Habergec.Com Aranan Kelimeler:susurluk’tan Değerlendirme: 10 / 10 526522
habergec.com
02.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

susurluk’tan

"Çankaya yokuşunu çıkamazsın nefesin kesilir"
Haber Türk
01.03.2014
13:07
BahçeliBahçeli Susurluktan Başbakan Erdoğana böyle seslendi
Haber Türk
Son Dakika
01.03.2014
ÇankayayokuşunuçıkamazsınnefesinkesilirÇankaya yokuşunu çıkamazsın nefesin kesilir
Afyonkarahisar daki Mühimmat Deposu Patlamasının Davası
Haberler.com
29.01.2014
14:52
Afyonkarahisarda 25 askerin şehit olduğu, 8i asker 11 kişinin yaralandığı mühimmat deposu patlamasına ilişkin davada, patlamanın meydana geldiği bölüğün Ağır Silah Mal Sorumlusu Bakım Kıdemli Çavuş Hasan Akıska tanık olarak dinlendi Akıska: Susurluktan getirilen sandıklar 1950 yılından kalma olduğu için farklı boyutlardaydı.
Haberler.com
Güncel
29.01.2014
AfyonkarahisardakiMühimmatDeposuPatlamasınınDavasıAfyonkarahisar daki Mühimmat Deposu Patlamasının Davası
Susurluk’tan 130 Kuzu Çalanlar, Bandırma’da Yakalandı
Haber3
28.01.2014
13:03
BALIKESİR’in Susurluk İlçesine bağlı Göbel Beldesi’ndeki bir çiftlikten 130 kuzu çaldığı öne sürülen iki kişi, jandarma tarafından yakalandı. Şüpheli...
Haber3
Son Dakika
28.01.2014
Susurluk’tan130KuzuÇalanlarBandırma’daYakalandıSusurluk’tan 130 Kuzu Çalanlar Bandırma’da Yakalandı
TRT'de cemaat kavgası
Oda TV
20.12.2013
18:14

Biz o ismi Susurluktan tanıyoruz

Oda TV
Son Dakika
20.12.2013
TRTdecemaatkavgasıTRTde cemaat kavgası
‘Mühimmat patlamasını Mısır Çarşısı patlamasını inceleyen bilirkişi incelesin’
Haber3
03.12.2013
17:03
Mühimmat patlaması davasının tanıklarından Asteğmen Kemal Yavuz Türkmen, Susurluktan Afyonkarahisara gelen el bombalarının taşımaya uygun şekilde olmadığını, kasaların bozuk, el bombalarının etrafa dağılmış vaziyette olduğunu anlattı.
Haber3
Son Dakika
03.12.2013
‘MühimmatpatlamasınıMısırÇarşısıpatlamasınıinceleyenbilirkişiincelesin’‘Mühimmat patlamasını Mısır Çarşısı patlamasını inceleyen bilirkişi incelesin’
Mühimmat Patlamasını Mısır Çarşısı Patlamasını İnceleyen ...
Haberler.com
03.12.2013
16:53
Mühimmat patlaması davasının tanıklarından Asteğmen Kemal Yavuz Türkmen, Susurluktan Afyonkarahisara gelen el bombalarının taşımaya uygun şekilde olmadığını, kasaların bozuk, el bombalarının etrafa dağılmış vaziyette olduğunu anlattı.
Haberler.com
Güncel
03.12.2013
MühimmatPatlamasınıMısırÇarşısıPatlamasınıİnceleyenMühimmat Patlamasını Mısır Çarşısı Patlamasını İnceleyen
'Mühimmat patlamasını Mısır Çarşısı patlamasını inceleyen bilirkişi incelesin'
Zaman
03.12.2013
16:51
Mühimmat patlaması davasının tanıklarından Asteğmen Kemal Yavuz Türkmen, Susurluktan Afyonkarahisara gelen el bombalarının taşımaya uygun şekilde olmadığını, kasaların bozuk, el bombalarının etrafa dağılmış vaziyette olduğunu anlattı. Asteğmen, taşınma sırasında askerlerin az olduğunu, mühimmatların ise depolara geceleyin araç ışığı eşliğinde konduğunu aktardı.Afyonkarahisarda 25 askerin şehit, 8i asker 11 kişinin yaralanması ile sonuçlanan davanın duruşmasına öğleden sonra da devam edildi. Eskişehir Askeri Mahkemesindeki duruşmanın öğleden sonraki bölümünde ise mühimmatların taşınması sırasında araçlarda görevli olan Asteğmen Kemal Yavuz Türkmen, tanık olarak dinlendi. Susurluktan trenle gelen mühimmatların taşınması sırasında bu işe ayrılan araçların başında görevli olduğunu anlatan Asteğmen Türkmen, şöyle dedi: Mühimmatları bölük içerisindeki vagonlardan almaya gittik. Askerler bana bomba kasalarının bozuk olduğunu söylediler. Ben de gittim, bizzat kendim gördüm. Kasalar bozuktu. El bombalarının etrafa dağıldığını gördüm. Bombalar taşımaya uygun bir şekilde değildi.Taşıma sırasında asker azlığından dolayı başka askerlerde istediklerini aktaran Asteğmen, bu kapsamda hatta personelin bile gelerek mühimmat taşımaya yardım ettiğini kaydetti. Türkmen, mühimmat depolarının araç ışığıyla aydınlatıldığını, depo içerisinde uzun dönem askerlerin, kısa dönemlerin ise dışarıda çalıştırıldığını vurguladı. Türkmen, hâkimin olay günü mühimmat bölgesinde herhangi bir ekstra durum olup olmadığı sorusu üzerine, Olay esnasında askerler bana hiçbir şeyden bahsetmediler. Patlama günü de herhangi bir olağanüstü bir durum yoktu. cevabını verdi.Tanık Er Hüseyin Şimşek ise olay günü izinli olduğunu, olaydan iki gün sonra yani 7 Eylülde gittiğinde nizamiye de askerlerden erlerin gece saat 01.00-02.00ye kadar çalıştırıldığını duyduğunu anlattı. Tanık ifadelerinin ardından söz alan şehit ailesi avukatları, İstanbul Mısır Çarşısındaki patlamada görev alan bilirkişi heyetinin, mühimmat patlaması olayıyla ilgili de görevlendirilerek inceleme yapmasını istedi. Mahkeme heyeti, avukatların bu talebini kayda geçirdi. Mahkeme, duruşmanın yarınki bölümünde ise 60 tanığın yazılı olarak verdiği ifadelerini duruşma salonunda okuyacak. CİHAN
Zaman
Son Dakika
03.12.2013
MühimmatpatlamasınıMısırÇarşısıpatlamasınıinceleyenbilirkişiincelesinMühimmat patlamasını Mısır Çarşısı patlamasını inceleyen bilirkişi incelesin
Ayhan Çarkın: Ben tuğlayı oynattım, duvar titredi
Zaman
27.11.2013
14:28
Faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında, Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın’ın 30 Eylül 1993 tarihinde Ankara’da öldürülmesine ilişkin davada tutuksuz sanık olarak bulunan Ayhan Çarkın, o dönemde ölüm listesinin hazırlandığını söyledi. Ö dönemde bazı kişileri öldürdüğünü de itiraf eden Çarkın, Mehmet Ağar için ise “Tuğlayı çekerse duvar yıkılırmış. Ben tuğlayı oynattım, duvar titredi. Yüreği varsa o tuğlayı çeksin. Duvar yıkılırsa hangi şerefsiz altında kalacaksa kalsın.” dedi. Faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında, Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın’ın 30 Eylül 1993 tarihinde Ankara’da öldürülmesine ilişkin davanın birinci duruşması Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya tutuksuz sanıklar eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ile eski Emniyet Özel Harekât Daire Başkanvekili İbrahim Şahin katılmadı. Duruşmada tutuklu sanıklar eski özel harekâtçılar Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu ve tutuksuz sanıklar emekli yarbay Korkut Eken, Ahmet Demirel, Seyfettin Lap, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Ayhan Özkan ve Uğur Şahin hazır bulundu. İlk olarak savunması alınan eski özel harekat polisi Ziya Bandırmalıoğlu suçlamaları kabul etmedi. Abdülmecit Bilgin’i ne ölüsünü ne de dirisini tanımadığını iddia eden Bandırmalıoğlu, “Ayhan Çarkın’ın yapacağı savunmadan sonra savunma yapabilirim. 1993’te Ankara’da görev yaptım. Sanıkların hepsi ile dairede çalıştım. Hepsini tanıyorum. Mehmet Ağar’ı tanıyorum. Özel bir ilişkim yok. ‘Ölüm listesi’ hakkında herhangi bir bilgim yok.” dedi. KORKUT EKENİN İFADESİSavcılıkta verdiği ifadeyi tekrarladığını belirten Korkut Eken ise “Emniyet ile 1983te tanıştım. Elçilik basılması ve uçak basılması konuları oluyordu. Emniyet kırsal alanda görevlendirdi. Emekli olduktan sonra Tansu Çiller de bin kişilik ekip kurulması için emir verdi. Ben de emekli olduğum halde Gölbaşı’nda yer ayarladım. Emekli olduğum halde beni severlerdi. Sadece yardımcı oldum. Emir komuta yetkim yoktu.” ifadelerini kullandı. Ayhan Çarkın’ın kendisi hakkında ifade verebileceğini sanmadığını dile getiren Eken savunmasına şöyle devam etti: Silahların öğretmeniyim. Polisleri yetiştirdim. Hepsini Güneydoğu’da görev yapacak hale getirdim. Sanıklardan hepsini tanırım, ama Susurluk’tan sonra hiçbiri ile görüşmedim. Hepsi ile gönül bağım var, görev bağım yok.”AYHAN ÇARKININ İFADESİAvukatı olmayan Ayhan Çarkın ise savunmasını yapabilmek için müdahil avukatlarından birinin avukatı olmasını istedi. Müdahil avukatlarından biri bu görevi üstlenmeyince sanık avukatlarından birinin avukatı olmasını istedi. Mahkeme heyeti Çarkın’ın sanık avukatlarından birinin avukatı olma talebini menfaat ilişkisi olabileceği nedeni ile reddetti.Abdülmecit Baskın’ın ölüm olayının, daha önce psikolojik ve ruhsal durumu düzgün olmadığı için eksik veya yanlış olabileceğini öne süren Çarkın, olayı tekrar anlattı. Emri İbrahim Şahin’den aldıklarını dile getiren Çarkın, “Oğuz Yorulmaz ile bana emir verdi. Dağdakilere nüfus kâğıdı ve yardım yataklık yapmış dediler. Oğuz ve ben gittim. 3 kere gittik yoktu. Not bıraktım. 4. gittiğimizde bizi kapıda karşıladı. Gidebilir misiniz dedim. ‘Hay hay’ dedi. Gittik. Daha sonra kapıda bulunan diğer arabaya telim ettik. Arabada Sait Yıldırım, Ayhan Akçaa, Sait Sakarya birkaç kışı daha vardı. Hatırlamıyorum. Teslim ettikten sonra bir süre dolaştık. 22.00 gibi daire başkanlığına gittik. İbrahim Şahin bize ‘ne işiniz var burada. Gölbaşına gidin’ dedi. Daha sonra Gölbaşı’na gittik. İnfaz edildiğini gördük. Bu devletin kararı var dediler. İster beğen ister beğenme dediler. Ölüm listesi var dediler.” şeklinde konuştu. Bunları anlatarak rahatladığını dile getiren Çarkın, “Rahatladım. Uyku uyuyabiliyorum. Yusuf Ekinci, Faik Candan, Behçet Cantürk öldürülmüştür. Ayhan Özkan’a soruyorum. Ayhan Efeoğlu’nu beraber gömmedik mi? O üstünde zıplarken ben fatiha okuyordum.” ifadesini kullandı. MEHMET AĞAR HAKKINDA KONUŞTUSavunmasında Mehmet Ağar hakkında da konuşan Çarkın şu ifadelere yer verdi: “Biz bu cezayı çekerken Mehmet Ağar da siyasi viplerde kahramanlık yapıyordu. Tuğlayı çekerse duvar yıkılırmış. Ben tuğlayı oynattım. Yüreği varsa o tuğlayı çekinsin. Duvar yıkılırsa hangi şerefsiz, altında, kim kalacaksa kalsın.” Savunması sırasında Korkut Eken ile Ayhan Çarkın arasında tartışma da yaşandı. Çarkın, Eken’e “Kayıp silahlar nerede? Hadi söyle Korkut Eken?” dedi. Eken, Çarkın’a “Seni alakadar eden bir durum yok. Bilmezsin de anlamazsın da” şeklinde cevap verdi. Faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında, Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın’ın 30 Eylül 1993 yılında Ankara’da öldürülmesine ilişkin davada eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Yarbay Korkut Eken ve eski Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin dahil 12 sanık “taammüden adam öldürmek” ve “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmakla suçlanıyor.Duruşmaya öğle arası verildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.11.2013
AyhanÇarkınBentuğlayıoynattımduvartitrediAyhan Çarkın Ben tuğlayı oynattım duvar titredi
25 askerin öldüğü kazada ihmalin itirafı
Evrensel
19.09.2013
09:21
Afyon’da 25 askerin can verdiği patlamada, infilak eden 32 numaralı deponun ikizi durumundaki 29 no’lu depoya keşif için gelen komutana yapılan sunumun görüntü kayıtlarına, Radikal gazetesinden İsmail Saymaz ulaştı. Komutana sunum yapan Bakım Kıdem Çavuşu Hasan Akıska, sorumlusu olduğu depodaki patlamanın nedenlerini itiraf ediyor. Akıska, Susurluk’tan beş depodan çıkarılan mühimmatların, ek depo olmadığı için Afyon’da iki depoya sığdırıldığını, standartlara aykırı biçimde istiflendiğini kaydediyor. Tavanda ve yanlarında 50 santimetre boşluk bırakılması, 120 santimetre koridor oluştu
Evrensel
Ana Sayfa
19.09.2013
25askerinöldüğükazadaihmalinitirafı25 askerin öldüğü kazada ihmalin itirafı
25 askerin öldüğü kazada ihmalin itirafı
Evrensel
19.09.2013
09:13
Afyon’da 25 askerin can verdiği patlamada, infilak eden 32 numaralı deponun ikizi durumundaki 29 no’lu depoya keşif için gelen komutana yapılan sunumun görüntü kayıtlarına, Radikal gazetesinden İsmail Saymaz ulaştı. Komutana sunum yapan Bakım Kıdem Çavuşu Hasan Akıska, sorumlusu olduğu depodaki patlamanın nedenlerini itiraf ediyor. Akıska, Susurluk’tan beş depodan çıkarılan mühimmatların, ek depo olmadığı için Afyon’da iki depoya sığdırıldığını, standartlara aykırı biçimde istiflendiğini kaydediyor. Tavanda ve yanlarında 50 santimetre boşluk bırakılması, 120 santimetre koridor oluştu
Evrensel
Güncel
19.09.2013
25askerinöldüğükazadaihmalinitirafı25 askerin öldüğü kazada ihmalin itirafı
Mühimmatlar özensizce yerleştirilmiş
Zaman
19.06.2013
15:21
Afyonkarahisarda 5 Eylül 2012de 25 askerin şehit, 8i asker 11 kişinin yaralanması ile sonuçlanan mühimmat deposundaki patlaması davası duruşmasının ikinci gününe başlandı.Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duranın savunmasının alındığı duruşmada, şehit aileleri, mahkeme ve sanık avukatları arasında gergin dakikalar yaşandı. Zaman zaman aranın verildiği duruşmada savunma yapan sanık Binbaşı Duran, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek işin sorumlusunun Birlik Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın olduğunu ve kendisini verdikleri bilgilerle yanılttığını ileri sürdü. Bir şehit ailesinin mahkemenin yanlı davrandığını iddia ederek, davanın sivil yargıda görülmesi talebi ise reddedildi.Eskişehir 1. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesinde görülen davanın ikinci günkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar dönemin Afyonkarahisar 4. Mühimmat Bölge Komutanı Kıdemli Albay Veysel Özbay, dönemin Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duran ile Birlik Komutanı tutuksuz sanık Üsteğmen Tuncay Aydın, olayda şehit olan 25 askerin aileleri ve avukatları katıldı.BEN GÖREVİMİ YAPTIM, KEŞKE KADERİMİZ ONLARLA BİRLİKTE YAZILSAYDISavunmasına hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek başlayan sanık Binbaşı Ali Duran, kendisinin sadece işini yaptığını anlattı. Keşke onlar hayatta olsaydı, ben ölseydim. Onlarla birlikte orada olsaydım. Keşke kaderimiz birlikte yazılsaydı. diyen Binbaşı Duran, mühimmatların depolara düzenlenmesinin denetimle bir ilgisinin olmadığını kaydederek, 13 Ağustos 2012de göreve başladığım gün yaptığım toplantıda er ve erbaşların yaşam alanlarının iyileştirilmesiyle ilgili işlerin neden yapılmadığını sordum. Benim gelmemi beklediklerini söylediler. Bu işin denetlememle ilgisi yok. diye konuştu.Savunmasına slayt gösterimiyle devam eden sanık Duran, Susurluktan Afyonkarahisara gönderilen mühimmatın içindeki 35 bin adet kritik arızalı mühimmatın fotoğrafını gösterdi. Bu sırada şehit yakınlarından bazıları Bu bombaları şehit olan askerlerinize gösterdiniz mi, bize bunları göstermeyin. diye bağırarak fenalaştı. Mahkeme başkanı, duruşmaya bir süre ara verdi. Mahkeme salonu dışına çıkartılan şehit yakınlarına sağlık ekipleri tarafından müdahale edildi.Verilen aranın ardından duruşmaya yeniden devam edildi. Susurluktaki mühimmatların sevk öncesinden gereken muayenelerinin yapılmadığını öne süren sanık Duran, Taşınma sırasında da bazı olumsuzluklar yaşanmış. Mühimmat ben göreve gelmeden önce depolara gelişigüzel ve talimatlara uygun olmayarak istif edilmiş. Özensizce depoya yerleştirilen sandıkların kendiliğinden dahi devrileceği atlanmamalıdır. ifadesini kullandı.Bu arada söz alan şehit Piyade Er Onur Fikret Dülgern babası Zekai Fırat Dülger, mahkeme heyetinin taraflı olduğunu, bu sebeple davadan çekilmesini talep etti. Heyet bunun üzerine davaya tekrar ara verdi. Heyetin yaptığı görüşmenin ardından Mahkeme Başkanı, Dülgere Bütün heyeti mi, yoksa sadece beni mi reddediyorsunuz? diye sordu. Dülger de tüm heyeti diye cevap verince, mahkeme başkanı, CMKda mahkeme heyeti olarak reddine cevaz verilmediğinden yasal imkansızlıklar sebebiyle talebin reddine, CMKnın 28. Maddesine göre itiraz yolu açık olarak reddine karar verdiğini açıkladı.ÜSTEĞMEN BENİ DOĞRU BİLGİLENDİRMEMİŞBunun ardından savunmasına devam eden sanık Duran, olaylarla ilgili birlik komutanı sanık Tuncay Aydını suçlayarak, kendisinin yanlış yönlendirildiğini ileri sürdü. Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi personeli aşırı yormadığını, günlük ortalama 7 saat uyumalarına imkan verdiklerini dile getiren sanık Duran, şöyle devam etti: Çalışanları nöbetten bile düşürdüm. 4 Eylülde saat 09.00-10.00 gibi başlayan çalışmalar 22.00da sonlandırıldı. İkinci gün çalışmaları erken başladı. Saat 17.00de bitirilmesini istedim. Bölükten ayrılmadan önce İkmal Takım Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın ile görüştüm. Kendisi bana çalışmaların sonuna gelindiğini, kalan mühimmatın içeriye taşındığını söyledi. Bunun üzerine 19.30da kışladan ayrıldım. Patlamayı evde öğrendim. Tuncay Aydın, bana doğru bilgi verseydi görevimin başında olurdum. Ama o beni yanlış yönlendirdi. Kendisi bu durumları açıklayacaktır.Bir sanık avukatı, savunma hakkına müdahale edildiği gerekçesiyle bir şehit yakınıyla tartıştı. Bunun üzerine tartışma büyüdü. Görevli askerler devreye girerek tartışmayı yatıştırdı ve duruşmaya yeniden ara verildi.AİLELER DAVANIN SİVİL MAHKEMEYE ALINMASINI İSTİYOROlayda şehit olan askerlerin aileleri, askeri mahkemenin taraflı davrandığını, bu nedenle sanıkların sivil mahkemede yargılanmasını istedi. Aileler adına konuşan şehit babası Zekai Dülger, yargılamayı yapan askeri mahkemeye sert tepki gösterdi. Olay tamamen tertiplenmiştir. Tamamen bilirkişi raporu yürütmenin emri ile hazırlanmıştır. Her şey danışıklı dövüştür. diyen Dülger, mahkemede adeta bir Haci
Zaman
Ana Sayfa
19.06.2013
MühimmatlarözensizceyerleştirilmişMühimmatlar özensizce yerleştirilmiş
Mühimmatlar özensizce yerleştirilmiş
Zaman
19.06.2013
15:18
Afyonkarahisarda 5 Eylül 2012de 25 askerin şehit, 8i asker 11 kişinin yaralanması ile sonuçlanan mühimmat deposundaki patlaması davası duruşmasının ikinci gününe başlandı.Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duranın savunmasının alındığı duruşmada, şehit aileleri, mahkeme ve sanık avukatları arasında gergin dakikalar yaşandı. Zaman zaman aranın verildiği duruşmada savunma yapan sanık Binbaşı Duran, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek işin sorumlusunun Birlik Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın olduğunu ve kendisini verdikleri bilgilerle yanılttığını ileri sürdü. Bir şehit ailesinin mahkemenin yanlı davrandığını iddia ederek, davanın sivil yargıda görülmesi talebi ise reddedildi.Eskişehir 1. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesinde görülen davanın ikinci günkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar dönemin Afyonkarahisar 4. Mühimmat Bölge Komutanı Kıdemli Albay Veysel Özbay, dönemin Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duran ile Birlik Komutanı tutuksuz sanık Üsteğmen Tuncay Aydın, olayda şehit olan 25 askerin aileleri ve avukatları katıldı.BEN GÖREVİMİ YAPTIM, KEŞKE KADERİMİZ ONLARLA BİRLİKTE YAZILSAYDISavunmasına hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek başlayan sanık Binbaşı Ali Duran, kendisinin sadece işini yaptığını anlattı. Keşke onlar hayatta olsaydı, ben ölseydim. Onlarla birlikte orada olsaydım. Keşke kaderimiz birlikte yazılsaydı. diyen Binbaşı Duran, mühimmatların depolara düzenlenmesinin denetimle bir ilgisinin olmadığını kaydederek, 13 Ağustos 2012de göreve başladığım gün yaptığım toplantıda er ve erbaşların yaşam alanlarının iyileştirilmesiyle ilgili işlerin neden yapılmadığını sordum. Benim gelmemi beklediklerini söylediler. Bu işin denetlememle ilgisi yok. diye konuştu.Savunmasına slayt gösterimiyle devam eden sanık Duran, Susurluktan Afyonkarahisara gönderilen mühimmatın içindeki 35 bin adet kritik arızalı mühimmatın fotoğrafını gösterdi. Bu sırada şehit yakınlarından bazıları Bu bombaları şehit olan askerlerinize gösterdiniz mi, bize bunları göstermeyin. diye bağırarak fenalaştı. Mahkeme başkanı, duruşmaya bir süre ara verdi. Mahkeme salonu dışına çıkartılan şehit yakınlarına sağlık ekipleri tarafından müdahale edildi.Verilen aranın ardından duruşmaya yeniden devam edildi. Susurluktaki mühimmatların sevk öncesinden gereken muayenelerinin yapılmadığını öne süren sanık Duran, Taşınma sırasında da bazı olumsuzluklar yaşanmış. Mühimmat ben göreve gelmeden önce depolara gelişigüzel ve talimatlara uygun olmayarak istif edilmiş. Özensizce depoya yerleştirilen sandıkların kendiliğinden dahi devrileceği atlanmamalıdır. ifadesini kullandı.Bu arada söz alan şehit Piyade Er Onur Fikret Dülgern babası Zekai Fırat Dülger, mahkeme heyetinin taraflı olduğunu, bu sebeple davadan çekilmesini talep etti. Heyet bunun üzerine davaya tekrar ara verdi. Heyetin yaptığı görüşmenin ardından Mahkeme Başkanı, Dülgere Bütün heyeti mi, yoksa sadece beni mi reddediyorsunuz? diye sordu. Dülger de tüm heyeti diye cevap verince, mahkeme başkanı, CMKda mahkeme heyeti olarak reddine cevaz verilmediğinden yasal imkansızlıklar sebebiyle talebin reddine, CMKnın 28. Maddesine göre itiraz yolu açık olarak reddine karar verdiğini açıkladı.ÜSTEĞMEN BENİ DOĞRU BİLGİLENDİRMEMİŞBunun ardından savunmasına devam eden sanık Duran, olaylarla ilgili birlik komutanı sanık Tuncay Aydını suçlayarak, kendisinin yanlış yönlendirildiğini ileri sürdü. Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi personeli aşırı yormadığını, günlük ortalama 7 saat uyumalarına imkan verdiklerini dile getiren sanık Duran, şöyle devam etti: Çalışanları nöbetten bile düşürdüm. 4 Eylülde saat 09.00-10.00 gibi başlayan çalışmalar 22.00da sonlandırıldı. İkinci gün çalışmaları erken başladı. Saat 17.00de bitirilmesini istedim. Bölükten ayrılmadan önce İkmal Takım Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın ile görüştüm. Kendisi bana çalışmaların sonuna gelindiğini, kalan mühimmatın içeriye taşındığını söyledi. Bunun üzerine 19.30da kışladan ayrıldım. Patlamayı evde öğrendim. Tuncay Aydın, bana doğru bilgi verseydi görevimin başında olurdum. Ama o beni yanlış yönlendirdi. Kendisi bu durumları açıklayacaktır.Bir sanık avukatı, savunma hakkına müdahale edildiği gerekçesiyle bir şehit yakınıyla tartıştı. Bunun üzerine tartışma büyüdü. Görevli askerler devreye girerek tartışmayı yatıştırdı ve duruşmaya yeniden ara verildi.AİLELER DAVANIN SİVİL MAHKEMEYE ALINMASINI İSTİYOROlayda şehit olan askerlerin aileleri, askeri mahkemenin taraflı davrandığını, bu nedenle sanıkların sivil mahkemede yargılanmasını istedi. Aileler adına konuşan şehit babası Zekai Dülger, yargılamayı yapan askeri mahkemeye sert tepki gösterdi. Olay tamamen tertiplenmiştir. Tamamen bilirkişi raporu yürütmenin emri ile hazırlanmıştır. Her şey danışıklı dövüştür. diyen Dülger, mahkemede adeta bir H
Zaman
Son Dakika
19.06.2013
MühimmatlarözensizceyerleştirilmişMühimmatlar özensizce yerleştirilmiş
Şehit yakınları mühimmat davasının sivil yargıda görülmesini talep etti
Zaman
19.06.2013
14:52
Afyonkarahisarda 5 Eylül 2012de 25 askerin şehit, 8i asker 11 kişinin yaralanması ile sonuçlanan mühimmat deposundaki patlaması davası duruşmasının ikinci gününe başlandı.Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duranın savunmasının alındığı duruşmada, şehit aileleri, mahkeme ve sanık avukatları arasında gergin dakikalar yaşandı. Zaman zaman aranın verildiği duruşmada savunma yapan sanık Binbaşı Duran, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek işin sorumlusunun Birlik Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın olduğunu ve kendisini verdikleri bilgilerle yanılttığını ileri sürdü. Bir şehit ailesinin mahkemenin yanlı davrandığını iddia ederek, davanın sivil yargıda görülmesi talebi ise reddedildi. Eskişehir 1. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesinde görülen davanın ikinci günkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar dönemin Afyonkarahisar 4. Mühimmat Bölge Komutanı Kıdemli Albay Veysel Özbay, dönemin Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duran ile Birlik Komutanı tutuksuz sanık Üsteğmen Tuncay Aydın, olayda şehit olan 25 askerin aileleri ve avukatları katıldı.BEN GÖREVİMİ YAPTIM, KEŞKE KADERİMİZ ONLARLA BİRLİKTE YAZILSAYDISavunmasına hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek başlayan sanık Binbaşı Ali Duran, kendisinin sadece işini yaptığını anlattı. Keşke onlar hayatta olsaydı, ben ölseydim. Onlarla birlikte orada olsaydım. Keşke kaderimiz birlikte yazılsaydı. diyen Binbaşı Duran, mühimmatların depolara düzenlenmesinin denetimle bir ilgisinin olmadığını kaydederek, 13 Ağustos 2012de göreve başladığım gün yaptığım toplantıda er ve erbaşların yaşam alanlarının iyileştirilmesiyle ilgili işlerin neden yapılmadığını sordum. Benim gelmemi beklediklerini söylediler. Bu işin denetlememle ilgisi yok. diye konuştu. Savunmasına slayt gösterimiyle devam eden sanık Duran, Susurluktan Afyonkarahisara gönderilen mühimmatın içindeki 35 bin adet kritik arızalı mühimmatın fotoğrafını gösterdi. Bu sırada şehit yakınlarından bazıları Bu bombaları şehit olan askerlerinize gösterdiniz mi, bize bunları göstermeyin. diye bağırarak fenalaştı. Mahkeme başkanı, duruşmaya bir süre ara verdi. Mahkeme salonu dışına çıkartılan şehit yakınlarına sağlık ekipleri tarafından müdahale edildi. Verilen aranın ardından duruşmaya yeniden devam edildi. Susurluktaki mühimmatların sevk öncesinden gereken muayenelerinin yapılmadığını öne süren sanık Duran, Taşınma sırasında da bazı olumsuzluklar yaşanmış. Mühimmat ben göreve gelmeden önce depolara gelişigüzel ve talimatlara uygun olmayarak istif edilmiş. Özensizce depoya yerleştirilen sandıkların kendiliğinden dahi devrileceği atlanmamalıdır. ifadesini kullandı. Bu arada söz alan şehit Piyade Er Onur Fikret Dülgern babası Zekai Fırat Dülger, mahkeme heyetinin taraflı olduğunu, bu sebeple davadan çekilmesini talep etti. Heyet bunun üzerine davaya tekrar ara verdi. Heyetin yaptığı görüşmenin ardından Mahkeme Başkanı, Dülgere Bütün heyeti mi, yoksa sadece beni mi reddediyorsunuz? diye sordu. Dülger de tüm heyeti diye cevap verince, mahkeme başkanı, CMKda mahkeme heyeti olarak reddine cevaz verilmediğinden yasal imkansızlıklar sebebiyle talebin reddine, CMKnın 28. Maddesine göre itiraz yolu açık olarak reddine karar verdiğini açıkladı.ÜSTEĞMEN BENİ DOĞRU BİLGİLENDİRMEMİŞBunun ardından savunmasına devam eden sanık Duran, olaylarla ilgili birlik komutanı sanık Tuncay Aydını suçlayarak, kendisinin yanlış yönlendirildiğini ileri sürdü. Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi personeli aşırı yormadığını, günlük ortalama 7 saat uyumalarına imkan verdiklerini dile getiren sanık Duran, şöyle devam etti: Çalışanları nöbetten bile düşürdüm. 4 Eylülde saat 09.00-10.00 gibi başlayan çalışmalar 22.00da sonlandırıldı. İkinci gün çalışmaları erken başladı. Saat 17.00de bitirilmesini istedim. Bölükten ayrılmadan önce İkmal Takım Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın ile görüştüm. Kendisi bana çalışmaların sonuna gelindiğini, kalan mühimmatın içeriye taşındığını söyledi. Bunun üzerine 19.30da kışladan ayrıldım. Patlamayı evde öğrendim. Tuncay Aydın, bana doğru bilgi verseydi görevimin başında olurdum. Ama o beni yanlış yönlendirdi. Kendisi bu durumları açıklayacaktır. Bir sanık avukatı, savunma hakkına müdahale edildiği gerekçesiyle bir şehit yakınıyla tartıştı. Bunun üzerine tartışma büyüdü. Görevli askerler devreye girerek tartışmayı yatıştırdı ve duruşmaya yeniden ara verildi.AİLELER DAVANIN SİVİL MAHKEMEYE ALINMASINI İSTİYOROlayda şehit olan askerlerin aileleri, askeri mahkemenin taraflı davrandığını, bu nedenle sanıkların sivil mahkemede yargılanmasını istedi. Aileler adına konuşan şehit babası Zekai Dülger, yargılamayı yapan askeri mahkemeye sert tepki gösterdi. Olay tamamen tertiplenmiştir. Tamamen bilirkişi raporu yürütmenin emri ile hazırlanmıştır. Her şey danışıklı dövüştür. diyen Dülger, mahkemede adeta
Zaman
Son Dakika
19.06.2013
ŞehityakınlarımühimmatdavasınınsivilyargıdagörülmesinitalepettiŞehit yakınları mühimmat davasının sivil yargıda görülmesini talep etti
Afyon Patlamasıyla İlgili Tutuklama
Haber3
14.09.2012
09:51
Eskişehirde 25 askerimizin şehit olduğu patlamayla ilgili Eskişehirdeki Askeri Mahkemede yapılan soruşturma sonrası bir binbaşı tutuklandı, bir albay ile bir üsteğmen tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Soruşturmaya göre Susurluktan Afyona
Haber3
Son Dakika
14.09.2012
AfyonPatlamasıylaİlgiliTutuklamaAfyon Patlamasıyla İlgili Tutuklama
Mühimmata ayıklama yapılmamış
Türkiye Gazetesi
12.09.2012
09:28
Adem Demir - Salih Bilici İSTANBULAskerî mühimmat uzmanı Emekli Astsubay Ahmet Zengin, Afyonkarahisar’da 25 askerin şehit olduğu feci olayın, bir ihmaller zincirinin sonucu olarak gerçekleştiğini söyledi. “Patlamanın ardından çevreye yayılan el bombalarına baktığımız zaman, fünyelerin bombalara takılı olduğu görülüyor” diyen Ahmet Zengin, şunları söyledi: “Bu mühimmatların Susurluk’tan Afyonkarahisar’a nakli yapılırken, neden önce gerekli ayrıştırma yapılmadı. Kırıkkale’de milyon dolarlar harcanarak Mühimmat Ayıklama ve Ayrıştırma Tesisi kuruldu. Susurluk deposundaki bu bombaların fünyesi üzerinde takılıydı. Bu bombalar, doğrudan Afyonkarahisar’daki cephaneliğe götürülmeden, neden önce Mühimmat Ayıklama Tesisine götürülüp de zararsız ha ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
12.09.2012
MühimmataayıklamayapılmamışMühimmata ayıklama yapılmamış
Susurluk’tan emekli olunmuyor!
Evrensel
30.05.2012
07:20
Türkiye’nin önemli bir dizi gündemi arasında, ilerleyen yaşına rağmen hâlâ bir ‘Susurluk neferi’ olarak davranmaktan geri durmayan bir de Korkut Eken gündemi var. Eski MİT yöneticisi ve Özel Harekat Kurmayı Emekli Yarbay Korkut Eken, son olarak da, Susurluktan dava arkadaşı Mehmet Ağar için Yenipazar’da yaptıklarıyla gündemde. Ağar’ın Susurluk davasında aldığı hapis cezasını yatması için özel olarak düzenlenen Aydın Yenipazar Cezaevini önce Korkut Eken inceledi. 24 Nisan 2012 günü Yenipazar’a gelen ve orada jandarmayı da ziyaret eden Eken, gazetecilere yaptığı açıklamada, Yenipazar’a Mehmet
Evrensel
Köşe Yazıları
30.05.2012
Susurluk’tanemekliolunmuyorSusurluk’tan emekli olunmuyor
Susurluk’tan emekli olunmuyor!
Evrensel
30.05.2012
07:13
UFUK / Fatih Polat
Evrensel
Ana Sayfa
30.05.2012
Susurluk’tanemekliolunmuyorSusurluk’tan emekli olunmuyor
Sultangazi ilçe emniyet müdürü Susurluk'tan tutuklandı
Zaman
13.08.2011
02:02
Susurluk Hükümlüsü Ayhan Çarkının ifadeleriyle derinleşen faili meçhul cinayetler soruşturmasına İstanbul Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü Miroğlu lakaplı Yusuf Yükselin de adı karıştı.
Zaman
Güncel
13.08.2011
SultangaziilçeemniyetmüdürüSusurluktantutuklandıSultangazi ilçe emniyet müdürü Susurluktan tutuklandı
Şahin: İntikamını mutlaka alacağım
Samanyolu Haber
31.03.2011
16:05
Ergenekon davasının tutuklu sanığı İbrahim Şahinden Susurluk çıkışı...

İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Ben ömrü hayatımda, Susurlukun intikamını mutlaka alacağım dedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada daha önce alınan ifadeleri okunan Şahin, birinci davanın tutuklu sanıklarından Muzaffer Tekinin, kaza geçirdiği andan itibaren ameliyatlarında yanında olduğunu belirtti. Kendisinin her yaz tatilini Tokat Reşadiyedeki köyünde geçirdiğini, yaylalarda kaldığını ifade eden Şahin, Danıştay olayından sonra intihara kalkışmasının ardından Tekine yaylalarda kalıyoruz. Bol oksijen var. Sizi misafir edelim dedim. O da Rafet Arslan ile birlikte geldi 2-3 gün misafirim oldu dedi. Şahin, Tekinin sanıklardan Taylan Özgür Kırmızı ile yanına gelmesinin söz konusu olmadığını anlattı. Terör örgütü PKK ile arasında kan davası olduğunu, belirten Şahin, Bizim köyde biri TİKKOcu, biri PKKlı iki terörist yakaladık. Bizim köyde 24 saat asker bekledi. Köydeki bütün evlere 15-20 kalaşnikof dağıtıldı. Üsteğmen Taylan Özgür Kırmızı Reşadiyede görevli idi. Hepimiz gönüllü köy korucusu olduk. Köyümün adı Çakırlı, ama herkes Özel Tim Köyü diyor. Ama savcılar bana PKKlı diyor dedi. Kahrolası Susurluk kazası nedeniyle millet beni mafya babası zannediyordu. Benden borç istiyordu. Ben de onları atlatmak için Güneydoğudayım falan dedirtiyordum. Televizyonlarda konuşmalar yapıyordum diyen Şahin, görüştüğü polis ve MİT mensuplarının kendisine suikast düzenleneceğini, büyük şehirlerde kalmasını söylemeleri üzerine Tokattaki köyüne gittiğini, yeğenlerinin 24 saat kendisini koruduğunu kaydetti. İbrahim Şahin, Kıbrısta bir ihaleye girmek amacıyla oğlunu gönderdiğini, ancak büyük çaplı olduğu için ihaleye giremediğini ifade etti. Birinci davanın sanıklarından olan Semih Tufan Gülaltayı, cezaevinden çıktıktan sonra Muzaffer Tekinin bürosunda gördüğünü dile getiren Şahin, Gülaltayın kendisine kitap hediye ettiğini söyledi. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengünün Başka yerde gördün mü? sözlerine Şahin, O tür insanlarla görüşmem karşılığını verdi. Şengün ün Ne tür insanlar sorusuna Şahin, Adı mafya ile anılan insanlarla hiçbir işim lmaz yanıtını verdi. Başkan Şengün, savcılık ifadesinde sorulan Tarık Ümitin kaçırılarak, sorguya çekildikten sonra öldürüldüğü iddialarına karşı bir diyeceği olup olmadığını sorduğu Şahin, şunları kaydetti: Susurluk, beni, ailemi mahvetti. Bu olayla ilgim yok. Cemalettin Ümit ifade vermedim, diyor. Ama iddianamede ifadesi var. Bu olaylarla vallahi, billahi de alakam yok. Ben suçtan (Susurluk) dolayı yargılandım. Meslek hayatım mahvoldu. Ben o zaman da savcıya bu konuda konuşmak istemiyorum, hapiste yattım, her şeyi mahkemede anlattım demiştim. Susurluk davasına bakan hakim de şimdi Ergenekon davalarında avukatlık yapıyor. Neye göre karar verdi. Susurluktaki yargılanmamdan dolayı açığa alındığımda Diyarbakırda operasyondaydım. İlk defa o zaman 250 terörist öldürüldü. Benim ne işim vardı Susurluk kazasında. Niçin beni bu davaya kattılar. Aklım almış değil. Susurlukta faili meçhul cinayetlerle suçlandığını anlatan Şahin, şöyle devam etti: 4-5 sene görev yaparken asker, polis, MİT üçümüz beraber hareket ettik. Susurluktan önce kahraman ilan edilen Şahin, sonra vatan haini ilan edildi. İki baş belası adam çıktı. Mehmet Eymur, Mehmet Ağar. Bütün gruplar birbirine girdi. Devlet kurumları birbirine girdi. Onlar birbirleriyle çatışırken olan bize oldu, devlete oldu. Hala da bu çatışma sürüyor. Ben ömrü hayatımda Susurlukun intikamını mutlaka alacağım. Bizi hapislerde yatırdılar, onlar da yatsın. Susurluku mutlaka çözeceğim. Haksız yere yattım. Hedef bensem çeksin vursunlar. Ailemin ne günahı vardı. Öldürülecek bir adam varsa ülkem için ölürüm. Adli Tıp Kurumunun raporları geldi. Adli Tıpta 1 hafta ölüm orucu yaptım. Her şeyi düzenli diye yazdılar. Onlar da yalan söylüyor. Benden ne isteniyor. Niçin her zaman hedef alınıyorum. Sanık Şahin, Mahmut Yıldırımı Yeşil olarak tanıdığını, bir kere de yanına geldiğini belirtti. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, savcılık ifadesinde Zekeriya Beyaz ile yaptığınız bir telefon konuşmasında Birkaç konuda fikrinizi almam lazım dediğiniz sorulmuş. Cevap vermemişsiniz dedi. Şahin de bu görüşmeyi Tokat Reşadiye Spor Klubünün Başkanı ile yaptığını belirterek, bunun isim benzerliği olduğunu söyledi. Duruşmada söz alan sanıklardan Tuncay Özkan ise mesleğe başladığı 1982 yılından beri tuttuğu yaklaşık 300 adet el defterinin tamamının mahkemenin elinde olduğunu belirterek, bu defterlerde röportajlarda aldığı notlar
Samanyolu Haber
Son Dakika
31.03.2011
ŞahinİntikamınımutlakaalacağımŞahin İntikamını mutlaka alacağım
Ergenekon’a Susurluk’tan mı gidilir? Mehmet ALTAN
Star
25.03.2011
04:35
Libya konusunun başköşeyi kaptığı, kolay kolay durulmayacak olan Ortadoğu’daki ivmenin ağırlığını biraz daha artırdığı yüklü bir gündemde, benim yaşımdakiler önceki gün gece yarısı yaşamlarının her daim parçası olmuş çok önemli bir figürü daha kaybedip, b
Star
Son Dakika
25.03.2011
Ergenekon’aSusurluk’tangidilir?MehmetALTANErgenekon’a Susurluk’tan mı gidilir? Mehmet ALTAN
Balıkesir'de kaza: 3 ölü, 2 aylık bebek yoğun bakımda
Samanyolu Haber
23.03.2011
18:21


Balıkesirde meydana gelen trafik kazasında 3 kişi hayatını kaybetti, 2 aylık bebek yaralı olarak kurtuldu. Kaza, saat 14.30 sıralarında Balıkesir-Bursa karayolunun 17nci kilometresinde meydana geldi. Susurluktan Balıkesire doğru ilerleyen İbrahim Ferit Orbay (69) yönetimindeki 16 BBH 83 plakalı araç, bölünmüş yoldan ilerlerken belirlenemeyen bir nedenle karşı yola geçti. Otomobil, Balıkesirden Susurluka giden Özcan Sarıoğlu (29) yönetimindeki 10 SL 545 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada iki sürücü ile Serpil Sarıoğlu (24) yaşamını yitirdi. Kazada 2 aylık Efe Sarıoğlu isimli bebek ise yaralı olarak Atatürk Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yoğun bakımdaki bebeğin tedavisi sürüyor. Serpil-Özcan Sarıoğlunun bebeklerini kontrol için hastaneye getirdiği ve muayene sonrası Susurluka döndüğü öğrenildi. Özcan Sarıoğlunun Balıkesirin Susurluk ilçesinde bulunan Yörsan firmasında şoför olarak çalıştığı ve çocuğunu hastaneye götürmek için izin aldığı belirlendi. Olayda yaşamını yitiren üç kişi Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Kazaya İbrahim Ferit Orbayın uyuması ya da kalp krizi geçirmesi nedeniyle bölünmüş yoldan yan tarafa geçmiş olabileceği bildirildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.03.2011
Balıkesirdekaza3ölü2aylıkbebekyoğunbakımdaBalıkesirde kaza 3 ölü 2 aylık bebek yoğun bakımda
Ağar'ın yargılandığı dava ertelendi
En Son Haber
03.02.2011
16:38
Mehmet Ağarın Susurluktan yargılandığı dava bir kez daha süre verilerek ertelendi
En Son Haber
Son Dakika
03.02.2011
AğarınyargılandığıdavaertelendiAğarın yargılandığı dava ertelendi
12:25 Mehmet Ağar'ın, Susurluk'tan 1 yıl hapsi istendi
Net Gazete
11.11.2010
12:33
Savcı, İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağarın, Susurluk çetesine yardımdan 1 yıl hapsini istedi.
Net Gazete
Son Dakika
11.11.2010
1225MehmetAğarınSusurluktan1yılhapsiistendi1225 Mehmet Ağarın Susurluktan 1 yıl hapsi istendi
12:25 Mehmet Ağar'ın, Susurluk'tan 1 yıl hapis istendi
Net Gazete
11.11.2010
12:29
Savcı, İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağarın, Susurluk çetesine yardımdan 1 yıl hapsini istedi.
Net Gazete
Son Dakika
11.11.2010
1225MehmetAğarınSusurluktan1yılhapisistendi1225 Mehmet Ağarın Susurluktan 1 yıl hapis istendi
‘HSYK artık şaibeli’
Star
21.08.2010
02:10
Konya, Karaman ve Aksaray’daki hukuk derneklerinin oluşturduğu Halkın Avukatları Platformu üyeleri, Susurluk’tan Şemdinli savcısına, Engenekon’dan Erzincan soruşturmasına bir çok soruşturmayı bitirmeye dönük müdahaleler yapan HSYK’nın şaibeli hale geldiği
Star
Politika
21.08.2010
‘HSYKartıkşaibeli’‘HSYK artık şaibeli’
‘HSYK artık şaibeli’
Star
21.08.2010
02:06
Konya, Karaman ve Aksaray’daki hukuk derneklerinin oluşturduğu Halkın Avukatları Platformu üyeleri, Susurluk’tan Şemdinli savcısına, Engenekon’dan Erzincan soruşturmasına bir çok soruşturmayı bitirmeye dönük müdahaleler yapan HSYK’nın şaibeli hale geldiği
Star
Son Dakika
21.08.2010
‘HSYKartıkşaibeli’‘HSYK artık şaibeli’
7 kez idamı istenen Haluk Kırcı serbest
Hür Haber
29.05.2010
11:40
7 kez idamı istenen Haluk Kırcı serbest
Susurluktan 4 yıl ceza alan, 1978 yılında ise 7 İPli öğrencinin ölümünden sorumlu tutulan Haluk Kırcı, tahliye edildi.
Hür Haber
Son Dakika
29.05.2010
7kezidamıistenenHalukKırcıserbest7 kez idamı istenen Haluk Kırcı serbest
7 kez idamı istenen Haluk Kırcı serbest
İnternet Haber
29.05.2010
11:14
Susurluktan 4 yıl ceza alan, 1978 yılında ise 7 İPli öğrencinin ölümünden sorumlu tutulan Haluk Kırcı, tahliye edildi.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
29.05.2010
7kezidamıistenenHalukKırcıserbest7 kez idamı istenen Haluk Kırcı serbest
Haluk Kırcı cezaevinden tahliye oldu
Hür Haber
29.05.2010
02:36
Haluk Kırcı cezaevinden tahliye oldu
Susurluktan 4 yıl ceza alan, 1978 yılında ise 7 İPli öğrencinin ölümünden sorumlu tutulan Haluk Kırcı, tahliye edildi.
Hür Haber
Son Dakika
29.05.2010
HalukKırcıcezaevindentahliyeolduHaluk Kırcı cezaevinden tahliye oldu
Haluk Kırcı cezaevinden tahliye oldu
İnternet Haber
29.05.2010
00:51
Susurluktan 4 yıl ceza alan, 1978 yılında ise 7 İPli öğrencinin ölümünden sorumlu tutulan Haluk Kırcı, tahliye edildi.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
29.05.2010
HalukKırcıcezaevindentahliyeolduHaluk Kırcı cezaevinden tahliye oldu
Adli Tıp raporu mahkemeye ulaştı
Samanyolu Haber
16.04.2010
18:35
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahinin cezai sorumluluğunun tam olmadığı belirtildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, Şahinin mevcut hastalığının suç tarihinde ve halen TCKnın 32. maddesi kapsamında cezai ehliyetini etkileyip etkilemediğine ilişkin Adli Tıp Kurumu Başkanlığından istediği rapor dava dosyasına geldi. Şahin hakkında daha önce çeşitli hastanelerden alınan raporlara yer verilen 13 sayfalık yazıda, Şahinin 24 Şubat 2010da Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinde yapılan muayenesi şöyle anlatıldı: Daha önce kaza geçirdiğini, ne zaman olduğunu bilmediğini, arkadaşının arabasıyla kaza yaptığını, Bursada hastanede yattığını, o ameliyatları hatırlamadığını, yedi yıl civarında kulağına cihaz takıldığını, Susurluktan sonra altı yıl ceza aldığını, bu defa cezaevinde kalış sebebinin sahte olduğunu, Ermeninin büyük papazını öldürecekmiş olduğunu, Amerikadaki hocayı kafirlikle suçladığını, bir paşaya kardeşim demenin niye suç olduğunu, iki yıldır cezaevinde olduğunu, yanında olan birisinin vasıtasıyla mesajlar attığını, gelen mesajları okuyabildiğini, Amerikaya karşı olduğunu, kitap yazmaya başladığını, bitiremediğini, bazı televizyon programlarına çıktığını, son altı yılda gezip Amerikayı anlattığını, sabahları tansiyon ve baş dönmesi hapı aldığını, cezaevinde sürekli kavga ettiğini, kendisini yalan söylemekle itham ettiklerini, her ay doktor kontrolüne gittiğini, evli, üç çocuğu ve bir torunu olduğunu, tutuklu sanık Fatma Cengizin kim olduğu sorulunca konuşmayacağını, kendi kafasının MHP ağırlıklı olduğunu, Meclise girip PKK ile mücadele edeceğini ama kabul edilmediğini, öfkelendiğini, kolay irite olduğunu söylediği. Şahinin nörolojik muayenesinde de sola daha belirgin olmak üzere trunkal ve yürüyüş ataksisi, iki taraflı olarak derin tendon refleksleri olduğu belirtilen yazıda, kişide organik kişilik bozukluğu ve cerebellar ataksi tespit edildiği kaydedildi. Yazıda, adli tahkikat dosyasında belirlenen suçun nevi ve işleniş tarzı, sanığın motivasyonu, suç işleme ve suça karşı kendini savunma mantığı, suç öncesi, esnası ve sonrası tutum ve davranışları, sanık ve tanık ifadeleri gibi adli psikiyatrik hususların tüm olarak değerlendirildiği vurgulandı. Raporun tartışma ve sonuç bölümünde ise şu ifadelere yer verildi: Yapılan muayenesi ve elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanması sonucunda, cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisini azaltacak mahiyet ve derecede olan organik kişilik bozukluğu denilen akli arıza ve vestibuler sistem problemine ikincil gelişen cerebellar ataksi saptandığı, adli tahkikat dosyasının tetkikinde mezkur suçları işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak boyuttaki bu akli arızanın etkisi altında olduğu anlaşıldığı, bu duruma göre İbrahim Şahinin 7 Ocak 2009 tarihinde sanığı bulunduğu suçuna karşı cezai sorumluluğu tam olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur. Raporda, Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk İncenin yanı sıra iki psikiyatri, bir nöroloji ve iki adli tıp uzmanının daha imzası bulunuyor. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.04.2010
AdliTıpraporumahkemeyeulaştıAdli Tıp raporu mahkemeye ulaştı
Artık çoğalmak istemiyorlar!
Samanyolu Haber
10.02.2010
07:32
Kanlı eylem planları, darbe girişimleri, yer altına gömülen cephanelikler bir bir ortaya çıkarılırken, kamuoyunun gündemine önceki gün önemli bir fotoğraf yansıdı.

Faili meçhul cinayete kurban giden aydınların aileleri kol kola Hrant Dink davasına katıldı. Sürekli can alınan bir ülkede yaşayanların çoğalttığı bir aileyiz. Artık çoğalmak istemiyoruz mesajı Türkiyenin kanayan yarasını yeniden gündeme taşıdı. Aileler yıllar süren sessizliği bozan gelişmeleri ise Zamana değerlendirdi. İsveçte yaşayan Musa Anterin oğlu Anter Anter, bunu Ergenekon davası ve ortaya çıkan darbe planlarına bağlıyor. Türkiyede olsa kendisinin de o grupta yer alacağını vurgulayan Anter, Yasaklardan dolayı bu acıları içimizde yaşıyorduk. Susurlukta foyaları ortaya çıktı. Sonra Ergenekon, Poyrazköy ve diğerleri geldi. Herkes haykırmaya başladı. Artık buna kimse mani olamıyor. diyor. Kemal Türklerin kızı Nilgün Soydan duygularını, Demek ki, bugüne gelmek için acıların 30 yıl yaşanması gerekiyormuş. sözleriyle özetlerken, savcı Doğan Özün eşi Sezen Öz, Ergenekon davası ve kozmik odadaki aramanın önemine işaret ediyor. Bugün kozmik odaya girilebiliyorsa Türkiye yol alabilmiştir. görüşünü dile getiriyor. Kendisi de emekli Yargıtay hâkimi olan Öz, eşinin dosyasının Askerî Yargıtayda 7ye karşı 8 oyla kapatıldığını hatırlatırken soruyor: Dünya tarihinde böyle bir dava var mı? Ergenekon davası, hak arayışı için topluma cesaret verdi Kanlı eylem planlarının bir bir deşifre edilmesi, geçmişte yaşanan ancak karanlıkta kalan cinayetler için de umut ışığı oldu. Hrant Dink davası üzerinden güç birliği yapan acılı ailelerin sesi artık daha gür çıkıyor. Faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınların yakınları, bunu iki sebebe bağlıyor: Demokratikleşme ve Ergenekon davası. Türkiye, önceki gün çeşitli tarihlerde öldürülen ancak kayıtlara faili meçhul cinayet olarak geçen aydınların yakınlarının dayanışmasına sahne oldu. Hrant Dink davasının duruşması öncesinde bir araya gelen 20 aile, Artık daha fazla çoğalmak istemiyoruz. Cinayetlerin arkasındaki örgütlü yapıyı ortaya çıkarın. mesajını verdi. Aralarında Savcı Doğan Öz, gazeteciler Abdi İpekçi, Çetin Emeç ve Uğur Mumcunun da bulunduğu cinayetlerin üzerinden on yıllar geçti. Buna rağmen ilk kez yan yana duran ve ortak hak arama taleplerini yansıtan bu kişilerin, neden bugün bir araya geldiklerie ise yine kendileri cevap veriyor. 41 yıldır İsveçte yaşayan ve vatandaşlıktan çıkarılan Musa Anterin oğlu Anter Anter, gelişmeyi Ergenekon davası ile son dönemlerde ortaya çıkan darbe planlarına bağlıyor. Anter suikasta uğradığı zaman arabada bulunan ve olaydan yaralı olarak kurtulan Orhan Miroğlu, karanlık odaklarla mücadele ve Kürt sorununun çözümü sürecinin birçok kesimi yeniden düşünmeye sevk ettiğini ifade ederken, Kemal Türklerin kızı Nilgün Soydan, Türkiyeyi bugüne, çekilen acıların getirdiğini vurguluyor. Anter Anter (Musa Anterin oğlu): Bu ortamı tek parti iktidarı hazırladı Susurluktan sonra foyaları ortaya çıktı. Arkasından Ergenekon, Poyrazköy ve diğer darbe planları geldi. AK Parti iktidara geldikten sonra bu ortam oluştu daha çok. Koalisyonlarda herkes birbirine pas atabiliyordu. Tek parti hükümeti olması nedeniyle bu tür konuların üzerine gittiler. Herkes haykırmaya başladı. Artık buna kimse mani olamıyor. Her gün yeni bir darbe planı ortaya çıkıyor, saklamak isteseniz de saklanamıyor. Görevdeki askerler arka arkaya intihar ediyorlar. Çünkü artık sona gelindiğini, bir çıkış yolunun kalmadığını biliyorlar. Orhan Miroğlu (Musa Anter cinayeti tanığı): Tüm cinayetler, bir zincirin halkalarıydı Ergenekon davasından bu yana ortaya çıkan gerçekler, faili meçhul cinayetlerden sorumlu tutulan insanlar hakkında açılan davalar toplumda bir cesaret uyandırdı. Abdi İpekçiden Musa Antere, Uğur Mumcudan Hrant Dinke kadar tüm cinayetler bir zincirin halkaları gibi görünüyor ve hiçbir cinayet birbirinden bağımsız değil. Bunu gördük. Dolayısıyla Türkiye karanlıklarıyla mücadele azmi gösterirken aileler de şimdiye kadar saklı tuttukları bu acılarını toplumla ve birbirleriyle paylaşma ihtiyacı duyuyorlar. Bu yüzden de çok olumlu bir gelişmedir. Nilgün Soydan (Kemal TürkLerin kızı): Bizimle 30 yıl alay ettiler Bizim pek çoğumuzun davası, duruşması hep zamanaşımına uğratıldı. Katillere gerekli cezalar verilmedi. Bir şekilde katiller himaye edildiler, korundular. Hâlâ adalet istiyoruz ve olayın açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz. Şu andaki konjonktür de bunu gerektirdi. Demek ki, bugüne gelmek için acıların 30 yıl yaşanması gerekiyormuş. Hrant Dinkin ölümünün üçüncü yıldönümünde oğlu Aratın bir seslenişi vardı. 3 yıldır bizimle mahkemelerde alay ediyorlar. demişti. İlk karşılaşmamızda, Bizimle 30 yıldır alay ediyorlar, daha zaman var. dedim. O da bunu anladı. Kamu vicdanında geniş yankı bulan çığlığın sahipleri, sessiz sedasız Toplumsal Bellek Platformu adı altında güçbirliği yapmış. Topluluk, ilk kez 21 Haziran 2009da Babalar Gününde bir
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.02.2010
ArtıkçoğalmakistemiyorlarArtık çoğalmak istemiyorlar
İlginç iddia: Baykal engellemiş
Samanyolu Haber
15.01.2010
14:43
Hakkarinin Şemdinli ilçesinde, 9 Kasım 2005 tarihinde Umut Kitapevine yönelik bombalı saldırıyla ilgili dikkat çekici bir ayrıntı ortaya çıktı.

Şemdinli olaylarının sıcak günlerinde hükümete yönelik sert söylemiyle dikkat çeken CHP Genel Başkanı Deniz Baykalın, partisinin Hakkari Milletvekili Esat Cananın, Adalet Bakanı Cemil Çiçek hakkında vermek istediği gensoruyu engellemiş. Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Başkanı emekli Tümgeneral Rıza Küçükoğlu da Şemdinli olaylarının üzerine giden CHPli bir milletvekilini Genel Başkan Deniz Baykala şikayet edeceğini açıklamıştı. Konuyu ilk defa CİHANa açıklayan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) üyesi Esat Canan, gensoruyu veremediği için hala pişmanlık yaşadığını söyledi. Şemdinli olayının tanığı olduğunu ifade eden Canan, o dönem konuyu çok araştırdığını belirtti. Olayla ilgili kurulan Araştırma Komisyonu üyesi olmayı beklerken, sürpriz bir şekilde alınmadığını anlatan Canan, dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek hakkında gensoru hazırladığını ifade etti. Ancak gensorunun Genel Başkan Baykala takıldığını aktaran Canan, buna izin verilmediğini vurguladı. Kendisinin mecburen gensoruyu geri çekmek zorunda kaldığını dile getiren Canan, Hala bugün o gensoruyu vermediğim için pişmanım. Keşke her şeye rağmen verseydim. dedi. Şemdinlinin, Türkiyenin en önemli davalarından biri olduğuna dikkat çeken Canan, devlet ile halkın arasının açılmasına yol açan çok önemli bir olay olduğunu vurguladı. Cumhuriyet savcısının, ateş açıldığı için keşif dahi yapamadığını hatırlatan Canan, olayın aydınlatılmadığını, yargı aşamasına dahi çıkarılamadığını belirtti. DEMOKRATİK REJİMİ HEDEF ALAN İLK ADIM ŞEMDİNLİDİR Şemdinlinin, Ergenekon davasının bir başlangıç noktası olduğunu dile getiren Canan, Demokratik rejimi hedef alan ilk adım Şemdinlide atılmıştı. Eğer Şemdinli olayı ortaya çıkarılabilseydi bugün Ergenekon bu kadar olmayacaktı. Bu konuda hükümet sınıfta kaldı. Susurluk üzerine gidilseydi, belki Şemdinli de yaşanmayacaktı. Susurluktan sonra Şemdinli de Türkiye için çok önemli bir dönüm noktasıydı. Eğer Şemdinli aydınlatılsaydı Türkiyede ondan sonra birçok olay olmayacaktı. diye konuştu. Türkiyede devlet içinde suç işleyen örgütlerin olduğunun hep söylenegeldiğini belirten Canan, bunları söylemenin devleti yıpratmak veya suç grubunun bulunduğu kurumu suçlamak olmadığını ama hep böyle algılandığını söyledi. Sanki bu suç örgütlerini ortaya çıkarmak veya bununla ilgili bir şey söylemenin, sanki kurumun tümüne, devletin bütün kurumlarını suçlamak anlamında algılandığı için üzerine gidilemediğini ifade eden Canan, şöyle devam etti: Hep güvenlik güçlerini yıpratmayın uyarısı geliyordu. Oysa burada güvenlik güçlerini yıpratmak değil tam aksine daha da güçlendirmek. Sadece suç işleyen, hukuk dışı oluşumları ortaya çıkarmak bu ülkenin her zaman yararına olacaktır. Umarız bu Ergenekon soruşturması ortaya çıkarılır, demokrasi, barış ortamı sağlanır. Şemdinliden sonra çok gelişmeler sağlandı. Devletin içindeki karanlık odakların ortaya çıkarılması ve geleceğe daha da umutla bakılması kamuoyunda var. CHP MİLLİYETÇİ BİR ÇİZGİYE KAYDI Demokratik açılımla birlikte özellikle iki muhalefet partisinin söylemlerinin Türkiyeyi adeta bir kutuplaşmaya götürdüğünü dile getiren Canan, bazı çevrelerin ötekileştirilmeye çalışıldığını belirtti. Açılımın amacından saptırılmaya çalışıldığını vurgulayan Canan, demokratik açılımın bu ülkenin toplumsal barışı için gerekli olan bir çalışma olduğunu söyledi. Muhalefetin halka sürekli yanlışı anlatmaya çalıştığını ifade eden Canan, sürekli etnik farklılıkların ortaya atıldığını ve zaman zaman Edirnede yaşananlara benzer olayların çıktığını kaydetti. CHPnin bir dönem bölgede en çok oy alan partilerden biri olduğuna dikkat çeken Canan, Ama özellikle 90lı yıllardan bu yana izlediği politika ve içinde bulunduğu durum nedeniyle bölgede şimdi varlığı söz konusu değildir. Bölgede seçmeni kalmadı. Yerel seçimlerde aday bulma sıkıntısına düşen parti konumuna geldi. Tabi bunu anlamak mümkün değil. Sosyal demokrat geçinen bir partinin özellikle Doğu ve Güneydoğuda oy alamaması çok ciddi düşünülmesi gereken bir konudur. Ben bugün CHP yöneticilerinin halen neden biz bu bölgede oy alamıyoruz? diye oturup düşünmemelerine hayretle bakarım. O dönemde CHPnin halktan koptuğunu parti içinde çok söyledim. Ne yazık ki parti, sürekli statükocu, devletçi, milliyetçi bir çizgiye kendisini çekti. Adeta içe kapanıp sadece AK Partiye karşı bir muhalefet yapma çizgisine girdi. Bu Türkiyenin bir talihsizliğidir. Sosyal demokrat bir partinin olmayışı şanssızlıktır. diye konuştu. Açılımın, bölge halkını umutlandırdığını anlatan Canan, Kürtlerin kendi kimliği ve dilini özgürce konuşup yaşamak istediğini söyledi. Kürtlerin bu ülkeyi bölme gibi bir düşüncelerinin kesinlikle olmadığını vurgulayan Canan, bölge insanını bölücü olarak göstermenin asıl bölücülük olduğunu belirtti. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.01.2010
İlginçiddiaBaykalengellemişİlginç iddia Baykal engellemiş
Temizöz'ün avukatına ilginç ödeme - Video
Samanyolu Haber
06.01.2010
00:51
Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizözün bazı avukat masraflarının Jandarma tarafından karşılanması gündeme bomba gibi düşmüştü. Şimdi ise Temözözün diğer avukatlarının ilişkileri dikkat çekiyor.

Neredeyse 1 yıl oldu. Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizözün adı, tutuklu olarak yargılandığı bu süre içersinde yine çeşitli skandallarla gündeme geldi. Onlardan biri de avukatlarıyla ilgiliydi. Dava sürecinde, onlarca faili meçhulün emrini vermekle suçlanan ve 9 kez müebbet hapisle yargılanan Temizözün bazı avukatlık giderlerinin Jandarma Genel Komutanlığı tarafından karşılandığı ortaya çıktı. Hakkındaki iddialara rağmen hala görevde tutulan Albayla ilgili bu bilgi kafaları daha da karıştırmıştı ki şimdi de bir başka avukat skandalı daha gündemi sarstı. Mustafa Olcayto Özhan, Temizözün avukatlarından biri. Ancak Özhanın adı son günlerde ilginç bir para trafiğinde geçiyor. Özhan aynı zamanda Kayseri Şeker Fabrikasının da hukuk müşavirliğini yapıyor. Ancak kooparatif usülü çalışan fabrikadan Özhana bir hukuk müşavirinin alabileceğinden kat kat fazla bir paranın aktarıldığı belirlenmiş durumda. Yönetim Kurulu kararıyla, sadece geçtiğimiz yıl ocak ayında Özhana ödenen para KDV ve stopaj hariç 1 milyon 760 bin lira. Bu arada şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Ali Özışık da ilginç bağlantıları ve ilişkileri ile dikkat çekiyor. Vedat Ali Özışıkın ismi Ergenekon soruşturmasının tutuklu sanıklarından İbrahim Şahinde ele geçirilen ajandalarda da geçiyor. Fatma Cengiz ile İbrahim Şahin arasındaki mesajlaşma 3. iddianamenin delil klasörlerinden. Şahinin ajandasında Özışıkın Mehmet Ağar, Susurluktan hüküm giyen Korkut Eken ve eski MİT müsteşar yardımcısı Mehmet Eymür ile olan ilişkisine atıf yapılarak bu kişilere para aktardığı bilgisi de yer alıyor. Hukuk müşaviri olduğu için Temizözün avukatına ödeme yapıldığını söyleyen Özışık ise İbrahim Şahin ve Fatma Cengizle bağlantılı olarak hakkında dile getirilen iddiaları yalanlıyor. Ancak, faili meçhul ve ergenekon davalarında kesişen bu isimler ve haklarındaki iddialar oldukça dikkat çekici.
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.01.2010
Temizözünavukatınailginçödeme-VideoTemizözün avukatına ilginç ödeme - Video
Temizöz'ün avukatına şeker gibi kıyak
Samanyolu Haber
05.01.2010
07:45
Kayseri Şeker Fabrikasından, Diyarbakırda görülen faili meçhuller davasında tutuklu yargılanan Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizözün avukatı Mustafa Olcayto Özhana çeşitli tarihlerde milyonlarca lira aktarıldığı belirlendi.

Yönetim Kurulu kararıyla, sadece geçtiğimiz yıl ocak ayında Özhana ödenen para KDV ve stopaj hariç 1 milyon 760 bin lira olarak kayıtlara geçti. Albay Cemal Temizözün, faili meçhul cinayetler sebebiyle Diyarbakırdaki yargılaması devam ederken, avukatı Mustafa Olcayto Özhan hakkkında da ilginç iddialar gündeme geldi. Özhana, hukuk müşavirliğini yaptığı Kayseri Şeker Fabrikasından dikkat çekici miktarlarda ödeme yapıldığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre, kooperatif usulü çok ortaklı bir yapıya sahip olan fabrikadan Özhana verilen para milyonlarca lirayı buluyor. 19 Ocak 2009 tarihli yönetim kurulu kararıyla avukata, KDV ve stopaj hariç 1 milyon 760 bin lira ödenmiş. Yaklaşık yüzde 35lik artırıma tekabül eden vergiler dahil edildiğinde miktar 2 milyonun üzerine çıkıyor. Önceki yıllara ait ödeme miktarları da oldukça yüksek. Örneğin 19 Ocak 2006 tarihli yönetim kurulu kararında Mustafa Olcayto Özhana vergi hariç 795 bin, ortağı Atilla Ersoyluya da yine 795 bin lira ödenmesi kararlaştırılıyor. Ödemelerle ilgili çeşitli tarihlere ait çok sayıda yönetim kurulu kararı bulunuyor. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahke-mesinde devam eden faili meçhuller davasında 9 kez müebbet hapis talebi ile yargılanan Albay Cemal Temizözün bazı avukat masrafları, Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinden karşılanıyor. Diğer avukatlarının ilişkileri ise dikkat çekiyor. Temizözün avukatlarından Mustafa Olcayto Özhan, daha önce Ergenekon soruşturması çerçevesinde gündeme gelen kooperatif usulü çok ortaklı bir yapıya sahip olan Kayseri Şeker Fabrikasının hukuk müşavirliğini de yürütüyor. Özhana ödenen rakamlar ise dikkat çekici. 19 Ocak 2009 tarihli şirket yönetim kurulu kararında Özhana KDV ve stopaj hariç 1 milyon 760 bin lira ödenmesi kararlaştırılıyor. Özhana yapılan ödemelerle ilgili çeşitli tarihlere ait çok sayıda yönetim kurulu kararı bulunuyor. Temizözün avukatına yüklü meblağlar aktarılan Kayseri Şeker Fabrikası, binlerce çiftçinin iştirakine dayanan bir kooperatif şirketi. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Ali Özışık ise ilginç bağlantıları ve ilişkileri ile dikkat çekiyor. İbrahim Şahine ait ajandada Kayseri Pancar Kooperatifleri Başkanı V.A. diye söz edilen şahsın da Vedat Ali Özışık olduğu iddia ediliyor. Şahinin ajandasında V.A.nın Mehmet Ağar, Susurluktan hüküm giyen Korkut Eken ve eski MİT müsteşar yardımcısı Mehmet Eymür ile olan ilişkisine atıf yapılarak bu kişilere para aktardığı bilgisi yer alıyor. Şahinin ajandasında yer alan iddialar şöyle: Ağar-Eken-Eymür ortak hareket ediyor! Kayseri Pancar Kooperatifleri Başkanı V.A.nın Suriye ilişkisini MİT biliyor. E. Albay Musa ve Eymür ekibi, kendisinden devamlı para alıyor. 40 milyar Musa aldı. MİT biliyor. Eken-Kürt Ahmet-Peker-Eymür-İst. mafya para tahsilatı-Ben bizzat müdahale edince kaçtı. Süleyman Ağar-Alman istihbaratının maden şirketinde (İst.) çalışıyor. Eken-Cantürk olayında Menteşten kaçtı. Hiçbir operasyona girmedi. Ağarın hiçbir operasyondan haberi olmadı. Sonradan duydu. İbrahim Şahinin Komutanlarla irtibatımı sağladı. dediği Ergenekon sanığı Fatma Cengiz, ifadesinde, Şahinin Kayseride düzenlediği toplantı ve otel masraflarının Vedat Ali Özışık tarafından karşılandığını anlatmıştı. Vedat Ali Özışık ise Cemal Temiz-özün avukatlarına ödenen paraların yasal avukatlık hakları olduğunu söyledi. Fatma Cengizi hiç tanımadığını belirten Özışık, İbrahim Şahini ise bir kez Kayseriye geldiğinde televizyondan gördüğünü kaydetti. Özışık, İbrahim Şahin Kayseriye geldiğinde masraflarını karşıladığı yönündeki iddiaları da yalanladı. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.01.2010
TemizözünavukatınaşekergibikıyakTemizözün avukatına şeker gibi kıyak
Hakimin aradığı devlet sırrı çetelere açık!
Samanyolu Haber
02.01.2010
09:16
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınça suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmada Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Kadir Kayanın Seferberlik Bölge Başkanlığındaki (STK) kozmik odalarda yaptığı aramaya karşı çıkanlar devlet sırları ifşa edilecek bahanesini öne sürerken, Sauna, Atabeyler çetesi ile Ergenekon sanıklarında ele geçirilen kozmik belgeleri görmezden geldiler.

Kozmik aramayı eleştirenlerin başında gelen CHP lideri Deniz Baykal, TSKnın şüpheli durumuna düşürüldüğünü vurgulayarak Belge ve bilgi çıkmazsa vahim, çıkarsa deprem olur dedi. 19 yıl önce o günkü adıyla Özel Harp Dairesi yani Özel Kuvvetlerin araştırılması için Meclise önerge veren Baykal, kozmik aramayı TSKya şüpheli muamelesi yapılıyor şeklinde değerlendirdi. Aramaya karşı çıkanların sözcülüğüne soyunan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyesi Ali Suat Ertosun da aramanın hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Ertosun, devlet sırrı niteliğindeki belgelerin hakim veya mahkeme heyeti tarafından incelenmesinin soruşturma aşamasında değil, sadece kovuşturma evresinde mümkün olduğunu söyledi. TSK BİLE İTİRAZ ETMEDİ Kozmik aramaya karşı çıkanlara rağmen Genelkurmay Başkanlığı, Devlet sırrı niteliğindeki belgeleri kapsayan bölümde başlatılan arama faaliyetinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 125inci maddesice yapıldığını ve tamamen yasal çerçeve kapsamında olduğunu açıkladı. Buna rağmen Ergenekon soruşturmasına da karşı çıkan bazı çevreler, kozmik odalardaki aramalara devlet sırları deşifre olacak bahanesiyle karşı çıktı. SIRLAR ÇETELERİN ELİNDE Mahkeme kararıyla yasalara uygun yapılan STKdaki aramalara itiraz edenler, Özel Kuvvetler damgalı birçok gizli belgenin çetelerde ele geçirmesini sessiz kaldı. Özel Kuvvetlerden üsteğmen ve yüzbaşıların içinde yer aldığı Sauna ve Atabeyler çetesi ile Ergenekonda kozmik belgeler çıkmıştı: KIRMIZI KİTAP SAUNADA TSKnın İran ve Irakla ilgili istihbarat raporları, Kırmızı Kitap olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, Özel Kuvvetlerin Irakta yaptığı operasyonların anlatıldığı CD ve dökümanlar, Küre Operasyonu ile çökertilen Sauna çetesinin lideri Kasım Zenginde ele geçirildi. Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli bordo bereli Yüzbaşı Nuri Bozkır, Genelkurmayın gizli belgelerini ifşa ettiği gerekçesiyle cezaevine gönderildi. SAVAŞ ÇIKARACAK BELGELER Nuri Bozkırdan çıkan Genelkurmaya ait gizli belgelerin bir kopyası Ergenekon soruşturmasında tutuklanan SESAR Başkanı İsmail Yıldızın bilgisayarında bulundu. Bu bağlantı Ergenekon örgütü ile Sauna Çetesi arasındaki ilişkiyi ortaya çıkardı. Yıldızın bilgisayarında ortaya çıkan ve Türkiyeyi savaşa sokabilecek nitelikte gizli nitelikli belgelerin başlıkları şöyle: AYNI BELGELER ERGENEKONDA İranın Irak politikası, 20 Şubat 2004 İran seçimlerinin değerlendirilmesi, ABDnin Irak harekatı, Irak Türklük şuuru, Büyük Ortadoğu Projesi, Irakta halkın kazanılması ve halkla ilişkiler, Irakın GNH açısından arazi yapısı, İran İslam Cumhuriyeti, İstihbarat teşkilatı, Şiiler sunusu, Mukavemet, Irak psikolojik harp, Irakta uygulanan asimilasyon politikaları, Türkiye ile sorunları, Nüfus ve etnik yapı, Irak Türkleri tarihi, Din ve mezhepler, Psiko-örgütler, Siyasi yapı ve partiler, İnceleme notu (İran). Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, gizli damgası bulunan askeri belgeleri Genelkurmaya sordu. Genelkurmay, sözkonusu bilgilerin ülke güvenliği açısından çok gizli nitelik taşıdığı ve bu bakımdan açıklanmaması gerektiğini iletti. HAREKAT PLANLARI ATABEYLERDE Başbakan Recep Tayyip Erdoğana yönelik suikast hazırlığı yaparken yakalanan Atabeyler Çetesinden de Milli Siyaset Belgesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda gizli ibareli TSK belgesi ele geçirildi. Özel Kuvvetlerde görevli çete elemanları Mustafa Levent Göktaşda ve Nuri Bozkırda ele geçirilen belgeler arasında Ankaraya yapılacak hava indirme harekâtında kullanılacak yerlerin işaretlendiği doküman bile bulunuyordu. Hakim Kadir Kayan rüştünü ispat etti Türkiye Cumhuriyeti hakimlerinin subayları kadar sır saklayabileceklerini söyleyen eski milletvekili ve emekli Yarbay Tevfik Diker, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ devlet sırlarını muhafazada ne kadar ehilse Hakim Kadir Kayan da o kadar ehildir dedi. Devletin tapusunda da sırrında da herkesin hakkı olduğunu belirten emekli Yarbay Diker, Devlet sırrı deşifre edildiğinde devletin bekası tehlikeye girer. Örgüt deşifre edilirse devlet kurtulur. Bugün yapılan araştırmalar örgütü deşifre etmeye yöneliktir şeklinde konuştu. Hakim Kadir Kayanın bu göreve getirilinceye kadar rüştünü ispat ettiğini söyleyen Diker, hiç kimse ya da kurumun Hakim Kayana devlet sırrı deşifre olacak yakıştırmasını yapmaya hakkı olmadığını ifade etti. KEŞKE SUSURLUKTA GİRİLSEYDİ Örgüt bilgilerinin devlet sırrı olamayacağını söyleyene Diker, Susurluktan sonuç alabilseydik ne Ergenekon olurdu ne de e-Muhtıra yaşanırdı. Keşke bu aramaları Susurluk Soruşturması sır
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.01.2010
HakiminaradığıdevletsırrıçetelereaçıkHakimin aradığı devlet sırrı çetelere açık
Hakimin aradığı devlet sırı çetelere açık!
Samanyolu Haber
02.01.2010
08:51
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınça suikast iddiasıyla başlatılan soruşturmada Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Kadir Kayanın Seferberlik Bölge Başkanlığındaki (STK) kozmik odalarda yaptığı aramaya karşı çıkanlar devlet sırları ifşa edilecek bahanesini öne sürerken, Sauna, Atabeyler çetesi ile Ergenekon sanıklarında ele geçirilen kozmik belgeleri görmezden geldiler.

Kozmik aramayı eleştirenlerin başında gelen CHP lideri Deniz Baykal, TSKnın şüpheli durumuna düşürüldüğünü vurgulayarak Belge ve bilgi çıkmazsa vahim, çıkarsa deprem olur dedi. 19 yıl önce o günkü adıyla Özel Harp Dairesi yani Özel Kuvvetlerin araştırılması için Meclise önerge veren Baykal, kozmik aramayı TSKya şüpheli muamelesi yapılıyor şeklinde değerlendirdi. Aramaya karşı çıkanların sözcülüğüne soyunan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyesi Ali Suat Ertosun da aramanın hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Ertosun, devlet sırrı niteliğindeki belgelerin hakim veya mahkeme heyeti tarafından incelenmesinin soruşturma aşamasında değil, sadece kovuşturma evresinde mümkün olduğunu söyledi. TSK BİLE İTİRAZ ETMEDİ Kozmik aramaya karşı çıkanlara rağmen Genelkurmay Başkanlığı, Devlet sırrı niteliğindeki belgeleri kapsayan bölümde başlatılan arama faaliyetinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 125inci maddesice yapıldığını ve tamamen yasal çerçeve kapsamında olduğunu açıkladı. Buna rağmen Ergenekon soruşturmasına da karşı çıkan bazı çevreler, kozmik odalardaki aramalara devlet sırları deşifre olacak bahanesiyle karşı çıktı. SIRLAR ÇETELERİN ELİNDE Mahkeme kararıyla yasalara uygun yapılan STKdaki aramalara itiraz edenler, Özel Kuvvetler damgalı birçok gizli belgenin çetelerde ele geçirmesini sessiz kaldı. Özel Kuvvetlerden üsteğmen ve yüzbaşıların içinde yer aldığı Sauna ve Atabeyler çetesi ile Ergenekonda kozmik belgeler çıkmıştı: KIRMIZI KİTAP SAUNADA TSKnın İran ve Irakla ilgili istihbarat raporları, Kırmızı Kitap olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, Özel Kuvvetlerin Irakta yaptığı operasyonların anlatıldığı CD ve dökümanlar, Küre Operasyonu ile çökertilen Sauna çetesinin lideri Kasım Zenginde ele geçirildi. Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli bordo bereli Yüzbaşı Nuri Bozkır, Genelkurmayın gizli belgelerini ifşa ettiği gerekçesiyle cezaevine gönderildi. SAVAŞ ÇIKARACAK BELGELER Nuri Bozkırdan çıkan Genelkurmaya ait gizli belgelerin bir kopyası Ergenekon soruşturmasında tutuklanan SESAR Başkanı İsmail Yıldızın bilgisayarında bulundu. Bu bağlantı Ergenekon örgütü ile Sauna Çetesi arasındaki ilişkiyi ortaya çıkardı. Yıldızın bilgisayarında ortaya çıkan ve Türkiyeyi savaşa sokabilecek nitelikte gizli nitelikli belgelerin başlıkları şöyle: AYNI BELGELER ERGENEKONDA İranın Irak politikası, 20 Şubat 2004 İran seçimlerinin değerlendirilmesi, ABDnin Irak harekatı, Irak Türklük şuuru, Büyük Ortadoğu Projesi, Irakta halkın kazanılması ve halkla ilişkiler, Irakın GNH açısından arazi yapısı, İran İslam Cumhuriyeti, İstihbarat teşkilatı, Şiiler sunusu, Mukavemet, Irak psikolojik harp, Irakta uygulanan asimilasyon politikaları, Türkiye ile sorunları, Nüfus ve etnik yapı, Irak Türkleri tarihi, Din ve mezhepler, Psiko-örgütler, Siyasi yapı ve partiler, İnceleme notu (İran). Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, gizli damgası bulunan askeri belgeleri Genelkurmaya sordu. Genelkurmay, sözkonusu bilgilerin ülke güvenliği açısından çok gizli nitelik taşıdığı ve bu bakımdan açıklanmaması gerektiğini iletti. HAREKAT PLANLARI ATABEYLERDE Başbakan Recep Tayyip Erdoğana yönelik suikast hazırlığı yaparken yakalanan Atabeyler Çetesinden de Milli Siyaset Belgesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda gizli ibareli TSK belgesi ele geçirildi. Özel Kuvvetlerde görevli çete elemanları Mustafa Levent Göktaşda ve Nuri Bozkırda ele geçirilen belgeler arasında Ankaraya yapılacak hava indirme harekâtında kullanılacak yerlerin işaretlendiği doküman bile bulunuyordu. Hakim Kadir Kayan rüştünü ispat etti Türkiye Cumhuriyeti hakimlerinin subayları kadar sır saklayabileceklerini söyleyen eski milletvekili ve emekli Yarbay Tevfik Diker, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ devlet sırlarını muhafazada ne kadar ehilse Hakim Kadir Kayan da o kadar ehildir dedi. Devletin tapusunda da sırrında da herkesin hakkı olduğunu belirten emekli Yarbay Diker, Devlet sırrı deşifre edildiğinde devletin bekası tehlikeye girer. Örgüt deşifre edilirse devlet kurtulur. Bugün yapılan araştırmalar örgütü deşifre etmeye yöneliktir şeklinde konuştu. Hakim Kadir Kayanın bu göreve getirilinceye kadar rüştünü ispat ettiğini söyleyen Diker, hiç kimse ya da kurumun Hakim Kayana devlet sırrı deşifre olacak yakıştırmasını yapmaya hakkı olmadığını ifade etti. KEŞKE SUSURLUKTA GİRİLSEYDİ Örgüt bilgilerinin devlet sırrı olamayacağını söyleyene Diker, Susurluktan sonuç alabilseydik ne Ergenekon olurdu ne de e-Muhtıra yaşanırdı. Keşke bu aramaları Susurluk Soruşturması sır
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.01.2010
HakiminaradığıdevletsırıçetelereaçıkHakimin aradığı devlet sırı çetelere açık
Son umudu da suya düştü!
Samanyolu Haber
22.09.2009
05:49
Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından eski Emniyet Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahinin (53) beyin sağlığı normal çıktı.

Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bilgisayarlı beyin tomografisi (BT) çekilen Şahinin, beyninde herhangi bir hastalık belirtisine rastlanmadığı öğrenildi. BT raporuna göre, Şahinin beyni yaşıtlarınınkiyle aynı ve bunama (demans) emaresi yok. Kan akışında anormal bir durum tespit edilemezken, kemik yapısı da oldukça sağlam. İkinci Ergenekon iddianamesinin sanıklarından İbrahim Şahin, yaklaşık 15 gün önce tutuklu bulunduğu Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinden, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilmişti. Sağlık sorunları gerekçesiyle sürekli tahliye talebinde bulunan Şahinin bunama raporu almak için çabaladığı ileri sürüldü. Kaldırıldığı hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Şahinin 11 Eylülde beyin tomografisi çekildi. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından yeniden cezaevine gönderildi. Şahinin çekilen tomografisinin sonuçları belli oldu. Hazırlanan rapora göre, İbrahim Şahinde bunama belirtisine rastlanmadı. Beyin yapısı yaşıtlarıyla uyumlu, herhangi bir sorunu yok. Kan akışı anormal bir durum tespit edilemedi. Kemik yapısı da gayet normal. İbrahim Şahinin yakalandığı öne sürülen bunama hastalığı genelde 65 yaş üzeri kişiler için risk oluşturuyor. Henüz 50lerinde olanların bu hastalığa yakalanma oranı düşük. Hastalığın kesin tanısı ancak otopsi yapılarak beyin dokusunun mikroskop altında incelenmesiyle konulabiliyor. Fakat bu olamayacağı için kişiye yapılan birtakım testler ve klinik muayene ile hastalık teşhis edilebiliyor. Beyin görüntüleme yöntemi olan BT incelemesi de bunlar arasında önemli bir yer teşkil ediyor. Önümüzdeki günlerde Adli Tıp Kurumunda sağlık kurulunun önüne çıkacak olan Şahin, en son 27 Mart 2009 günü Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 6 saat kontrolden geçirilmişti. Burada genel cerrahi, dahiliye, kulak burun boğaz, nöroloji ve psikiyatri servislerinde muayene edildi. Şahinin devlet hastanesindeki raporu 10 Nisan 2009da tamamlandı. Beş servisten uzman doktorların imzasını taşıyan raporda, Şahinin demans yani bunama hastası olduğu belirtildi. Fakat kesin teşhis için Şahinin Adli Tıp Kurumunda kurul önüne çıkması gerekiyor. İbrahim Şahin, Susurluk davasında cezaevine gönderildiği 2003 yılında da Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunda bunama raporu almıştı. SUSURLUKTAN RAPORLA KURTULDU İki raporda da İbrahim Şahinin travmaya bağlı yakın ve uzak hafıza kaybına uğradığı ileri sürülmüştü. Raporda, Hastanın hastalıkları kalıcıdır. Düzelme göstermez. ifadeleri yer alıyordu. Şahinin cezası, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından affedilmişti. İddianamede, darbeye teşebbüsle suçlanan İbrahim Şahin hakkında 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.09.2009
SonumududasuyadüştüSon umudu da suya düştü
Küçük ve Şahin'i titreten kararı verdi
Samanyolu Haber
11.08.2009
07:42
Öldürülen Susurluk davası hükümlüsü Özel Harekâtçı Oğuz Yorulmazın annesi Nurhan Yorulmaz, Ergenekon davasına müdahil olmak istediğini açıkladı.

Oğluna ve kendisine büyük haksızlıkların yapıldığını belirten anne Yorulmaz, gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) gideceğini söyledi. Yaklaşık üç ay önce Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla görüşen Yorulmazın ifadeleri 3. Ergenekon iddianamesinde yer aldı. 4 yıl önce Bursada bir barda öldürülen Oğuz Yorulmazın annesi, Zamana konuştu. Davaya müdahil olma nedenini şu sözlerle anlattı: Bana ve vefat eden oğluma büyük haksızlıklar yapıldı. Onun için davaya müdahil olmak istiyorum. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) kadar gitmeyi düşünüyorum. Bu işin suçlusu kimse ortaya çıkmalı. 3 Kasım 1996da meydana gelen Susurluk Kazasından sonra yapılan soruşturmalarda ismi geçenler arasında Oğuz Yorulmaz da vardı. Anne Yorulmazın 3. iddianamede yer alan ifadelerine göre, bir dönem Ankarada Özel Harekât Daire Başkan Vekili İbrahim Şahinin emrinde çalışan Yorulmaz, onun kirli işlerinden dolayı İstanbula tayinini istemiş. Bar kavgasında öldüğü söylenen Yorulmazın annesi Nurhan Yorulmaz, cenazede oğlu için feryat ederken, Ben oğlumu memur verdim. Çete yaptılar. Oğluma sahip çıkamadılar. demişti. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla görüşen ve iddianamedeki ifadelerinde bu sözlerini yineleyen Yorulmaz, oğlunu öldürenlerin onu kirli işlerinde kullandıklarını ileri sürüyor. Oğlunun cenazesinde gazetecilere, Evime gelin size bildiklerimi anlatacağım. dedikten sonra küçük oğlu Yavuz Yorulmazın Sus, yoksa beni de öldürteceksin. diye seslendiğini aktaran acılı anne, cenaze sırasında oğlunun arkadaşı eski Özel Harekâtçı Ayhan Akçanın kendisiyle görüşmek istediğini de söylüyor. İddiaya göre Akça, Nurhan Yorulmaza, Anne bak M.A. arıyor, geçmişle ilgili gazetecilere konuşmasın, ne isterse ben gerekeni yapacağım, yazlık, kışlık her türlü yardımı yapacağım diyor. demiş. Yorulmaz, bu olaydan sonra maddi beklentisi olmadığını ifade ederek konuşmadığını çünkü küçük oğlu Yavuzun hayatından endişe ettiğini vurguluyor. Oğuz Yorulmaz, hapisten çıktıktan sonra Sedat Bucakla görüşmek için Ankaraya gitmiş. Orada Mehmet Ağarla karşılaşıp kucaklaşmış ve bir süre konuşmuş. Ağar, İbrahim Şahin aracılığı ile Susurluktan içeride yatanlara para gönderdiğini ve Bu paraları değerlendirin, yatırım yapın. dediğini ifade etmiş. Oğuz Yorulmaz, eline sadece 100 dolar geçtiğini söyleyince de, Vay, ş..., size bu kadar mı verdiler? diyerek tepki göstermiş. Daha önce gazetelere yaptığı açıklamada, Mehmet Ağar ve Sedat Bucakla görüştüğünü söyleyen Nurhan Yorulmaz, Mehmet Ağarın Oğlun kötü insanlarla birlikte oldu. dediğini, Sedat Bucakın ise Oğlun kötü insan değil. Yanlış iş yapmadı. diyerek taziyede bulunduğunu söylemişti. VELİ PAŞA ÖLDÜRTSE, SENİ ARAR MI HİÇ! Veli Küçükün oğluna Bursada açtığı Strateji Güvenlik Şirketi adındaki güvenlik şirketine alma sözü verdiğini fakat sözünde durmadığını aktaran Nurhan Yorulmaz, oğlunun bu olaydan sonra bunalıma girerek etrafındakilere bir şeyler anlattığını söylüyor. Bir süre işsiz kaldığı için maddi sıkıntıya da giren Oğuz Yorulmazın etrafına Ben yıllarca devlete hizmet ettim, bana sahip çıkmadılar. Bir işe bile almadılar. dediğini, İbrahim Şahin ve Veli Küçük gibi isimlerin talimatıyla cinayetler işlediğini anlattığını da ifade ediyor. Ölümünden kısa süre sonra Ayhan Akçayla bir kez daha görüştüğünü, o sırada Akçanın telefonunun çaldığını ve Bak anne Veli Paşa arıyor. Bir ihtiyacın olup olmadığını soruyor. Veli Paşa öldürtmüş olsa bunu sorar mı hiç? diyerek ikna etmeye çalıştığını da sözlerine ekliyor. Nurhan Yorulmaz ifadesinin sonunda, bir televizyon kanalında söylediği sözlerin arkasında olduğunu vurgulayarak, Sadece Veli Küçük ve İbrahim Şahin değil, T. Ç., M. Y., M. A. isimli kişiler de bu çetenin içerisinde. Geçmişte oğlumun yapmış olduğu cinayetlerden ve oğlumun öldürülmesi olayından hepsi sorumlu. Hepsinden şikâyetçiyim. demiş. Yorulmazın daha önceki açıklamalarından kısaltmayla geçen isimlerin Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Mehmet Ağar olduğu sanılıyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.08.2009
KüçükveŞahinititretenkararıverdiKüçük ve Şahini titreten kararı verdi
11:10 Eski FBI tercümanı Sibel Edmonds'tan yeni iddialar: "ABD, Susurluk’tan korktu, skandalın üzerini kapattı"
Net Gazete
03.08.2009
11:33
11 Eylül sonrasında ABD istihbaratında yaşananları gözler önüne sermek için büyük bir mücadele veren eski FBI tercümanı Sibel Edmonds bu kez de Ortadoğu ve Orta Asya’daki gizli operasyonlarda Türkiye’nin taşeron olarak kullanıldığını, Susurluk çetesinin de bunun bir parçası olduğunu ileri sürdü.
Net Gazete
Son Dakika
03.08.2009
1110EskiFBItercümanıSibelEdmondstanyeniiddialarABDSusurluk’tankorktuskandalınüzerinikapattı1110 Eski FBI tercümanı Sibel Edmondstan yeni iddialar ABD Susurluk’tan korktu skandalın üzerini kapattı
Susurluk'tan bugüne Hanefi Avcı?
Haber7
21.07.2009
06:21
Devleti her koşulda korumak, devlet faaliyetlerini her koşulda doğrulamak yerleşik zihniyetin temel taşlarından birisini oluşturduğu sürece böyle kalmaya devam edecektir.
Haber7
Son Dakika
21.07.2009
SusurluktanbugüneHanefiAvcı?Susurluktan bugüne Hanefi Avcı?
İbrahim Şahin 'Hoşkin' tutkunu çıktı
Samanyolu Haber
10.06.2009
08:52
Bunama gerekçesiyle tahliyesini isteyen Ergenekon tutuklusu İbrahim Şahin, zeka ve hafıza oyunu Hoşkin tutkunu çıktı.

Susurlukta aldığı hapis cezasını çekerken, halk arasında bunama olarak bilinen Demans Hastalığı raporuyla tahliye olan Özel Harekat Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahinin, cezaevinden çıktıktan sonra bir tür zeka oyunu olan Hoşkin oynayarak günlerini geçirdiği ortaya çıktı.

SEZER AFFETTİ

İbrahim Şahin, Susurluk davasımnda Bana biraz süre verin size herşeyi anlatacağım dedikten sonra konuşacağı gün, 27 Mart 2000de, trafik kazası geçirdi. Şahin, kazadan sonraki ilk duruşmada hafızasını kaybettiğini ileri sürdü, 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2003te bunamaya bağlı hafıza kaybı (Demans Hastalığı) raporu alan Şahinin, cezasını Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer affetti.

TAHLİYEDEN KUMARA

Bunama raporu alarak cezaevinden tahliye olan İbrahim Şahinin, 2004-2005 yılları arasında Kadıköy Ziverbeydeki Karadenizli Ümitin Kahvehanesinde zeka ve hafıza oyunu olarak bilinen Hoşkin oynadığı tespit edildi. Oyun başına 100 dolar bahisle oynayan Şahinin, başarılı olmak için dikkat ve iyi bir hafıza gerektiren Hoşkinde ustalaştığı belirtildi.

BUNAMA SİGORTASI

Şahin, Ergenekonda tutuklanır tutuklanmaz, kendisini Susurluktan kurtaran Demans hastalığı raporuyla iki kez tahliye için başvurdu. Şahine 2003teki raporu veren Dr. Nur Bilge tarafından Demans hastalığının kalıcı olduğu yönünde rapor verildi. Şahin avukatı şimdi bu roparla yeniden müvekkilinin tahliye için mahkemeye başvuracak.

Zeka oyunu

Batak ve King oyunlarının bir üst seviyesi olarak gösterilen Hoşkin, 4 deste kağıtla oynanıyor. Ancak küçük sayılı kağıtlar ayrıldıktan sonra As, 10lu, Papaz, Kız ve Valeden oluşan 80 kartlık bir deste kullanılıyor. Her kart grubunun ayrı puanının olduğu oyunda bu kart gruplarını zekice kullananlar başarılı oluyor.

Cephanelik krokisini unutmamış

Şahin, Ergenekon soruşturmasının 11. dalga operasyonunda örgütün silahlı kanadını kurma çalışmaları yapma suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine kondu. Şahinde ele geçirilen bir krokiden hareketle Ankara Gölbaşında yapılan kazılarda çok sayıda patlayıcı ele geçirildi. Şahinin ses getirecek suikastler için ekip kurmaya çalıştığı Ergenekon kapsamında yapılan dinlemeye takılmış.

Samanyolu Haber
Son Dakika
10.06.2009
İbrahimŞahinHoşkintutkunuçıktıİbrahim Şahin Hoşkin tutkunu çıktı
13 yıl sonra ortaya çıkan sır
Samanyolu Haber
14.05.2009
06:12
1996daki Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlının kimliğini kullandığı Mehmet Özbayın ABDdeki izine 13 yıl sonra Yeni Şafak ulaştı.

Türkiyedeki nüfus kaydı silinen, tek kare fotoğrafı bile bulunmayan esrarengiz isim Özbayın, Michael Nicholsan adına kayıtlı ABD pasaportu kullandığı ortaya çıktı.

Abdullah Çatlı, Interpol tarafından Kırmızı Bültenle aranırken, 3 Kasım 1996da Susurluk kazasında hayatını kaybetti. Mafya, devlet ve siyaset ilişkilerini ortaya çıkaran kazada, Çatlının üzerinden Mehmet Özbay ismine düzenlenmiş kimlik çıktı. Türkiyenin 13 yıl önce ilk kez adını duyduğu Mehmet Özbayla ilgili birçok iddia ortaya atıldı. Ancak, tek bir kare fotoğrafı bile bulunmayan Mehmet Özbay gizemini yıllarca korudu.

ÇATLI İÇİN KİMLİK OPERASYONU

ABDde yaşayan Mehmet Özbayın izine Susurluktan 13 yıl sonra Yeni Şafak ulaştı. Esrarengiz isim Mehmet Özbayın ABDdeki özel ilişkilerini kullanarak ismini Michael Nicholsan olarak değiştirdiği ve ABD pasaportu aldığı belirlendi. Özbaya bu isimle pasaport verildikten sonra kimlik bilgilerinin elden geçirildiği ve sonra Çatlıya Mehmet Özbay adına sahte kimlik yapıldığı öğrenildi. Özbayın bir Türk adına düzenlenmiş İngiliz pasaportunun da olduğu ifade edildi. Özbayın Türkiyenin Chicago Konsolosluğundan da pasaport aldığı biliniyor.

İLİŞKİLERİNİ FBI DEŞİFRE ETTİ

Mehmet Özbayın ABDdeki önemli ilişkilerini, telefonlarını dinlemeye alan FBI (Amerikan Federal Araştırma Bürosu) deşifre etti. FBIın yakından takip ettiği Özbayın, New York polisine ait kimlik kartı kullandığı belirlendi. New York polis kartının verildiği bir başka Türkün ise Alaattin Çakıcı olduğu öğrenildi.

GOLD KARTLA YERİNİ GİZLİYOR

American Express, HSBC ve Fleet Bank kartlarıyla ABDde lüks harcamalar yapan Özbayın Türkiyede çok önemli isimlerle gold card aracılığıyla konuştuğu da FBIın dinlemesine takıldı. Özbayın Türkiyeden görüştüğü önemli isimlere yerini ve numarasını belli etmemek için özellikle gold card kullandığı belirtildi. Bu sistemi kullanan kişinin numarası karşı tarafta belli oluyor ancak numarayı geri arayan kişiye telekom şirketinin genel merkezi çıkıyor. Özbayın, takipten kurtulmak için 001917207...7 nolu telefonunu sürekli kapalı tuttuğu ancak çok özel durumlarda kullandığı da tespit edildi.

Susurluktan sonra nüfus kaydı kayboldu

Susurluk kazasından sonra Çatlının yıllarca kullandığı Mehmet Özbay kimliğinin yıllarca Londrada yaşayan Urfalı Mehmet Özbaya ait olduğu belirlendi. 1996da Özbayın kendisine değil ama Suruç nüfusuna kayıtlı olduğuna ilişkin bütün kimlik bilgilerine ulaşıldı. Ancak Mehmet Özbayın şimdi ne Suruçta ne de daha sonra nüfus kaydını aldırdığı Birecikte kaydı bulunuyor.

Tuncay Güneyi ABDde karşıladı bakanla tanıştırdı

Esrarengiz isim Mehmet Özbayın adı Susurluktan yıllar sonra Ergenekon soruşturması kapsamında yeniden Türkiyenin gündemine geldi. Ergenekonun karakutusu Tuncay Güney, New Yorka gittiğinde kendisini Mehmet Özbayın karşıladığını ve The Marmara Otelinin en lüks odasında ağırladığını söyledi. Özbayın, otelde misafir olarak bulunan dönemin Çevre Bakanı İmren Aykutu otelin genel müdürü Ayşe Hanımla çağırtarak Tuncay Güneyle tanıştırdığını ileri sürüldü.

En çok Küçük aradı

Özbayı Türkiyeden en sık arayan ismin Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük olduğu öğrenildi. Küçükün Çanakkale Jandarma Alay Komutanı olduğu dönemde özellikle Özbayı sık sık aradığı tespit edildi. Küçükün, Özbayı görev yaptığı Çanakkale Tugay Komutanlığının merkezinin bulunduğu Bilecikten 0 228 21....02 ile 0 228 21... 53 numaralı sabit hatlardan ve 0 532 41... 09 ve 0 532 55...09 cep telefonlarından aradığı belirlendi. Özbayı Türkiyeden sık sık arayan diğer isimlerin ise Ergenekon sanığı ve uyuşturucu kaçakçısı Sami Hoştan ile Derviş Ali Küçük olduğu öğrenildi. Hoştan ve Küçükün 0 212 21...10 0 532 37.... 98, 0 535 71....31 numaralı telefonlardan Özbayı aradığı tespit edildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.05.2009
13yılsonraortayaçıkansır13 yıl sonra ortaya çıkan sır
Son sözü MKE söyleyecek!
Samanyolu Haber
04.05.2009
07:49
MKEnin adı son günlerde Ergenekon operasyonları kapsamında bulunan cephanelerle gündemde.

Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün silah ve mühimmat envanterlerinde eksiklik olmadığını belirten açıklamalarından sonra gözler Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna (MKE) çevrildi. 40 ülkeye 35 milyon dolarlık ihracat yapan yerli savunma devinin geçen yılki cirosu 600 milyon lirayı buluyor.

Kurumun adı son günlerde Ergenekon operasyonları kapsamında bulunan cephanelerle gündemde. İddianameye giren bomba irtibat raporları bazı silahların MKE yapımı olduğunu gösteriyor. 10 Mayıs 2006da Cumhuriyet Gazetesinin bahçesine atılan el bombası ile İstanbul Poyrazköyde çıkan silahların numaralarında yine kurumun adı geçiyor. Ancak gözlerin çevrildiği MKEnin konumu, silahların terör örgütlerinde çıkmasının sorumlusu olmadığının en büyük göstergesi. Çünkü MKE, bütün üretimini kurumların talebiyle gerçekleştiriyor.

Ergenekon iddianamesinde ilk olarak 30 Kasım 2007 tarihli bir belge MKEyi işaret etmişti. Bomba Bilgi Merkezi İrtibat Raporuna göre Şırnakta 1999da 41 kişinin tutuklandığı, terör örgütü Hizbullaha yönelik operasyonda ele geçirilen el bombalarından biri MKE yapımıydı. Fünye grubunda MKE MOD 45, KF MKE-25-10-92 yazıyordu. 10 Mayıs 2006da Cumhuriyet Gazetesinin bahçesine atılan el bombası da benzer seri numarada: M204 A2 MKE 173-9-85. Yine İzmir Alsancakta İbrahim Çiftçinin öldürüldüğü saldırıda kullanılan 2 adet el bombasından birinin üstünde M 204 A2 MKE 151-6-83 yazıyordu. En son İstanbul Poyrazköyde Ergenekon kazıları çerçevesinde çıkan mühimmatlarda benzer bir durum ortaya çıktı. Bazılarının seri numarası silinmek istenen silah ve mühimmatlarda; örneğin LAW silahlarından bir kısmının üstünde (1344-27- 4030, MKE LOT: 3/2000; 24 el bombasının bazılarında Tapa M204/A-2, KF-MKE -89 12-77) yazdığı tespit edildi. Bütün bunlar kamuoyunun MKEden açıklama beklemesi için yeterli gereksinimi oluşturuyor. MKEnin bu üretimleri kurumların talebiyle gerçekleştirildiği düşünülürse aslında zorda kalacağı bir nokta da yok.

İkinci husus üretilen mühimmatların ne kadarının hangi kuruma gittiği ile ilgili. Genelkurmay Başkanı, 1988de üretilen 3 bin 300 savunma tipi el bombasının 3 bininin Emniyete gönderildiğini söyledi. Hatırlatmakta fayda var. El bombalarının Emniyete gittiği birim 1987de Terörle Mücadele ve Harekat Dairesi Başkanlığı bünyesine alındı ve Özel Harekat Şube Müdürlüğü olarak 1993e kadar faaliyet gösterdi. Ergenekon yöneticisi olduğu iddiasıyla tutuklanan İbrahim Şahin de bu birim tekrar müstakil bir yapıya kavuştuğunda ilk Özel Harekat Daire Başkanı oldu. Susurluktan hapis yatan Şahin, Ergenekonun ölüm timlerinin başındaki isim olarak tutuklandı. Ajandasından çıkan krokiler üzerine yapılan kazılarda Gölbaşında cephanelik bulundu. Başbuğ o yıllara işaret ederken Şahini mi adres gösterdi bilmiyoruz. Ancak bugün sahipsiz kalan mühimmatların kaynağı açısından bakıldığında Şahin gibi birçok Ergenekon sanık ve tutuklusunun polis-asker ayrımı yapmaksızın aynı şüphe kutusunun içinde yer aldığı anlaşılıyor. Bir de Özel Harekat Daire Başkanlığının elindeki ağır silahların 28 Şubat sürecinde elinden alındığını hatırlatmak gerekiyor. 11 Şubat 1998 tarihinde Genelkurmay ve Emniyet yetkilileri bir araya gelerek ağır silahlara ilişkin envanter çıkarttı. Altı gün sonra da dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin İçişleri Bakanlığına yazdığı yazıyla EGMnin ağır silahlara ve araçlara ihtiyacı olmadığını, bu silahların Genelkurmay Başkanlığına teslim edilmesini isteyecekti. Bu silahlar teslim edildiyse, kurumların envanterinde de eksik yoksa, ortalıktan fışkıran mühimmat ve silahlar kimin? Sakın Ergenekonun olmasın?
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.05.2009
SonsözüMKEsöyleyecekSon sözü MKE söyleyecek
Hürriyet yazarı doğruladı: Gelip giderdi
Samanyolu Haber
28.02.2009
16:04
Hürriyet gazetesi yazarı Rahmi Turan, Susurluk hükümlüsü Sami Hoştanın kapanan Gözcü gazetesine gelip gittiğini doğruladı.

Hürriyet gazetesi yazarı Rahmi Turan, Susurluk hükümlüsü Sami Hoştanın kapanan Gözcü gazetesine gelip gittiğini doğruladı. Turan, Hoştanın Tercüman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebinin düğün masraflarını karşıladığı iddiası hakkında ise bilgisi olmadığını söyledi.

Gözcü gazetesi 1996-2007 yılları arasında yayınlandı. Ulusalcı yayın çizgisi ile tanınan Gözcü gazetesinin kapanması en çok Ergenekon terör örgütü davası sanıklarını üzdü. Ergenekon terör örgütü davası iddianamesinde örgütün medya organı olduğu iddia edilen Ulusal Kanal, 30 Mart 2007 tarihli yayınında gözcü gazetesinin kapatılmasını Halkın Sesi Gözcü Kapatıldı başlığı ile duyurmuştu. İşten Rahmi Turan 11 yıl boyunca Gözcünün Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Mehmet Şehirli, Ufuk Büyükçelebi, Saygı Öztürk gibi isimler Turan ile çalıştı. Üç isimde Ergenekon terör örgütü iddianamesinde ismi geçiyor.

Rahmi Turanın ekibinden Büyükçelebi bugün Tercüman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Silivride görülen Ergenekon terör örgütü davasında tutuklu sanık Sami Hoştan, Büyükçelebinin düğün masraflarını karşıladığını iddia etti. Büyükçelebi de bu iddiayı yalanladı ancak Hoştanı tanıdığını, onun Gözcü gazetesine gelip gittiğini söyledi.

Gözcünün Genel Yayın Yönetmeni Rahmi Turan ise Hoştan konusunda Zamana konuştu. Hoştanın Gözcüyü devamlı gelip gitmediğini belirten Turan, Ama zannediyorum bir iki defa geldi. Susurluk döneminden daha sonra zannediyorum aklımda yanlış kalmadıysa. Cezaevinden çıktıktan sonra bir iki defa geldi ziyaret etti evet. Ancak Susurluktan önce de gelmiş olabilir tam hatırlamıyorum. diyor.

Hoştanla kendisini gazete çalışanları Ufuk Büyükçelebi ve Mehmet Şehirli olduğunu anlatan Turan, şöyle devam ediyor:

Ufuk tanıyordu zaten, dolayısıyla ben de tanışmıştım. Mehmet Şehirli vardı bizde magazin bölümünde çalışırdı. Şimdi Sözcü gazetesinde devam ediyor. Şehirli de benim iyi arkadaşımdır. Uzun yıllardır beraber çalışıyoruz Günaydın gazetesinden beri. Hoştan Mehmet Şehirlinin akrabası oluyor yanılmıyorsam. Akrabası ama Mehmet ona dayı filan diyordu. Ancak hakiki dayısı değil galiba. Dolayısıyla Mehmet Şehirli vastıasıyla ben gayet iyi tanıyorum. Ufukun düğün masraflarını karşıladığı konusunda ise bir bilgi yok.

Kilit isim Mehmet Şehirli

Rahmi Turanın Gözcü gazetesindeki ekibinden Mehmet Şehirli, ilginç ilişkileri tanınıyor. Şehirli ile Hoştanın ilişkileri Ergenekon terör örgütü iddianamesine de yansıdı. Gazeteci Şehirlinin ismi Susurluk kazasında da geçiyor. Hoştan, Şehirli için 30 yıllık arkadaşım kardeşim. diyor. Hoştan, Şehirli ile birlikte Abdulah Çatlının cenazesini morgdan alarak Nevşehire götürdüğünü anlatıyor. Yine Hoştan, Uğur Dündar gibi bazı gazetecilerin telefonlarına ulaşmak için kendisinden yardım alıyor. Hoştanın Ergenekon terör örgütü davasındaki savunmasını izlemek için Silivriye gelenlerin arasında Şehirlide vardı. Şehirli sözkonusu duruşmayı Susurluk davası hükümlüsü eski Özel Harekat Polislerinden Mustafa Altınok ile birlikle izledi. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.02.2009
HürriyetyazarıdoğruladıGelipgiderdiHürriyet yazarı doğruladı Gelip giderdi
15:00 Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan, Abdullah Çatlı'nın kızlarını İstek Vakfı'na bağlı okullarda burslu okutmuş
Net Gazete
19.02.2009
17:04
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçanı makam odasında buluşturan Yeditepe Üniversitesinin sahibi Bedrettin Dalanın, Abdullah Çatlının iki kızını burslu okuttuğu ortaya çıktı. Dalan, Susurluktan önce Çatlıyı da yakından tanıyordu...
Net Gazete
Son Dakika
19.02.2009
1500ErgenekonfirarisiBedrettinDalanAbdullahÇatlınınkızlarınıİstekVakfınabağlıokullardabursluokutmuş1500 Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan Abdullah Çatlının kızlarını İstek Vakfına bağlı okullarda burslu okutmuş
15:00 Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan, Abdullah Çatlı'nın kızlarını İstek Vakfı'na bağlı okullarda burslu okuttu
Net Gazete
19.02.2009
16:24
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçanı makam odasında buluşturan Yeditepe Üniversitesinin sahibi Bedrettin Dalanın, Abdullah Çatlının iki kızını burslu okuttuğu ortaya çıktı. Dalan, Susurluktan önce Çatlıyı da yakından tanıyordu...
Net Gazete
Son Dakika
19.02.2009
1500ErgenekonfirarisiBedrettinDalanAbdullahÇatlınınkızlarınıİstekVakfınabağlıokullardabursluokuttu1500 Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan Abdullah Çatlının kızlarını İstek Vakfına bağlı okullarda burslu okuttu
15:00 Dalan, Abdullah Çatlı'nın kızlarını İstek Vakfı'na bağlı okullarda burslu okuttu
Net Gazete
19.02.2009
16:15
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçanı makam odasında buluşturan Yeditepe Üniversitesinin sahibi Bedrettin Dalanın, Abdullah Çatlının iki kızını burslu okuttuğu ortaya çıktı. Dalan, Susurluktan önce Çatlıyı da yakından tanıyordu...
Net Gazete
Son Dakika
19.02.2009
1500DalanAbdullahÇatlınınkızlarınıİstekVakfınabağlıokullardabursluokuttu1500 Dalan Abdullah Çatlının kızlarını İstek Vakfına bağlı okullarda burslu okuttu
Dalan'dan Abdullah Çatlı'nın kızlarına burs
Zaman
19.02.2009
12:26
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçanı makam odasında buluşturan Yeditepe Üniversitesinin sahibi Bedrettin Dalanın, Abdullah Çatlının iki kızını burslu okuttuğu ortaya çıktı. Dalan, Susurluktan önce Çatlıyı da yakından tanıyordu...
Zaman
En Çok Okunan
19.02.2009
DalandanAbdullahÇatlınınkızlarınabursDalandan Abdullah Çatlının kızlarına burs
Dalan'dan Abdullah Çatlı'nın kızlarına burs
Zaman
19.02.2009
10:23
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçanı makam odasında buluşturan Yeditepe Üniversitesinin sahibi Bedrettin Dalanın, Abdullah Çatlının iki kızını burslu okuttuğu ortaya çıktı. Dalan, Susurluktan önce Çatlıyı da yakından tanıyordu...
Zaman
Ana Sayfa
19.02.2009
DalandanAbdullahÇatlınınkızlarınabursDalandan Abdullah Çatlının kızlarına burs
Toplam "142" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti