ashab ı | |
|
| Kur'an nesli için örnek ve önder bir genç: Hz. İbrahim | Milli Gazete | 13.04.2012 23:12 |  | | | Andolsun, onlarda sizler için, Allahı ve ahiret gününü umud etmekte olanlar içingüzel bir örnek vardır (60/ 6).
Kuran-ı Kerim bize hem peygamber olan gençleri (Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. Yusuf, Hz. Yahya, Hz. Süleyman, Hz. Musa, Hz. Davut, Hz. Muhammed), hem de peygamber olmayan gençleri (Hz. Meryem, Ashab-i Kehf, Hz. Lokmanın oğlu, Hz. Sâre, Hz. Hâcer, Hz. Şuaybın kızları, Hz. Âişe, Hâbil) model alınacak birer yüksek şahsiyet olarak tanıtmaktadır. Bunun yanı sıra Hz. Ademin oğlu Kâbil, Hz. Nûhun oğlu ve Hz. Yûsufun kardeşleri, ibret, ders alınacak kötü örnekler olarak da gösterilmektedir. Siyer kitapları genç sahabelerden, özellikle, Hz. Ali, Hz. Bilal, Hz. Usame, Hz. Musab, Hz. Muazı gibi gençleri, birer örnek şahsiyet olarak taktım etmektedir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 13.04.2012 | | | KurannesliiçinörnekveönderbirgençHzİbrahimKuran nesli için örnek ve önder bir genç Hz İbrahim |
|
| Kandil coşkusu Samanyolu ekranlarında | Samanyolu Haber | 03.02.2012 13:49 |  | | Mevlid Kandili, Samanyolu ekranlarında iki farklı programla kutlanıyor.... İslâm âlemi bu akşam, İki Cihan Sultanı Peygamberimiz Hz. Muhammedin sas dünyayı teşrifini kutluyor. Bu gece şâdân olur erbâb-ı dil / Bu geceye can verir ashab-ı dil diyor Süleyman Çelebi, Mevlit Gecesi hakkında.
Samanyolu Televizyonu da 2... | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.02.2012 | | | KandilcoşkusuSamanyoluekranlarındaKandil coşkusu Samanyolu ekranlarında |
|
| 'Bu geceye can verir ashab-ı dil' | Zaman | 03.02.2012 09:24 |  | | İslâm âlemi bu akşam, İki Cihan Sultanı Peygamberimiz Hz. Muhammedin (sas) dünyayı teşrifini kutluyor. Bu gece şâdân olur erbâb-ı dil / Bu geceye can verir ashab-ı dil diyor Süleyman Çelebi, Mevlit Gecesi hakkında. | | Zaman En Çok Okunan 03.02.2012 | | | Bugeceyecanverirashab-ıdilBu geceye can verir ashab-ı dil |
|
| 'Bu geceye can verir ashab-ı dil' | Zaman | 03.02.2012 01:58 |  | | İslâm âlemi bu akşam, İki Cihan Sultanı Peygamberimiz Hz. Muhammedin (sas) dünyayı teşrifini kutluyor. Bu gece şâdân olur erbâb-ı dil / Bu geceye can verir ashab-ı dil diyor Süleyman Çelebi, Mevlit Gecesi hakkında. | | Zaman Televizyon 03.02.2012 | | | Bugeceyecanverirashab-ıdilBu geceye can verir ashab-ı dil |
|
| Hangi Cemaatler Ehl-i Sünnettir? | Milli Gazete | 30.01.2012 19:34 |  | | | Muhterem bir okuyucum, hangi cemaatlar Ehl-i Sünnettir diye soruyor.Ehl-i Sünnetin itikada (inanca ait hüküm ve bilgilerde), ameliyata (işlemeye ait hükümler, bilgiler, fıkıh) ait belli başlı özelliklerini sayıyorum:1. Allahı kemal sıfatlarla sıfatlı, noksan sıfatlardan münezzeh bilirler.2. İtikatta iki imamları vardır: İmamı Eşarî ve İmamı Mâturidî. Bu iki imam arasında usûle, esasa, temellere ait ihtilaf yoktur.3. Amelî mesele, hüküm ve bilgilerde dört imamdan birinin fıkhıyla amel ederler. İmam Ebû Hanife, İmam Mâlik, İmam Şâfiî, İmam Ahmed ibn Hanbel. Bu dört imam usûlde, esasta, temelde birdir, teferruatta ictihad ayrılıkları olmuştur ki, geniş bir rahmete vesiledir. Dört mezhebin imamları, ulema ve fukahası, mensupları birbirini sapıklıkla suçlamazlar. Hepsi haktır, doğrudur.4. Dinî konularda bilenlerle bilmeyenleri bir tutmazlar. Hanefîlere göre ulema ve fukaha, tabakalara ayrılmıştır. En üst derecede mutlak müctehid imamlar bulunur, yedinci alt derecede, fetva vermeye iktidarı ve icazeti olan müftüler yer alır.5. Lâ-mezhebî yani mezhepsiz ve fıkıhsız değildirler.6. Beş vakit namazı ölünceye kadar kılarlar. Ben kemale erdim, bana yakîn geldi., artık namaz benden sâkıt oldu gibi hezeyanlar ve saçmalıklar söylemezler. 7. Hür ve mukim erkekleri, farz namazları cemaat ile kılar.8. Müteşabihatı, Allaha noksan sıfatlar izafe edecek şekilde lügavî manasıyla yorumlamazlar.9. Kıldığı namaz sahih olan her imamın arkasında namaz kılarlar.10. Dinî konu, mesele ve hükümlerde icazetli ve muttaqi ulemaya, fukahaya, müftülere danışırlar.11. Kuran-ı Kerimi rey ve heva ile yorumlamazlar. 12. Kuranın, mahluk olmadığına, Kelam-ı Kadîm olduğuna inanırlar.13. Bugün elimizde bulunan Kuran-ı Kerimde ilave, çıkartma, tahrif bulunmadığına; Peygamberimizin (Salat ve selam olsun ona) hayatının son Ramazanında Mushaf metnini Cebrail aleyhisselam ile iki kere mukabele ettiğine inanırlar.14. Edille-i şeriyenin dört olduğunu, bunların Kuran, Sünnet, icmâ-i ümmet ve kıyas-ı fukaha olduğunu kabul ederler.15. Telfik-i mezahibi, yani dört fıkıh mezhebininin hükümlerinin ve kolaylıkların karışık, aklının estiği şekilde uygulanmasını kabul etmezler; herkes bağlı olduğunu hak mezhebi bütünüyle hayata uygulamalıdır görüşünü benimserler.16. Din alimi olabilmek için âlî ve âlî ilimleri icazetli üstadlardan öğrenip, sonra imtihan verip icazet almış olmak gerektiğine inanırlar. Böylece din alimlerinin, fakihlerin, müfessir ve muhaddislerin, ucu Resullerin Seyyidi Efendimize ulaşan sağlam bir silsileye sahip olmaları gerektiğine inanırlar. 17. Ashab-ı Kiramın tamamının (radiyallahu anhüm ecmaîn) din konusunda âdil ve sâdık olduğunu kabul ederler.18. Bundan bin dört yüz yıl önce Ashab arasında geçmiş savaş ve ihtilafları Ahkemülhakimîn olan Rabbülâlemîne havale ederler.19. Başta Hazret-i Ali kerremallahu vecheh, müminlerin annesi Fâtıma ez-Zehra, Haseneyn efendilerimiz olmak üzere Ehl-i Beyt-i Mustafayı çok severler, onların yüksek ahlakını örnek alırlar.20. Peygamber Efendimizin, Müslümanlar için en güzel örnek ve model olduğıuna inanırlar.21. İmanın altı temel şartı bulunduğuna, bunlardan birinin kader olduğuna iman ederler.22. Allahın izniyle şefaat edileceğine inanırlar.23. Din konusunda taqiyye ve kitman yapmazlar.24. Tefsir yapmaya yeterli ehliyeti, ilmi olmayanların rey ve heva ile Kuranı yorumlamalarını, ayetlerden kendi kafalarına göre hüküm çıkartmalarını kabul ve tecviz etmezler.25. Peygamberimizin risaletini, davetini, dinini ilanından sonra, bu ilan ve davet kendisine ulaşıp da bunu red, inkar ve tekzib edenlerin ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğunu kabul etmezler.26. Allah katında tek hak, geçerli, makbul dinin İslam olduğuna, İslamın dışında başka hak ibrahimî din bulunmadığına iman ederler.27. Büyük günah sahiplerini, günahı helal kabul etmemeleri şartıyla tekfir etmezler.28. Din ve dünya ayırımı yapmazlar; İslam dininin dünya işlerini tanzim için gönderilmiş hak nizam olduğuna inanırlar.29. Ehl-i Sünnet İslamlığında din ilimlerini para kazanmak ve zengin olmak için öğrenmek fâsit bir niyettir ve haramdır.30. Ehl-i Sünnet Müslümanları gerçek ulemayı, gerçek fukahayı, gerçek müfessirleri, gerçek muhaddisleri, gerçek kâmil mürşidleri, gerçek evliyaullahı sever, sayar, onlara hürmet eder ama onları asla erbab haline getirmez.Muhterem okuyucum, hangi cemaat Ehl-i Sünnettir, hangisi değildir, isim veriniz diyor.Bu konuda isim vermek beni aşar. Cenab-ı Hak cümlemizi Kurana, Sünnete, Şeriata, icmâ-i ümmete uyan, cumhur-i ulema yolundan giden, Sevad-ı Âzam dairesi içinde bulunan, ana caddede yürüyen, ihlaslı kullarından eylesin.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 30.01.2012 | | | HangiCemaatlerEhl-iSünnettir?Hangi Cemaatler Ehl-i Sünnettir? |
|
| Biz de sabır yağmuruna muhtacız... | Zaman | 27.01.2012 01:49 |  | | |
| İlim ve mana aleminin aslanı | Milli Gazete | 10.01.2012 01:24 |  | | | Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır. Kim dilerse o kapıdan gelsin ( Camius-Sağir) HZ. Ali (a.s) daha çocuk yaşta iken, risalet beşiğinde terbiye oldu. Hz. Muhammede (sav) peygamberlik gelmeden önce onun yanında bulunmuş, onun sohbetinden yararlanmış, onunla birleşmiş, bütünleşmiş ve onunla Hak olmuştur.Peygamberimizin (sav) vefatına kadar da ondan bir an olsun ayrılmamış bir sahabeydi. Peygamberimiz (sav) onu yetiştirirken sözleri, hareketleri kısacası her yönüyle ona örnek olmuştu.
Ali Ural Hz. Aliyi (ra) ne güzel kaleme almış:
Beş yaşındayken yeryüzünün en güzel evine adım atıp hicrete kadar o mübarek evde büyüyen Ali! İlk Müslüman çocuk! Hz. Peygamberin yardım talebine herkesin susarak karşılık verdiği bir toplulukta henüz on iki yaşındayken ayağa kalkıp, Sana ben yardım ederim! diyen sâdık kalp. Hz. Peygamberle namaz kılan ilk kişi! Hicrette Onun yatağına uzanıp düşmanlarını şaşırtan fedai! Hicretten sonra herkesin manevi bir kardeş seçtiği günlerde Efendimizin kendine kardeş seçtiği güzel! Hz. Fâtımanın biricik eşi. Hz. Ali (ra) net olmayan, tam manasıyla açıklanmamış işaretlerden ince ve derin manalar çıkarabilen bir sahabeydi. Hz. Ali (ra) ashab-ı kiram arasında Kuran, hadis ve özellikle fıkıh alanındaki bilgileriyle kendini kabul ettirmiş bir otoritedir. Kuran-ı Kerim konusundaki derin bilgisinden faydalanmak isteyenleri kendisine soru sormaya teşvik eder, ayetlerin nerede ve ne zaman nazil olduğunu çok iyi bildiğini söylerdi. Hz. Peygamberimiz (sav) henüz hayatta iken Kuran-ı Kerimin tamamını ezberlemiş bulunan ve onun meselelerine hakkıyla vakıf olan sayılı sahabelerden biriydi. Bu onda mükemmel bir Kuran-ı Kerim kültürü oluşmasını sağlamıştı. Kuran-ı Kerimde yer alan ayet-i kerimelerin nerede, ne zaman ve kimler hakkında nazil olduklarından haberdardı. Yirmi üç sene Kuran nüzulünde Rasulullah ın (sav) yanından hiç ayrılmamıştır. Tabi ki bu durum Hz. Ali (ra) gibi bir insana birçok özellik kazandırmıştır. Hz. Ali (ra) Peygamberimizin (sav) neslini Hz. Fatıma (ra) annemizle devam ettiren çok mübarek bir zattır. Bu nesil her yüzyılda büyük şahsiyetler çıkarmıştır. Hz. Ali (ra) cömertliği ile de örnek davranışlar sergilemiştir. O kadar cömertti ki; günlerce aç kalmış ve daha sonra da yiyecek bir şeyler bulmuş, o esnada açlıktan şikâyet eden bir dilenci görmüş ve elindekilerin hepsini o dilenciye vermiştir. Peygamber Efendimizin (sav) biricik kızı, kadınların en hayırlılarından Hz.Fatımanın (ra) kocası, sevgili amcasının oğlu, çok sevdiği iki torununun babasıydı. Alışverişlerini bizzat kendisi yerine getirir, aldıklarını kendi taşır, ısrarla yardım etmek isteyenlere asla evet demez, kimseye yük olmazdı. Hz. Alinin (ra) aşırı cömertliğine şu hadise de çok güzel örnektir: Bir savaş sonrasında ganimet malları taksim edilirken sahabeler kendi aralarında Şimdi bu malda Ali ve çocuklarının da hakkı var; kendisine hakkını versek, bunları hemen dağıtır. Bari kendisi için biz saklayalım. Demişlerdi. Üzerine giydiği elbisesinde, mutlaka yama olur. Bu yamalar her geçen gün artar ve bu durumdan hiç rahatsızlık duymazdı. Niçin böyle giyiniyorsun? Diye soranlara da bu şekilde daha huzurlu olduğunu söylerdi. Hz. Ali (ra) kendisinden önceki zamandaki halifeler döneminde de, çok iyi danışmandı. Hz. Ömer (ra) bu durumu şöyle ifade etmiştir: Ali (ra) olmasaydı, Ömer helak olurdu. Demiştir. Son derece Allahın hükmünün mutlaka yerine geleceğine iman eden, bunun için hazırlıklarını tüm gücüyle yapan tevekkül sahibi bir zattı. Halifelik yaptığı dönemde kendisini korumak isteyenlere cevabı şöyle olmuştur: Gökte karar kılınmadıkça, yeryüzünde hiçbir şey olmaz. Kaderi tecelli edinceye kadar herkesi iki melek korur. Kader tecelli edince de onu kaderi ile baş başa bırakırlar. Ali de Allah tarafından bir kalkanla korunmaktadır, ecel gelince kalkan alınır. Kaderine razı olmayan, imanın tadını alamaz.... devamı | | Milli Gazete Toplum Yaşam 10.01.2012 | | | İlimvemanaalemininaslanıİlim ve mana aleminin aslanı |
|
| Allah, Ashab-ı Kehf'in Ahlaksız Olan Ailesini Terk | Haber3 | 13.12.2011 23:48 |  | | |
| Rahmet ve bölücülük | Zaman | 25.11.2011 01:54 |  | | Necmettin Nursaçan ile Cuma Sohbetlerine bu hafta Allahın ve Peygamber Efendimizin rahmeti, bölücülük, iman ve ashab-ı kiram hakkında önemli bilgiler ekrana gelecek ve izleyicilerden gelen sorular cevap bulacak. | | Zaman Televizyon 25.11.2011 | | | RahmetvebölücülükRahmet ve bölücülük |
|
| Ehl-i Sünnet kimdir? | Milli Gazete | 22.11.2011 17:13 |  | | | Ehl-i Sünnet demek, Kuran ve sünnetin öğrettiği şekilde inanan ve yaşayan Müslümanlar demektir. Ebedi kurtuluşa vesile olacak imanı bilmek ve Allahu Tealayı tanımak, ancak Ehl-i Sünnet itikadına sahip olmakla mümkündür. Sünnete uymak için Peygamberimiz (sav)in Kurana dair uygulamalarını ve Ashab-ı Kiramı tanıyıp, takip etmek gerekir. Çünkü onlar, bizimle sünnet arasında bir köprü vazifesi görmektedir.
İman ve İslam konusunda Ashabın yerini ve gereğini Allah Resulü (sav) Efendimiz şöyle belirtmiştir:... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 22.11.2011 | | | Ehl-iSünnetkimdir?Ehl-i Sünnet kimdir? |
|
| Peygamberimiz (Sav) İle Birlikte Ashab-ı Suffa Da | Haber3 | 22.11.2011 13:17 |  | | |
| Abdullah Aymaz - Tedbir dersi | Zaman | 20.11.2011 02:05 |  | | |
| Abdullah Aymaz - Tedbir dersi | Zaman | 20.11.2011 02:05 |  | | |
| Abdullah Aymaz - Tahta kulübe | Zaman | 06.11.2011 01:58 |  | | Büyük hakikatler, mütevazı görünümlü, sade ve nazik mekânlardan zuhur etmiştir. Vahyin ilk durağı Ğâr-i Hirâ... İmparatorluğu sarsacak düşüncenin çimlendiği demlendiği yer bir mağara... Evet Ashab-ı Kehfe muhkem bir yuva... | | Zaman En Çok Okunan 06.11.2011 | | | AbdullahAymaz-TahtakulübeAbdullah Aymaz - Tahta kulübe |
|
| Abdullah Aymaz - Tahta kulübe | Zaman | 06.11.2011 01:58 |  | | Büyük hakikatler, mütevazı görünümlü, sade ve nazik mekânlardan zuhur etmiştir. Vahyin ilk durağı Ğâr-i Hirâ... İmparatorluğu sarsacak düşüncenin çimlendiği demlendiği yer bir mağara... Evet Ashab-ı Kehfe muhkem bir yuva... | | Zaman Köşe Yazıları 06.11.2011 | | | AbdullahAymaz-TahtakulübeAbdullah Aymaz - Tahta kulübe |
|
| Afşinliler, Ashab-ı Kehf Külliyesi'ni tanıtmak için maratona katıldı | Zaman | 17.10.2011 12:54 |  | | |
| İncil'de Kova Çağına Ve Ashab-ı Kehf'in Hz. İsa'nı | Haber3 | 12.10.2011 09:31 |  | | |
| Çıkarsan Anadolu'yu keşfe, mutlaka uğramalısın Ashab-ı Kehf'e | Zaman | 23.09.2011 02:07 |  | | |
| Çıkarsan Anadolu'yu keşfe, mutlaka uğramalısın Ashab-ı Kehf'e | Zaman | 23.09.2011 01:56 |  | | |
| Ashab-ı Muhammed | Haber3 | 19.08.2011 08:29 |  | | |
| Hz. İsa (A.s.)'ın Nüzulunda, Yanında Geçmişini Bil | Haber3 | 04.08.2011 02:43 |  | | |
| Eskiler Bizi Görselerdi Ne Derlerdi? | Haber7 | 31.07.2011 09:59 |  | | |
| İstanbul'daki üç büyük evliyadan biri | Haber7 | 01.07.2011 12:15 |  | | |
| TARSUS TSO BAŞKANI KARAGÖZLÜ: "ESHAB-I KEHF TARSUS'TADIR" | Haber3 | 24.06.2011 17:16 |  | | |
| "Hz. Peygamber (sav) örnek alındıkça insanlığın mutluluğu ve huzuru artacaktır" | Samanyolu Haber | 19.04.2011 14:29 |  | | Elbistan Müftüsü Ramazan Tolan, Biz inanıyoruz ki Hz. Peygamber (sav) tanındıkça ve örnek alındıkça, insanlığın mutluluğu ve huzuru artacaktır. dedi.
Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri çerçevesinde Müftülüğün düzenlediği organizasyona Elbistanlılar büyük ilgi gösterdi. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Kuran-ı Kerim tilavetini Güvercinlik Köyü İmam-Hatibi İbrahim Aslan yaptı. Kürsüye gelen İlçe Müftüsü Ramazan Tolan, bu yıl Kutlu Doğum Haftasında Merhamet konusunun seçildiğini ifade etti. Tolan, Biz inanıyoruz ki Hz. Peygamber tanındıkça ve örnek alındıkça insanlığın mutluluğu ve huzuru artacaktır. diye konuştu.
İl Müftüsü Bekir Gülce ise örneklerle merhameti anlattı. Gülce, şöyle dedi: Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle her şehrimiz Medine ile irtibat kuruyor. Medinenin gül kokusu şehirlerimizi kuşatıyor. Bir manevi diriliş yaşıyoruz. Ashab-ı Kiramın yaşadığı heyecanı, manevi duyguyu yeniden yaşıyoruz. Medinede olsaydım diyenlere Medinenin muhabbetini buraya taşıyoruz. Âlemler Sultanı Muhammed Mustafa ile salât ve selam okuyarak manevi bir bağ kuruyor ve ona bağlılığımızı beyan ediyoruz. Dünya giderek bozulmaya yüz tuttu. Dünya insanları, yavaş yavaş haktan, hakikatten uzaklaşma istidadı gösteriyor. Hak kaybolup batılın yeniden dönmesi mümkün olmamakla beraber, güneşin önünü bulutlar kaplıyor; biz de güneşin doğmasını bekliyoruz. İşte merhamet eğitimini insanlık, gittikçe arar hale geldi. Dünyamızı saran terör olayları, anlamsız savaşlar, ekonomik yarış ve mücadeleler insanların ciğerlerindeki nefesi bile sömürmek isteyen azgın doyma bilmeyen sömürücü zihniyet, adalet kavramını hiçe sayan güçlünün adaletli olduğunu zannettiği bir dünyada yaşıyoruz. Programa katılanlara gül suyu ve şeker ikram edildi.
Etkinliğe Elbistanlılar büyük ilgi gösterdi. Programa Kaymakamı Metin Maytalman, İl Müftüsü Bekir Gülce, Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Hanifi Binici, Şeker Fabrikası Müdürü Niyazi Develi, Milli Eğitim Müdürü Ramazan Çelik ve çok sayıda protokol üyesi katıldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 19.04.2011 | | | HzPeygamber(sav)örnekalındıkçainsanlığınmutluluğuvehuzuruartacaktırHz Peygamber (sav) örnek alındıkça insanlığın mutluluğu ve huzuru artacaktır |
|
| Afşin'de Kutlu Doğum coşkuyla kutlandı | Samanyolu Haber | 17.04.2011 16:06 |  | | Kahmaramanmaraşın Afşin İlçe Müftülüğünün düzenlediği Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri coşkulu geçti.
Konuşmacı olarak Kahramanmaraş İl Müftüsü Bekir Gülce, Kahramanmaraş Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Akın katıldığı programa Afşin Belediye Başkanı Fazlı Aydoğan, Afşin Emniyet Müdürü Veysel Ateş ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Programa katılanlara güller dağıtıldı ve tatlılar ikram edildi. Afşin Belediyesinin hazırlatmış olduğu Ashab-ı Kehf tablosu katılımcılara hediye edildi. İl Müftüsü Bekir Gülce, Peygamber ve merhamet, Doç. Dr. Ahmet Ak da İslam rahmet dini adlı bir konferans verdi.
Müftü Gülce şunları söyledi: Bugün bütün insanlığı saran bir hiddet ve şiddet sarmalı ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bu da temelde merhamet eğitimindeki eksiklikten kaynaklanmaktadır. Merhametsizliğin sebepleri derin psikolojik, sosyolojik tahlillerde aranadursun, bütün sebepler bizi aslında şefkat ve merhametten uzaklaşmış, paslanmış yüreklere, katılaşmış kalplere götürecektir. Çünkü merhametsiz yüreklerde sevgi, şefkat, rahmet bulunmaz. Başka bir ifadeyle ilahî rahmetin tecelli etmediği yüreklerde merhamet tahakkuk etmez. Allah Resûlü Merhamet, ancak kalbi katılaşmış, inançsız bedbahtların kalbinden kaldırılmıştır. buyurmuştur.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.04.2011 | | | AfşindeKutluDoğumcoşkuylakutlandıAfşinde Kutlu Doğum coşkuyla kutlandı |
|
| Bana Kafir Diyene Açık Mektup | Milli Gazete | 11.04.2011 17:44 |  | | | Bendeniz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanıyım. Ehl-i Sünneti müdafaa ediyorum.
Ehl-i Sünnet ne demektir? (1) Allahın Kitabı Kuranı doğru yorumlamaktır. (2) İnsanlar için en güzel örnek ve model olarak gönderilmiş Hz. Peygamberin (Salat ve selam olsun ona) Sünnetini kaynak olarak kabul etmek, onu doğru yorumlamak ve ona yapışmaktır. (3) İhtilaflı, tartışmalı meselelerde Sevad-ı Azama (Büyük Cemaate) tabi olmaktır. (4) Allahı kemal sıfatlarla sıfatlı, noksan sıfatlardan münezzeh bilmek; zaman, mekan, cisim, cihet, insanlar gibi eli, ayağı, yüzü olmak gibi noksan sıfatları ona yakıştırmamaktır. (5) İla-i kelimetullah için cihad fi sebilillah yapmaktır. (6) Peygamberin, Ashab-ı Güzinin, Selef-i Salihinin, Ehl-i Beyt-i Mustafanın ahlakıyla ahlaklı olmaktır. (7) Şeriat-ı Garra-i Ahmediyyeye tabi olmaktır. (8) Peygamberin vekili, varisi, halifesi durumunda olan muhterem ve mübarek icazetli ve ehliyetli zatlara itaat etmektir. (9) İtikatta ve dinde bidatlerden uzak durmaktır. (10) Din, Kuran, Sünnet, Şeriat konusunda heva ve rey ile konuşmamaktır. (11) Zamanın İmam-ı Kebirine, Emirül-müminine (vicahen veya gıyaben) biat etmektir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 11.04.2011 | | | BanaKafirDiyeneAçıkMektupBana Kafir Diyene Açık Mektup |
|
| Afşinliler Kutlu Doğum Ormanı için fidan dikti | Samanyolu Haber | 03.04.2011 16:05 |  | | Kahramanmaraşın Afşin Belediyesi ile Samanyolu Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Ashab-ı Kehf Külliyesi civarında Kutlu Doğum Ormanı oluşturdu. Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Afşin Belediyesi ve Samanyolu Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Peygamber Efendimiz(sav) adına bir fidan da sen dik sloganıyla fidan dikim kampanyası başlattı. Kampanyaya vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Tüm aile bireyleriyle ağaç dikmeye gelen Afşinliler, havanın da güzel olmasıyla keyifli ve anlamlı bir gün geçirdi. Ağaç dikiminin ardından Kuran-ı Kerim okundu ve dua edildi.
Organizasyonu gerçekleştiren Samanyolu Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Saadet Demir şunları söyledi: Biz dernek olarak Kutlu Doğum münasebetiyle Peygamber Efendimiz adına, Kutlu Doğum Ormanı oluşturmak istedik. Bu faaliyetimizi bundan sonraki yıllarda da devam ettirmek istiyoruz. Ağaç dikimine katılanlara ve desteklerini esirgemeyen Afşin Belediyesine teşekkür ediyoruz.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.04.2011 | | | AfşinlilerKutluDoğumOrmanıiçinfidandiktiAfşinliler Kutlu Doğum Ormanı için fidan dikti |
|
| Afşinliler Kutlu Doğum Ormanı için fidan dikti | Samanyolu Haber | 03.04.2011 15:41 |  | | Kahramanmaraşın Afşin Belediyesi ile Samanyolu Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Ashab-ı Kehf Külliyesi civarında Kutlu Doğum Ormanı oluşturdu.
Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Afşin Belediyesi ve Samanyolu Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Peygamber Efendimiz(sav) adına bir fidan da sen dik sloganıyla fidan dikim kampanyası başlattı. Kampanyaya vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Tüm aile bireyleriyle ağaç dikmeye gelen Afşinliler, havanın da güzel olmasıyla keyifli ve anlamlı bir gün geçirdi. Ağaç dikiminin ardından Kuran-ı Kerim okundu ve dua edildi.
Organizasyonu gerçekleştiren Samanyolu Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Saadet Demir şunları söyledi: Biz dernek olarak Kutlu Doğum münasebetiyle Peygamber Efendimiz adına, Kutlu Doğum Ormanı oluşturmak istedik. Bu faaliyetimizi bundan sonraki yıllarda da devam ettirmek istiyoruz. Ağaç dikimine katılanlara ve desteklerini esirgemeyen Afşin Belediyesine teşekkür ediyoruz.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 03.04.2011 | | | AfşinlilerKutluDoğumOrmanıiçinfidandiktiAfşinliler Kutlu Doğum Ormanı için fidan dikti |
|
| Hz. Yusuf en 'güzel' kıssa | Milli Gazete | 01.04.2011 10:17 |  | | | Hz. Yusuf dizisi Dünya ve Türk televizyonlarında gösterildiğinde çok kişinin hayalinin ötesinde bir yapımın gerçekleştiği görülmüştü.
Üç sezon olarak çekilen ve 45 bölüm olarak izleyiciyle buluşan bu dizinin ortaya çıkması tesadüf değil. Çok iyi bir ekip tarafından uzun yıllara yayılan senaryo ve çekim çalışmasıyla ortaya çıktı Hz. Yusuf yapımı. Dizinin yönetmeni Faracullah Silahşoru tanıdığınızda bu dizinin manevi dünyamıza getirdiği zenginliğin anlamını daha iyi kavrayabiliyorsunuz. Daha önce Ashab-ı Kehf dizisiyle İslam dünyasında gönüllerde özel bir yer edinen Silahşorun usta işi çalışması sadece İranda değil, dünyanın her yerinde büyük bir ilgi gördü. Hz. Yusuf dizisinin izlendiği 54 ülkeden eposta aldığını ifade eden Silahşor, Tacikistanda dizinin izlenmesiyle camideki cemaat sayısında artış olduğunu, çok sayıda ülkede ise kadınların örtü taleplerinin arttığını söylüyor. Çoğu ülkede ise dizinin yayınlandığı saatte suçlarda yüzde elli azaldığına ilişkin bilgileri yetkililerin kendisiyle paylaştığını açıklıyor. Türkiyeden gelen izleyici yorumlarından ise son derece memnun Silahşor. Türkiyeye çeşitli zamanlarda geldiğini dile getiren usta yönetmen, Türkiyeye tekrar gelmek istediğini söylüyor. 40-50 bölümlük Kuran Kıssaları dizi filmi için hazırlıklarını sürdüren Silahşor, Hz. Musayı konu alan uzun bir dizi için de senaryo çalışmalarına ağırlık vermiş durumda.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 01.04.2011 | | | HzYusufengüzelkıssaHz Yusuf en güzel kıssa |
|
| Haftanın Duası | Zaman | 18.03.2011 02:00 |  | | | Bizi sıyanet buyur ey biricik Koruyanımız.. dinimize ve dünyaya müteallik bütün işlerimizde insî ve cinnî şeytanların, durmadan kötülüğü emredip duran nefs-i emmarenin vereceği zararlardan, inanan kullarına karşı kalpleri kin ve nefret duygularıyla dopdolu düşmanların saldırgan davranışlarından bizi muhafaza et, ey her zaman inayetiyle bizimle beraber olan Rabbimiz.. Efendiler Efendisine, Onun payeler üstü aile fertlerine, her biri nurefşan birer yıldız olan ashab-ı güzinine salât ü selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabbimiz! | | Zaman Kürsü 18.03.2011 | | | HaftanınDuasıHaftanın Duası |
|
| Ömer Seyfettin'in bilinmeyen eserleri | Haber7 | 17.03.2011 15:12 |  | | |
| Hz. Ali?nin hayatı ve şahsiyeti konulu konferans düzenlenecek | Samanyolu Haber | 28.02.2011 16:27 |  | | Osmaniyenin Kadirli ilçesinde Hz. Alinin hayatı ve şahsiyeti konulu bir konferans düzenlenecek.
Kadirli Diyanet?Sen İlçe Başkanı Mahmut Bozdoğan, İlahiyatçı Yazar M. Emin Yıldırım tarafından yarın Serhat Koleji konferans salonunda verilecek konferansa Kadirli halkının davetli olduğunu söyledi.
Mahmut Bozdoğan, Daha önceki yıllarda Peygamber Efendimizin hayatını anlatarak bizlere siyer ziyafeti sunan ve aynı zaman da Ashab-ı Kiramın da hayatını anlatan M.Emin Yıldırım hocamız yarın Hz. Alinin hayatı ve şahsiyeti konulu konferans verecek. Saat 19.00daki konferans, Diyanet-Sen, Eğitim Bir ?Sen,Sağlık Sen ve Toç?Sen tarafından organize ediliyor. Konferansımız ücretsiz olup tüm Kadirli halkı davetlidir. dedi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 28.02.2011 | | | HzAli?ninhayatıveşahsiyetikonulukonferansdüzenlenecekHz Ali?nin hayatı ve şahsiyeti konulu konferans düzenlenecek |
|
| Celaleddin Ökten, imam hatiplerin kapatılmaması için sokaktan amele toplamış | Samanyolu Haber | 08.02.2011 10:35 |  | | İmam hatip liselerinin kurucusu Celaleddin Öktenin CHP tarafından 10 aylık olarak açılan imam hatip kurslarının ilgisizlikten kapatılmaması için sokaktan ameleleri toplayarak Kaç para kazanıyorsanız ben vereyim yeter ki gelin sınıfta oturun, müfettiş geldiğinde öğrenci yok diye kursu kapatmasın dediği belirtildi.
Celalettin Öktenin kızı Ayşe Hümeyra Ökten, imam hatip liselerinin nasıl kurulduğunu söyleşi kitabında anlattı. Timaş tarafından yayınlanan Dindar Bir Doktor Hanım isimli kitapta hatıralarını anlatan Ayşe Hümeyra Ökten, söyleşinin üçüncü bölümünde babası Celâleddin Öktene dair hatıralarını anlatıyor.
Ayşe Hümeyra Ökten, bu bölümde imam hatip liselerinin nasıl kurulduğunu şöyle anlatıyor: Celâleddin Ökten İstanbulda önce Darulmuallimi ve daha sonra Darulfünunun Felsefe ve Edebiyat bölümünde okumuştur. Darulmuallimi bitirdiği senelerde İstanbul Sultanîsi Arapça hocalığı için sınav yapılmış. İmtihana birçok vekil oğulları, iltimaslı katılmasına rağmen Celâleddin Ökten sınavı birincilikle kazanmış ve Arapça hocası olmuştur. Fakat 1 Eylül 1929da okullarda Arapça dersleri lağvedilince, liselerde diğer branşları olan Edebiyat ve Felsefe derslerine girmeye devam etmiştir. Celâleddin Ökten, İslam Felsefesini, Fıkıhı ve Kelâmı çok iyi bilirmiş. Hatta bir keresinde İzmirli İsmail Hakkı Efendi, Kelâm dersi veriyormuş fakat ders kitabı yokmuş. Talebelere kitap çıkacak demiş. Yılın ortası olmuş hala kitap yok. Talebeler hocam kitap çıkmadı ne yapacağız? dediklerinde Celâle gidin o aklındakileri anlatsın yeter demiş.
İMAM HATİPLERİN AÇILMASI
Babasının İmam Hatip okullarını açmak ve devam etmesini sağlama hususunda gösterdiği çabalardan bahseden Ayşe Hümeyra Ökten, o günleri şöyle anlatıyor: Benim üniversite talebeliğim zamanıydı (1946). II. Dünya Harbi yeni bitmiş, savaşı kazanan Amerika, İngiltere Siz tek parti sisteminde misiniz? Olmaz yeni parti kurun dediler. Bunun üzerine yeni parti kuruldu ama reylerin yeni partiye gideceğini anlayan CHP, Millete biraz dindar gözükelim, belki bize rey verirler diye düşündü. 1946 seçimleri oldu. Gizli oy- açık sayım olması gerekirken tam tersi açık oy- gizli sayım yapıldı. Hayat bu minval üzere devam ederken Ankaradan Celâleddin Öktene, İmam yetiştiren on aylık bir kurs açalım diye emir geldi. Babam o zaman felsefe hocası, Fransızca da biliyor ya, onlara göre modern hocaydı. Babam bu on aylık kursta ancak ezan okuması öğretilir, müezzin, imam yetişmez dedi ama açılması için de çok uğraştı. İlk açıldığında itibar eden yok, çok az kişi gelmiş, kurs nerdeyse kapanacak. Babam sokaktan ameleleri toplamış: Kaç para kazanıyorsanız ben vereyim yeter ki gelin sınıfta oturun, müfettiş geldiğinde öğrenci yok diye kursu kapatmasın demiş. Öğrenci sayısını yirmi kişinin altına düşürmemesi gerekiyormuş. Bir de İmam Hatip Mektepleri Nasıl Olmalıdır diye bir layiha hazırlattılar. Babam bir sene hazırlık üç orta, üç lise toplam yedi senelik okul nizamını hazırlayarak Ankaraya gönderdi. Ne var ki niyetler halisane olmadığı için bu proje üç sene bekletildi. 1950 senesinde hükümet değişti. Ankarada sümen altındaki o layiha ortaya çıktı ve Tevfik İleri zamanında İstanbulda İmam Hatip Mektebi açılsın, müdürü de layihayı veren Celâleddin Ökten olsun diye İstanbul Eğitim Müdürüne yazı gelmiş. O zaman babam elli sene öğretmenlik yapıp emekli olmuş, ciddi bir hocaydı. Eğitim Müdürü babamı davet etti ve Hocam Ankaradan böyle bir emir geldi ama biz bunu yapamayız, çünkü tahsisat yok, mektep yok, teçhizat yok, hiçbir şey yok dedi. Babam azim sahibiydi; emekliyim, yaşım yetmiş ve bu kadar yokluk içinde ben bunu nasıl yaparım demedi. Bilâkis Ben bunu ashab-ı hayra yaptırırsam kabul eder misiniz? dedi ve kolları sıvadı. Önce insanları böyle bir mektebin açılmasına ikna etti ve daha sonra mektep için uygun bir mekan aramaya koyuldu. İşte o zamanlara Selahattin Kaya ve Orhan Okan Beylerden her gün birini yanına alıp semt semt İstanbulu dolaşıp uygun bir mektep binası aradılar. Ve en nihayetinde Vefada eski bir konak bulup, okul şekline getirmek için canla başla çalıştılar.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 08.02.2011 | | | CelaleddinÖktenimamhatiplerinkapatılmamasıiçinsokaktanameletoplamışCelaleddin Ökten imam hatiplerin kapatılmaması için sokaktan amele toplamış |
|
| Afşin uluslararası güreş turnuvasına hazırlanıyor | Zaman | 06.02.2011 15:54 |  | | |
| Abdullah Aymaz - Duvarlar, setler... | Zaman | 24.01.2011 02:02 |  | | |
| Abdullah Aymaz - Duvarlar, setler... | Zaman | 24.01.2011 02:02 |  | | |
| Haftanın Duası | Zaman | 14.01.2011 02:05 |  | | | Allahım! Gırtlaklarımıza kadar kabahatlerle kirlenmiş olsak da Sen seyyiatımızı, meâsî ve mesâvîmizi affet.. Bizi kendi nezdindeki hazinelerinle teyid buyur, kendi kuvvetinle destekle, destekle ki şu geçici dünyadan ancak Senin yardımınla emniyet ve selamet içinde çıkabiliriz. Efendimiz Hazreti Muhammede, aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur Rabbimiz!.. | | Zaman Kürsü 14.01.2011 | | | HaftanınDuasıHaftanın Duası |
|
| Genç olmak | Milli Gazete | 06.01.2011 16:47 |  | | | Genç sahabelerden ashab-ı kiramın önünde ve öncülerinden olan Hz. Muaz (r.a.) genç-ihtiyar herkese ama özellikle gençlere bir beyanatında şunları söylüyor:
Bana Rasûl-i Kibriya (s.a.v.) şu on mühim hususu tavsiye etti: Buyurdu ki:... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 06.01.2011 | | | GençolmakGenç olmak |
|
| Dinî Hizmetlerin Paraya Endeksli Olması | Milli Gazete | 11.12.2010 16:36 |  | | | PEYGAMBER sallallahu aleyhi ve sellem İslâmı, Kurânı, doğru yolu, ilahî dâveti para, ücret, maaş, dünyevî ve nefsanî karşılık için tebliğ edip yaymadı.
Ona iman eden, onu destekleyen, onunla birlikte canları ve mallarıyla hizmet eden Ashab-ı Güzin de (radiyallahu anhüm ecmaîn) hizmetlerini para karşılığında yapmadılar.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 11.12.2010 | | | DinîHizmetlerinParayaEndeksliOlması Dinî Hizmetlerin Paraya Endeksli Olması |
|
| Hicret aydınlığı | Milli Gazete | 08.12.2010 11:45 |  | | | İnsanın yeryüzündeki varlık sebebi Allaha kulluktur. İnsan dünya denilen mekanda imtihan halindedir. Her müslüman, Allahın rızasına uygun ömür sürüp dünya imtihanını yüz akıyla vererek özgürlük ülkesine kanat açmak ister. Bunun için de, inancını yaşayabileceği bir ortam arayışı içindedir. Tarih, inancını Allahın emrettiği gibi yaşamak isteyenlerle nefsinin arzularına uyanlar arasındaki mücadelenin canlı şahididir.
Ashab-ı Kehf, zalim bir hükümdar ve isyankar bir kavmin şerrinden emin olabilmak için mağaraya sığınmıştır. Onlar, Allahtan başka ilahlar edinen bir topluluktan uzak durup imanlarını muhafaza etmek istediler: Gerçekten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırdık. Onların kalblerini metin kıldık. O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) dediler ki: Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, ondan başkasına ilah demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz. (Kehf, 13 - 14)... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 08.12.2010 | | | HicretaydınlığıHicret aydınlığı |
|
| Sorunun tezini hazırladı | Samanyolu Haber | 09.11.2010 09:54 |  | | Doç. Dr. Ahmet Onay, çıktığı yurt gezisinde eşi ve kızları camilerde namaz kılamayınca sorunun tezini hazırladı. Türkiyenin cami profilini rakamlarla ortaya koyan Onay, camilerin yüzde 90ında kadınlar için abdest alma yeri bulunmadığını, camilerin şehir hayatına uygun planlanmadığını söyledi.
Kadınlar camilerde ibadet ederken birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Bazı camilerde kadınlara ait namaz kılma ve abdest alma yeri bulunmaması kadınların camilere gitmelerinin önündeki en büyük engel. Kadınların camilerde yaşadığı sorunlar bir akademik araştırmayla da ispatlandı. Doç. Dr. Ahmet Onayın, Türkiyenin bütün camilerini kapsayan araştırması camilerin yüzde 90ında kadınlara ait abdest alma yeri olmadığını ortaya koyuyor. Onay, Ülkemizdeki 77 bin camiden 66 bininde kadınlar için abdest alma yeri ve tuvalet yok. Namazı kılabilmek için abdest almak farz olduğuna göre, camilerin yüzde 90ında kadınlar için abdest alacak yer olmaması düşündürücü. diyor.
Onayın hazırladığı tezi Türkiyenin Cami Profili adıyla da kitap haline getirildi. Ahmet Onay, camilerin mimari ve işlevsellik açısından kadınların kullanımına uygun inşa edilmemesinin sosyolojik nedenleri olduğunu belirtiyor. Camilerin şehir hayatına göre tasarlanmadığının altını çizen Onay, Camiler küçük yerleşim yerlerine göre inşa ediliyor. Halbuki şehir hayatında kadınlar evlerinin dışında ibadetlerini yapmak durumundalar. Onların camilerde istedikleri zaman ibadet etme hakkı olduğunu unutmamak gerekir. diyor. Camilerin sosyal hayatımızın merkezinde yer alması gerektiğini belirten Onay, Peygamber Efendimiz (sas) döneminde camiler hem mescit hem de sosyal hayatın bir parçasıydı. Camiler, Ashab-ı Suffa gibi eğitim merkezleri, yoksullar için barınma yerleri olarak kullanılıyordu. Toplumumuzun camiyle ilgili algısı değişmeli. şeklinde konuşuyor. Toplumun cami sayısını artırmada gösterdiği gayretin takdire şayan olduğunu belirten Onay, Camilerin özgün bir cami mimarisiyle inşa edilmesi için mimarların, şehir planlamacılarının ve inşaat mühendislerinin de katkıları gerekiyor. Ayrıca ilahiyat eğitiminde camilerle ilgili yalnızca 3 ders alındığı biliniyor. İlahiyat fakültelerinde, cami mimarisi ve cami anlayışıyla ilgili bu 3 dersin içeriği yetersiz kalabiliyor. Cami kavramının tarihsellikten kurtarılarak pratik ve güncel olarak ele alınması gerekir. Böylece bize ait bizim şehir hayatımıza ait bir cami anlayışı ortaya konmalı. diyor. Camilerdeki eksikliklerin yerel yönetimler, Diyanet İşleri Başkanlığı ve vakıfların işbirliğiyle çözülebileceğini dile getiren Onay, Bu sorun yalnızca bir kurumun sorumluluk alanında değil. Camiler inşa edilirken kadınların, çocukların ve engellilerin de ibadet etme hakları göz önünde bulundurulmalı. Bunun için yerel yönetimler ve vakıflar camilerin şehir hayatına uygun şekilde biçimlendirilmesi için desteklerine devam etmeli. diye konuşuyor.
Diyanet İşleri Başkanlığın da kadınların ibadetlerinde yaşadıkları sıkıntılarla ilgili farkındalık oluşturan araştırmanının hikâyesi ise şöyle: Ailesiyle birlikte 3 haftalık bir yurtiçi turuna çıkan Ahmet Onay, 3 kızı ve eşinin namaz kılarken yaşadığı sıkıntılara şahit olur. Kendisi gittikleri her yerde abdesti alıp namaz kılar fakat ailesi her gittikleri ilde ibadet edebilmek için yeni yöntemler aramak zorunda kalır. Onay, Bir şehir merkezine geldiğimizde büyük bir camiyle karşılaşınca çok seviniyorduk. Camiye girince durum değişiyordu, gittiğimiz çoğu camide eşim ve kızlarım abdest alacak yer, hatta bazen kadınlara ait namaz kılma yeri bile bulamadı. Onların yaşadığı bu sıkıntı beni bu konu hakkında detaylı bir araştırma yapmaya yöneltti. diyor. Onay, Kızlarımın ve eşimin yaşadığı sıkıntılar zaten bildiğim bir sorunun üstüne gitmemi sağladı. Umarım camilerde yaşanan sorunlar kurumların ve toplumun ortak duyarlılığıyla çözülsün. diyor.
2002 yılında bir araştırmaya göre Türkiyede ortalama 882 kişiye bir cami veya mescit düşüyor.
2008 yılı verilerine göre Türkiyede 67.624 kadrolu, 12.008i kadrosuz cami bulunuyor.
Türkiyede camilerin yüzde 27si Karadeniz Bölgesinde, yüzde 17si İç Anadolu, yüzde 14 Marmara, yüzde 12si Ege, yüzde 9u Güneydoğu Anadoluda.
Türkiyede en çok cami olan ilk 5 il: Konya (2.831), İstanbul (2.791), Ankara (2.545), Samsun (2.545) ve Kastamonu (2.454).
En çok mescit olan iller: Ankara (421), İstanbul (291), Kastamonu (120), İzmir (114).
İbadet durumuna göre camiler: Tamamen ibadete açık 65.439 (yüzde 85), zaman zaman ibadete açılan camiler 3.548 (yüzde 5), görevlisi olmadığı için kapalı camiler 4.431 (yüzde 6), tamamen ibadete kapalı 14.94 (yüzde 2).
Yaptıranlara göre cami dağılımları: Doğrudan yöre halkı 51.134 (yüzde 67), cami dernekleri 9.938 (yüzde 13), şahıslar 8.282 (yüzde 11).
Cami giderlerini kim karşılıyor? Doğrudan cemaat yüzde 78, cami dernekleri yüzde 15, vakıflar yüzde 1, diğer yüzde 6.
Camilerin yüzde 66sında sadece erkeklere tuvalet bulunurken, yüzde 18inde hiç tuvalet yer alm | | Samanyolu Haber Son Dakika 09.11.2010 | | | SorununtezinihazırladıSorunun tezini hazırladı |
|
| İlk yazılan ayetlerin örnekleri - Video | Samanyolu Haber | 07.11.2010 20:21 |  | | Mekke Müzesi hac farizasını yerine getirmek isteyen Müslümanların en çok ilgisini çeken yerlerden biri. Müzede Efendimizin döneminde kullanılan bazı eşyalar sergileniyor. Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir Peygamber Efendimiz, o kutlu dostlarını böyle anlatmıştı. Şimdi Müminler, Efendimiz (SAV) ve ashabının kutsal topraklarda adeta izlerini ararken, o manevi havayı solumaya çalışırken çok özel bir yeri, Mekke müzesini ziyaret edebiliyor.
Müzede Ashab-ı Kiram dönemine ait taş esaslı silahlar, toprak kullanım eşyaları, denizden çıkarılan mercan ve inci örnekleri var. Bunların yanı sıra Kabe-i Muazzamanın Osmanlı döneminden sonra büyütülmesine ilişkin çalışmaların fotoğrafları ve maketleri de burayı ziyaret edenler tarafından görülebiliyor. Müzede en çok ilgi çeken ise ayeti kerime yazılı taş levhalar. Müzenin üst katındaki 7 taş levha üzerine işlenmiş ayet-i kerimelerin büyük bir kısmı harekesiz olarak kufi tarzda yazılmış. Müzeye Özellikle Türkiye ve İrandan gelen hacılar daha çok ilgi gösteriyor. Müzedeki ayetlerin yazıldığı bu taş levhaları görenler kendilerini onların yazıldığı günlerde, adeta Asr-ı Saadet yıllarında gibi hissediyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.11.2010 | | | İlkyazılanayetlerinörnekleri-Videoİlk yazılan ayetlerin örnekleri - Video |
|
| Mekke Müzesi Ashab-ı Kiram dönemine götürüyor | Milli Gazete | 07.11.2010 11:34 |  | | | Mekke Müzesinde sergilenen Eshab-ı Kiram dönemine ait ayeti kerime yazılı taşlar, Osmanlı döneminde çekilmiş orjinal fotoğraflar, Kabe-i Muazzamaya asılan şiirlerin flama haline getirilmiş örnekleri hacı adaylarını büyülüyor.
Mekke Müzesinde en fazla ilgiyi taşlara kazınan ayet-i kerimeler oluşturuyor. Müzenin üst katında sergilenen 7 taş üzerindeki ayet-i kerimelerin büyük bir kısmı harekesiz olarak kufi tarzda taşlara nakşedildi. Özellikle Türkiye ve İrandan gelen kültürlü hacıların gelip ziyaret ettikleri müzede, Salih Peygamberin mekanı olan bölgenin fotoğrafları, Suudi Hükümetinin restore ettirmeye çalıştğı meşhur şairlerin toplandığı Ukaz Pazarı, Peygamber Efendimizin bir kabile reisine yolladığı mektuptaki mührünün fotoğrafları, secereler büyük ilgi görüyor. Tarihi fil vakası, Habeşistana hicret gibi önemli hadiselerin de temsili çizimleri bulunuyor.... devamı | | Milli Gazete Dünya 07.11.2010 | | | MekkeMüzesiAshab-ıKiramdöneminegötürüyorMekke Müzesi Ashab-ı Kiram dönemine götürüyor |
|
| Hocaefendi: Onlara asla kırılmam | Samanyolu Haber | 29.10.2010 09:09 |  | | Onlar hakkında ne kötü düşünür, ne de kötü bir şey söylerim Ben fakir, günah işleyen, cürme giren, yanlış iş yapan ve müminlerin itibarlarını rencide eden kimseler hakkında ne kötü düşünür, ne de kötü bir şey söylerim.
Sadece şöyle bir duygu ve düşünce içinde olmak isterim: Dün arkadaşlarımla aynı solukları alıyor, aynı heyecanı yaşıyor, aynı heyecanla belli bir istikamete doğru koşuyor, içimizde taşıdığımız bu muhabbetten etrafımızı haberdar kılmak istiyorduk. Bugün bu arkadaşlarımızdan bazıları baş aşağı gitti ve çamura düştü. Şimdi benim ona tekme vurmam büyük bir mürüvvetsizlik, haknâşinaslık ve sadakatsizlik olur. Şayet o arkadaş bir çamurun içine düştüyse benim yapacağım şey, elini bana uzatacaksa elimi ona uzatmak olmalıdır. Hatta daha da ileri giderek, icabında belime kadar çamurun içine girmeye ve onu oradan çıkarırken boğulmaya da hazır olduğumu söyleyebilirim.
Kanaat-i acizanemce mümine düşen de bu olmalıdır. Aslında, bütün mümin kardeşlerim için de düşüncem hep bu olmuştur. İster bir ışık arkasından gitsin, ister bir nura ve cıya bağlansın, isterse bir cunun etrafında helezonlar çizsin, bu mücrimin günahkâr yüzü, hepsinin ayağını bastığı toprağı sürme diye gözüne çekmeye hazırdır. Ben daima mümin kardeşlerim hakkında, Allah hepsinin makamlarını âlî etsin, cennetül-firdevsiyle mesut ve bahtiyar kılsın. diye dua ederim. Dinime hizmet eden kimseleri -şayet varsa- kusurlarıyla serrişte etmez, takdirle alkışlarım.
İsterseniz küçük bir örnekle konuyu müşahhaslaştırayım: Nuayman, Bedir ashabındandı, Allah ve Resûlünü çok seviyordu. Ancak onun bir zaafı vardı. İçki yasak edilmiş olmasına rağmen yasak edildikten sonra da birkaç defa sarhoş olacak kadar nebiz içmişti. Bunun üzerine Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzuruna getirildi ve kendisine had vuruldu. Had vurulurken kendisine hakaret edenler de oldu. Bunun üzerine Allah Resûlü kaşlarını çattı ve şöyle buyurdu: Susun, ona bir şey söylemeyin. Zira o, Allah ve Resûlünü sever.
Başka bir misal: Hatip bin Beltea da Bedir ashabındandı. O, Mekke Fethinin hazırlıkları aşamasında Resûlullah Mekkenin fethi için geliyor. Başınızın çaresine bakın. şeklinde bir mektup yazıp Mekkeye göndermişti. Vâkıa bu, hakiki mümin için bir hıyanettir. Mektup, Allah tarafından Efendimize bildirilir. Allah Resûlü, Seyyidina Hz. Ali ve Mikdat İbn Esvedi vazifelendirdi, onlar mektubu bir kadının saçları arasına gizlenmiş olarak bulup getirdiler. Bunun üzerine Allah Resûlü, Hatipi çağırıp bu hareketinin sebebini sorunca Hatip bin Beltea şöyle cevap verdi: Ya Resûlallah! Hüküm vermede acele etme. Benim çoluk çocuğum Mekkededir. İstedim ki bazı kimselere bu gelişi haber vereyim de aile efradımı himaye etsinler.
Hatip fedakâr bir sahabiydi. Hanımını ve çocuklarını Mekkede bırakıp gelmişti ve onların Mekke fethi esnasında kâfirler tarafından ihanet edilip öldürülmelerini istemiyordu. Ne var ki onun yaptığı bu iş bir içtihad hatasıydı. O esnada orada bulunan Hz. Ömer kılıcını yarıya kadar çıkardı ve Ya Resûlallah! İzin ver şu münafığın boynunu vurayım. dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü şöyle buyurdu: Hayır ya Ömer! Allah nazar-ı muallâsıyla Ashab-ı Bedre teveccüh buyurdu ve Bedirde bulunanlar ne yaparsa yapsınlar hepsini affettim dedi.
Bu misallerden, Resûl-i Ekremin kendi safındaki insanlara olan bakış keyfiyeti çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Allahın nasıl muamele yaptığı da müşahede edilmektedir. Bize düşen de Allah ve Resûlünün ahlakıyla ahlaklanmaktır.
Hâsılı, biz, kim olursa olsun mübtediliğimizin, rüşde eremeyişimizin ve henüz bedeviyette bulunuşumuzun muktezası, klikler arasındaki farklılığı ciddi cephe farklılığı halinde mütalaa ve mülahaza ederek birbirimize hücum ediyoruz. Bu mücrim ve günahkâr kardeşiniz belki kendi anlayışına muhalif bir meşayih tarafından beklemediği yerde en büyük hakarete maruz kamıştı. Elini öptüğüm, iki defa alnıma koyduğum ve kendisinden beni bir iftar sofrasına davet etmesini beklediğim zâtın, mübarek bir Ramazan-ı Şerif ayında yanlışlıkla beni büyük gören arkadaşlarımın yanında Falan Efendi sizi ziyarete gelmiş diye takdim ettikten sonra benim mücerred oluşumu serrişte ederek bana bir mücrim nazarıyla bakması beni iki büklüm etmişti. Bununla beraber öyle demeyeceğini bilsem -Allah biliyor- gider o zatın elini bir daha öper, onun gönlünü almaya çalışırım.
Bir başkası ise yakama sarılmış, beni sarsmış ve zındıklara yapmadığı bir muameleye tabi tutmuştu. Bununla beraber kalbimde herhangi bir değişme olmamış, sadece bakış, zaviye farklılığı var demiştim. Mübtedilikten kurtulamamış, müminlere karşı müsamaha keyfiyetini kavrayamamış bu insanlara, şayet seviyem müsait olsaydı el kaldırıp Ya Rabbi! Bu insanları irşad ve hidayet eyle. diye dua edecektim.
Evet, tekrar edeyim; ben müminlere karşı asla kırılmam. Bütün kardeşlerime de bunu tavsiye ederim. Ellerini, ayaklarını öpme pahasına bana küfretsin, hakaret etsinler fakat hiç kimse mümin karde | | Samanyolu Haber Son Dakika 29.10.2010 | | | HocaefendiOnlaraaslakırılmamHocaefendi Onlara asla kırılmam |
|
| Haftanın Duası | Zaman | 08.10.2010 02:03 |  | | | Kâinatın bütün zerrelerinin, hep birlikte ve tek başlarına, acz ve fakr lisanı ile mevcudiyetine ve birliğine şehadet ettikleri Sâni-i Hakîme hamd u senâ ve şükürler olsun. Kâinatın tılsımını açıp, âyâtını keşf ve beyan eden Rasûl-ü Ekremin, Peygamber hanesinin kutlu sakinlerinin ve ashab-ı kirâm efendilerimizin hazineleri sonsuz salât ü selâmlarla dolsun. | | Zaman Kürsü 08.10.2010 | | | HaftanınDuasıHaftanın Duası |
|
| Afşin'deki 100'üncü yıl etkinliklerine Ashab-ı Kehf damgasını vuracak | Zaman | 23.09.2010 12:34 |  | | |
| Kutsal emanetler nerelerde sergileniyor? | Samanyolu Haber | 04.09.2010 10:05 |  | | Peygamber sevgisini en iyi hissedebildiğimiz anlar, Efendi-mize ya da o döneme ait hatıraları gördüğümüz, ziyaret ettiğimiz zamanlardır kuşkusuz. Çoğumuz bu duyguyu yaşatacak belirli yerlerden haberdar olsak da sadece İstanbulda bile Kutsal Emanetlerin korunduğu onlarca cami, türbe ve müze var.
Peygamberimizin (S.A.S) Veysel Karaniye verilmesini istediği ve Karani ailesinin eliyle günümüze ulaşan mübarek Hırka-i Şerifi geçtiğimiz yıl ziyarete açılmamıştı. Hasret Ramazan ayının ikinci cuma günü sona erdi ve peygamber aşıkları yeniden Hırka-i Şerife kavuştu. Efendimizden günümüze gelen hatıralar içinde en çok bilineni bu hırka ve mübarek sakal-ı şerifleri. Oysa sadece İstanbulda bile iki cihan serverine ait birçok maddi hatıra var. Ramazanın sonuna yaklaştığımız ve Kadir Gecesini idrake hazırlandığımız bugünlerde belki kutsal emanetleri ziyarete niyetlenirsiniz diye nerede, ne var sizler için derledik.
Efendimizden (sas) Veysel Karani Hazretlerine kalan hırka ile Veysel Karaninin kuşağı ve takkesi, Hırka-i Şerif Camiinde ziyaret ediliyor. Ayrıca Hırka-i Şerif Camiinin bahçesindeki vakıf binasında Peygamber Efendimizin gömleği ve ayakkabısı korunuyor. Efendimizin günümüze gelen bir diğer hırkası da Topkapı Sarayında.
Kâbenin siyah ibrişimden dokunan örtüsü her sene değiştiriliyor. Eski örtü parçalar halinde saklanıyor. Pek çok yerde örnekleri bulunan bu örtülerden ikisi Üsküdar Gülnuş Emetullah Valide Sultan Camiinde ve Fatih Çarşambada Yavuz Selim Camiinde saklanıyor.
Ayasofyada padişah türbelerinin restorasyonu sırasında gün yüzüne çıkan tarihi hatıralar arasında Kâbe-i Şerif iç örtüsü ve Ravza-i Mutahhara örtüleri de vardı. Ortaya çıkan eserler Ayasofyada sergilenmeye devam ediyor. Ayrıca Beyazıd Camii kıble duvarında ve Topkapı Sarayında da Efendimizin kabir örtüleri bulunuyor.
Kâbedeki Hacerülesvedin küçük bir parçası, İstanbulda Kanuni Sultan Süleymanın türbesinde bulunuyor. 4 küçük parçası da Sokullu Mehmet Paşanın Sultanahmetteki Kadırga Sokollu Camiinde muhafaza ediliyor.
Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesinde korunmakta olan kutsal emanetler, Peygamber Efendimiz (sas)e, Kâbeye ve bazı sahabelere ait maddi hatıralardan oluşuyor. Bu hatıralar Yavuz Sultan Selimin 1517de Mısırı fethinden sonra İstanbula getirilmiş, bir bölümü de farklı İslâm ülkelerinden derlenmiş. Topkapıdaki emanetler arasında Peygamberimizin hırkası, Uhudda kırılan dişi, kadehi, sancağı, yayı, kılıçları da bulunuyor.
Peygamber Efendimiz (sas)den günümüze ulaşan mukaddes emanetlerden biri de taş ve tuğla zemin üzerinde bulunan ayak izleri. Hz. Muhammed (sas)in Kudüs, Mısır ve Taif olmak üzere çeşitli yerlerde ayak izinin bulunduğu biliniyor. İstanbulda da birçok yerde Peygamber Efendimizin mübarek ayak izleri muhafaza ediliyor. Bunların bir kısmı Topkapı Sarayında. Diğerleri ise Eminönünde I. Abdülhamid Türbesinde, Eyüp Sultan Camiinde ve Lalelide III. Mustafa ile III. Selim Türbesinde bulunuyor. Mardinde de Hatuniye Medresesinde Efendimizin mübarek bir ayak izi yer alıyor.
Ashab-ı Kiram tarafından biriktirilen ve günümüze kadar ulaşan Efendimizin saç ve sakal telleri, birçok camide özellikle Kadir Gecesinde ziyarete açılıyor. Bu yıl Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmed ve Eyüp Sultan türbelerinde sakal-ı şerifler Ramazan boyunca ziyarete açıldı. İstanbulda Beyazıt Meydanındaki Vakıf Hat Sanatları Müzesinde ise Peygamberimizin bir tutam saçı, kuşak-ı şerifi ile zıbın-ı şerifinden bir parça bulunuyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 04.09.2010 | | | Kutsalemanetlernerelerdesergileniyor?Kutsal emanetler nerelerde sergileniyor? |
|
| Hatimleri dua ile bitirmek | Milli Gazete | 02.09.2010 13:37 |  | | | Mübârek Ramazan ayı münasebetiyle Kurân-ı Kerimi okumasını bilenler hatim okumakta, câmilerde mukabele meclisleri oluşturulmaktadır. Rahmetin inzaline vesile Kurân hatim ve meclislerinin duâ ile sonuçlandırılması Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in fiili sünneti olduğu kaynaklarda zikredilmiştir. Efendimizin Ashab-ı Kiramı da bu duâyı yapmışlardır. Hattâ bu duâ vesilesiyle mânevi meclisler oluşturulmuştur. İsterseniz bir kaç örnek verelim:
- Ahmet bin Hanbelin rivâyetine göre Enes bin Malik Kurân-ı Kerimi hatmettikten sonra zevcesi (hanımı) ile çocuklarını toplayıp duâ ediyordu. (1)... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 02.09.2010 | | | HatimleriduailebitirmekHatimleri dua ile bitirmek |
|
| Toplumun efendisi, ona hizmet edendir | Samanyolu Haber | 24.08.2010 13:47 |  | | Eğitimci-yazar Vehbi Vakkasoğlu, Peygamber Efendimizin(S.A.S) kurucusu ve başöğretmeni olduğu Suffa Mektebinde, talebesi olarak bulunmak isterdim. dedi. Allah Resulünü (S.A.S) anma adına, yapmak istediklerinin başında Onu (S.A.S) hakikatiyle tanımayanlara tanıtmak geldiğini belirtti.
Bir gün Efendimiz (S.A.S) karşıma çıkıverse, Ona ilk ne söyleyeceğim sorusu, beni çok heyecanlandırdı. Bu büyük heyecan dolayısıyla anladım ki, o Güzeller Güzelini görüversem, herhalde nutkum tutulur, dilim hiçbir söze dönmez, içimde patlayan volkanlar hiçbir şekilde kelimelere dökülemezdi. O duygusal fırtına içinde, olsa olsa ancak bir salavat-ı şerife söyler, sonra da, Şefaat ya Resulallah cümlesini yüreğim yeterse eklerdim.
Efendimizin (S.A.S) kurucusu ve başöğretmeni olduğu Suffa Mektebinde, talebesi olarak bulunmak isterdim. Çünkü orada, dünyanın, manen en dibe vurmuş insanlarını terbiye tezgahına alan, en ötelere, ötelerin ötesine yükselten, bütün aleme muallim yapan bir eğitim gerçekleşti. Bunca muhteşem bir eğitim tabii ki benim de kararmış kalbimi nurlandırır, kulluğumu en üst mertebelere çıkarırdı.
Suffa Mektebinde, Efendimiz (S.A.S) sadece muallim olmadı; ilmin değerini gösteren muhteşem tavırlar da sergiledi. Bir defasında, mektebini dolduran maddeten fakir fakat ilme yatkın, öğrenmeye yakın talebelerine su dağıtıyordu. O sırada, kendisini tanımayan bir elçi geldi ve çok şaşırdı. Acaba, Allahın Elçisi hangisiydi?
En güzel olan, ayakta su dağıtmak suretiyle, oturup ders çalışanlara hizmet ediyordu. Elçinin kültürüne göre, peygamberlik makamında olan bir insan, böyle bir hizmeti yapmamalıydı. Dersle meşgul olanların da, hiçbiri Onun kadar güzel değildi. Bu duruma çok şaşırdı ve diplomatça sormak zorunda kaldı:
Güzeller Güzeli, hem bu soruya cevap verdi hem de topluma kıyamete kadar huzur ve mutluluk getirecek bir gerçeği ifade buyurdu:
Toplumun efendisi, ona hizmet edendir.
Efendimiz (S.A.S), bu okulun öğrencilerine çok önem verirdi. Bu sebeple, Hz. Fatıma (r.anha) annemizin yoğun ve yorucu işlerine bir yardımcı isteği üzerine, buyurdu ki:
Ben, daha Ashab-ı Suffanın ihtiyaçlarını karşılayamamışken, sana nasıl böyle bir yardımcı verebilirim?
Suffa Mektebi, Medinedeki ilk mescidin bitişiğinde ve hemen arkasındaydı. Bu da, ilmin ibadet olduğunu ve cami ile mektebin birlikte düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.
Efendimizi (S.A.S) anma adına, yapmak istediğim en öncelikli iş, Onu hakikatiyle tanımayanlara tanıtmak olurdu. Yaratılmışların en güzeli, en son ve en büyük peygamber olan Efendimizi, eksik ve yanlış tanıyanların; daha fecisi, tam aksine bilenlerin vebaline ortak olmamak için, güzelliğini tüm dünyaya duyurmak isterdim. Bu sebeple, bütün Müslümanlara düşen görev, Güzeller Güzelini en üst düzeyde temsil etmeye çalışmaktır. Görüldüğünde Onu hatırlatan Müslüman olmak, onu anmak adına en çok istediğim şeydir.
Örneksiz bir dünyadayız. Batmış, bitmiş ve insanlıktan çıkmış olanlar izlenmekte ve örnek alınmaktadır. Evet böyle bir dünyada, tek örnek Efendimizdir. Bu yüzden Onun içinde olmadığı eğitim, eğitim olmaz; kamil insan yetiştiremez.
Haramsız ve yalansız olmakla Efendimize (S.A.S) en çok yaklaştığımı, aksine davrandıkça da Ondan uzaklaştığımı düşünürüm. Şakalarına bile yalan karıştırmamış bir dürüstlük örneğidir Allahın Elçisi.
Bu iki güzellikle, yani yalansızlık ve haramsızlıkla Ona yaklaşılır diye düşünürüm. Yalanı şakadan bile söylememiş olan Güzeller Güzeli, Muhammedül Emin olmuş, herkes tarafından güvenilir olarak bilinmişti. Şimdi en başta Ona inananların en büyük açmazı, Güvenilir Muhammedin güvenilmez ümmeti olmaktır. Yalan ve haram, ümmetini Efendiler Efendisinden uzaklara, hem de çok uzaklara düşürmüştür. Yeniden Ona yaklaşmanın, yanaşmanın, kavuşmanın yolu, yalansız ve haramsız olmaktan geçmektedir. Güzeller Güzeli, kendisinden tavsiye isteyen bir sahabeye, Önce Allaha inandım de, sonra da dosdoğru ol. buyurmuştur. İnkarcılık, büyük bir yalandır. Kul hakkı yemek, haramla beslenmek de büyük bir yalandır.
Sahabenin bütünü, Efendimizin talebesi olmak şerefine ermiş kutlu insanlardır. Bu itibarla, hepsi de, elbette başımızın tacıdır. Fakat kendime çok çok utanarak yakın hissettiğim isim Hz. Ömer (ra)dir. Belki de hiç benzeyemediğim için, hayranlığım daha çok... Kahramanlık, cesaret, şecaat, mertlik, dürüstlük, içi dışındalık, İman ve Kuran ne diyorsa o diyen, tavizsiz tavır ve bilhassa da adalet. Bu özellikleri dolu dolu temsil eden bir mana zirvesi Hz. Ömer (ra) biliyorum. Ama yine de, Kendimi Ona yakın hissediyorum demek cüretinde bulunmaktan kendimi alamıyorum.
SÜHEYLA SANCAR
| | Samanyolu Haber Son Dakika 24.08.2010 | | | ToplumunefendisionahizmetedendirToplumun efendisi ona hizmet edendir |
|
|
| |