Habergec.Com Aranan Kelimeler:türkiye ile dünya arasında bir köprü Değerlendirme: 10 / 10 982525
habergec.com
25.10.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

türkiye ile dünya arasında bir köprü

Babacan'dan cari açık uyarısı
Zaman
29.09.2014
12:45
Başbakan Yardımcısı Ali Babacandan cari açık uyarısı geldi. Babacan, Türkiyenin tasarrufları artırması; enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atması; daha yüksek teknolojili ve katma değerli bir sanayi yapısına kavuşması gerektiğini vurguladı.Ali Babacan, Hilton Bomonti İstanbul Hotelde devam eden Dünya Ekonomik Forum (World Economic Forum-WEF) 2014e konuk oldu. Toplantıda 2002-2014 döneminde ekonomide önemli adımlar atıldığına işaret eden Babacan, bu sayede bütçe açığı ve borç stoğunun düştüğünü belirtti. Türkiyenin 2008-2009 krizinden en az etkilenen, en hızlı çıkan ülkelerinden biri olduğunu anlatan Babacan, Krizden sonraki yüksek büyüme oranlarımız gelişmiş ülkelerle aramızı kapattı, farkımızı azalttı. Şu an Türkiyenin kişi başına milli geliri Avrupa ortalamalarının yüzde 56sına ulaştı. Şu an birkaç Avrupa Birliği (AB) üyesinden daha yüksek kişi başına milli gelir var Türkiyede. Bu gelir dağılımında da düzelme getirdi. Gelir dağılımı giderek düzeliyor, Gini katsayısı düşüyor. Gini katsayısını OECD ülkeleri arasında en hızlı düşüren ülke Türkiye oldu. dedi.Babacan, Türkiyede demokrasiyi ilerlemesi, hak ve özgürlüklerin daha iyi uygulama çerçevesine kavuşması gerektiğini de dile getirdi ve Gerçek anlamda hukuk devleti olmak için mücadeleye devam etmeliyiz. Ekonomik alanda da tasarrufları yükseltmemiz, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atmamız, daha yüksek teknolojili ve katma değerli sanayi yapısını görmemiz gerekiyor. ifadelerini kullandı.KOBİLERİ G20 ÜLKELERİNİN GÜNDEMİNE GETİRECEĞİZTürkiyenin 1 Aralık itibari ile G20 başkanlığını devralacağını aktaran Başbakan Yardımcısı, şunları kaydetti:Biz, bu anlamda daha evvel başlatılan sektör regülâsyonu, yatırım finansmanı, iklim değişikliği gibi pek çok konuyu uygulama bakımından devam ettireceğiz. Çerçeve dizildi, sözler verildi; biz uygulamanın takipçisi olacağız. Yine KOBİler ile ilgili özel çalışmamız olacak. Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde KOBİlerin istihdam ve ekonomik kalkınma adına önemli rolü var. Bu potansiyeli yeterince değerlendirilemiyor. Bunu G 20 ülkelerinin gündemine getirecek çalışmamız olacak. Yine en az gelişmiş ülkeler ile G20 arasında köprü olacak çalışmalar yapacağız. En az gelişmiş ülke grubunun büyüme potansiyeli güçlü. Kalkınma başlığı altında en az gelişmiş ülkelere özel ilgimiz ve desteğimiz olacak. G 20 dönem başkanlığında Dünya Ekonomik Forum ile yakın bağlantı içinde olmak istediğimizi ifade etmeliyim.ÜLKELERİN SINIRLARI İLE UĞRAŞMAK ANLAMSIZWEFte ayrıca Ortadoğu ve Kuzey Afrikanın durumuna değinen Ali Babacan, şöyle devam etti:Bu bölge zor bir bölge. İstikrarı elde etmenin güç olduğu, geçici istikrarın kolay kaybedilebildiği bir bölge. Bu coğrafya ile alakalı Türkiye olarak ilkesel yaklaşımlarımız oldu. Bu ilkelere sadık kalmaya devam ediyoruz. Öncelikle sorunların barışçıl yollardan çözülmesi temel ilkelerden bir tanesi. Yine bu coğrafyanın en temel özelliği olan çok kültürlülüğün muhafazası, farklılıklara saygı ve farklılıkları bir zenginlik olarak ele alabilme önemli. Bu coğrafya yüzlerce yıl bunu başarabildi. Doğru ilkeler, doğru prensipler, doğru yönetimler iş başında olduğunda bu sağlandı. Bundan sonrası için bizim kuvvetli bir ümit ve vizyonumuz var. Biz, Kuzey Afrika ve Ortadoğuda ülkeler arası işbirliğinin gelişebileceği ve ortak çıkarlar etrafında daha güçlü birliklerin oluşabileceğ kanısındayız. Bunun için Türkiye olarak pek çok ülke ile vize muafiyeti ve serbest ticaret anlaşması yaptık. İnsanların, ürünlerin, sermayenin rahat hareket edebileceği bir coğrafya vizyonu ile çalıştık. Bu coğrafyada ülkeler arası sınırların anlamsızlaşacağını ifade ettik. Etnik olarak, din ve mezhep yapısı olarak 1. Dünya Savaşı sırasında çizilen sınırların çok anlamlı olmadığını gördük. Bugünün dünyasında ülkelerin sınırları ile uğraşmanın anlamsız olduğunu görerek, bu sınırları nasıl anlamsız hale getiririze baktık. Bu sınırların ülkeler arasında büyük duvarlar teşkil etmesi için değil. siyasi ve idari sınırlar haline gelmesi için çalıştık. Ortadoğu ve Kuzey Afrikada demokratik dönüşüm hareketlerine destek verdik.Babacan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine kurumsal yapıyı yenileme, hem siyasi hem ekonomik reformlara gitmeyi tavsiye etti.
Zaman
Son Dakika
29.09.2014
BabacandancariaçıkuyarısıBabacandan cari açık uyarısı
Babacan'dan cari açık uyarısı
Zaman
29.09.2014
12:45
Başbakan Yardımcısı Ali Babacandan cari açık uyarısı geldi. Babacan, Türkiyenin tasarrufları artırması; enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atması; daha yüksek teknolojili ve katma değerli bir sanayi yapısına kavuşması gerektiğini vurguladı.Ali Babacan, Hilton Bomonti İstanbul Hotelde devam eden Dünya Ekonomik Forum (World Economic Forum-WEF) 2014e konuk oldu. Toplantıda 2002-2014 döneminde ekonomide önemli adımlar atıldığına işaret eden Babacan, bu sayede bütçe açığı ve borç stoğunun düştüğünü belirtti. Türkiyenin 2008-2009 krizinden en az etkilenen, en hızlı çıkan ülkelerinden biri olduğunu anlatan Babacan, Krizden sonraki yüksek büyüme oranlarımız gelişmiş ülkelerle aramızı kapattı, farkımızı azalttı. Şu an Türkiyenin kişi başına milli geliri Avrupa ortalamalarının yüzde 56sına ulaştı. Şu an birkaç Avrupa Birliği (AB) üyesinden daha yüksek kişi başına milli gelir var Türkiyede. Bu gelir dağılımında da düzelme getirdi. Gelir dağılımı giderek düzeliyor, Gini katsayısı düşüyor. Gini katsayısını OECD ülkeleri arasında en hızlı düşüren ülke Türkiye oldu. dedi.Babacan, Türkiyede demokrasiyi ilerlemesi, hak ve özgürlüklerin daha iyi uygulama çerçevesine kavuşması gerektiğini de dile getirdi ve Gerçek anlamda hukuk devleti olmak için mücadeleye devam etmeliyiz. Ekonomik alanda da tasarrufları yükseltmemiz, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atmamız, daha yüksek teknolojili ve katma değerli sanayi yapısını görmemiz gerekiyor. ifadelerini kullandı.KOBİLERİ G20 ÜLKELERİNİN GÜNDEMİNE GETİRECEĞİZTürkiyenin 1 Aralık itibari ile G20 başkanlığını devralacağını aktaran Başbakan Yardımcısı, şunları kaydetti:Biz, bu anlamda daha evvel başlatılan sektör regülâsyonu, yatırım finansmanı, iklim değişikliği gibi pek çok konuyu uygulama bakımından devam ettireceğiz. Çerçeve dizildi, sözler verildi; biz uygulamanın takipçisi olacağız. Yine KOBİler ile ilgili özel çalışmamız olacak. Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde KOBİlerin istihdam ve ekonomik kalkınma adına önemli rolü var. Bu potansiyeli yeterince değerlendirilemiyor. Bunu G 20 ülkelerinin gündemine getirecek çalışmamız olacak. Yine en az gelişmiş ülkeler ile G20 arasında köprü olacak çalışmalar yapacağız. En az gelişmiş ülke grubunun büyüme potansiyeli güçlü. Kalkınma başlığı altında en az gelişmiş ülkelere özel ilgimiz ve desteğimiz olacak. G 20 dönem başkanlığında Dünya Ekonomik Forum ile yakın bağlantı içinde olmak istediğimizi ifade etmeliyim.ÜLKELERİN SINIRLARI İLE UĞRAŞMAK ANLAMSIZWEFte ayrıca Ortadoğu ve Kuzey Afrikanın durumuna değinen Ali Babacan, şöyle devam etti:Bu bölge zor bir bölge. İstikrarı elde etmenin güç olduğu, geçici istikrarın kolay kaybedilebildiği bir bölge. Bu coğrafya ile alakalı Türkiye olarak ilkesel yaklaşımlarımız oldu. Bu ilkelere sadık kalmaya devam ediyoruz. Öncelikle sorunların barışçıl yollardan çözülmesi temel ilkelerden bir tanesi. Yine bu coğrafyanın en temel özelliği olan çok kültürlülüğün muhafazası, farklılıklara saygı ve farklılıkları bir zenginlik olarak ele alabilme önemli. Bu coğrafya yüzlerce yıl bunu başarabildi. Doğru ilkeler, doğru prensipler, doğru yönetimler iş başında olduğunda bu sağlandı. Bundan sonrası için bizim kuvvetli bir ümit ve vizyonumuz var. Biz, Kuzey Afrika ve Ortadoğuda ülkeler arası işbirliğinin gelişebileceği ve ortak çıkarlar etrafında daha güçlü birliklerin oluşabileceğ kanısındayız. Bunun için Türkiye olarak pek çok ülke ile vize muafiyeti ve serbest ticaret anlaşması yaptık. İnsanların, ürünlerin, sermayenin rahat hareket edebileceği bir coğrafya vizyonu ile çalıştık. Bu coğrafyada ülkeler arası sınırların anlamsızlaşacağını ifade ettik. Etnik olarak, din ve mezhep yapısı olarak 1. Dünya Savaşı sırasında çizilen sınırların çok anlamlı olmadığını gördük. Bugünün dünyasında ülkelerin sınırları ile uğraşmanın anlamsız olduğunu görerek, bu sınırları nasıl anlamsız hale getiririze baktık. Bu sınırların ülkeler arasında büyük duvarlar teşkil etmesi için değil. siyasi ve idari sınırlar haline gelmesi için çalıştık. Ortadoğu ve Kuzey Afrikada demokratik dönüşüm hareketlerine destek verdik.Babacan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine kurumsal yapıyı yenileme, hem siyasi hem ekonomik reformlara gitmeyi tavsiye etti.
Zaman
Ana Sayfa
29.09.2014
BabacandancariaçıkuyarısıBabacandan cari açık uyarısı
Babacan cari açığa dikkat çekti: Tasarrufları artırmalıyız
Zaman
29.09.2014
12:24
Başbakan Yardımcısı Ali Babacandan cari açık uyarısı geldi. Babacan, Türkiyenin tasarrufları artırması; enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atması; daha yüksek teknolojili ve katma değerli bir sanayi yapısına kavuşması gerektiğini vurguladı.Ali Babacan, Hilton Bomonti İstanbul Hotelde devam eden Dünya Ekonomik Forum (World Economic Forum-WEF) 2014e konuk oldu. Toplantıda 2002-2014 döneminde ekonomide önemli adımlar atıldığına işaret eden Babacan, bu sayede bütçe açığı ve borç stoğunun düştüğünü belirtti. Türkiyenin 2008-2009 krizinden en az etkilenen, en hızlı çıkan ülkelerinden biri olduğunu anlatan Babacan, Krizden sonraki yüksek büyüme oranlarımız gelişmiş ülkelerle aramızı kapattı, farkımızı azalttı. Şu an Türkiyenin kişi başına milli geliri Avrupa ortalamalarının yüzde 56sına ulaştı. Şu an birkaç Avrupa Birliği (AB) üyesinden daha yüksek kişi başına milli gelir var Türkiyede. Bu gelir dağılımında da düzelme getirdi. Gelir dağılımı giderek düzeliyor, Gini katsayısı düşüyor. Gini katsayısını OECD ülkeleri arasında en hızlı düşüren ülke Türkiye oldu. dedi.Babacan, Türkiyede demokrasiyi ilerlemesi, hak ve özgürlüklerin daha iyi uygulama çerçevesine kavuşması gerektiğini de dile getirdi ve Gerçek anlamda hukuk devleti olmak için mücadeleye devam etmeliyiz. Ekonomik alanda da tasarrufları yükseltmemiz, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atmamız, daha yüksek teknolojili ve katma değerli sanayi yapısını görmemiz gerekiyor. ifadelerini kullandı.KOBİLERİ G20 ÜLKELERİNİN GÜNDEMİNE GETİRECEĞİZTürkiyenin 1 Aralık itibari ile G20 başkanlığını devralacağını aktaran Başbakan Yardımcısı, şunları kaydetti:Biz, bu anlamda daha evvel başlatılan sektör regülâsyonu, yatırım finansmanı, iklim değişikliği gibi pek çok konuyu uygulama bakımından devam ettireceğiz. Çerçeve dizildi, sözler verildi; biz uygulamanın takipçisi olacağız. Yine KOBİler ile ilgili özel çalışmamız olacak. Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde KOBİlerin istihdam ve ekonomik kalkınma adına önemli rolü var. Bu potansiyeli yeterince değerlendirilemiyor. Bunu G 20 ülkelerinin gündemine getirecek çalışmamız olacak. Yine en az gelişmiş ülkeler ile G20 arasında köprü olacak çalışmalar yapacağız. En az gelişmiş ülke grubunun büyüme potansiyeli güçlü. Kalkınma başlığı altında en az gelişmiş ülkelere özel ilgimiz ve desteğimiz olacak. G 20 dönem başkanlığında Dünya Ekonomik Forum ile yakın bağlantı içinde olmak istediğimizi ifade etmeliyim.ÜLKELERİN SINIRLARI İLE UĞRAŞMAK ANLAMSIZWEFte ayrıca Ortadoğu ve Kuzey Afrikanın durumuna değinen Ali Babacan, şöyle devam etti:Bu bölge zor bir bölge. İstikrarı elde etmenin güç olduğu, geçici istikrarın kolay kaybedilebildiği bir bölge. Bu coğrafya ile alakalı Türkiye olarak ilkesel yaklaşımlarımız oldu. Bu ilkelere sadık kalmaya devam ediyoruz. Öncelikle sorunların barışçıl yollardan çözülmesi temel ilkelerden bir tanesi. Yine bu coğrafyanın en temel özelliği olan çok kültürlülüğün muhafazası, farklılıklara saygı ve farklılıkları bir zenginlik olarak ele alabilme önemli. Bu coğrafya yüzlerce yıl bunu başarabildi. Doğru ilkeler, doğru prensipler, doğru yönetimler iş başında olduğunda bu sağlandı. Bundan sonrası için bizim kuvvetli bir ümit ve vizyonumuz var. Biz, Kuzey Afrika ve Ortadoğuda ülkeler arası işbirliğinin gelişebileceği ve ortak çıkarlar etrafında daha güçlü birliklerin oluşabileceğ kanısındayız. Bunun için Türkiye olarak pek çok ülke ile vize muafiyeti ve serbest ticaret anlaşması yaptık. İnsanların, ürünlerin, sermayenin rahat hareket edebileceği bir coğrafya vizyonu ile çalıştık. Bu coğrafyada ülkeler arası sınırların anlamsızlaşacağını ifade ettik. Etnik olarak, din ve mezhep yapısı olarak 1. Dünya Savaşı sırasında çizilen sınırların çok anlamlı olmadığını gördük. Bugünün dünyasında ülkelerin sınırları ile uğraşmanın anlamsız olduğunu görerek, bu sınırları nasıl anlamsız hale getiririze baktık. Bu sınırların ülkeler arasında büyük duvarlar teşkil etmesi için değil. siyasi ve idari sınırlar haline gelmesi için çalıştık. Ortadoğu ve Kuzey Afrikada demokratik dönüşüm hareketlerine destek verdik. Babacan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine kurumsal yapıyı yenileme, hem siyasi hem ekonomik reformlara gitmeyi tavsiye etti.
Zaman
Son Dakika
29.09.2014
BabacancariaçığadikkatçektiTasarruflarıartırmalıyızBabacan cari açığa dikkat çekti Tasarrufları artırmalıyız
Babacan cari açığa dikkat çekti: Tasarrufları artırmalıyız
Zaman
29.09.2014
12:24
Başbakan Yardımcısı Ali Babacandan cari açık uyarısı geldi. Babacan, Türkiyenin tasarrufları artırması; enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atması; daha yüksek teknolojili ve katma değerli bir sanayi yapısına kavuşması gerektiğini vurguladı.Ali Babacan, Hilton Bomonti İstanbul Hotelde devam eden Dünya Ekonomik Forum (World Economic Forum-WEF) 2014e konuk oldu. Toplantıda 2002-2014 döneminde ekonomide önemli adımlar atıldığına işaret eden Babacan, bu sayede bütçe açığı ve borç stoğunun düştüğünü belirtti. Türkiyenin 2008-2009 krizinden en az etkilenen, en hızlı çıkan ülkelerinden biri olduğunu anlatan Babacan, Krizden sonraki yüksek büyüme oranlarımız gelişmiş ülkelerle aramızı kapattı, farkımızı azalttı. Şu an Türkiyenin kişi başına milli geliri Avrupa ortalamalarının yüzde 56sına ulaştı. Şu an birkaç Avrupa Birliği (AB) üyesinden daha yüksek kişi başına milli gelir var Türkiyede. Bu gelir dağılımında da düzelme getirdi. Gelir dağılımı giderek düzeliyor, Gini katsayısı düşüyor. Gini katsayısını OECD ülkeleri arasında en hızlı düşüren ülke Türkiye oldu. dedi.Babacan, Türkiyede demokrasiyi ilerlemesi, hak ve özgürlüklerin daha iyi uygulama çerçevesine kavuşması gerektiğini de dile getirdi ve Gerçek anlamda hukuk devleti olmak için mücadeleye devam etmeliyiz. Ekonomik alanda da tasarrufları yükseltmemiz, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atmamız, daha yüksek teknolojili ve katma değerli sanayi yapısını görmemiz gerekiyor. ifadelerini kullandı.KOBİLERİ G20 ÜLKELERİNİN GÜNDEMİNE GETİRECEĞİZTürkiyenin 1 Aralık itibari ile G20 başkanlığını devralacağını aktaran Başbakan Yardımcısı, şunları kaydetti:Biz, bu anlamda daha evvel başlatılan sektör regülâsyonu, yatırım finansmanı, iklim değişikliği gibi pek çok konuyu uygulama bakımından devam ettireceğiz. Çerçeve dizildi, sözler verildi; biz uygulamanın takipçisi olacağız. Yine KOBİler ile ilgili özel çalışmamız olacak. Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde KOBİlerin istihdam ve ekonomik kalkınma adına önemli rolü var. Bu potansiyeli yeterince değerlendirilemiyor. Bunu G 20 ülkelerinin gündemine getirecek çalışmamız olacak. Yine en az gelişmiş ülkeler ile G20 arasında köprü olacak çalışmalar yapacağız. En az gelişmiş ülke grubunun büyüme potansiyeli güçlü. Kalkınma başlığı altında en az gelişmiş ülkelere özel ilgimiz ve desteğimiz olacak. G 20 dönem başkanlığında Dünya Ekonomik Forum ile yakın bağlantı içinde olmak istediğimizi ifade etmeliyim.ÜLKELERİN SINIRLARI İLE UĞRAŞMAK ANLAMSIZWEFte ayrıca Ortadoğu ve Kuzey Afrikanın durumuna değinen Ali Babacan, şöyle devam etti:Bu bölge zor bir bölge. İstikrarı elde etmenin güç olduğu, geçici istikrarın kolay kaybedilebildiği bir bölge. Bu coğrafya ile alakalı Türkiye olarak ilkesel yaklaşımlarımız oldu. Bu ilkelere sadık kalmaya devam ediyoruz. Öncelikle sorunların barışçıl yollardan çözülmesi temel ilkelerden bir tanesi. Yine bu coğrafyanın en temel özelliği olan çok kültürlülüğün muhafazası, farklılıklara saygı ve farklılıkları bir zenginlik olarak ele alabilme önemli. Bu coğrafya yüzlerce yıl bunu başarabildi. Doğru ilkeler, doğru prensipler, doğru yönetimler iş başında olduğunda bu sağlandı. Bundan sonrası için bizim kuvvetli bir ümit ve vizyonumuz var. Biz, Kuzey Afrika ve Ortadoğuda ülkeler arası işbirliğinin gelişebileceği ve ortak çıkarlar etrafında daha güçlü birliklerin oluşabileceğ kanısındayız. Bunun için Türkiye olarak pek çok ülke ile vize muafiyeti ve serbest ticaret anlaşması yaptık. İnsanların, ürünlerin, sermayenin rahat hareket edebileceği bir coğrafya vizyonu ile çalıştık. Bu coğrafyada ülkeler arası sınırların anlamsızlaşacağını ifade ettik. Etnik olarak, din ve mezhep yapısı olarak 1. Dünya Savaşı sırasında çizilen sınırların çok anlamlı olmadığını gördük. Bugünün dünyasında ülkelerin sınırları ile uğraşmanın anlamsız olduğunu görerek, bu sınırları nasıl anlamsız hale getiririze baktık. Bu sınırların ülkeler arasında büyük duvarlar teşkil etmesi için değil. siyasi ve idari sınırlar haline gelmesi için çalıştık. Ortadoğu ve Kuzey Afrikada demokratik dönüşüm hareketlerine destek verdik. Babacan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine kurumsal yapıyı yenileme, hem siyasi hem ekonomik reformlara gitmeyi tavsiye etti.
Zaman
Ana Sayfa
29.09.2014
BabacancariaçığadikkatçektiTasarruflarıartırmalıyızBabacan cari açığa dikkat çekti Tasarrufları artırmalıyız
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
03:09
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
En Çok Okunan
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:21
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Güncel
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:21
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Ana Sayfa
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:14
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Güncel
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Birilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim!’ demesi lazım
Zaman
17.09.2014
02:13
Ankara’nın hareket alanı giderek daralıyor. IŞİD Türkiye’yi tehdit ediyor, Almanya dinliyor, PKK güçleniyor… Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a göre Türk dış politikası da rehin alındı. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz!Dış politikada kör, sağır, dilsiz rolü oynayan Türkiye içeride toplumsal fayları kıracak bir çatışmayla raydan çıktı gidiyor. Büyük resme bakmaya çalışanlar ise keskin bir yol ayrımında buluyor kendini. Uluslararası ilişkiler profesörü Deniz Ülke Arıboğan’ın ikiye bölünmüş ve birbirinden nefret eden bir toplumda kendini araya sıkışmış olarak tanımlaması da işte bu yüzden. Bu sıkışmışlık içinde Türkiye ve dünya gündemini konuştuk. Hareket alanı giderek daralan Türkiye’ye hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalıştık. Ortadoğu kaynarken, IŞİD küresel bir güç hâline gelirken, PKK meşruiyetini kazanırken, Almanya bizi dinlerken Türkiye ne yapıyor?-Dış politikada sınırlarına hapsolmuş Türkiye görüntüsü giderek güçleniyor. Türkiye 90’lara geri mi dönüyor sizce?Türkiye üç beş sene önce dünyada parmakla gösterilen bir dış politikaya sahipti. Güç merkeziydi. Batı sistemi ile Doğu arasında önemli köprü vazifesi görüyordu. Şimdilerde bundan uzaklaşma var. Bu sadece Türkiye’nin duruşundan kaynaklanmıyor. Ortadoğu’da, Türkiye’yi merkeze almadan da büyük bir değişim var. Arap Baharı’nın sekteye uğraması ve istikrarsızlık Türkiye’nin sınırlarına kadar gelen büyük bir risk alanı oluşturuyor. Üç ayrı merkezde kırılma var. İlki etnik merkezde oluşan kırılma; Arap, Kürt, Türk, Pers, Yahudi gibi tanımlanabilen gruplar arasındaki fay hattına işaret ediyor. İkincisi Sünni-Şii ayrımı üzerinden gelişen mezhepsel sorunlar ki, burası da son derece hareketli. Üçüncü eksen ise Sünni coğrafyanın yani Sünnilerin kendi aralarındaki kırılmadan kaynaklanıyor.-Bu durumda ne yapılabilir?Doğal ortamda ev yaptığınızda yılanlar, fareler çok olur. Yılan girmesin diye katranla çevrelersiniz evin etrafını. Yapılması gereken şey o hattı kuvvetlendirmeye çalışmak. Yılanların dışarıda kalmasını sağlayacak politik bir bariyer oluşturmak. Bu bariyer insanî mekanizmaların çalıştırılmaması demek değil. Ekonomik ilişkileri kesmek anlamına da gelmez. Bu silahlı gruplarla, savaş ortamının taraflarıyla ilişki kurmamak anlamına gelir. Kurulduysa bunların kesilmesi gerekir.-Ne gibi?Mesela Sünni Arap aşiretlerle iyi geçiniyorsunuzdur. Bu sizin ticari, siyasi, kültürel alanınızın genişlemesine yardım ediyordur. Lakin bir gün IŞİD markasının altında bütün bu aşiretler toplanmaya başlarsa aynı ilişkiyi devam ettirirseniz, siz de IŞİD’le ilişki kurmuş hâle gelirsiniz. Türkiye’nin sıkıntısı biraz da bu. Kontrol edemediği aktörler devreye sokuluyor. Dikkatli olunması gereken bir zaman.-Neredeyse bütün komşularıyla problemli bir Türkiye var, bugün. ‘Sıfır sorun’ politikası hayalci olmakla eleştiriliyor.Her şey hayal kurmakla başlar lakin hayalleri revize etmekten de kaçınmamak gerekir. Şunu söyleyeyim; 1980’li yılların dış politikası hâkim olsaydı, bugün yine çevremizde IŞİD, Suriye, Irak problemi olurdu. Dünyanın merkezi Türkiye değil. Büyük bir küresel devinim var. Çok da rahatça yönetilecek bir süreç olmadığını kabul etmek lazım. Batı sistemi savaşa karşı ve meclisleri kanalıyla hükümetlerinin tavrını denetliyor. Cameron ve Obama’nın Suriye’ye müdahale hevesinin önüne kongreleri geçti. IŞİD’in bombaları Batı’da patlarsa müdahale o zaman gündeme gelir. Batı, çıkarlarıyla ilgisi olmayan hiçbir yere insanî nedenlerle müdahale etmemiştir.-Batı IŞİD’ i kullanıyor mu? IŞİD’in İngiltere, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu iddia ediliyor.IŞİD’in tankları, topları, ağır silahları var. Irak ordusu onların karşısında çekiliyor. Peşmerge ordusunu yenebiliyorlar. Kimdir bunlar? Bunların bir yerlerde askerî eğitim almış olmaları, kumanda yapılarının, karargâhlarının olması gerekir. El-Kaide’nin içindeydiler. Sonra kopmaya başladılar. Suriye’deki ilk varlıkları El- Kaide’nin diğer kolu olan El-Nusra’ya karşı oldu. Bunlar Sünnici desek, Özgür Suriye Ordusu’yla da savaştılar. Esed rejimiyle ise problemleri olmadı. Sonra Irak’ta bambaşka bir formatta çıktılar ortaya. Aynı IŞİD’den söz ediyoruz. ‘Sünni devlet kuracağım’ deyip hilafet ilan etti. Burası bütün dünyadaki ‘cihatçı’ları mıknatıs gibi toplayan bir alana döndü.-Hilafet ilanından sonra?Daha merkezî ve kontrollü bir yapıya gidiyorlar. IŞİD’in amacı nedir derseniz, kimse buna gerçek anlamda cevap veremez. Sünni bütünleşmesiyse neden Sünni Kürtlere saldırıyor? Niçin Türkiye’yi tehdit ediyor? Arap bütünleşmesini öngörüyorsa o zaman niçin Maliki’ye saldırıyor ve Şiilere yöneliyor? IŞİD’in bazı Sünnil
Zaman
Ana Sayfa
17.09.2014
Birilerininçıkıp‘Ayıpbekardeşim’demesilazımBirilerinin çıkıp ‘Ayıp be kardeşim’ demesi lazım
Modern zamanlarda İpekyolu…
Zaman
28.08.2014
02:03
Tarihi İpekyolu ile ilgili bugüne kadar birçok belgesel çekildi. En ünlüsü 1980’li yıllarda Japon devlet televizyonu NHK’nın çektiği belgeseldi.Aynı yıllarda TRT ekranlarında izlediğimiz bu belgesel, new age müziğinin ünlü ismi Kitaro’yu da dünyaya tanıtmıştı. Geçtiğimiz kış İstanbul’da ilk kez konser veren Kitaro, belgesel için yaptığı bestesi The Silk Road’ı belgeselin o muhteşem görüntüleri eşliğinde bir kez daha çalarak hayranlarını mest etmişti. İpekyolu’nu bu kez Çinliler anlatmıştı. Çalışmaları iki yıldır devam eden ve altı yılda tamamlanacak olan “İpekyolunda On Bin Kilometre” için bugün, sayıları 50’yi bulan Çin’in medya kuruluşlarının temsilcileri ile belgesel ekibi İstanbul’a geliyor. Ekip aslında 24 Ağustos’ta Hopa Sarp Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı, Trabzon, Ordu, Tokat, Kapadokya ve Ankara’daki çekimleri tamamladı. Bugünden itibaren önce İstanbul’da, ardından da Edirne İpsala sınır kapısında belgeselin Türkiye ayağını bitirecekler.Çin Devlet Tanıtım Kurumu’nun desteği ve Shaanxi Eyalet Kanalı’nın koordinatörlüğünde çekimi gerçekleştirilen 8 ülke ve çok sayıda kentte yaklaşık 10 bin kilometre kat edilerek tamamlanacak “İpekyolunda On Bin Kilometre” belgeselinin çekimleri Çin’in Xian şehrinden başladı, İtalya Roma’da sona erecek. Belgeselin Rize, Giresun, Trabzon, Ordu, Tokat, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Ankara, Bolu, Adapazarı ve İstanbul’da yapılan çekimlerinde tarihi lokasyonlar ve Türk insanının yaşamından kesitler sunulacak.“İpekyolu’nun izinden gidiyoruz”Yenibosna’daki Gorrion Otel’de Türk gazetecilerle bugün bir araya gelecek olan projenin mimarı ve yöneticisi, Shaanxi Eyaleti TV kanalı ve proje sorumlusu Mr. Yang Wenmen, “İpekyolunda On Bin Kilometre” adlı belgesel ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Çin halkına dünyayı ve dünyadaki kültürel zenginlikleri tanıtmak amacıyla İpek Yolu belgeselinin çekimlerine başladık. Kültürüne dost bir toplum yapısı içerisinde, geçmişteki mirası günümüze aktarmayı ve Çin ile diğer dünya milletleri arasında köprü oluşturmayı hedefledik. İpekyolu’nun izinden giderken yolumuz Türkiye’den geçti.” Projenin Türkiye ayağında danışmanlık yapan mimar Gökhan Avcıoğlu ise, “İpekyolu’nun Türkiye’ye uzanan bölümü ticari ve kültürel açıdan dinamik bir bölge. Dolayısıyla söz konusu belgesel projesi için de oldukça kritik bir o kadar da önemli noktada yer alıyoruz. Ülkemizin kültürel ve sanatsal zenginliğinin yanında ticari gücünün de dünyaya başarıyla sunulacağı bu belgesel projesi, yalnızca Çin’de ya da Uzakdoğu’da değil dünyanın birçok yerinde ülkemizin sahip olduğu potansiyellerin görülmesi ve duyulmasına olanak sağlayacak, Çin ile kültürel köprüler kurmak adına da fırsat yaratacaktır.” diyor. İlk olarak Shaanxi eyaletinin resmi televizyon kanalında yayınlanacak belgeseli 2 milyar kişinin izleyeceği tahmin ediliyor. Belgesel Çin’den sonra Türkiye’de de gösterilecek. Sevinç Özarslan
Zaman
Kültür
28.08.2014
Modernzamanlardaİpekyolu…Modern zamanlarda İpekyolu…
Modern zamanlarda İpekyolu…
Zaman
28.08.2014
02:03
Tarihi İpekyolu ile ilgili bugüne kadar birçok belgesel çekildi. En ünlüsü 1980’li yıllarda Japon devlet televizyonu NHK’nın çektiği belgeseldi.Aynı yıllarda TRT ekranlarında izlediğimiz bu belgesel, new age müziğinin ünlü ismi Kitaro’yu da dünyaya tanıtmıştı. Geçtiğimiz kış İstanbul’da ilk kez konser veren Kitaro, belgesel için yaptığı bestesi The Silk Road’ı belgeselin o muhteşem görüntüleri eşliğinde bir kez daha çalarak hayranlarını mest etmişti. İpekyolu’nu bu kez Çinliler anlatmıştı. Çalışmaları iki yıldır devam eden ve altı yılda tamamlanacak olan “İpekyolunda On Bin Kilometre” için bugün, sayıları 50’yi bulan Çin’in medya kuruluşlarının temsilcileri ile belgesel ekibi İstanbul’a geliyor. Ekip aslında 24 Ağustos’ta Hopa Sarp Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı, Trabzon, Ordu, Tokat, Kapadokya ve Ankara’daki çekimleri tamamladı. Bugünden itibaren önce İstanbul’da, ardından da Edirne İpsala sınır kapısında belgeselin Türkiye ayağını bitirecekler.Çin Devlet Tanıtım Kurumu’nun desteği ve Shaanxi Eyalet Kanalı’nın koordinatörlüğünde çekimi gerçekleştirilen 8 ülke ve çok sayıda kentte yaklaşık 10 bin kilometre kat edilerek tamamlanacak “İpekyolunda On Bin Kilometre” belgeselinin çekimleri Çin’in Xian şehrinden başladı, İtalya Roma’da sona erecek. Belgeselin Rize, Giresun, Trabzon, Ordu, Tokat, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Ankara, Bolu, Adapazarı ve İstanbul’da yapılan çekimlerinde tarihi lokasyonlar ve Türk insanının yaşamından kesitler sunulacak.“İpekyolu’nun izinden gidiyoruz”Yenibosna’daki Gorrion Otel’de Türk gazetecilerle bugün bir araya gelecek olan projenin mimarı ve yöneticisi, Shaanxi Eyaleti TV kanalı ve proje sorumlusu Mr. Yang Wenmen, “İpekyolunda On Bin Kilometre” adlı belgesel ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Çin halkına dünyayı ve dünyadaki kültürel zenginlikleri tanıtmak amacıyla İpek Yolu belgeselinin çekimlerine başladık. Kültürüne dost bir toplum yapısı içerisinde, geçmişteki mirası günümüze aktarmayı ve Çin ile diğer dünya milletleri arasında köprü oluşturmayı hedefledik. İpekyolu’nun izinden giderken yolumuz Türkiye’den geçti.” Projenin Türkiye ayağında danışmanlık yapan mimar Gökhan Avcıoğlu ise, “İpekyolu’nun Türkiye’ye uzanan bölümü ticari ve kültürel açıdan dinamik bir bölge. Dolayısıyla söz konusu belgesel projesi için de oldukça kritik bir o kadar da önemli noktada yer alıyoruz. Ülkemizin kültürel ve sanatsal zenginliğinin yanında ticari gücünün de dünyaya başarıyla sunulacağı bu belgesel projesi, yalnızca Çin’de ya da Uzakdoğu’da değil dünyanın birçok yerinde ülkemizin sahip olduğu potansiyellerin görülmesi ve duyulmasına olanak sağlayacak, Çin ile kültürel köprüler kurmak adına da fırsat yaratacaktır.” diyor. İlk olarak Shaanxi eyaletinin resmi televizyon kanalında yayınlanacak belgeseli 2 milyar kişinin izleyeceği tahmin ediliyor. Belgesel Çin’den sonra Türkiye’de de gösterilecek. Sevinç Özarslan
Zaman
Ana Sayfa
28.08.2014
Modernzamanlardaİpekyolu…Modern zamanlarda İpekyolu…
Lojistik sektörü, 150 milyar dolara ulaşacak
Zaman
26.08.2014
02:04
Turizmden sonra en fazla potansiyel barındıran lojistik sektörünün ekonomik büyüklüğü 2015 yılında 120 ile 150 milyar dolar değerine ulaşacak.Bu yıl 83. kez kapılarını açmaya hazırlanan İzmir Enternasyonal Fuarı’nın (İEF) da ana teması olarak belirlenen lojistik, son 10 yılda ciddi gelişme kaydetti. Sektördeki gelişimi değerlendiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Burcu Özçam Adıvar, Türkiye’nin batısında dünya ticaretinin yüzde 40’ının yapıldığına dikkat çekerek, “Türkiye’nin batısında dünya nüfusunun yüzde 11’inin yaşadığı Avrupa, doğusunda ise dünya ticaretinin yüzde 25’inin yapıldığı ve dünya nüfusunun yüzde 61’inin yaşadığı Asya yer almaktadır. Coğrafi konumu itibariyle adeta bir aktarma merkezi konumunda olan Türkiye, Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü konumunda olması nedeniyle lojistik ve taşımacılık açısından önemli bir potansiyele sahiptir.” dedi.
Zaman
Ekonomi
26.08.2014
Lojistiksektörü150milyardolaraulaşacakLojistik sektörü 150 milyar dolara ulaşacak
Japonlarla makarna üretecek
Zaman
17.06.2014
01:59
Japon Marubeni ve Nisshin Seifun, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ortak olduğu Nuh’un Ankara Makarnası’yla fabrika kuruyor. İlk etapta 18 bin ton makarna üretim hedefi olan fabrikanın 3 yıllık yatırım tutarı ise 35 milyon dolar.-Türkiye’nin en büyük makarna firmalarından Nuh Makarna ve Japonya’nın köklü makarna üreticisi Nisshin Foods-Seifun Grubu ile Marubeni Corporation ortaklığında, Ankara’da kurulacak yeni makarna fabrikasının açılışı törenle yapıldı. Törene, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğlu, Nisshin Foods-Seifun Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Koichi İwasaki ve Japon yetkililer ile gazeteciler katıldı.Törende konuşan Rifat Hisarcıklıoğlu, Nuh Makarna olarak bir dünya devini Türkiye’ye getirmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Yeni yatırımları ile dünyanın en büyük makarna fabrikaları arasına girmeyi hedeflediklerini kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Bunun için fizibilite çalışmaları yaptık, vizyonumuzu belirledik. Sincan 1. OSB’de yerleşik yeni fabrikamız 23 bin metrekarelik alana kurulacak. 3 yıl içinde gerçekleştirilecek yatırım miktarı 35,5 milyon dolar olacak. Nisshin ve Nuh’un teknolojik bilgi birikimleri klasik makarna dışında da birçok alanda yatırımları hızlandıracak. Klasik makarnanın arkasından dondurulmuş makarna, revioli, mix un üretimi gelecek.” dedi. Ürünlerde Türk buğdayının kullanılacağını da açıklayan Hisarcıklıoğlu, “Türk buğdayının kalitesini tüm dünyaya göstereceğiz. Ürünlerimizin tamamını yurtdışına satacağız. Türk mühendisi ve işçisi ile gerçekleştireceğimiz katma değerin tamamı Türkiye’de kalacak. Böylece bu fabrikada üretilen ‘Made in Turkey’ damgalı makarnaları dünyanın dört bir tarafında görebileceksiniz.”Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da konuşmasında, fabrikanın üretim kapasitesinin daha fazla olması gerektiğini vurguladı. Bir Japon devi ile dünyanın en büyük 10 makarnacısından birinin hedeflerinin daha yukarıda olması gerektiğine işaret eden Babacan, “Makarnanın boyutlarına bakıyorum ‘bu yetmez’ diyorum. Nisshin Seifun’un Yönetim Kurulu Başkanı Koichi İwasaki ise ortaklığın Türkiye ve Japonya arasında bir köprü olacağını ve ilişkileri daha da geliştireceğini söyledi. Kurulacak yeni fabrikanın Türkiye ekonomisine katkı sağlayacağına işaret eden İwasaki, “Zamanla farklı kategorilerde üretim yapacağız.” dedi. Nisshin’in Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nabuchika Hanawa da seneye bahar aylarında fabrikanın açılacağını bildirdi.
Zaman
Ekonomi
17.06.2014
JaponlarlamakarnaüretecekJaponlarla makarna üretecek
Japon firma Hisarcıklıoğlu ile makarna üretecek
Zaman
16.06.2014
15:05
Japon Marubeni ve Nisshin Seifun, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlunun ortak olduğu Nuhun Ankara Makarnasıyla fabrika kuracak. Tesis, ilk etapta 18 bin ton makarna üretecek.Türkiyenin en büyük makarna firmalarından Nuh Makarna ve Japonyanın köklü makarna üreticisi Nisshin Foods-Seifun Grubu ile Marubeni Corporation ortaklığında, Ankarada kurulacak yeni makarna fabrikasının açılışı törenle yapıldı. Törene, ekonomiden sorumlu Başbabakan Yardımcısı Ali Babacan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğlu, Nisshin Foods-Seifun Grubu Yönetim Kurulu Başmanı Koichi İwasaki ve Japon yetkililer ile gazeteciler katıldı.Törende konuşan Rıfat Hisarcıklıoğlu, Nuh Makarna olarak bir dünya devini Türkiyeye getirmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Yeni yatırımları ile dünyanın en büyük makarna fabrikaları arasına girmeyi hedeflediklerini kaydeden Hisarcıklıoğlu, Bunun için fizibilite çalışmaları yaptık, vizyonumuzu belirledik. Sincan 1. OSBde yerleşik yeni fabrikamız 23 bin metre karelik alana kurulacak. 3 yıl içinde gerçekleştirilecek yatırım miktarı 35,5 milyon dolar olacak. Nisshin ve Nuhun teknolojik bilgi birikimleri klasik makarna dışında da birçok alanda yatırımları hızlandıracak. Klasik makarnanın arkasından dondurulmuş makarna, revioli, mix un üretimi gelecek. dedi. Ürünlerde Türk buğdayının kullanılacağını da açıklayan Hisarcıklıoğlu, Türk buğdayının kalitesini tüm dünyaya göstereceğiz. Ürünlerimizin tamamını yurt dışına satacağız. Türk mühendisi ve işçisi ile gerçekleştireceğimiz katma değerin tamamı Türkiyede kalacak. Böylece bu fabrikada üretilen Made in Turkey damgalı makarnaları dünyanın dört bir tarafında görebileceksiniz.BABACAN: ÜRETİM KAPASİTESİ ARTTIRILMALIBaşbakan Yardımcısı Ali Babacan da konuşmasında, fabrikanın üretim kapasitesinin daha fazla olması gerektiğini vurguladı. Bir Japon devi ile dünyanın en büyük 10 makarnacısından birinin hedeflerinin daha yukarıda olması gerektiğine işaret eden Babacan, Makarnanın boyutlarına bakıyorum bu yetmez diyorum. İnşallah bu başlangıç olsun. Bu çekirdek büyük inşallah hem Türk hem Japon ortakların büyüklüğüne yakışan boyutlara ulaşsın. diye konuştu. Nisshin Seifunun Yönetim Kurulu Başmkanı Koichi İwasaki ise ortaklığın Türkiye ve Japonya arasında bir köprü olacağını ve ilişkileri daha da geliştiriceğini söyledi. Kurulacak yeni fabrikanın Türkiye ekonomisine katkı sağlayacağına işaret eden İwasaki, Zamanla farklı katagorilerde üretim yapacağız. dedi. Nissinin Türkiye Yönetim Kurulu Başmkanı Nabuchika Hanawa de seneye bahar aylarında fabrikanın açılacağını bildirdi.
Zaman
Ana Sayfa
16.06.2014
JaponfirmaHisarcıklıoğluilemakarnaüretecekJapon firma Hisarcıklıoğlu ile makarna üretecek
Japon firma Hisarcıklıoğlu ile makarna üretecek
Zaman
16.06.2014
14:57
Japon Marubeni ve Nisshin Seifun, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlunun ortak olduğu Nuhun Ankara Makarnasıyla fabrika kuracak. Tesis, ilk etapta 18 bin ton makarna üretecek.Türkiyenin en büyük makarna firmalarından Nuh Makarna ve Japonyanın köklü makarna üreticisi Nisshin Foods-Seifun Grubu ile Marubeni Corporation ortaklığında, Ankarada kurulacak yeni makarna fabrikasının açılışı törenle yapıldı. Törene, ekonomiden sorumlu Başbabakan Yardımcısı Ali Babacan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğlu, Nisshin Foods-Seifun Grubu Yönetim Kurulu Başmanı Koichi İwasaki ve Japon yetkililer ile gazeteciler katıldı.Törende konuşan Rıfat Hisarcıklıoğlu, Nuh Makarna olarak bir dünya devini Türkiyeye getirmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Yeni yatırımları ile dünyanın en büyük makarna fabrikaları arasına girmeyi hedeflediklerini kaydeden Hisarcıklıoğlu, Bunun için fizibilite çalışmaları yaptık, vizyonumuzu belirledik. Sincan 1. OSBde yerleşik yeni fabrikamız 23 bin metre karelik alana kurulacak. 3 yıl içinde gerçekleştirilecek yatırım miktarı 35,5 milyon dolar olacak. Nisshin ve Nuhun teknolojik bilgi birikimleri klasik makarna dışında da birçok alanda yatırımları hızlandıracak. Klasik makarnanın arkasından dondurulmuş makarna, revioli, mix un üretimi gelecek. dedi. Ürünlerde Türk buğdayının kullanılacağını da açıklayan Hisarcıklıoğlu, Türk buğdayının kalitesini tüm dünyaya göstereceğiz. Ürünlerimizin tamamını yurt dışına satacağız. Türk mühendisi ve işçisi ile gerçekleştireceğimiz katma değerin tamamı Türkiyede kalacak. Böylece bu fabrikada üretilen Made in Turkey damgalı makarnaları dünyanın dört bir tarafında görebileceksiniz.BABACAN: ÜRETİM KAPASİTESİ ARTTIRILMALIBaşbakan Yardımcısı Ali Babacan da konuşmasında, fabrikanın üretim kapasitesinin daha fazla olması gerektiğini vurguladı. Bir Japon devi ile dünyanın en büyük 10 makarnacısından birinin hedeflerinin daha yukarıda olması gerektiğine işaret eden Babacan, Makarnanın boyutlarına bakıyorum bu yetmez diyorum. İnşallah bu başlangıç olsun. Bu çekirdek büyük inşallah hem Türk hem Japon ortakların büyüklüğüne yakışan boyutlara ulaşsın. diye konuştu. Nisshin Seifunun Yönetim Kurulu Başmkanı Koichi İwasaki ise ortaklığın Türkiye ve Japonya arasında bir köprü olacağını ve ilişkileri daha da geliştiriceğini söyledi. Kurulacak yeni fabrikanın Türkiye ekonomisine katkı sağlayacağına işaret eden İwasaki, Zamanla farklı katagorilerde üretim yapacağız. dedi. Nissinin Türkiye Yönetim Kurulu Başmkanı Nabuchika Hanawa de seneye bahar aylarında fabrikanın açılacağını bildirdi.
Zaman
Ekonomi
16.06.2014
JaponfirmaHisarcıklıoğluilemakarnaüretecekJapon firma Hisarcıklıoğlu ile makarna üretecek
'Hizmet örgüt değil bir hareket; Gülen, köprüler kuruyor'
Zaman
14.05.2014
13:31
Yunanistanın kültür başkenti Selanikte düzenlenen 11. Uluslararası Kitap Fuarında Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketinin konuşulduğu bir etkinlik düzenlendi. Hocaefendinin Yunanca yayınlanan kitaplarının tanıtım programına yoğun ilgi gösteren dinleyenler, ilk defa düzenlenen böyle bir etkinlikte merak ettikleri konularda sorular yöneltti.Fuarda, Yunanistanın 125 yıllık en köklü yayınevi I. Sideris tarafından Yunancaya kazandırılmasının ardından büyük ilgi gören Gülenin İnsanlığın Özündeki Sevgi kitabı ile hafta sonu piyasaya çıkan Amerikalı akademisyen Jill Carrollun Medeniyetler Diyalogu, Gülenin İslami Öğretisi ve Hümanist Söylem adlı kitapların tanıtım programı gerçekleşti.Globalleşen dünyada, komşu iki ülkenin anlayış ve iletişim sanatı: Hizmeti Hareketi Örneği başlıklı etkinlik, Selanik Uluslararası Fuarı HELEXPOnun Avrupa: Kimlik ve Farklılık adlı salonunda yapıldı. Programın moderatörlüğünü Atina Panteion Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi, Selanik Navarino Network Vakfı Başkanı ve Konstantinos G. Karamanlis Vakfı Danışmanı Doç. Dr. Dimitris Keridis üstlenirken, konuşmacı olarak ise Hizmet Hareketine dair akademik çalışmaları ile tanınan ve Hocaefendinin Yunanca kitaplarının çevirisini yapan İonio Üniversitesi Ortadoğu ve Türkiye İlişkileri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sotiris Livas ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler ve Projeler Sorumlusu Hüseyin H. Hurmalı katıldı. Ülke medyasında çok sayıda haber, inceleme ve değerlendirmeye konu olan Hocaefendi ve Hizmet Hareketini yakından anlamaya çalışan her yaştan Yunan, ilk defa düzenlenen kitap tanıtım programına yoğun ilgi gösterdi. Dinleyenlerin bir kısmı ayakta kaldı. GÜLEN, İSLAM İLE MODERNİTE ARASINDA KÖPRÜ KURAN ENDER BİR ALİMEtkinlik, herkesi konumunda kabul etme, diyalog, eğitim ve yardımlaşmanın öneminin vurgulandığı 5 dakikalık bir video gösterimi ile başladı. Moderatör Doç. Dr. Keridis, komşu ülke Türkiyede yaşananların Yunanistanı yakından ilgilendirdiğini söyledi. Entelektüel, yazar, alim ve aktivist olarak Gülenin uzun bir Sufi gelenekten gelen orta yol İslamı temsil ediyor diyen Keridis, Gülen, İslam dini ile modernite, serbest pazar, teknoloji ve bilim arasında köprü kurmayı başaran ender insanlardan biri. ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Keridis, Batıda İslama dair bu kadar çok saçmalığın yazılmasını ve konuşulmasını kabul edemem. Entelektüel Gülen, hiç şüphesiz İslam ile modernliğin uzlaşma içerisinde yaşayabileceğini savunan dünyadaki önemli kişilerin başında geliyor. dedi. İslamın dünyada 1,5 milyar Müslüman ile bir gerçeklik olduğunu hatırlatan Keridis, İslamın Nijeryada kızları kaçıran deliler örneği gibi bir din olmadığı değerlendirmesinde bulundu. GLOBAL BİR HAREKET VE ETKİDEN BAHSEDİYORUZHizmet Hareketinin sadece dünya genelinde 5 bin civarında okul ve kuruluşu ile çalışmalar yaptığını belirten Doç. Dr. Keridis, şöyle konuştu: Global bir Hareket ve etkiden bahsediyoruz. İlk defa şu gördüğünüz iki kitap ile Yunan okur, Gülen ve Hizmet Hareketini kendi yazıları içerisinden tanımış oluyor. İslam, Hıristiyanlık ve Museviliğin nasıl uzlaşma ve anlayış içerisinde yaşayabileceklerini ve ortak noktaların daha fazla olduğunu irdeliyor. TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERDE EGE VE KIBRISA TAKILMAYALIMDoç. Dr. Keridis, insana hizmet, hoşgörü, teknoloji, bilim, eğitim ve diyalog gibi Gülenin fikirlerinden ilham alınan güzel gelişmelerin Türkiye merkezli geliştiğini söyledi. Yunanların yüzde 99unun Türkiye ile ilişkileri Ege, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge ve Kıbrıs temelinde ele aldıklarını, bunun da Türkiyeye haksızlık olduğu yorumunda bulunan Keridis, bir de espri yaptı: Yunanistanda bizim gibi sadece Türkiye ile gerginlik alanları konusunda araştırma yapanlar hiçbir zaman fakirlikten kurtulamadı. Diğer konulara da yönelelim! Keridis, bu algının değişmesi adına Yunanca yayınlanan Gülenin kitaplarının buna katkı sunacağını vurguladı. LİVAS: GÜLEN, TOPLUMSAL UYUM VE BARIŞA VURGU YAPIYOR Hizmet Hareketine dair Yunanistanda ilk akademik çalışmayı yapmasıyla bilinen İonio Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sotiris Livas, Çok önemli bu iki kitap sayesinde Türk entelektüel ve aktivist Gülen ve Hizmet Hareketinin üslubunu ve çalışmalarını ülkemiz ve insanları bilimsel bir anlayışla yakından tanıma imkânı bulacak. Yenileri de Yunancaya çevrilmeli. dedi. Livas, şöyle konuştu: Gülen, İslamî düşünceyi yenilemiştir. Globalleşme ile İslam arasında köprüler kurmayı başarmıştır. Sevgi, hoşgörü ve anlayışa önem vererek dünya genelinde toplumsal bir harmoni ve barış içerisinde yaşamayı vurguluyor. İnsanlığa hizmeti tavsiye ediyor. Eğitimi okullarla teşvik ediyor. İslamın hoşgörü boyutunu öne çıkaran ve bunu icraatlarıyla ortaya koyan bir alimdir.BU ÖRGÜT DEĞİL, BİR HAREKETTürkiyede eleştir
Zaman
Son Dakika
14.05.2014
Hizmetörgütdeğilbirhareket;GülenköprülerkuruyorHizmet örgüt değil bir hareket; Gülen köprüler kuruyor
'Hizmet örgüt değil bir hareket; Gülen, köprüler kuruyor'
Zaman
14.05.2014
13:31
Yunanistanın kültür başkenti Selanikte düzenlenen 11. Uluslararası Kitap Fuarında Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketinin konuşulduğu bir etkinlik düzenlendi. Hocaefendinin Yunanca yayınlanan kitaplarının tanıtım programına yoğun ilgi gösteren dinleyenler, ilk defa düzenlenen böyle bir etkinlikte merak ettikleri konularda sorular yöneltti.Fuarda, Yunanistanın 125 yıllık en köklü yayınevi I. Sideris tarafından Yunancaya kazandırılmasının ardından büyük ilgi gören Gülenin İnsanlığın Özündeki Sevgi kitabı ile hafta sonu piyasaya çıkan Amerikalı akademisyen Jill Carrollun Medeniyetler Diyalogu, Gülenin İslami Öğretisi ve Hümanist Söylem adlı kitapların tanıtım programı gerçekleşti.Globalleşen dünyada, komşu iki ülkenin anlayış ve iletişim sanatı: Hizmeti Hareketi Örneği başlıklı etkinlik, Selanik Uluslararası Fuarı HELEXPOnun Avrupa: Kimlik ve Farklılık adlı salonunda yapıldı. Programın moderatörlüğünü Atina Panteion Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi, Selanik Navarino Network Vakfı Başkanı ve Konstantinos G. Karamanlis Vakfı Danışmanı Doç. Dr. Dimitris Keridis üstlenirken, konuşmacı olarak ise Hizmet Hareketine dair akademik çalışmaları ile tanınan ve Hocaefendinin Yunanca kitaplarının çevirisini yapan İonio Üniversitesi Ortadoğu ve Türkiye İlişkileri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sotiris Livas ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler ve Projeler Sorumlusu Hüseyin H. Hurmalı katıldı. Ülke medyasında çok sayıda haber, inceleme ve değerlendirmeye konu olan Hocaefendi ve Hizmet Hareketini yakından anlamaya çalışan her yaştan Yunan, ilk defa düzenlenen kitap tanıtım programına yoğun ilgi gösterdi. Dinleyenlerin bir kısmı ayakta kaldı. GÜLEN, İSLAM İLE MODERNİTE ARASINDA KÖPRÜ KURAN ENDER BİR ALİMEtkinlik, herkesi konumunda kabul etme, diyalog, eğitim ve yardımlaşmanın öneminin vurgulandığı 5 dakikalık bir video gösterimi ile başladı. Moderatör Doç. Dr. Keridis, komşu ülke Türkiyede yaşananların Yunanistanı yakından ilgilendirdiğini söyledi. Entelektüel, yazar, alim ve aktivist olarak Gülenin uzun bir Sufi gelenekten gelen orta yol İslamı temsil ediyor diyen Keridis, Gülen, İslam dini ile modernite, serbest pazar, teknoloji ve bilim arasında köprü kurmayı başaran ender insanlardan biri. ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Keridis, Batıda İslama dair bu kadar çok saçmalığın yazılmasını ve konuşulmasını kabul edemem. Entelektüel Gülen, hiç şüphesiz İslam ile modernliğin uzlaşma içerisinde yaşayabileceğini savunan dünyadaki önemli kişilerin başında geliyor. dedi. İslamın dünyada 1,5 milyar Müslüman ile bir gerçeklik olduğunu hatırlatan Keridis, İslamın Nijeryada kızları kaçıran deliler örneği gibi bir din olmadığı değerlendirmesinde bulundu. GLOBAL BİR HAREKET VE ETKİDEN BAHSEDİYORUZHizmet Hareketinin sadece dünya genelinde 5 bin civarında okul ve kuruluşu ile çalışmalar yaptığını belirten Doç. Dr. Keridis, şöyle konuştu: Global bir Hareket ve etkiden bahsediyoruz. İlk defa şu gördüğünüz iki kitap ile Yunan okur, Gülen ve Hizmet Hareketini kendi yazıları içerisinden tanımış oluyor. İslam, Hıristiyanlık ve Museviliğin nasıl uzlaşma ve anlayış içerisinde yaşayabileceklerini ve ortak noktaların daha fazla olduğunu irdeliyor. TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERDE EGE VE KIBRISA TAKILMAYALIMDoç. Dr. Keridis, insana hizmet, hoşgörü, teknoloji, bilim, eğitim ve diyalog gibi Gülenin fikirlerinden ilham alınan güzel gelişmelerin Türkiye merkezli geliştiğini söyledi. Yunanların yüzde 99unun Türkiye ile ilişkileri Ege, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge ve Kıbrıs temelinde ele aldıklarını, bunun da Türkiyeye haksızlık olduğu yorumunda bulunan Keridis, bir de espri yaptı: Yunanistanda bizim gibi sadece Türkiye ile gerginlik alanları konusunda araştırma yapanlar hiçbir zaman fakirlikten kurtulamadı. Diğer konulara da yönelelim! Keridis, bu algının değişmesi adına Yunanca yayınlanan Gülenin kitaplarının buna katkı sunacağını vurguladı. LİVAS: GÜLEN, TOPLUMSAL UYUM VE BARIŞA VURGU YAPIYOR Hizmet Hareketine dair Yunanistanda ilk akademik çalışmayı yapmasıyla bilinen İonio Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sotiris Livas, Çok önemli bu iki kitap sayesinde Türk entelektüel ve aktivist Gülen ve Hizmet Hareketinin üslubunu ve çalışmalarını ülkemiz ve insanları bilimsel bir anlayışla yakından tanıma imkânı bulacak. Yenileri de Yunancaya çevrilmeli. dedi. Livas, şöyle konuştu: Gülen, İslamî düşünceyi yenilemiştir. Globalleşme ile İslam arasında köprüler kurmayı başarmıştır. Sevgi, hoşgörü ve anlayışa önem vererek dünya genelinde toplumsal bir harmoni ve barış içerisinde yaşamayı vurguluyor. İnsanlığa hizmeti tavsiye ediyor. Eğitimi okullarla teşvik ediyor. İslamın hoşgörü boyutunu öne çıkaran ve bunu icraatlarıyla ortaya koyan bir alimdir.BU ÖRGÜT DEĞİL, BİR HAREKETTürkiyede eleştir
Zaman
Ana Sayfa
14.05.2014
Hizmetörgütdeğilbirhareket;GülenköprülerkuruyorHizmet örgüt değil bir hareket; Gülen köprüler kuruyor
Ağır vasıta satışı, yıl sonunda 25 bini geçer
Zaman
12.05.2014
02:04
Teknolojiyi geliştirerek çevreye duyarlı bir yol izlemeye çalışan yeni Scania Streamline modelleri, ‘Scania Day 2014’ etkinliği ile tanıtıldı.İstanbul Park Ring Road alanında gerçekleştirilen organizasyonda açıklama yapan Doğuş Otomotiv Scania Genel Müdürü İlhami Eksin, ağır vasıta sektöründe çekicilerin son 10 yılda kamyonlara oranla yüzde 65’lik bir pazar payına ulaştığını belirterek, “2014’te pazar geçen yıla yakın seviyelerde kapanır.” dedi. Geçen yıl ağır vasıta sektöründe 28 bin 100 adet satış olmuştu. 2014 yılının ilk 3 ayında ise bir önceki yıla oranla yüzde 10’luk bir daralma yaşandığını hatırlatan Eksin, “Ancak bu daralma mevsimsel etki ile dünya ve ülkemizdeki ekonomik konjonktür ile bağlantılı. Fakat nisan ayı verileri markamız açısından oldukça olumlu görünüyor. Sektörümüz bu yıl büyüklük anlamında 2013 yılının bir tekrarını yaşayacak gibi. Satışların 25-28 bin adet civarında olacağını tahmin ediyoruz.” dedi.İlhami Eksin, ağır vasıta sektörünün, otomotiv sektörünün geçmişte izlediğine benzer bir gelişim izlediğini dile getirerek, “Sektörümüzde değişik kullanım amaçları ile bağlantılı oluşan segmentleri güçlendirmek istiyoruz. Pazar sığ olursa, ikinci el değeri endişesiyle sınırlı sayıdaki modelle pazarı tanımlamak daha ekonomik gibi gözüküyor. Ancak, işin gereklerine uygun olarak tasarlanan doğru ürünlerin sektör açısından çok önem arz eden yakıt tüketimi, dayanıklılık, parça tüketimi ve ikinci el gibi konularda kullanıcılara ciddi avantajlar sağlayacaktır. Araç tiplerinde müşterilerimizin uzun vadede çıkarlarını maksimize edecek ürünler geliştirmek amacındayız.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin konumu ve büyük altyapı projeleri nedeniyle inşaat ve taşımacılık sektöründe stratejik bir ülke olduğunu belirten Genel Müdür, “Türkiye’nin taşımacılıkta Ortadoğu ve Batı Avrupa pazarları arasında köprü konumunda. Bu sebeple pazardaki markalar açısından Türkiye ilgi çekici.” dedi.DAHA AZ YAKIT TÜKETMESİ İÇİN TASARLANDIAerodinamik tasarım odaklı ağır vasıta trendini 1991 yılında ‘Streamline’ ile başlatan Scania, yeni aracı ile bu geleneği sürdürüyor. Şirket, yeni Streamline araçlarda yakıt tüketimini azaltmak için hava akışının kabin çevresindeki hareketlerini en uygun seviyeye indiriyor. Aracın aerodinamik tasarım özellikleri, hava direncini düşürerek araçların daha az yakıt tüketimi sağlamasına olanak veriyor. Kabin tasarımı, yakıt tüketimini düşürdüğü gibi uzun yol araçlarında yeni yüzüyle müşterilerinin beğenisine sunuluyor.
Zaman
Ekonomi
12.05.2014
Ağırvasıtasatışıyılsonunda25binigeçerAğır vasıta satışı yıl sonunda 25 bini geçer
İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
Zaman
27.04.2014
10:10
Dünya Kuşları Koruma Kurumu (Birdlife International), İstanbul’da yapılacak 3. havaalanı, 3. köprü ve Kanal İstanbul projelerinin dünya göçmen kuşlarının göç yollarını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.Kuzey ormanlarını gezdiğini belirten Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Genel Müdürü Hazell Thompson, İstanbul’da yapımı devam eden ve yapılması planlanan projelerin göçmen kuşların sonu olacağını ve kıtalararası göç eden milyonlarca kuşun ölmesi anlamına geldiğini söyledi. Türk hükümetinin tüm dünyayı etkileyen böylesi bir duruma izin vermeyeceğini ve projeleri yeniden değerlendireceğine inandıklarını ifade eden Thompson, “Uluslararası doğa koruma örgütleri olarak bu konunun takipçisi olacağız.” dedi.Dünyanın en büyük doğa koruma ağı olan Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun tüm Avrupa ve Orta Asya temsilcileri, kuşların göçlerini gözlemlemek için İstanbul’da buluştu. Doğa Derneği’nin organize ettiği toplantıya katılan 49 ülkenin doğa koruma temsilcileri, İstanbul’un kuzey ormanlarını gezme fırsatı buldu. Konuya ilgili dün Sarıyer 3. köprü yakınlarında bir araya gelen Dünya Kuşları Koruma Kurumu Avrupa, Afrika ve Orta Asya temsilcileri, gözlemlerini basın toplantısıyla paylaştı. İngiliz Kuşları Koruma Kurumu Royal Society for the Protection of Birds (RSPB) Müdürü Tim Stowe, “Eğer buraya havalimanı yaparsanız insan hayatını da tehlikeye atarsınız. Göç eden kuş sürüleri uçak pervanelerine girer ve kazalar sonucu pek çok insan ölür.” ifadelerini kullandı.Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Türkiye’deki ortağı olan Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz da, “Yaşamlarımızın doğanın ve diğer canlıların üzerindeki etkisini bilerek yaşamak zorundayız. Kuş göç yolları üzerine yapılacak projeler, İstanbul’un ve dünyanın göçmen kuşlarının küresel ölçekte bir trajedi ile karşılaşması anlamına geliyor. Türkiye ve İstanbul bu vebali taşıyamaz.” ifadelerini kullandı.Bölgeden her yıl 500 bin leylek geçiyorYeni havalimanı için hazırlanan ÇED raporunda; hava şartları, orman varlığı, arazinin zemini gibi faktörlerin yanı sıra uçakların iniş ve kalkışlarında büyük risk taşıyan ve zaman zaman ölümlü kazalara yol açan kuş güzergâhları da incelendi. Buna göre 200 ila 500 metre yükseklikten uçan kuşlar, sabah ve akşam saatlerinde hava akımı nedeniyle 100 ila 200 metre alçalıyor. Bölgeden geçen leylek sayısı 205 bin ile 500 bin arasında değişiyor. Kuşlar, göç ederken 300 adetlik sürüler halinde uçuyor. Bu da uçaklar için büyük tehlike oluşturuyor. İlk ve sonbaharda 30 bin şahin, 20 bin arı şahini ve 20 bin küçük orman kartalı ile toplam 80 bin civarında da yırtıcı kuş göç ediyor.
Zaman
Güncel
27.04.2014
İstanbul’daki/">İstanbul’dakiçılgınprojelergöçmenkuşlarınsonuolurİstanbul’daki-çılgın-projeler-göçmen-kuşların-sonu-olur/">İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
Zaman
27.04.2014
10:10
Dünya Kuşları Koruma Kurumu (Birdlife International), İstanbul’da yapılacak 3. havaalanı, 3. köprü ve Kanal İstanbul projelerinin dünya göçmen kuşlarının göç yollarını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.Kuzey ormanlarını gezdiğini belirten Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Genel Müdürü Hazell Thompson, İstanbul’da yapımı devam eden ve yapılması planlanan projelerin göçmen kuşların sonu olacağını ve kıtalararası göç eden milyonlarca kuşun ölmesi anlamına geldiğini söyledi. Türk hükümetinin tüm dünyayı etkileyen böylesi bir duruma izin vermeyeceğini ve projeleri yeniden değerlendireceğine inandıklarını ifade eden Thompson, “Uluslararası doğa koruma örgütleri olarak bu konunun takipçisi olacağız.” dedi.Dünyanın en büyük doğa koruma ağı olan Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun tüm Avrupa ve Orta Asya temsilcileri, kuşların göçlerini gözlemlemek için İstanbul’da buluştu. Doğa Derneği’nin organize ettiği toplantıya katılan 49 ülkenin doğa koruma temsilcileri, İstanbul’un kuzey ormanlarını gezme fırsatı buldu. Konuya ilgili dün Sarıyer 3. köprü yakınlarında bir araya gelen Dünya Kuşları Koruma Kurumu Avrupa, Afrika ve Orta Asya temsilcileri, gözlemlerini basın toplantısıyla paylaştı. İngiliz Kuşları Koruma Kurumu Royal Society for the Protection of Birds (RSPB) Müdürü Tim Stowe, “Eğer buraya havalimanı yaparsanız insan hayatını da tehlikeye atarsınız. Göç eden kuş sürüleri uçak pervanelerine girer ve kazalar sonucu pek çok insan ölür.” ifadelerini kullandı.Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Türkiye’deki ortağı olan Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz da, “Yaşamlarımızın doğanın ve diğer canlıların üzerindeki etkisini bilerek yaşamak zorundayız. Kuş göç yolları üzerine yapılacak projeler, İstanbul’un ve dünyanın göçmen kuşlarının küresel ölçekte bir trajedi ile karşılaşması anlamına geliyor. Türkiye ve İstanbul bu vebali taşıyamaz.” ifadelerini kullandı.Bölgeden her yıl 500 bin leylek geçiyorYeni havalimanı için hazırlanan ÇED raporunda; hava şartları, orman varlığı, arazinin zemini gibi faktörlerin yanı sıra uçakların iniş ve kalkışlarında büyük risk taşıyan ve zaman zaman ölümlü kazalara yol açan kuş güzergâhları da incelendi. Buna göre 200 ila 500 metre yükseklikten uçan kuşlar, sabah ve akşam saatlerinde hava akımı nedeniyle 100 ila 200 metre alçalıyor. Bölgeden geçen leylek sayısı 205 bin ile 500 bin arasında değişiyor. Kuşlar, göç ederken 300 adetlik sürüler halinde uçuyor. Bu da uçaklar için büyük tehlike oluşturuyor. İlk ve sonbaharda 30 bin şahin, 20 bin arı şahini ve 20 bin küçük orman kartalı ile toplam 80 bin civarında da yırtıcı kuş göç ediyor.
Zaman
Ana Sayfa
27.04.2014
İstanbul’daki/">İstanbul’dakiçılgınprojelergöçmenkuşlarınsonuolurİstanbul’daki-çılgın-projeler-göçmen-kuşların-sonu-olur/">İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
Dünya Kuşları Koruma Kurumu’ndan uyarı: İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
Zaman
27.04.2014
02:04
Dünya Kuşları Koruma Kurumu (Birdlife International), İstanbul’da yapılacak 3. havaalanı, 3. köprü ve Kanal İstanbul projelerinin dünya göçmen kuşlarının göç yollarını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.Kuzey ormanlarını gezdiğini belirten Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Genel Müdürü Hazell Thompson, İstanbul’da yapımı devam eden ve yapılması planlanan projelerin göçmen kuşların sonu olacağını ve kıtalararası göç eden milyonlarca kuşun ölmesi anlamına geldiğini söyledi. Türk hükümetinin tüm dünyayı etkileyen böylesi bir duruma izin vermeyeceğini ve projeleri yeniden değerlendireceğine inandıklarını ifade eden Thompson, “Uluslararası doğa koruma örgütleri olarak bu konunun takipçisi olacağız.” dedi.Dünyanın en büyük doğa koruma ağı olan Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun tüm Avrupa ve Orta Asya temsilcileri, kuşların göçlerini gözlemlemek için İstanbul’da buluştu. Doğa Derneği’nin organize ettiği toplantıya katılan 49 ülkenin doğa koruma temsilcileri, İstanbul’un kuzey ormanlarını gezme fırsatı buldu. Konuya ilgili dün Sarıyer 3. köprü yakınlarında bir araya gelen Dünya Kuşları Koruma Kurumu Avrupa, Afrika ve Orta Asya temsilcileri, gözlemlerini basın toplantısıyla paylaştı. İngiliz Kuşları Koruma Kurumu Royal Society for the Protection of Birds (RSPB) Müdürü Tim Stowe, “Eğer buraya havalimanı yaparsanız insan hayatını da tehlikeye atarsınız. Göç eden kuş sürüleri uçak pervanelerine girer ve kazalar sonucu pek çok insan ölür.” ifadelerini kullandı.Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Türkiye’deki ortağı olan Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz da, “Yaşamlarımızın doğanın ve diğer canlıların üzerindeki etkisini bilerek yaşamak zorundayız. Kuş göç yolları üzerine yapılacak projeler, İstanbul’un ve dünyanın göçmen kuşlarının küresel ölçekte bir trajedi ile karşılaşması anlamına geliyor. Türkiye ve İstanbul bu vebali taşıyamaz.” ifadelerini kullandı.Bölgeden her yıl 500 bin leylek geçiyorYeni havalimanı için hazırlanan ÇED raporunda; hava şartları, orman varlığı, arazinin zemini gibi faktörlerin yanı sıra uçakların iniş ve kalkışlarında büyük risk taşıyan ve zaman zaman ölümlü kazalara yol açan kuş güzergâhları da incelendi. Buna göre 200 ila 500 metre yükseklikten uçan kuşlar, sabah ve akşam saatlerinde hava akımı nedeniyle 100 ila 200 metre alçalıyor. Bölgeden geçen leylek sayısı 205 bin ile 500 bin arasında değişiyor. Kuşlar, göç ederken 300 adetlik sürüler halinde uçuyor. Bu da uçaklar için büyük tehlike oluşturuyor. İlk ve sonbaharda 30 bin şahin, 20 bin arı şahini ve 20 bin küçük orman kartalı ile toplam 80 bin civarında da yırtıcı kuş göç ediyor.
Zaman
Güncel
27.04.2014
DünyaKuşlarıKorumaKurumu’ndanuyarıİstanbul’daki/">İstanbul’dakiçılgınprojelergöçmenkuşlarınsonuolurİstanbul’daki-çılgın-projeler-göçmen-kuşların-sonu-olur/">Dünya Kuşları Koruma Kurumu’ndan uyarı İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
Dünya Kuşları Koruma Kurumu’ndan uyarı: İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
Zaman
27.04.2014
02:04
Dünya Kuşları Koruma Kurumu (Birdlife International), İstanbul’da yapılacak 3. havaalanı, 3. köprü ve Kanal İstanbul projelerinin dünya göçmen kuşlarının göç yollarını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.Kuzey ormanlarını gezdiğini belirten Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Genel Müdürü Hazell Thompson, İstanbul’da yapımı devam eden ve yapılması planlanan projelerin göçmen kuşların sonu olacağını ve kıtalararası göç eden milyonlarca kuşun ölmesi anlamına geldiğini söyledi. Türk hükümetinin tüm dünyayı etkileyen böylesi bir duruma izin vermeyeceğini ve projeleri yeniden değerlendireceğine inandıklarını ifade eden Thompson, “Uluslararası doğa koruma örgütleri olarak bu konunun takipçisi olacağız.” dedi.Dünyanın en büyük doğa koruma ağı olan Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun tüm Avrupa ve Orta Asya temsilcileri, kuşların göçlerini gözlemlemek için İstanbul’da buluştu. Doğa Derneği’nin organize ettiği toplantıya katılan 49 ülkenin doğa koruma temsilcileri, İstanbul’un kuzey ormanlarını gezme fırsatı buldu. Konuya ilgili dün Sarıyer 3. köprü yakınlarında bir araya gelen Dünya Kuşları Koruma Kurumu Avrupa, Afrika ve Orta Asya temsilcileri, gözlemlerini basın toplantısıyla paylaştı. İngiliz Kuşları Koruma Kurumu Royal Society for the Protection of Birds (RSPB) Müdürü Tim Stowe, “Eğer buraya havalimanı yaparsanız insan hayatını da tehlikeye atarsınız. Göç eden kuş sürüleri uçak pervanelerine girer ve kazalar sonucu pek çok insan ölür.” ifadelerini kullandı.Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Türkiye’deki ortağı olan Doğa Derneği Genel Müdürü Engin Yılmaz da, “Yaşamlarımızın doğanın ve diğer canlıların üzerindeki etkisini bilerek yaşamak zorundayız. Kuş göç yolları üzerine yapılacak projeler, İstanbul’un ve dünyanın göçmen kuşlarının küresel ölçekte bir trajedi ile karşılaşması anlamına geliyor. Türkiye ve İstanbul bu vebali taşıyamaz.” ifadelerini kullandı.Bölgeden her yıl 500 bin leylek geçiyorYeni havalimanı için hazırlanan ÇED raporunda; hava şartları, orman varlığı, arazinin zemini gibi faktörlerin yanı sıra uçakların iniş ve kalkışlarında büyük risk taşıyan ve zaman zaman ölümlü kazalara yol açan kuş güzergâhları da incelendi. Buna göre 200 ila 500 metre yükseklikten uçan kuşlar, sabah ve akşam saatlerinde hava akımı nedeniyle 100 ila 200 metre alçalıyor. Bölgeden geçen leylek sayısı 205 bin ile 500 bin arasında değişiyor. Kuşlar, göç ederken 300 adetlik sürüler halinde uçuyor. Bu da uçaklar için büyük tehlike oluşturuyor. İlk ve sonbaharda 30 bin şahin, 20 bin arı şahini ve 20 bin küçük orman kartalı ile toplam 80 bin civarında da yırtıcı kuş göç ediyor.
Zaman
Ana Sayfa
27.04.2014
DünyaKuşlarıKorumaKurumu’ndanuyarıİstanbul’daki/">İstanbul’dakiçılgınprojelergöçmenkuşlarınsonuolurİstanbul’daki-çılgın-projeler-göçmen-kuşların-sonu-olur/">Dünya Kuşları Koruma Kurumu’ndan uyarı İstanbul’daki çılgın projeler göçmen kuşların sonu olur
Nuriye Akman - SÖNDÜRÜN IŞIKLARI
Zaman
29.03.2014
02:08
Bu akşam dünyanın sembolik değeri yüksek pek çok yapısının ışıkları bir saat süreyle söndürülecek.Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) düzenlediği bir çevre eylemi bu. Yedi yıldan beri, gece ve gündüzün eşitlendiği ekinoks dönemine denk getiriliyor. Dünya Saati olarak adlandırılan eylemin amacı iklim değişikliğiyle mücadeleye dikkat çekmek. Geçen yıl 154 ülkenin 7 binden fazla şehrinin bin beş yüz civarındaki ünlü bina, köprü ve kuleleri ışıklarını kapatmıştı. Türkiye’de 22 valilik ve belediye, 400’den fazla kurum Dünya Saati’ne katkı sunuyor. Herhalde en görkemli karartma İstanbul’da olacak. Bu akşam saat 20.30-21.30 arasında şehrin 13 simge yapısı her zamankinden daha büyülü bir görünüme kavuşacak. Boğaziçi ve Fatih Köprüleri, Galata Kulesi, Ayasofya Müzesi ve Dolmabahçe Sarayı ve bazı kasır ve köşklerin karanlıkta nasıl göründüklerini öğrenmek için eşsiz bir fırsat. Tabii karanlığın tadını çıkaranlardan kaçı, sürdürülebilir bir gelecek üzerine düşünüp çözüm üretecek ve harekete geçecek, o da ayrı konu. Işıkları söndürmenin kişisel sözlüğümdeki karşılığı ise, sahibi olduğumuzu zannettiğimiz ne varsa, adımız, mesleğimiz, ailemiz, evimiz, eserlerimiz, aslında hepsinin geçici kullanıcıları olduğumuzu bilmekten ibaret. Bunların yaydığı sahte ışığa kanmadan yaşarsak, sanki dünyayı gerçek aydınlığa kavuşturabiliriz gibime gelir hep...***HADİ FENER OLALIMDeniz feneri ne patlayan dalgalardan korkup kaçar, ne de sakin denizlerde yüzmek ister. Hava ister fırtınalı ister mutedil olsun duruşunu hiç bozmaz. Mevsimlere göre şekil değiştirmediği gibi, gündüzleri gidip gezeyim, güneş batınca yerime gelirim diye de düşünmez. Gündüzleri ışığını kesmekten gocunmaz. Gece olunca sadece asli görevi ile ilgilenir. Asla uyuklamaz. Bu halleri onu sadece gemicilerin sadık dostları yapmıyor. Karada ve havada ne kadar insan varsa hepsine sessiz bir şekilde rol modellik yapıyor. An’ın yüklediği görevi en iyi şekilde yapmak, karşılaştığı engellerden yılmamak, kazandığı zaferlerden sarhoş olmamak, eğilip bükülmemek gibi konularda kendini zayıf hissedenler hemen en yakın fenere dönsün yüzünü, enerji toplayıp yoluna devam etsin. Fenerlerin dili olsa dünyaya nizam vermeye kalkanlara şöyle derlerdi: Bu iş zordur, hata kabul etmez, vebali büyüktür. En ufak bir ihmal kazalara sebebiyet verir. Cana ve mala zarar gelir. Genetik programınızda fener olabilme becerisi yoksa, boşa çabalamayın, ışığı özünden gelen gerçek bir fener bulup kendinizi ona teslim edin. ***BİR GÖZÜNDE DOLAR BİR GÖZÜNDE AVROÜlkesindeki ekonomik krizi protesto eden bir İspanyol’un, camlarına dolar ve avro işareti çizilmiş gözlüğü, adamın kimliği ve niyetinden bağımsız olarak bize neler çağrıştırır? Her şeyden önce Oscar Wilde’ın o meşhur sözünü: “Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor.” Bu gruba hemen hemen hepimiz giriyoruz. Zenginimizin de yoksulumuzun da neredeyse tüm inanç ve ilkelerinin bir fiyatı var. Bunları mümkün olabilen en yüksek fiyata nasıl satabileceklerinde insanları uzmanlaştıran bir sistemde yaşıyoruz. Fotoğraf, ikinci olarak müsrifliğimizi hatırlatıyor. Az kullandığımız, eskimeden bıktığımız, şükrünü asla bilmediğimiz eşyalarımızı... Bu sadece yenisini alma kudretine sahip olanların zavallılığı değil. İmkanı kıt olanlar da, gerçekte ihtiyaç duymadıkları bazı nesne ve hizmetlere susatılarak acı çektiriliyor. Daha fenası, bilim, fikir ve sanat eserlerinden üretici ve tüketici düzeyinde uzaklaşmamız. Üçüncü olarak gözünü para bürümüş insanlar geliyor akla. Bu noktada gündemin baskısından sıyrılamıyoruz tabii. Havuzlarda toplanan, ayakkabı kutularında saklanan, kasalara sığmayan, çikolataların altına serilen, kuryelerin çantalarında gezen, “aman ha avroyla doları karıştırmayın” denen, istiflerken kolay gelen ama sıfırlanırken zorlanılan hayırsız paralar...
Zaman
En Çok Okunan
29.03.2014
NuriyeAkman-SÖNDÜRÜNIŞIKLARINuriye Akman - SÖNDÜRÜN IŞIKLARI
SÖNDÜRÜN IŞIKLARI
Zaman
29.03.2014
02:08
Bu akşam dünyanın sembolik değeri yüksek pek çok yapısının ışıkları bir saat süreyle söndürülecek.Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) düzenlediği bir çevre eylemi bu. Yedi yıldan beri, gece ve gündüzün eşitlendiği ekinoks dönemine denk getiriliyor. Dünya Saati olarak adlandırılan eylemin amacı iklim değişikliğiyle mücadeleye dikkat çekmek. Geçen yıl 154 ülkenin 7 binden fazla şehrinin bin beş yüz civarındaki ünlü bina, köprü ve kuleleri ışıklarını kapatmıştı.Türkiye’de 22 valilik ve belediye, 400’den fazla kurum Dünya Saati’ne katkı sunuyor. Herhalde en görkemli karartma İstanbul’da olacak. Bu akşam saat 20.30-21.30 arasında şehrin 13 simge yapısı her zamankinden daha büyülü bir görünüme kavuşacak. Boğaziçi ve Fatih Köprüleri, Galata Kulesi, Ayasofya Müzesi ve Dolmabahçe Sarayı ve bazı kasır ve köşklerin karanlıkta nasıl göründüklerini öğrenmek için eşsiz bir fırsat. Tabii karanlığın tadını çıkaranlardan kaçı, sürdürülebilir bir gelecek üzerine düşünüp çözüm üretecek ve harekete geçecek, o da ayrı konu.Işıkları söndürmenin kişisel sözlüğümdeki karşılığı ise, sahibi olduğumuzu zannettiğimiz ne varsa, adımız, mesleğimiz, ailemiz, evimiz, eserlerimiz, aslında hepsinin geçici kullanıcıları olduğumuzu bilmekten ibaret. Bunların yaydığı sahte ışığa kanmadan yaşarsak, sanki dünyayı gerçek aydınlığa kavuşturabiliriz gibime gelir hep...***HADİ FENER OLALIMDeniz feneri ne patlayan dalgalardan korkup kaçar, ne de sakin denizlerde yüzmek ister. Hava ister fırtınalı ister mutedil olsun duruşunu hiç bozmaz. Mevsimlere göre şekil değiştirmediği gibi, gündüzleri gidip gezeyim, güneş batınca yerime gelirim diye de düşünmez. Gündüzleri ışığını kesmekten gocunmaz. Gece olunca sadece asli görevi ile ilgilenir. Asla uyuklamaz.Bu halleri onu sadece gemicilerin sadık dostları yapmıyor. Karada ve havada ne kadar insan varsa hepsine sessiz bir şekilde rol modellik yapıyor. An’ın yüklediği görevi en iyi şekilde yapmak, karşılaştığı engellerden yılmamak, kazandığı zaferlerden sarhoş olmamak, eğilip bükülmemek gibi konularda kendini zayıf hissedenler hemen en yakın fenere dönsün yüzünü, enerji toplayıp yoluna devam etsin. Fenerlerin dili olsa dünyaya nizam vermeye kalkanlara şöyle derlerdi: Bu iş zordur, hata kabul etmez, vebali büyüktür. En ufak bir ihmal kazalara sebebiyet verir. Cana ve mala zarar gelir. Genetik programınızda fener olabilme becerisi yoksa, boşa çabalamayın, ışığı özünden gelen gerçek bir fener bulup kendinizi ona teslim edin.***BİR GÖZÜNDE DOLAR BİR GÖZÜNDE AVROÜlkesindeki ekonomik krizi protesto eden bir İspanyol’un, camlarına dolar ve avro işareti çizilmiş gözlüğü, adamın kimliği ve niyetinden bağımsız olarak bize neler çağrıştırır?Her şeyden önce Oscar Wilde’ın o meşhur sözünü: “Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor.” Bu gruba hemen hemen hepimiz giriyoruz. Zenginimizin de yoksulumuzun da neredeyse tüm inanç ve ilkelerinin bir fiyatı var. Bunları mümkün olabilen en yüksek fiyata nasıl satabileceklerinde insanları uzmanlaştıran bir sistemde yaşıyoruz.Fotoğraf, ikinci olarak müsrifliğimizi hatırlatıyor. Az kullandığımız, eskimeden bıktığımız, şükrünü asla bilmediğimiz eşyalarımızı... Bu sadece yenisini alma kudretine sahip olanların zavallılığı değil. İmkanı kıt olanlar da, gerçekte ihtiyaç duymadıkları bazı nesne ve hizmetlere susatılarak acı çektiriliyor. Daha fenası, bilim, fikir ve sanat eserlerinden üretici ve tüketici düzeyinde uzaklaşmamız. Üçüncü olarak gözünü para bürümüş insanlar geliyor akla. Bu noktada gündemin baskısından sıyrılamıyoruz tabii. Havuzlarda toplanan, ayakkabı kutularında saklanan, kasalara sığmayan, çikolataların altına serilen, kuryelerin çantalarında gezen, “aman ha avroyla doları karıştırmayın” denen, istiflerken kolay gelen ama sıfırlanırken zorlanılan hayırsız paralar...
Zaman
En Çok Okunan
29.03.2014
SÖNDÜRÜNIŞIKLARISÖNDÜRÜN IŞIKLARI
Nuriye Akman - SÖNDÜRÜN IŞIKLARI
Zaman
29.03.2014
02:08
Bu akşam dünyanın sembolik değeri yüksek pek çok yapısının ışıkları bir saat süreyle söndürülecek.Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) düzenlediği bir çevre eylemi bu. Yedi yıldan beri, gece ve gündüzün eşitlendiği ekinoks dönemine denk getiriliyor. Dünya Saati olarak adlandırılan eylemin amacı iklim değişikliğiyle mücadeleye dikkat çekmek. Geçen yıl 154 ülkenin 7 binden fazla şehrinin bin beş yüz civarındaki ünlü bina, köprü ve kuleleri ışıklarını kapatmıştı. Türkiye’de 22 valilik ve belediye, 400’den fazla kurum Dünya Saati’ne katkı sunuyor. Herhalde en görkemli karartma İstanbul’da olacak. Bu akşam saat 20.30-21.30 arasında şehrin 13 simge yapısı her zamankinden daha büyülü bir görünüme kavuşacak. Boğaziçi ve Fatih Köprüleri, Galata Kulesi, Ayasofya Müzesi ve Dolmabahçe Sarayı ve bazı kasır ve köşklerin karanlıkta nasıl göründüklerini öğrenmek için eşsiz bir fırsat. Tabii karanlığın tadını çıkaranlardan kaçı, sürdürülebilir bir gelecek üzerine düşünüp çözüm üretecek ve harekete geçecek, o da ayrı konu. Işıkları söndürmenin kişisel sözlüğümdeki karşılığı ise, sahibi olduğumuzu zannettiğimiz ne varsa, adımız, mesleğimiz, ailemiz, evimiz, eserlerimiz, aslında hepsinin geçici kullanıcıları olduğumuzu bilmekten ibaret. Bunların yaydığı sahte ışığa kanmadan yaşarsak, sanki dünyayı gerçek aydınlığa kavuşturabiliriz gibime gelir hep...***HADİ FENER OLALIMDeniz feneri ne patlayan dalgalardan korkup kaçar, ne de sakin denizlerde yüzmek ister. Hava ister fırtınalı ister mutedil olsun duruşunu hiç bozmaz. Mevsimlere göre şekil değiştirmediği gibi, gündüzleri gidip gezeyim, güneş batınca yerime gelirim diye de düşünmez. Gündüzleri ışığını kesmekten gocunmaz. Gece olunca sadece asli görevi ile ilgilenir. Asla uyuklamaz. Bu halleri onu sadece gemicilerin sadık dostları yapmıyor. Karada ve havada ne kadar insan varsa hepsine sessiz bir şekilde rol modellik yapıyor. An’ın yüklediği görevi en iyi şekilde yapmak, karşılaştığı engellerden yılmamak, kazandığı zaferlerden sarhoş olmamak, eğilip bükülmemek gibi konularda kendini zayıf hissedenler hemen en yakın fenere dönsün yüzünü, enerji toplayıp yoluna devam etsin. Fenerlerin dili olsa dünyaya nizam vermeye kalkanlara şöyle derlerdi: Bu iş zordur, hata kabul etmez, vebali büyüktür. En ufak bir ihmal kazalara sebebiyet verir. Cana ve mala zarar gelir. Genetik programınızda fener olabilme becerisi yoksa, boşa çabalamayın, ışığı özünden gelen gerçek bir fener bulup kendinizi ona teslim edin. ***BİR GÖZÜNDE DOLAR BİR GÖZÜNDE AVROÜlkesindeki ekonomik krizi protesto eden bir İspanyol’un, camlarına dolar ve avro işareti çizilmiş gözlüğü, adamın kimliği ve niyetinden bağımsız olarak bize neler çağrıştırır? Her şeyden önce Oscar Wilde’ın o meşhur sözünü: “Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor.” Bu gruba hemen hemen hepimiz giriyoruz. Zenginimizin de yoksulumuzun da neredeyse tüm inanç ve ilkelerinin bir fiyatı var. Bunları mümkün olabilen en yüksek fiyata nasıl satabileceklerinde insanları uzmanlaştıran bir sistemde yaşıyoruz. Fotoğraf, ikinci olarak müsrifliğimizi hatırlatıyor. Az kullandığımız, eskimeden bıktığımız, şükrünü asla bilmediğimiz eşyalarımızı... Bu sadece yenisini alma kudretine sahip olanların zavallılığı değil. İmkanı kıt olanlar da, gerçekte ihtiyaç duymadıkları bazı nesne ve hizmetlere susatılarak acı çektiriliyor. Daha fenası, bilim, fikir ve sanat eserlerinden üretici ve tüketici düzeyinde uzaklaşmamız. Üçüncü olarak gözünü para bürümüş insanlar geliyor akla. Bu noktada gündemin baskısından sıyrılamıyoruz tabii. Havuzlarda toplanan, ayakkabı kutularında saklanan, kasalara sığmayan, çikolataların altına serilen, kuryelerin çantalarında gezen, “aman ha avroyla doları karıştırmayın” denen, istiflerken kolay gelen ama sıfırlanırken zorlanılan hayırsız paralar...
Zaman
Köşe Yazıları
29.03.2014
NuriyeAkman-SÖNDÜRÜNIŞIKLARINuriye Akman - SÖNDÜRÜN IŞIKLARI
CHP'li Küçük: Türk okulları, Türkiye ile dünya arasında köprü oluşturuyor
Haber3
08.03.2014
17:07
CHPli

Mersin’in Mut ilçe CHP Belediye Başkan adayı Aslan Küçük,160 ülkede bulunan Türk okullarının yaptığı hizmeti, Türkiye Cumhuriyeti devleti bütçesinin yarısını harcasa böyle bir yatırım yapamayacağını söyledi.

Haber3
Son Dakika
08.03.2014
CHPliKüçükTürkokullarıTürkiyeiledünyaarasındaköprüoluşturuyorCHPli Küçük Türk okulları Türkiye ile dünya arasında köprü oluşturuyor
Afrika ile ticarete kadın eli değdi
Zaman
01.03.2014
02:09
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu TUSKON’un düzenlediği Türkiye-Afrika Kadın Girişimciler Ticaret Köprüsü’ne katılmak üzere 39 Afrika ülkesinden 350 iş kadını, Türkiye’den 450 iş kadınıyla İstanbul’da dün bir araya geldi.Kadınların güçlenmesi için yapılan birçok organizasyon olduğunu belirten TUSKON Başkanı Rızanur Meral, bu organizasyonlar arasında en somut işbirliği etkinliğinin Türkiye-Afrika Kadın Girişimciler Ticaret Köprüsü olduğunu kaydetti. Bundan 10 yıl önce Afrika ile 4 milyar dolar olan ticaret hacmi bugün beş kat artarak 20 milyar doları buldu. Ticaretin artmasında TUSKON’un kurduğu ticaret köprülerinin katkısı büyük. TUSKON üyesi yüzlerce işadamının Afrika’ya yatırım yaptığına dikkat çeken Rızanur Meral, bu bölgeye yatırım yapılması için acele edilmesi gerektiğini ifade etti. Meral, “Tüm dünya Afrika ile ilişkiler geliştiriyor. 1 milyarın üzerinde nüfusu, dünyada tarım yapılabilecek alanların dörtte birine sahip olması ile bu coğrafya önemli. Afrika dünyanın geleceğidir. Ekonomistler, siyasetçiler Afrika’nın tarihinin gelecek 50 yıl içinde tekrar yazacağını söylüyor.” dedi. Türkiye-Afrika Kadın Girişimciler Ticaret Köprüsü’nde gerçekleşen ikili görüşmelerden sonra ortaklıklar kurulacağına inandığını söyleyen Meral, programın Afrika’nın gelişmesine ve refahının artmasına katkı sağlayacağına inandığını söyledi. Meral, “İlk defa 2006’da 500 Afrikalı iş insanını TUSKON Türkiye’ye getirdi. Bu tür karma programlarda Afrikalı iş kadınlarının sayısının her zaman çokluğu dikkatimizi çekiyordu.” diye konuştu. Meral, Türkiye ile Afrika arasında turizm, tarım, madencilik alanlarında işbirliği yapılabileceğini vurguladı. Afrika’da bulunan Türk okullarından yetişen birçok öğrencinin oraya giden Türk işadamlarına yardımcı olduğuna ve bir köprü görevi gördüğüne işaret eden Rızanur Meral, 55 bin üyesi olan TUSKON’un amacının, Türk işadamlarının dünyada yeni ticari işbirliklerine imza atmalarını sağlamak olduğunu kaydetti. İstanbul’daki programda konuşan Afrika Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Erasmus Mwencha ise Afrika’da orta sınıfın gittikçe büyüdüğünü belirtti. Afrika’da kadınlar 1,1 milyarlık nüfusun yüzde 52’sini oluşturuyor. Mwencha’nın konuşmasına göre Afrika Birliği’nde kadınlar yönetim pozisyonlarının yüzde 50’sini oluşturuyor. Afrika’da yatırım için tarım çok önemli. Tekstil, çay, kahve üretiminde gelişim kaydediyor. Bir diğer yatırım fırsatı da turizm. 2012’de Afrika’ya gelen turist sayısı 49 milyon. Afrika’nın suyla ilgili halen keşfedilmemiş kaynakları var. Maden de gelişmekte olan bir sektör. Kıtanın yıllık olarak altyapı için 93 milyar dolara ihtiyacı var. Afrika’da orta gelir sınıfının geliştiğini belirten Mwencha, “Tüketici ürünleri burada önem kazanıyor. Gıda, içecek, kişisel bakım ürünleriyle ilgili Türk yatırımcılar harekete geçebilir. Artık iş anlaşmaları yapma zamanı.” dedi.Meral: Sizi sileriz tehdidi aldık, pabuç bırakmadıkWall Street Journal Türkiye muhabirinin “Operasyondan sonra Hizmet Hareketi’ne yakın şirketlerle ilgili yeni bir gelişme yaşandı mı?” sorusuna Rızanur Meral şu cevabı verdi: “Oldu tabii. Büyüklerden başlamak üzere bunlarla görüşüldü. Bir kısmıyla bizzat Başbakan görüştü. Bir kısmıyla da gerek istihbarat teşkilatı, gerek maliyeciler, siyasi partilerin temsilcileri ve hatta işadamları dernekleri TUSKON’un üyelerini ziyaret ettiler. Ya ‘Siz şuralara çok yakınsınız. Başınız derde girecek. Listedesiniz.’ veyahut da “Yoksunuz ama girebilirsiniz bu listelere. Onun için bize üye olun veya buralardan uzaklaşın. Yoksa başınız belaya girer’ gibi çok açık tehdit yapıldı. ‘Sizi sileriz’ ifadeleri bile kullanıldı. Böyle olunca ‘Baskı ve tehdit var. Ama TUSKON üyeleri buna pabuç bırakıyor mu?’ derseniz, hiçbiri bırakmıyor. Hem küresel olarak hem Türkiye’nin milli ve manevi gelenekleriyle örtüştüklerini düşünüyorlar. Yanlış bir iş yapmadıklarını düşünüyorlar. Onlar ticaretlerine devam ediyor. Sosyal sorumluluk projeleri desteklerine gelince de, bunun hem Türkiye hem dünya için önemli olduğuna inanıyorlar. Bu noktada da hiçbir geri adım atmıyorlar. Hatta bir üyemize gelmişler. Bunları söyleyince ‘Madem öyle ben bir yurt yaptırmıştım. Şimdi ikinciyi de yaptıracağım.’ demiş. Yani insanlarda tam tersine sürdürmekte oldukları projeleri artırma etkisi oluşturuyor.”Türkiye’den elbise alacak - Goulibaly Yabil Felicity (Burkina Faso): Tekstil sektörü ile ilgili ticaret yapıyoruz. Kadın ve erkek giyim ürünleri satıyoruz, orta ölçekli bir firmayız. TUSKON ile Burkina Faso’daki bir Türk derneği sayesinde tanıştık. Türkiye’den mal alıp ülkeme
Zaman
Ekonomi
01.03.2014
AfrikaileticaretekadınelideğdiAfrika ile ticarete kadın eli değdi
Afrika ile ticarete kadın eli değdi
Zaman
01.03.2014
02:09
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu TUSKON’un düzenlediği Türkiye-Afrika Kadın Girişimciler Ticaret Köprüsü’ne katılmak üzere 39 Afrika ülkesinden 350 iş kadını, Türkiye’den 450 iş kadınıyla İstanbul’da dün bir araya geldi.Kadınların güçlenmesi için yapılan birçok organizasyon olduğunu belirten TUSKON Başkanı Rızanur Meral, bu organizasyonlar arasında en somut işbirliği etkinliğinin Türkiye-Afrika Kadın Girişimciler Ticaret Köprüsü olduğunu kaydetti. Bundan 10 yıl önce Afrika ile 4 milyar dolar olan ticaret hacmi bugün beş kat artarak 20 milyar doları buldu. Ticaretin artmasında TUSKON’un kurduğu ticaret köprülerinin katkısı büyük. TUSKON üyesi yüzlerce işadamının Afrika’ya yatırım yaptığına dikkat çeken Rızanur Meral, bu bölgeye yatırım yapılması için acele edilmesi gerektiğini ifade etti. Meral, “Tüm dünya Afrika ile ilişkiler geliştiriyor. 1 milyarın üzerinde nüfusu, dünyada tarım yapılabilecek alanların dörtte birine sahip olması ile bu coğrafya önemli. Afrika dünyanın geleceğidir. Ekonomistler, siyasetçiler Afrika’nın tarihinin gelecek 50 yıl içinde tekrar yazacağını söylüyor.” dedi. Türkiye-Afrika Kadın Girişimciler Ticaret Köprüsü’nde gerçekleşen ikili görüşmelerden sonra ortaklıklar kurulacağına inandığını söyleyen Meral, programın Afrika’nın gelişmesine ve refahının artmasına katkı sağlayacağına inandığını söyledi. Meral, “İlk defa 2006’da 500 Afrikalı iş insanını TUSKON Türkiye’ye getirdi. Bu tür karma programlarda Afrikalı iş kadınlarının sayısının her zaman çokluğu dikkatimizi çekiyordu.” diye konuştu. Meral, Türkiye ile Afrika arasında turizm, tarım, madencilik alanlarında işbirliği yapılabileceğini vurguladı. Afrika’da bulunan Türk okullarından yetişen birçok öğrencinin oraya giden Türk işadamlarına yardımcı olduğuna ve bir köprü görevi gördüğüne işaret eden Rızanur Meral, 55 bin üyesi olan TUSKON’un amacının, Türk işadamlarının dünyada yeni ticari işbirliklerine imza atmalarını sağlamak olduğunu kaydetti. İstanbul’daki programda konuşan Afrika Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Erasmus Mwencha ise Afrika’da orta sınıfın gittikçe büyüdüğünü belirtti. Afrika’da kadınlar 1,1 milyarlık nüfusun yüzde 52’sini oluşturuyor. Mwencha’nın konuşmasına göre Afrika Birliği’nde kadınlar yönetim pozisyonlarının yüzde 50’sini oluşturuyor. Afrika’da yatırım için tarım çok önemli. Tekstil, çay, kahve üretiminde gelişim kaydediyor. Bir diğer yatırım fırsatı da turizm. 2012’de Afrika’ya gelen turist sayısı 49 milyon. Afrika’nın suyla ilgili halen keşfedilmemiş kaynakları var. Maden de gelişmekte olan bir sektör. Kıtanın yıllık olarak altyapı için 93 milyar dolara ihtiyacı var. Afrika’da orta gelir sınıfının geliştiğini belirten Mwencha, “Tüketici ürünleri burada önem kazanıyor. Gıda, içecek, kişisel bakım ürünleriyle ilgili Türk yatırımcılar harekete geçebilir. Artık iş anlaşmaları yapma zamanı.” dedi.Meral: Sizi sileriz tehdidi aldık, pabuç bırakmadıkWall Street Journal Türkiye muhabirinin “Operasyondan sonra Hizmet Hareketi’ne yakın şirketlerle ilgili yeni bir gelişme yaşandı mı?” sorusuna Rızanur Meral şu cevabı verdi: “Oldu tabii. Büyüklerden başlamak üzere bunlarla görüşüldü. Bir kısmıyla bizzat Başbakan görüştü. Bir kısmıyla da gerek istihbarat teşkilatı, gerek maliyeciler, siyasi partilerin temsilcileri ve hatta işadamları dernekleri TUSKON’un üyelerini ziyaret ettiler. Ya ‘Siz şuralara çok yakınsınız. Başınız derde girecek. Listedesiniz.’ veyahut da “Yoksunuz ama girebilirsiniz bu listelere. Onun için bize üye olun veya buralardan uzaklaşın. Yoksa başınız belaya girer’ gibi çok açık tehdit yapıldı. ‘Sizi sileriz’ ifadeleri bile kullanıldı. Böyle olunca ‘Baskı ve tehdit var. Ama TUSKON üyeleri buna pabuç bırakıyor mu?’ derseniz, hiçbiri bırakmıyor. Hem küresel olarak hem Türkiye’nin milli ve manevi gelenekleriyle örtüştüklerini düşünüyorlar. Yanlış bir iş yapmadıklarını düşünüyorlar. Onlar ticaretlerine devam ediyor. Sosyal sorumluluk projeleri desteklerine gelince de, bunun hem Türkiye hem dünya için önemli olduğuna inanıyorlar. Bu noktada da hiçbir geri adım atmıyorlar. Hatta bir üyemize gelmişler. Bunları söyleyince ‘Madem öyle ben bir yurt yaptırmıştım. Şimdi ikinciyi de yaptıracağım.’ demiş. Yani insanlarda tam tersine sürdürmekte oldukları projeleri artırma etkisi oluşturuyor.”Türkiye’den elbise alacak - Goulibaly Yabil Felicity (Burkina Faso): Tekstil sektörü ile ilgili ticaret yapıyoruz. Kadın ve erkek giyim ürünleri satıyoruz, orta ölçekli bir firmayız. TUSKON ile Burkina Faso’daki bir Türk derneği sayesinde tanıştık. Türkiye’den mal alıp ülkeme
Zaman
Ana Sayfa
01.03.2014
AfrikaileticaretekadınelideğdiAfrika ile ticarete kadın eli değdi
TUSKON’un oluşturduğu ticari hacim 30 milyar dolara ulaştı
Zaman
17.01.2014
02:17
TUSKON’un Uganda’da ihale edilecek petrol rafinerisi için Türk şirketleri lehine lobi yapmasının başka mecralara çekilmek istenmesi tepki topladı. TUSKON, yurtdışındaki lobi faaliyetlerinin yanısıra şu ana kadar 19 ‘Dünya Ticaret Zirvesi’ düzenledi, 40 bin Türk işadamını 140 ülkeden 30 bin girişimciyle buluşturdu.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), 55 bin üyesinin yanısıra ülke ekonomisine katkı sağlamak maksadıyla yola çıkan işadamlarına önemli destekler veriyor. Son günlerde Uganda’da ihale edilecek petrol rafinerisi için Türk şirketleri lehine yaptığı lobi faaliyetinin farklı mecralara çekilmek istenmesine anlam veremediklerini kaydeden TUSKON Başkanı Rızanur Meral, “Biz dünyaya açılmak isteyen işadamlarımıza hep destek verdik, vermeye de devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Meral, 2006-2013 arasında bu maksatla 19 Dünya Ticaret Zirvesi gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Bu köprülerde 40 bini yerli, 30 bini misafir 70 bin işadamı ticaret yapmak için birbiri ile buluştu. Meral, sonuncu zirvenin Kasım 2013’te İstanbul Kongre Merkezi’nde 2 binin üzerinde katılımcı ile gerçekleştirildiğini hatırlatarak, “Ticaret köprülerini başlattığımız 2006’dan bu yana TUSKON sayesinde oluşan ticari hacmin 30 milyar dolara ulaştı.” dedi. 19. Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü’nde iki günde 500 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını hatırlatan Meral, Kasım 2013’te, “Bu ticaret köprüsünün öncekilerden farkı şu: Türkiye artık marka ihraç etmeye çalışıyor, bu işe ilk başladığımızda ürün satıyorduk. Şimdi ise marka ve bayilik satışları gerçekleştiriyoruz. Sadece üyelerimizden KFC tarzında bir hizmet modeli izleyen Chicken House 14 ülkeye bayilik verdi.” şeklinde konuşmuştu.TUSKON, 2006’da başlattığı ticaret köprüleri çerçevesinde şimdiye kadar 19 zirveyi hayata geçirdi. Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda, Dışişleri Bakanlığı işbirliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) desteğiyle organize edilen ve 2009’a kadar bölgesel olarak gerçekleştirilen program çerçevesinde Afrika, Pasifik, Ortadoğu, Latin Amerika, Avrupa ve Avrasya bölgelerinden tüm sektörlerden işadamları bir araya geldi. 2009’dan itibaren ise zirveler, tüm dünyayı kapsayacak şekilde genişletilerek 140 ülkeden işadamlarının katılımı ile Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü adı altında organize edilmeye başlandı. 2009-2010 yıllarındaki zirveler tüm sektörlere açıldı. 2011’den itibaren programlar, tüm dünyadan katılımla belli sektörlere odaklanarak düzenleniyor. 19 Ticaret Köprüsü’ne 40 bini yerli, 30 bini yabancı olmak üzere toplam 70 bin işadamı iş görüşmelerine katıldı. Yapılan iş görüşmelerinin sayısı milyonları aşarken, elde edilen gelirin yanında tecrübe ile ilgili olarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, TUSKON’un yeni bölgelere ve ülkelere açılmaya imkân tanıdığını kaydetmişti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ise Türkiye’nin ihracat hedeflerinin tutması için TUSKON’ların varlığının elzem olduğunu vurgulamıştı.Devletin zirvesi TUSKON’u övmüştüSırtını çıkar odaklarına değil, millete dayadıBaşbakan Tayyip Erdoğan: Mart 2012’de TUSKON’un 4. Genel Kurulu’na katılan Başbakan Tayyip Erdoğan şunları söylemişti: “Türkiye’nin adını dünyaya duyurdukları, ay-yıldızlı bayrağın, bu aziz milletin büyüklüğünü en uzak ülkelere, en ücra kentlere şerefle taşıdıkları için şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. TUSKON, hırsı değil kanaati, kazanmayı değil paylaşmayı, sömürmeyi değil dayanışmayı savunarak, savunduğu değerlerin samimiyetle arkasında durarak, kendisini değil, ülkesini ve milletini öne çıkararak farklılığını ortaya koydu. En önemlisi de TUSKON, sırtını belli çıkar odaklarına değil, millete dayadı. Kaynağını milletten aldı, ilhamını milletten aldı, motivasyonunu, ufkunu, misyonunu milletten aldı.Dünya ticaret köprüsü patentini almalıEski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan: Haziran 2013’te, TUSKON’un 18’incisini düzenlediği Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü’ne katılan dönemin Ekonomi Bakanı Çağlayan, “Böylesi geniş bir köprü küresel krize karşı meydan okumadır. TUSKON Başkanı Rızanur Bey ile bunun patentini almalıyız. Çünkü bu artık bir Türkiye-dünya ticaret köprüsü meselesi değil, dünya ticaret köprüsü olma noktasına geldi.” demişti.Mimar Sinan’ın köprüleri gibi eşsizTİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, birçok konuşmasında TUSKON’un köprülerinin Mimar Sinan’ın köprüleri gibi eşsiz ve kalıcı olduğunu açıkladı. “Çünkü bu köprüler sadece ticaret köprüsü değil, aynı zamanda ülkeler arasında dostluk kuruyor.” diyen Büyükekşi, organizasyonun KOBİ’leri güçlendir
Zaman
En Çok Okunan
17.01.2014
TUSKON’unoluşturduğuticarihacim30milyardolaraulaştıTUSKON’un oluşturduğu ticari hacim 30 milyar dolara ulaştı
TUSKON’un oluşturduğu ticari hacim 30 milyar dolara ulaştı
Zaman
17.01.2014
02:04
TUSKON’un Uganda’da ihale edilecek petrol rafinerisi için Türk şirketleri lehine lobi yapmasının başka mecralara çekilmek istenmesi tepki topladı. TUSKON, yurtdışındaki lobi faaliyetlerinin yanısıra şu ana kadar 19 ‘Dünya Ticaret Zirvesi’ düzenledi, 40 bin Türk işadamını 140 ülkeden 30 bin girişimciyle buluşturdu.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), 55 bin üyesinin yanısıra ülke ekonomisine katkı sağlamak maksadıyla yola çıkan işadamlarına önemli destekler veriyor. Son günlerde Uganda’da ihale edilecek petrol rafinerisi için Türk şirketleri lehine yaptığı lobi faaliyetinin farklı mecralara çekilmek istenmesine anlam veremediklerini kaydeden TUSKON Başkanı Rızanur Meral, “Biz dünyaya açılmak isteyen işadamlarımıza hep destek verdik, vermeye de devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Meral, 2006-2013 arasında bu maksatla 19 Dünya Ticaret Zirvesi gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Bu köprülerde 40 bini yerli, 30 bini misafir 70 bin işadamı ticaret yapmak için birbiri ile buluştu. Meral, sonuncu zirvenin Kasım 2013’te İstanbul Kongre Merkezi’nde 2 binin üzerinde katılımcı ile gerçekleştirildiğini hatırlatarak, “Ticaret köprülerini başlattığımız 2006’dan bu yana TUSKON sayesinde oluşan ticari hacmin 30 milyar dolara ulaştı.” dedi. 19. Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü’nde iki günde 500 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını hatırlatan Meral, Kasım 2013’te, “Bu ticaret köprüsünün öncekilerden farkı şu: Türkiye artık marka ihraç etmeye çalışıyor, bu işe ilk başladığımızda ürün satıyorduk. Şimdi ise marka ve bayilik satışları gerçekleştiriyoruz. Sadece üyelerimizden KFC tarzında bir hizmet modeli izleyen Chicken House 14 ülkeye bayilik verdi.” şeklinde konuşmuştu.TUSKON, 2006’da başlattığı ticaret köprüleri çerçevesinde şimdiye kadar 19 zirveyi hayata geçirdi. Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda, Dışişleri Bakanlığı işbirliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) desteğiyle organize edilen ve 2009’a kadar bölgesel olarak gerçekleştirilen program çerçevesinde Afrika, Pasifik, Ortadoğu, Latin Amerika, Avrupa ve Avrasya bölgelerinden tüm sektörlerden işadamları bir araya geldi. 2009’dan itibaren ise zirveler, tüm dünyayı kapsayacak şekilde genişletilerek 140 ülkeden işadamlarının katılımı ile Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü adı altında organize edilmeye başlandı. 2009-2010 yıllarındaki zirveler tüm sektörlere açıldı. 2011’den itibaren programlar, tüm dünyadan katılımla belli sektörlere odaklanarak düzenleniyor. 19 Ticaret Köprüsü’ne 40 bini yerli, 30 bini yabancı olmak üzere toplam 70 bin işadamı iş görüşmelerine katıldı. Yapılan iş görüşmelerinin sayısı milyonları aşarken, elde edilen gelirin yanında tecrübe ile ilgili olarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, TUSKON’un yeni bölgelere ve ülkelere açılmaya imkân tanıdığını kaydetmişti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ise Türkiye’nin ihracat hedeflerinin tutması için TUSKON’ların varlığının elzem olduğunu vurgulamıştı.Devletin zirvesi TUSKON’u övmüştüSırtını çıkar odaklarına değil, millete dayadıBaşbakan Tayyip Erdoğan: Mart 2012’de TUSKON’un 4. Genel Kurulu’na katılan Başbakan Tayyip Erdoğan şunları söylemişti: “Türkiye’nin adını dünyaya duyurdukları, ay-yıldızlı bayrağın, bu aziz milletin büyüklüğünü en uzak ülkelere, en ücra kentlere şerefle taşıdıkları için şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. TUSKON, hırsı değil kanaati, kazanmayı değil paylaşmayı, sömürmeyi değil dayanışmayı savunarak, savunduğu değerlerin samimiyetle arkasında durarak, kendisini değil, ülkesini ve milletini öne çıkararak farklılığını ortaya koydu. En önemlisi de TUSKON, sırtını belli çıkar odaklarına değil, millete dayadı. Kaynağını milletten aldı, ilhamını milletten aldı, motivasyonunu, ufkunu, misyonunu milletten aldı.Dünya ticaret köprüsü patentini almalıEski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan: Haziran 2013’te, TUSKON’un 18’incisini düzenlediği Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü’ne katılan dönemin Ekonomi Bakanı Çağlayan, “Böylesi geniş bir köprü küresel krize karşı meydan okumadır. TUSKON Başkanı Rızanur Bey ile bunun patentini almalıyız. Çünkü bu artık bir Türkiye-dünya ticaret köprüsü meselesi değil, dünya ticaret köprüsü olma noktasına geldi.” demişti.Mimar Sinan’ın köprüleri gibi eşsizTİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, birçok konuşmasında TUSKON’un köprülerinin Mimar Sinan’ın köprüleri gibi eşsiz ve kalıcı olduğunu açıkladı. “Çünkü bu köprüler sadece ticaret köprüsü değil, aynı zamanda ülkeler arasında dostluk kuruyor.” diyen Büyükekşi, organizasyonun KOBİ’leri güçlendir
Zaman
Ekonomi
17.01.2014
TUSKON’unoluşturduğuticarihacim30milyardolaraulaştıTUSKON’un oluşturduğu ticari hacim 30 milyar dolara ulaştı
TUSKON’un oluşturduğu ticari hacim 30 milyar dolara ulaştı
Zaman
17.01.2014
02:04
TUSKON’un Uganda’da ihale edilecek petrol rafinerisi için Türk şirketleri lehine lobi yapmasının başka mecralara çekilmek istenmesi tepki topladı. TUSKON, yurtdışındaki lobi faaliyetlerinin yanısıra şu ana kadar 19 ‘Dünya Ticaret Zirvesi’ düzenledi, 40 bin Türk işadamını 140 ülkeden 30 bin girişimciyle buluşturdu.Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), 55 bin üyesinin yanısıra ülke ekonomisine katkı sağlamak maksadıyla yola çıkan işadamlarına önemli destekler veriyor. Son günlerde Uganda’da ihale edilecek petrol rafinerisi için Türk şirketleri lehine yaptığı lobi faaliyetinin farklı mecralara çekilmek istenmesine anlam veremediklerini kaydeden TUSKON Başkanı Rızanur Meral, “Biz dünyaya açılmak isteyen işadamlarımıza hep destek verdik, vermeye de devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Meral, 2006-2013 arasında bu maksatla 19 Dünya Ticaret Zirvesi gerçekleştirdiklerine dikkat çekti. Bu köprülerde 40 bini yerli, 30 bini misafir 70 bin işadamı ticaret yapmak için birbiri ile buluştu. Meral, sonuncu zirvenin Kasım 2013’te İstanbul Kongre Merkezi’nde 2 binin üzerinde katılımcı ile gerçekleştirildiğini hatırlatarak, “Ticaret köprülerini başlattığımız 2006’dan bu yana TUSKON sayesinde oluşan ticari hacmin 30 milyar dolara ulaştı.” dedi. 19. Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü’nde iki günde 500 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını hatırlatan Meral, Kasım 2013’te, “Bu ticaret köprüsünün öncekilerden farkı şu: Türkiye artık marka ihraç etmeye çalışıyor, bu işe ilk başladığımızda ürün satıyorduk. Şimdi ise marka ve bayilik satışları gerçekleştiriyoruz. Sadece üyelerimizden KFC tarzında bir hizmet modeli izleyen Chicken House 14 ülkeye bayilik verdi.” şeklinde konuşmuştu.TUSKON, 2006’da başlattığı ticaret köprüleri çerçevesinde şimdiye kadar 19 zirveyi hayata geçirdi. Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda, Dışişleri Bakanlığı işbirliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) desteğiyle organize edilen ve 2009’a kadar bölgesel olarak gerçekleştirilen program çerçevesinde Afrika, Pasifik, Ortadoğu, Latin Amerika, Avrupa ve Avrasya bölgelerinden tüm sektörlerden işadamları bir araya geldi. 2009’dan itibaren ise zirveler, tüm dünyayı kapsayacak şekilde genişletilerek 140 ülkeden işadamlarının katılımı ile Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü adı altında organize edilmeye başlandı. 2009-2010 yıllarındaki zirveler tüm sektörlere açıldı. 2011’den itibaren programlar, tüm dünyadan katılımla belli sektörlere odaklanarak düzenleniyor. 19 Ticaret Köprüsü’ne 40 bini yerli, 30 bini yabancı olmak üzere toplam 70 bin işadamı iş görüşmelerine katıldı. Yapılan iş görüşmelerinin sayısı milyonları aşarken, elde edilen gelirin yanında tecrübe ile ilgili olarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, TUSKON’un yeni bölgelere ve ülkelere açılmaya imkân tanıdığını kaydetmişti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ise Türkiye’nin ihracat hedeflerinin tutması için TUSKON’ların varlığının elzem olduğunu vurgulamıştı.Devletin zirvesi TUSKON’u övmüştüSırtını çıkar odaklarına değil, millete dayadıBaşbakan Tayyip Erdoğan: Mart 2012’de TUSKON’un 4. Genel Kurulu’na katılan Başbakan Tayyip Erdoğan şunları söylemişti: “Türkiye’nin adını dünyaya duyurdukları, ay-yıldızlı bayrağın, bu aziz milletin büyüklüğünü en uzak ülkelere, en ücra kentlere şerefle taşıdıkları için şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. TUSKON, hırsı değil kanaati, kazanmayı değil paylaşmayı, sömürmeyi değil dayanışmayı savunarak, savunduğu değerlerin samimiyetle arkasında durarak, kendisini değil, ülkesini ve milletini öne çıkararak farklılığını ortaya koydu. En önemlisi de TUSKON, sırtını belli çıkar odaklarına değil, millete dayadı. Kaynağını milletten aldı, ilhamını milletten aldı, motivasyonunu, ufkunu, misyonunu milletten aldı.Dünya ticaret köprüsü patentini almalıEski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan: Haziran 2013’te, TUSKON’un 18’incisini düzenlediği Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü’ne katılan dönemin Ekonomi Bakanı Çağlayan, “Böylesi geniş bir köprü küresel krize karşı meydan okumadır. TUSKON Başkanı Rızanur Bey ile bunun patentini almalıyız. Çünkü bu artık bir Türkiye-dünya ticaret köprüsü meselesi değil, dünya ticaret köprüsü olma noktasına geldi.” demişti.Mimar Sinan’ın köprüleri gibi eşsizTİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, birçok konuşmasında TUSKON’un köprülerinin Mimar Sinan’ın köprüleri gibi eşsiz ve kalıcı olduğunu açıkladı. “Çünkü bu köprüler sadece ticaret köprüsü değil, aynı zamanda ülkeler arasında dostluk kuruyor.” diyen Büyükekşi, organizasyonun KOBİ’leri güçlendir
Zaman
Ana Sayfa
17.01.2014
TUSKON’unoluşturduğuticarihacim30milyardolaraulaştıTUSKON’un oluşturduğu ticari hacim 30 milyar dolara ulaştı
İşte dünyanın en iyi 10 mühendislik harikası
Zaman
13.01.2014
02:05
Mühendisler bugüne kadar çeşitli amaçlarla birçok farklı bina, köprü, otoyol ve hatta uzay istasyonları inşa etti.Bunlardan bazıları ürettiği elektrik sayesinde bir ülkenin ekonomisine önemli katkılar sağlarken, bazıları da iki kıtayı birbirine bağlayan tünellerden oluşuyor.Projelerin bazıları ise geleceğin şehirlerinin ve binalarının nasıl olacağı hakkında ipuçları veriyor. Mühendislerin uzun yıllar sonucunda inşa ettikleri ve etmeye de devam edecekleri bu projelere hayran kalmamak elde değil.İşte dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı amaçlara hizmet eden 10 büyük mühendislik projesi:Uluslararası Uzay İstasyonu:Dünyanın yörüngesinde bulunan insan yapımı en büyük başyapıt olan istasyon temel olarak ikamet edilebilen bir bölüm, bilim modülleri, harici destekler ve güç üreten güneş panellerinden oluşuyor. Uluslararası Uzay İstasyonu, Amerikan Özgürlük İstasyonu ve Sovyet/Rusya Mir İstasyonu gibi iki eski uzay istasyonunun birleşmesinden meydana geliyor. İstasyon sürekli yeni modüller eklenerek büyümeye devam ediyor ve hatta bazen çıplak gözle bile görülebiliyor.Üç Boğaz Barajı:Çinin Hubei eyaleti, Sandouping kasabası yakınlarında bulunan, Yangtze Nehri üzerine kurulmuş dev bir hidroelektrik barajıdır. Yılda 22 bin 500 MW (megawatt) elektrik üretimiyle şu anda dünyanın en büyük güç istasyonudur. Tesisin bir başka fonksiyonu nehirin devam eden bölümlerinde oluşabilecek selleri önlemektir. Buna rağmen, baraj önemli arkeolojik alanları sel basmasına ve 1,3 milyon insanın ikamet ettikleri yerleri değiştirmesine neden oldu.Boston Big Dig:Resmi olarak Merkezi Yol/Tünel Projesi olan bu projeyi insanlar daha çok “Büyük Kazı” olarak biliyor. Projenin temel olarak birkaç temel yol ağı ve tüneli inşa etmek ya da bunların güzergahını değiştirmek gibi farklı hedefleri var. Kazı çalışması 1991-2006 yılları arasında tamamlandı.World Islands:Dünya haritasının bir kopyasını oluşturmak için yapay adalardan oluşturulmuş takımadadır. Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai kıyılarından yaklaşık 4 kilometre uzakta inşa edilmiştir. Her adanın genişliği 14 bin ile 42 bin metre kare arasındadır. Bütün takımadanın inşasında 321 milyon metreküp kum ve 386 bin ton kaya kullanılmıştır.Dubai Kanalı:2012 yılında tamamlanması beklenen, ancak finansal sorunlar nedeniyle halen daha inşası devam eden kanal 11 milyar dolara mal olacak ve kanalın çevresine inşa edilecek şehir için ise 50 milyar dolar tahsis edilecek. Planlara göre, Dubai Kanalı 150 metre genişliğinde ve 6 metre derinliğinde küçük gemiler ile yatlar için uygun olacak.Panama Kanalı:Kuzey ile Güney Amerika’yı birbirine bağlayan boğazı kesen kanaldır. Kargo gemilerinin tüm Güney Amerika’yı dolaşmasını önleyerek seyahat süresini azaltıyor. Bu kanalın inşasına ilk kez Fransa tarafından 1884 yılında başlanmıştır, fakat şiddetli salgın ve mühendislik sorunları nedeniyle inşaat durdu. Amerika Birleşik Devletleri 1904 yılında yeniden kazıya başladı ve 10 yılda projeyi tamamlamıştır.Marmaray:Avrupa ile Asya kıtalarını birbirine bağlayan tren yolu tüneli. Tünel, Türkiye Cumhuriyeti’nin 90’ıncı kuruluş yıldönümünü olan 29 Ekim 2013te resmi olarak açıldı.New York Metrosu:Bin 126,5 kilometre uzunluğuyla dünyadaki en büyük dördüncü metro sistemi olan New York Metrosu, 6 bin 500 vagonuyla 24 saat aralıksız yolculara hizmet veren en yoğun metro hattından biridir.Havva Adası:Türkiyenin Karadeniz kıyılarında oluşturulması planlanan yapay bir adadır. Bunun yanısıra geleceğin şehirlerinin nasıl görüneceğine dair bir konsepttir. 300 bin sakine ev sahipliği yapması beklenen ada, 6 tane kubbe şeklinde tepeden oluşacak.Geleceğin şehirleri konsepti: Tek bir mühendislik projesi olmamasına rağmen, birçok bilim adamı geleceğin şehirlerinin nasıl görüneceği hakkındaki fikirler üzerinde çalışıyor. Havva Adası da bunlardan biri; diğer fikir ise daha fazla oturma mekanı sağlamak için birçok yüksek kuleden oluşacak gökyüzü şehirleridir. Bir başka popüler fikir ise büyük bir binanın içinde bir araya getirilen kendi kendine yetebilen şehir inşa etmektir.
Zaman
Ana Sayfa
13.01.2014
İştedünyanıneniyi10mühendislikharikasıİşte dünyanın en iyi 10 mühendislik harikası
İşte dünyanın en iyi 10 mühendislik harikası
Zaman
12.01.2014
02:04
Mühendisler bugüne kadar çeşitli amaçlarla birçok farklı bina, köprü, otoyol ve hatta uzay istasyonları inşa etti.Bunlardan bazıları ürettiği elektrik sayesinde bir ülkenin ekonomisine önemli katkılar sağlarken, bazıları da iki kıtayı birbirine bağlayan tünellerden oluşuyor.Projelerin bazıları ise geleceğin şehirlerinin ve binalarının nasıl olacağı hakkında ipuçları veriyor. Mühendislerin uzun yıllar sonucunda inşa ettikleri ve etmeye de devam edecekleri bu projelere hayran kalmamak elde değil.İşte dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı amaçlara hizmet eden 10 büyük mühendislik projesi:Uluslararası Uzay İstasyonu: Dünyanın yörüngesinde bulunan insan yapımı en büyük başyapıt olan istasyon temel olarak ikamet edilebilen bir bölüm, bilim modülleri, harici destekler ve güç üreten güneş panellerinden oluşuyor. Uluslararası Uzay İstasyonu, Amerikan Özgürlük İstasyonu ve Sovyet/Rusya Mir İstasyonu gibi iki eski uzay istasyonunun birleşmesinden meydana geliyor. İstasyon sürekli yeni modüller eklenerek büyümeye devam ediyor ve hatta bazen çıplak gözle bile görülebiliyor.Üç Boğaz Barajı: Çinin Hubei eyaleti, Sandouping kasabası yakınlarında bulunan, Yangtze Nehri üzerine kurulmuş dev bir hidroelektrik barajıdır. Yılda 22 bin 500 MW (megawatt) elektrik üretimiyle şu anda dünyanın en büyük güç istasyonudur. Tesisin bir başka fonksiyonu nehirin devam eden bölümlerinde oluşabilecek selleri önlemektir. Buna rağmen, baraj önemli arkeolojik alanları sel basmasına ve 1,3 milyon insanın ikamet ettikleri yerleri değiştirmesine neden oldu.Boston Big Dig: Resmi olarak Merkezi Yol/Tünel Projesi olan bu projeyi insanlar daha çok “Büyük Kazı” olarak biliyor. Projenin temel olarak birkaç temel yol ağı ve tüneli inşa etmek ya da bunların güzergahını değiştirmek gibi farklı hedefleri var. Kazı çalışması 1991-2006 yılları arasında tamamlandı.World Islands: Dünya haritasının bir kopyasını oluşturmak için yapay adalardan oluşturulmuş takımadadır. Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai kıyılarından yaklaşık 4 kilometre uzakta inşa edilmiştir. Her adanın genişliği 14 bin ile 42 bin metre kare arasındadır. Bütün takımadanın inşasında 321 milyon metreküp kum ve 386 bin ton kaya kullanılmıştır.Dubai Kanalı: 2012 yılında tamamlanması beklenen, ancak finansal sorunlar nedeniyle halen daha inşası devam eden kanal 11 milyar dolara mal olacak ve kanalın çevresine inşa edilecek şehir için ise 50 milyar dolar tahsis edilecek. Planlara göre, Dubai Kanalı 150 metre genişliğinde ve 6 metre derinliğinde küçük gemiler ile yatlar için uygun olacak.Panama Kanalı: Kuzey ile Güney Amerika’yı birbirine bağlayan boğazı kesen kanaldır. Kargo gemilerinin tüm Güney Amerika’yı dolaşmasını önleyerek seyahat süresini azaltıyor. Bu kanalın inşasına ilk kez Fransa tarafından 1884 yılında başlanmıştır, fakat şiddetli salgın ve mühendislik sorunları nedeniyle inşaat durdu. Amerika Birleşik Devletleri 1904 yılında yeniden kazıya başladı ve 10 yılda projeyi tamamlamıştır.Marmaray: Avrupa ile Asya kıtalarını birbirine bağlayan tren yolu tüneli. Tünel, Türkiye Cumhuriyeti’nin 90’ıncı kuruluş yıldönümünü olan 29 Ekim 2013te resmi olarak açıldı.New York Metrosu: Bin 126,5 kilometre uzunluğuyla dünyadaki en büyük dördüncü metro sistemi olan New York Metrosu, 6 bin 500 vagonuyla 24 saat aralıksız yolculara hizmet veren en yoğun metro hattından biridir.Havva Adası: Türkiyenin Karadeniz kıyılarında oluşturulması planlanan yapay bir adadır. Bunun yanısıra geleceğin şehirlerinin nasıl görüneceğine dair bir konsepttir. 300 bin sakine ev sahipliği yapması beklenen ada, 6 tane kubbe şeklinde tepeden oluşacak.Geleceğin şehirleri konsepti: Tek bir mühendislik projesi olmamasına rağmen, birçok bilim adamı geleceğin şehirlerinin nasıl görüneceği hakkındaki fikirler üzerinde çalışıyor. Havva Adası da bunlardan biri; diğer fikir ise daha fazla oturma mekanı sağlamak için birçok yüksek kuleden oluşacak gökyüzü şehirleridir. Bir başka popüler fikir ise büyük bir binanın içinde bir araya getirilen kendi kendine yetebilen şehir inşa etmektir.
Zaman
Ana Sayfa
12.01.2014
İştedünyanıneniyi10mühendislikharikasıİşte dünyanın en iyi 10 mühendislik harikası
Hocalara göre cari açık ve seçimler ekonomi için risk unsuru
Zaman
23.12.2013
12:03
İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından yapılan ‘Hocaların Gözüyle 2014’te Türkiye Ekonomisi Araştırması’nın bulgularına göre 2014’te Türkiye ekonomisini bekleyen en önemli sorun cari açık ve seçimler olacak.3-17 Aralık tarihleri arasında online anket yöntemi ile yapılan araştırmaya profesör, doçent ve yardımcı doçent unvanlı 266 iktisat hocası katıldı.Araştırma kapsamında anketi cevaplayan hocaların yüzde 76’sı Türkiye’nin ekonomik durumunu ise normal ve iyi olarak, yüzde 21’i kötü olarak yorumladı. Hocaların önemli bir bölümü (yüzde 62), 3. Köprü ve 3. havaalanı gibi büyük kamu yatırımlarının ekonomiyi olumlu etkileyeceğini ifade etti. Buna rağmen iktisatçıların Türkiye ekonomisine dair 2014 tahminleri pek parlak değil. Ankete katılanların neredeyse yarısı gelecek sene yüzde 3-4 aralığında bir büyüme bekliyor. Büyüme tahmini yüzde 2-3 aralığı olanların oranı ise yüzde 30’dan fazla. Yüzde 4’ten fazla büyüme bekleyenlerin oranı da yüzde 16,5. İktisat hocaları, ekonominin en önemli sorunu olarak cari açığı görüyor (yüzde 47,6). Yüzde 25’i, seçimler ve siyasi istikrara risk unsuru olarak bakıyor. Bu çerçevede hocaların yarısı (yüzde 52,3) 2014 seçimlerin ekonomik istikrarı olumsuz etkileyebileceği kanısında. Seçimlerin ekonomik istikrarı olumsuz etkileyeceğini belirtenlerin oranı yüzde 34, olumlu etkileceğini belirtenlerin oranı yüzde 13,5.Merkez Bankası, iktisat hocalarından yine geçer not aldı. Kurumun dış ve iç riskler karşısında takındığı tavrı hocaların yüzde 42’si ‘iyi’, yüzde 38’i de ‘normal’ olarak görüyor. Enflasyonla mücadele konusunda ise Merkez’i başarısız bulan hocalar, 2014’te TÜFE’de hedefin tutmayacağı görüşünde. Hocaların yüzde 58’i TÜFE’yi yüzde 7-9 aralığında bekliyor. Döviz kuru konusunda ise hocalar ağırlıklı olarak ABD Doları‘nın 2-2,5 TL aralığında (yüzde 82) ve Euro‘nun ise 2,5-3 TL aralığında (yüzde 75) olacağını tahmin ediyor.Hocaların yüzde 60’ı 2014’te Türkiye’de faizlerin artacağı görüşünde. En karlı yatırım aracı olarak ise hisse senedi (yüzde 32,3) ve döviz (yüzde 31,9) ön plana çıksa da iktisatçıların yüzde 20,9’u ‘faiz’ cevabını veriyor. ‘Altın‘ diyenlerin oranı ise yüzde 14,9. Bu oranlar, hocaların sepet önerdiği yorumlarına neden oluyor. “AVRUPA’DA UMUT YOK, ABD TOPARLANABİLİR”İEAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, geçen senelere oranla iyimserlikte artış olmasına rağmen, iktisat hocalarının dünya ve AB ekonomisinden pek umutlu olmadıklarını dile getirdi. Bilgin’in açıklamalarına göre “2014 için dünya ekonomisinden umutlu musunuz?” sorusuna, ankete katıların yarısı evet, yarısı da hayır şeklinde cevap vermiş. Hocaların yüzde 66’sı, Avrupa’nın borç bunalımında 2014’te belirgin bir iyileşme öngörmüyor. Buna karşılık hocaların ABD ekonomisine dair beklentileri ise olumlu. İktisat hocalarının yüzde 66’sı ABD ekonomisinde bir toparlanma bekliyor. Hocaların gelişmekte olan ekonomilere ilişkin beklentileri genel olarak (yüzde 57) olumlu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
23.12.2013
HocalaragörecariaçıkveseçimlerekonomiiçinriskunsuruHocalara göre cari açık ve seçimler ekonomi için risk unsuru
Hintli zenginler, yatırım için Türkiye’de
Zaman
06.12.2013
01:52
TUSKON’un düzenlediği Türkiye–Hindistan–Orta Asya Ticaret ve Yatırım Forumu’nda, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ele alındı. 100 Hintli firmanın Türkiye’de çalışmalar yaptığını belirten Hindistan İstanbul Başkonsolosu Manish Gupta, Türk firmalarını ülkesine davet etti.Türk iş dünyasının dünya ticaret çevreleriyle buluşmasında rol oynayan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), Türkiye–Hindistan–Orta Asya Ticaret ve Yatırım Forumu düzenledi. Forumda konuşan Hindistan’ın İstanbul Başkonsolosu Manish Gupta, iki ülkenin ekonomik anlamda işbirliğine odaklanması gerektiğini ifade etti. Hindistan’ın Türkiye’nin işbirliği yapmak istediği bir ülke olduğunu belirten Gupta, 3 yıl içinde iki ülke arasındaki ticaret hacmini daha yukarı seviyelere çekmek istediklerini söyledi. İkili işbirliği çalışmalarının artırılması için bakanlık düzeyinde çalışmalar yapıldığını dile getiren Gupta, “Hindistan’ın 1 trilyon dolarlık altyapı yatırımı olacak ve Türk firmalarını bu ihalelere bekliyoruz. 100 Hintli firma şu an Türkiye’de çalışmalar yapıyor. Sermaye ve teknoloji kullanımında verimlilik artmalı. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde enerji alanında 235 milyar dolarlık yatırım olacak. Hindistan genç bir ülke. Ülkede şu anda 269 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi var. Bunu artırmak istiyoruz. 2050 yılında Hindistan’ın Çin’i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olması bekleniyor. 2025 yılında en büyük tüketici pazar olacağımızı düşünüyoruz. Türkiye ile eczacılık ve kimya alanlarında ortak girişimler düzenlenebilir.” diye konuştu. TUSKON Başkan Yardımcısı Ahmet Ciğer ise Hindistan ekonomisinin son 20 yılda çok büyüdüğünü ifade etti. Hindistan’ın 500 milyar dolarlık ithalatı olduğunu ancak Türkiye’nin bu meblağın yüzde 1’ini bile alamadığını kaydeden Ciğer, “TUSKON olarak işadamlarımızın Hindistan’daki ticari fırsatları değerlendirip bu payı hızla artırmalarını hedefliyoruz. Hindistan yakın gelecekte dünyanın yıldız ülkelerinden biri olacak. Geçen yıl iki ülke arasında 6,2 milyar dolarlık ticaret hacmi oluştu. Ancak bu çok küçük bir rakam. Türk mobilya üreticilerinden oluşan bir delegasyon kısa bir süre sonra Hindistan’a gidecek. Bu tarz etkinliklerin sayısını artırmalıyız. İnşaat ve altyapı alanında ortak işler yapabiliriz. Muhtemel projeleri ikili iş görüşmeleri ile yapacağız.” dedi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı Avrasya Dairesi Eş Başkanı Ajay Bisaria, Türkiye’nin gerçek anlamda bir ticaret köprüsü olduğunu söyledi. Bisaria, “İş konusunda son derece güçlü iki ülke arasındaki ticari ilişkileri artırmak adına bu forumu düzenledik. 3. ülkelere Türkiye ile beraber ulaşmanın gayreti içindeyiz. Türkiye gerçek anlamda bir köprü. Amacımız kazan kazan politikası ile iki ülkeye de gelir sağlamak.” dedi. İki ülke arasındaki ticaret potansiyeline değinen Bisaria, “Kazakistan ve Rusya ile Hindistan’ın bir boru hattı projesi var. Bu proje, Türk yatırımcılar için bir fırsat oluşturuyor. Burada Türk firmaların inşaat sektöründeki tecrübelerini kullanmalıyız. Hindistan’ın da IT alanında büyük desteği olabilir. Türk Hava Yolları’nın başarısı dünyanın dilinde. Belki yakın gelecekte Hindistan Hava Yolları ile Türk Hava Yolları anlaşma yapıp ortak uçuşlar yapar.” şeklinde konuştu. Yatırım forumunda Türk firması Adviture ile Hintli JD Software Put arasında 3 milyon dolarlık iş anlaşması imzalandı. İki firma, IT, medya ve telekomünikasyon alanlarında işbirliğine gidecek. Türkiye ile Hindistan arasında benzerlikler olduğunu aktaran Hindistan-Türkiye İş Dünyası Derneği Başkan Yardımcısı Ali Şeker ise iki ülke arasında yatırımların artacağını söyledi.
Zaman
Ekonomi
06.12.2013
HintlizenginleryatırımiçinTürkiye’deHintli zenginler yatırım için Türkiye’de
Birlikte hareket edelim, herkes kazansın
Zaman
06.12.2013
01:52
Hazar Forumu’nda konuşan Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) Genel Sekreteri Haldun Yavaş, bölge ülkelerinin ortak çıkarlar uğruna birlikte hareket etmesi halinde herkesin kazanacağını söyledi. Yavaş, “Bölgenin geleceğini dünya belirlemeyecek. Gelin hep birlikte gelişmeyi seçelim, kendi refahımız için işbirliği kurmayı seçelim.” dedi.İstanbul merkezli bir düşünce kuruluşu olan Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) tarafından ilki geçen yıl İstanbul’da, ikincisi ise geçtiğimiz eylül ayında New York’ta gerçekleştirilen Hazar Forumu’nun üçüncüsü başladı. Foruma, Avrupa, Türkiye ve Hazar bölgesinden liderler, bakanlar, işadamları ve akademisyenler katıldı. Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) Genel Sekreteri Haldun Yavaş, dünya ekonomisinin nasıl daha fazla gelişebileceğine ve bu tabloda Hazar bölgesinin diğer dünya ülkeleri için önemine değindi. Dünyadaki beş büyük ekonominin daha kapsamlı politikalarla uzun vadede gayri safi yurtiçi hasılayı yaklaşık yüzde 3 oranında artırabileceğini söyleyen Yavaş, “Bölge ülkeleri ortak çıkarlar uğruna birlikte hareket ederse, herkes kazanacaktır. Bu, iyi yurttaşlığın prensiplerinden biridir. Bu prensip, bölge ülkelerinin belirgin bir amaç için, ekonomik ve malî istikrar için işbirliği kurmasını öngören bir vizyonun benimsenmesini gerektirir. Hazar bölgesinin kendi yolunu çizmek zorunda olduğunun farkında olmalıyız. Bölgenin geleceğini dünya belirlemeyecek. Gelin hep birlikte gelişmeyi seçelim, kendi refahımız için işbirliği kurmayı seçelim.” şeklinde konuştu. Foruma konuşmacı olarak katılan Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ise Hazar bölgesinin ekonomik ilişkiler ve zengin doğalgaz rezervleri bakımından tarih boyunca devam eden bir çekim gücüne sahip olduğunu söyledi. Konumu itibarıyla Türkiye’nin doğal bir enerji koridoru olarak tanımlanabileceğini söyleyen Yazıcı, “Dünya ispatlanmış ham petrol rezervlerinin yüzde 73’ü ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 72’si Türkiye’yi çevreleyen Hazar ve Ortadoğu bölgeleri ile Rusya Federasyonu’nda yer almaktadır. Bu durum, enerji zengini bölgeler ve enerji ithalatına yılda 300 milyar dolar harcayan Avrupa arasında bulunan Türkiye’yi tam bir köprü haline getirmektedir. Bu nedenle, Türkiye, kendi enerji talebini karşılamak için projeler geliştirirken, Avrupa ve dünya piyasalarına açılan yolda en elverişli güzergah olarak hizmet vermeyi amaçlamaktadır.” diye konuştu. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının temelinin Azerbaycan ve Gürcistan ile birlikte atıldığını hatırlatan Yazıcı, projeyi önümüzdeki yıl tamamlamayı öngördüklerini kaydetti. Forumda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise Türkiye’nin doğalgaz tüketiminin yıllık 47 milyar metreküpten 52 milyar metreküpe çıkacağını söyledi. Yıldız, Avrupa’nın 2035 yılındaki ihtiyacını karşılamak üzere çeşitli projeler yapıldığına dikkat çekerek, “Enerjiyle ilgili her bir proje birbirine rakip gibi görünse de bunların orta ve uzun vadede rakip olmadığını söyleyebiliriz.” dedi. Yıldız, Türkiye’nin ikiye bölünmüş talep ve arz noktalarının ortasında bir konumu olduğunu belirterek, yüzde 65’lik bir arzın Türkiye’nin doğusunda, yüzde 65’lik bir tüketimin de Türkiye’nin batısında yer aldığını kaydetti.SOCAR Başkanı Rövnag Abdullayev ise Tanap’ın sadece Azerbaycan doğalgazını değil, aynı zamanda Orta Asya, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz gazını da transit yolu ile “Güney gaz koridoru” çerçevesinde Avrupa’ya taşıma potansiyeline sahip olacağını söyledi. Abdullayev, “Yakın gelecekte yeni teçhizat kaynaklarının “Güney gaz koridoru” vasıtasıyla Avrupa pazarlarına aktarılması için TAP’ın potansiyel genişlenmesi, aynı zamanda Bulgaristan, Romanya ve Macaristan arazisinden Avusturya’ya doğru ikinci bir rotanın açılması ile Avrupa’ya gaz ihraç hacmi artacaktır.” dedi.
Zaman
Ekonomi
06.12.2013
BirliktehareketedelimherkeskazansınBirlikte hareket edelim herkes kazansın
Birlikte hareket edelim, herkes kazansın
Zaman
06.12.2013
01:51
Hazar Forumu’nda konuşan Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) Genel Sekreteri Haldun Yavaş, bölge ülkelerinin ortak çıkarlar uğruna birlikte hareket etmesi halinde herkesin kazanacağını söyledi. Yavaş, “Bölgenin geleceğini dünya belirlemeyecek. Gelin hep birlikte gelişmeyi seçelim, kendi refahımız için işbirliği kurmayı seçelim.” dedi.İstanbul merkezli bir düşünce kuruluşu olan Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) tarafından ilki geçen yıl İstanbul’da, ikincisi ise geçtiğimiz eylül ayında New York’ta gerçekleştirilen Hazar Forumu’nun üçüncüsü başladı. Foruma, Avrupa, Türkiye ve Hazar bölgesinden liderler, bakanlar, işadamları ve akademisyenler katıldı. Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) Genel Sekreteri Haldun Yavaş, dünya ekonomisinin nasıl daha fazla gelişebileceğine ve bu tabloda Hazar bölgesinin diğer dünya ülkeleri için önemine değindi. Dünyadaki beş büyük ekonominin daha kapsamlı politikalarla uzun vadede gayri safi yurtiçi hasılayı yaklaşık yüzde 3 oranında artırabileceğini söyleyen Yavaş, “Bölge ülkeleri ortak çıkarlar uğruna birlikte hareket ederse, herkes kazanacaktır. Bu, iyi yurttaşlığın prensiplerinden biridir. Bu prensip, bölge ülkelerinin belirgin bir amaç için, ekonomik ve malî istikrar için işbirliği kurmasını öngören bir vizyonun benimsenmesini gerektirir. Hazar bölgesinin kendi yolunu çizmek zorunda olduğunun farkında olmalıyız. Bölgenin geleceğini dünya belirlemeyecek. Gelin hep birlikte gelişmeyi seçelim, kendi refahımız için işbirliği kurmayı seçelim.” şeklinde konuştu. Foruma konuşmacı olarak katılan Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ise Hazar bölgesinin ekonomik ilişkiler ve zengin doğalgaz rezervleri bakımından tarih boyunca devam eden bir çekim gücüne sahip olduğunu söyledi. Konumu itibarıyla Türkiye’nin doğal bir enerji koridoru olarak tanımlanabileceğini söyleyen Yazıcı, “Dünya ispatlanmış ham petrol rezervlerinin yüzde 73’ü ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 72’si Türkiye’yi çevreleyen Hazar ve Ortadoğu bölgeleri ile Rusya Federasyonu’nda yer almaktadır. Bu durum, enerji zengini bölgeler ve enerji ithalatına yılda 300 milyar dolar harcayan Avrupa arasında bulunan Türkiye’yi tam bir köprü haline getirmektedir. Bu nedenle, Türkiye, kendi enerji talebini karşılamak için projeler geliştirirken, Avrupa ve dünya piyasalarına açılan yolda en elverişli güzergah olarak hizmet vermeyi amaçlamaktadır.” diye konuştu. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının temelinin Azerbaycan ve Gürcistan ile birlikte atıldığını hatırlatan Yazıcı, projeyi önümüzdeki yıl tamamlamayı öngördüklerini kaydetti. Forumda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise Türkiye’nin doğalgaz tüketiminin yıllık 47 milyar metreküpten 52 milyar metreküpe çıkacağını söyledi. Yıldız, Avrupa’nın 2035 yılındaki ihtiyacını karşılamak üzere çeşitli projeler yapıldığına dikkat çekerek, “Enerjiyle ilgili her bir proje birbirine rakip gibi görünse de bunların orta ve uzun vadede rakip olmadığını söyleyebiliriz.” dedi. Yıldız, Türkiye’nin ikiye bölünmüş talep ve arz noktalarının ortasında bir konumu olduğunu belirterek, yüzde 65’lik bir arzın Türkiye’nin doğusunda, yüzde 65’lik bir tüketimin de Türkiye’nin batısında yer aldığını kaydetti.SOCAR Başkanı Rövnag Abdullayev ise Tanap’ın sadece Azerbaycan doğalgazını değil, aynı zamanda Orta Asya, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz gazını da transit yolu ile “Güney gaz koridoru” çerçevesinde Avrupa’ya taşıma potansiyeline sahip olacağını söyledi. Abdullayev, “Yakın gelecekte yeni teçhizat kaynaklarının “Güney gaz koridoru” vasıtasıyla Avrupa pazarlarına aktarılması için TAP’ın potansiyel genişlenmesi, aynı zamanda Bulgaristan, Romanya ve Macaristan arazisinden Avusturya’ya doğru ikinci bir rotanın açılması ile Avrupa’ya gaz ihraç hacmi artacaktır.” dedi.
Zaman
Ana Sayfa
06.12.2013
BirliktehareketedelimherkeskazansınBirlikte hareket edelim herkes kazansın
Tek çıkar yol, modern tarıma geçmek
Zaman
05.12.2013
01:53
Çiftçilerin sorunlarını dile getirmek, taleplerine tercüman olmak, bunlara çözüm aramak ve çiftçi ve şirket arasında bir köprü olmak amacıyla kurulan Büyük Çiftçi Meclisi, 2. olağan toplantısını Kayseri’de gerçekleştirdi.Açılışta konuşan Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Avrupa’ya götürülen çiftçilerin, oradaki modern tarımı, teknolojiyi ve çalışma şartlarını yerinde görüp inceleme imkânı bulduklarını da belirterek, artık çiftçilerimizin daha bilinçli üretim yapar hale gelmeye başladığını ve bunun daha gelişerek artacağını ifade etti. Özellikle tohum seçimi noktasında yapılan çalışma ve görüşmeleri, yurtdışında bu konunun uzmanı ve dünya devi olmuş firmalar ile hassasiyetle yürüttüklerini de belirten Başkan Akay, bölgemiz için en uygun tohumun kullanılması için önce insan faktörünün göz önüne alınması gerektiğini ve modern tarıma geçmek için gerekli tüm yolların el birliği ile aşılması gerektiğini söyledi. 2017 yılında Avrupa ve dünyada kotaların kaldırılarak, şeker satışlarının serbest hale getirilebileceği riskinin her geçen gün arttığını da belirten Akay, Türkiye’deki şeker pancarı ve şeker üretimindeki tüm aşamaların, bir an önce dünya şartlarındaki seviyeye ulaştırılması gerektiğinin altını çizdi.
Zaman
Ekonomi
05.12.2013
TekçıkaryolmoderntarımageçmekTek çıkar yol modern tarıma geçmek
Londra’dan bir ödül daha aldı
Zaman
03.12.2013
01:53
Dünyanın önde gelen yayınlarından The Banker tarafından her sene verilen, dünya bankacılık çevrelerinde merakla beklenen ‘Yılın bankası ödülleri - The bank of the year awards’ sahiplerini buldu.Bu ödülü Türkiye adına ‘Türkiye’nin en iyi bankası’ seçilen Akbank kazandı. Ödül töreni dünyanın dört bir yanından üst düzey banka yöneticilerinin katılımıyla Londra’da düzenlendi. Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, bankası adına ödülü The Banker editörü Brian Caplen’dan aldı. The Banker editörü Brian Caplen, başarılı performansının ödülün Akbank’a verilmesinde etkili olduğunu vurguladı. Caplen, “Akbank yüksek pazar payı kazanımları ve güçlü finansallarıyla Türk bankacılık sektöründeki gücünü daha da artırıyor. Bunun yanında ilk Türk Lirası cinsi Eurobond ihracını gerçekleştiren Akbank uluslararası bankalarla yapmış olduğu işbirliği anlaşmalarıyla da Türkiye ve diğer ülkeler arasındaki karşılıklı ticaretin gelişmesine önemli katkı sağlıyor.” dedi. Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, kazandıkları ödülün bankanın gittikçe artan performansının bir yansıması olduğunu söyledi. Binbaşgil, “Türkiye’nin en değerli banka markası olarak bu seçkin ödülü kazandığımız için mutluyuz. Art arda kazandığımız ödüllere, The Banker dergisi tarafından büyük bir titizlikle verilen ‘Türkiye’nin en iyi bankası’ ödülünü de ekledik. Akbank’ın yükselen grafiğinin ve başarılarının yurtdışında da fark edilmesi memnuniyet verici. Bu ödülleri Akbank’ın fazlasıyla hak ettiğini de söyleyebilirim.” diye konuştu. Akbank çalışanlarının yüksek motivasyonu, enerjisi ve yüksek performansının bankayı ödül platformlarında daha da büyük başarılara taşıdığını vurgulayan Binbaşgil, “Akbank sadece The Banker tarafından değil, bunun yanında Euromoney, World Finance ve Global Banking & Finance Review tarafından da Türkiye’nin en iyi bankası olarak seçildi. 2013 yılında şu ana kadar 70’e yakın seçkin yurtiçi ve yurtdışı ödül kazandık. Başarılarımızı daha da artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi. Bu yıl imzaladıkları sendikasyon kredileriyle yurtdışı borçlanma işlemlerinde maliyetleri indirmeye devam ettiklerini belirten Binbaşgil, “Bunun yanında yurtdışındaki bankalarla önemli işbirliklerine imza attık. Mizuho Corporate Bank, JBIC, Bank of China ve Korean Eximbank ile yaptığımız anlaşmalarla Asya ülkeleri ve Türkiye arasında ticaretin geliştirilmesi için desteğimizi sürdürüyoruz, köprü vazifesi görüyoruz. Değişik ülkelerde değişik modellerle Türk şirketlerinin faaliyetlerine destek oluyoruz.” açıklaması yaptı.
Zaman
Ekonomi
03.12.2013
Londra’danbirödüldahaaldıLondra’dan bir ödül daha aldı
Londra’dan bir ödül daha aldı
Zaman
03.12.2013
01:51
Dünyanın önde gelen yayınlarından The Banker tarafından her sene verilen, dünya bankacılık çevrelerinde merakla beklenen ‘Yılın bankası ödülleri - The bank of the year awards’ sahiplerini buldu.Bu ödülü Türkiye adına ‘Türkiye’nin en iyi bankası’ seçilen Akbank kazandı. Ödül töreni dünyanın dört bir yanından üst düzey banka yöneticilerinin katılımıyla Londra’da düzenlendi. Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, bankası adına ödülü The Banker editörü Brian Caplen’dan aldı. The Banker editörü Brian Caplen, başarılı performansının ödülün Akbank’a verilmesinde etkili olduğunu vurguladı. Caplen, “Akbank yüksek pazar payı kazanımları ve güçlü finansallarıyla Türk bankacılık sektöründeki gücünü daha da artırıyor. Bunun yanında ilk Türk Lirası cinsi Eurobond ihracını gerçekleştiren Akbank uluslararası bankalarla yapmış olduğu işbirliği anlaşmalarıyla da Türkiye ve diğer ülkeler arasındaki karşılıklı ticaretin gelişmesine önemli katkı sağlıyor.” dedi. Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, kazandıkları ödülün bankanın gittikçe artan performansının bir yansıması olduğunu söyledi. Binbaşgil, “Türkiye’nin en değerli banka markası olarak bu seçkin ödülü kazandığımız için mutluyuz. Art arda kazandığımız ödüllere, The Banker dergisi tarafından büyük bir titizlikle verilen ‘Türkiye’nin en iyi bankası’ ödülünü de ekledik. Akbank’ın yükselen grafiğinin ve başarılarının yurtdışında da fark edilmesi memnuniyet verici. Bu ödülleri Akbank’ın fazlasıyla hak ettiğini de söyleyebilirim.” diye konuştu. Akbank çalışanlarının yüksek motivasyonu, enerjisi ve yüksek performansının bankayı ödül platformlarında daha da büyük başarılara taşıdığını vurgulayan Binbaşgil, “Akbank sadece The Banker tarafından değil, bunun yanında Euromoney, World Finance ve Global Banking & Finance Review tarafından da Türkiye’nin en iyi bankası olarak seçildi. 2013 yılında şu ana kadar 70’e yakın seçkin yurtiçi ve yurtdışı ödül kazandık. Başarılarımızı daha da artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi. Bu yıl imzaladıkları sendikasyon kredileriyle yurtdışı borçlanma işlemlerinde maliyetleri indirmeye devam ettiklerini belirten Binbaşgil, “Bunun yanında yurtdışındaki bankalarla önemli işbirliklerine imza attık. Mizuho Corporate Bank, JBIC, Bank of China ve Korean Eximbank ile yaptığımız anlaşmalarla Asya ülkeleri ve Türkiye arasında ticaretin geliştirilmesi için desteğimizi sürdürüyoruz, köprü vazifesi görüyoruz. Değişik ülkelerde değişik modellerle Türk şirketlerinin faaliyetlerine destek oluyoruz.” açıklaması yaptı.
Zaman
Ana Sayfa
03.12.2013
Londra’danbirödüldahaaldıLondra’dan bir ödül daha aldı
Nestle'den Karacabey'e 22 milyon liralık ilave yatırım
Zaman
25.11.2013
13:33
Dünyanın lider beslenme, sağlık ve iyi yaşam şirketlerinden Nestlé, Ortadoğu’daki en büyük üretim merkezlerinden biri olan Bursa Karacabey Çoklu Üretim Tesisleri’nde, 22 milyon TL’lik yatırımla ihracata yönelik iki ek üretim hattı açtı. Açılışa Nestlé’nin Asya, Okyanusya, Afrika ve Ortadoğu’dan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Nandu Nandkishore ve Nestlé Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Reinhold Jakobi katıldı.2012 yılını yüzde 15 büyüme ve 1.4 milyar TL ciro ile tamamlayan Nestlé’nin Türkiye’ye yaptığı yatırım her yıl ortalama 100 milyon TL olarak gerçekleşiyor. Türkiye’de 100 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Nestlé, Karacabey’deki çoklu üretim tesislerinde 2012 yılının başında da yaklaşık 85 milyon TL’lik yatırımla kahvaltılık gevrek fabrikasının açılışını yapmıştı. İhracata yönelik bu yeni üretim hatlarıyla birlikte Karacabey Çoklu Üretim Tesisleri’nin Nestlé’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki en büyük üretim merkezlerinden biri olma konumu daha da güçlenmiş bulunuyor. Yüksek teknolojiye sahip makinelerin kullanıldığı hatların üretim kapasitesi 2 katınaçıkarak; dakikada bin 200 paketlik üretim gerçekleştirilecek. Hatlarda yapılacak üretim ağırlıklı olarak Suudi Arabistan pazarına ihraç edilecek. Nestlé, yeni yatırımla birlikte Türkiye’de istihdam ettiği 3 bin 800 kişiye ilave olarak, Karacabey’de yaklaşık 100 ‘e yakın ek istihdam sağlayacak.Nestlé Kıdemli Başkan Yardımcısı Nandu Nandkishore, Türkiye’nin Ortadoğuya bağlanan köprü konumunda olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Nestlé olarak Türkiye’de köklü bir geçmişimiz var;bu ülkeye duyduğumuz bağlılıktan ve 100 yılı aşan tarihimizden gurur duyuyoruz. Bugün Türkiye en hızlı büyüyen ve yüksek potansiyele sahip dinamik ülkeler arasında yer alıyor. Taşıdığı potansiyel ve bölgesel konumu itibariyle Nestlé için Asya Okyanusya ve Afrika Bölgesi’ndeki en önemli pazarlardan biri. Yaptığımız yatırımlarla Türkiye’nin bu potansiyelini bir adım öteye taşımak istiyoruz. Karacabey Tesisleri’ne yaptığımız yatırımlar da bunun bir göstergesi. Karacabey tesisleri zaman içerisinde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yer alan pazarlar için üretim ve ihracat üssü haline geldi. Nestlé olarak bölgedeki konumumuzu daha da güçlendirdi. Yeni açtığımız üretim hatları sadece ihracata yönelik üretim yapacak ve Karacabey’in bölgesel üretim üssü olarak konumunu artıracak. Ülkenin ekonomik istikrarı, yüksek potansiyeli ve dinamizmine bakarak, önümüzdeki yıllarda da Türkiye’ye yatırım yapmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.”Nandu Nandkishore sözlerine şöyle devam etti: “Dünyada Nestlé varlığını 147 yıldır sürdürüyor. Bu başarının altında yatan en büyük neden tüketicileri ve sosyal paydaşları nezdinde kurduğu güvendir. Bu güven sunduğumuz kaliteli ürünlerin bir sonucudur. Her gün dünya genelinde 1 milyar kişi Nestlé ürününü bu kalite ve güven sayesinde tercih ediyor. Beslenme, sağlık ve İyi yaşam misyonumuz çerçevesinde sunduğumuz ürünlerle tüketicilerimizin yaşam kalitesini artırıyoruz. Küresel sağlık sorunlarıyla mücadelenin bir parçası olarak ürünlerimizi bilimsel araştırmaya dayalı AR-GE ile farklı beslenme ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştiriyoruz.”Nestlé Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Reinhold Jakobi sunları söyledi: “Nestlé’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yer alan en büyük üretim tesislerinden biri olan Karacabey, bugün yaklaşık 22 milyon TL’lik yatırımla yeni bir üretim hattına kavuşuyor. Son 5 yıldır, senede ortalama 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’deki üretim altyapımızı büyütmeye devam ediyoruz. Tüm bu coğrafyaya baktığımızda, 100 yılı aşkın bir süredir Türk gıdaendüstrisinin gelişiminin bir parçası olmaktan dolayı gurur duyuyoruz. Tüm bu yıllar süresince Türkiye ekonomisine, Türk üreticisine, tarladaki çiftçisinden pazardaki ticaretçisine tedarik zincirimizin tüm üyelerine ve tabii ki 7’den 70’e beğenisini kazandığımız tüm tüketicilerimize sonsuz bir güvenimiz var. Aslında bugün Türkiye’dekiürün portföyümüze bakarsak yaş aralığını belki de 0 – 100 ve üzeri olarak ifade etmem daha doğru olacak. Karacabey üretim tesislerimizdeki yeni hatların, teknoloji, hız ve verimlilikle birlikte öne çıkan bir diğer özelliği de, ihracat potansiyelimize sunacağı katma değer olacak. Yeni hattımızdaki üretimin büyük bir bölümünüSuudi Arabistan pazarına ihraç edeceğiz. Bunun yanı sıra yeni yatırımımızla Türkiye’de istihdam ettiğimiz 3 bin 800 kişiye ilave olarak, fabrikamızda yaklaşık 100 ‘e yakın ek istihdam sağlayacağız.”Karacabey çoklu üretim tesislerinin kuruluşundan itibaren Nestle’nin en önemli üretim üslerinden biri olduğunu ifade eden ReinholdJakobi sözlerine şunları kaydetti: “MAGGI’nin yanı sıra, NESQUIK, NESCAFE 3ü1 Arada ve Nestlé çikolata ürünlerimizi, onun yanı sıra kahvaltılık gevreklerimizi Bursa Karacabey’den başta Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere tüm dünyad
Zaman
Son Dakika
25.11.2013
NestledenKaracabeye22milyonliralıkilaveyatırımNestleden Karacabeye 22 milyon liralık ilave yatırım
Konukoğlu, Kudüs Tahkim Merkezi yönetim kurulu üyesi
Zaman
22.11.2013
15:48
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Konukoğlu, uluslararası alanda görev üstlendi. Konukoğlu, İsrailli ve Filistinli iş adamları arasında ticari anlaşmazlıkları çözmek için kurulan Kudüs Tahkim Merkezi’nin yönetim kurulu üyeliğine ve bütçeden sorumlu komite üyeliğine seçildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun teklifi üzerine, GSO Yönetim Kurulu Başkanı Konukoğlu, Kudüs Tahkim Merkezi yönetim kurulu üyeliğine ve bütçeden sorumlu komite üyeliğine seçildi. İsrail ve Filistin’in, Orta Doğu’nun iki önemli ülkesi olduğuna işaret eden Konukoğlu, iki ülke iş adamları arasında milyarlarca dolarlık iş yapıldığını ve bu çerçevede zaman zaman ticari sorunlar ortaya çıkabildiğini, kurulan Kudüs Tahkim Merkezi’nin bu ticari sorunların kısa sürede çözülmesinde önemli rol oynayacağını belirtti. Kudüs Tahkim Merkezi Projesinin bir özel sektör girişimi olduğunu bildiren Konukoğlu, birçok uluslararası görevi başarıyla yürüten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun bu kuruluşun başına getirilmesinin çok önemli bir karar olduğunu ifade etti. Konukoğlu, şöyle dedi: ‘’Kendisini bir kez daha tebrik ediyorum. Bana da bu organizasyonda yer verilmesi büyük bir onurdur. Bu görevi layıkıyla yapacağız.’’ Bölgede, iş yapma ortamının iyileşmesinin bölge barışına katkı sağlayacağına vurgu yapan Konukoğlu, şunları söyledi: ‘’Bölgede kalıcı bir barışın sadece politik değil, ekonomik bir temele de dayandırılması gerektiğine inanıyoruz. İsrailli ve Filistinli iş adamları da ülkelerinin ekonomisinin daha yakın hale gelmesinde çok önemli rol oynayabilir. Kudüs Tahkim Merkezi çok yararlı bir girişim. Merkez çalışmalarıyla, ticari ve ekonomik işbirliklerinin gelişmesine ve barış sürecine köprü olacaktır. Bu, tüm bölge barışına hizmet edecektir.’’TOBB’un, Filistinde yapacağı Cenin Organize Sanayi Bölgesi’nin de bölge iş hayatına büyük katkısı olacağından bahseden Konukoğlu, burada üretilen ürünlerin sıfır gümrük ve sıfır kotayla dünya pazarlarına satılacağını, bu özelliği ile Türkiye için de cazip bir proje olduğunu kaydetti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
22.11.2013
KonukoğluKudüsTahkimMerkeziyönetimkuruluüyesiKonukoğlu Kudüs Tahkim Merkezi yönetim kurulu üyesi
Tacikistan'ın Bursa Fahri Konsolosluğu açıldı
Zaman
21.11.2013
18:07
Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi’nin de katılımı ile Bursa Fahri Konsolosluk binası açıldı. Tacikistan’ın Bursa Fahri Konsolosluğunu bundan sonra aynı zamanda Bursa Girişimci İşadamları Derneği (BUGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fuat Er yürütecek.Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi, Bursa Fahri Konsolosluk binası açılışına katılmak için geldiği şehirde önce Bursa Valisi Münir Karaloğlu’nu ziyaret etti. Heykel Valilik binasında gerçekleşen ziyarette konuşan Vali Münir Karaloğlu, dost ve kardeş ülke Tacikistan’ın Dışişleri Bakanını ağırlamaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirterek, “İlimizde Tacikistan’ın Fahri Konsolosluk binasının açılışını beraber yapacağız. Hem sayın bakanımızın şehrimizi ziyareti, hem açacağımız Fahri Konsolosluğumuzun hem iki ülke arasında ilişkileri, hem de şehrimiz Bursa ile Tacikistan arasında ki ilişkileri geliştireceğine inanıyoruz.” dedi.Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi ise sıcak karşılamadan dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirterek iki ülke arasında ki ilişkileri geliştirmek için çalışacaklarını belirtti. Konuşmaların ardından Vali Karaloğlu, Tacikistan Fahri Konsolosluk beratını Fahri Konsolos Ali Fuat Er’e takdim etti. Daha sonra Vali Karaloğlu, Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi’ye bir İznik çinisi hediye etti. Bakan Zarifi’de Vali Karaloğlu’na kendi yazdığı bir kitabı imzalayarak verdi. Fahri Konsolos Ali Fuat Er de “Ben de kendilerine teşekkür ediyorum, köprü olma vazifesinde üzerimize ne düşerse kendilerinin de desteği ile en iyisini yapmaya çalışacağımı belirtmek istiyorum.” şeklinde konuştu.Ardından Kestel Barakfakih bölgesinde bulunan Tacikistan Bursa Fahri Konsolosluk binasının açılışı yapıldı. Açılışa Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi, Vali Münir Karaloğlu, Ali Fuat Er, BTSO Başkanı İbrahim Burkay, İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, davetliler ve Bursa’da eğitim alan Tacik öğrenciler katıldı.Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi, Türkiye Cumhuriyetine, Tacikistan’ın bütün girişimlerini desteklediği için teşekkür ederek konuşmasına başladı. Tacikistan Cumhuriyeti Bursa Fahri Konsolosluğunun açılışının iki ülke asındaki ilişkilerin gelişmesi için bir kapı olması temennisinde bulunan Zarifi, “Türkiye Cumhuriyeti, Tacikistan Cumhuriyetinin dış siyaseti için önemli bir yerde ve Tacikistan için stratejik ülkelerden biridir. Tacikistan, 2 Mart 2013 tarihinde Dünya Ticaret Örgütüne üyelik kazandı. Bu ülkedeki dış siyasetin en önemli başarılarındandır. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve dost ve kardeş halkına bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Çünkü Tacikistan’ın Dünya Ticaret Örgütüne üyeliğini ilk imzalayanlardan oldular.” dedi.Tacikistan Bursa Fahri Konsolosu Ali Fuat Er’in de iki ülke arasında ki ilişkilerin daha da gelişmesi için çalışacağına inandığını anlatan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi, kendisine yeni görevinde başarılar diledi. KONSOLOSLUK, TEKSTİL MERKEZİ BURSA İLE PAMUK ÜRETİCİSİ TACİKİSTAN ARASINDA Kİ İLİŞKİLERİ GELİŞTİRİRTacikistan ile Türkiye arasında ortak tarih, inanç ve kültürel bağlar olduğunun altını çizen Bursa Valisi Münir Karaloğlu da iki ülke arasında ki siyasi ilişkilerin mükemmel olmasına rağmen, ticari, kültürel ve beşeri ilişkilerde ise daha alınacak çok yol olduğunu söyledi. Tacikistan Dışişleri Bakanının Bursa’yı ziyaret etmesinin ve Fahri Konsolosluk binasının açılması ve Fahri Konsolosun atanmasının iki ülke arasında ki ilişkileri daha da artıracağına dikkat çeken Karaloğlu, “Hem de Türkiye’de ki en önemli tekstil üretim merkezi olan Bursa ile dünyadaki en önemli pamuk üreticisi olan Tacikistan arasında ki ilişkilerin gelişmesine, ticaretin gelişmesine vesile olsun diye temenni ediyorum.” dedi.Konuşmaların ardından Vali Karaloğlu ve Fahri Konsolos Ali Fuat Er, birlikte Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi’ye bir vazo hediye etti. Ayrıca konuşmalardan sonra Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi, Vali Karaloğlu’na kendi elleri ile Tacikistan’a has bir kaftan ve kalpak giydirdi.Vali Münir Karaloğlu, Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi ile Bursa Fahri Konsolosu Ali Fuat Er, birlikte Tacikistan bayrağını göndere çekti. Yapılan açılışın ardından Tacikistan Dışişleri Bakanı Hamrokhon Zarifi ve Vali Karaloğlu ile beraberindekiler Tacikistan’a ait kültürel zenginliklerin sergilendiği alanları gezdi. Açılışta konuklara meşhur Tacik pilavı ile çeşitli yiyecekler ikram edildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
21.11.2013
TacikistanınBursa/">BursaFahriKonsolosluğuaçıldıBursa-Fahri-Konsolosluğu-açıldı/">Tacikistanın Bursa Fahri Konsolosluğu açıldı
"Sözde soykırım adımı, 100. yıl törenlerini sıkıntıya sokar"
Zaman
19.11.2013
10:57
Avustralya’da faaliyet gösteren Zaman Avustralya, The Daily Telegraph, Austrailan Financel Review, Sydney Morning Herald ve The Australian Gazeteleri’nin genel yayın yönetmenlerine kabulünde çeşitli sorulara cevap veren TBMM Başkanı Cemil Çiçek; NSW Parlamentosu’nun sözde soykırım kararına çok şaşırdım. Bu adım ilişkilerimizi zehirleyen bir durumdur. 100. yıl törenleri sıkıntıya girer. Mesele siyasetçilerin değil, tarihçilerin ve bilim adamlarının işidir.” dedi. Avustralya’nın en önemli medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenlerinin Türkiye gezisinin Ankara ayağında önemli görüşmeler gerçekleşti. Türk Hava Yolları ve Zaman Avustralya’nın birlikte gerçekleştirdiği organizasyon, başkentteki siyasetçilerden büyük takdir gördü. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Avrupa Birliği’nden Sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış başta olmak üzere tüm yetkililer, THY’nin böyle önemli bir programa sponsorluk yapmasının önemine vurgu yaptı.Böyle önemli bir programı organize eden THY ve Zaman Avustralya gazetesine teşekkür eden yetkililer, bu tür programların iki ülke ilişkilerinin gelişerek, güçlenmesine olan inancını yinelediler. Ankara’daki temasları çerçevesinde, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Avustralya medya kuruluşu yöneticilerini kabul ederek, bir süre görüştü. Görüşmede Çiçek, Birinci Dünya Savaşının Türkiye ile Avustralya arasında dostluğa vesile olduğuna dikkati çekerek; Memnuniyet verici husus, Birinci Dünya Savaşı iki ülke arasında dostluğa vesile oldu. dedi.Terör ve sözde soykırım iddiaları ile ilgili adımların, iki ülke arasındaki güzel ilişkileri zehirlediğine dikkat çeken Cemil Çiçek konuşmasını şöyle sürdürdü; “Teröre destek ve 1915 olayları, dış politikada bazı ülkelerle ilişkilerimizi zehirleyen önemli iki konu. Avustralya eyalet parlamentosunun aldığı karar, ilişkileri zehirliyor. Bu adım ilişkilerimizi zehirleyen bir durumdur. 100. yıl törenleri sıkıntıya girer. Bu mesele siyasetçilerin değil, tarihçilerin ve bilim adamlarının işidir. Bununla onlar ilgilenmeli. Böyle olursa biz de sabah kalkar şöyle deriz; Avustralyalılar binlerce kilometre uzaklıktan gelerek, Çanakkale’de soykırım yaptılar. Bu ne kadar doğrudur?” dedi. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, medya yöneticilerinin iç ve dış konular başta olmak üzere, uluslararası konuları kapsayan sorularına şu şekilde cevap verdi;Avustralya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kısa bir değerlendirmesini yapar mısınız?Türkiye ile Avustralya savaştan dostluk çıkaran iki ülke. Savaşlar başka savaşları tahrik eder. Kan dökülür, yeni kan dökülmesine gerekçe oluşturur ama memnuniyet verici husus ki Birinci Dünya Savaşı iki ülke arasında dostluğa vesile oldu. Bu çerçevede, iki ülke arasındaki ilişkiler iyi seyrediyor. Türkiye ve Avustralya coğrafi olarak çok uzak olmasına rağmen kalben birbirine yakınlık hisseden ülkelerdir. Avustralyadaki Türk vatandaşları ya da Türk kökenli Avustralya vatandaşlarının iki ülke ilişkilerinde köprü görevi gördüğüne inanıyoruz. Üst düzey gelişmeler var. İlk fırsatta ziyaret edeceğim. Dış politikada Güney Doğu Asya öncelikli bölgeler arasında. Avustralya ile pek çok platformda önemli işbirliği var. 2014’te G-20’ye Avustralya, bir yıl sonra da Türkiye ev sahipliği yapacak. 2015 yılını karşılıklı olarak kültür yılı ilan ettik.Türkiye, son 10 yıldan bu yana gerek bölgesel gerekse ekonomik ve siyasi gelişmeler bakımından dikkat çeken gelişmelere imza attı. Bunu neye bağlıyorsunuz?İstikrar önceliğimiz. İstikrar ve gelişim öne çıkıyor. 1950’de çok partili hayat başladı. 63 senenin yarısında istikrarsızlık var bu ülkede. IMF’ye borç vermek istikrarın göstergesi. Kanunlarla istikrar gelmiyor tek başına. Yapısal reformlar yapmamız gerek. Pek çok alanda problem var. Cumhuriyetin 90. yılını geçen ay karşıladık ve kutladık. Bu süre içinde 61 hükümet değişti. Bu şu demektir; Her 13 ayda bir hükümet kurulmuş. Bazı koalisyonların pazarlığı 4 ay sürmüş. Onun için son 10 yılda istikrarlı bir hükümet olduğu için, ülkede de istikrarlı bir zemin oluştu. Parlamento’nun en önemli gündem maddesinin, yeni bir anayasa oluşturmak olduğunu biliyoruz. Bu konuda gelinen nokta nedir? 1980’de yapılan anayasa ile yönetiliyoruz ve bu anayasa 19 kez değişti. Bu kadar değişiklik beraberinde istikrarsızlık getirdi. Yeni bir anayasayı herkes istiyor ama tüm partilerin anlaşması çok zor. 2 yıl içinde parlamentodaki dört parti, 60 maddede anlaştı. Daha 100-110 madde var. Önümüzdeki yıl, yerel seçimler var. Bu anayasa ile istikrarı korumak çok zor. Seçim öncesi yeni bir anayasanın yapılacağını düşünmüyorum. Seçim öncesi parlamento daha az çalışacak. Hangi konu veya maddelerde anlaşma sağlanamıyor? En zor maddeler geriye kalanlar. Onlar daha hiç konuşulmadı. En önemlileri hükümet modeli. Başkanlık, parlamenter sistem veya şimdiki yarı başkanlık sistemi. Muhalefet parlamenter sistem, hükümet ise başkanlık sistemi i
Zaman
Son Dakika
19.11.2013
Sözdesoykırımadımı100yıltörenlerinisıkıntıyasokarSözde soykırım adımı 100 yıl törenlerini sıkıntıya sokar
Şahin Alpay - Hoş geldiniz Sayın Barzani
Zaman
16.11.2013
01:58
Bu hafta sonu tarihî günler yaşanacak. Irak Kürdistan Bölge Yönetimi (KBY) Başkanı Mesut Barzani, Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşmelerde bulunmak üzere Diyarbakır/Amed’e geliyor.Büyük Kürt sanatçısı Şivan Perwer de tam 37 yıl sonra sürgünden yurduna dönecek ve Diyarbakır’da İbrahim Tatlıses ile birlikte konser verecek. Gerek Sayın Barzani’ye, gerekse Sayın Perwer’e candan “Hoş geldiniz!” diyorum.Barzani’nin başkan sıfatıyla ilk kez Diyarbakır’a gelmesi, Erdoğan ile ele almaları beklenen konular, iki halkın da özgürlük ve refahı açısından vazgeçilmez olan Türk-Kürt ittifakı doğrultusunda yeni ve önemli bir adım. Evet, Kürtler sadece dört devlet arasında bölünmüş değil; aralarında konuştukları lehçeler, mensup oldukları mezhepler yanında destekledikleri siyasi partiler, bununla her zaman örtüşmeyen siyasi tercihleri açılarından yekpare değiller. Benzer farklılaşmalar muhakkak ki Türkler açısından da geçerli. Ne var ki, bugün gerek Türklerin gerekse Kürtlerin ezici çoğunluğunun, bu iki lidere başka konulardaki itirazları ne olursa olsun, Erdoğan ve Barzani’nin temsil ettikleri Türk–Kürt ittifakına destek verdiklerine kuşku yok.Erdoğan ile Barzani’yi buluşturan hem İslami değerler, hem de milli çıkarlar var. Giderek sanayileşen ve enerji tüketimi hızla artan Türkiye’nin KBY’nin petrol ve doğalgazına, satın alma gücü giderek yükselen pazarına, (belki hepsinden önemlisi) Kürtleriyle barışmasına (“çözüm süreci”ne) vereceği desteğe ihtiyacı var. Buna karşılık KBY’nin özerkliğini korumak ve güçlendirmek, Batı pazarlarına açılmak, Avrupa Birliği ile arasında köprü kurmak için Türkiye’ye gereksinimi var. KBY bugün Türkiye’nin en başta gelen ticaret ortaklarından biri. Türkiye ile KBY’nin sosyo-ekonomik bütünleşmesi çarpıcı boyutlara ulaştı. Bölgenin gelecekteki yöneticilerinin önemli bir kısmı Hizmet Hareketi’nin açtığı okullarda Kürtçe–Arapça–Türkçe eğitim görüyor. Ankara ve Erbil, KBY’nin petrol ve doğalgazını dünya pazarlarına taşıyacak yeni boru hatlarının inşası konusunda anlaşmaya vardılar (bkz. H. Pamuk – O. Coşkun, Reuters, 6 Kasım).Ortadoğu’nun sürekli değişen koşulları ve ittifakları ortamında, Ankara–Erbil ekseni belki en kalıcı temellere oturan ittifak. Bu nedenle Ortadoğu’da istikrar ve barış açısından da değer taşıyor. KBY dahil Irak petrollerinin ve doğalgazının dünya pazarlarına taşınması, Ankara–Bağdat–Erbil arasında uzlaşmayı zorunlu kılıyor (bkz. Denise Natali, Al–Monitor, 4 Kasım). Öte yandan Irak Başbakanı Nuri El Maliki önümüzdeki ilkbaharda yapılması beklenen seçimlerde iktidarını korumak için gerek Erbil’in, gerekse Ankara’nın desteğini arıyor. Bu nedenle üçlü yakınlaşmayı başlatan da o oldu (bkz. İrem Karakaya, Today’s Zaman, 10 Kasım).Ortadoğu’nun sürekli değişen koşulları ve ittifakları ortamında, bölgenin en büyük sorunu olan Suriye’de barış ve istikrarın sağlanması umudu beliriyor. Bu umudu besleyen etkenleri sıralarsak: Beşar Esad’ın kimyasal silahlarının imhası konusunda Washington – Moskova uzlaşmasıyla başlayan çözüm arayışı; İran’ın yeni yönetimiyle nükleer programı konusunda 5+1 ile Tahran arasındaki diyaloğun Suriye’yi de kapsaması beklentisi; birden canlanan Ankara–Tahran diyaloğu ve nihayet Ankara–Bağdat–Erbil yakınlaşması. Sayılan başkentlerin üzerinde hemfikir oldukları konu Suriye’nin “Afganlaşması”nın, radikal İslamcıların üssü haline gelmesinin önlenmesi olmalı. Peki, Esad sorunu nasıl çözülecek? Pazarlığı yapılan formüller olabilir.
Zaman
Köşe Yazıları
16.11.2013
ŞahinAlpay-HoşgeldinizSayınBarzaniŞahin Alpay - Hoş geldiniz Sayın Barzani
Tiger Woods: Köprü üzerinde çok heyecanlandım
Zaman
14.11.2013
12:59
Golf sporunun bir numaralı ismi olan Tiger Woods, Turkish Airlines Open 2013 Golf Turnuvası için geldiği Antalya’da Gençlik Spor Dergisine konuştu. Woods, röportajında İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü üzerinde gerçekleştirdiği vuruş için ise, “Köprü üzerinde çok heyecanlandım.” yorumunda bulundu.Turkish Airlines Open 2013 Golf Turnuvası Türkiye’ye gelen golf yıldızı Tiger Woods, turnuva ile ilgili açıklamalar yaptı. Gençlik Spor dergisine röportaj veren Woods, turnuva öncesinde İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü üzerinde gerçekleştirdiği vuruş hakkında “Köprü üzerinde çok heyecanlandım” dedi. Hayatında ilk kez köprü üzerinde bir atış gerçekleştirdiğini ifade eden Woods, “Bugüne kadar birçok etkinliğe katıldım ancak İstanbul’daki deneyim benim için çok farklı oldu. İki kıta arasında vuruş yapmak beni oldukça heyecanlandırdı.” diye konuştu.Antalya’da golf alanındaki gelişimin kendisini heyecanlandırdığını kaydeden ünlü oyuncu, “Bir oyuncu olarak, belli ülkelerin gelişimi ve golfe dahil oluşu beni mutlu ediyor. Türkiye de onlardan biri. Buna benzer bir gelişim Çin’de de yaşanıyor ve bunun ülkede nasıl bir etki yarattığını hepimiz biliyoruz.” şeklinde konuştu.“BU GELİŞİM, DEVLET DESTEĞİ OLMADAN OLMAZ”Golfte dünyanın önemli bir değeri olmak adına en önemli unsurun devlet desteği olduğunu kaydeden Woods, “Türkiye’de şu an bunu görebiliyoruz. Böylesine önemli bir organizasyon devlet desteği ve iradesi olmadan gerçekleşmezdi. Burada olmak tek kelimeyle heyecan vericiydi. Bu seneki format geçen seneden farklıydı ve Avrupa Turu içindeki en büyük etkinliklerden biri haline geldi. Organizasyon konusunda her şey çok iyiydi. Tabi turnuvanın yapıldığı sahayı da atlamamak gerek.” ifadelerini kullandı. Turnuva hakkında da değerlendirmelerde bulunan Woods, “Geçen sene Dünya Golf Finali için buradaydım. Türkiyenin ilk Avrupa turnuvasına sahip olduğunu görmek gerçekten güzeldi. Burada dünyanın önde gelen isimleriyle mücadele ettim. Benim açımdan güzel bir turnuva oldu.” açıklamasında bulundu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.11.2013
TigerWoodsKöprüüzerindeçokheyecanlandımTiger Woods Köprü üzerinde çok heyecanlandım
Dünya basını Marmaray'ı böyle duyurdu
Zaman
31.10.2013
10:27
Asya ve Avrupayı deniz altından demiryolu ile birleştirecek Marmarayın açılışı Avrupadan Çine, Brezilyaya kadar dünya basınında geniş yankı buldu.Reuters haber ajansı, Türkiyenin iki kıtayı birbirine bağlayan deniz altından ilk demiryolu tünelini açtığına dikkat çekildi. Haberde, Osmanlı sultanlarının yüz yıldan fazla süre önce hayalini kurdukları projenin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti.Avrupanın en büyük şehri İstanbuldaki dev projeyle ilgili teknik bilgiler verilen haberde Bakan Binali Yıldırımın, proje ile İpek Yolunun kıtalarının birbirine bağlanacağı ifadeleri aktarıldı.Mega projelerden Marmarayın, Türkiyenin yüzünü değiştirecek görülmemiş inşaat hamlesi kapsamında olduğunu belirten Reuters, Kanal İstanbul, üçüncü havaalanı, Çamlıca Camii, nükleer santraller, üçüncü köprü gibi projeleri saydı.Londra ile Pekini birbirine bağlayan projeİngiliz yayın kuruluşu BBC, 2004 yılında yapımına başlanan Marmaray projesi ile İstanbul Boğazının iki yakasındaki Üsküdar ve Sirkecinin ise denizin altından, yere batırma tekniğiyle inşa edilen tüp geçitle birbirine bağlandığını anlattı.Avrupa yakasındaki Kazlıçeşme ve Anadolu yakasındaki Ayrılıkçeşme arasındaki bölümün toplam uzunluğunun 13,6 kilometre olduğuna işaret eden BBC, Projenin tamamlanmasıyla, hem Anadolu hem de Avrupa yakasındaki banliyö ve metro hatlarıyla entegre edilerek toplam 70 kilometrelik bir ulaşım ağı yaratılması hedefleniyordu. Bu bölümler henüz devreye girmeyecek dedi.Asya ile Avrupa deniz altından tünel ile birleştiABDnin önde gelen televizyon kanalı CNN, Marmarayın açılış törenine haberinde geniş yer verdi. Kanal, internet sitesinde de, İlk defa Asya ile Avrupa deniz altından tünel ile birleşti. ifadelerini kullandı.Haberde, milyarlarca dolara mal olan projenin iki kıta üzerinde bulunan Türkiyeyi deniz altından ilk defa demiryolu ile birleştirdiğine dikkat çekildi. Erdoğanın açılış konuşmasından kesitler veren CNN, projenin Osmanlı İmparatorluğundan gelen bir rüya olduğunun altını çizdi. Sultan Abdulmecidin rüyasının Türkiye Cumhuriyetinin 90. kuruluş yıldönümünde hayata geçirildiği belirtilen haberde, tünelin dünyanın en yoğun gemi trafiğinin yaşandığı İstanbul Boğazının altından geçtiği hatırlatıldı.Bölgenin finans merkezi olan İstanbulda 15 milyona yakın insanın yaşadığı kaydedilen haberde, günlük olarak da 2 milyon kişinin kıtalar arasında geçiş yaptığına vurgu yapıldı. Dünyanın önde gelen haber kanalı, Marmaray, Türkiyeden Çine kesintisiz demiryolu taşımacılığı sağlayacak modern İpek Yolu üzerinde önemli bir bağlantı olarak tarif ediliyor ifadesini kullandı.New York Times gazetesi ise, İstanbul mahreçli haberine, Boğazın silueti üzerine binmiş ufukta dikili minareleri ile kendisini Batı ile Doğu arasında coğrafik kavşak olarak tanımlayan şehir, Avrupa ile Anadolu step kültürlerinin iç içe geçtiği bir yer. şeklinde giriş yaptı.150 yıllık rüya gerçek olduÇin medyasında yazılı, görsel ve fotoğraflı olarak servis edilen haberlerde, Türkiyenin kuruluşunun 90. yıl dönümünde açılacak olan Marmarayın Türk devletinin 150 yıllık rüyası olduğu manşetlere çekildi.Çin resmi Xinhua ajansı da Marmaray projesinin bugün resmen açılacağını abonelerine duyurdu.Çin Komünist Partisinin resmi yayın organı Halkın Günlüğü gazetesi ise haberinde, Pekin ile Londrayı birleştirecek olan Marmaray tünelinin bugün resmen açılacağını okuyucularına duyurdu. Tünelin bugün açılacak uzunluğunun 13,6 kilometre olduğuna değinilen haberde, saatte 75 bin yolcunun iki kıta arasında taşınacağı belirtildi.Zhong Hua internet haber sitesi de, haberi Türkiyenin 150 yıllık rüyası, Türkiye Asya ve Avrupayı birleştiren ilk tüneli açıyor manşetiyle okuyucularına duyurdu. Ankara yönetiminin Osmanlı Sultanı Abdülhamitin 150 yıllık projesini hayata geçirmeyi başardığını vurgulanan haberde, Başbakan Erdoğanın açıklamalarına da yer verildi.Hong Kong merkezli Feng Huang televizyonu da Marmarayın görüntülerine yer verdi. Japonya Başbakanı Abenin Türkiyedeki Marmaray projesinin açılışına katılacağı kaydedilen haberde, proje kapsamında çok sayıda tarihi eserin de ortaya çıkarıldığına dikkate çekildi. Televizyon, Türkiyenin Londra ile Pekini birbirine bağlayan proje olarak duyurduğu haberinde, Marmarayın açılışının Cumhuriyet Bayramı gününe denk getirildiğine dikkat çekti.Marmaray, trafiğe çare olabilirBelçikanın De Standaard gazetesi, kıtalararası ilk tünel olma özelliğini taşıyan Marmaray, İstanbulun da Avrupa ve Asya yakasını birbirine bağlayacağını belirtti. Gazetenin haberinde, Tünelin İstanbulda trafikten bıkan vatandaşlar için çare olması bekleniyor. İstanbul Boğazı, tünel öncesinde sadece var olan iki köprü ve vapur ile geçilebiliyordu. ifadelerini kullanıldı.Brezilya medyasında da yer bulduYaklaşık on yıl süren inşaatının ardından Cumhuriyet Ba
Zaman
Dünya
31.10.2013
DünyabasınıMarmarayıböyleduyurduDünya basını Marmarayı böyle duyurdu
107 ülkenin temsilcileri EXP0 için İzmir'de buluştu
Zaman
07.10.2013
12:24
İzmir, EXP0 2020 adaylığı sürecinde önemli bir organizasyona daha evsahipliği yapıyor. Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE)’nun 107 ülkeyi temsil eden delegeleri şehre geldi. EXPO 2020 İzmir Sempozyumu çerçevesinde 116’sı BIE delegesi toplam 208 misafir, Swis Otel İzmirde düzenlenen EXPO 2020 İzmir Herkes İçin Sağlık Sempozyumu’na katıldı. Sempozyumda Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İzmir Valisi Mustafa Toprak ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da hazır bulundu. Açılış konuşmasını yapan EXPO 2020 İzmir Yönlendirme Kurulu ve Yürütme Komitesi Başkanı Vali Toprak, “İzmir’e hoş geldiniz. İzmir en uygun aday, çünkü projesi çoktan hazır. Bugüne kadar Avrupa’da yapılmış olan en çevreci EXPO’lardan birini hazırlama konusunda hiçbir eksiğimiz kalmadı. TBMMda kabul edilen EXPO Kanunu ile sağlık merkezi ve doğal parka çevrilecek alan, EXPO ruhuna en iyi hizmeti verecek şekilde tasarlandı.” dedi. BIE Koordinatörü Dimitri Kerzentzes ise hayat kalitesinin öncelikli olarak sağlığa dayandığını belirterek, “Bu çok özel bir organizasyondur ve bütün ziyaretçiler, farklı deneyimler edinmektedir. Sağlık teması, uluslararası toplantı olan EXPO için çok önemlidir. Bu, Kızılhaç ve Kızılay gibi örgütler için de iyi bir örnek olacaktır. Uluslararası işbirliği tatbiki gereklidir. Doğum, yaşlı ve hasta bakımı gibi deneyimleri, herkesin paylaşması gerekmektedir. Örgütlerin, yatırım yaparak sınırların ötesinde çalışması gerekmektedir. Burada ilerleme terimi önem taşımaktadır. EXPO’lar bunu temsil etmektedir. Bugün ilerlemek, daha iyi bir hayat için olmalıdır. Hayat kalitesi, öncelikle sağlığa dayalıdır. İzmir’in ve Türkiye’nin kaynakları bu anlamda sağlanabilir. Türkiye giderek stratejik bir ülke olmaktadır. Bölgesel dinamiklerinde de güçlü bir ülkedir. Bu dinamizm, çok kültürlü ortamlara dayanmaktadır. Burada sağlık, öncelikle eğitime dayanmaktadır.” şeklinde konuştu.BAKAN MÜEZZİNOĞLU: EXPO 2020’YE HAZIRIZBakan Müezzinoğlu da İzmir’in, EXPO yarışında başarıyı göğüslediği takdirde ülkeler arasında fikir alışverişi açısından önemli bir platform olacağını söyledi. Şehrin önümüzdeki 10 yıl içinde özellikle sağlık alanında önemli yatırımlara imza atacağını aktaran Müezzinoğlu, “EXPO 2020’ye aday olan İzmir’in sağlıktaki yeri çok eski tarihlere dayanıyor. İzmir’in sağlık alanında tarihî sorumluluğu, günümüzde de sürdürülen kararlılığını açıkça ortaya koymaktadır. Hükümetimiz, İzmir’in bu tarihi misyonu sürdürmesi konusunda her türlü desteği sağlamaktadır. Devletimiz, Türkiye 2023 vizyonu çerçevesinde İzmir’e önümüzdeki 10 yıl içinde önemli yatırımlar yapmayı planlıyor. Başta sağlık olmak üzere ulaşımdan eğitime, spor tesislerinden enerji altyapısına kadar farklı alanları kapsayan bu yatırımlarla İzmir’i bölgesel bir sağlıklı yaşam merkezi yapmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda İzmir’de 2016da faaliyete geçmek üzere sağlık alanında ileri teknolojilerinin kullanıldığı iki sağlık kampüsü inşa edecek. Türkiye ve İzmir, EXPO 2020’ye aday ve hazır. Bu organizasyonun 150 yıllık geçmişinde enerjiden uzaya kadar birçok farklı temaya evsahipliği yapılmasına rağmen sağlık temalı bir EXPO yapılmamıştır. Bu çok önemlidir. EXPO 2020’de evsahipliği yapma hakkı İzmir’e verildiği takdirde ülkeler arasında fikir alışverişi için önemli bir platform görevi yürüterek, birbirimizin başarı öykülerinden ders çıkarmamıza imkan sağlayacaktır.” dedi.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Bölge Ofisi Direktörü Zsuzsanna Jakab ise Türkiye’nin çeşitli ülkeler arasında köprü niteliği taşıdığını kaydetti. Teknolojinin de giderek güçlenmesi sonucunda tıptaki gelişmelerin fazladan bir ivme kazandığını vurgulayan Jakab, “Sağlık, çok önemli bir dünya imtiyazıdır. Sağlık, başlıbaşına bir sektör. Giderek insan hakları içinde büyük önem kazanmaktadır. Artık hastalıkların sebepleri konusunda daha fazla bilgi sahibiyiz. Elimizde teknoloji var, bu teknolojinin gelişeceğine de inanıyoruz. Küresel sağlık için ortak çalışmalara göre çalışmak gerekiyor. İzmir seçilirse sağlık temasıyla ilgili buradaki hedeflerimize ulaşmamız kolaylaşacaktır.” diye konuştu.UNICEF İyi Niyet Elçisi ve Afrika Birliği Barış Elçisi olan müzisyen Angelique Kidjo da İzmir’in sağlığın merkezi olması gerektiğini, kaynakların ve bilginin paylaşılması halinde herkese yardım edileceğini söyledi: “En önemli şey sağlıktır. Sağlık hizmetleri yaşam kurtarıcıdır. İzmir sağlığın merkezi olsun, her şey söze kalmasın. Sağlık, insan hakkıdır. İhtiyacı olan insanları tespit etmemiz, onlara yardım etmemiz gerekiyor. İnsanların gururunu korumamız gerekiyor. Yaptığımız her şeyin insani bir yüzü olması gerekiyor. Yaşamları korumak gerekiyor. Artık sadece konuşmayalım, bazı şeyleri ispatlayalım ve eyleme geçelim. Birlikte başarılı olalım. Biz hepimiz liderleriz.” Kidjo daha sonra, “Kendi kıtamdaki insanlara ve sizlere hediyemdir.” diyerek bir şarkı okudu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
07.10.2013
107ülkenintemsilcileriEXP0içinİzmirde/">İzmirdebuluştuİzmirde-buluştu/">107 ülkenin temsilcileri EXP0 için İzmirde buluştu
İsviçre çikolata devi Barry Callebaut'dan Eskişehir'e 35 milyon TL'lik yatırım
Zaman
02.10.2013
17:43
Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden biri olan Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi, Barry Callebaut çikolata ham madde üretim fabrikasına kavuştu. Yüksek kaliteli kakao ve çikolata üretiminde dünya lideri olan İsviçre merkezli Barry Callebaut, Ekim 2012de yatırımını duyurduğu, Türkiyedeki ilk çikolata fabrikasının resmi açılışını yaptı. Eskişehirde açılan son teknoloji ile donatılmış tesislerde, ilk aşamada yılda 14 bin ton çikolata üretilecek. Üretim tesisine yapılan toplam yatırım tutarının 35 milyon TL olduğu açıklandı.Barry Callebaut tüm EEMEA bölgesindeki operasyonlarına (Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) Türkiye merkezinden yeni bir köprü oluşturuyor. Fabrikanın açılışına, Belçika, Fransa ve Gananın Türkiye büyükelçileri ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Dr. Halil Çankaya ve davetliler katıldı. Barry Callebaut CEO’su Juergen B. Steinemann, Türkiye’deki ilk ve EEMEA bölgesindeki ikinci çikolata fabrikasını açıyor olmaktan dolayı büyük bir heyecan duyduklarını söyledi. Steinemann, Türkiye’deki bu yeni yatırımımız, hızla büyüyen çikolata pazarlarındaki genişleme stratejimize yönelik atılmış önemli adımlardan biridir. Eskişehir üretim tesisimizin, hızla büyümekte olan Türkiye ve komşu pazarlardaki, ileriye yönelik hedeflerimiz açısından daha güçlü bir konuma gelmemizde yardımcı olacağını düşünüyoruz.” dedi.Barry Callebaut EEMEA Başkanı Filip De Reymaeker ise Türkiyenin, dünyada en hızlı büyüyen çikolata pazarlarları arasında beşinci sırada bulunduğunu kaydetti. Yüksek kaliteli çikolata üretimi, teknik hizmetler ve yeniliklere olan talebin hızla artış gösterdiği bu pazarın, kendileri için önemli bir büyüme potansiyeli oluşturduğunu dile getiren Reymaeker, Eskişehir’in merkezi konumunun, hammadde kaynaklarına çok daha yakın olması ve fabrikamızın, hizmet vermeyi arzuladığımız müşterilerimize 400 kilometrelik bir alan içerisinde bulunması nedeniyle büyük avantaj sağlayacağı inancındayız.” diye konuştu.Açılış, Gana’dan gelen dansçıların yaptığı muhteşem gösteri ve fabrika gezisi ile son buldu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
02.10.2013
İsviçreçikolatadeviBarryCallebautdanEskişehire35milyonTLlikyatırımİsviçre çikolata devi Barry Callebautdan Eskişehire 35 milyon TLlik yatırım
1500 yaşındaki köprünün saklı kalan eserleri gün yüzüne çıkacak
Zaman
29.09.2013
01:54
Bizans İmparatoru Justinianus tarafından yaptırılan 1500 yıllık tarihî köprünün gizli kalan eserleri, arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkarılacak. Altından iki kanal akan ve demiryolu geçen köprü, restorasyon yapılamaması ve yeterli tanıtılamaması yüzünden fazla turist tarafından ziyaret edilmiyor. Serdivan Belediyesi, köprüyü turizme kazandırmak için harekete geçti.Ayasofya ile yaşıt Justinianus Köprüsü, Türkiye’nin en önemli tarihî eserleri arasında yer alıyor. Köprü, Karayolları Genel Müdürlüğü’nce 1995 yılında onarılıp taşıt trafiğine kapatıldı; ancak 1999 Marmara depreminde kemer ayaklarında çatlaklar oluştu. O dönemde köprünün restorasyonu için Karayolları’nın hazırladığı proje, Kültür Varlıkları’nı Koruma Kurulu’nca kabul edilmemişti. Altından iki kanal akan ve demiryolu geçen tarihî köprü, restorasyon yapılamaması ve yeterli tanıtılamaması yüzünden fazla turist tarafından ziyaret edilmiyor. Justinianus Köprüsü’nün bulunduğu alanın sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlemeye uygun olmasına rağmen bu özelliğinden yıllardır faydalanılamaması üzerine Serdivan Belediyesi harekete geçti. Görkemli tarihî köprüyü turizme kazandırmak isteyen belediye, köprünün saklı kalan eserlerini gün yüzüne çıkarmak için çalışma başlattı. Arkeolojik kazı için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuran belediye, köprünün restorasyonunu ve onarımını yaparak turizmi canlandıracak.Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, 1500 yıllık tarihî köprünün bugüne kadar ihmal edildiğini söyledi. Yapacakları çalışmalarla köprünün hayat bulacağını belirten Alemdar, “Sanat tarihi hocamız ekibiyle beraber çalışma yapıyor. Bakanlığa müracaat ederek kazı için izin istedik. Köprü çevresinde temizlik çalışmaları yapılıyor. Temizlikten sonra etrafında yapılması gereken düzenlemeler ne var ne yok? Nelerin ortaya çıkması gerekiyor? Bunları sanat tarihçileri ortaya çıkaracak. Yapılacak kazılarla çevresindeki saklı kalmış eserler de gün yüzüne çıkacak.” diye konuştu.Bakanlıktan kamulaştırma taleplerinin de olduğunu ifade eden Alemdar, şunları söyledi: “Vatandaşın yerini alırsak, kamulaştırırsak orada daha rahat çalışma imkanımız olacak. Köprü sayesinde Dünya Tarihî Kentler Birliği’ne üye olduk. Bu saatten sonra biz köprüyü öyle bir duruma getirmeyi arzu ediyoruz ki bütün dergilerde, bütün kataloglarda, tarihin konuşulduğu her türlü sahnede, platformda konuşulsun istiyoruz. Bundan sonraki süreçte bakımının, onarımının güçlendirilmesini yapmayı hedefliyoruz.”Alemdar, Sapanca Gölü’nün kuzey yakasında yürüttükleri rekreasyon çalışmalarına köprüyü de dahil ederek, gölle köprü arasında yürüyüş alanları oluşturacaklarını sözlerine ekledi.Sakarya Müze Müdür Vekili Arkeolog Mürşit Yazıcı da köprünün yakınında hamama benzeyen bir tarihî yapının bulunduğunu belirtiyor. Köprünün ne amaçla yapıldığının tespiti için köprü çevresinde arkeolojik kazı yapılması gerektiğini vurgulayan Yazıcı, “Bu sayede saklı kalmış birçok şey gün yüzüne çıkabilir. Köprüye genel itibarıyla baktığımız zaman gömük bir vaziyettedir. Burada yapılacak bir arkeolojik kazıda köprünün ayaklarının ne kadar derine indiği tespit edilebilir.” dedi.Bizans döneminin Anadolu’daki en görkemli anıtsal yapılarından olan taş köprü, 384 metre uzunluğa, 9,85 metre genişliğine sahip. 12 kemer gözünden oluşan köprünün batı ucunda tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunuyor. Köprünün yapım amacıyla ilgili farklı görüşler ortaya atılıyor. İlk tez köprünün Sakarya Nehri üzerine yapıldığı, sonrasında nehrin yatağının değiştiği yönünde. İkincisi ise Sapanca Gölü’nün sularını Sakarya Nehri’ne boşaltan Çark Deresi üzerine yapıldığı görüşünü savunuyor.
Zaman
Ana Sayfa
29.09.2013
1500yaşındakiköprününsaklıkalaneserlerigünyüzüneçıkacak1500 yaşındaki köprünün saklı kalan eserleri gün yüzüne çıkacak
Toplam "121" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti