aşmamalı | |
|
| Kadınlara topuklu ayakkabı uyarısı | Milli Gazete | 04.04.2012 17:10 |  | | | Ayak sağlığı için kadınların giydiği ayakkabının topuğu 4 santimi aşmamalı İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Ögüt, ayak sağlığı için kadınların giydiği ayakkabının topuğunun 4 santimi aşmaması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Öğüt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumda en yaygın görülen ayak problemlerinin başında parmak deformitesinin geldiğini, özellikle baş parmağın deformitesinin yaygın olduğunu belirtti.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 04.04.2012 | | | KadınlaratopukluayakkabıuyarısıKadınlara topuklu ayakkabı uyarısı |
|
| Hristofyas'ın muhatabı Erdoğan değil, Eroğlu'dur | Star | 04.01.2012 15:16 |  | | |
| Hristofyas'ın muhatabı Erdoğan değil, Eroğlu'dur | Star | 04.01.2012 15:09 |  | | |
| ''Bankalar insaf sınırını aşmamalı'' | Haber3 | 23.11.2011 13:32 |  | | |
| Kurbansız kurban ibadeti olmaz | Samanyolu Haber | 05.11.2010 09:11 |  | | Lösemili Çocuklar Vakfının (LÖSEV), Kurban Bayramında kurbansız bağış yapın çağrısı din görevlileri ve vatandaşların tepkisini çekti. İzmirde şehrin muhtelif yerlerine asılan LÖSEV ve Büyükşehir Belediyesi amblemi taşıyan afişler ile hasta çocukların fotoğrafının yer aldığı vakfın resmî internet sitesinde Kurban kesmiyoruz ama hayat kurtarmaya devam ediyoruz sloganıyla bağış toplanıyor. LÖSEVin tutumunu haddi aşan çalışma şeklinde değerlendiren Bağımsız Diyanet-Sen Genel Başkanı Ömer Labçin, kurban ibadetinin yerine gelmesi için hayvanın kesilmesinin şart olduğunu vurguladı. Yaşanan tartışmalar üzerine açıklama yapan Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı da benzer uyarıda bulunmuştu: Kurban bedelini bağışlamak suretiyle ibadet ifa edilmiş olmaz.
LÖSEVin astığı afişler ve www.losev.org.tr adlı resmi sitesinde yaptığı bağış çağrısı, din görevlilerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların tepkisini çekti. Sitede, hasta çocukların fotoğrafının yer aldığı, Kurban kesmiyoruz ama hayat kurtarmaya devam ediyoruz. Kurban bağışlarınızı ne yapıyorsunuz diye neden bize sormuyorsunuz? şıkkının seçilmesi isteniyor. Burada ise, Bu bonfileleri, kuşbaşını, kıymayı, sucuğu biz yedik, bu etler sayesinde iyileştik. deniyor. Yazının devamında da, Eğer yüce dinimiz yoksulun, elinde avucunda olmayanın, hastanın ve yetimin et yemesini emrediyorsa, bunu neden yapmıyorsunuz? Hayırseverlerin inançları gereği dinî vecibelerini, niyetlerini yerine getirip yardım ibadetlerini yapmalarını sağlayan LÖSEVimizin her zaman yanındayız. denerek, yapılacak hayırların kurban kesmeyle eşdeğerde olduğu savunuluyor.
Din otoriteleri ise kurban ibadetinin kurban kesmeden olmayacağını belirtiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunun bu konudaki görüşü şöyle: Fıkhi hükmü ister vacip ister sünnet olsun kurban ibadeti, belirli şartları taşıyan hayvanların usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilir. Kurban bedelini yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle ifa edilmiş olmaz. Şüphesiz Allah Teâlânın rızasını kazanmak niyetiyle fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslümanın önemli vazifelerinden biridir ancak bu iki ibadetten birini diğerinin seçeneği olarak algılamak, dinî açıdan doğru değildir.
Bağımsız Diyanet Vakfı Sendikası Çalışanları Genel Başkanı Ömer Lapçin, LÖSEV, kendi alanında güzel bir çalışma yapıyor ancak din adına konuşurken bağış toplamak için haddini aşmamalı. Bu din hepimizin, herkes kendi ihtisas alanında konuşmalı. Yoksa halkımızı yanlış yönlendirerek günaha girmelerine sebep olabilirler. dedi. İzmirli vatandaşlar da LÖSEV ve uygulamayı destekleyen büyükşehir belediyesine tepki gösteriyor. Belediyenin, sosyal amaçla faaliyet gösteren bir kuruma destek vermesinin doğru olduğunu, ancak söz konusu afişleri kontrol etmesi gerektiğini savunan Halil Demir, Yapılan son derece yanlış. İnanmayabilirsiniz ama bundan rant elde etme yoluna da gitmemelisiniz. Hele hele bunu belediyenin desteğiyle yapmak çok kötü. Belediye yetkilileri, derhal bu afişleri kaldırmalıdır. diye konuştu. LÖSEV ve belediyenin, insanları bu şekilde yönlendirmesini doğru bulmayan Füsun Çabuk da, Bu afişleri, açıkçası dinî bir sömürü olarak görüyorum. İnsanlarla alay eder gibi bir yaklaşım var. Oysa bize, bağışla, destekle dense daha doğru olacaktı. dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ise afişlerdeki belediye ambleminin kendi bilgileri dışında konulduğunu iddia etti. LÖSEV İzmir Şubesi İdari İşler Sorumlusu Hüseyin Kıbıcı ise sosyal faaliyetler kapsamında afişlerin hazırlandığını ve belediyenin bilgisi dahilinde şehrin muhtelif yerlerine asıldığını söyledi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 05.11.2010 | | | KurbansızkurbanibadetiolmazKurbansız kurban ibadeti olmaz |
|
| ZEKİ ÇOL - Marka değerinin çukurunu kazmak | Zaman | 21.04.2010 02:44 |  | | |
| Ev alırken 'keşke' dememek için | Samanyolu Haber | 08.02.2010 10:50 |  | | Faizlerin düşmesi ve ekonomide istikrarın sağlanması ile son yıllarda konut kredisi kullanım oranları hazla arttı. 2001 yılında toplam konut kredilerinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYH) oranı yüzde 0,2 iken, şimdi bu oran yüzde 3,6ya çıktı. Artık sabit bir işi ve geliri olan hemen herkes, kira ödemek yerine kredi çekip ev alma yoluna gidiyor.
Ancak plansız ve hesapsız alınan krediler, bir süre sonra ailenin kâbusu olabiliyor. Uzmanlar, kredi taksitlerinin, aylık gelirin üçte birini geçmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, ayakkabından konut alımına kadar pek çok alanda tüketiciye yol gösteren bir rehber hazırladı. Rehberde en dikkat çekici bölümlerden biri de krediyle konut alımında dikkat edilecek hususlar. Buna göre ev alırken kredi kullanmadan önce, mutlaka aile yakınlarından borç bulma imkanı aranmalı. Böylece faiz ödemelerinde ciddi miktarda tasarruf edilebilir. Eğer eş-dost ve akrabalardan bulunacak borç yeterli olmazsa bankaya müracaat edilmeli. Aile, bankaya başvurmadan önce gelir-gider dengesini çok iyi hesaplamalı. Çekilecek kredinin aylık taksitleri, ailenin toplam gelirinin üçte birini aşmamalı. Aksi halde kredi geri ödemelerinde sorun yaşanabilir. Banka kredisiyle ev alırken dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de faiz oranları. 5 yıl vadeye kadar çekilen kredilerde aylık faizler yüzde 1in altına indi. Ancak sadece faiz oranına bakmak tüketiciyi yanıltabilir. Bankaların sunduğu faiz alternatifleri arasında kıyaslama yaparken ödenen komisyon ve dosya masraflarına da dikkat etmek gerekiyor. Çünkü her banka farklı miktarda komisyon ve masraf alıyor. Öte yandan kredi vadesi de geri ödenecek tutarı büyük ölçüde değiştirebiliyor. Vade uzadıkça toplam maliyet de artıyor. Bu sebeple tüketicinin ödeme gücüne de dikkat ederek mümkün olan en düşük vadeyi seçmesi gerekiyor.
Sanayi Bakanlığının Tüketici Reh-berinde konut almak isteyenlere yaptığı tavsiyelerden bazıları şöyle: Gelecekte ödeme zorluğu çekmemek için ödeme imkanını aşan kredi kullanılmamalı. Geri ödeme miktarı ile ayrılan bütçenin ucu ucuna denkleştiği durumlardan kaçınılmalı.
Konut alırken gerçekçi olun, bütçenizi aşmayın.
Bankalardan önce eş-dost ve akrabalardan borç bulmaya çalışın.
Bankaya ödenecek kredi taksitleri gelirinizin üçte birini aşmamalı.
Kredide sadece faiz oranına değil, komisyon ve masraflara da dikkat edin.
Borcunuzu uzun vade yerine daha kısa sürede bitirmeye gayret edin.
ZAMAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.02.2010 | | | EvalırkenkeşkedememekiçinEv alırken keşke dememek için |
|
| Sıcak suyla duş keyfi 5 dakikayı aşmamalı | Sabah | 03.02.2010 02:35 |  | | |
| Türker: Emlakta vergi artışı enflasyon oranını aşmamalı | Sabah | 29.10.2009 01:53 |  | | |
| TÜRKİYE VE İSRAİL | Samanyolu Haber | 03.02.2009 08:47 |  | | Nedir bu ipler? DAVOS’TA Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Peres’in konuşacağı panelden önce iki ülkenin diplomatları uzun görüşmeler yaptı. Ortak kanaatleri şuydu:
“Elbette iki ülkenin görüşleri farklı, ama liderlerin konuşmaları eleştiri sınırını aşmamalı!”
Niye? Çünkü hem İsrail hem Türkiye tarafı biliyor ki, iki ülkenin vazgeçemeyeceği karşılıklı çıkarları vardır.
Hatta Türk diplomatlar İsrailli meslektaşlarına şunu söylediler:
- Başbakan Erdoğan Türkiye’de başka, burada başka konuşamaz. İsrail’in Gazze’deki tutumunu eleştirir.
İsrailli diplomatların cevabı:
- Tabii, bunu biliyoruz. Peres de savunur. Önemli olan üslupların eleştiri sınırları içinde kalması...
Ama olmadı. Önce Peres eleştiri sınırlarını aştı, kaba ve öfkeli bir konuşma yaptı. Başbakan misliyle mukabele etti. Moderatör David Ignatius’un densizliği bardağı taşırdı ve “olay” patladı.
Şu soru önemlidir: Neden iki tarafın diplomatları “olay” çıkmasın diye çabalamışlardır?
İpleri koparmamak!
Olay patladıktan sonra Peres, Başbakan’ı telefonla arayarak “üzgün olduğunu” söyledi, iki ülke ilişkilerinin zarar görmemesini istedi.
Başbakan Erdoğan da şu açıklamayı yaptı:
“Benim tavrım moderatöre oldu... Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Peres’i ne de Musevi halkını hedef aldım!”
Bakın, iki taraf da öfke patlamasının ardından ‘ipleri koparmamaya’ çalıştılar! Niye?.. O ‘ipler’ çok önemli de ondan!
Eminim, iki tarafın diplomatları da kendi liderlerine bunu tavsiye ettiler.
Başbakan’ı “Davos fatihi, dünya başbakan görsün” diye pankartlarla karşılayıp coşkulu tezahürat yapan kalabalıklar ‘ipler’in farkında olmasalar da, bu ‘ipler’ çok önemli...
Nedir bu ipler?
Basit iki sembol konu: İsrailli pilotlar uçuş eğitimini Türkiye’de yapıyor; çünkü İsrail arazisi çok dardır. Türkiye de İsrail’den istihbarat alıyor. İkisi için de çok önemli.
Nitekim Genelkurmay, hemen Davos “olay”ının ardından iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin devam edeceğini açıkladı.
İsrail Başbakanı Olmert, kendi bakanlarına “Sakin olun” uyarısı yaptı.
Türkiye’nin yeri?
Amerika’daki Yahudi lobilerinin Türkiye için önemini kim inkâr edebilir? ABD’ye gidip de bu lobileri ziyaret etmeyen tek cumhurbaşkanımız, başbakanımız yoktur!
Yahudi lobileri de çok iyi biliyor ki, Türk-İsrail ilişkileri bozulursa İsrail büyük zarar görür, Ortadoğu allak bullak olur! Onun için Davos’un ardından lobilerden de “yumuşak” mesajlar geliyor.
Ermeni soykırım tasarısı gündeme geldiğinde Yahudi lobileri bu gerçeği dikkate alacaktır.
Görülüyor ki, Türk-İsrail ilişkileri coşkulu kalabalıkların veya keskin sirke ideologların havsalasına sığmayacak bir derinliğe ve çeşitliliğe sahiptir.
Türkiye elbette daima İsrail’in gaddar politikalarını eleştirecektir. Bu hem insani bir görevdir hem Arap dünyasıyla olan ilişkilerimizin derinliği ve çeşitliliği de bunu gerektirir.
Öfke patlamaları olabilir, ama aslolan Türkiye’nin bir tarafa kızıp öbür tarafın radikallerinin yanına savrulmamasıdır.
Türkiye elbette İran ve Suriye ile iyi, hem de çok iyi ilişkilere sahip olmalıdır ama Türkiye Ortadoğu’da bir “merkez ülke”dir; “İran, Suriye, Hamas, Hizbullah” çizgisine sürüklenemez! Bunun görüntüsü bile yanlış olur. | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.02.2009 | | | TÜRKİYEVEİSRAİLTÜRKİYE VE İSRAİL |
|
| Anne adaylarına önemli tavsiye | Samanyolu Haber | 26.12.2008 17:09 |  | | Yapılan araştırmalar, gebeliği boyunca egzersiz yapan anne adaylarının daha kolay doğum yaptığını gösteriyor. Siz de gebeliğiniz boyunca, yapacağınız egzersizlerle daha rahat bir hamilelik ve doğum süreci geçirebilirsiniz.
Sema Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Zeynep Ulusal, doğum egzersizi yapmadan önce anne adaylarının doktorlarına danışması gerektiğini söyledi. Egzersiz yapmanın anne adaylarının kendilerini iyi hissetmelerini sağladığını söyleyen Dr. Ulusal, egzersiz yapmanın faydalarını şöyle sıraladı,
• Anne adayı kendini daha enerjik hisseder.
• Anne adayı daha rahat uyur.
• Annede Gebelikle oluşan bel, sırt ağrıları gibi rahatsızlıkları minimum düzeyde olur.
• Anne adayının stresi azalır, kişi daha iyi hisseder.
• Egzersiz yapmak kilo kontrolü sağlar.
• Egzersizler normal doğum için iyi bir hazırlıktır.
• Egzersiz yapan anne adayı doğum sonrası, eski haline daha çabuk döner.
Anne adaylarına yapılması tavsiye edilen, en iyi ve kolay yapılabilen egzersiz yürüme olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Ulusal, yürüyüş uzun süre nefes nefese yorucu olmamalı, temiz havada, dinlenerek, keyif alarak yapılmalı diyor. Yürüyüş için rahat spor ayakkabı giyilmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor.
Genellikle gebeliğin 12. haftasında egzersizlere başlanabiliyor.
Anne adayları hangi sporları yapabilir?
• Yürüyüş
• Hafif aerobik
• Yoga
• Pilates
• Dans
• Yüzme
• Streching
• Kegel egzersizleri
Anne adayları her türlü temas sporundan kaçınmasında fayda var. Herhangi bir darbenin annenin karın bölgesine gelmesi, istenmeyen durumlarla karşılaşılmasına neden olabiliyor.
Anne adaylarının rahatlıkla yapabileceği sporlardan bir tanesi de yüzme. Yüzme vücuttaki tüm kas sistemini çalıştırdığı için dolaşım sistemi üzerinde olumlu etkiye sahip. Ancak yüzülecek olan havuzun temiz olup olmadığı ve bakımının yapıldığından emin olunan havuzların tercih edilmesi gerekiyor.
Egzersiz yapılırken dikkat edilmesi gerekenler
• Egzersiz öncesinde ve sonrasında bol bol sıvı alın.
• Çok sıcak ya da çok soğuk ortamlarda egzersiz yapmayın.
• Zıplama hoplama hareketlerinden kaçının.
• Hiçbir zaman kalp atım sayısı 140’ın üzerine çıkmamalı.
• Vücut ısınız 38 dereceyi aşmamalı.
• Eklemeleriniz son hareket noktalarına kadar zorlamayın.
• Egzersizlere başlamadan ve bitirmeden önce solunum ve gevşeme egzersizlerini yapın.
Egzersizler esansında ya da sonrasında herhangi beklenmedik bir durum ile karşılaşırsanız doktorunuzu aramanızda fayda var.
Hangi durumlarda egzersizlere ara verilmeli?
• Ağrı
• Rahimde kasılma
• Kanama
• Amnios sıvısının gelmesi
• Bayılma hissi
• Nefes darlığı
• Çarpıntı
• Görme bozukluğu
• Kol ve bacakta uyuşma
• Bebek hareketlerinde azalma
• Yürüme güçlüğü
| | Samanyolu Haber Son Dakika 26.12.2008 | | | AnneadaylarınaönemlitavsiyeAnne adaylarına önemli tavsiye |
|
| Erkekler, evlilik için 35 yaşını aşmamalı | Sabah | 08.07.2008 02:29 |  | | |
| 'Sınıflarda öğrenci sayısı 30'u aşmamalı' | Zaman | 01.06.2008 15:02 |  | | |
|
| |