Habergec.Com Aranan Kelimeler:ne oldu bizim yemek? Değerlendirme: 10 / 10 088243
habergec.com
12.02.2016 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

ne oldu bizim yemek?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Gençcan: Şiddetin eğitimle ilgisi yok
Zaman
12.02.2016
10:13

ADANA (CİHAN)- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, şiddetin eğitim seviyesiyle ilgisinin olmadığını söyledi.

‘Fiziksel şiddetin abartıldığı yönündeki eleştirilere karşı çıkan Gençcan, “Fiziksel şiddet hiç abartılmıyor. Benim her 100 dosyamın 80nin de kadınlar dövülüyor. Erkeklerden de üç beş tane dövülen çıkıyor. Matematik, bilim var. Boşanma davası açılmış olması bizatihi kadını potansiyel hedef haline getiriyor. Nişanlanıyor; nişanlılar bile dövüyor. Sen başkası ile nişanlanamasın deyip, parmaklarını kesiyor. Boşanıyor, yine kurtulamıyor. Kendi her gün 50 kadınla yatıyor. O biriyle resmi olarak evlenecek, gidip öldürüyor.” dedi.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun için ‘iyi ki çıkmış değerlendirmesini yapan Gençcan, “Türk erkeği dövüyor, arkadaşlar... Ve hep bizim klasik muhabbetimiz eğitimsizlik; ne alakası var. Profesörü de baro başkanı da hakimi de emniyet müdürü de dövüyor; hepsi dövüyor. Şiddetin eğitimle hiç bir alakası falan yok. Dövüyor, arkadaşlar. Türk erkeğinin ikinci bir yeteneği sürekli hakaret ediyor. Sadakatsizlik banko. Yani gelir durumu iyi olup da sadakatsizlik yapmayan yok.” şeklinde konuştu.

SAÇINIZI SÜPÜRGE YAPMAYINIZ
Adana Barosu tarafından Şirin Park Otelde düzenlenen ‘Yargıtay Kararları Işığında Aile Hukuku konulu konferansa konuşmacı olarak katılan ve avukatların büyük bir ilgiyle dinlediği Gençcan, şunları söyledi: “28 sene önce tetkik hakimliğine atandım. Asliye Hukukta 85 dosyam vardı. 1988 Martta 2. Hukuk Teknik Hakimliğine geldim. Önüme bir yılda okuduğum dosyayı 2 haftada oku diye verdiler. Zannediyordum ki bizim toplum çok iyi, her şey pırıl pırıl. Şimdi bu konudaki bütün inançlarımı kaybettim. Dosyaları okuyorum; adam manav, kasap veya belediye işçisi sevgilisi var. Gelirle de alakası yok. Adamın 66 lira aylığı var, sevgilisi var. Kadın da memnun. O anlamda baktığınızda her şeye olan inancınızı kaybediyorsunuz. Hatta kendinize bile olan inancınızı kaybediyorsunuz. Ben bile hata yapabilirim ya noktasına geliyorsunuz. 28 yıldır her gün boşanmalarla uğraşan biriyim. Geldiğim nokta şu: Herkes her an, her şeyi yapabilir. Cuma hutbesi gibi oldu; kusura bakmayın... Bu kadar senedir ben bu işte şunu öğrendim: Her şey yalan. Onu kesinlikle öğrendim. Mesela şiirlerin tamamı yalandır. Bunu kafanıza koyunuz. Şiirler arkadaşınızın o anki duygularını ifade ediyor. Sanmayın ki o öyle. Şiirler yalan, mektuplar, sevgiler, aşklar yalandır. Neden, her an her şey başınıza gelebilir. Bakıyorum, rektörü boşanıyor. En ünlü adamları boşanıyor. Mesela ilginç bir şeydir. Yaşadığı kadına bakıyorsunuz, karısının yanında çok daha kötü durumda. Adam seviyor, sevdim diyor. O anlamda söylüyorum ki; eşinize veya müstakbel eşlerinize hak ettiğinin üzerinde asla değer vermeyin. Saçınızı süpürge etmeyiniz. Hak ettiğini verin. Üzerindekini vermeyiniz. Fedakar olmayınız. Sizin saçınızın süpürge olması hiç kimsenin umurunda değildir. Bunu aklınıza yazınız.”

FACEBOOKTAKİ GÖRÜNTÜLER TAK BAŞINA BOŞANMAYI GEREKTİRMEZ

Sosyal paylaşım sitesi Facebooktaki görüntüler tek başına boşanmayı gerektirmediğini vurgulayan Ömer Uğur Gençcan, dosyalar üzerinde aktardığı anekdotlarla kimi zaman dinleyicileri güldürerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz akşama kadar fotoğraf, film, mektup, şiir, Facebook, İnstagram ; hep bunlarla meşgulüz. 2. Hukuk Dairesi Başkanı olarak bu kadar bulaşık işi öğreneyim derken bende Facebook üyesi oldum. Habire Facebookta resim var, beğendi, arkadaşlık teklif etti... Bende zannediyorum ki yemek yemeye çıkma gibi arkadaşlık teklif etti. Dedim ki bunu öğrenmem lazım; Facebook üyesi oldum. Çünkü her gün, her dosyanın yüzde 80ninde Facebook var. Şimdi arkadaşlık teklif etmenin öyle cinsellikle alakasının olmadığını öğrendim. Her şeyi öğrenmek zorundayım, çünkü dosyamda var. Facebooktaki arkadaş sayısı ve arkadaşlarının kıyafeti güven sarsıcı davranışla hiç bir alakası yoktur. Facebooktaki görüntüler tek başına boşanmayı gerektirmez.”

ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK SEBEBİYLE BOŞANMA OLMAZ

28 yıldır her gün 100 boşanma dosyasını yaşayan bir insan olduğunu dile getiren Gençcan, boşanma davalarının kamu düzeniyle hiç bir alakası olmadığını bildirdi. “Evlilik kağıt üzerinde kalmıştır” ifadesinin de hukuki açıdan hiç bir anlam taşımadığına dikkat çeken Ömer Uğur Gençcan, “Şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma” diye bir dava adının bulunmadığına işaret etti. Avukatların sorularını cevaplayan Gençcan, şu açıklamaları yaptı: “Bu halk sohbetidir, kahve muhabbetidir. Böyle bir kavram yoktur. En azından bir dilimizi değiştireceğiz. Ben bunu dedim; ama önümüzdeki aylarda duruşmaya geldiğinizde yine bu sözü kullanacaksınız. Boşanmanın nedenleri yoktur, sebepleri vardır. Yargıtay olarak geçimsizliğin şiddetiyle hiç bir alakamız yok. Geçimsizlik istediği kadar şiddetli olsun. Biz o geçimsizliğin evlilik birliğini sarsıp sarsmadığıyla ilgiliyiz. Deprem gibidir. Mutlak boşan

Zaman
Son Dakika
12.02.2016
Yargıtay2HukukDairesiBaşkanıGençcanŞiddetineğitimleilgisiyokYargıtay 2 Hukuk Dairesi Başkanı Gençcan Şiddetin eğitimle ilgisi yok
'Tutuklu polislere yemek izni verdi diye hâkimi sürdüler'
Zaman
10.02.2016
02:12

Yolsuzluk soruşturmalarını yürüttükleri için tutuklanan ve darbeyle suçlanan polislerin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmasında bir skandal ortaya çıktı.

Tutuklu polislerin yemek yemesine izin veren üye hâkim ile savcının görev yeri, duruşmaya bir gün kala HSYK tarafından değiştirildi. Ağır ceza hâkimliğinden alınan Murat Özadenç, İstanbul 14. İş Mahkemesine gönderildi. Yerine ise 6. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Yusuf Doğan getirildi. Duruşma Savcısı Abbas Temizin yerini ise savcı Yavuz Pehlivan aldı. Mahkemeye yapılan skandal müdahaleyi açıklayan Yakub Saygılının avukatı eski İstanbul Barosu Başkanı Avukat Muammer Aydın, üye hâkim Özadençin ilk duruşmada tutuklu isimlerin yemek yemesine izin verdiği için görevden alındığını kaydetti. Kamuoyuna açıklama yapılmasını isteyen avukat Aydın, “Böylesine insani bir karar verdiği için hakim görevden alınarak tenzili rütbeyle iş mahkemesine gönderilmiş. Hâkimin değiştirilmesine de itiraz ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

6 Ocakta yapılan ilk duruşmaya verilen arada avukatlar, tutuklu polislere yemek verilmediği, mahkemenin bu konuda imkân sağlamasını talep etmişti. Ancak mahkeme başkanı Ahmet Civelek, talebi karara bağlamadan salondan ayrılmıştı. Tutuklulardan Hüseyin Korkmaz, “Bizim yemek yememizin size nasıl bir zararı olabilir? Su bile yok mu?” diye tepki göstermişti. Üye hâkim Murat Özadenç, bunun üzerine jandarmaya, tutukluların yemek yemesine imkân sağlanması talimatı vermişti. Bu talimatı nedeniyle görevden alınan hâkimin eski kararları tutuklu polislerin aleyhindeydi. Hakim Özadenç, polislerin reddihakim taleplerinin reddi ve tutuklu kalmaları yönünde oy kullanmıştı.

‘GİZLİ BİR EL MÜDAHALE EDİYOR

25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten polislerin yargılamasına devam edildi. Duruşmaya Yakub Saygılı, cezaevinde üşütüp hasta olduğu için katılamadı. İlk duruşmadaki reddihakim taleplerine ilişkin süreç tamamlanmadı. Bu nedenle esasa girilmeyip sadece tahliye talepleri alındı. Avukat Murat Erdoğan, gizli bir elin sürekli yargılamaya müdahale ettiğini belirtti.

Saygılının cezaevinden gönderdiği notları okuyan avukat Erdoğan, tutukluluğa devam kararlarında ‘dosyada bulunan teknik takip kararları, baz istasyonu verileri, aramalarda elde edilen veriler gibi gerekçeler olduğunu belirterek, “Ancak dosyada hakkımızda hiçbir teknik takip kararı yok. Telefonlarımız dinlenmedi. Hiçbir baz istasyonu verisi yok. Evimizde ve üstümüzde hiçbir arama yapılmadı. Ama mahkeme dosyada olmayan bu sözde delillerle tutukluluğa devam kararı veriyor.” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şubede fiziki takipte çalıştığını kaydeden Emniyet Amiri Arif İbiş ise, “Mahkeme kararı olan her takibi yapmak zorundaydım. Yapmasam suç işlemiş olurdum. Meslekten atılırdım.” şeklinde konuştu. Eski emniyet amirinin savunma yaptığı sırada mahkeme başkanı Ahmet Civelek, katipten kaydın kapatılmasını isterken, İbişe “Geç otur yerine!” ifadelerini kullandı. Avukat Muammer Aydın, “Savunma hakkının ihlalidir bu.” diyerek tepki gösterdi.

/

Eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz, Silivri Cezaevinden dün akşam saatlerinde çıktı. Korkmaz, kapıda kendisini bekleyen eşi Leyla Korkmaz ve 2 yaşındaki kızı Dilrubayla kucaklaştı.

Hiç görev almadığı dosyadan tutuklandı, 17 ay sonra ‘pardon dendi

Eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz, 17 ay sonra tahliye oldu. Korkmaz, savunmasında, “Hiç görev almadığım bir büronun hiç haberim olmadığı bir soruşturmasından, tanık bile olamayacağım bir davada 17 aydır tutuklu sanık durumundayım. Bütün hâkimlere anlatmaya çalışıyorum. Bir yerde bir imzan vardır, diyorlar. Yok. Ne oldu benim 17 ayım!” diye tepki gösterdi. Korkmaza yurtdışı yasağı konulurken Yakub Saygılının da olduğu 7 kişinin tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Zaman
Güncel
10.02.2016
TutuklupolislereyemekizniverdidiyehâkimisürdülerTutuklu polislere yemek izni verdi diye hâkimi sürdüler
'Tutuklu polislere yemek izni verdi diye hâkimi sürdüler'
Zaman
10.02.2016
02:12

Yolsuzluk soruşturmalarını yürüttükleri için tutuklanan ve darbeyle suçlanan polislerin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmasında bir skandal ortaya çıktı.

Tutuklu polislerin yemek yemesine izin veren üye hâkim ile savcının görev yeri, duruşmaya bir gün kala HSYK tarafından değiştirildi. Ağır ceza hâkimliğinden alınan Murat Özadenç, İstanbul 14. İş Mahkemesine gönderildi. Yerine ise 6. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Yusuf Doğan getirildi. Duruşma Savcısı Abbas Temizin yerini ise savcı Yavuz Pehlivan aldı. Mahkemeye yapılan skandal müdahaleyi açıklayan Yakub Saygılının avukatı eski İstanbul Barosu Başkanı Avukat Muammer Aydın, üye hâkim Özadençin ilk duruşmada tutuklu isimlerin yemek yemesine izin verdiği için görevden alındığını kaydetti. Kamuoyuna açıklama yapılmasını isteyen avukat Aydın, “Böylesine insani bir karar verdiği için hakim görevden alınarak tenzili rütbeyle iş mahkemesine gönderilmiş. Hâkimin değiştirilmesine de itiraz ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

6 Ocakta yapılan ilk duruşmaya verilen arada avukatlar, tutuklu polislere yemek verilmediği, mahkemenin bu konuda imkân sağlamasını talep etmişti. Ancak mahkeme başkanı Ahmet Civelek, talebi karara bağlamadan salondan ayrılmıştı. Tutuklulardan Hüseyin Korkmaz, “Bizim yemek yememizin size nasıl bir zararı olabilir? Su bile yok mu?” diye tepki göstermişti. Üye hâkim Murat Özadenç, bunun üzerine jandarmaya, tutukluların yemek yemesine imkân sağlanması talimatı vermişti. Bu talimatı nedeniyle görevden alınan hâkimin eski kararları tutuklu polislerin aleyhindeydi. Hakim Özadenç, polislerin reddihakim taleplerinin reddi ve tutuklu kalmaları yönünde oy kullanmıştı.

‘GİZLİ BİR EL MÜDAHALE EDİYOR

25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten polislerin yargılamasına devam edildi. Duruşmaya Yakub Saygılı, cezaevinde üşütüp hasta olduğu için katılamadı. İlk duruşmadaki reddihakim taleplerine ilişkin süreç tamamlanmadı. Bu nedenle esasa girilmeyip sadece tahliye talepleri alındı. Avukat Murat Erdoğan, gizli bir elin sürekli yargılamaya müdahale ettiğini belirtti.

Saygılının cezaevinden gönderdiği notları okuyan avukat Erdoğan, tutukluluğa devam kararlarında ‘dosyada bulunan teknik takip kararları, baz istasyonu verileri, aramalarda elde edilen veriler gibi gerekçeler olduğunu belirterek, “Ancak dosyada hakkımızda hiçbir teknik takip kararı yok. Telefonlarımız dinlenmedi. Hiçbir baz istasyonu verisi yok. Evimizde ve üstümüzde hiçbir arama yapılmadı. Ama mahkeme dosyada olmayan bu sözde delillerle tutukluluğa devam kararı veriyor.” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şubede fiziki takipte çalıştığını kaydeden Emniyet Amiri Arif İbiş ise, “Mahkeme kararı olan her takibi yapmak zorundaydım. Yapmasam suç işlemiş olurdum. Meslekten atılırdım.” şeklinde konuştu. Eski emniyet amirinin savunma yaptığı sırada mahkeme başkanı Ahmet Civelek, katipten kaydın kapatılmasını isterken, İbişe “Geç otur yerine!” ifadelerini kullandı. Avukat Muammer Aydın, “Savunma hakkının ihlalidir bu.” diyerek tepki gösterdi.

/

Eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz, Silivri Cezaevinden dün akşam saatlerinde çıktı. Korkmaz, kapıda kendisini bekleyen eşi Leyla Korkmaz ve 2 yaşındaki kızı Dilrubayla kucaklaştı.

Hiç görev almadığı dosyadan tutuklandı, 17 ay sonra ‘pardon dendi

Eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz, 17 ay sonra tahliye oldu. Korkmaz, savunmasında, “Hiç görev almadığım bir büronun hiç haberim olmadığı bir soruşturmasından, tanık bile olamayacağım bir davada 17 aydır tutuklu sanık durumundayım. Bütün hâkimlere anlatmaya çalışıyorum. Bir yerde bir imzan vardır, diyorlar. Yok. Ne oldu benim 17 ayım!” diye tepki gösterdi. Korkmaza yurtdışı yasağı konulurken Yakub Saygılının da olduğu 7 kişinin tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Zaman
Ana Sayfa
10.02.2016
TutuklupolislereyemekizniverdidiyehâkimisürdülerTutuklu polislere yemek izni verdi diye hâkimi sürdüler
Tutuklu polislere yemek izni veren hakim sürüldü
Zaman
10.02.2016
01:51

Yolsuzluk soruşturmalarını yürüttükleri için tutuklanan ve darbeyle suçlanan polislerin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmasında bir skandal ortaya çıktı.

Tutuklu polislerin yemek yemesine izin veren üye hâkim ile savcının görev yeri, duruşmaya bir gün kala HSYK tarafından değiştirildi. Ağır ceza hâkimliğinden alınan Murat Özadenç, İstanbul 14. İş Mahkemesine gönderildi. Yerine ise 6. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Yusuf Doğan getirildi. Duruşma Savcısı Abbas Temizin yerini ise savcı Yavuz Pehlivan aldı. Mahkemeye yapılan skandal müdahaleyi açıklayan Yakub Saygılının avukatı eski İstanbul Barosu Başkanı Avukat Muammer Aydın, üye hâkim Özadençin ilk duruşmada tutuklu isimlerin yemek yemesine izin verdiği için görevden alındığını kaydetti. Kamuoyuna açıklama yapılmasını isteyen avukat Aydın, “Böylesine insani bir karar verdiği için hakim görevden alınarak tenzili rütbeyle iş mahkemesine gönderilmiş. Hâkimin değiştirilmesine de itiraz ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

6 Ocakta yapılan ilk duruşmaya verilen arada avukatlar, tutuklu polislere yemek verilmediği, mahkemenin bu konuda imkân sağlamasını talep etmişti. Ancak mahkeme başkanı Ahmet Civelek, talebi karara bağlamadan salondan ayrılmıştı. Tutuklulardan Hüseyin Korkmaz, “Bizim yemek yememizin size nasıl bir zararı olabilir? Su bile yok mu?” diye tepki göstermişti. Üye hâkim Murat Özadenç, bunun üzerine jandarmaya, tutukluların yemek yemesine imkân sağlanması talimatı vermişti. Bu talimatı nedeniyle görevden alınan hâkimin eski kararları tutuklu polislerin aleyhindeydi. Hakim Özadenç, polislerin reddihakim taleplerinin reddi ve tutuklu kalmaları yönünde oy kullanmıştı.

‘GİZLİ BİR EL MÜDAHALE EDİYOR

25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten polislerin yargılamasına devam edildi. Duruşmaya Yakub Saygılı, cezaevinde üşütüp hasta olduğu için katılamadı. İlk duruşmadaki reddihakim taleplerine ilişkin süreç tamamlanmadı. Bu nedenle esasa girilmeyip sadece tahliye talepleri alındı. Avukat Murat Erdoğan, gizli bir elin sürekli yargılamaya müdahale ettiğini belirtti.

Saygılının cezaevinden gönderdiği notları okuyan avukat Erdoğan, tutukluluğa devam kararlarında ‘dosyada bulunan teknik takip kararları, baz istasyonu verileri, aramalarda elde edilen veriler gibi gerekçeler olduğunu belirterek, “Ancak dosyada hakkımızda hiçbir teknik takip kararı yok. Telefonlarımız dinlenmedi. Hiçbir baz istasyonu verisi yok. Evimizde ve üstümüzde hiçbir arama yapılmadı. Ama mahkeme dosyada olmayan bu sözde delillerle tutukluluğa devam kararı veriyor.” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şubede fiziki takipte çalıştığını kaydeden Emniyet Amiri Arif İbiş ise, “Mahkeme kararı olan her takibi yapmak zorundaydım. Yapmasam suç işlemiş olurdum. Meslekten atılırdım.” şeklinde konuştu. Eski emniyet amirinin savunma yaptığı sırada mahkeme başkanı Ahmet Civelek, katipten kaydın kapatılmasını isterken, İbişe “Geç otur yerine!” ifadelerini kullandı. Avukat Muammer Aydın, “Savunma hakkının ihlalidir bu.” diyerek tepki gösterdi.

Hiç görev almadığı dosyadan tutuklandı, 17 ay sonra ‘pardon dendi

Eski komiser yardımcısı Hüseyin Korkmaz, 17 ay sonra tahliye oldu. Korkmaz, savunmasında, “Hiç görev almadığım bir büronun hiç haberim olmadığı bir soruşturmasından, tanık bile olamayacağım bir davada 17 aydır tutuklu sanık durumundayım. Bütün hâkimlere anlatmaya çalışıyorum. Bir yerde bir imzan vardır, diyorlar. Yok. Ne oldu benim 17 ayım!” diye tepki gösterdi. Korkmaza yurtdışı yasağı konulurken Yakub Saygılının da olduğu 7 kişinin tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Zaman
Güncel
10.02.2016
TutuklupolislereyemekizniverenhakimsürüldüTutuklu polislere yemek izni veren hakim sürüldü
Hekimoğlu İsmail - Hangi medeniyet?..
Zaman
16.01.2016
01:54

Chevallerin “Pascal” isimli eseri fazilet tabloları çizer, kâinat kitabından hakikatler anlatır.

Hâlbuki bu eserde ayet yok, hadis yok! Bir Fransız profesörü İslama yaklaşmayı “ilim”, İslamı yaşamayı “fazilet” bilirken, Müslümanların mevcut hali yürekler acısı!

Bir zamanlar Avrupalılar bizim gibi yaşamaya çalışıyordu. Şimdi bizim onlar gibi yaşamaya çalışmamız feleğin ters dönmesi gibidir. Evvela, onlar gibi yaşamak bizim örf ve ananemize zıttır. Milli gururumuza ters düşer, yarınlarımızı meçhul eder.

Biz köyde büyüdüğümüz için dışını süsleyenlerin, içlerini viran ettiklerine inanırdık ve öyle olurdu. Köydekiler şehirlere akın etti; üreticiyken tüketici oldu. Milletçe fakirleşmeye başladık. Şimdi insanlar, kendini Allaha beğendirmekten vazgeçmiş, kullara beğendirmeye uğraşıyor.

Bugünkü sosyal hayat nefse hizmet etmemizi emrediyor. Reklamlar, ürün satmak için her türlü edepsizliği yapıyor. İçkili lokantalar, plajlar, televizyondaki programlar, kılık kıyafet düşkünlüğü… İnsanların karnı doyuyor, gözü doymuyor. Müslümanlar, Peygamberin (sas) istediği gibi yaşamayıp, Avrupalı gayrimüslimleri taklit ediyor. Hâlbuki taklit, mukallitlerin işidir.

Biz çocukken, annem tencerede yemek pişirirdi, aynı tencereden yerdik. Şimdi televizyonda yüz altmış parça sofra takımı reklam ediliyor. Mutfak dar geldi, geniş mutfaklı bir eve çıkalım denildi. Avizeler, koltuklar değişti, misafirler değişti. Yani tabaktan kaşıktan başlayan değişim büyüdü, hanımı değiştirmeye kadar gitti, yuvalar yıkıldı.

Avrupanın ilmini, tekniğini almamız gerekiyordu, tam tersine sefaletini aldık. Bu sebepten meyhanelerin, kumarhanelerin sayısı arttı. Hapishaneler doldu taştı. Fakir-zengin arasındaki uçurum büyüdü.

Avrupadan gelen her şeyi medeniyet zannettik; Arapça ‘ahlak kelimesini kaldırdık, yerine Yunancadaki ‘etik geldi. Eskiden birine ahlaksız denebiliyordu. Şimdi ‘etik dışı diyorlar.

Ahlak, Kuran ahlakıdır. Peygamberimizin ahlakı Kuran ahlakıydı.

Zaman, korkunç bir daire. İlerledik diyenler, cahiliyet devrine ulaştılar. Taklit ettikleri Avrupa, ilimde, teknikte ilerlerken biz de haramlarda ilerledik. Alkol içmeyi bırakamayanlar, içkinin kölesi oldular. Meyhanelerin kapısı açıldıkça, medreselerin, tekkelerin kapısı kapandı, İslamı tutanların eli yanmaya başladı. Yıkılması gereken çok kumarhane, meyhane vardır amma her zaman sarhoş yıkılır, meyhane ayakta kalır.

Akife Avrupadan döndüğü vakit sormuşlar: “Berlinde ne var ne yok üstat?” Akif de demiş ki: “Ne olsun. Gördüğüm kadarıyla yaşayışları dinimiz gibi, dinleri yaşayışımız gibi.”

İslamiyet öyle bir dindir ki; her ideoloji, her rejim kaybolup giderken, İslamiyet ayaktadır, yayılmaktadır. Herkes kendi dünyasının sultanıdır. Dünyanın her tarafından cennete de cehenneme de giden yollar vardır.

Kuran-ı Kerimin yakıldığı, yırtıldığı bir devirden geliyoruz. Günahları süslediler, reklam ettiler. Mevki, makam verdiler. Günahtan kaçanları gerici ilan ettiler. İlimden, teknikten, ahlaktan yana olan şuurlu Müslümanlar öylesine mahkûm edilmiş ki, hakkını korumaya hakkı yok. Buna da “ilericilik” diyen Avrupa mukallitleri var.

Modernizm israftır, israf haramdır. Biz modernizmde Batı dünyasının meziyetlerini almadık, rezaletlerini alıyoruz, buna da medeniyet diyoruz; biz Avrupalıymışız, medeniyet yolunda ilerliyormuşuz.

Avrupalı, İslamiyeti ve onun medeniyetini biliyor, Belgradı asırlarca elinde tutan atalarımızı biliyor; bize bakarak değil, Kuran-ı Kerimi, İslam tarihini inceleyerek Müslüman oluyor. Kuran-ı Kerim, Sırat-ı Müstakimle cennete varan yolu gösteriyor.

Yoksa, hangi medeniyetten söz ediyoruz?

Zaman
Köşe Yazıları
16.01.2016
Hekimoğluİsmail-Hangimedeniyet?Hekimoğlu İsmail - Hangi medeniyet?
Toplam "5" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti