Habergec.Com Aranan Kelimeler:sana uğur Değerlendirme: 10 / 10 366235
habergec.com
21.04.2014 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

sana uğur

Kılıçdaroğlu: Ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin
Zaman
27.03.2014
18:18
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twetterden sonra Youtubeun yasaklanmasını eleştirerek, Başçalana söylüyorum, istediğin kadar yasak getir. Kenan Evren yasak getirdi, görüyorsun sonunu. Sen de bu ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin. dedi.Kılıçdaroğlu, Uğur Mumcu Meydanında partisinin düzenlediği mitingde Adanalılara seslendi. Konuşması sırasında Twetterdan sonra Youtubeun da kapatılmasını öğrenen Kılıçdaroğlu, Arkadaşlar bir not iletti. Youtubea yasak gelmiş. O Başçalana söylüyorum, istediğin kadar engel getir. Kenan Evren getirmişti, görüyorsun sonunu. Sen de bu ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin. Her şeye paralel yapı diyor. Senin bakanının koluna 700 milyarlık saati paralel mi taktı, bakanlarının çocuklarının odalarına paralel mi koydu. Oğluna paraları sıfırlamasını söylüyorsun, bunu paralel devlet mi tavsiye etti sana. Adamın bütün hayatı para üzerine kurulu. diye konuştu. HIRSIZLIK YAPTIĞINI BÜTÜN DÜNYA BİLİYORCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, genel seçimlerden sonra Adanaya başbakan olarak geleceğini, ancak ondan önce 30 Martta demokrasinin birinci adımını atacaklarını söyledi. Meydanlarda halkın Hırsız Recep Tayyip Erdoğan diye slogan attığını, kendisinin de Başçalan dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Allah aşkına hırsızlık yapmadı mı? Bütün dünya bilmiyor mu? Adana bilmiyor mu? Farkındasınız, biz de farkındayız. Dava açmış. Sanıyor ki korkacağız. Ayakkabı kutusundan korkan bir başbakandan korkulur mu? Manisada üniversite öğrencisinin çantasını açıyorlar harsız var yazılı bir bez var. Polis, başbakana hakaret ediyorsun diye gözaltına alıyor. Çocuk altında Recep Tayyip Erdoğan yazmıyor ki diyor. Onun hırsız olduğunu, kul hakkı yediğini bütün dünya biliyor, ben de biliyorum, Adana da biliyor. Bizden aldılar, ayakkabı kutularına doldurdular. 17 Aralık Şeb-i Arus törenleri. Mevlananın Hakka yürüdüğü gün, saat 08.02de oğlunu arıyor, evdeki paraları sıfırla diyor. Dünyanın hangi ülkesinde bir başbakan oğluna telefon edip oğlum paraları sıfırla diye talimat verir. Bunlar montaj diyor. Size söz, CHP iktidarında hiçbir bakanını kolunda 700 milyarlık saat olmayacak, hiçbir bakanını, çocuğunun yatak odalarında para kasaları olmayacak, içişleri bakanı oğluna telefon edip, oğlum evde ne var diyerek, 1 trilyon para olduğunu belirten konuşma olmayacak. şeklinde konuştu. KAÇ LİRAYA DOYACAKSAN BULUP VEREYİM SANA DA MİLLETİN YAKASINDAN DÜŞGençlere güvendiğini dile getiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: Gençler, size güveniyorum. 2.5 milyon genç ilk kez oy kullanacak. Ya özgürlükten yana ya yasaklardan yana oy kullanacaksınız. Çünkü siz bir tweet attınız, başçalanı korkuttunuz, yasağı koydu. Bizim gençliğe başçalanın yasağı sökmez, aynı dakika yasağı kaldırdılar. Arkadaşlar kutularda sahte dolar getirmiş etrafa saçmışlar. Başçalan burada olsaydı etrafa saçılan sahte dolarları toplardı. Yiyorsun, çalışıyorsun doymuyorsun. Kaç liraya doyacaksan, uluslararası kampanya açacağım sana vereceğim, şu milletin yakasından düş. Kaça doyacağını tahmin eden var mı? BU ÜLKEDEN KAÇACAKCHPlilerin her birinden, daha önce kendilerine oy vermeyen bir kişiyi bulup ikna etmesini isteyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: Bu seçimler sıradan seçimler değil, ben çalışıyorum. Ama tek başıma benim çalışmam yetmez, beraber çalışacağız. AKPye geçen seçimlerde oy veren saygıdeğer vatandaşlarıma sesleniyorum. Siz ayrısınız, çalanlar, kul hakkı yiyenler, yetim hakkı yiyenler ayrı. Ben hükümeti eleştiriyorum, onları siz üstünüze almayın. Yoksulluğu bitireceğim demişti. Adanada işsizlik var mı başçalan işsizlikten bahsediyor mu? Onun çoluk çocuğu iş sahibi, ne işi var para istifleme işi, kul hakkı yeme işi, topluma ihanet işi, alın terini sömürme işi var. İşsizliği biz önleyeceğiz. Bu ülkede haram parayla umreye gidenler, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen var. Paraları yediler. Siz meraklanmayın CHP iktidarının ayak sesleri geliyor, ilk sınavı yerel yönetimlerde vereceğiz. Sonra genel seçimler olacak. Göreceksiniz bu ülkeden kaçacak, Ömer El Beşirin yanına kaçacak. O da yolsuzluk yapıyor, katliam yapıyor, adam öldürüyor. Nereye kaçarsa kaçsın bulup getireceğim, hesabını soracağım. Kardeşi kardeşe kırdırıyor, eline silah veriyor git kardeşi öldür diyor. Şimdi yeni ses kayıtları düştü, Başçalanın sesini merak ediyorum. Türkiyeyi eğer Suriyeye sokarsa çok büyük bir yanlışın altına imza atar. Suriyeye asker göndereceksen paraları istifleyen Bilal oğlanı gönder. Bilali parayı istiflemeye gönderir, Bilal askerlik yapmadı ki zaten. ESNAF EMEKLİSİNİN MAAŞINDAN 5 KURUŞ KESİLMEYECEKBahar ayının temizlik ayı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 30 Martta bir temizlik daha yapacağız. Siyaseti kirlilikten arındıracağız. Başbakanlık koltuğunda oturan adam, kul hakkı diyene adam denir mi, ağzımızdan kaçtı kusur
Zaman
Son Dakika
27.03.2014
KılıçdaroğluÜlkeyegetirdiğinyasaklarınhesabınıvereceksinKılıçdaroğlu Ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin
Demirtaş: Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Zaman
16.03.2014
17:02
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğanın seçim meydanlarındaki üslubunu eleştirerek, Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. dedi.Halkların Demokrasi Partisinin (HDP) Adana Uğur Mumcu Meydanındaki mitinginde konuşan BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Başbakanın seçim meydanlarında kullandığı üsluptan dert yandı. En büyük kışkırtmayı, provokasyonu Başbakan Erdoğanın yaptığını söyleyen Demirtaş, Her sözü zehir gibi, her sözü hakaret, yani bugüne kadar hiçbir seçim kampanyası bu kadar çirkinleşmedi. diye konuştu. Herkesin seçime, Başbakanın ise savaşa gittiğini vurgulayan Demirtaş, Bu provokatif dille, üslupla seçim mi olurmuş, zaten inkâr da etmiyor. Bu bizim için istiklal savaşıdır diyor. Kusura bakma kardeşim biz seçime gidiyoruz. Sen savaşa gidiyor olabilirsin, ama sana bir savaş hikâyesini hatırlatayım. Bir zamanlar senin gibiler de heyecanla savaşa gidiyorlarmış. Allah Allah Allah diye gidiyorlarmış, cephede yenilince de gerisin geriye, Allah Allah, Allah Allah, nasıl yenildik diyorlarmış. Senin de başına bu gelecek inşallah. ifadelerini kullandı.Başbakanın siyasi parti liderlerini üslup üzerinden eleştirmesine de karşı çıkan Demirtaş, Senden başka kışkırtan yok ki, sen bir sussan seçim atmosferi barış içinde geçecek. Senden başka tahrik eden, hakaret eden yok. Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. Başka da kimse kimseyi tehdit etmiyor. şeklinde konuştu. Başbakanın sadece kendisine oy verenleri Allahın yarattığına inandığını vurgulayan Demirtaş, Bize diyor, yaradılanı Yaradandan ötürü severiz diyor. İyi de, bana öyle geliyor ki, sen sadece Allahın sana oy verenleri yarattığını zannediyorsun, sana oy vermeyenleri Allah yaratmadı zannediyorsun herhalde. Sen bir tek onları seviyorsun. Sana oy veren dışında, Allahın tek bir kulunu sevdiğini görmedik. Mesela sen Berkin Elvanı sevmiyorsun, Ceylan Önkolu sevmiyorsun, Uğur Kaymazı sevmiyorsun. Sevseydin, 15 yaşındaki bir çocuğun katledilmesiyle ilgili böyle mi konuşurdun? Hani yaradılanı Yaradandan ötürü seviyordun? Hani İsrail, Filistinde çocukları katlederken sen van minüt diye bağırıyordun, senin yaptığın farklı mı? Ölümler arasına ayrım koymak, ölümler arasında ayrım yapmak kendine insanım diyene yakışmaz. Burakcan da Berkin de bu halkın çocuklarıdır. Hepsi candır, hepsi ana kuzusudur. Anaların gözyaşlarının rengi arasında fark yoktur. Ama kullandığı cümlelere bir bakar mısınız? O diyor ekmek almaya gitmedi, ne ekmeği, yüzü poşuluydu, taş attı diyor. Şimdi ne diyebilirsiniz ki? Farz edelim ekmek almaya gitmedi, farz edelim senin zulmüne bir taş da ben atayım dedi. Öldürmen mi gerekiyor, cezası ölüm mü? Bunu savunabiliyor. Bunlar kışkırtmadan başka bir şey değil, kendi kitlesine, topladığı insanlara acılı anaları yuhalatıyor. Evladını daha yeni defnetmiş anaları oradaki insanlara yuhalatıyor. Orada yuhalayan insanlara da yazıklar olsun diyorum, onların da Müslümanlıkla, insanlıkla alakası olamaz. Bir acılı anneyi yuhalamanın insanlıkla alakası olamaz. dedi.RUH SAĞLIĞINIZ İÇİN BAŞBAKAN ÇIKTIĞINDA TELEVİZYONU KAPATINBaşbakan televizyonlara çıktığında dinlenmemesi, televizyonun kapatılması tavsiyesinde de bulunan Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: Bütün kanallar onu canlı veriyor, ama Başbakan çıktığında kapatın, adam kısa devre yapmış, ne konuştuğunu bilmiyor. 25 tane kanal, özel kanal Başbakanı canlı yayınlıyor. Yetmiyor TRT canlı yayınlıyor. Ben şimdi merak ediyorum, TRT genel müdürüne sesleniyorum. Sen AKPnin yayınlarını, bizim tam 240 katımız orada canlı veriyorsun. TRT Genel Müdürü beni dinliyorsa soruyorum, sen Tayyip Erdoğanın memuru değilsin, senin aldığın maaş, TRTye aldığın kameraman, oraya harcadığın her kuruş buradaki BDPli, HDPlilerin de cebinden çıkıyor. Sizin babanızın parası değil, babanızın kanalı da değil. Suç işliyorsun TRT Genel Müdürü olarak suç işliyorsun, istifa etmen lazım. Eğer AKPde siyaset yapacaksan, istifa eder gider AKPde aday olursun, ama TRT Genel Müdürlüğü koltuğunda oturup partilere ambargo uygulayamazsın. Sen AKPnin özel kanalı değilsin. TRTyi bu şekilde AKP özel yayıncılığı haline getirmeye hakları yoktur. Bunları boykot edin, boykot, Başbakanı çıkaran, canlı yayınlayan her kanalı kapatın, izlemeyin bile. Sizin ruh sağlığınız için söylüyorum. Çocuklar korkmasın diye söylüyorum.Demiştaş, ayrıca hiçbir yerde ittifak anlaşmaları olmadığını da ifade ederek, insanların kafasının karıştırılmak istendiğini sözlerine ekledi.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
16.03.2014
DemirtaşBaşbakançıktığındatelevizyonukapatınDemirtaş Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Demirtaş: Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Zaman
16.03.2014
16:53
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğanın seçim meydanlarındaki üslubunu eleştirerek, Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. dedi.Halkların Demokrasi Partisinin (HDP) Adana Uğur Mumcu Meydanındaki mitinginde konuşan BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Başbakanın seçim meydanlarında kullandığı üsluptan dert yandı. En büyük kışkırtmayı, provokasyonu Başbakan Erdoğanın yaptığını söyleyen Demirtaş, Her sözü zehir gibi, her sözü hakaret, yani bugüne kadar hiçbir seçim kampanyası bu kadar çirkinleşmedi. diye konuştu. Herkesin seçime, Başbakanın ise savaşa gittiğini vurgulayan Demirtaş, Bu provokatif dille, üslupla seçim mi olurmuş, zaten inkâr da etmiyor. Bu bizim için istiklal savaşıdır diyor. Kusura bakma kardeşim biz seçime gidiyoruz. Sen savaşa gidiyor olabilirsin, ama sana bir savaş hikâyesini hatırlatayım. Bir zamanlar senin gibiler de heyecanla savaşa gidiyorlarmış. Allah Allah Allah diye gidiyorlarmış, cephede yenilince de gerisin geriye, Allah Allah, Allah Allah, nasıl yenildik diyorlarmış. Senin de başına bu gelecek inşallah. ifadelerini kullandı.Başbakanın siyasi parti liderlerini üslup üzerinden eleştirmesine de karşı çıkan Demirtaş, Senden başka kışkırtan yok ki, sen bir sussan seçim atmosferi barış içinde geçecek. Senden başka tahrik eden, hakaret eden yok. Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. Başka da kimse kimseyi tehdit etmiyor. şeklinde konuştu. Başbakanın sadece kendisine oy verenleri Allahın yarattığına inandığını vurgulayan Demirtaş, Bize diyor, yaradılanı Yaradandan ötürü severiz diyor. İyi de, bana öyle geliyor ki, sen sadece Allahın sana oy verenleri yarattığını zannediyorsun, sana oy vermeyenleri Allah yaratmadı zannediyorsun herhalde. Sen bir tek onları seviyorsun. Sana oy veren dışında, Allahın tek bir kulunu sevdiğini görmedik. Mesela sen Berkin Elvanı sevmiyorsun, Ceylan Önkolu sevmiyorsun, Uğur Kaymazı sevmiyorsun. Sevseydin, 15 yaşındaki bir çocuğun katledilmesiyle ilgili böyle mi konuşurdun? Hani yaradılanı Yaradandan ötürü seviyordun? Hani İsrail, Filistinde çocukları katlederken sen van minüt diye bağırıyordun, senin yaptığın farklı mı? Ölümler arasına ayrım koymak, ölümler arasında ayrım yapmak kendine insanım diyene yakışmaz. Burakcan da Berkin de bu halkın çocuklarıdır. Hepsi candır, hepsi ana kuzusudur. Anaların gözyaşlarının rengi arasında fark yoktur. Ama kullandığı cümlelere bir bakar mısınız? O diyor ekmek almaya gitmedi, ne ekmeği, yüzü poşuluydu, taş attı diyor. Şimdi ne diyebilirsiniz ki? Farz edelim ekmek almaya gitmedi, farz edelim senin zulmüne bir taş da ben atayım dedi. Öldürmen mi gerekiyor, cezası ölüm mü? Bunu savunabiliyor. Bunlar kışkırtmadan başka bir şey değil, kendi kitlesine, topladığı insanlara acılı anaları yuhalatıyor. Evladını daha yeni defnetmiş anaları oradaki insanlara yuhalatıyor. Orada yuhalayan insanlara da yazıklar olsun diyorum, onların da Müslümanlıkla, insanlıkla alakası olamaz. Bir acılı anneyi yuhalamanın insanlıkla alakası olamaz. dedi.RUH SAĞLIĞINIZ İÇİN BAŞBAKAN ÇIKTIĞINDA TELEVİZYONU KAPATINBaşbakan televizyonlara çıktığında dinlenmemesi, televizyonun kapatılması tavsiyesinde de bulunan Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: Bütün kanallar onu canlı veriyor, ama Başbakan çıktığında kapatın, adam kısa devre yapmış, ne konuştuğunu bilmiyor. 25 tane kanal, özel kanal Başbakanı canlı yayınlıyor. Yetmiyor TRT canlı yayınlıyor. Ben şimdi merak ediyorum, TRT genel müdürüne sesleniyorum. Sen AKPnin yayınlarını, bizim tam 240 katımız orada canlı veriyorsun. TRT Genel Müdürü beni dinliyorsa soruyorum, sen Tayyip Erdoğanın memuru değilsin, senin aldığın maaş, TRTye aldığın kameraman, oraya harcadığın her kuruş buradaki BDPli, HDPlilerin de cebinden çıkıyor. Sizin babanızın parası değil, babanızın kanalı da değil. Suç işliyorsun TRT Genel Müdürü olarak suç işliyorsun, istifa etmen lazım. Eğer AKPde siyaset yapacaksan, istifa eder gider AKPde aday olursun, ama TRT Genel Müdürlüğü koltuğunda oturup partilere ambargo uygulayamazsın. Sen AKPnin özel kanalı değilsin. TRTyi bu şekilde AKP özel yayıncılığı haline getirmeye hakları yoktur. Bunları boykot edin, boykot, Başbakanı çıkaran, canlı yayınlayan her kanalı kapatın, izlemeyin bile. Sizin ruh sağlığınız için söylüyorum. Çocuklar korkmasın diye söylüyorum.Demiştaş, ayrıca hiçbir yerde ittifak anlaşmaları olmadığını da ifade ederek, insanların kafasının karıştırılmak istendiğini sözlerine ekledi.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
16.03.2014
DemirtaşBaşbakançıktığındatelevizyonukapatınDemirtaş Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Niğde'den Kimse Yok Mu yardım TIR'ı dualarla uğurlandı
Haber3
18.02.2014
14:27
Niğdeden

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından başlatılan ve birçok sivil toplum kuruluşunun desteklediği Sana İhtiyacım Var kampanyası kapsamında Niğdede yardımsever vatandaşların hazırladığı 1 TIR yardım malzemesi dualarla uğur.

Haber3
Son Dakika
18.02.2014
NiğdedenKimseYokMuyardımTIRıdualarlauğurlandıNiğdeden Kimse Yok Mu yardım TIRı dualarla uğurlandı
Bayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Zaman
29.01.2014
10:48
Herkesin Avrupaya gitmek için çabaladığı bir zamanda o Avrupadan hem de Bayern Münih gibi bir marka takımı bırakarak Türkiye’ye geldi. 11 yaşından itibaren Bayern Münih takımının altyapısında top koşturan efsane futbolcu Uğur Tütüneker’den başkası değildi.Gazeteci – Yazar Behram Kılıç’ın kaleme aldığı ‘Araftaki Kramponlar’ isimli kitapta bir dönemin yıldızlarından Uğur Tütüneker’in hayatına dair bilinmeyen hikayeler yer alıyor. Henüz 11 yaşında olan Tütüneker’in Almanlar tarafından keşfedilmesi teyze çocuklarıyla gidilen bir antrenman maçı sayesinde gerçekleşiyor. Münihe 600 km. uzaklıkta bir kasabada oturan Uğur, bir gün bu şehirde yaşayan teyzesini ziyarete gider. Teyzesinin iki oğlu, Burak ve Batu; B.Münih altyapısındadır. Uğur ise o sıralar kasaba takımında oynuyor. Teyze çocukları ile o gün B.Münih’in antrenmanına çıkarlar. Bu antrenman onun hayatını değiştirecektir. B.Münih’in alt yapı hocası Uğuru çok beğenir. Ve ona “Bundan sonra sürekli gelemez misin?” diye sorar. ASKERLIK PARASI B.MÜNİHTENUğur bu teklifin önemini o gün iyi kavrayamamıştır. Hocaya hem yaşadığı şehri söyler hem de babasının fikrini alması gerektiğini. Babası Mehmet Bey, Bursada Akınsporda futbol oynamıştır. B.Münihin nasıl bir takım olduğunu biliyordur. Oğluna hiç düşünmeden izin verir. Uğur bir buçuk sene teyzesinde kalır. Altyapıda başarılı olunca, kulüp ailesinin gelmesi için ona baskı yapmaya başlar. Babası da oğlunda ışık gören kulüp yetkililerinin dediğini yaparak Münihe taşınır. Artık Uğur B.Mühih altyapısında büyüyordur.O dönemde takımda başka bir Türk daha vardır: Erhan Önal. Tütüneker, O A takımda oynuyordu. Ben ise o sıralar 14-16 yaş grubundaydım. Olimpiyat Stadında hafta sonu oynanan maçlara top toplayıcı olarak giderdik. Ona, Paul Breitnere, Klaus Augenthalere, Karl-Heinz Rummeniggeye çok top attım diyor.18 yaşında B.Münih amatör takımına yükselir. 1984-85 senesine gelindiğinde artık A takım kadrosundadır. Takımın hocası ünlü Udo Lattekdir. Uğur, B.Münihte 2 sene kalacak, iki şampiyonluk yaşayacak, ancak tek bir lig maçında dahi forma giyemeyecektir. B.Münihin devamlı yıldızları transfer ettiği bir dönemde kadrosunda yer almak büyük başarıdır ona göre. Bu sırada, B.Münih takımının 1985-86 yılındaki Augenthaler, kaleci Aumann, Eder, Hoenes, Matthaus, Niedermayer, Pfaff, Pflügler, Rummeniggeli meşhur kadroyu gösteriyor elindeki fotoğrafa bakarak İşte bu ortadaki benim. Bu takımda iyi olmazsan bu kareye bile giremezsin diyor.FENERE GOL ATINCA KENDİNİ İSPATLARO yıllar statü gereği Almanyada takımlar iki yabancı futbolcu oynatmaktadır. Kalede Belçikalı Jean-Marie Pfaff vardır. Bir de Danimarkalı Sören Lerby. Uğurun, takımın en önemli kozlarından Lerbynin oynamaması halinde forma şansı vardır. Üstelik aynı mevkinin oyuncuları değillerdir. Bu durum teknik direktör Udo Latteki de üzmektedir. Bir gün beni yanına çağırdı. Sana üzülüyorum, dedi. Bu duruma bir çare bulmamız gerekiyor. Üçüncü yabancı olarak kulübede oturmanın bile zor olduğu o takımda Uğura bu kadar değer verilmesinin sebebi yetenekleridir. İki sezon boyunca 14 lig maçında ilk 16ya giren Uğur, B.Münih formasını ancak özel maçlarda ve çarşamba günleri oynanan rezerv lig maçlarında giyer.Lattek, maç eksiğini bu şekilde giderdiği oyuncusu için sonunda bir çözüm yolu bulur. Uğura Alman vatandaşı ol. Takıma girmen garantidir. der. Hatta ismi de hazırdır: Uwe. O yıllardaki yasalara göre Alman vatandaşı olabilmesi için Türkiyede askerlik yapması gerekiyordur. Paralı askerlik yapacaktım. Kulüp gerekli parayı bana verdi. Türkiyeye geldim. 2 ay askerlik yaptım. Sonra, neden vazgeçtim Alman vatandaşı olmaktan bilmiyorum. Tekrar Almanyaya döndüm.Kulübün, Nürnberg ve Stuttgartda kiralık olarak göndermeyi düşünmeye başladığı günlerde Uğuru, 1986-87 sezonunda G.Saray Teknik Direktörü Jupp Derwall ister. 22 yaşındadır. Babası da G.Saraya transfer olmasını çok arzular ama Uğur Türkiyeye yabancıdır. Hedefinde Türkiye yoktur. Çünkü G.Saray, iki sene evvel, o daha B.Münihin amatör takımına yeni girmişken teklifte bulunmuş, fakat Uğur bu teklifi kabul etmemiştir: Amatörde iyi bir performans göstermiştim. O sırada Türk basınında hakkımda birkaç haber çıkmıştı. Dönemin kulüp başkanı Alp Yalmanla İstanbulda buluştuk. Ama anlaşmaya yanaşmadım. Hedefim B.Münihte oynamaktı. Çünkü ben o takımla büyümüştüm. Bayern çocukluğumun takımıydı.İki sene sonra şartlar değişir. Oynaması lazımdır. Üstelik G.Saraya gelmesi halinde daha çok para alacaktır. Bu sefer transfer görüşmesi Almanyada gerçekleşir. Alp Yalmanın yanında Derwall de vardır. Doğru dürüst Türkçe bilmiyordum. Alp Yalmanla görüşmeyi babam yaptı. Derwall de bana, ‘İstanbulda güzel günler geçireceksin’ dedi.TÜRKÇE KONUŞAMIYORDUÇokları için kapalı kutu olan U
Zaman
Son Dakika
29.01.2014
BayernMünih’inaskerdeyolunugözlediğiTürkBayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Bayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Zaman
29.01.2014
10:48
Herkesin Avrupaya gitmek için çabaladığı bir zamanda o Avrupadan hem de Bayern Münih gibi bir marka takımı bırakarak Türkiye’ye geldi. 11 yaşından itibaren Bayern Münih takımının altyapısında top koşturan efsane futbolcu Uğur Tütüneker’den başkası değildi.Gazeteci – Yazar Behram Kılıç’ın kaleme aldığı ‘Araftaki Kramponlar’ isimli kitapta bir dönemin yıldızlarından Uğur Tütüneker’in hayatına dair bilinmeyen hikayeler yer alıyor. Henüz 11 yaşında olan Tütüneker’in Almanlar tarafından keşfedilmesi teyze çocuklarıyla gidilen bir antrenman maçı sayesinde gerçekleşiyor. Münihe 600 km. uzaklıkta bir kasabada oturan Uğur, bir gün bu şehirde yaşayan teyzesini ziyarete gider. Teyzesinin iki oğlu, Burak ve Batu; B.Münih altyapısındadır. Uğur ise o sıralar kasaba takımında oynuyor. Teyze çocukları ile o gün B.Münih’in antrenmanına çıkarlar. Bu antrenman onun hayatını değiştirecektir. B.Münih’in alt yapı hocası Uğuru çok beğenir. Ve ona “Bundan sonra sürekli gelemez misin?” diye sorar. ASKERLIK PARASI B.MÜNİHTENUğur bu teklifin önemini o gün iyi kavrayamamıştır. Hocaya hem yaşadığı şehri söyler hem de babasının fikrini alması gerektiğini. Babası Mehmet Bey, Bursada Akınsporda futbol oynamıştır. B.Münihin nasıl bir takım olduğunu biliyordur. Oğluna hiç düşünmeden izin verir. Uğur bir buçuk sene teyzesinde kalır. Altyapıda başarılı olunca, kulüp ailesinin gelmesi için ona baskı yapmaya başlar. Babası da oğlunda ışık gören kulüp yetkililerinin dediğini yaparak Münihe taşınır. Artık Uğur B.Mühih altyapısında büyüyordur.O dönemde takımda başka bir Türk daha vardır: Erhan Önal. Tütüneker, O A takımda oynuyordu. Ben ise o sıralar 14-16 yaş grubundaydım. Olimpiyat Stadında hafta sonu oynanan maçlara top toplayıcı olarak giderdik. Ona, Paul Breitnere, Klaus Augenthalere, Karl-Heinz Rummeniggeye çok top attım diyor.18 yaşında B.Münih amatör takımına yükselir. 1984-85 senesine gelindiğinde artık A takım kadrosundadır. Takımın hocası ünlü Udo Lattekdir. Uğur, B.Münihte 2 sene kalacak, iki şampiyonluk yaşayacak, ancak tek bir lig maçında dahi forma giyemeyecektir. B.Münihin devamlı yıldızları transfer ettiği bir dönemde kadrosunda yer almak büyük başarıdır ona göre. Bu sırada, B.Münih takımının 1985-86 yılındaki Augenthaler, kaleci Aumann, Eder, Hoenes, Matthaus, Niedermayer, Pfaff, Pflügler, Rummeniggeli meşhur kadroyu gösteriyor elindeki fotoğrafa bakarak İşte bu ortadaki benim. Bu takımda iyi olmazsan bu kareye bile giremezsin diyor.FENERE GOL ATINCA KENDİNİ İSPATLARO yıllar statü gereği Almanyada takımlar iki yabancı futbolcu oynatmaktadır. Kalede Belçikalı Jean-Marie Pfaff vardır. Bir de Danimarkalı Sören Lerby. Uğurun, takımın en önemli kozlarından Lerbynin oynamaması halinde forma şansı vardır. Üstelik aynı mevkinin oyuncuları değillerdir. Bu durum teknik direktör Udo Latteki de üzmektedir. Bir gün beni yanına çağırdı. Sana üzülüyorum, dedi. Bu duruma bir çare bulmamız gerekiyor. Üçüncü yabancı olarak kulübede oturmanın bile zor olduğu o takımda Uğura bu kadar değer verilmesinin sebebi yetenekleridir. İki sezon boyunca 14 lig maçında ilk 16ya giren Uğur, B.Münih formasını ancak özel maçlarda ve çarşamba günleri oynanan rezerv lig maçlarında giyer.Lattek, maç eksiğini bu şekilde giderdiği oyuncusu için sonunda bir çözüm yolu bulur. Uğura Alman vatandaşı ol. Takıma girmen garantidir. der. Hatta ismi de hazırdır: Uwe. O yıllardaki yasalara göre Alman vatandaşı olabilmesi için Türkiyede askerlik yapması gerekiyordur. Paralı askerlik yapacaktım. Kulüp gerekli parayı bana verdi. Türkiyeye geldim. 2 ay askerlik yaptım. Sonra, neden vazgeçtim Alman vatandaşı olmaktan bilmiyorum. Tekrar Almanyaya döndüm.Kulübün, Nürnberg ve Stuttgartda kiralık olarak göndermeyi düşünmeye başladığı günlerde Uğuru, 1986-87 sezonunda G.Saray Teknik Direktörü Jupp Derwall ister. 22 yaşındadır. Babası da G.Saraya transfer olmasını çok arzular ama Uğur Türkiyeye yabancıdır. Hedefinde Türkiye yoktur. Çünkü G.Saray, iki sene evvel, o daha B.Münihin amatör takımına yeni girmişken teklifte bulunmuş, fakat Uğur bu teklifi kabul etmemiştir: Amatörde iyi bir performans göstermiştim. O sırada Türk basınında hakkımda birkaç haber çıkmıştı. Dönemin kulüp başkanı Alp Yalmanla İstanbulda buluştuk. Ama anlaşmaya yanaşmadım. Hedefim B.Münihte oynamaktı. Çünkü ben o takımla büyümüştüm. Bayern çocukluğumun takımıydı.İki sene sonra şartlar değişir. Oynaması lazımdır. Üstelik G.Saraya gelmesi halinde daha çok para alacaktır. Bu sefer transfer görüşmesi Almanyada gerçekleşir. Alp Yalmanın yanında Derwall de vardır. Doğru dürüst Türkçe bilmiyordum. Alp Yalmanla görüşmeyi babam yaptı. Derwall de bana, ‘İstanbulda güzel günler geçireceksin’ dedi.TÜRKÇE KONUŞAMIYORDUÇokları için kapalı kutu olan U
Zaman
Ana Sayfa
29.01.2014
BayernMünih’inaskerdeyolunugözlediğiTürkBayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Aslan, Ege'de unvan bıraktı
Zaman
07.10.2013
02:39
Galatasaray, Mancini yönetiminde çıktığı ilk Süper Lig maçında hayal kırıklığı yaşattı. Ege temsilcisi Akhisar’a 2-1 yenilen Cim Bom, sezonun ilk mağlubiyetini de tattı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar tutuk görünen Aslan, iki gol atan Niasse’yi durduramadı. Drogba’nın tek sayısı ise Sarı-Kırmızılılara çare olamadı.Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Juventus’tan alınan 1 puanla moral bulan Galatasaray, Roberto Mancini’yle ilk lig maçında Akhisar Belediye Gençlikspor’a 2-1 yenildi. Bu sezon Türkiye’de inişli çıkışlı grafik çizen Sarı-Kırmızılılarda öncelik zirve yarışından kopmamaktı. Namağlup Cim Bom’da kırmızı kart cezalıları Selçuk ve Melo’yla sakat Hamit ile Engin karşılaşmada forma giymedi. İtalyan hoca, sakatlık, cezalı ve yabancı kısıtlaması nedeniyle kadrosunda tasarrufa gitti. Formda Umut’u yedek bırakan Mancini, genç yetenek Bruma’yı da maçın gidişatına göre kenara alarak maça başladı.Defans ağırlıklı dizilişle rakibine karşı koymak isteyen Mancini’nin tercihleri ilk 15 dakikada yetersiz kaldı. Bu zaman diliminde Burak Yılmaz’la dört pozisyon bulan Aslan, bütün tehlikelerde ofsaytta kaldı. Birlikte oynamamanın verdiği acemice hatalar yüzünden bir türlü oyun kuramayan Galatasaray, kaleye ilk şutunu Drogba’yla 27. dakikada çekti. Dengeli futbolunu bozmayan Ege temsilcisiyse yakaladığı fırsatı 34’te gole çevirdi. Kornerden gelen topu iyi takip eden Niasse, Muslera’dan önce davranarak meşin yuvarlağı hedefle buluşturdu: 1-0. Bulduğu sayıyı korumayı başaran Akhisar, soyunma odasına mutlu gitti.İkinci devrede de bir şey değişmedi. Galatasaray tatsız futbol oynuyor, ev sahibi ise temkinli yaklaşıyordu. Sabri’nin yerine oyuna dahil edilen Bruma da takımına çare olamadı. 57. dakikada açılışı yapan Niasse bir kez daha çıktı sahneye. Başarılı forvet, ceza alanı önünde oluşan karambolde ayağına dolanan topu düzelterek farkı açtı: 2-0. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Sarı-Kırmızılılar bütün varıyla rakip alana konuşlandı. Drogba, 68’de Aslan’ı umutlandırsa da 90 dakika sonunda skor tabelası Akhisar’ın 2-1’lik galibiyetini yazıyordu.Cim Bom’dan ‘İyi oynamadık’ itirafıGalatasaraylı futbolcular Yekta, Chedjou ve Ceyhun, Akhisar yenilgisini değerlendirdi. Mağlubiyeti eksik kadroya bağlayan Yekta, “Maç eksiği etkiledi beni. Kötü mağlubiyet oldu, iyi de oynayamadık. Yeni sisteme adapte olacağız.” dedi. Savunmada görev yapan Chedjou, “Puan kaybetmememiz gereken maçtan puansız ayrılıyoruz.” diye üzüntüsünü belirtti. Ceyhun, Gülselam “Çok üzgünüz, çünkü galip gelmek istiyorduk ama bugün oyunumuzu yansıtamadık sahaya ve yenildik.” ifadelerini kullandı.İmparator’a destek, Tulun’a istifa davetiGalatasaray taraftarı, Akhisar deplasmanında da eski hocaları Fatih Terim’i unutmazken yeni teknik patronları Roberto Mancini’yi tribünlere çağırdı. Sportif koordinatör Bülent Tulun’u istifaya davet eden futbolseverler uzunca süre “Bülent Tulun istifa” diye tezahürat yaptı. Tribünlerde Fatih Terim için ise “Sana başkan olmak yakışır İmparator Fatih Terim” pankartı açıldı. Taraftarlar, Drogba’yı da “Siz hepiniz, tek Drogbaba” pankartıyla destekledi. Başkan Ünal Aysal ise zorlu deplasmanda takımı yalnız bıraktı.AKHİSAR: 2 - G.SARAY: 1AKHİSAR BLD.GENÇLİKSPOR: Oğuz 7, Emrah Eren 7, Sonko 7, Uğur 7, Çağdaş 5, Merter 5, Ahmet Cebe 5 (Dk. 75 Kenan 4), Bilal 8, Güray 7 (Dk. 90+3 Serkan ?), Bruno 5 (Dk. 68 Sertan 3), Niasse 8GALATASARAY: Muslera 5, Eboue 4 (Dk. 90 Emre ?), Chedjou 4, Gökhan 3, Hakan 3, Ceyhun 3, Sabri 3 (Dk. 46 Bruma 4), Yekta 4 (Dk. 79 Umut 3), Sneijder 3, Drogba 5, Burak 2GOLLER: Dk. 34, 57 Niasse / Dk. 68 DrogbaSARI KARTLAR: Emrah, Uğur / GökhanHAKEMLER: Barış Şimşek 7, Bahtiyar Birinci 7,Mehmet Metin 7STAT: Manisa 19 Mayıs
Zaman
En Çok Okunan
07.10.2013
AslanEgedeunvanbıraktıAslan Egede unvan bıraktı
Aslan, Ege'de unvan bıraktı
Zaman
07.10.2013
01:55
Galatasaray, Mancini yönetiminde çıktığı ilk Süper Lig maçında hayal kırıklığı yaşattı. Ege temsilcisi Akhisar’a 2-1 yenilen Cim Bom, sezonun ilk mağlubiyetini de tattı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar tutuk görünen Aslan, iki gol atan Niasse’yi durduramadı. Drogba’nın tek sayısı ise Sarı-Kırmızılılara çare olamadı.Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Juventus’tan alınan 1 puanla moral bulan Galatasaray, Roberto Mancini’yle ilk lig maçında Akhisar Belediye Gençlikspor’a 2-1 yenildi. Bu sezon Türkiye’de inişli çıkışlı grafik çizen Sarı-Kırmızılılarda öncelik zirve yarışından kopmamaktı. Namağlup Cim Bom’da kırmızı kart cezalıları Selçuk ve Melo’yla sakat Hamit ile Engin karşılaşmada forma giymedi. İtalyan hoca, sakatlık, cezalı ve yabancı kısıtlaması nedeniyle kadrosunda tasarrufa gitti. Formda Umut’u yedek bırakan Mancini, genç yetenek Bruma’yı da maçın gidişatına göre kenara alarak maça başladı.Defans ağırlıklı dizilişle rakibine karşı koymak isteyen Mancini’nin tercihleri ilk 15 dakikada yetersiz kaldı. Bu zaman diliminde Burak Yılmaz’la dört pozisyon bulan Aslan, bütün tehlikelerde ofsaytta kaldı. Birlikte oynamamanın verdiği acemice hatalar yüzünden bir türlü oyun kuramayan Galatasaray, kaleye ilk şutunu Drogba’yla 27. dakikada çekti. Dengeli futbolunu bozmayan Ege temsilcisiyse yakaladığı fırsatı 34’te gole çevirdi. Kornerden gelen topu iyi takip eden Niasse, Muslera’dan önce davranarak meşin yuvarlağı hedefle buluşturdu: 1-0. Bulduğu sayıyı korumayı başaran Akhisar, soyunma odasına mutlu gitti.İkinci devrede de bir şey değişmedi. Galatasaray tatsız futbol oynuyor, ev sahibi ise temkinli yaklaşıyordu. Sabri’nin yerine oyuna dahil edilen Bruma da takımına çare olamadı. 57. dakikada açılışı yapan Niasse bir kez daha çıktı sahneye. Başarılı forvet, ceza alanı önünde oluşan karambolde ayağına dolanan topu düzelterek farkı açtı: 2-0. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Sarı-Kırmızılılar bütün varıyla rakip alana konuşlandı. Drogba, 68’de Aslan’ı umutlandırsa da 90 dakika sonunda skor tabelası Akhisar’ın 2-1’lik galibiyetini yazıyordu.Cim Bom’dan ‘İyi oynamadık’ itirafıGalatasaraylı futbolcular Yekta, Chedjou ve Ceyhun, Akhisar yenilgisini değerlendirdi. Mağlubiyeti eksik kadroya bağlayan Yekta, “Maç eksiği etkiledi beni. Kötü mağlubiyet oldu, iyi de oynayamadık. Yeni sisteme adapte olacağız.” dedi. Savunmada görev yapan Chedjou, “Puan kaybetmememiz gereken maçtan puansız ayrılıyoruz.” diye üzüntüsünü belirtti. Ceyhun, Gülselam “Çok üzgünüz, çünkü galip gelmek istiyorduk ama bugün oyunumuzu yansıtamadık sahaya ve yenildik.” ifadelerini kullandı.İmparator’a destek, Tulun’a istifa davetiGalatasaray taraftarı, Akhisar deplasmanında da eski hocaları Fatih Terim’i unutmazken yeni teknik patronları Roberto Mancini’yi tribünlere çağırdı. Sportif koordinatör Bülent Tulun’u istifaya davet eden futbolseverler uzunca süre “Bülent Tulun istifa” diye tezahürat yaptı. Tribünlerde Fatih Terim için ise “Sana başkan olmak yakışır İmparator Fatih Terim” pankartı açıldı. Taraftarlar, Drogba’yı da “Siz hepiniz, tek Drogbaba” pankartıyla destekledi. Başkan Ünal Aysal ise zorlu deplasmanda takımı yalnız bıraktı.AKHİSAR: 2 - G.SARAY: 1AKHİSAR BLD.GENÇLİKSPOR: Oğuz 7, Emrah Eren 7, Sonko 7, Uğur 7, Çağdaş 5, Merter 5, Ahmet Cebe 5 (Dk. 75 Kenan 4), Bilal 8, Güray 7 (Dk. 90+3 Serkan ?), Bruno 5 (Dk. 68 Sertan 3), Niasse 8GALATASARAY: Muslera 5, Eboue 4 (Dk. 90 Emre ?), Chedjou 4, Gökhan 3, Hakan 3, Ceyhun 3, Sabri 3 (Dk. 46 Bruma 4), Yekta 4 (Dk. 79 Umut 3), Sneijder 3, Drogba 5, Burak 2GOLLER: Dk. 34, 57 Niasse / Dk. 68 DrogbaSARI KARTLAR: Emrah, Uğur / GökhanHAKEMLER: Barış Şimşek 7, Bahtiyar Birinci 7,Mehmet Metin 7STAT: Manisa 19 Mayıs
Zaman
Ana Sayfa
07.10.2013
AslanEgedeunvanbıraktıAslan Egede unvan bıraktı
Aslan, Ege'de unvan bıraktı
Zaman
07.10.2013
01:53
Galatasaray, Mancini yönetiminde çıktığı ilk Süper Lig maçında hayal kırıklığı yaşattı. Ege temsilcisi Akhisar’a 2-1 yenilen Cim Bom, sezonun ilk mağlubiyetini de tattı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar tutuk görünen Aslan, iki gol atan Niasse’yi durduramadı. Drogba’nın tek sayısı ise Sarı-Kırmızılılara çare olamadı.Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Juventus’tan alınan 1 puanla moral bulan Galatasaray, Roberto Mancini’yle ilk lig maçında Akhisar Belediye Gençlikspor’a 2-1 yenildi. Bu sezon Türkiye’de inişli çıkışlı grafik çizen Sarı-Kırmızılılarda öncelik zirve yarışından kopmamaktı. Namağlup Cim Bom’da kırmızı kart cezalıları Selçuk ve Melo’yla sakat Hamit ile Engin karşılaşmada forma giymedi. İtalyan hoca, sakatlık, cezalı ve yabancı kısıtlaması nedeniyle kadrosunda tasarrufa gitti. Formda Umut’u yedek bırakan Mancini, genç yetenek Bruma’yı da maçın gidişatına göre kenara alarak maça başladı.Defans ağırlıklı dizilişle rakibine karşı koymak isteyen Mancini’nin tercihleri ilk 15 dakikada yetersiz kaldı. Bu zaman diliminde Burak Yılmaz’la dört pozisyon bulan Aslan, bütün tehlikelerde ofsaytta kaldı. Birlikte oynamamanın verdiği acemice hatalar yüzünden bir türlü oyun kuramayan Galatasaray, kaleye ilk şutunu Drogba’yla 27. dakikada çekti. Dengeli futbolunu bozmayan Ege temsilcisiyse yakaladığı fırsatı 34’te gole çevirdi. Kornerden gelen topu iyi takip eden Niasse, Muslera’dan önce davranarak meşin yuvarlağı hedefle buluşturdu: 1-0. Bulduğu sayıyı korumayı başaran Akhisar, soyunma odasına mutlu gitti.İkinci devrede de bir şey değişmedi. Galatasaray tatsız futbol oynuyor, ev sahibi ise temkinli yaklaşıyordu. Sabri’nin yerine oyuna dahil edilen Bruma da takımına çare olamadı. 57. dakikada açılışı yapan Niasse bir kez daha çıktı sahneye. Başarılı forvet, ceza alanı önünde oluşan karambolde ayağına dolanan topu düzelterek farkı açtı: 2-0. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Sarı-Kırmızılılar bütün varıyla rakip alana konuşlandı. Drogba, 68’de Aslan’ı umutlandırsa da 90 dakika sonunda skor tabelası Akhisar’ın 2-1’lik galibiyetini yazıyordu.Cim Bom’dan ‘İyi oynamadık’ itirafıGalatasaraylı futbolcular Yekta, Chedjou ve Ceyhun, Akhisar yenilgisini değerlendirdi. Mağlubiyeti eksik kadroya bağlayan Yekta, “Maç eksiği etkiledi beni. Kötü mağlubiyet oldu, iyi de oynayamadık. Yeni sisteme adapte olacağız.” dedi. Savunmada görev yapan Chedjou, “Puan kaybetmememiz gereken maçtan puansız ayrılıyoruz.” diye üzüntüsünü belirtti. Ceyhun, Gülselam “Çok üzgünüz, çünkü galip gelmek istiyorduk ama bugün oyunumuzu yansıtamadık sahaya ve yenildik.” ifadelerini kullandı.İmparator’a destek, Tulun’a istifa davetiGalatasaray taraftarı, Akhisar deplasmanında da eski hocaları Fatih Terim’i unutmazken yeni teknik patronları Roberto Mancini’yi tribünlere çağırdı. Sportif koordinatör Bülent Tulun’u istifaya davet eden futbolseverler uzunca süre “Bülent Tulun istifa” diye tezahürat yaptı. Tribünlerde Fatih Terim için ise “Sana başkan olmak yakışır İmparator Fatih Terim” pankartı açıldı. Taraftarlar, Drogba’yı da “Siz hepiniz, tek Drogbaba” pankartıyla destekledi. Başkan Ünal Aysal ise zorlu deplasmanda takımı yalnız bıraktı.AKHİSAR: 2 - G.SARAY: 1AKHİSAR BLD.GENÇLİKSPOR: Oğuz 7, Emrah Eren 7, Sonko 7, Uğur 7, Çağdaş 5, Merter 5, Ahmet Cebe 5 (Dk. 75 Kenan 4), Bilal 8, Güray 7 (Dk. 90+3 Serkan ?), Bruno 5 (Dk. 68 Sertan 3), Niasse 8GALATASARAY: Muslera 5, Eboue 4 (Dk. 90 Emre ?), Chedjou 4, Gökhan 3, Hakan 3, Ceyhun 3, Sabri 3 (Dk. 46 Bruma 4), Yekta 4 (Dk. 79 Umut 3), Sneijder 3, Drogba 5, Burak 2GOLLER: Dk. 34, 57 Niasse / Dk. 68 DrogbaSARI KARTLAR: Emrah, Uğur / GökhanHAKEMLER: Barış Şimşek 7, Bahtiyar Birinci 7,Mehmet Metin 7STAT: Manisa 19 Mayıs
Zaman
Spor
07.10.2013
AslanEgedeunvanbıraktıAslan Egede unvan bıraktı
Van Yücel'in vasiyeti gerçekleştirildi
Zaman
21.08.2013
16:16
Ünlü şairlerden Can Yücelin ismi, vasiyeti üzerine İzmirde oluşturulan hatıra ormanına verildi. Ormanda, Yücelin yanı sıra toplumsal olaylarda hayatlarını kaybeden 80 kişi adına da fidan dikildi.Ünlü şair Can Yücelin vasiyeti, Seferihisar Belediyesi ve yazar-şair Cezmi Ersözün ortaklaşa projesiyle hayata geçti. Seferihisar Kocaçay mevkiinde belediyeye ait alanda hayata geçirilen orman, aynı zamanda şairin doğum günü olan 21 Ağustos günü fidan dikim töreni ile açıldı. Törende Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri de hazır bulundu. Projenin kendilerine iletildikten sonra heyecan duyduklarını ve hızla çalışmalara başladıklarını belirten Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Can Yücelin vasiyetini yerine getirirken yalnızca onu değil; aynı zamanda bu topraklarda hayatını erken kaybetmiş her insanı, her devrimciyi de anmak istedik. Bugün fidanlarımıza onların isimlerini verdik. Aileleri ve yakınları da bugün bizimle birlikteydi. Duygusal bir gün oldu. Kaybettiklerimizin isimleribu ormanda yaşayacak dedi.Vasiyetin, gerçekleştirilen hatıra ormanı ile vücut bulmasında önemli rol oynayan yazar şair Cezmi Ersöz ise şunları söyledi:Can Yücel, Şarabiydi adlı kitabını yazma sürecinde yolumuz sevgi karileri Ömer Atılganla kesişti. Ömer Atılgan, Can Babanın İzmirde hastanede yattığı günlerde hep yanı başındaydı. Can Baba son nefesini vermeden birkaç gün önce Ömer Atılgana, sizlerden tek bir şey istiyorum, benim adıma bir orman yapın. Ağaçların her biri ülkemizde öldürülen devrimcilerin isimlerini taşısın demiş. Bu vasiyeti Ömer Atılgan bana aktardı. Bu ormanı kim yapar diye düşündüğümüzde aklımıza ilk olarak Seferihisar Belediye Başkanı sevgili Tunç Soyer geldi. Kendisiyle geçtiğimiz nisan ayında Can Yücel Sokağında buluştuk. Vasiyeti kendilerine aktardım. Hiç tereddüt etmeden seve seve, çok da güzel olur dedi. İşte o gün Can Yücel Ormanı için kolları sıvadık. Deniz Gezmişten Uğur Mumcuya, Harun Karadenizden Abdi İpekçiye, Nesimi Çimenden İbrahim Kaypakkayaya, Musa Anterden Hrant Dinke, Ethem Sarısülükten Abdullah Cömerte, Ali İsmail Korkmazdan Mehmet Ayvalıtaşa öldürülen her isim için bugün birer fidan diktik. Yoldaşlarımızı anarken elbette hüzünleniyoruz ama ülkemize ilk kez bir devrim ormanı yapmanın heyecanını da yaşıyoruz. Bugün aynı zamanda Can Yücelin doğum günü. Bizler daha özgür ve haysiyetli yaşayalım diye, devrime can verenler hepsi birer Can oldu. Bizi bir araya getiren Can Yücel için ancak şunu söyleyebiliriz; aşk olsun be sana Can Baba, aşk olsun.Öte yandan, Gezi Parkı olaylarında hayatlarını kaybeden isimlerin aileleri de yaptıkları açıklamalarda, kendilerine terörist muamelesi yapılmamasını istediklerini ve vatanın gerçek sahiplerinden olduklarını söyledi.(İHA)
Zaman
Son Dakika
21.08.2013
Van/">VanYücelinvasiyetigerçekleştirildiVan-Yücelin-vasiyeti-gerçekleştirildi/">Van Yücelin vasiyeti gerçekleştirildi
2014’te hedef 100 yerli film
Zaman
17.07.2013
02:08
2014te ‘dalya demeye hazırlanan Türk sineması, önümüzdeki sezonun set çalışmalarına başladı.Henüz resmi ağızlarda telaffuz edilmese de Türk sinemasının 100. yılı için 100 yerli film hedefi birkaç yıldır kulislerde dillendiriliyor. Yeşilçamın altın yıllarını ayrı tutarsak, 2000lerden sonra bir yılda en fazla 71 film ‘rekor olarak kaydedilmişti. Şu günlerde çekimleri tamamlayıp post prodüksiyon aşamasında olan yerli filmler olsa da çoğu itibarıyla sete çıkmaya hazırlanıyor. Nizam Erenin katkılarıyla yeni sezonda karşımıza çıkacak filmleri bir araya topladık:Kış Uykusu: Listenin başında, Nuri Bilge Ceylanın yeni filmi Kış Uykusu var. Kültür Bakanlığından 750 bin TLlik destek alan filmde Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbağ ve Nadir Sarıbacak rol alıyor. Post prodüksiyon aşamasında olan film, muhtemelen Cannes Film Festivalinde görücüye çıkacak.Tamam mıyız?: Çağan Irmak, Dedemin İnsanları’ndan sonra kadrosunu gizli tuttuğu Tamam mıyız? filmini çekiyor. TIMS Yapım tarafından çekilecek filmin vizyon tarihi 29 Kasım 2013.Peri Masalı: Cehennem filminde hüsrana uğrayan yönetmen Biray Dalkıran vazgeçmiyor ve beşinci filmi Peri Masalı ile sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.Benim Dünyam: Uğur Yücel, Nisan ayında 32. İstanbul Film Festivalinde gösterilen ‘Soğuk filmi için vizyon beklerken kolları sıvadı. 2005 yapımı Hint filmi ‘Blackten uyarlanan filmde Beren Saat ve Hazar Ergüçlü rol alıyor. Çekimleri Büyükadada yapılan filmin vizyon tarihi 25 Ekim 2013.Ateş ve Su: Evim Sensin ile iyi bir gişe başarısı yakalayan Özcan Deniz, yönetmenliğini de yapacağı yeni filmi Ateş ve Suda kan davasının ortasında geçen bir aşk hikâyesi anlatacak. 15 Kasım 2013te vizyona girecek filmde Özcan Deniz ve Yasemin Allen başrolde.Benimle Oynar mısın?: Şu sıralar yıkımı gerçekleştirilen Beşiktaş İnönü Stadının ana karakter olarak yer alacağı filmin yönetmeni Aydın Bulut. Eyşan Özhim ile Erkan Petekkayanın oynadığı film, Beşiktaşlı bir anne-kızın hikâyesini anlatıyor. Vizyon tarihi, 27 Eylül 2013.Dabbe-Cin Çarpması: Dabbe ve Semum filmleriyle Türk korku sinemasında kendine has bir çizgide ilerleyen yönetmen Hasan Karacadağın Cin Çarpması 2 Ağustosta sinemalarda olacak. Yönetmenin El-Nazar adlı başka bir filmi ise aralık ayında vizyona girecek.Şeytan-ı Racim: Akın Ataçın yönettiği Şeytan-ı Racim, 13 Eylülde gösterime giriyor.Banka: 2006 yapımı Eve Dönüş filminin yönetmeni Ömer Uğur ‘Banka ile geri dönüyor.İftarlık Gazoz: 624 bin TL ile Kültür Bakanlığından en yüksek ikinci desteği alan Yüksel Aksu, ‘İftarlık Gazozda bir Ege komedisine girişecek. Çekimleri henüz başlamayan filmde, iftarlık için gazoz satan bir seyyar satıcının maceraları anlatılacak.Gulyabani: Orçun Benlinin yönettiği gerilim-korku filminde Deniz Uğur, Perihan Savaş ve Cüneyt Arkın rol alıyor. Belgrad Ormanlarında çekilen film 28 Şubat 2014te gösterime girecek. Gel: Hüseyin Karabeyin yeni filmi Sesime Gel, çekimleri tamamlansa da vizyon için destek toplamaya devam ediyor.Şevkat Yerimdar: Bir televizyon programında doğan Şevkat Yerimdar, Bülent İşbilenin yönetmenliğinde ekim ayında vizyona girmeye hazırlanıyor.Meryem: Atalay Taşdiken, 2008 yapımı ‘Kız Kardeşim filminin devamında Mehmet Usta, Zeynep Çamcı, İsmail Hacıoğlu ve Mustafa Uzunyılmaz ile çalıştı. Konyada çekilen filmin vizyon tarihi 20 Eylül 2013.Bensiz: Ahmet Küçükkayalının yönettiği filmde Metin Akdülger, Öykü Çelik ve Nurseli İdiz oynuyor. Devam filmlerinden önümüzdeki sezonun vizyonu da nasiplenecek: Hükümet Kadın 2, Abimm: Firar, Çılgın Dersane 3, Behzat Ç. Ankara Yanıyor, Kolpaçino Amsterdam, Temel Barselonanın Şifresi... Ayrıca, Tolgahan Sayışman ve Saadet Işıl Aksoy, Büyük Sürgün; Şevket Çoruh ve Tuba Ünsal, Hayat Sana Güzel; Engin Akyürek ve Farah Zeynep Abdullah, Bir Küçük Eylül Meselesi filmleri ile beyazperdeye gelecek. Mahsun Kırmızıgül de bütün bir yıl TV dizileri sonrası yeniden sinemaya dönecek. Kırmızıgülün birinde oynayıp yöneteceği, diğerinde ise sadece oynayacağı iki film yine Boyut Film yapımcılığında. İsimleri henüz açıklanmayan filmlerden birinin vizyon tarihi 7 Kasım 2014.Yerli animasyonda da hareketli günler bizi bekliyor. Şahin Derunun yönettiği Uzay Kuvvetleri 2911 ile Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu önümüzdeki sezonun yerli animasyonları. Tuna Kiremitçinin romanı ‘Bu İşte Bir Yalnızlık Var, Kerem Topuzun yöneteceği Lavinya da çekimler için gün sayan projeler.
Zaman
Kültür
17.07.2013
2014’tehedef100yerlifilm2014’te hedef 100 yerli film
Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Zaman
12.07.2013
07:13
Mısır’daki darbe, fısıldanan bir soruyu Türkiye’nin gündemine taşıdı: Bizde artık darbe olur mu?Bunun iki sebebi var. Birincisi, ABD ve Avrupa’nın bir darbeyi, savundukları bütün demokratik ilkeleri unutarak desteklemeleri… Yani Batı’nın menfaatleri söz konusu olduğunda, demokrasinin uluslararası bir teminatı yok. Küresel güç merkezlerinden bir işaret, el altından destek ve sonrasında darbenin adını bile anmama hali var. Kestirmeden söyleyelim; Türkiye’de –maazallah- bir darbe olsa ve Mısır’dakine takındığı tavrı ABD ve AB bize takınsa, cuntacılara yol verse, al sana darbe...İkincisi, Taksim Gezi Parkı’ndaki bir kıvılcımın, yüzde elli oy ile gelmiş bir iktidarı on beş gün içinde sarsması şaşırtıcı değil mi? Hatırlayınız, ABD ve AB, Gezi Parkı olaylarında her fırsatta belki yirmi defa hep hükümete fatura kesti. Tamam, ilk iki gündeki tepkileri anladık. Ama ondan sonra aleni olarak bir düğmeye basıldığı besbelli bir organizasyonla, bir iktidarı sandık dışı yollarla devirmenin hamlesi ile karşı karşıyayız. Taksim’i bir Tahrir yapmak çabaları, eğer AK Parti’nin büyük şehirlerdeki meydan mitingleri ile frenlenmeseydi, acaba Türkiye’de durum ne olurdu? Sayın Başbakan’ın İstanbul’daki çalışma ofisini, Ankara’daki evini basma girişimleri gerçekleşseydi, acaba şimdi neyi konuşuyorduk?Demek ki, darbe olur mu sorusu boşuna yüksek sesle sorulmuyor.Şimdi buna bağlı olarak ikinci bir soru soralım: Türkiye, hâlâ darbeye müsait bir ülke mi? Evet, iki açıdan gayet müsait.Birincisi, cuntalara cesaret ve yol veren vesayetçi yapı, yüzde 20’lik bir zaafa rağmen hâlâ ayakta. Kimse kendini kandırmasın. Darbe ve darbeye teşebbüsün yargılanması ile “artık darbe devri bitmiştir” rehavetine sürüklenmesin… Vesayete güç veren odakların hepsi ayakta. “Diren Türkiye” dedikleri, “diren vesayet”tir…İkincisi, bir darbe öncesinde; provokasyonları, şiddet ve terörü çok kısa zamanda kaos ortamına dönüştürecek üç tehlikeli zemin var: Türk-Kürt, Sünni-Alevi, yaşam tarzlarındaki farklılığın getirdiği kutuplaşma.Bu üç zemindeki zaaflarımız devam ediyor. Allah korusun, bir Türk-Kürt iç savaşının kıvılcımını çakmak hiç de zor değil. Çözüm süreci hâlâ güven vermeyen, her an PKK terörünün hortlayacağı bir çizgide gidiyor. Milletimizin büyüklüğü, inancı ve birlikte yaşama iradesi, bu tehlikeye direnmemizi sağlıyor.Suriye üzerinden bir Sünni-Alevi çatışmasını, mezhep savaşına çevirmek için çok açık provokasyonlar var. Sivas, Erzincan Başbağlar, Çorum, Maraş, Gazi olayları, DHKP-C’nin yeniden uyandırılması, “Ali’siz Alevilik” için Avrupa’da çok ciddi çalışmaların varlığı, bu tehlikenin boyutunu anlatmaya yeter.Üçüncü olarak Gezi Parkı olaylarının en somut sonucu, yaşam tarzı farklı kesimler arasındaki güvensizliği ve kutuplaşmayı had safhaya çıkartmış olmasıdır. Sırf bu kutuplaşma için işlenmiş olan Uğur Mumcu ve benzer cinayetleri bile böylesine kin, nefret, ötekileştirme ortamı sağlayamamıştı…Eğer siyasiler, başta iktidar, işin vahametini görür ve tedbir alınırsa bu tehlikeli oyunu bozabiliriz. 68 kuşağı olarak biz birbirimize yıllarca, “kahrolsun komünistler”, “kahrolsun faşistler” diye bağırdık. “Bizden olmayanlar”ın kahrolmasıyla, kimsenin bu ülkede huzur içinde yaşamayacağını bilemedik.Önümüzde hâlâ bir fırsat var. Kısmi değil baştan aşağı yeni ve sivil bir anayasa... Çıkış yolu, o anayasanın getireceği demokratikleşme ve farklılıklarımızla bir arada yaşamadır. Aynı gemideyiz. Anayasa üzerinden siyaset hesapları devam ederse, Türkiye’yi elli yıl geriletebilirler…
Zaman
En Çok Okunan
12.07.2013
HüseyinGülerce-Bizdededarbeolurmu?Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Zaman
12.07.2013
01:57
Mısır’daki darbe, fısıldanan bir soruyu Türkiye’nin gündemine taşıdı: Bizde artık darbe olur mu?Bunun iki sebebi var. Birincisi, ABD ve Avrupa’nın bir darbeyi, savundukları bütün demokratik ilkeleri unutarak desteklemeleri… Yani Batı’nın menfaatleri söz konusu olduğunda, demokrasinin uluslararası bir teminatı yok. Küresel güç merkezlerinden bir işaret, el altından destek ve sonrasında darbenin adını bile anmama hali var. Kestirmeden söyleyelim; Türkiye’de –maazallah- bir darbe olsa ve Mısır’dakine takındığı tavrı ABD ve AB bize takınsa, cuntacılara yol verse, al sana darbe...İkincisi, Taksim Gezi Parkı’ndaki bir kıvılcımın, yüzde elli oy ile gelmiş bir iktidarı on beş gün içinde sarsması şaşırtıcı değil mi? Hatırlayınız, ABD ve AB, Gezi Parkı olaylarında her fırsatta belki yirmi defa hep hükümete fatura kesti. Tamam, ilk iki gündeki tepkileri anladık. Ama ondan sonra aleni olarak bir düğmeye basıldığı besbelli bir organizasyonla, bir iktidarı sandık dışı yollarla devirmenin hamlesi ile karşı karşıyayız. Taksim’i bir Tahrir yapmak çabaları, eğer AK Parti’nin büyük şehirlerdeki meydan mitingleri ile frenlenmeseydi, acaba Türkiye’de durum ne olurdu? Sayın Başbakan’ın İstanbul’daki çalışma ofisini, Ankara’daki evini basma girişimleri gerçekleşseydi, acaba şimdi neyi konuşuyorduk?Demek ki, darbe olur mu sorusu boşuna yüksek sesle sorulmuyor.Şimdi buna bağlı olarak ikinci bir soru soralım: Türkiye, hâlâ darbeye müsait bir ülke mi? Evet, iki açıdan gayet müsait.Birincisi, cuntalara cesaret ve yol veren vesayetçi yapı, yüzde 20’lik bir zaafa rağmen hâlâ ayakta. Kimse kendini kandırmasın. Darbe ve darbeye teşebbüsün yargılanması ile “artık darbe devri bitmiştir” rehavetine sürüklenmesin… Vesayete güç veren odakların hepsi ayakta. “Diren Türkiye” dedikleri, “diren vesayet”tir…İkincisi, bir darbe öncesinde; provokasyonları, şiddet ve terörü çok kısa zamanda kaos ortamına dönüştürecek üç tehlikeli zemin var: Türk-Kürt, Sünni-Alevi, yaşam tarzlarındaki farklılığın getirdiği kutuplaşma.Bu üç zemindeki zaaflarımız devam ediyor. Allah korusun, bir Türk-Kürt iç savaşının kıvılcımını çakmak hiç de zor değil. Çözüm süreci hâlâ güven vermeyen, her an PKK terörünün hortlayacağı bir çizgide gidiyor. Milletimizin büyüklüğü, inancı ve birlikte yaşama iradesi, bu tehlikeye direnmemizi sağlıyor.Suriye üzerinden bir Sünni-Alevi çatışmasını, mezhep savaşına çevirmek için çok açık provokasyonlar var. Sivas, Erzincan Başbağlar, Çorum, Maraş, Gazi olayları, DHKP-C’nin yeniden uyandırılması, “Ali’siz Alevilik” için Avrupa’da çok ciddi çalışmaların varlığı, bu tehlikenin boyutunu anlatmaya yeter.Üçüncü olarak Gezi Parkı olaylarının en somut sonucu, yaşam tarzı farklı kesimler arasındaki güvensizliği ve kutuplaşmayı had safhaya çıkartmış olmasıdır. Sırf bu kutuplaşma için işlenmiş olan Uğur Mumcu ve benzer cinayetleri bile böylesine kin, nefret, ötekileştirme ortamı sağlayamamıştı…Eğer siyasiler, başta iktidar, işin vahametini görür ve tedbir alınırsa bu tehlikeli oyunu bozabiliriz. 68 kuşağı olarak biz birbirimize yıllarca, “kahrolsun komünistler”, “kahrolsun faşistler” diye bağırdık. “Bizden olmayanlar”ın kahrolmasıyla, kimsenin bu ülkede huzur içinde yaşamayacağını bilemedik.Önümüzde hâlâ bir fırsat var. Kısmi değil baştan aşağı yeni ve sivil bir anayasa... Çıkış yolu, o anayasanın getireceği demokratikleşme ve farklılıklarımızla bir arada yaşamadır. Aynı gemideyiz. Anayasa üzerinden siyaset hesapları devam ederse, Türkiye’yi elli yıl geriletebilirler…
Zaman
Köşe Yazıları
12.07.2013
HüseyinGülerce-Bizdededarbeolurmu?Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Zirve sanığı davayı yönlendirmek için site açmış
Zaman
03.06.2013
17:21
Malatyadaki Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davada sanık İlker Çınar, tutuklu sanıklardan Levent Ercan Gelegenin yayıneviyle ilgili jandarmaya bilgi aktardığını, emekli albay Mehmet Ülgerin talimatıyla kurduğu internet sitesi aracılığıyla soruşturmayı manipüle etmeye çalıştığını söyledi.Zirve Yayınevinde Alman uyruklu Tilman Geske ile Uğur Yüksel ve Necati Aydının boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 78. duruşmasında, gizli tanık Deniz Uygar kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan davanın tanığı ve sanığı İlker Çınarın çapraz sorgusuna devam edildi. Sabah saatlerinde başlayan duruşmada, görüntüsü karartılarak telekonferans yöntemiyle çapraz sorgusu yapılan İlker Çınarın konuşmaları teknik arıza nedeniyle kesintili olarak alınınca duruşmaya ara verildi. Teknik arızanın giderilmesinin ardından devam eden duruşmada tutuklu sanık Levent Ercan Gelegen, İlker Çınara sorular yöneltti. Gelegen, Sosyal paylaşım sitesi Facebookta Türkiye Protestan Gençlik Birliği adı altında bir grup oluşturulmuş, Türkiye Protestan Kiliseler Birliği yönetiminin istifasını istiyorlar. Sen bunu bilmeden neden Protestan Gençlik Birliği yoktur dedin? şeklinde soru sordu. Soru üzerine Çınar, Sen Malatya Jandarma Alay eski Komutanı emekli Albay Mehmet Ülgerin talimatıyla malatyazirvesanik.blogspot.com bir site kurdun. Sahte bir link açtın. Facebooktan root oluşturdun. Sanki cemaati varmış gibi bir sahte bir birlik kurdun. Sonrada kiliseler birliğini istifaya davet ettin. Senin bu sitende sahte belgelerde konu edilen kişilerin isimleri bulunuyor. İnternette ve sosyal medyada bu tür faaliyetleri yürüttün. Böylece misyonerler arasında Mehmet Ülger ve ekibi tarafından yürütülen cinayetin Hıristiyan cemaatindeki ekoller savaşı sonucu gerçekleştiği tezine destek olmaya çalıştın. Bunlar senin Mehmet Ülgere verdiğin destektir cevabını verdi. Çınar, Levent Ercan Gelegenin soruşturma kapsamında daha önce verdiği ifadelerin de çeliştiğini dile getirdi. Gelegenin soruşturma kapsamında verdiği ifadede kendisiyle bir kez görüştüğünü belirttiğine değinen Çınar, buna karşın astsubay Abdullah Atılgan ile aynı ortamda bir kez, internet kafede ise bir kez daha görüştüklerini hatırlattı. Levent Ercan Gelegenin 2005 yılında eski adı Kayra olan Zirve Yayınevindeki işten ayrıldığının altını çizen Çınar, cinayetlerden sonra, davanın azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan tutuklu sanıklardan ve aynı zamanda Zirve Yayınevi eski çalışanı Hüseyin Yelkiden yardım kampanyasına katılım daveti almasına dikkat çekti. Duruşmada söz alan tutuklu sanık Hüseyin Yelki, cezaevi yönetiminin Sana yönelik içeriden ve dışarıdan bir baskı yapılıyor mu? şeklinde sorduğunu, soruyu Böyle bir baskı görmedim şeklinde yanıtladığını söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa bu konuyla ilgileneceklerini ifade etti. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
03.06.2013
ZirvesanığıdavayıyönlendirmekiçinsiteaçmışZirve sanığı davayı yönlendirmek için site açmış
Gedik ve Aslan Sahnede
Haberler.com
17.04.2013
08:10
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında tanışan Ömür Gedik ve Uğur Aslan; ilişkiler üzerine, şarkıların ve şiirlerin yer aldığı bir müzikalde buluşuyor.
Haberler.com
Magazin
17.04.2013
GedikveAslanSahnedeGedik ve Aslan Sahnede
Gedik ve Aslan Sahnede
Haberler.com
17.04.2013
08:09
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında tanışan Ömür Gedik ve Uğur Aslan; ilişkiler üzerine, şarkıların ve şiirlerin yer aldığı bir müzikalde buluşuyor.
Haberler.com
Son Dakika
17.04.2013
GedikveAslanSahnedeGedik ve Aslan Sahnede
Benzemez Kimse Sana da Uğur Arslan ın Hakkı Yendi
Haberler.com
10.09.2012
09:53
Yazın en popüler programı olmayı başaran Benzemez Kimse Sana final yaptı.
Haberler.com
Magazin
10.09.2012
BenzemezKimseSanadaUğurArslanınHakkıYendiBenzemez Kimse Sana da Uğur Arslan ın Hakkı Yendi
Keser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Haberler.com
21.08.2012
06:20
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında yaptığı Mustafa Keser taklidi ile birinci olan Uğur Arslan, kazandığı 20 bin lira karşılığındaki dokuz akülü....
Haberler.com
Magazin
21.08.2012
KeserinTaklidiyleDokuzAkülüSandalyeKeser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Keser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Haberler.com
21.08.2012
06:16
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında yaptığı Mustafa Keser taklidi ile birinci olan Uğur Arslan, kazandığı 20 bin lira karşılığındaki dokuz akülü....
Haberler.com
Son Dakika
21.08.2012
KeserinTaklidiyleDokuzAkülüSandalyeKeser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Ahmet Kaya modası!
Türkiye Gazetesi
19.06.2012
02:11
M. Kurtbay Önür İSTANBULMagazin Gazetecileri Derneğinin 13 yıl önce düzenlenen ödül töreninde tepkilere maruz kalan bir müddet sonra da yurt dışına çıkan Ahmet Kaya yıllarca televizyon ekranlarından hayranları ile buluşmuştu. Ölümünden sonra da müzik kanallarının yanı sıra ulusal kanallardaki belgeseller ve programlarda sık sık klipleri boy gösteren ünlü sanatçının adı 10. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarında Pakistanlı Ahmet Nesir ile bir kez daha gündeme gelmişti. Şimdilerde Star ekranlarında yayınlanan Benzemez Kimse Sana adlı yarışmada ortaya çıkan Uğur Arslanla yeniden konuşulmaya başladı. Uğur Arslan yorumu ve siması ile seyirciye tekrar Ahmet Kayayı hatırlatırken, Magazin Gazetecileri Derneği de düzenlediği ödül törenlerine ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
19.06.2012
AhmetKayamodasıAhmet Kaya modası
11:59 - Taksicilerin sitemi
Takvim
13.06.2012
14:49
Meclisteki yeni düzenlemeyle değnekçiye 2 yıl hapis, korsan taksiye binene de 216 lira para cezası geliyor. Yetkisi olmadan park ücreti alan veya almaya teşebbüs edenlere ise 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.

Korsan taksicilik bitecek
Yeni düzenlemeyle birlikte en başta korsan taksiciliğin önüne geçilmesi hedefleniyor. Konuyu İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Y. Yahya Uğurun sorduk ve bu işin aslını kendisinden dinledik. Uğur, korsan taksi kavramının çok iyi bilinmesi gerektiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Uğur, Bu durumu anlamak için korsan taksi kavramını çok iyi bilmek gerekiyor. Korsan taksicilikte özel araç sahibi uyanık vatandaşlarımız vergi ödemeden ve herhangi bir yasal gerekçeye dayanmadan taksicilik yapıyor. Böylelikle bizim ticari faaliyetlerimize de ortak oluyorlar. Korsan taksicilik, bu işi hakkıyla yapan taksici esnafını bitirmeye yöneliktir. Bizde buna karşı çıkmak ve bunu engellemek için Meclisteki bu yeni düzenlemenin sonuna kadar destekliyoruz. İstanbul Taksiler Odası olarak korsan taksiyi bitirmek istiyoruz. Hatta bunda kararlıyız. Bizim odamızda tüm taksicilerin kayıtları tutulmaktadır ve arkadaşlarımız belirli eğitimlerden geçmektedirler. Bunlar çok önemli hususlardır dedi.

Taksiciler karardan mutlu
Taksiciler de bu düzenlemeyle birlikte biraz olsun rahatlamış. İstanbulda Sakızağacı Taksi Durağında taksicilik yapan ve uzun yıllarını bu mesleğe veren Güngör İpek, Cezayı korsan taksiye binenler hak ediyor. Eğer bu ceza kesilirse insanlar korsan taksiye binmekten vazgeçerler. Bana şu anda deseler ki Sana günlük 500 TL vereceğiz, korsan taksici ol yapamam. Ben 14 yıldır taksiciyim. dedi. Güngörle aynı görüşte olan isimlerden biri de Eser Altındağ. Altındağ bu konuya olan tepkisini şu şekilde dile getiriyor: İstanbulda bulunan normal taksilerin neredeyse yarısı kadar da korsanı var. Bunlar bizim müşterilerimizin yarısını alıyor. Binen kişilere verilecek olan cezayı doğru buluyorum. Hükümet biz taksicilere bu konuyla ilgili söz verdi. Bunla ilgili çalışmaları olacak. Biz de buradan hükümete teşekkür ediyoruz.

Takvim
Son Dakika
13.06.2012
1159-Taksicilerinsitemi1159 - Taksicilerin sitemi
Uğur 'umut' oldu
Türkiye Gazetesi
29.01.2012
02:32
> ANTALYA-YOZGAT-MARDİN İHAAkdeniz Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yüz ve kol nakli birçok kişi için umut oldu. İstanbul’da yaşayan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Güven Gökboru’nun yüzü, henüz 7 yaşındayken kızgın yağ dökülmesi sonucu yandı. 25’e yakın operasyon geçirmesine rağmen eski yüzüne kavuşamayan Gökboru; “Uğur Acar’ı gördükten sonra bir umut ışığı doğdu. Prof. Dr. Ömer Özkan ile görüştüm. ‘Umarım sana da bir yüz nakli olur. Verici kişi de çıkarsa neden olmasın, yaparız’ dedi. Hayatımda bu kadar heyecan duymamıştım” dedi. Gökboru, verdiği doku örneklerinin ardından kendisi için gelecek olan sevindirici bir haberi beklemeye başladı.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
29.01.2012
UğurumutolduUğur umut oldu
Ellerimle yaptığım yemekleri Norveç’e bile gönderdim!
Gazete Şok
20.11.2011
02:56
Uğur: Sevgili Okşan Abla, itiraf etmek gerekirse daha önce sana bu yazıyı yazacağımı söyleseler, güler geçerdim. Ama şimdi sana dertlerini yazan o insanları daha iyi anlıyorum. Çünkü şu anda beni...
Gazete Şok
Son Dakika
20.11.2011
EllerimleyaptığımyemekleriNorveç’ebilegönderdimEllerimle yaptığım yemekleri Norveç’e bile gönderdim
Uğur Dündar kovuldu mu kovduruldu mu?
İnternet Haber
27.10.2011
14:32
Star TVnin satılmasının ardından Aydın Doğanın Sana verecek koltuğum yok demesiyle şok olan Uğur Dündar bugün bir karar daha aldı..

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
27.10.2011
UğurDündarkovuldumukovduruldumu?Uğur Dündar kovuldu mu kovduruldu mu?
Uğur Dündar ne demek istedi?
İnternet Haber
27.10.2011
09:58
Star TVnin satılmasının ardından Aydın Doğanın Sana verecek koltuğum yokm demesiyle şok olan Uğur Dündar bugün bir karar daha aldı..

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
27.10.2011
UğurDündarnedemekistedi?Uğur Dündar ne demek istedi?
İngiliz planı devrede!
Türkiye Gazetesi
05.06.2011
02:24
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası bir yayın kurumunun pervasızca taraf tutması, propaganda yapması talihsizliktir, saygısızlıktır ama aynı zamanda çok da manidardır” dedi. Erdoğan, Adana Uğur Mumcu Meydanı’nda düzenlenen mitingde, önceki gün The Economist dergisinin yayınladığı haberi eleştirdi. Derginin, dünyada örneği görülmeyecek şekilde “CHP’ye oy verin” diye yayın yaptığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: SANA NE?!. “Son derece münasebetsiz bir makale yayınladı. Ben dün Konya’da da açıkladım. Eğer bu dergi AK Parti’ye oy verin deseydi, ona da karşı çıkardım. Sana ne ya!.. Senin Türkiye’nin işiyle ne alakan var? Haber vereceksen ver! Uluslararası bir yayın kurumunun bu derece pervasızca taraf tutması, propaganda yapma ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
05.06.2011
İngilizplanıdevredeİngiliz planı devrede
Bayati Peşrev-Benzemez Kimse Sana-Uğur Çınar
Haber3
05.05.2011
23:02
Bayati Peşrev-Benzemez Kimse Sana-Uğur Çınar
Haber3
Son Dakika
05.05.2011
BayatiPeşrev-BenzemezKimseSana-UğurÇınarBayati Peşrev-Benzemez Kimse Sana-Uğur Çınar
BBP lideri Topçu: İdamın geri gelip gelmemesini halka soracağız
Samanyolu Haber
29.03.2011
19:07


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu, Anadoluyu karış karış dolaşarak idamın geri gelip gelmemesini millete soracaklarını söyledi. Kayseride şeker toplamak için evlerinden çıkan ve Uğur Veli G. tarafından öldürülen Ahmet Tuna Tekin ve Dilruba Tekinin cenazelerine katılan Topçu, idamın geri getirilmesiyle ilgili çalışmalara başladıklarını dile getirdi. Meclisin gündemiyle milletin gündeminin örtüşmeye başladığının altını çizen Topçu, Ama bu örtüşme keşke bu acıları yaşamadan, keşke biz feryat etmeden olsaydı. Evet milletin üç tane problemi var. En büyük problemi güvenlik. Sadece dağlarımız, ovalarımız güvensiz değil. Şehirlerimiz, sokaklarımız, insanlarımız da güvensiz. Tabii ki bireysel hak ve özgürlükle ilgili problemlerimiz var. Şimdi bu acıyla ifade ettiğim gibi bu tip acılarla güvenliğimizle ilgili bir tartışma başladı. Buna vesile olmaktan dolayı memnunum. Bunun peşini de bırakmayacağım. Anadolunun her metrekaresinde arkadaşlarımız milletin hakkı olan bir meseleyi millete soracaklar. Bölücü terör, ekonomik terör ve ahlaki terörle ilgili idam geri gelsin mi gelmesin mi? Bununla ilgili bir referandum ister misiniz istemez misiniz? Bu konularla ilgili imzaları toplayacağım. Bir hafta sonra yine milletin temsilcileriyle Meclise yürüyeceğim. Götürüp Meclisin ortasına koyacağım. Bakacağız ki milletin vicdanıyla vekillerin vicdanı birbirine örtüşecek mi? Bu kadar zulümden sonra bu millet bunu hak etmiyor. 20 yaşına evlat getireceksin yetiştireceksin, 26 yıldır terörle alakalı gereğini yapamayacaksın, fidanları bayrağa sarıp sarıp gönderteceksin. Öbür taraftan çocuklarımıza sahip çıkamayacağız. Bedrettin Haliç Köprüsünde, Fırat boğazı kopmuş çöpte, Türkan ırzına tecavüz edilmiş gölete gömülmüş bulunacak. Bunları bu millet hak etmiyor. Bir devletin imanı adalettir. Eğer devlet terör mağdurlarına bu çocuklarımıza yapılan saldırı ve ölümle biten işlere bir adalet koyamıyorsa devletin imanından bahsetmek mümkün değildir. Millete bunu soracağız ve millet inşallah devletin imanını hak edene hak ettiğini verecektir. Önümüzde seçim var, referandumla ilgili her şey tastamamdır. Bu konuyla ilgili bunun ötesi olması gerekir. dedi. Bu konuyla ilgili bir takım mahfillerin karşı çıkabileceğine değinen Topçu, onları tuzu kurular olarak nitelendirdiğini belirtti. Onların çocuklarının cephelere gitmediğini, el bebek gül bebek, dadılarda özel yerlerde büyüdüklerini öne süren Topçu, Vatandaşın çocuğu dağa gitmiş, orda ölmüş burada ölmüş bunların umurunda değil. Bunları çağdaşlıkla açıklamak da insanlık suçudur, ayıptır. Onlara buradan çağrıda bulunuyorum. Hiç tecavüze uğramış çocuğu gördünüz mü, dokundunuz mu? Ben onlardan daha vicdanlıyım. Onları kınıyorum. Bu işlerin çağdaşlığı mı var. Çağdaş hukuk benim hukukumu savunacak hukuktur. Her şey insan için olmalıdır. Dinde, devlette, hukukta insan için olmalıdır. Bunların hepsi millet iradesiyle yapılacak işlerdir. Millet kendiyle ilgili meselelerde kendisi karar vermesi gerekir. Benim acımı devletin affetme hakkı yoktur. Birilerinin bana yapılan saldırı ve acıya müddet biçme hakkı da yoktur. Çağdaş hukukta idam yokmuş, sana mı kaldı, benim adıma nasıl konuşursun? Tuzu kurulara itibar etmiyoruz. Milleti karış karış dolaşıp milletin iradesini getirip Meclisin ortasına koyacağız. şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
29.03.2011
BBPlideriTopçuİdamıngerigelipgelmemesinihalkasoracağızBBP lideri Topçu İdamın geri gelip gelmemesini halka soracağız
KAN DONDURAN İTİRAF
Samanyolu Haber
26.03.2011
23:47
Kayseride 3 çocuğu öldüren katil zanlısı suçunu böyle itiraf etti.

Kayseride bundan 1 buçuk yıl önce şeker toplamaya çıkan üç çocuktan birini tecavüz edip bıçakla, Ahmet Tuna ve Dilruba Tekini boğarak öldüren katil zanlısı Uğur Veli Gülışık adliyeye getirildi. Zanlının getirilişi sırasında polis önlem alırken, öldürülen çocukların yakınları zanlıya saldırıp linç etmek istedi ancak polis saldırganları çocuk katiline yaklaştırmadı. Emniyet Müdürlüğünden Ankara ve Kayseriden olayı soruşturan özel ekibin kontrolünde adliye binasına getirilen Uğur Veli Gülışıkın çok korktuğu ve sürekli başını önüne eğdiği görüldü. Çevik kuvvet polisleri, Burası Kayseri. Sana Adliyeyi ve cezaevini dar edeceğiz gibi sözler ve küfürler eden ölen çocukların yakınlarını zanlıya saldırmaktan koruyup, süratle nöbetçi Cumhuriyet Savcısına götürdü. Öfkeli kabalık ise teskin edilerek, dağıtıldı. ZANLININ İFADESİ Almanyada eşinden boşandıktan sonra Talas ilçesinde çocukları öldürülen Ay ve Tekin ailelerine 200 metre ötedeki Pembeköşk apartmanının 3. katında yakınlarıyla oturan Uğur Veli Gülışıkın, cinayetleri nasıl işlediği, ifadesinde ayrıntılarıyla yer aldı. Kayseri ve Ankaradan gelen özel ekip tarafından sorgulanan zanlıya, Yozgatın Çayıralan ilçesindeki cep telefonu sinyallerinden ulaşıldı. Zanlı Gülışık ifadesinde şu bilgileri verdi: Şeker toplamak için kapımı çalan Türkay Ay, Ahmet Tuna ve Dilruba Tekini evde kimsenin de olhmamasından ve yalnız kalmamdan yararlanarak ,apartman dairesinde ellerini bağlayıp, ağızlarını koli bantı ile bantlayıp alıkoydum. Daha sonra Türken Aya tecacüz edip, bıçakla öldürdüm. Etrafa kanlar sıçradı. Kanları temizledikten sonra Ahmet Tuna ve son olarak Dilrubayı,arkadan tek tek ağızlarını kapatıp, boyunlarını sıkarak öldürdüm. 3 çocuğun cesetlerini banyoya koyup, bayramın 3.günü (23 Eylül 2009), Cumhuriyet meydanındaki bir marketten iki bavul satın aldım.Türkan ile Ahmetin cesetlerini bavullara, Dilrubanın cesedini se evdeki bir valize koyup, kiraladım otomobilin bağajına evden tek tek indirip, doğum yerim olan Yozgatın Çayıralan ilçesindeki baraj göletinin orada kazdığım 1 metrelik çukura üst üste koydum. Suçunu itiraf eden üç çocuğun katili Uğur Veli Gülışık öldürdüğü çocuklar içinde en çok Dilrubaya üzüldüğünü belirterek, poliste alınan ifadesinde Dilrubaya arkasından sarılıp, ağzını kapattım. Sonra sağ kolumla bastırarak boynunu sıkıştırdım. Ölmemek için çok çırpındı. 1 buçuk yıldır vicdan azabı çekiyorum. Dilrubanın çırpınarak kollarım arasındaki can verişini hiç unutamadım.
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.03.2011
KANDONDURANİTİRAFKAN DONDURAN İTİRAF
Gökçek sert konuştu
Samanyolu Haber
03.02.2011
14:13
Tv8?de Ankara Temsilcisi Erkan Tan?ın hazırlayıp sunduğu Erkan Tan ile Başkent?ten programına bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek konuk oldu.

Kendisine Kılıçdaroğlu ve CHP uzmanı olduğunu ifade eden Gökçek, muhalefete yönelik sert açıklamalarda bulundu. Gökçek: ?Sayın Baykal?ın ayağını bir komployla kaydırdılar. Bu kişinin CHP içinde şu anda çok önemli bi konumda olduğu da ayyuka çıktı. Yerine Kılıçdaroğlu geldi. Kılıçdaroğlu onun yerini dolduruyor mu? Onun karizması çizilmiş. Kendi kendine çizdi, fıkralara konu oldu. Havaalanında Erzurum diye Batman uçağına binerken geri döndürmediler mi? Yanında o kadar danışmanı var, Milletvekilleri var. Şimdi bu fıkra mı değil mi? Mesela anlatıyorlar, doğru mu değil mi bilemiyorsunuz. Geçenlerde bir havaalanında yürüyen merdivenlerdeyken elektrik kesiliyor, beş dakika beklemiş diyorlar. Bir tarafa Baykal?ı koyacaksın, bir tarafa Kılıçdaroğlu?nu; Baykal ağır basar. Kılıçdaroğlu hangi neticeyi alırsa alsın, maksimum altı ay sonra seçimde güle güle. O geçici bir genel başkan. Seçim mağlubiyetinin faturasını Kılıçdaroğlu?na çıkaracaklar. Bana göre Gürsel Tekin?in gelmesi lazım. Ama Ergenekoncular Süheyl Batum istiyor. Gürsel Tekin ulusalcılara uzak olduğu, anadolu politikası yapmaya çalştığı için, İstanbul?da baronlar Gürsel?i yerler. Hangi konuda yalan söylemişim? Ben Kılıçdaroğlu?nun yalanını herkesin önünde söyledim. Bana yalancı deseler ben mahkemeye veririm. Niye vermiyor? Kimin mağlup olduğu ortada değil mi? Uğur Dündar ile bize bir tezgah hazırladılar. Belgeler elimde. İçeride nasıl çalıştılar karar aldılar hepsini göstereceğim. Bu işin peşine düştüm. Bana konulacak kameraya, lambaya kadar konuşmaları var. Oturup taktik bulmak için konuşuyorlar. Referandum boyunca Kılıçdaroğlu?na onlarca soru sordum, bir tanesine cevap verebildi mi? Hadi şimdi versin, 81 vilayette sergisini açarım. ?Borçları bitirmek lazım dedik. Cemal Aydın, 10 trilyon borcu var dedi, 40 trilyon çıktı. Bunların hepsi ödendi. Transfer yapılacak dedik, şu anki transferler Galatasaraydaki Beşiktaştaki gibi transferler. Ankaragücünün tarihinde böyle bir takım gördünüz mü? En büyük tesisi Ankaragücü?ne kazandıracağız dedik, kazandırdık. Bunlar sonucunda huzur lazım. Ama arkadaki yöneticiler ve bir ufak grup buna engel oluyor. Bu ufak grup tribünlerden temizlenecek. Kimsenin kimseye sövme hakkı yoktur. Herkes gelecek, edebiyle maç izleyecek. Sporda şiddet yasası çıktıktan sonra bu pisliklerin hepsi temizlenecek.? ?Yargı eskiden kimindi de bugün biz ele geçirdik?? Gökçek: ?Eskiden başkalarının mıydı da bugün biz ele geçirdik? Bunun cevabı verilse sorun çözülür. Adli yargıda bi sorunum yok; fakat İdari Mahkeme?de, özellikle Çankaya Belediyesi, CHP?liler ve onlarla beraber hareket eden odalar bizm hakkımızdaki dava açma meselesini alşkanlık haline getirmişler. Yüzlerce binlerce dava açıyorlar. CHP?liler İdari Mahkeme?de açtıkları davaların 98%?ini kazanıyorlar. Demek ki bizim yaptığımız her şey yanlış. Aynı konuda Eskişehir?de, İzmir?de dava açılınca Belediye kazanıyor. Bunun takdiri de millete kalmıştır. Bu alışkanlığın yeni anayasa değişikliğiyle düzeleceğine inanıyorum. Yerindelik kararı Yargı?nın, idarenin yerine kendisini koyarak karar vermesidir. Anayasa da yasa da bunu kesinlikle engelliyor.? diye konuştu. ?CHP?lilerden kalanları aldığınız için ideolojik davrandığınız düşünülebilir mi?? sorusuna: ?Diyelim ki ideolojik davrandım, kendim çalışacağım ekibi seçme hakkına sahip değil miyim? Diyelim ki tercihim bu, kime hesap vereceğim? Millete. Benim zıttıma çalışan bir daire başkanıyla beni çalışmaya mahkum edersen o hizmet verir mi ? Ankara?nın faydası için mi çalışır zararı için mi? Ben başarısız olayım ki o başarılı olsun. Beni bu insanla çalışmaya niye mahkum ediyorsun? Hangi yasa sana bu hakkı veriyor. İnşallah bu adalet meselesi de yeni anayasa düzenlemesiyle yola girecek.? yanıtını verdi. ?Bazı yazarlar gazeteyi şahsi menfaatleri için kullanıyor? ?Bazı yazarlar var. Mesela Hürriyet?te Meriç Enercan. Bu arkadaş Ankaragücü?nün Teknik Direktörü ile zamanında takışmış. Şahsi kinini köşede sunuyor, gazete de bunu engellemiyor. Daha önce çalıştığı yerden atıldı diye de Gökçek ailesine de düşman, sanki biz atmışız gibi. Bu yüzden gazeteyi şahsi menfaatleri için kullanıyor. Ayıp değil mi? Türk medyasında bunun önleminin alınması lazım. O yazıların bir çoğu, bazı insanları tahrik ediyor. Yarın bir şey olsa azmettirici olarak ifade verir.? ?EXPO Ankara?ya gelsin derken bu İzmir düşmanlığı mı yoksa dostluğu mu düşnmek lazım. İzmir, benim sayemde zehir içmekten kurtuldu. EXPO bir kent için son derece prestijli bir etkinlik. İzmir bu hakkını kullandı. Birlik beraberlik içinde olmadılar. Böyle büyük bir fırsatı kaçırdılar. Biz de şimdi yarışıyoruz, adayız. Avantajlarımızı sunacağız.? Gökçek: ?Kazanılan paraları nereye harcıyoruz biliyor musunuz? CHP?nin son seçiminde aday olan Murat Karayalçın?ın bundan 17 yıl önce bıraktığı 2 milyar
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.02.2011
GökçeksertkonuştuGökçek sert konuştu
"Özal suikastı yaptıranı söyledi" - Video
Samanyolu Haber
01.02.2011
17:50
Eski bakan Mehmet Keçeciler, Turgut Özalın kendisine düzenlenen suikastin arkasındaki güçleri söylediğini açıkladı. Keçeciler, Turgut Beyin şüphelendiği kişiyi ben biliyorum, bana söyledi dedi.

Turgut Özala ANAP kongresinde tabanca ile iki el ateş ederek suikast girişiminde bulunan suikastçi Kartal Demirağın arkasındaki isimlere ilişkin çok çarpıcı ipuçları ortaya çıktı. Kanal A?da Bedrettin Uğur?un sunduğu Siyaset Masasında konuşan eski bakan Mehmet Keçeciler, Turgut Özalın kendisine düzenlenen suikastin arkasındaki güçleri söylediğini açıkladı. Turgut Özalın Anavatan Partisi kongresinde silahlı saldırı düzenleyerek kendisini yaralayan Kartal Demirağın arkasındaki güçleri öğrendiğini ve bu isimleri kendisi ile paylaştığını belirten Mehmet Keçeciler, Turgut Beyin şüphelendiği kişiyi ben biliyorum, bana söyledi. Ama benimle mezara gidecek. Ben şüpheleniyorum şu kişiden ama sana söyleyeceğim senle mezara gidecek dedi. Bütün deliller o isme doğru gidiyordu. Söz verdim rahmetliye. Bu ismi bana söylediğinde itiraz ettim, Siz bu ismi adliyeye intikal ettirin. Suçlu cezası çeksin. Biri Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına suikast düzenleyecek, katil tutacak, ondan sonra da bu cezasız kalacak diye. Mehmet, Hukuken ispat edecek durumda değiliz, berat eder, devletimiz ve partimiz için daha kötü olur dedi. Mehmet Keçeciler, Bedrettin Uğurun İsmi öğrendikten sonra, suikastı de göz önüne getirerek baktığınızda bu suikastın planında hangi mantık vardı sorusuna Bizim izlediğimiz ekonomik politikalara karşı çıkan mantık diye cevap verdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.02.2011
Özalsuikastıyaptıranısöyledi-VideoÖzal suikastı yaptıranı söyledi - Video
Kılıçdaroğlu'ndan Başbakan'a cevap!
Samanyolu Haber
23.01.2011
22:57
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğanın sert sözlerine aynı sertlikte cevap verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Partinin Hizbullahla işbirliği yaptığı yönündeki iddiaları üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın kullandığı densizlik, namertlik ifadelerine Eskişehirden cevap verdi. Başbakan için densiz ifadesini kullanmayacağını belirten Kılıçdaroğlu, Başbakana bir önerim var. En kısa zamanda bir hastaneye başvursun, mutlaka hekimleri tavsiyeleri olacaktır. dedi. Kılıçdaroğlu, Eskişehirde Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından organize edilen Uğur Mumcuyu anma programına katıldı. Anemon Otelde düzenlenen programa; Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları Süheyl Batum, Gürsel Tekin, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, milletvekilleri ve CHPliler iştirak etti. Uğur Mumcunun önem ve ehemmiyetinin anlatıldığı program öncesi Anadolu Üniversitesi Orkestrası Oda Müziği Topluluğu Ulvi Cemal Erkinden bir eser, Devlet Sanatçısı Sapra Hülla Kazanda 5 Azeri eser seslendirdi. Programda, Kılıçdaroğluna Yılın Siyasetçisi, Kanadoğluna Yılın Hukukçusu, Ergenekon davasının tutuklu sanığı gazeteci Mustafa Balbaya Özel Gazetecilik, Kabasakala Demokrasi ve Özgürlük ve Milli Voleybolcu Neslihan Darnele ise Yılın Sporcusu ödülü verildi. Balbayın ödülünü, DSPli Eskişehir Merkez Tepebaşı İlçesi Belediye Başkanı Ahmet Ataç alırken, Kılıçdaroğluna ödülünü, ADD, ÇGD dernekleri başkanları verdi. Kanadoğluna ise ödülünü DSPli Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen takdim etti. Programda aynı zamanda Ergenekon davasının tutuklu sanığı Gazeteci Mustafa Balbayın gönderdiği mektup okundu. ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakayın okuduğu ve salondakiler tarafından büyük alkış alan mektupta Balbayın, Özgürlük mücadelesi için içerideyim. En yakın zamanda sizler buluşmak istiyorum. Beni yalnız bırakmayın ve sık sık ziyaret edin. Sizlerle Porsuk kenarında çay içip konuşmak istiyorum. ifadeleri dikkat çekti. Ödül törenin ardından konuşma yapan Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ve ve hükümete yüklendi. Başbakan Erdoğana hastaneye gitmesi tavsiyesinde bulunan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: Gazeteciler bugün toplantı çıkışında Sayın Başbakana soru yönelttiler. Tabi iki tarafında camlar olmadığı için ne konuşacağını bilmiyor. İçindekini dışarıya vuruyor. Benim için kullandığı ifade densiz. Ama ben Sayın Başbakan için bu ifadeyi kullanmayacağım. Sayın Başbakana bir önerim var: En kısa zamanda bir hastaneye başvursun, mutlaka hekimlerin tavsiyeleri olacaktır. Çünkü ezberinin bozulduğu belli. Önümüzdeki günlerde meraklanmasın onun kimyasını da bozacağım. Onun için söylüyorum. Seçimlere kadar uzun bir süre var. Sinirlerine hakim olamıyor. En kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvursun, biz kendisiyle ayrıca konuşuruz. Erzurumda AK Parti için (bereketsiz) sözünü kullandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: Çünkü Palandökene her yıl insan boyu kar yağardı. Bu sene kar yağmadı. Bereketsizdir. (Vay efendim ben yanlış bir şey söylemişim). Gitsin orada Kılıçdaroğlu tesislere baksın diyor. Sayın Başbakan, ben tesisleri gördüm. Sen orada yağmayan kara bak. Ben sana ne söylüyorum, sen bana ne söylüyorsun? Ayrıca da bir şey söyleyeyim: İçimden gelerek samimi olarak, bunlara bereketsiz dedim. Neden? Çiftçiye gidelim soralım, hayatından memnun mu, değil. Demek ki bereketsiz. Gidelim esnafa soralım. Hayatından memnun musun? Memnun değil. Kim yönetiyor, onlar... Bunlar demek ki, bereketsiz. Erzurumda taksi esnafına Sayın Başbakan gidince sorsun. Çağırsın taksi esnafına desin ki, (Bu olimpiyatlar yapıldı. Sizin hanenize beş kuruş düşecek mi?) Onlar diyor ki, düşmedi. Düşmeyecek de... Çünkü ihaleleri başkaları almış. Erzurum dışında. Demek ki sen Erzurum içinde bereketsizsin.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.01.2011
KılıçdaroğlundanBaşbakanacevapKılıçdaroğlundan Başbakana cevap
Gökçek: Gün oldu devran döndü
Samanyolu Haber
18.08.2010
14:25
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Tv8 Ankara Temsilcisi Erkan Tanın sunduğu, Erkan Tan ile Başkentten programında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlunu sert bir dille eleştirdi.

Kılıçdaroğlunun havuzlu villası olması hakkında konuşan Gökçek, ?Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Başbakana karşı ?ben havuzlu villada oturmam diyerek kendi ağzına pelesenk etti bu lafı. Gün oldu devran döndü, şu an kendisinin havuzlu villası var. Halk tipi, kooperatif olduğunu söyledi ama halk tipi olmadığını herkes gördü? dedi. ?Referandum döneminde benim partimi tenkit ediyor. Vatandaşa dedik ki; bu herkesi itham eder ama ispat edemez. Benim için 168 $a sayaç aldı dedi. 26 $ çıktı. Ortaya çıkınca da ben yem atmıştım dedi. Ben dersimi iyi çalışırım, yem atmıyorum. Havuzlu villası var dedim, yakaladık. Kendisi kamuoyuna hile hurdasız, sütten çıkmış ak kaşık olarak takdim edildi ama Sosyal Sigortalar döneminde yaptıkları ortaya çıktı. Önümüzdeki günlerde havuzlu villa olayının da başka safhası gelecek. Arkası yarın gibi olacak. Herkes beklesin. İkinci haber birinciden büyük? şeklinde konuştu. Havuzlu villa almanın günah olmadığını vurgulayan Gökçek, ?Parası pulu olan, ortalama geliri olan herkes alıp oturur. Ama oturmam deyip de oturamazsın? diyerek eleştirilerini sürdürdü. Kılıçdaroğlunun SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde sahtekarlık yaptığını iddia eden Gökçek, ?14 yaşındaki çocuğunu okula giderken okul saatleri içinde 61 gün sigortalı yaptın mı yapmadın mı? Kızını torpille Vakıflar Bankasına soktun mu? 10 aylık torununu 2008de çıkan kanundan 2 gün önce sigortalı yapıp devlete karşı sahtekarlık yaptın mı? Yürek ister çıkıp söylemek için? dedi. Kılıçdaroğlunun kongredeki tabirinin, akrabalarına arka çıkmayacağı yönünde olduğuna dikkat çeken Gökçek, ?SSK Genel Müdürü iken eşinin ve annesinin kızlık soyadını taşıyan 70 akrabasını işe aldırmış. Biz ortaya çıkarttık. Bir laf söylüyorsan arkasında dur? şeklindeki iddialarını sürdürdü. ?Kalp standinin Gümrük girişi 26 $, ama bir tanesi 2450 $a alınıyor. Artı balon da var. 8 yıl boyunca 500 milyon $ ediyor. Kendisi almamış bile olsa haberinin olmaması mümkün değil. Öyleyse de çok beceriksizsin. Yani bugün, bu ülkeyi yönetemezsin. 6 yılda, bir kalorifer kazanı anca bitirdin. Benim Başbakanım 6 yılda 68 ile doğalgaz getirdi? dedi. CHPnin Gençlik Kollarının duvarlara yazdığı sloganlara yönelik açıklama yapan Gökçek şunları kaydetti: ?15- 20 yere yazmışlar. Mobeseden yakalamışlar. CHP binasına kaçmışlar, Suçüstü oldular. Kılıçdaroğlunun bu işten haberi olmadığına kimse beni ikna edemez. Gençlik Kolları Başkanı, ?bizim hedefimiz provokasyon değildi diye ağzından kaçırdı. Gerçeği söylemiş. Sana mı kaldı gerçek? Nifakçılığın, iftiracılığın ta kendisi değil mi bu?? ?Ben bütün istihbaratımı Googledan yapıyorum? diyen Gökçek, şöyle konuştu: ?Google Amcayı iyi kullanacaksın. Havuzlu villayı özel araştırdım. Gazetede Kılıçdaroğlu ile ilgili bir yazı çıktı. Seferihisarda özel bir sitede hissesi olduğu yazıyordu. Seferihisarda böyle bir kooperatif hissesi yok. Nerede diye araştırdım. Burhaniyedeymiş. Arkadaşlar gidip baktı, çıktı ortaya.? O tarihte, Star Tvde başta yöneticiler olmak üzere, benimle ilgili toplantılar yaptılar. Uğur Dündar ortaya atılan iddialar hakkında konuşacağını söyledi. 8 iddia vardı, onları konuşalım dedik. Onlar anlaşmışlar, özel dizaynlar yapılmış, ışığı bile düşünmüşler. Benim soracağım soruların hiçbirini soramadım? dedi. 12 Eylülden sonra nasıl bir tezgah yapıldığına dair bir program yapacağını sözlerine ekledi. ?Seçimlerde yırtık ayakkabı giyiyor, Gürsel Tekinde resmini çekiyor. Özel olarak yırtmışlar ayakkabıyı. Sonra oradan kendi delegelerinin yanına giderken Etro gömlek giyiyor. Çiğ siyaset yapıyorlar? dedi. ?Ben Türkeşin söylediği ifadelere inanıyorum. 9 Işık Kitabında 260. sayfada Anayasanın değiştirilmesi gerektiğini bizzat Türkeş söylüyor. Zaten kendisi hayattayken dışarıdan o dönem Hükümeti destekleyerek Evet dedi. Bu Hükümet Anayasayı değiştireceğine söz verdiği için, 12 Eylül sıkıntısını çok çektikleri için Türkeş destekledi. Ben MHP tabanının %100 evet diyeceğine inanıyorum? dedi. Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Ufuk Söylemezin PKKya af getirecekler iddiasını eleştiren Gökçek, ?Türkiyede PKKnın en fazla düşman olduğu parti Ak Partidir. Tuncelide arabalardan indirip hayır diyeceksiniz deyip gönderdiler. CHP, BDP, DP, MHP hepsi aynı saftalar? dedi. ?Geçen dönem Belediye Başkanlığına adaylığım döneminde hayatımda uğramadığım iftiralara uğradım. Ankarada yapılan ne kadar bina, iş merkezi, otel, alışveriş merkezi varsa hepsinin benim olduğu söylendi. Savcılığa vermelerini söyledim. İspatlayamazlarsa şerefsiz, haysiyetsizdirler dedim. Hala hiç kimse savcılığa hiçbir belge sunamadı. Bunları söyleyenlerin hepsi iftiracı, namussuz, şerefsizdir? şeklinde konuştu. Oğlu Osman Gökçeke Televizyon Kanalı açtığı iddialarına cevap vere
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.08.2010
GökçekGünoldudevrandöndüGökçek Gün oldu devran döndü
Ersöz, sorguda sinirlendi
Samanyolu Haber
12.08.2010
21:59
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki Birleşen Ergenekon davasında tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersözün çapraz sorgusuna devam edildi.

Savcı Nihat Taşkın Levent Ersözün tutuklu sanıklar arasında bulunan eski asker avukat Levent Göktaş ile yaptığı telefon konuşması ile ilgili soru yöneltince Ersözün yeniden sinirlendiği gözlendi. Ersöz, Lütfen bana işkence yapmayın. Görüşme yaptığımı iddia ettiğiniz tarihte ben yurt dışındaydım. Ben Levent Göktaşı tanımıyorum ki ne zaman konuşmuş olabilirim. Kendisi avukattır o da açıklasın dedi. Bu arada söz alan Göktaş, Avukatlık görevini yerine getirdiği sırada Levent Ersözün eşi Muzaffer Ersözün kendisiyle irtibata geçtiğini ve avukatlık yapmasını istediğini aktardı. Ayrıca Levent Ersözü de tanımadığını açıkladı. Savcı Taşkın Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök sizi Hasan Atilla Uğur çağırarak Cumhuriyet Gazetesinde çıkan haberler ile Balbayın yazdıkları hakkında mı konuştu diye sorunca Ersöz, Biz birlikte görüştükten sonra ayrı ayrı görüşmemizde oldu. Hilmi Özkök bana astlarına hakim değilsin dedi. Ben de hayır astlarıma hakimim diyerek teşkilat şemamı anlattım. O da adamların gazetecilerle görüşüyor. Adamlarına hakim ol dedi. Görüşmeyi daha sonra harfiyen yazdım. Hasan Atilla Uğurdan da aynısını yapmasını istedim. Bu yazdıklarımı Kurmay Başkanı ve Jandarma Genel Komutanına verdim. Bundaki amacım TSKnın Başkumandanıyla görüşmüşüm. Üstlerim arasında bu konu hakkında görüşme olduğu takdirde bu belgenin gösterilmesiydi. Komutanlarıma verdiğim bu belgeden bir surette bende vardı. Görevimden ayrılırken onu imha ettim dedi. Savcıların çapraz sorgusunun ardından sanıklar Ersöze soru sormaya başladı. İlk soru soran sanık ise Tuncay Özkan oldu. Özkan, Nuray Başaran ben kurumda görevliyken sizinle görüşmüş anladığım kadarıyla. Hatta benim Mesut Yılmaz ile çete oluşturduğumu söylemiş. O tarihte Yılmaz da kabinede dedi. Sanık Ersöz, Evet bizimle geldi konuştu. Sizin hakkınızda ağza alınmayacak kelimeler kullandı. Çete konusunda etraflıca sorular sorunca bize net cevaplar veremedi. Kadının yalan söylediğini anladık. dedi. Ersözün avukatı Ali Rıza Dizdar, duruşmaya ara verildiği sırada basın mensuplarıyla yaptığı bir görüşme sırasında müvekkili Ersözün sorgusunun video konferans yöntemiyle yapılabilmesi için 15 bin TL para harcadıklarını söyledi. Dizdar Müvekkilin sorgusu bugün bitmezse yarın bu sistemi çalıştıracak paramız yok dedi. Müvekkilinin naip hakim tarafından hastanede ifadesinin alınmasını defalarca dile getirdiğini belirten Dizdar, Gidip hastanede ifade almadılar. Ersözün hastaneden buraya getirilemeyeceği doktor raporuyla sabit olunca, video konferans yöntemiyle sorgunun yapılmasına karar verildi. Ancak masrafları siz ödeyin dediler. Bizi mecbur kıldılar. ABDli bir ceza profesörünün dediği gibi Adalet, zenginlerin mahkemesinde dağıtılan, fakirlerin cezaevinde çektiği bir mefhumdur işte biz de bunu yaşıyoruz. Bir an evvel sorgusunun yapılmasını istedik. Ersözün yarın ne olacağı belli değil. Yarın ölürse şaşmam. Biz şu ana kadar birinci oturumdan bu yana toplam 4 oturum için 15 bin TL para verdik. Hatta bize indirim yaptılar yani bu indirimli miktar. Bu paraları avukatlar, Ersözün emekli arkadaşları, aile eşrafı tarafından ödendi. Bu oturum sorgu bitmezse yarın sorgu bu yöntemle yapılamayacak. Adliyenin idari işlerinden arandık ve ek para istediler dedi. Mustafa Balbay söz alarak Ersöz ile görüşmesinde gazeteci kimliğinin dışına çıkmadığını, Milliyet yazarı Fikret Bilanın yazılarının bazı çevreleri rahatsız edebileceğini belirterek kendisine baskı yapılabileceğini Bilaya iletmesini istediği belirtti. Ancak Balbay bu mesajı Bila ile paylaşmaya gerek görmediğini vurguladı. Ersöz de Savunmamda haber kaynağınızı açıklamadığınızı söylemiştim. Reklam olsun diye söylemiyorum ama devlet kademelerinde Cumhuriyet Gazetesinin nasıl değerlendirildiği açısından söylüyorum. Komutanın Cumhuriyet Gazetesi ile ilgili olarak Basın ahlak kurallarına uyan tek gazetedir diye bir sözü var diye konuştu. Balbay bu sözleri üzerine Biz onun cezasını çekiyoruz dedi. Tutuklu sanıklardan emekli Albay Hasan Atilla Uğur, çapraz sorgusu yapılan emekli Tuğgeneral Levent Ersöze geçmiş olsun dileklerini ileterek bazı soruları olduğunu söyledi. Sanık Uğur, Sizin görev yaptığınız dönemde Jandarma İstihbaratınca yasadışı bir dinleme yapıldı mı? Böyle bir kabiliyetimiz var mıydı? Bana bu konuda bir talimat verdiniz mi? Dönemin Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök, iddia edildiği gibi bize yasadışı bir dinleme yapıp yapmadığımızı sordu mu? dedi. Sanık Levent Ersöz bu sorulara Yasadışı bir dinleme yapmadık. Böyle bir yasadışı dinleme yapmam için emir almadığım gibi sana da böyle bir emir vermedim. Sanıkların ardından bazı avukatlar, sanık Levent Ersöze soru yöneltti. Sanık Hasan Atilla Uğurun avukatı Celal Ülgenin Görevinizi yerine getirdiğiniz için mi buradasınız? şeklindeki sorusu dikkat çekti. Savcılar ile hakiml
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.08.2010
ErsözsorgudasinirlendiErsöz sorguda sinirlendi
Türk medyasında SKANDAL
Samanyolu Haber
05.08.2010
15:37
Genelkurmayın önünde Türkiye tarihinde bir ilk.. Sadece bir yıl önce manşetlerden uğurlanan şehitler ve bir yıl sonra... Medyanın iki yüzü sizin de kanınızı donduracak !...

Askerleri PKK öldürünce manşet yapmanın vatanseverlik, aynı askerleri ordunun öldürdüğü ve bunu ustaca örtbas ettiği ortaya çıkınca haber yapmanın ?orduya karşı asimetrik psikolojik savaş? sayıldığı bir ülkeden gazetecilik manzaraları okuyacaksınız az sonra. Bir yıl sadece bir yıl önce manşetlerden uğurlanan şehitlerin bir yıl sonra nasıl tek kelime bile bahsedilmeyen lanetlilier haline geldiğinden bahsedeceğim. Pazartesi günü öğle saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı binasında kritik YAŞ toplantısı sürerken karargâhın önünde bir ilk yaşandı. Genelkurmay binasının karşısında, Dikmen Caddesi ile İnönü Bulvarının kesiştiği yerde toplananlar 27 Mayıs 2009da Hakkâri Çukurcada mayına basarak hayatlarını kaybeden altı askerden Ziya Bener, Adil Yıldız, Kemal Özevin, Cafer Çelik ve Deniz Demircinin aileleriydi. 29 Mayıs 2009 günü Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında yarım sayfa acılı resimleri basılan Çelik ailesi de Genelkurmayın önündeydi. Anne Nezahat Çelikin evlat acısının gösteren resmi için Hürriyetin o günkü Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök vefa temalı bir yazı bile yazmıştı. Ertesi günkü cenazeler de gazetede geniş yer aldı. Yılmaz Özdil mayın şehitleri için konuşturdu içindeki numaracı vatanseveri. Ve 3 Ağustos 2010 tarihli Hürriyet. Gözyaşlarıyla manşet yapılan Çelik ailesinin Genelkurmayın önünde Türkiye tarihinde bir ilk olan eyleminden tek satır bahis yok. Gündem YAŞ. Genelkurmayın önü gazeteci dolu. Atlama ihtimali yok. Cindorukun hayır kampanyası için pos veren altı genç için bile yarım sayfa bulunan 44 sayfalık gazetede tek satır yok şehit ailelerinden. Bir yıl önce şehit haberi oğullarının fotoğrafıyla Habertürkün manşetinden verilmiş Yıldız ailesi de karargâhın kapısındaydı. Manşette ?Baba kontör gönder? sözlerine yer verilen Deniz Demircinin annesi ve babası da oradaydı. Ama matruşka gibi içinden gazete üstüne gazete çıkan, Kardak fatihinin gazetesinde de o eylemden tek satır yoktu. Bir yıl önce karalara boyanmıştı Vatan. Altı şehidin resmiyle tam sayfaya yakın ?alçakça saldırı? manşetiyle hiddetlenmişti gazete. Bir yıl sonra Genelkurmayın önüne toplanan o altı şehidin ailesinden tek satır bahsetmediler. Ya hepimizi vatan haini ilan etmiş Sözcüye ne demeli. 29 Mayıs 2009 günü şehit krizini fırsata çevirip açılımı vurmuştu kocaman kocaman. ?Al sana açılım? diye. ?İşte şehit düşen aslan parçaları? diye de posterlik resimlerini basmıştı askerlerin. Ama o ?aslan parçalarının? ?kahraman ailelerinin? Genelkurmay önündeki eyleminden bahsetmeyecek kadar uyanık vatanseverlerdi onlar da. Açılım vurulmuş, işleri bitmişti şehitlerle. Çukurca şehitlerini bir yıl önce manşetlerden vermiş Akşamın, Milliyetin tek sütunluk haberlerinden, geçen yıl Çukurcadan canlı yayın yapan Ali Kırcanın, o şehitlerin cenazelerini saatlerce döndürüp döndürüp veren Uğur Dündarın ne yaptığından falan hiç bahsetmiyorum. Bu manzara karşısında yöneticilik yaptığı medya grubunun tek satır görmediği şehit ailelerinin eylemi için bir gün sonra ?Bırakın Balyozu Yaşıı buna bakın? diye kum torbalarını yumruklayan Eyüp Canın yazısı bile vicdanlara iyi geliyor. Peki ne olmuştu bu bir yılda? Ne olacak mayınları döşeyenin PKK değil asker olduğu ortaya çıkmıştı. Şehitler için ?Kahrolacak bir şey yok? diyen General, Gediktepedeki siperde Başbakan ve Genelkurmay Başkanının yanında görünmüş, Genelkurmay bizzat onun kahramanlıklarını örnek göstererek hakkında soruşturma olan generallerin terfisinde engel olmadığını açıklamıştı. Sivil savcılığın yargılanmasını istemesine, Jandarma Kriminalin ?mayınlar askerin? raporu vermesine rağmen askerî savcılığın gizlilik kararı koyduğu dava ilerlemiyor, Genelkurmay iki komutanını altı şehit gibi ufak tefek hatalar için harcamak istemiyordu. Ve terfisi gündemdeydi o generalin. Aileler işte tüm bunlara isyan için Genelkurmayın önünde toplanmışlardı. ?Vatan sağolsun? ?Bir çocuğum daha olsa onu da gönderirim? demeye gelmedikleri anlaşılınca Kapının önünden uzaklaştırıldılar önce. Tam o sırada içerde de bir yıl önceki cenazede onları teskin eden Orgeneral Koşanerin Genelkurmay Başkanlığı konuşuluyordu. Acımasız bir ülke burası. Acımasız bir medya bu. Sadece Kürtler sadece başörtülüler değil. Şehit aileleri bile adlarını anılmayacak sakıncalı vatandaşlar haline gelebilir bu ülkede.
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.08.2010
TürkmedyasındaSKANDALTürk medyasında SKANDAL
Tüm kupalara talibiz
Samanyolu Haber
13.07.2010
10:24
Galatasarayın yeni transferi Ali Turan, Kayserispordaki ayrılış sürecini ve yeni takımındaki hedeflerini anlattı..

Galatasaray?ın yeni transferi Ali Turan, Galatasaray Televizyonu?nda yayınlanan info@son aslan programına konuk oldu. Adaptasyon sürecini geçen sezon yaşadın. Galatasaray?da yabancılık çekmeyeceksin. İstersen transferinden bahsedelim. Kayserisporla sözleşmem devam ederken devre arasında sözleşmemi uzatmak istediler. Ben de şuanda uzatmak istemiyorum. Gerek yurtiçi gerek yurtdışı gelen tekliflerden sonra konuşmak istediğimi belirttim. Onlar da ?sözleşmeni uzatmazsan kadro dışı kalırsın? dediler. Bana da böyle bir tepki gelince hiç hoşuma gitmedi. Kayseri?de 6 yıl oynadım. İki yıllık sözleşme önerdiklerinde, üç yıllık imzaladım. Yeterince iyi bir performans sergiledim. Orada ağabeylik yaptım. Artık bunlar geride kaldı. Eski konularla ilgili konuşmak istemiyorum. O ara zaten Galatasaray benimle ilgileniyordu. Ben de sıcak baktım ve geldim. Zaten son bir ay kala Galatasaray ile antrenmanlara başladım. Çok sıcak ve güzel bir ortam vardı. Böyle de devam ediyor Galatasaray?da takım arkadaşlarının sana yaklaşımı nasıl oldu? Gelir gelmez sanki aynı aileden, aynı takımdan biriymişim gibi davrandılar. Eski takım arkadaşlarım Mustafa Sarp ve Uğur Uçar ile kaptan Arda Turan ve yabancı futbolcular gerçekten çok ilgi gösterdiler. O bir ay benim için çok iyi geçti ve çok mutlu oldum İstanbul?daki adaptasyon sürecini nasıl atlattın. Yaşantın ne kadar değişti? 6 yıldır Kayseri?deydim. İlk kez Kayseri dışında bir takımda oynayacağım. Büyük bir camiaya geldim, bunun da farkındayım. İstanbul?a daha önce tatil amaçlı geliyordum. Şu anda yavaş yavaş alışmaya çalışıyorum. Bir problem yaşamıyorum ve inşallah daha iyi olacak Galatasaray?da kendine çizdiğin hedef nedir? Hem stoperde hem sağ bekte oynadım. Ama asıl mevkim stoper. Takıma faydalı olmak için elimden geleni yapmak istiyorum. Hedefi büyük olan bir takıma geldim. Galatasaray gerek yurtiçinde gerek yurtdışında gerçekten büyük bir camia. Umarım burada büyük işler yapacağım Galatasaray formasını giyeceksin. Nasıl bir duygu anlatır mısın? Ali Sami Yen?e geldiğimizde taraftarı ve atmosferi gördüğümüzde tüylerimiz diken diken oluyordu. Galatasaray Kulübü?nün çok büyük bir taraftarı var. Bunun bilincindeyim ve o taraftarın önüne çıkacağım için çok mutlu ve heyecanlıyım Yeni sezon için düşüncelerin nelerdir? İyi bir kamp dönemi geçiriyoruz. Umarım hem UEFA Avrupa Ligi?nde hem de Türkiye Ligi?nde başarılara imza atarız. Tüm kupalara talibiz
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.07.2010
TümkupalaratalibizTüm kupalara talibiz
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nden Zaman'a iki ödül
Samanyolu Haber
19.06.2010
11:15
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC)nin düzenlediği Basın Özendirme Yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi.

Seyhan Otelde yapılan ödül töreninde haber dalında başarı ödülü, Zaman Gazetesi Yurt Haberleri Koordinatörü Selim Budak ve Zaman Muhabiri Ömer Sarının İşte Albay Çiçekin imzası başlıklı haberine verildi. Albay Dursun Çiçekin imzasının sahte olup olmadığının tartışıldığı günlerde Selim Budak ve Ömer Sarı, Çukurova Üniversitesinde yaptığı araştırmada Albay Dursun Çiçekin doktora tezindeki imzasına ulaşmış ve bu haber Türkiye gündeminde uzun süre tartışılmıştı. Zaman gazetesinden Ziya İpek de Bir mektupla üç kız okullu oldu haberi ile Hacı Sabancı özel ödülüne layık görüldü. Ömer Sarı, haber başarı ödülünü Adana Valisi İlhan Atışdan alırken Ziya İpeke ödülünü Basın İlan Kurumu Kontrol Şube Müdürü Nail Duran takdim etti. Törende konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, sektörü daha güçlü hale getirmek istediklerini ve daha çok gence iş sağlayabilmek için çalıştıklarını söyledi. Sorunları çözmek için çaba sarf ettiklerini anlatan Atalay, Sorunları gidererek, imkanları genişleterek biz de elimizden geleni yapacağız. Adananın büyüyen, gelişen ve gittikçe Türkiyeyi taşıyacak bir potansiyele sahip olması ülkemizin yararınadır. Burada medyaya büyük görevler düşüyor. diye konuştu. Adana Valisi İlhan Atış ise medyanın eleştirilerini ve övgülerini yol gösterici olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Hiçbir medya kuruluşuna şunu yazmayın şeklinde istekte bulunmadıklarını anlatan Atış, Biz onlardan çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak için, onları fuhuştan, uyuşturucudan, molotofkokteyli olan alanlardan korumak, yani terörün kucağına düşmesini engelleme konusundaki çalışmalarımız için destek istiyoruz. Yani sizin çocuklarınızı, gençlerinizi kucaklamak için destek istiyoruz. Bu konuda destek vereceğinizden de eminiz. Şimdiye kadar verilen ve bizi çok güçlendiren desteğe de teşekkür ediyorum. Her zaman basının, özgür ve eleştiri yapabilen, yani yol gösteren basının yanında olduğumuzu belirtiyorum. Hedefimiz çocuklarımız, gençlerimiz, engellilerimiz, okuma yazma bilmeyen, şiddete uğrayan kadınlarımızdır. Bu konuda hiç tavizimiz olmayacak. Kim tehdit ederse etsin, kim ne yaparsa yapsın biz hedefimizden sapmayacağız. ifadesini kullandı. ÇGC Başkanı Cafer Esendemir ise Adananın adliye ve sokak olaylarıyla anılan imajını düzeltmek için medya kuruluşlarının yoğun çaba sarf ettiğini belirterek, buna karşın ani gelişen olayların büyükşehir belediyesinde yaşananların kent imajını olumsuz etkilediğini ifade etti. Yerel medyanın ayakta kalma mücadelesi verdiğini kaydeden Esendemir, gazetecilerin de yıpranma haklarının geri verilmesini istedi. Esendemir, geçen yıl meydana gelen olayda, yol kenarında yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Yeni Soluk Gazetesi sahibi Seyit Ali Akgüle çarpan midibüs sürücüsünün yakalanmasından dolayı Adana Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmeze, kentin tanıtımına verdiği katkılardan dolayı da Adana Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi İkbal Kalına gelecek günlerde Özel Takdir Ödülü verileceğini bildirdi. Öte yandan gazeteci Mustafa Özkenin, Seyit Ali Akgül için yazdığı şiiri gazeteci yazar Aytekin Gezici okurken salonda duygulu anlar yaşandı. ÖDÜL ALAN GAZETECİLER Haber: Selim Budak-Ömer Sarı (Zaman Gazetesi) İşte Albay Çiçekin İmzası Haber fotoğraf: Süreyya Uri (İlkhaber Gazetesi) Rol Yapan Dilenciler Araştırma-inceleme: Osman Balcı (Refleks Gazetesi) Santralde Patlama Röportaj: Esra Örgen (DHA) Esragülün Yüzü Güldü Güncel yazı: Murat Yıldız (İlkhaber Gazetesi) Ne Oldu Sana Güzel Adana Spor röportajı: Ramazan Şanıvar (Anadolu Ajansı) Fahri Antrenör Sayfa düzeni: Şahin Çoban (Refleks Gazetesi) Spor sayfa düzeni: Hüseyin Sungur (Toros Gazetesi) Mansiyon: Serkan Bildi (Güney Haber Gazetesi) TV haberi: Çilem Gökçe Anıtkan Arzu Şoförün Bir Günü TV programı: Halil İbrahim Uğur (Akdeniz TV) Kentin Gerçekleri TV görüntü: Kadir Puslu (Show TV) Seçim Bürosunda Kira Yardımı Mansiyon: Sam Özmen (DHA) Böyle Şehit Ettiler TV spor programı: Hakan Köker (Akdeniz TV) Tribün TV spor haberi: Zafer Şahin (Çukurova TV) Dedikoduya Fırsat Yok ÇGC özel ödülü: Tahsin Cem Ülker (DHA) Devlet AKPye Çalışıyor ÇGC özel ödülü: Halil Bilek (Star Gazetesi) Mavi Marmara gemisinde gazeteci olarak bulunduğu için Çoban Yurtçu özel ödülü: Erden Karaoğlu (TRT) Adanalı Yerli Robinson Hacı Sabancı özel ödülü: Ziya İpek (Zaman Gazetesi) 1 Mektupla 3 Kız Seyit Ali Akgül özel ödülü: Ahmet Akgün (Adana Haber Gazetesi) Baştan Sona Rezalet CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.06.2010
ÇukurovaGazetecilerCemiyetindenZamanaikiödülÇukurova Gazeteciler Cemiyetinden Zamana iki ödül
İşte şiir finalinin birincisi - Video
Samanyolu Haber
04.06.2010
02:13
Uluslararası Türkçe Öğretimi Derneğince (TÜRKÇEDER) bu yıl aynı dili konuşuyoruz sloganıyla sekizincisi düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarının şiir finali, Konyada yapıldı.

Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezinde saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başlayan şiir finali, Dünya Renkleri Halk Dansları Topluluğunun gösterisiyle devam etti. 12 ülkeden öğrencilerin katıldığı finalin jüri üyeleri, besteci Erhan Güleryüz, sanatçı Uğur Işılak, Mustafa Demirci, şair Serdar Tuncer, Dr. Murat Salim Topaç, şair Mehmet Atilla Maraş, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, Mevlana Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vehbi Çelik, Mevlananın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru, Konya Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, Dr. İbrahim Demirci ve yazar Cemal Şökten oluştu. Öğrencilerin okuduğu Türkçe şiirler, söylediği şarkılar ve yaptıkları gösteriler beğeniyle izlendi ve uzun süre alkışlandı. Maliden gelen öğrenciler horon oynadı, öğrenciler Mehmet Akif Ersoyun Bülbül şiirinden, Abdurrahim Karakoçun Mihribanına kadar çok sayıda eseri başarıyla okudu. Yapılan oylama sonrası Mehlika Sultan şiiriyle Afganistandan Shaira Osmani birinci, Bülbül şiiriyle Türkmenistandan Övezmurat Altıyev ikinci, Sana Bana Vatanıma isimli şiiriyle de Kırgızistandan Mamacakip Kizi Aysuluu üçüncü oldu. Dereceye giren öğrencilere hediyeleri, Konya Valisi Aydın Nezih Doğan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek tarafından verildi. Şiir finaline, Konya Valisi Aydın Nezih Doğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, AK Parti Konya milletvekilleri, çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.06.2010
İşteşiirfinalininbirincisi-Videoİşte şiir finalinin birincisi - Video
''Kupayı sana getireceğiz uğur''
Haber3
06.02.2010
09:19
Ziraat Türkiye Kupası Sivasspor maçında sakatlanarak sezonu kapatan Uğur Borala arkadaşları destek çıktı.
Haber3
Son Dakika
06.02.2010
KupayısanagetireceğizuğurKupayı sana getireceğiz uğur
Yetişin ülke bölünüyor !
Samanyolu Haber
05.12.2009
17:21
Biz Bu Filmi Çok İzledik! Biz o kadar saf, o kadar düşüncesiz, o kadar unutkan bir toplum olduk ki anlamak mümkün değil!

Bu konuda dünyada başka örneğimiz zannediyorum var da değil! Bu birbirimizle uğraştırıldığımız işler hiç de bizim bildiğimiz gibi değil! Bu tartışılan Türk meselesi de deği! Kürt meselesi de değil! Bu iş bölünme işi filan da değil! Lütfen azıcık geriye doğru gidelim ve bir bir hatırlayalım bu ülkede ne dolaplar çevriliyor! Bu ülkede halkın % 60-70 inin desteğini aldığı halde asılan başbakan ve bakanlar var! Bu ülkede tırnakları sökülüp sürgüne gönderilen Alparslan Türkeşler var! Bu ülkede 7 yıl yargılanmadan hücrede çürütülen Muhsin Yazıcıoğuları var! Bu ülkede devletin et balık tesislerinde aylarca annesinin, eşinin, kız kardeşinin gözü önünde çırıl çıplak buz havuzuna vinçle sokulup çıkarılan ülkücü, solcu gençler var! Emniyette, Karakollarda kum torbalarıyla dövülüp bir hafta sonra iç kanamadan ölen ülkücü ve solcu gençlerimiz var! Her türlü bilgiye rağmen kim vurduya giden Gün Sazaklar, Uğur Mumcular, Bahriye Üçoklar, Muammer Aksoylar, Hablemitoğulları ve Kışlalılar var! Ve bu cinayetlerle hiç alakaları yokken Elhamdülillah, bizimkiler yine karşı taraftan birini götürdüler! diye göbek atan sağcı ve solcular var! Bu ülkede çoğu Kürt olmak üzere her kesimden 18 bin, yani orta büyüklükteki bir ilçenin nüfusu kadar faili meçhul cinayet var! Sivasta şehir meydanında Madımakta, Erzincanda Başbağlarda köy meydanında göz göre göre cayır cayır yakılan yüzlerce canlar var! Haksızlıklara karşı durdukları ve sadece bu milleti çok sevdikleri için canları gibi sevdikleri Türkiyeyi terletmek zorunda kalan Mehmet Akif Ersoylar, Nazım Hikmetler, Fethullah Gülenler var! Peki, bunların kaçını Kürtler yaptı! Ve hepsini de Vatanı, milleti, demokrasiyi, Atatürkü, laikliği, insan haklarını, düşünce özgürlüğünü koruma adına yaptılar! Ve her seferinde gençlere: Ne mutlu Türküm diyene Şehitler ölmez vatan bölünmez Kanımız aksa da zafer İslamın Türk Kürt kardeştir ayrım yapan kalleştir Yaşasın halkların kardeşliği Dedirterek yaptılar! Ve hepsini de İslamiyetin, Türklüğün, Atatürkün arkasına sığınarak yaptılar! Hepsini de İslamı, Türklüğü, Atatürkçülüğü sana bana bırakmayanlar yaptı! Daha düne kadar yatıp kalkıp Atatürke küfredenler, şimdilerde Atatürkçülükte tavan yaptı! Peki, bütün bunları kendi insanına layık görenler acaba karanlık günlerde ve karanlık bölgelerde Kürtlere kim bilir neler yaptı? Tabii ki hiçbir gerekçe terörü masum gösteremez. PKKyı ve teröre bulaşmış bütün Kürtleri bu masumiyetin dışında tutuyoruz. Devletimizi, ordumuzu ve emniyetimizi de bu pis işlerden tenzih ediyoruz. Biz inanıyoruz ki devletin içine yuvalanmış ETÖ ve benzeri çeteler bu milleti birbirine kırdırıp geri bırakmak ve bu arada malı götürmek için bütün bu tezgâhları yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir!
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.12.2009
YetişinülkebölünüyorYetişin ülke bölünüyor
Yetişin ülke bölünüyor
Samanyolu Haber
05.12.2009
17:15
Biz Bu Filmi Çok İzledik! Biz o kadar saf, o kadar düşüncesiz, o kadar unutkan bir toplum olduk ki anlamak mümkün değil!

Bu konuda dünyada başka örneğimiz zannediyorum var da değil! Bu birbirimizle uğraştırıldığımız işler hiç de bizim bildiğimiz gibi değil! Bu tartışılan Türk meselesi de deği! Kürt meselesi de değil! Bu iş bölünme işi filan da değil! Lütfen azıcık geriye doğru gidelim ve bir bir hatırlayalım bu ülkede ne dolaplar çevriliyor! Bu ülkede halkın % 60-70 inin desteğini aldığı halde asılan başbakan ve bakanlar var! Bu ülkede tırnakları sökülüp sürgüne gönderilen Alparslan Türkeşler var! Bu ülkede 7 yıl yargılanmadan hücrede çürütülen Muhsin Yazıcıoğuları var! Bu ülkede devletin et balık tesislerinde aylarca annesinin, eşinin, kız kardeşinin gözü önünde çırıl çıplak buz havuzuna vinçle sokulup çıkarılan ülkücü, solcu gençler var! Emniyette, Karakollarda kum torbalarıyla dövülüp bir hafta sonra iç kanamadan ölen ülkücü ve solcu gençlerimiz var! Her türlü bilgiye rağmen kim vurduya giden Gün Sazaklar, Uğur Mumcular, Bahriye Üçoklar, Muammer Aksoylar, Hablemitoğulları ve Kışlalılar var! Ve bu cinayetlerle hiç alakaları yokken Elhamdülillah, bizimkiler yine karşı taraftan birini götürdüler! diye göbek atan sağcı ve solcular var! Bu ülkede çoğu Kürt olmak üzere her kesimden 18 bin, yani orta büyüklükteki bir ilçenin nüfusu kadar faili meçhul cinayet var! Sivasta şehir meydanında Madımakta, Erzincanda Başbağlarda köy meydanında göz göre göre cayır cayır yakılan yüzlerce canlar var! Haksızlıklara karşı durdukları ve sadece bu milleti çok sevdikleri için canları gibi sevdikleri Türkiyeyi terletmek zorunda kalan Mehmet Akif Ersoylar, Nazım Hikmetler, Fethullah Gülenler var! Peki, bunların kaçını Kürtler yaptı! Ve hepsini de Vatanı, milleti, demokrasiyi, Atatürkü, laikliği, insan haklarını, düşünce özgürlüğünü koruma adına yaptılar! Ve her seferinde gençlere: Ne mutlu Türküm diyene Şehitler ölmez vatan bölünmez Kanımız aksa da zafer İslamın Türk Kürt kardeştir ayrım yapan kalleştir Yaşasın halkların kardeşliği Dedirterek yaptılar! Ve hepsini de İslamiyetin, Türklüğün, Atatürkün arkasına sığınarak yaptılar! Hepsini de İslamı, Türklüğü, Atatürkçülüğü sana bana bırakmayanlar yaptı! Daha düne kadar yatıp kalkıp Atatürke küfredenler, şimdilerde Atatürkçülükte tavan yaptı! Peki, bütün bunları kendi insanına layık görenler acaba karanlık günlerde ve karanlık bölgelerde Kürtlere kim bilir neler yaptı? Tabii ki hiçbir gerekçe terörü masum gösteremez. PKKyı ve teröre bulaşmış bütün Kürtleri bu masumiyetin dışında tutuyoruz. Devletimizi, ordumuzu ve emniyetimizi de bu pis işlerden tenzih ediyoruz. Biz inanıyoruz ki devletin içine yuvalanmış ETÖ ve benzeri çeteler bu milleti birbirine kırdırıp geri bırakmak ve bu arada malı götürmek için bütün bu tezgâhları yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir!
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.12.2009
YetişinülkebölünüyorYetişin ülke bölünüyor
Eski Bakan'dan ilginç yaklaşım
Samanyolu Haber
05.10.2009
09:08
Eyüp Aşık: 12 Eylülde vekil, 28 Şubatta bakan oldum; darbelere niye karşı çıkayım!

Bu bir espri elbette. Cümlenin peşi sıra, 28 Şubatın neresinde olduklarını açıklıyor. Eyüp Aşıkla netameli konulara girdik; Susurluk, 367, 28 Şubat, faili meçhuller... Ve bir de Ergenekon. Daha söze başlarken, Aradan çok zaman geçti. Ben her şeyi hatırlamayabilirim. Sakın bilgi sakladığımı sanmayın! diyor. Estağfurullah, ne demek! Doğrusu aydınlatılmadık bir nokta kalmasın gibi bir amacımız olmadığından, konuşmanın samimi olması bize yeter diye düşünüyoruz. Eyüp Aşıkın siyasette kendi deyişiyle bir elinden tutanı, bir yol göstereni olmadı. Geçmişe baktıkça Düz duvara tırmanmışız! demesi ondan. Turgut Özalla siyaset sahnesine çıksa bile nedense pek onunla anılmadı. Zaten Özalın en yakınında da olmadı. İlk bakanlık koltuğuna 28 Şubat hükûmeti denilen 98deki koalisyon hükûmetiyle oturdu. 12 Eylülden sonra milletvekili, 28 Şubattan sonra da bakan oldum; niye darbelere karşı olayım ki! diyor espriyle. İnsan Hakları Komisyonunun başkanlığını yaptı. Faili meçhul cinayetler, Uğur Mumcu suikastı, Susurluk gibi Meclis araştırma faaliyetlerinin hep içinde yer aldı. Yani kirli işler konusunda 90larda açılan bütün komisyonlarda vardı. Bilinirliği ve tanınırlığı da bundan. Onunla konuşma sebebimiz de biraz 90lı yıllar ve kirli işler oldu zaten. -Hrant Dink cinayeti sonrasında Trabzonda konuştuğumuzda Bir yere kadar gider, orada kalır. demiştiniz. Bu hep böyle midir? Hemen hemen bütün olaylarda öyle oldu. -Bu nasıl bir yapıdır? Resmî kişilikleri kastediyoruz bir yere kadar gider, orada kalır derken. Buna birçok isim de takılıyor; derin devlet vs... Havanın varlığını hissediyor, biliyorsun; ama havayı tutamıyorsun, gösteremiyorsun... Derin devlet de öyle. Varlığını hayatımın her safhasında çok net hissetmişim. Ama hiçbir yerinde de bu derin devlet kimdir, tarif edememişim. Derin devlet ilahî bir kuvvet midir, bir dış güç müdür, nereye dayanır?.. Bazen derin kuvvet gibi geliyor bana. -Bir karşılaşma anını, bir olayı anlatsanız... Mesela, Hizbullah olayı... Şimdi Hizbullahın bir çıkışını düşün, bir de yok oluşunu. Herhâlde Hizbullah kuruldu, faaliyete geçirildi, belli işler yaptırıldı ve görevine son verildi, değil mi? Benim görebildiğim bu. Vaktiyle Hizbullahla ilgili araştırmalarım oldu. 90lı yıllarda, Batmana gittim, halkla, emniyetçilerle konuştum. Net bir Hizbullah örgütü gördüm. PKKya yakın kişilere yönelik seri hâlde cinayetler oluyordu. Ensesinden, kulağının arkasından, elektrik direğinin dibinde vs... Hizbullahçı kim? dediğimde herkes gösteriyor, biliyor da... Ben emniyet müdürüne Bu Hizbullahın faaliyeti nedir, ne değildir? dediğimde Öyle bir şey yok. diyor. Sonra Ankaraya geldim. O zaman İsmet Sezginle (İçişleri Bakanı) abi-kardeş hukukuyla konuştuk. Ona o seyahatte gördüklerimi anlattım. Sezginin verdiği cevap, Ya, ben sana güvenir ve severim. Sahiden Hizbullah var mı? oldu. Ben de Siz Hizbullahtan haberdarsınız. Hatta siz destekliyorsunuz. Öyle ya inkâr ettiğinize göre. dedim. -O sırada MGKlarda tehlikeli örgütler listesinde de yoktu zaten? Baskın yapıldı, devlet üstüne gitti; ama Hizbullahı kim kurduysa sonra ondan vazgeçti, onu tasfiye etti. Hizbullah devletin lehine miydi, aleyhine miydi bilmiyorum... Başka bir gün Ahmet Taner Kışlalı cinayetinden sonra MİT Müsteşarı Şenkal Atasagunla bir diyaloğum oldu. Ankarada kuvvet komutanları dâhil ne kadar rütbeli asker varsa, Kocatepenin avlusundaydı. Ben de Atasaguna o resmi hatırlattım. Dedim ki: Asker oraya gelmekle diyor ki: Bunun arkasında asker varsa, o bizden değildir, biz ona müdahale etmeyeceğiz. Nereye kadar gidersen git, böyle bir düşünce varsa biz bunun arkasında değiliz; git, bul. Katiyen biz önünü kesmeyeceğiz. O da o zaman Ya, işte Hizbullah olabilir. dedi. Dedim ki: Siz MİT müsteşarısınız, beni dinliyorsunuz, cumhurbaşkanını dinliyorsunuz, partinin içine adam koyuyorsunuz. Ben biliyorum ki, bütün siyasi partilerde MİTin adamı var, bizde de vardı. Medyanın içine adam sokuyorsun, üniversitelere adam sokuyorsun... Görevin o, Niye sokuyorsun? demiyorum; ama Hizbullahın içine niye bir adam sokmuyorsun, onu niye dinlemiyorsun? Aradan haftalar geçiyor, Şüpheleniyoruz diyorsun. Yani ben de şüpheleniyorum, ne farkımız var? -Partinizdeki MİTin adamı kimdir, bilir misiniz? Bilirim; ama söylemem. Parti kurulurken kim odur herkes bilir. Memur, milletvekili, genel başkan yardımcısı... Her görevde olabilir onlar. -Nasıl fark ediyorsunuz? O orada denge unsuru oluyor. Ne olup bittiğini öğrenmek, hır çıkarmak için, istendiğinde devreye giriyor. -367 meselesi daha ciddi bir şekilde gündeme gelmediğinde, siz bunun gerçekleşeceğini söylemiştiniz. Bu nedir? Bir analiz mi, yoksa başka bir şey mi? 2002de seçimlerin erkene alınacağını tahmin etmiştim. Tahminimi de Amerikadaki seçim sonuçlarına ve ABDnin Iraka girmek istemesine dayandırmıştım. Ben geçmişte
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.10.2009
EskiBakandanilginçyaklaşımEski Bakandan ilginç yaklaşım
Anafor davasında 29 kişi tahliye edildi
Samanyolu Haber
03.10.2009
06:57
İzmirde liderliğini Ahmet Tekin Baykalın yaptığı iddia edilen organize suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen Anafor operasyonu davasının pazartesi gününden bu yana devam eden ilk duruşmasında 29 kişi tahliye edildi.

Aralarında organize suç örgütünün lideri olduğu iddia edilen Ahmet Tekin Baykalın da bulunduğu 10 kişinin tutukluluk halinin devamına karar verildi. Karar açıklanmadan önce duruşma salonunda kendini iyi hissetmeyen Baykal için, adliyeye 112 ekipleri çağrıldı. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinde Anafor operasyonu kapsamında 43ü (4ü başka davalardan) tutuklu 176 sanığın yargılandığı davanın 28 Eylülde başlayan ve 5 gün boyunca devam eden ilk duruşması gece 01.30de tamamlandı. Son gün sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından avukatların tahliyelerine ilişkin savunmaları alındı. Savunmaların tamamlanmasının ardından kararın açıklanması için duruşmaya yaklaşık 2 saat ara verildi. Mahkeme heyeti daha sonra salona dönerek kararını açıkladı. Sanıklar Ahmet Tekin Baykal, Maksut Tuğlu, Fikret Şahin, Barış Ören, Şeref Yıldız, Serkan Gül, Okan Ocak, Barış Vural, Zafer Yalçın ve Yıldıran Baranın tutukluluk halinin devamına, yaklaşık 14 aydır tutuklu bununan, emekli emniyet müdürü Haluk Ercan, Orhan Bozan, Özcan Demir, Recai Öngön, Fikret Tezdavranan, Celal Kızıl, Nusret Varhan, İbrahim Melik Çeker, Atalay Emre Kocatoros, Fikret Bekiroğlu, Metin Günay, Ümit Uğur, Orhan Sarıca, İsmail Büyüktaş, Erhan Çağır, Mehmet Başak, Tarkan Şencan, Yalçın Şahin, Tamer Manavcı, Ömer Dalkaç, Esfal Pala, Mustafa Kocaoğlu, Derya Fırat Yiğit, Mustafa Karpuz, Erkan Ümit Şakrak, Resul Günaydın, Mehmet Baki Kutlu, İsmail Akova ve Bülent Yükselin ise tahliyelerine karar verildi. Duruşmayı izleyenler, uzun süredir tutuklu bulunan yakınlarının tahliye kararını öğrenince büyük sevinç yaşadı. YAYIN YASAĞI TALEBİ REDDEDİLDİ Ergenekon sanığı Sami Hoştanla bağlantısı bulunan Ergenekon davasının tutuklu sanığı Ahmet Tekin Baykalın avukatı Ahmet Ömer Ayçicek, davaya yayın yasağı getirilmesini talep etti. Gazetecilerin duruşmanın ilk günü Ahmet Tekin Baykalın avukatlarıyla röportaj yapmak istediğini, Baykalın avukatlığını yaptıkları Ceyhan Mumcu ve Şehnur Çağdaşla birlikte gazetecilere açıklama yaptıklarını belirten Ayçicek, Ben Yengeç operasyonundan gözaltına alınan avukat olarak, Ceyhan Mumcu da çetenin avukatı olarak gösterildi. dedi. Ahmet Tekin Baykalın bu şekilde yıpratılmak istendiğini iddia eden ve yönlendirilmenin önlenmesi için basın yasağı konulması gerektiğini belirten Ahmet Ömer Ayçiçekin talebi, mahkeme tarafından davanın geldiği aşama nedeniyle yayın yasağının bir önemi olmadığı belirtilerek reddedildi. Baykalın avukatlarından Şehnur Çağdaş da, savunması sırasında iddianameyi eleştirerek, Adalet yok, başıboş bir dosyadır. İlahlar kurban istemiştir, müvekkilim de yargılanmaktadır. Müvekkilim bir şey bulunamayınca ayıp olmasın diye suç yaratılarak yargılanmaktadır. dedi. Ahmet Tekin Baykalın avukatı Ceyhan Mumcu da, Şamil Tayyarın, Operasyon Ergenekon isimli kitabında Ahmet Tekin Baykalın isminin geçtiğini belirterek, 1,5 yıl önce kitabı okuduğumda Ahmet Tekin Baykala Sana operasyon yapacaklar dedim. Gerek İstanbulda görülen davada, gerekse bu davada, hazırlanan bir senaryo uygulamaya konulmaya çalışılıyor. Gizli yapılması gereken operasyon, televizyonlarda birinci haber veriliyor. şeklinde konuştu. İddianamede Ahmet Tekin Baykalın İşçi Partisinden kitap aldığının belirtildiğini ifade eden Mumcu, Bu kitap, Atatürkün bütün eserleri isimli kitaptır. Neden bu konu bir suçmuş gibi iddianamede yer almıştır? Hepimiz Atatürk sayesinde burayadız. dedi. ÖZCAN DENİZİN VURULMASI OLAYININ ANAFORLA BİRLEŞTİRİLMESİ TALEP EDİLDİ Mahkeme, Özcan Denizin Çeşmede şarkı söylerken ayağından vurulması olayıyla Anafor davası arasında bağlantı olabiceğini belirterek, Çeşmede görülen davanın Anafor davasıyla birleştirilmesini talep etti. Her iki davanın birleştirilmesi için Çeşme Asliye Ceza Mahkemesine yazı yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, talebin kabul edilmemesi halinde de gerekçelerin belirtilmesini istedi. Mahkeme iddianamede nasıl bir olay olmadığı anlaşılmayan, haklarında dava açıldığı ancak hangi olayı yaptığı belli olmayan kişi ve olaylarla ilgili usulünce iddianame hazırlanması ve ek dava açılmasını da istedi. Ayrıca davanın sanıkları arasında olan İsmail Danışmanın yerine başka bir İsmail Danışmana dava açıldığı, Cumhuriyet Savcılığına yazı yazılarak doğru kişi hakkında dava açılması gerektiğini belirtildi. Dava, ileri bir tarihe ertelendi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.10.2009
Anafordavasında29kişitahliyeedildiAnafor davasında 29 kişi tahliye edildi
Basında Fenerbahçe yorumları
Samanyolu Haber
02.10.2009
15:24
Fenerbahçe Avrupa Ligindeki rakibi Sheriffi tek golle deplasmanda geçerken, spor yazarları oynanan oyundan ziyade skora bakılmasının gerektiğinin altını çizdi.

Tiraspol, kendini Moldova sınırlarından ayırıp, özerk ilan etmiş. Sınırları geçip, şehre (yoksa ülkeye mi demeliyiz) giriyorsunuz. Para birimi de farklı, yönetimi de. Son milli maçta, Moldova Cumhurbaşkanının resmini, sınır kapısına aranıyor diye yazarak yapıştıracak kadar da dik başlılar. Adam geçememiş içeriye... Böylesine ayrı-gayrı raconlar kesilirken, Sheriff takımı Moldova Ligi ile Avrupa Liginde boy gösteriyor. Paraya kıyıp mükemmel tesisler ve stat yapmışlar. Fakir devlet / zengin halk örneklemesiyle açıklayabiliriz durumu. Kişinevde ise insanlar suya yapılan 1 leylik (15 kuruş) zam için üç gündür belediyenin önünde gösteri yapıyorlar. Burada yapılanları görseler, bir milyonluk şehir nüfusu her gün uygun adım yürürdü herhalde. Sheriffin Bükreşten puanla dönmesine, dünkü futbollarını görünce şaşırmadık. Fenerbahçe de disiplin içindeydi. Arkayı sağlam tutarak, savunmada üst düzey konsantrasyonu sağladılar. Daum, Güiza yerine Semihi tercih etmenin nimetlerinden faydalanırken, Roberto Carlos dışında, atak ve tempo zorlayanın olmaması da ilginçti. Rakip forveti Önder Turacı ve Christian Baroni de dahil olmak üzere bir ara dört kişi beklemeye başladılar. Fenerbahçe için kazanmanın yeterli olduğu, futbol keyfinin sadece Roberto Carlosun estetik driplinglerinde yaşandığı bir maç oldu. Yani; öncekilerden farksız, zevksiz, isteksiz ve kazanılan bir maç Sheriff maçı Twente mağlubiyetinden sonra kesinlikle kazanılması gereken bir maçtı. Sakatlıkları süren Gökhan Gönül, Santos ve Güiza kadroya alınmadılar. Mehmet Topuz ile Vederson da kulübeye çekilince Fenerbahçe sahaya 5 değişik futbolcuyla çıkmış oldu. Yani Daum bir anlamda rotasyon yaptı. Sheriff takımı kendi gücünü iyi bildiğinden ilk iş olarak rakibinin oyununu bozmayı planladı. Bu da gayet doğal. Zaten böyle yapacakları da belliydi. O yüzden önlemleri önceden almak gerekirdi. Alınacak önlem de belli. Çok açık, orta sahayı ve özellikle savunmanın göbeğini kalabalık tutacak. İkinci devreye çok hızlı başladık. Daha oyunun başında Kazımın kaçırdığı yüzde yüzlük bir pozisyondan sonra Semih Hep sen mi bana attıracaksın bir de ben sana attırayım dercesine yaptığı asistle Alexe golü attıran adam oldu. Golden sonra rahatlamamız gerekirken oyunun hakimiyetini anlamsızca Sheriffe verdik. Çok etkili geldiler. Daum, Deivid ve Mehmet Topuzu aynı anda oyuna sokarak kanatları çalıştırmak istedi. Ama yine de son dakikalarda rakibin gelişlerine engel olamadı. Kazandık, çok değerli 3 puanı aldık önemli olan buydu. Ama önümüzdeki Bükreş ve Twente maçlarında daha etkili bir oyun bekliyorum. Fenerbahçe Teknik Direktörü Daum ben bu yazıyı sevgili Baha?ya yazdırırken, büyük ihtimalle diyordu ki, Ne var yani? Avrupa Kupasında bir maç kazandık. Hem de deplasmanda. Tabela öyle diyor da Daum?a ben de şu soruyu sormadan edemiyorum; 100 milyon euro maliyetli takımının karşısında Emre veya Mehmet Topuzun ayakkabılarının maliyetinde bile olmayan, futbolu ofsayt rekoru kırarak hiç bilmediğini kanıtlayan, sadece koşup zıplayan ve de futbol dünyasında ismi belki de en son beş ülkenin takımlarından biri olan Sheriffin ismi mi maçı zora soktu? Kazım?la Uğur?un bırakın takıma katkılarını, oyuna etkilerini adeta yürüyüşlerini 70. dakikaya kadar seyreden bir teknik direktör tabii ki, Ne var yani, kazandık gibi artık futbolun sosyoekonomik hatta sportif olgusuna kafayı hâlâ yatırayamayışıdır. Moldova takımı böylesi bir turnuvada kalifiye olmak için yüz fırın ekmek yeme ihtiyacı sergilerken, maliyeti dediğim gibi 100 milyon euronun üzerinde olan dünya ve Avrupa üçüncüsü bir ülkenin takımı böyle mi futbol oynamalıdır? Can simitleri sayısız değildir. Bir gün sayıları tükenecektir. O zaman oynamayı çoktan hak eden Mehmet Topuz, Vederson hatta bu koşullarda artık oynaması beklenen Özer Hurmacı hesap soracaklardır. Sonuçta Fenerbahçe grubunda 3 puanla tanışmıştır. Dünkü futbol fotoğrafında keyifli olan varsa benden de bir bravo. Fenerbahçe altıda altı yapmasına rağmen ıslıklanmıştı ya... O maçtan sonra Daumun söyledikleri aklımda... Hayatında altıda altı gören mi var? Yani Haticeyi bırakın, neticeye bakın. Dauma helal (!) olsun... Sözünün eri adam... Moldovada Hatice yoktu ama netice süper... Bir gol, üç puan... Yönetim de İyi oynayana puan mı var dediğine göre... Fenerbahçe uyum içinde hedefe yürüyor... Bakmayın Aykut Kocamanın ara sıra oyunbozanlık yapıp futbolu eleştirmesine... İyi oynayıp ellerin boş kalacağına, kötü oynayıp torbayı doldurmak daha iyidir... Üstelik bu anlayış tıkır tıkır yürüdüğüne göre sorun yok demektir... İlk yarıda Emrenin akıllarda kalan müthiş şutu, Kazımın kaçırdığı, Semihin iptali ile tartışma yaratan golü... İlerleyen maçlarda, ilerleyen turlarda böyle rakipler olur m
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.10.2009
BasındaFenerbahçeyorumlarıBasında Fenerbahçe yorumları
Basında Galatasaray yorumları
Samanyolu Haber
18.09.2009
13:53
Galatasaray dün rakibi Panathinaikosu net bir skorla yendi. Fakat spor yazarları bu net skora rağmen bile Cimbomun yeteri kadar iyi oynamadığını hatta ciddiyet kaybı yaşadığını yazdı.

Galatasarayın galip geldiği maçta oldukça garip goller var. Henüz 5. dakikada dakikada Panathinaikoslu futbolcu, Elanoya altı pas içerisinde al bu topu bizim kaleye at dedi. Brezilya milli takımında oynayan Elano bu fırsatı kaçırır mı? Galatasaray için bu kolay bir gol oldu.. Arkadan Baros, rakip takımın bir geri pasında kaptığı topla kaleciyi de geçti ve ikinci golü attı. Esas Elanonun attığı bir üçüncü gol var. Aşağı yukarı 30-35 metreden kazanılan bir frikikte Elano geldi topa vurdu. Ama açık söyleyeyim ben bu mesafeden gol olacağını hiç düşünmedim. Oyunun sonlarına doğru oyuna Arda girdi. Girdi ama bir şey yapmadı. Daha doğrusu yapacak gücü yoktu. Ben Ardayı milli maç sonrası Arda kendini çabuk topla diye uyarmıştım. Arda ondan sonraki maçlarda da çok kötü oynadı. En sonunda da olan oldu ve Rijkaard onu ilk on bire almadı. Galatasarayda özellikle Sabri, Mustafa Sarp, Mehmet Topal ve Kewell çok iyi oynadılar. Panathinaikoslu futbolcularda en az üç tane net gol pozisyonu kaçırdı. . Ama o takım gitmiş yerine orta sahada hiç pres yapmayan, futbol oynamayı unutmuş bir takım gelmiş. Rijkaard yine yanıltmadı. Hazır olanı, hak edeni, yerinin adamını kadroya alarak Panathinaikos karşısına çıktı. Servet son anda hastalanınca Rijkaard gözünü kırpmadı ve onu da İstanbulda bıraktı. Bir hoca hiç mi hata yapmaz be kardeş? Evet Rijkaard sıfır hata ile takımını yönetiyor. Bu kendine güvenden kaynaklanan tavır da takım üzerinde büyük bir güven yaratıyor. Galatasaray maçlarını böyle kazanıyor. Gol sonrası Panathinaikos saldırmaya başladı. İşte bu arada Galatasaray panik yaşadı. Savunmadan kontrolsuz uzun toplar çıktı, yıkılmadılar ama oyunun akışında zorlandılar. Emre Güngör yine arıza yaptı, Rijkaard yine akıllı davrandı; Hakan Balta ortaya kaydı, Sağ bek Uğur solda göreve soyundu. Rijkaard bu değişiklikleri tereddütsüz yapıyor. Acaba olur mu falan yok. İşin garibi giren de hocasını yanıltmıyor. İşte takım olabilmek budur. Galatasaray gole güvenip savunmaya çekilmedi, Kewellla yine ataklar yaptı, Baroşla goller de kaçırdı ama anlaşılan o ki bir zamanlar Fenere 4 çeken Panathinaikos da çıkma kamyon lastiğine dönmüş!.. Galatasaray rölantide maçı bitirir derken 47de Baroş, hemen sonrasında, belki 45 metreden Elanonun frikiki çarpma-sapma gol olunca iş bitti! Panathinaikosun direkten dönen topunun ardından Galatasaray savunmasının arkasına atılan bir top gol olunca Galatasarayın sirtakisi falso yaptı! Ardanın 60 ötesi oyuna girişi de şu demekti; kaptan sana gerek kalmadı ama gel sen de şölene katıl! Bu, Rijkaard tarafından Ardaya verilecek en ince mesajdı... Teşekkürler Galatasaray yine ülke puanına katkın var. Bizim Olimpiyat Stadının üzerinde bıraktığı etkiden mi bilmiyorum ama benzer stat olduğu için maçı izlerken 75 dakika boyunca keyif aldığımı söyleyemem. Ancak 75ten sonra maça tempo ve heyecan geldi. Galatasaray maça öyle bir başladı ki, bütün dezavantajlar lehine döndü. Marinosun bir amatörün bile yapmayacağı şekildeki hatası ve asisti ile gelen kolay golle beraber, oyun Galatasarayın lehine döndü. İlk yaptıkları iş mücadele, alan kapatma ve top çalma olan Sarp-Topal ikilisiyle beraber Galatasaray, arkada iyi kapanan, önde de dört etkili oyuncusu ile hücum eden takım oldu. Galatasarayın attığı goller için zamanlaması harika tabirini kullanabiliriz. İlk gol her şeyi lehimize çevirirken, 2. yarının başındaki gol maçı kopardı. Elano geldiği günden beri en etkili ve verimli maçını oynadı. Ama bu performansı bile Elanonun verebileceğinin hepsi değil. Emre Aşık ise Kim olmazsa olmasın, ben varken rahat olun dercesine oynadığı oyunla alkışı haketti. Atinaya gelirken Cim Bomun 1. kategori takımıyla ilk maçı yapmasının da tıpkı Beşiktaşınki gibi bir fikstür talihsizliği olduğunu düşünüyorduk ama Sarı Kırmızılı takım bunu muhteşem bir avantaja dönüştürmeyi başardı. Açıkçası bugünkü Yunan gazetelerinde Türklerden futbol dersi aldık tarzı başlıkların çokça yer alacağını tahmin etmek hiç zor değil. Gerçekten de Rijkaard eski yardımcısına çok sıkı bir futbol dersi verdi. Oysa maç öncesi etkenler Galatasaray için bu kadar büyük bir mutluluk vaat eder gibi değildi. Servetin olmayacağı biliniyor, Ardanın 11de olmayabileceği de tahmin ediliyordu. Bunların Cim Bomu biraz güçten düşüreceğini de kabul etmek gerekiyordu. Maçla birlikte başlayan yağış bir başka sürprizdi. UEFAnın 6 hakemli uygulaması da karşılaşmanın ilginç yanlarından biriydi. Rakibin en büyük kozu durumundaki Arjantinli Leto, çift motorlu Sabri karşısında şaşkına döndü. İkinci yarının da Galatasarayın golüyle başlaması Yunan takımını dağıttı. Elanonun harika pası ve Barosun becerisi alkışı hak eder nitelikteydi. Aynı dakikadaki öteki pozisyonda Çek yıldızın aynı beceriyi
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.09.2009
BasındaGalatasarayyorumlarıBasında Galatasaray yorumları
Daum'dan Uğur Boral'a sert uyarı...
Milliyet
14.09.2009
15:38
Devre arasında takımdan ayrılmak istediğini söyleyen Uğur ile görüşen Alman hoca, “Toparlanırsan sana şans veririm. Aksi takdirde 18 kişilik kadroy...
Milliyet
Spor
14.09.2009
DaumdanUğurBoralasertuyarıDaumdan Uğur Borala sert uyarı
Daum, Uğur Boral'ı sildi
Samanyolu Haber
14.09.2009
12:57
F.Bahçede Christoph Daum, Ziconun gözdelerinden Boralı defterden sildi.

Devre arasında takımdan ayrılmak istediğini söyleyen Uğur ile görüşen Alman hoca, Toparlanırsan sana şans veririm. Aksi takdirde 18 kişilik kadroya bile giremezsin diyerek sert bir mesaj yolladı. F.Bahçede ilginç gelişmeler yaşanıyor. Sarı-lacivertli takımda kadro derinliğinin ilk kurbanı Uğur Boral oluyor. Orta sahanın soluna Andre Santosun gelmesiyle iyice gözden düşen Uğura Daumdan gözdağı geldi. Geride kalan 5 haftada 1 dakika bile şans bulamayan Uğur Boral ile bir görüşme yapan Alman hoca bu oyuncuyu sert şekilde uyardı. Zico döneminde özellikle Şampiyonlar Ligindeki Sevilla maçlarında yıldızlaşan, ayrıca şu an Barcelonada oynayan dünyanın en iyi sağbeklerinden D.Alvesi perişan eden Uğura Daum şu mesajı verdi: Toparlanırsan şans bulursun. Yok olmazsa 18e bile giremezsin. Bilindiği gibi geçen hafta içinde F.Bahçeden devre arasında ayrılmak istediğini açıklayan Uğur, Alman çalıştırıcı için Ne yapsam beni kadroya almıyor eleştirisinde bulunmuştu. DEDE ÇOK SEVİYORDU Hazırlık maçlarında sürekli şans verdiği Uğurun çok pas hatası yapmasından sonra o bölgeye Andre Santosu monte eden Daum, performansında hiç ilerlemeye olmayan Uğur Boralı böylece tamamen sildi. Yeterli bulmadığı oyuncusu ile bir görüşme yapan Alman teknik adam, ocak ayındaki transfer döneminde Uğuru gönderebileceğini bile ima etti. Son Bursa maçında 18e bile alınmayan yıldız oyuncu Süper Ligdeki ilk 5 maçta hiç forma giymedi. Ligde oynanan Denizlispor ve Diyarbakırspor maçlarında yedek oturan Uğur Boral, şu ana dek 2 Avrupa maçında şans buldu. Başarılı sol açık oyuncusu Honved karşılaşmalarında oynarken, Luis Aragonesin ise gözdesiydi. 100. YIL DA VARDI Geçen sezon tam 46 maçta sahaya çıkma başarısı gösteren Uğur, 5 golle sezonu tamamladı. Sarı-lacivertli takımda en çok şans bulan isimlerden birisi olan Uğur, Daumun gelmesiyle ise tamamen gözden düştü. 2006 yazında F.Bahçeye transfer olan Uğur Boral, 100. yılda kazanılan şampiyonlukta da yer almayı başarmıştı. Vatan
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.09.2009
DaumUğurBoralısildiDaum Uğur Boralı sildi
Daum'dan Uğur Boral'a sert uyarı...
Milliyet
14.09.2009
12:15
Devre arasında takımdan ayrılmak istediğini söyleyen Uğur ile görüşen Alman hoca, “Toparlanırsan sana şans veririm. Aksi takdi...
Milliyet
Spor
14.09.2009
DaumdanUğurBoralasertuyarıDaumdan Uğur Borala sert uyarı
Gül, Erdoğan, Arınç, Çiçek ve Başbuğ’a
Samanyolu Haber
22.06.2009
16:04
Taraf yazarı Önder Aytaç, zor günlerden geçtiğimiz şu günlerde devletin zirvesindeki isimlere mesaj gönderdi.

‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’ çerçevesinde güncele baktığımızda; savlanan ETÖ’cüleri ve ‘periyodik darbe sendromu’ ile yatıp kalkanları yücelterek operasyonlarla ‘dalga geçenler’, artık kullanmak için kına arıyor olsa gerek. Çünkü bugünler, Ertuğrul Özkök’ün de dediği gibi, gerçekten de: “Türkiye’nin 11 Eylül’ü” durumunda. Çünkü bugünler, demokratik gelişimlerin öncüsü zaman dilimleri ve bu aydınlanma da dalga dalga dalga devam edecek. Vallahi de biz bunu söyleyerek dalga geçmiyoruz. Yalnızca dalgaların altında kalanlara bakıyor ve durumlarından ibretlik dersler çıkarıyoruz.

Önce Abdullah Gül’e: Türkiye de olabileceğiniz en yüce ve üst makama geldiniz. Normal şartlar altında annesi ve babası sizinki gibi Anadolu insanı olan, eşi Hayrünnisa Hanımefendi gibi olan bir kişi, savlanan ETÖ anlayışına göre, değil Cumhurbaşkanı olmak, devlet dairelerinin gölgesinde, bir süre dinlenmek için bile oturamazdı. Ama siz Cumhurbaşkanı oldunuz. O zaman Tanrı aşkına sıkı ve cesur durun. Demokrasi yönündeki kararlılığınızı, Anadolu insanı ile bütünleşerek gösterin. Yerine göre risk alarak, sizden sonra gelecek olanlara örnek bir devlet adamlığı sergileyin. O zaman; “Bundan gayrı öfke bize, gönül alma sana. Suçlama bize, katlanma sana. Bundan gayrı yanılgı bize, uyarı sana. Acz bize, yardım sana.”

Sonra Recep Tayyip Erdoğan’a: Bu ülke sizin gibi halkıyla bütünleşen bir başbakanı daha önce hiç görmedi. Devletin polisi/Emniyet güçleri, size yapılan onlarca farklı suikastı önledi ve sizi korudu. Şu an güvenliğiniz bağlamında; yemenize, içmenize ve hatta ilaçlarınıza kadar her şeye dikkat ediyorsanız, bu durum sizi bir Atatürk, bir Menderes, bir Özal kadar çok seven insanların, gecelerini gündüzlerine katarak çalışmasına ve Anadolu insanının size dualar etmesine bağlı. O zaman ne olur ‘sizden bir yoğurt olmaz’ diyerek onları üzmeyin. Devletten maaşlı atanmışların yerine, ‘yurdum insanı’ olan kişilerin, sizinle görüşmelerinin kapısını aralayın ve Osmanlı sultanlarına denildiği şekliyle; ‘Gururlanma padişahım senden büyük Allah var’ düşüncesini hep aklınızda tutun. O zaman “Huysuzluk bize, hoşgörü sana. Anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlama sana.”

Şimdi Bülent Arınç’a: Evlat acısının ne olduğunu ‘Fatih’im’ örneklemesiyle en iyi siz bildiğiniz için, annelerin evlatlarını, çocukların babalarını terör belasından dolayı kaybetmemesi için canla başla çalışıyorsunuz. Lafı eğip bükmeden ve içinizden nasıl geçiyorsa öyle ifade ediyor ve bunu yaparken de ‘Allah rızasından’ başka bir şey de gütmüyorsunuz. Milletin sesi/soluğu olup, derin devlete de, savlanan ETÖ’cülere de bunu hep ifade ederseniz, geleceğin Türkiye’sinin en önemli köşe taşlarından birisi de siz olacaksınız. O zaman; “Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana. Üşengeçlik bize, gayret sana. Rahat bize, şevk urmak sana.”

Şimdi de Cemil Çiçek’e: Ulusalcı vatansever ‘milli’ bir ‘mücadele’ ruhu içerisindeki çalışmalarınız ‘fevkaladenin fevkinde’ hayranlıklara vesile olmakta. Belki cumhurbaşkanı ya da başbakan olamadınız, ama bakın başbakan yardımcısısınız. Hem TCK hem CMK, hem Terörle Mücadele Yasası, hem iç güvenlik koordinasyonu, hem de güvenlik müsteşarlığı konusundaki gayretli çalışmalarınız, çift tarafa ve hatta her tarafa koşuşturan yoğunluğunuz, gerçekten de çok ama çok takdirin üzerinde değil mi? Yargı konusunda bile ‘ay’da parlayan ‘demir’ gibi örneklemeleriniz belki de yüzlerce, binlerce. Zaten STK’ların olmasa da TSK’nın bu anlamdaki size olan takdirleri de bilinen bir gerçek. O zaman; “Yükün ağır, işin çetin. Allah yardımcın olsun.”

Ve son sözümüz de İlker Başbuğ’a: Ergenekon yapılanmasının, varsa TSK uzantılarının açığa çıkarılması için eminim gayret gösteriyorsunuzdur. Ya da; “Aman Cemil Bey, boş mermi kovanlarını cebine koyma, sonra seni de Ergenekon’la irtibatlandırırlar” diyerek konuya farklı bir söylem getiriyorsunuzdur. Ya da; ‘karargâh evleri’ ile ilgili kamuoyunu bilgilendiriyorsunuzdur. Ya da her yerden ‘fışkıran’ cephaneliklerle ilgili “TSK envanterinde değildir” dedikten sonra gerçeklerle yeniden yüzleşiyorsunuzdur. Ya da TSK personelinin de içinde olduğu; darbe tezgâhlamakla savlanan ETÖ’cülere, cephaneliklerden askerî yargının bağım(sız)lılığına kadar olanlara, hep medya ortaya çıkardıktan sonra, önlem alma(ma) şeklinde yola devam ediyorsunuzdur. Basın şehidi Uğur Mumcu’nun askerî yargının ne kadar bağım(sız)lı olduğu konusunu kitaplarında yü
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.06.2009
GülErdoğanArınçÇiçekveBaşbuğ’aGül Erdoğan Arınç Çiçek ve Başbuğ’a
Farkını farkettir Mehmet Ali Birand
İnternet Haber
18.06.2009
13:53
Farkını farkettir Mehmet Ali Birand
Altın Kelebek ödülünün neden sana değil de Uğur Dündara verildiğini bilmiyor muyuz sanki?.. Sakın sen de onlara benzeme Birand...
İnternet Haber
Son Dakika
18.06.2009
FarkınıfarkettirMehmetAliBirandFarkını farkettir Mehmet Ali Birand
Toplam "59" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti