Habergec.Com Aranan Kelimeler:nebevi Değerlendirme: 10 / 10 523035
habergec.com
02.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

nebevi

Sonsuz Nur
Zaman
08.07.2014
02:02
Değerli hocamız, Fethullah Gülen’in Sonsuz Nur kitabı Siyer-i Nebevi okumada yeni bir bakış açısı kazandırıyor.Farklı bir anlayış, yepyeni bir metot getiriyor. Aslında Hocaefendi, Efendimiz’in hayatının, zamanı, mekânı ve beşeri aklı aşan yönüne odaklandı. Evet, yüce Peygamber’in hayatını algılamak için mesafeleri aşmamız gerekiyor. Onun hayatının bir yansıması olan, zamanı ve mekânı aşan Sîretini kavrayabilmemiz için yaşadığı çağı idrak etmemiz gerekiyor. Onun mübarek hayat-ı seniyyelerine dalıp, nebevî sîretin taşıdığı nurdan ilhamlar almamız icap ediyor. İşte Hocaefendi bunu yaptı. Kapsamlı bir şekilde Sîret-i Nebi’ye odaklandı. Ve bu Sîretten Müslümanların yolunu aydınlatacak bir anlayış çıkarttı.Başka bir deyişle Hocaefendi, kalbiyle, aklıyla, ruhuyla, Efendimiz’in yaşadığı döneme bir seyahat yaptı. O’nun atmosferini yaşadı. Bu atmosferden metinler çıkardı, Siyeri çıkardı. Siyer-i Nebevi’ nin yamaçlarında bir ömür yaşadı. Bedeniyle, ruhuyla, aklıyla.. Böylece Efendimiz’in hayatı O’nda daha önce kimseye nasip olmayan birçok sırrın inkişaf etmesine vesile oldu. Bu bütüncül, vasatî bir anlayışla kaleme alınan, “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” şiarını destur edinen Sonsuz Nur Eseri bana göre büyük önem taşımaktadır. Hocaefendi bu eserle, risâletin, İslam’ın Allah tarafından bahşedilen, sönmeyen sonsuz bir nur olduğuna işaret ediyor. Kim Allah’ın nurunu söndürebilir ki? Kimse söndüremez. Öyleyse bu, sonsuz bir nurdur. O halde bizler bu sonsuz nuru nasıl yaşayacağız. Nasıl bu nurdan feyizler alacağız. Çünkü bu öyle bir nur ki, ne kadar yaklaşırsan ondan o kadar istifade edersin. Ondan ne kadar uzaklaşırsan istifaden o ölçüde az olur. İşte Hocaefendi bu sonsuz nura yaklaştı. Bu nur onda büyük sırlara mazhar oldu. Bunları da kitabına yansıttı.Bu kitap, Müslümanlarla Efendimiz arasında ciddi bir etkileşime vesile olmuştur. Aynı zamanda bu etkileşim Müslüman olmayanların, âlemlere rahmet olan Peygamber Efendimiz’i daha iyi tanımaları açısından büyük bir fırsat olmuştur. Dolayısıyla diyebiliriz ki Hocaefendi yeni, derinlikli bir bakış açısıyla, Siyer’i okudu. Etkileyici bir metotla da okuyuculara sundu. Okur bu kitabı okuduğunda içinde bir huzur hissediyor. Bu çok önemli.. İnsan sadece bir biyografi okumuyor, aynı zamanda bir insanın nasıl inşa edildiğine şahit oluyor. Allah’ın yeryüzünde halife olarak yarattığı, yeryüzünü imar eden insanı okuyor. Aklıyla kulluğa ermiş insanı okuyor, imanıyla düşünen, başkası için yaşayan, mefkûresi olan insanı okuyor. Bu okuma neticesinde Ümitle ve güzelliklerle bezeli insanın inşa sürecini görüyor Efendimiz’in hayatından ilham alarak yepyeni bir perspektif kazanıyor.Dolayısıyla bu önemli kitap, geçmişte yazılanların bir hülasası ve özü niteliğindedir. Ondan sonra yazılacaklar için de bir kapı aralamıştır.(*Kadı İyâz Üniversitesi / FAS)
Zaman
Güncel
08.07.2014
SonsuzNurSonsuz Nur
Siyer-i Nebevi’nin ruhunu kavramış bir şahsiyet
Zaman
07.07.2014
02:00
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, Siyer-i Nebevi’nin ruhunu kavrayan ender şahsiyetlerden birisidir.Siyerin sadece Efendimiz’in döneminde gerçekleşen olayların anlatıldığı bir tarih kitabı olmadığını, ders çıkarmamız gereken, prensipleri ve değerleriyle, İslam dünyasına örnek olacak, yol gösterecek bir hüviyete sahip olduğunu göstermiştir. Diyebilirim ki Hocaefendi, siyeri anlayan ender ilim adamlarındandır. O, Resulullah (sas)’tan etkilenerek ve O’nun hayatını doğru anlayarak, siyerin ruhunu kavrayarak, insanların benliğinde Siyer-i Nebevi’yi ihya ederek bu doğrultuda bir proje ortaya koymuştur. İnsanı Efendimiz (sas)’in yaptığı gibi nasıl inşa edebiliriz? Bu çağın insanını nasıl inşa edebiliriz? Hocaefendi bunun üzerinde çalıştı. Aslında Hizmet Hareketi’nin yaygın bir hal almasının ve geniş kitlelere ulaşmasının sebebi budur. Hocaefendi Siyer-i Nebevi’yi derinlikli biçimde anlamış ve özümsemiştir. İşte bu anlayışı ve özü, çağdaş siyer kitapları arasında önemli bir yere sahip Sonsuz Nur kitabında görüyoruz. Hocaefendi bu eserinde farklı bir metot izlemiştir. Bu farklı metotla geleneksel siyer müelliflerinden ayrılmaktadır. O Siyer-i Nebevî’de geçen olaylar zincirini çağımızla ilişkilendiriyor. Dünle bugün arasında bir bağ kuruyor. Efendimiz’in vahiyle teyit edilmiş sıfatlarıyla, yetenekleriyle, sahip olduğu fetanetiyle, günümüz arasında bağ kuruyor. Ve mübarek hayatının bugün uygulanabileceği üzerinde duruyor.Dolayısıyla bu kitaptan hiçbir ev mahrum kalmamalı diye düşünüyorum. Ben özellikle bu kitabın İslam üniversitelerinde okutulması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu eserin ilim talebelerini çağdaş üslupla siyer-i nebeviye yaklaştıracak, onların kolaylıkla Siyer-i Nebevi’yle etkileşime girmelerini sağlayacaktır. Hocaefendi’nin bu kitabıyla Siyer-i Nebevi, olaylar manzumesinden oluşan bir tarih kitabı olmaktan çıkmaktadır. Bu kitabı okurken, Efendimiz’in hayatından anlamlar çıkarıyorsunuz ve bu anlamların her an uygulanabilir olduğunu görüyorsunuz. Bana göre Müslümanlar siyeri doğru anladıkları zaman, siyerin ruhunu idrak ettikleri zaman, insan hakikatinin ihyasını gerçekleştirmiş olacaktır. Çünkü Efendimiz (sas) de insanî hakikati ihya etmiştir. Ve insanı ruhuyla kalbiyle aklıyla ve cesediyle mütekâmil bir şekilde yükselmesini sağlamıştır. İnsanın İlahî rızaya ve inayete mazhar olmasını sağlamıştır. Dolayısıyla bu açıdan Sonsuz Nur kitabının son zamanlarda yazılan en önemli eserlerden birisi olduğunu düşünüyorum. Siyerle ilgili kitaplar okudum. Ancak bu kitap gerçekten okunmayı hak ediyor ve gerçekten üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmayı hak ediyor.Sonsuz Nur ismi aslında Fethullah Gülen Hocaefendi’nin nübüvvet ve risâlet gerçeğini, tasavvurunu, vizyonunu yansıtmaktadır. Bu risâletin sonsuz, hiç kesilmeyen bir nur olduğuna işaret etmektedir. Hocaefendi, Efendimiz’in yetiştirdiği mübarek neslin, Asr-ı Saadet neslinin örnek alınarak yeni bir nesil inşa edilebileceğini göstermesi açısından önemlidir. Bu tecrübenin uygulanabileceğine işaret etmekte ve vahiyle müeyyed olan Efendimiz’in anlayışına sahip olan mürşitlerin bugün yetişebileceğine vurgu yapmaktadır.(*Kadı İyâz Üniversitesi / Fas)
Zaman
Güncel
07.07.2014
Siyer-iNebevi’ninruhunukavramışbirşahsiyetSiyer-i Nebevi’nin ruhunu kavramış bir şahsiyet
Gönüllere ve ruhlara hitap eden bir şahsiyet
Zaman
06.07.2014
02:07
Bana göre Fethullah Gülen Hocaefendi’nin düşünceleri, dar kalıplara sıkışıp kalan düşünceler değildir. O’nu farklı kılan kalplere ve ruhlara hitap etmesidir.Bu çok önemlidir. Çünkü insanın sırrı ruhundadır. İnsanın ruhuna hitap eden onu kazanır. Buradan hareketle diyebilirim ki; Fethullah Gülen Hocaefendi’nin söylemi ruha ve kalbe yöneldi. Çünkü ruh ve kalp insanın var oluş nedenidir. Onurlu bir hayat sürdürmesinin garantisidir. Peygamberimiz (sas) şöyle buyurmaktadır: “Bedende bir et parçası vardır. O parça iyi ve sağlam olursa bütün beden sağlam olur. Bu parça bozuk olursa bütün beden bozuk olur. Biliniz ki, o et parçası kalptir.” Evet, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bütün ürettikleri kalplere gıdadır. Hizmetleri kalplere gıdadır. Ebi Talib bin Kaysî el-Mekkî’ nin ‘Kûtu’l-Kulûb’ adlı bir kitabı vardı yani “kalplerin gıdası..” İşte Hocaefendi’nin düşünceleri ve kitapları da kalbini doyurmak, kalbini temizlemek ve kalbî huzura kavuşmak isteyenler için bir gönül gıdasıdır. Efendimiz’in sünneti ve siyer, Sonsuz Nur kitabında bir araya geliyor. Sonsuz Nur’un büyük bir kısmı Efendimiz’in hayatını anlatmaktadır. Efendimiz’in doğumu, evlenmesi, peygamberliği, diğer siyer kitaplarındaki gibi Efendimiz’in geçtiği bütün merhaleler bu kitapta da mevcut. Ancak kitabın diğer siyer kitaplarından ayrılan tarafı ise Fethullah Gülen Hocaefendi’nin siyeri gönül gözüyle ruh gözüyle okumasıdır. Çünkü okuma iki çeşittir. Biri normal gözlerle okumak bunu herkes yapabilir. Ancak gönül gözüyle okumak özel bir okuma türüdür. Buna herkes sahip olamaz. Siyeri nasıl yorumladığın ve nasıl okuduğun çok önemlidir. Bu siyer herhangi bir insanın hayatını anlatmıyor. Kâinatın iftihar tablosunun (sas) hayatını anlatıyor. Bu kitapla, Efendimiz’in hayatını okuduğumuzda sanki Hocaefendi okuyucuya diyor ki sana düşen, kendi sîretini Efendimiz’in sîretini örnek alarak yaşamaktır. Evet, siyer geniş bir alan ve herkes ondan gerektiği gibi faydalanamayabilir.Dolayısıyla âlim siyerle insanlar arasında bir aracı olur. İşte Fethullah Gülen Hocaefendi bunu yaptı. O siyer-i Nebevi ile günümüz dünyası arasında durdu. Böylece siyer-i nebevinin ruhu onun aracılığıyla günümüz insanına en güzel şekilde intikal etti. Hadis alanında çalışmalar yapan birisi olarak ben, Hocaefendi’nin Sonsuz Nur kitabında, hadislerde geçen hadiselerin, sahnelerin nasıl bir üslupla anlatıldığı konusunda araştırmaların yapılması gerektiğine inanıyorum. Olayları nasıl bir üslupla anlattı, bu hadislerden nasıl dersler ve deliller çıkarttı? Bunların araştırılması gerekiyor. Hadislerden ümmeti ilgilendirmeyen çıkarımlar yapabilirsin, belki de söz konusu hadis, geçmiş kavimleri ilgilendirmektedir. Fakat Resul-ü Ekrem Efendimiz (sav)’in hadisinden bugün insanların faydalanabileceği dersleri nasıl çıkartabiliriz. Hocaefendi bunun cevabını vermiştir.(*Kadı İyâz Üniversitesi / FAS)
Zaman
Güncel
06.07.2014
GönüllereveruhlarahitapedenbirşahsiyetGönüllere ve ruhlara hitap eden bir şahsiyet
Hocaefendi, Kur’an ikliminden dünyaya sesleniyor
Zaman
04.07.2014
02:00
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin projesiyle gerçekleştirilen himmetler, bana göre toprağa atılan birer tohumdu. Özellikle eğitim alanında atılan tohumlar, örnek genç nesillerin yeşermesine vesile olmuştur. Öte yandan Hizmet Hareketi’nin metodu şiddetten uzak, mutedil bir çizgide ilerlemektedir.İslamî esasları, manevî değerleri ölçü alan ideal bir toplum yetiştirmeyi hedefleyen bir metottur. Bu esasları insanlara ancak ve ancak eğitim yoluyla ulaştırabiliriz, sorunlara çözümler bularak ulaştırabiliriz…Fethullah Gülen Hocaefendi bunu başardı, bu davaya gönül verecek insanları buldu. Gönüllü, fedakâr insanlar üzerinde yoğunlaştı. Bu çok önemliydi… Çünkü bu insanlar gelecek adına genç nesillerin inşasını sağlayacak ve toplumla diyaloğu kuracaktı. Bu işi üslenen gönüllü insanlarla toplum arasında kurulan olumlu ilişki bu hizmetlerin ve Hizmet Hareketi’nin başarılı olmasını sağladı. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin hizmet projesinde, altyapıyı oluşturan en önemli noktalardan birisi, eğitimin, bilinçlenmenin iç dünyamızdan başladığı noktasıdır. Evet, insanın eğitimi iç dünyasında başlar, toplumun eğitimi de aynı şekilde iç dünyada başlar. Dolayısıyla insanın iç dünyasına odaklanmak, İslamî değerlere uygun bir şekilde, onun dış dünyasını şekillendirmesindeki en önemli araçlardan birisidir.Hizmet Hareketi’nde ve Fethullah Gülen Hocaefendi’ de beni ve İslam dünyasından birçok ilim ve fikir adamını etkileyen en önemli konulardan birisi gerçekleştirilen bütün faaliyetlerin İslam’ın birinci kaynağı olan Kur’an’ı referans almasıdır.Fethullah Gülen Hocaefendi adeta Kur’an ikliminden yaşadığımız dünyaya bir kapı aralıyor. Nebevi hareket metodunu temel alarak insanın ruhuna, gönlüne hitap ediyor. Diğer yandan Fethullah gülen Hocaefendi’nin kitaplarına baktığımızda ruhî bir incelik ve insanın iç dünyasına hitap eden sade bir üslup görürüz. Üslupta bir incelik bir sadelik mevcuttur. Sadelikte de bir derinlik… Sehl-i mümteni diyoruz buna…Fethullah Gülen’in kitaplarında bilgi, insanın aklına ve ruhuna direkt ve süratli bir şekilde sirayet eder.. Hatta onu okuduğunda aynı üslupla yazabileceğini sanırsın. Ancak bir müddet sonra işin zor olduğunu görürsün. Fethullah Gülen Hocaefendi küçük yaşlardan bu yana mütemadiyen kendisini bu yola adamıştır. Onun üslubu imanına değil, kalbindeki iman, diline ve üslubuna yansımaktadır. Diyebilirsin ki Hocaefendi’nin eserlerini tesbih taneleri gibi düşünebiliriz. Onu okuduğun zaman bir mütefekkir olduğunu görürsün, zühdünü görürüsün, dua ettiğini hissedersin, yönlendirdiğini fark edersin. Bunların hepsini de aynı anda yapmaktadır. Yani bir tesbih tanesinden diğerine geçtiğinde bütün bu manevî durumları hissedebilirsin. Öte yandan Kur’an-ı Kerim’in evrensel bir kitap olduğu anlayışından hareket etmek ve Kur’an’a Arap coğrafyasına, Arapça diline has bir kitap olarak bakmamak, bana sorarsanız Fethullah Gülen Hocaefendi’ye geniş bir ufuk ve perspektif katmıştır. İşte bu geniş ufuk ve bakış açısı sayesinde insanlığın ruhuna gönlüne hitap etmektedir.(*İskenderiye Üniversitesi / MISIR)
Zaman
Güncel
04.07.2014
HocaefendiKur’aniklimindendünyayasesleniyorHocaefendi Kur’an ikliminden dünyaya sesleniyor
Mescid-i Nebevi'de ramazan hazırlığı
Haber7
26.06.2014
13:24
Ramazan ayı dolayısıyla Mescid-i Nebevi avlusunda 385 içme suyu musluğu ve 300 abdest alma yeri daha yapıldı
Haber7
Son Dakika
26.06.2014
Mescid-iNebevideramazanhazırlığıMescid-i Nebevide ramazan hazırlığı
Mescid-i Nebevi'de Ramazan hazırlığı
Haber7
26.06.2014
11:07
Ramazan ayı dolayısıyla Medinedeki Mescid-i Nebevi avlusunda 385 içme suyu musluğu ve 300 abdest alma yeri daha yapıldı
Haber7
Son Dakika
26.06.2014
Mescid-iNebevideRamazanhazırlığıMescid-i Nebevide Ramazan hazırlığı
Mescid-i Nebevi de Ramazan Hazırlığı
Haberler.com
26.06.2014
10:51
Ramazan ayı dolayısıyla Mescid i Nebevi avlusunda 385 içme suyu musluğu ve 300 abdest alma yerinin daha yapıldığı bildirildi.
Haberler.com
Güncel
26.06.2014
Mescid-iNebevideRamazanHazırlığıMescid-i Nebevi de Ramazan Hazırlığı
"Tıbb-ı Nebevi tıpta birçok konuda çıkış yolu olur"
TRT
24.06.2014
14:35
İşler, düzenlenen Uluslararası Tıbb-ı Nebevi Kongresinin açılışında konuştu.
TRT
Sağlık
24.06.2014
Tıbb-ıNebevitıptabirçokkonudaçıkışyoluolurTıbb-ı Nebevi tıpta birçok konuda çıkış yolu olur
Uluslararası Tıbbu n- Nebevi Kongresi
Haberler.com
24.06.2014
13:17
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, ?Peygamber Efendimiz sağlık başta olmak üzere her alanda büyük boşlukların yaşandığı o dönemde toplumun yeniden inşası için her şeyden önce bilim insanı olarak büyük gayretler sarf etmiştir? dedi.
Haberler.com
Güncel
24.06.2014
UluslararasıTıbbun-NebeviKongresiUluslararası Tıbbu n- Nebevi Kongresi
Uluslararası Tıbb-ı Nebevi Kongresi - Müezzinoğlu ...
Haberler.com
24.06.2014
13:05
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Biz,dünyaya zenginlik sunmuş, bir medeniyetin mensuplarıyız. Ne zamanki sabit ayağımızda kaymalar veya zayıflamalar oldu, bir başka güçlü ayağın sabit noktaya geçmesiyle karşı karşıya kaldık.
Haberler.com
Güncel
24.06.2014
UluslararasıTıbb-ıNebeviKongresi-MüezzinoğluUluslararası Tıbb-ı Nebevi Kongresi - Müezzinoğlu
Uluslararası Tıbb-ı Nebevi Kongresi
Haberler.com
24.06.2014
12:28
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu: Biz,dünyaya zenginlik sunmuş, bir medeniyetin mensuplarıyız. Ne zamanki sabit ayağımızda kaymalar veya zayıflamalar oldu, bir başka güçlü ayağın sabit noktaya geçmesiyle karşı karşıya kaldık.
Haberler.com
Güncel
24.06.2014
UluslararasıTıbb-ıNebeviKongresiUluslararası Tıbb-ı Nebevi Kongresi
İşler: Tıbb-ı Nebevi para kazanma aracı olarak kullanılacak bir konu olmamalı
Haber3
24.06.2014
12:02
İşler:

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, Tıbb-ı Nebevi’nin aktar dükkanlarına indirilecek ve para kazanma aracı olarak kullanılacak bir konu olmaması gerektiğini söyledi. Tıbb-ı Nebevi hakkında önceden bazı çalışmalar olsa da yeterince...

Haber3
Son Dakika
24.06.2014
İşlerTıbb-ıNebeviparakazanmaaracıolarakkullanılacakbirkonuolmamalıİşler Tıbb-ı Nebevi para kazanma aracı olarak kullanılacak bir konu olmamalı
İşler: Tıbb-ı Nebevi Para Kazanma Aracı Olarak Kullanılacak ...
Haberler.com
24.06.2014
12:00
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, Tıbb-ı Nebevi?nin aktar dükkanlarına indirilecek ve para kazanma aracı olarak kullanılacak bir konu olmaması gerektiğini söyledi.
Haberler.com
Güncel
24.06.2014
İşlerTıbb-ıNebeviParaKazanmaAracıOlarakKullanılacakİşler Tıbb-ı Nebevi Para Kazanma Aracı Olarak Kullanılacak
Uluslararası Tıbb-ı Nebevi Kongresi
Haberler.com
24.06.2014
11:31
Başbakan Yardımcısı İşler: Kuran ayetleri ve Hz. Muhammedin hadislerinden, yaşayışından, yapılmasına izin verdiği hususlardan kaynaklanan tıbba dair tavsiye ve uygulamaları içeren Tıbb ı Nebevinin, birçok konuda tıkanan tıp için bir çıkış yolu olacağını düşünüyorum
Haberler.com
Güncel
24.06.2014
UluslararasıTıbb-ıNebeviKongresiUluslararası Tıbb-ı Nebevi Kongresi
Bugün gündemde neler var?
Zaman
24.06.2014
09:36
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Orta Afrika Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Başbakanı André NZapayéké ve heyetini kabul edecek. (11.00-Ankara)-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çocukları dağa kaçırılan anneleri, AK Parti Genel Merkezinde kabul edecek. Erdoğan daha sonra AB üyesi ülke büyükelçileri onuruna Ankara Palasta öğle yemeği verecek ve Resmi Konutta sırasıyla ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Irak Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu üyeleri, Orta Afrika Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Başbakanı André NZapayéké ile görüşecek. (13.00-14.00-17.00-18.00-19.30-Ankara) POLİTİKA-TBMMde MHP, AK Parti, HDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30-11.15-12.30-13.30-Ankara)-Tahliye edilen MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan TBMM Genel Kurulunda yemin edecek. Mecliste, ardından yasa dışı dinlemeler ile bilişim ve internet sektörünün sorunlarını araştıran komisyonların raporları görüşülecek. (15.00-Ankara)-AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İngiltere Büyükelçisi Richard Mooreu Bakanlıkta kabul edecek. (10.15-Ankara) -Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ankara Sanayi Odasında (ASO) KOBİlerde Kurumsallaşma ve Markalaşma Çalıştayına katılacak. (10.00-Ankara) -Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, veda ziyaretleri yapan ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Bakanlıkta görüşecek. (13.00-Ankara) -Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ile Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İlci Oteldeki Tıbb-ı Nebevi Kongresine katılacak. (09.45-Ankara) -Hayatını kaybeden eski milletvekili Murat Sökmenoğlu için TBMMde tören düzenlenecek. (12.00-Ankara)EKONOMİ-İstanbul Sanayi Odasının (İSO) Türkiyenin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2013 Araştırmasının sonuçları basın toplantısı ile açıklanacak. (10.30-İstanbul)-Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran ayı Sektörel Güven Endeksini açıklayacak. (10.00-Ankara)-Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası İstatistikleri, Haziran ayı İmalat Sanayii Kapasite Kullanım Oranı ve İktisadi Yönelim Anketini açıklayacak. (14.30-Ankara)DÜNYA-AB dışişleri bakanları Arnavutluka üye ülke statüsü verilmesini görüşecek. (Lüksemburg)-Iraktaki çatışmalarla ilgili gelişmeler takip ediliyor.( Erbil,Kerkük)-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Avusturyayı ziyaret edecek. (Viyana) GÜNCEL-Balyoz davasında aldıkları mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulan 88 sanığın yargılanmasına, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak. (10.00-İstanbul)-Anadolu Grubu kurucularından Tuncay Özilhanın babası İzzet Özilhanın cenazesi, Batı Ataşehir Mimar Sinan Camiinde öğle vakti kılınacak namazın ardından, Ümraniye Kocatepe Mezarlığında toprağa verilecek. (13.00-İstanbul)-Fatih Üniversitesinde Ortadoğu Elitleri Türkiyeyi Nasıl Algılıyor? araştırmasının sonuçları, Mecidiyeköydeki Fatih Üniversitesi Mensupları Derneğinde açıklanacak. (10.00-İstanbul)SPOR-Beşiktaş, yeni sezon hazırlıklarına başlayacak. (11.00 İstanbul)-Çaykur Rizespor, Mehmet Özdilek ile sözleşme imzalayacak. (12.30 Rize)-3. Ligde grupların belli olacağı kura çekimi yapılacak. (12.00 İstanbul)-Dünya Kupasında İtalya-Uruguay, Kosta Rika-İngiltere, Japonya-Kolombiya, Yunanisantan-Fildişi Sahili karşılaşacak. (19.00-23.00-Brezilya)(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
24.06.2014
Bugüngündemdenelervar?Bugün gündemde neler var?
Bugün gündemde neler var?
Zaman
24.06.2014
09:36
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Orta Afrika Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Başbakanı André NZapayéké ve heyetini kabul edecek. (11.00-Ankara)-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çocukları dağa kaçırılan anneleri, AK Parti Genel Merkezinde kabul edecek. Erdoğan daha sonra AB üyesi ülke büyükelçileri onuruna Ankara Palasta öğle yemeği verecek ve Resmi Konutta sırasıyla ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Irak Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu üyeleri, Orta Afrika Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Başbakanı André NZapayéké ile görüşecek. (13.00-14.00-17.00-18.00-19.30-Ankara) POLİTİKA-TBMMde MHP, AK Parti, HDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30-11.15-12.30-13.30-Ankara)-Tahliye edilen MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan TBMM Genel Kurulunda yemin edecek. Mecliste, ardından yasa dışı dinlemeler ile bilişim ve internet sektörünün sorunlarını araştıran komisyonların raporları görüşülecek. (15.00-Ankara)-AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İngiltere Büyükelçisi Richard Mooreu Bakanlıkta kabul edecek. (10.15-Ankara) -Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ankara Sanayi Odasında (ASO) KOBİlerde Kurumsallaşma ve Markalaşma Çalıştayına katılacak. (10.00-Ankara) -Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, veda ziyaretleri yapan ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Bakanlıkta görüşecek. (13.00-Ankara) -Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ile Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İlci Oteldeki Tıbb-ı Nebevi Kongresine katılacak. (09.45-Ankara) -Hayatını kaybeden eski milletvekili Murat Sökmenoğlu için TBMMde tören düzenlenecek. (12.00-Ankara)EKONOMİ-İstanbul Sanayi Odasının (İSO) Türkiyenin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2013 Araştırmasının sonuçları basın toplantısı ile açıklanacak. (10.30-İstanbul)-Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran ayı Sektörel Güven Endeksini açıklayacak. (10.00-Ankara)-Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası İstatistikleri, Haziran ayı İmalat Sanayii Kapasite Kullanım Oranı ve İktisadi Yönelim Anketini açıklayacak. (14.30-Ankara)DÜNYA-AB dışişleri bakanları Arnavutluka üye ülke statüsü verilmesini görüşecek. (Lüksemburg)-Iraktaki çatışmalarla ilgili gelişmeler takip ediliyor.( Erbil,Kerkük)-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Avusturyayı ziyaret edecek. (Viyana) GÜNCEL-Balyoz davasında aldıkları mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulan 88 sanığın yargılanmasına, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinde başlanacak. (10.00-İstanbul)-Anadolu Grubu kurucularından Tuncay Özilhanın babası İzzet Özilhanın cenazesi, Batı Ataşehir Mimar Sinan Camiinde öğle vakti kılınacak namazın ardından, Ümraniye Kocatepe Mezarlığında toprağa verilecek. (13.00-İstanbul)-Fatih Üniversitesinde Ortadoğu Elitleri Türkiyeyi Nasıl Algılıyor? araştırmasının sonuçları, Mecidiyeköydeki Fatih Üniversitesi Mensupları Derneğinde açıklanacak. (10.00-İstanbul)SPOR-Beşiktaş, yeni sezon hazırlıklarına başlayacak. (11.00 İstanbul)-Çaykur Rizespor, Mehmet Özdilek ile sözleşme imzalayacak. (12.30 Rize)-3. Ligde grupların belli olacağı kura çekimi yapılacak. (12.00 İstanbul)-Dünya Kupasında İtalya-Uruguay, Kosta Rika-İngiltere, Japonya-Kolombiya, Yunanisantan-Fildişi Sahili karşılaşacak. (19.00-23.00-Brezilya)(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
24.06.2014
Bugüngündemdenelervar?Bugün gündemde neler var?
Umreye kutsal yolculuk
Zaman
21.06.2014
14:17
Her müminin iç dünyasında Kutsal Topraklara gidip, Peygamber Efendimizin (sav) izinde Mekke ve Medineyi adım adım yaşama arzusu vardır. Hac ibadetiyle bu arzuyu gerçekleştiren Müslümanlar, umre ile de pekiştiriler bu mukaddes yolculuğu...Kutsal Topraklara umre için giden Müslümanların ilk gittikleri yer Medinede Mescid-i Nebevi oluyor. Allah Rasulünü (sav) sinesinde misafir eden bu kutlu mekanda uzun uzun ibadet eden ve Peygamber Efendimizi (sav) ziyaret eden Müslümanlar, ardından İslam tarihinde önemli yeri olan mekanları görme fırsatı buluyor.Uhud Tepesi, Hendek ve diğer mukaddes yerleri ziyaret eden müminler, ardından Mekkeye doğru yola çıkıyor. İhramlı olarak Mekkeye ulaşan Müslümanlar, ihrama girilen mikat mescidinin bulunduğu yerde umreye niyet ederek Kâbenin ihtişamlı iklimine kendilerini bırakıyor.Tekbir ve dualarla tavafın ardından Safa ile Merve tepeleri arasında say yapan Müslümanlar, tıraş olarak umre ziyaretini tamamlıyor.Mekkede de Arafat başta olmak üzere kutsal mekanları ziyaret eden müminler, umre ibadetini tamamlamanın huzuru ile ülkelerine dönüyor.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
21.06.2014
UmreyekutsalyolculukUmreye kutsal yolculuk
Umreye kutsal yolculuk
Zaman
21.06.2014
14:17
Her müminin iç dünyasında Kutsal Topraklara gidip, Peygamber Efendimizin (sav) izinde Mekke ve Medineyi adım adım yaşama arzusu vardır. Hac ibadetiyle bu arzuyu gerçekleştiren Müslümanlar, umre ile de pekiştiriler bu mukaddes yolculuğu...Kutsal Topraklara umre için giden Müslümanların ilk gittikleri yer Medinede Mescid-i Nebevi oluyor. Allah Rasulünü (sav) sinesinde misafir eden bu kutlu mekanda uzun uzun ibadet eden ve Peygamber Efendimizi (sav) ziyaret eden Müslümanlar, ardından İslam tarihinde önemli yeri olan mekanları görme fırsatı buluyor.Uhud Tepesi, Hendek ve diğer mukaddes yerleri ziyaret eden müminler, ardından Mekkeye doğru yola çıkıyor. İhramlı olarak Mekkeye ulaşan Müslümanlar, ihrama girilen mikat mescidinin bulunduğu yerde umreye niyet ederek Kâbenin ihtişamlı iklimine kendilerini bırakıyor.Tekbir ve dualarla tavafın ardından Safa ile Merve tepeleri arasında say yapan Müslümanlar, tıraş olarak umre ziyaretini tamamlıyor.Mekkede de Arafat başta olmak üzere kutsal mekanları ziyaret eden müminler, umre ibadetini tamamlamanın huzuru ile ülkelerine dönüyor.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
21.06.2014
UmreyekutsalyolculukUmreye kutsal yolculuk
Mescid-i Nebevi de Ramazan Hazırlıkları Tamamlandı
Haberler.com
08.06.2014
10:53
Medine Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanlığı Teşkilatı, Mescid-i Nebeviyi ziyaret edenlerin ibadetlerini daha rahat ve huzurlu yapmalarını amaçladığı çalışma planının hazırlıklarını tamamladı.
Haberler.com
Dünya
08.06.2014
Mescid-iNebevideRamazanHazırlıklarıTamamlandıMescid-i Nebevi de Ramazan Hazırlıkları Tamamlandı
Mescid-i Nebevi'de Ramazan hazırlıkları tamamlandı
Haber3
08.06.2014
10:41
Mescid-i

Medine Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanlığı Teşkilatı, Mescid-i Nebeviyi ziyaret edenlerin ibadetlerini daha rahat ve huzurlu yapmalarını amaçladığı çalışma planının hazırlıklarını tamamladı.Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkan...

Haber3
Son Dakika
08.06.2014
Mescid-iNebevideRamazanhazırlıklarıtamamlandıMescid-i Nebevide Ramazan hazırlıkları tamamlandı
Mescid-i Nebevi de Ramazan Hazırlıkları Tamamlandı
Haberler.com
08.06.2014
10:40
Medine Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanlığı Teşkilatı, Mescid-i Nebeviyi ziyaret edenlerin ibadetlerini daha rahat ve huzurlu yapmalarını amaçladığı çalışma planının hazırlıklarını tamamladı.
Haberler.com
Son Dakika
08.06.2014
Mescid-iNebevideRamazanHazırlıklarıTamamlandıMescid-i Nebevi de Ramazan Hazırlıkları Tamamlandı
Mehmed Niyazi - Allah Resulü'nün sevdiği şehir
Zaman
02.06.2014
10:09
Resulullah’ın çok sevdiği Medine’ye vardığımızda Nüans Turizm’in yetkililerinden Muhammed İleri bizleri karşıladı; ilahilerle otele yerleştik.Akşam ve yatsı namazlarını Peygamber Efendimiz’in ravzasında eda ettikten sonra tekrar otele döndük. Bizlere tahsis ettikleri otel, Peygamber Efendimiz’in ebedi istirahatgahına çok yakındı. Sabah namazından sonra yetkililer tarafından Kur’an okundu; orada tanıdığımız Zekeriya Kurt bu kutlu beldeye geldiğimiz için güzel bir dua yaptırdı. Ardından Cennetü’l Baki ziyaret edildi; on binlerce sahabe kabri burada bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz’in kızları, oğlu İbrahim, torunları, amcası, halaları, süt annesi Halime bu kabristanda medfundur. Medine’de 14 asırdan beri bir tek mezarlık bulunmaktadır. Oradan geri dönerken gördüğümüz Peygamberimiz’in yeşil, yanındaki Hz. Ebubekir’in kurşuni kümbetleri insana huşu veriyordu.Medine kelimesi Arapçada ‘şehir’ anlamına gelir; Medine-i Münevvere, Tayyibe kentin İslam tarihinde anıldığı isimlerden bazılarıdır. Hz. Peygamber, Medine’ye hicret ettikten sonra burada Evs ve Hazreç olmak üzere iki büyük kabile bulunuyordu. Medineli Müslümanlar, şehre gelen Mekkeli Müslümanlara son derece iyi davrandıkları için kendilerine, ‘yardımcı’ anlamına gelen “Ensar” adı verildi. Artık kafilemizin reisi Zekeriya Kurt Bey idi; Mescid-i Nebevi’nin civarındaki küçük mescitlere ziyaretler yapıldı. Allah Resulü’nün bayram namazlarını kıldığı, kıtlık zamanlarında yağmur duasına çıktığı yere yaptırılan mescide “Mescid-i Gamame”, yani ‘Bulut Mescidi’ denilmektedir. Peygamber Efendimiz’den sonra bu sünnet uygulanmaya devam edilmiştir. Gamame’nin yanında dört halifenin küçük mescitleri vardır; bunların hepsi Osmanlı’nın eserleridir.Bedir, Medine’den uzakça bir mesafedeydi. Uhud’da Mekkeli müşriklerle Medineli Müslümanlar karşı karşıya gelmişlerdi. Bedir Harbi’nde müşrikler 70 ölü, bir o kadar da esir vermişlerdi. Bu savaşın intikamını almak için Ebu Süfyan komutasında üç bin kişilik bir orduyla Medine kapılarına dayanmışlardı. Medine’deki Müslümanların bin kişilik ordusu vardı. Peygamber Efendimiz Medine’den çıkmamak taraftarıydı; ama Müslüman gençler müşrikleri Medine’nin dışında karşılamak arzusundaydılar. İstişareye her zaman önem veren Resulullah, bu yönde alınan karara karşı çıkmayarak orduyu Medine’nin dışında konumlandırdı. Sonradan gençler Peygamber Efendimiz’in fikrine gelmişlerse de Efendimiz zırhını giydikten sonra bir daha çıkarmadı. Üç yüz münafık da İslam ordusundan ayrıldı. İlk hamlede Müslümanlar kazandı, fakat okçular yerlerini terk edince Halit bin Velid bu durumu değerlendirdi ve zafer müşriklerin lehine yazıldı. Müslümanların yetmiş iki şehit verdikleri bu muharebeyi güzel bir üslupla Salman Kuzu Bey bizlere anlattı. Sahabelerin şehit oldukları yerleri koruma altına almışlardı. Bu dramatik sahneye bakarken hepimizin zihninde o savaş canlanıyordu. Peygamber Efendimiz’in yaralandığı bu savaşta çok sayıda şehidin arasında çok sevgili amcası Hamza da bulunuyordu.Uhud zaferi Mekkeli müşriklere yetmemiş olacak ki on bin kişilik bir kuvvetle Medine’nin önüne geldiler. Selman-ı Farisi, Peygamber Efendimiz’e kendi memleketinde yapılan bir muharebeyi anlattıktan sonra hendek kazılmasını tavsiye etti. Medine’nin bir tarafı ova, üç tarafı ise dağlarla çevriliydi. Ovalık bölümüne Müslümanlar hendek kazdılar, okçular arkalarında bulunuyordu. Zekeriya Kurt, Peygamber Efendimiz’in İslam ordusunu idare ettiği yeri, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali’nin kumanda ettikleri mıntıkaları bizlere gösterdi. Hatta burada Hz. Ali’nin yapmış olduğu kahramanlık bütün Müslümanların göğsünü kabartmıştı.Mekke’den Medine’ye on gün süren zorlu bir yolculuğun ardından Peygamber Efendimiz, Hz. Ebubekir ile birlikte Kuba vahasına ulaştı. Burada on dört gün konaklayan Allah Resulü, kendisinden önce hicret eden Müslümanların namaz kıldıkları yeri düzenleyip genişletti ve böylece İslamiyet’in ilk mescidi burada tamamlandı. İşte Kur’an’da bahsi geçen “Takva üzerine bina edilen mescit” Kuba Mescidi’dir. Aynı yere yakın bir başka mescit ise Cuma Mescidi’dir. Peygamberimiz’in Kuba’dan çıkıp Naccaroğulları’na giderken yolda cuma namazının farz kılınmasıyla, bu namazı eda etmek üzere durduğu yer Ranuna vadisinde bugün Cuma Mescidi’nin bulunduğu yerdir. İlk cuma namazının kılındığı yer olduğu için Cuma Mescidi diye anılmaktadır.Medine’nin beş kilometre kuzeybatısında bulunan yer, daha önceleri içinde bulunduğu mahallenin adıyla; “Mescidi Ben-i Seleme” olarak bilinirken, burada yaşanan ta
Zaman
En Çok Okunan
02.06.2014
MehmedNiyazi-AllahResulününsevdiğişehirMehmed Niyazi - Allah Resulünün sevdiği şehir
Mehmed Niyazi - Allah Resulü'nün sevdiği şehir
Zaman
02.06.2014
02:15
Resulullah’ın çok sevdiği Medine’ye vardığımızda Nüans Turizm’in yetkililerinden Muhammed İleri bizleri karşıladı; ilahilerle otele yerleştik.Akşam ve yatsı namazlarını Peygamber Efendimiz’in ravzasında eda ettikten sonra tekrar otele döndük. Bizlere tahsis ettikleri otel, Peygamber Efendimiz’in ebedi istirahatgahına çok yakındı. Sabah namazından sonra yetkililer tarafından Kur’an okundu; orada tanıdığımız Zekeriya Kurt bu kutlu beldeye geldiğimiz için güzel bir dua yaptırdı. Ardından Cennetü’l Baki ziyaret edildi; on binlerce sahabe kabri burada bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz’in kızları, oğlu İbrahim, torunları, amcası, halaları, süt annesi Halime bu kabristanda medfundur. Medine’de 14 asırdan beri bir tek mezarlık bulunmaktadır. Oradan geri dönerken gördüğümüz Peygamberimiz’in yeşil, yanındaki Hz. Ebubekir’in kurşuni kümbetleri insana huşu veriyordu.Medine kelimesi Arapçada ‘şehir’ anlamına gelir; Medine-i Münevvere, Tayyibe kentin İslam tarihinde anıldığı isimlerden bazılarıdır. Hz. Peygamber, Medine’ye hicret ettikten sonra burada Evs ve Hazreç olmak üzere iki büyük kabile bulunuyordu. Medineli Müslümanlar, şehre gelen Mekkeli Müslümanlara son derece iyi davrandıkları için kendilerine, ‘yardımcı’ anlamına gelen “Ensar” adı verildi. Artık kafilemizin reisi Zekeriya Kurt Bey idi; Mescid-i Nebevi’nin civarındaki küçük mescitlere ziyaretler yapıldı. Allah Resulü’nün bayram namazlarını kıldığı, kıtlık zamanlarında yağmur duasına çıktığı yere yaptırılan mescide “Mescid-i Gamame”, yani ‘Bulut Mescidi’ denilmektedir. Peygamber Efendimiz’den sonra bu sünnet uygulanmaya devam edilmiştir. Gamame’nin yanında dört halifenin küçük mescitleri vardır; bunların hepsi Osmanlı’nın eserleridir.Bedir, Medine’den uzakça bir mesafedeydi. Uhud’da Mekkeli müşriklerle Medineli Müslümanlar karşı karşıya gelmişlerdi. Bedir Harbi’nde müşrikler 70 ölü, bir o kadar da esir vermişlerdi. Bu savaşın intikamını almak için Ebu Süfyan komutasında üç bin kişilik bir orduyla Medine kapılarına dayanmışlardı. Medine’deki Müslümanların bin kişilik ordusu vardı. Peygamber Efendimiz Medine’den çıkmamak taraftarıydı; ama Müslüman gençler müşrikleri Medine’nin dışında karşılamak arzusundaydılar. İstişareye her zaman önem veren Resulullah, bu yönde alınan karara karşı çıkmayarak orduyu Medine’nin dışında konumlandırdı. Sonradan gençler Peygamber Efendimiz’in fikrine gelmişlerse de Efendimiz zırhını giydikten sonra bir daha çıkarmadı. Üç yüz münafık da İslam ordusundan ayrıldı. İlk hamlede Müslümanlar kazandı, fakat okçular yerlerini terk edince Halit bin Velid bu durumu değerlendirdi ve zafer müşriklerin lehine yazıldı. Müslümanların yetmiş iki şehit verdikleri bu muharebeyi güzel bir üslupla Salman Kuzu Bey bizlere anlattı. Sahabelerin şehit oldukları yerleri koruma altına almışlardı. Bu dramatik sahneye bakarken hepimizin zihninde o savaş canlanıyordu. Peygamber Efendimiz’in yaralandığı bu savaşta çok sayıda şehidin arasında çok sevgili amcası Hamza da bulunuyordu.Uhud zaferi Mekkeli müşriklere yetmemiş olacak ki on bin kişilik bir kuvvetle Medine’nin önüne geldiler. Selman-ı Farisi, Peygamber Efendimiz’e kendi memleketinde yapılan bir muharebeyi anlattıktan sonra hendek kazılmasını tavsiye etti. Medine’nin bir tarafı ova, üç tarafı ise dağlarla çevriliydi. Ovalık bölümüne Müslümanlar hendek kazdılar, okçular arkalarında bulunuyordu. Zekeriya Kurt, Peygamber Efendimiz’in İslam ordusunu idare ettiği yeri, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali’nin kumanda ettikleri mıntıkaları bizlere gösterdi. Hatta burada Hz. Ali’nin yapmış olduğu kahramanlık bütün Müslümanların göğsünü kabartmıştı.Mekke’den Medine’ye on gün süren zorlu bir yolculuğun ardından Peygamber Efendimiz, Hz. Ebubekir ile birlikte Kuba vahasına ulaştı. Burada on dört gün konaklayan Allah Resulü, kendisinden önce hicret eden Müslümanların namaz kıldıkları yeri düzenleyip genişletti ve böylece İslamiyet’in ilk mescidi burada tamamlandı. İşte Kur’an’da bahsi geçen “Takva üzerine bina edilen mescit” Kuba Mescidi’dir. Aynı yere yakın bir başka mescit ise Cuma Mescidi’dir. Peygamberimiz’in Kuba’dan çıkıp Naccaroğulları’na giderken yolda cuma namazının farz kılınmasıyla, bu namazı eda etmek üzere durduğu yer Ranuna vadisinde bugün Cuma Mescidi’nin bulunduğu yerdir. İlk cuma namazının kılındığı yer olduğu için Cuma Mescidi diye anılmaktadır.Medine’nin beş kilometre kuzeybatısında bulunan yer, daha önceleri içinde bulunduğu mahallenin adıyla; “Mescidi Ben-i Seleme” olarak bilinirken, burada yaşanan ta
Zaman
Köşe Yazıları
02.06.2014
MehmedNiyazi-AllahResulününsevdiğişehirMehmed Niyazi - Allah Resulünün sevdiği şehir
Kâbe zemzem suyu ile yıkanacak
Zaman
28.05.2014
17:58
Kabe yarın düzenlenecek törenle zemzem suyu ile yıkanacak. Törene, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz el-Suuda vekaleten Mekke Emiri Prens Mişal bin Abdullah bin Abdülaziz katılacak.Kabeyi yıkama merasiminde; Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı Şeyh Abdurrahman bin Abdülaziz el-Südeys, bakanlar, ilim adamları, Kabede çalışan görevliler, Suudi Arabistandaki Müslüman ülke diplomatik temsilcileri, halk ve orada hazır bulunan bazı umreciler eşlik edecek. Kabenin içi ve duvarları gül suyu ile karıştırılmış zemzem suyu ile temizlenecek.Konuyla ilgili açıklamada bulunan Şeyh Abdurrahman bin Abdülaziz el-Südeys, Kabeyi yıkamanın sünnet olduğunu ifade etti. El-Südeys, Peygamber Efendimizin (s.a.s.) Mekkeyi fetih ettiği gün sahabeyi kiram ile Kabeye girdiği gün bunu yaptı ve yıkadı, temizledi. dedi.Başkan el-Südeys, bu Nebevi uygulamanın daha sonra tarih boyunca sahabeler, halifeler, imamlar ve yetkililer tarafından devam ettirildiğini ifade etti. Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülazizin Kabe yıkama işlemine çok defa katıldığına dikkat çekti. El-Südeys, her sene bu sünnetin büyük bir itina ile yerine getirildiğini dile getirdi.Kabe her yıl iki defa hicri takvime göre Şaban ve Muharrem aylarında yıkanıyor.
Zaman
Son Dakika
28.05.2014
KâbezemzemsuyuileyıkanacakKâbe zemzem suyu ile yıkanacak
Kâbe zemzem suyu ile yıkanacak
Zaman
28.05.2014
17:58
Kabe yarın düzenlenecek törenle zemzem suyu ile yıkanacak. Törene, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz el-Suuda vekaleten Mekke Emiri Prens Mişal bin Abdullah bin Abdülaziz katılacak.Kabeyi yıkama merasiminde; Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı Şeyh Abdurrahman bin Abdülaziz el-Südeys, bakanlar, ilim adamları, Kabede çalışan görevliler, Suudi Arabistandaki Müslüman ülke diplomatik temsilcileri, halk ve orada hazır bulunan bazı umreciler eşlik edecek. Kabenin içi ve duvarları gül suyu ile karıştırılmış zemzem suyu ile temizlenecek.Konuyla ilgili açıklamada bulunan Şeyh Abdurrahman bin Abdülaziz el-Südeys, Kabeyi yıkamanın sünnet olduğunu ifade etti. El-Südeys, Peygamber Efendimizin (s.a.s.) Mekkeyi fetih ettiği gün sahabeyi kiram ile Kabeye girdiği gün bunu yaptı ve yıkadı, temizledi. dedi.Başkan el-Südeys, bu Nebevi uygulamanın daha sonra tarih boyunca sahabeler, halifeler, imamlar ve yetkililer tarafından devam ettirildiğini ifade etti. Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülazizin Kabe yıkama işlemine çok defa katıldığına dikkat çekti. El-Südeys, her sene bu sünnetin büyük bir itina ile yerine getirildiğini dile getirdi.Kabe her yıl iki defa hicri takvime göre Şaban ve Muharrem aylarında yıkanıyor.
Zaman
Ana Sayfa
28.05.2014
KâbezemzemsuyuileyıkanacakKâbe zemzem suyu ile yıkanacak
Sivasspor’un yıldızları umreye gitti
Zaman
24.05.2014
02:01
Sivasspor’un başarılı sol kanat oyuncusu Ziya Erdal, Süper Lig’in bitmesini fırsat bilerek arkadaşlarıyla umreye gitti.Bu sezon büyük çıkış gösteren Kırmızı-Beyazlıların, Avrupa kupalarına katılmasına katkı sağlayan 26 yaşındaki sol bek, kutsal topraklarda çektiği selfieyi sosyal medyada yayınladı. Hakan Arslan ve Abdurrahman Dereli ile birlikte kutsal topraklarda bulunan Erdal, Medine’deki Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti.
Zaman
Spor
24.05.2014
Sivasspor’un/">Sivasspor’unyıldızlarıumreyegittiSivasspor’un-yıldızları-umreye-gitti/">Sivasspor’un yıldızları umreye gitti
Bilinmeyen yönleriyle camilerimiz
Zaman
19.05.2014
02:17
“Bilinmeyen Yönleriyle” üst başlığını taşıyan ve Ayasofya’dan başlayarak Fatih, Süleymaniye, Sultanahmet ve Selimiye camilerini ele alan beş kitaplık seri Kaynak Yayınları tarından okura sunuldu. Yavuz Afşar’ın yayına hazırladığı eserler, Halit Ömer Camcı ve Mehmet Çiftçi’nin fotoğraflarıyla zenginleşmiş.Osmanlı Devleti’ne beş yüz yıldan fazla başkentlik yapan İstanbul’un sahip olduğu zenginliklerin başında camiler gelir. Özellikle selatin camiler külliyesi, aşevi, türbeleri, haziresi ile bulunduğu çevreye ayrı bir anlam kazandırır. Peki, yerli-yabancı turistler için ilk uğrak yerlerinden olan camiler hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Ayasofya ile birlikte, adlarını, yaptıran padişahtan alan dört büyük cami, “Bilinmeyen Yönleriyle” iki kapak arasına girdi. Yavuz Afşar’ın kaleme aldığı beş kitaplık seride, İstanbul’dan Ayasofya ile Fatih, Süleymaniye ve Sultanahmet camii ve külliyeleri, Edirne’den de Selimiye Camii ve Külliyesi, müstakil kitaplar şeklinde okura sunuldu. Kaynak Yayınları tarafından yayımlanan kitaplarda camilerin yapılış hikâyesinden başlayarak inşa süreci, önemi, külliyesi, avlusu, kubbesi, minaresi, hatları ve kitabeleri ile tüm özellikleri tek tek ele alınıyor. Kitaplar, çokça uğradığımız ama hakkında az şey bildiğimiz kutsal mekânlar hakkında tafsilatlı bilgiler sunuyor.Süleymaniye, imparatorluğun yeni simgesiKanuni Sultan Süleyman, 1547’de yaptığı barış antlaşması ile İspanya Kralı ve Cermen İmparatoru V. Karl’ı vergi ödemeye mahkûm eder. Böylelikle “imparator” unvanının Osmanlı’ya ait olduğunu da kabul ettirir. Kanuni, adına bir imparatorluk camisi için çalışma başlatır. Mimarbaşı olarak da Mimar Sinan göreve getirilir. Koca Sinan, arazide iki yıl kadar çalışma yaptıktan sonra temele ilk taş konulabildi. Elbette Ayasofya’dan geri kalmaması gerekiyordu. Klasik Osmanlı mimarisinin zirve eserlerinden Süleymaniye Camii için Haliç’e hâkim bir tepe seçildi. Bittiğinde, etraftan bakılınca Ayasofya’nın tek rakibiydi. 1550’de başlanan ve 3.200 kilo altına mal olan cami (zamanın Osmanlı bütçesinin onda biri), 7 yılda tamamlanarak 1557’de açılır. Müslümanlar nazarında Kâbe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dan sonra dördüncü en kutsal mabet kabul edilen Süleymaniye Camii, ihtişamını bugün de koruyor.Mimarının hayatına mal olan cami: FatihOsmanlı’da Ayasofya’yı geçme yarışında verilen eserlerden ilki Fatih Sultan Mehmet adına yapılan Fatih Camii’dir. İstanbul’da yapılan ilk sultan camisi olan Fatih Camii’nin mimarı, yıllar sonra halefi olacak zatla aynı adı taşımaktadır: Atik Sinan. Rivayete göre, caminin iki önemli sütununu getirtmek için padişah hayli çaba sarf eder. Ancak Atik Sinan, sütunların gereğinden uzun olduğunu görüp yerlerine koymadan önce kestirir. Ne var ki sütunlar bu sefer kısa gelmektedir. Bunu duyan padişah, mimarı yanına çağırıp, “Sütunları kesip kısalttın ve benim camimin Ayasofya’dan daha alçak olmasına yol açtın.” der. 7 yıldan fazla emek verdiği cami, sonunda mimarının canına mal olur. Fatih Camii için az bilinen bilgilerden biri de 1766’daki depremde tamamen yıkılıp yeniden inşa edildiğidir.İki komşu: Ayasofya ve Sultanahmet“Bilinmeyen Yönleriyle” serisinin iki kıymetli kitabı ise yüzyıllardır birbirine bakışan Ayasofya ve Sultanahmet hakkında. İstanbul’da özellikle Sinan mührü olan eserlerle büyük etkisi olan Ayasofya, ihtişamıyla bin yıldan fazla süredir ayakta. Doğu Roma İmparatoru Iustinianos tarafından yaptırılan ve inşasına 532’de başlanan “Hagia Sofia” (Kutsal Bilgelik), beş yıl on ayda tamamlanarak 537’de açılır. Ayasofya, İstanbul’un fethi ile camiye dönüştürülür. Cumhuriyetin kurulmasından sonra da ibadete kapatılarak müze yapılır. O zamana kadarki camilerin en büyüğünü yaptırarak adını kalıcı kılmak için I. Ahmet tarafından inşa ettirilen Sultanahmet Camii için tam da Ayasofya’nın karşısı seçilir. Sedefkâr Mehmet Ağa mimarlığında 1609’da başlanan cami, 7 yıl 5 ay 6 gün sonra 1617’de tamamlanır. Evliya Çelebi’ye göre caminin temel şeyhi bugün Üsküdar’ın manevi misafiri olan Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri’dir.Serinin beşinci kitabında ise Mimar Sinan’ın ustalık eseri Edirne Selimiye Camii etraflıca ele alınıyor. Mimar Sinan, Süleymaniye Camii ile heybetine rakip olduğu Ayasofya’nın kubbe ölçüsüne ulaştığı bu eserinde pek çok yönden Ayasofya’yı aşmayı başarmıştır. Selimiye ayrıca “kapladığı yer bakımından” dünyanın en büyük camisi olarak tarihte yerini almıştır.
Zaman
Kültür
19.05.2014
BilinmeyenyönleriylecamilerimizBilinmeyen yönleriyle camilerimiz
Bilinmeyen yönleriyle camilerimiz
Zaman
19.05.2014
02:16
“Bilinmeyen Yönleriyle” üst başlığını taşıyan ve Ayasofya’dan başlayarak Fatih, Süleymaniye, Sultanahmet ve Selimiye camilerini ele alan beş kitaplık seri Kaynak Yayınları tarından okura sunuldu. Yavuz Afşar’ın yayına hazırladığı eserler, Halit Ömer Camcı ve Mehmet Çiftçi’nin fotoğraflarıyla zenginleşmiş.Osmanlı Devleti’ne beş yüz yıldan fazla başkentlik yapan İstanbul’un sahip olduğu zenginliklerin başında camiler gelir. Özellikle selatin camiler külliyesi, aşevi, türbeleri, haziresi ile bulunduğu çevreye ayrı bir anlam kazandırır. Peki, yerli-yabancı turistler için ilk uğrak yerlerinden olan camiler hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Ayasofya ile birlikte, adlarını, yaptıran padişahtan alan dört büyük cami, “Bilinmeyen Yönleriyle” iki kapak arasına girdi. Yavuz Afşar’ın kaleme aldığı beş kitaplık seride, İstanbul’dan Ayasofya ile Fatih, Süleymaniye ve Sultanahmet camii ve külliyeleri, Edirne’den de Selimiye Camii ve Külliyesi, müstakil kitaplar şeklinde okura sunuldu. Kaynak Yayınları tarafından yayımlanan kitaplarda camilerin yapılış hikâyesinden başlayarak inşa süreci, önemi, külliyesi, avlusu, kubbesi, minaresi, hatları ve kitabeleri ile tüm özellikleri tek tek ele alınıyor. Kitaplar, çokça uğradığımız ama hakkında az şey bildiğimiz kutsal mekânlar hakkında tafsilatlı bilgiler sunuyor.Süleymaniye, imparatorluğun yeni simgesiKanuni Sultan Süleyman, 1547’de yaptığı barış antlaşması ile İspanya Kralı ve Cermen İmparatoru V. Karl’ı vergi ödemeye mahkûm eder. Böylelikle “imparator” unvanının Osmanlı’ya ait olduğunu da kabul ettirir. Kanuni, adına bir imparatorluk camisi için çalışma başlatır. Mimarbaşı olarak da Mimar Sinan göreve getirilir. Koca Sinan, arazide iki yıl kadar çalışma yaptıktan sonra temele ilk taş konulabildi. Elbette Ayasofya’dan geri kalmaması gerekiyordu. Klasik Osmanlı mimarisinin zirve eserlerinden Süleymaniye Camii için Haliç’e hâkim bir tepe seçildi. Bittiğinde, etraftan bakılınca Ayasofya’nın tek rakibiydi. 1550’de başlanan ve 3.200 kilo altına mal olan cami (zamanın Osmanlı bütçesinin onda biri), 7 yılda tamamlanarak 1557’de açılır. Müslümanlar nazarında Kâbe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dan sonra dördüncü en kutsal mabet kabul edilen Süleymaniye Camii, ihtişamını bugün de koruyor.Mimarının hayatına mal olan cami: FatihOsmanlı’da Ayasofya’yı geçme yarışında verilen eserlerden ilki Fatih Sultan Mehmet adına yapılan Fatih Camii’dir. İstanbul’da yapılan ilk sultan camisi olan Fatih Camii’nin mimarı, yıllar sonra halefi olacak zatla aynı adı taşımaktadır: Atik Sinan. Rivayete göre, caminin iki önemli sütununu getirtmek için padişah hayli çaba sarf eder. Ancak Atik Sinan, sütunların gereğinden uzun olduğunu görüp yerlerine koymadan önce kestirir. Ne var ki sütunlar bu sefer kısa gelmektedir. Bunu duyan padişah, mimarı yanına çağırıp, “Sütunları kesip kısalttın ve benim camimin Ayasofya’dan daha alçak olmasına yol açtın.” der. 7 yıldan fazla emek verdiği cami, sonunda mimarının canına mal olur. Fatih Camii için az bilinen bilgilerden biri de 1766’daki depremde tamamen yıkılıp yeniden inşa edildiğidir.İki komşu: Ayasofya ve Sultanahmet“Bilinmeyen Yönleriyle” serisinin iki kıymetli kitabı ise yüzyıllardır birbirine bakışan Ayasofya ve Sultanahmet hakkında. İstanbul’da özellikle Sinan mührü olan eserlerle büyük etkisi olan Ayasofya, ihtişamıyla bin yıldan fazla süredir ayakta. Doğu Roma İmparatoru Iustinianos tarafından yaptırılan ve inşasına 532’de başlanan “Hagia Sofia” (Kutsal Bilgelik), beş yıl on ayda tamamlanarak 537’de açılır. Ayasofya, İstanbul’un fethi ile camiye dönüştürülür. Cumhuriyetin kurulmasından sonra da ibadete kapatılarak müze yapılır. O zamana kadarki camilerin en büyüğünü yaptırarak adını kalıcı kılmak için I. Ahmet tarafından inşa ettirilen Sultanahmet Camii için tam da Ayasofya’nın karşısı seçilir. Sedefkâr Mehmet Ağa mimarlığında 1609’da başlanan cami, 7 yıl 5 ay 6 gün sonra 1617’de tamamlanır. Evliya Çelebi’ye göre caminin temel şeyhi bugün Üsküdar’ın manevi misafiri olan Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri’dir.Serinin beşinci kitabında ise Mimar Sinan’ın ustalık eseri Edirne Selimiye Camii etraflıca ele alınıyor. Mimar Sinan, Süleymaniye Camii ile heybetine rakip olduğu Ayasofya’nın kubbe ölçüsüne ulaştığı bu eserinde pek çok yönden Ayasofya’yı aşmayı başarmıştır. Selimiye ayrıca “kapladığı yer bakımından” dünyanın en büyük camisi olarak tarihte yerini almıştır.
Zaman
Ana Sayfa
19.05.2014
BilinmeyenyönleriylecamilerimizBilinmeyen yönleriyle camilerimiz
Diyanet İşleri Başkanlığı Heyetinin Kabe İmamını Ziyareti
Haberler.com
16.05.2014
12:08
Kabe İmamı, Mescid i Haram ve Mescid i Nebevi İşleri Genel Başkanı Sudeys, Diyanet İşleri Başkanlığından gelen heyeti kabul etti.
Haberler.com
Son Dakika
16.05.2014
DiyanetİşleriBaşkanlığıHeyetininKabeİmamınıZiyaretiDiyanet İşleri Başkanlığı Heyetinin Kabe İmamını Ziyareti
Diyanet İşleri Başkanlığı Heyetinin Kabe İmamını Ziyareti
Haberler.com
16.05.2014
11:51
Kabe İmamı, Mescid i Haram ve Mescid i Nebevi İşleri Genel Başkanı Sudeys, Diyanet İşleri Başkanlığından İmam Hatipleri temsilen gelen heyeti kabul etti.
Haberler.com
Güncel
16.05.2014
DiyanetİşleriBaşkanlığıHeyetininKabeİmamınıZiyaretiDiyanet İşleri Başkanlığı Heyetinin Kabe İmamını Ziyareti
Tıbbu’n Nebevî Enstitüsü için ilk harç atıldı
Zaman
21.04.2014
16:01
Marmara Sağlık Federasyonu’nun (MASFED) ilkini düzenlediği Tıbb-ı Nebevi Sempozyumu, ilahiyat ve tıp camiasını bir araya getirdi.Yıldız Sarayı’ndaki sempozyumda konuşan MASFED Başkanı Ahmet Seyfi Gözüaydın, Tıbbu’n Nebevi konusundaki laboratuvar ve klinik çalışmaların ilahiyatçılarla koordine edilmesini ve bu doğrultuda enstitü kurmayı hedeflediklerini söyledi. Eğitimci-yazar Hasan Candan da “Efendimiz’in (sas) bize bıraktığı en büyük hazinelerinden ve emanetlerinden biri olan İslam’ın bilim yönü bu çalışmalarda canlanıyor.” dedi. Marmara Sağlık Federasyonu (MASFED), Tıbbu’n Nebevî Sempozyumu’nun ilkini gerçekleştirdi. Doktor ve ilahiyatçıların İstanbul Yıldız Sarayı’nda bir araya geldiği sempozyumda Peygamber Efendimiz’in (sas) sağlık konusunda dikkat çektiği unsurlar konuşuldu. Bu unsurlara dair yapılabilecek klinik ve laboratuvar çalışmaları anlatıldı.Sempozyumda konuşan MASFED Başkanı Op. Dr. Ahmet Seyfi Gözüaydın, “Tıbbu’n Nebevî konusunda çalışan arkadaşlarımız vardı. Bu çalışmaları ilahiyatçılarla birlikte koordine etme amacıyla sempozyumla bir başlangıç yapmayı arzu ettik. Bundan sonra 6 ayda bir sempozyum yapmayı düşünüyoruz. Hadisleri değerlendirecek ilahiyat hocalarımız olduğu gibi bunları laboratuvar ortamlarında da değişik testlerden geçirecek hocalarımız olacak. Bu konuyla ilgili hem sağlık hem de ilahiyat camiasına bunu duyurmak ve bu konuya hevesi olan hocalarımızla çalışmayı arzu ediyoruz.” dedi. Programın organizasyonunu yapan eğitimci yazar Hasan Candan, “İslam’da dört bilgi kaynağı var. Bunlar; Kur’an, sünnet, icma ve kıyas. Bu bilgi kaynaklarına uygun olan her bilimsel bilginin bir arada toplanması gayreti içindeyiz. Herkesten bu çalışmaya dua, destek, katkı ve doküman bekliyoruz.” diye konuştu. Candan, “Projeler, bilim heyetlerince üniversiteler ve laboratuvarlarda yürütülüyor. Yüzlerce proje ise açılmaya hazır bekliyor. Efendimiz’in (sas) bize bıraktığı en büyük hazinelerinden ve emanetlerinden biri olan İslam’ın bilim yönü ve mecrası bu çalışmalarda canlanıyor.” diye konuştu.Peygamber Efendimiz’in ortaya koyduğu esasların modern tıbbî bir ilim haline getirdiğini aktaran Prof. Dr. Ayhan Tekineş de “Peygamber Efendimiz geldiğinde 2 temel tıp anlayışı vardı. Bunlardan birisi Yunan Roma tıbbı, ikincisi de bedevi Arapların tıbbı ki bu tıp, halk tıbbı dediğimiz daha çok tecrübeye dayalı yapılan bir tıp olarak karşımıza çıkmaktadır. Yunan tıbbı daha sistemliydi. Bedevi tıbbında ise daha çok otlarla tedavi yapılıyordu. Peygamber Efendimiz de var olan bütün güzellikleri almış, vahyin süzgecinden geçirip bu iki birikimi terkip etmiş ve yeni bir anlayış ortaya koymuştur. Tıbbın tarihi Efendimiz’le başlar desek mübalağa olmaz.” dedi.Ailedeki huzur hastalıklara karşı koruyorİlk dönem hadis kitaplarında tıp başlığı altında hadisler olduğuna değinen Yrd. Doç. Dr. Osman Bilgin, “Tıbbî gelişmeler yapılıyor, arkasından biz şu şekilde değerlendiriyoruz: ‘Efendimiz de bu mevzuyla alakalı böyle demişti.’ Yani bu Efendimiz’in önde değil arkada olması anlamına geliyor. İnşallah bu sempozyum bir başlangıç olur. Tıbbu’n Nebevî’nin enstitüye dönüştürülecek olması hem doktorların hem de ilahiyatçıların Efendimiz’i daha iyi anlamasına yardımcı olacak.” ifadesini kullandı.Ailenin sağlığa tesirini anlatan Prof. Dr. Abdulhakim Yüce ise “Dünyada mümkün olduğu kadarınca insanı huzura ve mutluluğa erdirecek temel meselelerden biri, gereğine uygun bir şekilde tesis edilmiş aile hayatıdır. Ailede elde edilen huzur ve saadetin sonucu bu saadeti elde edemeyenlere göre hastalıklara karşı vücut savunması ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi, hastalıklarla baş edilmesi, tedavi süreçlerinin düzgün bir şekilde yürümesi şeklinde tezahür edecektir.” örneklerini veriyor.EFENDİMİZ’İN (SAS) BESLENME VE UYKU DÜZENİ DE SAĞLIKLIYDIPeygamber Efendimiz’in (sas) uyku düzenine değinen Prof. Dr. Levent Kart, “Peygamberimiz günümüzde birçok insanın uyuduğu saatten daha erken bir saate karşılık gelen yatsı vaktinde ibadetini yerine getirdikten sonra bir müddet istirahat eder, daha sonra da kalkıp gecenin bir bölümünü ibadetle geçirirdi. Efendimiz kaylule uykusunu destekliyor. Bunun da sağlıkla ilgili yönünü şöyle açıklayabiliriz: Kaylule uykusu, kalbe ve vücuda dinçlik, sıhhat ve kuvvet kazandırır. Hafızayı korur, zihinsel yorgunluğu giderir, verimli çalışma ve işe odaklanma sağlar.” diyor.Efendimiz’in sosyal hayattaki prensiplerinden bahseden Prof. Dr. Osman Güner, konuyu şöyle özetliyor: “Peygamber Efendimiz’in halk içerisinde Hak ile birlikte olma, toplumdan kopmama prensibi var. Peygamberimiz toplum içerisinde hem onlar
Zaman
Sağlık
21.04.2014
Tıbbu’nNebevîEnstitüsüiçinilkharçatıldıTıbbu’n Nebevî Enstitüsü için ilk harç atıldı
Ali Bulaç - Mübahele
Zaman
17.04.2014
14:38
Geçen yazıda “mülaane”yi ele almıştık. Bu yazıda “mübahele”yi ele alacağız. “Artık sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkında seninle ‘çekişip-tartışmalara girişirlerse’ de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lânetleşelim de Allah’ın lânetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım.” (3/Âl-i İmran, 61.)Bu ayete “mübahele ayeti” adı verilir. Mübahele, karşılıklı “lanetleşme” demektir. Necran Hıristiyanlarıyla süren uzun tartışmalardan sonra belli bir anlaşma sağlanamayınca, yani Necranlılar Hz. İsa’nın tanrısal vasıflarında ısrar edince, bu durumda Allah’ın Rasulü (sas), onlara lanetleşmeyi teklif etmek zorunda kalmıştır.Heyet, Hıristiyanlığın Melkani mezhebine mensuptu. İsa’nın üç tabiatının da uluhiyetle ilişkili olduğunu iddia ediyorlardı. Buna göre İsa –haşa- tanrı idi, çünkü ölüleri diriltmiş, hastaları iyileştirmiş, gaybten haber vermiş, çamurdan şekil verdiği kuşa üfürüp can vermiştir. “Tanrının oğludur“, çünkü bilinen bir babası yoktur. “Üçün üçüncüsü”dür, çünkü Yüce Allah “yaptık, emrettik, yarattık, hüküm verdik” gibi ifadeler kullanmaktadır. Bir ve tek olsaydı, “yaptım, emrettim, yarattım, hüküm verdim” derdi. Bu durumda O, kendisi, İsa ve Meryem’den ibarettir. Hz. Peygamber, bu iddiaların temelsizliğini anlattı ve onları İslam’a davet etti. Onlar zaten Müslüman olduklarını söyleyince, o, “Allah’a oğul isnad etmeniz, haça tapınmanız ve domuz eti yemeniz –bir başka rivayette şarap içmeniz- dolayısıyla Müslüman değilsiniz.” dedi. (Müsned, ll, 776).Anlaşma sağlanamayınca mübaheleye davet etti. Karşılıklı olarak “Kim yalan söylüyorsa Allah’ın laneti üzerinde olacaktır.” diyeceklerdi ve bunda samimi olacaklardı. Buna her iki din mensubundan neredeyse herkes (çocuklar, kadınlar ve kendileri) katılacaktı. Bunun anlamı, eğer “yalan söyleyenler”e bir zarar isabet edecekse bundan herkes etkilenecekti. Çünkü Allah’a niyazla, içtenlikle dua edilecek ve kim yalan söylüyorsa, onun cezalandırılması istenecekti. İbn Aşur, bunun “bir meydan okuma” olduğunu söyler. Elbette ağır sonuçları olacaktı. Kaşani, Hz. Peygamber’i bu kadar rahat davranmaya iten asıl sebebin Ruhu’l-Kudüs’le (vahy meleği) desteklenmesi olduğunu söyler. Necranlılar, durumun vahametini anladıklarından buna yanaşmadılar, Hz. Muhammed (sas)’in sahiden peygamber olabileceğini düşündüler. O’nun sözleri, tarzı, tutum ve davranışları sıradan insanlarınkinden farklıydı. Bunun üzerine “cizye“ vermeyi kabul ederek Medine’den ayrıldılar (Buhari, Megazi, 72-73; Müsned, l, 414). İçlerinden psikoposları Ebu Harise’nin kardeşi Kürz, Müslüman olup Medine’de kalmayı tercih etti.Necranlıların Medine’ye gelişleri, Mescid-i Nebevi’de vakti geldiğinde dua etmeleri –ki buna bizzat Hz. Peygamber izin vermişti-, iki din arasındaki bir tartışmaya katılmaları, sonunda kendi vicdanlarında Hz. Peygamber’in nübüvvetini tasdik etmelerine rağmen dinlerinde ısrar edip bir muahede ile Medine’den ayrılmaları Müslümanların gayrimüslimlerle olan ilişki biçimlerinden en ilginci ve anlamlı olanıdır.Gerek Nur, 6-9 ayetleri, gerekse Âl-i İmran 61. ayetinde iki husus dikkati çeker: A) Her iki olayda iftira vardır. İlkinde koca, karısına zina suçu isnadında bulunmakta, diğerinde Necranlılar “Allah’a oğul edindi” iftirasında bulunmaktadırlar. B) Uzlaşma imkânı olmayan ihtilafların vahim sonuçlara yol açmaması, mesela karı-koca arasındaki ihtilafın cinayete veya başka türden yıkıcı bir zarara, iki din topluluğu arasındaki ihtilafın iç çatışmaya veya savaşa sebebiyet vermemesi için karşılıklı lanetleşme (mülaane ve mübahele) bir “çözüm yolu” olarak önerilmektedir. Taraflar iddia ve görüşlerinde haklılıklarında ısrar ediyor ama birbirlerini ikna edemiyorsa, işi Allah’a havale edecek, bu arada samimi olduklarını ortaya koyma babında lanetleşecek, yani kim haksız ise Allah’ın lanetine maruz kalmayı kabul edecektir. Bu, husumet ve düşmanlığı körüklemez, çözüm getirir. Anlaşmayanlar karı-koca ise boşanır, iki din müntesibi ise herkes kendi dinî inancına göre yaşamaya devam eder. Mülaane ve mübahele, bir arada yaşamanın kelamî ve hukukî zeminini tesis eder.
Zaman
Köşe Yazıları
17.04.2014
AliBulaç-MübaheleAli Bulaç - Mübahele
Moritanya da Kutlu Doğum Coşkusu
Haberler.com
17.04.2014
12:10
Moritanyada faaliyet gösteren Burç Eğitim Kurumları tarafından Mevlid-i Nebevi (Kutlu Doğum) programı düzenlendi.
Haberler.com
Dünya
17.04.2014
MoritanyadaKutluDoğumCoşkusuMoritanya da Kutlu Doğum Coşkusu
Kâbe’de bir ilk: Hutbe simültane olarak İngilizceye çevrildi
Zaman
01.03.2014
02:09
Dün Kâbe’de (Mescid-i Haram) cuma hutbesinin ilk simültane (anlık sesli tercüme) deneyimine İngilizce ve Urduca dillerinde başlandı.Kâbe’nin belirlenen bir alanında cuma namazını kılan bir grup üzerinde başlatılan uygulama için namaz başlamadan önce kulaklıklar dağıtıldı. Dahili bir ağ ile birbirine bağlanan kulaklıklar FM radyo üzerinden belirli bir frekans üzerinden ses yayını yaptı. Haremeyn Başkanlığı tercüme için özel oda tahsis etti. Tercümeler hutbenin başlamasıyla birlikte eşzamanlı olarak başladı. Bu uygulamanın Mescid-i Haram’ın bazı bölgelerinde genelleştirilmesi ve test edilmesi için bir ekip görevlendirildi. Uygulamanın daha sonra Medine’de Mescid-i Nebevi’de tatbik edileceği belirtildi. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı Şeyh Abdurrahman Al-Südeys simültane tercüme için cihazların sağlandığını, Kâbe’de Kral Fahd döneminde yapılan genişletme alanında tahsis edilen bir yerde namaz kılanlara dağıtıldığını söyledi. Hutbede İslam aleminin içinde bulunduğu kötü durumun birlik ve beraberlikle atlatılabileceği ifade edildi. Hutbede ayrıca Suriye ve Filistin meseleleri ele alındı. Hutbede Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın talimatıyla “Suriyeli kardeşlerimize destek” adı altında başlatılan kampanyaya destek olunması istendi.
Zaman
Ana Sayfa
01.03.2014
Kâbe’debirilkHutbesimültaneolarakİngilizceyeçevrildiKâbe’de bir ilk Hutbe simültane olarak İngilizceye çevrildi
Kâbe’de bir ilk: Hutbe simültane olarak İngilizceye çevrildi
Zaman
01.03.2014
02:00
Dün Kâbe’de (Mescid-i Haram) cuma hutbesinin ilk simültane (anlık sesli tercüme) deneyimine İngilizce ve Urduca dillerinde başlandı.Kâbe’nin belirlenen bir alanında cuma namazını kılan bir grup üzerinde başlatılan uygulama için namaz başlamadan önce kulaklıklar dağıtıldı. Dahili bir ağ ile birbirine bağlanan kulaklıklar FM radyo üzerinden belirli bir frekans üzerinden ses yayını yaptı. Haremeyn Başkanlığı tercüme için özel oda tahsis etti. Tercümeler hutbenin başlamasıyla birlikte eşzamanlı olarak başladı. Bu uygulamanın Mescid-i Haram’ın bazı bölgelerinde genelleştirilmesi ve test edilmesi için bir ekip görevlendirildi. Uygulamanın daha sonra Medine’de Mescid-i Nebevi’de tatbik edileceği belirtildi. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanı Şeyh Abdurrahman Al-Südeys simültane tercüme için cihazların sağlandığını, Kâbe’de Kral Fahd döneminde yapılan genişletme alanında tahsis edilen bir yerde namaz kılanlara dağıtıldığını söyledi. Hutbede İslam aleminin içinde bulunduğu kötü durumun birlik ve beraberlikle atlatılabileceği ifade edildi. Hutbede ayrıca Suriye ve Filistin meseleleri ele alındı. Hutbede Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın talimatıyla “Suriyeli kardeşlerimize destek” adı altında başlatılan kampanyaya destek olunması istendi.
Zaman
Güncel
01.03.2014
Kâbe’debirilkHutbesimültaneolarakİngilizceyeçevrildiKâbe’de bir ilk Hutbe simültane olarak İngilizceye çevrildi
Mekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Zaman
21.02.2014
02:06
Mekke’de Kâbe’nin kuzey meydanlarını geliştirme projesi kapsamında, Peygamber Efendimiz’in (sas) doğduğu yer olarak bilinen Mekke Kütüphanesi’nin kaldırılmayacağı belirtildi.Cidde merkezli Okaz gazetesinde yer alan habere göre, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Başkanlığı resmi sözcüsü Ahmet Muhammed El-Mansuriy, başkanlık için planlanan yeni binanın kütüphaneden uzak başka bir tarafta yapılacağını söyledi. Kütüphanenin konumunun birçok tarihi hadise ile bağlantılı olduğunu belirten proje gözetmeni Abbas Kattan, sürekli istişare halinde oldukları Yüksek Âlimler Konseyi’nin ve bunun için bütün görüşlerin alınması gerektiğine dikkat çekti.
Zaman
Güncel
21.02.2014
MekkeKütüphanesikaldırılmayacakMekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Mekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Zaman
21.02.2014
02:06
Mekke’de Kâbe’nin kuzey meydanlarını geliştirme projesi kapsamında, Peygamber Efendimiz’in (sas) doğduğu yer olarak bilinen Mekke Kütüphanesi’nin kaldırılmayacağı belirtildi.Cidde merkezli Okaz gazetesinde yer alan habere göre, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Başkanlığı resmi sözcüsü Ahmet Muhammed El-Mansuriy, başkanlık için planlanan yeni binanın kütüphaneden uzak başka bir tarafta yapılacağını söyledi. Kütüphanenin konumunun birçok tarihi hadise ile bağlantılı olduğunu belirten proje gözetmeni Abbas Kattan, sürekli istişare halinde oldukları Yüksek Âlimler Konseyi’nin ve bunun için bütün görüşlerin alınması gerektiğine dikkat çekti.
Zaman
Ana Sayfa
21.02.2014
MekkeKütüphanesikaldırılmayacakMekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Mekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Zaman
20.02.2014
14:53
Mekkede Haremin (Kâbenin) kuzey meydanlarını geliştirme projesi kapsamında, Peygamber Efendimiz (S.A.V)in doğduğu yer olarak bilinen Mekke Kütüphanesinin kaldırılmayacağı bildirildi.Cidde merkezli Okaz gazetesinde yer alan habere göre, Kâbenin etrafında yapılan genişletme çalışmaları için Peygamber Efendimiz (S.A.V)in evi olarak bilinen, Mekke Kütüphanesinin kaldırılması için bir niyetin olmadığı belirtildi. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Başkanlığı resmi sözcüsü Ahmet Muhammed El-Mansuriy, Başkanlık için planlanan yeni binanın kütüphaneden uzak başka bir tarafta yapılacağını söyledi.Haremin kuzey meydanlarını geliştirme projesi gözetmeni Abbas Kattan, sızdırılan çalışmaların sadece önerilerden ibaret olduğunu ve çalışmalarla ilgili herhangi bir resmi kararın alınmadığı söyledi. Kattan, bölgede yapılan kentsel geliştirme çalışmalarının kendine özgü ve Mescid-i Haramın özellikleriyle uyumlu olduğunu vurguladı.Kütüphanenin konumunun bir çok tarihi hadise ile bağlantılı olduğunu ve sadece bir çalışma yüzünden kaldırılmayacağını belirten Kattan, özellikle Mescid-i Haramı genişletme projeleri için sürekli istişare halinde oldukları Yüksek Âlimler Konseyinin ve bunun için bütün görüşlerin alınması gerektiğine dikkat çekti(CİHAN)
Zaman
Dünya
20.02.2014
MekkeKütüphanesikaldırılmayacakMekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Mekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Zaman
20.02.2014
14:45
Mekkede Haremin (Kâbenin) kuzey meydanlarını geliştirme projesi kapsamında, Peygamber Efendimiz (S.A.V)in doğduğu yer olarak bilinen Mekke Kütüphanesinin kaldırılmayacağı bildirildi.Cidde merkezli Okaz gazetesinde yer alan habere göre, Kâbenin etrafında yapılan genişletme çalışmaları için Peygamber Efendimiz (S.A.V)in evi olarak bilinen, Mekke Kütüphanesinin kaldırılması için bir niyetin olmadığı belirtildi. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Başkanlığı resmi sözcüsü Ahmet Muhammed El-Mansuriy, Başkanlık için planlanan yeni binanın kütüphaneden uzak başka bir tarafta yapılacağını söyledi.Haremin kuzey meydanlarını geliştirme projesi gözetmeni Abbas Kattan, sızdırılan çalışmaların sadece önerilerden ibaret olduğunu ve çalışmalarla ilgili herhangi bir resmi kararın alınmadığı söyledi. Kattan, bölgede yapılan kentsel geliştirme çalışmalarının kendine özgü ve Mescid-i Haramın özellikleriyle uyumlu olduğunu vurguladı.Kütüphanenin konumunun bir çok tarihi hadise ile bağlantılı olduğunu ve sadece bir çalışma yüzünden kaldırılmayacağını belirten Kattan, özellikle Mescid-i Haramı genişletme projeleri için sürekli istişare halinde oldukları Yüksek Âlimler Konseyinin ve bunun için bütün görüşlerin alınması gerektiğine dikkat çekti(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
20.02.2014
MekkeKütüphanesikaldırılmayacakMekke Kütüphanesi kaldırılmayacak
Suudi Kralı'ndan Kabe örtüsü fabrikası talimatı
Zaman
05.02.2014
12:55
Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz El-Suud, Kabe örtüsünün üretildiği makinelerin değiştirilmesi ve yenilenmesi talimatını verdi.Kral Abdullahın verdiği talimatta ayrıca Kabe örtüsünün üretildiği fabrikanın geliştirilmesi ve her türlü modern ihtiyaçlarının karşılanması talebi yer aldı.Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Başkanı Şeyh Abdurrahman bin Abdülaziz As-sudeys, Kral Abdullaha verdiği bu talimattan ve gösterdiği ihtimamdan dolayı teşekkür etti.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
05.02.2014
SuudiKralındanKabeörtüsüfabrikasıtalimatıSuudi Kralından Kabe örtüsü fabrikası talimatı
Diyanet’in cuma hutbesinde 'kardeşlik' vurgusu
Zaman
31.01.2014
10:12
Diyanet İşleri Başkanlığının bu haftaki Cuma namazı hutbesinin konusunu Nasıl Bir Kardeşlik? başlığı altında ele aldı. Kardeşliğin, Peygamber Hazreti Muhammedten (s.a.s) gelen bir vefa olduğuna vurgu yapılan hutbede, Sakın incitme bir canı, Yıkarsın arş-ı Rahmânı sözü hatırlatıldı.Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı hutbenin girişinde; rahmet yüklü evrensel mesajlarıyla gönülleri fetheden Peygamber Hazreti Muhammedin (s.a.s.), asırlar önce dillendirdiği kardeşliğe dair Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnızlığa terk etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir… ifadesine dikkat çekildi.KARDEŞLİK MÜMİNE MUHABBET BESLEMEKTİRYüce din İslamda kardeşliğin, aynı anne-babadan dünyaya gelenlere hasredilemeyecek kadar kapsamlı olduğu dile getirilerek, Kardeşlik, mümine muhabbet beslemektir. Yağmurun toprağa getirdiği bereket misali birbirimize rahmet ve şefkat olmaktır. Peygamberimizden gelen bir vefadır kardeşlik. Fırtınalı denizlerde birbirimize sığınılacak bir liman olabilmektir. Kardeşlik, zor zamanlarda gönül alıcı bir söz, mütebessim bir çehre sunabilmektir. Kardeşlik, huzur ve mutluluğu paylaşmak, hüzün ve kedere, acı ve ızdıraba ortak olmaktır. Kardeşlik, mesafeleri, sınırları, engelleri ortadan kaldıran gönüller arası ülfet köprüsüdür. Renkleri, dilleri, kökenleri farklı da olsa yürekleri bir kardeşler, birbirlerinin hüznüne, uğradıkları zulüm ve şiddete, akan kan ve gözyaşlarına asla duyarsız kalamaz. Kardeşlik duygusu, ayrı bedenlerin aynı kalbi paylaşabilmesidir. Kardeşlik, Efendimizin (s.a.s), Sizden biriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz. mesajı gereği, diğerkâmlıktır. Duyarlı olabilmektir kardeşlik. vurgusu yapıldı.BİRBİRİNİZLE ÜSTÜNLÜK YARIŞINA GİRMEYİN Peygamber Hazreti Muhammedin (s.a.s.) ifadesiyle kardeşliğin, Birbirimize muhabbet, merhamet ve şefkat gösterme hususunda bir vücut gibi hareket edebilmek, türlü sıkıntılara müptela olduğumuz şu imtihan dünyasında beraberce Allah rızasını aramak olduğu kaydedilen hutbe, Kardeşlik; Birbirinizle üstünlük yarışına girmeyin. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allahın kulları! Kardeş olun. Müslümanın kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir. nebevi ifadesiyle, hangi şartta olursa olsun kardeşini yalnızlığa terk etmemektir. Kardeşlikte terk yoktur, sorumsuzluk, duyarsızlık yoktur. Kardeşlik her şeyden önce bir söylem ve edebî bir kurgu değil, bir hukuk, bir hak, bir görev, bir iman ve ahlâktır. şeklinde devam etti.Ensar ve Muhacirin, böyle bir kardeşliği hücrelerine kadar yaşayarak ortaya koydukları belirtilerek, Hazreti Muhammedin (s.a.s) asabiyet ve cehaletin çelik ağını kırarak; dilleri, renkleri, gelenek ve görenekleri farklı olmasına rağmen iyilik ve takvada yardımlaşan kardeşlerden örnek bir toplum meydana getirdiğine işaret edildi.MÜSLÜMANLAR, ALLAH RESULÜNDEN SONRA BU ULVİ MİRASA SAHİP ÇIKAMADIHutbede ayrıca, Fakat ne hazindir ki Müslümanlar olarak, Allah Resulünden sonra bu ulvi mirasa yeterince sahip çıkamadık. Ensar ve Muhacirin destansı kardeşliği bizlere örnek olması gerekirken hafızalarımızda bir tarih, bir hatırat oldu. Dünyevi çıkarlar, güç mücadeleleri, Kutlu Nebinin, ardında bıraktığı bu örnek toplumu zedeledi. Kardeşlik duyguları ve gönüller onulmaz yaralar aldı. Asr-ı saadette gönülleri bir, zihinleri bir, gayeleri bir kardeşlerin arasına ayrılık-gayrılık girdi. Birbirine ülfet, muhabbet, samimiyet, ünsiyet beslemesi gereken gönüller, hırs, menfaat, bencillik, kin ve intikam ateşiyle kavruldu. Bu ateş, geçmişte yaşanan pek çok müessif hâdisenin fitilini tutuşturdu. Asırlarca yürekleri dağlayan fitne ve fesat alevini körükledi. üzüntüsü paylaşıldı.SAKIN İNCİTME BİR CANI, YIKARSIN ARŞ-I RAHMANIGünümüzde de pek çok İslam ülkesinden ateşler yükseldiği belirtilerek, Rahmet Elçisinin kaynaştırdığı kalpler kin, nefret gibi kötü duyguların mekanı oldu. Bütün bunlar, Resulullahın asırlar önce haykırarak ilan ettiği kardeşliğe uzak kalışın acı neticeleri değil midir? denildi.Kardeşliğin zihinlerde ve gönüllerde tam anlamıyla zemin bulamayışının birçok sebebi olduğuna dikkat çeken Cuma hutbesinde, Bunların başında herkesin kendini, kendi düşüncesini, mezhebini, meşrebini, benliğini hakikatin yerine koyması geliyor. Oysa Yüce Rabbimiz, biz Müslümanlara hakikatin yolunda olmayı, hakkın peşinden koşmayı emretti. Kendimizi hakikatin yerine koymayı, hakkı yalnız kendimize has kılmayı emretmedi. Hepimiz hakikatin yolunda hizmet etmekle emrolunduk. Hiç kimse hakikat avucumda dememeli, hakikat benim diye iddia etmemelidir. Müsl
Zaman
Son Dakika
31.01.2014
Diyanet’incumahutbesindekardeşlikvurgusuDiyanet’in cuma hutbesinde kardeşlik vurgusu
Mehmet Görmez: Dini içeriklerin sanat eserlerine konu edilmesi desteklenmeli
Zaman
01.12.2013
14:58
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, katıldığı kongrede İslam sanatının belli bir edebi gözettiğini ve belirlediğini söyledi. Görmez, “Dini içeriklerin sanat eserlerine konu edilmesi, desteklenmesi gereken bir husustur.” dedi.Görmez, Şişli’deki Grand Cevahir Otel Kongre Merkezinde, 6. Dini Yayınlar Kongresi’nin sonuç bildirgesini açıkladı. 29 Kasım’da başlayan kongre, bugün son buldu. Kongrede akademisyenler, sanatçıları, yazar ve çok sayıda davetlinin katılımlarıyla gerçekleştirildi. 3 gün boyunca süren oturumlarda ‘İslam, Sanat ve Estetik’ konusunun farklı yönleriyle ele alındığı bildirildi.Kongrede konuşan Görmez, “Biz ibadet hayatımızdan, mihrapta okunan hutbenin niteliğinden, üsluptan, ezanın ritmine kadar, cübbeden sarıktan, kıyafetten, cami içerisinde kullandığımız ses cihazlarına, cami mimarisine kadar her alanda İslamın inşa etme içerisinde olan çalışma içerisindeyiz.” ifadelerini kullandı. “PEYGAMBERİMİZ SÖZLERİNDE VE DAVRANIŞLARINDA ESTETİĞE ÖNEM VERMİŞTİ”Görmez’in açıkladığı bildirge şöyle: “İslam sanat ve estetiğinde başlıca kaynak, Kuran ve nebevi mirastır. Kuran, ebedî bir mesaj olarak estetik ve sanat olgusuna ontolojik bir değer atfetmektedir. Kur’an’da yer alan ‘hüsün, cemal, zinet, bedi, halk’ gibi kavramlar İslam’ın estetik ve güzellik algısının temellerini teşkil eder. Hz. Peygamber (sas), sözlerinde ve davranışlarında estetiğe önem vermiştir. İlk Müslüman nesiller sanat ve estetiğin öncü adımlarını atmışlar, onları izleyen kuşaklar, sanat ve estetiğin şaheserleriyle adeta yeryüzünü donatmışlardır. Ancak modern zamanlarda Kur’an-ı Kerim ve nebevi öğreti estetik açıdan yeterince tahlil edilememiştir. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin (sas) mesajları bu açıdan yeniden değerlendirilmelidir. İslam sanatı sadece bir ürünler kataloğu değildir. Aynı zamanda bir algılama ve görme biçimidir. Bu yüzden bize dini anlamada ufuklar açacak mahiyettedir. Tarih boyunca dini içerikler sanat eserlerine konu olmuştur. İslam sanatı bu alanda her zaman belli bir edebi gözetmiş ve belirlemiştir. Dini içeriklerin sanat eserlerine konu edilmesi, desteklenmesi gereken bir husustur. Bununla birlikte sanat, dini konu edindiğinde onunla bir ahlak ve edep ilişkisine girdiğinin de farkında olmalıdır. Dini içerik, sanatın haricinde bir konu değil, aksine sanatı biçimlendiren, onunla iç içeliği sağlayan bir konudur. İslam sanatı sadece estetik kaygıları değil, aynı zamanda etik kaygıları da hesaba katan bir gelenekle şekillenmiştir.” ifadeleri yer aldı.Sinemada da özgün dilin kullanılması gerektiği belirtilen raporda, “Sinema, güncelin içinde kalarak ve deruni tecrübeden yararlanarak estetik bir dil ve imge oluşturabilir. Kimi örneklerde başarıyla gözlemlendiği gibi kendi sinemamız da özgün dilini oluşturmalıdır. İslam sanatı söz konusu olduğunda sadece geçmişi değerlendirmek kadar geleceği tasavvur etmek de önemlidir. Bu yüzden İslam sanat müktesebatını değerlendirmek ve yeni ufuklar ortaya koymak üzere ilgili fakültelerle işbirliği içinde bir araştırma birimi veya merkezi kurulmalıdır. Yeni cami mimarisi Diyanet İşleri Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Üniversitelerimizin öncülüğünde gerçekleştirilecek çalışmalarla yeniden sorgulanmalı ve dünyadaki örnekleri göz önünde bulundurarak yeniden tasarlanmalıdır. Bu hususta denetim vazifesi olan koruma kurullarında yeni bir yapılandırılmaya gidilmesi gerekmektedir.” diye belirtildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
01.12.2013
MehmetGörmezDiniiçeriklerinsanateserlerinekonuedilmesidesteklenmeliMehmet Görmez Dini içeriklerin sanat eserlerine konu edilmesi desteklenmeli
Kerim Balcı - Esed'le konuşmak
Zaman
29.11.2013
02:00
Sivilin hayal kurma hakkı vardır; siyasetçi ise realist olmak zorundadır. Biz kızarız. Nefret etme hakkımız vardır. Darbe ülkesi Mısır’ın ürünlerini almama kararı da alırız, “Beşşar Esed’in elini sıkarsam elim kurusun” da diyebiliriz.Sivil olarak bizim adil bir dış politika talebinde bulunma, etik dış politika ütopyasından bahsetme hakkımız vardır. Hayallerimiz kimsenin haklarını kısıtlamaz zira. Devlet ve siyasetçi ise realist olmak durumundadır. Onlar hayal kuramazlar. Sözlüklerinde doğrular değil, menfaatler vardır. Evrensel doğruları bile milli çıkarların üzerine koyamaz devlet adamları. Memleket çıkarları her nasıl gerektiriyorsa öyle hareket ederler.Sivilken ben, “İmralı’yla konuşursam dilim büyüsün, ağzıma sığmasın” diyebilirim. Çünkü büyük resmin tamamını görme imkanım olmadığı gibi, böyle bir sorumluluğum da yoktur. Devlet ise konuşulması gerektiğinde konuşmazsa benim geleceğime ihanet etmiştir. Sivilken ben, meşru şiddet kullanımı hakkım kendi bedenim konusunda bile sınırlıdır. Devlet, şiddeti kullanması gereken yerde kullanmazsa beni, vatandaşını tehlikeye atmıştır.Devlet, kalbi hafif katıca, hafızası biraz zayıfça, gözü hafifçe âmâ, yaşlı bir kadın gibidir. Sivilin asla affetmeyeceğini affeder devlet; sivilin asla görmezden gelemeyeceği şeylere merhamet nazarıyla bakar; sivilin asla unutmayacaklarını unutur. Çünkü sivilin aklı geçmişe bakıp geleceği planlarken, devletin aklı geleceğe bakıp geçmişi yeniden yazar.Devlet bağırmaz.Devlet iğrenmez.Devlet köprü atmaz.Memleketin ekser kısmı sivildir. Sivile, hislerin galebe çaldığı mevcut atmosferde, bir gün gelecek Esed’le konuşacağız yeniden, El-Kaide terörüne karşı işbirliği yapacağız desek, halkın ekser kısmı kabul etmez. Ne var ki devlet bütün köprüleri atmamakla sorumludur. Adil olanın ne olduğunun önemi yok; cari olan durum şudur: Esed daha uzun yıllar makamında oturacak. Kader veya kaza onu makamından etse de Suriye’nin dümenine demokratik güçlerin geçmesi daha bir, belki iki kuşak ister.Bölgemizdeki hiçbir çatışma tarihi Fransız-Alman karşıtlığı kadar can yakıcı olmadı. Milli çıkarlar gerektiğinde bu iki devlet bir millet-üstü yapının içinde erimeyi kabullenebiliyorsa, bölgemizin çatışanları da bir gün gelir konuşur, bir gün gelir el sıkışırlar.Düşmancıl söylemler artık unutulmaya imkan vermeyecek ölçekte bir tarih oluşturmazlarsa, o tarihin yükü bireylere yüklenir ve o söylemler şahıslarla birlikte tarihe gömülürler. Devlet aklı böyle çalışır. Senin söylediklerinden kurtulamıyorsa devlet, senden kurtulmayı tercih eder.Uzak değil, birkaç sene içinde Suriye rejimiyle konuşmak durumunda kalacak Türkiye. Mısır’a da büyükelçi gönderecek. Şimdi dolaylı olarak desteklediği Suriye muhalefetinin bir kısmıyla köprüleri atacak, öbür kısmı ile rejim arasında köprüler kurmanın yolunu arayacak. Siviller, anlaşılabilir ama kabul edilemez sebeplerle eleştirecekler bu gelişmeleri. “Madem konuşacaktık, niye o kadar bağırmıştık?” diyecekler. Ama devlet, devlet ciddiyeti içinde üzerine düşeni yapacak. Bunu yapacağı için devlet diyoruz devlete; tek tek yapamayacağımız şeyleri yapabileceği için, tek tek yapmaya kalkıştığımızda anarşi denilecek şeyler, o yaptığında güvenlik ve düzeni sağlamak denildiği için...Eksik olsun! Ben konuşmam Esed’le. Ama devlete düşen, “Gün gelir...” düşüncesiyle kimseyle olan düşmanlığını asla geri dönülemez bir yola sokmamak; bir gün düşman olabileceği endişesiyle de kimseyle olan dostluğunu aşırıya kaçırmamaktır.Nebevi prensiptir. Eleştirecekler, bunu da düşünsünler.
Zaman
Köşe Yazıları
29.11.2013
KerimBalcı-EsedlekonuşmakKerim Balcı - Esedle konuşmak
Destici: Muharrem, sevinçler ve üzüntülerin birlikte yaşandığı bir ay
Zaman
12.11.2013
16:15
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, pek çok olayın vuku bulduğu Muharremin sevinçlerin ve hüzünlerin birlikte yaşandığı bir ay olduğunu söyledi.Mustafa Destici Muharrem ayı ve aşure günü ile ilgili yayınladığı mesajda, Allaha ve Resulüne sadakatı, hakka ve hakikate yapılan nebevi duruşu ifade eden Muharrem ayının tüm İslam alemine barış, huzur ve mutluluk getirmesini niyaz ediyorum. dedi.Aşure gününde 10 Muharremde meydana gelen menfur hâdisenin bugüne ayrı bir boyut kattığını hatırlatan Destici, “Efendimizin, Hasan ve Hüseyin cennet halkı çocuklarının efendileridir dediği Hz. Hasanın şahadetinden sonra Resulullahın; mübarek ve mutena ailesinin en önemli temsilcisi olan Hz. Hüseyinin Kerbelada şehit edildiği günün adıdır 10 Muharrem. Hz. Hüseyin, Kerbelâda Emevi ordusu tarafından kuşatılmış ve 10 gün kadar süren baskı ve şiddetten sonra bütün aile efradıyla birlikte katledilmiştir.” diye konuştu. “HİÇ BİR MAZERET BU KATLİAMI MAZUR GÖREMEZ”Müslümanların hafızasında asırlardır silinmez izler bırakan bu menfur olayın sıradan bir katliam değil, orada şehit edilenlerin evlâd-ı Resul olduğuna dikkat çeken Destici şunları söyledi: “Unutulmaması gerekir ki, İslamiyet Hz. Peygamberin bize getirdiği vahiyle kaimdir. Biz, Allah elçisine büyük bir sevgi ve saygı besleriz. Bu, imanımızın bir gereğidir. Onu sevmeden Müslüman olunamayacağını biliriz. Bu muhabbetimiz, -Hz. Peygamberin yolundan gittiği müddetçe- onun ailesini, çocuklarını ve torunlarını da sevmemizi, onları dost kabul etmemizi gerektirir. Ehl-i Beyte düşmanlık gösteren ve onlara zarar veren kim olursa olsun bütün Müslümanların düşmanıdır. Acı olan şudur ki, Hz. Peygamberin vefatının üzerinden henüz kırk yıl geçmeden dünyevî çıkarlar, siyasi beklentiler ve benzeri gerekçelerle baş tacı ettiğimiz Hz. Peygamberin torunlarının hunharca öldürülmesidir. Hiçbir mazeret bu katliamı mazur gösteremez. Vuku bulduğu ilk andan itibaren aklıselim sahibi bütün Müslümanlar, bu menfur hadiseye sebep olanları kınamıştır. Bu itibarla hicri 61 tarihinden itibaren 10 Muharrem, Müslümanların gönül dünyasında farklı bir anlam kazanmış; aşure günüyle alakalı olarak Kerbela faciasından önceki sevinç ve mutluluk günü olmasına dair rivayetler anlamını kaybetmiştir.”“EHL-İ BEYT’İ DAHA İYİ ANLAMAYA İHTİYACIMIZ VAR” Müslümanların, her yönüyle Allah elçisini ve onun sünnetini rehber edindiğini sözlerinde yer veren BBP lideri Destici, Bugünlerde Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyti anlatan kıymetli eserler okunmalı; onların dinî ve tarihî şahsiyetleri çok iyi öğrenilmelidir. Sünni, Alevi ve Şiisiyle bütün Müslümanların Hz. Peygamberi, Hz. Aliyi, Hz. Hüseyini ve Ehl-i Beyti daha iyi anlamaya, öğrenmeye ve örnek almaya ekmek su kadar ihtiyacı vardır. Son söz olarak, hakkın üstün gelmesi için kendisini feda eden hakikat aşıklarına selam olsun. ifadelerine yer verdi.“MÜSLÜMANLAR ZULÜM VE HAKSIZLIĞA MARUZ KALIYOR”Destici, asırlardır Müslümanların dünyanın dört bir tarafında zulüm ve haksızlığa maruz kaldığını hatırlatarak, “Bunun sebebi Müslümanların sahipsizliği, zalimlere karşı top yekûn karşı çıkamayışı, maddeye, paraya, makama sahip olunca birbirlerinden ayrışmalarıdır. Kavga etmeleridir. Hz. Ademin tövbesinin bugün kabul edildiği; Nuh tufanının Muharrem ayında sona erdiği ve Hz. Nuhun, kendisine inananlarla birlikte bugünde kurtulduğu; Hz. Musanın önderliğinde İsrailoğullarının Firavunun zulmünden yine bugün kurtulduğu gibi onlarca mühim hadisenin 10 Muharremde gerçekleştiğinden yola çıkarak; idrak etmekte olduğumuz Muharremin büyük Türk milletine, tüm İslam alemine barış, mutluluk ve huzur getirmesini niyaz ediyorum. Allaha ve Resulüne sadakatı, hakka ve hakikate yapılan nebevi duruşu ifade eden Muharrem ayının bütün insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.” şeklinde konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.11.2013
DesticiMuharremsevinçlerveüzüntülerinbirlikteyaşandığıbirayDestici Muharrem sevinçler ve üzüntülerin birlikte yaşandığı bir ay
‘Nebevî fetanetin bir damlası’
Zaman
19.10.2013
02:05
İmam-ı Rabbani Hazretleri Mebde ve Me’ad’ında kalp makamından bahis eder. Müridin istidadı ve kapasitesi nisbetinde seyr-i sülûkunu tamamlayıp, tabir-i diğerle kendi arş-ı kemâlâtına yükselip başladığı noktaya geri dönüşünü anlatır.Mürid bu noktaya geri dönünce artık mürşiddir. Der ki Hazret: “İniş mertebelerinin sonu hakikat-i camia olan kalp makamıdır. Halkı irşat etmek ve olgunlaştırmak bu makama inmeye bağlıdır.”Şimdi burada soluklanalım. “Bugün huzurunuza çıkacak halim yoktu. Ama bazı hatırları ihsas ettiler. İşte huzurunuzdayım.” Bu cümlenin zikredildiği umumi sohbet ortamından sizi alıp bir saat öncesine, iki elin parmak sayısınca ifade edilecek insan topluluğunun bulunduğu daha farklı bir ortama götüreyim. “Bir rüya gördüm. O rüyaya binaen bekledim, bekledim. Ama bugün de ölemedim.” Bu sözler, salonda ciddi bir şaşkınlığa yol açtı. Zaten konuşurken cümleleri değil, heceleri hatta kendinizi biraz zorlasanız kelimeleri bile sayabileceğiniz yavaşlıkta konuşuyordu. Etrafımdaki herkes, ne oluyoruz dercesine afallamış birbirine bakıyordu. Burada geriye döneceğim; şimdi öğle sonraları gerçekleşen bu oturumun olduğu günün sabahına gidelim.Sabahtan beri bekleniyor. Kahvaltı şimdi çıkacak, birazdan çıkacak diye. Çıkmadı. Her gün vaktin evvelinde kılmaya özen gösterdiği öğle namazında da çıkmadı. Cemaat aşağı salonda bir başkasının imametinde kıldı namazı. Yemek vakti çoktan geçti. Gözler endişeli bir şekilde küçük salona odaklanmıştı. Nihayet çıktı; namaz, yemek, çay derken kısa bir süreliğine oturdu. Ağzından dökülecek sözlere odaklanmıştı herkes. Acaba ne diyecekti? Rutinin dışına çıkılan bu günde sebep maddi bir rahatsızlık mıydı? Bu son sorunun cevabını yukarıda buldunuz ama o atmosferde ne dediğini şimdi aktaracağım ki burası benim geriye döneceğim dediğim yer.“Efendimiz’in Hudeybiye’deki stratejisi [daha önce ‘Hudeybiye’de geri adım attı demeyin; o hiç geri adım atmamıştır. Onun geri adım gibi gözüken davranışları bile stratejinin bir parçasıdır’ tespitini önemine binaen makam münasebetiyle tekrar hatırlatıyorum A.K.] ile yüzlerce insan bir yıl içinde ihtida ediyor. Mazlûmiyet ve mağduriyeti değerlendiriyor. Bazen direnme insanı kaybettirir.”Bu minval üzere başladı ve devam etmeye durdu; yukarıda dediğim gibi kısık bir ses, kelimeleri saymaya kalksanız sayabileceğiniz kadar yavaş, insanın zihnine ve kalbine işleyen yakıcı bir tonda konuşuyordu. Eyvah dedim içimden; yine bitme tükenme bilmeyen, Türkiye’nin 30 yılını alan, nice canlara mal olan terör problemine değinecek şimdi. Öyle de oldu ama terörü Pakistan ve Kenya’da olan hadiseler münasebetiyle çok daha geniş bir perspektiften ele aldı bu defa. Mısır dedi, Somali dedi, Türkiye dedi. Global ölçekte pusuya yatmışlardan bahsetti. “Bunları hesaba katmadan strateji belirleyemezsiniz.” dedi.Eskimeyen dostlar vardı halkada. Mehabet perdesinin kendileri için daha fazla aralandığını bizatihi gördüğümüz dostlardı bunlar. Rahat konuşmaları ile dikkatleri üzerlerine çeken bu zatlar, bazı sorular soruyor; eski dönemlerdeki uygulamalarından hatırlatmalarda bulunuyorlardı. “Harp hiledir” hadisine nasıl açıklama kazandırabiliriz bu sorulardan biriydi mesela. “5-6 kişiydik; birisi İzmir’e gelmişti de siz bizi toplamış, istişarede bulunmuştunuz” bir başka hatırlatmaydı mesela.Bu tatlı muhabbet ortamı Hocaefendi’yi görebildiğim kadarıyla zihnen başka ufuklara taşıdı. Sabahtan hatta geceden beri Rabbisi ile baş başa, dertleri ile hemhal, ıstırabıyla mustarip bu sineye nefes aldırdı bence ve açıldıkça açıldı. Öyle ki bugün ikindi sohbeti olmaz diye düşündürttü beni. Çünkü başka sohbet günlerinde bu saate kalmaz, abdest ve hazırlık için çoktan odasına çekilirdi.Hudeybiye ve stratejinin bir parçası olan “geriye çekilme”den söz açıldı dedim ya; o minval üzere devam etti muhabbet. Bedir’e, Uhud’a götürdü bizi Hocaefendi. Hz. Halid ve Abdullah bin Ömer ile Mute sonrası Mescid-i Nebevi’ye getirdi, Efendimiz (sas) ile bunların muhaveresine şahit kıldı. Baştan sona Nebiler Serveri’nin (sas) fetanetine işaret eden bu örnekler sonunda öyle bir tesbitte bulundu ki Hocaefendi, şaşar kalırsınız. Efendimiz’e (sas) itimadın, Nebevi hayata bakış açısının zahiri deliliydi söylediği şu cümle: “Bu Nebevi fetanetin bir damlası ile Güneydoğu’ya müdahale edilseydi, şimdiki problemlerin hiçbiri yaşanmazdı.” Keşke dedi sanırım salonda bulunan herkes içinden. Sonra aynı temenni edatını Hocaefendi’nin ağzından da duyduk. “Keşke! Halbuki şimdi herkes birbirine karşı kinle, nefretle köpürüyor. Onları da anlamak lazım. Kimisinin karısı-kocası, kimisinin çocuğu torunu öldürülmüş, yaralanmış, evleri, tarlaları, köyleri ya
Zaman
Yorum
19.10.2013
‘Nebevîfetanetinbirdamlası’‘Nebevî fetanetin bir damlası’
Mescid-i Nebevi'yi genişletme çalışmaları başlatılıyor!
Emlak Kulisi
18.10.2013
06:06
Mescid-i Nebevi ile ilgili Genişletme Projesi, son değişiklikle Mart 2013'te Kral tarafından onaylandı. Kral, tahmini 37.5 milyar dolarlık olan projenin, en fazla 2 yıl içinde tamamlanması emrini verdi..
Emlak Kulisi
Emlak
18.10.2013
Mescid-iNebeviyigenişletmeçalışmalarıbaşlatılıyorMescid-i Nebeviyi genişletme çalışmaları başlatılıyor
Risale-i Nurlardaki hayvanat keşfiyatı
Zaman
18.10.2013
01:53
İnsanoğlu için hayvanlar âlemi daima merak edilen sırlı bir dünya. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nurlarda, zihinlerdeki sorulara perde aralıyor. Acaba İlahi kanun, kaplan gibi hayvanların rızıklarını neyle sınırlamıştır? Yırtıcılar, masum diğer hayvanlara saldırmada serbest mi bırakılmıştır? Yırtıcı hayvanların içinde bir parça da olsa irade sahibi olanlar var mıdır?Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nurlarda hem Kur’an ve nebevi beyanları referans almasıyla hem de Hâkim ismine mazhariyetiyle sadece insan gibi yüce bir varlığın bilinmeyen yönlerini çözmekle kalmamıştır. Aynı zamanda o, yeryüzünün önemli birer sakinleri olan hayvanat âleminde de cereyan eden birçok sırlı olayları keşfetmiştir.Üstad, eserlerinde kâinatı, Allah’ın (cc) kudret kalemiyle yazdığı bir kitaba; yeryüzünü ise o kitabın bir sayfasına benzetir. Kur’an’ın, kelam sıfatından gelen İlahi bir kitap olduğunu vurgular. Sonrasındaysa bu iki kitabın birbirini anlattığını, birbirini tamamladığını ifade eder. İnsanın peygamberlere uyarak bu iki kitabı okuyup anlamaya, araştırmaya görevli, şuurlu bir varlık olduğunu nazara verir. Hayvanat âlemini ise bu iki kitaba ek olarak, üçüncü bir kitap olarak nitelendirir.Bilindiği üzere, birçok farklı hayvan gerek havada gerekse karada yaşamlarını sürdürüyor. Kartaldan sineğe, kaplandan arıya, balıktan pandaya kadar birçok tür, İlahi kaderin kendilerine biçtiği görev çerçevesinde hayatını devam ettiriyor. Özellikle hayvanat âlemine dair belgeselleri izlerken kaplan, aslan gibi yırtıcı, etçil hayvanların beslenme hadiseleri daima ilgimizi çeker. Bu hayvanların hayatlarını devam ettirme adına diğer masum hayvanlara saldırmaları, onları hunharca parçalamaları karşısında dayanamadığımız anlar olur. Belki de çoğu kez bu ürkütücü tablo karşısında televizyonu kapatmış, kendi kendimize, “Bu nasıl bir doğa düzeni’’ diyerek, istemeyerek de olsa İlahi düzen hakkında şikâyette bulunmuşuzdur.Acaba İlahi kanun, kaplan gibi hayvanların rızıklarını neyle sınırlamıştır? Gerçekten kaplan gibi yırtıcılar, masum diğer hayvanlara saldırmada serbest mi bırakılmıştır? Bu hususa bakan herhangi bir Nebevi beyan mevcut mudur? Ya da masum insan ve hayvanların başına gelen bu türlü felaketlerde, bizim idraklerimizi aşan bazı sırlı, hikmetli olaylar mı cereyan ediyor? Özellikle yırtıcı hayvanların içinde bir parça da olsa istiha ve irade sahibi olanlar var mıdır? Başımızın üstünde uçuşan sineklerin bizlere herhangi bir faydası var mıdır? Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nurlarda hayvanlar dünyasına ait tüm sorulara tatminkâr bir şekilde cevap verdiğini görüyoruz.‘Sivrisinekler, doğal kan almamemurları olabilir’Birçoğumuz, yaz aylarının o kavurucu gecelerinde etrafımızda vızıldayarak uçuşan sivrisineklerden şikâyetçi olmuşuzdur. Aslında sineklerin o küçük dünyalarına inildiğinde, bu küçük hayvancıkların İlahi hikmetçe birçok büyük vazifelerde çalıştırıldığı görülecektir. Bediüzzaman Hazretleri, eserlerinde sineklerin bir kimyager gibi hareket ettiğine, onların bazı hastalıkların önüne set çektiğine dikkat çekiyor. Bir de, yine yaz aylarında kirli kana musallat olan sivrisinek ve pirelerin, doğal (fıtri) birer kan alma memurları olabileceğine değiniyor.Yüce Yaratıcı’nın, hikmeti gereği insan ve hayvan gibi varlıklara birçok farklı duygular derc ettiği kesin. Tabii ki gerek hayvan gerekse insandaki her duygunun kendine has bir fonksiyonu var. Mesela, gökyüzünün yırtıcıları konumundaki kartalların saatte 130 kilometre hıza ulaşabildiği belirtiliyor. İnsanlardan neredeyse sekiz kat daha iyi görme duygusuna sahip kartallar, yaklaşık 75 cins, 300 kadar türe sahip. Bu iri kuşlar, beyinlerinde bulunan pusulalara benzer organlarla çok iyi yer tespiti de yapabiliyor. Peki, bir kartal, daha önce hiç uğramadığı, aynı zamanda bir günlük mesafe uzaklığında bulunan ölü bir hayvanın cenazesini nasıl bulabilir? Ya da kedi gibi gözleri kör olan bir hayvan, kendi kendine gözüne faydalı olacak bir ilacın yerine nasıl ulaşabilir?Hayvanlar da tıpkı insanlar gibi bir şeyi olmadan önce hissederÜstad Hazretleri, beyanlarında, yukarıda bahsedilen meseleler hakkında neredeyse daha önce hiç gün ışığına çıkmamış tespitlerde bulunuyor. Örneğin, insanda var olan bir şeyi olmadan önce hissetme duygusunun, hayvanlarda da olduğunu hatırlatıyor. Bu ve diğer duygulara ek olarak kendi ilmiyle keşfettiği sâika ve şâika (içgüdü ve motivasyon) duygularının mevcudiyetine de değiniyor. Bir kartalın, bir günlük uzaklıkta bulunan bir leşi bulma meselesini, yeni dünyaya gelmiş bir arının bir günlük uzaklıktaki evine geri dönüşünü, insanın aklına gelen birini hemen karşısında görmesini, gözleri kör olan bir kedinin gözüne şifa olacak bitkiyi bulma hadisesini kaderin sevki ile insan ve hayvan
Zaman
Ana Sayfa
18.10.2013
Risale-iNurlardaki hayvanatkeşfiyatıRisale-i Nurlardaki hayvanat keşfiyatı
Unutulan medeniyet
Zaman
11.10.2013
02:08
Cami medeniyeti Emevi, Abbasi, Fatımi, Eyyübi ve Memlüklü dönemlerinde gelişmeye ve ihtişamlı örneklerini vermeye devam etti. Cami mimarisinin gelişim aşamasında Selçukluların emekleri de gözardı edilmemelidir.Hulefa-i Raşidin dönemi sonrasında Emeviler Dönemi başlar. Mekke ve Medine’de bulunan sahabe ve tabiin ile görüş ayrılığına düşen Emeviler kendilerine Şam’ı başkent seçerler. Hz. Ömer döneminde Şam’ın fethedildiğinde şehrin merkezinde büyük bir kilise bulunmaktadır. İçinde Hz. Yahya’nın makamının da bulunduğu bu kilisenin yanına şehrin Müslümanları küçük bir mescit inşa ederler.Şam Emeviye CamiiEmevilerin Şam’ı başkent yapması ile şehrin önemi ve nüfusu artar. Mescit Müslüman cemaat için yetmez olur. Şehrin yöneticileri, kiliseyi camiye çevirmek için Hıristiyanlardan isterler. Hıristiyan din adamları durumu düşünür ve belli şartlar karşılığında kilisenin yerini Müslümanlara verebileceklerini söylerler. Birkaç yerde Hıristiyanlar için kilise yeri verilecek ve bir cami de kilise yapılmak üzere Hıristiyanlara terk edilecek! Bu son madde bir hayli ağırdır. Müslümanların yönettiği bir ülkede, azınlık durumunda olan Hıristiyanlar bir camiyi kiliseye çevirmek için istemektedirler. Şehrin ileri gelenleri bu şartları kabul ederler. Ancak onların da bir şartı vardır. Verilen caminin minaresi yıkılmayacak, beş vakit ezan okunmaya devam edecektir. Bugün Şam’ın tarihi sur kapılarından biri olan Bab-el Şarki yakınlarında bu kilisenin duvarı dibindeki tarihi minareden hâlâ ezan okunmaya devam etmektedir.Tolunoğlu Ahmet CamiiEmeviler döneminde Şam Emeviye Camii bugünkü görünümü aldı. Camide plan şeması olarak Medine’deki Mescid-i Nebevi örnek alındı. Kıbleye doğru enine genişleyen kapalı, üç nefli yapı, ardında enine dikdörtgen bir avlu ve avluyu çeviren revaklar ile bu revakların arkasında odalar... Tarih boyunca nice dinî ve ilmî çalışmaya merkez teşkil eden bu odalardan bir tanesi öyle bir eserin vücut yeridir ki insan duyunca şaşırır kalır. Büyük Selçuklu Devleti döneminde, meşhur Nizamiye Medreselerinin baş rektörü diyebileceğimiz İmam Gazali Hz., vazifesinden ayrılacak, bu camide bir odaya kapanacak ve 11 sene boyunca kaldığı bu mekanda İhya-yı Ulumiddin adlı eserini hazırlayacaktır. Demek ki camiler tarihte, büyük eserlerin vücuda getirildiği mekanlar olarak da hizmet etmişlerdir. Meşhur bir Arap atasözü vardır: “Şerefü’l-mekân bi’l-mekîn” (Bir mekanı şerefli kılan, oradaki şereflilerdir). Elbette ki tarihte öyle camiler vardır, nice kıymetli zat oraya uğramış, bu mekanda ona ait bir emanet muhafaza edilmiştir.Hz. Hüseyin CamiiEmeviye Camii de böyle bir yerdir. Caminin içinde bir tanesi Hud Peygamber’e, bir diğeri Hızır Aleyhisselâm’a ait iki adet makam vardır. Ayrıca Yahya Aleyhisselâm’ın mübarek başı yine bu camide muhafaza edilmektedir. Hz. Hüseyin’e ait mübarek baş, Kerbela vakası sonrası Şam’a getirilecek ve yıllar sonra Fatımiler Mısır’a götürene kadar burada kalacaktır. Hatta ahirzamanda Hz. İsa’nın bu caminin beyaz renginden dolayı Ak Minare denilen altı Emevi, üstü Osmanlı üslubunda olan minaresine ait şerefeye ineceğine inanılmaktadır.El-EzherMüslümanların ilk kıblesi KudüsŞam’a Emeviye Camii’ni inşa etmiş olsalar da Emeviler burayı pek sevmemektedirler. Çünkü Şam’ın bir kutsallığı yoktur. Mekke ve Medine’de de tutunamadıklarına göre kendilerine kutsal bir yeri başkent yapmalıdırlar. Sonunda böyle bir yer bulurlar. Kudüs, Peygamber Efendimiz’in (sas) miraç basamağı, Müslümanların ilk kıblesi... Bu düşünce sonrasında Emeviler, Kudüs’e daha çok yatırım yapmaya başlarlar. 7. yy’ın sonu ve 8. yy’ın başında Abdülmelik b. Mervan ile Velid b. Abdülmelik, Beytü’l-Makdis üzerine iki muhteşem eser inşa ettirirler. Miracın gerçekleştiği Muallak Kayası üzerine Kubbetüssahr (Kaya Kubbesi) ile bugün halkın Mescid-i Aksa olarak adlandırdığı Cuma Camii. Sekizgen bir formda olan Kubbetüssahr, bu mukaddes alan üzerinde bir mescid vazifesi görürken, Mescid-i Aksa şehrin en büyük camii haline gelir. Normalde erken dönem camileri hep Medine formu dediğimiz enine dikdörtgen iken Mescid-i Aksa’nın arkaya uzayan planı 1099’da Haçlıların Kudüs’ü işgali ile alâkalıdır.Kayıtbay CamiiYapının ortasına arkaya doğru uzayan ikinci bir bina ekleyerek mescidin şeklini haç formuna benzetmişler, Selahaddin Eyyübi 1187’de Kudüs’ü kurtardığında bu iki binanın aralarını doldurarak yapının kıbleye doğru dikine uzayan bir bina haline gelmesini sağlamıştır.Müezzinin atla çıktığı minareAbbasilerde cami denildiğinde akla gelen en önemli örnek Samarra Ulucamii’dir. Türklerin topluluklar halinde Müslüman olduğu ve Abbasi yönetiminde vazife aldığı günl
Zaman
En Çok Okunan
11.10.2013
UnutulanmedeniyetUnutulan medeniyet
İzmir'de 'Cami, Kadın ve Aile' paneli düzenlendi
Zaman
10.10.2013
10:04
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İlahiyat Fakültesinde, Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle Cami, Kadın ve Aile konulu bir panel düzenlendi. Panele MÜSİAD İzmir Şubesi, İzmir İl Müftülüğü, DEÜ İlahiyat Fakültesi ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) İslâmi İlimler Fakültesi katkı sağladı. Açılışta konuşan MÜSİAD Şube Başkanı Abdurrahman Çabuk, “Camilerimiz, hem yapı hem de işlev olarak dinimizin bütün esaslarını ve mesajlarını temsil eden kurum olma niteliğine sahiptir. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi başta olmak üzere bütün camilerimiz medeniyetin merkezi, ilim ve irfanın beşiği olmanın yanında fakir ve kimsesizin meskeni ve müminlerin uhuvvet membaı olmuştur. Bünyesinde gönülleri cem eden camiler şehirlerin ruhu, mahalle ve sokakların kalbidir. Camilerimizin işlevi, tamamen ve kanunen Diyanet İşleri Başkanlığının uhdesindeki bir görevdir. Özellikle son yıllarda Sayın Başkandan cami görevlisine kadar bütün Diyanet teşkilatının, milletimizin beklentileri istikametinde memnuniyet verici çalışmalarını takdirle izlemekteyiz.” dedi. Anadolu’nun her şehrine, Selçuklu eseri ulu camiler ve Osmanlı eseri selâtin camilerinin, bugün dahi mimari ve sanat şaheseri olarak ruh verdiğini belirten Çabuk, Ancak özellikle son 60 yılda sanayileşmeyle büyük şehirlere yoğun göç, şehirlerimizin sosyal ve kültürel yapısını altüst etmiştir. Bu bozulma, fiziki yapılaşmayı da derinden etkilemiştir. Bu süreçte yapılan camilerimizin önemli bir çoğunluğu, bilindiği gibi cami yaptırma dernekleri tarafından yapılmakta ve onarılmaktadır. Özellikle büyük şehirlerimizde projesiz, kontrolsüz, estetikten yoksun çok sayıda cami yapılmıştır. Bu camilerimiz, işlevini yerine getirmekle birlikte kent kimliğine ve siluetine olumlu katkı sağlamamaktadır. Birçoğunda kadınlar için bölümler yapılmış olsa da giriş çıkışları, tuvalet ve abdest alma mekanlarında kadınlar hiç dikkate alınmamışlardır.” diye konuştu.İzmir İl Müftüsü Prof. Dr. Ramazan Muslunun oturum başkanlığını yaptığı panele İKÇÜ İslâmi İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saffet Köse, DEÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Nevzat Âşık ve Doç. Dr. Muammer Erbaş ile Cumhuriyet Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz konuşmacı olarak katıldı. Panelistler Aile Zihniyetindeki Dönüşüm, Hz. Peygamber Döneminde Cami ve Kadın, Günümüzde Kadınlar ve Cami Eğitimi, Hz. Peygamberin Aile Hayatından Örnekler konularında konuştu. Program, 2013 yılı içinde cami yaptıran hayırseverlere ve bazı hizmetleriyle ön plana çıkan din görevlilerine plaket ve hediye takdimiyle son buldu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
10.10.2013
İzmirde/">İzmirdeCamiKadınveAilepanelidüzenlendiİzmirde-Cami-Kadın-ve-Aile-paneli-düzenlendi/">İzmirde Cami Kadın ve Aile paneli düzenlendi
'İslam medeniyeti mabed medeniyetidir'
Zaman
05.10.2013
12:54
Araştırmacı yazar Talha Uğurluel, İslam dininde mabetlerin ayrı bir yeri olduğunu kaydederek, “İslam medeniyeti mabed medeniyedir.” dedi.Siirt İl Müftülüğü tarafından Camiler Haftası dolayısıyla Halk Eğitim Merkezinde Mabed ve Mabed Medeniyeti konulu bir konferans düzenlendi. Hafız Ramazan Toprak’ın Kuran-ı Kerim okumasıyla başlayan program, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Camiler Haftası nedeniyle hazırlanan slayt sunumu ile devam etti. Konferansa Siirt Valisi Ahmet Aydın, ilçe kaymakamları, Siirt Müftüsü Faruk Arvas, ilçe müftüleri, din görevlileri ve vatandaşlar katıldı.Siirt Valisi Ahmet Aydın, “Cami, bizim aslında bir kültürümüz, geleneğimiz, buluşma yerimizdir. Camiler, kardeşlik mekânımızdır. Camiler, bütün Müslümanların bir araya geldikleri, huzur buldukları ibadethanelerdir. Yani camiler bizim buluşma yerlerimiz ve en güzel mekânlarımızdır” dedi.Siirt Müftüsü Faruk Arvas ise, Camilerin asr-ı sadetten günümüze hem yapı hem de işlev olarak din-i mübin-i İslam’ın bütün esaslarını ve mesajlarını temsil eden kurum olma niteliğine sahip olduğunu söyledi. Arvas,“Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi başta olmak üzere bütün camilerimiz, medeniyetin merkezi ilim ve irfanın beşiği, fakir ve kimsesizin meskeni ve müminlerin uhuvvet membaı olmuştur. Bünyesinde gönülleri cem eden camiler, şehrin ruhu, mahalle ve sokağın kalbidir” dedi.Seminere Konuşmacı olarak katılan Araştırmacı Yazar Talha Uğurluel de, İslam mimarisinden slaytlar eşliğinde örnekler sundu. Bu örneklerde Emevilerden Abbasilere, Memlükler ve Büyük Selçuklular’dan Osmanlıya kadar yapılan camiler, külliyeler hakkında bilgi verdi. İslam medeniyetinde ve İslam şehirlerinde mabedlerin yeri ve önemini anlatan tarihçi yazar Talha Uğurluel, cami ve mescidlerin ilk dönem İslam medeniyetinden Osmanlı medeniyetine kadar her dönem özenle inşa edildiğini söyledi. Konferansın ardından konuşmacı Talha Uğurluel ve Çabuklar Yapı Adına Naci Çabuk’a katkılarından dolayı plaket verildi. Dereceye giren din görevlilerine başarı belgesi verildi.Camiler ve Din Görevlileri haftası etkinlikleri kapsamında Aydınlar yolu üzerinde hayırsever vatandaşlar tarafından yaptırılan İhlas Camii düzenlenen törenle ibadete açıldı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
05.10.2013
İslammedeniyetimabedmedeniyetidirİslam medeniyeti mabed medeniyetidir
Toplam "211" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti