Habergec.Com Aranan Kelimeler:sana uğur Değerlendirme: 10 / 10 703175
habergec.com
23.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

sana uğur

Soma’da ağlatan ziyaret: Seni çok özledik baba
Zaman
16.06.2014
02:08
Manisa’nın Soma ilçesindeki maden faciasında yetim kalan 432 çocuk Babalar Günü’nü boynu bükük geçirdi.Yetim çocuklar, anne ve dedeleriyle Soma’daki maden şehitliğine adeta akın etti. Faciada hayatını kaybeden Kader Yıldırım’ın (33) çocukları da mezarlığa gelenler arasındaydı. 3 yaşındaki Eda ile 8 yaşındaki Onur her şeyden habersiz babalarının mezarı başına kendileri için bırakılan oyuncaklarla oynadı. Yine faciadan kurtulamayan 301 madenci arasında yer alan Mustafa Korkmaz’ın 9 yaşındaki oğlu Berkay Korkmaz da babasının mezarını ziyaret etti. Küçük Berkay, babasına annesiyle birlikte yazdığı şu şiirle seslendi: ‘Babalar Günün kutlu olsun benim canım babam./ Sen işten geliyordun ya./ Sonra beni seviyordun./ Şimdi kim işten gelince beni sevecek?/ Kim sarılacak, öpecek?/ Keşke hayatta olsaydın da Babalar Günü’nde seni doya doya öpebilseydim, babacığım./ Annemle birlikte sonra hediye alsaydık./ Seni çok özledik canım babacığım./ Sen de bizi çok özledin mi? Madenci eşi Sema Korkmaz ise “Ona hediyelerimiz artık, sözcüklerle olacak.” dedi. Sema Korkmaz’ı Türkiye, Enerji Bakanı Taner Yıldız’la yaptığı ve çocuklara acı haberi nasıl vereceğini sorduğu konuşmayla tanımıştı. Bu arada, ziyaret eden çocuklar, babalarının mezarlarına oyuncak bıraktı. Şehit madencilerden Yıldırım Güney’in mezarına çocuğu, onunla kendisinin büyük sevgisinin resmini yaptı. Resmin üzerine de “Babacığım seni çok özledim. Babacığım deyip sarılamıyorum. Her aklıma geldiğinde çok ağlıyorum. Her sabah benim yanıma gelip öpüyordun. Geceleri yatmadan bize hikaye okuyordun. Seni hiç unutmayacağım.” diye yazdı. Mezarlık ziyaretine katılanlardan biri de 26 yaşındaki oğlu Uğur Çolak’ı faciada kaybeden baba İsmail Çolak oldu. Babanın oğlu için yazdığı mektup duyan herkesi duygulandırdı. Çolak, oğlu için yazdığı ve mezarına koyduğu mektupta şu duyguları paylaştı: “Bugün Babalar Günü oğlum benim. Babalar Günü’mü kutlayamayacaksın ve ben de seninkini kutlayamayacağım. Ne acı, sana oğulların İsmail Ayaz ve Ulaş Bereket’i getirdim. Maden ocağında gaz olur, metan patlar yüreklerimiz yanar kor olur. Gözyaşlarımız akar, damla damla sel olur. Sizler emekçisiniz, madencisiniz. Kazma ile dağları taşları delersiniz. Sevdiklerinizle helalleşir de ocağa girersiniz. Gülmezsiniz, tebessüm edersiniz. Sizler emekçisiniz, madencisiniz. Bak oğulların geldi canım oğlum.” Anne Gülsüm Çolak ise kaybettiği oğlu için her günün Babalar, Anneler Günü olduğunu belirtti.
Zaman
Ana Sayfa
16.06.2014
Soma’daağlatanziyaretSeniçoközledikbabaSoma’da ağlatan ziyaret Seni çok özledik baba
Soma’da ağlatan ziyaret: Seni çok özledik baba
Zaman
16.06.2014
02:00
Manisa’nın Soma ilçesindeki maden faciasında yetim kalan 432 çocuk Babalar Günü’nü boynu bükük geçirdi.Yetim çocuklar, anne ve dedeleriyle Soma’daki maden şehitliğine adeta akın etti. Faciada hayatını kaybeden Kader Yıldırım’ın (33) çocukları da mezarlığa gelenler arasındaydı. 3 yaşındaki Eda ile 8 yaşındaki Onur her şeyden habersiz babalarının mezarı başına kendileri için bırakılan oyuncaklarla oynadı. Yine faciadan kurtulamayan 301 madenci arasında yer alan Mustafa Korkmaz’ın 9 yaşındaki oğlu Berkay Korkmaz da babasının mezarını ziyaret etti. Küçük Berkay, babasına annesiyle birlikte yazdığı şu şiirle seslendi: ‘Babalar Günün kutlu olsun benim canım babam./ Sen işten geliyordun ya./ Sonra beni seviyordun./ Şimdi kim işten gelince beni sevecek?/ Kim sarılacak, öpecek?/ Keşke hayatta olsaydın da Babalar Günü’nde seni doya doya öpebilseydim, babacığım./ Annemle birlikte sonra hediye alsaydık./ Seni çok özledik canım babacığım./ Sen de bizi çok özledin mi? Madenci eşi Sema Korkmaz ise “Ona hediyelerimiz artık, sözcüklerle olacak.” dedi. Sema Korkmaz’ı Türkiye, Enerji Bakanı Taner Yıldız’la yaptığı ve çocuklara acı haberi nasıl vereceğini sorduğu konuşmayla tanımıştı. Bu arada, ziyaret eden çocuklar, babalarının mezarlarına oyuncak bıraktı. Şehit madencilerden Yıldırım Güney’in mezarına çocuğu, onunla kendisinin büyük sevgisinin resmini yaptı. Resmin üzerine de “Babacığım seni çok özledim. Babacığım deyip sarılamıyorum. Her aklıma geldiğinde çok ağlıyorum. Her sabah benim yanıma gelip öpüyordun. Geceleri yatmadan bize hikaye okuyordun. Seni hiç unutmayacağım.” diye yazdı. Mezarlık ziyaretine katılanlardan biri de 26 yaşındaki oğlu Uğur Çolak’ı faciada kaybeden baba İsmail Çolak oldu. Babanın oğlu için yazdığı mektup duyan herkesi duygulandırdı. Çolak, oğlu için yazdığı ve mezarına koyduğu mektupta şu duyguları paylaştı: “Bugün Babalar Günü oğlum benim. Babalar Günü’mü kutlayamayacaksın ve ben de seninkini kutlayamayacağım. Ne acı, sana oğulların İsmail Ayaz ve Ulaş Bereket’i getirdim. Maden ocağında gaz olur, metan patlar yüreklerimiz yanar kor olur. Gözyaşlarımız akar, damla damla sel olur. Sizler emekçisiniz, madencisiniz. Kazma ile dağları taşları delersiniz. Sevdiklerinizle helalleşir de ocağa girersiniz. Gülmezsiniz, tebessüm edersiniz. Sizler emekçisiniz, madencisiniz. Bak oğulların geldi canım oğlum.” Anne Gülsüm Çolak ise kaybettiği oğlu için her günün Babalar, Anneler Günü olduğunu belirtti.
Zaman
Güncel
16.06.2014
Soma’daağlatanziyaretSeniçoközledikbabaSoma’da ağlatan ziyaret Seni çok özledik baba
Ali Çolak - Bilmez isen ağaççayı…
Zaman
07.06.2014
02:04
İnsanın ağaçla yâranlığına imrenmekten ölesim gelir. Dünden bugüne kazanılıvermiş değil bu.Bin yıllardır sarmaş dolaş ömür sürmenin, sıkı fıkı yaşamanın meyvesi. Şimdi tutup, ağaçlarla aramızda kan bağına benzer bir akrabalık oluştuğunu söylesem inanmaz mısınız? Ben deyivereyim de, isterseniz inanmayın siz.Melih Cevdet’in rahatı kaçan ağacını hatırlar mısınız? “Tanıdığım bir ağaç var/Etlik bağlarına yakın” diye başlar. Bir ahbabından söz açar gibidir, ‘tanıdığım’ der ağaca. Öyle ya, ağaç bizden kalası değildir. Geceyi gündüzü, dört mevsimi rüzgârı, karı bilir. Ay ışığına bayılıyor ama kötülemiyordur karanlığı. Yalnız, bir kusuru vardır, aşkı öğrenmemiştir. Melih Cevdet böyle der de Salâh Birsel tersini söyler. Üşenmeden penceresine eğilen ağaçlar, bıdır bıdır konuşuyorlardır geceleyin. Üstelik, “Kimi aşktan laf açıyor”dur, “Kimi gördüğü ölülerden”. Necati Cumalı haklıdır: “Ağaçlar, çiçekler de/sever düşünür acı çeker.”Kim diyebilir ki, ağaçlar öylece dururlar; sever, düşünür ve acı çekerken. Öyle değildir elbet, çoktan bizcileyin yaşamaya durmuşlardır. Uzun asırlar içinde ‘insanca’yı da sökmüşlerdir. Biz de ‘ağaçça’yı anlar olmuşuzdur iç içe yaşarken. Ormandan bahçeye, bahçeden avluya ve hânemize gele gide, evin ağacı oluvermişlerdir. Orada kalır mı hiç? Mahremine girmişiz birbirimizin. Birlikte yiyip içmişiz, dal budak salmış, kol atıp güçlenmişiz. Ölümlerde ağlamış, doğumda gülmüşüz. Evin ağacı, uğur getirir, kut getirir demişler. Öyle inanmışız, kimi de beklermiş evleri bir evliya gibi.Dedem Korkut’un anlatır ki, Bamsı Beyrek’in evinin önünde bir gölgeli kaba ağaç vardır. Beyrek düğün gecesi kâfir eline tutsak düştüğünde, ağacın dalı budağı kurur. Ağaç kuruyunca obanın bereketi kesilir. Sular diner, at, deve ve koyunlar yavrulamaz olur. Kardeşi Segrek anasından ruhsat alıp Beyrek’i kurtarmaya gittiğinde, kurumuş ağaç yeniden yeşerip göğerir. Ağaç yeşermekle kalmaz, obaya kut ve bereket geri gelir. Salur Kazan’ın evinin yağmalandığı destanda da Kazan Han, ağaçla bir güzel söyleşir: “Ağaç der isem sana erilenme ağaç/Mekke ile Medine’nin kapısı ağaç/Musa Kelîmün asası ağaç/Büyük büyük suların köprüsü ağaç…”Ağaçla konuşup dertleşmek, Dedem Korkut gününde kalmış değildir. Bir Deli Ağaç’ta Pınar Kür’ün zavallı kızcağızı gidip derdini bir ağaca döker. Baharda açan çiçekleri, ağacın ‘ağrıyla, sızıyla, acıyla, gözyaşıyla’ yeşerttiğini biliyordur o kız.Peki, ağaçlarla yârenliğin tacını kime takmalı? Bana kalırsa, ıssız dağlar başındaki çam ve katran ağaçları üzerinde mekân tutup tefekkür eden Bediüzzaman ile Bodrum’u çiçeklendiren Halikarnas Balıkçısı’na… (Ağaçların insanları buluşturma yeteneğine şaşmamalı) Balıkçı, yirmi yıldan fazla ömür sürdüğü Bodrum’dan İzmir’e taşındıktan sonra ilk göz ağrısına her gelişinde buradaki denizciler gibi ağaç dostlarının da hatırını sorarmış. Haluk Elbe’den dinleyelim: “Bir bir her ağacın yanına varır, bir merhaba çeker, gövdesini kocaman eliyle sıvazlar, ağacı okşardı. Sonra sanki bir insandan bahsediyormuş gibi hakkında uzun açıklamalarda bulunurdu. Geçmişini, nereden ve nasıl geldiğini, huylarını, yararlarını anlatırdı. Bana öyle gelirdi ki ağaç dostları onu Davudî sesinden tanırdı.”Bin yılların dostluğunu ağacın karşılıksız bırakması mümkün müdür? Kim bilir kaç kere yazdım, mahallenin ağaçları, güngörmüş, devran sürmüş ihtiyarlardan farksızdır. Köşe başına bağdaş kurup günlerin akışını izler dururlar. Çoluk çocuğu gözetir, yaşlıyı, yorgunu buyur ederler. Gelip geçeni onlardan sorabilirsiniz, hikâyeleri boldur anlatacak. Gölgelerin uzadığı akşam üstülerde neşelerine diyecek yoktur. Onlar da gönenir, insanların kıpır kıpır mutluluğunu gördükçe. Ve sonunda, herkesler çekip giderken bir ağaç nöbet tutar kabirlerin başında.Yazık ki, ‘ağaçça’yı sökemeyenler bütün bunlardan habersiz. Kederini duymadan bir ağacın yanından geçip gidiyorlar. Baharda bir ağacın sevinçten delirmek üzere olduğunu da görmüyor gözleri. Bir gün olsun, gidip bir ağaçla selamlaştıkları, iki çift söz ettikleri yok. ‘Betonca’yı su gibi biliyorlar oysa. Ağaçların değil ama betonların görkemiyle öğünüyorlar. “En büyük binayı kim dikecek” yarışındalar. Beton diyorlar da başka bir şey demiyorlar. Biz de, bir yerlerde birileri kalkıp ağaçları doğrayınca şaşırıyoruz. Sonra birileri de, o ağaçlar için insanların ah edip ayağa kalkmasına şaşırıyor. Çok garip! İnsan, canından can gidince feryat etmez mi? Anlamıyorlar! Ne diyordu Necati Cumalı, “Anlamak istersen beni/Ağaçlarla iyi geçin.”
Zaman
Köşe Yazıları
07.06.2014
AliÇolak-Bilmezisenağaççayı…Ali Çolak - Bilmez isen ağaççayı…
Cem Yılmaz’a da gülerim, İvedik’e de
Zaman
31.05.2014
02:58
Necmi Yapıcı, kariyerini komedi üzerine inşa eden oyunculardan. “Zorluklar içinde büyüdüm. Acıların çocuğu muhabbeti vardır ya, aynen öyle geçti.” diyen oyuncu, mizahın hayatının merkezinde olduğunu söylüyor.Projelerinizde ibre her daim komediyi gösteriyor. Sıkılmadınız mı?Türkiye’de böyle. Hangi işle sivrildiysen, o tarz teklifler geliyor. Yapımcılar seyirci hoşlanmaz diye riske girmek istemiyor galiba. Ben de komedi yapmayı seviyorum. Günün birinde drama da oynamak isterim, eğitimini aldık. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni 1995’te bitirdim. Ertesi yıl İstanbul’a geldim, komediyle başladım, öyle devam ettim. Sıkılmadım. İşimi severek yapan azınlığın içindeyim.İstediğiniz rolü oynamak lüks müdür?Değildir herhalde. Bizim sektörde çevre önemlidir. Seni seven, sana güvenen, arkanda duranların olması gerekiyor. Rolü istediğinde direkt senin olmuyor. İşler acayip oldu: Yapımcı seni istiyor, televizyon yöneticisi istemiyor. Böyle şeyler de var. Halit Ergenç gibiysen istediğin rolü oynarsın. Ya belli bir yere geleceksin, ya eşin, dostun, şansın olacak.Sizin bugünlere gelmenizde çevrenin payı nedir?Çevresiz olmuyor, ki benim çok fazla ilişkim yoktu. Okuldayken tatil köyünde animatörlük yapıyordum. Tatile gelen Cihan Ünal gibi abilerimle tanıştım. İstanbul’a geldiğimde aradım, Nebim Saban Tiyatrosu’na yönlendirdi beni. Orada başladım. Oyun, üç dört ay sonra kişisel nedenlerden dolayı kaldırıldı. Ev kirasını bile ödemeyecek haldeydim. Ömer abiyi (Uğur) aradım, onun vesilesiyle Reyting Hamdi’de işe başladım. Orada Birol Güven ile tanıştım, senaristlerden biriydi. Sonra Ayrılsak da Beraberiz’e geçtim. Uzun süredir Mint Yapım ile çalışıyorum. Çevrenin böyle bir katkısı oldu.Hangi projenizi alıp diğerlerinden farklı bir yere koyuyorsunuz?Hâlâ bana Feridun Bitir (Ayrılsak da Beraberiz) diyorlar, ‘yırttık abi’ diye sesleniyorlar. O, biyografimde kalın harflerle yazılmış bir rol. Bittiği için üzüldüğüm iki dizim vardır: Tayfun Güner’in Dayı’sı ile İmkânsız Aşk. Severek oynadığım karakterlerdi. Şimdi 80’lerdeki Kahveci Mesut karakteri beğeniliyor. O karakter de İzmir Bucalı, ben de. Severek oynuyorum.Ayrılsak da Beraberiz ekonomik olarak yırttığınız proje mi?Tabii canım. Dört sene, beş sezon sürdü. Gece hayatı olan, içki içen, para harcayan bir adam olmadığım için para biriktirmiştim. Ev, araba aldım. Biz sincap gibi çalışıyoruz, kışın çalışıp yazın yiyoruz. İşsiz kalma ihtimalimiz çok yüksek. O diziden sonra dört-beş diziye başladım, bitti. 2004’ten itibaren yedi yıl sıkıntılı bir dönem yaşadım. Borçlarımı ödemek için evimi, arabamı sattım. İşin cilvesi bu.Necmi Yapıcı, yazıp yönettiği Picamalı Adamlar oyununda rol alıyor.Ayağınızı yorganınıza göre uzatamadığınız için mi sıkıntı yaşadınız?Ondan değil. Biz hiçbir zaman büyük paralar kazanmıyoruz. Yaşayacak, ihtiyaçlarını giderecek kadar paran oluyor. Başrollerle ikinci dereceden roller arasında uçurum var. Biri 60-65 bin alıyor, biri 1-2 bin. Dizide oynuyorsan, yırtmıyorsun yani.Komediyle ilerleyen kariyerden bahsettik. Mizah hayatınızın ne kadar merkezinde?Neşeli, enerjik yaşamayı seviyorum. Küçüklüğümden beri insanları eğlendirmeyi seven bir yapım var. Her insan gibi moralimizin bozulduğu zamanlar oluyor ama asık suratlı olmayı sevmiyorum. Asık suratlı insanları da sevmiyorum, sohbet ettiğim insanlarla enerjimin tutması gerekiyor.Peter Seller, Cem Yılmaz… Hangi komedi anlayışı size daha yakındır?Türkiye’de vücudunu kullanan oyuncu çok az. Hocalarım, arkadaşlarım vücut dilimi çok iyi kullandığımı söyler. Ben de öyle düşünüyorum. Son dönemde Ahmet Kural’ı görüyorum vücudunu kullanan. O açıdan bakarsan Jim Carrey’a benzetebilirsin. Sözsüz oyun yaptığımda Mr. Bean’e benzeten olur. Ben Stiller tarzını çok severim, inşallah günün birinde öyle şey oynarım. Peter Seller da severim… Daha geniş yelpazeden bakıyorum. Komedide duygu, ritim, iç tartım başkadır. Herkes komedi oynar ama komedyen olamaz. Bence komediyi iyi oynayan dramayı da iyi oynar.Bizde komedi daha kolaydır algısı var. Ne dersiniz?Öyle bir şey olamaz. Bazıları komedi yapıyor, komik duruma düşüyor. Olmuyor. Komedi her zaman daha zordur. İnsanlar aynı şeye ağlıyor ama farklı şeylere gülüyor ama ben ayrım yapmam. Cem Yılmaz’a da gülerim, Recep İvedik’e de.Genelde birini seven, diğerinden hazzetmez…Seçim yapmak zorunda değiliz ki. Şahan Gökbakar’ı değil, Recep İvedik’i izliyorum. O, öküz bir karakter, öyle yaşıyor, eğlenmek için izliyorum. İnsanlar zevk alıyor demek ki, 7 milyon izliyor. Cem Yılmaz’a 4-5 milyon kişi gidiyor. İkisi de yoğun ilgi görüyor. Sanat filmlerini yüceltip bunları küçümseyenleri anlamıyorum. Buradan Kültür Bakanlığı’na fon aktarılıyor, eleştiren
Zaman
En Çok Okunan
31.05.2014
CemYılmaz’adagülerimİvedik’edeCem Yılmaz’a da gülerim İvedik’e de
Cem Yılmaz’a da gülerim, İvedik’e de
Zaman
31.05.2014
02:17
Necmi Yapıcı, kariyerini komedi üzerine inşa eden oyunculardan. “Zorluklar içinde büyüdüm. Acıların çocuğu muhabbeti vardır ya, aynen öyle geçti.” diyen oyuncu, mizahın hayatının merkezinde olduğunu söylüyor.Projelerinizde ibre her daim komediyi gösteriyor. Sıkılmadınız mı?Türkiye’de böyle. Hangi işle sivrildiysen, o tarz teklifler geliyor. Yapımcılar seyirci hoşlanmaz diye riske girmek istemiyor galiba. Ben de komedi yapmayı seviyorum. Günün birinde drama da oynamak isterim, eğitimini aldık. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni 1995’te bitirdim. Ertesi yıl İstanbul’a geldim, komediyle başladım, öyle devam ettim. Sıkılmadım. İşimi severek yapan azınlığın içindeyim.İstediğiniz rolü oynamak lüks müdür?Değildir herhalde. Bizim sektörde çevre önemlidir. Seni seven, sana güvenen, arkanda duranların olması gerekiyor. Rolü istediğinde direkt senin olmuyor. İşler acayip oldu: Yapımcı seni istiyor, televizyon yöneticisi istemiyor. Böyle şeyler de var. Halit Ergenç gibiysen istediğin rolü oynarsın. Ya belli bir yere geleceksin, ya eşin, dostun, şansın olacak.Sizin bugünlere gelmenizde çevrenin payı nedir?Çevresiz olmuyor, ki benim çok fazla ilişkim yoktu. Okuldayken tatil köyünde animatörlük yapıyordum. Tatile gelen Cihan Ünal gibi abilerimle tanıştım. İstanbul’a geldiğimde aradım, Nebim Saban Tiyatrosu’na yönlendirdi beni. Orada başladım. Oyun, üç dört ay sonra kişisel nedenlerden dolayı kaldırıldı. Ev kirasını bile ödemeyecek haldeydim. Ömer abiyi (Uğur) aradım, onun vesilesiyle Reyting Hamdi’de işe başladım. Orada Birol Güven ile tanıştım, senaristlerden biriydi. Sonra Ayrılsak da Beraberiz’e geçtim. Uzun süredir Mint Yapım ile çalışıyorum. Çevrenin böyle bir katkısı oldu.Hangi projenizi alıp diğerlerinden farklı bir yere koyuyorsunuz?Hâlâ bana Feridun Bitir (Ayrılsak da Beraberiz) diyorlar, ‘yırttık abi’ diye sesleniyorlar. O, biyografimde kalın harflerle yazılmış bir rol. Bittiği için üzüldüğüm iki dizim vardır: Tayfun Güner’in Dayı’sı ile İmkânsız Aşk. Severek oynadığım karakterlerdi. Şimdi 80’lerdeki Kahveci Mesut karakteri beğeniliyor. O karakter de İzmir Bucalı, ben de. Severek oynuyorum.Ayrılsak da Beraberiz ekonomik olarak yırttığınız proje mi?Tabii canım. Dört sene, beş sezon sürdü. Gece hayatı olan, içki içen, para harcayan bir adam olmadığım için para biriktirmiştim. Ev, araba aldım. Biz sincap gibi çalışıyoruz, kışın çalışıp yazın yiyoruz. İşsiz kalma ihtimalimiz çok yüksek. O diziden sonra dört-beş diziye başladım, bitti. 2004’ten itibaren yedi yıl sıkıntılı bir dönem yaşadım. Borçlarımı ödemek için evimi, arabamı sattım. İşin cilvesi bu.Necmi Yapıcı, yazıp yönettiği Picamalı Adamlar oyununda rol alıyor.Ayağınızı yorganınıza göre uzatamadığınız için mi sıkıntı yaşadınız?Ondan değil. Biz hiçbir zaman büyük paralar kazanmıyoruz. Yaşayacak, ihtiyaçlarını giderecek kadar paran oluyor. Başrollerle ikinci dereceden roller arasında uçurum var. Biri 60-65 bin alıyor, biri 1-2 bin. Dizide oynuyorsan, yırtmıyorsun yani.Komediyle ilerleyen kariyerden bahsettik. Mizah hayatınızın ne kadar merkezinde?Neşeli, enerjik yaşamayı seviyorum. Küçüklüğümden beri insanları eğlendirmeyi seven bir yapım var. Her insan gibi moralimizin bozulduğu zamanlar oluyor ama asık suratlı olmayı sevmiyorum. Asık suratlı insanları da sevmiyorum, sohbet ettiğim insanlarla enerjimin tutması gerekiyor.Peter Seller, Cem Yılmaz… Hangi komedi anlayışı size daha yakındır?Türkiye’de vücudunu kullanan oyuncu çok az. Hocalarım, arkadaşlarım vücut dilimi çok iyi kullandığımı söyler. Ben de öyle düşünüyorum. Son dönemde Ahmet Kural’ı görüyorum vücudunu kullanan. O açıdan bakarsan Jim Carrey’a benzetebilirsin. Sözsüz oyun yaptığımda Mr. Bean’e benzeten olur. Ben Stiller tarzını çok severim, inşallah günün birinde öyle şey oynarım. Peter Seller da severim… Daha geniş yelpazeden bakıyorum. Komedide duygu, ritim, iç tartım başkadır. Herkes komedi oynar ama komedyen olamaz. Bence komediyi iyi oynayan dramayı da iyi oynar.Bizde komedi daha kolaydır algısı var. Ne dersiniz?Öyle bir şey olamaz. Bazıları komedi yapıyor, komik duruma düşüyor. Olmuyor. Komedi her zaman daha zordur. İnsanlar aynı şeye ağlıyor ama farklı şeylere gülüyor ama ben ayrım yapmam. Cem Yılmaz’a da gülerim, Recep İvedik’e de.Genelde birini seven, diğerinden hazzetmez…Seçim yapmak zorunda değiliz ki. Şahan Gökbakar’ı değil, Recep İvedik’i izliyorum. O, öküz bir karakter, öyle yaşıyor, eğlenmek için izliyorum. İnsanlar zevk alıyor demek ki, 7 milyon izliyor. Cem Yılmaz’a 4-5 milyon kişi gidiyor. İkisi de yoğun ilgi görüyor. Sanat filmlerini yüceltip bunları küçümseyenleri anlamıyorum. Buradan Kültür Bakanlığı’na fon aktarılıyor, eleştiren
Zaman
En Çok Okunan
31.05.2014
CemYılmaz’adagülerimİvedik’edeCem Yılmaz’a da gülerim İvedik’e de
Cem Yılmaz’a da gülerim, İvedik’e de
Zaman
31.05.2014
02:09
Necmi Yapıcı, kariyerini komedi üzerine inşa eden oyunculardan. “Zorluklar içinde büyüdüm. Acıların çocuğu muhabbeti vardır ya, aynen öyle geçti.” diyen oyuncu, mizahın hayatının merkezinde olduğunu söylüyor.Projelerinizde ibre her daim komediyi gösteriyor. Sıkılmadınız mı?Türkiye’de böyle. Hangi işle sivrildiysen, o tarz teklifler geliyor. Yapımcılar seyirci hoşlanmaz diye riske girmek istemiyor galiba. Ben de komedi yapmayı seviyorum. Günün birinde drama da oynamak isterim, eğitimini aldık. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni 1995’te bitirdim. Ertesi yıl İstanbul’a geldim, komediyle başladım, öyle devam ettim. Sıkılmadım. İşimi severek yapan azınlığın içindeyim.İstediğiniz rolü oynamak lüks müdür?Değildir herhalde. Bizim sektörde çevre önemlidir. Seni seven, sana güvenen, arkanda duranların olması gerekiyor. Rolü istediğinde direkt senin olmuyor. İşler acayip oldu: Yapımcı seni istiyor, televizyon yöneticisi istemiyor. Böyle şeyler de var. Halit Ergenç gibiysen istediğin rolü oynarsın. Ya belli bir yere geleceksin, ya eşin, dostun, şansın olacak.Sizin bugünlere gelmenizde çevrenin payı nedir?Çevresiz olmuyor, ki benim çok fazla ilişkim yoktu. Okuldayken tatil köyünde animatörlük yapıyordum. Tatile gelen Cihan Ünal gibi abilerimle tanıştım. İstanbul’a geldiğimde aradım, Nebim Saban Tiyatrosu’na yönlendirdi beni. Orada başladım. Oyun, üç dört ay sonra kişisel nedenlerden dolayı kaldırıldı. Ev kirasını bile ödemeyecek haldeydim. Ömer abiyi (Uğur) aradım, onun vesilesiyle Reyting Hamdi’de işe başladım. Orada Birol Güven ile tanıştım, senaristlerden biriydi. Sonra Ayrılsak da Beraberiz’e geçtim. Uzun süredir Mint Yapım ile çalışıyorum. Çevrenin böyle bir katkısı oldu.Hangi projenizi alıp diğerlerinden farklı bir yere koyuyorsunuz?Hâlâ bana Feridun Bitir (Ayrılsak da Beraberiz) diyorlar, ‘yırttık abi’ diye sesleniyorlar. O, biyografimde kalın harflerle yazılmış bir rol. Bittiği için üzüldüğüm iki dizim vardır: Tayfun Güner’in Dayı’sı ile İmkânsız Aşk. Severek oynadığım karakterlerdi. Şimdi 80’lerdeki Kahveci Mesut karakteri beğeniliyor. O karakter de İzmir Bucalı, ben de. Severek oynuyorum.Ayrılsak da Beraberiz ekonomik olarak yırttığınız proje mi?Tabii canım. Dört sene, beş sezon sürdü. Gece hayatı olan, içki içen, para harcayan bir adam olmadığım için para biriktirmiştim. Ev, araba aldım. Biz sincap gibi çalışıyoruz, kışın çalışıp yazın yiyoruz. İşsiz kalma ihtimalimiz çok yüksek. O diziden sonra dört-beş diziye başladım, bitti. 2004’ten itibaren yedi yıl sıkıntılı bir dönem yaşadım. Borçlarımı ödemek için evimi, arabamı sattım. İşin cilvesi bu.Necmi Yapıcı, yazıp yönettiği Picamalı Adamlar oyununda rol alıyor.Ayağınızı yorganınıza göre uzatamadığınız için mi sıkıntı yaşadınız?Ondan değil. Biz hiçbir zaman büyük paralar kazanmıyoruz. Yaşayacak, ihtiyaçlarını giderecek kadar paran oluyor. Başrollerle ikinci dereceden roller arasında uçurum var. Biri 60-65 bin alıyor, biri 1-2 bin. Dizide oynuyorsan, yırtmıyorsun yani.Komediyle ilerleyen kariyerden bahsettik. Mizah hayatınızın ne kadar merkezinde?Neşeli, enerjik yaşamayı seviyorum. Küçüklüğümden beri insanları eğlendirmeyi seven bir yapım var. Her insan gibi moralimizin bozulduğu zamanlar oluyor ama asık suratlı olmayı sevmiyorum. Asık suratlı insanları da sevmiyorum, sohbet ettiğim insanlarla enerjimin tutması gerekiyor.Peter Seller, Cem Yılmaz… Hangi komedi anlayışı size daha yakındır?Türkiye’de vücudunu kullanan oyuncu çok az. Hocalarım, arkadaşlarım vücut dilimi çok iyi kullandığımı söyler. Ben de öyle düşünüyorum. Son dönemde Ahmet Kural’ı görüyorum vücudunu kullanan. O açıdan bakarsan Jim Carrey’a benzetebilirsin. Sözsüz oyun yaptığımda Mr. Bean’e benzeten olur. Ben Stiller tarzını çok severim, inşallah günün birinde öyle şey oynarım. Peter Seller da severim… Daha geniş yelpazeden bakıyorum. Komedide duygu, ritim, iç tartım başkadır. Herkes komedi oynar ama komedyen olamaz. Bence komediyi iyi oynayan dramayı da iyi oynar.Bizde komedi daha kolaydır algısı var. Ne dersiniz?Öyle bir şey olamaz. Bazıları komedi yapıyor, komik duruma düşüyor. Olmuyor. Komedi her zaman daha zordur. İnsanlar aynı şeye ağlıyor ama farklı şeylere gülüyor ama ben ayrım yapmam. Cem Yılmaz’a da gülerim, Recep İvedik’e de.Genelde birini seven, diğerinden hazzetmez…Seçim yapmak zorunda değiliz ki. Şahan Gökbakar’ı değil, Recep İvedik’i izliyorum. O, öküz bir karakter, öyle yaşıyor, eğlenmek için izliyorum. İnsanlar zevk alıyor demek ki, 7 milyon izliyor. Cem Yılmaz’a 4-5 milyon kişi gidiyor. İkisi de yoğun ilgi görüyor. Sanat filmlerini yüceltip bunları küçümseyenleri anlamıyorum. Buradan Kültür Bakanlığı’na fon aktarılıyor, eleştiren
Zaman
Ana Sayfa
31.05.2014
CemYılmaz’adagülerimİvedik’edeCem Yılmaz’a da gülerim İvedik’e de
Cem Yılmaz’a da gülerim, İvedik’e de
Zaman
31.05.2014
02:01
Necmi Yapıcı, kariyerini komedi üzerine inşa eden oyunculardan. “Zorluklar içinde büyüdüm. Acıların çocuğu muhabbeti vardır ya, aynen öyle geçti.” diyen oyuncu, mizahın hayatının merkezinde olduğunu söylüyor.Projelerinizde ibre her daim komediyi gösteriyor. Sıkılmadınız mı?Türkiye’de böyle. Hangi işle sivrildiysen, o tarz teklifler geliyor. Yapımcılar seyirci hoşlanmaz diye riske girmek istemiyor galiba. Ben de komedi yapmayı seviyorum. Günün birinde drama da oynamak isterim, eğitimini aldık. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni 1995’te bitirdim. Ertesi yıl İstanbul’a geldim, komediyle başladım, öyle devam ettim. Sıkılmadım. İşimi severek yapan azınlığın içindeyim.İstediğiniz rolü oynamak lüks müdür?Değildir herhalde. Bizim sektörde çevre önemlidir. Seni seven, sana güvenen, arkanda duranların olması gerekiyor. Rolü istediğinde direkt senin olmuyor. İşler acayip oldu: Yapımcı seni istiyor, televizyon yöneticisi istemiyor. Böyle şeyler de var. Halit Ergenç gibiysen istediğin rolü oynarsın. Ya belli bir yere geleceksin, ya eşin, dostun, şansın olacak.Sizin bugünlere gelmenizde çevrenin payı nedir?Çevresiz olmuyor, ki benim çok fazla ilişkim yoktu. Okuldayken tatil köyünde animatörlük yapıyordum. Tatile gelen Cihan Ünal gibi abilerimle tanıştım. İstanbul’a geldiğimde aradım, Nebim Saban Tiyatrosu’na yönlendirdi beni. Orada başladım. Oyun, üç dört ay sonra kişisel nedenlerden dolayı kaldırıldı. Ev kirasını bile ödemeyecek haldeydim. Ömer abiyi (Uğur) aradım, onun vesilesiyle Reyting Hamdi’de işe başladım. Orada Birol Güven ile tanıştım, senaristlerden biriydi. Sonra Ayrılsak da Beraberiz’e geçtim. Uzun süredir Mint Yapım ile çalışıyorum. Çevrenin böyle bir katkısı oldu.Hangi projenizi alıp diğerlerinden farklı bir yere koyuyorsunuz?Hâlâ bana Feridun Bitir (Ayrılsak da Beraberiz) diyorlar, ‘yırttık abi’ diye sesleniyorlar. O, biyografimde kalın harflerle yazılmış bir rol. Bittiği için üzüldüğüm iki dizim vardır: Tayfun Güner’in Dayı’sı ile İmkânsız Aşk. Severek oynadığım karakterlerdi. Şimdi 80’lerdeki Kahveci Mesut karakteri beğeniliyor. O karakter de İzmir Bucalı, ben de. Severek oynuyorum.Ayrılsak da Beraberiz ekonomik olarak yırttığınız proje mi?Tabii canım. Dört sene, beş sezon sürdü. Gece hayatı olan, içki içen, para harcayan bir adam olmadığım için para biriktirmiştim. Ev, araba aldım. Biz sincap gibi çalışıyoruz, kışın çalışıp yazın yiyoruz. İşsiz kalma ihtimalimiz çok yüksek. O diziden sonra dört-beş diziye başladım, bitti. 2004’ten itibaren yedi yıl sıkıntılı bir dönem yaşadım. Borçlarımı ödemek için evimi, arabamı sattım. İşin cilvesi bu.Necmi Yapıcı, yazıp yönettiği Picamalı Adamlar oyununda rol alıyor.Ayağınızı yorganınıza göre uzatamadığınız için mi sıkıntı yaşadınız?Ondan değil. Biz hiçbir zaman büyük paralar kazanmıyoruz. Yaşayacak, ihtiyaçlarını giderecek kadar paran oluyor. Başrollerle ikinci dereceden roller arasında uçurum var. Biri 60-65 bin alıyor, biri 1-2 bin. Dizide oynuyorsan, yırtmıyorsun yani.Komediyle ilerleyen kariyerden bahsettik. Mizah hayatınızın ne kadar merkezinde?Neşeli, enerjik yaşamayı seviyorum. Küçüklüğümden beri insanları eğlendirmeyi seven bir yapım var. Her insan gibi moralimizin bozulduğu zamanlar oluyor ama asık suratlı olmayı sevmiyorum. Asık suratlı insanları da sevmiyorum, sohbet ettiğim insanlarla enerjimin tutması gerekiyor.Peter Seller, Cem Yılmaz… Hangi komedi anlayışı size daha yakındır?Türkiye’de vücudunu kullanan oyuncu çok az. Hocalarım, arkadaşlarım vücut dilimi çok iyi kullandığımı söyler. Ben de öyle düşünüyorum. Son dönemde Ahmet Kural’ı görüyorum vücudunu kullanan. O açıdan bakarsan Jim Carrey’a benzetebilirsin. Sözsüz oyun yaptığımda Mr. Bean’e benzeten olur. Ben Stiller tarzını çok severim, inşallah günün birinde öyle şey oynarım. Peter Seller da severim… Daha geniş yelpazeden bakıyorum. Komedide duygu, ritim, iç tartım başkadır. Herkes komedi oynar ama komedyen olamaz. Bence komediyi iyi oynayan dramayı da iyi oynar.Bizde komedi daha kolaydır algısı var. Ne dersiniz?Öyle bir şey olamaz. Bazıları komedi yapıyor, komik duruma düşüyor. Olmuyor. Komedi her zaman daha zordur. İnsanlar aynı şeye ağlıyor ama farklı şeylere gülüyor ama ben ayrım yapmam. Cem Yılmaz’a da gülerim, Recep İvedik’e de.Genelde birini seven, diğerinden hazzetmez…Seçim yapmak zorunda değiliz ki. Şahan Gökbakar’ı değil, Recep İvedik’i izliyorum. O, öküz bir karakter, öyle yaşıyor, eğlenmek için izliyorum. İnsanlar zevk alıyor demek ki, 7 milyon izliyor. Cem Yılmaz’a 4-5 milyon kişi gidiyor. İkisi de yoğun ilgi görüyor. Sanat filmlerini yüceltip bunları küçümseyenleri anlamıyorum. Buradan Kültür Bakanlığı’na fon aktarılıyor, eleştiren
Zaman
Ana Sayfa
31.05.2014
CemYılmaz’adagülerimİvedik’edeCem Yılmaz’a da gülerim İvedik’e de
Doğumgünü pastasını mezarına götürdüler
Zaman
20.05.2014
20:09
Manisanın Soma İlçesindeki maden faciasında yaşamını yitiren Kader Yıldırımın 32nci yaşı doğumgünü pastası mezarı başında kesildi.Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.ye ait kömür ocağındaki faciada yaşamını yitiren 301 kişi arasında yer alan Kader Yıldırımın bugün doğum günüydü. Çocukları 3 yaşındaki Eda ve 8 yaşındaki Onur,Türkiyeyi yasa boğan faciada kaybettikleri babaları için doğum gününü mezarı başında pasta kesmek istedi. Daha çok taze olan acılarını yüreğine gömen Nevzat Yıldırım ve eşi Elmas Yıldırım, torunlarının bu isteğini kabul etti. Yıldırım çifti, iki torunu ve diğer yakınlarıyla bugün oğullarının 42 madenci arkadaşıyla birlikte toprağa verildiği Soma İlçe Mezarlığındaki Madenci Şehitliğine geldi. Uğur böceği şeklindeki doğum günü pastasını çocuklarından Onur keserken, duygusal anlar yaşandı. Genç yaşta hayata veda eden madencinin yakınları ve çevredekiler gözyaşlarını tutamadı.Pastanın kesilmesinin ardından Onur, mezara babası için kendi el yazısıyla aynı kağıda yazdığı mektup ve şiiri bıraktı. Onur, Ben babamın paşa oğluyum diye son verdiği mektubunda şu ifadelere yer verdi:Herkes seni çok seviyor ama ben seni daha da çok seviyorum. Ben ve Kerem (kuzeni) seni o kadar seviyoruz ki. Başın sağ olsun. Senin için şiir yazdım. Şimdi başka bir kalem alacağım. Sen orada rahat mısın? Benim şiirlerimi beğenirsin umarım. Çok iyi birisin. Seni çok seviyorum. Senin mezarını çok sulayacağım. Ömür boyu seni özleyeceğim. Ne kadar iyi birisin. İstanbuldan, Ankaradan gelenler var. Başın sağ olsun. Seni herkes çok seviyor. Herkes senin mezarında toplandı ve yasin okudular. Ömür boyu yanındayım. Sana iyi günler.Onurun şiiri ise şöyle:Çok çektim çileyi / Düşünmedim bir şeyi / Harman ettim halimi / Hayallerimden çektim dileği / Niceleri demiş deyip bu dünyadan geçti / Nihayet ömrü bitti / Hoca geliyor kefeni giydi / İkinci hayıra kimi şehri geçti.Baba Nevzat Yıldırım, 11 yıldır madende çalışan oğlu Kaderin acısını yaşadıklarını belirterek, Ancak, babalarını kaybeden torunlarımın bu istediğini de kıramadık dedi.
Zaman
Son Dakika
20.05.2014
DoğumgünüpastasınımezarınagötürdülerDoğumgünü pastasını mezarına götürdüler
Doğumgünü pastasını mezarına götürdüler
Zaman
20.05.2014
20:09
Manisanın Soma İlçesindeki maden faciasında yaşamını yitiren Kader Yıldırımın 32nci yaşı doğumgünü pastası mezarı başında kesildi.Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.ye ait kömür ocağındaki faciada yaşamını yitiren 301 kişi arasında yer alan Kader Yıldırımın bugün doğum günüydü. Çocukları 3 yaşındaki Eda ve 8 yaşındaki Onur,Türkiyeyi yasa boğan faciada kaybettikleri babaları için doğum gününü mezarı başında pasta kesmek istedi. Daha çok taze olan acılarını yüreğine gömen Nevzat Yıldırım ve eşi Elmas Yıldırım, torunlarının bu isteğini kabul etti. Yıldırım çifti, iki torunu ve diğer yakınlarıyla bugün oğullarının 42 madenci arkadaşıyla birlikte toprağa verildiği Soma İlçe Mezarlığındaki Madenci Şehitliğine geldi. Uğur böceği şeklindeki doğum günü pastasını çocuklarından Onur keserken, duygusal anlar yaşandı. Genç yaşta hayata veda eden madencinin yakınları ve çevredekiler gözyaşlarını tutamadı.Pastanın kesilmesinin ardından Onur, mezara babası için kendi el yazısıyla aynı kağıda yazdığı mektup ve şiiri bıraktı. Onur, Ben babamın paşa oğluyum diye son verdiği mektubunda şu ifadelere yer verdi:Herkes seni çok seviyor ama ben seni daha da çok seviyorum. Ben ve Kerem (kuzeni) seni o kadar seviyoruz ki. Başın sağ olsun. Senin için şiir yazdım. Şimdi başka bir kalem alacağım. Sen orada rahat mısın? Benim şiirlerimi beğenirsin umarım. Çok iyi birisin. Seni çok seviyorum. Senin mezarını çok sulayacağım. Ömür boyu seni özleyeceğim. Ne kadar iyi birisin. İstanbuldan, Ankaradan gelenler var. Başın sağ olsun. Seni herkes çok seviyor. Herkes senin mezarında toplandı ve yasin okudular. Ömür boyu yanındayım. Sana iyi günler.Onurun şiiri ise şöyle:Çok çektim çileyi / Düşünmedim bir şeyi / Harman ettim halimi / Hayallerimden çektim dileği / Niceleri demiş deyip bu dünyadan geçti / Nihayet ömrü bitti / Hoca geliyor kefeni giydi / İkinci hayıra kimi şehri geçti.Baba Nevzat Yıldırım, 11 yıldır madende çalışan oğlu Kaderin acısını yaşadıklarını belirterek, Ancak, babalarını kaybeden torunlarımın bu istediğini de kıramadık dedi.
Zaman
Ana Sayfa
20.05.2014
DoğumgünüpastasınımezarınagötürdülerDoğumgünü pastasını mezarına götürdüler
Dualar ağıtlara karıştı...
Zaman
16.05.2014
02:07
Soma’daki maden faciasında can veren işçiler için dün pek çok ilde cenaze törenleri düzenlendi. Acılı aileler, evlatlarını, eşlerini ya da babalarını toprağa verirken gözyaşları sel oldu. Birlikte çalışıp beraber ölen madencilerin yan yana dizilen tabutları yürekleri yaktı. Dualar ağıtlara, vedalar feryatlara karıştı.Türkiye’nin en büyük maden kazasında hayatını kaybeden işçilerden 25’i Soma Belediye Mezarlığı’nda toprağa verildi. Yan yana defnedilen madenciler için gözyaşları sel oldu. Acılı ana-babalar, eşler, evlatlar ve akrabalar birbirlerini teselli etmeye çalıştı.Madenciler için Soma’da 5 bin metrekarelik ‘Madenci Şehitliği’ oluşturuldu. Önceki gün 9 madencinin defnedildiği şehitlikte dün de 25 kişi dualar eşliğinde toprağa verildi. Her bir madencinin farklı hikâyesi yürekleri dağladı. Madende birlikte can veren baba Hüseyin Avkaş ile oğlu Ferhat Aykaş, yan yana kazılan mezarlara defnedildi. Uğur Çolak’ın 20 aylık oğlu İsmail de, babasının mezarı başında yaşananları seyrederken, babaannesi torununa sarılıp ağıt yaktı. Sağlık ekipleri fenalaşan işçi yakınlarına müdahale edip sakinleştirmeye çalıştı. Kemal Çoban’ın (40) 8 yaşındaki kızı Rüveyda Çoban mezarlıkta gözyaşlarını tutamadı. Babasının mezarını okşayan küçük kız, “Çok üzgünüm. Madenin göçtüğünden haberim vardı ama babamın öldüğünü bilmiyordum. Bundan sonra benim için zor olacak. Babam, bana ‘canım kızım’, ‘güzel kızım’ diye hitap ederdi.” dedi.33 yaşındaki Erdal Demirel’in cenazesi ise Aydın’ın Didim ilçesinde toprağa verildi. Didim Cemevi’nde cenaze töreninde Erdal Demirel’in eşi Ayfer Demirel’in “Sana ‘Gitme Erdal mezarın olacak o maden.’ dedim. Gittin. Ben şimdi seni bekleyen oğluna ne diyeceğim Erdal?” feryatları yürekleri dağladı. Maden faciasında hayatını kaybeden Mustafa Kaya’nın (40) cenazesi de memleketi Mersin’in Mut ilçesinde düzenlenen cenaze töreninin ardından şehir mezarlığında toprağa verildi. Türk bayrağına sarılı tabut cenaze arabasına konulunca Mustafa Kaya’nın kızı Deniz’in, “Baba bizi bırakma” diye ağlaması, cenazeye katılanları duygulandırdı.
Zaman
Ana Sayfa
16.05.2014
DualarağıtlarakarıştıDualar ağıtlara karıştı
Dualar ağıtlara karıştı...
Zaman
16.05.2014
02:01
Soma’daki maden faciasında can veren işçiler için dün pek çok ilde cenaze törenleri düzenlendi. Acılı aileler, evlatlarını, eşlerini ya da babalarını toprağa verirken gözyaşları sel oldu. Birlikte çalışıp beraber ölen madencilerin yan yana dizilen tabutları yürekleri yaktı. Dualar ağıtlara, vedalar feryatlara karıştı.Türkiye’nin en büyük maden kazasında hayatını kaybeden işçilerden 25’i Soma Belediye Mezarlığı’nda toprağa verildi. Yan yana defnedilen madenciler için gözyaşları sel oldu. Acılı ana-babalar, eşler, evlatlar ve akrabalar birbirlerini teselli etmeye çalıştı.Madenciler için Soma’da 5 bin metrekarelik ‘Madenci Şehitliği’ oluşturuldu. Önceki gün 9 madencinin defnedildiği şehitlikte dün de 25 kişi dualar eşliğinde toprağa verildi. Her bir madencinin farklı hikâyesi yürekleri dağladı. Madende birlikte can veren baba Hüseyin Avkaş ile oğlu Ferhat Aykaş, yan yana kazılan mezarlara defnedildi. Uğur Çolak’ın 20 aylık oğlu İsmail de, babasının mezarı başında yaşananları seyrederken, babaannesi torununa sarılıp ağıt yaktı. Sağlık ekipleri fenalaşan işçi yakınlarına müdahale edip sakinleştirmeye çalıştı. Kemal Çoban’ın (40) 8 yaşındaki kızı Rüveyda Çoban mezarlıkta gözyaşlarını tutamadı. Babasının mezarını okşayan küçük kız, “Çok üzgünüm. Madenin göçtüğünden haberim vardı ama babamın öldüğünü bilmiyordum. Bundan sonra benim için zor olacak. Babam, bana ‘canım kızım’, ‘güzel kızım’ diye hitap ederdi.” dedi.33 yaşındaki Erdal Demirel’in cenazesi ise Aydın’ın Didim ilçesinde toprağa verildi. Didim Cemevi’nde cenaze töreninde Erdal Demirel’in eşi Ayfer Demirel’in “Sana ‘Gitme Erdal mezarın olacak o maden.’ dedim. Gittin. Ben şimdi seni bekleyen oğluna ne diyeceğim Erdal?” feryatları yürekleri dağladı. Maden faciasında hayatını kaybeden Mustafa Kaya’nın (40) cenazesi de memleketi Mersin’in Mut ilçesinde düzenlenen cenaze töreninin ardından şehir mezarlığında toprağa verildi. Türk bayrağına sarılı tabut cenaze arabasına konulunca Mustafa Kaya’nın kızı Deniz’in, “Baba bizi bırakma” diye ağlaması, cenazeye katılanları duygulandırdı.
Zaman
Güncel
16.05.2014
DualarağıtlarakarıştıDualar ağıtlara karıştı
Babasını gözyaşlarıyla uğurladı
Zaman
15.05.2014
17:23
Manisanın Soma ilçesinde meydana gelen maden faciasında hayatını kaybeden ve ailelerine teslim edilen cenazeler defnediliyor.23 işçinin cenazesi bugün Belediye Mezarlığında toprağa verildi. Mezarlık ana baba gününe dönerken, gözyaşları sel oldu. Defnedilen her maden işçisinin farklı hikayesi yürekleri dağladı, kömür ocağı şehitleri için eller açıldı, hepsi dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Kazada yaşamını yitiren Uğur Çolakın 20 aylık oğlu İsmail, babasının mezanın başında yaşananları seyrederken, babaannesi torununa sarılıp oğlu için ağıt yaktı.Soma Belediye Mezarlığı, bugün en acı günlerinden birini yaşadı. Mezarlıkta dün defnedilen 9 kişinin ardından bugün de 23 madenci toprağa verildi. Mezarlıkta bir yandan işlemleri tamamlanan işçilerin definleri yapılırken, bir yandan da ölü sayısının artması nedeniyle belediye ekipleri yeni mezar yeri kazmayı sürdürdü. Mezar kazma işlemlerine belediye personelinin yanı sıra yaşamının yitiren işçilerin yakınları da yardım etti.Türk Kızılayı, Soma Belediyesi, Manisa Valiliği ve birçok gönüllü vatandaş ve kuruluş mezarlıktaki işlemlerde yakınlarını kaybedenlere yardımcı olurken, sürekli su, bisküvi, kolonya ikramı yapıldı. Sağlık ekipleri fenalaşan işçi yakınlarına müdahale etti, sakinleştirmeye çalıştı. Madendeki kazada yaşamını yitirenler, mezarların başında okunan dualarla son yolculuğuna uğurlandı.Faciada hayatını kaybeden 25 yaşındaki Uğur Çolakın annesi Gülsüm Çolak, ağıdıyla yürekleri dağladı. 20 aylık İsmaili kucağına alarak oğlunun mezarının başında ağıtlar yakan Gülsüm Çolak, torununa sarılarak, Uyan oğlum uyan, sana ev yaptırdım da beğenmedim. Arkadaşlarınla burayı çok mu sevdiniz. Bak İsmailini getirdim sana. Ah kuzum diyerek gözyaşı döktü. Oğulunun mezarını öpen, toprak atan acılı anne, yakınları tarafından güçlükle mazar başından kaldırıldı ve sakinleştirilmeye çalışıldı. Küçük İsmail olan bitinden habersiz yaşananları izlerken, babaennesinin ağıtları üzerine ağlamaya başladı. Gülsüm Çolak, torununu babasının mezarının üzerine de bir süre koydu.100 HANELİ KÖYDE 11 OCAĞA ATEŞ DÜŞTÜİzmir Büyükşehir Belediye Başkan Aziz Kocaoğlu, Büyükoba köyünün ardından 11 ocağa ateşin düştüğü 100 haneli Elmadere köyünü ziyaret etti. Yakınlarını kaybeden ailelere başsağlığı dileyen Başkan Aziz Kocaoğlu, yaşanan acının tarifsiz olduğunu söyledi. Faciada yaşamını kaybeden Sami ve İlkay Yıldırım kardeşlerin evine giden Başkan Aziz Kocaoğlu, baba Hasan Yıldırımın acısını paylaştı. Elmadere köyünde yaşamını kaybeden işçilerin isimleri: Hüseyin Kılıç, Turgut Yılmaz, Doğan Yıldırım, Sezai Kılıç, Bilal An, Erol Uysal Hüseyin Kılıç, Ersan Çetin, Sami Yıldırım, İlkay Yıldırım, Ahmet Güven.SOMADA ÖLEN ZONGULDAKLI 3 MADENCİ TOPRAĞA VERİLDİ3 Zonguldaklı maden işçisi gözyaşları arasında toprağa verildi. Ölen madencilerden 52 yaşındaki Nurettin Karanın eşi Ayten Karanın tabuta sarılıp, Bana söz verdin; Artık rahat edeceğiz diyordun. Şimdi nereye gidiyorsun, böyle mi olacaktı? diyerek ağlaması yürek burktu.ÇANKIRI MADEN ŞEHİDİ MÜHENDİSE AĞLADIÇankırılı genç mühendis Burak Karayel, Ahmet Yesevi Camiinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. 27 yaşındaki mühendis, emekli imam olan dedesinin kıldırdığı cenaze namazının ardından gözyaşları arasında toprağa verildi. Karayel ile 8 yıl önce aynı üniversitede okurken tanışan, 11 ay önce de hayatlarını birleştiren Aydan Karayel ise, eşinin cenazesinde güçlükle ayakta durabildi.MUTTAKİ ŞEHİTLİKTE TOPRAĞA VERİLDİ40 yaşındaki Mustafa Kayanın cenazesi, memleketi Mersinin Mut İlçesinde düzenlenen cenaze töreninin ardından Şehir Mezarlığındaki Şehitlikte toprağa verildi.EŞİNİN KÖYÜNE DEFNEDİLDİFelakette hayatını kaybeden Zeynel Uzar, eşinin memleketi Aydında toprağa verildi. Aslen Çorumlu olan Zeynel Uzar, Esin Uzar ile evliydi. 4 yaşında Ozan isimli çocukları bulunuyordu. Ölen madencinin eşinin ikinci çocuklarına 4 aylık hamile olduğu öğrenildi. Çorumdan Aydına gelen genç madencinin ailesini vatandaşlar teselli etmekte güçlük çekti.
Zaman
Son Dakika
15.05.2014
BabasınıgözyaşlarıylauğurladıBabasını gözyaşlarıyla uğurladı
Babasını gözyaşlarıyla uğurladı
Zaman
15.05.2014
17:23
Manisanın Soma ilçesinde meydana gelen maden faciasında hayatını kaybeden ve ailelerine teslim edilen cenazeler defnediliyor.23 işçinin cenazesi bugün Belediye Mezarlığında toprağa verildi. Mezarlık ana baba gününe dönerken, gözyaşları sel oldu. Defnedilen her maden işçisinin farklı hikayesi yürekleri dağladı, kömür ocağı şehitleri için eller açıldı, hepsi dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Kazada yaşamını yitiren Uğur Çolakın 20 aylık oğlu İsmail, babasının mezanın başında yaşananları seyrederken, babaannesi torununa sarılıp oğlu için ağıt yaktı.Soma Belediye Mezarlığı, bugün en acı günlerinden birini yaşadı. Mezarlıkta dün defnedilen 9 kişinin ardından bugün de 23 madenci toprağa verildi. Mezarlıkta bir yandan işlemleri tamamlanan işçilerin definleri yapılırken, bir yandan da ölü sayısının artması nedeniyle belediye ekipleri yeni mezar yeri kazmayı sürdürdü. Mezar kazma işlemlerine belediye personelinin yanı sıra yaşamının yitiren işçilerin yakınları da yardım etti.Türk Kızılayı, Soma Belediyesi, Manisa Valiliği ve birçok gönüllü vatandaş ve kuruluş mezarlıktaki işlemlerde yakınlarını kaybedenlere yardımcı olurken, sürekli su, bisküvi, kolonya ikramı yapıldı. Sağlık ekipleri fenalaşan işçi yakınlarına müdahale etti, sakinleştirmeye çalıştı. Madendeki kazada yaşamını yitirenler, mezarların başında okunan dualarla son yolculuğuna uğurlandı.Faciada hayatını kaybeden 25 yaşındaki Uğur Çolakın annesi Gülsüm Çolak, ağıdıyla yürekleri dağladı. 20 aylık İsmaili kucağına alarak oğlunun mezarının başında ağıtlar yakan Gülsüm Çolak, torununa sarılarak, Uyan oğlum uyan, sana ev yaptırdım da beğenmedim. Arkadaşlarınla burayı çok mu sevdiniz. Bak İsmailini getirdim sana. Ah kuzum diyerek gözyaşı döktü. Oğulunun mezarını öpen, toprak atan acılı anne, yakınları tarafından güçlükle mazar başından kaldırıldı ve sakinleştirilmeye çalışıldı. Küçük İsmail olan bitinden habersiz yaşananları izlerken, babaennesinin ağıtları üzerine ağlamaya başladı. Gülsüm Çolak, torununu babasının mezarının üzerine de bir süre koydu.100 HANELİ KÖYDE 11 OCAĞA ATEŞ DÜŞTÜİzmir Büyükşehir Belediye Başkan Aziz Kocaoğlu, Büyükoba köyünün ardından 11 ocağa ateşin düştüğü 100 haneli Elmadere köyünü ziyaret etti. Yakınlarını kaybeden ailelere başsağlığı dileyen Başkan Aziz Kocaoğlu, yaşanan acının tarifsiz olduğunu söyledi. Faciada yaşamını kaybeden Sami ve İlkay Yıldırım kardeşlerin evine giden Başkan Aziz Kocaoğlu, baba Hasan Yıldırımın acısını paylaştı. Elmadere köyünde yaşamını kaybeden işçilerin isimleri: Hüseyin Kılıç, Turgut Yılmaz, Doğan Yıldırım, Sezai Kılıç, Bilal An, Erol Uysal Hüseyin Kılıç, Ersan Çetin, Sami Yıldırım, İlkay Yıldırım, Ahmet Güven.SOMADA ÖLEN ZONGULDAKLI 3 MADENCİ TOPRAĞA VERİLDİ3 Zonguldaklı maden işçisi gözyaşları arasında toprağa verildi. Ölen madencilerden 52 yaşındaki Nurettin Karanın eşi Ayten Karanın tabuta sarılıp, Bana söz verdin; Artık rahat edeceğiz diyordun. Şimdi nereye gidiyorsun, böyle mi olacaktı? diyerek ağlaması yürek burktu.ÇANKIRI MADEN ŞEHİDİ MÜHENDİSE AĞLADIÇankırılı genç mühendis Burak Karayel, Ahmet Yesevi Camiinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. 27 yaşındaki mühendis, emekli imam olan dedesinin kıldırdığı cenaze namazının ardından gözyaşları arasında toprağa verildi. Karayel ile 8 yıl önce aynı üniversitede okurken tanışan, 11 ay önce de hayatlarını birleştiren Aydan Karayel ise, eşinin cenazesinde güçlükle ayakta durabildi.MUTTAKİ ŞEHİTLİKTE TOPRAĞA VERİLDİ40 yaşındaki Mustafa Kayanın cenazesi, memleketi Mersinin Mut İlçesinde düzenlenen cenaze töreninin ardından Şehir Mezarlığındaki Şehitlikte toprağa verildi.EŞİNİN KÖYÜNE DEFNEDİLDİFelakette hayatını kaybeden Zeynel Uzar, eşinin memleketi Aydında toprağa verildi. Aslen Çorumlu olan Zeynel Uzar, Esin Uzar ile evliydi. 4 yaşında Ozan isimli çocukları bulunuyordu. Ölen madencinin eşinin ikinci çocuklarına 4 aylık hamile olduğu öğrenildi. Çorumdan Aydına gelen genç madencinin ailesini vatandaşlar teselli etmekte güçlük çekti.
Zaman
Ana Sayfa
15.05.2014
BabasınıgözyaşlarıylauğurladıBabasını gözyaşlarıyla uğurladı
Kılıçdaroğlu: Ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin
Zaman
27.03.2014
18:18
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twetterden sonra Youtubeun yasaklanmasını eleştirerek, Başçalana söylüyorum, istediğin kadar yasak getir. Kenan Evren yasak getirdi, görüyorsun sonunu. Sen de bu ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin. dedi.Kılıçdaroğlu, Uğur Mumcu Meydanında partisinin düzenlediği mitingde Adanalılara seslendi. Konuşması sırasında Twetterdan sonra Youtubeun da kapatılmasını öğrenen Kılıçdaroğlu, Arkadaşlar bir not iletti. Youtubea yasak gelmiş. O Başçalana söylüyorum, istediğin kadar engel getir. Kenan Evren getirmişti, görüyorsun sonunu. Sen de bu ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin. Her şeye paralel yapı diyor. Senin bakanının koluna 700 milyarlık saati paralel mi taktı, bakanlarının çocuklarının odalarına paralel mi koydu. Oğluna paraları sıfırlamasını söylüyorsun, bunu paralel devlet mi tavsiye etti sana. Adamın bütün hayatı para üzerine kurulu. diye konuştu. HIRSIZLIK YAPTIĞINI BÜTÜN DÜNYA BİLİYORCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, genel seçimlerden sonra Adanaya başbakan olarak geleceğini, ancak ondan önce 30 Martta demokrasinin birinci adımını atacaklarını söyledi. Meydanlarda halkın Hırsız Recep Tayyip Erdoğan diye slogan attığını, kendisinin de Başçalan dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Allah aşkına hırsızlık yapmadı mı? Bütün dünya bilmiyor mu? Adana bilmiyor mu? Farkındasınız, biz de farkındayız. Dava açmış. Sanıyor ki korkacağız. Ayakkabı kutusundan korkan bir başbakandan korkulur mu? Manisada üniversite öğrencisinin çantasını açıyorlar harsız var yazılı bir bez var. Polis, başbakana hakaret ediyorsun diye gözaltına alıyor. Çocuk altında Recep Tayyip Erdoğan yazmıyor ki diyor. Onun hırsız olduğunu, kul hakkı yediğini bütün dünya biliyor, ben de biliyorum, Adana da biliyor. Bizden aldılar, ayakkabı kutularına doldurdular. 17 Aralık Şeb-i Arus törenleri. Mevlananın Hakka yürüdüğü gün, saat 08.02de oğlunu arıyor, evdeki paraları sıfırla diyor. Dünyanın hangi ülkesinde bir başbakan oğluna telefon edip oğlum paraları sıfırla diye talimat verir. Bunlar montaj diyor. Size söz, CHP iktidarında hiçbir bakanını kolunda 700 milyarlık saat olmayacak, hiçbir bakanını, çocuğunun yatak odalarında para kasaları olmayacak, içişleri bakanı oğluna telefon edip, oğlum evde ne var diyerek, 1 trilyon para olduğunu belirten konuşma olmayacak. şeklinde konuştu. KAÇ LİRAYA DOYACAKSAN BULUP VEREYİM SANA DA MİLLETİN YAKASINDAN DÜŞGençlere güvendiğini dile getiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: Gençler, size güveniyorum. 2.5 milyon genç ilk kez oy kullanacak. Ya özgürlükten yana ya yasaklardan yana oy kullanacaksınız. Çünkü siz bir tweet attınız, başçalanı korkuttunuz, yasağı koydu. Bizim gençliğe başçalanın yasağı sökmez, aynı dakika yasağı kaldırdılar. Arkadaşlar kutularda sahte dolar getirmiş etrafa saçmışlar. Başçalan burada olsaydı etrafa saçılan sahte dolarları toplardı. Yiyorsun, çalışıyorsun doymuyorsun. Kaç liraya doyacaksan, uluslararası kampanya açacağım sana vereceğim, şu milletin yakasından düş. Kaça doyacağını tahmin eden var mı? BU ÜLKEDEN KAÇACAKCHPlilerin her birinden, daha önce kendilerine oy vermeyen bir kişiyi bulup ikna etmesini isteyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: Bu seçimler sıradan seçimler değil, ben çalışıyorum. Ama tek başıma benim çalışmam yetmez, beraber çalışacağız. AKPye geçen seçimlerde oy veren saygıdeğer vatandaşlarıma sesleniyorum. Siz ayrısınız, çalanlar, kul hakkı yiyenler, yetim hakkı yiyenler ayrı. Ben hükümeti eleştiriyorum, onları siz üstünüze almayın. Yoksulluğu bitireceğim demişti. Adanada işsizlik var mı başçalan işsizlikten bahsediyor mu? Onun çoluk çocuğu iş sahibi, ne işi var para istifleme işi, kul hakkı yeme işi, topluma ihanet işi, alın terini sömürme işi var. İşsizliği biz önleyeceğiz. Bu ülkede haram parayla umreye gidenler, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen var. Paraları yediler. Siz meraklanmayın CHP iktidarının ayak sesleri geliyor, ilk sınavı yerel yönetimlerde vereceğiz. Sonra genel seçimler olacak. Göreceksiniz bu ülkeden kaçacak, Ömer El Beşirin yanına kaçacak. O da yolsuzluk yapıyor, katliam yapıyor, adam öldürüyor. Nereye kaçarsa kaçsın bulup getireceğim, hesabını soracağım. Kardeşi kardeşe kırdırıyor, eline silah veriyor git kardeşi öldür diyor. Şimdi yeni ses kayıtları düştü, Başçalanın sesini merak ediyorum. Türkiyeyi eğer Suriyeye sokarsa çok büyük bir yanlışın altına imza atar. Suriyeye asker göndereceksen paraları istifleyen Bilal oğlanı gönder. Bilali parayı istiflemeye gönderir, Bilal askerlik yapmadı ki zaten. ESNAF EMEKLİSİNİN MAAŞINDAN 5 KURUŞ KESİLMEYECEKBahar ayının temizlik ayı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 30 Martta bir temizlik daha yapacağız. Siyaseti kirlilikten arındıracağız. Başbakanlık koltuğunda oturan adam, kul hakkı diyene adam denir mi, ağzımızdan kaçtı kusur
Zaman
Son Dakika
27.03.2014
KılıçdaroğluÜlkeyegetirdiğinyasaklarınhesabınıvereceksinKılıçdaroğlu Ülkeye getirdiğin yasakların hesabını vereceksin
Demirtaş: Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Zaman
16.03.2014
17:02
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğanın seçim meydanlarındaki üslubunu eleştirerek, Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. dedi.Halkların Demokrasi Partisinin (HDP) Adana Uğur Mumcu Meydanındaki mitinginde konuşan BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Başbakanın seçim meydanlarında kullandığı üsluptan dert yandı. En büyük kışkırtmayı, provokasyonu Başbakan Erdoğanın yaptığını söyleyen Demirtaş, Her sözü zehir gibi, her sözü hakaret, yani bugüne kadar hiçbir seçim kampanyası bu kadar çirkinleşmedi. diye konuştu. Herkesin seçime, Başbakanın ise savaşa gittiğini vurgulayan Demirtaş, Bu provokatif dille, üslupla seçim mi olurmuş, zaten inkâr da etmiyor. Bu bizim için istiklal savaşıdır diyor. Kusura bakma kardeşim biz seçime gidiyoruz. Sen savaşa gidiyor olabilirsin, ama sana bir savaş hikâyesini hatırlatayım. Bir zamanlar senin gibiler de heyecanla savaşa gidiyorlarmış. Allah Allah Allah diye gidiyorlarmış, cephede yenilince de gerisin geriye, Allah Allah, Allah Allah, nasıl yenildik diyorlarmış. Senin de başına bu gelecek inşallah. ifadelerini kullandı.Başbakanın siyasi parti liderlerini üslup üzerinden eleştirmesine de karşı çıkan Demirtaş, Senden başka kışkırtan yok ki, sen bir sussan seçim atmosferi barış içinde geçecek. Senden başka tahrik eden, hakaret eden yok. Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. Başka da kimse kimseyi tehdit etmiyor. şeklinde konuştu. Başbakanın sadece kendisine oy verenleri Allahın yarattığına inandığını vurgulayan Demirtaş, Bize diyor, yaradılanı Yaradandan ötürü severiz diyor. İyi de, bana öyle geliyor ki, sen sadece Allahın sana oy verenleri yarattığını zannediyorsun, sana oy vermeyenleri Allah yaratmadı zannediyorsun herhalde. Sen bir tek onları seviyorsun. Sana oy veren dışında, Allahın tek bir kulunu sevdiğini görmedik. Mesela sen Berkin Elvanı sevmiyorsun, Ceylan Önkolu sevmiyorsun, Uğur Kaymazı sevmiyorsun. Sevseydin, 15 yaşındaki bir çocuğun katledilmesiyle ilgili böyle mi konuşurdun? Hani yaradılanı Yaradandan ötürü seviyordun? Hani İsrail, Filistinde çocukları katlederken sen van minüt diye bağırıyordun, senin yaptığın farklı mı? Ölümler arasına ayrım koymak, ölümler arasında ayrım yapmak kendine insanım diyene yakışmaz. Burakcan da Berkin de bu halkın çocuklarıdır. Hepsi candır, hepsi ana kuzusudur. Anaların gözyaşlarının rengi arasında fark yoktur. Ama kullandığı cümlelere bir bakar mısınız? O diyor ekmek almaya gitmedi, ne ekmeği, yüzü poşuluydu, taş attı diyor. Şimdi ne diyebilirsiniz ki? Farz edelim ekmek almaya gitmedi, farz edelim senin zulmüne bir taş da ben atayım dedi. Öldürmen mi gerekiyor, cezası ölüm mü? Bunu savunabiliyor. Bunlar kışkırtmadan başka bir şey değil, kendi kitlesine, topladığı insanlara acılı anaları yuhalatıyor. Evladını daha yeni defnetmiş anaları oradaki insanlara yuhalatıyor. Orada yuhalayan insanlara da yazıklar olsun diyorum, onların da Müslümanlıkla, insanlıkla alakası olamaz. Bir acılı anneyi yuhalamanın insanlıkla alakası olamaz. dedi.RUH SAĞLIĞINIZ İÇİN BAŞBAKAN ÇIKTIĞINDA TELEVİZYONU KAPATINBaşbakan televizyonlara çıktığında dinlenmemesi, televizyonun kapatılması tavsiyesinde de bulunan Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: Bütün kanallar onu canlı veriyor, ama Başbakan çıktığında kapatın, adam kısa devre yapmış, ne konuştuğunu bilmiyor. 25 tane kanal, özel kanal Başbakanı canlı yayınlıyor. Yetmiyor TRT canlı yayınlıyor. Ben şimdi merak ediyorum, TRT genel müdürüne sesleniyorum. Sen AKPnin yayınlarını, bizim tam 240 katımız orada canlı veriyorsun. TRT Genel Müdürü beni dinliyorsa soruyorum, sen Tayyip Erdoğanın memuru değilsin, senin aldığın maaş, TRTye aldığın kameraman, oraya harcadığın her kuruş buradaki BDPli, HDPlilerin de cebinden çıkıyor. Sizin babanızın parası değil, babanızın kanalı da değil. Suç işliyorsun TRT Genel Müdürü olarak suç işliyorsun, istifa etmen lazım. Eğer AKPde siyaset yapacaksan, istifa eder gider AKPde aday olursun, ama TRT Genel Müdürlüğü koltuğunda oturup partilere ambargo uygulayamazsın. Sen AKPnin özel kanalı değilsin. TRTyi bu şekilde AKP özel yayıncılığı haline getirmeye hakları yoktur. Bunları boykot edin, boykot, Başbakanı çıkaran, canlı yayınlayan her kanalı kapatın, izlemeyin bile. Sizin ruh sağlığınız için söylüyorum. Çocuklar korkmasın diye söylüyorum.Demiştaş, ayrıca hiçbir yerde ittifak anlaşmaları olmadığını da ifade ederek, insanların kafasının karıştırılmak istendiğini sözlerine ekledi.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
16.03.2014
DemirtaşBaşbakançıktığındatelevizyonukapatınDemirtaş Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Demirtaş: Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Zaman
16.03.2014
16:53
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğanın seçim meydanlarındaki üslubunu eleştirerek, Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. dedi.Halkların Demokrasi Partisinin (HDP) Adana Uğur Mumcu Meydanındaki mitinginde konuşan BDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Başbakanın seçim meydanlarında kullandığı üsluptan dert yandı. En büyük kışkırtmayı, provokasyonu Başbakan Erdoğanın yaptığını söyleyen Demirtaş, Her sözü zehir gibi, her sözü hakaret, yani bugüne kadar hiçbir seçim kampanyası bu kadar çirkinleşmedi. diye konuştu. Herkesin seçime, Başbakanın ise savaşa gittiğini vurgulayan Demirtaş, Bu provokatif dille, üslupla seçim mi olurmuş, zaten inkâr da etmiyor. Bu bizim için istiklal savaşıdır diyor. Kusura bakma kardeşim biz seçime gidiyoruz. Sen savaşa gidiyor olabilirsin, ama sana bir savaş hikâyesini hatırlatayım. Bir zamanlar senin gibiler de heyecanla savaşa gidiyorlarmış. Allah Allah Allah diye gidiyorlarmış, cephede yenilince de gerisin geriye, Allah Allah, Allah Allah, nasıl yenildik diyorlarmış. Senin de başına bu gelecek inşallah. ifadelerini kullandı.Başbakanın siyasi parti liderlerini üslup üzerinden eleştirmesine de karşı çıkan Demirtaş, Senden başka kışkırtan yok ki, sen bir sussan seçim atmosferi barış içinde geçecek. Senden başka tahrik eden, hakaret eden yok. Bir başbakan olarak şu anda ülkenin iç barışı konusundaki en büyük tehdit sensin. Başka da kimse kimseyi tehdit etmiyor. şeklinde konuştu. Başbakanın sadece kendisine oy verenleri Allahın yarattığına inandığını vurgulayan Demirtaş, Bize diyor, yaradılanı Yaradandan ötürü severiz diyor. İyi de, bana öyle geliyor ki, sen sadece Allahın sana oy verenleri yarattığını zannediyorsun, sana oy vermeyenleri Allah yaratmadı zannediyorsun herhalde. Sen bir tek onları seviyorsun. Sana oy veren dışında, Allahın tek bir kulunu sevdiğini görmedik. Mesela sen Berkin Elvanı sevmiyorsun, Ceylan Önkolu sevmiyorsun, Uğur Kaymazı sevmiyorsun. Sevseydin, 15 yaşındaki bir çocuğun katledilmesiyle ilgili böyle mi konuşurdun? Hani yaradılanı Yaradandan ötürü seviyordun? Hani İsrail, Filistinde çocukları katlederken sen van minüt diye bağırıyordun, senin yaptığın farklı mı? Ölümler arasına ayrım koymak, ölümler arasında ayrım yapmak kendine insanım diyene yakışmaz. Burakcan da Berkin de bu halkın çocuklarıdır. Hepsi candır, hepsi ana kuzusudur. Anaların gözyaşlarının rengi arasında fark yoktur. Ama kullandığı cümlelere bir bakar mısınız? O diyor ekmek almaya gitmedi, ne ekmeği, yüzü poşuluydu, taş attı diyor. Şimdi ne diyebilirsiniz ki? Farz edelim ekmek almaya gitmedi, farz edelim senin zulmüne bir taş da ben atayım dedi. Öldürmen mi gerekiyor, cezası ölüm mü? Bunu savunabiliyor. Bunlar kışkırtmadan başka bir şey değil, kendi kitlesine, topladığı insanlara acılı anaları yuhalatıyor. Evladını daha yeni defnetmiş anaları oradaki insanlara yuhalatıyor. Orada yuhalayan insanlara da yazıklar olsun diyorum, onların da Müslümanlıkla, insanlıkla alakası olamaz. Bir acılı anneyi yuhalamanın insanlıkla alakası olamaz. dedi.RUH SAĞLIĞINIZ İÇİN BAŞBAKAN ÇIKTIĞINDA TELEVİZYONU KAPATINBaşbakan televizyonlara çıktığında dinlenmemesi, televizyonun kapatılması tavsiyesinde de bulunan Selahattin Demirtaş, şunları söyledi: Bütün kanallar onu canlı veriyor, ama Başbakan çıktığında kapatın, adam kısa devre yapmış, ne konuştuğunu bilmiyor. 25 tane kanal, özel kanal Başbakanı canlı yayınlıyor. Yetmiyor TRT canlı yayınlıyor. Ben şimdi merak ediyorum, TRT genel müdürüne sesleniyorum. Sen AKPnin yayınlarını, bizim tam 240 katımız orada canlı veriyorsun. TRT Genel Müdürü beni dinliyorsa soruyorum, sen Tayyip Erdoğanın memuru değilsin, senin aldığın maaş, TRTye aldığın kameraman, oraya harcadığın her kuruş buradaki BDPli, HDPlilerin de cebinden çıkıyor. Sizin babanızın parası değil, babanızın kanalı da değil. Suç işliyorsun TRT Genel Müdürü olarak suç işliyorsun, istifa etmen lazım. Eğer AKPde siyaset yapacaksan, istifa eder gider AKPde aday olursun, ama TRT Genel Müdürlüğü koltuğunda oturup partilere ambargo uygulayamazsın. Sen AKPnin özel kanalı değilsin. TRTyi bu şekilde AKP özel yayıncılığı haline getirmeye hakları yoktur. Bunları boykot edin, boykot, Başbakanı çıkaran, canlı yayınlayan her kanalı kapatın, izlemeyin bile. Sizin ruh sağlığınız için söylüyorum. Çocuklar korkmasın diye söylüyorum.Demiştaş, ayrıca hiçbir yerde ittifak anlaşmaları olmadığını da ifade ederek, insanların kafasının karıştırılmak istendiğini sözlerine ekledi.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
16.03.2014
DemirtaşBaşbakançıktığındatelevizyonukapatınDemirtaş Başbakan çıktığında televizyonu kapatın
Niğde'den Kimse Yok Mu yardım TIR'ı dualarla uğurlandı
Haber3
18.02.2014
14:27
Niğdeden

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından başlatılan ve birçok sivil toplum kuruluşunun desteklediği Sana İhtiyacım Var kampanyası kapsamında Niğdede yardımsever vatandaşların hazırladığı 1 TIR yardım malzemesi dualarla uğur.

Haber3
Son Dakika
18.02.2014
NiğdedenKimseYokMuyardımTIRıdualarlauğurlandıNiğdeden Kimse Yok Mu yardım TIRı dualarla uğurlandı
Bayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Zaman
29.01.2014
10:48
Herkesin Avrupaya gitmek için çabaladığı bir zamanda o Avrupadan hem de Bayern Münih gibi bir marka takımı bırakarak Türkiye’ye geldi. 11 yaşından itibaren Bayern Münih takımının altyapısında top koşturan efsane futbolcu Uğur Tütüneker’den başkası değildi.Gazeteci – Yazar Behram Kılıç’ın kaleme aldığı ‘Araftaki Kramponlar’ isimli kitapta bir dönemin yıldızlarından Uğur Tütüneker’in hayatına dair bilinmeyen hikayeler yer alıyor. Henüz 11 yaşında olan Tütüneker’in Almanlar tarafından keşfedilmesi teyze çocuklarıyla gidilen bir antrenman maçı sayesinde gerçekleşiyor. Münihe 600 km. uzaklıkta bir kasabada oturan Uğur, bir gün bu şehirde yaşayan teyzesini ziyarete gider. Teyzesinin iki oğlu, Burak ve Batu; B.Münih altyapısındadır. Uğur ise o sıralar kasaba takımında oynuyor. Teyze çocukları ile o gün B.Münih’in antrenmanına çıkarlar. Bu antrenman onun hayatını değiştirecektir. B.Münih’in alt yapı hocası Uğuru çok beğenir. Ve ona “Bundan sonra sürekli gelemez misin?” diye sorar. ASKERLIK PARASI B.MÜNİHTENUğur bu teklifin önemini o gün iyi kavrayamamıştır. Hocaya hem yaşadığı şehri söyler hem de babasının fikrini alması gerektiğini. Babası Mehmet Bey, Bursada Akınsporda futbol oynamıştır. B.Münihin nasıl bir takım olduğunu biliyordur. Oğluna hiç düşünmeden izin verir. Uğur bir buçuk sene teyzesinde kalır. Altyapıda başarılı olunca, kulüp ailesinin gelmesi için ona baskı yapmaya başlar. Babası da oğlunda ışık gören kulüp yetkililerinin dediğini yaparak Münihe taşınır. Artık Uğur B.Mühih altyapısında büyüyordur.O dönemde takımda başka bir Türk daha vardır: Erhan Önal. Tütüneker, O A takımda oynuyordu. Ben ise o sıralar 14-16 yaş grubundaydım. Olimpiyat Stadında hafta sonu oynanan maçlara top toplayıcı olarak giderdik. Ona, Paul Breitnere, Klaus Augenthalere, Karl-Heinz Rummeniggeye çok top attım diyor.18 yaşında B.Münih amatör takımına yükselir. 1984-85 senesine gelindiğinde artık A takım kadrosundadır. Takımın hocası ünlü Udo Lattekdir. Uğur, B.Münihte 2 sene kalacak, iki şampiyonluk yaşayacak, ancak tek bir lig maçında dahi forma giyemeyecektir. B.Münihin devamlı yıldızları transfer ettiği bir dönemde kadrosunda yer almak büyük başarıdır ona göre. Bu sırada, B.Münih takımının 1985-86 yılındaki Augenthaler, kaleci Aumann, Eder, Hoenes, Matthaus, Niedermayer, Pfaff, Pflügler, Rummeniggeli meşhur kadroyu gösteriyor elindeki fotoğrafa bakarak İşte bu ortadaki benim. Bu takımda iyi olmazsan bu kareye bile giremezsin diyor.FENERE GOL ATINCA KENDİNİ İSPATLARO yıllar statü gereği Almanyada takımlar iki yabancı futbolcu oynatmaktadır. Kalede Belçikalı Jean-Marie Pfaff vardır. Bir de Danimarkalı Sören Lerby. Uğurun, takımın en önemli kozlarından Lerbynin oynamaması halinde forma şansı vardır. Üstelik aynı mevkinin oyuncuları değillerdir. Bu durum teknik direktör Udo Latteki de üzmektedir. Bir gün beni yanına çağırdı. Sana üzülüyorum, dedi. Bu duruma bir çare bulmamız gerekiyor. Üçüncü yabancı olarak kulübede oturmanın bile zor olduğu o takımda Uğura bu kadar değer verilmesinin sebebi yetenekleridir. İki sezon boyunca 14 lig maçında ilk 16ya giren Uğur, B.Münih formasını ancak özel maçlarda ve çarşamba günleri oynanan rezerv lig maçlarında giyer.Lattek, maç eksiğini bu şekilde giderdiği oyuncusu için sonunda bir çözüm yolu bulur. Uğura Alman vatandaşı ol. Takıma girmen garantidir. der. Hatta ismi de hazırdır: Uwe. O yıllardaki yasalara göre Alman vatandaşı olabilmesi için Türkiyede askerlik yapması gerekiyordur. Paralı askerlik yapacaktım. Kulüp gerekli parayı bana verdi. Türkiyeye geldim. 2 ay askerlik yaptım. Sonra, neden vazgeçtim Alman vatandaşı olmaktan bilmiyorum. Tekrar Almanyaya döndüm.Kulübün, Nürnberg ve Stuttgartda kiralık olarak göndermeyi düşünmeye başladığı günlerde Uğuru, 1986-87 sezonunda G.Saray Teknik Direktörü Jupp Derwall ister. 22 yaşındadır. Babası da G.Saraya transfer olmasını çok arzular ama Uğur Türkiyeye yabancıdır. Hedefinde Türkiye yoktur. Çünkü G.Saray, iki sene evvel, o daha B.Münihin amatör takımına yeni girmişken teklifte bulunmuş, fakat Uğur bu teklifi kabul etmemiştir: Amatörde iyi bir performans göstermiştim. O sırada Türk basınında hakkımda birkaç haber çıkmıştı. Dönemin kulüp başkanı Alp Yalmanla İstanbulda buluştuk. Ama anlaşmaya yanaşmadım. Hedefim B.Münihte oynamaktı. Çünkü ben o takımla büyümüştüm. Bayern çocukluğumun takımıydı.İki sene sonra şartlar değişir. Oynaması lazımdır. Üstelik G.Saraya gelmesi halinde daha çok para alacaktır. Bu sefer transfer görüşmesi Almanyada gerçekleşir. Alp Yalmanın yanında Derwall de vardır. Doğru dürüst Türkçe bilmiyordum. Alp Yalmanla görüşmeyi babam yaptı. Derwall de bana, ‘İstanbulda güzel günler geçireceksin’ dedi.TÜRKÇE KONUŞAMIYORDUÇokları için kapalı kutu olan U
Zaman
Son Dakika
29.01.2014
BayernMünih’inaskerdeyolunugözlediğiTürkBayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Bayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Zaman
29.01.2014
10:48
Herkesin Avrupaya gitmek için çabaladığı bir zamanda o Avrupadan hem de Bayern Münih gibi bir marka takımı bırakarak Türkiye’ye geldi. 11 yaşından itibaren Bayern Münih takımının altyapısında top koşturan efsane futbolcu Uğur Tütüneker’den başkası değildi.Gazeteci – Yazar Behram Kılıç’ın kaleme aldığı ‘Araftaki Kramponlar’ isimli kitapta bir dönemin yıldızlarından Uğur Tütüneker’in hayatına dair bilinmeyen hikayeler yer alıyor. Henüz 11 yaşında olan Tütüneker’in Almanlar tarafından keşfedilmesi teyze çocuklarıyla gidilen bir antrenman maçı sayesinde gerçekleşiyor. Münihe 600 km. uzaklıkta bir kasabada oturan Uğur, bir gün bu şehirde yaşayan teyzesini ziyarete gider. Teyzesinin iki oğlu, Burak ve Batu; B.Münih altyapısındadır. Uğur ise o sıralar kasaba takımında oynuyor. Teyze çocukları ile o gün B.Münih’in antrenmanına çıkarlar. Bu antrenman onun hayatını değiştirecektir. B.Münih’in alt yapı hocası Uğuru çok beğenir. Ve ona “Bundan sonra sürekli gelemez misin?” diye sorar. ASKERLIK PARASI B.MÜNİHTENUğur bu teklifin önemini o gün iyi kavrayamamıştır. Hocaya hem yaşadığı şehri söyler hem de babasının fikrini alması gerektiğini. Babası Mehmet Bey, Bursada Akınsporda futbol oynamıştır. B.Münihin nasıl bir takım olduğunu biliyordur. Oğluna hiç düşünmeden izin verir. Uğur bir buçuk sene teyzesinde kalır. Altyapıda başarılı olunca, kulüp ailesinin gelmesi için ona baskı yapmaya başlar. Babası da oğlunda ışık gören kulüp yetkililerinin dediğini yaparak Münihe taşınır. Artık Uğur B.Mühih altyapısında büyüyordur.O dönemde takımda başka bir Türk daha vardır: Erhan Önal. Tütüneker, O A takımda oynuyordu. Ben ise o sıralar 14-16 yaş grubundaydım. Olimpiyat Stadında hafta sonu oynanan maçlara top toplayıcı olarak giderdik. Ona, Paul Breitnere, Klaus Augenthalere, Karl-Heinz Rummeniggeye çok top attım diyor.18 yaşında B.Münih amatör takımına yükselir. 1984-85 senesine gelindiğinde artık A takım kadrosundadır. Takımın hocası ünlü Udo Lattekdir. Uğur, B.Münihte 2 sene kalacak, iki şampiyonluk yaşayacak, ancak tek bir lig maçında dahi forma giyemeyecektir. B.Münihin devamlı yıldızları transfer ettiği bir dönemde kadrosunda yer almak büyük başarıdır ona göre. Bu sırada, B.Münih takımının 1985-86 yılındaki Augenthaler, kaleci Aumann, Eder, Hoenes, Matthaus, Niedermayer, Pfaff, Pflügler, Rummeniggeli meşhur kadroyu gösteriyor elindeki fotoğrafa bakarak İşte bu ortadaki benim. Bu takımda iyi olmazsan bu kareye bile giremezsin diyor.FENERE GOL ATINCA KENDİNİ İSPATLARO yıllar statü gereği Almanyada takımlar iki yabancı futbolcu oynatmaktadır. Kalede Belçikalı Jean-Marie Pfaff vardır. Bir de Danimarkalı Sören Lerby. Uğurun, takımın en önemli kozlarından Lerbynin oynamaması halinde forma şansı vardır. Üstelik aynı mevkinin oyuncuları değillerdir. Bu durum teknik direktör Udo Latteki de üzmektedir. Bir gün beni yanına çağırdı. Sana üzülüyorum, dedi. Bu duruma bir çare bulmamız gerekiyor. Üçüncü yabancı olarak kulübede oturmanın bile zor olduğu o takımda Uğura bu kadar değer verilmesinin sebebi yetenekleridir. İki sezon boyunca 14 lig maçında ilk 16ya giren Uğur, B.Münih formasını ancak özel maçlarda ve çarşamba günleri oynanan rezerv lig maçlarında giyer.Lattek, maç eksiğini bu şekilde giderdiği oyuncusu için sonunda bir çözüm yolu bulur. Uğura Alman vatandaşı ol. Takıma girmen garantidir. der. Hatta ismi de hazırdır: Uwe. O yıllardaki yasalara göre Alman vatandaşı olabilmesi için Türkiyede askerlik yapması gerekiyordur. Paralı askerlik yapacaktım. Kulüp gerekli parayı bana verdi. Türkiyeye geldim. 2 ay askerlik yaptım. Sonra, neden vazgeçtim Alman vatandaşı olmaktan bilmiyorum. Tekrar Almanyaya döndüm.Kulübün, Nürnberg ve Stuttgartda kiralık olarak göndermeyi düşünmeye başladığı günlerde Uğuru, 1986-87 sezonunda G.Saray Teknik Direktörü Jupp Derwall ister. 22 yaşındadır. Babası da G.Saraya transfer olmasını çok arzular ama Uğur Türkiyeye yabancıdır. Hedefinde Türkiye yoktur. Çünkü G.Saray, iki sene evvel, o daha B.Münihin amatör takımına yeni girmişken teklifte bulunmuş, fakat Uğur bu teklifi kabul etmemiştir: Amatörde iyi bir performans göstermiştim. O sırada Türk basınında hakkımda birkaç haber çıkmıştı. Dönemin kulüp başkanı Alp Yalmanla İstanbulda buluştuk. Ama anlaşmaya yanaşmadım. Hedefim B.Münihte oynamaktı. Çünkü ben o takımla büyümüştüm. Bayern çocukluğumun takımıydı.İki sene sonra şartlar değişir. Oynaması lazımdır. Üstelik G.Saraya gelmesi halinde daha çok para alacaktır. Bu sefer transfer görüşmesi Almanyada gerçekleşir. Alp Yalmanın yanında Derwall de vardır. Doğru dürüst Türkçe bilmiyordum. Alp Yalmanla görüşmeyi babam yaptı. Derwall de bana, ‘İstanbulda güzel günler geçireceksin’ dedi.TÜRKÇE KONUŞAMIYORDUÇokları için kapalı kutu olan U
Zaman
Ana Sayfa
29.01.2014
BayernMünih’inaskerdeyolunugözlediğiTürkBayern Münih’in askerde yolunu gözlediği Türk
Aslan, Ege'de unvan bıraktı
Zaman
07.10.2013
02:39
Galatasaray, Mancini yönetiminde çıktığı ilk Süper Lig maçında hayal kırıklığı yaşattı. Ege temsilcisi Akhisar’a 2-1 yenilen Cim Bom, sezonun ilk mağlubiyetini de tattı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar tutuk görünen Aslan, iki gol atan Niasse’yi durduramadı. Drogba’nın tek sayısı ise Sarı-Kırmızılılara çare olamadı.Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Juventus’tan alınan 1 puanla moral bulan Galatasaray, Roberto Mancini’yle ilk lig maçında Akhisar Belediye Gençlikspor’a 2-1 yenildi. Bu sezon Türkiye’de inişli çıkışlı grafik çizen Sarı-Kırmızılılarda öncelik zirve yarışından kopmamaktı. Namağlup Cim Bom’da kırmızı kart cezalıları Selçuk ve Melo’yla sakat Hamit ile Engin karşılaşmada forma giymedi. İtalyan hoca, sakatlık, cezalı ve yabancı kısıtlaması nedeniyle kadrosunda tasarrufa gitti. Formda Umut’u yedek bırakan Mancini, genç yetenek Bruma’yı da maçın gidişatına göre kenara alarak maça başladı.Defans ağırlıklı dizilişle rakibine karşı koymak isteyen Mancini’nin tercihleri ilk 15 dakikada yetersiz kaldı. Bu zaman diliminde Burak Yılmaz’la dört pozisyon bulan Aslan, bütün tehlikelerde ofsaytta kaldı. Birlikte oynamamanın verdiği acemice hatalar yüzünden bir türlü oyun kuramayan Galatasaray, kaleye ilk şutunu Drogba’yla 27. dakikada çekti. Dengeli futbolunu bozmayan Ege temsilcisiyse yakaladığı fırsatı 34’te gole çevirdi. Kornerden gelen topu iyi takip eden Niasse, Muslera’dan önce davranarak meşin yuvarlağı hedefle buluşturdu: 1-0. Bulduğu sayıyı korumayı başaran Akhisar, soyunma odasına mutlu gitti.İkinci devrede de bir şey değişmedi. Galatasaray tatsız futbol oynuyor, ev sahibi ise temkinli yaklaşıyordu. Sabri’nin yerine oyuna dahil edilen Bruma da takımına çare olamadı. 57. dakikada açılışı yapan Niasse bir kez daha çıktı sahneye. Başarılı forvet, ceza alanı önünde oluşan karambolde ayağına dolanan topu düzelterek farkı açtı: 2-0. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Sarı-Kırmızılılar bütün varıyla rakip alana konuşlandı. Drogba, 68’de Aslan’ı umutlandırsa da 90 dakika sonunda skor tabelası Akhisar’ın 2-1’lik galibiyetini yazıyordu.Cim Bom’dan ‘İyi oynamadık’ itirafıGalatasaraylı futbolcular Yekta, Chedjou ve Ceyhun, Akhisar yenilgisini değerlendirdi. Mağlubiyeti eksik kadroya bağlayan Yekta, “Maç eksiği etkiledi beni. Kötü mağlubiyet oldu, iyi de oynayamadık. Yeni sisteme adapte olacağız.” dedi. Savunmada görev yapan Chedjou, “Puan kaybetmememiz gereken maçtan puansız ayrılıyoruz.” diye üzüntüsünü belirtti. Ceyhun, Gülselam “Çok üzgünüz, çünkü galip gelmek istiyorduk ama bugün oyunumuzu yansıtamadık sahaya ve yenildik.” ifadelerini kullandı.İmparator’a destek, Tulun’a istifa davetiGalatasaray taraftarı, Akhisar deplasmanında da eski hocaları Fatih Terim’i unutmazken yeni teknik patronları Roberto Mancini’yi tribünlere çağırdı. Sportif koordinatör Bülent Tulun’u istifaya davet eden futbolseverler uzunca süre “Bülent Tulun istifa” diye tezahürat yaptı. Tribünlerde Fatih Terim için ise “Sana başkan olmak yakışır İmparator Fatih Terim” pankartı açıldı. Taraftarlar, Drogba’yı da “Siz hepiniz, tek Drogbaba” pankartıyla destekledi. Başkan Ünal Aysal ise zorlu deplasmanda takımı yalnız bıraktı.AKHİSAR: 2 - G.SARAY: 1AKHİSAR BLD.GENÇLİKSPOR: Oğuz 7, Emrah Eren 7, Sonko 7, Uğur 7, Çağdaş 5, Merter 5, Ahmet Cebe 5 (Dk. 75 Kenan 4), Bilal 8, Güray 7 (Dk. 90+3 Serkan ?), Bruno 5 (Dk. 68 Sertan 3), Niasse 8GALATASARAY: Muslera 5, Eboue 4 (Dk. 90 Emre ?), Chedjou 4, Gökhan 3, Hakan 3, Ceyhun 3, Sabri 3 (Dk. 46 Bruma 4), Yekta 4 (Dk. 79 Umut 3), Sneijder 3, Drogba 5, Burak 2GOLLER: Dk. 34, 57 Niasse / Dk. 68 DrogbaSARI KARTLAR: Emrah, Uğur / GökhanHAKEMLER: Barış Şimşek 7, Bahtiyar Birinci 7,Mehmet Metin 7STAT: Manisa 19 Mayıs
Zaman
En Çok Okunan
07.10.2013
AslanEgedeunvanbıraktıAslan Egede unvan bıraktı
Aslan, Ege'de unvan bıraktı
Zaman
07.10.2013
01:55
Galatasaray, Mancini yönetiminde çıktığı ilk Süper Lig maçında hayal kırıklığı yaşattı. Ege temsilcisi Akhisar’a 2-1 yenilen Cim Bom, sezonun ilk mağlubiyetini de tattı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar tutuk görünen Aslan, iki gol atan Niasse’yi durduramadı. Drogba’nın tek sayısı ise Sarı-Kırmızılılara çare olamadı.Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Juventus’tan alınan 1 puanla moral bulan Galatasaray, Roberto Mancini’yle ilk lig maçında Akhisar Belediye Gençlikspor’a 2-1 yenildi. Bu sezon Türkiye’de inişli çıkışlı grafik çizen Sarı-Kırmızılılarda öncelik zirve yarışından kopmamaktı. Namağlup Cim Bom’da kırmızı kart cezalıları Selçuk ve Melo’yla sakat Hamit ile Engin karşılaşmada forma giymedi. İtalyan hoca, sakatlık, cezalı ve yabancı kısıtlaması nedeniyle kadrosunda tasarrufa gitti. Formda Umut’u yedek bırakan Mancini, genç yetenek Bruma’yı da maçın gidişatına göre kenara alarak maça başladı.Defans ağırlıklı dizilişle rakibine karşı koymak isteyen Mancini’nin tercihleri ilk 15 dakikada yetersiz kaldı. Bu zaman diliminde Burak Yılmaz’la dört pozisyon bulan Aslan, bütün tehlikelerde ofsaytta kaldı. Birlikte oynamamanın verdiği acemice hatalar yüzünden bir türlü oyun kuramayan Galatasaray, kaleye ilk şutunu Drogba’yla 27. dakikada çekti. Dengeli futbolunu bozmayan Ege temsilcisiyse yakaladığı fırsatı 34’te gole çevirdi. Kornerden gelen topu iyi takip eden Niasse, Muslera’dan önce davranarak meşin yuvarlağı hedefle buluşturdu: 1-0. Bulduğu sayıyı korumayı başaran Akhisar, soyunma odasına mutlu gitti.İkinci devrede de bir şey değişmedi. Galatasaray tatsız futbol oynuyor, ev sahibi ise temkinli yaklaşıyordu. Sabri’nin yerine oyuna dahil edilen Bruma da takımına çare olamadı. 57. dakikada açılışı yapan Niasse bir kez daha çıktı sahneye. Başarılı forvet, ceza alanı önünde oluşan karambolde ayağına dolanan topu düzelterek farkı açtı: 2-0. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Sarı-Kırmızılılar bütün varıyla rakip alana konuşlandı. Drogba, 68’de Aslan’ı umutlandırsa da 90 dakika sonunda skor tabelası Akhisar’ın 2-1’lik galibiyetini yazıyordu.Cim Bom’dan ‘İyi oynamadık’ itirafıGalatasaraylı futbolcular Yekta, Chedjou ve Ceyhun, Akhisar yenilgisini değerlendirdi. Mağlubiyeti eksik kadroya bağlayan Yekta, “Maç eksiği etkiledi beni. Kötü mağlubiyet oldu, iyi de oynayamadık. Yeni sisteme adapte olacağız.” dedi. Savunmada görev yapan Chedjou, “Puan kaybetmememiz gereken maçtan puansız ayrılıyoruz.” diye üzüntüsünü belirtti. Ceyhun, Gülselam “Çok üzgünüz, çünkü galip gelmek istiyorduk ama bugün oyunumuzu yansıtamadık sahaya ve yenildik.” ifadelerini kullandı.İmparator’a destek, Tulun’a istifa davetiGalatasaray taraftarı, Akhisar deplasmanında da eski hocaları Fatih Terim’i unutmazken yeni teknik patronları Roberto Mancini’yi tribünlere çağırdı. Sportif koordinatör Bülent Tulun’u istifaya davet eden futbolseverler uzunca süre “Bülent Tulun istifa” diye tezahürat yaptı. Tribünlerde Fatih Terim için ise “Sana başkan olmak yakışır İmparator Fatih Terim” pankartı açıldı. Taraftarlar, Drogba’yı da “Siz hepiniz, tek Drogbaba” pankartıyla destekledi. Başkan Ünal Aysal ise zorlu deplasmanda takımı yalnız bıraktı.AKHİSAR: 2 - G.SARAY: 1AKHİSAR BLD.GENÇLİKSPOR: Oğuz 7, Emrah Eren 7, Sonko 7, Uğur 7, Çağdaş 5, Merter 5, Ahmet Cebe 5 (Dk. 75 Kenan 4), Bilal 8, Güray 7 (Dk. 90+3 Serkan ?), Bruno 5 (Dk. 68 Sertan 3), Niasse 8GALATASARAY: Muslera 5, Eboue 4 (Dk. 90 Emre ?), Chedjou 4, Gökhan 3, Hakan 3, Ceyhun 3, Sabri 3 (Dk. 46 Bruma 4), Yekta 4 (Dk. 79 Umut 3), Sneijder 3, Drogba 5, Burak 2GOLLER: Dk. 34, 57 Niasse / Dk. 68 DrogbaSARI KARTLAR: Emrah, Uğur / GökhanHAKEMLER: Barış Şimşek 7, Bahtiyar Birinci 7,Mehmet Metin 7STAT: Manisa 19 Mayıs
Zaman
Ana Sayfa
07.10.2013
AslanEgedeunvanbıraktıAslan Egede unvan bıraktı
Aslan, Ege'de unvan bıraktı
Zaman
07.10.2013
01:53
Galatasaray, Mancini yönetiminde çıktığı ilk Süper Lig maçında hayal kırıklığı yaşattı. Ege temsilcisi Akhisar’a 2-1 yenilen Cim Bom, sezonun ilk mağlubiyetini de tattı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar tutuk görünen Aslan, iki gol atan Niasse’yi durduramadı. Drogba’nın tek sayısı ise Sarı-Kırmızılılara çare olamadı.Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Juventus’tan alınan 1 puanla moral bulan Galatasaray, Roberto Mancini’yle ilk lig maçında Akhisar Belediye Gençlikspor’a 2-1 yenildi. Bu sezon Türkiye’de inişli çıkışlı grafik çizen Sarı-Kırmızılılarda öncelik zirve yarışından kopmamaktı. Namağlup Cim Bom’da kırmızı kart cezalıları Selçuk ve Melo’yla sakat Hamit ile Engin karşılaşmada forma giymedi. İtalyan hoca, sakatlık, cezalı ve yabancı kısıtlaması nedeniyle kadrosunda tasarrufa gitti. Formda Umut’u yedek bırakan Mancini, genç yetenek Bruma’yı da maçın gidişatına göre kenara alarak maça başladı.Defans ağırlıklı dizilişle rakibine karşı koymak isteyen Mancini’nin tercihleri ilk 15 dakikada yetersiz kaldı. Bu zaman diliminde Burak Yılmaz’la dört pozisyon bulan Aslan, bütün tehlikelerde ofsaytta kaldı. Birlikte oynamamanın verdiği acemice hatalar yüzünden bir türlü oyun kuramayan Galatasaray, kaleye ilk şutunu Drogba’yla 27. dakikada çekti. Dengeli futbolunu bozmayan Ege temsilcisiyse yakaladığı fırsatı 34’te gole çevirdi. Kornerden gelen topu iyi takip eden Niasse, Muslera’dan önce davranarak meşin yuvarlağı hedefle buluşturdu: 1-0. Bulduğu sayıyı korumayı başaran Akhisar, soyunma odasına mutlu gitti.İkinci devrede de bir şey değişmedi. Galatasaray tatsız futbol oynuyor, ev sahibi ise temkinli yaklaşıyordu. Sabri’nin yerine oyuna dahil edilen Bruma da takımına çare olamadı. 57. dakikada açılışı yapan Niasse bir kez daha çıktı sahneye. Başarılı forvet, ceza alanı önünde oluşan karambolde ayağına dolanan topu düzelterek farkı açtı: 2-0. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Sarı-Kırmızılılar bütün varıyla rakip alana konuşlandı. Drogba, 68’de Aslan’ı umutlandırsa da 90 dakika sonunda skor tabelası Akhisar’ın 2-1’lik galibiyetini yazıyordu.Cim Bom’dan ‘İyi oynamadık’ itirafıGalatasaraylı futbolcular Yekta, Chedjou ve Ceyhun, Akhisar yenilgisini değerlendirdi. Mağlubiyeti eksik kadroya bağlayan Yekta, “Maç eksiği etkiledi beni. Kötü mağlubiyet oldu, iyi de oynayamadık. Yeni sisteme adapte olacağız.” dedi. Savunmada görev yapan Chedjou, “Puan kaybetmememiz gereken maçtan puansız ayrılıyoruz.” diye üzüntüsünü belirtti. Ceyhun, Gülselam “Çok üzgünüz, çünkü galip gelmek istiyorduk ama bugün oyunumuzu yansıtamadık sahaya ve yenildik.” ifadelerini kullandı.İmparator’a destek, Tulun’a istifa davetiGalatasaray taraftarı, Akhisar deplasmanında da eski hocaları Fatih Terim’i unutmazken yeni teknik patronları Roberto Mancini’yi tribünlere çağırdı. Sportif koordinatör Bülent Tulun’u istifaya davet eden futbolseverler uzunca süre “Bülent Tulun istifa” diye tezahürat yaptı. Tribünlerde Fatih Terim için ise “Sana başkan olmak yakışır İmparator Fatih Terim” pankartı açıldı. Taraftarlar, Drogba’yı da “Siz hepiniz, tek Drogbaba” pankartıyla destekledi. Başkan Ünal Aysal ise zorlu deplasmanda takımı yalnız bıraktı.AKHİSAR: 2 - G.SARAY: 1AKHİSAR BLD.GENÇLİKSPOR: Oğuz 7, Emrah Eren 7, Sonko 7, Uğur 7, Çağdaş 5, Merter 5, Ahmet Cebe 5 (Dk. 75 Kenan 4), Bilal 8, Güray 7 (Dk. 90+3 Serkan ?), Bruno 5 (Dk. 68 Sertan 3), Niasse 8GALATASARAY: Muslera 5, Eboue 4 (Dk. 90 Emre ?), Chedjou 4, Gökhan 3, Hakan 3, Ceyhun 3, Sabri 3 (Dk. 46 Bruma 4), Yekta 4 (Dk. 79 Umut 3), Sneijder 3, Drogba 5, Burak 2GOLLER: Dk. 34, 57 Niasse / Dk. 68 DrogbaSARI KARTLAR: Emrah, Uğur / GökhanHAKEMLER: Barış Şimşek 7, Bahtiyar Birinci 7,Mehmet Metin 7STAT: Manisa 19 Mayıs
Zaman
Spor
07.10.2013
AslanEgedeunvanbıraktıAslan Egede unvan bıraktı
Van Yücel'in vasiyeti gerçekleştirildi
Zaman
21.08.2013
16:16
Ünlü şairlerden Can Yücelin ismi, vasiyeti üzerine İzmirde oluşturulan hatıra ormanına verildi. Ormanda, Yücelin yanı sıra toplumsal olaylarda hayatlarını kaybeden 80 kişi adına da fidan dikildi.Ünlü şair Can Yücelin vasiyeti, Seferihisar Belediyesi ve yazar-şair Cezmi Ersözün ortaklaşa projesiyle hayata geçti. Seferihisar Kocaçay mevkiinde belediyeye ait alanda hayata geçirilen orman, aynı zamanda şairin doğum günü olan 21 Ağustos günü fidan dikim töreni ile açıldı. Törende Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri de hazır bulundu. Projenin kendilerine iletildikten sonra heyecan duyduklarını ve hızla çalışmalara başladıklarını belirten Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Can Yücelin vasiyetini yerine getirirken yalnızca onu değil; aynı zamanda bu topraklarda hayatını erken kaybetmiş her insanı, her devrimciyi de anmak istedik. Bugün fidanlarımıza onların isimlerini verdik. Aileleri ve yakınları da bugün bizimle birlikteydi. Duygusal bir gün oldu. Kaybettiklerimizin isimleribu ormanda yaşayacak dedi.Vasiyetin, gerçekleştirilen hatıra ormanı ile vücut bulmasında önemli rol oynayan yazar şair Cezmi Ersöz ise şunları söyledi:Can Yücel, Şarabiydi adlı kitabını yazma sürecinde yolumuz sevgi karileri Ömer Atılganla kesişti. Ömer Atılgan, Can Babanın İzmirde hastanede yattığı günlerde hep yanı başındaydı. Can Baba son nefesini vermeden birkaç gün önce Ömer Atılgana, sizlerden tek bir şey istiyorum, benim adıma bir orman yapın. Ağaçların her biri ülkemizde öldürülen devrimcilerin isimlerini taşısın demiş. Bu vasiyeti Ömer Atılgan bana aktardı. Bu ormanı kim yapar diye düşündüğümüzde aklımıza ilk olarak Seferihisar Belediye Başkanı sevgili Tunç Soyer geldi. Kendisiyle geçtiğimiz nisan ayında Can Yücel Sokağında buluştuk. Vasiyeti kendilerine aktardım. Hiç tereddüt etmeden seve seve, çok da güzel olur dedi. İşte o gün Can Yücel Ormanı için kolları sıvadık. Deniz Gezmişten Uğur Mumcuya, Harun Karadenizden Abdi İpekçiye, Nesimi Çimenden İbrahim Kaypakkayaya, Musa Anterden Hrant Dinke, Ethem Sarısülükten Abdullah Cömerte, Ali İsmail Korkmazdan Mehmet Ayvalıtaşa öldürülen her isim için bugün birer fidan diktik. Yoldaşlarımızı anarken elbette hüzünleniyoruz ama ülkemize ilk kez bir devrim ormanı yapmanın heyecanını da yaşıyoruz. Bugün aynı zamanda Can Yücelin doğum günü. Bizler daha özgür ve haysiyetli yaşayalım diye, devrime can verenler hepsi birer Can oldu. Bizi bir araya getiren Can Yücel için ancak şunu söyleyebiliriz; aşk olsun be sana Can Baba, aşk olsun.Öte yandan, Gezi Parkı olaylarında hayatlarını kaybeden isimlerin aileleri de yaptıkları açıklamalarda, kendilerine terörist muamelesi yapılmamasını istediklerini ve vatanın gerçek sahiplerinden olduklarını söyledi.(İHA)
Zaman
Son Dakika
21.08.2013
Van/">VanYücelinvasiyetigerçekleştirildiVan-Yücelin-vasiyeti-gerçekleştirildi/">Van Yücelin vasiyeti gerçekleştirildi
2014’te hedef 100 yerli film
Zaman
17.07.2013
02:08
2014te ‘dalya demeye hazırlanan Türk sineması, önümüzdeki sezonun set çalışmalarına başladı.Henüz resmi ağızlarda telaffuz edilmese de Türk sinemasının 100. yılı için 100 yerli film hedefi birkaç yıldır kulislerde dillendiriliyor. Yeşilçamın altın yıllarını ayrı tutarsak, 2000lerden sonra bir yılda en fazla 71 film ‘rekor olarak kaydedilmişti. Şu günlerde çekimleri tamamlayıp post prodüksiyon aşamasında olan yerli filmler olsa da çoğu itibarıyla sete çıkmaya hazırlanıyor. Nizam Erenin katkılarıyla yeni sezonda karşımıza çıkacak filmleri bir araya topladık:Kış Uykusu: Listenin başında, Nuri Bilge Ceylanın yeni filmi Kış Uykusu var. Kültür Bakanlığından 750 bin TLlik destek alan filmde Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbağ ve Nadir Sarıbacak rol alıyor. Post prodüksiyon aşamasında olan film, muhtemelen Cannes Film Festivalinde görücüye çıkacak.Tamam mıyız?: Çağan Irmak, Dedemin İnsanları’ndan sonra kadrosunu gizli tuttuğu Tamam mıyız? filmini çekiyor. TIMS Yapım tarafından çekilecek filmin vizyon tarihi 29 Kasım 2013.Peri Masalı: Cehennem filminde hüsrana uğrayan yönetmen Biray Dalkıran vazgeçmiyor ve beşinci filmi Peri Masalı ile sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.Benim Dünyam: Uğur Yücel, Nisan ayında 32. İstanbul Film Festivalinde gösterilen ‘Soğuk filmi için vizyon beklerken kolları sıvadı. 2005 yapımı Hint filmi ‘Blackten uyarlanan filmde Beren Saat ve Hazar Ergüçlü rol alıyor. Çekimleri Büyükadada yapılan filmin vizyon tarihi 25 Ekim 2013.Ateş ve Su: Evim Sensin ile iyi bir gişe başarısı yakalayan Özcan Deniz, yönetmenliğini de yapacağı yeni filmi Ateş ve Suda kan davasının ortasında geçen bir aşk hikâyesi anlatacak. 15 Kasım 2013te vizyona girecek filmde Özcan Deniz ve Yasemin Allen başrolde.Benimle Oynar mısın?: Şu sıralar yıkımı gerçekleştirilen Beşiktaş İnönü Stadının ana karakter olarak yer alacağı filmin yönetmeni Aydın Bulut. Eyşan Özhim ile Erkan Petekkayanın oynadığı film, Beşiktaşlı bir anne-kızın hikâyesini anlatıyor. Vizyon tarihi, 27 Eylül 2013.Dabbe-Cin Çarpması: Dabbe ve Semum filmleriyle Türk korku sinemasında kendine has bir çizgide ilerleyen yönetmen Hasan Karacadağın Cin Çarpması 2 Ağustosta sinemalarda olacak. Yönetmenin El-Nazar adlı başka bir filmi ise aralık ayında vizyona girecek.Şeytan-ı Racim: Akın Ataçın yönettiği Şeytan-ı Racim, 13 Eylülde gösterime giriyor.Banka: 2006 yapımı Eve Dönüş filminin yönetmeni Ömer Uğur ‘Banka ile geri dönüyor.İftarlık Gazoz: 624 bin TL ile Kültür Bakanlığından en yüksek ikinci desteği alan Yüksel Aksu, ‘İftarlık Gazozda bir Ege komedisine girişecek. Çekimleri henüz başlamayan filmde, iftarlık için gazoz satan bir seyyar satıcının maceraları anlatılacak.Gulyabani: Orçun Benlinin yönettiği gerilim-korku filminde Deniz Uğur, Perihan Savaş ve Cüneyt Arkın rol alıyor. Belgrad Ormanlarında çekilen film 28 Şubat 2014te gösterime girecek. Gel: Hüseyin Karabeyin yeni filmi Sesime Gel, çekimleri tamamlansa da vizyon için destek toplamaya devam ediyor.Şevkat Yerimdar: Bir televizyon programında doğan Şevkat Yerimdar, Bülent İşbilenin yönetmenliğinde ekim ayında vizyona girmeye hazırlanıyor.Meryem: Atalay Taşdiken, 2008 yapımı ‘Kız Kardeşim filminin devamında Mehmet Usta, Zeynep Çamcı, İsmail Hacıoğlu ve Mustafa Uzunyılmaz ile çalıştı. Konyada çekilen filmin vizyon tarihi 20 Eylül 2013.Bensiz: Ahmet Küçükkayalının yönettiği filmde Metin Akdülger, Öykü Çelik ve Nurseli İdiz oynuyor. Devam filmlerinden önümüzdeki sezonun vizyonu da nasiplenecek: Hükümet Kadın 2, Abimm: Firar, Çılgın Dersane 3, Behzat Ç. Ankara Yanıyor, Kolpaçino Amsterdam, Temel Barselonanın Şifresi... Ayrıca, Tolgahan Sayışman ve Saadet Işıl Aksoy, Büyük Sürgün; Şevket Çoruh ve Tuba Ünsal, Hayat Sana Güzel; Engin Akyürek ve Farah Zeynep Abdullah, Bir Küçük Eylül Meselesi filmleri ile beyazperdeye gelecek. Mahsun Kırmızıgül de bütün bir yıl TV dizileri sonrası yeniden sinemaya dönecek. Kırmızıgülün birinde oynayıp yöneteceği, diğerinde ise sadece oynayacağı iki film yine Boyut Film yapımcılığında. İsimleri henüz açıklanmayan filmlerden birinin vizyon tarihi 7 Kasım 2014.Yerli animasyonda da hareketli günler bizi bekliyor. Şahin Derunun yönettiği Uzay Kuvvetleri 2911 ile Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu önümüzdeki sezonun yerli animasyonları. Tuna Kiremitçinin romanı ‘Bu İşte Bir Yalnızlık Var, Kerem Topuzun yöneteceği Lavinya da çekimler için gün sayan projeler.
Zaman
Kültür
17.07.2013
2014’tehedef100yerlifilm2014’te hedef 100 yerli film
Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Zaman
12.07.2013
07:13
Mısır’daki darbe, fısıldanan bir soruyu Türkiye’nin gündemine taşıdı: Bizde artık darbe olur mu?Bunun iki sebebi var. Birincisi, ABD ve Avrupa’nın bir darbeyi, savundukları bütün demokratik ilkeleri unutarak desteklemeleri… Yani Batı’nın menfaatleri söz konusu olduğunda, demokrasinin uluslararası bir teminatı yok. Küresel güç merkezlerinden bir işaret, el altından destek ve sonrasında darbenin adını bile anmama hali var. Kestirmeden söyleyelim; Türkiye’de –maazallah- bir darbe olsa ve Mısır’dakine takındığı tavrı ABD ve AB bize takınsa, cuntacılara yol verse, al sana darbe...İkincisi, Taksim Gezi Parkı’ndaki bir kıvılcımın, yüzde elli oy ile gelmiş bir iktidarı on beş gün içinde sarsması şaşırtıcı değil mi? Hatırlayınız, ABD ve AB, Gezi Parkı olaylarında her fırsatta belki yirmi defa hep hükümete fatura kesti. Tamam, ilk iki gündeki tepkileri anladık. Ama ondan sonra aleni olarak bir düğmeye basıldığı besbelli bir organizasyonla, bir iktidarı sandık dışı yollarla devirmenin hamlesi ile karşı karşıyayız. Taksim’i bir Tahrir yapmak çabaları, eğer AK Parti’nin büyük şehirlerdeki meydan mitingleri ile frenlenmeseydi, acaba Türkiye’de durum ne olurdu? Sayın Başbakan’ın İstanbul’daki çalışma ofisini, Ankara’daki evini basma girişimleri gerçekleşseydi, acaba şimdi neyi konuşuyorduk?Demek ki, darbe olur mu sorusu boşuna yüksek sesle sorulmuyor.Şimdi buna bağlı olarak ikinci bir soru soralım: Türkiye, hâlâ darbeye müsait bir ülke mi? Evet, iki açıdan gayet müsait.Birincisi, cuntalara cesaret ve yol veren vesayetçi yapı, yüzde 20’lik bir zaafa rağmen hâlâ ayakta. Kimse kendini kandırmasın. Darbe ve darbeye teşebbüsün yargılanması ile “artık darbe devri bitmiştir” rehavetine sürüklenmesin… Vesayete güç veren odakların hepsi ayakta. “Diren Türkiye” dedikleri, “diren vesayet”tir…İkincisi, bir darbe öncesinde; provokasyonları, şiddet ve terörü çok kısa zamanda kaos ortamına dönüştürecek üç tehlikeli zemin var: Türk-Kürt, Sünni-Alevi, yaşam tarzlarındaki farklılığın getirdiği kutuplaşma.Bu üç zemindeki zaaflarımız devam ediyor. Allah korusun, bir Türk-Kürt iç savaşının kıvılcımını çakmak hiç de zor değil. Çözüm süreci hâlâ güven vermeyen, her an PKK terörünün hortlayacağı bir çizgide gidiyor. Milletimizin büyüklüğü, inancı ve birlikte yaşama iradesi, bu tehlikeye direnmemizi sağlıyor.Suriye üzerinden bir Sünni-Alevi çatışmasını, mezhep savaşına çevirmek için çok açık provokasyonlar var. Sivas, Erzincan Başbağlar, Çorum, Maraş, Gazi olayları, DHKP-C’nin yeniden uyandırılması, “Ali’siz Alevilik” için Avrupa’da çok ciddi çalışmaların varlığı, bu tehlikenin boyutunu anlatmaya yeter.Üçüncü olarak Gezi Parkı olaylarının en somut sonucu, yaşam tarzı farklı kesimler arasındaki güvensizliği ve kutuplaşmayı had safhaya çıkartmış olmasıdır. Sırf bu kutuplaşma için işlenmiş olan Uğur Mumcu ve benzer cinayetleri bile böylesine kin, nefret, ötekileştirme ortamı sağlayamamıştı…Eğer siyasiler, başta iktidar, işin vahametini görür ve tedbir alınırsa bu tehlikeli oyunu bozabiliriz. 68 kuşağı olarak biz birbirimize yıllarca, “kahrolsun komünistler”, “kahrolsun faşistler” diye bağırdık. “Bizden olmayanlar”ın kahrolmasıyla, kimsenin bu ülkede huzur içinde yaşamayacağını bilemedik.Önümüzde hâlâ bir fırsat var. Kısmi değil baştan aşağı yeni ve sivil bir anayasa... Çıkış yolu, o anayasanın getireceği demokratikleşme ve farklılıklarımızla bir arada yaşamadır. Aynı gemideyiz. Anayasa üzerinden siyaset hesapları devam ederse, Türkiye’yi elli yıl geriletebilirler…
Zaman
En Çok Okunan
12.07.2013
HüseyinGülerce-Bizdededarbeolurmu?Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Zaman
12.07.2013
01:57
Mısır’daki darbe, fısıldanan bir soruyu Türkiye’nin gündemine taşıdı: Bizde artık darbe olur mu?Bunun iki sebebi var. Birincisi, ABD ve Avrupa’nın bir darbeyi, savundukları bütün demokratik ilkeleri unutarak desteklemeleri… Yani Batı’nın menfaatleri söz konusu olduğunda, demokrasinin uluslararası bir teminatı yok. Küresel güç merkezlerinden bir işaret, el altından destek ve sonrasında darbenin adını bile anmama hali var. Kestirmeden söyleyelim; Türkiye’de –maazallah- bir darbe olsa ve Mısır’dakine takındığı tavrı ABD ve AB bize takınsa, cuntacılara yol verse, al sana darbe...İkincisi, Taksim Gezi Parkı’ndaki bir kıvılcımın, yüzde elli oy ile gelmiş bir iktidarı on beş gün içinde sarsması şaşırtıcı değil mi? Hatırlayınız, ABD ve AB, Gezi Parkı olaylarında her fırsatta belki yirmi defa hep hükümete fatura kesti. Tamam, ilk iki gündeki tepkileri anladık. Ama ondan sonra aleni olarak bir düğmeye basıldığı besbelli bir organizasyonla, bir iktidarı sandık dışı yollarla devirmenin hamlesi ile karşı karşıyayız. Taksim’i bir Tahrir yapmak çabaları, eğer AK Parti’nin büyük şehirlerdeki meydan mitingleri ile frenlenmeseydi, acaba Türkiye’de durum ne olurdu? Sayın Başbakan’ın İstanbul’daki çalışma ofisini, Ankara’daki evini basma girişimleri gerçekleşseydi, acaba şimdi neyi konuşuyorduk?Demek ki, darbe olur mu sorusu boşuna yüksek sesle sorulmuyor.Şimdi buna bağlı olarak ikinci bir soru soralım: Türkiye, hâlâ darbeye müsait bir ülke mi? Evet, iki açıdan gayet müsait.Birincisi, cuntalara cesaret ve yol veren vesayetçi yapı, yüzde 20’lik bir zaafa rağmen hâlâ ayakta. Kimse kendini kandırmasın. Darbe ve darbeye teşebbüsün yargılanması ile “artık darbe devri bitmiştir” rehavetine sürüklenmesin… Vesayete güç veren odakların hepsi ayakta. “Diren Türkiye” dedikleri, “diren vesayet”tir…İkincisi, bir darbe öncesinde; provokasyonları, şiddet ve terörü çok kısa zamanda kaos ortamına dönüştürecek üç tehlikeli zemin var: Türk-Kürt, Sünni-Alevi, yaşam tarzlarındaki farklılığın getirdiği kutuplaşma.Bu üç zemindeki zaaflarımız devam ediyor. Allah korusun, bir Türk-Kürt iç savaşının kıvılcımını çakmak hiç de zor değil. Çözüm süreci hâlâ güven vermeyen, her an PKK terörünün hortlayacağı bir çizgide gidiyor. Milletimizin büyüklüğü, inancı ve birlikte yaşama iradesi, bu tehlikeye direnmemizi sağlıyor.Suriye üzerinden bir Sünni-Alevi çatışmasını, mezhep savaşına çevirmek için çok açık provokasyonlar var. Sivas, Erzincan Başbağlar, Çorum, Maraş, Gazi olayları, DHKP-C’nin yeniden uyandırılması, “Ali’siz Alevilik” için Avrupa’da çok ciddi çalışmaların varlığı, bu tehlikenin boyutunu anlatmaya yeter.Üçüncü olarak Gezi Parkı olaylarının en somut sonucu, yaşam tarzı farklı kesimler arasındaki güvensizliği ve kutuplaşmayı had safhaya çıkartmış olmasıdır. Sırf bu kutuplaşma için işlenmiş olan Uğur Mumcu ve benzer cinayetleri bile böylesine kin, nefret, ötekileştirme ortamı sağlayamamıştı…Eğer siyasiler, başta iktidar, işin vahametini görür ve tedbir alınırsa bu tehlikeli oyunu bozabiliriz. 68 kuşağı olarak biz birbirimize yıllarca, “kahrolsun komünistler”, “kahrolsun faşistler” diye bağırdık. “Bizden olmayanlar”ın kahrolmasıyla, kimsenin bu ülkede huzur içinde yaşamayacağını bilemedik.Önümüzde hâlâ bir fırsat var. Kısmi değil baştan aşağı yeni ve sivil bir anayasa... Çıkış yolu, o anayasanın getireceği demokratikleşme ve farklılıklarımızla bir arada yaşamadır. Aynı gemideyiz. Anayasa üzerinden siyaset hesapları devam ederse, Türkiye’yi elli yıl geriletebilirler…
Zaman
Köşe Yazıları
12.07.2013
HüseyinGülerce-Bizdededarbeolurmu?Hüseyin Gülerce - Bizde de darbe olur mu?
Zirve sanığı davayı yönlendirmek için site açmış
Zaman
03.06.2013
17:21
Malatyadaki Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davada sanık İlker Çınar, tutuklu sanıklardan Levent Ercan Gelegenin yayıneviyle ilgili jandarmaya bilgi aktardığını, emekli albay Mehmet Ülgerin talimatıyla kurduğu internet sitesi aracılığıyla soruşturmayı manipüle etmeye çalıştığını söyledi.Zirve Yayınevinde Alman uyruklu Tilman Geske ile Uğur Yüksel ve Necati Aydının boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 78. duruşmasında, gizli tanık Deniz Uygar kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan davanın tanığı ve sanığı İlker Çınarın çapraz sorgusuna devam edildi. Sabah saatlerinde başlayan duruşmada, görüntüsü karartılarak telekonferans yöntemiyle çapraz sorgusu yapılan İlker Çınarın konuşmaları teknik arıza nedeniyle kesintili olarak alınınca duruşmaya ara verildi. Teknik arızanın giderilmesinin ardından devam eden duruşmada tutuklu sanık Levent Ercan Gelegen, İlker Çınara sorular yöneltti. Gelegen, Sosyal paylaşım sitesi Facebookta Türkiye Protestan Gençlik Birliği adı altında bir grup oluşturulmuş, Türkiye Protestan Kiliseler Birliği yönetiminin istifasını istiyorlar. Sen bunu bilmeden neden Protestan Gençlik Birliği yoktur dedin? şeklinde soru sordu. Soru üzerine Çınar, Sen Malatya Jandarma Alay eski Komutanı emekli Albay Mehmet Ülgerin talimatıyla malatyazirvesanik.blogspot.com bir site kurdun. Sahte bir link açtın. Facebooktan root oluşturdun. Sanki cemaati varmış gibi bir sahte bir birlik kurdun. Sonrada kiliseler birliğini istifaya davet ettin. Senin bu sitende sahte belgelerde konu edilen kişilerin isimleri bulunuyor. İnternette ve sosyal medyada bu tür faaliyetleri yürüttün. Böylece misyonerler arasında Mehmet Ülger ve ekibi tarafından yürütülen cinayetin Hıristiyan cemaatindeki ekoller savaşı sonucu gerçekleştiği tezine destek olmaya çalıştın. Bunlar senin Mehmet Ülgere verdiğin destektir cevabını verdi. Çınar, Levent Ercan Gelegenin soruşturma kapsamında daha önce verdiği ifadelerin de çeliştiğini dile getirdi. Gelegenin soruşturma kapsamında verdiği ifadede kendisiyle bir kez görüştüğünü belirttiğine değinen Çınar, buna karşın astsubay Abdullah Atılgan ile aynı ortamda bir kez, internet kafede ise bir kez daha görüştüklerini hatırlattı. Levent Ercan Gelegenin 2005 yılında eski adı Kayra olan Zirve Yayınevindeki işten ayrıldığının altını çizen Çınar, cinayetlerden sonra, davanın azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan tutuklu sanıklardan ve aynı zamanda Zirve Yayınevi eski çalışanı Hüseyin Yelkiden yardım kampanyasına katılım daveti almasına dikkat çekti. Duruşmada söz alan tutuklu sanık Hüseyin Yelki, cezaevi yönetiminin Sana yönelik içeriden ve dışarıdan bir baskı yapılıyor mu? şeklinde sorduğunu, soruyu Böyle bir baskı görmedim şeklinde yanıtladığını söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa bu konuyla ilgileneceklerini ifade etti. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
03.06.2013
ZirvesanığıdavayıyönlendirmekiçinsiteaçmışZirve sanığı davayı yönlendirmek için site açmış
Gedik ve Aslan Sahnede
Haberler.com
17.04.2013
08:10
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında tanışan Ömür Gedik ve Uğur Aslan; ilişkiler üzerine, şarkıların ve şiirlerin yer aldığı bir müzikalde buluşuyor.
Haberler.com
Magazin
17.04.2013
GedikveAslanSahnedeGedik ve Aslan Sahnede
Gedik ve Aslan Sahnede
Haberler.com
17.04.2013
08:09
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında tanışan Ömür Gedik ve Uğur Aslan; ilişkiler üzerine, şarkıların ve şiirlerin yer aldığı bir müzikalde buluşuyor.
Haberler.com
Son Dakika
17.04.2013
GedikveAslanSahnedeGedik ve Aslan Sahnede
Benzemez Kimse Sana da Uğur Arslan ın Hakkı Yendi
Haberler.com
10.09.2012
09:53
Yazın en popüler programı olmayı başaran Benzemez Kimse Sana final yaptı.
Haberler.com
Magazin
10.09.2012
BenzemezKimseSanadaUğurArslanınHakkıYendiBenzemez Kimse Sana da Uğur Arslan ın Hakkı Yendi
Keser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Haberler.com
21.08.2012
06:20
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında yaptığı Mustafa Keser taklidi ile birinci olan Uğur Arslan, kazandığı 20 bin lira karşılığındaki dokuz akülü....
Haberler.com
Magazin
21.08.2012
KeserinTaklidiyleDokuzAkülüSandalyeKeser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Keser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Haberler.com
21.08.2012
06:16
Benzemez Kimse Sana adlı yarışma programında yaptığı Mustafa Keser taklidi ile birinci olan Uğur Arslan, kazandığı 20 bin lira karşılığındaki dokuz akülü....
Haberler.com
Son Dakika
21.08.2012
KeserinTaklidiyleDokuzAkülüSandalyeKeser in Taklidiyle Dokuz Akülü Sandalye
Ahmet Kaya modası!
Türkiye Gazetesi
19.06.2012
02:11
M. Kurtbay Önür İSTANBULMagazin Gazetecileri Derneğinin 13 yıl önce düzenlenen ödül töreninde tepkilere maruz kalan bir müddet sonra da yurt dışına çıkan Ahmet Kaya yıllarca televizyon ekranlarından hayranları ile buluşmuştu. Ölümünden sonra da müzik kanallarının yanı sıra ulusal kanallardaki belgeseller ve programlarda sık sık klipleri boy gösteren ünlü sanatçının adı 10. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarında Pakistanlı Ahmet Nesir ile bir kez daha gündeme gelmişti. Şimdilerde Star ekranlarında yayınlanan Benzemez Kimse Sana adlı yarışmada ortaya çıkan Uğur Arslanla yeniden konuşulmaya başladı. Uğur Arslan yorumu ve siması ile seyirciye tekrar Ahmet Kayayı hatırlatırken, Magazin Gazetecileri Derneği de düzenlediği ödül törenlerine ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
19.06.2012
AhmetKayamodasıAhmet Kaya modası
11:59 - Taksicilerin sitemi
Takvim
13.06.2012
14:49
Meclisteki yeni düzenlemeyle değnekçiye 2 yıl hapis, korsan taksiye binene de 216 lira para cezası geliyor. Yetkisi olmadan park ücreti alan veya almaya teşebbüs edenlere ise 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.

Korsan taksicilik bitecek
Yeni düzenlemeyle birlikte en başta korsan taksiciliğin önüne geçilmesi hedefleniyor. Konuyu İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Y. Yahya Uğurun sorduk ve bu işin aslını kendisinden dinledik. Uğur, korsan taksi kavramının çok iyi bilinmesi gerektiğini söyleyerek konuşmasına başladı. Uğur, Bu durumu anlamak için korsan taksi kavramını çok iyi bilmek gerekiyor. Korsan taksicilikte özel araç sahibi uyanık vatandaşlarımız vergi ödemeden ve herhangi bir yasal gerekçeye dayanmadan taksicilik yapıyor. Böylelikle bizim ticari faaliyetlerimize de ortak oluyorlar. Korsan taksicilik, bu işi hakkıyla yapan taksici esnafını bitirmeye yöneliktir. Bizde buna karşı çıkmak ve bunu engellemek için Meclisteki bu yeni düzenlemenin sonuna kadar destekliyoruz. İstanbul Taksiler Odası olarak korsan taksiyi bitirmek istiyoruz. Hatta bunda kararlıyız. Bizim odamızda tüm taksicilerin kayıtları tutulmaktadır ve arkadaşlarımız belirli eğitimlerden geçmektedirler. Bunlar çok önemli hususlardır dedi.

Taksiciler karardan mutlu
Taksiciler de bu düzenlemeyle birlikte biraz olsun rahatlamış. İstanbulda Sakızağacı Taksi Durağında taksicilik yapan ve uzun yıllarını bu mesleğe veren Güngör İpek, Cezayı korsan taksiye binenler hak ediyor. Eğer bu ceza kesilirse insanlar korsan taksiye binmekten vazgeçerler. Bana şu anda deseler ki Sana günlük 500 TL vereceğiz, korsan taksici ol yapamam. Ben 14 yıldır taksiciyim. dedi. Güngörle aynı görüşte olan isimlerden biri de Eser Altındağ. Altındağ bu konuya olan tepkisini şu şekilde dile getiriyor: İstanbulda bulunan normal taksilerin neredeyse yarısı kadar da korsanı var. Bunlar bizim müşterilerimizin yarısını alıyor. Binen kişilere verilecek olan cezayı doğru buluyorum. Hükümet biz taksicilere bu konuyla ilgili söz verdi. Bunla ilgili çalışmaları olacak. Biz de buradan hükümete teşekkür ediyoruz.

Takvim
Son Dakika
13.06.2012
1159-Taksicilerinsitemi1159 - Taksicilerin sitemi
Uğur 'umut' oldu
Türkiye Gazetesi
29.01.2012
02:32
> ANTALYA-YOZGAT-MARDİN İHAAkdeniz Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yüz ve kol nakli birçok kişi için umut oldu. İstanbul’da yaşayan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Güven Gökboru’nun yüzü, henüz 7 yaşındayken kızgın yağ dökülmesi sonucu yandı. 25’e yakın operasyon geçirmesine rağmen eski yüzüne kavuşamayan Gökboru; “Uğur Acar’ı gördükten sonra bir umut ışığı doğdu. Prof. Dr. Ömer Özkan ile görüştüm. ‘Umarım sana da bir yüz nakli olur. Verici kişi de çıkarsa neden olmasın, yaparız’ dedi. Hayatımda bu kadar heyecan duymamıştım” dedi. Gökboru, verdiği doku örneklerinin ardından kendisi için gelecek olan sevindirici bir haberi beklemeye başladı.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
29.01.2012
UğurumutolduUğur umut oldu
Ellerimle yaptığım yemekleri Norveç’e bile gönderdim!
Gazete Şok
20.11.2011
02:56
Uğur: Sevgili Okşan Abla, itiraf etmek gerekirse daha önce sana bu yazıyı yazacağımı söyleseler, güler geçerdim. Ama şimdi sana dertlerini yazan o insanları daha iyi anlıyorum. Çünkü şu anda beni...
Gazete Şok
Son Dakika
20.11.2011
EllerimleyaptığımyemekleriNorveç’ebilegönderdimEllerimle yaptığım yemekleri Norveç’e bile gönderdim
Uğur Dündar kovuldu mu kovduruldu mu?
İnternet Haber
27.10.2011
14:32
Star TVnin satılmasının ardından Aydın Doğanın Sana verecek koltuğum yok demesiyle şok olan Uğur Dündar bugün bir karar daha aldı..

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
27.10.2011
UğurDündarkovuldumukovduruldumu?Uğur Dündar kovuldu mu kovduruldu mu?
Uğur Dündar ne demek istedi?
İnternet Haber
27.10.2011
09:58
Star TVnin satılmasının ardından Aydın Doğanın Sana verecek koltuğum yokm demesiyle şok olan Uğur Dündar bugün bir karar daha aldı..

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
27.10.2011
UğurDündarnedemekistedi?Uğur Dündar ne demek istedi?
İngiliz planı devrede!
Türkiye Gazetesi
05.06.2011
02:24
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası bir yayın kurumunun pervasızca taraf tutması, propaganda yapması talihsizliktir, saygısızlıktır ama aynı zamanda çok da manidardır” dedi. Erdoğan, Adana Uğur Mumcu Meydanı’nda düzenlenen mitingde, önceki gün The Economist dergisinin yayınladığı haberi eleştirdi. Derginin, dünyada örneği görülmeyecek şekilde “CHP’ye oy verin” diye yayın yaptığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: SANA NE?!. “Son derece münasebetsiz bir makale yayınladı. Ben dün Konya’da da açıkladım. Eğer bu dergi AK Parti’ye oy verin deseydi, ona da karşı çıkardım. Sana ne ya!.. Senin Türkiye’nin işiyle ne alakan var? Haber vereceksen ver! Uluslararası bir yayın kurumunun bu derece pervasızca taraf tutması, propaganda yapma ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
05.06.2011
İngilizplanıdevredeİngiliz planı devrede
Bayati Peşrev-Benzemez Kimse Sana-Uğur Çınar
Haber3
05.05.2011
23:02
Bayati Peşrev-Benzemez Kimse Sana-Uğur Çınar
Haber3
Son Dakika
05.05.2011
BayatiPeşrev-BenzemezKimseSana-UğurÇınarBayati Peşrev-Benzemez Kimse Sana-Uğur Çınar
BBP lideri Topçu: İdamın geri gelip gelmemesini halka soracağız
Samanyolu Haber
29.03.2011
19:07


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu, Anadoluyu karış karış dolaşarak idamın geri gelip gelmemesini millete soracaklarını söyledi. Kayseride şeker toplamak için evlerinden çıkan ve Uğur Veli G. tarafından öldürülen Ahmet Tuna Tekin ve Dilruba Tekinin cenazelerine katılan Topçu, idamın geri getirilmesiyle ilgili çalışmalara başladıklarını dile getirdi. Meclisin gündemiyle milletin gündeminin örtüşmeye başladığının altını çizen Topçu, Ama bu örtüşme keşke bu acıları yaşamadan, keşke biz feryat etmeden olsaydı. Evet milletin üç tane problemi var. En büyük problemi güvenlik. Sadece dağlarımız, ovalarımız güvensiz değil. Şehirlerimiz, sokaklarımız, insanlarımız da güvensiz. Tabii ki bireysel hak ve özgürlükle ilgili problemlerimiz var. Şimdi bu acıyla ifade ettiğim gibi bu tip acılarla güvenliğimizle ilgili bir tartışma başladı. Buna vesile olmaktan dolayı memnunum. Bunun peşini de bırakmayacağım. Anadolunun her metrekaresinde arkadaşlarımız milletin hakkı olan bir meseleyi millete soracaklar. Bölücü terör, ekonomik terör ve ahlaki terörle ilgili idam geri gelsin mi gelmesin mi? Bununla ilgili bir referandum ister misiniz istemez misiniz? Bu konularla ilgili imzaları toplayacağım. Bir hafta sonra yine milletin temsilcileriyle Meclise yürüyeceğim. Götürüp Meclisin ortasına koyacağım. Bakacağız ki milletin vicdanıyla vekillerin vicdanı birbirine örtüşecek mi? Bu kadar zulümden sonra bu millet bunu hak etmiyor. 20 yaşına evlat getireceksin yetiştireceksin, 26 yıldır terörle alakalı gereğini yapamayacaksın, fidanları bayrağa sarıp sarıp gönderteceksin. Öbür taraftan çocuklarımıza sahip çıkamayacağız. Bedrettin Haliç Köprüsünde, Fırat boğazı kopmuş çöpte, Türkan ırzına tecavüz edilmiş gölete gömülmüş bulunacak. Bunları bu millet hak etmiyor. Bir devletin imanı adalettir. Eğer devlet terör mağdurlarına bu çocuklarımıza yapılan saldırı ve ölümle biten işlere bir adalet koyamıyorsa devletin imanından bahsetmek mümkün değildir. Millete bunu soracağız ve millet inşallah devletin imanını hak edene hak ettiğini verecektir. Önümüzde seçim var, referandumla ilgili her şey tastamamdır. Bu konuyla ilgili bunun ötesi olması gerekir. dedi. Bu konuyla ilgili bir takım mahfillerin karşı çıkabileceğine değinen Topçu, onları tuzu kurular olarak nitelendirdiğini belirtti. Onların çocuklarının cephelere gitmediğini, el bebek gül bebek, dadılarda özel yerlerde büyüdüklerini öne süren Topçu, Vatandaşın çocuğu dağa gitmiş, orda ölmüş burada ölmüş bunların umurunda değil. Bunları çağdaşlıkla açıklamak da insanlık suçudur, ayıptır. Onlara buradan çağrıda bulunuyorum. Hiç tecavüze uğramış çocuğu gördünüz mü, dokundunuz mu? Ben onlardan daha vicdanlıyım. Onları kınıyorum. Bu işlerin çağdaşlığı mı var. Çağdaş hukuk benim hukukumu savunacak hukuktur. Her şey insan için olmalıdır. Dinde, devlette, hukukta insan için olmalıdır. Bunların hepsi millet iradesiyle yapılacak işlerdir. Millet kendiyle ilgili meselelerde kendisi karar vermesi gerekir. Benim acımı devletin affetme hakkı yoktur. Birilerinin bana yapılan saldırı ve acıya müddet biçme hakkı da yoktur. Çağdaş hukukta idam yokmuş, sana mı kaldı, benim adıma nasıl konuşursun? Tuzu kurulara itibar etmiyoruz. Milleti karış karış dolaşıp milletin iradesini getirip Meclisin ortasına koyacağız. şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
29.03.2011
BBPlideriTopçuİdamıngerigelipgelmemesinihalkasoracağızBBP lideri Topçu İdamın geri gelip gelmemesini halka soracağız
KAN DONDURAN İTİRAF
Samanyolu Haber
26.03.2011
23:47
Kayseride 3 çocuğu öldüren katil zanlısı suçunu böyle itiraf etti.

Kayseride bundan 1 buçuk yıl önce şeker toplamaya çıkan üç çocuktan birini tecavüz edip bıçakla, Ahmet Tuna ve Dilruba Tekini boğarak öldüren katil zanlısı Uğur Veli Gülışık adliyeye getirildi. Zanlının getirilişi sırasında polis önlem alırken, öldürülen çocukların yakınları zanlıya saldırıp linç etmek istedi ancak polis saldırganları çocuk katiline yaklaştırmadı. Emniyet Müdürlüğünden Ankara ve Kayseriden olayı soruşturan özel ekibin kontrolünde adliye binasına getirilen Uğur Veli Gülışıkın çok korktuğu ve sürekli başını önüne eğdiği görüldü. Çevik kuvvet polisleri, Burası Kayseri. Sana Adliyeyi ve cezaevini dar edeceğiz gibi sözler ve küfürler eden ölen çocukların yakınlarını zanlıya saldırmaktan koruyup, süratle nöbetçi Cumhuriyet Savcısına götürdü. Öfkeli kabalık ise teskin edilerek, dağıtıldı. ZANLININ İFADESİ Almanyada eşinden boşandıktan sonra Talas ilçesinde çocukları öldürülen Ay ve Tekin ailelerine 200 metre ötedeki Pembeköşk apartmanının 3. katında yakınlarıyla oturan Uğur Veli Gülışıkın, cinayetleri nasıl işlediği, ifadesinde ayrıntılarıyla yer aldı. Kayseri ve Ankaradan gelen özel ekip tarafından sorgulanan zanlıya, Yozgatın Çayıralan ilçesindeki cep telefonu sinyallerinden ulaşıldı. Zanlı Gülışık ifadesinde şu bilgileri verdi: Şeker toplamak için kapımı çalan Türkay Ay, Ahmet Tuna ve Dilruba Tekini evde kimsenin de olhmamasından ve yalnız kalmamdan yararlanarak ,apartman dairesinde ellerini bağlayıp, ağızlarını koli bantı ile bantlayıp alıkoydum. Daha sonra Türken Aya tecacüz edip, bıçakla öldürdüm. Etrafa kanlar sıçradı. Kanları temizledikten sonra Ahmet Tuna ve son olarak Dilrubayı,arkadan tek tek ağızlarını kapatıp, boyunlarını sıkarak öldürdüm. 3 çocuğun cesetlerini banyoya koyup, bayramın 3.günü (23 Eylül 2009), Cumhuriyet meydanındaki bir marketten iki bavul satın aldım.Türkan ile Ahmetin cesetlerini bavullara, Dilrubanın cesedini se evdeki bir valize koyup, kiraladım otomobilin bağajına evden tek tek indirip, doğum yerim olan Yozgatın Çayıralan ilçesindeki baraj göletinin orada kazdığım 1 metrelik çukura üst üste koydum. Suçunu itiraf eden üç çocuğun katili Uğur Veli Gülışık öldürdüğü çocuklar içinde en çok Dilrubaya üzüldüğünü belirterek, poliste alınan ifadesinde Dilrubaya arkasından sarılıp, ağzını kapattım. Sonra sağ kolumla bastırarak boynunu sıkıştırdım. Ölmemek için çok çırpındı. 1 buçuk yıldır vicdan azabı çekiyorum. Dilrubanın çırpınarak kollarım arasındaki can verişini hiç unutamadım.
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.03.2011
KANDONDURANİTİRAFKAN DONDURAN İTİRAF
Gökçek sert konuştu
Samanyolu Haber
03.02.2011
14:13
Tv8?de Ankara Temsilcisi Erkan Tan?ın hazırlayıp sunduğu Erkan Tan ile Başkent?ten programına bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek konuk oldu.

Kendisine Kılıçdaroğlu ve CHP uzmanı olduğunu ifade eden Gökçek, muhalefete yönelik sert açıklamalarda bulundu. Gökçek: ?Sayın Baykal?ın ayağını bir komployla kaydırdılar. Bu kişinin CHP içinde şu anda çok önemli bi konumda olduğu da ayyuka çıktı. Yerine Kılıçdaroğlu geldi. Kılıçdaroğlu onun yerini dolduruyor mu? Onun karizması çizilmiş. Kendi kendine çizdi, fıkralara konu oldu. Havaalanında Erzurum diye Batman uçağına binerken geri döndürmediler mi? Yanında o kadar danışmanı var, Milletvekilleri var. Şimdi bu fıkra mı değil mi? Mesela anlatıyorlar, doğru mu değil mi bilemiyorsunuz. Geçenlerde bir havaalanında yürüyen merdivenlerdeyken elektrik kesiliyor, beş dakika beklemiş diyorlar. Bir tarafa Baykal?ı koyacaksın, bir tarafa Kılıçdaroğlu?nu; Baykal ağır basar. Kılıçdaroğlu hangi neticeyi alırsa alsın, maksimum altı ay sonra seçimde güle güle. O geçici bir genel başkan. Seçim mağlubiyetinin faturasını Kılıçdaroğlu?na çıkaracaklar. Bana göre Gürsel Tekin?in gelmesi lazım. Ama Ergenekoncular Süheyl Batum istiyor. Gürsel Tekin ulusalcılara uzak olduğu, anadolu politikası yapmaya çalştığı için, İstanbul?da baronlar Gürsel?i yerler. Hangi konuda yalan söylemişim? Ben Kılıçdaroğlu?nun yalanını herkesin önünde söyledim. Bana yalancı deseler ben mahkemeye veririm. Niye vermiyor? Kimin mağlup olduğu ortada değil mi? Uğur Dündar ile bize bir tezgah hazırladılar. Belgeler elimde. İçeride nasıl çalıştılar karar aldılar hepsini göstereceğim. Bu işin peşine düştüm. Bana konulacak kameraya, lambaya kadar konuşmaları var. Oturup taktik bulmak için konuşuyorlar. Referandum boyunca Kılıçdaroğlu?na onlarca soru sordum, bir tanesine cevap verebildi mi? Hadi şimdi versin, 81 vilayette sergisini açarım. ?Borçları bitirmek lazım dedik. Cemal Aydın, 10 trilyon borcu var dedi, 40 trilyon çıktı. Bunların hepsi ödendi. Transfer yapılacak dedik, şu anki transferler Galatasaraydaki Beşiktaştaki gibi transferler. Ankaragücünün tarihinde böyle bir takım gördünüz mü? En büyük tesisi Ankaragücü?ne kazandıracağız dedik, kazandırdık. Bunlar sonucunda huzur lazım. Ama arkadaki yöneticiler ve bir ufak grup buna engel oluyor. Bu ufak grup tribünlerden temizlenecek. Kimsenin kimseye sövme hakkı yoktur. Herkes gelecek, edebiyle maç izleyecek. Sporda şiddet yasası çıktıktan sonra bu pisliklerin hepsi temizlenecek.? ?Yargı eskiden kimindi de bugün biz ele geçirdik?? Gökçek: ?Eskiden başkalarının mıydı da bugün biz ele geçirdik? Bunun cevabı verilse sorun çözülür. Adli yargıda bi sorunum yok; fakat İdari Mahkeme?de, özellikle Çankaya Belediyesi, CHP?liler ve onlarla beraber hareket eden odalar bizm hakkımızdaki dava açma meselesini alşkanlık haline getirmişler. Yüzlerce binlerce dava açıyorlar. CHP?liler İdari Mahkeme?de açtıkları davaların 98%?ini kazanıyorlar. Demek ki bizim yaptığımız her şey yanlış. Aynı konuda Eskişehir?de, İzmir?de dava açılınca Belediye kazanıyor. Bunun takdiri de millete kalmıştır. Bu alışkanlığın yeni anayasa değişikliğiyle düzeleceğine inanıyorum. Yerindelik kararı Yargı?nın, idarenin yerine kendisini koyarak karar vermesidir. Anayasa da yasa da bunu kesinlikle engelliyor.? diye konuştu. ?CHP?lilerden kalanları aldığınız için ideolojik davrandığınız düşünülebilir mi?? sorusuna: ?Diyelim ki ideolojik davrandım, kendim çalışacağım ekibi seçme hakkına sahip değil miyim? Diyelim ki tercihim bu, kime hesap vereceğim? Millete. Benim zıttıma çalışan bir daire başkanıyla beni çalışmaya mahkum edersen o hizmet verir mi ? Ankara?nın faydası için mi çalışır zararı için mi? Ben başarısız olayım ki o başarılı olsun. Beni bu insanla çalışmaya niye mahkum ediyorsun? Hangi yasa sana bu hakkı veriyor. İnşallah bu adalet meselesi de yeni anayasa düzenlemesiyle yola girecek.? yanıtını verdi. ?Bazı yazarlar gazeteyi şahsi menfaatleri için kullanıyor? ?Bazı yazarlar var. Mesela Hürriyet?te Meriç Enercan. Bu arkadaş Ankaragücü?nün Teknik Direktörü ile zamanında takışmış. Şahsi kinini köşede sunuyor, gazete de bunu engellemiyor. Daha önce çalıştığı yerden atıldı diye de Gökçek ailesine de düşman, sanki biz atmışız gibi. Bu yüzden gazeteyi şahsi menfaatleri için kullanıyor. Ayıp değil mi? Türk medyasında bunun önleminin alınması lazım. O yazıların bir çoğu, bazı insanları tahrik ediyor. Yarın bir şey olsa azmettirici olarak ifade verir.? ?EXPO Ankara?ya gelsin derken bu İzmir düşmanlığı mı yoksa dostluğu mu düşnmek lazım. İzmir, benim sayemde zehir içmekten kurtuldu. EXPO bir kent için son derece prestijli bir etkinlik. İzmir bu hakkını kullandı. Birlik beraberlik içinde olmadılar. Böyle büyük bir fırsatı kaçırdılar. Biz de şimdi yarışıyoruz, adayız. Avantajlarımızı sunacağız.? Gökçek: ?Kazanılan paraları nereye harcıyoruz biliyor musunuz? CHP?nin son seçiminde aday olan Murat Karayalçın?ın bundan 17 yıl önce bıraktığı 2 milyar
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.02.2011
GökçeksertkonuştuGökçek sert konuştu
"Özal suikastı yaptıranı söyledi" - Video
Samanyolu Haber
01.02.2011
17:50
Eski bakan Mehmet Keçeciler, Turgut Özalın kendisine düzenlenen suikastin arkasındaki güçleri söylediğini açıkladı. Keçeciler, Turgut Beyin şüphelendiği kişiyi ben biliyorum, bana söyledi dedi.

Turgut Özala ANAP kongresinde tabanca ile iki el ateş ederek suikast girişiminde bulunan suikastçi Kartal Demirağın arkasındaki isimlere ilişkin çok çarpıcı ipuçları ortaya çıktı. Kanal A?da Bedrettin Uğur?un sunduğu Siyaset Masasında konuşan eski bakan Mehmet Keçeciler, Turgut Özalın kendisine düzenlenen suikastin arkasındaki güçleri söylediğini açıkladı. Turgut Özalın Anavatan Partisi kongresinde silahlı saldırı düzenleyerek kendisini yaralayan Kartal Demirağın arkasındaki güçleri öğrendiğini ve bu isimleri kendisi ile paylaştığını belirten Mehmet Keçeciler, Turgut Beyin şüphelendiği kişiyi ben biliyorum, bana söyledi. Ama benimle mezara gidecek. Ben şüpheleniyorum şu kişiden ama sana söyleyeceğim senle mezara gidecek dedi. Bütün deliller o isme doğru gidiyordu. Söz verdim rahmetliye. Bu ismi bana söylediğinde itiraz ettim, Siz bu ismi adliyeye intikal ettirin. Suçlu cezası çeksin. Biri Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına suikast düzenleyecek, katil tutacak, ondan sonra da bu cezasız kalacak diye. Mehmet, Hukuken ispat edecek durumda değiliz, berat eder, devletimiz ve partimiz için daha kötü olur dedi. Mehmet Keçeciler, Bedrettin Uğurun İsmi öğrendikten sonra, suikastı de göz önüne getirerek baktığınızda bu suikastın planında hangi mantık vardı sorusuna Bizim izlediğimiz ekonomik politikalara karşı çıkan mantık diye cevap verdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.02.2011
Özalsuikastıyaptıranısöyledi-VideoÖzal suikastı yaptıranı söyledi - Video
Kılıçdaroğlu'ndan Başbakan'a cevap!
Samanyolu Haber
23.01.2011
22:57
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğanın sert sözlerine aynı sertlikte cevap verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Partinin Hizbullahla işbirliği yaptığı yönündeki iddiaları üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın kullandığı densizlik, namertlik ifadelerine Eskişehirden cevap verdi. Başbakan için densiz ifadesini kullanmayacağını belirten Kılıçdaroğlu, Başbakana bir önerim var. En kısa zamanda bir hastaneye başvursun, mutlaka hekimleri tavsiyeleri olacaktır. dedi. Kılıçdaroğlu, Eskişehirde Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından organize edilen Uğur Mumcuyu anma programına katıldı. Anemon Otelde düzenlenen programa; Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları Süheyl Batum, Gürsel Tekin, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, milletvekilleri ve CHPliler iştirak etti. Uğur Mumcunun önem ve ehemmiyetinin anlatıldığı program öncesi Anadolu Üniversitesi Orkestrası Oda Müziği Topluluğu Ulvi Cemal Erkinden bir eser, Devlet Sanatçısı Sapra Hülla Kazanda 5 Azeri eser seslendirdi. Programda, Kılıçdaroğluna Yılın Siyasetçisi, Kanadoğluna Yılın Hukukçusu, Ergenekon davasının tutuklu sanığı gazeteci Mustafa Balbaya Özel Gazetecilik, Kabasakala Demokrasi ve Özgürlük ve Milli Voleybolcu Neslihan Darnele ise Yılın Sporcusu ödülü verildi. Balbayın ödülünü, DSPli Eskişehir Merkez Tepebaşı İlçesi Belediye Başkanı Ahmet Ataç alırken, Kılıçdaroğluna ödülünü, ADD, ÇGD dernekleri başkanları verdi. Kanadoğluna ise ödülünü DSPli Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen takdim etti. Programda aynı zamanda Ergenekon davasının tutuklu sanığı Gazeteci Mustafa Balbayın gönderdiği mektup okundu. ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakayın okuduğu ve salondakiler tarafından büyük alkış alan mektupta Balbayın, Özgürlük mücadelesi için içerideyim. En yakın zamanda sizler buluşmak istiyorum. Beni yalnız bırakmayın ve sık sık ziyaret edin. Sizlerle Porsuk kenarında çay içip konuşmak istiyorum. ifadeleri dikkat çekti. Ödül törenin ardından konuşma yapan Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ve ve hükümete yüklendi. Başbakan Erdoğana hastaneye gitmesi tavsiyesinde bulunan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: Gazeteciler bugün toplantı çıkışında Sayın Başbakana soru yönelttiler. Tabi iki tarafında camlar olmadığı için ne konuşacağını bilmiyor. İçindekini dışarıya vuruyor. Benim için kullandığı ifade densiz. Ama ben Sayın Başbakan için bu ifadeyi kullanmayacağım. Sayın Başbakana bir önerim var: En kısa zamanda bir hastaneye başvursun, mutlaka hekimlerin tavsiyeleri olacaktır. Çünkü ezberinin bozulduğu belli. Önümüzdeki günlerde meraklanmasın onun kimyasını da bozacağım. Onun için söylüyorum. Seçimlere kadar uzun bir süre var. Sinirlerine hakim olamıyor. En kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvursun, biz kendisiyle ayrıca konuşuruz. Erzurumda AK Parti için (bereketsiz) sözünü kullandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: Çünkü Palandökene her yıl insan boyu kar yağardı. Bu sene kar yağmadı. Bereketsizdir. (Vay efendim ben yanlış bir şey söylemişim). Gitsin orada Kılıçdaroğlu tesislere baksın diyor. Sayın Başbakan, ben tesisleri gördüm. Sen orada yağmayan kara bak. Ben sana ne söylüyorum, sen bana ne söylüyorsun? Ayrıca da bir şey söyleyeyim: İçimden gelerek samimi olarak, bunlara bereketsiz dedim. Neden? Çiftçiye gidelim soralım, hayatından memnun mu, değil. Demek ki bereketsiz. Gidelim esnafa soralım. Hayatından memnun musun? Memnun değil. Kim yönetiyor, onlar... Bunlar demek ki, bereketsiz. Erzurumda taksi esnafına Sayın Başbakan gidince sorsun. Çağırsın taksi esnafına desin ki, (Bu olimpiyatlar yapıldı. Sizin hanenize beş kuruş düşecek mi?) Onlar diyor ki, düşmedi. Düşmeyecek de... Çünkü ihaleleri başkaları almış. Erzurum dışında. Demek ki sen Erzurum içinde bereketsizsin.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.01.2011
KılıçdaroğlundanBaşbakanacevapKılıçdaroğlundan Başbakana cevap
Gökçek: Gün oldu devran döndü
Samanyolu Haber
18.08.2010
14:25
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Tv8 Ankara Temsilcisi Erkan Tanın sunduğu, Erkan Tan ile Başkentten programında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlunu sert bir dille eleştirdi.

Kılıçdaroğlunun havuzlu villası olması hakkında konuşan Gökçek, ?Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Başbakana karşı ?ben havuzlu villada oturmam diyerek kendi ağzına pelesenk etti bu lafı. Gün oldu devran döndü, şu an kendisinin havuzlu villası var. Halk tipi, kooperatif olduğunu söyledi ama halk tipi olmadığını herkes gördü? dedi. ?Referandum döneminde benim partimi tenkit ediyor. Vatandaşa dedik ki; bu herkesi itham eder ama ispat edemez. Benim için 168 $a sayaç aldı dedi. 26 $ çıktı. Ortaya çıkınca da ben yem atmıştım dedi. Ben dersimi iyi çalışırım, yem atmıyorum. Havuzlu villası var dedim, yakaladık. Kendisi kamuoyuna hile hurdasız, sütten çıkmış ak kaşık olarak takdim edildi ama Sosyal Sigortalar döneminde yaptıkları ortaya çıktı. Önümüzdeki günlerde havuzlu villa olayının da başka safhası gelecek. Arkası yarın gibi olacak. Herkes beklesin. İkinci haber birinciden büyük? şeklinde konuştu. Havuzlu villa almanın günah olmadığını vurgulayan Gökçek, ?Parası pulu olan, ortalama geliri olan herkes alıp oturur. Ama oturmam deyip de oturamazsın? diyerek eleştirilerini sürdürdü. Kılıçdaroğlunun SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde sahtekarlık yaptığını iddia eden Gökçek, ?14 yaşındaki çocuğunu okula giderken okul saatleri içinde 61 gün sigortalı yaptın mı yapmadın mı? Kızını torpille Vakıflar Bankasına soktun mu? 10 aylık torununu 2008de çıkan kanundan 2 gün önce sigortalı yapıp devlete karşı sahtekarlık yaptın mı? Yürek ister çıkıp söylemek için? dedi. Kılıçdaroğlunun kongredeki tabirinin, akrabalarına arka çıkmayacağı yönünde olduğuna dikkat çeken Gökçek, ?SSK Genel Müdürü iken eşinin ve annesinin kızlık soyadını taşıyan 70 akrabasını işe aldırmış. Biz ortaya çıkarttık. Bir laf söylüyorsan arkasında dur? şeklindeki iddialarını sürdürdü. ?Kalp standinin Gümrük girişi 26 $, ama bir tanesi 2450 $a alınıyor. Artı balon da var. 8 yıl boyunca 500 milyon $ ediyor. Kendisi almamış bile olsa haberinin olmaması mümkün değil. Öyleyse de çok beceriksizsin. Yani bugün, bu ülkeyi yönetemezsin. 6 yılda, bir kalorifer kazanı anca bitirdin. Benim Başbakanım 6 yılda 68 ile doğalgaz getirdi? dedi. CHPnin Gençlik Kollarının duvarlara yazdığı sloganlara yönelik açıklama yapan Gökçek şunları kaydetti: ?15- 20 yere yazmışlar. Mobeseden yakalamışlar. CHP binasına kaçmışlar, Suçüstü oldular. Kılıçdaroğlunun bu işten haberi olmadığına kimse beni ikna edemez. Gençlik Kolları Başkanı, ?bizim hedefimiz provokasyon değildi diye ağzından kaçırdı. Gerçeği söylemiş. Sana mı kaldı gerçek? Nifakçılığın, iftiracılığın ta kendisi değil mi bu?? ?Ben bütün istihbaratımı Googledan yapıyorum? diyen Gökçek, şöyle konuştu: ?Google Amcayı iyi kullanacaksın. Havuzlu villayı özel araştırdım. Gazetede Kılıçdaroğlu ile ilgili bir yazı çıktı. Seferihisarda özel bir sitede hissesi olduğu yazıyordu. Seferihisarda böyle bir kooperatif hissesi yok. Nerede diye araştırdım. Burhaniyedeymiş. Arkadaşlar gidip baktı, çıktı ortaya.? O tarihte, Star Tvde başta yöneticiler olmak üzere, benimle ilgili toplantılar yaptılar. Uğur Dündar ortaya atılan iddialar hakkında konuşacağını söyledi. 8 iddia vardı, onları konuşalım dedik. Onlar anlaşmışlar, özel dizaynlar yapılmış, ışığı bile düşünmüşler. Benim soracağım soruların hiçbirini soramadım? dedi. 12 Eylülden sonra nasıl bir tezgah yapıldığına dair bir program yapacağını sözlerine ekledi. ?Seçimlerde yırtık ayakkabı giyiyor, Gürsel Tekinde resmini çekiyor. Özel olarak yırtmışlar ayakkabıyı. Sonra oradan kendi delegelerinin yanına giderken Etro gömlek giyiyor. Çiğ siyaset yapıyorlar? dedi. ?Ben Türkeşin söylediği ifadelere inanıyorum. 9 Işık Kitabında 260. sayfada Anayasanın değiştirilmesi gerektiğini bizzat Türkeş söylüyor. Zaten kendisi hayattayken dışarıdan o dönem Hükümeti destekleyerek Evet dedi. Bu Hükümet Anayasayı değiştireceğine söz verdiği için, 12 Eylül sıkıntısını çok çektikleri için Türkeş destekledi. Ben MHP tabanının %100 evet diyeceğine inanıyorum? dedi. Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Ufuk Söylemezin PKKya af getirecekler iddiasını eleştiren Gökçek, ?Türkiyede PKKnın en fazla düşman olduğu parti Ak Partidir. Tuncelide arabalardan indirip hayır diyeceksiniz deyip gönderdiler. CHP, BDP, DP, MHP hepsi aynı saftalar? dedi. ?Geçen dönem Belediye Başkanlığına adaylığım döneminde hayatımda uğramadığım iftiralara uğradım. Ankarada yapılan ne kadar bina, iş merkezi, otel, alışveriş merkezi varsa hepsinin benim olduğu söylendi. Savcılığa vermelerini söyledim. İspatlayamazlarsa şerefsiz, haysiyetsizdirler dedim. Hala hiç kimse savcılığa hiçbir belge sunamadı. Bunları söyleyenlerin hepsi iftiracı, namussuz, şerefsizdir? şeklinde konuştu. Oğlu Osman Gökçeke Televizyon Kanalı açtığı iddialarına cevap vere
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.08.2010
GökçekGünoldudevrandöndüGökçek Gün oldu devran döndü
Ersöz, sorguda sinirlendi
Samanyolu Haber
12.08.2010
21:59
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki Birleşen Ergenekon davasında tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersözün çapraz sorgusuna devam edildi.

Savcı Nihat Taşkın Levent Ersözün tutuklu sanıklar arasında bulunan eski asker avukat Levent Göktaş ile yaptığı telefon konuşması ile ilgili soru yöneltince Ersözün yeniden sinirlendiği gözlendi. Ersöz, Lütfen bana işkence yapmayın. Görüşme yaptığımı iddia ettiğiniz tarihte ben yurt dışındaydım. Ben Levent Göktaşı tanımıyorum ki ne zaman konuşmuş olabilirim. Kendisi avukattır o da açıklasın dedi. Bu arada söz alan Göktaş, Avukatlık görevini yerine getirdiği sırada Levent Ersözün eşi Muzaffer Ersözün kendisiyle irtibata geçtiğini ve avukatlık yapmasını istediğini aktardı. Ayrıca Levent Ersözü de tanımadığını açıkladı. Savcı Taşkın Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök sizi Hasan Atilla Uğur çağırarak Cumhuriyet Gazetesinde çıkan haberler ile Balbayın yazdıkları hakkında mı konuştu diye sorunca Ersöz, Biz birlikte görüştükten sonra ayrı ayrı görüşmemizde oldu. Hilmi Özkök bana astlarına hakim değilsin dedi. Ben de hayır astlarıma hakimim diyerek teşkilat şemamı anlattım. O da adamların gazetecilerle görüşüyor. Adamlarına hakim ol dedi. Görüşmeyi daha sonra harfiyen yazdım. Hasan Atilla Uğurdan da aynısını yapmasını istedim. Bu yazdıklarımı Kurmay Başkanı ve Jandarma Genel Komutanına verdim. Bundaki amacım TSKnın Başkumandanıyla görüşmüşüm. Üstlerim arasında bu konu hakkında görüşme olduğu takdirde bu belgenin gösterilmesiydi. Komutanlarıma verdiğim bu belgeden bir surette bende vardı. Görevimden ayrılırken onu imha ettim dedi. Savcıların çapraz sorgusunun ardından sanıklar Ersöze soru sormaya başladı. İlk soru soran sanık ise Tuncay Özkan oldu. Özkan, Nuray Başaran ben kurumda görevliyken sizinle görüşmüş anladığım kadarıyla. Hatta benim Mesut Yılmaz ile çete oluşturduğumu söylemiş. O tarihte Yılmaz da kabinede dedi. Sanık Ersöz, Evet bizimle geldi konuştu. Sizin hakkınızda ağza alınmayacak kelimeler kullandı. Çete konusunda etraflıca sorular sorunca bize net cevaplar veremedi. Kadının yalan söylediğini anladık. dedi. Ersözün avukatı Ali Rıza Dizdar, duruşmaya ara verildiği sırada basın mensuplarıyla yaptığı bir görüşme sırasında müvekkili Ersözün sorgusunun video konferans yöntemiyle yapılabilmesi için 15 bin TL para harcadıklarını söyledi. Dizdar Müvekkilin sorgusu bugün bitmezse yarın bu sistemi çalıştıracak paramız yok dedi. Müvekkilinin naip hakim tarafından hastanede ifadesinin alınmasını defalarca dile getirdiğini belirten Dizdar, Gidip hastanede ifade almadılar. Ersözün hastaneden buraya getirilemeyeceği doktor raporuyla sabit olunca, video konferans yöntemiyle sorgunun yapılmasına karar verildi. Ancak masrafları siz ödeyin dediler. Bizi mecbur kıldılar. ABDli bir ceza profesörünün dediği gibi Adalet, zenginlerin mahkemesinde dağıtılan, fakirlerin cezaevinde çektiği bir mefhumdur işte biz de bunu yaşıyoruz. Bir an evvel sorgusunun yapılmasını istedik. Ersözün yarın ne olacağı belli değil. Yarın ölürse şaşmam. Biz şu ana kadar birinci oturumdan bu yana toplam 4 oturum için 15 bin TL para verdik. Hatta bize indirim yaptılar yani bu indirimli miktar. Bu paraları avukatlar, Ersözün emekli arkadaşları, aile eşrafı tarafından ödendi. Bu oturum sorgu bitmezse yarın sorgu bu yöntemle yapılamayacak. Adliyenin idari işlerinden arandık ve ek para istediler dedi. Mustafa Balbay söz alarak Ersöz ile görüşmesinde gazeteci kimliğinin dışına çıkmadığını, Milliyet yazarı Fikret Bilanın yazılarının bazı çevreleri rahatsız edebileceğini belirterek kendisine baskı yapılabileceğini Bilaya iletmesini istediği belirtti. Ancak Balbay bu mesajı Bila ile paylaşmaya gerek görmediğini vurguladı. Ersöz de Savunmamda haber kaynağınızı açıklamadığınızı söylemiştim. Reklam olsun diye söylemiyorum ama devlet kademelerinde Cumhuriyet Gazetesinin nasıl değerlendirildiği açısından söylüyorum. Komutanın Cumhuriyet Gazetesi ile ilgili olarak Basın ahlak kurallarına uyan tek gazetedir diye bir sözü var diye konuştu. Balbay bu sözleri üzerine Biz onun cezasını çekiyoruz dedi. Tutuklu sanıklardan emekli Albay Hasan Atilla Uğur, çapraz sorgusu yapılan emekli Tuğgeneral Levent Ersöze geçmiş olsun dileklerini ileterek bazı soruları olduğunu söyledi. Sanık Uğur, Sizin görev yaptığınız dönemde Jandarma İstihbaratınca yasadışı bir dinleme yapıldı mı? Böyle bir kabiliyetimiz var mıydı? Bana bu konuda bir talimat verdiniz mi? Dönemin Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök, iddia edildiği gibi bize yasadışı bir dinleme yapıp yapmadığımızı sordu mu? dedi. Sanık Levent Ersöz bu sorulara Yasadışı bir dinleme yapmadık. Böyle bir yasadışı dinleme yapmam için emir almadığım gibi sana da böyle bir emir vermedim. Sanıkların ardından bazı avukatlar, sanık Levent Ersöze soru yöneltti. Sanık Hasan Atilla Uğurun avukatı Celal Ülgenin Görevinizi yerine getirdiğiniz için mi buradasınız? şeklindeki sorusu dikkat çekti. Savcılar ile hakiml
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.08.2010
ErsözsorgudasinirlendiErsöz sorguda sinirlendi
Türk medyasında SKANDAL
Samanyolu Haber
05.08.2010
15:37
Genelkurmayın önünde Türkiye tarihinde bir ilk.. Sadece bir yıl önce manşetlerden uğurlanan şehitler ve bir yıl sonra... Medyanın iki yüzü sizin de kanınızı donduracak !...

Askerleri PKK öldürünce manşet yapmanın vatanseverlik, aynı askerleri ordunun öldürdüğü ve bunu ustaca örtbas ettiği ortaya çıkınca haber yapmanın ?orduya karşı asimetrik psikolojik savaş? sayıldığı bir ülkeden gazetecilik manzaraları okuyacaksınız az sonra. Bir yıl sadece bir yıl önce manşetlerden uğurlanan şehitlerin bir yıl sonra nasıl tek kelime bile bahsedilmeyen lanetlilier haline geldiğinden bahsedeceğim. Pazartesi günü öğle saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı binasında kritik YAŞ toplantısı sürerken karargâhın önünde bir ilk yaşandı. Genelkurmay binasının karşısında, Dikmen Caddesi ile İnönü Bulvarının kesiştiği yerde toplananlar 27 Mayıs 2009da Hakkâri Çukurcada mayına basarak hayatlarını kaybeden altı askerden Ziya Bener, Adil Yıldız, Kemal Özevin, Cafer Çelik ve Deniz Demircinin aileleriydi. 29 Mayıs 2009 günü Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında yarım sayfa acılı resimleri basılan Çelik ailesi de Genelkurmayın önündeydi. Anne Nezahat Çelikin evlat acısının gösteren resmi için Hürriyetin o günkü Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök vefa temalı bir yazı bile yazmıştı. Ertesi günkü cenazeler de gazetede geniş yer aldı. Yılmaz Özdil mayın şehitleri için konuşturdu içindeki numaracı vatanseveri. Ve 3 Ağustos 2010 tarihli Hürriyet. Gözyaşlarıyla manşet yapılan Çelik ailesinin Genelkurmayın önünde Türkiye tarihinde bir ilk olan eyleminden tek satır bahis yok. Gündem YAŞ. Genelkurmayın önü gazeteci dolu. Atlama ihtimali yok. Cindorukun hayır kampanyası için pos veren altı genç için bile yarım sayfa bulunan 44 sayfalık gazetede tek satır yok şehit ailelerinden. Bir yıl önce şehit haberi oğullarının fotoğrafıyla Habertürkün manşetinden verilmiş Yıldız ailesi de karargâhın kapısındaydı. Manşette ?Baba kontör gönder? sözlerine yer verilen Deniz Demircinin annesi ve babası da oradaydı. Ama matruşka gibi içinden gazete üstüne gazete çıkan, Kardak fatihinin gazetesinde de o eylemden tek satır yoktu. Bir yıl önce karalara boyanmıştı Vatan. Altı şehidin resmiyle tam sayfaya yakın ?alçakça saldırı? manşetiyle hiddetlenmişti gazete. Bir yıl sonra Genelkurmayın önüne toplanan o altı şehidin ailesinden tek satır bahsetmediler. Ya hepimizi vatan haini ilan etmiş Sözcüye ne demeli. 29 Mayıs 2009 günü şehit krizini fırsata çevirip açılımı vurmuştu kocaman kocaman. ?Al sana açılım? diye. ?İşte şehit düşen aslan parçaları? diye de posterlik resimlerini basmıştı askerlerin. Ama o ?aslan parçalarının? ?kahraman ailelerinin? Genelkurmay önündeki eyleminden bahsetmeyecek kadar uyanık vatanseverlerdi onlar da. Açılım vurulmuş, işleri bitmişti şehitlerle. Çukurca şehitlerini bir yıl önce manşetlerden vermiş Akşamın, Milliyetin tek sütunluk haberlerinden, geçen yıl Çukurcadan canlı yayın yapan Ali Kırcanın, o şehitlerin cenazelerini saatlerce döndürüp döndürüp veren Uğur Dündarın ne yaptığından falan hiç bahsetmiyorum. Bu manzara karşısında yöneticilik yaptığı medya grubunun tek satır görmediği şehit ailelerinin eylemi için bir gün sonra ?Bırakın Balyozu Yaşıı buna bakın? diye kum torbalarını yumruklayan Eyüp Canın yazısı bile vicdanlara iyi geliyor. Peki ne olmuştu bu bir yılda? Ne olacak mayınları döşeyenin PKK değil asker olduğu ortaya çıkmıştı. Şehitler için ?Kahrolacak bir şey yok? diyen General, Gediktepedeki siperde Başbakan ve Genelkurmay Başkanının yanında görünmüş, Genelkurmay bizzat onun kahramanlıklarını örnek göstererek hakkında soruşturma olan generallerin terfisinde engel olmadığını açıklamıştı. Sivil savcılığın yargılanmasını istemesine, Jandarma Kriminalin ?mayınlar askerin? raporu vermesine rağmen askerî savcılığın gizlilik kararı koyduğu dava ilerlemiyor, Genelkurmay iki komutanını altı şehit gibi ufak tefek hatalar için harcamak istemiyordu. Ve terfisi gündemdeydi o generalin. Aileler işte tüm bunlara isyan için Genelkurmayın önünde toplanmışlardı. ?Vatan sağolsun? ?Bir çocuğum daha olsa onu da gönderirim? demeye gelmedikleri anlaşılınca Kapının önünden uzaklaştırıldılar önce. Tam o sırada içerde de bir yıl önceki cenazede onları teskin eden Orgeneral Koşanerin Genelkurmay Başkanlığı konuşuluyordu. Acımasız bir ülke burası. Acımasız bir medya bu. Sadece Kürtler sadece başörtülüler değil. Şehit aileleri bile adlarını anılmayacak sakıncalı vatandaşlar haline gelebilir bu ülkede.
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.08.2010
TürkmedyasındaSKANDALTürk medyasında SKANDAL
Tüm kupalara talibiz
Samanyolu Haber
13.07.2010
10:24
Galatasarayın yeni transferi Ali Turan, Kayserispordaki ayrılış sürecini ve yeni takımındaki hedeflerini anlattı..

Galatasaray?ın yeni transferi Ali Turan, Galatasaray Televizyonu?nda yayınlanan info@son aslan programına konuk oldu. Adaptasyon sürecini geçen sezon yaşadın. Galatasaray?da yabancılık çekmeyeceksin. İstersen transferinden bahsedelim. Kayserisporla sözleşmem devam ederken devre arasında sözleşmemi uzatmak istediler. Ben de şuanda uzatmak istemiyorum. Gerek yurtiçi gerek yurtdışı gelen tekliflerden sonra konuşmak istediğimi belirttim. Onlar da ?sözleşmeni uzatmazsan kadro dışı kalırsın? dediler. Bana da böyle bir tepki gelince hiç hoşuma gitmedi. Kayseri?de 6 yıl oynadım. İki yıllık sözleşme önerdiklerinde, üç yıllık imzaladım. Yeterince iyi bir performans sergiledim. Orada ağabeylik yaptım. Artık bunlar geride kaldı. Eski konularla ilgili konuşmak istemiyorum. O ara zaten Galatasaray benimle ilgileniyordu. Ben de sıcak baktım ve geldim. Zaten son bir ay kala Galatasaray ile antrenmanlara başladım. Çok sıcak ve güzel bir ortam vardı. Böyle de devam ediyor Galatasaray?da takım arkadaşlarının sana yaklaşımı nasıl oldu? Gelir gelmez sanki aynı aileden, aynı takımdan biriymişim gibi davrandılar. Eski takım arkadaşlarım Mustafa Sarp ve Uğur Uçar ile kaptan Arda Turan ve yabancı futbolcular gerçekten çok ilgi gösterdiler. O bir ay benim için çok iyi geçti ve çok mutlu oldum İstanbul?daki adaptasyon sürecini nasıl atlattın. Yaşantın ne kadar değişti? 6 yıldır Kayseri?deydim. İlk kez Kayseri dışında bir takımda oynayacağım. Büyük bir camiaya geldim, bunun da farkındayım. İstanbul?a daha önce tatil amaçlı geliyordum. Şu anda yavaş yavaş alışmaya çalışıyorum. Bir problem yaşamıyorum ve inşallah daha iyi olacak Galatasaray?da kendine çizdiğin hedef nedir? Hem stoperde hem sağ bekte oynadım. Ama asıl mevkim stoper. Takıma faydalı olmak için elimden geleni yapmak istiyorum. Hedefi büyük olan bir takıma geldim. Galatasaray gerek yurtiçinde gerek yurtdışında gerçekten büyük bir camia. Umarım burada büyük işler yapacağım Galatasaray formasını giyeceksin. Nasıl bir duygu anlatır mısın? Ali Sami Yen?e geldiğimizde taraftarı ve atmosferi gördüğümüzde tüylerimiz diken diken oluyordu. Galatasaray Kulübü?nün çok büyük bir taraftarı var. Bunun bilincindeyim ve o taraftarın önüne çıkacağım için çok mutlu ve heyecanlıyım Yeni sezon için düşüncelerin nelerdir? İyi bir kamp dönemi geçiriyoruz. Umarım hem UEFA Avrupa Ligi?nde hem de Türkiye Ligi?nde başarılara imza atarız. Tüm kupalara talibiz
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.07.2010
TümkupalaratalibizTüm kupalara talibiz
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nden Zaman'a iki ödül
Samanyolu Haber
19.06.2010
11:15
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC)nin düzenlediği Basın Özendirme Yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi.

Seyhan Otelde yapılan ödül töreninde haber dalında başarı ödülü, Zaman Gazetesi Yurt Haberleri Koordinatörü Selim Budak ve Zaman Muhabiri Ömer Sarının İşte Albay Çiçekin imzası başlıklı haberine verildi. Albay Dursun Çiçekin imzasının sahte olup olmadığının tartışıldığı günlerde Selim Budak ve Ömer Sarı, Çukurova Üniversitesinde yaptığı araştırmada Albay Dursun Çiçekin doktora tezindeki imzasına ulaşmış ve bu haber Türkiye gündeminde uzun süre tartışılmıştı. Zaman gazetesinden Ziya İpek de Bir mektupla üç kız okullu oldu haberi ile Hacı Sabancı özel ödülüne layık görüldü. Ömer Sarı, haber başarı ödülünü Adana Valisi İlhan Atışdan alırken Ziya İpeke ödülünü Basın İlan Kurumu Kontrol Şube Müdürü Nail Duran takdim etti. Törende konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, sektörü daha güçlü hale getirmek istediklerini ve daha çok gence iş sağlayabilmek için çalıştıklarını söyledi. Sorunları çözmek için çaba sarf ettiklerini anlatan Atalay, Sorunları gidererek, imkanları genişleterek biz de elimizden geleni yapacağız. Adananın büyüyen, gelişen ve gittikçe Türkiyeyi taşıyacak bir potansiyele sahip olması ülkemizin yararınadır. Burada medyaya büyük görevler düşüyor. diye konuştu. Adana Valisi İlhan Atış ise medyanın eleştirilerini ve övgülerini yol gösterici olarak değerlendirdiklerini kaydetti. Hiçbir medya kuruluşuna şunu yazmayın şeklinde istekte bulunmadıklarını anlatan Atış, Biz onlardan çocuklarımızı ve gençlerimizi korumak için, onları fuhuştan, uyuşturucudan, molotofkokteyli olan alanlardan korumak, yani terörün kucağına düşmesini engelleme konusundaki çalışmalarımız için destek istiyoruz. Yani sizin çocuklarınızı, gençlerinizi kucaklamak için destek istiyoruz. Bu konuda destek vereceğinizden de eminiz. Şimdiye kadar verilen ve bizi çok güçlendiren desteğe de teşekkür ediyorum. Her zaman basının, özgür ve eleştiri yapabilen, yani yol gösteren basının yanında olduğumuzu belirtiyorum. Hedefimiz çocuklarımız, gençlerimiz, engellilerimiz, okuma yazma bilmeyen, şiddete uğrayan kadınlarımızdır. Bu konuda hiç tavizimiz olmayacak. Kim tehdit ederse etsin, kim ne yaparsa yapsın biz hedefimizden sapmayacağız. ifadesini kullandı. ÇGC Başkanı Cafer Esendemir ise Adananın adliye ve sokak olaylarıyla anılan imajını düzeltmek için medya kuruluşlarının yoğun çaba sarf ettiğini belirterek, buna karşın ani gelişen olayların büyükşehir belediyesinde yaşananların kent imajını olumsuz etkilediğini ifade etti. Yerel medyanın ayakta kalma mücadelesi verdiğini kaydeden Esendemir, gazetecilerin de yıpranma haklarının geri verilmesini istedi. Esendemir, geçen yıl meydana gelen olayda, yol kenarında yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Yeni Soluk Gazetesi sahibi Seyit Ali Akgüle çarpan midibüs sürücüsünün yakalanmasından dolayı Adana Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmeze, kentin tanıtımına verdiği katkılardan dolayı da Adana Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi İkbal Kalına gelecek günlerde Özel Takdir Ödülü verileceğini bildirdi. Öte yandan gazeteci Mustafa Özkenin, Seyit Ali Akgül için yazdığı şiiri gazeteci yazar Aytekin Gezici okurken salonda duygulu anlar yaşandı. ÖDÜL ALAN GAZETECİLER Haber: Selim Budak-Ömer Sarı (Zaman Gazetesi) İşte Albay Çiçekin İmzası Haber fotoğraf: Süreyya Uri (İlkhaber Gazetesi) Rol Yapan Dilenciler Araştırma-inceleme: Osman Balcı (Refleks Gazetesi) Santralde Patlama Röportaj: Esra Örgen (DHA) Esragülün Yüzü Güldü Güncel yazı: Murat Yıldız (İlkhaber Gazetesi) Ne Oldu Sana Güzel Adana Spor röportajı: Ramazan Şanıvar (Anadolu Ajansı) Fahri Antrenör Sayfa düzeni: Şahin Çoban (Refleks Gazetesi) Spor sayfa düzeni: Hüseyin Sungur (Toros Gazetesi) Mansiyon: Serkan Bildi (Güney Haber Gazetesi) TV haberi: Çilem Gökçe Anıtkan Arzu Şoförün Bir Günü TV programı: Halil İbrahim Uğur (Akdeniz TV) Kentin Gerçekleri TV görüntü: Kadir Puslu (Show TV) Seçim Bürosunda Kira Yardımı Mansiyon: Sam Özmen (DHA) Böyle Şehit Ettiler TV spor programı: Hakan Köker (Akdeniz TV) Tribün TV spor haberi: Zafer Şahin (Çukurova TV) Dedikoduya Fırsat Yok ÇGC özel ödülü: Tahsin Cem Ülker (DHA) Devlet AKPye Çalışıyor ÇGC özel ödülü: Halil Bilek (Star Gazetesi) Mavi Marmara gemisinde gazeteci olarak bulunduğu için Çoban Yurtçu özel ödülü: Erden Karaoğlu (TRT) Adanalı Yerli Robinson Hacı Sabancı özel ödülü: Ziya İpek (Zaman Gazetesi) 1 Mektupla 3 Kız Seyit Ali Akgül özel ödülü: Ahmet Akgün (Adana Haber Gazetesi) Baştan Sona Rezalet CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.06.2010
ÇukurovaGazetecilerCemiyetindenZamanaikiödülÇukurova Gazeteciler Cemiyetinden Zamana iki ödül
Toplam "72" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti