Habergec.Com Aranan Kelimeler:türkiye ile dünya arasında bir köprü Değerlendirme: 10 / 10 691601
habergec.com
21.09.2014 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

türkiye ile dünya arasında bir köprü

Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
03:09
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
En Çok Okunan
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:21
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Güncel
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:21
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Ana Sayfa
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:14
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Güncel
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:13
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Ana Sayfa
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Modern zamanlarda İpekyolu…
Zaman
28.08.2014
02:03
Tarihi İpekyolu ile ilgili bugüne kadar birçok belgesel çekildi. En ünlüsü 1980’li yıllarda Japon devlet televizyonu NHK’nın çektiği belgeseldi.Aynı yıllarda TRT ekranlarında izlediğimiz bu belgesel, new age müziğinin ünlü ismi Kitaro’yu da dünyaya tanıtmıştı. Geçtiğimiz kış İstanbul’da ilk kez konser veren Kitaro, belgesel için yaptığı bestesi The Silk Road’ı belgeselin o muhteşem görüntüleri eşliğinde bir kez daha çalarak hayranlarını mest etmişti. İpekyolu’nu bu kez Çinliler anlatmıştı. Çalışmaları iki yıldır devam eden ve altı yılda tamamlanacak olan “İpekyolunda On Bin Kilometre” için bugün, sayıları 50’yi bulan Çin’in medya kuruluşlarının temsilcileri ile belgesel ekibi İstanbul’a geliyor. Ekip aslında 24 Ağustos’ta Hopa Sarp Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı, Trabzon, Ordu, Tokat, Kapadokya ve Ankara’daki çekimleri tamamladı. Bugünden itibaren önce İstanbul’da, ardından da Edirne İpsala sınır kapısında belgeselin Türkiye ayağını bitirecekler.Çin Devlet Tanıtım Kurumu’nun desteği ve Shaanxi Eyalet Kanalı’nın koordinatörlüğünde çekimi gerçekleştirilen 8 ülke ve çok sayıda kentte yaklaşık 10 bin kilometre kat edilerek tamamlanacak “İpekyolunda On Bin Kilometre” belgeselinin çekimleri Çin’in Xian şehrinden başladı, İtalya Roma’da sona erecek. Belgeselin Rize, Giresun, Trabzon, Ordu, Tokat, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Ankara, Bolu, Adapazarı ve İstanbul’da yapılan çekimlerinde tarihi lokasyonlar ve Türk insanının yaşamından kesitler sunulacak.“İpekyolu’nun izinden gidiyoruz”Yenibosna’daki Gorrion Otel’de Türk gazetecilerle bugün bir araya gelecek olan projenin mimarı ve yöneticisi, Shaanxi Eyaleti TV kanalı ve proje sorumlusu Mr. Yang Wenmen, “İpekyolunda On Bin Kilometre” adlı belgesel ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Çin halkına dünyayı ve dünyadaki kültürel zenginlikleri tanıtmak amacıyla İpek Yolu belgeselinin çekimlerine başladık. Kültürüne dost bir toplum yapısı içerisinde, geçmişteki mirası günümüze aktarmayı ve Çin ile diğer dünya milletleri arasında köprü oluşturmayı hedefledik. İpekyolu’nun izinden giderken yolumuz Türkiye’den geçti.” Projenin Türkiye ayağında danışmanlık yapan mimar Gökhan Avcıoğlu ise, “İpekyolu’nun Türkiye’ye uzanan bölümü ticari ve kültürel açıdan dinamik bir bölge. Dolayısıyla söz konusu belgesel projesi için de oldukça kritik bir o kadar da önemli noktada yer alıyoruz. Ülkemizin kültürel ve sanatsal zenginliğinin yanında ticari gücünün de dünyaya başarıyla sunulacağı bu belgesel projesi, yalnızca Çin’de ya da Uzakdoğu’da değil dünyanın birçok yerinde ülkemizin sahip olduğu potansiyellerin görülmesi ve duyulmasına olanak sağlayacak, Çin ile kültürel köprüler kurmak adına da fırsat yaratacaktır.” diyor. İlk olarak Shaanxi eyaletinin resmi televizyon kanalında yayınlanacak belgeseli 2 milyar kişinin izleyeceği tahmin ediliyor. Belgesel Çin’den sonra Türkiye’de de gösterilecek. Sevinç Özarslan
Zaman
Kültür
28.08.2014
Modernzamanlardaİpekyolu…Modern zamanlarda İpekyolu…
Modern zamanlarda İpekyolu…
Zaman
28.08.2014
02:03
Tarihi İpekyolu ile ilgili bugüne kadar birçok belgesel çekildi. En ünlüsü 1980’li yıllarda Japon devlet televizyonu NHK’nın çektiği belgeseldi.Aynı yıllarda TRT ekranlarında izlediğimiz bu belgesel, new age müziğinin ünlü ismi Kitaro’yu da dünyaya tanıtmıştı. Geçtiğimiz kış İstanbul’da ilk kez konser veren Kitaro, belgesel için yaptığı bestesi The Silk Road’ı belgeselin o muhteşem görüntüleri eşliğinde bir kez daha çalarak hayranlarını mest etmişti. İpekyolu’nu bu kez Çinliler anlatmıştı. Çalışmaları iki yıldır devam eden ve altı yılda tamamlanacak olan “İpekyolunda On Bin Kilometre” için bugün, sayıları 50’yi bulan Çin’in medya kuruluşlarının temsilcileri ile belgesel ekibi İstanbul’a geliyor. Ekip aslında 24 Ağustos’ta Hopa Sarp Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı, Trabzon, Ordu, Tokat, Kapadokya ve Ankara’daki çekimleri tamamladı. Bugünden itibaren önce İstanbul’da, ardından da Edirne İpsala sınır kapısında belgeselin Türkiye ayağını bitirecekler.Çin Devlet Tanıtım Kurumu’nun desteği ve Shaanxi Eyalet Kanalı’nın koordinatörlüğünde çekimi gerçekleştirilen 8 ülke ve çok sayıda kentte yaklaşık 10 bin kilometre kat edilerek tamamlanacak “İpekyolunda On Bin Kilometre” belgeselinin çekimleri Çin’in Xian şehrinden başladı, İtalya Roma’da sona erecek. Belgeselin Rize, Giresun, Trabzon, Ordu, Tokat, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Ankara, Bolu, Adapazarı ve İstanbul’da yapılan çekimlerinde tarihi lokasyonlar ve Türk insanının yaşamından kesitler sunulacak.“İpekyolu’nun izinden gidiyoruz”Yenibosna’daki Gorrion Otel’de Türk gazetecilerle bugün bir araya gelecek olan projenin mimarı ve yöneticisi, Shaanxi Eyaleti TV kanalı ve proje sorumlusu Mr. Yang Wenmen, “İpekyolunda On Bin Kilometre” adlı belgesel ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Çin halkına dünyayı ve dünyadaki kültürel zenginlikleri tanıtmak amacıyla İpek Yolu belgeselinin çekimlerine başladık. Kültürüne dost bir toplum yapısı içerisinde, geçmişteki mirası günümüze aktarmayı ve Çin ile diğer dünya milletleri arasında köprü oluşturmayı hedefledik. İpekyolu’nun izinden giderken yolumuz Türkiye’den geçti.” Projenin Türkiye ayağında danışmanlık yapan mimar Gökhan Avcıoğlu ise, “İpekyolu’nun Türkiye’ye uzanan bölümü ticari ve kültürel açıdan dinamik bir bölge. Dolayısıyla söz konusu belgesel projesi için de oldukça kritik bir o kadar da önemli noktada yer alıyoruz. Ülkemizin kültürel ve sanatsal zenginliğinin yanında ticari gücünün de dünyaya başarıyla sunulacağı bu belgesel projesi, yalnızca Çin’de ya da Uzakdoğu’da değil dünyanın birçok yerinde ülkemizin sahip olduğu potansiyellerin görülmesi ve duyulmasına olanak sağlayacak, Çin ile kültürel köprüler kurmak adına da fırsat yaratacaktır.” diyor. İlk olarak Shaanxi eyaletinin resmi televizyon kanalında yayınlanacak belgeseli 2 milyar kişinin izleyeceği tahmin ediliyor. Belgesel Çin’den sonra Türkiye’de de gösterilecek. Sevinç Özarslan
Zaman
Ana Sayfa
28.08.2014
Modernzamanlardaİpekyolu…Modern zamanlarda İpekyolu…
Lojistik sektörü, 150 milyar dolara ulaşacak
Zaman
26.08.2014
02:04
Turizmden sonra en fazla potansiyel barındıran lojistik sektörünün ekonomik büyüklüğü 2015 yılında 120 ile 150 milyar dolar değerine ulaşacak.Bu yıl 83. kez kapılarını açmaya hazırlanan İzmir Enternasyonal Fuarı’nın (İEF) da ana teması olarak belirlenen lojistik, son 10 yılda ciddi gelişme kaydetti. Sektördeki gelişimi değerlendiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Burcu Özçam Adıvar, Türkiye’nin batısında dünya ticaretinin yüzde 40’ının yapıldığına dikkat çekerek, “Türkiye’nin batısında dünya nüfusunun yüzde 11’inin yaşadığı Avrupa, doğusunda ise dünya ticaretinin yüzde 25’inin yapıldığı ve dünya nüfusunun yüzde 61’inin yaşadığı Asya yer almaktadır. Coğrafi konumu itibariyle adeta bir aktarma merkezi konumunda olan Türkiye, Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü konumunda olması nedeniyle lojistik ve taşımacılık açısından önemli bir potansiyele sahiptir.” dedi.
Zaman
Ekonomi
26.08.2014
Lojistiksektörü150milyardolaraulaşacakLojistik sektörü 150 milyar dolara ulaşacak
Toplam "8" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti