zinhar | |
|
| 4+4+4 ve KESK | Evrensel | 02.04.2012 07:25 |  | | | Adet oldu: Kim hangi hakkını talep eder, kim haklarına yönelik hangi saldırıyı protesto ederse... Ama genç... ama işçi... ama Kürt... ama memur... Kim olursa, polisin hunhar saldırısına uğrayıp zehirli gazla tazyikli suyu yiyor. Yerlerde süründürülüyor. Yetmiyor... Bunlar kesmiyor. Başbakan hemen saldırıları savunuyor. Genci suçluyor. İşçiyi, memuru suçluyor. Zinhar kendisi ve emrindeki polis haklı. Hak arayan haksız!
Öğretmenler ve başka kamu emekçileri Ankara’da toplanarak, eğitimi kamusal olmaktan çıkarıp sermayeye ucuz işgücü teminine, üstelik dini ve din eğitimini devlet zoruna bağlayan | | Evrensel Köşe Yazıları 02.04.2012 | | | 4+4+4veKESK4+4+4 ve KESK |
|
| Ahmet Kurucan - Zinhar, Zinhar! | Zaman | 04.02.2012 01:53 |  | | |
| Ahmet Kurucan - Zinhar, Zinhar! | Zaman | 04.02.2012 01:53 |  | | |
| Allah akıl fikir versin! | Gazete Şok | 09.01.2012 02:25 |  | | | Zinhar inançsız değilim.Bilakis Elhamdülillah!Biz de öğrenci olduk…Sarayları gezdik, müzeleri gezdik.Tarihimizi, geçmişimizi öğrendik.Gün geldi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisidersinde, öğretmen masası üz... | | Gazete Şok Son Dakika 09.01.2012 | | | AllahakılfikirversinAllah akıl fikir versin |
|
| Kıvırma, bu senin eserin! Ahmet KEKEÇ | Star | 22.11.2011 02:59 |  | | |
| Anadolu şöyle bir yerdir | Star | 10.10.2011 07:14 |  | | | Ceylan’ın sözlüğünde Anadolu; güçlü karşısında ezik, ezik karşısında despot kesilen, “dostuna yarısını” zinhar göstermeyen, hayata değil, ölüme yatırım yapan insanların yaşadığı kimsesizliğin coğrafyasıdır. Daha büyük bir yaratıcı gelip, daha güçlü bir | | Star Yorum 10.10.2011 | | | AnadoluşöylebiryerdirAnadolu şöyle bir yerdir |
|
| Anadolu şöyle bir yerdir | Star | 10.10.2011 01:26 |  | | | Ceylan’ın sözlüğünde Anadolu; güçlü karşısında ezik, ezik karşısında despot kesilen, “dostuna yarısını” zinhar göstermeyen, hayata değil, ölüme yatırım yapan insanların yaşadığı kimsesizliğin coğrafyasıdır. Daha büyük bir yaratıcı gelip, daha güçlü bir | | Star Son Dakika 10.10.2011 | | | AnadoluşöylebiryerdirAnadolu şöyle bir yerdir |
|
| Hristiyan terörü mü, zinhar! | Hürriyet | 01.08.2011 13:42 |  | | | Okur Temsilcimiz Faruk Bildirici’nin Norveç haberleriyle ilgili olarak kullandığımız iki başlığa yönelik eleştirisi, bu mutlu Ramazan gününde, “İslamcı terör” ve “Hristiyan terörist” gibi giriftli kavramları düşünmeye itti beni. Biraz Ali Şeriati’ye, biraz Maxime Rodinson’a değinerek... | | Hürriyet Dünya 01.08.2011 | | | HristiyanterörümüzinharHristiyan terörü mü zinhar |
|
| A. Turan Alkan - Ramazan'da oruç yemenin incelikleri | Zaman | 30.07.2011 01:58 |  | | |
| A. Turan Alkan - Ramazan'da oruç yemenin incelikleri | Zaman | 30.07.2011 01:58 |  | | |
| Ben meramımı zerafetle anlatırım | Posta | 19.07.2011 16:34 |  | | Geçtiğimiz günlerde Kıbrısta verdiği bir konserde, Bana seksi denmesine bayılıyorum. Frikik görmek isteyen klibime bakabilir dediği iddia edilen Ayşegül Aldinç, söylentileri yalanladı
Konserde söylediğim iddia edilen sözler, zinhar benim ağzımdan çıkmış değil. Kaldı ki bu ifadelerin kelime dağarcığımda da yeri yoktur. Ben, hayatımın her döneminde meramını zarafetle anlatan biri oldum. Sevenlerimin gönlünde hayal kırıklığı yaratmaya kimsenin hakkı yok!
GÜNAYDIN
| | Posta Gece Hayatı 19.07.2011 | | | BenmeramımızerafetleanlatırımBen meramımı zerafetle anlatırım |
|
| Ben meramımı zerafetle anlatırım | Posta | 19.07.2011 16:22 |  | | Geçtiğimiz günlerde Kıbrısta verdiği bir konserde, Bana seksi denmesine bayılıyorum. Frikik görmek isteyen klibime bakabilir dediği iddia edilen Ayşegül Aldinç, söylentileri yalanladı
Konserde söylediğim iddia edilen sözler, zinhar benim ağzımdan çıkmış değil. Kaldı ki bu ifadelerin kelime dağarcığımda da yeri yoktur. Ben, hayatımın her döneminde meramını zarafetle anlatan biri oldum. Sevenlerimin gönlünde hayal kırıklığı yaratmaya kimsenin hakkı yok!
GÜNAYDIN
| | Posta Son Dakika 19.07.2011 | | | BenmeramımızerafetleanlatırımBen meramımı zerafetle anlatırım |
|
| Ben meramımı zerafetle anlatırım | Posta | 19.07.2011 16:16 |  | | Geçtiğimiz günlerde Kıbrısta verdiği bir konserde, Bana seksi denmesine bayılıyorum. Frikik görmek isteyen klibime bakabilir dediği iddia edilen Ayşegül Aldinç, söylentileri yalanladı
Konserde söylediğim iddia edilen sözler, zinhar benim ağzımdan çıkmış değil. Kaldı ki bu ifadelerin kelime dağarcığımda da yeri yoktur. Ben, hayatımın her döneminde meramını zarafetle anlatan biri oldum. Sevenlerimin gönlünde hayal kırıklığı yaratmaya kimsenin hakkı yok!
GÜNAYDIN
| | Posta Magazin 19.07.2011 | | | BenmeramımızerafetleanlatırımBen meramımı zerafetle anlatırım |
|
| Muhteşem Süleyman ve kaynak meselesi | Radikal | 14.01.2011 16:41 |  | | |
| Osmanlı karaltısından ürkmek! | Milli Gazete | 02.01.2011 18:00 |  | | | 1991 yılında Orta Asya kapıları yüzümüze açılınca birileri kulağımıza şöyle fısıldamıştı: Büyük abi rolüne soyunmaktan kaçın. Yoksa Türki cumhuriyetleri ürkütürsün! Onlara Türkiyeden başka herkes ağabey olabilir. Gam değil. Lakin Türkiye olmasın zira eski defterler açılabilir ve İslam dünyasının makus talihi yenilebilir. Şimdi de Ortadoğunun kapılarının açılması karşılığında aynı uyarıları burada da yapıyorlar ve sakın Osmanlıdan ve modelinden bahsetmeyin. Kurusıkınız hakiki hale gelebilir; ne olur ne olmaz diyorlar. Bu nedenle Mısırın milli eğitim müfredatında Hazreti Ömer ve Amr İbnul Asdan ziyade Napolyana atıf ve gönderme yapılır. Ruhu ezikliğin devamı için buna ihtiyaç vardır. Bu baptan olmak üzere Macid Arsan Geylani Hakeza adet el Kuds ve hakeza zahara cilu Selahaddin adlı kitabında gerek İsrailin gerekse Batıların Salahaddin Eyyübiye atfa ve tarihi şahsiyetinin anılmasına zinhar karşı çıktıklarını ve anılmasının canlanmasına vesile olacağından ürktüklerini yazar. Aynı şey Osmanlı karaltısı için de geçerlidir. Pek uymasa da Batılıların bu husustaki refleksini en iyi bir biçimde ancak şu deyim izah edebiliriz: İti an sopayı hazırla! İngilizcesinde de speak of the devildır. Bunun tersinden de versiyonları vardır. İyi adam lafının üzerine gelir derler. Osmanlı da lafının üzerine gelmemesi için herhalde anmamak ve bahsetmemek ve ademe mahkum etmek gerekir. Osmanlıyı anmak bir tarafa ne kadar karalansa yeğdir.
İçeride ve dışarıda Osmanlının düşmanları çoktur. Zira, Osmanlı bir umuttur. Endonezyadan Bosnaya ve Asya steplerinden Saraybosnaya kadar mazlum milletlerin solmayan umududur. İşte bu umudu ve emeli kırmak için Osmanlı ademe mahkum edilmelidir. Esasen, Cezayir Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika, Türkiye ile birlikte Commonwealtha benzer Osmanlı Milletler Topluluğu kurulmasını teklif etmiştir. Sarkozy bunun bir benzerini deneyerek Fransa çekirdeği etrafında Arap devletlerini bir araya getirmek istemiştir. Kimse onun bu projelerine hayır demiyor. Lakin mesele Osmanlı olunca iş değişiyor. Keza İsmail Cem de bazen Osmanlıya atıfta bulunurdu lakin kimyasına yakıştıramadıklarından olacak üzerine pek giden olmazdı. Bu adam da ne diyor? denmezdi! Türkiyenin mihverini oynatacak demezlerdi. Şimdi ise AKP belli belirsiz bazen sahipleniyor bazen de reddi mirasta bulunuyor lakin yakıştırmaların ardı arkası kesilmiyor. Şayet AKP ideolojik manada Osmanlıcılığa sahip çıksaydı mevcut Arap rejimleriyle ilişkisini geliştiremezdi ve bu, eşyanın tabiatını aykırı olurdu. Nedeni, Arap rejimleri ideolojik olarak Osmanlıya pek sıcak bakmazlar. Varlık nedenleri anti Osmanlıcılıktır. Türkiyeyi yanlarında görmek isteseler de aralarında veya içlerinde görmeye pek alışık değillerdir. Bundan dolayı Beşşar Esad iki de bir Avrupalılara Türkiyeyi içlerine almaları gerektiğini söylüyor ve tavsiye ediyor. Zira, onlar için bir ayağı Avrupada olan Türkiye dengededir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 02.01.2011 | | | Osmanlıkaraltısındanürkmek Osmanlı karaltısından ürkmek |
|
| İsrail’in kızları! | Milli Gazete | 31.12.2010 18:31 |  | | | Papa 16incı Benediktus yıllar önce: Katolik kadınlar kendilerini Müslüman erkeklerden sakınsınlar. Uzak dursunlar. Aksi takdirde, önce nikahları altına girerler sonra dinlerini benimserler ...demişti. Papanın bu sözlerinden pekala Kızım seni Yaşara vereyim mi? tarzında yeni bir şarkı sözü türetmek de mümkün! Bununla ilgili bir soruyu İngilterede 2003 yılından beri düzenli olarak yayınlanan Emel dergisinin Yayın Yönetmeni Sarah Josefe sormuştuk. Kendisi 16 yaşında Müslüman olmuş Katolik kökenli bir bayan. Aynı uyarının kendisine de intibak edip etmediğini sorduğumuzda cevap vermekten kaçınmış ve soruyu geçiştirmişti. Elbette ki çeşitli hassasiyetleri körüklemek istemiyordu; biz de kendisine hak verdik. Lakin Papa nedense Müslüman erkeklerle Katolik kadınların evliliğinden ürküyor. Bu da bizi neden Kuran-ı Kerimin Müslüman erkeklerin Ehl-i kitap kadınlarla evlenebilmesine izin verdiğinin ve müsade ettiğinin ama tersini geçerli kılmadığının hikmetine götürüyor. Bu hikmetin temelinde kavvamiyet gerçeği yatıyor. Zira genelde kadın, erkek merkezli hareket ediyor. Erkek, kadının rol modeli. Erkek sağa yatsa kadın da sağa yatıyor. Erkek sola yatsa kadın da sola yatıyor. Papa Katolik kızlarının Müslümanlarla evlenmesini zinhar istemiyor. Beraber aynı ortamları paylaşıp paylaşmama noktasında ise bir uyarısını duymadık. Lakin İsrailli hahamların eşleri bu uyarıyı da yaptılar: Kutsal İsrailin kızları Araplardan ve Müslümanlardan uzak dursunlar! Elbette bal tuzağı meselesi istisna. Aile kurmak için değil, kandırmak için beraber olursan o başka kategoriye sokuluyor.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 31.12.2010 | | | İsrail’inkızlarıİsrail’in kızları |
|
| Yalçınkaya'ya can alıcı soru: AK Parti... | Samanyolu Haber | 25.10.2010 09:26 |  | | Başsavcının cevabını merak ediyorum dedi ve o soruyu sordu.
Ben hâlâ aynı sorunun peşindeyim: Meclisin üzerinde bir ?tayin edici irade? var mıdır?
Kim belirliyor bu iradeyi?
Hangi anayasa maddesi, hangi kanun, hangi genelge?
Meclis yasa yaparken, ya da anayasayı değiştirirken, o ?tayin edici? üst iradeden mi direktif alacak?
Bu konuda bizim bilmediğimiz bir ?teamül?, anayasaya sokuşturulmuş bir ?gizli madde? mi var?
Hadi daha açık soralım:
Meclis yasa yaparken ya da anayasayı değiştirirken, hiçbir ?denetim fonksiyonu? bulunmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ?uygunluk belgesi? mi alacak?
Değilse, durumdan vazife çıkararak ?Zinhar, laikliğimize dokunan bu konuyu müzakere bile edemezsin? diye parlamentoya direktif yollayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya hangi ?durumu? gözetmiş oldu?
Başsavcı laikliği çok seviyor...
Bu bizi mutlu ediyor.
Bu sevgi, çok güzel bir iddianame hazırlatmıştı kendisine...
Bir kısmı ?google çıktısı? olan iddianamede, aşırı laiklik sevgisinin insanı nerelere götüreceğine ilişkin harika bölümler de vardı ama ?total? olarak güzel bir metindi.
Mesela, Başbakan Erdoğanın, ?İstiyoruz ki, başı örtülü ve başı açık öğrencilerimiz, bir arada barış içinde öğrenimlerini sürdürsünler? cümlesi, Başsavcı tarafından ?ağır laiklik ihlali? sayılmıştı.
Böyle çok örnek sıralayabilirim...
Elbette laikliğimizi sevelim, ona gözümüz gibi bakalım, kem nazarlardan koruyalım da, bu sevginin bizi düşüreceği ?aşırı durumlar?dan da sakınalım. Bu devleti var eden tek değer laiklik değil...
Başsavcı laikliği seviyor ama demokrasiden pek hazzetmiyor.
Laikliğe yöneldiğini varsaydığı tehditler karşısında hemen kâğıda kaleme sarılıyor, kıyıda köşede belge arıyor, ?arama motorlarını? devreye sokuyor ama konu ?demokrasi? olunca kılını dahi kıpırdatmıyor.
Neden?
Demokrasiyi laiklikten değersiz mi buluyor?
Devleti var eden değerler arasında ?hiyerarşi? ya da ?mahiyet farkı? gözetilebilir mi?
Bir siyasi parti var...
İsmi lazım değil.
Bu partinin neredeyse tüm yönetici kadrosu, ?terör örgütüne üyelik? suçlamasıyla yargılanıyor. Birçoğu tutuklu...
Haklarındaki iddia da yenilir yutulur gibi değil: Parlamenter düzene karşı darbe hazırlamak, devletin gizliliğini ilgilendiren belgelerle ?siyasi manipülasyon? yapmak, çete kurmak, vs...
Başsavcı, bu parti hakkında dava açmadı.
Bırakın dava açmayı, kuru bir ?uyarı? yazısı bile göndermedi.
Başbakanın bilakis ?taltif? edilmesi gereken ?İstiyoruz ki, başı örtülü ve başı açık öğrencilerimiz, bir arada barış içinde öğrenimlerini sürdürsünler? cümlesini ?kapatma gerekçesi? sayan Başsavcı, bir kısmı Ergenekon iddianamesine girmiş iddiaları soruşturmaya değer bulmadı.
Denilebilir ki, ?Henüz Ergenekon yargılaması sona ermedi. Mahkeme kararıyla kesinleşmiş bir cürüm yok...?
Doğrudur...
Başsavcının cevabını merak ediyorum.
İcabında yemesin içmesin, bu soruya cevap bulsun...
AHMET KEKEÇ - STAR | | Samanyolu Haber Son Dakika 25.10.2010 | | | YalçınkayayacanalıcısoruAKPartiYalçınkayaya can alıcı soru AK Parti |
|
| Hocaefendi'nin açıklamalarına destek | Samanyolu Haber | 13.10.2010 11:13 |  | | Fethullah Gülen, her dönem haksız eleştirilere muhatap oldu. Maruz kaldığı haksız eleştirilere uzun bir aradan sonra cevap veren Fethullah Gülen Hocaefendinin açıklamalarına aydınlardan destek geldi. Gülenin, Devrimci Karargâh örgütüne yardım ve yataklık suçlamasıyla tutuklanan Hanefi Avcının kitabında ortaya attığı iddialara verdiği cevapları için Prof. Dr. Doğu Ergil, Bu sözler o kadar doğru ki bunlar üzerine ayrıca birinin onayına gerek yok. dedi. Gazeteci Prof. Dr. Mehmet Altan, Bir devlet varsa onu kimse ele geçiremez. Cemaat tartışmalarıyla Ergenekonun etkisizleştirilmeye çalışıldığını düşünüyorum. diye konuştu. Gazeteci Nazlı Ilıcak ise Fethullah Gülen ve sevenlerinin her dönemde böyle haksız eleştirilere muhatap kaldığını söyledi.
Gülen hakkındaki iddiaların yeni olmadığını aktaran Ilıcak, 1998-1999 yıllarında da benzer suçlamaların yapıldığını ama her seferinde Gülenin beraat ettiğini hatırlattı. Ilıcak, konuyla ilgili şu örnekleri verdi: 1998-1999 yıllarında Aydınlık Dergisinde Poliste Fethullahçı örgütlenme adı altında da yazılar çıkmıştı. Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve Osman Ak Fethullahçılar bunlardır diye isimler verdi. Bu isimler Fethullahın Copları diye kitaplaştırılmıştı. 1999 Haziranında bir kaset yayınlandı. Bu kaset üzerine Nuh Mete Yüksel dava açmıştı ama hep beraat etti. Islak imzalı belgede de hedef alınacak diye yazıyordu. Örnekleri çoğaltmak mümkün. dedi.
Hocaefendiye yapılanların siyasal bir tavır olduğunu söyleyen Prof. Dr. Doğu Ergil, Hocaefendinin açıklamaları için, Söylenecek her şeyi izah etmiş. dedi. Devlet elden gidiyor korkusu yayılmaya çalışıldığını belirten Ergil, Gülen Hareketinin bir gönüllüler ve sivil toplum hareketi olduğunu ifade etti. Hareketin bu kadar taraftar toplamasını, dünyaya açılmasını bazı kafaların almadığını dile getiren Ergil, Çünkü böyle bir girişim yok. Ancak devlet yaparsa olur, devlet de yapmıyor. Devleti ele geçirecekler diyorlar. Dikkat ederseniz Türkiyede siyasetin ana aktörü hep devlet olmuş, toplum olmamış. şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Mehmet Altan ise Türkiyedeki her türlü çatışma ve çekişmenin insan üstünden oluşmaya başladığını kaydetti. Hukuk devletini kimsenin ele geçiremeyeceğini ifade eden Altan, Emniyetin, mahkemelerin, devletin ele geçmesi demek devletin var olmaması demektir. diye konuştu. Son zamanlardaki tartışmaların Hrant Dinkin de ölümüne neden olan Ergenekon sürecini ortadan kaldırmaya yönelik olduğuna vurgu yapan Altan şöyle konuştu: Çok uzun zamandan beri askeri kesim, demokrasi isteyenleri ve bir şekilde birinci cumhuriyetin içindeki çeteleşmelere karşı çıkanları askerin de demokratik denetime tabi olması gerektiğini söyleyen herkese Fethullahçı diyor. Bu, psikolojik bir savaştır. Bu cemaatin varlığından, yokluğundan, işlevinden, faaliyetlerinden bağımsız olarak Türkiyedeki psikolojik savaş aygıtlarından biri de her demokrata, antimilitere, liberale doğrudan cemaat üyesi yaftasını bilerek isteyerek yapıştırmaktır. Böylelikle söyledikleri eleştirdiklerini ortadan kaldırıp bunu cemaat üyesinin söylediğini iddia etmek ve Ergenekon gibi devlet içi çeteleşmelerin ortaya çıkmasını engellemektir.
Fethullah Gülen, son günlerde gündeme gelen konularla ilgili geçtiğimiz günlerde sohbetlerinin yer aldığı internet sitesi herkul.orgda açıklamalarda bulunmuştu. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar atasözüne atıf yapan Gülen, Yalancı demiyorum, terbiyem müsaade etmez; fakat o mum uzun sürmez, sürse bile yatsıya kadar sürer ve söner. demişti. Fethullahçı yakıştırmalarından rahatsız olduğunu, kadrolaşma iddialarını yakışıksız bulduğunu söyleyen Hocaefendi, sözlerine değer verenlerin, Emniyette de, mülkiyede de olabileceğini vurgulamıştı. Bana sempati duyanlar, zinhar duymasınlar diye gazeteye ilan mı vermeliyim? sorusunu yönelten Gülen, bir insanın, kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki müesseselere girmeleri için teşvik etmesine sızma denemeyeceğinin altını çizmişti: Teşvik edilen insanlar da, o müesseseler de bu ülkeye ait. Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır, girer oraya.
Hocaefendinin bu haftaki sohbeti:
| | Samanyolu Haber Son Dakika 13.10.2010 | | | HocaefendininaçıklamalarınadestekHocaefendinin açıklamalarına destek |
|
| Puslu barış | Milli Gazete | 10.10.2010 13:01 |  | | | Kuveytli Yaser el Habibin, Hazreti Aişe (R. Anha) ile ilgili iftirasına yönelik tepkiler devam ederken İran Dini Lideri Ali Hamaney, Suudi Arabistanda yaşayan Şii toplumun bu yöndeki istiftası veya sorusu üzerine fitneye meydan vermemek için (deren lilfitne) Sünni sahabe rumuzlarına ilişilmemesini ve onlara sövülmemesini tavsiye etmiştir. Ya da bir anlamda yasaklamıştır. Bu fetvanın çeşitli yankıları olmuştur. Başta Karadavi olmak üzere birçok Sünni rumuz Hamaneye basın yoluyla da olsa takdir ve şükran hislerini iletmiştir. Fetvaya olumlu karşılık verenlerden birisi de Ezher Şeyhi Ahmet Tayyip olmuştur. Ahmet Tayyip Sahabe etrafında didişmek ortak düşmanı unutmaktır diyor. Ürdün İhvan Murakıbı Hammam Said de dini fitneyi önlemek için fetvanın tam zamanında tiryak gibi geldiğini ve faydalı olduğunu söylemiştir. Hamaney fetvasında Batının dikkatleri Filistin üzerinden başka yöne çevirmek için yapay ve tali olarak Şii-Sünni ihtilaflarını körüklediğini ileri sürmüştür. Hamaneye göre, düşmanlar ümmetin birliğini ve uyumunu istemiyorlar onlara karşı mukabele de birliği ihya suretiyle olmalıdır. Birlik, 21inci yüzyılda İslam aleminin en elzem meselesidir diyor. Katılmamak mümkün değil. Karadavi girişinde Hamaneye teşekkür ettikten sonra Eş Şeriatu vel Hayat programında Osman Osman ile birlikte sohbetini tamamen sahabe toplumuna ve faziletlerine ayırdı. Soruyla programa katılan bazı kişiler ridde olaylarında Mekke, Medine ve Bahreyn dışında genellikle büyük bir sarsıntı yaşandığını hatırlattıktan sonra bu olay ve fitne karşısında sahabelerin tavrını sordu ve bu olayda dahli olan kişilerin sahabe sayılıp sayılmayacağını anlamaya çalıştı. Karadavi de bu ridde hareketlerinin imandan değil İslami rükünlerden ve ödevlerden kaçınma ve çekilme olduğunu hatırlatmış ve aktif olarak bu ridde içinde yer alanların elbette ki sahabeliklerinin sorgulanacağını lakin meşhur sahabeler arasında bu akıma katılan kimseye rastlanmadığını beyan etmiştir.
Sahabeler masum değil adildir ve sahabelerin tamamı adildir sözünün anlamı da Hazreti Peygambere yalan isnat etmeyecekleri bağlamındadır. Sahabelerin efdaliyeti de eşit olmayıp kişiden kişiye değişmektedir. Sahabelerin efdaliyeti ile ilk üç asır halkının hayriyeti de genel geçer anlamdadır. Umum değil, mutlaktır. Tahsise açıktır. Hazreti Aişenin (R. Anha) beyanına göre, Peygamberimizin ahlakı nasıl Kuran ile bütünleşmiş bir ahlak ise sahabelerin fazileti de Kuranın anlattığı fazilettir. Kainatta onlara yetişebilen başka bir nesil daha yoktur. Nasıl ki, Hazreti Muhammed cihanda bir ferd-i ferid ise kimse onunla mukayese edilemezse arkadaşları olan sahabeler nesli de böyledir. Eşsiz ve ferd-i ferid bir nesildir. Aralarında yaşanan ve iltiyam etmeyen yani kaynamayan fitne yaralarına rağmen sonraki nesillerde onlar gibi civanmert ve dünyayı değiştirme iradesi taşıyan başka bir nesle rastlanmamıştır. Karadaviye sorulan sorulardan birisi de şuydu: Sahabelere sebbetmek ve sövmek insanı küfre götürür mü? Bazı hallerde Kuran-ı Kerimi tekzip ve nakzetme anlamına geleceği için küfür sayılabileceğini söylemiştir. Bu bağlamda, insanlara ölçü olarak iki örnek ve rehber göstermiştir. Birisi, Ahmed Bin Hanbeldir ve o, sahabeler arasında yaşanan fitnelerle alakalı şu ayeti celileyi rehber edinmiştir. Tilke ümmetün kad halet leha ma kesebet ve leküm ma keseptüm vela tüselunna amma kanu yefalun. Yani onlar geçmiş bir ümmettir ve yaptıkları kendilerine ve sizin yaptıklarınız da kendinizedir ve onların yaptıklarından da zinhar sorulmayacaksınız. Bir diğeri de Ömer Bin Abdulazizdir ki, şöyle söylemiştir: Allah bizim ellerimizi kanlarına ilişmekten korudu öyleyse biz de dilimize sahip olalım. Maalesef genel olarak Şia ve özelde bazı mensupları bu hususta ileri geri söz söylemektedirler. Bunun panzehiri orada burada yatıştırıcı tekil fetvalar vermek değildir. Meseleyi kökünden halletmek gerekir ki bu da sahabeler nesliyle uzlaşma ile mümkündür. Bu hususta büyük uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Yoksa siz gönlünü kazanmak için bir fetva yayınlarsınız lakin sahabe konusunda Şii kültürüyle meşbu birisi de kalkar sizin fetvanızı çarçur eden ve yok eden konuşmalar yapar. Bunun için mesele temelden halledilmelidir. Halli de sahabelere Eh-i sünnet sevdiği için değil hazreti Peygamberin arkadaşları olduğu için sahip çıkmak ve ilişmemektir. Bu nedenle fetva ile ilgili bazı mülahazalar serdedilmiştir. Sözgelimi, neden soru/istifta İran ve olay mahalli Kuveytten değil de Suuddan gelmiştir? Suudlu bazı şahısların aklına gelen cevabı şudur: Orası da bizim kapsama alanımızda ve kanatlarımızın altındadır mesajı verilmek istenmektedir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 10.10.2010 | | | PuslubarışPuslu barış |
|
| Ekonomi politikasında atalet | Radikal | 05.09.2010 22:47 |  | | |
| Özkök, Öcalan, PKK | Haber7 | 12.07.2010 07:50 |  | | | BDP temsilcilerinin şimdi büyük bir telaş içinde kanal kanal dolaşıp zinhar ayrılık istemiyoruz demesi de kimseye bir şey söylemiyor mu? | | Haber7 Son Dakika 12.07.2010 | | | ÖzkökÖcalanPKKÖzkök Öcalan PKK |
|
| 17:30 Taraf yazarı Prof. Murat Belge, çok önemli bir konuyu ilginç bir başlıkla kaleme aldı! "Ata-put" | Net Gazete | 13.11.2009 17:23 |  | | |
| OBAMA'NIN ARDINDAN... | Samanyolu Haber | 13.04.2009 08:43 |  | | Barack Hüseyn Obama, Türkiye Cumhuriyeti’ni ziyaret eden 5. ABD başkanıdır. İlki, İkinci Cihan Savaşı’nın muzaffer başkomutanı 5 yıldızlı general (yani mareşal) Eisenhower idi (1953-61). Demokrat Parti iktidarında Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve Başbakan Adnan Menderes tarafından ağırlandı. Baba George Bush, Türkiye’ye gelen ikinci ABD başkanıdır (1989-93). Turgut Özal‘la şahsî dostluk kurdu biribirlerine “Corc” ve “Targıt” diye hitâp ediyorlardı.
Gelen 3. başkan Bill Clinton‘dır (1993-2001). 4.’sü Oğul George Bush (II) oldu (2001-9). Onu Obama izledi. Clinton ile Obama Demokrat, diğer üçü Cumhuriyetçi’dir.
Amerika’da Hüseyn orta adını kullanmayan Obama, Türkiye’de bunu ihmal etmedi. Erdoğan kendisine Ayasofya’da Hüseyn yazılı dev levhayı gösterince memnun oldu. İki günü bile doldurmayan dopdolu ziyaretini, Salı günü öğleden sonra İstanbul’dan uçarak tamamladı. Dünya Washington’a dönüyor sanırken, Bağdad’a inivermesin mi?
Türkiye gibi Irak da böyle bir sürpriz beklemiyordu. Cumhurbaşkanı meşhur Talabani uzatmalı öğle uykusundan acele uyandırıldı. Başkan, ona ve Başbakan Maliki’ye, Türkiye ile mutabık kalınan hususlara zinhar aykırı davranmamalarını emretti. Türkiye ile hangi mutabakatlara varıldığı henüz devlet sırrıdır. Nelerdir, bilmiyoruz. Amerikan askerleri, Bağdad’da başkomutanlarını selâmladılar. Birkaç ay sonra kendilerini Amerika’ya parça parça döndüreceğini söyleyince sevindiler.
Başkan Obama’nın Türkiye’de Amerikan ve Türk görevlilerince korunması, görülmemiş derecede teferruatlı idi. Halbuki çok değil 10 yıl önce Ecevit’i ziyaret edip zelzele için geçmiş olsun diyen Clinton, halkımızın arasında dolaşıp durmuş, hanımı -şimdi dış işleri bakanı- Hillary Clinton’la serbestçe Anadolu’yu gezmişti.
Zira Clinton, 11 Eylül’de teröristlerin New York ve Washington’u havadan yakıp yıkabileceklerini tahayyül bile edemezdi. Halefinin halefi olan aynı Demokrat Parti’den Obama, o facia sırasında Illinois eyaleti senatörü idi. İnanılmazı yaşadığı için, binlerce görevli tarafından korunarak ilk Avrupa seyahatine çıkabildi. Clinton, babası Müslüman bir Kenyalı Siyah’ın Beyaz Saray’a gelebileceğine de asla inanamazdı. 10 yılda dünya, işte bu derecede radikal değişimlerle 2009’a geldi. Çağa uyamayanların vay hâline!.. | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.04.2009 | | | OBAMANINARDINDANOBAMANIN ARDINDAN |
|
| Onurlu Kömür burs makarna | Son Sayfa | 28.01.2009 13:28 |  | |
| Onurlu Kömür burs makarna |
|
 |
|
Eşit bir yarış olsun... Centilmenlik elden bırakılmasın...Oy toplayacağım diye, zinhar, bel altı vuruşlara tevessül edilmesin. Hak eden kazansın... Ahmet kekeç yazdı.
|
|
| | Son Sayfa Son Dakika 28.01.2009 | | | OnurluKömürbursmakarnaOnurlu Kömür burs makarna |
|
| YARSAV başkanına 'Şahin' öneri - İzle | Samanyolu Haber | 01.01.2009 13:24 |  | | YARSAV Başkanına çağrı yaptı: Siyasete gir, yargıya gölge düşürme ! Samanyolu Haberde yayınlanan Siyaset Sahnesi programına konuk olan Şahin, YARSAVın siyasi açıklamalar yapamayacağına vurgu yaptı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, yargıya gölge düşürmekle suçladığı Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğluna siyasete gir çağrısı yaptı. Dernek başkanı Eminağaoğlunun Yargıtayda cumhuriyet savcısı olduğu hatırlatması yapan Adalet Bakanı, Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, siyaset yapan biri olarak; savcı veya hakimin siyasi amaçlı demeçleri karşısında benim davam geldiğinde objektif olamayacağı düşüncesine girerim. O nedenle hakim ve savcılarımızın bu tür açıklamalar yapmaması gerekir. dedi. İşte o an...
YARSAV Başkanı Eminağaoğlunun sık sık Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümete yönelik değerlendirmelerde bulunduğuna işaret eden Şahin, şöyle konuştu: Bunu yapacak siyasi partiler var, anamuhalefet var. Muhalefeti onlar yapıyor. Hakim ve savcılar adına bir derneğin böyle muhalefet yapması yargı adına hiç hoş değil. Ben ona çağrıda bulunuyorum. Siyasete meraklıysanız düşüncenize yakın partiden siyasete atılın. Düşüncelerinizi orada gerçekleştirin. Ama milletin gözbebeği gibi koruması gereken yargıya siyaset gölgesi düşürmeyin.
Yargıtay, Danıştay ve ilk derece mahkemelerinde dernek üyesi hakim ve savcıların bulunduğunu vurgulayan Şahin, YARSAVın 1980 öncesi Emniyet içindeki Pol-Bir, Pol-Der gibi gruplaşmalara sebep olacağı endişesinin kendisini rahatsız ettiğini kaydetti. Mesleki dayanışmaya karşı olmadığını kaydeden Şahin, TSK, Emniyet ve yargının dernekleşme içinde olmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.
Mehmet Ali Şahin, Eminağaoğlunun bakanlık müfettişlerinin hakim ve savcıları mahkeme kararı olmaksızın dinleyebileceği iddiasına da sert tepki gösterdi: Zinhar yalan, tamamen uydurma. Yasa ve yönetmeliğin müfettişe dinleme yapma imkânı vermediğini hatırlatan Şahin, hakim ve savcılar hakkında yürütülen soruşturmalarda mahkeme kararıyla izleme ve dinleme yapılabileceğini kaydetti. Yargı kararıyla iletişimin tespitinin mümkün olduğunu vurgulayan Şahin, Hakim ve savcılarla ilgili böyle bir dinleme gerekir mi? Evet gerekir. Nitekim İzmirde bir ağır ceza mahkemesi başkanı, rüşvet alırken suçüstü yakalandığı için cezaevindedir. Nasıl oldu bu? Telefonları dinlendiği için oldu. Yanlışlık yargı organlarınca yapıldığı için üzerine gidilmesin mi? ifadelerini kullandı.
YARSAVın Adalet Bakanlığı bürokratları hakkında yaptığı suç duyurusuna da değinen Bakan Şahin, Emniyet ve MİT kararları için Yargıtaya gitmemizi istiyor. Tükenmiş bir karar için Yargıtaya gidemezdik. Niye gitmediniz? diye suç duyurusunda bulunmuş. Yargıtay Başkanlar Kurulu da dilekçeyi bize göndermiş. Henüz incelemedim. İnceledikten sonra adalet bakanı olarak yetkim neyse ona göre hareket ederim. dedi. Jandarmanın Türkiye genelinde izleme yapabileceğiyle ilgili mahkeme kararının Yargıtayca bozulduğunun mahkemelerce bilindiğini belirten Şahin, şöyle devam etti: Ne diyor Yargıtay? Hiçbir kurum için Türkiye geneli izleme yetkisi verilemez. O halde Emniyet ve MİT için böyle bir talep geldiğinde Yargıtayın kararını değerlendirip vermezsin. | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.01.2009 | | | YARSAVbaşkanınaŞahinöneri-İzleYARSAV başkanına Şahin öneri - İzle |
|
| O para zinhar içeride kalsın | Hürriyet | 04.10.2008 15:01 |  | | |
| O para zinhar içeride kalsın | Hürriyet | 04.10.2008 15:01 |  | | |
| O para zinhar içeride kalsın | Hürriyet | 04.10.2008 15:01 |  | | |
| O para zinhar içeride kalsın | Hürriyet | 04.10.2008 15:01 |  | | |
| O para zinhar içeride kalsın | Hürriyet | 04.10.2008 15:01 |  | | |
| O para zinhar içeride kalsın | Hürriyet | 04.10.2008 15:01 |  | | |
| O para zinhar içeride kalsın - Yalçın DOĞAN | Hürriyet | 04.10.2008 13:32 |  | | |
| Caiz midir hocam - Ahmet HAKAN | Hürriyet | 29.09.2008 02:11 |  | | |
| ?Kapatılmayı zinhar kabul etmiyoruz? | Vatan Gazetesi | 27.05.2008 05:01 |  | | |
| Çiçek: Kapatılmayacağız! | Hür Haber | 26.05.2008 09:31 |  | |
| Çiçek: Kapatılmayacağız! |
|
 |
|
AKPnin kapatılacağına zinhar inanmıyoruz diyen Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Yargıtay bildirisinin de Türkiye lehine olmadığını söyledi.
|
|
| | Hür Haber Son Dakika 26.05.2008 | | | ÇiçekKapatılmayacağızÇiçek Kapatılmayacağız |
|
| İşin aslı şu: İmam da öğretmen de yenildi | Hürriyet | 26.05.2008 01:46 |  | | |
| HAYATIN İÇİNDEN | Evrensel | 01.05.2008 08:26 |  | | |
|
| |