Habergec.Com Aranan Kelimeler:oturanlarla Değerlendirme: 10 / 10 382889
habergec.com
28.05.2012 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

oturanlarla

Vali, Vanlı depremzedelere moral verdi
Zaman
14.02.2012
22:52
Vanda yaşanan deprem sonrası Burdura gelen depremzedeler Öğretmenevinde verilen yemekte buluştu. Yemeğe katılan depremzedelerle Burdur Valisi Süleyman Tapsız her masada oturanlarla ayrı ayrı ilgilendi. Yemek masalarını dolaşan Vali Tapsız, deprem zedelere moral verdi.
Zaman
Son Dakika
14.02.2012
ValiVanlıdepremzedeleremoralverdiVali Vanlı depremzedelere moral verdi
Gökçek TOKİ Konutlarında Oturanlarla Buluştu
TRT
04.02.2012
18:35
Türkiyenin en büyük TOKİ projelerinden biri olan Ankaradaki Park Eymir Konutlarının sakinleri sıkıntılarını Başkan Gökçekle paylaştı.
TRT
Güncel
04.02.2012
GökçekTOKİKonutlarındaOturanlarlaBuluştuGökçek TOKİ Konutlarında Oturanlarla Buluştu
Kentsel dönüşüme taşlı sopalı direniş!
Haber7
13.01.2012
17:24
Ankara Büyükşehir Belediyesinin Dikmende gerçekleştirilmek istediği gecekondu yıkımı sırasında, gecekonduda oturanlarla polis ve belediye ekipleri arasında gerginlik çıktı.
Haber7
Son Dakika
13.01.2012
KentseldönüşümetaşlısopalıdirenişKentsel dönüşüme taşlı sopalı direniş
Dikmen Vadisi'nde yıkım gerginliği
Haber3
13.01.2012
16:37
ANKARA Ankara Büyükşehir Belediyesi ekiplerince Dikmen Vadisinde gerçekleştirilmek istenen gecekondu yıkımı sırasında, gecekonduda oturanlarla polis ve belediye ekipleri arasında gerginlik yaşandı.
Haber3
Son Dakika
13.01.2012
DikmenVadisindeyıkımgerginliğiDikmen Vadisinde yıkım gerginliği
Dikmen Vadisi'nde yıkım gerginliği
Haber7
13.01.2012
16:25
Ankara Büyükşehir Belediyesi ekiplerince Dikmen Vadisinde gerçekleştirilmek istenen gecekondu yıkımı sırasında, gecekonduda oturanlarla polis ve belediye ekipleri arasında gerginlik yaşandı.
Haber7
Son Dakika
13.01.2012
DikmenVadisindeyıkımgerginliğiDikmen Vadisinde yıkım gerginliği
Remzi Çayır:12 Eylül mahkemelerini şimdikilerle bir tutmak akıl karı değil
Samanyolu Haber
18.04.2011
14:25


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır, 12 Eylül darbesiyle günümüzdeki kimi (Ergenekon) yargısal süreçleri kıyaslamak akıl fakirliğidir. diye konuştu. Aynı zamanda BBP Kahramanmaraş 1. sıra milletvekili adayı olan Çayır, günümüzde kimi çevrelerin hoşuna gitse de gitmese de bir hukuk nizamının varlığından bahsedilebileceğini söyledi. Aynı iyimserlikle 12 Eylül hukukundan söz etmenin abesle iştigal anlamına geleceğini vurgulayan Çayır, Kim ki o günün mahkemelerini savunur; o kapkara süreci adalet diye nitelendirirse onun aklından şüphe duyulmalıdır. açıklamasını yaptı. Kahramanmaraş doğumlu 52 yaşındaki Remzi Çayır, bizzat 12 Eylül dönemini yaşamış bir siyasetçi. Siyasi olaylardan dolayı tutuklanıp Mamak Askerî Cezaevine konulduğunda henüz 18 yaşında olan Çayır, 1979 yılının Martında gözaltına alır ve 13 yıl aralıksız farklı hapishanelerde yatar. Tutuklu olarak Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümünü bitiren Çayırın 11 kitabı var. Askeri mahkemelerin kurduğu darağaçlarını, hukukçu olmayan rütbeli askeri hâkimlerin karşısındaki özensiz yargılamaları garabet olarak nitelendiren Çayır, O günün askeri mahkemelerinde iki askeri hâkim hukuk kökenli iken, mahkeme başkanları askeri sıfatları itibarıyla mahkemeye başkanlık ederlerdi. Bunların hukukçu yanları olmazdı. Yani hukuk mezunu olmadıkları gibi, adalet kavramının nazari kısmiyle bile hayatları kesişmemişti. Böylesi bir durumda kim 12 Eylül cuntası mahkemeleriyle bugününkileri bir tutar, akıl karı mı? şeklinde konuştu. ODUN KANTARINDA ADALET TARTILIR MI? Cezaevi günlerinde bildiği Fahir Kayacanın şimdi ekranlarda geçmişe dönük yorumlarını dinlerken üzüntü duyduğunu anlatan Çayır, emekli askeri hakimin sözlerinin hiçbir inandırıcılığının olmadığını savundu. Çayır, şöyle devam etti: Odun kantarında adalet tartılır mı? Vicdanın, sağduyunun ve adaletin yitip gittiği o zamanlarda hangi akıl sahibi verilen kararların doğruluğundan bahsedebilir? Aynı mahkeme bir arkadaşımız hakkında üç kez idam verdi. Askeri Yargıtay bozdu. Sonra bir daha verdi, bir daha bozdu. Bir mahkeme düşünün üç kez farklı zamanlarda idam kararı veriliyor bir kişi hakkında. Bu duruşunda ısrar ediyor. Askeri Yargıtay bu kararı üç kez bozuyor. Bu arkadaş şimdi dışarıda. Askeri mahkemenin söylediği doğru olsaydı, bu arkadaşımız şimdi idam edilmiş olurdu. O kadar çarpık o kadar lüzumsuz keyfi kararlar var ki o dönemde, hangisini anlatmalı bilmiyorum. Kayacan, aklını sulandırmamışsa, kasıtlı olarak, o gün yaptıkları canilikleri savunuyor, diyeceğim. 12 Eylül de diğer birçok genç gibi idealist dünyayı, adaletli bir sistem oluşsun diye mücadele verdiğini ifade eden Çayır, çok kötü durumlarla karşılaştıklarını hatırlattı. HAKİMLERİN ÖNÜNDE ESAS DURUŞTA BEKLERDİK İçeriden ve dışarıdan sırf darbe ortamı oluşsun, insanlar artık yeter; kim gelecekse gelsin şu kan dursun diye her türlü desise oyunu oynandığına dikkat çeken Çayır, 12 Eylülde nasıl yargılandıklarını şu şekilde aktardı: Hakimlere komutanım diye hitap ederdik. Sağa sola bakmamız, mahkemede dinleyici kısmında oturanlarla göz teması kurmamız yasaktı. Mahkeme önünde dahi coplandığımızı hatırlıyorum. Askerler, mahkeme huzuruna çıkmadan önce bizi Sağa sola bakmayacaksınız. Onlara komutan diye hitap edeceksiniz. Gereksiz konuşmayacak, saygıda kusur etmeyeceksiniz, sorulara kısa cevaplar verecek, gereksiz ifadelerde bulunmayacaksınız. Esas duruşunuzu hiç bozmayacaksınız.diye uyarırlardı. Bunları ihlal ettiğinizde, bizi falakaya yatıracaklarını da söylerlerdi. Böylesi bir ortamda 4.Kolordunun içinde yargılanıyorsunuz gelinde adaletten bahsedin. Bu bir oyundu. MAMAK CEZAEVİ BİR İŞKENCEHANEYDİ Ülkücü görüşü topluma yaymak, hakim kılmak amacıyla eylemlerde bulunmak iddiasıyla yargıladığını ve Mamak, Gaziantep, Ulucanlar ve Çanakkale Cezaevlerinde yattığını belirten Çayır, Mamak Cezaevi bir işkencehaneydi. Burada insanın kilosu sıfır kuruştu. Her gün işkence ve insanlık dışı muamele.Bir serçe kadar bile haysiyetimiz, insanlığımız yoktu. Sabah saat altıda başlayan rap rap eğitimi, copla dövme faslı ara ara kesiliyor, gecenin onuna kadar sürüyordu. İşkencede sağ sol ayırımı yapmadılar. Günde yüzün üzerinde cop inerdi avuçlarımıza, bedenimize. Kimi zaman gözlerimiz bağlanır, dizlerimize kadar suyun içinde falakaya yatırılırdık. Çok kötü günlerdi o günler. Nice insanın dövülerek öldürüldüğünü biliyorum. Mapushane idaresi, bu tür ölümleri, intihar diye açıklardı, hep. açıklamasını yapıyor. HALA TÜNELE GİREMİYORUM Cezaevleri günlerinde çok kitap okuduğunu vurgulayan Çayır, Okumak ve yazmak benim için yaşamaktı. İçeride ismini tıp literatüründe okuduğum psikolojik, fizyolojik hastalıklara düştüm. Çok çektim. Hala tünele giremiyorum. Kapalı alanlarda duramıyorum. Uçak en büyük düşmanım. Hayatı şöyle gönlümce kucaklayamıyorum. Geçmişin kötü izleri yok olmuyor günlük hayatımda. Yine de umutluyum gelecekten. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.04.2011
RemziÇayır12EylülmahkemelerinişimdikilerlebirtutmakakılkarıdeğilRemzi Çayır12 Eylül mahkemelerini şimdikilerle bir tutmak akıl karı değil
İşin sırrı belli oldu: Kırmızı Alarm...
Samanyolu Haber
28.03.2011
13:04
Kayseride bayramda şeker toplarken kaybolan çocukların katil zanlısı yakalayan ekibin yöntemi belli oldu...

Kayseride bayramda şeker toplarken kaybolan çocukların cesedine ulaşarak katil zanlısı yakalayan Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkan Yardımcısı Ercan Taştekin ve ekibinin, cinayetleri aydınlatmak için ABDde FBIın (Federal Soruşturma Bürosu) uyguladığı Kırmızı Alarm Projesini uyguladıkları ortaya çıktı. Kayserideki cinayetin aydınlatarak Türkiyenin gündemine damgasını vuran Emniyet Müdürü Ercan Taştekin ve ekibinin bir süre önce de görev yaptıkları Konyada çok sayıda faili meçhul cinayeti aydınlattığı ortaya çıktı. Konyada görev yaptıkları süre içinde suçluları yakalamak için ABDde uygulanan Kırmızı Alarm Projesini hayata geçiren ekip, kapanan çok sayıda faili meçhul dosyayı yeniden gün ışığına çıkardı. Proje sayesinde açılan soruşturma dosyalarına yönelik tüm birimleri kırmızı alarma geçiren Taştekin, bir çok cinayeti ekip çalışmasıyla kısa sürede çözdü. Olayların analiz etmek için tüm birimlerdeki sivil ve resmi amirlerle beyin fırtınaları yapan ekip, FBIın da uyguladığı yöntemle, soruşturmada izlenecek yöntem, suç istatistikleri, operasyonu yürütecek ekip gibi konularda yol haritası hazırladı. Kırmızı Alarm sayesinde (ben değil biz) anlayışını personeline aşılayan Taştekin, kimi cinayetlerin 1-2 saat gibi çok kısa sürede aydınlatılmasını sağladı. Proje kapsamında özel ekipler de oluşturan Taştekin, çoğunluğunu üniversite mezunlarının oluşturduğu ekibiyle delilden sanığa giderek, bıçak markası, çamur izi, sigara izmariti, piercing, kan izi, sopa parçası gibi küçük ayrıntılarla zanlıları adalete teslim etti. 4 Aralık 2008de Konyanın merkez Meram ilçesi Uzunharmanlar Mahallesinde Ahmet Tombulun bıçaklanarak öldürülmesinin ardından soruşturma başlatan ekip, cinayetin işlendiği evin bahçesinden başlayan çamur izinin eve 300 metre mesafedeki rögar kapağında sona erdiğini gördü. Ekip, zanlının ayaklarını rögar kapağında temizlediği düşüncesiyle kapaktaki çamur izinden ayakkabının taban izlerine ulaştı. Bunun üzerine rögar kapağının sağında ve solunda bulunan 300 evde oturanlarla birebir görüşen polis, cinayet zanlısı olan 22 yaşındaki İsa Kyi yakaladı. Emekli öğretmen Mehmet Mertin 20 Ekim 2008de başına taş ile vurularak öldürülmesinin ardından başlatılan soruşturmada, Mertin parmaklarının şiş olmasından yola çıkıldı. Emekli öğretmenin darp sırasında kendisini savunduğu, bu nedenle saldırganın vücuduna darbe alabileceği ihtimali üzerine duran ekip, Konya Şehirlerarası Otobüs Terminalinde kaşının üzerinde yara izi bulunan Abdullah İyi (21) gözaltına aldı. Yapılan sorgulamada söz konusu kişinin olayın faili olduğu belirlendi. Karatay ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Ankara Caddesinde büfe işleten Mustafa Keser, 5 Eylül 2008de bıçaklanarak parası ve telefonu gasp edildi. Keser, bu sırada yaralı halde annesini arayarak yardım istedi. Annesinin sağlık görevlileri ve polisi arayarak yardım istemesi üzerine hastaneye kaldırılan Keser, yapılan müdahalelere rağmen 2 gün sonra hayatını kaybetti. Polis, yaptığı araştırmada boş bir arazide bulduğu bıçağın markasından yola çıkarak cinayet zanlısını yakaladı. Konyada 2001 yılında bir minibüs şoförünün boğularak öldürülmesi olayının faili, cinayetin aydınlatılması için kurulan özel ekibin çalışması sonucu 7 yıl sonra yakalandı. Polis, olay yerindeki sigara izmaritlerinin tümünün aynı yöntemle söndürülmesi nedeniyle, cinayetin bir kişi tarafından işlendiği olasılığı üzerinde durarak, bölgedeki otellerin olay öncesi ve sonrası döneme ilişkin kayıtlarını inceledi. Yapılan incelemede, olaydan 4 yıl önce Batman nüfusuna kayıtlı Bilal Ç. (38), cinayet bölgesine yakın bir yerdeki barakada 3 ay boyunca kaldığı tespit edildi. Bilal Ç. delillerin tamamlanmasıyla cinayet zanlısı olarak yakalandı. Konyada polis, 2007 yılının sonlarında PTT Borsa Şubesinin soyularak bir memurun öldürülmesi olayını, zanlıların kullandığı kırmızı renkli otomobil ve olaya karışan kadının göbeğindeki piercing ayrıntılarından yola çıkarak aydınlattı. Polis, kırmızı renkli otomobilin plakasını belirlemek için 420 bin aracın kayıtlarını inceledi. 2005 yılının Temmuz ayında, ticari taksi şoförü Hakkı Önsarı (33), otomobiline binen kişilerce gasp edildikten sonra 37 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Polis, bölgede yaptığı ev aramalarında bir sitenin asansör aynasında bulduğu kan damlasından yola çıkarak zanlıları yakaladı. Üniversite öğrencisi Muhammet Yıldırım (23), Bosna Hersek Mahallesinde bıçaklanarak öldürüldü. Görgü tanıklarının sadece otomobilin mark
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.03.2011
İşinsırrıbelliolduKırmızıAlarmİşin sırrı belli oldu Kırmızı Alarm
Evlerde kriminal inceleme başlayınca katil zanlısı temizliğe başlamış
Samanyolu Haber
28.03.2011
11:52


Kayseri Talas ilçesindeki kayıp çocukları bulmak için kurulan 9 kişilik ekip, 4 ay boyunca çalışma yaptı. Görgü tanıklarını tekrar tekrar dinleyerek analizler yapıldı. Bazı tanıklar ise birkaç kez daha dinlendi ve çocukların en son girdikleri apartman belirlendi. Ekip, çatı katıyla birlikte 8 katlı olan binada oturan aileleri analiz etti. Bunlar arasında dikkat çeken apartman sakini Uğur Veli Gülışık dikkat çekti. Polis, bütün evlerde mahkeme kararıyla kriminal inceleme başlattı. Bunu gören şahıs evinde ve apartmanın bodrum katında ciddi anlamda temizlik yapmaya başladı. Polisin gözünden kaçmayan şahsın bu davranışı ise olayı çözülmesine kadar götürdü. Kayserinin Talas ilçesinde 1.5 yıl önce kaybolan üç çocuğun cesetlerine 556 gün sonra ulaşıldı. Çocukların, şeker toplamak için gittiği evlerinden 500 metre ilerideki Pembe Köşk Apartmanında öldürüldükleri belirlendi. Apartmanın üçüncü katında ikamet eden ve yalnız yaşayan Uğur Veli Gülışık (31), şeker toplamak için kapıyı çalan üç çocuğu içeri aldı. En büyükleri Türkan Aya tecavüz eden şahıs her üç çocuğu da öldürdü. Olayı hem polisteki hem de savcılıktaki ifadesinde anlatan Uğur Veli Gülışık, çocukları içeri aldıktan sonra her birini ayrı odaya alıp ellerini bağlamış ve ağızlarını koli bandıyla kapatmış. Türkana tecavüz edip bıçaklayarak öldüren zanlı, hemen kanları temizlemiş. Kanlı eşyaları yok etmiş. Zanlı, olayı gören diğer iki kardeş Ahmet Tuna ve Dilruba Tekini ise elleriyle boğarak öldürdüğünü itiraf etti. İfadesinde, en son öldürdüğü Dilrubanın çırpınışlarının halen gözünün önünden gitmediğini anlattı. Eliyle çocukların ağızlarını kapatan şahıs, koluyla boğazlarını sıkarak minik çocukları öldürdüğünü tüm detaylarıyla ifadesinde anlattı. Asayiş Daire Başkan Yardımcısı Ercan Taştekin, tanık ifadelerinin kendileri için çok önemli olduğunu ve olay gününden beri alınan ifadeleri yeniden incelediklerini aktardı. İfadeler doğrultusunda tekrar tekrar bu kişilerin dinlendiğini kaydeden Taştekin, çocukların en son girdikleri apartmanın ismini belirlemede tanık ifadelerinin etkili olduğunu söyledi. Bundan sonrasında ise ayrı bir sürecin başladığını anlattı. Özel ekip, apartmanda oturanlarla ilgili bilgilerin temin ettikten sonra mahkeme kararıyla kriminal inceleme başlattı. Bu incelemede apartmanın üçüncü katındaki 7 numaralı daire yalnız yaşayan Uğur Veli Gülışık, bu çalışmayla telaşlandı ve evde sürekli temizlik yapmaya başladı. Polisin dikkatinde kaçmadı ve failin bu kişi olabileceği üzerinde duruldu. Ercan Taştekin, bu aşamadan sonra şahısla ilgili bilgiler toplamaya başladıklarını ifade etti. Ekip, failin tek kişi olma ihtimalini 3 ay önce, evde olma ihtimalini 4 ay önce, failin yakalanan kişi olabileceğini ise bir buçuk ay önce tespit etti. Şahsın olay tarihinde işçi olmasına karşın araç kiralaması da polisin araştırmasında ortaya çıktı. Zanlının hal ve hareketleri de ekibin izlenimlerinden kaçmamıştı. Şüpheli, normal insandan farklı tepkiler vermeye başladı. Kızması gereken yerde kızmıyor, gülmesi gerektiği yerde gülmüyor, ürpermesi gereken yerde de ürpermiyordu. Ekip, davranışları değişmeyen başlayan şüphelinin, yakalanmadan birkaç gün önce kusmaya başladığını ve hastaneye gittiğini öğrendi. Cesetlerle ilgili yürüttükleri analizlerde de, şüphelinin geçmişindeki define merakı etkili oldu. Define ve tarihi eser arayan şahsın, kendi köyü ve eşinin köyü yakınlarında bu işi yaptığı ve cesetleri buraya gömmüş olabileceği düşünüldü. O bölgede arama yapıldı. CESETLERİ KÖPEKLERLE ARAYACAKTIK Ercan Taştekin, şüpheli hakkında olayı gerçekleştirdiğine dair yeteri kadar bilgiye ulaştıktan sonra cesetleri arama kararı aldıklarını belirtti. Çocukların gömülmüş olabileceği bölgede ceset arama köpekleriyle bu işi yapmayı düşündüklerini söyleyen Taştekin, son olarak şahısla bir kez daha görüşme kararı aldıklarını ifade etti. Uğur Veli Gülışıkın işyerine giden ekip, şahısla görüştü ve olayı anlattı. Ceset aramaya gideceklerini söyledi. Şahıs, olayın aydınlandığını ve polisin kendisini tespit ettiğini anlayınca cesetlerin yerini kendisinin göstereceğini açıkladı. Taştekin, şahsın gösterdiği noktada arama yaptıklarını ve cesetlere ulaştıklarını söyledi. ŞEKERLERİYLE BİRLİKTE GÖMÜLMÜŞ Katil zanlısı Uğur Veli Gülışık, öldürdüğü çocukları bütün eşyalarıyla birlikte gömdüğü ortaya çıktı. Evinde üç çocuğu öldüren zanlı kiraladığı otomobille cesetleri eşinin memleketi olan Yozgat Çayıralan ilçesi Yahyasaray belgesine götürdü. Baraj kenarındaki bir tepeye açtığı bir buçuk metrekare genişliğindeki çukura üç cesedi üst üste attı. Çocukların bütün eşyalarını ve bayramda topladıkları şekerlerini de bu çukura attı. Kazı da kemiklerle birlikte şekerler de ortaya çıktı. CESETLER İÇİN İKİ BAVUL ALDI Olayın tüm detaylarıyla birlikte polise anlatan katil zanlısı, çocukları her birini ayrı odaya koyarak ellerini ve ağızlarını bantladığını, Türkanı bıçaklayarak, Ahmet Tuna ve Dilruba Tekin kardeşleri ise boğarak öldürdüğünü söyledi. Çocukla
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.03.2011
EvlerdekriminalincelemebaşlayıncakatilzanlısıtemizliğebaşlamışEvlerde kriminal inceleme başlayınca katil zanlısı temizliğe başlamış
?Yaşayarak yaşamıyorsunuz? diyen uzman başkanları şekilden şekle soktu
Samanyolu Haber
07.01.2011
13:47


Marmara Belediyeler Birliği 2010 yılı değerlendirme toplantısı Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Şaban Kızıldağın belediye başkanlarına yaptırdığı hareketlerle renklendi. El çırpan, gözlerini kapatan, birbirlerine sarılan başkanlar hep bir ağızdan Mazeret yok, yarın değil bugün diye slogan attı. Kervensaray Termal Otelde düzenlenen toplantıya Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepenin yanı sıra Tekirdağ, Edirne, Balıkesir başta olmak üzere Marmara Bölgesinden çok sayıda belediye başkanı ailesiyle birlikte katıldı. Belediyelerde halkla ilişkiler konusunda bir konuşma yapan Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Şaban Kızıldağ, başkanları gülmekten kırdı geçirdi. Dr. Kızıldağ, En büyük sıkıntımız anı yaşamıyoruz. Eşimize seni seviyorum derken bile yaşamıyoruz. Bugünün işini yarına bırakıyoruz. En büyük yalanımız da mazeret. Mazeret gerçekten kendimize söylediğimiz yalan. Başkalarını eleştiriyoruz, ancak kendimize bakmıyoruz. Kendimize karşı dürüst davranmıyoruz. dedi. Konuşması sırasında belediye başkanlarına ilginç hareketler de yaptıran Dr. Kızıldağ, başkanlara hep bir ağızdan slogan attırdı. Dr. Şaban Kızıldağ, Filmin adı, her şeye rağmen, mazeret yok gibi slogan atan başkanlardan yanında oturanlara sarılmalarını istedi. Belediye başkanlarının yanlarında oturanlarla sarmaş dolaş olması ilginç görüntüler oluşturdu. Ardından bir grup başkana avuçlarını ovmalarını, bazılarından da dizlerine vurmalarını isteyen Dr. Kızıldağ, bir grup başkandan da elleriyle oynuyormuş gibi yapmalarını talep etti. Gözlerini kapatan belediye başkanları aynı anda hareketleri tekrarlayınca ortaya yağmur sesi çıkması dikkat çekti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.01.2011
?Yaşayarakyaşamıyorsunuz?diyenuzmanbaşkanlarışekildenşeklesoktu?Yaşayarak yaşamıyorsunuz? diyen uzman başkanları şekilden şekle soktu
Kan grubu listesi ile ihtiyacı olana koşuyor
Samanyolu Haber
27.11.2010
17:31
Edirnenin Havsa ilçesine bağlı Osmanlı köyünde oturan Mehmet Kaya isimli gönüllü, kan ihtiyacı duyan insanların imdadına yetişiyor.

1972 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu hastaneye kaldırılan eniştesi için kan arayan ancak Kızılayda bulabilen Kaya, bu tarihten sonra düzenli olarak kan vermeye başladığını söyledi. O gün hastaneden ayrıldıktan sonra köyünde oturan kişilerin kan gruplarını tek tek öğrenen Kaya, bunları defterine not etti. Birkaç kişi ile başlayan kan grubu listesi zaman içerisinde uzamaya başladı. Şu anda listesinde bin 300 kişinin ismi bulunuyor. İsimler sadece kendi köyünde oturanlarla sınırlı değil. Civar yerleşim birimlerinde oturan çok sayıda kan bağışçısının isimleri telefon numaraları ve oturdukları yerin isimlerini de ajandasına kaydeden Kaya, şu ana kadar 600 hastanın kan ihtiyacı karşılamış. Osmanlı Köyü Muhtarı Mehmet Ocak, köyünde oturan Mehmet Kayanın oluşturduğu kan grubu listesi sayesinde çok sayıda hastanın kan ihtiyacının karşılandığını söyledi. Listedeki isimlerin Osmanlı köyünde oturanların yanı sıra merkez dahil civar ilçe ve köylerde kana ihtiyaç duyan hastalara kan verildiğini anlatan Ocak, Herhangi bir hasta kan bulamadığı zaman Mehmet Kayaya müracaat ediyor. İhtiyaç duydukları kan grubunu taşıyan vatandaşlara liste sayesinde ulaşılıyor. dedi. Mehmet Kaya ise zamanında yaşadıkları üzücü bir olay sonrasında gönüllü kan bağışçılarının listesini oluşturmaya başladığını söyledi. Listede ismini kaydederek gönüllü kan bağışçısı olan Rasim Atalay ise Keşanın köylülerinde oturan lösemi hastası bir vatandaşın yakınlarının liste sayesinde kendilerine ulaştığını belirterek onun için hastaneye giderek kan verdiğini dile getirdi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.11.2010
KangrubulistesiileihtiyacıolanakoşuyorKan grubu listesi ile ihtiyacı olana koşuyor
Sofrada nasıl oturulur - Sahrap SOYSAL
Hürriyet
04.11.2010
01:54
Sofrada yapılan muhabbetler çok hoştur. Hatta bazen yemek biter muhabbet bitmez. Görgü kurallarına göre, yemek yerken sadece iki yanınızda oturanlarla muhabbet edebiliriz, o da alçak sesle...

Hürriyet
Köşe Yazıları
04.11.2010
Sofradanasıloturulur-SahrapSOYSALSofrada nasıl oturulur - Sahrap SOYSAL
İzmir'de seri katili güvenlik kameraları yakalatacak
Zaman
26.04.2010
14:40
İzmirin Balçova ilçesinde üst üste iki gece işlenen iki cinayetin faillerini bulmak için geniş çaplı soruşturma devam ediyor. Katil zanlısının tek kişi olduğu ve iki olayda da 7,65 mm. çaplı bir tabancanın kullanıldığı üzerinde duran polis, çevredeki apartmanların ve işyerlerinin güvenlik kamerası görüntülerini inceliyor. Ayrıca civarda oturanlarla da tek tek görüşülüyor.
Zaman
Son Dakika
26.04.2010
İzmirdeserikatiligüvenlikkameralarıyakalatacakİzmirde seri katili güvenlik kameraları yakalatacak
DEVRİM MARŞI
Samanyolu Haber
26.04.2009
08:36
Bu bir hikâye ama yaşanmış bir hikâye;

bundan sekiz-on sene kadar önce, o geniş Ülkücüler ailesinin eski bir Reisinden dinlemiştim. Sonra da oturup yazdım bir güzel, sonra yayınladım. Adı Marş idi. Yer darlığı sebebiyle bir kısmını özetleyeceğim:

İsmini açıklamayacağım o Ülkücü lider, 12 Eylül öncesinde bir suç töhmetiyle polis tarafından aranmaktadır. Önceleri kaçak gezmeyi tercih eder. Sonra durumu tanıdığı bir avukat aracılığı ile soruşturur. Hapiste kötü muamele görmeyeceği, esasen isnadın pek ciddi bir şey olmadığını anlayınca teslim olmaya karar verir. Suçu soruşturan mahkeme Diyarbakırdadır ve oraya gidip teslim olması gerekmektedir; üstelik aynı davadan tutuklu Ülkücü arkadaşları da aynı hapishanededir. Kötü muamele görmeyeceği vaadedilmesine rağmen cezaevine girişinde, diğer sanıklarla birlikte sıra dayağından geçen kahramanımızı bir güzel benzeten gardiyanlar, üç günlük hücre hapsini müteakip idareye çıkarırlar.

....

Odada biri rütbeli asker, iki de sivil adam var; sivillerden biri ayağa kalktı: Yav kusura bakma, seni bizim çocuklar hoşgeldin partisinde biraz hırpalamışlar, bir yanlışlık işte, aldırış etme.

Ne demeli; bu durumda ne söylenebileceğine dair hiçbir hazırlığım yok; çare susmak. Oturanlar kendi âlemlerinde imiş gibi görünmekle beraber ilgileri bana mıhlanmış görünüyor. Ayaktaki devam ediyor: Senin bayağı şöhretin varmış, soyadını da açıklamadık görüyorsun. Dosyana baktım; hakkındaki ithamlar önemsiz. Tez vakitte çıkarsın, gençlikte olur böyle şeyler, iyisin değil mi, bir şikâyetin filan?

Oo, muamele iyi; demek bizim torpillerin kolu kanadı buralara kadar uzanabilmiş. Dört günden beri gördüğüm ilk adam gibi tavır,

Şu koğuş meselesi diyorum; esas duruştayım. Bizim arkadaşların koğuşuna geçsem?..

Oturanların biri ayak değiştiriyor. Ayaktaki sırtını bana dönüp oturanlarla göz temasına geçiyor. Kaç saniye?

-Yav koğuş önemli değil aslında diyor; Zaten az kalacaksın; ikinci duruşmada garanti tahliyen gelir. Biz de yardımcı oluruz. Bu arada seni bir başka koğuşa koyalım; ismin soyadın yine bizde mahfuz kalır. Ara sıra gelirsin, çayımızı içersin, koğuşta neler olup bitiyor sohbet ederiz filan, ne dersin, ha?

Kaderde ispiyoncu defterine yazılmak da mı var? Reddet oğlum. Netice? Netice görünmüyor; Hayır reddetme, sus. Tanımıyorsun bu adamları; güvenme. Sus.

Bu da bir nevi vatani hizmet değil mi arkadaşlar? Tabii canım, ne demek, en iyi hizmet filan mırıltıları. Sana yatak yollamışlar; idaredeki parandan da alabilirsin; çok kalmazsın zaten, bir ihtiyacın olursa haber yollarsın, oldu?..

Olmadı tabii; olacağı da yok. Derken kendi sesimi duyuverdim;

-İspiyonculuk ettiğimi nerden duydunuz? Anlamam bu işlerden, yapamam!

Şaşkınlığın sırıtkanlıkta donmuş hali; muktedirlerin taşkın güçlerini kontrol etmek için sığındıkları o kırgın iyiliksever pozları...

-Sen bilirsin arslanım; öksüzün eteğine kavurga koymuşlar da.. Bu kafayla çook yatarsın.. Götürün lan şunu!

Götürdüler. Nereye götürdüklerini anlatmaya hâcet var mı? Koğuşta düşmanca bir muamele yok ama ondan daha kötüsü var: İtilmişlik hissi. Kuşatma, ambargo, göz hapsi... Yirmi küsur devrimcinin içinde bir faşo. Bakışlar irin gibi; neden sonra hissediyorum ki onlar da tedirgin. Yarım yamalak hoşgeldinler. Kapıağzında şiltesiz bir ranza somyası.

İlk gece koğuşun nöbetçileri ile sabaha kadar bakış müsademesi yaptık durduk. Onlar değişiyor, benim nöbetimi yine ben tutuyorum. Uyku tutmamış da ondan uyuyamıyormuşum numaraları; beş-on saniyede bir yarı aralık bakışlarla asayiş vaziyetlerini kontrol etmeler...

Gündüz olunca bir ara başım düşüyor, başıma gelenleri düşünüyormuş gibi yapıp ellerimi şakaklarıma koyup birkaç saniye dalıp gidiyorum. Ey güvenli uykular; ne nimetsiniz!

Ara sıra yoklama fişekleri atılıyor, kimsin, nerelisin filan... Konuşmuyorum pek, geçiştiriyorum. İkinci gün, gardiyan en yüksek perdeden adımı soyadımı vererek koğuşa kimliğimi açıklıyor. İdareden istiyorlarmış da.. Bir hayret mırıltısı yayılıyor koğuşa. Bak sen; demek oymuş ha?.. Çağıran filan yok aslında; yarım cezaevi turu atıp yeniden koğuşun yolunu tutuyoruz. Dönüşte koğuştaki havayı değişmiş buluyorum daha bir gergin, bakışlarda gizlenemez bir iltihap akıntısı, katı, elle tutulur bir mesafe koyuluğu. Gardiyan yarıyolda kulağıma fısıldamıştı zaten, Tetik dur hemşerim, şişleyiverirler ha!

Tam yirmi iki gün sinir harbi. İnadına hergün idareden çağırıyorlar da idareye filan gittiğim yok tabii; on-onbeş dakika koğuştan uzaklaştırıp getiriyorlar geri. Hani gündelik jurnalı yerine teslim ediyormuşum gibi. Başta düşmanlıkla dolu bakışlar, zamanla iğrentiye dönüşüyor; pis bir şeye bakar gibi. Bana gelince gözlerim zaten kan çanağı; bir insanî ifade çıkarabilene aşkolsu
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.04.2009
DEVRİMMARŞIDEVRİM MARŞI
Toplam "13" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti