Habergec.Com Aranan Kelimeler:sağlık durumu çok kötü Değerlendirme: 10 / 10 940009
habergec.com
20.10.2014 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

sağlık durumu çok kötü

Evlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Zaman
14.10.2014
12:44
Anne babalar, bütün çocuklarının ‘bir’ olduğunu, “acısı da mutluluğu da bir” izahıyla savunsa da bazıları, evlatlarından birine karşı daha farklı hassasiyet geliştirebiliyor.Bir eldeki parmakların kimisi uzun, kimisi de kısadır. Muhtemelen bu farklılıktan yola çıkan atalarımız, “Beş parmağın beşi bir olmaz.” der. Hayatın içerisinde çokça karşılığı olan bu öğretiyi, aile içindeki fertler için de değerlendirebiliriz. Zira aynı anne-babaya sahip, aynı çatı altında yetişmiş kardeşlerin fiziksel ve ruhsal yapıları birbirinden çok farklı olabiliyor. Hatta huyları ve becerileri birbirine hiç benzemiyor. Hal böyle olunca anne-babaya, kiminin karakteri yakın, kimisininki de uzak gelebiliyor. Bu da birinin davranışlarını daha çok onaylama ve beğenme güdüsünü harekete geçiriyor. Hepsinin bir olduğunu, ‘acısı da mutluluğu da bir’ izahıyla savunsalar da bazı ebeveynler, evlatlarından birine karşı daha farklı bir hassasiyet geliştirebiliyor. Bu düşkünlüğü davranışlarına aksettirmemek içinse yoğun çaba harcıyorlar. Çocuklar arasındaki ayrımcılık sadece ülkemizde olan bir sorun değil. Haber dergisi Time’ın editörlerinden Jeffrey Kluger, bu konuda yaptığı araştırmasını kitap haline getirmiş. Kluger’e göre Amerikalı ebeveynlerin yüzde 95’i bir çocuğuna daha düşkün. Çocukları arasında ayrım yapmadığını söyleyen yüzde 5’lik kısım ise bu konuda doğru söylemiyor. Anne-babanın da nihayetinde bir ‘insan’ olması bu meyli fıtraten mümkün kılıyor. Tespitlerin bazıları ise bizim de yakınlarımızda hatta kendi ailemizde var olan cinsten: “Babalar en küçük kızlarını, anneler ise ilk erkek çocuklarını daha çok seviyor. Ortanca çocuklar eğer ailenin tek kız veya erkek çocuğu değilse genellikle arka planda kalıyor. Anne-babaların en önemli kıstası ise özelliklerinin çocuklarına geçme oranı. Yani, kendilerine benzeyeni daha çok seviyorlar.” Ailede tolerans gösterilen çocukların benzerliği ise dikkat çekiyor: Güzel huylu çocuklar, babaların kızları, annelerin oğulları ve de en küçük çocuklar genelde daha çok seviliyor. O daha küçük, sen büyüksün! Anne-babanın çocukları arasındaki ayrımcılığı bilinçli olmadan yaptığını dile getiren Psikolog Saniye Çimen’e göre önemli olan ebeveynin yaptığı adaletsizliği fark etmesi. Çocukların böyle düşünmesinin sebebi ise anne-babanın sevgisini eşit bir şekilde dışa vuramaması. Bu da birine karşı zaafın oluşması, kıyaslama, her çocuğa eşit oranda söz hakkı verilmemesi gibi bir dizi iletişim kopukluklarını beraberinde getiriyor.Ebeveynin çocuklarına yaklaşımında maksadını ifade edemeyişi, ayrım yaptığı izlenimine yol açıyor. Ebeveynini yanlı tutum sergilemekle suçlayan çocuk, toleranslı zannettiği diğer kardeşe düşman olabiliyor. Kardeş kıskançlığı devreye girince, aralarında sonu gelmeyen bir rekabet başlıyor.Buna sebep olan en basit hadiselerden biri de evin minik üyesinin aileye katıldığında çiçeği burnunda abi ve ablaya yaklaşım tarzı. “Kardeşin uyanacak gürültü yapma!” ikazıyla büyük çocukta ayrımcılık fikri oluşmaya başlıyor ne yazık ki. “Kardeşim doğmasaydı… Kardeşim olmasaydı…” gibi düşüncelerle kardeşiyle olan bağı en baştan yara alıyor. Böylece anne babasına karşı hırçınlaşıyor. Kardeşini kabullenemiyor. ‘Kötü çocuğu’ oynamaya başlayınca, ebeveyn uslu çocuğa meylediyor. Hâlbuki anne-baba, büyük kardeşten ideal davranışlar beklemek yerine onun kafasındaki soru işaretlerini giderse ‘kötü çocuk’ ortaya çıkmayacak.Ayrımcılık, miras paylaşımına kadar uzanıyor Bazen de ilgi uslu değil sorunlu çocuğa kayabiliyor. Sağlık durumu yerinde olmayan, maddî-manevî problemler yaşayan bir çocuk kardeşlerine nazaran anne-babasından daha özel bir ilgi görebiliyor. Psikolog Çimen, bunun da ayrı bir yanlış olduğunu vurguluyor. Çünkü ‘özel’ kardeşin ihtiyaç duyduğu ilgiyi anne-babası fırsat verdiği takdirde kardeşleri de gösterebilir. Böylece kardeşine kayıtsız kalmayan çocuklar da ebeveyninin gözünde hak ettiği yeri alabilir. Duygusal ihmalin sonuçlarının hemen görülmediğini vurgulayan Psikolog Çimen, ilgiye ‘ihtiyacı olan’ çocuğumuzu ön plana çıkarırken diğerleriyle telafisi çok zor bir noktaya gelebileceğimizi söylüyor. Negatif ilginin, ilgisizlikten daha iyi olduğuna değiniyor. Çimen’e göre, ayrımcılığın temelinde sevginin bütün evlatlarımıza eşit bölüştürülememesi var. Halbuki sevgi paylaştıkça çoğalır. Sadece, her bir çocuğun cinsiyetine, yaşına ve karakterine göre anne-babanın muamelesi farklılıklar barındırabilir. “Büyük oğlum çok efendi, bu yüzden o başka!” “Bütün evlatlarım bir yana kızım bir yana!” diyerek sevgimizi tek bir çocuğumuzda toplamak adaletsiz bir yaklaşım. Saniye Çimen, çocuklar arasında yapılan ayrımcılıkta en çok cinsiyetin etk
Zaman
Ana Sayfa
14.10.2014
EvlatsevgisineayrımcılıkyakışmıyorEvlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Evlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Zaman
14.10.2014
12:13
Anne babalar, bütün çocuklarının ‘bir’ olduğunu, “acısı da mutluluğu da bir” izahıyla savunsa da bazıları, evlatlarından birine karşı daha farklı hassasiyet geliştirebiliyor.Bir eldeki parmakların kimisi uzun, kimisi de kısadır. Muhtemelen bu farklılıktan yola çıkan atalarımız, “Beş parmağın beşi bir olmaz.” der. Hayatın içerisinde çokça karşılığı olan bu öğretiyi, aile içindeki fertler için de değerlendirebiliriz. Zira aynı anne-babaya sahip, aynı çatı altında yetişmiş kardeşlerin fiziksel ve ruhsal yapıları birbirinden çok farklı olabiliyor. Hatta huyları ve becerileri birbirine hiç benzemiyor. Hal böyle olunca anne-babaya, kiminin karakteri yakın, kimisininki de uzak gelebiliyor. Bu da birinin davranışlarını daha çok onaylama ve beğenme güdüsünü harekete geçiriyor. Hepsinin bir olduğunu, ‘acısı da mutluluğu da bir’ izahıyla savunsalar da bazı ebeveynler, evlatlarından birine karşı daha farklı bir hassasiyet geliştirebiliyor. Bu düşkünlüğü davranışlarına aksettirmemek içinse yoğun çaba harcıyorlar. Çocuklar arasındaki ayrımcılık sadece ülkemizde olan bir sorun değil. Haber dergisi Time’ın editörlerinden Jeffrey Kluger, bu konuda yaptığı araştırmasını kitap haline getirmiş. Kluger’e göre Amerikalı ebeveynlerin yüzde 95’i bir çocuğuna daha düşkün. Çocukları arasında ayrım yapmadığını söyleyen yüzde 5’lik kısım ise bu konuda doğru söylemiyor. Anne-babanın da nihayetinde bir ‘insan’ olması bu meyli fıtraten mümkün kılıyor. Tespitlerin bazıları ise bizim de yakınlarımızda hatta kendi ailemizde var olan cinsten: “Babalar en küçük kızlarını, anneler ise ilk erkek çocuklarını daha çok seviyor. Ortanca çocuklar eğer ailenin tek kız veya erkek çocuğu değilse genellikle arka planda kalıyor. Anne-babaların en önemli kıstası ise özelliklerinin çocuklarına geçme oranı. Yani, kendilerine benzeyeni daha çok seviyorlar.” Ailede tolerans gösterilen çocukların benzerliği ise dikkat çekiyor: Güzel huylu çocuklar, babaların kızları, annelerin oğulları ve de en küçük çocuklar genelde daha çok seviliyor. O daha küçük, sen büyüksün! Anne-babanın çocukları arasındaki ayrımcılığı bilinçli olmadan yaptığını dile getiren Psikolog Saniye Çimen’e göre önemli olan ebeveynin yaptığı adaletsizliği fark etmesi. Çocukların böyle düşünmesinin sebebi ise anne-babanın sevgisini eşit bir şekilde dışa vuramaması. Bu da birine karşı zaafın oluşması, kıyaslama, her çocuğa eşit oranda söz hakkı verilmemesi gibi bir dizi iletişim kopukluklarını beraberinde getiriyor.Ebeveynin çocuklarına yaklaşımında maksadını ifade edemeyişi, ayrım yaptığı izlenimine yol açıyor. Ebeveynini yanlı tutum sergilemekle suçlayan çocuk, toleranslı zannettiği diğer kardeşe düşman olabiliyor. Kardeş kıskançlığı devreye girince, aralarında sonu gelmeyen bir rekabet başlıyor.Buna sebep olan en basit hadiselerden biri de evin minik üyesinin aileye katıldığında çiçeği burnunda abi ve ablaya yaklaşım tarzı. “Kardeşin uyanacak gürültü yapma!” ikazıyla büyük çocukta ayrımcılık fikri oluşmaya başlıyor ne yazık ki. “Kardeşim doğmasaydı… Kardeşim olmasaydı…” gibi düşüncelerle kardeşiyle olan bağı en baştan yara alıyor. Böylece anne babasına karşı hırçınlaşıyor. Kardeşini kabullenemiyor. ‘Kötü çocuğu’ oynamaya başlayınca, ebeveyn uslu çocuğa meylediyor. Hâlbuki anne-baba, büyük kardeşten ideal davranışlar beklemek yerine onun kafasındaki soru işaretlerini giderse ‘kötü çocuk’ ortaya çıkmayacak.Ayrımcılık, miras paylaşımına kadar uzanıyor Bazen de ilgi uslu değil sorunlu çocuğa kayabiliyor. Sağlık durumu yerinde olmayan, maddî-manevî problemler yaşayan bir çocuk kardeşlerine nazaran anne-babasından daha özel bir ilgi görebiliyor. Psikolog Çimen, bunun da ayrı bir yanlış olduğunu vurguluyor. Çünkü ‘özel’ kardeşin ihtiyaç duyduğu ilgiyi anne-babası fırsat verdiği takdirde kardeşleri de gösterebilir. Böylece kardeşine kayıtsız kalmayan çocuklar da ebeveyninin gözünde hak ettiği yeri alabilir. Duygusal ihmalin sonuçlarının hemen görülmediğini vurgulayan Psikolog Çimen, ilgiye ‘ihtiyacı olan’ çocuğumuzu ön plana çıkarırken diğerleriyle telafisi çok zor bir noktaya gelebileceğimizi söylüyor. Negatif ilginin, ilgisizlikten daha iyi olduğuna değiniyor. Çimen’e göre, ayrımcılığın temelinde sevginin bütün evlatlarımıza eşit bölüştürülememesi var. Halbuki sevgi paylaştıkça çoğalır. Sadece, her bir çocuğun cinsiyetine, yaşına ve karakterine göre anne-babanın muamelesi farklılıklar barındırabilir. “Büyük oğlum çok efendi, bu yüzden o başka!” “Bütün evlatlarım bir yana kızım bir yana!” diyerek sevgimizi tek bir çocuğumuzda toplamak adaletsiz bir yaklaşım. Saniye Çimen, çocuklar arasında yapılan ayrımcılıkta en çok cinsiyetin etk
Zaman
Ana Sayfa
14.10.2014
EvlatsevgisineayrımcılıkyakışmıyorEvlat sevgisine ayrımcılık yakışmıyor
Toplam "2" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti