Habergec.Com Aranan Kelimeler:sultan gecelerde Değerlendirme: 10 / 10 384482
habergec.com
28.05.2012 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

sultan gecelerde

SULTAN GECELERDE
Hürriyet
04.02.2012
08:08
Hürriyet
Kelebek
04.02.2012
SULTANGECELERDESULTAN GECELERDE
SULTAN GECELERDE
Hürriyet
04.02.2012
07:22
Hürriyet
Magazin
04.02.2012
SULTANGECELERDESULTAN GECELERDE
SULTAN GECELERDE
Hürriyet
04.02.2012
03:15


Hürriyet
Kelebek
04.02.2012
SULTANGECELERDESULTAN GECELERDE
SULTAN GECELERDE
Hürriyet
04.02.2012
03:10


Hürriyet
Magazin
04.02.2012
SULTANGECELERDESULTAN GECELERDE
16:30 Ramazanın ilk mahyası: "Oruç bedenin zekâtıdır"
Net Gazete
26.07.2011
16:43
Eyüp Sultan Camiine asılan Oruç bedenin zekâtıdır yazılı mahya, ilk teravih namazının kılınacağı 31 Temmuz Pazar akşamı ışıklandırılacak. Ramazan ayının ilk mahyasının asıldığı Eyüp Sultan Camiinde bilgi veren, İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü İbrahim Özekinci, mahyanın, Farsça ve Arapçadan gelen o geceyi ihya etmek anlamı taşıdığını ve ramazan ayı gibi belirli gecelerde, minareler arasında asılan kandilleri ifade ettiğini belirtti.
Net Gazete
Son Dakika
26.07.2011
1630RamazanınilkmahyasıOruçbedeninzekâtıdır1630 Ramazanın ilk mahyası Oruç bedenin zekâtıdır
16:30 Ramazanın ilk mahyası: "Oruç bedenin zekatıdır"
Net Gazete
26.07.2011
16:30
Eyüp Sultan Camisine asılan Oruç bedenin zekatıdır yazılı mahya, ilk teravih namazının kılınacağı 31 Temmuz Pazar akşamı ışıklandırılacak. Ramazan ayının ilk mahyasının asıldığı Eyüp Sultan Camisinde konuyla ilgili bilgi veren, İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü İbrahim Özekinci, mahyanın, Farsça ve Arapçadan gelen o geceyi ihya etmek anlamı taşıdığını ve ramazan ayı gibi belirli gecelerde, minareler arasında asılan kandilleri ifade ettiğini belirtti.
Net Gazete
Son Dakika
26.07.2011
1630RamazanınilkmahyasıOruçbedeninzekatıdır1630 Ramazanın ilk mahyası Oruç bedenin zekatıdır
HATİCE SULTAN VE MAHİDEVRAN GECELERDE!
Ayaklı Gazete
06.06.2011
12:02
Nur Fettahoğlu ve Selma Ergeç de Cihangir?de arkadaşlarını doğum gününde yalnız bırakmamıştı.
Ayaklı Gazete
Televizyon
06.06.2011
HATİCESULTANVEMAHİDEVRANGECELERDEHATİCE SULTAN VE MAHİDEVRAN GECELERDE
HATİCE SULTAN VE MAHİDEVRAN GECELERDE!
Ayaklı Gazete
06.06.2011
12:02
Nur Fettahoğlu ve Selma Ergeç de Cihangir?de arkadaşlarını doğum gününde yalnız bırakmamıştı.
Ayaklı Gazete
Magazin
06.06.2011
HATİCESULTANVEMAHİDEVRANGECELERDEHATİCE SULTAN VE MAHİDEVRAN GECELERDE
HATİCE SULTAN VE MAHİDEVRAN GECELERDE!
Ayaklı Gazete
06.06.2011
12:01
Nur Fettahoğlu ve Selma Ergeç de Cihangir?de arkadaşlarını doğum gününde yalnız bırakmamıştı.
Ayaklı Gazete
Ana Sayfa
06.06.2011
HATİCESULTANVEMAHİDEVRANGECELERDEHATİCE SULTAN VE MAHİDEVRAN GECELERDE
TÜRKAN SULTAN GECELERDE!
Ayaklı Gazete
23.11.2010
13:43
Gecelerde görmeye alışkın olmadığımız Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray, Hale Soygazi ve Lale Mansurla yemeğe çıktı.
Ayaklı Gazete
Magazin
23.11.2010
TÜRKANSULTANGECELERDETÜRKAN SULTAN GECELERDE
TÜRKAN SULTAN GECELERDE!
Ayaklı Gazete
23.11.2010
13:43
Gecelerde görmeye alışkın olmadığımız Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray, Hale Soygazi ve Lale Mansurla yemeğe çıktı.
Ayaklı Gazete
Ana Sayfa
23.11.2010
TÜRKANSULTANGECELERDETÜRKAN SULTAN GECELERDE
Sakal-ı Şerifler ziyarete açılıyor...
Samanyolu Haber
25.08.2010
13:35
Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman Han türbeleri ile İstanbulun önemli gönül sultanları arasında sayılan Eyyüb el-Ensari türbesindeki Sakal-ı Şerifler, yarın ziyarete açılacak.

İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Türbeler Müzesi tarafından Ramazan İstanbul projesi kapsamında hazırlanan Sonsuzluğun Kapısı Türbeler sergisi ile eş güdümlü olarak sergilenecek Sakal-ı Şerifler, yarın Fatihteki Yavuz Selim Camisi içindeki Yavuz Sultan Selim Türbesinde düzenlenecek törenle sergilenmeye başlanacak. Diğer türbeler de bu törenin ardından açılacak. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman Han türbeleri ile İstanbulun önemli gönül sultanları arasında sayılan Eyyüb el-Ensari türbesindeki Sakal-ı Şerifler, Ramazan Bayramı sonuna kadar ziyarete açık tutulacak. Açıklamada, saadet sakalı anlamına gelen Sakal-ı Şerif şöyle anlatıldı: Saadet sakalı anlamına gelen Lıhye-i Saadet, Peygamberimizin Sakal-ı Şerifine verilen isimdir. Cenab-ı Peygamber Aleyhisselam tıraş olduğu zaman saç ve sakal telleri ashap tarafından toplanır, hatıra olarak saklanırdı. Veda Haccında tıraş olurken de Resulullahın saç telleri çevresindeki ashabı tarafından kapışılmıştı. Bu sakallar bazı camilerde cam fanuslar içinde saklanmakta, mübarek gün ve gecelerde tekbir ve salavatla ziyaret edilmektedir. Birçok Sakal-ı Şerif iki tarafı bal mumu ile kaplanan cam muhafazalar içinde saklanırken, sarayda saklanan örnekler ve hanedan türbeleri ile manevi şahsiyetlerin türbelerinde saklananlar son derece sanatkarane süslenmiş haldedir. Bunların arasında altın ve gümüş gibi değerli madenlerin yanı sıra zümrüt ve elmas gibi taşlar da kullanılmıştır. Kullanılan bohçalar arasında Kabe örtüleri gibi kutsal örtülere ve destimallere rastlamak mümkündür. Sakal-ı Şerif muhafazası olarak yapılan sanduka ve çekmecelerde sanatsal olarak dikkate değerdir. Ahşap üzerine fildişi ve sedef kakma örneklerden, gümüş muhafazalara uzanan çeşitlilikteki muhafazalarda Osmanlı sanatının değerli örnekleri olarak günümüze ulaşmıştır. Sakal-ı Şerifi ziyaret, Peygambere yapılan temsili bir saygıdır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.08.2010
Sakal-ıŞeriflerziyareteaçılıyorSakal-ı Şerifler ziyarete açılıyor
Topkapı Sarayı'nın bahçesini süsleyecek
Samanyolu Haber
10.02.2010
11:55
Topkapı Sarayında kutsal emanetlerin bulunduğu büyük bahçeye Isparta Gülü dikilecek.

Ispartadan getirtilecek organik güller, 12 Şubatta düzenlenecek geniş katılımlı bir törenle sarayın bahçesinde toprakla buluşturulacak. Isparta gülünün sağlık alanındaki etkileri üzerine araştırma yapan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, dünyaca ünlü Isparta Gülünün artık Topkapı Sarayının avlusunu süsleyeceğini söyledi. Isparta gülünün rengi ve kendisine has kokusuyla muhteşem olduğunu belirten Altıntaş, 50 metre uzunluğundaki bir bölüme dikilecek güllerin mistik bir hava estireceğini belirtti. Altıntaş, Topkapı Sarayında Gülhane ve gülsuyu çıkarmaya yarayan imbikler var. Sarayın avlusundaki bir bölümüne gül fideleri dikilecek. Sembolik olacağı gibi eskiyi anımsatacak. Bu güller turistlerin de oldukça ilgisini çekecek. dedi. Topkapı Sarayında eskiden büyük gül bahçeleri olduğunu ifade eden Altıntaş, gülsuyunun burada hep kullanıldığını aktardı. Gülün gerek tedavi amaçlı, gerekse özel gün ve gecelerde her devirde kullanıldığını ifade eden Altıntaş, Gül tıpta ilaç olarak geçiyor. Macun ya da şerbet halinde kullanıldığında mide, karaciğer, deri hastalıklarında iyileştirilmesinde kullanıldığını görüyoruz. Gül kokusunun hafızayı güçlendirmede kullanıldığı biliniyor. diye konuştu. Osmanlı saraylarında padişaha verilen en önemli hediyeler arasında gülsuyu ve gülyağının yer aldığını gibi saray hanımların kırışıkların giderilmesi ve estetiği için sürekli gülsuyu kullandığı bilgisini veren Altıntaş, şunları anlattı: Sarayda yapılan düğün, sünnet gibi törenlerinde padişaha hediye edilen en önemli hediyeler arasında gülsuyu, gülyağı geliyor. Özel mücevherlerle süslü, altın, gümüş, elmastan işlemeli özel şişelerin içerisine konan gülsuları padişaha hediye edilirmiş. İslam dünyasına baktığımızda çok önemli gül yetiştirme merkezleri var. TARİHTE GÜLÜN KULLANIMI Gül, tarihin ilk devirlerinden bu yana el üstünde tutuluyor. Süsleme, kozmetik hatta edebiyatta önemli bir yere sahip. Kral Midas, Perslere yenildikten sonra ülkesini terk edip Makedonyaya göçerken güllerini de beraberinde götürmüş ve Makedonyada yeni gül bahçeleri kurmuş. Yine, Romalılar zamanında İmparator Neronun ziyafetlerde çok miktarda gül kullandığı ve misafirlerinin altına gülden yapılmış döşekler serdiği rivayet ediliyor. Gül, Avrupada çiçeklerin kraliçesi olarak kabul edilirken, Osmanlı saraylarının da olmazsa olmazlarından. Fatih Sultan Mehmet zamanında şimdiki adıyla Topkapı Sarayı Külliyesini kuzey, batı ve doğu yönünden çevreleyen Hasbahçe bölümünde saray mutfaklarının ihtiyaçlarını karşılamak gayesiyle kırmızı gül ve sakız gülü yetiştirilmiş. Bu bölgeye verilen Gülhane isminin de bu gül bahçelerinden geldiği biliniyor. Gül yağı da Osmanlıda halk arasında önemli bir koku maddesi olarak kullanılıyordu. Küçük şişelerde, yelek içinde veya kuşak arasında taşınıyordu. Osmanlı döneminde Kurân-ı Kerim, dua kitabı, fermanlar, cilt kapakları, ağaç eşya ve mezar taşları üzerinde lâle ile birlikte süsleme motifi olarak sıkça gül tercih ediliyordu. Gerek doğu gerekse batı toplumlarının tarihinde önemli bir yere sahip olan gül, İslam ülkelerinde peygamberin terinden oluştuğu inancına karşılık, Hıristiyan toplumlarında Meryem Ananın saflığını sembolize eti. Belki de bu yüzden olsa gerek, doğu toplumlarında olduğu kadar batı toplumlarında da gül büyük bir beğeni ve üne sahip. GÜL ÜRÜNLERİ YURT DIŞINA İHRAÇ EDİLİYOR Gül, günümüzde kozmetik sektöründe en önemli hammaddelerden birisi haline geldi. Ispartada 3 bin ortağı bulunan GÜLBİRLİK, dünya kozmetik sektörünün ana hammaddesi olan gül yağı ihtiyacın yüzde 40ını tek başına karşılıyor. GÜLBİRLİK Genel Müdürü Bolat Tamer, beş yıl önce kurdukları Rosense markasıyla kozmetik sektörüne girdiklerini, ürettikleri 120 çeşit ürünü Almanya, Hollanda, Kırgızistan, Tayland, Avusturya, Arnavutluk, Tayvan, Japonya gibi ülkeler başta olmak üzere değişik ülkelere ihraç ettiklerini kaydetti. Gülün sanayide kullanılmasıyla yılda Ispartaya 10 milyon dolar girdi sağladıklarını ifade eden Tamer, Ispartada ünlü kozmetik firmalarının üretim tesislerine taş çıkartacak tesislerde üretim yaptıkların söyledi. Her türlü cilt tipine uygun kremler, losyonlar ve parfümlerin yüzde 100 doğal olarak üretildiğini belirten Tamer, şimdiye kadar 120 ürün geliştirdiklerini anlattı. Tamer, renkli kozmetik, gülyağı içeren güneş kremleri üzerine yoğunlaştıklarını kaydetti. Tamer, Ispartada gülcülüğün 150 yıllık bir tarihi olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: Yalvaç ilçesinden gelip Ispartaya yerleşen Meydanbeyoğlu Mehmet İzzetin oğlu İsmail Efendi ilk gülü Ispartaya getirmiştir. Bu getirişin de çileli, çok ilginç bir öyküsü vardır. 1888 yılında Ispartayı gülcülükle tanıştıran Gülcü İsmail Efendinin heykeli dünyaca ünlü Azeri heykeltıraş Sait Rüstem tarafından yapılarak hükümet konağı önüne dikildi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.02.2010
TopkapıSarayınınbahçesinisüsleyecekTopkapı Sarayının bahçesini süsleyecek
Akif'in hiçbir yerde yayınlanmamış şiiri
Samanyolu Haber
28.12.2009
07:19
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoyun daha önce hiç yayınlanmamış ve duyulmamış şiirini Aksiyon Dergisi ortaya çıkardı.

Adı, soyadı / Açılır parantez / Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti / Kapanır, parantez. Parantezin içindeki çizgi / Ne varsa orda / Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci / Ne varsa orda... İnsanların daha kadirşinas olduğu yıllarda yaşamıştı Behçet Necatigil. Buna rağmen hayatın iki parantez arasına alındığını hissediyor, bunu yediremiyordu kendine. Yine de biliyordu haklı olduğunu, tıpkı bizim bildiğimiz ve yaşadığımız gibi... Ispartalı Hakkı; aç parantez, 1867 tire 1923, kapa parantez. Burada bitmesi mümkün değil elbette. Hele de vefat yıldönümünde gönlümüze düşen ortak dostumuz Mehmet Akif, neredeyse yüz yıl önceden tutup getirdiyse onu, bir bildiği vardır. Dönüp bakmak, anlamak, tanımak için gayret etmek gerekir. Akif vesilesiyle parantezleri birbirinden uzaklaştırmaya kastettik. O, ne kadarına delalet ederse artık... Lakabından da anlaşılacağı gibi Ağlarcı(ca)zâde Mustafa Hakkı, Isparta doğumlu. Kayıtlara göre babasını 4 yaşında kaybediyor. Sıbyan Mektebinin ardından 13 yaşında hafızlığını tamamlıyor. O tarihten sonra adı annesi ve yakın akrabaları için Hakkı değil, Hafız. Rüştiyeden mezun olduktan sonra çalışmaya başladığı Menâfi Sandığı Katipliği Ziraat Bankasına dönüştürülünce bir nevi onun da talihi değişiyor. Daha çocukluğunda okumaya, öğrenmeye duyduğu merakla yaşıtlarından ayrılan Ispartalı Hakkı, Ticaret ve Nafia Nezareti tarafından Nisan 1896da Suriye, Beyrut vilayetleriyle Kudüs Sancağı Ziraat Bankası müfettişi olarak atanıyor. Aynı tarihlerde Orman Nezareti Heyeti Fenniyesinde Beşinci Şube Muavini Baytar Mehmet Akif Efendi de ordunun ihtiyacını karşılamak için gerekli alımları yapmak üzere Şamda. Henüz 20li yaşlarının başlarındaki Akif, kendisinden 6 yaş büyük Hakkı Beyin adını Ispartalı bir dostundan duymuş ama hiç karşılaşmamışlar. Hakkı Beyin vefatından sonra oğlu tarafından elden çıkarılan evrak arasındaki mektuplara göre tanışıklık için ilk adımı Mehmet Akif atıyor. 17 Teşrinievvel 1312 (29 Ekim 1896) tarihinde yazdığı mektuba Azizim diye giriyor Akif. Acizinize karşı alel gıyab bir hüsn-ü teveccüh göstermekte olduğunuzu ziraat talebesi Şevki Efendiden istişbar eylemiş idim girizgâhının ardından Burayı ne vakit teşrif edeceğinizden kulunuzu haberdar buyurursanız cidden minnettar olurum efendim diyerek bağlıyor kelâmı. İmza; Şamda hayvan mübayeasına memur Baytar Mehmet Akif. Şamda başlayan tanışıklık, ikilinin İstanbula dönmesiyle yerini dostluğa bırakıyor. Hakkı Bey İstanbulda devrin önemli mütefekkirleriyle aynı ortamlarda bulunuyor. Kimi sohbet meclislerinin aşina siması, kimi derin fikir teatilerinin aranan muhatabı. İttihad ve Terakki Cemiyetiyle faaliyet göstermeye başlayan Ispartalıya Şûrayı Ümmette seçim makaleleri yazma vazifesi veriliyor. Yapması gereken, seçimi halkın anlayacağı biçimde anlatmak. Ahmet Ağaoğlu başkanlığında kurulan propaganda ekibinde de görev alıyor Hakkı Bey. Ona ayrılan güzergâh Şehzadebaşı ve Vezneciler. Geceleri kahve ve gazinoları dolaşıyor. Mehmet Akif henüz İttihatçılarla yolunu ayırmamış, bazı gecelerde o da eşlik ediyor Hakkı Beye. İkinci Meşrutiyetten sonra iki dönem Isparta mebusluğu yapan Hakkı Bey, kiradan kurtulup Haseki Caddesindeki 40 numaralı evine taşındığında Akifin kız kardeşi Nuriye Hanım ve eşi Arif Hikmet Çobanoğluna komşu oluyor. Bu yakınlık vesilesiyle aileler de katılıyor halkaya. Hakkı Bey için en önemli sorunlardan biri dilin sadeleşmesi. Türkçülük, halka inmeyen, halkı beslemeyen yazarlar ona ters düşüyor. Türk edebiyatının büyük isimlerinden Abdülhak Hamid için başkaları En büyük şair, dâhi. Öyle bir zaman gelecek ki Sultan Abdülhamid için Hamidin saltanat-ı edebiyyesi devrinde icra-i saltanat etti denecek derken o eleştiri oklarını pervasızca savuruyor: Bizden çok uzaklarda, daima bulutlarda, bulutların üstünde... Lakin gölgesi üstümüze düşmüyor ki... Acaba Eşber şairi, Dühter-i Hindu müellifi, göklerde dolaşırken yerlerde kıvranan bizleri görmez mi? Bizim yerlerde kopan figanlarımızı işitmez mi? Safahatın ilk cildi neşredildikten sonra Sırat-ı Müstakimde Hakkı Beyin Akif ve Safahat adlı makalesi yayımlanıyor. Önce Akife ve şiirine aşinalığından bahis açıyor. Bunların pek çoğuna benim ruhum ilk makes olmuştur. Bunları ben kâh bir ırmak gibi çağlayarak, kâh bağrından pınarlar kaynayan bir kaya gibi inleyerek dinledim. Hususa, insan aşka liyakati olmasa da hüsnün cazibesine kapılabilir. Musikiden çok anlamamak bülbül terennümati ile mütehassis olmaya mani değildir. Akif yakın dosttu, hatta sırdaşı. Lakin o da alıyor Hakkı Beyin Türkçe konusundaki hassasiyetinden nasibini. Henüz 30larında olan genç Akifin dilini de ağır ve anlaşılmaz buluyor ve bunu ifade etmekten sakınmıyor Hakkı Bey. Safahat ister bir deste gül olsun, ister bir bahçe gülistan olsun bunun bana ziyade dokunan bir ciheti vardır. Bir cihet ki beni bir diken kadar kuşkulan
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.12.2009
AkifinhiçbiryerdeyayınlanmamışşiiriAkifin hiçbir yerde yayınlanmamış şiiri
Toplam "14" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti