Habergec.Com Aranan Kelimeler:ne dolar ne de altın Değerlendirme: 10 / 10 482465
habergec.com
22.05.2013 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

ne dolar ne de altın

En çok o kazandırdı!
Haber Türk
08.03.2013
13:52
NeNe dolar ne de altın...
Haber Türk
Son Dakika
08.03.2013
EnçokokazandırdıEn çok o kazandırdı
Kadir Dikbaş - Altının cazibesi
Zaman
08.02.2013
02:05
Altın, her ne kadar son aylarda yükseliş ivmesini yitirse de, önemini kaybetmedi.2008 küresel krizi ve gelişmiş ekonomilere duyulan güvenin sarsılmasıyla birlikte, ne dolar ne avro, hiçbir rezerv para eski itibarına sahip değil.Altın, ülkelerin resmî (Merkez Bankası) rezervlerinden tutun bireysel yatırımlara ve şirket portföylerine (yatırım cüzdanı) kadar hemen her noktada»»
Zaman
Köşe Yazıları
08.02.2013
KadirDikbaş-AltınıncazibesiKadir Dikbaş - Altının cazibesi
Altın dolu dizgin rekora koşuyor!
Milli Gazete
10.09.2012
11:02
Türkiyede çeyrek altın 165, yarım 328 lirayı buldu. Dışarıda onsu bir günde 35 dolar birden artarak 1737 dolara çıktı. Altındaki yükselişin nereye kadar süreceği merak konusu. Tırmanış beklenmese de ilk etapta 24 ayar altında 100 TL, Cumhuriyet Altınında ise 675 TL kritik önemde. Yurtdışında bir ay önce 1615 dolar civarında olan altının onsu (31 gram), son olarak ABDnin tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin altında gelmesiyle 1737 dolara fırladı. Türkiyede ise Cumhuriyet Altını bir ayda 50 liradan fazla değer kazanarak 672 TLye çıktı. Hürriyetin haberine göre Son dönemdeki bu hızlı artış yükseliş daha ne kadar sürer sorusuna yol açtı. Altın her ne kadar dış faktörlerden etkilense de özellikle fiyatın çok yüksek değere ulaşması talebi sınırlıyor. Bu da daha fazla yükselişe engel oluyor. Türkiyede fiyatlar, 24 ayar altında 100 lira, Cumhuriyet Altınında ise 700 lirayı uzun zamandır geçmedi. Uzmanlar bunun ekim ayı sonuna kadar aynı şekilde sürmesini bekliyor. Cuma günü Kapalıçarşı 24 ayar altının gram fiyatı 99.25 liradan başladığı günü, 99.90 liradan cumhuriyet altını ise 4 liralık yükselişle 672 liraya tamamladı.... devamı
Milli Gazete
Ekonomi
10.09.2012
AltındoludizginrekorakoşuyorAltın dolu dizgin rekora koşuyor
En çok kazandıran yatırım aracı belli oldu
Samanyolu Haber
07.08.2012
16:31
Ne altın, ne dolar ne de borsa... Son iki yılda fiyatı 2 misli artan tarla fiya...

Ne altın, ne dolar ne de borsa... Son iki yılda fiyatı 2 misli artan tarla fiyatları, yatırım araçlarının getirilerini solladı. Emtia fiyatlarındaki yükselişe bağlı artan verimli toprak fiyatları, Ege Bölgesinde son 2 yılda yüzde 100 artış...
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.08.2012
EnçokkazandıranyatırımaracıbelliolduEn çok kazandıran yatırım aracı belli oldu
Tarlacı zenginler!
Haber Türk
07.08.2012
15:36
NeNe altın, ne dolar ne de borsa... Son iki yılda fiyatı 2 misli artan tarla fiyatları, yatırım araçlarının getirilerini solladı.
Haber Türk
Son Dakika
07.08.2012
TarlacızenginlerTarlacı zenginler
31. İstanbul Film Festivali'ne başvurular Şubat'a kadar
Milli Gazete
16.12.2011
11:03
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 31 Mart ve 15 Nisan 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek İstanbul Film Festivaline Türkiyeden katılacak filmlerin başvuruları, 3 Şubat 2012 tarihine kadar devam edecek. İKSVden yapılan açıklamaya göre, 31. İstanbul Film Festivalinde Altın Lale Ulusal Yarışması jürisinin seçeceği en iyi filme 150 bin TL, en iyi yönetmene ise 50 bin TL ödül verilecek. En iyi kadın ve erkek oyuncu ise 10 biner TLnin sahibi olacak. Yarışmaya katılacak filmler arasından Onat Kutlar anısına verilecek jüri özel ödülünü kazanan filmin yönetmenine, bir sonraki filminin yapımında kullanılmak üzere 30 bin dolar verilecek. Altın Lale Ulusal Yarışmasında en iyi senaryo, en iyi kurgu, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi özgün müzik dallarında da ödüller sahiplerini bulacak. Yarışmaya, uzun metraj kurmaca filmlerin yanı sıra uzun metraj belgesel ve animasyon filmler de başvurabilecek. Bu yıl gerçekleştirilen 30. İstanbul Film Festivali kapsamında Altın Lale Ulusal Yarışması, Yarışma Dışı, Yeni Türkiye Sineması ve Belgeseller bölümlerinde Türkiyeden toplam 50 filmin gösterimi yapıldı. 31. İstanbul Film Festivaline başvuran filmler yine bu bölümlerde gösterilmek üzere değerlendirilecek. İstanbul Film Festivali Danışma Kurulu, yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, yönetmen Semih Kaplanoğlu, sinema eleştirmeni Esin Küçüktepepınar ve oyuncu Serra Yılmazdan oluşuyor.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
16.12.2011
31İstanbul/">İstanbulFilmFestivalinebaşvurularŞubatakadarİstanbul-Film-Festivaline-başvurular-Şubata-kadar/">31 İstanbul Film Festivaline başvurular Şubata kadar
Piyasaların ateşi ne zaman düşecek?
İnternet Haber
25.07.2011
14:41
İçeride de cari açık ve kriz spekülasyonu TLnin sert değer kaybına neden olurken, altın, euro ve dolar hızla yükseliyor

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
25.07.2011
Piyasalarınateşinezamandüşecek?Piyasaların ateşi ne zaman düşecek?
Çanakkale şehitlerine '5 boyutlu' saygı
Samanyolu Haber
20.04.2011
12:50
Çanakkale Savaşında canları ve kanlarıyla tarihe adını altın harflerle yazdıran binlerce şehidin anısına 5 boyutlu kitap hazırlandı.

Eceabat Kaymakamlığı ve OPET Petrolcülük AŞnin sponsorluğunda hazırlanan Asırlardır Anadolunun Kilidi Eceabat isimli özel kitaptan sadece bin 100 adet basıldı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılırın Tarih Danışmanlığı, Sanat Yönetmenliğini ise Ergun Nuhutun yaptığı kitabın fotoğraflarını Mehmet Akgül ve İhsan Ayıtkan çekti. Üç boyutlu fotoğraflardan oluşan kitabın kapağı açıldığında Çanakkale Türküsü çalarken, içindeki bir şişenin içinde 57. Alay Şehitliğinin toprağı ile savaşta atılan bir merminin kovanı bulunuyor. Ayrıca kitap içinde üç boyutlu fotoğrafların görülebilmesi için de özel bir gözlük yer alıyor. Çanakkale Destanını adeta yeniden yaşatan eserin Sanat Yönetmeni Ergun Nuhut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eceabat Kaymakamlığının desteği ve OPETin sponsorluğunda gerçekleştirilen Tarihe Saygı Projesinin önemine değinerek, Bu eser dünyada yapılmış ilk 5 boyutlu kitaptır dedi. Kitabın hazırlanması aşamasında 7 aylık bir çalışma yapıldığını ve bu süre içinde 3 ayın çekimler için harcandığını belirten Nuhut, kitap muhafazasının tasarımı ile ses ve görsel boyutunun oluşturulması için de özel bir çalışma yürüttüklerini aktararak, şöyle konuştu: Kitabın muhafazası içindeki şişede bulunan toprak 57. Alay Şehitliğindeki topraktır. Toprak içindeki mermi kovanı ise Çanakkale Savaşında kullanılmış orijinal mermi kovanıdır. Kitabın görselleri ise şehitliğin bugünkü görünümü ortaya koyan, tarihe geçecek 3 boyutlu fotoğraflardır. Kitabın sınırlı sayıda basıldığını ve öncelikle Avustralya ve İngilterenin üst düzey devlet yetkililerine gönderildiğini bildiren Nuhut, projenin yeni eserler ve çalışmalarla devam edeceğini bildirdi. Şu ana dünyadaki hiç bir savaş kitabında, anlatılan savaşa ait objelerin yer almadığını vurgulayan Nuhut, şöyle devam etti: Bu eserle dünya tarihin yazıldığı bir yeri anlattık. Kitapta yer alan fotoğraflarda, 18 yaşındaki bir Türk askerine ait mezarın karşısına 18 yaşındaki bir Anzak askerine ait fotoğrafı koyduk. Uğruna savaştıkları topraklarda ölen askerlerin mezarları sonsuza kadar yan yana. Çünkü birbiri ile hiç bir sorunu olmayan iki ulusun gencecik insanları o savaşta öldü. İngilizler tarafından kandırılan Anzak askerinin Türk askeri ile ne problemi olabilir? Biz dünyada üzerinde 23 uygarlığın yaşadığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Maalesef ki üzerinde yaşadığımız ülkemizi dünyaya yeterince tanıtamıyoruz. Çanakkale Savaşları dünya siyasi coğrafyasını değiştiren bir savaş. Rusyadaki Bolşevik devriminin doğuşuna neden olan bir savaş. Çünkü İngilizlerin Queen Elisabeth Zırhlısı batmayıp boğazdan geçebilseydi, Rusyaya gerekli yardım ulaşacak ve Bolşevik Devrimi gerçekleşmeyecekti. Biz bu eserle Çanakkale Savaşlarına farklı bir göz ve farklı bir boyuttan bakılmasını sağlamak istedik. -KİTAP HERKESİN YÜREĞİNİ TİTRETİYOR- Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur ise Çanakkale Savaşlarının yaşandığı ve çok sayıda askerin düştüğü toprakların bilinenin aksine Geliboluda değil Eceabatta olduğunu vurgulayarak, projenin öncelikle tarih kokan toprakların tanıtımı ile şehitlere saygıyı amaçladığını söyledi. Eceabattaki şehitliklerde yatan binlerce vatan evladına yakışır bir eser koymayı amaç edindiklerini vurgulayan Uygur, Kitabın kapağı açılınca Çanakkale Türküsünün çalması ve içinden 1915te atılan bir mermi kovanı ile şehit kanlarıyla sulanmış toprağın çıkması herkesin yüreğini titretiyor dedi. Uygur, 2. Ordu Komutanlığının desteğiyle süren çalışmalarda 57. Alayda şehit düşen bin 817 şehidin isimlerinin şehitliğe konulacak anıta işlendiğini kaydetti. -BUGÜNE KADAR 10 MİLYON DOLAR HARCANDI- OPET Petrolcülük AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk de şirket olarak bugüne kadar çok sayıda toplumsal projeye imza attıklarını ifade ederek, Tarihe Saygı projesinin de bu zincirin bir halkası olduğunu bildirdi. Söz konusu proje kapsamında Eceabattaki şehitlikler ile tarihi milli park alanının restorasyonunu gerçekleştirdiklerini ve bugüne kadar 10 milyon doların üzerinde harcama yapıldığını kaydeden Öztürk, ortaya çıkan sonucun takdirle karşılandığını söyledi. Proje kapsamında 1 yıl önce başlayan çalışmaların sonuçlandığını ve başta 57. Alay Şehitliği olmak üzere bölgedeki bir çok alanın baştan aşağı yenilenerek, yepyeni bir görünüme kavuştuğunu kaydeden Öztürk, şehitliğin Çanakkale kara savaşlarının 96. yıldönümü olan 24 Nisanda açılacağını sözlerine ekledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.04.2011
Çanakkaleşehitlerine5boyutlusaygıÇanakkale şehitlerine 5 boyutlu saygı
Eroğlu, muhalefete sert çıktı
Samanyolu Haber
13.04.2011
23:21
Antalyaya gelen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, muhalefete eleştirilerde bulundu.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 2001 yılında bankaların ekonomik kriz yüzünden değil, ülkeyi yönetemeyenlerin iktidar krizi yüzünden battığını söyledi. Eroğlu, bu partilerin iktidara gelmesi durumda ülkeyi hortumlayacaklarını savundu. Bir dizi ziyaret ve açılışlar için akşam saatlerinde Antalyaya gelen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti İl Başkanı Mustafa Köseyi ziyaret etti. Burada partililere seslenen Bakan Eroğlu, AK Parti döneminden önce bankaların batırılarak 50 milyar doların hortumlandığını hatırlattı. O zaman ekonomik kriz yok. O zaman ekonomik kriz de değil, ne krizi vardı? Türkiyeyi yönetemeyen beceriksiz iktidar vardı. diyen Eroğlu, bunlara ülkenin emanet edilmeyeceğini ifade etti. Bunların kim olduğunu herkesin bildiğini belirten Eroğlu, Bunlara ülke teslim edilemez. Biz onların evveliniz biliyoruz. Ben İstanbul İSKİyi devraldığım zaman onlar tamamen İSKİyi bitirmişlerdi. Ne varsa hepsini hortumlamışlardı. Şimdi kalkıp da şöyle yapacağız, böyle yapacağız havalarına girmesinler. Bunlar ülkeyi tamamen hortumlarlar. diye konuştu. Geçtiğimiz yıllarda ekonomik kriz yaşandığını ancak hiçbir bankanın batmadığına dikkat çeken Eroğlu, İmar Bankasının 8 milyon TLlik borcunu ödediklerini kaydetti. Türkiyenin şu anda ekonomik olarak dünyada 16. sırada olduğunu ifade eden Eroğlu, Başbakan Erdoğanın bunu yeterli bulmadığını ifade etti. Hedeflerinin 2023 yılında Türkiyeyi dünyadaki 10 ülke arasına yükseltmek olduğunu söyleyen Eroğlu, Büyük hedefleri olmayan milletler tarih sayfasından silinmeye mahkumdur. Küresel rekabette bütün dünyada bizde varız, en ön sıralarda varız. Ekonomik durumumuz çok iyi. Şuanda Merkez Bankasının 86 milyar dolar döviz var, altın hariç. Daha öncekiler Merkez Bankasını boşaltmışlardı. dedi. Eroğlu, AK Parti hükümetinin yaptığı çalışmalardan bahsedip, vatandaşlara yapılan bu çalışmaların anlatılması gerektiğini vurguladı. Eroğlu, partililere büyük iş düştüğünü ifade etti. 2B YASASI YIL SONUNA KADAR HAZIR 2B ile ilgili çalışmaların yüzde 80inin tamamlandığını ifade eden Eroğlu, ancak daha önce bu konuyla ilgili çalışma yapılmadığı için sürecin yavaş işlediğini kaydetti. 2B ile ilgili daha önce ölçüm yapılmadığını söyleyen Eroğlu, Bir orman kadastrosu var, bir de tapu kadastro var. Biz ilk defa 2B alanları içindeki kullanım kadar kadastrosunu orman ve tapu kadastrosu genel müdürlüğüyle ilgili birlikte çalışarak tamamlaması için kanun çıkardık. Bunların büyük bir bölümü iade edildi. Gerçekten bunlar tespit edildi. Ancak az bir şey kaldı. Biz bunu seçimlerden önce çıkarabilir miyiz diye gayret ettik. Ancak Başbakanımız hepsinin aynı anda yapılması için daha sonra meclise getirilmesini istedi. Eksikleri tamamladıktan sonra bu yılın sonuna doğru meclise geleceğini tahmin ediyorum. dedi. Eroğlu, 2Bnin çözülmesi gerek bir kangren olduğunu sözlerine ekledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.04.2011
EroğlumuhalefetesertçıktıEroğlu muhalefete sert çıktı
Uluslararası piyasalarda geçen hafta
Samanyolu Haber
09.04.2011
11:38
Uluslararası piyasalarda geçen hafta, ABD Doları, önemli para birimleri karşısında kararsız bir seyir izlerken, altın fiyatları rekor düzeyde artış kaydetti.

Haftanın son işlem gününde ABD ham petrolünün varil fiyatı 112 dolar seviyelerinde işlem gördü. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss Kahn, küresel ekonomik toparlanmanın hala kırılgan, inişli çıkışlı ve büyük bir belirsizle kuşatılmış durumda olduğunu belirtti. Strauss Kahn George Washington Üniversitesinde Küresel Güçlükler, Küresel Çözümler başlıklı konuşmasında, küresel ekonomik toparlanmanın devam ettiğini, ancak toparlanmanın ülkeler arasında ve ülkeler içinde dengesiz durumda bulunduğuna işaret ederek, gelişmiş ülkelerdeki büyümenin hala çok düşük ve işsizliğin ise çok yüksek olduğunu vurguladı. Büyük belirsizlik hala devam ediyor. Bir çok siyah kuğu küresel ekonomik gölde yüzüyor diyen Strauss-Kahn, bu belirsizlik ve kırılganlıkla başa çıkmak için kriz sonrası dönemde küresel işbirliğine büyük ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) baş ekonomisti Pier Carlo Padoan, deprem, tsunami felaketi ve nükleer krizle mücadele eden Japonya hariç G7 üyesi ülkelerde, ekonomik büyümenin güç kazanmakta olduğunu bildirdi. OECDnin ara dönem raporunu açıklayan Padoan, ABD, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve Kanadada ekonomik büyümenin bu yılın ilk çeyreğinde tahmin edilenden daha yüksek olacağını ifade ederek, yılın ikinci çeyreğinde de ABD, Fransa ve Kanadada aynı eğilimin devam etmesinin beklendiğini vurguladı. Padoan, bu yılın ilk yarısında Japonya dışında G7 üyesi ülkelerin ekonomik büyümelerinin yıllık bazda yüzde 3 seviyesine ulaşabileceğini ifade ederek, özel sektör yatırımlarının hız kazanması ve ticaretin desteklediği toparlanma ile birlikte büyüme için görünümün tahmin edilenden daha iyi olduğunu kaydetti. Asya Kalkınma Bankası (ADB), Asyadaki hükümetlerin önceliğinin enflasyonla mücadele olması gerektiğini bildirdi. ADBnin Yıllık Asya Kalkınma Görünümü Raporunda, geçen yıla göre daha düşük olmakla birlikte bölge ekonomisinin önümüzdeki iki yıl güçlü bir şekilde büyümeye devam etmesinin öngörüldüğü belirtilerek, Japonya dışında bölge ekonomisinin bu yıl yüzde 7,8, 2012de yüzde 7,7 büyümesinin beklendiği ifade edildi. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), geçen yıl yüzde 14,5 artan dünya ticaret hacminin bu yıl yavaşlayarak, yalnızca yüzde 6,5 oranında artmasının beklendiğini bildirdi. DTÖden yapılan açıklamada, ticarette bu yıl için beklenen yavaşlamanın tüm dünyada hissedileceği ifade edilerek, bu durumdan en az etkilenecek gelişmekte olan ülkelerin ticaret hacminin bu yıl yüzde 9,5, gelişmiş ülkelerin ticaret hacminin ise yüzde 4,5 oranında artmasının beklendiği belirtildi. -AVRO BÖLGESİNİN BORÇ SORUNU- Ağır borç yükü nedeniyle piyasaların ve Avrupa Birliğinin (AB) finansal yardım talebinde bulunması çağrılarına uzun süredir direnen Portekiz, Çarşamba günü Yunanistan ve İrlandadan sonra ABden yardım isteyen üçüncü ülke oldu. Önceki hafta görevinden istifa eden Portekiz Başbakanı Jose Socrates, yardım talebini Çarşamba akşamı televizyonda halka yaptığı konuşmada açıkladı. Ülkenin finansal durumunun hızla kötüleştiğini, bu durumun üstesinden gelmek için uluslararası finansal yardıma ihtiyaçları olduğunu ifade eden Socrates, Portekizin, Avrupalı ortaklarından finansal kurtarma istemekten kaçınmak için bir yıldır sürdürdüğü mücadeleden vazgeçtiğini belirtti. Socrates, Bu ülkemiz için özellikle önemli bir an ve hiçbir şey yapılmazsa her şey kötüye gidecek. Her şeyi denedim, ancak doğrusu bu karar alınmadığı takdirde ülkenin almaması gereken risklerin ortaya çıkacağı bir ana geldik. Kurtarma son çareydi diye konuştu. Socrates, ülkesinin ne kadar finansal yardıma ihtiyacı olduğu konusunda bilgi vermezken, piyasa uzmanlarına göre, bu yardım miktarının 60 ila 80 milyar avro olması bekleniyor. AB ve IMFnin sağlaması beklenen yardımın süresi de tahminen üç yıl olacak. Avro Bölgesi Maliye Bakanları dün Macaristanda başlayan toplantılarda, Portekizin finansal yardım çağrısını değerlendiriyor. Bakanlar bugün de devam eden toplantıda, Portekizin ne kadar yardıma ihtiyacı olacağını, yardım karşılığında hangi reformları yapabileceğini ve kredilere uygulanacak faiz oranını görüşüyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moodys, 5 Nisanda Portekizin A3 olan uzun vadeli devlet tahvili kredi notunu bir kademe düşürerek Baa1e çekti, not görünümünü ise negatif olarak belirledi. Kuruluş, kararda, ülkede ekonomik, politik, bütçeyle ilgili konularda artan belirsizlik ile hükümetin iddialı bütçe açığı azaltma hedeflerini yerine getirememesi riskindeki artışın etkili olduğunu belirterek, kısa vadede ül
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.04.2011
UluslararasıpiyasalardageçenhaftaUluslararası piyasalarda geçen hafta
Dolar düşmeye devam edecek mi? - Video
Samanyolu Haber
08.04.2011
21:21
Dolardaki düşüş bir başka deyişle Türk Lirasındaki değer artışı, daha ne kadar devam edecek?

Geçen ay içinde 10 milyar dolarlık ani para çıkışının ardından 1 lira 60 kuruşa kadar çıkan dolar, yabancı sermaye girişinin tekrar başlamasıyla 1 Lira 50 kuruşa kadar geriledi. Petrol ve emtia fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi, Avrupa Merkez Bankasının faiz arttırımına gitmesi de Doları euro karşısında zor durumda bıraktı. Bu durum da Dolarda değer kaybı olarak yansıdı. Peki Dolardaki düşüş; yani Türk Lirasındaki değer artışı, daha ne kadar devam edecek? Düğünlerin vazgeçilmezi altın ise, doların değer kaybetmesi ve euronun değer kazanmasının etkisiyle rekor üstüne rekor kırıyor. Uluslararası piyaslaarda 1473 dolara kadar çıkan altının gramı içerde 71 lira civarında. Uzmanlar altında fiyat artışının, Avrupadaki finansal sorunlar ve Libyadaki gerilim nedeniyle devam edeceğini söylerken Kapalıçarşıda Çeyrek altın 118 Liradan satılıyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.04.2011
Dolardüşmeyedevamedecekmi?-VideoDolar düşmeye devam edecek mi? - Video
Kışlada altın gününe özel emir - Video
Samanyolu Haber
15.03.2011
02:51
Balyoz sanığı Çetin Doğanın 1. Ordu komutanı olduğu dönemde eşinin düzenlediği altın günlerine ait belgeler yayınlandı.

General eşleri karides menülü altın günleri düzenledi, hanımefendilerin hizmetini 1. ordunun kurmay subayları gördü. İddiaya göre Bayan Doğanın altın günü için özel emir çıkartılıyor, kurmay subaylar da general eşlerinin rahatı için pervane oluyordu. Bayan Doğanın altın günü menüsü de son derece özel? BAYAN DOĞANIN ALTIN GÜNÜNE ÖZEL EMİR Bugün gazetesi öyle belgeler yayınladı ki bazı generallerin sadece kendilerinin değil, eşlerinin de özel işleri için askerleri kullandığı ortaya çıktı. Hatta o belgeler, kurmay subayların bile hanımefendilerin özel işlerine koşturduğunu gösteriyor. GENERAL EŞLERİNE KURMAY HİZMETİ Bugün Gazetesinin yayınladığı belgeler bunlar? Düzenleme biçimi; Karargâh İçi Mütalaa Kağıdı olarak geçiyor. İddiaya göre bu prosedür normalde çok önemli askeri konularda karargâh çalışması gerektiği durumlar için kullanılıyor. Ancak bu defa düzenlenme gerekçesi Çetin Doğanın eşi Nilgün Doğanın yapacağı altın günleri. Mütalaa Kağıdında altın gününün gruplar halinde farklı günlerde yapılacağı, katılmak isteyenlerin ivedilikle cevap vermesi gerektiği yazıyor. Güne katılmak için illa altın gruplarına dahil olmanıza da gerek yok. Ortamı paylaşmak isteyenler de katılabiliyor. Peki komutan eşinin gününe davetliler nasıl gelecek. Harekât Başkanlığına yazılan emirde, bayanların gidiş dönüşleri organize edilsin deniliyor. Tabii ordu servisleriyle. Belgenin altında ise tanıdık bir isim dikkat çekiyor. Süha Tanyeri? Peki hanımefendiler altın gününde ne yiyor ve mönüyü kim hazırlıyordu? 4 Haziran 2002deki altın günü mönüsü Mesaj Formunda görülebiliyor. İddiaya göre o tarihte güne katılanlar Zeytinyağlı enginar, Volovan Karidesli, mevsim salata, çupra ızgara, dondurmalı çilek yedi. Bu lüks mönü karşılığında da hanımefendiler dönemin para birimiyle sadece 15 milyon lira verdi. ALTIN HESABINI BİLE SUBAYLAR TUTTU Altın günlerini en ince ayrıntısına kadar organize etmek kurmay subaylara düşüyordu. Hatta Tanyerinin ardından Genel Sekreterlik görevine getirildiği anlaşılan Albay Baki Erdoğanın imzaladığı Mütalaa Kağıdında altın hesabını bile kurmay heyetin tuttuğu anlaşılıyor. Zira kurmay heyetin, altın gününde hangi subay eşinin ne kadar altın verdiğini de Mütalaa Kağıtlarında listeledikleri görülüyor. Planlama çeyrek altın, yarım altın ve yaka iğnesi olarak yapılacaktır. arzu eden hanımefendiler altına veya yaka iğnesine katılabilecekleri gibi, her ikisine de iştirak edebilecekler yaka iğnesi ücreti dolar olarak aylık taksitlerle toplanacaktır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.03.2011
Kışladaaltıngününeözelemir-VideoKışlada altın gününe özel emir - Video
Kurmay albaylar seferber olmuş ! - Foto
Samanyolu Haber
14.03.2011
10:41
Balyoz Darbe Planı hazırlığı sırasında 1inci Ordu Komutanlığındaki üst düzey subayların altın günleri için olağanüstü çalıştığı anlaşıldı.

Balyoz sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğanın 1. Ordu Komutanlığı yaptığı dönemde eşi Nilgün Doğanın düzenlediği altın günü için karargâhtaki kurmay albayların seferber olduğu ortaya çıktı. 1. Ordu Komutanlığı kurmay heyetinin altın günüyle ilgili olarak Karargâh İçi Mütalaa Kağıdı (KİMK) ve Mesaj Formu bile hazırladığı belirlendi. Çok önemli askeri konularda karargâh çalışması şeklinde hazırlanan Mütalaa Kağıtları ve Mesaj Formlarının Nilgün Doğanın altın günü için kullanılması dikkat çekti. Mesaj Formuyla altın gününün dönemin parasıyla 15 milyon liralık karidesli mönüsü de hanımefendilere bildirilirken, komutanlık konutunda gerçekleştirilecek altın gününe katılacak personel eşlerine gidiş ve dönüş için servis aracı planlaması da yapıldı. Nilgün Doğanın altın günü girişiminin ilk olarak 8 Ocak 2002de Protokol Subayı olan Öğretmen Binbaşı Saadettin Budakın hazırlayıp 1. Ordu Komutanlığı Genel Sekreteri Kurmay Kıdemli Albay Süha Tanyerinin imzasının yer aldığı Mütalaa Kağıdı ile duyurulduğu görülüyor. Harekât Başkanlığına yazılan ve 1. Ordu Komutanlığına bağlı 35 birime çekilen dört maddeden oluşan Mütalaa Kağıdında altın günüyle ilgili program hakkında ilginç bilgiler yer alıyor. Sayın Or. K. Eşi Bn. Nilgün Doğan, Or. Kh. ve Orduevlerinde görev yapan Albay ve Yarbay eşlerini aşağıda belirtilen tarihlerde 5 grup halinde Or. Klığı konutunda kabul edecektir denilen emirde, birinci grubun kabul tarihinin 9 Ocak 2002 Çarşamba olduğu belirtilerek, talebin ivediliği nedeniyle katılacakların telefonla tespit edildiği vurgulanıyor. Konuyla ilgili olarak yapılacak çalışmalara esas olmak üzere Alb.ve Yb. rürtesindeki personel eşlerinin kabule hangi tarihlerde katılabileceğini (alternatifli olarak) belirten çizelgeler aşağıdaki formata uygun olarak 10 Ocak 2002 Perşembe günü mesai saati bitimine kadar Genel Sekreterliğe gönderecektir. Genel Sekreterlikçe talep edilen tarihler, konutun kapasitesi, lojman durumları göz önünde bulundurularak yapılacak planlama ilgili personele duyurulacaktır. Kh. Grp. K.lığınca söz konusu günlerde bayanların konuta gidiş ve dönüşlerini sağlamak üzere Genel Sekreterlikle koordineli olarak araç planlaması yapılacaktır. Tanyeri imzalı Mütalaa Kağıdında altın gününe katılacak personel eşleri için belirlenen 5 tarihten en az ikisini tercih etmeleri istenirken, birimlerin göndereceği listelerin nasıl hazırlanacağı da bir örnekle gösterildi. Nilgün Doğanın 4 Haziran 2002de düzenlendiği altın günü organizasyonu için hazırlanan Mesaj Formunda ise 1. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Nejat Müldürün imzası bulunuyor. Altın gününe kimlerin eşinin katılacağı tek tek belirtilirken, ayrıca yemek mönüsü de katılacaklara bildiriliyor. Altın Günü mönüsünde Zeytinyağlı enginar, Volovan Karidesli, mevsim salata, çupra ızgara, dondurmalı çilek yer alırken, yemek ücretinin dönemin parasıyla 15 milyon lira olduğu aktarılıyor. Emirde yemeğe katılmak isteyen hanımefendilerin yemek ücretlerini ve LCVlerini 31 Mayıs 2002 tarihine kadar Protokol Şube Müdürlüğüne göndermeleri isteniyor. Tanyerinin ardından Genel Sekreterlik görevine getirildiği anlaşılan Albay Baki Erdoğanın 26 Eylül 2002 tarihli Mütalaa Kağıdında da başka bir altın gününe ilişkin emirlere yer veriliyor. Hanımefendilerin Paralı Gün Faaliyeti konulu Mütalaa Kağıdında, Nilgün Doğanın Ordu Karargâhında görevli general, subay, astsubay, uzman personel ve sivil memur eşleri ile altın günü icra edilmesinin planlandığı belirtiliyor. Planlama çeyrek altın, yarım altın ve yaka iğnesi olarak yapılacaktır denilen altın günü emrinde, Arzu eden hanımefendiler altına veya yaka iğnesine katılabilecekleri gibi arzu ettikleri takdirde her ikisine de katılabileceklerdir. Yaka iğnesi ücreti dolar olarak aylık taksitlerle toplanacaktır şeklinde ifadeler yer alıyor. Ayrıca emirde, hanımefendilerin altın günü öğle yemeklerine altın olarak katılabilecekleri gibi altın almaksızın da yalnızca öğle yemeğine iştirak edebilecekleri belirtiliyor. Bayan subaylar ve sivil memurelerin de altın günü organizasyonuna katılabileceğini aktarıldığı emirde, istekli personelin kimliklerinin, yarım ve çeyrek altın, yaka iğnesi ya da altınsız katılacakların 7 Ekim 2002 tarihine kadar Genel Sekreterliğe bildirilmesi isteniyor. Altın günü organizasyonlarını yapmakla yetinmeyen kurmay heyetinin altın gününde hangi subay eşlerinin ne kadar altın verdileri de Mütalaa Kağıtlarında listeledikleri görülüyor. 1inci Ordu Genel Sekreteri Kurmay Albay A. Baki Erdoğan imzalı Karargâh İçi Mütalaa Kağıdının konu bölümünde Hanımefendilerin Paralı Gün Faaliyeti belirtilmiş. Yazıda, 1inci Ordu K. Eşi Nilgül Doğan himayelerinde, Ordu Karargâhında görevli General / Subay / Astsubay / Uzman Personel ve Sivil Memur eşleri ile altın günü icra edilmesi
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.03.2011
Kurmayalbaylarseferberolmuş-FotoKurmay albaylar seferber olmuş - Foto
Cemil Çiçek: Muhtıra ve baskılara rağmen ayaktayız, çünkü gücümüzü milletten alıyoruz
Samanyolu Haber
27.02.2011
16:08


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, milletimizi sıkıntıya sokacak hiçbir işin içinde olmadıklarını, 8 yıllık iktidar döneminde siyaseti bu çerçevede yapmak için büyük bedeller ödediklerini söyledi. Çiçek, bu süre içinde muhtıralar, baskılar ve kapatma gibi davaları atlattıklarını ifade ederek, Ancak biz ayaktayız, gücümüzü milletten alıyoruz. dedi. Çiçek, 28 Şubat süreci için Bunlar Türkiye için sıkıntılı, ayıplı günlerdi. İnşallah Türkiye bir daha 28 Şubatları yaşamaz ifadelerini kullandı. Bakan Çiçek, AK Parti Isparta İl Başkanlığının düzenlediği, Türkiye Buluşmaları Toplantısına katıldı. AK Partinin ve Hükümetin gücünü, yetkisini milletten aldığın belirten Çiçek, Türkiyenin demokrasiden başka çıkış yolu olmadığını söyledi. Geçmişteki halktan kopuk siyasetin Türkiyeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Çiçek, siyasetin bir hizmet aracı olarak görüldüğü takdirde bereketi olacağını, aksi taktirde fitneye dönüşeceği uyarısında bulundu. Siyaseti millete hizmet olarak algıladıklarını ve milletin hayır duasını almak istediklerini kaydeden Çiçek, Siyaset işin doğrusunu yapmak, lafın doğrusunu söylemektir. Bu ülke için bunu yapmaya çalışıyoruz. Milletimizi sıkıntıya sokacak hiçbir işin içinde olmadık 8 yıllık iktidar dönemimizde siyaseti bu çerçevede yapmak için çok büyük bedeller ödedik. Muhtıralar, baskılar, kapatma davaları oldu. Ancak biz ayaktayız, gücümüzü milletten alıyoruz. diye konuştu. Çiçek, millet dışında başka bir kaynak aramanın, iktidar yöntemleri aramanın çağ dışılık ve ilkellik olduğunu belirtti. AK Partinin, milletle buluşarak, kaynaşarak bağlarını güçlendirdiğini belirten Çiçek, Başkaları başka yerler ile gönül bağı kurdu. Halka güvenmeden, halktan kopuk siyasetin ne olduğunu son Güney Afrikadaki ülkelerinde yaşanan iç savaş olaylarıyla gördük. Bu, siyasilere ders olsun. diye konuştu. Çiçek, gelecek nesiller adına siyaset yaptıklarını, günübirlik siyaset yapmadıklarını ifade ederek, AK Partinin bu konuda bir çığır açtığını, milletin de bunu anladığını kaydetti. Çiçek, şöyle devam etti: Bizim DNAmızla milletimizin DNAsı uyuştu. Milletle hiç problemimiz olmadı. Bu milletin feraseti var, tecrübesi var. Milletin feraseti geleceği gören bir kerameti var. Geriye dönük seçimlere baktığımızda bunu daha iyi anlamak mümkündür. Demokrasilerde milleti hakir görmek tepeden bakmak olmaz. Milletimiz bizi anladı. Siyaseti hizmet için yapıyoruz. 12 Eylül referandumunun, bunun en iyi örneklerinden olduğunu kaydeden Çiçek, milletin, demokrasinin bir hayat tarzı olduğunu benimseyerek yapılan çalışmalara evet değini anlattı. ABD ve ALMANYA BİZDEN YARDIM İSTİYOR Halktan kopuk siyasilerin halka faydası olmadığını ifade eden Çiçek, bunun en çok İslam coğrafyasında yaşandığına dikkat çekti. Çiçek, şöyle devam etti: Geriye dönük baktığımızda zenginlik adına İslam coğrafyasında altın, gümüş, petrol var. Ama en fakir, mutsuz insanların yaşadığı coğrafya İslam ülkeleridir. Burada yanlışlık var. Siyaset gömleğinin ilk düğmesini doğru iliklemek gerekiyor. İslam ülkeleri ilk düğmeyi yanlış iliklenmiş. Yaka bir tarafa kol bir tarafa gidiyor. Yapay iktidarlarla bu iş gitmez, paralar toplanmış halkın hizmetine kullanılmamıştır. Türkiye bu konuda önemli bir örnek oldu. Türkiye, demokrasi içinde kalkınmayı başaran tek İslam ülkesi oldu. Çiçek, Libyaya yardım elini uzatan, tahliye operasyonu yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatarak, bunu çekemeyenlerin, kıskananların olduğunu, ABD ve Almanyanın da bulunduğu 42 ülkenin de kendilerinden yardım istediğini anlattı. TÜRKİYEYİ BİRİNCİ LİGE TAŞIDIK AK Partinin iktidar gelinceye kadar ikinci lig ülkesi olduğunu, kimsenin sormadığı, önemsenmediği bir ülke konumunda olduğunu ifade eden Çiçek, milletten alınan güçle ülkenin birinci sınıf bir ülke konumuna geldiğini kaydetti. Türkiyenin, G-20 ülkeleri arasında, yani gelişmiş 20 ülkeden birisi durumuna geldiğine dikkat çeken Çiçek, Türkiye, önemseniyor, heyetler geliyor. Türkiyenin çabası olmadan, onayı olmadan Ortadoğuda, Balkanlarda huzur ve istikrar olmaz. 205 ülke arasından ekonomimiz 16. sıradadır. Hedef ilk 10a arasında olmaktır. 2023te ilk 10 ve sonrasında şampiyonluğa oynayan bir ülke olacağız. Bu coğrafyada güçlü olmak bizim için mecburiyettir. 2023 yılında ne yapacağımızı biliyoruz. 12 Haziran 2001 seçimleri bunun için önemli. Millet karneyi verecek, hala bu dersi çıkaramayanlar var bu ülkede. Seçimden daha önemlisi, 13 Haziranda milletin kararına saygılı olmaktır. diye konuştu. Cemil Çiçek, 2023 Türkiyesini çok farklı olacağını belirterek, 114 milyar dolar ihracatı 500 milyar dolara çıkarma hedefleri olduğunu, ithalat ve ihracatın 1 trilyon dolar olacağı bir Türkiye olacağını kaydetti. Muhalefetin hala rejim gider, Cumhuriyetimize bir şey olur konularını konuştuğunu ifade ede Çiçek, bunları sigortası ve teminatının millet olduğunu kaydetti. 2023 yılında huzur ve barış içinde bir Türkiye hedeflediklerini anlatan Çiçek, bunun y
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.02.2011
CemilÇiçekMuhtıravebaskılararağmenayaktayızçünkügücümüzümillettenalıyoruzCemil Çiçek Muhtıra ve baskılara rağmen ayaktayız çünkü gücümüzü milletten alıyoruz
'Altın fiyatları çok yükselmez, hatta geriler'
Samanyolu Haber
13.01.2011
09:38
Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş, altın fiyatlarında yükselme değil, geriye gidiş beklediklerini söyledi.

2011 yılında altın fiyatlarının nasıl seyredeceğiyle ilgili bir soruya İmam Altınbaş, Altının çok aşırı artması alım gücünü düşürüyor. Koyduğumuz hedeflerde de bazı değişiklikler yapıyor. Ama ben 2011 yılında şimdiki olduğu yerden çok yukarı gideceğini düşünmüyorum. Hatta geriye doğru gelir diye beklentimiz var altın fiyatlarında. cevabını verdi. Mücevherat sektörü ve Altınbaş Holding olarak gelecek hedeflerini basın mensuplarıyla paylaşan İmam Altınbaş, Türkiyede sektörün 2011 yılında yüzde 20 büyüyeceğini tahmin ettiklerini, şirket olarak kendi hedeflerinin ise yüzde 40 büyümek olduğunu söyledi. İmam Altınbaşın açıklamasına göre halen yurtiçi 94 ve yurtdışında 21 tane olmak üzere toplam 115 mağazası bulunan şirket, 2011 yılında 20si yurtdışında, 15i yurtiçinde olmak üzere 35 mağaza daha açacak. Yeni mağazaların adresi Avrupa, Türk cumhuriyetleri, Balkanlar ve Ortadoğu ülkeleri. Bir önceki yıla göre 2010da yüzde 30 büyüyerek mücevherattan 320 milyon dolar ciro elde eden Altınbaşın 2023 yılı hedefi 1 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmak. Bunun için ise 80 ülkede 600 mağazaya sahip olmak isteyen şirketin halen 40 ülkeye doğrudan, 80 ülkeye ise dolaylı ihracatı bulunuyor. Türkiyede takı satışları 14 Şubat Sevgililer Günü, yılbaşı, Anneler Günü ve düğün mevsiminde zirveye ulaşıyor. En fazla perakende satışın gerçekleştiği 14 Şubat için özel koleksiyon hazırlayan şirket 7 Şubattan itibaren bu ürünlerin satışına başlayacak. Bu yıl yapılan Omnibus araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 92si Altınbaşı sektörde lider görüyor. Pırlantadaki ÖTV sorununun çözülmesinin 2011 yılı Haziran ayındaki genel seçimden sonraya kalacağını düşündüğünü de açıklayan Altınbaş, Sorunun 2011 sonu gibi çözüleceğini düşünüyoruz. Bu çözüldükten sonra Altınbaş mücevher olarak halka arz çalışmalarımız başlayacak. dedi. Pırlantada halen yüzde 20 oranında ÖTV bulunuyor ve sektör temsilcileri bunun kaldırılmasını talep ediyor. Geçen yıl açıkladıkları Ermenistan ile altın kardeşliği projesinin ne aşamada olduğu sorusuna karşılık ise Altınbaş, hükümetin, komşu ülkelerle sıfır problem hedefi kapsamında sorunların çözüleceğine inandığını söyledi. Altınbaş, İnanıyorum ki Suriye ve diğer çevre ülkelerle olan sıkıntılarımızın çözüldüğü gibi, devleti yöneten insanların sıfır problem çerçevesinde Ermenistanla olan sıkıntıları çözeceğine inanıyorum. Bu projeden geri adım atmadık. Türkiyede mücevher sektörünün gelişmesinde Ermenilerin ciddi anlamda katkıları, çalışmaları vardır. diye konuştu. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.01.2011
AltınfiyatlarıçokyükselmezhattagerilerAltın fiyatları çok yükselmez hatta geriler
Kılıçdaroğlu'ndan 'Hıdır' cevabı...
Samanyolu Haber
27.12.2010
10:34
Bütçe görüşmelerinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıktığında CHPyi sert bir dille eleştirdi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise suçlamalara cevap vermek için söz hakkı istemedi. Ancak Kılıçdaroğlu, basına kısa da olsa bazı açıklamalarda bulundu. İşte Erdoğanın eleştirileri ve Kılıçdaroğlunun yanıtları... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bütçe görüşmelerinin ardından yaptığı konuşmada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun, Nereye gitse, kiminle görüşse, kime hitap etse, nabza göre şerbet verdiğini, Kafdağının arkasındakileri de vaat etiğini ifade ederek, Sayın Genel Başkanın adı o zaman Hıdır mıydı? Benim adım Hıdır, elimden gelen budur; böyle mi diyeceğiz? Bir siyasi lidere, her şeyden önce ciddiyet yakışır, laubalilik değil diye konuşmuştu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, görüşmelerden gazetecilerin kendisine yönelttiği Başbakanın size yönelik konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna da Ben Hıdır olmaktan da Kemal olmaktan da onur duyarım. Geçmişte de demişti, Memur Kemal Efendi diye. Efendi adamız ne olacak? Biz hiçbir zaman bir başka kişinin ismini almaktan da üzülmedik. Beni eleştirmek için Başbakan çok zorlanıyor tabii. Ne söyleyecek? diye konuştu. Kılıçdaroğlu, gazetecilerin Neden sataşma nedeniyle söz hakkınızı kullanmadınız? sorusuna da Hayır, Hıdır ismini bana verirse mutlu olurum. Onu bir sataşma olarak görmedim. Sataşma olarak görseydim, bütün Hıdırlara haksızlık yapmış olacaktım dedi. Erdoğan TBMMdeki konuşmasında, CHPnin hükümet ortağı olduğu her dönemin, kuyrukların, karnelerin, kısıtlamaların, zamların rekora koştuğu dönem olduğunu savunarak, Hesapsız, kitapsız, popülizmle, bol keseden vaat ederek iktidar ortağı olan CHPnin, her seferinde ülkeyi uçurumun kenarına getirdiğini, telafisi zor faturaları bu millete ödettiğini söyleyip özellikle 1974 yılından itibaren CHPnin hükümette olduğu dönemlerdeki gazete haberlerinden örnekler vermişti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakanın bu sözlerini, CHPyi eleştirmek için 1974lere gitmesi, Başbakanın CHPyi eleştirmekte ne kadar zorlandığını gösterir diyerek yanıtladı. Bütçe görüşmelerinin sona ermesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğanın bütçe üzerindeki konuşmasını yüzeysel bulduğunu söyledi. Erdoğan, TBMM Genel Kurulunda, 2011 yılı bütçe tasarısı üzerinde hükümet adına yaptığı konuşmasının son bölümünde CHPye yönelik eleştirilerde bulundu. Anamuhalefet partisi genel başkanı, nereye gitse, kiminle görüşse, kime hitap etse, nabza göre şerbet veriyor, Kafdağının arkasındakileri de vaat ediyor diyen Erdoğan, şöyle konuştu: CHP Genel Başkanının, sadece kurultayda dile getirdiği bazı vaatlerinin en mütevazı hesapla maliyeti, on katrilyonlarca lirayı buluyor. Umut simsarlığı karlıdır. Ama hayal kırıklığının faturası da o derece ağırdır. Umut tefeciliği yapanlar, sadece kendileri kaybetmezler, millete de kaybettirirler. Milletimiz bugüne kadar ne çektiyse, hesabını kitabını bilmeyen, ne konuştuğunu bilmeyen, umut simsarlığı yapanlardan çekti. Böyle bol keseden dağıtanlar, kaşıkla verenler, çok kısa süre zarfında kepçeyle bütün kazanımları geri aldılar. Tıpkı 1990lı yıllarda, tıpkı 2001 krizinde olduğu gibi, enflasyon anında fırlar, yeniden yüzde 60lar, 70ler seviyesine çıkar. Faizler anında yükselir, yüzde 7 bin 500lere çıkar. Türkiye yeniden borç-faiz sarmalına girer, yatırım, üretim, ihracat geriler, vergiler, faiz giderlerini dahi karşılayamaz hale gelir. Türkiye bunu geçmişte maalesef çok yaşadı. Türkiye bunu CHPnin koalisyon ortağı olduğu dönemlerde defalarca ve en ağır şekilde ödedi. Şimdi, CHP çok uzun süredir iktidara gelemediği, iktidar ortağı dahi olamadığı için, CHPli hükümetlerin ne anlama geldiğini vatandaşım unutmuş vaziyette. Özellikle 40 yaş altı vatandaşlarım, CHPli hükümetler dönemini bilmiyor, bilmiyor olmaları da gayet tabiidir. Erdoğan, Hazine ne zaman belini doğrultsa, hemen ardından CHPnin koalisyon ortağı olduğu iktidarlarca boşaltıldığını belirterek, Adnan Menderesin büyüttüğü ekonominin, ardından gelen CHP tarafından küçültüldüğünü, kasaların boşaltıldığını söyledi. Turgut Özal tarafından ekonomide dengenin kurulduğunu, ardından CHPnin koalisyon ortağı olduğu dönemlerde o dengelerin tamamının bozulduğunu belirten Erdoğan, CHPnin hükümet ortağı olduğu her dönemin, yüksek enflasyonla, yüksek faizle, ekonomik krizle vatandaşın en büyük bedelleri ödediği dönem olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan, Türkiyenin CHP dönemlerinde 70 cente muhtaç hale getirildiğini, bütün CHP hükümetlerinin klasiğinin bu olduğunu belirtti. CHPnin iktidar olduğu 1994de, doların 19 bin liradan 38 bin liraya çıktığını, enflasyonun üç haneli oranlarla tanıştığını, yüzde 400 faizli borçlanma kağıtlarının piyasaya sürüldüğünü ifade eden Erdoğan, uluslararası rezervlerin 3 milyar dolara düştüğünü, bugün ise altın hariç 80 milyar dolar olduğunu kaydetti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.12.2010
KılıçdaroğlundanHıdırcevabıKılıçdaroğlundan Hıdır cevabı
İzmir'in kalbi Bergama'da attı
Samanyolu Haber
12.11.2010
22:52
İzmirdeki odalar arası ortak yönetim kurulu toplantısı Bergamada gerçekleştirildi.

Üç ayda bir farklı bir ilçede yapılan toplantıların Kasım ayı oturumu Bergama Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bergama Ticaret Odasının yeni restore ettiği tarihi tonoz binada yapılan toplantının başkanlığını İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş yaptı. Toplantının 13 gündem maddesinin 8 tanesi Bergamayla ilgili oldu. Türkiyenin hedeflediği ihracat miktarını tutturabilmesi için Zeytindağ Kuzey Ege Limanının bir an önce faaliyete geçmesi gerektiğini söyleyen Bergama Ticaret Odası Başkanı Melih Kahraman, 20 yıldır bitirilemeyen bir projenin artık hayata geçmesini istiyoruz. Bu işin ısrarla takipçisi olacağız.dedi. Kâtip Çelebi Üniversitesinin Bergamada kurulmasını isteyen Kahraman, üniversitenin Bergamayı şaha kaldıracağını vurguladı. Toplantıya İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Ender Yorgancılar, Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Işınsu Kestelli, Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Geza Dologhun katıldığı toplantıya ayrıca Tire, Selçuk, Bayındır, Aliağa, Menemen, Ödemiş Ticaret Odaları Başkanları ve Bergama Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyeleri, oda başkanları ile çevre belde belediye başkanları da katıldı. KUZEY EGE LİMANI ve TARIMA TEŞVİK Bergamanın sorunlarının gündeme geldiği bölümde söz alan Ticaret Odası Başkanı Melih Kahraman, Çandarlı Konteynır Limanının da 20 yıldır bir ilerleme kaydedilememesinin oldukça düşündürücü olduğunu anlattı. Kahraman: Herkes bu limanın olmasını bekliyor. Herkesin konu ile ilgili ve bilgisi var. Ama ne yazık ki ortada liman yok. Ulaştırma Bakanlığı 2010 yılı bütçesinde Mendirek inşaatının kesinlikle ihaleye çıkacağını söylemişti. Biz bu konuda ümidimizi kaybetmedik. Hala zamanımız var. Mendirek inşaatını yapılmasının ardından bakanlıkça yap-işlet-devret modeli ile ihale edilmesi planlanan Çandarlı Kuzey Ege Limanını ihale sürecinin hızlandırılmasını ve yargı süreçlerine takılmadan limanın 2013 yılında başlanılıp 2018de bitirilmesi bitirilmesini talep ediyoruz. Türkiye 500 milyar dolar ihracat hedefliyor ise bu hedefleri tutturabilmek için imal etmek değil, ihraç etmek zorunda. Türkiyenin böyle bir limana ihtiyacı var. dedi. Kahraman, ayrıca bölge tarımında lokomotif ürün kabul edilen pamuk, domates, çam fıstığı, zeytin gibi ürünlerini için, bölgesel devlet teşviki alabilmesi yönünde çalışma yapılaması gerektiğini belitti. ÜNİVERSİTE BERGAMANIN OLMALI Bergama gündeminde geniş yer alan İzmire kurulması planlanan Kâtip Çelebi Üniversitesinin Bergama kurulması talebinde bulunan Ticaret Odası Başkanı Melih Kahraman, diğer ilçelerinde üniversiteyi istediğine dikkat çekerek, Bergama Üniversiteyi hak ettiğini ve bölgeyi şaha kaldıracağını düşünüyorum. Bergama tarihi ve kültürü ile bu üniversiteyi çoktan hak ediyor. diye konuştu. Zeytindağ Belediye Başkanı Feridun Ergün de konu ilgi söz alarak, Aliağa ve diğer ilçeler sanayi ileri ile zengin ve gelişmiş ilçeler. Bergamanın tarım ve turizmde başka bir geliri yok. Biz bu üniversitenin Bergamada kurulması için elimizden gelini yapacağız. görüşünde bulundu. LİMAN VE YOL YATIRIMLARI İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, İzmir Limanındaki kan kaybının durması için tarama işinin bir an önce yapılması gerektiğini, yolcu ve konteyner limanlarıyla ilgili yatırım planlarının gerçekleşmesi konusunda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırıma güvendiklerini, bu konuda takipçi olacaklarını ifade etti. Demirtaş, Çandarlı Körfezinde yapımı planlanan Kuzey Ege Konteyner Limanının Türkiye için olmazsa olmaz bir yatırım olduğunu, projeyi gündemlerinde tuttuklarını belirterek, Projeyi ilk gününden bugüne yakından takip ettik. Limanın yanı sıra liman arkasında 400 hektarlık alanda lojistik merkez kurulacak. Tüm bunlar Türkiyenin geleceği için şart. 2023 hedefi 500 milyar dolar dış ticaret olan bir Türkiye, bu limanı yapmak zorunda. Yap-işlet-devret modeliyle yapılacak liman için 2010da ihaleye çıkılacağı ifade edildi. Ama her zaman söylendiği tarihte olmuyor. Umarım 2012ye kalmadan 2011 yılında yapılır dedi. Aliağa ve Bergamadaki sanayi bölgelerinin İzmir-Çanakkale karayoluna büyük bir yük getirdiğini, henüz liman ortada olmamasına rağmen burada bir sıkıntı yaşandığını ifade eden Demirtaş, yolun gidiş geliş 4 şeride çıkarılması için çalışma yapacaklarını anlattı. Demirtaş, İstanbul-İzmir otoyolunun İstanbuldaki temelinin atıldığını, İzmirden de temelin atılması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğana çağrıda bulunacaklarını dile getirdi. Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Başkanı Geza Dologh, İzmir Limanında yapılan çalışmalarla limanda 6 ay içinde önemli değişikler yaşanacağını, 5 yıllık vadede de limanda beklenen yenileme yatırımlarının tamamlanmış olacağını söyledi. Dologh, denizcilik sektörünün her geçen gün iyiye gittiğini belirterek, 2012?2013 yıllarında denizcilikte yine altın devrin bekle
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.11.2010
İzmirin/">İzmirinkalbiBergamadaattıİzmirin-kalbi-Bergamada-attı/">İzmirin kalbi Bergamada attı
Konya'da petrol bulundu
Samanyolu Haber
27.10.2010
08:47
Petrolde Karadeniz?den sonra bir umut da İç Anadolu?da doğdu. ABD?nin Wyoming havzasıyla aynı özelliği taşıyan Niğde-Bor havzası ve Konya-Ereğli?de 8 milyar ton ?petrollü şeyl? rezervine rastlandı

ABD?nin Wyoming havzasıyla aynı özellikleri taşıyan Niğde-Bor havzası ve Konya-Ereğli?de 8 milyar ton petrollü şeyl (petrol türetebilen kaya) potansiyel kaynak rezervi tespit edildi. Isıtıldığında petrol ve doğal gaz üretilebilen söz konusu kayalardan 2.6 milyar varil ile 8.3 milyar varil arasında petrol çıkarılabileceği hesaplanıyor. Buna göre, bölgedeki petrolün potansiyel değerinin 218 milyar dolar ile 687 milyar dolar arasında olabileceği belirtiliyor. Alınan bilgiye göre Orta Anadolu Endüstriyel Hammadde Arama Projesi çerçevesinde Ereğli-Bor havzasında 2006 yılında çalışma başlatan MTA meyvelerini almaya başladı. Proje kapsamında yürütülen etüt çalışmalarından elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda havzada araştırma amaçlı açılan toplam 15 adet sondajdan 10 tanesinde sıvı petrol izleri ve petrollü şeyller tespit edildi. REZERV 9.6 MİLYAR TONA ULAŞTI Petrol türeten kayaların ne kadar verimli olduğu ile ilgili çalışmalara başlanırken Ereğli-Bor havzasının ABD-Wyoming havzasına çok benzer özellikler taşıdığı belirlendi. Dünyanın en büyük petrollü şeyl yatakları Wyoming?de bulunuyor. Türkiye?de 1935 yılında başlayan petrollü şeyl araştırmaları kapsamında Beypazarı (Ankara), Seyitömer (Kütahya), Hatıldağ, Himmetoğlu, Mengen (Bolu), Ulukışla (Niğde), Bahçecik (Kocaeli), Burhaniye (Balıkesir), Beydili (Ankara), Dodurga (Çorum), Çeltek (Amasya) sahalarında bugüne kadar 1.64 milyar ton petrollü şeyl rezervi belirlendi. Son keşifle birlikte şeyl rezervi 1.64 milyar tondan 9.64 milyar tona ulaştı. ? AA Sürmene?de sondaj başlıyor Karadeniz?de 2003 yılından bu yana sürdürülen petrol arama çalışmalarına, önümüzdeki günlerde Sürmene açıklarında açılacak kuyularla devam edilecek. TPAO, Hopa ve Zonguldak?ın ardından bu kez de Trabzon?un Sürmene ilçesi açıklarında 15 gün içerisinde sondaj çalışmalarına başlayacak. Petrolün üretildiği ana kaya: ŞEYL Şeyl, ısıtıldığında yapay petrol ve gaz üretilebilen organik malzeme yönünden zengin tortulu kaya. Petrolün üretildiği ana kaya vazifesi görüyor. Kayada petrol türediği zaman (milyonlarca yılı alıyor), onun yüzde 10 kadarlık kısmı ana kayadan atılıyor ve yeraltında emiliyor. Emildiği yerin üstünde geçirimsiz bir madde varsa, bu petrol ve doğal gaz yeraltındaki süngerimsi yapılarda toplanıyor. Petrol zengini ülkelerin şu anda elde ettiği petrol ve doğal gaz bu yüzde 10?luk kısım. Geri kalan yüzde 90 ise o ana kayanın içinde kalıyor. Şeyl?in petrol ve doğal gaz kaynağı olarak kullanımı 10 yıl öncesine kadar çok kısıtlıydı. Fakat ABD şirketleri kayayı kırmak için yeni teknikler geliştirdi ve yatay olarak sondajlara başladı. Şeyllerin kalitesi, tonda litre olarak çıkarılan petrol miktarıyla hesaplanıyor. Petrol miktarı şeyllerde ton başına; ortalama 38 litre. İngilizler Malatya?da altın buldu İngiliz Stratex International şirketi Malatya Hasançelebi?deki aramalarda yeni altın mineralizasyonu bulunduğunu açıkladı. Şirket buradaki ilk altın üretiminin 2011 sonu veya 2012 başında gerçekleştirilebileceğini belirtti. Teksaslı petrolcü de şeyl aramak için geldi Shell, Exxon Mobil gibi dünyanın birçok büyük şirketleri Türkiye de dahil şeyl konusunda ciddi araştırma ve çalışmalar yapıyorlar. TPAO ise geçtiğimiz aylarda şeyl gaz üretimi konusunda uzman ABD?li firma Trans Atlantic ile bir anlaşma imzaladı. Trans Atlantic?in sahibi N. Malone Mitchell?in servetini şeyl sahalarından elde ettiği biliniyor. ?Petrol ve doğalgaz sahaları bulmak hoşuma gidiyor? diyen Mitchell bugüne kadar Türkiye?deki petrol ve doğalgaz aramaları için 150 milyon dolar harcadı. Malone Mitchell Güneydoğu?da arama yapmak için 30 ayrı ruhsat aldı. Dünyanın en büyük şeyl rezervi ABD?de Ülke (Milyar Ton) ABD 213.00 Avustralya 67.00 Ürdün 60.00 İsrail 15.36 Fas 12.30 Türkiye 9.64 Brezilya 9.60 Ukrayna 8.80 Estonya 1.50
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.10.2010
Konyada/">KonyadapetrolbulunduKonyada-petrol-bulundu/">Konyada petrol bulundu
Altın her şartta
yükselişini sürdürecek
Türkiye Gazetesi
19.09.2010
02:43
Altın fiyatlarının artmasında hem enflasyon hem deflasyon korkusu etkili oluyor. Financial Times’ta (FT) yayımlanan haber analizde, altının 2000 dolara kadar yükselişini sürdüreceği belirtildi. Bu yükselişi ne enflasyon, ne de deflasyonun engelleyemeyeceği dile getirilen yazıda, “Son 10 yıllık süreçte beş kat artış gösteren altın fiyatları ons başına 1280 doların üzerine çıkarak yeni rekorunu kırdı. Birçok analist altındaki bu yükselişin yıl sonuna kadar devam edeceğini öngörürken, fiyatların birkaç yıl içerisinde enflasyona göre ayarlanmış olarak da yeni rekor kıracağını tahmin ediyor” ifadelerine yer verildi. Enflasyona göre ayarlandığında, altın fiyatlarının bugüne kadarki en yüksek seviyesini 2 bin 250 dolar ile Şubat 1980’de gördüğü ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
19.09.2010
Altınherşartta
yükselişinisürdürecekAltın her şartta
yükselişini sürdürecek
Altın yatırım aracı olarak kullanılır mı?
Samanyolu Haber
19.09.2010
02:43
Son 10 yılda 5 kat yükselen altının ons fiyatı, geçen cuma tarihinin en yüksek değeri olan 1282.8 doları gördü.

Referandumda evet oylarının beklentilerin yüzde 5-7 üzerinde gelmesiyle İMKB-100 endeksi 3 bin 254 puan yükselerek haftayı 63 bin 862 puandan kapattı. Dolar da hafta içinde 1.485 liraya kadar geriledi. ÇOK ŞAŞIRANLAR VAR Referandum öncesinde, halkın tercihini demokrasiden ve değişimden yana koyacağı kamuoyu yoklamalarında görülmeye başlamış ve yurtiçi piyasalara referandum iyimserliği yansımıştı. Lakin evet oylarının beklentilerin çok üzerinde çıkması, İMKBnin geçen haftanın her gününü yeni bir zirve ile tamamlamasını sağladı. Bu performans, halkı küçümsemeden aldıkları enerjiyle hükümete saldırmayı ibadet haline getirmiş ve her gelişmeden sonra ekonomide kırılma bekleyen kaos sever uzmanları çok şaşırttı. EKONOMİ İÇİN ANLAMI Demokrasinin çoğu zaman rafa kaldırıldığı 1995-2001 arasında ortalama enflasyon yüzde 71,6ydı. Ekonomi 1997-2001 arasında sadece yüzde 1,5 büyüdü. Askeri vesayetin en az hissedildiği, kargaşanın yerini istikrarın aldığı 2002 sonrasında ise ekonomide çok ciddi gelişme kaydettik. 2003-2009 arasında ekonomi yüzde 4,5 büyüdü. Geçen ay yıllık enflasyon yüzde 8,3 açıklandı. YABANCI SERMAYE HIZLI Yabancı yatırımcı da tercihini demokrasi ve istikrardan yana kullandı. 1993-2002 yılları arasında yurtiçine doğrudan yabancı sermaye girişi sadece 9 milyar dolardı. Bu rakam 2003-2009 arasında 83,1 milyar dolara tırmandı. Eğer yükselme dönemi kabul ettiğim 2002 ve sonrasında, milletin her seçimde ciddi destek verdiği yöneticiler enerjilerinin büyük bir kısmını medyaya yansıyan darbe planlarıyla tüketmeseydi makro ekonomik veriler hayal bile edemeyeceğimiz yerlerde olabilirdi. RİSK BERTARAF OLDU Referandumdan sonra ekonomi camiasının geneline göre darbe ihtimali kalmadı. Yüzdelik sayıları öğrenen bir ilkokul öğrencisi bile makro ekonomik verilere bakarak antidemokratik girişimlerin geçmişte ülkeye verdiği zararları rahatlıkla analiz edebilir. Türkiye ekonomisinin en büyük riski olarak görülen politik risk, evet oyları ile bertaraf oldu. Politik risklerin kaybolması, halkın değişime ve normalleşmeye olan talebinin beklentilerin üzerinde çıkmasıyla yabancı yatırımcı ilgisi her geçen gün artmaya devam edecektir. DEMOKRATİK İSTİKRAR Bütün bu olumlu gidişat sonrasında, önümüzdeki dönemde yurtiçi sermaye piyasalarında yurtiçi kaynaklı bir kırılma yaşayacağını düşünmüyorum. Politik risklerin Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar azalması, makro ekonomik verilerdeki ciddi toparlanmalar, yabancı yatırımcı ilgisinin referandum sonuçları ile zirve seviyelere ulaşması, dünyayı hayrete düşüren ekonomik toparlanma, tek parti iktidarının korunacağı beklentisi küresel piyasalardan ciddi sorunlar çıkmadığı sürece borsayı çok yukarılara taşır. Ne diyelim; Yaşasın demokrasi ve demokratik istikrar. Avrupa bizim için risk oluşturuyor Yurtiçindeki iyi duruma rağmen ihracatımızın en önemli kısmının ABye olduğu göz önüne alındığında Avrupa ekonomilerinin içinde bulunduğu durum bizim için büyük risk oluşturuyor. Avrupa bankacılık sistemine ait kaygılar ve Avrupa ülkelerinin risk primlerindeki yükselişler kaygı verecek şekilde. Avrupa borsalarına ciddi satışlar geldiğinde borsamız bu duruma anında tepki gösterir. Eylül başından bugüne ABDnin Dow Jones endeksinde yüzde 6ya ve Avrupa borsalarında yüzde 7ye varan yükselişler referandum rallisini destekleyen etkenlerden biri olmuştu. Eğer küresel piyasalara ciddi satışlar gelirse sermaye piyasalarımızın buna karşı koymamız imkânsız olur. Altın yatırım aracı olarak kullanılır mı? Son 10 yılda 5 kat yükselen altının ons fiyatı, geçen cuma tarihinin en yüksek değeri olan 1282.8 doları gördü. Bir dönem aşırı enflasyonun altının değerlenmesini engelleyeceği konuşuluyordu. Şimdi ise deflasyon beklentisi var ve bunun altına engel olacağı tahmin ediliyor. Ama hiçbiri sarı metalin tarihten gelen duygusal cazibesini engelleyemedi. Uzmanların büyük kısmının yılsonuna beklentisi 1300 dolar. 2011de de rallinin süreceğini bekleyenler çoğunlukta ama kimsenin yorumuna itibar edilmesin. Bu konuda 10 kere yanılan 1 kere daha yanılsam ne olur diye düşünüyor. Lakin altın bir yatırım aracı olarak artık altın kadar iyi değil. Kimsenin nereyi gittiğini bilmediği gibi ne zaman döneceğini de bilmediği bir yolda ilerliyor. ANALİZ: Ersagun ŞİMŞEK
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.09.2010
Altınyatırımaracıolarakkullanılırmı? Altın yatırım aracı olarak kullanılır mı?
İşte Başbakan'ın komşu villası
Samanyolu Haber
10.09.2010
17:05
Başbakan Erdoğanın Üsküdarda ikamet ettiği villa ile ilgili ortaya atılan iddialar, komşusu işadamı Cihat Dündarı isyan ettirdi.

Villalarla ilgili 7 milyon dolar, muslukları altın kaplama gibi iddialardan dolayı zor durumda kaldığını aktaran iş adamı Cihat Dündar, iddiaların külliyen yalan olduğunu söyledi. 7 milyon dolar olduğu iddia edilen evlerin değerinin 1,5 milyon dolar civarında olduğunu ifade eden Başbakanın komşusu, kendisinin ve çocuklarının zaman zaman Erdoğan ailesini ziyaret ettiklerini belirtti. Başbakan Erdoğanın evinin kendi evinden bir farkı olmadığını aktaran işadamı, medyada yer alan Başbakan Erdoğana ait villanın fotoğrafları iddiasıyla yer alan fotoğrafların ve altın musluk iddialarının da gerçek dışı olduğunu aktardı. İddiaların yanlış bilgiden kaynaklandığını aktaran işadamı Dündar, Kılıçdaroğlunu evine davet etti. Başbakan Erdoğan ile aynı sitede oturan Biota Labratuvarları Genel Müdürü Cihat Dündar, evinin kapılarını Cihana açtı. Biota markasının Fransa dahil 35 ülkeye ihraç edilmesinin görüşüldüğü mülakatta, konu dönüp dolaşıp Başbakan Erdoğanın son dönemde çok tartışılan villasına geldi. Erdoğanın uzun süredir komşusu olan Cihat Dündar, Erdoğanın da oturduğu siteyle ilgili ortaya atılan iddialara isyan etti. İddiaların kendisini de zor durumda bıraktığını ifade eden iş adamı Cihat Dündar, medyada yer alan bilgilerin ve Erdoğanın evine ait olduğu iddia edilen fotoğrafların tamamıyla yalan olduğunu söyledi. Evlerin değerinin ortalama 1 ila 1,5 milyon dolar civarında olduğunu aktaran Dündar, Daha iki ay önce iki tane 1,5 milyon dolara satıldı. Söylenenler doğru değil. diye konuştu. Orta halli bir işadamı olduğunu belirten ve oturduğu eve villa bile demenin doğru olmayacağını aktaran Dündar, Arkadaşlarım aradı, Ya sen Malikanede mi oturuyorsun? diye sordular. Ne malikanesi? Söylenenler doğru değil. ifadesini kullandı. Bazı gazetelerde yer alan ve Başbakan Erdoğanın evine ait olduğu iddia edilen fotoğrafların da kesinlikle doğru olmadığını ifade eden Dündar, Zaman zaman biz gidiyoruz. Çocuklarımız gidiyor. Başbakanımızın torunlarıyla oynuyor. Evlerin birbirinden bir farkı yok. Başbakanımızın oturduğu evle benim oturduğum evin arasında hiçbir fark yok. Aynı müteahhit yapmış. Kullanılan malzemeler aynı. şeklinde konuştu. Muslukların altın olduğu iddialarının da komik olduğunu vurgulayan Dündar, Bırakın muslukların altın olmasını, bu sitede en çok arızalanan şey musluklardır. Bu siteye en çok musluk tamircisi gelir. Başbakan Erdoğanın evindeki musluklar da altın değil. dedi. Ortaya atılan spekülasyonların kendisini insan olarak da rahatsız ettiğini belirten Dündar, Ben burada bu spekülasyonlardan ve tartışmalardan bir insan olarak rahatsızlık duydum. Çünkü doğru değil. Bu bilgiler doğru değil. Bunun hiçbir siyasi yönü yok. İnsan olarak rahatsız oldum. Bu sitede sadece ben oturmuyorum. Bir sürü insan oturuyor. Hepsine sorabilirsiniz. Hatta ve hatta şunu söyleyebilirim. Bir Başbakan olarak çok sade ve mütevazi bir hayat yaşıyor. Biz buradan her gün görüyoruz. Kendisini, ailesini, yaşam tarzını ve biçimini her zaman görüyoruz. Ben orta halli bir işadamıyım ben böyle bir villada oturabiliyorsam bir başbakanın böyle bir villada oturmasını çok görmek abesle iştigaldir. ifadelerini kullandı. Evinin kapılarını da kameralara açan Cihat Dündar, iddialarla ilgili Söylenenler külliyen yalan serzenişinde bulundu. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlunun kendisine gelen yanlış bilgilerden dolayı bu iddiaları dile getirdiğine inandığını belirten Dündar, CHP liderini evine davet etti. Belki siyasi rakip olduğu için Başbakanın evine gidemeyebilir ancak benim evime gelsin, çayımızı içsin, tatlımızı yesin. Bu villaların lüks olmadığını, çeşmelerinin altın kaplama olmadığını görsün. diyerek davette bulundu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.09.2010
İşteBaşbakanınkomşuvillasıİşte Başbakanın komşu villası
'İkinci bir dip yaşama riski düşük'
Samanyolu Haber
20.08.2010
12:25
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiyenin küresel krizde ikinci bir dip nokta yaşama riskinin son derece düşük olduğunu söyledi.

Gelişmiş ülkelerin çok yavaş büyüdüğünü, gelişmekte olan ülkelerinde temellerinin çok sağlam olduğu için global büyümenin sağlıklı olmaya devam edeceğinin altını çizen Şimşek, dünya ekonomisine bakıldığında, Avrupa ve Amerikada ekonominin ciddi şekilde yavaşladığına dikkat çekti. Bakan Mehmet Şimşek, Hür Sanayici ve İşadamları Derneğinin (HÜRSİAD) düzenlendiği toplantıda gündemi değerlendirdi. Ekonomiye yönelik saptamalarını aktaran Şimşek, Şu an itibariyle bir yavaşlama sürecindeyiz, ama ikinci bir dip yaşama riski son derece düşük. Gelişmiş ülkelerin çok yavaş büyüdüğü bir dönemdeyiz, ama gelişmekte olan ülkelerin temelleri çok sağlam olduğu için global büyüme sağlıklı olmaya devam edecek. Dünyanın ağırlık merkezi doğuya kayıyor. Global ekonomi makul bir tempoda yoluna devam eder gibi düşünüyoruz. dedi. Dünyada faiz seviyesinin uzun bir süre düşük kalmaya devam edeceğini aktaran Maliye Bakanı, gelişmekte olan ülkelerde henüz istihdam oluşturulamadığını, son dönemde yaşanan büyümenin iş ve aş üreten bir büyüme olmadığını ifade etti. Euro bölgesinde işssizliğin yüzde 10, büyük bir toparlanmaya rağmen Amerikada yüzde 9,5 ve Güney Afrikada yüzde 25 olduğuna işaret eden Mehmet Şimşek, Bu, dünya ekonomisi açısından bir risk. Çünkü iş olmadan, büyümenin devamının getirilmesi daha zor. Türkiye o açıdan şanslı. Beklentilerimizin de ötesinde büyümeyle birlikte istihdam arttı. Son bir yıl içinde 1,6 milyon vatandaşımız iş buldu. Türkiyenin zaten bankacılık ektörü sağlamdı. Vatandaşın mali durumunda çok kötüleşme yoktu, yani servetinde büyük erime olmadı. Ev fiyatları çökmedi, altın fiyatları düşmedi, döviz fiyatları çok abartılı şekilde. Vatandaş parasını nerede saklıyor; ya konutunda ya altında ya dövizde ya banka hesabındadır. Hepsinde vatandaş kriz öncesine göre iyi durumdadır. diye konuştu. Şimşek, devletin bilançosunun çok iyi durumda olduğunu vurgularken, notu iki kademe artan tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çekti. Bu yıl Türkiyenin OECD ülkeleri arasında büyümede, Avrupada istihdam oluşturmada, iş aş üretmede rekor kıracağını savunan Şimşek, şu görüşleri dile getirdi: Bu yıl Türkiye makul düzeyde bir bütçe açığıyla, makul düzeyde bir enflasyon oranıyla hakikaten makro ekonomik performansıyla iyi. Bütün bunlar tesadüf değildir, bütün bunlar reformlarla, istikrarla ilişkilidir. İstikrar da demokrasinin gelişmişlik seviyesiyle, temel hak ve özgürlüklerin seviyesi, iyi işleyen bir hukuk sistemiyle ilişkilidir. Ne kadar istikrar o kadar büyüme, ama bunun arka planına baktığınız zaman bugün yapılan düzenlemelerle bire bir ilişkisi var. Anayasa değişiklik paketinden de bahseden Şimşek, 12 Eylül 2010da yapılacak referandumda ne iktidarın ne de muhalefetin performansının oylanacağını belirtti. Aslında oylamanın memleketin geleceği olduğunu vurgulayan Bakan, Bu değişikliklerin iş, aşla doğrudan doğruya ilişkisi var. Batı Avrupa ile Orta Asya ülkelerinin birisinde kişi başına milli gelir, 3-5 bin dolar diğerinde ise 30-100 bin dolar seviyesinde. Gelişmiş ülkelerde hak ve özgürlükler çok geniş. Demokratik ve hukuk sistemi iyi işliyor. Anayasa değişiklik paketinde, kadınlara, yaşlılara, özürlülere, şehitlerin dul ve yetimlerine, gazilere devlet pozitif ayrımcılık getiriyor. Daha çok kadın aktif şekilde ekonomide rol alırsa Türkiyenin refahı artar. Hiç ummadığımız maddenin bile Türkiyenin uzun dönemli refahı, aş işle ilgisi var. Bu maddenin nesine karşı çıkıyorlar, anlamakta zorluk çekiyorum. şeklinde konuştu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni anayasayla birlikte askeri mahkemelerde, sivil vatandaşların yargılanmayacağını bildirdi. Şimşek, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: 12 Eylül darbesi yapıldı, bu darbeyi yapanlar kendilerini korumak için bir madde koydular. Onlar yargılanır yargılanmaz hiç önemli değil, önemli olan bir mesaj vermekti. O maddeyi kaldıralım diyoruz, yani 12 Eylül darbesini yapanların koruma zırhını, yargı karşısında bu imtiyazlı durumlarını kaldıralım diyoruz. Artık, bu ülkede darbeler konuşulmasın. Bu ülkede sivil irade var, AB ile müzakere süreci var. Medeni bir ülkeyiz. Herkes kendi işini yapsın. Askerimiz bizim göz bebeğimiz. Onlar vatanın savunması için ellerinden geleni yapıyorlar, bunu yapmaya devam etsinler. Ama irade sivil iradedir, vatandaşın iradesidir. Batının en gelişmiş ülkelerinde hangi irade geçerliyse burada da o geçerli olacak. 3. dünya ülkelerinde Afrikada bile artık çok çok seyrek şekilde gündeme gelen darbe tartışmaları veya darbeler, böylesine zenginliğe sahip, bu kadar birikime sahip, AB sürecinde bir ülkeye yakışır mı? Darbeler konuşulmasın. Konuşulmaması için de bu maddeyi kaldırıyoruz. Şimşek, yargı denetiminin genişleyeceğini, daha bağımsız hale geleceğini söyledi. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)nun en fazla tartışılan düzenlemelerden biri olduğunu söyleye
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.08.2010
İkincibirdipyaşamariskidüşükİkinci bir dip yaşama riski düşük
Eroğlu: Mantığını anlayamıyorum
Samanyolu Haber
23.07.2010
14:56
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 12 Eylülde yapılacak referanduma Hayır diyenlerin mantığını anlamakta zorlandığını söyledi.

12 Eylüldeki referandumun üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü için yapılacağını belirten Bakan Eroğlu, dolayısıyla bu referandumun millet adına yapılacağını bildirdi. Afyonkarahisar İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi temel atma töreninde konuşan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, bunun, sadece AK Partinin projesi değil, 73 milyonun özlemi olduğunun altını çizdi. Eroğlu, Biz bu referandumda evet diyeceğiz, evet diyeceğiz, evet diyeceğiz. Başka çaresi yok. Burada şunu da ifade edeyim. Ben hayır diyenlerin mantığını anlamakta zorlanıyorum. Niçin hayır diyor. Lütfen, ben vatandaşlarımızdan şunu rica ediyorum. Bu maddeleri terek teker okusunlar. Hepsi vatandaşlarımızın mutluluğu ve özellikle onların korunması ve ülkemizin önünün açılması içindir. Teker teker okusunlar görecekler ki kendi mantık süzgeçlerinden geçirdikleri zaman, kendi vicdanlarının sesini dinledikleri zaman evet diyecekler. 12 Eylülde vatandaşlarımızın büyük bir kısmının evet mührüne bacağına inancım tamdır. dedi. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti Hükümetinin eserleri ile konuştuğunu ifade etti. Türkiyede şu anda gelmiş, geçmiş hükümetler içerisinde en çevreci hükümetin AK Parti Hükümeti olduğunu dile getiren Eroğlu, Bunu gururla söylüyorum. Neden? Her konuda ispat ederiz. Çevreci olmak öyle laf ile olmuyor. Çevreci olmak icraatla, Türkiyenin her yerinde yaptıklarımızla mümkün. Bakın bu konuda birkaç tane misal vereyim. Biz gelmeden önce, yani 2003 yılı başında atık suları toplanıp da arıtılan nüfusun oranı yüzde 33dü. Yani nüfusun 3te 1i. Yani geri kalan ne oluyor? 3te 2si derelere ya da alıcı ortama rastgele veriliyordu. diye konuştu. Böylece alıcı ortamın kirlendiğini aktaran Eroğlu şöyle devam etti: Sağlık problemleri oluyor. Sudan geçen hastalıklar, yer altı suyunun kirlenmesi, yüzey sularının kirlenmesi bunun faturası çokta ağır. Dolayısıyla bunun da yüzde 33ünde büyük bir kısmını, aslında 12 milyon nüfusun atık sularını da biz halletmiştik. Onu da düşersek geçmişte hükümetlerin 2003 yılı başına kadar yaptıkları yüzde 10u geçmezdi. Şimdi biz bunu aldık bu yıl itibariyle yüzde 73e yükselttik. Nereden nereye. Tabi bu yeterli mi? Yeterli görmüyoruz. En azından yüzde 90, yüzde 93ünü toparlayıp arıtmamız gerekir. Bunun farkındayız. Ama bunu da gerçekleştireceğimiz son derece açıktır. Yüzde 10dan kısa bir zamanda, 7 yılda yüzde 73e çekiyorsun, geride kalanı da kısa zamanda tamamlayacağız demektir ve modern tesislerle tamamlıyoruz. Uydurma tesis değil. Dünyadaki en yeni ve modern tesisleri biz kuruyoruz. 2002 yılı sonunda Türkiyenin IMFye borcunun 23,5 milyar dolar iken bugün IMFye borcun büyük bir kısmını ödedikleri bilgisini de veren Eroğlu, Türkiyenin 8 milyar dolar borcu kaldığını söyledi. Geri kalan borcu da her an ödeyebilecek durumda olduklarını belirten Eroğlu, Kredi şartları uygun olduğu için borcun süresi gelince ödüyoruz. Ancak Merkez Bankamız da altın dahil 80 milyar dolarlık rezervimiz var. 80 milyar dolar. Allaha şükür. 2010 yılı ilk çeyreğinde de dünyada 11,7 büyüme nispetiyle gerçekten rekor kırdık. Bu Türkiyenin yıldızının parlak olacağının açık ve seçik işaretidir. Türkiyenin yıldızı parlak ve Türkiye büyük bir güç. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.07.2010
EroğluMantığınıanlayamıyorumEroğlu Mantığını anlayamıyorum
'Hayır' diyenlerin mantığını anlayamıyorum'
Samanyolu Haber
23.07.2010
14:47
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, 12 Eylülde yapılacak referanduma Hayır diyenlerin mantığını anlamakta zorlandığını söyledi.

12 Eylüldeki referandumun üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü için yapılacağını belirten Bakan Eroğlu, dolayısıyla bu referandumun millet adına yapılacağını bildirdi. Afyonkarahisar İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi temel atma töreninde konuşan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, bunun, sadece AK Partinin projesi değil, 73 milyonun özlemi olduğunun altını çizdi. Eroğlu, Biz bu referandumda evet diyeceğiz, evet diyeceğiz, evet diyeceğiz. Başka çaresi yok. Burada şunu da ifade edeyim. Ben hayır diyenlerin mantığını anlamakta zorlanıyorum. Niçin hayır diyor. Lütfen, ben vatandaşlarımızdan şunu rica ediyorum. Bu maddeleri terek teker okusunlar. Hepsi vatandaşlarımızın mutluluğu ve özellikle onların korunması ve ülkemizin önünün açılması içindir. Teker teker okusunlar görecekler ki kendi mantık süzgeçlerinden geçirdikleri zaman, kendi vicdanlarının sesini dinledikleri zaman evet diyecekler. 12 Eylülde vatandaşlarımızın büyük bir kısmının evet mührüne bacağına inancım tamdır. dedi. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti Hükümetinin eserleri ile konuştuğunu ifade etti. Türkiyede şu anda gelmiş, geçmiş hükümetler içerisinde en çevreci hükümetin AK Parti Hükümeti olduğunu dile getiren Eroğlu, Bunu gururla söylüyorum. Neden? Her konuda ispat ederiz. Çevreci olmak öyle laf ile olmuyor. Çevreci olmak icraatla, Türkiyenin her yerinde yaptıklarımızla mümkün. Bakın bu konuda birkaç tane misal vereyim. Biz gelmeden önce, yani 2003 yılı başında atık suları toplanıp da arıtılan nüfusun oranı yüzde 33dü. Yani nüfusun 3te 1i. Yani geri kalan ne oluyor? 3te 2si derelere ya da alıcı ortama rastgele veriliyordu. diye konuştu. Böylece alıcı ortamın kirlendiğini aktaran Eroğlu şöyle devam etti: Sağlık problemleri oluyor. Sudan geçen hastalıklar, yer altı suyunun kirlenmesi, yüzey sularının kirlenmesi bunun faturası çokta ağır. Dolayısıyla bunun da yüzde 33ünde büyük bir kısmını, aslında 12 milyon nüfusun atık sularını da biz halletmiştik. Onu da düşersek geçmişte hükümetlerin 2003 yılı başına kadar yaptıkları yüzde 10u geçmezdi. Şimdi biz bunu aldık bu yıl itibariyle yüzde 73e yükselttik. Nereden nereye. Tabi bu yeterli mi? Yeterli görmüyoruz. En azından yüzde 90, yüzde 93ünü toparlayıp arıtmamız gerekir. Bunun farkındayız. Ama bunu da gerçekleştireceğimiz son derece açıktır. Yüzde 10dan kısa bir zamanda, 7 yılda yüzde 73e çekiyorsun, geride kalanı da kısa zamanda tamamlayacağız demektir ve modern tesislerle tamamlıyoruz. Uydurma tesis değil. Dünyadaki en yeni ve modern tesisleri biz kuruyoruz. 2002 yılı sonunda Türkiyenin IMFye borcunun 23,5 milyar dolar iken bugün IMFye borcun büyük bir kısmını ödedikleri bilgisini de veren Eroğlu, Türkiyenin 8 milyar dolar borcu kaldığını söyledi. Geri kalan borcu da her an ödeyebilecek durumda olduklarını belirten Eroğlu, Kredi şartları uygun olduğu için borcun süresi gelince ödüyoruz. Ancak Merkez Bankamız da altın dahil 80 milyar dolarlık rezervimiz var. 80 milyar dolar. Allaha şükür. 2010 yılı ilk çeyreğinde de dünyada 11,7 büyüme nispetiyle gerçekten rekor kırdık. Bu Türkiyenin yıldızının parlak olacağının açık ve seçik işaretidir. Türkiyenin yıldızı parlak ve Türkiye büyük bir güç. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.07.2010
HayırdiyenlerinmantığınıanlayamıyorumHayır diyenlerin mantığını anlayamıyorum
Altın fiyatları nereye kadar gider?
Samanyolu Haber
21.06.2010
13:34
Altın Fiyatlarındaki önlenemeyen yükseliş Altın ve Para Piyasalarının hareketlendirdi. Bu hareketlilik daha ne kadar devam eder? Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk bu sorunun cevabını veriyor

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, fiziki taleple desteklenmeyen altın fiyatının fon hareketleriyle uzun süre yukarıda tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, Önümüzdeki dönemde, altın fiyatlarında çok sert düşüşlerle, belki 3-4 aylık süreçte, bunu merkez bankalarının ve yatırım bankalarının altın fonundan çıkış tavrı belirleyecektir, 1000 doların altında 900-850 dolar seviyelerine kadar hızlı bir geri çekilme söz konusu olabilir dedi. Yıldırımtürk, altın fiyatlarına ilişkin olarak AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, finansal krizin başlangıcından bu yana yatırım bankalarının oluşturduğu altın fonunun, beklenildiği kadar alıcısı olmadığına değinirken, geçen nisan-mayıs ayında özellikle Euro Bölgesinde yaşanan tedirginlikler nedeniyle avro cinsi yatırımları olan yatırımcıların avronun hızlı değer kaybetmesinden ve bölgedeki tedirginliklerden kaçmak için altın fonu aldıklarını söyledi. Bu sırada altının 1,2500 dolara kadar yükseldiğini, ancak bunun sadece Euro Bölgesindeki yatırımcılar için geçerli olduğunu, diğer ülke veya bölgelerdeki yatırımcıların altına sıcak bakmadığını anlatan Yıldırımtürk, Yeterince alıcı getiremedikleri için yatırım bankaları, fiyatı sürekli yüksekte tutmak istiyorlar. Fiyatın daha fazla yükseleceği yönünde her hafta yeni hedef rakamlar konuluyor ki, insanlar tedirgin olsun da alsın diye dedi. Yıldırımtürk, Türkiyede fiziki olarak altın talebinin yok denecek kadar az olduğuna ve bunun iş yerlerinde de görülebileceğine işaret ederek, şunları söyledi: Büyük montanlı yatırım bankalarının, Türkiyedeki bankalarla ilişkilerine güvenerek, Türkiyedeki bankalarda da altın fonu sattıklarını biliyoruz. Bu fonlara da alıcı getirebilmek için bankaların, mevduat sahiplerine telefon ederek altın fiyatları çok yüksek size fon satalım şeklinde yaklaşımları var. Türk halkı olarak geleneksel altın alışkanlığımız çerçevesinde biz, altını fiziki olarak elimize almadan, elimizde altın var diyemeyiz. Bu bakımdan burada da yeterince fon satılamadığı kanaatindeyim. Türkiyede geçen yıl olduğu gibi, sıkıntılı ve fiyatların yüksek olduğu dönemlerde, özellikle Hindistan, Mısır ve Körfez ülkelerinde, yastık altı diye tabir edilen altınların piyasaya döndüğünü kaydeden Yıldırımtürk, bunların rafine edilerek yüklü miktarda uluslararası piyasaya, altın borsaları aracılığıyla satıldığını hatırlattı. Yıldırımtürk, bu satışların, yatırım bankalarının fonlarına olan ilgiyi azalttığını, fiyatların daha sınırlı yükselişinde etkili olduğunu ve sıkıntıların devam ettiğini, dolayısıyla altın fiyatlarının, yeni alıcılar gelmediği sürece yukarı çekildiğini söyledi. -BİR YERDEN ÇOK SERT DÜŞÜŞLER GELECEK- Fiyatların bu kadar yüksekte kalabilmesinin diğer bir nedenini, Finansal krizin başlangıcından bu yana gelişmiş ülke merkez bankalarının kendi sistemlerine yüklü miktarda likidite sürmüş olmaları şeklinde açıklayan Yıldırımtürk, şu bilgileri verdi: Bu likidite, ileride nasıl olsa bir enflasyonist baskı oluşturur düşüncesiyle biraz da bunu kullanmak istediler yatırım bankaları, şimdi likiditenin yavaş yavaş çekilmesine yönelik, özellikle finansal krizin etkilerinin azalmasıyla beraber, bir süreç yaşıyoruz. Bu, merkez bankalarının faiz artırımı veya devlet tahvili satışları şeklinde olabilir. Her halükarda bu likiditeyi zaman içerisinde çekecekler. Belki önümüzdeki aylar itibariyle bunların sinyalleri piyasalarda görülecek. Bu sinyaller alındığı zaman, henüz daha icraatına geçilmeden, altın fiyatlarının çok sert düşüşler içinde olacağını düşünüyoruz. 1.2800 dolardan da olabilir 1.2650 dolardan da, 1.3000 dolardan da olabilir. Bir yerden çok sert düşüşler gelecek. Bunu biz daha önce petrol fiyatlarında yaşadık. Aynı şey altın için de geçerli. Geçtiğimiz günlerde 1 dolar, 1 avro olur mu sorusunun, bu süreçte olabileceğini düşünüyorum. Avrupadaki sıkıntıların henüz net aşılamadığı, sadece tedirginliklerin bir miktar azalmasının etkisiyle, avroda küçük çaplı toparlanma söz konusu. Ancak dolar güçlenmeye başladığı zaman ve özellikle son dönemde Çin ile ABD arasında, Çin Yuanının değerinin yükseltilmesi gibi gelişmeler var. Bugün bunların yansıması da görülüyor. Çin otoritesi yuanın değerini artırmak için serbest kur uygulamasına geçeceğini söyledi. Bunun icraatı olur mu, olmaz mı önümüzdeki günlerde göreceğiz. Böyle olunca, buradan dolara bir destek gelecektir. Bu da paraya olan güvenin tekrar yavaş yavaş kazanılması anlamına gelecektir ve altından uzaklaşma olacaktır. Yıldırımtürk, Türkiyede ve Hindistan gibi ülkelerde düğün mevsimi olmasına rağmen fiyatların
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.06.2010
Altınfiyatlarınereyekadargider?Altın fiyatları nereye kadar gider?
Temizöz davasında son iddia
Samanyolu Haber
14.06.2010
15:09
Kayseri eski Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ve Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağın da aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Tanık Mehmet Nuri Binzet, sanıklar aleyhine ifade vermesi için kendisine para teklifinde bulunanlar olduğunu savunarak, İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erbeyin, banka hesabına bir iki defa para yatırdığını iddia etti. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Albay Temizöz, Kamil Atağ, Tamer Atağ, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ, Adem Yakin ve Kukel Atağ katıldı. Duruşmada, tanık Mehmet Nuri Binzetin dinlenilmesine devam edildi. Mahkeme başkanı, tanık Binzete önceki duruşmada söylediği Cumhuriyet savcısı B.Ö, benim söylemediğim ifadeleri, sanki ben söylemişim gibi tutanağa geçti ifadesini hatırlatarak, Savcı B.Ö, niye mesleğini riske atarak, söylemediğin ifadeleri yazmış olabilir ? diye sordu. Cumhuriyet Savcısı B.Önün kendisine vaatlerde bulunduğunu ileri süren tanık Binzet, şunları söyledi: Bir savcının bana vaatlerde bulunması, yemek yedirmesi, saatlerce sohbet etmesi normal değildir. Amacının ne olduğunu tam olarak anlamış değilim. Kanaatime göre, savcının bir ideolojisi vardı. Bazı şeyleri söylememi istedi. Benimle yaptığı sohbet esnasında, sürekli telefonla konuşup, not alıyordu. Notlardan bana soru soruyordu. Nereyle veya kiminle konuştuğunu bilmiyorum. Mahkeme başkanı, tanık Binzete, Midyat Cezaevinde tutuklu bulunduğu esnada yaptığı bazı telefon görüşmelerini de sordu. Kendisine ifadesini değiştirmesi karşılığında 30 bin lira verileceği yönünde görüşmelerin yapıldığını belirten mahkeme başkanına, tanık Binzet, Para konusu bu olayla ilgili değil. Ailemle benim aramdaki miras olayıydı. Telefon görüşmelerimde cımbızlama vardır. İfadelerimin değiştirilmesi karşılığında para verilmesi söz konusu değildir dedi. Cezaevinde İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesine başvuruda bulunduğunu bildiren tanık Binzet, şöyle konuştu: Sanıklar aleyhine ifade vermem için para teklifinde bulunanlar oldu. İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, bana Senin ismini Kürdistan tarihine yazacağız dedi. Ben de kendisine PKKnın getireceği Kürdistanı istemiyorum dedim. Kendisi hesabıma bir iki defa para yatırmıştır. Bana Cezaevinden çıktıktan sonra seni Avrupaya göndereceğim dedi. Ben onun PKK yandaşı olduğunu fark edince, hesabıma yatırılan paraların iadesi için cezaevi yönetimine dilekçe verdim. Tanık Binzet, daha sonra hesabına yatırılan parayla ilgili bir banka makbuzunu mahkemeye sundu. Tanık Mehmet Nuri Binzet, Ecevit Knin de kendisine 40 bin dolar teklifte bulunduğunu anlatarak, Bana bu itirafları kitap haline getireceğini söyledi. Ancak, ben gerçekleri mahkemede söyleyeceğimi belirttim. Teklifini kabul etmedim dedi. Mahkeme duruşmaya ara verdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.06.2010
TemizözdavasındasoniddiaTemizöz davasında son iddia
Altın fiyatları daha da artacak
Samanyolu Haber
20.05.2010
10:38
Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Hasan Çavuşculu, altın fiyatının önümüzdeki günlerde daha da artmasını beklediklerini belirterek, bunda birçok faktörün yanında Hindistanda düğün sezonunda etkisinin olduğunu söyledi.

Çavuşculu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, altında uluslararası arz ve talepler dengesinin değişmesinin fiyatı etkilediğini vurgulayan, şunları kaydetti: Daha önceki yıllarda yerinde sayan ya da çok az artışlar gözlenen altının onsu (1 ons: 31,1 gram) bugün 1,233 dolar seviyesine ulaştı. Bu artışta birçok faktörün etkisinden bahsedebiliriz. Dünyada 3000 tonluk altın arz ve talebi var. Bu dengenin değişmesi fiyatlara da etki ediyor. Küresel krizle birlikte dolar ve avronun kaygı veren durumu Çin ve Hindistan gibi 1 milyarın üzerinde nüfusa sahip ve dünyanın hızlı büyüyen ekonomilerinin altına yöneltti. Çin dolar rezervlerini altınla ikame etmeye başlarken, bir dönem altın ithalatına karşı olan Hindistanın IMFden 200 ton altın aldı. Hindistanın yüksek miktarda altın almasında ülkedeki düğün geleneklerinin önemli bir etki faktörü olduğunu ifade eden Çavuşculu, Hindistandaki düğünlerde bizdeki gibi yeni evli çiftlere altın takılıyor. Bizden biraz farklı olarak onlar bu işi biraz abartmış durumdalar. Mesela aileler yıllarca çocukları için altın biriktiriyor. Dünyada, yastık altında en çok altına olan Hindistanda, düğün mevsimiyle altına talepte arttı. Önümüzdeki günlerde fiyatı dahada artacak altındaki bu yükselişte birçok faktörün yanında Hindistanda düğün sezonunda etkisi tartışılmaz. Hindistan Merkez Bankasının iç piyasanın talebini karşılamak için yeni yüklü bir alım yapması fiyatları değiştirebilir diye konuştu. Paranın olduğu her yerde fırsatçıların ve spekülatörlerinde olduğunu ifade eden Çavuşculu, şöyle dedi: Altının onsunun 1,100 dolar seviyesini de olduğu dönemlerde olduğu gibi şimdi de gazete ve televizyonlara çıkan bazı kişiler altın fiyatlarının tepe noktasını bulduğunu artık düşmeye başlayacağını belirterek, vatandaşlara ellerindeki altını satmaları yönünde telkinlerde bulunuyorlar. Bu kişilerin bazıları hakikaten bu işten anlamadığından bunları söylerken bazıları ise gerçeği biliyor ama piyasayı yönlendirmek istiyor. Bize göre altın yükselmeye devam edecek vatandaşlarımızda küçük birikimleriyle altın alamaya devam etsinler. Altın fiyatları yükselmeye devam etmesiyle kandırmaca olaylarının arttığına dikkati çeken Çavuşculu, şu bilgileri verdi: Nasıl et fiyatları yükselince at ve eşek etini piyasaya sürmeye çalışanlar olduysa, altın fiyatlarının yükselmesiyle de düşük ayarlı altınları yüksekmiş gibi satmaya çalışanlar var. Oda olarak üyelerimizi bu konuda sürekli bilgilendiriyoruz. Emniyet ile sürekli iletişim halindeyiz. Bu sayede çok sayıda şebeke çökertildi. Bunun dışında 14 ayar kağıt kalınlığında çeyrek altın görünümlü üretimler söz konusu. Bunda sahtecilik yok ama kandırmaca var. Bu durumun önüne geçmek için düğün takısına çeyrek altın alanlar adlarının olacağı bir etiket yapıştırsınlar. Kimin ne taktığı belli olsun. Kimse zan altında kalması. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.05.2010
AltınfiyatlarıdahadaartacakAltın fiyatları daha da artacak
Ne kadar küresel likidite, o kadar altın yükselişi mi?
Milli Gazete
14.05.2010
15:23
Özellikle son küresel kriz döneminde hem parasal genişlemenin hem de belirsizliklerin etkisiyle altın fiyatlarında hızlı bir tırmanış gerçekleşmişti. Geçen yılın sonuna kadar devam eden bu tırmanış 2010 yılında yerini dinlenmeye ve gevşemeye bırakmıştı. Son günlerde ise yeniden hızlı artışlarla altın fiyatları yeni rekorlar kırdı. Altının onsu dün 1.241 dolarla en yüksek düzeyine çıktı. Sadece dolar bazında değil, bu kez euro bazında altın Londra Metal Borsasında 978 euro ile tüm zamanların en üst fiyatını gördü. Altın fiyatı dolarla belirlenen bir emtia. Bu nedenle doların seyri, değer kazanması veya değer kaybı altın fiyatlarını yakından ilgilendiriyor. Dolar likiditesinin bollaşması, dolar faizinin düşmesi altının fiyatını artırıyor, doların değerlenmesi veya faizinin yükselmesi de altın fiyatlarını düşürebiliyor.... devamı
Milli Gazete
Medya
14.05.2010
Nekadarküresellikiditeokadaraltınyükselişimi?Ne kadar küresel likidite o kadar altın yükselişi mi?
Altın almalı mı satmalı mı?
Samanyolu Haber
10.05.2010
10:03
Finansal enstrümanlarda güvenli liman olarak bilinen altın tekrar 1200 dolar seviyesini aşıp tarihi 1226 dolar seviyesine yaklaştı.

Altın bu seviyeleri en son 2009 yılı Aralık ayında görmüş ama kısa bir süre sonra gelen güçlü satışlarla 1085 dolar seviyelerine gerilemişti. Kimi analistler tarihin tekrar edip altının kısa bir zaman sonra çok ciddi bir düşüş yaşayacağını iddia ederken, bazıları da ısrarla 2000-3000 dolar seviyelerini göreceğimizi öne sürüyor. Peki biz hangisine inanmalıyız? Şu bir gerçek ki piyasa fiyatlarını kimsenin yüzde yüz tahmin etmesi mümkün değildir. Üstelik konu altın olunca bu tahmin süreci daha da karışık hale geliyor. Çünkü altın sadece kendisine yapılan talep yüzünden değil, diğer finansal enstrümanların o anki durumuyla güçlenen veya zayıflayan bir yatırım aracıdır. Finansal kriz zamanlarının güvenli limanı olarak adlandırılır. Bu tür zamanlarda altına olan talep yükselir. Dünyanın krizlerden geçtiği bu dönemlerde altın fiyatının giderek yükselmesi şaşırtıcı değildir. Çok kısa süreler içinde dünya çapında çok güçlü finansal hareketler görülmektedir. Güçlü fiyat hareketlerinin ardında yatan en büyük sebeplerden bir tanesi de dijital ekranlardan kolayca sanal altın alınabilmesidir. Bu durum dünya çapında altına yatırımı kolaylaştırmakta, çok hızlı fiyat oynamaları yaşanmasına sebep olmakta ve hatta gerçekte mevcut olmayan altının kağıt üzerinde alınıp satılması gibi sakıncalı bir durum da ortaya çıkarmaktadır. ALTIN ALMALI MI SATMALI MI? Altın hakkında al veya sat kararı vermeden önce belirlenmesi gereken en önemli şey altına yatırım nedenini doğru tespit etmektir: Altına kısa dönemli mi yoksa uzun dönemli mi sahip olmak istiyorsunuz? Kısa dönemli hareketlerle alım satım yapan bir oyuncu için bu kritik seviyelerdeki hareketleri yakından takip etmek yerinde olacaktır. Çünkü kritik seviyelerdeki hareketler çok büyük fiyat dalgalanmalarına yol açar. Örneğin tarihi seviye olan 1226 doların güçlü bir şekilde aşılması altın fiyatını çok kısa bir sürede 1300 dolarlı seviyelere yaklaştırabilir. KRİZİN NEDENLERİ Peki altın bu seviyelerden nereye doğru hareket edecektir? Bunu doğru bir şekilde tahmin etmek için önce altının neden bu seviyelere ulaştığını görmek gerekir, bu nedenleri kısaca şöyle özetleyebiliriz : 1. Yunanistanda Şubat ayı ortalarında patlak veren ekonomik krizin artarak devam etmesi, iflas endişeleri 2. Yunanistan ve Portekizin kredi notlarının düşürülmesi 3. Krizin İspanya, Portekiz ve hatta İngiltereye yayılma tehlikesi 4. Avrupa Birliğinin bu krize çözüm üretmekte ağır kalması 5. Avronun istikrarsızlığı 6. Yunan halkının kemer sıkma politikalarına karşı çıkıp sokak isyanlarına başlaması, piyasalarda oluşan panik havası 7. Ve son olarak Amerikalı bir borsacının 16 milyon yerine 16 milyar dolarlık yanlış satış emri verip bir çok satış emrini otomatik olarak tetiklemesi, piyasaları allak bullak etmesi. ALTININ HAREKET YÖNÜ Finansal sistemleri bir gemiye benzetirsek, piyasa hareketlerini de geminin bir tarafa doğru yatması olarak düşünebiliriz. Suyun üzerindeki gemi bir tarafa doğru eğilmeye başladığında onu dengelemeye çalışacak karşı baskı da artacaktır. Eğer gemi bu baskıyı oluşturacak şekilde dizayn edilmemişse kısa süre sonra batabilir. Bu nedenle teknik göstergelere göre aşırı alım seviyelerine yaklaşan altında bazı düzeltme hareketleri beklenebilir, ama krizi oluşturan sebeplerin güçlü olması bu düzeltmeyi biraz zorlaştırmaktadır. Ayrıca altının son yıllardaki yükselen trendinde bir değişme gözükmemektedir. Bu trend değişmediği sürece her türlü düşüşler de bir düzeltme hareketi olarak kalacaktır. Altının ons fiyatının 2009un Aralık ayında 1226 dolara yükselip, bir kaç gün sonra 1085 dolar seviyelerine hızlı düşmesinin ardında üç büyük sebep vardı: işsizlik oranının o ay beklenenden daha düşük gelmesi, Bernankenin FED faizlerini arttıracağı beklentisi ve ABD ekonomisinin toparalanma sürecine girdiğine inanılması. Fakat daha sonra dünya piyasalarında yaşanan gelişmeler ve yukarıda saydığımız sebepler altını tekrar tarihi seviyelerine çıkardı. Eğer diğer yatırımlarınızın dengelenmesi için altın yatırımı yapan orta ve uzun dönemli bir yatırımcıysanız, o zaman ne kadar altın alıp satacağınız tamamıyla tercih ettiğiniz yatırım araçlarının mevcut durumuyla ilişkili olacaktır. Yatırımlarınızın bir kısmını altın olarak tutmanızda fayda var. Bu oran genellikle toplam yatırımın %5 veya %10u olarak ifade edilir. Altını orta ve uzun vadeli yatırım olarak görenler için kritik seviyelerde alım yapmak riskli olabilir. Ekonomik kriz zamanlarında altına sahip olmak çok önemlidir ama bu tam da kriz zamanında altın almalısınız anlamına gelmez. Çünkü spekülatif hareketler piyasanın gidişatına olumsuz etki edebilirler. Eğer bu krizi oluşturan nedenler hafifletilebilirse altının kısa dönem fiyatında da bir gerileme bekleyebiliriz. Bu da Avrupa Birliğinin önemli ekonomik paketleri çok hızlı bir şekilde uygulama
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.05.2010
Altınalmalısatmalımı?Altın almalı mı satmalı mı?
Türkiye tarihine geçen polis memuru
Samanyolu Haber
03.05.2010
08:15
Danıştay saldırısının üzerinden 4 yıl geçti. Saldırının artık büyük bir organizasyonla yapıldığı ve darbe zeminini oluşturacak altın vuruş olduğu bütün yönleriyle açığa çıktı.

TÜBİTAK?ın Danıştay kameralarına düzenlenen operasyonu ortaya çıkartan raporu, tetikçinin arkasındaki organizasyonla ilgili güçlü verileri ilk kez bu kadar anlaşılır kıldı. Bugüne kadar bilinmeyen ayrıntılara da ulaşarak, darbeye zemin hazırlamak için yapılmış en planlı, en kapsamlı operasyonun; yani Ergenekon?un Altın Vuruşunu?nun perde arkasını aydınlatmak istedik. Alparslan Arslan, Tekin Irşi, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu?ndan oluşan ekip, tüm yurtta laik kesimi tehdit altında göstermek amacıyla 5, 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde 3 kez İstanbul Şişli?de bulunan Cumhuriyet Gazetesi?ne bomba attılar. Bu bombaların ilk ikisi patlamazken saldırılarda zarar gören de olmadı. Saldırganlara bombalar ise Alparslan Arslan?ın kaldığı Ataşehir?deki villada, Muzaffer Tekin tarafından Arslan ve Osman Yıldırım?a verildi. Tekin?in bu esnada ?Bunlar Cumhuriyet Gazetesine atılacak. Rahat olun kimse ölmeyecek. O şekilde olsun. İş bitince size beşyüz bin dolar para vereceğiz. Sizin, attıracağınız kişilere vereceğiniz paraya karışmayız? dediği ifadelere ve iddianamelere yansıdı. İSMAİL VE ERHAN BEKLEDİ O KEŞİF YAPTI Cumhuriyet gazetesine atılan üçüncü bombanın ardından 15 Mayıs 2006?da Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu ve Tekin Irşi İstanbul?da tekrar biraraya geldi. Arslan ekibe, özel bir iş nedeniyle Tekin Irşi dışında Ankara?ya gitmeyi teklif etti ve Arslan?a ait otomobille yola çıktılar. Akşam saatlerinde vardıkları Ankara?da geceyi Ulus?ta bir otelde geçirdiler. Bu yolculuk esnasında Arslan?ın sessizliği, hiçbir şey yememesi ve tavırları diğerlerinin dikkatini çekmişti ama yol arkadaşlarının ?neyin var? sorularına bir yanıt vermedi. 16 Mayıs 2006 saat 10.00-11:00 sularında Arslan, İsmail Sağır ve Erhan Tımuroğlu ile birlikte Danıştay?a gitti. Aracı binaya yakın bir noktaya park eden Arslan, İsmail ve Erhan?ı arabada bırakarak Danıştay 2. Daire?nin yerini keşfe çıktı. Avukat kimliği bütün kapıları açan Arslan, 2. Daire?nin Ek Bina?daki yerini ve kaçış yollarını kontrol etti. Ekip, aynı gün saat 16.00 sularında Osman Yıldırım?la buluştu. Kritik görüşmede para meselesi yüzünden tartışma çıktı. Yıldırım, İstanbul?a dönmek istedi ancak İsmail ve Erhan uzun uğraşlarla Osman?ı ikna etti, otele döndüler. FİZİBİLİTE? EKİBİ?DE?ARSLAN?DA?SİLİNDİ Tüm bunlar olurken Danıştay?da ilginç güvenlik zafiyetleri ortaya çıkıyordu. Önce 8 sonra da 11 Mayıs?ta güvenlik kameraları arızalandı. OYAK?tan gelen görevliler 11 Mayıs?ta güvenlik kameralarının görüntülerini kaydeden harddiski değiştirdiler. Yani saldırı öncesi kayıtlar, ilk kez 11 Mayıs?ta yok edildi. Eylemin asıl fizibilitesini yapan ekip kimlerse bulunmaları artık mümkün değildi. Planlanmayan bir gelişme yaşandı. 16 Mayıs sabahı Danıştay güvenlikçileri kameraların kayıt yapmadığını fark ettiler. OYAK?tan gelen yetkililer bu sefer harddiskleri yanlarında götürerek, güvenlik kamera sistemini tamamen devre dışı bıraktılar. Böylece Alparslan Arslan?ın o günkü keşif çalışmalarının görüntüleri görüntülenemedi ya da görüntülendiyse de harddiskler arızalanıp teknik servis tarafından önce sökülüp sonra da geri getirilemeyecek şekilde silinince kayıtlar yok oldu. Ve güvenlik kameraları da saldırı oluncaya kadar bir daha çalışmadı. Yine büyük bir tesadüf eseri (!) Danıştay?ın yanındaki Sıhhiye Orduevi?nin yine OYAK Güvenlik?e ait kameraları da kayıt arızası vermişti. Böylece cinayet ekibini teşhis etme imkanı da böylece eşzamanlı bir tesadüf (!) eseri ortadan kalktı. Bu hamleler saldırının arkasındaki organizasyonun elinin uzunluğunu gözler önüne serdi. FARK EDİLİNCE HARDDİSKLERİ SÖKTÜRDÜ Danıştay eylemi taşeron eylemci Osman Yıldırım ve ekibinin gerçekleştirmesi üzerine kurulmuştu. Alparslan Arslan ?B Planı?ydı. Yıldırım?ın eylemden para ve risk sebepleriyle son anda vazgeçmesi üzerine Arslan eylemi yapmak zorunda kaldı. Bu riski göze aldı ama tedbiri de elden bırakmadı. Danıştay eyleminden sonra bir temizlik görevlisi verdiği ifadede, Alparslan Arslan?ın keşif yaptığı sırada bina içerisindeki kapılardan birini zorladığını, ?ne aradığını? sorduğunda ise ?Avukat olduğunu bir dava takip ettiğini? söylediğini ve hemen aşağıya doğru yöneldiğini, şüphelenerek durumu güvenliğe bildirdiğini anlattı. Temizlikçi uyarmıştı ama Alparslan elini kolunu sallayarak çıkıp gitmişti. Bu fark edilme kritikti. Hemen önlem alındı harddiskler sökülüp götürüldü. Bozuk denen harddiskteki görüntüler geri getirilemez şekilde silindi. Bununla da kalınmadı, herhangi bir terslik olmasın diye yeni bir harddisk de takılmayarak Danıştay emin ellere (!) emanet edildi. Sonraki sabah Türkiye kaosa uyandı. ARSLAN NEDEN TEK BAŞINAYDI Alparslan Arslan eylemden bir gün önce kendisini yarı yolda bırakan Osman Yıldırım?la 16 Mayıs akşamı
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.05.2010
TürkiyetarihinegeçenpolismemuruTürkiye tarihine geçen polis memuru
Rijkaard bir devrimdir!
Samanyolu Haber
25.03.2010
23:07
Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat, 27 Mart Cumartesi günü yapılacak seçimli olağan genel kurul toplantısı öncesi yönetim kurulu listesini üyelere tanıtırken, çalışmalarıyla ilgili de bilgi verdi.

Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde gerçekleştirilen organizasyonda konuşan Adnan Polat, 4 Altın Proje adıyla sponsorluk çalışmaları, şirket birleşmesi, Riva arazisi ve Türk Telekom Arenanın hayata geçirilişini anlattı. Galatasaray Kulübünün sponsorluk gelirlerini 3 kat artırdıklarını yineleyen Polat, Sportif A.Ş. ile Futbol A.Şnin birleşmesi çalışmalarında çağrı süresinin bugün dolduğunu belirterek, Hisse sahiplerinden 32 milyon dolar civarında bir talep geldi. Hisselerimiz, yüzde 22si seviyesinde halka açık durumda. Artık Mayıs ayı gibi iki şirketimizin birleştirilmesini planlıyoruz. Çok büyük bir iş başarıldı ifadelerini kullandı. Riva arazisi için, Tarladan imarlı arsaya sloganı kullanılırken, bu araziyi şu an satmayı düşünmediklerini bildiren Polat, çalışmalarından dolayı Işın Çelebiye özellikle teşekkür etti. Adnan Polat, yeni statları Türk Telekom Arenada 2011 Ocak ayı sonu itibariyle maç yapacaklarını, pazarlama olarak da önemli bir atılım gerçekleştirdiklerini söyledi. RİJKAARD BİR DEVRİMDİR Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard için, Rijkaard bir devrimdir ifadesini kullanan Polat, Bunu iyi anlamak lazım. Bunu belki yıllar sonra anlayacağız, Derwalli şimdi anladığımız gibi dedi. Başkan adayı Adnan Öztürke göndermede bulunarak, Duyuyorum, ayda birkaç kez gelecek bazı profesyonellerden bahsedip, Rijkaardın sözleşmesini gördükten sonra karar vereceklerini söylüyorlar. Görseler ne olacak ki? diyen Polat, Part time çalışacak profesyonellerden medet ummamalıyız. Bizim hocalarımız ve oyuncularımız dünya markalarıdır diye konuştu. Galatasaray ile ilgili yeni dönemde birçok projeye daha imza atacaklarını ifade eden Polat, özellikle iletişimin önemine değinirken, tüm Galatasaraylılara ulaşılması gerektiğinin ve kulübe katkı sağlayacak projelerin hayata geçirilmesinin önemini vurguladı. Gelecek 7 yıl içinde Florya Metin Oktay Tesislerini boşaltarak, Büyükçekmecede alınan araziye taşınmayı planladıklarını kaydeden Adnan Polat, Galatasaray futbolcuları, Türkiyenin en pahalı arazisinde antrenman yapıyorlar ama biz o kadar zengin değiliz dedi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde alınan araziye de turizm tesisi kurmayı hedeflediklerini bildirdi. DERBİ MAÇI KAZANAN, BÜYÜK AVANTAJ ELDE EDER Adnan Polat, toplantı sonunda salondan ayrılmadan önce basın mensuplarına açıklamada bulunurken, Fenerbahçe ile yapacakları derbi maça değindi. Derbi karşılaşmasını kazanacak ekibin, ligin kalan bölümünde kendisine büyük avantaj sağlayacağını kaydeden Polat, Özhan Canaydının vefatı sonrası Fenerbahçe Kulübünün tutumunu da överek, Özhan Beyin rahmetli olmasının ardından, Fenerbahçe Kulubü, camia olarak büyük jestte bulundu. Bayraklarını yarıya indirdiler. Onlara çok teşekkür ediyoruz. Rekabette birbirimizi kırıp geçiriyoruz, ama ebedi dostluğu herkese gösterdiler. Onları Ali Sami Yen Stadında çok iyi ağırlayacağız diye konuştu. Cumartesi günü yapılacak seçimler için ise Polat, Biz her zaman söylüyoruz. Bizim için her zaman oynanacak maç ve yarış önemlidir. Bu nedenle Cumartesi günü önce seçimimizi yapacağız. Kim kazanırsa kazansın, kazanan Galatasaray olacaktır. Ben olmazsam, diğer aday kazanırsa, bizim başkanımızdır. Ona hizmet etmekten onur duyarız ifadelerini kullandı. Bir basın mensubunun, Bursasporun çıkışını hatırlatması üzerine Polat, Bu konulara fazla girmek istemiyorum, fakat derbi maçta iki takımın da kaybetmeye tahammülü yok. Kazanan büyük avantaj sağlayacaktır. Kaybeden zirve yarışında büyük yara alır diyerek sözlerini tamamladı. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.03.2010
RijkaardbirdevrimdirRijkaard bir devrimdir
Altın yükselişe geçti
Samanyolu Haber
07.03.2010
14:23
Altın fiyatlarının uluslararası piyasalarda yeniden yükselişe geçerek ons fiyatının son iki hafta içerisinde 1080 dolardan, 1145 dolara yükseldiği bildirildi.

Altın fiyatlarının yükselmesinin ardından 22 ayar bilezik fiyatlarının 56,60 lira, çeyreğin fiyatının ise 94,50 lira olduğu belirtildi. Adana Kuyumcular Odası Başkanı Oğuz Başman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, altının her zaman iyi bir yatırım aracı olduğunu belirterek, son iki hafta içerisinde yeniden yükselişe geçmesinin bu durumu kanıtladığını söyledi. 14 Şubat Sevgililer Gününün ardından altında hiç beklemedikleri bir yükseliş yaşanmaya başladığını ifade eden Başman, şöyle konuştu: İki hafta önce uluslararası piyasalarda ons fiyatı 1080 dolar altın fiyatları 1145 dolara kadar çıktı. Bu artışa hiç kimse bir yorum getiremiyor. Çünkü kimse yükseleceğini ummuyordu. Onsunun 950 dolara gerilemesini beklerken fiyatlar uçtu. Önümüzdeki süreçte de fiyatlar yükselebilir de, inebilir de dedi. -ÇEYREĞİN FİYATI 94,50 LİRA OLDU- Başman, Türkiyede de daha önce gramı 50,70 lira olan işlenmiş 22 ayar bileziğin fiyatının artarak 56,50 liraya, 84 liraya kadar gerileyen çeyreğin fiyatının da 94,50 liraya kadar çıktığını kaydetti Başman, Uluslararası borsalarda artışın devam etmesi durumunda 22 ayar bileziğin gram fiyatı 60 liraya çıkabilir, çeyreğin fiyatı ise 100 lirayı aşabilir dedi. Fiyatların artmasının kuyumcularda altın satışların durma noktasına getirdiğin ifade eden Başman, şunları kaydetti: 14 Şubat Sevgililer Gününden bu yana satış yapamaz olduk. Yükseliş nedeniyle vatandaşlar altın alma talebini durdurdu. Son günlerde ne altın alan ne de satan var. Tek umudumuz fiyatların düşmesi ve vatandaşın yeniden alım yapması.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.03.2010
AltınyükselişegeçtiAltın yükselişe geçti
Altın rekordan rekora gidiyor
Samanyolu Haber
03.12.2009
10:55
Altının fiyatı 1226 doları aşarak tüm zamanların en yükseğine çıktı. En çok talep gören altın türü çeyrek altının fiyatı da 100 liraya yaklaştı.

Altın fiyatlarındaki yükseliş tüm hızıyla devam ediyor. Altının ons fiyatının psikolojik eşik olan 1200 doları aşması sonrasında ralli hız kesmedi. Altın bugün 1226.10 dolarla yeni tarihi zirveyi gördü. Fiyatlardaki yükselişte Dubaiye ilişkin kaygıların azalması ve zayıf dolar etkili oluyor. Uzmanlar altının şimdi ve 2010un büyük kısmı için çekici bir yatırım aracı olduğunu belirtti. Piyasanın tüm temel göstergelerinin altından yana olduğuna dikkat çeken uzmanlar, altının 2010da da güçlü bir seyir izleyeceğini öngörüyor. BU YIL YÜZDE 38 ARTTI Küresel kriz sürecinde altın fiyatlarında düşüş görüldü. Altın fiyatları Mart-Eylül döneminde en yüksek 980 doları gördü ve dalgalı bir seyir izledi. Ancak doların zayıflaması yatırımcıları emtia piyasasına yöneltti. Yılbaşında 880 dolar olan fiyatlar bu yıl yüzde 38lik artış gösterdi. ÇEYREK ALTIN 100 LİRAYA YAKIN Fiyatlardaki artışla Cumhuriyet altın 390 liraya ulaşırken, en çok talep gören çeyrek altının fiyatı da 97.5 liraya çıktı. Altın rekora doymuyor fiyatı bankalar şişiriyor Birkaç ay önce bin dolara bile ulaşması mümkün görülmeyen altının onsu dün 1.217 dolarla yeni bir rekor daha kırdı. Piyasa uzmanları, bireysel talebin yüzde 50 düşmesine rağmen fiyatlardaki tırmanışı bankalardan gelen toplu alımlara bağlıyor. Fonların, altını ellerinden çıkarmaya başladıkları andan itibaren de fiyatların hızla ineceği tahmin ediliyor. - Fiyatı sürekli artan altının onsu dün 1.217 dolarla yeni bir rekor daha kırdı. Birkaç ay önce bin dolara bile imkansız gözüyle bakan uzmanlar, şimdi fiyatın nereye kadar gideceğini tahmin edemiyor. Daha da artar endişesiyle kimse elindeki altını bozdurmuyor. Bireysel altın talebi de geçen yıla göre yüzde 50 civarında düştü. Sektörün önde gelen isimleri, talep düşerken fiyatın çıkmasını bankaların büyük miktarda alım yapmasına bağlıyor. İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği ve Türk Mücevhercileri Birliği Başkanı İmam Altınbaş, düşük talebe rağmen bu denli bir artışın güven vermediğini düşünüyor. Altınbaş, İşlem gören altın hacmi geçen yıla göre yüzde 50 düştü. Normalde fiyatları da bu oranda düşmesi gerekirken, geometrik olarak artıyor. Bu durum, piyasayı banka fonlarının yönettiğini ortaya koyuyor. Ne zaman fon yöneticileri ellerindeki altını çıkaracak, o zaman fiyatlar da düşmeye başlayacak. diyor. İmam Altınbaş, Çinden gelen Altın balonu şişti, dikkat etmek lazım açıklamasının da son derece doğru bir tespit olduğunu vurguluyor. Piyasaya işlenmemiş altın pazarlayan Sade İş AŞnin ortaklarından Mustafa Akın ise altın sektörünün ticari olmaktan çıktığını, parayla oynayanların oyuncağı haline geldiğini kaydediyor. Altın fiyatının ani düşüşü bireysel altın alanları etkilemez. Çünkü oyunu büyükler oynuyor. Büyük holdingler, bankalar altın alıyor. diyen Akın, yükselen fiyatın, paradan para kazananların marifeti olduğunu ifade ediyor. Öte yandan ABD Merkez Bankası (FED), önceki gün, Emtia fiyatlarında balon oluştu. Likiditeye tedbir alacağız. açıklaması yapmıştı. Altın ve para piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, bu açıklamanın faiz artırma şeklinde de algılanabileceğine dikkat çekerek, Böyle olursa altın fiyatları hızla düşer. diye konuşuyor. Yıldırımtürke göre elinde altını olanların bunu kısım kısım bozdurmaya başlamaları yararlı olabilir. Altındaki artışta Dubai krizinin de etkili olduğunu anlatan Yıldırımtürk, Şimdi de dünya kırılganlığın hangi ülkeye sıçrayacağını bekliyor. Bu beklenti güvensizlik hissini besliyor. Likidite bolluğu, bunun enflasyon baskısı ve para birimlerine güvensizlik de fiyatların artmasına sebep oluyor. değerlendirmesini yapıyor. Karakaş Atlantis Pazarlama Sorumlusu Esra Şahin ise yükselişin bir süre daha devam etmesini bekliyor. Altına parası yetmeyen, gümüşü yaldızla kaplıyor Altın fiyatlarının rekor seviyelere ulaşması en çok evlilik hazırlığı yapan çiftleri etkiledi. Ortalama 20 gram ağırlığındaki bir burma bileziğin fiyatı, bin liranın üzerine çıktı. Altın masrafını düşürmek isteyen bazı çiftler, gümüş takıların üzerini altın yaldız ile kaplama yoluna gidiyor. Örneğin bileklik ve kolyeden oluşan bir gümüş Trabzon seti, yaldızlama masrafı dahil 650 liraya alınabiliyor. Kaplanan yaldız birkaç sene dayanabiliyor. Gümüşçüler, altın fiyatı yükseldikçe, yaldız talebinin daha da artacağını düşünüyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.12.2009
AltınrekordanrekoragidiyorAltın rekordan rekora gidiyor
CHP ve MHP'liler küplere binecek!
Samanyolu Haber
12.11.2009
09:25
Baştan bellidir: Her 10 Kasımda, medyanın tabiriyle, Atatürkü özlemle anarız. Anmak gayet normal tabii... Hiç itirazım yok. Ama iş özlem faslına geldi mi... Orada durup düşünmek gerek.

Neyi özlüyorsun? Niye özlüyorsun? Gündemin güneşten de sıcak konusu, Kürt Sorunu. Örneğin bu konuda Atatürk dönemini özlüyor musun? Valla ben hiç ama hiç özlemiyorum. Sebebini anlatayım mı? *** Liseyi bitirdiğimde sadece 1925teki Şeyh Sait İsyanını biliyordum. O da Kürt İsyanından ziyade, yabancı devletlerin kışkırtmasıyla harekete geçen şeriatçıların isyanı gibi öğretilmişti. Yeşil bayraklar filan... Üniversitede sosyoloji okudum ama kimse Kürt Sorunundan söz etmedi. Ne zaman PKK saldırıları başladı, o vakit işin rengi değişti. Sadece ben değil, bütün arkadaşlarım allak bullak oldu. Cehaletimizi biraz olsun kırmak için okumaya başladık. Baktık ki olay bambaşka: Ağrı İsyanı var; yıl 1930... Dersim İsyanı var; yıl 1937... Dünyanın ilk kadın savaş pilotu diye övündüğümüz Sabiha Gökçenin, kadın-yaşlıçocuk demeden köylere bomba attığını öğrendik mesela. Meğer bunlar büyük isyanlarmış. O dönemde, irili ufaklı, toplam 16 isyan meydana gelmiş. Bunları öğrenince, aldı beni bir düşünce. *** Yaşadığım büyük hayal kırıklığını biraz olsun hayal edin lütfen: İlkokuldan beri Atatürk döneminin ne kadar şahane olduğu öğretilmiş. Okuldaki ders yetmemiş, bir posta da evde dinlemişim... Gazete, radyo ve TVde de aynı şey anlatılmış. Derken Atatürk döneminde, Türkiyenin neredeyse yarısının, sürekli savaş halinde olduğunu öğreniyorum. İnanılır gibi değil! Adeta filmlerdeki o ünlü repliğin tam tersi bir durum: Senin annen bir melek değildi yavrum. Böylece Atatürk dönemindeki 16 isyanın ne anlama geldiğini kavrıyorum: Kötü yönetim! Belli işte: 1938e kadar Türkiye çok kötü yönetilmiş. Cumhurbaşkanı Atatürk, Başbakan İnönü ve GK Başkanı Fevzi Çakmak, Kürt Sorununu çözmeye değil, yok etmeye çalışmışlar. Peki, başarmışlar mı? Başaramadıkları apaçık. Bütün bunları öğrendikten sonra ben Atatürkü nasıl özleyeyim? Onun dönemine nasıl Altın Çağ diyeyim? *** Geldik bugüne... 25 yıldır süren bir kirli savaş: 40 bin can gitmiş. En az 300 milyar dolar harcanmış. Sakatlıklar ve manevi kayıplar cabası... Ama Meclisten inanılmaz bağırtılar yükseliyor: CHP çözülmesin diyor. MHP çözülmesin diyor. Çeyrek asırdır süren acılardan hiç mi ders alınmaz yahu? TSK önderliğindeki yok etme stratejisinin başarısız olduğunu kabullenmek bu kadar mı zor Allah aşkına? Olmadı işte. Atatürk döneminde de olmadı, şimdi de olmadı. Bir de barışçıl çözümü denesek, ne kaybederiz? Fransa ile Almanya yüzyıllarca savaştı. Birbirlerini doğrayıp durdular. İnanılmaz acılar çekildi. Ama şimdi Avrupa Birliğinin başat ülkeleri olarak işbirliği yapıyorlar. Komşu olup da birbiriyle kapışmamış kaç devlet, millet ya da halk, grup var şu dünyada? Akan kana bir yerde son vermek gerek. Sadece kan değil elbette... Öç duygularını da bastırmak şart! Bendeki saflığa bakın ki vampirlere laf anlatmaya çalışıyorum. EMRE AKÖZ-SABAH
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.11.2009
CHPveMHPlilerküplerebinecekCHP ve MHPliler küplere binecek
Sanal ortamdaki 'şiddet' tehdit ediyor
Samanyolu Haber
11.11.2009
15:57
Atatürk Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazan Aydın, çocukların sanal ortamda gidebilecekleri noktanın sonu olmadığını söyledi.

Aydın, Çocuklar ve gençler gerçek hayatta ulaşamadıkları bazı durumları sanal ortamda çok daha rahat elde edebiliyorlar. Sanal ortamdaki şiddetle çözüm gerçek hayatla karıştırılabiliyor. dedi. Erzurumda bir hafta önce kaybolan ve önceki gün gece bulunan ilköğretim 7. sınıf öğrencisi Musa Kanğın Metin2 adlı oyunu sürekli oynadığı iddiası dikkatleri internet üzerinden oynanan oyunları çevrildi. Prof. Dr. Nazan Aydın, ailelerin çocukların internette neler ile uğraştıklarının farkında olması gerektiğini belirterek, Tüm çocukların uğraşlarında genel bir kuralımız var. Ne kadar ilgileniyorlar, bu onların aktivitelerini ne kadar etkiliyor? O yaş grubundaki çocukların ilgilenmesi gereken esas şeylerden uzaklaşmaya başlıyorlar mı, sosyal ortamdan uzaklaşıyorlar mı, arkadaşlarını ve okul hayatını ne kadar etkiliyor buna bakmak gerekir. Hatta ailelerin çocuklarının davranışlarını kontrol ederken yaptıklarından biraz daha hassas yapmaları gerekiyor çünkü sanal ortamda gidilebilecek noktanın sonu yok. Bunu fark eden gençler gerçek hayatta ulaşamadıkları bazı durumları sanal ortamda çok daha rahat elde edebiliyorlar. Çok fazla çaba sarf etmeden, hazır bir şekilde istedikleri sonuca ulaşabiliyorlar. Ödüle daha çabuk ulaştıklarında da diğer çaba gerektiren uğraşlardan uzaklaşabiliyorlar. Yasaktan ziyade farkında olmak. Sadece internet için değil gençlerin tüm aktivitelerinde ebeveynler onları yasaklamak değil, çocukların ne yaptıklarını fark etmek ve aşırıya kaçtıklarında kısıtlama getirmelerini öneriyoruz. diye konuştu. Şiddet içerikli filmlerde ve oyunların sadece çocuklar için değil herkes için olumsuz etkisi olduğuna dikkat çeken Aydın, çocukların oyunlarda şiddetle problemi çözebildiklerini zannettiklerini kaydetti. Sanal ortamda başarılı olanlara ödül verildiğinin altını çizen Aydın şöyle konuştu: Yani insana veya karşıdaki materyale şiddet uyguladıklarında işler çözülüyor, engeller aşılıyor. Sanal ortamda bu rahatlıkla oluyor. Bir yumruk atıyor duvar yıkılıyor, engeli geçtikten sonra başka bir aşamaya geçiliyor. Bu oyunlarda bir sakınca da siz ne kadar şiddeti kullanır ve karşınızdaki rakipleri yok ederseniz o kadar başarılı oluyor, seviye atlamış oluyorsunuz. Yani şiddet özendiriliyor. Şiddet uyguladınız, karşıdakini yendiniz, engelleri aştınız ve başarılısınız mesajı veriliyor. Çocuk gerçek hayatla sanal ortamı ayırt etme yetisine sahip ancak bunu sanal ortamda kullanıp işe yarandığında gerçek ile sanal ortam karışabiliyor. Orada işe yarayan burada işe yarayacağını düşünüyorlar. Metin2 adlı oyunu bir süre mesleği gereği oynayan ve oyun yazılımı yapan Ahmet Yesevi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi Zorkan Erkan ise oyunun bağımlılık yaptığını ve bin 500 ile 10 bin dolar üzerinde para kazancının olabileceğini vurguladı. Erkan, Bu tür oyunlar yetişkinler için yazılmış oyunlar. Yapımcı firmalar CDlerin arkasına işaretler koyuyor. Özellikle 16 yaşından küçük oyuncuların bu tür oyunları oynamaması gerekir. CDlerin arkasında bununla ilgili bilgiler var. şeklinde konuştu. Zorkan Erkan, oyunun nasıl oynandığını ve para kazancının ne şekilde yapıldığını ise şöyle anlattı: Metin2 oyunlarında bir karakter alıyorsunuz. İnsan olabilir, yaratık olabilir ya da oyun şirketinin ürettiği herhangi bir tür olabilir. Bu karakterleri ile diğer türlere karşı bir savaş yapılıyor. Oyuncu kendi karakteri ile başka bir karakteri öldürerek para, altın, silah kazanıyor. Silah olsun, para olsun bunların satışı ile kendi seviyelerini, karakterini yükseltiyorlar. Bu karakter oyuncuya ayrı bir güç katıyor, farklı yenilikler getiriyor. 15 gibi yüksek seviyeye ulaşanlar, yüksek paralara karakter satışı yapıyorlar. Kredi kartı olanlar internet üzerinden satıyor. Daha çok birbirini tanıyan oyuncular kendi aralarında alışveriş yapıyor. Kredi kart olmayan çocuklar ise internet kafeler aracılığıyla satış yapıyor. Birçok internet kafede bu oyunlara rastlamak mümkün. İnternet kafe sahibi kendisi de satış yapabilir. Hem karakter satar hem para satar. Bin 500 dolar ile 10 bin dolar arasında satışlar yapılıyor. Bu oyunlar sayesinde şirketler artık sunucularını artırıyor. İlk başta 10 server ile başlayan şirketler şu anda 150-200lere dayandı. Ticari olarak çok büyük bir kazanç sağlıyor. Dünyada bu oyunu en çok oynayan ülke ise Türkiye. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.11.2009
Sanalortamdakişiddettehditediyor Sanal ortamdaki şiddet tehdit ediyor
2.5 trilyon doların üstünde oturuyoruz
Samanyolu Haber
26.10.2009
11:56
Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77sinin Türkiyede bulunduğu, bunların bugünkü piyasa değerinin 2,5 trilyon doların üzerinde olduğu bildirildi.

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) muhtemel rezerv araştırmalarına göre, Türkiyede yer altında bulunan en yüksek maden rezervi 15,8 milyar ton ile dolomit. İçinde kalsiyum karbonat ve sodyum karbonat barındıran ve bu özellikleri yüzünden cam ve seramik endüstrisinin vazgeçilmezleri arasında yer alan dolomit, nadir ve çok değerli bir kireç taşı olarak biliniyor. Bunun yanı sıra, Türkiyede 13,9 milyar ton mermer, 12,3 milyar ton linyit kömürü, 5,7 milyar ton kaya tuzu, 1,2 milyar ton yüksek kalorili taş kömürü, 3 milyar ton bor, 1,5 milyar ton ponza, 1,9 milyar ton blister bakır cevheri bulunuyor. Türkiyenin toplam yer altı maden kaynaklarının bugünkü piyasa değerinin ise 2.5 trilyon doların üzerinde olduğu belirtiliyor. MTAnın verilerine göre, yer altında bulunan diğer madenler arasında 29,6 milyon ton asbest, 82 milyon ton asfaltit, 35 milyon ton barit, 251 milyon ton bentonit, 1 milyar 641 milyon ton bitümlü şist, 88 milyon ton boksit, 3,8 milyon ton cıva, 380 bin ton toryum, 233 milyon ton trona (tabii soda), 9 bin 137 ton uranium ve 345 milyon ton zeolit bulunuyor. Araştırmalar, Türkiye de 700 ton görünür altın rezervi (6500 ton muhtemel rezerv) ve 1926 ton görünür gümüş rezervi bulunduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra 239 milyon ton feldspat, 70 milyon ton fosfat kayası, 4 milyon ton manganez bulunduğu öngörülüyor. BOR REZERVİNİN YÜZDE 72Sİ TÜRKİYEDE Dünya metal maden rezervlerinin yüzde 0,5i; endüstriyel ham madde rezervlerinin yüzde 2,5u; kömür rezervlerinin yüzde 1i ve jeotermal potansiyelinin yüzde 0,8i Türkiyede bulunuyor. Türkiye, 3,8 milyar metreküp işletilebilir mermer, 2,7 milyar metreküp işletilebilir traverten ve 995 milyon metreküp işletilebilir granit olmak üzere 7,495 milyar metreküp doğal taş rezervi ile dünya doğal taş potansiyelinin yüzde 40ına sahip. Ülkemizde yapılan araştırmalarda 650ye yakın renk ve dokuda mermer olduğu belirlendi. Dünya bor rezervlerinin yüzde 72sine sahip olan Türkiye, bu oran ile dünyada ilk sırada yer alıyor ve dünya tüketimini en az 400 yıl karşılayabilecek durumda. Dünyada ikinci büyük soda külü rezervi olan Beypazarı Trona yatağını işletmek üzere kurulan tesis, yılda 1 milyon ton soda külü, 100 bin ton sodyum karbonat üretimi ile dünya tüketiminin yüzde 2.5unu karşılıyor. ALTIN REZERVİMİZ EKONOMİNİN EMRİNE VERİLMELİ AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran, ulusal ekonomileri oluşturan en önemli sektörlerden biri olan madenciliğin, başta sanayi olmak üzere, ekonominin tüm sektörlerinin ihtiyaç duyduğu temel girdileri sağladığını, kırsal bölgelerde yeni istihdam imkanları oluşturduğunu söyledi. Türkiyede çok çeşitli ve zengin maden rezervleri olmasına rağmen, bu kaynakların çoğunun işletmeye alınamadığını belirten Demirkıran, Türkiye de toprak altında 50 milyar tondan fazla ticari değere haiz çeşitli cins ve özellikte maden bulunmaktadır dedi. Demirkıran, MTA verilerine göre, Türkiyenin maden kaynakları açısından, dünya madenciliğinde adı geçen 132 ülke arasında üretim değeri itibarı ile 28inci, maden çeşitliliği itibariyle de 10uncu sırada yer aldığını ifade ederek, dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77sinin Türkiyede bulunduğunu ve 60 çeşit madenin de üretiminin yapıldığını kaydetti. GÖRÜNÜR 650 TON ALTIN REZERVİ VAR 2002den önce yılda 15 bin-20 bin metre olan MTA maden arama sondajının, bugün yılda 200 bin metreye, yılda 10-15 milyon TL olan yatırım bütçesinin de 102 milyon TLye yükseldiğine dikkati çeken Demirkıran, bunun sonucunda 70 yılda 8,3 milyar ton olan linyit rezervi yüzde 50 artarak 12,3 milyar tonu bulduğunu, yapılacak yeni aramalar sonunda bu rezervin 25 milyar tona kadar çıkabileceğinin varsayıldığını söyledi. Afif Demirkıran, Türkiyenin yılda 250-300 ton altın ithalatı ile dünyada beşinci sırada yer aldığını belirterek, İthal edilen altının 150 tonu işlenerek tekrar ihraç edilmektedir. Ülkemizin yılda altın ithalatına 5-6 milyar dolar ödediği dikkate alındığında, 650 ton görünür ve 6 bin 500 ton muhtemel altın rezervimizin bir an önce ekonominin emrine verilmesinin ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. Toplam altın rezervimiz ile ülkemiz, dünya ikincisi konumundadır diye konuştu. Bir ülkenin refah seviyesi birçok göstergenin yanı sıra o ülkede tüketilen maden miktarı ile de doğrudan ilgili olduğunu dile getiren Demirkıran, araştırmalara göre, bir insanın 70 yaşına kadar ABDde 1600 ton, Almanyada 1000 ton, Türkiyede ise 300 ton maden tükettiğini kaydetti. Demirkıran, TBMM Genel Kurulunda görüşülmesine başlanan madencilik sektörünün sorunlarının tespiti ve eksikliklerinin giderilmesi için Meclis Araştırması açılmasını desteklediklerini bildirdi. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.10.2009
25trilyondolarınüstündeoturuyoruz25 trilyon doların üstünde oturuyoruz
Filmlere konu olacak tarihi olay
Samanyolu Haber
26.10.2009
09:32
Elazığlı Heylani Kebir aşiretinin reisi Sait Ali Bayrak, 4 yıldır sessiz sedasız bir mücadele içinde. Filmlere ilham kaynağı olabilecek bu mücadelenin konusu, 12 Eylülden önce İsviçreye kaçırılan ve değeri 630 milyon dolar olarak tespit edilen 800 bin Osmanlı altını ile birçok ziynet eşyası.

Elazığlı Heylani Kebir aşiretinin lideri Hasan Bayrak, 12 Eylül darbesinin önemli mağdurlarından biri olacağını hiç düşünmemişti. Darbeyi önceden sezip harekete geçmiş, mal varlığının önemli bir kısmını iki yakın dostunun da yardımıyla yurt dışına çıkarmıştı. Hasan Bayrak sadece sezgileriyle hareket etmemiş, darbe olacağı hususunda uyarı da almıştı. Devlet kademesinde çalışan bir dostu, büyük ihtimalle yakında bir darbe olacağını, malına ve canına kastedilebileceğini kendisine bildirmişti. Fakat servetini Türkiye sınırları dışına çıkarması kolay değildi; çünkü kasalar dolusu Osmanlı altını ve ziynet eşyası ile kitap ve belgeler söz konusuydu. Hasan Bayrak, servetini (büyük ihtimalle deniz yoluyla) yurt dışına çıkarıp İsviçredeki dünyanın en büyük bankalarından Credit Suissenin kasasına koydu. Bir buçuk ay sonra da Türkiyede asker darbe yaptı. Hasan Ağa, binlerce ocağa kor düşüren darbenin ateşinden korunmayı başardı. Korktuğunun aksine askerî yönetim aşiretine ve kendisine dokunmadı. Aradan yıllar geçti. Hasan Ağa bu dünyadan göçüp gitti (1999). Ancak servetini İsviçreye götürmesiyle başlayan hikâye hâlâ devam ediyor. Hem de filmlere ilham kaynağı olacak şekilde... Başrolde de kendisinin ölümünden sonra aşiretin reisliğini yapan oğlu Sait Ali Bayrak var. Ancak bu sefer, tam tersi bir durum söz konusu. Çünkü aile, serveti İsviçreden Türkiyeye getirmek için çaba harcıyor şimdi. Peki, bu mümkün mü? Sait Ali Bayrak bu soruyu, Zor bir durum; ama getirmek için mücadelem sonuna kadar sürecek. Devletten bu konuda yardım istiyorum. diye cevaplıyor. Sait Ali Bayrak, İsviçredeki hazineden babasının ölümünden 6 yıl sonra haberdar oluyor. Bunun sebebi ise baba Hasan Bayrakın ölmeden önce eşi Vahide Bayraka ettiği vasiyet. Hasan Ağa, eşinden, oğlu Sait Alinin söz konusu mal varlığından 40 yaşına geldikten sonra haberdar edilmesini istiyor. Vahide Bayrakın 2005 yılında aniden ciddi bir rahatsızlık geçirmesi, vasiyetin erken açıklanmasına neden oluyor. Vahide Bayrak, oğlu Saite daha 40 yaşına gelmeden İsviçredeki hesaptan ve evin sandığında saklanan bir belgenin varlığından söz ediyor. Belgede, Hasan Bayrak adına açılmış bir hesap olduğu ve bu hesapla birlikte bir kasanın bulunduğu yazıyor. Kasada altın ve ziynet eşyalarının yanı sıra kitaplar ve bazı belgelerin olduğu belirtiliyordu. Ancak daha fazla detay verilmiyordu. Bunun üzerine Sait Ali Bayrak, 9 Ağustos 2005 tarihinden itibaren, babasının İsviçreye götürdüğü servetin peşine düşer. Gerekli bütün resmî yazışmaları yapan Bayrak, 12 Ağustos 2005te İsviçre Büyükelçisi ve Credit Suissenin Türkiye temsilciliği ile bir görüşme yapar. Her iki görüşmede de konunun İsviçrede çözülmesi gerektiği kendisine bildirilir. Daha sonra Sait Ali Bayrak, İsviçreye giderek babasının hesabını incelemek ister. Bunun üzerine banka, 12 Eylül 2005te resmî bir yazı ile babasının öldüğüne ve mirasçısının kendisi olduğuna dair belgeleri getirmesini talep eder. Yani banka, ilk başta Hasan Bayrak adına açılan kasayı reddetmez. Belgeleri hazırlayan Sait Ali Bayrak, İsviçreye tekrar gider. Burada babasına ait dosya çıkarılır. Dosyada Hasan Bayrak adına bir kiralık kasa (Dortmund Hesap) olduğu belirtilir. Kasanın içindekiler de inkâr edilmez. Ancak Bayrakın bunu alması için uzun süre beklemesi gerektiği aktarılır: Babama ait kasa hesabı olduğunu gösterdiler. Zaten dosyası var. Ancak banka yetkilileri bana bu işin çok uzun sereceğini söylediler. Bazı örnekler verdiler. Aynı şekilde hesabı ve kasası bulunan Yahudilerin de paralarını 15 yıl sonra aldıklarını anlattılar. Bu görüşmeden sonra Sait Ali Bayrak, resmî işlemlere ağırlık verir. Avukatları aracılığıyla banka ile sürekli temasa geçer. Bu sefer banka, 23 Eylül 2005 tarihli başka bir yazı ile Hasan Bayrak adına kayıtlı hesabın zaman aşımına uğradığını bildirir. Yani İsviçrede 10 yıllık süre içinde sorulmayan hesapların kayıp hesap listesine alındığı belirtilir. Buna ise Cenevredeki Ombudsmanlık Merkezi karar veriyor. Bayrak, avukatları aracılığıyla bu merkeze başvurur; ancak Ombudsmanlık Merkezi, Hasan Bayrak adına bir hesabın kendilerine gelmediğini belirtir. Yetkililer, bu sürenin bazen 10 yıl, bazen de 30-40 yıl olabileceğini ifade ederler. Ne yaparsa yapsın, Sait Ali Bayrak 2005 yılından bu yana babasının adına kayıtlı hesaba bir türlü ulaşamıyor. Bayrak, bunun için sık sık İsviçreye gidiyor. Bu zamana kadar tuttuğu bazı avukatların davadan çeşitli bahanelerle vazgeçtiğini de anlatıyor Bayrak: Avukatlar sürekli taraf değiştiriyor. 4 yıldan beri verdiğim mücadele bir türlü sonuçlanmıyor. Bana parayı İsviçrede tutarsam alabileceğimi söylediler. İsviçre bu paranın Türkiye veya başka bir ülkeye
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.10.2009
FilmlerekonuolacaktarihiolayFilmlere konu olacak tarihi olay
Bu uyarılara dikkat - Video
Samanyolu Haber
16.10.2009
20:43
Piyasalar hareketlendi. Türkiyede faiz Cumhuriyet tarihinin, dolar ise son bir yılın en düşük seviyesine indi. Altın ve borsa da yeni rekorlar deniyor. Vatandaş merak ediyor, bundan sonra ne olacak?

Samanyolu Haber piyasaların nabzını tuttu, uzmanların yorumlarını aldı. Dünya ekonomisine yön verenler kriz sonrası senaryoları hazırlarken, en dikkat çekici hareketler Borsalarda yaşanıyor. Henüz kriz bitmeden borsalar kriz öncesi rakamlarına döndü bile. Dünya borsalarında olduğu gibi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası da Mart ayından beri yükselişini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor. Endeks 50 bin seviyesini aştı. Dünya sıralamasında ise İMKB en çok kazandıran borsaların da başında geliyor. Uzmanlar, krizde borsadan eli yanan küçük yatırımcının bu yükselişten yararlanamadığı görüşünde.. Peki, bundan sonra İMKB küçük yatırımcı için cazip bir araç olabilir mi? Yükselen tek yatırım aracı borsa değil. Küçük yatırımcı için en güvenilir liman olarak kabul edilen altın da tarihin en yüksek seviyelerini deniyor. Uzmanlara göre altının bu kadar yükselmesi spekülatif. Peki, onsu 1050 dolarlardan işlem gören altın şu anda bir yatırım aracı olarak düşünülebilir mi? Altın ve borsa yükselirken dolar adeta eriyor. Dolardaki erime en çok ayaklı borsa olarak tanınan Tahtakale de hissediliyor. Tahtakalenin sembol ismi Bilardo Osman, doların gerçek değerinin çok altından işlem gördüğü görüşünde ve elinde dolar olanlara sabırlı olun tavsiyesinde bulunuyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.10.2009
Buuyarılaradikkat-VideoBu uyarılara dikkat - Video
Dikkat ! Ortak ATM'de soyulmayın
Samanyolu Haber
03.10.2009
09:15
Ortak ATM uygulamasına geçilmesiyle birlikte, bankacılık sektörü paradan para kazanma yolunda yeni bir kazanç kapısı daha açtı.Bu uygulama ile her banka para çekmeden en az 3 lira ek ücret alırken, bakiye sorgulama bile paralı oldu

Türkiyede ?Paradan para kazanma? deyimini en iyi bankacılık sektörü başarıyor. 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren tüm yurt sathında bankalar arasında ortak ATM uygulamasına geçilmesiyle birlikte, sektör ?paradan para kazanma?da yeni bir kazanç kapısı kendine yarattı. 1 EKİMDE BAŞLADI ATM hizmeti veren tüm bankaları kapsayan Ortak ATM Sistemi 1 Ekimde başladı. Sistemin şu andaki eksiği ise bankaların bu işlem karşılığında alacağı ücretlerin birbirinden farklı olmasında yatıyor. Tüketici hangi bankaya ait olursa olsun en yakın ATMden para çekebilecek. Daha önce Altın Nokta ve Ortak Nokta gibi kısmi uygulamalar vardı. KAFALAR ÇOK KARIŞIK Ortak ATM uygulaması getirdiği avantajların yanısıra, başka banka ATMsinden yapılan işlemler üzerinden ücret alınıp alınmayacağı kafaları karıştırıyor. Çünkü yabancı bankadan para çekmenin bir bedeli olacak. Banka kart sahibi müşterisinden ne kadar komisyon alınacağına hükmederse, yabancı bankanın ATMsini kullanmanın bedeli o kadar olacak. Banka istemezse bu hizmet karşılığında ücret talebinde bulunmayabilecek. ORTAK ATM NELER GETİRECEK? Bunların yanı sıra bu uygulama ile birlikte şöyle değişiklikler de olacak: ?Banka kartına uygun ATM arama derdi ortadan kalkacak. İhtiyaç sırasında başka bankaya ait herhangi bir ATMden para çekilebilecek. Seyahatlerde ATM bulamama ihtimali ortadan kalkacak, nakit taşıma riskinin alınmasına gerek kalmayacak. En yakın ATMye cep telefonları ya da internet üzerinden ulaşılabilecek. Verimlilikteki fark ekonomiye yaklaşık 300 milyon dolar katkı sağlayacak. Piyasada sirkülasyondaki para hacmi artacak, nakit dolaşımı hızlanacak.? En fazla kamu vuracak Özel bankalar net ücret belirlerken kamu kesimi ise sabit ücretin yanı sıra çekilen tutardan yüzde ek ücret alacak. Buna göre, ortak ATM uygulamasına geçilmeden önce bir başka bankada hesabı olan mudiden kendi ATMsinden nakit çekim ya da bakiye sorma işleminde hiçbir ücret almayan Ziraat Bankası, şimdi nakit çekim tutarının yüzde 1i oranında komisyon alacak. İlave olarak da her çekimde 0,75 lira işlem ücreti ekleyecek. Eğer, bakiye de sorulursa işlem sırasında 0,20 lira da bakiye sorma ücreti alacak. Vakıfbank ise nakit çekimlerde hiçbir oran koymadan işlem başına 4,5 lira işlem ücreti alacak. Vakıfbank, ?Bakiye Görüntüleme? işlemi için işlem başına 1 TL, komisyon bedeli yansıtacak. Buna göre, Vakıfbank ATMsinden 10 lira çektiğiniz zaman da 100 çektiğiniz zaman da 4,5 lira nakit çekim ücreti ödenecek. Halk Bank ise ?Bakiye Görüntüleme? işlemi için 25 Kr alacak. Banka, ?Para Çekme? işleminde çekilen tutarın yüzde 1,25i uygulayacak ayrıca da 1,25 lira her işlemde sabit servis ücreti tahsil edecek. Sorumluluğu hiç kimse üstlenmedi BDDK, bankaların bu işlemlere ilişkin ne kadar alınacağına dair bilginin kendilerinde olmadığını belirterek, bunu BKMnin belirlediğini söyledi. Sistemin altyapısı için 2 yıl çalışan Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Sertaç Özinal, başka bankanın ATMsinde işlem yapıldığında ücret ödeneceğini açıklamıştı. BKM yetkilileri de konuya ilişkin, ortak ATM kullanımının tüketiciye maliyetinin kartı veren banka ile müşteri arasında belirleneceğini ifade etti. Özinal, ?Banka, ücretlendirme politikası kart sahiplerinden belirli ücret talep edecektir veya etmeyecektir? dedi. YENİ ŞAFAK
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.10.2009
DikkatOrtakATMdesoyulmayınDikkat Ortak ATMde soyulmayın
En iyi yatırım aracı
Haber3
21.09.2009
10:16
Ne altın, ne de dolar, en iyi yatırım aracı çekirdeksiz üzüm oldu.
Haber3
Son Dakika
21.09.2009
EniyiyatırımaracıEn iyi yatırım aracı
Esrarengiz evrakların sırrı çözüldü
Samanyolu Haber
14.09.2009
06:37
Zekeriya Öztürk?ün çantasından çıkan İngilizce evrakların, İsviçre bankalarındaki 70 ile 100 milyon dolarlık ?gizli hesaplara? ait belgeler olduğu tespit edildi

Ergenekon silahlı terör örgütü iddiasıyla sürdürülen soruşturmanın tutuklu sanıklarından emekli binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk?ün, ?Diplomat? marka çantasının içinden çıkan İngilizce banka evraklarının sırrı çözüldü. Evraklar üzerinde yapılan incelemede, bunların İsviçre?deki bankalara ait hesap bilgileri olduğu tespit edildi. Toplam değeri 70-100 milyon dolar civarında olacağı edilen evrakların, Ergenekon?un gizli hesapları olup olmadığı araştırılıyor. İSVİÇRE?DEKİ BANKALARIN EVRAKLARI Ergenekon savcılarının talimatı üzerine, sanıkların hesaplarını mercek altına alan BDDK murakıpları ile Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri ilginç bilgi ve belgelere ulaştı. Sanık emekli binbaşı Öztürk?ün, evinde yapılan aramada ?Diplomat? marka çantanın içinde, İngilizce bazı evraklar çıkmıştı. Bu evraklar, murakıplar tarafından tek tek incelendi. Yapılan incelemelerde, söz konusu evrakların, İsviçre?deki bankalarda bulunan gizli hesaplara ait hesap bilgileri olduğu tespit edildi. ALTIN VE PARA HESAPLARI VAR star, murakıplar ile kontrolörlerin, çantada çıkan evraklarla ilgili hazırladığı rapora ulaştı. Raporda ?Söz konusu fotokopilerin İsviçre?de muhkim Credit Suisse Bank, SKA İnternational, Swiss Bank Corporation, UBS Bankaları ile ilişkili olduğu anlaşılan ve TC vatandaşı olmayan bir gerçek kişiye ait, yüksek tutarlı olan, çok sayıda mevduat ve altın sertifikaları ile Almanya?daki Dresdner Bank A.G. ile ilişkili olduğu anlaşılan bilgisayar çıktısı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, söz konusu evrakların tahvil ya da bono benzeri bir menkul kıymeti ifade ettiği de anlaşılmıştır? denildi. ADI?GEÇEN BANKALARDAN BİLGİ İSTENSİN Yine raporda, söz konusu belgelerin Türkiye?de yerleşik bankalarla ilişkili olmaması nedeniyle, ek bilgiye ulaşılamadığı vurgulanarak, belgelerle ilgili olarak bankaların bulunduğu ülkelerin bankacılık otoritelerine yazı gönderilmesi gerektiği vurgulandı. Raporun ardından, incelemelerin derinleştirildiği öğrenildi. Buna göre, ABD ve Fransa?nın İsviçre?de gizli hesapların açıklanması konusunda yaptığı anlaşmanın ardından, hazırlanan Türk patronlara ait zula listesine, Ergenekon sanığının zula evraklarının da eklenmesi planlanıyor. Evrakların gerçek değeri bilinmiyor Bankacılık ?Denetleme ve Düzenleme Kurulu murakıpları ve Maliye Bakanlığı Vergi Kontrolöri, ?Diplomat? marka çanta içinde çıkan zula belgelerinin toplam değeri konusunda da çalışma yaptı. Ancak, bankalarla ilgili özel anlaşmaların bulunması ve evraklardaki faiz oranlarının toplam tutarı hesaplama konusunda yetersiz kalması nedeniyle, çanta içindeki evrakların ne kadarlık gizli hesabı kapsadığı tespit edilemedi. Ancak, denetim elamanlarının tahminlerine göre, çantanın içindeki çıkan evrakların değeri milyon dolarları buluyor. Her bir evrakta, milyon dolarlık bir hesaba ilişkin bilgi bulunuyor. Bu nedenle, çantanın içindeki evraklardaki paranın 70-100 milyon dolar civarında olacağı tahmin ediliyor. Hesaplar yabancı kişilerin üzerine Ergenekon sanığı Zekeriya Öztürk?ün çantasından çıkan belgeler üzerinde yapılan incemelerde, İsviçre?deki hesapların tamamının yabancı kişiler adına açılmış olması da dikkat çekti. Raporda bu durum, ?T.C. vatandaşı olmayan gerçek kişiler adına açılmıştır? şeklinde değerlendirildi. Uzmanları ?Hesaplar tüm riskler dikkate alınarak yabancı kişilerin üzerine açılmış. Türk vatandaşının üzerine açılmış bir hesap olsaydı, paraların izini sürmemiz daha kolay olacaktı. Bu tip kişilerin kim olduğunu, sadece banka biliyor. Belki de, gerçekte böyle bir kişi de yoktur? değerlendirmesinde bulundular. HÜSEYİN ÖZAY-STAR
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.09.2009
EsrarengizevraklarınsırrıçözüldüEsrarengiz evrakların sırrı çözüldü
Biz onları sevdik onlar da bizi
Samanyolu Haber
10.08.2009
06:35
Genelde neşeli, esprili, uyumlulular. Aile yapıları da bize benziyor. 2000li yıllardan sonra sayıları iyice artmaya başladı. Hatta ilk yabancı millî oyuncumuz da onlardan. Biz onları sevdik, onlar bizi sevdi...

Bugün dünyada yaşayan 6 milyar insanın ortak dili nedir diye sorsalar, hiç şüphesiz çoğumuz futbol deriz. Peki, bu dilin ortak bayrağı nedir diye sorsalar, yine hiç şüphesiz çoğumuz Brezilya bayrağı deriz. Yeşil, sarı ve lacivert renklerden oluşan Brezilya bayrağı, dünyanın birçok stadında dalgalanıyor. Çünkü bugün dünya statlarında yaklaşık 10 bin Brezilyalı futbolcu ter döküyor. Brezilya bayrağındaki yeşil zemin, yağmur ormanlarını; ortadaki sarı dörtgen, altın ve diğer madenleri; lacivert rengin içine yerleştirilmiş gökyüzündeki yıldızlar ise ülkedeki eyaletleri temsil ediyor. Ama bugün o bayraktaki renklerin anlamlarını şöyle tanımlarsak abartmış olmayız: Yeşil renk, futbol sahasını; sarı dörtgen, ülkeye milyonlarca dolar döviz girdisi sağlayan futbolcuları; lacivert rengin üzerine kondurulmuş gökyüzündeki yıldızlar ise Kakayı, Ronaldinhoyu, Peleyi, Zicoyu, Ronaldoyu, Garinchayı, Romarioyu, Roberto Carlosu temsil ediyor. Evet, Brezilya Futbol Federasyonunun verilerine göre, 2008 yılında tam 1176 futbolcu yurt dışına çıkmış ve ülkeye yaklaşık 1 milyar doların üzerinde para girmiş. 1998de 530 oyuncunun yurt dışına çıktığı düşünüldüğünde son 10 yılda Brezilyanın futbolcu ihracındaki artış hiç de azımsanmayacak boyutlarda. Son yıllarda Süper Lig ekipleri de Brezilyaya para kazandıran kulüpler kervanına katıldı. Özellikle 2000li yıllarda Türk kulüpleri Brezilya pazarını keşfetti. Aslında bu biraz da mecburiyetten doğdu. Zira Türk futbolu, 80li yıllardan sonra uzun süre Yugoslav ekolünün etkisinde kaldı. Öyle ki Yugoslav pasaportu taşıyan her oyuncuya yıldız muamelesi yapıldı. 28 yaşından sonra Türkiyeye gelen Yugolar içinde başarılı olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecekti. Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcavın Afrikayı keşfetmesiyle Yugolardan bir nebze olsun kurtulduk. Bu sefer Türkiye coğrafyasını Afrikalı oyuncular sardı. Hatta bazı amatör takımlarımızda bile Nijeryalı, Liberyalı, Ganalı oyunculara rastlamak mümkündü. Bir ara Avrupada yaşayan gurbetçi futbolcularımız ligimizi domine etti. Bu oyuncular Alamancı damgasını yeşil sahalarda da yedi. Romanya ve Bulgaristandan da hatırı sayılır yabancı, sahalarımızda arz-ı endam etti. Batı Avrupalı veya Rus oyuncular için Türkiye cazip değildi. Türk kulüplerinde o oyuncuları Türkiyeye getirecek paralar da yoktu. Hem ekonomik olacak, hem de taraftarı sahaya çekecek oyunculara ihtiyaç vardı. Kısaca yeni bir pazar gerekiyordu. Bu pazar samba ülkesi Brezilyadan başkası değildi. Dünyanın çok önceden keşfettiği bu pazara 2000li yıllarda ciddi manada giren ilk takımımız G.Saray oldu. Cim-Bom, Taffarel gibi bir efsane kalecinin ardından Marcio Dos Santos, Bruno Quadros ve Carlos Oliviera Capone gibi isimleri denedi. Marcio ve Capone, Galatasaraya önemli katkılarda bulundu. Ancak Süper Lig takımlarının iştahını kabartan olay Trabzonspor Başkanı Özkan Sümerin sambacıları sudan ucuza almasıydı. Bordo-Mavili takım 2001-02 sezonunda Eduardo, Jarro, Aurelio ve Robson da Silva ile 30-40 bin dolarların konuşulduğu komik rakamlara anlaştı. Kimse bu oyuncuları tanımıyordu. Ne yapacakları belli olmayan Brezilyalılar ligin ilk maçında Beşiktaşı deplasmanda mağlup eden Trabzonsporun en etkili oyuncularıydı. Oynadıkları futbolla kamuoyunun dikkatini çeken bu Brezilyalılar, Türk kulüplerini ucu bucağı belli olmayan bu pazara soktu. O sezon ligdeki Brezilyalı sayısı sadece 9du. Ve bu oyuncuların 4ü Trabzonspordaydı. Bordo-Mavili oyuncular sayesinde 2002-03 sezonunda sayı katlanacaktı. O sezon ligde 6 kıtadan 99 yabancı futbolcu vardı ve 23 kişiyle başı Brezilyalılar çekiyordu. Brezilyalılar artık Afrika ve Balkan ülkelerinin pabucunu dama atmıştı. Brezilyayı 7 futbolcuyla Gana, 5er futbolcuyla Arnavutluk, Slovakya, Bulgaristan ve Kamerun takip ediyordu. 2005-06 sezonunda 5 kıtadan 103 yabancı futbolcunun yer aldığı Süper Ligde 27 oyuncu ile yine Brezilyalıların hâkimiyeti vardı. Kamerun ve Çek Cumhuriyeti 7şer futbolcu ile Brezilyadan sonra Türkiyeye en çok oyuncu gönderen ülkelerdi. O yıl Fenerbahçe 4 sambacı ile en çok Brezilyalı futbolcuyu kadrosunda bulunduran ekip olurken, yalnızca 6 takımda Brezilyalı futbolcu yoktu. Bu takımlardan biri de G.Saraydı. F.Bahçede Alex de Souza, Fabio Luciano, Marco Aurelio ve Marcio Nobre gibi Brezilyalı oyuncularla başlayan seriye daha sonra Edu Dracena, Deivid de Souza, Roberto Carlos ve Luis da Silva Wederson katıldı. Arada Simao ve Fabiano gibi defolar çıksa da Fenerbahçe, Güney Amerikalı oyuncularıyla önemli başarılar yakalamayı başardı. Bu sene Sarı-Lacivertli takımdaki Brezilyalı sayısı 8e ulaştı. Türk futbolunda yabancı kontenjanının 6+2ye çıkartılması ile birlikte Brezilyalı futbolcuların sayısı daha da artacaktı. Sayı 2008-2009 sezonunda 35
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.08.2009
BizonlarısevdikonlardabiziBiz onları sevdik onlar da bizi
NEDEN AZERBAYCAN? NEDEN TÜRKİSTAN?
Samanyolu Haber
18.05.2009
08:45
Türk dünyasını bölmek için böyle yapıyorlar.

Bir Alman üniversitesinin yaptığı araştırmaya göre, dünya üzerinde 5656 dil konuşuluyor. Türkçe, bu dil sıralamasında 5. sırada bulunuyor. Biz, yeryüzünde, iki yüz milyon halinde yaşıyoruz. Görülüyor ki, bizim kökümüz, millî sınırlarımızın dışındadır. Diller, yayıldıkları, konuşuldukları ülkeler bakımından sıralamaya konulunca, Türkçe, bütün dillerin önüne geçiyor. Çünkü, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzayan topraklarda Türkçe konuşulmakta.
Dünyada, bizim kadar çok devlet ve imparatorluk kuran bir başka millet yoktur. Biz, 32 Beylik, 38 Devlet, 17 Hanlık, 16 İmparatorluk, 10 Cumhuriyet, 4 Atabeylik kuran bir milletiz. Demek ki 117 irili-ufaklı devlet altında bizim imzamız var.
Bu kadar çok devlet kurduğumuz ve bu kadar geniş bir alana yayıldığımız için, dünyada en çok düşmanı olan milletlerin başında da biz bulunuyoruz.
200 milyonluk büyük Türk dünyasının başı Türkiye’dir, boğazı Azerbaycan, gövdesi ise Türkistan. Dün olduğu gibi bugün de, birtakım devletler, kuruluşlar, kişiler, boğazımızın yani Azerbaycan’ımızın üzerine basıyorlar. Türk dünyasını bölmek için böyle yapıyorlar. Bunun çeşitli yolları var. Ama bilelim ki en öldürücü yol, dil birliğimizi bozmaktır. Türkiye’de, bütün Türk dünyasında kullanılan ortak kelimeleri kaldırarak yerlerine sadece bizim bildiğimiz, bizim kullandığımız kelimeleri “Öz Türkçecilik” perdesi arkasında koymaya çalışanlar, büyük Türk birliğini bilerek veya bilmeyerek parçalamaya çalışan gafillerdir.
Düne kadar, Türkiye dışındaki Türklerle meşgul olmak, macera olarak görülüyor, gösteriliyordu. Bugün anlaşılmıştır ki, dış Türklere karşı kapılarımızı kapamak gaflet, dalalet ve ihanettir.
Biz kalkınmak ve çağdaş medeniyet seviyesine yükselmek istiyorsak, Batı dünyasından kopmamak kaydıyla, bütün Türk Cumhuriyetleriyle siyasî, iktisadi ve kültür münasebetleri kurmak mecburiyetindeyiz.
Ben, Türk Cumhuriyetlerine 10 defa gidip geldim. Yeni Türk Cumhuriyetlerini anlatan 66 TV programını devlet televizyonumuzdan, 35’ini de Samanyolu Televizyonumuzdan milletimize takdim ettim.
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, 57. Cumhuriyet Hükümetimizde Dışişleri ve Devlet Bakanımızken bir açıklamada bulundu. Dedi ki: “Biz, yeni Türk Cumhuriyetleriyle bir altın borsası kurarsak, (o cumhuriyetler dışında) bizim yıllık kazancımız 25 milyar dolar olur. Bir pamuk borsası kurabilirsek yıllık gelirimiz 27 milyar doları bulur.”
Düşünebiliyor musunuz? Bugün bizim 400 milyar dolar civarında borçlarımız var. Demek ki biz yeni Türk Cumhuriyetleriyle sadece bir altın ve pamuk borsası kurabilsek, 10 yıl sonra iç ve dış borçlarımızı sıfır noktasına çekebiliriz. Sonra? Güçlü ve büyük Türkiye’yi kurma yolunda, en büyük adımları o zaman atmış oluruz.
Azerbaycansız ve Türkistansız bir Türkiye düşünülemez.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.05.2009
NEDENAZERBAYCAN?NEDENTÜRKİSTAN?NEDEN AZERBAYCAN? NEDEN TÜRKİSTAN?
TL'DEN KAÇIŞ BAŞLAR MI?
Samanyolu Haber
23.02.2009
09:08
Dolar ve altın fiyatı dışarıda oluşuyor.

Dışarıda dolar ve altına talep arttığı için dışarıda doların ve altının fiyatı yükseliyor. İçeride dolar ve altına talep sınırlı. Fakat dolar girişi yavaşladı. İşte bu nedenle dolar dışarıdaki fiyat artışının biraz üzerinde. Altın fiyatı bizde dolara bağımlı olduğu için altın fiyatında da benzer bir gelişme var.
Krizin Amerikan ekonomisini daha fazla vurmasına ve de Amerikalıların faturayı ödeyebilmek için devamlı borçlanmalarına, cari açık vermelerine, dolar basmalarına, faizi indirmelerine rağmen dünyanın her köşesinden dolara talep azalmıyor, artıyor.
İnsanlar Japon Yeni’nden İngiliz Sterlini’nden, Avrupa’nın Euro’sundan kaçıyor. Paralarını dolara çeviriyor. Paralarını ABD’ye postalıyor. İşte bu nedenle dışarıda doların değeri yükseliyor.
Bir ara 1.60 dolara 1 euro alınabilecek kadar ucuzlamıştı dolar. Geçen hafta sonu 1.25 dolar ile 1 euro alınabiliyordu.
2004 sonunda l İngiliz sterlini alabilmek için 1.93 dolar ödeniyordu. Geçen hafta dolar o kadar değerlendi ki, 1 İngiliz sterlinin fiyatı 1.42 dolara düştü.
Bankalar batacak korkusu yayıldığından, parası olanlar (bankalar dahil) dolar satın alarak paralarını Amerikan Hazine Bonosu’na bağlıyor. Yatırımcıya göre şimdilerde tek sağlam kazık Amerikan Bonosu’dur.
Dışarıdaki altın talebinin arkasında ise güvence arayışı var. Altın yatırımı spekülatif yatırımdır. Geçmişte de görüldüğü gibi altında talep tersine döndüğünde, kaybetme riski büyüktür. Fakat bugün varlıklarının tamamını kaybetme riski ile karşılaşanlar, altın yatırımında hiç olmazsa kayıp miktarı sınırlı kalır düşüncesiyle altına yöneldi.
Gelelim Türkiye’ye. Türkiye’de şu günlerde dolara kurumsal ve kişisel talep çok sınırlı. Talep olmadığından değil, dolar girişi yavaşladığından dolar fiyatı artıyor.

Bizde talep de arz da düştü
Yıllık döviz açığımız (cari açığımız) 45-50 milyar dolarlardan 25 milyar dolara inecek gibi görünüyor ama gene de açık var. Her ay en az 2 milyar dolar döviz girişine ihtiyacımız var. Talep sınırlı kalsa da her ay budöviz girmezse, içeride dolar fiyatı artar. (İşte bu nedenle acil olarak IMF ile anlaşmak gerekiyor. IMF bu açığı kapatabilir.)
İçeride dolar talebi sınırlı. (1) Halkın dolar alacak parası yok. Dolar satın alma morali ve ihtiyacı yok. (2) Bankalar ve şirketler, döviz borçlarını çevirmeye başladı. (Dışarıdaki döviz alacaklıları: (a) Paralarını koyacak sağlam yer bulamıyor. (b) Paralarını koyabilecekleri sağlam yerler faiz vermiyor. (c) Türkiye’deki bankalar ve şirketler göreceli olarak sağlam görüntü veriyor. Göreceli olarak yüksek faiz ödüyor. İşte bu 3 nedenle bankalar ve şirketler borç çevirmede zorlanmıyor.) Borç çevirebilen bankalar ve şirketler ise şimdilik imkanlarını dövize yatırmak, dolar satın almak istemiyor.
Bütün bu karışıklığa ve Türkiye’ye olağan döviz girişinin yavaşlamasına rağmen dolar fiyatının çılgınca artmamasında, ufak miktarlarda da olsa, (yükselen fiyatın cazibesi ile ve de ihtiyaç nedeniyle) az da olsa dolar satışlarının etkisi var.
Ancaaakkk... Banka faizlerinin gerilemesi karşısında, Türk Lirası mevduatlarda çözülme başlar ve de Türk Lirası’ndan kaçanlar dolar satın alır mı? Bu tür bir hareket başlar ise ne olur ? Bunu tahmin etmek zor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.02.2009
TLDENKAÇIŞBAŞLARMI?TLDEN KAÇIŞ BAŞLAR MI?
Resmen ALTIN''ın üzerinde oturuyoruz
Samanyolu Haber
30.01.2009
13:39
Yastık altındaki altınların değeri tartışılırken, toprak altındakileri, Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürü Mehmet Üzer açıkladı.

Türkiyenin 6 bin 500 ton altın rezervine sahip olduğunu kaydeden Üzer, toprak altındaki altının parasal karşılığının 120-130 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.

Türkiyenin 6 bin 500 tonluk altının 700 tonunu işletebildiğini dile getiren Üzer, Altında ciddi potansiyelimiz var. Potansiyeli kullanıp ekonominin emrine sunmamız lazım. Dünyadaki gelişmiş ülkeler de siyanürle altın elde ediyor. Bir kısım çevreler tepki duyuyor. Bütün tedbirlerin alınması noktasında sızma konusunda çevre kirlenmesi konusunda Bakanlık tedbirleri aldırıyor. Toprak altında milyarlarca dolar altını ekonomiye kazandırmalıyız. dedi.

Küresel krizin ekonomiye etkilerini en aza indirmek adına yastık altındaki altınların değeri tartışılıyor. Ekonomiye kazandırılması gereken yastık altı varlığın 40-100 milyar dolar arasında olduğu ifade ediliyor. Toprak altında ne kadar altın olduğunu ise MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer CİHANa açıkladı. Yastık altındakilere ben bakmıyorum. MTA olarak biz bakmıyoruz. Yer altındakilere bakıyoruz. diyen Üzer, jeolojik haritalara bakarak Türkiyede 6 bin 500 ton altın rezervi bulunduğunu kaydetti.

Bu miktarın 700 tonunu işletebilir hale getirdiklerini söyleyen Üzer, yüzde 90ın yerin altında durduğuna dikkat çekti. Altını sondajla işletebilir hale getirmek gerektiğini belirten Genel Müdür, altın çıkarmada son yıllarda hızlı bir gelişme olduğunu ifade etti. Uşak Eşme ve İzmir Bergamada altın tesisleri bulunduğunu kaydeden Üzer, Gümüşhane ve Erzincanda da iki yeni tesis açıldığını dile getirdi. İzmirde Efem Çukurunda küçük bir tesisin hayata geçeceğini aktaran Üzer, Benim Altıncılar Derneğinden edindiğim bilgiye göre 3 sene sonra 38-40 tona yakın altın üretilecek. Şu an 10 ton üretiyoruz. diye konuştu.

DÜNYADA İLK ALTIN RAFİNERİSİ ANADOLUDA KURULDU

Türkiyenin, altın kullanımında Hindistanın ardından dünyada ikinci sırada bulunduğunu aktaran Üzer, Türkiye dışarıdan 250 ton altın getiriyor. Bu 6 milyar dolar civarında. Bunun 4te 1ini işleyip geri gönderiyor. Diğer kısmı burada kalıyor. dedi.

Altını çok seven bir millet olduğumuzu kaydeden Genel Müdür Üzer, bilgi kirliliğinden dolayı altın işletmeciliğine karşı çıkıldığını belirtti. Çevre Bakanlığının bütün tedbirleri aldığı bilgisini veren Üzer, üreticilerin de çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden altın üretimi yaptığı bilgisini verdi. Altını halkımıza iyi anlatıp bu altınları ekonomimize kazındırmamız lazım. Gelişmiş ülkeler bunu yapıyor. Siyanürle yapıyor. diyen Üzer, 6 bin 500 tonluk rezervin parasal karşılığını hesapladı: 250 tonu 6 milyar dolar. Bin katı yaklaşık 120-130 milyar dolar yapar. Altında ciddi potansiyelimiz var. Potansiyeli kullanıp ekonominin emrine sunmamız lazım. Hititlerden bu yana altıncılık yapılıyor. Dünyada ilk rafineri Anadoluda kurulmuş.
(
CİHAN)



Samanyolu Haber
Son Dakika
30.01.2009
ResmenALTINınüzerindeoturuyoruzResmen ALTINın üzerinde oturuyoruz
İşte Google'da en çok aranan kelime
Samanyolu Haber
10.12.2008
15:56
Google, dünyada ve Türkiyede 2008 yılının en çok aranan terimlerini duyurdu.

Google Türkiyeden yapılan yazılı açıklamada, Googlenin her gün arama motoruna yazılan milyonlarca sorguya dayanarak derlediği internet Zeitgeistını (zamanın ruhu anlamına gelen Almanca kelime) açıkladığı belirtildi.

Açıklamada, 2008 Türkiye listesinde sosyal ağ siteleri, oyun, video paylaşım sitesi ve dizi terimlerinin öne çıktığı bildirildi.

Zeitgeist 2008: Türkiye basın sitesinde, Googlenin, arama sonuçlarını analiz ederek 2008 yılı içerisinde Türkiyede internet kullanıcılarının en çok arama yaptıkları başlıklarla ilgili liste, grafik ve bilgileri bir araya getirdiği kaydedildi.

Sitede yer alan bilgilere göre, Türkiyede en popüler 10 arama facebook, oyun, mynet, youtube, oyunlar, msn, indir, tv, hürriyet ve haber olarak sıralandı.

En hızlı yükselen aramalar, hi5, facebook, key, netlog, sahibinden, dizi, kurtlar vadisi, kpss, oyunlar 1 ve vatan oldu.

Türkiyeden aranan ünlüler, Gülben Ergen, Serdar Ortaç, Tarkan, Demet Akalın, Ebru Gündeş, Hadise, Sibel Can, Gökhan Özen, Hülya Avşar ve Şahan iken, Türk dizileri ise Kurtlar Vadisi, Kavak Yelleri, Yaprak Dökümü, Selena, Asi, Avrupa Yakası, Arka Sokaklar, Adanalı, Binbir Gece ile Gece Gündüz şeklinde sıralandı.

Ekonomide, iş, kariyer, kredi, altın, para, finans, euro, borç, dolar, banka en çok aranan kelimeler oldu.

Futbol takımları da, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor, Bursaspor, Sivasspor, Eskişehirspor, Ankaragücü, Kocaelispor ve Kayserispor şeklinde yer aldı.

Açıklamada, yıl sonu zeitgeistına ek olarak global, bölgesel, geçmiş ve şimdiki arama trendlerine bakış sağlayan başka araçların bulunduğu, ancak Google zeitgeist araçlarının, kesinlikle bireysel kullanıcıları teşhis etmek için kullanılamadığı, çünkü araştırmanın belli bir zaman içinde belirli sorguların ne kadar sıklıkta görüldüğünü gösteren anonim ve toplu dökümlerden yola çıkılarak sürdürüldüğü vurgulandı.

GOOGLE, İNTERNET KÜTÜPHANESİNE MAGAZİN DERGİLERİ DE EKLEDİ

Amerikalı internet devi Google, yayınevleriyle işbirliği yaparak hizmete sunduğu internet kütüphanesine magazin dergileri de eklediğini bildirdi.

Googledan yapılan açıklamada, ABDde yayımlanan magazin dergilerinin milyonlarca sayfasının dijital ortama aktarılmaya başlandığı belirtilerek, şimdilik spor dergileri Mens Health, Baseball Digest ve Runners Worldün bir milyondan fazla sayfasının sayısal hale getirildiği, yakında başka birçok derginin de internet kütüphanesine ekleneceği kaydedildi.

Taranarak renkli bir biçimde dijital ortama aktarılan bu dergilere, online kütüphane Google Book Search üzerinden ulaşılabileceği belirtildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.12.2008
İşteGoogledaençokaranankelimeİşte Googleda en çok aranan kelime
Ne dolar ne de altın
İnternet Haber
12.05.2008
12:36
Ne dolar ne de altın
Yılın ilk üç ayında en çok hangi yatırım aracı kazandırdı. Nisan ve yılın ilk üç ayının galibi belli oldu.
İnternet Haber
Son Dakika
12.05.2008
NedolarnedealtınNe dolar ne de altın
Toplam "47" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti