anayasaları | |
|
| [Yorum - Kazım Berzeg] Darbe anayasaları hukuken 'yok hükmünde'dir | Zaman | 01.05.2012 02:07 |  | | |
| Halil Berktay - OKUMA NOTLARI | Taraf Gazetesi | 29.03.2012 01:12 |  | | |
| Tbmm Başkanı Çiçek Diyarbakır'da Tarihi Mekanları Gezdi | Haber3 | 19.02.2012 17:19 |  | | |
| Aydın Has Parti'den Anayasa Açıklaması | Haber3 | 13.02.2012 13:09 |  | | |
| Aydın Has Parti den Anayasa Açıklaması | Haberler.com | 13.02.2012 12:49 |  | | |
| TBMM Başkanı Çiçek: Bu Elbise Bize Dar Geliyor | Haberler.com | 18.01.2012 20:49 |  | | |
| TBMM Başkanı Çiçek: Bu Elbise Bize Dar Geliyor | Haberler.com | 18.01.2012 18:57 |  | | |
| TBMM Başkanı Çiçek: Bu Elbise Bize Dar Geliyor | Haberler.com | 18.01.2012 18:50 |  | | |
| TBMM Başkanı Çiçek: Bu Elbise Bize Dar Geliyor | Haberler.com | 18.01.2012 18:42 |  | | |
| 81 ilden sivil toplum kuruluşları yeni anayasa için Çanakkale'de | Zaman | 16.01.2012 13:43 |  | | |
| Silahlı olmayan anayasa | Milli Gazete | 16.01.2012 10:36 |  | | | Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, Bugüne kadar anayasaları askerler yapmış. Sivil asker ilişkiniz sağlıklı bir hale gelmediyse dünyanın en iyi anayasası olsa fark etmez. O anayasa da eski işlevine kısa sürede ulaşır dedi.Güneysu Derneği öncülüğünde başlatılan, Yedi İklim Yedi Kültür projesi kapsamında, Türkiyenin 81 ilinden kültür ve yardımlaşma derneği temsilcileri, ÇOMÜ Anafartalar Yerleşkesi Süleyman Demirel Konferans Salonunda düzenlenen Yeni Demokratik Anayasa Paneline katılmak için kente geldi.ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, panelde yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin 100. kuruluş yılı olan 2023 yılına, Çanakkale ruhunu, geniş ortak paydaya, tüm yasalara, anayasaya, gündelik yaşantıya oya gibi işleyerek ulaşılabileceğini söyledi.
Tıpkı Çanakkale Savaşındaki siperlerde, yanımızdaki kardeşimizin mezhebini nasıl merak etmediysek, yanımızdaki dairede oturan kişinin mezhebini de fark etmediğimiz, önemsemediğimiz günlerin hayalini kuruyorum. Fark etmediğimiz etnik kökenlerin hayalini kuruyorum. O anlamda Çanakkale ortak paydasının Türkiyenin olabilecek en geniş yaşanmış, en geniş ortak paydası olduğunu düşünüyorum. Anayasanın bu ruhla yazılmış olmasını temenni ediyorum diyen Laçiner, şöyle devam etti:Anayasayı değiştirdiğiniz, en iyi anayasayı yazdığınız zaman sorunlarınız bitmez. ABDnin, Finlandiyanın, Almanyanın anayasasını alalım, buraya doğrudan getirelim, başına bir ay yıldız, üzerine de TC Anayasası yazalım. Bütün sorunlarınız aynen devam eder. Hiçbir şey değişmez. Hatta tüm anayasaların hepsini toplayın, en iyisini ortaya çıkarın, dünya anayasalar yarışması birincisi olun, yine bir şey değişmez. O anlamda anayasanın değiştirilmesinin sembolik bir anlamı vardır. Çünkü Türk milleti uzunca bir süreden sonra belki de ilk defa olarak kendi anayasasını, sivil, silahlı olamayan anayasasını yapacak, ilk medeni anayasası olacak. O anlamda sembolik bir anlamı var. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyetinin yeni anayasası bir cümle de olsa beni tatmin eder. O cümle de şöyle olabilir, (biz Türkiyenin insanları bir araya geldik, birlikte yaşamak istiyoruz, birbirimize karşı saygımız sonsuz. İşte ifade özgürlüğü olsun, farklılıklarımız olsun bir arada yaşayacağız. Tüm dünyaya bunu ilan ediyoruz) bitti. Ama zor olan bunu yaşamaktır, kanunlarını yazmak değildir.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 16.01.2012 | | | SilahlıolmayananayasaSilahlı olmayan anayasa |
|
| Yeni Anayasa Çalışmaları | Haberler.com | 15.01.2012 01:01 |  | | |
| Dünya Anayasalarını Tek Tek İnceleyen Tesiad'dan Yeni Anayasa Taslağı | Haber3 | 16.11.2011 18:02 |  | | |
| Türkiye'de herkes millet anayasası istiyor | Milli Gazete | 22.10.2011 14:06 |  | | | Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu, Türkiyede yaşayanların ne 61 ve 82 gibi, iç müdahalelerle oluşmuş darbe anayasası ne de Irak ve Afganistan anayasalarında olduğu gibi, dış müdahale eseri işgal anayasaları istemediğini belirtti. Gündoğdu, Türkiyedeki 74 milyon vatandaşın halk anayasası, millet anayasası istediğini aktardı.
Memur-Senin, TOBB İkiz Kulelerde düzenlenen Uluslararası Anayasa Kongresinde konuşan Ahmet Gündoğdu, Hakkari Çukurcada şehit düşen 24 askere Allahtan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi. Yaralı askerlere de acil şifalar dileyen Gündoğdu, Türkiye, içerden ve dışardan hiçbir terör saldırısına boyun eğmeyecek, başta yeni anayasa çalışmaları olmak üzere, ileri demokrasi yolundan asla geri adım atmayacaktır. Bu konuda sendikalar ve sivil toplum kuruluşları olarak elimizi değil, bütün vücudumuzu taşın altına koymaya hazırız. dedi.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 22.10.2011 | | | TürkiyedeherkesmilletanayasasıistiyorTürkiyede herkes millet anayasası istiyor |
|
| Anayasayı internetten vatandaş yazacak | Türkiye Gazetesi | 14.10.2011 02:42 |  | | | TBMM AATBMM Başkanlığı, yeni anayasa çalışmalarına destek vermek amacıyla www.tbmm.gov.tr/yenianayasa alan adında özel bir web sayfası oluşturdu. Vatandaşın doğduran katılımına imkan sunan sayfada; siyasi partiler, meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları tarafından daha önce hazırlanan anayasa taslakları ve raporları, 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasa metinleri, 1982 anayasasında bugüne kadar yapılan bütün değişikliklere ait komisyon raporları, kanunlar ve Genel Kurul tutanakları, dünya anayasaları, komisyon üyeleri hakkında bilgi ve iletişim adresleri yer alacak. Ayrıca “Yayınlar” başlığı altında anayasa konusundaki haberler, köşe yazıları, makaleler ve kitaplara erişmek mümkün olabilecek.DÜZENLİ BİLGİ VERİLECEKAyrıca, kuru ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 14.10.2011 | | | AnayasayıinternettenvatandaşyazacakAnayasayı internetten vatandaş yazacak |
|
| Yeni anayasa aslında hazır Eser KARAKAŞ | Star | 03.10.2011 02:43 |  | | |
| 12 Eylül 2010'da ne olmuştu? | Radikal | 13.09.2011 03:01 |  | | |
| Ab Üyesi Ülkelerin Anayasaları Türkçe'ye Çevrildi | Haber3 | 09.09.2011 11:59 |  | | |
| 11 AB ülkesinin anayasası inceleniyor | Haber7 | 09.09.2011 11:40 |  | | |
| 19:35 CHP, tezkerenin uzatılmasına evet diyecek | Net Gazete | 22.08.2011 20:35 |  | | | CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, hükümete sınır ötesine operasyon yetkisi veren tezkerenin 17 Ekimde süresinin dolacağını belirterek, süre uzatımına CHP olarak destek vereceklerini söyledi. Hamzaçebi, yeni Anayasa çalışmaları hakkında ise, Sayın Meclis Başkanı hukukçuları göreve çağırır mı bilemiyorum, ancak anayasaları daima millet yapar, halk yapar, anayasayı hukukçular yapmaz. dedi. | | Net Gazete Son Dakika 22.08.2011 | | | 1935CHPtezkereninuzatılmasınaevetdiyecek1935 CHP tezkerenin uzatılmasına evet diyecek |
|
| 19:30 CHP, tezkerenin uzatılmasına evet diyecek | Net Gazete | 22.08.2011 19:27 |  | | | CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, hükümete sınır ötesine operasyon yetkisi veren tezkerenin 17 Ekimde süresinin dolacağını belirterek, süre uzatımına CHP olarak destek vereceklerini söyledi. Hamzaçebi, yeni Anayasa çalışmaları hakkında ise, Sayın Meclis Başkanı hukukçuları göreve çağırır mı bilemiyorum, ancak anayasaları daima millet yapar, halk yapar, anayasayı hukukçular yapmaz. dedi. | | Net Gazete Son Dakika 22.08.2011 | | | 1930CHPtezkereninuzatılmasınaevetdiyecek1930 CHP tezkerenin uzatılmasına evet diyecek |
|
| Başbakan Erdoğan: 12 Haziran sonrası en büyük projemiz yeni bir anayasa | Zaman | 04.06.2011 16:12 |  | | |
| AK Parti laiklerin hatasını tekrarlamamalı | Posta | 25.05.2011 05:19 |  | |
Bir süredir geçmişin hastalıklarından söz ediyorum. Nasıl birbirimizi anlayamadığımızı, nasıl anlamak istemediğimizi yazıyorum. Bütün hepsinin altında da, ülkenin siyasi ve ekonomik pastasını, dindar kesim ve Kürtlerle paylaşmaktan kaçınmamızın yattığına dikkat çekiyorum. Şimdiye kadar laik kesimin yazdığı anayasaları incelediğinizde hep aynı senaryolar görülüyor. Kendi dünyamıza, inançlarımıza göre bir Türkiye modeli yaratmış, dindar ve Kürt kesimleri görmezden gelmişiz. Yarattığımız demokratik-laik sistemi katı şekilde koruyabilmek adına, dindarlara ve Kürtlere karşı baştan aşağı bir savu... | | Posta Politika 25.05.2011 | | | AKPartilaiklerinhatasınıtekrarlamamalıAK Parti laiklerin hatasını tekrarlamamalı |
|
| AK Parti laiklerin hatasını tekrarlamamalı | Posta | 25.05.2011 05:15 |  | |
Bir süredir geçmişin hastalıklarından söz ediyorum. Nasıl birbirimizi anlayamadığımızı, nasıl anlamak istemediğimizi yazıyorum. Bütün hepsinin altında da, ülkenin siyasi ve ekonomik pastasını, dindar kesim ve Kürtlerle paylaşmaktan kaçınmamızın yattığına dikkat çekiyorum. Şimdiye kadar laik kesimin yazdığı anayasaları incelediğinizde hep aynı senaryolar görülüyor. Kendi dünyamıza, inançlarımıza göre bir Türkiye modeli yaratmış, dindar ve Kürt kesimleri görmezden gelmişiz. Yarattığımız demokratik-laik sistemi katı şekilde koruyabilmek adına, dindarlara ve Kürtlere karşı baştan aşağı bir savu... | | Posta Son Dakika 25.05.2011 | | | AKPartilaiklerinhatasınıtekrarlamamalıAK Parti laiklerin hatasını tekrarlamamalı |
|
| AK Parti laiklerin hatasını tekrarlamamalı | Posta | 25.05.2011 05:04 |  | |
Bir süredir geçmişin hastalıklarından söz ediyorum. Nasıl birbirimizi anlayamadığımızı, nasıl anlamak istemediğimizi yazıyorum. Bütün hepsinin altında da, ülkenin siyasi ve ekonomik pastasını, dindar kesim ve Kürtlerle paylaşmaktan kaçınmamızın yattığına dikkat çekiyorum. Şimdiye kadar laik kesimin yazdığı anayasaları incelediğinizde hep aynı senaryolar görülüyor. Kendi dünyamıza, inançlarımıza göre bir Türkiye modeli yaratmış, dindar ve Kürt kesimleri görmezden gelmişiz. Yarattığımız demokratik-laik sistemi katı şekilde koruyabilmek adına, dindarlara ve Kürtlere karşı baştan aşağı bir savu... | | Posta Köşe Yazıları 25.05.2011 | | | AKPartilaiklerinhatasınıtekrarlamamalıAK Parti laiklerin hatasını tekrarlamamalı |
|
| Cumhurbaşkanı Gül yeni anayasa istedi | Samanyolu Haber | 22.03.2011 17:40 |  | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiyenin yeni bir anayasaya ihtiyacının gayet açık olduğunu belirtti. Gül, Bu zamana kadar tepki anayasaları yapıldı. Yeni anayasada usül ve metodoloji yanlışına düşmeden hareket edilirse başarılı olacağına inanıyorum. dedi.
Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) Türkiye genelindeki tüm ihracatçı birliklerinin yönetim ve denetim kurullarının hazır bulunduğu meclis toplantısına katılan Cumhurbaşkanı Gül, yaptığı konuşmada yeni anayasa çalışmalarına değindi. Ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirten Gül, Türkiyenin geçmişte anayasalarını hep reaksiyonel ortamda yaptığını söyledi.
Anayasaların hep sıkıntılı olduğunu aktaran Gül, Türkiyede tepki anayasaları yapılmıştır. İlk defa belki Türkiyede normal şekilde, sivillerin, bilim adamlarının, siyasetçilerin, herkesin kafa kafaya vererek toplumun arzu ettiği, toplumu yeni bir döneme taşıyacak bir anayasa yapma imkanı vardır. Bunu kaçırmamak gerekir. Bunu yaparken de metodoloji yanlışlarına düşmeden hareket edilirse başarılı olacağına inanıyorum. Çünkü temel konularda, temel meselelerde Türkiyede çok büyük bir konsensus vardır. Bunu açıkça görüyoruz. Bu fırsat inşallah kaçmayacaktır. Onun için hepinizin yapıcı önerileri daima değerli olacaktır. dedi.
Türkiyenin içe konuk bir ülke olduğunu belirten Gül, Siyasi olarak da, ekonomik olarak da içe dönüktü. 1973 yılında hatırlıyorum Türkiyenin ihracatı 1 milyar doları geçtiğinde çok büyük sevinç oluyordu. Dünyanın en büyük krizlerinden birinin yaşadığı bir dönemde bile Türkiye 100 milyar dolar ihracat yaptı. Tüm bunlar Türkiyenin nasıl değiştiğinin göstergesi. diye konuştu.
İhracatı teşvik etmenin üretimi teşvik etmek anlamına geldiğini belirten Gül, Bu, ihracata dayalı büyüme modelinden bahsetmek ve onu tercih etmek demektir. 500 milyar dolar ihracatı olan bir ülkenin bugünkü üretiminin birkaç katını üretmesi gerekiyor. Üretim stratejilerimizi de gözden geçirmeliyiz. Üretime, sanayiye, yüksek teknolojiye verdiğimiz önemi artırmalıyız. Durduk yere 500 milyar dolar ihracat yapılamaz. Petrol, doğalgaz, gibi tabi kaynaklara ulaşmak gerekiyor ki bu rakama ulaşılsın. Bu kaynak üretim kaynağı olacaktır. ifadesini kullandı.
Türkiyenin bir dönem çevresine duvar ördüğüne değinen Gül, Komşularınıza duvar ördüyseniz Türkiyeyi çıkmaza sokarsanız. Satacak insan da bulamazsınız. Bir dönem Türkiye böyleydi. Tüm komşularımızla aramızda duvar vardı. Herkesle aramızda duvar vardı. Bölgede güç olmak, başkasının yerine komşuların yerine de düşünmek yine bize düşüyordu. Her ülkenin kalkınması önce kendi bölgesinde başlamıştır. Önce bölgesinde daha sonra uzak noktalara sonra, Atlantik ötesine gidilir. Vizelerin kalkması, serbest ticaret anlaşmasının yapılması, vergi muafiyetlerinin imzalanması tüm bunlar aslında devletin sizin adınıza alt yapı hazırlamasıdır. şeklinde konuştu.
500 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT HEDEFİNİ GERÇEKLEŞTİREBİLİRİZ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiyenin dünyanın en büyük krizinde 100 milyar dolarlık bir ihracat yaptığını belirterek, Onun için koyduğumuz 500 milyar dolarlık hedef afaki bir hedef değildir. İnanıyorum ki gerçekleştirebiliriz. dedi. Tüm bu büyük başarılardan söz edebilmek için herkesin kendisini işine vermesi gerektiğini söyleyen Gül, sözlerini şöyle tamamladı: Gelecekle ilgili çok iyi planlar yapılması gerekiyor. Bunun için istikrar ve huzur gerekiyor. Bizim geçmiş dönemlerde büyük kayıplarımız vardı. 70li, 80li, 90lı yılları düşünün. Enerjimiz hep başka yerlere gitmiştir. O dönemde bize benzeyen ülkelerin nasıl süratli bir şekilde büyük başarılara gittiğini, bizim ise gerilediğimizi gördük. Artık bizim bunlara tahammülümüz yok. Bir daha bu tip şeylerle karşılaşmamanın yolu ise hukuk ve demokratik, tüm bu reformların dönüşü olmayacak şekilde kökleştirmesi gerekiyor. Bunu yaparken de Avrupa standartlarında yapılması gerekiyor. Tüm bunları siyasiler yapacaklar ama STKlar ve iş adamları katkı sağlayacaklardır.
2023TEN ÖNCE 500 MİLYAR DOLAR İHRACAT HEDEFİNE ULAŞACAĞIZ
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir büyümeyi 8 yıllık iktidar döneminde gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiyeyi dünya ihracatında şampiyonlar ligine taşıdıklarını dile getiren Çağlayan, Dünya üzerinde Türk malının olmadığı hiçbir bölge kalmadı. Şimdi akıllı stratejilerle ihracatımızı 500 milyardolara taşımanın hesabını yapıyoruz. 2023ten evvel 500 milyar dolar ihracat yapacağız. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatı bunu yapacağız. Yurt dışına yapılan seyahatlerle bunu gerçekleştireceğiz. ifadesini kullandı.
TİMİ ZİYARET EDEN İLK CUMHURBAŞKANI
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Gülün TİMi ziyaret eden ilk Cumhurbaşkanı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Gülün liderliğinde 14 ülkeye gittiklerini ifade eden Büyükekşi, Ziyaret ettiğimiz ülkelerle yaptığımız ihracat 10,5 milyar dolardan 13,8 milyar dolar | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.03.2011 | | | CumhurbaşkanıGülyenianayasaistediCumhurbaşkanı Gül yeni anayasa istedi |
|
| Gül: Türkiye?nin yeni bir anayasa ya ihtiyacı gayet açıktır | Samanyolu Haber | 22.03.2011 15:57 |  | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Türkiyenin yeni bir anayasaya ihtiyacının gayet açık olduğunu belirterek, Bu zamana kadar yapılan anayasalar tepki anayasasıydı. Yeni anayasa da usul ve metodoloji yanlışına düşmeden yapılırsa başarılı olacağına inanıyorum. dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) meclis toplantısına konuk oldu. Toplantıya, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı (MÜSİAD) Başkanı Ömer Cihad Vardan ve çok sayıda işadamı da katıldı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni anayasa çalışmalarına değindi. Türkiyenin yeni bir anayasaya ihtiyacının gayet açık olduğunu söyleyen Gül: Türkiyede bu zamana kadar hep tepki anayasaları yapılmıştır. Onun için Anayasaların hep sıkıntıları olmuştur. İlk defa belki Türkiyede normal bir şekilde sivillerin bilim adamlarının herkesin kafa kafaya vererek toplumu yeni bir döneme taşıyacak Anayasa yapmak imkanı vardır. Bunu kaçırmamak gerekir. Bunu yaparken de usul ve metodoloji yanlışına düşmeden yapılırsa bunun başarılı olacağına inanıyorum. Bu fırsat inşallah kaçmayacaktır. Hepinizi yapıcı önerileriniz gayet değerli olacaktır. diye konuştu. (Sürecek)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.03.2011 | | | GülTürkiye?ninyenibiranayasayaihtiyacıgayetaçıktırGül Türkiye?nin yeni bir anayasa ya ihtiyacı gayet açıktır |
|
| Osman Can: 'Yüce devlet' kavramı darbelerin zehirlediği dönemlerin ürünü | Samanyolu Haber | 05.03.2011 21:46 |  | | Doç. Dr. Osman Can, yüce devlet, kutsal devlet kavramlarının darbelerin ve cuntaların siyasi hayatı zehirlediği dönemlerde ortaya çıkan kavramlar olduğunu söyledi.
İzmir Selahattin Akçiçek Kültür ve Sanat Merkezinde Yeni Anayasa Platformu tarafından düzenlenen Yeni Anayasa konulu panelde konuşan Doç. Dr. Can, Halkın anayasası, sizlerin bizlerin anayasası olmalı. Bu bizim kaderimiz. Yeni bir anayasanın konusu nedir? Anayasanın konusu devlet. Yüce, kutsal falan filan değil. Darbelerin ve cuntaların Türk siyasal hayatını zehirlediği dönemlerde ortaya çıkan anayasaya konulan kavramlar. ifadelerini kullandı.
Bir anayasa sürecine girildi, yeni bir anayasadan bahsediyoruz. diyen Can, Yepyeni bir anayasa, yepyeni bir yapılanma, inşaat demek. Bu bir noktada yüzünü geleceğe dönmek, geleceği inşa etmek demek. Geleceği belirlemek gibi bir iddiayı kendi içinde taşıyor. şeklinde konuştu.
Can, anayasanın kaderimiz olmasına rağmen bugüne kadar önümüze getirilip oylamamız istendiğini belirterek, Burada problem var. Kaderimizle ilgili bir şey ise eğer bu konuda bizim konuşmamız lazım. Falanca parti taslak hazırlasın, bunun üzerinde tartışalım. Buna artık yeter dememiz gerekiyor. Anayasal irademizi ortaya koyalım. Bizler konuşalım, sizler Mecliste formüle edin. ifadesini kullandı.
Yeni anayasanın, halkın anayasası olmasının özgürlükleri sağlayacağını anlatan Can, Kutsal bir devlet tartışması içindeyiz. Darbecilerin yaptığı anayasanın başlangıç kısmında yüce devlet, ondan önce kutsal devletti. Anayasalar devleti konu alır. Devlet hayatımızı kolaylaştıran bir aparattır. Yüce, kutsal bir şey değildir. Etkin ve çok önemli bir aparat; ama bizim hayatımızı kolaylaştırmak zorunda olan bir aparattır. dedi.
Anayasalardaki devlet kavramının özgürlüklerimizi tehdit ettiğini vurgulayan Can, Devleti öyle yapılandıralım ki özgürlüklerimiz için tehdit olmasın. Devleti özgürlüklerimizi tehlikeye atan yetenekten, potansiyelden arındırmamız gerekiyor. şeklinde konuştu.
Anayasaları gücün ürettiğini belirten Can, bu gücün nasıl ortaya çıkmasının önemli olduğunu ifade ederek, Bu güç sizin gücünüz mü, üniformanın mı, silahın mı, kravatın mı, cübbenin mi? Sizlerin gücüyse üreteceğiniz bu devlet tehdit olmaz, tehdit olması gerekmez. yorumunda bulundu.
130 yıla yakın anayasacılık tarihimizde 1921 yılı hariç anayasa hakkında bugüne kadar verilen kararların bize ait olmadığını hepimizin bildiğini, ya kravatın gücü ya da yüzüğün gücüyle karşı karşıya gelindiğini anlatan Can, şunları söyledi:
Özgürlük yoktur ama içinde birçok özgürlük vardır. Özgürlükleri ciddiye almaya başladığında sendika veya öğrenci, hemen sistem o hakları grev hakkını, düşünce özgürlüğünü iptal eder. 1960 Anayasasında edildiği görülmüştür. 1982 Anayasası ile ilgili çok değişiklik yapıldı. Bize ait olmayan bir anayasa. Beş tane generalin üzerinde kalem oynattığı kompakt metin haline getirdiği, eleştiri yapma imkanı vermediği bir anayasa. En son değişiklik 2010. Kişisel olarak inandım, değiştirdik. Ama her şey güllük gülistanlık olmadı. Çünkü bize ait olmayan bir yapı hala ortada duruyor.
Bize ait olmayan bir sistemi, daha fazla özgürlükler talep eden, daha fazla söz sahibi olmak isteyen bir ülkenin anayasası olamayacağı ortadadır. Bu işlemeyen sistem mevcut iktidarın, muhalefetin handikabıdır. Bu sistem herkese zarar verecek. Biz artık şunu demek istiyoruz: Hiç kimseye zarar vermeyen ama her kesimin yaşamını kolaylaştıran, barış içinde kucaklayabilecek ama herkesin kendi gerçekliğini, kendi hakikatini, inançlarını yaşayabileceği bir anayasa. Söz sizde diyorum. Gelip konuşacaksınız. Siyasi partilere taleplerinizi ileteceksiniz. Bütün siyasi partiler sizin taleplerinizi okuyacak ve kendi yaptıkları anayasalarını dayatmayacaklar.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 05.03.2011 | | | OsmanCanYücedevletkavramıdarbelerinzehirlediğidönemlerinürünüOsman Can Yüce devlet kavramı darbelerin zehirlediği dönemlerin ürünü |
|
| Türkiye'de bir ilk olacak! | Samanyolu Haber | 21.02.2011 00:04 |  | | Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Türkiyede halkın ilk defa kendi anayasasını yapacağına söyledi... Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Türkiyede halkın ilk defa kendi anayasasını yapacağına dikkat çekerek, vatandaşın, ilk defa kendi devlet yapısı hakkında Kararı ben vereceğim dediğini söyledi.
Bunun, yaşanan tarihsel bir an olduğunu ifade eden Osman Can, Bu tarihsel anının aktörleriyiz. Kim bu ülkenin anayasasını yaptıysa anayasa ona hizmet eder. Tarihteki anayasalara baktığımızda da bu böyledir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama millet bu egemenliği yetkili organlarla kullanır. denir. Bu organlar TSK, genelkurmay, üniversitelerdir, milleti pek görmüyoruz. dedi.
Erzurum Sivil Toplum Platformu (ESP)nun düzenlediği Anayasada Senin de Sözün Olsun paneli, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını yapan ESP Başkanı Şakir Atalay, 1982 Anayasanın sivil toplum kuruluşlarının katılımı olmadan Milli Güvenlik Konseyinin emrinde hazırlandığına işaret etti.
Yeni Anaysa Platformu adına konuşan Sanatçı Lale Mansur ise bütün anayasaların askeri vesayet altında yapıldığına değindi. Bu tür toplantılarla, halkın anayasa beklentilerini seçim öncesi tüm siyasi partilere rapor sunulacağını ifade eden Mansur, Ailemde faili meçhul yok, köyüm yakılmadı, inancım yüzünden başıma bir şey gelmedi ama etrafa baktığımda başörtüsü yüzünden okuyamayanları gördüğümde, faili meçhul cinayetleri gördüğümde utanıyorum, böyle bir ülkede yaşamak istemiyorum. diye konuştu.
Avukat Mehmet Uçum, 135 yıllık anayasa tarihinde toplumun sözünün olduğu anayasa bulunmadığını kaydetti. Uçum, anayasadaki değiştirilemez maddelerin 12 Eylül ürünü olduğunu dile getirdi. 1924 ve 1691 anayasalarında değiştirilemez tek madde bulunduğunu vurgulayan Uçum, şunları söyledi:
Unutulmamalıdır ki 1924 ve 1961 anayasasında tek bir madde değiştirilemez. O da Türkiye devleti bir Cumhuriyettir. Değiştirilemez maddeler 12 Eylülün ürünüdür. O yüzden bu kadar kutsal addedilmektedirler. Bir tür yanıltma politikasıdır. Hiç de kutsal değiller, rahatlıkla tartışılabilirler ama tartışırsınız, başkent Ankara kalır. Bir maddenin değiştirilmemesini istemek son derece yanıltıcıdır.
İstanbul Barosu eski Başkanı Yücel Sayman da anayasanın çok madde ile vatandaşa çok az şey söylediğini ifade etti. Sayman, Değişmezliği kural haline getirmiş anayasa var. Özgürlük devlette. Özgürlüğü canlandıran biziz. Bunun alıyor, gıdım gıdım bize veriyor. Az az veriyor. Nasıl kullanacağımızı da bize anlatmaya çalışıyor. Bunu devlet söylüyor. diye konuştu.
Programa katılan Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Osman Can ise
Osmanlı Devletinin son dönemlerindeki anayasa çalışmalarına değinerek, 1921, 1924 ve 1961 yılındaki anayasaları anlattı. Türkiyede halkın ilk defa kendi anayasasını yapacağını dile getiren Can, vatandaşın ilk defa kendi devlet yapısı hakkında Kararı ben vereceğim dediğini söyledi. Can, şöyle devam etti:
Yaşadığımız tarihsel bir andır. Bu tarihsel anının aktörleriyiz. Kim bu ülkenin anayasasını yaptıysa anayasa ona hizmet eder. Tarihteki anayasalara baktığımızda da bu böyledir. Türkiyede bu iradelere bakmakta yarar vardır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama millet bu egemenliği yetkili organlarla kullanır. denir. Bu organlar TSK, genelkurmay, üniversitelerdir, milleti pek görmüyoruz.
Can, 1982 anayasasının darbe ardından oluşturulduğuna işaret ederek, Danışma Kurulu oluşturuldu, bir taslak hazırlandı ve beş generalin önüne getirildi. Bu generallerin düzeltmesiyle alın size anayasa denildi. 1876da padişahın alın size anayasa demesi ile 1982deki beş generalin alın size anayasa demesi arasında fark yoktur. Sizin iradeniz orada yok. Bu anayasanın sizin özgürlük ve hak talebine cevap vermesi mümkün değil. Türkiye çok farklı bir noktaya geldi. Türkiye tek tip değil. Türkiye farklılıklar enerjisini bir araya getirip, çevresinde söz sahibi olmak istiyor. Dünya barışına katkı sağlamak istiyor. Bu anayasa toplumun neredeyse yüze 80ini hain ilan edebilen bir anayasadır. Bu potansiyeli taşıyan bir anayasa. Yepyeni bir anayasa olmalı ve bu, sizin kararınız üzerine inşa edilmelidir. şeklinde konuştu.
Gazeteci Nihal Bengisu Karaca ise insan haklarına saygılı değil, insan haklarına dayalı bir anaysa olması gerektiğinin altını çizdi. Varoluş mekanizmasını insan haklarından alan bir anayasaya ihtiyaç olduğunu anlatan Karaca, devletin varoluşunu halka borçlu olduğunu kaydetti. Karaca, değiştirilemez maddeler ile ilgili şöyle konuştu: İlk 3 madde meselemiz olmayabilir ama değiştirilmesi teklif dahi edilemez deniliyor. Orada bir düşünüyorsunuz. Diyelim ki toplum yüzde 90 üç maddeden birinde mutabık kaldı. İlköğretim çağındaki bir çocuk bile neden diye sorabilir. Yeni anayasanın mantalitesi toplumsal sözleşme olmalıdır.
Katılımcıların da nasıl bir anayasa istediklerine dair söz aldığı programa, bazı sivil toplum kur | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.02.2011 | | | TürkiyedebirilkolacakTürkiyede bir ilk olacak |
|
| Osman Can: Türkiye?de halk, ilk defa kendi anayasasını yapacak | Samanyolu Haber | 20.02.2011 20:30 |  | | Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Türkiyede halkın ilk defa kendi anayasasını yapacağına dikkat çekerek, vatandaşın, ilk defa kendi devlet yapısı hakkında Kararı ben vereceğim dediğini söyledi.
Bunun, yaşanan tarihsel bir an olduğunu ifade eden Osman Can, Bu tarihsel anının aktörleriyiz. Kim bu ülkenin anayasasını yaptıysa anayasa ona hizmet eder. Tarihteki anayasalara baktığımızda da bu böyledir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama millet bu egemenliği yetkili organlarla kullanır. denir. Bu organlar TSK, genelkurmay, üniversitelerdir, milleti pek görmüyoruz. dedi.
Erzurum Sivil Toplum Platformu (ESP)nun düzenlediği Anayasada Senin de Sözün Olsun paneli, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını yapan ESP Başkanı Şakir Atalay, 1982 Anayasanın sivil toplum kuruluşlarının katılımı olmadan Milli Güvenlik Konseyinin emrinde hazırlandığına işaret etti.
Yeni Anaysa Platformu adına konuşan Sanatçı Lale Mansur ise bütün anayasaların askeri vesayet altında yapıldığına değindi. Bu tür toplantılarla, halkın anayasa beklentilerini seçim öncesi tüm siyasi partilere rapor sunulacağını ifade eden Mansur, Ailemde faili meçhul yok, köyüm yakılmadı, inancım yüzünden başıma bir şey gelmedi ama etrafa baktığımda başörtüsü yüzünden okuyamayanları gördüğümde, faili meçhul cinayetleri gördüğümde utanıyorum, böyle bir ülkede yaşamak istemiyorum. diye konuştu.
1924 VE 1961 ANAYASASINDA DEĞİŞTİRİLEMEZ TEK MADDE VARDI
Avukat Mehmet Uçum, 135 yıllık anayasa tarihinde toplumun sözünün olduğu anayasa bulunmadığını kaydetti. Uçum, anayasadaki değiştirilemez maddelerin 12 Eylül ürünü olduğunu dile getirdi. 1924 ve 1691 anayasalarında değiştirilemez tek madde bulunduğunu vurgulayan Uçum, şunları söyledi:
Unutulmamalıdır ki 1924 ve 1961 anayasasında tek bir madde değiştirilemez. O da Türkiye devleti bir Cumhuriyettir. Değiştirilemez maddeler 12 Eylülün ürünüdür. O yüzden bu kadar kutsal addedilmektedirler. Bir tür yanıltma politikasıdır. Hiç de kutsal değiller, rahatlıkla tartışılabilirler ama tartışırsınız, başkent Ankara kalır. Bir maddenin değiştirilmemesini istemek son derece yanıltıcıdır.
İstanbul Barosu eski Başkanı Yücel Sayman da anayasanın çok madde ile vatandaşa çok az şey söylediğini ifade etti. Sayman, Değişmezliği kural haline getirmiş anayasa var. Özgürlük devlette. Özgürlüğü canlandıran biziz. Bunun alıyor, gıdım gıdım bize veriyor. Az az veriyor. Nasıl kullanacağımızı da bize anlatmaya çalışıyor. Bunu devlet söylüyor. diye konuştu.
Programa katılan Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Osman Can ise
Osmanlı Devletinin son dönemlerindeki anayasa çalışmalarına değinerek, 1921, 1924 ve 1961 yılındaki anayasaları anlattı. Türkiyede halkın ilk defa kendi anayasasını yapacağını dile getiren Can, vatandaşın ilk defa kendi devlet yapısı hakkında Kararı ben vereceğim dediğini söyledi. Can, şöyle devam etti:
Yaşadığımız tarihsel bir andır. Bu tarihsel anının aktörleriyiz. Kim bu ülkenin anayasasını yaptıysa anayasa ona hizmet eder. Tarihteki anayasalara baktığımızda da bu böyledir. Türkiyede bu iradelere bakmakta yarar vardır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama millet bu egemenliği yetkili organlarla kullanır. denir. Bu organlar TSK, genelkurmay, üniversitelerdir, milleti pek görmüyoruz.
Can, 1982 anayasasının darbe ardından oluşturulduğuna işaret ederek, Danışma Kurulu oluşturuldu, bir taslak hazırlandı ve beş generalin önüne getirildi. Bu generallerin düzeltmesiyle alın size anayasa denildi. 1876da padişahın alın size anayasa demesi ile 1982deki beş generalin alın size anayasa demesi arasında fark yoktur. Sizin iradeniz orada yok. Bu anayasanın sizin özgürlük ve hak talebine cevap vermesi mümkün değil. Türkiye çok farklı bir noktaya geldi. Türkiye tek tip değil. Türkiye farklılıklar enerjisini bir araya getirip, çevresinde söz sahibi olmak istiyor. Dünya barışına katkı sağlamak istiyor. Bu anayasa toplumun neredeyse yüze 80ini hain ilan edebilen bir anayasadır. Bu potansiyeli taşıyan bir anayasa. Yepyeni bir anayasa olmalı ve bu, sizin kararınız üzerine inşa edilmelidir. şeklinde konuştu.
Gazeteci Nihal Bengisu Karaca ise insan haklarına saygılı değil, insan haklarına dayalı bir anaysa olması gerektiğinin altını çizdi. Varoluş mekanizmasını insan haklarından alan bir anayasaya ihtiyaç olduğunu anlatan Karaca, devletin varoluşunu halka borçlu olduğunu kaydetti. Karaca, değiştirilemez maddeler ile ilgili şöyle konuştu: İlk 3 madde meselemiz olmayabilir ama değiştirilmesi teklif dahi edilemez deniliyor. Orada bir düşünüyorsunuz. Diyelim ki toplum yüzde 90 üç maddeden birinde mutabık kaldı. İlköğretim çağındaki bir çocuk bile neden diye sorabilir. Yeni anayasanın mantalitesi toplumsal sözleşme olmalıdır.
Katılımcıların da nasıl bir anayasa istediklerine dair söz aldığı programa, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, cumhuriyet savcıları, öğretim üyeleri, öğr | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.02.2011 | | | OsmanCanTürkiye?dehalkilkdefakendianayasasınıyapacakOsman Can Türkiye?de halk ilk defa kendi anayasasını yapacak |
|
| 11 madde daha kabul edildi | Samanyolu Haber | 11.12.2010 08:04 |  | | Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu Tasarısının 2. bölümünün 11 maddesi daha kabul edildi. CHP ve MHPli milletvekilleri maddeler üzerinde verdikleri değişiklik önergeleri dolayısıyla düşüncelerini dile getirdiler.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, 12 Eylüle karşı çıkmanın sözle olamayacağını, darbe hukuku korunarak darbecilerden hesap sorulamayacağını ifade etti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, AK Parti iktidarı döneminde Türkiyenin AB üyeliği perspektifinin bittiğini savundu. Fransa ve Avusturya anayasalarında, Türkiyenin ABye üye olmasının referandum şartına bağlandığını belirten Bal, Halkı kandırıyorsunuz. Bu anayasaları delip AB üyeliğine nasıl gireceksiniz? diye sordu.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Balın, Türk halkını kandırıyorsunuz ifadesine tepki gösterdi. 12 Eylülde yapılan referandumda halkın yüzde 58inin anayasa değişikliğine evet dediğini belirten Elitaş, Bu milletin kararına saygı duymanız gerekiyor. Yüzde 58i yanlış yaptı diye itham edemezsiniz. Yüzde 58i anlamak için çaba sarf etmiyorsanız, bu sizin eksikliğiniz dedi.
Yeniden söz alan Faruk Bal ise, AK Partinin aldatma ve kandırma politikası izlediğini yineleyerek, bu politika izlenirken, AB söylemlerinin ve 12 Eylülün araç olarak kullanıldığını savundu.
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Genel Kurulun geç saatlere kadar çalışmasını eleştirdi. AK Partinin, yasaların hangi süre içinde çıkacağına kendisinin karar verdiğini ve bu konuda milletvekillerine baskı uygulandığını öne süren Ersin, Karşımda uyuyan, esneyen yorgun simalar var. Burada baskı söz konusu dedi.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, tasarı ile meslekten çıkarılan hakim ve savcıların mesleğe dönüşünün HSYK kararına bağlanmasını eleştirdi. Böylece HSYKya yargı yetkisi verildiğini ileri süren Ünlütepe, bu kişilerin yargıya başvurarak mesleğe dönmeleri gerektiğini vurguladı.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, Adalet Bakanı Sadullah Erginin ABDye yaptığı seyahatin anlamını bildiklerini belirterek, Hiçbir güç Türkiyenin milli yapısını değiştiremeyecektir. Türkiyeyi eyaletlere bölme gibi politikalar Türk milletinin menfaatine değildir diye konuştu.
Tasarının görüşmeleri sürüyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.12.2010 | | | 11maddedahakabuledildi11 madde daha kabul edildi |
|
| HSYK'da 11 madde daha kabul edildi | Samanyolu Haber | 11.12.2010 07:46 |  | | Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu Tasarısının 2. bölümünün 11 maddesi daha kabul edildi. CHP ve MHPli milletvekilleri maddeler üzerinde verdikleri değişiklik önergeleri dolayısıyla düşüncelerini dile getirdiler.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, 12 Eylüle karşı çıkmanın sözle olamayacağını, darbe hukuku korunarak darbecilerden hesap sorulamayacağını ifade etti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, AK Parti iktidarı döneminde Türkiyenin AB üyeliği perspektifinin bittiğini savundu. Fransa ve Avusturya anayasalarında, Türkiyenin ABye üye olmasının referandum şartına bağlandığını belirten Bal, Halkı kandırıyorsunuz. Bu anayasaları delip AB üyeliğine nasıl gireceksiniz? diye sordu.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Balın, Türk halkını kandırıyorsunuz ifadesine tepki gösterdi. 12 Eylülde yapılan referandumda halkın yüzde 58inin anayasa değişikliğine evet dediğini belirten Elitaş, Bu milletin kararına saygı duymanız gerekiyor. Yüzde 58i yanlış yaptı diye itham edemezsiniz. Yüzde 58i anlamak için çaba sarf etmiyorsanız, bu sizin eksikliğiniz dedi.
Yeniden söz alan Faruk Bal ise, AK Partinin aldatma ve kandırma politikası izlediğini yineleyerek, bu politika izlenirken, AB söylemlerinin ve 12 Eylülün araç olarak kullanıldığını savundu.
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, Genel Kurulun geç saatlere kadar çalışmasını eleştirdi. AK Partinin, yasaların hangi süre içinde çıkacağına kendisinin karar verdiğini ve bu konuda milletvekillerine baskı uygulandığını öne süren Ersin, Karşımda uyuyan, esneyen yorgun simalar var. Burada baskı söz konusu dedi.
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, tasarı ile meslekten çıkarılan hakim ve savcıların mesleğe dönüşünün HSYK kararına bağlanmasını eleştirdi. Böylece HSYKya yargı yetkisi verildiğini ileri süren Ünlütepe, bu kişilerin yargıya başvurarak mesleğe dönmeleri gerektiğini vurguladı.
MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, Adalet Bakanı Sadullah Erginin ABDye yaptığı seyahatin anlamını bildiklerini belirterek, Hiçbir güç Türkiyenin milli yapısını değiştiremeyecektir. Türkiyeyi eyaletlere bölme gibi politikalar Türk milletinin menfaatine değildir diye konuştu.
Tasarının görüşmeleri sürüyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.12.2010 | | | HSYKda11maddedahakabuledildiHSYKda 11 madde daha kabul edildi |
|
| Kocaeli Büyükşehir Tiyatroları perdelerini açtı | Samanyolu Haber | 03.10.2010 10:29 |  | | Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları perdelerini açtı. Sezon, Gölcük Belediyesi tarafından restore ettirilen ve 16. yüzyıl Osmanlı yapısı olan Kazıklı Kervansarayda açıldı. Turgut Özakmanın yazdığı, Ali Sürmelinin yönettiği Resimli Osmanlı Tarihi adlı oyunda Şehir Tiyatroları sanatçıları performanslarıyla seyirci tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı.
Oyun öncesinde Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik gelenek üzere sezonun açılış konuşmasını yaptı. Birecik, konuşmasında 16. yüzyıldan kalma bir kervansarayın harabelerinden modern çağdaş bir kültür mekanı yapmanın olağanüstü bir başarı olduğunu söyledi.
Şehir Tiyatrolarının geçtiğimiz sezonda Irk Bitig Yolcu Rita Maskeliler Peynirli Yumurta Ay Işığında Şamata ve Derviş ve Ölüm gibi oyunları sahnelediğini hatırlatan Birecik özellikle Irk Bitig ve Derviş ve Ölüm adlı oyunların başarısının ülke sınırlarını aştığını kaydetti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunun Derviş ve Ölüm adlı oyunla Bulgaristan, Sırbistan, Bosna Hersek üçgeninde on ayrı kentte turne yaptığını ifade eden Birecik, Tiyatro eliyle 500 yıllık kültürel bağlarımızın izlerini sürdü, kültürel kimliğin kurumuş köklerinden yeni heyecanlar üretti. Sanatın insanları sınırları, gümrük kapılarını hiçe sayarak nasıl birleştirdiğini gösterdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu; Sırbistan Cumhuriyeti Kültür Bakanı ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlarını aynı galada birleştirdi. İki ülkenin tarihlerinde ilk defa bir kültürel bağ kurmalarına vesile oldu. şeklinde konuştu.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunun Irk Bitig ile Avrupanın en iyi oyunu ödülünü aldığını hatırlatan Birecik, bu kararı veren jürinin karar metninde Irk Bitig; dünya tiyatrosunun bundan sonra takip edeceği yol hakkında işaretler taşıyor cümlesinin aldıkları ödülün önüne geçtiğini belirtti.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunun önümüzdeki sezon Bosna Hersek ile karşılıklı birer oyun sahnelemeyi hedeflediklerini duyuran Birecik, Bu da Kocaeli imzası taşıyan Türk Tiyatrosundaki ilklerden biri olacak. diye konuştu.
Öte yandan Şehir Tiyatroları için son derece anlamlı olan geceye Ulusal medya da büyük ilgi gösterdi. TRT Türkte yayın yapan Bu Ülke adlı kültür sanat programı oyunun galasını canlı olarak verdi.
OYUNUN KONUSU
Oyunun başkişisi Vakıf, iyi niyetli, duygusal, ama siyasetin çarklarının nasıl işlediğini bilmeyen, bu yüzden de sürekli düş kırıklığına uğrayan ve tarihin gidişatını değiştirmek gibi olmayacak bir hayale kapılan biridir.
26 Mayıs 1960ta sızarak uykuya dalan Vakıf, düşünde 26 Mayıs 1876ya gider. Uyandığında ise 27 Mayıs 1960 devrimi olmuş, ama Vakıf yüzyıl öncesinde kalmıştır. Özakman, oyunda, toplumda yer alan anayasaları, aileyi, kadın erkek ilişkilerini ve üç padişah (Abdülaziz, V. Murat, Abdülhamit) dönemini işliyor.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.10.2010 | | | KocaeliBüyükşehirTiyatrolarıperdeleriniaçtıKocaeli Büyükşehir Tiyatroları perdelerini açtı |
|
| ‘Değiştirilemez hükümler’ demokrasiyle badaşır mı? | Star | 13.09.2010 22:26 |  | | |
| 'Kazanan demokrasi oldu' | Samanyolu Haber | 13.09.2010 10:59 |  | | TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi ve AK Parti Adana Milletvekili Fatoş Gürkan, referandumda Türk demokrasinin kazandığını söyledi. Seçim sonucunu değerlendiren Gürkan, 12 Eylül oylamasında milletin sivil anayasa özlemini sandığa yansıttığını vurguladı.
Vatandaşların huzur ve güven ortamında iradelerini en demokratik şekilde sandığa giderek ortaya koyduğunu kaydeden Gürkan, Ortaya çıkan evet sonucunda vatandaşlarımız ileri demokrasi isteğini ve arzusunu dile getirmiştir. dedi.
Gürkan, Halk oylamasında oylamaya konu olan paketteki 26 maddeye verilen evet vizesi, AK Parti iktidarının ülkemizi, Mustafa Kemal Atatürkün hedef koyduğu muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmamıza önemli bir kapı aralamıştır. Artık darbe anayasaları yerine demokratik sivil anayasa arzusu belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bizler Söz milletin karar milletindir dedik. Milletimiz de gereken kararı ortaya koyarak gereken sözü söylemiştir. Milletimiz değişim ve gelişime devam demiştir. Referandum sonucunda sandıkta hem evet hem de hayır oyu kullanan vatandaşlarımızın tamamı kazanmıştır. Kazanan Türkiye olmuştur. Ülkemize ve vatandaşımıza olan sorumluluklarımız daha da artmıştır. Bundan sonra hep birlikte kol kola ülkemizi daha ileriye götürebilmek için gece gündüz demeden daha çok çalışmalıyız. ifadesini kullandı. | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.09.2010 | | | KazanandemokrasiolduKazanan demokrasi oldu |
|
Özgürlükler için ilk adımı attık
| Türkiye Gazetesi | 10.09.2010 02:19 |  | | | İSTANBUL AA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sultanbeyli Merkez Camisi’nde kıldığı bayram namazının ardından meydanda kendisini bekleyen halka hitap etti. Ülkede özgürlükler noktasında bir adım atıldığını dile getiren Erdoğan, “Atılacak bu adımlar çok önemli. Artık darbe anayasaları ayaklar altına alınsın ve bu ülkede milletin anayasası egemen olsun istiyoruz. Milletin anayasasında haklar var, özgürlükler var, milletin anayasasında kadınlarımızın haklarının anayasal güvence altına alınması var. Çocuklarımızın istismarının önüne geçilmesi var. Değerli kardeşlerimizin, şehitlerimizin, dul ve yetimlerimizin anayasal teminat altına alınan hakları var. İşçimizin çift sendikaya üye olma imkânı var. Memurlarımızın toplu iş sözleşmesi yapabilme imkâ ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 10.09.2010 | | Özgürlükleriçin ilkadımıattık
Özgürlükler için ilk adımı attık
|
|
| 09:35 "Darbe anayasaları ayaklar altına alınsın" | Net Gazete | 09.09.2010 09:43 |  | | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sultanbeyli Merkez Camisinde kıldığı bayram namazının ardından AK Partiye ait otobüse geçerek, meydanda kendisini bekleyen halka hitap etti, Ülkede darbeci zihniyetin Sultanbeyliye neler çektirdiğini Sultanbeyli bilir. Artık darbe anayasaları ayaklar altına alınsın ve bu ülkede milletin anayasası egemen olsun istiyoruz dedi. | | Net Gazete Son Dakika 09.09.2010 | | | 0935Darbeanayasalarıayaklaraltınaalınsın0935 Darbe anayasaları ayaklar altına alınsın |
|
| 09:44 Erdoğan: Darbe anayasası ayaklar altına alınsın | Net Gazete | 09.09.2010 09:43 |  | | | Başbakan Erdoğan, Ramazan Bayramının ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası için kardeşliğe, birliğe, beraberliğe, tüm insanlık için barışa vesile olmasını Allahtan temenni ediyorum dedi. Erdoğan, Bu bir anlamlı buluşma. Bu anlamlı buluşmanın en önemli yanı 3 gün sonra ülkemizde anayasa değişikliği paketiyle ilgili bir halk oylaması yapılacak. Artık darbe anayasaları ayaklar altına alınsın istiyoruz diye konuştu. | | Net Gazete Son Dakika 09.09.2010 | | | 0944ErdoğanDarbeanayasasıayaklaraltınaalınsın0944 Erdoğan Darbe anayasası ayaklar altına alınsın |
|
| 'Artık darbe anayasaları ayaklar altına alınsın' | Cumhuriyet Gazetesi | 09.09.2010 09:31 |  | | |
| 352 STK daha 'Evet' dedi | Samanyolu Haber | 08.09.2010 10:42 |  | | Esenlerde 352 sivil toplum kuruluşu ve dernek, 12 Eylülde yapılacak halk oylamasında Evet oyu kullanacaklarını açıkladı. Esenler Kültür Merkezinde yapılan toplantıya Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, AK Parti Esenler İlçe Başkanı Umut Özkan, AK Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Uzuner ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu ile dernek üyesi katıldı.Toplantıda söz alarak 12 Eylülde yapılacak olan halk oylamasında Evet oyu kullanmanın sorumlu bir vatandaşlık görevi olduğunu belirten AK Parti Esenler İlçe Başkanı Umut Özkan, Günümüze kadar yapılmış olan anayasalarda hep mağduriyet edebiyatı yapıldı. Ve bu ülkenin başbakanı ve bakanları asıldı. Anayasayı hazırlayan 7-8 kişi kendi kafalarına göre anayasa hazırlayarak genç kardeşlerimizi astılar. Ama 2010 yılında bambaşka bir halk var karşılarında. Artık milletin kendisi yapacak anayasasını. 26 maddeden oluşan ve bakıldığı zaman toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren pozitif menfaatler güden, iyilikleri barındıran bir anayasa yolda. Burada, çocuklarımız, engellilerimiz, kadınlarımız ve halkımız bu yasalardan faydalanacak. Umarım ilerleyen zamanlarda anayasanın tamamı değişir. Burada sürekli faaliyet gösteren dernekler ve sivil toplum kuruluşlarına yenilikçi, böyle bir anayasa yakışır. Yüzde 47 oy almış bir parti bir başsavcının aldığı kararla kapatılabiliyor. Toplumun bütün kesimleri ve değişik bütün partiler bu değişimin önünü açmak zorundadır. Çünkü anayasalar herkesi ilgilendiren, herkesin menfaatine unsurları taşır şeklinde konuştu.
Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu da Esenlerde çok bilinçli bir halk tabanı olduğunu ve değişim için sabaha kadar çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, Bizler Ramazan ayının ardından referandum için azami çaba göstermeliyiz. Çünkü önümüzdeki referandum halkın yararına bir değişim olayıdır. Değişim için hepimiz parti ayırımı yapmadan Evet demeliyiz. Bugün Türkiyeyi çok yakından ilgilendiren bir konu için sivil toplumu tamamıyla çok yakından ilgilendiren bir olayı tartışıyoruz. Bir devlet düşünün ki milletinden korkuyor. Böyle olunca Türkiyede adım atan her birey sadece devleti korumak için yetişmiştir. Oysa Türkiye zor bir aşamanın ardından bazı meseleleri aştı. Bu ülkede 1 karış mesafe kat ettiren siyaset yapan iktidarlar devleti kurtarmak için kurulan anayasaları delerek hizmet etmişlerdir. Türkiyenin milli şeften sonra bir arpa boyu yol aldıran hizmet adamları asılarak bedel ödemişlerdir. Bu milletten korkmayan anayasa için Esenlerde bulunan bütün fertleri sandık başına davet ediyor ve herkesten Evet sözü istiyorum. Değişim halk iradesinin devreye girmesiyle olur dedi.
Konuşmaların ardından platforma çıkan 352 dernek ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ellerini havaya kaldırarak hep bir ağızdan Evet dedi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.09.2010 | | | 352STKdahaEvetdedi352 STK daha Evet dedi |
|
| Yıllar sonra açıkladı: Bahçeli'yi... | Samanyolu Haber | 08.09.2010 09:45 |  | | Bahçelinin genel başkan seçilmesinde önemli rol oynayan, ülkücülerin önde gelen ismi Ramiz Ongundan çok konuşulacak açıklamalar... O, Rahmetli Türkeşin karşı çıktığı anayasaya bizim Daltonlar niye sahip çıkıyor diyerek haftanın en çok tartışılan ismi oldu. Uzun süredir sessizdi, bir çok ülkücü konuştu, o izledi. Ülkücülerin belki de en eskisi Ramiz Ongun, referandum sürecinde en son konuşan ülkücü oldu. Kendisini bir MHP üyesi olarak tanımlıyor. MHPnin referandumda aldığı hayır kararını eleştiriyor, ülkücü töreye de aykırı buluyor. Ongun, aslında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile kader birliği yapmıştı. Türkeşin vefatının ardından 18 Mayıs 1997de yapılan olaylı olağanüstü kongrede, oyu fazla olan Tuğrul Türkeşe karşı Bahçeli lehine adaylıktan çekilmiş ve Bahçelinin genel başkan seçilmesinde önemli rol oynamıştı. Belli ki siyaseten pişmanlık duyuyor. Kaderin ya da siyasetin garip bir cilvesi, Ongunun kongrede Bahçeli ile birlikte mücadele ettiği Tuğrul Türkeş bugün MHP Ankara Milletvekili, Ongun ise Bahçeliye karşı ülkücülerin Başbuğu Alparslan Türkeşin fikriyâtını savunuyor.
Türk Ocaklarından geldiğim için, ben farkında bile olmadan ülkücü oldum, çok tabi, doğal bir sürecin içinden geçti. Türkeş Beyle tanışmamız işin ismini koydu. Gençlik kollarını kurduk, Ankarada Ülkü Ocaklarının kuruluşunda bulunduk.12 Eylül öncesinde MHPde gençlik ve yan kuruluşlarla ilgili koordinasyon görevim vardı, eğitim de dahil. Askerden yeni gelmiştim. Türkeş Bey, gençlik kollarının ve Ülkü Ocaklarının yeniden düzenlenmesi talimatını verdi. 12 Eylülden bir gün sonra, 13 Eylülde gençlik kollarımızın, bir hafta sonra da Ülkü Ocaklarının kongresi olacaktı. 12 Eylül olunca olamadı.
Ben genel merkezdeydim, arkadaşlarla istişare ettikten sonra Türkeş Beyi Halil Şıvgının Gaziosmanpaşadaki evine götürüp, yerleştirdik. Halil Şıvgının eşi hamileydi, bizi çok samimi bir şekilde karşıladı. Türkeş Bey ile her gün görüştük. Sıkıyönetim, Türkeş teslim olmalı diye her gün bildiri yayınlıyordu, günlük gelişmeleri her gün orada değerlendirdik. Birkaç gün sonra da zaten teslim oldu. Gelişmelere göre teslim olmasının daha doğru olacağı kanaatine vardık.
Geç teslim olmasının nedeni ihtilalin rengini merak etmesiydi. Marksist bir darbe mi, neyin nesi neyin fesi görmek istedi.
Teslim olması konusunda mutabakata vardıktan sonra biz vedalaştık onunla. Halil Şıvgının evi, oturduğu eski evine yakındı, yürüyerek evine gitti, telefon edip evinde olduğunu askeri yönetime bildirdi.
Ben Türkeş Beyin isteği üzerine yurt dışına çıkmıştım. Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı olarak Almanyaya gelen kişi ile federasyonun yöneticileri arasında ihtilaf oldu ve o kişi haksızdı. O kişiye karşı oradaki arkadaşları savundum. Türkiyeye 1988 Aralık sonunda döndüm. Türkeş Bey ile Bahçelievlerde bir poliklinikte karşılaştık. Kucaklaştık, görüşelim dedi, partiye davet etti. Ben partiye gittim, o siyasete bakalım dedi, ben ekmek kavgasındayız dedim. Bazı konularla ilgili bazen telefonla arıyordu, bazen çağırıyordu.
12 Eylül anayasasına da, 12 Eylüle de, onun icraatlarına da karşıydı. En büyük haksızlığın MHPye ve ülkücülere yapıldığı kanaatindeydi. Özellikle Mamakta, İstanbulda, Adanada, Türkiyenin çeşitli yerlerindeki cezaevlerinde ve göz altı süresinde ülkücülere yapılan işkencelerden çok huzursuzdu ve üzgündü. O konular açılınca gözleri dolardı. Nitekim 12 Eylül anayasasına karşı oy verilmesini istemişti.
DYPnin içinde bulunduğu koalisyona destek vereceği yönünde bir açıklaması çıkmıştı. Sebebini sorduğumuzda, Bu hükümet bu ihtilal anayasasını değiştireceğine dair bize söz verdi dedi, onun için destekleme vaadinde bulunduğunu söyledi. Biz de bu kararını doğru bulduk. Bu anayasayı savunmamız için hiçbir sebebimiz yok, ama karşı olmamız için çok sebebimiz var.
İhtilalcilerin, ihtilal mantığı ile yaptığı bu anayasada insan yok. İhtilalcileri ebediyen koruyor. Ettiklerini biliyorlar, yaptıkları işkenceleri biliyorlar ve ne utanç verici ki kendilerine yargı karşısında güvenemiyorlar, yargıdan kaçmak için geçici madde ile kendilerini koruma altına alıyorlar. İhtilal anayasaları toplumu kontrol altında tutmak üzere vesayet anayasası şeklinde yapılır, halkın temsilcilerinin elini kolunu bağlıyor, onların kontrol ettiği kurumlar ülkeyi yönetiyor.
Doğrusu biz samimi olarak 12 Eylülden beri gelen çizgimizi devam ettiriyoruz. Bu anayasanın değişmesi taraftarıyız, bu anayasa ilk yapıldığı dönemde karşıydık, şimdi de değiştirilmesinden yanayız. O gün nasıl anayasaya karşı olmuşsak, bugün de evet diyerek değiştirilmesine destek veriyoruz. Bu, 12 Eylül anayasasına karşı oy verişimizin bugünkü izdüşümüdür.
MHPnin artık fazla bir ülkücülük iddiası yok. Dolayısıyla biz ülkücüyüz, biz ülkücü kalmaya devam ediyoruz. Türkeşin fikriyâtından ve Türkeşin metodundan, geleneksel faaliyetlerimizden, müesseselerimizden, hepsinden vazgeçtiler. Evvela Türk ku | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.09.2010 | | | YıllarsonraaçıkladıBahçeliyiYıllar sonra açıkladı Bahçeliyi |
|
| MHP'de soğuk duş ! | Samanyolu Haber | 06.09.2010 13:10 |  | | MHPde referanduma destek verenlerin sayısı artıyor... Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongunun referandumda evet kararını açıklamasının ardından MHP Kurucular Kurulu üyeleri de yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylülde anayasa değişiklik paketine evet diyeceklerini açıkladı.
Milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin darbeler sonrası yetkili organlara bırakıldığının altının çizildiği açıklamada, Ülkede hiç bir zaman CHP iktidara gelemeyeceğini anlayan güçler, darbe anayasaları ile CHPyi iktidara ortak etmeyi hedeflemişlerdir. denildi.
MHP Kurulucular Kurulu üyeleri, rahmetli Alparslan Türkeşin En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha evladır. sözünden hareketle 12 Eylülde evet kararını aldıklarını açıkladılar. Kurucular Kurulu üyelerinin yaptığı açıklamada, hayır kampanyasını yürüten bugünkü MHP yönetiminin tavrına bir anlam verilemediğine de dikkat çekildi.
MHP Kurucular Kurulu üyeleri olarak basın vasıtasıyla anayasa değişikliği konusundaki fikirlerini milletle paylaşma gereği duyulduğuna işaret edilen açıklamada, 1924 Anayasasında tayin edilmiş olan milletin kayıtsız şartsız egemenliğini 1961 Anayasası ile millet dışında CHP ve sol ideologlar tarafından yetkili organlar tabiri ile yeni ortaklar getirilmiştir. Bu, çok partili düzene geçtikten sonra, aziz milletimiz tarafından asla tek başına iktidar verilmeyen CHPyi ve sol güçleri seçimsiz, millet iradesi olmadan, millete rağmen daimi iktidar yapma projesidir. Nitekim 1961 seçimlerinde CHPnin tek başına iktidara gelecek oyu alamaması üzerine bu durum, İnönünün damadı Metin Tokerin Ulus Gazetesindeki makalesinde de Seçimi tek başına kazanamamak o kadar önemli değil, Türkiyede iktidar olmak için ordu, Anayasa Mahkemesi, üniversite, Danıştay, Yargıtay gibi devlet kuruluşlarına da hâkim olmak gerekir. denilerek açıkça ifade edilmiştir. Türk milliyetçileri, merhum Başbuğ Alparslan Türkeşin liderliğinde CHP ve sol ortaklarının kurduğu bu oligarşik düzene karşı, sadece ve sadece millet iradesini esas alarak MHPyi kurmuşlardır. ifadelerine yer verildi.
MHPnin milli iradeyi hakim kılmak üzerine yürüttüğü mücadele, emperyalist güçlere bizim çocuklar diye tabir edilen darbeciler tarafından, 12 Eylül 1980de hunharca akamete uğratılmıştır. denilen açıklama şöyle devam etti:Türk gençleri; sağcısı-solcusu, ülkücüsü-devrimcisi, Sünnisi-Alevisi, önce darbe ortamının hazırlanması amacıyla birbirlerine kırdırılmış, darbeden sonra da işkencehanelerde kırılmış, heder edilmişlerdir. Bu millet cahil, 30-40 sene daha bu milleti askeri idare ile yönetmek lazım, bu millet için demokrasi henüz erken diyerek milletin 1961 Anayasasına nazaran daha çok devre dışı bırakıldığı, dışlandığı otokratik bir düzen kurmuşlardır. Bütün bu gelişmelere karşı Ülkücüler merhum Başbuğ liderliğinde MHPyi yeniden ihya etmiş, millet iradesini hâkim kılma mücadelelerini yılmadan sürdürmüş ve onun vefatına kadar da bu çizgisini muhafaza etmişlerdir. Ne var ki; Başbuğumuzun vefatından sonra yönetime gelen şimdiki kadro bin bir zorluklar ve emeklerle yeniden kurduğumuz partimizin ülkücü misyonunu, kuruluş felsefesini terk ederek darbeciler ile aynı safta yer almıştır.
Merhum Başbuğun tavrının darbe anayasasının değiştirilmesinden yana olduğu vurgulanan açıklamada, Rahmetli Başbuğumuzun; 1982 Anayasasını değiştirme taahhüdüne dahi itibar edip güven oyu verdiği görmezden gelinerek, hayır cephesinde yer alınması biz kurucuları derinden yaralamaktadır. Her fırsatta vatan hainlerini, teröristleri affetmeyi, genel aflar ile salıvermeyi gelenek haline getirmiş CHP ve bölücü sol blok ile MHPmizin aynı safta yer almasını içimize sindirmemiz mümkün değildir. Darbe anayasasına karşı, ancak ve ancak milletin iradesi ve egemenliğini esas alan alternatif anayasayı herkesten önce üretmesi gereken MHP yönetiminin, darbecilerin anayasasını savunmaları kabul edebileceğimiz bir hal olamaz. görüşlerine yer verildi.
Açıklamada, evet demenin AK Parti iktidarına değil, yeni bir anayasaya evet anlamı taşıyacağı belirtildi. Yeterli de olmayan bu anayasa değişikliğine evet demek asla ve kata AKPye destek vermek demek değildir. denilen açıklamada, Sadece milletin ve onun iradesinin yanında yer almaktır. Bu anayasa değişikliğinin kimler tarafından yapıldığının önemi yoktur. AKPye muhalefetimiz, iyi yaptığı sürece takdir, kötü yaptığı zaman ihtar etmek esası üzerinden devam etmektedir. ifadeleri yer aldı.
Kurucular Kurulu, MHP yönetimine de uyarılarda bulunarak bölücülerin ve darbe yanlısı partilerin yanında yer alınmaması gerektiğini ifade ettiler. Açıklamada; Biz Kurucular Kurulu üyeleri; MHP yönetimini yarım asra yaklaşan geçmişimiz, mücadelemiz ev misyonumuzu hatırlayarak darbeciler ve bölücülerin safını terk edip, milletimiz ve onun iradesi yanında yer almaya davet ediyoruz. denildi
Rahmetli Başbuğumuzun sık sık vurguladığı gibi en kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha iyidir. diy | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.09.2010 | | | MHPdesoğukduşMHPde soğuk duş |
|
| MHP'de büyük şok! | Samanyolu Haber | 06.09.2010 13:05 |  | | MHPde referanduma destek verenlerin sayısı artıyor... Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongunun referandumda evet kararını açıklamasının ardından MHP Kurucular Kurulu üyeleri de yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylülde anayasa değişiklik paketine evet diyeceklerini açıkladı.
Milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin darbeler sonrası yetkili organlara bırakıldığının altının çizildiği açıklamada, Ülkede hiç bir zaman CHP iktidara gelemeyeceğini anlayan güçler, darbe anayasaları ile CHPyi iktidara ortak etmeyi hedeflemişlerdir. denildi.
MHP Kurulucular Kurulu üyeleri, rahmetli Alparslan Türkeşin En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha evladır. sözünden hareketle 12 Eylülde evet kararını aldıklarını açıkladılar. Kurucular Kurulu üyelerinin yaptığı açıklamada, hayır kampanyasını yürüten bugünkü MHP yönetiminin tavrına bir anlam verilemediğine de dikkat çekildi.
MHP Kurucular Kurulu üyeleri olarak basın vasıtasıyla anayasa değişikliği konusundaki fikirlerini milletle paylaşma gereği duyulduğuna işaret edilen açıklamada, 1924 Anayasasında tayin edilmiş olan milletin kayıtsız şartsız egemenliğini 1961 Anayasası ile millet dışında CHP ve sol ideologlar tarafından yetkili organlar tabiri ile yeni ortaklar getirilmiştir. Bu, çok partili düzene geçtikten sonra, aziz milletimiz tarafından asla tek başına iktidar verilmeyen CHPyi ve sol güçleri seçimsiz, millet iradesi olmadan, millete rağmen daimi iktidar yapma projesidir. Nitekim 1961 seçimlerinde CHPnin tek başına iktidara gelecek oyu alamaması üzerine bu durum, İnönünün damadı Metin Tokerin Ulus Gazetesindeki makalesinde de Seçimi tek başına kazanamamak o kadar önemli değil, Türkiyede iktidar olmak için ordu, Anayasa Mahkemesi, üniversite, Danıştay, Yargıtay gibi devlet kuruluşlarına da hâkim olmak gerekir. denilerek açıkça ifade edilmiştir. Türk milliyetçileri, merhum Başbuğ Alparslan Türkeşin liderliğinde CHP ve sol ortaklarının kurduğu bu oligarşik düzene karşı, sadece ve sadece millet iradesini esas alarak MHPyi kurmuşlardır. ifadelerine yer verildi.
MHPnin milli iradeyi hakim kılmak üzerine yürüttüğü mücadele, emperyalist güçlere bizim çocuklar diye tabir edilen darbeciler tarafından, 12 Eylül 1980de hunharca akamete uğratılmıştır. denilen açıklama şöyle devam etti:Türk gençleri; sağcısı-solcusu, ülkücüsü-devrimcisi, Sünnisi-Alevisi, önce darbe ortamının hazırlanması amacıyla birbirlerine kırdırılmış, darbeden sonra da işkencehanelerde kırılmış, heder edilmişlerdir. Bu millet cahil, 30-40 sene daha bu milleti askeri idare ile yönetmek lazım, bu millet için demokrasi henüz erken diyerek milletin 1961 Anayasasına nazaran daha çok devre dışı bırakıldığı, dışlandığı otokratik bir düzen kurmuşlardır. Bütün bu gelişmelere karşı Ülkücüler merhum Başbuğ liderliğinde MHPyi yeniden ihya etmiş, millet iradesini hâkim kılma mücadelelerini yılmadan sürdürmüş ve onun vefatına kadar da bu çizgisini muhafaza etmişlerdir. Ne var ki; Başbuğumuzun vefatından sonra yönetime gelen şimdiki kadro bin bir zorluklar ve emeklerle yeniden kurduğumuz partimizin ülkücü misyonunu, kuruluş felsefesini terk ederek darbeciler ile aynı safta yer almıştır.
Merhum Başbuğun tavrının darbe anayasasının değiştirilmesinden yana olduğu vurgulanan açıklamada, Rahmetli Başbuğumuzun; 1982 Anayasasını değiştirme taahhüdüne dahi itibar edip güven oyu verdiği görmezden gelinerek, hayır cephesinde yer alınması biz kurucuları derinden yaralamaktadır. Her fırsatta vatan hainlerini, teröristleri affetmeyi, genel aflar ile salıvermeyi gelenek haline getirmiş CHP ve bölücü sol blok ile MHPmizin aynı safta yer almasını içimize sindirmemiz mümkün değildir. Darbe anayasasına karşı, ancak ve ancak milletin iradesi ve egemenliğini esas alan alternatif anayasayı herkesten önce üretmesi gereken MHP yönetiminin, darbecilerin anayasasını savunmaları kabul edebileceğimiz bir hal olamaz. görüşlerine yer verildi.
Açıklamada, evet demenin AK Parti iktidarına değil, yeni bir anayasaya evet anlamı taşıyacağı belirtildi. Yeterli de olmayan bu anayasa değişikliğine evet demek asla ve kata AKPye destek vermek demek değildir. denilen açıklamada, Sadece milletin ve onun iradesinin yanında yer almaktır. Bu anayasa değişikliğinin kimler tarafından yapıldığının önemi yoktur. AKPye muhalefetimiz, iyi yaptığı sürece takdir, kötü yaptığı zaman ihtar etmek esası üzerinden devam etmektedir. ifadeleri yer aldı.
Kurucular Kurulu, MHP yönetimine de uyarılarda bulunarak bölücülerin ve darbe yanlısı partilerin yanında yer alınmaması gerektiğini ifade ettiler. Açıklamada; Biz Kurucular Kurulu üyeleri; MHP yönetimini yarım asra yaklaşan geçmişimiz, mücadelemiz ev misyonumuzu hatırlayarak darbeciler ve bölücülerin safını terk edip, milletimiz ve onun iradesi yanında yer almaya davet ediyoruz. denildi
Rahmetli Başbuğumuzun sık sık vurguladığı gibi en kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha iyidir. diy | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.09.2010 | | | MHPdebüyükşokMHPde büyük şok |
|
| Ramiz Ongun'dan sonra MHP Kurucular Kurulu üyeleri de 'evet' dedi | Zaman | 06.09.2010 09:52 |  | | | Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongunun referandumda evet kararını açıklamasının ardından MHP Kurucular Kurulu üyeleri de yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylülde anayasa değişiklik paketine evet diyeceklerini açıkladı. Milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin darbeler sonrası yetkili organlara bırakıldığının altının çizildiği açıklamada, Ülkede hiç bir zaman CHP iktidara gelemeyeceğini anlayan güçler, darbe anayasaları ile CHPyi iktidara ortak etmeyi hedeflemişlerdir. denildi. | | Zaman Son Dakika 06.09.2010 | | | RamizOngundansonraMHPKurucularKuruluüyelerideevetdediRamiz Ongundan sonra MHP Kurucular Kurulu üyeleri de evet dedi |
|
| 'Evet' çıkarsa Türkiye süper lige çıkar' | Samanyolu Haber | 28.08.2010 13:50 |  | | Eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, 12 Eylül 2010daki referandumda evet çıkması halinde Türkiyenin de süper lige çıkacağını, aksi takdirde ise alt kümede mücadele edeceğini söyledi. Anayasa değişikliğinde evet demeye çağırmak için Anadoluya karış karış dolaşan Soylunun 29. durağı, İzmirin Bergama ilçesiydi. Bakırçay Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD)nin davetlisi olarak gelen Soylu, ilk olarak Bergama Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi Başkanı Ahmet Dalgıçı ziyaret etti. Daha sonra BASİAD tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Burada kalabalık bir davetli topluğuna hitap eden Soylu, Bu zamana kadar Türk milletinin kalbini, ciğerlerini, kollarını aldılar ancak bu ruhunu alamadılar. dedi. Sandıktan evet çıkması halinde Türkiyenin modernleşme yolunda büyük bir adım atacağını, devletin milleti değil, milletin devleti, devletin hukuku değil, hukukun devleti oluşacağını belirten Süleyman Soylu, bu ülkenin namus borcu için, demokrasi mücadelesi için Türkiyeyi karış karış dolaştığını ifade etti.
Vatandaşların, hiçbir siyasi parti gözetmeksizin 12 Eylülde sandığa gitmesi gerektiğini söyleyen Soylu, Türkiyenin özellikle darbeler ve darbe anayasaları yüzünden ciddi sıkıntılar yaşadığına dikkat çekti: Türkiyenin demokrasi, siyaset ve ekonomi alanında sorunları varsa, bunun altında darbe anayasası vardır. Darbe dönemlerinde Türkiye, önemli yolsuzluklarla karşılaşmıştır, çünkü bu dönemler sorgulanamıyor. Bu milletin hedeflediği nokta, ileri demokrasidir.
1960 yılında yapılan askeri darbe ve 1961 yılında yazılan darbe anayasasının, Türkiyenin büyümesine ve yeterli derecede ileri gitmesine yetmediğini vurgulayan Süleyman Soylu, Bunlar, soğuk savaş döneminde yazılmış anayasalardır. O zamandan bu yana Türkiye, değişiklikleri uzaktan seyrediyor. Yapılması gereken şey, ileri demokrasiye adapte olabilecek bir Türkiye oluşturmak. Bu da 12 Eylülde yapılacak referandumdan evet oyu çıkması halinde gerçekleşecektir. Bu sonuç, Türkiyeyi daha zengin bir ülke yapacaktır. şeklinde konuştu.
12 Eylül 1980 ve 28 Şubat askeri darbelerinin Türkiyede siyasi iktidar alanlarını daralttığını belirten Soylu, Vesayet altındaki Türkiyenin modernleşmesi ve çağdaşlaşması mümkün değildir. Vatandaş devlete gittiğinde, Mazeretim var, asabiyim ben diyor. Oysa 13 Eylül 2010 sabahı Türkiyede, Milletimin hizmetine amadeyim ben diyen bir devlet oluşacaktır. O günün dünyanın tüm kapılarının Türkiyeye açılacağı bir dönüm noktası olacaktır. dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun genel af talebine de değinen Soylu, şunları kaydetti: Kılıçadaroğlu ile CHP arasında uyuşmazlık görüyorum. Hem söylemleri hem de bakış açısıyla, çünkü her yaptığı açıklamadan sonra çark ediyor. Kılıçdaroğlunun af açıklaması bence acizliktir. Anayasa değişikliği oylamasını siyasi bir yarışa çeviren Kemal Kılıçdaroğlunun PKK meselesini hayır oyuna bağlamasının tartışılması gerekir. | | Samanyolu Haber Son Dakika 28.08.2010 | | | EvetçıkarsaTürkiyesüperligeçıkarEvet çıkarsa Türkiye süper lige çıkar |
|
| Süleyman Soylu: DP'yi yönetenler... | Samanyolu Haber | 22.08.2010 17:41 |  | | Eski Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu, DPyi yönetenlerin, parti misyonuna ters düşerek, kendi iktidarlarını darbelerle defalarca ellerinden alanlarla kol kola yürüdüğünü ifade etti.
Mevcut parti yönetiminin referandum için hayır kararına karşılık alternatif bir evet kampanyası başlatan Süleyman Soylu, Malatyada düzenlediği basın toplantısında, referanduma yönelik hayır kampanyası başlatan partisinin yönetimini eleştirdi.
Darbelerin hep DP misyonunu hedef aldığını anlatan Soylu, Bugün bizim misyonumuzda hayıra yönlendirmeye çalışanlar vardır. Onlar da 12 Eylülden sonra kimin hizmetinde olduklarını anlayacaklardır. Çünkü bizim misyonumuz 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat sürecinde darbelerle iktidarı elinden alınan bir misyondur. Türkiyede darbelerin ve darbe anayasalarının mağduru Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Doğruyol Partisi misyonudur. İnanıyorum ki bugün bu misyonu yönetmeye ve yönlendirmeye çalışanlar, bugün arkasına düştükleri insanların kendi iktidarlarını defalarca ellerinden aldıklarını bilselerdi onlarla beraber olmazlardı. Bunu anlayabilselerdi böyle davranışlara kalkmazlardı. dedi.
Yaptığının demokrasi yolunda saf tutmak olduğunu belirten Soylu, referandumunun Türkiye için dönüm noktası olduğuna inandığını söyledi. Anayasa değişikliğinin, Sen vatandaş mı olacaksın, kapıkulu mu olacaksın? sorusuna cevap bulduğunu kaydeden Soylu, DP olarak cumhurbaşkanlığı seçiminde düştükleri aynı hataya bir daha düşmemek için yollarda olduğunu söyledi.
Bu anayasanın AK Parti ile bağdaştırılmasını kabul etmeyen Soylu, Referandumu Türkiyenin vesayetten kurtulup milli iradeyle yeniden buluşması olarak değerlendiriyoruz. 1960tan itibaren Türkiyenin içinde bulunduğu ara rejimden çıkmak üzere ilk adım olarak nitelendiriyoruz. diye konuştu.
İstemezükçüler, hayırcılar yüzünden bu memleket hep zarar etti diyen Soylu şunları dile getirdi: 1960ta darbe olduğunda, vesayet sistemi geldi. 1971, 1980, 28 Şubat, 27 Nisan bu vesayet sistemi kurallarına dayatıldı. 1961, 1982 anayasaları, bu vesayet sistemi kurumunun üzerine kuruldu. Türkiyenin gelişmesinde ayağını bağlayan 1982 Anayasasıdır. Bu ayak bağından kurtulma tarihi 12 Eylüldür. Vatandaş mı olacağız, tebaa mı olacağız? sorusunun karşılığı referandum sonucu ortaya çıkacaktır.
12 Eylül referandumunda evet demenin hukukun üstünlüğüne evet deme anlamı taşıdığını vurgulayan Soylu, sözlerine şöyle devam etti: Referandum sonucu Türkiye coğrafyasına yerleşecek olan hukukun üstünlüğü, kardeş kavgalarını bitirecektir. Zenginleşme ve gelişmenin önünü açacaktır. Herkesin şikayet ettiği ağır ve taraflı işleyen adaleti uluslar arası standartlara kavuşturacaktır. Hukukun üstünlüğü Türkiyeyi ülkeyi yönettiğini düşünen bir avuç insandan alıp milletine emanet edecektir. 12 Eylül referandumunda evet oyu vermek anamızın ak sütü gibi bize helaldir.
Toplantı sonunda Süleyman Soyluya eski DP İl Başkanı Erdal Altunboya tarafından evet yazılı kayısı hediye edildi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.08.2010 | | | SüleymanSoyluDPyiyönetenlerSüleyman Soylu DPyi yönetenler |
|
| Soylu sordu: Vatandaş mı olacaksınız... | Samanyolu Haber | 19.08.2010 23:58 |  | | Demokrat Parti (DP) eski Genel Başkanı Süleyman Soylu, 12 Eylülde yapılacak olan referandumda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, vatandaş mı olacaksınız, teba mı olacaksınız? sorusuna cevap vereceklerini söyledi İzmirde Konyalılar Vakfı tarafından Buca ilçesinde bulunan Mevlana Tesislerinde düzenlenen iftar yemeğine katılan Soylu, referandumla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
12 Eylülde yapılacak olan referandumun, Türkiye için çok önemli olduğunu hatırlatan Soylu, İnsanın dünyayla buluşma anı doğum anıdır. 12 Eylül akşamının da ülkemiz için doğum anı olacağına inanıyorum. Yaşam hakkı insanın en tabi birincil hakkıdır ama hürriyet, yaşam hakkını taçlandıran haklardır biridir. dedi. Türkiyenin, 1960dan bu yara ara rejimlerle yönetildiğini ifade eden Soylu, Milli iradenin tam egemen olmadığı anlayışları 1961 ve 1982 anayasaları tesis etmiştir. Bunlar, insanlarımızı akıllı görmeyen anlayışlardır. Eğer Türkiye yeni dünyaya adım atmak istiyorsa, yeniden kendi kurallarını yeni dünyayla birlikte entegre etmeye çalışacaksa, Türkiyenin yeni bir akıl kurması gerekiyorsa buna öncelikle temel metinlerinden başlamalı. Anayasalar, bireyle devlet arasında toplumsal sözleşmelerdir. Anayasalar tek tarafla kontratlar değildir. Anayasalar, bireyle devletin imza attığı iki taraflı kontratlardır. Türkiyede bugüne kadar ortaya çıkan anayasalar malesef hep tek taraflı kontratlar oldu. İlk kez 12 Eylül, Türkiyenin medornleşmesi önemli ölçüde dünya ülkeleriyle rekabet edebileceği, burada yaşayan insanların vatandaş mı yoksa teba mı olacaksınız sorusuna cevap vereceği bir gündür. Ben, bu referandumda evet biz vatandaş olacağız diyenlerin oranının yüzde 60lara ulaşacağını düşünüyorum. Refarandumda tahminlerime göre yüzde 60 evet oyu çıkar dedi.
Konyalılar Vakfı Başkanı Vasfi Çakıroğlu da, kendilerini ziyaret eden Süleyman Soyluya teşekkür ederek, Sayın Soylu bizler referandumun ne getirdiği konusunda değerli bilgiler aktardı. Amacımız, üyelerimizin referandumla ilgili bilgilerini arttırmak. Kendilerini ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk diye konuştu.
İftar yemeğine, Konyalılar Vakfı üyelerinin yanısıra, DP eski Genel Başkan Yardımcıları Nevzat Ceylan, Tahir Alan, Harun Akın, Doç. Dr. Sabri Erdil, Denizli eski Belediye Başkanı Ali Aygören, DP eski Genel İdare Kurulu üyeleri İrfettin Akar, Prof. Dr. Cengiz Yılmaz, Doç. Dr. Vedat Demir, Kenan Nuhut, Melike Elitaş, Barış Tarhan, DP eski Tire ilçe başkanı Bekir Keseli, DP il disiplin kurulu üyesi Gökçe Ok katıldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 19.08.2010 | | | SoylusorduVatandaşmıolacaksınızSoylu sordu Vatandaş mı olacaksınız |
|
| 'Fişlenme korkusundan öğrenemedim' | Samanyolu Haber | 16.08.2010 16:17 |  | | Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, anne ve babasının Arapça konuştuğunu ve kendisine fişlenme korkusu ile bu dili öğretemediklerini söyledi. Referandum çalışmaları için Mardini ziyaret eden Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, STK temsilci ve başkanları ile bir araya geldi. Erdoba Konağında Mardin Belediyesi tarafından verilen sahur yemeğine Bağışla birlikte Mardin Valisi Hasan Duruer, AK Parti Mardin Milletvekilleri Gönül Beki Şahkulubey, Mehmet Halit Demir ve Cüneyt Yüksel ile Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu katıldı.
Yemek öncesi Bağış, aralarında eski CHP İl Başkanı Mehmet Çiftsüren, SP İl Başkanı Mehmet Timurağaoğlu, eski DSP Milletvekili Mustafa Tuğmaner ve 100e yakın STK temsilci ve başkanlarına hitap etti. Referandumla değişecek yasalarla ilgili slayt eşliğinde bilgiler veren Bağış, sık sık muhalefet partilerini, değişecek maddeleri okumamakla itham etti. Bağış, referandumun Türkiyede fişleme belasına son verilmesi ve keyfi disiplin cezalarının ortadan kalkmasının anayasanın AB standartlarına yükselmesiyle ilgili bir süreç olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu ülkede kamu denetçiliği kurumunun kurulması, Meclisin gizli oyla seçeceği bir kişinin 4 yıl boyunca vatandaşla devlet arasındaki sorunlarla ilgili olarak karar vermesinin önünün açılması, Avrupa Birliği standartları için bir girişimdir. Bu ülkede Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı yolunun açık olması, gerektiğinde ihraç edilen kişilerin yargıya başvurabilmesinin önünün açılması AB standartlarında bir adımdır. Kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkına kavuşması bu ülkenin AB standartları ile alakalıdır. Bütün bu adımlar Türkiyenin daha çağdaş, demokratik daha laik daha güçlü hukuk devleti olmasını sağlayacaktır. ABye darbe anayasası ile üye olamayız. Darbe anayasası ile üye olmaya çalışan başka ülkeler oldu. Yunanistan, Portekiz, İspanya da denedi. Onlar da olamadı. Ne zaman ki anayasalarını değiştirdiler daha çağdaş, demokratik devleti değil bireyi öncelikli tutan anayasaları benimsediler, AB müzakere süreçleri hızlandı ve Avrupanın kilit ülkeleri haline geldiler. Türkiyenin AB müzakerelerinde 12 Eylül iyi bir dönemeç olacaktır. Onun için merak edenlere Mardinden seslenmek istiyorum, Türkiyenin gerçekten Avrupa Birliği standartlarında olmasını istiyorsak, Mardinin Avrupa Birliği standartlarında bir şehir olmasını istiyorsak, önce demokratikleşmemiz lazım. ABye darbe anayasası ile üye olunmaz.
Muhalefetin değişecek maddeler üzerinde en çok Anayasa Mahkemesi ve HSYKnın yapılarında yapılacak değişikliğe karşı çıktığını anlatan Bağış, Anayasa Mahkemesi ise önlerine gelen itirazla ilgili olarak herhangi bir düzenleme veya iptal gitmediği için Anayasa Mahkemesi de bu yasaların değişmesine yeşil ışık yakmıştır. dedi.
Trabzonda Sümene Manastırında düzenlenen ayine dikkat çeken Bağış, Türkiyede artık bazı tapular yıkılıyor. Ve insanlar özgürlüklerine kavuşuyor. Ama buna direnen ve yasakçı zihniyetin değişmemesini isteyenler de bu değişime direnmeye devam edecek. Bugün Mardinde yüzyıllardan beri burada yaşanan hoşgörü ortamının kime ne zararı olmuş? Ama bizim muhalefet bunu anlamakta zorluk çekiyor. Bu yasa değişikliği ile artık herkes istediği şekilde yaşayacak. ifadelerini kullandı.
Bakan Bağış, anne ve babasının Arapça konuştuğunu ve kendisine fişleneceğim korkusu ile bu dili öğretemediklerine dikkat çeken Bağış, Yıllarca bu ülkede insanlar, bırakın istedikleri gibi konuşmayı, kendi çocuklarına bile istedikleri isimleri vermediler. Bırakın, isteyen çocuğuna Agup ismini de versin, Mücahid ismini de versin. şeklinde sözlerini sürdürdü.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 16.08.2010 | | | FişlenmekorkusundanöğrenemedimFişlenme korkusundan öğrenemedim |
|
| 'Darbe anayasası ile üye olunmaz' | Samanyolu Haber | 16.08.2010 09:53 |  | | Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, demokratikleşmenin önemine işaret ederek, ABye darbe Anayasası üye olunmaz dedi. Bağış, Mardindeki temasları kapsamında Yenişehir semtindeki Fenerbahçeliler Derneğini ziyaret etti ve Fenerbahçe-Medical Park Antalyaspor maçını bir süre vatandaşlarla birlikte izledi.
Daha sonra semtteki esnafı ziyaret eden ve anayasa paketinin içeriği hakkında bilgi veren Bağış, vatandaşların anayasa metnini okumalarını, sonra vicdanlarına danışıp evet veya hayır oyu kullanmalarını istedi.
Mardinde vicdansız yok. Hepinizden evet desteği istiyoruz diyen Bağış, parklarda oturan ailelerle sohbet etti, çocuklara oyuncak dağıttı.
Bağış, Mardin Belediyesini de ziyaret ederek, Belediye Başkanı Beşir Ayanoğludan kentin genel durumu ve belediye çalışmaları hakkında brifing aldı.
Alt yapı sorununu kısa sürede çözüme kavuşturacaklarını ifade eden Ayanoğlu, Sokak aralarına araç girmediği için çöpleri 487 kadrolu eşek ile topluyoruz. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında tarihi değerlerimizi özüne uygun restore ediyoruz. Altyapı için 14 milyon liralık bir kaynak sağladık. Ancak bu tarihi kentin özüne kavuşturulması ve kentin alt yapısının tamamen çözülmesine yeterli olmayacak. Bu konuda sizden destek istiyoruz dedi.
Egemen Bağış da Mardin Belediyesinde kısa sürede büyük hizmetler verildiğini, Başmüzakerecinin Anayasa oylamasında ne işi olduğu şeklinde eleştiride bulunanlar olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
Türkiyeyi nasıl ki Avrupa standartları seviyesine getirmek için çalışıyorsak Mardini de Avrupa standartlarına uygun bir şehir haline getirmeliyiz. Binlerce yıllık tarihi olan bir şehrimizin daha da iyi bir konumda olması gerekir. Tarihi dokuyu ortaya çıkarmak lazım. Avrupa Birliği fonları ile bu tarihi kentin dokusunu ortaya çıkarmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Şu ana kadar 8 milyon avro fon kabul ettirdik. Ama daha da artırmak için çabalayacağız. Tabii ki belediyenin su, kanalizasyon ihtiyaçlarını karşılamak için elimizden geleni yapacağız. Sayın Başbakanımızın özel bir sözü var. Biz bu yüzden Türkiyede yolu olmayan köy bile bırakmadık. Hele illerimizin su sorunu çekmesi, kanalizasyon sorunu çekmesi hiç bir şekilde kabul edilemez. Gerçekten Türkiyede çok iyi işler yaptık. Türkiyenin yapacağı daha çok önemli işleri var. Cumhuriyet tarihi boyunca 6 bin 100 kilometre yol yapan devlet, son 8 yılda 6 bin 100 kilometre üzerine 12 bin 500 kilometre yol ve otoban ekledik. Bu gün Türkiyede hizmet veren okulların üçtü biri son 8 yılın eseridir. Hastanelerin dörtte biri son 8 yılın eseridir. Ama bütün yatırımlar demokrasi ile at başı gidiyor.
Bir ana muhalefet lideri var, çıkmış, kasaba kasaba dolaşıyor. Çerezci dükkanı mı açacak muhalefet mi yapacak karar da verememiş diyen Bağış, şunları söyledi:
İşte bu Anayasa değişikliği kayısıya, fındığa, çereze, aşureye yarar mı? Ben Mardinden buna bir cevap vermek istiyorum. Yarar. Çünkü, fakir bir demokrasi yok. Hangi ülke demokrasiyi benimsemiş, vatandaşına bireysel özgürlük yaşatmışsa o ülkeler zengin olmuş. O ülkenin fındığı da, kayısısı da değerlenmiştir. Künefesi, aşuresi de değerlenmiştir. O zaman o ülkenin insanları da zenginleşmiş. Fakir demokrasi yok. Demokrasilerde de çok fakir kalmamıştır. Onun için bizim yapmamız gereken önce ülkemizi demokratikleştirmemiz. Şimdi kimleri çıkmış diyor ki bu başmüzarekecinin işi gücü yok müzakere yapacağına niye referandum ile ilgili dolaşıyor Bakın size açık ve çok net bir şey söylemek istiyorum, şu an Avrupa Birliği müzakerelerimizde, referandum kadar önemli konu yoktur. Çünkü bu referandumda oylanacak maddelerin içeriğine baktığınız zaman her bir madde Avrupa Birliği ile müzakerelerimizde bir fasıl açmak kadar önemlidir.
Bağış, Türkiyede fişleme belasına son verilmesi ve keyfi disiplin cezalarının ortadan kalkmasının AB standartlarına yükselmesiyle ilgili bir süreç olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu ülkede kamu denetçiliği kurumumun kurulması, meclisin gizli oyla seçeceği bir kişinin 4 yıl boyunca vatandaşla devlet arasındaki sorunlarla ilgili olarak karar vermesinin önünün açılması, Avrupa Birliği standartları için bir girişimdir. Bu ülkede Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı yolunun açık olması, gerektiğinde ihraç edilen kişilerin yargıya baş vurabilmesinin önünün açılması AB standartlarında bir adımdır. Kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkına kavuşması bu ülkenin AB standartları ile alakalıdır. Bütün bu adımlar Türkiyenin daha çağdaş, demokratik daha laik daha güçlü hukuk devleti olmasını sağlayacaktır. ABye darbe anayasası ile üye olmayız. Darbe anayasası ile üye olmaya çalışan başka ülkeler oldu. Yunanistan, Portekiz, İspanya da denedi. Onlar da olamadı. Ne zaman ki anayasalarını değiştirdiler daha çağdaş, demokratik devleti değil bireyi öncelikli tutan anayasaları benimsediler, AB müzakere süreçleri hızlandı ve Avrupanın kilit ülkeleri haline geldiler. Türkiyenin AB müzakerelerinde | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.08.2010 | | | DarbeanayasasıileüyeolunmazDarbe anayasası ile üye olunmaz |
|
| 'Darbe ve darbecilere dur demek için' | Samanyolu Haber | 14.08.2010 12:03 |  | | Eğitim- Bir- Sen Erzurum Şube Başkanı Zinnur Şimşek, Anayasa değişikliğine ilişkin 12 Eylülde yapılacak referandumda evet diyeceklerini belirterek, Darbe ve darbecilere karşı dur demek için evet diyeceğiz. dedi. Türkiyenin demokratikleşme yolunda önemli bir şans yakaladığını belirten Zinnur Şimşek, referandumda milletin kendi kaderini ve geleceğini tayin edeceğini kaydetti. Milletin egemenliğine dayanan rejimlerde referandumun önemli olduğunu belirten Şimşek, ülkenin, devletin ve milletin selametini sandıktan çıkacak evet oylarının çokluğuna bağlı olduğunu kaydetti. Eğitimciler sendikası olarak, ülkenin sivil, özgürlüklükçü bir anayasaya ihtiyacının bulunduğuna işaret eden Şimşek,Eğitim camiası olarak referandumda evet diyeceğiz. Çocuklarımızın mutlu, aydınlık ve güzel yarınları için sandık başına iki elimiz kanda da olsa gidip evet diyeceğiz. Çünkü bu ülkenin ve milletin önü hep darbe ve darbe anayasaları ile kapatıldı. diye konuştu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 14.08.2010 | | | DarbevedarbecileredurdemekiçinDarbe ve darbecilere dur demek için |
|
|
| |