Habergec.Com Aranan Kelimeler:türkler bizim gibi Değerlendirme: 10 / 10 399104
habergec.com
25.04.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

türkler bizim gibi

Sevgi Akarçeşme - Taziye mesajı önemli ama ya samimiyet?
Zaman
25.04.2014
02:10
Ermeni ‘meselesi’ni çoğu Türk gibi geç öğrenmiş olmalıyım. Lisede tarih hocamız, I. Dünya Savaşı sırasında Ruslarla işbirliği yapan ‘millet-i sadıka’nın tehcire, yani zorunlu göçe tabi tutulduğunu anlattığında konuyu sorgulamış mıydım hatırlamıyorum.Üniversite yıllarında artık ‘soykırım’ iddialarından haberdardım ama başına mutlaka ‘sözde’ kelimesini koymazsak vatana ihanet gibi algılanma riski vardı. Evlat babanın suçundan sorumlu tutulamazken geçmişin ayıplarını üstlenmenin ya da reddetmenin bir anlamı olmasa da insan ‘atalarının’ soykırım kadar vahim bir işin parçası olduğunu kabullenmek istemiyor. Tamamen inkâra dayalı resmî Türk tezi yaşananlar karşısında komik gelince, üniversitede alanında sayılı tarihçilerden biri olan hocamız Stanford Shaw’un, meseleyi ‘karşılıklı katliam’ olarak nitelemesi içime biraz su serpmişti. Demek ki Ermeniler sütten çıkmış ak kaşık değildi, savaş koşullarında iki taraf da birbirini öldürmüştü, tarafsız biri böyle söylüyordu işte! Hem Türkler de kendi uğradıkları mezalimleri anlatmıyor muydu? Ne var ki zaman içinde farklı kaynakları okudukça meselenin hiç de küçültmeye çalıştığımız gibi olmadığını anladım. Özellikle yurtdışına gidip de kendi yazdığımız ve indoktrine ettiğimiz tarihin ne kadar yanıltıcı olabileceğini görmemek mümkün değildi. Çeşitli toplantılarda dinlediğim Ermenilerin acısı dün gibi tazeydi. Meseleye bizim gibi tarihin sayfalarından biri gibi bakmadıkları kesindi. Doğru, diasporayı bir arada tutan unsurlardan biri milli davaları haline gelmiş soykırım meselesiydi, ama öfkelerinin hâlâ neden bu kadar canlı olduğunu anlamak gerekiyordu. Hele hele dünya kamuoyu önünde Osmanlı Devleti neredeyse istisnasız olarak soykırım suçlusu olarak görülürken. ABD, belki Türkiye’yi kaybetmeme adına soykırım ifadesini kullanmıyor ama bu meselede Türkiye aslında meseleyi küçültmeye çalıştıkça, inkâr ettikçe kaybediyor. 1914 nüfus sayımına göre 1 milyonun üstünde olan Ermenilere ne oldu? Çoluk çocuk zorunlu göç bile insanlık dışı sonuçları nedeniyle soykırım tanımı içine dahil edilebiliyor, insanları illa Naziler gibi fırında yakmak gerekmiyor. Zaten akrabaları tehcire maruz kalmış yaşlı Ermenileri dinlediğiniz zaman bu acılara -vicdanınızı susturmazsanız- kayıtsız kalmak mümkün değil. Kurşuna verecek parası olmadığı için öldürülmek üzere olan birinin ardına geçip tehcir eziyetine son vermek isteyen Ermeni kadın benim aklımdan hiç çıkmıyor mesela. Ermeni meselesi ardından toprak ve tazminat talebi gelir mi gibi düşüncelerle tüm yönleriyle tartışılamıyor hâlâ. Kimi hâlâ resmî tarihin esiri, kimi atasının soykırım yaptığına inanmak istemiyor, kimi haklı olarak ASALA terörüne isyan ediyor. Hâlbuki İttihat ve Terakki’nin günahlarından biz sorumlu olmak zorunda değiliz. Tüm bu nedenlerle Erdoğan’ın taziye mesajı, sömürünün önüne geçmek için yaptık dese de önemli. 2014 Türkiye’sinde kendi vatandaşlarına nefretten “bunlara su bile yok” diyen birinin samimiyetinden şüphe duymamız için çok sebep var ama bu mesaj doğal olarak dışarıda olumlu yankı bulacak. İktidar bir yandan ileride özür dileyeceği yeni bir ötekiyi adeta sözlü soykırıma tutsa da en azından eski günahlar için empati yapması önemli bir adım. Acılar yok olmayacak ama en azından acınızı paylaşıyoruz demek normalleşmeye doğru bir adım attırır. Ne dersiniz ‘haşhaşi’ denilen tertemiz insanlardan özür dilenmesi kaç yıl alır sizce?
Zaman
Köşe Yazıları
25.04.2014
SevgiAkarçeşme-Taziyemesajıönemliamayasamimiyet?Sevgi Akarçeşme - Taziye mesajı önemli ama ya samimiyet?
Anzak askerinin çarpıcı Gelibolu anıları 99 yıl sonra ortaya çıktı
Zaman
24.04.2014
08:49
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Geliboluda Türklere karşı savaşan Avustralyalı asker Sydney Harrie Skinnerin 1915te ailesine yazdığı mektup, Çanakkale Savaşının dehşetini bir kez daha ortaya koyuyor.Avustralya basınında ilk kez yayınlanan mektupta, o dönem 22 yaşında olan Sydney Harrie Skinnerın gözlemleri trajik ifadelerle yer alıyor. Skinner, mektupta 25 Nisan 1915te, saat 04.00 sıralarında, Geliboludaki Kabetepe açıklarında demirleyen 15 numaralı Avustralya nakliye gemisi Star of Englandda bulunduğunu belirtiyor. SAĞIR EDİCİ PATLAMA SESLERİ GELİYORDUSkinner, Anne ve baba şeklinde başlayan mektubunda şu ifadeleri kullanmış: Gün aydınlandığında, ışık arttıkça önümüzdeki araziyi görmeye başladık. 15 savaş gemisi korkunç bir sessizlikle, sahildeki bataryaların ateşini bekliyordu. Saat 05.00te üzerimize ateş açıldı. Her yerimizde şarapneller patlıyordu. Savaş gemilerimiz, sahildeki Türk bombardıman noktalarına doğru döndü. Top mermileri, limanın sağ tarafındaki bölgeleri vuruyordu. Sağır edici patlama sesleri geliyordu. Tonlarca toprak ve kaya, havaya yükseliyordu. Bu sırada askerlerimiz destroyerlere ve sonra çıkarma botlarına geçiyorlardı.ŞARAPNELLER ÖNÜNE ÇIKAN HERŞEYİ BİÇİYORDUÇıkarma sırasında botlar dolu yağmuru gibi mermi atışıyla karşılaştı. Makineli tüfeklerden şakır şakır mermi yağıyordu. Havada sadece şarapneller vardı. Bu şarapnellerin verdiği hasar korkunç. Yoluna çıkan herşeyi biçiyordu. Yüzlerce askerimiz sahile ulaşamadan ya öldü ya da yaralandı. Sahile ulaşmayı başaranları ise makineli tüfekler yere indiriyordu. Orada birilerinin canlı kalabileceğini düşünmek imkansız gibi görünüyordu. Sahilden üzerimize ateşlenen şarapneller gemimizin etrafındaki sulara düşüyordu.TOPRAK VE İNSAN PARÇALARI GÖĞE YÜKSELİYORDUO gün akciğer zarımda sıvı biriktiğini hissediyordum. Gemimize geri getirilen yaralı askerlere yardım etmekle görevlendirildim. Yaralı askerleri geri getirmeye başladılar. Karada ise manzara korkunçtu ve bir tanesini hayatım boyunca unutmayacağım. Toprak araziye baktığınızda üzerinde sürekli top patlayan o siperleri görebilirdiniz. Patlamalar sırasında insan, toprak ve top parçaları göğe yükseliyordu.YARALI ASKERLERİN DURUMUNU HAYAL BİLE EDEMEZSİNİZSaat 12.30 sıralarında, bir mavna ile daha fazla yaralı asker getirildi. Bu askerleri böyle bir halde görmek berbattı. Orada olmadan neler gördüğümü hayal bile edemezsiniz. Yaraları korkunç durumdaydı. Türkler dom dom adı verilen patlayıcı ve sakat bırakıcı kurşunlar kullanıyordu. 4 TOPTAN 3Ü TÜRKLERİ ATOMLARINA AYIRDIÖğleden sonra, karaya çıkmayı başaran bizim topçular, etkili olabilecekleri bir bayırdan Türklerin üzerine ateş açtılar. Gün kararmadan önce, Türkler sahilde bizim askerlere karşı üstünlük sağlamaya çalışıyorlardı. Queen savaş gemisi onların hareketini tespit edip üzerlerine top yağdırmaya başladı. Attığı 4 toptan 3ü Türklerin üzerine düştü. Toprak ve üzerindeki Türkler atomlarına ayrıldı. Bu Lyddite toplarının etkisi inanılmaz. Topların sebep olduğu duman bile 27 metre çapındaki bir alanda bulunan herkesi öldürebilir.SYDNEY HARRİE SKİNNERMektubunda o gün İngiliz General Sir Ian Hamilton idaresindeki Queen Elizabeth gemisinde bulunan Avustralyalı askerlerin iyi iş çıkardığını savunan Sydney Skinner, kendi taraflarından 6 bin askerin öldüğünü ya da yaralandığını ifade ediyor. Skinnerin kızı Robin Oliver, savaş gazisi olarak ülkesine dönen babasının 79 yaşında hayatını kaybettiğini söyledi. Robin Oliver, Çanakkale Savaşının 100. yıl anma etkinlikleri kapsamında 2015te Geliboluya gelecek.
Zaman
Son Dakika
24.04.2014
AnzakaskerininçarpıcıGeliboluanıları99yılsonraortayaçıktıAnzak askerinin çarpıcı Gelibolu anıları 99 yıl sonra ortaya çıktı
Anzak askerinin çarpıcı Gelibolu anıları 99 yıl sonra ortaya çıktı
Zaman
24.04.2014
08:49
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Geliboluda Türklere karşı savaşan Avustralyalı asker Sydney Harrie Skinnerin 1915te ailesine yazdığı mektup, Çanakkale Savaşının dehşetini bir kez daha ortaya koyuyor.Avustralya basınında ilk kez yayınlanan mektupta, o dönem 22 yaşında olan Sydney Harrie Skinnerın gözlemleri trajik ifadelerle yer alıyor. Skinner, mektupta 25 Nisan 1915te, saat 04.00 sıralarında, Geliboludaki Kabetepe açıklarında demirleyen 15 numaralı Avustralya nakliye gemisi Star of Englandda bulunduğunu belirtiyor. SAĞIR EDİCİ PATLAMA SESLERİ GELİYORDUSkinner, Anne ve baba şeklinde başlayan mektubunda şu ifadeleri kullanmış: Gün aydınlandığında, ışık arttıkça önümüzdeki araziyi görmeye başladık. 15 savaş gemisi korkunç bir sessizlikle, sahildeki bataryaların ateşini bekliyordu. Saat 05.00te üzerimize ateş açıldı. Her yerimizde şarapneller patlıyordu. Savaş gemilerimiz, sahildeki Türk bombardıman noktalarına doğru döndü. Top mermileri, limanın sağ tarafındaki bölgeleri vuruyordu. Sağır edici patlama sesleri geliyordu. Tonlarca toprak ve kaya, havaya yükseliyordu. Bu sırada askerlerimiz destroyerlere ve sonra çıkarma botlarına geçiyorlardı.ŞARAPNELLER ÖNÜNE ÇIKAN HERŞEYİ BİÇİYORDUÇıkarma sırasında botlar dolu yağmuru gibi mermi atışıyla karşılaştı. Makineli tüfeklerden şakır şakır mermi yağıyordu. Havada sadece şarapneller vardı. Bu şarapnellerin verdiği hasar korkunç. Yoluna çıkan herşeyi biçiyordu. Yüzlerce askerimiz sahile ulaşamadan ya öldü ya da yaralandı. Sahile ulaşmayı başaranları ise makineli tüfekler yere indiriyordu. Orada birilerinin canlı kalabileceğini düşünmek imkansız gibi görünüyordu. Sahilden üzerimize ateşlenen şarapneller gemimizin etrafındaki sulara düşüyordu.TOPRAK VE İNSAN PARÇALARI GÖĞE YÜKSELİYORDUO gün akciğer zarımda sıvı biriktiğini hissediyordum. Gemimize geri getirilen yaralı askerlere yardım etmekle görevlendirildim. Yaralı askerleri geri getirmeye başladılar. Karada ise manzara korkunçtu ve bir tanesini hayatım boyunca unutmayacağım. Toprak araziye baktığınızda üzerinde sürekli top patlayan o siperleri görebilirdiniz. Patlamalar sırasında insan, toprak ve top parçaları göğe yükseliyordu.YARALI ASKERLERİN DURUMUNU HAYAL BİLE EDEMEZSİNİZSaat 12.30 sıralarında, bir mavna ile daha fazla yaralı asker getirildi. Bu askerleri böyle bir halde görmek berbattı. Orada olmadan neler gördüğümü hayal bile edemezsiniz. Yaraları korkunç durumdaydı. Türkler dom dom adı verilen patlayıcı ve sakat bırakıcı kurşunlar kullanıyordu. 4 TOPTAN 3Ü TÜRKLERİ ATOMLARINA AYIRDIÖğleden sonra, karaya çıkmayı başaran bizim topçular, etkili olabilecekleri bir bayırdan Türklerin üzerine ateş açtılar. Gün kararmadan önce, Türkler sahilde bizim askerlere karşı üstünlük sağlamaya çalışıyorlardı. Queen savaş gemisi onların hareketini tespit edip üzerlerine top yağdırmaya başladı. Attığı 4 toptan 3ü Türklerin üzerine düştü. Toprak ve üzerindeki Türkler atomlarına ayrıldı. Bu Lyddite toplarının etkisi inanılmaz. Topların sebep olduğu duman bile 27 metre çapındaki bir alanda bulunan herkesi öldürebilir.SYDNEY HARRİE SKİNNERMektubunda o gün İngiliz General Sir Ian Hamilton idaresindeki Queen Elizabeth gemisinde bulunan Avustralyalı askerlerin iyi iş çıkardığını savunan Sydney Skinner, kendi taraflarından 6 bin askerin öldüğünü ya da yaralandığını ifade ediyor. Skinnerin kızı Robin Oliver, savaş gazisi olarak ülkesine dönen babasının 79 yaşında hayatını kaybettiğini söyledi. Robin Oliver, Çanakkale Savaşının 100. yıl anma etkinlikleri kapsamında 2015te Geliboluya gelecek.
Zaman
Ana Sayfa
24.04.2014
AnzakaskerininçarpıcıGeliboluanıları99yılsonraortayaçıktıAnzak askerinin çarpıcı Gelibolu anıları 99 yıl sonra ortaya çıktı
Bülent Korucu - Doğu Perinçek'ten medet ummak!
Zaman
08.04.2014
17:23
28 Şubat darbe sürecinin en hararetli günleriydi; takvimler 25 Şubat’ı gösteriyordu.Malum gazeteler ‘İrtica, PKK’dan tehlikeli’ manşetiyle çıktı. Darbenin lokomotiflerinden Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın beyanatıydı bu. Binlerce insanın hayatına mal olmuş bir örgütü ikinci plana itip; silahla, suçla alakası olmayan insanları birinci tehdit olarak yaftalıyordu. ‘Yeni Türkiye’ diye karşımıza dikilen 28 Şubat hortlağı da bugün aynı temayı manşetlerine taşıyor. ‘Kur’an kurslarında ürperten yemin’ asparagaslarının yerini ‘yurtlarda beddua’ haberleri aldı. Ergenekon terör örgütü sanıkları bile kıymete bindi, ‘derin analizlerini’ hükümet medyasıyla paylaşıyorlar. Son örnek İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Akit Gazetesi’ne verdiği mülakatta ‘Cemaat’in bitirilmesi için Başbakan Tayyip Erdoğan’a destek vereceğini’ açıkladı. Şu sözler Perinçek’e ait: “F örgütünün kökünü kazıyacağız, cemaatlerin değil. Herkes cemaat derken F örgütünden bahsettiği için toplumdaki yaygın ifadeyi kullandım. Ama sonra arkadaşlarım beni uyardı yanlış anlaşılma olur diye. Düzeltelim, bundan sonra hepimiz F örgütü diyelim dedim. Kim onun kökünü kazırsa kimse onun elini tutmayacak ve biz orada beraber olacağız.” Muhabir, desteğin biraz daha açık ifade edilmesini istiyor ve soruyor: “O halde Tayyip Erdoğan’la da beraber mi olacaksınız?” Perinçek tereddütsüz cevaplıyor: “Evet, o konuda beraber olacağız. Yani F örgütünün kökünün kazınmasında kim varsa. Hükümetin F örgütüne karşı yaptığı her şeyde. Bu örgütün polisini, savcısını, hakimlerini alıyor. (Hükümeti kastediyor). Çok doğru yapılıyor. F örgütüne mensup adam polis olamaz. Yargıç olamaz, memur olamaz. F özel yurtlar kapatılmalıdır. F örgütünün üniversiteleri kamulaştırılmalıdır.”Güven Erkaya yaşasaydı, kendisiyle günler süren yazı dizisi yapılırdı herhalde. Hükümete destek ve cesaret vermek için üzerine düşeni Perinçek gibi o da yapardı. Düşünsenize okulları kapatma tehdidini 28 Şubatçılar da savurmuş; ‘okulları devlete verelim, işletin’ çıkışı karşısında afallamış ve geri adım atmak zorunda kalmışlardı. Yurtdışındaki kolejleri kapatmayı telaffuz bile edememişlerdi. El altından tezvirat ve ispiyonculuk yaptıkları biliniyordu, ama kamuoyu önünde karalamayı göze alamıyorlardı. Bugün Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, onların cesaret edemediğini yapmaya çalışıyor.Yurtdışındaki kolejler Türkiye’nin dünya çapındaki neredeyse tek markası. Dini, mezhebi, ideolojisi ne olursa olsun bu topraklara mensup hemen herkes o okullara sempati duyuyor. İnsanlar hem fedakârlığı takdir etti hem de küresel pazara sunabileceğimiz bir mesaj olarak destek verdi. Türkçe Olimpiyatları’na gösterilen ilgi başka hangi organizasyona nasip oluyor?Kolej programlarına birkaç günlük gitmeye nazlananlar; o ülkelere uçakla gidip dönmek için dakika sayanlar şimdi cadı avı yapıyor. Kolejlerin kapatılması adına üretilen sahte gerekçeleri parlatma gayreti içindeler. Somali’deki okul kapansın diye manşet atan Yeni Şafak editörlerini çok değil, bir ay orada mecburi hizmete gönderelim. Bakalım gidebilecekler mi? Bu okullar sadece mahrumiyet bölgelerinde değil elbette. Türkleri ‘işçi’ olarak gören Almanya’da hafta sonu kültür olimpiyatı gerçekleşti. En itibarlı salonlarda Almanca şarkılara türküler eşlik ediyor. ‘Eğitimsiz Türkler’ eğitim markası oluyor. Almanların çocuklarını gönderdiği okullar var. Bu tablodan kim rahatsız olabilir? Hangi vicdan o öğretmenleri jurnalleyebilir?Elçilikler diğer görevleri yanında o ülkede başı derde giren vatandaşlarına sahip çıkmak üzere görev yapar. Bizim elçiliklerimize verilen görev ‘okulları kapatın, öğretmenleri sürün’. Hafızalarınızı biraz zorlayıp ‘Alman Marko krizini’ hatırlayın. Antalya’da bir İngiliz kızı taciz ettiği ileri sürülen Alman genç tutuklandığında, medyası ve devletiyle bütün Almanya karşımıza dikilmişti. Adamlar tecavüzcüsüne sahip çıkıyor, biz öğretmenimizi ispiyonluyoruz!
Zaman
En Çok Okunan
08.04.2014
BülentKorucu-DoğuPerinçektenmedetummakBülent Korucu - Doğu Perinçekten medet ummak
Bülent Korucu - Doğu Perinçek'ten medet ummak!
Zaman
08.04.2014
17:23
28 Şubat darbe sürecinin en hararetli günleriydi; takvimler 25 Şubat’ı gösteriyordu.Malum gazeteler ‘İrtica, PKK’dan tehlikeli’ manşetiyle çıktı. Darbenin lokomotiflerinden Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın beyanatıydı bu. Binlerce insanın hayatına mal olmuş bir örgütü ikinci plana itip; silahla, suçla alakası olmayan insanları birinci tehdit olarak yaftalıyordu. ‘Yeni Türkiye’ diye karşımıza dikilen 28 Şubat hortlağı da bugün aynı temayı manşetlerine taşıyor. ‘Kur’an kurslarında ürperten yemin’ asparagaslarının yerini ‘yurtlarda beddua’ haberleri aldı. Ergenekon terör örgütü sanıkları bile kıymete bindi, ‘derin analizlerini’ hükümet medyasıyla paylaşıyorlar. Son örnek İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Akit Gazetesi’ne verdiği mülakatta ‘Cemaat’in bitirilmesi için Başbakan Tayyip Erdoğan’a destek vereceğini’ açıkladı. Şu sözler Perinçek’e ait: “F örgütünün kökünü kazıyacağız, cemaatlerin değil. Herkes cemaat derken F örgütünden bahsettiği için toplumdaki yaygın ifadeyi kullandım. Ama sonra arkadaşlarım beni uyardı yanlış anlaşılma olur diye. Düzeltelim, bundan sonra hepimiz F örgütü diyelim dedim. Kim onun kökünü kazırsa kimse onun elini tutmayacak ve biz orada beraber olacağız.” Muhabir, desteğin biraz daha açık ifade edilmesini istiyor ve soruyor: “O halde Tayyip Erdoğan’la da beraber mi olacaksınız?” Perinçek tereddütsüz cevaplıyor: “Evet, o konuda beraber olacağız. Yani F örgütünün kökünün kazınmasında kim varsa. Hükümetin F örgütüne karşı yaptığı her şeyde. Bu örgütün polisini, savcısını, hakimlerini alıyor. (Hükümeti kastediyor). Çok doğru yapılıyor. F örgütüne mensup adam polis olamaz. Yargıç olamaz, memur olamaz. F özel yurtlar kapatılmalıdır. F örgütünün üniversiteleri kamulaştırılmalıdır.”Güven Erkaya yaşasaydı, kendisiyle günler süren yazı dizisi yapılırdı herhalde. Hükümete destek ve cesaret vermek için üzerine düşeni Perinçek gibi o da yapardı. Düşünsenize okulları kapatma tehdidini 28 Şubatçılar da savurmuş; ‘okulları devlete verelim, işletin’ çıkışı karşısında afallamış ve geri adım atmak zorunda kalmışlardı. Yurtdışındaki kolejleri kapatmayı telaffuz bile edememişlerdi. El altından tezvirat ve ispiyonculuk yaptıkları biliniyordu, ama kamuoyu önünde karalamayı göze alamıyorlardı. Bugün Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, onların cesaret edemediğini yapmaya çalışıyor.Yurtdışındaki kolejler Türkiye’nin dünya çapındaki neredeyse tek markası. Dini, mezhebi, ideolojisi ne olursa olsun bu topraklara mensup hemen herkes o okullara sempati duyuyor. İnsanlar hem fedakârlığı takdir etti hem de küresel pazara sunabileceğimiz bir mesaj olarak destek verdi. Türkçe Olimpiyatları’na gösterilen ilgi başka hangi organizasyona nasip oluyor?Kolej programlarına birkaç günlük gitmeye nazlananlar; o ülkelere uçakla gidip dönmek için dakika sayanlar şimdi cadı avı yapıyor. Kolejlerin kapatılması adına üretilen sahte gerekçeleri parlatma gayreti içindeler. Somali’deki okul kapansın diye manşet atan Yeni Şafak editörlerini çok değil, bir ay orada mecburi hizmete gönderelim. Bakalım gidebilecekler mi? Bu okullar sadece mahrumiyet bölgelerinde değil elbette. Türkleri ‘işçi’ olarak gören Almanya’da hafta sonu kültür olimpiyatı gerçekleşti. En itibarlı salonlarda Almanca şarkılara türküler eşlik ediyor. ‘Eğitimsiz Türkler’ eğitim markası oluyor. Almanların çocuklarını gönderdiği okullar var. Bu tablodan kim rahatsız olabilir? Hangi vicdan o öğretmenleri jurnalleyebilir?Elçilikler diğer görevleri yanında o ülkede başı derde giren vatandaşlarına sahip çıkmak üzere görev yapar. Bizim elçiliklerimize verilen görev ‘okulları kapatın, öğretmenleri sürün’. Hafızalarınızı biraz zorlayıp ‘Alman Marko krizini’ hatırlayın. Antalya’da bir İngiliz kızı taciz ettiği ileri sürülen Alman genç tutuklandığında, medyası ve devletiyle bütün Almanya karşımıza dikilmişti. Adamlar tecavüzcüsüne sahip çıkıyor, biz öğretmenimizi ispiyonluyoruz!
Zaman
Ana Sayfa
08.04.2014
BülentKorucu-DoğuPerinçektenmedetummakBülent Korucu - Doğu Perinçekten medet ummak
Toplam "5" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti