Habergec.Com Aranan Kelimeler:anlatmamız Değerlendirme: 10 / 10 387880
habergec.com
29.05.2012 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

anlatmamız

Bakan Yılmaz, Pireye Kızıp Yorgan Yakmamak Gerekir
Haberler.com
18.03.2012
21:47
Kalkınma Bakanı Dr.Cevdet Yılmaz AK Parti il kongresine katılmak üzere geldiği Karsta belediyeyi ziyareti ederek, birkaç sene sonra Karsı daha iyi şekilde göreceğiz ama bunları halkımıza iyi anlatmamız gerekir, mevcut durumdan dolayı pireye...
Haberler.com
Güncel
18.03.2012
BakanYılmazPireyeKızıpYorganYakmamakGerekirBakan Yılmaz Pireye Kızıp Yorgan Yakmamak Gerekir
Bakan Yılmaz, Pireye Kızıp Yorgan Yakmamak Gerekir
Haberler.com
18.03.2012
21:47
Kalkınma Bakanı Dr.Cevdet Yılmaz AK Parti il kongresine katılmak üzere geldiği Karsta belediyeyi ziyareti ederek, birkaç sene sonra Karsı daha iyi şekilde göreceğiz ama bunları halkımıza iyi anlatmamız gerekir, mevcut durumdan dolayı pireye...
Haberler.com
Son Dakika
18.03.2012
BakanYılmazPireyeKızıpYorganYakmamakGerekirBakan Yılmaz Pireye Kızıp Yorgan Yakmamak Gerekir
Türkiye-Fransa Dostluğu Boş Bir Kavram Değil
TRT
05.02.2012
10:39
Fransızlara Türklerin de yaşadığı acıyı anlatmamız lazım. diyen Fransanın Ankara Büyükelçisi Laurent Bilinin dostluk mesajları
TRT
Dünya
05.02.2012
Türkiye-FransaDostluğuBoşBirKavramDeğilTürkiye-Fransa Dostluğu Boş Bir Kavram Değil
Türkiye-Fransa dostluğu boş bir kavram değil
Zaman
05.02.2012
01:50
Fransızlara Türklerin de yaşadığı acıyı anlatmamız lazım. diyen Fransanın Ankara Büyükelçisi Laurent Bili, Türkiyenin dostluğuyla ilgili mesajlar verdi.
Zaman
Dünya
05.02.2012
Türkiye-FransadostluğuboşbirkavramdeğilTürkiye-Fransa dostluğu boş bir kavram değil
Fransa Büyükelçisi Bili, Zaman'a konuştu: Fransa'ya, 2,5 milyon Türk'ün de kaybolduğunu anlatmamız lazım
Zaman
01.02.2012
02:26
Ankara-Paris hattı inkâr yasasından dolayı gergin günler yaşarken, Fransa Büyükelçisi Laurent Biliden 1915 olayları ve Ermeni diasporası konusunda çarpıcı değerlendirmeler geldi.
Zaman
En Çok Okunan
01.02.2012
FransaBüyükelçisiBiliZamanakonuştuFransaya25milyonTürkündekaybolduğunuanlatmamızlazımFransa Büyükelçisi Bili Zamana konuştu Fransaya 25 milyon Türkün de kaybolduğunu anlatmamız lazım
Fransa Büyükelçisi Bili, Zaman'a konuştu: Fransa'ya, 2,5 milyon Türk'ün de kaybolduğunu anlatmamız lazım
Zaman
01.02.2012
02:00
Ankara-Paris hattı inkâr yasasından dolayı gergin günler yaşarken, Fransa Büyükelçisi Laurent Biliden 1915 olayları ve Ermeni diasporası konusunda çarpıcı değerlendirmeler geldi.
Zaman
Dünya
01.02.2012
FransaBüyükelçisiBiliZamanakonuştuFransaya25milyonTürkündekaybolduğunuanlatmamızlazımFransa Büyükelçisi Bili Zamana konuştu Fransaya 25 milyon Türkün de kaybolduğunu anlatmamız lazım
Fransa Büyükelçisi Bili, Zaman'a konuştu: Fransa'ya, 2,5 milyon Türk'ün de kaybolduğunu anlatmamız lazım
Zaman
01.02.2012
01:48
Ankara-Paris hattı inkâr yasasından dolayı gergin günler yaşarken, Fransa Büyükelçisi Laurent Biliden 1915 olayları ve Ermeni diasporası konusunda çarpıcı değerlendirmeler geldi.
Zaman
Ana Sayfa
01.02.2012
FransaBüyükelçisiBiliZamanakonuştuFransaya25milyonTürkündekaybolduğunuanlatmamızlazımFransa Büyükelçisi Bili Zamana konuştu Fransaya 25 milyon Türkün de kaybolduğunu anlatmamız lazım
Deprem çocuklara nasıl anlatılmalı
En Son Haber
14.11.2011
16:09
Psikolog Merve Büyükkucak çocuklara deprem ve etkilerini nasıl anlatmamız gerektiği konusunda bilgi veriyor.
En Son Haber
Son Dakika
14.11.2011
DepremçocuklaranasılanlatılmalıDeprem çocuklara nasıl anlatılmalı
"Kitaplar mühümetten, defterler bizden" kampanyası
Zaman
23.09.2011
19:09
Eski Milli Eğitim Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş, çocuklara çevre duyarlılığının yerleştirilmesi gerektiğini belirterek, Her ürünün geri dönüşümünün sağlanabileceğini ve atıkların değerlendirilebileceğini anlatmamız lazım dedi.
Zaman
Son Dakika
23.09.2011
KitaplarmühümettendefterlerbizdenkampanyasıKitaplar mühümetten defterler bizden kampanyası
‘Dünyada Nemrut, Nemrut’ta Dünya’ projesi zirvede tanıtıldı
Türkiye Gazetesi
25.07.2011
02:33
> Borusan Qartet Oda Orkestrası, “Dünyada Nemrut, Nemrut’ta Dünya” projesi kapsamında konser verdi.AB Bakanlığı Müsteşar Vekili Mehmet Cangir, Adıyaman Üniversitesi’nde düzenlenen tanıtım toplantısında, tüm illerin AB’ye hazırlandığını ve bu konuda her ilde AB’den sorumlu vali yardımcıları bulunduğunu söyledi. Bu yıl kültürel projeler için 400 başvuru yapıldığını ve bunların içinden en başarılı 19 projenin seçildiğini ifade eden Cangir, şöyle konuştu: “Adıyaman Nemrut Rotary Kulübünün, ‘Dünyada Nemrut Nemrut’ta Dünya’ projesi de bu projelerden biri. Türkiye’ye AB’yi, AB’ye de Türkiye’yi anlatmak lazım. AB’ye ülkemizi ve insanlarını iyi anlatmamız, ön yargılarını ortadan kaldırmamız lazım. Ülkemizdeki insanlara da AB’yi iyi anlatmam ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
25.07.2011
‘DünyadaNemrutNemrut’taDünya’projesizirvedetanıtıldı‘Dünyada Nemrut Nemrut’ta Dünya’ projesi zirvede tanıtıldı
Şarkışla?da Kutlu Doğum coşkusu
Samanyolu Haber
21.04.2011
14:51


Sivasın Şarkışla ilçesinde Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla ilçe Müftülüğü tarafından program düzenlendi. Kutlu Doğum programları çerçevesinde Şarkışla Şehitler Parkı Düğün Salonunda yapılan Hz. Muhammedin Yaşantısı, Güzel Ahlakı ve Merhameti konulu konferansa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Vatandaşların da çoğu programı ayakta izlemek zorunda kaldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Program daha sonra Kuran-ı Kerim tilavetiyle devam etti. Sinevizyon gösterisinin de sunulduğu programda, günün anlam ve önemini belirten konuşmayı İlçe Müftüsü Mehmet Cingöz yaptı. Cingöz, Hz. Muhammedi anlatmakla bitiremeyiz. 1989 yılından beri il ve ilçe müftülüklerimizde Diyanet İşleri Başkanlığımızın temsilcisi bulunduğu yurt dışı temsilciliklerinde her yıl Kutlu Doğum Haftası kutlanıyor. Amacımız Peygamber Efendimizin güzel ahlakını nesillere anlatabilmek. Çünkü onun güzel ahlakını anlatmak mümkün değil, Mevlana Hazretlerinin durmadan elime kalem alsam, yazsam, yüzlerce kıyamet kopacak bir zaman geçse, yine de seni anlatamam ya Rasulullah dediği gibi bizlerin de Peygamber Efendimizi anlatmamız mümkün değil. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.04.2011
Şarkışla?daKutluDoğumcoşkusuŞarkışla?da Kutlu Doğum coşkusu
MERYAP 2013 Akdeniz Oyunları ve yerel projelerde yer almak istiyor
Samanyolu Haber
19.04.2011
11:07


Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlunu ziyaret eden Mersin Yapı Müteahhitleri Derneği (MERYAP) yönetim kurulu, sektörle ilgili sıkıntıları ve çözüme dönük projelerini dile getirdi. MERYAP Başkanı Nesim Ekinci, üyelerin bir anonim şirket kurma aşamasında olduğunu söyledi. Ekinci, Mersin ile ilgili projelerin hayata geçirilmesinde sorumluluk üstlenmek istediklerini belirtti. MERYAPın yapı sektöründe yer alan, sektörde belli bir yere gelmiş, büyük projeler gerçekleştirmiş müteahhitlerin yer aldığı bir dernek olduğunu belirten Ekinci, Biz birliktelikten aldığımız güçle bir şirket kurmaya karar verdik. Kuracağımız anonim şirketle Mersin ve Türkiyede yer alan projelerde bir güç birliği oluşturmak istiyoruz. Bu şirketle biz 2013 Akdeniz Olimpiyatlarında yer almak istiyoruz. Ve ayrıca İçişleri Bakanlığının tesislerine talibiz. Kazanlı projesinde de aktif olarak görev almak istiyoruz. MERYAP, söz konusu çalışmalar için gerekli tecrübeye, maddi ve manevi güce sahiptir. 2013 Akdeniz oyunlarının hazırlık aşamasında yerel firmalara görev verilmesi özellikle şehrimiz için avantajlı olacaktır. dedi. Vali Hasan Basri Güzeloğlu ise kentle ilgili herkesin sorumluluk duyması gerektiğine vurgulayarak, Mersindeki kentsel yapılaşma ile ilgili sorunların biran önce çözülmesi gerektiğine işaret etti. Oluşturdukları birliktelik ve toplumsal duyarlılıklarından dolayı MERYAP üyelerini tebrik eden Vali Güzeloğlu, Mersinin gelişmesi için kentin bir ortak bir kültür ve akıl oluşturması gerekir. Bu çerçevede sizlerin birlikteliğe dair çalışmalarınızı, şirket kurmanızı destekliyoruz diye konuştu. Kentin kendi öz kaynakları ile beslenmesi gerektiğini kaydeden Güzeloğlu, Mersin için düşünülen projelerin her şeyden önce yerel aktörlerle yani sizlerle hayata geçirilmesi gerekir çünkü sizler gerçeğin içinde yaşıyorsunuz. Diğer yandan, dışarıdan gelen bizim öncelikle kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun için de zamanımız yok. Ama kente hizmet için ortak bir kültür oluşturmamız gerekir, tek başına hiç bir şey olmaz. MERYAP üyelerinin aktardığı sıkıntılar ve taleplerle ilgileneceğiz. Özellikle arsa yoğunluğu ile ilgili sıkıntı çok önemli. Mersin, Türkiyede en kaliteli binaları yapan bir kent konumuna gelmiştir ve bunun korunmasında herkese görev düşmektedir şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.04.2011
MERYAP2013AkdenizOyunlarıveyerelprojelerdeyeralmakistiyorMERYAP 2013 Akdeniz Oyunları ve yerel projelerde yer almak istiyor
Akgül: İnsanlık aydınlığa kavuşmak için Peygamber Efendimiz?i (sav) örnek almalı
Samanyolu Haber
18.04.2011
19:37


Doç. Dr. Muhittin Akgül, İnsanlık aleminin, aydınlığa kavuşması için Peygamber Efendimizi (sav) örnek almaları gerekir. dedi. Yozgatın Sarıkaya ilçesinde, Kutlu Doğum Haftası çeşitli etkinliklerle kutlandı. Sarıkaya Düğün Salonunda düzenlenen programa Kaymakam Yaşar Dönmez, Belediye Başkanı Ali Osman Erbir, Milli Eğitim Müdürü Mustafa Demir, İlçe Emniyet Amiri Mustafa Yağmur, siyasi parti, sivil toplum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasıyla başlayan programda, Kuran-ı Kerim ve Sarıkaya Müftülüğü İlahi Korosu tarafından ilahiler okundu. Daha sonra programa konuşmacı olarak katılan Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhittin Akgül, Peygamberimiz ve Merhamet Eğitimi konulu konferans verdi. Doç. Dr. Akgül, insan, aklıyla her şeyi çözemeyeceğinden dolayı her devir ve dönemlerde Allahın insanoğluna peygamber gönderdiğini vurgulayarak, Yol gösterici olarak eğer insana Cenab-ı Hak peygamber göndermeseydi, Onu anlamamız ve Onu anlatmamız konusunda hiçbir bilgiye sahip olamayacaktık. İnsanlık bir karanlık çağda sürüklenip gidecekti. Onun için bizler Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafanın (sav) hayatını örnek almalıyız ve Onu (sav) iyi anlamalı, iyi anlatmalıyız ki insanlık alemi aydınlığa kavuşsun. diye konuştu. Konferans sonunda, Efendimiz adlı şiir yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.04.2011
AkgülİnsanlıkaydınlığakavuşmakiçinPeygamberEfendimiz?i(sav)örnekalmalıAkgül İnsanlık aydınlığa kavuşmak için Peygamber Efendimiz?i (sav) örnek almalı
Ahlaki değerler için sabırlı olmalı
Samanyolu Haber
17.04.2011
14:06
Çocuk eğitimindeki hatalardan biri meseleyi sadece sözel ifadelere dayandırma eğilimidir.

Yrd. Doç. Dr. Çağla Gür Sürekli anlatır, eleştirir, uyarırız. Oysa ifadelerimiz öz olmalı ve çocuklara örnek olunarak desteklenmelidir. Bir diğer hata da acele sonuç beklemektir. Atılan tohumun ağaca dönüşmesi, meyve vermesi yıllar alır. Esen her rüzgarda, düşen her yaprakta, kırılan her dalda pes etmemeliyiz. Ümitsizliğe kapılmamalı, elimizden geleni yapmalıyız. Eskiden, sınıfta sakız çiğnemek, gürültü yapmak, koridorlarda koşmak, derse geç girmek gibi durumlar okullarda önemli problemler başlığı altında sıralanırken, günümüzde sigara, alkol kullanımı, okulda gruplar arasında çıkan ve büyüyen kavgaların öne çıkması düşündürücüdür. Bu durum kendimizi sorgulamamız gerektiğine bir işarettir. Günümüzde karşılaştığımız ciddi sıkıntılar karşısında, geçmişte önemli olarak görülen problemler, bugünün ciddi problemleri sıralamasında kendilerine neredeyse yer bulamamaktadır. Bu durum, gençlerimize ve çocuklarımıza ahlaki değerlerin kazandırılmasında sıkıntılar olduğunu düşündürmektedir. Bu sorunla ilgili olarak, günümüzde çevrenin geçmişe göre çok daha farklı olduğunu söyleyebiliriz, internet ve televizyonun toplum üzerinde birçok etkisi olduğunu ve ailelerin etkililiğini azalttığını ifade edebiliriz, şimdiki çocukların ve gençlerin yetiştirilmesinin ve eğitiminin eskiye oranla daha zor olduğunu düşünebiliriz, hatta bizleri engelleyici nitelikte onlarca haklı sebep sıralayabiliriz; ancak bunlar karşısında elimiz kolumuz bağlı olarak oturamayız. Hiçbir gerekçe, bir kenara çekilerek çaresizce beklemek için yeterli bir gerekçe olmamalıdır. Elimizden geleni yapmalı, tohumlarımızı ekmeli, sulamalı ve belli bir zaman geçtikten sonra meyvelerimizi beklemeliyiz. Pes etmeksizin özveriyle iyi nesiller yetiştirmek için çaba göstermeliyiz. Ailelerin zaman zaman gerginlik, stres, umutsuzluk yaşaması doğaldır ve çocuk yetiştirme sürecinin bir parçası olarak kabul edilmelidir. Zaten yaşamın kendisi de böyle değil midir? Bir gün her şey istediğimiz gibi giderken, bir başka gün ciddi sıkıntılar yaşayabiliriz. Bu durum, çocuklarımızla olan ilişkilerimiz için de geçerlidir. Çocuklarımız büyüdükçe, onlar üzerindeki etkimiz azalır ve değerlerimizi kabul ettirmemiz zorlaşır. Ancak şunun bilincinde olmalıyız: Beyin sürekli fotoğraflar çekmekte ve bu fotoğraflar çocuklarımızın zihinlerinde bir yerlere kaydedilmektedir. Zamanı geldiğinde çocuklarımız ve gençlerimiz bunları kullanacaklardır. Ergenlik dönemlerimizde anne-babalarımızın yaptıklarını eleştirip, bugün bu davranışları yerinde bularak tekrarladığımız olmuyor mu? İşte bunun nedeni, beynimizin geçmişte çekerek kaydettiği fotoğrafları yeri ve zamanı geldiğinde uygulamaya koymasıdır. Bu nedenle çocuklarımızın iyi yetişmesi için çaba gösterdiğimizi düşünürken, eğitimine, okul başarısına özen gösterirken, ahlaki olgunluğa ulaşması için neler yaptığımıza bakmalı, kendi davranışlarımıza dikkat etmeliyiz. Öz konuşun, örnek olun Oysa genellikle bizlerin yapmış olduğu ciddi hatalardan biri de çocuklarımızın eğitimini sözel ifadelere dayandırma eğilimimiz olmaktadır. Sözlerin eğitim sürecinde en etkili yöntem olduğuna inanarak sürekli bir şeyler anlatır, eleştirir, nasihatler verir, uyarırız. Bunlardan sonuç alamadığımız, çocuklarımız istediğimiz doğrultuda davranmadıkları zaman ise yine eleştirmeye, uyarmaya devam eder, bu yöntemle her şeyin yoluna girmesini bekleriz. Bizler çocuklarımıza her şeyi anlatmamız gerektiğini, mümkün olan her türlü bilgiyi vermemiz, her türlü ayrıntıyı açıklamamız gerektiğini düşünürüz. Oysa bizim anlattıklarımızla, onların beyinlerine kaydederek uyguladıkları farklı olabilmektedir. Bunun nedeni, çocuklarımızın belli bir süre sonra dikkatlerinin dağılması, hatta konu ilgilerini çekmediyse ilk birkaç dakikadan sonra konsantrasyonlarını kaybetmeleri ve bizim anlattıklarımızı istediğimiz şekilde algılayamayarak konuyu bizim beklediğimiz şekilde değerlendirememeleridir. Bu nedenle ifadelerimiz öz olmalı ve çocuklara örnek olunarak desteklenmelidir. Biz ailelerin yapmış olduğu en büyük hata, her ektiğimiz tohumun, her yaptığımız sulamanın ertesi günü hasat beklemektir. Diğer bir deyişle, gösterdiğimiz her çabanın karşılığını hemen görmek istemektir. Oysa bir tohumun büyüyerek ağaca dönüşmesi, meyve vermesi yıllar alır. Esen her rüzgârda, düşen her yaprakta, kırılan her dalda pes etmemeliyiz. Umutsuzluğa kapılmamalı, elimizden geleni yapmalı ve sabırlı olmalıyız. *Fatih ÜNV. Ankara MYo. Çocuk Gelişimi Programı Program Başkanı
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.04.2011
AhlakideğerleriçinsabırlıolmalıAhlaki değerler için sabırlı olmalı
Kılıçdaroğlu'ndan tartışılacak sözler
Samanyolu Haber
03.04.2011
10:50
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan ve CHP muhabiri Ezelhan Üstünkaya ile görüşmesinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlunun açıklamalarından önemli başlıklar şöyle: ? Milletvekili listesinde sürpriz olabilir mi? Sayın Gürsel Tekin, Yurtdışından ses getirecek bayan aday vardedi. Gündemi sarsacak adaylar yok. Bildiğimiz normal başvurular. 4 bin 200 civarı başvuru. İyi bir rakam. CHPnin ivme kazandığını gösteriyor. Bizi memnun ediyor ama milletvekili listesinde 550 kişinin adını yazacaksınız. Bir burukluk olacaktır. Kimsel üzülmesin demek yanlış olur. Hepimiz insanız. Listede beklediğimiz yerde yer alamazsak listede görülmezsek burukluk geçiriyoruz. Ama atlatılacağına inanıyorum. Gerçekten ülkeye hizmet etmek için çalışıyorsak. Yönetici olarak biz de objektif değerlendireceğiz. 29 ilde ön seçim yaptık. 12 ilde eğilim yoklaması yapıyoruz. Birden fazla şirkete kamuoyu yoklaması yaptıracağız. Cross check (çapraz sorgulama) olanağımız da olsun. Baykalın garantisi PMde. ? Baykal ve Savın adaylığı ile ilgili sıkıntı var mı? Gürsel Tekinin Kimsenin garantisi yok açıklaması olmuştu. Partiye uzun yıllar hizmet etmiş insanlara biz böyle önyargı ile yaklaşmak gibi bir anlayışın içinde olmayız. ? Garanti vermiyorsunuz anladığımız kadarıyla? Garantiyi Parti Meclisi verir. Çok samimi olmak lazım. MYKda mesela bazı isimlerle (Fikri Sağlar) ilgili kararlar aldık. Partiye geri gelsinler diye. PM kabul etmedi. Tabii biz şimdi partiye hem demokrasiyi getirmek istiyoruz. Herkes özgür iradesi ile oy kullansın diyoruz. Hem de lider sultasını egemen kılacak bir anlayışa sahip çıkalım. Bu çelişir. Sonuçta partiye gönül veren milyonlarca insanın partisiyiz. Ne benim partim, ne bir başkasının partisi. ? Antalya milletvekili listesini Baykalın belirleyeceğini söylemiştiniz. Kendisi ile isim üzerinden görüşme olabilir mi? Antalya ile ilgili benim bir düşüncem olursa onu mutlaka Deniz Beyle görüşürüm tabii. ? Başörtülü yazarlardan CHP başörtülü aday göstersin CHPye oy veririz diyenler var. Tartışmaya nasıl bakıyorsunuz? Adaylık için kılık kıyafet koşulu yok ki. Adaylık için bizim aradığımız kriterler var. Nedir o kriter? Hangi adayla biz daha fazla oy alırız. Bunun arayışı içindeyiz. Başörtülü birisi geldi başvurdu biz de aday gösterdik diyelim. Ama Genel Kurula girerken İç Tüzüğün getirdiği kurallar içinde Meclise girecek. Geçmişte MHP böyle bir şey yaptı. Herkes saygı duydu. Anadoluda çok sayıda başörtülü kadınla dertleştik. Hiçbirisi bana başörtüsü sorundur demedi. Bu sorunu hep erkeklerden duydum. ? Bu sözlerinizden sonra çok sayıda sorun başvurusu gelebilir. Gelsinler tabii, hiçbir sorun yok. Her yerde diyorum; bana her türlü soruyu çok rahat sorabilirsiniz. Ben de size bütün içtenliğimle yanıt vereceğim. Sizin sorunuza ben nasıl saygı duyuyorsam benim yanıtlarıma da sizin saygı duymanızı isterim. Kadınlardan oy alamıyoruz ? Anketlerinizde CHPnin aldığı oy oranı nedir? İyi, fena değil. Üç alanda sorunumuz var. Esnaf ve sanatkârda, çiftçilerde ve ev kadınlarında. Ev kadınlarına, aile sigortasının iyi anlatılması lazım. Mazotun 1.5 lira olacağını, fındık borsasının Karadenize kurulacağını çiftçilere iyi anlatmamız lazım. Esnaf ve sanatkâr için de AVMler emekli olduktan sonra çalışan esnafin aylığından kesilen sosyal güvenlik destek priminin kaldırılacağı yönündeki politikamızın iyi anlatılması lazım. Anlatılırsa istediğimiz oyu alırız. ? Yüzde kaç oy oran ankette? Kendi kendinize koyduğunuz bir ölçü varmı? Bana bugün gelen rakam yüzde 29.5 civarında. Koyduğum bir ölçü yok. Ama genel başkan olduğumda sordular. Hedefimiz yüzde 40ı yakalamak dedim. Yüzde 40lık hedefi yakalayabilirsek... ? Ergenekon sanıklarını aday gösterme eğilimi var mı? Balbay, Aygün, Haberal gibi çok sayıda isim başvurdu? Adaylık için sen başvurma, sen başvur söz konusu olmaz. Nasıl aday olunacak yasalarda tanımlanıyor. Biz bir etik sözleşmemiz var onu imzalatıyoruz. Dolayısıyla onun dışında aradığımız bir şey yok. Tutuklu olanlarla ilgili de kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Alınsın diyenler de var, alınmasın diyenler de. Eğilim nedir göreceğiz. ? Aday gösterilsin eğilimi güçlü çıkarsa gösterilebilirler mi? Bize oy getirecekse niye göstermeyelim. Sonuçta mahkûm olmuş değil. Özel olarak yasak getirmek, toplumsal baskı ile milletvekili seçilmesine engel olmanın doğru olmadığı kanısındayım. Siyaseten de doğru değil. Ama ne olur, yasalar öngörmüş. Yargıç istiyorsa, eğer terör suçu dolayısıyla serbest bırakılmasında sakınca varsa, serbest bırakmayabilir. Nitekim Sayın Kanadoğlunun açıklamaları da vardı. ? Sonrasında karar çıkarsa da kapı açık. Halkın tercihi de bu yöndeyse aday gösterebiliriz diyorsunuz? Evet. ? Balbay dışındaki isimlere soğuk baktığınız konuşuluyor? Hiçbir adaya ne soğuk ne sıcak baktığım yok. Adaylar başvurularını yaptılar. Kimler başvurdu onu
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.04.2011
KılıçdaroğlundantartışılacaksözlerKılıçdaroğlundan tartışılacak sözler
CHP ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI MEKİK: -"HER KÖYE, MAHALLE VE SOKAĞA GİREREK PARTİMİZİN PROGRAMINI DETAYLI ANLATMAMIZ GEREKİYOR"
Haber3
28.03.2011
14:58
CHP Zonguldak milletvekili aday adayı Avukat Erol Mekik, Her köye, mahalle ve sokağa girerek partimizin programını detaylı anlatmamız gerekiyor dedi.
Haber3
Son Dakika
28.03.2011
CHPZONGULDAKMİLLETVEKİLİADAYADAYIMEKİK-HERKÖYEMAHALLEVESOKAĞAGİREREKPARTİMİZİNPROGRAMINIDETAYLIANLATMAMIZGEREKİYORCHP ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI MEKİK -HER KÖYE MAHALLE VE SOKAĞA GİREREK PARTİMİZİN PROGRAMINI DETAYLI ANLATMAMIZ GEREKİYOR
''Akşehir şehitleri'' resim sergisi duygulandırdı
Samanyolu Haber
24.03.2011
12:00


Akşehir Özel Reyhan İlköğretim Okulunda Çanakkale Zaferinin 96. yıldönümü sebebiyle Akşehir Şehitleri konulu resim sergisi açıldı. Akşehir Belediye Başkan Yardımcısı Yahya Yıldız, Akşehir Müftüsü Karabey Özdemir, Milli Eğitim Şube Müdürleri İsmail Sarıkaya, Bekir Doğan ve Numan Işıkın katıldığı serginin açılış konuşmasını Okul Müdürü Ahmet Kocabaş yaptı. Çanakkale Zaferinin çocuklara anlatılacak en önemli derslerin başında geldiğini dile getiren Kocabaş, Vatan sevgisini anlatacaksak eğer Çanakkaleyi anlatmamız yeter. dedi. Akşehir Müftüsü Karabey Özdemirin yaptığı duanın ardından sergiyi gezen misafirler, serginin mana itibari ile çok şey ifade ettiğini belirti. Çanakkale Şehitler Anıtının maketinin de teşhir edildiği sergide ilginç mezar taşı maketleri gezenlerin beğenisini kazandı. Serginin ardından sahne alan okulun 4.sınıf öğrencileri Çanakkale Savaşlarından pasajlar sundular. Okunan güzel şiirlerle renklenen program, velilerin öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Programın sonunda Milli Eğitim Şube Müdürleri okulun 4. sınıf öğretmeni Şükrü Kızılırmak ile görsel sanatlar öğretmeni Banu Erdoğmuşu tebrik ettiler.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.03.2011
AkşehirşehitleriresimsergisiduygulandırdıAkşehir şehitleri resim sergisi duygulandırdı
Prof. Dr. Bayıroğlu: Çanakkale Akif'siz düşünülemez
Samanyolu Haber
18.03.2011
16:46


İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahri Bayıroğlu, Çanakkalenin Mehmet Âkifsiz, Mehmet Âkifin İstiklal Marşısız, İstiklal Marşının da bağımsızlıktan, özgürlükten ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Nezahat Çeçen Konferans Salonunda Çanakkale Şehitlerini Anma, Mehmet Âkif Ersoy ve Eserleri ile İstiklal Marşının Kabulü konulu panel düzenlendi. Panelin açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahri Bayıroğlu, Çanakkalenin Mehmet Âkifsiz, Mehmet Âkifin İstiklal Marşısız, İstiklal Marşının da bağımsızlıktan, özgürlükten ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Mehmet Âkifin bütün dizeleri arasında sevgiyi, merhameti ve hak âşıklığını gördüklerini dile getiren Prof. Dr. Bayıroğlu, Haksızlığa boyun eğmeyeceğimizi dile getiriyoruz. Biz onları hatırladığımız anda onların ruhu şad olacaktır. Bizim medeniyetimiz, kültürümüz sadece maddi temel üzerine oturmaz. Mana temelleri bizde çok büyük önem taşır. ifadelerini kullandı. Panelin başkanlığını yapan Yrd. Doç. Dr. Metin Erkal da Mehmet Âkif Ersoyun gönüllerde yaşayan birisi olduğunu belirterek, Onun yüreği coşkun, Hakka, hukuka, toplumsal yaşantıya değer veren bir insan olduğunu dile getirdi. O dönemde Mehmet Âkif Ersoya yöneltilen hakaretleri hatırlatan Yrd. Doç. Erkal, şöyle konuştu: Birileri, M.Âkifi geri kafalı adam ilan etti. Medeniyet karşıtlığı yüzünden yanlış anlaşıldığı için ona züppe dediler. Birileri hürriyet düşmanı dedi. 1908 meşrutiyetinde ortaya çıkan curcunayı eleştirdiği için kimileri kıyafeti ile alay ettiler. Hatta Frenk gömleği ile yazarken ona gavur dediler. Böylesine tarihimize damga vurmuş, tarihimizi yansıtan bir şahsiyeti çok iyi anlamamız ve anlatmamız gerekir. Panelde öğretim görevlilerinden Yrd. Doç. Yasın Kılıç, Yrd. Doç. Âkif Arslan ve Yrd. Doç. Yakup Karataş da birer konuşma yaparak, Çanakkale Zaferinin nasıl kazanıldığını ve bu süre zarfında İstiklal Marşının nasıl ortaya çıktığını dile getirdi. Program, üniversite öğrencilerinin hazırladığı, Çanakkale Şehitleri adlı tiyatro gösterimi ile son buldu. Panele, Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahri Bayıroğlu, öğretim görevlileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.03.2011
ProfDrBayıroğluÇanakkaleAkifsizdüşünülemezProf Dr Bayıroğlu Çanakkale Akifsiz düşünülemez
Arınç: Birileri düğmeye bastı ki...
Samanyolu Haber
02.03.2011
01:11
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 28 Şubat sürecinde yaşanan gerginliklerin gerçekte hissedilenler olmadığını belirtirken son dönemlerde yaşanılanlara dikkat çekti.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 28 Şubat sürecinde yaşanan gerginliklerle ilgili Bu gerginlik, realitede, gerçekte hissedilen, duyulan, görülen bir gerginlik değildi. Çok yapaydı bunlar. Şimdi ona benzer gerginliklerin bugün de dün de 3 ay evvel de 5 sene evvel de Türkiyede yaşatılmak veya ortaya çıkarılmak istendiğini hepimiz biliyoruz dedi. Arınç, KanalTürk televizyonunda yayınlanan Merkez Siyaset programında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Arınç, bir soru üzerine vefat eden eski Başbakanlardan Necmettin Erbakanla tanışmasını anlattı. 1966da Ankaraya geldiğini ve Hukuk Fakültesine kaydolduğunu, 1967den itibaren de Necmettin Erbakanın ismini duyduğunu söyledi. Necmettin Erbakanın gençlerle olan bazı konferanslarına katıldığını belirten Arınç, Erbakanın Odalar Birliği görevinden ise haksız bir şekilde alındığını bildirdi. Arınç, kendisinin de bu dönemde Odalar Birliğinde bir kaç gün nöbet tuttuklarını kaydetti. Odalar Birliği mücadelesinin Erbakanı daha da ön plana getirdiğini söyledi. Erbakanın 1969da Konyadan bağımsız milletvekili adaylığını koyduğunu anımsatan Arınç, 1969da adaylığını koyunca yine Ankaradaki öğrenciler arasında gidelim Erbakan Hocamıza seçim yardımı yapalım, propagandasında bulunalım diye örgütlendik. Benim grubumunda 5 üniversite öğrencisi vardı. Biz 300 kişiydik, hepimiz Konyanın kasabalarında, köylerinde Erbakan Hocamızı tanıtan, onun mutlaka Parlamentoya girmesi yönünde çalışma yaptık. Benim ilk stajım Sayın Erbakanın 1969daki seçiminde yaptığım çalışmadır... diye konuştu. Arınç, Erbakanın vefatı ile 28 Şubat tarihinin aşağı yukarı, aynı tarihlere rastladığının hatırlattı. Erbakan ve 28 Şubat denilince akla hep, Erbakan 28 Şubata direnebilir miydi, sizce direnmeli miydi, direnebilir miydi, eğer direnemezdi diyorsanız, bunun sebepleri nedir? şeklindeki bir soruyu yanıtlayan Arınç, şunları söyledi: 28 Şubatın üzerinden neredeyse 14-15 sene geçti. Ben de milletvekili seçimlerinde 1995de Parlamentoya girmiştim ama Hocamızla birlikte geçmiş siyasi partilerin hepsinde bulundum. Milli Nizamda gençlik kolları başkanıydım. Milli Selamet Partisinde il başkanıydım. 80den sonra 86ya kadar yasaklıydım. 87den itibaren bütün seçimlere milletvekili adayı olarak katıldım. 1995de milletvekili seçildim, Genel İdare Kurulunda bulundum. Fazilet Partisinin kapanmasıyla da AK Partiye geçiş oldu. Bizim bütün siyasi hayatımız boyunca Erbakan için iki cümle çok önemli bir şekilde düşünülür ve kullanılırdı. Birisi Mücahit Erbakan, Yani Erbakanın mücahit sıfatı, hem çok söylenir hem de çok yakışırdı. O da zaten hayatının gayesi olarak bu işi yaptığını söylerdi. Cihadın, bugün ne şekilde olması gerektiğini izah ederdi. Siyaseti benimsemişti, demokrasiyi istiyordu. İyi, güzel ve doğru için mücadele etmeyi, ülkenin kalkınması, milletin çok daha gelişmiş refah düzeyine ulaşması için sanayiye önem verilmesi, ağır sanayi kalkınmasının mutlaka Türkiyede başarılması gerektiğini, Türkiyenin geçmişte büyük bir devlet olduğunu, yeniden büyük bir devlet olabileceğini söylerdi. Detaylarına girmiyorum. Bir diğeri de Erbakan Başbakan diye; biz ta 80li yıllarda 70li yıllarda, çok propaganda yapıyorduk, slogan söylüyorduk. Erbakanın bir gün Başbakan olacağını, ülkeyi yöneteceğini ve o güne kadar gelmiş geçmiş bütün hükümetlerden, başbakanlardan daha başarılı olacağını ifade ediyorduk. Nitekim kısa süren başbakanlığında da bunu ispatladı. Daha evvel, 70-90 arasında Başbakan Yardımcısı olarak, bildiğim kadarıyla 3-4 koalisyonda bulundu. -REFAH PARTİSİ HÜKÜMET KURMAYI BEKLERKEN...- Erbakan Başbakan sloganının kafiyeli olduğunu ve bunu inanarak söylediklerini belirten Arınç, 95te birinci parti çıktık, yüzde 22ye yakın bir oyla. Şimdi AK Partinin aldığı oya bakarak söylüyorum, ne kadar önemsemiştik bunu. Kaldı ki o tarihlerdeki bütün partilerde Demirelin 65 ve 68teki seçimlerdeki oy oranı hariç, mesela DSP bile yüzde 21,5la birinci parti olmuştu, parçalı siyaset vardı dedi. Refah Partisi ile ANAPın hükümet kurması beklenirken ve neredeyse bakanların ilan edileceği dönemde, önce ANAP ile DYPye hükümet kurdurulduğunu,daha sonra 3-4 aylık hükümet giderek yerine, Tansu Çillerle Doğru Yol Partisinin hükümeti kurulduğunu kaydeden Arınç, şöyle devam etti: Sorunuzun cevabı şu olabilir aslında çok geniş anlatmamız gerekir. Bir defa Sayın Erbakan da mutlaka Başbakan olmalıydı. Bununla hem çeşitli yaftalar takılan siyasetçi değil, aslında ülkeyi iyi yöneten bu kabiliyete sahip, icraatçı, inkılapçı, ne derseniz deyin. Erabakan Hocanın Başbakanlığının geçmişten ve gelecekten bu yana çok farklı olduğunu hepimiz söyleyebiliriz. O da bunu bir fırsat olarak mutlaka Türkiye lehine kullanmak istiyordu. Bir, ikincisi bu
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.03.2011
ArınçBirileridüğmeyebastıkiArınç Birileri düğmeye bastı ki
Kosova'da mevlid kandili kutlandı
Samanyolu Haber
25.02.2011
10:43
Mevlid Kandili nedeniyle Kosova İslam Birliği Prizren Müftülüğü tarafından organize edilen programa Kosovalılar yoğun ilgi gösterdi.

Prizren Cemali Berişa Kültür Evi salonunda 6 din görevlisi tarafından okunan mevlide başta Kosova İslam Birliği yetkilileri olmak üzere çok sayıda Kosovalı katıldı. Hafız Daut Lezinin Kuran tilavetiyle başlayan gecede 3 dilde konuşma yapan Prizren Müftüsü Lütfü Balık, Bu mübarek gecede bir araya gelmek mutluluk vericidir. Tüm İslam alemi kutlu doğum haftasını kutlamaktadır. Son Peygamber Hz. Muhammedin ümmeti olduğumuz için hepimizin Allahı ve Peygamberi bilmemiz lazım, çocuklarımıza anlatmamız lazım dedi. Hazreti Muhammedin hayatının örnek alınması ve Kurana göre hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Balık, bugünlerde dünyada şiddet ve nefrettin hakim olduğuna işaret ederken barış içinde yaşamanın sırrı dinimizden geçtiğini vurguladı. Kosova İslam Birliği Başkan Yardımcısı Resul Recepi de yaptığı konuşmasında, Hazreti Muhammed Mustafanın hayatı, eserleri, Kuran ve hayatımızdaki yeri konulu bir konuşma yaptı. Hz. Muhammedin örneksel kişiliğinden ders çıkarmak gereğine işaret eden Recepi, en yaygın dinin mensupları olan Müslümanların Hazreti Muhammed Mustafanın doğumunu dünyanın her köşesinde kutladığına dikkati çekti. Mevlidi şerifin öneminden de konuşan Resul Recepi, Arnavut ulusal bilincinin ve dilin yaşatılmasında önemli role sahip olduğunu belirtti. Konuşmaların arından okunan mevlit-i şerif yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Mevlide olan yoğun ilgiden dolayı yer bulamayan Kosovalılar mevliti ayakta dinlemek zorunda kaldı. DHA
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.02.2011
KosovadamevlidkandilikutlandıKosovada mevlid kandili kutlandı
Gaziantep'te borç yapılandırması uyum içinde anlatılacak
Samanyolu Haber
22.02.2011
15:27


Vergi Dairesi Başkanı Erol Çember, Vergi Haftası dolayısıyla Gaziantep Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliğini ziyaret etti. Çember, birlik yönetimine torba yasada yer alan vergi borçları yapılandırması hakkında bilgi verdi. Gaziantep Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Küsbeoğlu, yeni yasadan yararlanmak için önce oda başkanlarının bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. 15 Martta oda başkanlarına bilgi verme konusunda görüş birliğine varıldığını bildiren Küsbeoğlu, torba yasasının güzel bir çalışma olduğunu vurguladı. Başkan Küsbeoğlu, sözlerine şöyle devam etti: Bu kadar geniş kapsamlı yasa ilk defa çıktı. Tüm mükellefler için olumlu, güzel bir yasa oldu. Ödeyenlere haksızlık oluyor söylemine katılmıyorum. İyi ki varmış, ödemişler. Ödemeyen zaten zor durumda kaldığı için ödeyemiyor. Gelir İdaresi Başkanlığı ile beraber bu yasayı halkımıza yansıtmak istiyoruz. ÇEMBER: ULAŞILMAYAN TEK MÜKELLEF KALMAYACAK Gaziantep Vergi Dairesi Başkanı Erol Çember ise Bizim şurada 20 üyemiz var deyin, oraya gider yasayı anlatırız. Bu bizim görevimiz. Mart ayının ikinci yarısında Gelir İdaresi Başkan yardımcımız Gaziantepe gelecek. Ulaşılmayan tek mükellef kalmayacak. Bize gelen talimat bu. Tüm esnafa yeni yasayı anlatmamız gerekiyor. dedi. Çember, sözlerine şöyle devam etti: Gerekirse 80 oda başkanı kendi esnaf üyelerine ayrı ayrı toplantı düzenlesin, ayaklarına kadar gidip bu yeni çıkan yasayı anlatmamız gerekiyor. Sayın Maliye Bakanımızın bu yönde talimatı var. Gerekirse köylere kadar gidilecek, bu yasa anlatılacak. Hakkaride de, İstanbulun göbeğinde de olsa, köyde de olsa vergi borcu olan vatandaşımızın ayağına kadar gidilecek. Ulaşılmayan mükellef kalmayacak. Vergi borcu olanların yanı sıra ödeyenlere de ulaşacağız. Düzenli vergi borcunu ödeyenlerin de bu yasadan yararlanacakları imkanlar ayrı. Onlara da büyük imkanlar getiriyor. Örneğin, borcu olanlara 18 ay eşit taksit ödeme kolaylığı getiriliyor. Gecikme zammı, gecikme faizini kaldırıyoruz. TEFE-TÜFE olarak hesaplanacak. Borcu olmayanlara 2006-2009 matrah artırımı var.
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.02.2011
GaziantepteborçyapılandırmasıuyumiçindeanlatılacakGaziantepte borç yapılandırması uyum içinde anlatılacak
Batman?da Mevlid Kandili coşkusu
Samanyolu Haber
14.02.2011
18:31


Mevlid kandili Batmanda çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Peygamber efendimizin doğum günü olarak kutlanan Mevlid Kandili nedeniyle Batman merkez ve ilçelerinde düzenlenen kutlama programlarına çok sayıda vatandaş katıldı. Mevlid Kandili kutlamaları kapsamında ayrıca hastalar ziyaret edilip Gül dağıtıldı. Batman Bölge Hastanesini ziyaret eden Oy-Çed (Okuma Yazma ve Çevrecilik Derneği) ile Based (Batman Sağlık Eğitim Derneği) üyeleri, hastalara geçmiş olsun dileğinde bulunup Kandillerini kutladı. Odaları tek tek ziyaret eden üyeler, ayıca hastalar, hasta yakınları ve sağlık personeline Gül hediye etti. Bu manevi günde hastaları bir nebze olsun mutlu etmek amacıyla Batman Sağlık Derneği ile ortaklaşa böyle bir program gerçekleştirdiklerini belirten Oy-Çed başkanı Halil Kayış, Bu önemli günde hem hastalara geçmiş olsun dileklerimizi sunduk, hem de Mevlid kandillerini kutladık. Ayrıca tüm Batman halkının mevlidi kutluyor hayırlara vesile olmasını diliyoruz. dedi. HASANKEYFTE MEVLİD KANDİLİ COŞKUSU Hasankeyf İlçe Müftülüğünün organize ettiği Mevlid Kandili programı da yoğun ilgi gördü. Merkez Kuran Kursu öğrencilerinin bayanlara yönelik hazırladığı Mevlid Kandili programı büyük bir coşku ile kutlandı. İlçe Müftüsü Veysel Işıldarın okuduğu Kuran-ı Kerim ile başlayan programda konuklar salona sığmadı. Kuran-ı Kerim okumanın ardından açılış konuşmasını yapan Müftü Işıldar, herkesin peygamberi tanıması ve onu anlaması için, çocuklarımıza onun sevgisini ahlakını ve yaşam tarzını anlatmamız gerektiğini söyledi. Peygamberimizin kadınlara karşı hoşgörüsünü, haklarının korunmasıyla ilgili tavsiyelerini dile getiren Müftü Işıldar, kadın erkek ayrımı yapmadan kız çocuklarının okutulmasına büyük önem verilmesi gerektiğini ve bunun bir dini emir olduğunu ifade etti. Program, Kuran-ı Kerim Tilaveti, Mevlit ve İlahilerin okunmasının ardından duayla sona erdi. MUKADDES EMANET KIYAMETE KADAR YOLUMUZU AYDINLATMAYA DEVAM EDECEKTİR Saadet Partisi Batman Kadın Kolları Başkanı Hülya Kaya ise, yaptığı yazılı açıklamada, Müslüman aleminin Mevlit Kandilini kutladı. Her yönüyle insanlığa ışık tutan, Peygamber efendimizin yönlendirici söz ve davranışlarıyla vefalı ve hayırlı bir eş, sevgi, merhamet, şefkat dolu, hassas ve sevecen bir baba, haktan, adaletten, doğruluktan asla taviz vermeyen kararlı bir önder olduğunu hatırlatan Kaya açıklamada şu ifadelere yer verdi. Ahlakı ve Şahsiyeti ile insanlığın en hayırlısı ve en üstünü olan Hz. Muhammed Mustafa efendimizin kutlu doğumunun gerçekleştiği mübarek Mevlid kandilindeyiz. Dünya kuruldu kurulalı beklenen geleceği nesilden, nesile müjdelenen Peygamber efendimizi anlatmaya kelimeler yetmez, çünkü o her türlü övgüye ve en güzel anlatımlara layık Allahın en sevgili kuluydu. Veda hutbesinde ashabına veda ederken; Sarıldığınız müddetçe sapmayacağınız iki şey bırakıyorum size. Biri Allahın kitabı değeri benim sünnetimdir. Buyurmuştu. Hz. Muhammed Mustafaya layık ümmet olabilmek, onu anlamak ve onun gibi yaşayabilmek için bu iki mukaddes emanet kıyamete kadar yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.02.2011
Batman?daMevlidKandilicoşkusuBatman?da Mevlid Kandili coşkusu
"Bu ileri faşizmdir"
Cumhuriyet Gazetesi
14.02.2011
12:53
İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Türkiyenin ileri faşizm uygulamalarıyla karşı karşıya olduğunu dile getirerek Bu ileri faşizm uygulamasını bütün çıplaklığıyla insanlara, halka anlatmamız lazım dedi.
Cumhuriyet Gazetesi
Son Dakika
14.02.2011
BuilerifaşizmdirBu ileri faşizmdir
AK Parti Kayseri İl Başkanı Dengiz: Amacımız daha çok hizmet etmek
Samanyolu Haber
06.02.2011
17:43


AK Parti Kayseri Özvatan İlçe Danışma Meclisi toplantısı ilçe binasında yapıldı. Toplantıya katılan AK Parti Kayseri İl Başkanı Ömer Dengiz, yaklaşan seçimlerde herkesin oyunu kullanmasını isteyerek, Amacımız vatanımıza ve insanımıza daha çok hizmet etmek. dedi. AK Parti Özvatan İlçe Danışma Meclisi toplantısına AK Parti İl Başkanı Ömer Dengiz, İl Genel Meclisi Başkanı Sadettin Aydın, Özvatan Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, AK partili il genel meclisi üyeleri, il yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda partili katıldı. AK Parti İl Başkanı Ömer Dengiz, burada yaptığı konuşmada, 2011 yılının ülke ve ülke insanının geleceği için çok önemli bir yıl olduğunu belirtti. Dengiz, Seçimlere dört ay gibi kısa bir zaman kaldı. Bu süreyi vatanımız için, Allah rızasını kazanabilmek için mücadeleyle ve çalışarak geçirmeliyiz. O zaman ülkemizin önü açılacaktır. Bu millet sekiz yıllık AK Parti iktidarında seksen yılda yapılan hizmetten daha fazlasını gördü. Bu nedenle bizim insanlara anlatacağımız çok şey var. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı insanlarımıza anlatarak onların oylarına talip olmamız gerekli. Bu çalışmaları en güzel şekilde anlatmamız demek, Haziran sonrası yapılacak olan yeni anayasanın da zeminin hazırlamak demek. Başımızda çok istikrarlı ve iradeli bir hükümet var. Biz de halk olarak bu insanlara oylarımızla destek vermeliyiz. Daha çok insanla konuşarak onları kazanmalıyız. Amacımız bu vatana ve insanlarımıza hizmet etmek bunda da çok samimiyiz. şeklinde konuştu. İl Genel Meclisi Başkanı Sadettin Aydın ise 2005 yılında çıkan Köydes projesi ile ilçe ve köylerin yatırım aldığını söyledi. Aydın, Bizler eski kanunlarla yönetilmiş olsaydık şu an hala yol ve su ile uğraşıyor olacaktık. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğanın 2005 yılında çıkardığı Köydes projesi ile yolsuz ve susuz köy kalmayacak projesiyle çok şükür Kayseride yolsuz ve susuz köyümüz kalmamıştır. dedi. 2005 yılından bu güne kadar ilçe ve köylere yaklaşık 55 milyon TLlik kaynak aktarıldığını belirten Aydın, Bu paralar özel idarenin kaynakları ile birlikte Kaymakamların başkanlığında direk olarak ilçelerimize yol ve su çalışmalarına harcandı. Hiçbir cari gider olmadan halkımızın hizmetine harcandı. diye belirtti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.02.2011
AKPartiKayseriİlBaşkanıDengizAmacımızdahaçokhizmetetmekAK Parti Kayseri İl Başkanı Dengiz Amacımız daha çok hizmet etmek
TRT'den Hıncal Uluç'a tekzip: Geçmişte TRT?den nemalanıp bugün her dem TRT?ye vuranlar zavallı hallerini sergileyeceklerdir
Samanyolu Haber
05.02.2011
12:17


TRT Genel Müdürlüğü, köşesinde kuruma ilişkin yer verdiği iddialar üzerine Gazeteci Hıncal Uluça tekzip metni gönderdi. TRT hakkında yazdığı yanlış yazılardan dolayı Uluça tekzip metni gönderildiği hatırlatılan yazıda, Uluç, metni yayınlamak yada dikkate almak yerine TRT hakkında yanlışlarla dolu yazılarına devam etmektedir. denildi. TRT ile Hıncal Uluç arasında yaşanan tartışma; TRTnin Erzurumdaki kış oyunlarını bir çok kanalında canlı olarak vermesine karşın Gazeteci Uluçun, TRT olimpiyatları yayınlamadı şeklindeki yazısından kaynaklanmıştı. Bugünkü Sabah Gazetesinde, Hıncal Uluç isimli yazar, TRTnin kendisine yazdığı tekzip metnini cevaplamak yerine, bilgi yanlışlarıyla dolu; kötü niyet taşıyan bir yazı kaleme almıştır. İlgili yazarın, kendisine olmasa da okuyucusuna olan saygımızdan dolayı aşağıdaki kamuoyu duyurusunu yaparak; bir yalan makinasını deşifre ediyoruz? denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: Yazarlıkta, tek malzemesi televizyon izlemek olanlar için TRT iyi bir kaynaktır. Yayın teması farklı 14 televizyon kanalımız, oturduğu yerden kurum yöneten yazarları da fikir sahibi yapar! Yeter ki bu tür yazarların, televizyon izlemeyi bilip; izlediğini anlama kapasitesi bulunsun. TRT, 2011 Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunlarının yayınını büyük bir başarıyla sürdürmektedir ve günlük ortalama 12 saat yayın yapmaktadır. Gümüş madalya kazandığımız buz pateni yarışması TRT-AVAZdan canlı; diğer kanallarımızdan banttan yayınlanmıştır. Yine bu sporcularımız birçok kanalımızda röportaja çıkartılmıştır. Müsabakaları yerinden izlemek bir yana televizyondan bile izleyemeyen bir zihniyete; TRT çalışanlarının Erzurumdaki fedakar çalışmalarını anlatmamız çok zor. Açıklama bana gelmedi deyip, hakaret eden yazara; mail kutusuna bakmayı öğrenmesini ya da -kamuoyuna açıklayabileceğimiz- bizim mail gönderdiğimizi ispatlayan bilimsel doneleri incelemesini tavsiye ederiz. Yine TRT gelmedi demedim, diyen birisinin kendi yazısındaki Gelmeyen kimdi biliyor musunuz, Sayın Erdoğan?. TRT!. Türkiye Radyo Televizyonu yani satırlarını görmemesini de kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Hıncal Uluç isimli yazar, okuyucusuna sürekli TRTnin kendisinin vergileriyle işlediğinden dem vuruyor. Tek bir programı 99 bölüm uzatan ve 10 yıl öncesinin rakamlarıyla TRTden hatırı sayılır ücretler alırken (kendisi bu paraya yazılarında çekirdek parası diyor.) Türk halkının vergileri niçin gündeme gelmiyordu? Hıncal Uluçun ne kadar vergi verdiğini bilmiyoruz; ama vergilerle işleyen bir kurumdan ne kadar kazanç elde ettiğini biliyoruz! TRT, geçmişin peşkeşlerine son verdi ve son iki yılda ülkemizin parlayan yıldızı oldu. Türkiye içinde onlarca ödül alan yurt dışındaki tüm yayıncı birliklerinde yönetime giren TRT, izlediğini anlayanlar; anladığını aktarabilenler için büyümesini sürdürecek ve pek yakında TRT-SPOR kanalını açarak, kötü niyetlilere rahatsızlık vermeye devam edecektir. Geçmişte TRTden nemalanıp bugün her dem TRTye vuranlar da; siyah beyaz nostaljisi içinde zavallı TRT deyip; zavallı hallerini sergileyeceklerdir!
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.02.2011
TRTdenHıncalUluçatekzipGeçmişteTRT?dennemalanıpbugünherdemTRT?yevuranlarzavallıhallerinisergileyeceklerdirTRTden Hıncal Uluça tekzip Geçmişte TRT?den nemalanıp bugün her dem TRT?ye vuranlar zavallı hallerini sergileyeceklerdir
TRT'den Hıncal Uluç'a çok sert cevap
Samanyolu Haber
05.02.2011
11:34
TRT bir yalan makinasını deşifre ediyoruz ve işte bu açıklamayı yayınladı.

Geçmişte TRT?den nemalanıp bugün her dem TRT?ye vuranlar; siyah beyaz nostaljisi içinde ?Zavallı TRT? deyip; zavallı hallerini sergileyeceklerdir! 05.02.2011 tarihli Sabah Gazetesi?nde, Hıncal Uluç isimli yazar, TRT?nin kendisine yazdığı tekzip metnini cevaplamak yerine, bilgi yanlışlarıyla dolu; kötü niyet taşıyan bir yazı kaleme almıştır. İlgili yazarın, kendisine olmasa da okuyucusuna olan saygımızdan dolayı aşağıdaki kamuoyu duyurusunu yaparak; ?bir yalan makinasını? deşifre ediyoruz... Yazarlıkta, tek malzemesi televizyon izlemek olanlar için TRT iyi bir kaynaktır. Yayın teması farklı 14 televizyon kanalımız, oturduğu yerden kurum yöneten yazarları da fikir sahibi yapar! Yeter ki bu tür yazarların, televizyon izlemeyi bilip; izlediğini anlama kapasitesi bulunsun. TRT, 2011 Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları?nın yayınını büyük bir başarıyla sürdürmektedir ve günlük ortalama 12 saat yayın yapmaktadır. Gümüş madalya kazandığımız buz pateni yarışması TRT-AVAZ?dan canlı; diğer kanallarımızdan banttan yayınlanmıştır. Yine bu sporcularımız birçok kanalımızda röportaja çıkartılmıştır. Müsabakaları yerinden izlemek bir yana televizyondan bile izleyemeyen bir zihniyete; TRT çalışanlarının Erzurum?daki fedakar çalışmalarını anlatmamız çok zor. Açıklama bana gelmedi deyip, hakaret eden yazara; mail kutusuna bakmayı öğrenmesini ya da -kamuoyuna açıklayabileceğimiz-, bizim mail gönderdiğimizi ispatlayan bilimsel doneleri incelemesini tavsiye ederiz. Yine ?TRT gelmedi demedim?, diyen birisinin kendi yazısındaki ?Gelmeyen kimdi biliyor musunuz, Sayın Erdoğan?. TRT!. Türkiye Radyo Televizyonu yani? satırlarını görmemesini de kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Hıncal Uluç isimli yazar, okuyucusuna sürekli TRT?nin kendisinin vergileriyle işlediğinden dem vuruyor. Tek bir programı 99 bölüm uzatan ve 10 yıl öncesinin rakamlarıyla TRT?den hatırı sayılır ücretler alırken (kendisi bu paraya yazılarında ?çekirdek parası? diyor.) Türk Halkı?nın vergileri niçin gündeme gelmiyordu? Hıncal Uluç?un ne kadar vergi verdiğini bilmiyoruz ama; vergilerle işleyen bir kurumdan ne kadar ?kazanç elde ettiğini? biliyoruz! TRT, geçmişin peşkeşlerine son verdi ve son iki yılda ülkemizin parlayan yıldızı oldu. Türkiye içinde onlarca ödül alan yurt dışındaki tüm yayıncı birliklerinde yönetime giren TRT, izlediğini anlayanlar; anladığını aktarabilenler için büyümesini sürdürecek ve pek yakında TRT-SPOR kanalını açarak, kötü niyetlilere ?rahatsızlık vermeye? devam edecektir. Geçmişte TRT?den nemalanıp bugün her dem TRT?ye vuranlar da; siyah beyaz nostaljisi içinde ?Zavallı TRT? deyip; zavallı hallerini sergileyeceklerdir! TRT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.02.2011
TRTdenHıncalUluçaçoksertcevapTRTden Hıncal Uluça çok sert cevap
Saadet Partisi GİK üyesi Öz: Hükümet tarım ve hayvancılığı bitirdi
Samanyolu Haber
24.01.2011
14:44


Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi Hasan Hüseyin Öz, Adanadaki toplantıda hükümetin icraatlarını eleştirdi. Adana İl Başkanlığının teşkilat toplantısı Mahmudiye Külliyesinde gerçekleştirildi. Toplantıya Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Hasan Hüseyin Öz, Zülfikar Gazi, Bölge Sorumlusu Süleyman Çalışkan, Adana İl Başkanı Mustafa Gözütok, İl Müfettişi Hasan Şaybak, yöneticiler ile partililer katıldı. Açılış konuşmasını yapan Hasan Hüseyin Öz, Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanı Avrupa Birliği aşkı uğruna papaz heykelinin altında imza attı. Bu imzayı ana muhalefet lideri atsaydı Anadolu ayağa kalkardı. Milli Görüşçü diye hiç kimse sesini çıkarmadı. Hükümet tarım ve hayvancılığı bitirdi. Dışa bağımlı hale getirdi. Özelleştirme adı altında milli sanayilerimizi sattı. Bunların Milli Görüşçü olmadığını ABD sevdalısı olduğunu bizim halka anlatmamız gerekiyor. Bizim Milli Görüş davamız Osmanlıdan gelen bir davadır. ifadelerini kullandı. Eski Çorum Milletvekili Zülfikar Gazi ise teşkilat içi eğitim olmazsa Milli Görüş olmaz diyerek, Eğitim mutlaka olacaktır. Siyaset, halkı dünya ve ahireti kurtaracakları yola irşat etmekle salah ve menfaat çalışmaktır. Milli Görüş üyeleri pastadan pay almak için siyaset yapmıyor. Kendi menfaatleri için çalışmıyorlar. Siyaset millet için, halk için yapılır. Milli Görüş 41 yıl önce bir kahvede başladı ve bugün de devam etmektedir. Türkiyede 61 parti var hepsi aynı, sadece Milli Görüş farklıdır. Onların hepsi Amerikancı, İsrailcidir. Saadet Partisinin gayesi yeni bir dünya, lider bir Türkiye kurmaktır. İktidar 8 yıldır görevde ama hiçbir şey düzeltemediler. Her şeyi yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.01.2011
SaadetPartisiGİKüyesiÖzHükümettarımvehayvancılığıbitirdiSaadet Partisi GİK üyesi Öz Hükümet tarım ve hayvancılığı bitirdi
Babuşçu: Milletimiz bu seçimlerde...
Samanyolu Haber
22.01.2011
13:24
AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu: Milletimiz bu seçimlerde Ya daha ileri ya da daha geri diyerek karar verecektir

Beşiktaştaki Four Seasons Hotelde gazetecilerle bir araya gelen Babuşcu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ay içinde gerek yerel gerek ulusal medyada çalışan gazetecilerle iş ortamından uzak sohbet etmek istediklerini söyledi. İstanbulu, Türkiyenin bir özeti olarak gördüklerini ifade eden Babuşcu, partisinin bir Türkiye partisi olmayı başardığını ve toplumun her kesimden oy alabildiğini dile getirdi. Yaklaşan seçimler için AK Partiye mesafeli duranlarla diyalog kurabilmek için değerlendirme toplantıları yaptıklarını belirten Babuşcu, şunları söyledi: AK Partiye karşı mesafeli duranlar, bazı kesimler tarafından korku psikolojisi altına alınıyor. Çeşitli nedenlerle korkutularak partimizden uzaklaştırılıyor. Hangi partiye oy verdiklerinin önemine bakmadan ve sadece seçimlere bağımlı kalmadan insanlarla diyalog kurmamız gerekiyor. Kendimizi anlatmamız gerekiyor. Çünkü vatandaşlarımızı bizden uzaklaştırmak için bilinç altlarına korkular yerleştiriliyor. Son günlerde sıkça yaşanan içki yasağı tartışmasına bakınız. Herkes korku psikolojisine öyle sürüklenmiş ki, içki ile ilgili uygulamanın altında herkes başka şeyler arıyor. Onları bu korkuya düşüren algıları düzeltmeliyiz. Türkiyede demokrasi geleneğinin bir kültür haline getirilmediğini savunan Babuşcu, demokrasi çıtasının, 10 yılda bir kesintiye uğraması sonucu gelişmediğini ifade etti. Babuşcu, sivil ve askeri bürokrasinin Türkiyedeki demokrasi kültürünü sınırlandırdığını savunarak, Önümüzdeki seçimler, 12 Eylül referandumundan daha önemli bir kararın alınacağı bir seçimdir. Milletimiz bu seçimlerde, Ya daha ileri ya da daha geri diyerek karar verecektir dedi. SONSAYFA
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.01.2011
BabuşçuMilletimizbuseçimlerdeBabuşçu Milletimiz bu seçimlerde
Allah'ın sözü olan Kur'an'ın önemini çocuklara kavratmak...
Milli Gazete
08.01.2011
17:00
Geçen hafta Allah inancının çocuklara anlatılmasına dair yazdığım iki yazıdan sonra bugün Rabbimizin bizlere iyi ve doğruyu göstermek için gönderdiği son İlâhî kitap olan Kuran-ı Kerimi yine çocuklara nasıl anlatmamız gerektiği üzerinde duracağım. Bu noktada hatırlatmam gerekir ki, çocuğun seviyesi ve onun anlayacağı dil çok önemlidir. Çünkü kurduğumuz cümlelerin onun zihin dünyasında çok olumlu çağrışımlar uyandırması gerekmektedir. Allahın bizi çok sevdiği için İlâhî kitaplar gönderdiğini çocuklara anlatmak ve kavratmak asıl hedefimiz olmalıdır. Bunun için de aşağıdaki anlatım şekli son derece anlamlı ve etkin cümlelerden kurulu örneklerdir. Şöyle ki: Kurandan önce diğer Peygamberlere gönderilen kitaplar da vardı: Tevrat, Zebur, İncil gibi. Bunlar da Allah tarafından gönderilmişti. Bunlar da insanları doğru yola çağırıyordu. Fakat insanlar bu kitapların dediklerine uymaz oldular, içindekileri değiştirdiler, sonunda büsbütün yok ettiler. Onların yerine papazlar, hahamlar uydurma şeyler koydular, uydurma sözler kattılar. Bu yüzden insanlar şaşkın bir halde kaldılar, sapık yollara düştüler, putlara taptılar, fenalık içinde yüzmeye başladılar.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
08.01.2011
AllahınsözüolanKuranınöneminiçocuklarakavratmakAllahın sözü olan Kuranın önemini çocuklara kavratmak
Bakan Eroğlu: HES konusunda vatandaş kandırılıyor
Milli Gazete
22.12.2010
15:14
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, son günlerde hidroelektrik santrallere karşı büyük bir baskı olduğunu belirterek, Vatandaş saçma sapan ifadelerle kandırılıyor. HESlerin ülkeye ne kadar faydalı olduğunu arz güvenliği açısından çok önemli olduğunu vatandaşlara anlatmamız gerekiyor. dedi. Veysel Eroğlu, Sheraton Otelde gerçekleştirilen Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikasının (İNTES) geleneksel toplantısına katıldı. Bütün ülkelerin hidroelektrik potansiyelini kullandığını, Türkiyede ise suların boşa aktığını kaydeden Eroğlu, Türkiyenin enerjiye ihtiyacı var. Yüzde 72 enerji bağımlısıyız. Doğalgaz, ithal kömürü almak için döviz ödüyor, suyumuz boşa akıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. diye konuştu.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
22.12.2010
BakanEroğluHESkonusundavatandaşkandırılıyorBakan Eroğlu HES konusunda vatandaş kandırılıyor
Bakan Eroğlu: HES konusunda vatandaş kandırılıyor
Zaman
22.12.2010
14:52
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, son günlerde hidroelektrik santrallere karşı büyük bir baskı olduğunu belirterek, Vatandaş saçma sapan ifadelerle kandırılıyor. HESlerin ülkeye ne kadar faydalı olduğunu arz güvenliği açısından çok önemli olduğunu vatandaşlara anlatmamız gerekiyor. dedi.
Zaman
Son Dakika
22.12.2010
BakanEroğluHESkonusundavatandaşkandırılıyorBakan Eroğlu HES konusunda vatandaş kandırılıyor
Bosna'da istenmeyen bir kuşağın filmi
Samanyolu Haber
08.11.2010
11:34
Bosna Savaşındaki tecavüzler sonucu dünyaya gelen çocukların dramı ilk kez bir Türk yönetmenin filmine konu oluyor.

Cem Akyoldaşın yönettiği Bekle Beni, Sırp tecavüzü sonrası doğan bir çocuğun, annesini ve öldürmek için babasını aramasını anlatacak. 18 yıl önceydi... Avrupanın göbeğinde 30 bin kadın Sırplar tarafından sistematik bir şekilde tecavüze uğramış, binlercesi hamile kalmıştı. Bu utancı intiharla atmaya çalışanların haberleri dalga dalga yayılırken, doğum yapanların çaresizliği yürekleri burkuyordu. İstemiyorlardı kendilerinden doğan çocukları. Ve tabii yetimhaneler istenmeyen bebeklerle doldu taştı Bosnada. Anneler, Sırp askerinin vahşiliğini, kocalarının toplu katliamlarla yok oluşunu gördüler masum bebeklerin yüzlerinde. Süt bile gelmedi göğüslerinden. Derin bir sessizliğe gömülmüştü insanlık. Sonra ne mi oldu? O günün çocukları bugünün gençleri oldu. Yetkililerin ne yapacaklarını kara kara düşündüğü gençler... Yönetmen Cem Akyoldaş, Bekle Beni adlı sinema filminde işte bu çocukların dramını anlatıyor. Oscarlı Angelina Jolienin aşk peneceresinden baktığı, Emir Kusturicanın abartılıyor sözüyle Altın Portakal günlerinde yeniden tartışılan 1992-1995teki Bosna katliamı, ilk kez bir Türk yönetmen tarafından perdeye aktarılacak. Senaryosunu Funda Çetin ile Mehmet Akif Turgutun yazdığı filmde Batuhan Karacakaya (Salih), Berna Laçin (Marija), Orhan Bıyıklı (Teğmen Miloş), Yetkin Dikinciler (Mirsad), Ahu Türkpençe (Nermen) ve Tardu Flordun (Borislav) gibi oyuncular rol alacak. Kasım sonunda motor denecek filmin çekimlerinin 45 gün sürmesi planlanıyor. Savaşın her türlüsüne karşıyım. Savaş karşıtı bir film yapmak istiyorum. diyen Cem Akyoldaşı bu filmi çekmeye iten arkadaşları olmuş. Savaş yıllarında Bosnada bulunan biri doktor diğeri avukat iki arkadaşı tarafından ikna edilen yönetmenin anlatılanlardan etkilendiği yüzüne ve konuşmalarına yansıyor. Toplumsal film yapmak isteyen bir yönetmenin bu duruma kayıtsız kalması düşünülemezdi. Kaldı ki Türkiyede yaklaşık 1 milyon Boşnak yaşıyor. Komşularım ve arkadaşlarım arasında çok sayıda Bosnalı var. Savaş sırasında yaşananlarla ilgili onların acılarına tanıklık ettim. Bekle Beni, savaştan çok, bir çocuğun annesini bulma, tecavüz sonucu doğduğunu öğrenince de öldürmek amacıyla biyolojik babasını bulma serüveni aslında. Uluslararası Af Örgütünün verilerine göre 20 bin kadın tecavüze uğradı Bosnada. Kayıtlara geçmeyenler hariç. Bu kadınların çoğunluğuna gizli kamplarda tecavüz edildi, kürtaj olmaları engellendi. Hamilelikleri 6-7 aylık hale gelince trenlere doldurularak karşı tarafa yollandı. 5 bin kadar tecavüz bebeği doğdu. Bu bebeklerden bunalıma girmiş annelerince öldürülenler oldu. Az bir kısmını anneleri kabul etti. Kabullenilmeyen yaklaşık bin kadar çocuk bugün Bosna-Hersekteki yetimhanelerde. Çocuklar annelerinin ve babalarının savaşta ölen Bosnalılar olduklarını sanıyorlar. Uzmanlar ikiye bölünmüş durumda. Kimi, bu çocuklara durumun psikolog eşliğinde söylenmesinden yana, kimi ise hiçbir zaman söylenmemesi gerektiğini düşünüyor. 2011 yılında bu çocukların en büyüğü 18 yaşını dolduracak ve yetimhaneden normal hayata geçiş yapacak. Sorun, şimdiye kadar kapalı duvarlar arkasında yaşanıyordu, ama çocuklar yetimhanelerden çıkınca gizlenmesi mümkün olmayacak. Bekle Benide dünyanın dikkatini genelde savaşa, özelde ise savaş tecavüzlerinin sebep olduğu dramlara çekmek isteyen Cem Akyoldaşın izleyicilerden tek isteği var: Bu sınavda herkes sınıfta kaldı. Gelecek nesillere bunu anlatmamız kolay değil. Anlatabilmek için de başımızı kumdan çıkarmanın zamanı geldi. Bir de filmi izleyen herkes, öykünün kendi ülkesinde yaşandığını sansın. Bütün amacım bu. Kültür Bakanlığı tarafından da desteklenen filme Başbakanlık Tanıtma Fonu, Zaman Gazetesi, Boydak, Bank Asya ve Republic of Bosna IHercegovina destek veriyor. Çekimler Bosnada; Sarajevo, Zenica ve Tuzla, Türkiyede ise Sakaryada yapılacak. Bosna Savaşını anlatan bir belgesel film yapmadığımın farkındayım. Bu sebeple, savaşın nedenleri üzerinde durmadım, hangi tarafın haklı ya da haksız olduğu sorusunu sormadım; sadece ve sadece savaşın sonuçlarından birisini irdeledim. Savaş karşıtı olduğum kadar ırkçılığa da karşıyım. Bu yüzden tecavüz eden tarafın etnik kimliğini ve dinsel tercihini öne çıkarmadım. Belki de en iddialı olduğum şey, filmin tarafsız olduğu gerçeğidir. Topyekûn bir tarafın suçlu, diğer tarafın masum addedilmesi bu filmin amaçlarından biri değil. Savaş suçlularının Laheydeki Uluslararası Adalet Divanına çıkarılmasına katkıda bulunursam kendimi ayrıca mutlu hissederim.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.11.2010
BosnadaistenmeyenbirkuşağınfilmiBosnada istenmeyen bir kuşağın filmi
Ünlü kadın sanatçılar bu projede buluştu
Samanyolu Haber
03.11.2010
11:08
AK Parti Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin, günlerdir tartışılan ?52 Altın İmzalı Kadın? projesine açıklık getirdi.

Başörtüsünün çözümü kamusal alanın yeniden tanımlanmasından geçer Projenin maksadının kadınların yaşam tarzı endişelerini yok etmek olmadığını dile getiren Şahin, buna yönelik çalışmalarının olduğunu da ilk kez açıkladı. Altın imzalı 52 kadın. Sporda, sanatta, bilimde, edebiyatta, modada? Uluslararası arenada Türkiye?yi temsil etmiş, Türk kadınının adını başarılarıyla dünyaya duyurmuş; her biri kendi alanında isim yapmış kadınlar ilk kez bir belgesel projesinde bir araya gelecek. Projenin ev sahipliğini AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı üstleniyor. Amaç, aralarında yazar Latife Tekin, Adalet Ağaoğlu, müzisyen İdil Biret, Güher-Süher Pekinel kardeşler, modacı Dilek Hanif, ressam Canan Tolon?un da bulunduğu 52 kadın sanatçı üzerinden Türk kadınının uluslararası alandaki başarılarını anlatmak. Ne var ki, 5 Aralık Kadın Hakları Günü?nde vizyona girecek olan ?52 Altın İmzalı Kadın? belgesel projesi hükümetin ?yaşam tarzı? endişelerini giderme harekâtı olarak algılanınca bir anda tepkisel sesler yükselmeye başladı. Hatta projede yer alan isimlerin böyle bir çalışmadan bihaber oldukları söylendi. Başörtüsü yasağı tartışmalarının ekseninde ortaya çıkan polemik yüzünden medyada yanlış aksettirilen meseleyi projenin başındaki kişiden öğrenelim istedik. AK Parti Kadın Kolları Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, başörtüsü yasağı tartışmalarının yeniden alevlendiği günlerde sadece Aksiyon?un sorularını cevapladı. İktidar olduğumuz günden beri 72 milyonu kucaklayan, 780 bin kilometrekareye aynı mesafede yaklaşan ve ?önce insan? diyen bir felsefeyle süreci götürmeye çalıştık. Kadın kolları olarak yerel yönetimler, iş dünyası, uluslararası alanda her kesimle kadın sorunlarını konuştuk. Bunun partiler üstü bir mesele olduğunu, yapılacak her türlü projenin de partiye değil kadına yönelik olduğunu dile getirdik. Her yıl iki uluslararası program zaten yapıyorduk. 2011 eylem planında da birtakım sanat dallarında ülkeyi başarıyla temsil etmiş rol model kadınları bir araya getirelim istedik. Bu projeyle gördük ki, neredeyse her alanda başarılı birçok kadınımız var. Örneğin NASA?da görev yapan Feryal Özel, Albert Einstein ve John Nash gibi ünlü bilim adamlarının yer aldığı 20 kişilik ?Büyük Fikirler? listesine girmeyi başaran bir astrofizik profesörü. Bilim çevrelerinde dünyanın en akıllı kadınlarından biri olarak tanınıyor. Bunun gibi 12 alan belirledik. Tezhip, heykel, resim, moda, edebiyat... Bu alanlarda isim yapmış insanları bir araya getirdik. Güçlü kadınlarımızı gençlerimize rol model olarak anlatmamız, onların tecrübelerinden, hayat hikâyelerinden yararlanmamız gerektiğini düşünerek yola çıktık. Ön görüşmeler yapıldı ve bu 52 ismin yüzde 95?i böyle bir çalışmanın içinde olacaklarını belirttiler. Çünkü bazı medya kuruluşları güzel başlayan projeyi o hâle getirdi ki, sanki AK Parti?nin bir propagandası diye algılatmaya çalıştılar. Bazı medya grupları Başbakan?ın Dolmabahçe görüşmelerinde, 29 Ekim Resepsiyonu?nda da aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Sürekli sabote eden bir anlayış var. Hâlbuki bu bizim 2011 eylem planında hazırladığımız bir proje. Rol modellerin tecrübeleri, nasıl başarılı oldukları çok önemli. Başarının arka planını görüntüleyen bir belgesel olacak. Hem de bu anlamda ilk. Kesinlikle partiyi öne çıkaracak ya da yaşam tarzlarını bu isimler üzerinden gösterecek bir çalışma değil. Ama biz şuna inanıyoruz ki bilim ve sanatta uluslararası platformda bu kadar başarı elde etmiş kadınlar bu oyuna gelmeyecektir. Yani proje devam ediyor, saydığımız isimler projede olacak. Fakat size söyleyeyim, referandumda sahil şeridinin neden ?hayır? dediğini, hayat tarzlarıyla ilgili endişeleri nasıl giderebileceğimizi araştırmaya başladık. Atatürk?ün Meclisi?nden sonra en çok kadın temsili sağlayan bir partinin kadınları olarak, yasal düzenlemelerle birlikte hiçbir noktada kadını geriye götürmememize rağmen böyle bir algı varsa bunun sebeplerini bulmamız gerekiyor. Onun için sosyologlarla, psikologlarla görüşüp bir eylem planı hazırlıyoruz. Bu algının neden ve sonuçlarını, bu meseleyi nasıl çözeceğimizi masaya yatıralım istedik. Ayrıca sadece sahil şeridine yönelik değil, bütün kesimlere yönelik bir çalışma olacak. Yaşam tarzını değiştirme eleştirilerine katılmıyorum. Korku siyasetiyle, toplum mühendisliğiyle zaten bu hep yapılıyor. Ancak sevindirici olan taraf, ülke artık açık bir topluma gidiyor. Bu da bizim işimizi kolaylaştırıyor. Türkiye neden İran olsun? Niye başka ülkeler olmaya çalışalım ki? Bir ara da Malezya oluyorduk. Hani ne oldu, Malezya olmadı, İran da olmayacak. Kadın üzerindeki yasakların en önemli simgesi oldu başörtüsü. Biz hep sabırla bu işi çözmeye çalıştık. Toplumun yüzde 70?i de bu sorunun çözülmesinden yana. Laiklik eğer bütün inanç gruplarının sigortasıysa, 82 Anayasası bunu net bir şekilde ortaya koyuyor; biz, kadınlar
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.11.2010
ÜnlükadınsanatçılarbuprojedebuluştuÜnlü kadın sanatçılar bu projede buluştu
'Su içsem yarıyor diyorsanız' okuyun
Samanyolu Haber
16.10.2010
15:02
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Selma Akalın, hayvanlar üzerindeki deneylerin teflonda bulunan bazı maddelerin troid hastalıkları ile ilişkili olabileceğini gösterdiğini söyledi.

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından düzenlenen 32nci Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kongresi Belekte devam ediyor. Kongreyle ilgili düzenlenen basın toplantısına Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Sema Akalın, Prof. Dr. İlhan Satman, Prof. Dr. Faruk Alagöl, Prof. Dr. Sevim Güllü, Prof. Dr. Göksun Ayvaz, Prof. Dr. Tümay Sözen katıldı. Dernek Başkanı Selma Akalın, son yıllarda çevre kirliliğinin insan sağlığı ve hormonal denge üzerindeki etkilerini değerlendirdiklerini belirterek, çeşitli gıdaların saklandığı kapların metabolik etkileri üzerine çalışma yaptıklarını ifade etti. Kullanılan çeşitli kimyasalların metabolizmayı ve endokrin organlarının fonksiyonlarını bozduğunu kaydeden Prof. Dr. Akalın, şu bilgileri verdi: Gıda kaplarındaki bisphenol A maddesi batılı ülkelerde yasaklanma aşamasındadır. Su içsem yarıyor diyen hastalarımız acaba haklı mıdır? Yine sıvı sabunlar ve bazı el sabunları dahil çeşitli maddelerde bulunan triclosan sulara karıştığı zaman 40 yıl kalıcı olabilmektedir. Teflonda bulunan bazı maddelerin troid hastalıkları ile ilişkili olabileceği hayvan deneyleri ile gösterilmektedir. Akalın, son yıllarda halkın çeşitli destek maddelerini gelişi güzel kullandığını, bilimsel gerçeklikten uzak York Testi gibi alternatif tanı yöntemlerinin sıkça kullanıldığını belirterek, Bilimsellikten uzak, ilaç değeri olmayan, maddelerin kullanılması, ekonomik yükün yanı sıra toksik etkileri nedeniyle hasta sağlığı açısında da zararlı. Karaciğer yetmezliği nedeniyle kaybedilen vakalarla karşılaşıyoruz dedi. Akalın, dozunun ve içeriğinin belirtilmediği, yan etkileri belli olmayan maddeleri gelişigüzel kullanmanın sağlık açısından zararlı olduğunu belirtti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevim Güllü de, Türkiyede tiroid kanseri sıklığının arttığı yönünde bir şehir efsanesinin dolaştığını belirterek, buna ilişkin herhangi bilimsel veri olmadığını vurguladı. Güllü, Hastaların paniğe sürüklenip, küçük modüller yüzünden ameliyathaneye gittiği görüyoruz. 3-5 milimetrelik modüller için ameliyat olan hastalar var diye konuştu. Güllü, Türkiyede 1999 yılından itibaren tuzun iyotlanmaya başladığını belirterek,iyotun önemini vurguladı. Güllü, Hashimoto tirodi sonucu bir iyot yasaklama kampanyası ortaya çıktı. Neredeyse deniz kenarında yaşamayı yasaklayacaklar. İyot yasaklaması sadece çok özel durumlarda olabilir. İyot eksikliği zeka gelişimiyle birebir ilişkilidir. Bebeklikten itibaren az iyot alımı 5-7 birim daha düşük IQya neden oluyor. Daha sağlıklı ve zeki bir nesil için iyotlu tuz gerekli diye konuştu. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Osteoporoz ve diğer Metabolik Kemik Hastalıkları Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Tümay Sözen de kadınlarda menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması sonucu kemik kaybının arttığını belirterek, osteoporozun kadın hastalığı olmadığını kaydetti. Tümay Sözen, Osteoporoz, yaş ilerledikçe hem kadını hem erkeği etkileyen hastalıktır dedi. Tümay, güçlü kemikler için kalsiyumun önemini vurgularken, bunun için süt ve süt ürünlerinin çocukluktan başlayarak ilerleyen yaşlarda da sık tüketilmesini önerdi. Sözen, fast food tarzı yiyecek ve içeceklerden kemikte kalsiyum depolanmasına engel olduğu için uzak durulması gerektiğini kaydetti. Sözen, son yıllarda dünyada kemiklerde kalsiyumun emilimini sağlayan Vitamin D yetmezliğinin ortaya çıktığını belirterek, Vitamin D hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Vitamin D güneş ışıklarıyla deride üretilebiliyor. Bırakın güneş ışığı cildinize temas etsin diye konuştu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi, kongre sekreteri Prof. Dr. İlhan Satman, diyabetin son yıllardaki beslenme biçimi ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle arttığını belirtti. Satman, Araştırmalarda kendisini hareketsiz olarak belirtenlerin yüzde 20si, kendisini hareketli olarak tanımlayanların ise yüzde 10u diyabet hastası. Bu nedenle çocuklara küçük yaşlardan itibaren hareket yapmanın önemini anlatmamız gerekiyor dedi. Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevelansı çalışmasını Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile değerlendirdiklerini anlatan Satman, Araştırma sonuçları Sağlık Bakanı Akdağ tarafından büyük bir dikkatle incelendi. Akdağ ile neler yapılabilmesi gerektiğini enine boyuna tartıştık. Bakanlık bu araştırmaya
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.10.2010
SuiçsemyarıyordiyorsanızokuyunSu içsem yarıyor diyorsanız okuyun
'Su içsem yarıyor diyorsanız' mutlaka okuyun
Samanyolu Haber
16.10.2010
14:52
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Selma Akalın, hayvanlar üzerindeki deneylerin teflonda bulunan bazı maddelerin troid hastalıkları ile ilişkili olabileceğini gösterdiğini söyledi.

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından düzenlenen 32nci Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kongresi Belekte devam ediyor. Kongreyle ilgili düzenlenen basın toplantısına Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Sema Akalın, Prof. Dr. İlhan Satman, Prof. Dr. Faruk Alagöl, Prof. Dr. Sevim Güllü, Prof. Dr. Göksun Ayvaz, Prof. Dr. Tümay Sözen katıldı. Dernek Başkanı Selma Akalın, son yıllarda çevre kirliliğinin insan sağlığı ve hormonal denge üzerindeki etkilerini değerlendirdiklerini belirterek, çeşitli gıdaların saklandığı kapların metabolik etkileri üzerine çalışma yaptıklarını ifade etti. Kullanılan çeşitli kimyasalların metabolizmayı ve endokrin organlarının fonksiyonlarını bozduğunu kaydeden Prof. Dr. Akalın, şu bilgileri verdi: Gıda kaplarındaki bisphenol A maddesi batılı ülkelerde yasaklanma aşamasındadır. Su içsem yarıyor diyen hastalarımız acaba haklı mıdır? Yine sıvı sabunlar ve bazı el sabunları dahil çeşitli maddelerde bulunan triclosan sulara karıştığı zaman 40 yıl kalıcı olabilmektedir. Teflonda bulunan bazı maddelerin troid hastalıkları ile ilişkili olabileceği hayvan deneyleri ile gösterilmektedir. Akalın, son yıllarda halkın çeşitli destek maddelerini gelişi güzel kullandığını, bilimsel gerçeklikten uzak York Testi gibi alternatif tanı yöntemlerinin sıkça kullanıldığını belirterek, Bilimsellikten uzak, ilaç değeri olmayan, maddelerin kullanılması, ekonomik yükün yanı sıra toksik etkileri nedeniyle hasta sağlığı açısında da zararlı. Karaciğer yetmezliği nedeniyle kaybedilen vakalarla karşılaşıyoruz dedi. Akalın, dozunun ve içeriğinin belirtilmediği, yan etkileri belli olmayan maddeleri gelişigüzel kullanmanın sağlık açısından zararlı olduğunu belirtti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevim Güllü de, Türkiyede tiroid kanseri sıklığının arttığı yönünde bir şehir efsanesinin dolaştığını belirterek, buna ilişkin herhangi bilimsel veri olmadığını vurguladı. Güllü, Hastaların paniğe sürüklenip, küçük modüller yüzünden ameliyathaneye gittiği görüyoruz. 3-5 milimetrelik modüller için ameliyat olan hastalar var diye konuştu. Güllü, Türkiyede 1999 yılından itibaren tuzun iyotlanmaya başladığını belirterek,iyotun önemini vurguladı. Güllü, Hashimoto tirodi sonucu bir iyot yasaklama kampanyası ortaya çıktı. Neredeyse deniz kenarında yaşamayı yasaklayacaklar. İyot yasaklaması sadece çok özel durumlarda olabilir. İyot eksikliği zeka gelişimiyle birebir ilişkilidir. Bebeklikten itibaren az iyot alımı 5-7 birim daha düşük IQya neden oluyor. Daha sağlıklı ve zeki bir nesil için iyotlu tuz gerekli diye konuştu. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Osteoporoz ve diğer Metabolik Kemik Hastalıkları Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Tümay Sözen de kadınlarda menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması sonucu kemik kaybının arttığını belirterek, osteoporozun kadın hastalığı olmadığını kaydetti. Tümay Sözen, Osteoporoz, yaş ilerledikçe hem kadını hem erkeği etkileyen hastalıktır dedi. Tümay, güçlü kemikler için kalsiyumun önemini vurgularken, bunun için süt ve süt ürünlerinin çocukluktan başlayarak ilerleyen yaşlarda da sık tüketilmesini önerdi. Sözen, fast food tarzı yiyecek ve içeceklerden kemikte kalsiyum depolanmasına engel olduğu için uzak durulması gerektiğini kaydetti. Sözen, son yıllarda dünyada kemiklerde kalsiyumun emilimini sağlayan Vitamin D yetmezliğinin ortaya çıktığını belirterek, Vitamin D hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Vitamin D güneş ışıklarıyla deride üretilebiliyor. Bırakın güneş ışığı cildinize temas etsin diye konuştu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi, kongre sekreteri Prof. Dr. İlhan Satman, diyabetin son yıllardaki beslenme biçimi ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle arttığını belirtti. Satman, Araştırmalarda kendisini hareketsiz olarak belirtenlerin yüzde 20si, kendisini hareketli olarak tanımlayanların ise yüzde 10u diyabet hastası. Bu nedenle çocuklara küçük yaşlardan itibaren hareket yapmanın önemini anlatmamız gerekiyor dedi. Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevelansı çalışmasını Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile değerlendirdiklerini anlatan Satman, Araştırma sonuçları Sağlık Bakanı Akdağ tarafından büyük bir dikkatle incelendi. Akdağ ile neler yapılabilmesi gerektiğini enine boyuna tartıştık. Bakanlık bu araştırmaya
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.10.2010
SuiçsemyarıyordiyorsanızmutlakaokuyunSu içsem yarıyor diyorsanız mutlaka okuyun
'Daha iyi hukuk sistemi için çalışıyoruz'
Samanyolu Haber
26.09.2010
01:13
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiyenin daha özgür, daha demokratik ve daha iyi işleyen bir hukuk sistemine sahip olması için çalışıyoruz dedi.

Bakan Şimşek, AK Parti Gaziantep İl Başkanlığı tarafından verilen yemekli toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiyenin her alanda başarılı olması için takım ruhu içinde ortak bir çalışma içerisinde olduklarını söyledi. Türkiyenin 12 Eylülde yapılan referandum ile çok önemli bir süreçten geçtiğini ve anayasada önemli değişiklikler yapıldığına işaret eden Bakan Şimşek, şöyle konuştu: Türkiyenin hukuk sistemi daha iyi işleyen bir yapıya kavuşacak. Biz, ülkemiz için çalıştık. Ülkemizin önünün açılması, milli iradenin hakim kılınması için çalıştık. Türkiyenin daha özgür, daha demokratik ve daha iyi işleyen bir hukuk sistemine sahip olması için çalışıyoruz. Türkiye için çok önemli, çok tarihi olan bir referandum kampanyasında, hepiniz katkıda bulundunuz. Eminim, bu başarı Türkiyenin başarısıdır, bu başarı milletimizin başarısıdır, bu başarı hepimizin başarısıdır. Rehavete kapılmayacağız. İlle de seçimi beklemeyeceğiz, bu ülkede yaptığımız hizmetleri anlatacağız. Hiç, başkaları ile polemiğe girmeye gerek yok. Bizim yaptıklarımızı anlatmamız yeterli. Bakan Şimşek, laf değil, iş yapmaya çalıştıklarını, tek düşüncelerinin de vatandaşa ve Türkiyeye hizmet etmek olduğuna işaret ederek, şu görüşleri dile getirdi: Ülkemizin başarılarını anlatacağız ve ortaya yeni bir vizyon koyacağız. Biz başkalarına laf üretmekle zaman geçirmeyeceğiz. Türkiye için, Türkiyenin geleceği için ortaya yeni bir vizyon koyacağız. Yeni şeyler söyleyeceğiz. Ülkemizi daha ileriye nasıl götüreceğiz, onu milletimizle paylaşacağız. Zaten asıl olan budur. Bizi farklı kılan da budur. Biz çalışacağız, Türkiyenin başarısı için milletimizin huzuru ve refahı için, tabiki ülkemizin ve bölgemizin gelişmesi için, hep birlikte takım ruhu içerisinde çalışacağız. Gaziantep çok şanslı bir ilimiz. Çok iyi bir takım var. Benim en çok mutlu olduğum anlar, vatandaşlarla iç içe olduğumuz dönemlerdir, fakir evlerini ziyaret ettiğimiz dönemlerdir. Her zaman sorunları da çözemeyebiliyoruz. Ama hiç olmazsa, bazılarını çözüyoruz, çözmek için çalışmalar yapıyoruz. Zaten amacımız sorunları çözmek. Bütün İslam ülkeleri için bir ilham kaynağı olacağız, bizim DNAmızda başarısızlık diye bir şey söz konusu değildir. İnşallah dünyanın en gelişmiş ülkelerini geçeceğimizi göreceğiz. AK Parti Gaziantep İl Başkanı Ahmet Uzer ise yaptığı konuşmada, 12 Eylülde yapılan referandumda elde edilen başarıdan dolayı başta Bakan Şimşek olmak üzere tüm parti teşkilatlarını kutladı. Uzer, Gaziantepte yüzde 70 evet oyu, yüzde 30 da hayır oyu çıktığına işaret ederek, bu sonucun önemli bir başarı olduğuna dikkat çekti. Uzer, AK Partinin referandumda elde ettiği başarıyı küçümseyen partilerin bulunduğunu, bu partilerin eleştiri yerine kendilerinin bir özeleştiri yapmalarının gerekli olduğunu kaydetti. Toplantıya, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, AK Parti il ve ilçe teşkilatı yöneticileri, kadın kolları başkanı ve üyeleri ile çok sayıda partili katıldı. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.09.2010
DahaiyihukuksistemiiçinçalışıyoruzDaha iyi hukuk sistemi için çalışıyoruz
Dik dur demekle olmaz!
Türkiye Gazetesi
24.09.2010
02:25
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Burcu Sönmez “Çocuklarımıza, yetersiz olan “dik dur” komutunu vermeden önce, neden dik duramadığını, ne yaparsa düzgün duruşa sahip olabileceğini ve düzgün duruşun kişinin sağlığına ve güzelliğine neler kattığını anlatmamız gerekir” diye konuştu. Dr. Burcu Sönmez, “Ağaç yaşken eğilir atasözü duruşun önemini çok güzel anlatır. Çocukluk ve ergenlik döneminde beden hızlı bir büyüme gösterirken beden imajı da aynı hızla biçim değiştirir. Doğru bilgiler ve hareketler ile bedenin en verimli ve estetik hali ile kullanımı bu çağlarda kolayca edinilebilir. Gençken edinilen doğru duruş alışkanlıkları, spora zaman ayırma gibi olumlu davranışlar kişinin bir ömür boyu dik durmasını, estetik görünmesini ve kam ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
24.09.2010
Dikdurdemekleolmaz Dik dur demekle olmaz
MHP'ye bir kötü haber daha
Samanyolu Haber
15.07.2010
18:05
Anayasa referandumuna hayır kampanyası yürüten MHPnin bu çerçevede Barış Mançonun şarkısını kullanmasına sanat camiası da sıcak bakmıyor.

Ünlü sanatçı Orhan Gencebay, sağ olmayan bir sanatçının eserin kullanımı konusunda son sözün varislerinde olduğunu söyledi. Mançonun ailesi şarkıların politik amaçlı kullanılmasına karşı çıkmıştı. Sevilen sanatçı rahmetli Barış Mançonun Yüzbinkere hayır isimli şarkısının MHP tarafından referandumda kullanılması tartışma konusu oldu. Mançonun ailesi duruma itiraz ederken, aynı zamanda Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliğinin yönetiminde bulunan arabesk müzigin ünlü ismi Orhan Gencebay aileye hak verdi. Gencebay, Şarkılar bazı konularda yardımcı oluyor ama halkımızın benimsemiş olduğu o duygusal mesajlar duygusal müzikler siyasi alanda kullanılmasa bence daha iyi olur. ifadesini kullandı. Böyle bir ihtiyaç duyulması halinde yeni bir parça yapılmasının daha doğru olacağını vurgulayan ünlü sanatçı, kendi şarkılarının da siyasi amaçla kullanılmasını istemiyor. Mesela, Batsın bu dünyanın siyasi bir amaçla kullanılmasını istemem şahsen. diyen Gencebay, Barış Mançonun şarkısı ile ilgili olarak da şu değerlendirmede bulundu: Aile istemiyorsa o zaman kullanılamaz. Zaten kararı eser sahibi bizzat verir veya vermez. Eğer eser sahibi sağ değilse varisi izin verir veya vermez. Onun ukdesindedir zaten. İzin almadan yapmazlar herhalde. İzin vermezse kesinlikle kimse bir şey yapamaz. Ünlü sanatçı, 12 Eylül Anayasasının değişmesini istemekle birlikte bunun bir konsensüs dahilinde olması gerektiğini söyledi. Reformun halka değişikliklerin yeterince anlatılmadığını düşünen Orhan Gencebay, Ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum, şüphesiz. Ama kesinlikle neyip değişip neyin değişmediğini detayı ile bilmiyorum. diye konuştu. 12 Eylülden sonra yapılan mevcut anayasanın bir çok yerlerinin değişmesi gerektiğine katılan Orhan Gencebay, şunları söyledi: Bu referanduma giderken halkımızın tüm bu detayları bilmediğinden eminim. Bilmesi de mümkün değil. Halkımız neye evet, neye hayır dediğinin farkında olmayabilir. Referandumlar çok önemlidir. Halkımıza iyi anlatmamız lazım. Kimse halkımız kandırmak niyetinde olmaz, ne bu hükümet ne bundan önce gelenler, ne bundan sonra gelecek olanlar. Öyle bir şeyi aklımın ucundan geçirmek istemiyorum. İyi olanı yapmaya çalışırlar diye düşünüyorum. Ama bunu halkımıza iyi anlatmalıyız. Ey halkımız biz şunları değiştirdik. Bunun ruhu şudur, bu budur. Anlayabilirsek referandum daha sağlıklı olabilir.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.07.2010
MHPyebirkötühaberdahaMHPye bir kötü haber daha
Skandala Vali el koydu
Samanyolu Haber
18.06.2010
15:16
Diyarbakırda bazı öğrencilerin, öğretmenlerin veri aktarmada kullandığı şifreleri kırarak notlarını yükseltmelerinin ortaya çıkması üzerine soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, olayın basında yer alması üzerine soruşturma başlattıklarını ve sonucunu beklediklerini söyledi. Toprak, Bir çocuğun bilgisayara girip şifre kırması, başkalarının hak hukukunu gözetmeyi öğretememişiz demektir. Burada iki puanlık bir değiştirme varsa onun başkalarının hak ve hukukuna ne kadar müdahale olduğunu, alınteri dökmeden aldığını anlatmamız gerekiyor. dedi. Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Yenişehir İlköğretim Okulunda öğrencilere karne dağıttı. Diyarbakırın eğitim açısından bir önceki seneye göre daha iyi bir yıl geçirdiğini belirten Toprak, ancak daha kaliteli eğitim için dersliklere ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Diyarbakır nüfusunun yüzde 44ünün 18 yaşın altındaki gençlerden oluştuğunu belirten Vali Toprak, eğitim seviyesinin yükseltilmesi için herkesin katkı sunması gerektiğini belirtti. Toprak, El birliği ve gayret içerisinde okulların fiziki mekanlarını geliştirerek, yeni binalar yaparak, derslik başına düşen öğrenci sayısını 30a düşürmek adına elbirliğiyle gayretlerimizi sürdürüyoruz. Bunun için eğitimseverlerimizi, işadamlarımızı Diyarbakıra ek derslik yaptırmaya davet ediyorum. Çünkü burada çok ihtiyacımız var. Yer yer sınıf mevcudu 55 ve 60a çıkabiliyor. diye konuştu. Gazetecilerin sorusu üzerine Diyarbakırda e-okul skandalına da değinen Toprak, şifre kırma olayı ile ilgili açtıkları soruşturmanın devam ettiğini söyledi. Vali Toprak, Bu konuda olayın olduğu yerlerde soruşturma açtık. Elbette böyle bir haber çıktığında hemen harekete geçiyoruz ve soruşturma başlatıyoruz. Bunlar yanlış şeyler. şeklinde konuştu. Öğrencilere bizi biz yapan değerleri anlatmamız gerek diyen Vali Toprak, şunları söyledi: Bu şifre kırma konusunda elbette soruşturma yapılacak. Eğer problem varsa gereği zaten yapılıyor. Bir çocuğun bilgisayara girip şifre kırması demek, başkalarının hak hukukunu gözetmeyi öğretememişiz demektir. Şifre kırmak, eğer doğruysa ortaya çıkacaktır, bu noktada bilgisayara girmek, bu işlemi yapmak büyük bir zeka gerektiriyor. Bu zekayı biz ülkenin birliğine, beraberliğine, sevgisine ve ailemizden aldığımız değerlerle geleceğimize daha iyi bir ivme kazandırma noktasına yönlendirmeliyiz. Elimizde cevher var, ama yanlış kullanıyoruz. Bundan böyle ailelerimize daha fazla sosyal destek sağlamalıyız. Burada iki puanlık bir değiştirme varsa onun başkalarının hak ve hukukuna ne kadar müdahale olduğunu, alınteri dökmeden aldığını anlatmamız gerekiyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.06.2010
SkandalaValielkoyduSkandala Vali el koydu
Ergen çocuğunuzla cinselliği konuşun
Haber7
15.04.2010
11:42
Ergenliğe giren kızınızla cinsellik hakkında ne konuşacağınızı bilemiyorsanız Psikolog Dr. Başak Demiriz’in bu konuşmada anlatmamız gerekenlerle ilgili önerilerine bir göz atın!
Haber7
Son Dakika
15.04.2010
ErgençocuğunuzlacinselliğikonuşunErgen çocuğunuzla cinselliği konuşun
'Türkiye darbe anayasasıyla yönetiliyor'
Samanyolu Haber
28.03.2010
17:50
Türkiyenin hâlâ darbe anayasalarıyla yönetildiğini belirten Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Anayasa değişikliği paketi, Türkiyenin önündeki birçok sınırı kaldıracak. dedi.

Egemen Bağış, İZTOnun kendisi için düzenlediği özel gündemli meclis toplantısına katıldı. Başmüzakereci seçildikten sonra İzmire 5. gelişi olduğunu ifade eden Bakan Bağış, 45 yıl boyunca Türkiyenin müzakerelere başlamak için tarih bile alamadığını dile getirdi. Bağış, burada tek suçun Türkiyeye çifte standart uygulayan Avrupanın değil, hedef saptıranların, reformları yapmayanların, zamanı öteleyenlerin de mesuliyeti bulunduğunu ifade etti. Gündeme getirilen anayasa değişiklik paketinin muhalefet tarafından okunma zahmetinde bulunulmadığını vurgulayan Bağış, Paketi daha okumadan bize bir çayımızı içip giderler dediler. Bu hareket son derece yakışıksız. Seçimlere daha 1 buçuk sene var. 1960tan bu yana darbe anayasası ile yönetiliyoruz ve hala ABye girmeye çalışıyoruz. diye konuştu. Anayasanın ABye girilememesinde en büyük etken olduğunu kaydeden Egemen Bağış, Bugün yürürlükte olan anayasa darbelerden sonra düzenlenen anayasadır. Bu anayasayı 40 yıl önce düzenlediler ve 40 yıldır ABye girmek için uğraşıyoruz. Türkiyenin ABye girememesinin yegane sebeplerinden birisi de darbe anayasasını hâlâ kullanmamız. Anayasa değişikliği söz konusu. Mükemmeldir demiyorum, kutsal bir metin değildir, ama bugüne kadar önümüze çıkan birçok engelin, Türkiyenin AB standartlarına kavuşmasına engel olan birçok uygulamanın son bulması açısından, yaşadığımız sıkıntıların bir kez daha yaşanmaması açısından, kendi tecrübelerimiz çerçevesinde hazırlandı. Uzlaşma kültürünü benimsemeden AB üyesi olamayız. ABnin kendi içinde sorunları yok mu? Kendi aralarındaki savaşların ne kadar kanlı geçtiğine bakarsanız, onların arasında daha derin ayrım olduğunu görürsünüz. Onlar 1949dan sonra savaşmamak üzere uzlaşma yaptılarsa, biz de uzlaşmayı yapmalıyız. şeklinde konuştu. Geleceğe yönelik hazırlık yapılması gerektiğine işaret eden Bağış, AB 35 değişik fasılda taramaları bitirdi ve 12 tanesini açtı, yeni fasıllar açmak için ciddi çaba içindeyiz. Bizim için önemli olan ABde fasıl açmak değil, önemli olan zihinleri açmak. AB içinde Türkiyeye karşı şüphe duyan, korkan bireyler var. Ülkemizde de ABden şüphe duyan, korkan insanlar var. Hem Türkiyede vatandaşları ikna etmemiz lazım, faydalı olacağını, demokrasi, insan haklarının genişlediğini, bölünüp parçalanmadan kuvvetli hale gelmemiz gerektiğini, Türkiyenin yük olmaya değil, yük almaya geldiğini, ABnin Türkiyeye ihtiyaç duyduğunu anlatmamız lazım. ifadesini kullandı. Türkiyenin son 8 yılda önemli mesafeler aldığını hatırlatan Bağış, ABnin gereksinim duyduğu demokrasi ortamını sağlamaya başladıklarını kaydederek şöyle devam etti: İlk defa empati kuran Türkiye haline geldik. Alevi vatandaşların derdini anlamaya çalışıyoruz, çalıştaylarla Kürt vatandaşların hassasiyetini öğrenmeye, kadınların sorunlarını algılamaya çalışıyor Türkiye. İlk defa ders kitaplarında Alevilikle ilgili bilgiler yer almaya başladı. Başbakan, Muharrem ayı iftarına gitti, Atatürkten beri cem evine ilk giden Cumhurbaşkanı gördü Türkiye. Roman vatandaşlara hak ettiği saygıyı göstermeliyiz diyen Başbakan gördü. Türkiye bütün sorunlarını çözemedi ama sorunlar teşhis edilmeye başlandı. Teşhis, tedavinin yarısıdır. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.03.2010
TürkiyedarbeanayasasıylayönetiliyorTürkiye darbe anayasasıyla yönetiliyor
'Rüzgara göre parti değiştiren biri değiliz'
Samanyolu Haber
15.03.2010
02:44
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Biz esasen rüzgara göre parti değiştiren bir kişi değiliz dedi.

Partisinin Muş İl Kongresine katılan Kılıçdaroğlu, düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin soruların cevaplandırdı. Anayasa değişikliklerinin bir siyasi partinin mutfağında hazırlanamayacağını, toplumsal uzlaşmayla hazırlanabileceğini belirten Kılıçdaroğlu, bugüne kadar Anayasada yapılan değişikliklerin yüzde 99una CHPnin evet dediğini ifade etti. Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: Ama bunlar ortak uzlaşmayla hazırlanan, parlamentonun da büyük bir oy çoğunluğuyla kabul ettiği değişikliklerdir. Siz kafanızın arkasındaki değişiklikleri gerçekleştirmek yani düşüncelerini kamuoyuna açıklamadığınız, kafanızın arkasındaki düşünceleri hayata geçirmek için kendi mutfağınızda Anayasa değişikliği yapıp bunu parlamentoda bir dayatma mantığıyla geçirirseniz bu doğru değildir. Anayasa değişiklikleri bir toplumsal uzlaşma süreci içinde hazırlanır yapılır ve değiştirilir. Bu parlamentonun bu yapıyla, bu anlayışla anayasa değişikliğini yapması doğru değildir. Bununla ilgili randevu talebini genel merkezimize iletirler, genel merkezimizin yetkili organları bu konuda konuşur ve düşüncelerini açıklarlar. CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine, genel afla ilgili sözlerini medyanın çarpıttığını ileri sürdü. CHPde değişim konusundaki bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, Değişim hayatın gereklerinden birisidir. Dolayısıyla kongreler, kurultaylar bir değişim için yapılır. Yeni tüzükleriniz vardır, yeni yönetim anlayışınız vardır, yeni insanlar vardır. Dolayısıyla her siyasal partinin kongrelerine baktığınızda bu değişimleri büyük ölçüde görürsünüz. Bizim partimizde de böyle bir talep var. Sayın Genel Başkanımız yaptığı açıklamada bu talebi de dile getirmiştir. Gerek partinin tabanında, gerek yurttaşlarda, gerek CHPye sempati duyan çevrelerde bu sevinçle karşılanmıştır diye konuştu. Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, Mustafa Sarıgülün partisine daveti kabul edecek misiniz? sorusuna Benim yerim bellidir. Biz esen rüzgara göre parti değiştiren bir kişi değiliz. Kişiliğimiz var, kimliğimiz var. CHP, Türkiyenin en köklü, en saygın kurumlarından birisidir cevabını verdi. 1915 olayları konusunda, parlamentoların karar almasının doğru olmadığını ifade eden CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: AKP komşularımızla sıfır sorun diye yola çıkmıştı ama geldiğimiz noktada, bir dostumuz vardı Azerbaycan, onu da küstürdük. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetinin çıkarları önce Türkiye Cumhuriyetinin içinde tartışılmalı, burada görüşülmeli, değişik çevrelerde görüşülmeli. Dışişleri Bakanlığı, diğer siyasi partilerin görüşünü almalı ve buna göre politikalar oluşturulmalı. Ermenistanla imzalanan protokol dışarının dayatmasıyla gerçekleşen bir protokoldür. O protokol Amerikada alınan kararla çıkmaza girmiştir ve o protokolü imzalarken dostumuz Azerbaycanı küstürdük. Oysa Azerbaycanla da görüşülmesi gerekirdi. Sonradan gidilip gönlünü almak yetmiyor. Devletlerin kendi aralarındaki ilişkilerini saygın bir konumda ve güven esasına dayalı olarak gelişmesi lazım. Türkiye Cumhuriyeti bu konuda üzerine düşeni yapmıştır, arşivlerini açmıştır. Ermenistanın da arşivlerini açması lazım. Tarihçiler bir araya gelirler, otururlar, tartışırlar. Tarihçilerin karara bağlamadığı bir konuyu tarihçi kimliği olmayan, bilgisi birikimi olmayan parlamentonun aldığı bir kararla tarihi ters düz yapmak doğru bir olay değildir diyen Kılıçdaroğlu, O nedenle olay parlamentoların olayı değil, tarihçilerin olayıdır. Türkiye bu konuda doğru bir politika güdüyor. Tarihçilerin bir araya gelip bu olayı çözmeleri gerekiyor. Ermenistanın kendi tarihçilerini görevlendirmesi lazım. Eğer Ermenistan kendi tarihçilerini görevlendirmiyorsa o zaman onun davranışını da bizim hem Türkiyeye, hem dünya kamuoyuna çok daha iyi anlatmamız gerekiyor. Çünkü kaçan Türkiye değil Ermenistandır dedi. CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde CHPnin diğer partilerin gerisinde kaldığı ve buna karşılık nasıl bir yol izleyecekleri şeklindeki soruyu ise AKP ve BDP farklı politika izliyorlar. Birisi ırka dayalı politika izliyor, biri dine dayalı politika izliyor. Dolayısıyla sosyal demokratların işsizliğe, yoksulluğa, bölgenin kalkınmasına, yeni istihdam alanlarının yaratılmasına ilişkin politikası dar bir alana saplanıp kalıyor. Temel eksikliğimiz bu. Ama insanlarımız bilinçlendikçe, okudukça, hayatı gördükçe ellerinin altından çalıştıkları fabrikaların, işledikleri arazilerin kaybolup gittiğini, ürettikleri ürünlerin devlet tarafından alınmadığını veya satamadıklarını gördükçe gerçeğe dönmüş olacaklardır cevabını verdi. Kılıçdaroğlu, basın toplantısının ardından Halk Eğitimi Merkezinde düzenlenen il kongresine katıldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.03.2010
RüzgaragörepartideğiştirenbirideğilizRüzgara göre parti değiştiren biri değiliz
Başbuğ'dan 'Balyoz' yorumu: Olay ciddi
Samanyolu Haber
14.03.2010
08:35
Orgeneral Başbuğ, 25 Şubat Perşembe günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğanla bir görüşme yapmıştı. Sayın Başbakan vekili kendisi mi görüşme teklif etti, yoksa siz mi davet ettiniz? Kendisi zannediyorum talep etti. 25 Şubat Perşembe günü Çankaya Köşküünde bir toplantı oldu. Bu toplantıya Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve ben katıldım. Bu toplantı ile ilgili tabii ki tüm konuşulanı, tüm detayıyla anlatmamız zaten devlet adamlığıyla uyuşmaz. Ancak bu toplantıda, iki ana noktayı da ifade etmek durumundayım. Bir; bu toplantıda Sayın Cumhurbaşkanına ve Sayın Başbakana, 1. Ordu plan seminerine, yani oynanan plan seminerine ilişkin olarak elimizde TSKda mevcut olan, bilinen, bulunan bilgileri sunduk. İkinci olarak da bu olayın TSK üzerinde oluşturduğu olumsuz duruma ilişkin değerlendirmelerimi sundum. Olumsuz durumu biraz evvel açıkladım. Bakın temel konular değil mi? Bir; 2003 Martında oynanan plan seminerine ilişkin olarak elimizde olan, bulunan bilgilerle ilgili kendilerini bilgilendirdim, iki bu olayın TSK üzerinde oluşturduğu olumsuz bir durumdur. Herhalde bu duruma çok mutlu durum diyecek hal yok. Fevkalade olumsuz bir durum. Biraz evvel ifade ettim. Emekli generaller var. Beraber görev yaptığımız, yakın arkadaşımız var. İki, şu anda emrimde olan personel var. Onların sorumluluğu da bana ait. Burada iki konu var. Bir; o dönem sizin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı olduğunuz... Bakın bu toplantıda 1. Ordu plan semineri dışında başka konulara ilişkin bir şey konuşulmamıştır. Bakın bizim emeklilerimiz olsun, muvazzaf personelimiz olsun tüm mensuplarımız görev ve rütbe ayrımına tabi tutulmadan hepsi aynı değerdedir, aynı önemdedir. TSKnın zaten diğer mesleklerden farkı bu. Bazı meslekler de var tabi, ondan mutlu olurum. Yagrıtayda falan diyorlar ya... Yine kopmuyorlar güzel bir şey ama ama Silahlı Kuvvetlerde bu elbiseyi giydiğiniz anda bu mesleğe ve yaşam tarzına adım atıyorsunuz. Ne zamana kadar? Cenazeniz gömülene kadar. Cenazenizi de yine bu ordu gömüyor. Bizim böyle bir yapımız var. Mezara kadar mı diyorsunuz yani? Evet, bir de bizde silah arkadaşlığı kavramı vardır. Silah arkadaşlığı demek erden orgenerale kadar bir bütündür. Silah arkadaşlığında derecelere göre farklılık yok. Dolayısıyla bizim emeklilerimiz olsun, muvazzaf personelimiz olsun bunların arasında görev ve rütbe farklılıklarına muvazzaf ya da emekli olmasına göre farklılık yapılmaz, mümkün değil. Hepsinin sorunu ve üzüntüleri bizim sorunumuz ve üzüntümüzdür. Ve ayrıca da ben bunun bir sorumluluk yüklediğinin de bilinci altındayım burada. Bu nedenlerle daha fazla detaya girmem tabii ki doğru değil. Çankayadaki toplantıda uzlaşma ve pazarlık yaptığınız iddialarına ne yanıt veriyorsunuz? Böyle bir şey olur mu? Bu nedenlerle 25 Şubat perşembe günü yapılan toplantıya değişik anlamlar yüklenilmesi kesinlikle doğru değildir. Ben bugün ilk defa bir şey yaptım. ?Ben? diye konuşmayı ilk defa bugün size yaptım. Bir başta ben dedim. Belge olayını, belki sonuçta istememe rağmen yine de benim diye söyleyeceğim. Bakın, benim Genelkurmay Başkanı olarak yaptığım herşey açıktır. Bugüne kadar meslek hayatım boyunca yaptığım ve söylediğim her şeyin her zaman arkasındayım. Bunu her halde bir savunma olarak kabul etmiyorsunuz, bu bilakis savunma değil, kendime ve Silahlı Kuvvetlerime duyduğum güvenin bir derecesidir. Bunu böyle algılayın. Açık söylüyorum. Genelkurmay Başkanı olarak yaptığım her şey açıktır. Yaptığım ve söylediklerimin her zaman arkasındayım. Meslek hayatım boyunca bu güne kadar hep doğruluğuna inandığım şeyleri yaptım. Bundan sonra da aynı çizgimde hizmetime devam edeceğim. ?Parola işi yanlıştır Sayın Başbakanın adı geçirilerek bir parola gündeme geldi. Üçlü zirvede Sayın Başbakan bunu gündeme getirdi mi? Olabilir. Çünkü sonra da pazar günü bir toplantı daha yaptık. Zirvede olmasa bile ikili görüşmede olabilir. Ama çok da önemli bir konu değil zaten. Parola olayı olduğu zaman da ifade ettik; ?yanlıştır. TSK olarak kabul edebileceğimiz bir olay değildir. Bırakın kabul etmeyi, olay olduğu an zaten ilgili komutanlık soruşturma açmıştır, soruşturma devam ediyor. O soruşturma da sadece astsubayla sınırlı değildir. Bu konuyla ilgili olarak başkalarının da hataları varsa gereken yapılacaktır. FİKRET BİLA - MİLLİYET
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.03.2010
BaşbuğdanBalyozyorumuOlayciddiBaşbuğdan Balyoz yorumu Olay ciddi
Tatili dil öğrenerek değerlendirdiler
Samanyolu Haber
30.01.2010
15:44
Özel Safvet Koleji tarafından her yıl düzenlenen ve bu yıl 25 ? 29 Ocak tarihleri arasında yapılan ?Winter School ? Kış Dil Okulu? düzenlenen sertifika töreni ile sona erdi.

Özel Safvet Koleji ve Uluslar arası dil öğretim merkezi Leeds Academy tarafından organize edilen ?Kış Dil Okulu? çalışmaları ana dili İngilizce olan 6 yabancı öğretmen tarafından Safvet Koleji?nde yapıldı. 200 öğrencinin katıldığı programda İngilizce dersleri hem teorik olarak anlatıldı hem de bol bol pratik yapıldı. Öğrencilerin Türkçeyi hiç kullanmadan katıldığı dersler alanında uzman 6 İngiliz öğretmen tarafından yapıldı. İngiliz öğretmenler program ve öğrencilerle ilgili olarak şunları söylediler. Elsa, ?Öğrencilerle görüştüğümde İngilizce kelimeleri telaffuz konusunda çok başarılı olduklarını gördüm. Anasınıfından itibaren dil eğitimi almalarının bu konuda büyük yararı olmuş. Benim söylediğim bir cümleyi hemen hemen aynı söyleyişle söyleyebiliyorlar. Bu çok güzel bir şey dil öğrenmede böylesine istekli ve kendilerini rahatça ifade edecek çocuklarla karşılaşmayı beklemiyordum.?dedi. Marcus, ?Sosyal yönleri çok gelişmiş, benimle sanki yıllardır tanışıyorlar gibi rahat konuşuyorlar. Hiçbir çekinme ve yadırgama ile karşılaşmadım.?dedi. Özdilek Alışveriş Merkezi gezisini anlatan Marcus, ?Öğrencilerle yaptığımız market gezisinde İngilizce konuşma şartı vardı. Çocuklar alışverişlerde kullanılan kalıpları ve sözcükleri çok iyi biliyorlar.?dedi. Laura, ?Özgüvenleri tam, kelime dağarcıkları da yeterince zengin olduğu için pratik yapmada zorlanmadılar. Derslerim çok neşeli geçti.?dedi. Frank,?Ben okul hakkında da biraz konuşmak istiyorum. Şimdiye kadar hem kendi ülkemde hem de Türkiye?nin farklı okullarında İngilizce dersi verdim. Burada önce bize ders verildi ve bu ders benim kendimi geliştirmeme de faydalı oldu.?dedi. Sall,? Ben de Frank?a katılıyorum. Sınıfların hepsinde akıllı tahta olduğunu duyduğumuzda biraz tereddüt ettik. Çünkü dersleri akıllı tahta da anlatmamız gerekiyordu ve ben bunu tam bilmiyordum. Önce bize akıllı tahta kullanmayı öğrettiler. Okuldaki teknolojik seviye İngilizce öğretimi kadar diğer dersler içinde çok faydalı.?dedi. Catlin, ?Öğrenciler ve velileri ile yaptığımız kahvaltıda da şunu gördüm ki çok iyi bir eğitim veriliyor. Veliler de öğrencilerde dil öğrenme konusunda istekli.?dedi. Öğrenci velilerinin yoğun katılımı ile düzenlenen sertifika töreninde konuşan Özel Safvet Koleji Müdürü Bayram Yayla, ?Okulumuzda yıllardır yapılan Kış ve Yaz Dil Okulu çalışmaları ile öğrencilerimizin yıl boyunca öğrendikleri yabancı dili uygulamalarını ve yabancılarla rahatça konuşabildiğini görerek kendilerini geliştirmelerini hedefledik.?dedi. Bayram Yayla, gördükleri ilgiden memnun olduklarını ve şimdiden ?Summer School ? Yaz Dil Okulu? nu planlamaya başlayacaklarını söyledi. İngilizce konuşmanın zor olmadığını söyleyen Özel Safvet Koleji İngilizce Zümre Başkanı M. Sait Sayar, ? Değerli velilerimiz, çocuklarınız bu programda dil konusunda pratik yapma ve fırsatı buldular. Onları bu konuda desteklerseniz kısa zamanda İngilizceyi tam olarak öğrenirler.?dedi. Katılan öğrenciler tarafından sahnelenen İngilizce oyunlar ve şarkılar söylenen program katılan öğrencilere sertifika verilmesiyle sona erdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.01.2010
TatilidilöğrenerekdeğerlendirdilerTatili dil öğrenerek değerlendirdiler
Elçilere görev: Açılımı yurtdışında anlatın
Takvim
08.01.2010
05:18
Erdoğan, büyükelçilere açılım talimatı da verdi: 2010da somut adımlar atacağız, demokratik açılımı yurtdışında anlatın. Haklı olduğumuz konularda çok cesur bir şekilde kendimizi anlatmamız gerekiyor. Devamı için tıklayınız
Takvim
Dünya
08.01.2010
ElçileregörevAçılımıyurtdışındaanlatınElçilere görev Açılımı yurtdışında anlatın
Anketten Fenerbahçe çıktı
Samanyolu Haber
06.01.2010
15:41
Spor yazarlarına soruldu: Taraftarı olduğunuz takım hangisi? İşte sonuç...

TSYD tarafından düzenlenen 47. TSYD Sporun Zirvesi Eğitim Semineri yapıldı. Seminere katılan spor yazarları arasında yapılan ankette, Taraftarı olduğunuz takım hangisi sorusuna en fazla verilen cevap Fenerbahçe oldu. Katılımcıların yüzde 31.3ü Fenerbahçeli, yüzde 26.9u Galatasaraylı, yüzde 23.1i Beşiktaşlı, yüzde 10.5i Trabzonsporlu olduğunu belirtti. Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) tarafından düzenlenen 47. TSYD Sporun Zirvesi Eğitim Seminerinde konuşan Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, futbolun dünyada olduğu gibi Türkiyede de en fazla sevilen spor dalı olduğunu belirterek, son dönemde kadınların da futbola ilgisinin arttığını söyledi. Türkiyede futbola aşırı ilgiden dolayı taraftarı olduğu takımların sonuçlarının insanları etkilediğini kaydeden Sağlam, Kazanan takımın taraftarı öbür gün kendisini diğerlerinden üstün görüyor. Kimisi mağlubiyetten sonra işe gitmiyor. 13 yaşındaki oğlum, yenildiğimiz günün sonrası baba okula gitmeyeceğim diyor. Bu durum sporun içinde olan herkesi baskı altına alıyor. Bu baskıyı azaltmamız, kırmamız gerekiyor dedi. Sağlam, sporun amacının tamamen unutulduğunu belirterek, Daha önceleri maç bitiminde kavga edilirdi. Şimdiyse ısınmalarda kavga eder hale geldik. Bir söz okumuştum, Kaybetmeyi hazmetmek, kazanmaktan daha zordur. Sporun içinde kazanmanın da kaybetmenin de olduğunu anlatmamız gerekiyor. Futbolun bir spor, sporun da kardeşlik olduğunu hatırlatmamız gerekir diye konuştu. Türkiyede değerlendirme kültürünü değiştirilmesi gerektiğine dikkati çeken Sağlam, Bir takımın ligi kaç puanla kaç gol atarak, kaçıncı sırada bitirmiş olmasından daha önemli değerler olduğunu düşünüyorum. Ligi 8. bitiren takım, 3. bitirenden daha önemli değerler ortaya koyabilir. Değerlendirme kültürümüzü rakamlardan kurtarmamız lazım dedi. Sağlam, Bursaspor ile yakaladıkları başarıyı devam ettireceklerini belirterek, Bursaspor olarak sezon sonunda ligi çok iyi bir yerde bitireceğiz. Bursasporla Avrupa kupalarına katılmayı, büyük takımlarla şampiyon olmayla eşdeğer görebiliyorum diye konuştu. Türkiyede ülkenin beklentilerine cevap verecek kalitede antrenörler olduğunu kaydeden Sağlam, İdeallerim arasında o şerefli görevi yapmak var. Ancak şu anda herhangi bir kademesinde bir görev verilirse bunu kibar bir şekilde istemiyorum derim. Futbolu yöneten insanların kararlarına saygı duyarım, gelecek antrenöre de Türk futboluna katkı sağlamak için çabalayan futbol adamı olarak elimden gelen katkıyı sağlamaya çalışırım Kayserispor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas, yaptığı konuşmada, Türkiyenin spor alanında çok ciddi sorunları olan bir ülke olduğunu belirtti. Kulüp yapısındaki sorunların çözülmesiyle Türk futbolunun ileriye gideceğini kaydeden Kafkas, Anadoludaki sorunlar İstanbula göre fazla. Taraftar profili, tesisleşme önemli sorunlar. Bunu halletme aşamasına gelmiş durumundayız. Biz kulüp olarak, çok iyi bir stat sahibi olduk, tesisleşmeye ve altyapıya önem verdik dedi. Milli takıma teknik direktör arayış sürecinin uzadığına dikkati çeken Kafkas, şunları kaydetti: Bu konuya Futbol Federasyonu karar verecek. Ancak Türk teknik adamları ile ilgili olumlu bir hava esmedi. Bu görevi Türk teknik adamlarının yapamayacağı yönünde spekülasyonlar oldu. Bence Milli Takıma dünyalı değil, uzaydan, Kriptondan bir teknik direktör getirilsin. Olağanüstü güçleri olan... Antalyaspor Teknik Direktörü Mehmet Özdilek, Türkiyedeki kulüplerdeki teknik yönetimlerin idari ve mali yapılanmadan destek alamadıklarını kaydetti. Altyapının bir devlet politikası olması gerektiğini ifade eden Özdilek, şöyle konuştu: Ülke futbolunu ileriye götürmeye çalışmalıyız. Küçük arkadaşları tarayabiliriz. Bugüne kadar gençlere yatırım yapan hiçbir kulüp kaybetmemiştir. Kısa vadeli planlar hayal kırıklığına yol açacaktır. Planlı ve programlı çalışan kurumlar başarıyı elde edecektir. Anadoluda çalışan bir teknik direktör olarak, kendilerini yerel medyaya anlatırken, ulusal medyaya yeteri kadar anlatamadıklarını kaydeden Özdilek, sözlerini şöyle sürdürdü: Bir işe nasıl başladığınız değil, nasıl bitirdiğiniz çok önemli. Bize 5. haftada bu lige yakışmıyor dediler. 14. haftada muhteşem dediler. Biz maçlardan önce karar veriyoruz, doğru veya yanlış. Başarı ve başarısız olarak değerlendirmeniz için 34 haftanın geçmesi lazım. Geçmiş dönemde uluslararası başarıların Türk antrenörlerle yakalandığını ifade eden Özdilek, Biz yeterli ve yetenekli teknik direktörlere sahibiz. Milli takımı mutlaka Türk teknik direktör çalıştırmalı. Milli takımın bir sisteminin oluşması lazım. Çünkü genç oyuncular ve yetişmiş oyuncular arasında fark
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.01.2010
AnkettenFenerbahçeçıktıAnketten Fenerbahçe çıktı
Houston kenti tek ses
Samanyolu Haber
27.11.2009
15:43
ABDnin Houston kentinde bulunan Dinlerarası Diyalog Kurumunun Raindrop Türk Evi ve Gülen Enstitüsü sponsorluğunda önceki akşam 7ncisini düzenlemiş olduğu Diyalog ve Arkadaşlık yemeğinde Houston toplumunun ileri gelenleri bir araya geldi.

Katılımcılar ve davetliler, Amerikada ve dünyada yaşanan çatışmalara karşı tek ses olup kardeşlik mesajı verdi. Houstonın en saygın kurumlarının temsil edildiği yemekte, şehrin en büyük üç üniversitesi olan Houston Üniversitesi, Rice Üniversitesi, St. Thomas Üniversitesiyle birlikte Houston Polis TeşkilatıHouston Gümrük Güvenlik KurumuHouston Halk kütüphanesi Houston Çocuk Müzesi, Fox26 televizyon kanaliHouston Gazetesi KPRC Televizyonu ve 74 farklı kurum ve cemaati temsil eden 350 den fazla toplum lideri yemekte hazır bulundu. Yemeğe ve yemekte verilen mesaja destek amacıyla, Amerikan Kongre üyesi Sheila Jackson Lee, İngiltere, Türkiye ve Norveç Başkonsolosları ve 2 eyalet milletvekili geceye katıldı. Programda söz alan St. Thomas Üniversitesinin rektörü, Dr. Robert Ivany, toplumda barışı sağlayabilmenin yolunun eğitimden geçtiğini ve ancak akıl ile inancın birleşiminin sağlıklı bir toplumu oluşturabileceğini söyledi. Daha sonar söz alan ve Diyalog Kurumu vasıtası ile Türkiyeye gelen Metodist kilisesinin başpapazı Dr. James Bankston Türkiyeye yaptığı geziden ve geziden ne kadar etkilendiğinden bahsederken Dünya üzerinde Türk insanından daha misafirperver bir millet bulamazsınız dedi. Programın unutulmaz anlarından bir tanesi de Amerikan Kongre Üyesi Sheila Jackson Leenin yaptığı konuşma oldu. Lee yaptığı konuşmada günümüz dünyasında yardıma muhtaç eller olduğunu ve genç nesle kardeşliği anlatmamız gerektiğinden bahsetti. Yapılması gerekenleri ise Dünyaca tanınmış 3 şahsin hayatında bulabileceğimizi söyledi. Martin Luther King Jr. Nobel ödülünü alırken yaptığı konuşmasından söylemiş olduğu Günümüzde yaşadığımız politik ve ahlaki sorunlara en güzel cevap baskıcı bir zihniyetle ya da kırıp dökerek değil, insan sevgisi ile verilebilir. cümlesini aktaran Lee, ikinci örneğin barışın ne demek olduğunu anlayan bir lider olarak Gandhiyi örnek gösterdi. Günümüzde yapılması gerekenlerin de olduğunu vurgulayan Lee, Gülen hareketini örnek göstererek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: Allahın ismini anlatmanın, başkaları için yaşamanın, kendini bu ise vakfetmenin, fedakârlığın, sadakatin ve vefakârlığın önemini anlayan Gülen Enstitüsünün insanlara olan ilhamı açık bir şekilde takip edilmesi gereken bir yoldur. Programda bu sene ilk defa Houston çapında yapılan Arkadaşlığın Resmi konulu resim yarışmasında dereceye giren ortaokul ve lise seviyesindeki öğrencilere ödülleri verildi. 200 den fazla öğrencinin yarıştığı yarışmada dereceye giren öğrencilerin ve sergiye değer bulunan çalışmalar misafirlere sergilendi. BİR MAHALLEYİ DEĞİŞTİREN TÜRK ÖĞRENCİLERİN HİKAYESİ Program esnasında ayrıca diyaloga katkılarından dolayı Houston Polis Şefi Mr. Harold Hürtte topluma hizmet ödülü, Fox26 Televizyonu başkan yardımcısı DArtağnan Bebele Medya Hizmet Ödülü ve BaşRahibe Janice Huieye Diyalog ve Barış Ödülü verildi. Ödül Sahipleri konuşmalarında toplumun huzur ve barışı için diyalog faaliyetlerinin ne kadar önemli olduğunu vurgularken, dinlerarası diyalog kurumuna topluma olan büyük hizmetinden dolayı teşekkür ettiler. Program kısa klasik keman dinletişi ile sonlanırken, programa gönüllü katılan keman sanatçıları Cindy ve Henry Rubin, başlarından geçen bir hadiseyi misafirlerle paylaştılar. Yaklaşık 7 yıl önce bulundukları evin hemen yanına bir grup Türk öğrencinin taşındığını anlatan çift, ilk önce eyvah artık etraf gürültüden geçilmez diye çok korktuklarını ancak evin gayet sakın olduğunu anlattı. Üstüne üstlük bir gün bir davetiye aldıklarını ve bu Türk öğrencilerin kendilerini yemeğe davet ettiklerini görünce çok duygulandıklarını anlatan keman sanatçıları, davete katıldıklarını aktardı. Rubin çifti, bir grup öğrencinin bu şekilde o mahallede yaşayan birçok ailenin birbiriyle tanışmasına vesile olduğunu ve bu sayede huzurlu, birbirini tanıyan ve yardımlaşan bir mahalle olduklarını anlattı. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.11.2009
HoustonkentiteksesHouston kenti tek ses
Uras'tan Baykal'ı kızdıracak benzetme
Samanyolu Haber
19.11.2009
21:23
İstanbul bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, Türkiyede (CHP Genel Başkanı Deniz) Baykal hattı ve Avrupada (Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas) Sarkozy ve (Almanya Başbakanı Angela) Merkel hattı, çeşitliliği tektipleştirmeye çalışmalarıyla benzeşiyor dedi.

Avrupa Parlamentosunda (AP) Avrupa Birleşik Sol/İskandinav Yeşil Sol konfederal grubunun ev sahipliğinde düzenlenen Dersim 1937/1938 - Aleviler ve Devletin Rolü konferansında konuşan Uras, Çok kültürlü, çok kimlikli ve çok inançlı Avrupa mücadelesi ile Türkiye mücadelesi eşgüdümünün önemli olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu çeşitliliği tektipleştirmeye çalışan Sarkozy ve Merkel hattına eleştirel bakıyoruz. Türkiyede de Baykal hattı böyle. Yani Türkiyenin o çok kültürlü, çok kimlikli yapısını tektipleştirmeye çalışan ve 21inci yüzyılda sorunları medeni yöntemlerle değil, tek parti döneminin katliam politikalarıyla çözümünü savunmanın bir karşılığı yok ifadesini kullandı. Ben, bunların (savaş suçlusu eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Miloşeviç politikaları olduğunu düşünüyorum. Miloşeviçi, Miloşeviç yapan, Yugoslavyanın o çeşitliliğini tektipleştirmeye çalışmak oldu diyen Uras, Tek parti döneminin politikalarını savunması CHPnin nasıl bir yaratıcılığa sahip olduğunu gösteriyor. Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden 86 yıl geçmiş. Bu yöntemler çözüm olsaydı biz bugün bunları tartışıyor olmazdık şeklinde konuştu. Uras, CHPnin üyesi olduğu Sosyalist Enternasyoneli de CHPnin ayıplarına ortak olmakla itham etti. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlunun kendilerine tuzak kurulmak istendiği yönündeki açıklamalarını hatırlatan Uras, Halka tuzak kurmak istediğiniz için kendiniz tuzağa düşüyorsunuz. Kimsenin kimseye tuzak kurduğu yok ama belden aşağı yöntemleri hala çözüm olarak sunabilmek içler acısı bir durum dedi. Ufuk Uras, Bu süreçte gerçek sol, Ergenekon soldan koparak gerçekleşecek. Başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere toplum kesimleri gerçek bir sol siyasetten yana tutum almaya yönelecekler. Bu ayrışma zaten başlamıştı, daha da hızlanacak. Ergenekon solunun, solla alakası yok. Bunlar bildiğiniz nasyonel sosyalistler. Hitler Almanyasından sonra nasyonel sosyalizmin en güçlü olduğu yer Türkiye. Nasyonel sosyalizmin, solun temel değerleriyle ilgisinin olmadığını ve katliam politikasını savunmanın utanç verici olduğunu anlatmamız gerekiyor. Sosyalist Enternasyonel de bu politikalara destek vererek bu ayıbın bir parçası oluyor. Bu yüzden APde Avrupalı dostları eleştirmeye geldim. Muhtemelen Türkiyede, JİTEMci ve Ergenekoncu köşe yazarları Bizi şikayet ediyor diyebilirler ama ben buraya daha çok Avrupadaki siyasetçileri eleştirmeye geldim diye konuştu. Konferansta söz alan gazeteci Oral Çalışlar, Türkiyede derin devletin, Kürtler, Aleviler ve Sünniler gibi mağdurlar yaratarak bunları birbirine düşürmekte usta davrandığını, son dönemde yaşanan gelişmelerin bu kısır döngünün kırılacağı konusunda iyimserlik yarattığını ifade etti. Hükümetin demokratik açılım konusundaki çabalarıyla geçer notu hakettiğini kaydeden Çalışlar, İyiye gidiyoruz ama en büyük eksiklik, bu sürece katkıda bulunacak gerçek sol partinin olmayışı dedi. Gazeteci Derya Sazak da Türkiyenin 12 Eylül darbesiyle hesaplaşması ve darbe anayasasının değiştirmesi gerektiğini söyledi. CHPde orduyu darbeye davet eden bir anlayışın hala mevcut olduğunu savunan Sazak, şöyle devam etti: Son dönemde ortaya çıkan askeri müdahale planları başarılı olsaydı bugün 28 Şubatçı bir yapı altında olurduk. Bu başarılamadığı için şimdi ne yazık ki yer yer yargı üzerinden sistemi zorlayarak demokrasi dışı bir çaba gözüküyor. Ama Onur Öymen meselesinin ciddi bir kırılma yaratacağını düşünüyorum. CHP bir yol ayrımında. Hadi Kürt sorununu, (Nasıl olsa batıdan oy alıyoruz) diye fazla sahiplenmiyorlar. Ama bu Dersim katliamı büyük gafıyla siz Alevileri de yani batıdaki laik, ilerici, Cumhuriyet tarihi boyunca katliamlar, suikastler gibi bu kadar anormallik yaşanmasına rağmen CHPden kopmayan kitleyi de kaybettiğiniz zaman nasıl demokratik yollardan bu parti iktidar olacak? Konferansa katılan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç ve diğer Alevi örgütlerin temsilcileri, Alevilerin CHPye bakışında yaşanan değişimin sonuçlarının önümüzdeki günlerde ortaya çıkacağını belirttiler. Demokratik Toplum Partisi (DTP) Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk ise Onur Öymenin Ergenekoncu devlet elitlerinin önemli bir yüzü olduğunu öne sürdü. Konferansın ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, Dersim katliamının tanınması, devletin özür dilemesi, Seyit Rızanın mezarının bulunması ve CHPnin Sosyalist Enternasyonalden ihraç edilmesi talepleri yer aldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.11.2009
UrastanBaykalıkızdıracakbenzetmeUrastan Baykalı kızdıracak benzetme
Sıkıyönetimden yüksek öğretime
Samanyolu Haber
16.11.2009
11:29
Hakkâri, Iğdır, Batman, Siirt, Şırnak, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Muş, Mardin ve Tunceli... Her biri ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin birer incisiydi.

Ancak hep olumsuzluklarla anıldılar şimdiye kadar... Çoğumuz sadece adını biliyoruz bu şehirlerin. İsimlerin boş bırakıldığı haritada yerlerini bulmakta zorlanacağımız kesin. Yatırım eksikliği, geri kalmışlık, işsizlik ve göç kaderleriydi sanki. Bunlar yetmezmiş gibi, güç tabiat şartlarına sahip bu coğrafyaların sırtına yeni yükler eklenmişti zamanla. Bazıları, birinci derece terör bölgesi hâline gelmişti birden. Bırakın hayat sürmeyi, gezip görmek bile sorundu neredeyse. Sanayiciler defterlerinden silmişti adlarını. Mecburi hizmete giden eğitimciler ilk fırsatta uzaklaşıyordu bölgeden. Stajyer ve vekil öğretmenlerle idare ediyordu çocuklar. Doktor yüzü gören şükrediyordu. Yıllar geçtikçe katmerlenen kötü imaja ağır sorunlar eklenmişti. Her şeyden üzücüsü, bölge halkı artık umudunu da tüketmek üzereydi... Doğu ve Güneydoğu şimdi demokratik açılımı konuşuyor. Yıllar içinde kurşun gibi ağırlaşan sorunların çözümü yolunda umutlar tekrar yeşermeye başladı. Açılım sürecinin görünen ve provoke edilen yönleri kadar, fazla konuşulmayan ancak derinden derine ilerleyen boyutları da var. Bölge illerinde yeni kurulan üniversiteler gibi... Sürecin bir parçası olarak ele alınmasalar da aslında üniversiteler demokratik açılım sürecinin en önemli taşıyıcılarından. Son kurulan 23 üniversiteyle beraber Türkiyede üniversite sayısı 139a yükseldi ve üniversitesi olmayan il kalmadı. Çoğunluğu Doğu ve Güneydoğuda bulunan 23 üniversite henüz bir yıldır faaliyette. Buna rağmen bu yapıların daha şimdiden bölgeye ciddi bir hareket ve heyecan getirdiğini söylemek mümkün. Bunda en büyük pay ise şüphesiz idealist rektörlerin. Yeni kurulan 23 üniversitenin rektörlerini Cumhurbaşkanı Abdullah Gül atadı. Cumhurbaşkanı, hükûmetin her ile üniversite projesine ciddi destek veriyor. Üniversitelerin geri kalmış bölgelerde kalkınmanın lokomotifi olacağını düşünüyor. Rektörleri zaman zaman makamında kabul eden Gül, il gezilerinde üniversiteleri ziyaret etmeyi de ihmal etmiyor. Gül, son olarak Tunceli Üniversitesinin akademik yıl açılışına katıldı. Bu ziyaret vesilesiyle gündeme gelen Tunceli, yıllarca terörle anılmış ve sisteme muhalif yapısıyla öne çıkan bir şehir. Türkiyede Alevi nüfusun da en yoğun olduğu illerden. Belediye yıllardır Demokratik Toplum Partisinin elinde. Emeğin Partisinin (EMEP) Türkiyede belediye başkanlığı kazandığı tek il de Tunceli. Mazgirt, Pertek ve Darıkent belediyeleri EMEPli. Bu da şehrin sol kimliğinin ne kadar baskın olduğunu gösteriyor. Ayrıca AK Partinin milletvekili çıkaramadığı tek ilin Tunceli olduğunu da hatırlatalım. Elbette böyle bir şehirde hükûmet icraatlarına da şüpheyle bakılıyor. Nitekim Tunceli Üniversitesi de bu yaklaşımdan nasibini almış. Rektör Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, başlangıçta ciddi bir ilgisizlik, hatta dışlanmayla karşılaştığını anlatıyor: Başta biraz bana ve üniversiteye karşı bir duyarsızlık oldu. Burası ülkemizin ana ekseni ve omurgası ile sorunlu ve muhalif bir şehir. O bakımdan başlangıçta hükûmetin kurduğu üniversite diye ilgilenmediler. Ben ısrarla buradaki sivil kuruluşlar, iş adamları ve halkla çok yakın temas kurdum. Bu üniversiteyi beraber kuralım dedim. Bunları ancak el ele yapabileceğimizi söyledim. Tunceliyi Ankarada anlatmamız gerektiğini izah ettim; kısa sürede bu çabam karşılık buldu ve üniversiteye kamuoyu desteği yüzde 99a çıktı. Artık herkes çok memnun. Durmuş Boztuğ, aslen Aksaraylı ancak Adanada doğmuş ve son 20 yılını Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde geçirmiş bir akademisyen. Uzmanlık alanı yer bilimleri. Onu ilginç kılan yönlerinden biri, anne tarafının Sünni, baba tarafının ise Alevi olması. Yıllarca Alevi amcalara ve Sünni dayılara sahip olduğundan, Türkiyedeki Alevi-Sünni meselesine de oldukça hâkim. Mevzuya her iki taraftan da bakabilme gibi bir ayrıcalığa sahip. YÖK, yeni kurulan üniversiteler için rektörlük ilanı verdiğinde, kendisi Tunceliyi özellikle tercih etmiş. Bu tercihin gerekçesini kendisinden dinleyelim: Ülkemizde değişik inanç grupları var. Farklılıklar var. Bunlar bazı kesimlerce ayrılık ve kavga sebebi olarak görülüyor. Bense bu farklılıkların bir zenginlik olması gerektiği fikrini savunuyorum. Baba tarafından Alevi, anne tarafından Sünni meşrepliyim. Hayatım boyunca bu konularla iç içe yaşadım. Hayatım boyunca barışı, uzlaşmayı, birliği ve beraberliği savundum. Tunceli de bu yönleriyle öne çıkıyor. Gidip Tuncelide ODTÜ gibi bir üniversite kurayım, hem eğitim açısından bölgeye ciddi katkıları olsun hem de barışı, kardeşliği ve birlikte yaşamayı savunan, bu anlamda model bir yapı ortaya çıksın istedim. Durmuş Hoca, rektör olarak atanmadan önce Tunceliye hiç gelmemiş. Geldiğinde ise buradaki geri kalmışlık ve altyapı eksiklikleri onu çok üzmüş. Buna rağmen insanların eğitim ve bilime yatkınlığından, açık ve özgür düşüncenin varlığından
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.11.2009
SıkıyönetimdenyükseköğretimeSıkıyönetimden yüksek öğretime
Aksiyon'dan gündem oluşturacak haber
Samanyolu Haber
16.11.2009
10:11
Hakkâri, Iğdır, Batman, Siirt, Şırnak, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Muş, Mardin ve Tunceli... Her biri ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin birer incisiydi.

Ancak hep olumsuzluklarla anıldılar şimdiye kadar... Çoğumuz sadece adını biliyoruz bu şehirlerin. İsimlerin boş bırakıldığı haritada yerlerini bulmakta zorlanacağımız kesin. Yatırım eksikliği, geri kalmışlık, işsizlik ve göç kaderleriydi sanki. Bunlar yetmezmiş gibi, güç tabiat şartlarına sahip bu coğrafyaların sırtına yeni yükler eklenmişti zamanla. Bazıları, birinci derece terör bölgesi hâline gelmişti birden. Bırakın hayat sürmeyi, gezip görmek bile sorundu neredeyse. Sanayiciler defterlerinden silmişti adlarını. Mecburi hizmete giden eğitimciler ilk fırsatta uzaklaşıyordu bölgeden. Stajyer ve vekil öğretmenlerle idare ediyordu çocuklar. Doktor yüzü gören şükrediyordu. Yıllar geçtikçe katmerlenen kötü imaja ağır sorunlar eklenmişti. Her şeyden üzücüsü, bölge halkı artık umudunu da tüketmek üzereydi... Doğu ve Güneydoğu şimdi demokratik açılımı konuşuyor. Yıllar içinde kurşun gibi ağırlaşan sorunların çözümü yolunda umutlar tekrar yeşermeye başladı. Açılım sürecinin görünen ve provoke edilen yönleri kadar, fazla konuşulmayan ancak derinden derine ilerleyen boyutları da var. Bölge illerinde yeni kurulan üniversiteler gibi... Sürecin bir parçası olarak ele alınmasalar da aslında üniversiteler demokratik açılım sürecinin en önemli taşıyıcılarından. Son kurulan 23 üniversiteyle beraber Türkiyede üniversite sayısı 139a yükseldi ve üniversitesi olmayan il kalmadı. Çoğunluğu Doğu ve Güneydoğuda bulunan 23 üniversite henüz bir yıldır faaliyette. Buna rağmen bu yapıların daha şimdiden bölgeye ciddi bir hareket ve heyecan getirdiğini söylemek mümkün. Bunda en büyük pay ise şüphesiz idealist rektörlerin. Yeni kurulan 23 üniversitenin rektörlerini Cumhurbaşkanı Abdullah Gül atadı. Cumhurbaşkanı, hükûmetin her ile üniversite projesine ciddi destek veriyor. Üniversitelerin geri kalmış bölgelerde kalkınmanın lokomotifi olacağını düşünüyor. Rektörleri zaman zaman makamında kabul eden Gül, il gezilerinde üniversiteleri ziyaret etmeyi de ihmal etmiyor. Gül, son olarak Tunceli Üniversitesinin akademik yıl açılışına katıldı. Bu ziyaret vesilesiyle gündeme gelen Tunceli, yıllarca terörle anılmış ve sisteme muhalif yapısıyla öne çıkan bir şehir. Türkiyede Alevi nüfusun da en yoğun olduğu illerden. Belediye yıllardır Demokratik Toplum Partisinin elinde. Emeğin Partisinin (EMEP) Türkiyede belediye başkanlığı kazandığı tek il de Tunceli. Mazgirt, Pertek ve Darıkent belediyeleri EMEPli. Bu da şehrin sol kimliğinin ne kadar baskın olduğunu gösteriyor. Ayrıca AK Partinin milletvekili çıkaramadığı tek ilin Tunceli olduğunu da hatırlatalım. Elbette böyle bir şehirde hükûmet icraatlarına da şüpheyle bakılıyor. Nitekim Tunceli Üniversitesi de bu yaklaşımdan nasibini almış. Rektör Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, başlangıçta ciddi bir ilgisizlik, hatta dışlanmayla karşılaştığını anlatıyor: Başta biraz bana ve üniversiteye karşı bir duyarsızlık oldu. Burası ülkemizin ana ekseni ve omurgası ile sorunlu ve muhalif bir şehir. O bakımdan başlangıçta hükûmetin kurduğu üniversite diye ilgilenmediler. Ben ısrarla buradaki sivil kuruluşlar, iş adamları ve halkla çok yakın temas kurdum. Bu üniversiteyi beraber kuralım dedim. Bunları ancak el ele yapabileceğimizi söyledim. Tunceliyi Ankarada anlatmamız gerektiğini izah ettim; kısa sürede bu çabam karşılık buldu ve üniversiteye kamuoyu desteği yüzde 99a çıktı. Artık herkes çok memnun. Durmuş Boztuğ, aslen Aksaraylı ancak Adanada doğmuş ve son 20 yılını Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde geçirmiş bir akademisyen. Uzmanlık alanı yer bilimleri. Onu ilginç kılan yönlerinden biri, anne tarafının Sünni, baba tarafının ise Alevi olması. Yıllarca Alevi amcalara ve Sünni dayılara sahip olduğundan, Türkiyedeki Alevi-Sünni meselesine de oldukça hâkim. Mevzuya her iki taraftan da bakabilme gibi bir ayrıcalığa sahip. YÖK, yeni kurulan üniversiteler için rektörlük ilanı verdiğinde, kendisi Tunceliyi özellikle tercih etmiş. Bu tercihin gerekçesini kendisinden dinleyelim: Ülkemizde değişik inanç grupları var. Farklılıklar var. Bunlar bazı kesimlerce ayrılık ve kavga sebebi olarak görülüyor. Bense bu farklılıkların bir zenginlik olması gerektiği fikrini savunuyorum. Baba tarafından Alevi, anne tarafından Sünni meşrepliyim. Hayatım boyunca bu konularla iç içe yaşadım. Hayatım boyunca barışı, uzlaşmayı, birliği ve beraberliği savundum. Tunceli de bu yönleriyle öne çıkıyor. Gidip Tuncelide ODTÜ gibi bir üniversite kurayım, hem eğitim açısından bölgeye ciddi katkıları olsun hem de barışı, kardeşliği ve birlikte yaşamayı savunan, bu anlamda model bir yapı ortaya çıksın istedim. Durmuş Hoca, rektör olarak atanmadan önce Tunceliye hiç gelmemiş. Geldiğinde ise buradaki geri kalmışlık ve altyapı eksiklikleri onu çok üzmüş. Buna rağmen insanların eğitim ve bilime yatkınlığından, açık ve özgür düşüncenin varlığınd
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.11.2009
AksiyondangündemoluşturacakhaberAksiyondan gündem oluşturacak haber
Toplam "68" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti