Habergec.Com Aranan Kelimeler:yine emre yine olay Değerlendirme: 10 / 10 355282
habergec.com
20.04.2014 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

yine emre yine olay

Köpeklerin kavgası yüzünden kan aktı: 2 ölü, 1 yaralı
Zaman
13.02.2014
21:01
Eskişehirde iki komşuya ait köpeklerinin kavgası yüzünden 2 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Senin köpeğin benim köpeğime nasıl saldırır tartışmasının kavgaya dönüşmesi üzerine çıkan olayda baba ile oğul ölürken, bir kişi de ağır yaralandı.İlginç olay, Eskişehirin İnönü ilçesi Oklubal köyü Kaynaklar bölgesinde meydana geldi. İddiaya göre, Oklubal köyü sakinlerinden Sinan Avcı (17) ve babası Hüseyin Avcı (53) ile komşuları Abdullah Avcı (46) arasında bir hafta önce hayvan otlatma meselesi yüzünden tartışma yaşandı. Aralarında husumet bulunan Sinan Avcı, babası Hüseyin Avcı ile komşuları Abdullah Avcı arasında bugün de köpeklerin birbirine saldırması sonucu Kaynaklar köyü bölgesinde tartışma çıktı. Yine iddiaya göre, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Sinan Avcı ile babası Hüseyin Avcı, Abdullah Avcıyı çoban sopasıyla darp etmeye başladı. Abdullah Avcı, aldığı darbeler üzerine yanında bulunan av tüfeği ile baba ve oğula ateş açtı. Baba ve oğlu olay yerinde hayatını kaybederken, aldığı darbelerle ağır şekilde yaralan Abdullah Avcı, olayı cep telefonuyla yakınlarına bildirerek yardım istedi. İhbar sonrası olayın yaşandığı bölgeye jandarma ve 112 Acil servis ekipleri yönlendirildi. Aldığı darbelerle ağır yaralandığı belirlenen Abdullah Avcı, sağlık ekipleri tarafından Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Oğul Sinan Avcı ile Baba Hüseyin Avcının cesetleri, savcılığın incelemesinin ardından Yunus Emre Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
13.02.2014
Köpeklerinkavgasıyüzündenkanaktı2ölü1yaralıKöpeklerin kavgası yüzünden kan aktı 2 ölü 1 yaralı
Bülent Korucu - 7 ŞUBAT'TA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
Zaman
13.01.2014
03:32
Tartışma programlarında, köşe yazılarında sık sık atıfta bulunulan ‘7 Şubat’ olayı nedir? Savcı, MİT Müsteşarı Hakan Fidanı ifade vermeye çağırdı mı? Olay ‘MİT Müsteşarı ve Başbakan tutuklanacaktı’ya nasıl bağlandı. 7 Şubatta aslında ne oldu, nasıl bir kara propaganda malzemesi haline geldi?Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya’nın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdığı haberi yayıldı. Bir tuhaflık vardı, zira başsavcı ve başsavcı vekili olayı doğrulamadı. Sonradan anlaşıldı ki Savcı Sarıkaya, ilgili kişileri telefonla arayarak KCK soruşturması kapsamında ifadelerini almak istediğini bildirmişti. İki kişinin arasındaki telefon konuşması Hürriyet’in internet sitesine sızdırıldı. Ama nasıl ve kim tarafından, hâlâ bilinmiyor. 11 Şubat’taki yazısında Hürriyet’ten Ahmet Hakan da bunu soruyordu. İfade davetinin sızmasından soruşturmanın ve savcının zarar göreceğini kestirmek için müneccim olmaya gerek yok. Konunun ve muhatapların hassasiyetine uygun bir yol izlediği anlaşılan savcının sızdırması için sebep bulunmuyor. Öyleyse geriye iki alternatif kalıyor. Ya konuşmaları dinleyen üçüncü bir kişi var ya da muhataplar bilgiyi basına servis etti. Yargıya yönelik operasyonun fitilini ateşlediği düşünülürse, 7 Şubat’ın hedefinin MİT değil, bilakis yargının kendisi olduğu bile söylenebilir.OSLO GÖRÜŞMELERİ Mİ SORUŞTURULUYORDU?Kesinlikle hayır. Böylesine net konuşuyorum çünkü:a)Ankara’da zaten Oslo görüşmeleriyle ilgili açılmış bir soruşturma yürüyordu. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın yaptığı ve basınla paylaştığı şikâyet dilekçesi işlemdeydi. Yine bir müşteki ve 22 ihbarcının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurusu vardı. Hepsi birleştirilerek tek dosya haline getirilmiş ve UYAP sistemine ‘2011/1109’ numarasıyla kaydedilmişti. Aynı konuda ikinci soruşturma açılamaz. MİT Hukuk Müşavirliği de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bunu hatırlatarak dosyanın görevsizlik kararı ile Ankara’ya gönderilmesini talep etmişti. Alınan cevap çok açıktı: Biz Oslo’yu soruşturmuyoruz.b)Savcı Sarıkaya, Müsteşar Emre Taner ve iki MİT görevlisini daha ifadeye çağırmıştı. Onların Oslo görüşmesine katılmadığı düşünüldüğünde soruşturmanın Oslo ile alakalı olmadığı ortaya çıkıyordu.c)Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Herhangi bir suçluyla görüşme, kanunlarımızda suç olarak tanımlanmamıştır. Örgüte üye olmak, üye olmadan da örgüt adına faaliyet yapmak, propaganda ve benzeri birçok suç vardır ama ‘görüşme’ yoktur. Bahse konu olan Ankara’daki soruşturma da usulüne uygun biçimde takipsizlikle neticelenmiştir. Bugünkü bazı yayınları anlayabilmek için bir anekdot anlatayım. CHP milletvekili Özcan ve diğer 23 kişinin şikayeti sebebiyle kamuya mal olan, gazetelerde yayımlanan ve MİT’in bile gündeme getirdiği soruşturma da ilerleyen zamanda istismar konusu yapıldı. Operasyonel medya, aylar sonra ‘gizli MİT dosyası’ diye 7 Şubat çağrışımı yapan haberler uydurdu.ASIL HEDEF BAŞBAKAN ERDOĞAN MIYDI?O günleri bir daha hatırlayalım. Fidan, bizzat savcı Sarıkaya tarafından telefonla çağrılıyor, gelmeyince Ankara’ya ifade vermesi için talimatla yetiniliyor. Halbuki diğer MİT görevlileri için yakalama kararı çıkarılmıştı. Fidan’ın henüz iki yılını bile tamamlamamış bir müsteşar olduğu düşünüldüğünde ayrıcalıklı uygulamanın haklılığı anlaşılır. Bu zaviyeden bakılınca bırakın Başbakan Erdoğan’ı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın bile birinci hedef olmadığını söylemek mümkün.Kaldı ki Başbakan, hatta bakanın nasıl yargılanacağı Anayasa ile kayıt altına alınmış. Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü bilerek karıştırılıyor. Ortaya çıkan bulanık hava komplo teorileri için uygun ortam sunuyor. Kabine üyeleri, Meclis soruşturması sürecinden geçmeden vekillikleri kalktıktan sonra bile yargılanamaz. Meclis soruşturması ise anayasa değişikliği kadar zor bariyerlerle çevrili. Daha önce ‘7 Şubat efsanesi’ başlıklı yazımda şöyle özetlemiştim süreci: “Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da herhangi bir mahkeme değil, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi y
Zaman
En Çok Okunan
13.01.2014
BülentKorucu-7ŞUBATTANEOLDUBİLİYORMUSUNUZ?Bülent Korucu - 7 ŞUBATTA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
Bülent Korucu - 7 ŞUBAT'TA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
Zaman
13.01.2014
02:05
Tartışma programlarında, köşe yazılarında sık sık atıfta bulunulan ‘7 Şubat’ olayı nedir? Savcı, MİT Müsteşarı Hakan Fidanı ifade vermeye çağırdı mı? Olay ‘MİT Müsteşarı ve Başbakan tutuklanacaktı’ya nasıl bağlandı. 7 Şubatta aslında ne oldu, nasıl bir kara propaganda malzemesi haline geldi?Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya’nın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdığı haberi yayıldı. Bir tuhaflık vardı, zira başsavcı ve başsavcı vekili olayı doğrulamadı. Sonradan anlaşıldı ki Savcı Sarıkaya, ilgili kişileri telefonla arayarak KCK soruşturması kapsamında ifadelerini almak istediğini bildirmişti. İki kişinin arasındaki telefon konuşması Hürriyet’in internet sitesine sızdırıldı. Ama nasıl ve kim tarafından, hâlâ bilinmiyor. 11 Şubat’taki yazısında Hürriyet’ten Ahmet Hakan da bunu soruyordu. İfade davetinin sızmasından soruşturmanın ve savcının zarar göreceğini kestirmek için müneccim olmaya gerek yok. Konunun ve muhatapların hassasiyetine uygun bir yol izlediği anlaşılan savcının sızdırması için sebep bulunmuyor. Öyleyse geriye iki alternatif kalıyor. Ya konuşmaları dinleyen üçüncü bir kişi var ya da muhataplar bilgiyi basına servis etti. Yargıya yönelik operasyonun fitilini ateşlediği düşünülürse, 7 Şubat’ın hedefinin MİT değil, bilakis yargının kendisi olduğu bile söylenebilir.OSLO GÖRÜŞMELERİ Mİ SORUŞTURULUYORDU?Kesinlikle hayır. Böylesine net konuşuyorum çünkü:a)Ankara’da zaten Oslo görüşmeleriyle ilgili açılmış bir soruşturma yürüyordu. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın yaptığı ve basınla paylaştığı şikâyet dilekçesi işlemdeydi. Yine bir müşteki ve 22 ihbarcının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurusu vardı. Hepsi birleştirilerek tek dosya haline getirilmiş ve UYAP sistemine ‘2011/1109’ numarasıyla kaydedilmişti. Aynı konuda ikinci soruşturma açılamaz. MİT Hukuk Müşavirliği de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bunu hatırlatarak dosyanın görevsizlik kararı ile Ankara’ya gönderilmesini talep etmişti. Alınan cevap çok açıktı: Biz Oslo’yu soruşturmuyoruz.b)Savcı Sarıkaya, Müsteşar Emre Taner ve iki MİT görevlisini daha ifadeye çağırmıştı. Onların Oslo görüşmesine katılmadığı düşünüldüğünde soruşturmanın Oslo ile alakalı olmadığı ortaya çıkıyordu.c)Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Herhangi bir suçluyla görüşme, kanunlarımızda suç olarak tanımlanmamıştır. Örgüte üye olmak, üye olmadan da örgüt adına faaliyet yapmak, propaganda ve benzeri birçok suç vardır ama ‘görüşme’ yoktur. Bahse konu olan Ankara’daki soruşturma da usulüne uygun biçimde takipsizlikle neticelenmiştir. Bugünkü bazı yayınları anlayabilmek için bir anekdot anlatayım. CHP milletvekili Özcan ve diğer 23 kişinin şikayeti sebebiyle kamuya mal olan, gazetelerde yayımlanan ve MİT’in bile gündeme getirdiği soruşturma da ilerleyen zamanda istismar konusu yapıldı. Operasyonel medya, aylar sonra ‘gizli MİT dosyası’ diye 7 Şubat çağrışımı yapan haberler uydurdu.ASIL HEDEF BAŞBAKAN ERDOĞAN MIYDI?O günleri bir daha hatırlayalım. Fidan, bizzat savcı Sarıkaya tarafından telefonla çağrılıyor, gelmeyince Ankara’ya ifade vermesi için talimatla yetiniliyor. Halbuki diğer MİT görevlileri için yakalama kararı çıkarılmıştı. Fidan’ın henüz iki yılını bile tamamlamamış bir müsteşar olduğu düşünüldüğünde ayrıcalıklı uygulamanın haklılığı anlaşılır. Bu zaviyeden bakılınca bırakın Başbakan Erdoğan’ı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın bile birinci hedef olmadığını söylemek mümkün.Kaldı ki Başbakan, hatta bakanın nasıl yargılanacağı Anayasa ile kayıt altına alınmış. Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü bilerek karıştırılıyor. Ortaya çıkan bulanık hava komplo teorileri için uygun ortam sunuyor. Kabine üyeleri, Meclis soruşturması sürecinden geçmeden vekillikleri kalktıktan sonra bile yargılanamaz. Meclis soruşturması ise anayasa değişikliği kadar zor bariyerlerle çevrili. Daha önce ‘7 Şubat efsanesi’ başlıklı yazımda şöyle özetlemiştim süreci: “Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da herhangi bir mahkeme değil, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi y
Zaman
Köşe Yazıları
13.01.2014
BülentKorucu-7ŞUBATTANEOLDUBİLİYORMUSUNUZ?Bülent Korucu - 7 ŞUBATTA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
Bülent Korucu - 7 ŞUBAT'TA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
Zaman
13.01.2014
02:05
Tartışma programlarında, köşe yazılarında sık sık atıfta bulunulan ‘7 Şubat’ olayı nedir? Savcı, MİT Müsteşarı Hakan Fidanı ifade vermeye çağırdı mı? Olay ‘MİT Müsteşarı ve Başbakan tutuklanacaktı’ya nasıl bağlandı. 7 Şubatta aslında ne oldu, nasıl bir kara propaganda malzemesi haline geldi?Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya’nın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdığı haberi yayıldı. Bir tuhaflık vardı, zira başsavcı ve başsavcı vekili olayı doğrulamadı. Sonradan anlaşıldı ki Savcı Sarıkaya, ilgili kişileri telefonla arayarak KCK soruşturması kapsamında ifadelerini almak istediğini bildirmişti. İki kişinin arasındaki telefon konuşması Hürriyet’in internet sitesine sızdırıldı. Ama nasıl ve kim tarafından, hâlâ bilinmiyor. 11 Şubat’taki yazısında Hürriyet’ten Ahmet Hakan da bunu soruyordu. İfade davetinin sızmasından soruşturmanın ve savcının zarar göreceğini kestirmek için müneccim olmaya gerek yok. Konunun ve muhatapların hassasiyetine uygun bir yol izlediği anlaşılan savcının sızdırması için sebep bulunmuyor. Öyleyse geriye iki alternatif kalıyor. Ya konuşmaları dinleyen üçüncü bir kişi var ya da muhataplar bilgiyi basına servis etti. Yargıya yönelik operasyonun fitilini ateşlediği düşünülürse, 7 Şubat’ın hedefinin MİT değil, bilakis yargının kendisi olduğu bile söylenebilir.OSLO GÖRÜŞMELERİ Mİ SORUŞTURULUYORDU?Kesinlikle hayır. Böylesine net konuşuyorum çünkü:a)Ankara’da zaten Oslo görüşmeleriyle ilgili açılmış bir soruşturma yürüyordu. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın yaptığı ve basınla paylaştığı şikâyet dilekçesi işlemdeydi. Yine bir müşteki ve 22 ihbarcının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurusu vardı. Hepsi birleştirilerek tek dosya haline getirilmiş ve UYAP sistemine ‘2011/1109’ numarasıyla kaydedilmişti. Aynı konuda ikinci soruşturma açılamaz. MİT Hukuk Müşavirliği de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bunu hatırlatarak dosyanın görevsizlik kararı ile Ankara’ya gönderilmesini talep etmişti. Alınan cevap çok açıktı: Biz Oslo’yu soruşturmuyoruz.b)Savcı Sarıkaya, Müsteşar Emre Taner ve iki MİT görevlisini daha ifadeye çağırmıştı. Onların Oslo görüşmesine katılmadığı düşünüldüğünde soruşturmanın Oslo ile alakalı olmadığı ortaya çıkıyordu.c)Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Herhangi bir suçluyla görüşme, kanunlarımızda suç olarak tanımlanmamıştır. Örgüte üye olmak, üye olmadan da örgüt adına faaliyet yapmak, propaganda ve benzeri birçok suç vardır ama ‘görüşme’ yoktur. Bahse konu olan Ankara’daki soruşturma da usulüne uygun biçimde takipsizlikle neticelenmiştir. Bugünkü bazı yayınları anlayabilmek için bir anekdot anlatayım. CHP milletvekili Özcan ve diğer 23 kişinin şikayeti sebebiyle kamuya mal olan, gazetelerde yayımlanan ve MİT’in bile gündeme getirdiği soruşturma da ilerleyen zamanda istismar konusu yapıldı. Operasyonel medya, aylar sonra ‘gizli MİT dosyası’ diye 7 Şubat çağrışımı yapan haberler uydurdu.ASIL HEDEF BAŞBAKAN ERDOĞAN MIYDI?O günleri bir daha hatırlayalım. Fidan, bizzat savcı Sarıkaya tarafından telefonla çağrılıyor, gelmeyince Ankara’ya ifade vermesi için talimatla yetiniliyor. Halbuki diğer MİT görevlileri için yakalama kararı çıkarılmıştı. Fidan’ın henüz iki yılını bile tamamlamamış bir müsteşar olduğu düşünüldüğünde ayrıcalıklı uygulamanın haklılığı anlaşılır. Bu zaviyeden bakılınca bırakın Başbakan Erdoğan’ı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın bile birinci hedef olmadığını söylemek mümkün.Kaldı ki Başbakan, hatta bakanın nasıl yargılanacağı Anayasa ile kayıt altına alınmış. Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü bilerek karıştırılıyor. Ortaya çıkan bulanık hava komplo teorileri için uygun ortam sunuyor. Kabine üyeleri, Meclis soruşturması sürecinden geçmeden vekillikleri kalktıktan sonra bile yargılanamaz. Meclis soruşturması ise anayasa değişikliği kadar zor bariyerlerle çevrili. Daha önce ‘7 Şubat efsanesi’ başlıklı yazımda şöyle özetlemiştim süreci: “Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da herhangi bir mahkeme değil, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi y
Zaman
Ana Sayfa
13.01.2014
BülentKorucu-7ŞUBATTANEOLDUBİLİYORMUSUNUZ?Bülent Korucu - 7 ŞUBATTA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
7 ŞUBAT'TA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
Zaman
12.01.2014
03:24
Tartışma programlarında, köşe yazılarında sık sık atıfta bulunulan ‘7 Şubat’ olayı nedir? Savcı, MİT Müsteşarı Hakan Fidanı ifade vermeye çağırdı mı? Olay ‘MİT Müsteşarı ve Başbakan tutuklanacaktı’ya nasıl bağlandı. 7 Şubatta aslında ne oldu, nasıl bir kara propaganda malzemesi haline geldi?Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya’nın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdığı haberi yayıldı. Bir tuhaflık vardı, zira başsavcı ve başsavcı vekili olayı doğrulamadı. Sonradan anlaşıldı ki Savcı Sarıkaya, ilgili kişileri telefonla arayarak KCK soruşturması kapsamında ifadelerini almak istediğini bildirmişti. İki kişinin arasındaki telefon konuşması Hürriyet’in internet sitesine sızdırıldı. Ama nasıl ve kim tarafından, hâlâ bilinmiyor. 11 Şubat’taki yazısında Hürriyet’ten Ahmet Hakan da bunu soruyordu. İfade davetinin sızmasından soruşturmanın ve savcının zarar göreceğini kestirmek için müneccim olmaya gerek yok. Konunun ve muhatapların hassasiyetine uygun bir yol izlediği anlaşılan savcının sızdırması için sebep bulunmuyor. Öyleyse geriye iki alternatif kalıyor. Ya konuşmaları dinleyen üçüncü bir kişi var ya da muhataplar bilgiyi basına servis etti. Yargıya yönelik operasyonun fitilini ateşlediği düşünülürse, 7 Şubat’ın hedefinin MİT değil, bilakis yargının kendisi olduğu bile söylenebilir.OSLO GÖRÜŞMELERİ Mİ SORUŞTURULUYORDU?Kesinlikle hayır. Böylesine net konuşuyorum çünkü:a)Ankara’da zaten Oslo görüşmeleriyle ilgili açılmış bir soruşturma yürüyordu. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın yaptığı ve basınla paylaştığı şikâyet dilekçesi işlemdeydi. Yine bir müşteki ve 22 ihbarcının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurusu vardı. Hepsi birleştirilerek tek dosya haline getirilmiş ve UYAP sistemine ‘2011/1109’ numarasıyla kaydedilmişti. Aynı konuda ikinci soruşturma açılamaz. MİT Hukuk Müşavirliği de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bunu hatırlatarak dosyanın görevsizlik kararı ile Ankara’ya gönderilmesini talep etmişti. Alınan cevap çok açıktı: Biz Oslo’yu soruşturmuyoruz.b)Savcı Sarıkaya, Müsteşar Emre Taner ve iki MİT görevlisini daha ifadeye çağırmıştı. Onların Oslo görüşmesine katılmadığı düşünüldüğünde soruşturmanın Oslo ile alakalı olmadığı ortaya çıkıyordu.c)Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Herhangi bir suçluyla görüşme, kanunlarımızda suç olarak tanımlanmamıştır. Örgüte üye olmak, üye olmadan da örgüt adına faaliyet yapmak, propaganda ve benzeri birçok suç vardır ama ‘görüşme’ yoktur. Bahse konu olan Ankara’daki soruşturma da usulüne uygun biçimde takipsizlikle neticelenmiştir. Bugünkü bazı yayınları anlayabilmek için bir anekdot anlatayım. CHP milletvekili Özcan ve diğer 23 kişinin şikayeti sebebiyle kamuya mal olan, gazetelerde yayımlanan ve MİT’in bile gündeme getirdiği soruşturma da ilerleyen zamanda istismar konusu yapıldı. Operasyonel medya, aylar sonra ‘gizli MİT dosyası’ diye 7 Şubat çağrışımı yapan haberler uydurdu.ASIL HEDEF BAŞBAKAN ERDOĞAN MIYDI?O günleri bir daha hatırlayalım. Fidan, bizzat savcı Sarıkaya tarafından telefonla çağrılıyor, gelmeyince Ankara’ya ifade vermesi için talimatla yetiniliyor. Halbuki diğer MİT görevlileri için yakalama kararı çıkarılmıştı. Fidan’ın henüz iki yılını bile tamamlamamış bir müsteşar olduğu düşünüldüğünde ayrıcalıklı uygulamanın haklılığı anlaşılır. Bu zaviyeden bakılınca bırakın Başbakan Erdoğan’ı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın bile birinci hedef olmadığını söylemek mümkün.Kaldı ki Başbakan, hatta bakanın nasıl yargılanacağı Anayasa ile kayıt altına alınmış. Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü bilerek karıştırılıyor. Ortaya çıkan bulanık hava komplo teorileri için uygun ortam sunuyor. Kabine üyeleri, Meclis soruşturması sürecinden geçmeden vekillikleri kalktıktan sonra bile yargılanamaz. Meclis soruşturması ise anayasa değişikliği kadar zor bariyerlerle çevrili. Daha önce ‘7 Şubat efsanesi’ başlıklı yazımda şöyle özetlemiştim süreci: “Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da herhangi bir mahkeme değil, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi yapar. Her aşaması Me
Zaman
En Çok Okunan
12.01.2014
7ŞUBATTANEOLDUBİLİYORMUSUNUZ?7 ŞUBATTA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
7 ŞUBAT'TA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
Zaman
12.01.2014
02:04
Tartışma programlarında, köşe yazılarında sık sık atıfta bulunulan ‘7 Şubat’ olayı nedir? Savcı, MİT Müsteşarı Hakan Fidanı ifade vermeye çağırdı mı? Olay ‘MİT Müsteşarı ve Başbakan tutuklanacaktı’ya nasıl bağlandı. 7 Şubatta aslında ne oldu, nasıl bir kara propaganda malzemesi haline geldi?Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya’nın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdığı haberi yayıldı. Bir tuhaflık vardı, zira başsavcı ve başsavcı vekili olayı doğrulamadı. Sonradan anlaşıldı ki Savcı Sarıkaya, ilgili kişileri telefonla arayarak KCK soruşturması kapsamında ifadelerini almak istediğini bildirmişti. İki kişinin arasındaki telefon konuşması Hürriyet’in internet sitesine sızdırıldı. Ama nasıl ve kim tarafından, hâlâ bilinmiyor. 11 Şubat’taki yazısında Hürriyet’ten Ahmet Hakan da bunu soruyordu. İfade davetinin sızmasından soruşturmanın ve savcının zarar göreceğini kestirmek için müneccim olmaya gerek yok. Konunun ve muhatapların hassasiyetine uygun bir yol izlediği anlaşılan savcının sızdırması için sebep bulunmuyor. Öyleyse geriye iki alternatif kalıyor. Ya konuşmaları dinleyen üçüncü bir kişi var ya da muhataplar bilgiyi basına servis etti. Yargıya yönelik operasyonun fitilini ateşlediği düşünülürse, 7 Şubat’ın hedefinin MİT değil, bilakis yargının kendisi olduğu bile söylenebilir.OSLO GÖRÜŞMELERİ Mİ SORUŞTURULUYORDU?Kesinlikle hayır. Böylesine net konuşuyorum çünkü:a)Ankara’da zaten Oslo görüşmeleriyle ilgili açılmış bir soruşturma yürüyordu. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın yaptığı ve basınla paylaştığı şikâyet dilekçesi işlemdeydi. Yine bir müşteki ve 22 ihbarcının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurusu vardı. Hepsi birleştirilerek tek dosya haline getirilmiş ve UYAP sistemine ‘2011/1109’ numarasıyla kaydedilmişti. Aynı konuda ikinci soruşturma açılamaz. MİT Hukuk Müşavirliği de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bunu hatırlatarak dosyanın görevsizlik kararı ile Ankara’ya gönderilmesini talep etmişti. Alınan cevap çok açıktı: Biz Oslo’yu soruşturmuyoruz.b)Savcı Sarıkaya, Müsteşar Emre Taner ve iki MİT görevlisini daha ifadeye çağırmıştı. Onların Oslo görüşmesine katılmadığı düşünüldüğünde soruşturmanın Oslo ile alakalı olmadığı ortaya çıkıyordu.c)Kanunsuz suç ve ceza olmaz. Herhangi bir suçluyla görüşme, kanunlarımızda suç olarak tanımlanmamıştır. Örgüte üye olmak, üye olmadan da örgüt adına faaliyet yapmak, propaganda ve benzeri birçok suç vardır ama ‘görüşme’ yoktur. Bahse konu olan Ankara’daki soruşturma da usulüne uygun biçimde takipsizlikle neticelenmiştir. Bugünkü bazı yayınları anlayabilmek için bir anekdot anlatayım. CHP milletvekili Özcan ve diğer 23 kişinin şikayeti sebebiyle kamuya mal olan, gazetelerde yayımlanan ve MİT’in bile gündeme getirdiği soruşturma da ilerleyen zamanda istismar konusu yapıldı. Operasyonel medya, aylar sonra ‘gizli MİT dosyası’ diye 7 Şubat çağrışımı yapan haberler uydurdu.ASIL HEDEF BAŞBAKAN ERDOĞAN MIYDI?O günleri bir daha hatırlayalım. Fidan, bizzat savcı Sarıkaya tarafından telefonla çağrılıyor, gelmeyince Ankara’ya ifade vermesi için talimatla yetiniliyor. Halbuki diğer MİT görevlileri için yakalama kararı çıkarılmıştı. Fidan’ın henüz iki yılını bile tamamlamamış bir müsteşar olduğu düşünüldüğünde ayrıcalıklı uygulamanın haklılığı anlaşılır. Bu zaviyeden bakılınca bırakın Başbakan Erdoğan’ı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın bile birinci hedef olmadığını söylemek mümkün.Kaldı ki Başbakan, hatta bakanın nasıl yargılanacağı Anayasa ile kayıt altına alınmış. Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü bilerek karıştırılıyor. Ortaya çıkan bulanık hava komplo teorileri için uygun ortam sunuyor. Kabine üyeleri, Meclis soruşturması sürecinden geçmeden vekillikleri kalktıktan sonra bile yargılanamaz. Meclis soruşturması ise anayasa değişikliği kadar zor bariyerlerle çevrili. Daha önce ‘7 Şubat efsanesi’ başlıklı yazımda şöyle özetlemiştim süreci: “Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da herhangi bir mahkeme değil, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi yapar. Her aşaması Me
Zaman
Ana Sayfa
12.01.2014
7ŞUBATTANEOLDUBİLİYORMUSUNUZ?7 ŞUBATTA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?
İstanbul’daki Miro sergisi, sahte eser şüphesiyle kapatıldı
Zaman
21.12.2013
02:15
Geçtiğimiz günlerde Tophane-i Amire’de açılan Miro İstanbul’da sergisi, Miro Vakfı’ndan gelen ‘sahte eser’ uyarısı sebebiyle kapatıldı.Merkezi Barcelona’da bulunan Miro Vakfı, 20 Kasım’da açılan sergide yer alan bazı eserlerin sahte imzalı olabileceği şüphesini MSGSÜ Rektörü Prof. Yalçın Karayağız ve sergiyi düzenleyen KÜLT Organizasyon’a bildirdi ve serginin acilen kapatılmasını istedi. Sergi, Miro Vakfı eserleri kontrol edinceye kadar kapalı kalacak. KÜLT Organizasyon, dün itibarıyla serginin kapısına kilit vurdu ve sergide yer alan 57 baskı resmin Ankara’daki ARETE Sanat Galerisi’nden geldiğini, onların da eserlerin orijinal olduğunu belgeleriyle taahhüt ettiğini söyledi ve ekledi: “Ama yine de her şeye rağmen Miro Vakfı’yla ARETE Sanat Galerisi arasındaki bu anlaşmazlık giderilinceye kadar sergiyi kapalı tutacağız.” ARETE Sanat Galerisi’nden Emre Sefer ise, “Miro Vakfı sergideki eserlerin yarısından fazlasının sahte olduğunu söylüyor. Gelip inceleme yapacaklar ve olay netleşecek. Ben şahsen öyle bir ihtimal olduğunu sanmıyorum çünkü bunlar herkesin internetten bile satın alabileceği 2.000-3.000 Euro’luk litografi eserler. Biz bunları Kanada ve Amerika’daki çeşitli galerilerden aldık. Hepsinin sertifikası var.” diyerek ekledi: “Zaten vakfa, hangi eserlerin sahteliğinden şüphelendiklerini sorduk; kesin bir cevap alamadık. Vakfın asıl rahatsızlığı katalog, afiş ve belki de hediyelik eşya gibi şeylerde eserlerin görsellerinin kullanılması olabilir. Çünkü o zaman devreye telif meselesi giriyor. O yüzden de bir uzman gönderecekler. Yoksa kimse satın aldığı eserleri sergilemekte bir problem yaşamaz.” Katalan ressam Joan Miro’nun yine ARETE Sanat Galerisi’nden alınmış eserleri içeren bir başka sergisi geçtiğimiz aylarda İzmir’de açılmış ve sergi ücretsiz ziyaret edilmişti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve KÜLT işbirliğiyle Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki sergi içinse ‘Mourlot ve Maeght koleksiyonlarında yer alan altmış eser’ ibaresi kullanılmıştı. Sergi normalde 19 Ocak’a kadar devam edecekti.
Zaman
Kültür
21.12.2013
İstanbul’daki/">İstanbul’dakiMirosergisisahteeserşüphesiylekapatıldıİstanbul’daki-Miro-sergisi-sahte-eser-şüphesiyle-kapatıldı/">İstanbul’daki Miro sergisi sahte eser şüphesiyle kapatıldı
Şehit pilot Emre Acar Söke'de toprağa verildi
Zaman
19.12.2013
15:36
Kara Kuvvetleri Kara Havacılık Komutanlığı’na ait S70 Skorsky tipi helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Kara Pilot Üsteğmen Emre Acar, Aydının Söke ilçesinde toprağa verildi. Eşi Fatma Kıllı Acar, annesi, babası, kardeşleri, dedesi, akrabaları ve binlerce kişi tarafından İlyasbey Camisi’nde kılınan cenaze namazından sonra, Söke Asri Mezarlığı’nda defnedildi.Şehidin Türk bayrağına sarılı cenazesi, Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi morgundan alınarak Fevzipaşa Mahallesindeki dede evine götürüldü. Buradan ailesi ve yakınları tarafından dualar edilerek ve helâllik istenerek uğurlandı. Daha sonra götürüldüğü İlyasbey Camisinde ailesi, nâşı başında uzun süre bekledi. Oğlunun tabutuna sık sık dokunan anne Özcan Acar, bir süre sonra baygınlık geçirdi. Sağlık görevlileri tarafından uzaklaştırılan Acar, olay yerindeki ambulansta müdahale edildikten sonra yine tabutun yanına giderek öptü. Eşi Fatma Kıllı Acar’ın da gözyaşlarını tutamadığı cenazede şehidin yakınları, birbirlerinin elini tutarak ve askerlerin çabalarıyla teselli bulmaya çalıştı. Aydın İl Müftüsü Ömer Kocaoğul tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından İstasyon Caddesine kadar omuzlarda taşınan tabut, burada top arabasına koyuldu. Cadde boyunca resmî törenle ve binlerce Sökeli tarafından uğurlanan Emre Acar, Söke Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.Cenaze törenine Aydın Valisi Erol Ayyıldız, belediye başkanları, kaymakamlar, askerî erkân ve diğer vatandaşlar katıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Türk Silahları Kuvvetleri adına çelenk gönderildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
19.12.2013
ŞehitpilotEmreAcarSökedetoprağaverildiŞehit pilot Emre Acar Sökede toprağa verildi
Fuat Çapa: Önemli olan turu geçmek
Zaman
25.09.2013
20:39
Ziraat Türkiye Kupası maçında Edirnespor Gençlik’i yenerek bir üst tura geçen Kayseri Erciyesspor’un teknik direktörü Fuat Çapa, önemli olanın turu geçmek olduğunu ve bunu da yaptıklarını söyledi. Ziraat Türkiye Kupası ilk maçında Süper Lig takımı Kayseri Erciyesspor, Bal Ligi takımlarından Edirnespor Gençlik’i 2-0 yenerek bir üst tura geçti. Maç sonu bir değerlendirme yapan Erciyesspor Teknik Direktörü Fuat Çapa, maçta bugüne kadar az oynayan ya da oynamayan futbolculara şans verdiğini söyledi. Maçın ilk dakikalarında golü bulduklarını anımsatan Çapa, “Özellikle 2-0’dan sonra oyun bizim kontrolümüzdeydi. Önemli olan galip gelip bir sonraki tura geçmekti. Bundan sonraki maçlarda da bu arkadaşlarla devam edeceğiz. Bizim için önemli olan ligde başarılı olmak” dedi. Önümüzdeki hafta ligde Kayserispor ile oynayacakları maçla ilgili yorumunun sorulması üzerine de Çapa, “Ligde ne Kayseri ne de Erciyes taraftarı stadı doldurmuyor. Bu güzel stadın dolması lazım. Ama bugüne kadar bunu göremedik. Belki bu bizim eksiğimiz. 1,5 milyonluk bir şehir. İnsanların tribüne gelmemeleriyle ilgili onlarla konuşmak gerekiyor. Adım adım tribünleri doldurmalıyız. Kayserispor ile oynayacağımız maçla ilgili olarak da bilindiği üzere geçen hafta İstanbul’da talihsiz bir derbi yaşandı. Ümit ediyoruz ki pazartesi günü böyle bir olay gerçekleşmesin.” dedi. K. Erciyessporlu futbolcu Emre Dönmez ise, “Maça iyi ve hızlı başladık. 2 gol bulduk ve bu bizi rahatlattık. Seyirci azdı ama yine de güzel bir maç olduğunu düşünüyorum.” dedi.Bilal de, “Kazandığımız ve tur atladığımız için mutluyuz. İki takım da iyi mücadele etti. Bal ligi takımı olmasına rağmen bizi biraz zorladılar.” dedi.EDİRNESPOR GENÇLİK ÜZGÜNEdirnespor Gençlik Teknik Direktörü Kaya Tefik Saygılı, kupadan elendikleri için üzgün olduklarını söyledi. Kendileri için zor bir kura olduğunu belirten Saygılı, “Süper Lig takımıyla oynadık. Burada sahada kalabilmek önemliydi ve dolayısıyla takımımızı ve şehrimizi en iyi şekilde temsil etmekti. Oyunun başında yediğimiz gol demorilize etti bizi. İkinci devre daha iyiydik. Ben oyun anlamında bütün arkadaşlarımı kutluyorum.” dedi. Edirnespor Gençlik futbolcusu Mehmet Murat Gülbaba da, “Elimizden geleni yaptık. Erken bir gol yedik. Sonradan toparladık ama olmadı. Erciyes’e liginde başarılar diliyoruz. şeklinde konuştu.Abdullah Keleş ise, “Takım arkadaşlarımı saha içindeki mücadeleden dolayı kutluyorum. Haddimizi bilerek oynadık. Futbolu çirkinleştirmeden bir maç ortaya koyduk. Erciyes’i kutluyorum” diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
25.09.2013
FuatÇapaÖnemliolanturugeçmekFuat Çapa Önemli olan turu geçmek
Trabzon evinde 'demir' gibi
Zaman
15.09.2013
01:53
Sezona istediği gibi başlayamayan ve deplasmanda puan dahi alamayan Trabzonspor, 4’üncü haftada ağırladığı Kardemir Karabükspor’u 1-0 mağlup etti. Avrupa’da fırtına gibi esen Brezilyalı forvet Paulo Henrique, Süper Lig’deki ilk golünü dün attı. Bordo-Mavililer, Avni Aker’deki ikinci maçında da 3 puan almasını bildi.Trabzonspor, 4. haftada Kardemir Karabükspor’u ağırladı. Avni Aker’de, pozisyon açısından durgun geçen zorlu mücadeleyi Bordo-Mavililer 1-0 kazandı. Golü, Paulo Henrique attı. Brezilyalı, böylece ligdeki ilk sayısını kaydetti. Sezon başında pilot takım 1461 Trabzon’dan Teknik Direktör Mustafa Akçay’la birlikte gelen genç Yusuf Erdoğan ise ilk 11’de bulduğu şansı iyi değerlendirdi. Ev sahibi, 3-0 kaybettiği Akhisar Belediyespor randevusundan farklı olarak sahaya 2 yeni isimle çıktı. Volkan Şen-Yusuf Erdoğan değişikliğinin yanı sıra defansta sakatlığı bulunan Giray Kaçar’ın yerine Mustafa Yumlu görev yaptı. İlk 3 maçta sakatlığı sebebiyle boy gösteremeyen Bosingwa, 18 kişilik kadroda yine yer almadı. Yedek kulübesindeki alternatif forvet, formsuz Batuhan Karadeniz’in yerine Emre Güral’dı. İlk yarıda iki ekip de rakibini kendi sahasında karşılamayı tercih etti. Aranan gol ise bir türlü gelmedi. Tribündeki taraftarlar da heyecan seviyesini yakalayamadı. İkinci devrenin ilk dakikaları ilk perdeden farksız başladı. Misafir adına da önemli bir olay yaşandı. Kongolu yıldız Lomana LuaLua, 64’te hocası Tolunay Kafkas’ın kendisini oyundan çıkararak Yiğit Gökoğlan’ı tercih etmesi üzerine formasını kulübeye doğru fırlatarak soyunma odasının yolunu tuttu. Daha önceki 3 sınava da ilk 11’de başlayan yetenekli hücumcu, bunların 2’sinde kenara gelmek zorunda kalmıştı. Trabzonspor daha istekli bir görüntüde olunca fileleri sarsmayı başardı. 76. dakikada sağ kanatta başlayan atakta Adrian’ın pasında Gustavo Colman, ceza yayının gerisinde topla buluştu. Arjantinli, savunma arkasına sızan Paulo Henrique’ye pasını verdi. Sambacı, sol çaprazda buluştuğu meşin yuvarlağı düzeltip ağları havalandırdı. Başka pozisyon olmadı ve mücadele 1-0 sona erdi.Trabzonspor: 1 - K.Karabükspor: 0TRABZONSPOR: Onur 6, Zeki Yavru 6, Aykut Demir 7, Mustafa 7, Olcan 6, Yusuf 8, Aykut Akgün 5 (Dk. 59 Colman 5), Zokora 5, Malouda 6 (Dk. 90 Emre ?), Adrian 5 (Dk. 87 Caner ?), Henrique 7KARDEMİR KARABÜKSPOR: Waterman 5, Erdem 6, Mabiala 4, Puygrenier 5, Uğur 4, Samba Sow 5 (Dk. 81 Pedersen ?), Hakan 4 (Dk. 74 Furkan 3), Ahmet İlhan 4, İlhan Parlak 6, Lualua 3 (Dk. 65 Yiğit 4), Gökhan 5GOL: Dk. 76 HenriqueSARI KARTLAR: Malouda, Zokora / İlhan Parlak, Ahmet İlhan, Yiğit İncedemir, Furkan, Uğur, PedersenHAKEMLER: Serkan Çınar 6, Muhittin Gürsel 6, Mehmet Cem Hanoğlu 7STAT: Hüseyin Avni AkerTrabzonsporlu taraftarlar, Avni Aker’de Ay-Yıldızlı bayrağımızı açtı.Geçen yıl Trabzon’u çalıştıran Tolunay Kafkas, Onur’la hasret giderdi.Akçay’ın stratejisi tuttuTrabzonspor Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay, camianın dünkü galibiyete ihtiyacının olduğunu söyledi. Oyunun keyif verdiğini belirten Akçay, “Mücadele ve kora korlara girdiğimiz anlarda iyiydik.” dedi. Başarılı hoca, genç Yusuf Erdoğan’ı da övdü: “1461 ve altyapıdan gelen oyuncuların monte edilmesiyle ilgili stratejiden söz ediyorduk. Bu çocukları ligin içine erkenden koyarak onları kaybetmeyeceğimizi söylemiştik.”Kafkas: Gelecek, özür dileyecekKarabükspor’un hocası Tolunay Kafkas, geçen sezon çalıştırdığı Trabzonspor’un alan bulunca etkili oynayacağını bildiğini dile getirdi. Bir anlık hatada golü yediklerini aktaran tecrübeli teknik adam, Kongolu forvet LuaLua’nın oyundan çıkarken gösterdiği tepkiye de değindi: “Oyuncular bazen bunları yapar; ancak bu tip hareketler cezasız kalmaz. Bunun ceremesini çekecek. Gelecek özür dileyecek, karşılığında da cezasını çekecek.”MAÇIN ANALİZİ >>Kırılma noktasıHenrique’nin golü maçı kopardıAvni Aker’deki maçın genelinde düşük bir tempo hakimdi. İlk yarıda iki takım da vasatı aşamadı. Gol pozisyonu açısından yaşanan kısırlık tribünleri de sıktı. Dakikalar 76’yı gösterirken sahneye çıkan Brezilyalı Paulo Henrique, Kardemir Karabükspor filelerini sarsınca tabeladaki rakam da netleşti.Maçın adamıGenç Yusuf, alkış aldıVolkan Şen’in yerine ilk 11’de forma şansı bulan Yusuf Erdoğan, kendisine güvenen hocası Mustafa Akçay’ı yanıltmadı. Sezon başında pilot takım 1461 Trabzon’dan gelen 21 yaşındaki yetenek, etkili kanat bindirmeleriyle dikkati çekti. 61. dakikadaki mükemmel şutunda topun direkten dönmesi şanssızlığı oldu.Hakemin notuDüşük tempo Çınar’a yaradıTrabzonspor’un Kardemir Karabükspor’u ağırladığı karşılaşmada düdük çalan Serkan Çınar’a fazla iş düşme
Zaman
Spor
15.09.2013
Trabzon/">TrabzonevindedemirgibiTrabzon-evinde-demir-gibi/">Trabzon evinde demir gibi
Trabzon evinde 'demir' gibi
Zaman
15.09.2013
01:53
Sezona istediği gibi başlayamayan ve deplasmanda puan dahi alamayan Trabzonspor, 4’üncü haftada ağırladığı Kardemir Karabükspor’u 1-0 mağlup etti. Avrupa’da fırtına gibi esen Brezilyalı forvet Paulo Henrique, Süper Lig’deki ilk golünü dün attı. Bordo-Mavililer, Avni Aker’deki ikinci maçında da 3 puan almasını bildi.Trabzonspor, 4. haftada Kardemir Karabükspor’u ağırladı. Avni Aker’de, pozisyon açısından durgun geçen zorlu mücadeleyi Bordo-Mavililer 1-0 kazandı. Golü, Paulo Henrique attı. Brezilyalı, böylece ligdeki ilk sayısını kaydetti. Sezon başında pilot takım 1461 Trabzon’dan Teknik Direktör Mustafa Akçay’la birlikte gelen genç Yusuf Erdoğan ise ilk 11’de bulduğu şansı iyi değerlendirdi. Ev sahibi, 3-0 kaybettiği Akhisar Belediyespor randevusundan farklı olarak sahaya 2 yeni isimle çıktı. Volkan Şen-Yusuf Erdoğan değişikliğinin yanı sıra defansta sakatlığı bulunan Giray Kaçar’ın yerine Mustafa Yumlu görev yaptı. İlk 3 maçta sakatlığı sebebiyle boy gösteremeyen Bosingwa, 18 kişilik kadroda yine yer almadı. Yedek kulübesindeki alternatif forvet, formsuz Batuhan Karadeniz’in yerine Emre Güral’dı. İlk yarıda iki ekip de rakibini kendi sahasında karşılamayı tercih etti. Aranan gol ise bir türlü gelmedi. Tribündeki taraftarlar da heyecan seviyesini yakalayamadı. İkinci devrenin ilk dakikaları ilk perdeden farksız başladı. Misafir adına da önemli bir olay yaşandı. Kongolu yıldız Lomana LuaLua, 64’te hocası Tolunay Kafkas’ın kendisini oyundan çıkararak Yiğit Gökoğlan’ı tercih etmesi üzerine formasını kulübeye doğru fırlatarak soyunma odasının yolunu tuttu. Daha önceki 3 sınava da ilk 11’de başlayan yetenekli hücumcu, bunların 2’sinde kenara gelmek zorunda kalmıştı. Trabzonspor daha istekli bir görüntüde olunca fileleri sarsmayı başardı. 76. dakikada sağ kanatta başlayan atakta Adrian’ın pasında Gustavo Colman, ceza yayının gerisinde topla buluştu. Arjantinli, savunma arkasına sızan Paulo Henrique’ye pasını verdi. Sambacı, sol çaprazda buluştuğu meşin yuvarlağı düzeltip ağları havalandırdı. Başka pozisyon olmadı ve mücadele 1-0 sona erdi.Trabzonspor: 1 - K.Karabükspor: 0TRABZONSPOR: Onur 6, Zeki Yavru 6, Aykut Demir 7, Mustafa 7, Olcan 6, Yusuf 8, Aykut Akgün 5 (Dk. 59 Colman 5), Zokora 5, Malouda 6 (Dk. 90 Emre ?), Adrian 5 (Dk. 87 Caner ?), Henrique 7KARDEMİR KARABÜKSPOR: Waterman 5, Erdem 6, Mabiala 4, Puygrenier 5, Uğur 4, Samba Sow 5 (Dk. 81 Pedersen ?), Hakan 4 (Dk. 74 Furkan 3), Ahmet İlhan 4, İlhan Parlak 6, Lualua 3 (Dk. 65 Yiğit 4), Gökhan 5GOL: Dk. 76 HenriqueSARI KARTLAR: Malouda, Zokora / İlhan Parlak, Ahmet İlhan, Yiğit İncedemir, Furkan, Uğur, PedersenHAKEMLER: Serkan Çınar 6, Muhittin Gürsel 6, Mehmet Cem Hanoğlu 7STAT: Hüseyin Avni AkerTrabzonsporlu taraftarlar, Avni Aker’de Ay-Yıldızlı bayrağımızı açtı.Geçen yıl Trabzon’u çalıştıran Tolunay Kafkas, Onur’la hasret giderdi.Akçay’ın stratejisi tuttuTrabzonspor Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay, camianın dünkü galibiyete ihtiyacının olduğunu söyledi. Oyunun keyif verdiğini belirten Akçay, “Mücadele ve kora korlara girdiğimiz anlarda iyiydik.” dedi. Başarılı hoca, genç Yusuf Erdoğan’ı da övdü: “1461 ve altyapıdan gelen oyuncuların monte edilmesiyle ilgili stratejiden söz ediyorduk. Bu çocukları ligin içine erkenden koyarak onları kaybetmeyeceğimizi söylemiştik.”Kafkas: Gelecek, özür dileyecekKarabükspor’un hocası Tolunay Kafkas, geçen sezon çalıştırdığı Trabzonspor’un alan bulunca etkili oynayacağını bildiğini dile getirdi. Bir anlık hatada golü yediklerini aktaran tecrübeli teknik adam, Kongolu forvet LuaLua’nın oyundan çıkarken gösterdiği tepkiye de değindi: “Oyuncular bazen bunları yapar; ancak bu tip hareketler cezasız kalmaz. Bunun ceremesini çekecek. Gelecek özür dileyecek, karşılığında da cezasını çekecek.”MAÇIN ANALİZİ >>Kırılma noktasıHenrique’nin golü maçı kopardıAvni Aker’deki maçın genelinde düşük bir tempo hakimdi. İlk yarıda iki takım da vasatı aşamadı. Gol pozisyonu açısından yaşanan kısırlık tribünleri de sıktı. Dakikalar 76’yı gösterirken sahneye çıkan Brezilyalı Paulo Henrique, Kardemir Karabükspor filelerini sarsınca tabeladaki rakam da netleşti.Maçın adamıGenç Yusuf, alkış aldıVolkan Şen’in yerine ilk 11’de forma şansı bulan Yusuf Erdoğan, kendisine güvenen hocası Mustafa Akçay’ı yanıltmadı. Sezon başında pilot takım 1461 Trabzon’dan gelen 21 yaşındaki yetenek, etkili kanat bindirmeleriyle dikkati çekti. 61. dakikadaki mükemmel şutunda topun direkten dönmesi şanssızlığı oldu.Hakemin notuDüşük tempo Çınar’a yaradıTrabzonspor’un Kardemir Karabükspor’u ağırladığı karşılaşmada düdük çalan Serkan Çınar’a fazla iş düşme
Zaman
Ana Sayfa
15.09.2013
Trabzon/">TrabzonevindedemirgibiTrabzon-evinde-demir-gibi/">Trabzon evinde demir gibi
Manisa'da yolcu otobüsü yuvarlandı: 46 yaralı
Zaman
07.09.2013
10:50
Manisanın Saruhanlı ilçesinde, yolcu otobüsünün tahliye kanalına yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada 46 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Bursadan Bodruma giden Ali Toygar (53) yönetimindeki 16 EV 252 plakalı yolcu otobüsü, Saruhanlının İshakçelebi beldesi çıkışında tahliye kanalına devrildi. İhbar üzerine olay yerine ambulans ve kurtarma ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan 46 kişi, ambulanslarla Manisa, Akhisar, Saruhanlı ve İzmirdeki devlet ve özel hastanelere kaldırıldı. Otobüs şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana geldiği iddia edilen kazada, yaralananların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi. Kazada yaralananların isimleri ve kaldırıldıkları hastaneler ise şöyle açıklandı.Süleyman Kocabaş, Hanife Aşıcı, Adem Bilici, Fatma Kocabaş Manisa Özel Grandmedical Hastanesine sevk edilirken; Arif Yıldız, Halil Gümüş, Ensar Odabaş, Oktay Öztürk, Tahir Özdemir, Yunus Emre Soyuduru, Cengiz Yıldız, Özgür Ayaz, Zekir Okur Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yine yaralılardan İsmail Özkocacanan, Nurten Demirci, Mehmet Demirci, Yasin Berkay, Ümmühan Turan, Zeliha Turan, Kerime Akfındık, Hakan Karatay, Behçet Deniz, Ali Bayram Bal, Reşit Erol Manisa Devlet Hastanesine sevk edildi.Nilay Turan, İzmirdeki Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılırken; Enes, Şerif ve Didem Eryılmaz ise İzmir Bozyaka Devlet Hastanesine sevk edildi. Kazada yaralananlardan Süheyla Gürses, Hatice Fidan, Mehmet Agen, Gencay Gülmez, Ayşe Meriç, Sıla Gürses ve Hüsnü Ekici Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Aralarında şoför Ali Toygarın da bulunduğu Ozan Atay, Sadettin Tunca, Mahmut Küçük, Aykut Ayhan, Cihat Çağrı Erkalı, Erol Aytaç, Selçuk Uçtu adlı yaralıların da Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafta Sultan Hastanesine sevk edildiği bildirildi.(İHA)
Zaman
Son Dakika
07.09.2013
Manisadayolcuotobüsüyuvarlandı46yaralıManisada yolcu otobüsü yuvarlandı 46 yaralı
3 kişiyi peş peşe öldürdü dördüncü cinayette yakalandı
Zaman
23.08.2013
02:12
Fatih’te aralarında ablasının da bulunduğu 3 kişiyi öldüren 33 yaşındaki Deniz Şahin, polis tarafından aranırken Esenyurt’a giderek dördüncü cinayeti işledi. Yakalanan zanlının, ablasını namus meselesi, diğerlerini de intikam yüzünden öldürdüğü belirtiliyor.İstanbul Fatih’te 22 saat içerisinde biri kız kardeşi olmak üzere dört kişiyi öldüren seri katil zanlısı 33 yaşındaki Deniz Şahin, Cinayet Büro dedektifleri tarafından yakalandı. Deniz Şahin’in kız kardeşini “namus meselesi” yüzünden, iki kişiyi ise intikam amacıyla öldürdüğü öğrenildi. Üç cinayeti işledikten sonra Fatih’te aranan Deniz Şahin’in Esenyurt’ta bir cinayet daha işlediği ortaya çıktı. Dün sabah trafikte seyir halindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybeden Harun Koçalı’nın da Deniz Şahin tarafından öldürüldüğü tespit edildi. Zanlı’nın bu cinayeti polis ekiplerinin ilk sorgusunda itiraf ettiği öğrenildi. 20’ye yakın suç kaydı bulunan Deniz Şahin’in 2013 yılında cezaevinden çıktığı belirtildi.Önceki gün meydana gelen olayların ilki Yedikule Mermer Kule sokak üzerinde saat 15.00 sıralarında gerçekleşti. Bir özel hastanede doğum fotoğrafçısı olarak görev yapan iki çocuk annesi Songül Polat, kullandığı cipin içinde başından silahla vurularak öldürüldü. Polis olay yerinde yaptığı incelemede 3 adet boş kovan buldu. Bu cinayetten 1 saat sonra Aziz Caner, Emre Silivri Kapı Caddesi, No. 32’deki Dokurhan isimli eski bir handaki odada başından silahla vurularak öldürüldü. İki olaydan kısa bir süre sonra da üçüncü saldırı yaşandı. Saat 17.00 sıralarında Yaşar Deli, Kocamustafapaşa Meydanı’nda satırlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Deli kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Zanlı polis tarafından aranırken, Esenyurt’a giderek, aracıyla trafikte seyir halinde bulunan Harun Koçalı’ya (32) saldırdı. Başına ve vücudunun çeşitli yerlerine 3 kurşun isabet eden Koçalı olay yerinde hayatını kaybetti.Cinayet Bürosu Dedektifleri ve Fatih Asayiş Bürosu ekipleri olay sonrası geniş çaplı bir araştırma başlattı. Soruşturmayı derinleştiren polis, Deniz Şahin ismine ulaştı. İddiaya göre Deniz Şahin, kız kardeşi Songül Polat için “görüştüğü kişileri beğenmiyorum” diyerek cinayeti işledi. Uyuşturucu ticaretinden sabıkalı olduğu iddia edilen Deniz Şahin, kardeşini öldürdükten sonra cezaevindeyken arkadaşını silahla öldürdüğü gerekçesiyle Aziz Caner Emre’yi öldürdü. Yine Şahin’in bir arkadaşını öldürdüğü gerekçesiyle Yaşar Deli’ye saldırdı. Şahin’in son olarak vurduğu Koçalı’yı neden öldürdüğü araştırılıyor. İstanbul Polisi, evli ve iki çocuk babası olduğu belirtilen Deniz Şahin’i dün saat 13.30 sıralarında Fatih’te saklandığı evde yakaladı. Şahin’in polisteki sorgusu devam ediyor.
Zaman
Güncel
23.08.2013
3kişiyipeşpeşeöldürdüdördüncücinayetteyakalandı3 kişiyi peş peşe öldürdü dördüncü cinayette yakalandı
3 kişiyi peş peşe öldürdü dördüncü cinayette yakalandı
Zaman
23.08.2013
02:12
Fatih’te aralarında ablasının da bulunduğu 3 kişiyi öldüren 33 yaşındaki Deniz Şahin, polis tarafından aranırken Esenyurt’a giderek dördüncü cinayeti işledi. Yakalanan zanlının, ablasını namus meselesi, diğerlerini de intikam yüzünden öldürdüğü belirtiliyor.İstanbul Fatih’te 22 saat içerisinde biri kız kardeşi olmak üzere dört kişiyi öldüren seri katil zanlısı 33 yaşındaki Deniz Şahin, Cinayet Büro dedektifleri tarafından yakalandı. Deniz Şahin’in kız kardeşini “namus meselesi” yüzünden, iki kişiyi ise intikam amacıyla öldürdüğü öğrenildi. Üç cinayeti işledikten sonra Fatih’te aranan Deniz Şahin’in Esenyurt’ta bir cinayet daha işlediği ortaya çıktı. Dün sabah trafikte seyir halindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybeden Harun Koçalı’nın da Deniz Şahin tarafından öldürüldüğü tespit edildi. Zanlı’nın bu cinayeti polis ekiplerinin ilk sorgusunda itiraf ettiği öğrenildi. 20’ye yakın suç kaydı bulunan Deniz Şahin’in 2013 yılında cezaevinden çıktığı belirtildi.Önceki gün meydana gelen olayların ilki Yedikule Mermer Kule sokak üzerinde saat 15.00 sıralarında gerçekleşti. Bir özel hastanede doğum fotoğrafçısı olarak görev yapan iki çocuk annesi Songül Polat, kullandığı cipin içinde başından silahla vurularak öldürüldü. Polis olay yerinde yaptığı incelemede 3 adet boş kovan buldu. Bu cinayetten 1 saat sonra Aziz Caner, Emre Silivri Kapı Caddesi, No. 32’deki Dokurhan isimli eski bir handaki odada başından silahla vurularak öldürüldü. İki olaydan kısa bir süre sonra da üçüncü saldırı yaşandı. Saat 17.00 sıralarında Yaşar Deli, Kocamustafapaşa Meydanı’nda satırlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Deli kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Zanlı polis tarafından aranırken, Esenyurt’a giderek, aracıyla trafikte seyir halinde bulunan Harun Koçalı’ya (32) saldırdı. Başına ve vücudunun çeşitli yerlerine 3 kurşun isabet eden Koçalı olay yerinde hayatını kaybetti.Cinayet Bürosu Dedektifleri ve Fatih Asayiş Bürosu ekipleri olay sonrası geniş çaplı bir araştırma başlattı. Soruşturmayı derinleştiren polis, Deniz Şahin ismine ulaştı. İddiaya göre Deniz Şahin, kız kardeşi Songül Polat için “görüştüğü kişileri beğenmiyorum” diyerek cinayeti işledi. Uyuşturucu ticaretinden sabıkalı olduğu iddia edilen Deniz Şahin, kardeşini öldürdükten sonra cezaevindeyken arkadaşını silahla öldürdüğü gerekçesiyle Aziz Caner Emre’yi öldürdü. Yine Şahin’in bir arkadaşını öldürdüğü gerekçesiyle Yaşar Deli’ye saldırdı. Şahin’in son olarak vurduğu Koçalı’yı neden öldürdüğü araştırılıyor. İstanbul Polisi, evli ve iki çocuk babası olduğu belirtilen Deniz Şahin’i dün saat 13.30 sıralarında Fatih’te saklandığı evde yakaladı. Şahin’in polisteki sorgusu devam ediyor.
Zaman
Ana Sayfa
23.08.2013
3kişiyipeşpeşeöldürdüdördüncücinayetteyakalandı3 kişiyi peş peşe öldürdü dördüncü cinayette yakalandı
3 kişiyi peş peşe öldürdü dördüncü cinayette yakalandı
Zaman
23.08.2013
01:53
Fatih’te aralarında ablasının da bulunduğu 3 kişiyi öldüren 33 yaşındaki Deniz Şahin, polis tarafından aranırken Esenyurt’a giderek dördüncü cinayeti işledi. Yakalanan zanlının, ablasını namus meselesi, diğerlerini de intikam yüzünden öldürdüğü belirtiliyor.İstanbul Fatih’te 22 saat içerisinde biri kız kardeşi olmak üzere dört kişiyi öldüren seri katil zanlısı 33 yaşındaki Deniz Şahin, Cinayet Büro dedektifleri tarafından yakalandı. Deniz Şahin’in kız kardeşini “namus meselesi” yüzünden, iki kişiyi ise intikam amacıyla öldürdüğü öğrenildi. Üç cinayeti işledikten sonra Fatih’te aranan Deniz Şahin’in Esenyurt’ta bir cinayet daha işlediği ortaya çıktı. Dün sabah trafikte seyir halindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybeden Harun Koçalı’nın da Deniz Şahin tarafından öldürüldüğü tespit edildi. Zanlı’nın bu cinayeti polis ekiplerinin ilk sorgusunda itiraf ettiği öğrenildi. 20’ye yakın suç kaydı bulunan Deniz Şahin’in 2013 yılında cezaevinden çıktığı belirtildi.Önceki gün meydana gelen olayların ilki Yedikule Mermer Kule sokak üzerinde saat 15.00 sıralarında gerçekleşti. Bir özel hastanede doğum fotoğrafçısı olarak görev yapan iki çocuk annesi Songül Polat, kullandığı cipin içinde başından silahla vurularak öldürüldü. Polis olay yerinde yaptığı incelemede 3 adet boş kovan buldu. Bu cinayetten 1 saat sonra Aziz Caner, Emre Silivri Kapı Caddesi, No. 32’deki Dokurhan isimli eski bir handaki odada başından silahla vurularak öldürüldü. İki olaydan kısa bir süre sonra da üçüncü saldırı yaşandı. Saat 17.00 sıralarında Yaşar Deli, Kocamustafapaşa Meydanı’nda satırlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Deli kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Zanlı polis tarafından aranırken, Esenyurt’a giderek, aracıyla trafikte seyir halinde bulunan Harun Koçalı’ya (32) saldırdı. Başına ve vücudunun çeşitli yerlerine 3 kurşun isabet eden Koçalı olay yerinde hayatını kaybetti.Cinayet Bürosu Dedektifleri ve Fatih Asayiş Bürosu ekipleri olay sonrası geniş çaplı bir araştırma başlattı. Soruşturmayı derinleştiren polis, Deniz Şahin ismine ulaştı. İddiaya göre Deniz Şahin, kız kardeşi Songül Polat için “görüştüğü kişileri beğenmiyorum” diyerek cinayeti işledi. Uyuşturucu ticaretinden sabıkalı olduğu iddia edilen Deniz Şahin, kardeşini öldürdükten sonra cezaevindeyken arkadaşını silahla öldürdüğü gerekçesiyle Aziz Caner Emre’yi öldürdü. Yine Şahin’in bir arkadaşını öldürdüğü gerekçesiyle Yaşar Deli’ye saldırdı. Şahin’in son olarak vurduğu Koçalı’yı neden öldürdüğü araştırılıyor. İstanbul Polisi, evli ve iki çocuk babası olduğu belirtilen Deniz Şahin’i dün saat 13.30 sıralarında Fatih’te saklandığı evde yakaladı. Şahin’in polisteki sorgusu devam ediyor.
Zaman
Güncel
23.08.2013
3kişiyipeşpeşeöldürdü dördüncücinayetteyakalandı3 kişiyi peş peşe öldürdü dördüncü cinayette yakalandı
Haber turu
Zaman
14.08.2013
01:52
Kayınpederi ve eşini vurdu, çocuklarını öldüremediFatsanın İslamdağ beldesinde akıl hastası olduğu öğrenilen 40 yaşındaki Yaşar K., eşini ve kayınpederini silahla vurarak öldürdü. İddiaya göre Yaşar K., önceki akşam saat 22.30 sularında 13 yıldır ayrı yaşadığı eşi Ayten Küçükün (38) kaldığı kayınpederinin evine gitti. Çıkan tartışmada Yaşar K. önce eşini, ardından kayınpederi Niyazi Küçükü (70) vurdu. Kayınvalidesini de vurmak üzereyken silahın kurşunu bitti. Yaşar K., çocuklarını öldürmek üzere olduğu esnada jandarmanın operasyonuyla yakalandı.Eşini döve döve öldürdüErzincanda günlük işlerde çalışan Naim Aydın (34), tartıştığı 3 yıllık eşi Eda Aydını (33) döverek öldürdü. Olay önceki akşam Yunus Emre Mahallesinde meydana geldi. Sıkça tartıştıkları belirtilen Aydın çifti arasında henüz bilinmeyen sebeple yine tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Naim Aydın eşini önce yumrukladı, daha sonra kafasını yerlere vurarak öldürdü. Aydın, daha sonra gittiği akrabaları tarafından polise teslim edildi.Gizli tanığın kulaklarını kestilerSiirt Belediyesi’ne geçen yıl düzenlenen rüşvet operasyonunun gizli tanıklarından olduğu ileri sürülen mühendis M.K. (60), Siirt-Eruh karayolu üzerindeki arıtma tesislerinde saldırıya uğradı. Kaldığı konteynıra kendilerini polis olarak tanıtıp giren iki şüpheli, mühendisin önce iki kulağını, ardından da cinsel organını keserek kaçtı. Olay yerine intikal eden ekipler, kanlar içinde kalan M.K.’yi hastaneye kaldırdı. Olayla ilgili çok yönlü soruşturma başlatıldı.Çöp torbasından bomba çıktıMaltepe’de mahalle sakinlerinin şüphelendiği çöp torbasından 8 adet molotof bombası ile el yapımı parça tesirli bomba çıktı. Maltepe Gülsuyu Selma Sokak’ta oturan çevre sakinleri bir çöp torbasından şüphelendi. Mahalleye gelen temizlik işçileri de torbayı açtıklarında patlayıcılarla karşılaştı. Durumun polise bildirilmesi üzerine olay yerine bomba imha ekibi çağrıldı. Patlayıcılar, etkisiz hale getirilirken olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Zaman
Güncel
14.08.2013
HaberturuHaber turu
Aşırı hızla giden sürücü, karşı şeride geçip 5 kişiyi öldürdü
Zaman
10.08.2013
01:55
İzmirin Urla ilçesinde iki otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada 5 kişi öldü, 2si ağır 7 kişi yaralandı. Kazanın yaşandığı yol savaş alanına dönerken hayatını kaybedenlerin Karaburuna arkadaşlarının yazlığına tatile gittiği öğrenildi.Bir işyerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntüde aşırı hızla giden otomobilin karşı yönden gelen aracın şeridine geçerek içinde 5 kişinin hayatını kaybettiği araca çarptığı görülüyor. Kaza, 07.00 sularında Kalabak yolu Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’nde yaşandı. Çeşme’den İzmir yönüne giden Bekirhan Doğaner’in kullandığı, içinde Kerem Altan, İbrahim Okuroğlu, Murat Güvenir, Figen Deniz ve Seçil Seçen’in bulunduğu 35 PPA 09 plakalı otomobil, karşı yönden gelen Erkut Pekingör’ün (33) kullandığı, eşi Dilek Pekingör (26), Selin Ergan (21), Barış Hansoy (21) ile ağabeyi Burçin Hansoy (28) ve Mehmet Irkın’ın (21) bulunduğu 35 PV 119 plakalı otomobille çarpıştı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine çok sayıda sağlık ekibi olay yerine sevk edildi. Dilek Pekingör, Selin Ergan, Barış Hansoy, Burçin Hansoy ve Mehmet Irkın olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralanan Bekirhan Doğaner ve Figen Deniz, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma, İbrahim Okuroğlu, Emre Kerem Altan ve Murat Güvenir Dokuz Eylül Üniversitesi, Seçil Seçen ve Erkut Pekingör Atatürk Eğitim ve Araştırma hastanelerine kaldırıldı. Yaralılardan ikisinin hayatî tehlikesinin bulunduğu bildirildi. Kaza anını gören bazı tanıklar, 35 PPA 09 plakalı otomobilin sürücüsünün kendi şeridinde değil de karşı şeritte ilerlediğini, ölen 5 kişinin içinde bulunduğu 35 PV 119 plakalı otomobilin sürücüsünün kurtulmak istemesine rağmen kafa kafaya çarpışmayı engelleyemediği vurgulandı. Beş kişiye mezar olan yolun çevresinde oturan bölge sakinleri, benzer birçok kazanın meydana geldiğini ancak bir türlü önlem alınmadığını belirtti. Vatandaşlar, çift geliş çift gidiş olan dört şeritli yolun ortasında refüj bulunmamasının bu tip kazalara davetiye çıkardığına dikkat çekti. Araç sürücüsü yaralı Erkut Pekingör’ün, hayatını kaybeden Dilek Pekingör ile iki yıl önce evlendiği öğrenildi. Yine kazada ölen eşi ve kardeşiyle birlikte kümes hayvancılığıyla uğraştıkları, ünlü bir firmanın tavuklarının ilaçlama işlerini yaptıkları öğrenildi. Erkut Pekingör ve eşinin, arkadaşlarıyla tatil için Karaburun’a gittikleri belirtildi.Hayatını kaybeden Hansoy kardeşlerin babaları Sedat Hansoy’un da bir trafik kazasında yaralandığı, bacaklarını kullanamadığı, buna rağmen çalışarak çocuklarını okutmak için uğraştığı kaydedildi. Yakınları tarafından güçlükle teskin edilen Sedat Hansoy, “Fidanlarım gitti, bu acıya nasıl dayanırım.” diyerek ağladı. Bu arada kazadan sonra yapılan incelemede, her iki sürücünün de alkollü olmadığı raporlara geçti.
Zaman
Ana Sayfa
10.08.2013
Aşırıhızlagidensürücükarşı şeridegeçip5kişiyiöldürdüAşırı hızla giden sürücü karşı şeride geçip 5 kişiyi öldürdü
Aşırı hızla giden sürücü, karşı şeride geçip 5 kişiyi öldürdü
Zaman
10.08.2013
01:54
İzmirin Urla ilçesinde iki otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada 5 kişi öldü, 2si ağır 7 kişi yaralandı. Kazanın yaşandığı yol savaş alanına dönerken hayatını kaybedenlerin Karaburuna arkadaşlarının yazlığına tatile gittiği öğrenildi.Bir işyerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntüde aşırı hızla giden otomobilin karşı yönden gelen aracın şeridine geçerek içinde 5 kişinin hayatını kaybettiği araca çarptığı görülüyor. Kaza, 07.00 sularında Kalabak yolu Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’nde yaşandı. Çeşme’den İzmir yönüne giden Bekirhan Doğaner’in kullandığı, içinde Kerem Altan, İbrahim Okuroğlu, Murat Güvenir, Figen Deniz ve Seçil Seçen’in bulunduğu 35 PPA 09 plakalı otomobil, karşı yönden gelen Erkut Pekingör’ün (33) kullandığı, eşi Dilek Pekingör (26), Selin Ergan (21), Barış Hansoy (21) ile ağabeyi Burçin Hansoy (28) ve Mehmet Irkın’ın (21) bulunduğu 35 PV 119 plakalı otomobille çarpıştı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine çok sayıda sağlık ekibi olay yerine sevk edildi. Dilek Pekingör, Selin Ergan, Barış Hansoy, Burçin Hansoy ve Mehmet Irkın olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralanan Bekirhan Doğaner ve Figen Deniz, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma, İbrahim Okuroğlu, Emre Kerem Altan ve Murat Güvenir Dokuz Eylül Üniversitesi, Seçil Seçen ve Erkut Pekingör Atatürk Eğitim ve Araştırma hastanelerine kaldırıldı. Yaralılardan ikisinin hayatî tehlikesinin bulunduğu bildirildi. Kaza anını gören bazı tanıklar, 35 PPA 09 plakalı otomobilin sürücüsünün kendi şeridinde değil de karşı şeritte ilerlediğini, ölen 5 kişinin içinde bulunduğu 35 PV 119 plakalı otomobilin sürücüsünün kurtulmak istemesine rağmen kafa kafaya çarpışmayı engelleyemediği vurgulandı. Beş kişiye mezar olan yolun çevresinde oturan bölge sakinleri, benzer birçok kazanın meydana geldiğini ancak bir türlü önlem alınmadığını belirtti. Vatandaşlar, çift geliş çift gidiş olan dört şeritli yolun ortasında refüj bulunmamasının bu tip kazalara davetiye çıkardığına dikkat çekti. Araç sürücüsü yaralı Erkut Pekingör’ün, hayatını kaybeden Dilek Pekingör ile iki yıl önce evlendiği öğrenildi. Yine kazada ölen eşi ve kardeşiyle birlikte kümes hayvancılığıyla uğraştıkları, ünlü bir firmanın tavuklarının ilaçlama işlerini yaptıkları öğrenildi. Erkut Pekingör ve eşinin, arkadaşlarıyla tatil için Karaburun’a gittikleri belirtildi.Hayatını kaybeden Hansoy kardeşlerin babaları Sedat Hansoy’un da bir trafik kazasında yaralandığı, bacaklarını kullanamadığı, buna rağmen çalışarak çocuklarını okutmak için uğraştığı kaydedildi. Yakınları tarafından güçlükle teskin edilen Sedat Hansoy, “Fidanlarım gitti, bu acıya nasıl dayanırım.” diyerek ağladı. Bu arada kazadan sonra yapılan incelemede, her iki sürücünün de alkollü olmadığı raporlara geçti.
Zaman
Güncel
10.08.2013
Aşırıhızlagidensürücükarşı şeridegeçip5kişiyiöldürdüAşırı hızla giden sürücü karşı şeride geçip 5 kişiyi öldürdü
Karnına tekme attım
Zaman
09.08.2013
02:55
Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle ilgili biri polis 4 kişi tutuklandı. Mahkemede ifade veren şüpheliler, Korkmaz’ı tekmelediklerini ancak öldürme kastı taşımadıklarını savundu. Polis M.S., “Bana küfür etti. 2-3 kere karnına tekme attım.” derken, M.V. şöyle konuştu: Şahıs yerdeyken tekme attım. Daha sonra genç kalkarak uzaklaştı.Gezi Parkı olayları sırasında Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın katil zanlısı olduğu iddiasıyla tutuklanan biri polis 4 şüpheli, ifadelerinde olay gecesini anlattı. Polis memuru M.S., 3-4 kişinin saldırısına uğrayan Korkmaz’ın kendisine küfrettiğini savunarak, “Yanında giderek 2-3 kere karnına tekme attım.” dedi. Zanlılardan M.V. de Korkmaz’ı tekmelediğini dile getirdi.Ali İsmail Korkmaz olayıyla ilgili önceki gün 8 kişi gözaltına alındı. Yapılan sorgulamanın ardından 4 kişi serbest bırakıldı. Polis M.S., olayın yaşandığı bölgedeki fırın sahibi İ.S. ve akrabaları R.K. ile M.V. ise mahkemeye sevk edildi. Şüpheliler, ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 4 kişinin mahkemede verdikleri ifadeler, olayla ilgili detayları ortaya koydu. Alınan bilgilere göre Eskişehir 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nde ifade veren M.S., olay günü sivil polis olarak görev yaptığını söyledi. Olayın meydana geldiği ekmek fırınının önünde diğer polislerle beklediğini ve caddede bulunan göstericilerin taşlarla saldırdıklarını anlatan M.S., olaylarda ayağına taş gelmesi sonucu yaralandığını ve bu şekilde çalışmaya devam ettiğini belirtti. Gruptaki gençlerden birinin yanından geçtiğini ve az ileride 3-4 kişi tarafından durdurulduğunu kaydeden polis, “Fırının önünde gencin vurularak yere düşürüldüğünü gördüm. Yanlarıına giderek genci bırakmalarını söyledim. Daha sonra yanından ayrılarak Yunus Emre Caddesi’ne doğru yöneldim. Bu sırada arkamdan bana küfür etmeye başladı. Ben de yanına giderek 2-3 kere tekme attım. Ayağım sakatlandığı için çok şiddetli vurmadım. Tekmelerim de karın bölgesine doğruydu.” diye konuştu.Olayın meydana geldiği yerdeki ekmek fırınının sahibi İ.K. ise akrabalarını arayarak kendisini fırından almaları için çağırdığını söyledi. Akrabalarının fırına gelmesinin ardından kapı önünde beklediklerini ifade eden İ.K., bir polis memurunun, kaçan bir genç için ‘tutun, yakalayın kaçmasın’ diye bağırdığını aktardı. Bunun üzerine polise yardımcı olmak için gence çelme taktığını kaydederek, “Şahıs benim çelmemde düşmedi ama daha sonra yere kendiliğinden düştü. Bunun üzerine polis memuru şahsın yanına gelerek tekme attı. Polis uzaklaştığı sırada yerdeki şahıs polise yönelik ağır küfürler etti. Daha sonra polis tekrar gelerek ‘küfür etme, çek git buradan’ diyerek karın bölgesine bir iki tekme daha savurdu. Sonra genç olduğu yerden kalkarak uzaklaştı.” ifadelerini kullandı. İ.K., fırının güvenlik kameralarına tamir için format atıldığını da savundu.Diğer şüphelilerden M.V. de olay günü sivil polis memurunun kendilerine ‘yakalayın’ diye bağırması üzerine şahsı tuttuklarını ve bu sırada şahsın ettiği küfürleri üzerine alındığını dile getirdi. M.V., “Şahıs yerdeyken o anda birkaç tekme attım. Ben öldürmeye yönelik hareket etmedim. Sivil polis de gencin yanına geldikten sonra birkaç tekme de o attı. Daha sonra genç kalkarak uzaklaştı.” şeklinde konuştu. Şüpheli R.K. ise polise yardımcı olmak için hareket ettiklerini ve genci bunun için durdurduklarını savundu.Vali: Ağırlıkla siviller işin içindeEskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Ali İsmail Korkmazın ölümüyle ilgili 4 kişinin tutuklanmasını değerlendirdi. Suçu devlete atan bir anlayışın gerçekleri yansıtmadığını söyleyen Tuna, sorumluların cezalandırılacağını kaydetti. Tuna, Kim ne yaptıysa karşılığını bulacaktır. Biz bunu polis yapmadı demiştik, yine o sözümüzün arkasındayız. Burada ağırlıklı olarak sivil kişiler işin içinde. Büyük bir teşkilatın içinde buna karışmış maksadını aşan veya haddini aşan görevlilerimiz olabilir, bununla ilgili gereken yapılır demiştik. Gereken de yapılıyor, hem görevden uzaklaştırıldı hem de tutuklandı.” dedi. BURAK ÇAN ESKİŞEHİR
Zaman
En Çok Okunan
09.08.2013
KarnınatekmeattımKarnına tekme attım
Karnına tekme attım
Zaman
09.08.2013
01:53
Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle ilgili biri polis 4 kişi tutuklandı. Mahkemede ifade veren şüpheliler, Korkmaz’ı tekmelediklerini ancak öldürme kastı taşımadıklarını savundu. Polis M.S., “Bana küfür etti. 2-3 kere karnına tekme attım.” derken, M.V. şöyle konuştu: Şahıs yerdeyken tekme attım. Daha sonra genç kalkarak uzaklaştı.Gezi Parkı olayları sırasında Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın katil zanlısı olduğu iddiasıyla tutuklanan biri polis 4 şüpheli, ifadelerinde olay gecesini anlattı. Polis memuru M.S., 3-4 kişinin saldırısına uğrayan Korkmaz’ın kendisine küfrettiğini savunarak, “Yanında giderek 2-3 kere karnına tekme attım.” dedi. Zanlılardan M.V. de Korkmaz’ı tekmelediğini dile getirdi.Ali İsmail Korkmaz olayıyla ilgili önceki gün 8 kişi gözaltına alındı. Yapılan sorgulamanın ardından 4 kişi serbest bırakıldı. Polis M.S., olayın yaşandığı bölgedeki fırın sahibi İ.S. ve akrabaları R.K. ile M.V. ise mahkemeye sevk edildi. Şüpheliler, ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 4 kişinin mahkemede verdikleri ifadeler, olayla ilgili detayları ortaya koydu. Alınan bilgilere göre Eskişehir 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nde ifade veren M.S., olay günü sivil polis olarak görev yaptığını söyledi. Olayın meydana geldiği ekmek fırınının önünde diğer polislerle beklediğini ve caddede bulunan göstericilerin taşlarla saldırdıklarını anlatan M.S., olaylarda ayağına taş gelmesi sonucu yaralandığını ve bu şekilde çalışmaya devam ettiğini belirtti. Gruptaki gençlerden birinin yanından geçtiğini ve az ileride 3-4 kişi tarafından durdurulduğunu kaydeden polis, “Fırının önünde gencin vurularak yere düşürüldüğünü gördüm. Yanlarıına giderek genci bırakmalarını söyledim. Daha sonra yanından ayrılarak Yunus Emre Caddesi’ne doğru yöneldim. Bu sırada arkamdan bana küfür etmeye başladı. Ben de yanına giderek 2-3 kere tekme attım. Ayağım sakatlandığı için çok şiddetli vurmadım. Tekmelerim de karın bölgesine doğruydu.” diye konuştu.Olayın meydana geldiği yerdeki ekmek fırınının sahibi İ.K. ise akrabalarını arayarak kendisini fırından almaları için çağırdığını söyledi. Akrabalarının fırına gelmesinin ardından kapı önünde beklediklerini ifade eden İ.K., bir polis memurunun, kaçan bir genç için ‘tutun, yakalayın kaçmasın’ diye bağırdığını aktardı. Bunun üzerine polise yardımcı olmak için gence çelme taktığını kaydederek, “Şahıs benim çelmemde düşmedi ama daha sonra yere kendiliğinden düştü. Bunun üzerine polis memuru şahsın yanına gelerek tekme attı. Polis uzaklaştığı sırada yerdeki şahıs polise yönelik ağır küfürler etti. Daha sonra polis tekrar gelerek ‘küfür etme, çek git buradan’ diyerek karın bölgesine bir iki tekme daha savurdu. Sonra genç olduğu yerden kalkarak uzaklaştı.” ifadelerini kullandı. İ.K., fırının güvenlik kameralarına tamir için format atıldığını da savundu.Diğer şüphelilerden M.V. de olay günü sivil polis memurunun kendilerine ‘yakalayın’ diye bağırması üzerine şahsı tuttuklarını ve bu sırada şahsın ettiği küfürleri üzerine alındığını dile getirdi. M.V., “Şahıs yerdeyken o anda birkaç tekme attım. Ben öldürmeye yönelik hareket etmedim. Sivil polis de gencin yanına geldikten sonra birkaç tekme de o attı. Daha sonra genç kalkarak uzaklaştı.” şeklinde konuştu. Şüpheli R.K. ise polise yardımcı olmak için hareket ettiklerini ve genci bunun için durdurduklarını savundu.Vali: Ağırlıkla siviller işin içindeEskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Ali İsmail Korkmazın ölümüyle ilgili 4 kişinin tutuklanmasını değerlendirdi. Suçu devlete atan bir anlayışın gerçekleri yansıtmadığını söyleyen Tuna, sorumluların cezalandırılacağını kaydetti. Tuna, Kim ne yaptıysa karşılığını bulacaktır. Biz bunu polis yapmadı demiştik, yine o sözümüzün arkasındayız. Burada ağırlıklı olarak sivil kişiler işin içinde. Büyük bir teşkilatın içinde buna karışmış maksadını aşan veya haddini aşan görevlilerimiz olabilir, bununla ilgili gereken yapılır demiştik. Gereken de yapılıyor, hem görevden uzaklaştırıldı hem de tutuklandı.” dedi. BURAK ÇAN ESKİŞEHİR
Zaman
Güncel
09.08.2013
KarnınatekmeattımKarnına tekme attım
Karnına tekme attım
Zaman
09.08.2013
01:51
Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle ilgili biri polis 4 kişi tutuklandı. Mahkemede ifade veren şüpheliler, Korkmaz’ı tekmelediklerini ancak öldürme kastı taşımadıklarını savundu. Polis M.S., “Bana küfür etti. 2-3 kere karnına tekme attım.” derken, M.V. şöyle konuştu: Şahıs yerdeyken tekme attım. Daha sonra genç kalkarak uzaklaştı.Gezi Parkı olayları sırasında Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın katil zanlısı olduğu iddiasıyla tutuklanan biri polis 4 şüpheli, ifadelerinde olay gecesini anlattı. Polis memuru M.S., 3-4 kişinin saldırısına uğrayan Korkmaz’ın kendisine küfrettiğini savunarak, “Yanında giderek 2-3 kere karnına tekme attım.” dedi. Zanlılardan M.V. de Korkmaz’ı tekmelediğini dile getirdi.Ali İsmail Korkmaz olayıyla ilgili önceki gün 8 kişi gözaltına alındı. Yapılan sorgulamanın ardından 4 kişi serbest bırakıldı. Polis M.S., olayın yaşandığı bölgedeki fırın sahibi İ.S. ve akrabaları R.K. ile M.V. ise mahkemeye sevk edildi. Şüpheliler, ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 4 kişinin mahkemede verdikleri ifadeler, olayla ilgili detayları ortaya koydu. Alınan bilgilere göre Eskişehir 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nde ifade veren M.S., olay günü sivil polis olarak görev yaptığını söyledi. Olayın meydana geldiği ekmek fırınının önünde diğer polislerle beklediğini ve caddede bulunan göstericilerin taşlarla saldırdıklarını anlatan M.S., olaylarda ayağına taş gelmesi sonucu yaralandığını ve bu şekilde çalışmaya devam ettiğini belirtti. Gruptaki gençlerden birinin yanından geçtiğini ve az ileride 3-4 kişi tarafından durdurulduğunu kaydeden polis, “Fırının önünde gencin vurularak yere düşürüldüğünü gördüm. Yanlarıına giderek genci bırakmalarını söyledim. Daha sonra yanından ayrılarak Yunus Emre Caddesi’ne doğru yöneldim. Bu sırada arkamdan bana küfür etmeye başladı. Ben de yanına giderek 2-3 kere tekme attım. Ayağım sakatlandığı için çok şiddetli vurmadım. Tekmelerim de karın bölgesine doğruydu.” diye konuştu.Olayın meydana geldiği yerdeki ekmek fırınının sahibi İ.K. ise akrabalarını arayarak kendisini fırından almaları için çağırdığını söyledi. Akrabalarının fırına gelmesinin ardından kapı önünde beklediklerini ifade eden İ.K., bir polis memurunun, kaçan bir genç için ‘tutun, yakalayın kaçmasın’ diye bağırdığını aktardı. Bunun üzerine polise yardımcı olmak için gence çelme taktığını kaydederek, “Şahıs benim çelmemde düşmedi ama daha sonra yere kendiliğinden düştü. Bunun üzerine polis memuru şahsın yanına gelerek tekme attı. Polis uzaklaştığı sırada yerdeki şahıs polise yönelik ağır küfürler etti. Daha sonra polis tekrar gelerek ‘küfür etme, çek git buradan’ diyerek karın bölgesine bir iki tekme daha savurdu. Sonra genç olduğu yerden kalkarak uzaklaştı.” ifadelerini kullandı. İ.K., fırının güvenlik kameralarına tamir için format atıldığını da savundu.Diğer şüphelilerden M.V. de olay günü sivil polis memurunun kendilerine ‘yakalayın’ diye bağırması üzerine şahsı tuttuklarını ve bu sırada şahsın ettiği küfürleri üzerine alındığını dile getirdi. M.V., “Şahıs yerdeyken o anda birkaç tekme attım. Ben öldürmeye yönelik hareket etmedim. Sivil polis de gencin yanına geldikten sonra birkaç tekme de o attı. Daha sonra genç kalkarak uzaklaştı.” şeklinde konuştu. Şüpheli R.K. ise polise yardımcı olmak için hareket ettiklerini ve genci bunun için durdurduklarını savundu.Vali: Ağırlıkla siviller işin içindeEskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Ali İsmail Korkmazın ölümüyle ilgili 4 kişinin tutuklanmasını değerlendirdi. Suçu devlete atan bir anlayışın gerçekleri yansıtmadığını söyleyen Tuna, sorumluların cezalandırılacağını kaydetti. Tuna, Kim ne yaptıysa karşılığını bulacaktır. Biz bunu polis yapmadı demiştik, yine o sözümüzün arkasındayız. Burada ağırlıklı olarak sivil kişiler işin içinde. Büyük bir teşkilatın içinde buna karışmış maksadını aşan veya haddini aşan görevlilerimiz olabilir, bununla ilgili gereken yapılır demiştik. Gereken de yapılıyor, hem görevden uzaklaştırıldı hem de tutuklandı.” dedi. BURAK ÇAN ESKİŞEHİR
Zaman
Ana Sayfa
09.08.2013
KarnınatekmeattımKarnına tekme attım
Sürgü olayları davası 16 Eylül'e ertelendi
Zaman
21.06.2013
17:01
Malatyanın Doğanşehir İlçesine bağlı Sürgü Beldesinde geçen yıl Ramazan ayında Alevi aile ile davulcu arasında çıkan tartışmayla başlayıp toplumsal olaya dönüşen olaylarla ilgili davanın ikinci duruşması görüldü. Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Meltem Caner, ilk duruşmada UYAP sistemindeki ifade kayıtlarının silindiğini hatırlatarak, kurtarılan bölümlerde ekleme çıkarma olup olmadığının tespiti için TÜBİTAKa yazı yazılmasına karar verdi. Ayrıca olay günü görev alan jandarma personelinin tanık olarak dinlenilmesine de karar verildi. Duruşma 16 Eylül Pazartesi gününe erteledi.2012 yılı Ramazan ayında Sürgü Beldesinde Alevi olan Evli Ailesi ile davulcu arasında gürültü yüzünden çıkan tartışma, daha sonrasında toplumsal olaya dönüşmüştü. Alevi aile, bu sırada toplanan kalabalık tarafından linç edilmek istenmiş, sonrasında jandarmanın araya girmesiyle olaylar büyümeden sonlandırılmıştı.Olaylarla ilgili Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında, 58 sanığın yargılanmasına 10 Aralık 2012 tarihinde başlanmıştı. Alevi aile fertlerinin hem mağdur hem de sanık olarak yargılandığı davanın görülmesine bugün devam etti.Toplam 58 sanığın bulunması nedeniyle ilçedeki Belediye Düğün Salonunda gerçekleştirilen duruşmada sanıklar ve iki tarafın avukatları hazır bulundu. Girişte çevik kuvvet ve özel hareket polislerinin de önlem aldığı duruşma öncesi sanık ve tanıklar sıkı bir aramadan sonra içeri alındı.Sanık ve mağdurlarla yakınlarının katıldığı duruşmada, Mahkeme Hakimi Meltem Caner, dava da hem mağdur hem de sanık konumunda yargılanan kişilerin ifadelerini aldı. Duruşmada ifade veren kişilerden Nihat Karakurt, Ramazan ayında sahur vaktinde silah sesleri ve gürültü nedeniyle dışarı çıktığını söyledi. Olay yerine geldiğinde jandarmanın kalabalığı dağıttığına gözlemlediğini anlatan Karakurt, atılı suçlamaları kabul etmediğini ve suçsuz olduğunu ileri sürerek beraatını talep etti. Olayın iki kişi arasında adi bir kavga olduğunu belirten Karakurt, Olay Alevi- Sünni tartışmasına çekilmek isteniyor. Benim eşim Alevi, ben Sünniyim. Sürgüde böyle mezhep tartışması yoktur diye konuştu.Yine tutuksuz yargılanan sanıklardan Mürşit Avcı ise Sürgü Beldesinde arama kurtarma ekip başkanı olarak görev yaptığını belirterek olay günü silah sesleri üzerine evin önüne geldiğini söyledi. Avcı, Kasabada silah atılınca Yangın var şeklinde algılanır. Silah sesleri üzerine yangın olduğunu zannederek olay yerine gittim. Gittiğimde tahminen 500 kişilik kalabalık vardı. Ben kesinlikle taş atmadım ve hakaret etmedim. Sonra jandarma bir daha havaya 5-6 el ateş açtı. Kesinlikle eve doğru ateş açılmadı, suçsuzum beraatımı talep ediyorum. Ayrıca hakkımda iftira atıldığı için de şikayetçiyim. Davaya müdahillik talep ediyorum diye konuştu.Sanıklardan Oktay Çulha da savcılıkta verdiği ifadeleri tekrar ettiğini belirterek, Servet ve Hasan Evli olay günü evlerinin camlarını çıkıp gruba yönelik sinkaflı cümleler kullanarak toplanan grubu tahrik etti. Bunun üzerine İstiklal Marşı söylendi. Olayın sonunda gruptan birkaç kişi tütün asmasını yıktı. Sonra jandarma grubu dağıttı diye konuştu.Duruşmada ifade veren Naime Toker, Ali Topal, Sertar Artuç, Abuzer Şen, Mehmet Karaışık, Hakkı Artuç, İdris Sülü, İsmet Korkmaz, Oktay Çulha, Emre Korkmaz ve Yalçın Çulha da suçsuz olduklarını söyleyip, beraatlerini talep etti. Mağdur sanıklardan bazıları davaya müdahil olma talebinde bulundu.Tarafların taleplerini alan mahkeme, verilen kısa aranın ardından ara kararı açıkladı. Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Meltem Caner, ilk duruşmada Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan kayıtların bir kısmının silindiğini hatırlatarak, kurtarılan bölümlerde ekleme çıkarma olup olmadığının tespiti için Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna yazı yazılmasına karar verdi. Ayrıca olay günü görev alan jandarma personelinin tanık olarak dinlenilmesine de karar verildi. Duruşma 16 Eylül Pazartesi gününe erteledi.Duruşma çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulunan Alevi ailenin avukatı Ali Hamamcı, bugün davanın ikinci duruşmasının gerçekleştiğini belirterek, ilk duruşmada silinen zabıtlarla ilgili kendilerinin yaptıkları itirazlar üzerine Adalet Bakanlığı Uyap işlem daire başkanlığı üzerinden gönderildiğini söyledi. Hamamcı, gelen evraklarda ilk duruşmada ifade veren sanıkların daha fazla ifadelerinin olduğunu bildiklerini ancak gelen zabıtlarda bu beyanların olmadığını gördüklerini ifade etti.Avukat Ali Hamamcı, ayrıca duruşmayı izlemeye gelen bazı sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin kimliklerinin alınarak not edilmesine de tepki göstererek, Bizim hukukumuzda duruşmalar alenidir, herkese açıktır. İsteyen herkes gelip duruşmaları izleyebilir. Toplumsal duyarlıkları nedeniyle bu duruşmayı izlemeye gelen arkadaşlarımızın kimlikleri alındı ve not edildi. Bu durumu biz de zapta geçird
Zaman
Son Dakika
21.06.2013
Sürgüolaylarıdavası16EylüleertelendiSürgü olayları davası 16 Eylüle ertelendi
'F.Bahçe ile Kocaman'ın yolu kesişebilir'
Zaman
13.06.2013
13:14
Fenerbahçenin milli futbolcusu Emre Belözoğlu, yönetimin UEFA Disiplin Kurulu için gerekli savunmayı yaptığını belirterek, Son 3 sezondur her yaz başka bir olayla karşılaşıyoruz. Yeni sezona tüm bu sıkıntıları geride bırakmış bir kulüp olarak gireceğiz dedi.Tatilini geçirdiği İzmirde Altınordu Kulübünü ziyaret eden Emre Belözoğlu, Aykut Kocamandan, Salih Uçana, UEFA soruşturmasından yeni transferlere ve sakatlığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Eski teknik direktörleri Aykut Kocaman ile Fenerbahçenin yolunun bir gün mutlaka yeniden kesişeceğini kaydeden Emre, genç futbolcu Salih Uçanı ise parlak bir kariyerin beklediğinin altını çizdi. Yeni transfer Bruno Alvesten övgüyle bahseden tecrübeli futbolcu, yönetimin UEFA soruşturması için de gereken cevabı vereceğini vurguladı. Altınorduda yıldız adayı futbolcularla penaltı yarışması yapan ve Salih Uçanı keşfedip yetiştiren teknik ekiple konuşan Emre Belözoğlu, önümüzdeki sezon UEFA Kupasında finali hedeflediklerini belirtti.AYKUT HOCA TARİHE GEÇTİAykut Kocamanın görevden ayrılmasına çok üzüldüklerini belirten Emre Belözoğlu, Çok değerli bir insan ve gidişine hepimiz üzüldük. Ona olan sevgimin farkındaydı. Onunla çalışmaktan çok mutluydum. Aslında benim de beklemediğim bir ayrılık oldu. Futbolda ne yazık ki böyle ayrılıklar yaşanıyor. Fakat, bu bir bayrak yarışıdır ve asıl olan Fenerbahçedir. Aykut Hoca, kulübümüzün efsane oyuncusudur. Fenerbahçenin başında en fazla maça çıkan teknik direktördür. Futbolcu ve teknik direktör olarak tarihe geçmek kolay değildir. Daha uzun süre teknik direktörlük yapacağı için Fenerbahçe ile yollarının bir gün mutlaka yeniden kesişeceğini düşünüyorum. Sayın başkanımız, yabancı ya da yerli teknik adam tercihi konusunda ise en doğru kararı verecektir. Bu kadroyu en iyi şekilde sahaya sürecek hocanın tercihini yönetimimiz yapacaktır. Bu konuda taraftarımızın içi rahat olsun dedi. SALİH ÖNEMLİ BİR DEĞERSarı-lacivertli takımın genç yıldızı Salih Uçanı da öven Emre Belözoğlu, Salihi keşfedip yetiştiren Seyit Mehmet Özkan, Zafer Bilgetay, Hüseyin Eroğlu ve teknik ekipteki herkese teşekkür ederim. Salihin buradaki kariyerinden sonra Avrupada ülkemizi temsil edecek bir oyuncu olacağını düşünüyorum. Her şeyden önce zeki, ahlaklı ve çalışkan bir oyuncu. Hangi değerleri temsil ettiğinin de bilincinde. Geniş kadroları olan büyük takımlarda görev almak kolay değildir. Salihin geçtiği yollardan geçtiğim için elimden geldiğince ona destek oluyorum. Salih, Türk futbolu için çok önemli bir değer diye konuştu.ALVES DEĞERLİ BİR TRANSFERYeni transfer Bruno Alvesin çok değerli bir futbolcu olduğunu kaydeden Emre Belözoğlu, Fenerbahçe, her dönemde büyük oyunculara sahip olmuş bir kulüptür. Geçen sezon 60ın üzerinde maç oynadık. Bu nedenle kadromuzun geniş olması büyük avantaj. Yönetim kurulumuz, transferde önemli çalışmalar yapıyor ancak resmiyet kazanmadan bir şey söylemem yanlış olur. Kısa süre içinde isimler netleşecek ve yine güçlü bir kadroyla yola çıkacağız dedi. HEDEFİMİZ UEFA FİNALİFenerbahçenin adının olduğu her yerde iddia olduğunun altını çizen sarı-lacivertli futbolcu, Önümüzdeki sezon da önemli hedeflerimiz var. Lig şampiyonluğu ve Türkiye Kupası, bunların sadece ikisi. Ancak Avrupada yakaladığımız başarıyı da geliştirmek zorundayız. Fenerbahçe için UEFA Kupası Finali, bu hedeflerin arasında yer alıyor. İşte bu üç hedefe, güçlü ve geniş bir kadro yapısıyla ulaşacağımıza inanıyorum ifadelerini kullandı.HER YAZ BİR BAŞKA OLAYFenerbahçenin UEFA Disiplin Kuruluna sevk edilmesini de değerlendiren Emre Belözoğlu, Son 3 sezondur her yaz başka bir olayla karşılaşıyoruz. Kulübümüz, bu konularda gerekli savunmayı yaptı, yapıyor ve yapacaktır. Yaşadıklarımız, bizleri demotive ediyor. Yeni sezona tüm bu sıkıntıları geride bırakmış bir kulüp olarak gireceğiz. Taraftarlarımızın bize verdiği destek, ayakta durmamızın nedenidir. Zaten, onlar her zaman bizim arkamızda durdu. Yeni sezon da onlara şampiyonluklar, kupalar hediye etmek istiyoruz. Çünkü onlar her şeyin en iyisine layıklar dedi. SÜPER KUPA DOĞRU KARARGalatasaray ile yapacakları Süper Kupa maçının yurt dışında oynanacak olmasının doğru bir karar olduğunu söyleyen mili futbolcu, Herkes için değişik bir tecrübe olacak. İnşallah Türk futbolu adına da iyi bir örnek olur. Kazananın kaybedeni teselli edeceği, kaybedenin ise kazananı tebrik edeceği güzel bir karşılaşma yaşanır. Ben de sakatlığımın tedavisinde önemli yol aldım. Son 5 maçı ağrılarla oynadım. 10-15 gün daha hem tedavi hem de çalışmalarım devam edecek, sonrasında da sezona en iyi şekilde gireceğim diye konuştu. ALTINORDU DOĞRU YOLDAAltınordu Kulübü Başkanı Seyit Mehmet Özkanın da Türkiyede bir kulübe yetiştirici kimliği kazandırmaya çalışan rol model biri olduğunu belirten Emre, İzmirde kısa sürede inanılmaz işler yaptığını gö
Zaman
Son Dakika
13.06.2013
FBahçeileKocamanınyolukesişebilirFBahçe ile Kocamanın yolu kesişebilir
'F.Bahçe ile Kocaman'ın yolu kesişebilir'
Zaman
13.06.2013
13:12
Fenerbahçenin milli futbolcusu Emre Belözoğlu, yönetimin UEFA Disiplin Kurulu için gerekli savunmayı yaptığını belirterek, Son 3 sezondur her yaz başka bir olayla karşılaşıyoruz. Yeni sezona tüm bu sıkıntıları geride bırakmış bir kulüp olarak gireceğiz dedi.Tatilini geçirdiği İzmirde Altınordu Kulübünü ziyaret eden Emre Belözoğlu, Aykut Kocamandan, Salih Uçana, UEFA soruşturmasından yeni transferlere ve sakatlığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Eski teknik direktörleri Aykut Kocaman ile Fenerbahçenin yolunun bir gün mutlaka yeniden kesişeceğini kaydeden Emre, genç futbolcu Salih Uçanı ise parlak bir kariyerin beklediğinin altını çizdi. Yeni transfer Bruno Alvesten övgüyle bahseden tecrübeli futbolcu, yönetimin UEFA soruşturması için de gereken cevabı vereceğini vurguladı. Altınorduda yıldız adayı futbolcularla penaltı yarışması yapan ve Salih Uçanı keşfedip yetiştiren teknik ekiple konuşan Emre Belözoğlu, önümüzdeki sezon UEFA Kupasında finali hedeflediklerini belirtti.AYKUT HOCA TARİHE GEÇTİAykut Kocamanın görevden ayrılmasına çok üzüldüklerini belirten Emre Belözoğlu, Çok değerli bir insan ve gidişine hepimiz üzüldük. Ona olan sevgimin farkındaydı. Onunla çalışmaktan çok mutluydum. Aslında benim de beklemediğim bir ayrılık oldu. Futbolda ne yazık ki böyle ayrılıklar yaşanıyor. Fakat, bu bir bayrak yarışıdır ve asıl olan Fenerbahçedir. Aykut Hoca, kulübümüzün efsane oyuncusudur. Fenerbahçenin başında en fazla maça çıkan teknik direktördür. Futbolcu ve teknik direktör olarak tarihe geçmek kolay değildir. Daha uzun süre teknik direktörlük yapacağı için Fenerbahçe ile yollarının bir gün mutlaka yeniden kesişeceğini düşünüyorum. Sayın başkanımız, yabancı ya da yerli teknik adam tercihi konusunda ise en doğru kararı verecektir. Bu kadroyu en iyi şekilde sahaya sürecek hocanın tercihini yönetimimiz yapacaktır. Bu konuda taraftarımızın içi rahat olsun dedi. SALİH ÖNEMLİ BİR DEĞERSarı-lacivertli takımın genç yıldızı Salih Uçanı da öven Emre Belözoğlu, Salihi keşfedip yetiştiren Seyit Mehmet Özkan, Zafer Bilgetay, Hüseyin Eroğlu ve teknik ekipteki herkese teşekkür ederim. Salihin buradaki kariyerinden sonra Avrupada ülkemizi temsil edecek bir oyuncu olacağını düşünüyorum. Her şeyden önce zeki, ahlaklı ve çalışkan bir oyuncu. Hangi değerleri temsil ettiğinin de bilincinde. Geniş kadroları olan büyük takımlarda görev almak kolay değildir. Salihin geçtiği yollardan geçtiğim için elimden geldiğince ona destek oluyorum. Salih, Türk futbolu için çok önemli bir değer diye konuştu.ALVES DEĞERLİ BİR TRANSFERYeni transfer Bruno Alvesin çok değerli bir futbolcu olduğunu kaydeden Emre Belözoğlu, Fenerbahçe, her dönemde büyük oyunculara sahip olmuş bir kulüptür. Geçen sezon 60ın üzerinde maç oynadık. Bu nedenle kadromuzun geniş olması büyük avantaj. Yönetim kurulumuz, transferde önemli çalışmalar yapıyor ancak resmiyet kazanmadan bir şey söylemem yanlış olur. Kısa süre içinde isimler netleşecek ve yine güçlü bir kadroyla yola çıkacağız dedi. HEDEFİMİZ UEFA FİNALİFenerbahçenin adının olduğu her yerde iddia olduğunun altını çizen sarı-lacivertli futbolcu, Önümüzdeki sezon da önemli hedeflerimiz var. Lig şampiyonluğu ve Türkiye Kupası, bunların sadece ikisi. Ancak Avrupada yakaladığımız başarıyı da geliştirmek zorundayız. Fenerbahçe için UEFA Kupası Finali, bu hedeflerin arasında yer alıyor. İşte bu üç hedefe, güçlü ve geniş bir kadro yapısıyla ulaşacağımıza inanıyorum ifadelerini kullandı.HER YAZ BİR BAŞKA OLAYFenerbahçenin UEFA Disiplin Kuruluna sevk edilmesini de değerlendiren Emre Belözoğlu, Son 3 sezondur her yaz başka bir olayla karşılaşıyoruz. Kulübümüz, bu konularda gerekli savunmayı yaptı, yapıyor ve yapacaktır. Yaşadıklarımız, bizleri demotive ediyor. Yeni sezona tüm bu sıkıntıları geride bırakmış bir kulüp olarak gireceğiz. Taraftarlarımızın bize verdiği destek, ayakta durmamızın nedenidir. Zaten, onlar her zaman bizim arkamızda durdu. Yeni sezon da onlara şampiyonluklar, kupalar hediye etmek istiyoruz. Çünkü onlar her şeyin en iyisine layıklar dedi. SÜPER KUPA DOĞRU KARARGalatasaray ile yapacakları Süper Kupa maçının yurt dışında oynanacak olmasının doğru bir karar olduğunu söyleyen mili futbolcu, Herkes için değişik bir tecrübe olacak. İnşallah Türk futbolu adına da iyi bir örnek olur. Kazananın kaybedeni teselli edeceği, kaybedenin ise kazananı tebrik edeceği güzel bir karşılaşma yaşanır. Ben de sakatlığımın tedavisinde önemli yol aldım. Son 5 maçı ağrılarla oynadım. 10-15 gün daha hem tedavi hem de çalışmalarım devam edecek, sonrasında da sezona en iyi şekilde gireceğim diye konuştu. ALTINORDU DOĞRU YOLDAAltınordu Kulübü Başkanı Seyit Mehmet Özkanın da Türkiyede bir kulübe yetiştirici kimliği kazandırmaya çalışan rol model biri olduğunu belirten Emre, İzmirde kısa sürede inanılmaz işler yaptığını gö
Zaman
Ana Sayfa
13.06.2013
FBahçeileKocamanınyolukesişebilirFBahçe ile Kocamanın yolu kesişebilir
İkiye bölünen araçtan burnu bile kanamadan çıktı
Zaman
27.05.2013
21:30
Samsunda meydana gelen tek taraflı kazada ortadan ikiye bölünen otomobilden burnu dahi kanamadan çıkan sürücü, üzerinden şoku atlattıktan sonra hurdaya dönen araçtan teybini sökmeye çalıştı.İlkadım ilçesi Atatürk Bulvarı Eski Stadyum önünde saat 19.00da meydana gelen kazada, Atakum istikametine gitmekte olan Emre Aslanın (32) kullandığı 61 DT 762 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu, çift şeritli yolda orta refüje çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil ikiye gölündü. Aracın direksiyon kısmından itibaren olan ön tarafından kopan arka bölüm içerisindeki 3 kişi ile birlikte kaza yerinin 10 metre ilerisine savruldu.Kazada, ön yolcu koltuğunda oturan Emre Çetinkaya yaralanırken, sürücü Aslan ve arkada oturan Samet Genel, kazadan burunları dahi kanamadan kurtuldu. Yarılı, olay yerine gelen ambulansla Tıp Fakültesi Hastanesine götürdüğü ve hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. İkiye bölünen aracı görenler şaşkınlıklarını gizleyemezken, sürücünün aracın başında gazetecilere gülerek poz vermesi polisleri bile şaşkına çevirdi. Kazanın şokunu üzerinden attıktan sonra hurdaya dönen aracın başına gelen Aslan ve arkadaşı, aracın teybini sökmeye çalıştı. Aracın ikiye ayrılmasını hatırlamadığını belirten sürücü Emre Aslan, Ben orta şeritte Atakum istikametine doğru gidiyordum. Bir araç önüme kırdı, ben de ondan kaçmak isterken orta refüje çarptık. Araç nasıl bu hale geldi hiçbir şey hatırlamıyorum. dedi.Kaza yerinde bir süre kontrollü verilen araç trafiği, kaza mahallinin temizlenmesinin ardından normale döndü. Kazanın olduğu yerde yaklaşık 10 gün önce yine aynı şekilde bir kaza olmuş, karşı şeride geçen aracın çarptığı otomobildeki karı koca ile birlikte 3 kişi hayatını kaybetmişti.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
27.05.2013
İkiyebölünenaraçtanburnubilekanamadançıktıİkiye bölünen araçtan burnu bile kanamadan çıktı
İkiye bölünen araçtan burnu bile kanamadan çıktı
Zaman
27.05.2013
21:27
Samsunda meydana gelen tek taraflı kazada ortadan ikiye bölünen otomobilden burnu dahi kanamadan çıkan sürücü, üzerinden şoku atlattıktan sonra hurdaya dönen araçtan teybini sökmeye çalıştı.İlkadım ilçesi Atatürk Bulvarı Eski Stadyum önünde saat 19.00da meydana gelen kazada, Atakum istikametine gitmekte olan Emre Aslanın (32) kullandığı 61 DT 762 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu, çift şeritli yolda orta refüje çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil ikiye gölündü. Aracın direksiyon kısmından itibaren olan ön tarafından kopan arka bölüm içerisindeki 3 kişi ile birlikte kaza yerinin 10 metre ilerisine savruldu.Kazada, ön yolcu koltuğunda oturan Emre Çetinkaya yaralanırken, sürücü Aslan ve arkada oturan Samet Genel, kazadan burunları dahi kanamadan kurtuldu. Yarılı, olay yerine gelen ambulansla Tıp Fakültesi Hastanesine götürdüğü ve hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. İkiye bölünen aracı görenler şaşkınlıklarını gizleyemezken, sürücünün aracın başında gazetecilere gülerek poz vermesi polisleri bile şaşkına çevirdi. Kazanın şokunu üzerinden attıktan sonra hurdaya dönen aracın başına gelen Aslan ve arkadaşı, aracın teybini sökmeye çalıştı. Aracın ikiye ayrılmasını hatırlamadığını belirten sürücü Emre Aslan, Ben orta şeritte Atakum istikametine doğru gidiyordum. Bir araç önüme kırdı, ben de ondan kaçmak isterken orta refüje çarptık. Araç nasıl bu hale geldi hiçbir şey hatırlamıyorum. dedi.Kaza yerinde bir süre kontrollü verilen araç trafiği, kaza mahallinin temizlenmesinin ardından normale döndü. Kazanın olduğu yerde yaklaşık 10 gün önce yine aynı şekilde bir kaza olmuş, karşı şeride geçen aracın çarptığı otomobildeki karı koca ile birlikte 3 kişi hayatını kaybetmişti.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
27.05.2013
İkiyebölünenaraçtanburnubilekanamadançıktıİkiye bölünen araçtan burnu bile kanamadan çıktı
İkiye bölünen aracın içinden burnu bile kanamadan çıktı
Zaman
27.05.2013
21:23
Samsunda meydana gelen tek taraflı kazada ortadan ikiye bölünen otomobilden burnu dahi kanamadan çıkan sürücü, üzerinden şoku atlattıktan sonra hurdaya dönen araçtan teybini sökmeye çalıştı.İlkadım ilçesi Atatürk Bulvarı Eski Stadyum önünde saat 19.00da meydana gelen kazada, Atakum istikametine gitmekte olan Emre Aslanın (32) kullandığı 61 DT 762 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu, çift şeritli yolda orta refüje çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil ikiye gölündü. Aracın direksiyon kısmından itibaren olan ön tarafından kopan arka bölüm içerisindeki 3 kişi ile birlikte kaza yerinin 10 metre ilerisine savruldu. Kazada, ön yolcu koltuğunda oturan Emre Çetinkaya yaralanırken, sürücü Aslan ve arkada oturan Samet Genel, kazadan burunları dahi kanamadan kurtuldu. Yarılı, olay yerine gelen ambulansla Tıp Fakültesi Hastanesine götürdüğü ve hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. İkiye bölünen aracı görenler şaşkınlıklarını gizleyemezken, sürücünün aracın başında gazetecilere gülerek poz vermesi polisleri bile şaşkına çevirdi. Kazanın şokunu üzerinden attıktan sonra hurdaya dönen aracın başına gelen Aslan ve arkadaşı, aracın teybini sökmeye çalıştı. Aracın ikiye ayrılmasını hatırlamadığını belirten sürücü Emre Aslan, Ben orta şeritte Atakum istikametine doğru gidiyordum. Bir araç önüme kırdı, ben de ondan kaçmak isterken orta refüje çarptık. Araç nasıl bu hale geldi hiçbir şey hatırlamıyorum. dedi. Kaza yerinde bir süre kontrollü verilen araç trafiği, kaza mahallinin temizlenmesinin ardından normale döndü. Kazanın olduğu yerde yaklaşık 10 gün önce yine aynı şekilde bir kaza olmuş, karşı şeride geçen aracın çarptığı otomobildeki karı koca ile birlikte 3 kişi hayatını kaybetmişti. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
27.05.2013
İkiyebölünenaracıniçindenburnubilekanamadançıktıİkiye bölünen aracın içinden burnu bile kanamadan çıktı
İkiye bölünen aracın içinden burnu bile kanamadan çıktı
Zaman
27.05.2013
21:23
Samsunda meydana gelen tek taraflı kazada ortadan ikiye bölünen otomobilden burnu dahi kanamadan çıkan sürücü, üzerinden şoku atlattıktan sonra hurdaya dönen araçtan teybini sökmeye çalıştı.İlkadım ilçesi Atatürk Bulvarı Eski Stadyum önünde saat 19.00da meydana gelen kazada, Atakum istikametine gitmekte olan Emre Aslanın (32) kullandığı 61 DT 762 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu, çift şeritli yolda orta refüje çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil ikiye gölündü. Aracın direksiyon kısmından itibaren olan ön tarafından kopan arka bölüm içerisindeki 3 kişi ile birlikte kaza yerinin 10 metre ilerisine savruldu. Kazada, ön yolcu koltuğunda oturan Emre Çetinkaya yaralanırken, sürücü Aslan ve arkada oturan Samet Genel, kazadan burunları dahi kanamadan kurtuldu. Yarılı, olay yerine gelen ambulansla Tıp Fakültesi Hastanesine götürdüğü ve hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. İkiye bölünen aracı görenler şaşkınlıklarını gizleyemezken, sürücünün aracın başında gazetecilere gülerek poz vermesi polisleri bile şaşkına çevirdi. Kazanın şokunu üzerinden attıktan sonra hurdaya dönen aracın başına gelen Aslan ve arkadaşı, aracın teybini sökmeye çalıştı. Aracın ikiye ayrılmasını hatırlamadığını belirten sürücü Emre Aslan, Ben orta şeritte Atakum istikametine doğru gidiyordum. Bir araç önüme kırdı, ben de ondan kaçmak isterken orta refüje çarptık. Araç nasıl bu hale geldi hiçbir şey hatırlamıyorum. dedi. Kaza yerinde bir süre kontrollü verilen araç trafiği, kaza mahallinin temizlenmesinin ardından normale döndü. Kazanın olduğu yerde yaklaşık 10 gün önce yine aynı şekilde bir kaza olmuş, karşı şeride geçen aracın çarptığı otomobildeki karı koca ile birlikte 3 kişi hayatını kaybetmişti. (CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
27.05.2013
İkiyebölünenaracıniçindenburnubilekanamadançıktıİkiye bölünen aracın içinden burnu bile kanamadan çıktı
10:30 Biber gazı sıkılan astım hastası kurtarılamadı
Net Gazete
29.05.2012
10:30
Yalovada aralarında arkadaşlarının bulunduğu iki grup arasındaki kavgayı gören ve ayırmak isteyen astım hastası Çayan Birben (31), olaya müdahale eden polisin biber gazı kullanması ile fenalaşarak hastaye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan astım hastası Çayan Birbenin beyin ölümü gerçekleşti. Olayla ilgili görgü şahidi Emre K. “Çayanın olay ile ilgisi yoktu. Polise (abi ben astım hastasıyım biber gazı sıkma) dediğini duydum, polis yine de sıktı” dedi.
Net Gazete
Son Dakika
29.05.2012
1030Bibergazısıkılanastımhastasıkurtarılamadı1030 Biber gazı sıkılan astım hastası kurtarılamadı
09:40 Biber gazı sıkılan astım hastası kurtarılamadı
Net Gazete
29.05.2012
09:44
Yalovada aralarında arkadaşlarının bulunduğu iki grup arasındaki kavgayı gören ve ayırmak isteyen astım hastası Çayan Birben (31), olaya müdahale eden polisin biber gazı kullanması ile fenalaşarak hastaye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan astım hastası Çayan Birbenin beyin ölümü gerçekleşti. Olayla ilgili görgü şahidi Emre K. “Çayanın olay ile ilgisi yoktu. Polise (abi ben astım hastasıyım biber gazı sıkma) dediğini duydum, polis yine de sıktı” dedi.
Net Gazete
Son Dakika
29.05.2012
0940Bibergazısıkılanastımhastasıkurtarılamadı0940 Biber gazı sıkılan astım hastası kurtarılamadı
Yine olay, yine Emre
Vatan Gazetesi
17.11.2011
10:16
Emre Belözoğlu, bir kadınla yaşadığı yol kavgasının ardından mahkemelik oldu


Vatan Gazetesi
Son Dakika
17.11.2011
YineolayyineEmreYine olay yine Emre
Suzanne Geske: Zirve cinayeti bir arada yaşamayı zorlaştırmayı amaçlıyordu
Samanyolu Haber
17.04.2011
15:50


Malatyada 2007 yılında öldürülen Alman Tilman Ekkehart Geskenin eşi Suzanne Geske, Zirve Yayınevi ve benzeri cinayetlerin bir arada yaşamayı imkansız hale getirmeyi amaçladığını söyledi. Zirve Yayınevinde öldürülen 3 kişiden birisi olan Alman Tilmann Geskenin Malatyada 3 çocuğu ile birlikte yaşayan eşi Suzanna Geske gazetecilere yaptığı açıklamada, cinayetin üzerinden 4 yıl geçtiğini, olayın ardındaki kişilerin yakalanmaya başlanmasıyla ümitlendiklerini söyledi. Malatyadan ayrılmayı hiç düşünmediğini anlatan Geske, Zirve Yayınevindeki ve Türkiyede yaşanan benzer cinayetler kışkırtmayı ve bir araya yaşamayı imkansız hale getirmeyi gaye edindiğini düşünüyorum. Adalete güveniyorum. O döneme ait bir şey hatırlamak bile istemiyorum. Adli süreç devam ediyor. Hayatımız henüz normalleşmeye başladı. Ancak çocuklarımız hale korkuyor. Ben evde olmasam nerdesin diye aramaya başlıyorlar. Çok zor günler geçirdik. Ancak Ergenekon operasyonu çerçevesinde yayınevi cinayetleriyle ilgili gerçekleştirilen tutuklamalar bizi umutlandırdı. Biz zaten bu olayı 5 gencin tek başına işleyebileceğine inanmıyorduk. Bu soruşturmalarla suçluların cezalandırılacağına inanıyorum. Adalet yerini elbet bulacak. diye konuştu. Zirve Yayınevi cinayetlerini işleyen 5 gencin kandırıldıklarına inandığını anlatan Geske, Asıl arka plandakiler ortaya çıkarılarak cezalandırılmalılar. Arkadaki kişiler cezalandırılmazsa, ileride benzer olaylar tekrar yaşanabilir. O zaman başka çocuk bulacak, yine ortalığı karıştırmaya çalışacaklardır. şeklinde konuştu. Malatyada, 18 Nisan 2007de, Zirve Yayınevinde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçaklanarak öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler(20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı. Üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde tedavi edildikten sonra tutuklanmıştı. Günaydının olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde cumhuriyet savcısına verdiği ifade doğrultusunda, olayı azmettirdiği gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki de tutuklanmıştı. Yelki, 22 Mayıs 2009, Aral ise 20 Ağustos 2009daki duruşmalarda tahliye edilmiş, 15 Ekim 2010daki 29uncu celsede tanık olarak dinlenilen Erhan Özenin ifadelerini de dikkate alan mahkeme, Aralın yeniden tutuklanmasına karar vermişti. Ergenekon soruşturması kapsamında Zirve Yayınevi katliamıyla ilgili gözaltına alınan 7 kişi de tutuklanmıştı. Tutuklananlar arasında Malatya Jandarma Alay Komutanı olarak görev yapan emekli Albay M.Ü. İle İnönü Üniversitesinde araştırma görevlisi olan R.A. da bulunuyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.04.2011
SuzanneGeskeZirvecinayetibiraradayaşamayızorlaştırmayıamaçlıyorduSuzanne Geske Zirve cinayeti bir arada yaşamayı zorlaştırmayı amaçlıyordu
Karı kocaya kurşun yağdı: 1 ölü
Samanyolu Haber
01.04.2011
22:18
Fizik tedaviden çıkan karı kocaya sokak ortasında hasımları tarafından silahlı saldırı düzenledi.

Saldırıda 40 yaşındaki Mehmet Yedikardeş hayatını kaybederken, eşi 37 yaşındaki Meryem Yedikardeş ise ağır yaralandı. Olay, bugün saat 17.30 sıralarında, Yunus Emre Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, geçtiğimiz yıl içerisinde kent merkezinde Yedikardeş ailesine mensup taraflar arasında çıkan silahlı çatışmada 1 kişinin ölümüne, 4 kişinin yaralanmasıyla başlayan kan davası bugün yine tarafların sokak ortasında karşı karşıya gelmesi üzerine can aldı. Fizik tedaviden çıkan 37 yaşındaki Meryem ile 40 yaşındaki eşi Mehmet Yedikardeş, merkeze ait minibüsle evlerine gitmeye hazırlandıkları sırada henüz kimlikleri tespit edilemeyen ve akrabaları olduğu ileri sürülen hasımları tarafından sokak ortasında kurşun yağmuruna tutuldu. Silahlı saldırıda göğsünden ve koltuk altından yaralanan karı koca kendilerini bekleyen fizik tedavi merkezine ait 31 FE 250 plakalı servis minibüsüyle Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Acil servise alınan yaralılardan Mehmet Yedikardeş tüm müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Hayati tehlikesi bulunan ağır yaralı eşi Meryem Yedikardeş ise ameliyatta alındı. Polisin, olaydan sonra kaçan saldırganların yakalanması için çalışmaları devam ediyor. DHA
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.04.2011
Karıkocayakurşunyağdı1ölüKarı kocaya kurşun yağdı 1 ölü
Danıştay cinayetinde tanık ifadesi için kapalı oturum
Samanyolu Haber
10.03.2011
11:51


Ergenekon ana davasında, birleştirilen Danıştay dava dosyasıyla ilgili tanık sıfatıyla mahkemeye çağrılan Esraf Feride Gökçimenin isteği üzerine kapalı duruşma yapılmasına karar verildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasının 176. duruşmasında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslanın da aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ve başka bir çete davasından tutuklu bulunan sanık Semih Tufan Gülaltay ile tutuksuz sanık gazeteci Güler Kömürcü Öztürk hazır bulundu. Tutuklu sanıklardan Hayrettin Ertekin ile Ergun Poyraz ile mazeretleri nedeni ile duruşmaya katılmadı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanık yoklaması yapıldığını ve tanıklardan Esra Feride Gökçimenin hazır bulunduğunu söyledi. Başkan Özese, tanık Gökçimenin, kapalı bir oturumda ifade vermek istediğini belirterek sanık avukatları ve Gökçimen haricinde duruşma salonunda bulunan izleyiciler ile basın mensuplarının dışarı çıkmasını istedi. Duruşmanın bundan sonraki bölümü kapalı olarak yapıldı. Sanık avukatlarının Kamu denetimi açısından yargılamanın açık yapılması konusunda mahkemeye heyetini talepte bulundukları öğrenildi. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzelin, basın ve izleyicilerin duruşmayı izlemesinde bir sakınca olmadığını söylediği ancak mahkeme heyetinin, CMK 58 ve 188inci maddesini gerekçe göstererek kapalı duruşma konusunda ısrarlı davrandıkları öğrenildi. Öte yandan, davanın tutuklu sanıklarından Ümit Sayının talebi doğrultusunda da 7 Aralık 2009 tarihinde bir gizli oturum yapılmış, Sayın, dava dosyasında ifadesi bulunan Gizli tanık Anadol olduğunu açıklamıştı. Sayın ile ilgili olarak yapılan kapalı oturum sırasında sanıklar dışarı çıkarılmış ama izleyiciler ile basın mensupları duruşma salonundan çıkarılmıştı. Sayın, 29 Ocak 2010 tarihli duruşmada ise tutuklu bulunduğu süre, suç vasfının değişme ihtimali ve hakkındaki delilleri karartma ihtimali bulunmaması gerekçe gösterilerek tahliye edilmişti. Ergenekon terör örgütüne bağlı hareket ettiği ileri sürülen Semih Tufan Gülaltay liderliğindeki suç örgütüne yönelik yapılan soruşturmada müşteki olarak müracaata bulunan Esra Feride Gökçimenin 11 Temmuz 2006 tarihinde alınan ifadesi de, Ergenekon davasının iddianamesine yansımıştı. Bir dönem Semih Tufan Gülaltayın yanında kaldıklarını, bu süre içerisinde Semih Tufanın yanına çok sayıda değişik kişilerin gelip gittiğini, bu kişilerden birisinin de Muzaffer Tekin olduğunu belirten Gökçimen, bu ifadesinde Danıştay olayından 2 gün önce Muzaffer Tekinin, yanında 4-5 kişilik grupla Semih Tufan Gülaltayın ofisine geldiklerini ve saatlerce toplantı yaptıkları bilgisini vermişti. Muzaffer Tekinin bu binaya sık sık geldiğini ve kendisine Komutan diye hitap edildiğini de belirten Gökçimenin, ifadesinde yine Danıştay suikastının tetikçisi Alparslan Arslanın da olaydan önce bu binaya kalabalık bir grupla geldiğini gördüğünü, ancak o dönemde adını bilmediğini, olay sonrası bu kişiyi medyada görünce tanıdığını söylediği belirtilmişti. Gökçimenin Gülaltayın çete davası ile ilgili olarak alınan ifadesine de Ergenekon ana davasının iddianamesinde yer verilmişti; Semih Tufan Gülaltayın, etrafındaki kişilere bir gün mutlaka başbakan olacağını ancak bunun demokratik yollardan olmayacağını, hedefinde şu an (İfade verildiği tarih 11 Temmuz 2006) Başbakan dahil 5 kişinin olduğunu söylediği... Ayrıca iddianamede Gökçimenin ifadesiyle ilgili olarak şu bilgilere de yer verildi; Başbakan Recep Tayip Erdoğanın bir kavşak açılışı için Maltepe ilçesine geldiğini, açılıştan (1) gün önce örgütün tetikçi kanadındaki kişilerin Semih tufan Gülaltayın ofisine geldiğini, burada Emre Gülaltay ve Necdet Atışın talimatlar verdiğini, bir ara şahısların yanından geçerken duyduğu kadarıyla Sen şu saatte Maltepe de şurda olacaksın, sen şurda olacaksın gibi talimatlarla yönlendirdiklerini, o gün iş yerinde çok anormal bir hareketliliğin olduğunu, ofiste yaşanan olaylardan bir gün sonra gelecek Başbakana yönelik eylem hazırlığı yapıldığını düşündüğünü beyan etmiştir.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.03.2011
DanıştaycinayetindetanıkifadesiiçinkapalıoturumDanıştay cinayetinde tanık ifadesi için kapalı oturum
Esrarengiz yangınlar Çelik ailesini perişan etti
Samanyolu Haber
26.02.2011
10:10


Adıyamanın Kahta ilçesi Narince köyünde bir ailenin başı yangınlarla dertte. 9 kişilik Çelik ailesi, 45 günden beri gittikleri her yerde yangın çıkmasından dolayı şaşkın. Psikolojilerinin bozulduğunu belirten Çelik ailesi, sebebini anlayamadıkları yangınlar yüzünden çocuklarının okulu bıraktığını söyledi. Bulundukları ortamlarda çıkan yangınlardan bezdiklerini belirten baba Ahmet Çelik, Yaşanan bu olaylar bizi canımızdan bezdirdi. Ben bu evi yapalı 5 yıl oldu. 5 yıldan beri bir olumsuzluğun yaşanmadığı evde son 45 gündür acayip şeyler oluyor. Kendiliğinden yangınlar çıkıyor. Evimizde hiçbir şey kalmadı. Her şeyimiz yandı. Dün çocuğun üstünde montu yandı. Son anda çocuğu yanmaktan kurtardık. Bunu söndürdükten sonra kızımın başında ki eşarp tutuştu. Onu da son anda söndürdük. Hocaların yanına gittim, onlar dediler ki sen cinlere zarar vermişsin. Onlar senden intikam alıyorlar. Size musallat olmuşlar. dedi. Bu yangınlardan dolayı Kahtaya taşındıklarını belirten Ahmet Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: Yaşanan bu olaylardan sonra belki mekan değişikliği yaparsak sorun ortadan kalkar dedim. Taşındım, ama olmadı. 2 gün bir şey olmadı. Daha sonra eve taşlar gelmeye başladı. Sonra yine kendiliğinden çıkan yangınlar başladı. Tekrar eve geldik. Misafirliğe gidiyoruz, orası yanıyor. Çocuklar amcalarına gidiyor, oralar yanıyor. Gittiğimiz her taraf yanıyor. 24 saat hem biz hem akrabalarımız, hem de köylüler çıkan yangınları söndürmek için nöbet tutuyor. Ben buradan sesleniyorum lütfen Türkiyede bu problemi çözecek birisi varsa Allah rızası için yardım etsin. Perişan olduk. Çocuklarımın psikolojisi bozuldu. Ahmet Çelikin kardeşi Mehmet Çelik de olayın vahametinin büyük olduğuna işaret ederek, Ağabeylerimin ve yeğenlerimin durumları içler acısı. Bu olay onların psikolojisini bozduğu gibi köyün de psikolojisini bozdu. 24 saat nöbet tutuyoruz. Çıkan yangınları söndürüyoruz. Yangının nerede çıkacağı bellisiz. Her an her yerde çıkabiliyor. Bize misafirliğe geldiler. Ahırda yangın çıktı. İneklerimizi zor kurtardık. İçeride oturuyoruz, birden perdeler tutuştu. Bizlerde psikoloji falan kalmadı. Kimse çalışmıyor artık. Bittik yani. Ne olur bu problem çözülsün dayanamıyoruz artık. diye konuştu. Aileye yardımcı olmak için İstanbuldan gelen Ahmet Çelikin amcaoğlu Hüseyin Çelik, tüm kamu kurumlarına gittiğini, ama bu olay için ellerinden gelen bir şeyin olmadığını söyledi. Bir başka amcaoğulu Yunus Emre Çelik bir olayı anlatırken şöyle konuştu: Birisinde yangın çok büyük olmuştu. Karakol komutanı da geldi. Yangını söndürdük. Biz olanları anlattık. Ama böyle olacağına inanmadılar. Her pencerenin önüne bir askeri nöbete koydu. Askerin yanında perde yanmaya başladı. Ondan sonra hepsi şoke oldu. Ayrıca o asker 1 hafta hastanede psikolojik tedavi gördü. ifadelerini kullandı. Bu tılsımlı aileyi haberleştirmek için eve giden basın mensupları da şoke oldu. Yaptıkları haberden sonra beklemeye başlayan basın mensupları kendiliğinden çıkan yangınları görünce gördüklerine onlar da inanamadı. Evde yanmayan hiçbir şey olmazken, duvarda bulunan dini içerikli takvim ile Kuranı Kerimin yanmaması dikkat çekti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.02.2011
EsrarengizyangınlarÇelikailesiniperişanettiEsrarengiz yangınlar Çelik ailesini perişan etti
Savcı Öz'e anlattı; işte o şok itiraflar
Samanyolu Haber
18.12.2010
09:29
Ergenekon savcılarına ifade veren Terazi bakın neler anlattı

Balyoz Darbe Planı Davasının görülmesine önceki gün Silivride başlandı. Oldukça uzun süreceği belli olan bu yargılama gündemdeki yerini belliki koruyacak. Fakat darbe planları kadar mahkemenin şekil şartları da tartışma konusu. Özellikle de yargılama başlamadan hemen önce 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zafer Başkurtun Gebzeye atanması oldukça dikkat çekti. Balyoz planına da seminer notları olarak bakan medya bakın dosya daha baştan şaibeli söylemi yaydı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise haklarındaki soruşturmalar nedeniyle görev değişikliği yapıldı. HSYK bu kararı oy birliği ile aldı diyerek değişikliğin ne kadar zaruri olduğunu anlatmaya çalıştı. Fakat tartışmalar bitmiş değil. Ancak hem 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zafer Başkurtun hem de Hrant Dink Davasına bakan 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canakın yer değiştirmesine neden olan soruşturma dosyasına bakılırsa vahim bir tabloyla karşılaşılıyor. Çünkü her iki hakimle ilgili yüz kızartıcı iddialar var. Hatta gizli tanık Terazinin Ergenekon savcılarına anlattıkları çok düşündürücü. Adalet Bakanlığı müfettişlerinin raporlarına göre 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zafer Başkurt ve 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canak, büyük hacimli uyuşturucu davalarında sanıklar ve onların avukatlarıyla uygunsuz ilişkilere girdi. Adalet Başmüfettişi Oktay Acunun 25 Kasımda Bakanlık Teftiş Kuruluna yolladığı soruşturma izni talebinde her iki hakimle ilgili çarpıcı ifadeler yer alıyor. Soruşturma evraklarına göre hakimler Başkurt ve Canak, uyuşturucu davalarının avukatlarıyla yakın temasta. Hatta avukatlarla, üstelik onların araçlarıyla Ankaraya gidip Seyfi Oktayın aracı olmasıyla HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ile görüştüler. Yine aynı evraklara göre bir eroin davasında tutuklu bulunan Cemal Nayırın tahliyesi için avukatları mahkeme başkanı Erkan Canak ile müzakere ettiler. Hatta tahliye olmayınca da sanık avukatları diğer hakim Zafer Başkurt üzerinden hakim Erkan Canakı tehdit ettiler. Fakat asıl şok bilgiler adliyelerde dönen rüşvet çarkını anlatan gizli tanık Terazinin Ergenekon savcısı Zekeriya Öze verdiği ifadede var. 21 Ekim 2010 tarihinde ifadesi alınan gizli tanık Teraziye göre uyuşturucu davaları ve dönen rüşvet çarkında söz konusu iki hakim de yer aldı. Özellikle yargılamayı etkilemeye teşebbüsten geçtiğimiz yılın mayıs ayında tutuklanan avukatlar Ali Hadi Emre ve Kudbeddin Kayanın uyuşturucu davalarının lehlerine sonuçlanması için hakimler Zafer Başkurt ve Erkan Canak ile ilişki içinde olduğunu anlatan gizli tanık Terazinin ifadesinden satır başları şöyle: Bu avukatlar uyuşturucu davalarında tahliye ettirdikleri şahıslardan, yüklü miktarda paralar almaktalar. Bu paralardan söz konusu mahkeme başkanları da paylarına düşeni alıyorlar. Eğer hakimler Zafer Başkurt ve Erkan Canakın halledemeyeceği bir şeyse Ankaraya gidip Seyfi Oktay gibi bazı şahıslarla görüşme yaparak davaları kendi lehlerine sonuçlandırmaktalar Mesela 2007de İtalyadan gelen bir gemide yakalanan 40 kilo kokain davasında avukat Kudbeddin Kaya idi. Davanın 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi sağlandı. Avukat Kaya sanıklardan 2 milyon TL aldı. Bu paranın bir kısmını hakime verdiler. Kısa bir süre sonra sanıklar tahliye oldular 2005 yılında 350 kilo eroin Ukraynada yakalandı. Bu operasyonun sanıklarının avukatı Ali Hadi Emreydi. Kudbeddin Kaya da yardımcı oldu. Dava 14. Ağır Cezada görülmeye başlandı. Sanıkların tahliyesi için 800 bin euro rüşvette anlaşıldı. 400 ben eurosu peşin kalanı tahliyeden sonraydı. Sekiz ay gibi bir sürede tüm sanıklar tahliye oldu. Fakat sanıklar paranın kalanını ödemediler. Bunun üzerine mahkeme başkanı Erkan Canak sanık Mustafa Cengiz hakkında tutuklama kararı çıkardı. Sonra sanık parayı ödedi. Yakalama kararı da hemen kaldırıldı Gizli tanık Terazinin ifadesinde benzer çok sayıda olay var. Anlattıklarından olayların tam merkezinde olduğu anlaşılan Terazi, hakimler hakkında soruşturma açıldıktan sonra yaşananları ise şöyle anlatıyor: 2006 da her iki hakim hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma ile ilgili Ankarada müfettişler görevlendirildi. Ancak bu dönemde Ali Hadi Emre ve Kudbeddin Kaya devreye girdi. Tanıdıkları şahıslara devreye soktular ve ceza almadan soruşturmadan kurtuldular Adem YAVUZ ARSLAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.12.2010
SavcıÖzeanlattı;işteoşokitiraflarSavcı Öze anlattı; işte o şok itiraflar
İzmir'de feci kaza: 3 ölü
Samanyolu Haber
27.11.2010
08:27
İzmirin Karşıyaka ilçesi Anadolu caddesi üzerinde meydana gelen trafik kazasında 3 kişi hayatını kaybetti.

Kaza, Anadolu caddesi Alaybey Gümüşpala kavşağı yakınlarında sabaha karşı saat 04.00 sıralarında meydana geldi. Konaktan Karşıyaka yönüne seyreden ve sürücüsünün kimliği tespit edilemeyen 35 KJV 58 plakalı otomobil, iddialara göre aşırı hız ve dikkatsizlik sonucu sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle kontrolden çıktı. Yolda sağa sola savrulan otomobil toparlanamayarak yol kenarındaki beton bariyerlere hızla çarptı. Çarpmanın etkisiyle takla atarak yerde sürüklenen otomobil, yine yol kenarındaki bariyerlere çarparak durabildi. Kazayı gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Sağlık ve 155 Polis İmdat hatlarını arayarak haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından araçta bulunan üç kişiye hemen müdahale edildi. Yapılan incelemelerde araçtaki üç kişinin de olay yerinde hayatını kaybettiği anlaşıldı. Araç içinde sıkışarak ölen üç gencin cesetleri, olay yerine çağrılan Arama ve Kurtarma (AKS) ekiplerinin çalışması sonucu sıkıştıkları yerden çıkarıldı. Olayla ilgili olarak soruşturma başlatan Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, otomobil içinde hayatını kaybedenlerden ikisinin Emre Alabay (21) ve Atalay Alabay (22) olduğunu belirledi. Kazada hayatını kaybeden üçüncü kişinin üzerinden nüfus cüzdanı çıkmadığı için kimliği henüz belirlenemedi. Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı ve polis ekiplerinin yaptığı incelemelerin ardından gençlerin cesetleri, cenaze otosuyla Mezarlıklar Müdürlüğü Morguna götürüldü. Yapılan incelemede ise otomobilin Alabay Turizm Şirketine ait olduğu belirlendi. Otomobili gençlerden kimin kullandığı yapılan incelemelerden sonra belirlenecek. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor. CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.11.2010
İzmirde/">İzmirdefecikaza3ölüİzmirde-feci-kaza-3-ölü/">İzmirde feci kaza 3 ölü
Şaibeli baskınlarda soru işaretleri
Samanyolu Haber
15.11.2010
11:13
İki albayın üç yıl önce yaşanan Dağlıca saldırısı ile ilgili internete düşen ses kayıtları, askerî soruşturmalarda yaşanan eksiklikleri de gözler önüne serdi.

Baskından sonra Genelkurmay Başkanlığı saldırıdaki ihmallerle ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ancak iki subayın konuşmaları, baskınla ilgili askerî merciler tarafından tahkikat yapılmadığını ortaya koydu. Bu yetmezmiş gibi şehit düşen erlerin otopsi raporlarına da müdahale edilerek deliller karartıldı. Saldırı ile ilgili iz bırakmamak için cephanelik deposu kundaklandı. Hatırlanacağı gibi, 21 Ekim 2007 tarihinde Hakkarinin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca köyünde konuşlu komando taburuna bölücü terör örgütü PKK saldırmıştı. Saldırıda 13 asker şehit düştü, 16 asker yaralandı ve 8 asker de bölücü terör örgütü tarafından kaçırıldı. Emekli Albay Avukat Durmuş Türemen, askerî savcılar ile olay yeri incelemesi yapan ekiplerin, soruşturmaların üstünü kapamaya çalışmalarını ast-üst ilişkisi ve devre arkadaşlığı gibi nedenlere bağlıyor. Türemene göre soruşturmalar Bunca yıllık subay, rütbesine yazık! mantığı ile örtbas ediliyor. Emekli Kurmay Binbaşı Kemal Şahin de ses kayıtlarındaki bilgilerin askerî mahkemelerin bir koruma yeri olduğunu bir kez daha ortaya çıkardığını ifade ediyor. Söz konusu saldırılarla ilgili komutanların soruşturma açılmasını engellediğini belirten Şahin, asıl sorumluluğun Genelkurmayda olduğunu aktarıyor. Şahin, Genelkurmay bu soruşturmalarla ilgili kamuoyunu aydınlatmak zorunda. Suçu gizlemek, delileri karartmak Askerî Ceza Kanununa göre ağır bir suçtur. TSK yargı sisteminin suçluları koruyan bir yer olmadığını ifade etmek zorundadır. şeklinde konuştu. Emekli Askerî Yargıç Faik Tarımcıoğlu ise güven duygusunun zedelenmemesi için soruşturmaların şeffaf ve ivedi bir şekilde yapılması gerektiğini söylüyor. Geçmiş yıllarda bazı soruşturmaların üstünün örtülmek istendiğine işaret eden Tarımcıoğlu, Kamuoyunun, idari soruşturma adı altında bazı davaların üstünün örtüldüğünü düşünmesinde, kimse kötü niyet aramasın. Kol kırılır, yen içinde kalır, kendi işimizi kendimiz görürüz mantığıyla soruşturma yürütmek hukuka aykırıdır. Uzun yıllardır ciddi bir soruşturma yapılamadı ve gerçek failler de ortaya çıkmadı. Toplum da bu konuyla ilgili duyarlılık göstermeli ki gerçekler ortaya çıksın. şeklinde konuştu. Aktütün Baskını: 4 Kasım 2008de 15 askerin şehit olduğu Aktütün baskınının göz göre göre geldiği yine raporlara yansıdı. Heronların kaydettiği görüntü ile raporlara göre saldırının olacağının bir ay önceden gerekli yerlere iletildiği ortaya çıktı. Olayla ilgili idari soruşturma açıldığı söylense de 2 yıldır herhangi bir sonuç alınamadı. Reşadiye Saldırısı: 7 Aralık 2009da Reşadiyede askerî araca pusu kuruldu. 7 asker şehit edildi. Genelkurmay, teröristlere ait telsiz konuşmalarını yayınladı. Saldırı sonrası yapılan güvenlik zirvesinde eski MİT Müsteşarı Emre Taner, telsiz konuşmalarıyla ilgili olarak Olay PKK işi, ama telsiz konuşmaları değil. dedi. Kamuoyu, konuyla ilgili aydınlatılmadı. Sarıyayla Baskını: 30 Nisan 2010da 4 askerin şehit olduğu Tunceli Sarıyayla Karakoluna yapılan saldırıda da ihmaller zinciri ortaya çıktı. Hava muhalefeti gerekçe gösterilerek helikopter kaldırılamadı. Ancak sağlık ekiplerinin, takviye birliklerden önce bölgeye intikal etmesi dikkatlerden kaçmamıştı. İstihbarat birimlerinin uyarılarına rağmen yeterli güvenlik önlemi alınmadığı anlaşıldı. Konuyla ilgili soruşturma olup olmadığı bilinmiyor. İskenderun Saldırısı: 31 Mayıs 2010da İskenderunda Remzi İlboğa Kışlasına yapılan saldırı sonrasında da vahim iddialar gündeme geldi. 6 askerin hayatına mal olan saldırıdan 6 ay önce hazırlanan raporda, bir an önce tedbir alınması isteniliyordu. Buna rağmen saldırı gerçekleşti. Söz konusu olayla ilgili başlatılan soruşturmanın hangi aşamada olduğu bilinmiyor. Hantepe Skandalı: 20 Temmuz 2010da sınırı geçen teröristler Hantepe Karakolunu bastı. 6 askerin şehit düştüğü saldırıda ihmaller birbirini izledi. Zira karakol baskınından önce Heronlar PKKlıların görüntülerini aktarmıştı. Buna rağmen tedbir alınmadığı ortaya çıktı. Genelkurmay olaydan 20 gün sonra yaptığı açıklamada, sis-toz bulutu olduğu için helikopterlerin kaldırılmadığını duyurdu. Ancak meteorolojinin verilerine göre hava helikopterlerin uçmasına elverişli çıktı. Skandalla ilgili nasıl bir soruşturma açıldığı bilinmiyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.11.2010
ŞaibelibaskınlardasoruişaretleriŞaibeli baskınlarda soru işaretleri
Dörtyol olaylarında ŞOK gelişme - Foto
Samanyolu Haber
30.07.2010
10:20
Hatay Dörtyolda 4 polisi şehit eden teröristlerin kullandığı aracın, MHPli Payas Belediye Başkanvekili ve Parti Meclis Üyesi B.K.ya ait olduğu ortaya çıktı. B.K. gözaltına alındı.

Hatayın Dörtyol ilçesinde polis aracına düzenlenen silahlı saldırı ile 4 polisin şehit edilmesi ve sonrasında yaşanan provokatif eylemlerin altından şok bir gerçeğe ulaşıldı. Hatay Dörtyolda 4 polisin şehit edildiği saldırıda kullanılan aracın, MHP yöneticisine ait olduğu ortaya çıktı. Hatay Dörtyolda yapılan alçak saldırı sonrası başlatılan soruşturmada teröristlerin kullandığı aracın, Payas Belediye Başkanvekili ve MHP Parti Meclis Üyesi B.K.ya ait olduğu, soruşturmayı derinleştiren Emniyetin B.K.yı gözaltına aldığı bildirildi. Pazartesi günü saat 18.00 sıralarında Özerli Mahallesi Toki Evleri yakınında 31 A 8238 plakalı resmi polis aracına düzenlenen silahlı saldırıda Fatih Yıldız, Hasan Aslan, Emre Yalçın ve Hacı Ali Arap isimli 4 polis memuru şehit olmuştu. Dörtyol Emniyet Müdürlüğünün eylemi durdurmada yetersiz kalması üzerine devreye Jandarma girmiş ve eylemciler dağıtılmaya çalışılmıştı. 1980 ihtilaline zemin hazırlayan kesimlerin bildik taktiği olarak yorumlanan provokasyon dalgası ile ilgili şok bir gözaltı gerçekleşti. 4 polisin şehit edilmesi eyleminde kullanılan ve Emniyet tarafından ele geçirilen aracın MHP Payas Belediye Başkanvekili ve MHP Parti Meclis Üyesi B.K.ya ait olduğu ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan B.K.nın sorgusunun sürdüğü belirtildi. B.K.nın, sorgu esnasında aracın kendisine ait olduğunu kabul ettiği iddia edildi. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre; terörle mücadele şube birimleri tarafından sorgulanan B.K.nın ifadesinde, hava sıcaklığından ötürü yaylaya çıktığını ve burada 4 terörist tarafından esir alındığını belirttiği ifade edildi. B.K.nın, aracına el koyduğunu iddia ettiği 2 teröristin şehre giderek eylemi gerçekleştirdiğini söylediği bildirildi. Olay sonrası evinden alınan B.K.nın sorgusunda Olayı neden hemen polise bildirmedin şeklindeki soruya cevap veremediği öğrenildi. Etnik savaşın temellerini atmaya dönük eylemde kullanılan aracın MHPli bir yöneticiye ait olduğunun ortaya çıkması şaşırtıcı bulundu. MHP Hatay İl Başkanlığı ise gözaltı olayını doğrularken, Emniyete intikal etmiş bir konuda açıklama yapamayacaklarını ifade ettiler. Etnik kavgayı körüklemeye çalışan kesimler, provokasyon dalgasını ilk olarak Bursa İnegölde eyleme geçirdi. Kürt kökenli bir halk otobüsü şoförü ile birkaç kişi arasında çıkan kavga, PKKlılar İnegölü bastı, insanlarımızı öldürdü şeklindeki kulaktan kulağa yayılınca, İçişleri Bakanı Atalayın değimi ile 12 Eylül referandumu öncesi provokasyon dalgasına dönüştü. Zincirin bir sonraki halkası için ise Hatay Dörtyol ilçesi seçildi. Milliyetçiliği ve muhafazakârlığı ile dikkat çeken ilçede kolluk kuvvetine karşı düzenlenen saldırı üzerine fısıltı gazetesi yine devreye girmiş, saldırının PKK ve bölgede yaşayan Kürt vatandaşlar tarafından organize edildiği, eylemcilerin yakalanarak Dörtyol İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü söylentisi yayılmıştı. Söylenti üzerine halk galeyana gelmiş ve başta kamuya ait olmak üzere birçok araç ve işyeri ateşe verilmişti. VAKİT
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.07.2010
DörtyololaylarındaŞOKgelişme-FotoDörtyol olaylarında ŞOK gelişme - Foto
Dörtyol olaylarında ilginç gelişme
Samanyolu Haber
30.07.2010
10:14
Hatay Dörtyolda 4 polisi şehit eden teröristlerin kullandığı aracın, MHPli Payas Belediye Başkanvekili ve Parti Meclis Üyesi B.K.ya ait olduğu ortaya çıktı. B.K. gözaltına alındı.

Hatayın Dörtyol ilçesinde polis aracına düzenlenen silahlı saldırı ile 4 polisin şehit edilmesi ve sonrasında yaşanan provokatif eylemlerin altından şok bir gerçeğe ulaşıldı. Hatay Dörtyolda 4 polisin şehit edildiği saldırıda kullanılan aracın, MHP yöneticisine ait olduğu ortaya çıktı. Hatay Dörtyolda yapılan alçak saldırı sonrası başlatılan soruşturmada teröristlerin kullandığı aracın, Payas Belediye Başkanvekili ve MHP Parti Meclis Üyesi B.K.ya ait olduğu, soruşturmayı derinleştiren Emniyetin B.K.yı gözaltına aldığı bildirildi. Pazartesi günü saat 18.00 sıralarında Özerli Mahallesi Toki Evleri yakınında 31 A 8238 plakalı resmi polis aracına düzenlenen silahlı saldırıda Fatih Yıldız, Hasan Aslan, Emre Yalçın ve Hacı Ali Arap isimli 4 polis memuru şehit olmuştu. Dörtyol Emniyet Müdürlüğünün eylemi durdurmada yetersiz kalması üzerine devreye Jandarma girmiş ve eylemciler dağıtılmaya çalışılmıştı. 1980 ihtilaline zemin hazırlayan kesimlerin bildik taktiği olarak yorumlanan provokasyon dalgası ile ilgili şok bir gözaltı gerçekleşti. 4 polisin şehit edilmesi eyleminde kullanılan ve Emniyet tarafından ele geçirilen aracın MHP Payas Belediye Başkanvekili ve MHP Parti Meclis Üyesi B.K.ya ait olduğu ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan B.K.nın sorgusunun sürdüğü belirtildi. B.K.nın, sorgu esnasında aracın kendisine ait olduğunu kabul ettiği iddia edildi. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre; terörle mücadele şube birimleri tarafından sorgulanan B.K.nın ifadesinde, hava sıcaklığından ötürü yaylaya çıktığını ve burada 4 terörist tarafından esir alındığını belirttiği ifade edildi. B.K.nın, aracına el koyduğunu iddia ettiği 2 teröristin şehre giderek eylemi gerçekleştirdiğini söylediği bildirildi. Olay sonrası evinden alınan B.K.nın sorgusunda Olayı neden hemen polise bildirmedin şeklindeki soruya cevap veremediği öğrenildi. Etnik savaşın temellerini atmaya dönük eylemde kullanılan aracın MHPli bir yöneticiye ait olduğunun ortaya çıkması şaşırtıcı bulundu. MHP Hatay İl Başkanlığı ise gözaltı olayını doğrularken, Emniyete intikal etmiş bir konuda açıklama yapamayacaklarını ifade ettiler. Etnik kavgayı körüklemeye çalışan kesimler, provokasyon dalgasını ilk olarak Bursa İnegölde eyleme geçirdi. Kürt kökenli bir halk otobüsü şoförü ile birkaç kişi arasında çıkan kavga, PKKlılar İnegölü bastı, insanlarımızı öldürdü şeklindeki kulaktan kulağa yayılınca, İçişleri Bakanı Atalayın değimi ile 12 Eylül referandumu öncesi provokasyon dalgasına dönüştü. Zincirin bir sonraki halkası için ise Hatay Dörtyol ilçesi seçildi. Milliyetçiliği ve muhafazakârlığı ile dikkat çeken ilçede kolluk kuvvetine karşı düzenlenen saldırı üzerine fısıltı gazetesi yine devreye girmiş, saldırının PKK ve bölgede yaşayan Kürt vatandaşlar tarafından organize edildiği, eylemcilerin yakalanarak Dörtyol İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü söylentisi yayılmıştı. Söylenti üzerine halk galeyana gelmiş ve başta kamuya ait olmak üzere birçok araç ve işyeri ateşe verilmişti. VAKİT
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.07.2010
DörtyololaylarındailginçgelişmeDörtyol olaylarında ilginç gelişme
Provokasyonun perde arkasını yazdı
Samanyolu Haber
27.07.2010
14:05
İnegöldeki provokasyonun perde arkasını yazan Sabah yazarı Emre Aköz, Ergenekon dostlarının 3 stratejisine de dikkat çekti. İşte o köşe yazısı...

Ergenekon şebekesi, 12 Eylül günü yapılacak referanduma hayat memat meselesi olarak bakıyor. Aslında halk oylamasına sunulacak olan paketin içeriği umurlarında değil. Paketteki maddeler, ak yerine kara, yazı yerine tura, su yerine ateş olsaydı da onlar yine Hayır kampanyası yapacaklardı. Nedeni basit: Referandumu, güven oylamasına çevirmeye çalışıyorlar. Hayır onlar için çok önemli: Çünkü 2002den beri AKP karşısında kaybediyorlar... Ne var ki sekiz yıllık iktidar yıpranmasına rağmen AKP hâlâ birinci parti. Eğer engellenmezse 2011 genel seçiminden de hükümeti kuracak parti olarak çıkacak. Dolayısıyla AKPye bir yenilgi aldırmaları vazgeçilmez şart oldu. Becerebilirlerse, başarıyı genel seçimlere taşıyacaklar. *** Ergenekon dostlarının stratejilerindeki temel noktalar şöyle: 1) Gündelik siyaset düzeyinde CHP ve MHP yaygara koparacak. BDP referandumu protesto ediyormuş gibi gözükerek hayır kampanyası yapacak. (Apoletlerin himayesindeki küçük sol grupları, sendikaları saymıyorum.) 2) PKK saldırılarını şiddetlendirecek; şehitler üzerinden Hükümet suçlanacak. 3) Gerginlik sokağa taşınacak. *** Yukarıdaki ilk iki maddeyi zaten biliyorsunuz. Bunları defalarca konuştuk. Üçüncü madde ise Bursa İnegölde devreye sokuldu: Yapılan, eski bir taktiğin güncelleştirilmesiydi. Hatırlarsanız, Açılım başladıktan, özellikle de Habur karşılamasının ardından, özellikle Batı Anadoludaki yerleşimlerde bir Kürt alerjisi baş göstermişti. Küçücük, sıradan, başka zaman olsa kimsenin ilgilenmeyeceği bir dalaşma, bir itiş kakış alabildiğine büyütülüyordu. O kadar ki iş, olayları engellemeye çalışan emniyet güçlerine karşı saldırıya dek varıyordu. Dikkat ettiyseniz Açılım süreci hız kesince, o kalkışmalar da durdu. Eğer bunlar halkın; gerçek, samimi, anlık, kendiliğinden tepkileri olsaydı, genişleyerek devam ederleri. Halbuki bir uyarı, bir tehdit, bir kaş çatış gibi görünüp kayboldular. *** Evet, referanduma doğru yol alırken aynı taktik İnegölde tekrarlandı. Önce basit bir olay hızla büyütüldü... Sonra kitle emniyet güçlerine yönlendirildi. Bu nasıl mümkün oldu? Bir ara çok konuştuk. Ancak gündem değişince unutmaya başladık. Hatırlayalım: Özel harp organizasyonu! Yani resmi açıklamaya göre, düşman işgaline karşı yapılandırılmış, her ilde, her kasabada bulunan, derin devlete bağlı sivil güçler. (Yapılanmanın asli görevi ise devletin hedef gösterdiği kesimleri -mesela solcular kontrol altında tutmak ve emir geldiğinde hedefe saldırmaktır.) Örnek mi istiyorsunuz? İşte bir tanesi: 6-7 Eylül 1955te İstanbulda meydana gelen, öncelikle Rumlara yönelik taciz ve yağlama olayları için konuyu bilen bir orgeneral, Özel Harp Dairesinin işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi demişti. *** Peki, olay sadece referandumla mı ilgili? Hiç kuşku yok ki Türkiye sancılı bir kabuk değiştirme sürecini yaşamakta... Referandum bunun bir parçasıysa, darbecilerin yargılanması öteki parçası... Her 10 generalden biri hakkında tutuklama kararının çıkması, Ergenekon dostlarını çılgına çevirecek olaydır ve bir karşı hamlenin gelmesi beklenir. Çünkü bizim vesayetçilerin cezalandırılması olarak gördüğümüz süreci, Ergenekon dostları, orduya karşı operasyon diye sunuyor. Özetle: Sivil siyaset ve demokratikleşme süreci şu anda saldırı altında. Aman dikkat: Simge kişi ve kuruluşlara da saldırı olabilir...
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.07.2010
ProvokasyonunperdearkasınıyazdıProvokasyonun perde arkasını yazdı
Tehlikeli provokasyonun perde arkası
Samanyolu Haber
27.07.2010
13:57
İnegöldeki provokasyonun perde arkasını yazan Sabah yazarı Emre Aköz, Ergenekon dostlarının 3 stratejisine de dikkat çekti. İşte o köşe yazısı...

Ergenekon şebekesi, 12 Eylül günü yapılacak referanduma hayat memat meselesi olarak bakıyor. Aslında halk oylamasına sunulacak olan paketin içeriği umurlarında değil. Paketteki maddeler, ak yerine kara, yazı yerine tura, su yerine ateş olsaydı da onlar yine Hayır kampanyası yapacaklardı. Nedeni basit: Referandumu, güven oylamasına çevirmeye çalışıyorlar. Hayır onlar için çok önemli: Çünkü 2002den beri AKP karşısında kaybediyorlar... Ne var ki sekiz yıllık iktidar yıpranmasına rağmen AKP hâlâ birinci parti. Eğer engellenmezse 2011 genel seçiminden de hükümeti kuracak parti olarak çıkacak. Dolayısıyla AKPye bir yenilgi aldırmaları vazgeçilmez şart oldu. Becerebilirlerse, başarıyı genel seçimlere taşıyacaklar. *** Ergenekon dostlarının stratejilerindeki temel noktalar şöyle: 1) Gündelik siyaset düzeyinde CHP ve MHP yaygara koparacak. BDP referandumu protesto ediyormuş gibi gözükerek hayır kampanyası yapacak. (Apoletlerin himayesindeki küçük sol grupları, sendikaları saymıyorum.) 2) PKK saldırılarını şiddetlendirecek; şehitler üzerinden Hükümet suçlanacak. 3) Gerginlik sokağa taşınacak. *** Yukarıdaki ilk iki maddeyi zaten biliyorsunuz. Bunları defalarca konuştuk. Üçüncü madde ise Bursa İnegölde devreye sokuldu: Yapılan, eski bir taktiğin güncelleştirilmesiydi. Hatırlarsanız, Açılım başladıktan, özellikle de Habur karşılamasının ardından, özellikle Batı Anadoludaki yerleşimlerde bir Kürt alerjisi baş göstermişti. Küçücük, sıradan, başka zaman olsa kimsenin ilgilenmeyeceği bir dalaşma, bir itiş kakış alabildiğine büyütülüyordu. O kadar ki iş, olayları engellemeye çalışan emniyet güçlerine karşı saldırıya dek varıyordu. Dikkat ettiyseniz Açılım süreci hız kesince, o kalkışmalar da durdu. Eğer bunlar halkın; gerçek, samimi, anlık, kendiliğinden tepkileri olsaydı, genişleyerek devam ederleri. Halbuki bir uyarı, bir tehdit, bir kaş çatış gibi görünüp kayboldular. *** Evet, referanduma doğru yol alırken aynı taktik İnegölde tekrarlandı. Önce basit bir olay hızla büyütüldü... Sonra kitle emniyet güçlerine yönlendirildi. Bu nasıl mümkün oldu? Bir ara çok konuştuk. Ancak gündem değişince unutmaya başladık. Hatırlayalım: Özel harp organizasyonu! Yani resmi açıklamaya göre, düşman işgaline karşı yapılandırılmış, her ilde, her kasabada bulunan, derin devlete bağlı sivil güçler. (Yapılanmanın asli görevi ise devletin hedef gösterdiği kesimleri -mesela solcular kontrol altında tutmak ve emir geldiğinde hedefe saldırmaktır.) Örnek mi istiyorsunuz? İşte bir tanesi: 6-7 Eylül 1955te İstanbulda meydana gelen, öncelikle Rumlara yönelik taciz ve yağlama olayları için konuyu bilen bir orgeneral, Özel Harp Dairesinin işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi demişti. *** Peki, olay sadece referandumla mı ilgili? Hiç kuşku yok ki Türkiye sancılı bir kabuk değiştirme sürecini yaşamakta... Referandum bunun bir parçasıysa, darbecilerin yargılanması öteki parçası... Her 10 generalden biri hakkında tutuklama kararının çıkması, Ergenekon dostlarını çılgına çevirecek olaydır ve bir karşı hamlenin gelmesi beklenir. Çünkü bizim vesayetçilerin cezalandırılması olarak gördüğümüz süreci, Ergenekon dostları, orduya karşı operasyon diye sunuyor. Özetle: Sivil siyaset ve demokratikleşme süreci şu anda saldırı altında. Aman dikkat: Simge kişi ve kuruluşlara da saldırı olabilir...
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.07.2010
TehlikeliprovokasyonunperdearkasıTehlikeli provokasyonun perde arkası
Dönüş telaşı kazaya sebep oluyor
Samanyolu Haber
26.07.2010
10:20
Yaklaşan Ramazan ayı öncesi tatilcilerin evlerine dönüş telaşı, aşırı sıcaklar ve şoförlerin dikkatsizliğiyle birleşince trafik kazaları artmaya başladı.

Dün sadece İstanbulda iki ayrı trafik kazasında 5i aynı aileden toplam 11 kişi yaralandı. Tekirdağda, yayalara çarpan belediye otobüsü iki kişinin ölümüne sebep oldu. Konyada meydana gelen kazada bir çocuk, İzmirde de bir taksi sürücüsü hayatını kaybetti. Ümraniye, O-2 Karayolu üzeri Kavacık yönünde saat 01.00de zincirleme trafik kazası meydana geldi. 3 aracın birbirine girdiği olayda aynı aileden 6 aylık Utku Aras Güzelle birlikte 6 kişi yaralandı. Yaralılar olay yerine gelen ambulanslarla Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı. Şilede ise 4 arkadaşını 2 kişilik 34 CTB 32 plakalı kamyonetine bindiren Tuncer Doğan, denize gitmek için saat 01.30 sularında yola çıktı. Ömerli Sırapınar yolu üzerinde, Doğan kamyonetin hakimiyetini kaybedince, kamyonet köprü korkuluklarına çarptı. Kamyonette sıkışan Tuncer Doğanı itfaiye ekipleri zorlukla çıkarabildi. Konyada da kamyonetle at arabasının çarpışması sonucu 1 çocuk öldü, 4ü ağır 8 kişi yaralandı. Erdal A.nın (40) kullandığı 35 RL 052 plakalı kamyonet, Konya-Adana karayolunun 20. kilometresinde at arabasıyla çarpıştı. Kazada at arabasında bulunan 4 yaşındaki Bahar Renkliışık öldü. At arabasında bulunan ve ağır yaralanan Durmuş Ali (45) eşi Leyla (45) ile çocukları Suna ve Tuğba Renkliışık (14) Konya Numune Hastanesine kaldırıldı. Kazada hafif yaralanan kamyonet sürücüsü Erdal A. ile eşi Nuray (38), çocukları Eren (7) ve Eray (12) Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı. Yine Konyanın Seydişehir ilçesinde motosikletin şarampole yuvarlanması sonucu 2 kişi öldü. İzmirin Konak ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ise 2 ticari taksinin kavşakta çarpışması sonucu savrulan otomobilden fırlayan sürücü Fesih Çırık (53) olay yerinde hayatını kaybetti. Tekirdağda otobüsün yayalara çarpması sonucu da 2 kişi öldü, 3 kişi yaralandı. Tekirdağ-İstanbul karayolunda, Yeniçiftlik beldesinde, Nabi Davutoğlu yönetimindeki 34 NTC 55 plakalı, İstanbulun Fatih ilçe belediyesine ait otobüs, kavşakta yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarptı. Otobüs, karşı şeride geçerek durabildi. Yayalar Enes Aluç (18) ve Nevzat Kaya (19) kaza yerinde hayatını kaybetti. Emre Muçuk, Fatih Akmanoğlu ile Harun Aluç (21) yaralandı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.07.2010
DönüştelaşıkazayasebepoluyorDönüş telaşı kazaya sebep oluyor
Emre: Aykut Hoca?nın otoritesi tartışılmaz
Samanyolu Haber
14.07.2010
17:33
Fenerbahçenin başarılı oyuncularından Emre Belözoğlu, takımın kamp yaptığı Belçikada düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalar yaptı.

Fenerbahçenin başarılı oyuncularından Emre Belözoğlu, takımın kamp yaptığı Belçikada düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Dün antrenmanda yaşanan tatsızlığı da açıklayan Emre Belözoğlu, Sportif Direktör ve Teknik Sorumlu Aykut Kocamana da övgüler yağdırdı. Aykut Hoca?nın otoritesi tartışılmaz? diyen Emre Belözoğlu, dün akşam antrenmanında, antrenmanı izleyen bir şahısla yaşadığı gerginliğe ve sonrasında gelişen olaylara açıklık getirdi. Ailesi hakkında konuşulunca sinirlendiğini ve o an için oradan ayrılmanın en doğru karar olduğunu düşündüğünü belirten Emre, Sportif Direktör ve Teknik Sorumlu Aykut Kocaman ile bir otorite problemi yaşamadığını ifade etti. Emre, Aykut Hoca?yı da İsmail Hoca?yı da bilgilendirdim. Zaten Aykut Hoca?yı sıkıntıda bırakacak bir davranışta bulunmam. Aykut Hoca?nın otoritesini tartışmaya gerek yok. dedi. Emre Belözoğlu, takımın sabah yaptığı antrenman sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İlk olarak çalışmaları değerlendiren Emre, Birinci etap hazırlıklarımız İstanbul?da devam etti. Buraya gelmeden önce çok iyi çalıştık. Testlerimiz yapıldı ve bu testler doğrultusunda çalışıyoruz.Yoğun bir tempo, keyifli bir kamp. Daha önceleri, sakatlıklar nedeniyle çok fazla sezon öncesi kampları yapamayan ben, geçen sezondan sonra bu sezon da iyi bir hazırlık kampı devresi geçirmek istiyorum. İnşallah böyle devam eder. Bugün ilk hazırlık maçımızı oynayacağız. Bu maçlar kondisyonumuz açısından önemli. diye konuştu. Dün akşam antrenmanında yaşanan olaya da açıklık getiren Emre, Antrenmanda, arkamdan 2-3 kere sözlü sataşma oldu. Önce sabrettim; ancak daha sonra, böylesinin daha doğru olacağına inandığım için çalışmayı bıraktım. Kalsaydım, çalışmaya konsantre olamayacaktım, ortam çok daha farklı yerlere gidebilecekti. diyerek şunları söyledi; Hocamla konuştum ve ayrıldım. Biraz doluluk da vardı. Bunu başka bir şeye yormak doğru olmaz. Benim yorgunluğuma vurulmalı bu olay. Bunun dışında bir sıkıntım yok. Mevzu aileye girince bıraktım. Belki yanlış yaptım ama o an için doğru yaptığımı düşündüm. Kimseyi üzmek niyetinde değildim. Böyle bir kararı kendim verdim. Aykut Hoca ile de konuştum. Ben kendisiyle bir problem yaşayamam, Çünkü burada patron kendisi. Aykut Hoca ile kötü bir polemiğe girecek durumda değilim. Kendisine çok saygı duyuyorum. Aykut Hoca?yı da İsmail Hoca?yı da bilgilendirdim. Zaten Aykut Hoca?yı sıkıntıda bırakacak bir davranışta bulunmam. Aykut Hoca?nın otoritesini tartışmaya gerek yok. Ayrıca kendisine, çocukluğumdan beri kişisel olarak sevgi duyuyorum. Aykut Hoca ile hiçbir zaman tartışmam. Kendisinin benimle ilgili eleştirileri olursa, bunlara karşı da boynum kıldan incedir. Fenerbahçe?yi tercih ettiği için mutlu olduğunu yineleyen Emre, Galatasaray?da 5 yıl oynadım ve büyük başarılar elde ettim. Ben bazı insanları hayal kırıklığına uğratmış olabilirim. Ama ben burada çok mutluyum. Benim ve ailemin mutluluğu her şeyden çok önemli. Ben bu gidişatın bozulmasını istemiyorum. Futbol hayatımı Fenerbahçe?de bitirmek istediğimi zaten imza attığım ilk gün söylemiştim. Elimden geldiğince doğru kararlar vermeye çalışıyorum. Ama belki de hayatımda verdiğim en iyi karar Fenerbahçe?ye gelmekti. diye konuştu. Şimdiye kadar hiçbir teknik adamla otorite sorunu yaşamadığını dile getiren Emre, Aykut Hoca, herkesin kafasındaki profil. Eğer ben dışarıdan, böyle bir görüntü oluşmasına neden olduysam, kendisinden özür dilerim. diyerek, görüşlerini şöyle sıraladı; Ben Türk Hoca olarak daha önce Fatih Terim ile çalıştım. Yine söylüyorum: Dışarıdan böyle bir görüntü verdiysem özür dilerim. Aykut Hoca ile ilgili bir otorite sorunu olacağını hiç düşünmüyorum.Çünkü, Aykut Hoca?nın olduğu yerde otorite sorunu olmaz.Aykut Hoca, kendisini net bir şekilde ifade edebilen ve adaleti herkese yansıtabilen bir insan. Fenerbahçe?nin başarısı için buradayım. Zaten sıkıntı yaratacağımı düşünürsem, burada olmam. Özeleştiri de yapan Emre, Haksızlığa tahammül edemiyorum. Geçen, Kazım?la alakalı bir gerginlik oldu. Bu gerginliğin aramızda olduğu yazıldı. Aslında Kazım orada başka bir oyuncuyla gerginlik yaşadı. Ben yapı olarak farklı olduğumu düşünüyorum ve bazen bunu aleyhime kullanıyorlar. Özeleştiri yapmayı seviyorum. Benim tecrübemde, Avrupa deneyimi yaşamış bir futbolcu daha sakin olmalı. Elimden geldiğince bunu yapmaya çalışacağım. Umarım buna siz de şahit olursunuz. diye konuştu. Takım arkadaşı Kazım ile ilgili görüşlerini de açıklayan Emre, Kazım meslektaşım, takım arkadaşım. Geçen sezon ilk yarıdaki olumlu performansımızda büyük payı vardı. Yaşanan olaylar ve gelişmeler onun hakkında öyle bir karar verilmesini gerektirdi. Ben kendimi onun yerine koyduğumda affedilmesini istedim.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.07.2010
EmreAykutHoca?nınotoritesitartışılmazEmre Aykut Hoca?nın otoritesi tartışılmaz
JİTEM'in varlığını kabul etti
Samanyolu Haber
17.12.2009
11:51
Org. Özgen JİTEMin varlığını kabul etti, 33 er olayıyla ilgili ise yine savunma yaptı...

33 erin şehit edildiği Mayıs 1993te Asayiş Bölge Komutanı olan emekli Org. Necati Özgen, JİTEMin varlığını kabul etti. JİTEMi oldukça iyi bilen Özgen Paşa, eski PKK itirafçısı ve JİTEM elemanı Abdülkadir Ayganla aynı masada fotoğraf çektirmişti. Emekli Orgeneral Necati Özgen, JİTEM olarak bilinen Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele biriminin varlığını kabul ederek, JİTEM de subay. JİTEM denilen insanlar da subay. Subay, yemek yediği, suyunu içtiği yere ihanet edebilir mi dedi. Can Dündarın NTVde yayımlanan Canlı Gaste programına katılan Özgen, Asayiş Bölge Komutanı olduğu Mayıs 1993te Bingölde 33 askerin şehit edilmesine ilişkin soruları yanıtladı. Özgen, görev yaptığı dönemde Güneydoğuda görev yapan ve Ergenekon davasında yargılanan kişi olmadığını belirtti. Özgen, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelikin, 33 erin şehit edilmesinin devlet işi, Ergenekon işi olabileceğini ima etmesiyle ilgili soruyu şöyle yanıtladı: Yapmayın Allah aşkına. Siz bunu tutup, 85 teröristin ele geçirildiğini bir köşeye atarsanız olmaz. Org. Özgen varlığını kabul ettiği JİTEMi savunadursun, 33 er davası kapsamında yargılanan kişi olan Yüzbaşı Zahit Engen de bir JİTEM komutanıydı. Özgen, dün akşam NTVde askeri mahkemede ihmalden yargılanan askerler olduğunu ancak beraat ettiklerini açıkladı. Oysa gerçek öyle mi? Bingölde 33 erin şehit edildiği kanlı olaydan hemen sonra Elazığ 8. Kolordu Askeri Mahkemesi savcısı Binbaşı İnayet Taş, ihmali olduğu gerekçesiyle aralarında Elazığ ve Bingöl il jandarma komutanlarının da bulunduğu yedisi üst düzey komutan sekiz kişi hakkında soruşturma başlattı. Haklarında görevi ihmal ve büyük zarar doğuran emre itaatsizlik suçlamasıyla dava açılan komutanlar arasında daha sonra JİTEMci olarak adını sıkça duyuracak olan Elazığın Kovancılar İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Zahit Engin de bulunuyordu. Yargılama sonucunda sanıklar önce bir yıl üç ay arasında hapis cezasına çarptırılmalarına karşın Askeri Yargıtaya giden dava altı yıl sonra sanıkların beraatine karar verilerek kapatıldı. Askeri Yargıtayın gerekçeli kararında yanlış uygulamanın Malatyada başladığına dair özel bir not düşülmesine karşın, sorumluları davaya dahil edilmedi. Can Dündara konuşan Özgen, olayda sorumluluğunda bulunmayan Malatyada askerlere eskort vermeyenlerin ihmali olduğunu öne sürdü: Acemi eğitimlerini tamamlayan askerlere 10 gün izin verildi. Sonra doğıtım için toplanma yerlerine gönderilmek için otobüslere bindirildi. O bölgede toplama merkezi Diyarbakır ve Malatyada bulunuyordu. Yalnız Malatya bizim bölgemizde değildi. Kıtalarına giden askerler sivildi. Silahlarını gittikleri yerlerde alacaklar ve gerekirse orada da kısa bir eğitimden geçeceklerdi. Gelen istihbarata göre bölgede teröristler tespit edilmişti. 11-14 Mayıs arasında bölgede 300-500 terörist tespit edildiği için 4 gün operasyon yapıldı. Ancak herhangi bir terörist grupla karışılaşılmadı. Askerler yorulunca komutanlarına 4 gündür dağdayız demişler. Bunun üzerine planlı bir şekilde geri çekilme olmuş. Yolda ise Mekanize Tabur Komutanlığı önlem almıştı. Ancak o zamanlar imkanlarımız kısıtlıydı. Askerleri Malatyadan yollayanlar eskort aracı vermemişler. 150 kilometrelik iki, iki buçuk saatlik bir yoldan bahsediyoruz. Havadan takip deniliyor ama dediğim gibi imkanlar kısıtlı. O zamanlar koca Güneydoğuda 5 Sikorsky ve 2 taarruz helikopteri var. Hain saldırıya 300-500 arası terörist katıldı. O bölgede o zamanlar 10 bin terörist vardı. Askerler dağdaki operasyonu bitirince teröristler içeri giriyor, araçları durduruyorlar. Otobüslerde asker olup olmadığını soruyorlar. Birçok aracı yaktılar, silahlarla taradılar. Dikkatimi çeken bir şey var. Şoförler yolda birkaç kez durup telefonla bir yerleri aramışlar. Demek ki şoförler işbirlikçi. Dağdakilere haber verdiler. Saat 18.00-18.30 arası yolu kesmişler. Diyarbakırdan yardım gelmesin diye o yolu bombalamışlar. Olay yerine ilk ben gittim. Manzara çok korkunçtu. Bana göre Şemdin Sakık ifadesinde Ben yapmadım. Terörist başı Öcalan yaptı diyor. Bence de bu doğru. Reşadiyedeki saldırıdan da Öcalanın haberi var. Ondan habersiz birşey yapamazlar, herşeyden bilgisi var. (aktifhaber)
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.12.2009
JİTEMinvarlığınıkabulettiJİTEMin varlığını kabul etti
İşte 33 er olayında gizlenen gerçekler
Samanyolu Haber
06.12.2009
01:47
Emekli General Necati Özgenin 33 erin şehit edilmesi olayı ile ilgili açıklamaları yeniden alevlendirdi. Tartışmalar başlayınca insana Meğer olayda ne kadar karanlık nokta varmış dedirtiyor.

Olayda karanlıkta kalan bir Noktayı da Taraf Yazarı Emre Uslu gündeme getirdi. Eski Emniyetçi Uslunun dikkat çektiği nokta olaydan önce ve sonra meydana gelen bazı tuhaf hadiseler. İşte kamuoyunda pek bilinmeyen daha doğrusu gizlenen gerçekler Necati Özgen geçenlerde tuhaf bir açıklama yaparak ?33 er olayında hukuki sorumluluk bende değil ama taktik sorumluluk bende? açıklamasını yaptı. Ne demekse? Belli ki hukuki bedel ödemekten korkuyor; taktik sorumluluk bende diye de boş naralar atan mahalle kabadayısı gibi delikanlı komutan pozları vermeye çalışıyor. Özgen, yaptığı açıklamada, ?Bir kere PKK?nın ateşi kestiği falan yoktu. Bu yalan. Saldırıları sürüyordu. Bizim de operasyonlarımız sürüyordu. Biz 21-24 Mayıs 1993 tarihleri arasında büyük bir operasyon yaptık. Çatışmalar sürüyordu. 24 Mayıs günü bu konvoyun yolu kesildi ve 33 erimiz şehit edildi. Ben ertesi sabah helikopterle olay yerine indim. Olayı duyar duymaz zaten birliklerimiz erlerimizi şehit eden ve bazı yolcuları da yanında götüren terörist grubu takibe almış. Biz bunları hemen kuşattık. Şiddetli çatışmalar yaşandı. 24-28 Mayıs 1993 tarihleri arasında bu grup ile civardaki diğer terörist gruplarla mücadele ettik (vurgu benim ?EU). 33 erimizi şehit eden grubu çevirdik. 34 terörist ölü ele geçirildi. 25 personel kurtarıldı. Aynı bölgede Dağlıtepe Tugayı 55 teröristi ölü ele geçirdi. 33 erimizi şehit edenler etkisiz hale getirilmiş oldu? demiş. Oysa Bingöl?de, Karakoçan?da ve çevre köylerde gerek olayın birinci elden şahidi güvenlik güçleri gerekse yurttaşlar olayı hiç böyle anlatmıyor. Konunun daha iyi anlaşılması için olay yerine bakmak gerekiyor. Öyle zannedildiği gibi 300-400 teröristin biraraya gelip 50 kişiyi araçlardan indirip kaçırdıkları yer kuş uçmaz kervan geçmez bir yer değil. Karakoçan?a 25-30 km, Bingöl şehir merkezine de 15-20 km uzaklıkta. Görgü tanıklarının anlatımıyla PKK?lı teröristlerin yol kenarına inmesi öğlen saat 2.30 civarında olmuş. Yani 300-400 terörist öğle vakti yol kenarına kadar gelip, ikindi vakti onlarca aracı durdurup 50 kişiyi araçlarından indirip yolun sol tarafında bulunan bir köye götürürken olay yerine 20 dakika mesafedeki Bingöl?de konuşlu birliklerde hiç bir hareketlilik olmamış. Bölgede PKK?nın yol kesme haberi Bingöl?e ulaşınca Özgen Paşa?nın iddiasının aksine ?hemen kuşatma? diye bir hareketlilik olmamış. Teröristler 50 kişiyi ?ki içlerinde sivil birkaç kişi ile, o sırada otobüste bulunan bir de trafik polisi mevcut- aldıktan sonra iki-üç saat uzaklıktaki bir köye yürüyerek götürmüşler. Köyde bunları bir yerde bekletip pazarlık unsuru olarak kullanmak istemişler. Ancak böylesi bir pazarlığın mümkün olmayacağı anlaşılınca rehineleri köyden alıp bir kaç saat yürüdükten sonra başka bir PKK?lı grup ile buluşulmuş. Orada da 33 er şehit edilmiş. Kalan 24 kişiyi beraberlerinde götürmeye çalışmışlar. (Muhtemelen yine pazarlık unsuru olarak kullanmak amacıyla. Hatırlayınız Dağlıca?da da 12 eri şehit edip 8 eri de yanlarında götürüp propaganda/ pazarlık unsuru olarak kullanmışlardı.) 33 erin kaçırılışı ve şehit edilmeleri arasındaki zamanın en az 6-7 saat olduğu görgü tanıkları tarafından ifade ediliyor. Geri kalan 24 rehinenin kurtarılması da sabaha karşı 3.00-4.00 sıralarında gerçekleşmiş. Rehineleri de Özgen Paşa?nın iddia ettiği gibi kendi komutasındaki askerî birlikler kurtarmamış. Aksine, Bingöl?de konuşlu polis özel harekât birlikleri, askerî kanatta bir hareketlenme görmeyince isyan durumuna gelmişler. Bırakın bari biz gidip kurtaralım diye, biraz da metazori bir şekilde, gitmişler kurtarma operasyonuna. Bölgeye özel harekât birliklerinin geldiğini gören PKK üyeleri de, muhtemelen kendilerinden zayiat vermek istemediklerinden, 24 kişiyi serbest bırakmışlar. Yani, 24 kişi, girişilen bir çatışma sonucu kurtarılmamış. Bu noktada da Özgen Paşa yuvarlak anlatımlarla kamuoyunu yanıltıyor. Serbest bırakılan 24 kişinin de terörist diye öldürülme ihtimali doğmuş. Gece karanlığında özel harekât polisleri, PKK?lıların kendilerini tuzağa düşürebileceğini düşünerek, 24 kişiye, 100-200 metre kala teslim ol çağırısında bulunmuşlar. Anlatılana göre, kaçırılan trafik polisi durumu anlayıp, özel harekât polisi ile konuşarak 24 kişinin kurtulmalarını sağlamış. Rehineler kurtarıldıktan sonra dönemin Bingöl Emniyet Müdürü Kemal İskender Ankara?ya ?rehineler özel harekât birimlerinin yaptığı operasyonla kurtarıldı? notunu geçip, bu not da dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin tarafından Meclis kürsüsünden kamuoyuna aynen bu şekilde duyurulunca Bingöl?de kıyamet kopmuş. Görgü tanıklarının anlatımlarına göre, Bingöl Polisevi?ne kadar gelen dönemin Tugay Komutanı, Kemal İskender?e ?Ankara?ya çektiğin bilgi notunda neden 24 kişi ?polis özel harekât birimi tarafından kurtarıldı? notunu geçtin de güvenlik güçleri de
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.12.2009
İşte33erolayındagizlenengerçeklerİşte 33 er olayında gizlenen gerçekler
Fener'i en ağır eleştiren yazar
Samanyolu Haber
22.11.2009
11:32
Daumun balonu patladı. F.Bahçenin 1 gollük canı varmış, yediler, dağıldılar... Dün akşam İnönü Stadında oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde gülen taraf ev sahibi Kartal olurken spor yazarları derbiyi yorumladı.

Fenerbahçeyi 90 dakika boyunca sahadan silen Denizli ve öğrencileri 6da 6 yaparak zirve yarşında Ben de varım dedi. İşte derbi yorumları ?Beşiktaştan bir cacık olmaz. Denizli takımı iyi çalıştırmıyor? diyorlardı. Noldu şimdi? Beşiktaş geldi, tepeye yerleşti. Noldu o, ?Bizi iyi çalıştırmıyor? diyen Beşiktaşlı oyuncu? Herhalde sakatlarda. Zaten ayakları çalışsaydı uluorta hocası için konuşmazdı. Hiç olmazsa ciklet çiğnerdi. Onu bile yapamamış. Sahada oynayan arkadaşları onu utandırmışlardır. Bence İbrahim Üzülmez, hem bu olay için çıkıp konuşmasıyla hem de dünkü oyunuyla hocasının altını oyan takım arkadaşına en güzel cevabı vermiştir. Futbolcu ne zaman yaşlanırsa, yaşlı Mkadınlar gibi dedikodu yapmaya başlar. Çünkü onun ayakları çalışmıyordur da ondan. Derbiye 2 takım da elindeki en iyi malzemeyi sahaya koyarak çıktı ama maça başlayan sadece Beşiktaştı.. F.bahçeli futbolcular 15. dakikaya kadar sanki saunaya gelmiş kadar rahattı.. Maça hiç konsantre olmamışlardı, hangi stada geldiklerinin, derbiye çıktıklarının farkında değillerdi adeta.. 15ten sonra özellikle Emre ve Gökhanın çabalarıyla dengeyi kurdular.. Ancak 2 ekip de öncelikle defansı sağlama almayı düşündükleri için ilk 45 dakikada suya sabuna pek dokunmadı, karşılıklı birer pozisyonla devreyi tamamladı.. 2. Devrenin başı da tıpkı maçın başı gibiydi.. F.Bahçe uyurgezer haldeydi, Beşiktaş ise ?pitbull gibi saldırıyordu.. Bu tablodaki açıklama basit: F.Bahçeliler havalanmış, her deplasmanda ?1 puan yeter mantığındalar.. Beşiktaş ise neleri kaybedebileceğinin farkındaydı.. Bu bölümde Emrenin sakatlanması kırılma anıydı.. Daum onu zamanında değiştiremedi, o karambolde golü yediler.. Şu da ortaya çıktı: F.Bahçenin 1 gollük canı varmış, yediler, dağıldılar.. Futbola bakarsak, Ernst-Fink ikilisi müthiş oynadı.. Fink Alexe adım attırmadığı gibi ilk golü attı. Gerçi Alexin de adım atmaya niyeti yoktu.. Ernst her yere bastı, Emreyi bozdu ve sahanın her santimetrekaresinde onun krampon izleri vardı.. Aslında 46da çıkan Serdar dışında Beşiktaşın vasat adamı yoktu.. Herkes sahip olduğu tüm enerjiyi, yeteneği, gücü sahaya yansıttı.. Düşünün Uğur bile gol attı.. Alex yetenekli, anladık. Ama her gün idman yapan birinin 90 dakikayı depar atmadan tamamlaması ayıptır.. Ne ikili mücadeleye girdi, ne topa ayağını soktu.. Türk futbolu açısından üzgünüm, çünkü bu adamı başımızın tacı yapıyoruz.. DAUMUN balonu patladı.. Öyle her maça 1-0 için çıkarsan, hatta ?0-0 bile yeter? dersen, böyle dağılırsın işte.. Teknik Direktör Mustafa Denizlinin bütün değişiklikleri iyi oturdu. Müthiş hamleler yaptı. Telloyu, Uğuru sokması önemli kararlardı. Oyunun tüm kontrolünü eline aldı. Denizli kriz yönetmeyi çok iyi biliyor. Sezon başında konsantre içinde değildi ama sonra takımı toparlamayı başardı. Taraftar - yönetim kaosu yaşanırken 6da 6 yaparak Beşiktaşı yine yarışa ortak etti. Ancak şunu da belirtmeliyiz takımın başarısı için taraftar - yönetim ilişkisi düzelmeli. Ancak ben başarı geldikçe küfürün biteceğini düşünüyorum. Fenerbahçenin bu yenilgiden dersler çıkarması gerekiyor. Mesela Kazımdan santrfor olmaz. Forvet savunmayı yıpratmayacak, gol atacak. Kazımda bu özellik yok. Fenerbahçe kontratak takımı değil. Bu görüntü ona yakışmıyor. Ayrıca Alex takımı tembelleştirdi. Alex oynamayınca takım da duruyor. Bu oyuncunun 5-6- maç kötü oynamaya hakkı yok mu? O kötü oynadığında diğerleri ne iş yapar. Bir gün de Alexsiz kazanın. Fenerin yaptığı temel yanlıştan Mustafa Denizli ve takımı çok iyi yararlandı. İkinci yarıda, iki golün geldiği üç dakikalık periyodun benzerini ilk yarıda da rakiplerine yaşattılar. Serdar Özkan, Galatasaray maçındakine benzer bir yetersizlik içinde olmasa, Fenerbahçeyi daha erken krize sokabilirlerdi. Ancak bu çok hızlı ve yetenekli adam, toplara 11 yaşındaki bir çocuk gibi vurduğundan bu şansı kaçırdılar. Ne olursa olsun soğukkanlılıklarını yitirmeden, oyun disiplininden kopmadan ilk yarının da üzerine çıkışları takdire şayandı. Savunmadan çok hızlı top çıkararak, Fenerbahçe orta sahasını işlevsiz kıldılar. Bu durumun Emreyi fazlasıyla sinirlendirdiğini görmek için kartal gözlerine sahip olmaya gerek yok. Bu anlara Beşiktaş savunmada Ferrari başta olmak üzere zaten destek alamayan Alex ve Kazımı tamamen kadük kılan harika bir performans ortaya koymayı böylece başardı. Uzak ve manasız şutlar dışında çok az şey yaptırdılar rakiplerine. Ve gelen ilk golden sonra onların soğukkanlılığı iştaha dönüştü. Andre Santosu göbeğe çekecek kadar paralize olan Daumun takımı ise havlu attı. Böylece zor zamanda sonuna kadar hak edilmiş bir zafer kazandılar. Aslında Alex tutulduğunda (yani iyi savunulduğunda veya tutukluk yaptığında) Emre o açığı minimize ediyordu. Ama dü
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.11.2009
FenerienağıreleştirenyazarFeneri en ağır eleştiren yazar
Yine EMRE yine OLAY
GazetePort
21.11.2009
22:25
Fenerbahçenin agresif futbolcusu Emre Belözoğlu, Beşiktaş karşısında ilk yarıda takım arkadaşı Dos Santos ile tartıştı.
GazetePort
Spor
21.11.2009
YineEMREyineOLAYYine EMRE yine OLAY
Bir kısım medya fena yakalandı - Foto
Samanyolu Haber
21.11.2009
10:52
Tarafın iki gün üst üste manşetten yayımladığı Kafes Operasyonu Eylem Planıyla ilgili haberler birçok gazete tarafından görmezden gelindi.

Hürriyet, Haber Türk, Milliyet, Vatan, Radikal ve Sabah gibi gazeteler planla ilgili hiçbir bilgi vermezken, Başbakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamayı yayımlamakla yetindiler. Zaman, Yenişafak ve Bugün ise kaos planını manşete taşıdı. Zaman gazetesi Türkiyeyi bitirme planı başlığıyla birinci sayfasının büyük bölümünü Kafes Planına ayırdı. Yenişafak ise haberi Kafeste iki amiral başlığıyla manşet yaptı. Bugün gazetesi de kaos planına Darbe planı Kafeste manşeti ile birinci sayfasının yarısını ayırdı. Star gazetesi haberi birinci sayfada Gayrimüslimleri vurup kaos çıkarma planı başlığı altında iki sütunda görürken, Başyazar Mehmet Altan, köşesini bu konuya ayırdı. Diğer gazeteler ise plandan hiç sözetmeden Başbakanlıktan yapılan açıklamayı yayımlamakla yetindiler. Gazeteler görmedi köşe yazarları yazdı Sabah ve Radikal gazeteleri kaos planıyla ilgili haberlere yer vermezken, köşe yazarları konuyu sütunlarına taşıdı. Sabahtan Emre Aköz, Radikarden ise Cengiz Candar, Murat Yetkin ve Türker Alkan köşelerini kaos planına ayırdılar. Ülkemizin mevcut gündemini ve içinden geçtiği dönemi anlatan saygın bir öğretim üyesi, Amerikanın yönetici gücü olarak kimilerince öne sürülen Askeri-Endüstriyel Kompleks kavramını hatırlatarak, Türkiyede on yıllardır Askeri Bürokratik Kompleksten söz edilebileceğini söyledi, Athisaari ve arkadaşlarının anlamalarını kolaylaştırmak için. Türkiyede Askeri-Bürokratik Kompleksinden söz edildiği anda, eş zamanlı olarak Askeri-Yargısal Kompleksten de söz edilmiş oluyor. Nitekim ertesi sabaha yani düne yine askeri yapıden üreyen yeni bir belge ile uyandık. Taraf gazetesi imzalı manşeti Kod adı Kafes diye... Kafes kod adlı Kaos Planı maalesef Kurtlar Vadisi senaryosu değil... Aynı ile vaki bir cinayet örgütlenme soruşturma süreci... Bu haftaki tüm tartışmaları, gürültü ve şamataları Kafes Planı... Ya da... Ergenekon üzerinden okuyabilirsiniz. Evet, bildiniz: Cinayetler için operasyon kelimesi kullanılıyor. Olay demiyor, cinayet demiyor, katliam demiyor. Ne diyor? Operasyon! Yani askeri bir terim... Operasyonun amacı neymiş? Gayrimüslimlerin, irticai grupların hedefi olduğu izlenimini yaratmak... Peki o zaman Soruşturmaya ilişkin bilgilerin basında yer alması, soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesinin ihlalidir cümlesinin bu açık muhatabı kim? Taraf gazetesi mi? Tabi ki değil. Planı okuduğumda delirmiş mi bunlar, diye düşündüm, sanırım siz de böyle düşüneceksiniz. Evet, ben de Eğer bütün bunlar gerçekse bu adamlar kafayı üşütmüş olmalı diye düşündüm. Umarım doğru değildir diye de ekledim! Bir ordunun uğraşacağı şeyler değil bunlar, iddialar son derece ağır ve ciddi.ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.11.2009
Birkısımmedyafenayakalandı-FotoBir kısım medya fena yakalandı - Foto
Basında Fenerbahçe yorumları
Samanyolu Haber
05.10.2009
17:02
8de 8 yaparak yenilmezliğini koruyan ve Galatasarayla olan puan farkını arttıran Fenerbahçe cephesinde pembe bulutlar dolaşıyor. Spor yazarları da bu bulutlardan nasibini almış gözüküyor!

Gündüz seasında ligin dört namağlup takımından ikisi Galatasaray ve Eskişehir unvanlarını yitirmiş, kalan iki takım da Kadıköyde aralarında oynuyor. Fenerbahçenin şampiyonluktaki en ciddi rakibi kaybetmiş, daha sezonun başında ikinciye beş puan fark yapma şansı doğmuştu. Bu durum doğal olarak takımın iştahını kabartmıştı. Belki müthiş oynamadılar ama çok istekli ve hırslıydılar. Fenerbahçe takımında koşmayan yoktu. Biraz Santos arkadaşlarının gerisinde kaldı. Kaleci Volkan çok konsantreydi. Üç tane müthiş top çıkardı. O fiziğine rağmen çok çabuktu. Gökhan Gönül toparlanmış, sürekli birlikte oynamaya başlayan Bilica ile Luganonun uyumları giderek yükseliyor. Bilicayı birkaç haftadır çok beğeniyorum. Gelişi güzel oynamıyor, çok dikkatli. Cristian ile Emre de müthiş oynadılar. Dönüşümlü olarak ileriye çıktılar. Şu anda ligin en iyi, en formda ikili orta saha oyuncuları. Güiza yine ileride çok top kaybediyor. Mehmet Topuz istekli ama etkili değil. Açıkcası iyi maç oldu. İki takım da çok koştu. Çok keyif aldığım bir doksan dakika izledim. İki yıldır yatan Fenerbahçe sezon başında iyi çalışmasının semeresini havalar serinledikçe, sezon ilerledikçe alacak gibi. Daumu da nokta ve doğru değişiklikleri nedeniyle kutlamak gerek. Maçın tempolu geçmesinde hakem Kuddusi Müftüoğlunun etkisi oldu. Ancak kartlarda hata yaptı. Gençlerbirliği kaptanını atmaması çok ilginçti. Bu maçın kritiğini en iyi kimin yapacağı tartışılmaz bir konudur. Elbette Güiza... Maçı en yakından izleyen, tereddütsüz otorite olarak güvenilir yorum sahibidir! Bir tek sıkıntısı var; ifadesi de santrforluğu gibiyse, fazla talep görmez... Maç oynanıyor, taraftar galeyanda. Nasıl mutlular, görmeniz lazım. Nedeni ise basit ve garip; takım pres yapıyor... Alex, Daumu ikinci kez kayığına bindirdi. O oynuyor, atıyor-attırıyor ve rekorlar Daumun hanesinde... En güvenilir kürekçi, Zicoyu da 100. yılda dalgalardan geçirmişti. Yine takımını sallantıdan kurtarıyor, yine oyunbozanlık yaparak, Buraların efendisi benim diyor... Peki Güizadan hala nasıl memnun? Menajeri Figerin yakın arkadaşı olmasının bu ısrarda payı olabilir mi? Belki haksızlık ediyoruz ama futbol performansı içinde izah sorunu yaşıyoruz. Eski arkadaşlar konuşmuş, Baba, bir tane atsın ya! demiş olabilirler. Bunu Alex ile oynayıp başaramayan santrfora, nasıl bir tahammül kitabı yazılabilir ki? Fenerbahçe taraftarı, Ankaradan gelen üç farklı yenilgi haberinin tadını ve anlamını en iyi kavrayanlar arasındaydı. Maça istekli başlayıp, ıslıklarla oyuncularını geri koşturup, alkışlarla prese başlattılar. Maç alan değil, aynı zamanda takım yöneten tipteydiler. Kuddusi Müftüoğlu ufak-tefek hatalar ile maçı ortadan yönetirken, İlhan Ekere ikinci sarıyı çıkartamadı. Pozisyon tartışmalı olsa, bunu yazmam bile. Müftüoğlu neden kendisini tartışmaya açıyor, anlamış değilim. Emre Belözoğlunun cezası bittiği için oynayacağını biliyorduk. Ama bu sırada da Kazımın kart cezalılığı durumu ortaya çıktı. Orda da Mehmet Topuzun oynayacağını biliyorduk. Yani bu demek oluyor ki Fenerbahçede işler yolunda. İskelet tamamlanmış, kadro belli. Kim nereden çıkarsa veya kim nereden girerse işlemin ne olacağını biliyoruz. Artık Fenerbahçe takımını 5 yaşındaki çocuk bile sayabiliyor, işte olay budur. Fenerbahçe 8de 8 yaptıysa bunu tesadüf olarak algılayanlar futboldan anlamayan insanlardır. Yıllarca Alexe Takımı yavaşlatıyor, 10 kişi bırakıyor diyen sevgili Fenerbahçeyi takip eden meslektaşlarım bugün de aynı şeyleri yazsınlar bakalım. Alex onları utandırmaktan bıkmadı, onlar utanmaktan bıkmıyorlar. Bu kafayla gidildiği müddetçe 9da 9lar, 10da 10ları da göreceğiz. Kimse merak etmesin. Fenerbahçe bu ligin üstünde bir takımdır. İki saat arayla iki şampiyon adayını seyrettik. Arada dağlar kadar fark var. Geçen hafta Fenerbahçe, Antalyada biraz sallandı. Hafta arası Sheriffte de biraz sallandı. Önemli olan galibiyetti. Fenerbahçe bunu aldı. Önümüzdeki günlerde Elano mu Alex mi, Rijkaard mı Daum mu muhabbetlerini biraz daha dinleyeceğiz gibime geliyor. Sonuçta bu takıma saygı duyulması gerekir diye düşünüyorum. F.Bahçe, ligin başından bu yana Twente maçı hariç, Avrupa kupaları dahil topu kolay kolay vermeyen, orta alan dediğimiz hayali bölgeyi iyi kapatan, en ciddi rakibini sahadaki belki topla en az oynayan, en etkisiz oyuncusuyla yendi. G.Birliği, futbol oynamayı hocasından iyi öğrenmiş ama rakibinin ceza sahası yakınlarında hâlâ ülke futbolunun eksikleriyle boğuşmaya devam ediyor. Emre?nin 9 yıl evvel UEFA Kupasına giden yolda, yani 9 yaş daha gençken ortaya koyduğu futbolu kopyalaması, bence G.Birliğinin daha etkili oynamasını engelleyen, bunun yanı sıra da F.Bahçenin öne çıkmasındaki en etkili oyuncusuydu. Bu galibiyetle lide
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.10.2009
BasındaFenerbahçeyorumlarıBasında Fenerbahçe yorumları
Toplam "58" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti