Habergec.Com Aranan Kelimeler:ne dolar ne de altın Değerlendirme: 10 / 10 786037
habergec.com
02.10.2014 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

ne dolar ne de altın

Kayıt dışı para girişleri TBMM gündeminde
Zaman
24.09.2014
15:21
CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel, Türkiyenin son yıllarda uluslararası kara para trafiğinin kavşağı haline geldiğini ve kayıt dışı para cennetine dönüştürüldüğünü savundu.Cari açık, kaynağı açıklanamayan kayıt dışı döviz girişleri ve ekonominin üretime dönük yapısal reformlarla ilgili soru önergesi veren Yüksel, hükümetin son yıllardaki kayıt dışı döviz girişlerinin kaynağını açıklayamadığını belirterek; Son dönemde kayıt dışı döviz girişlerindeki artış açıklanamıyor. Son 7 ayda Türkiyeye 8.2 milyar dolar para giriyor ve bu paranın kaynağı belli değil. Altın ihracatında, ihraç edilen ülkelerle rakamlar birbirini tutmuyor. Türkiyenin adı son yıllarda uluslararası kara para soruşturmalarında geçmeye başladı. Böyle şaibeli ve karanlık ilişkilerle ülke yönetilemez. Üretmeden, tarımı, hayvancılığı, reel sektörü destekleyip yatırımları arttırmadan ekonomiyi düzeltemezsiniz. dedi.Ekonomiyi yönetenlerin şu an yapısal reformdan söz etmeye başladığını belirten CHPli Yüksel, Ekonomiyi rasyonel olmayan, popülist ve keyfi kararlarla rayından çıkaranlar, şimdi yapısal reformlardan söz ediyor. Daha önceki yapısal reformları bozan siz değil miydiniz? diye sordu. Yüksel, Maliye Bakanı Mehmet Şimşekin Cari açıkta bir iyileşme var. sözlerini anımsatarak, Cari açığın ne kadarı bu kaynağı belirsiz parayla kapatılmıştır. Bu para nereden gelmektedir, döviz girişinin kaynağı nedir? Cari açıkta bir gerileme var ise bu nereden kaynaklanıyor. sorusunu yöneltti.CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KAYITDIŞI PARA GİRİŞİAK Partinin iktidara geldiği 2002den itibaren Türkiyeye kaynağı belirsiz gizemli para girişinde patlama olduğunu iddia eden CHP Milletvekili Yüksel, Türkiyeye 2002den bu yana artarak büyük miktarda kaynağı belirsiz döviz giriyor. Bu paranın kaynağı belli değil. Bu para, Merkez Bankasının ödemeler dengesi tablosunda kayıt dışı ?ara net hata ve noksan kalemi altında gösteriliyor. 12 yılda 36 Milyar dolar kaynağı belirsiz para girişi bu kalemde gösteriliyor. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük kayıtdışı para girişi. Bunu muhasebeleştirme hatası olarak görüp net hata ve noksan diye geçiştirip, üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz. dedi. Yüksel, Kayıtdışı sermaye girişlerindeki artışın, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları ile ortaya çıkan tabloyla örtüştüğünü de kaydetti.KAYITDIŞI PARA GİRİŞİ TBMM GÜNDEMİNDECHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel; cari açık, kaynağı açıklanamayan kayıt dışı döviz girişleri ve ekonominin üretime dönük yapısal reformlarla ilgili soru önergesi verdi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacana 2013 sonunda 65 Milyar Dolar olan Türkiyenin cari açığı, 2014 sonunda kaç milyar dolar olacak? diye sordu. KAYITDIŞI PARA MEŞRULAŞTIRILDI MI?Yüksel TBMM Başkanlığına verdiği önergesinde, 2008 Krizi döneminde Arap coğrafyasından ülkeye giren kaynağı belirsiz paranın bir kısmının, hükümetin çıkardığı varlık barışı ve mali aflarla meşrulaştırıldığı bilgisinin doğru olup olmadığını da sordu. CHPLİ YÜKSEL, BABACANA ŞU SORULARI YÖNELTTİ 2002 ile 2014 yılının ilk 6 ayını da kapsayan dönemde ülkemize kaç TL. lik para girişi olmuştur? Aynı dönemde kaç TL. lik para çıkışı söz konusudur? Para girişlerinin kaynağı nedir? 2002 yılından içinde bulunduğumuz bu dönemde dahil olmak üzere, Cumhuriyet tarihinin en büyük kayıt dışı girişlerinin olduğu, bu girişlerin Merkez Bankasının ödemeler dengesi tablosunda muhasebeleştirme hatası olarak görülüp net hata ve noksan kalemi altında gösterilerek, geçiştirildiği iddiaları doğru mudur? Yıllık açığın 2013 sonunda 65 milyar dolar olduğundan hareketle, 2014 yılının kaç milyar dolar cari açıkla kapatılması öngörülmektedir? Ülkemize cari açığı kapatacak ölçüde net sermaye girişi var mıdır? Sermaye hareketiyle net döviz girişi ne kadar TLdir? Ocak 2014ten bu yana cari açık aylar itibariyle nedir? Cari açıkta bir gerileme var ise bu nereden kaynaklanmaktadır? İddia edildiği gibi cari açığın nedeni, tarım ve sanayide ithalata bağımlı hale gelen üretim yapısı mıdır? Eğer öyle ise tarım ve sanayide üretim yapımızın değiştirilmesi noktasında hükümetinizin herhangi bir çalışması var mıdır? Bu yıl ekonomi ortalama ne kadar büyümüştür? Cari açığın GSYHya oranı nedir? Büyümenin yarı yarıya düşmesine rağmen cari açık / GSYH oranımızın aynı çizgide olduğu doğru mudur? Dış sermaye girişine dayalı bir ekonomi ve büyüme yerine, ihracatı artıracak bir üretim yapısının hala kurulmamış olmasının nedenleri nelerdir? Cari açık çıkmazından kurtulmak için yatırım ve üretim politikalarını değiştirmeyi, üretime ağırlık vermeyi düşünüyor musunuz? 2008 krizi döneminde ülkeye kaynağı belirsiz kayıt dışı para girişi olduğu, söz konusu paranın Ortadoğudan, Arap coğrafyasından geldiği, Hükümetlerinizin çıkardığı varlık barışı ve mali aflarla da kayıt dışı paranın bir bölümünün vergilendirmek suretiyle meşrulaştırıldığı doğru m
Zaman
Ekonomi
24.09.2014
KayıtdışıparagirişleriTBMMgündemindeKayıt dışı para girişleri TBMM gündeminde
Kayıt dışı para girişleri TBMM gündeminde
Zaman
24.09.2014
15:21
CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel, Türkiyenin son yıllarda uluslararası kara para trafiğinin kavşağı haline geldiğini ve kayıt dışı para cennetine dönüştürüldüğünü savundu.Cari açık, kaynağı açıklanamayan kayıt dışı döviz girişleri ve ekonominin üretime dönük yapısal reformlarla ilgili soru önergesi veren Yüksel, hükümetin son yıllardaki kayıt dışı döviz girişlerinin kaynağını açıklayamadığını belirterek; Son dönemde kayıt dışı döviz girişlerindeki artış açıklanamıyor. Son 7 ayda Türkiyeye 8.2 milyar dolar para giriyor ve bu paranın kaynağı belli değil. Altın ihracatında, ihraç edilen ülkelerle rakamlar birbirini tutmuyor. Türkiyenin adı son yıllarda uluslararası kara para soruşturmalarında geçmeye başladı. Böyle şaibeli ve karanlık ilişkilerle ülke yönetilemez. Üretmeden, tarımı, hayvancılığı, reel sektörü destekleyip yatırımları arttırmadan ekonomiyi düzeltemezsiniz. dedi.Ekonomiyi yönetenlerin şu an yapısal reformdan söz etmeye başladığını belirten CHPli Yüksel, Ekonomiyi rasyonel olmayan, popülist ve keyfi kararlarla rayından çıkaranlar, şimdi yapısal reformlardan söz ediyor. Daha önceki yapısal reformları bozan siz değil miydiniz? diye sordu. Yüksel, Maliye Bakanı Mehmet Şimşekin Cari açıkta bir iyileşme var. sözlerini anımsatarak, Cari açığın ne kadarı bu kaynağı belirsiz parayla kapatılmıştır. Bu para nereden gelmektedir, döviz girişinin kaynağı nedir? Cari açıkta bir gerileme var ise bu nereden kaynaklanıyor. sorusunu yöneltti.CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KAYITDIŞI PARA GİRİŞİAK Partinin iktidara geldiği 2002den itibaren Türkiyeye kaynağı belirsiz gizemli para girişinde patlama olduğunu iddia eden CHP Milletvekili Yüksel, Türkiyeye 2002den bu yana artarak büyük miktarda kaynağı belirsiz döviz giriyor. Bu paranın kaynağı belli değil. Bu para, Merkez Bankasının ödemeler dengesi tablosunda kayıt dışı ?ara net hata ve noksan kalemi altında gösteriliyor. 12 yılda 36 Milyar dolar kaynağı belirsiz para girişi bu kalemde gösteriliyor. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük kayıtdışı para girişi. Bunu muhasebeleştirme hatası olarak görüp net hata ve noksan diye geçiştirip, üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz. dedi. Yüksel, Kayıtdışı sermaye girişlerindeki artışın, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonları ile ortaya çıkan tabloyla örtüştüğünü de kaydetti.KAYITDIŞI PARA GİRİŞİ TBMM GÜNDEMİNDECHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel; cari açık, kaynağı açıklanamayan kayıt dışı döviz girişleri ve ekonominin üretime dönük yapısal reformlarla ilgili soru önergesi verdi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacana 2013 sonunda 65 Milyar Dolar olan Türkiyenin cari açığı, 2014 sonunda kaç milyar dolar olacak? diye sordu. KAYITDIŞI PARA MEŞRULAŞTIRILDI MI?Yüksel TBMM Başkanlığına verdiği önergesinde, 2008 Krizi döneminde Arap coğrafyasından ülkeye giren kaynağı belirsiz paranın bir kısmının, hükümetin çıkardığı varlık barışı ve mali aflarla meşrulaştırıldığı bilgisinin doğru olup olmadığını da sordu. CHPLİ YÜKSEL, BABACANA ŞU SORULARI YÖNELTTİ 2002 ile 2014 yılının ilk 6 ayını da kapsayan dönemde ülkemize kaç TL. lik para girişi olmuştur? Aynı dönemde kaç TL. lik para çıkışı söz konusudur? Para girişlerinin kaynağı nedir? 2002 yılından içinde bulunduğumuz bu dönemde dahil olmak üzere, Cumhuriyet tarihinin en büyük kayıt dışı girişlerinin olduğu, bu girişlerin Merkez Bankasının ödemeler dengesi tablosunda muhasebeleştirme hatası olarak görülüp net hata ve noksan kalemi altında gösterilerek, geçiştirildiği iddiaları doğru mudur? Yıllık açığın 2013 sonunda 65 milyar dolar olduğundan hareketle, 2014 yılının kaç milyar dolar cari açıkla kapatılması öngörülmektedir? Ülkemize cari açığı kapatacak ölçüde net sermaye girişi var mıdır? Sermaye hareketiyle net döviz girişi ne kadar TLdir? Ocak 2014ten bu yana cari açık aylar itibariyle nedir? Cari açıkta bir gerileme var ise bu nereden kaynaklanmaktadır? İddia edildiği gibi cari açığın nedeni, tarım ve sanayide ithalata bağımlı hale gelen üretim yapısı mıdır? Eğer öyle ise tarım ve sanayide üretim yapımızın değiştirilmesi noktasında hükümetinizin herhangi bir çalışması var mıdır? Bu yıl ekonomi ortalama ne kadar büyümüştür? Cari açığın GSYHya oranı nedir? Büyümenin yarı yarıya düşmesine rağmen cari açık / GSYH oranımızın aynı çizgide olduğu doğru mudur? Dış sermaye girişine dayalı bir ekonomi ve büyüme yerine, ihracatı artıracak bir üretim yapısının hala kurulmamış olmasının nedenleri nelerdir? Cari açık çıkmazından kurtulmak için yatırım ve üretim politikalarını değiştirmeyi, üretime ağırlık vermeyi düşünüyor musunuz? 2008 krizi döneminde ülkeye kaynağı belirsiz kayıt dışı para girişi olduğu, söz konusu paranın Ortadoğudan, Arap coğrafyasından geldiği, Hükümetlerinizin çıkardığı varlık barışı ve mali aflarla da kayıt dışı paranın bir bölümünün vergilendirmek suretiyle meşrulaştırıldığı doğru m
Zaman
Ana Sayfa
24.09.2014
KayıtdışıparagirişleriTBMMgündemindeKayıt dışı para girişleri TBMM gündeminde
‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
Zaman
12.09.2014
12:04
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, savcılığa 75 sayfalık şikayet dilekçesi sundu.Kendisini darbecilikle suçlayan Savcı İsmail Uçar’a verdiği dilekçesinde Saygılı, haklarında ortaya atılan iddiaları tek tek cevapladı. 17 Aralık sonrası yaşanan hukuksuzluklara imza atan kişileri ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye tanımlarken, 18 Aralık’ta yürütmenin yargıya darbe yaptığını kaydetti. Saygılı, kendilerine yöneltilen suçlamaların yolsuzluğu kapatmaya matuf olduğunu belirterek, savcı ve mahkeme kararı ile soruşturma yürüten herkesin ‘paralel’ iftirasına maruz kaldığını vurguladı. Ardından, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının gerçeklikten uzak ve mantığa aykırı bir şekilde ‘darbe’ yaftasıyla, soruşturmada görev alanların da tamamen asılsız ve mesnetsiz bir şekilde ‘paralel devlet’ iftiralarıyla itibarsızlaştırıldığını dile getirdi. Yakub Saygılı, soruşturma kapsamında tespit edilen rüşvet eylemlerinde eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın şüpheli konumunda olduğunu hatırlatarak, asıl hedeflerinin Halkbank olduğu iddiasını ‘tam bir iftira’ diye tanımladı. Aslan’ın şahsi suçlarının kendisini bağlayacağını belirterek, soruşturma ve Halkbank arasında bağlantı kurma çabasının kasten yapıldığını belirtti.‘HEDEF İMAM HATİP’ DENİLEREK YOLSUZLUK ÖRTBAS EDİLMEK İSTENDİSaygılı, hükümet çevrelerince ‘Hedef imam hatipler’ iddiasına da cevap verdi. Bu yalanla soruşturmanın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını anlatan Saygılı, şunları ifade etti: “İftiranın temeli, arama sırasında ayakkabı kutuları içerisinde bulunarak el konulan milyonlarca TL, dolar ve Euro’nun, şüphelinin; 19.12.2013 tarihli ifadesindeki paraların Osmancık ilçesindeki imam hatip lisesinin yapımında kullanılacağı savunmasına dayanmaktadır. Ne var ki, bahse konu paralar, yaklaşık 14 ay süren teknik takip çalışmaları esnasında Rıza SARRAF liderliğindeki grup tarafından bahse konu ikamete 15 seferde gönderilen rüşvet eylemlerinin takibi esnasında tespit edilmiş olup, arama sırasında bu rüşvete konu paraların bir kısmı bulunarak el konulabilmiştir. Burada utanç verici olan konu şudur; dünya tarihinin en kuvvetli delilleriyle gerçekleşen yolsuzluk soruşturmasının ve en yüz kızartıcı ve en ahlaksız suçlardan biri olan rüşvet suçunun, imam hatip liselerinin adının ve toplumdaki yerinin suistimal edilmek suretiyle örtbas edilmeye çalışılmasıdır. Bu da bahse konu örgütün, hukuki işlemleri hukuki mecrasında tartışmadan, minder dışına çekip algılar dünyasının içine hapsetmeye çalışma stratejisinin bir ürünüdür.” ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’nin, yolsuzluk soruşturmalarında görev alanları itibarsızlaştırma propagandalarında en çok ‘paralel yapı’, ‘Operasyonu Cemaat yaptırdı’, ‘Pensilvanya’dan talimat aldılar’ gibi iftiraların kullanıldığını da aktaran Saygılı, “Asılsız ve hiçbir dayanağı olmayan söylemlerle yolsuzluk soruşturmalarının, toplumda hukukun dışında hareket eden ve kötü niyetli kişilerce başlatılıp yürütüldüğü algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak soruşturma tamamen hukuk çerçevesinde yürütüldü.” ifadelerini kullandı. Yakub Saygılı, ardından ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’ olarak tanımladığı grupla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Soruşturmada, İran’ın diğer ülkelerdeki mevduatını altın olarak kendi ülkesine aktarması konusunun suç teşkil ettiği yönünde hiçbir isnat bulunmamaktadır. Soruşturmaya konu eylemler, Türkiye’nin İran’a olan petrol ve doğalgaz ödemeleri ile ilgili de değildir. Soruşturma, uluslararası yaptırımları aşmak için geliştirilen sistemin işleyişi esnasında verilen rüşvetler, bankalara ibraz edilen sahte belgeler, altın kaçakçılığı ve bu suçların örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesi konularını içermektedir.”DİLEKÇEDE ŞÜPHELİ OLARAK YER ALAN İSİMLERSaygılı’nın dilekçesinde ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye şikayetçi olduğu isimler şöyle: “İçişleri Bakanı Efkan Ala, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Selami Yıldız, Mali Şube Müdürü Hakan Sıralı, Müdür Yardımcısı Arzum Nazman, Mali Şube’de Başkomiser Hakan Korkmaz, polis memuru Caner Metiner, polis başmüfettişleri Erhan Gülveren, Kenan Aydoğan, Ercümet Özbeyli, Cemil Zafer, Refik Felek, Nevzat Yazıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan, savcılar İsmail Uçar, İrfan Fidan, Fuzuli Aydoğdu, Mehmet Akdeniz, Kozmik Çalışma Grubu (KÇG), Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmen
Zaman
Ana Sayfa
12.09.2014
‘18Aralıkhukukadarbeörgütü’ndenşikâyetçioldu‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
Zaman
12.09.2014
02:01
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, savcılığa 75 sayfalık şikayet dilekçesi sundu.Kendisini darbecilikle suçlayan Savcı İsmail Uçar’a verdiği dilekçesinde Saygılı, haklarında ortaya atılan iddiaları tek tek cevapladı. 17 Aralık sonrası yaşanan hukuksuzluklara imza atan kişileri ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye tanımlarken, 18 Aralık’ta yürütmenin yargıya darbe yaptığını kaydetti. Saygılı, kendilerine yöneltilen suçlamaların yolsuzluğu kapatmaya matuf olduğunu belirterek, savcı ve mahkeme kararı ile soruşturma yürüten herkesin ‘paralel’ iftirasına maruz kaldığını vurguladı. Ardından, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının gerçeklikten uzak ve mantığa aykırı bir şekilde ‘darbe’ yaftasıyla, soruşturmada görev alanların da tamamen asılsız ve mesnetsiz bir şekilde ‘paralel devlet’ iftiralarıyla itibarsızlaştırıldığını dile getirdi. Yakub Saygılı, soruşturma kapsamında tespit edilen rüşvet eylemlerinde eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın şüpheli konumunda olduğunu hatırlatarak, asıl hedeflerinin Halkbank olduğu iddiasını ‘tam bir iftira’ diye tanımladı. Aslan’ın şahsi suçlarının kendisini bağlayacağını belirterek, soruşturma ve Halkbank arasında bağlantı kurma çabasının kasten yapıldığını belirtti.‘HEDEF İMAM HATİP’ DENİLEREK YOLSUZLUK ÖRTBAS EDİLMEK İSTENDİSaygılı, hükümet çevrelerince ‘Hedef imam hatipler’ iddiasına da cevap verdi. Bu yalanla soruşturmanın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını anlatan Saygılı, şunları ifade etti: “İftiranın temeli, arama sırasında ayakkabı kutuları içerisinde bulunarak el konulan milyonlarca TL, dolar ve Euro’nun, şüphelinin; 19.12.2013 tarihli ifadesindeki paraların Osmancık ilçesindeki imam hatip lisesinin yapımında kullanılacağı savunmasına dayanmaktadır. Ne var ki, bahse konu paralar, yaklaşık 14 ay süren teknik takip çalışmaları esnasında Rıza SARRAF liderliğindeki grup tarafından bahse konu ikamete 15 seferde gönderilen rüşvet eylemlerinin takibi esnasında tespit edilmiş olup, arama sırasında bu rüşvete konu paraların bir kısmı bulunarak el konulabilmiştir. Burada utanç verici olan konu şudur; dünya tarihinin en kuvvetli delilleriyle gerçekleşen yolsuzluk soruşturmasının ve en yüz kızartıcı ve en ahlaksız suçlardan biri olan rüşvet suçunun, imam hatip liselerinin adının ve toplumdaki yerinin suistimal edilmek suretiyle örtbas edilmeye çalışılmasıdır. Bu da bahse konu örgütün, hukuki işlemleri hukuki mecrasında tartışmadan, minder dışına çekip algılar dünyasının içine hapsetmeye çalışma stratejisinin bir ürünüdür.” ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’nin, yolsuzluk soruşturmalarında görev alanları itibarsızlaştırma propagandalarında en çok ‘paralel yapı’, ‘Operasyonu Cemaat yaptırdı’, ‘Pensilvanya’dan talimat aldılar’ gibi iftiraların kullanıldığını da aktaran Saygılı, “Asılsız ve hiçbir dayanağı olmayan söylemlerle yolsuzluk soruşturmalarının, toplumda hukukun dışında hareket eden ve kötü niyetli kişilerce başlatılıp yürütüldüğü algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak soruşturma tamamen hukuk çerçevesinde yürütüldü.” ifadelerini kullandı. Yakub Saygılı, ardından ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’ olarak tanımladığı grupla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Soruşturmada, İran’ın diğer ülkelerdeki mevduatını altın olarak kendi ülkesine aktarması konusunun suç teşkil ettiği yönünde hiçbir isnat bulunmamaktadır. Soruşturmaya konu eylemler, Türkiye’nin İran’a olan petrol ve doğalgaz ödemeleri ile ilgili de değildir. Soruşturma, uluslararası yaptırımları aşmak için geliştirilen sistemin işleyişi esnasında verilen rüşvetler, bankalara ibraz edilen sahte belgeler, altın kaçakçılığı ve bu suçların örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesi konularını içermektedir.”DİLEKÇEDE ŞÜPHELİ OLARAK YER ALAN İSİMLERSaygılı’nın dilekçesinde ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye şikayetçi olduğu isimler şöyle: “İçişleri Bakanı Efkan Ala, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Selami Yıldız, Mali Şube Müdürü Hakan Sıralı, Müdür Yardımcısı Arzum Nazman, Mali Şube’de Başkomiser Hakan Korkmaz, polis memuru Caner Metiner, polis başmüfettişleri Erhan Gülveren, Kenan Aydoğan, Ercümet Özbeyli, Cemil Zafer, Refik Felek, Nevzat Yazıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan, savcılar İsmail Uçar, İrfan Fidan, Fuzuli Aydoğdu, Mehmet Akdeniz, Kozmik Çalışma Grubu (KÇG), Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmen
Zaman
Güncel
12.09.2014
‘18Aralıkhukukadarbeörgütü’ndenşikâyetçioldu‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
Hangi yolsuzlukların üzeri örtüldü?
Zaman
04.09.2014
04:16
17-25 Aralık soruşturmalarında görev alan polisler, şimdi ‘darbe’ ile suçlanıyor. 22 Temmuz’daki sahur baskınıyla başlayan emniyet mensuplarına yönelik operasyonlar, sayısız hukuk skandalına sahne oldu.Gözaltına alınan polisler darbeyle suçlanırken haklarında somut deliller dahi sunulamadı. Peki, polislerin gözaltına alınmasına sebep olan 17-25 Aralık soruşturmalarının içeriği ne idi? Bu iki tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının operasyona dönüştüğü tarih olarak kayıtlara geçti. Bakanlar, bakan çocukları ve hükümete yakın işadamlarının dahil olduğu, yolsuzluk miktarının ise on milyarlarca dolarla ifade edildiği soruşturmalar, Eylül 2012’de bir dizi ihbarla başlayıp, 17 Aralık 2013’te Savcı Celal Kara’nın, 25 Aralık 2103’te ise Savcı Muammer Akkaş’ın gözaltı talimatları ile kamuoyu tarafından duyuldu. İşte ortaya çıkan gerçekler:17 ARALIK’TA 87 MİLYAR EURO’LUK KARA PARA TRAFİĞİAralık soruşturması, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca görevlendirilen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirildi. Aralarında işadamı Ali Ağaoğlu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, çeşitli düzeyde kamu görevlileri ve 61. Türkiye hükümeti kabine üyesi 4 bakan ile 3 bakan çocuğunun olduğu kişiler “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” ile suçlandı. 17 Aralık soruşturmasında Reza Zarrab liderliğindeki yapılanmanın 87 milyar Euro kara para akladığı ve bazı bakanlar da dahil olmak üzere kamu görevlilerine toplam 139 milyon lira rüşvet dağıttığı tespit edildi.MASAK VE MİT DE ZARRAB’IN KARA PARA AKLADIĞINI TESPİT ETTİEski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın yönettiği, Savcı Muammer Akkaş ve Celal Kara’nın yürüttüğü soruşturmanın detayları şu şekildeydi: 2008 yılında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) 50 sayfalık bir rapor hazırlayarak İranlı işadamı Reza Zarrab ve adamlarının kara para aklama faaliyetlerini tespit etti. Daha sonra 21 Aralık 2010 tarihinde Moskova Havalimanı’nda, İstanbul’dan Rusya’ya giden 3’ü Azeri, biri İranlı olmak üzere 4 kişi, bavul ve sırt çantalarında 14,5 milyon dolar ve 4 milyon Euro ile yakalandı. İstanbul Mali Şube, olayın detaylarında Reza Zarrab’ın ekibi ile bağlantısını tespit etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Eylül 2012’de, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kaçakçılık ve suçtan elde edilen mal varlığının aklanması iddialarına yönelik teknik takip çalışmalarına başladı. Soruşturmada MİT’in de o tarihlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı uyardığı ve 4 bakanın Reza Zarrab’la rüşvet ilişkisini deşifre edip Erdoğan’a rapor sunduğu ortaya çıktı.BAKAN ÇOCUKLARI KANALI İLE ZARRAB’DAN MİLYONLARCA LİRA RÜŞVETYapılan incelemelerde Zarrab’ın Türk vatandaşlığına geçmesinde yardımcı olan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, oğlu Barış Güler vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın Zarrab’ın altın ticaretindeki usulsüzlükleri kapatması için oğlu Kaan Çağlayan vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski AB Bakanı Egemen Bağış’ın Zarrab’dan işlerini halletmesi için rüşvet aldığı, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in ise rüşvet karşılığı usulsüz imar değişiklikleri yaptığı soruşturmada yer aldı.AYAKKABI KUTULARINDA 4,5 MİLYON DOLAR17 Aralık günü başlatılan operasyonlarla, soruşturmanın detayları daha da açığa çıktı. 71 kişi gözaltına alındı. Operasyonlarda gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutularına saklanmış şekilde 4 buçuk milyon dolar para ele geçirildi.BAKAN GÜLER’İN OĞLU BARIŞ’IN EVİNDE 7 KASA, 1,5 MİLYON TLMuammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde de 7 çelik para kasası ve içinde 1,5 milyon lira olduğu görüldü. Bunların yanında operasyonlardan sonra internete, sosyal medyaya ve gazetelere yansıyan ses kayıtlarında çarpıcı ifadeler yer aldı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde ise 7 adet elektronik şifreli kasa ve deste deste paralar çıktı. Kasalardaki paralara el konulduğu ve paraların adli emanete gönderildiği bildirildi. Kasalardan çok miktarda döviz ve TL çıktığı iddia edildi. Operasyon görüntülerine göre, 100’er dolar halinde sayılmış onlarca deste, 500 liralık onlarca TL desteleri çıktı. Yine Barış Güler’in evindeki aramada yatak odasında bir para sayma makinesi bulundu. Para sayma makineleri ve kasaların yanında sayımı yapılmış paraları gösteren el yazısıyla para dökümü bulunan A-4 kâğıtlarında notlar bulundu.ZARRAB’DAN BAKAN BAĞIŞ’A RÜŞVET GÖRÜNTÜLENDİReza Zarrab’ın Zafer Çağlayan’a 700 bin lira de
Zaman
En Çok Okunan
04.09.2014
Hangiyolsuzluklarınüzeriörtüldü?Hangi yolsuzlukların üzeri örtüldü?
Hangi yolsuzlukların üzeri örtüldü?
Zaman
04.09.2014
02:05
17-25 Aralık soruşturmalarında görev alan polisler, şimdi ‘darbe’ ile suçlanıyor. 22 Temmuz’daki sahur baskınıyla başlayan emniyet mensuplarına yönelik operasyonlar, sayısız hukuk skandalına sahne oldu.Gözaltına alınan polisler darbeyle suçlanırken haklarında somut deliller dahi sunulamadı. Peki, polislerin gözaltına alınmasına sebep olan 17-25 Aralık soruşturmalarının içeriği ne idi? Bu iki tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının operasyona dönüştüğü tarih olarak kayıtlara geçti. Bakanlar, bakan çocukları ve hükümete yakın işadamlarının dahil olduğu, yolsuzluk miktarının ise on milyarlarca dolarla ifade edildiği soruşturmalar, Eylül 2012’de bir dizi ihbarla başlayıp, 17 Aralık 2013’te Savcı Celal Kara’nın, 25 Aralık 2103’te ise Savcı Muammer Akkaş’ın gözaltı talimatları ile kamuoyu tarafından duyuldu. İşte ortaya çıkan gerçekler:17 ARALIK’TA 87 MİLYAR EURO’LUK KARA PARA TRAFİĞİAralık soruşturması, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca görevlendirilen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirildi. Aralarında işadamı Ali Ağaoğlu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, çeşitli düzeyde kamu görevlileri ve 61. Türkiye hükümeti kabine üyesi 4 bakan ile 3 bakan çocuğunun olduğu kişiler “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” ile suçlandı. 17 Aralık soruşturmasında Reza Zarrab liderliğindeki yapılanmanın 87 milyar Euro kara para akladığı ve bazı bakanlar da dahil olmak üzere kamu görevlilerine toplam 139 milyon lira rüşvet dağıttığı tespit edildi.MASAK VE MİT DE ZARRAB’IN KARA PARA AKLADIĞINI TESPİT ETTİEski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın yönettiği, Savcı Muammer Akkaş ve Celal Kara’nın yürüttüğü soruşturmanın detayları şu şekildeydi: 2008 yılında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) 50 sayfalık bir rapor hazırlayarak İranlı işadamı Reza Zarrab ve adamlarının kara para aklama faaliyetlerini tespit etti. Daha sonra 21 Aralık 2010 tarihinde Moskova Havalimanı’nda, İstanbul’dan Rusya’ya giden 3’ü Azeri, biri İranlı olmak üzere 4 kişi, bavul ve sırt çantalarında 14,5 milyon dolar ve 4 milyon Euro ile yakalandı. İstanbul Mali Şube, olayın detaylarında Reza Zarrab’ın ekibi ile bağlantısını tespit etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Eylül 2012’de, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kaçakçılık ve suçtan elde edilen mal varlığının aklanması iddialarına yönelik teknik takip çalışmalarına başladı. Soruşturmada MİT’in de o tarihlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı uyardığı ve 4 bakanın Reza Zarrab’la rüşvet ilişkisini deşifre edip Erdoğan’a rapor sunduğu ortaya çıktı.BAKAN ÇOCUKLARI KANALI İLE ZARRAB’DAN MİLYONLARCA LİRA RÜŞVETYapılan incelemelerde Zarrab’ın Türk vatandaşlığına geçmesinde yardımcı olan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, oğlu Barış Güler vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın Zarrab’ın altın ticaretindeki usulsüzlükleri kapatması için oğlu Kaan Çağlayan vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski AB Bakanı Egemen Bağış’ın Zarrab’dan işlerini halletmesi için rüşvet aldığı, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in ise rüşvet karşılığı usulsüz imar değişiklikleri yaptığı soruşturmada yer aldı.AYAKKABI KUTULARINDA 4,5 MİLYON DOLAR17 Aralık günü başlatılan operasyonlarla, soruşturmanın detayları daha da açığa çıktı. 71 kişi gözaltına alındı. Operasyonlarda gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutularına saklanmış şekilde 4 buçuk milyon dolar para ele geçirildi.BAKAN GÜLER’İN OĞLU BARIŞ’IN EVİNDE 7 KASA, 1,5 MİLYON TLMuammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde de 7 çelik para kasası ve içinde 1,5 milyon lira olduğu görüldü. Bunların yanında operasyonlardan sonra internete, sosyal medyaya ve gazetelere yansıyan ses kayıtlarında çarpıcı ifadeler yer aldı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde ise 7 adet elektronik şifreli kasa ve deste deste paralar çıktı. Kasalardaki paralara el konulduğu ve paraların adli emanete gönderildiği bildirildi. Kasalardan çok miktarda döviz ve TL çıktığı iddia edildi. Operasyon görüntülerine göre, 100’er dolar halinde sayılmış onlarca deste, 500 liralık onlarca TL desteleri çıktı. Yine Barış Güler’in evindeki aramada yatak odasında bir para sayma makinesi bulundu. Para sayma makineleri ve kasaların yanında sayımı yapılmış paraları gösteren el yazısıyla para dökümü bulunan A-4 kâğıtlarında notlar bulundu.ZARRAB’DAN BAKAN BAĞIŞ’A RÜŞVET GÖRÜNTÜLENDİReza Zarrab’ın Zafer Çağlayan’a 700 bin lira de
Zaman
Güncel
04.09.2014
Hangiyolsuzluklarınüzeriörtüldü?Hangi yolsuzlukların üzeri örtüldü?
Hangi yolsuzlukların üzeri örtüldü?
Zaman
04.09.2014
02:04
17-25 Aralık soruşturmalarında görev alan polisler, şimdi ‘darbe’ ile suçlanıyor. 22 Temmuz’daki sahur baskınıyla başlayan emniyet mensuplarına yönelik operasyonlar, sayısız hukuk skandalına sahne oldu.Gözaltına alınan polisler darbeyle suçlanırken haklarında somut deliller dahi sunulamadı. Peki, polislerin gözaltına alınmasına sebep olan 17-25 Aralık soruşturmalarının içeriği ne idi? Bu iki tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının operasyona dönüştüğü tarih olarak kayıtlara geçti. Bakanlar, bakan çocukları ve hükümete yakın işadamlarının dahil olduğu, yolsuzluk miktarının ise on milyarlarca dolarla ifade edildiği soruşturmalar, Eylül 2012’de bir dizi ihbarla başlayıp, 17 Aralık 2013’te Savcı Celal Kara’nın, 25 Aralık 2103’te ise Savcı Muammer Akkaş’ın gözaltı talimatları ile kamuoyu tarafından duyuldu. İşte ortaya çıkan gerçekler:17 ARALIK’TA 87 MİLYAR EURO’LUK KARA PARA TRAFİĞİAralık soruşturması, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca görevlendirilen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirildi. Aralarında işadamı Ali Ağaoğlu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, çeşitli düzeyde kamu görevlileri ve 61. Türkiye hükümeti kabine üyesi 4 bakan ile 3 bakan çocuğunun olduğu kişiler “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” ile suçlandı. 17 Aralık soruşturmasında Reza Zarrab liderliğindeki yapılanmanın 87 milyar Euro kara para akladığı ve bazı bakanlar da dahil olmak üzere kamu görevlilerine toplam 139 milyon lira rüşvet dağıttığı tespit edildi.MASAK VE MİT DE ZARRAB’IN KARA PARA AKLADIĞINI TESPİT ETTİEski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın yönettiği, Savcı Muammer Akkaş ve Celal Kara’nın yürüttüğü soruşturmanın detayları şu şekildeydi: 2008 yılında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) 50 sayfalık bir rapor hazırlayarak İranlı işadamı Reza Zarrab ve adamlarının kara para aklama faaliyetlerini tespit etti. Daha sonra 21 Aralık 2010 tarihinde Moskova Havalimanı’nda, İstanbul’dan Rusya’ya giden 3’ü Azeri, biri İranlı olmak üzere 4 kişi, bavul ve sırt çantalarında 14,5 milyon dolar ve 4 milyon Euro ile yakalandı. İstanbul Mali Şube, olayın detaylarında Reza Zarrab’ın ekibi ile bağlantısını tespit etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Eylül 2012’de, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kaçakçılık ve suçtan elde edilen mal varlığının aklanması iddialarına yönelik teknik takip çalışmalarına başladı. Soruşturmada MİT’in de o tarihlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı uyardığı ve 4 bakanın Reza Zarrab’la rüşvet ilişkisini deşifre edip Erdoğan’a rapor sunduğu ortaya çıktı.BAKAN ÇOCUKLARI KANALI İLE ZARRAB’DAN MİLYONLARCA LİRA RÜŞVETYapılan incelemelerde Zarrab’ın Türk vatandaşlığına geçmesinde yardımcı olan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, oğlu Barış Güler vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın Zarrab’ın altın ticaretindeki usulsüzlükleri kapatması için oğlu Kaan Çağlayan vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski AB Bakanı Egemen Bağış’ın Zarrab’dan işlerini halletmesi için rüşvet aldığı, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in ise rüşvet karşılığı usulsüz imar değişiklikleri yaptığı soruşturmada yer aldı.AYAKKABI KUTULARINDA 4,5 MİLYON DOLAR17 Aralık günü başlatılan operasyonlarla, soruşturmanın detayları daha da açığa çıktı. 71 kişi gözaltına alındı. Operasyonlarda gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutularına saklanmış şekilde 4 buçuk milyon dolar para ele geçirildi.BAKAN GÜLER’İN OĞLU BARIŞ’IN EVİNDE 7 KASA, 1,5 MİLYON TLMuammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde de 7 çelik para kasası ve içinde 1,5 milyon lira olduğu görüldü. Bunların yanında operasyonlardan sonra internete, sosyal medyaya ve gazetelere yansıyan ses kayıtlarında çarpıcı ifadeler yer aldı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde ise 7 adet elektronik şifreli kasa ve deste deste paralar çıktı. Kasalardaki paralara el konulduğu ve paraların adli emanete gönderildiği bildirildi. Kasalardan çok miktarda döviz ve TL çıktığı iddia edildi. Operasyon görüntülerine göre, 100’er dolar halinde sayılmış onlarca deste, 500 liralık onlarca TL desteleri çıktı. Yine Barış Güler’in evindeki aramada yatak odasında bir para sayma makinesi bulundu. Para sayma makineleri ve kasaların yanında sayımı yapılmış paraları gösteren el yazısıyla para dökümü bulunan A-4 kâğıtlarında notlar bulundu.ZARRAB’DAN BAKAN BAĞIŞ’A RÜŞVET GÖRÜNTÜLENDİReza Zarrab’ın Zafer Çağlayan’a 700 bin lira de
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
Hangiyolsuzluklarınüzeriörtüldü?Hangi yolsuzlukların üzeri örtüldü?
Selim Işıklar - Piyasalarda kritik haftalara girildi
Zaman
06.07.2014
02:14
Öncelikle Türkiye’nin bazı önemli verilerinin ne şekilde geliştiği ve piyasalarımızın bunu nasıl algıladığına değinmek istiyorum.Gelişmekte olan ülkeler içinde maalesef en yüksek enflasyon hâlâ Türkiye’de. Son açıklanan haziran ayı enflasyon verisi beklentilerin biraz altında gelse de hâlâ yüzde 9’un üstünde. Tüketici fiyatları haziranda yüzde 9,16, üretici fiyatları ise yüzde 9,75 artış göstermiş durumda. Dış ticaret açığı ise geçen yıla göre gerileyerek 7,1 milyar dolar olarak açıklandı. Yüksek döviz kuru nedeniyle ithalatın (otomotiv vs.) azalması ile açığın gerilemeye devam ettiği görülüyor ama bu konuda reel bir iyileşme henüz sağlanamadı.Özellikle Irak pazarı ile ilgili endişeler devam ediyor. Avrupa ekonomisinin toparlanmaya geçmesi ile buraya ihracatta bir miktar düzelme söz konusu. Piyasalarda ise Irak krizi ile başlayan bir rahatsızlık var. Musul konsolosluğumuzun görevlileri henüz rehine durumunda. Ancak 32 TIR şoförünün serbest bırakılması piyasalarda çok hafif bir olumlu tepki ile karşılandı. Son 4-5 ayda Borsa’ya 2 milyar dolar getiren yabancı yatırımcıların muhtemelen haziran ayında net satış yaptıkları açıklanacak. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi henüz alımlarında çok istekli görünmüyorlar. Borsa’da bir miktar yorulma söz konusu. Açıkçası seçim beklentisi ve ABD borsalarının halen rekor kırıyor olması çok sert bir satışı frenliyor, ancak eller satış tuşunda tetikte bir tedirginlikle ağustos ayı bekleniyor. Hem cumhurbaşkanlığı seçimleri hem de şirketlerin 6 aylık bilanço performansları bu ayda belli olacak. Yabancı yatırımcılar bir yandan cumhurbaşkanlığı seçimlerini beklerken seçim sonrası oluşacak tabloyu analiz etmeye çalışıyorlar.Son açıklanan ABD ekonomik verileri gelişmekte olan piyasalara olumsuz bir şekilde yansıyabilir. Türkiye piyasaları üç seçimin ikincisine yaklaşılırken Irak’taki gelişmeler ve ısınan ABD ekonomisinin faiz artışına yol açabileceği kuşkusuyla ihtiyatlı ve karamsar bir noktada. Yine de gelişmelerin ve açıklamaların hangi yönde gelişeceği tahminleri altüst edebilir. Sonuç olarak hem dolar, hem faizler hem de Borsa için biraz ihtiyatlı olmak gerektiği söylenebilir. Yabancı yatırımcıların yerel seçimlerde olduğu gibi aynı strateji ile hareket etmeyebilecekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun yanı sıra önümüzdeki haftalarda çok iyi bilanço beklentisi olan şirketler ayrışmaya devam edebilir.Dolar ve altında fiyat seyri ne olur?ABD Merkez Bankası FED geçen yıl işsizlik oranı hedefini yüzde 6,5 olarak açıkladıktan sonra hedefi 6’ya çekmişti. Perşembe günü açıklanan tarım dışı istihdam ve işsizlik oranı ABD ekonomisinin işsizlik hedefini bir kez daha gözden geçirmesine yol açacak gibi. Zira işsizlik oranı şimdiden 6,1’e gerilerken istihdam 288 bin kişilik artışla beklentilerin çok üstünde oldu. Böylelikle faiz artışı zamanlaması tartışmaları yeniden gündeme girebilir. Bu noktada ABD Doları’nın yeniden yükselişe geçmesi halinde gelişmekte olan piyasalarda kısa ve orta süreli sıkıntılar baş gösterebilir. Altın fiyatları olası dolar yükselişinde ters orantılı bir şekilde yeniden aşağı yönlü bir seyir izleyebilir. Altının onsu geçen hafta 1.334 dolara kadar tırmandıktan sonra düşüşe geçerek 1.309 dolar ons seviyelerini görmüştü. Eğer aksi bir gelişme olmazsa 1.300 dolar aşağı doğru kırılabilir. Dolar lira ise Irak’taki gelişmelerden olumsuz etkilenmişti. Hafta içinde bazı Türk rehinelerin serbest bırakıldığı haberleri ile gevşeyen dolar/lira paritesi son verilerden sonra yeniden 2,13 sınırına yükseldi. Dolarda kritik seviye 2,153 seviyesi dikkatle takip edilmelidir. Hafta içinde çarşamba günü açıklanacak FED toplantı tutanakları stres oluşturabilir.
Zaman
Köşe Yazıları
06.07.2014
SelimIşıklar-PiyasalardakritikhaftalaragirildiSelim Işıklar - Piyasalarda kritik haftalara girildi
Nuriye Akman - ÇORBACI GÜZELİ
Zaman
05.07.2014
02:08
Çorbanın fotoğrafı bile insanı neşelendirmeye yeter. Hele de iftar vakti yaklaşmışsa... Bedeniniz burada ama düşünceleriniz uzaklardaysa...Vietnamlı küçük kıza kasenizi uzatır, doldurmasını beklersiniz. Kepçesini cömertçe boşaltırken gülümser size. Zanneder ki diğer açlar gibi hemen yan taraftaki masaya geçip kaşıklamaya başlayacaksınız. Oturursunuz fakat elleriniz kucağınızda kalır. Hissedersiniz, çorbacı güzeli sizi yan gözle izliyor.O verdiği, siz aldığınız için memnunsunuz. Bu belli de, neden acaba içmiyorsunuz çorbanızı? Birbirinizin dilini konuşabilseniz işiniz kolaydı; oruçlu olduğunuzu, güneşin batmasını beklediğinizi ifade ederdiniz. Saatinizi gösterip elinizle üç işareti yaparsınız. Üç dakikam var dediğinizi anlar hemen. Yine de merakını tam gideremezsiniz. Ama şimdi duaya odaklanmalısınız.Saniyelerin önemini, akışın hızını fark etme anını kaçırmamalısınız. İzinsiz el uzatamadığınız nimetin tadını çıkaracaksınız. Adına beden denen, son derece karmaşık fiziksel, kimyasal ve psikolojik süreçlerin işlediği bir mekânda yaşadığınızı açlığınız sayesinde hatırlıyorsunuz. İyi de “ben” dediğiniz şey bu mekânın neresinde?İçinizdeyse, kendinizi taşıyorsunuz demektir. Ama nereye saklanmış olabilir? Beyne mi, kalbe mi, rahminize mi? Dışınızdaysa ne uzaklıkta duruyor? Teninizde mi, avuçlarınızda mı? Giysilerinizde mi bulacaksınız onu, pencerenizden baktığınızda mı? Cevap vermek zor. Demek ki pek yabancısınız kendinize. Fakat bu size tedirginlik yerine hafiflik duygusu veriyor. Sanki büyük bir yükten kurtuldunuz. Şükür size orucu nasip edene...Üç dakika dolar nihayet. Besmeleyle kaşığı kaseye daldırırsınız. Çorbacı güzeli derin bir oh çeker. Tebessümleriniz birbirine karışır...***ÖYLE BİR GÖZLÜK ARIYORUM Kİ...Londra sokaklarından bir enstantane. Fotoğraf çekilirken orada olmasam da camları kalp şeklindeki gözlük takan satıcıyla konuşabilirim. Daha doğrusu ben konuşurum, o dinler.Pardon kardeş, elinizde gururdan ve kıskançlıktan gözlerimizi döndürmeyecek bir gözlük var mı acaba? Taktığımızda görünüşe aldanmamızı engelleyecek bir gözlük de olur. Veya gözyaşının yalancısıyla sahtesini ayırabilecek. Yok değil mi? Ben de öyle sanmıştım. Peki burnumuzun üstüne yerleştirip saplarını da kulaklarımızın ardına geçirince bize görülmedik şeyleri gösterecek bir ürününüz var mıydı? Gözlerimiz açıkken bizi güzel düşlere daldıracak?Satıcı kendisiyle maytap geçtiğimi düşünecek. Beni ciddiye alması için neden böylesine özel bir gözlük aradığımı açıklamam lazım. Monoloğuma Shakespeare’den yapacağım alıntılarla devam etsem nasıl olur? Mesela Albany dükünün tespitlerinden ödünç alarak “İğrenç olana iğrenç görünür akıl ve erdem. Ancak kendisinden tat alır pislik. İyi görünür kötü yaratıklar, daha kötüleri varsa eğer” desem bana yardımcı olabilir mi?Böyle konuşurken bir gözüm ağlayacak, diğeri gülecektir muhakkak. Bu halim satıcıyı iyice şaşırtacaktır. Çivisi çıkmış dünyada her şeyi yerli yerinde gösterecek sihirli bir gözlük aradığımı söylesem ve “anlıyor musunuz ıstırabımı” diye sorsam mı? Bir bakarsınız, “Elbette hanımefendi” der ve Kral Lear’in ağzıyla şöyle devam eder:“Faizci kendini dolandıran adamı idam ettirir, lime lime elbiseler en küçük kusurları bile meydana kor, kürklü cübbeler ise her ayıbı örter. Günahına altın kaplat, adaletin kudretli kılıcı bir şey yapamadan kırılır. Paçavralara sar, bir cücenin saman çöpü bile onu deler geçer.”Ağlayan gözüm de gülmeye başlar bu tiradı duyunca. Teşekkür eder ayrılırım tezgâhın başından. Satıcı arkamdan bağırır:“Aradığınız şey gözlük değil kalp, bunu biliyorsunuz değil mi? ”***AŞK RUBAİLERİFotoğraf ister istemez Mevlâna Celaleddin Rumi’nin rubailerini hatırlatıyor. Keşke “Hu” demeyi sema ayinlerine bırakmasak da her anımızda aşkın piri gibi coşup taşabilsek:Ey baş, sen sebep içinde sebep, sebep içinde sebepsin. Ey ten, sen acayiplik içinde acayiplik, acayiplik içinde acayipliksin. Ey gönül sen, istek içinde istek, istek içinde isteksin. Ey can, sen de sevinç içinde sevinç, sevinç içinde sevinçsin.Ey yolun başında oturup da yol arayan! Ayın halesi içine düşmüşsün de ay arıyorsun. Çene çukurunda böyle bir güzellik Yusuf’u dururken, sen kalkmış kuyuya düşen Yusuf’u arıyorsun. Yusuf’u kuyudan çıkaracak kova sensin.Ey akıl, var git, burada hep âşıklar var. Tek bir akıllı bile yok. Sen kıl kesilsen yine burada sığacak yer bulamazsın. Gündüz oldu. Gündüz yakılan her ışık, uyandırılan her akıl mumu, aşk güneşi karşısında hiçbir işe yaramaz, rezil rüsva olur.
Zaman
Köşe Yazıları
05.07.2014
NuriyeAkman-ÇORBACIGÜZELİNuriye Akman - ÇORBACI GÜZELİ
Selim Işıklar - ABD, Merkez Bankası'nı rahatlattı ölçülü faiz indirimi devam edebilir
Zaman
22.06.2014
02:12
Musul Konsolosluğu’nun işgali ve görevlilerin rehin alınma süreciyle başlayan ve Irak iç savaşına yol alan gelişmeler sebebiyle piyasalar önemli bir sarsıntı geçirmişti.Geçen hafta ise Amerika Merkez Bankası’nın (FED) tahvil alımını 10 milyar dolar daha azaltma kararı piyasalar için bir adım önde takip edildi. Artan dolar ve petrol fiyatları ise FED’in piyasaları rahatlatan kararlarına rağmen kuşkuya yol açtı. 24 Haziran Salı günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, bu gelişmelere odaklanarak kararını verecek. Şu an politika faizi 9,5 düzeyinde. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Konya’da bir toplantıda ölçülü indirim sinyalini vermişti. En az yarım, en fazla 75 baz puanlık faiz indirimi beklentileri dahilinde. Bunun üstündeki bir indirim dolar fiyatını etkileyebilir. Irak’ta yaşanan belirsizlikler ve rehine olarak tutulan konsolosluk çalışanlarımızın hâlâ teslim edilmemesi, üstelik petrol kuyularına yönelik saldırıların Kerkük bölgesine doğru kayma tehlikesi, hem petrol fiyatlarını körüklüyor, hem de doların liraya göre güçlü kalmasına sebep oluyor. Bu sebeple faizlerde 50 baz puanlık bir indirim yeterli olacaktır. Piyasalar bir yandan merkez bankalarını takip ederken, diğer yandan rekorlar kıran ABD piyasalarının ne zaman bir dönüş yaşayacağını merak ediyor. Amerika’da muhtemel yükselişlerden uzak kalınmak istenmiyor. Borsa İstanbul’da banka hisseleri salı gününe kadar beklenti içinde olacak ve faiz kararı öncesi alıcılı seyredecektir. Karar öncesi örneğin rehinelerİN serbest bırakılması yolundaki bir haber yukarı yönlü bir dalgalanmayla endeksi 82 bin sınırına kadar getirebilir. Bu sebeple hem Merkez Bankası kararları, hem de Türkiye’yi gerilime sürükleyen rehine krizi sona erme beklentisi şu an için Borsa’da merakla beklenen iki önemli haber. ABD’de enflasyon, kuraklık ve artan enerji fiyatları sebebiyle beklentileri aşarak yüzde 2,1 olarak açıklandı. Mayıs ayı beklentileri yüzde 2 idi. Bu yükseliş faiz artışlarının yaklaştığı şeklinde yorumlansa da FED piyasalarda sert bir harekete yol açmayacak açıklamalarla yatıştırıcı bir tavır sergiledi. Bu tutum gelişmekte olan piyasaları rahatlattı. Ancak 2,15 liraya ulaştıktan sonra FED toplantısı sonrası 2,12 sınırına gerileyen dolar yeniden 2,14 lirayı aştı. Üstelik petrol fiyatları 115 dolar civarına tırmanmış durumda. Dolayısıyla riskler masada gözüküyor. Salı günü gözler Merkez Bankası’nda olacak.Altın ve petrolde yükseliş sürebilirIrak’taki gelişmeler ve FED kararları altın ve petrol fiyatlarının yükselişinde etkili oldu. Petrol fiyatları 116 dolara yaklaşırken, altın ons fiyatı 1315 doları aştı. Altın fiyatları bu gelişmelerden önce 1.240 dolar seviyelerine yaklaşmış, petrol ise 106 dolar seviyelerinde hareket ediyordu. Petrol sahalarının güvenilir olmadığı ve özellikle Musul’dan sona Kerkük’te bir çatışmaların yayılması ihtimali fiyatların üzerinde alım baskısı oluşturuyor. Teknik olarak yükselişin devam edebileceği görülürken, özellikle önümüzdeki hafta gelecek haberlere bağlı olarak riskin artması durumunda 117 dolar ve 119 dolar seviyeleri söz konusu olabilir. Geri çekilmelerde ise 112 dolar takip edilmelidir. Altın ons fiyatları ise FED’in politikalarında henüz daha fazla sertlik yapmayacağının anlaşılması ve tahvil alım miktarında yine 10 milyar dolarlık bir azaltmanın söz konusu olması sebebiyle yukarı tepki vererek 1.315 doları aştı. Onsta kritik seviye 1.392 dolar, geri çekilmelerde ise 1.275 dolardır.
Zaman
Köşe Yazıları
22.06.2014
SelimIşıklar-ABDMerkezBankasınırahatlattıölçülüfaizindirimidevamedebilirSelim Işıklar - ABD Merkez Bankasını rahatlattı ölçülü faiz indirimi devam edebilir
FED kararı açıklıyor, altın yatırımcısı tetikte
Zaman
18.06.2014
14:51
Piyasaların faiz artırımına yönelik mesajlarını merakla beklediği Fed, faiz ve para politikasındaki devam edeceği yolla ilgili kararını bugün açıklayacak. FEDin parasal yöndeki kararı en çok altın fiyatlarını etkileyecek. ABD Merkez Bankası Fed’in dün başlayan Açık Piyasa Komitesi toplantısında bu akşam TSİ 21.00 itibariyle karar açıklanacak. Fed’in son dört toplantıda da yaptığı gibi varlık alım programını 10 milyar dolar daha azaltması bekleniyor. Fed satın aldığı varlıklardan dolayı bilançosunun 4,5 trilyon dolara çıkmasının ardından, ABD ekonomisindeki toparlanmanın da etkisiyle parasal genişlemede azaltma gitmişti.FAİZ İÇİN NE DİYECEK?Piyasalar varlık alımının azaltılacağından emin olduklarından, sıfıra yakın seviyelerde devam eden faizlerde bir değişiklik olup olmayacağını gözetleyecek. Fed Başkanı Janet Yellen ve diğer yetkililerin piyasayı desteklemek için faizleri sıfır seviyesinde tutmaya devam edebileceği söyleniyor. Fedin yılsonu için büyüme tahmini yüzde 2,8-3 , işsizlik oranı beklentisi ise yüzde 6,1-6,3 bandında bulunuyor.EL ERIAN: UYUMSUZLUK OLABİLİREl Erian, dün Business Insider için kaleme aldığı yazıda, Fed yetkililerin temelde altı konuyu gündeme getireceğini, uzun vadeli beklentilerde değişiklik olmasa da yetkililerin kısa vadeli beklentilerinin uyumsuzluk sergilemesini beklediğini dile getirmişti.VERİLER FAİZ ARTIŞI BASKISI OLUŞTURDUABDde açıklanan enflasyon verisi Fedden faiz artırım beklentilerini canlandırdı, konut verileri ise sektörde toparlanmanın tahminlerden yavaş ilerlediğini gösterdi ABDde tüfe Mayısta yüzde 0,4 ile bir yıldan uzun sürenin en hızlı yükselişini kaydetti. TÜFEnin beklentinin iki katına ulaşmasında gıda fiyatlarının Ağustos 2011den bu yana en büyük artışı kaydetmesi etkili oldu. Çekirdek tüfe de beklentinin 0,1 puan üzerinde yüzde 0,3 yükseldi. Diğer yandan konut başlangıçları ve inşaat ruhsatları Mayısta beklenenden sert düştü. Konut başlangıçları yıllık yüzde 6,5 düşüşle 1 milyon bine inerken inşaat ruhsatları 991 bin oldu.CNBCE
Zaman
Ekonomi
18.06.2014
FEDkararıaçıklıyoraltınyatırımcısıtetikteFED kararı açıklıyor altın yatırımcısı tetikte
FED kararı açıklıyor, altın yatırımcısı tetikte
Zaman
18.06.2014
14:51
Piyasaların faiz artırımına yönelik mesajlarını merakla beklediği Fed, faiz ve para politikasındaki devam edeceği yolla ilgili kararını bugün açıklayacak. FEDin parasal yöndeki kararı en çok altın fiyatlarını etkileyecek. ABD Merkez Bankası Fed’in dün başlayan Açık Piyasa Komitesi toplantısında bu akşam TSİ 21.00 itibariyle karar açıklanacak. Fed’in son dört toplantıda da yaptığı gibi varlık alım programını 10 milyar dolar daha azaltması bekleniyor. Fed satın aldığı varlıklardan dolayı bilançosunun 4,5 trilyon dolara çıkmasının ardından, ABD ekonomisindeki toparlanmanın da etkisiyle parasal genişlemede azaltma gitmişti.FAİZ İÇİN NE DİYECEK?Piyasalar varlık alımının azaltılacağından emin olduklarından, sıfıra yakın seviyelerde devam eden faizlerde bir değişiklik olup olmayacağını gözetleyecek. Fed Başkanı Janet Yellen ve diğer yetkililerin piyasayı desteklemek için faizleri sıfır seviyesinde tutmaya devam edebileceği söyleniyor. Fedin yılsonu için büyüme tahmini yüzde 2,8-3 , işsizlik oranı beklentisi ise yüzde 6,1-6,3 bandında bulunuyor.EL ERIAN: UYUMSUZLUK OLABİLİREl Erian, dün Business Insider için kaleme aldığı yazıda, Fed yetkililerin temelde altı konuyu gündeme getireceğini, uzun vadeli beklentilerde değişiklik olmasa da yetkililerin kısa vadeli beklentilerinin uyumsuzluk sergilemesini beklediğini dile getirmişti.VERİLER FAİZ ARTIŞI BASKISI OLUŞTURDUABDde açıklanan enflasyon verisi Fedden faiz artırım beklentilerini canlandırdı, konut verileri ise sektörde toparlanmanın tahminlerden yavaş ilerlediğini gösterdi ABDde tüfe Mayısta yüzde 0,4 ile bir yıldan uzun sürenin en hızlı yükselişini kaydetti. TÜFEnin beklentinin iki katına ulaşmasında gıda fiyatlarının Ağustos 2011den bu yana en büyük artışı kaydetmesi etkili oldu. Çekirdek tüfe de beklentinin 0,1 puan üzerinde yüzde 0,3 yükseldi. Diğer yandan konut başlangıçları ve inşaat ruhsatları Mayısta beklenenden sert düştü. Konut başlangıçları yıllık yüzde 6,5 düşüşle 1 milyon bine inerken inşaat ruhsatları 991 bin oldu.CNBCE
Zaman
Ana Sayfa
18.06.2014
FEDkararıaçıklıyoraltınyatırımcısıtetikteFED kararı açıklıyor altın yatırımcısı tetikte
Piyasalar güne hareketli başladı
Zaman
27.05.2014
10:43
Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,0892 TLden alınan dolar 2,0899 TLden satılırken, 2,8531 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 2,8541 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3654 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,0892 2,0899 0,29Euro 2,8531 2,8541 0,38Avusturalya Dolari 1,9300 1,9410 0,41Kanada Dolari 1,9220 1,9310 0,36Isvicre Frangi 2,3353 2,3372 0,29Danimarka Kronu 0,3808 0,3822 0,26Ingiliz Sterlini 3,5233 3,5248 0,41100 Japon Yeni 48,7250 48,7850 -0,25Norvec Kronu 0,3494 0,3508 0,17Saudi Riyali 0,5553 0,5583 0,16Isvec Kronu 0,3145 0,3155 0,16Seçimin ardından Avrupa borsaları yükselişte...• Avrupa Merkez Bankası Başkanı (ECB) Draghi dün Portekiz’de yaptığı konuşmada düşük enflasyon ve zayıf kredi riskinin bölge ekonomisinin toparlanması üzerinde negatif etki yarattığı konusunda uyarıda bulurken, faiz indiriminin de dahil olduğu önlemleri içeren bir paket üzerinde çalıştıklarını sinyallerini verdi. Olumsuz kredi koşullarının özellikle problemli ülkelerde deflasyon dahil ekonomik toparlanma üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Çevre ülkelerde özellikle küçük işletmelerde kredi koşullarının sıkı olduğuna vurgu yaptı. Draghi, düşük enflasyonun devam etmesini ve kademeli olarak %2 seviyesine gelmesini beklediklerini belirtti. • Döviz piyasalarında €/$ paritesi bu sabah 200 günlük ortalamasının (1,3640) üzerinde 1,3655 seviyelerinden işlem görüyor. USD/JPY ise 102 seviyelerinin üzerini test ediyor. • Gelişmekte olan ülke para birimlerinden Güney Afrika randı, yatırımcıların yeni açıklanan hükümet kabinesinin ne derece yatırımcı dostu olacağına yönelik endişeleriyle, dün dolara karşı %0,6 değer kaybetti. Hindistan rupisi ise cari açık/GSYİH oranının %0,2’ye düşmesine rağmen, ithalatçı firmaların dolar alımıyla bu sabah %0,5 değer kaybediyor. $/TL ise bu sabah 2,0870 seviyelerinde.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi yukarı yönlü sınırlı artış trendini sürdürüyor ve bu sabah %2,54 seviyelerinde. Çevre ülke tahvil getirileri AB parlemento seçimlerinin ardından genel olarak düşüş gösterdi. İtalya 10 yıllık tahvil getirisi de yeniden %3’ün altına geriledi.• Yurtiçinde gösterge tahvil getirisi 8 baz puan düşüş ile %8,68’e geriledi ve Kasım ortasından bu yana en düşük seviyelerden birine geriledi. 10 yıllık tahvil getirisi ise yatay bir seyir izledi ve günü %9,07’den tamamladı.• Emtia piyasalarında altın, yatay bir bantta hareketini sürdürüyor ve bu sabah 1.290 $/ons seviyelerinden işlem görüyor. Brent petrolde ise Mayıs’ın ilk haftasından bu yana görülen yukarı yönlü trend devam ediyor. Libya’da petrol arzına yönelik endişelerin de artmasıyla Brent günlük bazda %0,3 oranında primlenerek 110,6 $ seviyesine ulaştı. • Avrupa borsaları, Avrupa Parlamentosu seçimleri ve ECB`nin genişleyici para politikaları desteği ile son 6 yılın zirvesinde. İtalya`da borsa Renzi hükümetinin güvenoyu almasıyla %3,6 yükseliş gösterdi. Seçimin ardından Atina borsası da %2,3 artış gösterdi.• Asya borsalarında alıcılı bir seyir hakim. Endeksler 2014 yılı zirvesini test etmeye devam ediyor. Nikkei 225`te ralli devam ediyor. Şangay ve Hang Seng endekslerinde yatay seyir sürüyor. Hindistan`da Sensex endeksi; seçimin ardından tarihinin en yüksek kapanış seviyesini gördükten sonra, gelen satışlarla artışını sınırladı. Yurt içinde ise BIST-100 endeksi Ekim 2013 sonundan bu yana en yüksek seviyesinde. (Akbank)
Zaman
Ekonomi
27.05.2014
PiyasalargünehareketlibaşladıPiyasalar güne hareketli başladı
Piyasalar güne hareketli başladı
Zaman
27.05.2014
10:43
Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,0892 TLden alınan dolar 2,0899 TLden satılırken, 2,8531 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 2,8541 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3654 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,0892 2,0899 0,29Euro 2,8531 2,8541 0,38Avusturalya Dolari 1,9300 1,9410 0,41Kanada Dolari 1,9220 1,9310 0,36Isvicre Frangi 2,3353 2,3372 0,29Danimarka Kronu 0,3808 0,3822 0,26Ingiliz Sterlini 3,5233 3,5248 0,41100 Japon Yeni 48,7250 48,7850 -0,25Norvec Kronu 0,3494 0,3508 0,17Saudi Riyali 0,5553 0,5583 0,16Isvec Kronu 0,3145 0,3155 0,16Seçimin ardından Avrupa borsaları yükselişte...• Avrupa Merkez Bankası Başkanı (ECB) Draghi dün Portekiz’de yaptığı konuşmada düşük enflasyon ve zayıf kredi riskinin bölge ekonomisinin toparlanması üzerinde negatif etki yarattığı konusunda uyarıda bulurken, faiz indiriminin de dahil olduğu önlemleri içeren bir paket üzerinde çalıştıklarını sinyallerini verdi. Olumsuz kredi koşullarının özellikle problemli ülkelerde deflasyon dahil ekonomik toparlanma üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Çevre ülkelerde özellikle küçük işletmelerde kredi koşullarının sıkı olduğuna vurgu yaptı. Draghi, düşük enflasyonun devam etmesini ve kademeli olarak %2 seviyesine gelmesini beklediklerini belirtti. • Döviz piyasalarında €/$ paritesi bu sabah 200 günlük ortalamasının (1,3640) üzerinde 1,3655 seviyelerinden işlem görüyor. USD/JPY ise 102 seviyelerinin üzerini test ediyor. • Gelişmekte olan ülke para birimlerinden Güney Afrika randı, yatırımcıların yeni açıklanan hükümet kabinesinin ne derece yatırımcı dostu olacağına yönelik endişeleriyle, dün dolara karşı %0,6 değer kaybetti. Hindistan rupisi ise cari açık/GSYİH oranının %0,2’ye düşmesine rağmen, ithalatçı firmaların dolar alımıyla bu sabah %0,5 değer kaybediyor. $/TL ise bu sabah 2,0870 seviyelerinde.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi yukarı yönlü sınırlı artış trendini sürdürüyor ve bu sabah %2,54 seviyelerinde. Çevre ülke tahvil getirileri AB parlemento seçimlerinin ardından genel olarak düşüş gösterdi. İtalya 10 yıllık tahvil getirisi de yeniden %3’ün altına geriledi.• Yurtiçinde gösterge tahvil getirisi 8 baz puan düşüş ile %8,68’e geriledi ve Kasım ortasından bu yana en düşük seviyelerden birine geriledi. 10 yıllık tahvil getirisi ise yatay bir seyir izledi ve günü %9,07’den tamamladı.• Emtia piyasalarında altın, yatay bir bantta hareketini sürdürüyor ve bu sabah 1.290 $/ons seviyelerinden işlem görüyor. Brent petrolde ise Mayıs’ın ilk haftasından bu yana görülen yukarı yönlü trend devam ediyor. Libya’da petrol arzına yönelik endişelerin de artmasıyla Brent günlük bazda %0,3 oranında primlenerek 110,6 $ seviyesine ulaştı. • Avrupa borsaları, Avrupa Parlamentosu seçimleri ve ECB`nin genişleyici para politikaları desteği ile son 6 yılın zirvesinde. İtalya`da borsa Renzi hükümetinin güvenoyu almasıyla %3,6 yükseliş gösterdi. Seçimin ardından Atina borsası da %2,3 artış gösterdi.• Asya borsalarında alıcılı bir seyir hakim. Endeksler 2014 yılı zirvesini test etmeye devam ediyor. Nikkei 225`te ralli devam ediyor. Şangay ve Hang Seng endekslerinde yatay seyir sürüyor. Hindistan`da Sensex endeksi; seçimin ardından tarihinin en yüksek kapanış seviyesini gördükten sonra, gelen satışlarla artışını sınırladı. Yurt içinde ise BIST-100 endeksi Ekim 2013 sonundan bu yana en yüksek seviyesinde. (Akbank)
Zaman
Ana Sayfa
27.05.2014
PiyasalargünehareketlibaşladıPiyasalar güne hareketli başladı
M. Ali Yıldırımtürk - Döviz fiyatlarındaki düşüş kalıcı mı?
Zaman
17.05.2014
02:19
Türkiye, Soma’daki maden kazasında ölen işçi kardeşlerimizin matemini tutarken hepimizin ciğeri yanıyor. Hayatını kaybeden işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Ülkemizin başı sağ olsun. Allah böyle imtihanlarından hepimizi korusun.Böyle zamanlarda yazı yazmak çok kolay olmuyor. Ancak, hayat devam ediyor. İş dünyası kadar, sade vatandaşımızın da kendi ekonomisini etkileyen gelişmeleri uzaktan da olsa izlemek zorunda kalıyor. Halkın büyük bir çoğunluğu döviz veya Türk Lirası (TL) cinsinden borçlu. İş dünyasında da yüklü miktarda kredi kullanan ve döviz pozisyonu taşıyan işletmeler var. Türkiye’deki kaynak eksikliği nedeniyle bankalar dış kaynak temini konusunda aracı oluyorlar. Para piyasalarındaki fiyat istikrarını da diğer gelişmiş ve gelişen ülkelerde olduğu gibi kurumsal olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (MB) sağlıyor. Bunu yaparken kendi bünyesindeki dış ve iç ekonomik gelişmelere ilişkin geniş veri setinden faydalanıyor. Ayrıca, Amerikan Merkez Bankası’nın (FED), Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) aldığı kararları da yakından izliyor. Türkiye ekonomisine olumsuz yansımalarını da en aza indirecek tedbirleri alıyor. 17 Aralık malî operasyonuyla oluşan siyasî istikrarsızlık ve sonrasında yerel seçim atmosferinin oluşturduğu belirsizlik ve tedirginlik sırasında bazı işletmeler ileriye dönük döviz açık pozisyonlarını kapatma eğilimine girdi. Dolar 2,4000 TL’ye hızla yükseldi. Türkiye’de öteden beri döviz fiyatının yükselmesi ekonomik kriz olarak algılanır. MB dövizde oluşan fiyat istikrarsızlığını önlemek için o dönemde önden yüklemeli yüksek oranda faiz artırdı. Yerel seçimler mevcut siyasi düzende bir değişiklik getirmeyince piyasalarda iyimserlik yeniden arttı. İleriye dönük kısa vadeli döviz açık pozisyonlarının oldukça düşük olması, yabancılardan yeniden döviz girişinin artması ve 30 tona yakın külçe altın ihracatıyla birlikte yılın ilk çeyreğinde cari açığın düşüş eğilimine girmesiyle bu ayın başından beri döviz fiyatları düşüşe geçti. Euro/dolar paritesinin 1,3980 düzeyinden 1,3650’ye gerilemesine rağmen, dolar 2,0660 TL’ye kadar geriledi. Bu sırada piyasa çevrelerinde “Dolar 2,0000 TL veya daha da aşağısına geriler mi?” sorusu sorulmaya başlandı. Daha önce de olduğu gibi döviz fiyatlarının gerilemesi ve fiyat istikrarsızlığına, iş dünyasından tepkiler geldi. Geçen ay TL cinsi yatırım araçları olarak hisse senedi ve tahvile ilginin artmasıyla tahvil faizleri gerilerken, Borsa İstanbul (BIST) endeksleri yükseldi. Bu sırada hükümet kanadından da MB’nin faizi indirmesine yönelik telkinler geldi. Bu konuda benimle birlikte finans çevrelerinden karşıt görüşler oldu. Döviz fiyatlarının gerilemesi MB’nin faiz indirim konusunda elini güçlendirebilir. Hafta sonuna yaklaşırken, MB’nin gelecek hafta içindeki aylık Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında haftalık repo faizini (politika faizi) veya faiz koridorunda indirim yapabileceği beklentisi fiyatlanmaya başlayınca dün döviz fiyatları bir miktar yükseldi. Dolar yeniden 2,1000 TL’ye ulaştı. MB söz konusu toplantıda faiz oranlarını değiştirmezse döviz fiyatları yeniden gerileyebilir. Faiz oranlarında küçük çaplı indirim yaparsa da döviz fiyatları bir miktar daha yükselebilir. Dolar yeniden 2,1250-2,1300 TL’ye tırmanabilir. Faiz indirimi olmazsa da dolar 2,0800-2,0500 TL bandına gerileyebilir. Bu açıdan bakıldığında döviz fiyatlarındaki düşüş de yükseliş de, ne kalıcı ne de geçici. Ekonomik ve siyasi gelişmelere, pariteye ve MB’nin parasal uygulamalarına da duyarlı olarak kısa vadede dolar 2,0500TL ile 2,1500 TL aralığında dalgalanabilir. a.yildirimturk@zaman.com.tr
Zaman
Köşe Yazıları
17.05.2014
MAliYıldırımtürk-Dövizfiyatlarındakidüşüşkalıcımı?M Ali Yıldırımtürk - Döviz fiyatlarındaki düşüş kalıcı mı?
Sit alanına bina yapan ağır cezalıktır
Zaman
10.05.2014
02:03
‘Phaselis’i 1. derecede SİT alanına diktiği yönündeki iddialara açıklık getiren işadamı Fettah Tamince, “Her şeye evet demiş olmamıza rağmen hâlâ eleştiriliyoruz. Bana göre sit alanına bina yapan, ağır cezalıktır. Binalara ruhsat vermek yerine projelere ruhsat vermeliler.” dedi.Son dönemde pek çok kez farklı konu ile gündeme geldi Sembol İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince. Hepsine birden cevap vermeyi istemiş olmalı ki 1872’de İstanbul’un ilk oteli Royal’in yerinde inşa edilen Rixos Pera’da bir grup gazeteciyle buluştu. Tamince, kendisine sorulan Sochi Kış Olimpiyatları, Haliç Tersanesi ihalesi ve Phaselis antik kentine yapacağı söylenen turistik tesise ilişkin sorulara samimi cevaplar verdi.Konuya en yeni haberden giriyoruz. “Türkler olmasaydı olimpiyat tesisleri bitmezdi.” söyleminin hakkaniyetli olmadığını söylüyor Tamince. “Davet edildik ve parasıyla iş yaptık.” diyor. Sembol İnşaat, Sochi’de toplam 2 milyar dolarlık 61 tesis yapmış. Olimpiyatların açılış galasını da yapan Rixos Fine, bir ay boyunca 27 bin kişiye yemek servisi gerçekleştirmiş. 600’ü aşçı 2.700 kişi Rixos otellerinden alınarak Sochi’ye taşınmış.Fettah Tamince’yi epeyce üzen diğer konu ‘Phaselis’i birinci dereceden antik alana diktiğinin söylenmesi?’ “Bir işadamının daha yatırımın başında yolsuzluklarla anılıyor olması haksızlık değil mi?” diye soruyor. Durum şuymuş; 2005’te bölgenin ruhsatı bir işadamı tarafından alınmış ancak inşaat yapılamamış. 2009’da Sembol İnşaat projeye ortak olmuş. Turistik tesis antik bölgeye 1,7 km uzaklıkta 2. derecede sit alanında yer alıyormuş. Toplam 180 dönüm alanın 17 dönümü yani yüzde 1’i Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca sit alanı olarak ayrılmış. Kalan arazinin yüzde 10’una inşaat yapma izni verilmiş. Tamince, “Her şeye evet demiş olmamıza rağmen hâlâ eleştiriliyoruz. Bana göre sit alanına bina yapan ağır cezalıktır. Ayrıca işadamları büyürken devleti soydular yaklaşımını da hak ettiğimizi zannetmiyorum. Kaldı ki doğaya verilecek zarardan yine en çok turizmciler zarar görecek. Buna hiçbir turizmci göz yummaz.” diyor.“İnşaatlara dur diyecek olan belediyeler.” diyen Tamince, “Büyükşehir belediyeleri son düzenlemelerle büyük güce sahip oldular. Bu gücü doğru kullanmaları gerekir. Binalara ruhsat vermek yerine projelere ruhsat vermeliler. Birbirinden bağımsız planlanan binalarla bütünlük oluşturulamaz. Samimiyetle söylemeliyim ki, şimdiki birikimimde olsaydım 10 yıl önce yaptığım Bodrum Rixos’u daha farklı yapardım.” diye konuşuyor.Tüm projelerinde dünyadaki en iyi mimarlarla çalıştıklarını söyleyen Fettah Tamince, Haliç Tersanesi’nin yerine inşa edilecek tesis için de, “İhaleyi alınca ne yapacağımı değil, ne yapmayacağımı anlattım. Beton kütleler yerine dokuya uygun bir yapı olacak. 8 bin 500 yıl önce kurulmuş bir şehirdeki tüm yapılara saygı durmak gerek. Proje bittiğinde helal olsun denilen, torunlarımızın övüneceği bir iş yapmak istiyorum.” diyor. Haliç Tersanesi, 49 yıllığına 1,4 milyar dolara Sembol İnşaat’ta kalmıştı. Buradaki tesise 1 milyar dolarlık yatırım yapılacak.Rixos 10 ülkede 26 otele ulaştıRixos zincirinin 26 oteli, 10 ayrı ülkede hizmette. Kırım, Kazakistan, Antalya, Göcek, Eskişehir’de 4 otel inşaatı daha devam ediyor. 2016’da 25 ülkede olma hedefi konulmuş. Tesislerin bazıları kiralık, bazılarının işletmesi devralınmış ve bazılarının da inşaatını bizzat Sembol yapmış. 3 milyar dolarlık büyüklüğün yüzde 10’u doğrudan yatırımları. Bütün bu otellerde Türk ürünleri servis ediliyor. 7 bin kişiye iş olanağı sağlayan Rixos zinciri, 500 milyon Euro ciro yapıyor. Antalya’da 700 bin metrekarelik temalı park inşaatı süren grubun Paris’te bir girişimi de bulunuyor. 2016 hedefi 1,1 milyar dolar olarak belirlenmiş.Antalya Altın Portakal Film Festivali ve October Fest’in biteceğine ilişkin söylentilere ise açıklamaların yanlış anlaşıldığını, ikisinin de devam edeceğini söylüyor. “Rixos olarak bu festivallerin yapılmaması halinde ilk itiraz bizden gelir.” diyerek, görüşünü dile getiriyor.Rixos ve Sembol İnşaat’ın yanı sıra Socar ile gaz alım-satım işinde ortaklığı da bulunan Fettah Tamince, geçtiğimiz günlerde, “Medya işinde başarısız oldum.” itirafında bulunarak Star Gazetesi ve Kanal 24’teki hisselerini Ethem Sancak’a devretmişti. İnşaat işindeki iddiasını sürdüren Tamince, Kırgızistan’daki Expo 2017 Yenilenebilir Enerji Fuarı’nı Sembol İnşaat’ın yaptığını söylüyor.“İçeride ne olursa olsun Türkiye büyük bir marka. Müteşebbis ruhu, altyapı yatırımlarıyla yabancı yatırımcının ilgisini çekiyor. Ancak Türkiye’de ya
Zaman
Ekonomi
10.05.2014
SitalanınabinayapanağırcezalıktırSit alanına bina yapan ağır cezalıktır
Rüşvet rakamları, Meclis tutanaklarında
Zaman
07.05.2014
02:05
Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları nedeniyle haklarında soruşturma komisyonu kurulan eski bakanlarla ilgili rüşvet rakamları Meclis tutanaklarına girdi.Muhalefet milletvekilleri eski bakanlarla ilgili fezlekelerde geçen rüşvet tutarlarını Genel Kurul’da okurken, ‘vay vay vay’ sesleri yükseldi. 16 saat süren görüşmelerde en fazla kullanılan kelime de ‘rüşvet’ oldu. 112 sayfalık Genel Kurul tutanağında 115 kez ‘rüşvet’ kelimesi, 23 kez de ‘hırsız’ veya ‘hırsızlık’ kelimesi geçti. Tutanaklara geçen rüşvet rakamları şöyle:SEYFETTİN YILMAZ (MHP Adana Milletvekili): Şimdi, burada, tapeler ve fezlekelere baktığımızda neyi görüyoruz? Türkiye Cumhuriyeti hükümetinde ekonomi bakanı olarak görev yapan Zafer Çağlayan hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, resmî belgede sahtecilik, birden çok rüşvet aldığına ilişkin iddialar. Neler var bu iddiaların içerisinde? 32 milyon 53 bin 600 Euro, 6 milyon 750 bin dolar, 3 milyon 460 bin TL, 300 bin İsviçre Frangı. (...) Bununla da bitmiyor, saatlerden bahsediliyor, pahalı hediyelerden bahsediliyor. Burada bu saatin hesabının mutlaka birileri tarafından verilmesi lazım. Bu komisyonun bunları incelemesi lazım. İçişleri Bakanı Muammer Güler hakkında, sahte belge düzenlemek, nüfuz suistimali ve birden çok rüşvet aldığına ilişkin suçlamalar. Rüşvet alındığı iddia edilen rakam ne kadar? 5 milyon 800 bin dolar. Yine, AB Bakanı hakkında birçok kez rüşvet aldığına ilişkin iddialar ortalıkta dolaşıyor. Nedir o? 1,5 milyon dolar. Nerede gidiyor bunlar? Ayakkabı kutularının içerisinde. Çikolata kutularında. Takım elbisenin kılıfının içerisinde Egemen Bağış’a 1,5 milyon dolar rüşvet gittiği iddiaları var. Şimdi, ben burada soruyorum, elinizi vicdanınıza koyun: Bakara Sûresi’yle alay eden, Kur’an’ın ayetlerini alaya aldığı tape’yle ortaya çıkan bir bakanı, burada inançlarının sağlam olduğuna inandığım, değer yargılarına güvendiğim milletvekillerinin savunmak mecburiyeti var mıdır? Buradan soruyorum. Metehan Demir -ismi geçen şahıs- en azından şunu yaptı: En azından televizyon yaptığı programdan çekilmek zorunda kaldı. Ama sizin Avrupa Birliği Bakanı’nız hâlâ Başbakan’la beraber, hiçbir şey olmamış gibi, balkon konuşmasıyla birtakım şeyleri ifade etmeye çalışıyor.ALİ ÖZGÜNDÜZ (CHP İstanbul Milletvekili): Zafer Çağlayan 3.9.2012 tarihinde bir gazetenin -söylemeyeceğim- ekonomi sayfasına bir beyanat veriyor: “Bu yapılan ihracat başarısının altında kim ne sebep ararsa arasın, Türkiye ihracatını yapmaya devam edecektir. Bilhassa altın ihracatı ile ilgili farklı sözleri söyleyenler eğer mutlaka ahlaksız arıyorlarsa kendileri aynaya baksınlar, ahlaksızın kim olduğunu görürler.” Bunun üzerine, bir hafta sonra, 11.9.2013’te 2 milyon Euro gönderiliyor hesaba. Zafer Çağlan baktın mı aynaya, ahlaksızı gördün mü, ahlaksızı gördün mü, bakıyor musun aynaya? (CHP sıralarından alkışlar) Zafer Çağlayan’la Rıza Sarraf arasında ilk rüşvet ilişkisi 19 Mart 2012’de başlıyor değerli arkadaşlar. Dediğimiz gibi, toplam rüşvet 52 milyon dolar, bu toplamı. 30 milyon 53 bin 600 Euro, 6 milyon 776 bin 750 dolar, 3 milyon 465 bin TL, 300 bin İsviçre Frangı değerinde saat. Başka bir şey söyleyeyim mi değerli arkadaşlar? Yani, hakikaten, bunu söylemeyecektim ama o savunması üzerine söylemek zorundayım: 12 Nisan 2013’te oğlu evlendi biliyorsunuz. 27 Mart tarihinde, yani düğünden on beş gün önce, Nuruosmaniye’de bulunan -kuyumcunun ismini söylemiyorum- değerli taşlar satan meşhur mücevheratçıdan 3 takım mücevherat alınıyor, 2 milyon 684 bin 11 dolara, 2 milyon 684 bin dolara, 3 takım. (...) Gana’dan gelip Dubai’ye gönderilen altınla ilgili sizin Bakanlığınız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrük Müfettişliği’nin hazırladığı rapor var. Burada usulsüzlüğü açıkça söylüyor. 1,5 ton altından değerli arkadaşlar, 1.208 kilosu yurtdışına gidiyor, yaklaşık 300 kilosu -yani burada kargoda 1.500 kilogram altın deniyor, 1.208 kilogramı çıkış yapıyor- şu anda yok, piyasada yok, içeride yani. Bu para ne oldu, birilerine rüşvet mi verildi, ne yapıldı onu bilmiyoruz.
Zaman
En Çok Okunan
07.05.2014
RüşvetrakamlarıMeclistutanaklarındaRüşvet rakamları Meclis tutanaklarında
Rüşvet rakamları, Meclis tutanaklarında
Zaman
07.05.2014
02:05
Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları nedeniyle haklarında soruşturma komisyonu kurulan eski bakanlarla ilgili rüşvet rakamları Meclis tutanaklarına girdi.Muhalefet milletvekilleri eski bakanlarla ilgili fezlekelerde geçen rüşvet tutarlarını Genel Kurul’da okurken, ‘vay vay vay’ sesleri yükseldi. 16 saat süren görüşmelerde en fazla kullanılan kelime de ‘rüşvet’ oldu. 112 sayfalık Genel Kurul tutanağında 115 kez ‘rüşvet’ kelimesi, 23 kez de ‘hırsız’ veya ‘hırsızlık’ kelimesi geçti. Tutanaklara geçen rüşvet rakamları şöyle:SEYFETTİN YILMAZ (MHP Adana Milletvekili): Şimdi, burada, tapeler ve fezlekelere baktığımızda neyi görüyoruz? Türkiye Cumhuriyeti hükümetinde ekonomi bakanı olarak görev yapan Zafer Çağlayan hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, resmî belgede sahtecilik, birden çok rüşvet aldığına ilişkin iddialar. Neler var bu iddiaların içerisinde? 32 milyon 53 bin 600 Euro, 6 milyon 750 bin dolar, 3 milyon 460 bin TL, 300 bin İsviçre Frangı. (...) Bununla da bitmiyor, saatlerden bahsediliyor, pahalı hediyelerden bahsediliyor. Burada bu saatin hesabının mutlaka birileri tarafından verilmesi lazım. Bu komisyonun bunları incelemesi lazım. İçişleri Bakanı Muammer Güler hakkında, sahte belge düzenlemek, nüfuz suistimali ve birden çok rüşvet aldığına ilişkin suçlamalar. Rüşvet alındığı iddia edilen rakam ne kadar? 5 milyon 800 bin dolar. Yine, AB Bakanı hakkında birçok kez rüşvet aldığına ilişkin iddialar ortalıkta dolaşıyor. Nedir o? 1,5 milyon dolar. Nerede gidiyor bunlar? Ayakkabı kutularının içerisinde. Çikolata kutularında. Takım elbisenin kılıfının içerisinde Egemen Bağış’a 1,5 milyon dolar rüşvet gittiği iddiaları var. Şimdi, ben burada soruyorum, elinizi vicdanınıza koyun: Bakara Sûresi’yle alay eden, Kur’an’ın ayetlerini alaya aldığı tape’yle ortaya çıkan bir bakanı, burada inançlarının sağlam olduğuna inandığım, değer yargılarına güvendiğim milletvekillerinin savunmak mecburiyeti var mıdır? Buradan soruyorum. Metehan Demir -ismi geçen şahıs- en azından şunu yaptı: En azından televizyon yaptığı programdan çekilmek zorunda kaldı. Ama sizin Avrupa Birliği Bakanı’nız hâlâ Başbakan’la beraber, hiçbir şey olmamış gibi, balkon konuşmasıyla birtakım şeyleri ifade etmeye çalışıyor.ALİ ÖZGÜNDÜZ (CHP İstanbul Milletvekili): Zafer Çağlayan 3.9.2012 tarihinde bir gazetenin -söylemeyeceğim- ekonomi sayfasına bir beyanat veriyor: “Bu yapılan ihracat başarısının altında kim ne sebep ararsa arasın, Türkiye ihracatını yapmaya devam edecektir. Bilhassa altın ihracatı ile ilgili farklı sözleri söyleyenler eğer mutlaka ahlaksız arıyorlarsa kendileri aynaya baksınlar, ahlaksızın kim olduğunu görürler.” Bunun üzerine, bir hafta sonra, 11.9.2013’te 2 milyon Euro gönderiliyor hesaba. Zafer Çağlan baktın mı aynaya, ahlaksızı gördün mü, ahlaksızı gördün mü, bakıyor musun aynaya? (CHP sıralarından alkışlar) Zafer Çağlayan’la Rıza Sarraf arasında ilk rüşvet ilişkisi 19 Mart 2012’de başlıyor değerli arkadaşlar. Dediğimiz gibi, toplam rüşvet 52 milyon dolar, bu toplamı. 30 milyon 53 bin 600 Euro, 6 milyon 776 bin 750 dolar, 3 milyon 465 bin TL, 300 bin İsviçre Frangı değerinde saat. Başka bir şey söyleyeyim mi değerli arkadaşlar? Yani, hakikaten, bunu söylemeyecektim ama o savunması üzerine söylemek zorundayım: 12 Nisan 2013’te oğlu evlendi biliyorsunuz. 27 Mart tarihinde, yani düğünden on beş gün önce, Nuruosmaniye’de bulunan -kuyumcunun ismini söylemiyorum- değerli taşlar satan meşhur mücevheratçıdan 3 takım mücevherat alınıyor, 2 milyon 684 bin 11 dolara, 2 milyon 684 bin dolara, 3 takım. (...) Gana’dan gelip Dubai’ye gönderilen altınla ilgili sizin Bakanlığınız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrük Müfettişliği’nin hazırladığı rapor var. Burada usulsüzlüğü açıkça söylüyor. 1,5 ton altından değerli arkadaşlar, 1.208 kilosu yurtdışına gidiyor, yaklaşık 300 kilosu -yani burada kargoda 1.500 kilogram altın deniyor, 1.208 kilogramı çıkış yapıyor- şu anda yok, piyasada yok, içeride yani. Bu para ne oldu, birilerine rüşvet mi verildi, ne yapıldı onu bilmiyoruz.
Zaman
Politika
07.05.2014
RüşvetrakamlarıMeclistutanaklarındaRüşvet rakamları Meclis tutanaklarında
Zarrab'ın holdingi 360 TL vergi ödemiş
Zaman
07.05.2014
02:05
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 3 eski bakana milyonlarca dolar rüşvet vermekle suçlanan İran asıllı işadamı Reza Zarrab’ın ortak olduğu şirketlerin geçen yıl ödedikleri vergileri açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin cari açığını ben kapattım diyordu. Listede adı var mı? Yok. Bunlar vergiyi Erdoğan’a yatırıyor. Elden, nakit, keş.” dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında 17 Aralık soruşturmasında 3 eski bakana milyonlarca dolar rüşvet vermekle suçlanan Reza Zarrab’ın ortağı olduğu şirketlerin geçen yıl ödedikleri vergi miktarlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Buna göre, Zarrab’ın ortağı olduğu kuruluşlardan Royal Holding sadece 360 TL vergi öderken, Royal Denizcilik 7 milyon TL, Volgan Gıda 1,3 milyon TL, Safir Altın 1,9 milyon TL vergi ödedi. Zarrab’ın ortağı olduğu Royal Mobilya, Arca Otelcilik ve Are Havacılık şirketleri ise tek kuruş vergi ödememiş. CHP lideri, bu rakamları tek tek sıraladıktan sonra ekledi: “Ne diyordu Reza Zarrab; ‘Türkiye’nin cari açığını ben kapattım.’ diyordu. Listede adı var mı? Yok. Bunlar aslında vergi ödüyorlar ama vergi dairesine ödeyeceklerinden haberleri yok! Vergiyi paralel vergi dairesine, Erdoğan’a yatırıyorlar. Elden, nakit, keş…” CHP lideri, konuşmasında Ana-yasa’ya aykırı olarak kendisini ifade vermeye çağıran Savcı Mehmet Demir’e de sert çıktı. “Bir tetikçi savcı vardı, beni çağırmış. Aslında hiç üzülmedim de, gülüp geçtim. Benim merak ettiğim, bu savcıya diplomayı kim verdi?” diye soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhuriyet savcısına saygı duyarım ama Bilal’in savcısı olursa duymam. Araştırdık kim şikâyet etmiş diye, bir hırsız şikâyet etmiş! Deniz Feneri’ni hatırlıyorsunuz. Sonunda o savcıları çıkardılar. Burada da beni çıkaracağını sanıyor. Benim ifademi alacakmış bu savcı bozuntusu. Kim oluyorsun sen? Bir cumhuriyet savcıları var, bir de Erdoğan savcıları var. Sen değil; yanına Bilal Erdoğan’ı al, yetmezse babasını da al öyle gel. Gün ola harman ola, bunların hepsinin hesabı sorulacaktır.”SANSÜRÜN SORUMLUSU CEMİL ÇİÇEKÖnceki gün TBMM’deki 4 eski bakanla ilgili soruşturma komisyonu kurulmasına ilişkin görüşmelerin TBMM TV’den verilmemesi ve internet yayınının da kesilmeye çalışılmasını sert bir dille eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, bu olaydan Meclis Başkanı Cemil Çiçek’i sorumlu tuttu. Kılıçdaroğlu, “O raporlar soruşturma komisyonuna gelecek ve hepsini kamuoyuyla paylaşacağız. Halk bunları öğrenmesin diye Meclis TV’ye sansür getirdiler. Neden yasak getiriyorsunuz? Bunun sorumlusu, hiç kimse alınmasın TBMM’yi yöneten kişidir. Yani Cemil Çiçek’tir. Ben isterdim ki o bakanlar konuşunca Türkiye’deki herkes izlesin. Onlara da sansür getirdiler.” şeklinde konuştu. Meclis TV’nin yanı sıra TRT’nin de kendilerine sansür uyguladığını belirten Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde haber bültenlerinde partilere ayrılan süreleri YSK’nın verilerinden okudu: “22 Şubat ile 2 Mart arasında ekrana getirilen partilerle ilgili haberler: AKP 13 saat 12 dakika, CHP 45 dk, MHP 42 dk, BDP 2 dk. Sansür ruhlarına işlemiş. Bu TRT tarafsız mı? İktidar borazanlığı yapıyor. Firavunlara, hırsızlara, yolsuzluk yapanlara ortak olmayın. Vicdanınızın sesini dinleyin. Emin olun, o zaman demokrasi kazanacak.”
Zaman
Politika
07.05.2014
Zarrabınholdingi360TLvergiödemişZarrabın holdingi 360 TL vergi ödemiş
Zarrab'ın holdingi 360 TL vergi ödemiş
Zaman
07.05.2014
02:05
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 3 eski bakana milyonlarca dolar rüşvet vermekle suçlanan İran asıllı işadamı Reza Zarrab’ın ortak olduğu şirketlerin geçen yıl ödedikleri vergileri açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin cari açığını ben kapattım diyordu. Listede adı var mı? Yok. Bunlar vergiyi Erdoğan’a yatırıyor. Elden, nakit, keş.” dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında 17 Aralık soruşturmasında 3 eski bakana milyonlarca dolar rüşvet vermekle suçlanan Reza Zarrab’ın ortağı olduğu şirketlerin geçen yıl ödedikleri vergi miktarlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Buna göre, Zarrab’ın ortağı olduğu kuruluşlardan Royal Holding sadece 360 TL vergi öderken, Royal Denizcilik 7 milyon TL, Volgan Gıda 1,3 milyon TL, Safir Altın 1,9 milyon TL vergi ödedi. Zarrab’ın ortağı olduğu Royal Mobilya, Arca Otelcilik ve Are Havacılık şirketleri ise tek kuruş vergi ödememiş. CHP lideri, bu rakamları tek tek sıraladıktan sonra ekledi: “Ne diyordu Reza Zarrab; ‘Türkiye’nin cari açığını ben kapattım.’ diyordu. Listede adı var mı? Yok. Bunlar aslında vergi ödüyorlar ama vergi dairesine ödeyeceklerinden haberleri yok! Vergiyi paralel vergi dairesine, Erdoğan’a yatırıyorlar. Elden, nakit, keş…” CHP lideri, konuşmasında Ana-yasa’ya aykırı olarak kendisini ifade vermeye çağıran Savcı Mehmet Demir’e de sert çıktı. “Bir tetikçi savcı vardı, beni çağırmış. Aslında hiç üzülmedim de, gülüp geçtim. Benim merak ettiğim, bu savcıya diplomayı kim verdi?” diye soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhuriyet savcısına saygı duyarım ama Bilal’in savcısı olursa duymam. Araştırdık kim şikâyet etmiş diye, bir hırsız şikâyet etmiş! Deniz Feneri’ni hatırlıyorsunuz. Sonunda o savcıları çıkardılar. Burada da beni çıkaracağını sanıyor. Benim ifademi alacakmış bu savcı bozuntusu. Kim oluyorsun sen? Bir cumhuriyet savcıları var, bir de Erdoğan savcıları var. Sen değil; yanına Bilal Erdoğan’ı al, yetmezse babasını da al öyle gel. Gün ola harman ola, bunların hepsinin hesabı sorulacaktır.”SANSÜRÜN SORUMLUSU CEMİL ÇİÇEKÖnceki gün TBMM’deki 4 eski bakanla ilgili soruşturma komisyonu kurulmasına ilişkin görüşmelerin TBMM TV’den verilmemesi ve internet yayınının da kesilmeye çalışılmasını sert bir dille eleştiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, bu olaydan Meclis Başkanı Cemil Çiçek’i sorumlu tuttu. Kılıçdaroğlu, “O raporlar soruşturma komisyonuna gelecek ve hepsini kamuoyuyla paylaşacağız. Halk bunları öğrenmesin diye Meclis TV’ye sansür getirdiler. Neden yasak getiriyorsunuz? Bunun sorumlusu, hiç kimse alınmasın TBMM’yi yöneten kişidir. Yani Cemil Çiçek’tir. Ben isterdim ki o bakanlar konuşunca Türkiye’deki herkes izlesin. Onlara da sansür getirdiler.” şeklinde konuştu. Meclis TV’nin yanı sıra TRT’nin de kendilerine sansür uyguladığını belirten Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde haber bültenlerinde partilere ayrılan süreleri YSK’nın verilerinden okudu: “22 Şubat ile 2 Mart arasında ekrana getirilen partilerle ilgili haberler: AKP 13 saat 12 dakika, CHP 45 dk, MHP 42 dk, BDP 2 dk. Sansür ruhlarına işlemiş. Bu TRT tarafsız mı? İktidar borazanlığı yapıyor. Firavunlara, hırsızlara, yolsuzluk yapanlara ortak olmayın. Vicdanınızın sesini dinleyin. Emin olun, o zaman demokrasi kazanacak.”
Zaman
Ana Sayfa
07.05.2014
Zarrabınholdingi360TLvergiödemişZarrabın holdingi 360 TL vergi ödemiş
Rüşvet rakamları, Meclis tutanaklarında
Zaman
07.05.2014
02:05
Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları nedeniyle haklarında soruşturma komisyonu kurulan eski bakanlarla ilgili rüşvet rakamları Meclis tutanaklarına girdi.Muhalefet milletvekilleri eski bakanlarla ilgili fezlekelerde geçen rüşvet tutarlarını Genel Kurul’da okurken, ‘vay vay vay’ sesleri yükseldi. 16 saat süren görüşmelerde en fazla kullanılan kelime de ‘rüşvet’ oldu. 112 sayfalık Genel Kurul tutanağında 115 kez ‘rüşvet’ kelimesi, 23 kez de ‘hırsız’ veya ‘hırsızlık’ kelimesi geçti. Tutanaklara geçen rüşvet rakamları şöyle:SEYFETTİN YILMAZ (MHP Adana Milletvekili): Şimdi, burada, tapeler ve fezlekelere baktığımızda neyi görüyoruz? Türkiye Cumhuriyeti hükümetinde ekonomi bakanı olarak görev yapan Zafer Çağlayan hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet, resmî belgede sahtecilik, birden çok rüşvet aldığına ilişkin iddialar. Neler var bu iddiaların içerisinde? 32 milyon 53 bin 600 Euro, 6 milyon 750 bin dolar, 3 milyon 460 bin TL, 300 bin İsviçre Frangı. (...) Bununla da bitmiyor, saatlerden bahsediliyor, pahalı hediyelerden bahsediliyor. Burada bu saatin hesabının mutlaka birileri tarafından verilmesi lazım. Bu komisyonun bunları incelemesi lazım. İçişleri Bakanı Muammer Güler hakkında, sahte belge düzenlemek, nüfuz suistimali ve birden çok rüşvet aldığına ilişkin suçlamalar. Rüşvet alındığı iddia edilen rakam ne kadar? 5 milyon 800 bin dolar. Yine, AB Bakanı hakkında birçok kez rüşvet aldığına ilişkin iddialar ortalıkta dolaşıyor. Nedir o? 1,5 milyon dolar. Nerede gidiyor bunlar? Ayakkabı kutularının içerisinde. Çikolata kutularında. Takım elbisenin kılıfının içerisinde Egemen Bağış’a 1,5 milyon dolar rüşvet gittiği iddiaları var. Şimdi, ben burada soruyorum, elinizi vicdanınıza koyun: Bakara Sûresi’yle alay eden, Kur’an’ın ayetlerini alaya aldığı tape’yle ortaya çıkan bir bakanı, burada inançlarının sağlam olduğuna inandığım, değer yargılarına güvendiğim milletvekillerinin savunmak mecburiyeti var mıdır? Buradan soruyorum. Metehan Demir -ismi geçen şahıs- en azından şunu yaptı: En azından televizyon yaptığı programdan çekilmek zorunda kaldı. Ama sizin Avrupa Birliği Bakanı’nız hâlâ Başbakan’la beraber, hiçbir şey olmamış gibi, balkon konuşmasıyla birtakım şeyleri ifade etmeye çalışıyor.ALİ ÖZGÜNDÜZ (CHP İstanbul Milletvekili): Zafer Çağlayan 3.9.2012 tarihinde bir gazetenin -söylemeyeceğim- ekonomi sayfasına bir beyanat veriyor: “Bu yapılan ihracat başarısının altında kim ne sebep ararsa arasın, Türkiye ihracatını yapmaya devam edecektir. Bilhassa altın ihracatı ile ilgili farklı sözleri söyleyenler eğer mutlaka ahlaksız arıyorlarsa kendileri aynaya baksınlar, ahlaksızın kim olduğunu görürler.” Bunun üzerine, bir hafta sonra, 11.9.2013’te 2 milyon Euro gönderiliyor hesaba. Zafer Çağlan baktın mı aynaya, ahlaksızı gördün mü, ahlaksızı gördün mü, bakıyor musun aynaya? (CHP sıralarından alkışlar) Zafer Çağlayan’la Rıza Sarraf arasında ilk rüşvet ilişkisi 19 Mart 2012’de başlıyor değerli arkadaşlar. Dediğimiz gibi, toplam rüşvet 52 milyon dolar, bu toplamı. 30 milyon 53 bin 600 Euro, 6 milyon 776 bin 750 dolar, 3 milyon 465 bin TL, 300 bin İsviçre Frangı değerinde saat. Başka bir şey söyleyeyim mi değerli arkadaşlar? Yani, hakikaten, bunu söylemeyecektim ama o savunması üzerine söylemek zorundayım: 12 Nisan 2013’te oğlu evlendi biliyorsunuz. 27 Mart tarihinde, yani düğünden on beş gün önce, Nuruosmaniye’de bulunan -kuyumcunun ismini söylemiyorum- değerli taşlar satan meşhur mücevheratçıdan 3 takım mücevherat alınıyor, 2 milyon 684 bin 11 dolara, 2 milyon 684 bin dolara, 3 takım. (...) Gana’dan gelip Dubai’ye gönderilen altınla ilgili sizin Bakanlığınız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrük Müfettişliği’nin hazırladığı rapor var. Burada usulsüzlüğü açıkça söylüyor. 1,5 ton altından değerli arkadaşlar, 1.208 kilosu yurtdışına gidiyor, yaklaşık 300 kilosu -yani burada kargoda 1.500 kilogram altın deniyor, 1.208 kilogramı çıkış yapıyor- şu anda yok, piyasada yok, içeride yani. Bu para ne oldu, birilerine rüşvet mi verildi, ne yapıldı onu bilmiyoruz.
Zaman
Ana Sayfa
07.05.2014
RüşvetrakamlarıMeclistutanaklarındaRüşvet rakamları Meclis tutanaklarında
Altın Son 3 Haftanın En Yükseğinde
Haberler.com
05.05.2014
15:08
Rusya ile Ukrayna arasında yükselen tansiyonun güvenli liman varlıklarına yönelik talebi artırmasıyla altının ons fiyatı son üç haftanın en yükseği olan 1.315 dolara kadar çıktı Noor Capital Market Uluslararası Piyasalar Uzmanı Uluhan: Jeopolitik riskler her ne kadar yukarı eğilimi desteklese de altında istenilen talebin oluşmadığını görüyoruz En keskin tırmanışta dahi altın en fazla 1.330 1.350 dolar kademelerini test edecektir.
Haberler.com
Ekonomi
05.05.2014
AltınSon3HaftanınEnYükseğindeAltın Son 3 Haftanın En Yükseğinde
Selim Işıklar - Merkez'in açıklaması, düşük bankacılık kârlarını gölgede bıraktı
Zaman
04.05.2014
02:04
Geçen haftaki analizimizde bankaların geçen yıla göre oldukça düşük kâr açıklayacaklarını, ABD Merkez Bankası’nın (FED) 10 milyar dolarlık tahvil alım kesintisine gideceğini ve istihdam piyasasında yüksek bir veri beklendiğini belirtmiş, bu gelişmelere paralel teknik bir düzeltme hareketinin olabileceğini ifade etmiştik.Beklediğimiz veriler gerçekleşti. Ancak özellikle seçimler sonrası yaşanan Borsa endeks hareketleri, beklediğimizin aksine oldukça iyimser sayılabilecek şekilde yukarı yönlü oldu. Benim tahminim önce bir düzeltme ile 68 bin seviyesine kadar gerilemesi ve her yükselişte satış gelmesi yönündeydi. Bu beklentimi tersine çeviren en önemli gelişme, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın açıklamaları oldu. Merkez Bankası, son gelişmelerden sonra iyimser bir süreç yaşayan gelişmekte olan piyasa hareketleri ve seçimin ardından siyasi anlamda önemli belirsizliklerin ortadan kalkması neticesinde faiz indirimlerinin gelebileceğini açıkladı. Borsa, 30 Mart seçimleri öncesi başlayan ve seçim sonuçlarının ardından devam eden alımlarla 75 bin puana kadar yükselmiş durumda. Hiç şüphesiz bankacılık hisselerinde belirgin bir kâr azalışına rağmen, Çin bankasının Tekstilbank’ı satın alma kararı ve bedelin piyasa fiyatının üstünde olması ve belirttiğimiz gelişmeler, piyasalar üzerindeki baskıyı iyice azalttı. Burada en önemli unsur, yabancı yatırımcılar, belirli sayıdaki banka ve kurumsal şirketlerde şu an düşüş istemiyor. Belki genel seçimlere kadar böyle bir stratejileri olabilir. Teknik bir düzeltme dahi bu noktada söz konusu edilmediyse, ABD verileri ve FED kararları yanında gerilimin arttığı Ukrayna-Rusya ve ABD olayları piyasaları olumsuz yönde etkilemiyorsa, fazla diyecek bir şey yok. Şirketlerin açıkladıkları ilk çeyrek bilançolarına göre çimento, gübre, demir-çelik sektörü 2013’ün ilk çeyreğine göre oldukça kârlı geçirmiş durumda. Bankacılıktaki kâr düşüşü ise piyasalarda çok önemsenmedi. Geçen yıla göre yüzde 25’lik bir düşüş söz konusu. İlk çeyrek konsolide bilançolar 12 Mayıs’a kadar açıklanmaya devam edecek. Bu sonuçlar bundan sonra hisse fiyatlarına ne ölçüde yansıyacak? Sadece bankacılık sektörü ile sınırlı mı kalacak? Zarardan kâra geçen şirketler ya da kârını önemli ölçüde artırarak sürpriz yapanlar önümüzdeki hafta önemli primler yapabilir. İlk çeyrekte yaşanan belirsizlikler ve güven kaybına rağmen şu ana kadar açıklanan bilançoların beklentilerin üstünde olumlu geldiğini, bankacılık sektöründeki kâr kaybına rağmen faiz indirim beklentilerinin ve fiyatlardaki toparlanma isteğinin yeni yabancı alımlarını getirdiği bir haftayı geride bıraktık. Bilanço beklentileri ve vade sona erdi. Ağustos ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar çok önemli bir gelişme olmaz ise piyasaların yine bu havada pozitif bir seyir izleyeceği daha güçlü bir ihtimal. 71 bin puana kadar geriledikten sonra bu kadar güçlü tepki verdiyse ve gidecek daha yüksek seviyeler de varsa 23 Mayıs’ta bir not indirimi gelse de çok önemsenmeyebilir. (Not indirimi beklentisi giderek zayıflıyor.) Açıkçası kısa vadeli bir düşüş ya da düzeltme beklentisi için birçok faktörün bulunduğunu geçen hafta ayrıntısıyla açıklamıştım. Bunların neredeyse tamamı gerçekleşti. Ancak Borsa endeksi belirli sayıda yabancı yatırımcının inisiyatifinde ve onlar alım kararı verdiler. Endeks, 70 binin altına gerilemeyeceğinin sinyalini vererek 72 bin puanı ve 74 bin puanı bariz bir şekilde kırdı.Piyasalar, ABD ve AB’yi eskisi gibi önemsemiyorPiyasalar geçen hafta içinde yine şaşırtıcı şekilde hareket etti. Dolar, hem içeride hem de dışarıda bir sebep olmaksızın değer kaybetti. Önce çarşamba günü FED, tahvil alım miktarında 10 milyar dolarlık bir azaltım kararı verdi. Cuma günü ise tarım dışı istihdam verileri beklentilerin oldukça üstünde çıktı. İşsizlik oranı yüzde 6,3 gerilemesine rağmen piyasalarda dolar zayıf bir seyir izledi. ABD ekonomisinin toparlanma sürecini sürdürdüğüne ve istihdam piyasasındaki iyileşmeye ilişkin güçlü sinyallere rağmen ABD 10 yıllık tahvil fiyatları da yüzde 2,58 seviyesinde kalarak şaşırtmaya devam etti. Önümüzdeki hafta kritik veri sadece Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısından gelecek. Bu toplantıda da değişiklik beklenmiyor. Avrupa düşük faiz politikasına devam edecek. Petrolde 110 dolar, altın ons fiyatında ise 1.300 dolar kritik seviyeler olarak göze çarpıyor. Merkez Bankası’nın ‘faiz indirebiliriz’ açıklamalarına rağmen dolar/TL kotasyonları 2,10 seviyelerinde ve Merkez Bankası rezervleri 129 milyar düzeyinde. Bu noktada söylenebilecek en önemli şey, tüm bu olumsuzluklara rağmen piyasalar FED ve ABD verilerini artık eskisi kadar önemsemiyor denilebilir.
Zaman
Köşe Yazıları
04.05.2014
SelimIşıklar-MerkezinaçıklamasıdüşükbankacılıkkârlarınıgölgedebıraktıSelim Işıklar - Merkezin açıklaması düşük bankacılık kârlarını gölgede bıraktı
Otomotiv satışlarındaki düşüş, sigortayı vuracak
Zaman
23.04.2014
03:05
Amerikan Merkez Bankası FED’in tahvil alımını azaltan kararlarının ardından dolar, gelişmekte olan ülke paraları karşısında değer kazandı.Geçen yılın 22 Mayıs’ından önce 1,80 seviyelerindeki dolar 2,40’tan dönerek 2,10’lara yerleşti. Yüzde 76’sı ithal olan otomotiv pazarı, yılın başındaki ÖTV zammı ve şubattan itibaren yürürlüğe giren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi sınırlaması uygulamasından sonra ilk 3 ayda yüzde 25 daraldı. Sigorta pazarının yarısı kasko ve trafik sigortalarından oluşuyor. Hal böyle olunca önümüzdeki aylarda otomotivdeki daralmanın sigorta sektörüne yansıması bekleniyor. Müşterilerine dijital çözümler üretmek için yaptığı çalışmalarının basına duyurulduğu toplantıda konuşan Allianz Türkiye CEO’su Solmaz Altın, “Otomotiv satışlarındaki düşüş, sigortayı etkileyecektir. İlk 2 ayın rakamlarından bunu görebiliriz.” dedi. Trafik sigortasının piyasadaki sigorta şirketleri tarafından yapılabilmesini öngören düzenlemenin ardından son 1 yılda yüzde 64 büyüme yaşanmıştı. Merkez Bankası’nın cari açığı düşürmek için aldığı önlemlerden sonra özellikle oto sigortalarında şiddetli rekabet yaşanıyordu.Ancak sektör, sağlık sigortaları alanında potansiyel görüyor. Bütçede sağlığa harcamaların yüzde 6 olacağını öngören Altın, ekonomik durgunluk yaşanması durumunda bunun yüzde 8’e çıkacağını belirtti. Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) getirilen yüzde 25’lik devlet katkısı sayesinde 2013’te BES’te biriken fon büyüklüğünün yüzde 33 arttığına dikkat çeken Solmaz Altın, bu yıl da devlet katkısı için Hazine’den 2 milyar lira ayrıldığı bilgisini vererek, BES’in büyümeye devam edeceğini anlattı. BES’te bugün itibarıyla biriken fon miktarı 28 milyar lirayı aştı. Gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında Türkiye halen emekleme yaşıyor. Fonda biriken paranın milli gelire oranı yüzde 2 civarında. Bu oran İngiltere’de yüzde 131, İsviçre’de ise yüzde 122. Bu da Türkiye’nin tasarruf oranını yükseltmesinde sihirli değnek olacak sektörün taşıdığı potansiyeli gösteriyor.
Zaman
Ana Sayfa
23.04.2014
OtomotivsatışlarındakidüşüşsigortayıvuracakOtomotiv satışlarındaki düşüş sigortayı vuracak
Otomotiv satışlarındaki düşüş, sigortayı vuracak
Zaman
23.04.2014
01:59
Amerikan Merkez Bankası FED’in tahvil alımını azaltan kararlarının ardından dolar, gelişmekte olan ülke paraları karşısında değer kazandı.Geçen yılın 22 Mayıs’ından önce 1,80 seviyelerindeki dolar 2,40’tan dönerek 2,10’lara yerleşti. Yüzde 76’sı ithal olan otomotiv pazarı, yılın başındaki ÖTV zammı ve şubattan itibaren yürürlüğe giren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi sınırlaması uygulamasından sonra ilk 3 ayda yüzde 25 daraldı. Sigorta pazarının yarısı kasko ve trafik sigortalarından oluşuyor. Hal böyle olunca önümüzdeki aylarda otomotivdeki daralmanın sigorta sektörüne yansıması bekleniyor. Müşterilerine dijital çözümler üretmek için yaptığı çalışmalarının basına duyurulduğu toplantıda konuşan Allianz Türkiye CEO’su Solmaz Altın, “Otomotiv satışlarındaki düşüş, sigortayı etkileyecektir. İlk 2 ayın rakamlarından bunu görebiliriz.” dedi. Trafik sigortasının piyasadaki sigorta şirketleri tarafından yapılabilmesini öngören düzenlemenin ardından son 1 yılda yüzde 64 büyüme yaşanmıştı. Merkez Bankası’nın cari açığı düşürmek için aldığı önlemlerden sonra özellikle oto sigortalarında şiddetli rekabet yaşanıyordu.Ancak sektör, sağlık sigortaları alanında potansiyel görüyor. Bütçede sağlığa harcamaların yüzde 6 olacağını öngören Altın, ekonomik durgunluk yaşanması durumunda bunun yüzde 8’e çıkacağını belirtti. Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) getirilen yüzde 25’lik devlet katkısı sayesinde 2013’te BES’te biriken fon büyüklüğünün yüzde 33 arttığına dikkat çeken Solmaz Altın, bu yıl da devlet katkısı için Hazine’den 2 milyar lira ayrıldığı bilgisini vererek, BES’in büyümeye devam edeceğini anlattı. BES’te bugün itibarıyla biriken fon miktarı 28 milyar lirayı aştı. Gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında Türkiye halen emekleme yaşıyor. Fonda biriken paranın milli gelire oranı yüzde 2 civarında. Bu oran İngiltere’de yüzde 131, İsviçre’de ise yüzde 122. Bu da Türkiye’nin tasarruf oranını yükseltmesinde sihirli değnek olacak sektörün taşıdığı potansiyeli gösteriyor.
Zaman
Ekonomi
23.04.2014
OtomotivsatışlarındakidüşüşsigortayıvuracakOtomotiv satışlarındaki düşüş sigortayı vuracak
"Zarrab'ın sözleri deli saçması"
Zaman
22.04.2014
02:57
Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda tutuklanan, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Reza Zarrab, geçen hafta havuz medyasına konuştu.Zarrab’ın sözleri deli saçması olarak yorumlanırken, yaptığı açıklamalar ekonomist köşe yazarları tarafından inandırıcı bulunmadı. Habertürk Gazetesi’nden Yavuz Semerci, 20 Nisan’da kaleme aldığı ‘Zarrab işadamı mı?’ başlıklı yazısında, Zarrab’ın 200 ton altın ihraç edip Türkiye’ye 25 milyar lira para kazandırma iddiasının deli saçması olduğunu vurguladı.200 ton altının son 3 yıllık fiyatlar baz alındığında 8 ila 8,5 milyar dolar arasında değiştiğini kaydeden Semerci, “Bugünün fiyatlarıyla 16 milyar lira değerinde altın ihraç edip bunu İran’a satarak 25 milyar lira Türkiye’ye para kazandırdığını ve cari açığı kapattığını ileri sürmek aklımızla alay etmektir.” yorumunu yaptı. Semerci, Zarrab’ın İran’ın Türkiye ile yıllık ticaret rakamının 87 değil 3,5 milyar Euro olduğunu söylemesiyle ilgili olarak ise, “İran ile ticaretin miktarı hesaplanırken, Türkiye’nin İran’a yönelik dolaylı ticareti de hesaba katılmalı. Birleşik Arap Emirlikleri veya Çin kanallı bazı işlemlerin İran’la ilgili olduğu biliniyor. Ancak konumuz milyon dolarlık rüşvetler. Bunun için 87 milyar Euro’luk bir ticaret hacmine ihtiyaç yok zaten. Halk Bankası ile daha düşük komisyon oranından iş yapabilirseniz, birilerine dağıtılacak sermaye oluşur nitekim!” açıklamasını yaptı. Radikal Gazetesi yazarı Uğur Gürses ise dünkü ‘Zarrab’dan al ödemeler dengesi dersini’ başlıklı yazısında, “İhraç edilen altınlarla 25 milyar TL’lik bir gelir sağlanıyorsa Zarrab’ın 2012′de Türkiye Gelir Vergisi rekortmeni olması beklenirdi, öyle değil mi?” sorusunu ortaya attı. Gürses, Zarrab’ın 200 ton altın ihraç ederek Türkiye’nin cari açığının yüzde 15’ini kapattığını söylemesiyle ilgili ise, “Bu ihraç edilen altınlar ‘patates toplar gibi’ topraktan çıkarılıp mı ihraç edildi? Tabii ki hayır; gerçek şu ki ithal edilen altınlarla yapıldı.” değerlendirmesinde bulundu. Normal şartlarda Türkiye’nin iç talep ve kuyumculuk ürünleri ihracatı için her yıl ortalama 200 tona yakın altın ithal ettiğine ve Türkiye’nin nette altın ithalatçısı bir ülke olduğuna dikkat çeken Gürses, “Giden altınlar için İran ihracat bedeli ödemedi, zira bunun karşılığı daha önce Türkiye’ye sattığı enerji bedellerinden oluşan mevduat hesabında birikmişti. Türkiye’nin ödemeler dengesine de ne olumlu ne de olumsuz bir etkisi yok.” sözleriyle Zarrab’ın aslında Türkiye’ye değil, alacağın taşınması konusunda İran’a iyilik yaptığını aktardı. Zarrab’ın kendini savunmak için tüm ticareti bankalar üzerinden yaptığını söylemesini de değerlendiren Gürses, banka üzerinden para transferi yapabiliyor olmanın yapılan ticareti aklamayacağının altını çizdi.Hürriyet Gazetesi’nden Erdal Sağlam da dünkü ‘Cari açığı düşüren babayiğit’ başlıklı yazısında, Reza Zarrab’ın cari açığa ilişkin sözlerinin şaka gibi olduğunu söyledi. Türkiye’nin ciddi altın üreten bir ülke olmadığına işaret eden Sağlam, “Yani altın ihracatını yapmak için ithalat yapmak zorunda ve cari açık dediğiniz şey ancak ülkede üretilen, katma değeri olan bir malın döviz karşılığı satış ile azaltılabilir.” dedi. Türkiye’de 20012 yılında başlayan altın üretiminin yıllık olarak en fazla 25-30 ton olduğunu aktaran Sağlam, Zarrab’ın sözünü ettiği rakamlar yanında bu rakamın devede kulak kaldığını belirtti. Sağlam’ın gündeme gelmesi gerektiğini söylediği sorulardan bazıları ise şunlar: “Bu illegal yöntemler nedeniyle çok sayıda odağa çeşitli oranlarda paralar ödendi mi? İhracat yapılmış gibi gösterilip para havale edildiği için ihracat rakamlarının doğru olup olmadığı, ithalat ve ihracatta hangi kaçakların olduğu, bunlara kimlerin göz yumduğu araştırıldı mı? Bunlar karşılığında elde edilen menfaatler, devlet adına nüfuz kullanarak bu işlere yol veren siyasiler, memurların saptanması gerekmiyor mu?”
Zaman
En Çok Okunan
22.04.2014
ZarrabınsözleridelisaçmasıZarrabın sözleri deli saçması
"Zarrab'ın sözleri deli saçması"
Zaman
22.04.2014
02:01
Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda tutuklanan, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Reza Zarrab, geçen hafta havuz medyasına konuştu.Zarrab’ın sözleri deli saçması olarak yorumlanırken, yaptığı açıklamalar ekonomist köşe yazarları tarafından inandırıcı bulunmadı. Habertürk Gazetesi’nden Yavuz Semerci, 20 Nisan’da kaleme aldığı ‘Zarrab işadamı mı?’ başlıklı yazısında, Zarrab’ın 200 ton altın ihraç edip Türkiye’ye 25 milyar lira para kazandırma iddiasının deli saçması olduğunu vurguladı.200 ton altının son 3 yıllık fiyatlar baz alındığında 8 ila 8,5 milyar dolar arasında değiştiğini kaydeden Semerci, “Bugünün fiyatlarıyla 16 milyar lira değerinde altın ihraç edip bunu İran’a satarak 25 milyar lira Türkiye’ye para kazandırdığını ve cari açığı kapattığını ileri sürmek aklımızla alay etmektir.” yorumunu yaptı. Semerci, Zarrab’ın İran’ın Türkiye ile yıllık ticaret rakamının 87 değil 3,5 milyar Euro olduğunu söylemesiyle ilgili olarak ise, “İran ile ticaretin miktarı hesaplanırken, Türkiye’nin İran’a yönelik dolaylı ticareti de hesaba katılmalı. Birleşik Arap Emirlikleri veya Çin kanallı bazı işlemlerin İran’la ilgili olduğu biliniyor. Ancak konumuz milyon dolarlık rüşvetler. Bunun için 87 milyar Euro’luk bir ticaret hacmine ihtiyaç yok zaten. Halk Bankası ile daha düşük komisyon oranından iş yapabilirseniz, birilerine dağıtılacak sermaye oluşur nitekim!” açıklamasını yaptı. Radikal Gazetesi yazarı Uğur Gürses ise dünkü ‘Zarrab’dan al ödemeler dengesi dersini’ başlıklı yazısında, “İhraç edilen altınlarla 25 milyar TL’lik bir gelir sağlanıyorsa Zarrab’ın 2012′de Türkiye Gelir Vergisi rekortmeni olması beklenirdi, öyle değil mi?” sorusunu ortaya attı. Gürses, Zarrab’ın 200 ton altın ihraç ederek Türkiye’nin cari açığının yüzde 15’ini kapattığını söylemesiyle ilgili ise, “Bu ihraç edilen altınlar ‘patates toplar gibi’ topraktan çıkarılıp mı ihraç edildi? Tabii ki hayır; gerçek şu ki ithal edilen altınlarla yapıldı.” değerlendirmesinde bulundu. Normal şartlarda Türkiye’nin iç talep ve kuyumculuk ürünleri ihracatı için her yıl ortalama 200 tona yakın altın ithal ettiğine ve Türkiye’nin nette altın ithalatçısı bir ülke olduğuna dikkat çeken Gürses, “Giden altınlar için İran ihracat bedeli ödemedi, zira bunun karşılığı daha önce Türkiye’ye sattığı enerji bedellerinden oluşan mevduat hesabında birikmişti. Türkiye’nin ödemeler dengesine de ne olumlu ne de olumsuz bir etkisi yok.” sözleriyle Zarrab’ın aslında Türkiye’ye değil, alacağın taşınması konusunda İran’a iyilik yaptığını aktardı. Zarrab’ın kendini savunmak için tüm ticareti bankalar üzerinden yaptığını söylemesini de değerlendiren Gürses, banka üzerinden para transferi yapabiliyor olmanın yapılan ticareti aklamayacağının altını çizdi.Hürriyet Gazetesi’nden Erdal Sağlam da dünkü ‘Cari açığı düşüren babayiğit’ başlıklı yazısında, Reza Zarrab’ın cari açığa ilişkin sözlerinin şaka gibi olduğunu söyledi. Türkiye’nin ciddi altın üreten bir ülke olmadığına işaret eden Sağlam, “Yani altın ihracatını yapmak için ithalat yapmak zorunda ve cari açık dediğiniz şey ancak ülkede üretilen, katma değeri olan bir malın döviz karşılığı satış ile azaltılabilir.” dedi. Türkiye’de 20012 yılında başlayan altın üretiminin yıllık olarak en fazla 25-30 ton olduğunu aktaran Sağlam, Zarrab’ın sözünü ettiği rakamlar yanında bu rakamın devede kulak kaldığını belirtti. Sağlam’ın gündeme gelmesi gerektiğini söylediği sorulardan bazıları ise şunlar: “Bu illegal yöntemler nedeniyle çok sayıda odağa çeşitli oranlarda paralar ödendi mi? İhracat yapılmış gibi gösterilip para havale edildiği için ihracat rakamlarının doğru olup olmadığı, ithalat ve ihracatta hangi kaçakların olduğu, bunlara kimlerin göz yumduğu araştırıldı mı? Bunlar karşılığında elde edilen menfaatler, devlet adına nüfuz kullanarak bu işlere yol veren siyasiler, memurların saptanması gerekmiyor mu?”
Zaman
Ekonomi
22.04.2014
ZarrabınsözleridelisaçmasıZarrabın sözleri deli saçması
"Zarrab'ın sözleri deli saçması"
Zaman
22.04.2014
02:00
Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda tutuklanan, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Reza Zarrab, geçen hafta havuz medyasına konuştu.Zarrab’ın sözleri deli saçması olarak yorumlanırken, yaptığı açıklamalar ekonomist köşe yazarları tarafından inandırıcı bulunmadı. Habertürk Gazetesi’nden Yavuz Semerci, 20 Nisan’da kaleme aldığı ‘Zarrab işadamı mı?’ başlıklı yazısında, Zarrab’ın 200 ton altın ihraç edip Türkiye’ye 25 milyar lira para kazandırma iddiasının deli saçması olduğunu vurguladı.200 ton altının son 3 yıllık fiyatlar baz alındığında 8 ila 8,5 milyar dolar arasında değiştiğini kaydeden Semerci, “Bugünün fiyatlarıyla 16 milyar lira değerinde altın ihraç edip bunu İran’a satarak 25 milyar lira Türkiye’ye para kazandırdığını ve cari açığı kapattığını ileri sürmek aklımızla alay etmektir.” yorumunu yaptı. Semerci, Zarrab’ın İran’ın Türkiye ile yıllık ticaret rakamının 87 değil 3,5 milyar Euro olduğunu söylemesiyle ilgili olarak ise, “İran ile ticaretin miktarı hesaplanırken, Türkiye’nin İran’a yönelik dolaylı ticareti de hesaba katılmalı. Birleşik Arap Emirlikleri veya Çin kanallı bazı işlemlerin İran’la ilgili olduğu biliniyor. Ancak konumuz milyon dolarlık rüşvetler. Bunun için 87 milyar Euro’luk bir ticaret hacmine ihtiyaç yok zaten. Halk Bankası ile daha düşük komisyon oranından iş yapabilirseniz, birilerine dağıtılacak sermaye oluşur nitekim!” açıklamasını yaptı. Radikal Gazetesi yazarı Uğur Gürses ise dünkü ‘Zarrab’dan al ödemeler dengesi dersini’ başlıklı yazısında, “İhraç edilen altınlarla 25 milyar TL’lik bir gelir sağlanıyorsa Zarrab’ın 2012′de Türkiye Gelir Vergisi rekortmeni olması beklenirdi, öyle değil mi?” sorusunu ortaya attı. Gürses, Zarrab’ın 200 ton altın ihraç ederek Türkiye’nin cari açığının yüzde 15’ini kapattığını söylemesiyle ilgili ise, “Bu ihraç edilen altınlar ‘patates toplar gibi’ topraktan çıkarılıp mı ihraç edildi? Tabii ki hayır; gerçek şu ki ithal edilen altınlarla yapıldı.” değerlendirmesinde bulundu. Normal şartlarda Türkiye’nin iç talep ve kuyumculuk ürünleri ihracatı için her yıl ortalama 200 tona yakın altın ithal ettiğine ve Türkiye’nin nette altın ithalatçısı bir ülke olduğuna dikkat çeken Gürses, “Giden altınlar için İran ihracat bedeli ödemedi, zira bunun karşılığı daha önce Türkiye’ye sattığı enerji bedellerinden oluşan mevduat hesabında birikmişti. Türkiye’nin ödemeler dengesine de ne olumlu ne de olumsuz bir etkisi yok.” sözleriyle Zarrab’ın aslında Türkiye’ye değil, alacağın taşınması konusunda İran’a iyilik yaptığını aktardı. Zarrab’ın kendini savunmak için tüm ticareti bankalar üzerinden yaptığını söylemesini de değerlendiren Gürses, banka üzerinden para transferi yapabiliyor olmanın yapılan ticareti aklamayacağının altını çizdi.Hürriyet Gazetesi’nden Erdal Sağlam da dünkü ‘Cari açığı düşüren babayiğit’ başlıklı yazısında, Reza Zarrab’ın cari açığa ilişkin sözlerinin şaka gibi olduğunu söyledi. Türkiye’nin ciddi altın üreten bir ülke olmadığına işaret eden Sağlam, “Yani altın ihracatını yapmak için ithalat yapmak zorunda ve cari açık dediğiniz şey ancak ülkede üretilen, katma değeri olan bir malın döviz karşılığı satış ile azaltılabilir.” dedi. Türkiye’de 20012 yılında başlayan altın üretiminin yıllık olarak en fazla 25-30 ton olduğunu aktaran Sağlam, Zarrab’ın sözünü ettiği rakamlar yanında bu rakamın devede kulak kaldığını belirtti. Sağlam’ın gündeme gelmesi gerektiğini söylediği sorulardan bazıları ise şunlar: “Bu illegal yöntemler nedeniyle çok sayıda odağa çeşitli oranlarda paralar ödendi mi? İhracat yapılmış gibi gösterilip para havale edildiği için ihracat rakamlarının doğru olup olmadığı, ithalat ve ihracatta hangi kaçakların olduğu, bunlara kimlerin göz yumduğu araştırıldı mı? Bunlar karşılığında elde edilen menfaatler, devlet adına nüfuz kullanarak bu işlere yol veren siyasiler, memurların saptanması gerekmiyor mu?”
Zaman
Ana Sayfa
22.04.2014
ZarrabınsözleridelisaçmasıZarrabın sözleri deli saçması
Cari açığı 'hayırsever' Reza kapatmış!
Zaman
20.04.2014
02:05
17 Aralık 2013’te rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda tutuklanan, daha sonra serbest bırakılan Reza Zarrab, havuz medyasına verdiği mülakatta “Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım.” diyor.Geçen yılki 65 milyar dolar cari açığın 10 milyarını finanse ettiğini söylüyor. Peki nasıl? İran’a altın ihraç etmiş. İster İran’ın dış ticaret rakamlarına, ister TÜİK’in verilerine bakın senelik 10 milyar dolar altın ticareti göremezsiniz. İran ithal edilen altından yüzde 50’ye yakın vergi alırken bu ülkeye kayıtlı yollarla kim, niye altın satsın? Sabah Gazetesi’ne mülakat veren 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun kilit ismi Reza Zarrab, (Rıza Sarraf) “Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım.” diyor ki ilk bakışta 77 milyonun “evvela kendisinden özür dilemesi ardından şükranlarını arz etmesini!” gerektirecek kadar büyük lokma bu. Geçen sene 65 milyar dolar cari açık verdi Türkiye. Zarrab diyor ki açığın 10 milyar dolarını ben finanse ettim. Bir an bunu doğru kabul edelim. Tek başına 10 milyar dolar getirmiş Zarrab ülkemize. Peki nasıl? İran’a altın ihraç etmiş onun karşılığında. İster İran’ın, ister TÜİK’in verilerine bakın senelik 10 milyar dolar altın ticareti göremezsiniz. İran altın ithalatına yüzde 50’ye yakın vergi alırken bu ülkeye kayıtlı yollarla kim, niye altın satsın? Altının ons fiyatı belli. Dünyada çok dar bir marjda getiri elde edilebilecek değerli madeni satsa da bu kadar vergiden sonra para kazanılabilir mi? İran’ın altın ithalatına ördüğü duvarın ancak rüşvet ve iltimasla aşıldığını bizzat altın ticareti ile iştigal edenler söylüyor.Zarrab evlere şenlik mülakatta rakamlar verse de çuvallamaktan kurtulamamış: “Bakın, İran’ın Türkiye ile yıllık ticaret rakamı 3,5 milyar Euro’dur.” Rakamlarla arası iyi değil. İki ülkenin ticaret hacmi söylediğinin en az 2,5 katı. Geçen sene İran’a yapılan 4 milyar 192 milyon dolarlık ihracata karşılık, bu ülkeden 10 milyar 383 milyon dolarlık ithalat yapmışız. Üstelik Türkiye’nin İran’a olan ihracatındaki en büyük düşüş, “Kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, inciler, taklit mücevherci eşyası, metal paralar” kaleminden kaynaklandı. Geçen yıl bu kalemden 1 milyar 679 milyon dolar ihracat gerçekleştirilirken, bu rakam 2012’de 6 milyar 540 milyon dolardı. Yüksek miktarda petrol ve gaz aldığından her halükârda Türkiye’nin İran’a karşı açık verdiği bir ticaretten bahsediyoruz. En fazla açık verdiğimiz 5. ülke İran iken Zarrab cari açığımızı 10 milyar dolar azalttı, öyle mi? Hoca Nasrettin’in hanımına sorduğu gibi soralım Zarrab’a: “İran’a iğneden ipliğe ne sattıysak toplam 4,1 milyar dolar kazandıysak sizin altın ticaretinden ülkemize kazandırdığınız 10 milyar dolar nerede?”Devam edelim. Belki bir şeyi atlamışızdır. Geçen sene bütün dünyaya mücevherat, takı, saat ve külçe altın ihraç ederek kazandığımız döviz 4,5 milyar dolar. Bütün Türkiye, madencisi, rafinerisi, kuyumcusu ve turizm sektörü el ele vermiş anak bu kadar ihracat yapabilmiş. Böyle bir ihracat rakamı için ciddi miktarda hurda ya da külçe altını ithal ettiğimiz unutulmasın. Üretim ve içerideki hurda altın, ihtiyacı karşılamıyor. O zaman Zarrab, bu kadar külçe külçe altını hadi aldı. Sonra da bu kadar ihracatı kayıtlı yaptı ise Maliye onun şirketine en az 100 milyon dolar vergi tahakkuk ettirmiş olmalı. Kurumlar Vergisi oranı yüzde 20 olduğuna göre 2013 dönemi için Zarrab, 20 milyon dolar vergi ödedi. Mülakatta, “Altın ihracatında KDV, ÖTV yok deyince hakim şaşırdı.” şeklinde ustaca hazırlanmış cümlesine aldanmayın. Söz konusu ihracatta her iki dolaylı vergi yok. Ancak Kurumlar Vergisi var. 10 milyar dolarlık ticaret yaptığını beyan ettiğine göre Zarrab, çocukluktan beri ikamet ettiği Türkiye’ye senelik 20 milyon dolar vergiyi çok görmemiştir herhalde. Önceki seneler de eklendiğinde 100 milyon dolar vergi ödemiş olmalı. O, işlerin telaşından vergiyi atladıysa Gelir İdaresi ıskalamamıştır. Havuz medyasının vergi borcunu sıfırlanmasını bile izah edebilmiş Maliye elini çabuk tutmalı. Konuya açıklık getirip rekortmen Zarrab’ı teşekkür belgesi ile onurlandırmalı!Yukarıdaki rakamlar kafanızı karıştırmasın. ne Zarrab o kadar altın sattı İran’a, Ne de İran’ın böyle bir talebi oldu. İran’a müeyyidelerinin en sert olduğu dönemde Türkiye’den bankalar üzerinden tahsil edemediği doğalgaz-petrol paralarının altına dönüştürülmesinden ibaret yapılan işlemler. İran’a ihracat kalemi altında giden altınlar, ödemeler dengesinde net hata noksan hesabında azalışa da sebep oldu. Çünkü ihraç edilen altınların karşılığı dövizler ülkeye gelmiyordu. İran’dan ithal ettiğimiz gaz ve petrolün bedeli İran’a g
Zaman
Ekonomi
20.04.2014
CariaçığıhayırseverRezakapatmışCari açığı hayırsever Reza kapatmış
Altından bile daha değerli
Haber3
14.04.2014
11:13
Altından

Ne Dolar ne Euro ne de altın... Kirazın kilosu 200 TLye dayandı..

Haber3
Son Dakika
14.04.2014
AltındanbiledahadeğerliAltından bile daha değerli
Tarlalarından altın çıkıyor ama ‘sefa’sını süremiyorlar
Zaman
13.04.2014
02:02
Fildişi Sahili’nin batısında bulunan c adlı kasabadaki kakao çiftliğinde yeni bir altın madeni keşfedildi.Hal böyle olunca bundan kazanç sağlamak isteyenler, madene akın etti. Kimi kafasına yerleştirdiği fener ile derin kuyular kazıp buraya girerken kimi de toprağı sulandırıp elleriyle tek tek altın parçası aramaya koyuldu. Gözleri kapkaranlık kuyuda kaybolsa da, vücutları kovalarla toprak taşımaktan bitap düşse de, bu onlar için pek mühim değildi. Zira ucunda ekmek paralarını çıkarabilme ümidi vardı. Ne var ki ülkedeki yetkililer, zanaatkarlığa taş çıkartan bu arayışı, kako üretimini yok etmeye kapı araladığı gerekçesiyle eleştiriyor. Öyle ya bölgenin en gelişmiş ülkesi olarak bilinen Fildişi Sahili, kakao üretiminde dünya lideri. Altından önce kakao yetiştiriciliğiyle uğraşan insanlar, altın gibi değerli metallerin peşinden koşunca, kakao üretimi yavaşlıyor.Bouafu Kouassi, bir dedektif gibi altın izi süren insanlardan sadece biri. Beş çocuğa sahip olan 35 yaşındaki Kouassi, yaklaşık beş yıldır kakao yetiştiriyor. Ancak çocuklarının eğitim masraflarını bile ödemekte güçlük çektiğini anlatıyor. Bu yüzden de umudunu altına bağlamış durumda. Keşfedilen altın madenlerinden bahsederek ve de sanki piyango kazanmış gibi gülümseyerek, “Orada altın oldukça, biz çalışıyor olacağız. Ne zaman ki altın tükenir, o zaman kakao üretimine devam edeceğiz.” diyor. Severin Konan adlı bir başka kakao çiftçisi ise artık tarlalara gerek olmadığı kanaatinde. Ona göre, sadece altın ayıklayarak binlerce dolar kazanılabilir.
Zaman
Güncel
13.04.2014
Tarlalarındanaltınçıkıyorama‘sefa’sınısüremiyorlarTarlalarından altın çıkıyor ama ‘sefa’sını süremiyorlar
Turhan Bozkurt - Suç işlemek kârlıysa…
Zaman
04.04.2014
17:12
Mahkeme kararları tanınmıyor… İç hukukta nihai itiraz mercii olan Anayasa Mahkemesi’nin kararları idare tarafından kaale alınmıyor ya da aheste aheste tatbik ediliyorsa o ülkede hukuk teminatından söz edilemez.17 Aralık’tan bugüne hukukun taammüden katledilişine şahit oluyoruz. İki gündür en uç örnek yaşanıyor. Yüksek Mahkeme’nin Twitter yasağının derhal kaldırılması yönünde önceki gün verdiği karara gösterilen anlamsız dirence Anayasa ihlalidir diyemeyecek miyiz? Anlamsız yasağın kaldırıldığı dün akşam saatlerine kadar TİB’in şahsında hükümetin sergilediği duyarsızlığı da 30 Mart seçimlerinde sandıktan çıkan yüzde 43’lük desteğe mi bağlayacağız? Sandık, yolsuzlukları aklayamayacağı gibi mahkeme kararlarına ıslık çalarak mukabelede bulunan hükümeti mazur gösteremez.Demokrasinin aracını amaç haline getirenler hak ihlallerini sandık sonucu ile meşrulaştırmak için yarışadursun modern dünyada Türkiye’nin imajı yerle bir oldu. Ne demek istediğimi anlamak isteyenler, seçim sonuçları için hangi başkentlerden tebrik telefonu geldiğine bakabilirler.Menfi her şeyi 17 Aralık’ta icat edilen soyut düşmanın üzerine atan hükümeti alkış yağmuruna tutan aydınımız, gazetecilerimiz ve yığınlar çoğunluğun sesi gibi gösterilemez. Çıkan sonuca saygı gösterirken öbür cenahtaki yüzde 57’yi kategorize eden zihniyeti hep beraber kınamalıyız.İş dünyası sandıktan çıkan neticenin siyasetteki gerilimi bitireceğini ümit ediyordu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın balkondan konuşurken sarf ettiği sözler derin bir sukut-ı hayaldi. Erdoğan, isim vererek sivil topluma, işadamlarına savaş ilan etti zafer nutkunda. Böyle devam edilirse sermaye kendini nasıl güvende hissedebilecek?Türkiye, 2013’ün ilk yarısında aylık net 9 milyar dolar fon girişi ile cari açığı finanse ediyordu. Gezi protestoları ile dışa vuran kutuplaştırıcı dil o kadar etkili oldu ki rakam 2,5 milyar dolara geriledi. 2014’te bırakın net girişi Merkez Bankası ocak verisini açıkladığında 3,1 milyar dolar net dövizin ülkeyi terk ettiği anlaşıldı.Türkiye içine düştüğü hukuk darboğazından nasıl çıkacak? Büyük usta Çetin Altan’ın deyişi ile suç işlemek kârlıysa, suç önlenemez. Suçun ödüllendirildiği bir sistemde ne huzur vardır ne de istikrar. Adalet tecelli etmiyorsa yabancı sermaye gelmez. Gelenler de ilk fırsatta bavulunu toplamaya başlar.Londra’da yaklaşık 212 milyon TL sermaye ile yeni bir şirket kurmaya karar verdiği için kimse Koza Altın’a, Akın İpek’e kızmasın. Kendi ülkesinde hukuk dışı yöntemlerle iftiralara, orantısız güç kullanımına maruz kalan bir işadamının ayakta kalmak için yurtdışında güvenli liman aramasına niye şaşırılıyor ki!Enflasyon, büyüme, işsizlik, cari açık, ihracat… Yatırımcı bir ülkeye girmeden evvel bunları dikkatle analiz eder. En sonunda hukuk sistemine, bağımsız yargıya bakar. Diğerleri fena değilse hukuki teminata ikna olmuşsa yatırıma onay verir. Hükümet, yargının işleyişine yaptığı her müdahale ile aslında ekonomik verilerdeki bozulmayı tolere edebilecek en önemli kozunu kaybediyor. Brezilya, Endonezya, Rusya, Güney Afrika rakamlar açısından Türkiye’den daha cazip. Rakiplere fark atmamızı sağlayacak köklü hukuk sistemini son dönemlerdeki gibi tarumar etmek, ülkenin geleceğinden çalmaktır.
Zaman
Köşe Yazıları
04.04.2014
TurhanBozkurt-Suçişlemekkârlıysa…Turhan Bozkurt - Suç işlemek kârlıysa…
Üretici zorda
Zaman
02.04.2014
15:58
İhracat rakamlarını değerlendiren TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın sürdüğünü, bu toparlamanın ihracata olumlu yansıdığını söyledi.Büyükekşi, “Nitekim ocak-mart döneminde mal ihracatımızdaki artış oranı yüzde 5,8 iken Türkiye’nin AB’ye ihracatı ilk çeyrekte yüzde 11,3 arttı. Bu rakamlarla birlikte Türkiye’nin mal ihracatında AB’nin payı yüzde 45,4’e yükseldi. Bu oranın 2012 yılında yüzde 38’e kadar indiğini düşündüğümüzde AB’de yaşanan bu canlanmaların ihracatımız üzerindeki olumlu etkisi daha da net anlaşılıyor.” dedi. Büyükekşi, bu artıştan en fazla ihracat yapan otomotiv ve hazırgiyim sektörünün olumlu etkilendiğini kaydetti.30 Mart yerel seçiminde halkın yoğun bir katılımla sandığa gittiğini belirten Büyükekşi, “Şimdi ivedilikle gerek siyaset kurumunun gerekse toplumun tüm kesimlerinin yeniden ekonomiye odaklanmasını istiyoruz. Ülkemizin temel gündemi rekabet gücünün geliştirilmesi olmalıdır.” dedi.TÜİK tarafından açıklanan 2013 büyüme rakamlarının ihracatla ilişkisini de değerlendiren Büyükekşi, “Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde, altın ihracatındaki gerilemenin negatif baz etkisi nedeniyle net ihracatımız maalesef büyümeye pozitif katkı vermedi. 2013 yılının tamamında ise ihracat, özellikle 3. çeyrekteki kuvvetli altın baz etkisi nedeniyle büyümeye neredeyse hiç katkı sağlamadı.” dedi. Büyükekşi, yılın ilk aylarında görülen ihracatta yukarı ve ithalatta aşağı yönlü gelişmelerin yanı sıra özellikle AB kaynaklı dış pazarlardaki talep artışları, rekabetçi kur avantajı ve altının baz etkisinin ortadan kalkması gibi faktörlerin de etkisiyle ihracatın büyümeye olumlu katkı yapacağını ifade etti. Merkez Bankası’nın son yaptığı faiz artırımının ardından döviz kurlarında dalgalanmanın durduğuna dikkat çeken Büyükekşi, “Döviz kurları nispeten dar bir bantta salınmaya başladı. İhracatçılarımız için bu oynaklığın azalmasını çok olumlu buluyoruz. Hem dalgalanmanın azalması hem de döviz kurlarının rekabetçi seviyelerde yer alması ihracatımız açısından son derece güzel gelişmeler.” dedi.Büyükekşi, üretici enflasyon oranlarının, üretenlerin ne kadar zor durumda olduğunu gösteren bir sinyal olduğunu söyledi. Büyükekşi, “Üretici enflasyonu şubat ayında yıllık bazda yüzde 12,4 çıkarken, tüketici enflasyonu yüzde 7,9 oldu. Rakamlar bize zayıf talep sebebiyle tüketicilerin fiyata karşı hassasiyetinin arttığını gösterdi.” diye konuştu. Bu durumun aramalı-yatırım fiyatlarında artışa sebep olduğuna dikkat çeken Büyükekşi, ortaya çıkan büyüme ve firmaların yaşayacağı kâr krizine dikkat çekti. Büyükekşi, sadece iç pazara çalışan firmalar değil, ihracat yapan firmaların da düşük kârlarla çalışmak zorunda kalacaklarını ifade etti.Türkiye açısından bir diğer olumsuz gelişmenin de yabancı sermaye konusunda olduğunu belirten Büyükekşi, “Türkiye’ye 2013 yılında 12,7 milyar dolar yabancı sermaye girişi yaşandı. Bu değer 2012’ye göre yüzde 4,1’lik bir gerilemeye işaret ediyor. Bu noktada gerekli tedbirlerin alınması, Türkiye’nin içerisinden geçtiği sürecin iyi anlatılması gerekiyor.” dedi.Dünya ticaretindeki son dönemde yaşanan önemli gelişmelerden birinin de AB-ABD serbest ticaret anlaşması olduğunu kaydeden Büyükekşi, “Bu anlaşmanın yıllık ek 100 milyar dolarlık bir ticaret hacmi oluşturacağı öngörülüyor. Bizim de bu süreçle birlikte ABD ile en kısa zamanda bir STA imzalamamız gerektiğine inanıyoruz.” dedi.
Zaman
Ekonomi
02.04.2014
ÜreticizordaÜretici zorda
İhaleden artakalan biraz ‘cash', biraz duman
Zaman
25.03.2014
11:04
Hürriyet gazetesi yazarı Kanat Atkaya, kamuoyunun gündeminden düşmeyen yolsuzluk iddialarını yazdı. Atkaya, 5 yıl içeresinde özelleştirilen 10 elektrik dağıtım şirketinin kasasında kaldığı iddia edilen toplam 171.3 milyon TLye dikkat çekerek böylece Sayıştay raporlarının neden engellendiğinin anlaşıldığı belirtti.İşte Atkayanın o yazısı:TOPLAM 171.3 milyon TL “indiragandi” olmuş.Zahmetsizce...Kim bilir, ne tatlı gelmiştir o para...Satın alıp eve geldiğin ceketin cebinde altın bulmak gibi...İndirimden aldığın ayakkabının kutusunda dolar görmek gibi...Altına çektiğin ikinci el aracın torpido gözünde para balyalarına rastlamak gibi...“Ah!” demişlerdir, “ne tatlı...”“Oh!” demişlerdir, “bu ihaleden bana kalan, biraz ‘cash, biraz duman...”*Olaylar şöyle gelişiyor...Sayıştay 2012 yılında bir TEDAŞ raporu hazırlıyor.Raporda, son 5 yıl içinde özelleştirilen 10 elektrik dağıtım şirketinin kasasında toplam 171.3 milyon TL kaldığı belirtiliyor.Sadeleştirerek tekrarlayayım.İhaleye giriyorsunuz.Devletten şirketi indiriyorsunuz.Kasayı açıyorsunuz.171.3 milyon TL buluyorsunuz.Özetle, ihaleyi kazanan üstüne para alıyor.Reklamda Yılmaz Erdoğanın dediği gibi “Finansçı enteresan bir vaka var...”*Nedir bu 171.3 milyon TLnin sırrı?Dağıtım şirketleri, tahsilattan gelen parayı repoya koyuyor, bu uygulamanın getirisi de daha sonra hesaba aktarılıyor.İhaleyle kazanılan şirkete ertesi ay repo geliri aktarıldığı vakit, tencere kazan doğurmuş oluyor.Bal tutan parmağını yalıyor.Peki hesabını soran, “Yahu sen o ihaleyi kazandığında o para senin hakkın değildi, devletin hakkıydı. Vatandaşın yol, köprü, baraj hakkıydı” diyen çıkmıyor mu?Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da, TEDAŞ da yaptıkları “inceleme” sonunda “Bu paranın iadesi mümkün değil” sonucuna varıyor.*Peki paralar kimlere gidiyor?İhaleyi kim aldıysa ona gidiyor.Mesela kayıtlara “Bu milletin a.... koyacağız” dediği öne sürülen Mehmet Cengizin ortak olduğu şirket (Meram Dağıtım) 30.2 milyon TL buluveriyor kasada.Sayıştay raporlarının niye engellendiğini, niye kapalı kapılar ardında “Bu Sayıştay raporları ortaya çıkarsa duman oluruz valla” denildiğini böylece anlıyoruz.Bu sadece bir rapor...“Sayıştay blokajının” sebeb-i hikmetini, gerisini varın siz hesaplayın.(FECİ MÜHİM NOT: Yüksek Sadakatin çok güzel şarkısı “Ben Seni Arayamam”ı deforme edip, böyle çirkin bir mevzuda başlığa “kurban ettiğim” için başta şarkının söz yazarı dostum Kutlu Özmakinacı olmak üzere tüm gruptan özür dilerim. Kusura bakmayın tayfa!)
Zaman
Ana Sayfa
25.03.2014
İhaledenartakalanbiraz‘cashbirazdumanİhaleden artakalan biraz ‘cash biraz duman
17 Aralık'ta yolsuzluk ve rüşvet su yüzüne çıktı
Zaman
12.03.2014
22:34
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvetin su yüzüne çıktığını söyledi. Bahçeli, Başbakanın yolsuzluğu reddetmesi geçici bir süre rahatlatabilir.Ama sonu iyi değildir. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası meydanlarda önüne gelene hakaret ederek kimine haşhaşi, kimisine paralel diyerek gündem değiştiriyor. Ama sen her gün komplolarla, montajlarla bir takım sıkıntılar oluşturuyorsan, sen bir şeylerden korkuyorsun, panik halindesin başına gelecekleri şimdiden görmeye başladın. Çünkü ne yaptığını sen biliyorsun. dedi.Bahçeli, Aydında partisinin İstasyon Meydanında düzenlediği mitingi katıldı. Konuşmasında Başbakan Erdoğanı hedef alan Bahçeli, Ülkemiz iyi yönetilmiyor. Recep Tayyip Erdoğanın siyasal ömrü tükenmiştir. AKP iktidarı döneminde, açlık, ahlaksızlık, adaletsizlik, işsizlik baş göstermiştir. Kadınlara yönelik şiddet devamlı artmaktadır. Ekonomik ve sosyal yönden rızkını kazanmakta aciz düşmüş olan insanımız, içine kapanmış kara kara düşünüyor. Bir gün geliyor psikolojisi bozuluyor ve cinnet getirerek bir aileyi katlediyor. diye konuştu.17 ARALIK YOLSUZLUK VE RÜŞVET SU YÜZÜNE ÇIKMIŞTIRErdoğanın Türkiyenin her değerini istismar ettiğini dile getiren Bahçeli şunları söyledi; Her şeyi kendisinin yaptığını söylüyor. Ama kendisinin bir şeyi yaptığı var ki, o da 17 Aralıkta dışı vurdu. 17 Aralıkta yolsuzluk ve rüşvet su yüzüne çıkmıştır. İmar, kamu ihalesine fesat karıştırma. Yolsuzluk ve rüşvet, kara para aklama, altın kaçakçılığı. Kendi siyasi hayatımızda kunduranın içerisine para saklama alışkanlığımız var mı? 4,5 milyon dolar kunduraya nasıl sığıyor. Başbakan bunlar hayır için toplanmıştı diyor. Türkiyede yolsuzluk ve rüşvet çok tehlikeli duruma gelmiştir. Sayın başbakan yolsuzlukla mücadeleyi öne çıkaracağı yerde komplo yapıldı, montaj yapıldı diyor. Sana niçin komplo montaj yapılacak. Komplo ve montaj sayın başbakanın kurgusu. Yolsuzluğu üzerine gideceği yerde komplo demenin kime faydası var. Yolsuzluk ve rüşvet toplumsal hastalıktır. Kalıcı olursa, toplumu çürütür, devleti çökertir, rejimi değiştirir, dikdatörleri yıkar atar. Bunun hafif ve alınacak bir tarafı yok. Başbakanın yolsuzluğu reddetmesi geçici bir süre rahatlatabilir. Ama sonu iyi değildir. Kendisine çeki düzen vermelidir. Aklını başına almalıdır. Milletin sesine kulak vermelidir. Meydanlarda sağdan soldan hırsızlarla ilgili slogan atılıyorsa Recep Tayyip Erdoğan milletin sesine kulak ver. Demokrasi içerisinde AK Parti oy kaybına uğramalıdır. Oy kaybına uğrayarak kendisine çeki düzen vermelidir. Bunun haricinde hiçbir yola tevessül edilmemelidir.BAŞBAKAN TOPLUMSAL GERİLİMİ ARTIRIYORRüşvet ve yolsuzluk operasyonu sonrası Başbakanın oğlu ile yaptığı iddia edilen telefon görüşmesini çirkin bir görüşme olarak değerlendiren Bahçeli, Bu görüşme montaj değil gerçekse bu millete bu böyle bir rezalet yakışmaz. Oğlunla olan muhabbetini millet merak ediyor, sen merak etmiyor musun? Eğer montaj değilse senin yolun yüce divandır. Recep Tayyip Erdoğan yolsuzlukla mücadele etme yerine üzerini örtmeye, değişik gündemler ortaya çıkarmaya ve milleti yolsuzlukla mücadele davranışlarını ötelemeye çalışıyor olabilir. Bu süreçte toplumsal gelirimi artırmak isteyenler olabilir. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen olabilir. Gençlerimiz ve aziz vatandaşlarım her konuya karşı duyarlı olan. Her rüzgara kapılmayın. Her fırtınanın altında kalmayın. Kendi ve aklınızı kullanın. Bunun yolu demokrasiyle olmalıdır. Ya git yolsuzlukla mücadeleyi başlat, sağa sola çatışma, kimisine paralel devlet, kimisine Haşhaşi kimisine alçak, kimine bilmem ne demeye gerek yok. Ya yüce divan yolunu aç, teskereler Meclise kendi elinle getir herkes desin ki Türkiyede yolsuzlukla mücadele sistemi içerisinde oluyor diyebilsin. Ama sen her gün komplolarla, montajlarla bir takım sıkıntılar oluşturuyorsan sen bir şeylerden korkuyorsun, panik halindesin başına gelecekleri şimdiden görmeye başladın. Çünkü ne yaptığını sen biliyorsun. Kürsülerde yalan dolan her şeyi konuşuyor birçok kişiye de hakaret ediyorsun. Siyasilere, partilere, vatandaşlara hakaret ediyorsun. ifadelerini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
12.03.2014
17Aralıktayolsuzlukverüşvetsuyüzüneçıktı17 Aralıkta yolsuzluk ve rüşvet su yüzüne çıktı
17 Aralık'ta yolsuzluk ve rüşvet su yüzüne çıktı
Zaman
12.03.2014
22:34
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvetin su yüzüne çıktığını söyledi. Bahçeli, Başbakanın yolsuzluğu reddetmesi geçici bir süre rahatlatabilir.Ama sonu iyi değildir. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası meydanlarda önüne gelene hakaret ederek kimine haşhaşi, kimisine paralel diyerek gündem değiştiriyor. Ama sen her gün komplolarla, montajlarla bir takım sıkıntılar oluşturuyorsan, sen bir şeylerden korkuyorsun, panik halindesin başına gelecekleri şimdiden görmeye başladın. Çünkü ne yaptığını sen biliyorsun. dedi.Bahçeli, Aydında partisinin İstasyon Meydanında düzenlediği mitingi katıldı. Konuşmasında Başbakan Erdoğanı hedef alan Bahçeli, Ülkemiz iyi yönetilmiyor. Recep Tayyip Erdoğanın siyasal ömrü tükenmiştir. AKP iktidarı döneminde, açlık, ahlaksızlık, adaletsizlik, işsizlik baş göstermiştir. Kadınlara yönelik şiddet devamlı artmaktadır. Ekonomik ve sosyal yönden rızkını kazanmakta aciz düşmüş olan insanımız, içine kapanmış kara kara düşünüyor. Bir gün geliyor psikolojisi bozuluyor ve cinnet getirerek bir aileyi katlediyor. diye konuştu.17 ARALIK YOLSUZLUK VE RÜŞVET SU YÜZÜNE ÇIKMIŞTIRErdoğanın Türkiyenin her değerini istismar ettiğini dile getiren Bahçeli şunları söyledi; Her şeyi kendisinin yaptığını söylüyor. Ama kendisinin bir şeyi yaptığı var ki, o da 17 Aralıkta dışı vurdu. 17 Aralıkta yolsuzluk ve rüşvet su yüzüne çıkmıştır. İmar, kamu ihalesine fesat karıştırma. Yolsuzluk ve rüşvet, kara para aklama, altın kaçakçılığı. Kendi siyasi hayatımızda kunduranın içerisine para saklama alışkanlığımız var mı? 4,5 milyon dolar kunduraya nasıl sığıyor. Başbakan bunlar hayır için toplanmıştı diyor. Türkiyede yolsuzluk ve rüşvet çok tehlikeli duruma gelmiştir. Sayın başbakan yolsuzlukla mücadeleyi öne çıkaracağı yerde komplo yapıldı, montaj yapıldı diyor. Sana niçin komplo montaj yapılacak. Komplo ve montaj sayın başbakanın kurgusu. Yolsuzluğu üzerine gideceği yerde komplo demenin kime faydası var. Yolsuzluk ve rüşvet toplumsal hastalıktır. Kalıcı olursa, toplumu çürütür, devleti çökertir, rejimi değiştirir, dikdatörleri yıkar atar. Bunun hafif ve alınacak bir tarafı yok. Başbakanın yolsuzluğu reddetmesi geçici bir süre rahatlatabilir. Ama sonu iyi değildir. Kendisine çeki düzen vermelidir. Aklını başına almalıdır. Milletin sesine kulak vermelidir. Meydanlarda sağdan soldan hırsızlarla ilgili slogan atılıyorsa Recep Tayyip Erdoğan milletin sesine kulak ver. Demokrasi içerisinde AK Parti oy kaybına uğramalıdır. Oy kaybına uğrayarak kendisine çeki düzen vermelidir. Bunun haricinde hiçbir yola tevessül edilmemelidir.BAŞBAKAN TOPLUMSAL GERİLİMİ ARTIRIYORRüşvet ve yolsuzluk operasyonu sonrası Başbakanın oğlu ile yaptığı iddia edilen telefon görüşmesini çirkin bir görüşme olarak değerlendiren Bahçeli, Bu görüşme montaj değil gerçekse bu millete bu böyle bir rezalet yakışmaz. Oğlunla olan muhabbetini millet merak ediyor, sen merak etmiyor musun? Eğer montaj değilse senin yolun yüce divandır. Recep Tayyip Erdoğan yolsuzlukla mücadele etme yerine üzerini örtmeye, değişik gündemler ortaya çıkarmaya ve milleti yolsuzlukla mücadele davranışlarını ötelemeye çalışıyor olabilir. Bu süreçte toplumsal gelirimi artırmak isteyenler olabilir. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen olabilir. Gençlerimiz ve aziz vatandaşlarım her konuya karşı duyarlı olan. Her rüzgara kapılmayın. Her fırtınanın altında kalmayın. Kendi ve aklınızı kullanın. Bunun yolu demokrasiyle olmalıdır. Ya git yolsuzlukla mücadeleyi başlat, sağa sola çatışma, kimisine paralel devlet, kimisine Haşhaşi kimisine alçak, kimine bilmem ne demeye gerek yok. Ya yüce divan yolunu aç, teskereler Meclise kendi elinle getir herkes desin ki Türkiyede yolsuzlukla mücadele sistemi içerisinde oluyor diyebilsin. Ama sen her gün komplolarla, montajlarla bir takım sıkıntılar oluşturuyorsan sen bir şeylerden korkuyorsun, panik halindesin başına gelecekleri şimdiden görmeye başladın. Çünkü ne yaptığını sen biliyorsun. Kürsülerde yalan dolan her şeyi konuşuyor birçok kişiye de hakaret ediyorsun. Siyasilere, partilere, vatandaşlara hakaret ediyorsun. ifadelerini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
12.03.2014
17Aralıktayolsuzlukverüşvetsuyüzüneçıktı17 Aralıkta yolsuzluk ve rüşvet su yüzüne çıktı
Altın 15 ayın zirvesinde
Zaman
12.03.2014
17:35
Dolar, dış piyasalar ve iç siyasi endişeler sebebiyle yükselişe geçti. Bankalararası piyasada güne 2,2446 liradan başlayan dolar 2,2555e kadar yükseldikten sonra 2,26dan alıcı buldu. Gün içinde 2,23e geriledi. Spot altın, Çinde büyümenin hız keseceği endişesi ve Ukraynada süren gerilimle birlikte 1360 dolar sınırına yaklaştı. Kapalıçarşıda altının gramı 15 ayın en yükseği olan 98,50 lirayı gördü. Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,2503 TLden alınan dolar 2,2511 TLden satılırken, 3,1199 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 3,1204 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3861 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,2503 2,2511 0,16Euro 3,1199 3,1204 0,2Avusturalya Dolari 2,0090 2,0240 0,9Kanada Dolari 2,0210 2,0300 1,05Isvicre Frangi 2,5650 2,5668 0,23Danimarka Kronu 0,4163 0,4180 1,06Ingiliz Sterlini 3,7431 3,7458 0,27100 Japon Yeni 45,6430 45,7190 -0,2Norvec Kronu 0,3761 0,3774 0,96Saudi Riyali 0,5985 0,6017 1,08Isvec Kronu 0,3518 0,3530 1$/TL 2,25 seviyelerini tekrar test ediyor…• OECD dün yayınlanan raporunda; belli başlı gelişmiş ekonomilerde destekleyici para politikalarının etkisiyle toparlanmanın sürdüğü belirtildi. Ayrıca gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma dünya ticaretinin de artmasına destek oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise karışık bir görünüm hakim: Çin’in dahil olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme devam ederken, diğer bazı GOÜ’lerde ise sermaye akımlarının azalmasının da etkisiyle büyümenin hız kestiği belirtildi.• Gelişmiş ekonomilerde her ne kadar yılın ilk çeyreğinde gibi geçici faktörler büyümeyi aşağı yönlü etkide bulunsa da kademeli toparlanma sürüyor. ABD’nin yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak %1,7, ikinci çeyreğinde %3,1 büyüyeceği tahmin ediliyor. Euro Bölgesi toparlanma sürecinde bölgesel farklılıkların sürdüğüne dikkat çekilirken; Almanya, Fransa ve İtalya’nın ilk çeyrekte ortalama %1,9, ikinci çeyrekte ise %1,4 büyümesi bekleniyor. Euro Bölgesi ve Japonya’da enflasyonun hedefin altında, toparlanmanın da hedeflenenden zayıf seyrettiği ve bu nedenle destekleyici politikalarının sürdürülmesi veya hatta artırılması gerekebileceği belirtildi.• Döviz piyasalarında Çin’e dair artan büyüme endişeleriyle global risk iştahındaki azalışın etkisi görülüyor; dün 103,5 seviyelerini test eden USD/JPY paritesi, bu sabah ise 102,9 seviyelerine geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde ise %1,3’e ulaşan değer kayıpları görüldü. $/TL ise Cuma gününden bu yana yükselişte; bu sabah 2,25 seviyelerinden işlem görüyor.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi sınırlı bir geri çekilme ile %2,76 seviyelerine gerilemesine rağmen son dönemde yukarı yönlü bir trend izlerken, Almanya 10 yıllık tahvil getirisi ise aşağı yönlü bir trend izliyor. İki ülke tahvilinin farklı trend izlemesinde, FED’in varlık alım programını kademeli olarak azaltmasına devam ederken, ECB’nin deflasyon endişeleri nedeniyle genişlemeci bir adıma açık kapı bırakması etkili oluyor. ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil getirileri arasında getiri farkı 2006 yılından bu yana en yüksek seviyelere çıkarken, Almanya borçlanmasının ek bir genişletici adım atması beklenmeyen İngiltere ile 10 yıllık getiri farkı 1998’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.• ABD borsalarında S&P 500 endeksi %0,5 düşüş gösterirken, BIST-100 endeksi %0,5 artış kaydetti. Asya borsaları bu sabah satıcılı bir seyir izliyor.• Yurtiçi faiz piyasalarında ise Güney Afrika ve Endonezya gibi ülkelerde görülen aşağı yönlü trendin aksine tahvil getirileri yükselmeye devam ediyor. Gösterge tahvil getirisi %11,45’in üzerine çıkarak Ocak 2012’den, 10 yıllık tahvil getirisi ise %11’e ulaşarak Mayıs 2010’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü.• Emtia piyasalarında, Çin’de ekonomik aktivitenin yavaşlayacağına yönelik endişeler ve Ukrayna-Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla, altın 1358 $/ons ile 20 Eylül’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve yılbaşından bu yana %13 civarında primlenmiş oldu. Bakır düşüşünü sürdürerek son 44 ayın en düşüğüne gerilerken, ABD’de WTI petrol de düşmeye devam etti ve 100 $’ın altına geriledi. Brent petrol ise 108.3 $ seviyesinde yatay. (Akbank Araştırmalar Kurulu)
Zaman
Ekonomi
12.03.2014
Altın15ayınzirvesindeAltın 15 ayın zirvesinde
Altın 15 ayın zirvesinde
Zaman
12.03.2014
17:35
Dolar, dış piyasalar ve iç siyasi endişeler sebebiyle yükselişe geçti. Bankalararası piyasada güne 2,2446 liradan başlayan dolar 2,2555e kadar yükseldikten sonra 2,26dan alıcı buldu. Gün içinde 2,23e geriledi. Spot altın, Çinde büyümenin hız keseceği endişesi ve Ukraynada süren gerilimle birlikte 1360 dolar sınırına yaklaştı. Kapalıçarşıda altının gramı 15 ayın en yükseği olan 98,50 lirayı gördü. Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,2503 TLden alınan dolar 2,2511 TLden satılırken, 3,1199 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 3,1204 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3861 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,2503 2,2511 0,16Euro 3,1199 3,1204 0,2Avusturalya Dolari 2,0090 2,0240 0,9Kanada Dolari 2,0210 2,0300 1,05Isvicre Frangi 2,5650 2,5668 0,23Danimarka Kronu 0,4163 0,4180 1,06Ingiliz Sterlini 3,7431 3,7458 0,27100 Japon Yeni 45,6430 45,7190 -0,2Norvec Kronu 0,3761 0,3774 0,96Saudi Riyali 0,5985 0,6017 1,08Isvec Kronu 0,3518 0,3530 1$/TL 2,25 seviyelerini tekrar test ediyor…• OECD dün yayınlanan raporunda; belli başlı gelişmiş ekonomilerde destekleyici para politikalarının etkisiyle toparlanmanın sürdüğü belirtildi. Ayrıca gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma dünya ticaretinin de artmasına destek oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise karışık bir görünüm hakim: Çin’in dahil olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme devam ederken, diğer bazı GOÜ’lerde ise sermaye akımlarının azalmasının da etkisiyle büyümenin hız kestiği belirtildi.• Gelişmiş ekonomilerde her ne kadar yılın ilk çeyreğinde gibi geçici faktörler büyümeyi aşağı yönlü etkide bulunsa da kademeli toparlanma sürüyor. ABD’nin yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak %1,7, ikinci çeyreğinde %3,1 büyüyeceği tahmin ediliyor. Euro Bölgesi toparlanma sürecinde bölgesel farklılıkların sürdüğüne dikkat çekilirken; Almanya, Fransa ve İtalya’nın ilk çeyrekte ortalama %1,9, ikinci çeyrekte ise %1,4 büyümesi bekleniyor. Euro Bölgesi ve Japonya’da enflasyonun hedefin altında, toparlanmanın da hedeflenenden zayıf seyrettiği ve bu nedenle destekleyici politikalarının sürdürülmesi veya hatta artırılması gerekebileceği belirtildi.• Döviz piyasalarında Çin’e dair artan büyüme endişeleriyle global risk iştahındaki azalışın etkisi görülüyor; dün 103,5 seviyelerini test eden USD/JPY paritesi, bu sabah ise 102,9 seviyelerine geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde ise %1,3’e ulaşan değer kayıpları görüldü. $/TL ise Cuma gününden bu yana yükselişte; bu sabah 2,25 seviyelerinden işlem görüyor.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi sınırlı bir geri çekilme ile %2,76 seviyelerine gerilemesine rağmen son dönemde yukarı yönlü bir trend izlerken, Almanya 10 yıllık tahvil getirisi ise aşağı yönlü bir trend izliyor. İki ülke tahvilinin farklı trend izlemesinde, FED’in varlık alım programını kademeli olarak azaltmasına devam ederken, ECB’nin deflasyon endişeleri nedeniyle genişlemeci bir adıma açık kapı bırakması etkili oluyor. ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil getirileri arasında getiri farkı 2006 yılından bu yana en yüksek seviyelere çıkarken, Almanya borçlanmasının ek bir genişletici adım atması beklenmeyen İngiltere ile 10 yıllık getiri farkı 1998’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.• ABD borsalarında S&P 500 endeksi %0,5 düşüş gösterirken, BIST-100 endeksi %0,5 artış kaydetti. Asya borsaları bu sabah satıcılı bir seyir izliyor.• Yurtiçi faiz piyasalarında ise Güney Afrika ve Endonezya gibi ülkelerde görülen aşağı yönlü trendin aksine tahvil getirileri yükselmeye devam ediyor. Gösterge tahvil getirisi %11,45’in üzerine çıkarak Ocak 2012’den, 10 yıllık tahvil getirisi ise %11’e ulaşarak Mayıs 2010’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü.• Emtia piyasalarında, Çin’de ekonomik aktivitenin yavaşlayacağına yönelik endişeler ve Ukrayna-Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla, altın 1358 $/ons ile 20 Eylül’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve yılbaşından bu yana %13 civarında primlenmiş oldu. Bakır düşüşünü sürdürerek son 44 ayın en düşüğüne gerilerken, ABD’de WTI petrol de düşmeye devam etti ve 100 $’ın altına geriledi. Brent petrol ise 108.3 $ seviyesinde yatay. (Akbank Araştırmalar Kurulu)
Zaman
Ana Sayfa
12.03.2014
Altın15ayınzirvesindeAltın 15 ayın zirvesinde
Dolar 2,26'ya dayandı, altın 4,5 ayın zirvesinde
Zaman
12.03.2014
12:31
Dolar, dış piyasalar ve iç siyasi endişeler sebebiyle yükselişe geçti. Bankalararası piyasada güne 2,2446 liradan başlayan dolar 2,2555e kadar yükseldikten sonra 2,26dan alıcı buldu. Gün içinde 2,24e geriledi. Spot altın, Çinde büyümenin hız keseceği endişesi ve Ukraynada süren gerilimle birlikte 1360 dolar sınırına yaklaştı.Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,2503 TLden alınan dolar 2,2511 TLden satılırken, 3,1199 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 3,1204 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3861 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,2503 2,2511 0,16Euro 3,1199 3,1204 0,2Avusturalya Dolari 2,0090 2,0240 0,9Kanada Dolari 2,0210 2,0300 1,05Isvicre Frangi 2,5650 2,5668 0,23Danimarka Kronu 0,4163 0,4180 1,06Ingiliz Sterlini 3,7431 3,7458 0,27100 Japon Yeni 45,6430 45,7190 -0,2Norvec Kronu 0,3761 0,3774 0,96Saudi Riyali 0,5985 0,6017 1,08Isvec Kronu 0,3518 0,3530 1$/TL 2,25 seviyelerini tekrar test ediyor…• OECD dün yayınlanan raporunda; belli başlı gelişmiş ekonomilerde destekleyici para politikalarının etkisiyle toparlanmanın sürdüğü belirtildi. Ayrıca gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma dünya ticaretinin de artmasına destek oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise karışık bir görünüm hakim: Çin’in dahil olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme devam ederken, diğer bazı GOÜ’lerde ise sermaye akımlarının azalmasının da etkisiyle büyümenin hız kestiği belirtildi.• Gelişmiş ekonomilerde her ne kadar yılın ilk çeyreğinde gibi geçici faktörler büyümeyi aşağı yönlü etkide bulunsa da kademeli toparlanma sürüyor. ABD’nin yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak %1,7, ikinci çeyreğinde %3,1 büyüyeceği tahmin ediliyor. Euro Bölgesi toparlanma sürecinde bölgesel farklılıkların sürdüğüne dikkat çekilirken; Almanya, Fransa ve İtalya’nın ilk çeyrekte ortalama %1,9, ikinci çeyrekte ise %1,4 büyümesi bekleniyor. Euro Bölgesi ve Japonya’da enflasyonun hedefin altında, toparlanmanın da hedeflenenden zayıf seyrettiği ve bu nedenle destekleyici politikalarının sürdürülmesi veya hatta artırılması gerekebileceği belirtildi.• Döviz piyasalarında Çin’e dair artan büyüme endişeleriyle global risk iştahındaki azalışın etkisi görülüyor; dün 103,5 seviyelerini test eden USD/JPY paritesi, bu sabah ise 102,9 seviyelerine geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde ise %1,3’e ulaşan değer kayıpları görüldü. $/TL ise Cuma gününden bu yana yükselişte; bu sabah 2,25 seviyelerinden işlem görüyor.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi sınırlı bir geri çekilme ile %2,76 seviyelerine gerilemesine rağmen son dönemde yukarı yönlü bir trend izlerken, Almanya 10 yıllık tahvil getirisi ise aşağı yönlü bir trend izliyor. İki ülke tahvilinin farklı trend izlemesinde, FED’in varlık alım programını kademeli olarak azaltmasına devam ederken, ECB’nin deflasyon endişeleri nedeniyle genişlemeci bir adıma açık kapı bırakması etkili oluyor. ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil getirileri arasında getiri farkı 2006 yılından bu yana en yüksek seviyelere çıkarken, Almanya borçlanmasının ek bir genişletici adım atması beklenmeyen İngiltere ile 10 yıllık getiri farkı 1998’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.• ABD borsalarında S&P 500 endeksi %0,5 düşüş gösterirken, BIST-100 endeksi %0,5 artış kaydetti. Asya borsaları bu sabah satıcılı bir seyir izliyor.• Yurtiçi faiz piyasalarında ise Güney Afrika ve Endonezya gibi ülkelerde görülen aşağı yönlü trendin aksine tahvil getirileri yükselmeye devam ediyor. Gösterge tahvil getirisi %11,45’in üzerine çıkarak Ocak 2012’den, 10 yıllık tahvil getirisi ise %11’e ulaşarak Mayıs 2010’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü.• Emtia piyasalarında, Çin’de ekonomik aktivitenin yavaşlayacağına yönelik endişeler ve Ukrayna-Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla, altın 1358 $/ons ile 20 Eylül’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve yılbaşından bu yana %13 civarında primlenmiş oldu. Bakır düşüşünü sürdürerek son 44 ayın en düşüğüne gerilerken, ABD’de WTI petrol de düşmeye devam etti ve 100 $’ın altına geriledi. Brent petrol ise 108.3 $ seviyesinde yatay. (Akbank Araştırmalar Kurulu)
Zaman
Ekonomi
12.03.2014
Dolar226yadayandıaltın45ayınzirvesindeDolar 226ya dayandı altın 45 ayın zirvesinde
Dolar 2,26'ya dayandı, altın 4,5 ayın zirvesinde
Zaman
12.03.2014
12:31
Dolar, dış piyasalar ve iç siyasi endişeler sebebiyle yükselişe geçti. Bankalararası piyasada güne 2,2446 liradan başlayan dolar 2,2555e kadar yükseldikten sonra 2,26dan alıcı buldu. Gün içinde 2,24e geriledi. Spot altın, Çinde büyümenin hız keseceği endişesi ve Ukraynada süren gerilimle birlikte 1360 dolar sınırına yaklaştı.Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,2503 TLden alınan dolar 2,2511 TLden satılırken, 3,1199 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 3,1204 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3861 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,2503 2,2511 0,16Euro 3,1199 3,1204 0,2Avusturalya Dolari 2,0090 2,0240 0,9Kanada Dolari 2,0210 2,0300 1,05Isvicre Frangi 2,5650 2,5668 0,23Danimarka Kronu 0,4163 0,4180 1,06Ingiliz Sterlini 3,7431 3,7458 0,27100 Japon Yeni 45,6430 45,7190 -0,2Norvec Kronu 0,3761 0,3774 0,96Saudi Riyali 0,5985 0,6017 1,08Isvec Kronu 0,3518 0,3530 1$/TL 2,25 seviyelerini tekrar test ediyor…• OECD dün yayınlanan raporunda; belli başlı gelişmiş ekonomilerde destekleyici para politikalarının etkisiyle toparlanmanın sürdüğü belirtildi. Ayrıca gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma dünya ticaretinin de artmasına destek oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise karışık bir görünüm hakim: Çin’in dahil olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme devam ederken, diğer bazı GOÜ’lerde ise sermaye akımlarının azalmasının da etkisiyle büyümenin hız kestiği belirtildi.• Gelişmiş ekonomilerde her ne kadar yılın ilk çeyreğinde gibi geçici faktörler büyümeyi aşağı yönlü etkide bulunsa da kademeli toparlanma sürüyor. ABD’nin yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak %1,7, ikinci çeyreğinde %3,1 büyüyeceği tahmin ediliyor. Euro Bölgesi toparlanma sürecinde bölgesel farklılıkların sürdüğüne dikkat çekilirken; Almanya, Fransa ve İtalya’nın ilk çeyrekte ortalama %1,9, ikinci çeyrekte ise %1,4 büyümesi bekleniyor. Euro Bölgesi ve Japonya’da enflasyonun hedefin altında, toparlanmanın da hedeflenenden zayıf seyrettiği ve bu nedenle destekleyici politikalarının sürdürülmesi veya hatta artırılması gerekebileceği belirtildi.• Döviz piyasalarında Çin’e dair artan büyüme endişeleriyle global risk iştahındaki azalışın etkisi görülüyor; dün 103,5 seviyelerini test eden USD/JPY paritesi, bu sabah ise 102,9 seviyelerine geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde ise %1,3’e ulaşan değer kayıpları görüldü. $/TL ise Cuma gününden bu yana yükselişte; bu sabah 2,25 seviyelerinden işlem görüyor.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi sınırlı bir geri çekilme ile %2,76 seviyelerine gerilemesine rağmen son dönemde yukarı yönlü bir trend izlerken, Almanya 10 yıllık tahvil getirisi ise aşağı yönlü bir trend izliyor. İki ülke tahvilinin farklı trend izlemesinde, FED’in varlık alım programını kademeli olarak azaltmasına devam ederken, ECB’nin deflasyon endişeleri nedeniyle genişlemeci bir adıma açık kapı bırakması etkili oluyor. ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil getirileri arasında getiri farkı 2006 yılından bu yana en yüksek seviyelere çıkarken, Almanya borçlanmasının ek bir genişletici adım atması beklenmeyen İngiltere ile 10 yıllık getiri farkı 1998’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.• ABD borsalarında S&P 500 endeksi %0,5 düşüş gösterirken, BIST-100 endeksi %0,5 artış kaydetti. Asya borsaları bu sabah satıcılı bir seyir izliyor.• Yurtiçi faiz piyasalarında ise Güney Afrika ve Endonezya gibi ülkelerde görülen aşağı yönlü trendin aksine tahvil getirileri yükselmeye devam ediyor. Gösterge tahvil getirisi %11,45’in üzerine çıkarak Ocak 2012’den, 10 yıllık tahvil getirisi ise %11’e ulaşarak Mayıs 2010’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü.• Emtia piyasalarında, Çin’de ekonomik aktivitenin yavaşlayacağına yönelik endişeler ve Ukrayna-Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla, altın 1358 $/ons ile 20 Eylül’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve yılbaşından bu yana %13 civarında primlenmiş oldu. Bakır düşüşünü sürdürerek son 44 ayın en düşüğüne gerilerken, ABD’de WTI petrol de düşmeye devam etti ve 100 $’ın altına geriledi. Brent petrol ise 108.3 $ seviyesinde yatay. (Akbank Araştırmalar Kurulu)
Zaman
Ana Sayfa
12.03.2014
Dolar226yadayandıaltın45ayınzirvesindeDolar 226ya dayandı altın 45 ayın zirvesinde
Dolar 2,25'i geçti, altın 4,5 ayın zirvesinde
Zaman
12.03.2014
09:48
Dolar dış piyasalar ve iç siyasi endişeler nedeniyle yükselişe geçti. Bankalararası piyasada güne 2,2446 liradan başlayan dolar 2,2555e kadar yükseldikten sonra 2,2510 liradan alıcı buluyor. Spot altın, Çinde büyümenin hız keseceği endişesi ve Ukraynada süren gerilimle birlikte 1360 dolar sınırına yaklaştı.Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,2503 TLden alınan dolar 2,2511 TLden satılırken, 3,1199 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 3,1204 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3861 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,2503 2,2511 0,16Euro 3,1199 3,1204 0,2Avusturalya Dolari 2,0090 2,0240 0,9Kanada Dolari 2,0210 2,0300 1,05Isvicre Frangi 2,5650 2,5668 0,23Danimarka Kronu 0,4163 0,4180 1,06Ingiliz Sterlini 3,7431 3,7458 0,27100 Japon Yeni 45,6430 45,7190 -0,2Norvec Kronu 0,3761 0,3774 0,96Saudi Riyali 0,5985 0,6017 1,08Isvec Kronu 0,3518 0,3530 1$/TL 2,25 seviyelerini tekrar test ediyor…• OECD dün yayınlanan raporunda; belli başlı gelişmiş ekonomilerde destekleyici para politikalarının etkisiyle toparlanmanın sürdüğü belirtildi. Ayrıca gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma dünya ticaretinin de artmasına destek oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise karışık bir görünüm hakim: Çin’in dahil olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme devam ederken, diğer bazı GOÜ’lerde ise sermaye akımlarının azalmasının da etkisiyle büyümenin hız kestiği belirtildi.• Gelişmiş ekonomilerde her ne kadar yılın ilk çeyreğinde gibi geçici faktörler büyümeyi aşağı yönlü etkide bulunsa da kademeli toparlanma sürüyor. ABD’nin yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak %1,7, ikinci çeyreğinde %3,1 büyüyeceği tahmin ediliyor. Euro Bölgesi toparlanma sürecinde bölgesel farklılıkların sürdüğüne dikkat çekilirken; Almanya, Fransa ve İtalya’nın ilk çeyrekte ortalama %1,9, ikinci çeyrekte ise %1,4 büyümesi bekleniyor. Euro Bölgesi ve Japonya’da enflasyonun hedefin altında, toparlanmanın da hedeflenenden zayıf seyrettiği ve bu nedenle destekleyici politikalarının sürdürülmesi veya hatta artırılması gerekebileceği belirtildi.• Döviz piyasalarında Çin’e dair artan büyüme endişeleriyle global risk iştahındaki azalışın etkisi görülüyor; dün 103,5 seviyelerini test eden USD/JPY paritesi, bu sabah ise 102,9 seviyelerine geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde ise %1,3’e ulaşan değer kayıpları görüldü. $/TL ise Cuma gününden bu yana yükselişte; bu sabah 2,25 seviyelerinden işlem görüyor.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi sınırlı bir geri çekilme ile %2,76 seviyelerine gerilemesine rağmen son dönemde yukarı yönlü bir trend izlerken, Almanya 10 yıllık tahvil getirisi ise aşağı yönlü bir trend izliyor. İki ülke tahvilinin farklı trend izlemesinde, FED’in varlık alım programını kademeli olarak azaltmasına devam ederken, ECB’nin deflasyon endişeleri nedeniyle genişlemeci bir adıma açık kapı bırakması etkili oluyor. ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil getirileri arasında getiri farkı 2006 yılından bu yana en yüksek seviyelere çıkarken, Almanya borçlanmasının ek bir genişletici adım atması beklenmeyen İngiltere ile 10 yıllık getiri farkı 1998’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.• ABD borsalarında S&P 500 endeksi %0,5 düşüş gösterirken, BIST-100 endeksi %0,5 artış kaydetti. Asya borsaları bu sabah satıcılı bir seyir izliyor.• Yurtiçi faiz piyasalarında ise Güney Afrika ve Endonezya gibi ülkelerde görülen aşağı yönlü trendin aksine tahvil getirileri yükselmeye devam ediyor. Gösterge tahvil getirisi %11,45’in üzerine çıkarak Ocak 2012’den, 10 yıllık tahvil getirisi ise %11’e ulaşarak Mayıs 2010’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü.• Emtia piyasalarında, Çin’de ekonomik aktivitenin yavaşlayacağına yönelik endişeler ve Ukrayna-Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla, altın 1358 $/ons ile 20 Eylül’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve yılbaşından bu yana %13 civarında primlenmiş oldu. Bakır düşüşünü sürdürerek son 44 ayın en düşüğüne gerilerken, ABD’de WTI petrol de düşmeye devam etti ve 100 $’ın altına geriledi. Brent petrol ise 108.3 $ seviyesinde yatay. (Akbank Araştırmalar Kurulu)
Zaman
Ekonomi
12.03.2014
Dolar225igeçtialtın45ayınzirvesindeDolar 225i geçti altın 45 ayın zirvesinde
Dolar 2,25'i geçti, altın 4,5 ayın zirvesinde
Zaman
12.03.2014
09:48
Dolar dış piyasalar ve iç siyasi endişeler nedeniyle yükselişe geçti. Bankalararası piyasada güne 2,2446 liradan başlayan dolar 2,2555e kadar yükseldikten sonra 2,2510 liradan alıcı buluyor. Spot altın, Çinde büyümenin hız keseceği endişesi ve Ukraynada süren gerilimle birlikte 1360 dolar sınırına yaklaştı.Serbest piyasada bu sabah itibarıyla 2,2503 TLden alınan dolar 2,2511 TLden satılırken, 3,1199 TLden alınan Euronun satış fiyatı ise 3,1204 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3861 seviyesinde.İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle:Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)ABD Dolari 2,2503 2,2511 0,16Euro 3,1199 3,1204 0,2Avusturalya Dolari 2,0090 2,0240 0,9Kanada Dolari 2,0210 2,0300 1,05Isvicre Frangi 2,5650 2,5668 0,23Danimarka Kronu 0,4163 0,4180 1,06Ingiliz Sterlini 3,7431 3,7458 0,27100 Japon Yeni 45,6430 45,7190 -0,2Norvec Kronu 0,3761 0,3774 0,96Saudi Riyali 0,5985 0,6017 1,08Isvec Kronu 0,3518 0,3530 1$/TL 2,25 seviyelerini tekrar test ediyor…• OECD dün yayınlanan raporunda; belli başlı gelişmiş ekonomilerde destekleyici para politikalarının etkisiyle toparlanmanın sürdüğü belirtildi. Ayrıca gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma dünya ticaretinin de artmasına destek oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise karışık bir görünüm hakim: Çin’in dahil olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde büyüme devam ederken, diğer bazı GOÜ’lerde ise sermaye akımlarının azalmasının da etkisiyle büyümenin hız kestiği belirtildi.• Gelişmiş ekonomilerde her ne kadar yılın ilk çeyreğinde gibi geçici faktörler büyümeyi aşağı yönlü etkide bulunsa da kademeli toparlanma sürüyor. ABD’nin yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak %1,7, ikinci çeyreğinde %3,1 büyüyeceği tahmin ediliyor. Euro Bölgesi toparlanma sürecinde bölgesel farklılıkların sürdüğüne dikkat çekilirken; Almanya, Fransa ve İtalya’nın ilk çeyrekte ortalama %1,9, ikinci çeyrekte ise %1,4 büyümesi bekleniyor. Euro Bölgesi ve Japonya’da enflasyonun hedefin altında, toparlanmanın da hedeflenenden zayıf seyrettiği ve bu nedenle destekleyici politikalarının sürdürülmesi veya hatta artırılması gerekebileceği belirtildi.• Döviz piyasalarında Çin’e dair artan büyüme endişeleriyle global risk iştahındaki azalışın etkisi görülüyor; dün 103,5 seviyelerini test eden USD/JPY paritesi, bu sabah ise 102,9 seviyelerine geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde ise %1,3’e ulaşan değer kayıpları görüldü. $/TL ise Cuma gününden bu yana yükselişte; bu sabah 2,25 seviyelerinden işlem görüyor.• ABD 10 yıllık tahvil getirisi sınırlı bir geri çekilme ile %2,76 seviyelerine gerilemesine rağmen son dönemde yukarı yönlü bir trend izlerken, Almanya 10 yıllık tahvil getirisi ise aşağı yönlü bir trend izliyor. İki ülke tahvilinin farklı trend izlemesinde, FED’in varlık alım programını kademeli olarak azaltmasına devam ederken, ECB’nin deflasyon endişeleri nedeniyle genişlemeci bir adıma açık kapı bırakması etkili oluyor. ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil getirileri arasında getiri farkı 2006 yılından bu yana en yüksek seviyelere çıkarken, Almanya borçlanmasının ek bir genişletici adım atması beklenmeyen İngiltere ile 10 yıllık getiri farkı 1998’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.• ABD borsalarında S&P 500 endeksi %0,5 düşüş gösterirken, BIST-100 endeksi %0,5 artış kaydetti. Asya borsaları bu sabah satıcılı bir seyir izliyor.• Yurtiçi faiz piyasalarında ise Güney Afrika ve Endonezya gibi ülkelerde görülen aşağı yönlü trendin aksine tahvil getirileri yükselmeye devam ediyor. Gösterge tahvil getirisi %11,45’in üzerine çıkarak Ocak 2012’den, 10 yıllık tahvil getirisi ise %11’e ulaşarak Mayıs 2010’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü.• Emtia piyasalarında, Çin’de ekonomik aktivitenin yavaşlayacağına yönelik endişeler ve Ukrayna-Rusya arasındaki gerilimin artmasıyla, altın 1358 $/ons ile 20 Eylül’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve yılbaşından bu yana %13 civarında primlenmiş oldu. Bakır düşüşünü sürdürerek son 44 ayın en düşüğüne gerilerken, ABD’de WTI petrol de düşmeye devam etti ve 100 $’ın altına geriledi. Brent petrol ise 108.3 $ seviyesinde yatay. (Akbank Araştırmalar Kurulu)
Zaman
Ana Sayfa
12.03.2014
Dolar225igeçtialtın45ayınzirvesindeDolar 225i geçti altın 45 ayın zirvesinde
Bahçeli: Başbakan diktatörlük hevesine kapılmış
Zaman
07.03.2014
18:35
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 yıllık Ak Parti iktidarında ülkenin bölünmenin eşiğine geldiğini belirterek, Kütahyadan sesleniyorum; Türkiyeyi kimseye böldürtmeyiz dedi. Bahçeli, Başbakan Erdoğanın tek adam olmaya oynadığı görüşünü savunarak Diktatörlük hevesine kapılmış dedi.Kütahyada partisinin seçim bürosunun açılışında yaklaşık 5 bin kişiye hitap eden Bahçeli, Türkiye demokratik açılım zırvasıyla, Osloda başlayan İmralıda coşan ve Kandilde noktalanmak istenen bir Kuzey Kürdistan özerklik yönetimi oluşturma konuları Türkiyede PKKyı cesaretlendirmiştir dedi. PKKnın, 2014 yılını sözde özerklik yılı ilan ettiğini belirten Bahçeli, 30 Marttan sonra ilan edeceklerini söylemektedirler. Demokratik açılım bu yönüyle Türkiyenin bir ihanet açılımı olarak tarihe kayıt düşecektir diye konuştu.Hükümetin Suriye politikası sayesinde Suriyenin kuzeyinde PKKnın bu ülkedeki uzantısı PYDnin özerklik ilan ettiğini hatırlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:Türkiyede ise sayın Başbakanın, Barzaniyle beraber Diyarbakırda buluşup Kuzey Kürdistan sözünü kullanması ve bu süreç içerisinde neyin müzakeresini yapmışlarsa o müzakere sonucu ulaşmak istedikleri yer bugün için anlaşılıyor ki Kuzey Kürdistan ve özerklik yönetimi. Şimdi Kütahyadan sesleniyoruz. 3-4 gün önce Mecliste yeni bir demokratikleşme paketi altında bu özerk yönetimi şekillendirecek ona hukuki destek sağlayacak bir ihanet paketi daha çıkmıştır. Bütün bunların hepsini gördüğümüz zaman Türkiye bölünmenin eşiğine gelmiştir. Bu 11 yıllık iktidar döneminde olmuştur. Şimdi Kütahyadan sesleniyorum Türkiyeyi kimseye böldürtmeyiz, Türkiyede bölücü terörle Kürt kökenli kardeşlerimizi bir birine karıştırmayız. Türkiyede terörün kökünü kazır birlik ve beraberliğimizi devam ettiririz. Ne bir karış toprak veririz ne bir insanımızı kaybederiz.MEDYAYA BASKIHükümetin ülkeyi kaos, kargaşa, kamplaşmaya sürüklediğini ileri süren Bahçeli, Türkiyenin durumları da gittikçe ağırlaşıyor. Sosyal, Ekonomik yönden gelir dağılımındaki adaletsizlik gittikçe yaygınlaşmıştır dedi.Bahçeli, hükümetin medyaya baskı yaptığına değinirken de Bir medya patronu bir açıklamadan dolayı başbakan tarafından azarlanıyor oda hüngür hüngür ağlıyor. Bu ne demektir? diye sordu. Bahçeli, 17 Aralıkta yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna değinirken de şöyle dedi:17 Aralık yolsuzluk ve rüşvetin sorgulandığı bir gündür. Türk milleti için bir yüz karasıdır. Bu günkü iktidar için de bir yüz karasıdır ve Türkiye için kötü bir gündür. Şimdi bunu iyi anlamak lazım bugün 81 gün oldu. Türkiyede hala rüşvetin üzerine gidilmiyor. Artık her şey ayaklara düştü. Bu durum karşısında sayın başbakanın evladıyla olan konuşmalarında da kalkıyor diyor ki bunlar bana yapılan bir montajdır diyor. Sayın Başbakan bir operasyon var o operasyonda 41 kişi tutuklanmış o operasyonda genel müdür var, belediye başkanı var, iş adamları var AKPnin yandaşları olarak dört bakan ve çocukları var birde İrandan gelmiş neidüğü belirsiz bir uşak var. Bu İrandan gelen bakanları avucunun içerisine almış hepsine rüşvet veriyor kendisi de İranın menfaatine kara para aklıyor altın kaçakçılığı yapıyor. Bu arada bir banka müdürü evine 4.5 milyon dolar para yakalanıyor buda ayakkabı kutusuna konulmuş halde.Hükümetin, yolsuzlukla mücadelenin devamı için gayret gösteren savcıları kıyıma uğrattığını, 8 bini aşkın polis memurunun yerlerini değiştirdiğini anlatan Bahçeli, kamu görevlilerinin baskı altına alındığını söyledi.Bahçeli, Erdoğanın tek adam olmaya oynadığı görüşünü savunurken de Başbakanlığın ötesinde bir ihtirasa bir kibre saplanmış ve tek adama oynuyor. İleriki günlerde bunlardan üstünden gelebilmek için otoriter rejim, arkasında da diktatörlük hevesine kapılmış. Başbakan yasamada, yürütmede, medyada sağlamış olduğu gücün yanına yargıyı da kuşatarak, yeniden HSYKyı değiştirerek Adalet Bakanlığına üstün yetkililer vererek, orayı kuşatmış, sonra siyasallaştırmış, şimdide orası AKPlileştirmiş durumdadır. Bu güç ve bu güç alanı Recep Tayyip Erdoğanı yoldan çıkartıyor. Konuşmalarında üslup değişmiş, yine sağda solda atıp kesiyor, bir gün süngün düşse kaçacak yer bulamazsın sen.
Zaman
Son Dakika
07.03.2014
BahçeliBaşbakandiktatörlükhevesinekapılmışBahçeli Başbakan diktatörlük hevesine kapılmış
Selim Işıklar - Piyasalar için mart ayı çok şey ifade ediyor
Zaman
02.03.2014
02:18
2014 yılının iki ayı değerlendirildiğinde piyasalarda tam anlamıyla gergin bir bekleyiş hakim diyebiliriz. Hemen her gün ve sonunda bir ertesi güne hangi şokla başlanacak korkusu hakim.Fiyatların yeterli bir şekilde düştüğüne inanan yatırımcılar, alıma geçtiklerinde daha düşük fiyatların da olabileceğine inanmaları ile tekrar satışa geçebiliyorlar. Bilanço beklentileri ve açıklanacak temettü kararları, genel kurullar genellikle mart ayını önemli kılar. 2014 yılında ise Mart sonundaki yerel seçimler bu martı farklı kılıyor. Yatırımcılar uzun zamandır piyasaların çok sağlıklı gitmediğinin farkında. Zaten birçok hisse rekorların kırıldığı 2013 yılında bile aşırı değer yitirmiş durumdaydı. Bu yaşadığımız süreçte ciddi bir güven kaybı ile hayal kırıklığı ayrı bir satış baskısı oluşturdu. Hisselerin değerleri bir yıl öncesine göre ortalama yüzde 50 civarında gerilemiş durumda. Uluslararası konjonktürde yaşanan gelişmeler ve özellikle Gezi olayları sonrasında Türkiye kazançlarını bir anda geri verdi. Sürecin devamında istikrarı ve güveni sarsan gelişmeler ortaya çıkmaya başladı. Bakanların istifasına yol açan vahim gelişmeler Türkiye’nin imajına önemli bir darbe vurdu ve güven sarsıldı. Geçen hafta ise çöküşün eşiğinden dönüldü. Piyasalar Ukrayna’daki Rusya-ABD gerilimine bakmadı bile. 61.000 puan kırılsaydı durum farklı olabilirdi. Dolar 2,5 sınırından döndürüldü. Her şeye rağmen hiçbir şey olmamış gibi hareket etmeye çalışan piyasalar siyasi olaylara sınırlı tepkiler veriyor gibi görünüyor. Bunun altında birkaç sebep var. Birincisi piyasalar yeteri kadar hırpalandı. Güven sarsıldı ve seçimlerde mevcut hükümetin erken seçim kararı bile alabileceğini hesaplamaya başladı. Bir başka neden ağırlıklı yabancı yatırımcılar genellikle mart sonu ve nisan aylarında şirketlerden kâr paylarını alıyorlar. Belki bu nedenle şok satış sonrası hisselerini geri alıyorlar. En önemlisi de ABD işsizlik verisi ve tarım dışı istihdam verilerinin bu ayki beklentilerinin zayıf olmasından kaynaklanıyor olabilir. Sonuç olarak ağır yara alınan ve güven kaybının had safhada olduğu bir süreçten geçiyoruz. Piyasalar gerilimli bir şekilde mart ayı sonunu bekliyor. Borsa 60 bin puanda tutunmaya çalışırken dolar ve faiz, Ukrayna’daki gelişmeler ile ABD verilerine odaklanmış durumda. 11 yılın düzeltmesi devam ederken Türkiye’nin çıkış yolu yeni bir çıpa bulmasından geçiyor, şu durumda Türkiye savrulmuş nereye gittiği belli olmayan bir görüntü veriyor. Yükselen enflasyon, yükselen maliyetlerin bir araya gelmesi Türkiye’yi bir stagflasyona (durgunluk içinde yaşanan enflasyon) soktu denilebilir. Büyüme konusunda çok umutlu değilim. Hatta bu gidişle küçülme yaşanırsa da çok şaşmam. Türkiye bu durumu aşmak için çabalamıyor gibi. Mart ayı dert ayı derler. Piyasalar ve ekonomi için bu mart ayı çok şey ifade ediyor. Birçok risk unsurunu barındırdığı gibi beklenmedik yeni gelişmelere açık bir ay. Yeterince riskler satıldı diyenler daha uzun vadeli bakmalı ve tedbirli olmalı.Altın, iki ayda yüzde 11 yükseldiAltın fiyatları, 2014 yılına hızlı başladı. Altının onsu iki ayda yüzde 11 yükseldi. Dolardaki artış ile birlikte altın fiyatları yüzde 13 civarında bir artış kaydetti. Bu yükselişte ABD Merkez Bankası FED’in yeni başkanı Janet Yellen’in payının olduğu düşünülebilir. Zira gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı ne kadar güçlü olursa olsun dolar, son iki aydır uluslararası piyasalarda zayıf bir görünüm izliyor. FED, mart ayı toplantısında, bu hafta açıklanacak işsizlik verileri ve tarım dışı istihdam verilerine göre hareket edecek. Şu ana kadar yapılan açıklamalar, mevsimsel şartlardan dolayı verilerin zayıf çıkabileceği yönünde. Dolar/Euro paritesi 1,38 seviyesine kadar yükselmiş durumda, iki ay öncesinde olduğu gibi. Zayıf dolar, altın fiyatlarına destek vermeye devam ederken, Ukrayna’da Rusya’nın müdahale edebileceği kaygıları bir diğer etken oldu fiyatların yükselişinde. Sonuç olarak ons, 1.360 dolar seviyesinde bulunan direnç noktasına oldukça yakın bir durumda ve bu seviyeleri aştığı takdirde yükselişine devam edebilir. 1.400 dolar civarında ise muhtemelen dönüş başlayacaktır. Daha başka bir deyişle yüzde 13 yükselen altın fiyatları şu sıralarda satış için değerlendirilebilecek seviyelere yaklaşıyor da denilebilir. Gelişmelere bakılırsa 1.180-1.360 dolar seviyeleri 2014 yılı içinde dalgalanma aralığı olarak takip edilebilir.
Zaman
Köşe Yazıları
02.03.2014
SelimIşıklar-PiyasalariçinmartayıçokşeyifadeediyorSelim Işıklar - Piyasalar için mart ayı çok şey ifade ediyor
Selim Işıklar - Piyasalar için mart ayı çok şey ifade ediyor
Zaman
02.03.2014
02:08
2014 yılının iki ayı değerlendirildiğinde piyasalarda tam anlamıyla gergin bir bekleyiş hakim diyebiliriz. Hemen her gün ve sonunda bir ertesi güne hangi şokla başlanacak korkusu hakim.Fiyatların yeterli bir şekilde düştüğüne inanan yatırımcılar, alıma geçtiklerinde daha düşük fiyatların da olabileceğine inanmaları ile tekrar satışa geçebiliyorlar. Bilanço beklentileri ve açıklanacak temettü kararları, genel kurullar genellikle mart ayını önemli kılar. 2014 yılında ise Mart sonundaki yerel seçimler bu martı farklı kılıyor. Yatırımcılar uzun zamandır piyasaların çok sağlıklı gitmediğinin farkında. Zaten birçok hisse rekorların kırıldığı 2013 yılında bile aşırı değer yitirmiş durumdaydı. Bu yaşadığımız süreçte ciddi bir güven kaybı ile hayal kırıklığı ayrı bir satış baskısı oluşturdu. Hisselerin değerleri bir yıl öncesine göre ortalama yüzde 50 civarında gerilemiş durumda. Uluslararası konjonktürde yaşanan gelişmeler ve özellikle Gezi olayları sonrasında Türkiye kazançlarını bir anda geri verdi. Sürecin devamında istikrarı ve güveni sarsan gelişmeler ortaya çıkmaya başladı. Bakanların istifasına yol açan vahim gelişmeler Türkiye’nin imajına önemli bir darbe vurdu ve güven sarsıldı. Geçen hafta ise çöküşün eşiğinden dönüldü. Piyasalar Ukrayna’daki Rusya-ABD gerilimine bakmadı bile. 61.000 puan kırılsaydı durum farklı olabilirdi. Dolar 2,5 sınırından döndürüldü. Her şeye rağmen hiçbir şey olmamış gibi hareket etmeye çalışan piyasalar siyasi olaylara sınırlı tepkiler veriyor gibi görünüyor. Bunun altında birkaç sebep var. Birincisi piyasalar yeteri kadar hırpalandı. Güven sarsıldı ve seçimlerde mevcut hükümetin erken seçim kararı bile alabileceğini hesaplamaya başladı. Bir başka neden ağırlıklı yabancı yatırımcılar genellikle mart sonu ve nisan aylarında şirketlerden kâr paylarını alıyorlar. Belki bu nedenle şok satış sonrası hisselerini geri alıyorlar. En önemlisi de ABD işsizlik verisi ve tarım dışı istihdam verilerinin bu ayki beklentilerinin zayıf olmasından kaynaklanıyor olabilir. Sonuç olarak ağır yara alınan ve güven kaybının had safhada olduğu bir süreçten geçiyoruz. Piyasalar gerilimli bir şekilde mart ayı sonunu bekliyor. Borsa 60 bin puanda tutunmaya çalışırken dolar ve faiz, Ukrayna’daki gelişmeler ile ABD verilerine odaklanmış durumda. 11 yılın düzeltmesi devam ederken Türkiye’nin çıkış yolu yeni bir çıpa bulmasından geçiyor, şu durumda Türkiye savrulmuş nereye gittiği belli olmayan bir görüntü veriyor. Yükselen enflasyon, yükselen maliyetlerin bir araya gelmesi Türkiye’yi bir stagflasyona (durgunluk içinde yaşanan enflasyon) soktu denilebilir. Büyüme konusunda çok umutlu değilim. Hatta bu gidişle küçülme yaşanırsa da çok şaşmam. Türkiye bu durumu aşmak için çabalamıyor gibi. Mart ayı dert ayı derler. Piyasalar ve ekonomi için bu mart ayı çok şey ifade ediyor. Birçok risk unsurunu barındırdığı gibi beklenmedik yeni gelişmelere açık bir ay. Yeterince riskler satıldı diyenler daha uzun vadeli bakmalı ve tedbirli olmalı.Altın, iki ayda yüzde 11 yükseldiAltın fiyatları, 2014 yılına hızlı başladı. Altının onsu iki ayda yüzde 11 yükseldi. Dolardaki artış ile birlikte altın fiyatları yüzde 13 civarında bir artış kaydetti. Bu yükselişte ABD Merkez Bankası FED’in yeni başkanı Janet Yellen’in payının olduğu düşünülebilir. Zira gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı ne kadar güçlü olursa olsun dolar, son iki aydır uluslararası piyasalarda zayıf bir görünüm izliyor. FED, mart ayı toplantısında, bu hafta açıklanacak işsizlik verileri ve tarım dışı istihdam verilerine göre hareket edecek. Şu ana kadar yapılan açıklamalar, mevsimsel şartlardan dolayı verilerin zayıf çıkabileceği yönünde. Dolar/Euro paritesi 1,38 seviyesine kadar yükselmiş durumda, iki ay öncesinde olduğu gibi. Zayıf dolar, altın fiyatlarına destek vermeye devam ederken, Ukrayna’da Rusya’nın müdahale edebileceği kaygıları bir diğer etken oldu fiyatların yükselişinde. Sonuç olarak ons, 1.360 dolar seviyesinde bulunan direnç noktasına oldukça yakın bir durumda ve bu seviyeleri aştığı takdirde yükselişine devam edebilir. 1.400 dolar civarında ise muhtemelen dönüş başlayacaktır. Daha başka bir deyişle yüzde 13 yükselen altın fiyatları şu sıralarda satış için değerlendirilebilecek seviyelere yaklaşıyor da denilebilir. Gelişmelere bakılırsa 1.180-1.360 dolar seviyeleri 2014 yılı içinde dalgalanma aralığı olarak takip edilebilir.
Zaman
Ana Sayfa
02.03.2014
SelimIşıklar-PiyasalariçinmartayıçokşeyifadeediyorSelim Işıklar - Piyasalar için mart ayı çok şey ifade ediyor
Turhan Bozkurt - Alo Fatih, cari açık niye yüksek?
Zaman
14.02.2014
02:13
Kazandığımız dövizden daha fazlasını harcadık. Faturayı Merkez Bankası açıkladı. Cari açık 2013’te 65 milyar dolara çıktı.Rakam, hükümetin Orta Vadeli Program’daki (OVP) 59 milyar dolarlık tahmininin ve piyasa beklentisinin çok üzerinde. 2012’de cari açık 49 milyar dolar idi. Ekonominin en zayıf halkası biraz daha zayıf düştü. Haliyle ekonominin kırılganlığı arttı. Milli gelire (GSYH) oranı yüzde 8’i bulacak (2012: Yüzde 6,1). Büyümenin yüzde 3 civarında seyrettiği bir senede cari açığın kritik seviye olan yüzde 5’in çok üzerinde kalması yapısal problemleri çözemediğimiz manasına gelir. Araba hızlansa motor su kaynatıyor. Doğan görünümlü de olsa Şahin’in limitleri fazlasını kaldırmaz. Altın ve enerji hariç tutulduğunda kasımda 2,2 milyar dolar olan açık aralıkta 4 milyar dolara yükseldi. Dolayısıyla; altın ve enerji ithalatındaki toplam artış, cari açıkta yaşanan bozulmayı izaha yetmiyor. Cari açığın bu kadar yüksek çıkmasında aralıkta iç talebe bağlı ithalattaki genel artışın payı var. Açık yükseklere çıktıkça gözler uçağın yakıt miktarına (ikmaline), yani finansmana çevrilir. 65 milyar dolar açığa 72 milyar dolar finansman sağlandı. Net hata noksan kaleminden 3,8 milyar dolar geldi. İktisatçılara göre net hata noksan tanımına sığmayacak kadar kabarık bu rakam münhasır bir yazının konusudur. Finansmanda 9,6 milyar dolar doğrudan yabancı yatırımdan sağlandı. Önceki yıllara göre düşmüş. Doğrudan yatırım deyince öyle büyük sanayi yatırımı sanılmasın. Neredeyse yarısı Halkbank’ın halka arz geliri. 24 milyar dolarlık finansman ise hisse senedi, kamu ve özel sektör sabit getirili borçlanmaları yoluyla gerçekleşti. Ayrıca, bankalar bu dönemde nette 21 milyar dolar tahvil hariç dış borçlanma gerçekleştirirken, özel sektör 2 milyar dolar nette borçlandı. Yukarıdaki tablodan çıkarılacak ilk ders: Türkiye büyümeyi yüzde 2-3 civarında -ki bu oranlarla 2023 hedeflerine ulaşılamaz- tutmak istiyorsa sıcak para akışı devam etmeli. İkinci ders: Hükümet küresel ekonomik düzende absürt kaçan ‘dış mihrak’, ‘kumpas’ gibi sözlerden uzak durmalı, tribünlere hoş görünmek adına yerli-yabancı sermaye ürkütülmemeli. O mevkidekiler FED’in para musluğunu kıstığı 2014’te bin düşünüp bir söylemeli. Başbakan bu minval üzere samimi ikazda bulunanları da vatan hainliği ile suçlamaktan vazgeçmeli. Enerji Bakanı Taner Yıldız’dan geldi günün cümlesi. Gerçi camiaya ‘uzun adamın ölmesi için 3 yıldır beddua ediyorlar’ iftirasını atarak Başbakan’ın gözüne girmeye çalışan Yıldız, gönülleri yaralayan bu sözleri hâlâ düzeltmedi. Tıpkı 45 dolarlık Azeri gazı dururken 490 dolarlık İran gazını hangi motivasyonla almaya devam ettiklerini açıklamadığı gibi, bu iftirayı da cami avlusuna bırakıp kaçtı. Bakın ne demiş Yıldız: “Son 11 yıl içerisinde itiraf etmem lazım ki her alanda başarılı olmuş değiliz.” Hep yaptığı gibi muğlak bırakmış. Madem parantezi Yıldız açtı. İlk başlık benden olsun. AK Parti hükümetleri, cari açığı 11 yıldır bırakın azaltmayı mütemadiyen artırdı. İthalata dayalı büyümenin de bir bedeli olacağına inanmak istemediler. Lüks tüketim veya yüksek teknoloji gerektiren ürünler bir yere kadar anlaşılabilir. Üretemediğimize göre ithal edelim. Kurbanlık hayvan, saman derken ham yağ, kuru fasulye, nohut ve mercimeği bile dışarıdan getiren sözde tarım ülkesinde cari açığa şaşırmamak lazım. Başlıkla bitirelim: Alo Fatih, cari açık niye yüksek?
Zaman
Köşe Yazıları
14.02.2014
TurhanBozkurt-AloFatihcariaçıkniyeyüksek?Turhan Bozkurt - Alo Fatih cari açık niye yüksek?
Selim Işıklar - Labirente giren Türkiye
Zaman
09.02.2014
02:19
‘Piyasalarımızın gözü sıfırcı hocalarda’ başlıklı analizimiz 24 Kasım tarihinde yayınlanmıştı. Açıkçası o tarihlerde gerilimin tırmandığı ve 2013 yılında not artışına yardım eden gelişmelerin tam tersi bir sürecin başlamasıyla kredi derecelendirme kuruluşlarından Standard and Poor’s sinyali vermişti. Derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye bakışlarını çok tasvip etmesem de onlara bu fırsat altın tepsi ile sunuldu.Kırılgan beşli içinde en fazla ilgi çeken ve diğerlerini etkilemeye başlayan Türkiye’nin şu an en fazla ihtiyacı olan şey, bozulan siyasi dengelerin yeniden kurulması. Mayıs ayından bu yana yaşanan gelişmeleri tarafsız bir gözle analiz etmeye çalıştığımızda dünyanın yeni bir ekonomik dengeye doğru gittiğini görüyoruz (parasal bolluğun bitiş ve faiz artış sürecinin başladığı süreç). Bu süreçte Türkiye’nin dış şoklara ya da bölgedeki sıcak gelişmelere karşı en yumuşak karnı, dış ticaret dengesi. 2013 yılında açıklanan ticaret açığı yıllık 100 milyar dolar. Böylesi bir açığın Türkiye için sürdürülemez olduğu bir gerçek. Yeni ekonomi dengesi 12 yıldır süren ve Doğu’ya inanılmaz bir para bolluğu sunan ortamın artık olmayacağı algısı ile mesajlar vermeye başladı. Belki de not görünümünün negatife çevrilmesi bu mesajın bir parçası olabilir. Not artışı süreci bitti, not düşüşü tehlikesi başladı. Seçimler yılı olması, belirli bir risk priminin olmasını ve Türkiye piyasaları ve ekonomisinin bundan olumsuz etkileneceğini gösteriyordu. Ancak gidişata bakıldığında 2001 yılı Şubat ayından bu yana Türkiye siyasetinde hiç bu derece gerilim ve kördüğüm yaşanmamıştı. Sonuç olarak halen Türkiye ne tüm sorunlarını çözmüş süper bir devlet ne de 2001 sürecini yaşayan hasta adam. Ama siyasi karmaşa ve belirsizliğe yol açan yaklaşımlar sebebiyle 2001’e doğru rotayı çeviren bir Türkiye görünümü söz konusu. Bu durum bir an önce değişmeli. Bu yönde adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde aldığımız mesafe ne kadar uzun olsa da girilen bu labirentte Türkiye’nin başladığı noktaya geri dönme ihtimali var. Piyasalarımızda geçen hafta yaşanan olumlu hava sanıyorum bu not görünümü ile bozulabilir. Cuma ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verisi ve işsizlik verileri dolarda 2,20 liranın altına bir gerileme yaşatmış, piyasalarda yükseliş için bir bahane olmuştu. Ancak S&P not görünümünü negatife çevirmesi yatırımcılar için hafta sonu risklerini gözler önüne sermiş oldu.Petrol fiyatları 2014 yükselişine başladı mı?Cuma günü açıklanan tarım dışı istihdam verilerindeki sürpriz gelişme petrol fiyatlarını tetiklemiş gözüküyor. 107 dolar civarında hareket etmekte olan petrol fiyatları cuma günü 110 dolara dayandı. 113 dolara kadar yükselme potansiyeli olan petrol fiyatları geçen yılın sonlarında 113 doları test ettikten sonra 105 dolara gerilemişti. Petrol fiyatları geçen yıl boyunca 97 -117 dolar aralığında hareket etmişti. Dolar ise aynı dönemde 1,75 ile 2,15 lira arasında hareket ederek yüzde 20,5 değerlenmişti. Petrol fiyatlarının reel bazda yüzde 21 oranında Türkiye ekonomisi üzerinde bir etki oluşturması, önümüzdeki aylarda maliyet enflasyonunda önemli bir artışı da beraberinde getireceği kaçınılmaz olacaktır. Bu sebeple 2014 yılında maliyet enflasyonu dolayısıyla muhtemel bir durgunluk yaşanacağı bir gerçek. Türkiye’nin bu durumu hafif sıyrıklarla atlatabilmesi için dünyada petrol fiyatlarının düşüşe geçmesi ve liranın güç kazanması gerekiyor. Bu şartlarda mümkün mü? Oldukça zor. Merkez Bankası’nın faiz artış kararı ile döviz şimdilik dizginlense de not görünümünün negatife çekilmesi durumu değiştirebilir. Petrol fiyatlarına gelince, geçen yıl zaman zaman yükselse de genelde 100 dolar civarında. Gelişmekte olan ülkeler ve özellikle Çin ve Hindistan düşüşe geçse de Avrupa ve ABD’nin bu düşüşü dengelemesi fiyatların düşmesini engelleyebilir.
Zaman
Köşe Yazıları
09.02.2014
SelimIşıklar-LabirentegirenTürkiyeSelim Işıklar - Labirente giren Türkiye
Turhan Bozkurt - TÜİK kumpas kurdu!
Zaman
04.02.2014
02:15
Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) ocak ayı enflasyon rakamlarını dün açıkladı. Tüketici Fiyatları’nda (TÜFE) aylık artış yüzde 1,72.TÜFE’de en fazla ağırlığa sahip kalemlerden gıda fiyatları yüzde 5,16 yükseldi. Enflasyonun ateşini gıda fiyatları yükseltti. 126 baz puanlık katkı buradan geldi. Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, kuru fasulyenin kilosu 10 TL’yi aştığında, “Biz zaten başta söyledik. Arz eksikliğinden kaynaklanan bir durum söz konusu değil. O yüksek denilen fiyatlar da gerçeği zaten yansıtmıyordu. Piyasada ürün var.” değerlendirmesini yapmıştı. Ancak TÜİK bakanı tekzip etti. Son 10 yılın en yüksek ocak ayı gıda enflasyonuna şahit olduk. Özetle mutfakta yangın var. Aylık enflasyonun niye yüksek çıktığını izah ediyoruz. Gıda zamlarından sonra en fazla neyi konuştuk ocakta. Gece yarısı artırılan ÖTV’nin şokunu atlatamadan akaryakıt ve şişman tüpe gelen zamlar vardı öyle ya! Benzin, motorin ve LPG ile otomobil vergilerinin zam yağmurları ile yıkandığını vatandaş söylese de hükümet oralı olmadı. Ulaştırma kalemi, “TÜFE’ye 39 baz puan da benden olsun” diyerek fiyatları coşturdu. Giyim ve ayakkabı fiyatları yüzde 7,6 gerilemişti oysa. Mutfaktaki yangın yüzünden bu kalemdeki düşüşü fark edemedik. Bakan Eker kabul etse de etmese de kuru fasulyeden patatese temel gıda maddelerinde fiyat artışı sürüyor. Ocak ayı enflasyon arşivimizdeki en tantanalı ay olarak yerini aldı. Gıda zamlarına ne kadar teşekkür etsek azdır (!) Şubatta ne olacak? İpucu ocak ayı Üretici Fiyatları’nda (ÜFE). Aylık yüzde 3,32 ve yıllık yüzde 10,72. Maliyet artışı tüketiciye yansıtılamamış. Niçin? Talep düşük. Son kapasite kullanımına bakın. Moraller bozuk. Üretici buna daha ne kadar katlanabilir bilinmez. Toptan fiyatlardaki artışın şubattan itibaren perakende fiyatlara yansıdığını göreceğiz. Çekirdek enflasyona (Gıda, alkolsüz ve alkollü içecekler, tütün, altın ve enerji hariç) gelince tablo yine parlak değil. Aylık bazda yüzde 0,31 artmış. Yıllık artış ise yüzde 7,08’den yüzde 7,59’a yükselmiş. Akbank’ın raporunda dikkat çekildiği gibi bu seviye, Mayıs 2012’den bu yana en yüksek yıllık artışa işaret ediyor. Dolar ve Euro’nun TL karşısında değer kazanmaya devam ettiği bir ortamda düşük enflasyonu unutalım. Kur geçişkenliği eskiye nazaran azalmış gibi görünse de asıl ikincil etkiler bugünden sonra görülecek. Merkez Bankası geçen hafta 2014 yılı için enflasyon tahminini yüzde 5,2-yüzde 8 aralığına yükseltmişti. Orta noktası 6,6. TCMB, aralığı bu kadar geniş tuttu. Çünkü kur kaynaklı baskının sürmesini ihtimal dâhilinde tutuyor. Kuraklık, zirai kuraklığa dönerse yaz aylarında gıda fiyatlarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini görebiliriz. “Kuru fasulyede kumpas var. Fiyatları stokçular artırıyor” kolaycılığına yeltenmeden evvel, “Türkiye bakliyatta niçin dışa bağımlı?” sualine samimiyetle cevap bulmak lazım. Muhtemel kuraklık en fazla bakliyat üretimini vuracak. Türkiye’nin dışa bağımlılığı ortada iken gümrük vergisini sıfırlasanız bile bakliyat fiyatını ne kadar aşağı çekebilirsiniz ki! 1 TL bilemediniz 2 TL ucuzlar. O da dünyada üretim kaybı yaşanmazsa. Merkez Bankası faizi artırarak doların ateşini kısmen düşürdü. Buna rağmen Başbakan tarafından B, C planları ile tehdit edildi. Şimdi milli istatistik kurumumuz adına endişelendim. Seçimden önce enflasyonu yüksek açıkladı diye TÜİK’i hükümete kumpas kurmakla suçlayabilir yerli Pravdalar. Hatta “TÜİK, milli iradeyi hiçe sayıyor. Bundan böyle Başbakan’dan izin almadan çarşıda pazarda enflasyon anketi yapmamalı.” diyen çıkarsa şaşırmayın. 17 Aralık’ta ortaya çıkan yolsuzluk iddialarını unutturacaksa TÜİK, pekâlâ Ekonomi Bakanı Zeybekçi’ye bağlanabilir. Böylece TÜİK uzmanları, “ÖTV artışının enflasyona tesiri sıfır olur.” diyen Zeybekçi sayesinde bilgilerini tazelese fena mı olur! Ne dersiniz? Şifre B, C. Hâlâ anlamadınız mı?
Zaman
Köşe Yazıları
04.02.2014
TurhanBozkurt-TÜİKkumpaskurduTurhan Bozkurt - TÜİK kumpas kurdu
İhracat ocakta yüzde 9,6 arttı
Zaman
02.02.2014
02:48
Türkiye’nin yıllık ihracatı ocak ayı itibarıyla geçen döneme göre yüzde 0,4 gerileyerek 152 milyar dolar oldu. Bu yıl büyümenin ağırlığının iç tüketimden ihracata kayacağını belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, bütün sanayicileri ihracata yönelmeye davet etti.Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ocak ayı ihracat verilerini açıkladı. Buna göre son 12 aylık ihracat gecen yıla göre yüzde 0,4 gerileyerek 152 milyar 401 milyon dolara indi. Ocak ayı ihracatı ise yüzde 9,6 artışla 12 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, en yüksek ocak ayı ihracatı olduğunu söyledi. Ocak ayında en fazla ihracatı, 1 milyar 589 milyon dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörü yaparken, otomotiv 1 milyar 587 milyon dolar ihracat ile ikinci sırada, kimyevi maddeler de 1 milyar 404 milyon dolar ihracat ile üçüncü sırada yer aldı. Ocak ayında en fazla ihracat artışını yüzde 64 ile tütün, yüzde 48 ile savunma ve havacılık sektörü yakaladı. Ocak ayında en fazla ihracat yapılan 3 ülke, sırasıyla Almanya, Irak ve İngiltere oldu. Almanya’ya ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20 artarken, Irak’a ihracat yüzde 16, İngiltere’ye yüzde 18 artış gösterdi. Ocak ayında AB’ye ihracat yüzde 13 artarak 5,4 milyar dolara yükseldi. En fazla ihracat yapan ilk 10 ilimiz arasında ihracatını en fazla artıran ilimiz Sakarya oldu. Sakarya, Toyota’nın etkisi ile ocak ayında ihracatını geçen yıla göre yüzde 50 artırdı.Bu yıl büyümenin ağırlığının iç tüketimden ihracata kayacağını belirten TİM Başkanı Büyükekşi, bütün sanayicileri ihracata yönelmeye davet etti. “Gündem; Ar-Ge, inovasyon, yüksek katma değerli bir ekonomiye geçiş olması gerekirken, ne yazık ki biz enerjimizi kısa vadeli kısır çekişmelere harcıyoruz.” diyen Büyükekşi, “Umuyoruz ki geçici de olsa şu anda ülke gündemindeki negatif algılar sona erecek ve fırsatlarla dolu 2014 için, ekonomimize ve temel parametrelere odaklanmaya başlayacağız. Bizler dünyadaki bu olumlu beklentilerin ihracatımıza pozitif yansıyacağına inanıyoruz. Ve 2014 yılı ihracat hedefimiz olan 166,5 milyar doları yakalayacağımızı düşünüyoruz.” dedi.Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının ekonomiler üzerindeki etkisinin bu yıl daha belirleyici olacağına işaret eden Büyükekşi, ABD Merkez Bankası FED’in çıkış planıyla birlikte daha değerli dolar, daha yüksek faiz oranları ve daha sıkı finansman koşulları oluştuğunu belirtti. Kurdaki bu dalgalanmalara neden olan etmenlerin başında FED kararları ve Merkez Bankası politikaları olduğunu ifade eden Büyükekşi, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Merkez Bankası’nın bu kadar yüksek bir faiz artışı yapması başta KOBİ’ler olmak üzere tüm şirketlerin borçlanma maliyetlerini ciddi oranda artıracak. Büyümede ve istihdamda yavaşlama olabileceğinden endişe ediyoruz. Bu da bize gösteriyor ki, Merkez Bankası gelişen olaylar karşısında zamanında daha proaktif davranmalı. Bu noktada paniğe gerek olmadığına, Türk Lirası’nın değerini eninde sonunda bulacağına da inanıyoruz.” Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye’nin ihracatının küresel kriz sonrası 140 milyar dolarlar seviyesine takılıp kaldığını söyledi. Altın hariç tutulduğunda 2010 ile 2013 arasında bu seviyede ihracat yapıldığını hatırlatan Zeybetci, “Dünyanın birçok yerinde aşağı doğru gitti. Ama bizde de tutuldu. Oturup düşünmemiz gereken bir dönem.” dedi.GRAFİĞİN BÜYÜK HALİ İÇİN TIKLAYINIZ
Zaman
En Çok Okunan
02.02.2014
İhracatocaktayüzde96arttıİhracat ocakta yüzde 96 arttı
İhracat ocakta yüzde 9,6 arttı
Zaman
02.02.2014
02:05
Türkiye’nin yıllık ihracatı ocak ayı itibarıyla geçen döneme göre yüzde 0,4 gerileyerek 152 milyar dolar oldu. Bu yıl büyümenin ağırlığının iç tüketimden ihracata kayacağını belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, bütün sanayicileri ihracata yönelmeye davet etti.Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ocak ayı ihracat verilerini açıkladı. Buna göre son 12 aylık ihracat gecen yıla göre yüzde 0,4 gerileyerek 152 milyar 401 milyon dolara indi. Ocak ayı ihracatı ise yüzde 9,6 artışla 12 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, en yüksek ocak ayı ihracatı olduğunu söyledi. Ocak ayında en fazla ihracatı, 1 milyar 589 milyon dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörü yaparken, otomotiv 1 milyar 587 milyon dolar ihracat ile ikinci sırada, kimyevi maddeler de 1 milyar 404 milyon dolar ihracat ile üçüncü sırada yer aldı. Ocak ayında en fazla ihracat artışını yüzde 64 ile tütün, yüzde 48 ile savunma ve havacılık sektörü yakaladı. Ocak ayında en fazla ihracat yapılan 3 ülke, sırasıyla Almanya, Irak ve İngiltere oldu. Almanya’ya ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20 artarken, Irak’a ihracat yüzde 16, İngiltere’ye yüzde 18 artış gösterdi. Ocak ayında AB’ye ihracat yüzde 13 artarak 5,4 milyar dolara yükseldi. En fazla ihracat yapan ilk 10 ilimiz arasında ihracatını en fazla artıran ilimiz Sakarya oldu. Sakarya, Toyota’nın etkisi ile ocak ayında ihracatını geçen yıla göre yüzde 50 artırdı.Bu yıl büyümenin ağırlığının iç tüketimden ihracata kayacağını belirten TİM Başkanı Büyükekşi, bütün sanayicileri ihracata yönelmeye davet etti. “Gündem; Ar-Ge, inovasyon, yüksek katma değerli bir ekonomiye geçiş olması gerekirken, ne yazık ki biz enerjimizi kısa vadeli kısır çekişmelere harcıyoruz.” diyen Büyükekşi, “Umuyoruz ki geçici de olsa şu anda ülke gündemindeki negatif algılar sona erecek ve fırsatlarla dolu 2014 için, ekonomimize ve temel parametrelere odaklanmaya başlayacağız. Bizler dünyadaki bu olumlu beklentilerin ihracatımıza pozitif yansıyacağına inanıyoruz. Ve 2014 yılı ihracat hedefimiz olan 166,5 milyar doları yakalayacağımızı düşünüyoruz.” dedi.Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının ekonomiler üzerindeki etkisinin bu yıl daha belirleyici olacağına işaret eden Büyükekşi, ABD Merkez Bankası FED’in çıkış planıyla birlikte daha değerli dolar, daha yüksek faiz oranları ve daha sıkı finansman koşulları oluştuğunu belirtti. Kurdaki bu dalgalanmalara neden olan etmenlerin başında FED kararları ve Merkez Bankası politikaları olduğunu ifade eden Büyükekşi, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Merkez Bankası’nın bu kadar yüksek bir faiz artışı yapması başta KOBİ’ler olmak üzere tüm şirketlerin borçlanma maliyetlerini ciddi oranda artıracak. Büyümede ve istihdamda yavaşlama olabileceğinden endişe ediyoruz. Bu da bize gösteriyor ki, Merkez Bankası gelişen olaylar karşısında zamanında daha proaktif davranmalı. Bu noktada paniğe gerek olmadığına, Türk Lirası’nın değerini eninde sonunda bulacağına da inanıyoruz.” Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye’nin ihracatının küresel kriz sonrası 140 milyar dolarlar seviyesine takılıp kaldığını söyledi. Altın hariç tutulduğunda 2010 ile 2013 arasında bu seviyede ihracat yapıldığını hatırlatan Zeybetci, “Dünyanın birçok yerinde aşağı doğru gitti. Ama bizde de tutuldu. Oturup düşünmemiz gereken bir dönem.” dedi.GRAFİĞİN BÜYÜK HALİ İÇİN TIKLAYINIZ
Zaman
Ekonomi
02.02.2014
İhracatocaktayüzde96arttıİhracat ocakta yüzde 96 arttı
Toplam "199" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti