Habergec.Com Aranan Kelimeler:teftiş sürüyor Değerlendirme: 10 / 10 700265
habergec.com
22.09.2014 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

teftiş sürüyor

Yargı kararına rağmen HSYK’da tasfiye sürüyor
Zaman
30.08.2014
02:07
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Anayasa Mahkemesi ve idari mahkeme kararlarını uygulamıyor.Kurulda, HSYK Kanunu’nda yapılan ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği değişiklikten sonra tasfiyeler sürüyor. Geçtiğimiz hafta 46 memur taşra adliye ve bakanlık birimlerine gönderildi. Yerlerine ise cezaevleri ile taşra teşkilatlarından personel görevlendirildi. Görevden alınanlar arasında idare mahkemesine dava açarak yürütmeyi durdurma kararı alanlar da bulunuyor.Hükümet, şubat ayında yapılan yasa değişikliğindeki, “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kurulda görev yapan genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, Teftiş Kurulu başkanı, Teftiş Kurulu başkan yardımcıları, kurul müfettişleri, tetkik hâkimleri ve idari personelin görevleri sona erer.” hükmüyle tetkik hâkimleri, müfettişler ve idari memurların görevine son vermişti. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından vakit kaybetmeden Adalet Bakanlığı emrine alınan çalışanların büyük kısmı geçici olarak yeniden HSYK’da görevlendirilmişti. CHP’nin başvurusu üzerine yasa değişikliğini değerlendiren Anayasa Mahkemesi, hak arama hürriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle yasa metnini iptal etti. Bunun üzerine HSYK’ya geri dönmek için başvuran personel göreve alınmadı. Geçici olarak HSYK’da görevlendirilen personel de adliye, bölge idare mahkemesi ve bakanlık birimlerine gönderildi.Haklarındaki atama işleminin hukuka aykırı olduğunu belirten bazı çalışanlar, idare mahkemesine başvurarak işlemin iptalini istedi. Mahkeme, kesin karar verilene kadar atamaların yürütmesini durdurdu. Ancak HSYK Genel Sekreterliği, mahkeme kararına uymadı. Son olarak 22 Ağustos tarihinde 46 kişinin geçici görevi kaldırılarak HSYK ile ilişikleri kesildi. Bazı çalışanların ekim ayındaki HSYK seçimlerinin ardından görevine son verileceği öğrenildi. Az sayıda personel ise Adalet Bakanlığı ve Genel Sekreterlik tarafından HSYK’daki görevlerine devam ettirildi. Yasa değişikliğinden bu yana üç yüze yakın memurun görev yeri değiştirilirken, bunun hangi kritere göre yapıldığı açıklanmadı.
Zaman
Güncel
30.08.2014
YargıkararınarağmenHSYK’datasfiyesürüyorYargı kararına rağmen HSYK’da tasfiye sürüyor
Yargı kararına rağmen HSYK’da tasfiye sürüyor
Zaman
30.08.2014
01:59
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Anayasa Mahkemesi ve idari mahkeme kararlarını uygulamıyor.Kurulda, HSYK Kanunu’nda yapılan ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği değişiklikten sonra tasfiyeler sürüyor. Geçtiğimiz hafta 46 memur taşra adliye ve bakanlık birimlerine gönderildi. Yerlerine ise cezaevleri ile taşra teşkilatlarından personel görevlendirildi. Görevden alınanlar arasında idare mahkemesine dava açarak yürütmeyi durdurma kararı alanlar da bulunuyor.Hükümet, şubat ayında yapılan yasa değişikliğindeki, “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kurulda görev yapan genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, Teftiş Kurulu başkanı, Teftiş Kurulu başkan yardımcıları, kurul müfettişleri, tetkik hâkimleri ve idari personelin görevleri sona erer.” hükmüyle tetkik hâkimleri, müfettişler ve idari memurların görevine son vermişti. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından vakit kaybetmeden Adalet Bakanlığı emrine alınan çalışanların büyük kısmı geçici olarak yeniden HSYK’da görevlendirilmişti. CHP’nin başvurusu üzerine yasa değişikliğini değerlendiren Anayasa Mahkemesi, hak arama hürriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle yasa metnini iptal etti. Bunun üzerine HSYK’ya geri dönmek için başvuran personel göreve alınmadı. Geçici olarak HSYK’da görevlendirilen personel de adliye, bölge idare mahkemesi ve bakanlık birimlerine gönderildi.Haklarındaki atama işleminin hukuka aykırı olduğunu belirten bazı çalışanlar, idare mahkemesine başvurarak işlemin iptalini istedi. Mahkeme, kesin karar verilene kadar atamaların yürütmesini durdurdu. Ancak HSYK Genel Sekreterliği, mahkeme kararına uymadı. Son olarak 22 Ağustos tarihinde 46 kişinin geçici görevi kaldırılarak HSYK ile ilişikleri kesildi. Bazı çalışanların ekim ayındaki HSYK seçimlerinin ardından görevine son verileceği öğrenildi. Az sayıda personel ise Adalet Bakanlığı ve Genel Sekreterlik tarafından HSYK’daki görevlerine devam ettirildi. Yasa değişikliğinden bu yana üç yüze yakın memurun görev yeri değiştirilirken, bunun hangi kritere göre yapıldığı açıklanmadı.
Zaman
Ana Sayfa
30.08.2014
YargıkararınarağmenHSYK’datasfiyesürüyorYargı kararına rağmen HSYK’da tasfiye sürüyor
Rehineler için Erbil'den zırhlı araçlar gönderildi
Zaman
14.06.2014
16:40
IŞİDin ele geçirdiği Musulda belirsizlik sürerken, Türkiyenin Musul Başkonsolosluğuna baskın yapan örgütün, aralarında Başkonsolos Öztürk Yılmazın da bulunduğu 49 rehineyi bırakması için yoğun temaslar sürüyor. Aralarında 2 bebeğin de bulunduğu Musul Başkonsolosluğu görevlilerinin sağ salim serbest bırakılması beklenirken, Doğan Haber Ajansının geçtiği habere göre onları alıp Duhok üzerinden Türkiyeye ulaştırmak üzere Erbilden 10 cipten oluşan araç konvoyu Musul yakınlarına gönderildi.Türkiyenin Başkonsoloslukta rehin alınanların bırakılması için dün Kerkükün ileri gelen aşiret liderini devreye soktuğu belirtildi. Türkiye aşiret liderleri aracılığıyla IŞİDe ulaştı ve rehinelerin serbest bırakılması için temaslar yapıldı. IŞİD tarafından rehin alınan Musul Başkonsolosu ve konsolosluk görevlilerinin serbest bırakılması halinde Türkiyeye ulaştırılması için Erbilde hazırlanan araç konvoyu da Musula gitmek üzere yola çıktı. Konsolosluk görevlilerinin Musuldan Türkiyeye ulaştırılmasının da Musul- Erbil üzerinden değil, daha güvenli olan Musul- Duhok üzerinden yapılması uygun bulundu.Türk rehineleri alacak 10 zırhlı cipten oluşan araç konvoyu sabah saatlerinde yoğun güvenlik önlemleri altında Erbilden ayrıldı. Dohuka ulaşan konvoy, Musul yakınlarında olacak ve Türk rehineler serbest bırakılırsa hemen gidip alarak Duhok üzerinden Türkiyeye ulaştıracak. Firari askerler orduya dönmezse idam edilecekMaliki, Samarrada orduyu teftiş ettikten sonra üst düzey komutanların da hazır bulunduğu bir basın toplantısı yaptı. Maliki burada, IŞİDe karşı hiçbir direniş göstermeden ordudan firar eden askerlerin idam edileceğini söyledi.Irak ordusunun kesinlikle yenilmeyeceğini söyleyen Maliki, ordunun yeniden yapılandırılacağını belirtti. Ordudan firar edenleri sert bir biçimde uyaran Başbakan, askerleri geri çağırdı. Maliki, askerlerin geri dönmemeleri durumunda idam cezasına çarptırılacaklarını söyledi. Irak Başbakanı Maliki, orduyu IŞİDe karşı savaşmaya inananlarla birlikte yeniden şekillendireceklerini sözlerine ekledi.Öte yandan Irak Ordusu Irak’ın Tikrit kentinde IŞİD’in lider kadrosunun toplantı yaptığı bir eve baskın düzenledi. Düzenlenen baskında aralarında Saddam Hüseyin’in yardımcısı İzzet ed-Duri’nin oğlu Ahmet İzzet ed-Duri’nin de olduğu 50 kişi öldürüldü.Tikritin kuzeyinde yer alan Beyci kasabasında ise 200 IŞİD militanının öldürüldüğü ileri sürüldü.Peşmerge ile IŞİD militanları arasında sıcak çatışmaKerkükte IŞİD terör örgütü ile Peşmerge ve Kerkük Asayiş Güçleri arasında çatışma çıktı. Kerkükün 20 kilometre güneybatısındaki Murtaka bölgesinde çıkan çatışmada, Peşmerge kuvvetlerinden yaralananlar oldu. Sünni Arapların yoğun olduğu Murteka bölgesine dün gece IŞİD militanları tarafından baskın yapıldı. Baskına bölgeyi koruyan Peşmerge güçleri ile Kerkük polisi ağır silahlarla karşılık verdi. Saatlerce süren çatışmaya Peşmerge ve Kerkük polis gücü birlikte karşı koydu. IŞİD üyelerinin bölgeden püskürtüldüğü ifade edili. Bölgenin kontrolünü Peşmerge ve Kerkük Asayiş Güçleri birlikte sağlıyor.(AJANSLAR)
Zaman
Son Dakika
14.06.2014
RehineleriçinErbildenzırhlıaraçlargönderildiRehineler için Erbilden zırhlı araçlar gönderildi
Rehineler için Erbil'den zırhlı araçlar gönderildi
Zaman
14.06.2014
16:40
IŞİDin ele geçirdiği Musulda belirsizlik sürerken, Türkiyenin Musul Başkonsolosluğuna baskın yapan örgütün, aralarında Başkonsolos Öztürk Yılmazın da bulunduğu 49 rehineyi bırakması için yoğun temaslar sürüyor. Aralarında 2 bebeğin de bulunduğu Musul Başkonsolosluğu görevlilerinin sağ salim serbest bırakılması beklenirken, Doğan Haber Ajansının geçtiği habere göre onları alıp Duhok üzerinden Türkiyeye ulaştırmak üzere Erbilden 10 cipten oluşan araç konvoyu Musul yakınlarına gönderildi.Türkiyenin Başkonsoloslukta rehin alınanların bırakılması için dün Kerkükün ileri gelen aşiret liderini devreye soktuğu belirtildi. Türkiye aşiret liderleri aracılığıyla IŞİDe ulaştı ve rehinelerin serbest bırakılması için temaslar yapıldı. IŞİD tarafından rehin alınan Musul Başkonsolosu ve konsolosluk görevlilerinin serbest bırakılması halinde Türkiyeye ulaştırılması için Erbilde hazırlanan araç konvoyu da Musula gitmek üzere yola çıktı. Konsolosluk görevlilerinin Musuldan Türkiyeye ulaştırılmasının da Musul- Erbil üzerinden değil, daha güvenli olan Musul- Duhok üzerinden yapılması uygun bulundu.Türk rehineleri alacak 10 zırhlı cipten oluşan araç konvoyu sabah saatlerinde yoğun güvenlik önlemleri altında Erbilden ayrıldı. Dohuka ulaşan konvoy, Musul yakınlarında olacak ve Türk rehineler serbest bırakılırsa hemen gidip alarak Duhok üzerinden Türkiyeye ulaştıracak. Firari askerler orduya dönmezse idam edilecekMaliki, Samarrada orduyu teftiş ettikten sonra üst düzey komutanların da hazır bulunduğu bir basın toplantısı yaptı. Maliki burada, IŞİDe karşı hiçbir direniş göstermeden ordudan firar eden askerlerin idam edileceğini söyledi.Irak ordusunun kesinlikle yenilmeyeceğini söyleyen Maliki, ordunun yeniden yapılandırılacağını belirtti. Ordudan firar edenleri sert bir biçimde uyaran Başbakan, askerleri geri çağırdı. Maliki, askerlerin geri dönmemeleri durumunda idam cezasına çarptırılacaklarını söyledi. Irak Başbakanı Maliki, orduyu IŞİDe karşı savaşmaya inananlarla birlikte yeniden şekillendireceklerini sözlerine ekledi.Öte yandan Irak Ordusu Irak’ın Tikrit kentinde IŞİD’in lider kadrosunun toplantı yaptığı bir eve baskın düzenledi. Düzenlenen baskında aralarında Saddam Hüseyin’in yardımcısı İzzet ed-Duri’nin oğlu Ahmet İzzet ed-Duri’nin de olduğu 50 kişi öldürüldü.Tikritin kuzeyinde yer alan Beyci kasabasında ise 200 IŞİD militanının öldürüldüğü ileri sürüldü.Peşmerge ile IŞİD militanları arasında sıcak çatışmaKerkükte IŞİD terör örgütü ile Peşmerge ve Kerkük Asayiş Güçleri arasında çatışma çıktı. Kerkükün 20 kilometre güneybatısındaki Murtaka bölgesinde çıkan çatışmada, Peşmerge kuvvetlerinden yaralananlar oldu. Sünni Arapların yoğun olduğu Murteka bölgesine dün gece IŞİD militanları tarafından baskın yapıldı. Baskına bölgeyi koruyan Peşmerge güçleri ile Kerkük polisi ağır silahlarla karşılık verdi. Saatlerce süren çatışmaya Peşmerge ve Kerkük polis gücü birlikte karşı koydu. IŞİD üyelerinin bölgeden püskürtüldüğü ifade edili. Bölgenin kontrolünü Peşmerge ve Kerkük Asayiş Güçleri birlikte sağlıyor.(AJANSLAR)
Zaman
Ana Sayfa
14.06.2014
RehineleriçinErbildenzırhlıaraçlargönderildiRehineler için Erbilden zırhlı araçlar gönderildi
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde ‘böcek’ şoku
Zaman
08.06.2014
02:02
İzmir Büyükşehir Belediyesi binasında ortam dinleme cihazı (böcek) bulundu. Büyükşehir Belediyesi, ‘haberleşme özgürlüğünün ortam dinlemesi yoluyla ihlal edildiği’ gerekçesiyle cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.Alınan bilgiye göre, Konak’ta bulunan İzmir Büyükşehir Belediye binasının 4’üncü katındaki Teftiş Kurulu başkanı odasında ortam dinleme cihazı olduğu tespit edildi. Teftiş Kurulu Başkanı Nalan Zitoşvili, geçtiğimiz hafta dizüstü bilgisayarını şarj etmek için üçlü prize taktı. Fakat cihaza enerji gelmemesi üzerine, belediyenin teknik servisinden yardım istedi. Gelen görevli üçlü prizin içini açtığında, bir mikrofon, GSM SIM kartı modülü, enerji depolanmasını sağlayan güç ünitesi bulunduğunu gördü. Bilgi İşlem Teknolojileri Daire Başkanlığı da prizin incelenmesi ardından, dinleme cihazı bulunmasıyla ilgili tutanak tuttu. Büyükşehir Belediyesi, böcek olarak bilinen, ortam dinleme cihazıyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu.Prizin içindeki düzenek adli soruşturma öncesi herhangi bir delilin yok olmaması için sökülmedi. Daha sonra belediye üst düzey yöneticilerin odalarında kullanılan benzer üçlü prizler başta olmak üzere tüm prizler kontrol edilerek böcek arandı. Belediye yetkilileri dinleme cihazının ne zaman ve nasıl konulduğunu bilemediklerini, adli inceleme sonucunda ortaya çıkabileceğini söyledi. Böceğin, 2011 yılı Mayıs ve Kasım aylarında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik polisin ortam dinlemesi için kullandığı cihazlardan biri olabileceği iddia edilirken, yeni konmuş olması ihtimali üzerinde de duruluyor.İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bazıları isimsiz ihbarlar sonucu özel yetkili mahkemenin onayıyla teknik takip kararı verildiği 2011 yılı Mayıs ayındaki operasyonla ortaya çıkmıştı. Bu operasyonda rüşvet, ihalelere fesat karıştırma iddialarıyla çok sayıda belediye bürokratı, memur, işadamı ve sendikacı gözaltına alınmış, bazıları tutuklanmıştı. Dava, 129 sanıkla sürüyor.
Zaman
Güncel
08.06.2014
İzmir/">İzmirBüyükşehirBelediyesi’nde‘böcek’şokuİzmir-Büyükşehir-Belediyesi’nde-‘böcek’-şoku/">İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde ‘böcek’ şoku
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde ‘böcek’ şoku
Zaman
08.06.2014
02:02
İzmir Büyükşehir Belediyesi binasında ortam dinleme cihazı (böcek) bulundu. Büyükşehir Belediyesi, ‘haberleşme özgürlüğünün ortam dinlemesi yoluyla ihlal edildiği’ gerekçesiyle cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.Alınan bilgiye göre, Konak’ta bulunan İzmir Büyükşehir Belediye binasının 4’üncü katındaki Teftiş Kurulu başkanı odasında ortam dinleme cihazı olduğu tespit edildi. Teftiş Kurulu Başkanı Nalan Zitoşvili, geçtiğimiz hafta dizüstü bilgisayarını şarj etmek için üçlü prize taktı. Fakat cihaza enerji gelmemesi üzerine, belediyenin teknik servisinden yardım istedi. Gelen görevli üçlü prizin içini açtığında, bir mikrofon, GSM SIM kartı modülü, enerji depolanmasını sağlayan güç ünitesi bulunduğunu gördü. Bilgi İşlem Teknolojileri Daire Başkanlığı da prizin incelenmesi ardından, dinleme cihazı bulunmasıyla ilgili tutanak tuttu. Büyükşehir Belediyesi, böcek olarak bilinen, ortam dinleme cihazıyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu.Prizin içindeki düzenek adli soruşturma öncesi herhangi bir delilin yok olmaması için sökülmedi. Daha sonra belediye üst düzey yöneticilerin odalarında kullanılan benzer üçlü prizler başta olmak üzere tüm prizler kontrol edilerek böcek arandı. Belediye yetkilileri dinleme cihazının ne zaman ve nasıl konulduğunu bilemediklerini, adli inceleme sonucunda ortaya çıkabileceğini söyledi. Böceğin, 2011 yılı Mayıs ve Kasım aylarında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik polisin ortam dinlemesi için kullandığı cihazlardan biri olabileceği iddia edilirken, yeni konmuş olması ihtimali üzerinde de duruluyor.İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bazıları isimsiz ihbarlar sonucu özel yetkili mahkemenin onayıyla teknik takip kararı verildiği 2011 yılı Mayıs ayındaki operasyonla ortaya çıkmıştı. Bu operasyonda rüşvet, ihalelere fesat karıştırma iddialarıyla çok sayıda belediye bürokratı, memur, işadamı ve sendikacı gözaltına alınmış, bazıları tutuklanmıştı. Dava, 129 sanıkla sürüyor.
Zaman
Ana Sayfa
08.06.2014
İzmir/">İzmirBüyükşehirBelediyesi’nde‘böcek’şokuİzmir-Büyükşehir-Belediyesi’nde-‘böcek’-şoku/">İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde ‘böcek’ şoku
Belediyede 'Böcek' bulundu
Zaman
07.06.2014
13:06
İzmir Büyükşehir Belediyesi binasındaki Teftiş Kurulu Başkanının odasında, Böcek olarak bilinen, GSM sim kartlı üçlü priz şeklinde, ortam dinleme cihazı bulundu. Büyükşehir Belediyesi, Haberleşme özgürlüğünün ortam dinlemesi yoluyla ihlal edildiği gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlunun makam odasının da bulunduğu Konaktaki belediye hizmet binasının 4üncü katında bulunan Teftiş Kurulu Başkanı Nalan Zitoşvilinin odasına, geçen hafta tesadüf sonucu dinleme cihazı yerleştirildiği belirlendi. Zitoşvili, dizüstü bilgisayarını şarj etmek için üçlü prize takmasına karşın enerji gelmemesi üzerine, belediyenin teknik servisini çağırdı. Gelen görevli üçlü prizin içini açtığında, normal üçlü prizlerde olmayan eklentilerle karşılaştı. Burada bir mikrofon, GSM sim kartı modülü, enerji depolanmasını sağlayan güç ünitesi bulunduğu görüldü. Bilgi İşlem Teknolojileri Daire Başkanlığı da prizin incelenmesi ardından, dinleme cihazı bulunmasıyla ilgili tutanak tuttu.Büyükşehir Belediyesi Hukuk Müşavirliği, Başkanlık adına, Cumhuriyet Başsavcılığına üçlü prizi yerleştirenlerle ilgili suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda Türk Ceza Kanununda yer alan Haberleşme özgürlüğünün ortam dinlemesi yoluyla ihlal edildiği bildirilirken. faillerinin belirlenip, haklarında idari ve adli işlem yapılması istendi. Üçlü priz içindeki mikrofon ve sim kart, adli soruşturma öncesi herhangi bir delilin yok olmaması için sökülmedi.BELEDİYEDEKİ PRİZLER KONTROL EDİLDİÜçlü priz dinleme cihazının Teftiş Kurulu Başkanının odasında bulunmasından sonra belediye üst düzey yöneticilerin odalarında kullanılan benzer üçlü prizler başta olmak üzere tüm prizler kontrol edilerek böcek arandı.Belediye yetkilileri dinleme cihazının ne zaman ve nasıl konulduğunu bilemediklerini, adli inceleme sonucunda ortaya çıkabileceğini söyledi. Teftiş Kurulu Başkanı Zitoşvilinin odasına özellikle mi yerleştirildiği, yoksa üçlü prizin başka bir odadan tesadüfen mi geldiğinin de bilenemeyeceğine değinen yetkililer, cihazın kim veya kimler tarafından yerleştirildiği ve aktif olup olmadığı konusunda da herhangi bir ipucu olmadığını belirtti.Dinleme cihazını kimlerin koymuş olabileceğiyle ilgili senaryolar belediye kulislerinde konuşulmaya başlandı. Böceğin, 2011 yılı Mayıs ve Kasım aylarında İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik polisin ortam dinlemesi için kullandığı cihazlardan biri olabileceği, unutulmuş veya bulunamamış olabileceği ihtimalinin yanı sıra yeni konmuş olması da ihtimaller arasında yer alıyor. Üçlü priz dinleme cihazının çıkar-menfaat grupları, artn iyetli kişiler tarafından yerleştirilmiş olabileceği de öne sürüldü.Teftiş Kurulu Başkanının odasında bulunması nedeniyle soruşturmayla ilgili bilgi almak amacıyla da yapılmış olabileceği iddialar arasında.DİNLEME CİHAZI İNTERNETTEN SATIŞTABüyükşehir Belediyesinde ortaya çıkan GSM sim kartlı üçlü priz dinleme cihazları internet üzerinde piyasada kolaylıkla bulunabiliyor. İnternet sitelerinde tanıtım reklamları bulunan cihazların fiyatları 250- 900 TL arasında değişiyor. Tanıtımlarında ses aktivasyonlu oldukları, 3-4-5li prizler veya duvara monteli kablosuz prizlerde kullanılabildikleri belirtilen cihazlar, GSM sim kart sayesinde mesafe sınırı tanımadan dinleme yapabilme özelliğiyle ön plana çıkıyor. Ayrıca üçlü priz içinde olması nedeniyle kesintsiz enerji kaynağı olduğu, fişe takılı olmayan prizlerde şarjın 3-4 gün dayandığı da belirtiliyor.ÖZEL YETKİLİ SAVCININ İSTEĞİ, MAHKEME KARARIYLA DİNLENMİŞTİİzmir Büyükşehir Belediyesinde bazıları isimsiz ihbarlar sonucu şu anda kaldırılan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının isteğiyle ve Özel Yetkili Mahkemenin onayıyla teknik takip kararı verildiği 2011 yılı Mayıs ayındaki operasyonla ortaya çıkmıştı. Bu operasyonda rüşvet, ihalelere fesat karıştırma iddialarıyla çok sayıda belediye bürokratı, memur, işadamı ve sendikacı gözaltına alınmış bazıları tutuklanmıştı. Savcının hazırladığı iddianamede, genel sekreter dahil birçok odada gizli kamera ve böcek diye anılan dinleme cihazlarıyla elde edilmiş görüntü ve ses kayıtları da yer almıştı. Aynı yıl Kasım ayında ise operasyonun ikinci dalgası gelmiş, yeni gözaltılar olmuştu. Hazırlanan iddianame, özel yetkili 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştı. 18i tutuklu, toplam 130 sanıkla başlayan davada, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu için, çıkar amaçlı suç örgütü lideri olmaktan 397 yıl hapis cezası istendi.Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından 2 yıldan bu yana devam eden yargılama, 7nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı, bu arada tutuklu sanık da kalmadı. Bir kişinin hayatını kaybetmesiyle halen dava 129 sanıkla sürüyor. (DHA)
Zaman
Son Dakika
07.06.2014
BelediyedeBöcekbulunduBelediyede Böcek bulundu
Belediyede 'Böcek' bulundu
Zaman
07.06.2014
13:06
İzmir Büyükşehir Belediyesi binasındaki Teftiş Kurulu Başkanının odasında, Böcek olarak bilinen, GSM sim kartlı üçlü priz şeklinde, ortam dinleme cihazı bulundu. Büyükşehir Belediyesi, Haberleşme özgürlüğünün ortam dinlemesi yoluyla ihlal edildiği gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlunun makam odasının da bulunduğu Konaktaki belediye hizmet binasının 4üncü katında bulunan Teftiş Kurulu Başkanı Nalan Zitoşvilinin odasına, geçen hafta tesadüf sonucu dinleme cihazı yerleştirildiği belirlendi. Zitoşvili, dizüstü bilgisayarını şarj etmek için üçlü prize takmasına karşın enerji gelmemesi üzerine, belediyenin teknik servisini çağırdı. Gelen görevli üçlü prizin içini açtığında, normal üçlü prizlerde olmayan eklentilerle karşılaştı. Burada bir mikrofon, GSM sim kartı modülü, enerji depolanmasını sağlayan güç ünitesi bulunduğu görüldü. Bilgi İşlem Teknolojileri Daire Başkanlığı da prizin incelenmesi ardından, dinleme cihazı bulunmasıyla ilgili tutanak tuttu.Büyükşehir Belediyesi Hukuk Müşavirliği, Başkanlık adına, Cumhuriyet Başsavcılığına üçlü prizi yerleştirenlerle ilgili suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda Türk Ceza Kanununda yer alan Haberleşme özgürlüğünün ortam dinlemesi yoluyla ihlal edildiği bildirilirken. faillerinin belirlenip, haklarında idari ve adli işlem yapılması istendi. Üçlü priz içindeki mikrofon ve sim kart, adli soruşturma öncesi herhangi bir delilin yok olmaması için sökülmedi.BELEDİYEDEKİ PRİZLER KONTROL EDİLDİÜçlü priz dinleme cihazının Teftiş Kurulu Başkanının odasında bulunmasından sonra belediye üst düzey yöneticilerin odalarında kullanılan benzer üçlü prizler başta olmak üzere tüm prizler kontrol edilerek böcek arandı.Belediye yetkilileri dinleme cihazının ne zaman ve nasıl konulduğunu bilemediklerini, adli inceleme sonucunda ortaya çıkabileceğini söyledi. Teftiş Kurulu Başkanı Zitoşvilinin odasına özellikle mi yerleştirildiği, yoksa üçlü prizin başka bir odadan tesadüfen mi geldiğinin de bilenemeyeceğine değinen yetkililer, cihazın kim veya kimler tarafından yerleştirildiği ve aktif olup olmadığı konusunda da herhangi bir ipucu olmadığını belirtti.Dinleme cihazını kimlerin koymuş olabileceğiyle ilgili senaryolar belediye kulislerinde konuşulmaya başlandı. Böceğin, 2011 yılı Mayıs ve Kasım aylarında İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik polisin ortam dinlemesi için kullandığı cihazlardan biri olabileceği, unutulmuş veya bulunamamış olabileceği ihtimalinin yanı sıra yeni konmuş olması da ihtimaller arasında yer alıyor. Üçlü priz dinleme cihazının çıkar-menfaat grupları, artn iyetli kişiler tarafından yerleştirilmiş olabileceği de öne sürüldü.Teftiş Kurulu Başkanının odasında bulunması nedeniyle soruşturmayla ilgili bilgi almak amacıyla da yapılmış olabileceği iddialar arasında.DİNLEME CİHAZI İNTERNETTEN SATIŞTABüyükşehir Belediyesinde ortaya çıkan GSM sim kartlı üçlü priz dinleme cihazları internet üzerinde piyasada kolaylıkla bulunabiliyor. İnternet sitelerinde tanıtım reklamları bulunan cihazların fiyatları 250- 900 TL arasında değişiyor. Tanıtımlarında ses aktivasyonlu oldukları, 3-4-5li prizler veya duvara monteli kablosuz prizlerde kullanılabildikleri belirtilen cihazlar, GSM sim kart sayesinde mesafe sınırı tanımadan dinleme yapabilme özelliğiyle ön plana çıkıyor. Ayrıca üçlü priz içinde olması nedeniyle kesintsiz enerji kaynağı olduğu, fişe takılı olmayan prizlerde şarjın 3-4 gün dayandığı da belirtiliyor.ÖZEL YETKİLİ SAVCININ İSTEĞİ, MAHKEME KARARIYLA DİNLENMİŞTİİzmir Büyükşehir Belediyesinde bazıları isimsiz ihbarlar sonucu şu anda kaldırılan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının isteğiyle ve Özel Yetkili Mahkemenin onayıyla teknik takip kararı verildiği 2011 yılı Mayıs ayındaki operasyonla ortaya çıkmıştı. Bu operasyonda rüşvet, ihalelere fesat karıştırma iddialarıyla çok sayıda belediye bürokratı, memur, işadamı ve sendikacı gözaltına alınmış bazıları tutuklanmıştı. Savcının hazırladığı iddianamede, genel sekreter dahil birçok odada gizli kamera ve böcek diye anılan dinleme cihazlarıyla elde edilmiş görüntü ve ses kayıtları da yer almıştı. Aynı yıl Kasım ayında ise operasyonun ikinci dalgası gelmiş, yeni gözaltılar olmuştu. Hazırlanan iddianame, özel yetkili 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştı. 18i tutuklu, toplam 130 sanıkla başlayan davada, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu için, çıkar amaçlı suç örgütü lideri olmaktan 397 yıl hapis cezası istendi.Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından 2 yıldan bu yana devam eden yargılama, 7nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı, bu arada tutuklu sanık da kalmadı. Bir kişinin hayatını kaybetmesiyle halen dava 129 sanıkla sürüyor. (DHA)
Zaman
Ana Sayfa
07.06.2014
BelediyedeBöcekbulunduBelediyede Böcek bulundu
Soma'daki maden faciası
Haber3
27.05.2014
14:41
Somadaki

Somadaki maden faciasının ardından İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca, bölgedeki ocaklarda başlatılan denetleme çalışmaları sürüyor

Haber3
Son Dakika
27.05.2014
SomadakimadenfaciasıSomadaki maden faciası
Mersin Orman Bölge Müdürlüğü’nde Teftişler Sürüyor
Haber3
21.05.2014
10:00
Mersin

Mersin Orman Bölge Müdürlüğü’nün çalışmaları, Orman Genel Müdürlüğü Başmüfettişleri Ahmet Sırrı Beşer ve Abdullah Büber tarafından teftiş ediliyor.

Haber3
Son Dakika
21.05.2014
MersinOrmanBölgeMüdürlüğü’ndeTeftişlerSürüyorMersin Orman Bölge Müdürlüğü’nde Teftişler Sürüyor
Çin medyasında Soma faciası: Hükümet yetkilileri teftiş yapmadı
Haber3
18.05.2014
09:44
Çin

Türkiye’nin en büyük maden faciası olarak kayıtlara geçen Soma’daki maden faciasının yankıları dünya medyasında sürüyor. Çin medyasına konuşan ve faciadan sağ olarak kurtulan Türk madenciler, Soma’daki maden faciasının ihmal ve...

Haber3
Son Dakika
18.05.2014
ÇinmedyasındaSomafaciasıHükümetyetkilileriteftişyapmadıÇin medyasında Soma faciası Hükümet yetkilileri teftiş yapmadı
Çin medyasında Soma faciası: Hükümet yetkilileri teftiş yapmadı
Zaman
18.05.2014
09:37
Türkiyenin en büyük maden faciası olarak kayıtlara geçen Somadaki maden faciasının yankıları dünya medyasında sürüyor. Çin medyasına konuşan ve faciadan sağ olarak kurtulan Türk madenciler, Somadaki maden faciasının ihmal ve denetimsizlikten kaynaklandığını ifade etti.Çinin devlet televizyonu CCTVnin haberine göre, Salı günü meydana gelen ve resmi rakamlara göre 301 kişinin hayatını kaybettiği Somadaki maden faciasına ihmaller ve denetimsizlikler neden oldu. Madenden sağ kurtulan Erdal Bucak (24) ismindeki bir madencinin açıklamalarına yer verildiği haberde, Bucakın devlet yetkililerinin hiç bir zaman madenin içine girip derinlemesine teftiş etmediklerini söylediği belirtildi. Yetkililerin, madenin dibindeki kötü çalışma şartlarından haberleri olmadığını da vurgulayan Türk madenci, maden yöneticilerinin verdiği ve kaza esnasında işçilerin kullandığı eski oksijen maskelerinin de uzun yıllardır denetlenmediğini ifade etti.Yaşadıklarını anlatan ve vardiya değişimi sırasında yukarı çıkmakta olan Bucak, Her işe bakan bir insan vardır orada. En azından takip eden insanlar vardır. Cihazları var kendince. Mesela metan yükseldiğinde cihaz öter, bundan da emniyetçinin haberi olur. Bizim duyduğumuza göre zaten vardiya amirinin haberi varmış. Ama demiş ki vardiya çıkışına kadar kimseyi salmayın. Gidecek olanları da geri göndermiş. En azından bize bir haber verilebilirdi yani. O duman oraya gelene kadar bize kesinlikle bir haber verilmedi. Yani ondan dolayı yani şirket en azından yani erken gidin deseydi biz oradan çıkmıştık. Zaten biz dışarı çıktığımızda zaten duman, göz gözü görmüyor. O yüzden çıkamadık. ifadelerini kullandı.Bucak, kendilerine erken haber verilseydi, daha çok madencinin madenden sağ kurtulacığına da dikkat çekti.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
18.05.2014
ÇinmedyasındaSomafaciasıHükümetyetkilileriteftişyapmadıÇin medyasında Soma faciası Hükümet yetkilileri teftiş yapmadı
12 bakanlıkta üst düzey yöneticilerin görevi değişti
En Son Haber
10.05.2014
11:18
Bakanlıklarda Teftiş kadroları yenilenirken, Hazine ve defterdarlıklarda kan değişimi sürüyor.
En Son Haber
Son Dakika
10.05.2014
12bakanlıktaüstdüzeyyöneticileringörevideğişti12 bakanlıkta üst düzey yöneticilerin görevi değişti
12 bakanlık sil baştan yenileniyor!
Haber7
10.05.2014
10:46
12 bakanlıkta üst düzey yöneticilerin görevi değişti Teftiş kadroları yenilenirken, Hazine ve defterdarlıklarda kan değişimi sürüyor
Haber7
Son Dakika
10.05.2014
12bakanlıksilbaştanyenileniyor12 bakanlık sil baştan yenileniyor
12 bakanlık sil baştan yenileniyor!
Türkiye Gazetesi
10.05.2014
10:43
12 bakanlıkta üst düzey yöneticilerin görevi değişti. Teftiş kadroları yenilenirken, Hazine ve defterdarlıklarda kan değişimi sürüyor.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
10.05.2014
12bakanlıksilbaştanyenileniyor12 bakanlık sil baştan yenileniyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya Gazetesi
30.04.2014
17:46
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya Gazetesi
Finans
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya Gazetesi
30.04.2014
17:45
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya Gazetesi
Toplum Yaşam
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya Gazetesi
30.04.2014
17:20
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya Gazetesi
Dünya
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya Gazetesi
30.04.2014
17:20
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya Gazetesi
Politika
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya Gazetesi
30.04.2014
16:49
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya Gazetesi
Güncel
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya
30.04.2014
16:45
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya
Toplum Yaşam
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya
30.04.2014
16:45
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya
Dünya
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya Gazetesi
30.04.2014
16:43
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya Gazetesi
Ekonomi
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya Gazetesi
30.04.2014
16:43
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya Gazetesi
Son Dakika
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya
30.04.2014
16:36
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya
Finans
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya
30.04.2014
16:36
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya
Politika
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya
30.04.2014
16:36
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya
Ekonomi
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya
30.04.2014
16:36
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya
Güncel
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
Turhan: Soruşturma rutin, yapılanma sürüyor
Dünya
30.04.2014
16:36
Turhan:

İbrahim Turhan, Başbakanlık Teftiş Kurulunun, Borsa İstanbul A.Şde başlattığı inceleme ve görevden alma iddialarını yanıtladı

Dünya
Son Dakika
30.04.2014
TurhanSoruşturmarutinyapılanmasürüyorTurhan Soruşturma rutin yapılanma sürüyor
‘Sayıştay denetçileri baskıya boyun eğmeyecek’
Zaman
12.03.2014
02:35
Sayıştay denetçileri, AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasında kuruma yönelik kullanılan ağır ifadelere tepki gösterdi. Sayıştay Denetçileri Derneği (SAYDER), bazı bürokratik odakların denetimlerden rahatsız olduğunu açıkladı.AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye ait olduğu iddia edilen, Sayıştay raporlarıyla ilgili çarpıcı konuşmaların yer aldığı ses kaydının yankıları sürüyor. Konuşmada hakkında ağır ifadeler kullanılan Sayıştay Başkanı Recai Akyel suskunluğunu korurken, Sayıştay denetçilerinin üye olduğu SAYDER’den önemli bir açıklama geldi. Dernek, Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız olduğuna dikkat çekti. Meclis’ten gizlenen Sayıştay raporlarına ilişkin ses kaydı geçtiğimiz günlerde internete düşmüştü. AKP Grup Başkan Vekili Canikli olduğu iddia edilen kişi, Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’la telefon konuşmasında 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmediğini belirterek, “Beyefendi talimat verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı...” diyor. Doğan ise “Bizi Meclis’te duman ederlerdi.” diye cevap veriyor. Canikli, Doğan’la konuşmasında Sayıştay Başkanı Recai Akyel’i cambazlıkla suçlayarak “Ali’nin Veli’nin külahını kandırıyor. Yalan söylüyor. Recai var ya, ayaküstü 50 tane yalan söylüyor.” diyor. Ses kaydının gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanmasının ardından SAYDER’den açıklama yapıldı. Sayıştay denetçilerinin TBMM adına kamu kaynağının etkin, verimli, ekonomik ve hukuka uygun olarak kullanılmasını sağlamak üzere Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görevleri bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirdiği belirtildi. Görevlerini yaparken vergi ödeyen tüm vatandaşların kamu kaynakları üzerindeki hakkını korumak üzere çalışan denetçilerin kendini taraf olarak görmediği ifade edildi. Sayıştay’ın denetimleri sonucu tespit edilen eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin denetlenen kurumların ve bir bütün olarak yürütmenin yararına olduğu belirtilerek “Ayrıca kamu idarelerinin hesap verme sorumluluklarını yerine getirmeleri de ancak Sayıştay denetimi ile mümkündür.” ifadeleri kullanıldı. Dünyada Sayıştay denetiminin olmadığı bir devlet sistemi bulunmadığı hatta sayıştayların güçlendirilmesinin, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünya devletlerinin ortak çabası olduğu ifade edildi. İleri bir demokrasi ve gelişmiş bir kamu yönetimi için uluslararası standartlara uygun Sayıştay denetiminin vazgeçilmez bir şart olduğu kaydedildi. Açıklamada Sayıştay Kanunu ile ilgili değişiklikler de eleştirildi. Açıklamada, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve akabinde çıkarılan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile devam eden yeni dönemde Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız oldukları ve bunu engellemek için siyasi karar mekanizmalarında yanlış algı oluşturma çabası içinde oldukları görülmektedir.” denildi. Açıklamada daha önce Sayıştay’ın yetkileri kısıtlayan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine işaret edildi. hükümeti yanlış yönlendirme faaliyetlerinin devam etmesi sonucu, 2013 yılı Nisan ayında TBMM Başkanlığı’na 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda değişiklik öngören yeni bir kanun teklifi sunulduğu, bu süreçte kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alan TBMM’nin teklifi yasalaştırmadığı belirtildi. Açıklamada Sayıştay denetçilerinin tıpkı dün olduğu gibi bugün de Anayasa’nın ve kanunların çizdiği sınırlar çerçevesinde, uluslararası denetim standartlarını gözeterek, kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya devam edeceği vurgulandı.İşte tapedeki o ifadelerNurettin Canikli: Şimdi bakın sistemi eski haline getireceğiz büyük oranda. Yine teftiş kurullarını bana göre oluşturmamamız lazım.Hasan Doğan: Tabii oluşturalım başkanım.Nurettin Canikli: Kendi yetkimizi aldık gittik ona verdik yani.Hasan Doğan: Niye veriyoruz ki? Herkes kendi teftişini kendi yapsın.Nurettin Canikli: Bakanımızın, Başbakan’ımızın tabii ki. YDK tabii ki.Hasan Doğan: Mahkemeye giden de gitsin.Nurettin Canikli :Kesinlikle yargının fonksiyonu bu değil ki. Yürütmenin fonksiyonu denetim. Yani bu yargısal denetim değil. Bak anayasaya biz referandumda yerindelik denetimi yapılamaz diye Danıştay hüküm koyduk Anayasa’ya.Hasan Doğan: Evet evet.Nurettin Canikli: Şimdi bakın geliyor Sayıştay kurumlara kök söktürüyor. Başbakanlık’a bile bunu yapan teşkilat düşünün. Ve Recai’ye defa
Zaman
En Çok Okunan
12.03.2014
‘Sayıştaydenetçileribaskıyaboyuneğmeyecek’‘Sayıştay denetçileri baskıya boyun eğmeyecek’
‘Sayıştay denetçileri baskıya boyun eğmeyecek’
Zaman
12.03.2014
02:25
Sayıştay denetçileri, AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasında kuruma yönelik kullanılan ağır ifadelere tepki gösterdi. Sayıştay Denetçileri Derneği (SAYDER), bazı bürokratik odakların denetimlerden rahatsız olduğunu açıkladı.AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye ait olduğu iddia edilen, Sayıştay raporlarıyla ilgili çarpıcı konuşmaların yer aldığı ses kaydının yankıları sürüyor. Konuşmada hakkında ağır ifadeler kullanılan Sayıştay Başkanı Recai Akyel suskunluğunu korurken, Sayıştay denetçilerinin üye olduğu SAYDER’den önemli bir açıklama geldi. Dernek, Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız olduğuna dikkat çekti. Meclis’ten gizlenen Sayıştay raporlarına ilişkin ses kaydı geçtiğimiz günlerde internete düşmüştü. AKP Grup Başkan Vekili Canikli olduğu iddia edilen kişi, Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’la telefon konuşmasında 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmediğini belirterek, “Beyefendi talimat verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı...” diyor. Doğan ise “Bizi Meclis’te duman ederlerdi.” diye cevap veriyor. Canikli, Doğan’la konuşmasında Sayıştay Başkanı Recai Akyel’i cambazlıkla suçlayarak “Ali’nin Veli’nin külahını kandırıyor. Yalan söylüyor. Recai var ya, ayaküstü 50 tane yalan söylüyor.” diyor. Ses kaydının gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanmasının ardından SAYDER’den açıklama yapıldı. Sayıştay denetçilerinin TBMM adına kamu kaynağının etkin, verimli, ekonomik ve hukuka uygun olarak kullanılmasını sağlamak üzere Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görevleri bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirdiği belirtildi. Görevlerini yaparken vergi ödeyen tüm vatandaşların kamu kaynakları üzerindeki hakkını korumak üzere çalışan denetçilerin kendini taraf olarak görmediği ifade edildi. Sayıştay’ın denetimleri sonucu tespit edilen eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin denetlenen kurumların ve bir bütün olarak yürütmenin yararına olduğu belirtilerek “Ayrıca kamu idarelerinin hesap verme sorumluluklarını yerine getirmeleri de ancak Sayıştay denetimi ile mümkündür.” ifadeleri kullanıldı. Dünyada Sayıştay denetiminin olmadığı bir devlet sistemi bulunmadığı hatta sayıştayların güçlendirilmesinin, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünya devletlerinin ortak çabası olduğu ifade edildi. İleri bir demokrasi ve gelişmiş bir kamu yönetimi için uluslararası standartlara uygun Sayıştay denetiminin vazgeçilmez bir şart olduğu kaydedildi. Açıklamada Sayıştay Kanunu ile ilgili değişiklikler de eleştirildi. Açıklamada, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve akabinde çıkarılan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile devam eden yeni dönemde Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız oldukları ve bunu engellemek için siyasi karar mekanizmalarında yanlış algı oluşturma çabası içinde oldukları görülmektedir.” denildi. Açıklamada daha önce Sayıştay’ın yetkileri kısıtlayan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine işaret edildi. hükümeti yanlış yönlendirme faaliyetlerinin devam etmesi sonucu, 2013 yılı Nisan ayında TBMM Başkanlığı’na 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda değişiklik öngören yeni bir kanun teklifi sunulduğu, bu süreçte kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alan TBMM’nin teklifi yasalaştırmadığı belirtildi. Açıklamada Sayıştay denetçilerinin tıpkı dün olduğu gibi bugün de Anayasa’nın ve kanunların çizdiği sınırlar çerçevesinde, uluslararası denetim standartlarını gözeterek, kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya devam edeceği vurgulandı.İşte tapedeki o ifadelerNurettin Canikli: Şimdi bakın sistemi eski haline getireceğiz büyük oranda. Yine teftiş kurullarını bana göre oluşturmamamız lazım.Hasan Doğan: Tabii oluşturalım başkanım.Nurettin Canikli: Kendi yetkimizi aldık gittik ona verdik yani.Hasan Doğan: Niye veriyoruz ki? Herkes kendi teftişini kendi yapsın.Nurettin Canikli: Bakanımızın, Başbakan’ımızın tabii ki. YDK tabii ki.Hasan Doğan: Mahkemeye giden de gitsin.Nurettin Canikli :Kesinlikle yargının fonksiyonu bu değil ki. Yürütmenin fonksiyonu denetim. Yani bu yargısal denetim değil. Bak anayasaya biz referandumda yerindelik denetimi yapılamaz diye Danıştay hüküm koyduk Anayasa’ya.Hasan Doğan: Evet evet.Nurettin Canikli: Şimdi bakın geliyor Sayıştay kurumlara kök söktürüyor. Başbakanlık’a bile bunu yapan teşkilat düşünün. Ve Recai’ye defa
Zaman
Ekonomi
12.03.2014
‘Sayıştaydenetçileribaskıyaboyuneğmeyecek’‘Sayıştay denetçileri baskıya boyun eğmeyecek’
‘Sayıştay denetçileri baskıya boyun eğmeyecek’
Zaman
12.03.2014
02:25
Sayıştay denetçileri, AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasında kuruma yönelik kullanılan ağır ifadelere tepki gösterdi. Sayıştay Denetçileri Derneği (SAYDER), bazı bürokratik odakların denetimlerden rahatsız olduğunu açıkladı.AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye ait olduğu iddia edilen, Sayıştay raporlarıyla ilgili çarpıcı konuşmaların yer aldığı ses kaydının yankıları sürüyor. Konuşmada hakkında ağır ifadeler kullanılan Sayıştay Başkanı Recai Akyel suskunluğunu korurken, Sayıştay denetçilerinin üye olduğu SAYDER’den önemli bir açıklama geldi. Dernek, Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız olduğuna dikkat çekti. Meclis’ten gizlenen Sayıştay raporlarına ilişkin ses kaydı geçtiğimiz günlerde internete düşmüştü. AKP Grup Başkan Vekili Canikli olduğu iddia edilen kişi, Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’la telefon konuşmasında 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmediğini belirterek, “Beyefendi talimat verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı...” diyor. Doğan ise “Bizi Meclis’te duman ederlerdi.” diye cevap veriyor. Canikli, Doğan’la konuşmasında Sayıştay Başkanı Recai Akyel’i cambazlıkla suçlayarak “Ali’nin Veli’nin külahını kandırıyor. Yalan söylüyor. Recai var ya, ayaküstü 50 tane yalan söylüyor.” diyor. Ses kaydının gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanmasının ardından SAYDER’den açıklama yapıldı. Sayıştay denetçilerinin TBMM adına kamu kaynağının etkin, verimli, ekonomik ve hukuka uygun olarak kullanılmasını sağlamak üzere Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görevleri bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirdiği belirtildi. Görevlerini yaparken vergi ödeyen tüm vatandaşların kamu kaynakları üzerindeki hakkını korumak üzere çalışan denetçilerin kendini taraf olarak görmediği ifade edildi. Sayıştay’ın denetimleri sonucu tespit edilen eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin denetlenen kurumların ve bir bütün olarak yürütmenin yararına olduğu belirtilerek “Ayrıca kamu idarelerinin hesap verme sorumluluklarını yerine getirmeleri de ancak Sayıştay denetimi ile mümkündür.” ifadeleri kullanıldı. Dünyada Sayıştay denetiminin olmadığı bir devlet sistemi bulunmadığı hatta sayıştayların güçlendirilmesinin, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünya devletlerinin ortak çabası olduğu ifade edildi. İleri bir demokrasi ve gelişmiş bir kamu yönetimi için uluslararası standartlara uygun Sayıştay denetiminin vazgeçilmez bir şart olduğu kaydedildi. Açıklamada Sayıştay Kanunu ile ilgili değişiklikler de eleştirildi. Açıklamada, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve akabinde çıkarılan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile devam eden yeni dönemde Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız oldukları ve bunu engellemek için siyasi karar mekanizmalarında yanlış algı oluşturma çabası içinde oldukları görülmektedir.” denildi. Açıklamada daha önce Sayıştay’ın yetkileri kısıtlayan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine işaret edildi. hükümeti yanlış yönlendirme faaliyetlerinin devam etmesi sonucu, 2013 yılı Nisan ayında TBMM Başkanlığı’na 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda değişiklik öngören yeni bir kanun teklifi sunulduğu, bu süreçte kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alan TBMM’nin teklifi yasalaştırmadığı belirtildi. Açıklamada Sayıştay denetçilerinin tıpkı dün olduğu gibi bugün de Anayasa’nın ve kanunların çizdiği sınırlar çerçevesinde, uluslararası denetim standartlarını gözeterek, kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya devam edeceği vurgulandı.İşte tapedeki o ifadelerNurettin Canikli: Şimdi bakın sistemi eski haline getireceğiz büyük oranda. Yine teftiş kurullarını bana göre oluşturmamamız lazım.Hasan Doğan: Tabii oluşturalım başkanım.Nurettin Canikli: Kendi yetkimizi aldık gittik ona verdik yani.Hasan Doğan: Niye veriyoruz ki? Herkes kendi teftişini kendi yapsın.Nurettin Canikli: Bakanımızın, Başbakan’ımızın tabii ki. YDK tabii ki.Hasan Doğan: Mahkemeye giden de gitsin.Nurettin Canikli :Kesinlikle yargının fonksiyonu bu değil ki. Yürütmenin fonksiyonu denetim. Yani bu yargısal denetim değil. Bak anayasaya biz referandumda yerindelik denetimi yapılamaz diye Danıştay hüküm koyduk Anayasa’ya.Hasan Doğan: Evet evet.Nurettin Canikli: Şimdi bakın geliyor Sayıştay kurumlara kök söktürüyor. Başbakanlık’a bile bunu yapan teşkilat düşünün. Ve Recai’ye defa
Zaman
Ana Sayfa
12.03.2014
‘Sayıştaydenetçileribaskıyaboyuneğmeyecek’‘Sayıştay denetçileri baskıya boyun eğmeyecek’
‘Sayıştay denetçileri baskılara boyun eğmeyecek’
Zaman
12.03.2014
02:15
Sayıştay denetçileri, AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasında kuruma yönelik kullanılan ağır ifadelere tepki gösterdi. Sayıştay Denetçileri Derneği (SAYDER), bazı bürokratik odakların denetimlerden rahatsız olduğunu açıkladı.AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye ait olduğu iddia edilen, Sayıştay raporlarıyla ilgili çarpıcı konuşmaların yer aldığı ses kaydının yankıları sürüyor. Konuşmada hakkında ağır ifadeler kullanılan Sayıştay Başkanı Recai Akyel suskunluğunu korurken, Sayıştay denetçilerinin üye olduğu SAYDER’den önemli bir açıklama geldi. Dernek, Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız olduğuna dikkat çekti. Meclis’ten gizlenen Sayıştay raporlarına ilişkin ses kaydı geçtiğimiz günlerde internete düşmüştü. AKP Grup Başkan Vekili Canikli olduğu iddia edilen kişi, Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’la telefon konuşmasında 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmediğini belirterek, “Beyefendi talimat verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı...” diyor. Doğan ise “Bizi Meclis’te duman ederlerdi.” diye cevap veriyor. Canikli, Doğan’la konuşmasında Sayıştay Başkanı Recai Akyel’i cambazlıkla suçlayarak “Ali’nin Veli’nin külahını kandırıyor. Yalan söylüyor. Recai var ya, ayaküstü 50 tane yalan söylüyor.” diyor. Ses kaydının gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanmasının ardından SAYDER’den açıklama yapıldı. Sayıştay denetçilerinin TBMM adına kamu kaynağının etkin, verimli, ekonomik ve hukuka uygun olarak kullanılmasını sağlamak üzere Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görevleri bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirdiği belirtildi. Görevlerini yaparken vergi ödeyen tüm vatandaşların kamu kaynakları üzerindeki hakkını korumak üzere çalışan denetçilerin kendini taraf olarak görmediği ifade edildi. Sayıştay’ın denetimleri sonucu tespit edilen eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin denetlenen kurumların ve bir bütün olarak yürütmenin yararına olduğu belirtilerek “Ayrıca kamu idarelerinin hesap verme sorumluluklarını yerine getirmeleri de ancak Sayıştay denetimi ile mümkündür.” ifadeleri kullanıldı. Dünyada Sayıştay denetiminin olmadığı bir devlet sistemi bulunmadığı hatta sayıştayların güçlendirilmesinin, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünya devletlerinin ortak çabası olduğu ifade edildi. İleri bir demokrasi ve gelişmiş bir kamu yönetimi için uluslararası standartlara uygun Sayıştay denetiminin vazgeçilmez bir şart olduğu kaydedildi. Açıklamada Sayıştay Kanunu ile ilgili değişiklikler de eleştirildi. Açıklamada, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve akabinde çıkarılan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile devam eden yeni dönemde Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız oldukları ve bunu engellemek için siyasi karar mekanizmalarında yanlış algı oluşturma çabası içinde oldukları görülmektedir.” denildi. Açıklamada daha önce Sayıştay’ın yetkileri kısıtlayan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine işaret edildi. hükümeti yanlış yönlendirme faaliyetlerinin devam etmesi sonucu, 2013 yılı Nisan ayında TBMM Başkanlığı’na 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda değişiklik öngören yeni bir kanun teklifi sunulduğu, bu süreçte kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alan TBMM’nin teklifi yasalaştırmadığı belirtildi. Açıklamada Sayıştay denetçilerinin tıpkı dün olduğu gibi bugün de Anayasa’nın ve kanunların çizdiği sınırlar çerçevesinde, uluslararası denetim standartlarını gözeterek, kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya devam edeceği vurgulandı.İşte tapedeki o ifadelerNurettin Canikli: Şimdi bakın sistemi eski haline getireceğiz büyük oranda. Yine teftiş kurullarını bana göre oluşturmamamız lazım.Hasan Doğan: Tabii oluşturalım başkanım.Nurettin Canikli: Kendi yetkimizi aldık gittik ona verdik yani.Hasan Doğan: Niye veriyoruz ki? Herkes kendi teftişini kendi yapsın.Nurettin Canikli: Bakanımızın, Başbakan’ımızın tabii ki. YDK tabii ki.Hasan Doğan: Mahkemeye giden de gitsin.Nurettin Canikli :Kesinlikle yargının fonksiyonu bu değil ki. Yürütmenin fonksiyonu denetim. Yani bu yargısal denetim değil. Bak anayasaya biz referandumda yerindelik denetimi yapılamaz diye Danıştay hüküm koyduk Anayasa’ya.Hasan Doğan: Evet evet.Nurettin Canikli: Şimdi bakın geliyor Sayıştay kurumlara kök söktürüyor. Başbakanlık’a bile bunu yapan teşkilat düşünün. Ve Recai’ye defa
Zaman
En Çok Okunan
12.03.2014
‘Sayıştaydenetçileribaskılaraboyuneğmeyecek’‘Sayıştay denetçileri baskılara boyun eğmeyecek’
‘Sayıştay denetçileri baskılara boyun eğmeyecek’
Zaman
12.03.2014
02:09
Sayıştay denetçileri, AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasında kuruma yönelik kullanılan ağır ifadelere tepki gösterdi. Sayıştay Denetçileri Derneği (SAYDER), bazı bürokratik odakların denetimlerden rahatsız olduğunu açıkladı.AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye ait olduğu iddia edilen, Sayıştay raporlarıyla ilgili çarpıcı konuşmaların yer aldığı ses kaydının yankıları sürüyor. Konuşmada hakkında ağır ifadeler kullanılan Sayıştay Başkanı Recai Akyel suskunluğunu korurken, Sayıştay denetçilerinin üye olduğu SAYDER’den önemli bir açıklama geldi. Dernek, Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız olduğuna dikkat çekti. Meclis’ten gizlenen Sayıştay raporlarına ilişkin ses kaydı geçtiğimiz günlerde internete düşmüştü. AKP Grup Başkan Vekili Canikli olduğu iddia edilen kişi, Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’la telefon konuşmasında 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmediğini belirterek, “Beyefendi talimat verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı...” diyor. Doğan ise “Bizi Meclis’te duman ederlerdi.” diye cevap veriyor. Canikli, Doğan’la konuşmasında Sayıştay Başkanı Recai Akyel’i cambazlıkla suçlayarak “Ali’nin Veli’nin külahını kandırıyor. Yalan söylüyor. Recai var ya, ayaküstü 50 tane yalan söylüyor.” diyor. Ses kaydının gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanmasının ardından SAYDER’den açıklama yapıldı. Sayıştay denetçilerinin TBMM adına kamu kaynağının etkin, verimli, ekonomik ve hukuka uygun olarak kullanılmasını sağlamak üzere Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görevleri bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirdiği belirtildi. Görevlerini yaparken vergi ödeyen tüm vatandaşların kamu kaynakları üzerindeki hakkını korumak üzere çalışan denetçilerin kendini taraf olarak görmediği ifade edildi. Sayıştay’ın denetimleri sonucu tespit edilen eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin denetlenen kurumların ve bir bütün olarak yürütmenin yararına olduğu belirtilerek “Ayrıca kamu idarelerinin hesap verme sorumluluklarını yerine getirmeleri de ancak Sayıştay denetimi ile mümkündür.” ifadeleri kullanıldı. Dünyada Sayıştay denetiminin olmadığı bir devlet sistemi bulunmadığı hatta sayıştayların güçlendirilmesinin, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünya devletlerinin ortak çabası olduğu ifade edildi. İleri bir demokrasi ve gelişmiş bir kamu yönetimi için uluslararası standartlara uygun Sayıştay denetiminin vazgeçilmez bir şart olduğu kaydedildi. Açıklamada Sayıştay Kanunu ile ilgili değişiklikler de eleştirildi. Açıklamada, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve akabinde çıkarılan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile devam eden yeni dönemde Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız oldukları ve bunu engellemek için siyasi karar mekanizmalarında yanlış algı oluşturma çabası içinde oldukları görülmektedir.” denildi. Açıklamada daha önce Sayıştay’ın yetkileri kısıtlayan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine işaret edildi. hükümeti yanlış yönlendirme faaliyetlerinin devam etmesi sonucu, 2013 yılı Nisan ayında TBMM Başkanlığı’na 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda değişiklik öngören yeni bir kanun teklifi sunulduğu, bu süreçte kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alan TBMM’nin teklifi yasalaştırmadığı belirtildi. Açıklamada Sayıştay denetçilerinin tıpkı dün olduğu gibi bugün de Anayasa’nın ve kanunların çizdiği sınırlar çerçevesinde, uluslararası denetim standartlarını gözeterek, kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya devam edeceği vurgulandı.İşte tapedeki o ifadelerNurettin Canikli: Şimdi bakın sistemi eski haline getireceğiz büyük oranda. Yine teftiş kurullarını bana göre oluşturmamamız lazım.Hasan Doğan: Tabii oluşturalım başkanım.Nurettin Canikli: Kendi yetkimizi aldık gittik ona verdik yani.Hasan Doğan: Niye veriyoruz ki? Herkes kendi teftişini kendi yapsın.Nurettin Canikli: Bakanımızın, Başbakan’ımızın tabii ki. YDK tabii ki.Hasan Doğan: Mahkemeye giden de gitsin.Nurettin Canikli :Kesinlikle yargının fonksiyonu bu değil ki. Yürütmenin fonksiyonu denetim. Yani bu yargısal denetim değil. Bak anayasaya biz referandumda yerindelik denetimi yapılamaz diye Danıştay hüküm koyduk Anayasa’ya.Hasan Doğan: Evet evet.Nurettin Canikli: Şimdi bakın geliyor Sayıştay kurumlara kök söktürüyor. Başbakanlık’a bile bunu yapan teşkilat düşünün. Ve Recai’ye defa
Zaman
Ekonomi
12.03.2014
‘Sayıştaydenetçileribaskılaraboyuneğmeyecek’‘Sayıştay denetçileri baskılara boyun eğmeyecek’
‘Sayıştay denetçileri baskılara boyun eğmeyecek’
Zaman
12.03.2014
02:00
Sayıştay denetçileri, AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli ile Başbakan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasında kuruma yönelik kullanılan ağır ifadelere tepki gösterdi. Sayıştay Denetçileri Derneği (SAYDER), bazı bürokratik odakların denetimlerden rahatsız olduğunu açıkladı.AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’ye ait olduğu iddia edilen, Sayıştay raporlarıyla ilgili çarpıcı konuşmaların yer aldığı ses kaydının yankıları sürüyor. Konuşmada hakkında ağır ifadeler kullanılan Sayıştay Başkanı Recai Akyel suskunluğunu korurken, Sayıştay denetçilerinin üye olduğu SAYDER’den önemli bir açıklama geldi. Dernek, Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız olduğuna dikkat çekti. Meclis’ten gizlenen Sayıştay raporlarına ilişkin ses kaydı geçtiğimiz günlerde internete düşmüştü. AKP Grup Başkan Vekili Canikli olduğu iddia edilen kişi, Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’la telefon konuşmasında 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmediğini belirterek, “Beyefendi talimat verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı...” diyor. Doğan ise “Bizi Meclis’te duman ederlerdi.” diye cevap veriyor. Canikli, Doğan’la konuşmasında Sayıştay Başkanı Recai Akyel’i cambazlıkla suçlayarak “Ali’nin Veli’nin külahını kandırıyor. Yalan söylüyor. Recai var ya, ayaküstü 50 tane yalan söylüyor.” diyor. Ses kaydının gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanmasının ardından SAYDER’den açıklama yapıldı. Sayıştay denetçilerinin TBMM adına kamu kaynağının etkin, verimli, ekonomik ve hukuka uygun olarak kullanılmasını sağlamak üzere Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görevleri bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirdiği belirtildi. Görevlerini yaparken vergi ödeyen tüm vatandaşların kamu kaynakları üzerindeki hakkını korumak üzere çalışan denetçilerin kendini taraf olarak görmediği ifade edildi. Sayıştay’ın denetimleri sonucu tespit edilen eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin denetlenen kurumların ve bir bütün olarak yürütmenin yararına olduğu belirtilerek “Ayrıca kamu idarelerinin hesap verme sorumluluklarını yerine getirmeleri de ancak Sayıştay denetimi ile mümkündür.” ifadeleri kullanıldı. Dünyada Sayıştay denetiminin olmadığı bir devlet sistemi bulunmadığı hatta sayıştayların güçlendirilmesinin, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm dünya devletlerinin ortak çabası olduğu ifade edildi. İleri bir demokrasi ve gelişmiş bir kamu yönetimi için uluslararası standartlara uygun Sayıştay denetiminin vazgeçilmez bir şart olduğu kaydedildi. Açıklamada Sayıştay Kanunu ile ilgili değişiklikler de eleştirildi. Açıklamada, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve akabinde çıkarılan 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile devam eden yeni dönemde Sayıştay denetimini kendi zihin yapıları ve geleneksel algılarına aykırı gören bazı bürokratik odakların ve uzantılarının, kendilerinden TBMM adına hesap sorulmasından rahatsız oldukları ve bunu engellemek için siyasi karar mekanizmalarında yanlış algı oluşturma çabası içinde oldukları görülmektedir.” denildi. Açıklamada daha önce Sayıştay’ın yetkileri kısıtlayan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine işaret edildi. hükümeti yanlış yönlendirme faaliyetlerinin devam etmesi sonucu, 2013 yılı Nisan ayında TBMM Başkanlığı’na 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nda değişiklik öngören yeni bir kanun teklifi sunulduğu, bu süreçte kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alan TBMM’nin teklifi yasalaştırmadığı belirtildi. Açıklamada Sayıştay denetçilerinin tıpkı dün olduğu gibi bugün de Anayasa’nın ve kanunların çizdiği sınırlar çerçevesinde, uluslararası denetim standartlarını gözeterek, kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yapmaya devam edeceği vurgulandı.İşte tapedeki o ifadelerNurettin Canikli: Şimdi bakın sistemi eski haline getireceğiz büyük oranda. Yine teftiş kurullarını bana göre oluşturmamamız lazım.Hasan Doğan: Tabii oluşturalım başkanım.Nurettin Canikli: Kendi yetkimizi aldık gittik ona verdik yani.Hasan Doğan: Niye veriyoruz ki? Herkes kendi teftişini kendi yapsın.Nurettin Canikli: Bakanımızın, Başbakan’ımızın tabii ki. YDK tabii ki.Hasan Doğan: Mahkemeye giden de gitsin.Nurettin Canikli :Kesinlikle yargının fonksiyonu bu değil ki. Yürütmenin fonksiyonu denetim. Yani bu yargısal denetim değil. Bak anayasaya biz referandumda yerindelik denetimi yapılamaz diye Danıştay hüküm koyduk Anayasa’ya.Hasan Doğan: Evet evet.Nurettin Canikli: Şimdi bakın geliyor Sayıştay kurumlara kök söktürüyor. Başbakanlık’a bile bunu yapan teşkilat düşünün. Ve Recai’ye defa
Zaman
Ana Sayfa
12.03.2014
‘Sayıştaydenetçileribaskılaraboyuneğmeyecek’‘Sayıştay denetçileri baskılara boyun eğmeyecek’
HSYK’da 38 memur adliyede görevlendiriIdi
Zaman
02.03.2014
02:08
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını düzenleyen kanunun Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmesinin ardından başlayan tasfiye furyası sürüyor.Görevi sona eren 270 idari personel memurdan 238’i tekrar görevlendirilirken bunlardan 200’ünün geçici görevlendirmeyle getirildiği, sadece 38’ine kadro verildiği ortaya çıktı. Geçici görevli idarî personelin belli aralıklarla başka yerlere gönderileceği öğrenildi. İdari personelden 42 kişi ise Adalet Bakanlığı’na ve Ankara’daki adliyelere gönderildi. Bir kişi kendi isteğiyle taşraya atandı. Hâkim sınıfındaki tetkik hâkimleri ve müfettişlerle ilgili yeniden görevlendirmeyi HSYK Genel Kurulu yarın değerlendirecek.Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından hâkim sınıfından 47, Teftiş Kurulu’nda ise müfettiş unvanlı 137 kişinin görevleri sona erdi. İdari personeli yerine iade eden Adalet Bakanlığı’nın atamalardan sorumlu HSYK 1. Daire’deki ağırlığını kullanarak tetkik hâkimlerinin büyük çoğunluğunun yerini değiştireceği belirtiliyor. HSYK 1. Daire’de geçtiğimiz ay iki üyenin yeri değiştirilmiş, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın isteği doğrultusunda yeni isimler görevlendirilmişti. Öte yandan Bozdağ, HSYK Kanunu’ndaki yetkisini jet hızıyla kullanarak HSYK Genel Sekreteri Engin Durnagöl’ü görevden aldı.
Zaman
Güncel
02.03.2014
HSYK’da38memuradliyedegörevlendiriIdiHSYK’da 38 memur adliyede görevlendiriIdi
Böcek soruşturması hükümet medyasına sızdırılıyor
Zaman
14.02.2014
02:04
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışma ofisine yerleştirildiği iddia edilen dinleme cihazıyla (böcekle) ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki soruşturma sürüyor.Geçtiğimiz gün Ankara Adliyesi’ne getirilen ve tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan 4 kişinin ardından dün de yaklaşık 10 kişi ifade vermeye geldi. Bu arada böcek soruşturmasına ilişkin detayların ‘paralel yapı’ tarafından medyaya sızdırıldığı iddiası, bu haberleri hükümetin sözcüsü gibi hareket eden gazetelerin sayfalarında yer verdiğinin ortaya çıkmasıyla havada kaldı.Bugün yine hükümete yakın gazetelerden Yeni Şafak ve Yeni Akit’te böcek soruşturmasına ilişkin nereden sızdırıldığı meçhul bir haber yer aldı. Habere göre Başbakanlık’ta bulunan böcekler için 4 tanığın ifadesi alındı. Söz konusu gazetelerin böcek soruşturması kapsamındaki tanıkları tespit etme noktasında ve soruşturma ile ilgili detayları duyurması daha önce de olduğu gibi sızdırma yapıldığı ihtimalini akıllara getirdi. Böcek olayının üzerinden 2 sene geçmesine ve soruşturmada ilerleme olmamasına rağmen 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından sonra hükümet bu soruşturmaya özel bir önem verdi. Hizmet Hareketi ile böcek soruşturması arasında bağ kurulmaya çalışıldı. Bu çerçevede soruşturmanın detaylarının hükümete yakın medyaya sızdırılması, Başbakan’ın ifadelerini boşa çıkardı.Geçtiğimiz günlerde ise Başbakan Erdoğan’a böcek olayı ile ilgili sorulan, “Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun raporuyla ilgili ayrıntılar medyada yer aldı. Başbakanlık koruma ekibinden alt düzeyli bir yöneticinin yerleştirdiğine inanılıyor ifadeleri çıkan haberlerde yer aldı. Bu konu ile ilgili gelişmeler nelerdir?” sorusuna Erdoğan şu cevabı vermişti: “Ben bu ayrıntıları bilmiyorum. Başbakanlık Teftiş Kurulu ‘çok gizlilik’ kaydıyla, Ankara Başsavcılığı’na bunu gönderiyor. E şimdi bundan sizin haberiniz oluyor. İşte paralel devlet bu, paralel yapılanma bu. Anlatabiliyor muyum?” Ancak o gün söz konusu rapor ile ilgili haberi, kendisine ve hükümetine yakın olan Star, Sabah ve Yeni Şafak gazeteleri yapmıştı. Dün ise Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerinde böcek olayı ile ilgili şu bilgiler paylaşıldı: “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışma ofisinde bulunan ve ‘böcek’ olarak anılan dinleme cihazına ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili 4 kişinin ‘tanık’ sıfatıyla ifadesine başvuruldu. Ankara Adliyesi’ne gelen 4 kişinin ifadesi, TMK’nın 10. maddesiyle görevli başsavcı vekilliğince alındı. Tanıklar, ifade işleminin ardından adliyeden ayrıldı.”
Zaman
Güncel
14.02.2014
BöceksoruşturmasıhükümetmedyasınasızdırılıyorBöcek soruşturması hükümet medyasına sızdırılıyor
Böcek soruşturması hükümet medyasına sızdırılıyor
Zaman
14.02.2014
02:04
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışma ofisine yerleştirildiği iddia edilen dinleme cihazıyla (böcekle) ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki soruşturma sürüyor.Geçtiğimiz gün Ankara Adliyesi’ne getirilen ve tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan 4 kişinin ardından dün de yaklaşık 10 kişi ifade vermeye geldi. Bu arada böcek soruşturmasına ilişkin detayların ‘paralel yapı’ tarafından medyaya sızdırıldığı iddiası, bu haberleri hükümetin sözcüsü gibi hareket eden gazetelerin sayfalarında yer verdiğinin ortaya çıkmasıyla havada kaldı.Bugün yine hükümete yakın gazetelerden Yeni Şafak ve Yeni Akit’te böcek soruşturmasına ilişkin nereden sızdırıldığı meçhul bir haber yer aldı. Habere göre Başbakanlık’ta bulunan böcekler için 4 tanığın ifadesi alındı. Söz konusu gazetelerin böcek soruşturması kapsamındaki tanıkları tespit etme noktasında ve soruşturma ile ilgili detayları duyurması daha önce de olduğu gibi sızdırma yapıldığı ihtimalini akıllara getirdi. Böcek olayının üzerinden 2 sene geçmesine ve soruşturmada ilerleme olmamasına rağmen 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından sonra hükümet bu soruşturmaya özel bir önem verdi. Hizmet Hareketi ile böcek soruşturması arasında bağ kurulmaya çalışıldı. Bu çerçevede soruşturmanın detaylarının hükümete yakın medyaya sızdırılması, Başbakan’ın ifadelerini boşa çıkardı.Geçtiğimiz günlerde ise Başbakan Erdoğan’a böcek olayı ile ilgili sorulan, “Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun raporuyla ilgili ayrıntılar medyada yer aldı. Başbakanlık koruma ekibinden alt düzeyli bir yöneticinin yerleştirdiğine inanılıyor ifadeleri çıkan haberlerde yer aldı. Bu konu ile ilgili gelişmeler nelerdir?” sorusuna Erdoğan şu cevabı vermişti: “Ben bu ayrıntıları bilmiyorum. Başbakanlık Teftiş Kurulu ‘çok gizlilik’ kaydıyla, Ankara Başsavcılığı’na bunu gönderiyor. E şimdi bundan sizin haberiniz oluyor. İşte paralel devlet bu, paralel yapılanma bu. Anlatabiliyor muyum?” Ancak o gün söz konusu rapor ile ilgili haberi, kendisine ve hükümetine yakın olan Star, Sabah ve Yeni Şafak gazeteleri yapmıştı. Dün ise Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerinde böcek olayı ile ilgili şu bilgiler paylaşıldı: “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışma ofisinde bulunan ve ‘böcek’ olarak anılan dinleme cihazına ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili 4 kişinin ‘tanık’ sıfatıyla ifadesine başvuruldu. Ankara Adliyesi’ne gelen 4 kişinin ifadesi, TMK’nın 10. maddesiyle görevli başsavcı vekilliğince alındı. Tanıklar, ifade işleminin ardından adliyeden ayrıldı.”
Zaman
Ana Sayfa
14.02.2014
BöceksoruşturmasıhükümetmedyasınasızdırılıyorBöcek soruşturması hükümet medyasına sızdırılıyor
'Çalındı' dedikleri cihazlar imha edilmiş
Zaman
12.02.2014
02:53
Hükümet yanlısı basın kuruluşlarının kara propaganda amaçlı yayınları hız kesmeden sürüyor.Dün Star gazetesi, ‘Böcekleri çaldılar, şimdi dinliyorlar’ başlıklı manşet haberiyle 12 ilde Emniyet’e ait dinleme cihazlarının çalındığı ve bunların sözde ‘paralel yapı’ tarafından kullanılacağı iddia edildi. Fakat Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın hazırladığı rapor, gazetenin iddialarını çürüttü. İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na atanan Engin Dinç, yıllardır gündeme getirilen dinleme iddialarına delil bulmak amacıyla teknik ve fiziki takiplerin incelenmesi için özel ekip oluşturdu. Ekip, istihbarat dairesine alınan bazı dinleme cihazların kayıtlarda yer almadığı yönünde bir ön rapor hazırladı.Bunun üzerine dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, iddiaların araştırılması için Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan müfettiş görevlendirilmesini istedi. 10’a yakın üst düzey müfettiş, belirlenen illerdeki istihbarat ve TEM şubelerinde kapsamlı çalışma yaptı. İncelemelerde, şubelerdeki teknik ve fiziki takip cihazları da kontrol edildi. Kasım ayında hazırlanan raporlar, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderildi. Buna göre aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Adana ve Trabzon’un da bulunduğu şehirlerde teknik cihazların kayıp olduğuna dair en ufak bir emare dahi bulunmadı. Şubelere tahsis edilen yeni cihazlardan dolayı boşa çıkarılan eski cihazların da imha edildiğine dair bilirkişi raporları yetkililere sunuldu. Sadece bir ilde GSM kestirmesi yapan bir cihazın imha edildiğine dair kayıt bulunamadı. Bu cihazın da dinleme yapma özelliği olmadığı aktarıldı.Öte yandan Sabah ve Takvim gazeteleri de geçtiğimiz günlerde Emniyet istihbaratının kayıp olduğu iddia edilen dinleme cihazlarıyla ilgili ‘Paralel Devlet/Çatı Çöktü’ başlıklı bir haber yayınlamıştı. Bu haberdeki iddiaların da yalan olduğu tespit edilmişti.
Zaman
En Çok Okunan
12.02.2014
ÇalındıdediklericihazlarimhaedilmişÇalındı dedikleri cihazlar imha edilmiş
'Çalındı' dedikleri cihazlar imha edilmiş
Zaman
12.02.2014
02:03
Hükümet yanlısı basın kuruluşlarının kara propaganda amaçlı yayınları hız kesmeden sürüyor.Dün Star gazetesi, ‘Böcekleri çaldılar, şimdi dinliyorlar’ başlıklı manşet haberiyle 12 ilde Emniyet’e ait dinleme cihazlarının çalındığı ve bunların sözde ‘paralel yapı’ tarafından kullanılacağı iddia edildi. Fakat Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın hazırladığı rapor, gazetenin iddialarını çürüttü. İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na atanan Engin Dinç, yıllardır gündeme getirilen dinleme iddialarına delil bulmak amacıyla teknik ve fiziki takiplerin incelenmesi için özel ekip oluşturdu. Ekip, istihbarat dairesine alınan bazı dinleme cihazların kayıtlarda yer almadığı yönünde bir ön rapor hazırladı.Bunun üzerine dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, iddiaların araştırılması için Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan müfettiş görevlendirilmesini istedi. 10’a yakın üst düzey müfettiş, belirlenen illerdeki istihbarat ve TEM şubelerinde kapsamlı çalışma yaptı. İncelemelerde, şubelerdeki teknik ve fiziki takip cihazları da kontrol edildi. Kasım ayında hazırlanan raporlar, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderildi. Buna göre aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Adana ve Trabzon’un da bulunduğu şehirlerde teknik cihazların kayıp olduğuna dair en ufak bir emare dahi bulunmadı. Şubelere tahsis edilen yeni cihazlardan dolayı boşa çıkarılan eski cihazların da imha edildiğine dair bilirkişi raporları yetkililere sunuldu. Sadece bir ilde GSM kestirmesi yapan bir cihazın imha edildiğine dair kayıt bulunamadı. Bu cihazın da dinleme yapma özelliği olmadığı aktarıldı.Öte yandan Sabah ve Takvim gazeteleri de geçtiğimiz günlerde Emniyet istihbaratının kayıp olduğu iddia edilen dinleme cihazlarıyla ilgili ‘Paralel Devlet/Çatı Çöktü’ başlıklı bir haber yayınlamıştı. Bu haberdeki iddiaların da yalan olduğu tespit edilmişti.
Zaman
Güncel
12.02.2014
ÇalındıdediklericihazlarimhaedilmişÇalındı dedikleri cihazlar imha edilmiş
'Çalındı' dedikleri cihazlar imha edilmiş
Zaman
12.02.2014
02:02
Hükümet yanlısı basın kuruluşlarının kara propaganda amaçlı yayınları hız kesmeden sürüyor.Dün Star gazetesi, ‘Böcekleri çaldılar, şimdi dinliyorlar’ başlıklı manşet haberiyle 12 ilde Emniyet’e ait dinleme cihazlarının çalındığı ve bunların sözde ‘paralel yapı’ tarafından kullanılacağı iddia edildi. Fakat Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın hazırladığı rapor, gazetenin iddialarını çürüttü. İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na atanan Engin Dinç, yıllardır gündeme getirilen dinleme iddialarına delil bulmak amacıyla teknik ve fiziki takiplerin incelenmesi için özel ekip oluşturdu. Ekip, istihbarat dairesine alınan bazı dinleme cihazların kayıtlarda yer almadığı yönünde bir ön rapor hazırladı.Bunun üzerine dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, iddiaların araştırılması için Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan müfettiş görevlendirilmesini istedi. 10’a yakın üst düzey müfettiş, belirlenen illerdeki istihbarat ve TEM şubelerinde kapsamlı çalışma yaptı. İncelemelerde, şubelerdeki teknik ve fiziki takip cihazları da kontrol edildi. Kasım ayında hazırlanan raporlar, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderildi. Buna göre aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Adana ve Trabzon’un da bulunduğu şehirlerde teknik cihazların kayıp olduğuna dair en ufak bir emare dahi bulunmadı. Şubelere tahsis edilen yeni cihazlardan dolayı boşa çıkarılan eski cihazların da imha edildiğine dair bilirkişi raporları yetkililere sunuldu. Sadece bir ilde GSM kestirmesi yapan bir cihazın imha edildiğine dair kayıt bulunamadı. Bu cihazın da dinleme yapma özelliği olmadığı aktarıldı.Öte yandan Sabah ve Takvim gazeteleri de geçtiğimiz günlerde Emniyet istihbaratının kayıp olduğu iddia edilen dinleme cihazlarıyla ilgili ‘Paralel Devlet/Çatı Çöktü’ başlıklı bir haber yayınlamıştı. Bu haberdeki iddiaların da yalan olduğu tespit edilmişti.
Zaman
Ana Sayfa
12.02.2014
ÇalındıdediklericihazlarimhaedilmişÇalındı dedikleri cihazlar imha edilmiş
Bülent Korucu - Başsavcı'dan savcıya yargısız infaz
Zaman
27.12.2013
02:12
Tuhaf günler yaşıyoruz. Bir cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturmayla ilgili ‘adli kolluk’ birimlerine emir veriyor; ama emir uygulanmıyor.Daha vahimi, nöbetçi hâkimlikten alınan mahkeme kararlarına karşı da direniş sürüyor. Arama, el koyma ve gözaltı içerikli mahkeme kararını uygulaması gereken emniyet teşkilatı, anayasa ve kanunlara aykırı biçimde görevini yapmıyor. Karara konu olan kişi ve kurumlar medyaya sızdırılarak, delil karartma için vakit ve imkân oluşturuluyor. Yazılı emrin uygulanmadığını gören savcı, polis şefleriyle şifahi görüşme yapıyor. Sonuç değişmiyor. Nihayet dosya Savcı Muammer Akkaş’tan alınıyor. Savcı, soruşturma yapmasının engellendiğini ve delil karartıldığını ileri süren bir beyanat veriyor.Başsavcı Turhan Çolakkadı, bir gün önce sekretaryası aracılığı ile ‘soruşturma yok’ diyor. Dün kamera karşısına geçip soruşturma dosyasını görevli savcıdan niye aldığını anlatırken, 24 saat önceki açıklamayı izah etmiyor. Bu arada Cumhuriyet Savcısı Akkaş’ın kendisini bilgilendirdiğini itiraf ediyor. ‘Savcı dosyayı gizlice emniyete intikal ettirdi’ gibi tuhaf bir cümle de kuruyor Çolakkadı. Mahkeme kararına dönüşmüş bir savcılık talebinin gizlice emniyete intikal etmesi ne demek! Çolakkadı, yargısız infaz yaparak bilgileri medyaya savcının sızdırdığını ileri sürüyor. Normalde teftiş mekanizmasının işlemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun devreye girmesi gerekiyor. Siyasiler, yargı mensuplarını ‘beraat-ı zimmet asıldır’ ilkesi dışında tutuyordu, aynı fiili başsavcının işlemesi acıklıdır. Varsa şüphenizi destekleyecek deliliniz, usulüne uygun şekilde denetim mekanizmalarını işletirsiniz, bu kadar basit!Anayasa’nın denetleme görevini kendisine verdiğini hatırlatan HSYK Genel Kurulu, dünkü açıklamada şunları söylüyor: “Anayasa ile HSYK kanunu, hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini… araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri yapma yetkisini HSYK’ya vermiştir.” Başsavcı Çolakkadı’nın dikkat çektiği son yönetmelik, HSYK beyanatında ‘Anayasaya ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’na açıkça aykırı’ cümlesiyle niteleniyor. Hukuk savcıların özerkliği üzerine kuruludur; başsavcıyla ilişkisi gevşek ve dosya tevzii ile sınırlı. Dosyayı alan savcı her adımda dönüp başsavcılıktan izin almaz. Eleştirilen son yönetmelikte bile ‘bilgi verir’ deniliyor. Hukuk çiğnenerek gelinen ‘bilgi verir’ ifadesinden ‘izin alır’ anlamının çıkarılması ‘Yeni Türkiye’de bile mümkün değil.Dosyayı yürüten savcının emrini yerine getirmemek suç. Emir daha sonra kendisi ya da atanan savcı tarafından geri alınsa bile suç ortadan kalkmaz. Savcının daha önemlisi, mahkemenin kararını uygulamayan kolluk mensupları açıkça suç işlemiştir. Tutanakla tespit edilen ihlal, hukuka uygun şekilde sonuçlanana kadar adı geçenleri takip edecektir. Nitekim HSYK, kanundaki hükümlerin altını şöylece çiziyor: “Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında da cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılacağı hususları kanunlarda açıkça vurgulanmıştır.” Doğrudan ifadesi, herhangi bir makamdan izin almaya ihtiyaç duymadan demektir. Yani kolluk amirleri başka durumlardaki gibi izin müessesesinden yararlanamayacak.HSYK Genel Kurulu’nun, kuvvetler ayrımı ve kanun önünde eşitlik ilkesine dikkat çekmesi çok önemli. Şu cümle ise hukuk devleti konusundaki umudumuzu yeniledi: “Yasama ve yürütme organlarına karşı bağımsızlığı korunan yargı, yönetenlere karşı yönetilenlerin güvencesidir. Hukuka aykırı eylem ve işlemlerde bulunulması halinde yönetenlerin de herkes gibi yargı tarafından denetlenmesi demokratik hukuk devletinin bir gereğidir.”
Zaman
En Çok Okunan
27.12.2013
BülentKorucu-BaşsavcıdansavcıyayargısızinfazBülent Korucu - Başsavcıdan savcıya yargısız infaz
Bülent Korucu - Başsavcı'dan savcıya yargısız infaz
Zaman
27.12.2013
01:52
Tuhaf günler yaşıyoruz. Bir cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturmayla ilgili ‘adli kolluk’ birimlerine emir veriyor; ama emir uygulanmıyor.Daha vahimi, nöbetçi hâkimlikten alınan mahkeme kararlarına karşı da direniş sürüyor. Arama, el koyma ve gözaltı içerikli mahkeme kararını uygulaması gereken emniyet teşkilatı, anayasa ve kanunlara aykırı biçimde görevini yapmıyor. Karara konu olan kişi ve kurumlar medyaya sızdırılarak, delil karartma için vakit ve imkân oluşturuluyor. Yazılı emrin uygulanmadığını gören savcı, polis şefleriyle şifahi görüşme yapıyor. Sonuç değişmiyor. Nihayet dosya Savcı Muammer Akkaş’tan alınıyor. Savcı, soruşturma yapmasının engellendiğini ve delil karartıldığını ileri süren bir beyanat veriyor.Başsavcı Turhan Çolakkadı, bir gün önce sekretaryası aracılığı ile ‘soruşturma yok’ diyor. Dün kamera karşısına geçip soruşturma dosyasını görevli savcıdan niye aldığını anlatırken, 24 saat önceki açıklamayı izah etmiyor. Bu arada Cumhuriyet Savcısı Akkaş’ın kendisini bilgilendirdiğini itiraf ediyor. ‘Savcı dosyayı gizlice emniyete intikal ettirdi’ gibi tuhaf bir cümle de kuruyor Çolakkadı. Mahkeme kararına dönüşmüş bir savcılık talebinin gizlice emniyete intikal etmesi ne demek! Çolakkadı, yargısız infaz yaparak bilgileri medyaya savcının sızdırdığını ileri sürüyor. Normalde teftiş mekanizmasının işlemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun devreye girmesi gerekiyor. Siyasiler, yargı mensuplarını ‘beraat-ı zimmet asıldır’ ilkesi dışında tutuyordu, aynı fiili başsavcının işlemesi acıklıdır. Varsa şüphenizi destekleyecek deliliniz, usulüne uygun şekilde denetim mekanizmalarını işletirsiniz, bu kadar basit!Anayasa’nın denetleme görevini kendisine verdiğini hatırlatan HSYK Genel Kurulu, dünkü açıklamada şunları söylüyor: “Anayasa ile HSYK kanunu, hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini… araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri yapma yetkisini HSYK’ya vermiştir.” Başsavcı Çolakkadı’nın dikkat çektiği son yönetmelik, HSYK beyanatında ‘Anayasaya ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’na açıkça aykırı’ cümlesiyle niteleniyor. Hukuk savcıların özerkliği üzerine kuruludur; başsavcıyla ilişkisi gevşek ve dosya tevzii ile sınırlı. Dosyayı alan savcı her adımda dönüp başsavcılıktan izin almaz. Eleştirilen son yönetmelikte bile ‘bilgi verir’ deniliyor. Hukuk çiğnenerek gelinen ‘bilgi verir’ ifadesinden ‘izin alır’ anlamının çıkarılması ‘Yeni Türkiye’de bile mümkün değil.Dosyayı yürüten savcının emrini yerine getirmemek suç. Emir daha sonra kendisi ya da atanan savcı tarafından geri alınsa bile suç ortadan kalkmaz. Savcının daha önemlisi, mahkemenin kararını uygulamayan kolluk mensupları açıkça suç işlemiştir. Tutanakla tespit edilen ihlal, hukuka uygun şekilde sonuçlanana kadar adı geçenleri takip edecektir. Nitekim HSYK, kanundaki hükümlerin altını şöylece çiziyor: “Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında da cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılacağı hususları kanunlarda açıkça vurgulanmıştır.” Doğrudan ifadesi, herhangi bir makamdan izin almaya ihtiyaç duymadan demektir. Yani kolluk amirleri başka durumlardaki gibi izin müessesesinden yararlanamayacak.HSYK Genel Kurulu’nun, kuvvetler ayrımı ve kanun önünde eşitlik ilkesine dikkat çekmesi çok önemli. Şu cümle ise hukuk devleti konusundaki umudumuzu yeniledi: “Yasama ve yürütme organlarına karşı bağımsızlığı korunan yargı, yönetenlere karşı yönetilenlerin güvencesidir. Hukuka aykırı eylem ve işlemlerde bulunulması halinde yönetenlerin de herkes gibi yargı tarafından denetlenmesi demokratik hukuk devletinin bir gereğidir.”
Zaman
Köşe Yazıları
27.12.2013
BülentKorucu-BaşsavcıdansavcıyayargısızinfazBülent Korucu - Başsavcıdan savcıya yargısız infaz
Bülent Korucu - Başsavcı'dan savcıya yargısız infaz
Zaman
27.12.2013
01:52
Tuhaf günler yaşıyoruz. Bir cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturmayla ilgili ‘adli kolluk’ birimlerine emir veriyor; ama emir uygulanmıyor.Daha vahimi, nöbetçi hâkimlikten alınan mahkeme kararlarına karşı da direniş sürüyor. Arama, el koyma ve gözaltı içerikli mahkeme kararını uygulaması gereken emniyet teşkilatı, anayasa ve kanunlara aykırı biçimde görevini yapmıyor. Karara konu olan kişi ve kurumlar medyaya sızdırılarak, delil karartma için vakit ve imkân oluşturuluyor. Yazılı emrin uygulanmadığını gören savcı, polis şefleriyle şifahi görüşme yapıyor. Sonuç değişmiyor. Nihayet dosya Savcı Muammer Akkaş’tan alınıyor. Savcı, soruşturma yapmasının engellendiğini ve delil karartıldığını ileri süren bir beyanat veriyor.Başsavcı Turhan Çolakkadı, bir gün önce sekretaryası aracılığı ile ‘soruşturma yok’ diyor. Dün kamera karşısına geçip soruşturma dosyasını görevli savcıdan niye aldığını anlatırken, 24 saat önceki açıklamayı izah etmiyor. Bu arada Cumhuriyet Savcısı Akkaş’ın kendisini bilgilendirdiğini itiraf ediyor. ‘Savcı dosyayı gizlice emniyete intikal ettirdi’ gibi tuhaf bir cümle de kuruyor Çolakkadı. Mahkeme kararına dönüşmüş bir savcılık talebinin gizlice emniyete intikal etmesi ne demek! Çolakkadı, yargısız infaz yaparak bilgileri medyaya savcının sızdırdığını ileri sürüyor. Normalde teftiş mekanizmasının işlemesi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun devreye girmesi gerekiyor. Siyasiler, yargı mensuplarını ‘beraat-ı zimmet asıldır’ ilkesi dışında tutuyordu, aynı fiili başsavcının işlemesi acıklıdır. Varsa şüphenizi destekleyecek deliliniz, usulüne uygun şekilde denetim mekanizmalarını işletirsiniz, bu kadar basit!Anayasa’nın denetleme görevini kendisine verdiğini hatırlatan HSYK Genel Kurulu, dünkü açıklamada şunları söylüyor: “Anayasa ile HSYK kanunu, hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini… araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri yapma yetkisini HSYK’ya vermiştir.” Başsavcı Çolakkadı’nın dikkat çektiği son yönetmelik, HSYK beyanatında ‘Anayasaya ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’na açıkça aykırı’ cümlesiyle niteleniyor. Hukuk savcıların özerkliği üzerine kuruludur; başsavcıyla ilişkisi gevşek ve dosya tevzii ile sınırlı. Dosyayı alan savcı her adımda dönüp başsavcılıktan izin almaz. Eleştirilen son yönetmelikte bile ‘bilgi verir’ deniliyor. Hukuk çiğnenerek gelinen ‘bilgi verir’ ifadesinden ‘izin alır’ anlamının çıkarılması ‘Yeni Türkiye’de bile mümkün değil.Dosyayı yürüten savcının emrini yerine getirmemek suç. Emir daha sonra kendisi ya da atanan savcı tarafından geri alınsa bile suç ortadan kalkmaz. Savcının daha önemlisi, mahkemenin kararını uygulamayan kolluk mensupları açıkça suç işlemiştir. Tutanakla tespit edilen ihlal, hukuka uygun şekilde sonuçlanana kadar adı geçenleri takip edecektir. Nitekim HSYK, kanundaki hükümlerin altını şöylece çiziyor: “Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında da cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılacağı hususları kanunlarda açıkça vurgulanmıştır.” Doğrudan ifadesi, herhangi bir makamdan izin almaya ihtiyaç duymadan demektir. Yani kolluk amirleri başka durumlardaki gibi izin müessesesinden yararlanamayacak.HSYK Genel Kurulu’nun, kuvvetler ayrımı ve kanun önünde eşitlik ilkesine dikkat çekmesi çok önemli. Şu cümle ise hukuk devleti konusundaki umudumuzu yeniledi: “Yasama ve yürütme organlarına karşı bağımsızlığı korunan yargı, yönetenlere karşı yönetilenlerin güvencesidir. Hukuka aykırı eylem ve işlemlerde bulunulması halinde yönetenlerin de herkes gibi yargı tarafından denetlenmesi demokratik hukuk devletinin bir gereğidir.”
Zaman
Ana Sayfa
27.12.2013
BülentKorucu-BaşsavcıdansavcıyayargısızinfazBülent Korucu - Başsavcıdan savcıya yargısız infaz
Emniyet'te kıyımın gerekçesi yok
Zaman
21.12.2013
02:21
Yolsuzluk, rüşvet ve karapara operasyonunun ardından il emniyet müdürlüklerinde başlatılan tasfiyeler, Genel Müdürlüğe uzandı. Dün 14 daire başkanı görevden alındı. Yerlerine Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda başmüfettiş olarak görev yapan emniyet müdürleri getirildi. Atamaların gerekçesi konusunda açıklama yapılmadı.Yolsuzluk, rüşvet ve karapara operasyonunun ardından Emniyet’te başlatılan büyük tasfiye sürüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Ankara’daki merkezinde dün, aralarında Teftiş Kurulu Başkanı Ramazan Akyürek, Terörle Mücadele (TEM) Dairesi Başkanı Cihangir Çelik ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanı Mehmet Yeşilkaya’nın da bulunduğu 14 daire başkanı görevden alındı. Önceki gün ise 30’a yakın ilin kaçakçılık, organize ve mali şubelerinde görevli müdür ve yardımcıları tasfiye edilmişti.Yolsuzluk soruşturmasının ardından Emniyet’te başlatılan tasfiye hız kesmeden sürüyor. Soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul başta olmak üzere 30’a yakın ilde Emniyet Müdür Yardımcıları ile kaçakçılık, organize ve mali şube müdürleri ve yardımcıları görevden alınmıştı. Dün de Emniyet Genel Müdürlüğü’nde 14 dairenin başkanı görevlerinden alındı. Peş peşe gelen atamalarla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Bu geniş kapsamlı tasarrufun somut gerekçelerinin açıklanmaması tartışma konusu oldu. Görevden alınan personelin yıllardır terör, organize suç örgütleri ve çetelere yönelik önemli operasyonlara imza attığı biliniyor.Görevden alınan personel hakkında idari ve yargısal bir soruşturmanın da bulunmadığı ifade ediliyor. Haklarında herhangi bir şikayet de bulunmuyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, görevden almalara ilişkin, ‘idarenin gerekleri’ gibi soyut bir gerekçeyi sıcağı sıcağına ileri sürmüştü. Ancak, bu gerekçe ve önceden hazırlanmış listelerin masaya konulduğu yönündeki bilgiler kamuoyundaki ‘tasfiye’ algısını değiştirmeye yetmedi. Edinilen bilgilere göre yolsuzluk soruşturmasında kendi oğlu da gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler, yolsuzluk operasyonunun ardından Bakanlık’ta 5 bürokratıyla bir araya geldi. Bakan, soruşturmayı yürüten ekibin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, KOM Dairesi Başkanı Mehmet Yeşilkaya, İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç ve Genel Müdür Mehmet Kılıçlar’a neden bilgi vermediğinin araştırılmasını istedi. Toplantıda bulunan bazı bürokratlar da buradaki hedefin Bakan Güler ve hükümet olduğunu ileri sürdü. Hatta operasyonu savcı emrinde yürüten ekip için ‘cemaatle bağlantısı’ olduğu ithamında bulunuldu. Bakan, bunun üzerine özellikle ‘cemaate yakın olduğu’ düşüncesiyle çok sayıda müdürün görevlerinden alınmasını istedi. Bürokratlar ise ellerinde bulunan hazır listeyi devreye soktu.Önce Türkiye genelindeki şubelerde değişikliğe gidildi. Daha sonra ise merkezde bulunan daire başkanlarına sıra geldi. Görevlerinden alınması istenilen 14 isim Bakan Güler’e sunuldu. Emniyet Genel Müdürlüğü kritik görevlere atanan yeni isimleri yazılı açıklamayla duyurdu. Görevlere atanan isimler şöyle sıralandı: “Teftiş Kurulu Başkanı Necmettin Emre, Özel Güvenlik Daire Başkanı Musa Tiyek, KOM Daire Başkanı Hacı Yusuf Karababa. Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Seyithan Bulu, TEM Dairesi Başkanı Ünal Acar, Asayiş Daire Başkanı Battal Gazi Örümcek, Güvenlik Dairesi Başkanı Arif Çankal, Kriminal Dairesi Başkanı Kemal Pelit, Bilgi Teknolojileri Dairesi Başkanı Ahmet Karacabey, Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Ahmet Kemal Yüzgüleç, Haberleşme Dairesi Başkanı Murat Koçak, Koruma Daire Başkanı İbrahim Kulular, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanı Hasan Adak, Arşiv ve Dokümantasyon Dairesi Başkanı İdris Karabörk.” Alınan isimler, geçmişte bulundukları alanlardaki başarılı çalışmaları ve tecrübeleriyle tanınıyordu. Bu kadrolar, son dönemde terör, yolsuzluk ve organize çetelerle mücadelede önemli mesafeler kat etmişti. Ayrıca, darbe ve cunta gibi derin yapıların deşifre edilmesine de büyük katkıları oldu. Dün sabah görevden alınanlara tebliğler yapıldı. Ancak bazılarının, hukuksuz olarak yapılan tayinlere tepki için önümüzdeki günlerde idari mahkemelere başvuracakları öğrenildi. Görevden alınan personel hakkında açılan herhangi bir soruşturma kaydı bulunmuyor. TEM, KOM ve Asayiş birimlerinin Türkiye genelindeki suç örgütlerine ilişkin kapsamlı çalışmalar yaptığını aktaran kaynaklar, “Bu şekilde terörün dip yaptığı bir dönemde gerekçe gösterilmeden görevden almalar örgütü güçlü hale getirecektir. Ayrıca bu tasfiyelerle de güvenlik birimlerinin beynine darbe vurulmuştur.” açıklamasını yaptı.Merkezde pasif göreve alınan 14 daire başkanı şöyle: Teftiş Kurulu Başkanı Ramazan Akyürek, Özel Güvenlik Dairesi Başkanı Yusuf Karababa, Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Ömer Tekeli, Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Cihang
Zaman
En Çok Okunan
21.12.2013
EmniyettekıyımıngerekçesiyokEmniyette kıyımın gerekçesi yok
Emniyet'te kıyımın gerekçesi yok
Zaman
21.12.2013
01:54
Yolsuzluk, rüşvet ve karapara operasyonunun ardından il emniyet müdürlüklerinde başlatılan tasfiyeler, Genel Müdürlüğe uzandı. Dün 14 daire başkanı görevden alındı. Yerlerine Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda başmüfettiş olarak görev yapan emniyet müdürleri getirildi. Atamaların gerekçesi konusunda açıklama yapılmadı.Yolsuzluk, rüşvet ve karapara operasyonunun ardından Emniyet’te başlatılan büyük tasfiye sürüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Ankara’daki merkezinde dün, aralarında Teftiş Kurulu Başkanı Ramazan Akyürek, Terörle Mücadele (TEM) Dairesi Başkanı Cihangir Çelik ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanı Mehmet Yeşilkaya’nın da bulunduğu 14 daire başkanı görevden alındı. Önceki gün ise 30’a yakın ilin kaçakçılık, organize ve mali şubelerinde görevli müdür ve yardımcıları tasfiye edilmişti.Yolsuzluk soruşturmasının ardından Emniyet’te başlatılan tasfiye hız kesmeden sürüyor. Soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul başta olmak üzere 30’a yakın ilde Emniyet Müdür Yardımcıları ile kaçakçılık, organize ve mali şube müdürleri ve yardımcıları görevden alınmıştı. Dün de Emniyet Genel Müdürlüğü’nde 14 dairenin başkanı görevlerinden alındı. Peş peşe gelen atamalarla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Bu geniş kapsamlı tasarrufun somut gerekçelerinin açıklanmaması tartışma konusu oldu. Görevden alınan personelin yıllardır terör, organize suç örgütleri ve çetelere yönelik önemli operasyonlara imza attığı biliniyor. Görevden alınan personel hakkında idari ve yargısal bir soruşturmanın da bulunmadığı ifade ediliyor. Haklarında herhangi bir şikayet de bulunmuyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, görevden almalara ilişkin, ‘idarenin gerekleri’ gibi soyut bir gerekçeyi sıcağı sıcağına ileri sürmüştü. Ancak, bu gerekçe ve önceden hazırlanmış listelerin masaya konulduğu yönündeki bilgiler kamuoyundaki ‘tasfiye’ algısını değiştirmeye yetmedi. Edinilen bilgilere göre yolsuzluk soruşturmasında kendi oğlu da gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler, yolsuzluk operasyonunun ardından Bakanlık’ta 5 bürokratıyla bir araya geldi. Bakan, soruşturmayı yürüten ekibin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, KOM Dairesi Başkanı Mehmet Yeşilkaya, İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç ve Genel Müdür Mehmet Kılıçlar’a neden bilgi vermediğinin araştırılmasını istedi. Toplantıda bulunan bazı bürokratlar da buradaki hedefin Bakan Güler ve hükümet olduğunu ileri sürdü. Hatta operasyonu savcı emrinde yürüten ekip için ‘cemaatle bağlantısı’ olduğu ithamında bulunuldu. Bakan, bunun üzerine özellikle ‘cemaate yakın olduğu’ düşüncesiyle çok sayıda müdürün görevlerinden alınmasını istedi. Bürokratlar ise ellerinde bulunan hazır listeyi devreye soktu. Önce Türkiye genelindeki şubelerde değişikliğe gidildi. Daha sonra ise merkezde bulunan daire başkanlarına sıra geldi. Görevlerinden alınması istenilen 14 isim Bakan Güler’e sunuldu. Emniyet Genel Müdürlüğü kritik görevlere atanan yeni isimleri yazılı açıklamayla duyurdu. Görevlere atanan isimler şöyle sıralandı: “Teftiş Kurulu Başkanı Necmettin Emre, Özel Güvenlik Daire Başkanı Musa Tiyek, KOM Daire Başkanı Hacı Yusuf Karababa. Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Seyithan Bulu, TEM Dairesi Başkanı Ünal Acar, Asayiş Daire Başkanı Battal Gazi Örümcek, Güvenlik Dairesi Başkanı Arif Çankal, Kriminal Dairesi Başkanı Kemal Pelit, Bilgi Teknolojileri Dairesi Başkanı Ahmet Karacabey, Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Ahmet Kemal Yüzgüleç, Haberleşme Dairesi Başkanı Murat Koçak, Koruma Daire Başkanı İbrahim Kulular, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanı Hasan Adak, Arşiv ve Dokümantasyon Dairesi Başkanı İdris Karabörk.” Alınan isimler, geçmişte bulundukları alanlardaki başarılı çalışmaları ve tecrübeleriyle tanınıyordu. Bu kadrolar, son dönemde terör, yolsuzluk ve organize çetelerle mücadelede önemli mesafeler kat etmişti. Ayrıca, darbe ve cunta gibi derin yapıların deşifre edilmesine de büyük katkıları oldu. Dün sabah görevden alınanlara tebliğler yapıldı. Ancak bazılarının, hukuksuz olarak yapılan tayinlere tepki için önümüzdeki günlerde idari mahkemelere başvuracakları öğrenildi. Görevden alınan personel hakkında açılan herhangi bir soruşturma kaydı bulunmuyor. TEM, KOM ve Asayiş birimlerinin Türkiye genelindeki suç örgütlerine ilişkin kapsamlı çalışmalar yaptığını aktaran kaynaklar, “Bu şekilde terörün dip yaptığı bir dönemde gerekçe gösterilmeden görevden almalar örgütü güçlü hale getirecektir. Ayrıca bu tasfiyelerle de güvenlik birimlerinin beynine darbe vurulmuştur.” açıklamasını yaptı. Merkezde pasif göreve alınan 14 daire başkanı şöyle: Teftiş Kurulu Başkanı Ramazan Akyürek, Özel Güvenlik Dairesi Başkanı Yusuf Karababa, Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Ömer Tekeli, Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Cih
Zaman
Güncel
21.12.2013
EmniyettekıyımıngerekçesiyokEmniyette kıyımın gerekçesi yok
Emniyet'te kıyımın gerekçesi yok
Zaman
21.12.2013
01:54
Yolsuzluk, rüşvet ve karapara operasyonunun ardından il emniyet müdürlüklerinde başlatılan tasfiyeler, Genel Müdürlüğe uzandı. Dün 14 daire başkanı görevden alındı. Yerlerine Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda başmüfettiş olarak görev yapan emniyet müdürleri getirildi. Atamaların gerekçesi konusunda açıklama yapılmadı.Yolsuzluk, rüşvet ve karapara operasyonunun ardından Emniyet’te başlatılan büyük tasfiye sürüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Ankara’daki merkezinde dün, aralarında Teftiş Kurulu Başkanı Ramazan Akyürek, Terörle Mücadele (TEM) Dairesi Başkanı Cihangir Çelik ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanı Mehmet Yeşilkaya’nın da bulunduğu 14 daire başkanı görevden alındı. Önceki gün ise 30’a yakın ilin kaçakçılık, organize ve mali şubelerinde görevli müdür ve yardımcıları tasfiye edilmişti.Yolsuzluk soruşturmasının ardından Emniyet’te başlatılan tasfiye hız kesmeden sürüyor. Soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul başta olmak üzere 30’a yakın ilde Emniyet Müdür Yardımcıları ile kaçakçılık, organize ve mali şube müdürleri ve yardımcıları görevden alınmıştı. Dün de Emniyet Genel Müdürlüğü’nde 14 dairenin başkanı görevlerinden alındı. Peş peşe gelen atamalarla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Bu geniş kapsamlı tasarrufun somut gerekçelerinin açıklanmaması tartışma konusu oldu. Görevden alınan personelin yıllardır terör, organize suç örgütleri ve çetelere yönelik önemli operasyonlara imza attığı biliniyor. Görevden alınan personel hakkında idari ve yargısal bir soruşturmanın da bulunmadığı ifade ediliyor. Haklarında herhangi bir şikayet de bulunmuyor. Emniyet Genel Müdürlüğü, görevden almalara ilişkin, ‘idarenin gerekleri’ gibi soyut bir gerekçeyi sıcağı sıcağına ileri sürmüştü. Ancak, bu gerekçe ve önceden hazırlanmış listelerin masaya konulduğu yönündeki bilgiler kamuoyundaki ‘tasfiye’ algısını değiştirmeye yetmedi. Edinilen bilgilere göre yolsuzluk soruşturmasında kendi oğlu da gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler, yolsuzluk operasyonunun ardından Bakanlık’ta 5 bürokratıyla bir araya geldi. Bakan, soruşturmayı yürüten ekibin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, KOM Dairesi Başkanı Mehmet Yeşilkaya, İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç ve Genel Müdür Mehmet Kılıçlar’a neden bilgi vermediğinin araştırılmasını istedi. Toplantıda bulunan bazı bürokratlar da buradaki hedefin Bakan Güler ve hükümet olduğunu ileri sürdü. Hatta operasyonu savcı emrinde yürüten ekip için ‘cemaatle bağlantısı’ olduğu ithamında bulunuldu. Bakan, bunun üzerine özellikle ‘cemaate yakın olduğu’ düşüncesiyle çok sayıda müdürün görevlerinden alınmasını istedi. Bürokratlar ise ellerinde bulunan hazır listeyi devreye soktu. Önce Türkiye genelindeki şubelerde değişikliğe gidildi. Daha sonra ise merkezde bulunan daire başkanlarına sıra geldi. Görevlerinden alınması istenilen 14 isim Bakan Güler’e sunuldu. Emniyet Genel Müdürlüğü kritik görevlere atanan yeni isimleri yazılı açıklamayla duyurdu. Görevlere atanan isimler şöyle sıralandı: “Teftiş Kurulu Başkanı Necmettin Emre, Özel Güvenlik Daire Başkanı Musa Tiyek, KOM Daire Başkanı Hacı Yusuf Karababa. Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Seyithan Bulu, TEM Dairesi Başkanı Ünal Acar, Asayiş Daire Başkanı Battal Gazi Örümcek, Güvenlik Dairesi Başkanı Arif Çankal, Kriminal Dairesi Başkanı Kemal Pelit, Bilgi Teknolojileri Dairesi Başkanı Ahmet Karacabey, Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Ahmet Kemal Yüzgüleç, Haberleşme Dairesi Başkanı Murat Koçak, Koruma Daire Başkanı İbrahim Kulular, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanı Hasan Adak, Arşiv ve Dokümantasyon Dairesi Başkanı İdris Karabörk.” Alınan isimler, geçmişte bulundukları alanlardaki başarılı çalışmaları ve tecrübeleriyle tanınıyordu. Bu kadrolar, son dönemde terör, yolsuzluk ve organize çetelerle mücadelede önemli mesafeler kat etmişti. Ayrıca, darbe ve cunta gibi derin yapıların deşifre edilmesine de büyük katkıları oldu. Dün sabah görevden alınanlara tebliğler yapıldı. Ancak bazılarının, hukuksuz olarak yapılan tayinlere tepki için önümüzdeki günlerde idari mahkemelere başvuracakları öğrenildi. Görevden alınan personel hakkında açılan herhangi bir soruşturma kaydı bulunmuyor. TEM, KOM ve Asayiş birimlerinin Türkiye genelindeki suç örgütlerine ilişkin kapsamlı çalışmalar yaptığını aktaran kaynaklar, “Bu şekilde terörün dip yaptığı bir dönemde gerekçe gösterilmeden görevden almalar örgütü güçlü hale getirecektir. Ayrıca bu tasfiyelerle de güvenlik birimlerinin beynine darbe vurulmuştur.” açıklamasını yaptı. Merkezde pasif göreve alınan 14 daire başkanı şöyle: Teftiş Kurulu Başkanı Ramazan Akyürek, Özel Güvenlik Dairesi Başkanı Yusuf Karababa, Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Ömer Tekeli, Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Cih
Zaman
Ana Sayfa
21.12.2013
EmniyettekıyımıngerekçesiyokEmniyette kıyımın gerekçesi yok
Turhan Bozkurt - Sayıştay arada kaynadı
Zaman
10.12.2013
01:55
Vergi incelemelerinde müfettişlerin belli gruplarda gece mesaisine kalması önümüzdeki günlerin en ciddi gündemlerinden biri olacak.Denetim demişken hükümetin dershaneleri kapatma girişimi bir başka denetimi unutturdu. Kamunun malî denetiminde aksaklık var. Vergilerimizin usulüne uygun harcanıp harcanmadığını gösterir raporları tanzim eden Sayıştay, iki yıldır vazifesini ikmal edemiyor. Sayıştay, 1862 yılından beri malî yargı fonksiyonunu icra ediyor. Kamuda en vasıflı kadrolara sahip kurumların başında geliyor. Gelenekleri olan köklü bir teşkilat. Anayasa’nın 160. maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) adına merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını, mahallî idarelerin de hesap ve işlemlerini inceleme vazifesini Sayıştay’a tevdi etmiştir. Vazifesini icra ederken yürütme organından talimat alması veya onun düzenleyici işlemleri ile sınırlandırılması uluslararası denetim standartlarına temelden aykırıdır. Buna rağmen Sayıştay’ın etkinliğini azaltacak girişimlere şahit olduk. 2012’de çıkarılan 6353 sayılı kanunun bazı hükümleri Sayıştay’ı denetleyeceği kurumlardan izin almak gibi çelişkili bir durumla karşı karşıya getirmişti ki yanlış hesap Anayasa Mahkemesi’nden döndü. Yüksek Mahkeme’nin bahse konu kanunun bazı hükümlerine ilişkin verdiği iptal kararının gerekçesinde yer verdiği şu ifadeler hükümetin malî denetimin içini boşaltmak istediğini ele veriyor: “Bu nedenle, Sayıştay denetçisinin, kamu idarelerinin icrai ve icrai olmayan düzenleyici işlemlerine aykırı rapor düzenlemesinin engellenmesi, Sayıştay denetiminin, yasamanın bütçe hakkının gerektirdiği içerikten uzaklaşması ve denetlenen idarenin, kanuna aykırı düzenleyici işlemlere dayanarak hesap verme sorumluluğundan kurtulması sonucunu doğurduğundan, Anayasa’ya uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkemeye göre, TBMM’nin yürütme organı üzerindeki bütçe hakkı büyük ölçüde Sayıştay denetimi ile tecelli ediyor. Dolayısıyla yasama organının vekaletini aldığı millete karşı vazifesini etkin ve sağlıklı bir biçimde ifasında Sayıştay hayatî kıymeti haizdir. Yürütmenin, halka ve yasama organına hesap verme fonksiyonunun en önemli araçlarındandır Sayıştay.İtirazlar geri adım attırdı Hükümet iptalden memnun olmamış olacak ki Nisan 2013’te Sayıştay Kanunu’nu değiştirmek üzere harekete geçti. CHP ve MHP, tasarının TBMM’den geçmesi halinde kamu harcamalarının tamamen denetim dışı kalacağını belirterek sert muhalefet yaptı. Sayıştay Denetçileri Derneği (SAYDER), kanun teklifinin 150 yıllık geleneği, birikimi ortadan kaldıracağını kapsamlı bir mütalaa ile kamuoyuna duyurdu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de teftişte, raporlamada uluslararası standartlara ulaşıldığına, muhtemel geri adımın kamu kurumlarını şeffaf ve hesap verilebilir olmaktan uzaklaştıracağına dikkat çeken beyanlarda bulundu. Tepkiler makes buldu ve hükümet tasarıyı rafa kaldırdı. Vahim neticelere sebebiyet verebilirdi düzenleme. Madem Sayıştay aslına rücu etti, TBMM’de muhalefetin Sayıştay raporlarından müşteki olmasının esrarı ne ola! Askerî harcamalarla başlayıp Başbakanlık, MİT ve bakanlıklarla kapsamı genişletilen ‘teftiş dokunulmazlığı’na haklı itirazlar yükseliyor. ‘Gizlilik’, ‘devlet sırrı’ gibi kulağa hoş gelen kavramlarla vergilerimizin nasıl harcandığının TBMM’den gizlenmesi demokratik hukuk devleti ile bağdaşmaz. Kanun yürürlükte ve Sayıştay idareden hiçbir izin ihtiyacı duymadan tam bağımsız bir denetim yetkisine sahip. Fakat Sayıştay bahsinde hukuk dışına çıkıldığını teyit eden tartışmalar sürüyor. Meraklıları, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda muhalefet partilerinden gelen tepkilerin yanı sıra SAYDER’in son açıklamalarının satır aralarını okumaya davet ediyorum...
Zaman
Köşe Yazıları
10.12.2013
TurhanBozkurt-SayıştayaradakaynadıTurhan Bozkurt - Sayıştay arada kaynadı
16:50 İş adamı Sadıkoğlu ve kızına haciz şoku
Net Gazete
12.10.2011
17:48
Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporu doğrultusunda harekete geçen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), devleti 793 bin lira zarara uğrattığı iddia edilen Celal Sadıkoğlu ve kızı Zeynep Sadıkoğlunun evine haciz baskını yaptı. TMSF görevlileri Göztepe Park Residence Sitesinde bulunan Zeynep Sadıkoğlunun evine polis eşliğinde gelerek haciz işlemi yaptı. Lüks sitedeki haciz işlemleri halen sürüyor.
Net Gazete
Son Dakika
12.10.2011
1650İşadamıSadıkoğluvekızınahacizşoku1650 İş adamı Sadıkoğlu ve kızına haciz şoku
16:40 İş adamı Sadıkoğlu ve kızına haciz şoku
Net Gazete
12.10.2011
17:41
Başbakanlık Teftiş Kurulunun raporu doğrultusunda harekete geçen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), devleti 793 bin lira zarara uğrattığı iddia edilen Celal Sadıkoğlu ve kızı Zeynep Sadıkoğlunun evine haciz baskını yaptı. TMSF görevlileri Göztepe Park Residence Sitesinde bulunan Zeynep Sadıkoğlunun evine polis eşliğinde gelerek haciz işlemi yaptı. Lüks sitedeki haciz işlemleri halen sürüyor.
Net Gazete
Son Dakika
12.10.2011
1640İşadamıSadıkoğluvekızınahacizşoku1640 İş adamı Sadıkoğlu ve kızına haciz şoku
Toplam "74" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti