Habergec.Com Aranan Kelimeler:ve ölüm böyle geldi Değerlendirme: 10 / 10 037625
habergec.com
06.02.2016 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

ve ölüm böyle geldi

‘Trafik sigortasına tavan fiyat hususi otomobillerin aleyhine'
Zaman
06.02.2016
14:18

İSTANBUL (CİHAN)- Trafik sigortasına tavan fiyata tepkiler artıyor. İstanbul Sigorta Acenteleri Derneği (İSAD) Başkanı Turusan Bağcı, uygulamanın ticari taşıtların lehine, hususi otomobillerin aleyhine olduğunu vurguluyor. Bağcı, “Yönetmeliğe göre ticari taşıtlardan alacağımız prim belli. Primi aşamıyoruz.

Bu durum hususi otomobiller için olumlu değil. E, hasarlardan ötürü önemli bir zarar var ve zararı bir yerden telafi etmemiz gerekiyor. Örneğin minibüslerde 3 bin 300 liradan çok prim alamıyoruz. Ne oluyor? Bu zarar hali ile hususi otomobillere sirayet ediyor.” diye dert yanıyor.


Trafik sigortası ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Sigorta bedel yönü ile taşıt maliklerini, zarar yönü ile de şirketleri ve acenteleri rahatsız ediyor. Konuya dair açıklamalarda bulunan sektör temsilcilerinden İSAD Başkanı Turusan Bağcı, Türkiyede 19,5 milyon taşıtın 16,5 milyonunun sigortalı olduğuna işaret ediyor.

Bağcı, “Sigortalı olmayan 3 milyon taşıt nereden geliyor? Yüzde 15 gibi birkaç senedir sigorta yaptırmayan grup var, traktör ve römorklar gibi. Neden? Çünkü bunlar trafikte çok yer almayan ve yaptırımla karşılaşmayan taşıtlar. Bu eğilim epeydir böyle.” diyor.

Bağcı, “Prim artışı nedeni ile 3 milyon taştın sigorta yaptırmadığını iddia edemeyiz. Ama daha evvel sigortalı olup da 2015 itibari sigortasını yenilemeyen taşıtların oranı yüzde 2. Bu da 16,5 milyon taşıtın 330 binine denk geliyor.” ifadelerini kullanıyor.


Bağcı, sigorta prim artışının nedenlerine de değiniyor. Nedenlerden birinin tavan fiyat uygulaması olduğunu belirtip, şunları kaydediyor:

“Devamlı trafikte olan ve kaza ihtimali bulunan ticari taşıtların yani minibüs, taksi, kamyon, otobüs, kamyonetin sigorta primlerine bir tavan fiyat uygulaması geldi. Malum yakınlarda taksiciler, minibüsçüler, kamyoncular trafik sigortası ile ilgili eylemler yaparak iktidara belli kararlar aldırdı. Ardından bir yönetmelik yayınlandı. Yönetmeliğe göre ticari taşıtlardan alacağımız prim belli. Primi aşamıyoruz. Bu durum hususi otomobiller için olumlu değil. E, hasarlardan ötürü önemli bir zarar var ve zararı bir yerden telafi etmemiz gerekiyor. Örneğin bir kamyon 13 kaza yapıyor, bundan 6 bin liradan çok prim alamıyoruz. Yine minibüslerde 3 bin 300 liradan çok prim alamıyoruz. Ne oluyor? Bu zarar hali ile hususi otomobillere, iyi sürücülere sirayet ediyor. Tavan fiyat uygun bir karar olmadı. İyi ile kötü sürücü ayrımı ortadan kalktı. Şirketlerin uygulamaları nedeni ile 16 bin acente ciddi mağduriyetler ile karşı karşıya.

Avrupada ve ABDde sigorta primleri için serbest tarife uygulanıyor. Orada kaza yaptığınızda sigorta primleri artıyor. Çoklu kaza yaptığınızda primler ciddi oranda artıyor. Hatta ehliyetlere el konabiliyor. Taşıtlar prim artışı, ehliyete el konması korkusu ile daha dikkatli kullanılıyor.”


ZARARIN BİR NEDENİ DE ÖLÜM VE YARALANMA TAZMİNATI

Trafik sigortasında zararın bir nedeninin de ölüm ve yaralanma tazminatı olduğunu bildiren Bağcı, şöyle devam ediyor:

“Tazminat tarafında 2014 ve 2015te sektörün öngöremediği ve anlam veremediği bir artış oldu. Araştırmalara göre bunda hasar takip şirketlerinin açtığı geriye dönük davalar rol oynadı. Anılan şirketler mantar gibi çoğaldı. Bunlar geriye dönük ölüm ve yaralanmalar ile ilgili dava açıyor. Davadan galip geliyor ve büyük tazminatlar elde ediyor.


Öte yandan devlet doğmamış ama doğabilecek hasarlar için sigorta şirketlerinden Hasar Karşılığı alıyor. Zararın yüzde 50ye yakın bölümü de buradan geliyor. Esasında trafik sigortası prim artışının devlet nedenli olduğunu belirtilebilir. “

Trafik branşında sigorta sektörün 10 senedir zarar ettiğinden yakınan İSAD Başkanı, “Burada sigorta şirketi de, acente de mağdur oluyor. Sigorta şirketleri acentelere minimum komisyon uygulayarak ‘örtülü satış yapmayın diyor. Bu durumdan tüketici zarar görüyor, sigorta şirketleri zarar görüyor, acenteler zarar görüyor. Yani sektör 2015i 2,4 milyar lira zarar ile kapadı. 2016da zararın minimum yüzde 30 daha artacağını tahmin ediyorum bu da minimum 4 milyar liraya denk geliyor.“ şikâyetinde bulunuyor.

Ayrıca Dr. Sigortanın başında bulunan Turusan Bağcı, asgari ücretin yüzde 30 artışının da zararda önemli rol oynayacağına temas ediyor.


Bağcı, önerilerini ise şöyle sıralıyor:

“Bir kere tavan fiyat ortadan kalkmalı. İyi ve kötü sürücü ayrılmalı. Öte yandan mahkemelerin bir biri ile uyumlu olmayan kararları önlenmeli. Konu kanun ile teminata alınmalı. Kanunlarda ilgili madde yok; tazminatlar ile ilgili, geriye dönük uygulamalar ile ilgili var. Bu önlenmeli. Yine ölüm tazminatının berlirlenmesinin Aktüeryal tekniklere göre kriteri veya hududu olmalı. Ayrıca ölüm veya yaralanma tazminatları mutlaka indirilmeli. Hasar Karşılığı oranı da indirilmeli.

Çoklu kazaya karışan ( 2 ve fazlası ) taşıt adedi 35 bin. Bu taşıtlar için pek çok uygulama örneğinde olduğu gibi

Zaman
Son Dakika
06.02.2016
‘Trafiksigortasınatavanfiyathususiotomobillerinaleyhine‘Trafik sigortasına tavan fiyat hususi otomobillerin aleyhine
M.Nedim Hazar - Olağan
Zaman
04.02.2016
02:13

Türkiye, ağzı sıkı sıkıya kapalı bir düdüklü tencere misali her geçen gün daha da içten içe büyüyen bir basınç altında. Toplumsal baskı, harlı bir alev misali alevi sürekli halde büyüyüp devam ederek artırıyor kolektif stresi. Hal böyle olunca normal zamanlarda hayret edilecek şeyler, adiyattan sayılıyor ve olağanlaşıyor.

Ölüm gibi…

Hem doğudan hem batıdan her gün şehit ve sivil ölüm haberleri geliyor. Acı olan, cinnet hallerine has bir olağanlıkla karşılar olmamız artık.

Göçmen çocukların sahile vurmuş cansız bedenleri olağan karşılanıyor artık.

Bayrak sarılı şehit tabutları da öyle.

Ne yazık ki öyle…

Şiddet olağan, terör olağan, kan ve ölüm haberi olağan bu ülkede artık.

Vicdan, izan, erdem tedavülden kalktı kalkıyor.

Bunların yerine bambaşka kavramlar geldi yerleşti. Misal, nefret olağan bir his artık. Üstelik gizlenmeye bile ihtiyaç duyulmadan alenen ilan ediliyor. Bir politika, hayat şekli olarak kendine alan buluyor nefret. Düşmanlık da öyle. Öylesine hızlı ve değişken bir hain listesi oluşturuluyor ki, neredeyse herkes her an hain ilan edilip linçten payına düşeni alabilir bu yeni olağan Türkiyede.

Her gün yaşanan örneklerden bir tanesi: Bir kız öğrenci yurdundaki yaşam şartlarının iyileştirilmesi için öğrenciler protesto ediyorlar. Yaptıkları şey, çatal kaşıkla masaya vurmak. Bakımsızlık, pislik, gibi konuları protesto etmek yurt yönetimi tarafından “isyan” olarak algılanıyor ve öğrenciler atılıyor yurttan. Anlayış tedavülden kalkınca, günün efektif kuru, hain ve düşman oluyor zira.

Şiddet, nefret, ölüm, terör, hainlik, düşmanlık, isyan başta devlet olmak üzere gündelik olağan bir dile dönüşüyor bu zamanlarda.

Bir korku ve nefret endüstrisi var adeta.

Bitmek bilmeyen bir iştahla her gün hain, düşman üretiliyor. Varlık ve gelecek bu nefret üzerine inşa ediliyor. İş bu sebeple, algı operasyonları olağanlaştırılmış durumda. Linç kampanyalarının periyodu artık gün aşırı bir sıklığa bağlandı. Yalan ve iftira olağan bir mücadele yöntemi sayılıyor artık.

Fişleme olağan, adam kayırma olağan, adamını bulma olağan…

Önceki gün bir ahbabım anlattı. Gassallık için bile “keşke tanıdık birilerini bulsanız” filan deniyormuş. Ölü yıkayıcısını bile liyakat değil torpille istihdam eden bir memleketin genel manzarasının börtü böcek ağırlıklı olması beklenemez bittabii.

Hukuk ve adaletten bahsetmeye kalksak köşe yetmez sanırım.

Geçtiğimiz gün medyada yer alan haberden görüyoruz ki, artık resmi memur alımlarında bile enteresan bir olağanlıklar zinciri başlamış durumda. Misal, adliye mülakatında “kirpinin kaç dikeni var?” gibi sorular soruluyor bu olağan sistemde. Yazılı imtihanda notunuz ne kadar yüksek olursa olsun çok bir kıymet-i harbiyesi de yok elbette!

Şakir Şeker, vaktiyle adalet bakanlığı yapmış deneyimli bir hukukçu. Şöyle diyor; “İddialı bir şekilde söylüyorum. Hiçbir hâkim veya savcı çıkıp bana ‘biz vicdani kararımızı verebiliyoruz deme şansına sahip değildir. Kesinlikle değil. Bunu inkâr etmenin bir anlamı yok.”

Gazı sonuna kadar açılmış, alev alev yanan bir ocağın üzerindeki düdüklü tencere misali her geçen gün artan bir basınçla patladı patlayacak bir hali var memleketin. Bizzat Cumhurbaşkanı “ülke kan gölüne döndü” diye açıklama yapıyor. Ve cinnet halinin tuhaflıklarını olağanlaştırarak bir duvara doğru hızla gidiyoruz.

Allah bu milleti muhafaza buyursun.

Zaman
Köşe Yazıları
04.02.2016
MNedimHazar-OlağanMNedim Hazar - Olağan
M.Nedim Hazar - Olağan
Zaman
04.02.2016
02:00

Türkiye, ağzı sıkı sıkıya kapalı bir düdüklü tencere misali her geçen gün daha da içten içe büyüyen bir basınç altında. Toplumsal baskı, harlı bir alev misali alevi sürekli halde büyüyüp devam ederek artırıyor kolektif stresi. Hal böyle olunca normal zamanlarda hayret edilecek şeyler, adiyattan sayılıyor ve olağanlaşıyor.

Ölüm gibi…

Hem doğudan hem batıdan her gün şehit ve sivil ölüm haberleri geliyor. Acı olan, cinnet hallerine has bir olağanlıkla karşılar olmamız artık.

Göçmen çocukların sahile vurmuş cansız bedenleri olağan karşılanıyor artık.

Bayrak sarılı şehit tabutları da öyle.

Ne yazık ki öyle…

Şiddet olağan, terör olağan, kan ve ölüm haberi olağan bu ülkede artık.

Vicdan, izan, erdem tedavülden kalktı kalkıyor.

Bunların yerine bambaşka kavramlar geldi yerleşti. Misal, nefret olağan bir his artık. Üstelik gizlenmeye bile ihtiyaç duyulmadan alenen ilan ediliyor. Bir politika, hayat şekli olarak kendine alan buluyor nefret. Düşmanlık da öyle. Öylesine hızlı ve değişken bir hain listesi oluşturuluyor ki, neredeyse herkes her an hain ilan edilip linçten payına düşeni alabilir bu yeni olağan Türkiyede.

Her gün yaşanan örneklerden bir tanesi: Bir kız öğrenci yurdundaki yaşam şartlarının iyileştirilmesi için öğrenciler protesto ediyorlar. Yaptıkları şey, çatal kaşıkla masaya vurmak. Bakımsızlık, pislik, gibi konuları protesto etmek yurt yönetimi tarafından “isyan” olarak algılanıyor ve öğrenciler atılıyor yurttan. Anlayış tedavülden kalkınca, günün efektif kuru, hain ve düşman oluyor zira.

Şiddet, nefret, ölüm, terör, hainlik, düşmanlık, isyan başta devlet olmak üzere gündelik olağan bir dile dönüşüyor bu zamanlarda.

Bir korku ve nefret endüstrisi var adeta.

Bitmek bilmeyen bir iştahla her gün hain, düşman üretiliyor. Varlık ve gelecek bu nefret üzerine inşa ediliyor. İş bu sebeple, algı operasyonları olağanlaştırılmış durumda. Linç kampanyalarının periyodu artık gün aşırı bir sıklığa bağlandı. Yalan ve iftira olağan bir mücadele yöntemi sayılıyor artık.

Fişleme olağan, adam kayırma olağan, adamını bulma olağan…

Önceki gün bir ahbabım anlattı. Gassallık için bile “keşke tanıdık birilerini bulsanız” filan deniyormuş. Ölü yıkayıcısını bile liyakat değil torpille istihdam eden bir memleketin genel manzarasının börtü böcek ağırlıklı olması beklenemez bittabii.

Hukuk ve adaletten bahsetmeye kalksak köşe yetmez sanırım.

Geçtiğimiz gün medyada yer alan haberden görüyoruz ki, artık resmi memur alımlarında bile enteresan bir olağanlıklar zinciri başlamış durumda. Misal, adliye mülakatında “kirpinin kaç dikeni var?” gibi sorular soruluyor bu olağan sistemde. Yazılı imtihanda notunuz ne kadar yüksek olursa olsun çok bir kıymet-i harbiyesi de yok elbette!

Şakir Şeker, vaktiyle adalet bakanlığı yapmış deneyimli bir hukukçu. Şöyle diyor; “İddialı bir şekilde söylüyorum. Hiçbir hâkim veya savcı çıkıp bana ‘biz vicdani kararımızı verebiliyoruz deme şansına sahip değildir. Kesinlikle değil. Bunu inkâr etmenin bir anlamı yok.”

Gazı sonuna kadar açılmış, alev alev yanan bir ocağın üzerindeki düdüklü tencere misali her geçen gün artan bir basınçla patladı patlayacak bir hali var memleketin. Bizzat Cumhurbaşkanı “ülke kan gölüne döndü” diye açıklama yapıyor. Ve cinnet halinin tuhaflıklarını olağanlaştırarak bir duvara doğru hızla gidiyoruz.

Allah bu milleti muhafaza buyursun.

Zaman
Ana Sayfa
04.02.2016
MNedimHazar-OlağanMNedim Hazar - Olağan
Rusya'nın hedefindeki Alparslan Çelik: Korkum yok
Zaman
28.01.2016
12:45

Türk jetlerince düşürülen Rus savaş uçağından paraşütle atlayan pilotu öldüren kişi olduğu söylenen ve bu nedenle Rus istihbaratının bir numaralı hedefi olan Alparslan Çelik konuştu.

Çelik, Ben Türkmen Dağına Allaha iman ederek çıktım. Canımızı Allah verdi, Allah alır, bu imanla orada mücadele ediyoruz. Böyle bir korkum kesinlikle yok, mücadelemize son damla kanımız akana kadar devam edeceğiz dedi.

Suriye Bayırbucaktaki Türkmen Dağında savaşırken, düşürülen Rus savaş uçağından paraşütle atlayan pilotu öldürdüğü söylenen Türkmen Dağı 2nci Sahil Tümeni Komutanı Alparslan Çelik, Bayırbucakta neredeyse tüm köylerin Rusların kontrolüne girdiğini söyledi. Türkmenler Rus bombardımanı altında ezilirken Türkiyenin sessiz kaldığını ileri süren Alparslan Çelik, şunları söyledi:

Türkmen Dağı geçmişte atalarımızdan bize kalan yadigar topraklar bugün Rus bombardımanı altında ezilirken sivil halk, Türk milletinin ve Türk Devletinin sessiz kalması oradaki insanların Türkiyeye olan güvenini zedeliyor. Bugün Bayırbucakta çoğu nokta Rus bombardımanları altında boşaltıldı. Tüm köylerimiz neredeyse Rusların eline geçti. Burada Esad demiyorum özellikle, Ruslar çünkü tamamen sahaya hakim, şu an sınır köylerimiz haricinde köylerin hepsi rejim kontrolüne geçti. Ve sınır köylerimiz de Türkiyenin tel örgülerinin olduğu bölge ağır bir bombardıman altında. 10-15 bin civarında sivil halkımız sınır köylerinde hala yaşıyor. Onlar Türkiyeye çıkmak istemiyorlar. Kendi vatan topraklarında şehadete, ölüme, mücadeleye katılmak, katkıda bulunmak istiyorlar. Yani buradaki mücadele hala devam ediyor. Türkmen Dağı düştü diye bazı haber sitelerinde geçiyor. Tamam doğrudur, çoğu noktayı kaybettik ama orada direnişi sürdüren halen mücahitlerimiz ve sivil halkımız var. O noktada Türkmen Dağı düşmemiştir.

RUS UÇAĞI BİZİM OPERASYON HATTINI BOMBALADI

Alparslan Çelik, Rus savaş uçağının düşürüldüğü gün ile ilgili olarak ise, Kızıldağın ilk düştüğü gündü. Cuma günüydü, biz sabah namazıyla birlikte harekete geçtik. Kızıldağa operasyon düzenledik, tam operasyonun ortasındayken Rus uçakları geldi tabi, bizim operasyon hattını bombalayarak Türkiye tarafından manevra yapıp dönerken, Türkiye F-16ları tarafından, kahraman pilotlarımız tarafından vurularak düşürüldü diye konuştu

Rusyanın ölüm listesinde olduğu haberleriyle ilgili de hiç bir şeyden korkmadığını belirten Alparslan Çelik, şöyle konuştu:

Ben Türkmen Dağına çıkarken 2- 2.5 yıl önce Allaha iman ederek çıktım. Canımızı Allah verdi, Allah alır, bu imanla orada mücadele ediyoruz, herkesin öleceği gün nasıl belliyse, benim de öleceğim gün bellidir. Bu ölümün Allah uğruna, Allahın rızasını kazanmak uğruna, zalime karşı mazlumun yanında savaşarak Allahın canımı almasını yüce Allahtan niyaz ederim. Böyle bir korkum kesinlikle yok, mücadelemize son nefer, son nefes, son damla kan akana kadar devam edeceğiz

HAVA SAVUNMA SİLAHLARI İSTEDİ

Alparslan Çelik, Bayırbucak Türkmenleri konusunda Türkiyenin hassasiyet gösterdiğini ve bunun iyi olduğunu belirterek, ancak yardımların yeterli olmadığını söyledi. Çelik, şöyle dedi:

Evet, Türk Devletinin ve Türk milletinin hassasiyeti bu noktada iyi. Ama yalnız bugün karşımızda, dün Esada karşı savaşırken de aynı silah geliyordu, İrana karşı savaşırken de aynı silah geliyordu, Hizbullah a karşı da, DHKP-Cye karşı da, PKKya karşı da aynı silah geliyordu. Bugün Rusya gibi bir dünya devleti karşımızdayken de aynı silah geliyor. Bizim onların teknolojik silahlarına cevap verecek silah gücümüz yok. Ama Türkiye Devletinden tabii ki geliyor. Göğüs göğüse muharebe de işe yarayan silahlar. Ama hava savunma sistemimiz yok. Teknolojik olarak hiçbir alt yapımız yok. Kendi imkanlarımızla oluşturduğumuz bir alt yapımız var. Türkiye Devletinden istediğimiz bu nokta da bize hava savunması açısından silah vermeleri, teknolojik olarak alt yapımızın oluşturulması.

KÜRT KORİDORUNA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Rusyanın ve Almanyanın, PKKnın Suriyedeki kolu olan PYDye silah verdiğini söyleyen Alparslan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bugün PYDye Rusya 5-10 bin ton silah vermiş, Almanya silah vermiş. Dünyanın terör örgütü kabul ettiği PKKya dünya devletleri silah veriyor. Biz Türkmenler orada Bayırbucakın vatan savunmasını yaparken, kendi topraklarında kendi savunma hattını oluşturmuş Türkmenlere, başta Türkiye ve Avrupa ile diğer Müslüman devletlerin desteği söz konusu değildir. Sadece Türkiyenin verdiği orada savunma amaçlı verdiği silahların dışında hiçbir destek alamıyoruz. Ben buradan tüm dünya kamuoyuna sesleniyorum, burada ezilen, mazlum bir halk var, Türkmen halkı, Müslüman Türkmenler. Dün Kobani için ayaklanan Avrupa bugün Türkmen Dağı için ayaklanmıyor. Dün Irakta Şiilere karşı, Saddama karşı darbe yapan Ame

Zaman
Son Dakika
28.01.2016
RusyanınhedefindekiAlparslanÇelikKorkumyokRusyanın hedefindeki Alparslan Çelik Korkum yok
Rusya'nın hedefindeki Alparslan Çelik: Korkum yok
Zaman
28.01.2016
12:45

Türk jetlerince düşürülen Rus savaş uçağından paraşütle atlayan pilotu öldüren kişi olduğu söylenen ve bu nedenle Rus istihbaratının bir numaralı hedefi olan Alparslan Çelik konuştu.

Çelik, Ben Türkmen Dağına Allaha iman ederek çıktım. Canımızı Allah verdi, Allah alır, bu imanla orada mücadele ediyoruz. Böyle bir korkum kesinlikle yok, mücadelemize son damla kanımız akana kadar devam edeceğiz dedi.

Suriye Bayırbucaktaki Türkmen Dağında savaşırken, düşürülen Rus savaş uçağından paraşütle atlayan pilotu öldürdüğü söylenen Türkmen Dağı 2nci Sahil Tümeni Komutanı Alparslan Çelik, Bayırbucakta neredeyse tüm köylerin Rusların kontrolüne girdiğini söyledi. Türkmenler Rus bombardımanı altında ezilirken Türkiyenin sessiz kaldığını ileri süren Alparslan Çelik, şunları söyledi:

Türkmen Dağı geçmişte atalarımızdan bize kalan yadigar topraklar bugün Rus bombardımanı altında ezilirken sivil halk, Türk milletinin ve Türk Devletinin sessiz kalması oradaki insanların Türkiyeye olan güvenini zedeliyor. Bugün Bayırbucakta çoğu nokta Rus bombardımanları altında boşaltıldı. Tüm köylerimiz neredeyse Rusların eline geçti. Burada Esad demiyorum özellikle, Ruslar çünkü tamamen sahaya hakim, şu an sınır köylerimiz haricinde köylerin hepsi rejim kontrolüne geçti. Ve sınır köylerimiz de Türkiyenin tel örgülerinin olduğu bölge ağır bir bombardıman altında. 10-15 bin civarında sivil halkımız sınır köylerinde hala yaşıyor. Onlar Türkiyeye çıkmak istemiyorlar. Kendi vatan topraklarında şehadete, ölüme, mücadeleye katılmak, katkıda bulunmak istiyorlar. Yani buradaki mücadele hala devam ediyor. Türkmen Dağı düştü diye bazı haber sitelerinde geçiyor. Tamam doğrudur, çoğu noktayı kaybettik ama orada direnişi sürdüren halen mücahitlerimiz ve sivil halkımız var. O noktada Türkmen Dağı düşmemiştir.

RUS UÇAĞI BİZİM OPERASYON HATTINI BOMBALADI

Alparslan Çelik, Rus savaş uçağının düşürüldüğü gün ile ilgili olarak ise, Kızıldağın ilk düştüğü gündü. Cuma günüydü, biz sabah namazıyla birlikte harekete geçtik. Kızıldağa operasyon düzenledik, tam operasyonun ortasındayken Rus uçakları geldi tabi, bizim operasyon hattını bombalayarak Türkiye tarafından manevra yapıp dönerken, Türkiye F-16ları tarafından, kahraman pilotlarımız tarafından vurularak düşürüldü diye konuştu

Rusyanın ölüm listesinde olduğu haberleriyle ilgili de hiç bir şeyden korkmadığını belirten Alparslan Çelik, şöyle konuştu:

Ben Türkmen Dağına çıkarken 2- 2.5 yıl önce Allaha iman ederek çıktım. Canımızı Allah verdi, Allah alır, bu imanla orada mücadele ediyoruz, herkesin öleceği gün nasıl belliyse, benim de öleceğim gün bellidir. Bu ölümün Allah uğruna, Allahın rızasını kazanmak uğruna, zalime karşı mazlumun yanında savaşarak Allahın canımı almasını yüce Allahtan niyaz ederim. Böyle bir korkum kesinlikle yok, mücadelemize son nefer, son nefes, son damla kan akana kadar devam edeceğiz

HAVA SAVUNMA SİLAHLARI İSTEDİ

Alparslan Çelik, Bayırbucak Türkmenleri konusunda Türkiyenin hassasiyet gösterdiğini ve bunun iyi olduğunu belirterek, ancak yardımların yeterli olmadığını söyledi. Çelik, şöyle dedi:

Evet, Türk Devletinin ve Türk milletinin hassasiyeti bu noktada iyi. Ama yalnız bugün karşımızda, dün Esada karşı savaşırken de aynı silah geliyordu, İrana karşı savaşırken de aynı silah geliyordu, Hizbullah a karşı da, DHKP-Cye karşı da, PKKya karşı da aynı silah geliyordu. Bugün Rusya gibi bir dünya devleti karşımızdayken de aynı silah geliyor. Bizim onların teknolojik silahlarına cevap verecek silah gücümüz yok. Ama Türkiye Devletinden tabii ki geliyor. Göğüs göğüse muharebe de işe yarayan silahlar. Ama hava savunma sistemimiz yok. Teknolojik olarak hiçbir alt yapımız yok. Kendi imkanlarımızla oluşturduğumuz bir alt yapımız var. Türkiye Devletinden istediğimiz bu nokta da bize hava savunması açısından silah vermeleri, teknolojik olarak alt yapımızın oluşturulması.

KÜRT KORİDORUNA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Rusyanın ve Almanyanın, PKKnın Suriyedeki kolu olan PYDye silah verdiğini söyleyen Alparslan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bugün PYDye Rusya 5-10 bin ton silah vermiş, Almanya silah vermiş. Dünyanın terör örgütü kabul ettiği PKKya dünya devletleri silah veriyor. Biz Türkmenler orada Bayırbucakın vatan savunmasını yaparken, kendi topraklarında kendi savunma hattını oluşturmuş Türkmenlere, başta Türkiye ve Avrupa ile diğer Müslüman devletlerin desteği söz konusu değildir. Sadece Türkiyenin verdiği orada savunma amaçlı verdiği silahların dışında hiçbir destek alamıyoruz. Ben buradan tüm dünya kamuoyuna sesleniyorum, burada ezilen, mazlum bir halk var, Türkmen halkı, Müslüman Türkmenler. Dün Kobani için ayaklanan Avrupa bugün Türkmen Dağı için ayaklanmıyor. Dün Irakta Şiilere karşı, Saddama karşı darbe yapan Ame

Zaman
Ana Sayfa
28.01.2016
RusyanınhedefindekiAlparslanÇelikKorkumyokRusyanın hedefindeki Alparslan Çelik Korkum yok
Koç ailesine taziye akını
Zaman
23.01.2016
01:55

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koçun kalp krizi sonucu vefatının ardından Koç ailesi, İstanbul Divan Otelde dün taziyeleri kabul etti. İş, siyaset, spor ve sanat dünyasının tanınmış isimleri otelde taziye için sıraya girdi. Dostları Mustafa Koçu “güler yüzlü ve mütevazı kişiliği” ile andı.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koçun önceki gün kalp krizi sonucu vefatının ardından dün Koç ailesi İstanbul Divan Otelde taziyeleri kabul etti. Divan Oteli sanat ve iş dünyasından taziyeye gelenlerin akınına uğradı. Taziyeleri Mustafa Koçun eşi Caroline Koç, annesi Çiğdem Simavi, babası Rahmi Koç, kardeşleri Ali Koç, Ömer Koç, halası Semahat Arsel ve Mustafa Koçun kızları kabul etti.

width=139Taziye için Divan Otele CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski genelkurmay başkanları Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ, gazeteci Nazlı Ilıcak ile iş dünyasından Nihat Özdemir, Ali Şen, Levent Çakıroğlu, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Muharrem Kayhan, Ali Sabancı, Kadir Topbaş, Ümit Boyner, Zülfü Livaneli, Fikret Ünlü, Sedat Aloğlu, Atalay Şahinoğlu, Nevzat Yalçıntaş, Adnan Polat, Rona Yırcalı, Cansen Başaran, Haluk Dinçer, Suzan Sabancı Dinçer, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdülhamit Bilici ile Ekmeleddin İhsanoğlu, Aydın Doğan, Hanzade Doğan, Celal Adan, Gürsel Tekin, Enis Berberoğlu Cem Hakko, Gürsel Tekin, Ali Şen, Muhtar Kent, Aydın Ayaydın, Ahmet Dördüncü, Ajda Pekkan, Demet Sabancı Çetindoğan, Fatih Altaylı, Berna Yılmaz geldi. Koç ailesi saat 16.00 ile 19.00 arasında taziyeleri kabul etti.

Bill Ford: Onu özleyeceğim

Taziyeye gelenler otelin girişinden Koç ailesinin bulunduğu salona kadar uzun bir kuyruk oluşturdu. Basın mensuplarına, “Mustafa Koçun mütevazı ve sevgi dolu bir insan olduğunu” ifade etti. Otelin büyük toplantı salonunda taziyeleri kabul eden ailenin yüzünde, yaşadıkları büyük kaybın acısı okunuyordu.

Mustafa Koç için yurtdışındaki ortaklarından Fordun sahibi Bill Fordtan da taziye mesajı geldi. Bill Ford, taziye mesajında, “Mustafa Koç, olağanüstü bir lider, tam anlamıyla dürüst bir insan, Fordun uzun yıllardır sadık bir dostu ve ortağıydı. Aynı zamanda çok yakın bir arkadaşım olup, ailelerimiz arasında da Henry Ford ve Vehbi Koça kadar uzanan çok özel bir ilişki bulunmakta. Hem dostum hem de iş ortağım olarak onu özleyeceğim.” ifadelerine yer verdi.

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, İstanbulda cuma namazı sonrası yaptığı açıklamada Mustafa Koçun genç yaşta vefat ettiğini söyledi. Gül, “Hepimiz çok üzüldük. Tabii kimin ne zaman gideceği belli olmaz ama böyle vakitsiz erken ayrılmalar da herkeste şok etkisi yaratır. Büyük bir ailenin temsilcisiydi. Kayıp büyük.” dedi.


Murat Ülker: Candan davranışları ile hatırlayacağım

width=150Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koçun vefatı nedeniyle Twitterdan açıklama yaptı. Ülker, duygu yüklü açıklamasında şunları ifade etti: “Çok üzüldüm. Elbette biliyoruz ki ölüm er geç gelecek. Ama bu sefer Mustafa Koç için erken geldi. İnsanları üç yerde tanırsınız. Ya alışverişte, ya seyahatte ya da hısımlıkta. Biz Mustafa Koçla birkaç kez iş yapmaya niyet ettik ama nasip olmadı. Fakat birlikte seyahat ettik. Çok iyi bir yol arkadaşıydı. Ağırbaşlılığı, arkadaşlarına saygısı, candan davranışları ile hatırlayacağım. Koç ailesi geleneklerine, törelerine bağlıdır. Aile arasında bağlılık vardır. Bunu rahmetlide de görürdük. İşadamı olarak ise daima kendisini vizyoner yanı ile hatırlayacağım. Koç Grubunu eriştiği büyüklüğe ulaştırabilmek için vizyonerlik şarttı. Özelleştirme konusundaki kararlılığından da söz etmeden geçemem. Verdiği kararla memleketimizin önemli yatırımlarını kıymetlendirdi. Bu yatırımlar ‘bizde kaldı. Kendisini rahmetle anıyorum.”

Zaman
Ekonomi
23.01.2016
KoçailesinetaziyeakınıKoç ailesine taziye akını
Koç ailesine taziye akını
Zaman
23.01.2016
01:55

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koçun kalp krizi sonucu vefatının ardından Koç ailesi, İstanbul Divan Otelde dün taziyeleri kabul etti. İş, siyaset, spor ve sanat dünyasının tanınmış isimleri otelde taziye için sıraya girdi. Dostları Mustafa Koçu “güler yüzlü ve mütevazı kişiliği” ile andı.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koçun önceki gün kalp krizi sonucu vefatının ardından dün Koç ailesi İstanbul Divan Otelde taziyeleri kabul etti. Divan Oteli sanat ve iş dünyasından taziyeye gelenlerin akınına uğradı. Taziyeleri Mustafa Koçun eşi Caroline Koç, annesi Çiğdem Simavi, babası Rahmi Koç, kardeşleri Ali Koç, Ömer Koç, halası Semahat Arsel ve Mustafa Koçun kızları kabul etti.

width=139Taziye için Divan Otele CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski genelkurmay başkanları Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ, gazeteci Nazlı Ilıcak ile iş dünyasından Nihat Özdemir, Ali Şen, Levent Çakıroğlu, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Muharrem Kayhan, Ali Sabancı, Kadir Topbaş, Ümit Boyner, Zülfü Livaneli, Fikret Ünlü, Sedat Aloğlu, Atalay Şahinoğlu, Nevzat Yalçıntaş, Adnan Polat, Rona Yırcalı, Cansen Başaran, Haluk Dinçer, Suzan Sabancı Dinçer, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdülhamit Bilici ile Ekmeleddin İhsanoğlu, Aydın Doğan, Hanzade Doğan, Celal Adan, Gürsel Tekin, Enis Berberoğlu Cem Hakko, Gürsel Tekin, Ali Şen, Muhtar Kent, Aydın Ayaydın, Ahmet Dördüncü, Ajda Pekkan, Demet Sabancı Çetindoğan, Fatih Altaylı, Berna Yılmaz geldi. Koç ailesi saat 16.00 ile 19.00 arasında taziyeleri kabul etti.

Bill Ford: Onu özleyeceğim

Taziyeye gelenler otelin girişinden Koç ailesinin bulunduğu salona kadar uzun bir kuyruk oluşturdu. Basın mensuplarına, “Mustafa Koçun mütevazı ve sevgi dolu bir insan olduğunu” ifade etti. Otelin büyük toplantı salonunda taziyeleri kabul eden ailenin yüzünde, yaşadıkları büyük kaybın acısı okunuyordu.

Mustafa Koç için yurtdışındaki ortaklarından Fordun sahibi Bill Fordtan da taziye mesajı geldi. Bill Ford, taziye mesajında, “Mustafa Koç, olağanüstü bir lider, tam anlamıyla dürüst bir insan, Fordun uzun yıllardır sadık bir dostu ve ortağıydı. Aynı zamanda çok yakın bir arkadaşım olup, ailelerimiz arasında da Henry Ford ve Vehbi Koça kadar uzanan çok özel bir ilişki bulunmakta. Hem dostum hem de iş ortağım olarak onu özleyeceğim.” ifadelerine yer verdi.

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, İstanbulda cuma namazı sonrası yaptığı açıklamada Mustafa Koçun genç yaşta vefat ettiğini söyledi. Gül, “Hepimiz çok üzüldük. Tabii kimin ne zaman gideceği belli olmaz ama böyle vakitsiz erken ayrılmalar da herkeste şok etkisi yaratır. Büyük bir ailenin temsilcisiydi. Kayıp büyük.” dedi.


Murat Ülker: Candan davranışları ile hatırlayacağım

width=150Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koçun vefatı nedeniyle Twitterdan açıklama yaptı. Ülker, duygu yüklü açıklamasında şunları ifade etti: “Çok üzüldüm. Elbette biliyoruz ki ölüm er geç gelecek. Ama bu sefer Mustafa Koç için erken geldi. İnsanları üç yerde tanırsınız. Ya alışverişte, ya seyahatte ya da hısımlıkta. Biz Mustafa Koçla birkaç kez iş yapmaya niyet ettik ama nasip olmadı. Fakat birlikte seyahat ettik. Çok iyi bir yol arkadaşıydı. Ağırbaşlılığı, arkadaşlarına saygısı, candan davranışları ile hatırlayacağım. Koç ailesi geleneklerine, törelerine bağlıdır. Aile arasında bağlılık vardır. Bunu rahmetlide de görürdük. İşadamı olarak ise daima kendisini vizyoner yanı ile hatırlayacağım. Koç Grubunu eriştiği büyüklüğe ulaştırabilmek için vizyonerlik şarttı. Özelleştirme konusundaki kararlılığından da söz etmeden geçemem. Verdiği kararla memleketimizin önemli yatırımlarını kıymetlendirdi. Bu yatırımlar ‘bizde kaldı. Kendisini rahmetle anıyorum.”

Zaman
Ana Sayfa
23.01.2016
KoçailesinetaziyeakınıKoç ailesine taziye akını
Çok geç olmadan, ‘yok olma'dan...
Zaman
13.01.2016
02:11

Dün sabah, İstanbul Modernde açılacak “Yok Olmadan” sergisi için yollardayken kuvvetli bir patlama sesi işitildi. On hayat yok oldu... Aslında bu haber için şöyle bir giriş yapmak isterdik:

Çok değil, bundan yüz yıl sonra bizi nasıl bir dünyanın beklediğini hayal edin! Kesilen ağaçlar, türü yok olan hayvanlar, iklim değişimi, atmosfere salınan zehirli gazlar... Gözünüzün önüne gelecekle ilgili kıyamet senaryolarının anlatıldığı filmlerden sahneler geldi mi sizin de? Bütün güzel şeyler, (papatyalar, çam ağaçları, kediler, karıncalar, dereler, listeyi lütfen siz çoğaltın) yok olmaya bu kadar yaklaşmışken dünyamıza kendi ellerimizle yaptığımız kıyıma dikkat çekmek için, bugün İstanbul Modernde bir sergi açılıyor: Yok Olmadan–Doğa ve Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sergi.

width=150Sergi, ismini Joni Mitchellin 1970te yayınlanan “Big Yellow Taxi” şarkısından, doğanın kıymetinin yok olmadan anlaşılmadığını vurgulayan nakaratından alıyor. Katılan bütün sanatçılar da bu fikre katkı sunuyor. Mark Dionun “Kar Körlüğü”, Alper Aydının “Taş Kütüphanesi”, Bingyinin “Kıyamet” isimli destansı eseri, Jasmin Blasconun Pico Studio ile birlikte gerçekleştirdiği “Uzayda Doğmuş İlk İnsan” ve Elmas Denizin “İnsansız” ismini verdiği videolar görülmeye değer eserlerden.

YOKO ONONUN TABUTLARI VE ZEYTİN AĞAÇLARI

Mutlaka görülmesi gereken bir diğer eser ise popüler, sanatın hemen her alanında eserler veren Yoko Ononun “Ex It” isimli çalışması. Dikkat çekiyor, çünkü çalışmasının sergilendiği alana girdiğinizde farklı boyutlarda 50 tabutun (sonradan bunun çocuklar, kadınlar ve erkekler için olduğunu anlıyorsunuz), tıpkı bir toplu mezar gibi arka arkaya sıralandığını görüyor ve sırtınızdan bir soğukluğun geçtiğini hissediyorsunuz. Ölümü, ölüm fikrini doğrudan veriyor sanatçı. Evet, tabutların böyle bir etkisi var, fakat her tabutun yüz hizasındaki açıklıklardan da ağaç olmaya durmuş zeytin fidanları yükseliyor. Yüzlerce yıl yaşayan, kesmenin bütün dinlerde yasaklandığı, barışın ve aslında hayatın sembolü zeytin ağaçları... Ölüm ile yaşam fikrini iç içe, doğrudan, çarpıcı bir şekilde analtıyor sanatçı. Üstelik bütün bu görsel şaşkınlıktan dolayı biraz geç fark edilen kuş sesleri de manzarayı tamamlayan ve üstünüzdeki ölü toprağını atmanıza, hayata bir zeytin ağacı gibi tutunmanıza yardım eden ses enstalasyonu.

/

Sergi, “Doğaya özlemin, yaşanabilir bir dünyanın ve sürdürülebilir bir ekolojik dengeye duyulan arzunun tezahürü” olarak niteleyen Paolo Colombo ve Çelenk Bafranın küratörlüğünde hazırlandı. Bu karşı duruş hareketinde yer alan bazı sanatçılar ise şöyle: Roger Ackling, Bas Jan Ader, Jasmin Blasco, Charles Dellschau, Hamish Fulton, Rodney Graham, Lars Jan, Mario Merz, Joni Mitchell, Camila Rocha, Canan Tolon ve Pae White. Sergiyi 5 Hazirana kadar ziyaret edebilirsiniz.

/

Zaman
Kültür
13.01.2016
Çokgeçolmadan‘yokolmadanÇok geç olmadan ‘yok olmadan
Çok geç olmadan, ‘yok olma'dan...
Zaman
13.01.2016
02:11

Dün sabah, İstanbul Modernde açılacak “Yok Olmadan” sergisi için yollardayken kuvvetli bir patlama sesi işitildi. On hayat yok oldu... Aslında bu haber için şöyle bir giriş yapmak isterdik:

Çok değil, bundan yüz yıl sonra bizi nasıl bir dünyanın beklediğini hayal edin! Kesilen ağaçlar, türü yok olan hayvanlar, iklim değişimi, atmosfere salınan zehirli gazlar... Gözünüzün önüne gelecekle ilgili kıyamet senaryolarının anlatıldığı filmlerden sahneler geldi mi sizin de? Bütün güzel şeyler, (papatyalar, çam ağaçları, kediler, karıncalar, dereler, listeyi lütfen siz çoğaltın) yok olmaya bu kadar yaklaşmışken dünyamıza kendi ellerimizle yaptığımız kıyıma dikkat çekmek için, bugün İstanbul Modernde bir sergi açılıyor: Yok Olmadan–Doğa ve Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sergi.

width=150Sergi, ismini Joni Mitchellin 1970te yayınlanan “Big Yellow Taxi” şarkısından, doğanın kıymetinin yok olmadan anlaşılmadığını vurgulayan nakaratından alıyor. Katılan bütün sanatçılar da bu fikre katkı sunuyor. Mark Dionun “Kar Körlüğü”, Alper Aydının “Taş Kütüphanesi”, Bingyinin “Kıyamet” isimli destansı eseri, Jasmin Blasconun Pico Studio ile birlikte gerçekleştirdiği “Uzayda Doğmuş İlk İnsan” ve Elmas Denizin “İnsansız” ismini verdiği videolar görülmeye değer eserlerden.

YOKO ONONUN TABUTLARI VE ZEYTİN AĞAÇLARI

Mutlaka görülmesi gereken bir diğer eser ise popüler, sanatın hemen her alanında eserler veren Yoko Ononun “Ex It” isimli çalışması. Dikkat çekiyor, çünkü çalışmasının sergilendiği alana girdiğinizde farklı boyutlarda 50 tabutun (sonradan bunun çocuklar, kadınlar ve erkekler için olduğunu anlıyorsunuz), tıpkı bir toplu mezar gibi arka arkaya sıralandığını görüyor ve sırtınızdan bir soğukluğun geçtiğini hissediyorsunuz. Ölümü, ölüm fikrini doğrudan veriyor sanatçı. Evet, tabutların böyle bir etkisi var, fakat her tabutun yüz hizasındaki açıklıklardan da ağaç olmaya durmuş zeytin fidanları yükseliyor. Yüzlerce yıl yaşayan, kesmenin bütün dinlerde yasaklandığı, barışın ve aslında hayatın sembolü zeytin ağaçları... Ölüm ile yaşam fikrini iç içe, doğrudan, çarpıcı bir şekilde analtıyor sanatçı. Üstelik bütün bu görsel şaşkınlıktan dolayı biraz geç fark edilen kuş sesleri de manzarayı tamamlayan ve üstünüzdeki ölü toprağını atmanıza, hayata bir zeytin ağacı gibi tutunmanıza yardım eden ses enstalasyonu.

/

Sergi, “Doğaya özlemin, yaşanabilir bir dünyanın ve sürdürülebilir bir ekolojik dengeye duyulan arzunun tezahürü” olarak niteleyen Paolo Colombo ve Çelenk Bafranın küratörlüğünde hazırlandı. Bu karşı duruş hareketinde yer alan bazı sanatçılar ise şöyle: Roger Ackling, Bas Jan Ader, Jasmin Blasco, Charles Dellschau, Hamish Fulton, Rodney Graham, Lars Jan, Mario Merz, Joni Mitchell, Camila Rocha, Canan Tolon ve Pae White. Sergiyi 5 Hazirana kadar ziyaret edebilirsiniz.

/

Zaman
Ana Sayfa
13.01.2016
Çokgeçolmadan‘yokolmadanÇok geç olmadan ‘yok olmadan
Toplam "9" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti