Habergec.Com Aranan Kelimeler:yok böyle operasyon Değerlendirme: 10 / 10 331431
habergec.com
17.04.2014 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

yok böyle operasyon

Gazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
Zaman
15.04.2014
17:49
Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan 6 emniyetçi, mahkemeye yapılan itiraz üzerine serbest bırakıldı. Sanıkların avukatı İsa Ayanoğlu, “Türk adaleti topaldır ama kör değildir. Mutlaka doğruyu görecektir.” dedi.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili gazete kupürleri gerekçe gösterilerek tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. 6 gün tutuklu kalan emniyetçiler, 8 Nisan Salı günü gözaltına alınmış, 9 Nisan’da nöbetçi hâkim tarafından tutuklanmıştı.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. Adana Emniyet Müdürlüğü ekipleri, cumhuriyet savcılığınca sürdürülen yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili 8 Nisan Salı günü, eski istihbarat şube müdürü İsmail Bilgin, Ertuğrul Yetkin ile komiser Fevzi Mert, polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile emekli Abdullah Karaca, R.K. ile M.A.’yı gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadelerin ardından adli mercilere sevk edilen 2’si emniyet müdürü 1’i komiser, 8 polis memurundan R.K. ile M.A, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken nöbetçi mahkemeye sevk edilen Kemal Serhatlı Polis Meslek Yüksekokulu’na öğretmen olarak atanan eski Emniyet Müdürü Yardımcısı İsmail Bilgin, Evrak Arşiv Şube Müdürü Ertuğrul Yetkin, 100’üncü Yıl Polis Merkez Amirliği’nde Grup Amiri Komiser Fevzi Mert ile İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile söz konusu şubede görev yaparken emekli olan Abdullah Karaca tutuklanarak Kürkçüler Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklanan polislerin avukatlarının yaptığı itirazı dün değerlendiren 8. Asliye Ceza Mahkemesi, bu kişilerin tutuksuz yargılanmalarına karar verdi. Avukat İsa Ayanoğlu, yanlış verilen bir karardan kısa sürede dönüldüğünü ifade etti. Ayanoğlu, “Verilen bağımsız bir tahliye kararı değil tutuklamayı ortadan kaldıran bir karar. Bu işin siyasetle bir ilgisi yok. Müvekkillerimin örgüt ve yasa dışı örgüt ile hiç bir bağı yok. Böyle olmasına rağmen basında paralel yapıya operasyon gibi bir algı oluşturuldu. İtirazlarımız mahkemece olumlu bulundu. Resmi belgede sahtecilikle ilgili suçlama vardı, bu suçlama 4483 sayılı kanuna göre Valiliğin izni alındıktan sonra ifadesi alınabileceği bir suçlamaydı, valilik iznini bırakın Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifadesi alınıp müvekkillerim tutuklandı.” diye konuştu. Polislerin ifadeleri dahi alınamayacakken yasadışı dinleme suçundan tutuklandıklarını belirten Ayanoğlu, “Bunları itiraz dilekçelerimizde açıkladık, hakim de kabul etti. Sanki müvekkillerim yıllarca yatacakmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Ama dosyanın içindeki iddialar iftira, suç uydurma, belgede sahtecilik. Savcı Ali Doğan’ın mahkemenin vermiş olduğu karara itiraz edip etmediğini henüz bilmiyoruz. Serbest kalmaları gerekiyordu. Adalet tecelli etti ve şimdi serbestler.” değerlendirmesini yaptı. Öte yandan, tahliye kararı verilen 6 polis, dün akşam saatlerinde serbest bırakıldı. Adana Kürkçüler Cezaevi’nin önüne gelen yakınları, polislere baklava ikram etti.Komiser Fevzi Mert’in in babası Mustafa Mert ise oğlunu çiçekle karşıladı. Mustafa Mert, “Adalet yerini buldu, oğlumun suçsuzluğundan en ufak bir şüphem yoktu. Şimdi en kısa zamanda göreve dönmesini bekliyorum.” dedi.
Zaman
Ana Sayfa
15.04.2014
Gazetekupürüiletutuklananpolisler6günsonraserbestGazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
‘Akşam’ın yayıncılığı 28 Şubat’tan beter’ diyerek istifa etti
Zaman
15.04.2014
02:05
Havuz medyası Akşam’ın, Hizmet Hareketi’ni karalamak için Balyoz hükümlüsü emekli Hakim Albay Zeki Üçok’un iftiralarına sığınması, gazete çalışanlarını da isyan ettirdi.Akşam yazarı Fikri Akyüz, “Yazarı olduğum Akşam, 28 Şubat medyasından daha beter bir yayıncılığa soyunmuş durumda. Şu manşete bakar mısınız?” diyerek istifa etti.Akyüz, tepkisini dün Twitter hesabından dile getirdi. Akşam’dan ayrıldığını şöyle duyurdu: “Devlet içinde paralel yapılanmaya şiddetle karşıyım. Cemaat içinde suçluları tespit etmek devletin görevidir. Ama bir Ergenekon sanığının Ötüken silahlı terör örgütü sözünü gazetenin 3/4’üne yayacak şekilde haber yapmak, benim hukuk bilgime, aklıma, vicdanıma tamamen terstir. 7 Şubat krizinde Zaman ve Bugün’ün yayınlarına ne kadar karşı olmuşsam, yazarı olduğum Akşam’ın, bir zamanlar terör örgütü üyesi dediği Ahmet Zeki Üçok’tan medet umması kabul edilebilir bir durum değildir. Hal böyle olunca Akşam Gazetesi’nden istifa ediyorum. Çirkin ithamlara da hazırım. Ama vicdanım rahat. Bu arada, kasetim de yok (!) Bu istifamdan sonra, Cemaat’in yayın organlarında yer almayacağımı da peşinen söylüyor, namusum üzerine yemin ediyorum. Geçmişte yazdıklarımın da tamamen arkasındayım. 3 kuruşluk menfaat için, 9 takla atıp 4 köşe olmayı da zelil bir tavır sayarım.”Yeter ki kızlarım ‘babam cüzdanını değil vicdanını önceledi’ desinAyrılık kararını Zaman’a değerlendiren Akyüz, “Benim için vicdan her şeyden önce gelir. İki kızım var, onlar yarın ‘Babam cüzdanını düşünmedi, vicdanını önceledi’ desinler istiyorum.” dedi. Son süreçte hükümeti destekleyen gazetelerin 28 Şubat tipi gazetecilik yaparak medya etiği noktasında büyük bir zafiyet sergilediklerini de söyleyen Akyüz, bu anlayışı, “Bekledim ki bir ses verilsin. Ancak dün Akşam’ın manşeti bardağı taşıran son damla oldu. Savaşın da bir ahlakı vardır.” sözleriyle eleştirdi. Akyüz, 7 Şubat ve 17 Aralık krizlerinde tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu da kaydederek, “28 Şubat medyasında, seçilmiş meşru hükümeti devirmeye çalışan gazeteler vardı. Gayri ahlaki yayınlar yapıyordu. Ama en azından saçma ve antidemokratik de olsa bir miktar düşünce yer alıyordu. Şimdi ise bel altı yayın anlayışı egemen durumda.” değerlendirmesinde bulundu.Dün yerden yere vurduğunu bugün manşet yapmak ahlakî değilFikri Akyüz, hükümete yakın medya kuruluşlarının son zamanlardaki yayın politikaları ile alakalı sert ifadeler de kullandı: “Bir zamanlar bu davaların sanıkları için ağza gelen her şeyi söyleyeceksiniz, sonra da o kişilerden birini (Zeki Üçok) bulup gazetenin birinci sayfasının dörtte üçünü kapsayacak şekilde onun ağzından ‘Cemaat, silahlı terör örgütüdür’ diyeceksiniz. Bunun tutulacak tek bir tarafı yoktur. Bir Camia’ya veya bir gruba karşı tamamen kötüdür demek yanlış. Cemaat içinde gerçekten yanlış adamlar vardır, AK Parti içinde de yanlış adamlar vardır. Ama ne hukuki metot böyle olmalıdır ne de medya ahlakı böyle olmalıdır. Başbakan’a hırsız demek nasıl ki etik ve hukuk dışıdır, bir sanığın ağzından koca manşetle Cemaat silahlı terör örgütüdür demek de aynı minvaldendir. ‘Kasetlerin arkasında Cemaat mi var?’ sorusunun cevabını bilmiyorum. Ama elde kesin kanıt olmadan böyle düşünmek vicdani değildir, ahlaki değildir, hukuki de değildir.”Fikri Akyüz, hükümete yakın yayın organlarının yalan haberlerine de şu tepkiyi gösterdi: “Yalancılık bir hastalıktır. O kişi hasta değilse yalancılık haysiyetsizliktir. Sağlı sollu tüm medya bu hastalıktan acilen kurtulmalıdır. Para, şöhret, koltuk hastalığından bir an evvel kurtulmak için herkese görev düşüyor. Refik Halit Karay, Sabahattin Ali, Necip Fazıl gibi isimlerin çektiği çileleri çekmeden iyi gazeteci olunamaz. Eğer şu an var olan yazar trendi devam ederse toplumu çürütecek.”Fikri Akyüz, son dönemde çokça dile getirilmeye başlanan ‘AKP seçmeni Cemaat’e operasyon yapması için AKP’ye oy verdi’ söylemini de eleştirdi. Bunun ‘cadı avı’na dönüşecek bir söylem olduğuna ve doğru bulmadığına dikkat çekti. Bu algıya sebep olan bir etmenin de hükümet karşıtı yayın yapan medya olduğunu savundu.Star Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Doğan Ertuğrul da geçtiğimiz ay gazete ile yollarını ayırmıştı. Gezi olayları sürecinde iktidar partisinin birçok kesime karşı kullandığı kutuplaştırıcı dilden rahatsız olan Ertuğrul, Gülen Cemaati’ne karşı açıkça yürütülen nefret söyleminin aldığı bu kararda etkili olduğunu belirtmişti.
Zaman
Güncel
15.04.2014
‘Akşam’ınyayıncılığı28Şubat’tanbeter’diyerekistifaetti‘Akşam’ın yayıncılığı 28 Şubat’tan beter’ diyerek istifa etti
Gazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
Zaman
15.04.2014
02:05
Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan 6 emniyetçi, mahkemeye yapılan itiraz üzerine serbest bırakıldı. Sanıkların avukatı İsa Ayanoğlu, “Türk adaleti topaldır ama kör değildir. Mutlaka doğruyu görecektir.” dedi.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili gazete kupürleri gerekçe gösterilerek tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. 6 gün tutuklu kalan emniyetçiler, 8 Nisan Salı günü gözaltına alınmış, 9 Nisan’da nöbetçi hâkim tarafından tutuklanmıştı.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. Adana Emniyet Müdürlüğü ekipleri, cumhuriyet savcılığınca sürdürülen yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili 8 Nisan Salı günü, eski istihbarat şube müdürü İsmail Bilgin, Ertuğrul Yetkin ile komiser Fevzi Mert, polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile emekli Abdullah Karaca, R.K. ile M.A.’yı gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadelerin ardından adli mercilere sevk edilen 2’si emniyet müdürü 1’i komiser, 8 polis memurundan R.K. ile M.A, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken nöbetçi mahkemeye sevk edilen Kemal Serhatlı Polis Meslek Yüksekokulu’na öğretmen olarak atanan eski Emniyet Müdürü Yardımcısı İsmail Bilgin, Evrak Arşiv Şube Müdürü Ertuğrul Yetkin, 100’üncü Yıl Polis Merkez Amirliği’nde Grup Amiri Komiser Fevzi Mert ile İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile söz konusu şubede görev yaparken emekli olan Abdullah Karaca tutuklanarak Kürkçüler Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklanan polislerin avukatlarının yaptığı itirazı dün değerlendiren 8. Asliye Ceza Mahkemesi, bu kişilerin tutuksuz yargılanmalarına karar verdi. Avukat İsa Ayanoğlu, yanlış verilen bir karardan kısa sürede dönüldüğünü ifade etti. Ayanoğlu, “Verilen bağımsız bir tahliye kararı değil tutuklamayı ortadan kaldıran bir karar. Bu işin siyasetle bir ilgisi yok. Müvekkillerimin örgüt ve yasa dışı örgüt ile hiç bir bağı yok. Böyle olmasına rağmen basında paralel yapıya operasyon gibi bir algı oluşturuldu. İtirazlarımız mahkemece olumlu bulundu. Resmi belgede sahtecilikle ilgili suçlama vardı, bu suçlama 4483 sayılı kanuna göre Valiliğin izni alındıktan sonra ifadesi alınabileceği bir suçlamaydı, valilik iznini bırakın Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifadesi alınıp müvekkillerim tutuklandı.” diye konuştu. Polislerin ifadeleri dahi alınamayacakken yasadışı dinleme suçundan tutuklandıklarını belirten Ayanoğlu, “Bunları itiraz dilekçelerimizde açıkladık, hakim de kabul etti. Sanki müvekkillerim yıllarca yatacakmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Ama dosyanın içindeki iddialar iftira, suç uydurma, belgede sahtecilik. Savcı Ali Doğan’ın mahkemenin vermiş olduğu karara itiraz edip etmediğini henüz bilmiyoruz. Serbest kalmaları gerekiyordu. Adalet tecelli etti ve şimdi serbestler.” değerlendirmesini yaptı. Öte yandan, tahliye kararı verilen 6 polis, dün akşam saatlerinde serbest bırakıldı. Adana Kürkçüler Cezaevi’nin önüne gelen yakınları, polislere baklava ikram etti.Komiser Fevzi Mert’in in babası Mustafa Mert ise oğlunu çiçekle karşıladı. Mustafa Mert, “Adalet yerini buldu, oğlumun suçsuzluğundan en ufak bir şüphem yoktu. Şimdi en kısa zamanda göreve dönmesini bekliyorum.” dedi.
Zaman
Güncel
15.04.2014
Gazetekupürüiletutuklananpolisler6günsonraserbestGazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
MHP: Devleti MİT'e bağlıyorlar
Zaman
12.04.2014
02:06
Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren MİT yasa teklifine muhalefet partilerinin sert eleştirileri sürüyor. MHP’li Faruk Bal, MİT’in sözde paralel yapılanmaya karşı kullanılmak istendiğini söylüyor. Özcan Yeniçeri, yasayla devletin MİT’e bağlandığını anlatırken, Oktay Vural ise yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtiyor.Türkiye’yi ‘muhaberat devletine’ dönüştürecek MİT yasasıyla ilgili tartışmalar sürüyor. MHP söz konusu yasaya tepkili. MHP’nin hukukçu isimlerinden Konya Milletvekili Faruk Bal, önemli uyarılarda bulunuyor. Bal, “Bu yasa teklifi demokratik toplum gereklerine ve parlamenter demokratik sistemin özüne aykırıdır. AK Parti bu yasayı, boyutunu, ebadını bilemediğimiz, müthiş bir korkunun esiri olarak kendisini koruma refleksine dayalı olarak getirdi. 17 Aralık, 25 Aralık operasyonları çerçevesi içerisinde ortaya çıkmış olan yolsuzlukları, hırsızlıkları, kara para aklamalarını, altın kaçakçılıklarını örtbas edebilmek, onun delillerini yok edebilmek ve onları bulan polisleri, onları bulan savcıları bir çete şekline dönüştürüp ‘paralel devlet’ yaftasıyla onlara karşı bir istiklal mücadelesi verirken, silahlı kuvvet çerçevesi içerisinde MİT’i de burada bir misyonla görevlendirmek istiyor. MİT yasasıyla birinci amaç budur. İkinci amaç ise Oslo ve İmralı görüşmeleriyle birlikte ortaya çıkan vahim duruma bir kılıf uydurmak, bir kapak uydurmak ve bu şekilde Yüce Divan’dan kurtulmak.” ifadelerini kullanıyor. Faruk Bal, MİT’in emniyet ve askerden sonra operasyon yapma yetkisine sahip üçüncü güç haline geleceğine dikkat çekiyor: “MİT teknik cihaz olarak ordudan uçak istese, ordudan tank istese, ordudan füze istese bunlarla ne yapacak? MİT her şeyi yapabilir; iç operasyon yapar, dış operasyon yapar, ordudan tank ister, top ister, uçak ister, füze ister, gerekirse kafasına eserse dış operasyonda birtakım işleri yapar. Yargılama? Yargılama yok. ‘Bu MİT’in görevi’ dediğiniz zaman akan sular durulur. Türkiye’ye göre sular durulur da, uluslararası hukuka göre durulur mu? Hayır. Siz kendinizi kurtarmak için böyle bir uçurumdan aşağı atlayabilirsiniz ama Türkiye’yi bir uçuruma sürükleyemezsiniz. Gelin, Yüce Divan’da yargılanın. Türkiye’nin, hiç olmazsa iç hukukunda bu meseleyi halletmiş bir ülke olarak, hukuk devleti olarak, dışarıya söyleyebileceği bir sözü olsun.”FACİAYLA KARŞI KARŞIYAYIZMHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ise ‘MİT’in izlediği stratejinin ne kadar milli olduğunu sordu. Şunları söyledi: “MİT Yasası’nda yapılacak olan bu değişikliğin amacı, terörist unsurlarla yapılan görüşmelere yasal bir zemin sağlamak ve MİT’e demokratik hukuk devletinde olmayacak yetkiler vermek vasıtasıyla AKP iktidarını sürekli kılmak ve muhalefeti baskı altında tutmaktır. Bu yasa, MİT’i devlete ve Anayasa’ya değil, âdeta Anayasa ve devleti MİT’e bağlıyor. Bu yasa tasarısıyla anayasal demokratik hak ve özgürlükler, özel hayatın gizliliği, haberleşme özgürlüğü, konut dokunulmazlığı MİT söz konusu olduğunda devre dışı kalıyor. Bir faciayla karşı karşıyayız. Adalet ve Kalkınma Partisi bir Frankenstein yaratıyor, bu Frankenstein ilk önce kendisini yiyecektir.”MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural ise Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, “MİT teklifinin Anayasaya aykırı olduğu için müracaatımız vardır. Bu korsan bir tasarıdır. Bu tasarının tamamı Anayasa’ya aykırı olduğu için görüşülmesi mümkün değildir. Bu önergenin işleme konulmasını istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Politika
12.04.2014
MHPDevletiMİTebağlıyorlarMHP Devleti MİTe bağlıyorlar
Operasyonunun ‘örgüt' suçlamasıyla ilgisi yok
Zaman
10.04.2014
02:03
Adana’da yasa dışı dinleme iddiasıyla gözaltına alınan 8 polisten ikisi serbest bırakılırken 6’sı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Emniyet sorgusunda polislere Star’ın 18 Mart 2014 tarihli haberi üzerinden sorular yöneltilmesi, soruşturmanın gazete kupürlerine dayanılarak açıldığını ortaya koydu. Polislerin avukatı da ‘paralel yapıya operasyon’ haberlerine tepki gösterdi: “Böyle bir suçlama yok.”Yasa dışı telefon dinleme iddiaları üzerine Adana’da gözaltına alınan 8 polis dün savcılığa ifade verdi. Sorgunun ardından 2 polis serbest bırakılırken 6’sı tutuklandı. Zanlılardan İ.B.’nin avukatı İsa Ayanoğlu, soruşturma gerekçesi olarak, 18 Mart 2014’te Star gazetesinde yayımlanan ‘Yargıya polise paralel şantaj’ başlıklı haberin gösterildiğini söyledi. Medyada yer alan ‘paralel yapıya operasyon’ şeklindeki haberleri de yalanlayan Ayanoğlu, gözaltındaki polislere örgüt veya paralel yapı iddiasıyla ilgili herhangi bir sorunun sorulmadığını ifade etti.Yasa dışı telefon dinleme iddiaları üzerine Adana’da gözaltına alınan 8 polisten ikisi serbest bırakılırken 6 polis tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcı, polislerden M.A. ve R.K.’nın serbest bırakılmasına karar verdi. Aralarında daha önce Adana Emniyeti’nde İstihbarat Şube’den sorumlu emniyet müdür yardımcılığı görevini de yürüten İ.B. ve E.Y.’nin de bulunduğu 6 polis ise tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi. Polisler, ‘delilleri karartma’ ve ‘kaçma’ şüphesi sebebiyle Nöbetçi 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı. 6 polis memuru, cezaevine gönderilmeden önce aileleri ile vedalaştı. Polislerin yakınları gözyaşlarına boğuldu, Tutuklanan eski istihbarat şube müdürlerinden İ.B.’nin avukatı İsa Ayanoğlu, karara itiraz edeceklerini belirterek ‘münferit ve hassas bir olay’ olduğunu, bu nedenle de farklı yönlere çekilmesini istemediklerini söyledi. Polislere, emniyet soruşturmasında 18 Mart 2014 tarihinde Star gazetesinde yayımlanan ‘Yargıya polise paralel şantaj’ başlıklı haberin dayanak olarak gösterildiğini söyleyen Ayanoğlu, “Yasa dışı bir dinleme söz konusu değil. Müvekkilimin döneminde yapılan dinlemelerin tümü yasal mevzuata uygun. Şikâyette bulunan yargı mensupları, telefonlarının IMEI numaraları üzerinden farklı isimlerle dinlendiğini iddia ediyor. IMEI numaraları klonlanmış olabilir.” dedi. Avukat Ayanoğlu, medyada yer alan ‘paralel yapıya operasyon’ şeklindeki haberleri de yalanladı. Savcılık soruşturmasında gözaltına alınan polislere örgüt veya paralel yapı iddiasıyla ilgili herhangi bir sorunun sorulmadığını ifade eden Ayanoğlu, ancak Emniyet’teki soruşturmada ise ‘paralel yapı’ algısıyla ilgili sorular sorulduğunu aktardı. Tutuklanan İ.B.’nin Adana TEM Şube Müdürlüğü’ndeki ifadesinde yasa dışı dinlemeye yönelik talimat vermediğini söylediği öğrenildi. Bilgin’in, Adana’da görevli Hâkim S.K. ve Savcı Ş.U.’yu yasa dışı olarak farklı isimlerle dinlendikleri yönündeki iddiaların sorulması üzerine, “Hâkim ve savcı ile ilgili bir dinleme yapılmışsa bile bu dinlemelerin önleyici dinleme mahiyetinde olacağı düşünüldüğünde bir izne tabi olmayacağını, mahkeme kararının bu konuda yeterli olacağını düşünmekteyim.” dediği ifade edildi. Bilgin’e yurtdışına legal veya illegal yollarla çıkıp çıkmadığının sorulduğu, Bilgin’in de 1 kez Macaristan’a, 3 kez Almanya’ya, 1 kez de İngiltere’ye iş amaçlı olarak gittiğini söylediği kaydedildi. İddia edilen dinlemelerin ne amaçla yapıldığı ve bilgilerin hangi amaç doğrultusunda kullanıldığı yönündeki soruya ise Bilgin’in, “Dinlemelerden elde edilen veriler, süre dolduktan sonra 10 gün içerisinde imha edilir ve imha edilmiştir.” şekilde cevap verdiği aktarıldı. Sorgulamanın devamında ise Bilgin’in, “Ben kanunsuz olan hiçbir evraka imza atmadım. O numaraların hakim veya savcıya ait olup olmadığını bilmiyorum. Benim numara ve isimleri tek tek kontrol etmem mümkün değildir. Yasanın bana vermiş olduğu görevi yine yasal mahkeme kararlarına dayanarak yerine getirmeye çalıştım.” dediği öğrenildi. Öte yandan İçişleri Bakanlığı, Zaman’ın dünkü nüshasında yer alan yasa dışı dinleme iddialarına operasyon haberiyle ilgili “Haberde geçen ‘gözaltı talimatı İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından verildi’ şeklindeki ibare, yasal olarak yapılması mümkün olmayan, tamamen gerçeğe aykırı bir ifadedir.” açıklamasını yaptı.Tutuklanan polisleri itibarsızlaştırma çabasıAdliye çıkışında bekleyen basın mensuplarına gelen bir polis memuru, mahkemeye çıkartılan polislerin tutuklandığı ve ana giriş kapısından çıkartılacakları bilgisini verdi. B
Zaman
Güncel
10.04.2014
Operasyonunun‘örgütsuçlamasıylailgisiyokOperasyonunun ‘örgüt suçlamasıyla ilgisi yok
Cumhurbaşkanlığını konuşmanın günü geldi
Zaman
05.04.2014
13:01
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yerel seçimlerin ardından ilk değerlendirmesini resmî ziyaret için gittiği Kuveyt’te yaptı. Türkiye’nin bu gerilimle yoluna devam edemeyeceğini, bir an önce asıl reform gündemine dönmesi gerektiğini söyledi.Seçim sürecinde ve sonrasında Başbakan Erdoğan’ın, belli kesimleri hedef alan söylemleri için “Bir hukuk devletinde cadı avı olamaz. Sizin gibi düşünmedikleri için insanları suçlayamazsınız. Ancak devlet kurumlarında suç işleyenler varsa hukuk çerçevesinde bunların da cezasız kalması düşünülemez.” dedi. Yolsuzlukların kuşkuya yer bırakmayacak şekilde hukuk içerisinde aydınlatılması gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup olmayacağıyla ilgili sorular üzerine ise bu konunun konuşulma zamanının geldiğini, kendisiyle ilgili durumun mayıs ayında netleşebileceğini belirtti. Neyin nasıl olacağına Erdoğan’la oturup karar vereceklerini ifade etti. YouTube ve Twitter konusuna da değinen Gül, yasağın kalkması gerektiğinin altını çizdi.Cumhurbaşkanı Gül, Camia’ya yönelik operasyon iddiasından, yolsuzluk suçlamalarına, yerel seçim sonuçlarından cumhurbaşkanlığı adaylığına, Suriye zirvesini kimin dinlediğinden Twitter ve YouTube yasaklarına kadar Türkiye’nin konuştuğu meseleleri resmi ziyaret için gittiği Kuveyt’te değerlendirdi. İşte Gül’ün sorulara verdiği cevaplar:Seçim sonrası siyasi gelişmelere nasıl bakıyorsunuz? Başbakan ile görüştünüz. Erken genel seçimden kabine değişikliğine kadar çok iddia var.Seçimler bitti, halk söyleyeceğini söyledi. Şimdi Türkiye’nin kendi esas uzun vadeli gündemine dönmesi gerekir. Normalleştirmemiz gerekir. Kurumların hepsi kendi işinin başında olmalı. Türkiye’nin esas büyük meselesi ekonomidir. Dünyaya, istikrar ve güveninin bozulmadığını göstermek gerekli. Güven ve istikrarı özellikle birlikte kullandım. Anlamlarını biliriz ama istikrar ve güven ile birlikte Türkiye’nin tekrar reform günlerine dönüp herhangi bir AB ülkesi seviyesine gelmesi için yapması gereken şeyler bellidir. Dışarıda oluşan algı bozukluklarını süratle düzeltmek gerekir. Yoksa bu hasarlar ileride tamiri zor hasarlara dönüşür. Kayıp olur. Unutmayalım ki ekonomik sorunlar adım adım gelir. Bir günde ortaya çıkmaz. Şayet güven ve istikrarda geleceğe dair problem görülmeye başlanırsa o zaman ekonomik sıkıntılar gelir. Onun için bunu hemen önlememiz lazım. Yoksa zaman kaybedilmiş olur. Başbakan’la devlet işlerini konuştuk. Seçimler için hayırlı olsun dedim. Kabine değişikliği konuşulmadı.Cumhurbaşkanlığı ile genel seçimlerin birleştirilmesinden söz ediliyor?Bunu görüyorum, yazılıyor ama konuşmadık. Nihayette erken seçim kararı kanun ile olur. Meclis’te bir kanun çıkıyorsa Meclis’te çoğunluğu olan partinin karar vereceği bir şeydir. Benim bildiğim yerel seçimlerden önce de bugün de bu tip senaryolar konuşulmuş, şöyle yapalım böyle yapalım diye bir şey yok ortada. Ama olaylar ne çıkarır bu ayrı. Seçim neticeleri net olarak çıktıktan sonra böyle bir şey istenirse buna Meclis’te çoğunluğu olan karar verir.Siz cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız?Bu seçim aradan çıktıktan sonra bundan sonraki seçim ağustosta cumhurbaşkanlığı seçimi olduğuna göre bunu konuşmanın da günü geldi. Bu da konuşulacaktır tabii. Ne zaman derseniz; seçim yeni yapılmış. Neticeleri bile ilan edilmemiş. Bunlar ilan edilir. Nisan ayının sonunda mayıs ayının başında bunlar netleşmiş olur. Nasıl olur, ne olur, bunları cumhurbaşkanlığı seçiminden önce oturur konuşur, ona göre karar veririz.Kendi aramızda konuşuruz derken Başbakan ile mi görüşeceksiniz?Tabii ki… Diğer arkadaşlarımla da. Ben dışarıdan bağımsız bir siyasetçi olarak cumhurbaşkanlığına gelmedim. Tabii ki konuşacak arkadaşlarım var.Başbakan, size danışmadan seçimleri öne almak, iki seçimi birleştirmek gibi sizin pozisyonunuzu zora sokacak bir kanun çıkarabilir mi?İşi kişiselleştirmemek gerekir. Nihayetinde bu tip şeylerin üzerinde konuşuruz. Benim kanaatim önemli olur. Yani ben yarın gazete manşetinden bir şey duymam. Erken seçim kararı çıkmış gibi şeyler olmaz.Seçimlerde aldığı oy oranı dolayısıyla üzerine de BDP oylarını ekleyerek Başbakan’ın Köşk’e çıkmak isteyeceğine dair çok sayıda yorum var. Bu konuda sizin düşünceniz nedir?Bu konuda söyleyeceğim az önce söylediğim şeydir. Cumhurbaşkanlığı seçimini konuşmanın günü geldi.Konuşmanız ve koşullarınız uygun olursa başbakanlık düşünür müsünüz?Önce bir şey söylemem. Oturup bunları konuşalım bakalım. Hele bir seçim neticeleri ortaya çıksın, resmiyet kazansın. Ondan sonra muhakkak kendi aramızda bir değerlendirme yaparız. Muhakkak ki benim de düşüncelerim vardır. Hiç kimse duyarsız değil ki bu tip şeylere. Cumhurbaşkanlığı seçiminin memleketin her tarafını alt üst edecek şekilde olmaması gerekir. Geçmişteki siyasi kavgaların sebebinin bu
Zaman
Politika
05.04.2014
CumhurbaşkanlığınıkonuşmanıngünügeldiCumhurbaşkanlığını konuşmanın günü geldi
Cemaat’e yönelik linç kampanyasını hoş görmeyiz
Zaman
01.04.2014
02:21
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cemaat’e yönelik linç kampanyasına parti olarak destek vermeyeceklerini söyledi.Demirtaş, “Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Şimdi Fethullah Gülen cemaatine de sırf Fethullah Gülen’in sempatizanıdır ya da ona gönül vermiş diye suçlar, operasyon yapar ve tutuklarsanız, BDP olarak biz böyle bir yaklaşıma asla destek vermeyiz, hoş görmeyiz.” dedi.Partisinin Diyarbakır İl Başkanlı-ğı’nda basın toplantısı düzenleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasına değindi. Bir gazetecinin, Başbakan’ın Cemaat’e yönelik operasyon sinyali verdiğini hatırlatması üzerine Demirtaş, “Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Suç kim tarafından işlenmişse ve elinizde belgesi, bilgisi varsa o kişiye dönük olarak operasyon yapabilirsiniz. Yani bir camianın, cemaatin tamamını suçlu ilan edip, siz camianın ya da cemaatin bütün üyelerini linç edemezsiniz. Kimseye şantaj yapmasına, tehdit etmesine gerek yok. Kendisi başsavcı değil. Varsa elinde bilgi belge savcılara teslim edecek. İnlerine Başbakan’ın kendisi mi girecek? Merak ediyorum kimle birlikte inlerine giriyor? Hangi yetkiyle giriyor, bunu yapacak olan savcıdır. Kendisini yargı yerine koyması kafalarında henüz demokrasinin şekillenmediğini açık ortaya koyuyor. Etrafındaki bir tane akıllı da bunu Başbakan’a söylemiyor.” ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarını da değerlendiren Demirtaş, halkın iradesine saygı gösterdiklerini dile getirdi. Ancak seçimlerin yolsuzlakları örtmeyeceğini hatırlattı: “Fakat seçim sonuçları AKP’nin bulaşmış olduğu suçları günahları temizlemez, ortadan kaldırmaz. Yani insanlar AKP’ye destek verdi diye hırsızlık, yolsuzluk iddialarına ya da yapılmış hırsızlığa destek verdiği anlamı çıkmaz.”HALK ÖZERKLİĞE OY VERDİSelahattin Demirtaş, BDP’nin Diyar-bakır’da kan kaybetmesini de bir mesaj olarak algıladıklarını anlattı. Demirtaş, seçimden sonra özerkliğin inşa edileceği söylemleriyle ilgili soruya da şöyle cevap verdi: “Bize oy veren insanların Alevilerin çoğunlukta yaşadığı yerde Alevi gibi yaşamak istedikleri için vermişlerdir ve biz bunun gereğini yapacağız. Biz cemevini resmileştireceğiz, hizmet edeceğiz. Araplar, Süryanilerden oy aldık. Onların da inancına göre hareket edeceğiz. Bunu Kürtçe için de yapacağız. Kürtçenin lehçeleri için de. Ders kitaplarının basılmasından ücretsiz dağıtılmasına, başka dillerde öykü roman kitaplarının basılıp ücretsiz halka dağıtılmasına ne varsa elimizde bunları kullanacağız. Anadilde eğitimin yapılması için örnek model sınıfların açılması için uğraşacağız. Bunların hepsi demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız.”
Zaman
En Çok Okunan
01.04.2014
Cemaat’eyöneliklinçkampanyasınıhoşgörmeyizCemaat’e yönelik linç kampanyasını hoş görmeyiz
Cemaat’e yönelik linç kampanyasını hoş görmeyiz
Zaman
01.04.2014
02:20
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cemaat’e yönelik linç kampanyasına parti olarak destek vermeyeceklerini söyledi.Demirtaş, “Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Şimdi Fethullah Gülen cemaatine de sırf Fethullah Gülen’in sempatizanıdır ya da ona gönül vermiş diye suçlar, operasyon yapar ve tutuklarsanız, BDP olarak biz böyle bir yaklaşıma asla destek vermeyiz, hoş görmeyiz.” dedi.Partisinin Diyarbakır İl Başkanlı-ğı’nda basın toplantısı düzenleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasına değindi. Bir gazetecinin, Başbakan’ın Cemaat’e yönelik operasyon sinyali verdiğini hatırlatması üzerine Demirtaş, “Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Suç kim tarafından işlenmişse ve elinizde belgesi, bilgisi varsa o kişiye dönük olarak operasyon yapabilirsiniz. Yani bir camianın, cemaatin tamamını suçlu ilan edip, siz camianın ya da cemaatin bütün üyelerini linç edemezsiniz. Kimseye şantaj yapmasına, tehdit etmesine gerek yok. Kendisi başsavcı değil. Varsa elinde bilgi belge savcılara teslim edecek. İnlerine Başbakan’ın kendisi mi girecek? Merak ediyorum kimle birlikte inlerine giriyor? Hangi yetkiyle giriyor, bunu yapacak olan savcıdır. Kendisini yargı yerine koyması kafalarında henüz demokrasinin şekillenmediğini açık ortaya koyuyor. Etrafındaki bir tane akıllı da bunu Başbakan’a söylemiyor.” ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarını da değerlendiren Demirtaş, halkın iradesine saygı gösterdiklerini dile getirdi. Ancak seçimlerin yolsuzlakları örtmeyeceğini hatırlattı: “Fakat seçim sonuçları AKP’nin bulaşmış olduğu suçları günahları temizlemez, ortadan kaldırmaz. Yani insanlar AKP’ye destek verdi diye hırsızlık, yolsuzluk iddialarına ya da yapılmış hırsızlığa destek verdiği anlamı çıkmaz.”HALK ÖZERKLİĞE OY VERDİSelahattin Demirtaş, BDP’nin Diyar-bakır’da kan kaybetmesini de bir mesaj olarak algıladıklarını anlattı. Demirtaş, seçimden sonra özerkliğin inşa edileceği söylemleriyle ilgili soruya da şöyle cevap verdi: “Bize oy veren insanların Alevilerin çoğunlukta yaşadığı yerde Alevi gibi yaşamak istedikleri için vermişlerdir ve biz bunun gereğini yapacağız. Biz cemevini resmileştireceğiz, hizmet edeceğiz. Araplar, Süryanilerden oy aldık. Onların da inancına göre hareket edeceğiz. Bunu Kürtçe için de yapacağız. Kürtçenin lehçeleri için de. Ders kitaplarının basılmasından ücretsiz dağıtılmasına, başka dillerde öykü roman kitaplarının basılıp ücretsiz halka dağıtılmasına ne varsa elimizde bunları kullanacağız. Anadilde eğitimin yapılması için örnek model sınıfların açılması için uğraşacağız. Bunların hepsi demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız.”
Zaman
Politika
01.04.2014
Cemaat’eyöneliklinçkampanyasınıhoşgörmeyizCemaat’e yönelik linç kampanyasını hoş görmeyiz
Cemaat’e yönelik linç kampanyasını hoş görmeyiz
Zaman
01.04.2014
02:07
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cemaat’e yönelik linç kampanyasına parti olarak destek vermeyeceklerini söyledi.Demirtaş, “Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Şimdi Fethullah Gülen cemaatine de sırf Fethullah Gülen’in sempatizanıdır ya da ona gönül vermiş diye suçlar, operasyon yapar ve tutuklarsanız, BDP olarak biz böyle bir yaklaşıma asla destek vermeyiz, hoş görmeyiz.” dedi.Partisinin Diyarbakır İl Başkanlı-ğı’nda basın toplantısı düzenleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasına değindi. Bir gazetecinin, Başbakan’ın Cemaat’e yönelik operasyon sinyali verdiğini hatırlatması üzerine Demirtaş, “Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Suç kim tarafından işlenmişse ve elinizde belgesi, bilgisi varsa o kişiye dönük olarak operasyon yapabilirsiniz. Yani bir camianın, cemaatin tamamını suçlu ilan edip, siz camianın ya da cemaatin bütün üyelerini linç edemezsiniz. Kimseye şantaj yapmasına, tehdit etmesine gerek yok. Kendisi başsavcı değil. Varsa elinde bilgi belge savcılara teslim edecek. İnlerine Başbakan’ın kendisi mi girecek? Merak ediyorum kimle birlikte inlerine giriyor? Hangi yetkiyle giriyor, bunu yapacak olan savcıdır. Kendisini yargı yerine koyması kafalarında henüz demokrasinin şekillenmediğini açık ortaya koyuyor. Etrafındaki bir tane akıllı da bunu Başbakan’a söylemiyor.” ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarını da değerlendiren Demirtaş, halkın iradesine saygı gösterdiklerini dile getirdi. Ancak seçimlerin yolsuzlakları örtmeyeceğini hatırlattı: “Fakat seçim sonuçları AKP’nin bulaşmış olduğu suçları günahları temizlemez, ortadan kaldırmaz. Yani insanlar AKP’ye destek verdi diye hırsızlık, yolsuzluk iddialarına ya da yapılmış hırsızlığa destek verdiği anlamı çıkmaz.”HALK ÖZERKLİĞE OY VERDİSelahattin Demirtaş, BDP’nin Diyar-bakır’da kan kaybetmesini de bir mesaj olarak algıladıklarını anlattı. Demirtaş, seçimden sonra özerkliğin inşa edileceği söylemleriyle ilgili soruya da şöyle cevap verdi: “Bize oy veren insanların Alevilerin çoğunlukta yaşadığı yerde Alevi gibi yaşamak istedikleri için vermişlerdir ve biz bunun gereğini yapacağız. Biz cemevini resmileştireceğiz, hizmet edeceğiz. Araplar, Süryanilerden oy aldık. Onların da inancına göre hareket edeceğiz. Bunu Kürtçe için de yapacağız. Kürtçenin lehçeleri için de. Ders kitaplarının basılmasından ücretsiz dağıtılmasına, başka dillerde öykü roman kitaplarının basılıp ücretsiz halka dağıtılmasına ne varsa elimizde bunları kullanacağız. Anadilde eğitimin yapılması için örnek model sınıfların açılması için uğraşacağız. Bunların hepsi demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız.”
Zaman
Ana Sayfa
01.04.2014
Cemaat’eyöneliklinçkampanyasınıhoşgörmeyizCemaat’e yönelik linç kampanyasını hoş görmeyiz
Demirtaş: Halk özerkliğe oy verdi
Zaman
31.03.2014
15:40
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, halkın seçimlerde özerkliğe oy verdiğini belirterek Demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız. dedi.BDP lideri, Diyarbakırda seçim sonuçlarını değerlendirdi. Partisinin Diyarbakır İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğanın dün yaptığı balkon konuşmasına değendi. BDPnin Diyarbakırda oy düşüklüğünü değerlendiren Demirtaş, Bu bir mesajdır, seçmen niye sandığa gitmez. Veya niye bize oy vermez, bütün bunları sormamız ve sorgulamamız gerekiyor. Seçmenin iradesine ve bize verdiği mesaja saygı duyarız. Demek ki daha çok çalışmak ve daha çok hizmet etmemiz lazım. Demek halkı daha çok dinlememiz lazım. dedi. Demirtaş, Türkiye geneli BDP oylarının düştüğü şeklindeki değerlendirmeye ise Bugün düşüşten daha çok, beklenen artış olmadı dense daha doğru olur. Batıdaki oylarımızın yeterince sandığa yansımadığını düşünüyorum. Bunun nedenlerini tartışacağız. Mutlaka yetersizliklerimiz olmuştur. Daha iyi sonuç alabilirdik. Ortada bir başarı ama çok daha iyi bir başarı fırsatı vardı. diye konuştu.Demirtaş, seçimden sonra özerkliğin inşa edileceği söylemleriyle ilgili soruya da şöyle cevap verdi: Yerel hizmetlerin her alanda kaliteli hizmete getirilmesi gerekiyor. Çok dilli, çok kültürlü hizmetlerin verilmesi. Anadilde eğitimden anadilde sağlık hizmetlerine kadar her yerde bunun altyapısının oluşturulması konusunda belediyelerimiz çaba sarf edecektir. Bu, belediyelerin yetkisindedir ve görevidir aynı zamanda. İnsanlar belediyeye oy verirken kendilerine yaşamlarına tarihlerine yaşadığı yere uygun hizmet etsinler diye verir. Bize oy veren insanların Alevilerin çoğunlukta yaşadığı yerde alevi gibi yaşamak istedikleri için vermişlerdir ve biz bunun gereğini yapacağız. Biz cemevini resmileştireceğiz, hizmet edeceğiz. Araplar, Süryanilerden oy aldık. Onların da inancına göre hareket edeceğiz. Bunu Kürtçe için de yapacağız. Kürtçenin lehçeleri için de. Ders kitaplarının basılmasından ücretsiz dağıtılmasına başka dillerde öykü roman kitaplarının basılıp ücretsiz halka dağıtılmasına ne varsa elimizde bunları kullanacağız. Anadilde eğitimin yapılması için örnek model sınıfların açılması için uğraşacağız. Bunların hepsi demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız.Bir gazetecinin, Başbabakanın cemaate yönelik operasyon sinyali verdiğini hatırlatması üzerine Demirtaş, Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Suç kim tarafından işlenmişse ve elinizde belgesi, bilgisi varsa o kişiye dönük olarak operasyon yapabilirsiniz. Yani bir camianın, cemaatin tamamını suçlu ilan edip, siz camianın ya da cemaatin bütün üyelerini linç edemezsiniz. diye konuştu.Geçmişte kendilerine yönelik de linç kampanyası yapıldığını anlatarak, KCK operasyonlarını örnek veren Demirtaş, Bize yapıldığı için biliyoruz. KCK operasyonları adı altında 10 binlerce insan içeri atıldı. Şimdi Fethullah Gülen cemaatine de sırf Fethullah Gülenin sempatizanıdır ya da ona gönül vermiş diye suçlar, tutuklarsanız, operasyon yaparsanız, BDP olarak biz böyle bir yaklaşıma asla destek vermeyiz. Asla da hoş görmeyiz. şeklinde konuştu.BAŞBAKAN YARGIYI KENDİSİNE BAĞLI GÖRDÜĞÜ İÇİN BÖYLE KONUŞUYORGerçekten suç işlemiş gizli örgüt mü kurmuş, casusluk mu yapmış, efendim kişilerin özel yaşamını mı dinlemiş bu da Türk Ceza Kanununda suçtur. diyen Demirtaş, bu suçu işleyen kişileri cemaat üyesi mi değil mi bakılmaksızın gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi. Demirtaş, Başbakan, kastettiği buysa bu konuda kimseye şantaj yapmasına, tehdit etmesine gerek yok. Kendisi başsavcısı değil. Varsa elinde bilgi belge savcılara teslim edecek. İnlerine Başbakanın kendisi mi girecek? Merak ediyorum kimle birlikte inlerine giriyor. Hangi yetkiyle giriyor, bunu yapacak olan savcıdır. Kendisini yargı yerine koyması kafalarında henüz demokrasinin şekillenmediğini açık ortaya koyuyor. ifadelerini kullandı.Başbakanın, bu ülkede kişilere yönelik operasyon yapma yetkisi olmadığını anlatan Demirtaş, Etrafındaki bir tane akıllı da bunu Başbakana söylemiyor. Senin böyle bir yetkin yok Başbakan olarak. Sen kime ne operasyonu yapıyorsun? Operasyon yetkisi sende değil, talimat yetkisi sende değil, karar verme yetkisi sende değil, bu tümüyle yargısal bir mevzudur. Ama yargıyı kendisine bağlı olarak gördüğü için maalesef bunları konuşuyor. Bu nedenle biz böyle bir durumda evrensel hukuka bakarız. Mevcut hukuki duruma bakarız. Yoksa öyle cemaat suçludur, cemaati yakaladığınız yerde içeri atın, cemaa
Zaman
Son Dakika
31.03.2014
DemirtaşHalközerkliğeoyverdiDemirtaş Halk özerkliğe oy verdi
Demirtaş: Halk özerkliğe oy verdi
Zaman
31.03.2014
15:40
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, halkın seçimlerde özerkliğe oy verdiğini belirterek Demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız. dedi.BDP lideri, Diyarbakırda seçim sonuçlarını değerlendirdi. Partisinin Diyarbakır İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğanın dün yaptığı balkon konuşmasına değendi. BDPnin Diyarbakırda oy düşüklüğünü değerlendiren Demirtaş, Bu bir mesajdır, seçmen niye sandığa gitmez. Veya niye bize oy vermez, bütün bunları sormamız ve sorgulamamız gerekiyor. Seçmenin iradesine ve bize verdiği mesaja saygı duyarız. Demek ki daha çok çalışmak ve daha çok hizmet etmemiz lazım. Demek halkı daha çok dinlememiz lazım. dedi. Demirtaş, Türkiye geneli BDP oylarının düştüğü şeklindeki değerlendirmeye ise Bugün düşüşten daha çok, beklenen artış olmadı dense daha doğru olur. Batıdaki oylarımızın yeterince sandığa yansımadığını düşünüyorum. Bunun nedenlerini tartışacağız. Mutlaka yetersizliklerimiz olmuştur. Daha iyi sonuç alabilirdik. Ortada bir başarı ama çok daha iyi bir başarı fırsatı vardı. diye konuştu.Demirtaş, seçimden sonra özerkliğin inşa edileceği söylemleriyle ilgili soruya da şöyle cevap verdi: Yerel hizmetlerin her alanda kaliteli hizmete getirilmesi gerekiyor. Çok dilli, çok kültürlü hizmetlerin verilmesi. Anadilde eğitimden anadilde sağlık hizmetlerine kadar her yerde bunun altyapısının oluşturulması konusunda belediyelerimiz çaba sarf edecektir. Bu, belediyelerin yetkisindedir ve görevidir aynı zamanda. İnsanlar belediyeye oy verirken kendilerine yaşamlarına tarihlerine yaşadığı yere uygun hizmet etsinler diye verir. Bize oy veren insanların Alevilerin çoğunlukta yaşadığı yerde alevi gibi yaşamak istedikleri için vermişlerdir ve biz bunun gereğini yapacağız. Biz cemevini resmileştireceğiz, hizmet edeceğiz. Araplar, Süryanilerden oy aldık. Onların da inancına göre hareket edeceğiz. Bunu Kürtçe için de yapacağız. Kürtçenin lehçeleri için de. Ders kitaplarının basılmasından ücretsiz dağıtılmasına başka dillerde öykü roman kitaplarının basılıp ücretsiz halka dağıtılmasına ne varsa elimizde bunları kullanacağız. Anadilde eğitimin yapılması için örnek model sınıfların açılması için uğraşacağız. Bunların hepsi demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız.Bir gazetecinin, Başbabakanın cemaate yönelik operasyon sinyali verdiğini hatırlatması üzerine Demirtaş, Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Suç kim tarafından işlenmişse ve elinizde belgesi, bilgisi varsa o kişiye dönük olarak operasyon yapabilirsiniz. Yani bir camianın, cemaatin tamamını suçlu ilan edip, siz camianın ya da cemaatin bütün üyelerini linç edemezsiniz. diye konuştu.Geçmişte kendilerine yönelik de linç kampanyası yapıldığını anlatarak, KCK operasyonlarını örnek veren Demirtaş, Bize yapıldığı için biliyoruz. KCK operasyonları adı altında 10 binlerce insan içeri atıldı. Şimdi Fethullah Gülen cemaatine de sırf Fethullah Gülenin sempatizanıdır ya da ona gönül vermiş diye suçlar, tutuklarsanız, operasyon yaparsanız, BDP olarak biz böyle bir yaklaşıma asla destek vermeyiz. Asla da hoş görmeyiz. şeklinde konuştu.BAŞBAKAN YARGIYI KENDİSİNE BAĞLI GÖRDÜĞÜ İÇİN BÖYLE KONUŞUYORGerçekten suç işlemiş gizli örgüt mü kurmuş, casusluk mu yapmış, efendim kişilerin özel yaşamını mı dinlemiş bu da Türk Ceza Kanununda suçtur. diyen Demirtaş, bu suçu işleyen kişileri cemaat üyesi mi değil mi bakılmaksızın gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi. Demirtaş, Başbakan, kastettiği buysa bu konuda kimseye şantaj yapmasına, tehdit etmesine gerek yok. Kendisi başsavcısı değil. Varsa elinde bilgi belge savcılara teslim edecek. İnlerine Başbakanın kendisi mi girecek? Merak ediyorum kimle birlikte inlerine giriyor. Hangi yetkiyle giriyor, bunu yapacak olan savcıdır. Kendisini yargı yerine koyması kafalarında henüz demokrasinin şekillenmediğini açık ortaya koyuyor. ifadelerini kullandı.Başbakanın, bu ülkede kişilere yönelik operasyon yapma yetkisi olmadığını anlatan Demirtaş, Etrafındaki bir tane akıllı da bunu Başbakana söylemiyor. Senin böyle bir yetkin yok Başbakan olarak. Sen kime ne operasyonu yapıyorsun? Operasyon yetkisi sende değil, talimat yetkisi sende değil, karar verme yetkisi sende değil, bu tümüyle yargısal bir mevzudur. Ama yargıyı kendisine bağlı olarak gördüğü için maalesef bunları konuşuyor. Bu nedenle biz böyle bir durumda evrensel hukuka bakarız. Mevcut hukuki duruma bakarız. Yoksa öyle cemaat suçludur, cemaati yakaladığınız yerde içeri atın, cemaa
Zaman
Ana Sayfa
31.03.2014
DemirtaşHalközerkliğeoyverdiDemirtaş Halk özerkliğe oy verdi
Dışişleri’nde ‘seçim ayarlı savaş’ tartışması mı?
Zaman
28.03.2014
04:16
Video paylaşım sitesi YouTube’da yayınlanan ses kaydında Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Güler, Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Saygı Karakolu’na yönelik tehditleri değerlendiriyor.Suriye’ye yönelik muhtemel askeri operasyonlar tartışılırken, Sinirlioğlu olduğu iddia edilen kişi, “Bir kere IŞİD’e (Irak Şam İslam Devleti) dönük harekatın uluslararası hukuk zemini var. Bunu El Kaide diye tanımlayacağız, El Kaide çerçevesinde orada bir sıkıntı yok. Ayrıca hele şimdi iş Süleyman Şah Türbesi’ne gelince zaten ülke toprağını savunma söz konusu.” diyor. Tartışma böyle bir operasyon için bir gerekçe gösterilmesine ihtiyaç duyulduğu noktasına gelince Fidan’a ait olduğu iddia edilen sesin, “Gerekçe üretilir. Olay böyle bir iradenin ortaya konması… Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim… Süleyman Şah Türbesi’ne de saldırtırız.” dediği duyuluyor. Kayıtta Davutoğlu olduğu iddia edilen kişinin de “Başbakan bu (türbeye yönelik saldırı tehdidi) bir imkân gibi değerlendirilmeli bu konjonktürde dedi.” dediği duyuluyor. Org. Güler olduğu ileri sürülen bir kişi ise, “Direkt savaş sebebi yani yapacağımız iş direkt savaş sebebi.” ifadesini kullanıyor. Gazeteci Yavuz Semerci, kayıtla ilgili twitter hesabından, “Kendi ülkene füze atmak mı? Kendi toprağına el Kaide’yi saldırtmak mı? Devleti size mi emanet etmişiz. Yazıklar olsun? Üstelik suç konuşmalarınızı saklayamayacak kadar ve dinletecek kadar beceriksizsiniz.” diye yazdı. Gazeteci Ufuk Şanlı da, “Kasetin, Genelkurmay’ın ‘bizi siyasete alet etmeye kalkmayın açıklamasından sonra yayınlanması önemli. Asker Suriye’ye müdahaleye karşı.” değerlendirmesini yaptı.
Zaman
Ana Sayfa
28.03.2014
Dışişleri’nde‘seçimayarlısavaş’tartışmasımı?Dışişleri’nde ‘seçim ayarlı savaş’ tartışması mı?
Dışişleri’nde ‘seçim ayarlı savaş’ tartışması mı?
Zaman
28.03.2014
02:09
Video paylaşım sitesi YouTube’da yayınlanan ses kaydında Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Genelkurmay 2. Başkanı Org. Yaşar Güler, Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Saygı Karakolu’na yönelik tehditleri değerlendiriyor.Suriye’ye yönelik muhtemel askeri operasyonlar tartışılırken, Sinirlioğlu olduğu iddia edilen kişi, “Bir kere IŞİD’e (Irak Şam İslam Devleti) dönük harekatın uluslararası hukuk zemini var. Bunu El Kaide diye tanımlayacağız, El Kaide çerçevesinde orada bir sıkıntı yok. Ayrıca hele şimdi iş Süleyman Şah Türbesi’ne gelince zaten ülke toprağını savunma söz konusu.” diyor. Tartışma böyle bir operasyon için bir gerekçe gösterilmesine ihtiyaç duyulduğu noktasına gelince Fidan’a ait olduğu iddia edilen sesin, “Gerekçe üretilir. Olay böyle bir iradenin ortaya konması… Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim… Süleyman Şah Türbesi’ne de saldırtırız.” dediği duyuluyor. Kayıtta Davutoğlu olduğu iddia edilen kişinin de “Başbakan bu (türbeye yönelik saldırı tehdidi) bir imkân gibi değerlendirilmeli bu konjonktürde dedi.” dediği duyuluyor. Org. Güler olduğu ileri sürülen bir kişi ise, “Direkt savaş sebebi yani yapacağımız iş direkt savaş sebebi.” ifadesini kullanıyor. Gazeteci Yavuz Semerci, kayıtla ilgili twitter hesabından, “Kendi ülkene füze atmak mı? Kendi toprağına el Kaide’yi saldırtmak mı? Devleti size mi emanet etmişiz. Yazıklar olsun? Üstelik suç konuşmalarınızı saklayamayacak kadar ve dinletecek kadar beceriksizsiniz.” diye yazdı. Gazeteci Ufuk Şanlı da, “Kasetin, Genelkurmay’ın ‘bizi siyasete alet etmeye kalkmayın açıklamasından sonra yayınlanması önemli. Asker Suriye’ye müdahaleye karşı.” değerlendirmesini yaptı.
Zaman
Dünya
28.03.2014
Dışişleri’nde‘seçimayarlısavaş’tartışmasımı?Dışişleri’nde ‘seçim ayarlı savaş’ tartışması mı?
Suriye ile savaş ucu belirsiz bir macera olur
Zaman
27.03.2014
02:20
Seçim öncesi Suriye sınırında yükselen tansiyonu değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin provokasyon neticesinde sonu belirsiz bir savaşın içine çekilebileceği uyarısı yapıyor. Ankara, Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik saldırıya karşılık verileceğini açıklarken, uzmanlar, “Ordu kesinlikle karadan Suriye’ye sokulmamalı. Savaş, Türkiye’nin en son seçeneği olmalı.” diyor.Türkiye’nin pazar günü sınır ihlali yapan bir Suriye uçağını düşürmesinin ardından sınırda gerginlik artarken, seçimlerin hemen öncesinde iki ülke arasında savaş çıkabileceğine dair endişeler var. Suriye’nin sınır hattında devriye gezen Türk savaş uçaklarına karşı füzelerini kilitleyerek tacizde bulunması, El Kaide bağlantılı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Türk askerinin koruduğu Süleyman Şah Türbesi’ni tehdit etmesi, çatışma ihtimalini güçlendiriyor. Muhalefet partileri, sınırdaki gerilimi seçimle irtibatlandırarak AK Parti’yi gündemi değiştirmek için ülkeyi tehlikeli bir maceraya sürüklemekle suçluyor. Uzmanlar da Türkiye’nin provokasyon neticesinde sonu belirsiz bir savaşın içine çekilebileceği uyarısında bulunuyor. IŞİD’e karşı düzenlenmesi muhtemel operasyonun tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğini kaydeden Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, “Türbeyi korumanın ötesinde bir çatışmanın içinde kalabiliriz. IŞİD ile beraber aynı zamanda Suriye ile daha derin bir çatışmanın içine girebiliriz. O yüzden bu mesele ile ilgili toplumsal ve siyasi mutabakat aranması lazım.” diyor. Okur, operasyonun derinleşmesi ve devamında başarısızlığı halinde Türkiye’de PKK’nın 30 Mart sonrası için özerklik taleplerinin güçleneceğini de belirtiyor. Okur, “Suriye’de askeri çatışma ortamına girersek Güneydoğu’daki özerklik talepleri giderek yükselmeye başlar. O zaman Suriye’de PKK unsurları ile de karşı karşıya gelebiliriz. Türkiye’nin en son seçeneği savaş olması lazım. Sınırımızda 50 bin kişilik bir PYD (PKK’nın Suriye kolu) söz konusu. Bir zayıflık görüntüsü vermemek lazım ama bizi Suriye’nin içine sokacak bir savaştan ve çatışmadan da uzak durmak lazım.” değerlendirmesini yapıyor. Türkiye sınırına 25 km mesafedeki Süleyman Şah Türbesi, uluslararası anlaşmalar gereği Türk toprağı sayılıyor ve güvenliğini buradaki Türk askerleri sağlıyor. IŞİD’in türbeye saldırı hazırlığında olduğu yönünde haberler yayınlanırken, Ankara her türlü saldırıya karşılık verileceğini açıklamıştı. 21. yy. Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ da IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ndeki Türk askerlerinin çekilmesi için mühlet vermesini ‘provokasyon’ olarak değerlendiriyor. Özdağ, “Türkiye-Suriye sınırında 100 bin askerimiz mevcut. Ama böyle bir tehdit yok şu anda. IŞİD’in türbedeki askerlerin çekilmesi yönünde süre vermesini provokasyon olduğunu düşünüyorum. IŞİD açısından bunun bir mantığı yok. IŞİD türü örgütler çok rahat sızılan, manipüle edilen, tahrik aracı olarak kullanılan örgütlerdir.” şeklinde konuşuyor.‘SÜLEYMAN ŞAH İÇİN ÖSO DEVREYE GİREBİLİR’Bağdat eski Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanı emekli Kurmay Albay İsmail Hakkı Soygeniş ise türbeye yönelik muhtemel bir saldırıda Türk ordusunun nokta operasyon düzenlemesi gerektiğini söylüyor. Albay Soygeniş, “Türkiye savaşa girmeden, Türk Hava Kuvvetleri ve özel kuvvetlerini kullanarak hareket etmeli. Ordu kesinlikle karadan Suriye ile savaşa sokulmamalı… İşin içinden çıkılmaz bir hal alabilir… Zararlı çıkan biz oluruz.” uyarısını yapıyor. Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Başkanı Doç. Dr. Atilla Sandıklı da Türkiye’nin IŞİD’e karşı türbenin etrafını kontrol altına alana kadar harekete geçmemesini eleştirirken bölgede muhalif Özgür Suriye Ordusu unsurlarının kullanabileceği görüşünü dile getiriyor. İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim görevlisi Bora Bayraktar ise IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik tehdidinin sembolik olduğunu, bunu ciddiye almadığını söylüyor. Bayraktar, Suriye uçağının düşürülmesini de ‘iç politikaya dönük bir hareket’, ‘Başbakan Tayyip Erdoğan’ın seçim yatırımı’ olarak değerlendiriyor. Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Genç de kara harekâtının oldukça riskli olacağını belirtiyor. Türkiye’nin kesinlikle Suriye’ye karşı bir cephe açmaması gerektiğini dile getiren Savaş, aksi takdirde Türkiye’nin Esed’i destekleyen İran ve Rusya’yı da karşısına alacağını ifade ediyor. Savaş, “Biz PKK ile mücadeleden düzenli orduların, paramiliter yapılara karşı uygun enstrümanlar olmadığını biliyoruz. Bu durumda gelişmiş ülkel
Zaman
En Çok Okunan
27.03.2014
SuriyeilesavaşucubelirsizbirmaceraolurSuriye ile savaş ucu belirsiz bir macera olur
Suriye ile savaş ucu belirsiz bir macera olur
Zaman
27.03.2014
02:19
Seçim öncesi Suriye sınırında yükselen tansiyonu değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin provokasyon neticesinde sonu belirsiz bir savaşın içine çekilebileceği uyarısı yapıyor. Ankara, Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik saldırıya karşılık verileceğini açıklarken, uzmanlar, “Ordu kesinlikle karadan Suriye’ye sokulmamalı. Savaş, Türkiye’nin en son seçeneği olmalı.” diyor.Türkiye’nin pazar günü sınır ihlali yapan bir Suriye uçağını düşürmesinin ardından sınırda gerginlik artarken, seçimlerin hemen öncesinde iki ülke arasında savaş çıkabileceğine dair endişeler var. Suriye’nin sınır hattında devriye gezen Türk savaş uçaklarına karşı füzelerini kilitleyerek tacizde bulunması, El Kaide bağlantılı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Türk askerinin koruduğu Süleyman Şah Türbesi’ni tehdit etmesi, çatışma ihtimalini güçlendiriyor. Muhalefet partileri, sınırdaki gerilimi seçimle irtibatlandırarak AK Parti’yi gündemi değiştirmek için ülkeyi tehlikeli bir maceraya sürüklemekle suçluyor. Uzmanlar da Türkiye’nin provokasyon neticesinde sonu belirsiz bir savaşın içine çekilebileceği uyarısında bulunuyor. IŞİD’e karşı düzenlenmesi muhtemel operasyonun tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğini kaydeden Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, “Türbeyi korumanın ötesinde bir çatışmanın içinde kalabiliriz. IŞİD ile beraber aynı zamanda Suriye ile daha derin bir çatışmanın içine girebiliriz. O yüzden bu mesele ile ilgili toplumsal ve siyasi mutabakat aranması lazım.” diyor. Okur, operasyonun derinleşmesi ve devamında başarısızlığı halinde Türkiye’de PKK’nın 30 Mart sonrası için özerklik taleplerinin güçleneceğini de belirtiyor. Okur, “Suriye’de askeri çatışma ortamına girersek Güneydoğu’daki özerklik talepleri giderek yükselmeye başlar. O zaman Suriye’de PKK unsurları ile de karşı karşıya gelebiliriz. Türkiye’nin en son seçeneği savaş olması lazım. Sınırımızda 50 bin kişilik bir PYD (PKK’nın Suriye kolu) söz konusu. Bir zayıflık görüntüsü vermemek lazım ama bizi Suriye’nin içine sokacak bir savaştan ve çatışmadan da uzak durmak lazım.” değerlendirmesini yapıyor. Türkiye sınırına 25 km mesafedeki Süleyman Şah Türbesi, uluslararası anlaşmalar gereği Türk toprağı sayılıyor ve güvenliğini buradaki Türk askerleri sağlıyor. IŞİD’in türbeye saldırı hazırlığında olduğu yönünde haberler yayınlanırken, Ankara her türlü saldırıya karşılık verileceğini açıklamıştı. 21. yy. Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ da IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ndeki Türk askerlerinin çekilmesi için mühlet vermesini ‘provokasyon’ olarak değerlendiriyor. Özdağ, “Türkiye-Suriye sınırında 100 bin askerimiz mevcut. Ama böyle bir tehdit yok şu anda. IŞİD’in türbedeki askerlerin çekilmesi yönünde süre vermesini provokasyon olduğunu düşünüyorum. IŞİD açısından bunun bir mantığı yok. IŞİD türü örgütler çok rahat sızılan, manipüle edilen, tahrik aracı olarak kullanılan örgütlerdir.” şeklinde konuşuyor.‘SÜLEYMAN ŞAH İÇİN ÖSO DEVREYE GİREBİLİR’Bağdat eski Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanı emekli Kurmay Albay İsmail Hakkı Soygeniş ise türbeye yönelik muhtemel bir saldırıda Türk ordusunun nokta operasyon düzenlemesi gerektiğini söylüyor. Albay Soygeniş, “Türkiye savaşa girmeden, Türk Hava Kuvvetleri ve özel kuvvetlerini kullanarak hareket etmeli. Ordu kesinlikle karadan Suriye ile savaşa sokulmamalı… İşin içinden çıkılmaz bir hal alabilir… Zararlı çıkan biz oluruz.” uyarısını yapıyor. Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Başkanı Doç. Dr. Atilla Sandıklı da Türkiye’nin IŞİD’e karşı türbenin etrafını kontrol altına alana kadar harekete geçmemesini eleştirirken bölgede muhalif Özgür Suriye Ordusu unsurlarının kullanabileceği görüşünü dile getiriyor. İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim görevlisi Bora Bayraktar ise IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik tehdidinin sembolik olduğunu, bunu ciddiye almadığını söylüyor. Bayraktar, Suriye uçağının düşürülmesini de ‘iç politikaya dönük bir hareket’, ‘Başbakan Tayyip Erdoğan’ın seçim yatırımı’ olarak değerlendiriyor. Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Genç de kara harekâtının oldukça riskli olacağını belirtiyor. Türkiye’nin kesinlikle Suriye’ye karşı bir cephe açmaması gerektiğini dile getiren Savaş, aksi takdirde Türkiye’nin Esed’i destekleyen İran ve Rusya’yı da karşısına alacağını ifade ediyor. Savaş, “Biz PKK ile mücadeleden düzenli orduların, paramiliter yapılara karşı uygun enstrümanlar olmadığını biliyoruz. Bu durumda gelişmiş ülkel
Zaman
Dünya
27.03.2014
SuriyeilesavaşucubelirsizbirmaceraolurSuriye ile savaş ucu belirsiz bir macera olur
Suriye ile savaş ucu belirsiz bir macera olur
Zaman
27.03.2014
02:07
Seçim öncesi Suriye sınırında yükselen tansiyonu değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin provokasyon neticesinde sonu belirsiz bir savaşın içine çekilebileceği uyarısı yapıyor. Ankara, Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik saldırıya karşılık verileceğini açıklarken, uzmanlar, “Ordu kesinlikle karadan Suriye’ye sokulmamalı. Savaş, Türkiye’nin en son seçeneği olmalı.” diyor.Türkiye’nin pazar günü sınır ihlali yapan bir Suriye uçağını düşürmesinin ardından sınırda gerginlik artarken, seçimlerin hemen öncesinde iki ülke arasında savaş çıkabileceğine dair endişeler var. Suriye’nin sınır hattında devriye gezen Türk savaş uçaklarına karşı füzelerini kilitleyerek tacizde bulunması, El Kaide bağlantılı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Türk askerinin koruduğu Süleyman Şah Türbesi’ni tehdit etmesi, çatışma ihtimalini güçlendiriyor. Muhalefet partileri, sınırdaki gerilimi seçimle irtibatlandırarak AK Parti’yi gündemi değiştirmek için ülkeyi tehlikeli bir maceraya sürüklemekle suçluyor. Uzmanlar da Türkiye’nin provokasyon neticesinde sonu belirsiz bir savaşın içine çekilebileceği uyarısında bulunuyor. IŞİD’e karşı düzenlenmesi muhtemel operasyonun tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğini kaydeden Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, “Türbeyi korumanın ötesinde bir çatışmanın içinde kalabiliriz. IŞİD ile beraber aynı zamanda Suriye ile daha derin bir çatışmanın içine girebiliriz. O yüzden bu mesele ile ilgili toplumsal ve siyasi mutabakat aranması lazım.” diyor. Okur, operasyonun derinleşmesi ve devamında başarısızlığı halinde Türkiye’de PKK’nın 30 Mart sonrası için özerklik taleplerinin güçleneceğini de belirtiyor. Okur, “Suriye’de askeri çatışma ortamına girersek Güneydoğu’daki özerklik talepleri giderek yükselmeye başlar. O zaman Suriye’de PKK unsurları ile de karşı karşıya gelebiliriz. Türkiye’nin en son seçeneği savaş olması lazım. Sınırımızda 50 bin kişilik bir PYD (PKK’nın Suriye kolu) söz konusu. Bir zayıflık görüntüsü vermemek lazım ama bizi Suriye’nin içine sokacak bir savaştan ve çatışmadan da uzak durmak lazım.” değerlendirmesini yapıyor. Türkiye sınırına 25 km mesafedeki Süleyman Şah Türbesi, uluslararası anlaşmalar gereği Türk toprağı sayılıyor ve güvenliğini buradaki Türk askerleri sağlıyor. IŞİD’in türbeye saldırı hazırlığında olduğu yönünde haberler yayınlanırken, Ankara her türlü saldırıya karşılık verileceğini açıklamıştı. 21. yy. Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ da IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ndeki Türk askerlerinin çekilmesi için mühlet vermesini ‘provokasyon’ olarak değerlendiriyor. Özdağ, “Türkiye-Suriye sınırında 100 bin askerimiz mevcut. Ama böyle bir tehdit yok şu anda. IŞİD’in türbedeki askerlerin çekilmesi yönünde süre vermesini provokasyon olduğunu düşünüyorum. IŞİD açısından bunun bir mantığı yok. IŞİD türü örgütler çok rahat sızılan, manipüle edilen, tahrik aracı olarak kullanılan örgütlerdir.” şeklinde konuşuyor.‘SÜLEYMAN ŞAH İÇİN ÖSO DEVREYE GİREBİLİR’Bağdat eski Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanı emekli Kurmay Albay İsmail Hakkı Soygeniş ise türbeye yönelik muhtemel bir saldırıda Türk ordusunun nokta operasyon düzenlemesi gerektiğini söylüyor. Albay Soygeniş, “Türkiye savaşa girmeden, Türk Hava Kuvvetleri ve özel kuvvetlerini kullanarak hareket etmeli. Ordu kesinlikle karadan Suriye ile savaşa sokulmamalı… İşin içinden çıkılmaz bir hal alabilir… Zararlı çıkan biz oluruz.” uyarısını yapıyor. Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Başkanı Doç. Dr. Atilla Sandıklı da Türkiye’nin IŞİD’e karşı türbenin etrafını kontrol altına alana kadar harekete geçmemesini eleştirirken bölgede muhalif Özgür Suriye Ordusu unsurlarının kullanabileceği görüşünü dile getiriyor. İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim görevlisi Bora Bayraktar ise IŞİD’in Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik tehdidinin sembolik olduğunu, bunu ciddiye almadığını söylüyor. Bayraktar, Suriye uçağının düşürülmesini de ‘iç politikaya dönük bir hareket’, ‘Başbakan Tayyip Erdoğan’ın seçim yatırımı’ olarak değerlendiriyor. Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Genç de kara harekâtının oldukça riskli olacağını belirtiyor. Türkiye’nin kesinlikle Suriye’ye karşı bir cephe açmaması gerektiğini dile getiren Savaş, aksi takdirde Türkiye’nin Esed’i destekleyen İran ve Rusya’yı da karşısına alacağını ifade ediyor. Savaş, “Biz PKK ile mücadeleden düzenli orduların, paramiliter yapılara karşı uygun enstrümanlar olmadığını biliyoruz. Bu durumda gelişmiş ülkel
Zaman
Ana Sayfa
27.03.2014
SuriyeilesavaşucubelirsizbirmaceraolurSuriye ile savaş ucu belirsiz bir macera olur
Kelepçe fotoğrafı senaryo, talimatı Atalay verdi
Zaman
26.03.2014
03:23
Emekli İstanbul İstihbarat Şubeden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer Bugün televizyonu Merkez Siyaset programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yılmazer Oda TV, KCK ve Selam Tevhid Kudüs Terör örgütü ile ilgili konuştu.Emekli istihbarat müdürü, 26 Aralık 2009 yılında aralarında Hatip Diclenin de bulunduğu tek sıra haline dizilmiş KCK tutuklularının fotoğrafının basına sızmasının dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalayın talimatı ve isteğiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Yılmazer; “26 Aralık 2009da Diyarbakırdaki tutuklu KCKlıların fotoğrafı Beşir Atalayın senaryosudur isterse inkar etsin” ifadesini kullandı.Benim tasfiye sebebim Öcalandır, İdris Naim Şahini de Öcalan aldırttı“Benim tasfiyemin gerçek sebebi Abdullah Öcalan ve PKKdır, İdris Naim Şahini de Öcalan görevden aldırttı. KCK operasyonları 2008 yılında Güngören patlamasıyla başladı. KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.Devrimci Karargaha Kandilde eğitim verdiren MİT elemanı“Devrimci Karargah elemanlarını Kandile götürüp eğitim verdiren ve Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı çıktı. MİT, PKK muhbirine zorla Kaleşnikof verip eylem yaptırdı. MİT, KCK sürecinde çıkan bağlantılarını açıklayamadı. O dönemde MİTten gelen bilgiyle 1 tane bile eylem engellenemedi, bize bilgi gelmedi. Biz müzakereler ve barış süreci döneminde PKKnın eylemselliğiyle uğraşıyorduk. 2008de 25 canlı bombayı canlı halde etkisiz hale getirdik. Bu yüzden de KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.”Mehmet Metinere suikastı bilen MİT önlem almadı“AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metinere suikastı bilen MİT buna hiçbir önlem almadı. Biz suikastçıyı yakalayınca MİT adamı kurtarmaya çalıştı.Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak dedi. Şubatta Metiner cinayetini engelledik, Martta görevden alındık.”Türk toplumu kandırılıyor, istihbarat kime hizmet ediyor“İstihbarat kime hizmet ediyor. Bu nasıl bir barış sürecidir, Türk toplumu feci şekilde kandırılıyor. Paralel örgüte operasyon yapacaklar önce eli kanlı teröristlerle ilişkilerinin hesabını versinler.Oda TV tutuklamaları benim görevden alınmam için fırsata dönüştürülmüştür. 7 Şubat da aynen Oda TV gibi fırsata dönüştürüldü. Asıl takip edilmesi gereken paralel yapılar toplum nazarından çıkarıldı.”Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi“Etiler koç köprüsü patlaması (26 Mayıs 2011) Selam Terör Örgütü işidir. İran her dönemde cezaevinde olan Selam örgüt üyelerinin yakınlarına yardım etti. Çakma Selam örgütü dinleme iddiasıyla, Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi, adamlar kaçtılar. Selam Tevhid Örgütü İran tarafından desteklenen çok önemli bir örgüttür.”Anlattıklarımı millete ve aydınlara emanet ediyorum“Bu yükü taşıyamıyorum, millete emanet ediyorum. Aydınlarımız bu işe sahip çıksın. MİTin herşeyi basına sızdı. Neden MİTten birilerini açığa almıyorsunuz? Ben hukuksuz hiç bir iş yapmadım. Ben tezgahtar olmadım ama kimin tezgahtar olduğunu biliyorum. Başbakana komplo yapıldıysa dünyanın neresinde olursa olsun soruşturma açılır ama soruşturma yok. Muammer Güler bana; senle ilgili Başbakanı çok doldurmuşlar, anlatamıyoruz, bir dilekçe ver de seni başka bir ile tayin edelim. Kabul etmedim, ben de Gülere emekli olayım dedim. Beni ikna etmeye çalıştılar.Çekim yapan televizyon, görüşmeyi yayınlayamadı“Bu ülke uçuruma gidiyor, kimse farkında değil. Ben Bugün TVden önce önemli bir televizyon kanalına program çektim, yayınlamadılar. Ülke Ortadoğu bataklığına saplanıyor.”Gündemden kaçırılan birşeyler varDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri. İran, teröris yapı konusunda uluslararası başarılara sahiptir. Yargının önü açılsın. MİTin hiçbir çalışması uğraşı yok. Onlar bugün başka şeylerle uğraşıyorlar. Sanal söylemlerle uğraşıyorlar. Bizim gerçeklerimizle alakası yok. Gündemden kaçırılan birşeyler var.Bu saatten sonra yapılacak operasyona dünya inanmazSoyut kavramlarla gerçekleri saklıyorlar. Yargıyı almışsınız rafa kaldırmışsınız, polislerin yerini değiştiriyorsunuz. Vicdanınız kaldırıyor mu olanları? 25 yıllık meslek hayatım var, bunları işletmekle geçti, daha bir tane somut birşey söylenmiyor. Operasyon yapacak, operasyon yapacak. MİTin operasyon yaptığı yok ki, konuştuğunuz bir tane bile somut birşey yok. Kaç aydır bekliyorum ben. Ne çıkacak karşıma diye. Benim Nazlı hanımla bilmem ne? Gerçekten Başbakan bunlara inanıyor mu? Devletin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Sosyal medya yasaklarla dolu. Dünyada örneği yok. Hani barıştı sizin amacınız, böyle mi olacaktı? Bu saatten sonra yapacağınız operasyona dünya inanır mı?Demek ki kendinize göre birşey yapıyorsunuzOperasyon yapacaksanız, o
Zaman
En Çok Okunan
26.03.2014
KelepçefotoğrafısenaryotalimatıAtalayverdiKelepçe fotoğrafı senaryo talimatı Atalay verdi
AB, UKRAYNA’DA NASIL ÇUVALLADI?
Zaman
26.03.2014
03:23
Batılı liderler Ukrayna krizinde yaşanan her gelişmeden Rusya ve Vladimir Putin’i sorumlu tutuyor ve ağır sözlü saldırıda bulunuyor.Rusya’nın özünün zaten saldırgan ve yayılmacı olduğunu, Putin’in paranoyak, 21. yüzyılın ve hayatın gerçeklerinden kopuk olduğunu söyleyip duruyorlar. Ama AB’nin elinde Ukrayna için doğru tasarlanmış bir oyun planı yok. Amerika da AB’nin peşine takılmış görünüyor. AB’nin sürekli yaptığı hatalar neticesinde eline verilen fırsatı değerlendiren Putin, üç haftalık hızlı bir operasyon sonunda tereyağından kıl çeker gibi Kırım’ı Rusya’ya bağladı. Halbuki Rusya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Kırım’ın Ukrayna içindeki statüsünü hoşlanmayarak da olsa kabul etmişti. Kırım’ın ilhakı karşısında Batılı liderlerin yeni tepkileri gösteriyor ki, tam anlamıyla çuvallamış durumdalar. Belli ki böyle bir ihtimal hiç akıllarına gelmemiş. Şimdi ne yapacaklarını dahi bilemiyorlar. Aralık ayında daha kriz bu noktaya gelmeden, AB’nin, Ukrayna sorununu yanlış yönettiğine işaret etmiştim (21. Yüzyıl Dergisi, sayı 61). Şimdi biraz daha yakından bakalım.NATO’nun 2008 Budapeşte zirvesi nihai kararında “Ukrayna’nın NATO üyesi olacağı” kesin bir dille açıklandı. Batılı liderler bunun “Rusya’ya karşı bir adım olmadığını” söyledi ama, Moskova’da algılama farklıydı. 2009’da AB, altı ülkeyi kapsayan “Doğu Ortaklığı” projesini başlattı. Altı ülke Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan, belli ki, Rusya hariç herkesi kapsayacak şekilde seçilmişti. Ukrayna’nın imzalaması gereken Ortaklık Anlaşması, dış ticarette ağırlığın Rusya’dan AB yönüne çevrilmesi ve AB ürünlerinin Ukrayna üzerinden Rusya piyasasına damping edilmesi gibi sorunlar içeriyordu. Rusya’nın bu konularda haklı müzakere talepleri Brüksel’de ilgi görmedi. AB, benzer bir entegrasyonu Rusya ile istemiyordu. Zaten AB çevrelerinde egemen anlayışa göre, Ukrayna için söz konusu olan, Batı’yı veya Doğu’yu, Avrupa’yı veya Rusya’yı seçmek arasında bir tercih idi. Kısaca, bir “medeniyet tercihi” idi.Ukrayna krizini yönetebilmek için AB’nin elinde öncelikle Doğu Slav halkları (Ruslar, Ukraynalılar ve Beyaz Ruslar) için bir vizyon ve uygulama için gerçekçi bir yol haritası olmalıydı. Avrasya’da istikrar için Doğu Slav halklarının Avrupa’ya entegre edilmesi hayati önem taşıyor. Bu entegrasyon Ukrayna ve Beyaz Rusya için, 41-42 üyeli bir AB’ye üyelik şeklinde olabilir. Rusya’nın AB’yle ilişkilerinin nasıl bir şekil alacağını şimdiden öngörmek zordur; ama bugün olduğundan çok daha yakın ve güçlü bir işbirliği şarttır. Rusya dışlanarak Avrasya’da istikrar olmaz. Diğer taraftan Ukrayna ve Rusya, derin ve aynı tarihî kökten beslenen iki ülkedir. Ukrayna’da kimliğini Rusya’ya daha yakın görenler ile Avrupa’ya daha yakın görenler toplam nüfus içinde iki büyük kesimi oluşturur. O nedenle, Ukrayna’nın AB üyeliği için doğru yol, bu iki kesim arasında çatışma değil, konsensüs (uzlaşma) sağlanmasıdır. AB’nin böyle bir uzlaşma için gayret göstermesi gerekirdi. Daha arka plandaki şart ise, benzer bir uzlaşma ve işbirliğinin AB ve Rusya arasında yürütülmesiydi. Üstelik böyle bir yoldan gidilseydi, kendini Rusya’ya daha yakın görenlerin de büyük çoğunlukla AB üyeliğini desteklediği ortaya çıkacak, işler kolaylaşacaktı.Ukrayna, Avrupa ve Rusya arasında çatışma değil işbirliği alanı olmak zorundadır. Her şeyden önce, şu günlerde yeniden dillendirilen Ukrayna’nın NATO’ya üye olması düşüncesi terk edilmelidir. Kiev, Doğu Slav kültürünün ortak kaynağı ve en kadim şehridir. Bu güzel şehir, çatışma alanı olmaktan çıkmalı, AB’nin tüm Doğu Slav halklarıyla yürüteceği işbirliğinin merkezine dönüşmelidir. Tıpkı, Fransız-Alman işbirliğinin sembol şehri Brüksel gibi. Ama AB liderleri tam tersini yaptı ve akıl almaz bir şekilde Ukrayna’yı “ya Batı’yı, ya Rusya’yı seç” tercihine zorladı. Ukrayna’nın bir Polonya olmadığını göremediler. Bu zorlamadan olumlu bir sonuç çıkması asla mümkün değildi. Çünkü, tarih boyunca Doğu Slav halkları için en çetin varoluşsal soru, Doğu’ya mı Batı’ya mı ait olduklarıdır; ama kendileri dahil hiç kimse bu soruya henüz bir cevap verebilmiş değildir.Kırım, Osmanlı’nın kaybettiği ilk Müslüman toprağıdır. 1774’te elden çıkması ağır bir darbe oldu ve Tatarlar için bugün hâlâ devam eden zulüm, sürgün ve ölüm dönemi başladı. Ancak bu acı durum tek bir savaşın kaybedilmesinin sonucu değildir. Moskof Beyliği 1550’lerde arka arkaya Kazan ve Astrahan’ı aldıktan sonra hedefini Kırım’a çevirdi. Daha sonra yaklaşık
Zaman
Ana Sayfa
26.03.2014
ABUKRAYNA’DANASILÇUVALLADI?AB UKRAYNA’DA NASIL ÇUVALLADI?
AB, UKRAYNA’DA NASIL ÇUVALLADI?
Zaman
26.03.2014
02:15
Batılı liderler Ukrayna krizinde yaşanan her gelişmeden Rusya ve Vladimir Putin’i sorumlu tutuyor ve ağır sözlü saldırıda bulunuyor.Rusya’nın özünün zaten saldırgan ve yayılmacı olduğunu, Putin’in paranoyak, 21. yüzyılın ve hayatın gerçeklerinden kopuk olduğunu söyleyip duruyorlar. Ama AB’nin elinde Ukrayna için doğru tasarlanmış bir oyun planı yok. Amerika da AB’nin peşine takılmış görünüyor. AB’nin sürekli yaptığı hatalar neticesinde eline verilen fırsatı değerlendiren Putin, üç haftalık hızlı bir operasyon sonunda tereyağından kıl çeker gibi Kırım’ı Rusya’ya bağladı. Halbuki Rusya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Kırım’ın Ukrayna içindeki statüsünü hoşlanmayarak da olsa kabul etmişti. Kırım’ın ilhakı karşısında Batılı liderlerin yeni tepkileri gösteriyor ki, tam anlamıyla çuvallamış durumdalar. Belli ki böyle bir ihtimal hiç akıllarına gelmemiş. Şimdi ne yapacaklarını dahi bilemiyorlar. Aralık ayında daha kriz bu noktaya gelmeden, AB’nin, Ukrayna sorununu yanlış yönettiğine işaret etmiştim (21. Yüzyıl Dergisi, sayı 61). Şimdi biraz daha yakından bakalım.NATO’nun 2008 Budapeşte zirvesi nihai kararında “Ukrayna’nın NATO üyesi olacağı” kesin bir dille açıklandı. Batılı liderler bunun “Rusya’ya karşı bir adım olmadığını” söyledi ama, Moskova’da algılama farklıydı. 2009’da AB, altı ülkeyi kapsayan “Doğu Ortaklığı” projesini başlattı. Altı ülke Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan, belli ki, Rusya hariç herkesi kapsayacak şekilde seçilmişti. Ukrayna’nın imzalaması gereken Ortaklık Anlaşması, dış ticarette ağırlığın Rusya’dan AB yönüne çevrilmesi ve AB ürünlerinin Ukrayna üzerinden Rusya piyasasına damping edilmesi gibi sorunlar içeriyordu. Rusya’nın bu konularda haklı müzakere talepleri Brüksel’de ilgi görmedi. AB, benzer bir entegrasyonu Rusya ile istemiyordu. Zaten AB çevrelerinde egemen anlayışa göre, Ukrayna için söz konusu olan, Batı’yı veya Doğu’yu, Avrupa’yı veya Rusya’yı seçmek arasında bir tercih idi. Kısaca, bir “medeniyet tercihi” idi.Ukrayna krizini yönetebilmek için AB’nin elinde öncelikle Doğu Slav halkları (Ruslar, Ukraynalılar ve Beyaz Ruslar) için bir vizyon ve uygulama için gerçekçi bir yol haritası olmalıydı. Avrasya’da istikrar için Doğu Slav halklarının Avrupa’ya entegre edilmesi hayati önem taşıyor. Bu entegrasyon Ukrayna ve Beyaz Rusya için, 41-42 üyeli bir AB’ye üyelik şeklinde olabilir. Rusya’nın AB’yle ilişkilerinin nasıl bir şekil alacağını şimdiden öngörmek zordur; ama bugün olduğundan çok daha yakın ve güçlü bir işbirliği şarttır. Rusya dışlanarak Avrasya’da istikrar olmaz. Diğer taraftan Ukrayna ve Rusya, derin ve aynı tarihî kökten beslenen iki ülkedir. Ukrayna’da kimliğini Rusya’ya daha yakın görenler ile Avrupa’ya daha yakın görenler toplam nüfus içinde iki büyük kesimi oluşturur. O nedenle, Ukrayna’nın AB üyeliği için doğru yol, bu iki kesim arasında çatışma değil, konsensüs (uzlaşma) sağlanmasıdır. AB’nin böyle bir uzlaşma için gayret göstermesi gerekirdi. Daha arka plandaki şart ise, benzer bir uzlaşma ve işbirliğinin AB ve Rusya arasında yürütülmesiydi. Üstelik böyle bir yoldan gidilseydi, kendini Rusya’ya daha yakın görenlerin de büyük çoğunlukla AB üyeliğini desteklediği ortaya çıkacak, işler kolaylaşacaktı.Ukrayna, Avrupa ve Rusya arasında çatışma değil işbirliği alanı olmak zorundadır. Her şeyden önce, şu günlerde yeniden dillendirilen Ukrayna’nın NATO’ya üye olması düşüncesi terk edilmelidir. Kiev, Doğu Slav kültürünün ortak kaynağı ve en kadim şehridir. Bu güzel şehir, çatışma alanı olmaktan çıkmalı, AB’nin tüm Doğu Slav halklarıyla yürüteceği işbirliğinin merkezine dönüşmelidir. Tıpkı, Fransız-Alman işbirliğinin sembol şehri Brüksel gibi. Ama AB liderleri tam tersini yaptı ve akıl almaz bir şekilde Ukrayna’yı “ya Batı’yı, ya Rusya’yı seç” tercihine zorladı. Ukrayna’nın bir Polonya olmadığını göremediler. Bu zorlamadan olumlu bir sonuç çıkması asla mümkün değildi. Çünkü, tarih boyunca Doğu Slav halkları için en çetin varoluşsal soru, Doğu’ya mı Batı’ya mı ait olduklarıdır; ama kendileri dahil hiç kimse bu soruya henüz bir cevap verebilmiş değildir.Kırım, Osmanlı’nın kaybettiği ilk Müslüman toprağıdır. 1774’te elden çıkması ağır bir darbe oldu ve Tatarlar için bugün hâlâ devam eden zulüm, sürgün ve ölüm dönemi başladı. Ancak bu acı durum tek bir savaşın kaybedilmesinin sonucu değildir. Moskof Beyliği 1550’lerde arka arkaya Kazan ve Astrahan’ı aldıktan sonra hedefini Kırım’a çevirdi. Daha sonra yaklaşık
Zaman
Yorum
26.03.2014
ABUKRAYNA’DANASILÇUVALLADI?AB UKRAYNA’DA NASIL ÇUVALLADI?
Kelepçe fotoğrafı senaryo, talimatı Atalay verdi
Zaman
26.03.2014
02:15
Emekli İstanbul İstihbarat Şubeden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer Bugün televizyonu Merkez Siyaset programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yılmazer Oda TV, KCK ve Selam Tevhid Kudüs Terör örgütü ile ilgili konuştu.Emekli istihbarat müdürü, 26 Aralık 2009 yılında aralarında Hatip Diclenin de bulunduğu tek sıra haline dizilmiş KCK tutuklularının fotoğrafının basına sızmasının dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalayın talimatı ve isteğiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Yılmazer; “26 Aralık 2009da Diyarbakırdaki tutuklu KCKlıların fotoğrafı Beşir Atalayın senaryosudur isterse inkar etsin” ifadesini kullandı.Benim tasfiye sebebim Öcalandır, İdris Naim Şahini de Öcalan aldırttı“Benim tasfiyemin gerçek sebebi Abdullah Öcalan ve PKKdır, İdris Naim Şahini de Öcalan görevden aldırttı. KCK operasyonları 2008 yılında Güngören patlamasıyla başladı. KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.Devrimci Karargaha Kandilde eğitim verdiren MİT elemanı“Devrimci Karargah elemanlarını Kandile götürüp eğitim verdiren ve Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı çıktı. MİT, PKK muhbirine zorla Kaleşnikof verip eylem yaptırdı. MİT, KCK sürecinde çıkan bağlantılarını açıklayamadı. O dönemde MİTten gelen bilgiyle 1 tane bile eylem engellenemedi, bize bilgi gelmedi. Biz müzakereler ve barış süreci döneminde PKKnın eylemselliğiyle uğraşıyorduk. 2008de 25 canlı bombayı canlı halde etkisiz hale getirdik. Bu yüzden de KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.”Mehmet Metinere suikastı bilen MİT önlem almadı“AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metinere suikastı bilen MİT buna hiçbir önlem almadı. Biz suikastçıyı yakalayınca MİT adamı kurtarmaya çalıştı.Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak dedi. Şubatta Metiner cinayetini engelledik, Martta görevden alındık.”Türk toplumu kandırılıyor, istihbarat kime hizmet ediyor“İstihbarat kime hizmet ediyor. Bu nasıl bir barış sürecidir, Türk toplumu feci şekilde kandırılıyor. Paralel örgüte operasyon yapacaklar önce eli kanlı teröristlerle ilişkilerinin hesabını versinler.Oda TV tutuklamaları benim görevden alınmam için fırsata dönüştürülmüştür. 7 Şubat da aynen Oda TV gibi fırsata dönüştürüldü. Asıl takip edilmesi gereken paralel yapılar toplum nazarından çıkarıldı.”Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi“Etiler koç köprüsü patlaması (26 Mayıs 2011) Selam Terör Örgütü işidir. İran her dönemde cezaevinde olan Selam örgüt üyelerinin yakınlarına yardım etti. Çakma Selam örgütü dinleme iddiasıyla, Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi, adamlar kaçtılar. Selam Tevhid Örgütü İran tarafından desteklenen çok önemli bir örgüttür.”Anlattıklarımı millete ve aydınlara emanet ediyorum“Bu yükü taşıyamıyorum, millete emanet ediyorum. Aydınlarımız bu işe sahip çıksın. MİTin herşeyi basına sızdı. Neden MİTten birilerini açığa almıyorsunuz? Ben hukuksuz hiç bir iş yapmadım. Ben tezgahtar olmadım ama kimin tezgahtar olduğunu biliyorum. Başbakana komplo yapıldıysa dünyanın neresinde olursa olsun soruşturma açılır ama soruşturma yok. Muammer Güler bana; senle ilgili Başbakanı çok doldurmuşlar, anlatamıyoruz, bir dilekçe ver de seni başka bir ile tayin edelim. Kabul etmedim, ben de Gülere emekli olayım dedim. Beni ikna etmeye çalıştılar.Çekim yapan televizyon, görüşmeyi yayınlayamadı“Bu ülke uçuruma gidiyor, kimse farkında değil. Ben Bugün TVden önce önemli bir televizyon kanalına program çektim, yayınlamadılar. Ülke Ortadoğu bataklığına saplanıyor.”Gündemden kaçırılan birşeyler varDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri. İran, teröris yapı konusunda uluslararası başarılara sahiptir. Yargının önü açılsın. MİTin hiçbir çalışması uğraşı yok. Onlar bugün başka şeylerle uğraşıyorlar. Sanal söylemlerle uğraşıyorlar. Bizim gerçeklerimizle alakası yok. Gündemden kaçırılan birşeyler var.Bu saatten sonra yapılacak operasyona dünya inanmazSoyut kavramlarla gerçekleri saklıyorlar. Yargıyı almışsınız rafa kaldırmışsınız, polislerin yerini değiştiriyorsunuz. Vicdanınız kaldırıyor mu olanları? 25 yıllık meslek hayatım var, bunları işletmekle geçti, daha bir tane somut birşey söylenmiyor. Operasyon yapacak, operasyon yapacak. MİTin operasyon yaptığı yok ki, konuştuğunuz bir tane bile somut birşey yok. Kaç aydır bekliyorum ben. Ne çıkacak karşıma diye. Benim Nazlı hanımla bilmem ne? Gerçekten Başbakan bunlara inanıyor mu? Devletin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Sosyal medya yasaklarla dolu. Dünyada örneği yok. Hani barıştı sizin amacınız, böyle mi olacaktı? Bu saatten sonra yapacağınız operasyona dünya inanır mı?Demek ki kendinize göre birşey yapıyorsunuzOperasyon yapacaksanız,
Zaman
Güncel
26.03.2014
KelepçefotoğrafısenaryotalimatıAtalayverdiKelepçe fotoğrafı senaryo talimatı Atalay verdi
Kelepçe fotoğrafı senaryo, talimatı Atalay verdi
Zaman
26.03.2014
02:15
Emekli İstanbul İstihbarat Şubeden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer Bugün televizyonu Merkez Siyaset programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yılmazer Oda TV, KCK ve Selam Tevhid Kudüs Terör örgütü ile ilgili konuştu.Emekli istihbarat müdürü, 26 Aralık 2009 yılında aralarında Hatip Diclenin de bulunduğu tek sıra haline dizilmiş KCK tutuklularının fotoğrafının basına sızmasının dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalayın talimatı ve isteğiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Yılmazer; “26 Aralık 2009da Diyarbakırdaki tutuklu KCKlıların fotoğrafı Beşir Atalayın senaryosudur isterse inkar etsin” ifadesini kullandı.Benim tasfiye sebebim Öcalandır, İdris Naim Şahini de Öcalan aldırttı“Benim tasfiyemin gerçek sebebi Abdullah Öcalan ve PKKdır, İdris Naim Şahini de Öcalan görevden aldırttı. KCK operasyonları 2008 yılında Güngören patlamasıyla başladı. KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.Devrimci Karargaha Kandilde eğitim verdiren MİT elemanı“Devrimci Karargah elemanlarını Kandile götürüp eğitim verdiren ve Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı çıktı. MİT, PKK muhbirine zorla Kaleşnikof verip eylem yaptırdı. MİT, KCK sürecinde çıkan bağlantılarını açıklayamadı. O dönemde MİTten gelen bilgiyle 1 tane bile eylem engellenemedi, bize bilgi gelmedi. Biz müzakereler ve barış süreci döneminde PKKnın eylemselliğiyle uğraşıyorduk. 2008de 25 canlı bombayı canlı halde etkisiz hale getirdik. Bu yüzden de KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.”Mehmet Metinere suikastı bilen MİT önlem almadı“AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metinere suikastı bilen MİT buna hiçbir önlem almadı. Biz suikastçıyı yakalayınca MİT adamı kurtarmaya çalıştı.Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak dedi. Şubatta Metiner cinayetini engelledik, Martta görevden alındık.”Türk toplumu kandırılıyor, istihbarat kime hizmet ediyor“İstihbarat kime hizmet ediyor. Bu nasıl bir barış sürecidir, Türk toplumu feci şekilde kandırılıyor. Paralel örgüte operasyon yapacaklar önce eli kanlı teröristlerle ilişkilerinin hesabını versinler.Oda TV tutuklamaları benim görevden alınmam için fırsata dönüştürülmüştür. 7 Şubat da aynen Oda TV gibi fırsata dönüştürüldü. Asıl takip edilmesi gereken paralel yapılar toplum nazarından çıkarıldı.”Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi“Etiler koç köprüsü patlaması (26 Mayıs 2011) Selam Terör Örgütü işidir. İran her dönemde cezaevinde olan Selam örgüt üyelerinin yakınlarına yardım etti. Çakma Selam örgütü dinleme iddiasıyla, Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi, adamlar kaçtılar. Selam Tevhid Örgütü İran tarafından desteklenen çok önemli bir örgüttür.”Anlattıklarımı millete ve aydınlara emanet ediyorum“Bu yükü taşıyamıyorum, millete emanet ediyorum. Aydınlarımız bu işe sahip çıksın. MİTin herşeyi basına sızdı. Neden MİTten birilerini açığa almıyorsunuz? Ben hukuksuz hiç bir iş yapmadım. Ben tezgahtar olmadım ama kimin tezgahtar olduğunu biliyorum. Başbakana komplo yapıldıysa dünyanın neresinde olursa olsun soruşturma açılır ama soruşturma yok. Muammer Güler bana; senle ilgili Başbakanı çok doldurmuşlar, anlatamıyoruz, bir dilekçe ver de seni başka bir ile tayin edelim. Kabul etmedim, ben de Gülere emekli olayım dedim. Beni ikna etmeye çalıştılar.Çekim yapan televizyon, görüşmeyi yayınlayamadı“Bu ülke uçuruma gidiyor, kimse farkında değil. Ben Bugün TVden önce önemli bir televizyon kanalına program çektim, yayınlamadılar. Ülke Ortadoğu bataklığına saplanıyor.”Gündemden kaçırılan birşeyler varDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri. İran, teröris yapı konusunda uluslararası başarılara sahiptir. Yargının önü açılsın. MİTin hiçbir çalışması uğraşı yok. Onlar bugün başka şeylerle uğraşıyorlar. Sanal söylemlerle uğraşıyorlar. Bizim gerçeklerimizle alakası yok. Gündemden kaçırılan birşeyler var.Bu saatten sonra yapılacak operasyona dünya inanmazSoyut kavramlarla gerçekleri saklıyorlar. Yargıyı almışsınız rafa kaldırmışsınız, polislerin yerini değiştiriyorsunuz. Vicdanınız kaldırıyor mu olanları? 25 yıllık meslek hayatım var, bunları işletmekle geçti, daha bir tane somut birşey söylenmiyor. Operasyon yapacak, operasyon yapacak. MİTin operasyon yaptığı yok ki, konuştuğunuz bir tane bile somut birşey yok. Kaç aydır bekliyorum ben. Ne çıkacak karşıma diye. Benim Nazlı hanımla bilmem ne? Gerçekten Başbakan bunlara inanıyor mu? Devletin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Sosyal medya yasaklarla dolu. Dünyada örneği yok. Hani barıştı sizin amacınız, böyle mi olacaktı? Bu saatten sonra yapacağınız operasyona dünya inanır mı?Demek ki kendinize göre birşey yapıyorsunuzOperasyon yapacaksanız,
Zaman
Ana Sayfa
26.03.2014
KelepçefotoğrafısenaryotalimatıAtalayverdiKelepçe fotoğrafı senaryo talimatı Atalay verdi
Kelepçe fotoğrafı senaryo, talimatı Atalay verdi
Zaman
26.03.2014
02:05
Emekli İstanbul İstihbarat Şubeden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer Bugün televizyonu Merkez Siyaset programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yılmazer Oda TV, KCK ve Selam Tevhid Kudüs Terör örgütü ile ilgili konuştu.Emekli istihbarat müdürü, 26 Aralık 2009 yılında aralarında Hatip Diclenin de bulunduğu tek sıra haline dizilmiş KCK tutuklularının fotoğrafının basına sızmasının dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalayın talimatı ve isteğiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Yılmazer; “26 Aralık 2009da Diyarbakırdaki tutuklu KCKlıların fotoğrafı Beşir Atalayın senaryosudur isterse inkar etsin” ifadesini kullandı.Benim tasfiye sebebim Öcalandır, İdris Naim Şahini de Öcalan aldırttı“Benim tasfiyemin gerçek sebebi Abdullah Öcalan ve PKKdır, İdris Naim Şahini de Öcalan görevden aldırttı. KCK operasyonları 2008 yılında Güngören patlamasıyla başladı. KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.Devrimci Karargaha Kandilde eğitim verdiren MİT elemanı“Devrimci Karargah elemanlarını Kandile götürüp eğitim verdiren ve Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı çıktı. MİT, PKK muhbirine zorla Kaleşnikof verip eylem yaptırdı. MİT, KCK sürecinde çıkan bağlantılarını açıklayamadı. O dönemde MİTten gelen bilgiyle 1 tane bile eylem engellenemedi, bize bilgi gelmedi. Biz müzakereler ve barış süreci döneminde PKKnın eylemselliğiyle uğraşıyorduk. 2008de 25 canlı bombayı canlı halde etkisiz hale getirdik. Bu yüzden de KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.” Mehmet Metinere suikastı bilen MİT önlem almadı“AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metinere suikastı bilen MİT buna hiçbir önlem almadı. Biz suikastçıyı yakalayınca MİT adamı kurtarmaya çalıştı.Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak dedi. Şubatta Metiner cinayetini engelledik, Martta görevden alındık.”Türk toplumu kandırılıyor, istihbarat kime hizmet ediyor“İstihbarat kime hizmet ediyor. Bu nasıl bir barış sürecidir, Türk toplumu feci şekilde kandırılıyor. Paralel örgüte operasyon yapacaklar önce eli kanlı teröristlerle ilişkilerinin hesabını versinler.Oda TV tutuklamaları benim görevden alınmam için fırsata dönüştürülmüştür. 7 Şubat da aynen Oda TV gibi fırsata dönüştürüldü. Asıl takip edilmesi gereken paralel yapılar toplum nazarından çıkarıldı.”Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi“Etiler koç köprüsü patlaması (26 Mayıs 2011) Selam Terör Örgütü işidir. İran her dönemde cezaevinde olan Selam örgüt üyelerinin yakınlarına yardım etti. Çakma Selam örgütü dinleme iddiasıyla, Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi, adamlar kaçtılar. Selam Tevhid Örgütü İran tarafından desteklenen çok önemli bir örgüttür.”Anlattıklarımı millete ve aydınlara emanet ediyorum“Bu yükü taşıyamıyorum, millete emanet ediyorum. Aydınlarımız bu işe sahip çıksın. MİTin herşeyi basına sızdı. Neden MİTten birilerini açığa almıyorsunuz? Ben hukuksuz hiç bir iş yapmadım. Ben tezgahtar olmadım ama kimin tezgahtar olduğunu biliyorum. Başbakana komplo yapıldıysa dünyanın neresinde olursa olsun soruşturma açılır ama soruşturma yok. Muammer Güler bana; senle ilgili Başbakanı çok doldurmuşlar, anlatamıyoruz, bir dilekçe ver de seni başka bir ile tayin edelim. Kabul etmedim, ben de Gülere emekli olayım dedim. Beni ikna etmeye çalıştılar.Çekim yapan televizyon, görüşmeyi yayınlayamadı“Bu ülke uçuruma gidiyor, kimse farkında değil. Ben Bugün TVden önce önemli bir televizyon kanalına program çektim, yayınlamadılar. Ülke Ortadoğu bataklığına saplanıyor.”Gündemden kaçırılan birşeyler varDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri. İran, teröris yapı konusunda uluslararası başarılara sahiptir. Yargının önü açılsın. MİTin hiçbir çalışması uğraşı yok. Onlar bugün başka şeylerle uğraşıyorlar. Sanal söylemlerle uğraşıyorlar. Bizim gerçeklerimizle alakası yok. Gündemden kaçırılan birşeyler var.Bu saatten sonra yapılacak operasyona dünya inanmazSoyut kavramlarla gerçekleri saklıyorlar. Yargıyı almışsınız rafa kaldırmışsınız, polislerin yerini değiştiriyorsunuz. Vicdanınız kaldırıyor mu olanları? 25 yıllık meslek hayatım var, bunları işletmekle geçti, daha bir tane somut birşey söylenmiyor. Operasyon yapacak, operasyon yapacak. MİTin operasyon yaptığı yok ki, konuştuğunuz bir tane bile somut birşey yok. Kaç aydır bekliyorum ben. Ne çıkacak karşıma diye. Benim Nazlı hanımla bilmem ne? Gerçekten Başbakan bunlara inanıyor mu? Devletin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Sosyal medya yasaklarla dolu. Dünyada örneği yok. Hani barıştı sizin amacınız, böyle mi olacaktı? Bu saatten sonra yapacağınız operasyona dünya inanır mı?Demek ki kendinize göre birşey yapıyorsunuzOperasyon yapacaksanız,
Zaman
Politika
26.03.2014
KelepçefotoğrafısenaryotalimatıAtalayverdiKelepçe fotoğrafı senaryo talimatı Atalay verdi
Kelepçe fotoğrafı senaryo, talimatı Atalay verdi
Zaman
26.03.2014
02:05
Emekli İstanbul İstihbarat Şubeden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer Bugün televizyonu Merkez Siyaset programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yılmazer Oda TV, KCK ve Selam Tevhid Kudüs Terör örgütü ile ilgili konuştu.Emekli istihbarat müdürü, 26 Aralık 2009 yılında aralarında Hatip Diclenin de bulunduğu tek sıra haline dizilmiş KCK tutuklularının fotoğrafının basına sızmasının dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalayın talimatı ve isteğiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Yılmazer; “26 Aralık 2009da Diyarbakırdaki tutuklu KCKlıların fotoğrafı Beşir Atalayın senaryosudur isterse inkar etsin” ifadesini kullandı.Benim tasfiye sebebim Öcalandır, İdris Naim Şahini de Öcalan aldırttı“Benim tasfiyemin gerçek sebebi Abdullah Öcalan ve PKKdır, İdris Naim Şahini de Öcalan görevden aldırttı. KCK operasyonları 2008 yılında Güngören patlamasıyla başladı. KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.Devrimci Karargaha Kandilde eğitim verdiren MİT elemanı“Devrimci Karargah elemanlarını Kandile götürüp eğitim verdiren ve Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı çıktı. MİT, PKK muhbirine zorla Kaleşnikof verip eylem yaptırdı. MİT, KCK sürecinde çıkan bağlantılarını açıklayamadı. O dönemde MİTten gelen bilgiyle 1 tane bile eylem engellenemedi, bize bilgi gelmedi. Biz müzakereler ve barış süreci döneminde PKKnın eylemselliğiyle uğraşıyorduk. 2008de 25 canlı bombayı canlı halde etkisiz hale getirdik. Bu yüzden de KCK ile uğraşanlar tasfiye edildi.” Mehmet Metinere suikastı bilen MİT önlem almadı“AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metinere suikastı bilen MİT buna hiçbir önlem almadı. Biz suikastçıyı yakalayınca MİT adamı kurtarmaya çalıştı.Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak dedi. Şubatta Metiner cinayetini engelledik, Martta görevden alındık.”Türk toplumu kandırılıyor, istihbarat kime hizmet ediyor“İstihbarat kime hizmet ediyor. Bu nasıl bir barış sürecidir, Türk toplumu feci şekilde kandırılıyor. Paralel örgüte operasyon yapacaklar önce eli kanlı teröristlerle ilişkilerinin hesabını versinler.Oda TV tutuklamaları benim görevden alınmam için fırsata dönüştürülmüştür. 7 Şubat da aynen Oda TV gibi fırsata dönüştürüldü. Asıl takip edilmesi gereken paralel yapılar toplum nazarından çıkarıldı.”Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi“Etiler koç köprüsü patlaması (26 Mayıs 2011) Selam Terör Örgütü işidir. İran her dönemde cezaevinde olan Selam örgüt üyelerinin yakınlarına yardım etti. Çakma Selam örgütü dinleme iddiasıyla, Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması deşifre edildi, adamlar kaçtılar. Selam Tevhid Örgütü İran tarafından desteklenen çok önemli bir örgüttür.”Anlattıklarımı millete ve aydınlara emanet ediyorum“Bu yükü taşıyamıyorum, millete emanet ediyorum. Aydınlarımız bu işe sahip çıksın. MİTin herşeyi basına sızdı. Neden MİTten birilerini açığa almıyorsunuz? Ben hukuksuz hiç bir iş yapmadım. Ben tezgahtar olmadım ama kimin tezgahtar olduğunu biliyorum. Başbakana komplo yapıldıysa dünyanın neresinde olursa olsun soruşturma açılır ama soruşturma yok. Muammer Güler bana; senle ilgili Başbakanı çok doldurmuşlar, anlatamıyoruz, bir dilekçe ver de seni başka bir ile tayin edelim. Kabul etmedim, ben de Gülere emekli olayım dedim. Beni ikna etmeye çalıştılar.Çekim yapan televizyon, görüşmeyi yayınlayamadı“Bu ülke uçuruma gidiyor, kimse farkında değil. Ben Bugün TVden önce önemli bir televizyon kanalına program çektim, yayınlamadılar. Ülke Ortadoğu bataklığına saplanıyor.”Gündemden kaçırılan birşeyler varDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri. İran, teröris yapı konusunda uluslararası başarılara sahiptir. Yargının önü açılsın. MİTin hiçbir çalışması uğraşı yok. Onlar bugün başka şeylerle uğraşıyorlar. Sanal söylemlerle uğraşıyorlar. Bizim gerçeklerimizle alakası yok. Gündemden kaçırılan birşeyler var.Bu saatten sonra yapılacak operasyona dünya inanmazSoyut kavramlarla gerçekleri saklıyorlar. Yargıyı almışsınız rafa kaldırmışsınız, polislerin yerini değiştiriyorsunuz. Vicdanınız kaldırıyor mu olanları? 25 yıllık meslek hayatım var, bunları işletmekle geçti, daha bir tane somut birşey söylenmiyor. Operasyon yapacak, operasyon yapacak. MİTin operasyon yaptığı yok ki, konuştuğunuz bir tane bile somut birşey yok. Kaç aydır bekliyorum ben. Ne çıkacak karşıma diye. Benim Nazlı hanımla bilmem ne? Gerçekten Başbakan bunlara inanıyor mu? Devletin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Sosyal medya yasaklarla dolu. Dünyada örneği yok. Hani barıştı sizin amacınız, böyle mi olacaktı? Bu saatten sonra yapacağınız operasyona dünya inanır mı?Demek ki kendinize göre birşey yapıyorsunuzOperasyon yapacaksanız,
Zaman
Ana Sayfa
26.03.2014
KelepçefotoğrafısenaryotalimatıAtalayverdiKelepçe fotoğrafı senaryo talimatı Atalay verdi
Kelepçeli fotoğraf tezgahtı, talimatı Atalay verdi
Zaman
25.03.2014
23:24
Emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Bugün TV’de Merkez Siyaset programına konuk oldu.İşte Ali Fuat Yılmazerin konuşmalarından satırbaşları:KCK şüphelilerinin elleri kelepçeli sıraya konulması tezgahtı, planlıydı. Talimatını bizzat Beşir Atalay verdiParalel yapı diyeceğinize önce eli kanlı canilerle işbirliklerinizi sonlandırın. Bunlar sanal söylemler, gerçekliği yok. Böyle denilerek birşeylerin üstü kapatılıyor. Herşey bir kandırmacadan ibaret. Bir Cemaat fobisi oluşturup, polis savcı öteye beriye sürüldü. Başbakan sabah akşam operasyon diyor, ortada bir tane somut suç yok. Aman Allahım koskoca devletin düşürüldüğü hale bak. Hani ileri demokrasi, Türkiyeyi nereye sürüklüyorsunuz siz? Bundan sonra yapılacak operasyona kim inanır, dünya inanır mı?Devrimci Karargahı Kandile götürüp eğitim veridiren Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı..PKKnın içine sızmış ve müzakere yürüten MİTten terör olaylarını önleyecek bir tane istihbarat gelmedi. Bu nasıl istihbaratçılık?Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 Şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak diye faks çektiİdris Naim Şahini içişleri bakanlığı görevinden aldıran ÖcalandırEtkisiz hale getirilen bombayı PKKya tekrar teslim ettilerDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri. İran, teröris yapı konusunda uluslararası başarılara sahiptir. Yargının önü açılsın. MİTin hiçbir çalışması uğraşı yok. ONlar bugün başka şeylerle uğraşıyorlar. Sanal söylemlerle uğraşıyorlar. Bizim gerçeklerimizle alakası yok. Gündemden kaçırılan birşeyler var.3. program oldu, söylediğim birşeye bile cevap alamadım. Bu yükü taşıyamıyorum, millete emanet ediyorum. Birileri sahip çıksın, özellikle aydınlarımız. Bir kandırmacadan başka birşey değil Türkiyenin sistemi.Soyut kavramlarla gerçekleri saklıyorlar. Yargıyı almışsınız rafa kaldırmışsınız, polislerin yerini değiştiriyorsunuz. Vicdanınız kaldırıyor mu olanları? 25 yıllık meslek hayatım var, bunları işletmekle geçti, daha bir tane somut birşey söylenmiyor. Operasyon yapacak, operasyon yapacak. MİTin operasyon yaptığı yok ki, konuştuğunuz bir tane bile somut birşey yok. Kaç aydır bekliyorum ben. Ne çıkacak karşıma diye. Benim Nazlı hanımla bilmem ne? Gerçekten Başbakan bunlara inanıyor mu? Devletin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Sosyal medya yasaklarla dolu. Dünyada örneği yok. Hani barıştı sizin amacınız, böyle mi olacaktı? Bu saatten sonra yapacağınız operasyona dünya inanır mı?
Zaman
Güncel
25.03.2014
KelepçelifotoğraftezgahtıtalimatıAtalayverdiKelepçeli fotoğraf tezgahtı talimatı Atalay verdi
Kelepçeli fotoğraf tezgahtı, talimatı Atalay verdi
Zaman
25.03.2014
23:24
Emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Bugün TV’de Merkez Siyaset programına konuk oldu.İşte Ali Fuat Yılmazerin konuşmalarından satırbaşları:KCK şüphelilerinin elleri kelepçeli sıraya konulması tezgahtı, planlıydı. Talimatını bizzat Beşir Atalay verdiParalel yapı diyeceğinize önce eli kanlı canilerle işbirliklerinizi sonlandırın. Bunlar sanal söylemler, gerçekliği yok. Böyle denilerek birşeylerin üstü kapatılıyor. Herşey bir kandırmacadan ibaret. Bir Cemaat fobisi oluşturup, polis savcı öteye beriye sürüldü. Başbakan sabah akşam operasyon diyor, ortada bir tane somut suç yok. Aman Allahım koskoca devletin düşürüldüğü hale bak. Hani ileri demokrasi, Türkiyeyi nereye sürüklüyorsunuz siz? Bundan sonra yapılacak operasyona kim inanır, dünya inanır mı?Devrimci Karargahı Kandile götürüp eğitim veridiren Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı..PKKnın içine sızmış ve müzakere yürüten MİTten terör olaylarını önleyecek bir tane istihbarat gelmedi. Bu nasıl istihbaratçılık?Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 Şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak diye faks çektiİdris Naim Şahini içişleri bakanlığı görevinden aldıran ÖcalandırEtkisiz hale getirilen bombayı PKKya tekrar teslim ettilerDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri. İran, teröris yapı konusunda uluslararası başarılara sahiptir. Yargının önü açılsın. MİTin hiçbir çalışması uğraşı yok. ONlar bugün başka şeylerle uğraşıyorlar. Sanal söylemlerle uğraşıyorlar. Bizim gerçeklerimizle alakası yok. Gündemden kaçırılan birşeyler var.3. program oldu, söylediğim birşeye bile cevap alamadım. Bu yükü taşıyamıyorum, millete emanet ediyorum. Birileri sahip çıksın, özellikle aydınlarımız. Bir kandırmacadan başka birşey değil Türkiyenin sistemi.Soyut kavramlarla gerçekleri saklıyorlar. Yargıyı almışsınız rafa kaldırmışsınız, polislerin yerini değiştiriyorsunuz. Vicdanınız kaldırıyor mu olanları? 25 yıllık meslek hayatım var, bunları işletmekle geçti, daha bir tane somut birşey söylenmiyor. Operasyon yapacak, operasyon yapacak. MİTin operasyon yaptığı yok ki, konuştuğunuz bir tane bile somut birşey yok. Kaç aydır bekliyorum ben. Ne çıkacak karşıma diye. Benim Nazlı hanımla bilmem ne? Gerçekten Başbakan bunlara inanıyor mu? Devletin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Sosyal medya yasaklarla dolu. Dünyada örneği yok. Hani barıştı sizin amacınız, böyle mi olacaktı? Bu saatten sonra yapacağınız operasyona dünya inanır mı?
Zaman
Ana Sayfa
25.03.2014
KelepçelifotoğraftezgahtıtalimatıAtalayverdiKelepçeli fotoğraf tezgahtı talimatı Atalay verdi
Kelepçeli fotoğraf tezgahı, talimatı Atalay verdi
Zaman
25.03.2014
23:14
Emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Bugün TV’de Merkez Siyaset programına konuk oldu. İşte Ali Fuat Yılmazerin konuşmalarından satırbaşları: KCK şüphelilerinin elleri kelepçeli sıraya konulması tezgahtı, planlıydı. Talimatını bizzat Beşir Atalay verdiParalel yapı diyeceğinize önce eli kanlı canilerle işbirliklerinizi sonlandırın. Bunlar sanal söylemler, gerçekliği yok. Böyle denilerek birşeylerin üstü kapatılıyor. Herşey bir kandırmacadan ibaret. Bir Cemaat fobisi oluşturup, polis savcı öteye beriye sürüldü. Başbakan sabah akşam operasyon diyor, ortada bir tane somut suç yok. Aman Allahım koskoca devletin düşürüldüğü hale bak. Hani ileri demokrasi, Türkiyeyi nereye sürüklüyorsunuz siz? Bundan sonra yapılacak operasyona kim inanır, dünya inanır mı?Devrimci Karargahı Kandile götürüp eğitim veridiren Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı..PKKnın içine sızmış ve müzakere yürüten MİTten terör olaylarını önleyecek bir tane istihbarat gelmedi. Bu nasıl istihbaratçılık?Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 Şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak diye faks çektiİdris Naim Şahini içişleri bakanlığı görevinden aldıran ÖcalandırEtkisiz hale getirilen bombayı PKKya tekrar teslim ettilerDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri.
Zaman
Güncel
25.03.2014
KelepçelifotoğraftezgahıtalimatıAtalayverdiKelepçeli fotoğraf tezgahı talimatı Atalay verdi
Kelepçeli fotoğraf tezgahı, talimatı Atalay verdi
Zaman
25.03.2014
23:14
Emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Bugün TV’de Merkez Siyaset programına konuk oldu. İşte Ali Fuat Yılmazerin konuşmalarından satırbaşları: KCK şüphelilerinin elleri kelepçeli sıraya konulması tezgahtı, planlıydı. Talimatını bizzat Beşir Atalay verdiParalel yapı diyeceğinize önce eli kanlı canilerle işbirliklerinizi sonlandırın. Bunlar sanal söylemler, gerçekliği yok. Böyle denilerek birşeylerin üstü kapatılıyor. Herşey bir kandırmacadan ibaret. Bir Cemaat fobisi oluşturup, polis savcı öteye beriye sürüldü. Başbakan sabah akşam operasyon diyor, ortada bir tane somut suç yok. Aman Allahım koskoca devletin düşürüldüğü hale bak. Hani ileri demokrasi, Türkiyeyi nereye sürüklüyorsunuz siz? Bundan sonra yapılacak operasyona kim inanır, dünya inanır mı?Devrimci Karargahı Kandile götürüp eğitim veridiren Avrupaya geçiren kişi MİTin elemanı..PKKnın içine sızmış ve müzakere yürüten MİTten terör olaylarını önleyecek bir tane istihbarat gelmedi. Bu nasıl istihbaratçılık?Mehmet Metinere suikast yapacak PKK/ÖSB mensubunu 11 Şubatta yakaladık, MİT 12 Şubatta Metinere suikast yapılacak diye faks çektiİdris Naim Şahini içişleri bakanlığı görevinden aldıran ÖcalandırEtkisiz hale getirilen bombayı PKKya tekrar teslim ettilerDeşifre edilip sulandırılan Selam Örgütü soruşturmasını önemli bilgiler barındırıyordu. Son yıllların en sinsi ve tehlikeli örgütlerinden biri.
Zaman
Ana Sayfa
25.03.2014
KelepçelifotoğraftezgahıtalimatıAtalayverdiKelepçeli fotoğraf tezgahı talimatı Atalay verdi
Her şey sanat için
Zaman
21.03.2014
05:29
Hollywood, tarihin tozlu sayfalarında kalan ayrıntıları gün yüzüne çıkarıp parlatmayı seviyor.Her ne kadar, bunu yaparken Amerikanvari bir gösteriş, abartı ve bazen de deformasyona başvursa da, yapılanın bir nevi ‘amme hizmeti’ olduğunu söyleyebiliriz. Dünya tarihinin genel hatları üzerindeki duraklardan birinin koridorları arasında dolaşıp bilgi sahibi olma imkânı sağlıyor. Bunun yan etkileri de yok değil. Eğer izlediğiniz filmi tek kaynak kabul edip “Aaa, böyle mi olmuş?” diyerek kendinizi tümüyle teslim ederseniz tarihi yanlış öğrenme ihtimaliniz bir hayli fazla. George Clooney’nin yönettiği ‘Hazine Avcıları / The Monuments Men’, 2. Dünya Savaşı’na dair daha önce anlatılmamış bir öyküyü perdeye taşıyor. Film, müze yöneticisi, mimar ve sanat tarihçisi gibi farklı alanlardan gelen ve askerlikle hiç alakası olmayan sanat uzmanı yedi kişinin, dünyaca ünlü eserleri Nazilerin elinden kurtarmasını anlatıyor. Bin yıllık kültürel birikimin yok olmasını engellemek için, ‘hazine avcıları’ canlarını tehlikeye atar. Bu ekibe ‘içeriden yardım’ ise bir Nazi subayının sekreteri olan Claire Simone’dan gelir. Film, dönemin ABD Başkanı Eisenhower’a verilen bir brifing ile başlıyor. Vermeer’den Da Vinci’ye, Monet’den Rembrandt’a kadar dünyaca ünlü ustaların paha biçilemez eserlerinin kurtarılması gerektiği anlatılıyor. Eisenhower da ‘her şey sanat için’ diyerek bunu kabul ediyor ve sanat uzmanlarından oluşan bir ekip kurdurup Avrupa’ya gönderiyor. Seyirci için filmin anlattıklarına teslim olup olmama imtihanı burada başlıyor. Robert M. Edsel ile Bret Wittel’in kitaplarından uyarlanan film, sadece bir ekip varmış ve bu ekip de ABD tarafından kurulup organize edilmiş gibi anlatıyor olayı. Ne var ki, Eisenhower’ın böyle bir direktifi olsa da, tarih tam olarak böyle cereyan etmiyor. Filme kaynaklık eden kitaplar ile bu tarihi olayı belgeleri ve fotoğraflarıyla ortaya koyan -filmden bağımsız- monuments.com internet sitesi öyle demiyor.VERMEER’İ KURTARMAK!Doğrusu, benim merakım da filmin geçtiğimiz ay 64. Berlin Film Festivali’nde düzenlenen galasında ‘gerçek hazine avcısı’ olarak film ekibiyle birlikte sahneye çıkan 88 yaşındaki Harry Ettlinger’i görünce depreşti. O operasyona dâhil olup hâlâ hayatta olanlardan biri Ettlinger. 2. Dünya Savaşı sırasındaki sanat eserlerini kurtarma organizasyonu, 13 farklı milletten 345 kadın ve erkeğin yer aldığı önemli bir operasyon aslında. Özellikle, 15 Şubat 1944’te Roma yakınlarındaki 1400 yıllık Monte Cassino Manastırı’nın, içindeki eserlerle birlikte harap edilmesi, sanat eserlerini kurtarma faaliyetlerini daha da önemli hale getirir. Bugün Avrupa ve ABD’deki dünyaca ünlü birçok müzedeki sanat eseri (özellikle tablo ve heykeller) bu kurtarma operasyonu sayesinde ziyaret edilebiliyor. Hal böyleyken, George Clooney’nin bu tarihi olayı, bir grup gamsız ama kahraman olmaya müsait Amerikalının, bir Fransız ve İngiliz’i de yanlarına alarak giriştikleri eğlenceli bir Avrupa seyahati gibi anlatılması başlı başına bir handikap. Filmin ihtiyaç duyduğu dramatik ve ‘sanatsal’ ciddiyet, bu yaklaşımdan dolayı büyük bir yara alıyor. Diğer taraftan, dramatik yapının ağır basmaması için bu küçük ekibin kendi arasında mizahi durumlar yakalanmaya çalışılmış. Fakat bu mizah arayışı bir hali sakil kalıyor, yer yer de sıkıcı bir hal alıyor. Bu kararsızlık hali, film boyunca tekrar ediyor. Böyle olunca film, ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’ ile ‘Ocean’s Eleven’ karışımı vasat ve garip bir ‘ucube’ olup çıkıyor. Teknik olarak, görüntü ve sanat yönetimi ile set tasarımında sorun yaşamayan film, senaryo ve yönetmenlikteki sıkıntılarını oyunculukta da dışa vuruyor. Matt Damon, Bill Murray, Jean Dujardin ve John Goodman sanki Clooney’nin hatırına, istemeye istemeye oynar gibi, sadece ‘görevlerini’ yaparak rölanti bir oyun sergiliyor. Haliyle, ortaya vasat bir seyirlik çıkıyor.
Zaman
Ana Sayfa
21.03.2014
HerşeysanatiçinHer şey sanat için
Her şey sanat için
Zaman
21.03.2014
02:22
Hollywood, tarihin tozlu sayfalarında kalan ayrıntıları gün yüzüne çıkarıp parlatmayı seviyor.Her ne kadar, bunu yaparken Amerikanvari bir gösteriş, abartı ve bazen de deformasyona başvursa da, yapılanın bir nevi ‘amme hizmeti’ olduğunu söyleyebiliriz. Dünya tarihinin genel hatları üzerindeki duraklardan birinin koridorları arasında dolaşıp bilgi sahibi olma imkânı sağlıyor. Bunun yan etkileri de yok değil. Eğer izlediğiniz filmi tek kaynak kabul edip “Aaa, böyle mi olmuş?” diyerek kendinizi tümüyle teslim ederseniz tarihi yanlış öğrenme ihtimaliniz bir hayli fazla. George Clooney’nin yönettiği ‘Hazine Avcıları / The Monuments Men’, 2. Dünya Savaşı’na dair daha önce anlatılmamış bir öyküyü perdeye taşıyor. Film, müze yöneticisi, mimar ve sanat tarihçisi gibi farklı alanlardan gelen ve askerlikle hiç alakası olmayan sanat uzmanı yedi kişinin, dünyaca ünlü eserleri Nazilerin elinden kurtarmasını anlatıyor. Bin yıllık kültürel birikimin yok olmasını engellemek için, ‘hazine avcıları’ canlarını tehlikeye atar. Bu ekibe ‘içeriden yardım’ ise bir Nazi subayının sekreteri olan Claire Simone’dan gelir. Film, dönemin ABD Başkanı Eisenhower’a verilen bir brifing ile başlıyor. Vermeer’den Da Vinci’ye, Monet’den Rembrandt’a kadar dünyaca ünlü ustaların paha biçilemez eserlerinin kurtarılması gerektiği anlatılıyor. Eisenhower da ‘her şey sanat için’ diyerek bunu kabul ediyor ve sanat uzmanlarından oluşan bir ekip kurdurup Avrupa’ya gönderiyor. Seyirci için filmin anlattıklarına teslim olup olmama imtihanı burada başlıyor. Robert M. Edsel ile Bret Wittel’in kitaplarından uyarlanan film, sadece bir ekip varmış ve bu ekip de ABD tarafından kurulup organize edilmiş gibi anlatıyor olayı. Ne var ki, Eisenhower’ın böyle bir direktifi olsa da, tarih tam olarak böyle cereyan etmiyor. Filme kaynaklık eden kitaplar ile bu tarihi olayı belgeleri ve fotoğraflarıyla ortaya koyan -filmden bağımsız- monuments.com internet sitesi öyle demiyor.VERMEER’İ KURTARMAK!Doğrusu, benim merakım da filmin geçtiğimiz ay 64. Berlin Film Festivali’nde düzenlenen galasında ‘gerçek hazine avcısı’ olarak film ekibiyle birlikte sahneye çıkan 88 yaşındaki Harry Ettlinger’i görünce depreşti. O operasyona dâhil olup hâlâ hayatta olanlardan biri Ettlinger. 2. Dünya Savaşı sırasındaki sanat eserlerini kurtarma organizasyonu, 13 farklı milletten 345 kadın ve erkeğin yer aldığı önemli bir operasyon aslında. Özellikle, 15 Şubat 1944’te Roma yakınlarındaki 1400 yıllık Monte Cassino Manastırı’nın, içindeki eserlerle birlikte harap edilmesi, sanat eserlerini kurtarma faaliyetlerini daha da önemli hale getirir. Bugün Avrupa ve ABD’deki dünyaca ünlü birçok müzedeki sanat eseri (özellikle tablo ve heykeller) bu kurtarma operasyonu sayesinde ziyaret edilebiliyor. Hal böyleyken, George Clooney’nin bu tarihi olayı, bir grup gamsız ama kahraman olmaya müsait Amerikalının, bir Fransız ve İngiliz’i de yanlarına alarak giriştikleri eğlenceli bir Avrupa seyahati gibi anlatılması başlı başına bir handikap. Filmin ihtiyaç duyduğu dramatik ve ‘sanatsal’ ciddiyet, bu yaklaşımdan dolayı büyük bir yara alıyor. Diğer taraftan, dramatik yapının ağır basmaması için bu küçük ekibin kendi arasında mizahi durumlar yakalanmaya çalışılmış. Fakat bu mizah arayışı bir hali sakil kalıyor, yer yer de sıkıcı bir hal alıyor. Bu kararsızlık hali, film boyunca tekrar ediyor. Böyle olunca film, ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’ ile ‘Ocean’s Eleven’ karışımı vasat ve garip bir ‘ucube’ olup çıkıyor. Teknik olarak, görüntü ve sanat yönetimi ile set tasarımında sorun yaşamayan film, senaryo ve yönetmenlikteki sıkıntılarını oyunculukta da dışa vuruyor. Matt Damon, Bill Murray, Jean Dujardin ve John Goodman sanki Clooney’nin hatırına, istemeye istemeye oynar gibi, sadece ‘görevlerini’ yaparak rölanti bir oyun sergiliyor. Haliyle, ortaya vasat bir seyirlik çıkıyor.
Zaman
Kültür
21.03.2014
HerşeysanatiçinHer şey sanat için
ALİ FUAT YILMAZER'DEN FLAŞ AÇIKLAMALAR
Zaman
19.03.2014
02:53
Emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Bugün TV’de Merkez Siyaset programına gündemi değiştirecek açıklamalar yaptı. Yılmazer, Ergenekon, Balyoz, Oda TV, KCK ve Atabeyler gibi soruşturmaların hepsinin Başbakan’a arz edilerek sürdürüldüğü ve tutuklamaların da Başbakan’ın talimatıyla yapıldığını ifade etti.Yılmazer’in açıklamaları özetle şöyle:BAŞBAKANDAN TALİMATLARLA TÜM OPERSAYONLAR YAPILDI, NEREDE CEMAAAT“25 yıllık meslek hayatımda böyle bir devir görmedim. Hukuksuzluk had safhada. Ben Cemaatçi değilim. Fethullahçı olduğuma dair haberlerin kaynağı Aydınlık Gazetesi’dir. Oda TV soruşturmasından sonra sözde Ahmet Şık ve Nedim Şener’i sahte delillerle gözaltına aldığımız iddia edildi ve ben görevden alındım. 2008 yılının başından itibaren operasyon hakkında bizzat Başbakan’a ben bilgi veriyordum. Ondan aldığım talimatlara göre hareket ediyordum. Götürdüğümüz bilgiler ve ondan aldığımız perspektif sayesinde operasyonlar yapıldı, o halde nerede Cemaat?ODA TV DE BAŞBUĞUN TUTUKLANMASI DA BAŞBAKANIN TALİMATIBaşbakan, bize ‘tutuklayın’ dedi tutukladık. Oda TV soruşturması Başbakan’ın talimatıyla yapılmıştır. Asıl kırılma İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla başladı. Başbakan’ımızın talimatı ‘mutlaka tutuklansın’ olmuştur.HEM TUTUKLAYIN DİYOR, HEM TOPLUMA BAŞKA ŞEY SÖYLEDİBaşbakan, hemen tutuklanmanın akabinde açıklama yaptı, herkes altüst oldu. Hem tutukla diyorsunuz hem de Türk toplumuna bambaşka bir açıklama yapıyorsunuz. Bu açıklamalar, teşkilatı şoke etti ve Ergenekon sürecini sabote etti. Ergenekon, internet andıcı, Oda TV, KCK gibi operasyonlarda bütün bu tutuklamalardan Başbakan’ın bilgisi vardı.MİT, ÖRGÜTLERİN EYLEMLERİNİ POLİSE HABER VERMEDİMetropollerde ölümlü eylemlerden haberi olan MİT elemanları var. Biz engellemesek eylem yapacak olan örgütler var ve MİT bunu biliyor ama bize haber vermiyor. Bunu Başbakan’a arz ettim 2008 yılında. Başbakan’dan perspektif almadan KCK operasyonları yapılmadı. Bize şunu dediler; MİT’i deşifre ettiniz, ben böyle bir şey yapmadım. Adli süreçte tüm ayrıntıları Başbakan’a arz ettim. MİT’in adının karıştığı bir durum söz konusu. Hakan Fidan ifade vermeyecek de kim verecek? İl Emniyet Müdürü’nün makamında oturuyorum, savcı 4 tane MİT’çinin numarasını istiyor ayrıca Başbakan bilgilendiriliyor. Başbakan’ın hiçbir geri dönüşü olmadı. Eğer geri dönüş olsaydı arkadaşlar, bu hassasiyeti savcıya iletirlerdi. Öcalanın el yazılı talimatı Kandile götürülüp eylemlere ikna edildiler.7 ŞUBATTA CEMAAT LAFI TAMAMEN KARARTMADIR7 Şubat cemaat işi değildir, bu tamamen bir karartmadır. Ben bu işin göbegindeydim. Kimse milleti kandırmasın! HEDEF başbakan değildi, hedef Hakan Fidan değildi.CEMAAT İDDİASINA AZİZ YILDIRIM NASIL İNANDIRILDI ANLAYAMIYORUMŞike sürecinin tüm safhalarından Başbakanın haberi vardı. Önüne dosya konuldu. (Aziz Yıldırımın 1 numaralı zanlı olduğunu da biliyor muydu? sorusuna) dosya önüne konuldu diyorum lafın tamamını bana didirtmeyin. Cemaat iddiasına Aziz Yıldırım nasıl inandı, nasıl.7 BİN KİŞİNİN DİNLENMESİ TEKNİK OLARAK DA MÜMKÜN DEĞİLDinleme sayılarının basında geçen rakamlarla örtüşmesi mümkün değil.İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün dinleme kapasitesi 2 bin 500dür. 3 bin kişi dinlenemez, teknik kapasitesi yetmez. Takipte olan en az 10 örgüt vardır. İçinde PKK, Devrimci Karargah, sol örgütler, dini referanslı örgütler var. En düşüğü Selam örgütüdür. Bu soruşturmada en fazla dinlenen 300dür, olsa olsa 500dür. 7 bin kişi dinlenemez.Emniyet’te havadan dinleme yapan cihazlar yok. Sabri Uzun bu cihazların MİT ve Jandarma’da olduğunu söyledi.
Zaman
En Çok Okunan
19.03.2014
ALİFUATYILMAZERDENFLAŞAÇIKLAMALARALİ FUAT YILMAZERDEN FLAŞ AÇIKLAMALAR
ALİ FUAT YILMAZER'DEN FLAŞ AÇIKLAMALAR
Zaman
19.03.2014
02:08
Emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Bugün TV’de Merkez Siyaset programına gündemi değiştirecek açıklamalar yaptı. Yılmazer, Ergenekon, Balyoz, Oda TV, KCK ve Atabeyler gibi soruşturmaların hepsinin Başbakan’a arz edilerek sürdürüldüğü ve tutuklamaların da Başbakan’ın talimatıyla yapıldığını ifade etti.Yılmazer’in açıklamaları özetle şöyle:BAŞBAKANDAN TALİMATLARLA TÜM OPERSAYONLAR YAPILDI, NEREDE CEMAAAT“25 yıllık meslek hayatımda böyle bir devir görmedim. Hukuksuzluk had safhada. Ben Cemaatçi değilim. Fethullahçı olduğuma dair haberlerin kaynağı Aydınlık Gazetesi’dir. Oda TV soruşturmasından sonra sözde Ahmet Şık ve Nedim Şener’i sahte delillerle gözaltına aldığımız iddia edildi ve ben görevden alındım. 2008 yılının başından itibaren operasyon hakkında bizzat Başbakan’a ben bilgi veriyordum. Ondan aldığım talimatlara göre hareket ediyordum. Götürdüğümüz bilgiler ve ondan aldığımız perspektif sayesinde operasyonlar yapıldı, o halde nerede Cemaat?ODA TV DE BAŞBUĞUN TUTUKLANMASI DA BAŞBAKANIN TALİMATIBaşbakan, bize ‘tutuklayın’ dedi tutukladık. Oda TV soruşturması Başbakan’ın talimatıyla yapılmıştır. Asıl kırılma İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla başladı. Başbakan’ımızın talimatı ‘mutlaka tutuklansın’ olmuştur.HEM TUTUKLAYIN DİYOR, HEM TOPLUMA BAŞKA ŞEY SÖYLEDİBaşbakan, hemen tutuklanmanın akabinde açıklama yaptı, herkes altüst oldu. Hem tutukla diyorsunuz hem de Türk toplumuna bambaşka bir açıklama yapıyorsunuz. Bu açıklamalar, teşkilatı şoke etti ve Ergenekon sürecini sabote etti. Ergenekon, internet andıcı, Oda TV, KCK gibi operasyonlarda bütün bu tutuklamalardan Başbakan’ın bilgisi vardı.MİT, ÖRGÜTLERİN EYLEMLERİNİ POLİSE HABER VERMEDİMetropollerde ölümlü eylemlerden haberi olan MİT elemanları var. Biz engellemesek eylem yapacak olan örgütler var ve MİT bunu biliyor ama bize haber vermiyor. Bunu Başbakan’a arz ettim 2008 yılında. Başbakan’dan perspektif almadan KCK operasyonları yapılmadı. Bize şunu dediler; MİT’i deşifre ettiniz, ben böyle bir şey yapmadım. Adli süreçte tüm ayrıntıları Başbakan’a arz ettim. MİT’in adının karıştığı bir durum söz konusu. Hakan Fidan ifade vermeyecek de kim verecek? İl Emniyet Müdürü’nün makamında oturuyorum, savcı 4 tane MİT’çinin numarasını istiyor ayrıca Başbakan bilgilendiriliyor. Başbakan’ın hiçbir geri dönüşü olmadı. Eğer geri dönüş olsaydı arkadaşlar, bu hassasiyeti savcıya iletirlerdi. Öcalanın el yazılı talimatı Kandile götürülüp eylemlere ikna edildiler.7 ŞUBATTA CEMAAT LAFI TAMAMEN KARARTMADIR7 Şubat cemaat işi değildir, bu tamamen bir karartmadır. Ben bu işin göbegindeydim. Kimse milleti kandırmasın! HEDEF başbakan değildi, hedef Hakan Fidan değildi.CEMAAT İDDİASINA AZİZ YILDIRIM NASIL İNANDIRILDI ANLAYAMIYORUMŞike sürecinin tüm safhalarından Başbakanın haberi vardı. Önüne dosya konuldu. (Aziz Yıldırımın 1 numaralı zanlı olduğunu da biliyor muydu? sorusuna) dosya önüne konuldu diyorum lafın tamamını bana didirtmeyin. Cemaat iddiasına Aziz Yıldırım nasıl inandı, nasıl.7 BİN KİŞİNİN DİNLENMESİ TEKNİK OLARAK DA MÜMKÜN DEĞİLDinleme sayılarının basında geçen rakamlarla örtüşmesi mümkün değil.İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün dinleme kapasitesi 2 bin 500dür. 3 bin kişi dinlenemez, teknik kapasitesi yetmez. Takipte olan en az 10 örgüt vardır. İçinde PKK, Devrimci Karargah, sol örgütler, dini referanslı örgütler var. En düşüğü Selam örgütüdür. Bu soruşturmada en fazla dinlenen 300dür, olsa olsa 500dür. 7 bin kişi dinlenemez.Emniyet’te havadan dinleme yapan cihazlar yok. Sabri Uzun bu cihazların MİT ve Jandarma’da olduğunu söyledi.
Zaman
Güncel
19.03.2014
ALİFUATYILMAZERDENFLAŞAÇIKLAMALARALİ FUAT YILMAZERDEN FLAŞ AÇIKLAMALAR
ALİ FUAT YILMAZER'DEN FLAŞ AÇIKLAMALAR
Zaman
19.03.2014
02:08
Emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Bugün TV’de Merkez Siyaset programına gündemi değiştirecek açıklamalar yaptı. Yılmazer, Ergenekon, Balyoz, Oda TV, KCK ve Atabeyler gibi soruşturmaların hepsinin Başbakan’a arz edilerek sürdürüldüğü ve tutuklamaların da Başbakan’ın talimatıyla yapıldığını ifade etti.Yılmazer’in açıklamaları özetle şöyle:BAŞBAKANDAN TALİMATLARLA TÜM OPERSAYONLAR YAPILDI, NEREDE CEMAAAT“25 yıllık meslek hayatımda böyle bir devir görmedim. Hukuksuzluk had safhada. Ben Cemaatçi değilim. Fethullahçı olduğuma dair haberlerin kaynağı Aydınlık Gazetesi’dir. Oda TV soruşturmasından sonra sözde Ahmet Şık ve Nedim Şener’i sahte delillerle gözaltına aldığımız iddia edildi ve ben görevden alındım. 2008 yılının başından itibaren operasyon hakkında bizzat Başbakan’a ben bilgi veriyordum. Ondan aldığım talimatlara göre hareket ediyordum. Götürdüğümüz bilgiler ve ondan aldığımız perspektif sayesinde operasyonlar yapıldı, o halde nerede Cemaat?ODA TV DE BAŞBUĞUN TUTUKLANMASI DA BAŞBAKANIN TALİMATIBaşbakan, bize ‘tutuklayın’ dedi tutukladık. Oda TV soruşturması Başbakan’ın talimatıyla yapılmıştır. Asıl kırılma İlker Başbuğ’un tutuklanmasıyla başladı. Başbakan’ımızın talimatı ‘mutlaka tutuklansın’ olmuştur.HEM TUTUKLAYIN DİYOR, HEM TOPLUMA BAŞKA ŞEY SÖYLEDİBaşbakan, hemen tutuklanmanın akabinde açıklama yaptı, herkes altüst oldu. Hem tutukla diyorsunuz hem de Türk toplumuna bambaşka bir açıklama yapıyorsunuz. Bu açıklamalar, teşkilatı şoke etti ve Ergenekon sürecini sabote etti. Ergenekon, internet andıcı, Oda TV, KCK gibi operasyonlarda bütün bu tutuklamalardan Başbakan’ın bilgisi vardı.MİT, ÖRGÜTLERİN EYLEMLERİNİ POLİSE HABER VERMEDİMetropollerde ölümlü eylemlerden haberi olan MİT elemanları var. Biz engellemesek eylem yapacak olan örgütler var ve MİT bunu biliyor ama bize haber vermiyor. Bunu Başbakan’a arz ettim 2008 yılında. Başbakan’dan perspektif almadan KCK operasyonları yapılmadı. Bize şunu dediler; MİT’i deşifre ettiniz, ben böyle bir şey yapmadım. Adli süreçte tüm ayrıntıları Başbakan’a arz ettim. MİT’in adının karıştığı bir durum söz konusu. Hakan Fidan ifade vermeyecek de kim verecek? İl Emniyet Müdürü’nün makamında oturuyorum, savcı 4 tane MİT’çinin numarasını istiyor ayrıca Başbakan bilgilendiriliyor. Başbakan’ın hiçbir geri dönüşü olmadı. Eğer geri dönüş olsaydı arkadaşlar, bu hassasiyeti savcıya iletirlerdi. Öcalanın el yazılı talimatı Kandile götürülüp eylemlere ikna edildiler.7 ŞUBATTA CEMAAT LAFI TAMAMEN KARARTMADIR7 Şubat cemaat işi değildir, bu tamamen bir karartmadır. Ben bu işin göbegindeydim. Kimse milleti kandırmasın! HEDEF başbakan değildi, hedef Hakan Fidan değildi.CEMAAT İDDİASINA AZİZ YILDIRIM NASIL İNANDIRILDI ANLAYAMIYORUMŞike sürecinin tüm safhalarından Başbakanın haberi vardı. Önüne dosya konuldu. (Aziz Yıldırımın 1 numaralı zanlı olduğunu da biliyor muydu? sorusuna) dosya önüne konuldu diyorum lafın tamamını bana didirtmeyin. Cemaat iddiasına Aziz Yıldırım nasıl inandı, nasıl.7 BİN KİŞİNİN DİNLENMESİ TEKNİK OLARAK DA MÜMKÜN DEĞİLDinleme sayılarının basında geçen rakamlarla örtüşmesi mümkün değil.İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün dinleme kapasitesi 2 bin 500dür. 3 bin kişi dinlenemez, teknik kapasitesi yetmez. Takipte olan en az 10 örgüt vardır. İçinde PKK, Devrimci Karargah, sol örgütler, dini referanslı örgütler var. En düşüğü Selam örgütüdür. Bu soruşturmada en fazla dinlenen 300dür, olsa olsa 500dür. 7 bin kişi dinlenemez.Emniyet’te havadan dinleme yapan cihazlar yok. Sabri Uzun bu cihazların MİT ve Jandarma’da olduğunu söyledi.
Zaman
Ana Sayfa
19.03.2014
ALİFUATYILMAZERDENFLAŞAÇIKLAMALARALİ FUAT YILMAZERDEN FLAŞ AÇIKLAMALAR
Toplam "32" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti