Habergec.Com Aranan Kelimeler:yeni lider yeni enerji Değerlendirme: 10 / 10 358112
habergec.com
20.04.2014 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

yeni lider yeni enerji

Koç: Ülkemizin yarınları için yatırımlarımız sürecek
Zaman
05.04.2014
13:01
50.ci genel kurul toplantısında konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 2013’ü başarıyla kapattıklarını söyledi. Koç, “Geçmişimizden aldığımız güçle, iş ortaklarımızla birlikte yarınımızı inşa ediyor; uzun soluklu hedeflerimize, yatırımlarımıza ve istihdam oluşturmaya devam ediyoruz.” dedi.Koç Holding’in 50’nci olağan genel kurul toplantısı, dün şirketin İstanbul Nakkaştepe’deki merkezinde gerçekleştirildi. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, topluluğun kuruluşunun 88’inci yılında tarihinin en büyük organik yatırım döneminden geçtiğini söyledi. Koç, “Çalışanlarımız ve iş ortaklarımızla ülkemize kattığımız değeri her geçen gün artırabilmiş olmaktan ve 50’nci genel kurulumuzda sizlerle bu neticeleri paylaşıyor olmaktan mutluluk ve gurur duyuyoruz. Geçmişimizden aldığımız güç ile tüm iş ortaklarımızla birlikte yarınımızı inşa ediyor; uzun soluklu hedeflerimize, yatırımlarımıza ve istihdam oluşturmaya devam ediyoruz.” dedi. Genel kurulda holdingin yatırımcıları, pay sahipleri, iş ortakları ve çalışanlarına seslenen Mustafa Koç, Türkiye’nin en köklü sanayi kuruluşu Koç Holding’in bu yıl 50. genel kurulunu yaptığına işaret etti. Konuşmasında 2013 yılını ve dünyadaki ekonomik gelişmeleri değerlendiren Mustafa V. Koç, FED’in mayıs ayında açıkladığı yeni kararlar neticesinde finansal piyasalarda yatırımcıların pozisyonlarını yeniden belirlediğini, şimdiye kadar yüklü miktarlarda yabancı yatırım çeken gelişmekte olan ülkelerin cazibesinin kısmen azaldığını, yatırımcıların daha önceleri uzak durdukları gelişmiş ülke varlıklarına geri dönmeye başladıklarının gözlendiğini kaydetti. Bol ve ucuz global likidite ortamında çok yüklü miktarda yabancı portföy yatırımı çeken Türkiye’nin de bu gelişmelerden oldukça etkilendiğini aktaran Koç, “Her sektör bu yeni konjonktürden farklı etkilense de toplam netice değerlendirildiğinde Koç Topluluğu olarak 2013 yılını yine de başarılı bir şekilde kapattık.” şeklinde konuştu.Geçen yıl uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları S&P ve Moodys’in, Koç Holding’in uzun vadeli kurumsal kredi notunu ‘yatırım yapılabilir’ olarak belirlediğine işaret eden Mustafa V. Koç, “Gururla görüyoruz ki Koç Topluluğu, uluslararası finansal piyasaların Türkiye için güvendiği ve inandığı en önemli adreslerdendir.” ifadelerini kullandı. Koç, geçen sene Koç Holding’in halka açık hisselerinin yabancı yatırımcılardaki kısmının Borsa ortalamasının da üzerinde, yüzde 78 seviyelerinde seyrettiğini kaydetti.Mustafa Koç, uzun vadeli ve stratejik bakış açısıyla şirketlerin yeni ürünlere, markalara ve Ar-Ge faaliyetlerine yaptıkları yatırımların hız kesmeden devam ettiğini, bu yüksek performansı korumak için operasyonları destekleyecek sağlam bir bilanço, güçlü nakit akışı ve etkin risk yönetiminin, sürdürülebilir bir iş modelinin ‘olmazsa olmazları’ olduğunu dile getirdi. Sağlam malî yapı için güçlü bir ortaklık yapısı ve yönetim takımı gerektiğini vurgulayan Koç, “Bunun için de kurumsal altyapının doğru kurgulanması, şeffaflık, eşitlik, hesap verebilirlik ve sorumlulukların organizasyona entegre edilmesi önemli aşamalardır.” dedi. Koç, bu yönetim anlayışının Koç Topluluğu’nu bugün enerji, otomotiv, savuma sanayii, dayanıklı tüketim, turizm, gıda, perakende ve bankacılık işkollarında lider olarak büyük değer oluşturan bir holding yapısına taşıdığını belirterek, “Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada da örnek bir Türk şirketi olarak ülkemizin değerlerini dünyaya da tanıtan önemli bir oyuncu haline getirmiştir.” dedi. Genel kurulda Koç Holding Yönetim Kurulu adına, 31 Aralık 2013 tarihinde sona eren malî yıla ilişkin temel tespit ve değerlendirmelerini Holding CEO’su Turgay Durak paylaştı. Buna göre holdingin konsolide cirosu 66,2 milyar lira olarak gerçekleşirken, azınlık payı sonrası net dönem kârı ise yüzde 15 artışla 2,7 milyar liraya yükseldi. Şirket 2013’te toplam 6,4 milyar lira kombine yatırım gerçekleştirdi. Koç Holding’in genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeleri seçimi de yapıldı. Yeni yönetim kurulu üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Rahmi M. Koç (Şeref Başkanı), Mustafa Koç (Yönetim Kurulu Başkanı), Temel Atay (Yönetim Kurulu Başkan Vekili), Ömer Koç (Yönetim Kurulu Başkan Vekili), Semahat Arsel (üye), İnan Kıraç (üye), Ali Koç (üye), Dr. Bülent Bulgurlu (üye), Prof. Dr. John H. McArthur (üye), Prof. Dr. Heinrich V. Pierer (üye), Muharrem Hilmi Kayhan (bağımsız üye), Kutsan Çelebican (bağımsız üye), Sanford I. Weill (bağımsız üye), Peter Denis Sutherland (bağımsız üye), Kwok King Victor Fung (bağımsız üye).
Zaman
Ekonomi
05.04.2014
KoçÜlkemizinyarınlarıiçinyatırımlarımızsürecekKoç Ülkemizin yarınları için yatırımlarımız sürecek
Günseli Ö. Ocakoğlu - Liderlik değerleri ve iş dünyamızın en itibarlı liderleri
Zaman
27.03.2014
02:20
Liderlik özellikleri değişik toplumlarda farklılıklar gösterse de tüm dünyada “gerçek lider” arayışı sürüyor.Amerika’da yayımlanan ve 18 yıldan bu yana Türkçesini yayına hazırladığım liderlik mükemmelliği dergisi Leadership Excellence’de değişen dünya ile yeniden şekillenen liderlik yetenekleri hâlâ sorgulanıyor. Dergide de görüyorum ki küreselleşme, teknoloji ve dönüşüm, liderlik özelliklerini şekillendiren birer kilometre taşı olarak kabul ediliyor ancak her defasında görüyorum ki liderin temel özelliklerine geri dönülüyor.Marketing Türkiye’nin 1 Nisan sayısında yayımlanmak üzere Xsight’a “Türkiye’nin en itibarlı iş liderleri” araştırması yaptırılmış. Seçim arifesindeyiz, yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Halkımızın liderlik özelliklerini dile getirdiği ve hatta bir nevi beklentilerini ifade eden çalışmanın bir bölümünü dergide yayımlanmadan paylaşmaya karar verdim. Merak edenler için bir de ön bilgi, araştırmada liderlerin kişisel özelliklerinden ilgi alanlarına, yeteneklerinden yönetim yaklaşımına kadar pek çok ayrıntı yer alıyor.Dürüstlük ve şeffaflık sınıfta kalmış7-14 Mart 2014 tarihleri arasında yapılan çalışmaya İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’da 534 kişi katılmış.Liderde olmazsa olmaz özellikler ve sıralaması oldukça ilginç.Yüksek zekâ düzeyi % 53Yüksek eğitim düzeyi % 29Yüksek bireysel enerji % 26İyi fizikî görünüm % 26Yüksek kendine güven % 21Güvenilirlik % 20Hitabet yeteneği % 20Liderlik becerileri % 14Dürüstlük ve şeffaflık % 13Başarılı projelere imza atmış olmak % 12Profesyonel tavır % 10Bir zamanlar ilk sırada yer alması beklenen dürüstlük ve şeffaflık yeni dönem liderlik özelliklerinde 11. sırada yer alıyor. Elbette bu hal ve gidiş iyiye işaret değil. Anket, katılımcılarının beklentileri yaş kırılımlarına göre de değişiyor; 18-34 yaş arasındakiler ‘yüksek bireysel enerjiye’, 45-54 yaş arası ise ‘yüksek zekâ’ düzeyine daha fazla değer veriyor.Kadınların beklentisi ise farklı. Sonuç odaklılar, lafa değil icraata bakıyor ve liderin ‘başarılı projelere imza atmış olmasını’ çok önemsiyorlar.Peki, “Para pul işlerinin dışında daha derinlikli işlerle uğraşmaları konusunda fikriniz nedir?” sorusuna katılımcıların yüzde 84’ü kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının liderin imajına olumlu yansıdığını söylüyor.İlk 10’da 6’sı aileden gelen mirası korumuş, 4’ü kendi çabasıyla öne çıkmışİş dünyamızın en olumlu imaja sahip insanları sorulduğunda listede soyadıyla aileden gelen itibar mirasını koruyanlar, işini kendi kurarak büyütenler ve profesyoneller olmak üzere karışık bir dağılım var. Soyadıyla listede yer alanlar için sakın ola, “Zaten onlar ağızlarında gümüş kaşıkla doğdular.” dediğimi zannetmeyin ve siz de öyle düşünmeyin. Günümüzde itibarlı soyadlarıyla yola çıkıp hem ailenin itibarını hem de devasa işleri batıranların hikâyesini okuyor, duyuyoruz.En olumlu imaja sahip iş insanları listesinde son dönemde medyada pek çok hal ve durum için tartışılagelen pek çok isim yer alıyor. Bundan da anlaşılıyor ki halkımızın kime, ne kadar, hangi gerekçelerle itibar ettiği genel varsayımlarla kabul edilecek kadar basit değil.Farklı gerekçelerle listeye girmişlerKoç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, yüzde 52 ile listenin başında bulunuyor. İzmir ve sosyoekonomik kırılımın AB grubu, açık ara KOÇ demiş.Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, yüzde 39’luk oranla ikinci sırada yer alıyor. Katılımcılar Sabancı’yı iletişim gücü çok yüksek lider olarak değerlendiriyor.Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv, yüzde 26 ile sıralamada en üstte yer alan ilk profesyonel. Ağırlıklı 25-34 yaş aralığındaki Y kuşağı, Ciliv diyor ve kendine rol model olarak seçiyor. Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, yüzde 26 ile dördüncü sırada.TV 8 Yönetim Kurulu Başkanı Acun Ilıcalı, yüzde 22’yle beşinci sıraya girmiş. Sıfırdan başladığını düşünürsek geldiği yere bakınca kutlamak gerek. Ilıcalı, sosyoekonomik sınıflardan C1’in öykündüğü ve beğendiği lider olarak öne çıkıyor.Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, inişli çıkışlı özel yaşamı, 17 Aralık sürecindeki tartışmalı gözaltına alınışına rağmen listede yüzde 17 oranıyla 6’ncı.BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç’ın aldığı oran yüzde 15. Şahsen Aykaç’ı tanımıyorum ancak basından uzak duruşunun kendi tercihi olduğunu okuyorum. Sanırım, “BİM’in ticarî başarısı, ortada çok lafa gerek yok diyenlerden.”THY Genel Müdürü Temel Kotil, yüzde 12 ile 8’inci sırada.Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı ise yüzde 11 ile listenin 9’uncusu. Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, hakkındaki tüm söylemlere rağmen l
Zaman
Köşe Yazıları
27.03.2014
GünseliÖOcakoğlu-LiderlikdeğerlerivedünyamızınenitibarlıliderleriGünseli Ö Ocakoğlu - Liderlik değerleri ve iş dünyamızın en itibarlı liderleri
Günseli Ö. Ocakoğlu - Enerji tasarrufu elektrik düğmesinden değil, kablodan başlar
Zaman
10.03.2014
02:03
Teknolojinin iş dünyasında oluştura geldiği dönüşüme dikkat çekmek üzere düzenlenen İPZ Anadolu konferanslarının ikincisi 13 Mart’ta Kayseri’de yapılacak.Bu vesile ile konferans öncesinde Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak’ı ziyaret ediyorum. Teknoloji üzerinden ufuk turu yapıyoruz. Elbette konu teknoloji olunca söz doğrudan Yönetim Kurulu başkanlığını yaptığı HES Kablo’ya geliyor.HES Kablo, Boydak Grubu şirketlerinden ve sadece Türkiye’nin değil yakın coğrafyanın da lider kablo üreticisi. 2012 verilerine göre İSO 500’de 65’inci. 2013 rakamları şirketin büyüklüğünü ve büyümeye devam edeceğini gösteriyor. Kayseri Hacılar’da kurulu fabrika, yöreden 1000 kişiye istihdam oluşturuyor. Kuruluş, oluşturduğu ekonomik büyüklüğün yanı sıra binlerce insanın hayatı için de katma değer sağlıyor. Türkiye kablo pazarının büyüklüğü 8 milyar TL. HES Kablo’nun 2013’te oluşturduğu ekonomik büyüklük 1 milyar 150 milyon TL’ye ulaşmış. 2014 için ise hedef 1 milyar 300 milyon TL olarak konulmuş. Orta vadeli hedef ciro 1 milyar dolar. Cironun yüzde 25’i ihracattan. Mustafa Boydak, “Üretimimizin yüzde 75’i elektrik yüzde 25’i haberleşme kablolarından oluşuyor. 120 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bakırdan fiber optiğe, güneş enerjisinden elektriğe kadar yüzlerce çeşit kablo üretimi için Ar-Ge çalışmalarımız da devam ediyor.” diyor.Kablo, çok önemli bir iletim malzemesi. Standartlara uygun kalitede olması zorunluluk. Aksi takdirde elektrik kontağından çıkan yangın haberlerinin sayısı artıyor. Aslında tüketicinin göz ardı etmemesi gereken en önemli konu güvenlik ancak ucuz ürün kafa karıştırıyor. Sorumluluk, inşaatı yapanın, ama evi alan da ayrıntıları sormalı. İşin bir de enerji taşınırken tasarruf edilme meselesi var. HES Kablo Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak, yeni nesil XLPE yalıtımlı kabloların, enerji iletiminde kaybı en aza indirdiğini söylüyor.Boydak Grubu, yatırımlarına devam ediyor. Erciyes Çelik Halat AŞ’yi 85 milyon TL yenileme yatırımı yapıp bünyesine katarak kablo ve halat üretimindeki iddiasını büyüterek devam ettiriyor. Kayseri ziyaretimde Kayseri Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, GESİAD Başkanı Hamdi Kınaş, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Fatih Gavgasız’ı da ziyaret ettim. Gördüm ki Kayserili işadamları, gündem siyaset ve seçime kilitlenmiş olmasına rağmen tam da kendilerinden beklendiği gibi işlerine odaklanmış durumdalar. Ekonomik istikrarın siyasi çalkantıları bertaraf edeceği inancımı bir kez daha tekrarlamak isterim. Yeter ki işadamlarının kafası karışmasın.Peynir deyince akla gelmek için…Ünsal Artun’un Süt Uyuyunca (Yapı Kredi Bankası Yayınları) adlı kitabında yazar Italo Calvino’nun bir öyküsünde, “Her peynirin arkasında, yeşili farklı olan bir mera vardır, farklı bir göğün altında” dediğinden bahsedilir. Bizde ise peynir deyince tezgahtarın insafına kalırsınız. Oysaki binbir çeşit leziz peynirin üretildiği ülkemizde iletişimi yapılan çeşidi neredeyse bir elin parmaklarını geçmez. Ancak uzun zamandır aykırı mesajlarıyla farklı peynir çeşitlerine dikkat çeken Muratbey markası, bu kez de burgulu peynir diyor. Muratbey, “Peynirin lezzetini elbette sütün kalitesi belirler ama peynir insan zekasının ürünüdür.” diyerek yerleşik pazarın markalarına dikleniyor. Giderek aynılaşan kişiliksiz lezzetlere bakınca haksız da sayılmaz. Muratbey’in bu iddialı söyleminin içini ne kadar dolduracağına tüketiciler karar verecek ama ineklerle iletişim yapan pazarın büyüklerine efelenmesi, peynirci tiplemesi ve esprileriyle dikkat çekici. Bugüne değin alışageldiğimiz sevimli danalı söylemlerden farklı bir mesajla iletişim yapan Muratbey reklamlarını bir de bu gözle izleyin.Nakliye, ambar tarihe karışıyor, gelecek lojistikteÜrün satanların işi hizmet satanlara göre daha kolay. Neden? Çünkü elle tutulur gözle görülür bir koltuğu anlatmak, her defasında kendisini kanıtlamak ve aynı standardı tutturmak zorunda olan bir kargo teslimatından daha kolay da ondan. Kargo işinin nankör yanı hem bir kez bile hatayı affetmiyor hem de çalışanların ruh hallerine doğrudan bağlı. Şirketlerin tüketicinin zihninde itinayla üst üste dizdiği itibar taşları acımasızca birdenbire yıkılıveriyor. Sözün özü işin algısı pamuk ipliğiyle bağlı.Son dönemde aralarında süre giden rekabeti de ortaya koyan biçimde kargo şirketlerinin iletişim kampanyalarına tanıklık ediyoruz. Önce Aras Kargo şimdi de MNG Kargo, yaptığı işi sese, görüntüye dönüştürdü. Marka yüzü olarak genç bir oyuncuyu, Mehmet Günsür’ü seçti. MNG Kargo, kendisine genç, güleç, dinamik demenin kestirme yolunu toplum tarafından onaylanmış bir ünlüyle çözüyor. Çekim için seçilen yerin uzaklığı (Ardahan), akılda büyüyen işin ne kadar kolay çö
Zaman
Köşe Yazıları
10.03.2014
GünseliÖOcakoğlu-EnerjitasarrufuelektrikdüğmesindendeğilkablodanbaşlarGünseli Ö Ocakoğlu - Enerji tasarrufu elektrik düğmesinden değil kablodan başlar
Günseli Ö. Ocakoğlu - Şirketler, taraf gözükmemek için reklam vermeye korkuyor
Zaman
03.03.2014
02:07
Siyasi gündem oldukça yoğun. Ekonomi haberleri ne kadar okunuyor bilmem ama gündemin ekonomi tarafında yer alanlar kendilerini duyurmak için işlerine dört elle sarılmış gözüküyor. Ancak şirketler, reklamla bir çırpıda duyuracaklarını haber çalışmalarıyla tek tek kotarmaya çalışıyor. Bu nedenle halkla ilişkiler ajansları tam mesai yapıyor çünkü ekonomik hal ve gidişin ne olacağını kestiremeyen şirketler hem reklam bütçelerini tasarruflu kullanıyor hem de şu ya da bu mecrada büyük gözüküyor olmanın dikkat çekeceğini biliyor. Markalar haber olmak için ajanslarından farklı projeler bekliyor, yani gün PR’cıların günü.Peki, kullanılmayan reklam bütçeleri ne oluyor? Son dönemde gündeme gelen tek elden reklam paylaştırma modeli dökme su ile değirmen döndürmeye benziyor, yani işin özüne ters. İdeolojisi ne olursa olsun insanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak durumunda. Satın alma kararında ise doğal olarak okuduğu, izlediği mecradaki reklamlara ve haberlere itibar ediyor. Öncelikle söylemeliyim ki, bundan en çok basılı mecra etkileniyor. Bu durumda dört sonuç ortaya çıkıyor:1- Mecraları tiraj, izleme oranı ve erişim mantığıyla değerlendirerek reklam veren markalar tatlı su balığı muamelesi görüyor.2- Taraflardan birine zaten yakın olduğu tescillenenler durumdan sıkıntılı değil ama özellikle tüketim ürünlerindeki markalar müşteri kaybetmekten endişe ediyor.3- Korku kültürünün egemen olduğu markalar ise isteseler de istedikleri mecralarda reklam kullanamıyor, neden kullanamadığını dile bile getiremiyor.4- Zaten kırılgan olan reklam sektörü, bütün bu olup bitenden çok fazla etkileniyor.Hiç şüphesiz ki siyasi gündemdeki tarafgirlik reklamverene de yansıyor, yansıtılıyor. Dileğim, umudum, isteğim siyasi gündemin günlük ticarete ve onun parametrelerine daha fazla yansımadan selamete çıkılması.Teknolojinin soğuk yüzünü animasyonla yumuşattılarBazı ürün ve hizmetleri anlatmak gerçekten zordur. Soğuk mesafeli olanlarla, ara kullanımda olup tüketiciyle doğrudan hiç karşılaşmayanlar var. Ancak yine de hayatımızın vazgeçilmezleri olarak işlevlerini sürdürüyorlar. Telekomünikasyon da bunlardan biri. Altyapı ve kablolu iletişimin lider markası olarak tanıdığımız Türk Telekom, önümüzdeki dönemde doğrudan tüketiciyle buluşacak eve yönelik ürün ve hizmetlerini anlatacak ev ile anılan bir kedi animasyonuyla karşımıza çıktı. Mesajı sevimli bir karakterle anlaşılır kılmak daha önce başarısı kanıtlanmış bir yol, yeter ki animatif karakter markaya uysun. Böyle bakınca TT Tekno Tekir ismini gerçek tekir olmasa da kolay söylenebilir kılmak için seçmiş. Acar, bilmiş ama bir o kadar da sevimli olan Tekno Tekir’e sade yaşamı nedeniyle tercih edildiğini düşündüğüm Arzum Onan eşlik ediyor. Anlaşılıyor ki Tekno Tekir ile bundan böyle sıklıkla karşılaşacağız çünkü TT bir teknoloji sağlayıcı olmaktan tüketici markası olmaya doğru evriliyor. Bakalım Tekno Tekir’in sempatik tavırları anlamakta zorlandığımız teknolojiye kendimizi kapatmamızı engelleyebilecek mi?Soğuk içecekçiler, kış ortasında baharı getirdilerRakip reklam yapınca mutlaka reklam yapmak durumunda olanlar var. İletişimi aralıksız sürdüren üç marka Lipton Ice Tea, Cappy ve Coca-Cola’yı yine yeni kampanyalarıyla izliyoruz.Lipton Ice Tea, farklı boyutlarda piyasaya sürdüğü ürünlerini hepimizin Kopil Ali rolüyle özdeşleştirdiği Serhan Arslan ile tanıtıyor. Kopil Ali karakterine uygun bir senaryoda oynatılmış. Orta sınıf şehirli bir ailenin yemek masasında çekilen reklamın mesajında doğallık vurgulanıyor. Lipton Ice Tea, böylelikle Çaykur’un geçtiğimiz yıl pazara giren Didi’sinin öne çıkardığı doğallık ve halk içeceği kavramlarına da ortak oluyor.Coca-Cola reklamlarını mesajı için değil, iletişimde yeni trendlerin öncüsü olarak izliyorum. Kısa bir süre sonra pek çok markanın “merak ettim” platformunun yolundan gideceğini öngörüyorum. Yazın kavun, karpuzun bile rakip olduğu soğuk içecek pazarının boş bırakılmayacağı malumumuz. Bu nedenle de Coca-Cola da diğer küresel markalar gibi yaz, kış demeden iletişim yapıyor. Küçük bir anket yapalım ve “merak ettim” kampanyasının Coca-Cola açısından 5N 1K’sını soralım; kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl ve niçin Coca-Cola üretmiştir? Cevaplayamıyorsanız endişelenmeyin, bir süre sonra izleme sıklığından ötürü sanki çok gerekliymiş gibi çocuklar bile sular seller gibi ezberleyecek şirketin tarihçesini. Bakmayın söylendiğime, adamlar bu işi iyi yapıyor.Cappy ATOM her ne kadar enerji içeceği olarak konumlanıyorsa da soğuk içecek kategorisinde yer alıyor. Kariyerinin başında şehirli genç bir beyaz yakalının günlük koşuşturma içinde nasıl tükenebileceğine dikkat çeken kampanya şifa niyetine Cappy ATOM’u öneriyor. Kampanyayı dikkat çekici kılan, Hayko Cepkin’in seslendiriyor olması. Gençlere ulaşmanın bir yolu da elbette onları
Zaman
Köşe Yazıları
03.03.2014
GünseliÖOcakoğlu-ŞirketlertarafgözükmemekiçinreklamvermeyekorkuyorGünseli Ö Ocakoğlu - Şirketler taraf gözükmemek için reklam vermeye korkuyor
Fikret Ertan - Rusya-Ukrayna ve Karadeniz Filosu
Zaman
27.02.2014
02:05
Ukrayna’da müttefiki ve dostu Yanukoviç iktidarının Batı yanlısı muhalif gösteri ve hareketler sonucu devrilmesini önleyemeyen Rusya, bu ülkedeki gelişmeleri endişe ile izliyor, muhtemel karşı hamleler düşünüyor.Ukrayna, Rusya için şüphesiz büyük öneme sahip, Batı’ya kaybedilmemesi gereken bir ülke, bir bitişik komşu. Rusya’nın Ukrayna’da muhakkak muhafaza etmesi gerektiğini düşündüğü hayati çıkarları var. Siyasi, ekonomik, enerji ve güvenlik ve askeri çıkarları bunlar. Son hususta da en başta Kırım’ın Akyar Limanı (Sivastopol) ve çevresinde konuşlu bulunan Karadeniz Filosu ve bunun son gelişmeler sonucundaki geleceği öne çıkıyor. Biz Sivastopol’a Akyar demeyi tercih ediyoruz; zira bu limanın yüzyıllardır kullanılan gerçek ismi bu. Karadeniz Filosu, Rusya’nın Akdeniz ve ötesindeki sıcak denizlere ulaşmasını sağlayan en önemli, en büyük filosu sayılır. Filo, devrik lider Yanukoviç ile Rus lider Medvedev arasında 2010 yılında yenilenen anlaşma uyarınca 2017+ 25 yıl (yani 2042’ye kadar) süreyle Rusya’ya kiralanmış bulunuyor. Üstelik bu anlaşma 2042’den sonra da tarafların rızasıyla 5 yıl daha uzatılabilecek. Ukrayna, bu anlaşmayı da Rusya’nın baskıları ve kendisine Rusya tarafından sağlanan doğalgaz indirimleri ve uygun şartlar sonucu imzalamak zorunda kalmıştı. Yeni yönetim, belki bu anlaşmayı ileride yeniden gözden geçirebilir de. Bu da şüphesiz Rusya’yı çok rahatsız edecektir. Rusya, özellikle Suriye meselesi ve Doğu Akdeniz’de son yıllarda ortaya çıkmaya başlayan yeni jeopolitik sebebiyle Karadeniz Filosu’na artık çok önem veriyor. Nitekim, bu mülahazaları göz önüne alarak filoyu hem sayı ve hem de kalite bakımından çok daha güçlü hale getirmek için son 3 yıldır önemli adımlar atıyor, yatırımlar yapıyor. Esasen, Rus donanması özellikle Suriye meselesinin ortaya çıkmasından bu yana Akdeniz’e çok önem vermeye başlamış, buraya hem çok sayıda gemi konuşlandırmış ve hem de tatbikatlar yapmıştı. Bunların temel amacı da elbette Suriye rejimine desteğini göstermek ve muhtemel bir askerî müdahaleyi caydırmaktı. Bu çerçevede, Rusya’nın Karadeniz Filosu gemileri yoluyla Suriye’ye her türlü askeri ve lojistik yardımda bulunduğunu tahmin etmek hiç de zor değil. Bu yol esasen en güvenli ve kolay yol elbette. Rusya, bunların da ötesine geçerek önceki yıl Akdeniz’de daimi olarak bulunacak ve görev yapacak daimi bir filoyu tesis edeceğini, bu filonun ağırlıklı olarak Karadeniz Filosu’ndan yapılacak aktarma ve destekle hayata geçirileceğini resmen açıklamıştı. Bu çerçevede, muhtemelen bu yıl teslim alınacak 36 kadar yeni savaş gemisinin önce Karadeniz, daha sonra da Akdeniz Filosu’na devredileceği söylenebilir. Böylece bu filo önümüzdeki yıllarda hem sayı ve hem de kalite bakımından daha güçlü ve etkin olacak, bölgedeki diğer donanmaların muhtemel hareketlerine karşı denge ve caydırıcı güç haline gelecek. Esasen bugünlerde Rusya’nın Akdeniz’de Akdeniz Kalıcı Filosu kapsamında 10’un üzerinde savaş gemisi, destek gemisi, denizaltıları var. Diğer yandan, Rusya bölgedeki deniz gücünü artırma stratejisine paralel olarak aynı zamanda bölgede kalıcı deniz ve hava üsleri arayışı içinde de. Nitekim, bu konuda gözüne Kıbrıs Rum Kesimi liman ve havaalanlarını kestirmiş görünüyor. Bu çerçevede son haberlere göre Kıbrıs Rum Kesimi yönetimi, Rusya’ya Paphos yakınlarındaki Andreas Papandreou Hava Üssü ile Limasol Limanı’nı savunma bakanlığının talebi üzerine Rusya’ya kullandırma yönünde taslak anlaşma hazırlamış ve bunu onaylamış bulunuyor. Haberlere göre, taslak ilk elde insanî amaçlar ve acil durumları göz önüne alıyor. Bunların ötesinde başka durumlar, şartlar söz konusu mu, bilmiyoruz. Varsa bunları öğrenmek elbette gerekiyor. Sonuçta, Rusya hem Suriye (Tartus Limanı) ve hem de Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki muhtemel liman ve askerî kolaylıklar ile Doğu Akdeniz’e kendi deniz damgasını vurmak, buradaki varlığını güçlendirmek için çalışıyor. Rusya’nın bu hamle ve planları bizi de şüphesiz ilgilendiriyor. Zira Doğu Akdeniz ve buradaki her türlü askerî hareket, hamle ve faaliyetler Türkiye’nin genel stratejik çıkarları ile doğrudan bağlantılı sayılır. Bu çerçevede Rus yanlısı ayrılıkçı çevrelerin seslerinin yükselmeye başladığı Kırım’da ortaya çıkabilecek gelişmeleri mutlaka unutmamak gerekiyor. Ukrayna’da olup bitenlere, olup biteceklere çok dikkat etmemiz şart oluyor.
Zaman
Köşe Yazıları
27.02.2014
FikretErtan-Rusya-UkraynaveKaradenizFilosuFikret Ertan - Rusya-Ukrayna ve Karadeniz Filosu
‘Doğalgaz, Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Zaman
26.02.2014
02:07
Kıbrıs’ta kapsamlı barış için KKTC ile yeniden müzakere masasına oturan Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades, ada açıklarında bulunan doğalgazın, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini söyledi.Avrupa’nın en uzun süren siyasi sorunlarından biri olan Kıbrıs sorununun çözümü için adadaki Türk ve Rum liderler bu ay başında yeniden müzakere masasına otururken, bu kez görüşmelerin başarıyla sonuçlanacağı konusunda iyimserlik var. Bunun sebebi de hem ABD’nin aktif olarak müzakere sürecine katılması hem de Kıbrıs’ın etrafında son birkaç yıl içinde bulunan zengin enerji kaynaklarının dünyaya pazarlanabilmesi için çözümün şart olması. Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades de uluslararası basına verdiği mülakatlarda bu konuya değinerek Türkiye’ye mesaj veriyor. Anastasiades, dün İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan açıklamasında ada açıklarında bulunan doğalgaz ve petrol yataklarının, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini belirtti. Petrol şirketlerinin de Doğu Akdeniz’e büyük yatırımlar yapmak için Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerinin işaretlerini verdiklerini vurguladı. Rum lider, adadaki taraflar arasındaki işbirliğinin de ekonomik krizin aşılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Anastasiades, “Birleşmiş bir ülkenin gücü farklıdır. Kıbrıslı Türklerle daha büyük işbirliği daha hızlı (ekonomik) büyümeye katkı yapacaktır. Çözüm, ekonomik krizle daha iyi başa çıkmamıza yardımcı olacak.” ifadelerini kullandı. Anastasiades geçen hafta Amerikan Associated Press haber ajansına verdiği mülakatta da Kıbrıs’ta 40 yılı aşkın süredir devam eden bölünmüşlüğü sona erdirecek anlaşmanın, hem Türkiye’nin zengin gaz kaynaklarına erişimini sağlayacağını hem de İsrail ile ilişkilerini geliştirmesine katkı yapacağını dile getirmişti. Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasının 12. parselinde bulunan yatakta 200 milyar metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede 3,7 milyar varil petrol olduğu da kaydediliyor. İsrail açıklarında da Tamar ve Leviathan sahalarında doğalgaz yatakları bulmuştu. Rumların ada çevresindeki petrol ve gaz rezervlerini uluslararası şirketlerle birlikte aramaya başlaması üzerine, KKTC de Türkiye ile birlikte münhasır ekonomik bölgelerinde arama çalışmaları başlatmıştı. Rumlar gaz ve petrolün çıkarılması için Amerikan enerji şirketi Noble Energy ile anlaşırken, gazın 2015 civarında ihracata hazır hale gelmesi öngörülüyor. Bir-iki yıl içinde Kıbrıs ve İsrail sularındaki doğalgazın dünya piyasalarına girmesiyle birlikte Doğu Akdeniz’in jeopolitik ehemmiyeti daha da artacak. ABD, hem Kıbrıs hem de İsrail gazının Doğu Akdeniz’de yeni bir istikrar ortamı doğurmasının mümkün olduğuna inanıyor ve gazın Türkiye-Kıbrıs-İsrail’in anlaşmasıyla kurulacak boru hatları vasıtasıyla dünya piyasalarına sunulmasının en uygun yol olduğunu düşünüyor. Uzmanlar, Washington’ın son müzakere sürecinde aktif rol almasının arkasında da bu enerji hesaplarının yattığını savunuyor. Enerji dengeleri Kıbrıs’ta çözüm için umutları artırsa da adada güç paylaşımı, sınırların belirlenmesi ve yerlerinden olan binlerce kişinin mülkiyet sorunlarının giderilmesi gibi temel sorunların aşılması gerekiyor. Varılacak mutabakatın iki kesim tarafından da referandumda onaylanması gerekiyor. 2004 yılında üzerinde anlaşılan Annan planı, Rum tarafında reddedilmişti.
Zaman
Dünya
26.02.2014
‘DoğalgazKıbrıssorunununçözümünüacilhalegetirdi’‘Doğalgaz Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Ukrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
Zaman
26.02.2014
02:07
Şimdi Putin’in önünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek ya da sert tepki gösterip Rus azınlıkları gerekçe göstererek Ukrayna’ya asker göndermek. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2008 Pekin Olimpiyatları için Çin’de bulunduğu bir zamanda Gürcü lider Mihail Saakaşvili ayrılıkçı bölge Güney Osetya’ya girdi. O gün Kremlin’de oturan Dmitri Medvedev, Rus ordusunu bölgeye gönderdi ve beş günlük bir savaşın ardından Güney Osetya ve Abhazya bağımsızlıklarını ilan etti. Batı basınına değerlendirmede bulunan Rus kaynaklar, Moskova’nın benzer adımları Ukrayna’daki çıkarları için de atabileceği uyarısında bulunuyor. Putin’in ülkenin imajını dünya kamuoyunda pekiştirmek için 7 yıldır 50 milyar dolar harcayarak gerçekleştirdiği Soçi Kış Olimpiyatları kapanış törenleri için hazırlık yapılırken 3-4 gün içinde Ukrayna’da Rusya yanlısı iktidar Viktor Yanukoviç devrildi. Turuncu Devrim liderlerinden Yulia Timoşenko, Kiev’e gelerek 3 aydır Bağımsızlık Meydanı’nda gösteri yapan kalabalığa seslendi. Ukrayna parlamentosu Rada, bir dizi kararla muhalefeti iktidara taşıdı ve 25 Mayıs için cumhurbaşkanlığı seçim kararı aldı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batılı ülkelerin 21 Şubat’ta muhalefet ve Yanukoviç arasında imzalanan anlaşmaya uyulmamasını sert bir şekilde eleştirdi. ABD, Fransa, Almanya ve Polonya’ya sözlerinde durmadıkları gerekçesiyle sitem etti. Putin, iki kez Obama ile telefon görüşmesi yaptı, ancak Yanukoviç’in Doğu bölgesine çekilmesinin önüne geçilemedi. Şimdi Rusya’nın oyunu bir kez daha kurgulaması gerekiyor.Putin’in 2 alternatifiÖnünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek. Bunun için Sivastopol’da bulunan Rus deniz üssü, Kırım ve diğer Doğu Ukrayna’da yaşayan Rus azınlıkların haklarının garanti edilmesi şart. Moskova bunu sağlamak için enerji ve ticaret silahını kullanabilir. Ukrayna’ya verdiği üçte birlik doğalgaz indirimi geri alınabilir. Alternatif yollar inşa edildiği dikkate alındığında Ukrayna üzerinden Avrupa’ya yapılan doğalgaz sevkiyatının durma noktasına gelmesi Ukrayna ekonomisini çıkmaza sokabilir. Ukrayna, ticari olarak Moskova’ya bağımlı. Yaklaşık 40 milyar doları bulan toplam ticaret hacmi Kiev lehine. Rusya’nın şimdiden bir kısım mallara sınırlama getireceğini açıklaması Ukrayna yönetimini zora sokar. İkinci alternatif ise Moskova’nın Gürcistan’da olduğu gibi sert bir karşılık vermesi. Rus azınlıklar gerekçe gösterilerek Rusya, Ukrayna’ya asker gönderebilir. Çoğunluğu Rus nüfusun oluşturduğu Kırım özerk bölgesi Moskova’dan böyle bir talepte bulunabilir. O zaman ülkenin bölünmesi ve Doğu Ukrayna’nın ayrılması gündeme gelebilir. ABD, Moskova’nın bölgeye asker göndererek müdahalede bulunmasının “ölümcül hata” olacağı uyarısında bulundu. Putin’in çok zorda kalmadıkça ikinci alternatifi tercih etmeye niyetli olmadığını söyleyebiliriz. Zira böyle bir bölünme Moskova’yı da ekonomik darboğaza sürükleyebilir ve Rusya’nın tüm dünyadan soyutlanmasına neden olabilir. Rus uzmanlar Yanukoviç’e 15 milyar dolarlık kredi ve doğalgaz indirimi gibi ekonomik desteklerin ancak aralık ayında sağlanmasını eleştiriyor. Moskova müttefiki Yanukoviç’i, Gümrük Birliği’ne dahil olması için uyguladığı baskı sonucu kaybetti. Destekleri daha erken gönderebilseydi Kiev yönetimi zorda kalmayabilirdi. Mevcut yönetimi meşru olarak görmeyen Moskova, ilişkilerin kurulması için “bekle gör” politikası izliyor. Ukrayna’daki gelişmelerin Doğu ortaklı projesinde yer alan Moldova, Belarus, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’a yansıma riski Moskova’yı tedirgin ediyor. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Ukrayna Meclisi: Yanukoviç Lahey’de yargılansınUkrayna Parlamentosu, geçen hafta görevinden azledilen ve şu an nerede olduğu bilinmeyen eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in yakalanır yakalanmaz Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanmasına karar verdi. Yapılan oylamada vekillerin ezici çoğunluğu, karar doğrultusunda oy kullanırken Yanukoviç, yönetim karşıtı gösteriler sırasında yüzden fazla kişinin ölümüne neden olan sert polis müdahalesinden sorumlu olmakla suçlandı. Kabul edilen karar tasarısıyla, Yanukoviç’in yanı sıra iki yakın adamı eski İçişleri Bakanı Vitali Zakarçenko ve eski Başsavcı Viktor Pshonka’nın da UCM’ye sevk edilmesine karar verildi. 21 Şubat’ta Kiev’i terk ede
Zaman
Dünya
26.02.2014
Ukrayna’dapolisdizçökerekhalktanözürdilediUkrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
‘Doğalgaz, Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Zaman
26.02.2014
02:07
Kıbrıs’ta kapsamlı barış için KKTC ile yeniden müzakere masasına oturan Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades, ada açıklarında bulunan doğalgazın, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini söyledi.Avrupa’nın en uzun süren siyasi sorunlarından biri olan Kıbrıs sorununun çözümü için adadaki Türk ve Rum liderler bu ay başında yeniden müzakere masasına otururken, bu kez görüşmelerin başarıyla sonuçlanacağı konusunda iyimserlik var. Bunun sebebi de hem ABD’nin aktif olarak müzakere sürecine katılması hem de Kıbrıs’ın etrafında son birkaç yıl içinde bulunan zengin enerji kaynaklarının dünyaya pazarlanabilmesi için çözümün şart olması. Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiades de uluslararası basına verdiği mülakatlarda bu konuya değinerek Türkiye’ye mesaj veriyor. Anastasiades, dün İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan açıklamasında ada açıklarında bulunan doğalgaz ve petrol yataklarının, Kıbrıs sorununun çözümünü bugüne kadar hiç olmadığı kadar gerekli hale getirdiğini belirtti. Petrol şirketlerinin de Doğu Akdeniz’e büyük yatırımlar yapmak için Kıbrıs sorununun çözümünü istediklerinin işaretlerini verdiklerini vurguladı. Rum lider, adadaki taraflar arasındaki işbirliğinin de ekonomik krizin aşılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Anastasiades, “Birleşmiş bir ülkenin gücü farklıdır. Kıbrıslı Türklerle daha büyük işbirliği daha hızlı (ekonomik) büyümeye katkı yapacaktır. Çözüm, ekonomik krizle daha iyi başa çıkmamıza yardımcı olacak.” ifadelerini kullandı. Anastasiades geçen hafta Amerikan Associated Press haber ajansına verdiği mülakatta da Kıbrıs’ta 40 yılı aşkın süredir devam eden bölünmüşlüğü sona erdirecek anlaşmanın, hem Türkiye’nin zengin gaz kaynaklarına erişimini sağlayacağını hem de İsrail ile ilişkilerini geliştirmesine katkı yapacağını dile getirmişti. Kıbrıs açıklarındaki Afrodit sahasının 12. parselinde bulunan yatakta 200 milyar metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede 3,7 milyar varil petrol olduğu da kaydediliyor. İsrail açıklarında da Tamar ve Leviathan sahalarında doğalgaz yatakları bulmuştu. Rumların ada çevresindeki petrol ve gaz rezervlerini uluslararası şirketlerle birlikte aramaya başlaması üzerine, KKTC de Türkiye ile birlikte münhasır ekonomik bölgelerinde arama çalışmaları başlatmıştı. Rumlar gaz ve petrolün çıkarılması için Amerikan enerji şirketi Noble Energy ile anlaşırken, gazın 2015 civarında ihracata hazır hale gelmesi öngörülüyor. Bir-iki yıl içinde Kıbrıs ve İsrail sularındaki doğalgazın dünya piyasalarına girmesiyle birlikte Doğu Akdeniz’in jeopolitik ehemmiyeti daha da artacak. ABD, hem Kıbrıs hem de İsrail gazının Doğu Akdeniz’de yeni bir istikrar ortamı doğurmasının mümkün olduğuna inanıyor ve gazın Türkiye-Kıbrıs-İsrail’in anlaşmasıyla kurulacak boru hatları vasıtasıyla dünya piyasalarına sunulmasının en uygun yol olduğunu düşünüyor. Uzmanlar, Washington’ın son müzakere sürecinde aktif rol almasının arkasında da bu enerji hesaplarının yattığını savunuyor. Enerji dengeleri Kıbrıs’ta çözüm için umutları artırsa da adada güç paylaşımı, sınırların belirlenmesi ve yerlerinden olan binlerce kişinin mülkiyet sorunlarının giderilmesi gibi temel sorunların aşılması gerekiyor. Varılacak mutabakatın iki kesim tarafından da referandumda onaylanması gerekiyor. 2004 yılında üzerinde anlaşılan Annan planı, Rum tarafında reddedilmişti.
Zaman
Ana Sayfa
26.02.2014
‘DoğalgazKıbrıssorunununçözümünüacilhalegetirdi’‘Doğalgaz Kıbrıs sorununun çözümünü acil hale getirdi’
Ukrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
Zaman
26.02.2014
02:07
Şimdi Putin’in önünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek ya da sert tepki gösterip Rus azınlıkları gerekçe göstererek Ukrayna’ya asker göndermek. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2008 Pekin Olimpiyatları için Çin’de bulunduğu bir zamanda Gürcü lider Mihail Saakaşvili ayrılıkçı bölge Güney Osetya’ya girdi. O gün Kremlin’de oturan Dmitri Medvedev, Rus ordusunu bölgeye gönderdi ve beş günlük bir savaşın ardından Güney Osetya ve Abhazya bağımsızlıklarını ilan etti. Batı basınına değerlendirmede bulunan Rus kaynaklar, Moskova’nın benzer adımları Ukrayna’daki çıkarları için de atabileceği uyarısında bulunuyor. Putin’in ülkenin imajını dünya kamuoyunda pekiştirmek için 7 yıldır 50 milyar dolar harcayarak gerçekleştirdiği Soçi Kış Olimpiyatları kapanış törenleri için hazırlık yapılırken 3-4 gün içinde Ukrayna’da Rusya yanlısı iktidar Viktor Yanukoviç devrildi. Turuncu Devrim liderlerinden Yulia Timoşenko, Kiev’e gelerek 3 aydır Bağımsızlık Meydanı’nda gösteri yapan kalabalığa seslendi. Ukrayna parlamentosu Rada, bir dizi kararla muhalefeti iktidara taşıdı ve 25 Mayıs için cumhurbaşkanlığı seçim kararı aldı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batılı ülkelerin 21 Şubat’ta muhalefet ve Yanukoviç arasında imzalanan anlaşmaya uyulmamasını sert bir şekilde eleştirdi. ABD, Fransa, Almanya ve Polonya’ya sözlerinde durmadıkları gerekçesiyle sitem etti. Putin, iki kez Obama ile telefon görüşmesi yaptı, ancak Yanukoviç’in Doğu bölgesine çekilmesinin önüne geçilemedi. Şimdi Rusya’nın oyunu bir kez daha kurgulaması gerekiyor.Putin’in 2 alternatifiÖnünde iki alternatif var; Kiev’de ortaya çıkacak yeni yönetimi meşru olarak tanımak ve ilişkileri sürdürmek. Bunun için Sivastopol’da bulunan Rus deniz üssü, Kırım ve diğer Doğu Ukrayna’da yaşayan Rus azınlıkların haklarının garanti edilmesi şart. Moskova bunu sağlamak için enerji ve ticaret silahını kullanabilir. Ukrayna’ya verdiği üçte birlik doğalgaz indirimi geri alınabilir. Alternatif yollar inşa edildiği dikkate alındığında Ukrayna üzerinden Avrupa’ya yapılan doğalgaz sevkiyatının durma noktasına gelmesi Ukrayna ekonomisini çıkmaza sokabilir. Ukrayna, ticari olarak Moskova’ya bağımlı. Yaklaşık 40 milyar doları bulan toplam ticaret hacmi Kiev lehine. Rusya’nın şimdiden bir kısım mallara sınırlama getireceğini açıklaması Ukrayna yönetimini zora sokar. İkinci alternatif ise Moskova’nın Gürcistan’da olduğu gibi sert bir karşılık vermesi. Rus azınlıklar gerekçe gösterilerek Rusya, Ukrayna’ya asker gönderebilir. Çoğunluğu Rus nüfusun oluşturduğu Kırım özerk bölgesi Moskova’dan böyle bir talepte bulunabilir. O zaman ülkenin bölünmesi ve Doğu Ukrayna’nın ayrılması gündeme gelebilir. ABD, Moskova’nın bölgeye asker göndererek müdahalede bulunmasının “ölümcül hata” olacağı uyarısında bulundu. Putin’in çok zorda kalmadıkça ikinci alternatifi tercih etmeye niyetli olmadığını söyleyebiliriz. Zira böyle bir bölünme Moskova’yı da ekonomik darboğaza sürükleyebilir ve Rusya’nın tüm dünyadan soyutlanmasına neden olabilir. Rus uzmanlar Yanukoviç’e 15 milyar dolarlık kredi ve doğalgaz indirimi gibi ekonomik desteklerin ancak aralık ayında sağlanmasını eleştiriyor. Moskova müttefiki Yanukoviç’i, Gümrük Birliği’ne dahil olması için uyguladığı baskı sonucu kaybetti. Destekleri daha erken gönderebilseydi Kiev yönetimi zorda kalmayabilirdi. Mevcut yönetimi meşru olarak görmeyen Moskova, ilişkilerin kurulması için “bekle gör” politikası izliyor. Ukrayna’daki gelişmelerin Doğu ortaklı projesinde yer alan Moldova, Belarus, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’a yansıma riski Moskova’yı tedirgin ediyor. Her şeye rağmen Kremlin, çıkarlarının korunduğu yeni bir Kiev yönetimine olumlu destek verebilir.Ukrayna Meclisi: Yanukoviç Lahey’de yargılansınUkrayna Parlamentosu, geçen hafta görevinden azledilen ve şu an nerede olduğu bilinmeyen eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in yakalanır yakalanmaz Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanmasına karar verdi. Yapılan oylamada vekillerin ezici çoğunluğu, karar doğrultusunda oy kullanırken Yanukoviç, yönetim karşıtı gösteriler sırasında yüzden fazla kişinin ölümüne neden olan sert polis müdahalesinden sorumlu olmakla suçlandı. Kabul edilen karar tasarısıyla, Yanukoviç’in yanı sıra iki yakın adamı eski İçişleri Bakanı Vitali Zakarçenko ve eski Başsavcı Viktor Pshonka’nın da UCM’ye sevk edilmesine karar verildi. 21 Şubat’ta Kiev’i terk ede
Zaman
Ana Sayfa
26.02.2014
Ukrayna’dapolisdizçökerekhalktanözürdilediUkrayna’da polis diz çökerek halktan özür diledi
Kıbrıs Müzakere Süreci
Haberler.com
23.02.2014
15:09
Rum lider Anastasiadis: Kıbrısta 2004ten bu yana çok şey değişti Kıbrıslı Türkler ve Rumlar artık yeni müzakereler aracılığıyla insan haklarına saygılı bir ülkede barış içerisinde birlikte yaşayabilmeyi umut ediyor ABD ve ABnin Kıbrısa olan ilgisinin ardında enerji konusu bulunuyor
Haberler.com
Güncel
23.02.2014
KıbrısMüzakereSüreciKıbrıs Müzakere Süreci
Casper akıllı telefon satışında iddialı
Zaman
01.02.2014
15:43
Türkiyenin lider bilgisayar üreticilerinden Casper, 2014 yılını teknolojide “dönüşüm” yılı ilan etti. Kısa bir süre önce bilgisayar sektöründeki uzmanlığını akıllı telefonlara taşıyan firma, yeni 3 modeli ile 2013 yılında 50 bin adet telefon satışı gerçekleştirdi.Toplamda 750 bin ürün satışı 270 milyon dolarlık ciro ile tüketici tarafında pazar payıyla liderliğini sürdüren Casper, en yeni “akıllısı” VIA V4 ile 2014’te, satışlarını dörde katlamayı hedefliyor. Dünyadaki akıllı telefonların yarısı, bugün Android sistemle çalışıyor ve her gün 700 bin abone Android kullanıyor. Masaüstü, dizüstü, tabletten sonra akıllı telefon sektörüne de 2013 yılında giriş yapan Casper, bilgisayar sektöründeki uzmanlığını, akıllı telefonlara aktarıyor.Bilgisayarın Uzmanından Akıllı Atak4,7” IPS ekranında 720p çözünürlük sunan Casper VIA V4’ün 4 çekirdekli turbo işlemcisi, hızın yanında, enerji tasarrufu sağlıyor. Farklı uygulamaları aralıksız kullanmanız için şarj sıkıntısının yol açtığı dar zamanları yok sayıyor.Hız, Tasarım, DonanımCasper’ın en yenisi VIA V4 akıllı telefonun 13MP arka, 2 MP ön kamerası ile zengin detay fotoğraflar veya HD kalitesinde videolar çekmek mümkün. Düşük ışıkta bile net çekim gerçekleştiren VIA V4, lens kalitesi ile de dikkat çekiyor. 16GB sabit hafızası, mikro SD desteğiyle 32 GB daha yükseltilebiliyor. Sensörleri ve akıllı uygulamalarıyla V4,Farklı “Akıllı” Uygulamalar Hayatınıza Renk Katacak• İşaretlerle Hızlı Arama: Casper VIA V4’ün ekranına parmağınızla çizdiğiniz kalp, yıldız, üçgen gibi şekillerle aramalarınızı kolayca yapın.• Akıllı Bekleme: Siz Casper VIA V4’e bakarken o da size bakar, sizi bekler. Bakışlarınız üzerinde olduğu sürece tuş kilidi devreye girmez ve ekran kapanmaz. Okuma ya da izleme keyfiniz bölünmez. • Sesli Çekim: Kamerayı açığınız anda Casper VIA V4’ün sesli komut sistemi de devreye girer. “Cheese” dediğinizde düğmeye basmanıza gerek kalmadan fotoğrafınız çekilir.• Hareket Tanıma Teknolojisi: Arama yapmak için rehberde konuşmak istediğiniz kişi seçiliyken telefonu kulağınıza götürmeniz yeter. Casper VIA V4 aramayı otomatik olarak yapar.
Zaman
Ekonomi
01.02.2014
CasperakıllıtelefonsatışındaiddialıCasper akıllı telefon satışında iddialı
Berdimuhamedov ile Çalık yeni projeleri değerlendirdi
Zaman
25.12.2013
11:01
Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’ı kabul etti. Görüşmede, elektrik enerjisi ve sağlık sektöründeki yeni projeler değerlendirildi. Devlet Başkanı Berdimuhamedov, Türk şirketlerinin Türkmenistan’da önemli işlere imza attıklarını, her geçen yıl Türkmen pazarındaki konumunu güçlendirdiklerini belirtti. Türk işadamı, Berdimuhamedova Çalık Enerjinin Aşkabata istikrarlı elektrik enerjisi sağlanması ve tüm ülkenin elektrik enerjisi sektörünün modernleştirilmesiyle ilgili proje hakkında bilgi verdi.Ahmet Çalık, Türkmenistan ile işbirliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını kaydederek, Devlet Başkanı Berdimuhamedov’un inisiyatifi ile ülkede yapılan kapsamlı kalkınma projelerinin hayata geçirilmesine katkı sağlamak istediklerini söyledi. BERDİMUHAMEDOV’A SAĞLIK PROJELERİNİ SUNDUDaha sonra Çalık, Türkmen lider Berdimuhamedov’a yeni sağlık projelerini sundu. Berdimuhamedov, Morfoloji merkezi, 700 yataklı hastane, Nöroloji hastanesi, Tehlikeli Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi, Sağlık Bakanlığı Eğitim-Araştırma Merkezi projelerini detaylı inceleyerek, yardımcılarına bu projelerin inşaatı için uygun arsa verilmesi için talimatta bulundu. Berdimuhamedov ayrıca, Çalık’tan yurtdışında Türkmen elemanlarının eğitim alması için imkan sağlanmasını istedi. Çalık, söz konusu işlerin zamanında ve eksiksiz tamamlanacağını söyledi.Türkmenistan’daki önemli yatırımları ile bilinen Çalık Holding, bu ülkenin önemli elektrik enerji projesini hayata geçiriyor. Söz konusu projenin hayata geçirilme süresi beş yıl olarak belirlendi. Proje üç aşamada gerçekleştirilecek. İnşaatı planlanan alt istasyonların 60ının tamamı bir elektrik sisteminde birleştirilecek. Bunun dışında Türk şirketi, Türkmenistan’da 3 elektrik santrali, 1.5 milyar $lık ve 4 yılda tamamlanacak Türkmenbaşı Uluslararası Deniz Limanı projesinin inşaatını sürdürüyor. Bu arada, Türk müteahhitlik sektörü bu sene Türkmenistan’da önemli başarılara imza attı. Türk şirketleri, bu ülkede 10,6 milyar dolar değerinde müteahhitlik işi aldı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
25.12.2013
BerdimuhamedovileÇalıkyeniprojelerideğerlendirdiBerdimuhamedov ile Çalık yeni projeleri değerlendirdi
Boyarkin: Rusya nükleer teknolojide dünya lideri
Zaman
23.12.2013
14:46
Rusya Nükleer Kamu Şirketi Rosatom Overseas Genel Müdür Danışmanı Sergey Boyarkin, ülkesinin nükleer teknolojide dünya lideri olduğunu belirtti. Nükleerde dünya pazarının yüzde 30’unun Rusyanın elinde olduğunu anlatan Boyarkin Uranyum zenginleştirmede dünya lideriyiz. Dördüncü nesil nükleer santralleri 2020 yılında kullanmaya başlıyoruz. Biz bu alanda diğer ülkeleri 20 yıl geçtik. ifadesini kullandı. Mersinin Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Beldesine nükleer santrali yapacak olan Rusatom Overseas Genel Müdür Danışmanı Sergey Boyarkin, Cihan Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Nükleer enerjide bazı ülkelerde yaşanan tasarım hatalarını anlatan Boyarkin, nükleer santralin tasarımında temel ilkenin çevrenin kirletilmemesi olduğunun altını çizdi. Boyarkin, bunun için gereken 3 temel güvenlik işlemi hakkında bilgi verdi. Birincisinin reaktivitenin kontrol edilmesi olduğunu ifade eden Boyarkin Bu durum Çernobil’de yoktu. İkincisi, reaktördeki ısının uzaklaştırılması ve tahliyesidir. Bununla ilgili kaza Amerika Birleşik Devletleri’nde 1979 yılında yaşandı. Üçüncü güvenlik tedbiri ise radyoaktivitenin her türlü kazada lokalize edilmesidir. Bu da Fukuşima’da yapılamadı. Dolayısıyla dünyada gerçekleşen 3 nükleer santral kazası da bu 3 güvenlik ilkesi yerine getirilemediği için oldu. dedi. Güvenlik işleminin elektrik olmadığında da yerine getirilebilmesi gerektiğini vurgulayan Boyarkin, güvenliğin dış etkenlerden arındırılmış olmasının şart olduğunu kaydetti. Fukuşima kazasından sonra güvenlik işleminin farklı sistemlerle gerçekleştirilmesi gerektiği sonucuna varıldığını vurgulayan Boyarkin şöyle devam etti: Nükleer santral, hem aktif hem de pasif güvenlik sistemleri ile donatılmış olmalıdır. Acil durumlar için personel güvenliği temin edilmelidir. Günümüzdeki santrallerde bu göz önünde bulundurulmak zorundadır. En kötü senaryoda bile kaza sonucunda eriyen reaktör yakıtının hapsolacağı bir düzenek olmalıdır. Tüm bunlar Akkuyu NGS Projesi’nde yer alan güvenlik tedbirleridir.Rusya’da kullanılan soğutma kulelerinin neden gerekli olduğu ve deniz suyu sıcaklığına ilişkin sorulara da cevap veren Boyarkin Akkuyu NGS Projesi’nde olduğu gibi deniz suyu ile soğutma, kule sisteminden daha ucuz. Soğutma kulelerine suyu pompalamak için 16 MW’lık bir güce ihtiyaç var. Bu da santral maliyetini yüzde 3 oranında artıran bir unsurdur. Ancak deniz suyu kullanıldığında böyle güçlü pompalara ihtiyaç yoktur. Rusya’da deniz kenarında santral yok. Bu nedenle soğutma kuleleri yapıyoruz. Çin’de Tianwan Santrali Güney Çin Denizi kıyısındadır. Ve burada su sıcaklığı Akdeniz’e göre daha yüksektir. İlk ünite 2005 yılında işletmeye alınmıştır. Bu üniteler gayet başarılı bir şekilde çalışmaktadır. Akdeniz’in su sıcaklığı soğutma için son derece yeterlidir.”Santral çalışanlarının radyasyondan nasıl korunduğu şeklindeki soruya da Boyarkin şöyle karşılık verdi: “Personel güvenliği için özerk ve bağımsız bir yaşam döngüsü var. Güçlü filtreler var. Bu da temiz hava sağlamaktadır. Bunun dışında güçlü enerji besleme sistemleri bulunduruyoruz. Kaza olması durumunda personel için yedek kontrol odası var. Yani dışardan bir etki ile sisteme müdahale olursa, personel yedek kontrol odasına geçerek sistemi yönetebilir.AB ülkelerinde Rusyanın 18 reaktörünün çalıştığını ifade eden Boyarkin bunların gereken stres testlerini geçtiğini vurguladı. Dünya genelinde depremsellik düzeyi yüksek ülkelerde bile kendi teknolojilerinin kullanıldığını anlatan Boyarkin şöyle devam etti: Hatta en ağır depremlerde bile bizim teknolojimiz kendi kanıtlamıştır. Bizim teknolojilerimiz hem küresel hem Avrupa çapında kendini temsil etmektedir. Biz seri üretim tarzını benimsiyoruz. Seri üretim tarzı her zaman bireysel üretim tarzından daha ucuzdur ve daha makuldür. Nükleer teknolojide Rusya şu anda dünya lideri. Dünyada yeni yapılan Nükleer güç santralleri anlamında Rusya yine lider ülke. Yeni üniteler anlamındaki dünya pazarının yüzde 30u bizim elimizde. Şu an dünyada yapılmakta olan 68 adet reaktörün 28i bizim tarafımızdan yapılıyor. Uran zenginleştirmede de biz yine dünya lideriyiz. Çünkü Uranyum zenginleştirme piyasasının yüzde 40ı bizim elimizde. Dördüncü nesil anlamında biz zaten koşulsuz şartsız dünya lideriyiz. Biz diğer ülkeleri 20 yıl geçtik. 2020 yılında biz dördüncü nesil nükleer güç santrallerini dünya çapında kullanmaya başlayacağız.Dördüncü nesil Nükleer Reaktörlerin ekonomik açıdan klasik diye tabir edilen reaktörlerden düşük olmayacağını ifade eden Boyarkin Şu anda işletmekte olduğumuz dördüncü nesil reaktör tipinin üretmiş olduğu elektrik enerjisinin fiyatı normalden yüzde 30 daha fazla. 2014 yılında devreye alacağımız Nükleer Güç Santralinin ünitesi yüzde 10 daha fazla olacaktır. 2015 yılında ise yine dördüncü nesil reaktörü devreye alarak 2020 yılında bunu tamamlamayı düşünüyoruz ve 2020de ise dördüncü
Zaman
Son Dakika
23.12.2013
BoyarkinRusyanükleerteknolojidedünyalideriBoyarkin Rusya nükleer teknolojide dünya lideri
Putin: Suriye ve İran sorununu Washington'la birlikte çözdük
Zaman
19.12.2013
15:37
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye kimyasal silah sorunu ve İran nükleer programı ile ilgili konuları tek başlarına çözmediklerini, Amerikalı, Avrupalı ve Çinli dostların katkıları ile çözdüklerini söyledi.Yıllık basın toplantısında bir muhabirin, “Son zamanlarda Rusya’nın yaptığı teklifler uluslararası arenada ilgi gördü. Öncelikle Suriye ve İran’a yönelik olan konuları kastediyorum. Sizce bu olumlu gidiş devam edecek mi?” sorusuna cevap veren Rus lider, uluslararası kamuoyunun iki konuda sağlanan başarıda büyük katkıları olduğunu ifade etti.Avrupa, AB ve Çin olmadan bu çalışmaların yapılmasının mümkün olmayacağına değinen Putin, “Biz bir taraftan başka tarafa koşuşturmadık, bizim prensip olarak bir yaklaşımımız var. Bu yaklaşımımız uluslararası hukuk prensibine dayalı. Ve biz bununla gurur duyabiliriz. Ancak şunu tekrarlamak istiyorum, meslektaşlarımız olmadan bunu başarmamız mümkün olmayacaktı. Biz onlara bu konuda müteşekkiriz. Bir şeyler biz teklif etmiştik, bir şeyler de Amerikalılar, Avrupalılar ve Çin teklif etti. Bu ortak çalışmanın bir sonucu, diğer türlü bu konuyu görmek yanlış olur.” değerlendirmesinde bulundu.Uluslararası sorunların çözümleri konusunda çalışmaların süreceğine değinen Rus lider, “Bildiğiniz gibi gelecek yıl biz G8 kabul edeceğiz. Gündem birlikte belirlenecek, bu G8’in bir geleneği. En zor konular belirlenecek ve her ülke için mümkün olan çözüm aranmaya çalışılacak.” dedi.İran’a yönelik yeni yaptırımların karşı tepkilere neden olacağı uyarısında bulunan Putin, önümüzdeki dönemde Tahran’a bir ziyaret gerçekleştirebileceğini de söyledi. İran’ın sivil amaçlı nükleer enerji kullanım hakkı olduğunu savunan Putin, uluslar arası toplumun ayrımcılık yapmaması gerektiğini vurguladı.Gürcistan’da yönetimin değişmesinin ardından bu ülkeye yönelik şahsi tutumunun değiştiğini kaydeden Putin, Gürcistan halkına karşı da eskisi kadar iyi ve sıcak kalmaya devam ettiğini belirtti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
19.12.2013
PutinSuriyeveİransorununuWashingtonlabirlikteçözdükPutin Suriye ve İran sorununu Washingtonla birlikte çözdük
"Avrasya kaplanı" genç Kazakistan 22 yaşında (Haber - Analiz)
Zaman
16.12.2013
14:05
16 Jeltoksan (Aralık) Kazakistan için son derece önemli bir gün. Bu sene Kazakistan 16 Aralık’ta bağımsızlığının 22. yıl dönümünü kutluyor. Çok kısa sürede büyük başarılara imza atan Orta Asya’nın merkezindeki genç ve dinamik ülkenin Avrasya coğrafyasındaki bu göz kamaştırıcı yükselişi Türk dünyası açısından önemli kazanım olmasının yanı sıra ekonomik kalkınma açısından da bütün dünyaya örnek olacak nitelikte. 16 Aralık 1991 yılında bağımsız olan ülke aynı gün iki büyük olayı birlikte yaşıyordu. Birincisi yıllardır mücadelesini verdikleri bağımsızlıklarını kazanmışlardı. İkincisi ise Komünist rejim son bulmuştu. Kazakistan ve bölgedeki diğer ülkeler buna hazırlıklı mıydı değil miydi bilinmez ama bilinen tek gerçek vardı o da yeni dönemin ilk yılları çok sancılı geçecekti. Fakat geçen 22 yıllık süreçte Kazakistan adeta çağ atlayacak, kişi başına düşen milli geliri 15 bin dolara yaklaşacak ve doğrudan ülkeye gelen yabancı sermaye ise 172 milyar dolar olacaktı. Ülkenin orta kısmında bulunan Astana şehrini başkent yapan Türk dünyasının Ak Sakalı Nursultan Nazarbayev, adeta bu da benim çılgın projem diyerek kimsenin tahmin dahi edemeyeceği kısa bir sürede bozkırın ortasında yeniden bir şehir inşa etmeyi başaracaktı.Ancak Kazakistandaki yaşanan bu hızlı ve baş döndürücü değişimin nasıl olduğunu anlayabilmek için bağımsızlık sürecindeki yaşanan sıkıntılı günlere kısaca değinmek gerek. Öncelikle, Sovyetler Birliği’nin dağılması ile çalışmakta olan fabrikalar bir anda kapanmaya başlamış ve bu fabrikaların durması ile birlikte ülkede üretim durma noktasına gelmişti.Kendi iç meseleleri ile ilgilenerek tamamen iç siyasete dönen Sovyet yönetimi ise Türk Cumhuriyetlerindeki bütün ekonomik faaliyetlerini durdurmuştu. Bütün bunlar yaşanırken Kazakistan’da ekonomideki yüzde 50’lere varan daralma, her geçen gün artan işsizlik oranları ve sermaye yetersizliği gibi problemler kısa vadede sonuç alınmasını imkansız hale getiriyordu. Ülke adeta komünizmden kurtulmuş ama adeta kapitalizmin acımasız yüzü ile karşı karşıya kalmıştı. Kazakistan’da her geçen gün her konuda varlığını hissettiren büyük bir boşluk görünüyordu. Bu şartlarda bir çok uzman Kazakistan’ın bir devlet olarak yaşamını sürdürebileceğini dahi düşünemiyordu.KARİZMATİK LİDER NAZARBAYEVİşte tam bu sırada, Kazakistan bütün bu olumsuzluklarla nasıl mücadele edeceğini düşüne dursun ülkede karizmatik duruşu, aklı selim kararları ve gerek ekonomik gerekse de siyasi arenada son derece akıllı hareket eden bir lideri vardı. İşte o lider aynı zamanda bağımsız Kazakistan’ın ilk cumhurbaşkanı olan Nursultan Nazarbayev’di. İşte böyle bir ortamda gerçek manasıyla halkını ve ülkesini seven güçlü bir lidere ihtiyacı vardı Kazakistan’ın. Asıl mesleği metalurji mühendisi olan Nazarbayev, siyaset sahnesinde de kısa süre sonra en tepeye yükselerek ülkedeki birliği kuracak, enerji ve sanayi adına ciddi adımlar atacaktı. Elbette dünyanın 9. büyük bir coğrafyasına sahip olmak ve kontrolü elinde tutmak kolay olmayacaktı ilk günlerde. Ama ülke genelinde gösterdiği üstün performans ve bitmez tükenmez bilmeyen enerjisi ile Nursultan Nazarbayev, halk nazarında da kısa sürede kabul gördü. KAZAKİSTAN – ÇİN DOSTLUĞU PETROL ZEMİNİNDE DERİNLEŞİYORÜlkesinin refahının büyük ölçüde enerjiye dayandığını söyleyen Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev, Çin ile enerji işbirliğini yoğunlaştıracaklarını her fırsatta belirtiyor. Kazakistan, Çin ile ikili ticaretin 2015 yılında 15 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor. İki ülke aynı zamanda siyasi alandaki karşılıklı güveni arttırmayı stratejik işbirliğini güçlendirmeyi, ekonomi, ticaret ve enerji başta olmak üzere her alanı kapsayan işbirliğini genişletmeyi de arzuluyor.Öte yandan hızlı ekonomik gelişmesini sürdürülebilir kılmak ve bunun ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak isteyen Çin’in bu bağlamda Kazakistan ile yaptığı anlaşmalar Kazakistan’ın Orta Asya’da paylaşılamaz bir hale geldiğini açıkça gösteriyor. ABD, ÇİN VE RUSYA ÜÇGENİNDEKİ KAZAKİSTANBu sene bağımsızlığının 22. yılını kutlayan Kazakistan son yılların en hızlı diplomasi trafiğini de yaşadı. Bir yandan Özellikle Çin ile başta petrol olmak üzere bir çok alanda yaptığı anlaşmalar diğer yandan Rusya ile yakın ve ikili ilişkiler bir yandan da bu ilişkilerin dışında kalmak istemeyen ABD. İki ülke ilişkilerin çok daha genişlediği dikkate alınırsa, ABD’nin meydanı Rusya ve Çin’e bırakmaya hiç de niyeti yok gibi. KAZAKİSTAN VE AVRUPA BİRLİĞİKazakistan bütün bu gelişmelerin yanı sıra gerek Rusya, gerek Çin ve gerekse de ABD ile olan ilişkilerinin yanında AB ile ilişkileri geliştirmek adına da bugüne kadar büyük adımlar attı. AB bugünkü ve gelecekteki uranyum ihtiyacı için uranyum kaynaklarını çeşitlendirmek ve bu amaçla bundan sonra daha çok Kazak uranyumu kullanmayı planlıyor. Kazakistan bugün Avustralya ve Kanadadan sonra dünyanın üçüncü büyük uranyum üretic
Zaman
Son Dakika
16.12.2013
AvrasyakaplanıgençKazakistan22yaşında(Haber-Analiz)Avrasya kaplanı genç Kazakistan 22 yaşında (Haber - Analiz)
Günseli Ö. Ocakoğlu - Haberde markadan söz etmek reklamdan sayılırsa
Zaman
09.12.2013
01:54
Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Ekonomi Gazetecileri Derneği üyeleriyle buluşarak Yeni Tüketici Yasası’yla kördüğüm olmuş sorunlara getirilen çözümleri paylaştı.Bakan Yazıcı’nın açıklamalarını üç ana başlıkta toplamak mümkün; 1- Bankalar ve dayatmaları. 2- Ayıplı ürün ve hizmetler ve mal iadesi. 3- Pazarlama iletişimi. Toplantıda Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Ramazan Ersoy’a kanunun 61. maddesinin 4. fıkrasından söz ettim; “Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticarî unvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.” Eğer öyleyse; 1- Soyadını markaya verenler, 2- Markalaşma sürecinde olanlar, 3- PR sektörü ve daha da önemlisi biz haberciler haber yazarken ne yapacağız?Patronlar 2014’ü nasıl görüyor?Patronlar Kulübü, Özgül Group Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Özgül’ün ev sahipliğinde toplandı. Manifesto PR’ın hizmet verdiği şirketlerin dışında konukların da davetli olduğu toplantıya Polisan Holding CEO’su Erol Mizrahi, ANAR Genel Müdürü İbrahim Uslu, Manifesto İş Geliştirme’den Ayfer Toprak, Özgül Group Yönetim Kurulu üyeleri Saruhan Doğan ve Fatih Ayhan, Özgül Group İcra Kurulu Üyesi Seda Yazgan, ERA Gayrimenkul YKB Can Ekşioğlu, Hürriyet köşe yazarı Vahap Munyar, Polisan Holding YKB Necmettin Bitlis, Borusan Holding İcra Kurulu Üyesi Mehmet Betil, Socar Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, Sotheby’s YKB Çiğdem Hitay, Sabah Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz, Big Chefs Kurucu Ortağı Gamze Cizreli ve Saruhan Tan, Reysaş Holding YKB Durmuş Döven, Altınbaş YKB İmam Altınbaş, Kıran Holding YKB Gökhan Kıran, Metsan İcra Kurulu Üyesi Cemalettin Satoğlu, Özülke İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Aydoğan, Patronlar Kulübü Genel Yayın Yönetmeni Ozan Pezek, CESKA Enerji ve Çelik İnşaat YKB Kazım Çelik, Günaydın Et Kurucu Ortağı Cüneyt Asan, Sancak Holding YKB’si Haydar Sancak, Giz High-End Estate Genel Müdürü Özgür Baykurt, Özgül Group Yönetim Kurulu Üyesi Gabil Hüseyinov, Toya Yapı YKB Zafer Topaloğlu, Liv Yapı YKB Sönmez Aydın ve Liv Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Seda Aydın ile AK Parti Milletvekili Zeynep Karahan Uslu katıldı. Grup, bu kez 2013’ü değerlendirerek 2014 öngörüsünde bulundu: Patronlar, ekonomik büyümenin devamlılığı için siyasi istikrara dikkat çekti. 2014 için her ne kadar umut varsa da yükselen toplumsal tansiyon endişeli bulunuyor. Şeref Oğuz, “Dikiz aynasına bakarak otomobili süremezsiniz, 2014’e bakalım!” deyince önümüzdeki yılın en önemli konusunun enerji olacağı ve gelişmelere bakarak, Türkiye piyangosuna büyük ödül çıktığını söyledi. Ömer Faruk Özgül, petrol boru hatlarının akışkanın yanı sıra barış taşıdığını, Kenan Yavuz başta Star Rafineri olmak üzere SOCAR yatırımlarının Türkiye’ye kalıcı katma değer oluşturacağını dile getirdi. Cüneyt Asan’a, Ali Sabancı’nın Günaydın’ları aldığına dair söylemler olduğunu sorunca, “Başka görüşmelerimiz de var. Bir başka grup daha teklif getirdi ki, bu teklif diğerlerinin önüne geçebilir. Bizim beklentimiz, yurtdışında 100 restoran açacak vizyonu ortaya koyacak bir ortaklık. Satış gerçekleşmedi, görüşmelerimiz sürüyor.” dedi. Gamze Cizreli ve Saruhan Tan’ın başarılı ortaklığı Big Chefs’in 20 restoranlık bir zincire ulaştığını ve büyümeye 2014’te de devam edileceği söylendi. Saruhan Tan, Birleşmiş Markalar Derneği eski başkanı olarak, yapılan işte başarılı olmanın yetmediğine, üretimin hak ettiği değerde satılması için markalaşmanın gerekli olduğuna vurgu yaptı. İmam Altınbaş’a son dönemde Etiyopya Omo Vadisi’ne yaptığı pamuk tarımına ilişkin sorular yöneltildi ve Bursa Etiyopya fahri konsolosu da olan Altınbaş’tan Etiyopya’ya gitme sözü alındı. Önümüzdeki günlerde Sahra Altı’na gidilecek, Patronlar Kulübü’nün bir amacı da üyeleri arasında işbirliği alanları oluşturmak.Toplumsal kırılganlıklarımız giderek artmışAK Parti’nin toplumsal nabzı tutmak için özellikle kurulan ANAR Araştırma Şirketi’nin Genel Müdürü İbrahim Uslu da Patronlar Kulübü’nün davetlileri arasındaydı. Hükümet kanadının gündeme bakışını öğrenmek için bulunmaz fırsat. Uslu’ya 2014’ün en önemli konularını sordum; 3 büyük seçim; yerel seçim, cumhurbaşkanlığı ve erken seçim ihtimali. 3 önemli başlık; 1- Lider seçimi 2- Çözüm süreci ve 3- Toplumsal çatlağın derinleşmesi 3 kırılma noktası; 1- Çözüm sürecinin bir kez daha dumura uğraması 2- Koalisyonlar dönemi 3- Liderden artan beklentilere rağmen yalnız bır
Zaman
Köşe Yazıları
09.12.2013
GünseliÖOcakoğlu-HaberdemarkadansözetmekreklamdansayılırsaGünseli Ö Ocakoğlu - Haberde markadan söz etmek reklamdan sayılırsa
Bosch Termoteknik Manisa'dan 34 ülkeye ihracat yapıyor
Zaman
05.12.2013
15:27
Manisa’dan 34 ülkeye ihracat yapan Bosch Termoteknik, 2013 yılını 600 bin adet kombi üretim rekoruyla kapatacak. Enerji, verimli ısıtma, soğutma sistemleri ve sıcak su çözümlerinde Avrupa’nın lider tedarikçilerinden Bosch Termoteknik, Manisa’da bulunan fabrikasından Avrupa, Kafkaslar, Ortadoğu, Körfez Bölgesi, Latin Amerika ve Uzakdoğu’daki toplam 34 ülkeye ısıtma çözümleri sunuyor. Arge yatırımlarıyla öne çıkan ve üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden şirket, 2013 yılını 2012deki 500 bin kombi rekorunu geçerek 600 bin adetle kapatacak. Fabrikada Bosch Termoteknik Genel Müdürü Akın Kazak, Teknik Genel Müdür İrfan Bayrak ve Satış Genel Müdürü Zafer Polat, basın mensuplarıyla biraraya geldi. Burada bir sunum yapan Kazak, Türkiye genelinde binin üzerinde, Manisa’da ise 870 çalışanı bulunan şirketin duvar tipi kombiler, yer tipi kazanlar, sıcak su ve ısı pompaları, havalandırma/iklimlendirme ve ticari ürünler olmak üzere altı iş kolunda faaliyet gösterdiğini söyledi. Genel Müdür Kazak, 109 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren Manisa fabrikasında ise duvar tipi kombi ve komponentleriyle ısı pompaları üretimi yapıldığını bildirdi. Hem sıcak su hem de ısınma ihtiyacını karşılayan 24 cihaz ailesi için 800’den fazla tipte üretim yapılan fabrikada ayrıca bakır, paslanmaz ve plakalı eşanjörlerle 2 bin çeşidin üzerinde bakır boru üretildiğini ifade etti. Akın Kazak, 2012 yılında 308 milyon euro satış cirosu bulunan Bosch Termoteknik Türkiye’nin üretiminin yüzde 46’sını konvansiyonel, yüzde 54’ünü ise yoğuşmalı cihazların oluşturduğunu kaydetti. Fabrikaya 5 milyon eurosu 2013te olmak üzere son beş yılda 32 milyon euroluk yatırım yapıldığını bildirdi. Manisa fabrikasının, üretimin yanısıra ürün tasarımı ve geliştirmeyle de ön plana çıktığını aktaran Kazak, “2010 yılında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından verilen ar-ge merkezi belgesiyle tasdik edilen Manisa Ar-Ge Merkezi’nden, bütün dünyaya teknoloji transfer ediliyor. 70’ten fazla mühendis ve teknisyenden oluşan ekibin çalıştığı merkezde son üç yıl içinde 14,3 milyon euroluk ar-ge harcaması yapıldı. Merkeze yapılan yatırımın, önümüzdeki iki yılda 10 milyon euroyu aşması bekleniyor. Bosch sistemi içinde konvansiyonel tip kombi geliştirme yetkinlik merkezi ve geliştirme testleri yetkinlik merkezi olma ayrıcalığına sahip olan merkezin, toplam 16 patent başvurusu bulunuyor.” şeklinde konuştu. Genel Müdür Kazak, 2011 ve 2012 yıllarında 500 binin üzerinde adetle fabrika tarihinin en yüksek üretimini yapan Bosch Termoteknik Türkiye Manisa Fabrikasının, 2013’ü yeni bir üretim rekoruyla kapatacağını bildirdi. Yıl sonuna kadar 600 binin üzerinde kombi üretmesi planlanan fabrikanın, bu rakamla Bosch fabrikaları arasında en fazla kombi üreten olma unvanını koruyacağını ifade eden Kazak, orta vadeli hedefinse üretimini ikiye katlamak olduğunu söyledi. Son üç yılda büyüyen bir trend içinde olduklarını, aynı trendin 2014 yılında devam edeceğini, 2014’te hedeflerinin 600 binin üzerinde kombi üretmek olduğunu dile getirerek, “Ürünlerimizin yüzde 70’ini 34 ülkeye ihraç ediyoruz, yüzde 30’u da iç pazara gidiyor. Bu sene euro bazında yüzde 18, lira bazında yüzde 25 büyüdük. Önümüzdeki sene yüzde 11 büyümeyi hedefliyoruz.” dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
05.12.2013
BoschTermoteknikManisadan34ülkeyeihracatyapıyorBosch Termoteknik Manisadan 34 ülkeye ihracat yapıyor
Erdoğan'ın ziyareti Rus basınında: Suriye, ŞİÖ'ye Türkiye'den daha yakın
Zaman
23.11.2013
14:45
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya ziyareti ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı ortak basın toplantısı, Rus basınında geniş yer buldu. Putin’in programlarını takip eden Kommersant gazetesinden Andrey Kolesnikov, “Espri seviyesi yüksek konuşmalar” başlığı ile bir yazı kaleme aldı. Ortak basın toplantısında sadece Suriye konusunun ciddi olarak değerlendirildiğini ifade eden Kolesnikov, diğer başlıklardaki esprileri okuyucuları ile paylaştı. Ünlü gazetecinin, Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üyelikle ilgili teklifini, “Öyle görülüyor ki, Suriye Şanghay’a Türkiye’den daha yakın” şeklinde yorumlaması dikkat çekti.Putin’in, Türkiye’nin AB ile işbirliği tecrübesini ironik bir şekilde hatırlatması üzerine, Erdoğan’ın “50 yıllık bir tecrübe.. Şanghay’a Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın…” önerisini hatırlatan Kolesnikov, “Putin’in bu teklifi kapması gerekiyordu. Ama çok ciddi ve sakin bir cep verdi: ‘Türkiye’nin uluslar arası arenada aktif oluşu uluslararası örgütlere katılımı gerekçelendiriyor.’ ” değerlendirmesinde bulundu.Basın toplantısında Erdoğan’ın “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamaya da varız. Dediğim gibi, ŞİÖ olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” ifadelerini değerlendiren Rus gazeteci, “Bir an öyle göründü ki, Recep Tayyip Erdoğan için temelde nereye girileceği önemli değil, yeter ki bir yere alsınlar…” şeklinde yazdı.Her şeyin bu kadar basit olmadığını yazan Kolesnikov, “Sayın Putin’in pozisyonu da, ŞİÖ de bu kadar basit değil. Öyle görünüyor ki, Şİ֒ye Suriye, Türkiye’den daha yakın…” yorumunu yaptı.TÜRKİYE, RUSYA’YA YAKLAŞTIResmi Vesti televizyonu, ziyaretle ilgili “Türkiye Rusya’ya daha da yaklaştı” başlığını atarak Erdoğan’ın Ankara’nın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üye olmak isteğini ziyarette dile getirdiğini kaydetti. Ankara’nın Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında oluşturulan Gümrük Birliği ile serbest ticaretten yana olduğunu vurgulayan Vesti, Avrasya coğrafyasında yeni siyasi konturların doğduğuna işaret etti. Televizyon, Putin ve Erdoğan’ın Suriye konusunda farklı duruşları olduğuna dikkat çekti.Her iki lider arasında uzun yıllara dayalı bir dostluk bağının olduğunu vurgulayan resmi Rus televizyonu Birinci Kanal, görüşmelerde ilişkilerin tüm detaylarının ele alındığını kaydetti. Güney Akım doğalgaz boru hattının Karadeniz’in Türk ekonomik sahasında inşaatının başladığına, Rusya’nın Mersin Akkuyu’da nükleer enerji santrali inşaatını yaptığına, Sakarya’da Rus otomobil fabrikasının üretimine başladığına ve Türkiye’ye yönelik Rus turist sayısının 4 milyonu bulduğuna dikkat çekti. Televizyona göre Suriye’de akan kanı durdurmak için Erdoğan St. Petersburg’dan tüm dünyaya seslendi. Erdoğan’ın “Suriye halkının tercihini yapmasına ve kaderini belirlemesine fırsat verelim” sözlerini Putin’in de desteklediğini vurguladı. 5.Kanal da Erdoğan’ın Putin’den Türkiye’nin Şİ֒e alınması ve Gümrük Birliği ile serbest ticaret bölgesi oluşturulması isteğinde bulunduğunu ifade etti. Kanal, “Putin de bu tür ilişkilere ilgi duyduğunu ifade etmekle yetindi.” şeklinde yorumladı.Rus NTV kanalı Erdoğan ve Putin’in, dünya gündeminde başta Suriye ve Yukarı Karabağ olmak üzere zor sorunların çözümü hususunda kapalı kapılar arkasında görüşmeler yaptığını kaydetti.Resmi Rossiyskaya Gazeta gazetesi, görüşmede Putin’in Suriye sorununun çözümü için Cenevre-2 uluslar arası konferansın bir an önce yapılması için çağrıda bulunduğunu ifade etti. Gazeteye göre, görüşmelerde iki lider Suriye konusuna çok zaman ayırdı. Rusya’nın Sesi radyosuna göre, Putin iki ülke güvenlik görevlileri arasında işbirliğinin artırılmasının, Soçi-2014 Kış Olimpiyat Oyunları hazırlıkları bağlamında önem arz ettiğini vurguladı. Haberde Putin ve Erdoğan’ın basın toplantısında espriler yaptığına da işaret edildi.Vesti FM radyosu, Putin’in her iki ülkede karşılıklı turizm yılı yapılmasını önerdiğini kaydetti.Vedomosti gazetesi, “Türkiye Şİ֒e üye olmak istiyor” başlıklı haberinde, “Erdoğan Putin’den Türkiye’nin Şİ֒e alınması isteğinde bulundu. Putin Ankara’nın bu girişimini desteklediğini ifade etti.” yorumunu yaptı.“PUTİN’DEN ERDOĞAN’IN EŞİNE DESTEK”Moskovski Komsomolets gazetesi, Rusya’da tutuklu bulunan Greenpeace üyesi Gizem Akhan’la ilgili soruya cevap veren Putin’in, “Erdoğan eşi ile geldi, kendisi o kızı uçağı ile götüremez…” esprisine dikkat çekti. Gazete, “Putin Erdoğan’ın eşini destekledi” başlıklı haberinde iki liderin ikiz kardeşler olmamasına rağmen bir çok konuda benzediklerini belirtti. Gazeteye göre, Erdoğan ve Putin sert karakteri olan liderler ve her şeyi kontrollerinde tutmayı seven kişiler.” yorumunda bulundu. Komsomolskaya Pravda gazetesi, Putin’in Türk inşaat firmalarının kaliteli iş yaptığını övdüğünü yazdı.Benzer haber ve yorumlar Ria Novosti, İTAR-TASS, İnterfaks, RBK, Vestnik Kavkaza (VK), R
Zaman
Son Dakika
23.11.2013
ErdoğanınziyaretiRusbasınındaSuriyeŞİÖyeTürkiyedendahayakınErdoğanın ziyareti Rus basınında Suriye ŞİÖye Türkiyeden daha yakın
Bizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
Zaman
23.11.2013
05:45
St. Petersburg’daki Rusya-Türkiye zirvesinde Avrupa Birliği üyelik süreci de gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Rus lider Putin’in Türkiye’nin uzun üyelik sürecine gönderme yapmasının ardından, “50 yıllık bir tecrübe. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” şeklinde konuştu.Türkiye ile Rusya arasında ortak bakanlar kurulu gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı St. Petersburg’da yapıldı. Toplantıdan sonra konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin AB tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, “Çok doğru. 50 yıllık tecrübe, kolay değil.” iğnelemesi, Putin’i güldürdü. Erdoğan ardından “Gelin Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” diye seslendi.Başbakan Erdoğan, bir Rus gazetecinin kendisine yönelttiği, “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğiniz doğru mu?” sorusunu cevaplarken de Şanghay konusundaki ciddiyetini vurguladı. Başbakan, “Avrasya Birliği ile serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” dedi.ÜDİK zirvesinde Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yer aldı. İki liderin başkanlık ettiği zirvede enerji işbirliği, ticaret, Yukarı Karabağ sorunu ve Suriye konusu gündeme geldi. Erdoğan, ağırlıklı gündem maddesi olan Suriye konusunda muhatabına Beşşar Esed’siz geçiş formülü üzerinde uzlaşılması önerisi getirdi. İç savaşta Esed’den yana tavır alan Putin’in ise geleneksel çizgisinden taviz vermediği öğrenildi.ORTAK OTOMOBİL ÜRETME PLANIOrtak bakanlar kurulu toplantısı şeklinde yapılan zirvenin ardından Putin ile basının karşısına geçen Erdoğan, özellikle iki ülkenin enerji alanında hangi yeni adımları atabileceğini görüştüklerini söyledi. 2020 itibarıyla ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Sanayi ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Putin de Rus firması Gazella’nın Türkiye ile ortak otomobil üretimi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rusya, enerji alanında Türkiye’nin birinci sıradaki tedarikçisi konumunda. Doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Mersin Akkuyu da Rus şirketleri tarafından inşa edilecek.SURİYE ÇAĞRISIErdoğan, St. Petersburg’dan uluslararası topluma bir kez daha ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Erdoğan, Suriye’de barışçıl sürecin başlamasını hedefleyen Cenevre II Konferansı’nın bir an önce toplanması gerektiğini belirterek, “Cenevre II’ye gelince başından itibaren destekledik ama ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz ve temenni ediyoruz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok, kaybedilen zaman Suriye’deki rejime zaman kazandırmaktadır.” diye konuştu. Rus lider de, “Rusya, Suriye yönetimini bu konuda ikna etme sorumluluğunu üstlendi ve biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi ortaklarımızın da aynı şeyi muhalefeti ikna etmek konusunda yapması gerekir.” dedi.Toplantıda, Expo 2020 ticaret fuarına hem İzmir’in hem de Rusya’nın Yekaterinburg şehrinin aday olması da konuşuldu. İki lider, hangi şehir elenirse diğerinin desteklenmesi konusunda fikir birliğine vardı. Putin basın toplantısında, “En güzel seçenek tabii ki Yekaterinburg. O olmayacaksa İzmir’de olsun. Tabii Sayın Başbakan tam tersi düşünüyordur.” diye espri yaptı. Erdoğan da buna, “Fakat en çok korktuğum; ikisi birden çıkarsa ne olacak?” karşılığını verdi. Toplantının ardından gümrükler, enerji ve resmî haber ajansları konularında 5 ayrı anlaşma imzalandı.PUTİN’DEN ‘GİZEM’Lİ ESPRİBasın toplantısında Rusya’daki Greenpeace eyleminde tutuklanmasının ardından önceki gün St. Petersburg mahkemesince serbest bırakılan Türk vatandaşı Gizem Akhan da gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, “Beraberinizde Gizem’i de Türkiye’ye götürme ihtimaliniz var mı?” sorusu yöneltilince araya giren Rusya lideri Putin, “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi, kızı nasıl götürecek?” esprisi ile salonu güldürdü. Erdoğan, “kefaletle zaten bırakılmış olması önemlidir. Yargı süreci devam etmektedir. Ama demir parmaklıkların arkasından çıkmak çok çok önemlidir. Özgürlüğün tadını bilenlerdenim.” ifadelerini kullandı.Şanghay İşbirliği Örgütü: Batı’ya karşı alternatifBaşbakan Erdoğan’ın daha önce de Türkiye&rs
Zaman
En Çok Okunan
23.11.2013
BiziŞanghay’aalınABsıkıntısındankurtarınBizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
Bizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
Zaman
23.11.2013
05:45
St. Petersburg’daki Rusya-Türkiye zirvesinde Avrupa Birliği üyelik süreci de gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Rus lider Putin’in Türkiye’nin uzun üyelik sürecine gönderme yapmasının ardından, “50 yıllık bir tecrübe. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” şeklinde konuştu.Türkiye ile Rusya arasında ortak bakanlar kurulu gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı St. Petersburg’da yapıldı. Toplantıdan sonra konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin AB tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, “Çok doğru. 50 yıllık tecrübe, kolay değil.” iğnelemesi, Putin’i güldürdü. Erdoğan ardından “Gelin Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” diye seslendi.Başbakan Erdoğan, bir Rus gazetecinin kendisine yönelttiği, “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğiniz doğru mu?” sorusunu cevaplarken de Şanghay konusundaki ciddiyetini vurguladı. Başbakan, “Avrasya Birliği ile serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” dedi.ÜDİK zirvesinde Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yer aldı. İki liderin başkanlık ettiği zirvede enerji işbirliği, ticaret, Yukarı Karabağ sorunu ve Suriye konusu gündeme geldi. Erdoğan, ağırlıklı gündem maddesi olan Suriye konusunda muhatabına Beşşar Esed’siz geçiş formülü üzerinde uzlaşılması önerisi getirdi. İç savaşta Esed’den yana tavır alan Putin’in ise geleneksel çizgisinden taviz vermediği öğrenildi.ORTAK OTOMOBİL ÜRETME PLANIOrtak bakanlar kurulu toplantısı şeklinde yapılan zirvenin ardından Putin ile basının karşısına geçen Erdoğan, özellikle iki ülkenin enerji alanında hangi yeni adımları atabileceğini görüştüklerini söyledi. 2020 itibarıyla ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Sanayi ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Putin de Rus firması Gazella’nın Türkiye ile ortak otomobil üretimi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rusya, enerji alanında Türkiye’nin birinci sıradaki tedarikçisi konumunda. Doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Mersin Akkuyu da Rus şirketleri tarafından inşa edilecek.SURİYE ÇAĞRISIErdoğan, St. Petersburg’dan uluslararası topluma bir kez daha ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Erdoğan, Suriye’de barışçıl sürecin başlamasını hedefleyen Cenevre II Konferansı’nın bir an önce toplanması gerektiğini belirterek, “Cenevre II’ye gelince başından itibaren destekledik ama ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz ve temenni ediyoruz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok, kaybedilen zaman Suriye’deki rejime zaman kazandırmaktadır.” diye konuştu. Rus lider de, “Rusya, Suriye yönetimini bu konuda ikna etme sorumluluğunu üstlendi ve biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi ortaklarımızın da aynı şeyi muhalefeti ikna etmek konusunda yapması gerekir.” dedi.Toplantıda, Expo 2020 ticaret fuarına hem İzmir’in hem de Rusya’nın Yekaterinburg şehrinin aday olması da konuşuldu. İki lider, hangi şehir elenirse diğerinin desteklenmesi konusunda fikir birliğine vardı. Putin basın toplantısında, “En güzel seçenek tabii ki Yekaterinburg. O olmayacaksa İzmir’de olsun. Tabii Sayın Başbakan tam tersi düşünüyordur.” diye espri yaptı. Erdoğan da buna, “Fakat en çok korktuğum; ikisi birden çıkarsa ne olacak?” karşılığını verdi. Toplantının ardından gümrükler, enerji ve resmî haber ajansları konularında 5 ayrı anlaşma imzalandı.PUTİN’DEN ‘GİZEM’Lİ ESPRİBasın toplantısında Rusya’daki Greenpeace eyleminde tutuklanmasının ardından önceki gün St. Petersburg mahkemesince serbest bırakılan Türk vatandaşı Gizem Akhan da gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, “Beraberinizde Gizem’i de Türkiye’ye götürme ihtimaliniz var mı?” sorusu yöneltilince araya giren Rusya lideri Putin, “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi, kızı nasıl götürecek?” esprisi ile salonu güldürdü. Erdoğan, “kefaletle zaten bırakılmış olması önemlidir. Yargı süreci devam etmektedir. Ama demir parmaklıkların arkasından çıkmak çok çok önemlidir. Özgürlüğün tadını bilenlerdenim.” ifadelerini kullandı.Şanghay İşbirliği Örgütü: Batı’ya karşı alternatifBaşbakan Erdoğan’ın daha önce de Türkiye&rs
Zaman
Dünya
23.11.2013
BiziŞanghay’aalınABsıkıntısındankurtarınBizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
Bizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
Zaman
23.11.2013
05:42
St. Petersburg’daki Rusya-Türkiye zirvesinde Avrupa Birliği üyelik süreci de gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Rus lider Putin’in Türkiye’nin uzun üyelik sürecine gönderme yapmasının ardından, “50 yıllık bir tecrübe. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” şeklinde konuştu.Türkiye ile Rusya arasında ortak bakanlar kurulu gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı St. Petersburg’da yapıldı. Toplantıdan sonra konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin AB tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, “Çok doğru. 50 yıllık tecrübe, kolay değil.” iğnelemesi, Putin’i güldürdü. Erdoğan ardından “Gelin Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” diye seslendi.Başbakan Erdoğan, bir Rus gazetecinin kendisine yönelttiği, “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğiniz doğru mu?” sorusunu cevaplarken de Şanghay konusundaki ciddiyetini vurguladı. Başbakan, “Avrasya Birliği ile serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” dedi.ÜDİK zirvesinde Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yer aldı. İki liderin başkanlık ettiği zirvede enerji işbirliği, ticaret, Yukarı Karabağ sorunu ve Suriye konusu gündeme geldi. Erdoğan, ağırlıklı gündem maddesi olan Suriye konusunda muhatabına Beşşar Esed’siz geçiş formülü üzerinde uzlaşılması önerisi getirdi. İç savaşta Esed’den yana tavır alan Putin’in ise geleneksel çizgisinden taviz vermediği öğrenildi.ORTAK OTOMOBİL ÜRETME PLANIOrtak bakanlar kurulu toplantısı şeklinde yapılan zirvenin ardından Putin ile basının karşısına geçen Erdoğan, özellikle iki ülkenin enerji alanında hangi yeni adımları atabileceğini görüştüklerini söyledi. 2020 itibarıyla ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Sanayi ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Putin de Rus firması Gazella’nın Türkiye ile ortak otomobil üretimi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rusya, enerji alanında Türkiye’nin birinci sıradaki tedarikçisi konumunda. Doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Mersin Akkuyu da Rus şirketleri tarafından inşa edilecek.SURİYE ÇAĞRISIErdoğan, St. Petersburg’dan uluslararası topluma bir kez daha ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Erdoğan, Suriye’de barışçıl sürecin başlamasını hedefleyen Cenevre II Konferansı’nın bir an önce toplanması gerektiğini belirterek, “Cenevre II’ye gelince başından itibaren destekledik ama ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz ve temenni ediyoruz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok, kaybedilen zaman Suriye’deki rejime zaman kazandırmaktadır.” diye konuştu. Rus lider de, “Rusya, Suriye yönetimini bu konuda ikna etme sorumluluğunu üstlendi ve biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi ortaklarımızın da aynı şeyi muhalefeti ikna etmek konusunda yapması gerekir.” dedi.Toplantıda, Expo 2020 ticaret fuarına hem İzmir’in hem de Rusya’nın Yekaterinburg şehrinin aday olması da konuşuldu. İki lider, hangi şehir elenirse diğerinin desteklenmesi konusunda fikir birliğine vardı. Putin basın toplantısında, “En güzel seçenek tabii ki Yekaterinburg. O olmayacaksa İzmir’de olsun. Tabii Sayın Başbakan tam tersi düşünüyordur.” diye espri yaptı. Erdoğan da buna, “Fakat en çok korktuğum; ikisi birden çıkarsa ne olacak?” karşılığını verdi. Toplantının ardından gümrükler, enerji ve resmî haber ajansları konularında 5 ayrı anlaşma imzalandı.PUTİN’DEN ‘GİZEM’Lİ ESPRİBasın toplantısında Rusya’daki Greenpeace eyleminde tutuklanmasının ardından önceki gün St. Petersburg mahkemesince serbest bırakılan Türk vatandaşı Gizem Akhan da gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, “Beraberinizde Gizem’i de Türkiye’ye götürme ihtimaliniz var mı?” sorusu yöneltilince araya giren Rusya lideri Putin, “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi, kızı nasıl götürecek?” esprisi ile salonu güldürdü. Erdoğan, “kefaletle zaten bırakılmış olması önemlidir. Yargı süreci devam etmektedir. Ama demir parmaklıkların arkasından çıkmak çok çok önemlidir. Özgürlüğün tadını bilenlerdenim.” ifadelerini kullandı.Şanghay İşbirliği Örgütü: Batı’ya karşı alternatifBaşbakan Erdoğan’ın daha önce de Türkiye&rs
Zaman
Ana Sayfa
23.11.2013
BiziŞanghay’aalınABsıkıntısındankurtarınBizi Şanghay’a alın AB sıkıntısından kurtarın
'Bizi bu sıkıntıdan kurtarın'
Zaman
23.11.2013
02:59
St. Petersburg’daki Rusya-Türkiye zirvesinde Avrupa Birliği üyelik süreci de gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Rus lider Putin’in Türkiye’nin uzun üyelik sürecine gönderme yapmasının ardından, “50 yıllık bir tecrübe. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” şeklinde konuştu.Türkiye ile Rusya arasında ortak bakanlar kurulu gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı St. Petersburg’da yapıldı. Toplantıdan sonra konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin AB tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, “Çok doğru. 50 yıllık tecrübe, kolay değil.” iğnelemesi, Putin’i güldürdü. Erdoğan ardından “Gelin Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” diye seslendi.Başbakan Erdoğan, bir Rus gazetecinin kendisine yönelttiği, “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğiniz doğru mu?” sorusunu cevaplarken de Şanghay konusundaki ciddiyetini vurguladı. Başbakan, “Avrasya Birliği ile serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” dedi.ÜDİK zirvesinde Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yer aldı. İki liderin başkanlık ettiği zirvede enerji işbirliği, ticaret, Yukarı Karabağ sorunu ve Suriye konusu gündeme geldi. Erdoğan, ağırlıklı gündem maddesi olan Suriye konusunda muhatabına Beşşar Esed’siz geçiş formülü üzerinde uzlaşılması önerisi getirdi. İç savaşta Esed’den yana tavır alan Putin’in ise geleneksel çizgisinden taviz vermediği öğrenildi.ORTAK OTOMOBİL ÜRETME PLANIOrtak bakanlar kurulu toplantısı şeklinde yapılan zirvenin ardından Putin ile basının karşısına geçen Erdoğan, özellikle iki ülkenin enerji alanında hangi yeni adımları atabileceğini görüştüklerini söyledi. 2020 itibarıyla ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Sanayi ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Putin de Rus firması Gazella’nın Türkiye ile ortak otomobil üretimi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rusya, enerji alanında Türkiye’nin birinci sıradaki tedarikçisi konumunda. Doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Mersin Akkuyu da Rus şirketleri tarafından inşa edilecek.SURİYE ÇAĞRISIErdoğan, St. Petersburg’dan uluslararası topluma bir kez daha ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Erdoğan, Suriye’de barışçıl sürecin başlamasını hedefleyen Cenevre II Konferansı’nın bir an önce toplanması gerektiğini belirterek, “Cenevre II’ye gelince başından itibaren destekledik ama ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz ve temenni ediyoruz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok, kaybedilen zaman Suriye’deki rejime zaman kazandırmaktadır.” diye konuştu. Rus lider de, “Rusya, Suriye yönetimini bu konuda ikna etme sorumluluğunu üstlendi ve biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi ortaklarımızın da aynı şeyi muhalefeti ikna etmek konusunda yapması gerekir.” dedi.Toplantıda, Expo 2020 ticaret fuarına hem İzmir’in hem de Rusya’nın Yekaterinburg şehrinin aday olması da konuşuldu. İki lider, hangi şehir elenirse diğerinin desteklenmesi konusunda fikir birliğine vardı. Putin basın toplantısında, “En güzel seçenek tabii ki Yekaterinburg. O olmayacaksa İzmir’de olsun. Tabii Sayın Başbakan tam tersi düşünüyordur.” diye espri yaptı. Erdoğan da buna, “Fakat en çok korktuğum; ikisi birden çıkarsa ne olacak?” karşılığını verdi. Toplantının ardından gümrükler, enerji ve resmî haber ajansları konularında 5 ayrı anlaşma imzalandı.PUTİN’DEN ‘GİZEM’Lİ ESPRİBasın toplantısında Rusya’daki Greenpeace eyleminde tutuklanmasının ardından önceki gün St. Petersburg mahkemesince serbest bırakılan Türk vatandaşı Gizem Akhan da gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, “Beraberinizde Gizem’i de Türkiye’ye götürme ihtimaliniz var mı?” sorusu yöneltilince araya giren Rusya lideri Putin, “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi, kızı nasıl götürecek?” esprisi ile salonu güldürdü. Erdoğan, “kefaletle zaten bırakılmış olması önemlidir. Yargı süreci devam etmektedir. Ama demir parmaklıkların arkasından çıkmak çok çok önemlidir. Özgürlüğün tadını bilenlerdenim.” ifadelerini kullandı.Şanghay İşbirliği Örgütü: Batı’ya karşı alternatifBaşbakan Erdoğan’ın daha önce de Türkiye&rs
Zaman
En Çok Okunan
23.11.2013
BizibusıkıntıdankurtarınBizi bu sıkıntıdan kurtarın
'Bizi bu sıkıntıdan kurtarın'
Zaman
23.11.2013
02:02
St. Petersburg’daki Rusya-Türkiye zirvesinde Avrupa Birliği üyelik süreci de gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Rus lider Putin’in Türkiye’nin uzun üyelik sürecine gönderme yapmasının ardından, “50 yıllık bir tecrübe. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” şeklinde konuştu.Türkiye ile Rusya arasında ortak bakanlar kurulu gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı St. Petersburg’da yapıldı. Toplantıdan sonra konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin AB tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, “Çok doğru. 50 yıllık tecrübe, kolay değil.” iğnelemesi, Putin’i güldürdü. Erdoğan ardından “Gelin Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” diye seslendi.Başbakan Erdoğan, bir Rus gazetecinin kendisine yönelttiği, “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğiniz doğru mu?” sorusunu cevaplarken de Şanghay konusundaki ciddiyetini vurguladı. Başbakan, “Avrasya Birliği ile serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” dedi.ÜDİK zirvesinde Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yer aldı. İki liderin başkanlık ettiği zirvede enerji işbirliği, ticaret, Yukarı Karabağ sorunu ve Suriye konusu gündeme geldi. Erdoğan, ağırlıklı gündem maddesi olan Suriye konusunda muhatabına Beşşar Esed’siz geçiş formülü üzerinde uzlaşılması önerisi getirdi. İç savaşta Esed’den yana tavır alan Putin’in ise geleneksel çizgisinden taviz vermediği öğrenildi.ORTAK OTOMOBİL ÜRETME PLANIOrtak bakanlar kurulu toplantısı şeklinde yapılan zirvenin ardından Putin ile basının karşısına geçen Erdoğan, özellikle iki ülkenin enerji alanında hangi yeni adımları atabileceğini görüştüklerini söyledi. 2020 itibarıyla ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Sanayi ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Putin de Rus firması Gazella’nın Türkiye ile ortak otomobil üretimi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rusya, enerji alanında Türkiye’nin birinci sıradaki tedarikçisi konumunda. Doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Mersin Akkuyu da Rus şirketleri tarafından inşa edilecek.SURİYE ÇAĞRISIErdoğan, St. Petersburg’dan uluslararası topluma bir kez daha ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Erdoğan, Suriye’de barışçıl sürecin başlamasını hedefleyen Cenevre II Konferansı’nın bir an önce toplanması gerektiğini belirterek, “Cenevre II’ye gelince başından itibaren destekledik ama ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz ve temenni ediyoruz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok, kaybedilen zaman Suriye’deki rejime zaman kazandırmaktadır.” diye konuştu. Rus lider de, “Rusya, Suriye yönetimini bu konuda ikna etme sorumluluğunu üstlendi ve biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi ortaklarımızın da aynı şeyi muhalefeti ikna etmek konusunda yapması gerekir.” dedi.Toplantıda, Expo 2020 ticaret fuarına hem İzmir’in hem de Rusya’nın Yekaterinburg şehrinin aday olması da konuşuldu. İki lider, hangi şehir elenirse diğerinin desteklenmesi konusunda fikir birliğine vardı. Putin basın toplantısında, “En güzel seçenek tabii ki Yekaterinburg. O olmayacaksa İzmir’de olsun. Tabii Sayın Başbakan tam tersi düşünüyordur.” diye espri yaptı. Erdoğan da buna, “Fakat en çok korktuğum; ikisi birden çıkarsa ne olacak?” karşılığını verdi. Toplantının ardından gümrükler, enerji ve resmî haber ajansları konularında 5 ayrı anlaşma imzalandı.PUTİN’DEN ‘GİZEM’Lİ ESPRİBasın toplantısında Rusya’daki Greenpeace eyleminde tutuklanmasının ardından önceki gün St. Petersburg mahkemesince serbest bırakılan Türk vatandaşı Gizem Akhan da gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, “Beraberinizde Gizem’i de Türkiye’ye götürme ihtimaliniz var mı?” sorusu yöneltilince araya giren Rusya lideri Putin, “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi, kızı nasıl götürecek?” esprisi ile salonu güldürdü. Erdoğan, “kefaletle zaten bırakılmış olması önemlidir. Yargı süreci devam etmektedir. Ama demir parmaklıkların arkasından çıkmak çok çok önemlidir. Özgürlüğün tadını bilenlerdenim.” ifadelerini kullandı.Şanghay İşbirliği Örgütü: Batı’ya karşı alternatifBaşbakan Erdoğan’ın daha önce de Türkiye&rs
Zaman
Dünya
23.11.2013
BizibusıkıntıdankurtarınBizi bu sıkıntıdan kurtarın
'Bizi bu sıkıntıdan kurtarın'
Zaman
23.11.2013
01:50
St. Petersburg’daki Rusya-Türkiye zirvesinde Avrupa Birliği üyelik süreci de gündeme geldi. Başbakan Erdoğan, Rus lider Putin’in Türkiye’nin uzun üyelik sürecine gönderme yapmasının ardından, “50 yıllık bir tecrübe. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” şeklinde konuştu.Türkiye ile Rusya arasında ortak bakanlar kurulu gibi çalışan Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı St. Petersburg’da yapıldı. Toplantıdan sonra konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin AB tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi. Başbakan Erdoğan’ın, “Çok doğru. 50 yıllık tecrübe, kolay değil.” iğnelemesi, Putin’i güldürdü. Erdoğan ardından “Gelin Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.” diye seslendi.Başbakan Erdoğan, bir Rus gazetecinin kendisine yönelttiği, “Avrasya ülkeleri ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediğiniz doğru mu?” sorusunu cevaplarken de Şanghay konusundaki ciddiyetini vurguladı. Başbakan, “Avrasya Birliği ile serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de Sayın Başkan’a ifade etmiştim. Bunu önemsiyoruz.” dedi.ÜDİK zirvesinde Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yer aldı. İki liderin başkanlık ettiği zirvede enerji işbirliği, ticaret, Yukarı Karabağ sorunu ve Suriye konusu gündeme geldi. Erdoğan, ağırlıklı gündem maddesi olan Suriye konusunda muhatabına Beşşar Esed’siz geçiş formülü üzerinde uzlaşılması önerisi getirdi. İç savaşta Esed’den yana tavır alan Putin’in ise geleneksel çizgisinden taviz vermediği öğrenildi.ORTAK OTOMOBİL ÜRETME PLANIOrtak bakanlar kurulu toplantısı şeklinde yapılan zirvenin ardından Putin ile basının karşısına geçen Erdoğan, özellikle iki ülkenin enerji alanında hangi yeni adımları atabileceğini görüştüklerini söyledi. 2020 itibarıyla ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Sanayi ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Putin de Rus firması Gazella’nın Türkiye ile ortak otomobil üretimi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Rusya, enerji alanında Türkiye’nin birinci sıradaki tedarikçisi konumunda. Doğalgaz ve petrol alanındaki işbirliğinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Mersin Akkuyu da Rus şirketleri tarafından inşa edilecek.SURİYE ÇAĞRISIErdoğan, St. Petersburg’dan uluslararası topluma bir kez daha ölümlerin durdurulması çağrısı yaptı. Erdoğan, Suriye’de barışçıl sürecin başlamasını hedefleyen Cenevre II Konferansı’nın bir an önce toplanması gerektiğini belirterek, “Cenevre II’ye gelince başından itibaren destekledik ama ilk toplantıdan ne yazık ki hiçbir netice alınamadı. Yine destekliyoruz ve temenni ediyoruz ki netice alalım. Kaybedecek vakit yok, kaybedilen zaman Suriye’deki rejime zaman kazandırmaktadır.” diye konuştu. Rus lider de, “Rusya, Suriye yönetimini bu konuda ikna etme sorumluluğunu üstlendi ve biz üzerimize düşeni yaptık. Şimdi ortaklarımızın da aynı şeyi muhalefeti ikna etmek konusunda yapması gerekir.” dedi.Toplantıda, Expo 2020 ticaret fuarına hem İzmir’in hem de Rusya’nın Yekaterinburg şehrinin aday olması da konuşuldu. İki lider, hangi şehir elenirse diğerinin desteklenmesi konusunda fikir birliğine vardı. Putin basın toplantısında, “En güzel seçenek tabii ki Yekaterinburg. O olmayacaksa İzmir’de olsun. Tabii Sayın Başbakan tam tersi düşünüyordur.” diye espri yaptı. Erdoğan da buna, “Fakat en çok korktuğum; ikisi birden çıkarsa ne olacak?” karşılığını verdi. Toplantının ardından gümrükler, enerji ve resmî haber ajansları konularında 5 ayrı anlaşma imzalandı.PUTİN’DEN ‘GİZEM’Lİ ESPRİBasın toplantısında Rusya’daki Greenpeace eyleminde tutuklanmasının ardından önceki gün St. Petersburg mahkemesince serbest bırakılan Türk vatandaşı Gizem Akhan da gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, “Beraberinizde Gizem’i de Türkiye’ye götürme ihtimaliniz var mı?” sorusu yöneltilince araya giren Rusya lideri Putin, “Sayın Başbakan eşiyle buraya geldi, kızı nasıl götürecek?” esprisi ile salonu güldürdü. Erdoğan, “kefaletle zaten bırakılmış olması önemlidir. Yargı süreci devam etmektedir. Ama demir parmaklıkların arkasından çıkmak çok çok önemlidir. Özgürlüğün tadını bilenlerdenim.” ifadelerini kullandı.Şanghay İşbirliği Örgütü: Batı’ya karşı alternatifBaşbakan Erdoğan’ın daha önce de Türkiye&rs
Zaman
Ana Sayfa
23.11.2013
BizibusıkıntıdankurtarınBizi bu sıkıntıdan kurtarın
18 yıllık bakan Tacikistan'da yeni kabineye giremedi
Zaman
21.11.2013
15:29
Tacikistanda 16 Kasımda Devlet Başkanı İmamali Rahmanın yemin ederek dördüncü kez cumhurbaşkanı olmasının ardından yeni kabine de şekillenmeye başladı. Kabinede köklü değişiklikler yapıldığı bildirdi. Tacik basınına göre, Devlet Başkanı İmamali Rahman, yeni kabinede yeni isimlere yer verdi. 18 yıldır Savunma Bakanı görevinde bulunan Şerali Hayrullayev, kabinedeki yerini koruyamadı. Yeni Savunma Bakanı ise Şerali Mirza oldu. Şerali Mirza daha önce Tacikistan Sınır Birlikleri Başkomutanı görevinde bulunuyordu. Eski Savunma Bakanı Şerali Hayrullayev, 1995 yılında bu göreve atanmıştı. Tacik lider Rahman, İçişleri Bakanı Ramazan Rahimov’u tekrar bakan görevine tayin ederken, Milli Güvenlik Servisi Başkanı Saymumin Yatimov da koltuğuna koruyan isimlerden biri oldu. Ayrıca, Enerji ve Sanayi Bakanı Şerali Gul ile Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı Mahmadamin Mahmadaminov da yeni kabinede yer bulamadı. Tarım Bakanı Kasım Kasımov, Adalet Bakanı Rustam Mengliyev ve Sağlık Bakanı Nusratullo Salimov aynı görevinde kalırken, Kültür Bakanı Mirzoşahruh Asrori görevinden alınarak, bu göreve Şamsiddin Orumbekov atandı. Bu arada, başbakan, 3 başbakan yardımcısı, dışişleri bakanı, maliye bakanı, ticaret ve ekonomik kalkınma bakanı, eğitim bakanı görevlerine atamalar gerçekleştirilmedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
21.11.2013
18yıllıkbakanTacikistandayenikabineyegiremedi18 yıllık bakan Tacikistanda yeni kabineye giremedi
Rusya'daki yatırımı 1 milyar doları buldu, 2014'te üretime başlıyor
Zaman
20.11.2013
12:57
Kimya sanayi ve ağaç sektöründe üretim yapan Türkiyenin önde gelen şirketlerinden Hayat Holding, Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuryeti’nin Alabuga Özel Ekonomik Bölgesine inşa ettiği fabrikalarda üretim 2014’ün ilk çeyreğinde başlıyor. Hayat Holding’in şirketlerinden Kastamonu Entegre Alabuga’da MDF üzerine 280 milyon dolar, yonga levha üretimi 170 milyon dolar ve OSB üretimi 200 milyon dolarlık 3 ayrı yatırım hızla devam ediyor. Holding’in diğer şirketi Hayat Kimya’nın kağıt üretimi ile ilgili inşasını sürdürdüğü fabrika ise 100 milyon doları bulacak. Holding, ayrıca Tataristan’a 650 milyon dolarlık yatırımla 10 bin kişilik bir şehir kuruyor. Moskova’da düzenlenen Mebel 2013 fuarına katılan Kastamonu Entegre Rus basınına bir tanıtım toplantısı düzenledi. Hayat Holding Yurt Dışı İştirakleri Genel Müdürü Onur Güven yaptığı açıklamada, MDF üzerine kurulan fabrikanın 2014’ün ilk çeyreğinde üretime başlayacağını söyledi. Alabuga bölgesindeki diğer yatırımlar da 2017 sonrasına kadar aktif hale gelecek. Rusya’da 10 yıllık yatırım öngören Holding’in hedefinde Moskova ve güneyde Krasnodar’da benzer yatırımları yapmak var.RUSYA’DA KİŞİ BAŞINA MOBİLYA TÜKETİMİ 40 DOLARRusya pazarının özellikle mobilya sektörü açısından çok cazip olduğunu ve tüm binaların, ofislerin mobilyalarının değişeceğini söyledi. Bina konseptlerinin değişmeye başladığını, daha geniş daireler ürettiklerini, Türkiye’de olduğu gibi, yatak odası, yemek odası ve koltuk takımı yaklaşımının benimsenmeye başladığını ifade eden Güven, “Türk mobilyacıları açısından Rusya çok bakir bir alan. ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde yıllık kişi başına mobilya tüketimi 300-500 dolar aralığında. Türkiye’de bu rakam 150-200 dolar seviyesinde. Rusya’da ise henüz işin başındalar. 40-50 doları yeni buluyor. Enerji zenginliği ve kişi başına gelirin Türkiye’nin üzerinde olduğunu düşünürsek, bu alanda ciddi bir boşluk var. Rusya’nın mobilya sektöründe gideceği çok daha uzun yol var.” tespitinde bulundu.Türkiyede sektörde lider konumunda olan Kastamonu Entegre, Avrupa’da altıncı ve dünyada da kendi alanında 11. sırada yer alıyor. Küresel ekonomik krizin etkili olduğu dönemde tam kapasite çalışmaya devam eden Hayat Holding ise 8 bin çalışanı ile 2009da 1,35 milyar dolarlık ciro gerçekleştirdi. 2011 cirosu ise 1,65 milyar dolar oldu. 2012’de 2 milyar dolar ciroyu yakalayan Hayat Holding’in 2013 sonu beklentisi 2,4 milyar dolar. Holding’in çalışan sayısının şu anda 10 bini aştığını ifade eden Güven, “Biz büyük bir aileyiz. Bu sadece çalışanlarımızla değil, tüketicilerimizle birlikte.” dedi. Türkiye’de 6 ayrı noktada üretim yapan Holding’in Romanya, Bulgaristan, Bosna-Hersek ve Cezayirde fabrikaları bulunuyor. En büyük yatırımı Rusya’da planlayan Hayat Holdingin listesinde Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkeleri var.650 MİLYON DOLARLIK YATIRIMLA 10 BİN KİŞİLİK ŞEHİR KURUYOR Rusya’da MDF ve kağıt fabrikaları ile dev yatırımlarını sürdüren Hayat Holding, Tataristan’a 650 milyon dolarlık yatırımla 10 bin kişilik bir şehir kuruyor. Holding bünyesinde yer alan Hayat İnşaat ve SunRise Capital’in birlikte kuracakları yeni kentin ismi SunRise City olacak. Proje ile ilgili değerlendirmede bulunan Güven, Rusya ve Tataristan’ın geleceğine güvendiklerini, yatırımlarını sürekli artırarak sürdüreceklerini kaydetti. Projede konut ve ticari alanların olduğunu kaydeden Güven, “Toplam 18,2 hektarlık arazide master planları tamamlandı. Toplamda 318 bin 500 metre kare inşaat alanı ve bunun 63 bin 700 metrekaresi de ticari alan olacak. Proje ile ilgili birinci etap çalışmalara start verildi. İlk etapta 5,8 hektarlık arazi üzerine 101 bin metrekarelik inşaat yapılacak. Birinci etap 2015’de, tüm proje ise 2018’de tamamlanacak.” dedi. Projede rezidans ve lüks konutların yanı sıra, ticaret merkezleri, ofisler, alış veriş merkezleri, okul, klinik, park-bahçeler, spor alanları, otel ve expo center olacak. “Şehir içinde şehir” olarak nitelenen projede yer alacak yaklaşık 3 bin dairede en az 10 bin kişi yaşayacak. Resmi makamlardan uzun süreli kiralanan arazide Hayat Holding doğrudan yatırımcı konumunda.Rusya’nın stratejik bir ülke olduğunu, ekonomik ve siyasi gelişmelerden memnun olduklarına değinen Güven, “Rusya’nın dünyadaki ağırlığı ve Türkiye ile ilişkileri her geçen gün artıyor. Ekonomik ve politik olarak Rusya’nın daha ileri gideceğine inanıyoruz. Biz de önümüzdeki dönemde yatırımlarımızı artırarak devam edeceğiz. Türk ve diğer yabancı yatırımcılara Rusya’yı tavsiye ederiz.” ifadelerini kullandı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
20.11.2013
Rusyadakiyatırımı1milyardolarıbuldu2014teüretimebaşlıyorRusyadaki yatırımı 1 milyar doları buldu 2014te üretime başlıyor
'Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz'
Zaman
20.11.2013
11:29
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin, Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ATO Congresiumda düzenlenen 3. Sanayi Şurasına katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bilginin her alanda çok daha fazla değer kaybettiğini, özellikle de küresel ekonomide artık ihmal edilemeyeceğine işaret ederek, Artan nüfus rekabet ortamı ve değişen ihtiyaçlar karşısında geleneksel üretim metodları yetersiz kalay başladı. Tarlada buğday yetiştirmekten tutunuz uzay teknolojilerine kadar bilgi üretimi köklü şekilde etkiliyor. Küresel ekonomiye baktığımızda bu noktada iki önemli kesimi görüyoruz. Birincisi bilgiyi üretiyor, kullanıyor, değer veriyor ve ekonomi ona göre şekillendiriyor. İkincisi ise taklit ve takip etmeyi tercih ediyor. Takip etmek bir ayakta kalma yöntemi olsa da rekabette öne çıkmanın aracı asla olamaz. Taklit ve takip edenlerin kaderi hiç şüphesiz önde değil geride olur. Sistemini takip ve taklit üzerine kurmuş hiçbir ekonomi öncü lider olamaz ve ilkler arasında yer alamaz. Takip ve taklide yaşam tarzı olarak belirlemek durgunluğa mazeret hazırlamaktadır dedi.Devlet geleneklerinde bu durumun halk arasında da idare-i maslahat gibi son derece anlamlı bir kavramla anlatıldığını belirten Erdoğan, Mevcudu muhafaza etmek, var olanla yetinmek belli bir süre insanları ve devletleri de ayakta tutabilir. Şartlar değiştikçe, çevre ilerledikçe idare-i maslahat artık gerileme sürecindedir. Tarih içinde 16 devlet kurmakla övünür, milletçe bununla gurur duyarız ancak bir başka açıdan baktığımızda bu ifade 15 devletin de yıkılmasının anlamıdır. Kendisini yenilemekte aciz kalan her devlet er yada geç tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur şeklinde konuştu.Hükümet olarak son 11 yıl içinde her alanda çok büyük reformlar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, Ekonomiyi 3 kattan fazla büyüttük. Türkiye ekonomisi, son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 5 büyüme kaydetmiştir. Kimileri bununla yetinelim diyebilir ancak iddiası olan büyük olan dünyanın ilkleri arasında girmeyi isteyen bir devletburada kalamaz. Bir bisiklet üzerinde pedal çevirmeyi bıraktığında bir müddet gidersiniz ama sonra bisiklet durur ve kaçınılmaz olarak düşerseniz. Bunun millet olarak yaşadık ve bedellerini ödedik. Mesele bisikletin durması insanın düşmesi değildir. Bisiklet belki arızalanır, kullanılmaz hale gelir, yeniden yarışa dahil olmak daha fazla güç kaynak enerji ve çaba gerektirir. Türkiye olarak artık biz böyle bir lükse sahip değiliz. Rehavete kapılmak. İdare-i maslahatla yetinmek gibi bir seçeneğimiz asla olamaz ifadelerini kullandı.Müdahale dönemlerinde Türkiyenin ödediği ağır faturanın herkes tarafından bilindiğini anlatan Erdoğan, Sadece demokrasi ve siyasete değil, ondan çok daha fazla Türkiyenin ekonomisine, sanayisini, istihdamına darbe vurulmuştur. Her müdahale demokrasiye verdiği zarar kadar vatandaşın cebini, emeğini sofrasını hedef almış onlardan büyük parçalar koparmıştır. Bunu artık yaşamaya da milletimize yaşatılmasına da tahammülümüz olamaz. Türkiyenin durmaya ve duraklamaya tahammülü yok. Dikkatli ve disiplinli gideceğiz. Hep birlikte bu istikrara sahip çıkacak, kazanımları muhafaza ederek yenilerini inşa edeceğiz dedi.Demokrasiyi muhafaza etmenin, standarlarını daha ileri seviyelere taşımak açısından Türkiyenin kronik sorunlarını çözmenin tek başına Meclis ve siyasetçilerin görevi olmadığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: Çözüm süreci adını verdiğimiz yeni bir süreci yaşıyoruz. Esasen iktidara geldiğimiz andan itibaren biz bu süreci başlattık, 11 yıl boyunca süreç adeta ilmek ilmek yapılmaya çalışılıyor. Sadece siyaset değil, muhalefet değil sivil toplumu, iş dünyasını ve üniversiteleri gerektiği kadar yanımızda göremedik. Eğer bu katkı daha kararlı şekilde olsaydı inanın Türkiye son 1 yıldır yaşadığı bu güzel tabloyu çok daha erken yaşamaya başlardı. Meselenin sadece terör meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü.HER 5 YILDA BİR SANAYİ ŞURASINI TOPLAYARAK POLİTİKALARIMIZI GÖZDEN GEÇİRECEĞİZBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, sanayi şurasının birincisinin 1987, ikincisinin ise 1995 yılında yapıldığını belirterek, Türkiyenin sanayi üretimi anlamında yeni bir sürecin eşiğinde olmasıdır. Bu süreci tüm taraflarla masaya yatırmak ve politika oluşturmak açısından son derce önemli olacaktır. Üretim, tüketim tercihlerinin son derece hızlı değiştiği bir dönemdeyiz. Her 5 yılda bir sanayi şurasını toplayarak politikalarımızı gözden geçireceğiz. 2023 hedeflerimi
Zaman
Politika
20.11.2013
MeseleninsadeceterörmeselesiolmadığınıbiliyoruzMeselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz
'Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz'
Zaman
20.11.2013
11:25
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin, Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ATO Congresiumda düzenlenen 3. Sanayi Şurasına katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bilginin her alanda çok daha fazla değer kaybettiğini, özellikle de küresel ekonomide artık ihmal edilemeyeceğine işaret ederek, Artan nüfus rekabet ortamı ve değişen ihtiyaçlar karşısında geleneksel üretim metodları yetersiz kalay başladı. Tarlada buğday yetiştirmekten tutunuz uzay teknolojilerine kadar bilgi üretimi köklü şekilde etkiliyor. Küresel ekonomiye baktığımızda bu noktada iki önemli kesimi görüyoruz. Birincisi bilgiyi üretiyor, kullanıyor, değer veriyor ve ekonomi ona göre şekillendiriyor. İkincisi ise taklit ve takip etmeyi tercih ediyor. Takip etmek bir ayakta kalma yöntemi olsa da rekabette öne çıkmanın aracı asla olamaz. Taklit ve takip edenlerin kaderi hiç şüphesiz önde değil geride olur. Sistemini takip ve taklit üzerine kurmuş hiçbir ekonomi öncü lider olamaz ve ilkler arasında yer alamaz. Takip ve taklide yaşam tarzı olarak belirlemek durgunluğa mazeret hazırlamaktadır dedi.Devlet geleneklerinde bu durumun halk arasında da idare-i maslahat gibi son derece anlamlı bir kavramla anlatıldığını belirten Erdoğan, Mevcudu muhafaza etmek, var olanla yetinmek belli bir süre insanları ve devletleri de ayakta tutabilir. Şartlar değiştikçe, çevre ilerledikçe idare-i maslahat artık gerileme sürecindedir. Tarih içinde 16 devlet kurmakla övünür, milletçe bununla gurur duyarız ancak bir başka açıdan baktığımızda bu ifade 15 devletin de yıkılmasının anlamıdır. Kendisini yenilemekte aciz kalan her devlet er yada geç tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur şeklinde konuştu.Hükümet olarak son 11 yıl içinde her alanda çok büyük reformlar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, Ekonomiyi 3 kattan fazla büyüttük. Türkiye ekonomisi, son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 5 büyüme kaydetmiştir. Kimileri bununla yetinelim diyebilir ancak iddiası olan büyük olan dünyanın ilkleri arasında girmeyi isteyen bir devletburada kalamaz. Bir bisiklet üzerinde pedal çevirmeyi bıraktığında bir müddet gidersiniz ama sonra bisiklet durur ve kaçınılmaz olarak düşerseniz. Bunun millet olarak yaşadık ve bedellerini ödedik. Mesele bisikletin durması insanın düşmesi değildir. Bisiklet belki arızalanır, kullanılmaz hale gelir, yeniden yarışa dahil olmak daha fazla güç kaynak enerji ve çaba gerektirir. Türkiye olarak artık biz böyle bir lükse sahip değiliz. Rehavete kapılmak. İdare-i maslahatla yetinmek gibi bir seçeneğimiz asla olamaz ifadelerini kullandı.Müdahale dönemlerinde Türkiyenin ödediği ağır faturanın herkes tarafından bilindiğini anlatan Erdoğan, Sadece demokrasi ve siyasete değil, ondan çok daha fazla Türkiyenin ekonomisine, sanayisini, istihdamına darbe vurulmuştur. Her müdahale demokrasiye verdiği zarar kadar vatandaşın cebini, emeğini sofrasını hedef almış onlardan büyük parçalar koparmıştır. Bunu artık yaşamaya da milletimize yaşatılmasına da tahammülümüz olamaz. Türkiyenin durmaya ve duraklamaya tahammülü yok. Dikkatli ve disiplinli gideceğiz. Hep birlikte bu istikrara sahip çıkacak, kazanımları muhafaza ederek yenilerini inşa edeceğiz dedi.Demokrasiyi muhafaza etmenin, standarlarını daha ileri seviyelere taşımak açısından Türkiyenin kronik sorunlarını çözmenin tek başına Meclis ve siyasetçilerin görevi olmadığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: Çözüm süreci adını verdiğimiz yeni bir süreci yaşıyoruz. Esasen iktidara geldiğimiz andan itibaren biz bu süreci başlattık, 11 yıl boyunca süreç adeta ilmek ilmek yapılmaya çalışılıyor. Sadece siyaset değil, muhalefet değil sivil toplumu, iş dünyasını ve üniversiteleri gerektiği kadar yanımızda göremedik. Eğer bu katkı daha kararlı şekilde olsaydı inanın Türkiye son 1 yıldır yaşadığı bu güzel tabloyu çok daha erken yaşamaya başlardı. Meselenin sadece terör meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü.HER 5 YILDA BİR SANAYİ ŞURASINI TOPLAYARAK POLİTİKALARIMIZI GÖZDEN GEÇİRECEĞİZBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, sanayi şurasının birincisinin 1987, ikincisinin ise 1995 yılında yapıldığını belirterek, Türkiyenin sanayi üretimi anlamında yeni bir sürecin eşiğinde olmasıdır. Bu süreci tüm taraflarla masaya yatırmak ve politika oluşturmak açısından son derce önemli olacaktır. Üretim, tüketim tercihlerinin son derece hızlı değiştiği bir dönemdeyiz. Her 5 yılda bir sanayi şurasını toplayarak politikalarımızı gözden geçireceğiz. 2023 hedeflerimi
Zaman
Ana Sayfa
20.11.2013
MeseleninsadeceterörmeselesiolmadığınıbiliyoruzMeselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz
Türk-Azeri kardeşliği ‘nişan’la taçlandı
Zaman
13.11.2013
02:09
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Azeri lider İlham Aliyev, birbirlerine ülkelerinin en yüksek nişanlarını tevcih etti. Düzenlenen törende konuşan Gül, “Bu nişanlar, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluk, kardeşlik ve muhabbeti bir kat daha taçlandırmaktadır.” dedi.Azerbaycan’da geçtiğimiz ay üçüncü kez cumhurbaşkanlığına seçilen İlham Aliyev, seçim zaferinin ardından ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nde ağırladığı Aliyev’e ‘iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının pekiştirilmesi ve dostane ilişkilerin güçlendirilmesinde sergilediği örnek liderlik dolayısıyla’ Türkiye’nin en yüksek nişanı olan devlet nişanı tevcih etti. Azeri lider de Gül’e Azerbaycan’ın en yüksek nişanı olan Haydar Aliyev nişanını tevcih etti. Nişan tevcih töreni ve düzenlenen ortak basın toplantısında iki lider de kardeşlik vurgusu yaptı. Gül, nişanların, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluk, kardeşlik ve muhabbeti bir kat daha taçlandırdığını ifade etti. Aliyev’in adını taşıyan nişanın kendisine tevcihini de ‘ezeli ve ebedi Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin müşahhas bir tezahürü’ olarak niteledi. Cumhurbaşkanı Aliyev de devlet nişanının kendisine takdim edilmesinden büyük şeref duyduğunu söyledi. Bundan sonra da Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesi için çalışacağını kaydetti. Türkiye’nin Azerbaycan için en yakın dost, kardeş, müttefik ülke olduğunu dile getirdi.Türkiye’nin son yıllardaki hızlı gelişmesini görmekten duyduğu memnuniyeti aktaran Cumhurbaşkanı Aliyev, “Türkiye ne kadar güçlü olursa, Azerbaycan da o kadar güçlü olacaktır. Türkiye ve Azerbaycan dünya liginde birbirine en sık bağlı olan ülkelerdir. Bizde olan karşılıklı anlaşma, birbirine destek çok karakteristiktir.” dedi.Liderlerin Çankaya’daki görüşmesinde ikili ilişkiler, bölgesel problemler ve Ermeni işgali altındaki Yukarı Karabağ sorunu gözden geçirildi. Enerji ve ulaştırma alanındaki ortak projeler ele alındı. Karşılıklı yatırımlara çok önem verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, ilişkilerin güçlenmesi ve gelişmesi için bu yatırımları sonuna kadar destekleyeceklerini ifade etti. Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum enerji projeleri, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Trans Anadolu (TANAP) boru hatlarını süratle tamamlayarak ikili ilişkilere yeni başarı hikâyeleri ilave etmek istediklerini belirtti.‘AZERBAYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ MİLLİ MESELEMİZDİR’Gül, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve işgal altındaki toprakların kurtarılmasının Türkiye’nin de milli meselesi olduğunu belirterek, “İnanıyorum ki eninde sonunda bir gün bu gerçekleşecek. Tüm bunların diplomasi yoluyla gerçekleşmesine de çok önem veriyoruz.” diye konuştu. Karabağ meselesinin çözülmesine Ermenistan’nın imkân vermediğini, bir milyondan fazla Azeri’nin yıllardır topraklarından uzak yaşamak zorunda kaldığını ifade eden Aliyev de, “Dağlık Karabağ meselesinde Türkiye’nin adaletli tavrına minnettarız. Türkiye her zaman bu konuda yanımızdadır.” ifadelerini kullandı.
Zaman
En Çok Okunan
13.11.2013
Türk-Azerikardeşliği‘nişan’lataçlandıTürk-Azeri kardeşliği ‘nişan’la taçlandı
Türk-Azeri kardeşliği ‘nişan’la taçlandı
Zaman
13.11.2013
01:56
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Azeri lider İlham Aliyev, birbirlerine ülkelerinin en yüksek nişanlarını tevcih etti. Düzenlenen törende konuşan Gül, “Bu nişanlar, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluk, kardeşlik ve muhabbeti bir kat daha taçlandırmaktadır.” dedi.Azerbaycan’da geçtiğimiz ay üçüncü kez cumhurbaşkanlığına seçilen İlham Aliyev, seçim zaferinin ardından ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nde ağırladığı Aliyev’e ‘iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının pekiştirilmesi ve dostane ilişkilerin güçlendirilmesinde sergilediği örnek liderlik dolayısıyla’ Türkiye’nin en yüksek nişanı olan devlet nişanı tevcih etti. Azeri lider de Gül’e Azerbaycan’ın en yüksek nişanı olan Haydar Aliyev nişanını tevcih etti. Nişan tevcih töreni ve düzenlenen ortak basın toplantısında iki lider de kardeşlik vurgusu yaptı. Gül, nişanların, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluk, kardeşlik ve muhabbeti bir kat daha taçlandırdığını ifade etti. Aliyev’in adını taşıyan nişanın kendisine tevcihini de ‘ezeli ve ebedi Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin müşahhas bir tezahürü’ olarak niteledi. Cumhurbaşkanı Aliyev de devlet nişanının kendisine takdim edilmesinden büyük şeref duyduğunu söyledi. Bundan sonra da Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesi için çalışacağını kaydetti. Türkiye’nin Azerbaycan için en yakın dost, kardeş, müttefik ülke olduğunu dile getirdi.Türkiye’nin son yıllardaki hızlı gelişmesini görmekten duyduğu memnuniyeti aktaran Cumhurbaşkanı Aliyev, “Türkiye ne kadar güçlü olursa, Azerbaycan da o kadar güçlü olacaktır. Türkiye ve Azerbaycan dünya liginde birbirine en sık bağlı olan ülkelerdir. Bizde olan karşılıklı anlaşma, birbirine destek çok karakteristiktir.” dedi.Liderlerin Çankaya’daki görüşmesinde ikili ilişkiler, bölgesel problemler ve Ermeni işgali altındaki Yukarı Karabağ sorunu gözden geçirildi. Enerji ve ulaştırma alanındaki ortak projeler ele alındı. Karşılıklı yatırımlara çok önem verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, ilişkilerin güçlenmesi ve gelişmesi için bu yatırımları sonuna kadar destekleyeceklerini ifade etti. Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum enerji projeleri, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Trans Anadolu (TANAP) boru hatlarını süratle tamamlayarak ikili ilişkilere yeni başarı hikâyeleri ilave etmek istediklerini belirtti.‘AZERBAYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ MİLLİ MESELEMİZDİR’Gül, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve işgal altındaki toprakların kurtarılmasının Türkiye’nin de milli meselesi olduğunu belirterek, “İnanıyorum ki eninde sonunda bir gün bu gerçekleşecek. Tüm bunların diplomasi yoluyla gerçekleşmesine de çok önem veriyoruz.” diye konuştu. Karabağ meselesinin çözülmesine Ermenistan’nın imkân vermediğini, bir milyondan fazla Azeri’nin yıllardır topraklarından uzak yaşamak zorunda kaldığını ifade eden Aliyev de, “Dağlık Karabağ meselesinde Türkiye’nin adaletli tavrına minnettarız. Türkiye her zaman bu konuda yanımızdadır.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Dünya
13.11.2013
Türk-Azerikardeşliği‘nişan’lataçlandıTürk-Azeri kardeşliği ‘nişan’la taçlandı
Türk-Azeri kardeşliği ‘nişan’la taçlandı
Zaman
13.11.2013
01:52
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Azeri lider İlham Aliyev, birbirlerine ülkelerinin en yüksek nişanlarını tevcih etti. Düzenlenen törende konuşan Gül, “Bu nişanlar, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluk, kardeşlik ve muhabbeti bir kat daha taçlandırmaktadır.” dedi.Azerbaycan’da geçtiğimiz ay üçüncü kez cumhurbaşkanlığına seçilen İlham Aliyev, seçim zaferinin ardından ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü’nde ağırladığı Aliyev’e ‘iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının pekiştirilmesi ve dostane ilişkilerin güçlendirilmesinde sergilediği örnek liderlik dolayısıyla’ Türkiye’nin en yüksek nişanı olan devlet nişanı tevcih etti. Azeri lider de Gül’e Azerbaycan’ın en yüksek nişanı olan Haydar Aliyev nişanını tevcih etti. Nişan tevcih töreni ve düzenlenen ortak basın toplantısında iki lider de kardeşlik vurgusu yaptı. Gül, nişanların, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluk, kardeşlik ve muhabbeti bir kat daha taçlandırdığını ifade etti. Aliyev’in adını taşıyan nişanın kendisine tevcihini de ‘ezeli ve ebedi Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin müşahhas bir tezahürü’ olarak niteledi. Cumhurbaşkanı Aliyev de devlet nişanının kendisine takdim edilmesinden büyük şeref duyduğunu söyledi. Bundan sonra da Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin gelişmesi için çalışacağını kaydetti. Türkiye’nin Azerbaycan için en yakın dost, kardeş, müttefik ülke olduğunu dile getirdi.Türkiye’nin son yıllardaki hızlı gelişmesini görmekten duyduğu memnuniyeti aktaran Cumhurbaşkanı Aliyev, “Türkiye ne kadar güçlü olursa, Azerbaycan da o kadar güçlü olacaktır. Türkiye ve Azerbaycan dünya liginde birbirine en sık bağlı olan ülkelerdir. Bizde olan karşılıklı anlaşma, birbirine destek çok karakteristiktir.” dedi.Liderlerin Çankaya’daki görüşmesinde ikili ilişkiler, bölgesel problemler ve Ermeni işgali altındaki Yukarı Karabağ sorunu gözden geçirildi. Enerji ve ulaştırma alanındaki ortak projeler ele alındı. Karşılıklı yatırımlara çok önem verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, ilişkilerin güçlenmesi ve gelişmesi için bu yatırımları sonuna kadar destekleyeceklerini ifade etti. Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum enerji projeleri, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Trans Anadolu (TANAP) boru hatlarını süratle tamamlayarak ikili ilişkilere yeni başarı hikâyeleri ilave etmek istediklerini belirtti.‘AZERBAYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ MİLLİ MESELEMİZDİR’Gül, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve işgal altındaki toprakların kurtarılmasının Türkiye’nin de milli meselesi olduğunu belirterek, “İnanıyorum ki eninde sonunda bir gün bu gerçekleşecek. Tüm bunların diplomasi yoluyla gerçekleşmesine de çok önem veriyoruz.” diye konuştu. Karabağ meselesinin çözülmesine Ermenistan’nın imkân vermediğini, bir milyondan fazla Azeri’nin yıllardır topraklarından uzak yaşamak zorunda kaldığını ifade eden Aliyev de, “Dağlık Karabağ meselesinde Türkiye’nin adaletli tavrına minnettarız. Türkiye her zaman bu konuda yanımızdadır.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Ana Sayfa
13.11.2013
Türk-Azerikardeşliği‘nişan’lataçlandıTürk-Azeri kardeşliği ‘nişan’la taçlandı
Türkiye-Azerbaycan kardeşliği devlet nişanları ile pekişti
Zaman
12.11.2013
14:18
TürkiyeAzerbaycan kardeşliğini pekiştirmek adına iki ülke Cumhurbaşkanlarına birbirlerine devlet nişanlarını tevdi etti. Çankaya Köşkü’nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, kardeşlik ve birliktelik mesajları verdi.Seçimin ardından ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yapan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Çankaya Köşkü’nde resmi törenle karşılandı. İki gün sürecek ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Gül tarafından Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na ‘Devlet Nişanı’ tevcih edilirken, konuk Cumhurbaşkanı Aliyev de Abdullah Gül’e ‘Haydar Aliyev Nişanı’ takdim etti. Çankaya Köşkü’ndeki tören milli marşların okunmasının ardından karşılıklı nişan takdimi ile devam etti. Tevdilerin akabinde konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ‘‘Ülkemizin en yüksek nişanı olan “Devlet Nişanı”nı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Kıymetli Dostum Sayın İlham Aliyev’e takdim etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Zamanında Umum Milli Lider, Büyük Devlet Adamı Haydar Aliyev’e de tevcih edilen “Devlet Nişanı”nı, bu defa Aliyev ailesinin bir başka saygın mensubuna takdim etmek benim için ayrı bir mutluluk kaynağıdır.’’ sözlerine yer verdi.GÜL’E AZERBAYCAN’IN EN BÜYÜK NİŞANI Azerbaycan’ın en yüksek nişanı olan “Haydar Aliyev Nişanı”nın kendisine layık görülmesinden de büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, ‘‘Azerbaycan’la dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk bağlarına dayalı ilişkilerimizin en güçlü şekilde devamına büyük önem veriyoruz. Küresel ve bölgesel çalkantıların sürdüğü bir dönemde, Azerbaycan’ı güvenli limanlara taşıyacak bir liderin mevcudiyeti, ilişkilerimizin geleceğinin teminatıdır.’’ şeklinde konuştu.Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum enerji projelerine, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Trans Anadolu (TANAP) boru hatlarını süratle tamamlayarak, yeni başarı hikayeleri ilave etmek istediklerini kaydeden Gül, ‘‘Azerbaycan’da göreve geldiğiniz günden bu yana ülkelerimiz arasındaki kardeşlik ilişkilerinin daha da derinleşmesi için büyük çaba harcadınız. Üstün gayretlerinizle, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin tarihinde müstesna bir yer edindiniz.’’ dedi. ALİYEV: TÜRKİYE’NİN GELİŞMİŞLİĞİNDE ‘AZİZ KARDEŞİM’İN ROLÜ BÜYÜKAzerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise bugünkü ziyaretin kendisinin üçüncü resmi olmak üzere onaltıncı ziyareti olduğunun altını çizerek, ‘‘Her ziyaretimde Türkiye’nin gelişmişliğine şahit olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Türkiye’nin bölgesel güç olması sizin kadar bizleri de gururlandırıyor.’’ şeklinde konuştu. Konuk Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin gelişmişliğinde ‘Aziz Kardeşim’ diyerek hitap ettiği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün büyük rolü olduğunu vurgulayarak Devlet Nişanı almasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Aliyev ‘‘Türkiye bizim için en yakın dost, kardeş ve müttefik ülkedir’’ diyerek Türkiye-Azerbaycan işbirliği ve dostluğun daimi olacağını kaydetti. Çankaya Köşkü’ndeki Nişan Töreni’ne Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da eşli olarak iştirak etti. CİHAN
Zaman
Ana Sayfa
12.11.2013
Türkiye-AzerbaycankardeşliğidevletnişanlarıilepekiştiTürkiye-Azerbaycan kardeşliği devlet nişanları ile pekişti
Türkiye-Azerbaycan kardeşliği devlet nişanları ile pekişti
Zaman
12.11.2013
12:25
TürkiyeAzerbaycan kardeşliğini pekiştirmek adına iki ülke Cumhurbaşkanlarına birbirlerine devlet nişanlarını tevdi etti. Çankaya Köşkü’nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, kardeşlik ve birliktelik mesajları verdi. Seçimin ardından ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yapan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Çankaya Köşkü’nde resmi törenle karşılandı. İki gün sürecek ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Gül tarafından Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na ‘Devlet Nişanı’ tevcih edilirken, konuk Cumhurbaşkanı Aliyev de Abdullah Gül’e ‘Haydar Aliyev Nişanı’ takdim etti. Çankaya Köşkü’ndeki tören milli marşların okunmasının ardından karşılıklı nişan takdimi ile devam etti. Tevdilerin akabinde konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ‘‘Ülkemizin en yüksek nişanı olan “Devlet Nişanı”nı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Kıymetli Dostum Sayın İlham Aliyev’e takdim etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Zamanında Umum Milli Lider, Büyük Devlet Adamı Haydar Aliyev’e de tevcih edilen “Devlet Nişanı”nı, bu defa Aliyev ailesinin bir başka saygın mensubuna takdim etmek benim için ayrı bir mutluluk kaynağıdır.’’ sözlerine yer verdi.GÜL’E AZERBAYCAN’IN EN BÜYÜK NİŞANI Azerbaycan’ın en yüksek nişanı olan “Haydar Aliyev Nişanı”nın kendisine layık görülmesinden de büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, ‘‘Azerbaycan’la dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk bağlarına dayalı ilişkilerimizin en güçlü şekilde devamına büyük önem veriyoruz. Küresel ve bölgesel çalkantıların sürdüğü bir dönemde, Azerbaycan’ı güvenli limanlara taşıyacak bir liderin mevcudiyeti, ilişkilerimizin geleceğinin teminatıdır.’’ şeklinde konuştu.Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum enerji projelerine, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Trans Anadolu (TANAP) boru hatlarını süratle tamamlayarak, yeni başarı hikayeleri ilave etmek istediklerini kaydeden Gül, ‘‘Azerbaycan’da göreve geldiğiniz günden bu yana ülkelerimiz arasındaki kardeşlik ilişkilerinin daha da derinleşmesi için büyük çaba harcadınız. Üstün gayretlerinizle, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin tarihinde müstesna bir yer edindiniz.’’ dedi. ALİYEV: TÜRKİYE’NİN GELİŞMİŞLİĞİNDE ‘AZİZ KARDEŞİM’İN ROLÜ BÜYÜKAzerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise bugünkü ziyaretin kendisinin üçüncü resmi olmak üzere onaltıncı ziyareti olduğunun altını çizerek, ‘‘Her ziyaretimde Türkiye’nin gelişmişliğine şahit olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Türkiye’nin bölgesel güç olması sizin kadar bizleri de gururlandırıyor.’’ şeklinde konuştu. Konuk Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin gelişmişliğinde ‘Aziz Kardeşim’ diyerek hitap ettiği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün büyük rolü olduğunu vurgulayarak Devlet Nişanı almasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Aliyev ‘‘Türkiye bizim için en yakın dost, kardeş ve müttefik ülkedir’’ diyerek Türkiye-Azerbaycan işbirliği ve dostluğun daimi olacağını kaydetti. Çankaya Köşkü’ndeki Nişan Töreni’ne Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da eşli olarak iştirak etti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.11.2013
Türkiye-AzerbaycankardeşliğidevletnişanlarıilepekiştiTürkiye-Azerbaycan kardeşliği devlet nişanları ile pekişti
Doğalgaz olmayan köylerde katı yakıt kullanımı yaygınlaşacak
Zaman
09.11.2013
15:36
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın enerji bitkileri atıklarından biyo yakıt türleri üretmek amacıyla kurduğu Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (KTAE) Enerji Tarımı Araştırma Merkezi (ETAM) bilim adamlarının, biyodizel, biyoetenol ve biyo kütlenin hammaddesi olan tarımsal bitki atıklarını kurdukları sistemle katı yakıta dönüştürmesi, özel sektörü de harekete geçirdi. Samsun’da ısı kazan sistemleri üzerine çalışma yürüten Paşaoğulları İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Uzun, doğalgaz olmayan kırsal kesimlerde odun ve kömüre göre daha çevreci ve yüksek kalorili yakıtlar olan pelet ve biriket kullanımını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini kaydetti. Geçmiş yıllarda yaşanan küresel ekonomik kriz doğalgaz fiyatlarını yükseltince Avrupa ülkelerinde vatandaşlar, katı yakıtlı ısıtma sistemlerine dönmüştü. Başta Almanya olmak üzere birçok ülkede büyük rağbet gören bu sistemlerin önemli bir bölümü Türkiye’den ihraç edilmişti. Doğalgazın kırsal kesimlerde ve köylerde kullanılamamasından yola çıkarak proje geliştiren katı yakıt kazanları sektörünün lider ismi Termopan Group’un Karadeniz Bölge Distribütörü Paşaoğulları İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Uzun, ısı sistemlerine ilişkin yeni bir süreç hazırlığı içinde bulunduklarını belirtti. Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) konuşan işadamı Ömer Uzun, çay tozu, fındık zürufu, çeltik kavuzu, buğday nişastası, buğday sapı, zeytin posası, mısır, şeker pancarı ve yağlı bitkilerin tarımsal sanayi atıkları bakımından Karadeniz Bölgesi’ndeki zengin potansiyeli fırsata dönüştüreceklerini söyledi. Doğalgazla ısınma imkanı bulunmayan yüksek ve kırsal bölgelerde kullanılan odun ve kömüre alternatif, çevreci, ısı kalorisi yüksek katı yakıtlarla ilgili çalışmayı yürüttüklerini ifade eden Uzun, pelet ya da biriketlerin çiftçiler için önemli bir yakıt olacağına inandıklarını söyledi. DOĞAYA ZARARLARI YOKAtıl tarımsal ürünlerin sıkıştırılarak katı yakıt haline getirilmesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini dile getiren Paşaoğulları İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Uzun, ‘’Yurt dışında bu ürünlere karşı muazzam derecede talep var. Bunlar doğaya son derece saygılı olup havaya zararsız salınımlar yapıyorlar. Sıkıştırılmış ürünler olduğu için de ısı kalorileri yüksek. Üretilen kazanların doğalgazın haricindeki kırsal bölgelerde, illerde, ilçelerde, köylerde bu ürün gruplarına ilişkin önümüzdeki yakın dönemde bir geçiş olacağını düşünüyoruz. Termopan da katı yakıt alanındaki çalışmalarını tamamlayarak pelet yakıtı yakabilen kazanlar üretiyor. Bu kazanları bölgemizin kırsal kesimlerinde yaygınlaştıracağız.” dedi. PELET, KÖMÜRE ALTERNATİF OLACAKYüksek kalorili yakıtlar için Termopan’ın özel ısı kazanları üretimine başladığını anlatan işadamı Ömer Uzun, “Bölgemizle bu ürünü insanlara anlatmamız biraz zaman alacak. Bu ürünün tamamen kullanımına başlandıktan sonra bölge halkımızın kabulleneceğini ve çok memnun kalacağını düşünüyoruz. Çünkü doğalgaz olmayan yerlerde insanlar ısıtmalarını katı yakıt ile sağlıyor. Bu da genelde kömür oluyor. Kömürün kullanıldığı bölgelerde aşırı derecede hava kirliliği var. Hava kirliliği de pelet yakıtı ile giderilebilir. Pelet yakıtı kazanları artık insanların ısınma konforuna büyük katkı sağlayacak.” şeklinde konuştu. ÇİFTÇİ KENDİ YAKITINI ÜRETECEKPelet ve biriket yakıtlar için gerekli hammaddenin kolaylıkla bulunabildiğine de değinen İş adamı Uzun, “Bölgemizde bunu sanayisel anlamda üreten insanlar var. Maliyetleri de çok düşük. Biz bireysele yönelik çalışma kısmındayız. Büyük ölçekli yakıt sistemleri var ama bunları bireysele indireceğiz. Çiftçilerin ürünü alıp kendi peletlerini üretebilecekleri konusunda çalışma yaptık. Birlikte çalıştığımız üreteci firmalar küçük ölçekli cihazlar yapımını da tamamladı. İnsanlar bunları talep ettiğinde kazanlarla birlikte küçük ölçekli pelet üretim makinesini de alıp yakıtlarını istedikleri büyüklükte üretebilirler. Bedelleri de çok yüksek değil. Önümüzdeki süreçte kömürden daha çok kullanılacak.” ifadelerini kullandı. Bitkisel atıkların ısı kalorileri ise şöyle: Linyit kömürü: 3 bin 500-3 bin 800 Ağacına göre değişmekle beraber odunlar: 3 bin-3 bin 500 Çay tozu : 4 bin 400 Ayçiçeği sapı : 3 bin 900-4 bin Kolza : 3 bin 900-4 bin Fındık Zürufu : 3 bin 700Mısır sapı : 3 bin 700-3 bin 800Çeltik sapı : 3 bin 500Çeltik havuzu : 3 bin 400 CİHAN
Zaman
Son Dakika
09.11.2013
DoğalgazolmayanköylerdekatıyakıtkullanımıyaygınlaşacakDoğalgaz olmayan köylerde katı yakıt kullanımı yaygınlaşacak
Yunanistan ve İsrail arasında 'stratejik' ilişki dönemi
Zaman
08.10.2013
20:55
Yunanistan ve İsrail arasında bugün yapılan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsey toplantısı sona erdi. Yunan Başbakan Antonis Samaras ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ‘stratejik’ olarak tanımladıkları iki ülke ilişkilerini daha da güçlendirmek için çalışma konusunda mutabık kaldı.Mavi Marmara sonrası Türkiye ile ilişkileri bozulan İsrail, Yunanistan ile yaklaşık 2 yıl önce başlattığı yakınlaşma sürecini bir adım ileriye taşıdı. İsrail’de bugün yapılan İsrail-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsey toplantısına iki ülke başbakanlarının yanı sıra yaklaşık 20 bakan katıldı.Ortak basın açıklamasında Yunan lider Samaras, İsrail ile gerçekleşen işbirliği toplantısını tarihi diye tanımladı. Samaras, Yunanistan ile İsrail arasındaki uzun soluklu stratejik kalkınma ilişkisine vurgu yaptı. Yunanistan’da yaklaşık 10 gün önce başlayan neo-Nazi Altın Şafak operasyonunu hafta sonu gerçekleşen Amerika ziyaretinde yaptığı gibi İsrail’de de gündeme getiren Antonis Samaras, iki halkın da nazizmden çok çektiğini kaydetti ve faşizme ‘bir daha asla’ dedi. Samaras, iki ülkenin bölgedeki güvenlik ve istikrar konusunda yükümlü olduklarını belirtti.YUNANİSTAN - GÜNEY KIBRIS - İSRAİLGüney Kıbrıs Rum Kesimi ile Yunanistan’ın İsrail’e Avrupa Birliği konusunda yardımcı olabileceğini ve kaldıraç görevi görebileceğini kaydeden Samaras, her üç ülkenin de enerji rezervlerine sahip olduğunu ve bunun işbirliği temeli olabileceğini savundu. Her üç ülkenin de aynı zamanda barış, kalkınma, adalet ve bölge için güvenlik görüntüsü verebileceğini iddia eden Yunan Başbakan, Bu daha başlangıç. Yapılacak çok iş var. diyerek sözlerini tamamladı.NETANYAHU’DAN YUNANİSTAN’A YATIRIM ÇAĞRISI İsrail Başbakanı Netanyahu ise Yunan Başbakanın ekonomik krizle mücadele yöntemini överek, tebrik etti. Netanyahu, Liderlik, çalışma arzusu ve güç istiyordu. Ancak piyasalar, Yunanistan’da yeni birşeylerin olduğunu anlıyorlar. İsraillileri Yunanistan’a yatırım yapmaları için cesaretlendiriyorum. Uyanık yönetici Yunanistan’a gidiyor. Yarın hepsi gidecek. ifadelerini kullandı. Netanyahu, neo-Nazi Altın Şafak ile mücadelesi sebebiyle Samarası tebrik etmeyi de ihmal etmedi. Yunanistan ve İsrail’in uzun tarihlerine dikkat çeken Netanyahu, iki batı demokrasinin bölgede güvenliğin ve istikrarın garantörü olabileceklerini öne sürdü. Başbakan Netanyahu, iki ülke ilişkilerinin son dönemde özellikle enerji, teknoloji, güvenlik ve turizm alanlarında geliştiğini kaydetti.Netanyahu, İran’ın nükleer silahlarının önlenmesi gerektiğini ancak ülkenin zaman kazanmaya çalıştığını söyledi. 9 ANLAŞMA İMZALANDIOrtak bakanlar kurulu toplantısından sonra, ilgili bakanlıklar arasında toplam 9 protokol, memorandum ve anlaşmaya imza atıldı. İki ülke arasında işbirliği yapılması kararlaştırılan alanlar şunlar: Denizcilik eğitimi, turizm, suçlarla ve yangınlarla mücadele, enerji, spor, eğitim ve ortak film yapılması. CİHAN
Zaman
Son Dakika
08.10.2013
YunanistanveİsrailarasındastratejikilişkidönemiYunanistan ve İsrail arasında stratejik ilişki dönemi
LG Teknolojideki Bilgi Birikimini Ticari Tip Klimaya ...
Haberler.com
04.10.2013
12:00
LGnin lansmanını gerçekleştirdiği yeni ticari tip kliması Multi V IV, üstün performans ve sınıfında lider enerji verimliliği sunuyor.
Haberler.com
Güncel
04.10.2013
LGTeknolojidekiBilgiBirikiminiTicariTipKlimayaLG Teknolojideki Bilgi Birikimini Ticari Tip Klimaya
İran-ABD: Vals yapmıyorlar
Zaman
04.10.2013
01:56
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun bu seneki açılışında yaşanan en önemli diplomasi Suriye’yle değil İran’la ilgiliydi.Tahran’da fikir birliğine varılan şey potansiyel olarak önemli. Görüşmeler nükleer meseleler üzerine yoğunlaşacak. Gerekçe açıktı: Nükleer görüşmeler başarılı olursa her şey mümkün; nükleer anlaşmaya ulaşılamazsa bunun dışında hiçbir şey önemli değil. Aynı şekilde müzakerelerin temel yapısı konusunda da fikir birliği vardı. Amaç, çoğunlukla barış görüşmelerinde nihai statü olarak adlandırılan bir final konusunda uzlaşmaya varmak. Bu uzlaşma, İran’ın nükleer kapasitesinin gözetim altında tutulmasına ilişkin düzenlemelerle birlikte bunların sınırlanmasını gerektirecek. Bunun karşılığında İran ekonomisine ciddi zarar veren ekonomik ambargolar hafifletilecek. Final hakkında anlaşmaya varılınca taraflar buna ulaşmak için anlaşmanın hızı ve sıralaması hakkında müzakerelerde bulunacaklar. Böylece uygulama adım adım gerçekleştirilecek ve taraflar ilk adımı atmadan önce son adımın neler gerektireceğini bilecekler. Tüm bu ilerleme başarıyı pekâlâ engelleyebilecek birçok farklılığı karartmamalı. İlk olarak asli bir güvensizlik var. Hem İranlıların hem Amerikalıların kendilerine ait tarihsel hikâyeleri var. İranlılarınki 1953’te Musaddık hükümetinin Amerika destekli bir darbeyle devrilmesi. Amerikalılarınki ise 1979 devrimi sonrasındaki rehine krizi. Daha da önemlisi şimdiye kadar, İran’ın nükleer programının, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin belirttiği gibi, bu kadar petrol rezervine sahip bir ülkede barışçıl amaçlarla, sadece enerji ile ilgili olduğuna inanan bir ABD’li uzmanla karşılaşmamış olmam. Ruhani’nin açıklamaları bu şüpheleri güçlendirdi. Geçen hafta BM’de yaptığı konuşmada “nükleer teknolojinin sanayi ölçeğine ulaştığını” söyledi. İran’ın nükleer altyapısı (en azından bizim bildiğimiz kadarıyla) 18.000 santrifüjü, birçok zenginleştirme sitesini, büyük miktarda ve çeşitli derecelerde zenginleştirilmiş uranyumu ve bir plütonyum kaynağı olan yeni bir reaktörü içeriyor. Ruhani ve İran dışişleri bakanı ile yaptığım iki görüşmede yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumdan vazgeçme ihtimalleri olduğunu duydum ama bu, İran’ın çok az sayıda santrifüje sahip olduğu günlere dönmek anlamında değil. Dolayısıyla İsrail ve ABD için çok olmayacak ama İran için yeterli olacak nükleer kapasitenin ne olduğu net olmaktan oldukça uzak. Üçüncü mesele ise siyasî. Obama’nın BM konuşması İran’a çok şey sunuyordu, ABD’nin İran’da bir rejim değişikliği peşinde olmaması, İran’ın barışçıl nükleer program geliştirme hakkının kabul edilmesi gibi. Ama bunun karşılığında Ruhani çok az şey önerdi. Ruhani’nin, istese bile, taviz verebilme gücüne ilişkin şüpheler var. Çoğu şey dinî lider Ayetullah Ali Hamaney’e bağlı, adı üstünde lider. Obama’nın da kendi siyasî güçlükleri var. İran’la ambargoların hafifletilmesi karşılığında nükleer programın sınırlandırılmasını değiş tokuş eden bir anlaşmayı müzakere etmek zor olacak. Kongre’nin onayını kazanmak ise daha bile zor. ABD’nin fazla cömert ve güven dolu olduğuna inananlar ve rejim veya daha geniş bir politika değişimi peşinde olanlar buna muhalefet edeceklerdir. İki taraf da acele ediyor. İran’ın yeni liderleri zamanın kendilerine karşı işlediğinden endişe ediyorlar. Ambargolarla hırpalanan ekonomi düzelmediği takdirde halkın sabırsızlanacağından ve haziran seçimlerinde kaybeden muhafazakârların toparlanacağından korkuyorlar. Amerikalılar İran’ın fisil madde üreterek bunu silah haline getirmek ve füzelere savaş başlığı takacak altyapıyı hazırlamak için zaman kazandığından korkuyorlar. İsrailli yetkililer Ruhani başkanlığı altında İran’ın nükleer bomba yolundaki gülümsemesinin ölümcül olduğuna inandıklarını gizlemiyorlar. 2014 çıkmadan, başarıyı mı kutlayacağız yoksa bir krizi mi yönetiyor olacağız, bileceğiz. *Financial Times’ta (29 Eylül 2013) yayımlanan makale kısaltılarak tercüme edilmiştir.
Zaman
Yorum
04.10.2013
İran-ABDValsyapmıyorlarİran-ABD Vals yapmıyorlar
Başakşehir'deki 'Akıllı Sosyal Hizmet' uygulamaları Bilişim Zirvesi'nde
Zaman
27.09.2013
12:52
Başakşehir Belediye Başkan Yardımcısı Murat Şahin, ilçelerindeki Akıllı Sosyal Hizmetler uygulamalarını Bilişim Zirvesinde anlattı. Elektronik belge yönetimi ve coğrafi bilgi sistemi ile teknolojiyi en üst seviyede uygulamalara aktardıklarını ifade eden Şahin, “Yeni kurulan bir belediye olmamıza rağmen çalışma alt yapısını hızlı bir şekilde tamamladık. dedi. Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinden bilişim profesyonelleri ve lider iş adamları ICT Summit NOW Bilişim Zirvesi’13de bir araya geldi. Zirve süresince alanında uzman 1.740 konuşmacının yer aldığı 22 ayrı konuda konferans, form, 117 paneli 39.801 profesyonel katılımcı takip etti. 24 – 26 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan Zirvenin son gününde Akıllı Şehir İstanbul konferansı düzenlendi. Gazeteci Fikri Türkelin moderatörlüğünü yaptığı konferansa; Başakşehir Beledi Başkan Yardımcısı Murat Şahinin yanı sıra Çekmeköy Belediyesi Başkan Yardımcısı Latif Coşar, Fatih Belediye Başkan Yardımcısı Adnan Güler katıldı. Geleceğin şehirlerinde ulaşım, çevre ve enerji, şehir güvenliği, akıllı sosyal hizmetler ve yönetişim konularının işlendiği konferansta kent yönetimlerinin sorunları, belediyeler bünyesinde “Akıllı Şehir” vizyonuyla üretilen çözümler tartışıldı.Başakşehir Belediye Başkan Yardımcısı Murat Şahin, yaptığı sunumda ilçede yapılan Akıllı Sosyal Hizmetler konularında bilgi aktardı. Elektronik belge yönetimi ve coğrafi bilgi sistemi ile teknolojiyi en üst seviyede uygulamalara aktardıklarını ifade eden Şahin, “Yeni kurulan bir belediye olmamıza rağmen çalışma alt yapısını hızlı bir şekilde tamamladık. Başakşehir, İstanbul’un en hızlı nüfus artışı olan ilçesi. 350 bin nüfuzumuzun beş yıl sonra 750 bin civarında olacağı tahmin ediliyor. Şehrin keşmekeşinden uzaklaşmak için ilçemizi seçen vatandaşlarımızın mutluluğunu, huzurunu baz alarak, teknolojik alt yapıyla neler verebiliriz? düşünerek çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.Şahin 1,5 yıldır üzerinde çalıştıklarını söylediği Living Lab çalışmalarını ve Living Lab’ın ilk projesi olan ‘Mobil Sağlık, ölçüm ve tarama’ sistemi hakkında da şu bilgileri verdi: “Belediyemizin teknoloji kullanımı ve uygulamalarında dünya şehirlerini örnek alarak geliştirdiği Living Lab’ın açılışını 20 güne kadar yapacağız. Living Lab’la Belediyecilikte çığır açmayı düşünüyoruz. Projeyi yurt dışı ve ülkemizdeki örneklerini inceleyerek gerçekleştirdik. İlçemizde inovasyon ve girişimcilik merkezimiz teknolojik ürünlerin geliştirildiği ve vatandaşla buluştuğu yer olacak. Living Lab’ın ilk projesi ‘Mobil Sağlık, ölçüm ve tarama’ sistemi de 1 Ekim 2013’de ilçede hayata geçiyor. Sistem hayata geçtiğinde ilçedeki vatandaşlarımız sağlık kurumlarına gitmeden, sıra beklemeden, zaman kaybetmeden siteler, alışveriş merkezleri gibi mekanlarda 18 farklı kalemde sağlık testlerini yapabilecekler.” İlçede geleceğin teknolojisiyle kurulmuş akıllı şehirler oluşturmak için şimdiden kolları sıvadıklarını dile getiren Şahin, “Başakşehirliler için teknolojik standartlarla hizmet kalitemizi üst kademelere taşıyoruz. Yeni kurulacak yerleşim alanlarında ruhsat verilen evlerde Fiber alt yapı şartı koşuyoruz. Başakşehir’de akıllı ve çevreci binalar teknoloji kullanım standartlarını yükseltecek, kenti hizmet üretmek için cazibe merkezi haline getirecektir.” diye konuştu. Belediyenin teknoloji bazlı çalışmalarının ölçümlerle kontrol edildiğini belirten Şahin, “İlçemizin bilgi üretim ve teknolojilerindeki gelişimi ölçtürdüğümüzde dünya ülkeleri arasında 27. sırada olduğunu gördük. Bu ölçümlerde Türkiye ortalamasına baktığımızda ülkemiz 69. sıradayken Başakşehir’in teknoloji anlamında Dünya’da söz sahibi konumda olduğunu gördük. Bizim hedefimizse ilçemizi bu sıralamada ilk 10’da görmektir.” ifadelerini kullandı. LİVİNG LAB BAŞAKŞEHİR STANDINDA ANLATILDIÖte yandan bilişim dünyasının yoğun ilgi gösterdiği zirvede katılımcılar, fuaye alanında firmaların kurduğu stantlarda yakın gelecekte İstanbulluların hizmetine sunulacak birçok yeni hizmetle tanışma fırsatı buldu.Başakşehir Belediyesi de kurduğu stantta, bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilişkili ürün ve hizmetlerin geliştirildiği, gerçek ortamda denendiği ve görücüye çıktığı Türkiye’nin ilk Living Lab (Yaşam Laboratuvarı)nı ve belediye bünyesinde yapılan çalışmaları davetlilere anlattı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.09.2013
BaşakşehirdekiAkıllıSosyalHizmetuygulamalarıBilişimZirvesindeBaşakşehirdeki Akıllı Sosyal Hizmet uygulamaları Bilişim Zirvesinde
Yaptırım kıskacındaki İran nükleer krize hızlı çözüm istiyor
Zaman
27.09.2013
01:54
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Batı ile aralarındaki nükleer sorunu üç ila altı ay içinde çözmek istediklerini söyledi. Yedi yıldır süren müzakerelerde şimdiye dek vakit kazanmaya yönelik adımlar atan Tahran’ın acil çözüm talebi, ekonomisini vuran Batı yaptırımlarından bir an önce kurtulmak istemesine bağlanıyor.İşbaşına geldiği ağustos ayından bu yana Batı’ya uzlaşma mesajları veren İran’ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani dün yeniden başlayan nükleer müzakereleri kısa sürede sonuçlandırmak istediklerini söyledi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için bulunduğu New York’ta Washington Post gazetesine konuşan Ruhani, üç ile altı ay arasında bir süre içinde sorunu çözmeyi umduklarını kaydetti. Ruhani, “Süre ne kadar kısa olursa herkes için o kadar iyi olur. (Nükleer konuda) ilerlemenin tek yolu müzakerelere kısa bir takvim tanımaktır. İran’ın tercihi üç ay olur; altı ay olursa o da iyidir. Yıllar değil aylarla ölçülecek bir süre olmalı.” dedi. Bu konuda müzakere yürütmek için ülke meselelerinde son sözü söyleten dini lider Ayetullah Ali Hamaney’den tam yetki aldığını vurguladı. Siyasi gözlemciler, yeni İran yönetiminde nükleer sorunun aşılması için gösterdiği aciliyetin, ülke ekonomisine darbe vuran müeyyidelerden kurtulma amaçlı olduğunu belirtiyor. İran nükleer programının silah üretme amaçlı olduğundan endişelenen Batılı ülkeler, Tahran’a yaptırım uyguluyor. Özellikle İran’ın ana gelir kalemi olan petrol satışına karşı getirilen tedbirler, Tahran’ın yurtdışında mali işlem yapmasına yönelik sınırlamalar İran ekonomisini olumsuz etkiliyor. Ülke ekonomisinin son iki yıldır daralmasında, enflasyonun yüzde 42’ye tırmanmasında ve işsizliğin artmasında bu müeyyidelerin büyük payı var. Dolayısıyla Ruhani yönetimi, bu yaptırımları en azından hafifleterek ekonomisine rahat bir nefes aldırmak istiyor. Bu doğrultuda Tahran’ın Batı’nın müeyyideleri kademeli olarak kaldırması karşılığında nükleer faaliyetlerini azaltmayı öngören bir anlaşmaya ‘evet’ diyebileceği ifade ediliyor.Hasan Ruhani’nin açıklamaları Güvenlik Kon-seyi’nin beş daimi üyesi (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin) ile Almanya’nın oluşturduğu P5+1 grubuyla İran arasında dün New York’ta yapılan görüşmelerin hemen öncesinde geldi. Avrupa Birliği dış politika temsilcisi Catherine Ashton’ın ev sahipliğindeki görüşme, 1979’dan bu yana diplomatik ilişkileri bulunmayan ABD ve İran dışişleri bakanlarını da bir araya getirdi. Ruhani’nin baş nükleer müzakereci olarak görevlendirdiği İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile ABD Dışişleri Bakanı John Kerry aynı masa etrafında buluştu. İran’ın çözüm konusunda ne kadar samimi olup olmadığı konusunda bir test niteliğindeki görüşmede tarafların ekim ayında Cenevre’de yeniden bir araya gelme konusunda mutabakata vardığı ileri sürüldü.ABD, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi bir an önce durdurmasını isterken Tahran ise şimdiye dek bu konuda geri adım atmadı. Düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum nükleer enerji için kullanılıyor. Ancak yüksek seviyelerdeki uranyum, zenginleştirmesi, nükleer silah yapmak için kullanıbilir. DIŞ HABERLER SERVİSİ
Zaman
Dünya
27.09.2013
YaptırımkıskacındakiİrannükleerkrizehızlıçözümistiyorYaptırım kıskacındaki İran nükleer krize hızlı çözüm istiyor
Şanghay'dan Suriye'ye dış askeri müdahaleye izin yok
Zaman
13.09.2013
10:58
Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi başladı. Zirvede konuşan Putin, Suriye’de dış askeri müdahalenin kabul edilemeyeceğini söyledi ve kimyasal silahların uluslararası kontrole devrinin önemine dikkat çekti.Uluslararası toplumun dikkatlerinin Suriye’ye yoğunlaştığına değinen Putin, “Biz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden yaptırım kararı olmadan bu ülkeye dış askeri müdahalenin kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz.” dedi.Son dönemde ortaya konan diplomatik çabaları öven Rus lider, “Böylece askeri operasyon tehlikesi azaltıldı. Suriye’de kimyasal silahların denetimin ve devrini öngören inisiyatif burada önemli bir rol oynadı.” ifadelerini kullandı.Suriye’nin Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne başvurusunu memnuniyetle karşıladığına değinen Putin, “BM Suriye temsilcisi tam üyelik için başvurduklarını açıkladı. Suriye yönetiminin bu yöndeki girişimini memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun Suriye krizinin çözümünde önemli bir adım olmasını ümit ediyoruz. Bu diğer sürecin de yerine getirileceği anlamına geliyor.” şeklinde konuştu.İran’ın nükleer programı ile ilgili de değerlendirmede bulunan Putin, Tahran’ın atom enerjisini kullanma hakkı olduğunu belirtti. Rusya lideri, “Biz İran’ın diğer ülkelerle aynı haklara sahip olduğunu düşünüyoruz. Sivil amaçlı nükleer zenginleştirme programları dahil olmak üzere İran da barışçıl amaçlı atom enerjisini kullanma hakkına sahip.” dedi. Rus liderin Tahran’ın nükleer programının daha şeffaf olması yönündeki girişimleri de övdü.Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’de yaptığı konuşmada Rusya’nın Suriye’nin kimyasal silahların uluslar arası kontrole devri ile ilgili girişimini tamamı ile desteklediklerini, BM Güvenlik Konseyi’nde krize siyasi bir çözüm bulmak için çalışacaklarını söyledi.KİMYASAL SİLAHLARDAN ARINDIRMA SÜRECİKommersant gazetesinde yer alan habere göre, Rusya’nın önerdiği planda Suriye’nin Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne üyelik başvurusu yapması gerekiyor. Suriye lideri Beşşar Esed’in gerekli belgeleri imzalayarak BM’ye gönderdiği ifade ediliyor. İkinci aşamada Suriye rejimi bugüne kadar varlığını kabul etmediği kimyasal silah depoları açıklayacak. Üçüncü aşamada uluslararası yapı bu silahları teslim alacak. Dördüncü aşamada ise kim tarafından ve nerede imha edileceği konusunda karar verilecek.Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Cenevre’de dün başladıkları müzakerelere bugün de devam edecek. ABD anlaşmanın imzasının ardından Suriye’ye devir için sadece 10 gün süre tanırken, anlaşmaya uyulmaması halinde askeri yaptırım seçeneğinin Güvenlik Konseyi’nden geçirilmesinin garanti edilmesini istiyor. Cenevre görüşmelerinde uygulanacak prosedürle ilgili akşam saatlerinde bir sonuç açıklanması bekleniyor.ŞİÖ Bişkek zirvesi ile ilgili açıklamada bulunan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı İgor Morgulov, Suriye krizinin gündemde olacağını, üye ülkelerin birbirlerine çok yakın pozisyonda olduğunu söyledi. Morgulov, “BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan düzenlenecek askeri bir operasyonunun uluslararası hukuka aykırı olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz.” dedi. Rus diplomat zirve sonrası yayınlanacak Bişkek deklarasyonunda Suriye konusunda ortak bir tutumun ortaya konacağını belirtti.İRAN, PAKİSTAN VE HİNDİSTAN TAM ÜYE OLABİLİRİran ve Pakistan’ın tam üyelik için resmi olarak başvurduğunu, Hindistan’ın da bu yönde irade beyanı olduğunu hatırlatan Morgulov, örgüt yönetiminin başvuruları değerlendirdiğini, bunun zirve çerçevesinde ele alınacağını söyledi.Morgulov zirve çerçevesinde Putin ve Ruhani’nin ilk kez bir araya geleceği bilgisini verdi. Kremlin görüşmenin İran tarafından talep edildiği ve ikinci nükleer santral inşaatı ile ilgili konunun ele alınacağını açıkladı. Rusya Tahran’ın ilk sivil amaçlı nükleer santrali Buşehir’i tamamlayarak İranlı yetkililere teslim etmişti.TÜRKİYE ENERJİ KULÜBÜNE GİRİYORŞİÖ Bişkek zirvesinde örgüt içinde enerji alanında işbirliğini geliştirme için enerji kulübü oluşturuluyor. Türkiye’nin de yer alacağı kulübün kuruluşu ile ilgili ortak bir mutabakat metninin imzalanması bekleniyor. Kulübün enerji alanında işbirliğine yeni bir ivme kazandıracağını ifade eden Morgulov, “Kulüp enerji alanında ŞİÖ ülkelerini ilgilendiren konuları hükümet, iş ve bilim çevrelerinin müzakere ettiği resmi olmayan bir platform olacak.” bilgisini verdi.Çin’in Şanghay kentinde 1996’da toplanan Rusya, Çin, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ın kurduğu “Şanghay Beşlisi”, 2001’de Özbekistan’ın da dahil olması ile Şanghay İşbirliği Örgütü’ne dönüştü. Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan’ın gözlemci üye olduğu ŞİÖ, 2008’de aldığı kararla “diyalog ortaklığı” statüsü oluşturdu. 2009’da Yekaterinburg’da gerçekleşen zirvede Belarus ve Singapur örgüte “diyalog ortağı” olarak kabul edildi. Türkiye ise 26 Nisan’da “Diyalog Ortaklığı” statüsü kazandı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
13.09.2013
ŞanghaydanSuriyeyedışaskerimüdahaleyeizinyokŞanghaydan Suriyeye dış askeri müdahaleye izin yok
Çin'in Orta Asya ile enerji ortaklığı
Zaman
13.09.2013
09:38
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te bir araya geldi. Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi için Bişkek’te bulunan liderler, ÇinOrta Asya doğalgaz boru hattının 4’ncüsünün yapımı konusunda anlaştı. Çin, Orta Asya’nın doğalgaz kaynakları bakımından zengin ülkesi Türkmenistan’dan doğalgaz alımını arttırmak için bir tarafdan yeni enerji hatları inşa ederken, diğer tarafdan diğer bölge ülkelerini de bu enerji ortaklığına dahil etmeye çalışıyor. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in 10 gündür devam eden Orta Asya gezisinde enerji ortaklığı konusunda önemli mutabakatlar imzalandı. Bu gezisinde sadece Tacikistan’a uğramayan Cumhurbaşkanı Xi, bu ülke Devlet Başkanı İmamali Rahman ile Kırgızistan’da bir araya geldi. İki ülke ilişkileri ve uluslararası konuların değerlendirildiği görüşme sonrasında Türkmenistan’dan Çin’e doğru uzanacak 4. doğalgaz boru hattının yapımına ilişkin Tacikistan ile anlaşma imzalandı. Tacik lider Rahman, Çin yönetiminin yeni Türkmenistan-Çin doğalgaz boru hattını Tacikistan üzerinden çekmek yönünde aldığı kararından memnun kaldığını söyledi. Türkmenistan-Özbekistan-Tacikistan-Kırgızistan-Çin boru hattının 400 kilometresi Tacikistan topraklarından geçecek. Hattın 2016 yılında hizmete açılması planlanıyor. Sözkonusu hat ile Çin’e 25-30 milyar metreküp doğalgaz akacak. Bu projede Tacik ekonomisine Çinin doğrudan yatırımının 3 milyar doları bulması bekleniyor. Sözkonusu hat, Tacikistan’a ek gelir ve yeni istihdam kapısı imkanı sağlayacak. Çin, Türkmenistandan 65 milyar metreküp gaz alacak. Türkmen gazının en büyük kullanıcısı konumuna gelecek olan Pekin yönetimi, diğer bölge ülkelerine de ek gelir kapısı açmış olacak. 2009 yılında Türkmenistan-Çin doğalgaz boru hattı hizmete açılmıştı. Şimdi Türkmenistandan Çine doğru yeni hattın 3ncüsünü tamamlayarak, dördüncüsüne ise başlanması isteniyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
13.09.2013
ÇininOrtaAsyaileenerjiortaklığıÇinin Orta Asya ile enerji ortaklığı
Rakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Zaman
07.09.2013
01:56
Avrupa’nın önemli beyaz eşya ve elektronik markası Grundig ve Arctic’i satın alarak ‘global marka’ olma yolunda ilerleyen Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, hedef büyüttü. Berlin’deki IFA Elektronik Fuarı’nda yeni ürünleri tanıtan Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, İngiltere, Litvanya ve Polonya’da pazar lideri olduklarını söyledi.Uluslararası markaları bünyesine katarak büyümesine hız veren Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, yeni ürünleri ile Avrupa’nın en büyük teknoloji fuarı IFA’da gövde gösterisi yaptı. İlgi çeken ürünler arasında enerji tasarrufu sağlayan ve ateş olmaksızın daha hızlı pişiren manyetik akıllı fırın, ekimde piyasaya süreceği 11 kilo yıkama kapasiteli çamaşır makinesi, buhar teknolojili kurutma makineleri yer aldı. İlgi çeken diğer ürün dondurma yapan nofrost buzdolabı oldu. Bu ürün normal buzdolaplarına göre yüzde 80 daha az enerji harcıyor. Şirketin yeni ürünleri arasında yılda 5,5 kg deterjan tasarrufu sağlayan çamaşır makineleri de bulunuyor. Bu ürünler 6 gömleği 58 dakikada yıkayıp kurutabiliyor. Şirketin yeni ürünleri ve gelecek tasarımları hakkında bir değerlendirmede bulunan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik AŞ Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, “Grundig markası ile Almanya’dan İskandinav ülkelerine yayılacağız. Grundig, Beko’yu tamamlayacak ve bu marka ile sadece üst segment ürün satışı yapacağız.” dedi. Arçelik grubu, Romanya’dan satın aldığı Arctic markası ile de bu ülkede yüzde 35 pazar payına ulaştı. Şirket Güney Afrika’nın lider markası Defy’ı da satın almıştı. Burada da pazar payını yüzde 40’a yaklaştırdıklarını kaydeden Çakıroğlu, yine satın aldıkları Blomberg markası ile Avrupa pazarlarında, Leisure ve Flavel ile İngiltere’de üst segment satışa odaklanacaklarını söyledi. Altus ile Avrupa’nın yanında Türkiye’de de satış yapan şirket, fuarda özellikle Beko’ya odaklanmış durumda. 2008 ile 2012 yılları arasında Avrupa’da pazar payını en çok artıran Beko ile İngiltere ve Litvanya pazarında pazar lideri olduklarını hatırlatan üst yönetici, dün itibarıyla, Polonya’da da pazar lideri haline geldiklerini açıkladı. Batı Avrupa Pazarı’nda buzdolaplarında bir numara, dondurucu gamında iki numara, çamaşır, bulaşık ve pişiricilerde ise üç numara olduklarını söyleyen Çakıroğlu, “Bunları markalı büyüme stratejisi ile başardık. Markalı satışın toplam satışlardaki payı yüzde 92’ye çıktı. Çünkü daha yüksek katma değer, daha fazla kâr demek.” diye konuştu. Levent Çakıroğlu, Turkcell ve Vestel gibi akıllı telefon tarafında üretim yapmayacaklarını da açıkladı. “Kârlı mı değil?” sorusuna ise “İş modelimizde değil, çok zor bir ürün ve gelişmeler ortada, bu sebeple stratejimiz yok.” cevabını verdi. Şirket, mevcut ürünlerle Afrika’da, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu’da büyümeye devam edecek. Çakıroğlu, Avustralya ve Yeni Zelanda için ayrı bir şirket kurduklarını, burada da pazar sahibi olacaklarını dile getirdi. Vestel, akıllı telefon üretimine başladıVestel Manisa’daki fabrikasında yerli tasarım akıllı cep telefonu üretimine başladı. Kasım ayına kadar prototip üretimi yapacak şirketin akıllı cep telefonları ise 2014 başında piyasaya çıkacak. Vestel akıllı cep telefonu ürünlerini ilk kez, Avrupa’nın en büyük elektronik fuarı Berlin’deki IFA’da görücüye çıkardı. Vestel, IFA’da akıllı telefonlarının 4.3 inch , 4.7 inch ve 5 inch ekranlı üç farklı prototipini sergiliyor. Türk mühendisler tarafından geliştirilen Vestel akıllı telefon Android 4.2 Jelly Bean işletim sistemine ve kullanıcıların istekleri doğrultusunda değiştirilebilir donanım özelliklerine sahip. Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, akıllı telefonlar için lokal uygulamalar olacağını belirterek, “Bunun için V Store diye uygulama mağazası kuracağız. Uygulamaları kredi kartıyla almak istemeyenler için prepaid kart çıkaracağız. Bu kartlar bayilerimizden alınabilecek. 5-10 TL’lik kartlarla uygulamalar kredi kartı kullanılmadan satın alınabilecek. Türkiye’ye özel uygulamalar için Vestek firmamız İTÜ kampüsünde bulunan startup firmaları uygulama üretmek için teşvik edecek.” bilgisini verdi. Türkiye pazarına 5 inç ekranlı en üst segment akıllı telefon modeliyle giriş yapmayı planladıklarını belirten Erdoğan, diğer cep telefonu firmalarına da üretim yapabileceklerini söyledi. Avrupa pazarındaki tek akıllı telefon üreticisi olacaklarını savunan Erdoğan, akıllı telefon ihracatı için Avrupa, Güney Amerika ve Ortadoğu ülkeleriyle görüşmelere başladıklarını aktardı. Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre, Vestel, 10 bin 20 bin değil, milyonlarca üretim yapmakta kararlı. Fuarda öne çıkanlarAsus, bilgi
Zaman
Ana Sayfa
07.09.2013
RakiplerinisatınalarakdünyamarkasıoluyorRakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Rakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Zaman
07.09.2013
01:53
Avrupa’nın önemli beyaz eşya ve elektronik markası Grundig ve Arctic’i satın alarak ‘global marka’ olma yolunda ilerleyen Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, hedef büyüttü. Berlin’deki IFA Elektronik Fuarı’nda yeni ürünleri tanıtan Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, İngiltere, Litvanya ve Polonya’da pazar lideri olduklarını söyledi.Uluslararası markaları bünyesine katarak büyümesine hız veren Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, yeni ürünleri ile Avrupa’nın en büyük teknoloji fuarı IFA’da gövde gösterisi yaptı. İlgi çeken ürünler arasında enerji tasarrufu sağlayan ve ateş olmaksızın daha hızlı pişiren manyetik akıllı fırın, ekimde piyasaya süreceği 11 kilo yıkama kapasiteli çamaşır makinesi, buhar teknolojili kurutma makineleri yer aldı. İlgi çeken diğer ürün dondurma yapan nofrost buzdolabı oldu. Bu ürün normal buzdolaplarına göre yüzde 80 daha az enerji harcıyor. Şirketin yeni ürünleri arasında yılda 5,5 kg deterjan tasarrufu sağlayan çamaşır makineleri de bulunuyor. Bu ürünler 6 gömleği 58 dakikada yıkayıp kurutabiliyor. Şirketin yeni ürünleri ve gelecek tasarımları hakkında bir değerlendirmede bulunan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik AŞ Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, “Grundig markası ile Almanya’dan İskandinav ülkelerine yayılacağız. Grundig, Beko’yu tamamlayacak ve bu marka ile sadece üst segment ürün satışı yapacağız.” dedi. Arçelik grubu, Romanya’dan satın aldığı Arctic markası ile de bu ülkede yüzde 35 pazar payına ulaştı. Şirket Güney Afrika’nın lider markası Defy’ı da satın almıştı. Burada da pazar payını yüzde 40’a yaklaştırdıklarını kaydeden Çakıroğlu, yine satın aldıkları Blomberg markası ile Avrupa pazarlarında, Leisure ve Flavel ile İngiltere’de üst segment satışa odaklanacaklarını söyledi. Altus ile Avrupa’nın yanında Türkiye’de de satış yapan şirket, fuarda özellikle Beko’ya odaklanmış durumda. 2008 ile 2012 yılları arasında Avrupa’da pazar payını en çok artıran Beko ile İngiltere ve Litvanya pazarında pazar lideri olduklarını hatırlatan üst yönetici, dün itibarıyla, Polonya’da da pazar lideri haline geldiklerini açıkladı. Batı Avrupa Pazarı’nda buzdolaplarında bir numara, dondurucu gamında iki numara, çamaşır, bulaşık ve pişiricilerde ise üç numara olduklarını söyleyen Çakıroğlu, “Bunları markalı büyüme stratejisi ile başardık. Markalı satışın toplam satışlardaki payı yüzde 92’ye çıktı. Çünkü daha yüksek katma değer, daha fazla kâr demek.” diye konuştu. Levent Çakıroğlu, Turkcell ve Vestel gibi akıllı telefon tarafında üretim yapmayacaklarını da açıkladı. “Kârlı mı değil?” sorusuna ise “İş modelimizde değil, çok zor bir ürün ve gelişmeler ortada, bu sebeple stratejimiz yok.” cevabını verdi. Şirket, mevcut ürünlerle Afrika’da, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu’da büyümeye devam edecek. Çakıroğlu, Avustralya ve Yeni Zelanda için ayrı bir şirket kurduklarını, burada da pazar sahibi olacaklarını dile getirdi. Vestel, akıllı telefon üretimine başladıVestel Manisa’daki fabrikasında yerli tasarım akıllı cep telefonu üretimine başladı. Kasım ayına kadar prototip üretimi yapacak şirketin akıllı cep telefonları ise 2014 başında piyasaya çıkacak. Vestel akıllı cep telefonu ürünlerini ilk kez, Avrupa’nın en büyük elektronik fuarı Berlin’deki IFA’da görücüye çıkardı. Vestel, IFA’da akıllı telefonlarının 4.3 inch , 4.7 inch ve 5 inch ekranlı üç farklı prototipini sergiliyor. Türk mühendisler tarafından geliştirilen Vestel akıllı telefon Android 4.2 Jelly Bean işletim sistemine ve kullanıcıların istekleri doğrultusunda değiştirilebilir donanım özelliklerine sahip. Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, akıllı telefonlar için lokal uygulamalar olacağını belirterek, “Bunun için V Store diye uygulama mağazası kuracağız. Uygulamaları kredi kartıyla almak istemeyenler için prepaid kart çıkaracağız. Bu kartlar bayilerimizden alınabilecek. 5-10 TL’lik kartlarla uygulamalar kredi kartı kullanılmadan satın alınabilecek. Türkiye’ye özel uygulamalar için Vestek firmamız İTÜ kampüsünde bulunan startup firmaları uygulama üretmek için teşvik edecek.” bilgisini verdi. Türkiye pazarına 5 inç ekranlı en üst segment akıllı telefon modeliyle giriş yapmayı planladıklarını belirten Erdoğan, diğer cep telefonu firmalarına da üretim yapabileceklerini söyledi. Avrupa pazarındaki tek akıllı telefon üreticisi olacaklarını savunan Erdoğan, akıllı telefon ihracatı için Avrupa, Güney Amerika ve Ortadoğu ülkeleriyle görüşmelere başladıklarını aktardı. Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre, Vestel, 10 bin 20 bin değil, milyonlarca üretim yapmakta kararlı. Fuarda öne çıkanlarAsus, bilgi
Zaman
Ekonomi
07.09.2013
RakiplerinisatınalarakdünyamarkasıoluyorRakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Terim: Kimse milli görevimi ve Galatasaray bağlılığımı tartmaya kalkmasın
Zaman
07.09.2013
00:03
A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim, Andorra karşısında önemli bir maç kazandıklarını söyledi. Yüzünün asık olmasıyla ilgili bir hatırlatmada bulunulması üzerine Terim, saat başı yeni gündemler oluşturulduğunu belirterek “Kimse benim milli görevimi ve Galatasaray bağlılığımı tartmaya kalkmasın” çıkışını yaptı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kadir Has Stadı’nda oynanan 2014 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri D Grubu 7. karşılaşmasından Türkiye, rakibi Andorra’yı 5 – 0 mağlup etti. Maçı değerlendiren A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Fatih Terim, güzel bir galibiyet aldıklarını söyledi. Andora’nın güçlü takımlar kategorisinde olmadığını belirten Terim, “Ancak 10 kişiyle defans yapılınca bunu açmakta zorlanabilirsiniz. İlk yarım saat zorlandık. Pas yüzdemiz ve oyunumuz çok iyiydi. dedi. Galibiyeti bir moral ve silkinme gibi düşünmek gerektiğnii anlatan Terim, “Futbolcularım söylenenleri hazmetmiş ve yapmaya özen gösterdiler. Seyirciler için de parantiz açmak istiyorum. Milli takımın böyle bir taraftar karşısında oynaması lazım. Milli takımın hiçbir dönemde olmadığı kadar taraftara ihtiyacı var. Bir şey başarılacaksa buraya gelince herkesin rengi kırmızı beyaz olur. İkisi birleşince ortaya enerji çıkar. Onlara teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.Türkiye’nin gruptan çıkma şansıyla ilgili bir soru üzerine Terim, “Gruptaki durum çok açık. Hep yensek de bir şey olmuyor. Rakiplerimizin puan kaybetmesi gerekiyor. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız.” dedi.Milli takımın geleceğiyle ilgili bir soruya da Terim, “Türkiye bir takım çıkaracaktır her dönem. İyi bir milli takım yapabiliriz, yapmalıyız da. 73 milyondan çıkmalı. Daha doğru yapacaklarımızı hayata geçirmeliyiz. Yeniden dizayn etmeliyiz. Herkesin taşın altına elini sokması lazım.” dedi.Performansıyla göz dolduran Gökhan Töre ve Arda’yı öven Terim, “Töre çok yetenekli bir çocuk. Bugün önemli işler yaptı. Daha da yapacak. Bu tip yeteneklere ihtiyacımız var. Arda tam bir lider pozisyonundaydı. Kendisine beşinci golü atmaları için işaret ettim. Takımda şunu halletmemiz lazım. Çok fazla zamanımız yok. Elimizden geldiği kadar futbolcuların hepsini iyi duruma getireceğiz. Güzel bir grubuz.” dedi.Tecrübeli teknik adam Fatih Terim bir gazetecinin “Yüzünüz neden asık?” şeklinde sorusuna sitemkar cevap verdi. Bugüne kadar dengeleri gözetmeye ve vazifesine odaklanmaya çalıştığını vurgulayan Terim, “Ama saat başı birileri konuşup yeni gündemler önüme geliyor. Öncelikle ben bunu haketmiyorum. İki, benimle ilgili yargıya varıyorsunuz. Ben daha önce neredeysem aynı yerimdeyim, ama siz değilsiniz. Kimse benim milli görevimi ve Galatasaray bağlılığımı tartmaya kalkmasın. Bunlarla ilgili beni buradan yaralamaya kalkmasın kimse. Buna müsaade etmem ve etmeyeceğim. Herkesi sakinliğe ve desteğe davet ediyorum.” şeklinde konuştu. Romanya maçıyla ilgili bir soru üzerine ise Terim, “Romanya’da baskı altında oynayacağız. Bizi yenmeleri halinde büyük oranda garantiliyorlar. Deplasmanda oynuyoruz ve kazanma adına her şeyi yapacağız. Ancak bu çok hücum oyuncusuyla değil, bazı değişikliklere gidebiliriz” dedi. Teknik Direktör Fatih Terim, 2020 Olimpiyatları’nın İstanbul’a alınmasıyla ilgili toplantının son saatlerine gelindiğini anımsattı. Terim, “Umarım alırız ve istediğimiz gibi olur. Her branşta olimpiyat sporcuları yetiştirecek bir ülke temenni ederim. İnşaallah emekler boşa gitmez. Sayın Başbakan ve ekibine sevgilerimizi gönderiyoruz.” diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
07.09.2013
TerimKimsemilligörevimiveGalatasaraybağlılığımıtartmayakalkmasınTerim Kimse milli görevimi ve Galatasaray bağlılığımı tartmaya kalkmasın
Çin, dünyanın en büyük 2. doğalgaz sahasının gazına talip
Zaman
04.09.2013
14:59
Dünya kamuoyunun gündemini Suriye ile Mısırdaki olaylar oluştururken, Çin dikkatini Orta Asya bölgesine çevirdi.Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Orta Asya turu kapsamında Türkmenistanda dünyanın en büyük 2. ve ülkenin en büyük sahası Galkınış yatağında inşa edilen doğalgaz arıtma tesisinin açılışına katıldı. Toplam rezervi 26,2 trilyon metreküp olarak açıklanan Galkınış sahası resmen sanayiye kazandırıldı. Bu sahada üretilecek doğalgazın Çine satılması planlanıyor.Başkent Aşkabata 500 kilometre mesafedeki doğalgaz sahasının açılış törenine, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov ile Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping katıldı. İki ülke liderinin katılımıyla bölgede Çin, BAE ve Güney Kore şirketlerinin inşa ettiği 10 milyar metreküp kapasiteli 3 adet doğalgaz arıtma tesisi hizmete açıldı. Liderler açılış alanında halk oyunları gösterisini izledi. Daha sonra bölgede inşa edilen doğalgaz tesislerinin maketleri incelendi. Liderler, bölgedeki doğalgaz arıtma tesisleri hakkında bilgi aldı. Törende konuşan Gurbanguli Berdimuhamedov, Çin ile ilişkilerine büyük önem verdiklerini kaydetti. Doğalgaz alanındaki işbirliğinin ön plana çıktığını söyleyen Berdimuhamedov, Pekin yönetimi ile ilk önce 40 milyar metreküp, daha sonra 2011 yılında 25 milyar metreküplük ek bir anlaşma imzaladıklarını söyledi. Türkmen lider, böylece Çine yılda 65 milyar metreküp doğalgaz ihraç edeceklerini söyleyerek, bugün açılışını yaptıkları tesislerin doğalgaz ihracatını aşamalı olarak artırmaya büyük katkı sağlayacağını belirtti.Çin Cumhurbaşkanı Xi, Türkmenistanın en büyük doğalgaz sahası Galkınışın iki ülke arasında bu sektördeki ilişkilerin yeni bir meyvesi olduğunu söyledi. Enerji alanındaki ilişkileri güçlendirdiklerini dile getiren Xi Jinping, Türkmenistan ile her alandaki işbirliğini artık stratejik boyuta taşıdıklarını söyledi.Konuşmaların ardından Berdimuhamedov ile Xi, Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) tarafından inşa edilen 10 milyar metreküp arıtma kapasitesine sahip doğalgaz tesisini hizmeta açtı. Daha sonra liderler, bu sahada BAE ve Güney Kore şirketleri tarafından inşa edilen doğalgaz tesislerinin vanalarını açtı.İngiliz bağımsız denetim kuruluşu Gaffney Cline Associates şirketi, Galkınış sahasının doğalgaz rezervini 26,2 trilyon metreküp olarak açıkladı. Bu sahanın sanayiye kazandırılması için ilk etap çalışmalarına Türkmen yönetimi 10 milyar dolar yatırım yaptı. Bunun 8,1 milyar doları Çin kredisi ile karşılandı. Bölgenin ikinci etabı için de anlaşma sağlandı. Çinin CNPC şirketi bölgede 30 milyar metreküp kapasiteli doğalgaz tesisi kuracak. Bu tesisin de bir önceki tesisler gibi en azından 10 milyar doları bulması bekleniyor. ÇİNDEN ORTA ASYAYA DOĞALGAZ ATAĞIÇin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Orta Asya turu dün Türkmenistandan başladı. Başkent Aşkabattaki görüşmelere doğalgaz alanında imzalanan anlaşmalar vurdu. Çin, Türkmenistandaki dünyanın en büyük 2. ve ülkenin en büyük doğalgaz sahasını olan Galkınış yatağının ikinci aşaması için doğalgaz kredisi verme taahhüdünde bulundu. Ayrıca, Çini Orta Asya bölgesine bağlayacak yeni bir doğalgaz boru hattı projesi konusunda anlaşmaya varıldı. Berdimuhamedov ile Xi, Türkmenistandan Çine uzanacak 4. doğalgaz boru hattı için mutabık kaldı. Bu hat Türkmenistan-Özbekistan-Tacikistan-Kırgızistan-Çin güzergahını oluşturacak. Bölgenin doğalgaz kaynaklarına yoksun iki ülkesi Tacikistan ile Kırgızistan, Pekin yönetiminin çabalarıyla hem doğalgaz kaynağına ulaşacak hem de transit ülke olarak gelir elde edecek.Bölgenin en zengin doğalgaz ülkesi Türkmenistan, Rusyanın doğalgaz alımını azaltmasıyla rotasını Çine çevirdi. Çin, halihazırda Türkmenistanın en büyük doğalgaz alıcısı konumuna geldi. Türkmenistan, Çin yanı sıra Rusya ve İrana da doğalgaz ihraç ediyor. Türkmen gazının Avrupaya ulaştırılması için de görüşmeler sürüyor.Bu arada, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping Türkmenistan ziyaretini tamamlayarak, Rusyaya gitti. Rusyada G-20 Zirvesine katılacak olan Cumhurbaşkanı Xi, daha sonra Orta Asya turu kapsamında Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistanı ziyaret edecek.(CİHAN)
Zaman
Ekonomi
04.09.2013
Çindünyanınenbüyük2doğalgazsahasınıngazınatalipÇin dünyanın en büyük 2 doğalgaz sahasının gazına talip
Çin, dünyanın en büyük 2. doğalgaz sahasının gazına talip oldu
Zaman
04.09.2013
13:46
Dünya kamuoyunun gündemini Suriye ile Mısır’daki olaylar oluştururken, Çin dikkatini Orta Asya bölgesine çevirdi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Orta Asya turu kapsamında Türkmenistan’da dünyanın en büyük 2. ve ülkenin en büyük sahası Galkınış yatağında inşa edilen doğalgaz arıtma tesisinin açılışına katıldı. Toplam rezervi 26,2 trilyon metreküp olarak açıklanan Galkınış sahası resmen sanayiye kazandırıldı. Bu sahada üretilecek doğalgazın Çin’e satılması planlanıyor.Başkent Aşkabat’a 500 kilometre mesafedeki doğalgaz sahasının açılış törenine, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov ile Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping katıldı. İki ülke liderinin katılımıyla bölgede Çin, BAE ve Güney Kore şirketlerinin inşa ettiği 10 milyar metreküp kapasiteli 3 adet doğalgaz arıtma tesisi hizmete açıldı. Liderler açılış alanında halk oyunları gösterisini izledi. Daha sonra bölgede inşa edilen doğalgaz tesislerinin maketleri incelendi. Liderler, bölgedeki doğalgaz arıtma tesisleri hakkında bilgi aldı. Törende konuşan Gurbanguli Berdimuhamedov, Çin ile ilişkilerine büyük önem verdiklerini kaydetti. Doğalgaz alanındaki işbirliğinin ön plana çıktığını söyleyen Berdimuhamedov, Pekin yönetimi ile ilk önce 40 milyar metreküp, daha sonra 2011 yılında 25 milyar metreküplük ek bir anlaşma imzaladıklarını söyledi. Türkmen lider, böylece Çin’e yılda 65 milyar metreküp doğalgaz ihraç edeceklerini söyleyerek, bugün açılışını yaptıkları tesislerin doğalgaz ihracatını aşamalı olarak artırmaya büyük katkı sağlayacağını belirtti.Çin Cumhurbaşkanı Xi, Türkmenistan’ın en büyük doğalgaz sahası Galkınışın iki ülke arasında bu sektördeki ilişkilerin yeni bir meyvesi olduğunu söyledi. Enerji alanındaki ilişkileri güçlendirdiklerini dile getiren Xi Jinping, Türkmenistan ile her alandaki işbirliğini artık stratejik boyuta taşıdıklarını söyledi.Konuşmaların ardından Berdimuhamedov ile Xi, Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) tarafından inşa edilen 10 milyar metreküp arıtma kapasitesine sahip doğalgaz tesisini hizmeta açtı. Daha sonra liderler, bu sahada BAE ve Güney Kore şirketleri tarafından inşa edilen doğalgaz tesislerinin vanalarını açtı.İngiliz bağımsız denetim kuruluşu Gaffney Cline Associates şirketi, Galkınış sahasının doğalgaz rezervini 26,2 trilyon metreküp olarak açıkladı. Bu sahanın sanayiye kazandırılması için ilk etap çalışmalarına Türkmen yönetimi 10 milyar dolar yatırım yaptı. Bunun 8,1 milyar doları Çin kredisi ile karşılandı. Bölgenin ikinci etabı için de anlaşma sağlandı. Çin’in CNPC şirketi bölgede 30 milyar metreküp kapasiteli doğalgaz tesisi kuracak. Bu tesisin de bir önceki tesisler gibi en azından 10 milyar doları bulması bekleniyor. ÇİN’DEN ORTA ASYA’YA DOĞALGAZ ATAĞIÇin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Orta Asya turu dün Türkmenistan’dan başladı. Başkent Aşkabat’taki görüşmelere doğalgaz alanında imzalanan anlaşmalar vurdu. Çin, Türkmenistan’daki dünyanın en büyük 2. ve ülkenin en büyük doğalgaz sahasını olan Galkınış yatağının ikinci aşaması için doğalgaz kredisi verme taahhüdünde bulundu. Ayrıca, Çin’i Orta Asya bölgesine bağlayacak yeni bir doğalgaz boru hattı projesi konusunda anlaşmaya varıldı. Berdimuhamedov ile Xi, Türkmenistan’dan Çin’e uzanacak 4. doğalgaz boru hattı için mutabık kaldı. Bu hat Türkmenistan-Özbekistan-Tacikistan-Kırgızistan-Çin güzergahını oluşturacak. Bölgenin doğalgaz kaynaklarına yoksun iki ülkesi Tacikistan ile Kırgızistan, Pekin yönetiminin çabalarıyla hem doğalgaz kaynağına ulaşacak hem de transit ülke olarak gelir elde edecek.Bölgenin en zengin doğalgaz ülkesi Türkmenistan, Rusya’nın doğalgaz alımını azaltmasıyla rotasını Çin’e çevirdi. Çin, halihazırda Türkmenistan’ın en büyük doğalgaz alıcısı konumuna geldi. Türkmenistan, Çin yanı sıra Rusya ve İran’a da doğalgaz ihraç ediyor. Türkmen gazının Avrupa’ya ulaştırılması için de görüşmeler sürüyor.Bu arada, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping Türkmenistan ziyaretini tamamlayarak, Rusya’ya gitti. Rusya’da G-20 Zirvesine katılacak olan Cumhurbaşkanı Xi, daha sonra Orta Asya turu kapsamında Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ı ziyaret edecek. CİHAN
Zaman
Son Dakika
04.09.2013
Çindünyanınenbüyük2doğalgazsahasınıngazınatalipolduÇin dünyanın en büyük 2 doğalgaz sahasının gazına talip oldu
Okutur: Yeni Corolla'dan 40 bin satmayı hedefliyoruz
Zaman
27.08.2013
14:43
Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş Kurumsal İlişkiler Direktörü Selim Okutur, bu yıl büyük gayretler sonucu yeniden Sakarya’da üretilen yeni Corolla’nın satışa başlamasıyla birlikte, yeni bir rekora imza atmayı ve 40 bin adedin üzerinde satış hedeflediklerini söyledi. Toyota, yenilenen modellerini görücüye çıkardı. ‘Yenilenen Yüzüyle Toyota Türkiye Turu’ kapsamında, Toyota’nın yeni dizayn anlayışını yansıtan Yeni Corolla, Verso, Auris, Avensis, RAV4, GT86 ve Yaris Hybrid modelleri Sakarya bayiinde tanıtıldı. Tanıtım toplantısına Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş Kurumsal İlişkiler Direktörü Selim Okutur katıldı. Okutur, Sakarya’da bulunan fabrika başta olmak üzere en ileri düzeyde teknolojiyi kullanarak üstün otomobiller üreten Toyota’nın, tüm grup şirketleriyle 2012 yılında satışlarını yüzde 22 artışla dünya genelinde 9 milyon 750 bin adede ulaştığını belirterek, “Dünya lideri olarak bir rekora imza attı. Buradan aldığımız pozitif enerji ile Toyota’nın 2013 yılında 10 milyonun üzerinde üretim hedefi var.” dedi. Türkiye’de ise 2013 yılını bir geçiş yılı olarak gördüklerini belirten Okutur, bu yıl büyük gayretler sonucu yeniden Sakarya’da üretilen yeni Corolla’nın satışa başlamasıyla birlikte yeni bir rekora imza atmayı ve 40 bin adedin üzerinde satış gerçekleştirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Orta vadede hedeflerinin, yeni modellerin tüm yıl satış ile gerçek performanslarını göstereceği 2014 ve 2015 yıllarına odaklandıklarını vurgulayan Okutur, “Uzun vadede hedefimiz ise 2020 yılında Türkiye’de lider otomobil markası olmaktır.” diye konuştu.2012 yılından bu yana hizmet veren Toyota Plaza Sandıkçı, bin 270 metrekaresi servis, 940 metrekaresi showroom olan 3 bin metrekaresi kapalı ve 9 bin metrekaresi açık olmak üzere, toplam 10 bin 500 metrekarelik kullanım alanına sahip. Toyota’nın Türkiye’deki ilklerinden olan 3S plaza konsepti yani satış, servis ve yedekparça servisi ve 32 uzman personel ile hizmet veren Sakarya Toyota Plaza Sandıkçı Genel Müdürü Harun Sandıkçı da toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:“Sakarya olarak, Toyota’nın Türkiye’de 1994 yılında yaptığı yatırımın kentimize neler kattığının bilincindeyiz. Ekonomik canlılıktan istihdama kadar pek çok alanda bunu yaşıyoruz. 1994’te ilk yerli üretim başlamıştı, Temmuz 2013’ten itibaren de Yeni Corolla yeniden Sakarya’da üretilmeye başlandı ve hemen ardından Türkiye’de satışa sunuldu. Yerlilik oranı çok yüksek bir otomobil olan Yeni Corolla’ya ilgi her geçen gün sürekli artıyor. Bu modelimiz, satışlarımızda lokomotif model olma yolunda hızla ilerliyor.” Sandıkçı, Toyota’nın, müşteri memnuniyeti konusunda hassasiyetini de dile getirerek, KalDer Müşteri Memnuniyeti Endeksi araştırmasında binek otomobil kategorisinde tüm rakiplerimizi geride bıraktık. KalDer araştırmasında, üst üste 5’inci kez listenin birinci sırasında yer almayı başaran ilk ve tek otomobil markası olduk. Bu ödüller, marka olarak hep bir adım önde gitmek için bizleri motive ediyor.” diye konuştu. ‘Yenilenen Yüzüyle Türkiye Turu’na, Türkiye’nin pek çok kentinde devam edileceği bildirildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.08.2013
OkuturYeniCorolladan40binsatmayıhedefliyoruzOkutur Yeni Corolladan 40 bin satmayı hedefliyoruz
Çin'den Orta Asya'ya önemli ziyaret
Zaman
27.08.2013
14:36
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, cumhurbaşkanı görevini devraldıktan sonra Orta Asya ülkelerine ilk ziyaretini gerçekleştiriyor. Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerini stratejik boyutta tutmak isteyen Çin Devlet Başkanı Xi, 313 Eylül günleri arasında Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistanı kapsayan Orta Asya ziyaretine çıkıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı resmi sitesinde yer alan açıklamada, Devlet Başkanı Xinin Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov ve Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayevin davetleri üzerine bu ülkelere resmi ziyarette bulunacağı bildirildi.Çin liderinin, ziyareti kapsamında Kırgızistan’ın başkenti Bişkekte düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü Liderler Konseyinin 13. zirvesine de katılacağı kaydedildi.Yapılan yazılı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Xi Jinpingin ayrıca 5-6 Eylül günlerinde Rusyanın St. Petersburg şehrinde düzenlenecek G20 Zirvesine de katılacağı bildirildi.Çin lideri Xi’nin Orta Asya’ya yaptığı bu ilk ziyaret, hem ikili ilişkilerin arttırılması hem de işbirliği münasebetlerinin ileriye dönük değişik alanlarda güçlendirilmesi açısından ayrı bir önem taşıyor. Çin bölge ülkelerinin en önemli ticari ortağı konumunda. ÇİN-TÜRKMENİSTAN İLİŞKİLERİPekin yönetimi, Orta Asya ülkeleri ile özellikle bölgenin enerji zengini ülkesi Türkmenistan ilişkilerine büyük önem veriyor. Aynı zamanda Türkmen yönetimi de, Çin ile münasebetlerine aynı ölçüde değer veriyor. Aşkabat yönetimi, Pekin’i stratejik ortak olarak görüyor ve ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel ilişkileri başarılı bir şekilde geliştiriliyor. İki ülke ilişkileri siyasetde olduğu kadar ekonomi alanında da giderek büyüyor. Ekonomik ilişkilerde enerji alanı ön plana çıkıyor. Türkmenistan gazının en önemli ithalatçılarından biri haline gelen Çin, bu ülkeyle her yıl 65 milyar metreküp doğalgaz alımı konusunda anlaştı. Her iki ülke yönetimi, doğalgaz tedarikinde bu miktara ulaşmak için çaba harcıyor. 2009 yılında devreye alınan Türkmenistan-Çin doğalgaz boru hattıyla Çin’e Türkmen gazı ihraç ediliyor. Devlet Başkanı Xi’nin ziyaretinde Türkmenistan’ın en büyük doğalgaz sahası olan Galkınış sahasında inşa edilen doğalgaz arıtma tesislerin hizmete açılması öngörülüyor. Bu tesislerde üretilecek doğalgaz, yine Çin’e sevkedilecek. ÇİN-KAZAKİSTAN İLİŞKİLERİÇin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Kazakistan ziyareti stratejik işbirliğine yeni bir ivme kazandıracak. Ziyaret kapsamında bir dizi anlaşmalara imza atılacak. İki ülke ilişkilerindeki başarılı süreç ticari işbirliğine de olumlu yanısıyor. 2012 yılında dış ticaret hacmi 23,9 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2015 yılına kadar bu rakamı 40 milyar dolar seviyesine çıkarmak hedefleniyor. ÇİN-ÖZBEKİSTAN İLİŞKİLERİÖzbekistan da diğer bölge ülkeleri gibi Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ziyaretine hazırlanıyor. Bu ziyarete önem veren Taşkent yönetimi, Devlet Başkanı İslam Kerimov’un geçen yıl Pekin’e yaptığı ziyarete karşılık iade-yi-ziyaret niteliğini taşıyacak bu geziden çok şey bekliyor. Özbek lider Kerimov’un 5-6 Haziran 2012 yılında Çin’e yaptığı ziyarette iki ülke ilişkileri stratejik işbirliği seviyesine çıkarıldı. Çin halihazırda, Özbekistan’da en büyük yatırım yapan ülke ve ikinci büyük ticaret ortağı. 2012 yılında dış ticaret hacmi 1,2 kat artarak, 2,875 milyar dolar oldu. ÇİN-KIRGİZİSTAN İLİŞKİLERİ1992 yılında kurulan diplomatik ilişkilerin üzerinden geçen sürede ülkeler ikili münasebetlerini üst düzeye taşıdı. Karşılıklı ziyaretler ile işbirliği ilişkileri pekiştirildi. Siyasi ilişkiler ile birlikte ticari münasebetler tempolu bir şekilde sürdürülüyor. 2012 yılında dış ticaret hacmi 1 milyar 271 milyon dolara ulaştı ve 2013 yılının ilk 4 ayında sözkonusu rakam 326 milyon dolar seviyesine ulaştı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.08.2013
ÇindenOrtaAsyayaönemliziyaretÇinden Orta Asyaya önemli ziyaret
Rusya’dan arka bahçesinde stratejik iki hamle
Zaman
22.08.2013
01:51
Dünya kamuoyu Mısır’da yaşanan darbe ve Suriye’de bir türlü sonu gelmeyen katliamları konuşurken, Moskova’dan stratejik iki hamle geldi.Ukrayna’dan gelen mallara sıkı kontrol uygulamasına başlayan Kremlin, Kafkaslar’da Azerbaycan’la yakınlaşma politikasını öne çıkardı. Moskova’nın arka bahçesinde statüko değişikliğine izin vermeyen hamleleri Ukrayna ve Ermenistan’da birinci gündem.Doğu Ortaklığı Projesi çerçevesinde Brüksel’le işbirliğini geliştiren iki ülke Ukrayna ve Ermenistan, Avrupa Birliği ile yeni ticari anlaşmayı imzalamak üzere. Kremlin, Ukrayna’yı anlaşmanın imzalanmasını “ticari intihar” olacağı konusunda uyardı. Ukray-na’dan gelen tüm mallara Rusya gümrüklerinde sıkı kontrol başladı. Uygulamanın devam etmesi durumunda yıl sonuna kadar Kiev’in zararı 3 milyar doları bulacak.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ilk kez sadece Bakü’ye bir ziyaret gerçekleştirerek Erivan’a gözdağı verdi. Rus savaş gemileri Azerbaycan’a demirledi ve Azeri lider İlham Aliyev’le birlikte gemide incelemelerde bulundu. Enerji ve askeri alanda işbirliği anlaşmaları imzalanırken, Aliyev, Putin’in de bulunduğu toplantıda Ermenistan’ı 20 yıldır Azeri topraklarında işgalci olmakla suçladı.Eski Sovyet ülkelerini Gümrük Birliği ve Avrasya Ekonomik Birliği çerçevesinde toplamaya çalışan Moskova, dış politika ve ekonomik perspektifini bu yönde geliştiriyor. Ancak, Rusya deneme yanılma yolu ile ilerlediği yeni strateji konusunda henüz zihin duruluğuna sahip değil.Gazeta.ru’da konuyu değerlendiren Rus siyaset bilimci Fyodr Lukyanov’a göre Ukrayna, Ermenistan ya da Moldova, Rusya ile uzun vadeli ticari işbirliği konusunda endişeli. Moskova’nın kendisi bile 5 yıl öncesine göre Sovyetler Birliği’nin en azından ekonomik anlamda canlandırılması konusunda daha az istekli. Entegrasyondan daha çok, neyin daha avantajlı olacağı konusunda hesap yapılıyor.Orta Asya ülkeleri de sadece Rusya kartını oynama konusunda endişeli. Kamuoyunda oluşan algıya göre Rusya sınırları açmak yerine özellikle işgücü konusunda yeni duvarlar örüyor. Erivan açısından Moskova fiziki koruma kalkanı dışında herhangi bir güvence vermiyor. Ancak bilinen o ki, bölgede Batılı güçler de Ukrayna, Ermenistan ya da Kırgızistan için yeni riskler alma niyetinde değil. Lukyanov’a göre, Rusya’nın elini yavaş tutması durumunda çevrenin Batılı güçler tarafından doldurulması kaçınılmaz. Tabiat boşluk kabul etmiyor.
Zaman
Dünya
22.08.2013
Rusya’danarkabahçesindestratejikikihamleRusya’dan arka bahçesinde stratejik iki hamle
Rusya neden Kiev'le bozuştu, Bakü ile kucaklaştı?
Zaman
21.08.2013
10:23
Dünya kamuoyu Mısır’da yaşanan darbe ve Suriye’de bir türlü sonu gelmeyen katliamları konuşurken, Moskova’dan stratejik iki hamle geldi. Ukrayna’dan gelen mallara sıkı kontrol uygulamasına başlayan Kremlin, Kafkaslarda Azerbaycan’la yakınlaşma politikasını öne çıkardı. Moskova’nın arka bahçesinde statüko değişikliğine izin vermeyen hamleleri Ukrayna ve Ermenistan’da birinci gündem.Doğu Ortaklığı Projesi çerçevesinde Brüksel’le işbirliğini geliştiren iki ülke Ukrayna ve Ermenistan, Avrupa Birliği ile yeni ticari anlaşmayı imzalamak üzere. Kremlin, Ukrayna’yı anlaşmanın imzalanmasını “ticari intihar” olacağı konusunda uyardı. Ukrayna’dan gelen tüm mallara Rusya gümrüklerinde sıkı kontrol başladı. Uygulamanın devam etmesi durumunda yıl sonuna kadar Kiev’in zararı 3 milyar doları bulacak. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ilk kez sadece Bakü’ye bir ziyaret gerçekleştirerek Erivan’a gözdağı verdi. Rus savaş gemileri Azerbaycan’a demirledi ve Azeri lider İlham Aliyev’le birlikte gemide incelemelerde bulundu. Enerji ve askeri alanda işbirliği anlaşmaları imzalanırken, Aliyev, Putin’in de bulunduğu toplantıda Ermenistan’ı 20 yıldır Azeri topraklarında işgalci olmakla suçladı.Eski Sovyet ülkelerini Gümrük Birliği ve Avrasya Ekonomik Birliği çerçevesinde toplamaya çalışan Moskova, dış politika ve ekonomik perspektifini bu yönde geliştiriyor. Ancak, Rusya deneme yanılma yolu ile ilerlediği yeni strateji konusunda henüz zihin duruluğuna sahip değil. Gazeta.ru’da konuyu değerlendiren Rus siyaset bilimci Fyodr Lukyanov’a göre Ukrayna, Ermenistan ya da Moldova, Rusya ile uzun vadeli ticari işbirliği konusunda endişeli. Moskova’nın kendisi bile 5 yıl öncesine göre Sovyetler Birliği’nin en azından ekonomik anlamda canlandırılması konusunda daha az istekli. Entegrasyondan daha çok, neyin daha avantajlı olacağı konusunda hesap yapılıyor.Orta Asya ülkeleri de sadece Rusya kartını oynama konusunda endişeli. Kamuoyunda oluşan algıya göre Rusya sınırları açmak yerine özellikle işgücü konusunda yeni duvarlar örüyor. Erivan açısından Moskova fiziki koruma kalkanı dışında herhangi bir güvence vermiyor. Ancak bilinen o ki, bölgede batılı güçler de Ukrayna, Ermenistan ya da Kırgızistan için yeni riskler alma niyetinde değil. Lukyanov’a göre, Rusya’nın elini yavaş tutması durumunda çevrenin Batılı güçler tarafından doldurulması kaçınılmaz. Tabiat boşluk kabul etmiyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
21.08.2013
RusyanedenKievlebozuştuBaküilekucaklaştı?Rusya neden Kievle bozuştu Bakü ile kucaklaştı?
Toplam "139" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti