ağlıyordum | |
|
| Muslera: Ağlaya ağlaya kaleci oldum | Haber7 | 03.03.2012 12:12 |  | | |
| Ağlaya ağlaya kaleci oldum | Sabah | 03.03.2012 03:22 |  | | |
| Muslera: Ağlaya ağlaya! | Türkiye Gazetesi | 03.03.2012 02:20 |  | | | TAFFAREL VE TERİM ETKİSİFERNANDO Muslera, G.Saray gibi Avrupa seviyesinde bir takımda oynayacağı için gelirken hiçbir şüphe duymadığını aktarırken, özellikle Taffarel ve Fatih Terim’le çalışıyor olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Uruguaylı kaleci, Tam Saha dergisine verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı: “Küçükken kaleci olmak istemiyordum. Futbola forvet olarak başladım. 8 yaşında kaleci oldum. Takımda kaleci eksikti, en uzun boylu çocuk olduğum için beni kaleye geçirdiler. Önceleri hoşuma gitmedi. Gol yedikçe ağlıyordum. O kadar çok ağladım ki tekrar saha içinde oynamayı denedim. Ama sonradan kalede oynamaya alıştım.”CENK EN İYİSİ“Taffarel’le çalışmak benim için büyük bir şans. Dünya Kupası kazanmış bir oyuncu. Büyük bi ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 03.03.2012 | | | MusleraAğlayaağlayaMuslera Ağlaya ağlaya |
|
| ‘Çekimlerde ağlıyordum’ | Gazete Şok | 15.02.2012 02:51 |  | | | ŞARKICI Nil Anka gazeteci Habib Babar’ın
“Tunceli Dağı” isimli klibinde oynamaktan
büyük keyif aldığını söyledi. Rıdvan
Ahmet’in yönetmenliğini yaptığı klibin ses
getireceğini iddia eden güzel şar... | | Gazete Şok Son Dakika 15.02.2012 | | | ‘Çekimlerdeağlıyordum’‘Çekimlerde ağlıyordum’ |
|
| Arya'yı gördükçe ağlıyordum | Hürriyet | 03.11.2011 11:43 |  | | |
| Arya'yı gördükçe ağlıyordum | Hürriyet | 03.11.2011 11:43 |  | | |
| Arya'yı gördükçe ağlıyordum | Hürriyet | 03.11.2011 11:23 |  | | |
| Arya'yı gördükçe ağlıyordum | Hürriyet | 03.11.2011 11:04 |  | | |
| "Kızımı gördükçe ağlıyordum..." | Haber3 | 02.11.2011 10:16 |  | | |
| Ece Doğulu: Arya'yı gördükçe ağlıyordum | En Son Haber | 02.11.2011 09:41 |  | | |
| Arya'yı görünce ağlıyordum | Hürriyet | 02.11.2011 07:16 |  | | |
| Arya'yı görünce ağlıyordum | Hürriyet | 02.11.2011 03:12 |  | | |
| Arya'yı görünce ağlıyordum | Hürriyet | 02.11.2011 02:26 |  | | |
| Arya'yı görünce ağlıyordum | Hürriyet | 02.11.2011 01:45 |  | | |
| Tsunaminin simge kızı köpekleri için ağlıyormuş! | Vatan Gazetesi | 07.04.2011 12:29 |  | | |
| Karşı kıyıdan! | Radikal | 13.12.2010 22:36 |  | | | Koyu Fenerli Ersin Salman mektubunda şöyle diyor: Ali Sami Yen ağlıyordu. Ve ben, evet ben de ağlıyordum. Her gerçek Fenerli gibi. - FERYAL PERE | | Radikal Köşe Yazıları 13.12.2010 | | | Karşıkıyıdan Karşı kıyıdan |
|
| Kürtçe söyleyip ağlıyordum | Vatan Gazetesi | 06.08.2010 14:27 |  | | |
| 'Kürtçe söyleyip ağlıyordum!' | Vatan Gazetesi | 06.08.2010 14:20 |  | | |
| 'Kürtçe söyleyip ağlıyordum!' | Vatan Gazetesi | 06.08.2010 05:04 |  | | |
| Bekele: Nevin'i televizyonda izlerken ağlıyordum | Milliyet | 03.08.2010 00:15 |  | | |
| 19:25 Bekele: Nevin'i televizyonda izlerken ağlıyordum | Milliyet | 03.08.2010 00:07 |  | | |
| 19:25 Bekele: Nevin'i televizyonda izlerken ağlıyordum | Milliyet | 02.08.2010 19:58 |  | | |
| Bekele: Nevin'i televizyonda izlerken ağlıyordum | Milliyet | 02.08.2010 19:44 |  | | |
| 'Nevin ağlarken ben de ağlıyordum' | Haber7 | 02.08.2010 19:32 |  | | |
| Bursa'nın en büyük transferi o | Samanyolu Haber | 06.07.2010 02:13 |  | | Türk futbolunda devrim yapan Bursasporun tecrübeli ismi Ömer Erdoğan, hocası Ertuğrul Sağlamı yere göğe sığdıramadı.
Şampiyon takımın kaptanı olarak ayrı bir gurur yaşadığını anlatan Erdoğan, en büyük pişmanlığının Bursaya daha erken gelmemek olduğunu söyledi. Deneyimli oyuncu, Zamana birçok konuda ilginç tespitlerde bulundu.
Şampiyonluğun ifade edilmesi çok zor. Hâlâ da zaman zaman şaşkınlık içindeyiz. Hiç beklemediğimiz bir olaydı. Sezon başı böyle bir hedefimiz yoktu. İstanbul takımları kendi aralarında şampiyonluğu belirliyorlar. Bizim sezon başında öyle bir hedefimiz yoktu. Biz Avrupa hedefi ile sezona başladık. Bu hedefin ardından şampiyonluğa ulaşınca çok farklı bir duygu oluştu. Bunu kelimelerle ifade etmek çok zor. O anki ilk dakikalarımız bir şoktu açıkçası. Kimse ne olduğunu anlamadı. Acaba rüyada mıyız, soyunma odasında acaba İstanbuldan yanlış bir skor mu duyduk, birazdan farklı bir skor gelecek sevincimiz yarım kalacak mı gibi duygular yaşadık.
En büyük transferi 1,5 yıl önce Ertuğrul Hoca ile birlikte yaptık. Başkanımız çok doğru bir tercihte bulundu. Genç, hırslı, tecrübeli bir hoca getirdi. Daha önce Beşiktaşta şampiyonluğa oynayan, Kayserisporda ve Samsunsporda başarılı olmuş hırslı biri olarak bize çok şey kattı. Son 1,5 yılda taraftar desteği de değişti. Taraftar inanmaya başladı.
Ertuğrul hocamızın bizimle ilişkileri de çok farklı. Hem futbol eğitimi verirken hem de gelişimimiz açısından örnek oluyor. Kendisi zaten futbol oynarken kişiliğiyle farkını koymuştu. Teknik adamlığında da bunu devam ettiriyor. Bize takım oyununu öğretti. Beraber hareket etmemizi istedi. Takım olarak, taraftar olarak kenetlendik. İlk sene Avrupa kupalarını kıl payı kaçırdık. Ama sonraki sezon başında yine Avrupa kupaları hedefini koydu. Çok istenmesine rağmen genç yıldızlarımız takımda tutuldu. Yeni gelenler de kısa sürede adapte oldu. Kolej takımı havasına büründük. Herkes elinden gelenin en iyisini yaptı. Çok iyi mücadele ettik. Ben de takımla hoca ve yönetim arasındaki diyaloğu en iyi şekilde yürütmeye çalışıyorum. Hocamız bana çok güveniyor. Arkadaşlarım da bana çok yardımcı oluyorlar. İşimi kolaylaştırıyorlar.
Gerçekten hem taraftarlarımız, hem kulübümüz hem de biz daha fazlasını hedefliyoruz. Bursaspor, bu sene ilk kez Şampiyonlar Liginde mücadele edecek. Çok iyi rakiplerle oynayacağız. Bursayı ve Türkiyeyi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden geleni yapacağız. Bursayı en iyi yerlere getirmek için mücadele edeceğiz.
Altyapıda, hatta mahalle arasında oynadığım dönemde, çocukluk arkadaşlarım da çok hırslı olduğumu, yenilgiyi kabul edemediğimi söylerlerdi. Kabullenemiyordum, yenilince ağlıyordum. Bu, çocukluğumdan gelen bir hırs. Bugün çocuklara da çok hırslı olmalarını söylüyorum. Çok çalışmaları gerekiyor. Benim için bu hırs hep devam edecek. Antrenmanlarda da böyleyim.
4 yıl önce çapraz bağlarım kopmuştu. Orada bile devam etmek istedim ama zorla çıkardılar. Takımımı yalnız bırakmamak için canla başla oynuyorum. Sakatlanmama rağmen sahada kaldığım maçlar oldu. Ufak tefek yaralanmaları saymıyorum zaten. Kendimi o kadar maça veriyorum ki hırsımdan dolayı acı hissetmiyorum. Fenerbahçe maçı esnasında hiçbir şey anlamadım ama soyunma odasına geldiğimde kafamdaki ağrılardan kıvrandım.
Uzun boyumdan dolayı, hava hakimiyetim büyük bir avantaj. Artık duran topların önemi futbolda daha fazla. Hocamız bizi bu konuda çok iyi çalıştırıyor. Takımımızın boy ortalaması da iyi. Geride kalan sezonda duran toplardan çok gol bulduk. İdmanların ardından ben gençleri alıp orta kestiriyorum, kafa toplarını çalışıyoruz. Bunun da karşılığını alıyoruz.
Benim için Antalyaspor maçında attığım gol unutulmazdı. Maç 1? devam ederken, son dakikalara girdiğimizde 2. golü atarak galip geldik. Ligin son haftalarına doğruydu, puan kaybına tahammülümüz yoktu. O nedenle çok önemli bir goldü.
Fenerbahçe maçını unutamıyorum. Kadıköydeki. 2-0dan 3-2 yendiğimiz maç. Sezonun bence dönüm noktasıydı. Mağlup olsaydık, şampiyonluk yarışından kopacaktık. Yenince takımdaki inanç ikiye katlandı. Herkesi devirebileceğimiz inancına kavuştuk. Bütün maçlarda aynı konsantrasyon ve inançla oynamaya devam ettik.
Ertuğrul hocamızın tercihlerinin ne kadar isabetli olduğunu daha önce de gördük. Oyuncuları gözü kapalı almıyor. Birçok kez izliyor, yardımcılarına da takip ettiriyor. Hem futbolculuğunu hem karakterlerini araştırıyorlar. Bizim takımımız gerçekten karakterli ve kişilikli oyunculardan kurulu. Arjantinli İnsua yurtdışı tecrübesi olan iyi bir futbolcu. Vederson uzun yıllardır Türkiyede oynayan başarılı bir arkadaşımız. Yine Arjantinli Steiner alındı. O da izlenen bir isim. İnşallah kısa sürede takıma alışır ve katkı sağlarlar.
Her takıma nasip olmayan bir taraftar grubu Teksas. Bizi her maça ekstra motive ediyorlar. En zor anlarımızda kusursuz destekleriyle maça motive olmamızı sağlıyorlar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bursasporun şampiyonluğunda | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.07.2010 | | | BursanınenbüyüktransferioBursanın en büyük transferi o |
|
| Hac kaydı yaptırmak isteyenler, müftülüklere akın etti | Zaman | 07.06.2010 11:45 |  | | | Hac ibadetini yerine getirmek için kutsal topraklara gidecek vatandaşlar kesin kayıt yaptırmak için sabahın erken saatlerinde müftülüklere akın etti. 5 yıldır kutsal topraklara gitmeyi bekleyen 56 yaşındaki Hatice Binay, kayıt için saatlerce yağmur altında bekledi. Binay, Yıllardır kurada çıkmayınca ağlıyordum. Bugün yağmur yağıyor, ama dereye de, göle de düşsem önemli değil. dedi. | | Zaman Son Dakika 07.06.2010 | | | HackaydıyaptırmakisteyenlermüftülüklereakınettiHac kaydı yaptırmak isteyenler müftülüklere akın etti |
|
| Faili meçhul bir serseri mayın - Ertuğrul ÖZKÖK | Hürriyet | 17.04.2010 01:29 |  | | |
| Lohusalığımda kapı gıcırdasa ağlıyordum | Sabah | 22.02.2010 02:24 |  | | |
| 4 ay sonra farkına vardı! | Samanyolu Haber | 17.01.2010 07:20 |  | | Kadın programlarından ana haber bültenlerine kadar birçok farklı kanal ve gazetede defalarca haber olan Süreyya Karabulut, Cem Garipoğlunun yakalanmasından 4 ay sonra yaşadıklarının muhasebesini yaptı. Garipoğlu Holdingin önünde kırmızıya boyanmış testereyle yaptığı açıklamalarla hafızalara kazınan Karabulut, medyanın reyting için kendisini kullandığını söylüyor.
Türkiye Süreyya Karabulutu, kızının ölümünün ardından çıktığı onlarca televizyon programıyla tanıdı. İstanbul Etilerde bir çöp konteynerinde başı kesilmiş halde cesedi bulunan Münevver Karabulutun babasıydı. Kadın programlarından ana haber bültenlerine kadar birçok kanal ve gazetede defalarca haber oldu. Katil zanlısı Cem Garipoğlunun yakalanmasından 4 ay sonra o dönemin muhasebesini yapan Süreyya Karabulut, yaşadıklarını Zamana anlattı. Acılı baba, çıktığı programlar sebebiyle büyük pişmanlık yaşıyor. Medya beni kullandı. Ellerinde maymun oldum. Onlar reytingi konuşurken, ben programlarında hüngür hüngür ağlıyordum. diyor. Medya dünyasında dürüstlük ve merhametin olmadığına işaret eden Süreyya Karabulut, Onlar her şeyi kendileri için yontuyor. İnsanların acılarından rant elde ediyorlar. Kızımın kanından kim nemalandıysa Allahından bulsun. diye dert yanıyor. Bir gece içerisinde birkaç kanal gezen ve programlardaki agresif tavırlarıyla dikkat çeken Karabulut, bunu program yetkililerinin isteğine bağlıyor. Başından geçen bir hadiseyi ise şöyle aktarıyor: Ben yayındayken bir yetkili karşıma geçerek beni tahrik ediyordu. Bana bağırmamı söylüyordu. Şöyle yap böyle yap diye direktifler veriyordu.
Türkiyenin gündemini uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayeti 10. ayına giriyor. Zanlı Cem Garipoğlunun yakalanmasından bu yana basına konuşmayan acılı baba, medyanın tutumunu eleştiriyor. Karabulut sözlerini şöyle sürdürüyor: Bir gün bana bir restoranda çalışan garsondan telefon geldi. Abi, şu an iki kanal yöneticisi katıldığın programların iyi reyting yaptığını konuşuyor. Ne olur televizyona çıkma. diyerek yalvardı. Ne yazık ki medya yöneticileri içki masalarında reytinglerini konuşurken, ben programlarında hüngür hüngür ağlıyordum. Kızımı toprağa verdiği gün dağa çıktığını anlatan Karabut, Orada acımdan bağırdım, çığlıklar attım. Dört ayaklı kurt dediğimiz yırtıcı hayvan benim derdimden anladı. Beni gördü, döndü gitti. Maalesef bu iki ayaklı kurtlara ben derdimi anlatamadım. Beni paçavraya çevirdiler. ifadelerini kullanıyor. Soruşturma sürecinde oldukça sıkıntılı zamanlar geçirdiğini belirten acılı baba, bazı medya organlarına sitem etti. Bir kısım medyanın kendisini kullanmaya kalktığını vurgulayan Karabulut şöyle devam ediyor: Medya dünyasında dürüstlük yok. Merhamet yok. Çünkü onlar her şeyi kendileri için yontuyorlar. Süreyya Karabulut demek reyting demekti. Ben bu programlara o insanlara güvenerek çıktım. Çünkü acımın tartışıldığı programlarda reytingin, ticaret hesaplarının olacağını düşünemedim. Ancak medya dünyası Karabulut ailesini iyi kullandı. Yüksek reytingler aldı. Benim kızımın kanından kim nemalandıysa Allahından bulsun. Bu tür kadın programlarına katılmak en büyük hatadır. İnsanların acılarından rant elde ediyorlar. Para kazanıyorlar. Çünkü ben yayındayken bir kanal yetkilisi karşıma geçerek beni tahrik ediyordu. Bana bağırmamı söylüyordu. Aynı yetkili, şöyle yap böyle yap diye bana direktifler veriyordu. Bunların canlı şahitleri de vardır.
Süreçte en büyük desteği gördüğü ailesinin medyaya çıkmasına tepki gösterdiğini vurgulayan Karabulut, Bugün bu ülkede insanların acılarıyla dalga geçerek halkın duygularını istismar edenler plazalarda, 5 yıldızlı otellerde, saltanat sürüyorlar. İşte basının, televizyonculuğun, gazeteciliğin gerçeği bu. diye konuşuyor. Karabulut, hayattaki tek istediğinin Cem Garipoğlunun hak ettiği cezayı alması ve saklandığı 197 günün aydınlatılması olduğunu söylüyor.
Münevver Karabulut cinayetinde neler yaşandı?
4 Mart 2009 gece yarısı İstanbul Etilerde bir çöp konteynerinde Münevver Karabulutun cesedi bulundu. Başı gövdesinden ayrılan 18 yaşındaki genç kızın cesedi çöp konteynerine bir gitar kutusunda atılmıştı. Olay yeri inceleme ekipleri, yakındaki ikinci konteynerin üzerine bırakılmış dershane kimliğinden, cesedin 18 yaşındaki Münevver Karabuluta ait olduğunu belirledi.
Soruşturmayı derinleştiren polis, Karabulutun erkek arkadaşının işadamı Hayyam Garipoğlunun yeğeni Cem Garipoğlu olduğunu belirledi. Cem Garipoğlunun Bahçeşehirdeki adresine baskın düzenlendi. Ancak zanlı Garipoğlunun aynı gece saat 05.00 sularında evini apar topar terk ettiği belirlendi.
Cinayetin bir numaralı zanlısının Cem Garipoğlu olduğu belirlendi ancak Garipoğlu bir türlü yakalanamadı. Cinayetin 56. gününde Cemin babası Nida Garipoğlu cinayete iştirak ve oğluna yardım etmekten tutuklandı.
Cem Garipoğlunun 186 ülkede aranması için Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarıldı. Interpol, kırmızı bültenle aradığı Münevver Karabulutun katil zanlısı Cem Garipoğlunun | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.01.2010 | | | 4aysonrafarkınavardı4 ay sonra farkına vardı |
|
| 23:45 7 yıllık bebek hasretini ikiz bebekleri dindirdi | Net Gazete | 06.10.2009 23:40 |  | | | Afyonkarahisarlı Ömür Orak, boş kuvöz bulunamayınca ambulans helikopterle getirildiği Konyada ikiz bebeklerini dünyaya getirdi. Sezaryenle doğumu gerçekleştirilen Orak, Mahmut ve Muhammet adını ikiz bebeklerini dünyaya getirdi. Hastane yetkilileri, şimdilik bebeklerin sağlık durumlarının iyi olduğunu bildirdi. Ömür Orak, yaklaşık 7 yıl önce dayısının oğlu Şaban ile severek evlendiğini, ancak bu evliliğinden bir türlü çocuk sahibi olamadığını, ilaç tedavisi başta olmak üzere birçok yöntemi denediklerini anlatan Orak, şunları kaydetti:
Çocuğum olmadığı için çok ağlıyordum. Artık göz yaşı dökmeyeceğim. Başkalarının çocuklarına bakıp üzülmeyeceğim.
| | Net Gazete Son Dakika 06.10.2009 | | | 23457yıllıkbebekhasretiniikizbebekleridindirdi2345 7 yıllık bebek hasretini ikiz bebekleri dindirdi |
|
| 13:10 *Perihan Savaş ilk film deneyimini anlattı: "Sette Erol Taş'ı görünce kendimi odaya kilitledim" *Sunucu Sema Öztürk, ünlü yıldız Angelina Jolie'ye benzemek istemiyormuş!
| Net Gazete | 03.09.2009 13:18 |  | | |
| "Sürekli ağladım" | GazetePort | 17.04.2009 10:04 |  | | | Ergenekonda gözaltına alınan Doğan Gazetecilik İcra Kurulu Üyesi Tijen Mergen, “6 metrekarelik karanlık bir nezarethaneye konuldum. İçeride sürekli şelaleyi andırır gibi bir su sesi ve anahtar sesi vardı. İnsan çıldıracak gibi oluyor. Bağırışlar nedeniyle uyuyamadım. Sürekli ağlıyordum” dedi. | | GazetePort Güncel 17.04.2009 | | | SürekliağladımSürekli ağladım |
|
| Seslerden uyuyamadım sürekli ağlıyordum | Milliyet | 16.04.2009 23:28 |  | | |
| Babamı zorla götürdüler, ağlıyordum... | Samanyolu Haber | 15.04.2009 09:44 |  | | Babamı götürdükleri an, gözümün önünden gitmiyor... Hasan Ergüle ait olduğu düşünülen mezar dün savcı tarafından açtırıldı. Alınan numuneler İslam Ergülün kan örneği ile karşılaştırılacak.
1995 yılında Silopide kaçırıldıktan 14 yıl sonra cesedi Elazığ kimsesizler kabristanında ortaya çıkan Hasan Ergülün mezarı dün savcılık kararı ile açıldı.
16278 numaralı mezar başında dramatik anlar yaşandı. Savcı, Hasan Ergüle ait olduğu iddia edilen mezardan diş, çene ve iki tane bacak kemiği aldı. Alınan numuneler oğlu İslam (Velat) Ergülden alınan kan numunesi ile karşılaştırılacak. DNA sonuçları 10 gün içinde belli olacak. Yıllar sonra babasının mezarı ile karşılaşan İslam Ergül mezar açılışında gözyaşlarına boğuldu. Toprağa dokunan Ergül, duygusal anlar yaşadı. Kardeşine ait olduğu iddia edilen mezarın açılmasından sonra konuşan Ato Ergül ise, Bu faili belli bir cinayettir. Sorumluları bulunup yargı önüne çıkarılmalıdır. dedi.
Hasan Ergül 1995 yılında kaçırıldığı anda yanında olan oğlu yıllarca bu travma ile yaşamış. DNA testi için dün kan vermek amacıyla Elazığ Cumhuriyet Savcılığına gelen ardından da babasına ait mezarın açılmasına tanıklık eden İslam Ergül (19) Zamana konuştu. Babası kaçırıldığında 5 yaşında olan Ergül, hatırlayabildiklerini şöyle anlatıyor: Babamla birlikte köyden Silopiye gitmiştik. Babamın işleri vardı. Hastaydım, beni de orada hastaneye götürüp iğne yaptırdı. Traktörle geri döndüğümüzde yolda bir yerde durduğumuzu hatırlıyorum. 4 kişi gelip babamı zorla götürdü. Beni orada bıraktılar. Ağlıyordum. Sonra iki abi geldi. Kimin oğlu olduğumu sordular. Beni köye getirdiler.
Geri geleceğini hayal ettim
Babasının gözlerinin önünde zorla kaçırılıp götürülmesi İslam Ergülün hayatında derin travmalar yaşamasına sebep olmuş. Ne yapsam da o an gözümün önünden gitmiyor. diyen Ergül, babasının neden kaçırıldığına yıllarca anlam verememiş. Bir gün geri geleceğini hayal etmiş hep. Şimdi 19 yaşında olan İslam Ergülün konuşurken sık sık gözleri doluyor. Hissettiklerini dile dökmekte zorlanıyor. Amcası Ato Ergül, kardeşiyle ilgili konuşurken İslam Ergül yanımızdan uzaklaşıyor. Babasının ceset fotoğrafları hakkında anlatılanları duymak istemiyor. Ato Ergül, Elazığ Savcılığındaki dosyada kardeşine ait ceset fotoğraflarını gördüğünde bayılmış. Her tarafında işkence izleri vardı, boğazında ip izi vardı. Her halde telle boğup göle atmışlar. diyor.
Babasının cinayetinden sorumlu olanların bulunup cezalandırılmasını isteyen İslam Ergül duygularını şöyle dile getiriyor: Her çocuk ve genç gibi ben de babamın yanımda olmasını isterdim; ama olmadı. Demek ki kaderimizde varmış. Babam normal bir şekilde ölseydi, bu kadar dokunmazdı belki. Başına gidip dua okuyacağımız, bayramda ziyaret edebileceğim mezarı bile yoktu. Yıllarca bu acı ile yaşadım. Babamı öldürenler geride altı yetim bıraktı. Şimdi tek isteğim sorumluların bulunup yargılanması. Bize bu acıyı yaşatanların yanına kâr kalmamalı.
1995 yılında Silopide kaçırılan Hasan Ergülün cesedi JİTEM ve PKK itirafçısı Abdülkadir Ayganın açıklamaları doğrultusunda Elazığda ortaya çıktı. Aygan, Silopiden kaçırılan Hasan isimli şahıs, JİTEMde sorgulandıktan sonra Elazığda Hazar Gölüne atıldı. itirafında bulunmuştu. Ayganın bu açıklamaları doğrultusunda kardeşleri Elazığda Hazar Gölü çevresinde Hasan Ergülün akıbetini araştırdı. Hazar Gölünde balıkçılık yapan görgü tanıklarının 1995 yılında iki ceset bulduklarını söylemesi üzerine geçtiğimiz hafta Elazığ Cumhuriyet Savcılığına başvurunca gerçekler ortaya çıktı. 1995 yılında balıkçıların ihbarı ile bulunan ceset, Elazığ Cumhuriyet Savcılığı tarafından kimsesizler mezarlığına gömülmüş. Hasan Ergülü kardeşi Ato Ergülün dosyada bulunan fotoğraflardan teşhis etmesi üzerine savcı, Hasan Ergülün oğlunu kan testi için savcılığa çağırmıştı.
ZAMAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.04.2009 | | | BabamızorlagötürdülerağlıyordumBabamı zorla götürdüler ağlıyordum |
|
|
| |