göre kendini pür kutsalın temsilcisi olarak görüyormuş. İktidar partisi ise tam tersine kendi varoluşunu dünyevî bir zemine yerleştiriyormuş. Hiçbir yerinden tutulamayacak tümüyle yanlış ne teolojik ne sosyolojik bu absürd “ilave” eleştirilerin kendi içinde bir ekonomisi var elbette. Birincisi psikolojik bir işlev görüyor. Yolsuzluk, rüşvet, baskı, provokasyon ve haksızlıkları aklîleştirmek için kendi kendini kandırma biçiminde psiko-politik bir müdafaa süreciyle “içlerini rahatlatmaya” çalışıyorlar. Suçluluk psikolojisi yanlış yaptığını düşünen bazı aydınların kendini affedememesinin neticesi olarak kusurları “karşı tarafa” yansıtması ya da yığması biçiminde işlev görüyor. Adeta şunu diyorlar: “Biz zaten dünyevi alandayız, dünya hayatı demek is ve kirin içine girmek demek, biz de kire çamura bulaşıyoruz, bizim halimiz dünyevilik kategorisi içinde doğal ve anlaşılır ve bu doğallık ölçüsünde sorgulanacak bir ontolojik tarafımız olamaz. Ama siz pür kutsalın temsilcisi gibi davrandığınız halde ne diye bu dünyevi işlerle uğraşıyorsunuz? Ne diye gazete, TV çıkarıp eleştiri yapıyorsunuz? Siz bu konulara hiç girmeyin arkadaş, kutsalsın sen kutsal kal, eğer bu konulara girerseniz size nasıl çamur atarım biliyor musunuz, ‘siz kutsalı bir perde gibi kullanıp bu perdenin arkasında dünyevi olanı hedefliyorsunuz’ derim”.İşte yaptıkları demagoji tam da budur. Hâlbuki asıl yolsuzlukları perdelemek için dini fetvalara başvurmaları kutsalın sömürüsüdür. (Bu fetvacı yaklaşımda gelinen son noktada ise Medine Vesikası ikincil denilip “demokrasinin İslam’la bağdaşmadığı” iddia edilmiştir.) İslam, baskıcı rejimlerle hiç bağdaşmaz. Dünyevînin sömürüsü ise İslamî fetvalardan gelmiyor elbette, anti-demokratik bir teori olmaktan öteye gidemeyen tümüyle gayri İslamî, Schmittçi diktatöryel istisna teorisinden besleniyorlar. (Daha popülist olan halife-i ruy-i zemin, rahmetimiz gazabımızı geçer, kendisine dokunmak bile ibadettir, Kazlıçeşme’ye gitmek farz-ı ayndır, ilelebet ezeli ve ebedi başkan gibi seri politik kutsallaştırmalara girmiyorum bile).Daldan dala zıplayan bu iştahlı demagojilerin psikolojik faydası kutsal-dünyevi paradigmasının kendilerine sunduğu politik faydayla birleşiyor. Bu şekilde mevcut dünyevi otoriter rantiye rejiminin yolsuzluklarını “kabul edilebilir” ve “katlanılır” hale getiriyorlar. “Yüksek gayelerimiz araçlarımızı meşru kılar” diye düşünüyorlar. Hâlbuki gayeler değil araçlar kendilerini egemenlik altına alıyor. Bunun farkında değiller. (Bu türden akıldışılıklar ve fizibilite yoksunu hayalperestlikler nedeniyle örneğin Suriye’de çamura saplanmış olmamızdan da ders çıkarmıyorlar; bu süreçte yüz binler öldü, milyonlar iltica etti). Her şeyi araçsallaştırıyorlar, hakikilik uçup gidiyor. Kürtleri, Alevileri, Hizmet’i türlü türlü hedefler için araçsal bir unsur gibi yeri geldiğinde dost, yeri geldiğinde düşman ilan ediyorlar. Bu çarpık akılcılık içinde “kuvvet ve egemenlik”, zannettikleri gibi gayeleri için bir araç değildir. Bu bir aldanmadır. Bir an önce uyanmaları lazım. Araçsalcılık içinde güç artık bir amaca dönüşür. Bu durumda zannettikleri gibi radikal bir değişimi korumak için otoriterizme gidilmez, otoriterizm için değişime gidilir.İktidar artık araç matrislerinden çok yeniden amaçlara odaklanmalıdır. İleri demokratik bir Türkiye amacından, hür düşünce ve hür teşebbüsün yaşandığı bir Türkiye amacından uzaklaşılmıştır. İyi bir amacınız vardıysa bile kirli enstrümanlara başvurduğunuzda amaç da kirleneceği için hiçbir zaman hedefinize ulaşamamış olursunuz. Kutsal ve dünyeviyi istediği gibi kendine ve düşman bellediklerine dağıtan bir ekonominin marjinal faydası otoriter rantiye rejimine ahlaki bir meşruiyet
Zaman
Yorum
04.06.2014
KutsallaştıkçaperdelenensiyasetsahnesiKutsallaştıkça perdelenen siyaset sahnesi
Seyrantepe Şehir Hastanesi'ne İETT otobüs ile ulaşım!
Emlak Kulisi
22.05.2014
12:58
Seyrantepe'de hayata geçirilen Şişli Seyrantepe Devlet Hastanesi'ne İETT otobüsleriyle nasıl gidilir? Şişli Etfal Seyrantepe Hastanesi'ne hangi İETT otobüsleri ile gidilir? Seyrantepe Şişli Etfal Hastanesi'ne giden İETT otobüsleri hangileri?
Emlak Kulisi
Emlak
22.05.2014
SeyrantepeŞehirHastanesineİETTotobüsileulaşımSeyrantepe Şehir Hastanesine İETT otobüs ile ulaşım
Şişli Etfal Seyrantepe Hastanesi’ne metro ile nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
21.05.2014
13:52
Şişli Etfal Seyrantepe Hastanesi’ne İstanbul’un dört bir yanından ulaşmak nasıl mümkün olacak? Taksim, Kabataş, Beşiktaş, Atatürk Havalimanı, Avcılar, Kartal, Kadıköy ve Üsküdar’dan; metrobüs, tramvay ve metro ile Seyrantepe Hastanesi’ne nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
Emlak
21.05.2014
ŞişliEtfalSeyrantepeHastanesi’nemetroilenasılgidilir?Şişli Etfal Seyrantepe Hastanesi’ne metro ile nasıl gidilir?
Mall of İstanbul AVM adres!
Emlak Kulisi
20.05.2014
13:08
Mall of İstanbul AVM adres bilgileri nelerdir? Mall of İstanbul AVM’ye nasıl gidilir? Mall of İstanbul AVM yolları hangileri? Mall of İstanbul AVM’nin adresi nedir? İşte Mall of İstanbul AVM krokisi, adresi ve telefonu!
Emlak Kulisi
Emlak
20.05.2014
Mallofİstanbul/">İstanbulAVMadresİstanbul-AVM-adres/">Mall of İstanbul AVM adres
Mall of İstanbul ne zaman açılıyor?
Emlak Kulisi
20.05.2014
12:27
Mall of İstanbul AVM, Mayıs ayının son haftasında açılıyor. Mall of İstanbul AVM’nin açılış tarihi nedir? Mall of İstanbul AVM'de hangi mağazalar var? Mall of İstanbul AVM nerede, adres bilgileri nedir, nasıl gidilir?..
Emlak Kulisi
Emlak
20.05.2014
Mallofİstanbul/">İstanbulnezamanaçılıyor?İstanbul-ne-zaman-açılıyor?/">Mall of İstanbul ne zaman açılıyor?
Üstad’ın ‘Lokman Hekim’ ruhlu talebesi
Zaman
09.05.2014
02:10
Ali İhsan Tola, 13 Mayıs 2009’da ruhunun ufkuna yürüdü. Vefatının beşinci sene-i devriyesinde Üstad’ın Lokman Hekim ruhlu talebesini anıyoruz.Bediüzzaman Said Nursî, Ankara’daki son dersinde talebelerine şöyle seslenir: “Aziz kardeşlerim… Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir. Menfi hareket değildir. Rıza-yı İlâhî’ye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiye’ye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müspet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.” Bu bir vasiyettir aynı zamanda… İşte bu ölçü veya yoldaşı ışık, ona intisap eden talebelerinin düsturu olmuştur. Onun halini anlamış talebelerinden biri de Ali İhsan Tola’dır. Merhum ağabey, bir Risale-i Nur şakirdi olmasının yanı sıra Lokman Hekim ruhludur.‘Kardeşim biz seninle akrabayız’Üstad’ın “Taşıyla, toprağıyla benim nazarıma mübarektir.” dediği Isparta, Risale-i Nur’un başşehirlerinden. Ali İhsan Ağabey de 1927 yılında bu gül kokulu şehrin Senirkent ilçesinde dünyaya gelir. O doğduğunda Osmanlı Devleti, tarih sahnesinden çekileli dört sene oluyor ve yeni rejimin tedrisatı pozitivist önermeler etrafında teşekkül ediyordur. Ali İhsan Tola, 23 yaşına geldiğinde Orman Fakültesi’nden mezun bir mühendistir. 1950 senesinde, Emirdağ’da Üstad’ı bir vesileyle ziyaret eder. Bu ilk karşılaşmada güzel bir diyalog gerçekleşir. Bediüzzaman, Ali İhsan Ağabey’in yüzüne bakarak; “Kardeşim, biz seninle akrabayız.” der. O zamanlar henüz üniversiteyi yeni bitirmiş ve her genç gibi okuduğu derslerin tesirinde kalan Ali İhsan Ağabey, kendince bir açıklamada bulunur, “Efendim!” diye başlar söze ve “Siz Şarklısınız, ben ise Garplı… Nereden akraba olacağız?” diye itiraz eder. Üstad, bir kez daha “Kardeşim, biz seninle akrabayız.” diye konuşur. Ali İhsan Tola, bu defa içinden “Herhalde bana iltifat olsun diye böyle söylüyor.” diye geçirir. Bediüzzaman, bu defa daha gür bir sesle, “Hayır kardeşim, seninle akrabayız!” diye hiddetlenince Ceylan Çalışkan Ağabey, eliyle Ali İhsan Tola’nın dizine dokunur ve itirazını sürdürmemesini söyler, lisan-ı münasiple. Üstad’ın bu diretmesinde yatan sır ise yıllar yıllar sonra Ali İhsan Ağabey’in yeğeni nüfus planlamada çalışırken ortaya çıkacaktır. Geçmişi hakkında yaptığı bir araştırma sonunda soyunun Âl-i Beyt’e dayandığını öğrendiklerinde, Üstad’ın “Seninle akrabayız.” sözündeki manayı da idrak etmiş olurlar.Risaleleri Latin harfleriyle bastırttıAli İhsan Ağabey, Said Nursî’yi ve Risale-i Nurları tanıdıktan sonra mühendisliği bırakıp kendini hizmete adar: Nur risalelerinin çoğalmasına büyük katkıda bulunan Isparta’nın bir diğer ilçesi Sav’daki teksir makinesiyle tab işlerinde bulunur. Ankara’da Risale-i Nurların yeni harflere çevrilerek matbaalarda basılmasında büyük emeği geçer. Üstad, Ali İhsan Ağabey’i siyasîlerle olan hizmetlerde istihdam eder. Mesela dayısının oğlu olan Tahsin Tola, Adnan Menderes döneminde Demokrat Parti milletvekilidir. Üstad, bu stratejisiyle Meclis’ten ve memleket meselelerinden haberdardır. 1953-56 arası, Nur hareketi için mühim yıllardır. Çünkü Üstad’ın da izniyle bir açılıma gidilir ve Risale-i Nurlar Latin harfleriyle matbaalarda basılır. Merhum ağabeyin bir başka hizmeti de o devirde yaşanan kâğıt karaborsasına karşı verdiği mücadeledir. Risalelerin basımı için kâğıt temin eder, bununla da yetinmez ve Ankara’da ‘Doğuş’ ve ‘Yeni’ adlarıyla iki büyük matbaanın açılmasına önayak olur. ‘Küfrün belini kıran’ eserler, artık buralarda basılıyor, buralardan yayılıyordur dört bir tarafa. Böylece eserlerin tamamı, Üstad hayattayken tab edilmiş olur.Ali İhsan Ağabey, başlıkta geçtiği gibi Hekim-i Lokman ruhlu biridir. Otlardan, çiçeklerden, bal ve çeşitli yağlardan karışımlar yaparak şifa dağıtır. Bitkilerin sırlarına vukufiyeti nasıl olur peki? Bu hal, bir hatırada şöyle dile gelir: “Bir gün Mustafa Sungur Ağabey gelmişti. ‘Ali İhsan, bu bitkilerin esrarı nasıl oldu?’ diye sordu. ‘Üstad’ın himmetiyle açıldı. Sizi nasıl görüyor, tanıyorsam, o bitkileri de öyle görüyor, tanıyorum. Neye yaradıkları bana o surette görünüyor. Mesela bir bitki böbreğe yarıyorsa, onu böbrek suretinde görüyorum.”Son söz yine merhum Ağabeyimizin: “Risale-i Nur’da izah edildiği gibi, kâinat, bir eczane-i kübradır. Allah Teâla her şeyi yerli yerinde yaratmıştır.”İhsan Atasoy’un Ali İhsan Tola’dan derlediği manevî şifalar-Dışarıdan gelen vesveselere 11 Felak, nefisten gelen vesveselere 11
Zaman
En Çok Okunan
09.05.2014
Üstad’ın‘LokmanHekim’ruhlutalebesiÜstad’ın ‘Lokman Hekim’ ruhlu talebesi
Üstad’ın ‘Lokman Hekim’ ruhlu talebesi
Zaman
09.05.2014
02:10
Ali İhsan Tola, 13 Mayıs 2009’da ruhunun ufkuna yürüdü. Vefatının beşinci sene-i devriyesinde Üstad’ın Lokman Hekim ruhlu talebesini anıyoruz.Bediüzzaman Said Nursî, Ankara’daki son dersinde talebelerine şöyle seslenir: “Aziz kardeşlerim… Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir. Menfi hareket değildir. Rıza-yı İlâhî’ye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiye’ye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müspet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.” Bu bir vasiyettir aynı zamanda… İşte bu ölçü veya yoldaşı ışık, ona intisap eden talebelerinin düsturu olmuştur. Onun halini anlamış talebelerinden biri de Ali İhsan Tola’dır. Merhum ağabey, bir Risale-i Nur şakirdi olmasının yanı sıra Lokman Hekim ruhludur.‘Kardeşim biz seninle akrabayız’Üstad’ın “Taşıyla, toprağıyla benim nazarıma mübarektir.” dediği Isparta, Risale-i Nur’un başşehirlerinden. Ali İhsan Ağabey de 1927 yılında bu gül kokulu şehrin Senirkent ilçesinde dünyaya gelir. O doğduğunda Osmanlı Devleti, tarih sahnesinden çekileli dört sene oluyor ve yeni rejimin tedrisatı pozitivist önermeler etrafında teşekkül ediyordur. Ali İhsan Tola, 23 yaşına geldiğinde Orman Fakültesi’nden mezun bir mühendistir. 1950 senesinde, Emirdağ’da Üstad’ı bir vesileyle ziyaret eder. Bu ilk karşılaşmada güzel bir diyalog gerçekleşir. Bediüzzaman, Ali İhsan Ağabey’in yüzüne bakarak; “Kardeşim, biz seninle akrabayız.” der. O zamanlar henüz üniversiteyi yeni bitirmiş ve her genç gibi okuduğu derslerin tesirinde kalan Ali İhsan Ağabey, kendince bir açıklamada bulunur, “Efendim!” diye başlar söze ve “Siz Şarklısınız, ben ise Garplı… Nereden akraba olacağız?” diye itiraz eder. Üstad, bir kez daha “Kardeşim, biz seninle akrabayız.” diye konuşur. Ali İhsan Tola, bu defa içinden “Herhalde bana iltifat olsun diye böyle söylüyor.” diye geçirir. Bediüzzaman, bu defa daha gür bir sesle, “Hayır kardeşim, seninle akrabayız!” diye hiddetlenince Ceylan Çalışkan Ağabey, eliyle Ali İhsan Tola’nın dizine dokunur ve itirazını sürdürmemesini söyler, lisan-ı münasiple. Üstad’ın bu diretmesinde yatan sır ise yıllar yıllar sonra Ali İhsan Ağabey’in yeğeni nüfus planlamada çalışırken ortaya çıkacaktır. Geçmişi hakkında yaptığı bir araştırma sonunda soyunun Âl-i Beyt’e dayandığını öğrendiklerinde, Üstad’ın “Seninle akrabayız.” sözündeki manayı da idrak etmiş olurlar.Risaleleri Latin harfleriyle bastırttıAli İhsan Ağabey, Said Nursî’yi ve Risale-i Nurları tanıdıktan sonra mühendisliği bırakıp kendini hizmete adar: Nur risalelerinin çoğalmasına büyük katkıda bulunan Isparta’nın bir diğer ilçesi Sav’daki teksir makinesiyle tab işlerinde bulunur. Ankara’da Risale-i Nurların yeni harflere çevrilerek matbaalarda basılmasında büyük emeği geçer. Üstad, Ali İhsan Ağabey’i siyasîlerle olan hizmetlerde istihdam eder. Mesela dayısının oğlu olan Tahsin Tola, Adnan Menderes döneminde Demokrat Parti milletvekilidir. Üstad, bu stratejisiyle Meclis’ten ve memleket meselelerinden haberdardır. 1953-56 arası, Nur hareketi için mühim yıllardır. Çünkü Üstad’ın da izniyle bir açılıma gidilir ve Risale-i Nurlar Latin harfleriyle matbaalarda basılır. Merhum ağabeyin bir başka hizmeti de o devirde yaşanan kâğıt karaborsasına karşı verdiği mücadeledir. Risalelerin basımı için kâğıt temin eder, bununla da yetinmez ve Ankara’da ‘Doğuş’ ve ‘Yeni’ adlarıyla iki büyük matbaanın açılmasına önayak olur. ‘Küfrün belini kıran’ eserler, artık buralarda basılıyor, buralardan yayılıyordur dört bir tarafa. Böylece eserlerin tamamı, Üstad hayattayken tab edilmiş olur.Ali İhsan Ağabey, başlıkta geçtiği gibi Hekim-i Lokman ruhlu biridir. Otlardan, çiçeklerden, bal ve çeşitli yağlardan karışımlar yaparak şifa dağıtır. Bitkilerin sırlarına vukufiyeti nasıl olur peki? Bu hal, bir hatırada şöyle dile gelir: “Bir gün Mustafa Sungur Ağabey gelmişti. ‘Ali İhsan, bu bitkilerin esrarı nasıl oldu?’ diye sordu. ‘Üstad’ın himmetiyle açıldı. Sizi nasıl görüyor, tanıyorsam, o bitkileri de öyle görüyor, tanıyorum. Neye yaradıkları bana o surette görünüyor. Mesela bir bitki böbreğe yarıyorsa, onu böbrek suretinde görüyorum.”Son söz yine merhum Ağabeyimizin: “Risale-i Nur’da izah edildiği gibi, kâinat, bir eczane-i kübradır. Allah Teâla her şeyi yerli yerinde yaratmıştır.”İhsan Atasoy’un Ali İhsan Tola’dan derlediği manevî şifalar-Dışarıdan gelen vesveselere 11 Felak, nefisten gelen vesveselere 11
Zaman
Ana Sayfa
09.05.2014
Üstad’ın‘LokmanHekim’ruhlutalebesiÜstad’ın ‘Lokman Hekim’ ruhlu talebesi
Üçüncü Havalimanı'na metro ile nasıl gidilecek?
Emlak Kulisi
08.05.2014
12:26
Arnavutköy’deki 3. Uluslararası Havalimanı’na metroyla nasıl gidilecek? Halkalı - Arnavutköy - 3. Havalimanı Metrosu’nda son durum ne? Taksim’den 3. Havaalanı’na metro ile nasıl gidilir? 3. Havalimanı metrosu ile entegre metrolar hangileri? İşte cevaplar
Emlak Kulisi
Emlak
08.05.2014
ÜçüncüHavalimanına/">Havalimanınametroilenasılgidilecek?Havalimanına-metro-ile-nasıl-gidilecek?/">Üçüncü Havalimanına metro ile nasıl gidilecek?
Ali Bulaç - Eylemlerimizin değeri
Zaman
01.05.2014
09:27
Eylemlerimizin hangi anlam haritasında yer bulduğunu tespit etmek için hem “din”in, hem “düşünce ve bilgi disiplinleri”nin yargılarına bakmakta yarar var. “Din”le beraber “düşünce ve bilgi disiplinleri”ni zikretmek dine eşdeğer başka hakikatlere yer açmak anlamına gelmiyor. Bu modern zihnin daha kolay kavraması için İbn Sina’dan mülhem başvurduğumuz bir kavramsallaştırmadır.İbn Sina “doğru ve yanlış” olarak ifade ettiğimiz olgulara ait yargıların “felsefe”ye; “iyi ve kötü” dediğimiz yargıların “din”e ait olduğunu söyler. Buna göre yapıp ettiklerimizin “doğruluğunu veya yanlışlığını” aklımızla, “iyi ve kötü” olup olmadıklarını da dinin hükümleriyle kritik edebiliriz. Hedeflenen yere gitmek için uygun bir araca binip oraya götürecek yolu takip etmek “doğru”dur; uygunsuz bir aracı kullanıp bizi hedefe vasıl etmeyecek yola girmek “yanlış”tır. Gidiş amacımız ve amaç doğrultusunda işleyebileceğimiz fiil iyi ve kötü nitelendirilebilir.Bu sayede büyük filozof din ile felsefe arasında bir ilişki biçimini tesis edecek, aradaki köprüyü “ilahiyat” kuracaktı. Bence vahy ile insani tefekkür ve bilgi edinme süreçlerinin irtibatını “ilahiyat” olarak isimlendirmeye gerek yok, zira “ilahiyat” asıl itibarıyla ya Grek düşüncesinde salt “metafizik”tir –ki İbn Sina’nın da ilahiyattan anladığı buydu- ya da Hıristiyan inancında merkezinde “Zat” olan “teoloji”dir.İnsanî tefekkür ve bilgi edinme süreçlerinin Kur’an’da sözü edilen “akletme” etkinliğidir. Aklı kullanmanın (akletme), görmenin (basar) ve işitmenin (sem’) çeşitli türevleri söz konusu: Gözleme (nazar); tefekkür, tezekkür, tafakkuh, teemmül, tedebbür etme; va’y-şuuruna varma bize her konuda perspektif kazandırır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle insanı irfana ve hikmete ulaştıracak fikir ve bilgi süreçleri, “göz (basar)”, “kulak (sem’)” ve “fuad (gönül-kalb)”ın buluştuğu noktada gerçekleşir. Vahyin ışığında aklın söz konusu türevlerini kullanarak yola çıktığımızda yolun bizi maksada götürmesi gerekir. Burada yol ve maksat arasında uygunluk söz konusudur; zira doğru yol kötü bir sonuca götürüyorsa, sorun var demektir.Fert olarak insanın ve toplu şahsiyet hükmündeki toplumun yapıp ettiklerinin doğru ve yanlışlıklarıyla ilgili yargıları felsefede veya daha kabul edilebilir terimle “düşüncede, ilkelere göre işleyen düşünme faaliyeti”nde arayacaksak, verdiğimiz kararların pratikte nasıl sonuçlar verdiğine bakmalıyız. Hz. Peygamber (sas) eylemlerin, başlangıç noktasındaki “niyet”e ve pratikteki “sonuçlarına (havatim)” bakarak değerlendirileceğini söylemiştir. Üstad Said Nursi’ye göre de her fikir ve meslekte “iyi ve faydalı unsurlar” olabilir, ne kadar iyi ve faydalı olduğuna karar vermek için pratiğe ve sonuca bakmak gerekir. Doğru-yanlış/iyi-kötü arasında dört ilişki biçimi söz konusudur:1) “İyi”ye “doğru yol”dan gitmek; Mekke’ye gitmek üzere Mekke’ye gidecek otobüse veya Cidde uçağına biniyoruz. Bu kategoride maksat iyi, yol doğru. Bu olması gerekendir.2) “İyi”ye “yanlış yol”dan gitmek; Mekke’ye gitmek istiyoruz ama Kahire uçağına binmişiz; maksat iyi, yol yanlış. Bu olayda iyi niyet bize arzu edilen maksadı hasıl etmeye yetmemiştir. Cehenneme giden yollar “iyi niyet taşlarıyla döşelidir” sözü buna işarettir.3) “Kötü”ye “doğru yol”dan gitmek. Mesela kumarhanenin adresini eldeki krokiyi takip ederek bulmak. Maksat kötü, yol doğru;4) “Kötü”ye “yanlış yol”dan gitmeye çalışmak. Kumarhaneye gitmek isterken yanlış yola girmek. Maksat kötü, yol yanlış.İdeal olan birincisidir. İkinci şık maksada ulaştırmaz, çünkü “helal ve meşru maksada helal ve meşru yoldan” gidilir. Dinin asli maksatlarına (iyi olana) gayri meşru politikalar ve yollar (yanlışlar) takip edilerek ulaşılmaz. Üçüncü şık modern siyasetin kendisidir; siyasi başarı için her yol ve aracı mübah sayar. Dördüncü kategori hem kötü hem yanlış. Birinci şık terk edilip ikinci şık seçildiğinde yol maksadı belirler; yani yanlış iyiyi dönüştür, bunun kaçınılmaz sonucu üçüncü duruma düşmektir.
Zaman
En Çok Okunan
01.05.2014
AliBulaç-EylemlerimizindeğeriAli Bulaç - Eylemlerimizin değeri
Ali Bulaç - Eylemlerimizin değeri
Zaman
01.05.2014
02:10
Eylemlerimizin hangi anlam haritasında yer bulduğunu tespit etmek için hem “din”in, hem “düşünce ve bilgi disiplinleri”nin yargılarına bakmakta yarar var. “Din”le beraber “düşünce ve bilgi disiplinleri”ni zikretmek dine eşdeğer başka hakikatlere yer açmak anlamına gelmiyor. Bu modern zihnin daha kolay kavraması için İbn Sina’dan mülhem başvurduğumuz bir kavramsallaştırmadır.İbn Sina “doğru ve yanlış” olarak ifade ettiğimiz olgulara ait yargıların “felsefe”ye; “iyi ve kötü” dediğimiz yargıların “din”e ait olduğunu söyler. Buna göre yapıp ettiklerimizin “doğruluğunu veya yanlışlığını” aklımızla, “iyi ve kötü” olup olmadıklarını da dinin hükümleriyle kritik edebiliriz. Hedeflenen yere gitmek için uygun bir araca binip oraya götürecek yolu takip etmek “doğru”dur; uygunsuz bir aracı kullanıp bizi hedefe vasıl etmeyecek yola girmek “yanlış”tır. Gidiş amacımız ve amaç doğrultusunda işleyebileceğimiz fiil iyi ve kötü nitelendirilebilir.Bu sayede büyük filozof din ile felsefe arasında bir ilişki biçimini tesis edecek, aradaki köprüyü “ilahiyat” kuracaktı. Bence vahy ile insani tefekkür ve bilgi edinme süreçlerinin irtibatını “ilahiyat” olarak isimlendirmeye gerek yok, zira “ilahiyat” asıl itibarıyla ya Grek düşüncesinde salt “metafizik”tir –ki İbn Sina’nın da ilahiyattan anladığı buydu- ya da Hıristiyan inancında merkezinde “Zat” olan “teoloji”dir.İnsanî tefekkür ve bilgi edinme süreçlerinin Kur’an’da sözü edilen “akletme” etkinliğidir. Aklı kullanmanın (akletme), görmenin (basar) ve işitmenin (sem’) çeşitli türevleri söz konusu: Gözleme (nazar); tefekkür, tezekkür, tafakkuh, teemmül, tedebbür etme; va’y-şuuruna varma bize her konuda perspektif kazandırır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle insanı irfana ve hikmete ulaştıracak fikir ve bilgi süreçleri, “göz (basar)”, “kulak (sem’)” ve “fuad (gönül-kalb)”ın buluştuğu noktada gerçekleşir. Vahyin ışığında aklın söz konusu türevlerini kullanarak yola çıktığımızda yolun bizi maksada götürmesi gerekir. Burada yol ve maksat arasında uygunluk söz konusudur; zira doğru yol kötü bir sonuca götürüyorsa, sorun var demektir.Fert olarak insanın ve toplu şahsiyet hükmündeki toplumun yapıp ettiklerinin doğru ve yanlışlıklarıyla ilgili yargıları felsefede veya daha kabul edilebilir terimle “düşüncede, ilkelere göre işleyen düşünme faaliyeti”nde arayacaksak, verdiğimiz kararların pratikte nasıl sonuçlar verdiğine bakmalıyız. Hz. Peygamber (sas) eylemlerin, başlangıç noktasındaki “niyet”e ve pratikteki “sonuçlarına (havatim)” bakarak değerlendirileceğini söylemiştir. Üstad Said Nursi’ye göre de her fikir ve meslekte “iyi ve faydalı unsurlar” olabilir, ne kadar iyi ve faydalı olduğuna karar vermek için pratiğe ve sonuca bakmak gerekir. Doğru-yanlış/iyi-kötü arasında dört ilişki biçimi söz konusudur:1) “İyi”ye “doğru yol”dan gitmek; Mekke’ye gitmek üzere Mekke’ye gidecek otobüse veya Cidde uçağına biniyoruz. Bu kategoride maksat iyi, yol doğru. Bu olması gerekendir.2) “İyi”ye “yanlış yol”dan gitmek; Mekke’ye gitmek istiyoruz ama Kahire uçağına binmişiz; maksat iyi, yol yanlış. Bu olayda iyi niyet bize arzu edilen maksadı hasıl etmeye yetmemiştir. Cehenneme giden yollar “iyi niyet taşlarıyla döşelidir” sözü buna işarettir.3) “Kötü”ye “doğru yol”dan gitmek. Mesela kumarhanenin adresini eldeki krokiyi takip ederek bulmak. Maksat kötü, yol doğru;4) “Kötü”ye “yanlış yol”dan gitmeye çalışmak. Kumarhaneye gitmek isterken yanlış yola girmek. Maksat kötü, yol yanlış.İdeal olan birincisidir. İkinci şık maksada ulaştırmaz, çünkü “helal ve meşru maksada helal ve meşru yoldan” gidilir. Dinin asli maksatlarına (iyi olana) gayri meşru politikalar ve yollar (yanlışlar) takip edilerek ulaşılmaz. Üçüncü şık modern siyasetin kendisidir; siyasi başarı için her yol ve aracı mübah sayar. Dördüncü kategori hem kötü hem yanlış. Birinci şık terk edilip ikinci şık seçildiğinde yol maksadı belirler; yani yanlış iyiyi dönüştür, bunun kaçınılmaz sonucu üçüncü duruma düşmektir.
Zaman
Köşe Yazıları
01.05.2014
AliBulaç-EylemlerimizindeğeriAli Bulaç - Eylemlerimizin değeri
Ali Bulaç - Eylemlerimizin değeri
Zaman
01.05.2014
02:03
Eylemlerimizin hangi anlam haritasında yer bulduğunu tespit etmek için hem “din”in, hem “düşünce ve bilgi disiplinleri”nin yargılarına bakmakta yarar var. “Din”le beraber “düşünce ve bilgi disiplinleri”ni zikretmek dine eşdeğer başka hakikatlere yer açmak anlamına gelmiyor. Bu modern zihnin daha kolay kavraması için İbn Sina’dan mülhem başvurduğumuz bir kavramsallaştırmadır.İbn Sina “doğru ve yanlış” olarak ifade ettiğimiz olgulara ait yargıların “felsefe”ye; “iyi ve kötü” dediğimiz yargıların “din”e ait olduğunu söyler. Buna göre yapıp ettiklerimizin “doğruluğunu veya yanlışlığını” aklımızla, “iyi ve kötü” olup olmadıklarını da dinin hükümleriyle kritik edebiliriz. Hedeflenen yere gitmek için uygun bir araca binip oraya götürecek yolu takip etmek “doğru”dur; uygunsuz bir aracı kullanıp bizi hedefe vasıl etmeyecek yola girmek “yanlış”tır. Gidiş amacımız ve amaç doğrultusunda işleyebileceğimiz fiil iyi ve kötü nitelendirilebilir.Bu sayede büyük filozof din ile felsefe arasında bir ilişki biçimini tesis edecek, aradaki köprüyü “ilahiyat” kuracaktı. Bence vahy ile insani tefekkür ve bilgi edinme süreçlerinin irtibatını “ilahiyat” olarak isimlendirmeye gerek yok, zira “ilahiyat” asıl itibarıyla ya Grek düşüncesinde salt “metafizik”tir –ki İbn Sina’nın da ilahiyattan anladığı buydu- ya da Hıristiyan inancında merkezinde “Zat” olan “teoloji”dir.İnsanî tefekkür ve bilgi edinme süreçlerinin Kur’an’da sözü edilen “akletme” etkinliğidir. Aklı kullanmanın (akletme), görmenin (basar) ve işitmenin (sem’) çeşitli türevleri söz konusu: Gözleme (nazar); tefekkür, tezekkür, tafakkuh, teemmül, tedebbür etme; va’y-şuuruna varma bize her konuda perspektif kazandırır. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle insanı irfana ve hikmete ulaştıracak fikir ve bilgi süreçleri, “göz (basar)”, “kulak (sem’)” ve “fuad (gönül-kalb)”ın buluştuğu noktada gerçekleşir. Vahyin ışığında aklın söz konusu türevlerini kullanarak yola çıktığımızda yolun bizi maksada götürmesi gerekir. Burada yol ve maksat arasında uygunluk söz konusudur; zira doğru yol kötü bir sonuca götürüyorsa, sorun var demektir.Fert olarak insanın ve toplu şahsiyet hükmündeki toplumun yapıp ettiklerinin doğru ve yanlışlıklarıyla ilgili yargıları felsefede veya daha kabul edilebilir terimle “düşüncede, ilkelere göre işleyen düşünme faaliyeti”nde arayacaksak, verdiğimiz kararların pratikte nasıl sonuçlar verdiğine bakmalıyız. Hz. Peygamber (sas) eylemlerin, başlangıç noktasındaki “niyet”e ve pratikteki “sonuçlarına (havatim)” bakarak değerlendirileceğini söylemiştir. Üstad Said Nursi’ye göre de her fikir ve meslekte “iyi ve faydalı unsurlar” olabilir, ne kadar iyi ve faydalı olduğuna karar vermek için pratiğe ve sonuca bakmak gerekir. Doğru-yanlış/iyi-kötü arasında dört ilişki biçimi söz konusudur:1) “İyi”ye “doğru yol”dan gitmek; Mekke’ye gitmek üzere Mekke’ye gidecek otobüse veya Cidde uçağına biniyoruz. Bu kategoride maksat iyi, yol doğru. Bu olması gerekendir.2) “İyi”ye “yanlış yol”dan gitmek; Mekke’ye gitmek istiyoruz ama Kahire uçağına binmişiz; maksat iyi, yol yanlış. Bu olayda iyi niyet bize arzu edilen maksadı hasıl etmeye yetmemiştir. Cehenneme giden yollar “iyi niyet taşlarıyla döşelidir” sözü buna işarettir.3) “Kötü”ye “doğru yol”dan gitmek. Mesela kumarhanenin adresini eldeki krokiyi takip ederek bulmak. Maksat kötü, yol doğru;4) “Kötü”ye “yanlış yol”dan gitmeye çalışmak. Kumarhaneye gitmek isterken yanlış yola girmek. Maksat kötü, yol yanlış.İdeal olan birincisidir. İkinci şık maksada ulaştırmaz, çünkü “helal ve meşru maksada helal ve meşru yoldan” gidilir. Dinin asli maksatlarına (iyi olana) gayri meşru politikalar ve yollar (yanlışlar) takip edilerek ulaşılmaz. Üçüncü şık modern siyasetin kendisidir; siyasi başarı için her yol ve aracı mübah sayar. Dördüncü kategori hem kötü hem yanlış. Birinci şık terk edilip ikinci şık seçildiğinde yol maksadı belirler; yani yanlış iyiyi dönüştür, bunun kaçınılmaz sonucu üçüncü duruma düşmektir.
Zaman
Ana Sayfa
01.05.2014
AliBulaç-EylemlerimizindeğeriAli Bulaç - Eylemlerimizin değeri
Toya Moda nerede? Nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
27.04.2014
17:36
Toya Moda nerede? Nasıl gidilir? sorularının cevapları ayrıntılı bir şekilde haberimizde yer alıyor. 486 konutluk Toya Moda Evleri projesi Sefaköy'de Eski Nursu Açık Oto Pazarı'nın olduğu yerde inşa ediliyor...
Emlak Kulisi
Emlak
27.04.2014
ToyaModanerede?Nasılgidilir?Toya Moda nerede? Nasıl gidilir?
Keban da Kadın Belediye Başkanı Dönemi
Haberler.com
02.04.2014
11:26
Elazığın Keban ilçesinde, resmi olmayan sonuçlara göre, AK Partiden belediye başkanlığına seçilen Fethiye Atlı, seçimi kazanmanın mutluluğunu yaşıyor Fethiye Atlı: Evimde nasıl hizmet ediyorsam Kebanlılara da aynı hizmeti yapacağım Rakiplerimiz söyledi, Bir kadının arkasından gidilir mi? Kadın.
Haberler.com
Politika
02.04.2014
KebandaKadınBelediyeBaşkanıDönemiKeban da Kadın Belediye Başkanı Dönemi
AK Parti mitingi saat kaçta?
Bugün
23.03.2014
12:33
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
AKPartimitingisaatkaçta?AK Parti mitingi saat kaçta?
AK PARTİ MİTİNGİ SAAT KAÇTA BAŞLIYOR?
Bugün
23.03.2014
12:33
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
AKPARTİMİTİNGİSAATKAÇTABAŞLIYOR?AK PARTİ MİTİNGİ SAAT KAÇTA BAŞLIYOR?
AK PARTİ MİTİNGİ NEREDE YAPILIYOR?
Bugün
23.03.2014
12:33
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
AKPARTİMİTİNGİNEREDEYAPILIYOR?AK PARTİ MİTİNGİ NEREDE YAPILIYOR?
AK PARTİ İSTANBUL MİTİNGİ - AK PARTİ MİTİNGİ NEREDE YAPILIYOR?
Bugün
23.03.2014
12:33
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
AKPARTİİSTANBULMİTİNGİ-AKPARTİMİTİNGİNEREDEYAPILIYOR?AK PARTİ İSTANBUL MİTİNGİ - AK PARTİ MİTİNGİ NEREDE YAPILIYOR?
2014 AK Parti İstanbul mitingi - AK Parti mitingi nerede yapılıyor?
Bugün
23.03.2014
12:33
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
2014AKPartiİstanbul/">İstanbulmitingi-AKPartimitingineredeyapılıyor?İstanbul-mitingi---AK-Parti-mitingi-nerede-yapılıyor?/">2014 AK Parti İstanbul mitingi - AK Parti mitingi nerede yapılıyor?
2014 AK Parti İstanbul miting meydanına nasıl gidilir?
Bugün
23.03.2014
12:33
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
2014AKPartiİstanbul/">İstanbulmitingmeydanınanasılgidilir?İstanbul-miting-meydanına-nasıl-gidilir?/">2014 AK Parti İstanbul miting meydanına nasıl gidilir?
2014 AK PARTİ İSTANBUL MİTİNG MEYDANINA NASIL GİDİLİR?
Bugün
23.03.2014
12:33
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
2014AKPARTİİSTANBULMİTİNGMEYDANINANASILGİDİLİR?2014 AK PARTİ İSTANBUL MİTİNG MEYDANINA NASIL GİDİLİR?
AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlıyor - AK Parti İstanbul mitingi
Bugün
23.03.2014
11:58
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
AKPartiİstanbul/">İstanbulmitingisaatkaçtabaşlıyor-AKPartiİstanbul/">İstanbulmitingiİstanbul-mitingi-saat-kaçta-başlıyor---AK-Parti-İstanbul-mitingi/">AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlıyor - AK Parti İstanbul mitingi
AK Parti İstanbul mitingi nerede saat kaçta? AK Parti
Bugün
23.03.2014
11:58
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
AKPartiİstanbul/">İstanbulmitingineredesaatkaçta?AKPartiİstanbul-mitingi-nerede-saat-kaçta?-AK-Parti/">AK Parti İstanbul mitingi nerede saat kaçta? AK Parti
AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta nerede?
Bugün
23.03.2014
11:19
AK Parti bugun İstanbulda miting gerçekleştirecek. Peki AK Parti İstanbul mitingi nerede yapılacak ve AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta başlayacak? AK Parti İstanbul mitingi için Yenikapı Meydanına nasıl gidilir? AK Parti mitingi ile ilgili detaylar...
Bugün
Son Dakika
23.03.2014
AKPartiİstanbul/">İstanbulmitingisaatkaçtanerede?İstanbul-mitingi-saat-kaçta-nerede?/">AK Parti İstanbul mitingi saat kaçta nerede?
Canpark AVM Ümraniye'de nerede?
Emlak Kulisi
07.03.2014
17:45
Canpark AVM nerede? Canpark AVM'ye nasıl gidilir? Canpark AVM Ümraniye'de nerede? Canpark AVM adres bilgisi nedir? Canpark AVM telefon numarası kaçtır? İşte açılışı 28 Şubat 2014 tarihinde gerçekleştirilen Canpark AVM iletişim bilgileri...
Emlak Kulisi
Emlak
07.03.2014
CanparkAVMÜmraniyedenerede?Canpark AVM Ümraniyede nerede?
Akasya Acıbadem AVM ne zaman açılacak?
Emlak Kulisi
04.03.2014
17:20
Akasya Acıbadem AVM'nin açılış tarihi belli oldu. Peki Acıbadem Akasya AVM nerede? Acıbadem AVM'ye nasıl gidilir? Akasya Acıbadem AVM kapıları ne zaman açılacak? İşte Akasya Acıbadem AVM projesinin açılış tarihi...
Emlak Kulisi
Emlak
04.03.2014
AkasyaAcıbademAVMnezamanaçılacak?Akasya Acıbadem AVM ne zaman açılacak?
Akasya AVM ne zaman açılacak?
Emlak Kulisi
04.03.2014
17:20
Akasya AVM projesi Acıbadem'de açılıyor. Akasya AVM nerede? Akasya AVM ne zaman, hangi tarihte açılıyor? Akasya AVM projesine nasıl gidilir? İşte Acıbadem Akasya AVM'nin açılış tarihi...
Emlak Kulisi
Emlak
04.03.2014
AkasyaAVMnezamanaçılacak?Akasya AVM ne zaman açılacak?
Akasya Acıbadem'e nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
03.03.2014
19:43
Akasya Acıbadem nerede? Akasya Acıbadem AVM nerede? Akasya Acıbadem AVM'ye nasıl gidilir? Akasya Acıbadem AVM ne zaman açılıyor? Akasya Acıbadem AVM yol tarifi nasıldır? İşte Akasya Acıbadem'e nasıl gidilir? sorusunun cevabı...
Emlak Kulisi
Emlak
03.03.2014
AkasyaAcıbademenasılgidilir?Akasya Acıbademe nasıl gidilir?
Vialand nerede, nasıl gidilir?
Emlak Kulisi
26.02.2014
20:07
Dünyada ve Türkiye'de bir tema parkı, AVM ve gösteri merkeziyle birleştiren ilk alışveriş, eğlence ve yaşam kompleksi olarak görülen Vialand nerede, nasıl gidilir? İşte cevabı...
Emlak Kulisi
Emlak
26.02.2014
Vialandneredenasılgidilir?Vialand nerede nasıl gidilir?
Forum İstanbul Turkuazoo Akvaryum giriş ücreti 2014!
Emlak Kulisi
25.02.2014
14:31
Forum İstanbul Turkuazoo Akvaryum'da neler var? Forum İstanbul akvaryum giriş ücreti 2014 yılında kaç TL? Turkuazoo Akvaryum bilet fiyatı, yıllık üyelik aidatı kaç TL? Turkuazoo Aquarium'a nasıl gidilir? İşte Turkuazoo Akvaryum hakkındaki tüm detaylar…
Emlak Kulisi
Emlak
25.02.2014
Forumİstanbul/">İstanbulTurkuazooAkvaryumgirişücreti2014İstanbul-Turkuazoo-Akvaryum-giriş-ücreti-2014/">Forum İstanbul Turkuazoo Akvaryum giriş ücreti 2014
Ankapark nerede, nasıl gidilir, ne zaman açılıyor?
Emlak Kulisi
21.02.2014
12:51
Ankapark nerede? Ankapark Ankara’da nerede? Ankapark projesi nerede? Ankapark’a nasıl gidilir? Ankapark ne zaman açılıyor? Ankapark giriş bileti ücreti kaç TL olacak? İşte Ankapark Ankara projesinin detayları…
Emlak Kulisi
Emlak
21.02.2014
Ankaparkneredenasılgidilirnezamanaçılıyor?Ankapark nerede nasıl gidilir ne zaman açılıyor?
Harikalar Diyarı Parkı nerede?
Emlak Kulisi
12.02.2014
13:30
Ankara Harikalar Diyarı Parkı nerede? Harikalar Diyarı Parkı, Ankara'da nerede? Harikalar Diyarı Parkı'na nasıl gidilir? Harikalar Diyarı Parkı iletişim bilgileri nedir? Harikalar Diyarı Parkı'na ulaşım nasıl sağlanır? Harikalar Diyarı Parkı nerede? İşte
Emlak Kulisi
Emlak
12.02.2014
HarikalarDiyarıParkınerede?Harikalar Diyarı Parkı nerede?
İstanbul Akvaryum yol tarifi!
Emlak Kulisi
03.02.2014
16:29
İstanbul Akvaryum nerede? İstanbul Akvaryum'a nasıl gidilir? İstanbul Akvaryum yol tarifi nedir? İstanbul Akvaryum'a giden İETT otobüsleri hangileridir? İstanbul Akvaryum, Florya'da nerede? İşte İstanbul Akvaryum yol tarifi!
Emlak Kulisi
Emlak
03.02.2014
İstanbul/">İstanbulAkvaryumyoltarifiİstanbul-Akvaryum-yol-tarifi/">İstanbul Akvaryum yol tarifi
Toplam "127" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti