revan | |
|
| Öğretmenin Ellerini Kestiler | Samanyolu Haber | 01.05.2012 12:57 |  | | Mehmet Arslan, bir öğrencinin yakınları tarafından döner bıçaklı saldırıya uğra... Doktorlara yönelik saldırıların ardından bu kez bir öğretmen yediği dayakla gündemdi. Zeytinburnunda bir öğrencisinin ailesi önünü kesti. Döner bıçaklı saldırıya uğrayan öğretmen kan revan içinde kaldı.
İKİ ELİ KESİLDİ
Zeytinburnu Beş Telsiz... | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.05.2012 | | | ÖğretmeninElleriniKestilerÖğretmenin Ellerini Kestiler |
|
| Bir çocuk olarak katliama tanıklık etti | CNN Türk | 21.04.2012 17:01 |  | | | Ünlü şarkıcı Kıraç, CNN TÜRKte katıldığı Burada Hayat Var adlı programda bugüne kadar bilinmeyen bir tanıklığını anlattı. 1978de Kahramanmaraşta yaşanan katliama 6 yaşında bir çocuk olarak tanıklık eden Kıraç, gördüklerini Kan revan içinde yaralı insanlar görüyordum, silah sesleri duyuyordum. Elinde keserle insanlar geçiyordu. Şimdi anlatamayacağım çok korkunç şeyler gördüm diye anlattı. | | CNN Türk Ana Sayfa 21.04.2012 | | | BirçocukolarakkatliamatanıklıkettiBir çocuk olarak katliama tanıklık etti |
|
| Hangi ünlü vahşetin ortasında kaldı? | CNN Türk | 21.04.2012 16:51 |  | | | Ünlü şarkıcı Kıraç, CNN TÜRKte katıldığı Burada Hayat Var adlı programda bugüne kadar bilinmeyen bir tanıklığını anlattı. 1978de Kahramanmaraşta yaşanan katliama 6 yaşında bir çocuk olarak tanıklık eden Kıraç, gördüklerini Kan revan içinde yaralı insanlar görüyordum, silah sesleri duyuyordum. Elinde keserle insanlar geçiyordu. Şimdi anlatamayacağım çok korkunç şeyler gördüm diye anlattı. | | CNN Türk Toplum Yaşam 21.04.2012 | | | Hangiünlüvahşetinortasındakaldı?Hangi ünlü vahşetin ortasında kaldı? |
|
| Ali Kaptan'a meydan dayağı | Haber Türk | 17.04.2012 09:51 |  | | Sürpriz gelişmelerin damga vuracağı temposu yüksek bir bölümle ekrana gelen “Öyle Bir Geçer Zaman ki”de; Kenan’ın adamları, Ali Kaptan’a saldırıp onu kan revan içinde bırakıyor | | Haber Türk Son Dakika 17.04.2012 | | | AliKaptanameydandayağıAli Kaptana meydan dayağı |
|
| Bosna bizi bekliyor.. | Milli Gazete | 07.04.2012 21:05 |  | | | Geçen hafta Bosna ziyaretimizi sizlerle paylaşırken en son Doboydaki sosyal tesislerdeki misafirhanede sizlerle birlikte kalmıştık.Şimdi oraya veda yola tekrar yolumuza revan olalım Serebrenitzaya doğru.Yani Bosnanın kuzeyi istikametine.Arabamızdaki mürettabatı da isterseniz sizlerle tanıştırayım.Boşnak kaptanımızın adı Gramo.Boşnakça bir isim.Kimi isimler İslami hassasiyete dayalı kimileri yerel tarih kökeninden geliyor.Bizde de bazan öyle oluyor.Cenzgiz,Timur gibi tarihte kan dökmüş nice komutanlar sanki çok değerli gibi hala ad olarak günümüzde maalesef kullanılmakta.Dönüşteki kaptanımızn adı Ahmet idi.Türkiyeden birlikte geldiğimiz yedi kişiden dördü Konyalı.Buna İHHdan koordinatörümüz Salih Gültekin dahil.Muzaffer ve Muammer iki işadamı.Hem gönüllü hem de bağışçılar.Diğer Konyalı yoldaşımız Sarıyer Dedeman Lisesi dindersi öğretmeni Zekeriya ise eşi Sıbyan Anaokulu hocahanımla geldi.Bu arada Londradan biri Bahreyn diğeri de Libyalı iki Üniversite öğrencisi Heba ve Nur ile Türkiye kökenli biri Kenya Dadat kampında hizmette kalan Merve ile AİD Doktorlar Derneğinden psikolog Tuba da hanımlar kervanında idiler..Aracımız yola çıktıktan 4 km sonra bir köye girdi.Burası Osmanlı ordularının Avusturya Macaristan güzergahının geçtiği yermiş.Sırpların 92 savaşında yaktıkları camiden kalan ama yanmayan minareyi ziyaret ettik.Yanındaki şehitlikte Osmanlı zamanından kalan mezar taşlarının yanısıra o köyde şehit edilenler de birlikte yatıyordu.Bu arada yakılan bu camiye Türkiyeden bir hanım sponsor olarak caminin yeniden yapılmasını sağlamış.Önümüzdeki ay bu caminin de açılış merasimi yapılacakmış.Hatıra fotoğraflarımızı çekerek buaradan ayrılıp bir süre sonra 400 kişinin tedavi gördüğü Rehabilitasyon merkezine varıyoruz.Dağın zirvesine doğru tam da tertemiz havası,manzarası mis gibi tabiatı ile sağlam adamların bile kendine geldiği on dönümlük bu geniş merkezde bizi hastanenin dinamik başhemiresi ile baştabibi güleryüzleriyle karşılıyorlar.Geniş bahçesinde çeşitli meyve sebze yetiştirerek meşguliyet tedavisi de gören burada kalan hastaların kimisi savaş travması ile akli dengesini yitirmiş kimileri yaşlılıktan ve kimsesi olmadığından bakım gören farklı durumdaki muhtaç ve mağdurların çok temiz ve titizlikle uzman 60 personelin hizmet ettiği kısımları gezip kimi resim,müzik ve diğer sanat dallarıyla tedavi gördükleri sınıflarını gezerek ziyaretimizi içimiz buruk ve halimize bir kere daha hamd ile ve de içimizden gelerek bir miktar şükür bağışları yaparak veda ediyoruz.Giderken çam sakızı çoban armağanı bir hediye vermek üzere yan arsadaki bir depo gibi yere götürerek burada kendilerinin etraftaki üreticilerden aldıkları sütlerle yaptıkları yöresel isli peynirlerinden paketleyip ikram ettiler.Burada dernek ve vakıfların ticaret yetkisi olamdığından ancak ihtiyaç malzemelerini bu peynirlerle takas yaparak marketlerden alarak maddi kaynak da ediniyorlarmış..Bundan sonra yolumuz yaklaşık bir buçuk saat sürdü.Ama etraftaki doğal ve tarihi köyleri yol boyunca yola paralel ırmak boyunca seyrederek gittiğimizden hiç de sıkıcı gelmiyordu.Bilakis çoğu köylerde içimizi ferahlatan ve adeta birer tapu işareti olan o kibar ince minareleriyle kubbeleri olmasa da ev tarzı camileri görmek neden çeşitli zaman dilimlerinde Boşnaklara uygulalanan soykırımların nedenini kolayca anlayabiliyorsunuz.Düşünebiliyor musunuz uzayıp giden yollar boyunca dünya cenneti bu köylerde dağların yamacından nehre bakan ve çeşitli tarım işlerine elverişli bu topraklarda ezanı Muhammedi ile beş vakit Avrupa^nın göbeğinde beşyüz yıldır islamın bayraktarlığının alameti farikası minareler bu önyargılı ve hoşgörüsüz fanatik hristiyan ortodoks ve katolik aleminin tetikçilerini kışkırtma vesilesi olarak maalesef yorumlanmakta değil mi?Belki de Avrupanın en sulhsever ve insan canlısı bu tertemiz kalpli Boşnaklar yıllarca hep barışın timsali olagelmişler.Eski Yugoslavya ordusunda bile kendilerine askeri eğitim verilmeyen bu millet ne yazık kı aniden çıkagelen Sırp saldırısında da elleri boş kalarak ancak bıçak kemiğe dayanınca son demde silaha sarılarak nefsi müdafaa ile toparlanıp zalim saldırganları tam topraklarından söküp atacakken uyanan başta Papa olmak üzere ezeli düşma Frenk dünyası merhum lider Aliya İzeetbegoviçe o acı Dayton anlaşmasını imzalatarak bir kez daha Boşnak kardeşlerimizin ellerini kollarını bağlamışlardır.şu anki dünyada misli benzeri olmayan ve bana hristiyanların Teslis akıdesini çağrıştıran Üçlü dönüşümlü yönetim her 8 ayda bir değişen Bosna Hersek devletinin Sırp,Hırvat ve Boşnak cumhurbaşkanlıklı idaresi ne idüğü belli olmaz bir şekildeki atıl yönetimiyle oyalanıp sürmekte.Hatta Saraybosnadan ayrılacağımız son günde Başçarşıda gezerken dikkatimi çeken asker üniformalı iki üç kişinin ne olduklarını sorunca yanımdaki rehberim Denizlili İbrahim Boşnak askerleri deyince ohh be deyip sevinçle tepkimi erdim.Ama hevesim tekrar kursağımda kaldı.Meğer Boşnak askerlere ne askeri eğitim ne de silah veriyorlarmış.Ancak sosyal hizmetler | | Milli Gazete Köşe Yazıları 07.04.2012 | | | BosnabizibekliyorBosna bizi bekliyor |
|
| Mücahit... | Milli Gazete | 27.02.2012 19:18 |  | | | OSMANLININ dünya siyaset sahnesinden çekilmesinin ardından büyük bir boşluk meydana geldi. Bu, aynı zamanda Müslümanların bu alanda olmaması anlamına geliyordu. Son olarak II. Abdulhamidin çırpınmaları da somut sonuçlar veremedi ve seküler ideolojiler 19. yüzyıl boyunca hüküm sürdü hemen her coğrafyada. 20. Yüzyıl Müslümanlar için yeni çağı okuma, bu minvalde yeni stratejiler belirleyerek tohum atma ve yola revan olma demekti. Mısırda Hasan el-Benna ve Pakistanda Ebul Ala el-Mevdudi vira Bismillah dediler. Arkalarında kitleler fikir ve aksiyonu ikame etmek için yürüdüler.
Yürüyüşler nitelik ve nicelik anlamında sonuç vermeye başlasa da bu fotoğrafta bir eksiklik vardı. Zira Anadolu ve Rumeli havzası hâlâ sessiz ve hareketsizdi. Hilafet beşeri ideolojilerin eliyle pay mal edilmiş inançlı kitlelerin cesareti kırılmıştı. Öyle ki bu yeni düzende selam dahi veremez olmuştu yorgun insanlar.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 27.02.2012 | | | MücahitMücahit |
|
| ''Aşk-ı Revan'' romanı üzerine: | Haber7 | 21.01.2012 09:09 |  | | |
| Yola koyulmadan önce... | Star | 12.01.2012 12:38 |  | | | Evliya Çelebi’nin yolculukları bu topraklara dair en önemli eserlerden biri. Ama hayatını ne kadar tanıyoruz? Meryem Aybike Sinan’ın Aşk-ı Revan adlı romanı ünlü seyyahın anısına adanmış bir armağan adeta. | | Star Son Dakika 12.01.2012 | | | YolakoyulmadanönceYola koyulmadan önce |
|
| Servet Kabaklı’dan 40 yıl... | Türkiye Gazetesi | 03.01.2012 02:36 |  | | | Türk Edebiyatı Vakfı’nın 2012 Çarşamba Sohbeti programı devam ediyor. Bu haftaki “Çarşamba Sohbeti”nde (4 Ocak 2012), sosyolog Prof. Dr. Ümit Meriç, “Dünyadan Kâinata Mektuplar” başlığı altında önemli bir konuşma yapacak. Yurt dışına yaptığı seyahatlerle dünya insanlığı hakkında gözlemlerde bulunan Prof. Dr. Ümit Meriç Hanımefendi, dinleyicilerine ufuk açıcı bir konuşma yapacak.Ocak ayının ikinci haftasında ise (11 ocak 2012) Türk Edebiyatı Vakfı (TEDEV) Başkanı ve gazeteci-yazar Servet Kabaklı, ”Hatıralar Işığında 40 Yıllık Mücadele” hayatından kesitler sunacak. Üçüncü hafta (18 ocak), Prof. Dr. Şeyma Güngör (18, yüzyılın meddah hikâyesi) ve ayın son haftası da (25 Ocak) Meryem Aybike Sinan (Aşk-ı revan) Çarşamba Sohbeti’nin konuşmacısı o ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 03.01.2012 | | | ServetKabaklı’dan40yılServet Kabaklı’dan 40 yıl |
|
| 2012 yılına özel makyaj tüyoları | Bugün | 31.12.2011 00:46 |  | | |
| Kan revan aşk | Gazete Şok | 27.12.2011 02:50 |  | | | İkisi de tekstil işçisi
olan M.M.Ç.
(38) ile Dilek Tuğ
(28), ailevi ve ekonomik
problemler
nedeniyle yaklaşık
9 yıllık evliliklerini
bir süre önce bitirdi.
İki çocuğunun
annesi ile defalarca... | | Gazete Şok Son Dakika 27.12.2011 | | | KanrevanaşkKan revan aşk |
|
| Kerbela’nın dinmeyen acısı | Star | 12.12.2011 05:52 |  | | | Her yıl Muharrem ayının onu yani Aşura Günü geldiğinde, haber bültenlerinde, özellikle Şii dünyadan insanların “sine dövdüklerini” yahut “zincirlerle sırtlarını kan revan içinde bıraktıklarını” izliyoruz. | | Star Yorum 12.12.2011 | | | Kerbela’nındinmeyenacısıKerbela’nın dinmeyen acısı |
|
| Kerbela’nın dinmeyen acısı | Star | 12.12.2011 01:58 |  | | | Her yıl Muharrem ayının onu yani Aşura Günü geldiğinde, haber bültenlerinde, özellikle Şii dünyadan insanların “sine dövdüklerini” yahut “zincirlerle sırtlarını kan revan içinde bıraktıklarını” izliyoruz. | | Star Son Dakika 12.12.2011 | | | Kerbela’nındinmeyenacısıKerbela’nın dinmeyen acısı |
|
| Mısır sokakları kan revan içinde! | İnternet Haber | 21.11.2011 15:50 |  | | |
| Mısır sokakları kan revan içinde! | İnternet Haber | 21.11.2011 15:50 |  | | |
| Murat Yülek - Son çeyreğe girerken makroekonomimiz | Zaman | 20.11.2011 02:05 |  | | |
| Murat Yülek - Son çeyreğe girerken makroekonomimiz | Zaman | 20.11.2011 02:05 |  | | |
| Kurban meselesi (1) | Evrensel | 13.11.2011 07:01 |  | | | Kirvem,
Geride bıraktığımız kurban bayramında özellikle televizyon ekranlarından izlediğimiz “memleket manzaraları”na bakılırsa, biz bu “kurban meselesi”ni çözmekten yana yine yaya kalmışız ka yavrum!
“Acemi kasaplar” diye nitelediğimiz halkımızın bir kısmı şu ya da belediyenin hesapça “modern” denen kesim yerlerinde üç kuruş karşılığında kurbanlarını kestirmektense, babadan, dededen kalma yöntemlerle ellerindeki bıçak, balta, satırlarla kan revan gölüne çevirdikleri arsalarda veya yol kenarlarında kasaplığa soyunup bir taraftan kurbanlık koçların, öküzlerin yanı sıra, ayrıca gavuristan ça | | Evrensel Köşe Yazıları 13.11.2011 | | | Kurbanmeselesi(1)Kurban meselesi (1) |
|
| Cizreli çocukların 'tahta' lunaparkı | Haber7 | 07.11.2011 16:32 |  | | |
| Cizreli Çocukların Bayram Sevinci | Haber3 | 07.11.2011 14:20 |  | | |
| Bir Şişe Şarap İçti, Ayıldığında Kendini Kan Revan İçinde Buldu | Haber3 | 22.10.2011 14:12 |  | | |
| Kan revan içinde | Haber Türk | 02.10.2011 14:36 |  | | |
| Bdp'liler Meclis'te | Haber3 | 01.10.2011 15:55 |  | | | BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, meclisin açılışında çok umutlu ve heyecanlı olmadıklarını belirterek, Böylesi bir çatışma ortamında, kan, revan, gözyaşı ortamında parlamento çalışmalarına başlıyor. Bu parlamentonun ilk görevi, en acil görevi savaş tez | | Haber3 Son Dakika 01.10.2011 | | | BdplilerMeclisteBdpliler Mecliste |
|
| Cizreli Çocukların Tahta Salıncak Keyfi | Haber3 | 30.08.2011 18:00 |  | | |
| Bu kanlı tablo AKP’nin eseri | Evrensel | 16.07.2011 07:12 |  | | | Önceki gün 20 Türk ve Kürt gencinin yaşamını yitirdiği çatışma, AKP’nin gerilim politikasının bir sonucudur.
Şimdi artık Silvan’a Başbakan Erdoğan heykeli dikilebilir!
Bu heykelin yanına, kan revan içinde yatan, yanmış insan cesetleri eklenmelidir. 13 TSK askeri ve 7 HPG’linin resimleri de konmalı ve eserin mimarı olarak başbakanın büyük bir heykeli dikilmeli ve büyük harflerle, “Bu tablo AKP hükümetinin ve Başbakan Erdoğan’ın eseridir” diye yazılmalıdır.
Yemin krizinin koşullarını yaratan, çözüm arayışı yerine gerilimi tırmandıran, “ister gelirler, ister gelmezler” açıklamaları ve “tükü | | Evrensel Köşe Yazıları 16.07.2011 | | | BukanlıtabloAKP’nineseriBu kanlı tablo AKP’nin eseri |
|
| Siyasal üslubun düzeysizliği | Milli Gazete | 12.06.2011 20:19 |  | | | Bir seçim kampanyasının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bugün itibariyle kargaşa bitecek. Yarından sonra nasıl bir süreç başlayacağını merak ediyoruz.
Siyasa tarihimizde aklımızın erdiği zamandan bugüne giderek bir düzeysizlik dönemini yaşadığımızı belirtmek istiyorum. Düzeyi düşük, bağırma çağırma, hakaret etme sürecini yaşadık. Kişilikler üzerindeki bu düzeysizlik insanda yüz bırakmasa gerek. Toplumun büyük kesiminin bundan haz aldığı düşünülebilir mi? Meydanlara bakılırsa, gladyatörlerin önündeki boğalarla nasıl boğuşuluyor kan revan içinde bırakılıyorsa siyasa arenasının bundan bir farkı yok. Demek ki bu üslup da karşılık buluyormuş.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 12.06.2011 | | | SiyasalüslubundüzeysizliğiSiyasal üslubun düzeysizliği |
|
| Suriye kan revan içinde | CNN Türk | 29.05.2011 11:12 |  | | |
| Suriye kan revan içinde | CNN Türk | 29.05.2011 11:10 |  | | |
| GAZETECİ-YAZAR PROF. DR. MEHMET ALTAN: -"KİMİN DEĞİL, NASIL YÖNETİLECEĞİMİZ ÖNEMLİ" -"SİYASET, CAMİ VE KIŞLA ÜZERİNDEN GİTMEYE DEVAM EDERSE, KAN REVAN İÇİNDE KALIRIZ, HİÇBİR YERE GİDEMEYİZ VE YERİMİZDE SAYARIZ" | Haber3 | 03.05.2011 23:34 |  | | |
| Tarihin tozu alınıyor | Posta | 01.05.2011 05:54 |  | |
Beyazıt Kulesinin tepesine çıkıp baktım sana ey güzel İstanbul! Ve tam 180 basamağı boşu boşuna çıktığıma yandım! Bu ne ucube bir şehir! Tarihi yarımadanın o birbirinden güzel anıtları, mabetleri, camileri, bir beton yığınının içinde kaybolup gitmiş. Kös kös indim aşağı, yakından bakınca hiç olmazsa tek tek güzellikleri görüyorsunuz.
[[HAFTAYA]]
İki haftadır turist gibi geziyoruz İstanbulu. Topkapı Sarayının bahçesinde bir mücevher gibi duran Sofa ve Revan Köşklerini, mutfakları gördük önce. Dün de Galatada Mevlevihaneyi, Saraçhanedeki şehzadelerin türbelerini ve Beyazıt Kule... | | Posta Köşe Yazıları 01.05.2011 | | | TarihintozualınıyorTarihin tozu alınıyor |
|
| Tarihin tozu alınıyor | Posta | 01.05.2011 05:54 |  | |
Beyazıt Kulesinin tepesine çıkıp baktım sana ey güzel İstanbul! Ve tam 180 basamağı boşu boşuna çıktığıma yandım! Bu ne ucube bir şehir! Tarihi yarımadanın o birbirinden güzel anıtları, mabetleri, camileri, bir beton yığınının içinde kaybolup gitmiş. Kös kös indim aşağı, yakından bakınca hiç olmazsa tek tek güzellikleri görüyorsunuz.
[[HAFTAYA]]
İki haftadır turist gibi geziyoruz İstanbulu. Topkapı Sarayının bahçesinde bir mücevher gibi duran Sofa ve Revan Köşklerini, mutfakları gördük önce. Dün de Galatada Mevlevihaneyi, Saraçhanedeki şehzadelerin türbelerini ve Beyazıt Kule... | | Posta Ana Sayfa 01.05.2011 | | | TarihintozualınıyorTarihin tozu alınıyor |
|
| Tarihin tozu alınıyor | Posta | 01.05.2011 05:03 |  | |
Beyazıt Kulesinin tepesine çıkıp baktım sana ey güzel İstanbul! Ve tam 180 basamağı boşu boşuna çıktığıma yandım! Bu ne ucube bir şehir! Tarihi yarımadanın o birbirinden güzel anıtları, mabetleri, camileri, bir beton yığınının içinde kaybolup gitmiş. Kös kös indim aşağı, yakından bakınca hiç olmazsa tek tek güzellikleri görüyorsunuz.
[[HAFTAYA]]
İki haftadır turist gibi geziyoruz İstanbulu. Topkapı Sarayının bahçesinde bir mücevher gibi duran Sofa ve Revan Köşklerini, mutfakları gördük önce. Dün de Galatada Mevlevihaneyi, Saraçhanedeki şehzadelerin türbelerini ve Beyazıt Kule... | | Posta Son Dakika 01.05.2011 | | | TarihintozualınıyorTarihin tozu alınıyor |
|
| Kan revan içindeki kadına doktor tacizi | Milliyet | 21.04.2011 13:11 |  | | |
|
Kan revan içindeki kadına doktor tacizi
| Milliyet | 21.04.2011 13:02 |  | | |
| 12:53 Kan revan içindeki kadına doktor tacizi | Milliyet | 21.04.2011 12:59 |  | | |
|
12:53 Kan revan içindeki kadına doktor tacizi
| Milliyet | 21.04.2011 12:53 |  | | |
| Yalçın: Günümüz sorunları, Hz. Muhammed'i (sav) tanımamaktan kaynaklanıyor | Samanyolu Haber | 19.04.2011 10:53 |  | | Günümüz insanının içinden çıkılmaz hale geldiği sorunlarının temelinde, gerçek anlamda Hz. Muhammed (sav)i tanımamanın bulunduğu belirtildi.
Manavgat Eğitim Gönüllüleri Derneği (MADER)nin Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri çerçevesinde, Sarılar beldesindeki Ece Düğün Salonunda düzenlediği Merhamet Peygamberi isimli konferansta konuşan eğitimci yazar Mehmet Yalçın, Günümüzde kangren olmuş sorunları, Cenab-ı Allahın Habibim dediği Hz. Muhammed (sav)i gerçek anlamda tanıyamamaktan kaynaklanıyor. dedi.
Yalçın, 23 yıllık peygamberliği döneminde, Peygamber Efendimizin (sav) insanlığa ait bütün sorunları kahve içimi rahatlığında çözüme kavuşturduğunu kaydetti. Yalçın, her geçen gün insanoğlunun kendinden kaçtığı, kültürel yozlaşmanın en ileri noktaya ulaştığı ve yalnızlaştığı günümüzde yeniden kendine gelmesi ve dirilmesi için Muhammedi (sav) bir ruha ihtiyacı olduğunu ifade etti. Yalçın, şöyle dedi:
İnsanlık bütün yönüyle merhameti ve sevgiyi, Rabbimizin, O (sav) olmasaydı alemleri yaratmazdım dediği peygamberimizde gördü.
Peygamberimiz (sav), kendisine kötülük yapanları bile affederek merhametini göstermiştir. Onu (sav) öldürmeye gelenler onda dirilmiştir. Yetim ve öksüzün başını okşayarak sevgisini göstermiştir. Kuşu ölen bir çocuğa evinde taziye ziyareti bulunarak acısına ortak olmuştur. Taifte kendisini taşlayarak ayaklarını kan revan içinde bırakanlara beddua etmemiştir. Hz. Ömer, Halid Bin Velid, Ebu Süfyan ve Ebu Cehilin oğlu İkrime, Onun (sav) sevgi ve merhamet dünyasında yoğrularak Müslüman oldu. Yıllarca karşısına dikilen ve yapmadığı kötülüğü bırakmayan Ebu Cehilin oğlu İkrimeyi bağrına bastı. İkrimeyi sevgi, şefkat ve merhametiyle eriterek Müslüman olmasına vesile oldu. İkrime de Müslüman olarak ismini kutlu sahabeler arasında altın harflerle yazdırdı.
Yalçın, dünyada barış, huzur, sevgi, adalet ve merhametin hakim olması için sevgililer sevgilisi En Sevgili (sav) isminin dünyada yeniden duyulmasına bağlı olduğunu belirtti. Yalçın, günümüz yeryüzü mirasçılarının yeniden Muhammedi (sav) ruhun hayat bulması için kıtaları aşarak, insanların gönlüne girmeye çalıştığını belirtti. Yalçın, Anadolu insanının yüreğindeki peygamber sevgisini, dünyada ayağını bastığı her yere huzur, barış, sevgi, şefkat ve merhamet götüreceğini kaydetti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 19.04.2011 | | | YalçınGünümüzsorunlarıHzMuhammedi(sav)tanımamaktankaynaklanıyorYalçın Günümüz sorunları Hz Muhammedi (sav) tanımamaktan kaynaklanıyor |
|
| Komşu dayağı 7 yaşındaki çocuğu hastanelik etti | Samanyolu Haber | 05.04.2011 15:06 |  | | Mersinde komşu kadın 7 yaşındaki kız çocuğunu döverek hastanelik etti.
Burnu ve dişi kırılan, gözlerinde morluklar oluşan çocuk Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki tedavisinin ardından taburcu edildi.
Mahkemeye sevk edilen kadın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Alınan bilgiye göre, Toroslar İlçesi Güneykent Mahallesinde oturan 7 yaşındaki Gülay Başaran, komşularının çocuklarıyla oynarken, aralarında kavga çıktı.Küçük Gülay ise bu sırada komşularının çocuğuna taş attı. Duruma öfkelenen komşu çocuğunun annesi Küçük Gülayın yanına gelerek feci şekilde dayak attı. Küçük Gülayı yerde kanlar içinde yatarken bulan yakınları hastaneye kaldırdı.
Hastanede yapılan muayenede talihsiz kızın burnunun kırıldığı ortaya çıktı.
Burnu kırıldığı gibi dudağı patlayan ve yüzünde gözünde ve kolunda morluklar oluşan Küçük Gülay Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki tedavisinin ardından taburcu edildi.
Taburcu olmadan önce hastanede başından geçenleri anlatan Küçük Gülay, Kızı ile oynuyorduk. Kızına küçük bir taş attık. Kadında geldi beni dövdü. Hem tekme hem tokat hemde ayağının altına alıp taşlara vurdu diye konuştu.
Çocuğun annesi Güldane Başaran ise olayı şu şekilde anlattı. iki çocuk dövüşmüş. Bizim çocuk eline bir taş alıp atmış. Çocuğun kafasına mı değmiş ne olmuş bilmiyorum. Kadın da yetişip bunu dövmüş. Ayağıyla eliyle vurmuş. O yüzden burnu kırılmış. Gittiğimde kan revan içindeydi. Kadına sormaya kalktım. 3-4 kişi bana saldırmaya kalktı. Getir bir daha döveyim dedi.
Ailenin şikayetçi olması üzerine ismi öğrenilemeyen kadın göz altına alındı. Mahkeme sevk edilen kadın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Mahkeme çıkışı yüzünü kapatan kadın gazetecilerin sorusunu cevapsız bıraktı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 05.04.2011 | | | Komşudayağı7yaşındakiçocuğuhastanelikettiKomşu dayağı 7 yaşındaki çocuğu hastanelik etti |
|
| Ağzı bantlı medyanın elinde ne var? | Milli Gazete | 21.03.2011 17:31 |  | | |
İstanbula olan sevginizi ölçmek istiyorsanız, benim gibi yapın. Ankaradan İstanbula gelişlerinizde mutlaka şehri en iyi görebileceğiniz yerlere çıkın. Havalar da ısınıyor madem, kendinize sağlam bir tepe bulun bu yedi tepeli şehirde. Ebubekiri (Kurban) bilmem, o daha çok yaşadığı şehri sever. Hakan (Albayrak) yeryüzünü şehri haline getirdiği için İstanbula mutlaka bir kıyak geçecektir. Yahya (Coşkun) derseniz, Mavi Marmaranın hatıralarını bu şehirde dostlarıyla bir araya gelerek yad ediyor. Anlayacağınız bizim için sıkıcı olduğu söylenen Ankaradan İstanbula geliş ve gidişler nefes aldırır. Hazır Mehmet Aycının trenlere sevgisi ve sevdası devam ediyorken yolumuz raylardan ilerler.
Nereden çıktı bu şehir mukayesesi bilmem. Geçen haftalarda yazdığım yazılar İstanbul matbuatında ve Eski Kafa civarında yankılanmış. Sosyal medya ve dostlar üzerinden sorulur olmuş. İstanbulu sever, önemli mekanlarını ziyaret ederim. Bab-ı Yarende dostları bir kenardan sipsi altı dinler, Eski Kafada Mevlâna İdrisle hasret giderir, karanfilli çayımı içer yola revan olurum. Bu ön bilgileri verdikten sonra bir bakalım medya dünyasında ağızları bantlı gazeteciler neyin telaşında?... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 21.03.2011 | | | Ağzıbantlımedyanınelindenevar? Ağzı bantlı medyanın elinde ne var? |
|
| Berlusconi ameliyat oldu | NTV | 07.03.2011 16:07 |  | | |
| Zor zamanların adamı | Milli Gazete | 06.03.2011 16:50 |  | | | Ozor olanı seçmişti. Zor zamanların adamıydı. Zor zamanlarda konuşabilen, yola revan olabilen ve yolundan aslâ dönememesi gerektiğini, yoksa güneşin doğamayacağını, ayın insana ve hayata selam duramayacağını, karanlıkları aydınlığa kavuşturamayacağını adı gibi bilen bir diriliş eri, bir varoluş önderiydi; necmeddindi velhasıl.
Ölümün nasıl bir diriliş kaynağı olduğunu, yaşayanlara ya da yaşadığını sananlara hayat ve ruh üfleyebilecek nasıl bir hakikat olduğunu Erbakanın cenazesinden daha iyi gösteren başka bir şeye tanık olmadım ben şahsen: Ölümüyle dirildi merhum Erbakan. Ölümüyle hem kendisini diriltti, hem de bizi, hepimizi. Ve bize hayat sunan, kardeşliğimizi hatırlatan bir ruh üfledi gitti bu dünyadan. Yaşarken en fazla hakarete maruz kalan, en fazla itilip-kakılan, en fazla zulüm gören tek lideriydi Türkiyenin. Ama vefatıyla birlikte, herkesi şaşırtan bir sevgi seliyle, saygıyla anıldı ve uğurlandı.... devamı | | Milli Gazete Medya 06.03.2011 | | | ZorzamanlarınadamıZor zamanların adamı |
|
| Zor zamanların adamı | Milli Gazete | 05.03.2011 10:15 |  | | | Ozor olanı seçmişti. Zor zamanların adamıydı. Zor zamanlarda konuşabilen, yola revan olabilen ve yolundan aslâ dönememesi gerektiğini, yoksa güneşin doğamayacağını, ayın insana ve hayata selam duramayacağını, karanlıkları aydınlığa kavuşturamayacağını adı gibi bilen bir diriliş eri, bir varoluş önderiydi; necmeddindi velhasıl.
Ölümün nasıl bir diriliş kaynağı olduğunu, yaşayanlara ya da yaşadığını sananlara hayat ve ruh üfleyebilecek nasıl bir hakikat olduğunu Erbakanın cenazesinden daha iyi gösteren başka bir şeye tanık olmadım ben şahsen: Ölümüyle dirildi merhum Erbakan. Ölümüyle hem kendisini diriltti, hem de bizi, hepimizi. Ve bize hayat sunan, kardeşliğimizi hatırlatan bir ruh üfledi gitti bu dünyadan. Yaşarken en fazla hakarete maruz kalan, en fazla itilip-kakılan, en fazla zulüm gören tek lideriydi Türkiyenin. Ama vefatıyla birlikte, herkesi şaşırtan bir sevgi seliyle, saygıyla anıldı ve uğurlandı.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 05.03.2011 | | | ZorzamanlarınadamıZor zamanların adamı |
|
| Anaokulu çocuklarına proje ile çevre bilinci | Samanyolu Haber | 25.02.2011 17:45 |  | | Alanyada Revan Kaptanoğlu Anaokulu öğrencilerine çevre bilinci yerleştirmek amacıyla proje geliştirildi. Uygulamalı çevre eğitimi projesinin amacı yarının gelecekleri olan anaokulu seviyesindeki çocuklara şimdiden çevre bilincini yerleştirmek olduğu açıklandı.
Uygulamalı çevre eğitimi projesi ile ilgili ilk etapta tüm öğretmenlerin katılımıyla gerçekleşen toplantıda beyin fırtınası yaptıklarını kaydeden Kaptanoğlu, proje planına dahil edilebilecek etkinlikler belirlediklerini söyledi. Planlama sürecinde veli ve öğrenci görüşlerine yer vermek ve etkin katılımı sağlamak için kapsamlı bir çalışma düzenlendiğini belirten Kaptanoğlu, velilerin görüşlerine yer vermek için çevre bilinci anketi düzenlendiğini kaydetti. Anketlerden elde ettikleri görüşlerin uygulanabilirliliğini ve öğretmen toplantılarında ortaya çıkan fikirleri birleştirerek bir proje uygulama taslağı oluşturduklarını belirten Kaptanoğlu, Böylelikle hayata geçirdiğimiz uygulamalı çevre eğitim projemiz her ay düzenli olarak ve farklı aktivitelerle devam etmektedir. Unutulmamalıdır ki çocuğun çevresine karşı duyarlı olabilmesi,çevre hakkında bilgi sahibi olması ve böylece kendi varlığı ile ilişkilendirilmesi ile olanaklıdır ve doğaya saygının çevreyi öğrenmenin önemli bir boyutu olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. dedi.
Proje uygulama ekipleri oluşturulan okulda, çevre köşesi yapıldı. Anaokulu yetkilileri, Alanya Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ile görüştü. Uygulamalı çevre eğitim projesi kapsamında örgencilerine evlerinde, geri dönüşüm ile ilgili karton, kağıt, süt kutuları, cam şişeleri gibi malzemeleri temiz bir şekilde her hafta biriktirip okula göndermeleri istendi.
Öğrencilerle birlikte Geri dönüşüm kataloğu hazırladıklarını belirten Kaptan Anaokulu sahibi Revan Kaptanoğlu, Okulumuzda gözle görülebilen değişikliklerin oluşturulmasında ve sahip olduğu enerjinin üretken bir biçimde kullanılmasında en önemli unsur ise katıldığımız bir diğer proje uygulamalı çevre eğitim projesidir. Uygulamayı gerçekleştirmedeki amaç; biliyoruz ki okul öncesi yıllar gelecek nesillere çevrecilik bilincini taşımada, doğa hakkında ki olumsuz tutumların ve duyguların önlenmesinde yaşam boyunca sürecek olumlu etkileşimin sağlanmasında ve koruyucu alışkanlıkların geliştirilmesinde en uygun yıllardır. Çevrecilik eğitimi doğal çevrenin korunması ve çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir. En önemlisi doğa küçük yaştaki çocuklar için eğlence dolu, heyecanlı ve gelişimlerini sağlayıcı ortam oluşturmaktır. diye konuştu.
Alanya Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Özcan Saraç Kaptan, anaokulunun çevreye olan duyarlılığını desteklemek ve farklı projelerde işbirliği yapmaktan sevinç duyduklarını belirtti. Saraç, çocuklarda bilincin küçük yaşlarda oluşturulduğunu ve bu anlamda yapılan çalışmanın örnek bir çalışma olduğunu söyledi.
Belediye Çevre koruma ve Kontrol Müdürlüğüne ziyaret eden okula Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü Çevre Mühendisi Ayşe Postalcıoğlu çocuklara geri dönüşümlü malzemelerin katlama şekillerini uygulamalı olarak gösterdi.
(CİHAN)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 25.02.2011 | | | AnaokuluçocuklarınaprojeileçevrebilinciAnaokulu çocuklarına proje ile çevre bilinci |
|
| Anaokulu çocuklarına proje ile çevre bilinci yerleştiriliyor | Samanyolu Haber | 25.02.2011 17:33 |  | | Alanyada Revan Kaptanoğlu Anaokulu öğrencilerine çevre bilinci yerleştirmek amacıyla proje geliştirildi. Uygulamalı çevre eğitimi projesinin amacı yarının gelecekleri olan anaokulu seviyesindeki çocuklara şimdiden çevre bilincini yerleştirmek olduğu açıklandı.
Uygulamalı çevre eğitimi projesi ile ilgili ilk etapta tüm öğretmenlerin katılımıyla gerçekleşen toplantıda beyin fırtınası yaptıklarını kaydeden Kaptanoğlu, proje planına dahil edilebilecek etkinlikler belirlediklerini söyledi. Planlama sürecinde veli ve öğrenci görüşlerine yer vermek ve etkin katılımı sağlamak için kapsamlı bir çalışma düzenlendiğini belirten Kaptanoğlu, velilerin görüşlerine yer vermek için çevre bilinci anketi düzenlendiğini kaydetti. Anketlerden elde ettikleri görüşlerin uygulanabilirliliğini ve öğretmen toplantılarında ortaya çıkan fikirleri birleştirerek bir proje uygulama taslağı oluşturduklarını belirten Kaptanoğlu, Böylelikle hayata geçirdiğimiz uygulamalı çevre eğitim projemiz her ay düzenli olarak ve farklı aktivitelerle devam etmektedir. Unutulmamalıdır ki çocuğun çevresine karşı duyarlı olabilmesi,çevre hakkında bilgi sahibi olması ve böylece kendi varlığı ile ilişkilendirilmesi ile olanaklıdır ve doğaya saygının çevreyi öğrenmenin önemli bir boyutu olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. dedi.
Proje uygulama ekipleri oluşturulan okulda, çevre köşesi yapıldı. Anaokulu yetkilileri, Alanya Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ile görüştü. Uygulamalı çevre eğitim projesi kapsamında örgencilerine evlerinde, geri dönüşüm ile ilgili karton, kağıt, süt kutuları, cam şişeleri gibi malzemeleri temiz bir şekilde her hafta biriktirip okula göndermeleri istendi.
Öğrencilerle birlikte Geri dönüşüm kataloğu hazırladıklarını belirten Kaptan Anaokulu sahibi Revan Kaptanoğlu, Okulumuzda gözle görülebilen değişikliklerin oluşturulmasında ve sahip olduğu enerjinin üretken bir biçimde kullanılmasında en önemli unsur ise katıldığımız bir diğer proje uygulamalı çevre eğitim projesidir. Uygulamayı gerçekleştirmedeki amaç; biliyoruz ki okul öncesi yıllar gelecek nesillere çevrecilik bilincini taşımada, doğa hakkında ki olumsuz tutumların ve duyguların önlenmesinde yaşam boyunca sürecek olumlu etkileşimin sağlanmasında ve koruyucu alışkanlıkların geliştirilmesinde en uygun yıllardır. Çevrecilik eğitimi doğal çevrenin korunması ve çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir. En önemlisi doğa küçük yaştaki çocuklar için eğlence dolu, heyecanlı ve gelişimlerini sağlayıcı ortam oluşturmaktır. diye konuştu.
Alanya Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Özcan Saraç Kaptan, anaokulunun çevreye olan duyarlılığını desteklemek ve farklı projelerde işbirliği yapmaktan sevinç duyduklarını belirtti. Saraç, çocuklarda bilincin küçük yaşlarda oluşturulduğunu ve bu anlamda yapılan çalışmanın örnek bir çalışma olduğunu söyledi.
Belediye Çevre koruma ve Kontrol Müdürlüğüne ziyaret eden okula Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü Çevre Mühendisi Ayşe Postalcıoğlu çocuklara geri dönüşümlü malzemelerin katlama şekillerini uygulamalı olarak gösterdi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 25.02.2011 | | | AnaokuluçocuklarınaprojeileçevrebilinciyerleştiriliyorAnaokulu çocuklarına proje ile çevre bilinci yerleştiriliyor |
|
| Felekten Bir Gece 2 Fragmanı | Sinemaloji | 25.02.2011 11:34 |  | | | Yapım:2011 ~ ABD Tür:Komedi, Macera Yönetmen:Todd Phillips Oyuncular:Liam Neeson, Bradley Cooper, Justin Bartha, Zach Galifianakis, Heather Graham, Juliette Lewis, Jamie Chung, Ed Helms, Ken Jeong, Mike Tyson, Todd Phillips, Mamie Van Doren, Alex Revan, Cat Doss, Jamie Noel, Jeffrey Tambor, Sondra Currie, Aedin Mincks, Amarin Cholvibul, Bill Clinton, Dylan Boyack, Jordan Bobbitt, Justin Reed, Karen [...] | | Sinemaloji Sinema 25.02.2011 | | | FelektenBirGece2FragmanıFelekten Bir Gece 2 Fragmanı |
|
| 'İşim bitti' diyenin işi bitmiştir! | Samanyolu Haber | 25.02.2011 09:18 |  | | Allah yolunda yapılan hizmetlerde hiç mi hiç emeklilikten bahsedilemez İslâmda asıl olan insanın çalışabildiği müddetçe işinde, mesleğinde çalışmaya devam etmesidir. Hele Allah yolunda yapılan hizmetlere gelince, bu mevzuda hiç mi hiç bir emeklilikten, işi-gücü bırakıp bir kenara-köşeye çekilmekten bahsedilemez. Çünkü din yolunda hizmet bir yönüyle ubudiyet gibidir ve bundan dolayı insan, ruhunu teslim edeceği ana kadar Allaha kullukla mükellef olduğu gibi Allah yolunda hizmet etmekle de mükelleftir. Mesela nasıl ki insan ayakta gücü yetiyorsa ayakta, oturarak gücü yetiyorsa oturarak, hatta ancak sırt üstü bir şekilde yerine getirebiliyorsa sırt üstü bir şekilde, fakat her hâlükârda namaz vazifesini yerine getirmekle mükelleftir. Aynen öyle de insanın gücü neye yetiyor, takati neye elveriyorsa o ölçüde dinini anlatmak, din için çalışıp çabalayan bir hizmetin arkasında durmak ve ona destek vermekle de mükelleftir ve böyle bir mükellefiyet insandan hiçbir zaman düşmez.
Bu noktada konumuzla münasebeti dolayısıyla, Yaşar Tunagür Hocadan bizzat dinlediğim bir hatırasını size nakledeyim. Kendisinden ders okudukları Hüsrev Hoca, sırt üstü yatarak dahi olsa elinde kitabı tutabildiği sürece talebelerine ders vermeye devam eder. Fakat son zamanlarında artık o durumda dahi kitabı elinde tutamaz olur ve elindeki kitap zaman zaman yere düşer. Onun bu hâlini gören talebeleri, bu durumun mâkul bir mazeret teşkil ettiğini söyleyerek hocalarının ellerinden kitabı almak isterler. İşte o esnada Hüsrev Hoca ellerini kaldırıp, Allahım beni mazur gör, bırakmak istemiyordum ama bunlar kitabı elimden aldı. der ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya durur.
Bu zaviyeden meseleye bakılacak olursa, insanın belli bir yaşa geldikten sonra, Allah yolunda yerine getirmekle mesul olduğu vazifeyi bırakıp bir kenara çekilmesinin geçerli bir mazeret olmadığı/olmayacağı anlaşılacaktır. Evet, imkân el verdiği sürece Cenâb-ı Hakkın rızası istikametinde koşturup durmak hem vazifemiz hem de dine karşı borcumuzdur. Bir kez daha ifade edelim ki, nasıl ölüm gelip kapımızı çalacağı ana kadar namaz, zekât, oruç gibi ibadetler, mükellefiyetler bizden düşmemektedir; aynı şekilde din-i mübîn-i İslâmı yüceltme ve dünyanın dört bir yanında ruh-u revan-ı Muhammedînin (aleyhissalâtü vesselâm) şehbal açmasını sağlama istikametinde gayret içinde bulunmak da takati ölçüsünde hepimizin üzerinde bulunan bir sorumluluktur ve bu sorumluluk son nefesimizi vereceğimiz ana kadar devam eder.
Ne var ki, bir zamanlar din-diyanet adına bir toplantıdan diğerine koşan, bir yerde gönülleri şahlandırma diğer yerde ise heyecanlara yeniden heyecan katma istikametinde gayret sarf eden, elinde bir meşale sürekli başkalarının mumunu tutuşturma ve böylece cihanı aydınlatma derdinde olan bazı kimseler, yaşlarının ilerlemesiyle kendilerinde bir yorgunluk hissedebilir; hissedip genç ve zinde oldukları dönem ölçüsünde bir aktivite, bir performans ortaya koyamayabilirler. Onların bu hâlini görüp artık bundan sonra kendileri gibi koşamayacaklarını düşünen bazı gençlerse onları dışlayabilir veya o şahıslar kendilerini dışlanmış, kulvar dışına atılmış hissedebilirler. Bu durumda yapılması gereken, bir zamanlar küheylanlar gibi koşturup duran o insanlara, onların yaş ve seviyelerine göre bir vazife teklifinde bulunmaktır. Gerekirse onlardan bir meclis teşkil edilip, müktesebat ve tecrübelerinden istifade edilir. Böylece gençler de onların tecrübelerinden faydalanır ve gençliğin heyecan ve dinamizmini realize etme imkânı bulurlar.
Bildiğiniz gibi Ümmü Haram Validemiz ilerlemiş yaşına rağmen o günün imkânlarıyla Kıbrısa kadar gelmiş ve orada vefat etmiştir. Ebû Eyyüb el-Ensarî Hazretleri de yaşına başına aldırmadan deve sırtında İstanbula kadar gelmiş ve nihayetinde surların dibinde vefat etmiştir. Onların ön saflarda koştuklarını gören gençler ise, onların bu hâlinden daha bir hız almış ve âdeta bir maraton sergilemişlerdir.
Meseleye bu açıdan bakıldığında vazife ve koşturmanın hiçbir zaman bitmediği görülür. Ancak vazife sürdürülürken, kimin ne yapacağı ve ne ölçüde yapacağı çok iyi belirlenmelidir. Evet, vazife taksimi yapılırken, bir taraftan dinin ruhundaki yüsr (kolaylık) prensibi esas alınıp herkese takati ölçüsünde bir vazife tahmil edilmeli; diğer taraftan kimsenin onuru kırılmamalı, kuvve-i mâneviyesini sarsacak tavır ve davranışlar içerisine girilmemelidir. İhtiyarların koşmaya güç yetiremedikleri yerlerde gençler öne atılmalı, onların dualarını alıp Burada koşma ameliyesi bize düşüyor... demelidirler. Böylece bir taraftan yaşlıların fikrî aktivite ve heyecanlarından istifade edilmiş diğer yandan da gençlerin dinamizmi değerlendirilmiş olur. Evet, gençlerin tecrübesizliğine bakarak onları kenarda tutma, hafife alma, vazifeden azletme, ellerini işin altına sokmalarına engel olmak suretiyle inkişaf edip gelişmelerine set çekme doğru olmadığı gibi yaşlandı diyerek birilerini emekli etme ve hak yolunda yapacakları hizmetten onları dışlamaya kalkışma d | | Samanyolu Haber Son Dakika 25.02.2011 | | | İşimbittidiyeninişibitmiştirİşim bitti diyenin işi bitmiştir |
|
| Revan Su reklamlarına inceleme yapılmayacak | Milliyet | 02.02.2011 00:20 |  | | |
| Felekten Bir Gece 2 | Sinemaloji | 17.01.2011 16:10 |  | | | Yapım:2011 ~ ABD Tür:Komedi, Macera Yönetmen:Todd Phillips Senaryo:Todd Phillips, Craig Mazin, Scot Armstrong Yapımcı:Todd Phillips, Daniel Goldberg, Scott Budnick Görüntü Yönetmeni:Lawrence Sher Gösterim Tarihi: 03 Haziran 2011 (Türkiye) Oyuncular:Liam Neeson, Bradley Cooper, Justin Bartha, Zach Galifianakis, Heather Graham, Juliette Lewis, Jamie Chung, Ed Helms, Ken Jeong, Mike Tyson, Todd Phillips, Mamie Van Doren, Alex Revan, [...] | | Sinemaloji Sinema 17.01.2011 | | | FelektenBirGece2Felekten Bir Gece 2 |
|
| İşte beklenen sahne | Posta | 11.01.2011 12:42 |  | | Muhteşem Yüzyılda herkes bu sahneyi bekliyor... Dizinin başrol oyuncusu Halit Ergenç, merakla beklenen anı ağzından kaçırdı
Dizide Kanuninin çocuğunun annesi Mahidevran ile Hürrem arasında neler yaşanacağı şimdiden merak konusu oldu.
Önümüzdeki bölümlerde izleyeceğimiz bir sahne şöyle:
Yüzü gözü kan revan içinde Hürrem (Meryem Uzerli) giriyor odaya. Kim yaptı sana bunu? deyince, kırık ve tatlı Türkçesiyle tüyoyu veriyor Hürrem: Mahidevran tabii!
Rolü 1,5 yıl bekleyen Halit Ergenç ise bu sahne ile ilgili detayları ağzından kaçırıyor. Ergenç, Kanuninin çocuğunun annesi Mahidevran için yaptırdığı yüzüğü Hürreme verince kan çıktığını söylüyor.
Dizinin müdavimleri işte bu anları merakla bekliyo... | | Posta Magazin 11.01.2011 | | | İştebeklenensahneİşte beklenen sahne |
|
| İşte beklenen sahne | Posta | 11.01.2011 12:30 |  | | Muhteşem Yüzyılda herkes bu sahneyi bekliyor... Dizinin başrol oyuncusu Halit Ergenç, merakla beklenen anı ağızından kaçırdı.
Dizide Kanuninin çocuğunun annesi Mahidevran ile Hürrem arasında neler yaşanacağı şimdiden merak konusu oldu.
Önümüzdeki bölümlerde izleyeceğimiz bir sahne şöyle:
Yüzü gözü kan revan içinde Hürrem (Meryem Uzerli) giriyor odaya. Kim yaptı sana bunu? deyince, kırık ve tatlı Türkçesiyle tüyoyu veriyor Hürrem: Mahidevran tabii!
Rolü 1,5 yıl bekleyen Halit Ergenç ise bu sahne ile ilgili detayları ağzından kaçırıyor. Ergenç, Kanuninin çocuğunun annesi Mahidevran için yaptırdığı yüzüğü Hürreme verince kan çıktığını söylüyor.
Dizinin müdavimleri işte bu anları merakla bekliyo... | | Posta Son Dakika 11.01.2011 | | | İştebeklenensahneİşte beklenen sahne |
|
|
| |