Habergec.Com Aranan Kelimeler:suç âlemi Değerlendirme: 10 / 10 384480
habergec.com
28.05.2012 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

suç âlemi

HSYK bunu yaparsa tarihe geçer
Samanyolu Haber
16.03.2010
13:05
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner?in tutuklanması ve hapse atılması süreci sonrası başlayan gelişmeleri ve HSYK?nın kararını anımsıyor musunuz?

İlhan Cihaner?in tutuklanması ertesinde 3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk apar topar Ankara?ya gelmiş, tüm günü Etimesgut Askeri Tesisleri?nde geçirmiş, hemen ardından da HSYK olağanüstü toplantı kararı almıştı. Olağanüstü toplanan HSYK, Özel Yetkili Başsavcı, Başsavcı Vekili ve diğer savcıların tamamını görevden çekmişti. Bu kararla iki önemli dosyayı takip eden Erzurum Özel Yetkili Mahkemesi?nin hiç bir savcısı kalmamıştı. İki önemli dosyadan biri Erzincan Başsavcısı, diğeri de Org. Saldıray Berk ile ilgili dosyalardı. HSYK, Özel Yetkili Mahkeme?de kimse kalmadığından, yerlerine yeni savcılar tayin etti. HSYK, siyasetin yargıya müdahale ettiği kanaatindeydi... Güya bundan dolayı huzursuzlanmışlardı... *** Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. HSYK?nın atadığı yeni savcılar da Cihaner?in tutuklanmasına yapılan itirazı reddetti. Ancak HSYK kararı, Org. Berk?i muhtemel gelişmelere karşı korumuş gözükmekte... Zaten kamuoyu da HSYK kararının İlhan Cihaner?den ziyade Saldıray Berk?i kurtarmaya yönelik bir operasyon olduğuna inanmakta... Aslında, HSYK bu kanaatin doğru olmadığına inanıyor ise elinde ciddi bir olanak var... Nasıl mı? *** Biliyorsunuz... Org. Berk, Ergenekon soruşturması kapsamında iki kez Erzurum Cumhuriyet Savcılığı?na davet edildi ancak ifade vermeye gitmedi. Bunca gayrete... Ve ifade alınamamasına rağmen... Org. Berk, hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede, ?silahlı örgüt yöneticisi olmak? suçlamasıyla bir numaralı sanık olarak yer aldı. *** HSYK operasyonlarına rağmen... İstenen olmayınca, şimdi duruma Genelkurmay Başkanı ile Kara Kuvvetleri Komutanı?nın bizzat müdahale ettiğini görüyoruz. Örneğin Orgeneral Başbuğ, gönüllü avukatlığa soyunarak iddianame için şöyle diyebilmektedir: ?3?üncü Ordu Komutanı?na yönelik suçlamalar, esas itibarıyla bir gizli tanığın ifadesine dayanmaktadır. Bu konuya, özellikle 3?üncü Ordu Komutanı?nın durumuna ilişkin yazı yazanlar ve görüş ileri sürenlerin öncelikle iddianamede 3?üncü Ordu Komutanı?na ilişkin yer alan bölümü, ki esas itibarıyla bir sayfadır, okumalarını öneririm.? Ancak Başbuğ?un söylediği gibi dava sadece ?gizli tanığa? dayanmamakta... *** Hukuka karşı böylesine bir fütursuzluk söz konusu olunca... ?Islak İmzaya?... Ya da ?açıkta dolaştırılan numarasız bombalar? konusunda söylenenlere dönüp bakmanın da âlemi yok. Poyrazköy?den JİTEM?e, resmi olarak o kadar çok ve sürekli yalan söyleniyor ki bu açıdan da açıklamalara itibar etmek gereksiz. Zaten... 27 Nisan Muhtırası ile anayasal suç işleyen ve bunun gereğini yapmak bir yana, bu yüz kızartıcı suç belgesini hala kendi resmi internet sitesinde saklayan bir anlayış söz konusu. Ama benim bu yazıdaki amacım askeriyenin hukuk karşısındaki tutumunu göstertmek değil... *** Benim amacım, HSYK?ya, eğer ?hukuktan yana? olduğunu iddia ediyor ise elinde bulunan şansı hatırlatmak... Yukarıda ne diyordum: ?Zaten kamuoyu da HSYK kararının İlhan Cihaner?den ziyade Saldıray Berk?i kurtarmaya yönelik bir operasyon olduğuna inanmakta... Aslında eğer HSYK bu kanaatin doğru olmadığına inanıyor ise, elinde ciddi bir olanak var...? O olanak ne mi? Cevap vereyim: Genelkurmay Başkanı ile Kara Kuvvetleri Komutanı?nın alenen suç işleyerek yargıya müdahale etmelerini açıkça kınamak. Madem hukuktan yana olduklarını iddia ederek ?sivil siyasetin? hukuka müdahalesinden şikayetçiler, askeriyenin bu açık ve ürkütücü tavrına da şiddetli tepki göstermeleri gerekmiyor mu? Tabii gözümüzün önünde cereyan eden bu garip duruma diğer yüksek yargı kurumları da aynı şekilde tepki gösterebilirler. *** Bunun boş bir beklenti olduğunu biliyorum... Çünkü 12 Eylül?de anayasal düzeni lağveden Kenan Evren?in elini öpmeye giden bir Anayasa Mahkemesi anlayışından geliyoruz. Mevcut hukuksal sisteme ?askeriyenin yedeği? olarak bakılmasının nedeni de bu. Ne ki onlar da halktaki bu yaygın kanaati boşa çıkaracak hiçbir şey yapmadılar... Maalesef şimdiki fırsatı da kullanacaklarını hiç sanmıyorum... Keşke kullansalar da hukukun namusu hiç olmazsa görüntüde kurtulsa. MEHMET ALTAN-STAR
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.03.2010
HSYKbunuyaparsatarihegeçerHSYK bunu yaparsa tarihe geçer
TEHLİKELİ TOPLAR BUNLAR!
Samanyolu Haber
18.05.2009
08:15
-Sayın yazar, bir süredir bakıyorum bazı konulara hiç girmiyorsunuz; nedir sebebi?-Mm, öyle mi, nedir meselâ?

-Meselâ sütun komşunuz Ali Bulaçın eşcinsellerle ilgili bazı sözleri bir kısım medyada ağır saldırılara muhatap oluyor, siz ise kat mülkiyetiyle irtifak arasındaki ayrıntılara takılmış gidiyorsunuz?

-Öyle mi, ne diyor Ali Bulaç eşcinsellerle ilgili olarak?

-Diyor ki, bakın dünkü yazısından okuyorum aynen: Hepsi değilse bile, sıkı örgütlü eşcinseller, her türlü eleştiriden muaf tutulmak, kendilerine özgü hukukî ve toplumsal imtiyaz tanınsın istiyorlar. Yani cumhurbaşkanı, başbakan, hükümet, asker bile eleştirilecek, dinle ilgili konuşulmamış hiçbir konu kalmayacak; ama eşcinsellere kimse en ufak bir eleştiri yöneltmeyecek. Onlar tercihlerini savunacaklar, hatta başkalarına empoze edecekler, aileler ise çocuklarını bu tercihe karşı koruyamayacaklar, eleştirenleri, bize karşı nefret suçu işliyorsun diye kıyameti koparacaklar. Bu olamaz! ve şöyle devam ediyor: 2004 değişikliğinden sonra cinsel tercihleri tartışmak veya toplumun nefretini bunun üzerine çekmek suç oldu. Bunun aleyhinde tahkir edici propagandalar yapılamaz. İnsanın cinsel tercihlerde bulunma hakkı varsa onları eleştirme hakkı da olmalı... Cinsel tercihte bulunan insan bu tercihini evrensel doğru olarak empoze edemez.

-Yaa, bunun için mi topa tutuyorlar Ali Bulaçı?

-Evet, üç aşağı-beş yukarı bunun için.

-Gayet de güzel ifade etmiş vallahi. Aynen iştirak ediyorum, az bile söylemiş bence...

-Ama bazı eşcinsellerin saldırgan tabiatları sebebiyle, ABD Ordusunun Iraktaki çirkin operasyonlarda öne sürüldüğü iddiasını da seslendirmiş...

-Vallahi aziz kardeşim, bu toplar tehlikeli toplardır; sakatlığa, sert obstrüksiyonlara sebep olabilir; nitekim öyle olduğu anlaşılıyor.

-Yani?

-Yanisi şu; Ali Bulaç bir varsayım öne sürüyor; bir eğilimin varlığından bahsediyor; bütün eşcinseller saldırgandır dememiş anladığıma göre; fakat fırsattan istifade, bir kısım medya bunu bir linç kampanyasına çevirmek istedi anlaşılan.

-Siz bu iddia hakkında ne dersiniz?

-Bir şey dememeyi tercih ederim lakin anlaşılan o ki, gösterilen tepkinin dozu ve yaygınlığı, varsayımın ciddiyet ihtimâlini doğrular mahiyette tezahür etmiştir. Gösterilen tepkilerde yer yer gılzete yani galizliğe varan bir sertlik, bir huşûnet müşahede ediliyor. Bizim matbuat âlemi enteresan bir âlemdir; içinde çok etkili ve yaygın lobiler barındıran bir âlemdir bu. Bu dünyada yaşayanlar birbirini az buçuk bilir, tanır. Şimdi şöyle geriye doğru bir zihin taraması yapıyorum, bazı isimleri, yazdıklarını, tutumlarını, meşreplerini gözden geçiriyorum da, diyorum ki davranışlarda şiddet eseri göstermek için ille de Amerikan askeri olmak gerekmez, şirretliğin kaleme aksetmiş örnekleri de vardır; nitekim Ali Bulaçın varsayımını doğrulayan numûneler görülmüştür, görülmektedir, vâriddir. Üstelik bunlar gizli-saklı, imâ ile zikrolunur şeyler de değildir, bilinir...

-Biz de bilsek?

-Yağma yok acemi muhabir. Dikkatli gazete okuyucularının bildiği şeyleri tâdâd etmenin âlemi yok. Ben bu varsayımın ciddiye alınması gerektiğini, çünkü en azından bir hayli veri ile tetabuk ettiğini söylüyorum o kadar. Velâkin her galîz yazı sahibinin, ol cümleden telâkki edilmesi de lâzım gelmez; bunların bir kısmı da lobinin hışmına uğramamak için eşirrâ korosuna dahil olmuşlardır.

-Ben bir şey anlamadım, hiç kusura bakmayın sayın yazar...

-Önemli değil acemi muhabir; anlayan anlar zaten. Bu mevzuda son sözüm şudur: Her söylediğin doğru olacak ama her doğruyu her yerde söylemek olmaz.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.05.2009
TEHLİKELİTOPLARBUNLARTEHLİKELİ TOPLAR BUNLAR
ATATÜRK'ÜN DEĞİŞEN POLİTİKALARI
Samanyolu Haber
23.04.2009
07:13
ATATÜRK 23 Nisan 1920’de TBMM’yi Osmanlı tarihinde bile görülmedik şekilde yoğun bir İslami gösteriyle açtı.

24 Nisan’da Meclis’te uzun bir konuşma yaptı. Konuşması, mükemmel bir siyasi analiz örneğidir ve zafere kadar sürecek iki yıllık dönem için de bir yol haritasıdır.
Bu konuşmasında tam bir Osmanlı paşasıdır; hilafet ve saltanata fevkalade bağlıdır. Milletin Türk, Çerkez, Kürt gibi “anâsır-ı İslamiye”den oluştuğunu, bunların “ırki, sosyal ve coğrafi haklar”ının bulunduğunu ama bu hakların şimdi değil zaferden sonra konuşulacağını söyler.
1915’te Ermenilerin maruz kaldığı hadiselerin “fezahat” (çok çirkin olaylar) olduğunu belirtir.
Mustafa Kemal’in, on ay önce imzaladığı Amasya Protokolleri’nde de Kürtlerin “ırki ve sosyal hakları”ndan bahsediliyordu. Aynı protokollerde, 1915’te Ermenilere karşı suç işleyenleri yargılamanın “adalet ve siyaset” açısından gerekli olduğu da belirtiliyordu.
Dış politikada, İslam ve Bolşevik desteğine birinci derecede önem veriyor, resmen ilk defa “emperyalizm”den bahsediyordu.

Radikal değişim
Zaferden sonra, bu çok yoğun İslami vurgudan radikal bir laikleşme sürecine girildi.
Milli Mücadele sırasında dile getirdiği Kürtlerin “ırki, sosyal, coğrafi hakları” ve “İslam kardeşliği” vurgusunun amacı onları Milli Mücadele’ye kazanmak ve Doğu illerimizde Ermenistan kurulmasını önlemekti.
Gazi’nin Kürtlerden ve “illerin özerkliği”nden bahsettiği son konuşması, 17 Ocak 1923 tarihlidir ve Lozan’da Kürt meselesinin tartışıldığı sıradadır. Lozan’dan sonra bu kavramları ömrü boyunca ağzına almamış, 1924 Anayasası’nda bütün vatandaşlarımız hakkında “Türk denilir” hükmünü koymuştur.
Doğru olan “vatandaşlık” vurgulu milliyetçilik, 1930’larda “ırk ve köken birliği” vurgusuna kadar savrulacaktır maalesef.
Milli Mücadele döneminde 1915 olaylarının Divan-ı Harplerde yargılanmasını “adaletin ve siyasetin” gereği olarak kabul etmesi de siyasi bir taktikti. Batılıları yatıştırmak ve Milli Mücadele’ye “İttihatçı” damgasının vurulmasını önlemek için...
Zaferden sonra ise, bırakın yargılamayı, Lozan’da,“Genel Affa İlişkin Açıklama ve Protokol, Ek VIII” ile genel af çıkarıldı ve 1915 defteri hukuki olarak kapatıldı.

Tarihten geleceğe
Milli Mücadele’de İslam dünyasının ve Bolşevik Rusya’nın desteğini almak için geliştirilen “İslam âlemi” ve “hilafet” vurgusu da “emperyalizm” ve “mazlum milletler” söylemi de zaferle birlikte tamamen terk edildi.
Gazi artık yeni Türkiye’yi “Avrupa Türkiye’si, Batı’ya yönelmiş Türkiye” diye tanımlamaktadır.
“Nutuk” da bu değişen iç ve dış politikalara göre yazılmıştır.
Bu dönemde yabancı sermayeye çağrı çıkarılmış, dış borç alınmış, İngiltere ile ittifak politikası geliştirilmiştir.
Bunlar niye önemli? İki sebepten:
- Atatürk’ün söylem ve eylemleri doğaüstü hikmetler olmayıp bir siyaset dâhisinin ‘tarihsel zaman’lara göre geliştirdiği değişik politikaların ifadesidir.
- Biz de günümüzün iç ve dış olaylarına ezberlerimiz açısından değil, içinde bulunduğumuz ‘tarihsel zaman’ın dinamikleri açısından bakmalıyız.
Aksi halde, tarihten ders almış olmayız, tarihe çakılıp kalırız; günümüzün körleri oluruz.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.04.2009
ATATÜRKÜNDEĞİŞENPOLİTİKALARIATATÜRKÜN DEĞİŞEN POLİTİKALARI
Karadayı hakkında suç duyurusu
Samanyolu Haber
25.03.2009
16:12
Konyalı bir vatandaş Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusunda Karadayının Türk Ceza Kanununun 309 ve 125inci maddelerine göre yargılanması isteniyor.

Konyada Harun Tokucu isimli bir vatandaş Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayının internet sitelerine düşen ses kayıtlarında Türk milletine cahil dediği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Konya Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçesinde bir vatandaş olarak Karadayının sözlerinin kendisini rencide etiğini savundu. İsmail Hakkı Karadayının Türk Ceza Kanununun Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenlere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır hükmünü içeren 309. maddesine göre yargılanmasını istedi. Ayrıca Türk Ceza Kanununun 125inci maddesinde belirtilen Hakaret suçundan da cezalandırılmasını isteyen Tokucu, konuyla ilgili şunları söyledi:

Son günlerde İsmail Hakkı Karadayıya ait olduğu ileri sürülerek internet sitelerinde yer alan ses kayıtlarında 80 milyonluk Türk milletini suçlayarak Cumhurbaşkanı seçemeyeceğini söylüyor. Ayrıca bu kişi Atatürkün kurduğu 86 yıllık Cumhuriyetin en temel unsuru olan halkın, Fransa ve İsviçre gibi olmadığını ve cahil olduğunu söylüyor. Bir paşa torunu olarak milletin vicdanında derin yara açan bu şahsın yine milletin vicdanı olan Türk Mahkemelerinde yargılanarak gerekli cezayı alması gerekir.

Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayıya ait olduğu ileri sürülen ve internet sitelerinde yayınlanan ses kayıtlarında, şu ifadeler yer alıyordu; Halk cahil, cumhurbaşkanını halkın seçmesi kadar tehlikeli bir şey yok Geçen üst düzey çok üst düzey bir komutanla konuştum, o da diyor ki yani hedefleri belli kesinle yani tereddüt etmenin âlemi yok. Bunların hedefleri kesin diyor. Bunun dışında başka bir şey düşünmemek lazım. Yani efendim demokrasi, insan hakları, özgürlük bunların hepsi bahane. Fevkalade tehlikeli.. Şey cumhurbaşkanını şey seçmesi. Böyle bir şey kısa zamanda olmaz, ondan sonra bir de Türk şeyin halkın seçmesi, kadar tehlikeli bir şey yok çünkü Türkiye Fransa, İsviçre değil halk cahil.

CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.03.2009
KaradayıhakkındasuçduyurusuKaradayı hakkında suç duyurusu
Toplam "4" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti