Habergec.Com Aranan Kelimeler:türkiye yabancı yatırım için cazip Değerlendirme: 10 / 10 527389
habergec.com
02.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

türkiye yabancı yatırım için cazip

12 milyar lira ile ikinci büyük doğrudan yabancı yatırımcıyız
Zaman
21.06.2014
02:09
Türkiye’de düzenlenen İngiltere teknoloji forumunda konuşan İngiliz Vodafone’un Türkiye Dış İlişkiler Müdürü ve İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, 2006’da girdikleri Türkiye pazarında bugüne kadar 12 milyar TL yatırım yaptıklarını söyledi. Süel, Türkiye’deki potansiyeli değerlendirmeye devam edeceklerini belirtti.Avrupa’daki krizin toparlanması ile yatırımlarını artırmaya başlayan İngiltere, Türkiye’de teknoloji forumu düzenledi. İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda gerçekleşen foruma katılan İngiliz Vodafone’un Türkiye Dış İlişkiler Müdürü ve İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, Türkiye’ye geldikleri 2006’dan bu yana Türkiye’ye 12 milyar lira yatırım yaparak, Türkiye’nin en büyük ikinci doğrudan yabancı yatırımcısı haline geldiklerini söyledi. Türkiyeli tüketicilerin internetin bütün gelişmelerine hazır olduğunu ifade eden Süel, “Bir ülkenin ekonomik gelişiminde teknolojinin önemi yadsınamaz. Bunun en güzel örneği Güney Kore. Teknolojik gelişim Güney Kore’yi dünyada ön sıralara taşıdı. Türkiye de bu yolda ilerliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Ajansı tarafından Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki yatırımı desteklemek için yürütülen GREAT kampanyası kapsamında bir araya gelen Türk teknoloji şirketlerine açıklamalarda bulunan Süel, Türkiye’deki potansiyeli değerlendirmeyi sürdüreceklerini ifade etti. Organizasyondaki konuşmacılardan İngiliz Monitise’ın üst yöneticisi Fatih İşçeker de, “Türkiye’nin aynı zamanda 4 saatlik uçuşla 65 ülkeye ulaşım sağlayan konumda bulunduğunu hatırlatarak, “Türkiye, bilişim yatırımcıları için epey cazip. Burada bu sebeple varız. İsterseniz haftasonu tatilinizi birkaç saatlik uçuşla Ortadoğu’da iş bağlayarak da geçirebilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu. İngiliz Telecity üst yöneticisi James Tylor da, Bulgaristan, Polonya ve Türkiye’de yatırımları bulunduğunu, bu ülkeler arasında internetin hızlı gelişimi ile Türkiye’nin dikkat çektiğini vurguladı. Birleşik Krallık Ticaret ve Yatırım Ajansı birim yöneticileri Sinan Akkaya, Türkiye’deki şirketlere demiryolu teknolojileri, girişim sermayesi ve düşük karbonlu araçlarla ilgili teknolojilerde altyapı desteği sağlayacak birçok İngiliz şirketi bulunduğunu hatırlattı. Böylece şirketlerin tasarrufu da sağlayabileceğine vurgu yapan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner, İngiltere’de 100 bin ileri teknoloji üretimi yapan şirket bulunduğuna vurgu yaptı. Bunların arasında Microsoft, IBM ve HP gibi şirketler de yer alıyor. Yazılım ve bilgi iletişim teknolojileri alanında İngiltere’deki şirketlerin 58 milyar Euro ciro yaptığına dikkat çeken Turner, “Türkiye de Birleşik Krallık kadar ilgi çekici. Nitekim burada 69 milyon GSM abonesi, 50 milyon internet kullanıcısı, 51 milyon kredi kart kullanıcısı bulunuyor. Bunlar bilişim şirketleri için çok şey ifade ediyor.” dedi.
Zaman
Ekonomi
21.06.2014
12milyarliraileikincibüyükdoğrudanyabancıyatırımcıyız12 milyar lira ile ikinci büyük doğrudan yabancı yatırımcıyız
Türk ve Rus iş kadınları yatırım için İstanbul’da buluştu
Zaman
30.05.2014
02:08
TUSKON’nun düzenlediği 3. Türkiye Rusya İş Kadınları Zirvesi’nde Rusya’yı temsil eden 900 iş kadını 150 Türk iş kadınıyla bir araya geldi. TUSKON Yönetim Kurulu üyesi İnci Konuk, “Türk iş kadınlarına Rusya pazarını hem ticarette hem de yatırım ortaklıkları kurarak değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.” dedi.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), Türk şirketlerinin yurtdışına açılımını sağlamaya yönelik faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor. 3.sü düzenlenen Türkiye-Rusya İş Kadınları Zirvesi’ne Rusya’dan 30, Türkiye’den de 150 iş kadını katıldı. TUSKON Yönetim Kurulu üyesi İnci Konuk, “TUSKON, 150 milyon nüfusu, 1,9 trilyon dolarlık gayri safi milli hasılası, 844 milyar dolarlık dış ticareti, 208 milyar dolar dış ticaret fazlası olan çok zengin doğal kaynaklarıyla dünyanın en önemli ve en büyük ülkelerinden biri olan ve Türkiye’nin en önemli stratejik ortağı olan Rusya Federasyonu’nu çok önemsemektedir. Bölgenin ucuz iş gücü, altyapı ve emlak imkânlarını göz önünde bulundurursak, bunun Türk iş dünyası için çok önemli fırsatlar oluşturacağını söyleyebiliriz.” dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yatırım politikalarıyla Rusya’nın yabancı yatırımcılar için cazip ve güvenli bir yatırım ülkesi haline geldiğini kaydeden Konuk, Türkiye’nin de bu ülkedeki yatırım payını artırması gerektiğini kaydetti. TUSKON’un çeşitli ülkelerle kurduğu ticaret köprülerinin önemine vurgu yapan Konuk, “Bu tür ticaret köprüleri sadece ticari bağlarımızı güçlendirmiyor, bunun yanında birbirimizi tanıyıp gönül bağlarının oluşmasına da vesile oluyor. Bu programların birbirimizi tanıma, dostluk kurma, güven oluşturma ve sonrasında birlikte hem ticaret hem yatırımlar yapma fırsatı verdiğine, Rusya’nın büyük ve Türkiye için önemli bir pazar olduğuna şahit oldum. Özellikle Türk iş kadınlarına Rusya pazarını hem ticarette hem de yatırım ortaklıkları kurarak değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.” şeklinde konuştu. Rusya Federasyonu’nun en etkin sivil toplum kuruluşlarından biri olan ve ülke genelinde 900 üst düzey iş kadını üyesi bulunan Rusya Federasyonu İşkadınları Birliği, üyeleriyle birlikte zirveye katıldı. Birliğin Başkan Yardımcısı Bella Gaynanova kadınların ticari hayattaki önemine vurgu yaptı. Türkiye’deki kadın girişimcilerle tanışmak istediğini söyleyen Gaynanova, “Burada iş alanında karşılıklı iş yapabilmemiz için bu tür kongreleri daha sık yapmalıyız. Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret hacmi gün geçtikçe artıyor. TUSKON’a teşekkür ediyorum. Sizin vasıtanızla bugüne kadar 150 karşılıklı sözleşme imzaladık. Bu sayının gelecekte artacağından hiç şüphem yok.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Ekonomi
30.05.2014
TürkveRuskadınlarıyatırımiçinİstanbul’da/">İstanbul’dabuluştuİstanbul’da-buluştu/">Türk ve Rus iş kadınları yatırım için İstanbul’da buluştu
Türk ve Rus iş kadınları yatırım için İstanbul’da buluştu
Zaman
30.05.2014
02:01
TUSKON’nun düzenlediği 3. Türkiye Rusya İş Kadınları Zirvesi’nde Rusya’yı temsil eden 900 iş kadını 150 Türk iş kadınıyla bir araya geldi. TUSKON Yönetim Kurulu üyesi İnci Konuk, “Türk iş kadınlarına Rusya pazarını hem ticarette hem de yatırım ortaklıkları kurarak değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.” dedi.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), Türk şirketlerinin yurtdışına açılımını sağlamaya yönelik faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor. 3.sü düzenlenen Türkiye-Rusya İş Kadınları Zirvesi’ne Rusya’dan 30, Türkiye’den de 150 iş kadını katıldı. TUSKON Yönetim Kurulu üyesi İnci Konuk, “TUSKON, 150 milyon nüfusu, 1,9 trilyon dolarlık gayri safi milli hasılası, 844 milyar dolarlık dış ticareti, 208 milyar dolar dış ticaret fazlası olan çok zengin doğal kaynaklarıyla dünyanın en önemli ve en büyük ülkelerinden biri olan ve Türkiye’nin en önemli stratejik ortağı olan Rusya Federasyonu’nu çok önemsemektedir. Bölgenin ucuz iş gücü, altyapı ve emlak imkânlarını göz önünde bulundurursak, bunun Türk iş dünyası için çok önemli fırsatlar oluşturacağını söyleyebiliriz.” dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yatırım politikalarıyla Rusya’nın yabancı yatırımcılar için cazip ve güvenli bir yatırım ülkesi haline geldiğini kaydeden Konuk, Türkiye’nin de bu ülkedeki yatırım payını artırması gerektiğini kaydetti. TUSKON’un çeşitli ülkelerle kurduğu ticaret köprülerinin önemine vurgu yapan Konuk, “Bu tür ticaret köprüleri sadece ticari bağlarımızı güçlendirmiyor, bunun yanında birbirimizi tanıyıp gönül bağlarının oluşmasına da vesile oluyor. Bu programların birbirimizi tanıma, dostluk kurma, güven oluşturma ve sonrasında birlikte hem ticaret hem yatırımlar yapma fırsatı verdiğine, Rusya’nın büyük ve Türkiye için önemli bir pazar olduğuna şahit oldum. Özellikle Türk iş kadınlarına Rusya pazarını hem ticarette hem de yatırım ortaklıkları kurarak değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.” şeklinde konuştu. Rusya Federasyonu’nun en etkin sivil toplum kuruluşlarından biri olan ve ülke genelinde 900 üst düzey iş kadını üyesi bulunan Rusya Federasyonu İşkadınları Birliği, üyeleriyle birlikte zirveye katıldı. Birliğin Başkan Yardımcısı Bella Gaynanova kadınların ticari hayattaki önemine vurgu yaptı. Türkiye’deki kadın girişimcilerle tanışmak istediğini söyleyen Gaynanova, “Burada iş alanında karşılıklı iş yapabilmemiz için bu tür kongreleri daha sık yapmalıyız. Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret hacmi gün geçtikçe artıyor. TUSKON’a teşekkür ediyorum. Sizin vasıtanızla bugüne kadar 150 karşılıklı sözleşme imzaladık. Bu sayının gelecekte artacağından hiç şüphem yok.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Ana Sayfa
30.05.2014
TürkveRuskadınlarıyatırımiçinİstanbul’da/">İstanbul’dabuluştuİstanbul’da-buluştu/">Türk ve Rus iş kadınları yatırım için İstanbul’da buluştu
Selim Işıklar - Merkez Bankası 'hızlı karar alırım' mesajı verdi
Zaman
25.05.2014
02:00
Haftanın en önemli gelişmesi Merkez Bankası’nın faiz indirim kararı oldu. Piyasanın beklemediği ancak bazı raporlarda 50 baz puan olarak beklenen faiz indirim kararı sonrası piyasalar farklı reaksiyonlar verdi.Faiz indirim kararı dolarda yukarı yönlü bir baskı oluşturmazken, banka ağırlıklı bir yükseliş ile endeks 77 bin puanı aştı. Borsa uzun zamandır dolar bazında 40.000 seviyesine (80.500) ilk kez bu kadar yaklaştı. Bu nokta oldukça kritik ve aşılması zor olarak görülen bir seviye. Yabancı yatırımcıların istekli bir şekilde kamu bankaları ve banka hisselerini almaları, diğer şirketlerde çok önemli yükselişler yaşanmasa da endeks üzerinde abartılı bir etki yapmaya devam ediyor. Gerçekte böylesi bir yükseliş havası ya da genel bir talep, eskisine oranla oldukça zayıf. Önümüzdeki hafta temettü yani kâr paylarını verecek şirketler endeks üzerinde bir miktar baskı oluşturabilir. Buna rağmen 77 bin puanın yukarı doğru kırılması Merkez Bankası’nın erken faiz indirimi FED tutanaklarının etkisine bağlanabilir. Türkiye’nin notunun stabil bırakılarak görünümün negatifte tutulmasına rağmen yabancı yatırımcı seçimler öncesi çıkış yapmayı tercih etmedi. Geçen yıl Gezi olayları ile birlikte düşüşe geçerek 93 bin puandan 60 bin puana kadar gerileyen borsa, lira bazında toparlansa da dolar bazında zirve noktasından hâlâ yüzde 26 geride. Belki de bu nedenle yabancı yatırımcılar, cumhurbaşkanı seçimlerine belki de genel seçimlere kadar pozisyonlarını korumayı tercih ediyor olabilirler. Ancak her yükseliş muhtemel bir düzeltme beklentisini de beraberinde getiriyor. Borsa’da yabancıların tercihlerine bakacak olursak ilk sırada her zamanki gibi bankalar var ve halen bankaların halka açık kısmının neredeyse yüzde 90’ını ellerinde bulundurmaya devam ediyorlar. 2014 yılının ilk çeyreğinde bilançosu olumlu gelen demir çelik sektörü tercih edilmeye devam ediyor. Endeks 80 bine yaklaştı ama birçok şirketin fiyatı tahmin edildiği gibi yükselişe ayak uyduramamış durumda. Belki ağustos ayına kadar ucuz kalmış yatırımlarından dolayı ya da sektöründeki yüksek maliyetlerden dolayı kâr edememiş bazı sektörlere de alımlar gelebilir. Cam, enerji ve elektronik sektörleri, hisselerinin halen yükselişe ayak uyduramadığı sektörler. Önümüzdeki dönemde genel bir talebin başlaması ile Borsa’nın en azından banka hisselerinde gerçekleşen yükselişlerin bir kısmı bu sektörlere de orta vadede yansıyabilir. Bu süreçte riskler önemli ölçüde geride kaldı ancak yine de temkinli olmak 80 bin seviyesine yaklaşmış bir borsada en azından bir düzeltme hareketi beklemek uygun olabilir. Olmazsa fiyatı düşük kalmış kurumsal ve yatırımını tamamlamış ve uzun vadeli kâr projeksiyonları olan şirketler şu an için oldukça cazip olmakla birlikte yabancı yatırımcıların henüz ilgisini çekemediği için zayıf kalıyorlar. Sonuç olarak cumhurbaşkanı seçim süreci yavaş yavaş piyasalara yansımaya başlayacak. Dış gelişmeler açısından Rusya’nın daha fazla gerilimi sürdürmeyeceği varsayımları ve ABD Merkez Bankası’nın piyasalara yardımcı olan açıklamaları olumlu seyre katkı yapıyor. 77 bin seviyesinin aşılması faiz indirimine rağmen doların -lira karşısında geçen yılın sonlarına doğru atak yapması bir yana- geri gelmesinin tek bir izahı var; o da Türkiye piyasalarına yatırım yapan bazı büyük fonlar, çıkış için henüz uygun zaman olmadığını düşünüyorlar. Bankalar için verdikleri fiyat hedeflerinin neredeyse bu fiyatların yüzde 50 üzerinde olması bir tuzak mı yoksa gerçekten bu fiyatlara kadar yükseliş gerçekleşecek mi? Bekleyip göreceğiz.Petrol fiyatları yaz aylarında zirve yaparGenellikle yaz ayları zirve yapan petrol fiyatları, FED tutanakları ve Çin’den gelen olumlu sinyallerle son iki ayın en yükseğine çıkarak varilde 110 doları aştı. Petrol fiyatları bundan önce zirve noktalarını temmuz veya ağustos ayı içinde gerçekleştirmiş ve bugüne kadar en yüksek seviye olarak 147 doları görmüştü. Daha sonra kriz yaşanmış ve 35 dolara kadar bir gerileme olmuştu. 2010 yılından bu yana 100 doların üzerinde bir fiyatla işlem gören petrol fiyatının bu durumu gelişmekte olan ülkeler için sorun teşkil etmeye devam ediyor. Üstelik 110 doların üstü fiyatlar enflasyonun çift hanelere çıkması demek. Eğer yaz aylarında FED yumuşak tavrını sürdürür ve bir gelişme olmaz ise 112 dolar geçildiğinde temmuz ayına kadar 120 dolar seviyesi görülebilir. Bu noktada 125-126 dolar seviyeleri tavan oluşturacaktır. Kritik seviye 112 dolar yükseliş için geçilmesi gereken seviye. Uluslararası piyasalarda doların zayıf bir seyre girmesine rağmen Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) parasal gevşemeye devam etmesi şimdilik şok bir yükselişi engelliyor. Tahminim ECB toplantısından sonra petrol fiyatlarının yükselişini hızlandıracağı yönünde. Geri çekilmelerde kritik seviye 107-105
Zaman
Köşe Yazıları
25.05.2014
SelimIşıklar-MerkezBankasıhızlıkararalırımmesajıverdiSelim Işıklar - Merkez Bankası hızlı karar alırım mesajı verdi
Lale Kemal - Soma, demokratik dönüşümü tetiklemez
Zaman
17.05.2014
02:19
Soma’da toprağın altında diri diri gömülen insanlar aklıma geldikçe sinirlerim altüst oluyor, isyan ediyorum.Ve 300’den fazla madencinin, gerekli denetimler yapılsa idi ölmeyebilecekleri ya da ölümcül vakanın çok az olabileceğini düşündükçe yine isyan ediyorum. İsyanımın en büyüğü ise Soma faciasına “olağan” diyen, protestoculardan kaçıp sığındığı süpermarkette bir vatandaşa tokat atan ve danışmanının, bir madenciye attığı tekmelerin bedelini yine ödemeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğu siyasilere. Maden ocağındaki, Türkiye tarihinin bu en ölümcül kazasının, ihmaller zinciri sonucu meydana geldiğine dair kuvvetli şüpheler bulunuyor, bakalım sağlıklı bir soruşturma yürütülebilecek mi, göreceğiz. Peki, kömür madeni çıkartma faaliyetlerinin yoğun olduğu bir bölge olan Soma ve civarındaki tüm illerde, maden ocağı kazalarına karşı tam teşekküllü hastanelerin bulunmayışı ve kilometrelerce uzaklıktan, İstanbul’dan bölgeye ambulans takviyesi yapılıyor olması nasıl izah edilecek? Soma faciasıyla birlikte maden işletmeciliği gibi kritik bir alanda dahi bırakın azamiyi, asgari denetimlerin bile yapılmadığına dair ciddi işaretler var, ahbap çavuş ilişkisi içinde ihalelerin dağıtıldığı yine gözler önüne seriliyor. Demokratik denetim mekanizmalarının çalıştırılmadığı, işlenen suçun cezasız kaldığı ülkelerde milletin sırtından daha fazla para kazanma hırsının vicdanları nasıl körelttiğine Soma ile bir kez daha tanık oluyoruz. Hükümet, devlet mallarını elden çıkartmak için izlediği özelleştirme politikalarında işçi güvenliği, sağlığı ve işçi hakları gibi bu sürecin olmazsa olmazı olan temel ilkeleri ihmal ederken sendikalar işçi haklarına sahip çıkmada yetersiz kaldılar. Bilgi Üniversitesi’nden yabancı araştırmacı Pieter Verstraete, ROARMAG.org adlı internet sitesinde 14 Mayıs 2014 tarihinde yayımlanan, “Türkiye’nin maden ocağı felaketi: Kaza mı, katliam mı?” başlıklı yazısında, “Soma felaketi tesadüf değil, 10 yılı bulan neoliberal politikaların doğrudan bir sonucu.” tesbitinde bulunuyor. Yazar, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın, Sabah gazetesinde 3 Mayıs’ta yayımlanan ve ülkenin ikiye katlanan enerji tüketimini karşılamak üzere 2023 yılına kadar bu alanda 118 milyar dolarlık yatırım yapılacağı yolundaki sözlerini hatırlattıktan sonra şöyle diyor: “AKP, Türkiye’nin maden yatırımlarını Batı sermayesi için kazançlı ve cazip hale getirmek için özelleştirme ve düşük ücret ayarlamaları yaptı. Bu stratejinin parçası olarak, madenlerde güvenlik prosedürleri gevşetilip maliyetler azaltılırken esnek çalışma koşulları getirildi, eğitim standartları düşürüldü ve ehil olmayan ve hatta küçük yaşta işçiler istihdam edildi.” Özelleştirme sürecinde izlenen yanlış politikaların temelinde, şeffaf, hesap verebilir devlet ilkesinin bulunmayışı yatıyor. TESEV’e 2012 yılında, nihayet 2010 yılı sonunda yasalaşan yeni Sayıştay Kanunu ve bu kanunun, ilk kez denetime açılan askerî harcamalara yansımalarını irdelediğim raporu hazırlarken büyük şaşkınlık yaşamıştım. Zira, iktidar, kamu harcamalarının uluslararası standartlarda dış denetiminin bizzat yolunu açtığı kanun üzerinde sonradan yaptığı değişikliklerle bağımsız, şeffaf, hesap verebilir denetim mekanizmasını ortadan kaldırmıştı. Liralarımızın nerelere ve gün yüzünde harcandığının hesabını yine soramayacaktık. AK Parti Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli’nin, 9 Mart tarihinde internete düşen ses kaydıyla, kimi hesapsız ve denetimsiz harcamalar ortaya çıkacak korkusuyla Sayıştay Kanunu’nun kadük edildiğini ve şeffaflık ilkesinin rafa kaldırıldığını öğrenmiş oldum. Geçmiş trajik olaylardan ders alma, yolsuzluklara karşı tek ses olma gibi evrensel kültürümüz gelişmediği için Soma faciasının, ne yazık ki bir demokratik dönüşümü tetiklemesini beklemiyorum.
Zaman
En Çok Okunan
17.05.2014
LaleKemal-SomademokratikdönüşümütetiklemezLale Kemal - Soma demokratik dönüşümü tetiklemez
Lale Kemal - Soma, demokratik dönüşümü tetiklemez
Zaman
17.05.2014
02:19
Soma’da toprağın altında diri diri gömülen insanlar aklıma geldikçe sinirlerim altüst oluyor, isyan ediyorum.Ve 300’den fazla madencinin, gerekli denetimler yapılsa idi ölmeyebilecekleri ya da ölümcül vakanın çok az olabileceğini düşündükçe yine isyan ediyorum. İsyanımın en büyüğü ise Soma faciasına “olağan” diyen, protestoculardan kaçıp sığındığı süpermarkette bir vatandaşa tokat atan ve danışmanının, bir madenciye attığı tekmelerin bedelini yine ödemeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğu siyasilere. Maden ocağındaki, Türkiye tarihinin bu en ölümcül kazasının, ihmaller zinciri sonucu meydana geldiğine dair kuvvetli şüpheler bulunuyor, bakalım sağlıklı bir soruşturma yürütülebilecek mi, göreceğiz. Peki, kömür madeni çıkartma faaliyetlerinin yoğun olduğu bir bölge olan Soma ve civarındaki tüm illerde, maden ocağı kazalarına karşı tam teşekküllü hastanelerin bulunmayışı ve kilometrelerce uzaklıktan, İstanbul’dan bölgeye ambulans takviyesi yapılıyor olması nasıl izah edilecek? Soma faciasıyla birlikte maden işletmeciliği gibi kritik bir alanda dahi bırakın azamiyi, asgari denetimlerin bile yapılmadığına dair ciddi işaretler var, ahbap çavuş ilişkisi içinde ihalelerin dağıtıldığı yine gözler önüne seriliyor. Demokratik denetim mekanizmalarının çalıştırılmadığı, işlenen suçun cezasız kaldığı ülkelerde milletin sırtından daha fazla para kazanma hırsının vicdanları nasıl körelttiğine Soma ile bir kez daha tanık oluyoruz. Hükümet, devlet mallarını elden çıkartmak için izlediği özelleştirme politikalarında işçi güvenliği, sağlığı ve işçi hakları gibi bu sürecin olmazsa olmazı olan temel ilkeleri ihmal ederken sendikalar işçi haklarına sahip çıkmada yetersiz kaldılar. Bilgi Üniversitesi’nden yabancı araştırmacı Pieter Verstraete, ROARMAG.org adlı internet sitesinde 14 Mayıs 2014 tarihinde yayımlanan, “Türkiye’nin maden ocağı felaketi: Kaza mı, katliam mı?” başlıklı yazısında, “Soma felaketi tesadüf değil, 10 yılı bulan neoliberal politikaların doğrudan bir sonucu.” tesbitinde bulunuyor. Yazar, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın, Sabah gazetesinde 3 Mayıs’ta yayımlanan ve ülkenin ikiye katlanan enerji tüketimini karşılamak üzere 2023 yılına kadar bu alanda 118 milyar dolarlık yatırım yapılacağı yolundaki sözlerini hatırlattıktan sonra şöyle diyor: “AKP, Türkiye’nin maden yatırımlarını Batı sermayesi için kazançlı ve cazip hale getirmek için özelleştirme ve düşük ücret ayarlamaları yaptı. Bu stratejinin parçası olarak, madenlerde güvenlik prosedürleri gevşetilip maliyetler azaltılırken esnek çalışma koşulları getirildi, eğitim standartları düşürüldü ve ehil olmayan ve hatta küçük yaşta işçiler istihdam edildi.” Özelleştirme sürecinde izlenen yanlış politikaların temelinde, şeffaf, hesap verebilir devlet ilkesinin bulunmayışı yatıyor. TESEV’e 2012 yılında, nihayet 2010 yılı sonunda yasalaşan yeni Sayıştay Kanunu ve bu kanunun, ilk kez denetime açılan askerî harcamalara yansımalarını irdelediğim raporu hazırlarken büyük şaşkınlık yaşamıştım. Zira, iktidar, kamu harcamalarının uluslararası standartlarda dış denetiminin bizzat yolunu açtığı kanun üzerinde sonradan yaptığı değişikliklerle bağımsız, şeffaf, hesap verebilir denetim mekanizmasını ortadan kaldırmıştı. Liralarımızın nerelere ve gün yüzünde harcandığının hesabını yine soramayacaktık. AK Parti Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli’nin, 9 Mart tarihinde internete düşen ses kaydıyla, kimi hesapsız ve denetimsiz harcamalar ortaya çıkacak korkusuyla Sayıştay Kanunu’nun kadük edildiğini ve şeffaflık ilkesinin rafa kaldırıldığını öğrenmiş oldum. Geçmiş trajik olaylardan ders alma, yolsuzluklara karşı tek ses olma gibi evrensel kültürümüz gelişmediği için Soma faciasının, ne yazık ki bir demokratik dönüşümü tetiklemesini beklemiyorum.
Zaman
Köşe Yazıları
17.05.2014
LaleKemal-SomademokratikdönüşümütetiklemezLale Kemal - Soma demokratik dönüşümü tetiklemez
Lale Kemal - Soma, demokratik dönüşümü tetiklemez
Zaman
17.05.2014
02:19
Soma’da toprağın altında diri diri gömülen insanlar aklıma geldikçe sinirlerim altüst oluyor, isyan ediyorum.Ve 300’den fazla madencinin, gerekli denetimler yapılsa idi ölmeyebilecekleri ya da ölümcül vakanın çok az olabileceğini düşündükçe yine isyan ediyorum. İsyanımın en büyüğü ise Soma faciasına “olağan” diyen, protestoculardan kaçıp sığındığı süpermarkette bir vatandaşa tokat atan ve danışmanının, bir madenciye attığı tekmelerin bedelini yine ödemeyeceğinin kuvvetle muhtemel olduğu siyasilere. Maden ocağındaki, Türkiye tarihinin bu en ölümcül kazasının, ihmaller zinciri sonucu meydana geldiğine dair kuvvetli şüpheler bulunuyor, bakalım sağlıklı bir soruşturma yürütülebilecek mi, göreceğiz. Peki, kömür madeni çıkartma faaliyetlerinin yoğun olduğu bir bölge olan Soma ve civarındaki tüm illerde, maden ocağı kazalarına karşı tam teşekküllü hastanelerin bulunmayışı ve kilometrelerce uzaklıktan, İstanbul’dan bölgeye ambulans takviyesi yapılıyor olması nasıl izah edilecek? Soma faciasıyla birlikte maden işletmeciliği gibi kritik bir alanda dahi bırakın azamiyi, asgari denetimlerin bile yapılmadığına dair ciddi işaretler var, ahbap çavuş ilişkisi içinde ihalelerin dağıtıldığı yine gözler önüne seriliyor. Demokratik denetim mekanizmalarının çalıştırılmadığı, işlenen suçun cezasız kaldığı ülkelerde milletin sırtından daha fazla para kazanma hırsının vicdanları nasıl körelttiğine Soma ile bir kez daha tanık oluyoruz. Hükümet, devlet mallarını elden çıkartmak için izlediği özelleştirme politikalarında işçi güvenliği, sağlığı ve işçi hakları gibi bu sürecin olmazsa olmazı olan temel ilkeleri ihmal ederken sendikalar işçi haklarına sahip çıkmada yetersiz kaldılar. Bilgi Üniversitesi’nden yabancı araştırmacı Pieter Verstraete, ROARMAG.org adlı internet sitesinde 14 Mayıs 2014 tarihinde yayımlanan, “Türkiye’nin maden ocağı felaketi: Kaza mı, katliam mı?” başlıklı yazısında, “Soma felaketi tesadüf değil, 10 yılı bulan neoliberal politikaların doğrudan bir sonucu.” tesbitinde bulunuyor. Yazar, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın, Sabah gazetesinde 3 Mayıs’ta yayımlanan ve ülkenin ikiye katlanan enerji tüketimini karşılamak üzere 2023 yılına kadar bu alanda 118 milyar dolarlık yatırım yapılacağı yolundaki sözlerini hatırlattıktan sonra şöyle diyor: “AKP, Türkiye’nin maden yatırımlarını Batı sermayesi için kazançlı ve cazip hale getirmek için özelleştirme ve düşük ücret ayarlamaları yaptı. Bu stratejinin parçası olarak, madenlerde güvenlik prosedürleri gevşetilip maliyetler azaltılırken esnek çalışma koşulları getirildi, eğitim standartları düşürüldü ve ehil olmayan ve hatta küçük yaşta işçiler istihdam edildi.” Özelleştirme sürecinde izlenen yanlış politikaların temelinde, şeffaf, hesap verebilir devlet ilkesinin bulunmayışı yatıyor. TESEV’e 2012 yılında, nihayet 2010 yılı sonunda yasalaşan yeni Sayıştay Kanunu ve bu kanunun, ilk kez denetime açılan askerî harcamalara yansımalarını irdelediğim raporu hazırlarken büyük şaşkınlık yaşamıştım. Zira, iktidar, kamu harcamalarının uluslararası standartlarda dış denetiminin bizzat yolunu açtığı kanun üzerinde sonradan yaptığı değişikliklerle bağımsız, şeffaf, hesap verebilir denetim mekanizmasını ortadan kaldırmıştı. Liralarımızın nerelere ve gün yüzünde harcandığının hesabını yine soramayacaktık. AK Parti Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli’nin, 9 Mart tarihinde internete düşen ses kaydıyla, kimi hesapsız ve denetimsiz harcamalar ortaya çıkacak korkusuyla Sayıştay Kanunu’nun kadük edildiğini ve şeffaflık ilkesinin rafa kaldırıldığını öğrenmiş oldum. Geçmiş trajik olaylardan ders alma, yolsuzluklara karşı tek ses olma gibi evrensel kültürümüz gelişmediği için Soma faciasının, ne yazık ki bir demokratik dönüşümü tetiklemesini beklemiyorum.
Zaman
Ana Sayfa
17.05.2014
LaleKemal-SomademokratikdönüşümütetiklemezLale Kemal - Soma demokratik dönüşümü tetiklemez
Türkiye’ye 4 yıl içinde otomotiv yatırımı gelmez
Zaman
07.04.2014
09:36
Otomotiv sektörü patronları, Türkiye’ye yeni yatırım geleceğine inanmıyor. KPMG Otomotiv Sektörü lideri Ergün Kış, “Koşullar dezavantajlı. Teşvikler gözden geçirilmeli.” derken, Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, Türkiye’ye 1997’den beri yeni marka, 2002’den beri de yeni yatırım gelmediğine dikkat çekiyor.Daihatsu, Chevrolet ve Lancia gibi yabancı otomotiv markaları bir bir Türkiye’den çekiliyor. Bu durum, Türkiye’nin 2023 hedeflerini tutturmak için ihtiyaç duyduğu yabancı yatırıma olan bağımlılığını daha da artırırken, Türkiye’de halihazırda üretim veya satış yapan otomotiv markalarının üst yöneticilerinin yüzde 53’ü, ‘Türkiye’ye 4 yıl içinde yatırım gelir mi?’ sorusuna, “Türkiye’ye gelmez, Doğu Avrupa’ya gider.” yanıtını verdi. 105 ülkede 155 bin çalışanı bulunan, bağımsız denetim, vergi ve danışmanlık alanlarında hizmet veren KPMG’nin Türkiye’deki üst düzey 200 yönetici ile yaptığı araştırmada, yöneticilerin sadece yüzde 26’sının, “Evet yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelip yatırım yapabilir.” cevabını vermesi dikkat çekti. KPMG Türkiye Otomotiv Sektörü lideri Ergün Kış, yöneticilerin Doğu Avrupa’yı daha cazip görmesinde bir avantajın etkisi bulunduğunu belirterek, özellikle Asya’dan birçok yatırımın Türkiye’yi es geçtiğine işaret etti. Çinli Geely’nin Volvo’yu satın alması, keza Çinli Dongfeng’in Peugeot’ya ortak olması, Koreli KIA’nın Türkiye’ye sattığı araçların yüzde 70’ini Slovakya’dan getirmesi, aynı şekilde Çinli Qoros’un Slovakya’da üretime başlaması Asya’daki ülkelerin Türkiye’yi es geçtiklerine işaret. “Ayrıca Türkiye’ye otomotiv yatırımı geleceğine inanan Türk şirketlerinin yöneticileri, bu yatırımın Avrupa’dan geleceği kanaatinde ki bu da giderek imkânsızlaşıyor. Çünkü Opel, Peugeot gibi Avrupalı devler bir bir borç krizine giriyor. Bu sebeple yatırım için açılmaktan ziyade düzelmek için ortak arıyor.” diyen Kış, Türkiye’de teşviklerin bu anlamda tekrar gözden geçirilmesinden yana. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar’ın “Zaten Türkiye’ye 1997’den beri yeni marka, 2002’den beri de yeni yatırım gelmiyor.” demesi Kış’ın teşviklerle ilgili eleştirisini tasvir ediyor. Aybar, bu kısır döngünün değişmesi için içeride üretim yapan yahut yapacak olanların iç tüketimde ayrıcalık sahibi olması gerektiği kanaatinde: “Aksi halde hep ithalat bağımlısı kalacağız ve bu, ülkedeki üretimin 1,5 milyonun üzerine çıkamamasına sebep olacak. Çünkü ithalat arttıkça devlet ÖTV’yi artırıyor.” Aybar’ın dikkat çektiği âkim döngü Türkiye’nin otomotiv sektörü ile ilgili 2023 hedeflerinin yerinde saymasına neden oluyor. Ancak hedef, 2023’te Türkiye’de 4 milyon üretimi ve bunun 3 milyonunun ihracatını içeriyor. Uzmanlar, sektörün 2023 hedeflerine ulaşmasında BRIC ülkelerinden gelecek yatırımların önem teşkil edeceğini düşünüyor ancak bunun için otomotiv üssü Marmara Bölgesi’nin hem kalifiye eleman hem de işgücü maliyetleri açısından tekrar Romanya ve Bulgaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinden daha ucuz hale gelmesi gerektiğini vurguluyor.OTOMOBİL PAZARI YÜZDE 27 KÜÇÜLDÜOtomotiv Sanayii Derneği’nin açıkladığı Türkiye ve dünya şubat ayı verileri, Türk otomotiv sektörünün bu şubatta geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 27 küçüldüğünü ortaya koydu. Önceki ay gerçekleşen satış ise 27 binde kaldı. Böylece, ocak-şubat döneminde Türkiye otomobil pazarı bir önceki yıla göre yüzde 18 oranında azaldı ve satış 52 bine ancak ulaşabildi. AB (27) ve EFTA ülkelerinde otomobil pazarı 2013 yılı Şubat ayında 831 bin adet iken, 2014 yılı aynı ayına göre yüzde 8 oranında arttı ve 895 bin adet düzeyine yükseldi. Şubat ayında AB otomobil pazarında düşüş gösteren ülke, yüzde 1 ile Fransa ve İsviçre oldu. Şubatta en yüksek artış yüzde 40 ile Litvanya ve Portekiz’de gerçekleşti.
Zaman
Ekonomi
07.04.2014
Türkiye’ye4yıliçindeotomotivyatırımıgelmezTürkiye’ye 4 yıl içinde otomotiv yatırımı gelmez
Bu defaki ekonomik kriz teğet de değil, paralel de…
Zaman
29.01.2014
02:04
17 Aralıkta başlayan yolsuzluk operasyonundan sonra hükümetin panikleme hali ile belirsiz bir ortama sürüklenen Türkiye için 2014 zor bir yıl olacak.Bu yılın zor olma nedeni ise hükümetin yolsuzluklar nedeni ile idari ve ekonomik bir krize dönüşen bu süreci yönetememesidir. Mayıs 2013ten Aralık 17ye kadar TL dolara karşı yüzde 17, son 6-7 haftada ise yüzde 16 değer kaybetti. TLnin bu hızlı değer kaybetmesinin önüne geçilemiyor. Kurdaki belirsizlik büyük ölçüde ithalata dayalı Türk ekonomisini tehdit ediyor.İktidar bu ekonomik dağılmayı ve bozulmayı bir paralele bağlasa da hikâyenin aslı başka. 2008 dünya finans depremi ve ardından gelen artçılar ülkemizi teğet geçmiş olsa da bu defaki yerel finans depremi iktisadi yapımızı kalbinden vuracak gibi. Bu arzulanmayan ve iyimser olmayan öngörüye beni sevk eden nedenleri 4 madde halinde açıklamaya çalışayım:1- Öğrencilerimize ülkeler arası sermaye ve iş akışlarını anlatırken, yatırımın ve işin yapılacağı ülkede siyasi-politik, ekonomik-ticari ve yasal-hukuki istikrarın öneminden söz ederiz. Kısacası bir ülkede genel anlamda istikrar yoksa o ülkeye yabancı yatırım gelmez, yabancılar orada iş kurmazlar. İş kuranlar ve yatırım yapanlar istikrarsız bir ortamdan buldukları ilk fırsatta kaçarlar.TÜSİAD Başkanı böyle bir ülkeye kim, niye yatırım yapsın? dediğinde ‘hain ilan edildi. Rasyonel bir tespitte bulunan TÜSİAD Başkanı gibiler “dokuz köyden” kovulurken finans sistemimizin mühim bir aktörü olan Bank Asya, hükümetin bakanı eliyle devre dışı bırakılmaya çalışıldı. Hükümetten yana olmayan firmalara her türlü zorluk çıkartılarak çalışamaz hale getiriliyorlar. Çıkarılacağı beklenen yasalarla (dershaneler konusunda olduğu gibi) serbest teşebbüs hürriyeti hiçe sayılıp, ticari işletmeler kapatılacak veya dönüştürülecek. Neticede ekonomik-ticari istikrar yok ediliyor.Adli Kolluk Yönetmeliği değiştirilip savcılarla polis arasındaki çalışma ahengi ve güveni yok edildi. Yüzlerce savcı ve binlerce polis yerlerinden edildi, görevlerinden alındı. Bu da yetmezmiş gibi 2010 referandumu ile değiştirilen HSYK yapısı hata yapmışız gerekçesi ile yeniden değiştirilmeye çalışıldı. Neyse ki birileri bazı kulakları çekti de yasa geri çekildi, bir saçmalıktan vazgeçildi. Yani netice olarak yabancı işadamı-yatırımcı görüyor ki ülkemizde yasal-hukuki istikrar sallantıda.Yolsuzlukları örtmek için farazi bir paralel devlet kurup bütün kötülüklerin anası ilan ettiler ve karanlıktaki hayali paralel anaya her türlü iftirayı, hakareti, haksızlığı reva gördüler. Ülkenin mühim bir sosyal dokusunu teşkil eden Hizmet Hareketine karşı hükümet ve özellikle de Başbakan vehimlere dayalı lüzumsuz ve amansız bir saldırı pozisyonu almış durumda. Akıllara ziyan bir cinnet hali içinde, ülkemize zarar vermek isteyen dış mihraklarla teşriki mesai yapmakla suçladığı 160 ülkede bizi temsil eden gönüllü elçilerimizi, resmi elçilerimize dış mihrak dedikleri mercilere şikâyet etmeleri için telkinde bulunan bir Başbakanın ülkesinde yabancı yatırımcının ne işi olur? Bu trajikomik vaziyeti gören yabancılar ürktüler ve siyasi-politik istikrarın olmadığı bir ortamdan fırsat buldukça kaçıyorlar.2- Marttaki yerel seçimler ve kasımdaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi iki mühim seçimin arasına ya da sonuna bir de erken genel seçimleri eklersek vay kırılgan ekonominin haline. Seçimlerin tabiatları gereği ülkeye büyük maliyetleri olduğu aşikâr. Seçimlere haftalar hatta aylar kala başlayan propaganda çalışmaları para ve zaman israfına sebep olmanın yanında bir de yapılması gereken mühim işlerin ertelenmesi veya hiç yapılmaması ekonominin belini bükecektir. İktidar son zamanlarda ayyuka çıkan yolsuzluk iddiaları yüzünden uğradıkları oy kaybını kotarmak için devlet imkânları dâhil eldeki tüm imkânları kullanacaklar. Bu da en azından kasım ayına kadar ülkede zamanın ve diğer kaynakların irrasyonel, agresif ve verimsiz bir şekilde israf edileceği anlamına geliyor. Şahsi, küçük siyasi istikballer uğruna bir ülkenin, gelecek bir neslin istikbalini kararttığımızın farkında değiliz. Güç ve iktidar sarhoşluğu, hırs ve inat ile birleşince gözleri de, basireti de bağlıyor, sağlıklı düşünmeyi engelliyor.3- Son on yılda dünya ekonomilerinden yıldızı parlayan biri olan Türkiye eline geçen fırsatları değerlendiremedi. Yeterli sermayesi olmayan Türkiye, geçen on yıl içinde sıcak para için cazip bir ülke haline gelmiş, siyasi ve ekonomik istikrarı ile yabancı yatırımcı için güvenli bir liman olmuştu. Şu anda Türk ekonomisinde 180 milyar dolar civarında yabancı sermaye var. Doları düşük kurdan bozdurup farklı yatırım enstrümanlarına yatıran yabancı yatırımcı dolarda gevşeme gördüğü anda yatırımını tekrar dolara çevirip ülkeyi terk edecektir. Bu da ülke ekonomisi için büyük bir yıkımdır.4- Ekonomideki olumsuz gidişat 2013 bah
Zaman
Yorum
29.01.2014
Budefakiekonomikkrizteğetdedeğilparalelde…Bu defaki ekonomik kriz teğet de değil paralel de…
Bu defaki ekonomik kriz teğet de değil, paralel de…
Zaman
29.01.2014
02:04
17 Aralıkta başlayan yolsuzluk operasyonundan sonra hükümetin panikleme hali ile belirsiz bir ortama sürüklenen Türkiye için 2014 zor bir yıl olacak.Bu yılın zor olma nedeni ise hükümetin yolsuzluklar nedeni ile idari ve ekonomik bir krize dönüşen bu süreci yönetememesidir. Mayıs 2013ten Aralık 17ye kadar TL dolara karşı yüzde 17, son 6-7 haftada ise yüzde 16 değer kaybetti. TLnin bu hızlı değer kaybetmesinin önüne geçilemiyor. Kurdaki belirsizlik büyük ölçüde ithalata dayalı Türk ekonomisini tehdit ediyor.İktidar bu ekonomik dağılmayı ve bozulmayı bir paralele bağlasa da hikâyenin aslı başka. 2008 dünya finans depremi ve ardından gelen artçılar ülkemizi teğet geçmiş olsa da bu defaki yerel finans depremi iktisadi yapımızı kalbinden vuracak gibi. Bu arzulanmayan ve iyimser olmayan öngörüye beni sevk eden nedenleri 4 madde halinde açıklamaya çalışayım:1- Öğrencilerimize ülkeler arası sermaye ve iş akışlarını anlatırken, yatırımın ve işin yapılacağı ülkede siyasi-politik, ekonomik-ticari ve yasal-hukuki istikrarın öneminden söz ederiz. Kısacası bir ülkede genel anlamda istikrar yoksa o ülkeye yabancı yatırım gelmez, yabancılar orada iş kurmazlar. İş kuranlar ve yatırım yapanlar istikrarsız bir ortamdan buldukları ilk fırsatta kaçarlar.TÜSİAD Başkanı böyle bir ülkeye kim, niye yatırım yapsın? dediğinde ‘hain ilan edildi. Rasyonel bir tespitte bulunan TÜSİAD Başkanı gibiler “dokuz köyden” kovulurken finans sistemimizin mühim bir aktörü olan Bank Asya, hükümetin bakanı eliyle devre dışı bırakılmaya çalışıldı. Hükümetten yana olmayan firmalara her türlü zorluk çıkartılarak çalışamaz hale getiriliyorlar. Çıkarılacağı beklenen yasalarla (dershaneler konusunda olduğu gibi) serbest teşebbüs hürriyeti hiçe sayılıp, ticari işletmeler kapatılacak veya dönüştürülecek. Neticede ekonomik-ticari istikrar yok ediliyor.Adli Kolluk Yönetmeliği değiştirilip savcılarla polis arasındaki çalışma ahengi ve güveni yok edildi. Yüzlerce savcı ve binlerce polis yerlerinden edildi, görevlerinden alındı. Bu da yetmezmiş gibi 2010 referandumu ile değiştirilen HSYK yapısı hata yapmışız gerekçesi ile yeniden değiştirilmeye çalışıldı. Neyse ki birileri bazı kulakları çekti de yasa geri çekildi, bir saçmalıktan vazgeçildi. Yani netice olarak yabancı işadamı-yatırımcı görüyor ki ülkemizde yasal-hukuki istikrar sallantıda.Yolsuzlukları örtmek için farazi bir paralel devlet kurup bütün kötülüklerin anası ilan ettiler ve karanlıktaki hayali paralel anaya her türlü iftirayı, hakareti, haksızlığı reva gördüler. Ülkenin mühim bir sosyal dokusunu teşkil eden Hizmet Hareketine karşı hükümet ve özellikle de Başbakan vehimlere dayalı lüzumsuz ve amansız bir saldırı pozisyonu almış durumda. Akıllara ziyan bir cinnet hali içinde, ülkemize zarar vermek isteyen dış mihraklarla teşriki mesai yapmakla suçladığı 160 ülkede bizi temsil eden gönüllü elçilerimizi, resmi elçilerimize dış mihrak dedikleri mercilere şikâyet etmeleri için telkinde bulunan bir Başbakanın ülkesinde yabancı yatırımcının ne işi olur? Bu trajikomik vaziyeti gören yabancılar ürktüler ve siyasi-politik istikrarın olmadığı bir ortamdan fırsat buldukça kaçıyorlar.2- Marttaki yerel seçimler ve kasımdaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi iki mühim seçimin arasına ya da sonuna bir de erken genel seçimleri eklersek vay kırılgan ekonominin haline. Seçimlerin tabiatları gereği ülkeye büyük maliyetleri olduğu aşikâr. Seçimlere haftalar hatta aylar kala başlayan propaganda çalışmaları para ve zaman israfına sebep olmanın yanında bir de yapılması gereken mühim işlerin ertelenmesi veya hiç yapılmaması ekonominin belini bükecektir. İktidar son zamanlarda ayyuka çıkan yolsuzluk iddiaları yüzünden uğradıkları oy kaybını kotarmak için devlet imkânları dâhil eldeki tüm imkânları kullanacaklar. Bu da en azından kasım ayına kadar ülkede zamanın ve diğer kaynakların irrasyonel, agresif ve verimsiz bir şekilde israf edileceği anlamına geliyor. Şahsi, küçük siyasi istikballer uğruna bir ülkenin, gelecek bir neslin istikbalini kararttığımızın farkında değiliz. Güç ve iktidar sarhoşluğu, hırs ve inat ile birleşince gözleri de, basireti de bağlıyor, sağlıklı düşünmeyi engelliyor.3- Son on yılda dünya ekonomilerinden yıldızı parlayan biri olan Türkiye eline geçen fırsatları değerlendiremedi. Yeterli sermayesi olmayan Türkiye, geçen on yıl içinde sıcak para için cazip bir ülke haline gelmiş, siyasi ve ekonomik istikrarı ile yabancı yatırımcı için güvenli bir liman olmuştu. Şu anda Türk ekonomisinde 180 milyar dolar civarında yabancı sermaye var. Doları düşük kurdan bozdurup farklı yatırım enstrümanlarına yatıran yabancı yatırımcı dolarda gevşeme gördüğü anda yatırımını tekrar dolara çevirip ülkeyi terk edecektir. Bu da ülke ekonomisi için büyük bir yıkımdır.4- Ekonomideki olumsuz gidişat 2013 bah
Zaman
Ana Sayfa
29.01.2014
Budefakiekonomikkrizteğetdedeğilparalelde…Bu defaki ekonomik kriz teğet de değil paralel de…
AP Milletvekili Camp : Vize muafiyetiyle Türkler AB'ye akın etmeyecek
Zaman
13.12.2013
10:37
Hollanda Hıristiyan Demokratlar Birliği Partisinin (CDA) AP Milletvekili Wim van de Camp, ülke siyasetini etkisine alan popülist havadan şikayetçi. Geert Wildersın halk nezdinde kabul görmesiyle diğer partilerin pozisyonlarında değişikliğe gitmek zorunda kaldığını belirten Van de Camp, ülkedeki genel havanın aksine vize muafiyetiyle Türklerin ABye akın edeceğini düşünmüyor.Türkiye ile AB arasında tam vize muafiyeti için diyalogun başlatılma kararı alınmasına değinen Van de Camp, bu kararı alkışladığını ve önemsediğini söylüyor. Van de Camp, Benim görüştüğüm Türk işadamları vize konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Hollandaya milyonlarca Euro yatırım yapmak için gelen işadamlarının üçüncü sınıf yabancı muamelesine tabi tutulması tepki çekiyordu. diyor. Bazı siyasilerin bu adımı gündeme getirip böyle giderse Türkler Avrupa’ya doluşacak propagandası yaptığını hatırlatılması üzerine Van de Camp, Popülizm öyle bir şey. cevabını veriyor. Günümüzde yüksek eğitim almış o kadar çok Türk kökenli Avrupalı var ki, tam tersi bir göç yaşandığını görüyoruz. Hem Türkiye ekonomisinin hali hem de eğitimli insanlara duyulan ihtiyaç, asıl Avrupayı terk etmeyi cazip kılıyor. diyen Van de Campa göre popülistlerle bu konuda ciddi bir fikir alışverişi yapmak da mümkün değil, çünkü popülizmin en temel özelliği olaylara siyah-beyaz ya da iyi-kötü tarzı yaklaşması.CDAnın en tecrübeli isimlerinden Wim van de Camp, 23 sene aralıksız devam eden milletvekilliği döneminden sonra 2009 yılında Avrupa Parlamentosuna (AP) geçiş yapmıştı. Van de Camp, mayıs ayında yapılacak AP seçimlerinde ikinci defa aday. Fakat bir farkla: Van de Camp, çok istemesine rağmen bu sefer partisinin liste başı adayı değil. CDAya AP seçimlerinde liderlik yapmak için Esther de Lange ile yarışan Van de Camp, Türkiyenin AB üyeliğine karşı pozisyon alan rakibine mağlup oldu. Bu mağlubiyetten hayal kırıklığı yaşadığını itiraf eden tecrübeli siyasetçiye göre De Langenin daha genç, daha dinamik ve aynı zamanda kadın olması, parti yönetiminin kararında belirleyici oldu.AB KARŞITI POPÜLİZMHollanda ve birçok Avrupa ülkesinde yükselen AB karşıtı seslerden endişe eden siyasilerden biri de Wim van de Camp. Aşırı sağcı ve İslam karşıtı Özgürlükler Partisi (PVV) lideri Geert Wildersın başı çektiği bu yeni akımın temsilcileri, birliğin Avrupa ülkelerine kattıklarından ziyade masrafına odaklanmış durumda. Van de Camp bu pozisyona karşı çıkıyor: Hollanda olarak ABye çok şey borçluyuz. İhracatımızın yüzde 70ini birlik ülkelerine yapıyoruz. Unutulmasın ki AB olmasaydı biz bu kadar müreffeh, istikrarlı ve barışçıl şartlarda yaşayamazdık. diyor.Popülizmin Hollanda siyasetinde etkisini hissettirmesiyle benzer tartışmaların daha da arttığını hatırlatan Van de Camp, Wildersın söylemlerinin toplumda kabul görmesi büyük talihsizlik olarak kabul ediyor: PVV popülizmi ne yazık ki ülkedeki siyasi iklimi domine ediyor. Bu beni ürküten bir tablo. Bize düşen bununla mücadele etmek ve toplumdaki benzer sesleri doğru şekilde kanalize etmek. Fakat işimizin kolay olmadığını düşünüyorum.PVVNİN BAŞARISI BİR BASKI UNSURU OLARAK HİSSEDİLİYORWilderse yönelik artan desteğin, diğer partileri olduğu gibi CDAyı da farklı pozisyon almaya zorladığını söyleyen Van de Camp, Bizim dışımızdaki partiler bunun sancılarını çekiyor. PVVnin başarısı bir baskı unsuru olarak hissediliyor, bu durumu ciddiye almamız şart. diyor. Kendi tabanlarında da bu yönde hareketlilik olduğunu vurgulayan Hristiyan Demokrat milletvekiline göre özellikle Noord-Brabant ve Limburg bölgelerindeki CDA seçmeni, Eurodan olduğu kadar Polonyalılar, Romenler ve Bulgarlardan da endişe ediyor. Asıl meziyet, vatandaşların endişelerini ciddiye alarak onları doğru şekilde bilgilendirmek ve nüans farklarına dikkat etmek. Bizi PVV gibi popülist partilerden ayıran da bu özellik. PVVnin her Bulgar, her Polonyalı kötüdür dediğini hatırlatan Van de Camp, işin aslının daha farklı olduğu kanaatinde: Gerçek şu ki, özellikle Polonyalılar ekonomimize çok ciddi katkılar sağlıyor. Bunu takdir etmek gerekir. CİHAN
Zaman
Son Dakika
13.12.2013
APMilletvekiliCampVizemuafiyetiyleTürklerAByeakınetmeyecekAP Milletvekili Camp Vize muafiyetiyle Türkler ABye akın etmeyecek
Sahte ilaç yeni rant kapısı
Zaman
13.12.2013
01:52
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da büyük bir sahte ilaç şebekesi çökertildi. Araştırmalara göre bin dolarlık yasa dışı yatırım, uyuşturucuda 20 bin, kaçak sigarada 43 bin dolar kazanç getirirken sahte ilaçta rakam 500 bin dolara kadar çıkıyor. Bu da çetelerin iştahını kabartıyor.Türkiye’de son iki yılda 2 milyon kutuya yakın sahte ilaç ele geçirildi. Şebekeler, ürettikleri ve yurtdışından getirdikleri sahte ilaçları çoğunlukla internet üzerinden ya da hastane yakınlarında elden satıyor. Bu ilaçların bir bölümü ise ecza depoları ve eczaneler kanalıyla piyasaya sürülüyor. Dünya genelinde her yıl bir milyondan fazla insan sahte ilaçtan dolayı hayatını kaybediyor.Şebekeler, yurtdışından getirdikleri ya da Türkiye’de ürettikleri sahte ilaçları çoğunlukla internet siteleri üzerinden ya da hastane yakınlarında elden satıyor. Az da olsa bir bölümünün ise ecza depoları ve eczane kanalıyla piyasaya sürüldüğü belirtiliyor. Dünya genelinde sahte ilaç pazarının 32 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor.Hafta başında 9 ilde düzenlenen eşzamanlı operasyonda uluslararası bağlantıları da olan büyük bir sahte ilaç şebekesi ortaya çıkarıldı. 11’i yabancı 56 kişinin gözaltına alındığı operasyonda çetenin, kanser tedavisinde kullanılan pahalı ilaçların taklitlerini yaparak çok büyük kazanç elde ettiği tespit edildi. Sahte ilaç, son yıllarda hemen hemen dünyanın her yanında büyük bir problem haline gelmeye başladı. OECD raporlarına göre, sahte ilacın yüzde 75’i Hindistan ve Çin’de üretilip diğer ülkelere dağıtılıyor. Bu ilaçların yüzde 50’si Dubai üzerinden sevk ediliyor.Türkiye’de de son yıllarda ilaç sahteciliği hızla artıyor. Polisin yaptığı operasyonlarda iki yılda piyasa değeri 6 milyon lirayı bulan yaklaşık 2 milyon kutu sahte ilaç ele geçirildi. İlaç sahtekarlığını çeteler için cazip hale getiren en önemli unsur, astronomik sayılacak seviyede yüksek kâr getirmesi. Öyle ki, Türkiye’de bin dolarlık yasa dışı yatırım, uyuşturucu alanında 20 bin dolar, kaçak sigarada ise 43 bin dolar kazanç getirirken sahte ilaçta bu rakam 500 bin dolara kadar çıkıyor. Küresel pazarda silah sanayiinden sonra en büyük payı ilaç sanayii alıyor. 2010 yılı sonu itibarıyla global ilaç harcamaları 856 milyar dolar iken 2015’e kadar bu rakamın 1 trilyon doları aşacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de yılda 2 milyar kutu ilaç satılırken devlet tarafından ödenen rakam 16 milyar liraya yaklaşıyor.Şebekelerin piyasaya sürdüğü sahte ilaçlar içinde en büyük payı kanser tedavisinde kullanılan pahalı ürünler ile antibiyotikler, cinsel gücü artırıcı haplar ve zayıflatıcı mamuller oluşturuyor. Pazarlama ise genelde internet siteleri aracılığı ile yapılıyor. Son iki yılda Türkiye’de emniyet güçlerinin takibi sonucu sahte ilaç sattığı belirlenen 750 internet sitesi kapatıldı. Fakat, kapatılan sitenin yerine hemen yenilerinin açılması, şebekelerle mücadeleyi güçleştiriyor. En son yapılan 5. Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Sempozyumu’nda da, sahte ilacın ekonomi, sağlık ve güvenlik açısından tehdit oluşturduğu ve şebekelerin buradan elde ettikleri parayla terör örgütlerine destek olduğu vurgulandı.Sağlık Bakanlığı, Meclis’te bekleyen Tam Gün’le ilgili son torba kanuna, sahte ilaçla ilgili hapis cezası da ekledi. Halen, ruhsatsız ilaç üretenlere sadece para cezası kesiliyor. Yeni düzenlemeyle, ruhsatsız ilaç üretenler veya bu ürünleri bilerek satanlara bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilecek. Bu ürünleri üretenlere 300 bin liraya kadar da para cezası uygulanacak.SAHTE İLAÇTAN YILDA 1 MİLYON KİŞİ ÖLÜYORFransa Sahte İlaçlarla Mücadele Enstitüsü (IRACM) tarafından hazırlanan bir rapora göre gelişmiş ülkelerde ilaçların yüzde 1’i, gelişmekte olan ülkelerde ise ilaçların yüzde 10’u sahte. Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki alt gelirli ülkelerde ise taklit ilaç oranı yüzde 33’ü buluyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de her yıl bir milyondan fazla insan, sahte ilaç kullanımından dolayı hayatını kaybediyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yayın yapan Wall Street Journal Gazetesi, yaklaşık 2 yıl önce Türkiye’nin sahte kanser ilaçlarının üretim üssü olduğunu yazmıştı. Haberde, nişasta ve tuz gibi maddelerden üretilen sahte ilaçların ABD, İngiltere ve Danimarka’ya bile gönderildiği belirtilmişti.
Zaman
Güncel
13.12.2013
SahteilaçyenirantkapısıSahte ilaç yeni rant kapısı
Sahte ilaç yeni rant kapısı
Zaman
13.12.2013
01:51
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da büyük bir sahte ilaç şebekesi çökertildi. Araştırmalara göre bin dolarlık yasa dışı yatırım, uyuşturucuda 20 bin, kaçak sigarada 43 bin dolar kazanç getirirken sahte ilaçta rakam 500 bin dolara kadar çıkıyor. Bu da çetelerin iştahını kabartıyor.Türkiye’de son iki yılda 2 milyon kutuya yakın sahte ilaç ele geçirildi. Şebekeler, ürettikleri ve yurtdışından getirdikleri sahte ilaçları çoğunlukla internet üzerinden ya da hastane yakınlarında elden satıyor. Bu ilaçların bir bölümü ise ecza depoları ve eczaneler kanalıyla piyasaya sürülüyor. Dünya genelinde her yıl bir milyondan fazla insan sahte ilaçtan dolayı hayatını kaybediyor.Şebekeler, yurtdışından getirdikleri ya da Türkiye’de ürettikleri sahte ilaçları çoğunlukla internet siteleri üzerinden ya da hastane yakınlarında elden satıyor. Az da olsa bir bölümünün ise ecza depoları ve eczane kanalıyla piyasaya sürüldüğü belirtiliyor. Dünya genelinde sahte ilaç pazarının 32 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor.Hafta başında 9 ilde düzenlenen eşzamanlı operasyonda uluslararası bağlantıları da olan büyük bir sahte ilaç şebekesi ortaya çıkarıldı. 11’i yabancı 56 kişinin gözaltına alındığı operasyonda çetenin, kanser tedavisinde kullanılan pahalı ilaçların taklitlerini yaparak çok büyük kazanç elde ettiği tespit edildi. Sahte ilaç, son yıllarda hemen hemen dünyanın her yanında büyük bir problem haline gelmeye başladı. OECD raporlarına göre, sahte ilacın yüzde 75’i Hindistan ve Çin’de üretilip diğer ülkelere dağıtılıyor. Bu ilaçların yüzde 50’si Dubai üzerinden sevk ediliyor.Türkiye’de de son yıllarda ilaç sahteciliği hızla artıyor. Polisin yaptığı operasyonlarda iki yılda piyasa değeri 6 milyon lirayı bulan yaklaşık 2 milyon kutu sahte ilaç ele geçirildi. İlaç sahtekarlığını çeteler için cazip hale getiren en önemli unsur, astronomik sayılacak seviyede yüksek kâr getirmesi. Öyle ki, Türkiye’de bin dolarlık yasa dışı yatırım, uyuşturucu alanında 20 bin dolar, kaçak sigarada ise 43 bin dolar kazanç getirirken sahte ilaçta bu rakam 500 bin dolara kadar çıkıyor. Küresel pazarda silah sanayiinden sonra en büyük payı ilaç sanayii alıyor. 2010 yılı sonu itibarıyla global ilaç harcamaları 856 milyar dolar iken 2015’e kadar bu rakamın 1 trilyon doları aşacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de yılda 2 milyar kutu ilaç satılırken devlet tarafından ödenen rakam 16 milyar liraya yaklaşıyor.Şebekelerin piyasaya sürdüğü sahte ilaçlar içinde en büyük payı kanser tedavisinde kullanılan pahalı ürünler ile antibiyotikler, cinsel gücü artırıcı haplar ve zayıflatıcı mamuller oluşturuyor. Pazarlama ise genelde internet siteleri aracılığı ile yapılıyor. Son iki yılda Türkiye’de emniyet güçlerinin takibi sonucu sahte ilaç sattığı belirlenen 750 internet sitesi kapatıldı. Fakat, kapatılan sitenin yerine hemen yenilerinin açılması, şebekelerle mücadeleyi güçleştiriyor. En son yapılan 5. Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Sempozyumu’nda da, sahte ilacın ekonomi, sağlık ve güvenlik açısından tehdit oluşturduğu ve şebekelerin buradan elde ettikleri parayla terör örgütlerine destek olduğu vurgulandı.Sağlık Bakanlığı, Meclis’te bekleyen Tam Gün’le ilgili son torba kanuna, sahte ilaçla ilgili hapis cezası da ekledi. Halen, ruhsatsız ilaç üretenlere sadece para cezası kesiliyor. Yeni düzenlemeyle, ruhsatsız ilaç üretenler veya bu ürünleri bilerek satanlara bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilecek. Bu ürünleri üretenlere 300 bin liraya kadar da para cezası uygulanacak.SAHTE İLAÇTAN YILDA 1 MİLYON KİŞİ ÖLÜYORFransa Sahte İlaçlarla Mücadele Enstitüsü (IRACM) tarafından hazırlanan bir rapora göre gelişmiş ülkelerde ilaçların yüzde 1’i, gelişmekte olan ülkelerde ise ilaçların yüzde 10’u sahte. Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki alt gelirli ülkelerde ise taklit ilaç oranı yüzde 33’ü buluyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de her yıl bir milyondan fazla insan, sahte ilaç kullanımından dolayı hayatını kaybediyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yayın yapan Wall Street Journal Gazetesi, yaklaşık 2 yıl önce Türkiye’nin sahte kanser ilaçlarının üretim üssü olduğunu yazmıştı. Haberde, nişasta ve tuz gibi maddelerden üretilen sahte ilaçların ABD, İngiltere ve Danimarka’ya bile gönderildiği belirtilmişti.
Zaman
Ana Sayfa
13.12.2013
SahteilaçyenirantkapısıSahte ilaç yeni rant kapısı
Çinli işadamları işbirliği için Bursa'da
Zaman
11.12.2013
15:57
Çinde açılan ilk Türk derneği olan TürkiyeÇin Sanayici İş Adamları Derneği (TÜÇSİAD) Yapı Komitesi üyeleri Chunguo MA başkanlığında Bursa Girişimci İşadamları Derneğini (BUGİAD) ziyaret etti. Bursanın Türkiye ihracatında önemli bir yere sahip olduğunu bildiklerini dile getiren heyet üyeleri, yatırım yapılacak sektörlerin belirlenmesi adına ziyarete büyük önem verdiklerini belirtti. Bursadaki yatırım imkanları ve BUGİADın gerçekleştirdiği faaliyetler hakkında Çin heyetine bilgi veren BUGİAD yönetim kurulu üyesi Ekrem Algül, Bursanın Türkiyenin toplam ihracatının beşte birini gerçekleştiren ve ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip kent olduğunu belirtti. Bursanın aynı zamanda önemli bir yatırım kenti olduğunu sözlerine ekleyen Algül, Bursaya gerçekleştirilen yabancı yatırımlarda ilk üç sırayı tekstil, inşaat, metal-makine sektörlerinin yer aldığını kaydetti. Bursa küresel krizin fırsata dönüştürülmesinde önemli bir konuma sahip diyen Algül, “Bursa yabancı yatırımcı için bir cazibe merkezi. Çünkü ilimiz uzun yıllardır ihracatın merkezi. Bununla beraber üretim süreçlerini sürekli geliştirmesi ve sahip olduğu organize sanayi bölgeleri ile zengin iş gücü gibi çok önemli değerlere sahip.” dedi. Algüle verdiği bilgilerden dolayı teşekkür eden Çin heyeti başkanı Chunguo MA, Ningxia eyaleti ve yatırım olanakları hakkında BUGİAD üyelerine bilgilendirdi. Çin’de bulunan firmaların Türkiye’ye büyük önem verdiğini söyleyen Chunguo MA şunları söyledi: “Avrupa, Asya ve Orta Doğu pazarına olan yakınlığı ile Türkiye yatırım için oldukça cazip bir ülke. Çinli yatırımcılar için Bursada da birçok fırsatın yer aldığını gördük. Umarım bu ziyaret iki ülke iş adamları için faydalı sonuçlar doğurur ve iki ülke ticaretine yansır. şeklinde konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
11.12.2013
ÇinliişadamlarıişbirliğiiçinBursada/">BursadaBursada/">Çinli işadamları işbirliği için Bursada
Rusya’daki sanayi bölgeleri yatırım yapacak Türk şirketlerini bekliyor
Zaman
17.11.2013
10:22
Rusyanın Penza Bölgesindeki sanayi bölgesi Rus MIPin Proje Müdürü Roman Sedov, otomotiv ve makine sektöründe faaliyet gösteren Türk şirketlerini Rusyada doğrudan üretim yapmaya davet etti.İstanbulda düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk–Rus ve Rus–Türk İş Konseyleri 16. Ortak Toplantısına katılan Penza sanayi bölgesi Rus MIP Proje Müdürü Roman Sedov, Cihan Haber Ajansına (Cihan) özel açıklamalarda bulundu. Türkiye ve Çini örnek alarak sanayi bölgesi yaptıklarını belirten Sedov, otomotiv ve makine sektöründe yatırım yapmayı düşünenlere çok cazip ve ekonomik fırsatlar sunduklarını belirtti. Rus MIP sanayi bölgesinin hem üretim, hem toplama yapmak için uygun olduğunu belirten Sedov, Türk firmalarına her türlü yardımı vermeye hazır olduklarını kaydetti. RUSYADA ÜRETİLEN MAKİNE VE ÜRÜNLER DAHA ÇOK İLGİ GÖRÜYORTürkiyede üretilen otomotiv parçaları ve makinelerin fiyat açısından Rusyada yoğun ilgi gördüğünü aktaran Sedov bu durumun yatırımcılar için büyük olanaklar sağladığını belirtti. Sedov, Şirketler önce satacakları ürünlerin Rusyada toplama işlemini yapabilir. Bu da yerli mal anlamına geliyor. Müşteriler için de bu bir güvencedir. Birçok firma yabancı ürün almakta hala tereddüt edebiliyor. Örnek verecek olursak Türkiyede üretilen tankere göre Rusyada yine Türk şirketi tarafından üretilen tankerin daha çok satma ihtimali var. diye konuştu.YATIRIMCILAR ÖNCE RUS PAZARINI İNCELEMELİFirmaların öncelikle Rusya pazarını iyi bir şekilde incelemesi gerektiğini vurgulayan Sedov, yatırımcılar kendilerine düşen payı çok iyi görebilmesi gerektiğini belirtti. Sedov, O zaman kayıpsız bir yatırım yapılabilir. Şirketinizi kuracağınız sanayi bölgesinin, izin ve evraklarının sorunsuz bir şekilde hazırlanması. Yerli mal statüsünde üretim yapmak istediğiniz takdirde müşteri servisi açmanızda fayda var. Çünkü müşteri aldığı ürünü nerede bakım yaptırabileceğini bilmek istiyor, özellikle büyük müşteriler buna çok dikkat eder. Aksi takdirde satışa sunulan ürün beklenen ilgiyi görmeyebiliyor. şeklinde konuştu.SANAYİ BÖLGEMİZ HAZIR, HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZYatırımcıların eskisi gibi büyük paralar harcamasına gerek kalmadığını hatırlatan Sedov, Sanayi bölgesinde neredeyse masrafsız sadece kendinize bir yer seçip hemen üretime başlayabilirsiniz. Bizim ofisimiz de işçi olsun, evrak işleri olsun ve izin gibi meselelerde gereken ihtiyaçları karşılayacaktır. Kısaca yabancı ülkede ihtiyaç duyabileceğiniz her şey var. diye konuştu. KONYA SANAYİ BÖLGE ANLAYIŞINI ADAPTE ETTİLERRusyada yatırım yapmanın en güvenli tercih olacağını sözlerine ekleyen Sedov, Biz özellikle Konya ve Çindeki sanayi bölgelerinin uyguladığı sistemi örnek alarak en verimli şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz. dedi.Firmalar kurulurken bazı hatalar yüzünden sıkıntı yaşadığını hatırlatan Sedov, sanayi bölgesi olarak bu tür olumsuzlukları önlemeye çalıştıklarını dile getirdi. Sedov, Şirket kurulurken evraklar eksik hazırlanıyor, özelikle bu konuda yapılan hata büyük zararlara sebep oluyor. Bizim gibi sanayi bölgelerinin görevi bunu önlemek ve garantörlük vazifesini yapmak. Tüm işlemleri yakından takip ediyoruz ve aynı zamanda çok daha ucuza mal ediyor hizmetlerimizi. Bizim için uzun vadeli işbirlikleri çok önemli. Bu nedenle bir sorun yaşansın istemiyoruz. değerlendirmesinde bulundu.Penzada bulunan Rus MIP sanayi bölgesi 160 bin metrekarelik alana sahip. Firmalar üretim için istediği alanı kiralayabiliyor ve ofisini de aynı yerde açabiliyor. Sanayi bölgesinin doğalgaz, elektrik, su, yol gibi altyapı çalışmaları da tamamlanmış durumda.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
17.11.2013
Rusya’dakisanayibölgeleriyatırımyapacakTürkşirketlerinibekliyorRusya’daki sanayi bölgeleri yatırım yapacak Türk şirketlerini bekliyor
Cezayir Ticaret Müşaviri Aslan, Türk firmalarını Cezayir'e yatırıma davet etti
Zaman
14.11.2013
10:35
Türkiye’nin Cezayir Ticaret Müşaviri Hasan Aslan, Cezayir hükümetinin 2014 yılında 2 milyon konut yaptıracağını belirterek, inşaat sektöründe faaliyet gösteren Türk firmalarını yatırıma davet etti.İnşaat, mobilya ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren Anadolu Girişimci İşadamları Derneği (AGİD) üyesi bir grup Adanalı işadamları Cezayir ziyaretinden döndü. İlk olarak Cezayir’in başkenti Algeria’da incelemeler ve temaslarda bulunan işadamlarını partner kuruluş Medyatik Organizasyon temsilcisi M. Enes Kazak ve Cezayir’de 10 yıldan bu yana inşaat sektöründe faaliyet gösteren Adanalı işadamı Özmert İnşaat Limited Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Tunç karşıladı.AGİD Başkanı ve Alpat Millenium sahibi Seyfettin Alpat, AGİD Genel Sekreteri Kamil Üzüm, Pırlanta Erciyes İnşaat Sahibi Muammer Beluk, Şekeroğlu Tekstil sahibi Cevdet Şeker, Uyum Elektrik sahibi Hakkı Polat, Şahin Tekstil sahibi Ahmet Şahin ve Hatice Şahin, Yağmur Mobilya Sahibi Yağmur Akkülah, Adana Express Lojistik’in sahibi Fatih Alpçogay, Selsa Tekstil sahibi Sabri Altunbağ, Yılmaz Plastik sahibi Remzi Kar, Ağaç ve Yaşam Mühendislik sahibi Bayram İspir, Uluğ İnşaat sahibi Necdet Uluğ ve Erda Mimarlık sahibi M. Ali Açıkel Türkiye’nin Cezayir Ticaret Müşaviri Hasan Aslan’la yemekli bir programda bir araya geldi.Cezayir’in bakir iş alanları ile dolu olduğunu ifade eden Aslan, “Türk işadamları fırsatlar kaçmadan buraya gelmeli. Makina parkı için sıfır gümrük vergisi uygulanıyor. Enerji çok ucuz. Dolayısıyla üretim maliyeti düşük oluyor. Şirket kurmak için yüzde 49’u yabancı, yüzde 51’i için Cezayir vatandaşı olma şartı aranıyor. Çok sayıda devlet destekleri var. Türk işadamlarının Cezayir’de güvenilirliği çok yüksek. Türkleri çok seviyorlar. Tarihi, kültürel ve coğrafi bağdan dolayı Türklere karşı yakınlıkları var.” diye konuştu.YATIRIM YAPAN KAZANIRCezayir’in ithalatının 40-50 milyar dolar seviyelerinde olduğunu da söyleyen Aslan, “Tüketilen ürünlerin yüzde 90’ı ithal ediliyor. Üretim çok az olduğundan her sektörde başarılı olma ve kazanma şansı çok yüksek. Şu an Türkiye-Cezayir ticaret hacmi yıllık 5 milyar dolar civarında. Beyaz eşya, otomotiv ve yedek parça sektöründe çok fazla ihtiyaç var. Cezayir’de 66 inşaat firması faaliyet gösteriyor. Yıllık 1 milyar dolarlık iş yapıyorlar. Cezayir hükümeti 2014 yılı içerisinde 2 milyon adet konut yaptıracak. Bu sebeple, inşaat sektöründe faaliyet gösteren Türk firmalarını Cezayir’e bekliyoruz.” dedi.Cezayir’de yıl boyunca her sektörden fuarların düzenlendiğini de ifade eden Aslan, Türk yatırımcıların mutlaka bu fuarlara katılması gerektiğini söyledi. Cezayir’in çok iyi bir pazar olduğunu söyleyen Aslan, Türkiye Cumhuriyeti’nin, bir çok sektör için Türk işadamlarının yurt dışına açılması ve yatarım yapması amacıyla yüzde 50 destek verdiğini de belirtti. AGİD heyetinde bulunan işadamlarının, Cezayir’le ilgili sorularını da cevaplandıran Türkiye’nin Cezayir Ticaret Müşaviri Hasan Aslan’a, AGİD Yönetim Kurulu Başkanı Seyfettin Alpat teşekkür ederek plaket takdim etti.SEKTÖRLERE GÖRE İŞ GÖRÜŞMELERİ YAPTILARZiyaretin ikinci gününde geziye katılan işadamları Başkent Algeria’da faaliyet gösteren firmaları, 5 gruba ayrılarak ziyaret etti. Cazip desteklerin de düşünülerek bu ülkeye yatırım yapılmasının kazançlı olacağını ifade eden AGİD Başkanı Seyfettin Alpat, “Ne üretirseniz satabileceğiniz bir pazar. Enerjinin ucuz olduğunu gözlemledik. Türkiye pazarına göre ürettiğinizi daha yüksek fiyatlara satabiliyorsunuz.” dedi. Özmert İnşaat Limited Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Tunç’un daveti üzerine Oran Kenti’ne giden Adanalı işadamları burada faaliyet gösteren diğer Türk firmalarını da ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundular. Ticaret hacmi ve turizm açısından Türkiye’nin İzmir ve Antalya’sı olarak nitelendirilen Oran’da da yatırım imkanlarını yerinde gören iş heyetindeki firma temsilcileri bir çok yatırım ve ticaret anlaşması için ön anlaşmaya vardılar. Başkent Algeria’da bulunan Osmanlı’dan kalma tarihi eserleri de gezen AGİD üyesi Adanalı işadamları gezinin çok verimli geçtiğini ifade etti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.11.2013
CezayirTicaretMüşaviriAslanTürkfirmalarınıCezayireyatırımadavetettiCezayir Ticaret Müşaviri Aslan Türk firmalarını Cezayire yatırıma davet etti
Altıparmak: Erzincan'a kadar gelecek hızlı treni Erzurum'a da getirmeliyiz
Zaman
12.11.2013
17:17
Kuzey Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) tarafından geçen hafta Avusturya ve Almanyaya gerçekleştirilen inceleme gezilerini değerlendiren Vali Ahmet Altıparmak, Erzurumun güneş enerjisi sistemlerinden yararlanması gerektiğini söyledi. Vali Ahmet Altıparmak, Almanya’da güneş enerjisi sistemleri üzerine incelemelerde bulunduklarını ifade etti. Altıparmak, Erzurum’un yılın 300 gününden fazla günde güneş aldığına ve bu enerji çeşidinden yararlanması gerektiğine dikkat çekti. Güneş enerjisinin, dünyanın en temiz ve bitmeyen enerjisi olduğuna dikkat çeken Vali Altıparmak, bu sektörde yabancı şirketlerin Erzurum’a ilgisi olduğunu ve bunun takipçisi olacaklarını kaydetti. Erzurum’u, yüksek irtifa kamp merkezi yapmak arzusunda olduklarını ve bu konuda ileri düzeyde olan ülkelerin birikimlerinden faydalanmak istediklerini ifade eden Vali Altıparmak, bunun için de gerekli girişimlerde bulunduklarına işaret etti. Yüksek irtifa kamp merkezi konusunda Avusturya’nın iyi bir seviyede olduğuna dikkat çeken Vali Altıparmak, “Onların bilgi ve birikimlerini buraya nasıl taşırız, onun araştırmasını yaptık. Burayı yaz kampları için cazip hale getirebilirsek hem Erzurum kazanır, hem Türkiye kazanır.” dedi. Erzurum ve Bayburt’ta yatırım destek ofisi olduğunu belirten Vali Altıparmak, Erzurumda da söz konusu ofisin ajanstan ayrı çalışması ve sadece şehre odaklanması gerektiğine dikkat çekti. Hızlı trenin Erzurum’a kadar ulaşması için çalışılması gerektiğini aktaran Altıparmak, Hızlı tren projesi zaten Erzincan’a kadar projelendiriliyor. Erzurum’a kadar uzanması için zorlamamız lazım. Asker, öğrenci ve turistler hızlı treni kullanacak kişilerdir. İran’dan ve çevre ülkelerden gelen turistler iç bölgelere gitmek için hızlı treni tercih ederler. Bu argümanlar üzerinde durmamız lazım.” diye konuştu. Vali Altıparmak, KUDAKA Genel Sekreteri Talha Bekir Özmenden çalışmaları hakkında bilgi alırken; Özmen, ajansın Erzurum, Erzincan, Bayburt illerini kapsayan TRA1 bölgesinin nüfus yoğunluğu açısından en düşük bölge olduğunu dile getirdi. Bugüne kadar bin 55 proje aldıklarını kaydeden Özmen, 380 projeye destek verdiklerinin altını çizdi. Özmen, Ülke nüfusunun yüzde 1’ini barındıran bölgenin projelerden faydalandırma oranı yüzde 3. Yatırımcılara her türlü desteği verirken aynı zamanda teşvik ediyoruz. açıklamasında bulundu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.11.2013
AltıparmakErzincanakadargelecekhızlıtreniErzuruma/">ErzurumadagetirmeliyizErzuruma-da-getirmeliyiz/">Altıparmak Erzincana kadar gelecek hızlı treni Erzuruma da getirmeliyiz
Bakan Lilianne Plouman: Dış ticaretimiz açısından Türkiye önemli ülke (Özel)
Zaman
03.10.2013
03:25
Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma Bakanı Lilianne Ploumen, dış ticaret açısından Türkiyenin önemli bir ülke olduğunu söyledi.Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma Bakanı Lilianne Ploumen, İşçi Partisi (PvdA) Utrecht Yönetimi tarafından düzenlenen toplantı sonrası; Hollanda ekonomisi, Hollanda ile Türkiye arasındaki ticaret, ve Türk işadamlarının Hollanda ekonomisine katıları hakkında Cihan Haber Ajansına (Cihan) açıklamalarda bulundu.Hollanda ekonomisi hakkında bilgi veren Bakan Lilianne Ploumen şöyle konuştu: Hollanda ekonomisi açık bir ekonomi modeli. Bunun anlamı biz dünyada bir çok ülke ile ticaret yapıyoruz. Dolayısıyla dünyada ekonomi iyi gittiği zaman Hollandada ekonomi iyiye gider. Geçmiş yıllarda Hollanda ekonomisi zor yıllar geçirdi. Fakat buna rağmen son yıllarda Hollanda bir çok yabancı yatırımcıyı çekmeyi başardı. Şu anda ise Hollanda ekonomisi zor günler geçiriyor. Dolayısıyla kabine bir çok kısıtlamaya gitti. Buna rağmen Hollanda ekonomisi hala güçlü. Avrupa içinde ve dışında yatırımları hala devam ediyor. Şuanda azda olsa ekonomide belirli bir kıpırdanma var.Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaretin iyi durumda olduğunu söyleyen Lilianne Ploumen, Bu yıl içerisinde Türkiyeye iki defa ticaret ziyareti yapıldı. Bir tanesi Başbakanımız Mark Rutte ile, bir tanesi de benim başkanlığımda oldu. Ayrıca Başbakan Erdoğan birçok işadamı ile yıl içresinde ülkemize resmi görüşmeler çerçevesinde ticari bir ziyarette bulundu. Bir çok sayıda Türk kökenli işadamı Hollandanın kuzeyinde yeni yatırımlarda bulunuyor. Hollandanın kuzeyinde patates üzerinde yatırım yapıyorlar. Bunun yanı sıra bir çok Hollandalı firması da Türkiyede yatırımlar yapıyorlar. Dolayısıyla Türkiye ile Hollanda arasında ki ticari gelişmeler gittikçe ileriye doğru gidiyor ve güçleniyor. dedi.Hollanda ve Türkiye arasındaki ticaret hacminin 2012 yılında 7 milyar dolar olduğunu belirten Ploumen sözlerini şöyle sürdürdü: Toplamda ikili ticaret neredeyse önceki yıllardan bu yana üç kat arttı. Hollanda uluslararası ticaretinde, dünyaya karşı kendi açık tavrı ve yenilikçilik ruhuyla tarihimizden gurur duyuyoruz. Biz uluslararası işlerde öncelikli olarak kendimizi düşünmek istiyoruz. 2012 yılında Türkiye den Hollandaya ihraç 2011 yılı ile karşılaştırılacak olursak arttı ve Hollanda Türkiyenin ihracat ortağı olarak 13. sırada yer aldı. 2012 yılında da Türkiye toplam ithalat içindeki Hollandadan pazar payı artırdı. Türkiyenin cazip bir pazar olduğunu ve gelecekte bunun artacağını düşünüyoruzTÜRK İŞADAMLARI İKİ ÜLKE BAĞLARININ GELİŞMESİNE KATKIDA BULUNUYORTürk işadamlarının iki ülke bağlarının güçlenmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Lilianne Ploumen, Gördüğüm kadarıyla daha doğrusu kendi gözlemlerim Türk kökenli Hollandalı işadamları bizimle beraber ticari gezi için Türkiye ye gittiler. Ve orada yatırımlar yapıyorlar. Bu hem Türkiye ile Hollanda arasında ki bağların güçlenmesine hem Türkiye ekonomisine hem de Hollanda ekonomisine katkıda buluyor. Bu durumda yabancı kökenli Hollandalı işadamlarının dışarıda yatırım yaptığını görmekte bize ayrı bir gurur veriyor. şeklinde konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
03.10.2013
BakanLiliannePloumanDışticaretimizaçısındanTürkiyeönemliülke(Özel)Bakan Lilianne Plouman Dış ticaretimiz açısından Türkiye önemli ülke (Özel)
Pakistan ile 300 milyon dolarlık anlaşma
Zaman
19.09.2013
01:53
TUSKON tarafından düzenlenen Türkiye-Pakistan Ticaret ve Yatırım Forumu’nda 300 milyon dolarlık iş anlaşması imzalandı. Forumda konuşan Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, ülkesini Doğu ve Orta Asya’nın ortasında 80 milyonluk bir piyasa olarak tanımlayarak, Türk işadamlarını yatırıma davet etti.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), Türkiye-Pakistan Ticaret ve Yatırım Forumu’nda iki ülke işadamlarını bir araya getirdi. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve TUSKON Başkanı Rızanur Meral’in de katıldığı iş forumunda, 300 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. Türk işadamlarını yatırıma davet eden konuk başbakan, Pakistan’da yatırıma açık alanları şöyle sıraladı: “Enerji sektöründe geniş fırsatlar var. 500 bin ev yapacağız. Otoyolları, karayolları ve havalimanları inşa edeceğiz. Lütfen gelin ve bu alanlarda yatırım yapın.” Rızanur Meral de Pakistan’daki Türk okullarının ilişkilere olumlu katkı sağladığını, özellikle kalifiye işgücü anlamında büyük hizmetler verdiğini kaydetti.Türkiye-Pakistan arasındaki tarihi dostluk bağlarına dikkat çekilen konuşmalarda iki ülke arasındaki ekonomik işbirliklerinin daha da güçlendirilmesi yönünde mesajlar verildi. Rızanur Meral, Türkiye devleti ve işadamları olarak Pakistan ekonomisine katkıda bulunmayı arzu ettiklerini söyledi. Pakistan’da eğitim veren Türk okullarının iki ülke arasındaki ilişkilerde olumlu katkı sağladığını vurgulayan Meral, özellikle kalifiye işgücü anlamında da bu okulların büyük hizmetler verdiğini kaydetti. 170 milyonluk nüfusuyla dünyanın 27. büyük ekonomisi olan Pakistan’ın sahip olduğu tarihi, kültürel ve dinamik nüfus yapısına dikkat çeken Meral, iki ülke arasında 830 milyon dolar seviyesinde seyreden ticaret hacminin potansiyelinin oldukça altında olduğuna dikkat çekti. Meral, “Bizler iki ülke arasındaki ekonomik potansiyelin mevcut rakamları rahatlıkla aşabilecek bir değere sahip olduğuna inanıyoruz. Bu potansiyeli harekete geçirebilecek en önemli şeyin ise ticari ilişkilerin yanında daha uzun soluklu işbirliklerinin yolunu açacak olan yatırımlar olduğunu düşünüyoruz.” dedi. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif de konuşmasında Pakistan’ın sahip olduğu yatırım potansiyellerine dikkat çekerken, yetenekli ve genç işgücü ile ülkesinin yabancı yatırımcı için oldukça cazip olduğunu belirtti. Türkiye ile olan ekonomik ilişkilerin önemine vurgu yapan Şerif, Türk işadamlarını Pakistan’da yatırıma davet etti. Şerif, Pakistan’ı Doğu ve Orta Asya’nın ortasında 80 milyonluk bir piyasa olarak tanımlarken, dostane ve liberal bir ekonomiye sahip olduklarını söyledi. Şerif, ülkesinde yatırım için açık olan alanları sıraladı: “Enerji sektörünü geliştirmeye çalışıyoruz. Kömür, güneş ve rüzgâr gibi yatırıma açık, son derece geniş fırsat alanları var. Biz enerji alanında ülkemize daha fazla Türk firmasının gelmesini arzu ediyoruz. İnşaat bizde gelişen bir sektör. 500 bin ev yapılıyor. TOKİ modeli bir sistem temel ihtiyaçlarımızdan biri. Önümüzdeki zamanlarda otoyolları , karayolları ve havalimanları yapacağız. Lütfen gelin ve bu alanlarda yatırım yapın.” Bakan Zafer Çağlayan’ın Türk işadamlarını Pakistan’a yatırıma davet etme jestine karşılık Başbakan Şerif de Pakistanlı işadamlarını Türkiye’ye yatırıma davet etti. İki ülke ilişkilerinin gelişmesinin bizzat takipçisi olacaklarını da dile getiren konuk başbakan, iki ülke ilişkilerinin yakın bir dönemde katlanacağına inandığını aktardı. Pakistan-Türkiye arasındaki ticaret hacminin on yıl önce 175 milyon dolar olduğuna işaret eden Ekonomi Bakanı Çağlayan, bu rakamın geçen yıl 1 milyar dolara yaklaştığını söyledi. İki ülke arasındaki ilişkilerin çok daha iyi bir noktaya geleceğine inandıklarını ifade eden Çağlayan, Pakistan’la üçüncü ülkelerde de işbirliği yapmanın çok yakın olduğunu ifade etti. Çağlayan, bu ilişkilerin iki ülke arasında imzalanacak tercihli ticaret anlaşmasıyla daha yükseleceğine vurgu yaptı. Çağlayan, hükümet olarak Türkiye’yi daha iyi seviyelere taşımayı hedeflediklerini belirterek, 2023’e kadar kişi başı millî geliri 25 bin dolara ve yıllık ihracatı da 500 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Çağlayan, Türkiye ile Pakistan arasında tercihli ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesi halinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin ikiye katlanacağını belirtti. Çağlayan şöyle konuştu: “Pakistan’ın 2050’de 2 trilyon dolarlık millî gelire ulaşacak olması bizi sevindiriyor. Türk firmalarının Pakistan’a yatırım yapmasını son derece önemsiyoruz. Benim görevim yabancı yatırımcıları Türkiye’ye çekmektir ama ben Türk işadamlarına çağrıda bulunuyorum Pakis-tan’a gidin ve orada yatırım yapın.”
Zaman
Ekonomi
19.09.2013
Pakistanile300milyondolarlıkanlaşmaPakistan ile 300 milyon dolarlık anlaşma
Pakistan ile 300 milyon dolarlık anlaşma
Zaman
19.09.2013
01:52
TUSKON tarafından düzenlenen Türkiye-Pakistan Ticaret ve Yatırım Forumu’nda 300 milyon dolarlık iş anlaşması imzalandı. Forumda konuşan Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, ülkesini Doğu ve Orta Asya’nın ortasında 80 milyonluk bir piyasa olarak tanımlayarak, Türk işadamlarını yatırıma davet etti.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), Türkiye-Pakistan Ticaret ve Yatırım Forumu’nda iki ülke işadamlarını bir araya getirdi. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve TUSKON Başkanı Rızanur Meral’in de katıldığı iş forumunda, 300 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. Türk işadamlarını yatırıma davet eden konuk başbakan, Pakistan’da yatırıma açık alanları şöyle sıraladı: “Enerji sektöründe geniş fırsatlar var. 500 bin ev yapacağız. Otoyolları, karayolları ve havalimanları inşa edeceğiz. Lütfen gelin ve bu alanlarda yatırım yapın.” Rızanur Meral de Pakistan’daki Türk okullarının ilişkilere olumlu katkı sağladığını, özellikle kalifiye işgücü anlamında büyük hizmetler verdiğini kaydetti.Türkiye-Pakistan arasındaki tarihi dostluk bağlarına dikkat çekilen konuşmalarda iki ülke arasındaki ekonomik işbirliklerinin daha da güçlendirilmesi yönünde mesajlar verildi. Rızanur Meral, Türkiye devleti ve işadamları olarak Pakistan ekonomisine katkıda bulunmayı arzu ettiklerini söyledi. Pakistan’da eğitim veren Türk okullarının iki ülke arasındaki ilişkilerde olumlu katkı sağladığını vurgulayan Meral, özellikle kalifiye işgücü anlamında da bu okulların büyük hizmetler verdiğini kaydetti. 170 milyonluk nüfusuyla dünyanın 27. büyük ekonomisi olan Pakistan’ın sahip olduğu tarihi, kültürel ve dinamik nüfus yapısına dikkat çeken Meral, iki ülke arasında 830 milyon dolar seviyesinde seyreden ticaret hacminin potansiyelinin oldukça altında olduğuna dikkat çekti. Meral, “Bizler iki ülke arasındaki ekonomik potansiyelin mevcut rakamları rahatlıkla aşabilecek bir değere sahip olduğuna inanıyoruz. Bu potansiyeli harekete geçirebilecek en önemli şeyin ise ticari ilişkilerin yanında daha uzun soluklu işbirliklerinin yolunu açacak olan yatırımlar olduğunu düşünüyoruz.” dedi. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif de konuşmasında Pakistan’ın sahip olduğu yatırım potansiyellerine dikkat çekerken, yetenekli ve genç işgücü ile ülkesinin yabancı yatırımcı için oldukça cazip olduğunu belirtti. Türkiye ile olan ekonomik ilişkilerin önemine vurgu yapan Şerif, Türk işadamlarını Pakistan’da yatırıma davet etti. Şerif, Pakistan’ı Doğu ve Orta Asya’nın ortasında 80 milyonluk bir piyasa olarak tanımlarken, dostane ve liberal bir ekonomiye sahip olduklarını söyledi. Şerif, ülkesinde yatırım için açık olan alanları sıraladı: “Enerji sektörünü geliştirmeye çalışıyoruz. Kömür, güneş ve rüzgâr gibi yatırıma açık, son derece geniş fırsat alanları var. Biz enerji alanında ülkemize daha fazla Türk firmasının gelmesini arzu ediyoruz. İnşaat bizde gelişen bir sektör. 500 bin ev yapılıyor. TOKİ modeli bir sistem temel ihtiyaçlarımızdan biri. Önümüzdeki zamanlarda otoyolları , karayolları ve havalimanları yapacağız. Lütfen gelin ve bu alanlarda yatırım yapın.” Bakan Zafer Çağlayan’ın Türk işadamlarını Pakistan’a yatırıma davet etme jestine karşılık Başbakan Şerif de Pakistanlı işadamlarını Türkiye’ye yatırıma davet etti. İki ülke ilişkilerinin gelişmesinin bizzat takipçisi olacaklarını da dile getiren konuk başbakan, iki ülke ilişkilerinin yakın bir dönemde katlanacağına inandığını aktardı. Pakistan-Türkiye arasındaki ticaret hacminin on yıl önce 175 milyon dolar olduğuna işaret eden Ekonomi Bakanı Çağlayan, bu rakamın geçen yıl 1 milyar dolara yaklaştığını söyledi. İki ülke arasındaki ilişkilerin çok daha iyi bir noktaya geleceğine inandıklarını ifade eden Çağlayan, Pakistan’la üçüncü ülkelerde de işbirliği yapmanın çok yakın olduğunu ifade etti. Çağlayan, bu ilişkilerin iki ülke arasında imzalanacak tercihli ticaret anlaşmasıyla daha yükseleceğine vurgu yaptı. Çağlayan, hükümet olarak Türkiye’yi daha iyi seviyelere taşımayı hedeflediklerini belirterek, 2023’e kadar kişi başı millî geliri 25 bin dolara ve yıllık ihracatı da 500 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Çağlayan, Türkiye ile Pakistan arasında tercihli ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesi halinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin ikiye katlanacağını belirtti. Çağlayan şöyle konuştu: “Pakistan’ın 2050’de 2 trilyon dolarlık millî gelire ulaşacak olması bizi sevindiriyor. Türk firmalarının Pakistan’a yatırım yapmasını son derece önemsiyoruz. Benim görevim yabancı yatırımcıları Türkiye’ye çekmektir ama ben Türk işadamlarına çağrıda bulunuyorum Pakis-tan’a gidin ve orada yatırım yapın.”
Zaman
Ana Sayfa
19.09.2013
Pakistanile300milyondolarlıkanlaşmaPakistan ile 300 milyon dolarlık anlaşma
Bavyera seçimleri - FDP: Türkiye-AB müzakereleri ucu açık devam etmeli
Zaman
14.09.2013
14:47
Türkiye ile ekonomik ilişkilerin gelişmesine özellikle önem veren liberal Hür Demokrat Parti (FDP), Türk kökenli vatandaşlara çifte vatandaşlık verilmesini ve Alman vatandaşlığına geçiş işlemlerinin kolaylaştırılmasını istiyor. Beş yıl Almanyada yaşayan bir yabancıya yerel seçim hakkı verilmesinin onların topluma uyumlarını kolaylaştıracağını savunan FDP, eğitime mali yatırım yaparak destek verdiklerini dile getirdi.Bavyera eyaletinde son beş yıldır hükümet ortağı olarak mecliste bulunan liberal Hür Demokrat Parti de Türk kökenli seçmenlerin taleplerine hitap ediyor. Libareller genel olarak çifte vatandaşlık taraftarı Almanyada dört yıl kalan bir yabancıya hızlı bir şekilde Alman vatandaşlığı verilmesini istiyor. Göçmen kökenli vatandaşların topluma katılımlarının onların uyumunu kolaylaştıracağını savunan FDP, bu nedenle beş yıl Almanyada kalmış bir yabancı vatandaşa, yerel seçim hakkı verilmesini talep ediyor. Bu bağlamda bu hakkın anayasada yer alanabilmesi için teklifler yapıldığı ve yabancıların yerel seçim hakkı konusundaki hukuki düzenlemelerin gözden geçirilmesinin önemli olduğu belirtildi. Globalleşen dünyada çok dillilik ve farklı kültürel yeteneklerin olmasının önemli bir avantaj olduğunu belirten FDP, bu bilgi ve yetenekleri olan çocuk ve gençlerin teşvik edilmesinin gerekliliğine vurgu yaptı ve bunun için çift dilli hizmet veren kreş ve okullar kurulmasını destekledi. Almanyada kaliteli bir eğitim için ise Almancanın önemine vurgu yapan FDP, hali hazırdaki çoklu okul sisteminden ödün vermeden okularda fırsat eşitliği ve daha iyi kalite imkanı sunmak istediklerini kaydetti. Bunun için anaokullarının 3. yılını ücretsiz yaptıklarını, ikinci sene için de 2014 yılından itibaren ailelere aylık 50 Euro ek ödeme yapılmasını sağlayacaklarını belirten FDP, Alman çocuklarını da kapsayan Almanca dil teşviklerini artırdı. Toplumda çeşitlilikten yana olan FDP, göçmen kökenli vatandaşların topluma katılımlarını kolaylaştırmak için uyum kursları, okullarda İslam din dersleri gibi önemli projeleri desteklediğini açıkladı. Hür Demokrat Partiden Mahmut Türker Bavyera eyalet meclisi seçimlerine milletvekili adayı olarak giriyor. FDP, Türkiyenin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin gerekli şartları yerine getirmesi halinde vize muafiyeti getirilmesini hedefliyor. Türkiyede vize verilmesi işlemlerini hızlandırdıklarına dikkat çeken FDP, İstanbul ve Ankarada üçüncü kurumların vize işlemlerine yardımcı olduklarını kaydetti. Türkiyenin Avrupa Birliği (AB) üyeliği görüşmelerini ucu açık olacak şekilde desteklediklerini kaydeden FDP, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin uzun geçmişi olduğuna parmak basıyor. FDP büyük kentlerde artan kira ücretlerinin önüne geçmek için ise ev yapımlarını teşvik ettiklerini duyurdu ve sosyal evleri teşvik etmek için 2013/14 yılı bütçesinden 420 milyon Euro ayırdıklarını açıkladı. FDP BAŞADAYI MARTİN ZEİLİN SEÇİM MESAJIFDP, eğitim, sosyal pazar ekonomisi ve vatandaş haklarını savunan bir partidir. Bavyerayı beş yıldır başarılı bir şekilde yönetiyoruz: Bavyera, şu ana kadar hiç olmadığı kadar eğitime yatırım yaptı ve aynı zamanda borçlarını ödemeye başladı. Son on yılın en düşük işsizlik rakamlarını gördük. Kalifiye eleman açığını gidermek için yabancı kalifiye elemanların ülkemize gelmesi için çaba harcıyoruz ve eyaletimizde yüksek öğrenim gören yabancı öğrencilerin burda kalması için cazip şartlar sunuyoruz.MAHMUT TÜRKERİN (MİLLETVEKİLİ ADAYI) SEÇİM MESAJISadece parti siyaseti yapmak için aday olmadım; hedefim yabancı kökenli bir siyasi olarak meclise girip, Türk kökenli vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne katkı sağlamak. Amacım vatandaşlarımıza hizmet etmek. Bu nedenle Oberbayern bölgesindeki Türk kökenli seçmenler, tek bir adayı destekleyip onu meclise taşısınlar. Hükümeti yine CSU ile birlikte kuracağız, bu da benim seçilmem durumumda büyük bir avantaj olacak. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.09.2013
Bavyeraseçimleri-FDPTürkiye-ABmüzakereleriucuaçıkdevametmeliBavyera seçimleri - FDP Türkiye-AB müzakereleri ucu açık devam etmeli
Erdem Başçı’nın 1,92 TL tahmini yatırımcıyı çekebilir
Zaman
14.09.2013
01:52
Dövizdeki dalgalanmanın ardından Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, “Dolar yıl sonunda 1,92 ve altında olursa şaşırmayın.” diye açıklama yapmıştı.Bu açıklamayı yabancıyı Türkiye’ye yatırıma davet olarak nitelendiren Yatırım Finansman Menkul Değerler Genel Müdürü Şeniz Yarcan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın uluslararası arenada itibarının yüksek olduğunu söyledi. Yarcan, “Bu bir güvence vermedir. Faizler cazip düzeyde. Suriye’ye müdahalenin Türkiye’ye muhtemel olumsuz etkisi gibi diğer riskler ortadan kalkarsa yabancı için fırsat olur.” dedi. Mayıstan sonra Borsa İstanbul’un (BİST) gelişmekte olan ülkelerin borsasından negatif yönde ayrışarak 60-61 bin seviyelerine düştüğünü anlatan Yarcan, “Yabancı yatırımcı için bu seviye çok iyi giriş noktası. Kurun yükselmesi de dikkate alındığında katmerli getiri fırsatı var.” diye konuştu. Şeniz Yarcan, Amerikalı bir banka aracılığıyla hidroelektrik santral ve rüzgâr enerjisi gibi alanlarda yatırımı olan bir Türk şirketinin yakında ‘yeşil bono’ piyasaya süreceğini açıkladı. Kendilerinin de çevreye duyarlı şirket yönetiminin önemine istinaden 2011’den beri çalışma başlattıklarını vurgulayan Yarcan, sera gazı ölçümlerini tamamlayarak Türkiye’nin ilk karbon nötr aracı kurumu olma yolunda ilerlediklerini anlattı. Yatırım Finansman Menkul Değerler Başekonomisti Levent Durusoy da dünya ekonomilerinin hâlâ kriz öncesi rakam beklentilerinin oluşmadığının altını çizdi. Kamu borcunun, tüm dünya ekonomilerinin sorunu olduğunu belirten Durusoy, Türkiye’de büyümenin düşük kaldığını, ancak işsizliğin yükselmediğini belirtti. Cari açığın yıl sonuna kadar bir miktar daha artacağını aktaran Strateji Müdürü Hakan Tezcan, gelişmekte olan ülkeler arasında Türk borsasının 2009’dan beri en çok kazandıran borsa olduğunu ifade etti. Araştırma Müdürü Zümrüt Can Ambarcı ise gelecek 12 ayda BİST100’ün 83 bine yükselmesini öngördüklerini söyledi.
Zaman
Ekonomi
14.09.2013
ErdemBaşçı’nın192TLtahminiyatırımcıyıçekebilirErdem Başçı’nın 192 TL tahmini yatırımcıyı çekebilir
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kurtulmuş Açıklaması
Haberler.com
05.09.2013
15:54
Türkiye, özellikle doğrudan yatırım arayışında olan yabancı sermaye için cazip fırsatlar sunuyor
Haberler.com
Politika
05.09.2013
AKPartiGenelBaşkanYardımcısıKurtulmuşAçıklamasıAK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kurtulmuş Açıklaması
Hızlı büyüyen ülkelerin en iyimseri Türkiye
Zaman
27.08.2013
01:53
Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY’nin hızlı büyüyen 10 ülkede, 50’den fazla bankanın katılımıyla yürüttüğü ‘2013 Gelişmekte Olan Piyasalarda Bankacılık’ araştırmasında Türkiye’den katılımcıların verdiği cevaplar iyimser oldu.Türkiye, Şili, Malezya, Meksika, Güney Afrika, Nijerya, Vietnam gibi hızlı büyüyen ülkeler arasında finansal performansın en pozitif görüldüğü ülke Türkiye. Türkiye’den araştırmaya katılan bankacıların çoğunluğu, bankaların mali performansının iyileşeceğini tahmin ediyor. Ancak, pay baskısı, rekabetin artması ve iş yapma maliyetinin yükselmesi, yurtiçi ve uluslararası mevzuat değişikliklerinin etkisi sebebiyle, yerli bankaların kârlılıklarını koruma ve pazar payı yakalama konusunda kaygıları artıyor. Paylar sıkıştıkça, bankalar yeni ürün ve hizmetleri ücretlendirerek, ücret/komisyon gelirlerini artırma yoluna gidiyor. Rekabet baskısı bankaların kârlılıklarını korumak için arayışa girmelerine yol açıyor. Bankalar verimliliği artırmak ve maliyetlerini düşürmek için yeni yollar arıyor. Araştırmaya göre, bankaların zorlukların üstesinden gelmelerini ve büyümelerini sağlayabilecek dört temel adım ise daha basit ama özellikli ürün geliştirme, finans ve telekomünikasyon şirketleriyle işbirliği, kredi riski yönetimini güçlendirme ve teknolojiye yatırım olarak görülüyor. Araştırma sonuçları hakkında bilgi veren EY Türkiye Finansal Hizmetler sektör lideri Müge Öner, ailelerden borç alan kişi sayısının, kredi alan kişi sayısının 9 katı olduğunu söyledi. Öner, “Türkiye’de genç nüfusun yoğun olması sebebiyle, bankalar genç müşteri tabanlarını farklı biçimlerde oluşturmaya yöneliyor ve yenilikçi çözümler üretiyor.” dedi. Türkiye’nin yabancı bankalar için uzun zamandan beri cazip bir pazar olduğunu belirten şirketin Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Başkanı Selim Elhadef de “Türkiye’ye gelen yabancı bankalar çoğunlukla yerli bankaları satın alarak bankacılık işine girdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun ileride daha çok lisans verilebileceği yönündeki yaklaşımından hareketle, daha çok yabancı bankanın ticari ve kurumsal bankacılık operasyonlarına başlayacaklarını öngörüyoruz.” şeklinde konuştu.
Zaman
Ekonomi
27.08.2013
Hızlıbüyüyen ülkelerinen iyimseriTürkiyeHızlı büyüyen ülkelerin en iyimseri Türkiye
Selim Işıklar - Borsa'daki düşüşün Gezi ile ilgisi yok denilebilir mi?
Zaman
11.08.2013
02:03
Mayıs ortalarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti sonrasında Türkiye’ye yatırım yapılabilir ülke notu ikinci bir reyting kuruluşu tarafından verilmişti.Çözüm sürecinin başlaması ve İsrail’in çabalar sonrası özür dilemesi gibi olaylar ile not artışı ilişkisi tam bir paralellik göstermişti. Borsa İstanbul 93 bin puana kadar yükselmiş, tahvil fiyatları gösterge faizi gibi Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerine kadar gerileyerek (yüzde 4,6) iyimserliği en uç noktaya taşımıştı. Hemen herkes Türkiye’nin bir sıcak para hücumuna uğrayacağını düşünürken, Merkez Bankası’nda rekor bir seviyeye ulaşarak 135 milyar dolara ulaşan rezervlerden erimeler başlamış, ABD 10 yıllık tahvil fiyatlarındaki yükseliş gözlerden kaçmıştı.ABD Merkez Bankası’nın 5 yıldır sürdürdüğü sıfıra yakın faiz politikası ve tahvil alım programı olumlu istihdam ve enflasyon verileri ile faizlerin yukarı yöne dönmesine sebep olmuş 10 yıllıklar yüzde 1,60 seviyesinden yüzde 2,60’a doğru hızla yükselmişti. Keza Avrupa ekonomilerinde de benzer şekilde işler terse dönmüş iyimserlik rüzgârları borsaları yukarı döndürmüş, krizden çıkış içinde olduğu sürekli vurgulanmaya başlanır olmuştu. Gelişmiş ülkelerdeki bu durum Türkiye için kısa ve orta vadede olumsuz haberdi. Nitekim Gezi olayları 27 Mayıs’ta başlarken zaten piyasalar yukarı gitmekte zorlanıyor, tahvil fiyatları ve dolar yukarı dönmekteydi. Gezi olayları beklenmedik bir zamanda spontane olmuş izlenimini veriyor ve dış basının tek taraflı ilgisi, ‘Siyasi istikrarda çöküşün başlangıcı mı?’ sorularını sorduruyordu. Bir anda 13 milyar dolarlık bir yabancı çıkışı ile Borsa 93 binden 70 bine, dolar ise 1,86 liradan 1,97 liraya yükselirken tahvil piyasası adeta çökerek yüzde 4,6’dan yüzde 9’lara tırmanıyordu. ‘Eğer Taksim Gezi Parkı olayları olmasaydı durum farklı olur muydu?’ sorusuna bu durumun Gezi ile ilgisi yoktu denilebilir mi? Bence hem evet hem de hayır. Evet zira Türkiye not artış trendi ile risk primini düşürmüş ve hem siyasi istikrarı hem de dinamik yapısı ile cari açığına rağmen cazip bir sığınma limanı gibiydi. Gezi olayları olmasaydı bu derece bir para çıkışı yaşanmaz ve süreç daha yumuşak olabilirdi. Nitekim birçok yabancı yatırım bankası, Türkiye önerilerini piyasa üstünde getiriden piyasa altında getiriye çevirmesi ve kredi derecelendirme kuruluşlarının gösterilerin notu etkilemediğine vurgu yapmalarına rağmen, olayların devam etmesi durumunda negatif etki yapabileceğini de eklemeleri notun tehlikede olduğunu gösterdi. Temmuz ayı ortalarında özellikle ABD Merkez Bankası toplantısında ve sonrasındaki gelişmeler Türk piyasalarının krize girmesini engelledi. Zira enflasyon verisi hiç de beklenildiği gibi çıkmadı ve tahvil piyasalarındaki satışlar tehlikenin devam ettiğini gösterir gibiydi. ABD’den gelen son veriler durumu kurtardı. Aksi takdirde piyasalarda dolar 2 liraya kadar tırmanır ve yaz şirketlerimiz için daha sıcak ve bunaltıcı olabilirdi. Bankaların kârları ilk 6 ay olumsuz etkilenmedi. Ancak süreçte faiz piyasalarındaki yukarı sıçramalar ellerinde tahvili bol olan bankalar için kötü haberdi ve nitekim üçüncü çeyrekte bu olumsuz etkileri göreceğiz. Yabancı çıkışları devam etti. Temmuz ayında da yabancı yatırımcı bankalar ağırlıklı satışlarını sürdürerek 200 milyon dolarlık net satış yaptılar. Haziran ayında toplam satışlarına nazaran yavaşlasa da devam etti. Yabancılar haziran ayında 1,2 milyar dolarlık net satış yapmışlardı. Son duruma bakacak olursak bayram öncesi aşağı yönlü baskıların hakim olduğu BIST 100 Endeksi pazartesi günü yukarı yönlü bir seyir izleyebilir gibi görünüyor. Ancak yukarı açılışın ardından yabancıların banka hisselerinde yapacakları işlemlerin alış ağırlıklı mı olduğu, yoksa satışa dönük mü olduğu yön sinyalini verecek. Teknik olarak henüz günlük göstergelerin satış sinyali üretmediği Borsa’da 75 bin geçilmediği sürece ana ibre aşağı gösteriyor. Dikkatle izlenecek ana destek ise 70 binde bulunuyor. Kısa vadeli ara dirençler 74 bin-74 bin 500 ara destekler ise 72 bin 800 ve 71 bin 200 olarak değerlendirilebilir.Altın fiyatları bayramda yükselişe geçtiGeçen hafta 1272 dolar/ons seviyelerine kadar gerileyen altın fiyatları haftanın son iki günü ABD haftalık işsizlik verileri sonrasında hızla yükselerek 1313 doları aştı. Hafta içinde FED yetkililerinin tahvil alım programına yönelik negatif baskı yapan açıklamaları ile hızla geriledikten sonra yönün aşağı gösterdiği düşünülürken piyasalarda beklenmedik bir şekilde her perşembe ve cuma olduğu gibi 40 dolarlık bir marj oluştu. İşsizlik başvurularının artış göstermesi sebebiyle hem Euro/dolar paritesi yükselişe geçti hem de altın başta olmak üzere yükselişler başladı. Önümüzdeki hafta başı 1320 dolar geçilirse ons bir kez daha 1339 ve
Zaman
Köşe Yazıları
11.08.2013
SelimIşıklar-BorsadakidüşüşünGeziileilgisiyokdenilebilirmi?Selim Işıklar - Borsadaki düşüşün Gezi ile ilgisi yok denilebilir mi?
Günseli Ö. Ocakoğlu - Kendi derdimize düşüp fırsatları kaçırmayalım
Zaman
25.07.2013
02:00
Mobil kapsamanın en geniş, ara bağlantı ücretleriyle tarifelerin en düşük, sosyal paylaşım sitelerinin en yoğun kullanıldığı, Avrupa’da en çok konuşan ve SMS atan, diğer yandan da 30 yaş altı nüfusuyla iştah kabartan bir ülkeyken Gezi sonrası dumura uğrayan yabancı yatırımlar nihayet başladı. Seviniyorum özellikle neredeyse “lanetlenen” bilişim sektöründe yeniden “yatırım yapılabilir ülke statüsüne” gelmek bugün değil gelecek için, gençler için çok önemli. Diğer yandan ise üzülüyor ve neredeydik nereye geldik diyorum. ICANN ve Ericsson’dan sonra SAP de İstanbul’da bir Ar-Ge merkezi yatırımı yapıyor. 300 mühendisin çalışacağı merkez 20 milyon Euro’luk yatırım demek. Elbette ticareti iyi bilen yabancı, var olan potansiyeli göz ardı etmiyor. Peki, nedir bu potansiyel; 10 yılda 20 milyon geniş bant internet abonesine ulaşmak, aylık telefon kullanımının 49 dakikadan 291 dakikaya çıkması, yurtdışı internet kapasitesinin 7 yılda 63 kat artması ve bizzat Bakan Binali Yıldırım’ın yabancı yatırımcıyı davet eden yaklaşımı. Peki, sadece bu kadar mı? Elbette hayır! Türkiye ve yakın coğrafyasının toplam nüfusu 1,5 milyar yani bizim topraklarımıza yatırım yapan şirketler aslında bu potansiyeli yüksek nüfusa da yakın oluyor. Görülüyor ki yatırımları ülkemize çekme çalışmaları durmaksızın devam ederse Türkiye için bugün de yarın da bilişim alanında epey fırsat var.Sosyal medyayı manipüle etmeyiz Yatırımların Türkiye’ye getirilmesi için görüşmeler BTK Başkanı Tayfun Aca-rer’in de içinde bulunduğu bir grup tarafından sürdürülürken, bu girişimler “İnternetin içeriği ve sosyal paylaşım sitelerinin engellenmesine ilişkin görüşmeler yapılıyor” biçiminde yorumlanmıştı. Başkan Acarer, “Dubai’de ICANN’ın İstanbul’u bölgesel merkez olarak kabul etmesi için çaba gösterir, ABD’de de “fake adreslerle kişisel hakaret ve nefret” gibi evrensel anlamda kabul edilmeyen yaklaşımlara uygun bir sosyal medya anlayışı arayışındayken bu söylemleri hiç hak etmemiştik.” diyor. Başkan Acarer, Türk insan kaynağının yeterliliğine de değinerek, Hindistan ve Çin’deki bilişim çalışanlarının ücretlerindeki artışın Türkiye’nin şansını artırdığına değiniyor ve “Bu herkesin menfaatine bir süreç. Yatırımların ne kadar isabetli olduğunu Türkiye’ye yatım yapanlar pek yakında görecek.” diyor.Her şehirde olaylar varBakan Binali Yıldırım, iftar saatine yakın konuşmasına rağmen yine formundaydı. Konuşmasında katılımcıları da onurlandırırken SAP yönetimine, “Bilişim akıllı insanlar demek. Salona bakınca hepsini aynı yerde bulmak mümkün olmayan pek çok bilişimciyi bir arada görüyorum. Bunun kıymetini bilin.” diyor. Oysaki kendisi de konunun en tepesindeki kişi olarak zaten orada. Bakan Yıldırım, doğru ve kuzeye pozitif ayrımcılık yaparak 23 milyar TL sadece kendi bakanlığının yatırım yaptığını, Türkiye’nin refah içinde olmasının yetmeyeceğini, çevre ülkelerin de mutlu olması gerektiğini, yabancı yatırımcılara cazip gelebilmek için ulaşım imkânlarını artırdıklarını hatta Sabiha Gökçen yakınına kurulan SAP Ar-Ge merkezinin potansiyeli düşünülerek 2. pistin yapıldığını ve hızlı tren yatırımlarının arttığını söylüyor. İstanbul’un yoğun trafiğine takılan ve toplantıya geç kalan Bakan’a SAP Türkiye Başkanı Cafer Tosun ve Prof. Şahin Albayrak konuşmalarında sataşmada bulununca “Buna cevap vermem gerek.” diyen Bakan Yıldırım, İstanbul’a toplu taşımacılık için sadece 100 milyar TL’lik bir yatırım yapıldığını söylüyor. İstanbul trafiğinin gerekçesinin nedenini de, “İnsanların kendi şehirlerinde yaşam standartları yüksek olursa İstanbul’a gelmez. Bu nedenle doğuya ve kuzeye yatırımlara devam ediyoruz.” diyerek cevaplıyor. Gezi olaylarına da değinen Bakan, SAP üst yönetiminden Vishal Sikka’ya hitaben de, “Burası huzurevi değil, dinamik bir şehir. Her şehirde hareket var. Hareket olan yerde bereket olur.” diyor. Bu söylem sanıyorum ki hem SAP’a hem de Türkiye yatırımlarını askıya alan diğer muhataplara bir mesaj niteliğinde. Umarım Bakan Yıldırım’ın mesajı askıda bekleyen yatırımcıya da ulaşır.İki bakan iki söylem, özlemişiz…TİM’in ihracatta öne çıkan firmalara ödül verdiği törende Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan bir konuşma yapıyor. Konuşması, kısalığıyla neredeyse rekor kırıyor. Bakan Çağlayan, günümüzde iş yapmanın zorluğundan hele ihracatçı olarak yaşanabileceklerden söz ediyor, “Türkiye eski Türkiye değil, yabancılardan çekinecek bir şey olmadığını hep birlikte gördük. İş öğrenen değil öğreten olduk. Tek başına değil birlikte neler yapabiliriz sorusunu sormak ve daha büyük oynamak gerek. Dışarıda zorlanan bir ekonomi var. Daha fazla gaza
Zaman
Köşe Yazıları
25.07.2013
GünseliÖOcakoğlu-KendiderdimizedüşüpfırsatlarıkaçırmayalımGünseli Ö Ocakoğlu - Kendi derdimize düşüp fırsatları kaçırmayalım
8 ülkeden 100 işadamı, Sakarya’ya geliyor
Zaman
18.06.2013
12:48
Sakarya Girişimci ve Sanayici İşadamları Derneği (SAGİAD), Sakarya Dünya Ticaret Köprüsü çerçevesinde 8 ülkeden 100 yabancı işadamını Sakaryalı işadamlarıyla buluşturacak.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) tarafından düzenlenen Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü programına katılan 8 ülkeden 100 işadamı Sakaryada iş görüşmelerinde bulunacak. SAGİAD, Senegal, Uganda, Moğolistan, Kazakistan, Mali, Cape Verde, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Karadağlı işadamlarını ikili iş görüşmeleri için 21 Haziran tarihinde saat 14.00da Elmas Otelde Sakarya iş dünyası ile bir araya getirecek. Sakaryalı 500 firmanın bin 200 iş görüşmesi yapması planlanan görüşmede inşaat, mobilya, iş makineleri alanında 20 milyon dolar ticaret hacmi hedefleniyor. SAGİAD Başkanı Vecdi Çelebi, Elegant Tesislerinde düzenlediği basın toplantısında ticaret köprüsüyle ilgili bilgi verdi. Senegalin önde gelen işadamlarından Ousmane Lo, Amal Fakhry ve Türkiye Senegal İşadamları Derneği Başkanı Sami Karasinnin de katıldığı toplantıda konuşan Çelebi,TUSKON düzenlediği Türkiye Dünya Ticaret Köprüsü için gelen yabancı işadamlarından Sakaryanın da faydalanması için böyle bir program düzenlediklerini kaydetti. Bu sene Sakaryaya 8 ülkeden 100 işadamının getirileceğini, seneye ülke sayısının 15i geçebileceğini ifade eden Çelebi, Dünya Ticaret Köprüsünün İstanbuldan sonra Sakaryada da yapılmaya başlanması, Sakarya ticareti için çok önemli. Sakaryalı 500 firma yurt dışından gelen ülkelere malzeme satma imkanı bulacak.Ayrıca atıl durumda olan iş makineleri de bu ülkelere satılabilir. dedi. Elmas Otelde yapılacak ikili iş görüşmelerinde İngilizce, Fransızca, Rusça ve Portekizce ücretsiz tercüme imkanı sunulacağını vurgulayan Çelebi, Sakaryadaki yapı, müteahhitlik, mobilya, inşaat malzemeleri, iş makineleri, ev tekstil konularında ücretsiz görüşme yapılabileceği program kayıtları www.ilkihracatim.com sitesinde ücretsiz yapılabildiğini hatırlattı. Çelebi, Siteden kayıt esnasında firmalar görüşmek istedikleri ülkeyi ve firmayı seçme ve randevularını oluşturma imkanı bulabilecekler. bilgisini verdi. TÜRKİYE İLE TİCARET YAPMAK İSTİYORUZOusmane Lo da Türkiye ile ticaret yapmak istediklerini, Türk mallarının kalitesi ve işçiliğinin çok güzel olduğunu belirtti. Türkiyeye seramik ve mermer gibi inşaat malzemesi almaya geldiğini, çok kaliteli ürünler gördüğünü anlatan Lo, Firma olarak Çinden mal alıyoruz. Ancak Türk malları çok kaliteli. Artık mallarımızı Türkiyeden almak istiyoruz. şeklinde konuştu. Türkiye Senegal İşadamları Derneği Başkanı Sami Karasin, Türk işadamlarını Senegale devat ederek, çok cazip yatırım imkanları bulunduğunu, ayrıca bu ülkede güvenlik sorununun olmadığını sözlerine ekledi. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
18.06.2013
8ülkeden100işadamıSakarya’yageliyor8 ülkeden 100 işadamı Sakarya’ya geliyor
Tarım Bakanı Eker'den Yatırımcılara Destek
Haber3
26.09.2012
15:47
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Türkiyenin tarımsal yatırım için çok cazip bir ülke olduğunu belirterek, Türkiye tarımına yapılacak tüm yabancı yatırımları destekleyeceklerini söyledi.
Haber3
Son Dakika
26.09.2012
TarımBakanıEkerdenYatırımcılaraDestekTarım Bakanı Ekerden Yatırımcılara Destek
Bakan Eker den Yabancı Yatırımcılara Destek
Haberler.com
26.09.2012
15:13
Bakan Eker, Türkiyenin tarımsal yatırım için çok cazip bir ülke olduğunu belirterek, Türkiye tarımına yapılacak tüm yabancı yatırımları destekleyeceklerini bildirdi.
Haberler.com
Ekonomi
26.09.2012
BakanEkerdenYabancıYatırımcılaraDestekBakan Eker den Yabancı Yatırımcılara Destek
Bakan Eker den Yabancı Yatırımcılara Destek
Haberler.com
26.09.2012
15:03
Bakan Eker, Türkiyenin tarımsal yatırım için çok cazip bir ülke olduğunu belirterek, Türkiye tarımına yapılacak tüm yabancı yatırımları destekleyeceklerini bildirdi.
Haberler.com
Son Dakika
26.09.2012
BakanEkerdenYabancıYatırımcılaraDestekBakan Eker den Yabancı Yatırımcılara Destek
Akaryakıt istasyonlarında transfer kavgası
Samanyolu Haber
22.03.2011
09:36
Benzin, motorin ve LPG fiyatları hızla artarken akaryakıt şirketleri arasındaki istasyon rekabeti de büyüyor.

Bayi sözleşmelerinin 20 yıldan 5 yıla indirilmesini öngören intifa hakkı uygulaması, şirketler arasındaki transferleri de hızlandırdı. Bayilerini rakiplerine kaptırmak istemeyen şirketler, çeşitli yollara başvuruyor. Sektörün büyük oyuncularından BP, bayilerinin tapularına konulan intifa hakkını (ipotek) kaldırmaya yanaşmıyor; ipotek kaldırma karşılığında ise bayi sahiplerinden yüklü miktarda para isteniyor. Firma, Rekabet Kurulunun kararı yürürlüğe girmeden önce bütün bayilerine intifa hakkından borç çıkararak ihtiyati tedbir talebiyle mahkemeye başvurdu. Bayiler ise karşı dava açtı. Rekabet Kurulu, 12 Mart 2009da akaryakıt istasyonu sözleşmelerinin 5 yılla sınırlandırılmasına karar vermişti. Karara göre 2005ten önce sözleşme uzun yapılmışsa bile 18 Eylül 2010da sona erdi. Transferler, bu tarihten sonra hız kazandı. Pazara yeni giren dağıtım şirketleri, cazip tekliflerle bayi kapma yarışına girdi. Sözleşme süresi dolan 7 binden fazla istasyon, dağıtım şirketleriyle yeniden masaya oturdu. Çetin pazarlıklar sonucunda 1.460 bayi, başka bir markayla çalışmayı tercih etti. CNBC-e Business dergisinin haberine göre intifa sözleşmelerinin 5 yılla sınırlandırılması, büyük şirketlere 880 istasyon kaybettirdi. İstasyonlarla dağıtıcı firmalar arasındaki sözleşmeler, intifa hakkı üzerinden yapılıyor. Bazı firmalar, elindeki bayileri korumak için bu sözleşmeyi koz olarak kullanıyor. İzmirde istasyonu bulunan Önder Kirazoğlu, 15 yıl önce BP ile 20 yıllık sözleşme yaptı. Yeni düzenlemeyle birlikte BPye başvuran Kirazoğlu, başka bir firmayla çalışmak istediğini belirterek, gayrimenkulün üzerindeki intifa hakkının kaldırılmasını talep etti. BP ise, 20 yıllık sözleşme yaptık, daha 5 yıl süremiz var. İntifa hakkını kaldırmamız için 158 bin 418 lira ödemeniz gerekiyor. cevabını verdi. Kirazoğlunun verdiği bilgiye göre BP, Rekabet Kurulunun kararı yürürlüğe girmeden önce bütün bayilerini intifa hakkından borçlu çıkararak, ihtiyati tedbir talebiyle mahkemeye verdi. Kendilerinin de mahkemelik olduğunu vurgulayan Kirazoğlu, 15 yıl önce BP ile sözleşme yaparken bize, işletme sermayesi adı altında 9 bin TL ödemişlerdi. Şimdi karşılığında çok daha fazlasını istiyorlar. diye konuştu. BP: Bayilere dayatma söz konusu değil BP Türkiye Dış İlişkiler Direktörü Murat Lecompte ise intifa hakkını kaldırırken zora koşmak gibi bir dayatmalarının olmadığını, karşı tarafın kanuni hakları olan birtakım harçları yatırımları gerektiğini ifade etti. Lecompte, bayileri olan istasyonların tapularına koyulan intifa hakkına iki perspektiften bakılmasını istedi. İntifa haklarının kaldırılmasında iki hukuki hak doğduğunu kaydeden Lecompte, Bir tanesi daha önce bizim tarafımızdan yapılmış yatırım oluyor. O yatırımın kanuni olarak işlememiş süreye denk gelen miktarını geri istemeye hakkımız var. İkincisi, tapudan intifa hakkını kaldırırken, tapu harcı da doğuyor. İntifa hakkının kaldırılması bayinin lehine işlediği için intifa hakkının kaldırılmasında harcı onun ödemesi gerekiyor. dedi. En fazla bayi kaybı Petrol Ofisinde EPDK verilerine göre Türkiyede 14 bin civarında akaryakıt bayii bulunuyor. 2010 yılında toplam istasyon sayısı 166 adet arttı. Yeni dönemde 7 bine yakın bayi, sözleşme pazarlığına oturdu. Beşini yabancı sermayeli şirketlerin oluşturduğu altı büyük akaryakıt dağıtım markası, 880 istasyon kaybetti. En çok kaybı olan marka, 450 adetle sektörün en yaygın dağıtıcısı konumundaki Petrol Ofisi. Shell 202, Opet Sunpet 85, Akpet Lukoil 75, Total 43, BP 25 istasyon kaybı yaşadı. Bu dağılım, altı büyük markanın bayi oranını yüzde 60tan 52ye indirdi. Küçükler ligindeki markaların payı ise yüzde 40tan 48e çıktı. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.03.2011
AkaryakıtistasyonlarındatransferkavgasıAkaryakıt istasyonlarında transfer kavgası
Gül: Tereddüt etmeyin
Samanyolu Haber
20.10.2010
16:58
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiyenin genç nüfusu ve birçok AB ülkesine göre risk pirimi düşük olması nedeniyle yatırım için çok uygun bir ülke olduğunu belirterek Alman işadamlarını Türkiyede yatırım yapmaya davet etti.

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiyeye resmi ziyaret gerçekleştiren Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile birlikte Kayseride Hilton Otelinde düzenlenen Türk-Alman İşadamları Forumuna katıldı. Her iki cumhurbaşkanı, forum öncesinde iki ülke işadamlarıyla basına kapalı bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi. Platformdaki konuşmasında Alman işadamlarına çağrıda bulunarak yatırıma davet eden Cumhurbaşkanı Gül, Türkiyenin yabancı yatırımlar için cazip hale gelmesinin altındaki en önemli sebeplerden birinin köklü hukuk reformları olduğunu kaydetti. Gül, Alman işadamlarına, Türkiyeye güvenebilirsiniz, Türkiyenin hukukuna, ekonomik kurallara güvenebilirsiniz. Bir anlaşmazlık söz konusu olur da mahkemeye giderseniz mahkemeler, Türk mü Alman mı Arap mı Yunan mı diye bakmaz. Kim haklı, kim haksız buna bakar. Almanların tereddüt etmesine gerek yok. Türkiyedeki yatırım ortamı müsait mi değimli bunu tereddüt edebilirlerdi ona da gerek yok. Makro ekonomik göstergelere baktığımızda Avrupanın en sanayileşmiş kalkınmış ekonomisi büyük ülkelerine göre risk durumumuz daha düşük. Gelecekte bu ülke parlak mı değil mi risk primini yüksek veya düşük tutuyorsunuz. Türkiyenin risk primi, İtalya, ispanya, Portekiz ve birçok AB ülkesinden daha düşüktür. Bu büyük bir potansiyeldir. Ayrıca genç nüfusumuz da Türkiyede iş yapmaya cazip kılan etkenler arasında yer alıyor. dedi. Türkiyenin ekonomik olarak güçlenmesiyle, demokrasi ve hukuk standartlarını yükseltmesiyle daha güçlü hale geleceğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, güçlü bir Türkiyenin, Avrupanın, dünyanın ve komşularının faydasına olacağını vurguladı. Türkiyenin son dönemde ekonomik ve siyasi alanda önemli reformlara imza attığına değinen Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye, ekonomik olarak güçlenmesiyle, demokrasi ve hukuk standartlarını yükseltmesiyle daha güçlü olacaktır. Güçlü bir Türkiye, Avrupanın, dünyanın ve komşularının faydasınadır. Türk ekonomisi büyüdükçe daha çok iş yapılacaktır. Türkiye, yüzde 12 büyümese iki ülke şirketleri bundan kazançlı çıkamazdı. Türkiye, ekonomik krizde olsa alışveriş yaptığı ülkelerin de aleyhine olacaktı. Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmi, 2008de 30 milyar doları geçmişti. Ama Avrupa ülkeleri krizden etkilendiği için bu ülkelere dönük ihracatımız azaldı. Komşuların ve aynı bölgelerde yaşayan ülkelerin güçlü olması, hepsinin çıkarınadır. Türkiye, Avrupa Birliğine katılırsa ABnin mevcut pastasından pay almayacak, önce o pastayı büyütecek, sonra pay alacak. Türkiyede yatırım atmosferi çok iyi. Son yıllarda siyasi ve ekonomik alanda çok köklü reformlar yapıyor. Artık Türkiyedeki ekonomi standardı ve ekonomi hukuku Almanyadan, Fransadan, İtalyadan farklı değil. AB ile müzakereleri başlatabilmek için bu şarttı. Türkiye, serbest piyasa ekonomisinin bütün kurallarını gerçekleştirdiği için müzakerelere başladı. diye konuştu. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff da Türkiyenin son yıllarda ekonomik anlamda çok ciddi atılımlar gerçekleştirdiğine dikkat çekerek artık Avrupanın tezgahı olmaktan çıktığını söyledi. Türkiye ile Almanya arasında uzun süredir dostane bir ilişki yaşandığını dile getiren Wulff, Türkiyenin avantajlarının çok kolay bir şekilde görülebildiğini vurguladı. Türkiyenin olağanüstü bir alt yapıya sahip bulunduğunu dile getiren Wulff, merkezi konumunun da Türkiyeye büyük avantajlar getirdiğini ifade etti. Türkiyenin olağanüstü hızla Avrupa standartlarına yaklaştığına dikkat çeken Wulff, iki ülke arasındaki ticaretin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğinin de altını çizdi. Wulff, Vize, çifte vergilendirme ve serbest ticaret konularını kolaylaştırmak için çalışıyoruz. Türkiye, artık Avrupanın sanayi tezgahı değil, üretim ülkesi. Çok kaliteli ürünler üretiyorsunuz. Ama enerji verimliliği konusunda daha yapılacak çok şey var. Bu konuda da Türk-Alman işbirliğine gidilebilir. dedi. İki ülkenin enerji alanında da işbirliği yapılabileceğini belirten Wulff, özellikle çevreye duyarlı, enerji tasarrufu ve verimliliği konusunda çalışma grubu oluşturulmasını istedi. Wulff, 5-10 yıl sonra bir evin, bir uçağın enerji bilançosuna, karbonmonoksit salınımına bakılacağına dikkati çekerek, Almanyanın bu konuda Türkiyeye teknoloji sunabileceğini kaydetti. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da iki cumhurbaşkanına işadamlarına verdikleri destekten dolayı teşekkür etti. Gül ve Wulffun katılımıyla gerçekleşen iş forumunun iki ülke işadamları arasında işbirliğine yönelik büyük fırsatlar doğuracağını dile getiren Hisarcıklıoğlu, işbirliğinin önündeki engelleri vize, karşılıklı mal taşımada uygulanan kota ve Türkiyenin üçüncü ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmalarına taraf olamaması şeklinde sıraladı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.10.2010
GülTereddütetmeyinGül Tereddüt etmeyin
Anadolu'ya 5 milyar TL'lik otel yatırımı
Samanyolu Haber
16.08.2010
10:11
Halen Türkiye genelinde 837 otel inşa ediliyor. Bu otellerin yüzde 60a yakını Anadolunun yeni gelişen illerinde yükseliyor.

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut, bu gelişmeyi, Anadolunun içlerinde halen otel eksikliği var. Bu hem turistik hem de ticari taleplerden kaynaklanıyor. diye yorumluyor. Son yıllarda turizmde yaşanan büyük sıçrama ile otel yatırımları katlanmaya başlandı. Turizm Bakanlığının verilerine göre ülke genelinde halen 837 otel inşaatı devam ediyor. Bunun yaklaşık 500ü Ankara, Bursa, Hatay, Manisa, Antalya, Şanlıurfa ve Eskişehir gibi Anadolunun hızla gelişen şehirlerinde bulunuyor. Turizmci, beş yıldızlı tesislerin de yer aldığı Anadolunun yeni otelleri için 5 milyar TLlik yatırım yapıyor. Grand Boğaziçi ile Rixos Hatayda, Hilton Bursa, Şanlıurfa ve Kütahyada, Inter Continental ve Accor Bursada, Oruçoğlu ve Erokko Manisada, Mövenpick Ankarada, Sheraton da Şanlıurfada otel için inşaata başlayan dev zincirler arasında. Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Turgut Gür, bu rakamları, Demiştik ve sözümüzü tuttuk. diye değerlendirirken, turizmciler de, Artık Türkiyede turizm deniz, kum ve güneş olarak algılanmıyor. yorumunu yapıyor. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut ise yatırımların daha da artacağını vurguluyor. Anadolunun içlerinde halen otel eksikliği var. Bu hem turistik hem de ticari taleplerden kaynaklanıyor. diyen Barut, sanayide yaşanan atağın ve THYnin artık birçok kente uçuyor olmasının şehir otelciliğinde Türkiyeyi yetersiz hale getirdiğini dile getiriyor. Bu sebeple Doğu Anadolunun her yerinde, Mardinde, Konya ve Eskişehirde otel eksikliği var. diyen TÜROFED Başkanı, 6 yıldır ticaret turizme katkı sağlıyor. Arzu ettiğimiz de buydu. ifadelerini kullanıyor. Türkiyede Zincir ve Grup Oteller 2009 Araştırmasının sonuçlarına göre ülkedeki konaklama tesislerinin yüzde 85i yerli firmaların elinde. Araştırmaya göre 2001 yılında 84 olan grup ve zincir otel sayısı 8 yılda ikiye katlanarak 141e ulaştı. Türkiyede bulunan 141 grup ve zincir otelden 122si yerli firmalara ait. Söz konusu tesislerin toplam yatak kapasitesi 295 bine ulaşıyor. Yabancılara ait zincir ve grup otellerin sayısı ise 19da kalıyor. İki adet tesise sahip olan markalar eklendiğinde bu sayı 30a ulaşıyor. Uluslararası danışmanlık şirketi PFDnin 2008 analizi ise yerli ve yabancı otel zincirlerinin Anadoluya göz diktiğini gösteriyor. Dört ve beş yıldızlı otellerin bulunmadığı gelişmekte olan illere büyük ilgi olduğuna işaret eden PFDden Metin Erdoğduya göre, bunun sırrı artan iş hacmine karşın nitelikli hizmet sunacak otel eksikliği olması ve bunun yatırım için cazip bir ortam oluşturması. Şu anda Türkiyede 3 bin 616 adet otel hizmet veriyor. İstanbulda Avrupa yakasında 57, Anadolu yakasında ise 22 otel inşaat halinde. Bunların 36sı 5 yıldızlı, 23ü 4 yıldızlı. İzmirde 14 bin 525 yatak kapasiteli 52 tesis inşaat halinde. Ankarada aralarında Mövenpickin de bulunduğu 24 şirket otel inşa ediyor. Bursada 20ye yakın otel inşaatı devam ediyor. Bunun 11i 5 yıldızlı. Hatayda işleyen otel sayısı 25. 11i de inşaat halinde. Manisada 4ü inşaat halinde 30a yakın otel bulunuyor. Gaziantepte 10 otel inşaat halinde. 29 da işleyen otel var. Vanda 5 yıldızlı bir otel inşaatı başlamak üzere. Şanlıurfada önümüzdeki yıl Hilton ve Sheraton hizmete girecek. Eskişehirde biri 5 yıldızlı 16 otel hizmet veriyor. İki otel de inşaat halinde. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.08.2010
Anadoluya5milyarTLlikotelyatırımıAnadoluya 5 milyar TLlik otel yatırımı
Japonlar Trabzon'da....
Samanyolu Haber
15.12.2009
14:28
Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansının organizasyonuyla Doğu Karadenizde yatırım alanları ile ilgili incelemelerde bulunan Japon iş adamları Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlunu ziyaret etti.

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Proje Direktörü Ahmet Cüneyt Selçuk, Japon Sekısuı firmasından Akira Nishimura, Akira Watanabe ile Trabzon Ticaret Sanayi Odası Genel Sekreteri Hakan Gürhanın katıldığı ziyarette konuşan Gümrükçüoğlu, son çıkan teşvik yasası ile birlikte bölgede yatırım yapacak firmalara büyük kolaylıklar sağlandığını vurguladı. Trabzon tarihi geçmişiyle, jeopolitik konumuyla uluslararası hava limanı ile, deniz limanı ile gelişmiş karayollarıyla, organize sanayi bölgeleriyle yatırımcılar için cazip bir il olma konumuna geldiğini kaydeden Gümrükçüoğlu, Bu nedenle yerli ve yabancı firmaları ilimize ve bölgemize yatırım yapmaya davet ediyorum. Trabzon yeni teşvik yasasında yatırım yapılabilecek öncelikli iller arasında yer alıyor. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesini bekliyoruz dedi. Plastik boru ve mamulleri konusunda dünyanın önde gelen firmalarından olan Japon Sekısu firması adına konuşun Akira Nishimura ise firma olarak bu geziler sayesinde Türkiye genelinde yatırım yapılabilecek bölgeler ve alanlar hakkında incelemelerde bulduklarını ifade ederek, Bu kapsamda Trabzon ve Karadeniz Bölgesine de ziyaretlerde bulunuyoruz. İncelemeler sonucu yatırım yapılabilecek alanlar konusunda gerekli çalışmaları yapacağız diye konuştu. (AA)
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.12.2009
JaponlarTrabzonda/">TrabzondaTrabzonda/">Japonlar Trabzonda
Ulusal kalkınma Ö valilere emanet
Sabah
16.09.2009
02:25
DÜNYA devlerinin krize rağmen yatırım üssü seçtiği Türkiye, ulusal kalkınma atağına geçiyor. Bölgesel gelişmeyi hızlandırmak amacıyla kurulan Kalkınma Ajansları yabancı yatırımcıya da yer seçiminde cazip... Devamı için tıklayınız
Sabah
Ekonomi
16.09.2009
UlusalkalkınmaÖvalilereemanetUlusal kalkınma Ö valilere emanet
5 dünya devi yatırım için sıraya girdi
Samanyolu Haber
06.06.2009
05:31
İş dünyasında heyecan uyandıran yeni teşvik paketi yabancı yatırımcıları da harekete geçirdi.

Başbakan Erdoğanın önceki günkü açıklamalarından sonra 5 yabancı şirket, Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansına müracaat etti. Gizlilik anlaşması gereği isimler sır gibi saklanırken Zaman, firmaların ilaç, teknoloji ve enerji sektörleriyle ilgilendiği bilgisine ulaştı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın önceki gün ekonomi kurmayları ile açıkladığı yeni teşvik paketi, gündemin ilk sırasına yerleşti. Manşetlerden duyurulan haber, uluslararası yatırımcıları da harekete geçirdi. Zamanın edindiği bilgiye göre dünyanın önde gelen beş firması, dün Başbakanlıka bağlı Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansının kapısını çaldı. Başka ülkelerin firmalara caydırıcı tekliflerde bulunmaması için isimler anlaşma imzalanana kadar sır gibi saklanacak. Sahalarında en iyiler arasında yer alan grupların yenilenebilir enerji olarak nitelenen rüzgâr, güneş, su ve kömür gibi kaynakların yanı sıra tarım, teknoloji ve ilaç sektörleri hakkında sorular yönelttiği belirtiliyor. Yatırım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz şu ifadeleri kullanıyor: Birçok sektörü kapsayan stratejik kümelenmeyi içeren akıllı bir teşvik hazırlandı. 2-3 hafta içinde de Anadoluda büyük bir yatırımın duyurusunu yapacağız.

Yeni uygulamada en cazip teşvikler Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğuyu içine alan dördüncü bölgeye verilecek. Örneğin Malatya, Şanlıurfa ve Trabzona kurulacak tesis için Kurumlar Vergisi yüzde 20den yüzde 2ye çekiliyor. Sigorta primleri de 7 yıllığına Hazine tarafından karşılanıyor. Bedava arsa desteği, Gümrük Vergisi ile KDV istisnalarına ilave olarak kredi faizlerinin yüzde 5ini devlet ödeyecek.

Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz, teşviklerin yeni yatırımları tetikleyeceği görüşünde. Türkiye tarihinde ilk defa sanayi analizi yapılarak bir paket hazırlandığına dikkat çeken Korkmaz, büyük projeler için belirlenen asgari tutarların eleştirilmesine bir anlam veremiyor. 12 sektöre 50 milyon lira ile 1 milyar TL arasında yatırım şartı getirilmişti. Türkiye, İrlanda değil ki sadece iki sektöre destek verelim. diyen Korkmaz, günübirlik düşünmek yerine uzun vadeli değerlendirmelerin ekonomiye daha çok katkı sağlayacağını vurguluyor. Geçen yıl dünya genelindeki toplam yatırımların 1,8 trilyon dolar olduğuna işaret eden Korkmaz, 2009da aynı rakamın 1 trilyon dolara kadar gerileyeceğini aktardı: Buna rağmen Türkiye yeni teşvik paketi ile bu pastadan daha çok yatırım alabilir. 2,5 sene önce kurulan Yatırım Ajansını Dünya Bankası 181 ajansla mukayese etti. Türkiye sıralamada 15. oldu. Korkmaz, Hedefimiz dünyanın beşinci büyük ajansı olmak. diyor. Hükümetin hazırladığı yeni teşvik paketi, yatırım ve istihdam odaklı sektörlere destek sağlıyor. Bölgesel ve gelişmişliğe göre vergi indirimi, SSK priminin işveren hissesinin Hazine tarafından karşılanması, faiz desteği, yatırım yeri tahsisi, KDV istisnası ve Gümrük Vergisi muafiyeti sağlanıyor.

Bu arada IMF ile görüşmeler devam ederken, pazarlık masasına şimdi de teşvik paketi geldi. Fonla yürütülen görüşmelere yatırım ve istihdama verilen destekler de eklendi. IMF ile program tartışmasının bütünlük içerisinde yürütüldüğünü aktaran Hazine yetkilileri teşvik paketinin malî etkilerinin de konuşulduğunu aktardı. Üst düzey bir yetkili, Teşvik paketi, Fon ile daha önce de konuşulmuştu. Bunun büyük resmin içerisinde malî etkilerinin nereye oturacağını konuşuyoruz. Nasıl dengeleneceği, telafi edileceği görüşülüyor. dedi.

Teşvik paketi, büyük yatırımları olumlu etkiler

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, hükümetin ortaya koyduğu ekonomik önlem ve teşvik paketinin, ekonomiye olumlu katkı sağlayacağını söyledi. Sabancı, yaptığı yazılı açıklamada, paketin, istihdamı artırma, bölgesel farkları azaltma, teknoloji ve Ar-Ge içeriği yüksek büyük yatırımları teşvik edeceğini belirtti. Sabancı, paketteki işsizliğin azalmasına katkı sağlayacak tedbirlerin bir an evvel uygulamaya konulmasını istedi.

Trabzonda revolver, Urfada bisiklete teşvik

Teşvik paketinin detayları netleşti. Aynı bölgede yer almasına rağmen her ilin destek alacağı sektörler farklı olacak. Örneğin 4. bölgede yer alan Trabzonda ahşap mobilya imalatı, giyim eşyası imalatı, otel, soğuk hava deposu ile revolverler, tabancalar ve diğer silahlar gibi alanlar teşvikten yararlanırken aynı bölgede olan Hakkaride deri giyim eşyası, plastik ve kauçuk ürünler ve metal eşya yatırımları teşvikten faydalanacak. Aynı bölgedeki Şanlıurfa ve Diyarbakırda ise motosiklet ve bisiklet üretimi desteklenecek.

İnanılmaz bir paket

Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yeni teşvik paketi, patronları sevindirdi. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Tuğrul Kudatgobilik, Türkiyenin Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarından birini haya
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.06.2009
5dünyadeviyatırımiçinsırayagirdi5 dünya devi yatırım için sıraya girdi
Hükümetten dev enerji atağı
Samanyolu Haber
14.12.2008
00:16
Erdoğan, Budapeşte’de yapılacak NABUCCO Zirvesi’ne katılarak dev enerji firmalarına yatırım çağrısı yapacak.

Erdoğan, Sinop nükleer santral ihalesine Güney Koreli firmaları da davet etti.

Küresel finans krizini fırsata çevirmek için kolları sıvayan hükümet, enerji yatırımı için gerekli ekipmanların fiyatlarının düşmesi üzerine, yabancı sermaye gruplarını Türkiye’de enerji yatırımı yapmaya davet ediyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ocak ayı sonunda Budapeşte’de yapılacak olan NABUCCO Zirvesi’ne katılacak. Erdoğan, enerji sektörünün dev firmalarına “Türkiye’de yatırım yapın” çağrısında bulunacak. Erdoğan, Sinop nükleer santral ihalesine Güney Koreli firmaları da davet etti.

ENERJİDE YATIRIM MALİYETİ DÜŞTÜ

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) hazırladığı ve hükümete sunduğu rapora göre, Türkiye’nin enerji sıkıntısına girmemesi için 210 milyar dolarlık enerji yatırımına ihtiyaç var. Raporda, Türkiye’nin, dünya genelinde enerji yatırımı yapmak için en uygun ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekilerek, “Dünyada yaşanan finansal krizi ülkemiz enerji sektörü açısından bir fırsata dönüştürmek ve bu fırsatı yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneltmek mümkündür” tespitinde bulunuldu.

Ayrıca, uluslararası piyasalardaki daralma nedeniyle enerji yatırımları için gereken ekipmanların fiyatlarının düşmeye devam ettiğinin altı çizilirken, “Dünyada petrol fiyatlarının düşmesi yeni termik santral projelerinin geri dönüş süresini ve işletme maliyetlerini azaltarak yatırım yapmayı daha cazip kılmaktadır” görüşüne yer verildi. Raporda, elektrik dağıtım ve üretim tesislerinin özelleştirilmesi çalışmalarına 2009’da da devam edilmesi gerektiği de belirtildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.12.2008
HükümettendevenerjiatağıHükümetten dev enerji atağı
Türkiye Yabancı yatırım için cazip
Samanyolu Haber
24.09.2008
12:43
Dünya Yatırım Raporu, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.09.2008
TürkiyeYabancıyatırımiçincazipTürkiye Yabancı yatırım için cazip
Toplam "38" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti