Habergec.Com Aranan Kelimeler:yok böyle operasyon Değerlendirme: 10 / 10 985506
habergec.com
25.10.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

yok böyle operasyon

Başbakan Ahmet Davutoğlu: Silahlı unsurların çekilmediğini biliyorduk ama deklare etmedik
Zaman
20.10.2014
02:07
Başbakan Ahmet Davutoğlu, iktidarın Kobani’ye yönelik eleştirilen tavrının sebebini ‘çözüm sürecine’ bağladı. Davutoğlu, “Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye deklare etmedik. Sonra açıkladık. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.” diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi’ndeki Akil İnsanlar Heyeti üyeleriyle bir araya geldi. Oral Çalışlar, Etyen Mahçupyan, Can Paker, Muhsin Kızılkaya, Hülya Koçyiğit ve Kadir İnanır toplantı için çalışma ofisine gelen ilk gelen isimler oldu. Toplantıya, Lale Mansur, Baskın Oran, Hilal Kaplan, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Murat Belge, Yılmaz Erdoğan, Ergün Atalay, Cemal Uşşak, Şemsi Bayraktar, Kürşat Bumin, Yücel Sayman gibi isimler ise katılmadı.Toplantı, Başbakan Davutoğ-lu’nun konuşmasıyla başladı. Akil İnsanların raporlarının demokratikleşme paketinde yer aldığını anlattı. Davutoğlu, “Çözüm sürecinin iki temel unsuru tarihdaşlık ve vatandaşlıktır. Çözüm sürecinin üç karakterine dikkat çekmek isterim: Çözüm süreci millidir, yerlidir, özgündür. Çözüm süreci, bir tarafı ikna süreci değildir. Böyle bir ikna borcumuz da yok. Milleti ikna çabamız var. Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye deklare etmedik. Sonra açıkladık. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.” dedi.FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER İŞLENİYORSon sokak eylemlerinden HDP’yi sorumlu tuttu. Atılan tweetleri hatırlatan Davutoğlu, “6-7 Ekim’de şiddetin, gaspın, cinayetin her türlüsü işlendi. ‘Biz şiddet çağrısı yapmadık’ deniyor. ‘Herkes silahlansın’ tweeti atan kimlerle bağlantılı. Şu anda da failli meçhuller var. Ama bunlar JİTEM gibi yerler tarafından değil kimliğini gizleyenler tarafından yapılıyor. Yasin Börü’yü kim öldürdü?” ifadelerini kullandı.Ahmet Davutoglu, ardından çözüm sürecinde kararlılık mesajı verdi: “Ne zaman çözüm sürecinde yol alsak şu veya bu oluyor ve ortalık karışıyor. Birileri puslu havayı seviyor. Görevimiz puslu havayı dağıtmak. Bu noktada Akil İnsanlar Heyeti’nin yardımına ihtiyacımız var. Çözüm sürecindeki kararlılığımızda en ufak bir değişiklik yok. Çözüm süreci kamu düzeninin alternatifi değildir. Birileri ‘devlet operasyon yapmasın ama biz şehrin kenarlarında çadırlar kurup insanları hesaba çekelim, haraç toplayalım ve yavaş yavaş var olan hukuk düzenini aşındırarak kendi kafamızdaki düzene gitmeye başlayalım’ derse o çözüm süreci değildir.”
Zaman
Ana Sayfa
20.10.2014
BaşbakanAhmetDavutoğluSilahlıunsurlarınçekilmediğinibiliyordukamadeklareetmedikBaşbakan Ahmet Davutoğlu Silahlı unsurların çekilmediğini biliyorduk ama deklare etmedik
Başbakan Ahmet Davutoğlu: Silahlı unsurların çekilmediğini biliyorduk ama deklare etmedik
Zaman
20.10.2014
01:57
Başbakan Ahmet Davutoğlu, iktidarın Kobani’ye yönelik eleştirilen tavrının sebebini ‘çözüm sürecine’ bağladı. Davutoğlu, “Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye deklare etmedik. Sonra açıkladık. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.” diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi’ndeki Akil İnsanlar Heyeti üyeleriyle bir araya geldi. Oral Çalışlar, Etyen Mahçupyan, Can Paker, Muhsin Kızılkaya, Hülya Koçyiğit ve Kadir İnanır toplantı için çalışma ofisine gelen ilk gelen isimler oldu. Toplantıya, Lale Mansur, Baskın Oran, Hilal Kaplan, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Murat Belge, Yılmaz Erdoğan, Ergün Atalay, Cemal Uşşak, Şemsi Bayraktar, Kürşat Bumin, Yücel Sayman gibi isimler ise katılmadı.Toplantı, Başbakan Davutoğ-lu’nun konuşmasıyla başladı. Akil İnsanların raporlarının demokratikleşme paketinde yer aldığını anlattı. Davutoğlu, “Çözüm sürecinin iki temel unsuru tarihdaşlık ve vatandaşlıktır. Çözüm sürecinin üç karakterine dikkat çekmek isterim: Çözüm süreci millidir, yerlidir, özgündür. Çözüm süreci, bir tarafı ikna süreci değildir. Böyle bir ikna borcumuz da yok. Milleti ikna çabamız var. Çok az silahlı unsurun çekildiğini biliyorduk ama çözüm süreci zarar görmesin diye deklare etmedik. Sonra açıkladık. Bu süreç tamamlansaydı bizim de Kobani’ye, PYD’ye bakışımız farklı olurdu.” dedi.FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER İŞLENİYORSon sokak eylemlerinden HDP’yi sorumlu tuttu. Atılan tweetleri hatırlatan Davutoğlu, “6-7 Ekim’de şiddetin, gaspın, cinayetin her türlüsü işlendi. ‘Biz şiddet çağrısı yapmadık’ deniyor. ‘Herkes silahlansın’ tweeti atan kimlerle bağlantılı. Şu anda da failli meçhuller var. Ama bunlar JİTEM gibi yerler tarafından değil kimliğini gizleyenler tarafından yapılıyor. Yasin Börü’yü kim öldürdü?” ifadelerini kullandı.Ahmet Davutoglu, ardından çözüm sürecinde kararlılık mesajı verdi: “Ne zaman çözüm sürecinde yol alsak şu veya bu oluyor ve ortalık karışıyor. Birileri puslu havayı seviyor. Görevimiz puslu havayı dağıtmak. Bu noktada Akil İnsanlar Heyeti’nin yardımına ihtiyacımız var. Çözüm sürecindeki kararlılığımızda en ufak bir değişiklik yok. Çözüm süreci kamu düzeninin alternatifi değildir. Birileri ‘devlet operasyon yapmasın ama biz şehrin kenarlarında çadırlar kurup insanları hesaba çekelim, haraç toplayalım ve yavaş yavaş var olan hukuk düzenini aşındırarak kendi kafamızdaki düzene gitmeye başlayalım’ derse o çözüm süreci değildir.”
Zaman
Politika
20.10.2014
BaşbakanAhmetDavutoğluSilahlıunsurlarınçekilmediğinibiliyordukamadeklareetmedikBaşbakan Ahmet Davutoğlu Silahlı unsurların çekilmediğini biliyorduk ama deklare etmedik
Yolsuzluk dosyası vicdanlarda mahkûm oldu, sıfırlanamaz
Zaman
19.10.2014
02:43
17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında İranlı işadamı Reza Zarrab ve eski bakanlar Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan’ın da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmesine tepkiler sürüyor.Türk yargısının itibar kazanması gereken bir dönemde böyle bir kararın alınmasının kabul edilemez olduğunu savunan hukukçular, 17 Aralık soruşturmasının bir gün yeniden başlatılacağına dikkat çektiler. Hukukçuların görüşleri şöyle: Sahur operasyonunda gözaltına alınan emniyet müdürlerinin avukatı Kemal Şimşek:HSYK seçimlerinden hemen sonra 17 Aralık dosyasının kapatılması sürpriz olmadı. Aynı günlerde Meclis’e sunulan yasa teklifi ile makul şüpheyi, soruşturmayı başlatmak için yeterli gören bir anlayışa karşılık her yönüyle yolsuzluğun şüphe götürmez delillerle ispat edildiği bir dosyanın kapatılmış olması yönetenlerin çelişkilerine önemli bir halka daha eklemiştir. Kamu vicdanında zaten mahkûm olmuş bir dosyanın yeniden açılmayacağını düşünmek safdillik olur. Yasal olarak ilerleyen zamanlarda bu dosyaların tekrar açılması bir yana, bu dosyaları kapatmak için hukuku çiğneyenler de bunun hesabını ayrıca vermek zorunda kalacaklardır. Avukatların dosya incelemesinin engellenmesi hukuken savunma haklarının kısıtlanması anlamını taşıdığı için yeni yasanın bizi 3. dünya ülkesi standartlarına düşürdüğü de acı bir gerçektir.Eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın avukatı Murat Erdoğan:17 Aralık süreci, MASAK ve MİT gibi devlet kurumlarınca da yapılan suç tespitlerinin adlî mercilere yansıması üzerine cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen ve teknik olarak tastamam bir soruşturmadır. ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ın kesinleşmesi durumunda, Türk hukuk sistemi için onarılamaz derecede ağır yaralar açılması söz konusu olacak, ‘hukuk güvenliği’ ortadan kalkacak ve ‘tuz kokmuştur’ yargısı yerleşecektir.İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi Ömer Kavili:17 Aralık olur, 57 Aralık olur, 45 Aralık olur. Aralıkların önemi yok. Fakat olayın delillerini toplamak ve onun peşine düşmek kanunun görev verdiği, emrettiği makamlardaki kişilere ödevdir. Ve onların kişisel ahlak ve onurlarının da ötesinde toplumsal sorumluluklarıdır. Bu yönüyle ortaya çıkan bir takipsizlik kararında delil tartışmasının ayrıntılı yapılamaması, delillerin peşine düşülmemesi bu kez başka konuları gündeme getirir. O da şudur: Eğer deliller var ise o delillerle faile gidilir. Bunun tersi de doğrudur. Delilden faile de gidilir. Hukuk düzeni açısından şu andaki muktedirler, yetkili memurlar takipsizlik kararı vermiş olabilir. Kenan Evren’in rütbelerinin söktürüldüğünü gördüysek, günümüzün muktedirleri de gün gelecek hesap verecek. Bunun hukuk boyutu şudur; dosyaya yeni bir delil ortaya çıktığında soruşturma yeni baştan açılacaktır. Yeni delillerle birlikte, suç işleyen şebekelerin içinden itirafçılar çıktığı takdirde sıfırlayacak yer bulamayacaklar.Avukat Ayhan Erdoğan: İktidarın yargı kararlarını uygulamamak için, kolluk güçlerine baskı kurması, bu kararları alanların da sürülmesiyle neticelenen bir operasyon sonrası 17 Aralık’la ilgili malum karar çıkmıştır. Tabii takipsizlik kararı idari bir karardır ve yeni bir delil oluşturulduğunda, yeniden ele alınabilir. Bu yolsuzluk dosyası, tekrar ve tekrar soruşturulacak, yargılama konusu olacaktır diye düşünüyorum.
Zaman
En Çok Okunan
19.10.2014
YolsuzlukdosyasıvicdanlardamahkûmoldusıfırlanamazYolsuzluk dosyası vicdanlarda mahkûm oldu sıfırlanamaz
Yolsuzluk dosyası vicdanlarda mahkûm oldu, sıfırlanamaz
Zaman
19.10.2014
02:00
17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında İranlı işadamı Reza Zarrab ve eski bakanlar Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan’ın da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmesine tepkiler sürüyor.Türk yargısının itibar kazanması gereken bir dönemde böyle bir kararın alınmasının kabul edilemez olduğunu savunan hukukçular, 17 Aralık soruşturmasının bir gün yeniden başlatılacağına dikkat çektiler. Hukukçuların görüşleri şöyle: Sahur operasyonunda gözaltına alınan emniyet müdürlerinin avukatı Kemal Şimşek:HSYK seçimlerinden hemen sonra 17 Aralık dosyasının kapatılması sürpriz olmadı. Aynı günlerde Meclis’e sunulan yasa teklifi ile makul şüpheyi, soruşturmayı başlatmak için yeterli gören bir anlayışa karşılık her yönüyle yolsuzluğun şüphe götürmez delillerle ispat edildiği bir dosyanın kapatılmış olması yönetenlerin çelişkilerine önemli bir halka daha eklemiştir. Kamu vicdanında zaten mahkûm olmuş bir dosyanın yeniden açılmayacağını düşünmek safdillik olur. Yasal olarak ilerleyen zamanlarda bu dosyaların tekrar açılması bir yana, bu dosyaları kapatmak için hukuku çiğneyenler de bunun hesabını ayrıca vermek zorunda kalacaklardır. Avukatların dosya incelemesinin engellenmesi hukuken savunma haklarının kısıtlanması anlamını taşıdığı için yeni yasanın bizi 3. dünya ülkesi standartlarına düşürdüğü de acı bir gerçektir.Eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın avukatı Murat Erdoğan:17 Aralık süreci, MASAK ve MİT gibi devlet kurumlarınca da yapılan suç tespitlerinin adlî mercilere yansıması üzerine cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen ve teknik olarak tastamam bir soruşturmadır. ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ın kesinleşmesi durumunda, Türk hukuk sistemi için onarılamaz derecede ağır yaralar açılması söz konusu olacak, ‘hukuk güvenliği’ ortadan kalkacak ve ‘tuz kokmuştur’ yargısı yerleşecektir.İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi Ömer Kavili:17 Aralık olur, 57 Aralık olur, 45 Aralık olur. Aralıkların önemi yok. Fakat olayın delillerini toplamak ve onun peşine düşmek kanunun görev verdiği, emrettiği makamlardaki kişilere ödevdir. Ve onların kişisel ahlak ve onurlarının da ötesinde toplumsal sorumluluklarıdır. Bu yönüyle ortaya çıkan bir takipsizlik kararında delil tartışmasının ayrıntılı yapılamaması, delillerin peşine düşülmemesi bu kez başka konuları gündeme getirir. O da şudur: Eğer deliller var ise o delillerle faile gidilir. Bunun tersi de doğrudur. Delilden faile de gidilir. Hukuk düzeni açısından şu andaki muktedirler, yetkili memurlar takipsizlik kararı vermiş olabilir. Kenan Evren’in rütbelerinin söktürüldüğünü gördüysek, günümüzün muktedirleri de gün gelecek hesap verecek. Bunun hukuk boyutu şudur; dosyaya yeni bir delil ortaya çıktığında soruşturma yeni baştan açılacaktır. Yeni delillerle birlikte, suç işleyen şebekelerin içinden itirafçılar çıktığı takdirde sıfırlayacak yer bulamayacaklar.Avukat Ayhan Erdoğan: İktidarın yargı kararlarını uygulamamak için, kolluk güçlerine baskı kurması, bu kararları alanların da sürülmesiyle neticelenen bir operasyon sonrası 17 Aralık’la ilgili malum karar çıkmıştır. Tabii takipsizlik kararı idari bir karardır ve yeni bir delil oluşturulduğunda, yeniden ele alınabilir. Bu yolsuzluk dosyası, tekrar ve tekrar soruşturulacak, yargılama konusu olacaktır diye düşünüyorum.
Zaman
Güncel
19.10.2014
YolsuzlukdosyasıvicdanlardamahkûmoldusıfırlanamazYolsuzluk dosyası vicdanlarda mahkûm oldu sıfırlanamaz
Yolsuzluk dosyası vicdanlarda mahkûm oldu, sıfırlanamaz
Zaman
19.10.2014
02:00
17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında İranlı işadamı Reza Zarrab ve eski bakanlar Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan’ın da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmesine tepkiler sürüyor.Türk yargısının itibar kazanması gereken bir dönemde böyle bir kararın alınmasının kabul edilemez olduğunu savunan hukukçular, 17 Aralık soruşturmasının bir gün yeniden başlatılacağına dikkat çektiler. Hukukçuların görüşleri şöyle: Sahur operasyonunda gözaltına alınan emniyet müdürlerinin avukatı Kemal Şimşek:HSYK seçimlerinden hemen sonra 17 Aralık dosyasının kapatılması sürpriz olmadı. Aynı günlerde Meclis’e sunulan yasa teklifi ile makul şüpheyi, soruşturmayı başlatmak için yeterli gören bir anlayışa karşılık her yönüyle yolsuzluğun şüphe götürmez delillerle ispat edildiği bir dosyanın kapatılmış olması yönetenlerin çelişkilerine önemli bir halka daha eklemiştir. Kamu vicdanında zaten mahkûm olmuş bir dosyanın yeniden açılmayacağını düşünmek safdillik olur. Yasal olarak ilerleyen zamanlarda bu dosyaların tekrar açılması bir yana, bu dosyaları kapatmak için hukuku çiğneyenler de bunun hesabını ayrıca vermek zorunda kalacaklardır. Avukatların dosya incelemesinin engellenmesi hukuken savunma haklarının kısıtlanması anlamını taşıdığı için yeni yasanın bizi 3. dünya ülkesi standartlarına düşürdüğü de acı bir gerçektir.Eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın avukatı Murat Erdoğan:17 Aralık süreci, MASAK ve MİT gibi devlet kurumlarınca da yapılan suç tespitlerinin adlî mercilere yansıması üzerine cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen ve teknik olarak tastamam bir soruşturmadır. ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ın kesinleşmesi durumunda, Türk hukuk sistemi için onarılamaz derecede ağır yaralar açılması söz konusu olacak, ‘hukuk güvenliği’ ortadan kalkacak ve ‘tuz kokmuştur’ yargısı yerleşecektir.İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi Ömer Kavili:17 Aralık olur, 57 Aralık olur, 45 Aralık olur. Aralıkların önemi yok. Fakat olayın delillerini toplamak ve onun peşine düşmek kanunun görev verdiği, emrettiği makamlardaki kişilere ödevdir. Ve onların kişisel ahlak ve onurlarının da ötesinde toplumsal sorumluluklarıdır. Bu yönüyle ortaya çıkan bir takipsizlik kararında delil tartışmasının ayrıntılı yapılamaması, delillerin peşine düşülmemesi bu kez başka konuları gündeme getirir. O da şudur: Eğer deliller var ise o delillerle faile gidilir. Bunun tersi de doğrudur. Delilden faile de gidilir. Hukuk düzeni açısından şu andaki muktedirler, yetkili memurlar takipsizlik kararı vermiş olabilir. Kenan Evren’in rütbelerinin söktürüldüğünü gördüysek, günümüzün muktedirleri de gün gelecek hesap verecek. Bunun hukuk boyutu şudur; dosyaya yeni bir delil ortaya çıktığında soruşturma yeni baştan açılacaktır. Yeni delillerle birlikte, suç işleyen şebekelerin içinden itirafçılar çıktığı takdirde sıfırlayacak yer bulamayacaklar.Avukat Ayhan Erdoğan: İktidarın yargı kararlarını uygulamamak için, kolluk güçlerine baskı kurması, bu kararları alanların da sürülmesiyle neticelenen bir operasyon sonrası 17 Aralık’la ilgili malum karar çıkmıştır. Tabii takipsizlik kararı idari bir karardır ve yeni bir delil oluşturulduğunda, yeniden ele alınabilir. Bu yolsuzluk dosyası, tekrar ve tekrar soruşturulacak, yargılama konusu olacaktır diye düşünüyorum.
Zaman
Ana Sayfa
19.10.2014
YolsuzlukdosyasıvicdanlardamahkûmoldusıfırlanamazYolsuzluk dosyası vicdanlarda mahkûm oldu sıfırlanamaz
Avukat Kavili: Gün gelecek, günümüzün muktedirleri de hesap verecek
Zaman
18.10.2014
16:16
İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi Avukat Ömer Kavili, iş adamları ve bakan çocuklarının da şüphelileri arasında yer aldığı 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kapatılmasını eleştirdi.Kavili, Şu andaki muktedirler takipsizlik kararı vermiş olabilir. Nasıl ki zamanın muktediri Kenan Evrenin rütbelerinin söküldüğünü gördüysek, gün gelecek günümüzün muktedirleri de hesap verecek. dedi. Haliç Kongre Merkezindeki İstanbul Barosu Olağan Genel Kurulunda Cihan Haber Ajansının (Cihan) sorularını cevaplayan Ömer Kavili, devlet kanunlarının çiğnendiği durumlarda devletin ona uygun şekilde örgütlenmesi bulunduğunu hatırlattı. Kavili, Buna biz adliye teşkilatı diyoruz ve kağıt üzerinde adliyenin yardımcısı da polistir. Oysa uygulamada adliyenin memurları, yardımcısı olduğu söylenen polisin emrinde görüntüsü oluşmaktadır. Çünkü Türkiyede yargı yoktur. Bu yönüyle 17 Aralık olur, 57 Aralık olur, 45 Aralık olur. Aralıkların önemi yok. Fakat olayın delillerini toplamak ve onun peşine düşmek, kanunun görev verdiği, emrettiği makamlardaki kişilere ödevdir. Ve onların kişisel ahlak ve onurlarının da ötesinde toplumsal sorumluluklarıdır. Bu yönüyle ortaya çıkan bir takipsizlik kararında delil tartışmasının ayrıntılı yapılamaması, delillerin peşine düşülmemesi bu kez başka konuları gündeme getirir. O da şudur; eğer deliller var ise o delillerde faile gidilir. Bunun tersi de doğrudur. Delilden faile de gidilir. şeklinde konuştu. Siyasal gücün el değiştirdiğinde önceki örneklerinde olduğu gibi hesap verme mekanizmasının işleyeceğini belirten Kavili şöyle konuştu: Hukuk düzeni açısından şu andaki muktedirler, yetkili memurlar takipsizlik kararı vermiş olabilir. Siyasal güç, el değiştirdiğinde tıpkı önceki siyasal güç sahiplerinin nasıl ki hesap vermesini biz yaşadıysak. Ve zamanın muktediri Kenan Evrenin rütbelerinin söktürüldüğünü gördüysek, günümüzün muktedirleri de gün gelecek hesap verecek. Bunun hukuk boyutu şudur; dosyaya yeni bir delil ortaya çıktığında soruşturma yeni baştan açılacaktır. Çünkü hukukta kesinlik yoktur. Böyle olunca eğer şu andaki deliller soruşturma açmaya yetmiyor diye takdir yetkisini kullananlar var ise, ortaya yeni deliller ortaya çıktığında elbette suç işleyen şebekelerin içinden itirafçılar ortaya çıktığı takdirde sıfırlayacak yer bulamayacaklar. Çünkü hukuk düzeni, toplum vicdanı bir memurun bu tür ilişkilere girmesine izin vermiyor, uygun görmüyor. BAŞKAN ADAYI ERDOĞAN: BU BİR POLİS DEVLETİNE GİDİŞTİRAynı konuyla ilgili Çağdaş Avukatlar grubu adına İstanbul Barosu Başkan Adayı Ayhan Erdoğan da, yeni yargı paketini değerlendirdi. Erdoğan, Bu aslında diktatörlüğe gidişte polis devletinin işaretidir. Yargıyı tümüyle devre dışı bırakma eğilimidir. HSYK seçimlerinin yargıyı etkilemesi yetmedi, sulh ceza hakimleri gibi gerek anayasa, gerek uluslararası sözleşmelerde hukuka aykırı bir müessese ile tutuklama, gözaltı, arama el koyma gibi işler için bir hakimlik görevlendirdiler. Ancak onda bile yetersiz görüyorlar ve doğrudan idari bir hizmetli olan polis teşkilatına hakim izniyle olan işleri devretmek istiyorlar. Bu bir polis devletine gidiştir. Bu bir diktatörlüğün heveskarlığı içinde yapılmaktadır. Buna dur demek gerekir. dedi. 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasına verilen takipsizlik kararına da değinen Erdoğan, 17-25 Aralık takipsizlik kararları işin esasında sulh ceza mahkemelerinin çıkışına neden olan işlerdendir. İktidarın bakanları veya bakan çocuklarının yolsuzlukları ile ilgili ortaya çıkan bir durumda doğrudan iktidarın yargı kararlarını uygulatmamak için uygulama mercilerini, kolluk güçlerine baskı kurması, bu kararları alanların da sürülmesi ile neticelenen bir operasyon sonrası malum karar çıkmıştır. Bu kararların sağlıklı bir soruşturma süreci sonunda alınmış kararlar olmadığı kanaatindeyiz. Kaldı ki takipsizlik kararları idari nitelikteki kararlardır. Yeni bir delil koşulunda mutlaka o soruşturma yeniden ele alınabilir ve ben gelecekte yolsuzluk soruşturmalarının mutlaka ve mutlaka yargılama konusu yapılacağını düşünüyorum, inanıyorum. Çağdaş Avukatlar Grubu olarak yeni yargı paketinin çıkmaması yada çıksa bile iptali yönünde mücadele edeceğiz. Çünkü bu özgürlükleri kısıtlayan insanların ancak Nazi döneminde görebileceği bir diktatörlüğe doğru dönebilecek bir ülke içinde yaşamak istemiyoruz. Halkın da böyle bir koşul içinde yaşamasını istemiyoruz. ifadelerini kullandı.
Zaman
Son Dakika
18.10.2014
AvukatKaviliGüngelecekgünümüzünmuktedirleridehesapverecekAvukat Kavili Gün gelecek günümüzün muktedirleri de hesap verecek
AKP’nin teklifi yetti; ‘Makul şüphe’den ilk gözaltı
Zaman
17.10.2014
16:47
AKP hükümetinin Meclise sunduğu yeni yargı paketi, daha kanunlaşmadan uygulamasına geçildi. Taslak kanunlaşmadan ilk uygulaması bu sabah Adanada gerçekleşti. Gazeteci yazar Aytekin Gezici, makul şüphe ile evi aranarak gözaltına alındı.Gezici, Twitterde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a hakaret ettiği gerekçesiyle Adana Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube ekiplerince sabah saatlerinde evinde gözaltına alındı. Polislerin Gezici’nin evinde arama yaparken telefonuna da el konuldu. Daha sonra Adli Tıp Kurumu’nda sağlık kontrolünden geçirilen Gezici, emniyette ifade verdi. Gezici’ye emniyette attığı twitler soruldu.Sulh Ceza Hakimi Sinan Sivri tarafından alınan kararda Eylem niteliği, mevcut delil durumu ile muhtemel suç eşyalarının ele geçirilmesi yönünde makul şüphenin bulunduğu kanaatine varılmakla talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir. deniliyor. Kararda, Aytekin Gezicinin evinde arama yapılarak; bilgisayar, cep telefonu, harddisk, fotoğraf makinesi, kamera, program, sim kartı, ses ve görüntü depolayan her türlü cihaza el konulmasına izin veriliyor.İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Aytekin Gezici ise “Elhamdülillah sabah saatlerinde gelen arkadaşlar herhangi bir hırsızlık arsızlıkla ilgili değil, attığım twitlerle ilgili gelmiş. Hakaret kastım yoktu. Ben devletine saygılı bir insanım. Ancak, devleti yönettiğini sanan kişilerin tutumlarını eleştirmiştim. Eleştirmeye de devam edeceğim. Bu işleri yapanlar kendilerine daha dikkat etsinler. Dönemin başbakanına, cumhurbaşkanına hakaretten arama yaptılar. Telefonuma el koydular. En fazla da buna üzüldüm. Eleştirilmekten rahatsız olanlar, eleştirilecek işler yapmasınlar. Görevliler evimi aradı. Kahvemizi içtik. Makul şüpheli diye bir ifade vardı. Ben şüpheli olduğumu düşünmüyorum. Yöneticileri elbette eleştirmeye hakkım var, bir tarafım gazeteci, bir tarafım yazar. Eleştirmeye de devam edeceğim.” dedi.Aytekin Gezici’nin kayınvalidesi Şadiye Gerekli ise şunları söyledi: “Her insanın ailesi komşusu çoluğu çocuğu var. Sabahın köründe zil çaldı, ‘ben polis’ dedi. Buyurun dedik. Benim damadım ne hırsızlık yaptı, ne yolsuzluk yaptı, haram lokma evine sokmadı. Allah nasip etmesin haram lokma. Görevini yaptı. Damadımı alıp gittiler ama insanlara yazık, zulüm etmesinler, yazık günah sabahın köründe geliyorlar. Yazık günah bir insan bu kadar da yapmaz. Başka şeylerle uğraşsınlar böyle eften püften şeylerle uğraşmasınlar. Kimsenin hakkında hukukunda gözümüz yok.”FUAT AVNİNİN KİTABINI YAZDIGözaltına alınan gazeteci Aytekin Gezici, geçtiğimiz günlerde Twitter fenomenlerinden Fuat Avni ile ilgili yazdığı Firavun Sarayındaki Musa: Fuat Avni isimli kitabıyla gündeme gelmişti. 1974 yılında, Adanada dünyaya gelen Gezici, 1993 yılında başladığı gazetecilik yaşamını, Zaman Gazetesi başta olmak üzere çeşitli gazete ve televizyonlarda muhabir olarak sürdürdü. Star TVde Teksoy Görevde ve TGRTde Babacan Haber Programlarında muhabir olarak görev yapan Gezicinin ilk kitabı, 1997 yılında Bir Kısım Medya Manzaraları Gazeteci Geyikleri, Öyküleri, Fıkraları ismiyle yayınlandı. Bir dönem Seyhan İlçe Belediyesinde Basın Danışmanı olarak görev yapan Gezici, İmamın Ordusu Son Sığınak, Operasyon Cemaat, Yoksa Marx Haklı mıydı? gibi pek çok kitabın da yazarı.Makul şüphe mağduru Gezici, suç duyurusunda bulunduAdanada makul şüphe gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan gazeteci Aytekin Gezici, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu. Müvekkili Gezici ile birlikte Adana Adliyesine gelerek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunan Avukat Yusuf Özer, makul şüphe gerekçesiyle yapılan bu gözaltının, bu yanlıştan dönülmesine vesile olabileceğini söyledi. Adliye önünde bir açıklama yapan Avukat Özer, müvekkilinin gözaltısına neden olan konunun sanal alemde attığı ve paylaştığı tweetlerle ilgili olduğunu belirterek Bu, bundan dolayı zaten sanal alemde olan bir konu. Zaten çıktısı alınıyor. Sanal alemde suça konu olan bir olayın, bir eylemin evinde aramasını gerektirecek bir durum fiilen de hukuken de zaten mümkün olamaz. Yani evde siz taramalı tüfek mi arıyorsunuz, top mu arıyorsunuz, mermi mi arıyorsunuz da ev araması çıkartıyorsunuz?. Eğer suç olan twiterda, facebookta paylaştığı paylaşımlar ise zaten bunlar sanal alemde. Çağırırsınız ifadesini ona göre sanal alemden takip edersiniz. dedi.Sanal alemde olay olaylar için makul şüphe denilerek evde arama yapılmasının tamamen hukuka aykırı olduğunun altını çizen Avukat Özer, Yani, şundan bir hukukçu olarak hicap duyuyorum, başbakanımızın da ısrarla söylediği güven hürriyeti alenen burada tahrip ediliyor. Güven hürriyeti nedir, her türlü korkudan emin olarak huzurlu bir şekilde bu memlekette yaşama hürriyetidir. Şimdi
Zaman
En Çok Okunan
17.10.2014
AKP’ninteklifiyetti;‘Makulşüphe’denilkgözaltıAKP’nin teklifi yetti; ‘Makul şüphe’den ilk gözaltı
Askeri sınırın ötesinde ne bekliyor?
Zaman
15.10.2014
10:52
Türkiye’nin Suriye’ye girmesi durumunda yaşanacakları, Türk askerlerini sınır ötesinde bekleyen tehditleri, emekli Yarbay, BM Yöneticisi Dr. İsmail Yılmaz ve emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş ile analiz ettik.Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Sınır ötesi operasyon yetkisini eline alan hükümet sıra dışı görüşmelere imza atıyor. Geçen hafta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ABD’nin IŞİD Koalisyonu Temsilcisi emekli General John Allen ağırlandı. Irak Başbakanı Haydar el-İbadi arandı, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin telefonuna cevap verildi… Görüşmelerin ortak gündemi ‘sınırı’ aşan IŞİD tehdidiydi. IŞİD’i hedefe koyan ABD liderliğindeki koalisyonun, Ankara’dan, İncirlik’in kullanımına ve yabancı askerlerin ülkede konuşlanmasına izin verilmesini, radikal unsurlara sınırda göz açtırılmamasını istediği sır değil. Zikredilmeyen ‘muharip asker’ müzakeresinin sürdüğü anlaşılıyor! Ankara’da yaşanan hararetli pazarlık, asker ve tankların sınıra indirilmesi, ‘Suriye’ye karadan girelim’ çıkışıyla birleşince sokakta ‘Türkiye savaşa mı giriyor?’ algısı oluştu. Türkiye’nin ihtiyari-gayriihtiyari Suriye’ye girmesi durumunda yaşanacakları, askerlerin sınır ötesinde karşılaşacağı sürprizleri, müdahalenin Türkiye’ye ve bölgeye muhtemel yansımalarını emekli Yarbay, BM yöneticisi Dr. İsmail Yılmaz ve emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş ile analiz ettik. ESED, PYD VE IŞİD İLE AYNI ANDA SAVAŞABİLİR MİYİZ?1996’da Kara Harp Okulu’ndan yarbay rütbesiyle emekli olduktan sonra BM’de görev alıp 18 yıl boyunca örgütün savaş bölgelerindeki ofislerinde çalışan Dr. İsmail Yılmaz, Türkiye’nin uluslararası meşruiyet zemini oluşmadan, tek taraflı olarak Suriye’ye girmesi durumunda oluşacak diplomatik, askerî ve insanî faturayı karşılayamayacağını düşünüyor.-Yeni tezkere, TSK’ya Suriye’ye girme meşruiyeti veriyor mu?Hükümetin Meclis’ten geçirdiği tezkere, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tek taraflı olarak yurtdışında operasyon izni veriyor. Ama yapılacak operasyona uluslararası hukuk meşruiyeti sağlamıyor. BM üyesi ülkelerin sınır ihlalleri için BM kararı gerekir. Kosova örneğindeki gibi. Geçmişte BM kararı olmadan, NATO girişimiyle bazı müdahaleler oldu. Ancak Suriye meselesinde böyle bir NATO kararı yok. BM-NATO kararları olmadan, her türlü sınır ihlali ilgili ülkenin işgali anlamına gelir. İşgale uğrayan ülkenin egemenliğini koruma, savaş açma hakkı oluşur. Bunun yanında uluslararası hukuk, komşu ülkelerden size yönelik, sınırlarınızı aşan herhangi bir tehdit karşısında sıcak takip amaçlı sınırı aşma yetkisi tanıyor. Ancak bu tür harekâtlar devamlılık arz edemez, savaş niteliğine dönüşemez. Sıcak takip de olsa sınırından girdiğiniz ülkeye bilgi vermeniz, o ülkeyle koordineli çalışmanız beklenir. Aksi hâllerde tek taraflı sınır ihlali savaş sebebi sayılır!-Hükümetin ‘karadan girme’ mesajlarını nereye koyuyorsunuz?Türk Hükümeti’nin Suriye’ye girmek gibi bir niyeti ve hedefinin olmadığını düşünüyorum. Özellikle Kobani paydasında! Söz konusu söylemleri, zaman kazanma, iki tarafı da idare etme hâli olarak okuyorum. Bence de doğru bir tavır.-Uluslararası koalisyonun parçası olarak girerse?IŞİD karşıtı koalisyon benzeri oluşumlar ABD operasyonları için ‘uygun hava’ oluşturmaktan ibaret. Uluslararası hukukta yeri yok. Ayrıca ABD’nin öncülük ettiği benzer operasyonların hiçbiri sınırlarını maceraya atacak coğrafyalarda değildi. Söz konusu müdahaleler genelde ilgili ülkeleri orta-uzun vadede ateş ile baş başa bırakarak sonuçlandı. TSK tek taraflı veya koalisyonun parçası olarak Suriye’ye girerse, Suriye ile yaşayacağı sorunların yanında, Türkiye’nin Arap/Müslüman dünyası, Rusya ve bazı AB ülkeleri ile ilişkilerine zarar verir. Ülke imajı zedelenir!-Türk askeri sınırı aşarsa ne tür sürprizlerle karşılaşır?Türk askeri sınırı geçtiği an hem IŞİD ve PYD hem de Suriye rejimi ile savaşa girişmiş olacak. Bunun Türkiye’ye ciddi askerî, diplomatik ve insanî maliyeti olacak. Ayrıca asimetrik düşman unsurları karşısında ciddi can kaybı yaşayabilir. Asimetrik savaş, güçlü kara birlikleri için bile risktir! Asimetrik düşmanlarla savaşmak düzenli orduyu bataklığa sürmeye benzer. Bu nedenle ABD bu tür harekâtlardan uzak duruyor. Gerektiğinde taşeron kullanıyor. Allah korusun, bir Türk askeri bile IŞİD’in eline düşse, başına bir şey gelse, mecbur olmadığımız, uluslararası hukuka uygun olmayan bir operasyonda ödenen en ağır bedel olur!-Ana hedef IŞİD mi, Esed mi?Ankara’nın dile getirdiği ‘uçuşa yasak/güvenli bölge’ talepleri özünde Suriye Silahlı Kuvvetleri’ni bölgeden uzak tutma amacı güdüyor. IŞİD&r
Zaman
Güncel
15.10.2014
Askerisınırınötesindenebekliyor?Askeri sınırın ötesinde ne bekliyor?
Askeri sınırın ötesinde ne bekliyor?
Zaman
15.10.2014
10:52
Türkiye’nin Suriye’ye girmesi durumunda yaşanacakları, Türk askerlerini sınır ötesinde bekleyen tehditleri, emekli Yarbay, BM Yöneticisi Dr. İsmail Yılmaz ve emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş ile analiz ettik.Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Sınır ötesi operasyon yetkisini eline alan hükümet sıra dışı görüşmelere imza atıyor. Geçen hafta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ABD’nin IŞİD Koalisyonu Temsilcisi emekli General John Allen ağırlandı. Irak Başbakanı Haydar el-İbadi arandı, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin telefonuna cevap verildi… Görüşmelerin ortak gündemi ‘sınırı’ aşan IŞİD tehdidiydi. IŞİD’i hedefe koyan ABD liderliğindeki koalisyonun, Ankara’dan, İncirlik’in kullanımına ve yabancı askerlerin ülkede konuşlanmasına izin verilmesini, radikal unsurlara sınırda göz açtırılmamasını istediği sır değil. Zikredilmeyen ‘muharip asker’ müzakeresinin sürdüğü anlaşılıyor! Ankara’da yaşanan hararetli pazarlık, asker ve tankların sınıra indirilmesi, ‘Suriye’ye karadan girelim’ çıkışıyla birleşince sokakta ‘Türkiye savaşa mı giriyor?’ algısı oluştu. Türkiye’nin ihtiyari-gayriihtiyari Suriye’ye girmesi durumunda yaşanacakları, askerlerin sınır ötesinde karşılaşacağı sürprizleri, müdahalenin Türkiye’ye ve bölgeye muhtemel yansımalarını emekli Yarbay, BM yöneticisi Dr. İsmail Yılmaz ve emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş ile analiz ettik. ESED, PYD VE IŞİD İLE AYNI ANDA SAVAŞABİLİR MİYİZ?1996’da Kara Harp Okulu’ndan yarbay rütbesiyle emekli olduktan sonra BM’de görev alıp 18 yıl boyunca örgütün savaş bölgelerindeki ofislerinde çalışan Dr. İsmail Yılmaz, Türkiye’nin uluslararası meşruiyet zemini oluşmadan, tek taraflı olarak Suriye’ye girmesi durumunda oluşacak diplomatik, askerî ve insanî faturayı karşılayamayacağını düşünüyor.-Yeni tezkere, TSK’ya Suriye’ye girme meşruiyeti veriyor mu?Hükümetin Meclis’ten geçirdiği tezkere, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tek taraflı olarak yurtdışında operasyon izni veriyor. Ama yapılacak operasyona uluslararası hukuk meşruiyeti sağlamıyor. BM üyesi ülkelerin sınır ihlalleri için BM kararı gerekir. Kosova örneğindeki gibi. Geçmişte BM kararı olmadan, NATO girişimiyle bazı müdahaleler oldu. Ancak Suriye meselesinde böyle bir NATO kararı yok. BM-NATO kararları olmadan, her türlü sınır ihlali ilgili ülkenin işgali anlamına gelir. İşgale uğrayan ülkenin egemenliğini koruma, savaş açma hakkı oluşur. Bunun yanında uluslararası hukuk, komşu ülkelerden size yönelik, sınırlarınızı aşan herhangi bir tehdit karşısında sıcak takip amaçlı sınırı aşma yetkisi tanıyor. Ancak bu tür harekâtlar devamlılık arz edemez, savaş niteliğine dönüşemez. Sıcak takip de olsa sınırından girdiğiniz ülkeye bilgi vermeniz, o ülkeyle koordineli çalışmanız beklenir. Aksi hâllerde tek taraflı sınır ihlali savaş sebebi sayılır!-Hükümetin ‘karadan girme’ mesajlarını nereye koyuyorsunuz?Türk Hükümeti’nin Suriye’ye girmek gibi bir niyeti ve hedefinin olmadığını düşünüyorum. Özellikle Kobani paydasında! Söz konusu söylemleri, zaman kazanma, iki tarafı da idare etme hâli olarak okuyorum. Bence de doğru bir tavır.-Uluslararası koalisyonun parçası olarak girerse?IŞİD karşıtı koalisyon benzeri oluşumlar ABD operasyonları için ‘uygun hava’ oluşturmaktan ibaret. Uluslararası hukukta yeri yok. Ayrıca ABD’nin öncülük ettiği benzer operasyonların hiçbiri sınırlarını maceraya atacak coğrafyalarda değildi. Söz konusu müdahaleler genelde ilgili ülkeleri orta-uzun vadede ateş ile baş başa bırakarak sonuçlandı. TSK tek taraflı veya koalisyonun parçası olarak Suriye’ye girerse, Suriye ile yaşayacağı sorunların yanında, Türkiye’nin Arap/Müslüman dünyası, Rusya ve bazı AB ülkeleri ile ilişkilerine zarar verir. Ülke imajı zedelenir!-Türk askeri sınırı aşarsa ne tür sürprizlerle karşılaşır?Türk askeri sınırı geçtiği an hem IŞİD ve PYD hem de Suriye rejimi ile savaşa girişmiş olacak. Bunun Türkiye’ye ciddi askerî, diplomatik ve insanî maliyeti olacak. Ayrıca asimetrik düşman unsurları karşısında ciddi can kaybı yaşayabilir. Asimetrik savaş, güçlü kara birlikleri için bile risktir! Asimetrik düşmanlarla savaşmak düzenli orduyu bataklığa sürmeye benzer. Bu nedenle ABD bu tür harekâtlardan uzak duruyor. Gerektiğinde taşeron kullanıyor. Allah korusun, bir Türk askeri bile IŞİD’in eline düşse, başına bir şey gelse, mecbur olmadığımız, uluslararası hukuka uygun olmayan bir operasyonda ödenen en ağır bedel olur!-Ana hedef IŞİD mi, Esed mi?Ankara’nın dile getirdiği ‘uçuşa yasak/güvenli bölge’ talepleri özünde Suriye Silahlı Kuvvetleri’ni bölgeden uzak tutma amacı güdüyor. IŞİD&r
Zaman
Ana Sayfa
15.10.2014
Askerisınırınötesindenebekliyor?Askeri sınırın ötesinde ne bekliyor?
Davutoğlu: Kılıçdaroğlu'nun aklına ihtiyacımız yok, sadece sussun
Zaman
10.10.2014
12:19
Bingölde düzenlenen silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan Emniyet Müdürü Atalay Ürker, ilk tedavisinin ardından Ankaraya sevk edildi. Burada yoğun bakım ünitesinde tedavisine devam edilen Ürkeri Başbakan Ahmet Davutoğlu hastanede ziyaret etti.Emniyet Müdürü Ürkerin sağlık durumunun iyi ve bilinci açık olduğunu söyleyen Davutoğlu, tedavi sürecinin devam edeceğini belirtti. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlunun, Kobani için müdahale yapılmalı açıklamasını da değerlendiren Başbakan Davutoğlu, Kılıçdaroğlu bilsin ki onun aklına ihtiyacımız yok. Sadece sussun. Kendi ülkesini uluslararası topluma şikayet etmesin. Provakatörlerin eline argüman vermesin. Onun fikrine de aklına da ihtiyacımız yok. Türkiye gerekeni yapacak kudrettedir. dedi. Bingölde Emniyet Müdürü Atalay Ürker ve beraberindekilere uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Saldırıda Emniyet Müdür Yardımcısı Atif Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu şehit oldu. Silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan Bingöl İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker, ambulans uçakla Ankaraya götürüldü. Ankara Numune Hastanesinde tedavi altına alınan Ürkeri ilk ziyaret eden ise Başbakan Ahmet Davutoğlu oldu. Malatya seyahati öncesi hastaneye gelen Davutoğlu, Ürkerin durumu hakkında bilgi aldı. Davutoğluna eşi Sare Davutoğlu da eşlik etti. Hastane ziyaretinde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğluda yer aldı. KAHRAMANLIKLARI UNUTULMAYACAKÇıkışta basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırıya uğrayan emniyet personelinin kahramanca şehit ve gazi olduklarını söyledi. Davutoğlu, Son birkaç gündür süren şiddet eylemleri ve Vandalizm sonrasında dün akşam Bingölde alçakça bir saldırı söz konusu oldu. İki kahraman görevlimiz şehit oldular. Allahtan rahmet diliyorum. Emniyet Müdürümüz de ağır yaralandı. Gece boyu İçişleri Bakanımızla bütün gelişmeleri takip ettik. Olayın olduğu andan itibaren talimatlar verildi. Bu işin failleri konumundaki teröristler bir iki saat içinde cezalandırıldılar. Gerekli bütün tedbirler alındı. Her şeyden önce şehit güvenlik görevlilerimize Allahtan rahmet diliyorum. Kahramanca vazifelerini yaparken şehit düştüler. Atalay Bey, emniyet camiasında çok sevilen ve görevini hakkıyla yapmak için fedakârlığı üstlenen kahraman bir görevlimiz. Şartlar zor olmasına rağmen sırf Bingöl halkına ve esnafına güven verebilmek için dün akşam esnafı ziyaret ederken bu saldırıya maruz kaldı. Bu kahramanlığı hiç unutulmayacaktır. En zor şartlarda bile halkın yanında olan emniyet görevlilerimizin bu davranış en çok bölge halkının kalbinde olacaktır. ifadelerini kullandı. EMNİYET MÜDÜRÜMÜZÜN DURUMU HAYET İYİ, BİLİNCİ YERİNDEYaralanan Emniyet Müdürü Ürkerin sağlık durumu hakkında da bilgi veren Davutoğlu, Atalay Beyin şuan ki durumu gayet iyi. Şuuru yerinde. Şuanda kısmi ve sınırlı bir müdahalede bulunuyor. Kapsamlı bir operasyon ihtiyacı olmadığını doktorlar bize söyledi. Yara yerinin ilk müdahalede son derece başarılı olduğu için yara yerinin temizlenmesi konusunda bir müdahalede bulunuldu. Bilinci yerinde. İnşallah kısa zamanda sağlığına kavuşur. Biz de yakından takip edeceğiz. Biz de her türlü tedbiri alacağız.açıklamalarında bulundu. KILIÇDAROĞLU, IŞİDE YARDIM YAPILDIĞINI İSPAT ETMELİKılıçdaroğlunun dün yaptığı basın toplantısında Hükümet, Kobani için tezkere çıkarmalı. Sözlerini değerlendiren Başbakan şöyle devam etti: Gerçekten Kılıçdaroğlunu anlamak mümkün değil. Dün bir taraftan sükûnet telkininde bulunuyor, diğer taraftan hükümeti suçlayarak vandalizme gerekçe gösterilen IŞİDe yardım tezini tekrarlıyor. Bu sorumsuzluktur. Kitleler, Türkiye IŞİDe destek oluyor teziyle provoke edilirken Kılıçdaroğlunun bu tezi tekrar etmesi en hafif tabiriyle sorumsuzluk ve ihanettir. Hiç kimse Türkiyenin IŞİDe yardım ettiği tezini ispat edemez. Böyle bir şey yok. Bunu devlet olarak açıkladı. Kılıçdaroğlunun elinde belge varsa çıkarsın ortaya koysun. Belge olmadan bir devleti böylesine itham altında bırakmak, sokaktaki insanları tahrik edercesine tekrar etmek bir ana muhalefet liderine yakışmaz. Bugünler sınav günleri. Son derece komik bir teklifte bulunuyor, Yeni bir tezkere. Sadece Kobani. Peki yarın IŞİD, Hasekiye, Halepe saldırdığında her bir il ve ya ilçe için ayrı ayrı tezkere mi çıkartacağız. Bir hafta önce yaptığı hatayı şimdi fark ediyor ve çark etmeye çalışıyor.TÜRKİYE IŞİDDE DE ESED REJİMİNE DE AYNI ÖLÇÜDE KARŞIDIRKılıçdaroğlunun Esedi kurtarmak için bir çaba içerisinde olduğuna değinen Davutoğlu, Daha önce neredeydiniz? Bayır Bucakta Türkmenler katledilirken, Telabyadda Araplar katledilirken, Rakkada kürtler katledilirken neredeydiniz? Kılıçdaroğlunun tek bir çabası var Esedi korumak. Öyle bir tezkere çıksın ki Esede dokunulmasın. Nedir bu Kılıçdaroğlunun zihniden Esedi
Zaman
Son Dakika
10.10.2014
DavutoğluKılıçdaroğlununaklınaihtiyacımızyoksadecesussunDavutoğlu Kılıçdaroğlunun aklına ihtiyacımız yok sadece sussun
Davutoğlu: Kılıçdaroğlu'nun aklına ihtiyacımız yok, sadece sussun
Zaman
10.10.2014
12:19
Bingölde düzenlenen silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan Emniyet Müdürü Atalay Ürker, ilk tedavisinin ardından Ankaraya sevk edildi. Burada yoğun bakım ünitesinde tedavisine devam edilen Ürkeri Başbakan Ahmet Davutoğlu hastanede ziyaret etti.Emniyet Müdürü Ürkerin sağlık durumunun iyi ve bilinci açık olduğunu söyleyen Davutoğlu, tedavi sürecinin devam edeceğini belirtti. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlunun, Kobani için müdahale yapılmalı açıklamasını da değerlendiren Başbakan Davutoğlu, Kılıçdaroğlu bilsin ki onun aklına ihtiyacımız yok. Sadece sussun. Kendi ülkesini uluslararası topluma şikayet etmesin. Provakatörlerin eline argüman vermesin. Onun fikrine de aklına da ihtiyacımız yok. Türkiye gerekeni yapacak kudrettedir. dedi. Bingölde Emniyet Müdürü Atalay Ürker ve beraberindekilere uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Saldırıda Emniyet Müdür Yardımcısı Atif Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu şehit oldu. Silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan Bingöl İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker, ambulans uçakla Ankaraya götürüldü. Ankara Numune Hastanesinde tedavi altına alınan Ürkeri ilk ziyaret eden ise Başbakan Ahmet Davutoğlu oldu. Malatya seyahati öncesi hastaneye gelen Davutoğlu, Ürkerin durumu hakkında bilgi aldı. Davutoğluna eşi Sare Davutoğlu da eşlik etti. Hastane ziyaretinde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğluda yer aldı. KAHRAMANLIKLARI UNUTULMAYACAKÇıkışta basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırıya uğrayan emniyet personelinin kahramanca şehit ve gazi olduklarını söyledi. Davutoğlu, Son birkaç gündür süren şiddet eylemleri ve Vandalizm sonrasında dün akşam Bingölde alçakça bir saldırı söz konusu oldu. İki kahraman görevlimiz şehit oldular. Allahtan rahmet diliyorum. Emniyet Müdürümüz de ağır yaralandı. Gece boyu İçişleri Bakanımızla bütün gelişmeleri takip ettik. Olayın olduğu andan itibaren talimatlar verildi. Bu işin failleri konumundaki teröristler bir iki saat içinde cezalandırıldılar. Gerekli bütün tedbirler alındı. Her şeyden önce şehit güvenlik görevlilerimize Allahtan rahmet diliyorum. Kahramanca vazifelerini yaparken şehit düştüler. Atalay Bey, emniyet camiasında çok sevilen ve görevini hakkıyla yapmak için fedakârlığı üstlenen kahraman bir görevlimiz. Şartlar zor olmasına rağmen sırf Bingöl halkına ve esnafına güven verebilmek için dün akşam esnafı ziyaret ederken bu saldırıya maruz kaldı. Bu kahramanlığı hiç unutulmayacaktır. En zor şartlarda bile halkın yanında olan emniyet görevlilerimizin bu davranış en çok bölge halkının kalbinde olacaktır. ifadelerini kullandı. EMNİYET MÜDÜRÜMÜZÜN DURUMU HAYET İYİ, BİLİNCİ YERİNDEYaralanan Emniyet Müdürü Ürkerin sağlık durumu hakkında da bilgi veren Davutoğlu, Atalay Beyin şuan ki durumu gayet iyi. Şuuru yerinde. Şuanda kısmi ve sınırlı bir müdahalede bulunuyor. Kapsamlı bir operasyon ihtiyacı olmadığını doktorlar bize söyledi. Yara yerinin ilk müdahalede son derece başarılı olduğu için yara yerinin temizlenmesi konusunda bir müdahalede bulunuldu. Bilinci yerinde. İnşallah kısa zamanda sağlığına kavuşur. Biz de yakından takip edeceğiz. Biz de her türlü tedbiri alacağız.açıklamalarında bulundu. KILIÇDAROĞLU, IŞİDE YARDIM YAPILDIĞINI İSPAT ETMELİKılıçdaroğlunun dün yaptığı basın toplantısında Hükümet, Kobani için tezkere çıkarmalı. Sözlerini değerlendiren Başbakan şöyle devam etti: Gerçekten Kılıçdaroğlunu anlamak mümkün değil. Dün bir taraftan sükûnet telkininde bulunuyor, diğer taraftan hükümeti suçlayarak vandalizme gerekçe gösterilen IŞİDe yardım tezini tekrarlıyor. Bu sorumsuzluktur. Kitleler, Türkiye IŞİDe destek oluyor teziyle provoke edilirken Kılıçdaroğlunun bu tezi tekrar etmesi en hafif tabiriyle sorumsuzluk ve ihanettir. Hiç kimse Türkiyenin IŞİDe yardım ettiği tezini ispat edemez. Böyle bir şey yok. Bunu devlet olarak açıkladı. Kılıçdaroğlunun elinde belge varsa çıkarsın ortaya koysun. Belge olmadan bir devleti böylesine itham altında bırakmak, sokaktaki insanları tahrik edercesine tekrar etmek bir ana muhalefet liderine yakışmaz. Bugünler sınav günleri. Son derece komik bir teklifte bulunuyor, Yeni bir tezkere. Sadece Kobani. Peki yarın IŞİD, Hasekiye, Halepe saldırdığında her bir il ve ya ilçe için ayrı ayrı tezkere mi çıkartacağız. Bir hafta önce yaptığı hatayı şimdi fark ediyor ve çark etmeye çalışıyor.TÜRKİYE IŞİDDE DE ESED REJİMİNE DE AYNI ÖLÇÜDE KARŞIDIRKılıçdaroğlunun Esedi kurtarmak için bir çaba içerisinde olduğuna değinen Davutoğlu, Daha önce neredeydiniz? Bayır Bucakta Türkmenler katledilirken, Telabyadda Araplar katledilirken, Rakkada kürtler katledilirken neredeydiniz? Kılıçdaroğlunun tek bir çabası var Esedi korumak. Öyle bir tezkere çıksın ki Esede dokunulmasın. Nedir bu Kılıçdaroğlunun zihniden Esedi
Zaman
Ana Sayfa
10.10.2014
DavutoğluKılıçdaroğlununaklınaihtiyacımızyoksadecesussunDavutoğlu Kılıçdaroğlunun aklına ihtiyacımız yok sadece sussun
Savcı İsmail Uçar: Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Zaman
07.10.2014
03:39
İstanbul Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar, Takvim gazetesinde Kurban Bayramı’nın birinci günü Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yla ilgili yayımlanan asılsız haberle bir ilgisinin olmadığını söyledi.Söz konusu haberle ilgili isminin geçmesine üzüldüğünü belirten Uçar, “Benimle hiçbir ilgisi yok. Zaten bende öyle bir şey olsa çağırır Ekrem Bey’e resmî olarak sorarız. Yani nedir bu diye? Benim de canım şuna sıkıldı. Olumsuz bir şey olduğunda direkt benim adım yazılıyor her türlü şeyde. Süreçten beri. Araştırılsa daha iyi olurdu. Sadece ben değilim ki, orda bir sürü savcı var biliyorsunuz. Ben de bunu Takvim’den ve bir de Ekrem Bey’in yazısından okudum.” dedi.Hükümete yakın gazetelerden Takvim, Kurban Bayramı’nın birinci günü skandal bir habere imza attı. ‘Dumanlı ziyaret’ başlığıyla sürmanşetten verilen haberde Ekrem Dumanlı’nın ismi, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla bağlantılı olarak kullanıldı. Gazete, Dumanlı’nın ö nce 14 Aralık’ta Brüksel’e, ardından da İsrail’in başkenti Tel Aviv’e gittiği ve 16 Aralık’ta yurda döndüğü iftirasını attı. Takvim, bu iftiralarla 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu arasında bağ kuran bir senaryo uydurdu. Aynı haberde, İstanbul savcılığının, emniyetteki bazı polislerin kendi aralarında “Operasyon için büyük abinin dönüşünü bekliyoruz.” şeklinde yazıştığını belirlediklerini öne sürdü. Gazete bu iddialardan yola çıkarak söz konusu ‘büyük abi’nin Ekrem Dumanlı olduğu yalanını ortaya attı. Dumanlı ise dün Zaman’da, hakkındaki iddiayla ilgili bir meslektaşının kendisine bu senaryoyu anlattığını ancak inanmak istemediğini şöyle anlattı: “Meslektaşımın dediğine göre Savcı Uçar, yandaş medya diye bilinen yapının muhabirlerine bu senaryoyu anlatmıştı. İnanamadım. Çünkü bu tür bir iddiada bulunan kişi asla savcı olamazdı. Olsa olsa bir parti binasının izbe odalarının birinde cigarasının dumanlarını ciğerlerine çekerken insanları diline dolayan bir militan böyle konuşabilirdi. Bu nedenle, Sayın Savcı’nın böyle bir şey dediğine inanamadım hâlâ daha inanamıyorum. İnansam hem savcıyı arardım, hem HSYK’ya şikâyette bulunurdum.”
Zaman
En Çok Okunan
07.10.2014
SavcıİsmailUçarEkremDumanlı’yayönelikiddianınbenimleilgisiyokSavcı İsmail Uçar Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Savcı İsmail Uçar: Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Zaman
07.10.2014
03:39
İstanbul Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar, Takvim gazetesinde Kurban Bayramı’nın birinci günü Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yla ilgili yayımlanan asılsız haberle bir ilgisinin olmadığını söyledi.Söz konusu haberle ilgili isminin geçmesine üzüldüğünü belirten Uçar, “Benimle hiçbir ilgisi yok. Zaten bende öyle bir şey olsa çağırır Ekrem Bey’e resmî olarak sorarız. Yani nedir bu diye? Benim de canım şuna sıkıldı. Olumsuz bir şey olduğunda direkt benim adım yazılıyor her türlü şeyde. Süreçten beri. Araştırılsa daha iyi olurdu. Sadece ben değilim ki, orda bir sürü savcı var biliyorsunuz. Ben de bunu Takvim’den ve bir de Ekrem Bey’in yazısından okudum.” dedi.Hükümete yakın gazetelerden Takvim, Kurban Bayramı’nın birinci günü skandal bir habere imza attı. ‘Dumanlı ziyaret’ başlığıyla sürmanşetten verilen haberde Ekrem Dumanlı’nın ismi, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla bağlantılı olarak kullanıldı. Gazete, Dumanlı’nın ö nce 14 Aralık’ta Brüksel’e, ardından da İsrail’in başkenti Tel Aviv’e gittiği ve 16 Aralık’ta yurda döndüğü iftirasını attı. Takvim, bu iftiralarla 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu arasında bağ kuran bir senaryo uydurdu. Aynı haberde, İstanbul savcılığının, emniyetteki bazı polislerin kendi aralarında “Operasyon için büyük abinin dönüşünü bekliyoruz.” şeklinde yazıştığını belirlediklerini öne sürdü. Gazete bu iddialardan yola çıkarak söz konusu ‘büyük abi’nin Ekrem Dumanlı olduğu yalanını ortaya attı. Dumanlı ise dün Zaman’da, hakkındaki iddiayla ilgili bir meslektaşının kendisine bu senaryoyu anlattığını ancak inanmak istemediğini şöyle anlattı: “Meslektaşımın dediğine göre Savcı Uçar, yandaş medya diye bilinen yapının muhabirlerine bu senaryoyu anlatmıştı. İnanamadım. Çünkü bu tür bir iddiada bulunan kişi asla savcı olamazdı. Olsa olsa bir parti binasının izbe odalarının birinde cigarasının dumanlarını ciğerlerine çekerken insanları diline dolayan bir militan böyle konuşabilirdi. Bu nedenle, Sayın Savcı’nın böyle bir şey dediğine inanamadım hâlâ daha inanamıyorum. İnansam hem savcıyı arardım, hem HSYK’ya şikâyette bulunurdum.”
Zaman
Ana Sayfa
07.10.2014
SavcıİsmailUçarEkremDumanlı’yayönelikiddianınbenimleilgisiyokSavcı İsmail Uçar Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Savcı İsmail Uçar: Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Zaman
07.10.2014
03:28
İstanbul Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar, Takvim gazetesinde Kurban Bayramı’nın birinci günü Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yla ilgili yayımlanan asılsız haberle bir ilgisinin olmadığını söyledi.Söz konusu haberle ilgili isminin geçmesine üzüldüğünü belirten Uçar, “Benimle hiçbir ilgisi yok. Zaten bende öyle bir şey olsa çağırır Ekrem Bey’e resmî olarak sorarız. Yani nedir bu diye? Benim de canım şuna sıkıldı. Olumsuz bir şey olduğunda direkt benim adım yazılıyor her türlü şeyde. Süreçten beri. Araştırılsa daha iyi olurdu. Sadece ben değilim ki, orda bir sürü savcı var biliyorsunuz. Ben de bunu Takvim’den ve bir de Ekrem Bey’in yazısından okudum.” dedi.Hükümete yakın gazetelerden Takvim, Kurban Bayramı’nın birinci günü skandal bir habere imza attı. ‘Dumanlı ziyaret’ başlığıyla sürmanşetten verilen haberde Ekrem Dumanlı’nın ismi, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla bağlantılı olarak kullanıldı. Gazete, Dumanlı’nın ö nce 14 Aralık’ta Brüksel’e, ardından da İsrail’in başkenti Tel Aviv’e gittiği ve 16 Aralık’ta yurda döndüğü iftirasını attı. Takvim, bu iftiralarla 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu arasında bağ kuran bir senaryo uydurdu. Aynı haberde, İstanbul savcılığının, emniyetteki bazı polislerin kendi aralarında “Operasyon için büyük abinin dönüşünü bekliyoruz.” şeklinde yazıştığını belirlediklerini öne sürdü. Gazete bu iddialardan yola çıkarak söz konusu ‘büyük abi’nin Ekrem Dumanlı olduğu yalanını ortaya attı. Dumanlı ise dün Zaman’da, hakkındaki iddiayla ilgili bir meslektaşının kendisine bu senaryoyu anlattığını ancak inanmak istemediğini şöyle anlattı: “Meslektaşımın dediğine göre Savcı Uçar, yandaş medya diye bilinen yapının muhabirlerine bu senaryoyu anlatmıştı. İnanamadım. Çünkü bu tür bir iddiada bulunan kişi asla savcı olamazdı. Olsa olsa bir parti binasının izbe odalarının birinde cigarasının dumanlarını ciğerlerine çekerken insanları diline dolayan bir militan böyle konuşabilirdi. Bu nedenle, Sayın Savcı’nın böyle bir şey dediğine inanamadım hâlâ daha inanamıyorum. İnansam hem savcıyı arardım, hem HSYK’ya şikâyette bulunurdum.”
Zaman
Güncel
07.10.2014
SavcıİsmailUçarEkremDumanlı’yayönelikiddianınbenimleilgisiyokSavcı İsmail Uçar Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Zaman
07.10.2014
03:09
İstanbul Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar, Takvim gazetesinde Kurban Bayramı’nın birinci günü Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yla ilgili yayımlanan asılsız haberle bir ilgisinin olmadığını söyledi.Söz konusu haberle ilgili isminin geçmesine üzüldüğünü belirten Uçar, “Benimle hiçbir ilgisi yok. Zaten bende öyle bir şey olsa çağırır Ekrem Bey’e resmî olarak sorarız. Yani nedir bu diye? Benim de canım şuna sıkıldı. Olumsuz bir şey olduğunda direkt benim adım yazılıyor her türlü şeyde. Süreçten beri. Araştırılsa daha iyi olurdu. Sadece ben değilim ki, orda bir sürü savcı var biliyorsunuz. Ben de bunu Takvim’den ve bir de Ekrem Bey’in yazısından okudum.” dedi.Hükümete yakın gazetelerden Takvim, Kurban Bayramı’nın birinci günü skandal bir habere imza attı. ‘Dumanlı ziyaret’ başlığıyla sürmanşetten verilen haberde Ekrem Dumanlı’nın ismi, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla bağlantılı olarak kullanıldı. Gazete, Dumanlı’nın ö nce 14 Aralık’ta Brüksel’e, ardından da İsrail’in başkenti Tel Aviv’e gittiği ve 16 Aralık’ta yurda döndüğü iftirasını attı. Takvim, bu iftiralarla 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu arasında bağ kuran bir senaryo uydurdu. Aynı haberde, İstanbul savcılığının, emniyetteki bazı polislerin kendi aralarında “Operasyon için büyük abinin dönüşünü bekliyoruz.” şeklinde yazıştığını belirlediklerini öne sürdü. Gazete bu iddialardan yola çıkarak söz konusu ‘büyük abi’nin Ekrem Dumanlı olduğu yalanını ortaya attı. Dumanlı ise dün Zaman’da, hakkındaki iddiayla ilgili bir meslektaşının kendisine bu senaryoyu anlattığını ancak inanmak istemediğini şöyle anlattı: “Meslektaşımın dediğine göre Savcı Uçar, yandaş medya diye bilinen yapının muhabirlerine bu senaryoyu anlatmıştı. İnanamadım. Çünkü bu tür bir iddiada bulunan kişi asla savcı olamazdı. Olsa olsa bir parti binasının izbe odalarının birinde cigarasının dumanlarını ciğerlerine çekerken insanları diline dolayan bir militan böyle konuşabilirdi. Bu nedenle, Sayın Savcı’nın böyle bir şey dediğine inanamadım hâlâ daha inanamıyorum. İnansam hem savcıyı arardım, hem HSYK’ya şikâyette bulunurdum.”
Zaman
En Çok Okunan
07.10.2014
EkremDumanlı’yayönelikiddianınbenimleilgisiyokEkrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Zaman
07.10.2014
02:13
İstanbul Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar, Takvim gazetesinde Kurban Bayramı’nın birinci günü Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yla ilgili yayımlanan asılsız haberle bir ilgisinin olmadığını söyledi.Söz konusu haberle ilgili isminin geçmesine üzüldüğünü belirten Uçar, “Benimle hiçbir ilgisi yok. Zaten bende öyle bir şey olsa çağırır Ekrem Bey’e resmî olarak sorarız. Yani nedir bu diye? Benim de canım şuna sıkıldı. Olumsuz bir şey olduğunda direkt benim adım yazılıyor her türlü şeyde. Süreçten beri. Araştırılsa daha iyi olurdu. Sadece ben değilim ki, orda bir sürü savcı var biliyorsunuz. Ben de bunu Takvim’den ve bir de Ekrem Bey’in yazısından okudum.” dedi.Hükümete yakın gazetelerden Takvim, Kurban Bayramı’nın birinci günü skandal bir habere imza attı. ‘Dumanlı ziyaret’ başlığıyla sürmanşetten verilen haberde Ekrem Dumanlı’nın ismi, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla bağlantılı olarak kullanıldı. Gazete, Dumanlı’nın ö nce 14 Aralık’ta Brüksel’e, ardından da İsrail’in başkenti Tel Aviv’e gittiği ve 16 Aralık’ta yurda döndüğü iftirasını attı. Takvim, bu iftiralarla 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu arasında bağ kuran bir senaryo uydurdu. Aynı haberde, İstanbul savcılığının, emniyetteki bazı polislerin kendi aralarında “Operasyon için büyük abinin dönüşünü bekliyoruz.” şeklinde yazıştığını belirlediklerini öne sürdü. Gazete bu iddialardan yola çıkarak söz konusu ‘büyük abi’nin Ekrem Dumanlı olduğu yalanını ortaya attı. Dumanlı ise dün Zaman’da, hakkındaki iddiayla ilgili bir meslektaşının kendisine bu senaryoyu anlattığını ancak inanmak istemediğini şöyle anlattı: “Meslektaşımın dediğine göre Savcı Uçar, yandaş medya diye bilinen yapının muhabirlerine bu senaryoyu anlatmıştı. İnanamadım. Çünkü bu tür bir iddiada bulunan kişi asla savcı olamazdı. Olsa olsa bir parti binasının izbe odalarının birinde cigarasının dumanlarını ciğerlerine çekerken insanları diline dolayan bir militan böyle konuşabilirdi. Bu nedenle, Sayın Savcı’nın böyle bir şey dediğine inanamadım hâlâ daha inanamıyorum. İnansam hem savcıyı arardım, hem HSYK’ya şikâyette bulunurdum.”
Zaman
Güncel
07.10.2014
EkremDumanlı’yayönelikiddianınbenimleilgisiyokEkrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Ekrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
Zaman
07.10.2014
02:04
İstanbul Cumhuriyet Savcısı İsmail Uçar, Takvim gazetesinde Kurban Bayramı’nın birinci günü Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı’yla ilgili yayımlanan asılsız haberle bir ilgisinin olmadığını söyledi.Söz konusu haberle ilgili isminin geçmesine üzüldüğünü belirten Uçar, “Benimle hiçbir ilgisi yok. Zaten bende öyle bir şey olsa çağırır Ekrem Bey’e resmî olarak sorarız. Yani nedir bu diye? Benim de canım şuna sıkıldı. Olumsuz bir şey olduğunda direkt benim adım yazılıyor her türlü şeyde. Süreçten beri. Araştırılsa daha iyi olurdu. Sadece ben değilim ki, orda bir sürü savcı var biliyorsunuz. Ben de bunu Takvim’den ve bir de Ekrem Bey’in yazısından okudum.” dedi.Hükümete yakın gazetelerden Takvim, Kurban Bayramı’nın birinci günü skandal bir habere imza attı. ‘Dumanlı ziyaret’ başlığıyla sürmanşetten verilen haberde Ekrem Dumanlı’nın ismi, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla bağlantılı olarak kullanıldı. Gazete, Dumanlı’nın ö nce 14 Aralık’ta Brüksel’e, ardından da İsrail’in başkenti Tel Aviv’e gittiği ve 16 Aralık’ta yurda döndüğü iftirasını attı. Takvim, bu iftiralarla 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu arasında bağ kuran bir senaryo uydurdu. Aynı haberde, İstanbul savcılığının, emniyetteki bazı polislerin kendi aralarında “Operasyon için büyük abinin dönüşünü bekliyoruz.” şeklinde yazıştığını belirlediklerini öne sürdü. Gazete bu iddialardan yola çıkarak söz konusu ‘büyük abi’nin Ekrem Dumanlı olduğu yalanını ortaya attı. Dumanlı ise dün Zaman’da, hakkındaki iddiayla ilgili bir meslektaşının kendisine bu senaryoyu anlattığını ancak inanmak istemediğini şöyle anlattı: “Meslektaşımın dediğine göre Savcı Uçar, yandaş medya diye bilinen yapının muhabirlerine bu senaryoyu anlatmıştı. İnanamadım. Çünkü bu tür bir iddiada bulunan kişi asla savcı olamazdı. Olsa olsa bir parti binasının izbe odalarının birinde cigarasının dumanlarını ciğerlerine çekerken insanları diline dolayan bir militan böyle konuşabilirdi. Bu nedenle, Sayın Savcı’nın böyle bir şey dediğine inanamadım hâlâ daha inanamıyorum. İnansam hem savcıyı arardım, hem HSYK’ya şikâyette bulunurdum.”
Zaman
Ana Sayfa
07.10.2014
EkremDumanlı’yayönelikiddianınbenimleilgisiyokEkrem Dumanlı’ya yönelik iddianın benimle ilgisi yok
PKK'yı Amanoslar'da çökerten polislere operasyon: 13 gözaltı
Zaman
30.09.2014
01:59
17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından polislere yönelik İstanbul, Ankara, Adana ve İzmir’de düzenlenen operasyonlar devam ediyor. Dün Antalya’da da ‘usulsüz dinleme’ iddiasıyla 13 polis gözaltına alındı. İstihbaratçı polislerin, Amanoslar’da 10 kişiyi şehit eden PKK’lıların bölge yapılanmasını çökerttiği öğrenildi.Emniyet mensuplarına yönelik başlatılan hukuksuz operasyonlara bir yenisi eklendi. Antalya’da 2 hafta önce göreve başlayan savcı Serkan Beyoğlu’nun talimatıyla düzenlenen operasyonda ‘usulsüz dinleme, evrakta sahtecilik ve kişisel bilgileri kaydetme’ suçlamasıyla 13 istihbaratçı gözaltına alındı. Ekibin, 2010’da Amanoslar’da 10 güvenlik görevlisini şehit eden PKK’lıların bölge yapılanmasını çökerttiği öğrenildi.17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından polislere yönelik algı operasyonu devam ediyor. Mesnetsiz ve hayali iddialarla başlatılan hukuksuz operasyonlara bir yenisi de Antalya’da eklendi. Geçmişte başarılı çalışmalara imza atan eski İstihbarat Şube Müdürü şu an il emniyet müdür yardımcısı olan Yavuz Bölek’le birlikte, 3. sınıf Emniyet Müdürü Bülent Elaldı, 4. sınıf Emniyet Müdürü Gökhan Tayuk, komiserler İsa Yıldırım, Asım Demirel, Rüştü Çetinkasap ve Şenol Oral’ın da aralarında olduğu 13 kişi gözaltına alındı. İki hafta önce göreve başlayan Savcı Serkan Beyoğlu’nun talimatıyla gözaltına alınan ekibin başarılı çalışmalara imza attığı ortaya çıktı. Ekibin, 2010 yılında Amanos Dağları’nda 6 asker ve 4 polisi şehit eden 7 PKK’lı teröristin yakalanmasına ve takibine yönelik istihbarat sağladıkları, bu sayede yakalanmalarında önemli rol oynadıkları öğrenildi. Ekibin başarısında Bingöl emniyet müdürüyken yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası başlatılan tasfiyelere tepki olarak istifa eden Ercan Taştekin de dikkat çekti. Taştekin, Twitter hesabından şunları yazdı: “Yavuz Bölek’in Diyarbakır’da görevli iken PKK’ya büyük darbeler vurduğunu biliyor musunuz? İzmir Foça’da askeri araca bomba koyan PKK’lıların Alanya’da sakladıkları 30 el bombası, 3 kaleş ve TNT patlayıcıyı Yavuz Bölek ve ekibi yakaladı. Aynı ekibin organ mafyasına, yasa dışı dinleme yapanlara ve uyuşturucu çetelerine operasyonu da var. Bitmedi, aynı ekip kaçak içki imalathanelerine, kredi kartı sahteciliği yapan çeteye, yolsuzluk örgütlerine operasyon yapmıştı. Bütün mesele bu.” Öte yandan polislerin gözaltına alındığı TEM şubede ilginç bir gelişme yaşandı. Gözaltına alındıktan sonra binanın zemin katındaki nezarethaneye konulan polislerin görüntüsünün alınmaması için giriş kapısı paravanla kapatıldı. Emniyet’in etrafının da bariyerlerle çevrilmesi dikkat çekti. Böylece polislerin kameralar önünde konuşmasına engel olundu.‘O kutlu kervana biz de katıldık’Gözaltına alınan polislerin yakınları Emniyet önünde eşlerine destek verdi. Eski İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Bülent Elaldı’nın eşi Şengül Elaldı, böyle bir operasyonu beklediklerini ifade ederek, “Sonunda oldu. Allah’a şükürler olsun ki bu kutlu kervana biz de katıldık.” dedi. Allah’ın takdir ettiği hiçbir şeyin geri döndürülemeyeceğini belirten Elaldı, “Onun yaktığı ateşi hiç kimse söndüremez. Bu Kurban Bayramı’nda biz de kurbanların arasına girdik. Vatanımız ve milletimizin bekası için her türlü fedakarlığı yaptılar. Allah’a şükür yüzümüz ak, alnımız ak. Biz de Hz. İsmail gibi bu bayramda kurban olduk.” ifadelerini kullandı. Basın mensuplarına açıklama yapan baba Pevril Elaldı da “Şu bayram sevineceğimiz yerde, çocuklar bizi ziyaret edeceği yerde. Biz onlara böyle bir durumda üzüldük gerçekten. 27 yıl Makine Kimya’da çalıştım. Bırakın haramı şüpheli bile yedirmedim.” dedi. Anne Emine Elaldı ise şöyle konuştu: “Benim oğlum hırsızlık yapmadı. Rüşvet yemedi. Bir suçu yok. Oğlumu bıraksınlar. Kırıkkale’den nasıl geldiğimi bilemedim. Benim oğlumun suçu yok.”
Zaman
Güncel
30.09.2014
PKKyıAmanoslardaçökertenpolislereoperasyon13gözaltıPKKyı Amanoslarda çökerten polislere operasyon 13 gözaltı
PKK'yı Amanoslar'da çökerten polislere operasyon: 13 gözaltı
Zaman
30.09.2014
01:59
17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından polislere yönelik İstanbul, Ankara, Adana ve İzmir’de düzenlenen operasyonlar devam ediyor. Dün Antalya’da da ‘usulsüz dinleme’ iddiasıyla 13 polis gözaltına alındı. İstihbaratçı polislerin, Amanoslar’da 10 kişiyi şehit eden PKK’lıların bölge yapılanmasını çökerttiği öğrenildi.Emniyet mensuplarına yönelik başlatılan hukuksuz operasyonlara bir yenisi eklendi. Antalya’da 2 hafta önce göreve başlayan savcı Serkan Beyoğlu’nun talimatıyla düzenlenen operasyonda ‘usulsüz dinleme, evrakta sahtecilik ve kişisel bilgileri kaydetme’ suçlamasıyla 13 istihbaratçı gözaltına alındı. Ekibin, 2010’da Amanoslar’da 10 güvenlik görevlisini şehit eden PKK’lıların bölge yapılanmasını çökerttiği öğrenildi.17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından polislere yönelik algı operasyonu devam ediyor. Mesnetsiz ve hayali iddialarla başlatılan hukuksuz operasyonlara bir yenisi de Antalya’da eklendi. Geçmişte başarılı çalışmalara imza atan eski İstihbarat Şube Müdürü şu an il emniyet müdür yardımcısı olan Yavuz Bölek’le birlikte, 3. sınıf Emniyet Müdürü Bülent Elaldı, 4. sınıf Emniyet Müdürü Gökhan Tayuk, komiserler İsa Yıldırım, Asım Demirel, Rüştü Çetinkasap ve Şenol Oral’ın da aralarında olduğu 13 kişi gözaltına alındı. İki hafta önce göreve başlayan Savcı Serkan Beyoğlu’nun talimatıyla gözaltına alınan ekibin başarılı çalışmalara imza attığı ortaya çıktı. Ekibin, 2010 yılında Amanos Dağları’nda 6 asker ve 4 polisi şehit eden 7 PKK’lı teröristin yakalanmasına ve takibine yönelik istihbarat sağladıkları, bu sayede yakalanmalarında önemli rol oynadıkları öğrenildi. Ekibin başarısında Bingöl emniyet müdürüyken yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası başlatılan tasfiyelere tepki olarak istifa eden Ercan Taştekin de dikkat çekti. Taştekin, Twitter hesabından şunları yazdı: “Yavuz Bölek’in Diyarbakır’da görevli iken PKK’ya büyük darbeler vurduğunu biliyor musunuz? İzmir Foça’da askeri araca bomba koyan PKK’lıların Alanya’da sakladıkları 30 el bombası, 3 kaleş ve TNT patlayıcıyı Yavuz Bölek ve ekibi yakaladı. Aynı ekibin organ mafyasına, yasa dışı dinleme yapanlara ve uyuşturucu çetelerine operasyonu da var. Bitmedi, aynı ekip kaçak içki imalathanelerine, kredi kartı sahteciliği yapan çeteye, yolsuzluk örgütlerine operasyon yapmıştı. Bütün mesele bu.” Öte yandan polislerin gözaltına alındığı TEM şubede ilginç bir gelişme yaşandı. Gözaltına alındıktan sonra binanın zemin katındaki nezarethaneye konulan polislerin görüntüsünün alınmaması için giriş kapısı paravanla kapatıldı. Emniyet’in etrafının da bariyerlerle çevrilmesi dikkat çekti. Böylece polislerin kameralar önünde konuşmasına engel olundu.‘O kutlu kervana biz de katıldık’Gözaltına alınan polislerin yakınları Emniyet önünde eşlerine destek verdi. Eski İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Bülent Elaldı’nın eşi Şengül Elaldı, böyle bir operasyonu beklediklerini ifade ederek, “Sonunda oldu. Allah’a şükürler olsun ki bu kutlu kervana biz de katıldık.” dedi. Allah’ın takdir ettiği hiçbir şeyin geri döndürülemeyeceğini belirten Elaldı, “Onun yaktığı ateşi hiç kimse söndüremez. Bu Kurban Bayramı’nda biz de kurbanların arasına girdik. Vatanımız ve milletimizin bekası için her türlü fedakarlığı yaptılar. Allah’a şükür yüzümüz ak, alnımız ak. Biz de Hz. İsmail gibi bu bayramda kurban olduk.” ifadelerini kullandı. Basın mensuplarına açıklama yapan baba Pevril Elaldı da “Şu bayram sevineceğimiz yerde, çocuklar bizi ziyaret edeceği yerde. Biz onlara böyle bir durumda üzüldük gerçekten. 27 yıl Makine Kimya’da çalıştım. Bırakın haramı şüpheli bile yedirmedim.” dedi. Anne Emine Elaldı ise şöyle konuştu: “Benim oğlum hırsızlık yapmadı. Rüşvet yemedi. Bir suçu yok. Oğlumu bıraksınlar. Kırıkkale’den nasıl geldiğimi bilemedim. Benim oğlumun suçu yok.”
Zaman
Ana Sayfa
30.09.2014
PKKyıAmanoslardaçökertenpolislereoperasyon13gözaltıPKKyı Amanoslarda çökerten polislere operasyon 13 gözaltı
IŞİD için ayağa kalkan dünya, PKK’ya neden sessiz?
Zaman
29.09.2014
03:41
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IŞİD’e karşı ayaklanan dünyanın neden PKK terör örgütüne karşı kayıtsız kaldığını sordu.Dünya Ekonomik Forumu’nun açılışında konuşan Erdoğan, sözlerine Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin yapısını eleştirerek başladı. BM’nin küresel sorunlar karşısında sergilediği kayıtsızlığın sorunların büyümesindeki en büyük etken olduğunu anlattı. Türkiye’nin 32 yıldır terörle mücadele ettiğini anlattı. Erdoğan, “Şu anda ortaya bir IŞİD terörü çıktı. Yeni değil bu. El Kaide’den türedi. El Kaide’den Irak’ta ayrıldı, Suriye’de palazlandı ve tekrar Irak’a döndü. Irak’ın üçte birini şu anda işgal etmiş durumdalar. Aynı şekilde başka terör örgütleri de var. Ey dünya, IŞİD gibi bir terör örgütü çıkınca ayaklanıyorsun da, PKK gibi bir terör örgütü ortadayken niye ayaklanmıyorsun? Orada niye sesin çıkmıyor, ona karşı niye bir ortak mücadele verelim demiyorsun?” dedi. Cumhurbaşkanı, IŞİD’e karşı oluşturulacak koalisyonun sadece Irak’a yönelik olamayacağına dikkat çekti: “Böyle bir operasyon ve böyle bir koalisyonun biz Türkiye olarak dışında kalamayız. Bin 250 km sınırı olan biziz. Ve hedef ülke yine biziz. 49 rehinemizi kurtardık. Şimdi farklı yol haritası çalışmaya başlıyor, çalışacak.” CUMHURBAŞKANI OLMAM BENİ HÜKÜMET FAALİYETLERİNDEN ALIKOYMAZ Cumhurbaşkanı, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. “5 yıllığına cumhurbaşkanı seçildiniz. 5 yıl sonra neler olacağını düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Cumhurbaşkanı olmam beni hükümet faaliyetlerinden kesinlikle alıkoymaz.” diye cevap verdi. Erdoğan, dün ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde de konuştu. Yeni piyasa sürülen iPhone 6’yla ilgili ilginç değerlendirmelerde bulundu: “İnsanlar o telefonun yeni modelini alabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyorlar. Bu marka hemen her yıl yeni model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Markanın sahip olduğu güç, prestij ve tanınmışlık sayesinde mağazalarının önünde uzun kuyruklar oluşturabiliyorlar.”
Zaman
Ana Sayfa
29.09.2014
IŞİDiçinayağakalkandünyaPKK’yanedensessiz?IŞİD için ayağa kalkan dünya PKK’ya neden sessiz?
IŞİD için ayağa kalkan dünya, PKK’ya neden sessiz?
Zaman
29.09.2014
02:15
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IŞİD’e karşı ayaklanan dünyanın neden PKK terör örgütüne karşı kayıtsız kaldığını sordu.Dünya Ekonomik Forumu’nun açılışında konuşan Erdoğan, sözlerine Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin yapısını eleştirerek başladı. BM’nin küresel sorunlar karşısında sergilediği kayıtsızlığın sorunların büyümesindeki en büyük etken olduğunu anlattı. Türkiye’nin 32 yıldır terörle mücadele ettiğini anlattı. Erdoğan, “Şu anda ortaya bir IŞİD terörü çıktı. Yeni değil bu. El Kaide’den türedi. El Kaide’den Irak’ta ayrıldı, Suriye’de palazlandı ve tekrar Irak’a döndü. Irak’ın üçte birini şu anda işgal etmiş durumdalar. Aynı şekilde başka terör örgütleri de var. Ey dünya, IŞİD gibi bir terör örgütü çıkınca ayaklanıyorsun da, PKK gibi bir terör örgütü ortadayken niye ayaklanmıyorsun? Orada niye sesin çıkmıyor, ona karşı niye bir ortak mücadele verelim demiyorsun?” dedi. Cumhurbaşkanı, IŞİD’e karşı oluşturulacak koalisyonun sadece Irak’a yönelik olamayacağına dikkat çekti: “Böyle bir operasyon ve böyle bir koalisyonun biz Türkiye olarak dışında kalamayız. Bin 250 km sınırı olan biziz. Ve hedef ülke yine biziz. 49 rehinemizi kurtardık. Şimdi farklı yol haritası çalışmaya başlıyor, çalışacak.” CUMHURBAŞKANI OLMAM BENİ HÜKÜMET FAALİYETLERİNDEN ALIKOYMAZ Cumhurbaşkanı, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. “5 yıllığına cumhurbaşkanı seçildiniz. 5 yıl sonra neler olacağını düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Cumhurbaşkanı olmam beni hükümet faaliyetlerinden kesinlikle alıkoymaz.” diye cevap verdi. Erdoğan, dün ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde de konuştu. Yeni piyasa sürülen iPhone 6’yla ilgili ilginç değerlendirmelerde bulundu: “İnsanlar o telefonun yeni modelini alabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyorlar. Bu marka hemen her yıl yeni model çıkardığı halde, modeller arasında çok büyük farklılıklar da yok ha, bunu da söyleyeyim. Markanın sahip olduğu güç, prestij ve tanınmışlık sayesinde mağazalarının önünde uzun kuyruklar oluşturabiliyorlar.”
Zaman
Politika
29.09.2014
IŞİDiçinayağakalkandünyaPKK’yanedensessiz?IŞİD için ayağa kalkan dünya PKK’ya neden sessiz?
Toplam "21" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti