tutuksuz yargılama istedi | |
|
| Aziz Kocaoğlu tutuksuz yargılama istedi | Star | 05.02.2012 03:00 |  | | |
| Aziz Kocaoğlu tutuksuz yargılama istedi | Star | 05.02.2012 03:00 |  | | |
|
Tutuksuz yargılama istedi
| Milliyet | 05.02.2012 00:31 |  | | |
| Başkan Kocaoğlu, tutuksuz yargılama istedi | Zaman | 04.02.2012 16:04 |  | | | İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyonda tutuklanan bürokratların yakınları, Adalet İstiyoruz temalı eylemlerinde dördüncü haftayı geride bıraktı. Cumartesi günleri saat 14.00te belediye binası önünde toplanan tutuklu yakınlarıyla biraraya gelen Başkan Aziz Kocaoğlu, 3 Nisan 2012 tarihindeki duruşmaya kadar her hafta eyleme katılmaya çalışacağını söyledi. | | Zaman Son Dakika 04.02.2012 | | | BaşkanKocaoğlututuksuzyargılamaistediBaşkan Kocaoğlu tutuksuz yargılama istedi |
|
| Başbuğ'a tutuksuz yargılama istedi | Evrensel | 10.01.2012 10:50 |  | | | Tutuklu yargılanan milletvekilleri ve seçilmişler için adım atmaktan kaçınan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, darbe suçuyla tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ için devreye girdi. Erdoğan, mesai arkadaşım dediği Başbuğun tutuksuz yargılanmasını arzu ettiklerini belirtti.
Erdoğan, Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg ile ortak basın toplantısında soruları yanıtladı. Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanması konusunda yaptığı değerlendirmede “Bu konuyla ilgili tabii şu anda bir yasal süreç başlamış vaziyette. Bu yasal süreç iç | | Evrensel Politika 10.01.2012 | | | BaşbuğatutuksuzyargılamaistediBaşbuğa tutuksuz yargılama istedi |
|
| Başbuğ'a tutuksuz yargılama istedi | Evrensel | 10.01.2012 10:40 |  | | | Tutuklu yargılanan milletvekilleri ve seçilmişler için adım atmaktan kaçınan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, darbe suçuyla tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ için devreye girdi. Erdoğan, mesai arkadaşım dediği Başbuğun tutuksuz yargılanmasını arzu ettiklerini belirtti.
Erdoğan, Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg ile ortak basın toplantısında soruları yanıtladı. Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un tutuklanması konusunda yaptığı değerlendirmede “Bu konuyla ilgili tabii şu anda bir yasal süreç başlamış vaziyette. Bu yasal süreç iç | | Evrensel Ana Sayfa 10.01.2012 | | | BaşbuğatutuksuzyargılamaistediBaşbuğa tutuksuz yargılama istedi |
|
| Balyoz sanıkları bir an önce savunmalarını bitirmek istiyor | Samanyolu Haber | 24.03.2011 11:41 |  | | Balyoz davasında iki haftalık duruşma süresinin son iki gününe taleplerin alınacağı şeklinde ara karar bulunmasına rağmen sanıklar, savunmaların bir an önce tamamlanmasını istedi. Bugün öğleye kadar sanık Özden Örnekin savunmasına devam etmesini isteyen sanıklar, talepler bölümünde sürelerini kısa kullanacaklarını söyledi. Bunun üzerine Başkan Diken, sanık Özden Örneke, savunmasına devam etmesi için söz verdi.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Balyoz davasının 20. duruşmasına eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ve eski 1.Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğanın da aralarında bulunduğu 158 tutuklu sanık ile 22 tutuksuz sanık katıldı. Haklarında yakalama kararı bulunan sanıklar Ergin Saygun, Murat Ataç ve 11 tutuksuz sanık ile tutuksuz sanıklardan Cemal Temizöz, Mehmet Ferhat Çolpan ve Semih Çetin ise duruşmaya katılmadı.
Sanıklar ile avukatların kimlik yoklamasının ardından Mahkeme Başkanı Ömer Diken, 14 Mart 2011 tarihinde tutuklu sanıklar ile ilk kez yargılama yaptıkları 14. celsede iki haftalık duruşma süresinin son iki gününde taleplerin alınacağı şeklinde bir ara kararları bulunduğunu hatırlattı. Günlük olarak yoklama kaydından sonra 5 saat duruşma yapabildiklerini de belirten Diken, İki günde 10 saat yani 600 dakika eder. Kişi başına ne kadar süre ayırabileceğimizi siz hesap edin. dedi. Mahkeme Başkanının talepler bölümüne geçme konusundaki ifadeleri üzerine sanıklar ile avukatları, savunmaların bir an önce bitmesi için talepler bölümünde kendilerine ayrılacak olan süreyi çok tasarruflu kullanacakları sözünü verip, Özden Örnekin savunmasına devam edilmesini istediler. Başkan Dikenin, Sonra Bana süre kalmadı diyerek itiraz etmeyin. uyarısında bulundu. Sanıklar ile avukatlardan itiraz eden olmaması üzerine Başkan Diken, O halde talepler bölümünde hazır olan sanık avukatlarını önce dinleriz. Avukatları hazır olmayan sanıklar varsa onların taleplerini alarak süreden tasarruf ederiz. Sanık Özden Örnek, öğlene kadar, olmazsa yarım saat ya da bir saat fazladan süre ile saat 14.00e kadar savunmasını tamamlayacağını söylemişti. Özden Örnekin savunması ile duruşmaya devam ediyoruz. ifadesini kullandı.
22 Mart 2011 tarihinde savunması yarıda kalan sanık Özden Örnek, en son Suga eylem planı ile ilgili konuştuğunu hatırlatarak savunmasına başladı. Sanık Örnek, Suga eylem planı içerisinde bulunan Vazife adlı başlık içerisinde belirtilen Suga Komutanlığı tarafından, Sıkıyönetim Kanununda belirtilen yetkileri kullanarak iç tehditle mücadeleyi kolaylaştırmak üzere kısmi seferberlik ilan edilmesi maksadıyla; EGAYDAAKlarda Yunanistanın Türkiye aleyhine fiili uygulamaları engellemek, Ege Denizinde icra edilen tatbikatlarda Yunanistan ile çatışmaya varmayan gerginliği tırmandırıcı durumlar oluşmak, Yunan Adaların 6-12 mili arasında sancak/varlık gösterilmesi, emredildiğinde Yunan unsurlarına karşı Ege ve Doğu Akdenizde caydırıcı ve zorlayıcı tedbirler alarak krizin tırmandırılmasına yönelik faaliyetler icra edilmesi şeklindeki iddialara cevap veriyor.
Örnek Bu kısım çok önemli. Planın ne olup olmadığı burada yatmaktadır. Davaya konu olan planda gereksiz cümleleri çıkarırsak amaç kısmi seferberlik ilan etmektir. Planda ise verilen görevler maksada uymamaktadır. Böyle plan olmaz. Bu planı kim yazdıysa 1402 sayılı sıkıyönetim kanununda bulunan 12. maddeyi kendisine dayanak alıyor olmalı. Sıkı yönetim nasıl ilan edilir, kim ilan eder ? Genelkurmay başkanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı onayıyla olur bu. Oysa hepsi plandan habersiz ve karşı. Madde 12 işaret ediliyorsa bu şekilde plan ortaya konulmaz iddiasında bulundu.
Planda anlatılanların ise İç tehditle hiç ilgisi olmadığının altını çizen Örnek, Angajman kurullar dışında hareket edilemez. Bu kurallar karşı tarafın hareketleri karşısında ne yapacağınızı da belirler. Angajman kurallara aykırı hareket edilemez. Bu planı yazanlar çalakalem hazırlık yapmış belikli profesyonel subay da değiller şeklinde konuştu.
Sıkı yönetimin ilan edilmesi için için Egede kriz çıkarılacağı iddialarıyla ilgili olarak ise Örnek, Bu ülkede Kardak krizi yaşandı.Görev hayatım boyunca ilk kez o zaman Yunanistan ile harbe girebileceğimizi düşündüm. Ancak sıkıyönetim ilan edildi mi hayır. dedi. Ardından da Türkiyenin Egede yaşadığı Mart 1987, 1974 Kıbrıs Harekatı, 1976 Hora Krizi ve 1998 yılında Abdullah Öcalan yüzünden Suriye ile restleşildiğini hatırlatan Örnek, bu tarihlerde dahi sıkıyönetimin ilan edilmediğini söyledi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 24.03.2011 | | | BalyozsanıklarıbiranöncesavunmalarınıbitirmekistiyorBalyoz sanıkları bir an önce savunmalarını bitirmek istiyor |
|
| Çetin Doğan'ın dünkü jestine avukatı jestle cevap verdi | Samanyolu Haber | 22.03.2011 10:42 |  | | Balyoz davasında Çetin Doğanın dünkü oturumda Avukatımın böyle savunma yapmasını ben istedim. şeklindeki jestine avukatı Hüseyin Ersöz, Müvekkilim babacan bir tavırla sorumluluğun kendisine ait olduğunu söylemiştir. Ancak yaptığım savunmanın tüm sorumluluğu bize aittir. açıklamasını yaptı.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Balyoz davasının 19. duruşmasına eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğanın da aralarında bulunduğu 158 tutuklu sanık ile 24 tutuksuz sanık katıldı. Tutuklu sanıklar Nurettin Işık, Cemal Temizöz, Yunus Nadi Erkut, haklarında yakalama kararı bulunan Ergin Saygun ve Murat Ataç ile 9 tutuksuz sanık ise duruşmaya gelmedi.
Tutuklu sanık Dursun Çiçek, yoklama sırasında ismini söyledikten sonra, CMKda böyle bir yoklamanın olmadığını tespit ettiğini söyledi. Sanık Çiçek, Bu psikolojik işkenceye son vermek ve zaman tasarrufu açısından bu konuda bir karar vermenizi istiyorum. dedikten sonra yoklamanın sadece Pazartesi günleri yapılmasını talep etti.
Sanık Çetin Doğanın avukatı Hüseyin Ersöz, 18 Mart 2011 tarihli oturumda, savcı tarafından hakkında suç duyurusunda bulunulması talep edilen savunması konusunda açıklamada bulundu. Yaptığı sunum ve değerlendirmelerin savunma hakkı çerçevesinde olduğunu savunan Ersöz, savcılık makamı tarafından bunun savunma çerçevesi dışında olduğunun iddia edildiğini söyledi. Ersöz, Bu konu ile ilgili olarak müvekkilim Çetin Doğan da dünkü oturumda soylu ve evladına sahip çıkan babacan bir tavırla açıklama yaparak sorumluluğun kendisinde olduğunu, böyle bir savunma yapılmasını kendisi istediğini söyledi. Ancak savunmanın tüm sorumluluğu bize aittir. Böyle bir savunma tamamen avukatların düşüncesidir. Ayrıca bu konu ile ilgili dünkü internet sitelerinde hakkında tutuklama istenen avukat diye haberler kullanılmış. Yanlışlıkla mı yazıldı bilmiyorum ama savcılık makamı bu konuda suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Fakat mahkeme, bir suç unsuru bulmadığı için bu konuda karar vermedi. ifadesini kullandı.
Avukat Ersözün açıklamasının ardından Mahkeme Başkanı Ömer Diken, sanık Çetin Doğanın çapraz sorgusuna devam edileceğini belirterek, Sanığa sorusu olan var mı? diye sordu. Sanık avukatlarından Şule Tanrıkulu Erol, sanık Doğanın haksız yere suçlandığını ve bu olayların arkasında kimin olduğunu bildiği şeklinde açıklama yapmasına ilişkin Konuyu tam açıklamadınız. Burada açıklar mısınız? Kim bu kişi? diye sordu. Sanık Çetin Doğan ise adil yargılama yapılabilecek bir ortam olduğumda açıklayabileceğini söylediğini hatırlattı. Sanık Doğan, İlk bulunan sözde Balyoz güvenlik planı ile Gölcük Donanma Komutanlığında bulunan sözde Balyoz güvenlik planının son kaydeden kişileri ile son kaydetme tarih ve saatleri karşılaştırılıp arada farklılık olup olmadığı ve varsa neden olduğu bana açıklansın ben de söyleyeyim. Oysa iki plan da birbirinin aynı deniliyor. Şu an bu güveni hissetmediğim için bir açıklama yapmayacağım. diye konuştu.
Çetin Doğanın çapraz sorgusuna devam ediliyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.03.2011 | | | ÇetinDoğanındünküjestineavukatıjestlecevapverdiÇetin Doğanın dünkü jestine avukatı jestle cevap verdi |
|
|
Komutan eşleri Gölcük’te
| Milliyet | 14.03.2011 10:42 |  | | |
| Komutan eşleri Gölcük’te | Milliyet | 14.03.2011 02:24 |  | | |
| Subay eşleri tutuksuz yargılama istedi | CNN Türk | 13.03.2011 23:32 |  | | |
| Subay eşleri tutuksuz yargılama istedi | CNN Türk | 13.03.2011 23:32 |  | | |
| Asker eşleri Gölcük'te toplandı | Posta | 13.03.2011 20:21 |  | | Türk Silahlı Kuvvetlerinde general ve amirallerin yüzde 10unun tutuklandığı Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında cezaevine konulan amiral ve subayların eşlerinin oluşturduğu Vardiya Bizde Platf
Donanma Komutanlığının Merkez Komutanlığı binasının hemen karşısında basın açıklaması için toplanan amiral ve subay eşleri sahte CDlerle hayatlarının çalındığını belirterek, adil ve televizyon kameralarına açık tutuksuz yargılama istedi.
Birçok sivil polis kamerasının kaydettiği bası açıklamasında, halen Hasdal Cezaevinde tutuklu bulunan Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Semih Çetinin cezaevinde yazdığı ve eşi Nilüfer Çetinin okuduğu şiir herkesi duygulandırdı.
Başta Tümamiral Semih Çetinin eşi Nilüfer Çetin olmak üzere birçok tutuklu amiral ve subayın eş ve çocukla... | | Posta Ana Sayfa 13.03.2011 | | | AskereşleriGölcüktetoplandıAsker eşleri Gölcükte toplandı |
|
| Asker eşleri Gölcük'te toplandı | Posta | 13.03.2011 20:16 |  | | Türk Silahlı Kuvvetlerinde general ve amirallerin yüzde 10unun tutuklandığı Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında cezaevine konulan amiral ve subayların eşlerinin oluşturduğu Vardiya Bizde Platf
Donanma Komutanlığının Merkez Komutanlığı binasının hemen karşısında basın açıklaması için toplanan amiral ve subay eşleri sahte CDlerle hayatlarının çalındığını belirterek, adil ve televizyon kameralarına açık tutuksuz yargılama istedi.
Birçok sivil polis kamerasının kaydettiği bası açıklamasında, halen Hasdal Cezaevinde tutuklu bulunan Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Semih Çetinin cezaevinde yazdığı ve eşi Nilüfer Çetinin okuduğu şiir herkesi duygulandırdı.
Başta Tümamiral Semih Çetinin eşi Nilüfer Çetin olmak üzere birçok tutuklu amiral ve subayın eş ve çocukla... | | Posta Son Dakika 13.03.2011 | | | AskereşleriGölcüktetoplandıAsker eşleri Gölcükte toplandı |
|
| Ergenekon sanığından ilginç açıklama | Samanyolu Haber | 11.03.2011 11:47 |  | | Ergenekon ana davasında tutuklu sanık eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, koğuşunun değiştirildiğini, 5 gündür koğuş içindeki inşaat atıkları temizlediğini, ancak ikinci kez koğuşunun değişeceğinin bildirildiğini söyledi. Yapılan muamelenin fiziki olduğu kadar psikolojik bir eziyet olduğunu öne süren Öztürk, önce ölüm orucuna gideceğini ardından da hayatına son verebileceğini açıkladı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasının 177. duruşmasında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Yüzbaşı Muzaffer Öztürk ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslanın da aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklardan Gazeteci Güler Kömürcü Öztürk hazır bulundu. Tutuklu sanıklardan Ergun Poyraz ve Sevgi Erenerol ise mazeretleri nedeniyle duruşmaya katılmadı.
Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, bugünkü oturumda hafta sonu olması nedeni ile sanıklar ile avukatlarının taleplerinin alınacağını açıkladı. Bu açıklamanın üzerine tutuklu sanık eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, söz istedi.
28 Şubat 2011 tarihinde 1 nolu cezaevi F1 koğuşuna sevk edildiğini söyleyen Öztürk, 5 Mart 2011 tarihine kadar koğuşta bulunan inşaat atıkları, boya ve çimento atıklarını da bizzat kendisinin temizlediğini ifade etti. Koğuş değişikliği sırasında yargılama ile ilgili dosya ve evrakları bir kamyonet ile ancak taşıyabildiğini savunan Öztürk, 1 nolu cezaevi görevlileri, bulunduğum koğuştan alınarak başka bir koğuşa verileceğimi söylediler. İtiraz etmeme rağmen ısrarla önümüzdeki hafta Pazartesi günü bu nakil işlemini gerçekleştireceklerini söylediler. Koğuş değiştirme işlemi, ikinci bir fiziki eziyetin yanı sıra psikolojik eziyet haline dönüştürülmüştür. dedi.
Tutuklu bulunduğu 39 aylık süreçte rahatsızlandığını, 1 Haziran 2010 tarihinde annesini kaybettiğini belirten Öztürk, bu durumları savunmasında malzeme olmasın düşüncesiyle kullanmadığını dile getirdi. Öztürk, Ancak yeter noktasındayım. Son durum beni istemeyerek bir başka noktaya getirmektedir. ifadesini kullandı.
Sanık Zekeriya Öztürk, yaptığı açıklamanın ardından şu ifadelere yer verdi; Onur ve şerefim için artık her türlü fiziksel karşı koymayı, birey hakkım olan hayatıma son vermeyi, hiç tereddütsüz uygulayabilirim. Bunun başlangıç noktasında açlık grevi gibi pasif uygulama değil, doğrudan ölümü gören bir oruç ve son aşamada hayatıma son verme eylemidir. Bunlar şahsımın bireysel düşünceleridir. Beni ya mahkemenizde yargılayın, başkaca yerlerin intikam alınacak özneleri haline gelmemize müsaade etmeyin, ya da bundan sonra şahsımın her türlü mücadelesinin hukuk dışına çıkması halinde payınız olduğunu kabul edin.
Duruşma, diğer sanıkların taleplerinin alınması ile devam ediyor.
Öte yandan Ergenekon tutukluları emekli Albay Levent Göktaş ile emekli Binbaşı Levent Bektaşın avukatları, bir dilekçe ile müvekkillerinin koğuş değişikliğine itiraz etti. Göktaş ile Bektaşın avukatları Celal Ülgen ile Hüseyin Ersöz, dün Silivri İnfaz Hakimliğine verdikleri dilekçe ile koğuş değişikliği uygulamasına itiraz etti. Dilekçede, 28 Şubat 2011 akşamı yapılan koğuş değişikliğinin insan hakları ihlali olduğu ileri sürülerek, yeni koğuşun soğuk, rutubetli, sağlık koşulları uygun olmayan, çok küçük ve bir insanın yaşayabileceği uluslararası asgari standartların altında olduğu öne sürüldü. Göktaş ile Bektaş hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı belirtilerek bu uygulamanın dayatılması durumunda cezaevi yönetiminin görevi kötüye kullanma suçunu işleyeceği savunuldu. 53 yaşındaki Levent Göktaş için sağlık sorunlarının da dikkate alınarak bu uygulamadan vazgeçilmesi istendi. Dilekçede, Göktaş ile Bektaşın tekrar eski koğuşlarına yerleştirilmeleri, hafta içi her gün saat 09.00-16.30 arası hafta sonu ise 09.30-15.00 arası bilgisayar kullanma hakkından faydalandırılmaları istendi.
Silivri 5 Nolu L Tipi Cezaevinde bulunan Özel Kuvvetler emeklisi Göktaş ile emekli SAT subayı Bektaş, Özel Harekatçı Emniyet Amiri Servet Kaynak ile 1 Nolu L Tipi Cezaevindeki F-6 koğuşuna konulmuştu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.03.2011 | | | ErgenekonsanığındanilginçaçıklamaErgenekon sanığından ilginç açıklama |
|
| Ergenekon sanığı Zekeriya Öztürk: İntihar etme noktasına geldim | Samanyolu Haber | 11.03.2011 11:35 |  | | Ergenekon ana davasında tutuklu sanık eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, koğuşunun değiştirildiğini, 5 gündür koğuş içindeki inşaat atıkları temizlediğini, ancak ikinci kez koğuşunun değişeceğinin bildirildiğini söyledi. Yapılan muamelenin fiziki olduğu kadar psikolojik bir eziyet olduğunu öne süren Öztürk, önce ölüm orucuna gideceğini ardından da hayatına son verebileceğini açıkladı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasının 177. duruşmasında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Yüzbaşı Muzaffer Öztürk ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslanın da aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklardan Gazeteci Güler Kömürcü Öztürk hazır bulundu. Tutuklu sanıklardan Ergun Poyraz ve Sevgi Erenerol ise mazeretleri nedeniyle duruşmaya katılmadı.
Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, bugünkü oturumda hafta sonu olması nedeni ile sanıklar ile avukatlarının taleplerinin alınacağını açıkladı. Bu açıklamanın üzerine tutuklu sanık eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, söz istedi.
28 Şubat 2011 tarihinde 1 nolu cezaevi F1 koğuşuna sevk edildiğini söyleyen Öztürk, 5 Mart 2011 tarihine kadar koğuşta bulunan inşaat atıkları, boya ve çimento atıklarını da bizzat kendisinin temizlediğini ifade etti. Koğuş değişikliği sırasında yargılama ile ilgili dosya ve evrakları bir kamyonet ile ancak taşıyabildiğini savunan Öztürk, 1 nolu cezaevi görevlileri, bulunduğum koğuştan alınarak başka bir koğuşa verileceğimi söylediler. İtiraz etmeme rağmen ısrarla önümüzdeki hafta Pazartesi günü bu nakil işlemini gerçekleştireceklerini söylediler. Koğuş değiştirme işlemi, ikinci bir fiziki eziyetin yanı sıra psikolojik eziyet haline dönüştürülmüştür. dedi.
Tutuklu bulunduğu 39 aylık süreçte rahatsızlandığını, 1 Haziran 2010 tarihinde annesini kaybettiğini belirten Öztürk, bu durumları savunmasında malzeme olmasın düşüncesiyle kullanmadığını dile getirdi. Öztürk, Ancak yeter noktasındayım. Son durum beni istemeyerek bir başka noktaya getirmektedir. ifadesini kullandı.
Sanık Zekeriya Öztürk, yaptığı açıklamanın ardından şu ifadelere yer verdi; Onur ve şerefim için artık her türlü fiziksel karşı koymayı, birey hakkım olan hayatıma son vermeyi, hiç tereddütsüz uygulayabilirim. Bunun başlangıç noktasında açlık grevi gibi pasif uygulama değil, doğrudan ölümü gören bir oruç ve son aşamada hayatıma son verme eylemidir. Bunlar şahsımın bireysel düşünceleridir. Beni ya mahkemenizde yargılayın, başkaca yerlerin intikam alınacak özneleri haline gelmemize müsaade etmeyin, ya da bundan sonra şahsımın her türlü mücadelesinin hukuk dışına çıkması halinde payınız olduğunu kabul edin.
Duruşma, diğer sanıkların taleplerinin alınması ile devam ediyor.
Öte yandan Ergenekon tutukluları emekli Albay Levent Göktaş ile emekli Binbaşı Levent Bektaşın avukatları, bir dilekçe ile müvekkillerinin koğuş değişikliğine itiraz etti. Göktaş ile Bektaşın avukatları Celal Ülgen ile Hüseyin Ersöz, dün Silivri İnfaz Hakimliğine verdikleri dilekçe ile koğuş değişikliği uygulamasına itiraz etti. Dilekçede, 28 Şubat 2011 akşamı yapılan koğuş değişikliğinin insan hakları ihlali olduğu ileri sürülerek, yeni koğuşun soğuk, rutubetli, sağlık koşulları uygun olmayan, çok küçük ve bir insanın yaşayabileceği uluslararası asgari standartların altında olduğu öne sürüldü. Göktaş ile Bektaş hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı belirtilerek bu uygulamanın dayatılması durumunda cezaevi yönetiminin görevi kötüye kullanma suçunu işleyeceği savunuldu. 53 yaşındaki Levent Göktaş için sağlık sorunlarının da dikkate alınarak bu uygulamadan vazgeçilmesi istendi. Dilekçede, Göktaş ile Bektaşın tekrar eski koğuşlarına yerleştirilmeleri, hafta içi her gün saat 09.00-16.30 arası hafta sonu ise 09.30-15.00 arası bilgisayar kullanma hakkından faydalandırılmaları istendi.
Silivri 5 Nolu L Tipi Cezaevinde bulunan Özel Kuvvetler emeklisi Göktaş ile emekli SAT subayı Bektaş, Özel Harekatçı Emniyet Amiri Servet Kaynak ile 1 Nolu L Tipi Cezaevindeki F-6 koğuşuna konulmuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 11.03.2011 | | | ErgenekonsanığıZekeriyaÖztürkİntiharetmenoktasınageldimErgenekon sanığı Zekeriya Öztürk İntihar etme noktasına geldim |
|
| Ergenekon tutuklusu Dönmez'e 2 günlük savunma yetmedi | Samanyolu Haber | 17.02.2011 11:01 |  | | Ergenekon davasının tutuklu sanığı eski Yarbay Mustafa Dönmez, mahkemenin savunma süresini en fazla 2 gün ile sınırlandıran ara kararı bulunmasına rağmen savunmasının 3üncü gününde hakim karşısına çıktı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ikinci Ergenekon davasına tutuklu sanıklardan Levent Ersöz, Mehmet Haberal, Fatih Hilmioğlu, İbrahim Özcan, Oğuz Bulut, Levent Göktaş ve Hasan Atilla Uğur katılmadı. İbrahim Şahin, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbayın da aralarında bulunduğu 22 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklardan İdris Çınar ise duruşmada hazır bulundu.
Ergenekon davasında silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanan tutuklu sanık eski Yarbay Mustafa Dönmez, 2 duruşma boyunca savunmasına tamamlayamadı. Kendisi hakkında sahte deliller ve düzmece operasyonlar yapıldığını belirten Dönmez, Anlatacak o kadar çok yalan, düzmece konular var ki bu kadar kısa sürede hangisini anlatsam diye bocaladım. diyerek Mahkeme Başkanı Köksal Şengünden savunmasını tamamlaması için ek süre istedi.
Sanıklar ve avukatları tarafından 12 güne varan savunmalar yapılmasının yargılamayı olumsuz etkilemesi nedeniyle savunma sürelerine mahkeme tarafından sınırlama getirilmişti. Örgüt yöneticiliği ile suçlanan sanıklar 2 gün ve örgüt üyeliği ile suçlanan sanıklar ise alınan ara karar gereği en fazla 1 gün savunma yapabileceklerdi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, tutuklu sanık eski Yarbay Mustafa Dönmezden, savunmasının 3üncü gününde, savunmasını kısa bir sürede toparlamasını istedi.
Sanık Dönmez, 15 Şubat 2011 tarihli duruşmada saat 18.05te beş dakikalık ara verilmesini istemiş, kendisine sorulması üzerine de 4-5 saat kadar daha savunma yapacağını söylemişti. Duruşmaya 5 dakika ara verilmiş ama mahkeme Başkanı Şengünün, Söylediğiniz bu hususlara ilişkin yargılama boyunca defalarca dilekçe verdiniz. Hep dilekçelerinizde belirttiğiniz konular bunlar. Ayrıca söyleyeceğiniz konular varsa dinleyelim. uyarısı üzerine 15 dakika kadar daha konuştuktan sonra savunmasını tamamlamıştı.
Sanık Dönmez, saat 10.30a kadar, yine görüntü ve ses kayıtlarından faydalanarak savunmasını tamamladı. Daha önce de iki kez sorgulanmak üzere savcı makamına çıkarıldığını belirten Dönmez, mahkeme heyetine hitaben Her iki seferde de susma hakkımı kullandım. Burada da sizin sorularınızı cevaplamak istiyorum. diye konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.02.2011 | | | ErgenekontutuklusuDönmeze2günlüksavunmayetmediErgenekon tutuklusu Dönmeze 2 günlük savunma yetmedi |
|
| Ergenekon davasında 100'üncü duruşma | Samanyolu Haber | 14.02.2011 11:33 |  | | Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan 2nci iddianameye ilişkin 20 Temmuz 2009 tarihinde görülmeye başlanan Ergenekon davasının 100üncü duruşması bugün görülmeye başlandı. Aynı soruşturma kapsamında açılan 3üncü iddianameye ilişkin dava dosyası da aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2nci iddianameye ilişkin dava ile 7 Eylül 2009 tarihinde birleştirilerek birlikte görülmeye başlanmıştı. Yargılama sürecinde tahliye olan sanıklar, Engin Aydının 4 Şubat 2011 tarihinde ölmesi ve Yusuf Erikel dava dosyasının birleştirilmesi sonucu davada 29u tutuklu toplam 117 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.
İstanbul 13üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasına tutuklu sanıklardan eski Başkent Üniversitesi Hastanesi Rektörü Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, Levent Ersöz, İbrahim Özcan, Servet Kaynak, Levent Göktaş, Hasan Atilla Uğur, Oğuz Bulut ile son birleştirilen davanın tutuklu sanığı Yusuf Erikel katılmadı. Tuncay Özcan, Mustafa Balbay ve İbrahim Şahinin de aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Noyan Çalıkuşu, Tanju Güvendiren, Emin Şirin, Murat Ağırel ve Muhterem Bağcı duruşmada hazır bulundu.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengünün, birleştirilen dava dosyası ile ilgili açıklama yaptığı sırada tutuklu sanıklardan gazeteci Mustafa Balbay, sadece 2 dakika konuşmak için söz istedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengünün izni ile konuşmaya başlayan Balbay, aynı davanın sanıklarından Engin Aydının, Ocak 2009 tarihinde tutuklandığını, 11 gün sonra serbest bırakıldığını, ardından da yakalandığı karaciğer kanseri nedeniyle 4 Şubat 2011 tarihinde öldüğünü söyledi. Ergenekon soruşturmalarına kadar solunum yetmezliğinin insanların en büyük sağlık sorunu olduğunu belirten Balbay, Günümüzde en büyük sağlık sorunu hukuk yetmezliği haline dönüşmüştür. Engin Aydın örneğinde olduğu gibi insanları, verdiğiniz kararla kanser edebilirsiniz. Bir hukukçuya terörist derseniz sonucu işte böyle olur. Tutuksuz yargılanmak esastır derken günümüzde hukuksuz yargılanmak usul haline gelmiştir. diye konuştu.
Arif Doğanın Adam öldürdüm dediğini hatırlatan Balbay, Doğan delil çokluğundan tutuksuz yargılanırken biz delil yokluğundan tutuklu yargılanıyoruz. dedi. Balbay, Lütfen Türkiyeyi açık hava hapishanesine çevirmeyin. Biz içeride yanımıza ilk geleceklerin listesini yaptık ve listenin başında Soner Yalçın vardı. Bu sabah onun evinde de arama yapıldığını duyduk. Listenin geri kalan isimlerini söylemek istemiyorum. Mustafa Balbay söyledi demesinler sonra. dedi. Çok önemli bir seçim süreci yaşandığını belirten Balbay, Başbakan her konuşmasında bizi işaret ediyor. Bizi siyasi iktidarın malzemesi haline getirmeyiniz. diye konuştu.
Sanık Balbayın ardından Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan da konuşmak için söz istedi. Mustafa Balbayın sadece 2 dakika konuşacağını söylemesine rağmen uzun konuşması üzerine Başkan Şengün, Duruşmaya başlıyoruz. Size söz veremiyorum. dedi. Özkanın Başkanımdan söz istiyorum. diye ısrar edince Başkan Şengün Başkanınız söz vermiyor. cevabını verdi. Özkanın Tebrik ediyorum sizi ve uygulamanızı sözlerine Başkan Şengün, Sizin tebriğinize ihtiyacımız yok. tepkisini gösterdi.
Mahkeme Başkanı Şengün, bu tartışmanın ardından sanıkları arasında avukat Yusuf Erikelin de aralarında bulunduğu 8 sanıklı dava dosyasının, bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini ve aynı dosya üzerinden işlem yapılacağını açıkladı. Bu açıklamanın ardından sanık Özkan, Birleştirme kararına itiraz ediyorum. Buna da hakkım yok mu? sözleri üzerine Başkan Şengün Çıkarın dışarı lütfen. diyerek görevlileri çağırdı. Bunun üzerine avukatı Celal Ülgen, olaya müdahale etmek ve yatıştırmak için Tuncay Özkanın yanına gelip Özkanı alnından öptü. Özkan bu sırada, Ne güzel bir uygulama. Mahkemenize çok yakıştı. diye tepki gösterdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, Yakışmıyor size. Düzeni bozuyorsunuz. Mahkeme başka tedbirler almak zorunda kalacak. diye uyarıda bulundu.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, savunmasını yapması için tutuklu sanık eski Yarbay Mustafa Dönmezi sanık kürsüsüne çağırdı.
Tutukluluğunun 25inci ayında savunma sırasının kendisine geldiğini belirten Dönmez, insanların kandilini ve sevgililer gününü kutladığını ve dava sürecinde ölen sanık Engin Aydına rahmet, ailesine de taziye dilediğini söyleyerek sözlerine başladı. Bir kişinin birden çok suçtan yargılanıyorsa hakkında bağlantı olduğunun değerlendirileceğini belirten Dönmez, aynı fiilden birden fazla yargılamanın yapılamayacağını söyledi. Bu mahkemede suçlandığı konularla ilgili olarak askeri mahkemede de yargılandığını hatırlatan Dönmez, bu mahkemede kendisi hakkındaki dosyanın, askeri mahkemeye gönderilmesini istedi.
Ergenekon soruşturması kapsamında oluşturulan 2nci iddianameye ilişkin 52 sanıklı dava, 20 Temmuz 2009 tarihinde görülmeye başlanmıştı. Aynı soruşturma kapsamında oluşturulan 3üncü iddianamey | | Samanyolu Haber Son Dakika 14.02.2011 | | | Ergenekondavasında100üncüduruşmaErgenekon davasında 100üncü duruşma |
|
| KCK duruşmasında sanıklar sustu, avukatlar reddi hakim talebinde bulundu | Samanyolu Haber | 01.02.2011 14:34 |  | | Terör örgütü PKKyı da bünyesinde bulunduran KCK davasının bugünkü duruşmasında sanıklar mahkeme başkanına cevap vermedi. Duruşmada kimlik tespiti için ismi okunan sanıklar cevap vermeyince Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz durumu, Tutuklu sanıkların isimleri okununca cevap vermedikleri görüldü diye kayda geçti. Sanıklar adına söz alan avukatlar mahkemeye heyetinin duruşmadan çekilmesini, çekilmeyecekse reddi hakim talebinin değerlendirilmesini istedi.
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 19. duruşmasına 15 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklar katılmadı. Yoklama sırasında Mahkeme Başkanı Yılmaz, sanıkların sessiz kaldığını tespit ettikten sonra sözü sanık avukatlarından Meral Danış Beştaşa verdi. Beştaş, müvekkillerinin cezaevi yönetimine, mahkemeye çıkmak istemediklerine ilişkin tek tek dilekçe verdiklerini belirterek, Mahkemenin celbi olduğu için müvekkillerimiz getirildiler. Kendileri iradeleri dışında burada bulunuyorlar. Kendilerini Kürtçe ifade edemedikleri için onların yerine şu anda biz konuştuk. dedi.
Sanık avukatlarından Cihan Aydın da bugüne kadar Kürtçe savunmaya ilişkin bütün taleplerin mahkemece reddedildiğini ve mahkemenin ret gerekçesinde de CMKnın 202. maddesini gösterdiğini söyledi. Cihan, Adil yargılama ve savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle mahkeme heyetinin bu davadan çekilmesini talep ediyoruz. Mahkemenin her üyesi için ayrı ayrı reddi hakim talebinde bulunuyoruz. diye konuştu.
Mahkeme duruşmaya kısa bir ara verdikten sonra, sanık avukatlarının reddi hakim talebinin Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Mahkeme heyeti, sanık avukatlarının mahkeme heyetinin tarafsızlığında şüphe yaratan tutumları nedeniyle çekilmesini ve bu konuda bir tavır alınmaması halinde heyet üyeleri hakkında reddi hakim talebinde bulundukları yönündeki yazılı dilekçelerini inceledikten sonra kararını açıkladı. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, mahkeme heyetinin davadan çekilmesini gösterecek bir nedenin olmadığını, reddi hakim talebinin de değerlendirilmek üzere Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdiklerini dile getirdi.
Yılmaz, aralarında avukat Servet Özenin bulunduğu tutuksuz 3 sanık hakkında zorla getirilme kararı aldıklarını belirterek, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına, duruşmayı 19 Nisan 2011 tarihine ertelediklerini kaydetti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 01.02.2011 | | | KCKduruşmasındasanıklarsustuavukatlarreddihakimtalebindebulunduKCK duruşmasında sanıklar sustu avukatlar reddi hakim talebinde bulundu |
|
| KCK sanıkları, mahkeme heyetini alkışla protesto etti(2) | Samanyolu Haber | 28.01.2011 13:10 |  | | Terör örgütü PKKyı da kapsayan KCK ile ilgili davanın 18. duruşması Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Bugünkü duruşmada yine Kürtçe savunma krizi yaşandı.
Tutuklu sanıklar, yoğun güvenlik önlemleri altında Diyarbakır Adliyesine getirildi. Duruşmaya 96 tutuklu sanık ile 7 tutuksuz sanık katıldı. Duruşmayı izlemek üzere salona BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak ile kapatılan DTP eski milletvekili Aysel Tuğluk da geldi. Duruşmada sanıklar adına söz alan Batman Belediye Başkanı Necdet Atalay, neden Kürtçe savunma yapmak istediklerini belirten uzun bir konuşma yaptı. Kürtçe savunmaya izin verilmemesi halinde bundan sonra duruşmada olmayacaklarını söyleyen Atalay ve diğer arkadaşları, salondan çıkmak istedi. Mahkeme başkanı Menderes Yılmaz, duruşmaya ara verdi.
Duruşma başka bir davadan yargılanan sanıklardan Zülküf Karatekin ile Senanik Önerin savunmalarının alınması talebiyle başladı. Sanıkların savunma yapmak istememesi üzerine mahkeme başkanı iddianamenin özetinin sanıklara verilmesini kararlaştırdı. Mahkeme başkanı Menderes Yılmaz, geçtiğimiz duruşmalarda savunması alınmadığını tespit ettikleri sanık Seyithan Haranın savunmasını aldı. Haranın Kürtçe konuşması üzerine mikrofon kapatılarak, Sanığın Kürtçe olduğunu düşündüğümüz bir dilde konuştuğu görüldü ifadesi kayda geçirildi. Bunun üzerine söz alan avukatlardan Metin İriz, Türkiyede Kürtçe savunma konusunda son aylarda önemli gelişmeler yaşandığını, Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün de bu konuda demeçleri olduğunu dile getirdi. İriz, Şanlıurfa ve Hakkaride mahkemelerin Kürtçe savunma yapmak isteyenlere tercüman atadığını hatırlatarak, mahkemenin bu tutumundan vazgeçmesini istedi. İriz, sanık avukatları olarak mahkemenin Kürtçe savunma yapılamayacağına dair verdiği ara kararından vazgeçmesini ve son kez bu talepte bulunmak istediklerini kaydetti.
Mahkeme savcıya söz verdi. Savcı, sanıkların her aşamada Türkçe konuştuklarını belirterek, talebin reddini istedi. Mahkemeye heyeti de önceki gerekçelerin geçerli olduğunu belirterek, talebin reddine karar verdi.
Bunun üzerine söz alan sanıklaran Batman Belediye Başkanı Necdet Atalay, Türkçe konuştu. Sanıklar adına bir konuşma yapacağını belirten Atalay, neden Kürtçe savunmada ısrar ettiklerini anlattı. Atalay, Sayın mahkeme bizler siyasetçileriz, usturuplu insanlarız, kendimizi ifade edebiliriz. Sağınız ve solunuzdaki memurlar (korumalar) oturabilir. Bizim kavgamız sizinle değil, endişe etmeyin. Lütfen rahat olunuz. dedi.
Davanın tarihi bir dava olduğunu ve tarihe geçeceğini anlatan Atalay, tarihin mahkeme heyetini anacağını kaydetti. Atalay, Çünkü yargılanan Kürt meselesidir, Kürtlerdir. TC vatandaşı ama Kürtlerdir. Yargılama kriminal suçlarla değil, Kürtlerin öncüleri olduğu için yargılananlardır. diye konuştu.
Türkiyenin seçim sürecine girdiğini ve yeni anayasayı tartışmaya başladığını anlatan Atalay, şu an 12 Eylül ürünü maddelerle yargılandıklarını anlattı. Bu maddelerin yeni anayasada olmayacağını, Türkiyenin anti-terör yasalarının değişeceğini belirten Atalay, Meşru olmayan, değişecek yasayla yargılanıyoruz. 18 aydır bir tıkanıklık var burada. Bu tıkanıklığın nedeni bizler değiliz. Bu davanın Kürt sorunun çözümüne katkı sağlamasını istiyoruz. Mahkemeyi tıkamak istemiyoruz. şeklinde konuştu.
ÇOK İYİ TÜRKÇE BİLİYORUZ
18 aydır saygıyı elden bırakmadıklarını belirten Atalay, mahkemeden de bunu beklediklerini belirterek şunları söyledi: Bu saygınlığımız böyle devam edecektir. İddianame yalan ve iftiralarla dolu. Bize Kürtçe savunma hakkı verilseydi bunları açıklardık. Duruşmalarda nezaketi sürekli koruduk, bunun görülmesini istiyoruz. Mahkeme tıkanıklık için elinden geleni yapmaktadır. Kürtçe savunma meselesini sizinle tartışmak isteriz. Sizin mahkemede bir avukat Türkçe bildiği halde Kürtçe savunma yaptı. Bizler de Türkçe biliyoruz ama çok iyi de biliyoruz. Burada Kürt olduğumuz için yargılandığımızı bildiğimiz için anadilimizde ısrar ediyoruz. Anadil bir insanın parçasıdır. Varlığımız pahasına bunu savunacağız. Duruşmada endişe ediyorsunuz, bilinmeyen bir dil diyorsunuz. Kürtçe bir dil deseniz ne olur.
Atalay, Kürtçe savunmaya izin verilmemesi halinde bundan sonra olmayacaklarını belirterek, alkışlar eşliğinde salonu terk etmek istedi. Sanıkların çevresindeki jandarma görevlileri izin vermeyince sanık ve yakınları alkışlarla mahkemeyi protesto etti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 28.01.2011 | | | KCKsanıklarımahkemeheyetinialkışlaprotestoetti(2)KCK sanıkları mahkeme heyetini alkışla protesto etti(2) |
|
| Özbek komutanları emsal gösterdi | Samanyolu Haber | 16.08.2010 17:45 |  | | Ergenekon davası tutuklu sanığı Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek, aralarında ordu ve kuvvet komutanları da bulunan Balyoz davası sanıklarının tutuksuz yargılandıklarını belirterek tahliyesini talep etti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasında tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersözün avukatı Ali Rıza Dizdar, öğleden önceki bölümün tamamında savunma yaptı. Ergenekon soruşturması kapsamında davası açılan ikinci iddianamenin delil klasörlerini okuyan avukat Dizdar, klasörlerde Ersöz hakkındaki suçlamaların yer almadığını savundu.
Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz gibi darbe planlarının asıllarının iddianamede yer almadığını belirten Avukat Dizdar, Asılları yoksa suret ile karar veremezsiniz. Asılları varsa vardır, yoksa delil olarak kullanamazsınız, yargılama yapamazsınız. iddiasında bulundu. 28 Şubat kararlarının kaldırılmadığını belirten Dizdar, Demek ki ABD istedi. Niçin hala 28 Şubat Kararları kaldırılmıyor. O zaman 28 Şubattan dolayı bu insanları suçlamanın bir anlamı yok. diye konuştu.
Dosyadaki gizli tanık ifadelerine dikkat çeken Avukat Ali Rıza Dizdar, Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) ilgili maddelerini okuyarak Devlet sırrı nitelediğinde bir ifade sözkonusu ise ifadeyi savcı veya hakim alır. Kendisi yazar ancak gizli tanıkların hepsinde de katip olarak polisler görev almıştır. dedi.
Gizli tanıkların bir şeyler anlattıklarını, merhum Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan cinayetine ilişkin iddialarda bulunduklarını belirten Dizdar, Okkan suikastına ilişkin davanın karara bağlandığını, ifadenin kararı bozacak nitelikte ise derhal ilgili savcılığa gönderilmesi gerektiğini ileri sürdü.
Avukat Dizdarın duruşmanın öğleden sonraki bölümde de yaklaşık 45 dakika daha konuşarak savunmasını tamamlamasının ardından sanıklar ile avukatların taleplerinin alınmasına başlandı.
İddianamede kendisinin alevi olduğunun ileri sürüldüğünü belirten tutuklu sanık Albay Cengiz Köylü, alevi olmadığını ve hakkında iddia edilen suçlamalarla uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını ileri sürdü. İşçi Partisi bağlantılı Karargah evleri soruşturmasında da adı geçen Albay Köylü, TSKda ender başarılı subaylardan olduğunu, İşçi Partisinden hiç kimseyi tanımadığını ileri sürdü. Davada yargılanan hiç kimse ile bir irtibatının bulunmadığını iddia eden Köylü, tahliyesini talep etti.
Tutuklu sanık Yarbay Mustafa Dönmez de kendi adının da geçtiği Sapanca, Zir Vadisi ve Gölbaşı kazılarının önceden planlandığını iddia etti. Sapanca Kazısı sırasında kaydedilmiş bir ses kaydını mahkeme salonunda dinleterek polislerin 3 gün sonra Zir vadisinde yapacakları kazıda hangi mühimmatların yerleştirileceğini konuştuğunu ileri sürdü. Aramalar sırasında polis tarafından 4 bin basılmış, 7 tane de baskısı tamamlanmamış kitabın çalındığını savunan Dönmez, kazı alanlarında polislerin el ve avuç izi karşılaştırmalarının yapılmasını istedi. Dönmez, ayrıca dinlettiği ses kaydının da TÜBİTAKa gönderilerek ses kriminal incelemesinin yaptırılmasını talep etti.
Tutuklu sanık eski Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Dönmez ise 70 yaşında tutuklandığını ve aradan geçen 20 ay sonrasında 72 yaşına girdiğini söyledi. Mahkeme salonunun nutuk meydanına döndüğünü belirten Özbek, Kalkan nutuk atıyor. Haftanın bir günü talep alalım. Avukatlarımız kusura bakmasın ama lafı alan 3 saat konuşacağım deyip 7-8 saat konuşuyor. Yırtılan deli Bekirin yakası Yatan biziz, işkence çeken biziz. Lafı alan konuşuyor. Onların konuşmaları yüzünden biz 20 aydır savunmamızı yapamadık. diye dert yandı.
Avrasya Haber Ajansı Genel Müdürünün masasında iki ayrı bakanlığa ait gizli belgeler çıktığını ve bunla ilgili olarak da kendisinin suçlandığını belirten Özbek, Askerler, Komutanlar, Ordu Komutanları yatmayacak da Mustafa Özbek ve buradaki arkadaşlar mı rejimi değiştirecek? Yasa dışı hiçbir şeye teşebbüs etmedim. Karakolun kapısından bile geçmedim. Tek suçum konuşmak ama sendikacı olduğum için konuşmak zorundayım. dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız ile Kazım Genç gibi isimlere suikast planlarının yer aldığı tedhiş raporunda ismi geçen tutuklu sanık Emniyet Amiri Servet Kaynak, Sayın Başkanım, siz de teknik takibe takılmışsınız. Ancak bu ayıp bizim ailelerimize iki yıldır yapılıyor. diye sözlerine başladı. Sanık Kaynak, davada terörist oldukları iddiasıyla yargılanıp da daha sonra tahliye edilen polis ve askerlerin, referandum döneminde yapılan mitinglerde Başbakanı korumalarının da çok çelişkili olduğunu söyledi.Tutuklu sanık Kaynak, Zulüm altında da tahliyemi istiyorum. şeklinde konuştu.
Duruşmaya kısa süre ara verildi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.08.2010 | | | ÖzbekkomutanlarıemsalgösterdiÖzbek komutanları emsal gösterdi |
|
| Arada Kadir Özbek varsa sorun yok ! | Samanyolu Haber | 06.07.2010 08:06 |  | | HSYK Başkanvekili Kadir Özbekin, adı sahte ilaç ve reçete yolsuzluğuna karışan kurul üyesi Musa Tekinin kardeşini polis ve adliyeden kurtardığı ortaya çıktı. İhbar dilekçesiyle harekete geçen Adalet Bakanlığı müfettişlerinin tespitlerine göre, eczanesinde 2 milyon TLlik sahte kupür ele geçirilen kardeş Bülent Tekin, gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra elini kolunu sallayarak Emniyetten çıktı. Aynı operasyonda tutuklanan matbaa sahibi ve iki çalışanı ise ceza aldı.
Adalet Bakanlığına ulaşan bir şikâyet dilekçesi, gözleri Ergenekon soruşturmasının hakim ve savcılarına müdahale girişimleriyle gündeme gelen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) çevirdi. Dilekçede HSYK Asil Üyesi Musa Tekinin adı sahte ilaç ve reçete yolsuzluğuna karışan kardeşi Bülent Tekini, yargılanmaktan HSYK Başkanvekili Kadir Özbekin kurtardığı iddiası yeraldı. Dilekçe üze-rine harekete geçen Adalet Bakanlığı müfettişlerinin, Özbekin, Ankara Emniyeti ve soruşturmayı yürüten savcıyı arayarak Tekini serbest bıraktırdığını tespit ettiği ileri sürüldü.
MATBAA SAHİPLERİ ELE VERDİ
Ankara Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Mali Büro Amirliği ekipleri bir ihbarı değerlendirerek 2006 yılında Keçiören Kazım Karabekir Caddesinde bulunan bir matbaaya baskın düzenledi. Matbaada çok sayıda ilaç kutusu ve sahte kupür ele geçiren mali polis, soruşturmayı derinleştirdi. Emniyet güçleri, gözaltına alınan matbaa sahibi ve iki çalışanın verdiği bilgiler doğrultusunda Keçiörende bir eczaneye daha baskın düzenlendi.
Baskında piyasa değeri 2 milyon TL tutarında sahte ilaç kutuları ve kupür ele geçirildi. Bunun üzerine eczane sahibi Bülent Tekin gözaltına alındı.
ÖZBEKTEN EMNİYETE TELEFON
İddialara göre, sorgulanmak üzere Mali Büro Amirliğine getirilen Bülent Tekinin kim olduğu kısa süre sonra HSYK Başkanı Kadir Özbekin İl Emniyet Müdürlüğüne telefon açması üzerine öğrenildi. Gözaltına alınan Bülent Tekinin HSYK üyesi Musa Tekinin kardeşi olduğunu söyleyen Özbek, konu hakkında bilgi aldıktan sonra soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısının ismini aldı.
3 KİŞİ CEZA ALDI TEKİN KURTULDU
Cumhuriyet Savcısı ise, Bülent Tekinin ifadesini kendisinin alacağını söyleyerek emniyetten serbest bırakılmasını istedi. Bu gelişme üzerine serbest bırakılan Tekin elini kolunu sallaya sallaya emniyetten ayrıldı. Matbaa sahibi ve 2 çalışan ise 2 gün gözaltında kaldıktan sonra, elleri kelepçeli adliyeye sevk edildi. Nöbetçi mahkemenin kararıyla tutuklanan matbaa sahibi ve 2 çalışanı, yaklaşık iki ay cezaevinde kaldı. Şüpheliler mahkemece, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Yargılama sonunda bu 3 kişi çeşitli cezalara çarptırıldı. Bülent Tekin ise bu olaydan hiç bir ceza almayarak kurtuldu.
Savcıya sicil numarasını sordu
HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner Ergenekon kapsamında gözaltına alınırken de devreye girdiği ortaya çıkmıştı. Özbekin, gözaltı işlemi sırasında, odada bulunan savcıları arayıp sicil numalarını sorduğu tespit edilmişti. Gözaltı sırasında Cihanerle konuştuğu kamera kayıtlarına giren Özbek kendisini Durum hakkında bilgi aldım diye savunmuştu. Ancak, Cihanerle bir gün önce telefonla konuşan Özbekin, operasyondan haberi olduğu belirlenmişti. Cihaner gözaltına alındıktan sonra, soruşturmayı yürüten savcılar HSYK tarafından değiştirilmişti. | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.07.2010 | | | AradaKadirÖzbekvarsasorunyokArada Kadir Özbek varsa sorun yok |
|
| Ergenekon davasında ara karar | Samanyolu Haber | 15.05.2010 10:31 |  | | İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada sanık ve avukatların taleplerine ilişkin mahkeme heyetince alınan ara kararlar, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından açıklandı. Buna göre, tutuksuz sanık Mesut Özcanın yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına karar veren mahkeme heyeti, tutuklu sanık Mehmet Ali Çelebinin dilekçesinde belirttiği tarihlerde okul dışına çıkışlarında yazılı izin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa sanığa çıkış izni ile garnizon terk izni verilip verilmediğinin bildirilmesi için ilgili okul komutanlığına yazı yazılmasına karar verdi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Tuncay Özkanın avukatının dilekçesinde, eski Başbakanlardan Mesut Yılmazın, Özkanın Kanal Ddeki programına gelerek açıkladığı Susurluk Raporunun kırmızı mühürlü olan aslını masada unuttuğunu, yanlışlıkla Özkana ait fotokopiyi alıp gittiğini, Özkanın kendisi için çok değerli olan ve gizliliği bulunmayan bu raporun aslının arşivinde kalması gerektiğini bildirdiğini kaydetti.
Bu durumun doğru olup olmadığının araştırılmasına karar veren mahkeme heyeti, bu konuda Başbakanlığa yeniden yazı yazılmasına hükmetti.
Mahkeme heyeti, Özkanın yazılı savunmasında belirttiği iddianın ancak Mesut Yılmazda bulunan nüsha ile birebir karşılaştırma yapılarak anlaşılacağını ifade etti.
Tutuklu sanık Cengiz Köylünün avukatının dilekçesinde belirttiği, şüpheli Ahmet Zeki Üçok ile ilgili olarak Beşiktaştaki Cumhuriyet Başsavcılığında devam ettiği bildirilen soruşturmanın akıbetine ilişkin müzekkere yazılmasını kararlaştıran mahkeme heyeti, bu soruşturmanın sonucunun bildirilmesini istedi.
Tutuklu sanık İbrahim Şahinin avukatlarının talebini değerlendiren mahkeme heyeti, Şahinin TCKnın 32/1-2. maddeleri kapsamında mevcut olduğu belirtilen rahatsızlığının cezai ehliyetini etkileyip etkilemediği hususunun tespiti için sanığın 3 haftayı geçmeyen süreyle gözlem altına alınmasına, bu konuda İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesine yazı yazılmasına karar verdi.
Mahkeme heyeti, alınacak bu raporun sonucuna göre sanığın İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine sevk edilerek, TCKnın 32/1-2. maddeleri kapsamında mevcut olduğu belirtilen rahatsızlığının cezai ehliyetini etkileyip etkilemediğinin, iddia edilen bu rahatsızlığın (demans) cezai ehliyetine etkisinin ne kadar olduğunun bildirilmesini kararlaştırdı.
Tutuklu sanık Mehmet Haberalın avukatlarının dosyaya sundukları, gazeteci-yazar Can Dündar ve Rıdvan Akarın CNN Türk televizyonunda Karaoğlan Belgeseli adıyla yayınlanan belgesel görüntülerinde kesintiler olduğunu ifade eden mahkeme heyeti, eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit ile ilgili video kaydının ilgili televizyon şirketinden orijinal, montaj ve kesinti yapılmamış ham halinin istenmesine karar verdi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğüne yazı yazılmasını kararlaştıran mahkeme heyeti, dava dosyasında sanık olan kişilerden elde edildiği belirtilen CD, DVD, hard disk ve diğer dijital araçlarla ilgili incelemenin ne şekilde yapıldığının, inceleme usulünün ne şekilde olduğunun sorulmasına hükmetti.
-SAVUNMAYA SINIRLAMA-
Mahkeme heyeti, davanın makul sürede bitirilmesi ve adil yargılama hakkının ihlal edilmemesi ilkesi dikkate alınarak, mahkemenin usul hükümleri doğrultusunda seri yargılamayla davayı sürdürdüğünü, ancak bir kısım sanıkların savunma adı altında savunma dışı beyanlarla uzun süre sorgu ve savunmalarına devam ettiklerini kaydederek, bu nedenle diğer sanıkların savunmasının gecikmesi ve yargılamanın sonraki aşamalarına geçilmemesi, yerleşik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları gereği makul süre konusunda tüm tarafların azami özeni göstermesi gerektiği gibi hususlar göz önünde bulundurularak, sanık müdafileri savunmaları ve çapraz sorgu işlemleri hariç olmak üzere TCKnın 311, 312, 313 ve 314/1. maddeleri ve diğer maddelerden haklarında kamu davası açılan sanıklar bakımından savunma süresinin iki tam duruşma günü, TCKnın 314/2 ve diğer maddelerinden haklarında kamu davası açılmış sanıklar bakımından ise savunma süresinin bir tam duruşma günü ile sınırlandırılmasına karar verdi.
Tuncay Özkanın, üye hakim Hüsnü Çalmuku reddine ilişkin talebinin ise geri çevrilmesine karar veren mahkeme heyeti, tutuksuz sanık Adil Serdar Saçanın mağdur olarak yargılandığı trafik kazasıyla ilgili dosyanın araştırılarak ilgili mahkemeden incelenmek üzere celbini kararlaştırdı.
Mahkeme heyeti, müştekiler Ali Balkız, Kazım Genç ve mağdurlar Minas Durmaz Güler ve Mesrob Mutafyana yönelik olduğu iddia edilen suikast planlarıyla ilgili olarak istihbari bilgi olup olmadığının sorulması, varsa bu konuya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gizlilik esasları dikkate alınarak gönderilmesi için Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verdi.
Mahkeme heyeti, Jandarma Genel Komutanlığına müzekkere yazılarak, 2003 ve 2004 yıllarında | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.05.2010 | | | ErgenekondavasındaarakararErgenekon davasında ara karar |
|
| Erzincan davasında önemli bilgi | Samanyolu Haber | 07.05.2010 07:54 |  | | Başsavcı İlhan Cihanerin de yargılandığı Ergenekon davasının dünkü duruşmasında önemli bir bilgi ortaya çıktı. İddianameyi hazırlayan savcı, Cihanerin itirazları üzerine, soruşturmanın bitmediğini açıkladı. Bazı şüphelilere ilişkin yeni delillerin bulunduğunu ve yeni bir iddianamenin daha hazırlanacağını vurgulayan savcı, Mevcut davanın bazı sanıkları, o dosyadaki kişilerle de irtibatlı. dedi.
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 3 gündür devam eden ve 3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk ile Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihanerin de yargılandığı Ergenekon davasında önemli gelişmeler yaşanıyor. Duruşmanın başladığı gün, F-16ların mahkeme üzerinde uçması tartışılırken, davanın dünkü bölümüne iddianameyi hazırlayan Savcı Taner Aksakalın açıklamaları damgasını vurdu. Savcının verdiği bilgiler, Ergenekonun Erzincan yapılanmasına ilişkin soruşturmanın derinleşerek devam ettiğini gösterdi. Kamuoyunda millete ve hükümete yönelik kirli tezgâh olarak bilinen planla ilgili ayrı bir soruşturmanın yürütüldüğünü vurgulayan Aksakal, bu kapsamda ifadelerin alındığını, delillerin toplandığını belirtti. Mevcut davanın bazı sanıklarının o dosyadaki kişilerle de irtibatlı olduğuna dikkat çeken Aksakal, bunları ilgilendiren delillerin daha sonra dava dosyasına konulacağını kaydetti. Savcı, bunun gerekçesini ise şöyle açıkladı: Soruşturmanın gizliliği kararı var. Bu nedenle söz konusu dosyadaki delillerin mahkemeye ibrazı mümkün değil.
Albay Dursun Çiçek imzalı İrtica ile Mücadele Eylem Planının Erzincanda hayata geçirilmesiyle ilgili davaya dün devam edildi. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan üçüncü duruşmanın başında tutuklu sanıklardan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, usule ilişkin konuşacağını belirterek söz aldı. Cihaner, geçtiğimiz günlerde polis korumasının Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanık olarak dinlendiğini öğrendiğini ifade etti. Bu kapsamda hakkında ayrı bir soruşturma yürüyüp yürümediğini, ayrıca kendisi ve diğer sanıklar hakkında önleyici dinleme yapılıp yapılmadığını sordu. Mahkeme heyeti, bu konuda karar için duruşmaya ara verdi. Bu sırada tutuklu sanık Cihaner de avukatlarıyla görüştü. Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, Cihaner ve davanın diğer sanıkları hakkında ayrı bir soruşturma olup olmadığının Erzurum Başsavcılığından sorulmasına hükmetti. Sanıklar hakkında önleyici dinleme yapıldığına ilişkin soruya ise bu konunun yasal olarak açıklanmasının mümkün olmadığından TİBe sorulması talebinin reddine karar verdi. Sanık avukatlarının itirazları üzerine söz alan Savcı Taner Aksakal, İrtica ile Mücadele Eylem Planının hayata geçirilmesiyle ilgili soruşturmanın tefrik edilerek ayrı bir numara üzerinden devam ettiğinin yargılama konusu olan iddianamede belirtildiğini hatırlattı. Süren soruşturma dosyasında davanın bazı sanıklarına ilişkin delillerin bulunduğunu belirten Aksakal, bu delillerin iddianameye dönüştüğünde bu dava dosyasına da sunulacağını kaydetti. Şu anda yargılanan sanıkların mahkeme önüne çıkmasının gecikmemesi, yasal haklarının ihlal edilmemesi için bir an önce dava açıldığını kaydeden Aksakal, Buradaki bazı sanıklarla ilgili belgelerin bu aşamada dava dosyasına konulması gizlilik kararına aykırı olacak ve soruşturmaya halel gelecek. Bu nedenle bu aşamada bazı delilleri sunmadık. O dava açıldığında delilleri de sunacağız. dedi.
Sanık avukatlarının buna itiraz etmeleri üzerine tekrar söz alan Savcı Aksakal, huzurda yargılanan sanıklar için süren herhangi bir soruşturma olmadığını tekrar vurguladı. Aksakal, Huzurda olmayan bir kısım kişiler, meçhul kişiler hakkında soruşturma sürüyor. O kişilerle buradaki sanıkların irtibatını gösteren delilleri ibraz etmedim. Ben sanıklar lehine ya da aleyhine dosyaya herhangi bir delil koymamış değilim. Cihaner benim dosyaya delil koymadığımı söylüyor, isterse bu konuda suç duyurusunda bulunabilir. diye konuştu.
Daha sonra iddianamede üç numaralı sanık olarak yer alan tutuksuz sanık Albay Ali Tapan savunmasını yaptı. Tapan, savunmasına başlarken hâlâ süren bir soruşturma olduğu için göstereceği tanıkların sanık olabileceğini belirterek, duruşmada ismini açıklamayacağını vurguladı. Bunun üzerine mahkeme başkanı, duruşma sonunda getirdiği takdirde tanığı gizli olarak dinleyebileceklerini söyledi. İddianamede ise gizli tanıklar dışında başka somut delil bulunmadığını ileri sürdü. Hakkındaki suçlamaları reddeden Tapan, savunmasının sonunda dosyanın Yargıtaya gönderilmesini ve hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasını istedi.
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahke-mesinde görülen duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, Erzincan İl Jandarma Komutanı Albay Ali Tapanın çapraz sorgusuna geçmek istedi. Bu isteğe itiraz eden Tapanın avukatı Hüseyin Özarslan, davaya paralel bir soruşturmanın sürdüğünü ve bu aşamada çapraz sorgu yapılmasını istemediklerini söyledi. Bunun üzerine Karatayın çapraz sorguya cevap vermek isteyip istemediğini sorduğu Tapan, avukatı Özarslana | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.05.2010 | | | ErzincandavasındaönemlibilgiErzincan davasında önemli bilgi |
|
| Atabeyler davasında yine cevap yok | Samanyolu Haber | 29.04.2010 12:47 |  | | Atabeyler Grubuna yönelik açılan ve aralarında 2 emniyet müdürü, 2 subay ve 2 astsubayın da bulunduğu 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkemenin çetenin Ergenekon bağlantılarıyla ilgili belge istediği İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden cevap geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinden ise yine cevap gelmedi. Atabeyler davasının Ankara 11. Ağır Cezanın talebi üzerine Ergenekon davası ile irtibatlı olup olmadığına İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi karar verecek.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görülen duruşmaya tutuksuz sanıklar Murat Eren, İsmail Binici ve Yasin Yaman ile sanık avukatları katıldı. Sanıklar Mustafa Raşit Çavdar ile Mehmet Karatepenin avukatı Hakan Doğan, davanın karara çıkmasının İstanbuldaki soruşturmalar sebebiyle uzadığını belirtti.
Mustafa Raşit Çavdarın emniyet görevlisi olduğunu hatırlatan Doğan, idari yönden disiplin cezası aldığını söyledi. Davanın sonuçlandırılmasının kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Doğan, bu nedenle İstanbul CMKnın 250. maddesi ile yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine müzekkere yazılarak bu hususun belirtilmesini ve daha önce yazılan müzekkere cevaplarının kısa sürede verilmesinin talep edilmesini istedi.
Mahkeme Başkanı Hasan Şatır ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap geldiğini ve 3 adet DVD gönderildiğini açıkladı. İstanbul CMKnın 250. maddesi ile yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine yazılan müzekkere cevapların yine gelmediğini belirten Şatır, yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasını kararlaştırdı. Sanık avukatlarının 3 adet DVDyi inceleyip beyanda bulunmaları için süre verilmesini kararlaştıran Şatır, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Atabeyler çetesine yönelik operasyonda tutuklanan, aralarında Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli subay ve astsubayların da bulunduğu 10 sanıkla ilgili yargılama Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 4 yıl önce başlamıştı. Sanıklar hükümete karşı darbe hazırlığı suçlamasıyla yargılanıyor.
Atabeylerin askerleri Yüzbaşı Murat Eren, astsubaylar Yasin Yaman ve Erkut Taş hakkında Genelkurmay Askeri Mahkemesinde de yargılama yapıldı. Çete üyesi olmaktan askeri mahkemede 5 yıl 7 ay 25 gün hapis cezasına çarptırılan Erenin, devlete ait gizli bilgileri içeren CDyi Yunis Akkayaya verdiği kesinleşti. Erenin yalnızca görevi gereği edindiği gizli belgeleri açıklamak ve zimmetli askeri mühimmatı gizlemek suçundan ceza aldığı duyuruldu. Eren, Taş ve Yaman, YAŞ kararıyla TSKdan ihraç edildi.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 29.04.2010 | | | AtabeylerdavasındayinecevapyokAtabeyler davasında yine cevap yok |
|
| Poyrazköy davasında önemli karar | Samanyolu Haber | 09.04.2010 12:22 |  | | Ergenekon soruşturması kapsamında Poyrazköyde yapılan kazılarda ele geçirilen mühimmatla ilgili davada, avukatların davanın askeri mahkemeye gönderilmesi talebi reddedildi. Heyet, ayrıca Agos gazetesi avukatlarının müdahil olma talebini de reddetti.
Poyrazköy davasının ilk duruşmasına tutuklu ve tutuksuz tüm sanıklar katıldı. 5i tutuklu 17 sanığın hazır bulunduğu duruşmaya Agos gazetesi adına avukatlar müdahil talebinde bulunmak üzere katıldı. Sanık avukatları davanın askeri mahkemeye gönderilmesini talep etti.
Mahkeme Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmaoğlu, duruşmanın sesli ve görüntülü olarak kaydedildiğini açıkladı. Mahkeme Başkanı daha sonra müdahil talebinde bulunan Agos gazetesi avukatlarına söz hakkı verdi.
Avukat Fethiye Çetin, söz konusu soruşturmada ele geçen Kafes Eylem Planı adlı belgede Agos gazetesine yönelik doğrudan eylem planlandığını söyledi. Çetin, Agos gazetesi abonelerinin listesinin de sanıklardan ele geçirildiğini, gazete yakınlarında bomba patlatılarak korku oluşturulmasının hedeflendiğini kaydetti. TCKnın 314. maddesinin hazırlık aşamasını da cezalandırmayı düzenlediğini ifade etti. Çetin, bu nedenle davaya müdahil olmak istediklerini söyledi.
Bu talebe karşı diyecekleri sorulan sanık avukatlarından Celal Ülgen, iddiaların havada olduğunu savundu. Bu nedenle gazetenin suçtan zarar görmesinin söz konusu olmadığını belirten Ülgen, müdahillik talebinin en azından ilk savunmaların alınmasından sonra değerlendirilmesini talep etti. Ülgen, savunma olanaklarının kısıtlı olduğunu ve bu ortamda savunma yapmalarının olanaksız olduğunu kaydetti.
Sanık avukatlarından Ali Nur Doğan Günay, müdahillik talebinin reddini istedi. Günay, Kafes belgesinin sahte imzalarla hazırlanmış belge olduğunu savundu. Uzun bir konuşma yapan ve yargılama usullerini anlatan bir kısım sanıkların avukatı Şeref Dede, Bizce bu dava bu mahkemenin yetkisinde değil. Askeri mahkemeye gönderilmelidir. Yoksa biz burada yargılanmaktan rahatsız değiliz. Mevzuata uyulmasını istiyoruz. dedi.
Avukatların talepleri ile ilgili görüşü sorulan duruşma savcısı Ahmet Nuri Saraç, müdahillik talebinin ve davanın askeri mahkemeye gönderilmesi isteğinin reddedilmesini istedi. Savcı Saraç, askeri mahkemeye gönderilmeme gerekçesinin tensip tutanağında anlatıldığı ve karar verildiğini hatırlattı.
Mahkeme heyeti davanın askeri mahkemeye gönderilmesi ve Agos gazetesi avukatlarının müdahil olma taleplerini reddetti. (CİHAN)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 09.04.2010 | | | PoyrazköydavasındaönemlikararPoyrazköy davasında önemli karar |
|
| Ergenekon sanığından tuhaf teklif | Samanyolu Haber | 18.03.2010 16:32 |  | | Birleştirilen Ergenekon davasının tutuklu sanığı Kemal Aydın, Türklüğünün sorgulandığını öne sürerek, Sayın Başbakan Türkiyede 36 etnik köken olduğunu söyledi. Ben de mahkeme heyetinin hangi etnik kökenlere ait olduğunu öğrenmek istiyorum. dedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Birleştirilen Ergenekon davasının 48. oturumuna tutuklu sanıklardan Mehmet Haberal, Levent Ersöz, Fatih Hilmioğlu, Muzaffer Öztürk katılmadı, diğer tutuklu sanıklar duruşmada hazır bulundu.
Duruşmaya, sanık İbrahim Özcanın avukatı Yusuf Erikelin yarım kalan savunmasına devamıyla başlandı. Önceki oturumda mahkeme heyetine Burası mahkeme mi yoksa morg mu? Sizler ölü yıkayıcısımısınız ? diye soran Erikel, bu oturumda da Rica ediyorum, öncelikle müvekkillerimin tahliyesine karar verilsin. Daha sonra da tutuksuz yargılanarak beraat etsinler. dedi. Erikel, daha sonra da Görelim bakalım inanmak istediğimiz adalet var mı yok mu? diye konuştu.
Dosyada müvekkilleri aleyhindeki belgelerden darbe çıkmak bir yana hikaye bile çıkamayacağını savunan Erikel, Ergenekon iddianamesi, dünyanın en tirajı komik eseridir. Üstelik yazarları da ortada yok. dedi. Avukat Erikel, Müvekkilimin kızıldereli katliamıyla ilgili gittiği konferans delil olarak dosyaya konulmuş. Kızılderelileri bunlar mı katletti? Belki Romayı da bunlar yakmıştır.şeklinde konuştu.
Mahkeme heyetine bir de fikir veren Erikel, Ne olur iddianameyi kabul kararınızdan dönünüz ve vicdanınızın sesini dinleyiniz. diye konuştu. Müvekkili İbrahim Özcanın, bazı kişilere paket, kitap ve afiş göndermesinin örgüt kapsamında değerlendirildiğini belirten avukat Erikel, Bu paketleri gönderen suçlu da peki alanlar nerede? dedi.
Avukat Erikelin savunmasını tamamlamasının ardından tutuklu sanık Kemal Aydının savunmasına geçildi. Soruşturma aşamasında kendisine tutuklanma gerekçesinin kendisine söylenmediğini belirten Aydın, hakkındaki tutuklama müzekkeresinin okunmasını istedi. İddianamede kendisi hakkında 75 sayfa ayrıldığını belirten Kemal Aydın, başka sanıklarda benim hakkımda geçen bölümlerle toplam 90-100 sayfada kendisiyle alakalı bilgiler verildiğini söyledi.
Mahkeme heyetine, redd-i hakim taleplerini neden reddettiklerini soran Kemal Aydın, Yoksa tehdit mi alıyorsunuz? dedi. Aydın, yargılamanın bilerek yavaş işletildiğini iddia eden Aydın, Tavan çöktü diye bahane ettiniz, duruşmayı ertelediniz. Yarın gökkubbe çöktüğünde ne yapacaksınız? diye sordu.
Davada Türklüklerinin sorgulandığını iddia eden Aydın, Sayın Başbakan, Türkiyede 36 etnik köken olduğunu söyledi. Heyetin hangi etnik kökenlere ait olduğunu öğrenmek istiyorum. dedi.
Yargılamanın yapıldığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden kuvvet alarak sanıklara zulüm edildiğini iddia eden sanık Aydın, Yüce mahkemeniz de bize bunlar yapılsın diye yargılamayı geciktirmiştir. Mahkemenin bahanesini bilmek istiyorum. Yüce mahkeme istese bu saldırıya karşı bizi koruyamaz mıydı acaba? sorusunu yöneltti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın bölücübaşı Abdullah Öcalana Sayın diye hitap ettiğini belirten Aydın, mahkeme heyetine hitaben Heyetinize bu nedenle sayın şeklinde hitapta bulunmayacağım. Saygıdeğer heyetiniz diyeceğim. İddia makamında bulunan savcılara ise sayın ifadesini kullanacağım. şeklinde konuştu.
ÖZKAN VE BALBAYIN KAMUOYU OLUŞTURMA GAYRETİ
Öte yandan, 8 Mart 2010 tarihinde basın mensuplarını, 16 Mart 2010 tarihinde de siyasi parti temsilcilerini duruşmayı izlemeleri için Silivriye davet eden tutuklu sanıklardan Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay, bu duruşmada da toplumun duyarlı kesimlerini ve temsilcilerini davet etti. Kamuoyuna açık mektup başlığıyla basın mensuplarına iletilen yazılı açıklamada Ülkemizin içinde, dışında, üzerinde birleşilen düşüncelerinden biri de Ergenekon davasının kamuoyunu böldüğüdür. Bunun somut örneği sık sık yayınlanan anketlerdir. Bu anketlerde insanlarımızın Ergenekon davasına inanıp inanmadığı sorulmaktadır. Salt bu durum bile davanın kamuoyu kadında ne kadar hukuktan uzak olduğunu göstermektedir. denildi.
Anketle hukukun aranmayacağı belirtilen açıklamada Herkesin, her kesimin bölündüğü, derin şüphelerin doğduğu bu ortamda çözüm, adil, hızlı ve tutuksuz yargılamadır. Ancak bunun yerine kamuoyu katında bir başka yargılama öne çıkmıştır.Dava kapsamındaki herkesi halkın gözünde suçlu gösterme ve halk katında mahkum etme hedefine dönük bu özel yargılamanın ters teptiğini görüyoruz. ifadesi kullanıldı.
Duruşmaların Cuma günkü bölümlerinde sanıklar ve avukatların, durumlarını, davaya ilişkin düşüncelerini mahkeme heyetine anlattıkları hatırlatılan açıklamada, Toplumun duyarlı kesimlerini ve temsilcilerini cuma günleri duruşmaları izlemeye, sürece tanıklık etmeye davet ediyoruz. ifadesine yer verildi.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.03.2010 | | | ErgenekonsanığındantuhafteklifErgenekon sanığından tuhaf teklif |
|
| Cem Uzan bir günde 3 davadan yargılandı | Samanyolu Haber | 09.12.2009 16:59 |  | | GENÇ Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan, bugün Sulatanahmet?teki İstanbul Adliyesinde 3 ayrı davadan yargılandı. İmar Bankası?nın zarara uğratılması, hileli iflas zimmet ve dolandırıcılık ile suçlanan Cem Uzan, firari olduğu için duruşmalara katılmadı. Cem Uzanın avukatları duruşmalarda hazır bulundu.
İMAR BANKASI DAVASI
İmar Bankası?nı zarara uğrattıkları iddiasıyla haklarında dava açılan ve aralarında Cem Uzan?ın da bulunduğu, 18 sanığın yargılanmasına devam edildi. TMSF avukatlarının sanıklar Melahat Uzan ve Ayşegül Uzan hakkında tutuklama kararı çıkarılması talebini Mahkeme Heyeti reddetti. Mahkeme Heyeti, dava dosyasının bilirkişiye gönderilmesine ve bazı incelemelerin yapılıp, rapor hazırlanmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi?nde görülen duruşmaya sanıklardan Ahmet Özen, Ahmet İsmail Sevinç, Cengiz Argun?unda aralarında bulunduğu 10 tutuksuz sanık ve taraf avukatları katıldı. Cem Uzan hakkında çıkarılan tutuklama kararına avukatı itiraz etmişti. Mahkeme Başkanı, itirazı değerlendirmek üzere dosyanın İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi?ne gönderildiğini hatırlatarak reddildiğini belirtti.
Cumhuriyet Savcısı yargılama dosyasının mahkemece seçilecek bilirkişi heyetine verilmesini ve bilirkişilere gerektiğinde ilgili bankada her türlü inceleme yetkisinin verilmesini talep etti. Mahkeme Heyeti, TMSF avukatlarının Cem Uzan?ın annesi Melehat Uzan ve kızkardeşi Ayşegül Uzan hakkında tutuklama kararı verilmesi talebini reddetti ve dosyanın bilirkişiye gönderilerek bazı incelemeler yapılıp, rapor hazırlanmasına karar verdi. Duruşma ertelendi.
DOLANDIRICILIK DAVASI
Yine 8. Ağır Ceza Mahkemesinde zimmet, dolandırıcılık ve devlete karşı dolandırıcılık suçlamalarıyla görülen davaya Cem Uzan, Kemal Uzan, Yavuz Uzan, Murat Hakan Uzan ve Ayşegül Uzan katılmazken, 34 sanıktan 17?si hazır bulundu.
Savcı, toplanan maddi delillerle birlikte iddia ve savunmaların değerlendirilerek yargılama konusu eylemlerde bankanın zarara uğratılıp uğratılmadığının tebpit edilmesini istedi. Eğer banka zarara uğratılmışsa sanıkların ve sorumluluklarınnın ayrı ayrı gösterilerek uzman kişilerce seçilerek heyetçe hazırlanacak bilirkişi raporunun alınmasının düşünüldüğünü söyledi.
Mahkeme Heyeti, sanık Cem Uzan hakkında yokluğunda verilen tutuklama kararının sürdürülmesine, sanığın kırmızı bültenle aranmasına ve yakalandığında Türkiye?ye iadesi için yapılan işlemlerin sonucunun beklenmesini kararlaştırdı. Dosyasının bilirkişiye gönderilerek bazı incelemeler yapılıp, rapor hazırlanmasına karar veren Mahkeme Heyeti, duruşmayı erteledi.
HİLELİ İFLASTA ZAMAN AŞIMI ARAŞTIRILACAK
TMSF tarafından 2003?te el konulan İmar Bankası?nın hileli iflasına neden oldukları ileri sürülen Cem Uzan?ın?da aralarında bulunduğu 48 sanık hakkında İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesi?nde açılan davanın görülmesine de devam edildi. Duruşmaya Bahattin Uzan, Hilmi Başaran, Mustafa Akar, Tacettin Pak?ın da aralarında bulunduğu 4?ü tutuklu toplam 28 sanık katıldı. Mahkeme başkanı, Cem Uzan hakkında çıkarılan tutuklama kararına yapılan itirazın İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddildiğini açıkladı.
Duruşmada söz alan tutuklu sanık Bahattin Uzan 4 sayfalık savunma dilekçesini mahkeme heyetine sunarak,İmar Bankası?nda görev almadım. Grup şirketlerinden Yapı ve Ticaret Şirketi?nde Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptım. Bulunduğum pozisyon itibariyle hileli iflas suçunu işlemem söz konusu değildir. Suçsuzum beraatimi istiyorum dedi. Hilmi Başaran, Ömer Ramis Soylu, Olgun Uyar, Emine Birsen ve diğer diğer sanıklarda İmar Bankası?nın hileli iflasına neden olmadıklarını belirterek, beraatlerini talep etti.
Savcı Fikret Ünalan, mütalaasında iddianamede Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu?nca 3 Temmuz 2003 tarihiyle bankanın işlem yapılmasına son verildiğini ifade etti. Savcı, sanıklar hakkında her ne kadar hileli iflastan dava açılmışsa da iflas kararının idarece geç verilmesi veya verilen kararın Yargıtayca geç onanmasının sanıklar aleyhine bir karine teşkil etmeyeceğini belirtti. Savcı, davanın eski TCK?nin 506. Maddesini içeren hileli iflas çerçevesi içinde değerlendirilerek öncelikle zaman aşımını kesen işlem olup olmadığının araştırılmasını talep etti.
İddianamenin 13 Mart 2009?da açıldığını da ifade eden Savcı, Bu da asli dava zamanaşımı olan 5 yıllık süreyi yaklaşık bir yıla yakın aşmışştır kanaatindeyiz. Bu nedenle 765 sayılı TCK?nin 104. Maddesi çerçevesinde başkaca bir zamanaşımını kesen işlem var mıdır, yok mudur bunun araştırılmasını ilk etapta talep ediyoruz dedi.
Mahkeme Heyeti, Cem Uzan hakkında çıkarılan tutukluluk kararının devamına karar verdi. Mahkeme Heyeti, TMSF avukatlarının zamanaşımı savunmasına karşı diyeceklerini hazırlamaları için süre vererek, duruşmayı erteledi.
DHA | | Samanyolu Haber Son Dakika 09.12.2009 | | | CemUzanbirgünde3davadanyargılandıCem Uzan bir günde 3 davadan yargılandı |
|
| Ergenekon davasında Özkök talebi | Samanyolu Haber | 02.11.2009 16:22 |  | | Ergenekonun ikinci iddianamesinde yer alan sanık Kurmay Albay Mustafa Koçun avukatı Hasan Gürbüz, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçede, eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkökün tanık olarak dinlenmesini istedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasında, ikinci iddianamede sanık olarak yer alan Kurmay Albay Mustafa Koçun avukatı Hasan Gürbüz, mahkeme heyetine dilekçe verdi.
Gürbüz dilekçesinde, müvekkili Mustafa Koçun Cumhuriyet Çalışma Grubu (ÇÇG) içerisinde bulunduğu ve bu grubun darbe planları yaptığının ileri sürüldüğünü belirterek, Şener Eruygur, Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur ve Cihandar Hasanhanoğlunun da CÇG içinde yer aldığının iddia edildiğini söyledi.
İddianamedeki iddialar karşısında aralarında irtibat kurulan şüphelilerin sorgu ve savunmalarının peş peşe yapılmasının yargılama bütünlüğü ve savunmalar açısından faydalı olacağını söyleyen Gürbüz, sırasıyla Hasan Atilla Uğur, Mustafa Koç ardından da tutuksuz yargılanan Cihandar Hasanhanoğlunun ifadesinin alınmasını istedi.
Gürbüz, bu savunmaların ardından da dönemin Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkökün de tanık sıfatıyla dinlenmesini talep etti.
Bu arada Ergenekon savcıları, iddianameyi okumaya devam ediyor.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.11.2009 | | | ErgenekondavasındaÖzköktalebiErgenekon davasında Özkök talebi |
|
| Ergenekon davasında FLAŞ TALEP | Samanyolu Haber | 02.11.2009 15:40 |  | | Ergenekonun ikinci iddianamesinde yer alan sanık Kurmay Albay Mustafa Koçun avukatı Hasan Gürbüz, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçede, eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkökün tanık olarak dinlenmesini istedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasında, ikinci iddianamede sanık olarak yer alan Kurmay Albay Mustafa Koçun avukatı Hasan Gürbüz, mahkeme heyetine dilekçe verdi.
Gürbüz dilekçesinde, müvekkili Mustafa Koçun Cumhuriyet Çalışma Grubu (ÇÇG) içerisinde bulunduğu ve bu grubun darbe planları yaptığının ileri sürüldüğünü belirterek, Şener Eruygur, Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur ve Cihandar Hasanhanoğlunun da CÇG içinde yer aldığının iddia edildiğini söyledi.
İddianamedeki iddialar karşısında aralarında irtibat kurulan şüphelilerin sorgu ve savunmalarının peş peşe yapılmasının yargılama bütünlüğü ve savunmalar açısından faydalı olacağını söyleyen Gürbüz, sırasıyla Hasan Atilla Uğur, Mustafa Koç ardından da tutuksuz yargılanan Cihandar Hasanhanoğlunun ifadesinin alınmasını istedi.
Gürbüz, bu savunmaların ardından da dönemin Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Hilmi Özkökün de tanık sıfatıyla dinlenmesini talep etti.
Bu arada Ergenekon savcıları, iddianameyi okumaya devam ediyor.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.11.2009 | | | ErgenekondavasındaFLAŞTALEPErgenekon davasında FLAŞ TALEP |
|
| Özkan, Mahkeme Başkanı ile tartıştı | Samanyolu Haber | 26.10.2009 17:56 |  | | Birleştirilen Ergenekon davasında, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, ile tutuklu sanıklardan Tuncay Özkan tartıştı.... Birleştirilen Ergenekon davasında heyetten bazı üyelerin reddine ilişkin taleplerin kabul görmemesi üzerine mahkeme başkanı Köksal Şengün ile bazı sanıklar arasında tartışma yaşandı.
Talebimiz belirttiğimiz gerekçeler tamamen incelenmeden karar verilmiştir. iddiasında bulunan sanıklara Şengün, talebin hem İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin diğer heyetince, hem de bir üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde reddedildiğini hatırlattı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilen 2. ve 3. Ergenekon davalarının görülmesine devam edildi. Duruşmaya; Tuncay Özkan, Gürbüz Çapan ve Adil Serdar Saçanın da aralarında bulunduğu 48 tutuklu sanık katıldı. Mehmet Haberal, Levent Ersöz, Mustafa Dönmez, Fahri Kepek ve Fatih Hilmioğlu ise duruşmaya katılmadı. Şener Eruygurun da aralarında bulunduğu 43 tutuksuz sanık duruşmaya gelmezken, Sinan Aygün, Vural Vural ve Emin Şirinin de aralarında bulunduğu 12 tutuksuz sanık salondaki yerlerini aldı. Tutuklu sanık Tuncay Özkana destek vermek isteyen ve Yeni Parti üyesi çok sayıda izleyici de duruşma salonuna geldi. Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Şahin Mengü, Turgut Dibek, Atilla Emek, Atilla Kart, Birgen Keleş, Halil Ünlitepe, Rahmi Güner, Ahmet Küçük, İsa Gök, Fatih Atay, Malik Ejder Özdemir, Ali Rıza Öztürk ve Ali İhsan Köktürk de izleme heyeti olarak duruşmada yerini aldı.
12 Ekim 2009 tarihli oturumda yapılan heyetten bazı üyelerin reddine ilişkin taleplerin değerlendirilmesi için verilen 2 haftalık aranın ardından bugün birleştirildikten sonraki 9. duruşmaya devam edildi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, heyetten bazı üyelerin reddine ilişkin talebin, önce İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin diğer heyeti tarafından, daha sonra bu karara yapılan itirazın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddettiğini açıkladı. Şengün, yarım kalan iddianamenin okunmasına devam ederek duruşmayı başlattı. Ancak Tuncay Özkanın ısrarla söz istemesi üzerine Şengün ile Özkan arasında tartışma yaşandı. Tuncay Özkan ısrarla konuşmak isteyip, Bana söz vermek zorundasınız. deyince Şengün, Size söz vermiyorum efendim, buyurun oturun yerinize. diye cevap verdi. Aynı sözler ısrarlı bir şekilde defalarca tekrar edildi. Özkan, uzun süre yerine oturmamak konusunda ısrar edince Şengün, İddianame bir an önce okunsun. Bu, hepimiz adına iyi olur. Özellikle yargılamanın devamı adına sizin açınızdan daha da önemli. dedi. Özkan ise, Ben kocaman adamım. Sus deyince susup yerinde oturacak bir adam değilim. Sus deyince susacak bir adam olsaydım şimdi burada olmazdım. Sizin bize karşı bir önyargınız var. diye konuştu. Özkanın ses tonunu yükselttiği, hatta kendisine mikrofon verilmediği zamanlarda dahi mahkeme salonunun geniş olmasına rağmen sesinin rahatlıkla duyulduğu gözlendi. Hakim Şengün ise, Mahkemenin size karşı bir önyargısı yok. cevabını verdi. Özkan, sözleriyle mahkeme başkanıyla olan tartışmasına devam etmek istedi. Başkan Şengün, uzun uğraşlar sonucunda Özkanın yerine oturmasını, Farklı tedbirler almak zorunda bırakmayın bizi lütfen! sözleriyle sağladı.
Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan da, mahkemenin, heyetten bazı üyelerin reddine ilişkin verdiği karar öncesinde kendi gerekçelerinin dikkate alınmadığını ileri sürdü. Silivride Ergenekon davasına bakan sizin oluşturduğunuz heyet ile Beşiktaşta diğer davalara bakan ikinci bir heyet bulunmaktadır. Ceza Muhakemeleri Yasasında yeterince üye bulundurulur ibaresi, yeni bir heyet kurulur anlamına gelmemektedir. Heyetiniz, olağanüstü bir yargılama yapmaktadır. Anayasaya karşı hile yoluyla yargılama yapıyorsunuz. Yargılamanın ilk gününden beri heyetinizde hiçbir değişiklik yapmıyorsunuz. Arada bir diğer heyetten üyelerle değişim yaparak duruşmayı devam ettirseniz belki bunları düşünmeyecektik. Ancak siz bu yolla HSYKnın hakkını gasp ediyorsunuz. Mahkemenin olağanüstü bir mahkeme olup olmadığı, yargılamanın da olağanüstü bir yargılama olup olmadığı konusunda bir karar verilmeden heyetten bazı üyelerin reddine ilişkin karar verilemez. iddiasında bulundu.
Talepleri değerlendiren Köksal Şengün, 5235 sayılı yasanın 9/3 maddesine uygun olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde bir başkan ve 7 üyenin görevli bulunduğunu belirtti. Şengün, Bu yasa üye sayısını sınırlamamıştır, yeteri kadar üye bulunur demiştir. dedi. Şengün, mahkemede Kemal Can, Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşıloğlunun görevli olduğunu, Ergenekon iddianamesinin kabul edilmesinden sonra da Gökmen Demircan, Ömer Diken ve ardından da Hüsnü Çalmuk ve Faik Sabanın da aynı mahkemede görevlendirildiğini söyledi.
Görevlendirmelerin Anayasaya uygun olarak HSYK tarafından yapıldığını belirten Şengün, HSYKnın 29 Temmuz 2008 tarihli görevlendirme yazısında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin iş yoğunluğu nedeniyle iki ayrı heyet halinde çalışmasına, mahkeme başkanının mazereti | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.10.2009 | | | ÖzkanMahkemeBaşkanıiletartıştıÖzkan Mahkeme Başkanı ile tartıştı |
|
| Yıldırım 2 hafta süre istedi | Samanyolu Haber | 02.10.2009 15:18 |  | | Ergenekon ana davasıyla birleştirilen Danıştay davası tutuklu sanıklarından Osman Yıldırım, İstanbul Barosu tarafından görevlendirilen avukatı Ramazan Zeybek ile birlikte savunmasını hazırlayabilmesi için 2 hafta süre verilmesini talep etti. Yıldırım, bu süre içindede duruşmalardan muaf tutulmasını da talep etti. Yıldırım, daha önceki duruşmalarda avukata ihtiyacı olmadığını, savunmasını avukata gerek olmadan verebileceğini söylemişti.
Ergenekon ana davasının 113. duruşması, sorgusunun alınması beklenilen Danıştay davasının tutuklu sanığı Osman Yıldırıma İstanbul Barosu tarafından görevlendirilen avukat Ramazan Zeybekin gecikmesi nedeniyle saat 10.20de başladı. Duruşmaya tutuklu sanıklardan Ümit Sayın, Ümit Oğuztan, Kahraman Şahin ve Hayrettin Ertekin ile başka suçtan tutuklu bulunan Semih Tufan Gülaltay ve Sedat Peker katılmadı. Tutuklu 26 sanık ile tutuksuz sanıklardan İbrahim Benli ve Güler Kömürcü Öztürk duruşmada hazır bulundu.
Tutuklu sanık Osman Yıldırımın sorgusu için çağrılmasından önce açıklama yapmak için avukat Zeynep Küçük söz aldı. Veli Küçükün avukatı ve kızı Zeynep Küçük, Önceki oturumda talepler doğrultusunda iddianamede Danıştay saldırısı ile ilgili geçen bölümler savcılık makamı tarafından okundu. Ancak kendilerine yöneltilen Danıştay davası iddianamesine katılıp katılmadığı şeklindeki soruyu cevaplamadılar. Danıştay davası sanıklarının hangi ceza maddelerinden cezalandırılmalarını istiyorlar? Bunu açıklamak durumundalar. Mahkemeniz, Danıştay sanığı Süleyman Esenin tahliyesine karar verdi. Siz, Esenin hangi ceza maddelerinden yargılanacağını biliyor muydunuz? Böyle bir dava olamaz. dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengül, Mahkememizin yaptığı yargılama, Ankaradan birleştirme kararıyla gönderilen dosya üzerinden yapılmaktadır. İddia makamının bu dosyadaki sevk maddelerine katılıp katılmaması mahkemeyi alakadar etmez. şeklinde açıklama yaptı.
Sanık Doğu Perinçekin avukatı Mehmet Cengiz de bir kişinin aynı davada hem sanık hem de tanık olamayacağını söyledi. Ek sorgusuna geçilen Osman Yıldırımın bu davada gizli tanık 9 olduğunun da ortaya çıktığını belirten avukat Cengiz, Bu durum gözetilmeli. Bu davada aynı zamanda gizli tanık olamayacağı da kendisine hatırlatılmalı. Bu da bir ilkeye bağlanmalıdır. Aksi takdirde mahkemeniz yasayı çiğnemiş olacaktır. Sanık sıfatıyla susmayı, tanık sıfatıyla beyanda bulunmayı seçebilir. Sanık olarak ifade vermeyi seçerse gizli tanık sıfatıyla söylemiş olduğu yalanları burada saklayacaktır. Bu durumun bir ilkeye bağlanması, kendisi açısından da uygun olacaktır. İleride kendisini bağlayacak sözler söylemesinin de önüne geçilecektir. dedi.
Avukat Cengizin bu talebi üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, iddia makamından bu talep karşısında mütalaa vermesini istedi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Osman Yıldırımın bu davanın sanığı olduğunu belirterek, diğer sanıkların önünde söyleyemeyeceği bazı konular bulunması halinde diğer sanıkların duruşma salonundan çıkarılarak ifade vermesinin sağlanabileceğini söyledi. Başkan Şengün, Osman Yıldırımın birleşen dosyadaki sanık konumunda ifadesinin alınacağını, varsa gizli tanıklık konusuyla ilgili değerlendirmenin ilerleyen aşamalarda yapılmasına karar verdiklerini açıkladı.
Mahkeme Başkanı Şengünün jandarmalara verdiği talimat üzerine tutuklu sanık Osman Yıldırım, sorgusunun yapılması için sanık kürsüsüne getirildi. Başkan Şengün, mahkemenin bütün bu olayları ayrıntılarıyla ortaya çıkarmayı istediğini belirterek, Bütün olanları, hiç kimseyi suçlamadan objektif olarak anlat. dedi. Daha önceki oturumlarda avukat istemediğini ve savunması için bir avukata gereksinim duymadığını belirten Osman Yıldırım, avukatıyla birlikte savunmasını hazırlayabilmesi için kendisine iki hafta süre verilmesini, bu süre içerisinde de duruşmalardan muaf tutulmasını talep etti. Yıldırım, bu iki hafta içinde avukatının da her gün yanına gelerek savunmayı hazırlaması konusunda kendisine yardımcı olmasını istedi.
Bu sürecin sanık Osman Yıldırıma verilmesini talep ettiklerini belirten avukatı Ramazan Zeybek de, İddia makamının talepleri ve mahkemenizin verdiği kararlar, müdafiliğimizi tereddütlü hale düşürmüştür. Bu konu hakkında İstanbul Barosundan görüş bildirmesini bekliyoruz. Bu konu irdelendikten sonra Danıştay ve Ergenekon davalarıyla ilgili savunmamızı hazırlayacağız. dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Köksal Şengün, sanık Yıldırımı yerine oturtarak sanık ve avukatların taleplerini almaya başladı.
ALPARSLAN ARSLANIN BABASI MÜDAHİL OLMAK İÇİN MAHKEMEYE DİLEKÇE VERDİ
Bu arada sanık Alparslan Arslanın babası İdris Alparslan, mahkemeye ETÖ sanığı Alparslan Arslanın babası olarak diye başlayan iki sayfalık bir dilekçe sundu. İdris Arslan dilekçesinde Danıştay saldırısın gerçekleştiği 17 Mayıs 2006 tarihinden 3-4 ay önce ikamet ettikleri Elazığa gelerek kendisiyle Türkiye ve Dünya meseleleri hakkında konuştuğunu söyledi. Arslan dilekçesinde oğlunun kendisine söylediği bazı | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.10.2009 | | | Yıldırım2haftasüreistediYıldırım 2 hafta süre istedi |
|
| Ergenekon'da FLAŞ GELİŞME | Samanyolu Haber | 02.10.2009 14:24 |  | | Ergenekon ana davasıyla birleştirilen Danıştay davası tutuklu sanıklarından Osman Yıldırım, İstanbul Barosu tarafından görevlendirilen avukatı Ramazan Zeybek ile birlikte savunmasını hazırlayabilmesi için 2 hafta süre verilmesini talep etti. Yıldırım, bu süre içindede duruşmalardan muaf tutulmasını da talep etti. Yıldırım, daha önceki duruşmalarda avukata ihtiyacı olmadığını, savunmasını avukata gerek olmadan verebileceğini söylemişti.
Ergenekon ana davasının 113. duruşması, sorgusunun alınması beklenilen Danıştay davasının tutuklu sanığı Osman Yıldırıma İstanbul Barosu tarafından görevlendirilen avukat Ramazan Zeybekin gecikmesi nedeniyle saat 10.20de başladı. Duruşmaya tutuklu sanıklardan Ümit Sayın, Ümit Oğuztan, Kahraman Şahin ve Hayrettin Ertekin ile başka suçtan tutuklu bulunan Semih Tufan Gülaltay ve Sedat Peker katılmadı. Tutuklu 26 sanık ile tutuksuz sanıklardan İbrahim Benli ve Güler Kömürcü Öztürk duruşmada hazır bulundu.
Tutuklu sanık Osman Yıldırımın sorgusu için çağrılmasından önce açıklama yapmak için avukat Zeynep Küçük söz aldı. Veli Küçükün avukatı ve kızı Zeynep Küçük, Önceki oturumda talepler doğrultusunda iddianamede Danıştay saldırısı ile ilgili geçen bölümler savcılık makamı tarafından okundu. Ancak kendilerine yöneltilen Danıştay davası iddianamesine katılıp katılmadığı şeklindeki soruyu cevaplamadılar. Danıştay davası sanıklarının hangi ceza maddelerinden cezalandırılmalarını istiyorlar? Bunu açıklamak durumundalar. Mahkemeniz, Danıştay sanığı Süleyman Esenin tahliyesine karar verdi. Siz, Esenin hangi ceza maddelerinden yargılanacağını biliyor muydunuz? Böyle bir dava olamaz. dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengül, Mahkememizin yaptığı yargılama, Ankaradan birleştirme kararıyla gönderilen dosya üzerinden yapılmaktadır. İddia makamının bu dosyadaki sevk maddelerine katılıp katılmaması mahkemeyi alakadar etmez. şeklinde açıklama yaptı.
Sanık Doğu Perinçekin avukatı Mehmet Cengiz de bir kişinin aynı davada hem sanık hem de tanık olamayacağını söyledi. Ek sorgusuna geçilen Osman Yıldırımın bu davada gizli tanık 9 olduğunun da ortaya çıktığını belirten avukat Cengiz, Bu durum gözetilmeli. Bu davada aynı zamanda gizli tanık olamayacağı da kendisine hatırlatılmalı. Bu da bir ilkeye bağlanmalıdır. Aksi takdirde mahkemeniz yasayı çiğnemiş olacaktır. Sanık sıfatıyla susmayı, tanık sıfatıyla beyanda bulunmayı seçebilir. Sanık olarak ifade vermeyi seçerse gizli tanık sıfatıyla söylemiş olduğu yalanları burada saklayacaktır. Bu durumun bir ilkeye bağlanması, kendisi açısından da uygun olacaktır. İleride kendisini bağlayacak sözler söylemesinin de önüne geçilecektir. dedi.
Avukat Cengizin bu talebi üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, iddia makamından bu talep karşısında mütalaa vermesini istedi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Osman Yıldırımın bu davanın sanığı olduğunu belirterek, diğer sanıkların önünde söyleyemeyeceği bazı konular bulunması halinde diğer sanıkların duruşma salonundan çıkarılarak ifade vermesinin sağlanabileceğini söyledi. Başkan Şengün, Osman Yıldırımın birleşen dosyadaki sanık konumunda ifadesinin alınacağını, varsa gizli tanıklık konusuyla ilgili değerlendirmenin ilerleyen aşamalarda yapılmasına karar verdiklerini açıkladı.
Mahkeme Başkanı Şengünün jandarmalara verdiği talimat üzerine tutuklu sanık Osman Yıldırım, sorgusunun yapılması için sanık kürsüsüne getirildi. Başkan Şengün, mahkemenin bütün bu olayları ayrıntılarıyla ortaya çıkarmayı istediğini belirterek, Bütün olanları, hiç kimseyi suçlamadan objektif olarak anlat. dedi. Daha önceki oturumlarda avukat istemediğini ve savunması için bir avukata gereksinim duymadığını belirten Osman Yıldırım, avukatıyla birlikte savunmasını hazırlayabilmesi için kendisine iki hafta süre verilmesini, bu süre içerisinde de duruşmalardan muaf tutulmasını talep etti. Yıldırım, bu iki hafta içinde avukatının da her gün yanına gelerek savunmayı hazırlaması konusunda kendisine yardımcı olmasını istedi.
Bu sürecin sanık Osman Yıldırıma verilmesini talep ettiklerini belirten avukatı Ramazan Zeybek de, İddia makamının talepleri ve mahkemenizin verdiği kararlar, müdafiliğimizi tereddütlü hale düşürmüştür. Bu konu hakkında İstanbul Barosundan görüş bildirmesini bekliyoruz. Bu konu irdelendikten sonra Danıştay ve Ergenekon davalarıyla ilgili savunmamızı hazırlayacağız. dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Köksal Şengün, sanık Yıldırımı yerine oturtarak sanık ve avukatların taleplerini almaya başladı.
ALPARSLAN ARSLANIN BABASI MÜDAHİL OLMAK İÇİN MAHKEMEYE DİLEKÇE VERDİ
Bu arada sanık Alparslan Arslanın babası İdris Alparslan, mahkemeye ETÖ sanığı Alparslan Arslanın babası olarak diye başlayan iki sayfalık bir dilekçe sundu. İdris Arslan dilekçesinde Danıştay saldırısın gerçekleştiği 17 Mayıs 2006 tarihinden 3-4 ay önce ikamet ettikleri Elazığa gelerek kendisiyle Türkiye ve Dünya meseleleri hakkında konuştuğunu söyledi. Arslan dilekçesinde oğlunun kendisine söylediği bazı | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.10.2009 | | | ErgenekondaFLAŞGELİŞMEErgenekonda FLAŞ GELİŞME |
|
| FERİT İLSEVER: Bahçeli tanık olarak dinlensin | Türkiye Gazetesi | 28.08.2009 02:29 |  | | | Birinci “Ergenekon” davasının tutuksuz sanıklarından İP Genel Başkan Yardımcısı ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tanık olarak dinlenilmesini istedi. İlsever, Bahçeli’nin, Tuncay Güney’in iddiasına göre, “Ergenekon Terör Örgütü’nün finansörü” olduğunu öne sürerek, “Mahkemenizden, Devlet Bahçeli’nin tanık olarak dinlenmesini ve kendisine sorulmasını talep ediyorum” dedi. Duruşmada, hukukî durumunu, faaliyetlerini ve eylemlerini bütün açıklığıyla ortaya koyduğunu belirten İlsever, şöyle konuştu: “Bu 10 aylık yargılama süreci göstermiştir ki bu davada ortada bir örgüt yoktur. Beraatimi istiyorum” dedi. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 28.08.2009 | | | FERİTİLSEVERBahçelitanıkolarakdinlensinFERİT İLSEVER Bahçeli tanık olarak dinlensin |
|
| Hakim Kaçmaz fena yakalandı | Samanyolu Haber | 09.08.2009 08:13 |  | | Haberalın yeğeni cinayete azmettirmekten tutuklandı. Sanık ve tanıklar suçladı. Savcı azmettirici dedi. Kaçmaz, ilk celsede tahliye etti, sonra da beraat ettirdi. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi hakkında Sincan Adliyesinde incelemelerde bulunan Adalet Bakanlığı müfettişleri bir skandalı ortaya çıkardı. Hakim Osman Kaçmazın uyuşturucu rant kavgası nedeniyle işlenen bir cinayetle ilgili soruşturmada tutuklanarak cezaevine konulan Ergenenekon sanığı Prof. Dr. Mehmet Haberalın yeğeni Alev Haberalı görgü tanığı ifadeleri ve savcılığın mütaalasına rağmen beraat ettirdiği belirlendi.
CİNAYETİN?NEDENİ?UYUŞTURUCU?RANTI
Ferdi Arıkanın (27) Etimesgutta sokak ortasında öldürülmesinin ardından polis soruşturma başlattı. Cinayetin sebebinin uyuşturucu rantı kavgası olduğu belirlenince devreye Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri girdi. Silgi adı verilen operasyonla 20 Eylül 2008 tarihinde Ferdi Arıkanı öldüren tabancanın tetiğini çeken Savaş Yağmurlu ile cinayetin talimatını verdiği iddiasıyla Alev Haberal ve sevgilisi Yener Cengiz ile birlikte 2 adamı gözaltına alındı.
ALEV?HABERAL ATEŞ?ET?DEDİ
Daha önce uyuşturucu ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından sabıkası olan Alev Haberal ile arkadaşları çıkarıldıkları Sincan nöbetçi mahkemesi tarafından tutuklandı. Görgü tanıkları, polis ve savcılık ifadelerinde Alev ateş et dedi şeklinde beyanlarda bulundu. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı sanık Savaş Yağmurlunun cinayet suçundan Alev Haberalın ise azmettirme ve cinayete iştirak suçundan cezalandırılmalarını istedi.
SAVCI KARARA İTİRAZ ETTİ
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Alev Haberal hakkında Hakim Osman Kaçmaz ilk celsede tutuksuz yargılama, sonra da beraat verdi. Kaçmazın kararına itiraz eden savcılık makamı itiraz ederek dosyayı Yargıtaya taşıdı. Öte yandan soruşturmayı yürüten Organize Polisi, Nuray Zeliha Kaya isimli bir kişinin Sincan Adliyesinde rüşvet ilişkileri içine girdiğini belirledi. Yargı görevini yapanı etkileme suçundan gözaltına alınan Kayanın Alev Haberal ve sevgilisi Yener Cengiz için Sincan Adliyesinde görüşmeler yaptığı ileri sürüldü.
KAÇMAZIN HER KARARI BÖYLEYSE!
Mahkeme kararını okumadı mı ?
Sincan 1. Ağır Ceza Başkanı Kaçmazın Telekomünikasyon İletişim Başkanı (TİB) Fethi Şimşek hakkında verdiği yargılanmalı kararı da skandal çıktı. Olay şöyle gelişti: Yerel seçimler öncesinde Facebookta Kemal Kılıçdaroğlu PKKlıdır isimli bir grup oluşturuldu. Kılıçdaroğlunun avukatı CHPli Şahin Mengü, Facebooktaki bu gruba erişimin engellenmesi için Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat etti.
MAHKEME?KARARI?YANLIŞ?YAZDI
Davayı 16 Şubatta karara bağlayan 19. Asliye Hukuk, söz konusu grubun erişiminin engellenebileceğine hükmetti, ancak hüküm 2009-10 sayılı kararda yanlış yazıldı. Kararda www.facebook.comdaki Kemal Kılıçtaroğlu PKKlıdır adlı gruba erişimin engellenmesinin geçici ihtiyati tedbir yoluyla ENGELLENMESİNE denildi.
KAĞITTAKİ?KARARI?UYGULADI? AMA!
19. Asliye Hukuk, gruba erişimin engellenmesinin engellenmesine diyerek gruba erişimin engellenmesi, verilen kararla engellemiş oldu. Karar TİBe gitti ve TİB de mahkeme kararına uyarak herhangi bir engelleme yapmadı. Kılıçdaroğlunun avukatları TİB Başkanı Fethi Şimşekin mahkeme kararını uygulamadığını öne sürerek Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesine müracaat etti. Mahkeme Başkanı Kaçmaz da, 19. Asliye Hukukun verdiği kararı uygulamadı diye Şimşek hakkında yargılama kararı verdi.
STAR | | Samanyolu Haber Son Dakika 09.08.2009 | | | HakimKaçmazfenayakalandıHakim Kaçmaz fena yakalandı |
|
| Son umutları da suya düştü | Samanyolu Haber | 03.08.2009 12:17 |  | | Ergenekon Davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği Danıştay Saldırı Davası ile Ergenekon Davası birleştirme kararına yapılan itirazlar karara bağlandı. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçekin de aralarında bulunduğu 86 sanıklı birinci Ergenekon davasının 52 günlük aranın ardından yeniden başladı.
SANIKLAR SİLİVRİ CEZAEVİNE GETİRİLDİ
Ergenekon soruşturmasının birinci iddianamesinde yer alan 86 sanığın yargılanmasına 52 gün sonra tekrar başlandı. Danıştay saldırganı Alparslan Arslanın ailesi Silivri Cezaevine geldi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davası, yeni duruşma salonunda görülmeye başlandı. 52 günlük aranın ardından görülen duruşmaya Danıştay davasının Ergenekonla birleştirilmesinin ardından Danıştay saldırganı Alparslan Arslanın yakınları da Silivri Cezaevine geldi. Duruşmaya, Alparslan Arslanın yanı sıra Danıştay davasının 2 sanığı da katıldı. Bu arada, duruşmaya gelen davanın tutuksuz sanıklarından Kemal Alemdaroğlu, bir süre yakınlarıyla sohbet etti. Duruşma salonu girişinde önlem alan jandarma ekipleri, köpeklerle araçların bagajlarını kontrol etti.(CİHAN)
MAHKEME DAVALARIN BİRLEŞMESİNE KARAR VERDİ
Duruşmada, bu dava ile Danıştay üyeleri ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırıya ilişkin 8 sanıklı dava birleştirildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki salonda görülen birinci Ergenekon davasının 102. duruşması başladı.
Duruşmaya, tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İP Genel Başkanı Doğu Perinçekin de aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanık katıldı. Duruşmada ayrıca tutuksuz sanıklardan eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve Güler Kömürcü Öztürk de hazır bulundu.
Salonda, Danıştay üyeleri ve Cumhuriyet Gazetesine yönelik saldırıya ilişkin davanın tutuklu sanıklarından Alpaslan Arslan, İsmail Sağır ve Tekin Irşi de yer aldı.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, birinci Ergenekon davası ile Danıştay üyeleri ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırıya ilişkin dava dosyalarının birleştirildiğini açıkladı.
SANIKLAR DURUŞMA SALONUNU TERK ETTİ
Birinci Ergenekon davası ile Danıştay üyelerine yönelik saldırıya ilişkin davanın birleştirilmesi nedeniyle bazı sanıklar duruşma salonunu terk etti.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde görülen davada söz alan tutuklu sanık İP Genel Başkanı Doğu Perinçekin avukatı Mehmet Cengiz, İPnin saldırıya uğrayan hakim Mustafa Yücel Özbilgin ile aynı safta olduğunu savunarak, İP, olsa olsa müdahil olabilir. Müdahillik talebimizi önümüzdeki günlerde ifade edeceğiz. Birleştirilme kararı Türkiye ve Türkiyenin milli güçlerine yapılan en büyük haksızlıktır dedi.
Cengiz, mahkemenin bu 2 dosyayı ayırmaya yetkisi olduğunu belirterek, Ergenekon dosyasında bulunan Danıştaya saldırı ve Cumhuriyet Gazetesini bombalanma iddialarının CMKnın 10. maddesi uyarınca ayrılarak yeni bir esasa kaydedilmesini istedi.
Cengiz, yeni bir esasa kaydedilen dosyanın Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinden gönderilen Danıştay üyelerine saldırı davası dosyasının birleştirilip yargılamanın bu şekilde yürütülmesini talep etti.
Duruşmada söz alan Doğu Perinçek ise Danıştay suikastının bu davaya katılmasının bir tertip olduğunu ve zulmün son halkası olarak gördüklerini söyledi. Perinçek Bu uygulama hukuku çiğnemenin ötesindedir, zulümdür. Atatürk devrimine karşı yürütülen psikolojik hareket sınır tanımamaktadır. Bu zulme boyun eğmiyoruz. Bu zulme katlanamayız. Mahkeme dosyayı derhal ayırmalıdır. Mahkeme buna teslim olursa ancak sandalyeleri yargılayabilir diye konuştu.
Perinçekin sözleri, salonda bulunanlar tarafından alkışlandı. İPli sanıklar Doğu Perinçek, Nusret Senem, Hikmet Çiçek ve Hayati Özcan ile Muzaffer Tekin daha sonra duruşma salonunu terk etti.
SANIK AVUKATLARI KARARA İTİRAZ ETTİ
Birinci Ergenekon davası kapsamında yargılanan sanıkların avukatları, davanın Danıştay üyelerine ve Cumhuriyet gazetesine yapılan saldırı davasıyla birleştirilmesi kararına itiraz etti.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki salonda görülen davanın bugünkü 102. duruşmasında, sanık avukatları tarafından usule ilişkin itirazlar dile getirildi.
Tutuksuz sanık eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlunun avukatı Metin Çetinbaş, soruşturma ve yargılama safhasının takip edilemez hale geldiğini, dava dosyalarının 1000 klasörü geçtiğini ifade ederek, 2 dava arasında hukuki ve somut bir ilişki bulunmadığını savundu.
Bu davaların birleştirilmesinin Danıştay üyelerine ve Cumhuriyet gazetesine saldırılara ilişkin davanın sanıklarının lehine olacağını savunan Çetinbaş, Bu davayı tamamlamaya ne sizin ne de bizim ömrümüzün yetmeyeceği biraz hukuktan anlayan herkes tarafından bilinmektedir. Bu davaları ayırın. Buna yetkiniz var. Sorumluluk alın | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.08.2009 | | | SonumutlarıdasuyadüştüSon umutları da suya düştü |
|
| HSYK müdahale edince bakın ne oluyor? | Samanyolu Haber | 13.07.2009 08:26 |  | | HSYKnın müdahale ettiği davalar tersine dönüyor. Kritik davaların hakim ve savcılarına dönük atama kararları tartışma konusu olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), son günlerde yine ilginç iddialarla gündeme geliyor.
Kurulun, Ergenekon davasına bakan hakim ve soruşturmayı yürüten Zekeriya Özün de aralarında bulunduğu bazı savcıların görev yerlerini değiştirebileceği ileri sürülüyor. HSYKnın haziran ayı sonunda açıklanması beklenen hakim ve savcıların atanmasına ilişkin kararnamesinin temmuza sarkması da bu iddiaları güçlendiriyor. Çünkü, Türkiyenin son 15 yılında gündemi belirleyen Susurluk, Şemdinli, banka hortumlama gibi davaların hakim ve savcıları HSYK tarafından görevden alındı. Söz konusu değişikliklerden sonra ise davaların seyirleri tam tersi yönde değişti.
İddiaya göre, Ergenekon soruşturması savcılarına üçüncü iddianameyi bir an önce bitirmeleri yönünde baskı yapılıyor. İddianame tamamlanınca bu savcıların Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından başka adliyelerde görevlendirileceği ifade ediliyor. Ergenekon davasına bakan Köksal Şengünün başkanlık yaptığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin de dağıtılıp, yeni hakimlerin burada görevlendirileceği kaydediliyor. HSYKnın haziran sonunda açıklanması beklenen kararnameyi de bu yüzden geciktirdiği iddia ediliyor. Ayrıca, Ergenekon soruşturmasının tutuksuz şüphelilerinden Kurmay Albay Dursun Çiçekin 18 saat tutukluluktan sonra tahliye edilmesi yönünde oy kullanan hâkim Faik Sabanın da Ergenekon davasına bakan heyetin başkanlığına getirileceği ileri sürülüyor. Hâkim Saban şu anda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin ikinci heyetinde üye hâkim olarak görev yapıyor. Yıllardır önemli davalarda yaşanan gelişmeler bu iddiaları güçlendiriyor. Çünkü, Türkiyenin son 15 yılında gündemi belirleyen ve kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği Susurluk, Şemdinli ve banka davalarına bakan hâkim ve savcılar HSYKnın müdahalesiyle görevden alındı.
ŞEMDİNLİDE DEVREYE GİRDİ
HSYKnın Şemdinli davasındaki müdahalesi unutulmadı. İddianamenin açıklanmasının ardından Savcı Ferhat Sarıkaya hakkında HSYK inceleme başlattı. Çok geçmedi, savcı görevinden ihraç edildi. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi sanık iki astsubaya 39 yıl 5 ay ceza verdi. Kararı bozan Yargıtay, dosyanın askerî mahkemeye gönderilmesini istedi. Mahkeme karara uymadı. HSYK yeniden devreye girdi ve mahkeme üyelerini dağıttı. Yeni gelen heyet, Yargıtayın kararına uyarak, dava dosyasını askerî mahkemeye gönderdi. Sanıklar askerî mahkemedeki ilk duruşmada tahliye edildi.
MAHKEME BAŞKANI, YARGILADIĞI BANKACIYI HSYKDA GÖRDÜ
Banka davalarını büyük bir hızla karara bağlayan ve bankacılara ağır cezalar veren İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Akın da HSYKnın görev yerini değiştirdiği hâkimlerden biri oldu. Dinç Bilgin, Hayyam Garipoğlu, Ali Avni Balkaner, Mahmut Ceylan gibi birçok bankacıya ağır hapis ve para cezaları veren Akın, 2007 yılı başında görevinden alındı. Akın, başka bir mahkemeye yine başkan olarak atandı. Emekli olup daha sonra Bankacılık Devlet Denetleme Kurulu üyesi oldu. Akının önünde Kentbank, İktisat Bankası gibi önemli davalar vardı. Görevde kaldığı 3 yıl içinde Etibank, Sümerbank, İmar Bankası, Adabank gibi birçok batık bankaya ilişkin davaları karara bağladı. Ancak, Akın görevden alındıktan sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinden karar çıkmaz oldu. Mustafa Süzerin baş sanık olarak yargılandığı Kentbank davası hâlâ devam ediyor. Öte yandan, Akın, davası olan bankacılardan Mustafa Süzerin kardeşi Hüseyin Süzeri kendisini görevden alan HSYK Başkan Vekili Mahmut Acarın kapısında gördüğünü açıkladı.
YALAN HABER REFERANS ALINDI
HSYK, Adalet Bakanlığının Ergenekon sanıklarının yüzlerce şikâyetini soruşturmaya açmaya gerek görmeyerek geri çevirmesinin ardından geçtiğimiz yıl harekete geçti. Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen Zekeriya Özün 1. sınıf savcılığa terfisini askıya aldı. İddiaya göre, HSYKnın bu işlemi, İşçi Partisinin yayın organı olan Aydınlık dergisinde yayınlanan ve yalan olduğu ortaya çıkan habere dayandırılmıştı.
Susurluka atanan hâkimin kararına sanıklar da inanamadı
12 Eylül darbesinden sonra kurulan HSYKnın yakın tarihte dikkat çeken ilk müdahalesi Susurluk davasında yaşandı. Susurluk davasına bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sedat Karagülün görevini değiştirdi. Ağır ceza mahkemesi reisi olan Sedat Karagül, 2001 yılında Sultanahmetteki İstanbul Adliyesine düz hâkim olarak atandı. Karagül alınınca Susurluk davasına hâkim Metin Çetinbaş mahkeme başkanı olarak atandı. Davayı 2-3 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandıran Çetinbaş, emekli olduktan sonra avukatlığa başladı. Çetinbaşın ismi avukat olarak ilk defa Ergenekon davasında geçti. Sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ve Güler Kömürcünün avukatlığını yapmaya başladı.
Susurluk davası hükümlülerinden biri de Özel Harekâtçı polis Ayhan Çarkındı. Ayhan Çarkın, geçtiğimiz yıl ekim ayında verdiği bir röportajda o dönemde yargılama süreci | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.07.2009 | | | HSYKmüdahaleedincebakınneoluyor?HSYK müdahale edince bakın ne oluyor? |
|
| HSYK müdahale edince bakın ne oluyor... | Samanyolu Haber | 13.07.2009 08:15 |  | | HSYKnın müdahale ettiği davalar tersine dönüyor. Kritik davaların hakim ve savcılarına dönük atama kararları tartışma konusu olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), son günlerde yine ilginç iddialarla gündeme geliyor.
Kurulun, Ergenekon davasına bakan hakim ve soruşturmayı yürüten Zekeriya Özün de aralarında bulunduğu bazı savcıların görev yerlerini değiştirebileceği ileri sürülüyor. HSYKnın haziran ayı sonunda açıklanması beklenen hakim ve savcıların atanmasına ilişkin kararnamesinin temmuza sarkması da bu iddiaları güçlendiriyor. Çünkü, Türkiyenin son 15 yılında gündemi belirleyen Susurluk, Şemdinli, banka hortumlama gibi davaların hakim ve savcıları HSYK tarafından görevden alındı. Söz konusu değişikliklerden sonra ise davaların seyirleri tam tersi yönde değişti.
İddiaya göre, Ergenekon soruşturması savcılarına üçüncü iddianameyi bir an önce bitirmeleri yönünde baskı yapılıyor. İddianame tamamlanınca bu savcıların Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından başka adliyelerde görevlendirileceği ifade ediliyor. Ergenekon davasına bakan Köksal Şengünün başkanlık yaptığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin de dağıtılıp, yeni hakimlerin burada görevlendirileceği kaydediliyor. HSYKnın haziran sonunda açıklanması beklenen kararnameyi de bu yüzden geciktirdiği iddia ediliyor. Ayrıca, Ergenekon soruşturmasının tutuksuz şüphelilerinden Kurmay Albay Dursun Çiçekin 18 saat tutukluluktan sonra tahliye edilmesi yönünde oy kullanan hâkim Faik Sabanın da Ergenekon davasına bakan heyetin başkanlığına getirileceği ileri sürülüyor. Hâkim Saban şu anda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin ikinci heyetinde üye hâkim olarak görev yapıyor. Yıllardır önemli davalarda yaşanan gelişmeler bu iddiaları güçlendiriyor. Çünkü, Türkiyenin son 15 yılında gündemi belirleyen ve kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği Susurluk, Şemdinli ve banka davalarına bakan hâkim ve savcılar HSYKnın müdahalesiyle görevden alındı.
ŞEMDİNLİDE DEVREYE GİRDİ
HSYKnın Şemdinli davasındaki müdahalesi unutulmadı. İddianamenin açıklanmasının ardından Savcı Ferhat Sarıkaya hakkında HSYK inceleme başlattı. Çok geçmedi, savcı görevinden ihraç edildi. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi sanık iki astsubaya 39 yıl 5 ay ceza verdi. Kararı bozan Yargıtay, dosyanın askerî mahkemeye gönderilmesini istedi. Mahkeme karara uymadı. HSYK yeniden devreye girdi ve mahkeme üyelerini dağıttı. Yeni gelen heyet, Yargıtayın kararına uyarak, dava dosyasını askerî mahkemeye gönderdi. Sanıklar askerî mahkemedeki ilk duruşmada tahliye edildi.
MAHKEME BAŞKANI, YARGILADIĞI BANKACIYI HSYKDA GÖRDÜ
Banka davalarını büyük bir hızla karara bağlayan ve bankacılara ağır cezalar veren İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Akın da HSYKnın görev yerini değiştirdiği hâkimlerden biri oldu. Dinç Bilgin, Hayyam Garipoğlu, Ali Avni Balkaner, Mahmut Ceylan gibi birçok bankacıya ağır hapis ve para cezaları veren Akın, 2007 yılı başında görevinden alındı. Akın, başka bir mahkemeye yine başkan olarak atandı. Emekli olup daha sonra Bankacılık Devlet Denetleme Kurulu üyesi oldu. Akının önünde Kentbank, İktisat Bankası gibi önemli davalar vardı. Görevde kaldığı 3 yıl içinde Etibank, Sümerbank, İmar Bankası, Adabank gibi birçok batık bankaya ilişkin davaları karara bağladı. Ancak, Akın görevden alındıktan sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinden karar çıkmaz oldu. Mustafa Süzerin baş sanık olarak yargılandığı Kentbank davası hâlâ devam ediyor. Öte yandan, Akın, davası olan bankacılardan Mustafa Süzerin kardeşi Hüseyin Süzeri kendisini görevden alan HSYK Başkan Vekili Mahmut Acarın kapısında gördüğünü açıkladı.
YALAN HABER REFERANS ALINDI
HSYK, Adalet Bakanlığının Ergenekon sanıklarının yüzlerce şikâyetini soruşturmaya açmaya gerek görmeyerek geri çevirmesinin ardından geçtiğimiz yıl harekete geçti. Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen Zekeriya Özün 1. sınıf savcılığa terfisini askıya aldı. İddiaya göre, HSYKnın bu işlemi, İşçi Partisinin yayın organı olan Aydınlık dergisinde yayınlanan ve yalan olduğu ortaya çıkan habere dayandırılmıştı.
Susurluka atanan hâkimin kararına sanıklar da inanamadı
12 Eylül darbesinden sonra kurulan HSYKnın yakın tarihte dikkat çeken ilk müdahalesi Susurluk davasında yaşandı. Susurluk davasına bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sedat Karagülün görevini değiştirdi. Ağır ceza mahkemesi reisi olan Sedat Karagül, 2001 yılında Sultanahmetteki İstanbul Adliyesine düz hâkim olarak atandı. Karagül alınınca Susurluk davasına hâkim Metin Çetinbaş mahkeme başkanı olarak atandı. Davayı 2-3 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandıran Çetinbaş, emekli olduktan sonra avukatlığa başladı. Çetinbaşın ismi avukat olarak ilk defa Ergenekon davasında geçti. Sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ve Güler Kömürcünün avukatlığını yapmaya başladı.
Susurluk davası hükümlülerinden biri de Özel Harekâtçı polis Ayhan Çarkındı. Ayhan Çarkın, geçtiğimiz yıl ekim ayında verdiği bir röportajda o dönemde yargılama süreci | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.07.2009 | | | HSYKmüdahaleedincebakınneoluyorHSYK müdahale edince bakın ne oluyor |
|
| HSYK iddiası; Ergenekon'un başına jet hakim | Samanyolu Haber | 13.07.2009 08:08 |  | | HSYKnın müdahale ettiği davalar tersine dönüyor. Kritik davaların hakim ve savcılarına dönük atama kararları tartışma konusu olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), son günlerde yine ilginç iddialarla gündeme geliyor.
Kurulun, Ergenekon davasına bakan hakim ve soruşturmayı yürüten Zekeriya Özün de aralarında bulunduğu bazı savcıların görev yerlerini değiştirebileceği ileri sürülüyor. HSYKnın haziran ayı sonunda açıklanması beklenen hakim ve savcıların atanmasına ilişkin kararnamesinin temmuza sarkması da bu iddiaları güçlendiriyor. Çünkü, Türkiyenin son 15 yılında gündemi belirleyen Susurluk, Şemdinli, banka hortumlama gibi davaların hakim ve savcıları HSYK tarafından görevden alındı. Söz konusu değişikliklerden sonra ise davaların seyirleri tam tersi yönde değişti.
İddiaya göre, Ergenekon soruşturması savcılarına üçüncü iddianameyi bir an önce bitirmeleri yönünde baskı yapılıyor. İddianame tamamlanınca bu savcıların Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından başka adliyelerde görevlendirileceği ifade ediliyor. Ergenekon davasına bakan Köksal Şengünün başkanlık yaptığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin de dağıtılıp, yeni hakimlerin burada görevlendirileceği kaydediliyor. HSYKnın haziran sonunda açıklanması beklenen kararnameyi de bu yüzden geciktirdiği iddia ediliyor. Ayrıca, Ergenekon soruşturmasının tutuksuz şüphelilerinden Kurmay Albay Dursun Çiçekin 18 saat tutukluluktan sonra tahliye edilmesi yönünde oy kullanan hâkim Faik Sabanın da Ergenekon davasına bakan heyetin başkanlığına getirileceği ileri sürülüyor. Hâkim Saban şu anda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin ikinci heyetinde üye hâkim olarak görev yapıyor. Yıllardır önemli davalarda yaşanan gelişmeler bu iddiaları güçlendiriyor. Çünkü, Türkiyenin son 15 yılında gündemi belirleyen ve kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği Susurluk, Şemdinli ve banka davalarına bakan hâkim ve savcılar HSYKnın müdahalesiyle görevden alındı.
ŞEMDİNLİDE DEVREYE GİRDİ
HSYKnın Şemdinli davasındaki müdahalesi unutulmadı. İddianamenin açıklanmasının ardından Savcı Ferhat Sarıkaya hakkında HSYK inceleme başlattı. Çok geçmedi, savcı görevinden ihraç edildi. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi sanık iki astsubaya 39 yıl 5 ay ceza verdi. Kararı bozan Yargıtay, dosyanın askerî mahkemeye gönderilmesini istedi. Mahkeme karara uymadı. HSYK yeniden devreye girdi ve mahkeme üyelerini dağıttı. Yeni gelen heyet, Yargıtayın kararına uyarak, dava dosyasını askerî mahkemeye gönderdi. Sanıklar askerî mahkemedeki ilk duruşmada tahliye edildi.
MAHKEME BAŞKANI, YARGILADIĞI BANKACIYI HSYKDA GÖRDÜ
Banka davalarını büyük bir hızla karara bağlayan ve bankacılara ağır cezalar veren İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Akın da HSYKnın görev yerini değiştirdiği hâkimlerden biri oldu. Dinç Bilgin, Hayyam Garipoğlu, Ali Avni Balkaner, Mahmut Ceylan gibi birçok bankacıya ağır hapis ve para cezaları veren Akın, 2007 yılı başında görevinden alındı. Akın, başka bir mahkemeye yine başkan olarak atandı. Emekli olup daha sonra Bankacılık Devlet Denetleme Kurulu üyesi oldu. Akının önünde Kentbank, İktisat Bankası gibi önemli davalar vardı. Görevde kaldığı 3 yıl içinde Etibank, Sümerbank, İmar Bankası, Adabank gibi birçok batık bankaya ilişkin davaları karara bağladı. Ancak, Akın görevden alındıktan sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinden karar çıkmaz oldu. Mustafa Süzerin baş sanık olarak yargılandığı Kentbank davası hâlâ devam ediyor. Öte yandan, Akın, davası olan bankacılardan Mustafa Süzerin kardeşi Hüseyin Süzeri kendisini görevden alan HSYK Başkan Vekili Mahmut Acarın kapısında gördüğünü açıkladı.
YALAN HABER REFERANS ALINDI
HSYK, Adalet Bakanlığının Ergenekon sanıklarının yüzlerce şikâyetini soruşturmaya açmaya gerek görmeyerek geri çevirmesinin ardından geçtiğimiz yıl harekete geçti. Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen Zekeriya Özün 1. sınıf savcılığa terfisini askıya aldı. İddiaya göre, HSYKnın bu işlemi, İşçi Partisinin yayın organı olan Aydınlık dergisinde yayınlanan ve yalan olduğu ortaya çıkan habere dayandırılmıştı.
Susurluka atanan hâkimin kararına sanıklar da inanamadı
12 Eylül darbesinden sonra kurulan HSYKnın yakın tarihte dikkat çeken ilk müdahalesi Susurluk davasında yaşandı. Susurluk davasına bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sedat Karagülün görevini değiştirdi. Ağır ceza mahkemesi reisi olan Sedat Karagül, 2001 yılında Sultanahmetteki İstanbul Adliyesine düz hâkim olarak atandı. Karagül alınınca Susurluk davasına hâkim Metin Çetinbaş mahkeme başkanı olarak atandı. Davayı 2-3 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandıran Çetinbaş, emekli olduktan sonra avukatlığa başladı. Çetinbaşın ismi avukat olarak ilk defa Ergenekon davasında geçti. Sanıklardan Kemal Alemdaroğlu ve Güler Kömürcünün avukatlığını yapmaya başladı.
Susurluk davası hükümlülerinden biri de Özel Harekâtçı polis Ayhan Çarkındı. Ayhan Çarkın, geçtiğimiz yıl ekim ayında verdiği bir röportajda o dönemde yargılama süreci | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.07.2009 | | | HSYKiddiası;ErgenekonunbaşınajethakimHSYK iddiası; Ergenekonun başına jet hakim |
|
| Albayın tahliyesine tepki yağıyor ! | Samanyolu Haber | 02.07.2009 07:21 |  | | Jet tahliye ve hakim değişikliği kuşkuya yol açtı. İddiaya göre telefon tapelerinde, görüştüğü bir kişi, Albay Çiçekten savcılara vereceği savunmasında imzasını değiştirmesini istiyor.
Skandal eylem planında imzası bulunan Albay Dursun Çiçek, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanarak Hasdal Askerî Cezaevine gönderildi. Örgüt üyesi olmakla suçlanan Çiçekin tutuklanmasına Avukat Serdar Öztürkün ofisinde bulunan belgeyle birlikte yan delillerin kuvvetli şüphe oluşturmasının sebep olduğu bildirildi.
Ancak kararı veren mahkemede dün olağanüstü gelişmeler yaşandı. İtirazı görüşecek olan 14. Ağır Ceza Mahkemesine, heyette üye eksikliği olduğu gerekçesiyle geçici görevle hâkim atandı. İstanbul Adalet Komisyonu, hâkim Faik Sabanı görevlendirdi. Mesai saati bitmesine rağmen mahkeme yeni üyeyle birlikte itirazı incelemeye aldı. Tutuklama kararını veren hâkim heyette bulunmadı. Jet hızıyla yapılan incelemenin ardından Çiçeke tahliye kararı çıktı. Karar, anında cezaevine fakslanarak tahliye sağlandı.
Çiçekin savcılık sorgusunda ise çarpıcı iddiaların gündeme geldiği öğrenildi. Savcı Zekeriya Öz, Albaya eylem planıyla birlikte imzasının yer aldığı gizli ibareli diğer belgeleri gösterdi. Askerî savcılıkta verdiği ifade sırasında resmî evraka neden farklı imza attığını sordu. Suçlamaları kabul etmeyen Çiçek, söz konusu belgeyi kendisinin hazırlamadığını savundu. Ancak savcılar, Çiçekin önüne kriminal raporlarının yanı sıra telefon dinleme kayıtlarını koydu. İddiaya göre telefon tapelerinde, görüştüğü bir kişi, Albay Çiçekten savcılara vereceği savunmasında imzasını değiştirmesini istiyor.
Ergenekon soruşturmasının önemli aşamalarından biri Kurmay Albay Dursun Çiçekin önceki gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına çıkarılmasıydı. Eylem planının altında imzası bulunan Çiçek, 18 günlük tartışmalı bir sürecin ardından önceki gün İstanbul Başsavcılığına ifade için çıkarıldı. Savcılıkta yaklaşık 5 saat süren sorgunun ardından İstanbul Nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen Çiçek, tutuklandı. Avukatları gece 00.30daki tutuklama kararına dün sabah itiraz etti. CMKya göre tutuklama kararı verildiği andan itibaren 7 gün içinde itiraz etme hakkı var. Mahkeme 7 gün içerisinde karar vermek zorunda. Nöbetçi hakimin verdiği tutuklama kararını aynı mahkemenin heyeti inceliyor. Heyet, bir başkan ve iki üyeden oluşuyor. Heyete, tutuklama kararını veren üye hakim katılmıyor. Ancak heyette eksiklik olduğu gerekçesiyle pazartesi günü mahkemeye bir atama gerçekleştirildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin ikinci heyeti üyelerinden Faik Saban, 14. Ağır Ceza Mahkemesine atandı. İstanbul Adalet Komisyonunca geçici olarak görevlendirilen Saban, Çiçekin tutukluluk incelemesinde bulundu. Sabanın atanmasıyla oluşturulan heyet hemen Ergenekon savcılarından mütalaa istedi. Mütalaanın ardından heyet 18.30a kadar inceleme yaptı. Çiçeki tutuksuz yargılanmak üzere tahliye eden heyet üyelerinden başkan Erkan Canak ile üye hakim Faik Saban aynı araba ile adliyeden ayrıldı. Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, 14. Ağır Ceza Mahkemesi mütalaa istediği dün adliyeye gelmedi.
nayasa Hukukçusu PrOF. DR. Servet ARMAĞAN
Dün neydi? Bugün ne oldu da karar değişti. Akla yeni atama olayı gelebilir. Elbette Adalet Komisyonunun üyeyi tayine yetkisi var ama bu döneme denk gelmesi endişeyi mucip bir durumdur. Bir inatlaşma gibi bir durum seziyorum bu manzaradan.
ARGITAY ONURSAL BAŞKANI SAMİ SELÇUK:
Yargılama sürüyor. Savcılar kendilerine göre belli kanıtlara ulaştılar ki tutuklama istediler. Tutuklama istendiğine göre büyük olasılıkla dava açılacaktır. Ancak askerî savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını yerinde bulmuyorum.
UKUKÇULAR DERNEĞİ BAŞKANI KAMİL UĞUR YARALI: Bu tür kararlarla hukuk, yargı yıpranıyor. Artık bu tür kararlar ve tasarruflar hukuki olmaktan çıkıyor. Dün bu süreçte yaşananlarla TSKnın itibarı zedelendi. Dün verilen tutuklama kararının bugün kaldırılmasıyla yargı kararlarının güvenilirliği ortadan kalkıyor.
AZETECİ RUŞEN ÇAKIR: Kurmay Albay Dursun Çiçekin tutuklanması bir gün sürmüş olsa da tutuklama kararı Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğun belgelerle ilgili söylediği kâğıt parçası ifadelerini geçersiz kılmıştır. Karar asker-sivil ilişkisinde yara açmıştır.
meklİ YargItay SavcIsI Ahmet Gündel: Bu şahıs muhtemelen önümüzdeki günlerde örgüt üyesi suçlamasıyla davanın sanığı olarak iddianamelerden birine girecek. Hakimlerin kararının gerekçelerini bilmiyoruz. Ancak hakimlerin siyasi, etnik vb. tutumları bugüne kadar kararlara etkisi ortada maalesef.
AZETECİ NAZLI ILICAK: Yargının siyasallaşması söz konusu. Hangi hakimlerin verdiği karar doğru? Dün kararı verenler birinci sınıf hakimler. Peki dünden bugüne ne değişti? Bunlar yargıyı yıpratan, üzen şeyler. Tahliye beraat değil, netice itibarıyla mahkemeye çıkacak, sanık olarak yargılanacak.
ZAMAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.07.2009 | | | AlbayıntahliyesinetepkiyağıyorAlbayın tahliyesine tepki yağıyor |
|
| Hem devlete hem de millete küfretti | Samanyolu Haber | 12.05.2009 14:07 |  | | Akdeniz Üniversitesinde olaylarla ilgili açılan davada sanık Ömer Ulusoyun tutukluluk halinin devamına karar verildi. Akdeniz Öğrenci Yurdunda 4 Nisanda, yerleşkede 6 Nisanda karşıt görüşlü öğrenciler ile öğrenci olmadığı halde yerleşkeye giren kişiler arasında yaşanan olaylarla ilgili davanın duruşmasına devam edildi.
Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tek tutuklu sanık Ömer Ulusoy, tutuksuz sanıklardan Ahmet Çuhadar, Tahir Kara ve Mesut Göçük ile avukatlar katıldı.
Mahkeme Başkanı Süleyman Teke, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik Balistik İhtisas Dairesinden sanıklardan İsmail Ahmet Turgutta ele geçirilen tabancayla ilgili raporun geldiğini bildirdi.
Teke, raporda, incelenen tabancanın 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamına girip girmediğine yönelik takdirin İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik Balistik İhtisas Dairesince mahkemeye bırakıldığını söyledi.
Söz alan bazı sanık öğrencilerin avukatlarından Münip Ermiş ve Emine Harputlu, raporu kabul etmediklerini belirterek, sanık İsmail Ahmet Turgutta ele geçirilen tabancanın 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna muhalefet suçu kapsamına girdiğini öne sürdü.
Tutuklu sanık Ömer Ulusoyun avukatı Ayhan Atasayar da rapor doğrultusunda müvekkili hakkında suç vasfının silaha yönelik kanun yönünde değişebileceğini iddia ederek tahliye talebinde bulundu.
-BU SİLAHIN ÖMERLE İLGİSİ YOK-
Atasayarın sözleri üzerine, raporun sanık Ömer Ulusoya ait değil sanık İsmail Ahmet Turguta ait tabancaya yönelik verildiğini belirten avukat Emine Harputlu, Ayhan Atasayarın bu gerçeğe rağmen yanlış yönlendirmeye çalıştığını savundu.
Mahkeme Başkanı Süleyman Teke, bu sözler üzerine avukatlara Raporu gelen silahın Ömerin silahıyla hiç ilgisi yok dedi.
Mahkemenin bir heyet üyesi de Ömer Ulusoyun kullandığı tabancanın tespitinin yapıldığını, bu nedenle hakkında balistik rapor istenmediğini bildirdi.
Bazı öğrencilerin avukatı Nizamettin Sağır da bir yıl önce yaşanan olaylarla ilgili yargılama aşamasında da delillerin toplandığını savunarak, mahkemenin karar vermesini talep etti.
-KASTIM OLSA ÖLÜ VE YARALI OLURDU-
Avukatların taleplerinin dinlenmesinin ardından söz isteyen sanık Ömer Ulusoy, üniversite yerleşkesinde yaşanan olaylarda öldürme kastı olmadığını savunarak, Kastım olsa ölü ve yaralı olurdu. Grupların karşı karşıya gelmesini istemedim. Basında söylendiği gibi provokasyon yapsaydım köşeye saklanır, alenen ateş etmezdim diye konuştu.
Yerleşkedeki olayların kendisinden önce başladığını, kendisinin de bu sırada tabancasıyla kaçarken yerleşkeden uzaklaşmak amacıyla ateş ettiğini iddia eden Ulusoy, tutukluluğu nedeniyle maddi ve manevi bakımdan mağdur olduğunu belirterek tahliyesini istedi.
Avukat Ayhan Atasayar da Ulusoyun tahliyesi ile geçen yıl 6 Nisanda yaşanan olaylarla ilgili olarak mahkeme heyetince üniversite yerleşkesinde keşif yapılmasıyla ilgili taleplerini yineledi.
Bu sırada sanık Ulusoy, mahkeme heyetine bir kez daha seslenerek Tahliyemi istiyorum dedi.
-SALONDAN ÇIKARKEN KÜFRETTİ-
Mahkeme Başkanı Süleyman Teke, tarafların taleplerinin dinlenmesinin ardından verdiği ara kararda, mahkeme heyetinin, öğrenci yurdu ve yerleşkesinde yaşanan olaylarla ilgili görüntülerin yer aldığı CDleri 25 Mayısta izleyeceğini bildirdi.
Avukat Ayhan Atasayarın keşif talebinin daha sonra değerlendireceğini bildiren Teke, hakkındaki suçlamanın niteliği nedeniyle sanık Ömer Ulusoyun tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 27 Mayısa erteledi.
Jandarma tarafından duruşma salondan çıkarılmaya çalışılan Ömer Ulusoy, mahkum giriş kapısında Devletin de, milletin de... diye küfretti.
AA
| | Samanyolu Haber Son Dakika 12.05.2009 | | | HemdevletehemdemilleteküfrettiHem devlete hem de millete küfretti |
|
| Ergenekon sanıkları fena kapıştı! | Samanyolu Haber | 06.05.2009 00:51 |  | | Çapraz sorgusu süren tutuksuz sanık Ayşe Asuman Özdemir ile tutuklu sanık avukat Kemal Kerinçsiz arasında zaman zaman tartışma yaşandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki salonda görülen duruşmada, Ayşe Asuman Özdemirin rahatsızlığı nedeniyle yarım kalan çapraz sorgusuna devam edildi.
Bir doktorun da hazır bulunduğu duruşmada söz alan Özdemirin avukatı, siroz hastası olan müvekkilinin karaciğer nakli beklediğini, ancak soruları yanıtlayabileceğini bildirdi.
Kürsünün önüne konulan bir sandalyede oturarak Savcı Nihat Taşkının sorularını yanıtlayan Özdemir, ihtiyacı olan ilkokullara kitap göndermeyi içeren Ulusal Köy Kütüphaneleri Projesini sürdürürlerken, daha önce nakit olarak bağış kabul edilmeyeceği konusunda anlaşılmasına rağmen bunda ısrar eden Gazi Güdere güvenini yitirdiğini, Güder aracılığıyla tanıştığı Şehmuz Ercanla bunun üzerine projeden uzaklaştıklarını anlattı.
Savcı Taşkının, Özdemire Nadide Altunun kim olduğunu sorarak bu kişiyle internet ortamındaki bir yazışmasını okumaya başlaması üzerine tutuklu sanık Nusret Senem, Davayla ilgisi olsa da olmasa da sanıkların özel hayatlarıyla ilgili her şey mahkemeye konu ediliyor. İnsanların bütün hayatlarının yargılama sadece Hitler Almanyasında olmuştu diyerek itiraz etti.
KERİNÇSİZE TEPKİ
Savcı Taşkının ardından tutuklu sanık avukat Kemal Kerinçsiz de Özdemire Atabeyler Davasına ilişkin sorular yöneltti.
Kerinçsizin yaklaşık 2 saat süren soruları boyunca zaman zaman Özdemir ile Kerinçsiz arasında gergin anlar yaşanırken, Özdemir Kerinçsize Aynı davada yargılanıyoruz. Savcılar bile bana bu kadar soru sormamıştı diye tepki gösterdi.
Kerinçsiz, Özdemire Atabeyler Davasında Yüzbaşı Murat adlı sanığın avukatlığını yapması için Özdemirden kendisiyle görüşmesini isteyen Muzaffer Demirelin kim olduğunu sordu.
Bu kişinin bir okuru olduğunu söyleyen Özdemire Kerinçsiz, Peki neden beni sizin aramanızı istedi, kendisi aramadı? diye sordu.
Özdemir, bu soruya bağırarak, Bana bir suçlama mı yapıyorsunuz? Bu soruya cevap vermek zorunda mıyım? diye tepki gösterdi.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün ise Özdemire, Sakin olacaksınız. Hem sağlınıza da zararlı dedi.
Kerinçsizin Özdemirin tepkisine Biz sizin bir sürü yalanlarınızı dinledik diye itiraz etmesi üzerine de Özdemir, Ben asla yalan söylemem Kemal Kerinçsiz diye konuştu.
Kerinçsiz, Özdemirin yüksek sesle konuşmaya devam etmesine gönderme yaparak Mahkeme Heyeti Başkanı Şengünden, Özdemirin üslubuna itiraz etmesini istedi.
Özdemir, Atabeyler Davasının sanığı Yüzbaşı Muratı tanımadığını, sadece devre arkadaşı olduklarını söyleyen 2 kişinin kendisini arayarak Kerinçsizi medyadan tanıdıklarını, dürüst ve güvenilir olduğunu düşündükleri için arkadaşlarının avukatlığını yapması için ona ricada bulunmasını istediklerini anlattı.
Kendisinin de Yüzbaşı Muratın masum olabileceği düşüncesine kapılması nedeniyle avukatlığını yapması için Kerinçsizle görüştüğünü belirten Özdemir, Kerinçsizin kendisine Bu çocuklar vatansever. Şerefle savunurum dediğini ve davayı bağlı olduğu birliğin 60 avukatıyla birlikte hiçbir bedel almaksızın savunabileceğini söylediğini öne sürdü.
Hiçbir avukatın bir sanığı gerekli merciden izin almaksızın tamamen ücretsiz olarak savunamayacağını, görüşmeye Özdemirin de yanında avukatıyla geldiğini ve avukatın bunu Özdemire belirtmiş olması gerektiğini söyleyen Kerinçsiz, ayrıca birliğe bağlı sadece 20 avukatın bulunduğunu kaydetti.
Kerinçsizin Peki neden beni istemişler? Beni tanıyorlar mı? diye sorduğu Özdemir, yine tepki göstererek, Size güvenmişler. Her gün televizyonlarda, mahkeme önlerinde elinizde mikrofonla görünüyordunuz ya dedi.
BİR CİĞER VERDİM
Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün de Özdemire, Siz de sataşmayın. Sadece suale cevap veren lütfen diye itiraz etti.
Duruşma başladıktan yaklaşık 50 dakika sonra Özdemire, Yoruldunuz mu? diye soran Başkan Şengün, Özdemirin Bana 1-2 dakika dinlenmek yeter sözleri üzerine duruşmaya 10 dakika ara verdi.
Daha sonra devam eden duruşmada Kerinçsizin Yüzbaşı Murat isimli sanıkla hiç görüştünüz mü? Tanıyor musunuz? Babasının ya da bu kişinin size avukat bulmanız için yetki vermesi lazım. Bu yetkiyi onlardan almadıysanız kim verdi? sorularına Özdemir, 3 yıl önce yapılan şeyi size tuzak için mi hazırladım? Ben de cezaevinde yattım. Bir ciğ | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.05.2009 | | | ErgenekonsanıklarıfenakapıştıErgenekon sanıkları fena kapıştı |
|
| Hava korsanına 19 yıl 2 ay hapis cezası | Samanyolu Haber | 24.03.2009 17:36 |  | | Diyarbakır-İstanbul seferini yapan Pegasus Havayollarına ait yolcu uçağını 2007de kaçıran hava korsanı Mehmet Gökşingöl, 19 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çubuk Asliye Ceza Mahkemesindeki davanın karar duruşmasına, Gökşingölün avukatı Hafize Okur ile müşteki Pegasus Havayollarının avukatı Mina Kadıoğlu katıldı. Tutuksuz sanık Gökşingöl ise duruşmada hazır bulunmadı.
Cumhuriyet Savcısı Dursun Yüzer, daha önce verdiği esas hakkındaki görüş doğrultusunda Gökşingölün, Cebir, tehdit, hile kullanarak, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve Hava ulaşım aracının kaçırılması suçlarından hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Gökşingölün avukatı Okur ise müvekkilinin beraatini talep ederken, Pegasus Havayollarının avukatı Kadıoğlu da sanığın cezalandırılmasını istedi.
Kararı açıklayan Mahkeme Başkanı Nihal Uslu, Mehmet Gökşingölün, TCKdaki Cebir, tehdit, hile kullanarak, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, Hava ulaşım aracının kaçırılması ve Zincirleme suçu düzenleyen maddeleri uyarınca toplam 23 yıl hapis cezasına çarptırıldığını bildirdi.
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak, cezanın 19 yıl 2 aya indirildiğini açıklayan Uslu, Gökşingölün, Hürriyeti tahdit ve çalışma ve iş güvenliğinin ihlali suçundan ise beraatine karar verildiğini kaydetti.
Diyarbakır-İstanbul seferini yapan Pegasus Havayollarına ait yolcu uçağı 10 Nisan 2007de Mehmet Gökşingöl tarafından kaçırılmıştı.
Özel harekat timlerince etkisiz hale getirilen Gökşingöl, önce terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinde sorgulanmıştı. Terörle bağlantısı bulunmadığı belirlenen Gökşingölün dosyası, Çubuk Cumhuriyet Savcılığına gönderilmişti.
Daha sonra tutuklanan Gökşingöl hakkında, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesi, Ekim 2008de tahliye kararı vermişti. | | Samanyolu Haber Son Dakika 24.03.2009 | | | Havakorsanına19yıl2ayhapiscezasıHava korsanına 19 yıl 2 ay hapis cezası |
|
| 16:25 9 yaşındaki kızı taciz eden sapık, 2.5 yıl ağır hapis yatacak | Net Gazete | 20.02.2009 16:26 |  | | | Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 9 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismar davasına, tutuksuz sanık H.K. katılmadı. Duruşmada sanık avukatı, müvekkilinin beraatini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, H.Kyı, cinsel istismarla özgürlüğü kısıtlama suçundan önce 5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Daha sonra bu cezayı sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarını dikkate alarak, 2 yıl 6 aya indirdi. | | Net Gazete Son Dakika 20.02.2009 | | | 16259yaşındakikızıtacizedensapık25yılağırhapisyatacak1625 9 yaşındaki kızı taciz eden sapık 25 yıl ağır hapis yatacak |
|
|
| |