Habergec.Com Aranan Kelimeler:yeni lider yeni enerji Değerlendirme: 10 / 10 945270
habergec.com
21.10.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

yeni lider yeni enerji

Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil oldu
Zaman
10.10.2014
19:01
Ermenistan, Rusya, Belarus ve Kazakistanın oluşturduğu Avrasya Ekonomik Birliğine kabul edildi. Belarusun başkenti Minskte gerçekleşen Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi toplantısında Ermenistanın birliğe dahil olması ile ilgili anlaşma imzalandı.Kırgızistanın tam üyeliği ile ilgili de yol haritası kabul edildi. Tacikistan da yeni oluşan ekonomik birlik içinde yer almak istiyor.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistanın Birliğe üyeliği ile ilgili anlaşmanın yıl sonuna kadar Rusya, Belarus ve Kazakistan parlamentolarında onaylanmasının ardından uygulamaya konulacağını belirtti.Rus lider Ermenistanın diğer üyelerle eşit şartlarda Avrasya Ekonomik Birliği bünyesinde çalışmaya hazır olduğunu kaydetti. Putine göre Ermenistan ekonomisinde üyelikle ilgili pozitif sonuçlar birkaç yıl içinde görülmeye başlayacak.Anlaşma çerçevesinde üye ülkeler arasında mal, hizmetler ve işçilerin serbest dolaşımı öngörülüyor. Avrasya Ekonomik Birliği ülkeleri enerji, sanayi, tarım ve ulaşım alanlarındaki politikalarla ilgili koordinasyon hedefliyor.YUKARI KARABAĞ DIŞARIDA KALIYORYukarı Karabağ krizi nedeni ile Ermenistanın üyeliği konusunda sorun yaşanmış, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyevden bir mektup aldığını ifade etmişti. Bu çerçevede Yukarı Karabağ birlik sınırları dışında tutuluyor. Nazarbayev konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Ermenistanın resmen üyeliğinin tamamlanması durumunda Yukarı Karabağ sınırlar dışında kalacak. Bu açıdan Ermenistanın üyeliği açısından sorun bulunmuyor. dedi.Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan da yaptığı değerlendirmede üyeliğin Yukarı Karabağı kapsamadığını teyit etti. Sarkisyan, Ermenistan kendi tanınan sınırları çerçevesinde birliğe giriyor. ifadelerini kullandı.Ermenistanın birliğe dahil olmasının ardından ucuz petrol imkanı, tarım ürünlerinin daha geniş bir coğrafyaya sorunsuz pazarlanması ve Rusyada çalışan Ermeni nüfus için önemli avantajlar elde edeceği kaydediliyor.
Zaman
Son Dakika
10.10.2014
ErmenistanAvrasyaEkonomikBirliği’nedahilolduErmenistan Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil oldu
Müzakerelerden çekilen Rumlar, alarma geçti
Zaman
09.10.2014
02:05
Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs sorununun çözümü için yapılan barış müzakerelerinden önceki gün çekildi.Çekilme kararının ardından her iki taraf da birbirlerini suçlarken Rum basını, ordunun ve hükümetin teyakkuza geçtiğini yazdı. Yaşanan krizi, ‘1974 yılından bu yana Türkiye ile yaşananların en büyüğü’ olarak niteleyen gazeteler, Türk savaş gemilerinin Doğu Akdeniz’de sefer düzenlemesi ve bir Türk korvetinin bölgede sondaj yapan Saipem 1000 isimli gemiye sık sık yaklaşması nedeniyle her an sıcak gerilim çıkabileceği yorumunda bulundu. Yine Rum basınına göre, Doğu Akdeniz’de görev yapan iki Türk savaş gemisinin günlük hareketleri, sistemli olarak kaydediliyor ve doğrudan Rum Savunma Bakanlığı’na iletiliyor, bakan da Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e bildiriyor. Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, önceki gün, Türkiye’nin, doğalgaz araması yapılan bölgeye savaş gemilerini göndermesi nedeniyle müzakere sürecinden çekildiğini açıklamıştı.Rum lider Anastasiadis, müzakerelerden çekilme kararıyla ilgili Türk tarafını suçlarken ‘kendisine başka bir seçenek bırakılmadığını’ savundu. KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ise Rum tarafının 50 yıla yakın bir süreden bu yana zamana oynadığını, bugünlerde uzlaşılan konuları reddederek, daha sonra da doğalgazı bahane ederek bunu sürdürdüğünü iddia etti. Rum Kesimi ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı diplomatik atak başlattıkları medyaya yansırken, Türkiye’nin AB’ye katılımı çerçevesinde yeni bir müzakere başlığının açılmasına izin verilmemesi ve ‘Türk kışkırtmalarının’ 23 ve 24 Ekim tarihindeki Avrupa Konseyi toplantısında gündeme getirilmesi seçenekleri üzerinde durulduğu belirtildi. Rum gazeteleri, Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru’nun Avrupa Parlamentosu’nun bütün mercilerine, 27 AB üyesi ülkenin parlamento başkanlarına ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı’na, zehir zemberek bir üslupla kaleme aldığı mektuplar gönderdiğini yazdı.Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasının 12. parselinde bulunan yatakta 200 milyar metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede 3,7 milyar varil petrol olduğu da kaydediliyor. Rumların ada çevresindeki petrol ve gaz rezervlerini aramaya başlaması üzerine, KKTC de Türkiye ile birlikte arama çalışmaları başlatmıştı. Ankara, Rumların tek taraflı olarak bölgede sondaj yapmasına karşı çıkıyor ve bulunması muhtemel yataklarda Türk tarafının da hakkının olduğunu savunuyor.Rum gemisi 24 saat takip ediliyorGüney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin sondaj çalışmalarını, Türk Silahlı Kuvvetleri yakın takibe aldı. Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nda görevli TCG Bafra isimli gemi, yaklaşık bir haftadır bölgede Rum Kesimi adına sondaj faaliyetleri yürüten Bahama bayraklı SAIPEM-10000 isimli platform gemisini yakından izliyor. Askeri kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Akdeniz Kalkanı Harekâtı kapsamında icra edilen görevin amacı, Doğu Akdeniz Bölgesi’nde Ceyhan Terminali çıkışlı stratejik petrol ulaştırmasının güvenliğini tesis etmek ve dolaylı olarak küresel enerji güvenliğine katkı sağlamak. Ayrıca Türkiye’nin deniz yetki alanlarında sancak göstererek, ‘Burada biz de varız’ mesajı veriliyor. EMRE SONCAN ANKARA
Zaman
Dünya
09.10.2014
MüzakerelerdençekilenRumlaralarmageçtiMüzakerelerden çekilen Rumlar alarma geçti
Müzakerelerden çekilen Rumlar, alarma geçti
Zaman
09.10.2014
01:58
Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs sorununun çözümü için yapılan barış müzakerelerinden önceki gün çekildi.Çekilme kararının ardından her iki taraf da birbirlerini suçlarken Rum basını, ordunun ve hükümetin teyakkuza geçtiğini yazdı. Yaşanan krizi, ‘1974 yılından bu yana Türkiye ile yaşananların en büyüğü’ olarak niteleyen gazeteler, Türk savaş gemilerinin Doğu Akdeniz’de sefer düzenlemesi ve bir Türk korvetinin bölgede sondaj yapan Saipem 1000 isimli gemiye sık sık yaklaşması nedeniyle her an sıcak gerilim çıkabileceği yorumunda bulundu. Yine Rum basınına göre, Doğu Akdeniz’de görev yapan iki Türk savaş gemisinin günlük hareketleri, sistemli olarak kaydediliyor ve doğrudan Rum Savunma Bakanlığı’na iletiliyor, bakan da Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e bildiriyor. Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, önceki gün, Türkiye’nin, doğalgaz araması yapılan bölgeye savaş gemilerini göndermesi nedeniyle müzakere sürecinden çekildiğini açıklamıştı.Rum lider Anastasiadis, müzakerelerden çekilme kararıyla ilgili Türk tarafını suçlarken ‘kendisine başka bir seçenek bırakılmadığını’ savundu. KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ise Rum tarafının 50 yıla yakın bir süreden bu yana zamana oynadığını, bugünlerde uzlaşılan konuları reddederek, daha sonra da doğalgazı bahane ederek bunu sürdürdüğünü iddia etti. Rum Kesimi ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı diplomatik atak başlattıkları medyaya yansırken, Türkiye’nin AB’ye katılımı çerçevesinde yeni bir müzakere başlığının açılmasına izin verilmemesi ve ‘Türk kışkırtmalarının’ 23 ve 24 Ekim tarihindeki Avrupa Konseyi toplantısında gündeme getirilmesi seçenekleri üzerinde durulduğu belirtildi. Rum gazeteleri, Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru’nun Avrupa Parlamentosu’nun bütün mercilerine, 27 AB üyesi ülkenin parlamento başkanlarına ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı’na, zehir zemberek bir üslupla kaleme aldığı mektuplar gönderdiğini yazdı.Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasının 12. parselinde bulunan yatakta 200 milyar metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede 3,7 milyar varil petrol olduğu da kaydediliyor. Rumların ada çevresindeki petrol ve gaz rezervlerini aramaya başlaması üzerine, KKTC de Türkiye ile birlikte arama çalışmaları başlatmıştı. Ankara, Rumların tek taraflı olarak bölgede sondaj yapmasına karşı çıkıyor ve bulunması muhtemel yataklarda Türk tarafının da hakkının olduğunu savunuyor.Rum gemisi 24 saat takip ediliyorGüney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin sondaj çalışmalarını, Türk Silahlı Kuvvetleri yakın takibe aldı. Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nda görevli TCG Bafra isimli gemi, yaklaşık bir haftadır bölgede Rum Kesimi adına sondaj faaliyetleri yürüten Bahama bayraklı SAIPEM-10000 isimli platform gemisini yakından izliyor. Askeri kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Akdeniz Kalkanı Harekâtı kapsamında icra edilen görevin amacı, Doğu Akdeniz Bölgesi’nde Ceyhan Terminali çıkışlı stratejik petrol ulaştırmasının güvenliğini tesis etmek ve dolaylı olarak küresel enerji güvenliğine katkı sağlamak. Ayrıca Türkiye’nin deniz yetki alanlarında sancak göstererek, ‘Burada biz de varız’ mesajı veriliyor. EMRE SONCAN ANKARA
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2014
MüzakerelerdençekilenRumlaralarmageçtiMüzakerelerden çekilen Rumlar alarma geçti
Türkmenistan, ŞİÖ ülkeleri ile enerji işbirliğine hazır
Zaman
13.09.2014
08:44
Tacikistanın başkenti Duşanbede, Şanghay İşbirliği Örgütünün (ŞİÖ) 14. Devlet Başkanları Zirvesi gerçekleştirildi. Bu zirveye ev sahibi ülke Devlet Başkanı İmamali Rahmanın davetlisi onur konuğu olarak katılan Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, örgüte üye ülkeler ile ekonomik işbirliğini geliştirilmesi büyük önem verdiklerini kaydetti.Ekonomik işbirliği olarak enerji ve ulaştırma sektörlerinin ön plana çıktığını söyleyen Berdimuhamedov, Enerji kaynaklarının güvenli bir şekilde ulaştırılması en önemli sorun. Bu konuda örgüte üye ülkeler ile daha kapsamlı işbirliği yaparak, Birleşmiş Milletler himayesinde sürdürülebilir enerji alanında küresel işbirliği için yeni bir yasal çerçeve oluşturulabilinir. Yeni Avrasya enerji altyapısı kuruluyor. Bu altyapının kurulmasına hem Türkmenistan hem de ŞİÖ üyeleri dahil. Birkaç yıl önce Türkmenistan-Özbekistan-Kazakistan-Çin doğalgaz boru hattı kuruldu. Şimdi bu alanda yeni bir hattın Türkmenistan-Özbekistan-Tacikistan-Kırgızistan-Çin doğalgaz boru hattının üzerinde çalışılıyor. Türkmenistan-İran güzergahında ikinci boru hattı çekildi. Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan boru hattı projesi için yoğun çalışmalar devam ediyor. Türkmenistan bu stratejik alanda ŞİÖ ülkeleri ile sistematik ve çok yönlü işbirliğine hazırdır. diye konuştu.Türkmen lider, ulaştırma sektöründe de önemli işbirliği potansiyellerin olduğuna dikkat çekti. Bu alanda örnek olabilecek bir uluslararası projeye imza atıldığından bahseden Berdimuhamedov, toplam uzunluğu 1000 kilometreyi bulan Kazakistan-Türkmenistan-İran demiryol hattının inşa edildiğini belirtti. Devlet Başkanı Berdimuhamedov, Türkmenistan-Afganistan-Tacikistan demiryolu inşaatına da başlandığını kaydetti. Berdimuhamedov, bu alanda da ŞİÖ ülkeleri ile daha kapsamlı işbirliği hazır olduklarını ve Türkmenistanın ulaştırma sektörünün kalkınması için BM Özel bölgelerarası Programının oluşturulması yönündeki inisiyatifi için destek istedi. BERDİMUHAMEDOV İKİLİ GÖRÜŞMELERDE BULUNDUDevlet Başkanı Berdimuhamedov, ŞİÖ Zirvesi kapsamında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman, Moğolistan Cumhurbaşkanı Tsakhiagiin Elbegdorj, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Pakistan Başbakanının Ulusal Güvenlik Danışmanı Sertaç Aziz ve Hindistan Dışişleri Bakanı Sushma Swara ile ikili görüşmelerde bulundu. Sözkonusu görüşmelerde ikili ilişkiler yanı sıra enerji ve ulaştırma sektöründeki işbirliği imkanları değerlendirildi.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
13.09.2014
TürkmenistanŞİÖülkeleriileenerjiişbirliğinehazırTürkmenistan ŞİÖ ülkeleri ile enerji işbirliğine hazır
Erdoğan, Hollande ile görüştü
Zaman
04.09.2014
21:56
Gallerdeki NATO Zirvesine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransız mevkidaşı François Hollande ile bir araya geldi.Avrupalı Türk Demokratlar Birliğinin (UETD) 10. kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere Fransaya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Paristeki temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı François Hollandela görüştü.Elysee Sarayında gerçekleştirilen görüşme yaklaşık bir saat sürerken görüşmede iki liderin, Türkiye-Fransa arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra uluslararası sorunlar hakkında da görüş alışverinde bulundukları belirtildi.Başbakanlık kaynaklarından alınılan bilgiye göre görüşmede, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğine değinen iki lider, ticaret hacminin daha da artırılması için gayret gösterme konusunda mutabık kaldılar. Ayrıca, Türkiyenin ABye üyelik süreciyle ilgili olarak, yeni fasılların açılmasının da önemine değinilirken, Başbakan Erdoğanın bu çerçevede 2014ün Türkiye açısından yeni bir AB yılı olmasına büyük önem verdiklerini ifade ettiği öğrenildi. Görüşmede, Fransa-Türkiye arasında 1952de imzalanan kültür anlaşmasının güncellenmesi gerektiği de belirtildi.Erdoğan ve Hollande, nükleer enerji ve savunma sanayii konularında iki ülke arasındaki işbirliğinin artırılması ve hızlandırılması gerektiğine de işaret ettiler. Avrupa enerji güvenliği, bu konuda Türkiyenin oynayabileceği rol ve TANAP projesi de, görüşmede masaya yatırılan konular arasında yer aldı. Terörle mücadele konusunda uluslararası işbirliğinin önemine dikkati çeken iki liderin, bu husustaki iki ülke arasındaki işbirliğinin ve koordinasyonun daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.İki lider, Irak ve Suriyedeki son gelişmelerin yanı sıra Kırım meselesi de dahil olmak üzere Ukrayna hakkında görüş teatisinde bulundular. Görüşmede, Karabağ sorununa çözüm bulmaya yönelik çabalara da değinildiği bildirildi.AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Genel Başkan Danışmanı Binali Yıldırım, Türkiyenin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir ve Bşb Müsteşar Yardımcısının da hazır bulunduğu görüşmede, Fransız tarafının katılımcıları arasında Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Fransanın Ankara Büükelçisi Laurent Bili, Cumhurbaşkanı Kurmay Başkanı General Benoit Puganın da yer aldığı öğrenildi.
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
ErdoğanHollandeilegörüştüErdoğan Hollande ile görüştü
Artık geleceğimizi tayin vakti geldi
Zaman
28.06.2014
14:10
ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Kürt lider Mesud Barzani’den Irak’ı yıkılmaktan kurtarmak için Bağdat’ta kurulacak yeni hükümete destek istedi. Barzani ise CNN’e verdiği mülakatta, ülkenin artık bir arada kalabilmesinin güç olduğunu belirterek, “Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme vakti geldi.” dedi.Selefi Irak-Şam İslam Devleti örgütünün Irak’ın batısı ve kuzeyinde birçok kritik bölgeyi ele geçirmesinin ardından bölünme senaryoları konuşulurken, Kürt lider Mesud Barzani, bağımsızlık konusunu güçlü ifadelerle gündeme getirdi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani, ülkedeki son gelişmelerden sonra Kürt halkının kendi geleceğini belirlemesi için ortaya çıkan fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi. CNN International televizyonuna konuşan Barzani, Irak’ın artık bir arada kalabilmesinin güç olduğunu belirterek, bugünkü Irak’ın iki hafta öncesinden farklı olduğunu belirtti. Kürt lider, “Şu an tecrübe ettiğimiz şey bize bu şekilde devam edemeyeceğimizi gösteriyor, Irak dağılıyor. Ordu, polis ve her şey dağılıyor. Şu an IŞİD dediğimiz oluşumun ortaya çıkışına tanık oluyoruz. Ortaya çıkan yeni bir devletle çok uzun bir sınırı paylaşıyoruz. Bu bizim suçumuz değil, Irak’ın çöküşüne biz neden olmadık. Bilinmeyenin esiri olmak istemiyoruz.” dedi. “Bağımsızlık isteyecek misiniz?” sorusuna da, “Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme vakti geldi. Biz de Kürt halkının kararı neyse onu destekleyeceğiz.” karşılığını verdi. Kürt yönetimi, IŞİD’in sebep olduğu kaos ortamından istifade ederek Musul’un düşmesinden iki gün sonra tarihi başkentleri olarak gördükleri tartışmalı Kerkük şehrinin kontrolünü tek bir kurşun bile sıkmadan ele geçirdi. MALİKİ’YE İSTİFA ÇAĞRISIPetrol zengini Kerkük’ün peşmergenin eline geçmesiyle Iraklı Kürtler, muhtemel bir bağımsızlıkta ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilecek bir potansiyel kazandı. Üst düzey Iraklı Kürt liderlerin kapalı kapılar arkasında artık Irak’a bağlı olmadıklarını ve bağımsızlık için çalışacaklarını söyledikleri ifade ediliyor. Mesud Barzani, mülakatta, Irak’ın bugün içine düştüğü durumla ilgili aylar önce Irak Başbakanı Nuri el Maliki’yi uyardığını, IŞİD’e karşı savaşma konusunda yardım teklifinde bulunduklarını, ancak buna olumlu cevap alamadıklarını kaydetti. IŞİD’in bu kadar hızlı ilerlemesinde Iraklı Sünnilerin Maliki’ye duyduğu öfkenin etkisi olduğunu dile getirdi. Son gelişmelerden sorumlu tuttuğu Maliki’ye istifa çağrısı yaptı. Kerkük’ün de ‘Kürdistan’ın bir parçası’ olduğunu savunan Kürt lider, “Bu konuda konuşmaya gerek yok.” ifadelerini kullandı. Irak’taki krizden çıkış için Sünnileri ve Kürtleri de içeren kapsayıcı bir hükümet kurulması hedefiyle bölgeye gelen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise dün bu çerçevede Erbil’i ziyaret etti. Bir saat görüştüğü Barzani’ye ülkenin bütünlüğünü tehdit eden IŞİD tehlikesi karşısında Erbil’in Bağdat ile birlikte durmasını istedi. Irak’ın kritik bir dönemden geçtiğini belirterek esas meselenin yeni bir hükümet kurulması olduğunu anlattı. Ancak Kürt lider ise Kerry’ye son gelişmelerin ardından “yeni bir gerçeklik ve yeni bir Irak ile karşı karşıya” olduklarını söyledi.TÜRKMEN SİYASTÇİYE SUİKASTKerry’nin Irak’ta IŞİD tehdidine karşı siyasi birlik çabasından henüz somut bir netice alınamazken ülkedeki çatışmalar da hız kesmeden sürüyor. Suriye ve Ürdün sınırındaki stratejik kapıları ele geçiren IŞİD militanları, ülkenin en büyük rafinerisi Beyci’yi almaya odaklanmış durumda. Ülkenin enerji merkezi konumundaki rafinerinin önceki gün örgütün eline geçtiği, ancak Irak güçlerinin gelen takviye askerlerle bölgeyi geri aldığı bildirildi. Kerkük’te ise Irak Türkmen Cephesi seçim sorumlusu ve Kerkük İlçe Meclis Başkanı Münir Kâfili dün aracıyla seyir halindeyken kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Zaman
Dünya
28.06.2014
ArtıkgeleceğimizitayinvaktigeldiArtık geleceğimizi tayin vakti geldi
Artık geleceğimizi tayin vakti geldi
Zaman
25.06.2014
02:10
ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Kürt lider Mesud Barzani’den Irak’ı yıkılmaktan kurtarmak için Bağdat’ta kurulacak yeni hükümete destek istedi. Barzani ise CNN’e verdiği mülakatta, ülkenin artık bir arada kalabilmesinin güç olduğunu belirterek, “Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme vakti geldi.” dedi.Selefi Irak-Şam İslam Devleti örgütünün Irak’ın batısı ve kuzeyinde birçok kritik bölgeyi ele geçirmesinin ardından bölünme senaryoları konuşulurken, Kürt lider Mesud Barzani, bağımsızlık konusunu güçlü ifadelerle gündeme getirdi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani, ülkedeki son gelişmelerden sonra Kürt halkının kendi geleceğini belirlemesi için ortaya çıkan fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi. CNN International televizyonuna konuşan Barzani, Irak’ın artık bir arada kalabilmesinin güç olduğunu belirterek, bugünkü Irak’ın iki hafta öncesinden farklı olduğunu belirtti. Kürt lider, “Şu an tecrübe ettiğimiz şey bize bu şekilde devam edemeyeceğimizi gösteriyor, Irak dağılıyor. Ordu, polis ve her şey dağılıyor. Şu an IŞİD dediğimiz oluşumun ortaya çıkışına tanık oluyoruz. Ortaya çıkan yeni bir devletle çok uzun bir sınırı paylaşıyoruz. Bu bizim suçumuz değil, Irak’ın çöküşüne biz neden olmadık. Bilinmeyenin esiri olmak istemiyoruz.” dedi. “Bağımsızlık isteyecek misiniz?” sorusuna da, “Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme vakti geldi. Biz de Kürt halkının kararı neyse onu destekleyeceğiz.” karşılığını verdi. Kürt yönetimi, IŞİD’in sebep olduğu kaos ortamından istifade ederek Musul’un düşmesinden iki gün sonra tarihi başkentleri olarak gördükleri tartışmalı Kerkük şehrinin kontrolünü tek bir kurşun bile sıkmadan ele geçirdi. MALİKİ’YE İSTİFA ÇAĞRISIPetrol zengini Kerkük’ün peşmergenin eline geçmesiyle Iraklı Kürtler, muhtemel bir bağımsızlıkta ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilecek bir potansiyel kazandı. Üst düzey Iraklı Kürt liderlerin kapalı kapılar arkasında artık Irak’a bağlı olmadıklarını ve bağımsızlık için çalışacaklarını söyledikleri ifade ediliyor. Mesud Barzani, mülakatta, Irak’ın bugün içine düştüğü durumla ilgili aylar önce Irak Başbakanı Nuri el Maliki’yi uyardığını, IŞİD’e karşı savaşma konusunda yardım teklifinde bulunduklarını, ancak buna olumlu cevap alamadıklarını kaydetti. IŞİD’in bu kadar hızlı ilerlemesinde Iraklı Sünnilerin Maliki’ye duyduğu öfkenin etkisi olduğunu dile getirdi. Son gelişmelerden sorumlu tuttuğu Maliki’ye istifa çağrısı yaptı. Kerkük’ün de ‘Kürdistan’ın bir parçası’ olduğunu savunan Kürt lider, “Bu konuda konuşmaya gerek yok.” ifadelerini kullandı. Irak’taki krizden çıkış için Sünnileri ve Kürtleri de içeren kapsayıcı bir hükümet kurulması hedefiyle bölgeye gelen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise dün bu çerçevede Erbil’i ziyaret etti. Bir saat görüştüğü Barzani’ye ülkenin bütünlüğünü tehdit eden IŞİD tehlikesi karşısında Erbil’in Bağdat ile birlikte durmasını istedi. Irak’ın kritik bir dönemden geçtiğini belirterek esas meselenin yeni bir hükümet kurulması olduğunu anlattı. Ancak Kürt lider ise Kerry’ye son gelişmelerin ardından “yeni bir gerçeklik ve yeni bir Irak ile karşı karşıya” olduklarını söyledi.TÜRKMEN SİYASTÇİYE SUİKASTKerry’nin Irak’ta IŞİD tehdidine karşı siyasi birlik çabasından henüz somut bir netice alınamazken ülkedeki çatışmalar da hız kesmeden sürüyor. Suriye ve Ürdün sınırındaki stratejik kapıları ele geçiren IŞİD militanları, ülkenin en büyük rafinerisi Beyci’yi almaya odaklanmış durumda. Ülkenin enerji merkezi konumundaki rafinerinin önceki gün örgütün eline geçtiği, ancak Irak güçlerinin gelen takviye askerlerle bölgeyi geri aldığı bildirildi. Kerkük’te ise Irak Türkmen Cephesi seçim sorumlusu ve Kerkük İlçe Meclis Başkanı Münir Kâfili dün aracıyla seyir halindeyken kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Zaman
Dünya
25.06.2014
ArtıkgeleceğimizitayinvaktigeldiArtık geleceğimizi tayin vakti geldi
Artık geleceğimizi tayin vakti geldi
Zaman
25.06.2014
02:04
ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Kürt lider Mesud Barzani’den Irak’ı yıkılmaktan kurtarmak için Bağdat’ta kurulacak yeni hükümete destek istedi. Barzani ise CNN’e verdiği mülakatta, ülkenin artık bir arada kalabilmesinin güç olduğunu belirterek, “Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme vakti geldi.” dedi.Selefi Irak-Şam İslam Devleti örgütünün Irak’ın batısı ve kuzeyinde birçok kritik bölgeyi ele geçirmesinin ardından bölünme senaryoları konuşulurken, Kürt lider Mesud Barzani, bağımsızlık konusunu güçlü ifadelerle gündeme getirdi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani, ülkedeki son gelişmelerden sonra Kürt halkının kendi geleceğini belirlemesi için ortaya çıkan fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi. CNN International televizyonuna konuşan Barzani, Irak’ın artık bir arada kalabilmesinin güç olduğunu belirterek, bugünkü Irak’ın iki hafta öncesinden farklı olduğunu belirtti. Kürt lider, “Şu an tecrübe ettiğimiz şey bize bu şekilde devam edemeyeceğimizi gösteriyor, Irak dağılıyor. Ordu, polis ve her şey dağılıyor. Şu an IŞİD dediğimiz oluşumun ortaya çıkışına tanık oluyoruz. Ortaya çıkan yeni bir devletle çok uzun bir sınırı paylaşıyoruz. Bu bizim suçumuz değil, Irak’ın çöküşüne biz neden olmadık. Bilinmeyenin esiri olmak istemiyoruz.” dedi. “Bağımsızlık isteyecek misiniz?” sorusuna da, “Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme vakti geldi. Biz de Kürt halkının kararı neyse onu destekleyeceğiz.” karşılığını verdi. Kürt yönetimi, IŞİD’in sebep olduğu kaos ortamından istifade ederek Musul’un düşmesinden iki gün sonra tarihi başkentleri olarak gördükleri tartışmalı Kerkük şehrinin kontrolünü tek bir kurşun bile sıkmadan ele geçirdi. MALİKİ’YE İSTİFA ÇAĞRISIPetrol zengini Kerkük’ün peşmergenin eline geçmesiyle Iraklı Kürtler, muhtemel bir bağımsızlıkta ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilecek bir potansiyel kazandı. Üst düzey Iraklı Kürt liderlerin kapalı kapılar arkasında artık Irak’a bağlı olmadıklarını ve bağımsızlık için çalışacaklarını söyledikleri ifade ediliyor. Mesud Barzani, mülakatta, Irak’ın bugün içine düştüğü durumla ilgili aylar önce Irak Başbakanı Nuri el Maliki’yi uyardığını, IŞİD’e karşı savaşma konusunda yardım teklifinde bulunduklarını, ancak buna olumlu cevap alamadıklarını kaydetti. IŞİD’in bu kadar hızlı ilerlemesinde Iraklı Sünnilerin Maliki’ye duyduğu öfkenin etkisi olduğunu dile getirdi. Son gelişmelerden sorumlu tuttuğu Maliki’ye istifa çağrısı yaptı. Kerkük’ün de ‘Kürdistan’ın bir parçası’ olduğunu savunan Kürt lider, “Bu konuda konuşmaya gerek yok.” ifadelerini kullandı. Irak’taki krizden çıkış için Sünnileri ve Kürtleri de içeren kapsayıcı bir hükümet kurulması hedefiyle bölgeye gelen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise dün bu çerçevede Erbil’i ziyaret etti. Bir saat görüştüğü Barzani’ye ülkenin bütünlüğünü tehdit eden IŞİD tehlikesi karşısında Erbil’in Bağdat ile birlikte durmasını istedi. Irak’ın kritik bir dönemden geçtiğini belirterek esas meselenin yeni bir hükümet kurulması olduğunu anlattı. Ancak Kürt lider ise Kerry’ye son gelişmelerin ardından “yeni bir gerçeklik ve yeni bir Irak ile karşı karşıya” olduklarını söyledi.TÜRKMEN SİYASTÇİYE SUİKASTKerry’nin Irak’ta IŞİD tehdidine karşı siyasi birlik çabasından henüz somut bir netice alınamazken ülkedeki çatışmalar da hız kesmeden sürüyor. Suriye ve Ürdün sınırındaki stratejik kapıları ele geçiren IŞİD militanları, ülkenin en büyük rafinerisi Beyci’yi almaya odaklanmış durumda. Ülkenin enerji merkezi konumundaki rafinerinin önceki gün örgütün eline geçtiği, ancak Irak güçlerinin gelen takviye askerlerle bölgeyi geri aldığı bildirildi. Kerkük’te ise Irak Türkmen Cephesi seçim sorumlusu ve Kerkük İlçe Meclis Başkanı Münir Kâfili dün aracıyla seyir halindeyken kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Zaman
Ana Sayfa
25.06.2014
ArtıkgeleceğimizitayinvaktigeldiArtık geleceğimizi tayin vakti geldi
Erdoğan, Hollande ile görüştü
Zaman
20.06.2014
21:28
Avrupalı Türk Demokratlar Birliğinin (UETD) 10. kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere Fransaya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Paristeki temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı François Hollandela görüştü.Elysee Sarayında gerçekleştirilen görüşme yaklaşık bir saat sürerken görüşmede iki liderin, Türkiye-Fransa arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra uluslararası sorunlar hakkında da görüş alışverinde bulundukları belirtildi. Başbakanlık kaynaklarından alınılan bilgiye göre görüşmede, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğine değinen iki lider, ticaret hacminin daha da artırılması için gayret gösterme konusunda mutabık kaldılar. Ayrıca, Türkiyenin ABye üyelik süreciyle ilgili olarak, yeni fasılların açılmasının da önemine değinilirken, Başbakan Erdoğanın bu çerçevede 2014ün Türkiye açısından yeni bir AB yılı olmasına büyük önem verdiklerini ifade ettiği öğrenildi. Görüşmede, Fransa-Türkiye arasında 1952de imzalanan kültür anlaşmasının güncellenmesi gerektiği de belirtildi. Erdoğan ve Hollande, nükleer enerji ve savunma sanayii konularında iki ülke arasındaki işbirliğinin artırılması ve hızlandırılması gerektiğine de işaret ettiler. Avrupa enerji güvenliği, bu konuda Türkiyenin oynayabileceği rol ve TANAP projesi de, görüşmede masaya yatırılan konular arasında yer aldı. Terörle mücadele konusunda uluslararası işbirliğinin önemine dikkati çeken iki liderin, bu husustaki iki ülke arasındaki işbirliğinin ve koordinasyonun daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.İki lider, Irak ve Suriyedeki son gelişmelerin yanı sıra Kırım meselesi de dahil olmak üzere Ukrayna hakkında görüş teatisinde bulundular. Görüşmede, Karabağ sorununa çözüm bulmaya yönelik çabalara da değinildiği bildirildi.AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Genel Başkan Danışmanı Binali Yıldırım, Türkiyenin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir ve Bşb Müsteşar Yardımcısının da hazır bulunduğu görüşmede, Fransız tarafının katılımcıları arasında Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Fransanın Ankara Büükelçisi Laurent Bili, Cumhurbaşkanı Kurmay Başkanı General Benoit Puganın da yer aldığı öğrenildi.
Zaman
Son Dakika
20.06.2014
ErdoğanHollandeilegörüştüErdoğan Hollande ile görüştü
'ABD, Maraş için 10 kez teklif getirdi'
Zaman
04.06.2014
02:42
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın geçen ay gerçekleştirdiği tarihi Kıbrıs ziyareti öncesi adada yoğun diplomasi trafiği yaşandığını söyledi. Eroğlu, Amerikan büyükelçisinin ziyaretten önce kapalı bölge Maraş için 10 kez kendileriyle görüştüğünü açıkladı.Kıbrıs sorununa çözüm için adada Türk ve Rum taraflar arasında başlayan müzakereleri değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, muhatabın zaman zaman sesini yükselttiği son görüşmenin gergin geçtiğini, kendisinin de aynı şekilde cevap verdiğini ve süreçte iyimser olmak için erken olduğunu söyledi. Pazartesi günü Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile yaptığı 3,5 saatlik müzakerenin ardından makamında görüştüğümüz Cumhurbaşkanı Eroğlu, BM ve AB üyeliği olan Rumların çözüm için acelesi olmadığını ve Rum liderin masaya kabul edilmeyecek talepler getirerek ayak sürüdüğünü kaydetti. KKTC lideri, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın geçen ayki tarihi Kıbrıs ziyareti öncesi de adadaki Amerikan elçisinin kapalı bölge Maraş için 10 kez kendileriyle görüştüğünü açıkladı. Dünyada ve adadaki her iki halkta da bir anlaşma beklentisi olduğunu ifade eden Eroğlu, “Henüz bir metin çıkmadığı için başlarına gelecekleri bilmiyorlar.” diye konuştu. Annan Planı’na ‘evet’ diyen bir siyasetçi olduğu için Anastasiadis’in bir şans olarak görülmesine itiraz eden Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Rum liderin bu görüşlerinden büyük oranda geri döndüğünü ve Rum tarafının Annan Planı’nda üzerinde uzlaşılanlardan daha fazla şey istediklerini kaydetti. Eroğlu, “Daha önceki Rum lider Hristofyas ile Anastasiadis arasında fark yoktur.” dedi. Kısa süre önce adayı ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptıkları görüşmeyle ilgili sorumuz üzerine Derviş Eroğlu ilginç anekdotlar paylaştı: “Başkan Yardımcısı Biden ve Rum liderin de katıldığı ortak görüşmede 4 konuda anlaştık. Sonra bir görevli bunları yazmak için dışarı çıktı. Bu arada Rumların müzakerecisi eğilip kulağına bir şeyler söyleyince Anastasiadis, ‘Biz bunların kamuoyuna açıklanmasını istemiyoruz.’ dedi.” Müzakerelerde en çok dikkat ettikleri konuları ise Eroğlu şöyle özetledi: Siyasi eşitlik. Süreçte mümkün olduğunca az insanın yer değiştirmesi. Yer değiştiren insanların mevcut durumlarına yakın ikamet ve gelire sahip olması. Türk tarafında bir Rum kantonun oluşmaması. Harita meselesinin tüm konularda anlaşıldıktan sonra en son konuşulması. Derviş Eroğlu, Biden’ın ziyareti öncesi Maraş üzerinde yaşanan ilginç diplomasi trafiğini de şöyle anlattı: “Maraş masada yok. Ancak Rum tarafı ve bazı başka taraflar, Maraş’ı verin, size güvenelim, diyor. ‘Peki biz, size nasıl güveneceğiz?’ diye sorduğumuzda cevap veremiyorlar. Biden’ın ziyareti öncesi Kıbrıs’taki ABD büyükelçisi, Maraş için bize belki 10 kez gelip gitti. Biz hayır demedik. Bunun karşılığında biz de bazı şeyler istedik. Bunları Rum tarafına götürdü ve her defasında onlardan olumsuz cevap alınca Türk tarafının iyi niyetini takdir ettiklerini söyledi.” Güneydeki ekonomik kriz ve bulunan yeni enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden dünyaya ulaştırılması faktörlerinin çözüm sürecine etkisiyle ilgili sorumuzu ise Eroğlu şöyle cevapladı: “Her ikisi de önemli faktörler. Ancak Rum tarafı, İsrail’i ikna ederek gazı sıvılaştırıp dünyaya satmayı planlıyor. Böyle bir tesisin maliyeti 10 milyar. Ayrıca biz Hristofyas zamanında, çıkarılacak gazın çözüm olmadan bile Türkiye üzerinden bir boru hattıyla dünyaya satılabileceğini, kazanılacak paranın oluşturulacak bir fona yatırılacağını, bunun da barış sürecindeki ihtiyaçlar için kullanılabileceğini önerdik ama hemen reddettiler. Bulunacak doğalgazda Türklerin de hakkı vardır. Anastasiadis de bunu kabul ediyor. Ama nasıl olacak, pazarlamasıyla ilgili tek söz sahibi Rumlar.” Rusya ile ilişkilerinin yakınlaştığını, özel temsilcisinin birkaç kez giderek Moskova’da yetkililerle görüştüğünü belirten Eroğlu, İsrail ile ilişkiler sayesinde Mağusa ile Hayfa arasında feribot seferlerinin başlamasının kararlaştırıldığını ancak Mavi Marmara olayı sonrası bu sürecin yarım kaldığını ve İsrail’in Rum ve Yunanlılarla hiç olmadığı kadar stratejik ilişkileri derinleştirdiğini ifade etti.
Zaman
En Çok Okunan
04.06.2014
ABDMaraşiçin10kezteklifgetirdiABD Maraş için 10 kez teklif getirdi
'ABD, Maraş için 10 kez teklif getirdi'
Zaman
04.06.2014
02:04
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın geçen ay gerçekleştirdiği tarihi Kıbrıs ziyareti öncesi adada yoğun diplomasi trafiği yaşandığını söyledi. Eroğlu, Amerikan büyükelçisinin ziyaretten önce kapalı bölge Maraş için 10 kez kendileriyle görüştüğünü açıkladı.Kıbrıs sorununa çözüm için adada Türk ve Rum taraflar arasında başlayan müzakereleri değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, muhatabın zaman zaman sesini yükselttiği son görüşmenin gergin geçtiğini, kendisinin de aynı şekilde cevap verdiğini ve süreçte iyimser olmak için erken olduğunu söyledi. Pazartesi günü Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile yaptığı 3,5 saatlik müzakerenin ardından makamında görüştüğümüz Cumhurbaşkanı Eroğlu, BM ve AB üyeliği olan Rumların çözüm için acelesi olmadığını ve Rum liderin masaya kabul edilmeyecek talepler getirerek ayak sürüdüğünü kaydetti. KKTC lideri, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın geçen ayki tarihi Kıbrıs ziyareti öncesi de adadaki Amerikan elçisinin kapalı bölge Maraş için 10 kez kendileriyle görüştüğünü açıkladı. Dünyada ve adadaki her iki halkta da bir anlaşma beklentisi olduğunu ifade eden Eroğlu, “Henüz bir metin çıkmadığı için başlarına gelecekleri bilmiyorlar.” diye konuştu. Annan Planı’na ‘evet’ diyen bir siyasetçi olduğu için Anastasiadis’in bir şans olarak görülmesine itiraz eden Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Rum liderin bu görüşlerinden büyük oranda geri döndüğünü ve Rum tarafının Annan Planı’nda üzerinde uzlaşılanlardan daha fazla şey istediklerini kaydetti. Eroğlu, “Daha önceki Rum lider Hristofyas ile Anastasiadis arasında fark yoktur.” dedi. Kısa süre önce adayı ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptıkları görüşmeyle ilgili sorumuz üzerine Derviş Eroğlu ilginç anekdotlar paylaştı: “Başkan Yardımcısı Biden ve Rum liderin de katıldığı ortak görüşmede 4 konuda anlaştık. Sonra bir görevli bunları yazmak için dışarı çıktı. Bu arada Rumların müzakerecisi eğilip kulağına bir şeyler söyleyince Anastasiadis, ‘Biz bunların kamuoyuna açıklanmasını istemiyoruz.’ dedi.” Müzakerelerde en çok dikkat ettikleri konuları ise Eroğlu şöyle özetledi: Siyasi eşitlik. Süreçte mümkün olduğunca az insanın yer değiştirmesi. Yer değiştiren insanların mevcut durumlarına yakın ikamet ve gelire sahip olması. Türk tarafında bir Rum kantonun oluşmaması. Harita meselesinin tüm konularda anlaşıldıktan sonra en son konuşulması. Derviş Eroğlu, Biden’ın ziyareti öncesi Maraş üzerinde yaşanan ilginç diplomasi trafiğini de şöyle anlattı: “Maraş masada yok. Ancak Rum tarafı ve bazı başka taraflar, Maraş’ı verin, size güvenelim, diyor. ‘Peki biz, size nasıl güveneceğiz?’ diye sorduğumuzda cevap veremiyorlar. Biden’ın ziyareti öncesi Kıbrıs’taki ABD büyükelçisi, Maraş için bize belki 10 kez gelip gitti. Biz hayır demedik. Bunun karşılığında biz de bazı şeyler istedik. Bunları Rum tarafına götürdü ve her defasında onlardan olumsuz cevap alınca Türk tarafının iyi niyetini takdir ettiklerini söyledi.” Güneydeki ekonomik kriz ve bulunan yeni enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden dünyaya ulaştırılması faktörlerinin çözüm sürecine etkisiyle ilgili sorumuzu ise Eroğlu şöyle cevapladı: “Her ikisi de önemli faktörler. Ancak Rum tarafı, İsrail’i ikna ederek gazı sıvılaştırıp dünyaya satmayı planlıyor. Böyle bir tesisin maliyeti 10 milyar. Ayrıca biz Hristofyas zamanında, çıkarılacak gazın çözüm olmadan bile Türkiye üzerinden bir boru hattıyla dünyaya satılabileceğini, kazanılacak paranın oluşturulacak bir fona yatırılacağını, bunun da barış sürecindeki ihtiyaçlar için kullanılabileceğini önerdik ama hemen reddettiler. Bulunacak doğalgazda Türklerin de hakkı vardır. Anastasiadis de bunu kabul ediyor. Ama nasıl olacak, pazarlamasıyla ilgili tek söz sahibi Rumlar.” Rusya ile ilişkilerinin yakınlaştığını, özel temsilcisinin birkaç kez giderek Moskova’da yetkililerle görüştüğünü belirten Eroğlu, İsrail ile ilişkiler sayesinde Mağusa ile Hayfa arasında feribot seferlerinin başlamasının kararlaştırıldığını ancak Mavi Marmara olayı sonrası bu sürecin yarım kaldığını ve İsrail’in Rum ve Yunanlılarla hiç olmadığı kadar stratejik ilişkileri derinleştirdiğini ifade etti.
Zaman
Dünya
04.06.2014
ABDMaraşiçin10kezteklifgetirdiABD Maraş için 10 kez teklif getirdi
'ABD, Maraş için 10 kez teklif getirdi'
Zaman
04.06.2014
02:04
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın geçen ay gerçekleştirdiği tarihi Kıbrıs ziyareti öncesi adada yoğun diplomasi trafiği yaşandığını söyledi. Eroğlu, Amerikan büyükelçisinin ziyaretten önce kapalı bölge Maraş için 10 kez kendileriyle görüştüğünü açıkladı.Kıbrıs sorununa çözüm için adada Türk ve Rum taraflar arasında başlayan müzakereleri değerlendiren KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, muhatabın zaman zaman sesini yükselttiği son görüşmenin gergin geçtiğini, kendisinin de aynı şekilde cevap verdiğini ve süreçte iyimser olmak için erken olduğunu söyledi. Pazartesi günü Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile yaptığı 3,5 saatlik müzakerenin ardından makamında görüştüğümüz Cumhurbaşkanı Eroğlu, BM ve AB üyeliği olan Rumların çözüm için acelesi olmadığını ve Rum liderin masaya kabul edilmeyecek talepler getirerek ayak sürüdüğünü kaydetti. KKTC lideri, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın geçen ayki tarihi Kıbrıs ziyareti öncesi de adadaki Amerikan elçisinin kapalı bölge Maraş için 10 kez kendileriyle görüştüğünü açıkladı. Dünyada ve adadaki her iki halkta da bir anlaşma beklentisi olduğunu ifade eden Eroğlu, “Henüz bir metin çıkmadığı için başlarına gelecekleri bilmiyorlar.” diye konuştu. Annan Planı’na ‘evet’ diyen bir siyasetçi olduğu için Anastasiadis’in bir şans olarak görülmesine itiraz eden Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Rum liderin bu görüşlerinden büyük oranda geri döndüğünü ve Rum tarafının Annan Planı’nda üzerinde uzlaşılanlardan daha fazla şey istediklerini kaydetti. Eroğlu, “Daha önceki Rum lider Hristofyas ile Anastasiadis arasında fark yoktur.” dedi. Kısa süre önce adayı ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la yaptıkları görüşmeyle ilgili sorumuz üzerine Derviş Eroğlu ilginç anekdotlar paylaştı: “Başkan Yardımcısı Biden ve Rum liderin de katıldığı ortak görüşmede 4 konuda anlaştık. Sonra bir görevli bunları yazmak için dışarı çıktı. Bu arada Rumların müzakerecisi eğilip kulağına bir şeyler söyleyince Anastasiadis, ‘Biz bunların kamuoyuna açıklanmasını istemiyoruz.’ dedi.” Müzakerelerde en çok dikkat ettikleri konuları ise Eroğlu şöyle özetledi: Siyasi eşitlik. Süreçte mümkün olduğunca az insanın yer değiştirmesi. Yer değiştiren insanların mevcut durumlarına yakın ikamet ve gelire sahip olması. Türk tarafında bir Rum kantonun oluşmaması. Harita meselesinin tüm konularda anlaşıldıktan sonra en son konuşulması. Derviş Eroğlu, Biden’ın ziyareti öncesi Maraş üzerinde yaşanan ilginç diplomasi trafiğini de şöyle anlattı: “Maraş masada yok. Ancak Rum tarafı ve bazı başka taraflar, Maraş’ı verin, size güvenelim, diyor. ‘Peki biz, size nasıl güveneceğiz?’ diye sorduğumuzda cevap veremiyorlar. Biden’ın ziyareti öncesi Kıbrıs’taki ABD büyükelçisi, Maraş için bize belki 10 kez gelip gitti. Biz hayır demedik. Bunun karşılığında biz de bazı şeyler istedik. Bunları Rum tarafına götürdü ve her defasında onlardan olumsuz cevap alınca Türk tarafının iyi niyetini takdir ettiklerini söyledi.” Güneydeki ekonomik kriz ve bulunan yeni enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden dünyaya ulaştırılması faktörlerinin çözüm sürecine etkisiyle ilgili sorumuzu ise Eroğlu şöyle cevapladı: “Her ikisi de önemli faktörler. Ancak Rum tarafı, İsrail’i ikna ederek gazı sıvılaştırıp dünyaya satmayı planlıyor. Böyle bir tesisin maliyeti 10 milyar. Ayrıca biz Hristofyas zamanında, çıkarılacak gazın çözüm olmadan bile Türkiye üzerinden bir boru hattıyla dünyaya satılabileceğini, kazanılacak paranın oluşturulacak bir fona yatırılacağını, bunun da barış sürecindeki ihtiyaçlar için kullanılabileceğini önerdik ama hemen reddettiler. Bulunacak doğalgazda Türklerin de hakkı vardır. Anastasiadis de bunu kabul ediyor. Ama nasıl olacak, pazarlamasıyla ilgili tek söz sahibi Rumlar.” Rusya ile ilişkilerinin yakınlaştığını, özel temsilcisinin birkaç kez giderek Moskova’da yetkililerle görüştüğünü belirten Eroğlu, İsrail ile ilişkiler sayesinde Mağusa ile Hayfa arasında feribot seferlerinin başlamasının kararlaştırıldığını ancak Mavi Marmara olayı sonrası bu sürecin yarım kaldığını ve İsrail’in Rum ve Yunanlılarla hiç olmadığı kadar stratejik ilişkileri derinleştirdiğini ifade etti.
Zaman
Ana Sayfa
04.06.2014
ABDMaraşiçin10kezteklifgetirdiABD Maraş için 10 kez teklif getirdi
Abdülhamit Bilici - Çözüm için 3 yeni umut
Zaman
03.06.2014
02:33
Lefkoşa - Türkiye ve Rumların aynı anda Avrupa Birliği üyeliği için arzulu olması, Kıbrıs sorunu için tarihî bir fırsattı. Türkiye ve Kıbrıslı Türkler, bu havucun da cazibesiyle ilk defa çözümsüzlüğü çözüm gibi görmekten vazgeçip barışı istedi. Türk hükümeti, ulusalcılar tarafından “hain” diye damgalanmayı da göze alarak cesur tavır aldı.Türkiye ile Yunanistan arasında ilişkilerde 1999 depremi sonrasında yakalanan sıcak iklim de uygun bir faktördü. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın girişimiyle ortaya çıkan meşhur Annan Planı bu şartların ürünüydü. Uzun ve çetin pazarlıklardan sonra 2004’te bu plan için Ada’da referanduma gidilirken umutlar çok yüksekti. Ancak Türk tarafının büyük desteğine rağmen Rumların hayır demesi herkes için büyük hayal kırıklığı oldu. Bu sonuçta AB’nin vebali çok büyüktü. Türkiye ve Türk tarafı için AB sürecinin ilerlemesi çözüme bağlanmışken, Rumlara daha referandum yapılmadan üyelik için garanti verdiler. Yani çözüme hayır demeleri durumunda kaybedecekleri bir şey yoktu ve kaybetmediler. Üstelik Rum tarafı çözümü engellemek bir yana, Türkiye’nin AB sürecinde de en önemli baş ağrısı oldu. Bu yüzden 8 müzakere başlığı askıya alındı. Ankara’da AB hevesinin kaçmasında baş rolü oynadı. Kıbrıs’ta çözüm için bir daha fırsat çıkmaz, AB üyesi de olan Rumlar asla taviz verip ortak çözüme yanaşmaz denirken son dönemde şartlar değişti. Ortaya çıkan yeni faktörler umutları bir daha tazeledi. Türk lider Derviş Eroğlu ile Rum lider Nikos Anastasiadis’in 11 Şubat’ta yeni bir çözüm çerçevesi üzerinde anlaşması bunun somut göstergesiydi. 52 yıl sonra ilk kez ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın Ada’yı ziyareti de önemli bir işaretti. Peki ne değişti? Birinci faktör, özellikle Rum tarafını sarsan ekonomik kriz. TOBB’un düşünce kuruluşu TEPAV Direktörü Prof. Güven Sak, ekonomik krizin rolünü anlatırken 10 sene öncesinin aksine Rumların yüzde 98’inin ekonomik durumdan rahatsız olduğuna dikkat çekiyor. Türk tarafında da durum farklı değil. Oradaki oran da yüzde 81. Ayrıca 2004’te Rumların ekonomik düzeyi Türklerin 6 katıyken şimdi fark 3 kata gerilemiş. Yani aradaki uçurum hızla kapanıyor. Bu şartlar, ekonomik işbirliği ve dolayısıyla çözüme duyulan ihtiyacı artırıyor. Türkiye ile Rum tarafı arasındaki ticaret sadece 350 bin dolar ve Türkiye, Yunanistan’ın dış ticaretinde 3. sıradayken, Rum tarafının dış ticaretinde 50. sırada yer alması her şeyi anlatıyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun girişimiyle Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs Rum ve Türk ticaret oda başkanlarının Kıbrıs ara bölgede ilk kez bir araya gelmesi de iş dünyasının çözüme verdiği önemi gösteriyor. İkinci faktör, şu anda Rum tarafında Annan Planı’na evet diyen bir lider olan Anastasiadis’in cumhurbaşkanı koltuğunda oturması. Çeşitli anketlerde Rumlar arasında çözüme evet diyenlerin oranı yüzde 50’ye yaklaşmış durumda. Üçüncü ve belki oyunda kural değiştiren en önemli faktör ise Doğu Akdeniz’de keşfedilen zengin doğalgaz kaynaklarının çıkarılması ve dünyaya ulaştırılması için çözümü adeta zorunluluk haline getirmesi. Müjdeli haberin ilk işareti, ABD Jeoloji Araştırmaları’nın 2010 tarihli raporuydu. Araştırma, bölgede 122 trilyon metreküp gaz olduğunu açıklıyordu. İsrail, Filistin, Lübnan ve Mısır bölgelerindeki potansiyeli değerlendirmeye çoktan başladı. Ama bölünmüşlük ve siyasi sorun devam ettiği için Kıbrıs’ın durumu farklı. Türkiye, bu zenginliğin Ada’daki herkesin ortak malı olduğunu ve çözüm bulunmadan Rumların tek taraflı kullanımına itiraz ediyor. Ama buna rağmen Rumların gaz çıkarmak için anlaştığı Amerikan Noble enerji şirketi, çalışmalarına başlamış durumda. Fransız Total ve İtalyan ENI şirketleri de başlamak üzere. Noble şirketi, çalıştığı bölgede 3,7 milyar varil petrol ve 200 milyar metreküp doğalgaz potansiyeli olduğunu açıkladı. İsrail açıklarında 450 milyar metreküplük bir miktardan söz ediliyor. Ve bu potansiyelin dünya pazarlarına ulaşması için en ideal rota Türkiye. Hem İsrail hem Kıbrıs ile Türkiye arasındaki buzları eritme siyasetinin arkasında bu tablonun rolü büyük. Avrupa’nın doğalgazda Rusya’ya bağımlılığını, Doğu Akdeniz’deki bu yeni kaynaklarla azaltma hesabı da eklenince Kıbrıs’ta çözüm Ada’daki tarafları aşan uluslararası zorunluluk haline geliyor. Ümit edelim, 2004’te kaçan fırsat bu kez kaçırılmasın ve genelde savaşlara yol açan petrol ve doğalgaz, bu bölgede barışa vesile olsun.
Zaman
En Çok Okunan
03.06.2014
AbdülhamitBilici-Çözümiçin3yeniumutAbdülhamit Bilici - Çözüm için 3 yeni umut
Abdülhamit Bilici - Çözüm için 3 yeni umut
Zaman
03.06.2014
02:11
Lefkoşa - Türkiye ve Rumların aynı anda Avrupa Birliği üyeliği için arzulu olması, Kıbrıs sorunu için tarihî bir fırsattı. Türkiye ve Kıbrıslı Türkler, bu havucun da cazibesiyle ilk defa çözümsüzlüğü çözüm gibi görmekten vazgeçip barışı istedi. Türk hükümeti, ulusalcılar tarafından “hain” diye damgalanmayı da göze alarak cesur tavır aldı.Türkiye ile Yunanistan arasında ilişkilerde 1999 depremi sonrasında yakalanan sıcak iklim de uygun bir faktördü. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın girişimiyle ortaya çıkan meşhur Annan Planı bu şartların ürünüydü. Uzun ve çetin pazarlıklardan sonra 2004’te bu plan için Ada’da referanduma gidilirken umutlar çok yüksekti. Ancak Türk tarafının büyük desteğine rağmen Rumların hayır demesi herkes için büyük hayal kırıklığı oldu. Bu sonuçta AB’nin vebali çok büyüktü. Türkiye ve Türk tarafı için AB sürecinin ilerlemesi çözüme bağlanmışken, Rumlara daha referandum yapılmadan üyelik için garanti verdiler. Yani çözüme hayır demeleri durumunda kaybedecekleri bir şey yoktu ve kaybetmediler. Üstelik Rum tarafı çözümü engellemek bir yana, Türkiye’nin AB sürecinde de en önemli baş ağrısı oldu. Bu yüzden 8 müzakere başlığı askıya alındı. Ankara’da AB hevesinin kaçmasında baş rolü oynadı. Kıbrıs’ta çözüm için bir daha fırsat çıkmaz, AB üyesi de olan Rumlar asla taviz verip ortak çözüme yanaşmaz denirken son dönemde şartlar değişti. Ortaya çıkan yeni faktörler umutları bir daha tazeledi. Türk lider Derviş Eroğlu ile Rum lider Nikos Anastasiadis’in 11 Şubat’ta yeni bir çözüm çerçevesi üzerinde anlaşması bunun somut göstergesiydi. 52 yıl sonra ilk kez ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın Ada’yı ziyareti de önemli bir işaretti. Peki ne değişti? Birinci faktör, özellikle Rum tarafını sarsan ekonomik kriz. TOBB’un düşünce kuruluşu TEPAV Direktörü Prof. Güven Sak, ekonomik krizin rolünü anlatırken 10 sene öncesinin aksine Rumların yüzde 98’inin ekonomik durumdan rahatsız olduğuna dikkat çekiyor. Türk tarafında da durum farklı değil. Oradaki oran da yüzde 81. Ayrıca 2004’te Rumların ekonomik düzeyi Türklerin 6 katıyken şimdi fark 3 kata gerilemiş. Yani aradaki uçurum hızla kapanıyor. Bu şartlar, ekonomik işbirliği ve dolayısıyla çözüme duyulan ihtiyacı artırıyor. Türkiye ile Rum tarafı arasındaki ticaret sadece 350 bin dolar ve Türkiye, Yunanistan’ın dış ticaretinde 3. sıradayken, Rum tarafının dış ticaretinde 50. sırada yer alması her şeyi anlatıyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun girişimiyle Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs Rum ve Türk ticaret oda başkanlarının Kıbrıs ara bölgede ilk kez bir araya gelmesi de iş dünyasının çözüme verdiği önemi gösteriyor. İkinci faktör, şu anda Rum tarafında Annan Planı’na evet diyen bir lider olan Anastasiadis’in cumhurbaşkanı koltuğunda oturması. Çeşitli anketlerde Rumlar arasında çözüme evet diyenlerin oranı yüzde 50’ye yaklaşmış durumda. Üçüncü ve belki oyunda kural değiştiren en önemli faktör ise Doğu Akdeniz’de keşfedilen zengin doğalgaz kaynaklarının çıkarılması ve dünyaya ulaştırılması için çözümü adeta zorunluluk haline getirmesi. Müjdeli haberin ilk işareti, ABD Jeoloji Araştırmaları’nın 2010 tarihli raporuydu. Araştırma, bölgede 122 trilyon metreküp gaz olduğunu açıklıyordu. İsrail, Filistin, Lübnan ve Mısır bölgelerindeki potansiyeli değerlendirmeye çoktan başladı. Ama bölünmüşlük ve siyasi sorun devam ettiği için Kıbrıs’ın durumu farklı. Türkiye, bu zenginliğin Ada’daki herkesin ortak malı olduğunu ve çözüm bulunmadan Rumların tek taraflı kullanımına itiraz ediyor. Ama buna rağmen Rumların gaz çıkarmak için anlaştığı Amerikan Noble enerji şirketi, çalışmalarına başlamış durumda. Fransız Total ve İtalyan ENI şirketleri de başlamak üzere. Noble şirketi, çalıştığı bölgede 3,7 milyar varil petrol ve 200 milyar metreküp doğalgaz potansiyeli olduğunu açıkladı. İsrail açıklarında 450 milyar metreküplük bir miktardan söz ediliyor. Ve bu potansiyelin dünya pazarlarına ulaşması için en ideal rota Türkiye. Hem İsrail hem Kıbrıs ile Türkiye arasındaki buzları eritme siyasetinin arkasında bu tablonun rolü büyük. Avrupa’nın doğalgazda Rusya’ya bağımlılığını, Doğu Akdeniz’deki bu yeni kaynaklarla azaltma hesabı da eklenince Kıbrıs’ta çözüm Ada’daki tarafları aşan uluslararası zorunluluk haline geliyor. Ümit edelim, 2004’te kaçan fırsat bu kez kaçırılmasın ve genelde savaşlara yol açan petrol ve doğalgaz, bu bölgede barışa vesile olsun.
Zaman
Köşe Yazıları
03.06.2014
AbdülhamitBilici-Çözümiçin3yeniumutAbdülhamit Bilici - Çözüm için 3 yeni umut
Abdülhamit Bilici - Çözüm için 3 yeni umut
Zaman
03.06.2014
02:00
Lefkoşa - Türkiye ve Rumların aynı anda Avrupa Birliği üyeliği için arzulu olması, Kıbrıs sorunu için tarihî bir fırsattı. Türkiye ve Kıbrıslı Türkler, bu havucun da cazibesiyle ilk defa çözümsüzlüğü çözüm gibi görmekten vazgeçip barışı istedi. Türk hükümeti, ulusalcılar tarafından “hain” diye damgalanmayı da göze alarak cesur tavır aldı.Türkiye ile Yunanistan arasında ilişkilerde 1999 depremi sonrasında yakalanan sıcak iklim de uygun bir faktördü. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın girişimiyle ortaya çıkan meşhur Annan Planı bu şartların ürünüydü. Uzun ve çetin pazarlıklardan sonra 2004’te bu plan için Ada’da referanduma gidilirken umutlar çok yüksekti. Ancak Türk tarafının büyük desteğine rağmen Rumların hayır demesi herkes için büyük hayal kırıklığı oldu. Bu sonuçta AB’nin vebali çok büyüktü. Türkiye ve Türk tarafı için AB sürecinin ilerlemesi çözüme bağlanmışken, Rumlara daha referandum yapılmadan üyelik için garanti verdiler. Yani çözüme hayır demeleri durumunda kaybedecekleri bir şey yoktu ve kaybetmediler. Üstelik Rum tarafı çözümü engellemek bir yana, Türkiye’nin AB sürecinde de en önemli baş ağrısı oldu. Bu yüzden 8 müzakere başlığı askıya alındı. Ankara’da AB hevesinin kaçmasında baş rolü oynadı. Kıbrıs’ta çözüm için bir daha fırsat çıkmaz, AB üyesi de olan Rumlar asla taviz verip ortak çözüme yanaşmaz denirken son dönemde şartlar değişti. Ortaya çıkan yeni faktörler umutları bir daha tazeledi. Türk lider Derviş Eroğlu ile Rum lider Nikos Anastasiadis’in 11 Şubat’ta yeni bir çözüm çerçevesi üzerinde anlaşması bunun somut göstergesiydi. 52 yıl sonra ilk kez ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın Ada’yı ziyareti de önemli bir işaretti. Peki ne değişti? Birinci faktör, özellikle Rum tarafını sarsan ekonomik kriz. TOBB’un düşünce kuruluşu TEPAV Direktörü Prof. Güven Sak, ekonomik krizin rolünü anlatırken 10 sene öncesinin aksine Rumların yüzde 98’inin ekonomik durumdan rahatsız olduğuna dikkat çekiyor. Türk tarafında da durum farklı değil. Oradaki oran da yüzde 81. Ayrıca 2004’te Rumların ekonomik düzeyi Türklerin 6 katıyken şimdi fark 3 kata gerilemiş. Yani aradaki uçurum hızla kapanıyor. Bu şartlar, ekonomik işbirliği ve dolayısıyla çözüme duyulan ihtiyacı artırıyor. Türkiye ile Rum tarafı arasındaki ticaret sadece 350 bin dolar ve Türkiye, Yunanistan’ın dış ticaretinde 3. sıradayken, Rum tarafının dış ticaretinde 50. sırada yer alması her şeyi anlatıyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun girişimiyle Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs Rum ve Türk ticaret oda başkanlarının Kıbrıs ara bölgede ilk kez bir araya gelmesi de iş dünyasının çözüme verdiği önemi gösteriyor. İkinci faktör, şu anda Rum tarafında Annan Planı’na evet diyen bir lider olan Anastasiadis’in cumhurbaşkanı koltuğunda oturması. Çeşitli anketlerde Rumlar arasında çözüme evet diyenlerin oranı yüzde 50’ye yaklaşmış durumda. Üçüncü ve belki oyunda kural değiştiren en önemli faktör ise Doğu Akdeniz’de keşfedilen zengin doğalgaz kaynaklarının çıkarılması ve dünyaya ulaştırılması için çözümü adeta zorunluluk haline getirmesi. Müjdeli haberin ilk işareti, ABD Jeoloji Araştırmaları’nın 2010 tarihli raporuydu. Araştırma, bölgede 122 trilyon metreküp gaz olduğunu açıklıyordu. İsrail, Filistin, Lübnan ve Mısır bölgelerindeki potansiyeli değerlendirmeye çoktan başladı. Ama bölünmüşlük ve siyasi sorun devam ettiği için Kıbrıs’ın durumu farklı. Türkiye, bu zenginliğin Ada’daki herkesin ortak malı olduğunu ve çözüm bulunmadan Rumların tek taraflı kullanımına itiraz ediyor. Ama buna rağmen Rumların gaz çıkarmak için anlaştığı Amerikan Noble enerji şirketi, çalışmalarına başlamış durumda. Fransız Total ve İtalyan ENI şirketleri de başlamak üzere. Noble şirketi, çalıştığı bölgede 3,7 milyar varil petrol ve 200 milyar metreküp doğalgaz potansiyeli olduğunu açıkladı. İsrail açıklarında 450 milyar metreküplük bir miktardan söz ediliyor. Ve bu potansiyelin dünya pazarlarına ulaşması için en ideal rota Türkiye. Hem İsrail hem Kıbrıs ile Türkiye arasındaki buzları eritme siyasetinin arkasında bu tablonun rolü büyük. Avrupa’nın doğalgazda Rusya’ya bağımlılığını, Doğu Akdeniz’deki bu yeni kaynaklarla azaltma hesabı da eklenince Kıbrıs’ta çözüm Ada’daki tarafları aşan uluslararası zorunluluk haline geliyor. Ümit edelim, 2004’te kaçan fırsat bu kez kaçırılmasın ve genelde savaşlara yol açan petrol ve doğalgaz, bu bölgede barışa vesile olsun.
Zaman
Ana Sayfa
03.06.2014
AbdülhamitBilici-Çözümiçin3yeniumutAbdülhamit Bilici - Çözüm için 3 yeni umut
Rusya'dan tarihi adım
Zaman
30.05.2014
03:40
Ukrayna krizi sebebiyle Batı’nın yaptırımları ile karşılaşan Rusya, eski Sovyet ülkeleri ile yeni bir siyasi ve ekonomi merkezi oluşumunu sağlayacak önemli bir adım attı. Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında serbest hizmet, mal ve para dolaşımını öngören Avrasya Ekonomik Birliği anlaşması dün Astana’da imzalandı.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in öncülüğünde başlatılan Rusya, Kazakistan ve Belarus’un dahil olduğu Avrasya Ekonomik Birliği ile ilgili anlaşma dün Astana’da imzalandı. Eski Sovyetler Birliği coğrafyasında siyasi, ekonomik ve ticari birliğin temelini oluşturacak anlaşmaya, Putin’le birlikte Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko imza attı. Gümrük Birliği anlaşması ile ticari ilişkileri derinleştiren üç ülkede mal, hizmet, para ve işgücü serbest dolaşım hakkına sahip olacak. 600 sayfayı bulan anlaşma çerçevesinde enerji, sanayi, tarım ve ulaşım sektörlerinde koordinasyona gidilecek. Ülke parlamentolarının onayının ardından anlaşma, 1 Ocak 2015’ten itibaren yürürlüğe giriyor. Birliğin gündeminde şimdilik ortak para yok. Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi’nde konuşan Putin, anlaşmanın hazırlanmasında ve zorlukların üstesinden gelerek ortak bir çözüm yolu bulunmasında katkısı olanlara teşekkür etti. Rus lider, Avrasya Ekonomik Birliği’nin evrensel ve şeffaf prensiplerle çalışacağını, Dünya Ticaret Örgütü norm ve prensipleri ile de uyumlu olacağını belirtti. Birlikte 170 milyonluk dev bir pazar olduklarını vurgulayan Putin, “Birliğimiz enerji başta olmak üzere dev kaynaklara sahip. Dünya doğalgaz rezervinin beşte biri ve petrol rezervinin de yüzde 15’i bu coğrafyada. Troyka ülkeleri aynı zamanda gelişmiş sanayi, insan kaynakları, entelektüel ve kültür potansiyeline sahip.” bilgisini verdi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev de yaptığı değerlendirmede, üç ülke ekonomisinin gücünün 2,2 trilyon dolar olduğunu, birliğin 2030’a kadar üç ülke ekonomileri açısından ek 900 milyar dolarlık potansiyel oluşturacağını ifade etti. Nazarbayev’e göre birlik ülke halkları açısından bir yük değil, nimet.Ukrayna krizi nedeni ile Batılı ülkelerin yaptırımları ile karşılaşan Moskova, Pekin’le 400 milyar dolarlık doğalgaz anlaşması imzalayarak ekonomik anlamda elini güçlendirmişti. Şimdi de Moskova tarihi bir imza ile yeni birliğinin temellerini attı. Kırgızistan ve Ermenistan, önce Gümrük Birliği sonra da Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil olmak için başvurularını yaptı. Putin de, Ermenistan’ın en kısa sürede Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil olması ile ilgili anlaşmanın imzalanmasını ümit ettiğini söyledi. Kırgızistan’ın üyeliği konusunun da hızlandırılmasının önemine değinen Rus lider, Vietnam’la serbest ticaret bölgesi oluşturulması ve Çin’le ticari ilişkilerin güçlendirilmesi konularına sıcak baktıklarını ifade etti. İsrail ve Hindistan’la da tercihli ticaret sisteminin oluşturulması konusunda çalışmalar yapılıyor. Anlaşmanın imzalanmasının ardından değerlendirmede bulunan Rusya parlamentosu alt kanadı Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Aleksey Puşkov, sürecin henüz yeni başladığını, Rusya’nın aktif rol oynayarak yeni ülkelerle birliği genişleteceğini kaydederken, “Burada aceleci olunmamalı. AB süreci 40 yılda tamamladı…” hatırlatmasında bulundu.
Zaman
En Çok Okunan
30.05.2014
RusyadantarihiadımRusyadan tarihi adım
Rusya'dan tarihi adım
Zaman
30.05.2014
02:12
Ukrayna krizi sebebiyle Batı’nın yaptırımları ile karşılaşan Rusya, eski Sovyet ülkeleri ile yeni bir siyasi ve ekonomi merkezi oluşumunu sağlayacak önemli bir adım attı. Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında serbest hizmet, mal ve para dolaşımını öngören Avrasya Ekonomik Birliği anlaşması dün Astana’da imzalandı.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in öncülüğünde başlatılan Rusya, Kazakistan ve Belarus’un dahil olduğu Avrasya Ekonomik Birliği ile ilgili anlaşma dün Astana’da imzalandı. Eski Sovyetler Birliği coğrafyasında siyasi, ekonomik ve ticari birliğin temelini oluşturacak anlaşmaya, Putin’le birlikte Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko imza attı. Gümrük Birliği anlaşması ile ticari ilişkileri derinleştiren üç ülkede mal, hizmet, para ve işgücü serbest dolaşım hakkına sahip olacak. 600 sayfayı bulan anlaşma çerçevesinde enerji, sanayi, tarım ve ulaşım sektörlerinde koordinasyona gidilecek. Ülke parlamentolarının onayının ardından anlaşma, 1 Ocak 2015’ten itibaren yürürlüğe giriyor. Birliğin gündeminde şimdilik ortak para yok. Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi’nde konuşan Putin, anlaşmanın hazırlanmasında ve zorlukların üstesinden gelerek ortak bir çözüm yolu bulunmasında katkısı olanlara teşekkür etti. Rus lider, Avrasya Ekonomik Birliği’nin evrensel ve şeffaf prensiplerle çalışacağını, Dünya Ticaret Örgütü norm ve prensipleri ile de uyumlu olacağını belirtti. Birlikte 170 milyonluk dev bir pazar olduklarını vurgulayan Putin, “Birliğimiz enerji başta olmak üzere dev kaynaklara sahip. Dünya doğalgaz rezervinin beşte biri ve petrol rezervinin de yüzde 15’i bu coğrafyada. Troyka ülkeleri aynı zamanda gelişmiş sanayi, insan kaynakları, entelektüel ve kültür potansiyeline sahip.” bilgisini verdi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev de yaptığı değerlendirmede, üç ülke ekonomisinin gücünün 2,2 trilyon dolar olduğunu, birliğin 2030’a kadar üç ülke ekonomileri açısından ek 900 milyar dolarlık potansiyel oluşturacağını ifade etti. Nazarbayev’e göre birlik ülke halkları açısından bir yük değil, nimet.Ukrayna krizi nedeni ile Batılı ülkelerin yaptırımları ile karşılaşan Moskova, Pekin’le 400 milyar dolarlık doğalgaz anlaşması imzalayarak ekonomik anlamda elini güçlendirmişti. Şimdi de Moskova tarihi bir imza ile yeni birliğinin temellerini attı. Kırgızistan ve Ermenistan, önce Gümrük Birliği sonra da Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil olmak için başvurularını yaptı. Putin de, Ermenistan’ın en kısa sürede Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil olması ile ilgili anlaşmanın imzalanmasını ümit ettiğini söyledi. Kırgızistan’ın üyeliği konusunun da hızlandırılmasının önemine değinen Rus lider, Vietnam’la serbest ticaret bölgesi oluşturulması ve Çin’le ticari ilişkilerin güçlendirilmesi konularına sıcak baktıklarını ifade etti. İsrail ve Hindistan’la da tercihli ticaret sisteminin oluşturulması konusunda çalışmalar yapılıyor. Anlaşmanın imzalanmasının ardından değerlendirmede bulunan Rusya parlamentosu alt kanadı Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Aleksey Puşkov, sürecin henüz yeni başladığını, Rusya’nın aktif rol oynayarak yeni ülkelerle birliği genişleteceğini kaydederken, “Burada aceleci olunmamalı. AB süreci 40 yılda tamamladı…” hatırlatmasında bulundu.
Zaman
Dünya
30.05.2014
RusyadantarihiadımRusyadan tarihi adım
Rusya'dan tarihi adım
Zaman
30.05.2014
02:01
Ukrayna krizi sebebiyle Batı’nın yaptırımları ile karşılaşan Rusya, eski Sovyet ülkeleri ile yeni bir siyasi ve ekonomi merkezi oluşumunu sağlayacak önemli bir adım attı. Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında serbest hizmet, mal ve para dolaşımını öngören Avrasya Ekonomik Birliği anlaşması dün Astana’da imzalandı.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in öncülüğünde başlatılan Rusya, Kazakistan ve Belarus’un dahil olduğu Avrasya Ekonomik Birliği ile ilgili anlaşma dün Astana’da imzalandı. Eski Sovyetler Birliği coğrafyasında siyasi, ekonomik ve ticari birliğin temelini oluşturacak anlaşmaya, Putin’le birlikte Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko imza attı. Gümrük Birliği anlaşması ile ticari ilişkileri derinleştiren üç ülkede mal, hizmet, para ve işgücü serbest dolaşım hakkına sahip olacak. 600 sayfayı bulan anlaşma çerçevesinde enerji, sanayi, tarım ve ulaşım sektörlerinde koordinasyona gidilecek. Ülke parlamentolarının onayının ardından anlaşma, 1 Ocak 2015’ten itibaren yürürlüğe giriyor. Birliğin gündeminde şimdilik ortak para yok. Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi’nde konuşan Putin, anlaşmanın hazırlanmasında ve zorlukların üstesinden gelerek ortak bir çözüm yolu bulunmasında katkısı olanlara teşekkür etti. Rus lider, Avrasya Ekonomik Birliği’nin evrensel ve şeffaf prensiplerle çalışacağını, Dünya Ticaret Örgütü norm ve prensipleri ile de uyumlu olacağını belirtti. Birlikte 170 milyonluk dev bir pazar olduklarını vurgulayan Putin, “Birliğimiz enerji başta olmak üzere dev kaynaklara sahip. Dünya doğalgaz rezervinin beşte biri ve petrol rezervinin de yüzde 15’i bu coğrafyada. Troyka ülkeleri aynı zamanda gelişmiş sanayi, insan kaynakları, entelektüel ve kültür potansiyeline sahip.” bilgisini verdi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev de yaptığı değerlendirmede, üç ülke ekonomisinin gücünün 2,2 trilyon dolar olduğunu, birliğin 2030’a kadar üç ülke ekonomileri açısından ek 900 milyar dolarlık potansiyel oluşturacağını ifade etti. Nazarbayev’e göre birlik ülke halkları açısından bir yük değil, nimet.Ukrayna krizi nedeni ile Batılı ülkelerin yaptırımları ile karşılaşan Moskova, Pekin’le 400 milyar dolarlık doğalgaz anlaşması imzalayarak ekonomik anlamda elini güçlendirmişti. Şimdi de Moskova tarihi bir imza ile yeni birliğinin temellerini attı. Kırgızistan ve Ermenistan, önce Gümrük Birliği sonra da Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil olmak için başvurularını yaptı. Putin de, Ermenistan’ın en kısa sürede Avrasya Ekonomik Birliği’ne dahil olması ile ilgili anlaşmanın imzalanmasını ümit ettiğini söyledi. Kırgızistan’ın üyeliği konusunun da hızlandırılmasının önemine değinen Rus lider, Vietnam’la serbest ticaret bölgesi oluşturulması ve Çin’le ticari ilişkilerin güçlendirilmesi konularına sıcak baktıklarını ifade etti. İsrail ve Hindistan’la da tercihli ticaret sisteminin oluşturulması konusunda çalışmalar yapılıyor. Anlaşmanın imzalanmasının ardından değerlendirmede bulunan Rusya parlamentosu alt kanadı Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Aleksey Puşkov, sürecin henüz yeni başladığını, Rusya’nın aktif rol oynayarak yeni ülkelerle birliği genişleteceğini kaydederken, “Burada aceleci olunmamalı. AB süreci 40 yılda tamamladı…” hatırlatmasında bulundu.
Zaman
Ana Sayfa
30.05.2014
RusyadantarihiadımRusyadan tarihi adım
Günseli Ö. Ocakoğlu - Her 30 yılda bir kentsel dönüşüm yaşamak istemiyorsak!
Zaman
29.05.2014
02:13
“Türkiye’deki binaların yüzde 90’ı yalıtımsız” cümlesinden benim tek anladığım, sahip olduğumuz kıt kaynakların kullanımı açısından gayet müsrif, enerji verimliliği konusunda oldukça dikkatsiz olduğumuzdur.Kaldı ki inşaat malzemelerinin bazı kalemleri konusunda merdivenaltı üretimin yüksek olduğu biliniyorken binaların depreme ne kadar dayanıklı olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Kentsel dönüşümün gerçek anlamıyla sosyal dönüşüm demek olduğunu unutmadan yeni yapıların doğal dokuya uyumu, estetiği, kaynakların doğru kullanımı da yine etraflıca tartışılmalı. Görünen o ki sektör, kentsel dönüşüm devam ettikçe büyümeye son hız devam edecek. Peki, ya bu hal ve gidişte kime hangi sorumluluk düşecek?Sektörün büyüme rakamları geçtiğimiz yıl kamu kaynaklı yatırımlardan geldi. Türkiye yüzde 4 büyürken inşaat sektörü yüzde 7,1 ile neredeyse bu oranı ikiye katladı. Sektör şirketlerinin kentsel dönüşüm kaynaklı büyümesi devam ederken pek çok soruyu da beraberinde getirdi. Öncelikle sektörün tüm sorumlularının birlikte çalışması gerekiyor. Neden? Çünkü ülkemizde her 30 yılda bir deprem riskiyle kentsel dönüşüm yaşamak istemiyorsak malzeme üretenden müteahhide, kanun koyucudan denetleyene kadar birlikte çalışılması şart. Denetimsiz bırakılan alanlarda yaşamsal riskin olduğu geçeğinden yola çıkarsak sadece büyümeye odaklanmış bir sektörde bizi gelecekte pek çok sorun bekliyor olacak.29 sektör derneğinin çatı örgütü olan Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği İMSAD, bir STK olarak dünyada da bir ilki gerçekleştirerek “Sürdürülebilirlik Raporu” hazırlamış. Amaç, çevresel ve toplumsal değer üreten ekonomik büyüme anlayışını tüm paydaşlarıyla birlikte inşa etmek yani İMSAD yönetimi para kazanırken hem kaliteli işler yapalım hem de kaynaklarımızı koruyalım diyor. Bu bir nevi otokontrol sağlayacak olan yol haritasını İMSAD Başkanı Dündar Yetişener ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Hakan Gürdal ile konuşuyoruz.1984 yılında kurulan İMSAD, 30. yılını idrak ediyor. Derneğe üye şirketlerde 1,5 milyon kişiye istihdam sağlanıyor. İnşaat malzemeleri sektörünün iç pazar büyüklüğü 54,8 milyar dolar. İmalat sanayiindeki payı ise yüzde 17. Cari açıkta pozitif değer veren ender sektörlerden biri olarak 21,3 milyar dolar ihracat oluşturuyor. Dündar Yetişener ve Hakan Güldal, Türkiye İMSAD’ın “Sürdürülebilirlik 2013 Raporu”nun pek çok açıdan riskler barındırdığını ancak sektör paydaşlarına gelecek yatırımları için ışık tutacağını söylüyor. Rapor, mükemmel hedefler diyebileceğim 5 temel üzerine kurulmuş: enerji ve doğal kaynak kullanımının azaltıldığı, karbon salınımının mümkün olduğunca aşağıya çekildiği, ekonomik ve sosyal değerin katlanarak arttığı, inovasyon anlayışının geliştiği, verimlilik artarken tüketim ve atıkların azaldığı bir anlayışla sektörü sürdürülebilir kılmak.Türkiye adını kullanma hakkını aldıklarını da söyleyen Başkan Yetişener, “Gelecek 10 yılda tüm dünyada çok daha hızlı bir değişim yaşanacak. Nüfus artışı, doğal kaynakların azalması, hızlı tüketim artışı, haksız rekabet ve kayıt dışı ekonomiye ilişkin parametrelerin yanı sıra, kaynakların yoğun kullanımı dolayısıyla enerji ve karbon yönetiminin de dikkate alınması gerek. Hedeflerimize giden yolda olası risklerin bizleri beklediğini biliyoruz, fakat iyi yönetilen risklerin de fırsata çevrileceğine inanıyoruz.” diyor.Ticari kaygıları olan bir grubun toplumsal ve çevresel kaygılar duyarak bir gelecek planına imza atması alışılagelmiş bir tutum değil. Umalım Türkiye İMSAD’ın girişimleri sürekli kazanmaktan başka düşüncesi olmayanlara da öncü olur.Teknolojideki yeni fırsatları gördü, dönüştüTeknoloji, kullanıcılarına her gün yeni fırsatlar sunarken toplumu ve onun beklentilerini de dönüştürüyor. Yazılım devi Microsoft da bu dönüşüme kayıtsız kalamadı. Lideri olduğu alanda farklı konumladı. Nokia’yı da satın alarak “akıllı cihazların ve hizmetlerin lider şirketi” olmaya karar verdi. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, bu dönüşümü Boston Consulting’in 24 ülkede 4000 KOBİ ile yaptığı araştırmayı referans göstererek açıkladı.İşte Microsoft’u dönüşüm kararına götüren bulgular: Teknolojideki evrim 10 yıldan 7 yıla düştü artık nesnelerin internetini konuşuyoruz.4 mega trend mobilite, sosyal medya, bulut teknolojisi ve büyük veri teknolojinin kullanımını belirlerken müthiş fırsatlar sunuyor.İş yapış biçimleri değişiyor, “yap sat” değil, “anla çözüm üret” dönemindeyiz.Tüketiciyle bağlantı kurmak için iş dünyası artık teknolojiye daha fazla uyum sağlamak durumunda.Bulut teknolojisi, işletmelerin verimliliğini artıracak. Bulut teknolojilerini benimsemeyen şirketlerin var olması imkânsız. Artık kapısız, duvarsız, mekânsız şirketler bulutta doğuyor.2015’te bulut teme
Zaman
Köşe Yazıları
29.05.2014
GünseliÖOcakoğlu-Her30yıldabirkentseldönüşümyaşamakistemiyorsakGünseli Ö Ocakoğlu - Her 30 yılda bir kentsel dönüşüm yaşamak istemiyorsak
BİRAZ ANDY WARHOL’LAŞSAK DİYORUM
Zaman
24.05.2014
02:07
Pop sanatın kralı olarak tanımlanan Andy Warhol’un 87 eseri Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde sergileniyor.Yedirenk Sanat Dergisi adına izlenim derlemeye gittim. Çıkışta pop kültür cenneti ülkemiz adına fevkaladenin de fevkinde bir ampul yanıyordu kafamda. Vereceğim ilham siyaset arenamızı biraz renklendirebilirdi. Eli fırça tutan, grafikten anlayan emekçi halkımın cebi para dolsa, hep birlikte neşelensek fena mı olurdu?Slovak asıllı Amerikan sanatçı Warhol’u fazla anlatmayacağım. (Bunun için Yedirenk’in Haziran sayısını almalısınız. Müthiş içeriklerle çıkıyor her ay, benden söylemesi.) Warhol’un ünlü simaların portleri ile konserve kutuları, dolar banknotları, kola şişeleri gibi popüler kültür nesnelerini kendince renklendirerek büyük bir ticari başarı kazandığını belirtmekle yetineyim. “İyi ticaret en iyi sanattır” buyuruyor muhterem. Bu düstur, sanatı boşveren bir millet olarak cuk oturur bize. Ama iş bilenin kılıç kuşananın tabii. Gidin görün hele bir sergiyi, ne demek istediğimi Warhol anlatır size.Yapılacak şey çok basit: Alacaksınız politikacılarımızın fotoğraflarını, biraz büyüteceksiniz önce. Sonra toprağı bol olsun Andy amcanın Marilyn Monroe’ları, Liz Taylor’ları, Golda Meir’leri gibi boyayacaksınız. İstediğiniz gibi kareler, üçgenler, daireler kullanabilir, burunlarını, gözlerini, ağızlarını kalemle çizip belirgenleştirebilir, uygun göreceğiniz yerleri gölgelendirip onları daha gizemli kılabilirsiniz.Kıpkırmızı Erdoğanlar, Masmavi Kılıçdaroğulları...Dilerseniz Warhol’un Leninleri gibi tek renge de bulayabilirsiniz. Kıpkırmızı Tayyip Erdoğanlar, Masmavi Kemal Kılıçdaroğulları, Yemyeşil Devlet Bahçeliler, Eflatun Selahattin Demirtaşlar çıkacak ortaya. Veya parçalı bulutlu, rengarenk Bülent Arınçlar, Gürsel Tekinler, Oktay Vurallar, Pervin Buldanlar... Aklınıza kim gelirse artık; belediye başkanları, yüksek yargıçlar, üst düzey bürokratlar, sahne yıldızları. Özgürce boyayın ve sonra da çoğaltın bu el emeği, göz nuru parçaları. Sürümden kazanacaksınız, kopyalamada sınır tanımayın.Hani maç kapılarında takımınızın şapkalarını, kaşkollarını, bayraklarını alıyorsunuz ya, bu şahane eserler de öyle kapışılacak. Bakın önümüzde iki seçim var. Yas mas dinlemez bu millet; yeniden miting cenneti olacak ülkemiz. Ayrıca Meclis’te her salı grupların cümbüşü, parti kampları, açılışlar, il başkanları toplantıları devam edecek. Adliye bahçelerinde, mahkeme kapılarında, parklarda her an bir gösteri... Her gönülde bir lider kükrerken bu fırsatı kaçıramazsınız. Gidip tezgah açacaksınız oralarda. Çok ilgi çekeceğinize, paraya para demeyeceğinize bahse girerim.Yine köşeyi döndünüz!Özellikle AK Parti’ye gönül veren yurttaşlarımız, evlerine asabilecekleri bu yüksek pop eserleri almazlarsa suçluluk duyacaklardır. Aslında diğer partililer de onlardan geri kalmayacaklar, liderlerinin bir tane sarısıyla yetinmeyip, bir de morundan almayı vatan hizmeti sayacaklardır. Bazıları çok renkliliği tercih edecektir. Sarı lacivert, siyah beyaz, sarı kırmızı olanlar cezbedecektir insanları. Vefalıdır bu millet, elitist sanata bakmasa bile böyle pop işlere bayılacaktır. Size bir şey söyleyeyim mi, liderler tezgahınıza gelmeseler bile, adamlarını gönderip o portrelerden örgütlere dağıtmak üzere bol bol satın aldırırlar. Hadi yine köşeyi döndünüz!Sakın fazla havaya girerek “Ne de olsa Türkiye küçük Amerika” falan deyip ayakkabı kutularına, para kasalarına, kol saatlerine yanaşmayın. Soma faciasından geriye kalan tekme-tokat-yumruk fotolarına da girmeyin. Akıllı olun, basiretli bir tüccar gibi düşünün. Mesela Taner Yıldız ve Faruk Çelik’in çabalarını fırçanızla ikonik kılabilirsiniz. Polat Alemdar da çok güvenli bir satış imkanı sunar size. Keza futbolcu ve artist fotoları peynir ekmek gibi satılır.Size biraz daha cesaret verebilmek adına Warhol üstadın bir sözünü aktarayım: “Ben her zaman en kolay şeyin peşinden giderim” diyor popun kralı, “çünkü en kolayıysa bana göre en iyisi de odur.”Eğer bu çabalarınız takdir görmez ve eserleriniz elinizde kalırsa Warhol’un şu sözlerine yaslanıp yeni projeler için enerji toplayabilirsiniz:“İnsanlar sizi hiç yanlış anlamazsa ve her şeyi sizin söylediğiniz şekilde yaparlarsa, fikirlerinizin sadece aktarıcısı olurlar, siz de bundan sıkılırsınız. Ama sizi yanlış anlayan insanlarla çalışırsanız aktarım yerine dönüşüm elde edersiniz, bu da uzun vadede çok daha ilginçtir.”
Zaman
En Çok Okunan
24.05.2014
BİRAZANDYWARHOL’LAŞSAKDİYORUMBİRAZ ANDY WARHOL’LAŞSAK DİYORUM
Nuriye Akman - BİRAZ ANDY WARHOL'LAŞSAK DİYORUM
Zaman
24.05.2014
02:07
Pop sanatın kralı olarak tanımlanan Andy Warhol’un 87 eseri Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde sergileniyor.Yedirenk Sanat Dergisi adına izlenim derlemeye gittim. Çıkışta pop kültür cenneti ülkemiz adına fevkaladenin de fevkinde bir ampul yanıyordu kafamda. Vereceğim ilham siyaset arenamızı biraz renklendirebilirdi. Eli fırça tutan, grafikten anlayan emekçi halkımın cebi para dolsa, hep birlikte neşelensek fena mı olurdu? Slovak asıllı Amerikan sanatçı Warhol’u fazla anlatmayacağım. (Bunun için Yedirenk’in Haziran sayısını almalısınız. Müthiş içeriklerle çıkıyor her ay, benden söylemesi.) Warhol’un ünlü simaların portleri ile konserve kutuları, dolar banknotları, kola şişeleri gibi popüler kültür nesnelerini kendince renklendirerek büyük bir ticari başarı kazandığını belirtmekle yetineyim. “İyi ticaret en iyi sanattır” buyuruyor muhterem. Bu düstur, sanatı boşveren bir millet olarak cuk oturur bize. Ama iş bilenin kılıç kuşananın tabii. Gidin görün hele bir sergiyi, ne demek istediğimi Warhol anlatır size. Yapılacak şey çok basit: Alacaksınız politikacılarımızın fotoğraflarını, biraz büyüteceksiniz önce. Sonra toprağı bol olsun Andy amcanın Marilyn Monroe’ları, Liz Taylor’ları, Golda Meir’leri gibi boyayacaksınız. İstediğiniz gibi kareler, üçgenler, daireler kullanabilir, burunlarını, gözlerini, ağızlarını kalemle çizip belirgenleştirebilir, uygun göreceğiniz yerleri gölgelendirip onları daha gizemli kılabilirsiniz. Kıpkırmızı Erdoğanlar, Masmavi Kılıçdaroğulları...Dilerseniz Warhol’un Leninleri gibi tek renge de bulayabilirsiniz. Kıpkırmızı Tayyip Erdoğanlar, Masmavi Kemal Kılıçdaroğulları, Yemyeşil Devlet Bahçeliler, Eflatun Selahattin Demirtaşlar çıkacak ortaya. Veya parçalı bulutlu, rengarenk Bülent Arınçlar, Gürsel Tekinler, Oktay Vurallar, Pervin Buldanlar... Aklınıza kim gelirse artık; belediye başkanları, yüksek yargıçlar, üst düzey bürokratlar, sahne yıldızları. Özgürce boyayın ve sonra da çoğaltın bu el emeği, göz nuru parçaları. Sürümden kazanacaksınız, kopyalamada sınır tanımayın. Hani maç kapılarında takımınızın şapkalarını, kaşkollarını, bayraklarını alıyorsunuz ya, bu şahane eserler de öyle kapışılacak. Bakın önümüzde iki seçim var. Yas mas dinlemez bu millet; yeniden miting cenneti olacak ülkemiz. Ayrıca Meclis’te her salı grupların cümbüşü, parti kampları, açılışlar, il başkanları toplantıları devam edecek. Adliye bahçelerinde, mahkeme kapılarında, parklarda her an bir gösteri... Her gönülde bir lider kükrerken bu fırsatı kaçıramazsınız. Gidip tezgah açacaksınız oralarda. Çok ilgi çekeceğinize, paraya para demeyeceğinize bahse girerim. Yine köşeyi döndünüz!Özellikle AK Parti’ye gönül veren yurttaşlarımız, evlerine asabilecekleri bu yüksek pop eserleri almazlarsa suçluluk duyacaklardır. Aslında diğer partililer de onlardan geri kalmayacaklar, liderlerinin bir tane sarısıyla yetinmeyip, bir de morundan almayı vatan hizmeti sayacaklardır. Bazıları çok renkliliği tercih edecektir. Sarı lacivert, siyah beyaz, sarı kırmızı olanlar cezbedecektir insanları. Vefalıdır bu millet, elitist sanata bakmasa bile böyle pop işlere bayılacaktır. Size bir şey söyleyeyim mi, liderler tezgahınıza gelmeseler bile, adamlarını gönderip o portrelerden örgütlere dağıtmak üzere bol bol satın aldırırlar. Hadi yine köşeyi döndünüz!Sakın fazla havaya girerek “Ne de olsa Türkiye küçük Amerika” falan deyip ayakkabı kutularına, para kasalarına, kol saatlerine yanaşmayın. Soma faciasından geriye kalan tekme-tokat-yumruk fotolarına da girmeyin. Akıllı olun, basiretli bir tüccar gibi düşünün. Mesela Taner Yıldız ve Faruk Çelik’in çabalarını fırçanızla ikonik kılabilirsiniz. Polat Alemdar da çok güvenli bir satış imkanı sunar size. Keza futbolcu ve artist fotoları peynir ekmek gibi satılır. Size biraz daha cesaret verebilmek adına Warhol üstadın bir sözünü aktarayım: “Ben her zaman en kolay şeyin peşinden giderim” diyor popun kralı, “çünkü en kolayıysa bana göre en iyisi de odur.” Eğer bu çabalarınız takdir görmez ve eserleriniz elinizde kalırsa Warhol’un şu sözlerine yaslanıp yeni projeler için enerji toplayabilirsiniz:“İnsanlar sizi hiç yanlış anlamazsa ve her şeyi sizin söylediğiniz şekilde yaparlarsa, fikirlerinizin sadece aktarıcısı olurlar, siz de bundan sıkılırsınız. Ama sizi yanlış anlayan insanlarla çalışırsanız aktarım yerine dönüşüm elde edersiniz, bu da uzun vadede çok daha ilginçtir.”
Zaman
Köşe Yazıları
24.05.2014
NuriyeAkman-BİRAZANDYWARHOLLAŞSAKDİYORUMNuriye Akman - BİRAZ ANDY WARHOLLAŞSAK DİYORUM
Biden’dan Kıbrıs’a ‘enerjik’ ziyaret
Zaman
23.05.2014
02:04
Kıbrıs’ta yeniden başlayan çözüm müzakerelerine ivme kazandırmak için Ada’ya gelen ABD Başkan Yardımcısı Biden, Kıbrıslı liderlerle görüştü. Biden, Doğu Akdeniz’de bulunan yeni doğalgaz yataklarının önemine vurgu yaptı.Kıbrıs’ı 52 yıl sonra ziyaret eden ilk ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, bölgenin yeni bulunan doğalgaz kaynaklarıyla artan önemine dikkat çekti. Kıbrıs’ta liderlerle bir araya gelen Biden, adada yaşanan sorunun çözülmesi adına Güney ve Kuzey tarafını cesaretlendirirken “ABD’nin yardıma hazır olduğunu” söyledi. İlk olarak Rum Kesimi lideri Nikos Anastasiadis ile bir araya gelen ABD’li yetkili, daha sonra Ada’nın kuzeyine geçerek KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile buluştu. Akşam saatlerinde de iki liderle bir akşam yemeği yedi. Rum liderle görüşmesinin ardından bir açıklama yapan Biden, yeni bulunan doğalgaz kaynaklarının Doğu Akdeniz’i fosil yakıtlar için ‘küresel bir merkeze’ dönüştürme potansiyeli olduğunu söyledi. Biden, “Kıbrıs anahtar bir oyuncu olmaya hazır… Doğu Akdeniz’i doğalgaz için küresel bir merkeze dönüştürecek.” ifadelerini kullandı. Anastasiadis ise İsrail karasularında da bulunan gazla ilgili “Daha gelişmiş enerji güvenliğine yol açan alternatif bir enerji koridoru.” yorumunu yaptı. Biden’la görüşmesinin ardından Eroğlu da bir basın toplantısı düzenledi. Eroğlu, Kıbrıs sorunu ile ilgili ABD başkan yardımcısının adaya “çantasında bir çözüm paketiyle” gelmediğini söyledi. Eroğlu toplantıyı “çok samimi” olarak nitelerken Biden’a göre adadaki soruna “iki tarafın çözüm bulabileceğini ve ABD’nin bu çözüme yardım için hazır olduğunu” belirtti. Eroğlu, “Biden’a, çözüme ivme kazandırılması için beklentimizi ifade ettik.” dedi. KKTC cumhurbaşkanı “hakça bir anlaşmayı imzalamaya hazırız.” şeklinde konuştu. Biden’ın ziyaretinden ‘KKTC’nin itibarını yükselteceği’ gerekçesiyle hoşnut olmayan Rumların talebi üzerine bu toplantı herhangi bir KKTC sembolünün olmadığı Cumhurbaşkanlığı ek binasında gerçekleşti. ABD Başkan Yardımcısı, liderlerle görüşmesinden önce aralarında KKTC Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ın da bulunduğu Kıbrıslı din adamlarıyla da bir araya geldi. Ada’ya vardığında yaptığı açıklamada havanın çözüm için müsait olduğunu söyleyen ve “Kıbrıslıların birleşmesinin zamanı artık çoktan geldi.” diyen Biden’ın 52 yıl aradan sonra gerçekleşen üst düzey ziyareti, zamanlamasıyla dikkat çekiyor. ABD’nin uzun süre sonra Kıbrıs’ta inisiyatif almasının arkasında, Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz ve petrol rezervlerinin yattığı belirtiliyor. İsrail’in de Akdeniz’de verimli doğalgaz yatakları bulmasının ardından Amerikan yönetimi bölgede Türkiye’nin de katılacağı ortak projelerin önünü açmak istiyor. ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, ziyaretten önce yaptığı açıklamada, “Kıbrıs’ın karasularında hidrokarbon bulunması bizce, Kıbrıs’ı bölgede bir enerji ve ekonomik lider konumuna getirebilir.” sözleriyle bulunan doğalgaz yataklarının önemine vurgu yapmıştı.
Zaman
Dünya
23.05.2014
Biden’danKıbrıs’a‘enerjik’ziyaretBiden’dan Kıbrıs’a ‘enerjik’ ziyaret
Biden’dan Kıbrıs’a ‘enerjik’ ziyaret
Zaman
23.05.2014
02:04
Kıbrıs’ta yeniden başlayan çözüm müzakerelerine ivme kazandırmak için Ada’ya gelen ABD Başkan Yardımcısı Biden, Kıbrıslı liderlerle görüştü. Biden, Doğu Akdeniz’de bulunan yeni doğalgaz yataklarının önemine vurgu yaptı.Kıbrıs’ı 52 yıl sonra ziyaret eden ilk ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, bölgenin yeni bulunan doğalgaz kaynaklarıyla artan önemine dikkat çekti. Kıbrıs’ta liderlerle bir araya gelen Biden, adada yaşanan sorunun çözülmesi adına Güney ve Kuzey tarafını cesaretlendirirken “ABD’nin yardıma hazır olduğunu” söyledi. İlk olarak Rum Kesimi lideri Nikos Anastasiadis ile bir araya gelen ABD’li yetkili, daha sonra Ada’nın kuzeyine geçerek KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile buluştu. Akşam saatlerinde de iki liderle bir akşam yemeği yedi. Rum liderle görüşmesinin ardından bir açıklama yapan Biden, yeni bulunan doğalgaz kaynaklarının Doğu Akdeniz’i fosil yakıtlar için ‘küresel bir merkeze’ dönüştürme potansiyeli olduğunu söyledi. Biden, “Kıbrıs anahtar bir oyuncu olmaya hazır… Doğu Akdeniz’i doğalgaz için küresel bir merkeze dönüştürecek.” ifadelerini kullandı. Anastasiadis ise İsrail karasularında da bulunan gazla ilgili “Daha gelişmiş enerji güvenliğine yol açan alternatif bir enerji koridoru.” yorumunu yaptı. Biden’la görüşmesinin ardından Eroğlu da bir basın toplantısı düzenledi. Eroğlu, Kıbrıs sorunu ile ilgili ABD başkan yardımcısının adaya “çantasında bir çözüm paketiyle” gelmediğini söyledi. Eroğlu toplantıyı “çok samimi” olarak nitelerken Biden’a göre adadaki soruna “iki tarafın çözüm bulabileceğini ve ABD’nin bu çözüme yardım için hazır olduğunu” belirtti. Eroğlu, “Biden’a, çözüme ivme kazandırılması için beklentimizi ifade ettik.” dedi. KKTC cumhurbaşkanı “hakça bir anlaşmayı imzalamaya hazırız.” şeklinde konuştu. Biden’ın ziyaretinden ‘KKTC’nin itibarını yükselteceği’ gerekçesiyle hoşnut olmayan Rumların talebi üzerine bu toplantı herhangi bir KKTC sembolünün olmadığı Cumhurbaşkanlığı ek binasında gerçekleşti. ABD Başkan Yardımcısı, liderlerle görüşmesinden önce aralarında KKTC Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ın da bulunduğu Kıbrıslı din adamlarıyla da bir araya geldi. Ada’ya vardığında yaptığı açıklamada havanın çözüm için müsait olduğunu söyleyen ve “Kıbrıslıların birleşmesinin zamanı artık çoktan geldi.” diyen Biden’ın 52 yıl aradan sonra gerçekleşen üst düzey ziyareti, zamanlamasıyla dikkat çekiyor. ABD’nin uzun süre sonra Kıbrıs’ta inisiyatif almasının arkasında, Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz ve petrol rezervlerinin yattığı belirtiliyor. İsrail’in de Akdeniz’de verimli doğalgaz yatakları bulmasının ardından Amerikan yönetimi bölgede Türkiye’nin de katılacağı ortak projelerin önünü açmak istiyor. ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, ziyaretten önce yaptığı açıklamada, “Kıbrıs’ın karasularında hidrokarbon bulunması bizce, Kıbrıs’ı bölgede bir enerji ve ekonomik lider konumuna getirebilir.” sözleriyle bulunan doğalgaz yataklarının önemine vurgu yapmıştı.
Zaman
Ana Sayfa
23.05.2014
Biden’danKıbrıs’a‘enerjik’ziyaretBiden’dan Kıbrıs’a ‘enerjik’ ziyaret
ABD’den Kıbrıs’a kritik ziyaret
Zaman
21.05.2014
02:18
Kıbrıs meselesinde belirleyici pozisyon almaktan uzak duran ABD, 52 sene sonra Ada’ya önemli bir ziyaret gerçekleştiriliyor. ABD Başkan Yardımcısı Biden, bugün Kıbrıs’a gelerek Rum ve Türk liderlerle görüşecek. Washington’ın bölgede yeni keşfedilen enerji kaynakları sebebiyle barış için devreye girdiği belirtiliyor.Kıbrıs’ta doğalgazın yakın zamanda çıkarılma beklentisi Amerikan yönetimini harekete geçirdi. ABD Başkan Yardımcısı Lydon Johnson’ın 1962’deki meşhur ziyaretinden 52 sene sonra Ada’ya Washington’dan en üst düzey ziyaret gerçekleştiriliyor. Başkan Yardımcısı Joe Biden, bugün Kıbrıs’ta olacak. Kapsamlı barış müzakerelerine destek vermesi beklenen Biden, Rum lider Anastasiadis ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile bir araya gelecek. ABD’nin uzun süre sonra Kıbrıs’ta inisiyatif almasının ardında ise Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz ve petrol rezervleri yatıyor. İsrail’in de Akdeniz’de verimli doğalgaz yatakları bulmasının ardından Amerikan yönetimi bölgede Türkiye’nin de katılacağı ortak projelerin önünü açmak istiyor. Rumların yetki verdiği Amerikan şirketi Noble Energy, doğalgaz arama faaliyetlerini sürdürürken gazın yakın zamanda ihraca hazır hale geleceği belirtiliyor. İsrail ise Akdeniz’de kendi müstakil ekonomik bölgesinde bulduğu ve çok ciddi rezerv içeren Leviathan yataklarını işletmek istiyor. İsrail’in doğalgazını bulan da yine Noble Energy. Mesele doğalgazın nasıl ve hangi güzergâhtan ihraç edileceğinde kilitleniyor. Sıvılaştırıp tankerle ihracın maliyeti yüksek olduğundan en ekonomik seçenek Türkiye üzerinden Avrupa’ya ihraç olarak değerlendiriliyor. Ancak Kıbrıs sorunu ve Türkiye-İsrail ihtilafı buna engel durumda. Mavi Marmara özrünün ardından Ankara-Tel Aviv krizinin yakın zamanda aşılması bekleniyor. Akdeniz’de ortak projeler ise Kıbrıs sorununun çözümüyle mümkün olacak. Amerikan yönetiminin bu sebeple Ada’da kapsamlı barış için devreye girdiği yorumları yapılıyor. Kapsamlı barışın gerçekleşmesi durumunda ABD’nin birçok açıdan ciddi kazanım elde edeceği vurgulanıyor. Öncelikle Amerikan şirketi, projeleri yürütecek. İsrail’in uzun vadeli menfaatleri ve bölgesel istikrar sağlanacak. Doğalgazın Avrupa’ya ihracı ile AB’nin Rusya’ya bağımlılığı görece azalmış olacak. Bu ana faktörlerin yanında Kıbrıs ekonomisinin canlanması ve Türkiye’nin AB sürecinin hızlanması Amerikan menfaatleri için olumlu gelişmeler olacak. Rumlar ise ziyaretten maksimum siyasi kazanç için mücadele ediyor. Eski Rum hükümet sözcüsü Hristos Stilianidis, Joe Biden’ın büyük bir olasılıkla, kapalı Maraş’ın yeniden inşa edilmesine yönelik teknik bir çalışma yapılması için anlaşma yapıldığını ilan edeceğini savundu. Rumlar Biden’ın Türk tarafına giderek Eroğlu ile görüşmesinin KKTC’nin itibarını yükselteceğinden buna karşı çıkıyor. Ankara Biden’ın ziyaretini müzakerelere olumlu yansıyabileceği düşüncesiyle destek veriyor. Biden’dan Rumlara çözüm için baskı yapmasını bekliyor. Türk tarafı Maraş seçeneği gibi parçalı adımlara karşı ve ancak kapsamlı çözüm durumunda adım atacağını belirtiyor.
Zaman
Ana Sayfa
21.05.2014
ABD’denKıbrıs’akritikziyaretABD’den Kıbrıs’a kritik ziyaret
ABD’den Kıbrıs’a kritik ziyaret
Zaman
21.05.2014
02:10
Kıbrıs meselesinde belirleyici pozisyon almaktan uzak duran ABD, 52 sene sonra Ada’ya önemli bir ziyaret gerçekleştiriliyor. ABD Başkan Yardımcısı Biden, bugün Kıbrıs’a gelerek Rum ve Türk liderlerle görüşecek. Washington’ın bölgede yeni keşfedilen enerji kaynakları sebebiyle barış için devreye girdiği belirtiliyor.Kıbrıs’ta doğalgazın yakın zamanda çıkarılma beklentisi Amerikan yönetimini harekete geçirdi. ABD Başkan Yardımcısı Lydon Johnson’ın 1962’deki meşhur ziyaretinden 52 sene sonra Ada’ya Washington’dan en üst düzey ziyaret gerçekleştiriliyor. Başkan Yardımcısı Joe Biden, bugün Kıbrıs’ta olacak. Kapsamlı barış müzakerelerine destek vermesi beklenen Biden, Rum lider Anastasiadis ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile bir araya gelecek. ABD’nin uzun süre sonra Kıbrıs’ta inisiyatif almasının ardında ise Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz ve petrol rezervleri yatıyor. İsrail’in de Akdeniz’de verimli doğalgaz yatakları bulmasının ardından Amerikan yönetimi bölgede Türkiye’nin de katılacağı ortak projelerin önünü açmak istiyor. Rumların yetki verdiği Amerikan şirketi Noble Energy, doğalgaz arama faaliyetlerini sürdürürken gazın yakın zamanda ihraca hazır hale geleceği belirtiliyor. İsrail ise Akdeniz’de kendi müstakil ekonomik bölgesinde bulduğu ve çok ciddi rezerv içeren Leviathan yataklarını işletmek istiyor. İsrail’in doğalgazını bulan da yine Noble Energy. Mesele doğalgazın nasıl ve hangi güzergâhtan ihraç edileceğinde kilitleniyor. Sıvılaştırıp tankerle ihracın maliyeti yüksek olduğundan en ekonomik seçenek Türkiye üzerinden Avrupa’ya ihraç olarak değerlendiriliyor. Ancak Kıbrıs sorunu ve Türkiye-İsrail ihtilafı buna engel durumda. Mavi Marmara özrünün ardından Ankara-Tel Aviv krizinin yakın zamanda aşılması bekleniyor. Akdeniz’de ortak projeler ise Kıbrıs sorununun çözümüyle mümkün olacak. Amerikan yönetiminin bu sebeple Ada’da kapsamlı barış için devreye girdiği yorumları yapılıyor. Kapsamlı barışın gerçekleşmesi durumunda ABD’nin birçok açıdan ciddi kazanım elde edeceği vurgulanıyor. Öncelikle Amerikan şirketi, projeleri yürütecek. İsrail’in uzun vadeli menfaatleri ve bölgesel istikrar sağlanacak. Doğalgazın Avrupa’ya ihracı ile AB’nin Rusya’ya bağımlılığı görece azalmış olacak. Bu ana faktörlerin yanında Kıbrıs ekonomisinin canlanması ve Türkiye’nin AB sürecinin hızlanması Amerikan menfaatleri için olumlu gelişmeler olacak. Rumlar ise ziyaretten maksimum siyasi kazanç için mücadele ediyor. Eski Rum hükümet sözcüsü Hristos Stilianidis, Joe Biden’ın büyük bir olasılıkla, kapalı Maraş’ın yeniden inşa edilmesine yönelik teknik bir çalışma yapılması için anlaşma yapıldığını ilan edeceğini savundu. Rumlar Biden’ın Türk tarafına giderek Eroğlu ile görüşmesinin KKTC’nin itibarını yükselteceğinden buna karşı çıkıyor. Ankara Biden’ın ziyaretini müzakerelere olumlu yansıyabileceği düşüncesiyle destek veriyor. Biden’dan Rumlara çözüm için baskı yapmasını bekliyor. Türk tarafı Maraş seçeneği gibi parçalı adımlara karşı ve ancak kapsamlı çözüm durumunda adım atacağını belirtiyor.
Zaman
Dünya
21.05.2014
ABD’denKıbrıs’akritikziyaretABD’den Kıbrıs’a kritik ziyaret
Günseli Ö. Ocakoğlu - İnternet teknolojisi, maliyetleri 20'de 1'e kadar düşürüyor
Zaman
15.05.2014
02:03
QGörünen en yalın haliyle bir iletişim aracı olarak gözüken internet için Google Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt ve Google Fikirler Yöneticisi Jared Cohen, birlikte yazdıkları Yeni Dijital Çağ adlı kitapta, “İnternet insanoğlunun tam anlamıyla anlamadan inşa ettiği az sayıdaki şeyden biridir.” der.Google’ın iki yöneticisi, fikirleriyle hayatımızın her alanına getirdiklerinin yanı sıra internet üzerinden yeniden inşa edilen dünyanın geleceğine ilişkin bir de ufuk turu yapıyorlar. “İnsan enerjisinin sonsuz ölçüde çok yönlü bir çıkış kanalı aracı” olarak da tanımladıkları internette yeni kurallardan ve yeni iş yapış biçimlerinden de söz ediliyor. Bana göre yeni işler ve işlerin yeni yapılış biçimleri üzerinde dikkatle durmamız gereken bölüm.Kitapta, Alman European Telecommunication Holding ETH. AG’nin adı geçmiyor ama yaptığı işler anlatılıyor. Şirket 2004 yılında Türkiye’de telekomünikasyon sektöründeki serbestleşmeyle beraber Millenicom Türkiye adıyla lider alternatif operatör olma iddialı hedefiyle kurulmuş. Şirketin CEO’su Şevki Kuyulu, “Rekabet iyidir, eğer olmazsa her şey lider şirketin genel müdürünün vizyonuyla sınırlanır.” diyor. Kuyulu ile geçmişte konuşmuş ancak itiraf etmeliyim ki, anlattıklarını anlamakta zorlanmıştım. Eric Schmidt’in internete ilişkin söyledikleri ise içimi rahatlattı. Onu icat edenler bile nelere kadir olduğunu tam anlamıyla bilemezken internetin sınırları herkes için hayal edebileceği noktaya kadar ulaşıyor.Teknolojinin İngilizce kavramları Türkçeye zorlanarak çevrildiğinden anlamakta zorlansak da yılmamak gerek. Her birisi hayatımızı, işimizi kolaylaştıran operasyonel destekler. Millenicom’un hizmetleri de öyle ve işin en ilginç yanı, bütün bu hizmetleri Türk Telekom altyapısını kullanarak yapıyor. Kısacası internetin sunduğu olanakları biliyor, ihtiyaçları öngörüp paketliyor ve satıyor. Ödemede esneklik, ucuzluk ve hizmette tek muhatap deyip Toplu Sabit Telefon Hat Hizmeti veriyor. İnternet Servis Sağlayıcılığı Hizmeti (İSS), Altyapı İşletmeciliği Hizmeti (AİH) ve Sanal Mobil Operatör (MVNO) lisanslarıyla da hem bireysel hem de kurumsal müşterilere tek elden (bu işin önemli kısmı) bütünleşik telekom ve iletişim hizmetleri sunuyor.Evlere nasıl gireceklerini çözmüşlerŞevki Kuyulu, giderek yavanlaşan televizyon programlarına alternatif olacak, sinema tutkunlarının vazgeçemeyeceği internet üzerinden izlenecek film deposu Doping Box’tan söz ediyor. Aslında Doping, genişbant internet bağlantısı ve sabit telefon hizmeti sunan bireysel bir ürün. 200’e yakın filmle evlerde hüsnükabul görecek olan Doping Box, bizim, “Abla al götür, beğenmezsen geri getir.” söyleminin bir yeni dünya versiyonu. Doping Box’ı alanın bir süre sonra internet ve telefon bağlantılarını alacağını da biliyor Millenicom’cular. Yani talep gören bir içerik ile cihazı birleştirerek satmak çok akıllıca.Maliyetleri 20’de bire indiren örneklerYeni iş yapış biçimlerine iki örnek veriyor Millenicom CEO’u, “Aynı anda hizmete girse toptan alınır ancak Türkiye’ye yayılmış 20 otellik zincirde birbiriyle uyum sorunu yaşayan 20 cihaz ve yazılım, 20 IT uzmanı, rezervasyon ve sorular için CRM hizmeti almak gerekiyorken bizim hizmetlerimizle bunları tek elden almak mümkün. Bir de enerji, zaman ve insan kaynağından tasarruf ettiğiniz rakamı düşünün. Operasyonel gideriniz 20’de 1’e düşüyor.İkinci örnek ise bir restoran zincirinden. Bir gün içinde 100 sipariş geldiğini, bunlardan 35’inin alındığını, diğerlerinin kaçtığını ve hatta müşterilerin cevaplanmasında aynı standardın verildiği düşünülürse yeni iş yapış biçimi demekten ne kastettiğimi daha iyi anlatmış olurum.” diyor.Para kazanmak giderek zorlaşıyor biliyorsunuz. Kâr marjları yerlerde sürünüyor. Anadolu’da da, İstanbul’da da beline vuruyor KOBİ’lerin. Hal böyle olunca iş süreçlerinin her aşamasında tasarruf kaçınılmaz oluyor. “Günde 50 kadar KOBİ’ye ürünlerimizi satıyoruz.” diyen Şevki Kuyulu, “Kurumsal ses hizmetlerimizi Türkiye genelinde yaygın çalışan şirketlerden kamu kuruluşlarına kadar 30.000’den fazla şirket kullanıyor. ADSL2+ hizmeti sunduğumuz Doping markasıyla da 150 binden fazla aboneye ulaştık.” diyor. Önerim, işletmenizin büyüklüğü önemli değil, internet üzerinden her boyutuyla yeni iş yapış biçimlerine gözünüzü ama özellikle kulağınızı kapatmamanız.Üründe yenilik yaptı, ticarileştirdi, şimdi de satıyorİPZ Anadolu konferansı için Konya’dayım. İttifak Holding Kurumsal İletişim Direktörü Ecevit Abdullah Öksüz’ü ziyaret ediyorum. İttifak Holding’in pek çok markası var. Hatırlarsınız Selva Makarna’yı yenilikçi ürünlerle sofrada farklı bir boyuta taşımıştı. Bu kez bu
Zaman
Köşe Yazıları
15.05.2014
GünseliÖOcakoğlu-İnternetteknolojisimaliyetleri20de1ekadardüşürüyorGünseli Ö Ocakoğlu - İnternet teknolojisi maliyetleri 20de 1e kadar düşürüyor
DemirDöküm’den enerji tasarruflu Yeni Nitromix CS Kaskad Sistemler
Zaman
07.05.2014
02:05
DemirDöküm, enerji verimliliği odaklı Ar-Ge çalışmaları sonucu geliştirdiği ileri teknolojili ‘Nitromix CS Kaskad Sistemler’ ile maksimum düzeyde yakıt tasarrufu sağlıyor.Türkiye’nin lider ısıtma soğutma markası DemirDöküm, dünyanın sürdürülebilir geleceği için tüm iş yapış şekillerinde ve ürünlerinde enerji verimliliğine büyük önem veriyor. Gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmalarıyla yüksek yoğuşma teknolojisine sahip cihazlarla düşük enerji tüketimini hedefleyen DemirDöküm, enerji verimliliği alanında ürün gamını genişletmeye devam ediyor. Bu çerçevede, DemirDöküm Ar-Ge Merkezi’nde geliştirilen ve Bozüyük Tesisleri’nde üretilen ‘Nitromix CS Kaskad Sistemler’ tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Maksimum enerji tasarrufu…‘Nitromix CS Kaskad Sistemler’deki sabit gaz-hava karışımını sağlayan premixeşanjör sayesinde % 109’a varan yüksek verim seviyesi elde ediliyor. Bu da tüketiciye maksimum düzeyde yakıt tasarrufu sağlıyor. Dört yıldız verim seviyesi ve düşük emisyon değerleri ile çevreye duyarlı ve enerji verimliliğini ön plana çıkaran yüksek kapasiteli Nitromix CS Kaskad Sistemler, DemirDöküm’ün pazardaki iddialı ve fark yaratan ürünü olarak dikkat çekiyor.Üstün yoğuşma ve yüksek verimMerkezi ısıtma sistemler ürün gamında kaskad sistemleri de bulunduran DemirDöküm, Nitromix CS Kaskad Sistemler ile farklı kapasite ihtiyaçlarına cevap verebiliyor. Bu cihazlardaki üstün yoğuşma teknolojisi sayesinde yüksek verim değerlerine ulaşılabiliyor. Bu yeni cihazlardaki ‘Examaster Kontrol Ünitesi’ ile 6 cihaza kadar kaskad sistem yapılarak toplamda 207 kW kapasiteye ulaşmak mümkün... 69 kW ve 207 kW kapasiteli Nitromix CS Kaskad Sistemler, minimum çalışmada 7 kW’a kadar düşebilen ısıl güç değerinde çalışabildiğinden, sistemin çok az ısıl güç talep ettiği koşullarda en az yakıt tüketimi ile avantaj sağlıyor. Cihazların uzaktan kumanda edilebilmesini sağlayan kumanda panosu, LCD ekranı, fonksiyonel ve kolay anlaşılır menüsü, anti-lejyonel özelliği ürünün öne çıkan diğer özellikleri. Ayrıca, oda termostatı ile çalışmaözelliğiyle de Nitromix CS Kaskad Sistemler, bireysel kullanımlarda da yakıt tasarrufunu artırıyor.
Zaman
Ekonomi
07.05.2014
DemirDöküm’denenerjitasarrufluYeniNitromixCSKaskadSistemlerDemirDöküm’den enerji tasarruflu Yeni Nitromix CS Kaskad Sistemler
Turkcell'de istifa şoku
Zaman
25.04.2014
15:25
Türkiyenin en büyük GSM şirketi Turkcellde üç sürpriz ayrılık birden yaşandı. Şirketin üç genel müdür yardımcısı, Koray Öztürkler, Hulusi Acar ve Meltem Kalender Öztürk istifa ederek görevlerinden ayrıldı.Dün bilanço açıklayan Turkcelldeki bu ayrılıklar sürpriz olarak nitelendirilirken, şirketin açıklamasında istifalar sonrasında yeniden yapılanmanın detaylarına yer verildi.The Liranın edindiği bilgiye göre, Turkcelldeki istifaların perde arkasında bu üç ismin değişen Yönetim Kurulunun şirket üzerindeki tasarrufları konusunda gösterdiği direnç etkili oldu.Turkcellde, hissedarlar arasında yaşanan tartışma nedeniyle yapılamayan genel kurullar sonrasında SPK devreye girmiş ve yönetim kuruluna bağımsız yönetim kurulu üyeleri atamıştı. Enerji eski Bakanı Hilmi Güler ve Turizm eski Bakanı Atilla Koçnu da aralarında bulunduğu atamalar sonrasında yönetim kurulunun şirket yönetimi konusunda gösterdiği tasarrufların bazılarına profesyonel yöneticilerin sıcak bakmadığı, bunun da istifalara neden olduğu belirtiliyor.Turkcellden konu ile ilgli yapılan resmi açıklamada ise şu görüşlere yer verildi:Stratejik önceliklerimiz ve operasyonel verimlilik hedeflerimiz kapsamında 30 Nisan 2014 tarihinden geçerli olmak üzere organizasyon yapımızda değişiklikler yapılmıştır.- Bireysel Satış ve Bireysel Pazarlama fonksiyonları Bireysel Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı olarak birleştirilmiştir. Hali hazırda Bireysel Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olan Burak Sevilengül bu yeni fonksiyonun sorumluğunu üstlenmiştir. Şirketimiz Bireysel Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hulusi Acar görevinden ayrılma kararı almıştır.- Kurumsal İletişim bölümü Bireysel Pazarlama ve Satış fonksiyonuna bağlanmıştır. Şirketimiz Kurumsal İletişim ve İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler görevinden ayrılma kararı almıştır.- Grup Strateji ve Stratejik Planlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı fonksiyonu oluşturulmasına karar verilmiştir.- Şirketimiz İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Meltem Kalender görevinden ayrılma kararı almıştır. Yeni bir atama yapılıncaya kadar İnsan Kaynakları fonksiyonuna Turkcell Akademi Direktörümüz Banu İşçi Sezen vekalet edecektir.Ayrılma kararı alan Genel Müdür Yardımcılarımıza Turkcellin lider iletişim ve teknoloji şirketi olması sürecinde gösterdikleri önemli katkılarından dolayı, Turkcell ailesi olarak, tüm emekleri için çok teşekkür ediyor, bundan sonraki iş yaşamlarında başarılar diliyoruz denildi.
Zaman
Ana Sayfa
25.04.2014
TurkcelldeistifaşokuTurkcellde istifa şoku
Turkcell'de istifa şoku
Zaman
25.04.2014
15:21
Türkiyenin en büyük GSM şirketi Turkcellde üç sürpriz ayrılık birden yaşandı. Şirketin üç genel müdür yardımcısı, Koray Öztürkler, Hulusi Acar ve Meltem Kalender Öztürk istifa ederek görevlerinden ayrıldı.Dün bilanço açıklayan Turkcelldeki bu ayrılıklar sürpriz olarak nitelendirilirken, şirketin açıklamasında istifalar sonrasında yeniden yapılanmanın detaylarına yer verildi.The Liranın edindiği bilgiye göre, Turkcelldeki istifaların perde arkasında bu üç ismin değişen Yönetim Kurulunun şirket üzerindeki tasarrufları konusunda gösterdiği direnç etkili oldu.Turkcellde, hissedarlar arasında yaşanan tartışma nedeniyle yapılamayan genel kurullar sonrasında SPK devreye girmiş ve yönetim kuruluna bağımsız yönetim kurulu üyeleri atamıştı. Enerji eski Bakanı Hilmi Güler ve Turizm eski Bakanı Atilla Koçnu da aralarında bulunduğu atamalar sonrasında yönetim kurulunun şirket yönetimi konusunda gösterdiği tasarrufların bazılarına profesyonel yöneticilerin sıcak bakmadığı, bunun da istifalara neden olduğu belirtiliyor.Turkcellden konu ile ilgli yapılan resmi açıklamada ise şu görüşlere yer verildi:Stratejik önceliklerimiz ve operasyonel verimlilik hedeflerimiz kapsamında 30 Nisan 2014 tarihinden geçerli olmak üzere organizasyon yapımızda değişiklikler yapılmıştır.- Bireysel Satış ve Bireysel Pazarlama fonksiyonları Bireysel Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı olarak birleştirilmiştir. Hali hazırda Bireysel Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olan Burak Sevilengül bu yeni fonksiyonun sorumluğunu üstlenmiştir. Şirketimiz Bireysel Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hulusi Acar görevinden ayrılma kararı almıştır.- Kurumsal İletişim bölümü Bireysel Pazarlama ve Satış fonksiyonuna bağlanmıştır. Şirketimiz Kurumsal İletişim ve İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler görevinden ayrılma kararı almıştır.- Grup Strateji ve Stratejik Planlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı fonksiyonu oluşturulmasına karar verilmiştir.- Şirketimiz İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Meltem Kalender görevinden ayrılma kararı almıştır. Yeni bir atama yapılıncaya kadar İnsan Kaynakları fonksiyonuna Turkcell Akademi Direktörümüz Banu İşçi Sezen vekalet edecektir.Ayrılma kararı alan Genel Müdür Yardımcılarımıza Turkcellin lider iletişim ve teknoloji şirketi olması sürecinde gösterdikleri önemli katkılarından dolayı, Turkcell ailesi olarak, tüm emekleri için çok teşekkür ediyor, bundan sonraki iş yaşamlarında başarılar diliyoruz denildi.
Zaman
Ekonomi
25.04.2014
TurkcelldeistifaşokuTurkcellde istifa şoku
Turkcell'de istifa depremi
Zaman
25.04.2014
15:21
Türkiyenin en büyük GSM şirketi Turkcellde üç sürpriz ayrılık birden yaşandı. Şirketin üç genel müdür yardımcısı, Koray Öztürkler, Hulusi Acar ve Meltem Kalender Öztürk istifa ederek görevlerinden ayrıldı.Dün bilanço açıklayan Turkcelldeki bu ayrılıklar sürpriz olarak nitelendirilirken, şirketin açıklamasında istifalar sonrasında yeniden yapılanmanın detaylarına yer verildi.The Liranın edindiği bilgiye göre, Turkcelldeki istifaların perde arkasında bu üç ismin değişen Yönetim Kurulunun şirket üzerindeki tasarrufları konusunda gösterdiği direnç etkili oldu.Turkcellde, hissedarlar arasında yaşanan tartışma nedeniyle yapılamayan genel kurullar sonrasında SPK devreye girmiş ve yönetim kuruluna bağımsız yönetim kurulu üyeleri atamıştı. Enerji eski Bakanı Hilmi Güler ve Turizm eski Bakanı Atilla Koçnu da aralarında bulunduğu atamalar sonrasında yönetim kurulunun şirket yönetimi konusunda gösterdiği tasarrufların bazılarına profesyonel yöneticilerin sıcak bakmadığı, bunun da istifalara neden olduğu belirtiliyor.Turkcellden konu ile ilgli yapılan resmi açıklamada ise şu görüşlere yer verildi:Stratejik önceliklerimiz ve operasyonel verimlilik hedeflerimiz kapsamında 30 Nisan 2014 tarihinden geçerli olmak üzere organizasyon yapımızda değişiklikler yapılmıştır.- Bireysel Satış ve Bireysel Pazarlama fonksiyonları Bireysel Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı olarak birleştirilmiştir. Hali hazırda Bireysel Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olan Burak Sevilengül bu yeni fonksiyonun sorumluğunu üstlenmiştir. Şirketimiz Bireysel Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hulusi Acar görevinden ayrılma kararı almıştır.- Kurumsal İletişim bölümü Bireysel Pazarlama ve Satış fonksiyonuna bağlanmıştır. Şirketimiz Kurumsal İletişim ve İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler görevinden ayrılma kararı almıştır.- Grup Strateji ve Stratejik Planlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı fonksiyonu oluşturulmasına karar verilmiştir.- Şirketimiz İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Meltem Kalender görevinden ayrılma kararı almıştır. Yeni bir atama yapılıncaya kadar İnsan Kaynakları fonksiyonuna Turkcell Akademi Direktörümüz Banu İşçi Sezen vekalet edecektir.Ayrılma kararı alan Genel Müdür Yardımcılarımıza Turkcellin lider iletişim ve teknoloji şirketi olması sürecinde gösterdikleri önemli katkılarından dolayı, Turkcell ailesi olarak, tüm emekleri için çok teşekkür ediyor, bundan sonraki iş yaşamlarında başarılar diliyoruz denildi.
Zaman
Ana Sayfa
25.04.2014
TurkcelldeistifadepremiTurkcellde istifa depremi
Casper'dan yeni bir kampanya
Zaman
24.04.2014
12:24
Türkiye’den en yaygın bayi ağı ile sektörün lider firması Casper, şimdi de yeni bir kampanyaya imza attı. Casper, çalışır durumdaki eski bilgisayarlarını bayilerine getiren tüketicilere 300 TL indirim sağlayarak, en çok tercih edilen üstün performanslı, tam donanımlı Casper Nirvana Dizüstü’leri veriyor.Markası ne olursa olsun çalışır durumdaki masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarını Casper bayilerine getirenler, en yeni teknolojilerle donatılmış Casper Nirvana Dizüstü’ne 300TL, Casper Nirvana Masaüstü’ne ise 200 TL indirimle sahip oluyor. Bu sayede herkesi en yeni teknolojiyle tanıştırmayı hedefleyen Casper, düşük performansa ve yüksek enerji tüketimine sahip eski ürünlerin geri dönüşümüne yardımcı olarak doğanın korunmasına da destek oluyor.
Zaman
Ekonomi
24.04.2014
CasperdanyenibirkampanyaCasperdan yeni bir kampanya
Koç: Ülkemizin yarınları için yatırımlarımız sürecek
Zaman
05.04.2014
13:01
50.ci genel kurul toplantısında konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 2013’ü başarıyla kapattıklarını söyledi. Koç, “Geçmişimizden aldığımız güçle, iş ortaklarımızla birlikte yarınımızı inşa ediyor; uzun soluklu hedeflerimize, yatırımlarımıza ve istihdam oluşturmaya devam ediyoruz.” dedi.Koç Holding’in 50’nci olağan genel kurul toplantısı, dün şirketin İstanbul Nakkaştepe’deki merkezinde gerçekleştirildi. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, topluluğun kuruluşunun 88’inci yılında tarihinin en büyük organik yatırım döneminden geçtiğini söyledi. Koç, “Çalışanlarımız ve iş ortaklarımızla ülkemize kattığımız değeri her geçen gün artırabilmiş olmaktan ve 50’nci genel kurulumuzda sizlerle bu neticeleri paylaşıyor olmaktan mutluluk ve gurur duyuyoruz. Geçmişimizden aldığımız güç ile tüm iş ortaklarımızla birlikte yarınımızı inşa ediyor; uzun soluklu hedeflerimize, yatırımlarımıza ve istihdam oluşturmaya devam ediyoruz.” dedi. Genel kurulda holdingin yatırımcıları, pay sahipleri, iş ortakları ve çalışanlarına seslenen Mustafa Koç, Türkiye’nin en köklü sanayi kuruluşu Koç Holding’in bu yıl 50. genel kurulunu yaptığına işaret etti. Konuşmasında 2013 yılını ve dünyadaki ekonomik gelişmeleri değerlendiren Mustafa V. Koç, FED’in mayıs ayında açıkladığı yeni kararlar neticesinde finansal piyasalarda yatırımcıların pozisyonlarını yeniden belirlediğini, şimdiye kadar yüklü miktarlarda yabancı yatırım çeken gelişmekte olan ülkelerin cazibesinin kısmen azaldığını, yatırımcıların daha önceleri uzak durdukları gelişmiş ülke varlıklarına geri dönmeye başladıklarının gözlendiğini kaydetti. Bol ve ucuz global likidite ortamında çok yüklü miktarda yabancı portföy yatırımı çeken Türkiye’nin de bu gelişmelerden oldukça etkilendiğini aktaran Koç, “Her sektör bu yeni konjonktürden farklı etkilense de toplam netice değerlendirildiğinde Koç Topluluğu olarak 2013 yılını yine de başarılı bir şekilde kapattık.” şeklinde konuştu.Geçen yıl uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları S&P ve Moodys’in, Koç Holding’in uzun vadeli kurumsal kredi notunu ‘yatırım yapılabilir’ olarak belirlediğine işaret eden Mustafa V. Koç, “Gururla görüyoruz ki Koç Topluluğu, uluslararası finansal piyasaların Türkiye için güvendiği ve inandığı en önemli adreslerdendir.” ifadelerini kullandı. Koç, geçen sene Koç Holding’in halka açık hisselerinin yabancı yatırımcılardaki kısmının Borsa ortalamasının da üzerinde, yüzde 78 seviyelerinde seyrettiğini kaydetti.Mustafa Koç, uzun vadeli ve stratejik bakış açısıyla şirketlerin yeni ürünlere, markalara ve Ar-Ge faaliyetlerine yaptıkları yatırımların hız kesmeden devam ettiğini, bu yüksek performansı korumak için operasyonları destekleyecek sağlam bir bilanço, güçlü nakit akışı ve etkin risk yönetiminin, sürdürülebilir bir iş modelinin ‘olmazsa olmazları’ olduğunu dile getirdi. Sağlam malî yapı için güçlü bir ortaklık yapısı ve yönetim takımı gerektiğini vurgulayan Koç, “Bunun için de kurumsal altyapının doğru kurgulanması, şeffaflık, eşitlik, hesap verebilirlik ve sorumlulukların organizasyona entegre edilmesi önemli aşamalardır.” dedi. Koç, bu yönetim anlayışının Koç Topluluğu’nu bugün enerji, otomotiv, savuma sanayii, dayanıklı tüketim, turizm, gıda, perakende ve bankacılık işkollarında lider olarak büyük değer oluşturan bir holding yapısına taşıdığını belirterek, “Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada da örnek bir Türk şirketi olarak ülkemizin değerlerini dünyaya da tanıtan önemli bir oyuncu haline getirmiştir.” dedi. Genel kurulda Koç Holding Yönetim Kurulu adına, 31 Aralık 2013 tarihinde sona eren malî yıla ilişkin temel tespit ve değerlendirmelerini Holding CEO’su Turgay Durak paylaştı. Buna göre holdingin konsolide cirosu 66,2 milyar lira olarak gerçekleşirken, azınlık payı sonrası net dönem kârı ise yüzde 15 artışla 2,7 milyar liraya yükseldi. Şirket 2013’te toplam 6,4 milyar lira kombine yatırım gerçekleştirdi. Koç Holding’in genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeleri seçimi de yapıldı. Yeni yönetim kurulu üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Rahmi M. Koç (Şeref Başkanı), Mustafa Koç (Yönetim Kurulu Başkanı), Temel Atay (Yönetim Kurulu Başkan Vekili), Ömer Koç (Yönetim Kurulu Başkan Vekili), Semahat Arsel (üye), İnan Kıraç (üye), Ali Koç (üye), Dr. Bülent Bulgurlu (üye), Prof. Dr. John H. McArthur (üye), Prof. Dr. Heinrich V. Pierer (üye), Muharrem Hilmi Kayhan (bağımsız üye), Kutsan Çelebican (bağımsız üye), Sanford I. Weill (bağımsız üye), Peter Denis Sutherland (bağımsız üye), Kwok King Victor Fung (bağımsız üye).
Zaman
Ekonomi
05.04.2014
KoçÜlkemizinyarınlarıiçinyatırımlarımızsürecekKoç Ülkemizin yarınları için yatırımlarımız sürecek
Günseli Ö. Ocakoğlu - Liderlik değerleri ve iş dünyamızın en itibarlı liderleri
Zaman
27.03.2014
02:20
Liderlik özellikleri değişik toplumlarda farklılıklar gösterse de tüm dünyada “gerçek lider” arayışı sürüyor.Amerika’da yayımlanan ve 18 yıldan bu yana Türkçesini yayına hazırladığım liderlik mükemmelliği dergisi Leadership Excellence’de değişen dünya ile yeniden şekillenen liderlik yetenekleri hâlâ sorgulanıyor. Dergide de görüyorum ki küreselleşme, teknoloji ve dönüşüm, liderlik özelliklerini şekillendiren birer kilometre taşı olarak kabul ediliyor ancak her defasında görüyorum ki liderin temel özelliklerine geri dönülüyor.Marketing Türkiye’nin 1 Nisan sayısında yayımlanmak üzere Xsight’a “Türkiye’nin en itibarlı iş liderleri” araştırması yaptırılmış. Seçim arifesindeyiz, yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Halkımızın liderlik özelliklerini dile getirdiği ve hatta bir nevi beklentilerini ifade eden çalışmanın bir bölümünü dergide yayımlanmadan paylaşmaya karar verdim. Merak edenler için bir de ön bilgi, araştırmada liderlerin kişisel özelliklerinden ilgi alanlarına, yeteneklerinden yönetim yaklaşımına kadar pek çok ayrıntı yer alıyor.Dürüstlük ve şeffaflık sınıfta kalmış7-14 Mart 2014 tarihleri arasında yapılan çalışmaya İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’da 534 kişi katılmış.Liderde olmazsa olmaz özellikler ve sıralaması oldukça ilginç.Yüksek zekâ düzeyi % 53Yüksek eğitim düzeyi % 29Yüksek bireysel enerji % 26İyi fizikî görünüm % 26Yüksek kendine güven % 21Güvenilirlik % 20Hitabet yeteneği % 20Liderlik becerileri % 14Dürüstlük ve şeffaflık % 13Başarılı projelere imza atmış olmak % 12Profesyonel tavır % 10Bir zamanlar ilk sırada yer alması beklenen dürüstlük ve şeffaflık yeni dönem liderlik özelliklerinde 11. sırada yer alıyor. Elbette bu hal ve gidiş iyiye işaret değil. Anket, katılımcılarının beklentileri yaş kırılımlarına göre de değişiyor; 18-34 yaş arasındakiler ‘yüksek bireysel enerjiye’, 45-54 yaş arası ise ‘yüksek zekâ’ düzeyine daha fazla değer veriyor.Kadınların beklentisi ise farklı. Sonuç odaklılar, lafa değil icraata bakıyor ve liderin ‘başarılı projelere imza atmış olmasını’ çok önemsiyorlar.Peki, “Para pul işlerinin dışında daha derinlikli işlerle uğraşmaları konusunda fikriniz nedir?” sorusuna katılımcıların yüzde 84’ü kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının liderin imajına olumlu yansıdığını söylüyor.İlk 10’da 6’sı aileden gelen mirası korumuş, 4’ü kendi çabasıyla öne çıkmışİş dünyamızın en olumlu imaja sahip insanları sorulduğunda listede soyadıyla aileden gelen itibar mirasını koruyanlar, işini kendi kurarak büyütenler ve profesyoneller olmak üzere karışık bir dağılım var. Soyadıyla listede yer alanlar için sakın ola, “Zaten onlar ağızlarında gümüş kaşıkla doğdular.” dediğimi zannetmeyin ve siz de öyle düşünmeyin. Günümüzde itibarlı soyadlarıyla yola çıkıp hem ailenin itibarını hem de devasa işleri batıranların hikâyesini okuyor, duyuyoruz.En olumlu imaja sahip iş insanları listesinde son dönemde medyada pek çok hal ve durum için tartışılagelen pek çok isim yer alıyor. Bundan da anlaşılıyor ki halkımızın kime, ne kadar, hangi gerekçelerle itibar ettiği genel varsayımlarla kabul edilecek kadar basit değil.Farklı gerekçelerle listeye girmişlerKoç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, yüzde 52 ile listenin başında bulunuyor. İzmir ve sosyoekonomik kırılımın AB grubu, açık ara KOÇ demiş.Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, yüzde 39’luk oranla ikinci sırada yer alıyor. Katılımcılar Sabancı’yı iletişim gücü çok yüksek lider olarak değerlendiriyor.Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv, yüzde 26 ile sıralamada en üstte yer alan ilk profesyonel. Ağırlıklı 25-34 yaş aralığındaki Y kuşağı, Ciliv diyor ve kendine rol model olarak seçiyor. Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, yüzde 26 ile dördüncü sırada.TV 8 Yönetim Kurulu Başkanı Acun Ilıcalı, yüzde 22’yle beşinci sıraya girmiş. Sıfırdan başladığını düşünürsek geldiği yere bakınca kutlamak gerek. Ilıcalı, sosyoekonomik sınıflardan C1’in öykündüğü ve beğendiği lider olarak öne çıkıyor.Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, inişli çıkışlı özel yaşamı, 17 Aralık sürecindeki tartışmalı gözaltına alınışına rağmen listede yüzde 17 oranıyla 6’ncı.BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç’ın aldığı oran yüzde 15. Şahsen Aykaç’ı tanımıyorum ancak basından uzak duruşunun kendi tercihi olduğunu okuyorum. Sanırım, “BİM’in ticarî başarısı, ortada çok lafa gerek yok diyenlerden.”THY Genel Müdürü Temel Kotil, yüzde 12 ile 8’inci sırada.Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı ise yüzde 11 ile listenin 9’uncusu. Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, hakkındaki tüm söylemlere rağmen l
Zaman
Köşe Yazıları
27.03.2014
GünseliÖOcakoğlu-LiderlikdeğerlerivedünyamızınenitibarlıliderleriGünseli Ö Ocakoğlu - Liderlik değerleri ve iş dünyamızın en itibarlı liderleri
Günseli Ö. Ocakoğlu - Enerji tasarrufu elektrik düğmesinden değil, kablodan başlar
Zaman
10.03.2014
02:03
Teknolojinin iş dünyasında oluştura geldiği dönüşüme dikkat çekmek üzere düzenlenen İPZ Anadolu konferanslarının ikincisi 13 Mart’ta Kayseri’de yapılacak.Bu vesile ile konferans öncesinde Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak’ı ziyaret ediyorum. Teknoloji üzerinden ufuk turu yapıyoruz. Elbette konu teknoloji olunca söz doğrudan Yönetim Kurulu başkanlığını yaptığı HES Kablo’ya geliyor.HES Kablo, Boydak Grubu şirketlerinden ve sadece Türkiye’nin değil yakın coğrafyanın da lider kablo üreticisi. 2012 verilerine göre İSO 500’de 65’inci. 2013 rakamları şirketin büyüklüğünü ve büyümeye devam edeceğini gösteriyor. Kayseri Hacılar’da kurulu fabrika, yöreden 1000 kişiye istihdam oluşturuyor. Kuruluş, oluşturduğu ekonomik büyüklüğün yanı sıra binlerce insanın hayatı için de katma değer sağlıyor. Türkiye kablo pazarının büyüklüğü 8 milyar TL. HES Kablo’nun 2013’te oluşturduğu ekonomik büyüklük 1 milyar 150 milyon TL’ye ulaşmış. 2014 için ise hedef 1 milyar 300 milyon TL olarak konulmuş. Orta vadeli hedef ciro 1 milyar dolar. Cironun yüzde 25’i ihracattan. Mustafa Boydak, “Üretimimizin yüzde 75’i elektrik yüzde 25’i haberleşme kablolarından oluşuyor. 120 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bakırdan fiber optiğe, güneş enerjisinden elektriğe kadar yüzlerce çeşit kablo üretimi için Ar-Ge çalışmalarımız da devam ediyor.” diyor.Kablo, çok önemli bir iletim malzemesi. Standartlara uygun kalitede olması zorunluluk. Aksi takdirde elektrik kontağından çıkan yangın haberlerinin sayısı artıyor. Aslında tüketicinin göz ardı etmemesi gereken en önemli konu güvenlik ancak ucuz ürün kafa karıştırıyor. Sorumluluk, inşaatı yapanın, ama evi alan da ayrıntıları sormalı. İşin bir de enerji taşınırken tasarruf edilme meselesi var. HES Kablo Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak, yeni nesil XLPE yalıtımlı kabloların, enerji iletiminde kaybı en aza indirdiğini söylüyor.Boydak Grubu, yatırımlarına devam ediyor. Erciyes Çelik Halat AŞ’yi 85 milyon TL yenileme yatırımı yapıp bünyesine katarak kablo ve halat üretimindeki iddiasını büyüterek devam ettiriyor. Kayseri ziyaretimde Kayseri Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, GESİAD Başkanı Hamdi Kınaş, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Fatih Gavgasız’ı da ziyaret ettim. Gördüm ki Kayserili işadamları, gündem siyaset ve seçime kilitlenmiş olmasına rağmen tam da kendilerinden beklendiği gibi işlerine odaklanmış durumdalar. Ekonomik istikrarın siyasi çalkantıları bertaraf edeceği inancımı bir kez daha tekrarlamak isterim. Yeter ki işadamlarının kafası karışmasın.Peynir deyince akla gelmek için…Ünsal Artun’un Süt Uyuyunca (Yapı Kredi Bankası Yayınları) adlı kitabında yazar Italo Calvino’nun bir öyküsünde, “Her peynirin arkasında, yeşili farklı olan bir mera vardır, farklı bir göğün altında” dediğinden bahsedilir. Bizde ise peynir deyince tezgahtarın insafına kalırsınız. Oysaki binbir çeşit leziz peynirin üretildiği ülkemizde iletişimi yapılan çeşidi neredeyse bir elin parmaklarını geçmez. Ancak uzun zamandır aykırı mesajlarıyla farklı peynir çeşitlerine dikkat çeken Muratbey markası, bu kez de burgulu peynir diyor. Muratbey, “Peynirin lezzetini elbette sütün kalitesi belirler ama peynir insan zekasının ürünüdür.” diyerek yerleşik pazarın markalarına dikleniyor. Giderek aynılaşan kişiliksiz lezzetlere bakınca haksız da sayılmaz. Muratbey’in bu iddialı söyleminin içini ne kadar dolduracağına tüketiciler karar verecek ama ineklerle iletişim yapan pazarın büyüklerine efelenmesi, peynirci tiplemesi ve esprileriyle dikkat çekici. Bugüne değin alışageldiğimiz sevimli danalı söylemlerden farklı bir mesajla iletişim yapan Muratbey reklamlarını bir de bu gözle izleyin.Nakliye, ambar tarihe karışıyor, gelecek lojistikteÜrün satanların işi hizmet satanlara göre daha kolay. Neden? Çünkü elle tutulur gözle görülür bir koltuğu anlatmak, her defasında kendisini kanıtlamak ve aynı standardı tutturmak zorunda olan bir kargo teslimatından daha kolay da ondan. Kargo işinin nankör yanı hem bir kez bile hatayı affetmiyor hem de çalışanların ruh hallerine doğrudan bağlı. Şirketlerin tüketicinin zihninde itinayla üst üste dizdiği itibar taşları acımasızca birdenbire yıkılıveriyor. Sözün özü işin algısı pamuk ipliğiyle bağlı.Son dönemde aralarında süre giden rekabeti de ortaya koyan biçimde kargo şirketlerinin iletişim kampanyalarına tanıklık ediyoruz. Önce Aras Kargo şimdi de MNG Kargo, yaptığı işi sese, görüntüye dönüştürdü. Marka yüzü olarak genç bir oyuncuyu, Mehmet Günsür’ü seçti. MNG Kargo, kendisine genç, güleç, dinamik demenin kestirme yolunu toplum tarafından onaylanmış bir ünlüyle çözüyor. Çekim için seçilen yerin uzaklığı (Ardahan), akılda büyüyen işin ne kadar kolay çö
Zaman
Köşe Yazıları
10.03.2014
GünseliÖOcakoğlu-EnerjitasarrufuelektrikdüğmesindendeğilkablodanbaşlarGünseli Ö Ocakoğlu - Enerji tasarrufu elektrik düğmesinden değil kablodan başlar
Günseli Ö. Ocakoğlu - Şirketler, taraf gözükmemek için reklam vermeye korkuyor
Zaman
03.03.2014
02:07
Siyasi gündem oldukça yoğun. Ekonomi haberleri ne kadar okunuyor bilmem ama gündemin ekonomi tarafında yer alanlar kendilerini duyurmak için işlerine dört elle sarılmış gözüküyor. Ancak şirketler, reklamla bir çırpıda duyuracaklarını haber çalışmalarıyla tek tek kotarmaya çalışıyor. Bu nedenle halkla ilişkiler ajansları tam mesai yapıyor çünkü ekonomik hal ve gidişin ne olacağını kestiremeyen şirketler hem reklam bütçelerini tasarruflu kullanıyor hem de şu ya da bu mecrada büyük gözüküyor olmanın dikkat çekeceğini biliyor. Markalar haber olmak için ajanslarından farklı projeler bekliyor, yani gün PR’cıların günü.Peki, kullanılmayan reklam bütçeleri ne oluyor? Son dönemde gündeme gelen tek elden reklam paylaştırma modeli dökme su ile değirmen döndürmeye benziyor, yani işin özüne ters. İdeolojisi ne olursa olsun insanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak durumunda. Satın alma kararında ise doğal olarak okuduğu, izlediği mecradaki reklamlara ve haberlere itibar ediyor. Öncelikle söylemeliyim ki, bundan en çok basılı mecra etkileniyor. Bu durumda dört sonuç ortaya çıkıyor:1- Mecraları tiraj, izleme oranı ve erişim mantığıyla değerlendirerek reklam veren markalar tatlı su balığı muamelesi görüyor.2- Taraflardan birine zaten yakın olduğu tescillenenler durumdan sıkıntılı değil ama özellikle tüketim ürünlerindeki markalar müşteri kaybetmekten endişe ediyor.3- Korku kültürünün egemen olduğu markalar ise isteseler de istedikleri mecralarda reklam kullanamıyor, neden kullanamadığını dile bile getiremiyor.4- Zaten kırılgan olan reklam sektörü, bütün bu olup bitenden çok fazla etkileniyor.Hiç şüphesiz ki siyasi gündemdeki tarafgirlik reklamverene de yansıyor, yansıtılıyor. Dileğim, umudum, isteğim siyasi gündemin günlük ticarete ve onun parametrelerine daha fazla yansımadan selamete çıkılması.Teknolojinin soğuk yüzünü animasyonla yumuşattılarBazı ürün ve hizmetleri anlatmak gerçekten zordur. Soğuk mesafeli olanlarla, ara kullanımda olup tüketiciyle doğrudan hiç karşılaşmayanlar var. Ancak yine de hayatımızın vazgeçilmezleri olarak işlevlerini sürdürüyorlar. Telekomünikasyon da bunlardan biri. Altyapı ve kablolu iletişimin lider markası olarak tanıdığımız Türk Telekom, önümüzdeki dönemde doğrudan tüketiciyle buluşacak eve yönelik ürün ve hizmetlerini anlatacak ev ile anılan bir kedi animasyonuyla karşımıza çıktı. Mesajı sevimli bir karakterle anlaşılır kılmak daha önce başarısı kanıtlanmış bir yol, yeter ki animatif karakter markaya uysun. Böyle bakınca TT Tekno Tekir ismini gerçek tekir olmasa da kolay söylenebilir kılmak için seçmiş. Acar, bilmiş ama bir o kadar da sevimli olan Tekno Tekir’e sade yaşamı nedeniyle tercih edildiğini düşündüğüm Arzum Onan eşlik ediyor. Anlaşılıyor ki Tekno Tekir ile bundan böyle sıklıkla karşılaşacağız çünkü TT bir teknoloji sağlayıcı olmaktan tüketici markası olmaya doğru evriliyor. Bakalım Tekno Tekir’in sempatik tavırları anlamakta zorlandığımız teknolojiye kendimizi kapatmamızı engelleyebilecek mi?Soğuk içecekçiler, kış ortasında baharı getirdilerRakip reklam yapınca mutlaka reklam yapmak durumunda olanlar var. İletişimi aralıksız sürdüren üç marka Lipton Ice Tea, Cappy ve Coca-Cola’yı yine yeni kampanyalarıyla izliyoruz.Lipton Ice Tea, farklı boyutlarda piyasaya sürdüğü ürünlerini hepimizin Kopil Ali rolüyle özdeşleştirdiği Serhan Arslan ile tanıtıyor. Kopil Ali karakterine uygun bir senaryoda oynatılmış. Orta sınıf şehirli bir ailenin yemek masasında çekilen reklamın mesajında doğallık vurgulanıyor. Lipton Ice Tea, böylelikle Çaykur’un geçtiğimiz yıl pazara giren Didi’sinin öne çıkardığı doğallık ve halk içeceği kavramlarına da ortak oluyor.Coca-Cola reklamlarını mesajı için değil, iletişimde yeni trendlerin öncüsü olarak izliyorum. Kısa bir süre sonra pek çok markanın “merak ettim” platformunun yolundan gideceğini öngörüyorum. Yazın kavun, karpuzun bile rakip olduğu soğuk içecek pazarının boş bırakılmayacağı malumumuz. Bu nedenle de Coca-Cola da diğer küresel markalar gibi yaz, kış demeden iletişim yapıyor. Küçük bir anket yapalım ve “merak ettim” kampanyasının Coca-Cola açısından 5N 1K’sını soralım; kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl ve niçin Coca-Cola üretmiştir? Cevaplayamıyorsanız endişelenmeyin, bir süre sonra izleme sıklığından ötürü sanki çok gerekliymiş gibi çocuklar bile sular seller gibi ezberleyecek şirketin tarihçesini. Bakmayın söylendiğime, adamlar bu işi iyi yapıyor.Cappy ATOM her ne kadar enerji içeceği olarak konumlanıyorsa da soğuk içecek kategorisinde yer alıyor. Kariyerinin başında şehirli genç bir beyaz yakalının günlük koşuşturma içinde nasıl tükenebileceğine dikkat çeken kampanya şifa niyetine Cappy ATOM’u öneriyor. Kampanyayı dikkat çekici kılan, Hayko Cepkin’in seslendiriyor olması. Gençlere ulaşmanın bir yolu da elbette onları
Zaman
Köşe Yazıları
03.03.2014
GünseliÖOcakoğlu-ŞirketlertarafgözükmemekiçinreklamvermeyekorkuyorGünseli Ö Ocakoğlu - Şirketler taraf gözükmemek için reklam vermeye korkuyor
Fikret Ertan - Rusya-Ukrayna ve Karadeniz Filosu
Zaman
27.02.2014
02:05
Ukrayna’da müttefiki ve dostu Yanukoviç iktidarının Batı yanlısı muhalif gösteri ve hareketler sonucu devrilmesini önleyemeyen Rusya, bu ülkedeki gelişmeleri endişe ile izliyor, muhtemel karşı hamleler düşünüyor.Ukrayna, Rusya için şüphesiz büyük öneme sahip, Batı’ya kaybedilmemesi gereken bir ülke, bir bitişik komşu. Rusya’nın Ukrayna’da muhakkak muhafaza etmesi gerektiğini düşündüğü hayati çıkarları var. Siyasi, ekonomik, enerji ve güvenlik ve askeri çıkarları bunlar. Son hususta da en başta Kırım’ın Akyar Limanı (Sivastopol) ve çevresinde konuşlu bulunan Karadeniz Filosu ve bunun son gelişmeler sonucundaki geleceği öne çıkıyor. Biz Sivastopol’a Akyar demeyi tercih ediyoruz; zira bu limanın yüzyıllardır kullanılan gerçek ismi bu. Karadeniz Filosu, Rusya’nın Akdeniz ve ötesindeki sıcak denizlere ulaşmasını sağlayan en önemli, en büyük filosu sayılır. Filo, devrik lider Yanukoviç ile Rus lider Medvedev arasında 2010 yılında yenilenen anlaşma uyarınca 2017+ 25 yıl (yani 2042’ye kadar) süreyle Rusya’ya kiralanmış bulunuyor. Üstelik bu anlaşma 2042’den sonra da tarafların rızasıyla 5 yıl daha uzatılabilecek. Ukrayna, bu anlaşmayı da Rusya’nın baskıları ve kendisine Rusya tarafından sağlanan doğalgaz indirimleri ve uygun şartlar sonucu imzalamak zorunda kalmıştı. Yeni yönetim, belki bu anlaşmayı ileride yeniden gözden geçirebilir de. Bu da şüphesiz Rusya’yı çok rahatsız edecektir. Rusya, özellikle Suriye meselesi ve Doğu Akdeniz’de son yıllarda ortaya çıkmaya başlayan yeni jeopolitik sebebiyle Karadeniz Filosu’na artık çok önem veriyor. Nitekim, bu mülahazaları göz önüne alarak filoyu hem sayı ve hem de kalite bakımından çok daha güçlü hale getirmek için son 3 yıldır önemli adımlar atıyor, yatırımlar yapıyor. Esasen, Rus donanması özellikle Suriye meselesinin ortaya çıkmasından bu yana Akdeniz’e çok önem vermeye başlamış, buraya hem çok sayıda gemi konuşlandırmış ve hem de tatbikatlar yapmıştı. Bunların temel amacı da elbette Suriye rejimine desteğini göstermek ve muhtemel bir askerî müdahaleyi caydırmaktı. Bu çerçevede, Rusya’nın Karadeniz Filosu gemileri yoluyla Suriye’ye her türlü askeri ve lojistik yardımda bulunduğunu tahmin etmek hiç de zor değil. Bu yol esasen en güvenli ve kolay yol elbette. Rusya, bunların da ötesine geçerek önceki yıl Akdeniz’de daimi olarak bulunacak ve görev yapacak daimi bir filoyu tesis edeceğini, bu filonun ağırlıklı olarak Karadeniz Filosu’ndan yapılacak aktarma ve destekle hayata geçirileceğini resmen açıklamıştı. Bu çerçevede, muhtemelen bu yıl teslim alınacak 36 kadar yeni savaş gemisinin önce Karadeniz, daha sonra da Akdeniz Filosu’na devredileceği söylenebilir. Böylece bu filo önümüzdeki yıllarda hem sayı ve hem de kalite bakımından daha güçlü ve etkin olacak, bölgedeki diğer donanmaların muhtemel hareketlerine karşı denge ve caydırıcı güç haline gelecek. Esasen bugünlerde Rusya’nın Akdeniz’de Akdeniz Kalıcı Filosu kapsamında 10’un üzerinde savaş gemisi, destek gemisi, denizaltıları var. Diğer yandan, Rusya bölgedeki deniz gücünü artırma stratejisine paralel olarak aynı zamanda bölgede kalıcı deniz ve hava üsleri arayışı içinde de. Nitekim, bu konuda gözüne Kıbrıs Rum Kesimi liman ve havaalanlarını kestirmiş görünüyor. Bu çerçevede son haberlere göre Kıbrıs Rum Kesimi yönetimi, Rusya’ya Paphos yakınlarındaki Andreas Papandreou Hava Üssü ile Limasol Limanı’nı savunma bakanlığının talebi üzerine Rusya’ya kullandırma yönünde taslak anlaşma hazırlamış ve bunu onaylamış bulunuyor. Haberlere göre, taslak ilk elde insanî amaçlar ve acil durumları göz önüne alıyor. Bunların ötesinde başka durumlar, şartlar söz konusu mu, bilmiyoruz. Varsa bunları öğrenmek elbette gerekiyor. Sonuçta, Rusya hem Suriye (Tartus Limanı) ve hem de Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki muhtemel liman ve askerî kolaylıklar ile Doğu Akdeniz’e kendi deniz damgasını vurmak, buradaki varlığını güçlendirmek için çalışıyor. Rusya’nın bu hamle ve planları bizi de şüphesiz ilgilendiriyor. Zira Doğu Akdeniz ve buradaki her türlü askerî hareket, hamle ve faaliyetler Türkiye’nin genel stratejik çıkarları ile doğrudan bağlantılı sayılır. Bu çerçevede Rus yanlısı ayrılıkçı çevrelerin seslerinin yükselmeye başladığı Kırım’da ortaya çıkabilecek gelişmeleri mutlaka unutmamak gerekiyor. Ukrayna’da olup bitenlere, olup biteceklere çok dikkat etmemiz şart oluyor.
Zaman
Köşe Yazıları
27.02.2014
FikretErtan-Rusya-UkraynaveKaradenizFilosuFikret Ertan - Rusya-Ukrayna ve Karadeniz Filosu
‘Doğalgaz, Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Zaman
26.02.2014
02:07
Kıbrıs’ta kapsamlı barış için KKTC ile yeniden müzakere masasına oturan Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades, ada açıklarında bulunan doğalgazın, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini söyledi.Avrupa’nın en uzun süren siyasi sorunlarından biri olan Kıbrıs sorununun çözümü için adadaki Türk ve Rum liderler bu ay başında yeniden müzakere masasına otururken, bu kez görüşmelerin başarıyla sonuçlanacağı konusunda iyimserlik var. Bunun sebebi de hem ABD’nin aktif olarak müzakere sürecine katılması hem de Kıbrıs’ın etrafında son birkaç yıl içinde bulunan zengin enerji kaynaklarının dünyaya pazarlanabilmesi için çözümün şart olması. Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades de uluslararası basına verdiği mülakatlarda bu konuya değinerek Türkiye’ye mesaj veriyor. Anastasiades, dün İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan açıklamasında ada açıklarında bulunan doğalgaz ve petrol yataklarının, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini belirtti. Petrol şirketlerinin de Doğu Akdeniz’e büyük yatırımlar yapmak için Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerinin işaretlerini verdiklerini vurguladı. Rum lider, adadaki taraflar arasındaki işbirliğinin de ekonomik krizin aşılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Anastasiades, “Birleşmiş bir ülkenin gücü farklıdır. Kıbrıslı Türklerle daha büyük işbirliği daha hızlı (ekonomik) büyümeye katkı yapacaktır. Çözüm, ekonomik krizle daha iyi başa çıkmamıza yardımcı olacak.” ifadelerini kullandı. Anastasiades geçen hafta Amerikan Associated Press haber ajansına verdiği mülakatta da Kıbrıs’ta 40 yılı aşkın süredir devam eden bölünmüşlüğü sona erdirecek anlaşmanın, hem Türkiye’nin zengin gaz kaynaklarına erişimini sağlayacağını hem de İsrail ile ilişkilerini geliştirmesine katkı yapacağını dile getirmişti. Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasının 12. parselinde bulunan yatakta 200 milyar metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede 3,7 milyar varil petrol olduğu da kaydediliyor. İsrail açıklarında da Tamar ve Leviathan sahalarında doğalgaz yatakları bulmuştu. Rumların ada çevresindeki petrol ve gaz rezervlerini uluslararası şirketlerle birlikte aramaya başlaması üzerine, KKTC de Türkiye ile birlikte münhasır ekonomik bölgelerinde arama çalışmaları başlatmıştı. Rumlar gaz ve petrolün çıkarılması için Amerikan enerji şirketi Noble Energy ile anlaşırken, gazın 2015 civarında ihracata hazır hale gelmesi öngörülüyor. Bir-iki yıl içinde Kıbrıs ve İsrail sularındaki doğalgazın dünya piyasalarına girmesiyle birlikte Doğu Akdeniz’in jeopolitik ehemmiyeti daha da artacak. ABD, hem Kıbrıs hem de İsrail gazının Doğu Akdeniz’de yeni bir istikrar ortamı doğurmasının mümkün olduğuna inanıyor ve gazın Türkiye-Kıbrıs-İsrail’in anlaşmasıyla kurulacak boru hatları vasıtasıyla dünya piyasalarına sunulmasının en uygun yol olduğunu düşünüyor. Uzmanlar, Washington’ın son müzakere sürecinde aktif rol almasının arkasında da bu enerji hesaplarının yattığını savunuyor. Enerji dengeleri Kıbrıs’ta çözüm için umutları artırsa da adada güç paylaşımı, sınırların belirlenmesi ve yerlerinden olan binlerce kişinin mülkiyet sorunlarının giderilmesi gibi temel sorunların aşılması gerekiyor. Varılacak mutabakatın iki kesim tarafından da referandumda onaylanması gerekiyor. 2004 yılında üzerinde anlaşılan Annan planı, Rum tarafında reddedilmişti.
Zaman
Dünya
26.02.2014
‘DoğalgazKıbrıssorunununçözümünüacilhalegetirdi’‘Doğalgaz Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Ukrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
Zaman
26.02.2014
02:07
Şimdi Putin’in önünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek ya da sert tepki gösterip Rus azınlıkları gerekçe göstererek Ukrayna’ya asker göndermek. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2008 Pekin Olimpiyatları için Çin’de bulunduğu bir zamanda Gürcü lider Mihail Saakaşvili ayrılıkçı bölge Güney Osetya’ya girdi. O gün Kremlin’de oturan Dmitri Medvedev, Rus ordusunu bölgeye gönderdi ve beş günlük bir savaşın ardından Güney Osetya ve Abhazya bağımsızlıklarını ilan etti. Batı basınına değerlendirmede bulunan Rus kaynaklar, Moskova’nın benzer adımları Ukrayna’daki çıkarları için de atabileceği uyarısında bulunuyor. Putin’in ülkenin imajını dünya kamuoyunda pekiştirmek için 7 yıldır 50 milyar dolar harcayarak gerçekleştirdiği Soçi Kış Olimpiyatları kapanış törenleri için hazırlık yapılırken 3-4 gün içinde Ukrayna’da Rusya yanlısı iktidar Viktor Yanukoviç devrildi. Turuncu Devrim liderlerinden Yulia Timoşenko, Kiev’e gelerek 3 aydır Bağımsızlık Meydanı’nda gösteri yapan kalabalığa seslendi. Ukrayna parlamentosu Rada, bir dizi kararla muhalefeti iktidara taşıdı ve 25 Mayıs için cumhurbaşkanlığı seçim kararı aldı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batılı ülkelerin 21 Şubat’ta muhalefet ve Yanukoviç arasında imzalanan anlaşmaya uyulmamasını sert bir şekilde eleştirdi. ABD, Fransa, Almanya ve Polonya’ya sözlerinde durmadıkları gerekçesiyle sitem etti. Putin, iki kez Obama ile telefon görüşmesi yaptı, ancak Yanukoviç’in Doğu bölgesine çekilmesinin önüne geçilemedi. Şimdi Rusya’nın oyunu bir kez daha kurgulaması gerekiyor.Putin’in 2 alternatifiÖnünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek. Bunun için Sivastopol’da bulunan Rus deniz üssü, Kırım ve diğer Doğu Ukrayna’da yaşayan Rus azınlıkların haklarının garanti edilmesi şart. Moskova bunu sağlamak için enerji ve ticaret silahını kullanabilir. Ukrayna’ya verdiği üçte birlik doğalgaz indirimi geri alınabilir. Alternatif yollar inşa edildiği dikkate alındığında Ukrayna üzerinden Avrupa’ya yapılan doğalgaz sevkiyatının durma noktasına gelmesi Ukrayna ekonomisini çıkmaza sokabilir. Ukrayna, ticari olarak Moskova’ya bağımlı. Yaklaşık 40 milyar doları bulan toplam ticaret hacmi Kiev lehine. Rusya’nın şimdiden bir kısım mallara sınırlama getireceğini açıklaması Ukrayna yönetimini zora sokar. İkinci alternatif ise Moskova’nın Gürcistan’da olduğu gibi sert bir karşılık vermesi. Rus azınlıklar gerekçe gösterilerek Rusya, Ukrayna’ya asker gönderebilir. Çoğunluğu Rus nüfusun oluşturduğu Kırım özerk bölgesi Moskova’dan böyle bir talepte bulunabilir. O zaman ülkenin bölünmesi ve Doğu Ukrayna’nın ayrılması gündeme gelebilir. ABD, Moskova’nın bölgeye asker göndererek müdahalede bulunmasının “ölümcül hata” olacağı uyarısında bulundu. Putin’in çok zorda kalmadıkça ikinci alternatifi tercih etmeye niyetli olmadığını söyleyebiliriz. Zira böyle bir bölünme Moskova’yı da ekonomik darboğaza sürükleyebilir ve Rusya’nın tüm dünyadan soyutlanmasına neden olabilir. Rus uzmanlar Yanukoviç’e 15 milyar dolarlık kredi ve doğalgaz indirimi gibi ekonomik desteklerin ancak aralık ayında sağlanmasını eleştiriyor. Moskova müttefiki Yanukoviç’i, Gümrük Birliği’ne dahil olması için uyguladığı baskı sonucu kaybetti. Destekleri daha erken gönderebilseydi Kiev yönetimi zorda kalmayabilirdi. Mevcut yönetimi meşru olarak görmeyen Moskova, ilişkilerin kurulması için “bekle gör” politikası izliyor. Ukrayna’daki gelişmelerin Doğu ortaklı projesinde yer alan Moldova, Belarus, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’a yansıma riski Moskova’yı tedirgin ediyor. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Ukrayna Meclisi: Yanukoviç Lahey’de yargılansınUkrayna Parlamentosu, geçen hafta görevinden azledilen ve şu an nerede olduğu bilinmeyen eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in yakalanır yakalanmaz Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanmasına karar verdi. Yapılan oylamada vekillerin ezici çoğunluğu, karar doğrultusunda oy kullanırken Yanukoviç, yönetim karşıtı gösteriler sırasında yüzden fazla kişinin ölümüne neden olan sert polis müdahalesinden sorumlu olmakla suçlandı. Kabul edilen karar tasarısıyla, Yanukoviç’in yanı sıra iki yakın adamı eski İçişleri Bakanı Vitali Zakarçenko ve eski Başsavcı Viktor Pshonka’nın da UCM’ye sevk edilmesine karar verildi. 21 Şubat’ta Kiev’i terk ede
Zaman
Dünya
26.02.2014
Ukrayna’dapolisdizçökerekhalktanözürdilediUkrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
‘Doğalgaz, Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Zaman
26.02.2014
02:07
Kıbrıs’ta kapsamlı barış için KKTC ile yeniden müzakere masasına oturan Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades, ada açıklarında bulunan doğalgazın, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini söyledi.Avrupa’nın en uzun süren siyasi sorunlarından biri olan Kıbrıs sorununun çözümü için adadaki Türk ve Rum liderler bu ay başında yeniden müzakere masasına otururken, bu kez görüşmelerin başarıyla sonuçlanacağı konusunda iyimserlik var. Bunun sebebi de hem ABD’nin aktif olarak müzakere sürecine katılması hem de Kıbrıs’ın etrafında son birkaç yıl içinde bulunan zengin enerji kaynaklarının dünyaya pazarlanabilmesi için çözümün şart olması. Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades de uluslararası basına verdiği mülakatlarda bu konuya değinerek Türkiye’ye mesaj veriyor. Anastasiades, dün İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan açıklamasında ada açıklarında bulunan doğalgaz ve petrol yataklarının, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini belirtti. Petrol şirketlerinin de Doğu Akdeniz’e büyük yatırımlar yapmak için Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerinin işaretlerini verdiklerini vurguladı. Rum lider, adadaki taraflar arasındaki işbirliğinin de ekonomik krizin aşılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Anastasiades, “Birleşmiş bir ülkenin gücü farklıdır. Kıbrıslı Türklerle daha büyük işbirliği daha hızlı (ekonomik) büyümeye katkı yapacaktır. Çözüm, ekonomik krizle daha iyi başa çıkmamıza yardımcı olacak.” ifadelerini kullandı. Anastasiades geçen hafta Amerikan Associated Press haber ajansına verdiği mülakatta da Kıbrıs’ta 40 yılı aşkın süredir devam eden bölünmüşlüğü sona erdirecek anlaşmanın, hem Türkiye’nin zengin gaz kaynaklarına erişimini sağlayacağını hem de İsrail ile ilişkilerini geliştirmesine katkı yapacağını dile getirmişti. Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasının 12. parselinde bulunan yatakta 200 milyar metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede 3,7 milyar varil petrol olduğu da kaydediliyor. İsrail açıklarında da Tamar ve Leviathan sahalarında doğalgaz yatakları bulmuştu. Rumların ada çevresindeki petrol ve gaz rezervlerini uluslararası şirketlerle birlikte aramaya başlaması üzerine, KKTC de Türkiye ile birlikte münhasır ekonomik bölgelerinde arama çalışmaları başlatmıştı. Rumlar gaz ve petrolün çıkarılması için Amerikan enerji şirketi Noble Energy ile anlaşırken, gazın 2015 civarında ihracata hazır hale gelmesi öngörülüyor. Bir-iki yıl içinde Kıbrıs ve İsrail sularındaki doğalgazın dünya piyasalarına girmesiyle birlikte Doğu Akdeniz’in jeopolitik ehemmiyeti daha da artacak. ABD, hem Kıbrıs hem de İsrail gazının Doğu Akdeniz’de yeni bir istikrar ortamı doğurmasının mümkün olduğuna inanıyor ve gazın Türkiye-Kıbrıs-İsrail’in anlaşmasıyla kurulacak boru hatları vasıtasıyla dünya piyasalarına sunulmasının en uygun yol olduğunu düşünüyor. Uzmanlar, Washington’ın son müzakere sürecinde aktif rol almasının arkasında da bu enerji hesaplarının yattığını savunuyor. Enerji dengeleri Kıbrıs’ta çözüm için umutları artırsa da adada güç paylaşımı, sınırların belirlenmesi ve yerlerinden olan binlerce kişinin mülkiyet sorunlarının giderilmesi gibi temel sorunların aşılması gerekiyor. Varılacak mutabakatın iki kesim tarafından da referandumda onaylanması gerekiyor. 2004 yılında üzerinde anlaşılan Annan planı, Rum tarafında reddedilmişti.
Zaman
Ana Sayfa
26.02.2014
‘DoğalgazKıbrıssorunununçözümünüacilhalegetirdi’‘Doğalgaz Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Ukrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
Zaman
26.02.2014
02:07
Şimdi Putin’in önünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek ya da sert tepki gösterip Rus azınlıkları gerekçe göstererek Ukrayna’ya asker göndermek. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2008 Pekin Olimpiyatları için Çin’de bulunduğu bir zamanda Gürcü lider Mihail Saakaşvili ayrılıkçı bölge Güney Osetya’ya girdi. O gün Kremlin’de oturan Dmitri Medvedev, Rus ordusunu bölgeye gönderdi ve beş günlük bir savaşın ardından Güney Osetya ve Abhazya bağımsızlıklarını ilan etti. Batı basınına değerlendirmede bulunan Rus kaynaklar, Moskova’nın benzer adımları Ukrayna’daki çıkarları için de atabileceği uyarısında bulunuyor. Putin’in ülkenin imajını dünya kamuoyunda pekiştirmek için 7 yıldır 50 milyar dolar harcayarak gerçekleştirdiği Soçi Kış Olimpiyatları kapanış törenleri için hazırlık yapılırken 3-4 gün içinde Ukrayna’da Rusya yanlısı iktidar Viktor Yanukoviç devrildi. Turuncu Devrim liderlerinden Yulia Timoşenko, Kiev’e gelerek 3 aydır Bağımsızlık Meydanı’nda gösteri yapan kalabalığa seslendi. Ukrayna parlamentosu Rada, bir dizi kararla muhalefeti iktidara taşıdı ve 25 Mayıs için cumhurbaşkanlığı seçim kararı aldı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batılı ülkelerin 21 Şubat’ta muhalefet ve Yanukoviç arasında imzalanan anlaşmaya uyulmamasını sert bir şekilde eleştirdi. ABD, Fransa, Almanya ve Polonya’ya sözlerinde durmadıkları gerekçesiyle sitem etti. Putin, iki kez Obama ile telefon görüşmesi yaptı, ancak Yanukoviç’in Doğu bölgesine çekilmesinin önüne geçilemedi. Şimdi Rusya’nın oyunu bir kez daha kurgulaması gerekiyor.Putin’in 2 alternatifiÖnünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek. Bunun için Sivastopol’da bulunan Rus deniz üssü, Kırım ve diğer Doğu Ukrayna’da yaşayan Rus azınlıkların haklarının garanti edilmesi şart. Moskova bunu sağlamak için enerji ve ticaret silahını kullanabilir. Ukrayna’ya verdiği üçte birlik doğalgaz indirimi geri alınabilir. Alternatif yollar inşa edildiği dikkate alındığında Ukrayna üzerinden Avrupa’ya yapılan doğalgaz sevkiyatının durma noktasına gelmesi Ukrayna ekonomisini çıkmaza sokabilir. Ukrayna, ticari olarak Moskova’ya bağımlı. Yaklaşık 40 milyar doları bulan toplam ticaret hacmi Kiev lehine. Rusya’nın şimdiden bir kısım mallara sınırlama getireceğini açıklaması Ukrayna yönetimini zora sokar. İkinci alternatif ise Moskova’nın Gürcistan’da olduğu gibi sert bir karşılık vermesi. Rus azınlıklar gerekçe gösterilerek Rusya, Ukrayna’ya asker gönderebilir. Çoğunluğu Rus nüfusun oluşturduğu Kırım özerk bölgesi Moskova’dan böyle bir talepte bulunabilir. O zaman ülkenin bölünmesi ve Doğu Ukrayna’nın ayrılması gündeme gelebilir. ABD, Moskova’nın bölgeye asker göndererek müdahalede bulunmasının “ölümcül hata” olacağı uyarısında bulundu. Putin’in çok zorda kalmadıkça ikinci alternatifi tercih etmeye niyetli olmadığını söyleyebiliriz. Zira böyle bir bölünme Moskova’yı da ekonomik darboğaza sürükleyebilir ve Rusya’nın tüm dünyadan soyutlanmasına neden olabilir. Rus uzmanlar Yanukoviç’e 15 milyar dolarlık kredi ve doğalgaz indirimi gibi ekonomik desteklerin ancak aralık ayında sağlanmasını eleştiriyor. Moskova müttefiki Yanukoviç’i, Gümrük Birliği’ne dahil olması için uyguladığı baskı sonucu kaybetti. Destekleri daha erken gönderebilseydi Kiev yönetimi zorda kalmayabilirdi. Mevcut yönetimi meşru olarak görmeyen Moskova, ilişkilerin kurulması için “bekle gör” politikası izliyor. Ukrayna’daki gelişmelerin Doğu ortaklı projesinde yer alan Moldova, Belarus, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’a yansıma riski Moskova’yı tedirgin ediyor. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Ukrayna Meclisi: Yanukoviç Lahey’de yargılansınUkrayna Parlamentosu, geçen hafta görevinden azledilen ve şu an nerede olduğu bilinmeyen eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in yakalanır yakalanmaz Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanmasına karar verdi. Yapılan oylamada vekillerin ezici çoğunluğu, karar doğrultusunda oy kullanırken Yanukoviç, yönetim karşıtı gösteriler sırasında yüzden fazla kişinin ölümüne neden olan sert polis müdahalesinden sorumlu olmakla suçlandı. Kabul edilen karar tasarısıyla, Yanukoviç’in yanı sıra iki yakın adamı eski İçişleri Bakanı Vitali Zakarçenko ve eski Başsavcı Viktor Pshonka’nın da UCM’ye sevk edilmesine karar verildi. 21 Şubat’ta Kiev’i terk ede
Zaman
Ana Sayfa
26.02.2014
Ukrayna’dapolisdizçökerekhalktanözürdilediUkrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
Kıbrıs Müzakere Süreci
Haberler.com
23.02.2014
15:09
Rum lider Anastasiadis: Kıbrısta 2004ten bu yana çok şey değişti Kıbrıslı Türkler ve Rumlar artık yeni müzakereler aracılığıyla insan haklarına saygılı bir ülkede barış içerisinde birlikte yaşayabilmeyi umut ediyor ABD ve ABnin Kıbrısa olan ilgisinin ardında enerji konusu bulunuyor
Haberler.com
Güncel
23.02.2014
KıbrısMüzakereSüreciKıbrıs Müzakere Süreci
Casper akıllı telefon satışında iddialı
Zaman
01.02.2014
15:43
Türkiyenin lider bilgisayar üreticilerinden Casper, 2014 yılını teknolojide “dönüşüm” yılı ilan etti. Kısa bir süre önce bilgisayar sektöründeki uzmanlığını akıllı telefonlara taşıyan firma, yeni 3 modeli ile 2013 yılında 50 bin adet telefon satışı gerçekleştirdi.Toplamda 750 bin ürün satışı 270 milyon dolarlık ciro ile tüketici tarafında pazar payıyla liderliğini sürdüren Casper, en yeni “akıllısı” VIA V4 ile 2014’te, satışlarını dörde katlamayı hedefliyor. Dünyadaki akıllı telefonların yarısı, bugün Android sistemle çalışıyor ve her gün 700 bin abone Android kullanıyor. Masaüstü, dizüstü, tabletten sonra akıllı telefon sektörüne de 2013 yılında giriş yapan Casper, bilgisayar sektöründeki uzmanlığını, akıllı telefonlara aktarıyor.Bilgisayarın Uzmanından Akıllı Atak4,7” IPS ekranında 720p çözünürlük sunan Casper VIA V4’ün 4 çekirdekli turbo işlemcisi, hızın yanında, enerji tasarrufu sağlıyor. Farklı uygulamaları aralıksız kullanmanız için şarj sıkıntısının yol açtığı dar zamanları yok sayıyor.Hız, Tasarım, DonanımCasper’ın en yenisi VIA V4 akıllı telefonun 13MP arka, 2 MP ön kamerası ile zengin detay fotoğraflar veya HD kalitesinde videolar çekmek mümkün. Düşük ışıkta bile net çekim gerçekleştiren VIA V4, lens kalitesi ile de dikkat çekiyor. 16GB sabit hafızası, mikro SD desteğiyle 32 GB daha yükseltilebiliyor. Sensörleri ve akıllı uygulamalarıyla V4,Farklı “Akıllı” Uygulamalar Hayatınıza Renk Katacak• İşaretlerle Hızlı Arama: Casper VIA V4’ün ekranına parmağınızla çizdiğiniz kalp, yıldız, üçgen gibi şekillerle aramalarınızı kolayca yapın.• Akıllı Bekleme: Siz Casper VIA V4’e bakarken o da size bakar, sizi bekler. Bakışlarınız üzerinde olduğu sürece tuş kilidi devreye girmez ve ekran kapanmaz. Okuma ya da izleme keyfiniz bölünmez. • Sesli Çekim: Kamerayı açığınız anda Casper VIA V4’ün sesli komut sistemi de devreye girer. “Cheese” dediğinizde düğmeye basmanıza gerek kalmadan fotoğrafınız çekilir.• Hareket Tanıma Teknolojisi: Arama yapmak için rehberde konuşmak istediğiniz kişi seçiliyken telefonu kulağınıza götürmeniz yeter. Casper VIA V4 aramayı otomatik olarak yapar.
Zaman
Ekonomi
01.02.2014
CasperakıllıtelefonsatışındaiddialıCasper akıllı telefon satışında iddialı
Berdimuhamedov ile Çalık yeni projeleri değerlendirdi
Zaman
25.12.2013
11:01
Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’ı kabul etti. Görüşmede, elektrik enerjisi ve sağlık sektöründeki yeni projeler değerlendirildi. Devlet Başkanı Berdimuhamedov, Türk şirketlerinin Türkmenistan’da önemli işlere imza attıklarını, her geçen yıl Türkmen pazarındaki konumunu güçlendirdiklerini belirtti. Türk işadamı, Berdimuhamedova Çalık Enerjinin Aşkabata istikrarlı elektrik enerjisi sağlanması ve tüm ülkenin elektrik enerjisi sektörünün modernleştirilmesiyle ilgili proje hakkında bilgi verdi.Ahmet Çalık, Türkmenistan ile işbirliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını kaydederek, Devlet Başkanı Berdimuhamedov’un inisiyatifi ile ülkede yapılan kapsamlı kalkınma projelerinin hayata geçirilmesine katkı sağlamak istediklerini söyledi. BERDİMUHAMEDOV’A SAĞLIK PROJELERİNİ SUNDUDaha sonra Çalık, Türkmen lider Berdimuhamedov’a yeni sağlık projelerini sundu. Berdimuhamedov, Morfoloji merkezi, 700 yataklı hastane, Nöroloji hastanesi, Tehlikeli Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi, Sağlık Bakanlığı Eğitim-Araştırma Merkezi projelerini detaylı inceleyerek, yardımcılarına bu projelerin inşaatı için uygun arsa verilmesi için talimatta bulundu. Berdimuhamedov ayrıca, Çalık’tan yurtdışında Türkmen elemanlarının eğitim alması için imkan sağlanmasını istedi. Çalık, söz konusu işlerin zamanında ve eksiksiz tamamlanacağını söyledi.Türkmenistan’daki önemli yatırımları ile bilinen Çalık Holding, bu ülkenin önemli elektrik enerji projesini hayata geçiriyor. Söz konusu projenin hayata geçirilme süresi beş yıl olarak belirlendi. Proje üç aşamada gerçekleştirilecek. İnşaatı planlanan alt istasyonların 60ının tamamı bir elektrik sisteminde birleştirilecek. Bunun dışında Türk şirketi, Türkmenistan’da 3 elektrik santrali, 1.5 milyar $lık ve 4 yılda tamamlanacak Türkmenbaşı Uluslararası Deniz Limanı projesinin inşaatını sürdürüyor. Bu arada, Türk müteahhitlik sektörü bu sene Türkmenistan’da önemli başarılara imza attı. Türk şirketleri, bu ülkede 10,6 milyar dolar değerinde müteahhitlik işi aldı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
25.12.2013
BerdimuhamedovileÇalıkyeniprojelerideğerlendirdiBerdimuhamedov ile Çalık yeni projeleri değerlendirdi
Boyarkin: Rusya nükleer teknolojide dünya lideri
Zaman
23.12.2013
14:46
Rusya Nükleer Kamu Şirketi Rosatom Overseas Genel Müdür Danışmanı Sergey Boyarkin, ülkesinin nükleer teknolojide dünya lideri olduğunu belirtti. Nükleerde dünya pazarının yüzde 30’unun Rusyanın elinde olduğunu anlatan Boyarkin Uranyum zenginleştirmede dünya lideriyiz. Dördüncü nesil nükleer santralleri 2020 yılında kullanmaya başlıyoruz. Biz bu alanda diğer ülkeleri 20 yıl geçtik. ifadesini kullandı. Mersinin Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Beldesine nükleer santrali yapacak olan Rusatom Overseas Genel Müdür Danışmanı Sergey Boyarkin, Cihan Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Nükleer enerjide bazı ülkelerde yaşanan tasarım hatalarını anlatan Boyarkin, nükleer santralin tasarımında temel ilkenin çevrenin kirletilmemesi olduğunun altını çizdi. Boyarkin, bunun için gereken 3 temel güvenlik işlemi hakkında bilgi verdi. Birincisinin reaktivitenin kontrol edilmesi olduğunu ifade eden Boyarkin Bu durum Çernobil’de yoktu. İkincisi, reaktördeki ısının uzaklaştırılması ve tahliyesidir. Bununla ilgili kaza Amerika Birleşik Devletleri’nde 1979 yılında yaşandı. Üçüncü güvenlik tedbiri ise radyoaktivitenin her türlü kazada lokalize edilmesidir. Bu da Fukuşima’da yapılamadı. Dolayısıyla dünyada gerçekleşen 3 nükleer santral kazası da bu 3 güvenlik ilkesi yerine getirilemediği için oldu. dedi. Güvenlik işleminin elektrik olmadığında da yerine getirilebilmesi gerektiğini vurgulayan Boyarkin, güvenliğin dış etkenlerden arındırılmış olmasının şart olduğunu kaydetti. Fukuşima kazasından sonra güvenlik işleminin farklı sistemlerle gerçekleştirilmesi gerektiği sonucuna varıldığını vurgulayan Boyarkin şöyle devam etti: Nükleer santral, hem aktif hem de pasif güvenlik sistemleri ile donatılmış olmalıdır. Acil durumlar için personel güvenliği temin edilmelidir. Günümüzdeki santrallerde bu göz önünde bulundurulmak zorundadır. En kötü senaryoda bile kaza sonucunda eriyen reaktör yakıtının hapsolacağı bir düzenek olmalıdır. Tüm bunlar Akkuyu NGS Projesi’nde yer alan güvenlik tedbirleridir.Rusya’da kullanılan soğutma kulelerinin neden gerekli olduğu ve deniz suyu sıcaklığına ilişkin sorulara da cevap veren Boyarkin Akkuyu NGS Projesi’nde olduğu gibi deniz suyu ile soğutma, kule sisteminden daha ucuz. Soğutma kulelerine suyu pompalamak için 16 MW’lık bir güce ihtiyaç var. Bu da santral maliyetini yüzde 3 oranında artıran bir unsurdur. Ancak deniz suyu kullanıldığında böyle güçlü pompalara ihtiyaç yoktur. Rusya’da deniz kenarında santral yok. Bu nedenle soğutma kuleleri yapıyoruz. Çin’de Tianwan Santrali Güney Çin Denizi kıyısındadır. Ve burada su sıcaklığı Akdeniz’e göre daha yüksektir. İlk ünite 2005 yılında işletmeye alınmıştır. Bu üniteler gayet başarılı bir şekilde çalışmaktadır. Akdeniz’in su sıcaklığı soğutma için son derece yeterlidir.”Santral çalışanlarının radyasyondan nasıl korunduğu şeklindeki soruya da Boyarkin şöyle karşılık verdi: “Personel güvenliği için özerk ve bağımsız bir yaşam döngüsü var. Güçlü filtreler var. Bu da temiz hava sağlamaktadır. Bunun dışında güçlü enerji besleme sistemleri bulunduruyoruz. Kaza olması durumunda personel için yedek kontrol odası var. Yani dışardan bir etki ile sisteme müdahale olursa, personel yedek kontrol odasına geçerek sistemi yönetebilir.AB ülkelerinde Rusyanın 18 reaktörünün çalıştığını ifade eden Boyarkin bunların gereken stres testlerini geçtiğini vurguladı. Dünya genelinde depremsellik düzeyi yüksek ülkelerde bile kendi teknolojilerinin kullanıldığını anlatan Boyarkin şöyle devam etti: Hatta en ağır depremlerde bile bizim teknolojimiz kendi kanıtlamıştır. Bizim teknolojilerimiz hem küresel hem Avrupa çapında kendini temsil etmektedir. Biz seri üretim tarzını benimsiyoruz. Seri üretim tarzı her zaman bireysel üretim tarzından daha ucuzdur ve daha makuldür. Nükleer teknolojide Rusya şu anda dünya lideri. Dünyada yeni yapılan Nükleer güç santralleri anlamında Rusya yine lider ülke. Yeni üniteler anlamındaki dünya pazarının yüzde 30u bizim elimizde. Şu an dünyada yapılmakta olan 68 adet reaktörün 28i bizim tarafımızdan yapılıyor. Uran zenginleştirmede de biz yine dünya lideriyiz. Çünkü Uranyum zenginleştirme piyasasının yüzde 40ı bizim elimizde. Dördüncü nesil anlamında biz zaten koşulsuz şartsız dünya lideriyiz. Biz diğer ülkeleri 20 yıl geçtik. 2020 yılında biz dördüncü nesil nükleer güç santrallerini dünya çapında kullanmaya başlayacağız.Dördüncü nesil Nükleer Reaktörlerin ekonomik açıdan klasik diye tabir edilen reaktörlerden düşük olmayacağını ifade eden Boyarkin Şu anda işletmekte olduğumuz dördüncü nesil reaktör tipinin üretmiş olduğu elektrik enerjisinin fiyatı normalden yüzde 30 daha fazla. 2014 yılında devreye alacağımız Nükleer Güç Santralinin ünitesi yüzde 10 daha fazla olacaktır. 2015 yılında ise yine dördüncü nesil reaktörü devreye alarak 2020 yılında bunu tamamlamayı düşünüyoruz ve 2020de ise dördüncü
Zaman
Son Dakika
23.12.2013
BoyarkinRusyanükleerteknolojidedünyalideriBoyarkin Rusya nükleer teknolojide dünya lideri
Putin: Suriye ve İran sorununu Washington'la birlikte çözdük
Zaman
19.12.2013
15:37
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye kimyasal silah sorunu ve İran nükleer programı ile ilgili konuları tek başlarına çözmediklerini, Amerikalı, Avrupalı ve Çinli dostların katkıları ile çözdüklerini söyledi.Yıllık basın toplantısında bir muhabirin, “Son zamanlarda Rusya’nın yaptığı teklifler uluslararası arenada ilgi gördü. Öncelikle Suriye ve İran’a yönelik olan konuları kastediyorum. Sizce bu olumlu gidiş devam edecek mi?” sorusuna cevap veren Rus lider, uluslararası kamuoyunun iki konuda sağlanan başarıda büyük katkıları olduğunu ifade etti.Avrupa, AB ve Çin olmadan bu çalışmaların yapılmasının mümkün olmayacağına değinen Putin, “Biz bir taraftan başka tarafa koşuşturmadık, bizim prensip olarak bir yaklaşımımız var. Bu yaklaşımımız uluslararası hukuk prensibine dayalı. Ve biz bununla gurur duyabiliriz. Ancak şunu tekrarlamak istiyorum, meslektaşlarımız olmadan bunu başarmamız mümkün olmayacaktı. Biz onlara bu konuda müteşekkiriz. Bir şeyler biz teklif etmiştik, bir şeyler de Amerikalılar, Avrupalılar ve Çin teklif etti. Bu ortak çalışmanın bir sonucu, diğer türlü bu konuyu görmek yanlış olur.” değerlendirmesinde bulundu.Uluslararası sorunların çözümleri konusunda çalışmaların süreceğine değinen Rus lider, “Bildiğiniz gibi gelecek yıl biz G8 kabul edeceğiz. Gündem birlikte belirlenecek, bu G8’in bir geleneği. En zor konular belirlenecek ve her ülke için mümkün olan çözüm aranmaya çalışılacak.” dedi.İran’a yönelik yeni yaptırımların karşı tepkilere neden olacağı uyarısında bulunan Putin, önümüzdeki dönemde Tahran’a bir ziyaret gerçekleştirebileceğini de söyledi. İran’ın sivil amaçlı nükleer enerji kullanım hakkı olduğunu savunan Putin, uluslar arası toplumun ayrımcılık yapmaması gerektiğini vurguladı.Gürcistan’da yönetimin değişmesinin ardından bu ülkeye yönelik şahsi tutumunun değiştiğini kaydeden Putin, Gürcistan halkına karşı da eskisi kadar iyi ve sıcak kalmaya devam ettiğini belirtti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
19.12.2013
PutinSuriyeveİransorununuWashingtonlabirlikteçözdükPutin Suriye ve İran sorununu Washingtonla birlikte çözdük
"Avrasya kaplanı" genç Kazakistan 22 yaşında (Haber - Analiz)
Zaman
16.12.2013
14:05
16 Jeltoksan (Aralık) Kazakistan için son derece önemli bir gün. Bu sene Kazakistan 16 Aralık’ta bağımsızlığının 22. yıl dönümünü kutluyor. Çok kısa sürede büyük başarılara imza atan Orta Asya’nın merkezindeki genç ve dinamik ülkenin Avrasya coğrafyasındaki bu göz kamaştırıcı yükselişi Türk dünyası açısından önemli kazanım olmasının yanı sıra ekonomik kalkınma açısından da bütün dünyaya örnek olacak nitelikte. 16 Aralık 1991 yılında bağımsız olan ülke aynı gün iki büyük olayı birlikte yaşıyordu. Birincisi yıllardır mücadelesini verdikleri bağımsızlıklarını kazanmışlardı. İkincisi ise Komünist rejim son bulmuştu. Kazakistan ve bölgedeki diğer ülkeler buna hazırlıklı mıydı değil miydi bilinmez ama bilinen tek gerçek vardı o da yeni dönemin ilk yılları çok sancılı geçecekti. Fakat geçen 22 yıllık süreçte Kazakistan adeta çağ atlayacak, kişi başına düşen milli geliri 15 bin dolara yaklaşacak ve doğrudan ülkeye gelen yabancı sermaye ise 172 milyar dolar olacaktı. Ülkenin orta kısmında bulunan Astana şehrini başkent yapan Türk dünyasının Ak Sakalı Nursultan Nazarbayev, adeta bu da benim çılgın projem diyerek kimsenin tahmin dahi edemeyeceği kısa bir sürede bozkırın ortasında yeniden bir şehir inşa etmeyi başaracaktı.Ancak Kazakistandaki yaşanan bu hızlı ve baş döndürücü değişimin nasıl olduğunu anlayabilmek için bağımsızlık sürecindeki yaşanan sıkıntılı günlere kısaca değinmek gerek. Öncelikle, Sovyetler Birliği’nin dağılması ile çalışmakta olan fabrikalar bir anda kapanmaya başlamış ve bu fabrikaların durması ile birlikte ülkede üretim durma noktasına gelmişti.Kendi iç meseleleri ile ilgilenerek tamamen iç siyasete dönen Sovyet yönetimi ise Türk Cumhuriyetlerindeki bütün ekonomik faaliyetlerini durdurmuştu. Bütün bunlar yaşanırken Kazakistan’da ekonomideki yüzde 50’lere varan daralma, her geçen gün artan işsizlik oranları ve sermaye yetersizliği gibi problemler kısa vadede sonuç alınmasını imkansız hale getiriyordu. Ülke adeta komünizmden kurtulmuş ama adeta kapitalizmin acımasız yüzü ile karşı karşıya kalmıştı. Kazakistan’da her geçen gün her konuda varlığını hissettiren büyük bir boşluk görünüyordu. Bu şartlarda bir çok uzman Kazakistan’ın bir devlet olarak yaşamını sürdürebileceğini dahi düşünemiyordu.KARİZMATİK LİDER NAZARBAYEVİşte tam bu sırada, Kazakistan bütün bu olumsuzluklarla nasıl mücadele edeceğini düşüne dursun ülkede karizmatik duruşu, aklı selim kararları ve gerek ekonomik gerekse de siyasi arenada son derece akıllı hareket eden bir lideri vardı. İşte o lider aynı zamanda bağımsız Kazakistan’ın ilk cumhurbaşkanı olan Nursultan Nazarbayev’di. İşte böyle bir ortamda gerçek manasıyla halkını ve ülkesini seven güçlü bir lidere ihtiyacı vardı Kazakistan’ın. Asıl mesleği metalurji mühendisi olan Nazarbayev, siyaset sahnesinde de kısa süre sonra en tepeye yükselerek ülkedeki birliği kuracak, enerji ve sanayi adına ciddi adımlar atacaktı. Elbette dünyanın 9. büyük bir coğrafyasına sahip olmak ve kontrolü elinde tutmak kolay olmayacaktı ilk günlerde. Ama ülke genelinde gösterdiği üstün performans ve bitmez tükenmez bilmeyen enerjisi ile Nursultan Nazarbayev, halk nazarında da kısa sürede kabul gördü. KAZAKİSTAN – ÇİN DOSTLUĞU PETROL ZEMİNİNDE DERİNLEŞİYORÜlkesinin refahının büyük ölçüde enerjiye dayandığını söyleyen Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev, Çin ile enerji işbirliğini yoğunlaştıracaklarını her fırsatta belirtiyor. Kazakistan, Çin ile ikili ticaretin 2015 yılında 15 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor. İki ülke aynı zamanda siyasi alandaki karşılıklı güveni arttırmayı stratejik işbirliğini güçlendirmeyi, ekonomi, ticaret ve enerji başta olmak üzere her alanı kapsayan işbirliğini genişletmeyi de arzuluyor.Öte yandan hızlı ekonomik gelişmesini sürdürülebilir kılmak ve bunun ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak isteyen Çin’in bu bağlamda Kazakistan ile yaptığı anlaşmalar Kazakistan’ın Orta Asya’da paylaşılamaz bir hale geldiğini açıkça gösteriyor. ABD, ÇİN VE RUSYA ÜÇGENİNDEKİ KAZAKİSTANBu sene bağımsızlığının 22. yılını kutlayan Kazakistan son yılların en hızlı diplomasi trafiğini de yaşadı. Bir yandan Özellikle Çin ile başta petrol olmak üzere bir çok alanda yaptığı anlaşmalar diğer yandan Rusya ile yakın ve ikili ilişkiler bir yandan da bu ilişkilerin dışında kalmak istemeyen ABD. İki ülke ilişkilerin çok daha genişlediği dikkate alınırsa, ABD’nin meydanı Rusya ve Çin’e bırakmaya hiç de niyeti yok gibi. KAZAKİSTAN VE AVRUPA BİRLİĞİKazakistan bütün bu gelişmelerin yanı sıra gerek Rusya, gerek Çin ve gerekse de ABD ile olan ilişkilerinin yanında AB ile ilişkileri geliştirmek adına da bugüne kadar büyük adımlar attı. AB bugünkü ve gelecekteki uranyum ihtiyacı için uranyum kaynaklarını çeşitlendirmek ve bu amaçla bundan sonra daha çok Kazak uranyumu kullanmayı planlıyor. Kazakistan bugün Avustralya ve Kanadadan sonra dünyanın üçüncü büyük uranyum üretic
Zaman
Son Dakika
16.12.2013
AvrasyakaplanıgençKazakistan22yaşında(Haber-Analiz)Avrasya kaplanı genç Kazakistan 22 yaşında (Haber - Analiz)
Günseli Ö. Ocakoğlu - Haberde markadan söz etmek reklamdan sayılırsa
Zaman
09.12.2013
01:54
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Ekonomi Gazetecileri Derneği üyeleriyle buluşarak Yeni Tüketici Yasası’yla kördüğüm olmuş sorunlara getirilen çözümleri paylaştı.Bakan Yazıcı’nın açıklamalarını üç ana başlıkta toplamak mümkün; 1- Bankalar ve dayatmaları. 2- Ayıplı ürün ve hizmetler ve mal iadesi. 3- Pazarlama iletişimi. Toplantıda Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Ramazan Ersoy’a kanunun 61. maddesinin 4. fıkrasından söz ettim; “Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticarî unvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.” Eğer öyleyse; 1- Soyadını markaya verenler, 2- Markalaşma sürecinde olanlar, 3- PR sektörü ve daha da önemlisi biz haberciler haber yazarken ne yapacağız?Patronlar 2014’ü nasıl görüyor?Patronlar Kulübü, Özgül Group Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Özgül’ün ev sahipliğinde toplandı. Manifesto PR’ın hizmet verdiği şirketlerin dışında konukların da davetli olduğu toplantıya Polisan Holding CEO’su Erol Mizrahi, ANAR Genel Müdürü İbrahim Uslu, Manifesto İş Geliştirme’den Ayfer Toprak, Özgül Group Yönetim Kurulu üyeleri Saruhan Doğan ve Fatih Ayhan, Özgül Group İcra Kurulu Üyesi Seda Yazgan, ERA Gayrimenkul YKB Can Ekşioğlu, Hürriyet köşe yazarı Vahap Munyar, Polisan Holding YKB Necmettin Bitlis, Borusan Holding İcra Kurulu Üyesi Mehmet Betil, Socar Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, Sotheby’s YKB Çiğdem Hitay, Sabah Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz, Big Chefs Kurucu Ortağı Gamze Cizreli ve Saruhan Tan, Reysaş Holding YKB Durmuş Döven, Altınbaş YKB İmam Altınbaş, Kıran Holding YKB Gökhan Kıran, Metsan İcra Kurulu Üyesi Cemalettin Satoğlu, Özülke İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Aydoğan, Patronlar Kulübü Genel Yayın Yönetmeni Ozan Pezek, CESKA Enerji ve Çelik İnşaat YKB Kazım Çelik, Günaydın Et Kurucu Ortağı Cüneyt Asan, Sancak Holding YKB’si Haydar Sancak, Giz High-End Estate Genel Müdürü Özgür Baykurt, Özgül Group Yönetim Kurulu Üyesi Gabil Hüseyinov, Toya Yapı YKB Zafer Topaloğlu, Liv Yapı YKB Sönmez Aydın ve Liv Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Seda Aydın ile AK Parti Milletvekili Zeynep Karahan Uslu katıldı. Grup, bu kez 2013’ü değerlendirerek 2014 öngörüsünde bulundu: Patronlar, ekonomik büyümenin devamlılığı için siyasi istikrara dikkat çekti. 2014 için her ne kadar umut varsa da yükselen toplumsal tansiyon endişeli bulunuyor. Şeref Oğuz, “Dikiz aynasına bakarak otomobili süremezsiniz, 2014’e bakalım!” deyince önümüzdeki yılın en önemli konusunun enerji olacağı ve gelişmelere bakarak, Türkiye piyangosuna büyük ödül çıktığını söyledi. Ömer Faruk Özgül, petrol boru hatlarının akışkanın yanı sıra barış taşıdığını, Kenan Yavuz başta Star Rafineri olmak üzere SOCAR yatırımlarının Türkiye’ye kalıcı katma değer oluşturacağını dile getirdi. Cüneyt Asan’a, Ali Sabancı’nın Günaydın’ları aldığına dair söylemler olduğunu sorunca, “Başka görüşmelerimiz de var. Bir başka grup daha teklif getirdi ki, bu teklif diğerlerinin önüne geçebilir. Bizim beklentimiz, yurtdışında 100 restoran açacak vizyonu ortaya koyacak bir ortaklık. Satış gerçekleşmedi, görüşmelerimiz sürüyor.” dedi. Gamze Cizreli ve Saruhan Tan’ın başarılı ortaklığı Big Chefs’in 20 restoranlık bir zincire ulaştığını ve büyümeye 2014’te de devam edileceği söylendi. Saruhan Tan, Birleşmiş Markalar Derneği eski başkanı olarak, yapılan işte başarılı olmanın yetmediğine, üretimin hak ettiği değerde satılması için markalaşmanın gerekli olduğuna vurgu yaptı. İmam Altınbaş’a son dönemde Etiyopya Omo Vadisi’ne yaptığı pamuk tarımına ilişkin sorular yöneltildi ve Bursa Etiyopya fahri konsolosu da olan Altınbaş’tan Etiyopya’ya gitme sözü alındı. Önümüzdeki günlerde Sahra Altı’na gidilecek, Patronlar Kulübü’nün bir amacı da üyeleri arasında işbirliği alanları oluşturmak.Toplumsal kırılganlıklarımız giderek artmışAK Parti’nin toplumsal nabzı tutmak için özellikle kurulan ANAR Araştırma Şirketi’nin Genel Müdürü İbrahim Uslu da Patronlar Kulübü’nün davetlileri arasındaydı. Hükümet kanadının gündeme bakışını öğrenmek için bulunmaz fırsat. Uslu’ya 2014’ün en önemli konularını sordum; 3 büyük seçim; yerel seçim, cumhurbaşkanlığı ve erken seçim ihtimali. 3 önemli başlık; 1- Lider seçimi 2- Çözüm süreci ve 3- Toplumsal çatlağın derinleşmesi 3 kırılma noktası; 1- Çözüm sürecinin bir kez daha dumura uğraması 2- Koalisyonlar dönemi 3- Liderden artan beklentilere rağmen yalnız bır
Zaman
Köşe Yazıları
09.12.2013
GünseliÖOcakoğlu-HaberdemarkadansözetmekreklamdansayılırsaGünseli Ö Ocakoğlu - Haberde markadan söz etmek reklamdan sayılırsa
Bosch Termoteknik Manisa'dan 34 ülkeye ihracat yapıyor
Zaman
05.12.2013
15:27
Manisa’dan 34 ülkeye ihracat yapan Bosch Termoteknik, 2013 yılını 600 bin adet kombi üretim rekoruyla kapatacak. Enerji, verimli ısıtma, soğutma sistemleri ve sıcak su çözümlerinde Avrupa’nın lider tedarikçilerinden Bosch Termoteknik, Manisa’da bulunan fabrikasından Avrupa, Kafkaslar, Ortadoğu, Körfez Bölgesi, Latin Amerika ve Uzakdoğu’daki toplam 34 ülkeye ısıtma çözümleri sunuyor. Arge yatırımlarıyla öne çıkan ve üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden şirket, 2013 yılını 2012deki 500 bin kombi rekorunu geçerek 600 bin adetle kapatacak. Fabrikada Bosch Termoteknik Genel Müdürü Akın Kazak, Teknik Genel Müdür İrfan Bayrak ve Satış Genel Müdürü Zafer Polat, basın mensuplarıyla biraraya geldi. Burada bir sunum yapan Kazak, Türkiye genelinde binin üzerinde, Manisa’da ise 870 çalışanı bulunan şirketin duvar tipi kombiler, yer tipi kazanlar, sıcak su ve ısı pompaları, havalandırma/iklimlendirme ve ticari ürünler olmak üzere altı iş kolunda faaliyet gösterdiğini söyledi. Genel Müdür Kazak, 109 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren Manisa fabrikasında ise duvar tipi kombi ve komponentleriyle ısı pompaları üretimi yapıldığını bildirdi. Hem sıcak su hem de ısınma ihtiyacını karşılayan 24 cihaz ailesi için 800’den fazla tipte üretim yapılan fabrikada ayrıca bakır, paslanmaz ve plakalı eşanjörlerle 2 bin çeşidin üzerinde bakır boru üretildiğini ifade etti. Akın Kazak, 2012 yılında 308 milyon euro satış cirosu bulunan Bosch Termoteknik Türkiye’nin üretiminin yüzde 46’sını konvansiyonel, yüzde 54’ünü ise yoğuşmalı cihazların oluşturduğunu kaydetti. Fabrikaya 5 milyon eurosu 2013te olmak üzere son beş yılda 32 milyon euroluk yatırım yapıldığını bildirdi. Manisa fabrikasının, üretimin yanısıra ürün tasarımı ve geliştirmeyle de ön plana çıktığını aktaran Kazak, “2010 yılında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından verilen ar-ge merkezi belgesiyle tasdik edilen Manisa Ar-Ge Merkezi’nden, bütün dünyaya teknoloji transfer ediliyor. 70’ten fazla mühendis ve teknisyenden oluşan ekibin çalıştığı merkezde son üç yıl içinde 14,3 milyon euroluk ar-ge harcaması yapıldı. Merkeze yapılan yatırımın, önümüzdeki iki yılda 10 milyon euroyu aşması bekleniyor. Bosch sistemi içinde konvansiyonel tip kombi geliştirme yetkinlik merkezi ve geliştirme testleri yetkinlik merkezi olma ayrıcalığına sahip olan merkezin, toplam 16 patent başvurusu bulunuyor.” şeklinde konuştu. Genel Müdür Kazak, 2011 ve 2012 yıllarında 500 binin üzerinde adetle fabrika tarihinin en yüksek üretimini yapan Bosch Termoteknik Türkiye Manisa Fabrikasının, 2013’ü yeni bir üretim rekoruyla kapatacağını bildirdi. Yıl sonuna kadar 600 binin üzerinde kombi üretmesi planlanan fabrikanın, bu rakamla Bosch fabrikaları arasında en fazla kombi üreten olma unvanını koruyacağını ifade eden Kazak, orta vadeli hedefinse üretimini ikiye katlamak olduğunu söyledi. Son üç yılda büyüyen bir trend içinde olduklarını, aynı trendin 2014 yılında devam edeceğini, 2014’te hedeflerinin 600 binin üzerinde kombi üretmek olduğunu dile getirerek, “Ürünlerimizin yüzde 70’ini 34 ülkeye ihraç ediyoruz, yüzde 30’u da iç pazara gidiyor. Bu sene euro bazında yüzde 18, lira bazında yüzde 25 büyüdük. Önümüzdeki sene yüzde 11 büyümeyi hedefliyoruz.” dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
05.12.2013
BoschTermoteknikManisadan34ülkeyeihracatyapıyorBosch Termoteknik Manisadan 34 ülkeye ihracat yapıyor
Erdoğan'ın ziyareti Rus basınında: Suriye, ŞİÖ'ye Türkiye'den daha yakın
Zaman
23.11.2013
14:45
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya ziyareti ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı ortak basın toplantısı, Rus basınında geniş yer buldu. Putin’in programlarını takip eden Kommersant gazetesinden Andrey Kolesnikov, “Espri seviyesi yüksek konuşmalar” başlığı ile bir yazı kaleme aldı. Ortak basın toplantısında sadece Suriye konusunun ciddi olarak değerlendirildiğini ifade eden Kolesnikov, diğer başlıklardaki esprileri okuyucuları ile paylaştı. Ünlü gazetecinin, Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üyelikle ilgili teklifini, “Öyle görülüyor ki, Suriye Şanghay’a Türkiye’den daha yakın” şeklinde yorumlaması dikkat çekti.Putin’in, Türkiye’nin AB ile işbirliği tecrübesini ironik bir şekilde hatırlatması üzerine, Erdoğan’ın “50 yıllık bir tecrübe.. Şanghay’a Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın…” önerisini hatırlatan Kolesnikov, “Putin’in bu teklifi kapması gerekiyordu. Ama çok ciddi ve sakin bir cep verdi: ‘Türkiye’nin uluslar arası arenada aktif oluşu uluslararası örgütlere katılımı gerekçelendiriyor.’ ” değerlendirmesinde bulundu.Basın toplantısında Erdoğan’ın “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamaya da varız. Dediğim gibi, ŞİÖ olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” ifadelerini değerlendiren Rus gazeteci, “Bir an öyle göründü ki, Recep Tayyip Erdoğan için temelde nereye girileceği önemli değil, yeter ki bir yere alsınlar…” şeklinde yazdı.Her şeyin bu kadar basit olmadığını yazan Kolesnikov, “Sayın Putin’in pozisyonu da, ŞİÖ de bu kadar basit değil. Öyle görünüyor ki, Şİ֒ye Suriye, Türkiye’den daha yakın…” yorumunu yaptı.TÜRKİYE, RUSYA’YA YAKLAŞTIResmi Vesti televizyonu, ziyaretle ilgili “Türkiye Rusya’ya daha da yaklaştı” başlığını atarak Erdoğan’ın Ankara’nın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üye olmak isteğini ziyarette dile getirdiğini kaydetti. Ankara’nın Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında oluşturulan Gümrük Birliği ile serbest ticaretten yana olduğunu vurgulayan Vesti, Avrasya coğrafyasında yeni siyasi konturların doğduğuna işaret etti. Televizyon, Putin ve Erdoğan’ın Suriye konusunda farklı duruşları olduğuna dikkat çekti.Her iki lider arasında uzun yıllara dayalı bir dostluk bağının olduğunu vurgulayan resmi Rus televizyonu Birinci Kanal, görüşmelerde ilişkilerin tüm detaylarının ele alındığını kaydetti. Güney Akım doğalgaz boru hattının Karadeniz’in Türk ekonomik sahasında inşaatının başladığına, Rusya’nın Mersin Akkuyu’da nükleer enerji santrali inşaatını yaptığına, Sakarya’da Rus otomobil fabrikasının üretimine başladığına ve Türkiye’ye yönelik Rus turist sayısının 4 milyonu bulduğuna dikkat çekti. Televizyona göre Suriye’de akan kanı durdurmak için Erdoğan St. Petersburg’dan tüm dünyaya seslendi. Erdoğan’ın “Suriye halkının tercihini yapmasına ve kaderini belirlemesine fırsat verelim” sözlerini Putin’in de desteklediğini vurguladı. 5.Kanal da Erdoğan’ın Putin’den Türkiye’nin Şİ֒e alınması ve Gümrük Birliği ile serbest ticaret bölgesi oluşturulması isteğinde bulunduğunu ifade etti. Kanal, “Putin de bu tür ilişkilere ilgi duyduğunu ifade etmekle yetindi.” şeklinde yorumladı.Rus NTV kanalı Erdoğan ve Putin’in, dünya gündeminde başta Suriye ve Yukarı Karabağ olmak üzere zor sorunların çözümü hususunda kapalı kapılar arkasında görüşmeler yaptığını kaydetti.Resmi Rossiyskaya Gazeta gazetesi, görüşmede Putin’in Suriye sorununun çözümü için Cenevre-2 uluslar arası konferansın bir an önce yapılması için çağrıda bulunduğunu ifade etti. Gazeteye göre, görüşmelerde iki lider Suriye konusuna çok zaman ayırdı. Rusya’nın Sesi radyosuna göre, Putin iki ülke güvenlik görevlileri arasında işbirliğinin artırılmasının, Soçi-2014 Kış Olimpiyat Oyunları hazırlıkları bağlamında önem arz ettiğini vurguladı. Haberde Putin ve Erdoğan’ın basın toplantısında espriler yaptığına da işaret edildi.Vesti FM radyosu, Putin’in her iki ülkede karşılıklı turizm yılı yapılmasını önerdiğini kaydetti.Vedomosti gazetesi, “Türkiye Şİ֒e üye olmak istiyor” başlıklı haberinde, “Erdoğan Putin’den Türkiye’nin Şİ֒e alınması isteğinde bulundu. Putin Ankara’nın bu girişimini desteklediğini ifade etti.” yorumunu yaptı.“PUTİN’DEN ERDOĞAN’IN EŞİNE DESTEK”Moskovski Komsomolets gazetesi, Rusya’da tutuklu bulunan Greenpeace üyesi Gizem Akhan’la ilgili soruya cevap veren Putin’in, “Erdoğan eşi ile geldi, kendisi o kızı uçağı ile götüremez…” esprisine dikkat çekti. Gazete, “Putin Erdoğan’ın eşini destekledi” başlıklı haberinde iki liderin ikiz kardeşler olmamasına rağmen bir çok konuda benzediklerini belirtti. Gazeteye göre, Erdoğan ve Putin sert karakteri olan liderler ve her şeyi kontrollerinde tutmayı seven kişiler.” yorumunda bulundu. Komsomolskaya Pravda gazetesi, Putin’in Türk inşaat firmalarının kaliteli iş yaptığını övdüğünü yazdı.Benzer haber ve yorumlar Ria Novosti, İTAR-TASS, İnterfaks, RBK, Vestnik Kavkaza (VK), R
Zaman
Son Dakika
23.11.2013
ErdoğanınziyaretiRusbasınındaSuriyeŞİÖyeTürkiyedendahayakınErdoğanın ziyareti Rus basınında Suriye ŞİÖye Türkiyeden daha yakın
Bizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
Zaman
23.11.2013
05:45
St. Petersburg’daki Rusya-Türkiye zirvesinde Avrupa Birliği üyelik süreci de gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Rus lider Putin’in Türkiye’nin uzun üyelik sürecine gönderme yapmasının ardından, “50 yıllık bir tecrübe. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” şeklinde konuştu.Türkiye ile Rusya arasında ortak bakanlar kurulu gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı St. Petersburg’da yapıldı. Toplantıdan sonra konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin AB tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, “Çok doğru. 50 yıllık tecrübe, kolay değil.” iğnelemesi, Putin’i güldürdü. Erdoğan ardından “Gelin Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” diye seslendi.Başbakan Erdoğan, bir Rus gazetecinin kendisine yönelttiği, “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğiniz doğru mu?” sorusunu cevaplarken de Şanghay konusundaki ciddiyetini vurguladı. Başbakan, “Avrasya Birliği ile serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” dedi.ÜDİK zirvesinde Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yer aldı. İki liderin başkanlık ettiği zirvede enerji işbirliği, ticaret, Yukarı Karabağ sorunu ve Suriye konusu gündeme geldi. Erdoğan, ağırlıklı gündem maddesi olan Suriye konusunda muhatabına Beşşar Esed’siz geçiş formülü üzerinde uzlaşılması önerisi getirdi. İç savaşta Esed’den yana tavır alan Putin’in ise geleneksel çizgisinden taviz vermediği öğrenildi.ORTAK OTOMOBİL ÜRETME PLANIOrtak bakanlar kurulu toplantısı şeklinde yapılan zirvenin ardından Putin ile basının karşısına geçen Erdoğan, özellikle iki ülkenin enerji alanında hangi yeni adımları atabileceğini görüştüklerini söyledi. 2020 itibarıyla ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Sanayi ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Putin de Rus firması Gazella’nın Türkiye ile ortak otomobil üretimi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rusya, enerji alanında Türkiye’nin birinci sıradaki tedarikçisi konumunda. Doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Mersin Akkuyu da Rus şirketleri tarafından inşa edilecek.SURİYE ÇAĞRISIErdoğan, St. Petersburg’dan uluslararası topluma bir kez daha ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Erdoğan, Suriye’de barışçıl sürecin başlamasını hedefleyen Cenevre II Konferansı’nın bir an önce toplanması gerektiğini belirterek, “Cenevre II’ye gelince başından itibaren destekledik ama ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz ve temenni ediyoruz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok, kaybedilen zaman Suriye’deki rejime zaman kazandırmaktadır.” diye konuştu. Rus lider de, “Rusya, Suriye yönetimini bu konuda ikna etme sorumluluğunu üstlendi ve biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi ortaklarımızın da aynı şeyi muhalefeti ikna etmek konusunda yapması gerekir.” dedi.Toplantıda, Expo 2020 ticaret fuarına hem İzmir’in hem de Rusya’nın Yekaterinburg şehrinin aday olması da konuşuldu. İki lider, hangi şehir elenirse diğerinin desteklenmesi konusunda fikir birliğine vardı. Putin basın toplantısında, “En güzel seçenek tabii ki Yekaterinburg. O olmayacaksa İzmir’de olsun. Tabii Sayın Başbakan tam tersi düşünüyordur.” diye espri yaptı. Erdoğan da buna, “Fakat en çok korktuğum; ikisi birden çıkarsa ne olacak?” karşılığını verdi. Toplantının ardından gümrükler, enerji ve resmî haber ajansları konularında 5 ayrı anlaşma imzalandı.PUTİN’DEN ‘GİZEM’Lİ ESPRİBasın toplantısında Rusya’daki Greenpeace eyleminde tutuklanmasının ardından önceki gün St. Petersburg mahkemesince serbest bırakılan Türk vatandaşı Gizem Akhan da gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, “Beraberinizde Gizem’i de Türkiye’ye götürme ihtimaliniz var mı?” sorusu yöneltilince araya giren Rusya lideri Putin, “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi, kızı nasıl götürecek?” esprisi ile salonu güldürdü. Erdoğan, “kefaletle zaten bırakılmış olması önemlidir. Yargı süreci devam etmektedir. Ama demir parmaklıkların arkasından çıkmak çok çok önemlidir. Özgürlüğün tadını bilenlerdenim.” ifadelerini kullandı.Şanghay İşbirliği Örgütü: Batı’ya karşı alternatifBaşbakan Erdoğan’ın daha önce de Türkiye&rs
Zaman
En Çok Okunan
23.11.2013
BiziŞanghay’aalınABsıkıntısındankurtarınBizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
Toplam "170" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti