Habergec.Com Aranan Kelimeler:yine olay yine kan Değerlendirme: 10 / 10 780945
habergec.com
02.10.2014 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

yine olay yine kan

En büyük facia yollarda yaşanıyor
Zaman
20.09.2014
02:06
Yollar, 2014 yılının ilk 8 ayında, tüm uyarılara rağmen sürücülerin yaptıkları kural hataları yüzünden yine kan gölüne döndü.Sekiz ayda polis ve jandarma sorumluluk bölgesinde meydana gelen 245 bin 315 kazada 2 bin 364 kişi olay yerinde hayatını kaybetti. Hastaneye kaldırılan ve yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybedenlerin istatistiklere dahil edilmediği gerçeği göz önüne alındığında ölü sayısının 3 bini aştığı ileri sürüldü. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, ülke genelinde ağustos ayı boyunca meydana gelen kazaların bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. Geçtiğimiz ay yollar yine kan gölüne dönerken, kazalara kural ihlali yapan sürücüler damga vurdu. Polis sorumluluk bölgesinde 32 bin 364 kazada 265 kişi hayatını kaybetti, 14 bin 572 kişi yaralandı. İlk 8 aylık bölümde meydana gelen kazalarda 27 bin 672’si yandan çarpma olayı gerçekleşti. Savrulma yüzünden yaşanan kazaları arkadan çarpmalar takip etti. 313 kaza zincirleme çarpışma şeklinde kayıtlara geçerken araçtan düşen cisimlerde 93 kazaya davetiye çıkardı. Kazalar en çok sürücü hatasından kaynaklanırken yaya ve yol kusuru sürücüleri takip etti. Alkollü olarak araç kullanan sürücüler bin 704 kazaya, şerit ihlali yapan sürücüler bin 867 kazaya sebep oldu. En çok kazaya 76 bin 828 ile otomobiller karışırken 45 tren kazası meydana geldi. Yaya, yolcu, sürücü ve araç plakalarına toplam 8 milyon 661 bin 545 ceza işlemi uygulandı. Bu cezaların maddi karşılığı 1 milyar 677 milyon 916 bin 569 lirayı buldu. Polis sorumluluk bölgesinde yılın ilk sekiz aylık bölümünde meydana gelen 220 bin 426 kazada 153 bin 749 kişi yaralanırken bin 593 kişi hayatını kaybetti. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise yılın sekiz aylık bölümünde 24 bin 889 kaza meydana gelirken bu kazalarda 33 bin 931 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı, 771 kişi de hayatını kaybetti.
Zaman
Güncel
20.09.2014
EnbüyükfaciayollardayaşanıyorEn büyük facia yollarda yaşanıyor
En büyük facia yollarda yaşanıyor
Zaman
20.09.2014
02:06
Yollar, 2014 yılının ilk 8 ayında, tüm uyarılara rağmen sürücülerin yaptıkları kural hataları yüzünden yine kan gölüne döndü.Sekiz ayda polis ve jandarma sorumluluk bölgesinde meydana gelen 245 bin 315 kazada 2 bin 364 kişi olay yerinde hayatını kaybetti. Hastaneye kaldırılan ve yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybedenlerin istatistiklere dahil edilmediği gerçeği göz önüne alındığında ölü sayısının 3 bini aştığı ileri sürüldü. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, ülke genelinde ağustos ayı boyunca meydana gelen kazaların bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. Geçtiğimiz ay yollar yine kan gölüne dönerken, kazalara kural ihlali yapan sürücüler damga vurdu. Polis sorumluluk bölgesinde 32 bin 364 kazada 265 kişi hayatını kaybetti, 14 bin 572 kişi yaralandı. İlk 8 aylık bölümde meydana gelen kazalarda 27 bin 672’si yandan çarpma olayı gerçekleşti. Savrulma yüzünden yaşanan kazaları arkadan çarpmalar takip etti. 313 kaza zincirleme çarpışma şeklinde kayıtlara geçerken araçtan düşen cisimlerde 93 kazaya davetiye çıkardı. Kazalar en çok sürücü hatasından kaynaklanırken yaya ve yol kusuru sürücüleri takip etti. Alkollü olarak araç kullanan sürücüler bin 704 kazaya, şerit ihlali yapan sürücüler bin 867 kazaya sebep oldu. En çok kazaya 76 bin 828 ile otomobiller karışırken 45 tren kazası meydana geldi. Yaya, yolcu, sürücü ve araç plakalarına toplam 8 milyon 661 bin 545 ceza işlemi uygulandı. Bu cezaların maddi karşılığı 1 milyar 677 milyon 916 bin 569 lirayı buldu. Polis sorumluluk bölgesinde yılın ilk sekiz aylık bölümünde meydana gelen 220 bin 426 kazada 153 bin 749 kişi yaralanırken bin 593 kişi hayatını kaybetti. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise yılın sekiz aylık bölümünde 24 bin 889 kaza meydana gelirken bu kazalarda 33 bin 931 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı, 771 kişi de hayatını kaybetti.
Zaman
Ana Sayfa
20.09.2014
EnbüyükfaciayollardayaşanıyorEn büyük facia yollarda yaşanıyor
‘İstanbul’da devrilme riski taşıyan 200 bin ağaç var’
Zaman
12.09.2014
02:01
İstanbul Beykoz Korusu Sosyal Tesisleri’ndeki bir çay bahçesinde meydana gelen ağaç devrilmesi sonucunda 2 kişinin hayatını kaybetmesinin yankıları sürüyor.Bir sene önce yine aynı türdeki bir ağacın Kağıthane Hasbahçe’de devrilmesi bir vatandaşın ölümü ile sonuçlanmıştı. İstanbul Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi orman mühendisi Ali Sukas, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir yıl önce 5 bin ağaçla ilgili çalışma başlattı. Fakat bu çalışmalar yeterli değil. İstanbul genelinde 200 bine yakın ağaç, anıt ve korumaya değer ağaç statüsünde sayılabilir. Şehir merkezinde bulunan bu ağaçların hepsi için önlem alınmalı.” dedi. Beykoz Korusu’ndaki kazanın birkaç kurumu ilgilendiren bir olay olduğunu belirten Sukas, Beykoz Korusu’ndaki ağaçların bakımının farklı kurumları ilgilendirdiğini söyledi. Bu yüzden problemler oluştuğunu dile getirerek, “En büyük engel dağınık bürokrasi ve yetki karmaşası. Orası birinci dereceden sit alanıdır. Ağaçlarla alakalı, yapılaşmayla alakalı veya tamiratla alakalı Tabiat Varlıkları Koruma Kurumları’ndan görüş alınması gerekiyor. Diğer taraftan Orman İşletmesi’nden de görüş alınması gerekiyor.” dedi. Sukas, ağaçların devrilmesi sonucu oluşacak can ve mal kaybının en aza indirilmesi için gerekli olan çalışmaların daha fazla yapılması gerektiğini vurgulayarak, şu bilgileri verdi: “Belli bir yaşa gelmiş veya belli bir çapa erişmiş olan ağaçlarla ilgili bir araştırma yapılıp, tedbirlerin alınması gerekiyor. Büyükşehir’in yaptığı bakım çalışmasında ağacın göğüs çapı 70 cm ve üzeri olarak alındı. Fakat bu bağlamda bir alt kategori de yani çapı 30–35 cm olanlar da alınmalı.” Ali Sukas, ‘Anıt ve korunmaya değer ağaçların devrilme riskleri incelenerek ağacın ağırlık merkezi nedir?’ Ne kadar budamak gerekiyor? Fiziki olarak neler yapmak gerekiyor? gibi sorulara cevap verilmeli.” dedi. Sukas, “Bütün ağaçları kesmek doğru değil, detaylı çalışma yapılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.Ayfer öğretmen gözyaşları içinde toprağa verildiBeykoz’da üzerine ağaç devrilen emekli öğretmen Ayfer Ala Bulut (Aral), Zincirlikuyu Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Emekli öğretmenin cenazesine çok sayıda eski öğrencisi katıldı. Cenaze töreninde gözyaşları sel oldu. Bey­koz Ko­ru­su içe­ri­sin­de devrilen ağacın altında kalarak can veren Ayfer öğretmenin (66), cenaze namazı Zincirlikuyu Camii’nde kılındı. Öğle namazından önce emekli öğretmenin naaşı avluya getirildi. Buradaki cenaze namazına Aral’ın yakınları, öğrencileri ve öğretmen arkadaşları katıldı. Cenaze merasiminde gazetecilerin görüntü almasına izin verilmedi. Cenaze namazı kılındıktan sonra dualar eşliğinde emekli öğretmenin naaşı cenaze aracına konuldu. Bu sırada bazı kişilerin alkışladığı gözlendi. Emekli eğitimcinin 6 ay ön­ce eski eşi Ha­luk, 2 haf­ta ön­ce ise kı­zı Gök­çe­’yi kan­ser­den kay­bet­ti­ği öğ­re­ni­ldi. Aral ai­le­sin­den ge­ri­ye mut­lu gün­le­rin­de çek­tir­dik­le­ri fo­toğ­raflar ve to­runu Işık Aral kal­dı. Beykoz korusunda devrilen ağaçtan yaralı kurtulan ve Kartal Umut Yoğun Bakım Ünitesi’nde yatan Suzan Özpeynirci’nin oğlu Beyazıt Özpeynirci de annesinin daha önce de ağaç devrilmeleriyle ilgili olarak şikayette bulunduğunu belirterek, “Annem dün ameliyata girdi. Beyin kanamasını durdurdular. Yoğun bakıma aldılar. Şu an durumu stabil.” diye konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
12.09.2014
İstanbul’da/">‘İstanbul’dadevrilmeriskitaşıyan200binağaçvar’İstanbul’da-devrilme-riski-taşıyan-200-bin-ağaç-var’/">‘İstanbul’da devrilme riski taşıyan 200 bin ağaç var’
7 ayda 2 bin ölü, 155 bin yaralı
Zaman
28.08.2014
11:18
Yollar, 2014 yılının ilk 7 ayında, tüm uyarılara rağmen sürücülerin yaptıkları kural hataları yüzünden yine kan gölüne döndü. 7 ayda 2 bin kişi öldü, 155 bin kişi yaralandı.Emniyet Genel Müdürlüğü, 2014 yılının Ocak-Temmuz döneminin trafik kaza bilançosunu açıkladı. Ülke genelinde 188 bin 61i polis, 20 bin 294ü de jandarma sorumluluk bölgesinde olmak üzere 208 bin 355 kaza meydana geldi. Kazalarda bin 943 kişi hayatını kaybetti, tam 155 bin 227 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Avukat Hitay Güner, verilerde sadece kaza yerinde ölenlerin baz alındığının altını çizerek, Rakamlar bizi yanıltmasın, hastaneye giden yaralılardan da hayatını kaybedenlerle birlikte 7 ayda ölenlerin sayısı 4 bini bulmuştur. dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, ülke genelinde haziran ve temmuz ayı boyunca meydana gelen kazaların bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. 2014 yılının Haziran ayında ayında yollar yine kan gölüne dönerken, kazalara kural ihlali yapan sürücüler damga vurdu. Polis sorumluluk bölgesinde 28 bin 485 kazanın 168i ölümlü olarak kayıtlara geçti. Kazalarda 216 kişi hayatını kaybetti, 21 bin 605 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Haziran ayı içerisinde meydana gelen kazaların 3 bin 810u karşılıklı çarpma şeklinde, 244 kaza hayvana çarpma; 6 bin 426 kaza ise devrilme, savrulma, takla atma şeklinde kayıtlara geçti. Haziran ayında polis sorumluluk bölgesindeki 12 bin 635 kaza sürücü hatasından kaynaklandı. Jandarma sorumluluk alanında haziran ayında 3 bin 34 kazada meydana geldi, bu kazalarda 108 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 992 yaralandı. BİN 943 KİŞİ ÖLDÜ, 155 BİN KİŞİ HASTANELİK OLDUPolis sorumluluk bölgesinde 29 bin 350 kazanın meydana geldiği Temmuz ayında ise 23 bin 389 kişi yaralanırken 273 kişi hayatını kaybetti. Temmuz ayındaki kazaların 617si araçtan insan düşmesi sonucu meydana gelirken 297si hayvana çarpma şeklinde kayıtlara geçti. Temmuz ayındaki kazaların 14 bin 876sı sürücü hatasından kaynaklandı. Trafik Hizmetleri Başkanlığı, polis sorumluluk bölgesinde 2014 ilk 7 aylık bölümünde 188 bin 61 kazada 1328 kişi hayatını kaybettiğini, 127 bin 823 kişinin de yaralanarak hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise Temmuz ayında 4 bin 376 kazada 163 kişi hayatını kaybetti, 6 bin 496 kişi yaralanarak hastanelik oldu. 2014 yılının ilk 7 aylık bölümünde ise 20 bin 294 kazada 615 kişi hayatını kaybetti, 27 bin 404 kişi yaralandı. Polis ve jandarma sorumluluk bölgesinde meydana gelen toplam 208 bin 355 kazada bin 943 kişi hayatını kaybetti, 155 bin 227 kişi hastanelik oldu. KAZALARA EN ÇOK OTOMOBİL, EN AZ TREN KARIŞTI, ALKOLLÜ SÜRÜCÜLERE CEZA YAĞDIEmniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre; bu yılın ilk 7 aylık bölümünde en çok kazaya 64 bin 356 ile otomobil, en az kazaya ise 37 ile tren karıştı. Bu sene alkollü araç kullanan 59 bin 948 sürücüye, alkol ölçümü yaptırmayan 2 bin 400 sürücüye ceza uygulandı, 66 sürücüye de uyuşturucu ölçümü yaptırmamak suçundan işlem yapıldı. 7 milyon 540 bin 256 lira ceza uygulandı. Yılın ilk 7 aylık bölümünde 1 milyar 460 bin 331 lire 265 ceza kesildi. Araç plakalarına 963 milyon 707 bin 568 lira yaya ve yolculara ise 997 bin 467 lira ceza verildi. Ülke genelinde yaygınlaşan mobeselerle birlikte kural tanımayan sürücüler sürpriz cezalarla karşılaşabiliyor. OLAY YERİNDEKİ ÖLÜMLERİN SAYISI YANILTMASINKaza istatistiklerini Cihan Haber Ajansına değerlendiren Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Avukat Hitay Güner, verilerde sadece kaza yerinde hayatını kaybedenlerin baz alındığını hatırlattı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan da hayatını kaybedenlerle birlikte yılın ilk 7 ayında kazalarda ölenlerin sayısının 4 bini aşacağını savunan Avukat Güner, şunları kaydetti: Önümüzde Kurban Bayramı var. Hep aynı şeyi söylüyoruz, sürücüler kurallara uysun, dikkatli, sabırlı ve hoşgörülü olsun. Trafik bilincinin artık yerleşmesi lazım. İlk 7 ayda 2 bin vatandaş kazalarda ölmüş, aynı ortalamayla yıl sonunda ölü sayısı 4 bin olarak kayıtlara geçebilir, ancak hastanelerde ölenlerle birlikte rakam ikiye katlanabilir. Kazaların nasıl olduğundan ziyade neden olduğu noktasında kafa yormalıyız. Sürücülerimiz hızlı gitmesin, diğer sürücülere karşı saygılı olsun, dikkatli ve sabırlı olsun. Denetimlerde bir yere kadar etkili, artık öyle bir alan başlıyor ki o da direksiyon başındaki sürücünün dikkati. Sürücüler kurallara uyarsa kazalardaki can kayıpları da azalır. Olayı görmek ayrı, olayı idrak etmek ayrı. Artık kazaların neden olduğu noktasında mesai yapmalıyız.
Zaman
Son Dakika
28.08.2014
7ayda2binölü155binyaralı7 ayda 2 bin ölü 155 bin yaralı
7 ayda 2 bin ölü, 155 bin yaralı
Zaman
28.08.2014
11:18
Yollar, 2014 yılının ilk 7 ayında, tüm uyarılara rağmen sürücülerin yaptıkları kural hataları yüzünden yine kan gölüne döndü. 7 ayda 2 bin kişi öldü, 155 bin kişi yaralandı.Emniyet Genel Müdürlüğü, 2014 yılının Ocak-Temmuz döneminin trafik kaza bilançosunu açıkladı. Ülke genelinde 188 bin 61i polis, 20 bin 294ü de jandarma sorumluluk bölgesinde olmak üzere 208 bin 355 kaza meydana geldi. Kazalarda bin 943 kişi hayatını kaybetti, tam 155 bin 227 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Avukat Hitay Güner, verilerde sadece kaza yerinde ölenlerin baz alındığının altını çizerek, Rakamlar bizi yanıltmasın, hastaneye giden yaralılardan da hayatını kaybedenlerle birlikte 7 ayda ölenlerin sayısı 4 bini bulmuştur. dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, ülke genelinde haziran ve temmuz ayı boyunca meydana gelen kazaların bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. 2014 yılının Haziran ayında ayında yollar yine kan gölüne dönerken, kazalara kural ihlali yapan sürücüler damga vurdu. Polis sorumluluk bölgesinde 28 bin 485 kazanın 168i ölümlü olarak kayıtlara geçti. Kazalarda 216 kişi hayatını kaybetti, 21 bin 605 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Haziran ayı içerisinde meydana gelen kazaların 3 bin 810u karşılıklı çarpma şeklinde, 244 kaza hayvana çarpma; 6 bin 426 kaza ise devrilme, savrulma, takla atma şeklinde kayıtlara geçti. Haziran ayında polis sorumluluk bölgesindeki 12 bin 635 kaza sürücü hatasından kaynaklandı. Jandarma sorumluluk alanında haziran ayında 3 bin 34 kazada meydana geldi, bu kazalarda 108 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 992 yaralandı. BİN 943 KİŞİ ÖLDÜ, 155 BİN KİŞİ HASTANELİK OLDUPolis sorumluluk bölgesinde 29 bin 350 kazanın meydana geldiği Temmuz ayında ise 23 bin 389 kişi yaralanırken 273 kişi hayatını kaybetti. Temmuz ayındaki kazaların 617si araçtan insan düşmesi sonucu meydana gelirken 297si hayvana çarpma şeklinde kayıtlara geçti. Temmuz ayındaki kazaların 14 bin 876sı sürücü hatasından kaynaklandı. Trafik Hizmetleri Başkanlığı, polis sorumluluk bölgesinde 2014 ilk 7 aylık bölümünde 188 bin 61 kazada 1328 kişi hayatını kaybettiğini, 127 bin 823 kişinin de yaralanarak hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise Temmuz ayında 4 bin 376 kazada 163 kişi hayatını kaybetti, 6 bin 496 kişi yaralanarak hastanelik oldu. 2014 yılının ilk 7 aylık bölümünde ise 20 bin 294 kazada 615 kişi hayatını kaybetti, 27 bin 404 kişi yaralandı. Polis ve jandarma sorumluluk bölgesinde meydana gelen toplam 208 bin 355 kazada bin 943 kişi hayatını kaybetti, 155 bin 227 kişi hastanelik oldu. KAZALARA EN ÇOK OTOMOBİL, EN AZ TREN KARIŞTI, ALKOLLÜ SÜRÜCÜLERE CEZA YAĞDIEmniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre; bu yılın ilk 7 aylık bölümünde en çok kazaya 64 bin 356 ile otomobil, en az kazaya ise 37 ile tren karıştı. Bu sene alkollü araç kullanan 59 bin 948 sürücüye, alkol ölçümü yaptırmayan 2 bin 400 sürücüye ceza uygulandı, 66 sürücüye de uyuşturucu ölçümü yaptırmamak suçundan işlem yapıldı. 7 milyon 540 bin 256 lira ceza uygulandı. Yılın ilk 7 aylık bölümünde 1 milyar 460 bin 331 lire 265 ceza kesildi. Araç plakalarına 963 milyon 707 bin 568 lira yaya ve yolculara ise 997 bin 467 lira ceza verildi. Ülke genelinde yaygınlaşan mobeselerle birlikte kural tanımayan sürücüler sürpriz cezalarla karşılaşabiliyor. OLAY YERİNDEKİ ÖLÜMLERİN SAYISI YANILTMASINKaza istatistiklerini Cihan Haber Ajansına değerlendiren Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Avukat Hitay Güner, verilerde sadece kaza yerinde hayatını kaybedenlerin baz alındığını hatırlattı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan da hayatını kaybedenlerle birlikte yılın ilk 7 ayında kazalarda ölenlerin sayısının 4 bini aşacağını savunan Avukat Güner, şunları kaydetti: Önümüzde Kurban Bayramı var. Hep aynı şeyi söylüyoruz, sürücüler kurallara uysun, dikkatli, sabırlı ve hoşgörülü olsun. Trafik bilincinin artık yerleşmesi lazım. İlk 7 ayda 2 bin vatandaş kazalarda ölmüş, aynı ortalamayla yıl sonunda ölü sayısı 4 bin olarak kayıtlara geçebilir, ancak hastanelerde ölenlerle birlikte rakam ikiye katlanabilir. Kazaların nasıl olduğundan ziyade neden olduğu noktasında kafa yormalıyız. Sürücülerimiz hızlı gitmesin, diğer sürücülere karşı saygılı olsun, dikkatli ve sabırlı olsun. Denetimlerde bir yere kadar etkili, artık öyle bir alan başlıyor ki o da direksiyon başındaki sürücünün dikkati. Sürücüler kurallara uyarsa kazalardaki can kayıpları da azalır. Olayı görmek ayrı, olayı idrak etmek ayrı. Artık kazaların neden olduğu noktasında mesai yapmalıyız.
Zaman
Ana Sayfa
28.08.2014
7ayda2binölü155binyaralı7 ayda 2 bin ölü 155 bin yaralı
Sürücüler kural tanımadı: 7 ayda 2 bin ölü, 155 bin yaralı
Zaman
28.08.2014
09:38
Yollar, 2014 yılının ilk 7 ayında, tüm uyarılara rağmen sürücülerin yaptıkları kural hataları yüzünden yine kan gölüne döndü. 7 ayda 2 bin kişi öldü, 155 bin kişi yaralandı.Emniyet Genel Müdürlüğü, 2014 yılının Ocak-Temmuz döneminin trafik kaza bilançosunu açıkladı. Ülke genelinde 188 bin 61i polis, 20 bin 294ü de jandarma sorumluluk bölgesinde olmak üzere 208 bin 355 kaza meydana geldi. Kazalarda bin 943 kişi hayatını kaybetti, tam 155 bin 227 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Avukat Hitay Güner, verilerde sadece kaza yerinde ölenlerin baz alındığının altını çizerek, Rakamlar bizi yanıltmasın, hastaneye giden yaralılardan da hayatını kaybedenlerle birlikte 7 ayda ölenlerin sayısı 4 bini bulmuştur. dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, ülke genelinde haziran ve temmuz ayı boyunca meydana gelen kazaların bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. 2014 yılının Haziran ayında ayında yollar yine kan gölüne dönerken, kazalara kural ihlali yapan sürücüler damga vurdu. Polis sorumluluk bölgesinde 28 bin 485 kazanın 168i ölümlü olarak kayıtlara geçti. Kazalarda 216 kişi hayatını kaybetti, 21 bin 605 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Haziran ayı içerisinde meydana gelen kazaların 3 bin 810u karşılıklı çarpma şeklinde, 244 kaza hayvana çarpma; 6 bin 426 kaza ise devrilme, savrulma, takla atma şeklinde kayıtlara geçti. Haziran ayında polis sorumluluk bölgesindeki 12 bin 635 kaza sürücü hatasından kaynaklandı. Jandarma sorumluluk alanında haziran ayında 3 bin 34 kazada meydana geldi, bu kazalarda 108 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 992 yaralandı. BİN 943 KİŞİ ÖLDÜ, 155 BİN KİŞİ HASTANELİK OLDUPolis sorumluluk bölgesinde 29 bin 350 kazanın meydana geldiği Temmuz ayında ise 23 bin 389 kişi yaralanırken 273 kişi hayatını kaybetti. Temmuz ayındaki kazaların 617si araçtan insan düşmesi sonucu meydana gelirken 297si hayvana çarpma şeklinde kayıtlara geçti. Temmuz ayındaki kazaların 14 bin 876sı sürücü hatasından kaynaklandı. Trafik Hizmetleri Başkanlığı, polis sorumluluk bölgesinde 2014 ilk 7 aylık bölümünde 188 bin 61 kazada 1328 kişi hayatını kaybettiğini, 127 bin 823 kişinin de yaralanarak hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise Temmuz ayında 4 bin 376 kazada 163 kişi hayatını kaybetti, 6 bin 496 kişi yaralanarak hastanelik oldu. 2014 yılının ilk 7 aylık bölümünde ise 20 bin 294 kazada 615 kişi hayatını kaybetti, 27 bin 404 kişi yaralandı. Polis ve jandarma sorumluluk bölgesinde meydana gelen toplam 208 bin 355 kazada bin 943 kişi hayatını kaybetti, 155 bin 227 kişi hastanelik oldu. KAZALARA EN ÇOK OTOMOBİL, EN AZ TREN KARIŞTI, ALKOLLÜ SÜRÜCÜLERE CEZA YAĞDIEmniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre; bu yılın ilk 7 aylık bölümünde en çok kazaya 64 bin 356 ile otomobil, en az kazaya ise 37 ile tren karıştı. Bu sene alkollü araç kullanan 59 bin 948 sürücüye, alkol ölçümü yaptırmayan 2 bin 400 sürücüye ceza uygulandı, 66 sürücüye de uyuşturucu ölçümü yaptırmamak suçundan işlem yapıldı. 7 milyon 540 bin 256 lira ceza uygulandı. Yılın ilk 7 aylık bölümünde 1 milyar 460 bin 331 lire 265 ceza kesildi. Araç plakalarına 963 milyon 707 bin 568 lira yaya ve yolculara ise 997 bin 467 lira ceza verildi. Ülke genelinde yaygınlaşan mobeselerle birlikte kural tanımayan sürücüler sürpriz cezalarla karşılaşabiliyor. OLAY YERİNDEKİ ÖLÜMLERİN SAYISI YANILTMASINKaza istatistiklerini Cihan Haber Ajansına değerlendiren Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Avukat Hitay Güner, verilerde sadece kaza yerinde hayatını kaybedenlerin baz alındığını hatırlattı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan da hayatını kaybedenlerle birlikte yılın ilk 7 ayında kazalarda ölenlerin sayısının 4 bini aşacağını savunan Avukat Güner, şunları kaydetti: Önümüzde Kurban Bayramı var. Hep aynı şeyi söylüyoruz, sürücüler kurallara uysun, dikkatli, sabırlı ve hoşgörülü olsun. Trafik bilincinin artık yerleşmesi lazım. İlk 7 ayda 2 bin vatandaş kazalarda ölmüş, aynı ortalamayla yıl sonunda ölü sayısı 4 bin olarak kayıtlara geçebilir, ancak hastanelerde ölenlerle birlikte rakam ikiye katlanabilir. Kazaların nasıl olduğundan ziyade neden olduğu noktasında kafa yormalıyız. Sürücülerimiz hızlı gitmesin, diğer sürücülere karşı saygılı olsun, dikkatli ve sabırlı olsun. Denetimlerde bir yere kadar etkili, artık öyle bir alan başlıyor ki o da direksiyon başındaki sürücünün dikkati. Sürücüler kurallara uyarsa kazalardaki can kayıpları da azalır. Olayı görmek ayrı, olayı idrak etmek ayrı. Artık kazaların neden olduğu noktasında mesai yapmalıyız.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
28.08.2014
Sürücülerkuraltanımadı7ayda2binölü155binyaralıSürücüler kural tanımadı 7 ayda 2 bin ölü 155 bin yaralı
Abdülhamit Bilici - Tehlikenin farkında mıyız?
Zaman
23.08.2014
03:01
Amerikalı gazeteci James Foley’in IŞİD tarafından kafası kesilerek öldürüldüğünü gösteren korkunç video, tüm dünyayı şoke etti. Suriye’de 3,5 yıldır süren vahşeti seyreden başkentler şimdi alarmda.2012’den beri rehin tutulan gazeteciyi katleden uzun boylu, siyah gömlekli, maskeli militanın İngiliz olduğuna yönelik iddia, İngiltere’nin bir numaralı gündemi. Gazeteler günlerdir “İngiliz cellat” manşetiyle çıkıyor. Konuştuğu aksan incelenerek “celladın” Doğu Londra’da yaşadığı tespit edilmiş, bağlantıları araştırılıyor. Olay üzerine Başbakan Cameron, tatilini yarıda kesip başkente döndü. Ancak hadise hemen yanı başımızda yaşanmasına ve Musul Başkonsolosumuzla birlikte 49 insanımız bu örgütün elinde olmasına rağmen sanki hadise bizi hiç ilgilendirmiyormuş gibi Türkiye meseleye ilgisiz.Çok değil 2 yıl önce, Suriye’nin Afganistanlaşacağı, muhalif gruplarla ilişkisi nedeniyle Türkiye’nin ise Pakistanlaşacağı senaryosu konuşuluyordu. Suni gündem ve algı operasyonlarıyla kafalar allak bullak edildiği için tehlikenin farkında olmasak da o senaryo kâbusa dönüşerek gerçekleşmiş durumda. Komşularımız Irak ve Suriye, kaos ve her gün yaşanan vahşetle Afganistan’dan beter halde. Uluslararası güçlerin de teşvikiyle farklı silahlı gruplar üzerinden dün Afgan siyasetine müdahil olan Pakistan, bugün birçok şehrinde patlayan bombalar, bu örgütlere katılanların geriye döndüklerinde yol açtığı sorunlar ve radikal ideolojilerin topluma yayılması gibi dertlerle karşı karşıya. Aynı sorunlar, Türkiye’nin de kapısını çalıyor, çalacak.Aslında gidişatın kötü olduğu sır değildi ve zamanında tedbir alınabilirdi. Bir yıl önceki haberlere şöyle bir bakmak bile vahameti görmek için yeterli: “İstanbul’da çalınan araçlar Hatay’a götürüldü. Emniyet 25 aracın bombalı saldırıda kullanılabileceği ihtimaline karşı alarma geçti.” (15 Kasım 2013) “Jandarma İstihbaratı, Türkiye’den çalındıktan sonra klonlanmış plakalarla Suriye’ye kaçırılan 300 aracın izine ulaştı. Şüphelilerin El Kaide, El Nusra ve IŞİD ile bağlantıları tespit edildi. (28 Kasım) Kilis’te askeri yasak bölgede yakalanan Suriye uyruklu kişinin üzerinde Malatya iline ait askeri harita bulundu. (2 Aralık) “Türk istihbarat birimleri Suriye’de savaşan El Kaide bağlantılı 47 örgütün Türkiye’de eylem hazırlığında olduğu iddiası üzerine alarma geçti.” (3 Aralık)İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı’nın yine 2013 tarihli bir ra­po­ru­na gö­re Türkiye’den 500 kişi El Nusra ve IŞİD’e katılmak üze­re Suriye’ye git­ti. Oğlu IŞİD’e katılan Gaziantepli Vakkas Doğan’ın söylediklerine bakılırsa bu sayılar katlanmış olmalı. G.Antep’te IŞİD’e açıktan eleman toplandığını söyleyen Doğan, mahallelerindeki bir dernekte 28 yaşındaki oğlunun aklına girildiğine dikkat çektikten sonra gözyaşlarını tutamıyor: “Evladım 4 aylık çocuğunu bırakıp IŞİD’e katılmak için Irak’a gidecek. Orada Müslümanlarla savaşacak. Daha önce de bir grup bu dernek vasıtasıyla gitti. Oğlumun dayısı da IŞİD’e katılmıştı. Onun çocuğu da işi bırakmış, 1 aydır IŞİD’le. Çevremizde böyle çok insan var.” Valiliğe, emniyete gidip eli boş dönen Vakkas Doğan, Pakistan’daki Peşaver’de değil, Gaziantep’te yaşıyor.Tehlikeyi bizzat görenlerden Hatay Valisi Celalettin Lekesiz de IŞİD’e dair ikazlarını İçişleri’ni uyaran raporunda dile getirmişti. Lekesiz’in şu tespiti her şeyi anlatıyor: “Ülkemiz için ağır tehdit oluşturan IŞİD’in Suriye’de hakimiyet kurarak sınır bölgelerini ele geçirmesi halinde kendi inançlarına göre İslami kurallara uygun yaşamayan Türkiye hedef haline gelecektir.” Peki Türkiye ne yapıyor? Krizde sorumluluğu olanlar ödüllendirilirken, terörle mücadele tecrübesi cadı avı operasyonlarıyla harcanıyor.Türkmen, Kürt, Şii ve Ezidileri hedef alan IŞİD vahşetini kınayan Fethullah Gülen’in tavrı, dinî ve insanî açıdan konuya nasıl bakılması gerektiğini gösteren önemli bir örnek: “Her türlü azınlık ve masum sivillere saldırı, baskı, zulüm; Kur’an’ın elmas düsturlarına ve Efendimiz’in (sas) sünnetine tamamen zıttır. IŞİD üyeleri şayet bir takım güçlerin piyonu olarak hareket etmiyorsa, İslam’ın ruhunu ve Peygamberimizi (asm) tanımamış cahillerdir denebilir. Her ne olursa olsun, yaptıkları terörizmdir ve böylece isimlendirilmelidir.’Türkiye’nin uyanıp bu tehlikeyi görmesi için başka ne gerekiyor? a.bilici@zaman.com.tr
Zaman
En Çok Okunan
23.08.2014
AbdülhamitBilici-Tehlikeninfarkındamıyız?Abdülhamit Bilici - Tehlikenin farkında mıyız?
Abdülhamit Bilici - Tehlikenin farkında mıyız?
Zaman
23.08.2014
02:11
Amerikalı gazeteci James Foley’in IŞİD tarafından kafası kesilerek öldürüldüğünü gösteren korkunç video, tüm dünyayı şoke etti. Suriye’de 3,5 yıldır süren vahşeti seyreden başkentler şimdi alarmda.2012’den beri rehin tutulan gazeteciyi katleden uzun boylu, siyah gömlekli, maskeli militanın İngiliz olduğuna yönelik iddia, İngiltere’nin bir numaralı gündemi. Gazeteler günlerdir “İngiliz cellat” manşetiyle çıkıyor. Konuştuğu aksan incelenerek “celladın” Doğu Londra’da yaşadığı tespit edilmiş, bağlantıları araştırılıyor. Olay üzerine Başbakan Cameron, tatilini yarıda kesip başkente döndü. Ancak hadise hemen yanı başımızda yaşanmasına ve Musul Başkonsolosumuzla birlikte 49 insanımız bu örgütün elinde olmasına rağmen sanki hadise bizi hiç ilgilendirmiyormuş gibi Türkiye meseleye ilgisiz.Çok değil 2 yıl önce, Suriye’nin Afganistanlaşacağı, muhalif gruplarla ilişkisi nedeniyle Türkiye’nin ise Pakistanlaşacağı senaryosu konuşuluyordu. Suni gündem ve algı operasyonlarıyla kafalar allak bullak edildiği için tehlikenin farkında olmasak da o senaryo kâbusa dönüşerek gerçekleşmiş durumda. Komşularımız Irak ve Suriye, kaos ve her gün yaşanan vahşetle Afganistan’dan beter halde. Uluslararası güçlerin de teşvikiyle farklı silahlı gruplar üzerinden dün Afgan siyasetine müdahil olan Pakistan, bugün birçok şehrinde patlayan bombalar, bu örgütlere katılanların geriye döndüklerinde yol açtığı sorunlar ve radikal ideolojilerin topluma yayılması gibi dertlerle karşı karşıya. Aynı sorunlar, Türkiye’nin de kapısını çalıyor, çalacak.Aslında gidişatın kötü olduğu sır değildi ve zamanında tedbir alınabilirdi. Bir yıl önceki haberlere şöyle bir bakmak bile vahameti görmek için yeterli: “İstanbul’da çalınan araçlar Hatay’a götürüldü. Emniyet 25 aracın bombalı saldırıda kullanılabileceği ihtimaline karşı alarma geçti.” (15 Kasım 2013) “Jandarma İstihbaratı, Türkiye’den çalındıktan sonra klonlanmış plakalarla Suriye’ye kaçırılan 300 aracın izine ulaştı. Şüphelilerin El Kaide, El Nusra ve IŞİD ile bağlantıları tespit edildi. (28 Kasım) Kilis’te askeri yasak bölgede yakalanan Suriye uyruklu kişinin üzerinde Malatya iline ait askeri harita bulundu. (2 Aralık) “Türk istihbarat birimleri Suriye’de savaşan El Kaide bağlantılı 47 örgütün Türkiye’de eylem hazırlığında olduğu iddiası üzerine alarma geçti.” (3 Aralık)İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı’nın yine 2013 tarihli bir ra­po­ru­na gö­re Türkiye’den 500 kişi El Nusra ve IŞİD’e katılmak üze­re Suriye’ye git­ti. Oğlu IŞİD’e katılan Gaziantepli Vakkas Doğan’ın söylediklerine bakılırsa bu sayılar katlanmış olmalı. G.Antep’te IŞİD’e açıktan eleman toplandığını söyleyen Doğan, mahallelerindeki bir dernekte 28 yaşındaki oğlunun aklına girildiğine dikkat çektikten sonra gözyaşlarını tutamıyor: “Evladım 4 aylık çocuğunu bırakıp IŞİD’e katılmak için Irak’a gidecek. Orada Müslümanlarla savaşacak. Daha önce de bir grup bu dernek vasıtasıyla gitti. Oğlumun dayısı da IŞİD’e katılmıştı. Onun çocuğu da işi bırakmış, 1 aydır IŞİD’le. Çevremizde böyle çok insan var.” Valiliğe, emniyete gidip eli boş dönen Vakkas Doğan, Pakistan’daki Peşaver’de değil, Gaziantep’te yaşıyor.Tehlikeyi bizzat görenlerden Hatay Valisi Celalettin Lekesiz de IŞİD’e dair ikazlarını İçişleri’ni uyaran raporunda dile getirmişti. Lekesiz’in şu tespiti her şeyi anlatıyor: “Ülkemiz için ağır tehdit oluşturan IŞİD’in Suriye’de hakimiyet kurarak sınır bölgelerini ele geçirmesi halinde kendi inançlarına göre İslami kurallara uygun yaşamayan Türkiye hedef haline gelecektir.” Peki Türkiye ne yapıyor? Krizde sorumluluğu olanlar ödüllendirilirken, terörle mücadele tecrübesi cadı avı operasyonlarıyla harcanıyor.Türkmen, Kürt, Şii ve Ezidileri hedef alan IŞİD vahşetini kınayan Fethullah Gülen’in tavrı, dinî ve insanî açıdan konuya nasıl bakılması gerektiğini gösteren önemli bir örnek: “Her türlü azınlık ve masum sivillere saldırı, baskı, zulüm; Kur’an’ın elmas düsturlarına ve Efendimiz’in (sas) sünnetine tamamen zıttır. IŞİD üyeleri şayet bir takım güçlerin piyonu olarak hareket etmiyorsa, İslam’ın ruhunu ve Peygamberimizi (asm) tanımamış cahillerdir denebilir. Her ne olursa olsun, yaptıkları terörizmdir ve böylece isimlendirilmelidir.’Türkiye’nin uyanıp bu tehlikeyi görmesi için başka ne gerekiyor? a.bilici@zaman.com.tr
Zaman
Köşe Yazıları
23.08.2014
AbdülhamitBilici-Tehlikeninfarkındamıyız?Abdülhamit Bilici - Tehlikenin farkında mıyız?
Abdülhamit Bilici - Tehlikenin farkında mıyız?
Zaman
23.08.2014
02:02
Amerikalı gazeteci James Foley’in IŞİD tarafından kafası kesilerek öldürüldüğünü gösteren korkunç video, tüm dünyayı şoke etti. Suriye’de 3,5 yıldır süren vahşeti seyreden başkentler şimdi alarmda.2012’den beri rehin tutulan gazeteciyi katleden uzun boylu, siyah gömlekli, maskeli militanın İngiliz olduğuna yönelik iddia, İngiltere’nin bir numaralı gündemi. Gazeteler günlerdir “İngiliz cellat” manşetiyle çıkıyor. Konuştuğu aksan incelenerek “celladın” Doğu Londra’da yaşadığı tespit edilmiş, bağlantıları araştırılıyor. Olay üzerine Başbakan Cameron, tatilini yarıda kesip başkente döndü. Ancak hadise hemen yanı başımızda yaşanmasına ve Musul Başkonsolosumuzla birlikte 49 insanımız bu örgütün elinde olmasına rağmen sanki hadise bizi hiç ilgilendirmiyormuş gibi Türkiye meseleye ilgisiz.Çok değil 2 yıl önce, Suriye’nin Afganistanlaşacağı, muhalif gruplarla ilişkisi nedeniyle Türkiye’nin ise Pakistanlaşacağı senaryosu konuşuluyordu. Suni gündem ve algı operasyonlarıyla kafalar allak bullak edildiği için tehlikenin farkında olmasak da o senaryo kâbusa dönüşerek gerçekleşmiş durumda. Komşularımız Irak ve Suriye, kaos ve her gün yaşanan vahşetle Afganistan’dan beter halde. Uluslararası güçlerin de teşvikiyle farklı silahlı gruplar üzerinden dün Afgan siyasetine müdahil olan Pakistan, bugün birçok şehrinde patlayan bombalar, bu örgütlere katılanların geriye döndüklerinde yol açtığı sorunlar ve radikal ideolojilerin topluma yayılması gibi dertlerle karşı karşıya. Aynı sorunlar, Türkiye’nin de kapısını çalıyor, çalacak.Aslında gidişatın kötü olduğu sır değildi ve zamanında tedbir alınabilirdi. Bir yıl önceki haberlere şöyle bir bakmak bile vahameti görmek için yeterli: “İstanbul’da çalınan araçlar Hatay’a götürüldü. Emniyet 25 aracın bombalı saldırıda kullanılabileceği ihtimaline karşı alarma geçti.” (15 Kasım 2013) “Jandarma İstihbaratı, Türkiye’den çalındıktan sonra klonlanmış plakalarla Suriye’ye kaçırılan 300 aracın izine ulaştı. Şüphelilerin El Kaide, El Nusra ve IŞİD ile bağlantıları tespit edildi. (28 Kasım) Kilis’te askeri yasak bölgede yakalanan Suriye uyruklu kişinin üzerinde Malatya iline ait askeri harita bulundu. (2 Aralık) “Türk istihbarat birimleri Suriye’de savaşan El Kaide bağlantılı 47 örgütün Türkiye’de eylem hazırlığında olduğu iddiası üzerine alarma geçti.” (3 Aralık)İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı’nın yine 2013 tarihli bir ra­po­ru­na gö­re Türkiye’den 500 kişi El Nusra ve IŞİD’e katılmak üze­re Suriye’ye git­ti. Oğlu IŞİD’e katılan Gaziantepli Vakkas Doğan’ın söylediklerine bakılırsa bu sayılar katlanmış olmalı. G.Antep’te IŞİD’e açıktan eleman toplandığını söyleyen Doğan, mahallelerindeki bir dernekte 28 yaşındaki oğlunun aklına girildiğine dikkat çektikten sonra gözyaşlarını tutamıyor: “Evladım 4 aylık çocuğunu bırakıp IŞİD’e katılmak için Irak’a gidecek. Orada Müslümanlarla savaşacak. Daha önce de bir grup bu dernek vasıtasıyla gitti. Oğlumun dayısı da IŞİD’e katılmıştı. Onun çocuğu da işi bırakmış, 1 aydır IŞİD’le. Çevremizde böyle çok insan var.” Valiliğe, emniyete gidip eli boş dönen Vakkas Doğan, Pakistan’daki Peşaver’de değil, Gaziantep’te yaşıyor.Tehlikeyi bizzat görenlerden Hatay Valisi Celalettin Lekesiz de IŞİD’e dair ikazlarını İçişleri’ni uyaran raporunda dile getirmişti. Lekesiz’in şu tespiti her şeyi anlatıyor: “Ülkemiz için ağır tehdit oluşturan IŞİD’in Suriye’de hakimiyet kurarak sınır bölgelerini ele geçirmesi halinde kendi inançlarına göre İslami kurallara uygun yaşamayan Türkiye hedef haline gelecektir.” Peki Türkiye ne yapıyor? Krizde sorumluluğu olanlar ödüllendirilirken, terörle mücadele tecrübesi cadı avı operasyonlarıyla harcanıyor.Türkmen, Kürt, Şii ve Ezidileri hedef alan IŞİD vahşetini kınayan Fethullah Gülen’in tavrı, dinî ve insanî açıdan konuya nasıl bakılması gerektiğini gösteren önemli bir örnek: “Her türlü azınlık ve masum sivillere saldırı, baskı, zulüm; Kur’an’ın elmas düsturlarına ve Efendimiz’in (sas) sünnetine tamamen zıttır. IŞİD üyeleri şayet bir takım güçlerin piyonu olarak hareket etmiyorsa, İslam’ın ruhunu ve Peygamberimizi (asm) tanımamış cahillerdir denebilir. Her ne olursa olsun, yaptıkları terörizmdir ve böylece isimlendirilmelidir.’Türkiye’nin uyanıp bu tehlikeyi görmesi için başka ne gerekiyor? a.bilici@zaman.com.tr
Zaman
Ana Sayfa
23.08.2014
AbdülhamitBilici-Tehlikeninfarkındamıyız?Abdülhamit Bilici - Tehlikenin farkında mıyız?
Haber Turu
Zaman
07.07.2014
02:00
Çiçek almaya gitti, aracındaki 15 bin liralık altını çalındıAdana’da yaşayan İsa Ayan (32), Turgut Özal Bulvarı’nda eşi ile birlikte çiçekçiye girdi. Karı-koca, yaklaşık 10 dakika sonra döndüğünde otomobilin camının kırılıp, koltuk üzerinde bıraktığı, içinde 15 bin lira değerinde altın saat ve takı bulunan el çantasının çalındığını fark etti. İsa Ayan, hemen durumu polise bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen ekipler, aracın ön camının buji parçası ile kırıldığını belirledi. Polis, 2 şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı.16 yaşındaki çocuk sürücü ağaca çarptı: 1 ölü, 6 yaralıSürücü belgesi bulunmayan 16 yaşındaki C.G.’nin kullandığı otomobil, Kayseri-Niğde karayolunun 17. kilometresinde kontrolden çıkarak ağaca çarptı. Hurdaya dönen otomobilde bulunan Meryem Çelik kaza yerinde hayatını kaybederken, Aydın Çelik (1), Menderes Çelik (3), Dilara Çelik (11), Ayhan Çelik (30) ve Serap Boylu (19) ile sürücü C.G. yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, jandarma, kazayla ilgili soruşturma başlattı.Otomobilin motor blokunda 6 kilo eroin ele geçirildiErzincan Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler 5 Temmuz akşamı Erzincan-Erzurum karayolu üzerindeki uygulama noktasında sürücülüğünü Ö.K.’nin yaptığı bir otomobili durdurdu. Otomobilde arama yapan ekipler, aracın torpido ile motor bloku arasına zulalanmış 6 kilo 173 gram eroin maddesi ele geçirdi. Gözaltına alınan Ö.K. hakkında ‘TCK 188 uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak ve nakletmek’ suçundan işlem yapılarak adliyeye sevk edildi.Otomobil, aynı yönde giden 2 ayrı TIR’a çarptıErzincan’da bir otomobilin aynı yönde giden iki TIR’a çarpmasıyla yaşanan kazada 1 kişi öldü, 3 kişi yaralandı. Kaza, önceki gün saat 16.30 sularında Erzincan-Sivas karayolunun 35’inci kilometresinde meydana geldi. Metin K.’nin otomobili, önce aynı istikamette giden Mustafa Ç.’nin kullandığı TIR’a arkadan çarptı. Kontrolden çıkan otomobil yine aynı istikamette giden Mehdi A. yönetimindeki TIR’a çarptı. Hastaneye kaldırılan Neziha K. kurtarılamadı.Foseptik çukuruna düşen iki kız kardeş hayatını kaybettiVan’ın Özalp ilçesinde oyun oynarken komşuları tarafından kazılan ve içi yağmur sularıyla dolan foseptik çukuruna düşen 2 kız kardeş, hayatını kaybetti. Acı olay, dün saat 13.00 sularında meydana geldi. Evlerinin yakınında oynayan 4 yaşındaki Havin Basut, 3 metre derinliğindeki foseptik çukuruna düştü. Kardeşini kurtarmak isteyen 6 yaşındaki Helin de çukura yuvarlandı. Olayı gören vatandaşlar, uzun uğraşlar sonrası kardeşleri çukurdan çıkararak hastaneye götürdü. Ancak iki kardeş kurtarılamadı.Hız sebebiyle kontrolden çıkan minibüs yayalara çarptı: 1 ölüİstanbul Maltepe’de kontrolden çıkan bir yolcu minibüsü, kaldırımdaki yayalara çarptı. Kazada 1 kişi öldü, 3 kişi de yaralandı. İddiaya göre, Girne Mahallesi’nde aşırı süratli giden minibüs, kontrolden çıkarak kaldırıma daldı. Sohbet eden 3 kişi, üzerlerine hızla gelen minibüsten kaçamadı. Merdiven ile minibüs arasında sıkışan Abdullah Yıldız hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı. Kazanın hemen ardından olay yerine koşan vatandaşlar, minibüsün altındaki manzarayı görünce dehşete kapıldı.Kan donduran evlat vahşetiBursa’nın Kestel ilçesinde evlat dehşeti yaşandı. Tayfun Yılmaz (25), önceki gece evde tartıştığı annesi Şükriye Yılmaz’ı (56) başını duvara vura vura öldürdü. Annenin cesedi dün öğle saatlerinde bulunurken, olaydan sonra kaçan Tayfun Yılmaz yakalandı. Yılmaz’ın olay günü alkol aldığı, bu sebeple kendisine tepki gösteren annesiyle tartıştığı öğrenildi. Alkolün de etkisiyle öfke krizine kapılan Yılmaz, annesinin canına kıydı. Komşuların ihbarı üzerine annenin cesedi bulundu. Tayfun Yılmaz ise 3 arkadaşıyla birlikte gizlendiği evde yakalandı.AKP’li başkanın kuzenine infazAydın Buharent’te, AKP İlçe Başkanı Raşit Yıldırım’ın teyzesinin oğlu Mehmet Bellek (35), öldürülmüş halde bulundu. Alınan bilgiye göre, yüzmek için Savcılı Mahallesi’ndeki sulama kanalına giden çocuklar, cesetle karşılaştı. İhbar üzerine bölgeye gelen jandarma, ölen kişinin Mehmet Bellek olduğu belirledi. Falçatayla boğazı kesilmiş, göğsü ve omuzlarından şişlenmiş halde bulunan Bellek’in cesedi, İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Zaman
Güncel
07.07.2014
HaberTuruHaber Turu
Sarai Sierra cinayetinin gerekçeli kararı açıklandı
Zaman
04.07.2014
20:00
Laz Ziya lakaplı Ziya Tasalı tarafından Cankurtaranda surların dibinde öldürülen ABD vatandaşı Sarai Sierra ile ilgili davada, mahkeme heyeti, 10 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı.İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan gerekçeli kararda, Sanığın, maktuleyi, cinsel saldırıda bulunmak eylemini engellemesi nedeniyle, cinsel saldırı suçunu işleyememekten duyduğu infial sonucu öldürdüğü anlaşılmaktadır. Sanık her ne kadar savunmasında maktuleye karşı cinsel saldırıda bulunmadığını, sadece öpmek istediğini ancak onun karşı koyması sonucu olayın meydana geldiğini bildirmiş ise de, sanık sonuç olarak cinsel istismar ya da saldırı olabilecek bir suçu işleyememekten duyduğu infial sonucu maktuleyi öldürdüğüne göre, sanığın eyleminin Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle adam öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir denildi.SANIĞIN MAKTULENİN EŞYALARINI OLAY MAHALİNDEN GÖTÜRMESİ HIRSIZLIK SUÇU OLARAK NİTELENDİRİLMİŞTİRSanığın anlatımına göre, maktuleyi öldürdükten sonra maktüleye ait cep telefonunu, iPadi, maktülenin montunu, pantolonunu, el çantasını aldığı anlaşılmaktadır denilen gerekçeli kararda, Sanığın ifadesine göre, aldığı bu eşyaların bir kısmını çöp konteynerine attığı, diğerlerini ise denize attığı anlaşılmaktadır ki, bu durum sonuca etkili görülmemiştir. Sanığın öldürdüğü maktulenin eşyalarını olay mahalinden alarak götürmesi, hırsızlık suçu olarak nitelendirilmiştir ifadeleri kullanıldı.MAKTÜLÜN ŞAL VE GİYSİLERİ ÜZERİNDE MENİ LEKELERİ BULUNDUSarai Sierranın boğazına sarılı vaziyette bulunan şal üzerinde meni lekelerine rastlandığı belirtilen gerekçeli kararda, yine maktul üzerindeki giysinin değişik yerlerinde de sanığa ait meni lekelerine ait izlerin yer aldığı, yine maktulün külotu üzerinde kendisine ait kan lekeleri ile sütyen üzerinden alınan örneklerin sanığın özelliklerine uyumlu olduğu vurgulandı.SANIĞIN BAŞLANGIÇTAKİ AMACI MAKTÜLEYE CİNSEL SALDIRIDA BULUNMAKZiya Tasalının, Sarai Sierrayı öpmek için ona sarıldığını kabul ettiği kaydedilen gerekçeli kararda, sanığın mağdureye tecavüz etmediğini belirtmişse de, bulunan meni lekelerinin ölen kadının giysileri üzerinde de olması nedeniyle, sanığın başlangıçtaki amacının cinsel saldırıda bulunmak olduğunun kendisi tarafından da ikrar edilmiş olduğu ifade edildi.CİNSEL SALDIRI EYLEMİ GERÇEKLEŞTİSanığın, ölen kadının ölümünden önce ya da sonra olduğu belirlenemeyen cinsel saldırı eyleminin sübuta erdiğinin (tamamlandığının) anlaşıldığı anlatılan gerekçeli kararda, Bu suçtan cezalandırılması gerektiği anlaşılmakla, sanığın cinsel saldırıda bulunmak istediği mağdureyi öldürmek ve cinsel saldırıda bulunmak, öldürdükten sonra giysisini almak suretiyle hırsızlık suçunu işledikleri kabul edilmekle, bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulması sonuç ve kanaatine varılmıştır denildi.ADLİ TIP RAPORUGerekçeli kararda, 10 Haziran 2013 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen otopsi raporunda, maktulenin boyun sağ-sol yan, sağ-sol meme başı ve çevresi, perine bölgesi, volva bölgesi, vajenarkaformiks, vajeniç mukozası, anal bölge çevresi ve anüs iç mukozasından alınan örneklerden hazırlanan yaymaların yapılan mikrozkobik incelemesinde sprem hücresinin görülmediği belirtilmiştir. Mahkememizce oybirliğiyle, olay tarihinde sanığın maktuleyi, cinsel saldırı suçunu işleyememekten dolayı duyduğu infialle öldürdüğü kabul edilmiştir. Sanığın, cinsel saldırı suçunu gerçekleştirdikten sonra maktuleyi öldürdüğünün kabulü halinde, hakkında Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle adam öldürme maddesi uygulanamaz. Sanığın maktuleyi cinsel saldırıda bulunduktan sonra öldürdüğünün kabulü halinde; hem cinsel saldırıda bulunmak, hem de kasten adam öldürmekSANIĞIN CİNSEL SALDIRI SUÇUNU GERÇEKLEŞTİRDİĞİ KESİN OLARAK TESPİT EDİLEMEMİSTİRGerekçeli kararda, Ancak mahkememizce oybirliği ile olay tarihinde sanığın, cinsel saldırıda bulunmak istediği maktulenin, kendisine karşı koyması nedeniyle duyduğu infial sonucu öldürdüğü ve eyleminin Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle adam öldürme maddesine temas ettiği kabul edilmiştir. Sanığın, cinsel saldırı suçunu işleyememekten duyduğu infialle maktulü öldürdükten sonra, ona karşı ayrıca cinsel saldırı suçunu gerçekleştirdiği kesin olarak tespit edilememiştir. Otopsi raporunda maktüleninvolva bölgesi, perine bölgesi, vajen arka forniks, vajen iç mukozası, anal bölge çevresi ve anüs iç mokozasında sprem hücresi görülmediği tespit edildiğine göre, sanığın maktuleyi öldürdükten sonra cinsel saldırıda bulunmadığının kabulü gerekmektedir dedi.MAHKEME BAŞKANINDAN MUHALEFET ŞERHİSanık Tasalıya cinsel saldırı suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası verilmesine ilişkin karara Mahkeme Başkanı Tevfik Güngören muhalefet şerhi koydu ve gerekçeli kararında sanığın bu suçtan beraat etmesi görüşünde olduğ
Zaman
Son Dakika
04.07.2014
SaraiSierracinayetiningerekçelikararıaçıklandıSarai Sierra cinayetinin gerekçeli kararı açıklandı
Bonzai kullanan iki genç camide baygın bulundu
Zaman
03.07.2014
02:44
Gençler arasında hızla yayılan sentetik uyuşturucu ‘bonzai’nin kurbanları her geçen gün artıyor. Kayaşehir’de yaşanan son örnek, kan dondurdu. Namaz için Ömer Fahrettin Paşa Camii’ne gelen cemaat, üst katta 20’li yaşlarda iki genci baygın halde buldu. Zorla uyandırılan ve konuşamayan gençlerin bonzai kullandıkları öğrenildi.İstanbul Başakşehir’de 3 kişinin ölümüne sebep olan sentetik uyuşturucu bonzai, gençleri zehirlemeye devam ediyor. Son olarak Kayaşehir’de yaşanan olay, kan dondurdu. Geçtiğimiz günlerde öğle namazını kılmak için Ömer Fahrettin Paşa Cami’ne gelen cemaat, üst katta 20’li yaşlarda iki genci baygın halde buldu. Zorla uyandırılan ve konuşmakta güçlük çeken gençlerin isimlerinin Erkan ile Okan olduğu, bonzai kullandıkları öğrenildi. Oğlu Erkan’ın uyuşturucu kullandığını doğrulayan Sabahattin Ünye, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Oğlum arkadaş kurbanı. 6-7 ay önce bonzai kullanmaya başladı. Kendine güveni artsın diye ev taksitini ödemesi için 400 lira verdim. O parayla uyuşturucu almış. 20 liraya bile bulunabiliyor bu zehir. Zaten geçtiğimiz cuma günü de polisler tarafından ‘uyuşturucu madde kullanmak’tan tutuklandı.” Gençler arasında hızla yaygınlaşan bonzainin son kurbanları Erkan ve Okan oldu. Kayaşehir’de oturan Erkan Ünye 3, Okan ise 6 aydır ailesinin yanına gitmiyordu. İki arkadaş, 3 hafta önce sabah namazı vaktinde cemaat dağıldıktan sonra camiye girdi. Üst kata çıkıp kuytu bir köşede uyuşturucu alıp sızdı. Saatlerce baygın halde kalan gençler, öğle namazı için camiye gelenler tarafından fark edildi. Üşüdükleri anlaşılan Erkan ve Okan, kendine geldikten sonra cemaat, onlara sıcak çay ikram etti. Durumu ağır olan Erkan Ünye, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.Sabahattin Ünye, oğlu Erkan’ın arkadaş kurbanı olduğundan yakındı. Oğlunun söz dinleyen birisi olduğunu belirten baba, “Bir lirası olsa arkadaşlarıyla paylaşırdı. Bize karşı herhangi bir anormalliği olmadı. Hiç beklemiyordum başına böyle bir şeyin geleceğini. Oğlum mahkemede ‘Babamla görüşmek istemiyorum.’ dedi, avukatı 10-15 yıl arasında ceza alacağını ve bu saatten sonra kurtuluşu olmadığını söyledi.” diye konuştu. Defalarca tedavi için hastanelere gittiklerini ifade eden baba, oğlunu arkadaş çevresinden kurtaramadıklarını anlattı: “Bir dönem uyuşturucu kullanmaması için memleketimiz Giresun’a gönderdim. Arkadaşlarından uzak dursun diye. Çok iyi bir hali vardı o zaman, sonra buraya gelip bu arkadaşlarla tanıştı. Madde bağımlıları hırsızlık da yapıyor, oğlumun kimliği de yoktu ne yaptığını bilmiyorum. Defalarca çıkarttık ama yine de yanında bulundurmuyordu.”Çaresiz baba, oğlunun yakalanma ânıyla ilgili ise şöyle konuştu: “Yakalandığında haberim yoktu, üzerinde bir tabanca, eroin ve 4 bin TL bulmuşlar, polisler beni aradı. Karakola gittiğimde öğrenebildim bunları. Oğlumla beraber 6-7 kişi daha madde kullandıkları için içeri alınmışlar. Hepsinin de sabıkası vardı fakat sadece oğlumun sabıkası yoktu.” Kayaşehir TOKİ bloklarının merdiven boşluklarında uyuşturucu kullanan gençlerin olduğuna dikkat çeken Sabahattin Ünye’nin sözleri vahametin boyutunu gözler önüne serdi: “Bizim TOKİ bloklarının merdiven boşluklarında, asansörlerde alıyorlar. Buralarda bir sürü kişi içiyor, geçen gün asansörün boşluklarında uyuşturucu maddesi gördüm.”
Zaman
En Çok Okunan
03.07.2014
BonzaikullananikigençcamidebaygınbulunduBonzai kullanan iki genç camide baygın bulundu
Bonzai kullanan iki genç camide baygın bulundu
Zaman
03.07.2014
02:03
Gençler arasında hızla yayılan sentetik uyuşturucu ‘bonzai’nin kurbanları her geçen gün artıyor. Kayaşehir’de yaşanan son örnek, kan dondurdu. Namaz için Ömer Fahrettin Paşa Camii’ne gelen cemaat, üst katta 20’li yaşlarda iki genci baygın halde buldu. Zorla uyandırılan ve konuşamayan gençlerin bonzai kullandıkları öğrenildi.İstanbul Başakşehir’de 3 kişinin ölümüne sebep olan sentetik uyuşturucu bonzai, gençleri zehirlemeye devam ediyor. Son olarak Kayaşehir’de yaşanan olay, kan dondurdu. Geçtiğimiz günlerde öğle namazını kılmak için Ömer Fahrettin Paşa Cami’ne gelen cemaat, üst katta 20’li yaşlarda iki genci baygın halde buldu. Zorla uyandırılan ve konuşmakta güçlük çeken gençlerin isimlerinin Erkan ile Okan olduğu, bonzai kullandıkları öğrenildi. Oğlu Erkan’ın uyuşturucu kullandığını doğrulayan Sabahattin Ünye, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Oğlum arkadaş kurbanı. 6-7 ay önce bonzai kullanmaya başladı. Kendine güveni artsın diye ev taksitini ödemesi için 400 lira verdim. O parayla uyuşturucu almış. 20 liraya bile bulunabiliyor bu zehir. Zaten geçtiğimiz cuma günü de polisler tarafından ‘uyuşturucu madde kullanmak’tan tutuklandı.” Gençler arasında hızla yaygınlaşan bonzainin son kurbanları Erkan ve Okan oldu. Kayaşehir’de oturan Erkan Ünye 3, Okan ise 6 aydır ailesinin yanına gitmiyordu. İki arkadaş, 3 hafta önce sabah namazı vaktinde cemaat dağıldıktan sonra camiye girdi. Üst kata çıkıp kuytu bir köşede uyuşturucu alıp sızdı. Saatlerce baygın halde kalan gençler, öğle namazı için camiye gelenler tarafından fark edildi. Üşüdükleri anlaşılan Erkan ve Okan, kendine geldikten sonra cemaat, onlara sıcak çay ikram etti. Durumu ağır olan Erkan Ünye, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.Sabahattin Ünye, oğlu Erkan’ın arkadaş kurbanı olduğundan yakındı. Oğlunun söz dinleyen birisi olduğunu belirten baba, “Bir lirası olsa arkadaşlarıyla paylaşırdı. Bize karşı herhangi bir anormalliği olmadı. Hiç beklemiyordum başına böyle bir şeyin geleceğini. Oğlum mahkemede ‘Babamla görüşmek istemiyorum.’ dedi, avukatı 10-15 yıl arasında ceza alacağını ve bu saatten sonra kurtuluşu olmadığını söyledi.” diye konuştu. Defalarca tedavi için hastanelere gittiklerini ifade eden baba, oğlunu arkadaş çevresinden kurtaramadıklarını anlattı: “Bir dönem uyuşturucu kullanmaması için memleketimiz Giresun’a gönderdim. Arkadaşlarından uzak dursun diye. Çok iyi bir hali vardı o zaman, sonra buraya gelip bu arkadaşlarla tanıştı. Madde bağımlıları hırsızlık da yapıyor, oğlumun kimliği de yoktu ne yaptığını bilmiyorum. Defalarca çıkarttık ama yine de yanında bulundurmuyordu.”Çaresiz baba, oğlunun yakalanma ânıyla ilgili ise şöyle konuştu: “Yakalandığında haberim yoktu, üzerinde bir tabanca, eroin ve 4 bin TL bulmuşlar, polisler beni aradı. Karakola gittiğimde öğrenebildim bunları. Oğlumla beraber 6-7 kişi daha madde kullandıkları için içeri alınmışlar. Hepsinin de sabıkası vardı fakat sadece oğlumun sabıkası yoktu.” Kayaşehir TOKİ bloklarının merdiven boşluklarında uyuşturucu kullanan gençlerin olduğuna dikkat çeken Sabahattin Ünye’nin sözleri vahametin boyutunu gözler önüne serdi: “Bizim TOKİ bloklarının merdiven boşluklarında, asansörlerde alıyorlar. Buralarda bir sürü kişi içiyor, geçen gün asansörün boşluklarında uyuşturucu maddesi gördüm.”
Zaman
Ana Sayfa
03.07.2014
BonzaikullananikigençcamidebaygınbulunduBonzai kullanan iki genç camide baygın bulundu
Bonzai kullanan iki genç camide baygın bulundu
Zaman
03.07.2014
01:59
Gençler arasında hızla yayılan sentetik uyuşturucu ‘bonzai’nin kurbanları her geçen gün artıyor. Kayaşehir’de yaşanan son örnek, kan dondurdu. Namaz için Ömer Fahrettin Paşa Camii’ne gelen cemaat, üst katta 20’li yaşlarda iki genci baygın halde buldu. Zorla uyandırılan ve konuşamayan gençlerin bonzai kullandıkları öğrenildi.İstanbul Başakşehir’de 3 kişinin ölümüne sebep olan sentetik uyuşturucu bonzai, gençleri zehirlemeye devam ediyor. Son olarak Kayaşehir’de yaşanan olay, kan dondurdu. Geçtiğimiz günlerde öğle namazını kılmak için Ömer Fahrettin Paşa Cami’ne gelen cemaat, üst katta 20’li yaşlarda iki genci baygın halde buldu. Zorla uyandırılan ve konuşmakta güçlük çeken gençlerin isimlerinin Erkan ile Okan olduğu, bonzai kullandıkları öğrenildi. Oğlu Erkan’ın uyuşturucu kullandığını doğrulayan Sabahattin Ünye, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Oğlum arkadaş kurbanı. 6-7 ay önce bonzai kullanmaya başladı. Kendine güveni artsın diye ev taksitini ödemesi için 400 lira verdim. O parayla uyuşturucu almış. 20 liraya bile bulunabiliyor bu zehir. Zaten geçtiğimiz cuma günü de polisler tarafından ‘uyuşturucu madde kullanmak’tan tutuklandı.” Gençler arasında hızla yaygınlaşan bonzainin son kurbanları Erkan ve Okan oldu. Kayaşehir’de oturan Erkan Ünye 3, Okan ise 6 aydır ailesinin yanına gitmiyordu. İki arkadaş, 3 hafta önce sabah namazı vaktinde cemaat dağıldıktan sonra camiye girdi. Üst kata çıkıp kuytu bir köşede uyuşturucu alıp sızdı. Saatlerce baygın halde kalan gençler, öğle namazı için camiye gelenler tarafından fark edildi. Üşüdükleri anlaşılan Erkan ve Okan, kendine geldikten sonra cemaat, onlara sıcak çay ikram etti. Durumu ağır olan Erkan Ünye, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.Sabahattin Ünye, oğlu Erkan’ın arkadaş kurbanı olduğundan yakındı. Oğlunun söz dinleyen birisi olduğunu belirten baba, “Bir lirası olsa arkadaşlarıyla paylaşırdı. Bize karşı herhangi bir anormalliği olmadı. Hiç beklemiyordum başına böyle bir şeyin geleceğini. Oğlum mahkemede ‘Babamla görüşmek istemiyorum.’ dedi, avukatı 10-15 yıl arasında ceza alacağını ve bu saatten sonra kurtuluşu olmadığını söyledi.” diye konuştu. Defalarca tedavi için hastanelere gittiklerini ifade eden baba, oğlunu arkadaş çevresinden kurtaramadıklarını anlattı: “Bir dönem uyuşturucu kullanmaması için memleketimiz Giresun’a gönderdim. Arkadaşlarından uzak dursun diye. Çok iyi bir hali vardı o zaman, sonra buraya gelip bu arkadaşlarla tanıştı. Madde bağımlıları hırsızlık da yapıyor, oğlumun kimliği de yoktu ne yaptığını bilmiyorum. Defalarca çıkarttık ama yine de yanında bulundurmuyordu.”Çaresiz baba, oğlunun yakalanma ânıyla ilgili ise şöyle konuştu: “Yakalandığında haberim yoktu, üzerinde bir tabanca, eroin ve 4 bin TL bulmuşlar, polisler beni aradı. Karakola gittiğimde öğrenebildim bunları. Oğlumla beraber 6-7 kişi daha madde kullandıkları için içeri alınmışlar. Hepsinin de sabıkası vardı fakat sadece oğlumun sabıkası yoktu.” Kayaşehir TOKİ bloklarının merdiven boşluklarında uyuşturucu kullanan gençlerin olduğuna dikkat çeken Sabahattin Ünye’nin sözleri vahametin boyutunu gözler önüne serdi: “Bizim TOKİ bloklarının merdiven boşluklarında, asansörlerde alıyorlar. Buralarda bir sürü kişi içiyor, geçen gün asansörün boşluklarında uyuşturucu maddesi gördüm.”
Zaman
Güncel
03.07.2014
BonzaikullananikigençcamidebaygınbulunduBonzai kullanan iki genç camide baygın bulundu
Kız kardeşlerin birine 10 diğerine 20 yıl hapis
Zaman
01.07.2014
19:23
İzmirin Aliağa İlçesinde, anneleri 39 yaşındaki Gülseren Süngüyü, elektroşok cihazıyla bayıltıp 24 yerinden bıçaklayarak öldürdükleri suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan 19 yaşındaki Ş.P. ve17 yaşındaki B.P., son kez hakim karşısına çıktı. Kız kardeşlerden Ş.P.ye 20 yıl, kardeşi B.P.ye ise, 10 yıl ceza verildi. Duruşmayı izleyen dede Kasım Süngü de, torunları için mahkeme heyetine Cezalandırın dedi.Karşıyaka 2nci Ağır Ceza Mahkemesindeki karar duruşmasına, tarafların avukatlarının yanı sıra, öldürülen Gülseren Süngünün babası Kasım Süngü ile kardeşi Mehmet Süngü katıldı. Mahkeme başkanının son sözlerini sorması üzerine ilk olarak dayı Mehmet Süngü söz aldı ve yeğenlerinden şikayetçi olduğunu ve en ağır cezayı almalarını istediğini söyledi. Ardından da dede Kasım Süngü söz aldı, o da yine torunlarından şikayetçi olduğunu ve en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep etti.Sanık kız kardeşlerin avukatları da olayın, meşru müdafaa sınırları içerisinde işlenmiş olmasından dolayı kast yokluğu nedeniyle beraatlarını talep etti. Aksi durumda ise sınırın aşılmış olmasını göz önünde bulundurularak, ağır tahrik hükümlerinin de uygulayarak en az cezanın verilmesini, Yargıtay sürecini göz önünde bulundurup serbest bırakılmalarını istedi.OLAYIN BU NOKTAYA GLECEĞİNİ BİLEMEDİKMahkeme başkanının son sözünü sorduğu kız kardeşlerden Ş.P., Ben kardeşimi korumak için yaptım. Bize annemden başka kimse bakmazdı eğitimimiz için yanında kalıyorduk. Onu öldürme gibi bir kastımız olamaz. Ama kardeşimi koruduğum sırada olaylar yaşandı. Olayların bu noktaya geleceğini düşünemezdik dedi.Küçük kardeş B.P. ise, Korkuyla şokla ne yaptığımı bilmiyordum. Ablama katılıyorum. Annem mutfaktan bıçak alıp bize saldırınca, öldüreceğini düşündük. Kendimizi savunmak istedik. Ben de olayların bu noktaya geleceğini düşünmedim diye konuştu.ARANIN ARDINDAN KARARI AÇIKLADIMahkeme Başkanı Mehmet Özcan, kararını açıkladı. Özcan, kız kardeşlerden Ş.P.nin 20 yıl, kardeşi B.P.nin ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığını söyledi.OLAYIN GEÇMİŞİGeçen 13 Eylül 2013 tarihinde, eşinden boşandıktan sonra iki kızıyla birlikte yaşayan ve birahanede garsonluk yapan Gülseren Süngünün cesedi, 525 Sokaktaki eve gelen minibüs şoförü erkek arkadaşı E.Ş. tarafından bulundu.Polisin ifadelerine başvurduğu kadının kızları Ş.P. ve B.P., annelerinin sabah saatlerinde kendilerine para verip İzmire gezmeye gidin dediğini, bu nedenle evde bulunmadıklarını söyledi. Çelişkili ifade veren kız kardeşlerden birisinin ayaklarındaki kan izinden şüphelenen polisin ayrı ayrı yaptığı sorgu sonrasında annelerini öldürdükleri belirlendi.Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde 2 yıllık Muhasebe Bölümünü kazanan Ş.P.nin, okulunu yarım bırakıp kaydını dondurduktan sonra döndüğü Aliağada sık sık annesi Gülseren Süngüyle kavga ettiği öğrenildi. Olay günü de birahanede çalışan anneleriyle konuşup eve erkek getirmemesi yönünde söz alan kız kardeşlerin, kontrol amacıyla saat 06.00 sıralarında uyanarak annelerinin yanına gittikleri belirlendi. Kızlarının kendisini kontrol etmelerine sinirlenen Gülseren Süngünün iddiaya göre mutfaktan bıçak alan tarafların, burada çıkan boğuşmada da kızları tarafından elinden alınan bıçakla öldürüldüğü belirlendi.İki kız kardeş hakkında Karşıyaka 2inci Ağır Ceza Mahkemesinde ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açıldı. Önceki duruşmada savcı, kardeşlerin cinayeti tahrik altında işlediklerini, bu nedenle haksız tahrik indiriminin uygulanması istemişti. Bu isteğe tutuklu kız kardeşler sevinmiş, annelerinin yakınları ise tepki göstermişti.
Zaman
Son Dakika
01.07.2014
Kızkardeşlerinbirine10diğerine20yılhapisKız kardeşlerin birine 10 diğerine 20 yıl hapis
Trafik kazalarında 5 ayda bin 204 kişi hayatını kaybetti
Zaman
23.06.2014
13:34
Yollar, 2014 yılının ilk 5 ayında yapılan tüm uyarılara rağmen yine kan gölüne döndü. Emniyet Genel Müdürlüğü, 2014 yılının Ocak-Mayıs döneminin trafik kaza bilançosunu açıkladı. Ülke genelinde 839u polis, 365i de jandarma sorumluluk bölgesinde olmak üzere 142 bin 591 kaza meydana geldi. Kazalarda bin 204 kişi hayatını kaybetti, 98 bin 639 kişi yaralandı.Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, ülke genelinde mayıs ayı boyunca meydana gelen kazaların bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. 2014 yılının beşinci ayında yollar yine kan gölüne dönerken, kazalara kural ihlali yapan sürücüler damga vurdu. Geçen Mayıs ayında polis sorumluluk bölgesinde 28 bin 45 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 12 bin 35 kişi yaralandı, 200 kişi de olay yerinde hayatını kaybetti. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise Mayıs ayında 3 bin 34 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 108 kişi hayatını kaybederken 3 bin 992 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. 2014 yılının ilk 5 ayının bilançosu ise şöyle: 839u polis sorumluluk bölgesinde, 365i de jandarma sorumluluk bölgesinde olmak üzere meydana gelen kazalarda toplam bin 204 kişi öldü, 98 bin 639 kişi yaralandı.BİN 24 KAZA ALKOLDEN KAYNAKLANDIYılın ilk 5 aylık döneminde meydana gelen kazalardan 181i hayvana çarpma, 191i zincirleme, bin 386sı duran araca çarpma, 12 bin 457si yayaya çarpma şeklinde meydana geldi.Kazalarda yine en büyük kusur sürücülerin oldu. 50 bin 172 kaza sürücü kusurundan, 6 bin 729 kaza yaya kusurundan kaynaklandı. Bin 24 kaza alkollü araç kullanan sürücülerden, bin 48 kaza da şerit ihlalinden kaynaklandı.
Zaman
Güncel
23.06.2014
Trafikkazalarında5aydabin204kişihayatınıkaybettiTrafik kazalarında 5 ayda bin 204 kişi hayatını kaybetti
Trafik kazalarında 5 ayda bin 204 kişi hayatını kaybetti
Zaman
23.06.2014
13:34
Yollar, 2014 yılının ilk 5 ayında yapılan tüm uyarılara rağmen yine kan gölüne döndü. Emniyet Genel Müdürlüğü, 2014 yılının Ocak-Mayıs döneminin trafik kaza bilançosunu açıkladı. Ülke genelinde 839u polis, 365i de jandarma sorumluluk bölgesinde olmak üzere 142 bin 591 kaza meydana geldi. Kazalarda bin 204 kişi hayatını kaybetti, 98 bin 639 kişi yaralandı.Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı, ülke genelinde mayıs ayı boyunca meydana gelen kazaların bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. 2014 yılının beşinci ayında yollar yine kan gölüne dönerken, kazalara kural ihlali yapan sürücüler damga vurdu. Geçen Mayıs ayında polis sorumluluk bölgesinde 28 bin 45 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 12 bin 35 kişi yaralandı, 200 kişi de olay yerinde hayatını kaybetti. Jandarma sorumluluk bölgesinde ise Mayıs ayında 3 bin 34 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 108 kişi hayatını kaybederken 3 bin 992 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. 2014 yılının ilk 5 ayının bilançosu ise şöyle: 839u polis sorumluluk bölgesinde, 365i de jandarma sorumluluk bölgesinde olmak üzere meydana gelen kazalarda toplam bin 204 kişi öldü, 98 bin 639 kişi yaralandı.BİN 24 KAZA ALKOLDEN KAYNAKLANDIYılın ilk 5 aylık döneminde meydana gelen kazalardan 181i hayvana çarpma, 191i zincirleme, bin 386sı duran araca çarpma, 12 bin 457si yayaya çarpma şeklinde meydana geldi.Kazalarda yine en büyük kusur sürücülerin oldu. 50 bin 172 kaza sürücü kusurundan, 6 bin 729 kaza yaya kusurundan kaynaklandı. Bin 24 kaza alkollü araç kullanan sürücülerden, bin 48 kaza da şerit ihlalinden kaynaklandı.
Zaman
Ana Sayfa
23.06.2014
Trafikkazalarında5aydabin204kişihayatınıkaybettiTrafik kazalarında 5 ayda bin 204 kişi hayatını kaybetti
Ormanda uyuyakalan küçük Baran, yürekleri ağza getirdi
Zaman
17.06.2014
02:07
İstanbul’da önceki gün piknik yapmak için ailesiyle birlikte gittiği ormanda kaybolan 4 yaşındaki Baran Çelik’ten sevindirici haber geldi. Arama ve kurtarma ekiplerinin seferber olduğu Baran, 16 saat sonra 4 buçuk kilometre uzaklıkta uyurken bulundu. Baran’ın sağlık durumu iyi.-İstanbul’da ikamet eden Çelik ailesi, önceki gün piknik yapmak için Sarıyer’deki Belgrad Ormanı’nın yolunu tuttu. Ancak ailenin mutlu günü, 4 yaşındaki çocukları Baran’ın saat 16.00 sularından kaybolmasıyla bir anda hüzne dönüştü. Aile, çocuklarını aramaya başladı. Bir sonuç alamayan aile, paniğe kapılarak çevredeki vatandaşlardan yardım istedi. Baran’ı hiçbir yerde bulamayan vatandaşlar, küçük çocuğun akşam saatlerinde piknik alanına yakın bir mesafede bulunan su havuzuna düştüğünden şüphelendi. Bunun üzerine olay yerine çağrılan itfaiye, havuzdaki suyu boşalttı. Fakat küçük çocuğun izine rastlanmadı. Bunun üzerine aramalar, ormanlık alanın farklı noktalarına kaydırıldı. Ormana, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Arama Kurtarma Derneği (AKUT) İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri de gönderildi. Ayrıca Sarıyer, Bakırköy ve Kadıköy belediyelerinden de sivil savunma ekipleri olay yerine gelirken, aramalara özel eğitimli köpekler de katıldı. Gece boyunca süren arama çalışmalarında sonuca ulaşılamadı. Baran’ın babası Mehmet Çelik ile annesi Katibe Çelik’in de ormandaki endişeli bekleyişleri gece boyunca sürdü. Sevindirici haber, sabah saatlerinde geldi. Arama çalışmalarına katılan vatandaşlar, bir çocuk ayakkabısına ait iz buldu. Bunun üzerine bu noktaya profesyonel arama kurtarma ekiplerini yönlendirdi. Küçük çocuk, kaybolduğu bölgeden 4 buçuk kilometre mesafede saat 08.30 sularında uyurken bulundu.Baran, tedavi için Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniği’ne götürüldü. Klinik sorumlusu Doç. Dr. Vefik Arıca, genel olarak küçük çocuğun durumunun iyi olduğunu söyledi. Arıca, “Baran, hastanemize geldiğinde kan şekeri düşüktü. Tansiyonda da düşmeler vardı. Çocuğun kan tetkikleri yapıldı, herhangi bir sorun gözükmüyor. En az 24-48 saat gözetim altında kalacak. Kan şekeri ile tansiyon düzeldi. Ufak tefek travma belirtileri var ama onlar geçmişe yönelik de olabilir.” diye konuştu.BARAN’IN ANNESİ: HERKES ÇOCUĞUNA SAHİP ÇIKSINÇocuklarının bulunması ile aile de büyük bir sevinç yaşadı. Sevinç gözyaşları döken Katibe Çelik, “Allah herkesten razı olsun. İçimiz gitti yani korkmak ne ki. Ders oldu. Allah kimseye göstermesin bu acıyı. Herkes sahip çıksın çocuğuna. Biz çektik, kimse çekmesin. En sonunda yine mutluyuz.” dedi. Baba Çelik de büyük panik ve korku yaşadıklarını kaydetti. “Jandarma ve polise haber verdik. Sabaha kadar hem onlar hem biz aradık. Olay yerinden 4,5 kilometre uzaklıkta bulundu. Amcaları bulmuş Baran’ı.” diyen Çelik, arama ve kurtarmaya katılan herkese teşekkür etti.
Zaman
Güncel
17.06.2014
OrmandauyuyakalanküçükBaranyürekleriağzagetirdiOrmanda uyuyakalan küçük Baran yürekleri ağza getirdi
Ormanda uyuyakalan küçük Baran, yürekleri ağza getirdi
Zaman
17.06.2014
01:59
İstanbul’da önceki gün piknik yapmak için ailesiyle birlikte gittiği ormanda kaybolan 4 yaşındaki Baran Çelik’ten sevindirici haber geldi. Arama ve kurtarma ekiplerinin seferber olduğu Baran, 16 saat sonra 4 buçuk kilometre uzaklıkta uyurken bulundu. Baran’ın sağlık durumu iyi.-İstanbul’da ikamet eden Çelik ailesi, önceki gün piknik yapmak için Sarıyer’deki Belgrad Ormanı’nın yolunu tuttu. Ancak ailenin mutlu günü, 4 yaşındaki çocukları Baran’ın saat 16.00 sularından kaybolmasıyla bir anda hüzne dönüştü. Aile, çocuklarını aramaya başladı. Bir sonuç alamayan aile, paniğe kapılarak çevredeki vatandaşlardan yardım istedi. Baran’ı hiçbir yerde bulamayan vatandaşlar, küçük çocuğun akşam saatlerinde piknik alanına yakın bir mesafede bulunan su havuzuna düştüğünden şüphelendi. Bunun üzerine olay yerine çağrılan itfaiye, havuzdaki suyu boşalttı. Fakat küçük çocuğun izine rastlanmadı. Bunun üzerine aramalar, ormanlık alanın farklı noktalarına kaydırıldı. Ormana, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Arama Kurtarma Derneği (AKUT) İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri de gönderildi. Ayrıca Sarıyer, Bakırköy ve Kadıköy belediyelerinden de sivil savunma ekipleri olay yerine gelirken, aramalara özel eğitimli köpekler de katıldı. Gece boyunca süren arama çalışmalarında sonuca ulaşılamadı. Baran’ın babası Mehmet Çelik ile annesi Katibe Çelik’in de ormandaki endişeli bekleyişleri gece boyunca sürdü. Sevindirici haber, sabah saatlerinde geldi. Arama çalışmalarına katılan vatandaşlar, bir çocuk ayakkabısına ait iz buldu. Bunun üzerine bu noktaya profesyonel arama kurtarma ekiplerini yönlendirdi. Küçük çocuk, kaybolduğu bölgeden 4 buçuk kilometre mesafede saat 08.30 sularında uyurken bulundu.Baran, tedavi için Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniği’ne götürüldü. Klinik sorumlusu Doç. Dr. Vefik Arıca, genel olarak küçük çocuğun durumunun iyi olduğunu söyledi. Arıca, “Baran, hastanemize geldiğinde kan şekeri düşüktü. Tansiyonda da düşmeler vardı. Çocuğun kan tetkikleri yapıldı, herhangi bir sorun gözükmüyor. En az 24-48 saat gözetim altında kalacak. Kan şekeri ile tansiyon düzeldi. Ufak tefek travma belirtileri var ama onlar geçmişe yönelik de olabilir.” diye konuştu.BARAN’IN ANNESİ: HERKES ÇOCUĞUNA SAHİP ÇIKSINÇocuklarının bulunması ile aile de büyük bir sevinç yaşadı. Sevinç gözyaşları döken Katibe Çelik, “Allah herkesten razı olsun. İçimiz gitti yani korkmak ne ki. Ders oldu. Allah kimseye göstermesin bu acıyı. Herkes sahip çıksın çocuğuna. Biz çektik, kimse çekmesin. En sonunda yine mutluyuz.” dedi. Baba Çelik de büyük panik ve korku yaşadıklarını kaydetti. “Jandarma ve polise haber verdik. Sabaha kadar hem onlar hem biz aradık. Olay yerinden 4,5 kilometre uzaklıkta bulundu. Amcaları bulmuş Baran’ı.” diyen Çelik, arama ve kurtarmaya katılan herkese teşekkür etti.
Zaman
Ana Sayfa
17.06.2014
OrmandauyuyakalanküçükBaranyürekleriağzagetirdiOrmanda uyuyakalan küçük Baran yürekleri ağza getirdi
İstanbul’da vahşet: Bavulda ceset bulundu
Zaman
06.06.2014
02:05
Beyoğlu’nda yol üzerine bırakılmış bir çantanın içinde kadın cesedi bulundu. Cesedin 30 yaşlarında ve bir kadına ait olduğu belirlendi.Beyoğlu Bülbül Mahallesi’nde sabah saatlerinde temizlik çalışması yapan belediye görevlisi yol üzerine bırakılmış bir çanta buldu. Çantayı açtığında ise kadın cesediyle karşılaştı. 1.50-1.55 m boylarında, 30 yaşlarında olduğu sanılan kadının boynu kesilerek öldürüldüğü ve cesedinin bavul içine konduğu tespit edildi. Gördüklerini, “Sokağı süpürürken çantayı fark ettim. Altından kan sızıyordu. İçini açtığımda esmer bir kadın yüzü ve kesilmiş kol ile bacaklar gördüm.” sözleriyle anlatan temizlik görevlisi, durumu polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polis, çevreye güvenlik şeridi çekerek önlem aldı. Öte yandan, cesedin MOBESE kameralarının yaklaşık 5 metre karşısına bırakılması dikkat çekti. Genç kadının cesedi bavulla morga kaldırıldı. Asayiş Şube Müdürlüğü yetkilileri daha önce de aynı bölgede boğazı kesilmiş halde Türkmenistan uyruklu iki kadın cesedi bulunduğunu belirtti. Yine aynı ihtimal üzerinde duran ekipler, cesedin çekik gözlü olmadığı için bu ihtimalden uzaklaşıldığı bilgisini verdi. Kimlik tespiti çalışmaları devam ediyor.
Zaman
Güncel
06.06.2014
İstanbul’da/">İstanbul’davahşetBavuldacesetbulunduİstanbul’da-vahşet-Bavulda-ceset-bulundu/">İstanbul’da vahşet Bavulda ceset bulundu
İstanbul’da vahşet: Bavulda ceset bulundu
Zaman
06.06.2014
02:05
Beyoğlu’nda yol üzerine bırakılmış bir çantanın içinde kadın cesedi bulundu. Cesedin 30 yaşlarında ve bir kadına ait olduğu belirlendi.Beyoğlu Bülbül Mahallesi’nde sabah saatlerinde temizlik çalışması yapan belediye görevlisi yol üzerine bırakılmış bir çanta buldu. Çantayı açtığında ise kadın cesediyle karşılaştı. 1.50-1.55 m boylarında, 30 yaşlarında olduğu sanılan kadının boynu kesilerek öldürüldüğü ve cesedinin bavul içine konduğu tespit edildi. Gördüklerini, “Sokağı süpürürken çantayı fark ettim. Altından kan sızıyordu. İçini açtığımda esmer bir kadın yüzü ve kesilmiş kol ile bacaklar gördüm.” sözleriyle anlatan temizlik görevlisi, durumu polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polis, çevreye güvenlik şeridi çekerek önlem aldı. Öte yandan, cesedin MOBESE kameralarının yaklaşık 5 metre karşısına bırakılması dikkat çekti. Genç kadının cesedi bavulla morga kaldırıldı. Asayiş Şube Müdürlüğü yetkilileri daha önce de aynı bölgede boğazı kesilmiş halde Türkmenistan uyruklu iki kadın cesedi bulunduğunu belirtti. Yine aynı ihtimal üzerinde duran ekipler, cesedin çekik gözlü olmadığı için bu ihtimalden uzaklaşıldığı bilgisini verdi. Kimlik tespiti çalışmaları devam ediyor.
Zaman
Ana Sayfa
06.06.2014
İstanbul’da/">İstanbul’davahşetBavuldacesetbulunduİstanbul’da-vahşet-Bavulda-ceset-bulundu/">İstanbul’da vahşet Bavulda ceset bulundu
23 Nisan provasında atılan maganda kurşunuyla yaşayacak
Zaman
12.04.2014
02:06
Mersin’de ilkokul öğrencisi 10 yaşındaki Elif Naz Güner, okul bahçesinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı provaları yaparken kimliği belirsiz kişinin açtığı ateş sonucu yaralandı. Küçük kız kalbine yakın bir noktaya isabet eden kurşunla hayatını sürdürecek.Olay, 2 Nisan’da Toroslar ilçesi Kuvayi Milliye İlkokulu’nda meydana geldi. Elif Naz Güner’in de aralarında bulunduğu öğrenciler, okul bahçesinde bayram için provalarını yaparken silah sesi duyuldu. Sırtında bir acı hisseden Elif Naz, omzuna attığında eli kan olunca öğretmenlerinden yardım istedi. Küçük kız çağırılan ambulansla, Mersin Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Çekilen filmlerde sırtından giren kurşunun kalbinin yanına saplandığı anlaşıldı. Ancak kurşunun çıkartılması hayati risk taşıdığı için ameliyat edilmedi. Taburcu edilen küçük kız, iki hastaneye daha götürüldü, doktorlar yine aynı gerekçeyle operasyon yapmadı. Vücudunda bir kurşunla yaşamak zorunda kalan Elif Naz, “Ben ömrüm boyunca bu kurşunla mı yaşayacağım?” diye soruyor. Anne ve babasının ayrı olması nedeniyle torununa bakan babaanne Gülseren Güner ise torununun psikolojisinin bozulduğunu söylüyor. Po-lis, Elif Naz’ı vuran kişinin yakalanması için çalışmalarını sürdürüyor.
Zaman
Güncel
12.04.2014
23Nisanprovasındaatılanmagandakurşunuylayaşayacak23 Nisan provasında atılan maganda kurşunuyla yaşayacak
Kılıçdaroğlu: Vicdanları uyandırıncaya kadar çalışacağız
Zaman
08.04.2014
14:40
Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. İşte Kılıçdaroğlunun konuşmalarından satır başları:- İlk saldırı değil. Rahmetli İsmet İnönüye de aynı saldırılar var. Tek bir hedefimiz var, bu ülkeye sağlıklı bir demokrasiyi getireceğiz. baskılar şiddet bizi engelleyemez. Kimsenin önüne diz çökmemiş bir gelenekten geliyoruz.- Anadolu Ajansının genel müdürü bile iktidar partisine bilgi veriyor. Bu seçimin diğer özelliği en şaibeli seçim olması. Üzülerek söylüyorum. Daha tutarlı bir demokrasi yerine, daha şaibeli bir sürecin içinde demokrasi sürüldü. 44 ilde elektrikler kesildi. Diğer zamanlar kesilmiyor da, neden o gece? Kediden söz ediyorlar. Arkaşlara sordum, Şero (Genel Merkezdeki kedi) yerinde mi diye sordum. Ama kedileri soruyorsanız, bakanlar kuruluna bakın,o rada bulabilirsiniz.- Yargı gözetiminde değil iktidar gözetiminde yapılan bir seçim oldu. Oylarımızda düşüş olmadı, 2009a göre 2 milyon oyumuz arttı. Ama beklentilerimizi karşılamadı.- Bir iktidar düşünün 4 bakanı yolsuzluk nedeniyle görevden almış. Bir hükümet düşünün, genel müdürlerinin evlerinde ayakkabı kutularından paralar çıkıyor. Türkiye bu yükü kaldıramaz. Milletin buna daha farklı tepki vereceğini düşünüyorduk. Vicdan çok önemli bir kavramdır.- Çok iyi bildiğiniz havuz medyası var, bize tavsiyede bulunuyorlar. Yolsuzluklarla ne uğraşıyorsunuzdiyorlar. Eğer biz uğraşmazsak, tüyü bitmemiş yetimin hakkını kim savunacak. Biz gündemde tutmasak, bu ülkeye ahlakı kim getirecek? Havuz medyası ne yazarsa yazsın. Oradaki insanlara da acıyorum. Kalemini iktidara kiralayandan yazar olmaz. Ama neredeyse alkış tutacaklar. O kadar ileri gittiler ki, uyuyan vicdanlara tekrar sesleniyorum: Dini istismar eden bir zat var. Onun özel koruması altında bir bakan vardı, kuranla dalga geçen, Bakara-makara diyen bir bakan. Yine onun koruması altında. Elinizi vicdanınıza koyun, tekrar düşünün. Sizin inancınızla dalga geçen adama oy verirken, hesap yaptınız mı? Vicdan muhasebesi yaptınız mı? Böyle bir lafı CHP ilçe başkanı söyleseydi, yer yerinden oynardı. Niye böyle bir suskunluk var. Acaba hiç utanma duygusu yok mu? Diyorlar ki, abdestimizden şüphemiz yok. Vallahi sizin her tarafınız şüpheli.- Daha yüksek bir oy bekliyorduk, olmadı. Dönüp kendimizi sorgulayacağız. Bütün örgütün çalışması lazım. Kapısını çalmadığımız milyonlarca ev var. Daha fazla çalışacağız. - Türkiyede idamlara son verildi. Mısırda 529 kişi idama karar verilmiş. Siyasi idamlar bir topluma asla huzur getirmemiştir. Bizim tarihimizde de bunu görebilirsiniz. Eğer 529 kişi idam edilirse, bu doğru değildir. Barışın yolu idamdan geçmez. Mısırı, idam yapmamaya çalışıyoruz. Ortadoğunun 3 büyük ülkesinde büyükelçimiz yok. Bu nasıl olur? Bunlardan birisi de Mısır. İktidarın söyleyecek sözü yok. Biz heyet gönderdik oraya. Ağızlarını bile açmıyorlar şimdi. - Öteden beri Suriye politikasını eleştirdik. Bize, siz baasçısınız dediler. Oysa bizim tek isteğimiz kan akmasın. Önemli bir gelişme oldu. AGİTin bir toplantı oldu, bizim büyükelçimiz de katıldı. Reyhanlıdaki bombalı saldırı El Kaide tarafından yapıldı diye açıklama yaptı. Başbakanlık koltuğunda oturan zat, suçu CHPye suçladı. Peki bu nedir? Büyükelçi El Kaide yaptı diyor. Acaba o Başbakan oturacak mı? Dış politikada yalan söylemek mümkün mü? En ağır eleştiriler yapıldı bize. Neredeyse bombayı bile bize bağlayacaklar. - Başka bir olay: Dışişleri Bakanlığı. Konuşuyorlar. Suriyeye yapılacak bir operasyonun yolunu arıyorlar. Savaş gerekçesi oluştururuz diyorlar. İlk dinlediğimde bunun doğru olamayacağına kanaat getirdiler. Ben de kullanmayalım dedim, kullanmadık. Ama bir süre sonra Dışişleri Bakanlığı açıklamayla doğruladı. Bir: Devletin mahremiyeti kalmadı. Şu soruyu kendinize sorun: Devletin mahremi kalmadı dediğiniz ülkenin başında kim var? Kendi askerini öldürteceksin, sonra Suriye öldürdü deyip savaş çıkartacaksın. Sonnra bir haber, Cumhurbaşkanından, içerden bu saldırı diye. Nasıl oluyor bu? Yine biz çalışacağız, bir anlatacağız. uyuyan vicdanlar uyanıncaya kadar. Asla moralimizi bozmayacağız. Çocuklarımız bizden güzel bir Türkiye bekliyor.
Zaman
Politika
08.04.2014
KılıçdaroğluVicdanlarıuyandırıncayakadarçalışacağızKılıçdaroğlu Vicdanları uyandırıncaya kadar çalışacağız
Operasyon yapılan evdeki anne: Polis yanlış ihbara geldi
Zaman
27.03.2014
02:07
İstanbul Ümraniye’de önceki akşam El Kaide’ye bağlı IŞİD örgütü üyelerine yönelik operasyonun boyutu sabah ortaya çıktı.Üçü polis 5 kişinin yaralandığı operasyonun ardından çatışmanın yaşandığı ev ve sokakta, polisler tarafından saatlerce inceleme yapılıp delil toplandı. Operasyon sırasında evde bulunan anne Ayşe T. ise, polisin yanlış ihbara geldiğini iddia ederek, “Polis bana ‘Hakkını helal et.’ dedi. Davacı olacağım.” ifadesini kullandı. Ayşe T., olay sırasında dolaba saklanan 3 yaşındaki torununun da üzerindeki kan lekelerini gösterdi.Emniyet’ten yapılan açıklamada ise evde ele geçirilen mühimmatlar açıklandı. Buna göre, evde, çatışma sırasında şüphelinin kullandığı 1 adet el yapımı silah ve bu silaha ait 1 adet şarjör, 1 adet uzun namlulu silah, bu silaha ait 2 adet şarjör, 1 adet MKE yapımı el bombası, 322 adet fişek, 1 adet kelepçe, 1 adet İsviçre bıçağı ele geçirildi. Yine Ümraniye Dumlupınar Mahallesi’nde bulunan bir başka adreste yapılan aramada da bir adet dizüstü bilgisayar ele geçirildiği belirtildi. Çatışmada yaralanan Kenan T. adlı şüphelinin hayati tehlikeyi atlattığı, eşi Elif T.’nin tedavisinin de devam ettiği ifade edildi. Hafif şekilde yaralanan 3 polisin hastanede tedavileri de sürüyor.
Zaman
Güncel
27.03.2014
OperasyonyapılanevdekiannePolisyanlışihbarageldiOperasyon yapılan evdeki anne Polis yanlış ihbara geldi
İhsan Dağı - Uyanmak isteyenler için bir masal!
Zaman
21.02.2014
03:11
Size bir ‘masal anlatacağım bugün. Yazarı, George Orwell. Adı, Hayvan Çiftliği. Olay bir çiftlikte geçer. Mr. Jonesun Manor Çiftliğinde. Mr. Jones, çiftlikteki hayvanlara kötü davranmakta, onlara eziyet etmekte ve sömürmektedir.Çiftliğin hayvanları rahatsızdır. Yaşlı ve akıllı bir domuz olan Old Majorun bir hayali vardır; bütün hayvanların özgür olacağı, çiftliği ve kendilerini yönetecekleri bir düzen...Old Major, bir konuşma yapacakken ölür. Yokluğunda iki domuz öne çıkar; Snowball ve Napoleon. Majorün öğretisine ‘Animalizm derler, bütün iktidar hayvanların olacaktır ve hayvanlar da eşit...İsyan ederler ve çiftliği ele geçirirler. Artık kendi kurallarını kendileri yapacaklardır. Çiftliğe ‘yeni bir isim verilir; Hayvan Çiftliği. Daha zeki ve kurnaz olan domuzlar herkesin uyacağı Yedi Emiri yazarlar; iki ayaklılar düşmandır, dört ayaklılar ve kanatlılar dosttur, hayvanlar kıyafet giyemeyecek, yataklarda uyumayacak, içki içmeyecek, bir hayvan bir başka hayvanı öldürmeyecektir. Ve her hayvan eşittir...Domuzlar çiftlik hayvanlarını eğitmeye çalışırlar. Görürler ki hayvanlar eğitimden çok çalışmaya eğilimli. Bütün hayvanların anlayacağı bir dilde basitleştirirler temel öğretiyi; dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötüdür.Yönetici konumuna gelen domuzlar, ineklerin sütlerini çalmaya, çiftlik ürünlerine el koymaya başlarlar. Yöneticiler olarak çiftliğin ve diğer hayvanların hizmetinde olmak için sağlıklı kalmaları lazımdır çünkü.Komşu çiftlikleri yöneten insanlar bütün bu yaşananlardan rahatsız olurlar ve Hayvan Çiftliğine saldırırlar. Kan dökülür. Kayıplar önemli görülmez. Birkaç hayvandır zaten ölenler. Domuzların en önemli yardımcısı beygir Boxer, bir insan öldürür, suçlu hisseder kendini ama ‘kahramansın derler ona.İki yönetici domuz, Snowball ve Napoleon arasında rekabet artar. Snowball, muhteşem bir rüya proje olarak çiftliğe yel değirmeni yapılmasını önerir. Napoleon karşı çıkar, ‘özel askerleri olan saldırgan köpeklerle Snowballu çiftlikten uzaklaştırır. Yapılan oylamada hayvanlar Napoleonu liderleri seçeceklerdir artık.Napoleon çiftliğe parlak bir gelecek vaat etmektedir. Gelecek muhteşemdir, ama dışarıda düşmanlar içeride hainler vardır. Hayvanlar çok çalışmalıdır. Yel değirmeni yapmak artık Napoleonun fikridir. Tarih yeniden yazılmaya başlamıştır. Snowball haindir, bütün kötülüklerin kaynağıdır. Yel değirmeninin fırtınadan yıkılmasından bile o sorumludur.Kıtlık, açlık... Hayvanlar ölmeye başlar. Sorunlar büyüdükçe ‘hain Snowballu suçlamalar da artar. O, rejimin günah keçisidir. Geçmişi olduğu biçimiyle hatırlayan ve anlatan Boxerı öldürmeye çalışırlar. Hatırlamak tehlikelidir artık. Hayvanların öldürülmeyeceği ‘7 emirden birisi değil midir? Yasa değişmiştir yeni koşullara göre. Şöyle yazar artık; hayvanlar ‘sebepsiz yere öldürülemez.İnsanlar yeniden saldırır. İnşa edilmekte olan yel değirmeni yine yıkılır, Boxer yaralanır, çiftlik harap haldedir, hayvanların çoğu ölmüştür. Domuzlar ‘zaferi kutlarlar; kıyafetler giyip, içkiler içip çiftlik evinde yatarlar. Diğer hayvanlar yel değirmenini yeniden yapmak için çalışır ve kırılırken domuzlar semirmeye başlamıştır.Yaralı yaralı yel değirmeninde çalışan Boxerın gücü kalmamıştır artık. Napoleon ‘hastaneye gönderir onu. Aslında mezbahadır, kesilmek üzere onu insanlara satmıştır. Gelen parayla domuzlara viski alınır.Yıllar geçer. Kalan hayvanlar mutludur, çünkü despot bir insan tarafından yönetilmemektedirler. Despotları kendilerinden biri, bir hayvandır sonuçta. Bu arada domuzlar iki ayak üzerinde yürümeye başlamış ve çiftliğin adını da eski haline geri çevirmişlerdir; Manor Çiftliği… Artık ‘insanlarla ‘domuzları ayırt etmek mümkün değildir, ‘eski ile ‘yeni benzemiştir birbirlerine. Bu arada koyun, eski sloganın ‘yeni versiyonunu söylemektedir; ‘dört ayaklılar iyidir, iki ayaklılar ise daha iyi.Anladınız değil mi? Bu bir masal değil; devletin, iktidarın ta kendisi. Orwell okuyun derim. Önce Hayvan Çiftliği, sonra Bin Dokuzyüz Seksen Dört. Çok tanıdık gelecek size...
Zaman
En Çok Okunan
21.02.2014
İhsanDağı-Uyanmakisteyenleriçinbirmasalİhsan Dağı - Uyanmak isteyenler için bir masal
İhsan Dağı - Uyanmak isteyenler için bir masal!
Zaman
21.02.2014
02:15
Size bir ‘masal anlatacağım bugün. Yazarı, George Orwell. Adı, Hayvan Çiftliği. Olay bir çiftlikte geçer. Mr. Jonesun Manor Çiftliğinde. Mr. Jones, çiftlikteki hayvanlara kötü davranmakta, onlara eziyet etmekte ve sömürmektedir.Çiftliğin hayvanları rahatsızdır. Yaşlı ve akıllı bir domuz olan Old Majorun bir hayali vardır; bütün hayvanların özgür olacağı, çiftliği ve kendilerini yönetecekleri bir düzen...Old Major, bir konuşma yapacakken ölür. Yokluğunda iki domuz öne çıkar; Snowball ve Napoleon. Majorün öğretisine ‘Animalizm derler, bütün iktidar hayvanların olacaktır ve hayvanlar da eşit...İsyan ederler ve çiftliği ele geçirirler. Artık kendi kurallarını kendileri yapacaklardır. Çiftliğe ‘yeni bir isim verilir; Hayvan Çiftliği. Daha zeki ve kurnaz olan domuzlar herkesin uyacağı Yedi Emiri yazarlar; iki ayaklılar düşmandır, dört ayaklılar ve kanatlılar dosttur, hayvanlar kıyafet giyemeyecek, yataklarda uyumayacak, içki içmeyecek, bir hayvan bir başka hayvanı öldürmeyecektir. Ve her hayvan eşittir...Domuzlar çiftlik hayvanlarını eğitmeye çalışırlar. Görürler ki hayvanlar eğitimden çok çalışmaya eğilimli. Bütün hayvanların anlayacağı bir dilde basitleştirirler temel öğretiyi; dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötüdür.Yönetici konumuna gelen domuzlar, ineklerin sütlerini çalmaya, çiftlik ürünlerine el koymaya başlarlar. Yöneticiler olarak çiftliğin ve diğer hayvanların hizmetinde olmak için sağlıklı kalmaları lazımdır çünkü.Komşu çiftlikleri yöneten insanlar bütün bu yaşananlardan rahatsız olurlar ve Hayvan Çiftliğine saldırırlar. Kan dökülür. Kayıplar önemli görülmez. Birkaç hayvandır zaten ölenler. Domuzların en önemli yardımcısı beygir Boxer, bir insan öldürür, suçlu hisseder kendini ama ‘kahramansın derler ona.İki yönetici domuz, Snowball ve Napoleon arasında rekabet artar. Snowball, muhteşem bir rüya proje olarak çiftliğe yel değirmeni yapılmasını önerir. Napoleon karşı çıkar, ‘özel askerleri olan saldırgan köpeklerle Snowballu çiftlikten uzaklaştırır. Yapılan oylamada hayvanlar Napoleonu liderleri seçeceklerdir artık.Napoleon çiftliğe parlak bir gelecek vaat etmektedir. Gelecek muhteşemdir, ama dışarıda düşmanlar içeride hainler vardır. Hayvanlar çok çalışmalıdır. Yel değirmeni yapmak artık Napoleonun fikridir. Tarih yeniden yazılmaya başlamıştır. Snowball haindir, bütün kötülüklerin kaynağıdır. Yel değirmeninin fırtınadan yıkılmasından bile o sorumludur.Kıtlık, açlık... Hayvanlar ölmeye başlar. Sorunlar büyüdükçe ‘hain Snowballu suçlamalar da artar. O, rejimin günah keçisidir. Geçmişi olduğu biçimiyle hatırlayan ve anlatan Boxerı öldürmeye çalışırlar. Hatırlamak tehlikelidir artık. Hayvanların öldürülmeyeceği ‘7 emirden birisi değil midir? Yasa değişmiştir yeni koşullara göre. Şöyle yazar artık; hayvanlar ‘sebepsiz yere öldürülemez.İnsanlar yeniden saldırır. İnşa edilmekte olan yel değirmeni yine yıkılır, Boxer yaralanır, çiftlik harap haldedir, hayvanların çoğu ölmüştür. Domuzlar ‘zaferi kutlarlar; kıyafetler giyip, içkiler içip çiftlik evinde yatarlar. Diğer hayvanlar yel değirmenini yeniden yapmak için çalışır ve kırılırken domuzlar semirmeye başlamıştır.Yaralı yaralı yel değirmeninde çalışan Boxerın gücü kalmamıştır artık. Napoleon ‘hastaneye gönderir onu. Aslında mezbahadır, kesilmek üzere onu insanlara satmıştır. Gelen parayla domuzlara viski alınır.Yıllar geçer. Kalan hayvanlar mutludur, çünkü despot bir insan tarafından yönetilmemektedirler. Despotları kendilerinden biri, bir hayvandır sonuçta. Bu arada domuzlar iki ayak üzerinde yürümeye başlamış ve çiftliğin adını da eski haline geri çevirmişlerdir; Manor Çiftliği… Artık ‘insanlarla ‘domuzları ayırt etmek mümkün değildir, ‘eski ile ‘yeni benzemiştir birbirlerine. Bu arada koyun, eski sloganın ‘yeni versiyonunu söylemektedir; ‘dört ayaklılar iyidir, iki ayaklılar ise daha iyi.Anladınız değil mi? Bu bir masal değil; devletin, iktidarın ta kendisi. Orwell okuyun derim. Önce Hayvan Çiftliği, sonra Bin Dokuzyüz Seksen Dört. Çok tanıdık gelecek size...
Zaman
Köşe Yazıları
21.02.2014
İhsanDağı-Uyanmakisteyenleriçinbirmasalİhsan Dağı - Uyanmak isteyenler için bir masal
İhsan Dağı - Uyanmak isteyenler için bir masal!
Zaman
21.02.2014
02:05
Size bir ‘masal anlatacağım bugün. Yazarı, George Orwell. Adı, Hayvan Çiftliği. Olay bir çiftlikte geçer. Mr. Jonesun Manor Çiftliğinde. Mr. Jones, çiftlikteki hayvanlara kötü davranmakta, onlara eziyet etmekte ve sömürmektedir.Çiftliğin hayvanları rahatsızdır. Yaşlı ve akıllı bir domuz olan Old Majorun bir hayali vardır; bütün hayvanların özgür olacağı, çiftliği ve kendilerini yönetecekleri bir düzen...Old Major, bir konuşma yapacakken ölür. Yokluğunda iki domuz öne çıkar; Snowball ve Napoleon. Majorün öğretisine ‘Animalizm derler, bütün iktidar hayvanların olacaktır ve hayvanlar da eşit...İsyan ederler ve çiftliği ele geçirirler. Artık kendi kurallarını kendileri yapacaklardır. Çiftliğe ‘yeni bir isim verilir; Hayvan Çiftliği. Daha zeki ve kurnaz olan domuzlar herkesin uyacağı Yedi Emiri yazarlar; iki ayaklılar düşmandır, dört ayaklılar ve kanatlılar dosttur, hayvanlar kıyafet giyemeyecek, yataklarda uyumayacak, içki içmeyecek, bir hayvan bir başka hayvanı öldürmeyecektir. Ve her hayvan eşittir...Domuzlar çiftlik hayvanlarını eğitmeye çalışırlar. Görürler ki hayvanlar eğitimden çok çalışmaya eğilimli. Bütün hayvanların anlayacağı bir dilde basitleştirirler temel öğretiyi; dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötüdür.Yönetici konumuna gelen domuzlar, ineklerin sütlerini çalmaya, çiftlik ürünlerine el koymaya başlarlar. Yöneticiler olarak çiftliğin ve diğer hayvanların hizmetinde olmak için sağlıklı kalmaları lazımdır çünkü.Komşu çiftlikleri yöneten insanlar bütün bu yaşananlardan rahatsız olurlar ve Hayvan Çiftliğine saldırırlar. Kan dökülür. Kayıplar önemli görülmez. Birkaç hayvandır zaten ölenler. Domuzların en önemli yardımcısı beygir Boxer, bir insan öldürür, suçlu hisseder kendini ama ‘kahramansın derler ona.İki yönetici domuz, Snowball ve Napoleon arasında rekabet artar. Snowball, muhteşem bir rüya proje olarak çiftliğe yel değirmeni yapılmasını önerir. Napoleon karşı çıkar, ‘özel askerleri olan saldırgan köpeklerle Snowballu çiftlikten uzaklaştırır. Yapılan oylamada hayvanlar Napoleonu liderleri seçeceklerdir artık.Napoleon çiftliğe parlak bir gelecek vaat etmektedir. Gelecek muhteşemdir, ama dışarıda düşmanlar içeride hainler vardır. Hayvanlar çok çalışmalıdır. Yel değirmeni yapmak artık Napoleonun fikridir. Tarih yeniden yazılmaya başlamıştır. Snowball haindir, bütün kötülüklerin kaynağıdır. Yel değirmeninin fırtınadan yıkılmasından bile o sorumludur.Kıtlık, açlık... Hayvanlar ölmeye başlar. Sorunlar büyüdükçe ‘hain Snowballu suçlamalar da artar. O, rejimin günah keçisidir. Geçmişi olduğu biçimiyle hatırlayan ve anlatan Boxerı öldürmeye çalışırlar. Hatırlamak tehlikelidir artık. Hayvanların öldürülmeyeceği ‘7 emirden birisi değil midir? Yasa değişmiştir yeni koşullara göre. Şöyle yazar artık; hayvanlar ‘sebepsiz yere öldürülemez.İnsanlar yeniden saldırır. İnşa edilmekte olan yel değirmeni yine yıkılır, Boxer yaralanır, çiftlik harap haldedir, hayvanların çoğu ölmüştür. Domuzlar ‘zaferi kutlarlar; kıyafetler giyip, içkiler içip çiftlik evinde yatarlar. Diğer hayvanlar yel değirmenini yeniden yapmak için çalışır ve kırılırken domuzlar semirmeye başlamıştır.Yaralı yaralı yel değirmeninde çalışan Boxerın gücü kalmamıştır artık. Napoleon ‘hastaneye gönderir onu. Aslında mezbahadır, kesilmek üzere onu insanlara satmıştır. Gelen parayla domuzlara viski alınır.Yıllar geçer. Kalan hayvanlar mutludur, çünkü despot bir insan tarafından yönetilmemektedirler. Despotları kendilerinden biri, bir hayvandır sonuçta. Bu arada domuzlar iki ayak üzerinde yürümeye başlamış ve çiftliğin adını da eski haline geri çevirmişlerdir; Manor Çiftliği… Artık ‘insanlarla ‘domuzları ayırt etmek mümkün değildir, ‘eski ile ‘yeni benzemiştir birbirlerine. Bu arada koyun, eski sloganın ‘yeni versiyonunu söylemektedir; ‘dört ayaklılar iyidir, iki ayaklılar ise daha iyi.Anladınız değil mi? Bu bir masal değil; devletin, iktidarın ta kendisi. Orwell okuyun derim. Önce Hayvan Çiftliği, sonra Bin Dokuzyüz Seksen Dört. Çok tanıdık gelecek size...
Zaman
Ana Sayfa
21.02.2014
İhsanDağı-Uyanmakisteyenleriçinbirmasalİhsan Dağı - Uyanmak isteyenler için bir masal
Sabret! Allah’ın Vaadi Kesindir…
Zaman
10.01.2014
02:17
O halde sabret! Çünkü Allah’ın vaadi kesindir. Sakın ona (Kur’an’a) inanmayanlar Seni paniğe düşürmesin, Seni dayanaksız bulmasın ve Seni endişelendirmesin.” (Rûm, 30/60)Ayette Cenab-ı Hak, Efendimiz’e, istedikleri mucizeyi getirse bile inanmak yerine “siz bâtıl peşindesiniz” diyen ve netice itibariyle bu gerçeği kabul etmedikleri için Allah’ın, kalplerini mühürlediği insanlara karşı sabretmesini emretmektedir. Aslında bu ifadeyi, sabır adına dayanılması gerekli olan her hususa hamletmek mümkündür. Ancak burada “Fasbir - Sabret” ifadesiyle ileriye matuf Cenab-ı Hakk’ın kendisine vadettiği şeylerin gerçekleşmesini intizar içinde sanki bir kuyunun dibine atılmış ve sizi şu kadar zaman sonra gelip çıkaracaklar denen biri gibi günleri, saatleri, dakikaları sayması nev’inden Efendimiz’den de zamanın eziciliğine ve çıldırtıcılığına karşı sabretmesi istenmektedir.Evet, ayette gelecek adına yakîn (kesin inanç) taşımayan, hayatlarını hep zan ve tahminlere bina eden insanların davranışları karşısında Efendimiz’in endişe duymaması istenmektedir ki, bunun anlamı bu tür insanlar karşısında, sen sıradan insanlar gibi davranamazsın; onlar herhangi bir musibet karşısında bağırıp-çağırabilir; ama sen öyle yapmamalısın zaten yapmazsın. Düşmanların baskısı altında şöyle mi etsem böyle mi etsem alternatif arayışına girmemelisin girmezsin çünkü bu davranışlar hafifliktir. Hafiflik Senin semtine sokulamaz. Evet, Sen hafiflikten münezzeh ve Müberrasın. Yine el âlemin insan şahsiyetine, insan onuruna dokunabilecek olumsuz bazı sözleri vardır ki Sen onlara tenezzül edip kullanmamalısın. Yani Senin mecburi bir yolun vardır; o da Allah’ın dinini tebliğ etmek, bu uğurda başına gelen şeylerin O’ndan geldiğini bilmek demektir ki Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu tür hafifçe davranışlara, seviyesizce hallere hiçbir zaman düşmemiştir.Rehber, Kitap ve SünnettirBu ifadeyi biz kendi hesabımıza almamız gerekirse, eğer yapılan bir hizmet Muhammedî ruh, Muhammedî mana etrafında örgüleniyorsa baştan çok iyi planlanmalı, her şey Kitap ve Sünnet yörüngeli olmalı ve asla yanlış iş yapılmamalı. Bütün bunlar yapıldıktan sonra da eğer bir kısım olumsuzluklarla karşı karşıya kalınırsa o zaman da bağırıp-çağırılmamalı, atf-ı cürümle başkaları karalanmamalı, niye bu böyle deyip kadere taş atılmamalı; ağır, vakur, ciddi bir davaya kilitlenmiş bir mü’min vakarı ve ciddiyeti ile hareket edilmelidir.Evet, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) o gün yakîni olmayan, hayatlarını zan ve tahmine bina eden insanlardan çok çekiyor ve onlar tarafından sıkıntılara maruz kalıyordu. Allah (Celle Celaluhu) da O’nun hayatının yakîne bina edildiğini, dolayısıyla kendisine ne vaad edilmişse hepsinin gerçekleşeceğini, her şeyleri havada olan o insanların bir şey yapamayacaklarını müjdeliyordu. Yine ayette geçen “îkan” kelimesinden o tür baskıların sadece inanmayanlardan değil Efendimiz’e inanan insanlardan da gelebileceğine işaret olduğu söylenebilir.Evet, o gün Müslümanlar O’na bir şey çektirmemişlerse ileride mutlaka çektireceklerdir. Zira bu ifade ile adeta Efendimiz’e, Senin yakınlarının ve yakın arkadaşlarının bir takım problemler çıkarması Seni endişeye sevk edebilir ki Sen buna da hazır olmalısın. Çünkü dâhili sarsıntı, peygamber istikrarına, peygamber iradesine menfi tesiri olmasa da tedbirli olunması gerekli olan bir hadisedir. Nitekim bazı mülahazalar, peygambere tâbi olan o çok önemli insanları bile karşı karşıya getirmiştir ki böyle bir meseleden endişe duymamak mümkün değildi. Ve Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu mevzuda dişini sıkıp sabrederken o gün ona misal teşkil edecek başka bir olay da yoktu. Onu ya firasetiyle, fetanetiyle seziyor veya ona onları Allah bildiriyordu.Allah’ım! Birbirimize Düşürme…Hz. Üstad’ın bu mevzudaki içten sürekli heyecanı; Necip Fazıl’ın “bana oturup evde ağlamak düşer” demesi ve fakirin çok defa, “Allah’ım! Benim canımı al, şu insanların birbirine karşı tavrını görmeyeyim” demem bu endişedir ki sabredilmiyor, bizi aşıyor ve çok ciddi sarsıyor. Mesela bir arkadaşın başka birini küçük bir gıybetle yermesi, birinin yanlış hareketi âidiyet itibariyle içe dönükse bu sizin iflahınızı keser. Ben hapishanede kaldığımda tehditlere maruz bırakıldığımda ve firari iken “Allah’ım, canımı al, demedim. Ama bazı Müslümanların birbirlerine karşı anlayışta beklenen performansı göstermemesi karşısında defaatle “Allah’ım! Emanetini alabilirsin; efkârıyla dağınık, birbirini çekiştiren, birbirinin etini yiyen bir toplumu görmektense etlerimi yerin altında akreplerin, yılanların yemesini tercih ederim” de
Zaman
Kürsü
10.01.2014
SabretAllah’ınVaadiKesindir…Sabret Allah’ın Vaadi Kesindir…
Jandarma Komutanlığı bahçesinde, kafatası ve kemikler bulundu
Zaman
07.01.2014
13:55
Mardin İl Jandarma Komutanlığına ait binanın bahçesinde yapılan inşaat esnasında insana ait kafatası ve kemikler bulunduğu belirtildi.Konu ile ilgili Mardin İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan tarafından yapılan açıklamada; 1990 yılları içinde Mardinde gözaltında zorla kaybettirilme vakalarının yoğun olarak yaşandığı ve Mardin il ve ilçelerinde sorgulandıkları yer olan Mardin İl Jandarma Komutanlığına ait bina ve bahçesinde yapılan bir inşaat esnasında insana ait kafatası ve kemikler bulunduğu ifade edildi.İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi. Tüm kaybettirilen yurttaşların istisnasız sorgulandığı ve 1990lı yıllarda JİTEM merkezi olarak bilinen Mardin İl Jandarma Komutanlığı binası ve bahçesinde bulunan bu kemiklerin 1990lı yıllarda kaybettirilmiş insanlara ait olduğunu düşünüyoruz. Söz konusu bu kemiklere Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından el konulmuş ve soruşturma başlatılmıştır. İHD Mardin Şubesi olarak söz konusu kemikler ile kaybettirilen yurttaşların ailelerinden alınan kan örnekleriyle karşılaştırılması talebinde bulunduk. Yine söz konusu olay ile ilgili olarak soruşturmanın derinleştirilmesi talebinde bulunacağız. Bulunan kemikler, tahminlerimizin ve şüphelerimizin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Kemiklerin yaşları, hangi yıllara ait oldukları ayrıntılı Adli Tıp Kurumu ile belirlenecektir. Rapor geldikten sonra konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalarda bulunacağız. denildi(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
07.01.2014
JandarmaKomutanlığıbahçesindekafatasıvekemiklerbulunduJandarma Komutanlığı bahçesinde kafatası ve kemikler bulundu
Jandarma Komutanlığı bahçesinde, kafatası ve kemikler bulundu
Zaman
07.01.2014
13:55
Mardin İl Jandarma Komutanlığına ait binanın bahçesinde yapılan inşaat esnasında insana ait kafatası ve kemikler bulunduğu belirtildi.Konu ile ilgili Mardin İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan tarafından yapılan açıklamada; 1990 yılları içinde Mardinde gözaltında zorla kaybettirilme vakalarının yoğun olarak yaşandığı ve Mardin il ve ilçelerinde sorgulandıkları yer olan Mardin İl Jandarma Komutanlığına ait bina ve bahçesinde yapılan bir inşaat esnasında insana ait kafatası ve kemikler bulunduğu ifade edildi.İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi. Tüm kaybettirilen yurttaşların istisnasız sorgulandığı ve 1990lı yıllarda JİTEM merkezi olarak bilinen Mardin İl Jandarma Komutanlığı binası ve bahçesinde bulunan bu kemiklerin 1990lı yıllarda kaybettirilmiş insanlara ait olduğunu düşünüyoruz. Söz konusu bu kemiklere Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından el konulmuş ve soruşturma başlatılmıştır. İHD Mardin Şubesi olarak söz konusu kemikler ile kaybettirilen yurttaşların ailelerinden alınan kan örnekleriyle karşılaştırılması talebinde bulunduk. Yine söz konusu olay ile ilgili olarak soruşturmanın derinleştirilmesi talebinde bulunacağız. Bulunan kemikler, tahminlerimizin ve şüphelerimizin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Kemiklerin yaşları, hangi yıllara ait oldukları ayrıntılı Adli Tıp Kurumu ile belirlenecektir. Rapor geldikten sonra konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalarda bulunacağız. denildi(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
07.01.2014
JandarmaKomutanlığıbahçesindekafatasıvekemiklerbulunduJandarma Komutanlığı bahçesinde kafatası ve kemikler bulundu
Suriye'de 4 bölgede kimyasal silah kullanılmış
Zaman
13.12.2013
11:59
Suriyede kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştıran uluslararası ekibin hazırladığı nihai rapor, Birleşmiş Milletler (BM)ye teslim edildi. Raporda, Suriyede 7 farklı bölgede yapılan incelemeler sonunda 4 bölgede kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.BM Genel Sekreteri Ban Ki-muna verilen nihai raporda, kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülen 7 bölgeden 4ünde bunun kanıtlandığı kaydedildi. Raporda dikkat çeken hususlardan birisi de kimyasal silahların sivillere ve askerlere karşı kullanıldığının altının çizilmesi oldu. Aynı raporda, araştırma yapılan bir bölgede kimyasal silahın muhtemelen kullanılmış olabileceği, diğer ikisinde ise kimyasala dair bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi.BM müfettişlerinin nihai raporu, heyetin lideri Prof. Dr. Ake Sellström tarafından BM Genel Sekreteri Bana sunuldu. Sunumun ardından nihai rapor BMnin resmi internet sitesinde yayınlandı. Raporda kimyasal silahların kimler tarafından kullanıldığı açıklanmadı. Ancak 7 bölgede yapılan araştırmada kullanılan kimyasal silah miktarı yer aldı. Raporun sonuç bölümünde Suriyede kimyasal silah kullanıldığı sonucuna varıldığına dikkat çekildi.Raporda kimyasal silah kullanıldığı belirlenen 4 bölge; Guta, Han El-Assal, Saraqueb ve Ashrafiah olarak açıklandı. 21 Ağustosta Gutada çocuklara ve sivillere yönelik yüksek miktarda kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği vurgulandı. Saldırının nasıl yapıldığına yönelik ayrıntı da aktarıldı. Buna göre Gutadaki kimyasal silah saldırısının karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiği, olay bölgesinde bulunan füze parçalarında sarin gazı tespit edildiği kaydedildi. Gutadaki saldırıda yoğun şekilde sarin gazı kullanıldığı belirtilen raporda hastaların kan ve idrar tahlillerinde bunlara rastlandığı ifade edildi.Han El-Assalda 19 Mart günü gerçekleştirilen saldırıda ise, elde edilen güvenilir delillere göre askerler ve sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği açıklandı. Ancak kullanılan sistemler ve bölgeye ilişkin bilgiler birinci elden toplanamadı. Buna rağmen, tanık ifadeleri, sağlık görevlilerinin verdiği ifadeler ve zehirlenme vakalarına ilişkin bilgiler bölgedeki kitlesel zehirlenmelerin kimyasal silah etkisiyle olduğunu gösterdiği belirtildi. Bu bölgedeki saldırı, Suriyedeki tarafların tümü tarafından kabul edilirken, İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından sunulan bulgular da saldırıyı belgeledi.24 Ağustosta Saraqueb ve 25 Ağustosta Ashrafiahta sivil ve askerlere karşı göreceli olarak az miktarda kimyasal silah saldırısı yapıldığı raporda kaydedildi. Her iki bölgede de ilk elden inceleme yapılamadığı, kurbanların otopsisi, tanık ifadeleri ve sağlık görevlilerinden edinilen bilgi ve bulgularla sonuca varıldığı aktarıldı.Yine 24 Ağustos tarihinde Jobarda gerçekleştiği belirtilen saldırı iddiasına ilişkin ise kurbanlardan alınan dört örnekten sadece birinde sarin gazı tespit edilmesi nedeniyle bölgede askerlere karşı görece az miktarda sarin gazı kullanıldığı tahmini yapıldı.Rapora göre 22 Ağustosta Bahariye ve 13 Nisanda Şeyh Maksudda gerçekleştirildiği iddia edilen saldırılara ilişkinse kan ve çevre örnekleri üzerinde yapılan testlerde kimyasal maddeye rastlanmadığı vurgulandı.Eylül ayında uluslararası heyetin ön raporunda Gutada kimyasal silahın kullanıldığı vurgulanmış ancak bu saldırıyı Ruslar, muhaliflerin yaptığını, Batılı ülkeler ise Esed rejimini sorumlu tutmuştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun rapora ilişkin bugün BM Genel Kurulunda Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyine bilgi verecek.
Zaman
En Çok Okunan
13.12.2013
Suriyede4bölgedekimyasalsilahkullanılmışSuriyede 4 bölgede kimyasal silah kullanılmış
Suriye'de 4 bölgede kimyasal silah kullanılmış
Zaman
13.12.2013
07:50
Suriyede kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştıran uluslararası ekibin hazırladığı nihai rapor, Birleşmiş Milletler (BM)ye teslim edildi. Raporda, Suriyede 7 farklı bölgede yapılan incelemeler sonunda 4 bölgede kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.BM Genel Sekreteri Ban Ki-muna verilen nihai raporda, kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülen 7 bölgeden 4ünde bunun kanıtlandığı kaydedildi. Raporda dikkat çeken hususlardan birisi de kimyasal silahların sivillere ve askerlere karşı kullanıldığının altının çizilmesi oldu. Aynı raporda, araştırma yapılan bir bölgede kimyasal silahın muhtemelen kullanılmış olabileceği, diğer ikisinde ise kimyasala dair bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi.BM müfettişlerinin nihai raporu, heyetin lideri Prof. Dr. Ake Sellström tarafından BM Genel Sekreteri Bana sunuldu. Sunumun ardından nihai rapor BMnin resmi internet sitesinde yayınlandı. Raporda kimyasal silahların kimler tarafından kullanıldığı açıklanmadı. Ancak 7 bölgede yapılan araştırmada kullanılan kimyasal silah miktarı yer aldı. Raporun sonuç bölümünde Suriyede kimyasal silah kullanıldığı sonucuna varıldığına dikkat çekildi.Raporda kimyasal silah kullanıldığı belirlenen 4 bölge; Guta, Han El-Assal, Saraqueb ve Ashrafiah olarak açıklandı. 21 Ağustosta Gutada çocuklara ve sivillere yönelik yüksek miktarda kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği vurgulandı. Saldırının nasıl yapıldığına yönelik ayrıntı da aktarıldı. Buna göre Gutadaki kimyasal silah saldırısının karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiği, olay bölgesinde bulunan füze parçalarında sarin gazı tespit edildiği kaydedildi. Gutadaki saldırıda yoğun şekilde sarin gazı kullanıldığı belirtilen raporda hastaların kan ve idrar tahlillerinde bunlara rastlandığı ifade edildi.Han El-Assalda 19 Mart günü gerçekleştirilen saldırıda ise, elde edilen güvenilir delillere göre askerler ve sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği açıklandı. Ancak kullanılan sistemler ve bölgeye ilişkin bilgiler birinci elden toplanamadı. Buna rağmen, tanık ifadeleri, sağlık görevlilerinin verdiği ifadeler ve zehirlenme vakalarına ilişkin bilgiler bölgedeki kitlesel zehirlenmelerin kimyasal silah etkisiyle olduğunu gösterdiği belirtildi. Bu bölgedeki saldırı, Suriyedeki tarafların tümü tarafından kabul edilirken, İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından sunulan bulgular da saldırıyı belgeledi.24 Ağustosta Saraqueb ve 25 Ağustosta Ashrafiahta sivil ve askerlere karşı göreceli olarak az miktarda kimyasal silah saldırısı yapıldığı raporda kaydedildi. Her iki bölgede de ilk elden inceleme yapılamadığı, kurbanların otopsisi, tanık ifadeleri ve sağlık görevlilerinden edinilen bilgi ve bulgularla sonuca varıldığı aktarıldı.Yine 24 Ağustos tarihinde Jobarda gerçekleştiği belirtilen saldırı iddiasına ilişkin ise kurbanlardan alınan dört örnekten sadece birinde sarin gazı tespit edilmesi nedeniyle bölgede askerlere karşı görece az miktarda sarin gazı kullanıldığı tahmini yapıldı.Rapora göre 22 Ağustosta Bahariye ve 13 Nisanda Şeyh Maksudda gerçekleştirildiği iddia edilen saldırılara ilişkinse kan ve çevre örnekleri üzerinde yapılan testlerde kimyasal maddeye rastlanmadığı vurgulandı.Eylül ayında uluslararası heyetin ön raporunda Gutada kimyasal silahın kullanıldığı vurgulanmış ancak bu saldırıyı Ruslar, muhaliflerin yaptığını, Batılı ülkeler ise Esed rejimini sorumlu tutmuştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun rapora ilişkin bugün BM Genel Kurulunda Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyine bilgi verecek.
Zaman
Dünya
13.12.2013
Suriyede4bölgedekimyasalsilahkullanılmışSuriyede 4 bölgede kimyasal silah kullanılmış
Suriye'de 4 bölgede kimyasal silah kullanılmış
Zaman
13.12.2013
07:42
Suriyede kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştıran uluslararası ekibin hazırladığı nihai rapor, Birleşmiş Milletler (BM)ye teslim edildi. Raporda, Suriyede 7 farklı bölgede yapılan incelemeler sonunda 4 bölgede kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.BM Genel Sekreteri Ban Ki-muna verilen nihai raporda, kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülen 7 bölgeden 4ünde bunun kanıtlandığı kaydedildi. Raporda dikkat çeken hususlardan birisi de kimyasal silahların sivillere ve askerlere karşı kullanıldığının altının çizilmesi oldu. Aynı raporda, araştırma yapılan bir bölgede kimyasal silahın muhtemelen kullanılmış olabileceği, diğer ikisinde ise kimyasala dair bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi.BM müfettişlerinin nihai raporu, heyetin lideri Prof. Dr. Ake Sellström tarafından BM Genel Sekreteri Bana sunuldu. Sunumun ardından nihai rapor BMnin resmi internet sitesinde yayınlandı. Raporda kimyasal silahların kimler tarafından kullanıldığı açıklanmadı. Ancak 7 bölgede yapılan araştırmada kullanılan kimyasal silah miktarı yer aldı. Raporun sonuç bölümünde Suriyede kimyasal silah kullanıldığı sonucuna varıldığına dikkat çekildi.Raporda kimyasal silah kullanıldığı belirlenen 4 bölge; Guta, Han El-Assal, Saraqueb ve Ashrafiah olarak açıklandı. 21 Ağustosta Gutada çocuklara ve sivillere yönelik yüksek miktarda kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği vurgulandı. Saldırının nasıl yapıldığına yönelik ayrıntı da aktarıldı. Buna göre Gutadaki kimyasal silah saldırısının karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiği, olay bölgesinde bulunan füze parçalarında sarin gazı tespit edildiği kaydedildi. Gutadaki saldırıda yoğun şekilde sarin gazı kullanıldığı belirtilen raporda hastaların kan ve idrar tahlillerinde bunlara rastlandığı ifade edildi.Han El-Assalda 19 Mart günü gerçekleştirilen saldırıda ise, elde edilen güvenilir delillere göre askerler ve sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği açıklandı. Ancak kullanılan sistemler ve bölgeye ilişkin bilgiler birinci elden toplanamadı. Buna rağmen, tanık ifadeleri, sağlık görevlilerinin verdiği ifadeler ve zehirlenme vakalarına ilişkin bilgiler bölgedeki kitlesel zehirlenmelerin kimyasal silah etkisiyle olduğunu gösterdiği belirtildi. Bu bölgedeki saldırı, Suriyedeki tarafların tümü tarafından kabul edilirken, İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından sunulan bulgular da saldırıyı belgeledi.24 Ağustosta Saraqueb ve 25 Ağustosta Ashrafiahta sivil ve askerlere karşı göreceli olarak az miktarda kimyasal silah saldırısı yapıldığı raporda kaydedildi. Her iki bölgede de ilk elden inceleme yapılamadığı, kurbanların otopsisi, tanık ifadeleri ve sağlık görevlilerinden edinilen bilgi ve bulgularla sonuca varıldığı aktarıldı.Yine 24 Ağustos tarihinde Jobarda gerçekleştiği belirtilen saldırı iddiasına ilişkin ise kurbanlardan alınan dört örnekten sadece birinde sarin gazı tespit edilmesi nedeniyle bölgede askerlere karşı görece az miktarda sarin gazı kullanıldığı tahmini yapıldı.Rapora göre 22 Ağustosta Bahariye ve 13 Nisanda Şeyh Maksudda gerçekleştirildiği iddia edilen saldırılara ilişkinse kan ve çevre örnekleri üzerinde yapılan testlerde kimyasal maddeye rastlanmadığı vurgulandı.Eylül ayında uluslararası heyetin ön raporunda Gutada kimyasal silahın kullanıldığı vurgulanmış ancak bu saldırıyı Ruslar, muhaliflerin yaptığını, Batılı ülkeler ise Esed rejimini sorumlu tutmuştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun rapora ilişkin bugün BM Genel Kurulunda Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyine bilgi verecek.
Zaman
Ana Sayfa
13.12.2013
Suriyede4bölgedekimyasalsilahkullanılmışSuriyede 4 bölgede kimyasal silah kullanılmış
BM: Suriye'de 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
Zaman
13.12.2013
07:37
Suriyede kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştıran uluslararası ekibin hazırladığı nihai rapor, Birleşmiş Milletler (BM)ye teslim edildi. Raporda, Suriyede 7 farklı bölgede yapılan incelemeler sonunda 4 bölgede kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.BM Genel Sekreteri Ban Ki-muna verilen nihai raporda, kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülen 7 bölgeden 4ünde bunun kanıtlandığı kaydedildi. Raporda dikkat çeken hususlardan birisi de kimyasal silahların sivillere ve askerlere karşı kullanıldığının altının çizilmesi oldu. Aynı raporda, araştırma yapılan bir bölgede kimyasal silahın muhtemelen kullanılmış olabileceği, diğer ikisinde ise kimyasala dair bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi.BM müfettişlerinin nihai raporu, heyetin lideri Prof. Dr. Ake Sellström tarafından BM Genel Sekreteri Bana sunuldu. Sunumun ardından nihai rapor BMnin resmi internet sitesinde yayınlandı. Raporda kimyasal silahların kimler tarafından kullanıldığı açıklanmadı. Ancak 7 bölgede yapılan araştırmada kullanılan kimyasal silah miktarı yer aldı. Raporun sonuç bölümünde Suriyede kimyasal silah kullanıldığı sonucuna varıldığına dikkat çekildi.Raporda kimyasal silah kullanıldığı belirlenen 4 bölge; Guta, Han El-Assal, Saraqueb ve Ashrafiah olarak açıklandı. 21 Ağustosta Gutada çocuklara ve sivillere yönelik yüksek miktarda kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği vurgulandı. Saldırının nasıl yapıldığına yönelik ayrıntı da aktarıldı. Buna göre Gutadaki kimyasal silah saldırısının karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiği, olay bölgesinde bulunan füze parçalarında sarin gazı tespit edildiği kaydedildi. Gutadaki saldırıda yoğun şekilde sarin gazı kullanıldığı belirtilen raporda hastaların kan ve idrar tahlillerinde bunlara rastlandığı ifade edildi.Han El-Assalda 19 Mart günü gerçekleştirilen saldırıda ise, elde edilen güvenilir delillere göre askerler ve sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği açıklandı. Ancak kullanılan sistemler ve bölgeye ilişkin bilgiler birinci elden toplanamadı. Buna rağmen, tanık ifadeleri, sağlık görevlilerinin verdiği ifadeler ve zehirlenme vakalarına ilişkin bilgiler bölgedeki kitlesel zehirlenmelerin kimyasal silah etkisiyle olduğunu gösterdiği belirtildi. Bu bölgedeki saldırı, Suriyedeki tarafların tümü tarafından kabul edilirken, İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından sunulan bulgular da saldırıyı belgeledi.24 Ağustosta Saraqueb ve 25 Ağustosta Ashrafiahta sivil ve askerlere karşı göreceli olarak az miktarda kimyasal silah saldırısı yapıldığı raporda kaydedildi. Her iki bölgede de ilk elden inceleme yapılamadığı, kurbanların otopsisi, tanık ifadeleri ve sağlık görevlilerinden edinilen bilgi ve bulgularla sonuca varıldığı aktarıldı.Yine 24 Ağustos tarihinde Jobarda gerçekleştiği belirtilen saldırı iddiasına ilişkin ise kurbanlardan alınan dört örnekten sadece birinde sarin gazı tespit edilmesi nedeniyle bölgede askerlere karşı görece az miktarda sarin gazı kullanıldığı tahmini yapıldı.Rapora göre 22 Ağustosta Bahariye ve 13 Nisanda Şeyh Maksudda gerçekleştirildiği iddia edilen saldırılara ilişkinse kan ve çevre örnekleri üzerinde yapılan testlerde kimyasal maddeye rastlanmadığı vurgulandı.Eylül ayında uluslararası heyetin ön raporunda Gutada kimyasal silahın kullanıldığı vurgulanmış ancak bu saldırıyı Ruslar, muhaliflerin yaptığını, Batılı ülkeler ise Esed rejimini sorumlu tutmuştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun rapora ilişkin bugün BM Genel Kurulunda Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyine bilgi verecek.
Zaman
Dünya
13.12.2013
BMSuriyede4bölgedekimyasalsilahkullanıldıBM Suriyede 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
BM: Suriye'de 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
Zaman
13.12.2013
07:33
Suriyede kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştıran uluslararası ekibin hazırladığı nihai rapor, Birleşmiş Milletler (BM)ye teslim edildi. Raporda, Suriyede 7 farklı bölgede yapılan incelemeler sonunda 4 bölgede kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.BM Genel Sekreteri Ban Ki-muna verilen nihai raporda, kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülen 7 bölgeden 4ünde bunun kanıtlandığı kaydedildi. Raporda dikkat çeken hususlardan birisi de kimyasal silahların sivillere ve askerlere karşı kullanıldığının altının çizilmesi oldu. Aynı raporda, araştırma yapılan bir bölgede kimyasal silahın muhtemelen kullanılmış olabileceği, diğer ikisinde ise kimyasala dair bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi.BM müfettişlerinin nihai raporu, heyetin lideri Prof. Dr. Ake Sellström tarafından BM Genel Sekreteri Bana sunuldu. Sunumun ardından nihai rapor BMnin resmi internet sitesinde yayınlandı. Raporda kimyasal silahların kimler tarafından kullanıldığı açıklanmadı. Ancak 7 bölgede yapılan araştırmada kullanılan kimyasal silah miktarı yer aldı. Raporun sonuç bölümünde Suriyede kimyasal silah kullanıldığı sonucuna varıldığına dikkat çekildi.Raporda kimyasal silah kullanıldığı belirlenen 4 bölge; Guta, Han El-Assal, Saraqueb ve Ashrafiah olarak açıklandı. 21 Ağustosta Gutada çocuklara ve sivillere yönelik yüksek miktarda kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği vurgulandı. Saldırının nasıl yapıldığına yönelik ayrıntı da aktarıldı. Buna göre Gutadaki kimyasal silah saldırısının karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiği, olay bölgesinde bulunan füze parçalarında sarin gazı tespit edildiği kaydedildi. Gutadaki saldırıda yoğun şekilde sarin gazı kullanıldığı belirtilen raporda hastaların kan ve idrar tahlillerinde bunlara rastlandığı ifade edildi.Han El-Assalda 19 Mart günü gerçekleştirilen saldırıda ise, elde edilen güvenilir delillere göre askerler ve sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği açıklandı. Ancak kullanılan sistemler ve bölgeye ilişkin bilgiler birinci elden toplanamadı. Buna rağmen, tanık ifadeleri, sağlık görevlilerinin verdiği ifadeler ve zehirlenme vakalarına ilişkin bilgiler bölgedeki kitlesel zehirlenmelerin kimyasal silah etkisiyle olduğunu gösterdiği belirtildi. Bu bölgedeki saldırı, Suriyedeki tarafların tümü tarafından kabul edilirken, İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından sunulan bulgular da saldırıyı belgeledi.24 Ağustosta Saraqueb ve 25 Ağustosta Ashrafiahta sivil ve askerlere karşı göreceli olarak az miktarda kimyasal silah saldırısı yapıldığı raporda kaydedildi. Her iki bölgede de ilk elden inceleme yapılamadığı, kurbanların otopsisi, tanık ifadeleri ve sağlık görevlilerinden edinilen bilgi ve bulgularla sonuca varıldığı aktarıldı.Yine 24 Ağustos tarihinde Jobarda gerçekleştiği belirtilen saldırı iddiasına ilişkin ise kurbanlardan alınan dört örnekten sadece birinde sarin gazı tespit edilmesi nedeniyle bölgede askerlere karşı görece az miktarda sarin gazı kullanıldığı tahmini yapıldı.Rapora göre 22 Ağustosta Bahariye ve 13 Nisanda Şeyh Maksudda gerçekleştirildiği iddia edilen saldırılara ilişkinse kan ve çevre örnekleri üzerinde yapılan testlerde kimyasal maddeye rastlanmadığı vurgulandı.Eylül ayında uluslararası heyetin ön raporunda Gutada kimyasal silahın kullanıldığı vurgulanmış ancak bu saldırıyı Ruslar, muhaliflerin yaptığını, Batılı ülkeler ise Esed rejimini sorumlu tutmuştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun rapora ilişkin bugün BM Genel Kurulunda Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyine bilgi verecek.
Zaman
Ana Sayfa
13.12.2013
BMSuriyede4bölgedekimyasalsilahkullanıldıBM Suriyede 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
Suriye'de 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
Zaman
13.12.2013
07:25
Suriyede kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştıran uluslararası ekibin hazırladığı nihai rapor, Birleşmiş Milletler (BM)ye teslim edildi. Raporda, Suriyede 7 farklı bölgede yapılan incelemeler sonunda 4 bölgede kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.BM Genel Sekreteri Ban Ki-muna verilen nihai raporda, kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülen 7 bölgeden 4ünde bunun kanıtlandığı kaydedildi. Raporda dikkat çeken hususlardan birisi de kimyasal silahların sivillere ve askerlere karşı kullanıldığının altının çizilmesi oldu. Aynı raporda, araştırma yapılan bir bölgede kimyasal silahın muhtemelen kullanılmış olabileceği, diğer ikisinde ise kimyasala dair bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi. BM müfettişlerinin nihai raporu, heyetin lideri Prof. Dr. Ake Sellström tarafından BM Genel Sekreteri Bana sunuldu. Sunumun ardından nihai rapor BMnin resmi internet sitesinde yayınlandı. Raporda kimyasal silahların kimler tarafından kullanıldığı açıklanmadı. Ancak 7 bölgede yapılan araştırmada kullanılan kimyasal silah miktarı yer aldı. Raporun sonuç bölümünde Suriyede kimyasal silah kullanıldığı sonucuna varıldığına dikkat çekildi. Raporda kimyasal silah kullanıldığı belirlenen 4 bölge; Guta, Han El-Assal, Saraqueb ve Ashrafiah olarak açıklandı. 21 Ağustosta Gutada çocuklara ve sivillere yönelik yüksek miktarda kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği vurgulandı. Saldırının nasıl yapıldığına yönelik ayrıntı da aktarıldı. Buna göre Gutadaki kimyasal silah saldırısının karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiği, olay bölgesinde bulunan füze parçalarında sarin gazı tespit edildiği kaydedildi. Gutadaki saldırıda yoğun şekilde sarin gazı kullanıldığı belirtilen raporda hastaların kan ve idrar tahlillerinde bunlara rastlandığı ifade edildi. Han El-Assalda 19 Mart günü gerçekleştirilen saldırıda ise, elde edilen güvenilir delillere göre askerler ve sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği açıklandı. Ancak kullanılan sistemler ve bölgeye ilişkin bilgiler birinci elden toplanamadı. Buna rağmen, tanık ifadeleri, sağlık görevlilerinin verdiği ifadeler ve zehirlenme vakalarına ilişkin bilgiler bölgedeki kitlesel zehirlenmelerin kimyasal silah etkisiyle olduğunu gösterdiği belirtildi. Bu bölgedeki saldırı, Suriyedeki tarafların tümü tarafından kabul edilirken, İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından sunulan bulgular da saldırıyı belgeledi. 24 Ağustosta Saraqueb ve 25 Ağustosta Ashrafiahta sivil ve askerlere karşı göreceli olarak az miktarda kimyasal silah saldırısı yapıldığı raporda kaydedildi. Her iki bölgede de ilk elden inceleme yapılamadığı, kurbanların otopsisi, tanık ifadeleri ve sağlık görevlilerinden edinilen bilgi ve bulgularla sonuca varıldığı aktarıldı. Yine 24 Ağustos tarihinde Jobarda gerçekleştiği belirtilen saldırı iddiasına ilişkin ise kurbanlardan alınan dört örnekten sadece birinde sarin gazı tespit edilmesi nedeniyle bölgede askerlere karşı görece az miktarda sarin gazı kullanıldığı tahmini yapıldı. Rapora göre 22 Ağustosta Bahariye ve 13 Nisanda Şeyh Maksudda gerçekleştirildiği iddia edilen saldırılara ilişkinse kan ve çevre örnekleri üzerinde yapılan testlerde kimyasal maddeye rastlanmadığı vurgulandı. Eylül ayında uluslararası heyetin ön raporunda Gutada kimyasal silahın kullanıldığı vurgulanmış ancak bu saldırıyı Ruslar, muhaliflerin yaptığını, Batılı ülkeler ise Esed rejimini sorumlu tutmuştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun rapora ilişkin bugün BM Genel Kurulunda Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyine bilgi verecek.
Zaman
Ana Sayfa
13.12.2013
Suriyede4bölgedekimyasalsilahkullanıldıSuriyede 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
BM'ye ulaşan rapor: Suriye'de 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
Zaman
13.12.2013
05:17
Suriyede kimyasal silah kullanıldığı iddialarını araştıran uluslararası ekibin hazırladığı nihai rapor, Birleşmiş Milletler (BM)ye teslim edildi. Raporda, Suriyede 7 farklı bölgede yapılan incelemeler sonunda 4 bölgede kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği belirtildi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’a verilen nihai raporda, kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülen 7 bölgeden 4’ünde bunun kanıtlandığı kaydedildi. Raporda dikkat çeken hususlardan birisi de kimyasal silahların sivillere ve askerlere karşı kullanıldığının altının çizilmesi oldu. Aynı raporda, araştırma yapılan bir bölgede kimyasal silahın muhtemelen kullanılmış olabileceği, diğer ikisinde ise kimyasala dair bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi. BM müfettişlerinin nihai raporu, heyetin lideri Prof. Dr. Ake Sellström tarafından BM Genel Sekreteri Ban’a sunuldu. Sunumun ardından nihai rapor BM’nin resmi internet sitesinde yayınlandı. Raporda kimyasal silahların kimler tarafından kullanıldığı açıklanmadı. Ancak 7 bölgede yapılan araştırmada kullanılan kimyasal silah miktarı yer aldı. Raporun sonuç bölümünde Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı sonucuna varıldığına dikkat çekildi. Raporda kimyasal silah kullanıldığı belirlenen 4 bölge; Guta, Han El-Assal, Saraqueb ve Ashrafiah olarak açıklandı. 21 Ağustos’ta Guta’da çocuklara ve sivillere yönelik yüksek miktarda kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği vurgulandı. Saldırının nasıl yapıldığına yönelik ayrıntı da aktarıldı. Buna göre Guta’daki kimyasal silah saldırısının karadan karaya füzelerle gerçekleştirildiği, olay bölgesinde bulunan füze parçalarında sarin gazı tespit edildiği kaydedildi. Guta’daki saldırıda yoğun şekilde sarin gazı kullanıldığı belirtilen raporda hastaların kan ve idrar tahlillerinde bunlara rastlandığı ifade edildi. Han El-Assalda 19 Mart günü gerçekleştirilen saldırıda ise, elde edilen güvenilir delillere göre askerler ve sivillere karşı kimyasal silah kullanıldığının tespit edildiği açıklandı. Ancak kullanılan sistemler ve bölgeye ilişkin bilgiler birinci elden toplanamadı. Buna rağmen, tanık ifadeleri, sağlık görevlilerinin verdiği ifadeler ve zehirlenme vakalarına ilişkin bilgiler bölgedeki kitlesel zehirlenmelerin kimyasal silah etkisiyle olduğunu gösterdiği belirtildi. Bu bölgedeki saldırı, Suriyedeki tarafların tümü tarafından kabul edilirken, İngiltere, Rusya ve Fransa tarafından sunulan bulgular da saldırıyı belgeledi. 24 Ağustos’ta Saraqueb ve 25 Ağustosta Ashrafiahta sivil ve askerlere karşı göreceli olarak az miktarda kimyasal silah saldırısı yapıldığı raporda kaydedildi. Her iki bölgede de ilk elden inceleme yapılamadığı, kurbanların otopsisi, tanık ifadeleri ve sağlık görevlilerinden edinilen bilgi ve bulgularla sonuca varıldığı aktarıldı. Yine 24 Ağustos tarihinde Jobarda gerçekleştiği belirtilen saldırı iddiasına ilişkin ise kurbanlardan alınan dört örnekten sadece birinde sarin gazı tespit edilmesi nedeniyle bölgede askerlere karşı görece az miktarda sarin gazı kullanıldığı tahmini yapıldı. Rapora göre 22 Ağustosta Bahariye ve 13 Nisanda Şeyh Maksudda gerçekleştirildiği iddia edilen saldırılara ilişkinse kan ve çevre örnekleri üzerinde yapılan testlerde kimyasal maddeye rastlanmadığı vurgulandı. Eylül ayında uluslararası heyetin ön raporunda Guta’da kimyasal silahın kullanıldığı vurgulanmış ancak bu saldırıyı Ruslar, muhaliflerin yaptığını, Batılı ülkeler ise Esed rejimini sorumlu tutmuştu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun rapora ilişkin bugün BM Genel Kurulunda Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyine bilgi verecek. CİHAN
Zaman
Son Dakika
13.12.2013
BMyeulaşanraporSuriyede4bölgedekimyasalsilahkullanıldıBMye ulaşan rapor Suriyede 4 bölgede kimyasal silah kullanıldı
Dün annesini toprağa verdi, bugün trafik kazasında öldü
Zaman
07.12.2013
20:28
Vefat eden annesini toprağa vermek üzere dün Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinden Bursa’ya gelen Mustafa Boz, bu gün geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.Bursa Ovaakça istikametinden İzmir istikametine gitmekte olan Mustafa Boz (50) yönetimindeki 59 UL 673 plakaları özel otomobil, Çağlayan köyü yakınlarında otoyolda keskin virajı alamayarak yağmurda kayıp bariyerlere çarptı. Sürücü Mustafa Boz, kaza sonrasında aracından inerek yaşanan hasara bakmak istedi. Bu sırada yine İzmir istikametine seyretmekte olan Serkan Mızrak yönetiminde ki 10 E 6859 plakalı araç Mustafa Boza çarptı. Mustafa Boz olay yerinde hayatını kaybetti. Kazayı haber alan Mustafa Bozun yakınları olay yerine gelerek gözyaşı döktü. Akrabalarına çarpan aracın camlarını kıran Bozun yakınlarının, Serkan Mızraka zarar vermemesi için sürücü polis tarafından olay yerinden uzaklaştırıldı.Hayatını kaybeden Mustafa Bozun Çorluda ikamet ettiği, dün ölen annesi Şerife Bozun cenazesine katılmak için Bursaya geldiği öğrenildi. Mustafa Bozun bugün ise eşi ve çocuklarını otogardan Çorluya gitmeleri için otobüse bindirip Emekte bulunan babasının evine dönmek üzere yola çıktığı belirtildi.YAKINLARI KESKİN VİRAJDAN ŞİKAYET ETTİKazayı haber alan Mustafa Bozun yakınları olay yerine akın ederken, komşusu Mustafa Kaya ise sözkonusu keskin virajda çok sayıda kaza yaşandığını söyledi. Bu kazanında virajdan kaynaklandığını anlatan Mustafa Kaya, Burada devamlı kaza oluyor. Bu gördüğünüz viraj çok keskin. Bu yeşilliğin biraz azaltılarak virajın biraz düzeltilmesi lazım. Yeşillik güzel ama cana mal olduktan sonra yeşilliğin bir anlamı kalmıyor. Bu yolun düzeltilmesi lazım. Bu kazada virajı alamayınca bariyerlere çarpıyor. Aracına bakmak için araçtan inince diğer arabada gelip buna çarpıyor. dedi. Mustafa Bozun aslen Samsunlu olduğunu ancak Çorluda oturduğunu anlatan Kaya, Dün annesi Şerife Bozun cenazesi vardı Emekte. Onun cenazesine katılmak için gelmişti. Burada ise eşini ve çocuklarını otogara bırakıp geri babasının evine dönerken bu kaza yaşandı. şeklinde konuştu.Mustafa Bozun yeğeni Edem Boz ise uzun süre amcasının cenazesinin başında bekledi. Adem Bozun amcasının başında elleri kan içinde uzun süre beklemesi yürekleri burktu. Bozun kardeşi ve yakınları da uzun süre gözyaşı döktü.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
07.12.2013
DünannesinitoprağaverdibugüntrafikkazasındaöldüDün annesini toprağa verdi bugün trafik kazasında öldü
Dün annesini toprağa verdi, bugün trafik kazasında öldü
Zaman
07.12.2013
19:27
Vefat eden annesini toprağa vermek üzere dün Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinden Bursa’ya gelen Mustafa Boz, bu gün geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.Bursa Ovaakça istikametinden İzmir istikametine gitmekte olan Mustafa Boz (50) yönetimindeki 59 UL 673 plakaları özel otomobil, Çağlayan köyü yakınlarında otoyolda keskin virajı alamayarak yağmurda kayıp bariyerlere çarptı. Sürücü Mustafa Boz, kaza sonrasında aracından inerek yaşanan hasara bakmak istedi. Bu sırada yine İzmir istikametine seyretmekte olan Serkan Mızrak yönetiminde ki 10 E 6859 plakalı araç Mustafa Boz’a çarptı. Mustafa Boz olay yerinde hayatını kaybetti. Kazayı haber alan Mustafa Boz’un yakınları olay yerine gelerek gözyaşı döktü. Akrabalarına çarpan aracın camlarını kıran Boz’un yakınlarının, Serkan Mızrak’a zarar vermemesi için sürücü polis tarafından olay yerinden uzaklaştırıldı.Hayatını kaybeden Mustafa Boz’un Çorlu’da ikamet ettiği, dün ölen annesi Şerife Boz’un cenazesine katılmak için Bursa’ya geldiği öğrenildi. Mustafa Boz’un bugün ise eşi ve çocuklarını otogardan Çorlu’ya gitmeleri için otobüse bindirip Emek’te bulunan babasının evine dönmek üzere yola çıktığı belirtildi.YAKINLARI KESKİN VİRAJDAN ŞİKAYET ETTİKazayı haber alan Mustafa Boz’un yakınları olay yerine akın ederken, komşusu Mustafa Kaya ise sözkonusu keskin virajda çok sayıda kaza yaşandığını söyledi. Bu kazanında virajdan kaynaklandığını anlatan Mustafa Kaya, “Burada devamlı kaza oluyor. Bu gördüğünüz viraj çok keskin. Bu yeşilliğin biraz azaltılarak virajın biraz düzeltilmesi lazım. Yeşillik güzel ama cana mal olduktan sonra yeşilliğin bir anlamı kalmıyor. Bu yolun düzeltilmesi lazım. Bu kazada virajı alamayınca bariyerlere çarpıyor. Aracına bakmak için araçtan inince diğer arabada gelip buna çarpıyor.” dedi. Mustafa Boz’un aslen Samsunlu olduğunu ancak Çorlu’da oturduğunu anlatan Kaya, “Dün annesi Şerife Boz’un cenazesi vardı Emekte. Onun cenazesine katılmak için gelmişti. Burada ise eşini ve çocuklarını otogara bırakıp geri babasının evine dönerken bu kaza yaşandı.” şeklinde konuştu. Mustafa Boz’un yeğeni Edem Boz ise uzun süre amcasının cenazesinin başında bekledi. Adem Boz’un amcasının başında elleri kan içinde uzun süre beklemesi yürekleri burktu. Boz’un kardeşi ve yakınları da uzun süre gözyaşı döktü. CİHAN
Zaman
Son Dakika
07.12.2013
DünannesinitoprağaverdibugüntrafikkazasındaöldüDün annesini toprağa verdi bugün trafik kazasında öldü
Olaylar artınca Cizre'de polis özel asayiş ekibi kurdu; 10 günde 20 olayı çözdü
Zaman
29.11.2013
10:24
Şırnak’ın Cizre İlçesinde son zamanlarda artan asayiş ve hırsızlık olayları Cizre Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği’ni harekete geçirdi. İlçede yaşanan hırsızlık olayların üstesinden gelmek için çözüm arayışlarına geçen Asayiş Büro Amirliği, kendi bünyesinde asayiş olaylarına müdahale etmek için özel bir ekip kurdu. Hırsızların korkulu rüyası haline gelen asayiş özel ekibi, gece gündüz demeden devriye atıp çalışmalarını sürdürüyor. Son 10 gün içerisinde 20 asayiş olayını aydınlatan özel ekip, ilçede en çok hırsızlık yapan aynı zamanda hırsızlık çetesinin lideri olarak da bilinen şahsı yakalayarak adli mercilere göndermeyi başardı. Cizrede son 10 gün içerisinde asayiş özel ekibin gerçekleştirmiş olduğu 20 özel operasyon ve neticesi şöyle oldu: Dicle Mahallesi Yafes Caddesi üzerinde ikamet eden N.K. isimli şahsın işyerinde bulunan çelik para kasası çalındı. Olayın polise haber verilmesi üzerine harekete geçen asayiş özel ekibi çevrede bulunan tüm güvenlik kameralarını ve mobese kameralarını incelemeye aldı. Yapılan inceleme sonucunda 73 DZ 320 plakalı aracın hırsızlık olayı ile ilgisinin olduğunu tespit etti. Araç kısa sürede Dörtyol mevkinde asayişin özel ekiplerince yakalandı. Yaklaşık 40 adet suç kaydı bulunan ve ilçedeki hırsızların elebaşısı olarak bilinen çete lideri S.D.(26) ve yanında bulunan Y.Y.(30) isimli şahıslar birlikte yakalandı. S.D. çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi. Nusaybin Caddesi İdil yol ayrımı çevre yolu mevkiinde küçük sanayi sitesi yanında alkol büfesi işleten E.Ş.(25) isimli şahıs ile S.E. isimli şahıs arasında münakaşa sonucu E.Ş. öldürüldü. Cinayet olayını gerçekleştiren S.E. asayiş özel ekiplerince takibe alındı. Önce Kuzey Irak’a kaçmaya çalışıp başaramayıp, sonra Suriye’ye gitmek için Şanlıurfa’ya giden S.E. kaçmayı başaramayınca Ankara’ya kaçtı. Cizre Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ile Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nün ortaklaşa çalışmaları sonucu S.E. kıskıvrak yakalandı. S.E. adli mercilere gönderilerek tutuklanmasına karar verildi ve cezaevine gönderildi. Bu arada öldürülen E.Ş.’nin ailesi taziyeyi kabul etmedi. Bölgede taziyenin kabul edilmemesi intikamının alınacağı ve kan davası olacağı anlamına geliyor. Bu konuda emniyet güvenlik önlemlerini arttırılırken, S.E.’nin ailesi de güvenlik nedeniyle ilçeyi terk ettiği öğrenildi. Alibey Mahallesi eski Mardin Caddesinde bulunan A.B.’ye ait cep telefonu bayisi soyuldu. Soyulma esnasında hırsızın maske taktığı belirtildi. Olaydan 2 gün sonra hırsızlık yapmak için girdiği evde suçüstü yakalandı. Asayiş özel ekip eve giren hırsızı ile 2 gün önce cep telefonu bayisine giren hırsızın güvenlik kamerasındaki maskeli şahısla karşılaştırdı. Kaş göz yapısı, olay günü giymiş olduğu ceket, elinde bulunan cep telefonu, boy ve beden ölçülerinin aynı olduğunu tespit eden asayiş ekibi, 2 hırsızlık olaylarının hırsızın aynı olduğunu tespit etti. Asayiş ekip yakaladığı S.D. isimli şahsı adli mercilere sevk etti. Cizre’de 3 işyeri ve evi kurşunlayan ayrıca Mersin Ağır Ceza Mahkemesince nitelikli gasp suçundan aranan, Cizre Mahkemesince ruhsatsız silah taşıma ve bulundurmak suçundan, dolandırıcılıktan aranan, İstanbul Mahkemesince dolandırıcılıktan aranan ve Adıyaman Mahkemesince tutuklunun kaçması suçlarından aranan M.N.B. isimli şahıs Cizre özel asayiş ekibi ve Mersin Emniyeti ile ortaklaşa yapılan çalışma sonucunda Mersin’de yakalandı. Mahkemeye sevk edilen M.N.B. isimli şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dicle Mahallesi İrci Sokakta ikamet eden M.S.V. isimli şahsın çelik kasası çalındı. Aynı gün içerisinde Asayişin özel ekibi çalışma başlatarak hırsızı aramaya başladı. Yine aynı gün içerisinde Şah Mahallesi Veteriner Caddesi üzerinde bulunan İ.O.’nun evine girip eşyaları çalındı. 2 gün geçmeden A.S.(17) isimli hırsız kıskıvrak yakalanarak adli mercilere sevk edildi. Dicle Mahallesi Bırca Belek Parkı içerisinde O.A. ve C.Y. isimli şahıslara yapılan üst aramalarında 14 gram esrar maddesi ele geçirildi. Şahısların daha önce de çeşitli suçlardan suç kayıtları olduğu belirlendi. Şahıslar çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. Cudi Mahallesi Mezbaha Sokakta amcası R.P. isimli şahsı bıçaklayan N.P.(16) isimli şahıs aynı gün içerisinde özel ekiplerince kıskıvrak bıçağı ile birlikte yakalandı. Ancak çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. Asker kaçağı olan Ş.Ö isimli şahıs yakalanarak askeri birliği teslim edildi.Nusaybin Mahkemesince hırsızlık suçundan aranan S.B. isimli şahıs yakalanarak adliyeye teslim edildi. İstanbul Mahkemesince yalan beyanda bulunmaktan aranan S.İ. isimli şahıs yakalanarak adliyeye teslim edildi.Şırnak Ağır Ceza Mahkemesince adam yaralanma suçundan aranan M.Ç. isimli şahıs yakalanarak adliyeye teslim edildi.Nusaybin Mahkemesince hırsızlıktan aranan H.K. isimli şahıs yakalanarak adliyeye teslim edildi.Diyarbakır Ağır Ceza Mahk
Zaman
Son Dakika
29.11.2013
OlaylarartıncaCizredepolisözelasayişekibikurdu;10günde20olayıçözdüOlaylar artınca Cizrede polis özel asayiş ekibi kurdu; 10 günde 20 olayı çözdü
Deri hırsızı kamerada
Zaman
26.11.2013
15:20
Zeytinburnu’ndaki deri imalathanelerinden binlerce liralık hırsızlık gerçekleştiren şahıs, polisin güvenlik kamerası görüntülerinden yola çıkarak yaptığı çalışma sonucu yakalandı. Zanlı Onur S. (32), çaldığı derilerin bir başkası tarafından da kendinden çalındığını söyledi.Zeytinburnu’nda deri imalatı yapan çok sayıda tekstil firmasında son aylarda çok sayıda deri hırsızlığı meydana geldi. İş yeri sahiplerinin şikayeti üzerine polis, hırsızlığı gerçekleştiren kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı. Hırsızlığın meydana geldiği iş yerlerinin güvenlik kameralarını inceleyen Zeytinburnu Asayiş Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin olaylarda çalıntı olduğu belirlenen bir minibüs kullandığını tespit etti. Kamera görüntüleri sayesinde şüphelinin eşkalini belirleyen polis ekipleri, zanlıyı yakalamak için titiz bir çalışma yürüttü. Yaklaşık 2 aylık çalışmanın ardından Asayiş Büro Amirliği ekipleri, dün gece eşkale uygun bir kişiyi 58. Bulvar üzerinde yakaladı. Polis, güvenlik kamerası görüntüleri, parmak izi ve olay yerindeki kan örneklerini gözaltına aldığı 32 yaşındaki Onur S.’ninkilerle karşılaştırdı. Yapılar inceleme sonucunda hırsızlık olaylarını gerçekleştiren şahsın yakalanan Onur S. Olduğu belirlendi. Onur S.’nin Zeytinburnu’nda son 2 ayda gerçekleştirilen 5 ayrı iş yeri hırsızlığı ile bir otomobil hırsızlığının zanlısı olduğu anlaşıldı. Zanlının demir kasma makasıyla kepenklerini keserek içeri girdiği iş yerlerinden yaklaşık 150 bin liralık ürün çaldığı tespit edildi. Emniyetteki ifadesinde hırsızlık yaptığını kabul eden zanlının, çaldığı ürünlerin ise bir başkası tarafından da kendisinden çalındığını söylediği iddia edildi. HIRSIZLIK ANI KAMERADAŞüphelinin deri imalathanelerinden gerçekleştirdiği hırsızlık ise güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Görüntülerde, zanlının minibüsle iş yerinin önüne geldiği, demir kesme makasıyla kapıyı açtığı görülüyor. Rahat tavırları dikkat çeken şüphelinin çaldığı ürünleri minibüse yüklemesi de yine görüntülere yansıyor. Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlanan Onur S. savcılığa sevk edildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
26.11.2013
DerihırsızıkameradaDeri hırsızı kamerada
Mustafa Ünal - Nereye?
Zaman
22.11.2013
06:03
Bu gidişat nereye? “Sahil-i selamete” demek isterdim elbette. Karamsar değilim ama ülkem adına korkularım, endişelerim var. Biri bitmeden diğeri başlayan ‘ağır gündemler’ Türkiye’yi çok yordu. İşte bir haftadır yaşananlar... Dershane tartışmasının geldiği noktaya bakın. Olay nereye kaydı? Herkeste bir kırgınlık, bir huzursuzluk ve bir tedirginlik.Dershane kolay bir konu değil. 7-8 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde. Üç bakan eskitti. Hüseyin Çelik de kafa yordu, Nimet Baş da. Ömer Dinçer, bürokratları seferber etti. Her açıdan değerlendirildi. Dünya örnekleri incelendi. Devamından başka daha uygun bir formül bulunamadı. Dershaneyi doğuran sebepler var çünkü. Sebepleri yok etmek de yakın gelecekte pek mümkün değil.Yeni Bakan Nabi Avcı’nın ‘kapatma çalışmalarını son noktaya getirdiği’ haberi duyulur duyulmaz birçok insan çığlık çığlığa ‘Ne olur dershanelerimize kıymayın...’ diye ses verdi. Taslak, hafta başında Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü. Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, yangın yerine dönen yüreklere su serpti. ‘Paydaşlarla görüşülecek ve kimseyi incitmeyecek en uygun yol bulunacak.’ dedi. Herkes umutlandı.İyimser hava çabuk dağıldı. Bir sonraki Bakanlar Kurulu’na geleceği ve taslağın tasarıya dönüşerek Meclis’e sevk edileceği haberi kulislere yayıldı. Sonra da doğrulandı. Eğer süreç öngörüldüğü şekilde işlerse Meclis, seçim öncesi son mesaisini ‘dershanelerin kapatılması’ yönünde yapacak. Yıllardır Ankara gelişmelerini yakından izlerim. Siyaset, toplumdan gelen seslere her zaman kulak verir. Kayıtsız kalmaz. Başkent’in havası ağır ama yine de umutlu olmak istiyorum. Siyaset bir yol bulmalı. Dershanelerin kapısına kilit vurmak çözüm değil. Bu ülke yasaklardan hiç hayır görmedi. Eğer dershanelerin varlığı bir sorun ise yokluğu bin sorun olacak. Sadece eğitim değil, her açıdan.Ülkenin, ağır gündemlerden kurtularak biraz nefes alması gerekmiyor mu? Bülent Arınç’ın söylediği ‘Herkes tef gibi gergin’ sözünün üzerinden aylar geçti. Hal değişmiş değil. Daha da ağırlaştığını söylemek bile mümkün. Ne yazık ki Türkiye, bütün dinamizmi ve enerjisiyle içine kapandı.Gerçi dışarısı da pek iç açıcı değil. Bölgenin perişanlığı ortada. Suriye kan gölü. Mısır’da bahar kışa döndü. Ne demokrasi kaldı, ne insan hakları. Irak acıyla yoğrulmakta. Bir kıpırdama var ama Avrupa treni eski hızından uzak. Nice zamandır güzel haberlere muhtacız. Hakkını yemeyelim, hafta sonu Diyarbakır’dan yansıyan fotoğraf hoştu şüphesiz. Ama yeterli değil.Ülke, çok kritik bir sürecin eşiğinde. 2014, Türkiye’nin kader yılı. Yerel seçimlerde sadece belediye başkanları seçilmeyecek. Netice siyasi iklimin havasını belirleyecek. Hemen ardından daha sandık sonuçlarını sindiremeden, cumhurbaşkanlığı seçim takvimi başlayacak. Halk, ilk kez cumhurbaşkanını kendi oylarıyla seçecek.Her iki seçim, siyasi yapıyı derinden etkileyecek. Partiler yeni hale göre yeniden şekillenecek. Sonrası genel seçim. 2014 Türkiye’nin kaderi olacak. Ülke son 10 yılda hemen her sahada ekonomiden demokrasiye kadar standartlarını yükseltti. Yeni anayasa ile taçlandırabilirdi. Maalesef çalışmalar hüsranla sonuçlandı. Artık ne paket ne de yeni anayasa mümkün. Gidişat nereye? Geriye değil ileriye doğru olmalı. Yangına körükle gidilmemeli, yürekleri dağlayan ateşe su dökmek gerekiyor. Ankara’nın havası ağır; her şeye rağmen ümitvar olmak lazım.
Zaman
En Çok Okunan
22.11.2013
MustafaÜnal-Nereye?Mustafa Ünal - Nereye?
Mustafa Ünal - Nereye?
Zaman
22.11.2013
02:02
Bu gidişat nereye? “Sahil-i selamete” demek isterdim elbette. Karamsar değilim ama ülkem adına korkularım, endişelerim var. Biri bitmeden diğeri başlayan ‘ağır gündemler’ Türkiye’yi çok yordu. İşte bir haftadır yaşananlar... Dershane tartışmasının geldiği noktaya bakın. Olay nereye kaydı? Herkeste bir kırgınlık, bir huzursuzluk ve bir tedirginlik.Dershane kolay bir konu değil. 7-8 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde. Üç bakan eskitti. Hüseyin Çelik de kafa yordu, Nimet Baş da. Ömer Dinçer, bürokratları seferber etti. Her açıdan değerlendirildi. Dünya örnekleri incelendi. Devamından başka daha uygun bir formül bulunamadı. Dershaneyi doğuran sebepler var çünkü. Sebepleri yok etmek de yakın gelecekte pek mümkün değil.Yeni Bakan Nabi Avcı’nın ‘kapatma çalışmalarını son noktaya getirdiği’ haberi duyulur duyulmaz birçok insan çığlık çığlığa ‘Ne olur dershanelerimize kıymayın...’ diye ses verdi. Taslak, hafta başında Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü. Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, yangın yerine dönen yüreklere su serpti. ‘Paydaşlarla görüşülecek ve kimseyi incitmeyecek en uygun yol bulunacak.’ dedi. Herkes umutlandı.İyimser hava çabuk dağıldı. Bir sonraki Bakanlar Kurulu’na geleceği ve taslağın tasarıya dönüşerek Meclis’e sevk edileceği haberi kulislere yayıldı. Sonra da doğrulandı. Eğer süreç öngörüldüğü şekilde işlerse Meclis, seçim öncesi son mesaisini ‘dershanelerin kapatılması’ yönünde yapacak. Yıllardır Ankara gelişmelerini yakından izlerim. Siyaset, toplumdan gelen seslere her zaman kulak verir. Kayıtsız kalmaz. Başkent’in havası ağır ama yine de umutlu olmak istiyorum. Siyaset bir yol bulmalı. Dershanelerin kapısına kilit vurmak çözüm değil. Bu ülke yasaklardan hiç hayır görmedi. Eğer dershanelerin varlığı bir sorun ise yokluğu bin sorun olacak. Sadece eğitim değil, her açıdan.Ülkenin, ağır gündemlerden kurtularak biraz nefes alması gerekmiyor mu? Bülent Arınç’ın söylediği ‘Herkes tef gibi gergin’ sözünün üzerinden aylar geçti. Hal değişmiş değil. Daha da ağırlaştığını söylemek bile mümkün. Ne yazık ki Türkiye, bütün dinamizmi ve enerjisiyle içine kapandı.Gerçi dışarısı da pek iç açıcı değil. Bölgenin perişanlığı ortada. Suriye kan gölü. Mısır’da bahar kışa döndü. Ne demokrasi kaldı, ne insan hakları. Irak acıyla yoğrulmakta. Bir kıpırdama var ama Avrupa treni eski hızından uzak. Nice zamandır güzel haberlere muhtacız. Hakkını yemeyelim, hafta sonu Diyarbakır’dan yansıyan fotoğraf hoştu şüphesiz. Ama yeterli değil.Ülke, çok kritik bir sürecin eşiğinde. 2014, Türkiye’nin kader yılı. Yerel seçimlerde sadece belediye başkanları seçilmeyecek. Netice siyasi iklimin havasını belirleyecek. Hemen ardından daha sandık sonuçlarını sindiremeden, cumhurbaşkanlığı seçim takvimi başlayacak. Halk, ilk kez cumhurbaşkanını kendi oylarıyla seçecek.Her iki seçim, siyasi yapıyı derinden etkileyecek. Partiler yeni hale göre yeniden şekillenecek. Sonrası genel seçim. 2014 Türkiye’nin kaderi olacak. Ülke son 10 yılda hemen her sahada ekonomiden demokrasiye kadar standartlarını yükseltti. Yeni anayasa ile taçlandırabilirdi. Maalesef çalışmalar hüsranla sonuçlandı. Artık ne paket ne de yeni anayasa mümkün. Gidişat nereye? Geriye değil ileriye doğru olmalı. Yangına körükle gidilmemeli, yürekleri dağlayan ateşe su dökmek gerekiyor. Ankara’nın havası ağır; her şeye rağmen ümitvar olmak lazım.
Zaman
Köşe Yazıları
22.11.2013
MustafaÜnal-Nereye?Mustafa Ünal - Nereye?
Bir mendilde aranan babanın hayaleti
Zaman
12.11.2013
01:57
“Ondan geriye kalan sadece bir mendil. Çocukları yıllardır o mendili koklayarak babaları için gözyaşı döküyorlar.”Sözlerin sahibi bir anne. Oğlu doksanlı yıllarda “faili meçhul” olarak kaybolmuş. Geride hiçbir iz yok. Bir kemik, bir mezar, bir işaret. İnsanın insanı anlayabilmesi böyle bir şey. İki cümle ve yılların acısını, gözyaşını bu iki cümlenin içine gömen bir dilin kurduğu insani bağ. Anne ekliyor: “Biz barış istiyoruz, kimsenin artık kanı akmasın istiyoruz. Kimse hayatını kaybetmesin.” Şırnakta dinlediğimiz bu annenin ardından Vanda, oğlu konteyner kentte nöbet tutarken şehit edilen polisin babası konuşuyor: “Yer yakındı. Silah sesini duyunca fırladım. Geldiğimde oğlum kanlar içinde yerdeydi. Başında bir kadın ağlayarak ağıt yakıyordu: ‘Bu çocuktan ne istediniz, onu niçin vurdunuz? Ağlayıp ağıt yakan kadın, bir süre önce oğlunu dağda kaybeden bir anneydi.” Baba da ekliyor: “Kimse artık ölmesin, bizim acımız son olsun.”Çözüm komisyonu olarak Cizre, Şırnak, Hakkari ve Vanda yapmış olduğumuz görüşmelerde çok acıya, gözyaşına, geçmişin karanlığında yitmiş umutlara şahit olduk. İnsanlar artık bir nokta koymak, bir sınır çekmek, bütün bu acılardan gerekli derslerin ve aklın çıkartılarak kurulduğu bir gelecek istiyorlar. Temenniler siyasal duruşa, toplumsal konuma göre değişmiyor, fakat mesele “hangi yol, yöntem” konusuna geldiğinde telaffuzlar farklılaşıyor. Bu da olağan. Otuz yıllık bir geçmişin ağırlığı öyle bir hamlede ortadan kalkmıyor. Alışkanlıklar, belli düşünme biçimleri, refleksler, bunlara yaslanan yapılanmalar teşekkül etmiş. Otuz yılın karakteristiği üzerinde bina olan bir iktisadiyat da var. Yeni bir dünya kurmak demek, geçmişi tüm düşünce biçimleri, alışkanlıkları ve nihayet yapıları ile yıkmak demek. Bu ise herkese ödev yüklüyor. Kimi adımlar atılsa da ödevleri yerine getirme konusunda “sorunlar” olduğu düşünülüyor. Durumu yine dinlediğimiz kişiler üzerinden özetlemek gerekirse: “Eskiden devletin baskısı vardı şimdi örgütün baskısı var.” deniliyor. Siyasal yapı ve anlayış olarak “kendinden farklı bir Kürt gerçeğine” kapalı olan örgüt, tüm Kürtler üzerinde kendini söz sahibi görüyor ve onları “doğru yola” getirmek için her türlü yol ve yöntemi uygulamayı olağan kabul ediyor. “Demokrasi ve özgürlük” dili de böylelikle, “Sen demokrat ol, ben sınırsız bir özgürlükle kendi egemenliğimi kurayım” şeklinde anlaşılıyor. Öte yandan “örgütün varlığını, gücünü ve egemen yaklaşımını elde tutalım” mantığı, devlete ve siyasete yönelik güvensizlikten de besleniyor. Sınıra çekilen duvar (sonradan durduruldu) yapılan kalekollar, bölgedeki askeri hareketlilik, bugün değilse bile “işlerin yolunda gitmeyeceği bir yarın için” tedbir alınması gereken tehlikeler olarak anlaşılıyor. Türkiyenin demokratikleşmesi yolunda atılan adımlar örgütün çekirdeğinde sayılacak kişiler için “hiçbir şey yapılmıyor” şeklinde karşılanırken, daha esnek bir yerde duranlar “İnkâr etmeyelim, evet güzel işler yapılıyor, fakat yeterli değil.” diyorlar. Halk ise umutla, özellikle sürece ilişkin her açıklamayı, her işareti eli kalbinde bir şekilde takip ediyor. “Aman, diyor, ne olur, öncelikle kan akmasın. Böyle olursa zamanla her şey düzelir.”Cizre, Şırnak, Hakkari kısmen de olsa küçük çaplı olayların şehir merkezlerinde devam ettiği iller. Diğer yerlere nispetle daha fazla hareketlilik var. Sebebi üzerine rivayet muhtelif: “En çok acıyı buraları çekti, o yüzden kolay durulamıyorlar. Sebep ekonomik. Bölgenin geçim ekonomisi kaçakçılığa dayanıyor, gelişmeler onu tehdit ettiği için. Örgüt halkı baskılamak için halen ayakta ve sahada olduğunu göstermek, hayaletini ortada dolaştırmak istiyor. Polis olayları durduracak değil aksine hızlandıracak uygulamalar içinde. Panzerler ortalıkta dolaşıyor, bir olay çıktığında kimse dışarı çıkamasın diye olayların olmadığı mahallelere de gaz atıyor. Vs.” Bir yetkili, üzerine sürekli molotof atılarak yakılmak istenen ve yaralar alan polisimiz yine de silahına davranmıyor. Oysa bu meşru müdafaa. Amaç sürece zarar vermemek. Bu kadar hassasız.” diyor. Dinlediğimiz bir başka kişi, “Çok kolay bastırılacak olaylarda bile polis sanki devletin gücü değil de bir taraf olmanın hıncıyla davranıyor. Çok öfkeliler.” şeklinde açıklamalar getiriyor.Çözüm sürecinin yolunda ilerlemesi için talepler denildiğinde ise en başa anadil meselesi konuyor: Anadilde eğitim olmalı. Öcalanın tecridi kalkmalı, şartları iyileştirilmeli. Dağda olanlar için eve dönüş yolu açılmalı. Öte yandan ise, örgüt baskısı ortadan kalkmalı, herkes istediği siyasette yer alabilmeli. Olaylar durmalı. Çekilme tamamlanmalı.Görüştüğümüz yerlerdeki kanaatimce temsil nitel
Zaman
Yorum
12.11.2013
BirmendildearananbabanınhayaletiBir mendilde aranan babanın hayaleti
Kemal Kılıçdaroğlu: Suriye'de yaşanan olaylardan esnaf büyük ölçüde etkilendi
Zaman
03.10.2013
18:37
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye’de yaşanan olaylardan esnafın büyük ölçüde etkilendiğini belirterek, bölgenin kendine özgü sorunları olduğunu söyledi.Gaziantep Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nı ziyaret eden Kemal Kılıçdaroğlu, esnafın sorunlarını dinledi. Suriye konusunda Türkiye’nin kaybettiğini öne süren Kılıçdaroğlu, “Bu bölgenin kendine özgü sorunları var. Sayın Başbakan, Gaziantep’te yaptığı bir mitingde Gazianteplilere soruyor: ‘Bakın diyor Suriye ile vizeleri kaldırdık. Artık Suriyeli kardeşim Gaziantep’e geliyor, Türkiye’deki kardeşlerimiz Gaziantep’e gidiyorlar. Gazianteplilere soruyor, memnun musunuz? Bütün Gaziantepliler çok memnunuz diyorlar.’ Peki ne oldu da hangi olay oldu da Suriye ile düşman olduk. Bunu kabul edemiyorum. Esnaf kaybetti, otel sahibi kaybetti, sanayici kaybetti, sonunda biz kaybettik. Suriye de kaybetti. Kazanan kim? Türkiye kaybediyor, Suriye kaybediyor ama birileri kazanıyor. Bu tuzağa maalesef düşüldü. Doğru değildi.” diye konuştu. Türkiye’nin, Orta Doğu’da barışın güvencesi olması gerektiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Biz yine bu bölgede barışın olmasını isteriz, huzurun olmasını isteriz. Sadece Suriye ile değil Irakla, Mısırla, Ürdünle, Filistinle, herkesle huzur içinde, barış içinde yaşamak isteriz. Türkiye, Orta Doğu’da barışın güvencesi olmalı, savaşın tarafı değil. Dostluğun güvencesi olmalı, düşmanlığın değil. İzlenen bu politikadan ötürü kaybediyorsanız kazanmanın yolunu bulacaksınız. Kaybettirenler kimse, demokrasilerde onların cezalandırılması gerekiyor. Size kaybettirmek demek Türkiye’ye kaybettirmek demektir.” açıklamalarına yer verdi. Bütün güney illerindeki esnafın zor durmada olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Sadece Gaziantep değil, gidin Şanlıurfa’ya, gidin Kilis’e, gidin Adana’ya, gidin Mersin’e, gidin Hatay’a, bu zincirde bütün esnaf rahatsız. Eskiden otellerde yatacak yer yoktu, şimdi otellerde kimse kalmıyor. Buyurun gidin Hatay’a sorun bakalım. İç karışıklıklar Türkiye’nin içine geldi. El Kaide bildiri yayınlıyor. Sınırı açmazsan geleceğim bunun intikamını alacağım diye. Türkiye buna yakışıyor mu? Terör örgütlerinin hedefi olmak Türkiye’ye yakışıyor mu? İşbirliği yaparsanız olmaz. Bizim çok güzel bir atasözümüz var. Körle yatan şaşı kalkar diye. El Kaide ile yatarsan böyle şaşı kalkarsın. Bu çok tehlikeli bir gelişmedir. Bütün esnaf kardeşlerimin Türkiye’nin gerçeğini görmesi lazım.“Suriye’deki olayları Türkiye’nin kışkırttığını iddia eden Kılıçdaroğlu, “Sınır komşumuz Suriye’de huzur yok. Bizde de huzur yok. Ne yapıyoruz Suriye’deki olayı kışkırtıyoruz. Eline silah veriyoruz git orada kardeşini öldür. Bu olmaz, doğru değil. Buna karşı hepimizin durması lazım. Yazık günah değil mi Müslüman coğrafyasında kan akıyor. Benim toprağımı işgal etmezse ben kimse ile savaşmam ki zaten. Başka bir ülkenin içişlerine karışmak, orada savaş kışkırtıcılığı yapmak Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine de bugününe de geleceğine de yakışmaz. Biz kendi ülkemizde nasıl barışı istiyorsak, bütün komşularımızda da barış ve huzur istiyoruz.” ifadelerine yer verdi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
03.10.2013
KemalKılıçdaroğluSuriyedeyaşananolaylardanesnafbüyükölçüdeetkilendiKemal Kılıçdaroğlu Suriyede yaşanan olaylardan esnaf büyük ölçüde etkilendi
Kan davalı aileye maskeli infaz: 3’ü çocuk 5 ölü
Zaman
20.09.2013
02:54
Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde yüzü maskeli 2 kişi, cezaevindeki yakınlarını ziyarete gelenlerin üzerine uzun namlulu silahlarla kurşun yağdırdı.Dün 14.30 sularında meydana gelen olayda, 3’ü çocuk 2’si kadın 5 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin Emine İpek (24), Mirza İpek (4), Nerin İpek (11) ile Süleyman Süer (5) ve Ayşe Süer (45) olduğu belirlendi. Silahlı saldırının, Erkal ve İpek ailesi arasında 10 yıldır süren kan davasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Hayatını kaybeden 5 kişi, Mardin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis, kaçan saldırganları yakalamak için geniş çaplı operasyon başlatırken şehir giriş ve çıkışları tutuldu. Seken kurşunlardan yaralanan Hasibe Amak da hastaneye kaldırıldı.5 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırının, 10 yıldır devam eden bir kan davasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Mardin’in Savur ilçesi Yayla köyünde 10 yıl önce Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında arazi tartışması yaşandı. Ekin biçme anlaşmazlığından çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. İpek ve akrabaları olan Süer aileleri köyü terk ederek Diyarbakır’a yerleşti. Olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra Süer ve İpek aileleri köylerine geri döndü. Bir ev yapıp orada yaşamaya başladılar. Ancak bir süre sonra yine kavga çıktı. Silahlı çatışmada Erkal ailesinden iki kişi hayatını kaybetti. Karşı taraf yeniden Diyarbakır’ın yolunu tuttu. Cinayet sanıkları Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailenin kadın ve çocukları Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki bir evde 15 kişi yaşamaya başladı. Komşularının yardımıyla geçinen ailelerin köydeki evlerini kan davalıları yaktı. Üstelik hayvanlarının kafaları da koparılmıştı. Bu mesaj, ‘çoluk çocuk herkesi yok edeceğiz’ anlamını taşıyordu. Süer ve İpek aileleri, kimseye görünmeden, sessiz sedasız ve korku içinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyordu.Aileyi 7,5 ay önce yakarak öldürmek istemişlerdiİki aile arasındaki kan davası 28 Ocak 2013’te de gündeme geldi. Bu tarihte, kadın ve çocuklardan oluşan 15 kişinin yaşadığı evde yangın çıktı. 8. kattaki ev bir anda alev aldı. 4 dakikada olay yerine gelen itfaiye ekipleri, canlarını tehlikeye atarak içeri girdi ve ölmek üzere olan ev ahalisini dışarı çıkardı. Ama 4 yaşındaki Ferzende İpek için artık çok geçti. Küçük çocuk dumandan zehirlenerek hayatını kaybetmişti.Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “İtfaiyeci arkadaşlarımız hayatlarını tehlikeye atıp kurtarma faaliyetini yapmasaydılar büyük bir katliam olacaktı. Yangın raporlarını incelerken tüylerim diken diken oldu. Dış kapının dış tarafı, asansör kapısı daire kapısı hep beraber ateşe verilmiş.” diyordu. Failler, İpek ve Süer ailelerine mensup herkesi öldürmek için plan yapmış; ancak başarılı olamamıştı.Alevlerden kurtulan kadın ve çocukların kaldığı yer deşifre olduğu için Mardin’e taşındılar. Mehmet İpek’in eşi Emine ve Celil Süer’in eşi Ayşe Süer, dün çocuklarının elinden tutup cezaevine doğru yola çıktı. Görüş gününde ailece hasret gidereceklerdi. Ancak kan davası pusuya yatmıştı. Cezaevinin önünde ateşlenen silahlar 3’ü çocuk 5 kişiyi öldürdü. Ailenin diğer fertleri ise hayatta kalmak için şimdi yine göç yoluna çıkmak zorunda.
Zaman
En Çok Okunan
20.09.2013
Kandavalıaileyemaskeliinfaz3’üçocuk5ölüKan davalı aileye maskeli infaz 3’ü çocuk 5 ölü
Kan davalı aileye maskeli infaz: 3’ü çocuk 5 ölü
Zaman
20.09.2013
01:53
Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde yüzü maskeli 2 kişi, cezaevindeki yakınlarını ziyarete gelenlerin üzerine uzun namlulu silahlarla kurşun yağdırdı.Dün 14.30 sularında meydana gelen olayda, 3’ü çocuk 2’si kadın 5 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin Emine İpek (24), Mirza İpek (4), Nerin İpek (11) ile Süleyman Süer (5) ve Ayşe Süer (45) olduğu belirlendi. Silahlı saldırının, Erkal ve İpek ailesi arasında 10 yıldır süren kan davasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Hayatını kaybeden 5 kişi, Mardin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis, kaçan saldırganları yakalamak için geniş çaplı operasyon başlatırken şehir giriş ve çıkışları tutuldu. Seken kurşunlardan yaralanan Hasibe Amak da hastaneye kaldırıldı.5 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırının, 10 yıldır devam eden bir kan davasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Mardin’in Savur ilçesi Yayla köyünde 10 yıl önce Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında arazi tartışması yaşandı. Ekin biçme anlaşmazlığından çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. İpek ve akrabaları olan Süer aileleri köyü terk ederek Diyarbakır’a yerleşti. Olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra Süer ve İpek aileleri köylerine geri döndü. Bir ev yapıp orada yaşamaya başladılar. Ancak bir süre sonra yine kavga çıktı. Silahlı çatışmada Erkal ailesinden iki kişi hayatını kaybetti. Karşı taraf yeniden Diyarbakır’ın yolunu tuttu. Cinayet sanıkları Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailenin kadın ve çocukları Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki bir evde 15 kişi yaşamaya başladı. Komşularının yardımıyla geçinen ailelerin köydeki evlerini kan davalıları yaktı. Üstelik hayvanlarının kafaları da koparılmıştı. Bu mesaj, ‘çoluk çocuk herkesi yok edeceğiz’ anlamını taşıyordu. Süer ve İpek aileleri, kimseye görünmeden, sessiz sedasız ve korku içinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyordu.Aileyi 7,5 ay önce yakarak öldürmek istemişlerdiİki aile arasındaki kan davası 28 Ocak 2013’te de gündeme geldi. Bu tarihte, kadın ve çocuklardan oluşan 15 kişinin yaşadığı evde yangın çıktı. 8. kattaki ev bir anda alev aldı. 4 dakikada olay yerine gelen itfaiye ekipleri, canlarını tehlikeye atarak içeri girdi ve ölmek üzere olan ev ahalisini dışarı çıkardı. Ama 4 yaşındaki Ferzende İpek için artık çok geçti. Küçük çocuk dumandan zehirlenerek hayatını kaybetmişti.Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “İtfaiyeci arkadaşlarımız hayatlarını tehlikeye atıp kurtarma faaliyetini yapmasaydılar büyük bir katliam olacaktı. Yangın raporlarını incelerken tüylerim diken diken oldu. Dış kapının dış tarafı, asansör kapısı daire kapısı hep beraber ateşe verilmiş.” diyordu. Failler, İpek ve Süer ailelerine mensup herkesi öldürmek için plan yapmış; ancak başarılı olamamıştı.Alevlerden kurtulan kadın ve çocukların kaldığı yer deşifre olduğu için Mardin’e taşındılar. Mehmet İpek’in eşi Emine ve Celil Süer’in eşi Ayşe Süer, dün çocuklarının elinden tutup cezaevine doğru yola çıktı. Görüş gününde ailece hasret gidereceklerdi. Ancak kan davası pusuya yatmıştı. Cezaevinin önünde ateşlenen silahlar 3’ü çocuk 5 kişiyi öldürdü. Ailenin diğer fertleri ise hayatta kalmak için şimdi yine göç yoluna çıkmak zorunda.
Zaman
Güncel
20.09.2013
Kandavalıaileyemaskeliinfaz3’üçocuk5ölüKan davalı aileye maskeli infaz 3’ü çocuk 5 ölü
Kan davalı aileye maskeli infaz: 3’ü çocuk 5 ölü
Zaman
20.09.2013
01:52
Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde yüzü maskeli 2 kişi, cezaevindeki yakınlarını ziyarete gelenlerin üzerine uzun namlulu silahlarla kurşun yağdırdı.Dün 14.30 sularında meydana gelen olayda, 3’ü çocuk 2’si kadın 5 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin Emine İpek (24), Mirza İpek (4), Nerin İpek (11) ile Süleyman Süer (5) ve Ayşe Süer (45) olduğu belirlendi. Silahlı saldırının, Erkal ve İpek ailesi arasında 10 yıldır süren kan davasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Hayatını kaybeden 5 kişi, Mardin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis, kaçan saldırganları yakalamak için geniş çaplı operasyon başlatırken şehir giriş ve çıkışları tutuldu. Seken kurşunlardan yaralanan Hasibe Amak da hastaneye kaldırıldı.5 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırının, 10 yıldır devam eden bir kan davasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Mardin’in Savur ilçesi Yayla köyünde 10 yıl önce Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında arazi tartışması yaşandı. Ekin biçme anlaşmazlığından çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. İpek ve akrabaları olan Süer aileleri köyü terk ederek Diyarbakır’a yerleşti. Olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra Süer ve İpek aileleri köylerine geri döndü. Bir ev yapıp orada yaşamaya başladılar. Ancak bir süre sonra yine kavga çıktı. Silahlı çatışmada Erkal ailesinden iki kişi hayatını kaybetti. Karşı taraf yeniden Diyarbakır’ın yolunu tuttu. Cinayet sanıkları Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailenin kadın ve çocukları Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki bir evde 15 kişi yaşamaya başladı. Komşularının yardımıyla geçinen ailelerin köydeki evlerini kan davalıları yaktı. Üstelik hayvanlarının kafaları da koparılmıştı. Bu mesaj, ‘çoluk çocuk herkesi yok edeceğiz’ anlamını taşıyordu. Süer ve İpek aileleri, kimseye görünmeden, sessiz sedasız ve korku içinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyordu.Aileyi 7,5 ay önce yakarak öldürmek istemişlerdiİki aile arasındaki kan davası 28 Ocak 2013’te de gündeme geldi. Bu tarihte, kadın ve çocuklardan oluşan 15 kişinin yaşadığı evde yangın çıktı. 8. kattaki ev bir anda alev aldı. 4 dakikada olay yerine gelen itfaiye ekipleri, canlarını tehlikeye atarak içeri girdi ve ölmek üzere olan ev ahalisini dışarı çıkardı. Ama 4 yaşındaki Ferzende İpek için artık çok geçti. Küçük çocuk dumandan zehirlenerek hayatını kaybetmişti.Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “İtfaiyeci arkadaşlarımız hayatlarını tehlikeye atıp kurtarma faaliyetini yapmasaydılar büyük bir katliam olacaktı. Yangın raporlarını incelerken tüylerim diken diken oldu. Dış kapının dış tarafı, asansör kapısı daire kapısı hep beraber ateşe verilmiş.” diyordu. Failler, İpek ve Süer ailelerine mensup herkesi öldürmek için plan yapmış; ancak başarılı olamamıştı.Alevlerden kurtulan kadın ve çocukların kaldığı yer deşifre olduğu için Mardin’e taşındılar. Mehmet İpek’in eşi Emine ve Celil Süer’in eşi Ayşe Süer, dün çocuklarının elinden tutup cezaevine doğru yola çıktı. Görüş gününde ailece hasret gidereceklerdi. Ancak kan davası pusuya yatmıştı. Cezaevinin önünde ateşlenen silahlar 3’ü çocuk 5 kişiyi öldürdü. Ailenin diğer fertleri ise hayatta kalmak için şimdi yine göç yoluna çıkmak zorunda.
Zaman
Ana Sayfa
20.09.2013
Kandavalıaileyemaskeliinfaz3’üçocuk5ölüKan davalı aileye maskeli infaz 3’ü çocuk 5 ölü
Anne katili kızlar, saati 'ölüm vakti' 06.00'ya kurmuş
Zaman
15.09.2013
15:19
İzmirin Aliağa İlçesinde, anneleri 39 yaşındaki Gülseren Süngüyü elektroşok cihazıyla bayıltıp, 26 bıçak darbesiyle öldürdükleri iddiasıyla tutuklanan 19 yaşındaki Şeyda P. ve 17 yaşındaki B.P.nin ifadeleri, şok cinayetin ayrıntılarını ortaya koydu. Kız kardeşlerin, okumalarına engel olup yaşamlarına da karıştığı için annelerinden kurtulmak için plan yapıp, 06.00ya kurdukları saatin çalmasıyla uyandıkları, işten dönüp yatağında uyuyan annelerini ilk önce elektroşok cihazıyla bayılttıkları, ardından bıçakladıkları saptandı. Şeyda P. ve kardeşi B.P. ifadelerinde, ölüm vakti için çalar saati kurduklarını söyledi.Geçen cuma günü sabah erken saatte, Aliağaya bağlı Yeni Mahalle 525 Sokaktaki evde meydana gelen olayda, bir süre önce üçüncü eşinden boşandıktan sonra iki kızıyla birlikte yaşayan ve birahanede garsonluk yapan Gülseren Süngünün cesedi, minibüs şoförü olan erkek arkadaşı 27 yaşındaki Erhan Ş. tarafından bulundu. Bunun üzerine bilgilerine başvurulan Süngünün kızları Şeyda P. ile B.P., annelerinin sabah saatlerinde para verip İzmire gezmeye gidin dediğini ve evde bulunmadıklarını söyledi. Çelişkili ifade veren kız kardeşlerden küçük olan B.P.nin ayağındaki kan lekesinden şüphelenen polisin ayrı ayrı yaptığı sorgu sonrasında gerçek ortaya çıktı ve annelerini kızların öldürdüğü belirlendi.OKULDAN ALIP, HAYATLARINA KARIŞINCAMuğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde 2 yıllık Muhasebe Bölümünü kazanan Şeyda P.nin, annesinin baskısıyla bu yıl okulunu yarım bırakıp kaydını dondurduktan sonra Aliağaya döndüğü, sık sık bu yüzden annesiyle kavga ettikleri belirtildi.Okumasına izin verilmemesine kızan Şeyda P.nin, olaydan kısa süre önce bu kez erkek arkadaşıyla telefonla konuşurken kendisini gören annesinin, buna da müdahale edip tartaklamasına içerlediği kaydedildi.İddiaya göre Şeyda P., kız kardeşi B.P. ile birlikte hayatlarının böyle devam edemeyeceğine karar verip annesini öldürmek için plan yaptı.SAATİ 06.00YA KURDULARGün boyu konuşup ne yapacaklarını planlayan kız kardeşler, gece saatlerinin alarmını, annelerinin işten dönüp derin uykuya daldığı saat olan 06.00ya kurduktan sonra uyudu. Sabah, 06.00ya kurdukları saatin alarmıyla uyanan Şeyda P. ve B.P. kardeşler, soğukkanlılıkla planlarını uygulamaya başladı.Yatak odasında uyuyan annelerini ilk olarak elektroşok cihazıyla bayıltan kız kardeşler, daha sonra da sırayla bıçaklayarak öldürdü. Nabzını kontrol edip annelerinin öldüğünden emin olduktan sonra ise, bu kez planını üçüncü aşamasına geçen iki kardeş, annesinin sevgilisi olan minibüs şoförü Erhan Ş.ye yine annesinin cep telefonundan İbo gelecek, benden habersiz eve gelme mesajı gönderip evden ayrıldı. Olay sonrasında, bir kafeteryada oturdukları sırada polisler kendilerine ulaştı.Polisteki ifadelerinin aynısını savcıya da veren kız kardeşlerden Şeyda P., annesinin sürekli kendilerini kısıtladığını, hayatta mutluluk yüzü göstermediğini, hepsinden önemlisi ise, çok istemesine rağmen okumalarına izin vermediğini, kendi hayatına ortak ettiğini dile getirdi.Okuma şanslarının da ellerinden alınmasının ardından, bu hayattan kurtulmak için öldürmekten başka çarelerinin kalmadığına inandıklarını söyledi.KIZLARI İÇİN YATIRIM YAPACAKMIŞGülseren Süngünün kızları tarafından öldürüldüğüne inanmakta güçlük çeken ve aileyi tanıyan bazı kişiler ise, onun kızları için yatırım yapmayı, işyeri satın almayı planladığını dile getirdi.Sorgularının ardından sevk edildikleri adliyede tutuklanan Şeyda P. ve kardeşi B.P.nin, konuldukları Şakran Cezaevinde özel odada gözetim altında tutuldukları kaydedildi.(DHA)
Zaman
Güncel
15.09.2013
Annekatilikızlarsaatiölümvakti0600yakurmuşAnne katili kızlar saati ölüm vakti 0600ya kurmuş
Anne katili kızlar, saati 'ölüm vakti' 06.00'ya kurmuş
Zaman
15.09.2013
15:19
İzmirin Aliağa İlçesinde, anneleri 39 yaşındaki Gülseren Süngüyü elektroşok cihazıyla bayıltıp, 26 bıçak darbesiyle öldürdükleri iddiasıyla tutuklanan 19 yaşındaki Şeyda P. ve 17 yaşındaki B.P.nin ifadeleri, şok cinayetin ayrıntılarını ortaya koydu. Kız kardeşlerin, okumalarına engel olup yaşamlarına da karıştığı için annelerinden kurtulmak için plan yapıp, 06.00ya kurdukları saatin çalmasıyla uyandıkları, işten dönüp yatağında uyuyan annelerini ilk önce elektroşok cihazıyla bayılttıkları, ardından bıçakladıkları saptandı. Şeyda P. ve kardeşi B.P. ifadelerinde, ölüm vakti için çalar saati kurduklarını söyledi.Geçen cuma günü sabah erken saatte, Aliağaya bağlı Yeni Mahalle 525 Sokaktaki evde meydana gelen olayda, bir süre önce üçüncü eşinden boşandıktan sonra iki kızıyla birlikte yaşayan ve birahanede garsonluk yapan Gülseren Süngünün cesedi, minibüs şoförü olan erkek arkadaşı 27 yaşındaki Erhan Ş. tarafından bulundu. Bunun üzerine bilgilerine başvurulan Süngünün kızları Şeyda P. ile B.P., annelerinin sabah saatlerinde para verip İzmire gezmeye gidin dediğini ve evde bulunmadıklarını söyledi. Çelişkili ifade veren kız kardeşlerden küçük olan B.P.nin ayağındaki kan lekesinden şüphelenen polisin ayrı ayrı yaptığı sorgu sonrasında gerçek ortaya çıktı ve annelerini kızların öldürdüğü belirlendi.OKULDAN ALIP, HAYATLARINA KARIŞINCAMuğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde 2 yıllık Muhasebe Bölümünü kazanan Şeyda P.nin, annesinin baskısıyla bu yıl okulunu yarım bırakıp kaydını dondurduktan sonra Aliağaya döndüğü, sık sık bu yüzden annesiyle kavga ettikleri belirtildi.Okumasına izin verilmemesine kızan Şeyda P.nin, olaydan kısa süre önce bu kez erkek arkadaşıyla telefonla konuşurken kendisini gören annesinin, buna da müdahale edip tartaklamasına içerlediği kaydedildi.İddiaya göre Şeyda P., kız kardeşi B.P. ile birlikte hayatlarının böyle devam edemeyeceğine karar verip annesini öldürmek için plan yaptı.SAATİ 06.00YA KURDULARGün boyu konuşup ne yapacaklarını planlayan kız kardeşler, gece saatlerinin alarmını, annelerinin işten dönüp derin uykuya daldığı saat olan 06.00ya kurduktan sonra uyudu. Sabah, 06.00ya kurdukları saatin alarmıyla uyanan Şeyda P. ve B.P. kardeşler, soğukkanlılıkla planlarını uygulamaya başladı.Yatak odasında uyuyan annelerini ilk olarak elektroşok cihazıyla bayıltan kız kardeşler, daha sonra da sırayla bıçaklayarak öldürdü. Nabzını kontrol edip annelerinin öldüğünden emin olduktan sonra ise, bu kez planını üçüncü aşamasına geçen iki kardeş, annesinin sevgilisi olan minibüs şoförü Erhan Ş.ye yine annesinin cep telefonundan İbo gelecek, benden habersiz eve gelme mesajı gönderip evden ayrıldı. Olay sonrasında, bir kafeteryada oturdukları sırada polisler kendilerine ulaştı.Polisteki ifadelerinin aynısını savcıya da veren kız kardeşlerden Şeyda P., annesinin sürekli kendilerini kısıtladığını, hayatta mutluluk yüzü göstermediğini, hepsinden önemlisi ise, çok istemesine rağmen okumalarına izin vermediğini, kendi hayatına ortak ettiğini dile getirdi.Okuma şanslarının da ellerinden alınmasının ardından, bu hayattan kurtulmak için öldürmekten başka çarelerinin kalmadığına inandıklarını söyledi.KIZLARI İÇİN YATIRIM YAPACAKMIŞGülseren Süngünün kızları tarafından öldürüldüğüne inanmakta güçlük çeken ve aileyi tanıyan bazı kişiler ise, onun kızları için yatırım yapmayı, işyeri satın almayı planladığını dile getirdi.Sorgularının ardından sevk edildikleri adliyede tutuklanan Şeyda P. ve kardeşi B.P.nin, konuldukları Şakran Cezaevinde özel odada gözetim altında tutuldukları kaydedildi.(DHA)
Zaman
Ana Sayfa
15.09.2013
Annekatilikızlarsaatiölümvakti0600yakurmuşAnne katili kızlar saati ölüm vakti 0600ya kurmuş
Toplam "125" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti