Habergec.Com Aranan Kelimeler:rapor ortaya çıktı doğan Değerlendirme: 10 / 10 659004
habergec.com
17.09.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

rapor ortaya çıktı doğan

İtalyan limanlarına Costa Concordia için 'yetersiz' raporu
Zaman
19.09.2013
16:30
Toplamda 1 milyar Euroyu geçmesi beklenen enkaz kaldırma çalışmalarının ilk aşaması olan dik konuma getirme operasyonu büyük bir başarıyla sonuçlanan Costa Concordia kruvaziyerinin parçalanma işleminin nerede yapılacağına ilişkin İtalyada tartışmalar sürüyor.Ülkedeki 6 büyük tersane arasında çekişme görülürken, hazırlanan bir rapor, ülkedeki tesislerin 114 bin 500 tonluk bu devasa geminin sökümü için yetersiz olduğunu ortaya koydu. Böylece geminin Türkiyeye götürülme ihtimali de arttı. Costa Crociereden DHAya yapılan açıklamada ise, Bu konuda henüz karar almadık denildi. Corriere della Sera gazetesi, Parbuckling sistemiyle 19 saat süren operasyonla omurgası üzerine oturtulan 290 metrelik Costa Concordiaya ilişkin İtalya devlet gemi inşa tersaneler grubu Fincanterinin yaptığı incelemelerin sonuçlarını paylaştı. Nisan ayında İtalya Ekonomik Kalkınma Bakanlığına sunulan, Costa Concordia batığının yüzdürülmesinden sonraki işlemler için ekonomik-teknik analizler başlıklı raporda, İtalyadaki gemi söküm tesislerinin, bu gemiyi parçalama operasyonu konusunda yetersiz olduğu sonucuna varıldığı belirtildi. Enkazın parçalanmasıyla ortaya, 75 bin ton çelik, 5 bin boru ve motor, 2 bin alternatör, panel ve kablo, 500 kimyasal ve çözücü reaktif ile 6 bin ton mobilya gibi büyük bir tablo ortaya çıktığını aktaran gazete, raporda, İtalyadaki tesislerin tüm bunların altından kalkamayacağının altının çizildiğini öne sürdü.AKDENİZDE BAŞKA BİR LİMANRaporda, Fincantieri uzun süredir, sadece güvenli konuma getirmek ve bunun ardından gemi sökümü konusunda uzman olan, İtalya ya da değil, Akdenizde belirlenen bir limana çekilmesini sağlamak için batığı kabul etme niyetinde olduğunu gösterdi denildi. Gemi sahibi Costa Crociere şirketi ve sigorta kuruluşlarının bu konuda bir karara çoktan vardığı öne sürülen raporda, suda kalan kısmı büyük hasar gören kruvaziyerin Mayıs ayında yüzdürüleceği belirtildi.İTALYAN LİMANLARI ARASINDA KAVGA VAR AMA O LİMAN BELİRLENDİ BİLEGazete, İtalyan limanları arasında Costa Concordia kavgası başlıklı haberlere de değinerek, Oysa bu rapor, geminin götürüleceği limanın çoktan belirlendiğini gösteriyor diyerek, bu limanın İtalya dışında olduğunun altını çizdi. Bu kavganın artık bitmesi gerektiğinin altını çizen gazete, Yabancı bir liman kazandı bile ifadelerini kullandı. Geminin, güçlü şekilde iddia edildiği gibi kaza yerine en yakın ve Costa Crociere şirketinin temel ortaklarından biri olan Piombino Limanına çekileceğinin gerçeği yansıtmadığını yazan gazete, Bunu çocukları bile anladı artık dedi.İtalyan basını, uzun süredir geminin Türkiyedeki bir limanda parçalanacağı iddiasını ortaya atıyordu. Bu konuda Doğan Haber Ajansına kısa bir açıklama yapan Costa Crociere yetkilileri, Henüz geminin sökülmesine ilişkin karar alınmadı. Bu konudaki karar, İtalyan yetkililerle birlikte alınacak ve gerekli açıklama yapılacaktır dedi. Piombino, Cenova, Civitevecchia, Palermo, Porto Torres ve Napoli limanları, bu operasyonun taliplilerinden.ASTARI YÜZÜNDEN PAHALIÖte yandan, 2005 yılında inşa edilen Costa Concordianın dik konuma getirilme operasyonun, beklenen rakam olan 600 milyon Euro yerine toplamda 540 milyona mal olduğu ortaya çıktı. Corriere della Sera, geminin sökülme işlemlerinin de yine bu rakama yakın tutacağını iddia etti. Böylece 32 kişiye mezar olan kruvaziyerin enkaz kaldırma işlemleri, toplamda 1 milyar Euroya yakın masrafa yol açmış olacak.(DHA)
Zaman
Son Dakika
19.09.2013
İtalyanlimanlarınaCostaConcordiaiçinyetersizraporuİtalyan limanlarına Costa Concordia için yetersiz raporu
Mardin'deki faili meçhul kazısındaki kemiklerin kimliği belli oldu
Zaman
22.07.2013
17:35
Mardinin Dargeçit İlçesinde geçen Şubat ayında yapılan faili meçhul kazılarında bulunan kemiklerin, 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınmayan 14 yaşındaki Seyhan Doğana ait olduğu belirlendi.Mardinin Dargeçit İlçesinde 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan 7 kişi ile ilgili Bağözü Köyünde geçen Şubat ayında yapılan kazılarda bulunan insan kemikleri, İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Burada yapılan incelemelerde, kemiklerin kayıplardan Seyhan Doğana ait olduğu ortaya çıktı.İHD Mardin Şube Başkanı Erdal Kuzu, bölgede kazı çalışmaları yapıldıkça faili meçhul cinayetlerin ortaya çıktığını söyledi. Kuzu, kayıp 7 kişiyle ilgili yapılan kazı çalışmalarında bulunan kemiklerin Mehmet Emin Aslana ait olduğunun belirlendiğini belirterek, Yine söz konusu Bağözü Köyünde yapılan kazılarda geçen Mayıs ayında bulunan kemiklerin, kayıp sivillerden Mehmet Emin Aslan ve PKK militanı Erdihan Özere ait olduğu kesinleşmiştir. Özerin kemikleri ailesi tarafından Diyarbakırda toprağa verilmiştir. Talep edilen ek rapor sonucunda Bağözü Köyünün içinde bulunan kuyuda bulunan kemiklerin bir kısmının da Seyhan Doğana ait olduğu tespit edilmiştir. İşlemler bittikten sonra cenazenin Doğan Ailesine teslimi yapılacaktır dedi.Kuzu, Adli Tıp Kurumu raporunun evlerinden gözaltına alınan ve gözaltı biriminde sorgulanan sivil yurttaşların devlet görevlileri tarafından açıkça ortadan kaldırıldıklarının resmi belgesi ve kanıtı olduğunu savundu. Kuzu, şöyle konuştu:Kuyuda yanmış halde bulunan bu kemiklerin yıllardır aileleri ve bizler tarafından izlerine ulaşmak için çaba gösterdiğimiz, aralarında çocukların da bulunduğu 6 sivil ve bir devlet görevlisinin nasıl ortadan kaldırıldıklarına, yaşamlarına son verildiğinin hikayesidir. Tüm Kürt coğrafyasında olduğu gibi Mardin ili açısından da 1993-1996 yılları karanlık bir dönem olup 52 sivil yurttaşın gözaltında kaybettirildiği gerçeği gözler önündedir. Daha önce Mardin Derik İlçesinde işlenen cinayetler ve kaybettirilme vakalarına ilişkin hazırlanan iddianame ile Dargeçitte bulduğumuz bu kemiklerin, yargısız infaz ve kaybettirilmenin bir devlet konsepti olarak uygulandığının teyididir. Parça parça halinde bulunan deliller bir bütün olarak insanlık dışı muamele ve uygulamaların sistematikliğini, bütünselliğini ortaya koymaktadır. Failler bellidir. Cinayetler sistemli ve örgütlü bir yapının izlerini taşımaktadır.İHD Şube Başkanı Erdal Kuzu, olayla ilgili olarak devlet adına suç işleyenler hakkında bir önce güvenlik tedbirlerine başvurulması gerektiğini belirterek, Halen izlerine ulaşamadığımız 4 sivilin izlerinin peşindeyiz. Mardin il ve ilçelerinde yaşanılmış vahşetin devlet adına hareket eden örgütlü bir yapının cinayetleri olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Ortaya konulan iddianameler, fezlekeler bunları açık olarak kanıtlamaktadır dedi.Kuzu, kayıplar Süleyman Seyhan, Abdurrahman Coşkun, Abdullah Olcay, Nedim Akyön ve Devut Altınyanak ile Uzman Çavuş Bilal Batırıra ise henüz ulaşamadıklarını söyledi.(DHA)
Zaman
Son Dakika
22.07.2013
Mardindeki/">MardindekifailimeçhulkazısındakikemiklerinkimliğibelliolduMardindeki-faili-meçhul-kazısındaki-kemiklerin-kimliği-belli-oldu/">Mardindeki faili meçhul kazısındaki kemiklerin kimliği belli oldu
Derin ittifak
Milli Gazete
26.01.2012
18:43
Terör örgütü KCKnın Türkiyedeki derin güçlerle işbirliği bir kez daha deşifre oldu. 2005 yılında Aydının Didim ilçesinde evinde çok sayıda mühimmat, silah ve askeri gizli belge bulunan muvazzaf askerin, terör örgütü KCK ile bağlantısı olduğu ortaya çıktı.Terör örgütü PKKyı da bünyesinde bulunduran, terör örgütü Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK) ana davasının 40ıncı duruşmasına, Diyarbakır 6ncı Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. 104ü tuklu, 152 sanığın yargılandığı davanın bugün görülen duruşmasına, 40 tutuklu sanık rapor alarak katılmazken, 64 tutuklu sanık katıldı.  Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, sanıklarla ilgili delilleri okumaya devam etti. Sanık Muharrem Erbeyin dosyada yer alan ve delil niteliği taşıyan e-mailleri okundu. Yılmaz, yurt dışında PKK adına faaliyet yürüttüğünü belirttiği örgüt üyesi Mustafa Gündoğdunun Muharrem Erbeye gönderdiği e-maillerde, örgütsel çalışmalarla ilgili bilgi istendiğini ve Erbeyin gönderdiğinin iddia edildiğini söyledi. KCK, Muvazzaf askere sahte belge hazırlamış Avrupada yaşayan Şehriban Doğan isimli bir kişinin, Erbeye gönderdiği e-mailde, devlet ve özel askeri istihbarat bilgilerinin birinde bulunması, yanlışlıkla üzerinde taşıması, CD ortamında taşıması, bunları bir yerlerle paylaşması ya da kullanması sırasında yakalanması durumunda ne tür yaptırımların olacağını sorduğu belirtildi. Bu mailden sonra TSKda muvazzaf askerken firar ederek yurt dışına kaçan Ferdi Karanın, Kürtçe aldığı ezutu (ben ve sen) adındaki e-posta adresinden Erbeye defalarca mail gönderdiği belirtildi. Mailde, Ferdi Karanın, Ben Çorumlu bir Kürdüm. 1998de göreve başladım. Kulpta 5 yıl görev yaptım. Bir cehalet sonucu subay oldum. Aydına atandım oradan firar ettim. Benim evimde arama yapıldı. Silahlar, mühimmat, dokümanlar bulundu. 2002de Kulpta yaşanan bir olay ile ilgili iki kişi AİHMde dava açmış, benim hakkımda şikayetçi olmuşlar. Ben burada AİHMye gittim ifade verdim. Türkiyeyi karaladım. Türkiyede jandarma, benim PKK üyesi olduğumu tüm birliklere haber vermiş. Buradaki avukat bir formül geliştirdi. Türkiyedeki avukatlarla görüşüp belge getirmemi istediler. Size belgenin nasıl yazılacağını daha sonra yazacağım. Olabilirse düzenlenecek belgeye uydurma bir mühür ve okunmayacak şekilde olursa ikna edebiliriz. şeklinde belge hazırlamasını istemiş. Diğer maillerde ise Ferdi Karanın istediği şekilde belgenin gönderildiği ve Kayanın Erbeye, Size müteşekkirim. Çok teşekkürler dediğinin iletildiği yer aldı.... devamı
Milli Gazete
Güncel
26.01.2012
DerinittifakDerin ittifak
Necati Ateş, Galatasaray'a geri dönüyor
Samanyolu Haber
17.04.2011
14:06
Antalyaspor forması altında yeniden doğan Necati Ateş, 2 yıl aradan sonra Galatasaraya geri dönme yolunda...

Galatasaray ile Necati Ateşin yolları bir kez daha kesişmek üzere... Sarı-kırmızılı takımda başkanlığa adaylığını koyan Ünal Aysalın teknik direktörlüğe getirmeyi düşündüğü Erik Geretsin, Necati Ateşin geri alınmasını istediği ortaya çıktı. Fotomaçın haberine göre; Belçikalı hocanın, Aysalın ekibinde sportif direktör olması beklenen Bülent Tuluna Necati ile ilgili talebini ilettiği bildirildi. Bu sezon 7 gol attı Geretsin, Necatinin 2006daki şampiyonlukta büyük payı vardı. Sistemime uyuyor. Hem orta sahada, hem forvette yararlanabiliriz. Kaptanlık da yapar dediği öğrenildi. Bülent Tulunun nabzını yokladığı Necatinin de Galatasarayda oynamak için her fedakârlığı yaparım dediği ifade edildi. Necati Ateş, ligde bu sezon 7 gol atıp, 4 asist yaptı. 31 yaşındaki tecrübeli yıldızın, MP Antalyaspor ile 1 yıl daha sözleşmesi var. Hagi veto yemişti Görevden ayrılan Gheorghe Hagi de ara transfer döneminde Necati Ateşin alınması için yönetime rapor vermişti. Ancak başkan Adnan Polat, Rumen hocanın tüm ısrarına rağmen Necatinin transferine izin vermemişti. Necati, 2004-07 yılları arasında 109 kez giydiği sarıkırmızılı forma ile 48 gol attı. Kalli istemeyince kadro dışı bırakıldı. Yönetimle de arası açılan yıldız, iki sezon başka takımlara kiralandıktan sonra 2009da sözleşmesini feshederek Antalyaspora gitti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.04.2011
NecatiAteşGalatasarayageridönüyorNecati Ateş Galatasaraya geri dönüyor
CHP adaylığı Haberal'a şifa oldu
Samanyolu Haber
14.04.2011
07:13
Mehmet Haberalın sağlık sorunları, CHPden milletvekili adayı olunca tamamen bitti.

Aylarca yattığı İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsünde yerinden kımıldarsa hayatı riske girer raporu alan Ergenekon sanığı Mehmet Haberalın sağlık sorunları, CHPden milletvekili adayı olunca tamamen bitti. Mehmet Haberal, Hastalığı nedeniyle yerinden kaldırılması sakıncalıdır. raporu verildiği için 20 ay boyunca cezaevi yerine hastane odasında kalmıştı. Adli Tıp raporu doğrultusunda gönderildiği Silivri Cezaevinden büyük bir hastaneye sevk için uğraşan Haberalın, son birkaç haftadır bu yönde bir talepte bulunmadığı ortaya çıktı. Haberalın, kalp rahatsızlığı için cezaevinde hazır bekletilen EKG cihazına da hiç girmediği öğrenildi. Cezaevi önünde 24 saat ambulans bekleten 112ye ise artık istek yapılmıyor. Haberal birçok uzmanın görev yaptığı Silivri Cezaevindeki semt polikliniğine ise henüz başvurmadı. Adli Tıp Kurumu raporuyla 12 Mart 2011de Silivri Cezaevine gönderilen Mehmet Haberal, ilk geceden itibaren İstanbuldaki büyük bir hastaneye sevk için yoğun çaba göstermişti. Cezaevine konulduktan birkaç saat sonra kalp rahatsızlığını gerekçe göstererek, kendini revire çıkartan Haberal, sevkini istedi. Fakat Silivri Devlet Hastanesi sevk zincirinde ilk gidilecek yerin kendileri olduğunu ve hastaya müdahale için her türlü imkâna sahip olduklarını söyleyerek bunu kabul etmedi. Bu dönemde sağlık gerekçeleriyle kapısında 24 saat 112 ambulansı için başvuru da yapıldı. Haberalın avukatlarının müvekkilinin rahatsızlanarak bir gecede 4 kez kalp aritmisi geçirdiğini ifade etmeleri dikkat çekmişti. İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsünde yatarken geçtiğimiz aralık ayında Adli Tıpa gönderilmesine karar verilen Mehmet Haberal için hazırlanan rapor da ilginçti. Raporda Haberalın potansiyel ölüm riski taşıdığı, hareket ettirilmesinin tıbben mümkün olmadığı yazılmıştı. Rapor doğrultusunda Haberal, Adli Tıpa gönderilmemişti. Haberalın enstitüdeki odasında çekilen görüntülerin kamuoyunun gündemine gelmesi ise rapordaki tespitlerle çelişmişti. Görüntülerde, kalp hastası olduğu için yerinden kıpırdamaması gerektiği iddia edilen Haberalın, elindeki tesbihi sallayarak, odasında neşe içinde volta attığı görülüyordu. Tutarsızlık eleştirisi CHPnin listesi tuhaf, tutarsız bir kompozisyon Emre Aköz-Sabah: CHPnin listesi ise bana bağımlı geldi. Yani dışarıdan fazla etkilenmiş: Ergenekon sanıkları, Ergenekon dostları, Demirelciler, sağcılar, solcular... Velhasıl tuhaf, eklektik, tutarsız bir kompozisyon bu! Ama sonuç normal: Çünkü partinin ne lideri var, ne de sağlam bir ideolojisi. Tek ölçütleri var: AKP düşmanlığı! Kılıçdaroğlunun demokrasiye ilişkin inandırıcılığına darbe Hasan Cemal-Milliyet: Ergenekon sanıkları Balbay, Haberal, Aygün CHPden milletvekili adayı gösterildiler. Bu adayların siyasal kimlikleri ne sosyal demokrasiyle, ne de demokratlıkla bağdaşıyor. CHP hem demokrasi diyecek, hem sosyal demokrasi diyecek, hem de bu Ergenekon sanıklarına milletvekili listelerinde yer verecek. İkisi bir arada olmaz. Ergenekon sanıklarıyla, Ergenekon avukatlığına soyunanlarla, Süheyl Batumlarla, hele Sinan Aygünlerle, Yarsavcılarla bu denli iç içelik, Kılıçdaroğlu CHPsinin demokrasiye ilişkin inandırıcılığına ya da değişim iddiasına darbedir. Darbeciliği yüz kızartıcı bir suç olarak görmüyor Ahmet Altan-Taraf: Hayali ihracat sanığı değil ki Haberal dedi. Hayali ihracat sanığı olsa Haberalı aday yapmayacaktı. Niye? Çünkü yüz kızartıcı bir suçtan sanık olan biri CHPye yakışmazdı. Ama darbe hazırlamak, bu amaçla insanları öldürtmek, çete oluşturmak suçundan sanık olan biri CHPye yakışırdı. Haberal belki suçlu değildir. Ama hayali ihracattan sanık olsaydı suçlu olup olmadığına bakmadan onu listeye almayacaklardı. Demek ki önemli olan suçlu olup olmaması değil, sanık olması. Darbeciliği yüz kızartıcı bir suç olarak görmüyor Kılıçdaroğlu. Haberalın iştiyakla Meclise taşınmasındaki hesap nedir? Cengiz Çandar-Hürriyet: Daha düne kadar, hastaneden çıkmasında hayati tehlike bulunan Haberalın TBMMye bu kadar iştiyakla ve sapasağlam olması beklenerek taşınmasındaki hesap nedir? Nasıl olur da, Ecevite yapıldığı ileri sürülen bir komplo ile adı anılan Haberalın, kör kör parmağım gözüne misali, Ecevitin seçim bölgesi Zonguldakta liste başına konmasının anlatmak istediği sembolizm nedir acaba? Partinin en sağlam kalelerinde aday gösterdiler Sevilay Yükselir- Sabah: Bu muydu yani sizin arzuladığınız CHP? Fikri Sağları, Gürbüz Çapanı, Celal Doğanı partinin kapısından içeri sokmayıp Demirelin ricası ile Ergenekon sanığı Haberalı, düne kadar Başbakan Erdoğanın dibinden ayrılmayan Rifat Hisarcıklıoğlunun telkinleri ile Aygünü, Cumhuriyet eşrafı istedi diye Balbayı, Zafer Mutlu söyledi diye Ayaydını, Mecburen biletini kestik. Hiç değilse vekil olsun da günahımızı affettirelim. deyip de Aydın Doğan Beyin önerdiği Ekşiyi partini
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.04.2011
CHPadaylığıHaberalaşifaolduCHP adaylığı Haberala şifa oldu
Şık'ın kitabına "tarafsız değil" raporu - Video
Samanyolu Haber
13.04.2011
00:35
Ergenekon soruşturmasına konu olunca kıymete binen kitap taslağının, operasyona kadar yüzüne bakılmadığı ortaya çıktı.

Günlerce tartışılan, polisi ve savcıları yıpratma malzemesi olarak kullanılan kitapla ilgili Yayınevleri günler sonra gerçekleri açıkladı. O açıklamalara göre Ahmet Şık sonradan İmamın Ordusu olarak lanse edilen taslağı, operasyonlardan önce bastıracak yayınevi bulamadı. İthaki Yayınevi Editörü Ahmet Öz, Ahmet Şıkın kitabı ilk olarak kendilerine gönderdiğini söyledi. Ancak Özün ifadelerine göre, o dönemde İthaki yayınevi taşındığı için taslakla kimse ilgilenmedi. Bu sırada Ahmet Şık da boş durmadı. İthaki Yayınevi kitapla ilgilenmeyince Şık taslağı, Doğan Yayıncılıkın da aralarında olduğu birçok yayınevine gönderdi. Yayınlatmak için görüşmeler yaptı. Doğan Yayıncılık kitapla ilgilenmişti. Bir editör kitabı okudu inceledi. Ve bir rapor hazırladı. O raporda kitap tarafsız değil diyordu. İthaki yayınevi editörü Ahmet Öz Haşim Akman tarafından hazırlanan raporu kendisinin de gördüğünü söyledi. Doğan Yayıncılık Yayın Yönetmeni Deniz Yüce Başarır da, Ahmet Şıkın taslağı kendilerine getirdiğini doğruladı. Başarırda tarafsız olmadığı yönünde rapor geldiği için yayın kurulu olarak kitabı basmadık dedi. Yayınevlerinden gelen bu açıklamalar sonra, savcının örgütsel doküman olarak nitelediği taslağın bazı gazeteciler tarafından neden gündem yapıldığı daha net anlaşılmış oldu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.04.2011
Şıkınkitabınatarafsızdeğilraporu-VideoŞıkın kitabına tarafsız değil raporu - Video
İşte büyük oyunu bozan tutanak
Samanyolu Haber
12.04.2011
14:46
Terör örgütü üyeliğinden tutuklanan Ahmet Şık?ın kitap taslağının Ertuğrul Mavioğlu?ndan alınması sırasında yaşananlar gün yüzüne çıktı.

Mavioğlunun polisi Radikale bilinçli şekilde yönlendirerek baskın görüntüsü oluşturmaya çalıştığı ileri sürüldü. Polis tutanağına göre; kitap taslağını Mavioğlu kendisi sildi. Yargının Ergenekon terör örgütünün amacına hizmet ettiği gerekçesiyle örgütsel doküman olarak nitelediği Ahmet Şıkın kitap taslağıyla gerçekler gün yüzüne çıkıyor. Polisin mahkeme kararı ile gazeteci Ertuğrul Mavioğlundaki kitap taslağını almak için Radikal Gazetesine gitmesi Radikal baskını olarak sunulmaya çalışılmıştı. Ancak bilinçli şekilde oluşturulduğu belirtilen baskın iddiasının gerçeği yansıtmadığı Mavioğlunun imzaladığı polis tutanağı ortaya koydu. Şıkın kitabını polislerin değil Mavioğlunun kendisinin sildiği de kayıt altına alındı. Sayfa sayısı tutmadı Savcılığın kitabın farklı kişilerdeki nüshalarını karşılaştirabilmek için sadece kopya alma talimatı verdiği ancak Mavioğlunun polisleri Radikale çektiği ve taslağı sildirdiği iddia edildi. Polislerin önce Mavioğlunun evine gittiği ancak evde olmayan gazetecinin Radikale gelin diyerek Tıaskın görüntüsü oluşturmaya çalıştığı ileri sürüldü. Polis tutanağı taslağa el koyma işleminin hukuki olduğunu ve Mavioğlunun gözetiminde yapıldığını ortaya koydu. Bu durum tutanağa şöyle yansıdı: Kitapson isimli word dosyasını biz görevlileri görerek silmiştir. Mavioğlu ile şirketinin avukatlarının imzalarının da bulunduğu tutanakta, kitap taslağının 201 sayfa olması dikkat çekti. Oysa Şıkın bilgisayarındaki taslak 300 sayfaydı. DOĞAN KİTABI TARAFLI BULMUŞ İthaki Yayınları Editörü Ahmet Öz, Ahmet Şıkın İmamın Ordusu adlı kitap taslağının kendisine Şıkın eşi Gonca Şık tarafından verildiğini söyledi. Öz, Gonca Şıkın getirdiği kopyanın Doğan Yayıncılık editörünün düzelttiği kopya olduğunu ifade etti. Doğan Yayıncılık ise görevlendirdikleri okutmanın olumsuz raporu dolayısıyla kitabı baskıya uygun bulmadıklarını belirtti. YAZARA İADE EDİLSİN Doğan Yayın Holdingin kitabı incelemesi için gazeteci Haşim Akmana gönderdiğini belirten Öz, Bana gelen bir mailde Akmanın raporu ve Ahmet Şıkın itirazları yer alıyordu. Akman raporunda Yazar bazı noktalarda tarafsız olamamış, yeniden incelenmesi için yazara iadesine diyordu ifadelerini kullandı. Doğan Yayıncılık Yayın Yönetmeni Deniz Yüce Başarır da, Şıkın kitap taslağının 28 Ocak 2011de kendilerine ulaştığını ve dışarıdan çalışan bir okutmanın kitabı okuyarak incelediğini söyledi. Rapor olumsuz geldiği için yayın kurulunun kitabı baskıya uygun bulmadığını açıklayan Başarır, raporun içeriğin prensip gereği yazarın kendisine ve üçüncü şahıslara açıklamadıklarını belirtti.Bugün Polisin mahkeme kararı ile gazeteci Ertuğrul Mavioğlundaki kitap taslağını almak için Radikal Gazetesine gitmesi Radikal baskını olarak sunulmaya çalışılmıştı. Ancak bilinçli şekilde oluşturulduğu belirtilen baskın iddiasının gerçeği yansıtmadığı Mavioğlunun imzaladığı polis tutanağı ortaya koydu. İŞTE O TUTANAK:
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.04.2011
İştebüyükoyunubozantutanakİşte büyük oyunu bozan tutanak
Doğan Yayıncılık o kitabı iade etmiş
Samanyolu Haber
12.04.2011
07:26
Ahmet Şıkın kitap taslağı ile ilgili polisin inceleme yaptığı İthaki Yayınevinin editörü Ahmet Öz ve Doğan Yayıncılık Yayın Yönetmeni konuştu.

Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda hazırlandığı ileri sürülen Ahmet Şıkın İmamın Ordusu isimli çalışmanın Doğan Yayıncılıka da gönderildiği ortaya çıktı. Doğan Yayıncılıkın görevlendirdiği okutmanın kitabın tarafsız olmadığı yönünde rapor vermesi üzerine kitabın basılmadığı öğrenildi. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Ahmet Şıkın kitap taslağı ile ilgili polisin inceleme yaptığı İthaki Yayınevinin editörü Ahmet Öz, Cihan Haber Ajansının sorularını cevapladı. Ahmet Şıkın 40 Katır 40 Satır isimli kitabını yayınladıkları için ilk görüştüğü yayınevinin kendileri olduğunu belirten Öz, Şıkın peyderpey kitapla ilgili çalışmaları gönderdiğini aktardı. Bu süre içinde yayınevini taşıma telaşında olduklarını ve kitapla ilgilenemediğini söyleyen Ahmet Öz, Ahmete Şu anda çok meşgulüm, mayısa kadar ilgilenmem zor gibi gözüküyor. dedim. O da bunun üzerine Doğan Yayıncılıkın da aralarında olduğu birçok yayıneviyle kitabı yayınlatmak için görüşmüş. diye konuştu. Doğan Yayın Holdingin kitabı incelemesi için gazeteci Haşim Akmana gönderdiğini belirten Öz, Doğan Yayıncılık ne dedi onu bilmiyorum. Bana kitapla ilgili gelen bir mailde Haşim Akmanın raporu ve Ahmet Şıkın ona itirazları da yer alıyordu. Haşim Akman, raporunda yazar bazı noktalarda tarafsız olamamış, yeniden incelenmesi için yazara iadesine şeklinde ifadeler yer alıyordu. dedi. Ahmet Öz, tutuklama olayından sonra Ahmet Şık ile eşi Gonca Şık aracılığıyla görüştüğünü anlattı. Öz, Gonca ile görüşmemizde bana bir kopya daha vermişlerdi. Doğan Yayıncılıkın editörünün düzelttiği kopyayı. TASLAK SİLİNMEDİ, KOPYASI ALINDI Ahmet Öz, kitap nüshalarının polis tarafından silindiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Öz, Tebliğde Varsa basılı nüshalarının alınması gibi bir ifade yer alıyor. Mailimde var dedim açtım ve bilgisayardan gösterdim. Printer olmadığı için çıktısını alamadık. Ortak bir karar ile taslak bir CDye kaydedildi ve zarfa konularak mühürlendi. Polis geldi, kitabı sildi gitti. diye bir şey yok. diye konuştu. Doğan Yayıncılık Yayın Yönetmeni Deniz Yüce Başarır da, Ahmet Özün kitap taslağıyla ilgili sözlerini doğruladı. Şıkın kitap taslağının kendilerine 28 Ocak 2011de ulaştığını, kendilerine dışarıdan çalışan bir okutmanın kitabı okuyarak incelediğini söyledi. Rapor olumsuz geldiği için yayın kurulunun kitabı baskıya uygun bulmadığını dile getirdi. GÜRKAN TUZLU
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.04.2011
DoğanYayıncılıkokitabıiadeetmişDoğan Yayıncılık o kitabı iade etmiş
Doğan Yayıncılık, 'İmamın Ordusu'nu iade etmiş: Yazar, taraflı davranmış
Zaman
12.04.2011
02:39
Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda hazırlandığı ileri sürülen Ahmet Şıkın İmamın Ordusu isimli çalışmanın Doğan Yayıncılıka da gönderildiği ortaya çıktı. Doğan Yayıncılıkın görevlendirdiği okutmanın kitabın tarafsız olmadığı yönünde rapor vermesi üzerine kitabın basılmadığı öğrenildi.
Zaman
En Çok Okunan
12.04.2011
DoğanYayıncılıkİmamınOrdusunuiadeetmişYazartaraflıdavranmışDoğan Yayıncılık İmamın Ordusunu iade etmiş Yazar taraflı davranmış
Doğan Yayıncılık, 'İmamın Ordusu'nu iade etmiş: Yazar, taraflı davranmış
Zaman
12.04.2011
01:58
Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda hazırlandığı ileri sürülen Ahmet Şıkın İmamın Ordusu isimli çalışmanın Doğan Yayıncılıka da gönderildiği ortaya çıktı. Doğan Yayıncılıkın görevlendirdiği okutmanın kitabın tarafsız olmadığı yönünde rapor vermesi üzerine kitabın basılmadığı öğrenildi.
Zaman
Ana Sayfa
12.04.2011
DoğanYayıncılıkİmamınOrdusunuiadeetmişYazartaraflıdavranmışDoğan Yayıncılık İmamın Ordusunu iade etmiş Yazar taraflı davranmış
Doğan Yayıncılık, 'İmamın Ordusu'nu iade etmiş: Yazar, taraflı davranmış
Zaman
12.04.2011
01:57
Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda hazırlandığı ileri sürülen Ahmet Şıkın İmamın Ordusu isimli çalışmanın Doğan Yayıncılıka da gönderildiği ortaya çıktı. Doğan Yayıncılıkın görevlendirdiği okutmanın kitabın tarafsız olmadığı yönünde rapor vermesi üzerine kitabın basılmadığı öğrenildi.
Zaman
Güncel
12.04.2011
DoğanYayıncılıkİmamınOrdusunuiadeetmişYazartaraflıdavranmışDoğan Yayıncılık İmamın Ordusunu iade etmiş Yazar taraflı davranmış
CHP'deki istifanın perde arkası
Samanyolu Haber
20.03.2011
12:20
53 gün CHPnin İstanbul İl başkanlığını yapan Nebil İlseven en büyük hatasını açıkladı.

Nebil İlseven, gençlik dönemindeki CHP sempatizanlığını Amerika siyaset bilimi ve ekonomi okuyup döndükten sonra SHP üyesi olarak devam ettirmek ister. Ancak o dönemde her isteyeni hemen üye kaydetmezler. Bir süre TÜSESin (Türkiye Soysal Ekonomik Siyasi Etüdler Vakfı) savunma ve dış politika komisyonunda görev yapar. Sosyal Demokrat dergisinde ve Cumhuriyet Gazetesinde yazıları yayınlanır. Dönemin SHP il başkanı Ercan Karakaş onu il danışma kuruluna çağırır. 1992de CHPnin yeniden açılış kurultayının ardından İstanbul kurucu yönetim kurulu üyesi olur. Maltepe, Tuzla, Pendik, Kartal bölgesinden sorumlu olur. SHP-CHP birleşmesinden sonra Beşiktaş ilçe yönetimine gelir. Daha sonra aldığı kamu görevleri ve ardından Doğan Holdingin tepe yöneticilerinden biri olarak aktif siyasetten uzak durur. Ta ki CHPnin İstanbul İl başkanı olarak atandığı 10 Ocak 2011e dek. İlseven 53 günün ardından istifa eder. Bu söyleşi istifanın perde arkasına bakıyor. -Uzun yıllardır partide görünmüyordunuz. Birdenbire sizi il başkanı olarak gördük. Teklif Kılıçdaroğlundan mı geldi? -Kılıçdaroğlu direkt telefon açıp bana söylemedi. Gürsel bey bildirdi. Genel başkan da belli ki bu yönde bir tercih kullanmış. -Geçmişte sizi yolsuzluk yapmakla suçlamıştı. Sonra o raporun soruşturmaya ihtiyaç olmadığı ortaya çıktı. Size karşı bir gönül borcuyla bu teklifi yapmış olabilir mi? -İnanın Kemal Bey ne o parlamento araştırma komisyonunun on iki üyesinden biri olarak tek tek insanların kim olduğunu bilerek attı o imzayı, ne de Nebil İlseveni yıllar sonra karşısında görüp, aaa bu adam buydu diye bir teklif yaptı. Komisyon yalnızca benim görev yaptığım alanı değil, bütün sektörü inceledi. Kemal Kılıçdaroğlunun ismen ben şu adamı şuraya yollayayım dediğine inanmıyorum. O dönemde üç yüzün üstünde bürokrattan biriydik. Konu açıldığında eminim getirin şu dosyaları bakalım dedi. Baktı, gördü. Bin sayfalık dosyada bir sürü insan. Kimi mahkemeye gitti aklandı, kim hiç soruşturulmadı. Kimi de benim gibi soruşturuldu ve mahkemeye gidilmemesi, bir kusurun olmadığı yönünde adli karar çıktı. Ve o anda kendi kafasındaki sistem bence oturdu. -Ancak 53 gün dayanabilmenize nasıl bir mazeretiniz var? Üslubunuz mu, partiyi yeterince tanımamak mı, sürprizlerle karşılaşmak mı, bu oyunu bilmemek mi? -Ben olayı dayanmak şeklinde görmedim. Birinci günden elli üçüncü güne kadar bir görevin gereklerini yerine getiriyorsunuz. Bunun dayanması filan olamaz. Sonuçta siyasi görev yapıyoruz. Üstelikte kamu görevi yapıyoruz. Bu bir şirket değil. -Partiyi şirket gibi yönetmeye kalktınız belki de. -Partiyi şirket gibi yönetmek herhalde etkinlik anlamındadır. Partiler keşke etkin yönetilse, verimlilik olsa, hesap sorulsa, hesap verilse. Kimin kime rapor ettiği belli olsa. Bir kere ne gerekiyorsa onu yaptık. 53 gün sonra bu görevi bir başka arkadaşımız götürürse parti için daha faydalı olacaktır kararını vermemizin nedeni aceleciliğimiz değil, gerçekçiliğimiz. -Gerçekçilik derken? -Çok başlılık iyi değildir dedik. Yönetimde bir hiyerarşi vardır. Onun başı bellidir, sonu bellidir, kimin kime rapor ettiği, kimin yetkili, kimin sorumlu olduğu bellidir. Sorumluluklar bir yerde, yetki bir yerdeyken başkaları sorumluluklar olmaksızın yetki kullanmaya veya yetkiler tanımlanmaksızın etki yaratmaya çalıştığı zaman bir yönetim zafiyeti oluşur. -Siz kime bağlıydınız? -Merkez yönetim kurulunda ilgili genel başkan yardımcılarına ve genel başkana. Örgütlenmede Gürsel Beye, finansmanda Hurşit Beye, propaganda konusunda Erdoğan Beye, idari konularda genel sekretere bağlıyım. Biz bu hiyerarşi içinde bir çalışma yürütürken genel başkan yardımcısı baş danışmanı Ufuk Afacan diyor ki, Nebil İlseven bize karşı örgütlenmeye başladı. Biz tabii ki partiyi ona bırakmayacaktık. Yani evet biz burada çok başlılık yaptık diye beni teyit ediyor. Durumun böyle olduğunu görünce dedim ki ben müsaadenizi istiyorum. -Vahim bir yanlış yapmış olabilir misiniz? -Bana açıp da şunu yanlış yaptın demedi hiç kimse. Ha genel başkan yardımcısı diyor ki, gazetecilerin yürüyüşüne katılmadı. Nasıl yani? Gazeteciler yürümeseydi ne yapacaktık? O gün spontane yürüdüler. Üstelik o bir meslek dayanışmasıydı. -Gürsel Tekini kızdırmışsınız ki, Taksimin göbeğinde 3 bin gazeteci yürürken CHP orada yoksa ben de onu yok sayarım diyor. -Ankarada da 30 bin doktor yürüdü. Orada da CHP yoktu. Öyleyse Ankarada da CHP yoktu denilebilir mi? Bu bir performans kriteri mi? Bu bir hataysa sorarsın astına: Bugün bir yürüyüş oldu. Sen neredeydin? Efendim böyle böyle oldu. Dersin ki buna dikkat et. Böyle yerlerde biz olmak isteriz. Peki, efendim deyip yoluna devam edersin. Normal bir ilişki bunu gerektirir. Ama istifa olduktan sonra Afacan diyor ki izlemeye aldık onu. -Nasıl izlenmişsiniz? -Burada adamları vardır kim olduğu belli olan veya olmayan. O adamlar her gün akşam açıp bugün bunu y
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.03.2011
CHPdekiistifanınperdearkasıCHPdeki istifanın perde arkası
Çetin Doğan'dan ÇEV'i kurtarma girişimi
Samanyolu Haber
24.01.2011
07:18
Çetin Doğan?ın, ÇEVe yönelik operasyonların durdurulması için İstanbul Emniyet Müdürü ile görüştüğü ortaya çıktı.

Balyoz davası sanığı Doğan, görevde olduğu dönemde İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemirden, misyonerlik faaliyeti yürüttüğü ve PKKlılara burs verdiği iddia edilen Çağdaş Eğitim Vakfına operasyon yapılmamasını istemiş. Balyoz davasının bir numaralı sa nığıl. Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğanın, misyonerlik faaliyetleri yaptığı, PKKlı öğrencilere burs verdiği, MİT, Jandarma ve Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından rapor edilen Çağdaş Eğitim Vakfına (ÇEV) yönelik operasyonların durdurulması için çaba harcadığı iddia edildi. Doğanın 2002 yılında bir otelde dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ile görüştüğü ve soruşturmanın sona erdirilmesini istediği belirtildi. Operasyonları durdurun ÇYDD ve ÇEVe yönelik hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinde yer alan bilgiye göre Çetin Doğan, ÇEVe yönelik operasyonların durdurulması için girişimlerde bulunmuş. Dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri ve Ergenekon davası sanığı emekli Tümgeneral Erdal Şenel-den ele geçirilen dijital verilerde bulunan bilgiye göre, Doğan, görevdeyken 8 Haziran 2002 tarihinde Beşiktaşta bir otelde dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ile bir araya geldi. Emekli Orgeneral Necdet Timur ve Şenelin de katıldığı toplantıda askerler, Özdemirden ÇEV ile ilgili operasyonların sona erdirilmesini istedi. Operasyonların sürmesi durumunda vakfın zor durumda kalacağı belirtildi. Bu talep karşısında Özdemir, yapacağı bir şey bulunmadığını söyledi. Özdemir, MİTin vakıfla ilgili olumsuz rapor hazırladığını, rapora göre ÇEVin misyonerlerle işbirliği için de olduğunun anlaşıldığını aktardı. Askerlerin çabalarının sonuçsuz kaldığı belirtilen yazıda, Şenelin Çetin Doğana, Ben komuta katından habersiz olarak buraya geldim. Lütfen buna göre davranınız dediği belirtiliyor. PKKlıya burs veriyordu ÇYDD iddianamesinde, Şener Eruygurdan ele geçirilen bir belgede jandarma istihbarat birimlerinin 2003 yıkıda Gül seven Yaşer ve başkanı olduğu ÇEVin PKKlılara burs verdiği, vakıfta yapılan aramada PKK ile ilgili örgüt dokümanları, Abdullah Öca lanm kitaplarının bulunduğu şeklinde tespitlerin yer aldığı belirtilmişti. Buna rağmen Eruygurun Yaşer ve vakıfla ilişkisini sürdürdüğü ortaya çıkmıştı. MİTin tespitlerine göre de ÇEV, Türkiyede misyonerlik faaliyetlerinde bulunuyor. Atatürkçülükle maskelemeye çalışmışlar ÇEVin misyonerlik faaliyetlerinde bulunduğunu MİTin yanı sıra Özel Kuvvetler Komutanlığının da belirlediği ortaya çıktı. Çetin Doğanın korumaya çalıştığı belirtilen vakfın bu faaliyetleri, Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Nevzat Bekaroğlu imzasıyla Genelkurmay Harekât Başkanlığı-na gönderilen ve İstihbarat Albay Sedat Veyisoğlu imzasını taşıyan gizli ibareli bilgi notunda da anlatılıyor. Notun değerlendirme bölümünde, Vakıf çalışanlarının ulusal kimlik ve üniter yapı anlamının bir değer taşımadığı fikrini yaydıkları, ABD kültürünü yayma misyonerliği yaptıkları, bu çalışmalarını Atatürkçülük ve irtica ile mücadele gibi konularla maskelemeye çalıştıkları değerlendirilmektedir deniliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.01.2011
ÇetinDoğandanÇEVikurtarmagirişimiÇetin Doğandan ÇEVi kurtarma girişimi
Çetin Doğan, misyonerlik çalışmaları ve PKK?lılara burs verdiği rapor edilen ÇEV?i kurtarmaya çalışmış
Samanyolu Haber
23.01.2011
10:48


Balyoz davasının bir numaralı sanığı eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğanın, misyonerlik faaliyetleri yaptığı, PKKlı öğrencilere burs verdiği, MİT, Jandarma ve Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından rapor edilen Çağdaş Eğitim Vakfına (ÇEV) yönelik operasyonların durdurulması için çaba harcadığı iddia edildi. Doğanın 2002 yılında bir otelde dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ile görüştüğü ve soruşturmanın sona erdirilmesini istediği belirtildi. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve ÇEVe yönelik hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinde yer alan bilgiye göre Çetin Doğan, ÇEVe yönelik operasyonların durdurulması için girişimlerde bulunmuş. Dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri ve Ergenekon davası sanığı emekli Tümgeneral Erdal Şenelden ele geçirilen dijital verilerde bulunan bilgiye göre, Doğan, 8 Haziran 2002 tarihinde Beşiktaşta bir otelde dönemin İstanbul Emniyet Müdürü ve şu an MHP Gaziantep Milletvekili olan Hasan Özdemir ile bir toplantı yaptı. Emekli Orgeneral Necdet Timur ve Şenelin de katıldığı toplantının konusunun ise ÇEV olduğu kaydedildi. Askerler, Özdemirden ÇEV ile ilgili operasyonların sona erdirilmesini istedi. Operasyonların sürmesi durumunda vakfın zor durumda kalacağı belirtildi. Bu talep karşısında Özdemir, kendisinin yapacağı bir şey bulunmadığını söyledi. Konunun savcılık tarafından incelendiğini belirten Özdemir, MİTin vakıfla ilgili olumsuz bir rapor hazırladığını, bu rapora göre de ÇEVin misyonerlerle işbirliği içinde olduğunun anlaşıldığını aktardı. Askerlerin çabalarının sonuçsuz kaldığı belirtilen yazıda, Erdal Şenelin Çetin Doğana, Ben komuta katından habersiz olarak buraya geldim. Lütfen buna göre davranınız. dediği belirtiliyor. ÇYDD iddianamesinde, Şener Eruygurdan ele geçirilen bir belgede jandarma istihbarat birimlerinin 2003 yılında Gülseven Yaşer ve başkanı olduğu ÇEVin PKKlı kişilere burs verdiği, vakıfta yapılan aramada PKK ile ilgili örgüt dokümanları, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalanın kitaplarının bulunduğu şeklinde tespitlerin yer aldığı belirtilmişti. Buna rağmen Eruygurun Yaşer ve vakıfla ilişkisini sürdürdüğü ortaya çıkmıştı. MİTin tespitlerine göre de ÇEV, Türkiyede misyonerlik faaliyetlerinde bulunuyor. ÇEVİN MİSYONERLİK FAALİYETİNİ ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI DA TESPİT ETMİŞ ÇEVin misyonerlik faaliyetlerinde bulunduğunu MİTin yanı sıra Özel Kuvvetler Komutanlığının da belirlediği ortaya çıktı. Çetin Doğanın korumaya çalıştığı belirtilen vakfın bu faaliyetleri, Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Nevzat Bekaroğlu imzasıyla Genelkurmay Harekat Başkanlığına gönderilen ve İstihbarat Albay Sedat Veyisoğlu imzasını taşıyan gizli ibareli bilgi notunda da anlatılıyor. Notun değerlendirme bölümünde, Vakıf çalışanlarının ulusal kimlik ve üniter yapı anlamının bir değer taşımadığı fikrini yaydıkları, ABD kültürü yayma misyonerliği yaptıkları bu çalışmalarını Atatürkçülük ve irtica ile mücadele gibi konularla maskelemeye çalıştıkları değerlendirilmektedir. deniliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.01.2011
ÇetinDoğanmisyonerlikçalışmalarıvePKK?lılarabursverdiğiraporedilenÇEV?ikurtarmayaçalışmışÇetin Doğan misyonerlik çalışmaları ve PKK?lılara burs verdiği rapor edilen ÇEV?i kurtarmaya çalışmış
İnanması zor ama gerçek!
Samanyolu Haber
19.01.2011
00:11
Doktorlar tam 8 gün bu kadının kırılıp damarında kalan neredeyse parmak uzunluğundaki iğneyi bulmaya çalıştı. Sonunda iğne bugün bulundu ve çıkarıldı. Ama ortaya inanması zor ama gerçek sağlık hikayelerinden biri çıktı.

Kartalda mide kanaması teşhisiyle hastaneye yatan 28 yaşındaki Ayfer Doğana serum vermek için takılan plastik iğne (Anjuaket) damarında kaldı. Hastanın iddiasına göre müdahalede geç kalınınca iğne çıkarılamadı. 10 Ocak tarihinde Ayfer Doğanın elinin üst bölgesinde tespit edilen iğne 8 gün sonra bugün yapılan müdahaleyle çıkarıldı. Olayın gözetimi altında olduğu doktorun ihmalinden kaynaklandığını ileri süren Ayfer Doğan, damarındaki plastik iğneyle yaşadığı saatlerde Doğan Haber Ajansına konuştu. Doğan Nöbetçi doktor müdahale etmedi. Şimdi o plastik iğneyle yaşıyorum. İnsan hayatını bu kadar ucuz mu? İhmal kurbanı olmak istemiyorum dedi. Duyanı hayrete düşüren olay Ayfer Doğanın anlattığına göre şöyle gelişti. 6 Ocak tarihinde mide kanaması geçirdiği için Kartaldaki Yavuz Selim Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Ayfer Doğana (28)serum da takıldı. 2 gün sonra ise rutin kontroller için hastanın yanına gelen hemşire serumun damara gitmediğini fark etti. Hemşire serumun akmadığını fark edince durumu kontrol etti. Kolundaki serum bağlantısını inceleyen hemşire, damara bağlantı yapılan plastik iğnenin kırılarak damarda kaldığını fark etti. Durum nöbetçi doktora rapor edildi, ancak bir müdahalede bulunulmadı. Kolunda şişlik ve yoğun morluklar oluşan Doğanın damarlarında hareket eden plastik iğne 2 gün sonra ultrasonla tespit edildi. Bu süre içerisinde damar tıkanıklığına engel olmak için kan sulandırıcı ilaçlar verildi. Ameliyatla plastik iğneyi almaya karar veren doktorlar, Ayfer Doğanın koluna cerrahi müdahale yaptı ancak iğne yoluna hızlı devam ettiği için yeri tespit edilip çıkarılamadı. Damarındaki parmak uzunluğuna yakın uzunluktaki iğneyle yaşadığı 8. gün DHAya konuşan Doğan Hayatımın sonuna kadar kan sulandırıcı ilaçlar mı içeceğim, kalbime ya da akciğerime saplanabilir, ölümle burun burunayım dedi. Yavuz Selim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gözetim altında tutulan Doğana bugün bir müdahalede daha bulunuldu ve plastik iğnenin bulunduğu yer tespit edilip çıkarıldı. İğnenin bu süre zarfından damardaki hareketini sürdürdüğü, tespit edilip çıkarıldığı yerin dirsek civarı olduğu öğrenildi. Geçirdiği operasyondan sonra sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Ayfer Doğanın olumlu sonuca rağmen hastaneyi ve sağlık personeline suçlamaktan vazgeçmeyeceği öğrenildi. Doğan iğnenin damarda kalmasına yol açan hatanın bizzat sağlık personeli tarafından yapıldığını ileri sürerken, Doğan Haber Ajansının isminin açıklanmasını istemeyen sağlık personelinden aldığı bilgiye göre bu sonuca hastanın kendisinin fark etmeden yaptığı hareketlerin yol açma ihtimali de var.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.01.2011
İnanmasızoramagerçekİnanması zor ama gerçek
Onun adı Kemal, yapar !
Samanyolu Haber
12.01.2011
08:06
Şimdi il başkanı yaptığı Doğan Grubu?nun CEO?sunu yargılanması için için altı yıl önce imza atmış !

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu?nun, altı yıl önce, İstanbul İl Başkanlığı?na getirdiği Doğan Grubu?nun CEO?su Nebil İlseven?in yargılanması için imza attığı ortaya çıktı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu?nun, altı yıl önce, İstanbul İl Başkanlığı?na getirdiği Doğan Grubu?nun CEO?su Nebil İlseven?in yargılanması için imza attığı ortaya çıktı. TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu?nun raporunda, İlseven hakkında yaklaşık 15 sayfalık yolsuzluk ve usulsüzlük iddiası bulunuyor. Raporda, komisyon üyesi olarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu?nun da imzası yer aldı. Raporda, İlseven ismi yargılanması gereken bürokratların başında sayıldı. 3 Kasım seçimlerinin ardından TBMM?de kurulan Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu?nda, CHP adına Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Güryüz Ketenci, Mahmut Yıldız ve Yüksel Çorbacıoğlu görev aldı. Komisyonun yaklaşık bir buçuk yıllık çalışmasının sonucunda hazırlanan rapor, günlerce tartışılmıştı. Raporun ?BDDK ve TMSF kapsamındaki off-shore bankacılık uygulaması? başlıklı bölümünde, dönemin TMSF Başkan Yardımcısı olan Nebil İlseven hakkındaki iddialara da yer veriliyordu. 15 SAYFALIK USÜLSÜZLÜK İDDİASI Kılıçdaroğlu?nun da imzasının bulunduğu komisyon raporunda, İlseven?in, medya gruplarının batık bankalardan kullandıkları kredilerin faizlerini düşürdüğü, borçlar hakkında takip başlatmadığı, kredileri canlı gösterdiği, batık bankaların gayrimenkullerini bedelinin çok altında sattığı iddia edildi. Raporun yaklaşık 15 sayfasında, İlseven?in TMSF dönemine yönelik usülsüzlük iddiaları yer aldı. Her usulsüzlüğün altında ise, konuyla ilgili olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından bir komisyon oluşturularak, soruşturma açılması talep edildi. Soruşturma açılmasına ilişkin talepler, AK Parti İstanbul eski Milletvekili Azmi Ateş?in başkanlığındaki komisyonda, ayrı ayrı değerlendirildi. Raporda yer alan, bakan ve bürokratlarla ilgili soruşturma talepleri de, Kılıçdaroğlu?nun da bulunduğu toplantılarda, komisyon üyelerinin ortak kararı ile alındı. Bu nedenle Kılıçdaroğlu, İlseven?in hakkındaki usulsüzlük iddialarına onay vererek, yargılanmasını istedi. ?İNCELENMEDİ? ŞERHİ DE KOYMUŞTU TBMM Yolsuzluk Araştırma Komisyonu?nda görev yapan uzmanlar, bankacılık ve finans alanındaki usulsüzlük araştırmalarında Kılıçdaroğlu?nun da büyük katkı sağladığını belirterek, Kılıçdaroğlu?nun İlseven hakkındaki usulsüzlük iddiaları konusunda tek bir itirazının olmadığını bildirdi. Raporun tamamlanmasının ardından CHP?li Kılıçdaroğlu?nun muhalefet şerhi yazdığına dikkat çeken uzmanlar, muhalefet şerhinde ?yolsuzlukların yeterince incelenmediğine? ilişkin iddiaların yer aldığı, dolaysıyla raporda yer alan tüm tespitlere CHP?li üyelerin de onay verdiğini bildirdiler. Bazı taşınmazlar çok düşük bedelle satıldı Komisyon raporunda şu iddialar yer aldı: ? TMSF kapsamında bulunan bankaların hakim ortaklarının bazı riskleri, off-shore bankalara aktarıldı. Bu gruplar arasında, Cıngıllıoğlu, Toprak, Süzer ve Medya Holding bulunuyor. ? Demirbank?ın HSBC?ye satışı sonrası aralarında Doğan Grubu?nun da yer aldığı grupların kredileri, Bank2000 adlı off-shore bankasına aktarılarak, vadeleri uzatıldı. ? İlseven, Holding?in finans koordinatörlüğü döneminde 540 milyon dolarlık krediye imza atmıştır. TMSF Başkan Yardımcısı olarak söz konusu krediyle ilgili de işlem yapmıştır. ? İlseven?in medya holdingteki görevleriyle ilgili ayrıntılı olarak inceleme yapılmalıdır. ? Bayındırbank?a ait bazı taşınmazlar bedelinin çok altında satılmıştır. Bu satışlar, Nebil İlsven?in kontrolünde gerçekleştirilmiştir.
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.01.2011
OnunadıKemalyaparOnun adı Kemal yapar
Çetin Doğan hakkında şok iddia - Video
Samanyolu Haber
15.12.2010
22:47
Balyoz Davasında yarın hakim karşısına çıkacak olan Çetin Doğan hakkında, iddiaların ardı arkası kesilmiyor.

Batı Çalışma Grubu adını Türkiye, 28 Şubat döneminde duydu. İstihbarat maksadıyla kuruldu denilmişti ancak bütün görevinin darbe için ihtiyaç duydukları irtica paranoyasına malzeme üretmek ve millete inen darbeyi hazırlamak olduğu sonradan ortaya çıktı. Ülkede irtica paranoyasını yayan Batı Çalışma Grubunun, Balyoz Darbe Planı ile yeniden hayata geçirildiği iddia edildi. Sabah gazetesi iddiayı manşetten duyurdu. Gazetenin haberine göre, halka Balyoz indirmenin planlandığı 1. Ordu Komutanlığındaki, 2003 tarihli seminerde, BÇGnin yeniden aktif hale getirilmesi kararlaştırıldı. Dahası alınan bu karardan dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkökün bilgisi de yoktu. İddiaya göre, BÇGyi yeniden faaliyete sokma önerisi, seminerde rutin dışına çıkılacak emrini verdiği ileri sürülen Balyoz sanığı Çetin Doğandan gelmişti. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına tarafından da kabul edildi ve karar uygulamaya kondu. Darbe seminerinden hemen sonra Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Deniz Kutluk tarafından konuyla ilgili bir rapor hazırlandığı ileri sürülüyor. Ve iddia o ki darbeye ortam hazırlama görevi, yeniden BÇGye verildi. Tıpkı 28 şubatta olduğu gibi. Böylece 1997de dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkayanın emri ile kurulan BÇG 2003te yeniden güncellenmiş oldu. Faaliyetlerini ise günümüze kadar devam ettirdiği ileri sürülüyor. Poyrazköy iddianamesinde de BÇGnin hala aktif olduğunun altı çiziliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.12.2010
ÇetinDoğanhakkındaşokiddia-VideoÇetin Doğan hakkında şok iddia - Video
Batı Çalışma Grubu'nu tekrar kurmuş
Samanyolu Haber
15.12.2010
09:45
28 Şubat döneminin şeriat karşıtı istihbarat yapılanması Batı Çalışma Grubunun Balyoz Darbe Planı ile 2003te AK Partiye karşı gizli emirle diriltildiği ortaya çıktı

SABAH, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yarın ilk duruşması yapılacak Balyoz Darbe Planı Davasını etkileyecek önemli bir ayrıntıya ulaştı. Genelkurmay gözlemcisinin Milli mutabakat hükümeti tartışıldı ve Org. Çetin Doğanın seminer öncesinde rutin dışına çıkılsın emrinden sonra ortaya çıkan yeni bir belgeye göre, istihbarat çalışması için Batı Çalışma Grubunun (BÇG) tekrar kurulması kararı alındı. 28 Şubat sürecinde kurulan BÇGnin önemli isimlerinden 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, BÇGnin yeniden aktif hale getirilmesini 5-7 Mart 2003 tarihindeki dava konusu olan plan semineri gündemine aldı. ÖZKÖK HABERSİZ BÇGnin yeniden yapılanma kararı için dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkökün bilgisi dışında emir yayınlandı. Çetin Doğanın BÇGnin yeniden yapılanması önerisi, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına tarafından da kabul edildi ve uygulamaya konuldu. Seminerden hemen sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Deniz Kutluk tarafından hazırlanan istihbarat raporunda, tüm bilgi toplama çalışmalarının BÇG tarafından yapılacağı belirtildi. 13 Mart 2003 tarihli Tuğamiral Kutluk imzalı belgede İlgi (a) ile tesis edilen Batı Çalışma Grubu rapor sisteminin, aynı esaslarla yeniden aktive edileceği ve irticai faaliyetlere ilişkin raporların doğrudan Deniz Kuvvetleri Komutanlığına intikal ettirilmesi ilgi (b) ve (c) ile bildirilmiştir denildi. 1997de dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkayanın emri ile kurulan BÇGnin 2003te güncellenmesinden sonra yaptığı ilk iş Marmara Bölgesi ve Batı Karadeniz Bölgesinde istihbarat çalışması oldu. Bu arada yarın başlayacak dava öncesinde Genelkurmay askeri savcısı Balyoz davası delilleri arasına giren ve devletin çok gizli bilgileri ile bazı komutanların özel hayatlarına ilişkin görüntülerin yer aldığı 51 nolu DVDdeki bilgilerle ilgili gizlilik uyarısı yaptı. Askeri Savcı Hâkim Albay Yavuz Şentürk imzasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, 51 nolu DVD içinde gizli ve gizli gizli içerikli belgeler olduğu belirtildi. Askeri Savcılığın Genelkurmay Başkanlığı bilirkişi heyetine yaptırdığı inceleme de gizli nitelikte belgelerin gizlilik derecelerinin kalkmadığı uyarısı yapıldı. 20 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ BALYOZ Darbe Planı iddialarına ilişkin dava yarın başlayacak. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile Genelkurmay Muhabere ve Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS) Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu ve Albay Dursun Çiçekin de aralarında bulunduğu 196 şüphelinin 15 ile 20şer yıl arasında hapisleri isteniyor. Mutlu ÇÖLGEÇEN
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.12.2010
BatıÇalışmaGrubunutekrarkurmuşBatı Çalışma Grubunu tekrar kurmuş
İşte Balyoz'un 'rutin dışı' belgesi
Samanyolu Haber
09.12.2010
08:56
BALYOZ Darbe Planına ilişkin ortaya çıkan iki belge, Plan Seminerinin hükümeti yıkmaya yönelik eyleme dönüştüğünü gösteriyor

SABAH Gazetesi, Balyoz toplantısı izleyen Genelkurmay gözlemcisinin Milli Mutabakat Hükümetini tartıştılar raporundan sonra iki kritik belgeye daha ulaştı. 16 Aralık 2010da İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak Balyoz Darbe Planı Davasını etkileyecek iki belge, seminerin hükümeti yıkmaya yönelik eyleme dönüştüğünü açık bir şekilde ortaya koyuyor. 1. Ordu Komutanlığı Karargah kayıtlarına göre, dönemin ordu komutanı Orgeneral Çetin Doğanın rutin dışına çıkılsın emrini 20 Aralık 2002 tarihli Aylık Karargâh Koordinasyon Toplantısında verdiği ortaya çıktı. Doğan, ikinci olarak ise Plan Seminerinin yapılacağı tarihten tam bir gün önce 4 Mart 2003te çok gizli bir emir yayınladı. Emirde seminere katılacaklardan Kara Kuvvetleri Komutanlı İstihbarat Başkanlığınca hazırlanan ve AK Parti Hükümetini konu alan Durum Değerlendirmesi raporunun okunmasını istedi. Toplam 41 sayfalık rapor plan seminerinde ayrıntılı bir şekilde tartışıldı. İşte, Darbenin Belgesi olarak tanımlanabilecek o ayrıntılar: 1.Ordu Komutanı Org. Çetin Doğanın plan seminerine ilişkin rutin dışına çıkılsın emrini 20 Aralık 2002de 1. Ordu Komutanlığı Aylık Karargâh Koordinasyon Toplantısında verdiği ortaya çıktı. Org. Doğanın toplantıda yaptığı konuşmanın kaset dökümü, karargah kayıtlarında da açık bir şekilde yer alıyor. 1. Ordu Genel Sekreteri Kurmay Albay A. Baki Erdoğan imzasıyla 24 Aralık 2002de kayıtlara giren belgede Doğanın şu konuşmayı yaptığı belirlendi: Önümüzde bir plan semineri var. Arkadaşlarım bilgi verdi, senaryoyu gönderdi. Bu senaryo bizim başımıza gelebilecek en olumsuz ama dikkate almamız gereken bir senaryodur. Olabilirliği yüksek bir senaryodur. Nedir bu senaryo? AB ile bütünleşmek isteyen bir ülke bütün fedakarlıklara rağmen kapının önüne bırakılmıştır ve bunun uğrattığı hayal kırıklığı sebebiyle gerek hükümet çevresinde gerek halk tarafından başka arayışlar ortaya çıkabilir. İrtica daha fazla hortlayabilir... Bu durumda iç bakımdan sıkıntılar yaşabiliriz... Ben bir EMASYA planlarımızın plan seminerinde bu şartlar altında gözden geçirilmesinin uygun olacağı inancındayım. Böyle bir sebeple senaryoyu ve plan çalışmasını klasik şeylerin dışına çıkarma ihtiyacı duydum. Org. Doğan, Plan Semineri başlamadan önce ise ikinci bir adım attı ve seminerin yapılacağı tarihten bir gün önce 4 Mart 2003te çok gizli bir emir yayınladı. Çetin Doğan, seminere katılacak tüm subaylara Kara Kuvvetleri Komutanlığınca 26 Şubat 2003te hazırlanan ve AK Parti Hükümeti icraatlarını ele alan Durum Değerlendirmesi raporlarını okumasını istedi. 1. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Kurmay Albay İzzet Ocak tarafından Harekat Başkanlığına 4 Mart 2003te ivedi olarak yazılan yazıda şu ifadelere yer verildi: Sayın Ordu Komutanımız söz konusu değerlendirmelerin, öncelikle plan seminerine katılacaklar olmak üzere, Başkan ve Pl./Pl. ve Eğt. Ş. Md seviyesinde personele okutulmasını emretmişlerdir. Bu emir sonrasında seminerden hemen önce katılımcılara toplam 41 sayfadan oluşan iki rapor dağıtıldı. KKK İstihbarat Başkanlığının AK Parti hükümeti faaliyetlerini kapsayan Durum Değerlendirmesi Raporu, Plan Seminerinde ayrıntılı bir şekilde tartışıldı. Genelkurmay gözlemcisinin Milli mutabakat hükümetini tartıştılar tespitinde bulunduğu toplantıda ele alınan Durum Değerlendirmesi raporu 24-30 Ocak 2003 ile 31 Ocak 20 Şubat 2003 tarihlerini kapsıyor. 9 ve 32 sayfadan oluşan iki raporda AK Parti Hükümetinin icraatları Yasa Değişiklikleri, Kadrolaşma, Eğitim-Türban, Siirt Seçimlerinin İptal Edilmesi, AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğanın Siirtte Yenilenecek Seçimlere Adaylık İçin Başvurusu, TSK Komuta Kademesinin TBMM Başkanı Bülent Arınçı Ziyareti, Valiler Kararnamesi başlıklarında değerlendiriliyor. Raporda, hükümetin üst düzey atamalarına ilişkin çok ayrıntılı istihbarat notları yer alıyor. Sabahın Darbenin Belgesi başlığı ile 29 Kasımda manşetinden verdiği haberde Plan Seminerine katılan Genelkurmay gözlemcisi Kurmay Albay Hasan Durak Çetin Doğan ve komutanlar milli mutabakat hükümetini tartıştılar tespitinde bulunduğu ayrıntılı bir şekilde ortaya koymuştu. 26 Mart 2003te de Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından imzalanan gözlemci raporunda, seminerde ele alınan konular şu şekilde sıralanıyordu: Öncelikle bir milli mutabakat hükümeti kurulması gerektiği, MİT Başkanlığına asker kişinin getirilmesi, Halkla ilişkilerin çok önemli olduğu, Sıkıyönetim görevlerinin Ek görev olarak görülmemesi, Sıkıyönetim Karargâhlarının Komutanlık karargahları olması gerektiği, İstanbul ili için 4 ilave tugaya ihtiyaç olduğu, Sivil toplum kuruluşlarının yeniden yapılanmaya ihtiyaç olduğu, Birliklerin zinde tutulması gerektiği... Mutlu ÇÖLGEÇEN
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.12.2010
İşteBalyozunrutindışıbelgesiİşte Balyozun rutin dışı belgesi
Ersever JİTEM'e Kürt raporu hazırlamış
Samanyolu Haber
25.11.2010
08:24
Kürt sorunuyla ilgili raporda Ersever imzasının bulunması JİTEM?komutanının bu nedenle öldürülmüş olacağını düşündürüyor

Jandarmanın yok dediği JİTEM teşkilatında, JİTEM 2. BRL-K adına Jandarma Genel Komutanlığı?na sunulan Binbaşı Cem Ersever imzalı yeni bir rapor ortaya çıktı. JİTEM?in varlığını bir kez daha gözler önüne seren rapor, JİTEM?in faliyetlerine tepkisi nedeniyle faili meçhul cinayete kurban gittiği iddia edilen ve PKK?yla mücadeleyle görevli Binbaşı Cem Ersever?in PKK ve Kürt sorununa ilişkin çarpıcı ifadelerini de ortaya çıkardı. YAPTIĞIM ELEŞTİRİLERİN FARKINDAYIM Yaptığı eleştirilerin farkında olduğunu belirten Ersever, raporunu ?Bir istihbaratçının kalemiyle kitlenin ?devlet babaya? gerektiğinde belgeler ile teşvik edilebilecek seslenişi? sözleriyle bitiriyor. 17 Mart 1993?te ?Güneydoğu?da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının görülmesini engellemektedir? yazan mektupla istifa eden, 24 Ekim 1993?te kaybolan 4 Kasım 1993?te Ankara Elmadağ?da cesedi bulunan Ersever?in 5 Nisan 1990 tarihli raporda, şu ifadeler dikkat çekiyor: ASKERİ TEDBİRLER YETERLİ OLMUYOR Örgüt mensuplarıyla mücadelenin ihalesi TSK?Ya bırakıldığı içindir ki kırsal alanda büyük çabalarla sağlanan kısmi kontrol tedbirleri arzu edilen huzur ve kamu düzeninin kurulmasına yeterli olmamaktadır. Toplum milli demokratik devrim aşamasına PKK tarafından getirilmiştir. BÖLGE HALKININ SERZENİŞLERİ Bölgede asayiş ve huzurun sağlanması için sadece askeri tedbirler ön planda tutulmuştur. Rapor halkın arasında yaşamanın gururunun ürünü olarak bölge halkının serzenişlerini dile getirmek maksadıyla hazırlanmıştır. Anlatım tarzı onların arzuları olup, değerlendirmede klasik üsbuba uyulmamış ve konuların detaylarına girilmemiştir. Yazılması komutanlığın emirlerine maruz olan harekat ve istihbaratla ilgili düşünceler metinde yer almamamıştır. Değerlendirmede belki yoğun eleştiri söz konusu olmakla birlikte yazılanlar bir istihbaracının kalemiyle kitlenin ?devlet babaya? gerektiğinde belgeler ile teşvik edilebilecek seslenişidir. 1 KOMUTAN 15 HESAP 41 SANDIK ?JİTEM?i geçici emirle? kurduğunu açıklayan emekli Albay Arif Doğan?ın Ankara 11?nci Ceza Hakimi Süleyman İnce?ye verdiği ifadede, ?Ben Jandarma istihbarat Grup Komutanlığı ve JİTEM Grup Komutanlığı görevlerinde bulundum. JİTEM üst düzey daha doğrusu yetkili komutanların bilgisi ve kararları doğrultusunda denenmek üzere kurulmuş bir yapılanmadır. Ben de bunun kurucusuyum. Faaliyet alanı Olağanüstü Hal Bölgesidir. Dışına taşınması söz konusu değildir ve kadrolu elemanı yoktur. Belgelerin bir kısmını muhafaza ettim, yukarıda da kısmen ifade ettiğim gibi benim değişik beyanlarımda olduğu, ancak evde kullanmadığım 41 sandığım vardı? demişti. Doğan?ın 15 ayrı banka hesabının olması da dikkat çekti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.11.2010
ErseverJİTEMeKürtraporuhazırlamışErsever JİTEMe Kürt raporu hazırlamış
PKK'nın başı fena dertte!
Samanyolu Haber
28.10.2010
11:08
PKKyı şok eden bir olay daha yaşandı.

Avrupa ülkelerinde terör örgütü PKKnın finansman kaynaklarının kurutulmasına yönelik operasyonlarda çok sayıda örgüt üst düzey sorumlusunun tutuklanması nedeniyle PKKda otorite boşluğu yaşanırken, örgüt içinde bir dolandırıcılık olayının daha gerçekleştiği öğrenildi. Terör örgütünün Yunanistan sorumlusu Kemal Çnin, örgüt adına toplanan 150 bin avro para ile birlikte İsviçreye kaçtığı ortaya çıktı. Terör örgütünün sözde Balkanlar sorumlusu Hıdır Ynin, yolsuzluk olayını Kandile rapor etmesi üzerine, Kemal Ç. hakkında infaz kararı alındı. Bunun üzerine örgütün üst yönetimi Karlos kod adlı tetikçi E.T yi Kemal Çyi cezalandırmak üzere İsviçreye gönderdi. Kandildeki örgüt yönetiminin, örgütte yaşanan yolsuzluğu gizlemek amacıyla daha önceki infazlarda olduğu gibi bu defa da örgütü dolandıran Kemal Çnin işbirlikçi-ajan olduğu gerekçesiyle hakkında infaz kararı alındığını kadrolarına duyurduğu bildirildi. Silahlı dağ kadrolarının en temel ihtiyaçlarını dahi para krizi gerekçesiyle geri çeviren PKK yönetiminin, Avrupa kadrolarıyla başının dertte olduğu vurgulandı. Terör örgütü PKKnın paravan oluşumları aracılığıyla Avrupa ülkelerinde bağış ve yardım adı altında toplanan paraları örgüt sorumlularının kendi hesaplarına geçirerek kaçmalarının, Kandildeki örgüt yönetiminde büyük rahatsızlığa neden olduğu belirtiliyor. Bu yılın başından bugüne kadar terör örgütünün Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren Botan kod adlı E.B, Bayram kod adlı M.P, Salih kod adlı B.Ü, Ali kod adlı Ş.M, Doğan kod adlı N.Ç., Şahin kod adlı M.P, Ergün kod adlı F.K, Soreş kod adlı H.Y, Keklik kod adlı E.K, Yılmaz kod adlı Y.A., Şeref kod adlı Ş.Anın yüklü miktarda paralarla örgütten kaçtıkları, bunlardan bazılarının örgüt tarafından öldürüldüğü, bazılarının ise halen kayıp olduğu kaydedildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.10.2010
PKKnınbaşıfenaderttePKKnın başı fena dertte
Bir faili meçhulun kronolojisi
GazetePort
24.10.2010
09:16
17 yıl önce gözaltında kaybedilen Muhsin Taş için AİHM’e rapor sunması için JİTEM’in kurucusu Arif Doğan’ın görevlendirildiği ortaya çıktı. Doğan, AİHM’e gönderdiği cevabında Taş’ın yer gösterirken kaçtığını, görevlendirme belgelerinin de yandığını söylemiş
GazetePort
Güncel
24.10.2010
BirfailimeçhulunkronolojisiBir faili meçhulun kronolojisi
Arif Doğan'dan ilginç cevap !
Samanyolu Haber
24.10.2010
08:08
17 yıl önce gözaltında kaybedilen Muhsin Taş için AİHM?e rapor sunması için JİTEM?in kurucusu Arif Doğan?ın görevlendirildiği ortaya çıktı. Doğan, AİHM?e bakın nasıl gerekçeler sunmuş.

Muhsin Taş nerede Dağa kaçtı Belgeler nerede Hepsi yandı Doğan, AİHM?e gönderdiği cevabında Taş?ın yer gösterirken kaçtığını, görevlendirme belgelerinin de yandığını söylemiş On yedi yıl önce gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Muhsin Taş?ın öldürüldüğüne ilişkin AİHM?de Türkiye aleyhine sonuçlanan davanın detayları şok etkisi yarattı. Davaya gönderilen dosyada olayı incelemek üzere JİTEM?in kurucusu o dönem Binbaşı olan Arif Doğan?ın görevlendirildiği ortaya çıktı. Ergenekon sanığı ve faili meçhul olayların faili iddiasıyla yargılanan Doğan?ın AİHM?e gönderdiği dosyada Taş?ın PKK sığınaklarını gösterdiği sırada dağa kaçtığı, belgelerin ise yandığını söylediği belirtildi. Diyarbakır?daki JİTEM davasında itifraçıların ?Onlarca cinayet işlemekle suçladığı? Uzm. Çvş. Burhanettin Kıyak?ın, 17 yıl önce Cizre?de gözaltına alındıktan sonra öldürülen Muhsin Taş olayında AİHM?de mahkûm olduğu ortaya çıktı. AİHM kararında, komisyonun Muhsin Taş?ın yakalanmasının ardından gözaltına alındığı tarih ve saatlerin kayıtların tutulduğu tutanakları istediğine dikkat çekerek devletin, Taş?ın belirtilen tarihler ve saatlerde nerede olduğuna dair hiç bir belge sunamadığı vurgulandı. Yapılan yargılama sonucunda, 9 Kasım 1993 tarihinde olay yeri tespit tutanağının güvenilir bir belge olmadığını saptayan Komisyon, Hükümetin o dönemde Muhsin Taş?ın güvenlik güçlerine yardımcı olurken kaçtığı iddiasının kanıtlarla desteklenmediği görüşüne yer verildi. Muhsin Taş?ın öldürüldüğüne ilişkin AİHM?de dava açılması ardından, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından JİTEM komutanlarından Binbaşı Arif Doğan?ıiddiaları araştırması için görevlendirdiği öğrenildi. Doğan?ın, 7 Şubat 1997?de AİHM?e gönderdiği ifadede, Muhsin Taş?ın Gabar dağında PKK sığınaklarını göstermeye götürülürken kaçtığını onu götüren jandarma grup komutanlığındaki yetkililerin isimlerinin bulunduğu evrakların yandığını belirttiği ifadesi AİHM tarafındani nandırıcı bulunmadı. AİHM kararında, hükümetin Şırnak Jandarma İl Komutanlığında Muhsin Taş?ı sorguladığı belirtilen isimler ve sorgu kayıtları ile ilgili bilgi ve belgeyi kendilerine sunmadığına yer verdi. AİHM ayrıca Hükümetin bu belgelerin varlığını reddettiğine de dosyada yer verdi. JİTEM davasının müdahil avukatlarından Tahir Elçi konuyla ilgili olarak şunları söyledi: ?Hem kendileri yaptı, hem kendileri görevlendirdi. Aynı sorumluluk zinciri içinde yapıldı. Kendisi sorumluluğunda olan bir olayı soruşturma görevi verilmesi düşündürücü. 1996 yılına kadar Arif Doğan bu bölgeden sorumlu biriydi. Sonrasında bu bölgede bir olay olsa yine onun adı geçiyordu. Çünkü görev yeri değişse bile JİTEM?de o bölgenin sorumlu komutanlarından biriydi.?
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.10.2010
ArifDoğandanilginçcevapArif Doğandan ilginç cevap
Eşref Bitlis raporu değiştirildi mi?
Samanyolu Haber
11.10.2010
09:07
Eşref Bitlisin şehit düştüğü 1993teki uçak kazasının raporunu yazan albay: Kaza raporu ilk şekliyle çıksaydı, bazı komutanlar yanardı. Bu konu 17 yıldır içimde kanayan bir yara

SABAH, geçen haftaya damgasını vuran eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Eşref Bitlis olayında ikinci perdeyi açıyor. Emekli orgeneral Eşref Bitlisle ilgili bazı ayrıntıların ortaya çıkmasından sonra arayan ve olaydan 2 ay sonra kaza raporunu hazırlayan ekibin içinde bulunan bir emekli albay şok açıklamalarda bulundu. Ankara dışında eşinin de bulunduğu ortamda gerçekleşen görüşmede emekli albay, kazanın olduğu 1993te Etimesgut Havaalanında önemli bir görevde bulunduğunu belirterek şu açıklamaları yaptı... SABAHın yazdıklarından sonra konuşma gereği duydum... Eşim karşı çıktı, Bizi rahat bırakmazlar dedi. Ama artık bunu taşımayacağımı anladım. Vicdanen rahatlamak istiyorum. 2 gündür gözüme uyku girmiyor. 17 yıldır içimde bir yara olarak duruyor. Hazmedemiyorum artık... 16 Şubat akşamı şiddetli bir soğuk ve buzlanma vardı, 17 Şubat günü de yoğun bir tipi... Etimesgutta sabah erken saatlerde kalktım, gerekli kontrolleri yaptım. Meteoroloji ile görüştüm. Bugün uçuş yapılamaz raporunu verdikten sonra dinlenmek için eve gittim. Fakat 4-5 saat sonra şok haber geldi, Bitlis Paşa uçak kazasında ölmüş diye... Dondum kaldım, inanamadım önce. İlk tepkim, Allah belalarını versin, paşayı bile bile ölüme göndermişler oldu. Uçuş yapılamaz uyarımıza rağmen Jandarma Genel Komutanı için uçak kaldırılıyor, hem de bize bilgi verilmeden. Sonra öğrendim ilgili komutanın yani Tuğgeneral Armağan Kuloğlunun özel izniyle uçuş izni çıkmış. Hemen üsse geldim, ekibi aldım, doğruca kazanın olduğu yere gittim. Kalkıştan tam 7 dakika sonra düşen Beech Super King Air BE-200 çift motorlu uçakta Bitlis paşa ile birlikte Emir Subayı Albay Fahir Işık, pilotlar binbaşı Yaşar Erian, yüzbaşı Tuğrul Sezginler ve teknisyen Astsubay Başçavuş Emin Öner şehit olmuştu. Manzara ise çok korkunçtu. Bitlis Paşamın kolları bacakları kopmuştu. Diğer personelin durumu da pek farklı değildi. Kazanın olduğu alana hiç kimseyi sokmadım. Hatta dönemin ANAP lideri sayın Mesut Yılmaz güvenlik bariyerinden ileri bir noktaya geçmek istedi, nazikçe geri çevirdim. İlk etapta olayın siyasi yönü olabileceği hiç aklıma gelmedi. Teknik açıdan bakıyordum olaya ve tek düşündüğüm şey, Bu havada uçuşa nasıl izin verildi sorusuna cevap bulmaktı. Teknik heyetin çalışması bir ayı aşkın sürdü. Son çalışmayı Genelkurmay Karargâhında yaptık. Tespitlerimize göre idare yüzde 40 kusurluydu ve raporu bunun üzerine kurduk. En büyük oran buydu. Sonra diğer oranları sıraladık. Çok ayrıntılı olmuştu rapor. Raporu yazdıktan 1 veya 1.5 ay sonra Genelkurmaya davet edildim. Rapor önümüze geldi, baktım değiştirmişler. İdari kusur oranını neredeyse sıfırlamışlar, yüzde 5e düşmüş. İtiraz ettim. Ancak masanın karşı tarafında duran 4 general (Bu isimlerden birisi daha sonra kuvvet komutanı oldu) sert bir ifadeyle Rapor bu, imzalayın dediler. Şok içindeydim. Bu isteğe karşı çıktım. Bunun bir istek olmadığını emir olduğunu söylediler. Yutkundum ve Komutanım isterseniz rütbelerimi sökün, ama ben raporu bu şekilde imzalamam dedim. Çünkü önüme konan rapor bizim hazırladığımız rapor değildi, çok ciddi farklılıklar vardı. SONUÇ ve KARAR bölümlerini okudukça hayretim daha da arttı. Karargâhta bulunduğum o süre içinde sert tartışmalar oldu. Üzerimde artık taşımayacağım kadar psikolojik baskı oluştu. Ben de Ancak bir şartla, şerh koyarak imzalarım dedim ve raporu o şekilde imzaladım. Eğer rapor değiştirilmemiş olsaydı o gün birçok komutanın görevden alınması gerekirdi. Ama maalesef o kişiler bir süre sonra tek tek terfi aldılar, orgeneral bile oldular. Ve sonuçta rapor değiştirilen son şekliyle dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreşe arz edildi. Tarih 6 Ekim 2010... Ankara büromuzu telefonla arayan ve sekretere ismini vermek istemeyen bir kişi benimle görüşmek istediğini ifade ediyor. Telefonu bağladılar ve karşımdaki kişi söze, Mutlu Bey, ben emekli albayım. Ankara dışındayım. Bitlis Paşanın yaşadığı uçak kazasının öncesi ve sonrasına ilişkin çok ayrıntı biliyorum. Bitlis Paşayı adeta ölüme gönderdiler. Kaza raporu değiştirildi. Bu konuda size çok şey anlatabilirim. Adresimi yazın lütfen. Yarın uygunum diye başlıyor. Olabilir derken sesimdeki tereddütü sezmiş olacak ki ısrar ediyor:17 yıldır vicdan azabı ile duruyorum. Lütfen gelin görüşelim... 7 Ekim Perşembe günü ilk uçakla Ankara dışına çıkıp belirtilen adrese gidiyorum. 3.5 saat süren görüşme öncesinde emekli albayın, Üzerime gelirler, beni rahat bırakmazlar, eşinin de Bizi yaşatmazlar endişesi üzerine haberde isim kullanmamaya söz veriyorum. Benim Savcı bunları ihbar kabul eder, o zaman ne olacak sözüm üzerine ise emekli albay, Biz yargıya güveniyoruz karşılığını verdi. Görüşme sonrasında emekli albayın sarf ettiği, 17 yıllık yara yine kanadı ama bu defa huzurluyum sözleri ise, ya
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.10.2010
EşrefBitlisraporudeğiştirildimi?Eşref Bitlis raporu değiştirildi mi?
Başka üyelerle de görüşme yapıldı mı
Samanyolu Haber
15.06.2010
08:03
Ergenekon şüphelisi eski Adalet Bakanı Oktay?ın, anayasa paketinin iptali için Yüksek Mahkeme üyesi Kantarcıoğlu?nu araması başka şüpheleri de beraberinde getirdi.

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve telefonları bir yıldır mahkeme kararıyla dinlenen Seyfi Oktay ile Anayasa Mahkemesi üyesi Fulya Kantarcıoğlu arasında ?Anayasa değişikliği paketinin iptaliyle? ilgili görüşmeler büyük tepki çekti. KONUŞMA DAVAYA GÖLGE DÜŞÜRDÜ Seyfi Oktay?ın, bakanlığı döneminde Müsteşar Yardımcılığı?nı yapan Kantarcıoğlu?nu arayarak kararında etkili olma çabası ve bu konuda dönemin Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı?na rapor vermesinin davaya gölge düşürdüğünü belirten hukukçular, ?ihsas-ı rey? anlamına gelebilecek eylemlere işaret ettiler. BAŞKA KİMLERLE GÖRÜŞÜLDÜ Mahkemekararıyla dinlenen Oktay?ın, Baykal?dan ?Tekrar ara. Morallerini ve tepkilerini öğren? talimatı aldıktan sonra Kantarcıoğlu ile yaptığı görüşmede ?Sizi yine rahatsız edeceğim? dediğine dikkati çeken hukukçular, Oktay?ın veya davayı etkilemeye çalışan çevrelerin başka üyeleri arayıp aramadığı, mahkeme heyeti üzerinde ?iptal? baskısı yapılıp yapılmadığının aydınlanması gerektiğini vurguladılar. OKTAY?IN MÜSTEŞAR YARDIMCISIYDI Kantarcıoğlu, Seyfi Oktay?ın Adalet?Bakanlığı döneminde Müsteşar Yardımcılığı yapmış, ardından Danıştay üyesi olmuştu. Kantarcıoğlu?hu AYM üyeliğine Cumhurbaşkanı Demirel atamıştı. OKTAY TABURCU OLDU Ergenekon silahlı terör örgütü iddiasıyla sürdürülen soruşturmada gözaltına alındıktan sonra yüksek tansiyon teşhisiyle yatırıldığı hastanede kalbine stent takılan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay dün taburcu edildi. Oktay, Ankara Emniyeti Terörle Mücadele ekiplerince 1 Haziranda gözaltına alınmıştı. Oktay?ı Deniz Baykal öperek uğurlamıştı. DERHAL DAVADAN ÇEKİLSİN Hukuk ve Hayat Derneği Başkanı Erdem Gençay: Kantarcıoğlu ihsası reyde bulunmuştur. Davadan derhal çekilmelidir. İstifa da etmesi de gerekmektedir.Dinlemelere baktığımızda hepsinin yüksek yargı üyeleri arasında geçtiği düşünülürse anayasa değişikliğinin ne kadar elzem olduğu ortaya çıktı. KANTARCIOĞLU?NA ?İSTİFA?DAVETİ Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Av. Sinan Kılıçkaya: Seyfi Oktay?ın girişimi suçtur. Fulya Kantarcıoğlu?nun konuşmaları da ihsası reydir. Anayasa değişikliği daha henüz yapılmadan karşı olduğu deklare etmiştir. Kantarcıoğlu?nun görevinden istifa etmesi gerekir. Hukukçular Birliği Vakfı olarak Fulya Kantarcıoğlu?nu istifaya davet ediyoruz. DAVACIYA?YOL GÖSTERİYOR Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Halil Doğan: Bir Anayasa Mahkemesi üyesi, daha anayasa değişiklik paketi Meclis?te görüşülürken görüşlerini beyan ediyorsa, hem de davacı konumunda olan partiye yol gösteriyorsa ihsası reydir ve davadan çekilmesi gerekir. Sayın Kantarcıoğlu da hemen çekilmelidir. Baykal?ın ?çatışma? tehdidi Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı seçimi öncesi 367 kararı için Anayasa Mahkemesi?ni tehdit etti: ?Anayasa Mahkemesi?nin, ?367 milletvekili bulunmadan cumhurbaşkanı seçilemeyeceği? yönünde karar vermesi Türkiye?yi rahatlatır. Böylece cumhurbaşkanlığı seçim süreci noktalanacaktır. Bu noktadan sonra başlayacak süreç yeni seçim sürecidir. Önemli olan artık var olan parlamentonun cumhurbaşkanını seçemeyeceği kanıtlanarak ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesi?nin 367 milletvekili bulunmadan cumhurbaşkanı seçilebileceği yönünde karar vermesi durumunda, Türkiye tehlikeli bir kriz ve çatışma ortamına sürüklenecektir.?
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.06.2010
BaşkaüyelerledegörüşmeyapıldıBaşka üyelerle de görüşme yapıldı mı
Adlî Tıp raporu en önemli delil olacak
Samanyolu Haber
04.06.2010
07:47
Türkiyeye döner dönmez Adli Tıp Kurumunda kontrolden geçirilen yardım gönüllüleriyle ilgili hazırlanan ilk rapor, İsrail vahşetini gözler önüne serdi.

İncelemelerde 19 yaşındaki Furkanın, 4 defa yakın mesafeden alnına kurşun sıkılarak öldürüldüğü tespit edildi. Rapor, uluslararası soruşturmada Türkiyenin elini güçlendirecek. Uluslararası sularda İsrail askerlerinin saldırısına maruz kalan 466 yardım gönüllüsü, önceki gece Türkiyeye döner dönmez Adli Tıp Kurumunda kontrolden geçirildi. Saldırıda öldürülen 9 kişinin ilk incelemeleri tamamlanırken, hayatının baharında şehit olan 19 yaşındaki Furkan Doğanın Adli Tıp raporu İsrailin uyguladığı vahşeti gözler önüne serdi. Kurumun raporuna göre Furkana isabet eden 5 kurşundan dördü yakın mesafeden alnına sıkılmış. Diğer aktivistler de silahlarla vurularak şehit edilmiş. Hayatta kalanlarda ise işkence bulguları tespit edildi. Yardım gönüllülerinin vücutlarındaki darp izleri, kayıt altına alınmak için fotoğraflandı. Adli Tıpın bu raporu, Birleşmiş Milletlerin talebi doğrultusunda açılacak uluslararası soruşturmada Türkiyenin elini güçlendiren deliller içeriyor. Ayrıca İsrailin aktivistlere karşı sergilediği acımasız tutumla ilgili yeni bilgiler geliyor. Saldırıdan sonra ağır yaralıların ellerine kelepçe takan askerler bununla da yetinmemiş. Göğsünden yaralanan Fatih Kavakdanın yoğun bakımdayken hem ellerinin hem de ayaklarının kelepçelendiği ortaya çıktı. Beş kurşundan dördü, yakın mesafeden başına sıkılmış Gazzeye götürülen yardım gemisinde hayatını kaybedenlerin cenazeleri uçakla Türkiyeye geldi. Barış ve yardım için ayrıldıkları ülkelerine ceset torbası içinde geri dönen gönüllülerin cenazeleri Türkiyeyi yasa boğdu. Cenaze namazlarının kılınacağı Fatih Camiinin avlusu tarihi günlerinden birini yaşadı. Avluyu taşıran kadın-erkek, genç-yaşlı binlerce kişi gözyaşı döktü. Tekbirler ve İsrail aleyhine atılan sloganlar eşliğinde cami avlusuna alınan İbrahim Bilgen, Ali Haydar Bengi, Çetin Topçuoğlu, Necdet Yıldırım, Fahri Yaldız, Cengiz Songür ve Cengiz Akyüz ile Türk asıllı ABD vatandaşı Furkan Doğanın cenazeleri, masalarla artırılan musalla taşlarına konuldu. Türk bayrağına sarılı olarak getirilen 19 yaşındaki Furkan Doğanın öldürülüşünü duyanlar ise feryat etti. Furkanın Adli Tıp raporu İsrailin uyguladığı vahşeti çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Sıkılan beş kurşundan dördü yakın mesafeden alnına isabet etmiş. Lise son sınıf öğrencisi olan Furkan, üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Doğum yeri Amerika olduğu için Amerika vatandaşı da olan Furkan, gitmeden önce annesi, babası, kardeşleri, dedesi ve okul arkadaşlarından helallik istemişti. Ailesi ile yaşadığı Kayserinin Bahar Caddesi üzerine dev Türk ve Filistin bayrakları asıldı. Doğan ailesinin fertleri olayları televizyondan takip ederken öğretim üyesi olan baba Ahmet Doğan ise İstanbula gitti. Furkanın ağabeyi Mustafa Doğan, Kardeşim çok temiz ve güler yüzlü birisiydi. Şehit olduğu haberini aldığımızda üzülmedik. Çünkü kardeşimiz peygamberlerden sonra en yüksek mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştı. Hepimiz onun için duacıyız. dedi. Mustafa Doğan, kardeşinin sürekli Filistin ve Gazzede yaşayan insanların sıkıntılarıyla dertlendiğini belirtti. Dedesi Mustafa Doğan, sabah namazı sonrasında uğurladığı torununun şehit haberiyle üzüldüklerini anlattı. Dede, Burada sınavlara hazırlanıyordu ve Yabancı Öğrenci Sınavına girmişti. Hedefinde yurtdışında eğitim almak vardı. dedi. Rifat Hisarcıklıoğlu Fen Lisesi son sınıf öğrencisi olan Furkan Doğanın sınıf arkadaşı Mustafa Kıranatlı ise arkadaşının gitmeden önce helallik istediğini gözyaşları içinde anlattı. Öğretmenleri de sınav sonucuna göre Furkanın tıp fakültesini tercih edeceğini ve en çok da diş hekimi olmak istediğini aktardı. Furkan Doğanın cenazesi Kayseride Hunat Camiinde kılınacak cuma namazının ardından aile mezarlığında toprağa verilecek. Mavi Marmara gemisinde hayatını kaybeden Diyarbakırlı Ali Haydar Benginin ise göğsünden vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Şehit olan 43 yaşındaki 4 çocuk babası itfaiye memuru Fahri Yaldızın Adıyamandaki evinin balkonuna Türk ve Filistin bayrakları asıldı. Fahri Yaldızın kardeşi Habip Yaldız, Kardeşim bu filoya illaki şehit olacağım diye binmişti. Bizi üzdü ama kendisi amacına ulaştı. dedi. İskenderun İnsani Yardım Derneği üyesi olan Cengiz Akyüzün de ölüm haberi evine kor ateşi gibi düştü. Akyüzün çocukları Erva Kardelen (9) Furkan (14) ve Beyza (12) da babalarının ölüm haberi ile yıkıldı. Akyüzün acılı eşi Nimet Akyüz, Söylenecek fazla bir şey yok. En büyük acımız onu özleyecek olmamız. Eşimin en büyük isteği Gazzeye gitmekti. Her şey o kadar açık ki üzülmüyoruz, sadece onu özlüyoruz. diye konuştu. adli tıp raporu, işkenceyi doğruladı Gönüllüler önceki gece Türk Hava Yollarına ait 3 uçakla İstanbula getirildi. 466 gönüllü Adli Tıp Kurumunda tek tek kontrolden geçirildi. Adli Tıp Kurumunun ilk raporuna göre, hayatlarını kay
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.06.2010
AdlîTıpraporuenönemlidelilolacakAdlî Tıp raporu en önemli delil olacak
Rapor ortaya çıktı: Doğan...
Samanyolu Haber
13.04.2010
10:26
GATA?da çekilen MR, EMG sonuçları, kan ve idrar tahlili raporları Doğan?ın ?Ciddi sağlık sorunu olmadığını? gösteriyor.

Nöbetçi Hakim Oktay Kuban tarafından tahliye edildikten sonra GATA?ya yatan emekli Orgeneral Çetin Doğan?ın son raporlarına star ulaştı. Doğan?ın raporları sağlıklı olduğunu gösterirken kamuoyuna bel fıtığı ve ayakta uyuşma şeklinde açıklama yapılmasına rağmen, ilgili bölüm yerine nörolojiye yatırıldığı öğrenildi. Bel fıtığı şikayetiyle 2 Nisan?da GATA?ya giriş yapan Çetin Doğan, beyin cerrahi servisinde muayene olması gerekirken, Tabip Albay Prof. Dr. Mehmet Saraçoğlu?nun telkiniyle nöroloji servisine yatırıldı. Bu durumun fıtık ameliyatı olmayı reddeden Çetin Doğan?ın nöroloji servisinde kalma süresinin uzatılmasını sağlamak olarak değerlendirildi. Nöroloji kliniğinin isteği üzerine çekilen MR ve EMG grafiğinin ardından hazırlanan 8 Nisan tarihli raporda ilginç ayrıntıya dikkat çekildi. Herhangi bir olumsuz bulgunun elde edilemediği belirtilen raporda ?Nöroloji Servis Şefi Prof. Dr. M. Araçoğlu?ndan şifaen alınan sonuca göre, ?Aktif denervasyon bulgusu belirtilmemesine rağmen kronik denervasyon bulgusu olduğu ifade edilmektedir? denildi. Çetin Doğan?ın tetkikler sonucu elde edilen kan değerlerinde ise herkeste görülebilecek düzeyde, kolesterol, trigliserid ve hayati tehlike arz etmeyen minimal üre yüksekliği dışında herhangi bir bulgu elde edilemediği öğrenildi. 2 Nisan 2010 tarih ve 2920 nolu lomber (bel) ve servikal (boyun) MR sonuçlarına göre her şeyin normal olduğu belirtildi. Uzmanlar, bulguları sağlıklı 100 insanın yüzde 70-80?inde görülebilecek bir durum olarak değerlendiriyor. Bu durumun en büyük işareti ise Çetin Doğan?ın ameliyat olmayı reddetmesi olarak gösteriliyor. 5 Nisan 2010 ve 770 protokol numarası ise çekilen Çetin Doğan?ın EMG?sinde ise ?Elektrofizyolojik bulgular normal sınırlar içindedir? denilerek yatarak tedavi yapılacak bir durum olmadığı vurgulanıyor. STAR
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.04.2010
RaporortayaçıktıDoğanRapor ortaya çıktı Doğan
TRT çiftliğine yargı zırhı!
Samanyolu Haber
05.04.2010
10:04
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun, TRTde Yücel Yener döneminde yaşanan eş-dost-akraba kadrolaşmasını rapor ettiği, Başbakanın da konuyu soruşturma izni verdiği, ancak Danıştayın bu talebi geri çevirdiği ortaya çıktı.

?Saltanat? iddialarıyla gündeme gelen Yücel Yener, ?Denetleme Kurulu Raporundaki? bulgular hakkındaki sorularımızı, ?Bu konuda herhangi bir şey söylemek istemiyorum, Danıştay soruşturma talebini reddetti!.. Bağımsız yargıya güveniyorum!? diyerek geçiştirmeye çalıştı. Vakit, TRTdeki CHP-MHP-DSP vekillerinin, 28 Şubatçı paşaların ve brifingli yargının üst düzey mensuplarının kızlarından, oğullarından, gelinlerinden, damatlarından, kuzenlerinden ve diğer akrabalarından oluşan ?koalisyonu? gözler önüne sermişti. Kurumdaki ?usulsüz? işlemler, müfettiş raporlarıyla da belgelenmiş durumda. Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun Eylem ve İşlemleriyle İlgili Araştırma ve Denetleme Kurulu raporlarında Kurumun nasıl ?kullanıldığı? bütün boyutları ile ortaya konuluyor. Bunlardan biri de, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun 2004-1 sayılı raporu. Bu rapor, ?kadrolaşmanın? nasıl pervasız bir boyutta gerçekleştiğini gözler önüne seriyor. Raporda, ?akraba? saltanatının yanı sıra, kurumun hangi yol ve yöntemlerle yüzlerce trilyonluk zarara uğratıldığına dair müthiş saptamalar da yer alıyor. Bugün, 28 Şubat sürecinin ?kudretli? Genel Müdürü Yücel Yenerin akraba saltanatını ortaya koyan satırları ?yorumsuz? olarak dikkatlerinize sunuyoruz. ?Kişiye özel sınav yöntemi ile Kurumdaki ve diğer kuruluşlardaki üst düzey yöneticilerin, bazı siyasetçilerin, TRTden sorumlu devlet bakanlarının, kurumda görevli olan bazı denetim elemanlarının yakınlarının işe alındıkları belgelenmiştir. Raporda bu konuya ilişkin örneklerden bir kısmı şöyle sıralanıyor: Genel Müdür Yücel Yenerin çok sayıdaki akrabasını kurumda işe aldığı veya hak etmedikleri unvan ve kadrolara verdiği saptanmıştır. Bu bağlamda: 1- Emekliye ayrılmış olan eski eşi Asuman GÖKAŞANı yeniden kuruma alarak, 5200 göstergeli ?Genel Müdür Uzmanı? kadrosuna atadığı ve bu kişinin işe devamsızlığına göz yumduğu 2- Eski kayınbiraderinin eşi Handan GÖKAŞANı kuruma önce memur olarak aldırıp sonra animatör kadrosuna geçirdiği 3- İkinci eşinin kardeşi Selma Özüpeki kuruma naklen atama yoluyla aldığı, 1 yıl sonra ?Genel Müdür Uzmanı? kadrosuna atadığı ve işe devamsızlığına göz yumduğu 4- Üyev kızı Ayşe Selen ERDEMi Kuruma yayın-yapım elemanı olarak aldığı, 5- Kardeşi Mustafa Göksel YENERi ?Genel Müdür Müşaviri? kadrosuna atadığı ve ?İstanbulda çalışır? ibaresi ile İstanbulda görev yapmasını sağladığı 6- Yeğeni Zeynep ÖRFü güvenlik soruşturması sonucunu beklemeksizin kişiye özel yeterlilik sınavı yolu ile yapım-yayın elemanı olarak işe aldığı, 7- Kurum elemanı olan kardeşi Yüksel YENERi hizmet gereği olmaksızın, Antalya Bölge Müdürlüğünde geçici olarak görevlendirdiği 8- Kardeşinin oğlu Doğan YENERi işe aldığı, bu kişiyi ailesinin ikamet ettiği Antalyada geçici olarak görevlendirdiği 9- Kurumdan 14 yıl önce emekli olmuş, 62 yaşındaki dayısı Kenan DEĞERi Antalya Bölge Müdürü olarak atadığı, 10- Dayısının gelini Füsun DEĞERin işe alınması sırasında, sınav için oluşturduğu yeterlilik komisyonuna, Füsun DEĞERin referans olarak gösterdiği kişiyi başkan olarak atadığı, 11- Dayısı Kadir Değerin oğlu Süleyman Değeri Ankara Televizyonunda fotoğrafçı kadrosu ile işe aldığı ve böyle bir kadro bulunmayan Antalyada, beş yıl geçici görevli statüsünde kalmasını sağladığı. VAKİT
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.04.2010
TRTçiftliğineyargızırhıTRT çiftliğine yargı zırhı
Yeni bir rapor daha çıktı - Video
Samanyolu Haber
28.02.2010
22:38
Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğanın direktifleriyle hazırlandığı öne sürülen Balyoz Planıyla ilgili yeni bir iddia, gündeme bomba gibi düştü.

Bu sözler Balyoz komutanı olduğu ileri sürülen Çetin Doğanın kendini temize çıkarmak için kullandığı en önemli gerekçeydi. Jenerik Senaryo iddiasını önce askeri savcılığın görevlendirdiği bilirkişi heyeti boşa çıkardı. Ardından da 2003teki semineri takip eden Genelkurmay temsilcisinin raporu çıktı ortaya. Çetin Doğan o toplantıda açık açık hükümete ültimatom vermekten bahsediyordu. Sabah Gazetesinin manşete taşıdığı habere göre Balyoz seminerinde Genelkurmayın temsilcisi de vardı. Konuşulanları takip ediyordu. Dönemin 1. Ordu komutanı bizzat İstanbulun yönetimine el konulacağını söylüyordu. İddialara göre Genelkurmay Temsilcisi, Çetin Doğanın millete balyoz planını emasyayı kullanarak uygulamaya sokacağız dediğini de duydu. Ancak yönetime el koymak için EMASYAnın yeterli olmayacağı da yine Genelkurmay temsilcisinin önünde konuşuldu. Öyle ki seminere ait ses kayıtlarında Çetin Doğan açıktan belediye başkanlarına yönelik de çalışma istiyordu. 5000 sayfalık belgelerde Balyozun Komutanı olarak görünen Çetin Doğan birinci vazife olarak da hükümeti değiştirmeyi gösteriyordu. Sabah gazetesinin iddiasına göre, bütün bu konuşmaları ve Çetin Doğanın talimatlarını dinleyen Genelkurmay Temsilcisi seminerden sonra bir rapor hazırladı. Ve o raporda Rutin dışına çıkıldı tespitinde bulundu. Zaten komutan da konuşulanların ne olduğunu saklamıyordu. Ne var ki iddialara göre o dönemde Balyozun önünü kapatacak rapor, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkökten saklandı ve resmi kayıtlara girmedi. Emekli Orgeneral Hilmi Özkök de Balyozun ortaya çıkmasından sonra Basında yer aldığı şekilde suç sayılacak şeyler bana sunulmadı demişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.02.2010
Yenibirrapordahaçıktı-VideoYeni bir rapor daha çıktı - Video
İşte Alevi raporunun şifreleri
Samanyolu Haber
20.02.2010
06:30
Haziran 2009?da başlatılan Alevi açılımında çalıştaylar tamamlandı.

Alevilerin talepleri ile şekillenen ön rapor, Alevi Bektaşi Federasyonu çevresinin tepkisine yol açtı. Kendilerini İslam?ın içinde görmeyen bu Aleviler, raporda yazan ?Hak-Muhammed-Ali? kavramına itiraz ediyor. AK Parti hükûmetinin Haziran 2009?da başlattığı Alevi açılımında çalıştaylar tamamlandı. Ortaya ise bir ön rapor çıktı. Alevilerin talepleri çerçevesinde şekillenen raporda hükûmet kanadının görüşü yer almadı. Bu rapor, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) çevresinin tepkisine yol açtı. ?Alevisiz rapor hazırlandığı? yönünde sesler yükseldi. Ancak durum ek öyle değildi. Bu sesi yükselten Aleviler, kendilerini İslam?ın içinde görmüyor, raporda yazan ?Hak-Muhammed-Ali? kavramından rahatsızlık duyuyorlar. Bunu ise kamuoyunun tepkisini çekmemek için açıkça ifade edemiyorlar. Eleştiriler, raporun meşruiyetini tartışılır kılmayı amaçlıyor. AK Parti hükûmeti adına açılımın başında Devlet Bakanı Faruk Çelik bulunuyor. Aksiyon?a açıklama yapan Çelik, böyle bir raporun tarihte olmadığını vurguluyor: ?Devlet çalıştay gerçekleştiriyor, kendisi bir şey üretmiyor. Alevilik konusunda toplum mühendisliğine soyunmuş değiliz. Taraflara bırakıyor, sorunu da siz belirleyin, diyoruz. Katılımcıların görüşleri raporda aktarılmıştır. Buradaki görüşler bizim görüşlerimiz değildir.? Bakan Çelik, ilk çalıştaydan sonuncusuna kadar salonu hiç terk etmedi, gece yarılarına kadar katılımcıları dinledi. AK Parti?nin açılım konusunda önceliğinin oy değil, toplumsal sorunların bitmesi olduğunu belirtiyor, tepki gösterenlere de mesaj gönderiyor: ?Bu raporun iyi okunmasını istiyoruz, okunduktan sonra samimi eleştirilere açığız.? Ön rapor, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ve kabinedeki bakanların önüne konuldu. Bakan Faruk Çelik ve açılımın koordinatörü Necdet Subaşı, Başbakan Erdoğan?a raporla ilgili uzunca bir sunum yaptı. Mart-nisan gibi ana rapor tamamlanacak; ancak adımların atılması için bu beklenmeyecek. İlk olarak Madımak konusunun ele alınması bekleniyor, cemevleri ve din eğitimi bunu takip edecek. Bakan Çelik, ?Diğer konularda da seri olarak çalışmalar başlayacak.? diyor. 2010?da birçok adım atılmış olacak. Son çalıştaya katılan ve Aleviliği İslam?ın bir yorumu olarak değerlendiren Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan, hükûmetin mukavemetleri yumuşatmak için muğlak ifadeler kullandığını belirtmekle birlikte ön raporun Alevilerin talepleri olduğunu söylüyor. Raporda hükûmetin görüşünün olmadığını doğruluyor. Doğan?a göre Alevilerin yüzde 98?i bu taleplerde hemfikir: ?Olumlu ama geç kalmış bir adım. İlla ABD ya da Avrupa mı söyleyecekti. Hükûmetin, Sayın Çelik?in iyi niyetle olayı bir noktaya getirmeye çalıştığını biliyorum, kendi tabanlarına dönük kaygı yanlıştır.? Tabii Bakan Faruk Çelik, Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, Murtaza Demir veya bir başkası, ?Bunlar Alevilerin talepleridir? dese de Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve onun izini takip edenler çalıştaya katılmadıklarından dolayı ?Alevisiz rapor hazırlandı? propagandası yürütüyor. Hâlbuki ABF Başkanı Ali Balkız ve Hacı Bektaş Vakfı Başkanı Ercan Geçmez davet edilmişti; ancak çeşitli gerekçeler ileri sürerek katılmadılar. Aynı çizgideki birçok sivil toplum örgütü de benzer propaganda yürütüyor. ABF?nin önemli aktörlerinden Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Tekin Özdil, en büyük Alevi örgütlerinden biri olduklarını, kendilerinin çalıştaya çağrılmadığını söylüyor. ABF Başkanı Balkız?ın ise son dakikada çağrıldığını, bu nedenle katılmadığını savunuyor. Rapor için ?Alevi önderlerin talepleri değil. Söylediklerimizin hiçbiri girmemiş.? diyor, inanca tarif getirilmesine karşı çıkıyor. Alevilerin talebiyle ve oy birliğiyle rapora giren ?İslam? üst başlığı altındaki ?Hak-Muhammed-Ali? tanımı, ABF çevresinde karşılık bulmuyor. Onlar Aleviliğin İslam dışında olduğunu düşünüyor, toplumun tepkisini çekmemek için bunu açıkça ifade edemiyorlar. Bunun yerine raporun genelini eleştirip geçersiz kılmaya, meşruiyet tartışması açmaya çalışıyorlar. Bakan Faruk Çelik, bu konuda ?Hak-Muhammet-Ali tanımını biz getirmedik. Genel çerçeveyi söyleyin dediğimizde bunu söylediler, derinlemesine girmedik.? diyor. Cemevlerine statü verilmesi de gündeme gelecek. Mevzuatı aşmak için bazı teklifler geldi ancak eleştiriler sürüyor; buna karşı Bakan Çelik şunları söylüyor: ?Aleviler ibadetlerini orada yapıyor, biz buna şahit olduk. Ama Sünnilerin de görüşlerini aldık. Bir dinin bir mabedi olur, diyorlar. Aynı büyük şemsiye altında farklı mabetlerin çıkması daha büyük sorunlara sebep olur.? Tepki gösterenlerin neredeyse tamamı Madımak Oteli?nin altındaki kebapçının kaldırılmasını istiyordu. Bugün ise kampanya ?utanç müzesi? boyutuna taşındı. Zorunlu din dersinin kaldırılmasını istiyorlardı, hükûmet bu dersin içeriğini tamamen değiştirmeyi planlıyor, buna rağmen bu adım eleştirilmekten kurtulamıyor. ?Taslak içinde hiçbirini kabul etmiyoruz.? diyor Tekin Özdil
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.02.2010
İşteAleviraporununşifreleriİşte Alevi raporunun şifreleri
İfade veren Binbaşı tanıdık çıktı !
Samanyolu Haber
02.02.2010
17:00
Sahte çürük raporu soruşturması kapsamında Binbaşı Mehmet Çelik, ifadeye çağırıldı. Askeri Savcı Albay Ahmet Zeki Üçokun da tutuklandığı soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan Çelik, tanıdık bir isim çıktı.

Hakkında bir çok iddia bulunan Çelik, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde yürütülen Karargah Evleri soruşturması kapsamında Kayseride 3 askeri görevliyi kanun dışı olarak hipnozla sorguladıkları iddia edilen savcılardan biri. Son dönemde mal varlığında ciddi bir artış olduğu basına yansıyan Çelik, MİT Başkanı Emre Taneri de ifadeye çağırmıştı. Sahte çürük raporu soruşturması kapsamında bir çok sanatçının bilgisine başvuran soruşturma savcısı Hikmet Usta, Binbaşı Mehmet Çeliki de şüpheli olarak ifadeye çağırdı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcısı olduğu dönemde hakkındaki iddialar nedeniyle kızak görev olarak nitelendirilen Askeri Yargıtay Tetkik Hakimliğine atanan Çelikin örgüt üyeliğinden sorgulanacağı öğrenildi. Geçtiğimiz Cuma günü ifadeye gelmesi beklenen Çelikin rapor aldığı gerekçesiyle adliyeye gelmediği kaydedildi. Çelikin önümüzdeki günlerde adliyeye gelmesi bekleniyor. Mehmet Çelikin kamuoyu tarafından tanınan bir isim olduğu ortaya çıktı. Çelikin ismi Kayseride 3 astsubayın yasa dışı olarak hipnozla sorgulanmaları olayı ve malvarlığı tartışması ile gündeme gelmişti. Kayseri 2. Hava İkmal Komutanlığında, Karargâh Evleri soruşturması kapsamında tutuklanan Albay Cengiz Köylü için para yardımı toplanmasına dair sözlü emri yazılı hale getirdikleri iddiasıyla haklarında dava açılan bazı astsubaylara yönelik soruşturmayı yürüten Çelikin Albay Ahmet Zeki Üçok ile birlikte hipnozla ifade aldıkları iddia edilmişti. Günlerce gözaltında tutulan ve aileleriyle görüştürülmeyen astsubaylardan Ali Balta, gözaltı sürecinde yaşadığı kanun dışı uygulamaları hâkime şöyle anlatmıştı: Emekli yarbay olduğunu söyleyen sivil giyimli 1.70-1.80 boylarında, göbekli, beyaz saçlı bir şahıs birkaç kez geceleri yanıma gelerek bana hipnoz yöntemi uygulamıştı. Ben bu işlemin neticesinde 11 Mart 2009 tarihinde bu şekilde ifade vermiş olabilirim. O ifadeyi nasıl verdiğimi hatırlamıyorum. Dolayısıyla içeriğini de kabul etmiyorum. Soruşturmada askeri savcıların bilirkişi olarak İşçi Partisinden milletvekili adayı olan Sami Toprak`ı atadıkları ortaya çıkmıştı. Baltaya hipnoz yaptığı iddia edilen kişinin ise İzmir Hava Teknik Okulunda milli güvenlik dersine giren emekli Yarbay Gürol Doğan olduğu belirtilmişti. Mağdur astsubaylar Ali Balta, İsmail Dağ ve Orhan Güleçin şikayetçi olması üzerine de emekli yarbay Doğan tutuklanmıştı. İddialara göre Mehmet Çelik, Konyanın Yunak İlçesinde katıldığı bir düğünde silahını çekerek çevredekileri tehdit etti. Bunun üzerine düğüne katılanlar Çelik hakkında suç duyurusunda bulundu. Dosyayı inceleyen Konya Yunak Cumhuriyet Savcılığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığına 13 Kasım 2008 tarihinde bir yazı yazarak Çelik`in fotoğrafını istedi. Albay Ahmet Zeki Üçok, 16 Aralık 2008`de Yunak Cumhuriyet Başsavcılığına cevap yazısı gönderdi. Ancak cevap yazısında ilginç bir fotoğraf hilesi yapıldı. Üçok, Mehmet Çelik diye aynı birimde çalışan ve olaylardan haberi olmayan üsteğmen Özgür Tüfekçinin fotoğrafını belgeye yapıştırıp Konya`ya gönderdi. Çelik hakkında şikayette bulunan kişiler de silahla tehdit eden kişinin fotoğraftaki kişi olmadığını beyan edince soruşturma kapatıldı. Üç yıl içinde milyonluk servete ulaştığı öne sürülen Mehmet Çelikin Çankayada 90 konutluk arsasının Çankaya Belediyesi tarafından 420 konuta çıkarıldığı ileri sürüldü. İddialara göre, 14 Mart 2007de aldığı 43 bin 812 metre karelik arsa tapu kayıtlarında 416 milyar lira görünüyor. Çelikin araziyi almasından iki ay sonra Çankaya Belediyesi, 18 Mayıs 2007de Ankara Büyükşehir Belediyesine imar değişikliğiyle ilgili talepte bulundu. Daha önce aynı meclisten geçen maksimum 90 adet konut kararının değiştirilerek 420 konuta çıkarılmasını istedi. Ankara Büyükşehir Belediyesi de gelen başvuruyu iki ayrı tarihte verdiği kararla onayladı. Büyükşehir Belediyesi, imar değişikliğinin onaylanacağını ancak bazı eksikliklerin tamamlanmasını istedi. Eksiklerin tamamlanmasıyla arsaya imar izni verildi. Çankaya Belediye Meclis Başkanlığı da 27 Aralık 2007de hazırladığı İmar Komisyonu Raporuyla daha önce maksimum 90 adet konut yapılır dediği arsaya 420 konutluk imar izni verdi. Çankaya Belediyesinden bir avukatın jandarmaya gönderdiği ifade edilen bir ihbar mektubunda da iddiaya göre, belediyenin, 40 milyon TL değerindeki üç ayrı arsayı Ahmet Zeki Üçok ve Mehmet Çelike 11 milyon 300 bin TL karşılığında vermek istediği anlatıldı. Hava Kuvvetleri Komutanlığında bazı askerlerin İşçi Partisi ile irtibatını ortaya çıkaran Karargah Evleri soruşturmasını yürüten savcılardan Çelik, Karargah Evleri yapılanmasını ortaya çıkararak Genelkurmay Başkanlığına ileten MİT Müsteşarı Emre Taneri resmi yazı ile ifadeye çağırmıştı. Çelikin imzasını taşıyan resmi yazın
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.02.2010
İfadeverenBinbaşıtanıdıkçıktıİfade veren Binbaşı tanıdık çıktı
İşte DVD'deki örgüt şeması
Samanyolu Haber
28.01.2010
01:05
Poyrazköy iddianemesinde, emekli Binbaşı Levent Bektaştan ele geçirilen ve Kafes Operasyonu Eylem Planının da içinde bulunduğu belirtilen 3 nolu DVDde gündemlerim başlıklı bölümlerde ilginç notlar yer alıyor.

İntihar ettiği iddia edilen emekli Albay Belgütay Varımlı, darbe günlükleri ve bavul ticareti kullanılarak belge taşınması gibi konular not alınmış. Notlar arasında kurum yıpratılıyor şeklinde kamuoyu oluşturulması için çalışma yapılması da isteniyor. Söz konusu DVDde gundemlerim2.doc isimli dosyada Belgütay Varımlı ile konuşmasının içeriğini değiştirmesi için görüşelim ???Paşayı rahat bırakmasın notu yer aldı. Aynı dosyada iddia edilen örgüte bavul ticareti kullanılarak belge taşındığı da ifade edildi. Konuyla ilgili, S.Ö. bavul ticaretiyle bize ulaşması gereken dosyaları ve misafirlerimize ulaşacak hediyeleri partneri ile beraber (Dodi) ulaştırdı çok sadık ifadesi yer aldı. Başka bir notta ise Darbe günlükleri halledilmeli (Sevil beyanat vermeli, Tolganın filmlerinin reytingleri yükseltilmeli vb?) yazılı. Aynı dosya içerisindeki bir başka notta ise kurumun yıpratıldığı şeklinde kamuoyu oluşturulması isteniyor. Notta, Tanıdıklarla ilgili olarak toplu maillerde kurum yıpratılıyor şeklinde kamuoyu oluşturulmalı. Deşifreleri öyle bir dozda verelim ki mağdur edilen, uğraşılan havası verilmiş olsun. Arkadaşlarımızı yıkmasın ama uğraşıyorlar havası verilsin. Arkamıza aldığımız bu rüzgarla onları sözümüzü dinleyen amirlerimiz destekleyip kullansınlar ve işte onlara kurban vermedik desinler. Bu ph çok önemli ve tuttu devam edelim. ifadeleri yer alıyor. Aynı DVD içinde gundemlerim.doc dosyası içinde savunma sanayi ve TÜBİTAK gibi kurumlarda kadrolaşma konusunda dikkatli olunması isteniyor. Notta yer alan ifade şöyle: Savsan, TÜBİTAK vs eleman alımlarında kesinlikle boşluk olmasın. Başvuranların listeleri soruşturulsun, referans olabileceklerin listeleri hazırlansın, gerekirse duyuru yapılmadan eleman temin edilsin, gerçekleşen alımlar hakkında düzenli sayısal rapor bekliyoruz. Ankara ve İstanbul için ayrı ayrı güvenli kanal kuralım. KAFESİN GÖREV BÖLÜMÜ, POYRAZKÖY İDDİANAMESİNDE Poyrazköy iddianamesinde şüphelilerin Kafes Eylem Planındaki görev dağılımı da ortaya çıktı. Emekli Deniz Binbaşı Levent Bektaştan ele geçen DVDdeki gizli ibareli Görev Bölümü başlıklı iki sayfalık belgede illegal yapılanma anlatıldı. İddianamede yer alan görev dağılımı şöyle: Danışma Kurulu: Kora. A.: Başkan Kora. K.: Başkan Yardımcısı Tuğa. M.: Üye Özel Operasyon Komutanlığı: Dz. P. Kur. Kd. Alb. Mücahit Erakyol: Özel Operasyon Gücü Komutanı Dz. Bnb. Levent Bektaş: Özel Plan Hücre Lideri Marmara Bölge Komutanlığı Dz. Yb. Ercan Kireçtepe: Marmara Bölge Komutanı Dz. Bnb Emre Onat: ı. Hücre Lideri Y/SKd.Bçvş. Halil Cura: ı. Hücre Elemanı Tls. Kd.Bcvş.Saddetin Doğan: 1. Hücre Elemanı Eln. Bçvş.Deniz Erki: 1. Hücre Elemanı Dz. İşçi Tanju Veli Aydın: 1. Hücre Elemanı Dz. Kur. Kd. Bnb. Emre Sezenler: 2inci Hücre Lideri Dz. Kd. Bnb. Emre Günay: 2. Hücre Elemanı Shh. Kd. Bçvş. Hüseyin Doğancı: 2. Hücre Elemanı Eln. Kd. Bçvş. Feridun Arslan: 2. Hücre Elemanı Eln. Bçvş. İsmail Bak: 2inci Hücre Elemanı Ege Bölge Komutanlığı Dr P- Kd. Alb. Metin Samancı: Ege Bölge Komutanı Dz. Kd. Alb. Levent Gülmen: 1. Hücre Lideri Dz. P. Kd. Bnb. Erbay Çolakoğlu: 1. Hücre Elemanı Dz. Bnb. A. Ayhan Saraçoğlu: 1. Hücre Elemanı Dz.Yzb. Bülent Aydın: 1. Hücre Elemanı Dz. Utğm. Bora Çoşkun: 1. Hücre Elemanı Isth. Kd. Bçvş. Süleyan Erharat: 1.Hücre Elemanı Mot.Kd. Bçvş. Murat Aslan: 1. Hücre Elemanı Bçvş. Emre Tepeli: 1. Hücre Elemanı Rad. Üçvş. İbrahim Öztürk:1. Hücre Elemanı Dz. Kur. Yb. Halil Özsaraç: 2. Hücre Lideri Dz. Bnb. Gürol Yurdunal: 2. Hücre Elemanı Dz. Kd. Yzb. Ümit Özbek: 2. Hücre Elemanı Dz. Yzb. Bülent Karaoğlu: 2. Hücre Elemanı Tls. Kd. Bçvş. Dalyan Muslu: 2. Hücre Elemanı Rad. Kd. Bçvş. Hüseyin Erol: 2. Hücre Elemanı Kaz. Kd. Bçvş. Mehmet İnce: 2. Hücre Elemanı Top. Bçvş. Alpay Belleyici: 2. Hücre Elemanı Karadeniz Bölge Komutanlığı Dz. Yb. İsmail Zühte Tümer: Karadeniz Bölge Komutanı Dz.Yb.İ.Levent Olcaner: 1.Hücre Lideri Dz. Kur. Bnb. Özgür Erken: 1. Hücre Elemanı Dz. Bnb. Metin Fidan: 1.Hücre Elemanı İsth Kd.Bçvş.Türker Doğanca: 1.Hücre Elemanı İda. Bçvş Mesut Adanur: 1. Hücre Elemanı Por. Kd. Bçvş. Metin Keskin: 1. Hücre Elemanı. Ergenekon soruşturması kapsamında Poyrazköydeki kazılarda ele geçirilen mühimmata ilişkin açılan davanın iddianamesinde, 17 sanığın savcılık ve mahkemedeki sorguları, bu kişilerden ele geçirilen dokümanlar ile haklarındaki suçlamalar ayrıntılı olarak yer aldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamenin sanıkların hukuki durumlarına ilişkin bölümünde, şüpheli muvazzaf subay Mustafa Turhan Ecevitin savcılıktaki ifadesinde, ihbarın tamamen iftiradan ibaret olduğunu öne sürdüğü belirtildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.01.2010
İşteDVDdekiörgütşemasıİşte DVDdeki örgüt şeması
Doğan'ın yalanı ortaya çıktı
Samanyolu Haber
27.01.2010
11:39
Birinci Ordudaki seminere katılan 162 subaya, Kara Kuvvetlerinin hazırladığı ?AKP Değerlendirme Raporu?nu okumaları emredilmiş.

Genelkurmayın ?Dış tehdide yönelik savaş oyunu? dediği 5-7 Mart 2003teki seminerden 24 saat önce, Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğanın emriyle 29u general 162 subaya, AK Parti hükümetinin üç aylık icraatlarının yer aldığı 60ar sayfalık bir rapor dağıtıldığı ortaya çıktı. Raporda AK Partinin yüksek bürokrasiye yaptığı atamalar isim isim yer alıyor. Ayrıca Siirt seçimleri ve Tayyip Erdoğanın adaylığı, iki İmam Hatip öğrencisinin AİHMde dava açması, kurban derisi tartışması ve Akfırat beldesinde yaşanan olaylar raporda ön plana çıkartılıyor. ?Dış tehdit konuşuldu? denilen 1. Ordunun seminerine katılacak tüm subaylara okumaları emredilen Kara Kuvvetleri Komutanlığı raporunun AKPnin icraatları gün gün değerlendirilmiş. Balyoz Harekat Planı semineriyle ilgili dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan başta olmak üzere Genelkurmay Başkanlığının yaptığı ?dış tehdit konuşuldu? açıklamasıyla çelişen iki raporun varlığı ortaya çıktı. Dönemin Karar Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman tarafından hazırlatılan ?Durum Değerlendirilmesi? başlıklı raporlar 24 Ocak-30 Ocak ve 31 Ocak-20 Şubat 2003 tarihleri arasında AKPnin atama ve icraatları ve irticai gelişmeler hakkında gazetelerde çıkan haberlerin derlenmesi sonucu oluşturulmuş. Raporda gazete haberleri verildikten sonra KKKnın konuyla ilgili değerlendirme notları da düşülmüş. AKPnin iktidardaki üç ayının değerlendirildiği raporların AKPnin atamalarıyla ilgili kapsamlı fişlemeler içeren dört ayrı eki var. İşte dönemin Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğanın 5-7 Mart 2003 tarihinde yapılan seminere katılacak herkese bir gün önce İstihbarat Başkanı Kur. Albay İzzet Ocak imzalı talimatla okumalarını emrettiği ?Durum Değerlendirmesi Raporundan (31 Ocak 2003-20 Şubat 2003)? satır başları: Genel: Dönem içerisinde; basın yoluyla işlenen suçlar hakkındaki yasanını onaylanması AKPde Erdoğanın yetkilerini artıran tüzük değişikliği, valiler kararnamesi, Eğitim Reformu adı altında YÖKnda yapılması ön görülen değişiklikler, kurban derileri, güvenlik soruşturmaları hakkında Başbakanlığın MİTe yazdığı yazı, Hükümetin Irak konusunda ABDyle işbirliği yapması gibi konular ön plana çıkmıştır. Olaylar ve gelişmeler: a: Yasa-Tüzük değişiklikleri: 1: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerin, daha önce af niteliğinde olduğu ve TBMMde 5te 3 çoğunlukla kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle iade ettiği basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesine dair kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanunu, TBMMde 5te 3 çoğunlukla aynan tekrar kabul edilmesi üzerine onayladığı, (Cumhuriyet, 11.02.2003) Söz konusu yasa ile R. Tayyip Erdoğanın Siirtte yaptığı konuşmadan aldığı cezanın yok sayıldığı, adli sicil kaydını mahkemeye başvurmaya gerek kalmadan otomatik olarak silindiği, bu yasanın Erdoğanın milletvekili seçilmesinin önündeki engelleri kaldırmak için çıkarılan yasalara ilave yedek olarak çıkarıldığı, b. Başbakanlığın, bugüne kadar 3 Kasım seçimleriyle kadük olan 200e yakın yasa tasarısını yenileyerek Meclise gönderdiği, irtica ile mücadele yasalarından Pompalı tüfeklere sınırlama getirilmesine ilişkin yasa tasarısının Meclise sunulduğu, diğer irtica yasa tasarılarının askıda tutulduğu, (Cumhuriyet. 6.02.2003) Hükümetin, irtica yanlılarının aleyhine olabilecek bir düzenleme yapması mümkün görülmektedir. d. Kadrolaşma: (1) AKP Hükümetinin hazırladığı Valiler Kararnamesinin Cumhurbaşkanı tarafından 31 Ocak 2003 tarihinde onaylandığı, kararname ile 58 ile vali ataması yapıldığı, 30 valinin de merkeze alındığı, kararnamenin Cumhurbaşkanının çekinceleri doğrultusunda hazırlandığının basında yazıldığı, ayrıntılı listenin Ekte sunulduğu, - Atamalarda; Mülkiye Başmüfettişi olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı BİTlerle ilgili hazırladıkları raporlarda soruşturmaya gerek olmadığını belirten Enver Salihoğlunun Rize Valiliğine, Hüseyin Avni Coşun Bingöl valiliğine, İçişleri Bakanı Aksunun yakını Yusuf Ziya Göksunun da İzmir valiliğine atandığı, (Cumhuriyet. 13.02.2003) Ayrıca ataması yapılan 9 valinin 1) daha irticai görüşü benimsediğine dair bilgilerin mevcut olduğunu, Emeklilik yaşının 61e indirilmesi durumunda, çoğu merkezde 40a yakın vali ile 80 civarında üst düzey Dişileri Bakanlığı personelinin emekli edileceği ve yeni bir atama kararnamesi daha hazırlanacağı, Bürokraside yapılan veya yapılması düşünülen büyük çaptaki yer değişikliklerinin, özellikle de sınırımızda sıcak çatışmanın muhtemel olduğu bir dönemde, devlet yönetiminde zafiyat yaratacağı değerlendirilmektedir. (2) Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Fehmi Korunun; Başbakanın MİTe bir yazı göndererek, atanacak kişilerle ilgili güvenlik soruşturmasında yer alan raporların dedikodulara değil, mahkemelerin ?kanıt kabul edeceği türden somut bilgi ve belgelere dayandır
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.01.2010
DoğanınyalanıortayaçıktıDoğanın yalanı ortaya çıktı
Doğan'ın yalanını ortaya çıkaran rapor
Samanyolu Haber
27.01.2010
11:32
Birinci Ordu?daki seminere katılan 162 subaya, Kara Kuvvetleri?nin hazırladığı ?AKP Değerlendirme Raporu?nu okumaları emredilmiş.

Genelkurmayın ?Dış tehdide yönelik savaş oyunu? dediği 5-7 Mart 2003?teki seminerden 24 saat önce, Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan?ın emriyle 29?u general 162 subaya, AK Parti hükümetinin üç aylık icraatlarının yer aldığı 60?ar sayfalık bir rapor dağıtıldığı ortaya çıktı. Raporda AK Parti?nin yüksek bürokrasiye yaptığı atamalar isim isim yer alıyor. Ayrıca Siirt seçimleri ve Tayyip Erdoğan?ın adaylığı, iki İmam Hatip öğrencisinin AİHM?de dava açması, kurban derisi tartışması ve Akfırat beldesinde yaşanan olaylar raporda ön plana çıkartılıyor. ?Dış tehdit konuşuldu? denilen 1. Ordu?nun seminerine katılacak tüm subaylara okumaları emredilen Kara Kuvvetleri Komutanlığı raporunun AKP?nin icraatları gün gün değerlendirilmiş. Balyoz Harekat Planı semineriyle ilgili dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan başta olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı?nın yaptığı ?dış tehdit konuşuldu? açıklamasıyla çelişen iki raporun varlığı ortaya çıktı. Dönemin Karar Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman tarafından hazırlatılan ?Durum Değerlendirilmesi? başlıklı raporlar 24 Ocak-30 Ocak ve 31 Ocak-20 Şubat 2003 tarihleri arasında AKP?nin atama ve icraatları ve irticai gelişmeler hakkında gazetelerde çıkan haberlerin derlenmesi sonucu oluşturulmuş. Raporda gazete haberleri verildikten sonra KKK?nın konuyla ilgili değerlendirme notları da düşülmüş. AKP?nin iktidardaki üç ayının değerlendirildiği raporların AKP?nin atamalarıyla ilgili kapsamlı fişlemeler içeren dört ayrı eki var. İşte dönemin Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan?ın 5-7 Mart 2003 tarihinde yapılan seminere katılacak herkese bir gün önce İstihbarat Başkanı Kur. Albay İzzet Ocak imzalı talimatla okumalarını emrettiği ?Durum Değerlendirmesi Raporu?ndan (31 Ocak 2003-20 Şubat 2003)? satır başları: Genel: Dönem içerisinde; basın yoluyla işlenen suçlar hakkındaki yasanını onaylanması AKP?de Erdoğan?ın yetkilerini artıran tüzük değişikliği, valiler kararnamesi, Eğitim Reformu adı altında YÖK?nda yapılması ön görülen değişiklikler, kurban derileri, güvenlik soruşturmaları hakkında Başbakanlığın MİT?e yazdığı yazı, Hükümetin Irak konusunda ABD?yle işbirliği yapması gibi konular ön plana çıkmıştır. Olaylar ve gelişmeler: a: Yasa-Tüzük değişiklikleri: 1: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer?in, daha önce af niteliğinde olduğu ve TBMM?de 5?te 3 çoğunlukla kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle iade ettiği basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesine dair kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin kanunu, TBMM?de 5?te 3 çoğunlukla aynan tekrar kabul edilmesi üzerine onayladığı, (Cumhuriyet, 11.02.2003) Söz konusu yasa ile R. Tayyip Erdoğan?ın Siirt?te yaptığı konuşmadan aldığı cezanın yok sayıldığı, adli sicil kaydını mahkemeye başvurmaya gerek kalmadan otomatik olarak silindiği, bu yasanın Erdoğan?ın milletvekili seçilmesinin önündeki engelleri kaldırmak için çıkarılan yasalara ilave yedek olarak çıkarıldığı, b. Başbakanlığın, bugüne kadar 3 Kasım seçimleriyle kadük olan 200?e yakın yasa tasarısını yenileyerek Meclis?e gönderdiği, irtica ile mücadele yasalarından Pompalı tüfeklere sınırlama getirilmesine ilişkin yasa tasarısının Meclis?e sunulduğu, diğer irtica yasa tasarılarının askıda tutulduğu, (Cumhuriyet. 6.02.2003) Hükümetin, irtica yanlılarının aleyhine olabilecek bir düzenleme yapması mümkün görülmektedir. d. Kadrolaşma: (1) AKP Hükümetinin hazırladığı Valiler Kararnamesinin Cumhurbaşkanı tarafından 31 Ocak 2003 tarihinde onaylandığı, kararname ile 58 ile vali ataması yapıldığı, 30 valinin de merkeze alındığı, kararnamenin Cumhurbaşkanının çekinceleri doğrultusunda hazırlandığının basında yazıldığı, ayrıntılı listenin Ek?te sunulduğu, - Atamalarda; Mülkiye Başmüfettişi olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi?ne bağlı BİT?lerle ilgili hazırladıkları raporlarda soruşturmaya gerek olmadığını belirten Enver Salihoğlu?nun Rize Valiliği?ne, Hüseyin Avni Coş?un Bingöl valiliğine, İçişleri Bakanı Aksu?nun yakını Yusuf Ziya Göksu?nun da İzmir valiliğine atandığı, (Cumhuriyet. 13.02.2003) Ayrıca ataması yapılan 9 valinin 1) daha irticai görüşü benimsediğine dair bilgilerin mevcut olduğunu, Emeklilik yaşının 61?e indirilmesi durumunda, çoğu merkezde 40?a yakın vali ile 80 civarında üst düzey Dişileri Bakanlığı personelinin emekli edileceği ve yeni bir atama kararnamesi daha hazırlanacağı, Bürokraside yapılan veya yapılması düşünülen büyük çaptaki yer değişikliklerinin, özellikle de sınırımızda sıcak çatışmanın muhtemel olduğu bir dönemde, devlet yönetiminde zafiyat yaratacağı değerlendirilmektedir. (2) Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Fehmi Koru?nun; Başbakan?ın MİT?e bir yazı göndererek, atanacak kişilerle ilgili güvenlik soruşturmasında yer alan raporların dedikodulara değil, mahkemelerin ?kanıt? kabul edeceği türden somut bilgi ve belgelere dayandır
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.01.2010
DoğanınyalanınıortayaçıkaranraporDoğanın yalanını ortaya çıkaran rapor
İlk bildiriyi Ali Kırca yazmış!
Samanyolu Haber
23.11.2009
07:42
Toplumu şekillendirmeyi amaçlayan psikolojik operasyonların ya da cunta oluşumlarının yakın dönemdeki merkezi Deniz Kuvvetleri oldu. Planların uygulayıcıları da hep bahriyeliler arasından çıktı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki cunta oluşumunda adı kamuoyuna yansıyan ilk isim Sarp Kuraydı. 1945te Boyabatta doğan Kurayın babası eski Ankara valilerinden Enver Kuraydı. Sarp Kuray, 1966da deniz subayı olarak Bahriyede görev yapmaya başladı. 1968 ve 1969da yayımlanan iki subay bildirisi sebebiyle 1970 yılında tutuklandı; yargılama sonucu ordudan atıldı ve hapis cezası aldı. 1974 affıyla özgürlüğüne kavuştu ve yurt dışına gitti. Son olarak 1993ten bu yana yargılandığı davada müebbet hapis cezası alıp cezaevine girdi. Sarp Kurayın Bahriyedeki eylemleri yönetirken 69 Subay Bildirisini kamuoyunun çok yakından tanığı bir isim kaleme almıştı. Asker kökenli bir sosyalist olan Kuray, hazırlanacak bildiri için kalemi kuvvetli bir subay aramış, eylemci subaylar, edebiyatı güçlü, şiir yazan bir subayı, Ali Kırcayı önermişti. Şimdilerin anchormanı Kırca, meşhur 69 Subay Bildirisini kaleme alan kişiydi. O bildiri şöyle başlıyordu: Halkımıza bildiririz! Senden yana olanları bir bir vurmaya başladılar. Yiğit halkım. Önce Vedatı öldürdüler. Alacakaranlıkta. Bağımsız Türkiye demişti Vedat. Sonra Mehmeti vurdular, sonra Taylanı. Türk halkı ezilmekten kurtulsun. demişti Taylanla Mehmet. Sonra bir gece bir başka Mehmet, sonra bir gece bir yiğit Battal. Sandılar ki, durdururuz ihanet barikatlarıyla bu coşkun seli. Ve şu cümlelerle sona eriyordu, genç denizcilerin bildirisi: Ne değişir, isterse kesilsin devrimcilerin başları birer birer. Oysa bir yasadır bu, mümkünü yok! Devrimciler ölür, devrimler sürer. Silahlı Kuvvetlerin darbe ve cunta oluşumu tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, hiç de yadsınamayacak bir rol üstlendi. Toplumu şekillendirmeye yönelik ve psikolojik operasyonların yakın tarihteki merkezi ya da uygulayıcıları hep bahriyeliler arasından çıktı. Bundan 13 yıl önce, tarihe postmodern darbe olarak geçen 28 Şubat sürecinde siyaseti şekillendiren ve demokrasiye müdahale eden en önemli gruplardan biri kuşkusuz bahriyelilerdi. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkayanın emrinde faaliyet gösteriyordu. Fikir babası ise Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Birdi. Batı Çalışma Grubu, irticai faaliyet içerisinde olduğunu iddia ettiği kişilere karşı tedbir amacıyla kurulmuş, 28 Şubat sürecinde 6 milyona yakın insanı fişlemişti. Yasa dışı kurulan bu kurum Mesut Yılmazın başbakan olduğu hükûmet döneminde yasal zemine taşındı. 2003 yılında ise dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök tarafından lağvedildi. BÇGnin, 27 Mayıs darbesindeki Millî Birlik Komitesi ve 12 Eylül darbesindeki Millî Güvenlik Konseyinden farkı, müdahaleden önce ve ona zemin hazırlamak üzere illegal kurulmuş olmasıydı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde çalışan Batı Çalışma Grubu vasıtasıyla toplum maniple ediliyor; başta kara propaganda olmak üzere psikolojik operasyonlar bu birim tarafından yapılıyordu. Tüm planlarda denizcilerin imzasını görmek mümkündü. Fadime Şahinler, Ali Kalkancılar, pompalı silahla darbe yapılacağı şayiaları BÇG üretimi haberler arasında akla ilk gelenler. BÇG adına bahriyelilerin hazırladığı bir rapor da Mart 2003te Zonguldak Karadeniz Ereğlisinde ortaya çıktı. Tüm mahalleler, cami ve okullar ile kamu kurumlarında çalışan hemen herkes fişlenmişti. Rapora, başta dönemin Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen, yetkililer tepki göstermişti. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan raporlarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şenerin yanı sıra bölge milletvekilleri Köksal Toptan ve Fazlı Erdoğanın da zikredilmesi dikkat çekiciydi. Karadeniz Bölge Komutanlığı İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma Güvenlik Şube Müdürü Deniz Binbaşı İsmail Tümerin kaleme aldığı dört sayfalık istihbarat raporunda AK Parti yönetimi fabrikayı (demir çelik) ve şehri ele geçirmekle suçlanıyordu. AK Partinin iktidara gelmesiyle birlikte Ereğli Demir-Çelik fabrikalarının yönetim kurulu üyelerinin tamamının değiştirildiği kaydediliyordu. Yönetime getirilen üç kişinin Başbakan Erdoğan, ikişer kişinin Dışişleri Bakanı Gül ve Devlet Bakanı Şenere yakın isimler olduğu ileri sürülüyordu. Binbaşı Tümere göre, borsada işlem gören Erdemir hisselerinin son zamanlarda değer kaybetmesinin sebebi de AK Parti yönetimiydi. Tümer, şirketin değer kaybetmesinin ardından yeşil sermaye olarak tanımladığı grupların eline geçmesinden duyduğu endişeyi dile getiriyordu. Raporda, Erdemirin özelleştirme kapsamındaki limanı satın alacak grubun birkaç sene içinde Koç ve Sabancı gibi büyük holdinglere rakip olabileceğinden kaygılanılıyordu. BÇGnin Karadeniz Ereğlideki İrticai Kadroların Çalışmaları Hakkında başlığını taşıyan raporuna göre, ilçede altı mahallede Kılık Kıyafet Ka
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.11.2009
İlkbildiriyiAliKırcayazmışİlk bildiriyi Ali Kırca yazmış
Yeraltında bekleyen kaos bombaları
Samanyolu Haber
22.11.2009
12:33
Kafes Eylem Planı?nda yer alan ?Operasyon için yeterli silahımız var? ifadesi Deniz Kuvvetleri?ndeki cuntanın yeni cephaneliklerini gündeme getirdi

Taraf?ın deşifre ettiği Kafes Operasyonu Eylem Planı?nın ?Dost Unsurlar? başlıklı kısmı, cuntacılara ait ortaya çıkarılmamış cephaneliklere işaret ediyor. ?Silah, malzeme ve teçhizatın bir bölümü emniyet güçlerinin eline geçmekle birlikte, müteakip operasyonlar için yeterli durumdadır? ifadesine yer verilen planda, 21 Nisan 2009?da Poyrazköy?deki İstek Vakfı arazisinde yapılan kazılarda bulunan Ergenekon cephaneliğinin dışında örgüte ait yeni silah ve mühimmat depolarının bulunduğunu da gözler önüne seriyor. Poyrazköy?de yakalanan mühimmatla ilgili elle çizilmiş kroki de bunu doğruluyor. ?Kireç? adı verilen krokide üç ayrı yerde toprak altına gömülmüş mühimmatın yerleri ayrıntılı bir şekilde gösterilmişti. Krokide ?Tel örgüsü, su deposu, su sona N(Güney), Dere, Lastik ev, B.ton su, Patika? ifadeleri yer alıyordu. Ergenekon soruşturması çerçevesinde gelen ihbarların ardından Poyrazköy?de Bedrettin Dalan?a ait İstek Vakfı arazisinde 21 nisanda başlatılan kazı çalışmalarının sonunda onlarca mühimmat ve patlayıcı ele geçirilmişti. 7 Haziran tarihinde ise Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) LAW?lar başta olmak üzere silah ve mühimmatın TSK?ya ait olduğuna dair rapor vermişti. İddia olunan Ergenekon örgütünün sanıkları Özel Harekatçı İbrahim Şahin ve Yarbay Mustafa Dönmez?den ele geçirilen krokilerden sonra yapılan araştırmalarda toprağa gömülü ilk büyük cephanelik Ankara?da Gölbaşı?nda ve Zir Vadisi?nde ele geçirilmişti. 1- 12 Haziran 2007/Ümraniye Kaos ortamı oluşturarak dareye zemin hazırlamakla suçlanan Ergenekon örgütüyle ilgili soruşturma 12 Haziran 2007?de başladı. Ümraniye?de bir gecekonduda, üzeri siyah naylonla örtülmüş ahşap bir sandıkta 27 adet savunma ve taarruz ve fünyeler bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirilince soruşturmanın düğmesine basıldı. 2- 26 Haziran 2007/Eskişehir 1 Kalaşnikof marka otomatik silah, 1 Kanas marka silah ve dürbünü, 1 adet 7.65 çapında Lama marka tabanca ve susturucu 12 adet savunma ve taarruz tipi el bombası, 11 kilo A-3 plastik patlayıcı, 210 gramlık TNT düzeneği, 6 adet yarımşar kiloluk TNT kalıbı, Emekli binbaşı Fikret Emek?in ikamet ettiği annesine ait evde yapılan aramada örgütün ikinci cephaneliği çıktı. 3- 14 Ağustos 2008/Beykoz Emekli Tuğgeneral Veli Küçük?ün sağ kolu ve JİTEM?in kurucularından biri olarak bilinen emekli Albay Arif Doğan?ın işyerine düzenlenen operasyonda iki Kalaşnikof ile bu silaha ait binden fazla mermi, çok sayıda tabanca, 10 adet el bombası ele geçirildi. 4- 7 Ocak 2009/Sakarya Yarbay Mustafa Dönmez?in Sakarya?daki yazlığında yapılan aramalarda 22 adet el bombası, 5 tabanca, 1 Kalaşnikof ve çok sayıda mermi ele geçirildi. Dönmez?in Sincan?daki evinde ise 3 tabanca, 1 makineli tüfek ve 1 Kalaşnikof bulundu. Aynı tarihlerde Sivas?ta yapılan operasyoda 2 adet el blombası, suikastlerde kullanılan 1 adet kalem silah ve çok sayıda tüfek bulundu. Olayla ilgili 12 kişi gözaltına alındı. 5- 7 Ocak 2009/Yeditepe Bedrettin Dalan?ın Yeditepe Üniversitesi?ndeki ofisinde arama yapıldı. Dalan?ın özel kasasında 8 adet tabanca ve bunlara ait 7 binden fazla merli ele geçirildi. 6- 9 Ocak 2009/Gölbaşı Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin?in evinde ele geçirilen kroki doğrultusunda Ankara?nın Gölbaşı İlçesi?nde yeni bir Ergenekon cephaneliği bulundu. Ele geçen malzemeler şöyle: 2 adet Law silahı, 10 adet el bombası fünye grubu 1 adet dolu el boması gövdesi, 820 gram plastik patlayıcı 210 cm saniyeli fitil, 8 metre infilaklı fitil, 21 adet sis bombası, 2 gösteri el bombası ve 4 hakem bombası, 1 adet antipersonel tüfek bombası 7- 12 Ocak 2009/Sincan Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan isimlerden Yarbay Mustafa Dönmez?in evinde ele geçirilen kroki doğrultusunda 12 Ocak 2009?da Yenikentte?ki Ermeni Mezarlığı?nın yanında bulunan boş bir evin bahçesinde kazı yapıldı. Bir çukur bölgesinde ele geçirilen cephanelik Türkiye?yi sarstı. 2 adet taarruz tipi el bombası, 10 adet el bombası gövdesi, 10 el bombası ateşleme mekanizması, 18 adet parça dilim el bombası gövdesi 12 adet tüfek bombası, 800 adet G-3 mermesi ele geçirilmişti. 12 adet bubi tuzaklı bomba, 9 adet gözyaşartıcı bomba. 8- 21 Nisan 2009 / Poyrazköy Bedrettin Dalan?ın Başkanı olduğu İstek Vakfı?nın Beykoz Poyrazköy?deki arazisinde Ergenekon?a ait, kaos çıkaracak nitelikte cephanelik ele geçirildi. 10 adet el bombası, 250 gram C-4 patlayıcı, 10 LAW silahı, 3 gösteri bombası, 19 aydınlatma fişeği, 20 ses bombası, 800 adet G-3 mermisi. TARAF
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.11.2009
YeraltındabekleyenkaosbombalarıYeraltında bekleyen kaos bombaları
İnfazların ikramiyesi daire
Samanyolu Haber
08.10.2009
07:18
Öldürülen JİTEM?ci Binbaşı Cem Ersever?in ekibinden itirafçı Babat?ın, JİTEM tetikçiliğini anlattığı ve ?devlet sırrı? diye sansürlenen 12 sayfalık mektubundaki şok itiraflar Diyarbakır?daki davada delil oldu

İTİRAFÇININ ?DEVLET SIRRI? DİYE GİZLENEN İFADELERİ JİTEM DAVASINDA JİTEM davasının kilit isimlerinden PKK itirafçısı İbrahim Babat?ın 1997 yılında Başbakanlık Teftiş Kurulu ile yaptığı ve Susurluk Raporu?nda ?devlet sırrı? sayılarak gizlenen mektupları, Diyarbakır?da görülen JİTEM davası dosyasında ortaya çıktı. Mektupta Babat, infaz emirlerini bizzat dönemin asayiş komutanından aldıklarını ve kendilerine ikramiye olarak beyaz eşya ile daire tahsis edildiğini anlatıyor. 12 SAYFALIK MEKTUPTA ŞOK İDDİALAR İbrahim Babat, 1997 yılında Başbakanlık Teftiş Kurulu?na kendi el yazısıyla 12 sayfalık bir mektup gönderdi. Bunun üzerine Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı adına bir yetkili, 19 Aralık 1997?de Kırklareli Cezaevi?nde Babat ile görüştü. İtirafçı Babat?ın anlattıklarının bir kısmı ?devlet sırrı? denilerek ?Susurluk raporu?nda bile sansürlendi. Söz konusu mektup ve ifadelerin tamamı ancak yıllar sonra Diyarbakır?da görülen JİTEM davası dosyasına girdi. PİS İŞLER DEVLETİN BAŞINI AĞRITIR Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar tarafından da incelenerek soruşturmaya dahil edilen Babat?ın ifadelerinden satır başları şöyle: ? Teröre karşı mücadale çerçevesinde devlet adına yapılan bazı pis işler devletin bile başını ağırtır. Hem vicdanen rahatlamak hem de devleti töhmet altına sokmamak için bazı hukuk dışı uygulamaları izah etmek, çeteleşmenin gerçek yüzünü ortaya sermek istiyorum. HAFTALIK RAPORLAR VERİRDİK ? JİTEM birlikleri Ankara?daki Jandarma Grup Komutanlığı?na bağlı olmakla birlikte OHAL Asayiş Komutanlığı?na karşı sorumluydu. Haftalık rapor ve bilgilendirmeler Asayiş Komutanlığı?na verilirdi. JİTEM birliklerinin içinde teröre karşı başarılı çalışmalarımız olmakla birlikte, devleti zora sokan hukuk dışı pis uygulamalar da olmuştur. ARİF DOĞAN?A BAĞLI ERSEVER?LE ÇALIŞTIM ? 1989 yılında JİTEM?de Grup Komutanı Arif Doğan?a bağlı olarak Mardin, Batman, Ankara ve Mersin illerinde faaliyet gösterdim. O dönem JİTEM bünyesinde Cem Ersever, Yüzbaşı İ., Üsteğmen S.Y., Astsubay Ş.B. ile birlikte çalıştım. ? İnfaz emirlerini bizzat dönemin asayiş komutanı H.K?den aldık. İnfazların ardından bize ikramiye olarak da daire tahsis edildi, beyaz eşya verildi. Ertosun nakline izin vermeyince ifadesi alınamadı ? Babat 1993?te bir yaralama olayına karışınca dönemin Yalova Alay Komutanı (Ergenekon sanığı) Albay Arif Doğan tarafından ?en fazla 7 yıl yersin? sözü ile polise teslim edildi. Babat 17 yıl ceza alınca bildiklerini açıklamaya karar verdi. ? 1997?de Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına 12 sayfalık bir mektup göndererek önemli açıklamalarda bulundu. Komisyon üyeleri 19 Aralık 1997 tarihinde Kırklareli Cezaevine giderek Babat?la görüştü. ? İdil Cumhuriyet Savcısı, Babat?ın ifadeleri üzerine 16 Eylül 1989?da öldürülen Tahsin Sevim, Hasan Utanç ve Hasan Caner isimli üç köylünün dosyasını yeniden açtı. Savcı, 12 Kasım 1998?de Babat?ın ifadesini almak üzere Midyat cezaevine naklini istedi. Ancak 16 Kasım 1998?de Cezaevleri Genel Müdürlüğü?ne atanan Ali Suat Ertosun, savcının talebini reddetti. ? Babat, 2002?de ?Rahşan Affı? ile tahliye edildikten sonra Suriye?ye sınır dışı edildi. SUÇSUZLARDI?ANCAK?ÖLDÜRMEK?ZORUNDAYDIK 1989?da Şırnaklı Gijo Şanlı?nın yeğeni Hurşit?in ?gençleri örgüte gönderiyorlar? diyerek ihbar ettiği yaşlı üç kişiyi Renault arabayla Kasrik Boğazı?ndan aldık Silopi?ye götürdük. Ancak suç sayılacak bir bilgi alamadık. Bence masumdular. Ama Hurşit?in düşmanlarıydı. Hurşit ?Bunlar beni tanıyorlar. Benim JİTEM?in adamı olduğumu söyleyebilirler? deyince Cem Ersever, Astsubay B. ve ben, Hurşit?le birlikte onları Nusaybin?e yakın bir yere götürerek öldürdük. ?FAİLİ MEÇHUL?Ü EYLEM TARZI BENİMSENMİŞTİK Diyarbakır ve çevresinde örgütle alakası olduğundan şüphelendiğimiz hemen hemen herkesi infaz etme yetkimiz vardı. Bu insanları öldürmek bir yöntem olarak benimsenmişti. Bizlere bu tarzda talimatlar veriliyordu. EMLAKBANK KONUTLARI?NDAN BLOK?ALINDI 1990?da Batman?da iki, Bismil?de iki, Hazro?da bir ve Antalya?da bir olmak üzere altı kişiyi öldürdük. İkramiye olarak, Diyarbakır?da Emlakbank?tan bir blok alındı. Evli olanlar için beyaz eşyalar dahil evler döşendi ve teslim edildi. Halen bazıları bu dairelerde ikamet etmeyi sürdürüyor. Lojman içerisindeydi bu blok. ERSEVER: CİNDORUK?A DANIŞMAN OLACAĞIM Cem Ersever?i Yeşil?in öldürdüğü kanaatindeyim. Ersever?le son görüşmemizde, Ankara?da bir davası olduğunu daha sonra TİT benzeri bir örgüt kuracağını söyledi. Cindoruk başbakan olursa danışmanı olacağını anlattı. STAR GAZETESİ
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.10.2009
İnfazlarınikramiyesidaireİnfazların ikramiyesi daire
Saylan için neler söylemiş neler...
Samanyolu Haber
24.08.2009
05:22
Ergenekon terör örgütü davasının tutuksuz sanıklarından Prof. Dr. Erol Manisalının, JİTEM tarafından gizlice ses kaydının alındığı ortaya çıktı.

İddianamenin ek klasörleri arasında JİTEMe ait olduğu iddia edilen GİZLİ ibareli belgeler de bulunuyor. Jandarma İstihbarat Başkanlığı başlığı altında, Cumhuriyet Çalışma Grubu Devre Raporu-11- 16 Şubat 2004 tarihli rapor Prof. Dr. Erol Manisalı ile yapılan görüşme sonuçları yazıyor. Raporu kaleme alan kişi veya kişiler, raporun giriş kısmına şunları yazmış: 12 Şubat 2004te Harbiye Orduevi lobisinde buluşuldu. Restoranda öğle yemeği ikramının ardından 1.007 numaralı odada görüşmeye başlandı. Tüm görüşme, kendisinden habersiz olarak ses kaydına alındı. Raporda, Prof. Dr. Manisalı, ilginç tespitlerde bulunuyor. ÇYDD eski başkanı Türkan Saylanı gardırop Atatürkçüsü olarak niteleyen Manisalı, Türkan Saylan gibi gardırop Atatürkçüleri var. Avrupa Birliğine laf söyletmiyor, Gümrük Birliğini savunuyor, Atatürkçüyüm diyor. Olmaz böyle şey. TÜSİADdan farkı yoktur. Atatürkçülüğü istismar ediyor, kullanıyorlar. diyor. Klasördeki belgelere göre, Manisalı, kimliği belirsiz kişi veya kişilerle yaptığı toplantıda, hükümetin acil eylem planıyla ilgili görüşlerini de açıklıyor. Manisalı, bu sırada bazı kişilerin isimlerini vererek kullanabilirsiniz diyor. Manisalının görüşmede kullandığı ifadeler şöyle: Yol-İşten Fikret Beyi, ATO Başkanı Sinan Aygünü, Aydınlıktan Adnan Beyi kullanabilirsiniz, Aydınlık bir defa yazınca birçok köşe yazarı oradan alıntı yapıyor. Doğan ve TÜSİAD medyası yüzde 70 düzeyinde. Anadolu medyası, birbirinden kopuk. Bunları birleştirip koordine edebilirseniz bir güç haline gelirler. Yerel televizyonlar birliğini bırakıp ayrı ayrı güvenilir televizyon ve gazetelerle temas etmek lazımdır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.08.2009
SaylaniçinnelersöylemişnelerSaylan için neler söylemiş neler
Doğan da tercümeye takıldı
Samanyolu Haber
05.05.2009
08:33
Deniz Feneri’nde yaşandığı öne sürülen tercüme sıkıntısı, Doğan Grubu’na ait kağıt kaçakçılığı dosyasında da ortaya çıktı.

SERMAYE Piyasası Kurulu (SPK), Doğan Grubu’nun kağıt ithalatına ilişkin yaptığı incelemeler sonucunda, grubun yurtdışındaki paravan şirketler aracılığı ile ithal edilen kağıtların fiyatını, piyasa fiyatının üzerinde gösterdiğini tespit etti. SPK bunun üzerine, ekim ayının ortasında Doğan Grubu yöneticileri hakkında Üsküdar Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık da, dosyada yer alan iddialarla ilgili Doğan Grubu’nun üst düzey yöneticilerinin ifadesini aldı. Bu aşamada grup, klasörler dolusu savcılığa ek belge sundu. Yaklaşık 3 bin sayfadan oluşan belgelerin tamamının İngilizce olduğu görüldü. Savcılık da, gelen belgelerin incelenmesi için SPK’ya gönderdi. SPK uzmanları da, savcılığa sunulan ek belgeleri tercüme ederek yeniden incelemeye başladı. Belgelerin, tercüme edilerek yeniden incelenmesi nedeniyle, ek belgelerle ilgili SPK’nın raporu bir türlü tamamlanamadı. Rapor tamamlanamadığı için de, savcılık dava açılıp açılmaması konusunda yaklaşık 6.5 aydır karar veremedi.

Hukukçuların görüşü var

DOĞAN Grubu’nun, soruşturmayı yürüten savcılığa ek belgelerin yanı sıra Türkiye’nin önde gelen hukukçularından aldığı ‘kağıt kaçakçılığı yapılmadığı’ yönünde görüşlerini de sunduğu öğrenildi. Maliye’nin kağıt kaçakçılığı dosyasının üzerine başlattığı vergi incelemesi de, gelen ek belgeler nedeniyle tamamlanamadı. STAR
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.05.2009
DoğandatercümeyetakıldıDoğan da tercümeye takıldı
Dalan'ın örgütteki numarası belli oldu
Samanyolu Haber
30.04.2009
08:32
Ergenekon firarisi Bedrettin Dalandan 28 Şubat itirafı...

Eski Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersözle konuşan Dalan “Çevik (Bir) Paşa ile 28 Şubat öncesi oturdum konuştuk, 4 saat not aldı. Bunları generallere dağıttı. Çok gizli rapordu” diyor.

Ergenekon soruşturmasının 10. dalgasında gözaltına alınacağını öğrenince ABDye kaçtığı ileri sürülen Yedi Tepe Üniversitesi sahibi Bedrettin Dalanın 28 Şubat postmodern darbesini başlatan isim olduğu ortaya çıktı. Dalan, Ergenekonun ikinci iddianamesine giren dönemin Jandarma İstihbarat Başkanı Levent Ersözle yaptığı konuşmada 28 Şubatın baş aktörlerinden dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bire 28 Şubat öncesi 4 saat brifing verdiğini anlatıyor. Dalan, Orgeneral Birin aldığı notları rapor haline getirerek gizli damga ile generallere dağıttını söylüyor.

KONUŞMA ERUYGURDAN ÇIKTI

Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Şener Eruygurun Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde İstihbarat Daire Başkanı olan Levent Ersözle Bedrettin Dalan arasında geçen konuşmanın, ikilinin bahsettiği konulardan 2004te gerçekleştiği anlaşılıyor. Evinde ve ofisinde yapılan aramalarda 2500 dinleme kaydı ele geçirilen derin kulak Ersözün, Dalanla yaptığı görüşmeyi de kaydettiği anlaşıldı. Ersözün, Dalanla konuşmasının çözümü Eruygur ve dönemin Jandarma Teknik Daire Başkanı Albay Hasan Atilla Uğurda ele geçirildi.

BEN SÖYLEDİM BİR YAZDI

İkinci Ergenekon iddianamesinin ek belgeleri arasında 240. klasörde yeralan konuşmada Dalan, yaptığı faaliyetleri anlatırken 1998deki post modern darbedeki rolünü de itiraf ediyor. Dalan şöyle diyor: “Ben yaşayarak öğrendim. Ben bir şey daha yaşadım paşam. Bunları Çevik Paşa ile 28 Şubat öncesi oturdum konuştuk, 4 saat not aldı. Ve bunları bilgi notu haline getirdi. Karargahındaki generallere dağıttı. Çok gizli rapordu.” Konuşmada Dalan, Bire “Raporun üstüne çok gizli damgası koymasaydın bari” dediğini söyleyince Ersöz de “Oraya da yazmış mı Sayın Bedrettin Dalandan alınmıştır diye” şeklinde konuşuyor. Dalan da “Aynen yazmış. İsim de var” cevabını veriyor.

DALAN: KORKMUYORUM

Dalan konuşmanın devamında adının Çevik Birin raporunda yazılmasından korkmadığını ifade ediyor. Ersöz de “Ama siz zaten bundan korkmuyorsunuz ki. Kendinizi üçüncü sıraya koymuşsunuz biraz çekingenliğiniz için” diyor. Dalan da, “Ben korktuğum konuyu biliyorum ama benim ülkemin Silahlı Kuvvetleri, yani eğer bir gizlilik derecesi yapmışsa onun şerefidir, onu korumak onun yükümlülüğüdür. Benim görevim değildir” şeklinde konuşuyor.

1 numaraya haykır başkanım

Ergenekon sanığı Levent Ersözle firari Bedrettin Dalan arasındaki konuşmada, Dalanın örgüt içindeki konumunu ele veren ifadeler dikkat çekiyor. Ersöz Dalana “Başkanım siz üçüncü sıradasınız ama gelin sizi birinci sıraya şunları çıkıp da şöyle şu camdan tekrar bir bağırsanız da” diyor. Dalan ise TSKyı eleştirerek “Bugün keşke benim elimde bir güç olsaydı, demokrasi nasıl olurdu gösterirdim. Güç zamanı geldiği zaman kullanılır” diyor. Dalan konuşmanın ilerleyen bölümünde İnan Kıraçın da aralarında bulunduğu üç kişiyle tartıştığını anlatıyor. Dalan, Kıraçı Genelkurmay Başkanı Hilmi Özköke gönderdiğini söylüyor.

İdam edileceğimi bilsem dönerim!

5 aydır Ergenekon firarisi olan Dalan, Poyrazköydeki arazisinde cephane çıkınca ABDden dönüşünü bir kez daha erteledi. Konuşmasında yurtdışında yaşayanları eleştiren Dalan “Onlar sıkıyı görse New Yorkta, Pariste yaşamayı göze almış adamlar. Gidiyorum kuşun kanadıyla Türkiyeye dönüyorum. 10 gün sonra idama razı olsam geri dönerim. Benim yapım bu” diyerek Türkiye sevgisini anlatıyor.

Topuğa mermiyle olmuyor

Konuşmada Ersöz, Dalana, “Şimdi mesela bakın 1. Ordu komutanı olan bir komutanımız. Genelkurmay İkinci Başkanlığı yapmış. Kafası son derece çalışan. Nasıl anlatamadınız?” diye soruyor. Dalan ise Kardeşim bakın sizin elinizde silah olduğu için çok ağırsınız diyor. Dalan Doğan Güreş Paşanın Ben topuğuna bir mermi salladım mı? sözünü hatırlatarak Öyle bir şey olmaz” diyor.

Özköke adam gönderdim

Kendi içlerindeki bir tartışmayı anlatan Dalan şöyle konuşuyor: 3 kişi birbirimize girdik, İnana (Kıraç) git Ankaraya. Kurmayla konuş benden ne şikayetiniz var öğren dedim

Dalan konuşmanın bir bölümünde TSKnın iktidara karşı demokratik tutum takınmasından rahatsız olduğunu anlatıyor. Dalanın eleştirisine Ersöz “Biz de azmetmedik canım karşılığını veriyor. Dalan bu durumun içlerinde tartışmaya neden olduğunu anlatıyor. İkili arasındaki görüşme şöyle devam ediyor:

BİRBİRİMİZE GİRDİK

Dalan: Bundan 6-7 ay önce İnan Kıraçl
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.04.2009
DalanınörgüttekinumarasıbelliolduDalanın örgütteki numarası belli oldu
Uğur Dündar fena yakalandı
Samanyolu Haber
28.04.2009
10:01
Doğan Grubu’na kesilen cezanın ardından Maliye’ye ateş püsküren Uğur Dündar’ın gelir vergisini ödemediği için ceza aldığı ortaya çıktı.

YAPTIĞI haberlerde yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üzerine gitmesiyle tanınan ve Doğan Grubu’na kesilen 1 milyar TL’lik vergi cezasına en büyük tepkiyi gösteren Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar’ın gelirini beyan etmeyerek ‘vergi kaçırdığı’ ortaya çıktı. Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri’nin iki yıl önce Uğur Dündar’ın hesaplarıyla ilgili hazırladığı vergi raporunda, Uğur Dündar’ın 2005 yılında bankalarda bulunan 1.7 milyon TL’lik ve 2.7 milyon dolarlık Hazine bonolarından elde ettiği faizleri devlete beyan etmediği belirlendi. Dündar’ın vergi raporunu kabul ederek, uzlaşma başvurusunda bulunduğu belirtildi.

Uğur Dündar’ın, Maliye’den ‘gizli kalması’ için ricada bulunduğu vergi raporunun ayrıntısı şöyle: İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’na bağlı Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün mükellefi olan İsmail Uğur Dündar, 2005 yılında gayrimenkullerinden elde ettiği gelirleri beyan etti. Dündar, bu kapsamda, vergi idaresine 63 bin 879 liralık gelir beyanında bulundu. Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri, 2006 yılının ikinci yarısında diğer mükellefler gibi İsmail Uğur Dündar’ın beyannamelerini de incelemeye aldı. Maliye tarafından yapılan incelemede, Dündar’ın bankalarda bulunan Hazine bonolarından elde ettiği faiz gelirlerini beyan etmediği belirlendi.

158 BİN LİRA GİZLEDİ

BUNUN üzerine, Uğur Dündar ile ilgili olarak ‘vergi cezası’ raporu hazırlandı. star’ın ulaştığı Uğur Dündar ile ilgili hazırlanan 11 Nisan 2007 tarihli ve GKR-2007-881/3 sayılı raporda, Dündar’ın 2005 takvim yılı içinde elinde 1 milyon 762 bin liralık ve 2 milyon 754 bin dolarlık Hazine bonosu bulunduğu vurgulandı. Raporda Dündar’ın söz konusu Hazine bonolarından yıl içinde 158 bin lira faiz geliri elde ettiği halde, söz konusu faiz gelirini devlete beyan etmeyerek vergi kaçırdığı vurgulandı. Raporun sonuç kısmında, ‘Mükellef İsmail Uğur Dündar adına 2005 takvim yılı için 158 bin 234 TL matrah farkı üzerinden, Vergi Usul Kanunu’nun 29. maddesine göre, 62 bin 297 liralık (62.3 milyar lira) gelir vergisinin ikmalen tarh edilmesi, ikmalen tarh edilen gelir vergisi üzerinden 62 bin 297 TL vergi ziyası cezası kesilmesi sonucuna varılmıştır’ denildi.

MALİYE’DEN UZLAŞMA İSTEDİ

DÜNDAR’IN, Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri tarafından hazırlanan vergi raporunda yer alan vergileri tamamen kabul ederek, uzlaşma talebinde bulunduğu belirtildi. Raporun kapak kısmına da ‘Tarhiyat öncesi uzlaşma taleplidir’ notu düşüldü. Raporda ayrıca ‘Mükellef vekili Burhan Özdemir’in, mükellef İsmail Uğur Dündar’ın elde ettiği faiz gelirine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanunu’nun 78. ve 89. maddelerinde belirtilen herhangi bir gider ya da maliyet unsurunun bulunmadığını beyan etmiştir’ denildi. Dündar’ın vergi borcunu ve vergi cezasını, uzlaşma komisyonun kararının ardından ödediği kaydedildi.

UĞUR DÜNDAR: Rapor yazılmadan vergimi ödedim

MALİYE Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri tarafından, Hazine bonolarından elde ettiği faiz gelirlerini beyan etmediği için hakkında ‘vergi raporu’ düzenlenen Uğur Dündar, star’a yaptığı açıklamada, raporun usulen düzenlendiğini söyledi. Dündar ‘Banka müdürünün bizi uyarmaması nedeniyle, bonolardan elde ettiğim gelir beyan edilmemiş. Rapor yazılmadan da vergi idaresine gidip vergimizi ödedik’ dedi.

VERGİ KAÇAKÇILIĞIM YOK

DÜNDAR şunları söyledi: ‘Burada vergi kaçakçılığı ya da vergi cezası söz konusu değildir. Rapor da usulen hazırlanmıştır. Biz rapor daha hazırlanmadan vergisini ödedik. Burada tamamen, banka müdüründen kaynaklanan bir hata oluşmuştur’ dedi. Hazine bonosunda verginin kaçırılması gibi bir durumun olmayacağını ifade eden Dündar, ‘Benim ticari bir işletmem yok. Tüm birikimlerin kayıt altındadır. Dolayısıyla vergi kaçırma gibi bir niyetim de olamaz. Girişimim de olamaz.’

‘Patron vergi kaçakçısı çıksın bırakırım’ demişti

MALİYE’NİN faizi ile birlikte Doğan Yayın Holding A.Ş.’ye kestiği 1 milyar liralık vergi cezasına en sert tepkiyi Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar göstermişti. Raporun siyasi baskı ile hazırlandığına ilişkin iddialarda bulunan Dündar, özetle, Doğan Grubu’nun vergi kaçırdığının kesinleşmesi halinde, ‘Ben burada durmam’ şeklinde ifadeler kullanmıştı. Dündar kesilen ceza nedeniyle 8 Şubat 2009 tarihli Star Haber’de Doğan Grubu adına hakarete varan bir açıklamayı da okumuştu.

Maliye’den ‘gizli kalsın’ ricasında bulunmuş

M
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.04.2009
UğurDündarfenayakalandıUğur Dündar fena yakalandı
Kürt raporu intihal çıktı !
Samanyolu Haber
01.03.2009
06:48
12 paşa ve elçinin radikal öneriler içeren Kürt raporu çalıntı çıktı.

İlter Türkmen ve Aytaç Yalmanın da aralarında bulunduğu 12 paşa ve elçinin radikal öneriler içeren Kürt raporunun büyük bölümünün SETA Vakfı bünyesinde çalışan iki genç araştırmacının analiziyle birebir aynı olduğu ortaya çıktı.

Eski Dışişleri Bakanı ve Büyükelçi İlter Türkmen, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ile eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Salim Dervişoğlu gibi diplomatlar ve paşaların üyeleri arasında bulunduğu Dış Politika ve Savunma Araştırmaları Grubunun hazırladığı Kürt raporunun büyük bölümünün intihal olduğu ortaya çıktı. Ortadoğu ve Balkan İncelemeleri Vakfı (OBİV ) bünyesinde faaliyet gösteren grup geçtiğimiz günlerde üyelerinin yapısı nedeniyle açılım olarak nitelendirilebilecek bir Kürt raporu hazırlamış ve rapor medyaya yansımış ve kamuoyunda tartışılmıştı.

RADİKAL ÖNERİLER YER ALIYOR

2.5 sayfalık raporda Kürt sorununun güvenlikçi perspektife emanet edilmemesi ve hükümetin etkin rol alması öneriliyor, Kuzey Irakla ilişkiler teşvik ediliyordu. Milli Güvenlik Kuruluna gönderildiği belirtilen raporu önemli kılan husus ise metnin altında imzası bulunan isimlerdi. Radikal denebilecek önerilerin altında şu isimlerin imzası bulunuyordu:

ELÇİLER VE PAŞALAR

“Dış politika ve Savunma Araştırmaları Grubu: Başkan: İlter Türkmen, Büyükelçi (Emekli) - Dışişleri Eski Bakanı, Bşk.Yrd. Salim Dervişoğlu Oramiral (E), Üyeler; Fahir Alaçam Büyükelçi (E), Oktar Ataman Org. (E), Cemil Şükrü Bozoğlu Tuğamiral (E), M. Doğan Hacipoğlu Tümamiral (E), Oktay İşcen Büyükelçi (E), Candemir Önhon Büyükelçi (E), Güner Öztek Büyükelçi (E), Seyfettin Seymen Tümgeneral (E), Turgut Tülümen Büyükelçi (E), Aytaç Yalman Org.(E).”

KELİME KELİME AYNI

2.5 sayfalık rapor medyaya yansıyınca yaklaşık 2 sayfasının SETA Vakfının “Kürt Meselesi ve Çözüm Önerileri” başlıklı analizinin birebir aynısı olduğu ortaya çıktı. SETA Ekonomi Araştırmaları Koordinatör Taha Özhan ile SETA Araştırmacısı Hatem Etenin Kasım 2008de kaleme aldıkları 20 sayfalık analizde şu görüşleri dile getiriyorlardı: “Türkiye, Kürt sorununu Türkiye içerisinde çözmeyi başarmalıdır. Aksi takdirde, önümüzdeki dönemde ülke-içi etnik bir sorundan çok sınırötesi bir aidiyet sorunuyla karşı karşıya kalınabilir.” “Kürt sorununun güvenlikçi perspektife emanet edilerek asayiş sorununa indirgenmemesi ve terörü etkisiz kılmaya yönelik güvenlik stratejilerinin netice alıcı olabilmesi için güvenlik bürokrasisinin siyasi iktidar sorumluluğunda yeniden yapılandırılması gerekir.” “Kuzey Irakın ekonomik yapılanmasında Türkiye yoğun bir şekilde rol almaktadır.”

Açık intihal ama mesele yapmayız

Analizlerinin kelimesi kelimesine emekli elçi ve komutanlardan sürpriz Kürt raporu olarak kamuoyuna yansıması genç SETA araştırmacılarını şok etti. 2.5 sayfalık raporun 2 sayfasının kendi analizlerinden alındığını belirten SETA Ekonomi Araştırmaları Koordinatör Taha Özhan, “Tartışma götürmez bir şekilde intihal var” diyor. Özhan, tepkisini şu şekilde dile getirdi: “Bu işin olumlu ve olumsuz tarafı var. Olumlu tarafı meseleye negatif yaklaşan üst düzey bir ekibin bu noktaya gelmiş olması. Gerçekten sevindirici bir durum. Bunu mesele de yapmayız. Ama işin bir de etik boyutu var. Trajik olan tarafı şu: İşleri hep böyle yapıyorlar, memleketin en can alıcı meselelerini sağdan soldan kırpıp tartışıyorlarsa üzücü.”

YENİŞAFAK
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.03.2009
KürtraporuintihalçıktıKürt raporu intihal çıktı
Yanlış ameliyatın bu kadarı!
Samanyolu Haber
24.12.2008
08:11
Sağlıkta bazen inanılması güç olaylarla karşılaşıyoruz. Kimi zaman hatalı ameliyatlar yapılırken, kimi zaman da yanlış teşhisler konuluyor.

Bazen de bu mümkün değil dedirtecek olaylar yaşanıyor. Foxnewste yayınlanan bir haberde, 2008 yılında gerçekleşen en ilginç ve inanılması güç sağlık hikâyeler derlendi. İşte onlardan bazıları:

Organları bağışlanırken uyandı

ABDde Batı Virginia eyaletinde yaşayan 59 yaşındaki Val Thomas, cumartesi gecesi kalp krizi geçirince hastaneye kaldırıldı. 2 kez kalbi duran Thomas, kalp masajı ile hayata döndürüldü. Ancak hiçbir beyin fonksiyonu çalışmayan ve vücudunda sertleşme ile morarmalar başlayan Thomasın yakınları, Artık öldü denilmesi üzerine organlarını bağışlama hazırlıklarına başladı. Tam bu sırada 17 saat beyin fonksiyonları duran Thomas uyandı ve konuşmaya başladı. Doktorlar durumu mucize olarak niteledi. Mucize kadın uyandıktan sonra, Tanrı bana bir şeyler söyledi. Eminim. dedi.

25 yıl karnında havluyla yaşadı

49 yaşındaki Japon adam, karın ağrısı şikâyetiyle mayıs ayında hastaneye gitti. Japonyadaki cerrahlar adamın karnında tümör olduğunu düşündüler. Fakat 25 yıl önce geçirdiği ameliyattan kalan cerrahi bir havlu buldular.

Deodoranttan öldü

Kasım ayında, Britanyada adlî tıp, 12 yaşındaki bir erkek çocuğun dar alanda çok fazla sprey deodorant kullandıktan sonra öldüğü kararını verdi. Daniel Hurley isimli çocuk, ocak ayında Lynx isimli deodorantı evinin banyosunda kullandıktan sonra yere yığılıp kaldı. Deodorantta bulunan volatil (uçucu) maddenin çocuğun kalp ritmini bozduğu belirtiliyor.

2 gözü, 2 burnu ve 2 dudağı var

İsmi Lali konulan minik bebeğin dudağı, burnu ve gözlerinden ikişer tane olması görenleri hayrete düşürdü. Minik Lalinın sadece kulakları normal olurken yüzünde diğer bütün organların çift olması doktorları da şaşırttı. 11 Martta doğan bebek iki ağzıyla da yiyip içebiliyor. Bebek Hindistanda yaşamaya devam ediyor.

Barların yeni uyuşturucusu hemoroid ilacı mı?

Barların yeni uyuşturucusu H Preparatı mı? Dokularda daralma sağlayan topikal hemoroid ilacının New York şehri gece kulüplerinde en son moda uyuşturucu olarak kullanıldığı rapor edildi.

Doktorların özürlü dediği bebek sapasağlam doğdu

İngilterenin Nottinghamshire kentinde yaşayan Jodie Percival hamile kaldığında doktoru, ölümcül böbrek rahatsızlığıyla doğacağını söylediği bebeğine kürtaj yapmasını önerdi. O da ailesinde bu irsi hastalık olduğu için öneriyi kabul etti. Ancak ana rahminde sekiz haftalık bebeğe yapılan kürtaj başarısız oldu. Ardından bebek dünyaya geldi ve sapasağlam olduğu anlaşıldı. Anne Jodie, doktorların sonra özür dilediğini söyledi.

Beyninden solucan çıktı

Amerika Arizona eyaletinde beyninde tümör olduğu düşünülen bir kadın ameliyat edilince, tümör sandıkları şeyin canlı bir solucan olduğu anlaşıldı. Operasyonun şokunu atlatan doktorlar bu durumu şöyle açıkladılar: Solucanı çıkardıktan sonra Alvarezin hiçbir sağlık sorunu kalmadı. Solucanın beyinde ortaya çıkması şimdiye kadar hiç rastlanmamışsa da, özellikle mide ve bağırsaklarda solucan ve tenyaya sık rastlanır. Bu durum da yine pişmemiş et yemekten kaynaklı olabilir.

Yanlış ameliyatın bu kadarı!

Almanyada emekli bir kadın bacağından ameliyat olmak için hastaneye yattı, ancak bunun yerine kendisine yeni bir anüs yapıldı. İdrarını ya da dışkısını tutamamaktan yakınan bir hastayla karıştırılan kadın yanlış bir ameliyatın kurbanı oldu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.12.2008
YanlışameliyatınbukadarıYanlış ameliyatın bu kadarı
İnanılması güç sağlık hikâyeleri
Samanyolu Haber
24.12.2008
07:47
Sağlıkta bazen inanılması güç olaylarla karşılaşıyoruz. Kimi zaman hatalı ameliyatlar yapılırken, kimi zaman da yanlış teşhisler konuluyor.

Bazen de bu mümkün değil dedirtecek olaylar yaşanıyor. Foxnewste yayınlanan bir haberde, 2008 yılında gerçekleşen en ilginç ve inanılması güç sağlık hikâyeler derlendi. İşte onlardan bazıları:

Organları bağışlanırken uyandı

ABDde Batı Virginia eyaletinde yaşayan 59 yaşındaki Val Thomas, cumartesi gecesi kalp krizi geçirince hastaneye kaldırıldı. 2 kez kalbi duran Thomas, kalp masajı ile hayata döndürüldü. Ancak hiçbir beyin fonksiyonu çalışmayan ve vücudunda sertleşme ile morarmalar başlayan Thomasın yakınları, Artık öldü denilmesi üzerine organlarını bağışlama hazırlıklarına başladı. Tam bu sırada 17 saat beyin fonksiyonları duran Thomas uyandı ve konuşmaya başladı. Doktorlar durumu mucize olarak niteledi. Mucize kadın uyandıktan sonra, Tanrı bana bir şeyler söyledi. Eminim. dedi.

25 yıl karnında havluyla yaşadı

49 yaşındaki Japon adam, karın ağrısı şikâyetiyle mayıs ayında hastaneye gitti. Japonyadaki cerrahlar adamın karnında tümör olduğunu düşündüler. Fakat 25 yıl önce geçirdiği ameliyattan kalan cerrahi bir havlu buldular.

Deodoranttan öldü

Kasım ayında, Britanyada adlî tıp, 12 yaşındaki bir erkek çocuğun dar alanda çok fazla sprey deodorant kullandıktan sonra öldüğü kararını verdi. Daniel Hurley isimli çocuk, ocak ayında Lynx isimli deodorantı evinin banyosunda kullandıktan sonra yere yığılıp kaldı. Deodorantta bulunan volatil (uçucu) maddenin çocuğun kalp ritmini bozduğu belirtiliyor.

2 gözü, 2 burnu ve 2 dudağı var

İsmi Lali konulan minik bebeğin dudağı, burnu ve gözlerinden ikişer tane olması görenleri hayrete düşürdü. Minik Lalinın sadece kulakları normal olurken yüzünde diğer bütün organların çift olması doktorları da şaşırttı. 11 Martta doğan bebek iki ağzıyla da yiyip içebiliyor. Bebek Hindistanda yaşamaya devam ediyor.

Barların yeni uyuşturucusu hemoroid ilacı mı?

Barların yeni uyuşturucusu H Preparatı mı? Dokularda daralma sağlayan topikal hemoroid ilacının New York şehri gece kulüplerinde en son moda uyuşturucu olarak kullanıldığı rapor edildi.

Doktorların özürlü dediği bebek sapasağlam doğdu

İngilterenin Nottinghamshire kentinde yaşayan Jodie Percival hamile kaldığında doktoru, ölümcül böbrek rahatsızlığıyla doğacağını söylediği bebeğine kürtaj yapmasını önerdi. O da ailesinde bu irsi hastalık olduğu için öneriyi kabul etti. Ancak ana rahminde sekiz haftalık bebeğe yapılan kürtaj başarısız oldu. Ardından bebek dünyaya geldi ve sapasağlam olduğu anlaşıldı. Anne Jodie, doktorların sonra özür dilediğini söyledi.

Beyninden solucan çıktı

Amerika Arizona eyaletinde beyninde tümör olduğu düşünülen bir kadın ameliyat edilince, tümör sandıkları şeyin canlı bir solucan olduğu anlaşıldı. Operasyonun şokunu atlatan doktorlar bu durumu şöyle açıkladılar: Solucanı çıkardıktan sonra Alvarezin hiçbir sağlık sorunu kalmadı. Solucanın beyinde ortaya çıkması şimdiye kadar hiç rastlanmamışsa da, özellikle mide ve bağırsaklarda solucan ve tenyaya sık rastlanır. Bu durum da yine pişmemiş et yemekten kaynaklı olabilir.

Yanlış ameliyatın bu kadarı!

Almanyada emekli bir kadın bacağından ameliyat olmak için hastaneye yattı, ancak bunun yerine kendisine yeni bir anüs yapıldı. İdrarını ya da dışkısını tutamamaktan yakınan bir hastayla karıştırılan kadın yanlış bir ameliyatın kurbanı oldu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.12.2008
İnanılmasıgüçsağlıkhikâyeleri İnanılması güç sağlık hikâyeleri
Toplam "44" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti