Habergec.Com Aranan Kelimeler:cinayet Değerlendirme: 10 / 10 417398
habergec.com
20.08.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

cinayet

Cinayet Zanlısı Adliyeye Sevk Edildi
Haberler.com
20.08.2014
16:14
Konya?nın Akşehir ilçesinde, av tüfeği ile bir kişiyi vurarak öldürdüğü iddia edilen zanlı adliyeye sevk edildi.
Haberler.com
Güncel
20.08.2014
CinayetZanlısıAdliyeyeSevkEdildiCinayet Zanlısı Adliyeye Sevk Edildi
Cinayet Zanlısı Adliyeye Sevk Edildi
Haber3
20.08.2014
15:52
Cinayet

Konyanın Akşehir ilçesinde, av tüfeği ile bir kişiyi vurarak öldürdüğü iddia edilen zanlı adliyeye sevk edildi.

Haber3
Son Dakika
20.08.2014
CinayetZanlısıAdliyeyeSevkEdildiCinayet Zanlısı Adliyeye Sevk Edildi
Kocaeli'de cinayet
Haber3
20.08.2014
15:52
Kocaelide

Gebze ilçesinde tartıştığı komşusu tarafından bıçaklanan kişi, evinde ölü bulundu

Haber3
Son Dakika
20.08.2014
KocaelidecinayetKocaelide cinayet
Kocaeli de Cinayet
Haberler.com
20.08.2014
15:50
Kocaelinin Gebze ilçesinde tartıştığı komşusu tarafından bıçaklanan kişi, evinde ölü bulundu.
Haberler.com
Son Dakika
20.08.2014
KocaelideCinayetKocaeli de Cinayet
Sakarya’da Cinayet
Haber3
20.08.2014
14:55
Sakarya’da

Sakarya’da bir kişi, yol kenarında bulunan bahçede tabancayla vurularak öldürülmüş halde bulundu. Polis ekipleri, iş ortağı olduğu iddia edilen şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.

Haber3
Son Dakika
20.08.2014
Sakarya’daCinayetSakarya’da Cinayet
Pamukova'da cinayet
Haber3
20.08.2014
14:04
Pamukovada

Sakaryanın Pamukova ilçesinde bir kişi, bahçe yolunda tabancayla vurularak öldürülmüş halde bulundu. Emniyet güçleri, cinayet şüphelisi olarak maktulün, iş ortağı olduğu öne sürülen şahsı arıyor.     Hayrettin...

Haber3
Son Dakika
20.08.2014
PamukovadacinayetPamukovada cinayet
Çin'de Cinayet Suçundan Yargılanan Alman, Ölüm Cezasına Mahkum Edildi
Haber3
20.08.2014
13:45
Çinde

ÇİNde bulunan Alman 36 yaşındaki Philipp B. cinayet suçundan ölüme mahkûm edildi.Münihli olduğu belirtilen Philipp B., 2010 yılında 29 yaşındaki eski kız arkadaşı Jennifer M.’i ve onun 39 nişanlısı Christian H.’yı sokak ortasında...

Haber3
Son Dakika
20.08.2014
ÇindeCinayetSuçundanYargılananAlmanÖlümCezasınaMahkumEdildiÇinde Cinayet Suçundan Yargılanan Alman Ölüm Cezasına Mahkum Edildi
Konya da Cinayet: 1 Ölü
Haberler.com
20.08.2014
12:59
Akşehir ilçesinde su verme meselesi yüzünden çıktığı ileri sürülen kavgada, bir kişi tüfekle vurularak öldürüldü.
Haberler.com
Güncel
20.08.2014
Konya/">KonyadaCinayet1ÖlüKonya-da-Cinayet-1-Ölü/">Konya da Cinayet 1 Ölü
Konya'da cinayet: 1 ölü
Haber7
20.08.2014
12:55
Akşehirde su verme meselesi yüzünden çıktığı ileri sürülen kavgada, bir kişi tüfekle vurularak öldürüldü
Haber7
Son Dakika
20.08.2014
Konyada/">Konyadacinayet1ölüKonyada-cinayet-1-ölü/">Konyada cinayet 1 ölü
Akşehir'de Cinayet
Haber3
20.08.2014
12:19
Akşehirde

Konyanın Akşehir ilçesinde iki kişi arasında çıkan tartışmada tüfekle vurulan 1 kişi hayatını kaybetti.

Haber3
Son Dakika
20.08.2014
AkşehirdeCinayetAkşehirde Cinayet
Gaziantep'te cinayet
TRT
20.08.2014
11:59
Nizipte hırsızı engellemeye çalışan kişi tüfeğiyle açılan ateş sonucu öldü.
TRT
Güncel
20.08.2014
GazianteptecinayetGaziantepte cinayet
Gaziantep te Cinayet
Haberler.com
20.08.2014
11:49
Gaziantepin Nizip ilçesinde bahçelerinden fıstık çalan kişi ya da kişileri engellemeye çalışan iki kardeşten biri av tüfeğiyle açılan ateş sonucu öldü.
Haberler.com
Güncel
20.08.2014
GaziantepteCinayetGaziantep te Cinayet
Gaziantep'te cinayet
Haber3
20.08.2014
11:33
Gaziantepte

Nizip ilçesinde bahçelerinden fıstık çalan kişi ya da kişileri engelemeye çalışan iki kardeşten biri av tüfeğiyle açılan ateş sonucu öldü

Haber3
Son Dakika
20.08.2014
GazianteptecinayetGaziantepte cinayet
Bursa'da korkunç cinayet! Üvey annesini telle boğup bagaja koydu
Türkiye Gazetesi
20.08.2014
09:10
BURSAda Dinçer Dinç, üvey annesi 46 yaşırdaki Özlem Yıldırımı telle boğarak öldürdükten sonra cesedi tenha bir yere atmak üzere bagaja koydu
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
20.08.2014
Bursada/">BursadakorkunçcinayetÜveyannesinitelleboğupbagajakoyduBursada-korkunç-cinayet-Üvey-annesini-telle-boğup-bagaja-koydu/">Bursada korkunç cinayet Üvey annesini telle boğup bagaja koydu
Bursa'da vahşi cinayet
Zaman
20.08.2014
09:06
Bursada Dinçer Dinç, üvey annesi 46 yaşırdaki Özlem Yıldırımı telle boğarak öldürdükten sonra cesedi tenha bir yere atmak üzere bagaja koydu. Cesedin bulunduğu otomobille akşama kadar otomobilde dolaşan Dinç, Emniyet Müdürlüğüne bağlı Yunus timlerinin dikkati sayesinde yakalandı.Olay Merkez Osmangazi İlçesi Fatih Mahallesi Maruf Sokakta meydana geldi. Dinçer Dinç, üvey annesi Özlem Yıldırımı oturdukları evde telle boğarak öldürdükten sonra cesedini battaniyeye sarıp 16 YH 611 plakalı otomobilin bagajına koydu. Dinç, daha sonra dün saat 08.00 sıralarında evden ayrıldı. Dinçer Dinç, arkadaşlarından H.Ç. ve K.D.yi de yanına alarak otomobiliyle Uludağ eteklerine çıkarak cesedi atmak için yer aradı. Cesedi atacak uygun yer bulamayan Dinç saat 21.00 sıralarında kent merkezine dönerek Merkez Yıldırım İlçesinde bulunan Doğu Garajına geldi. Burada devriye gezen Yunus timlerinin şüphe üzerine durdurduğu otomobilde arama yapmak istedi. Görevliler, Dinçer Dinçten bagajı açmasını istedi. Bagaj anahtarının yanında olmadığını öne süren Dinçin hareketlerinden şüphelenen timler yaptıkları arama sonunda bagaj anahtarı bularak açtı. Battaniyeye sarılı cesetle karşılaşan yunus timlerinin ihbarı üzerine takviye polis ekipleri sevk edildi. Dinçer Dinç, kısa süren sorgulama ardından üvey annesini boğarak öldürdüğünü itiraf edince gözaltına alındı. Olay yeri inceleme ekiplerinin yaptıkları incelemenin ardından Özlem Yıldırımın cesedi otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Soruşturma sürdürülüyor.(DHA)
Zaman
Son Dakika
20.08.2014
Bursada/">BursadavahşicinayetBursada-vahşi-cinayet/">Bursada vahşi cinayet
A. Turan Alkan - Yayın kurulu zabıtları
Zaman
20.08.2014
02:07
Sevgili arkadaşlar, Resmî gazetemizin bugünkü yayın toplantısını açıyorum. Haberiniz vardır; Başbakanlık mevzuatı geliştirme ve yayın genel müdürü büyüğümüz, âcilen gördüğü lüzum üzerine tatile çıktı.Kendisine bendeniz vekâlet ediyorum ve recâ ederim, şiddetle aramızda kalsın. Gündemin ilk konusu YSK’dan gönderilen cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları. Bombayı kucağımıza bırakıp savuştular resmen! Normal şartlarda baskıyı durdurup mükerrer sayı ile bu mazbatayı hemen basmamız gerekiyor fakat mâlum, yine milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulduğu günlerdeyiz. Yeni başkana şöyle on-oniki gün kadar avans vermek gerek. İyisi şöyle yapalım; mazbata yerine Elbistan Şeker Fabrikası Müdürlüğü’nün, “Şeker ambarı tahmil tahliye hizmetlerinin açık ihale usûlü ihâlesi hakkındaki çok âcil duyuruyu koyalım. İtiraz eden olmadığına göre, değerli şiirlerimden birini bir köşeciğe koyalım derim ben; bir ilk olur!-Müdür bey, ben de öteden beri hep söylerim; Gazetemiz ruhsuz efendim, hareketsiz! Bizim gazeteyi mütayitlerle avukatlardan başka kimse okumuyor; bence okunurluğu artırmalıyız. Arkayı spor sayfası yapsak.... Tirajımız artar. Fal köşesi de olmalı. 3. sayfaya da cinayet, rezalet haberleri, araya bir mayolu kız fotoğrafı atarız. Ortam hareketlenir. Ayrıca hükümet icraatlarını tanıtan ekler yapmalıyız; nasıl olsa AA Başbakanlığa bağlı, ordan alırız. Bir de kampanya şart bence. 300 kupon getirene sahildeki kamu misafirhanelerinde 7 gün tatil!-Hmm, kaydediyorum evet, yeni başbakana arz ederiz bu teklifleri; benim aklımdan da gazeteyi renklendirmek geçiyordu zaten. Birinci sayfaya yeni başkanımızın, ikinciye başbakanın resmini renkli basalım derim ben; her gün ama! Altına da “Bu halk size minnettardır; ey ulu önderimiz” cümlesini koyarız. Mevzuata ilişkin kanun tüzük vesaireyi yeşil, ilân kısmını da kırmızı basarız; nasıl ama?-Fevkalâde bir fikir sayın âmirim. Bu arada kurum çalışanları olarak bir hicrânımızı dile getirmek isterim; efendim, iki günlük çocuklar bile gazeteciyim diye hava atıyorlar; biz tam 94 senedir bu gazeteye emek verdiğimiz halde gazeteciden, yazardan sayılmıyoruz. Bana çok dokunuyor efendim.-N’aapalım azizim, mevzuat böyle...-Ben de onu söylüyorum efendim. Yazarız iki satır mevzuat icabında; meselâ bir bakanlar kurulu kararı. Metin üslûbu ezberimizde nasıl olsa; deriz ki, Resmi Gazete mensupları, sair gazeteci takımının bütün haklarından yararlanır. Ayrıca yılda dört maaş ikramiye; iki ay izin, bastığımız ilan, tüzük, yönerge vs. başına prim!-Olur mu yahu; sahtecilikten dâvâ açarlar hakkımızda; süründürürler!-Amaan, beyefendinin düşündüğü şeye bak. İddiaya varım, kimsenin rûhu bile duymaz sevgili âmirim. Zaten herkes bizim gazetede kendisini ilgilendiren şeyleri takib ediyor; aradan sıyrılır çıkarız, nasıl?-Fena fikir değil, yine de müdür bey izinden gelene kadar erteleyeyim bu konuyu. Ertelemek deyince arkadaşlar, YSK’dan gelen mazbatayı iyi yere sakladınız değil mi? Bir aceminin eline geçer, haberimiz olmadan baskıya verir; oyarlar hepimizi valla, aman ha!-Hiç merak etmeyin müdürüm. Benim masadaki sümenin içinde gizli bir göz var, oraya sakladım. Üstüne de son on yılın Resmi Gazete koleksiyonlarını koydum. Şerlok Holms gelse bulamaz.- Bu arada temelli kaybetmeyelim de; ayın 28’i hangi güne geliyor? Perşembe mi? Hah, o gün mazbatayı, “Şok, şok, şok” diye sürmanşetten görelim. Kenarına “Düşmanlar çatlasın, yiğidim geliyor” diye spot patlatırız! Bir gün önceden havuz TV’lerine 5’ saniyelik reklâm da verelim; matbaaya söyleyin 5 milyon basılsın perşembe gazetesi. Tarihî gün!-Mazbatayı 90 gram kuşeye basalım efendim zemini pembe, etrafına kabartmalı altın yaldız çerçeve çekeriz. Çerçevede güller, papatyalar, bülbülller olsun; hani nikâh davetiyelerinde var ya...-Aferin arkadaşlar, iyi çalıştık bugün; toplantıyı kapatıyorum!
Zaman
Köşe Yazıları
20.08.2014
ATuranAlkan-YayınkuruluzabıtlarıA Turan Alkan - Yayın kurulu zabıtları
Ben ‘paralel yapı’ya mensup değilim çünkü PKK’lı değilim
Zaman
20.08.2014
02:06
Yolsuzluk operasyonlarına imza atan ve haklarında 2’nci kez yakalama kararı çıkartılan 17 polisten 2’si daha adliyeye gelerek teslim oldu.Yakalama kararının onuncu gününde hâlâ ifadesi alınamamış olan 3 polisten Başkomiser Mehmet Işık ve Erkan Ünal dün sabah 09.30 sularında Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Adliye girişinde konuşan Mehmet Işık, “Ben paralel yapı mensubu değilim. Çünkü PKK’lı değilim, KCK’lı değilim, Acem casusu değilim. Devleti için çalışan er oğlu erlerden biriyim.” dedi. Işık, kanunlara uydukları için birer suçlu gibi sorgulandıklarını ifade ederek, haklarında suç üretilmek için çaba sarf edildiğine dikkat çekti. Yaşanan süreçte hukukun ayaklar altına alındığını vurgulayan Mehmet Işık, “Susarak, haksızlıklara boyun eğerek, gözü yaşlı, kalbi kırık eşleri anaları evlatları ve ülkemizin güzel insanlarını yüz üstü bırakmaya, pes etmeye hiç niyetimiz yok.” diye konuştu. “Şu an görevi başındaki polislerin yürütmeden icazet almadan bir operasyon yapabileceklerine inanıyor musunuz?” diye soran başkomiser, her gün onlarca soygun, cinayet, gasp, kapkaç, hırsızlık yaşandığının altını çizdi.
Zaman
Güncel
20.08.2014
Ben‘paralelyapı’yamensupdeğilimçünküPKK’lıdeğilimBen ‘paralel yapı’ya mensup değilim çünkü PKK’lı değilim
A. Turan Alkan - Yayın kurulu zabıtları
Zaman
20.08.2014
01:59
Sevgili arkadaşlar, Resmî gazetemizin bugünkü yayın toplantısını açıyorum. Haberiniz vardır; Başbakanlık mevzuatı geliştirme ve yayın genel müdürü büyüğümüz, âcilen gördüğü lüzum üzerine tatile çıktı.Kendisine bendeniz vekâlet ediyorum ve recâ ederim, şiddetle aramızda kalsın. Gündemin ilk konusu YSK’dan gönderilen cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları. Bombayı kucağımıza bırakıp savuştular resmen! Normal şartlarda baskıyı durdurup mükerrer sayı ile bu mazbatayı hemen basmamız gerekiyor fakat mâlum, yine milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulduğu günlerdeyiz. Yeni başkana şöyle on-oniki gün kadar avans vermek gerek. İyisi şöyle yapalım; mazbata yerine Elbistan Şeker Fabrikası Müdürlüğü’nün, “Şeker ambarı tahmil tahliye hizmetlerinin açık ihale usûlü ihâlesi hakkındaki çok âcil duyuruyu koyalım. İtiraz eden olmadığına göre, değerli şiirlerimden birini bir köşeciğe koyalım derim ben; bir ilk olur!-Müdür bey, ben de öteden beri hep söylerim; Gazetemiz ruhsuz efendim, hareketsiz! Bizim gazeteyi mütayitlerle avukatlardan başka kimse okumuyor; bence okunurluğu artırmalıyız. Arkayı spor sayfası yapsak.... Tirajımız artar. Fal köşesi de olmalı. 3. sayfaya da cinayet, rezalet haberleri, araya bir mayolu kız fotoğrafı atarız. Ortam hareketlenir. Ayrıca hükümet icraatlarını tanıtan ekler yapmalıyız; nasıl olsa AA Başbakanlığa bağlı, ordan alırız. Bir de kampanya şart bence. 300 kupon getirene sahildeki kamu misafirhanelerinde 7 gün tatil!-Hmm, kaydediyorum evet, yeni başbakana arz ederiz bu teklifleri; benim aklımdan da gazeteyi renklendirmek geçiyordu zaten. Birinci sayfaya yeni başkanımızın, ikinciye başbakanın resmini renkli basalım derim ben; her gün ama! Altına da “Bu halk size minnettardır; ey ulu önderimiz” cümlesini koyarız. Mevzuata ilişkin kanun tüzük vesaireyi yeşil, ilân kısmını da kırmızı basarız; nasıl ama?-Fevkalâde bir fikir sayın âmirim. Bu arada kurum çalışanları olarak bir hicrânımızı dile getirmek isterim; efendim, iki günlük çocuklar bile gazeteciyim diye hava atıyorlar; biz tam 94 senedir bu gazeteye emek verdiğimiz halde gazeteciden, yazardan sayılmıyoruz. Bana çok dokunuyor efendim.-N’aapalım azizim, mevzuat böyle...-Ben de onu söylüyorum efendim. Yazarız iki satır mevzuat icabında; meselâ bir bakanlar kurulu kararı. Metin üslûbu ezberimizde nasıl olsa; deriz ki, Resmi Gazete mensupları, sair gazeteci takımının bütün haklarından yararlanır. Ayrıca yılda dört maaş ikramiye; iki ay izin, bastığımız ilan, tüzük, yönerge vs. başına prim!-Olur mu yahu; sahtecilikten dâvâ açarlar hakkımızda; süründürürler!-Amaan, beyefendinin düşündüğü şeye bak. İddiaya varım, kimsenin rûhu bile duymaz sevgili âmirim. Zaten herkes bizim gazetede kendisini ilgilendiren şeyleri takib ediyor; aradan sıyrılır çıkarız, nasıl?-Fena fikir değil, yine de müdür bey izinden gelene kadar erteleyeyim bu konuyu. Ertelemek deyince arkadaşlar, YSK’dan gelen mazbatayı iyi yere sakladınız değil mi? Bir aceminin eline geçer, haberimiz olmadan baskıya verir; oyarlar hepimizi valla, aman ha!-Hiç merak etmeyin müdürüm. Benim masadaki sümenin içinde gizli bir göz var, oraya sakladım. Üstüne de son on yılın Resmi Gazete koleksiyonlarını koydum. Şerlok Holms gelse bulamaz.- Bu arada temelli kaybetmeyelim de; ayın 28’i hangi güne geliyor? Perşembe mi? Hah, o gün mazbatayı, “Şok, şok, şok” diye sürmanşetten görelim. Kenarına “Düşmanlar çatlasın, yiğidim geliyor” diye spot patlatırız! Bir gün önceden havuz TV’lerine 5’ saniyelik reklâm da verelim; matbaaya söyleyin 5 milyon basılsın perşembe gazetesi. Tarihî gün!-Mazbatayı 90 gram kuşeye basalım efendim zemini pembe, etrafına kabartmalı altın yaldız çerçeve çekeriz. Çerçevede güller, papatyalar, bülbülller olsun; hani nikâh davetiyelerinde var ya...-Aferin arkadaşlar, iyi çalıştık bugün; toplantıyı kapatıyorum!
Zaman
Ana Sayfa
20.08.2014
ATuranAlkan-YayınkuruluzabıtlarıA Turan Alkan - Yayın kurulu zabıtları
Batman'da satırlı cinayet
Haber7
19.08.2014
22:17
Batmanda evli ve bir çocuk babası Murat Suna, kimliği belirsiz bir kişinin satırlı saldırısı sonucu hayatını kaybetti
Haber7
Son Dakika
19.08.2014
BatmandasatırlıcinayetBatmanda satırlı cinayet
Hatay da Cinayet
Haberler.com
19.08.2014
15:51
Arsuz ilçesinde bir kişi tartıştığı üvey annesini av tüfeğiyle öldürdü.
Haberler.com
Son Dakika
19.08.2014
HataydaCinayetHatay da Cinayet
Hatay da Cinayet
Haberler.com
19.08.2014
15:44
Arsuz ilçesinde bir kişi tartıştığı üvey annesini av tüfeğiyle öldürdü.
Haberler.com
Güncel
19.08.2014
HataydaCinayetHatay da Cinayet
Kayseri’de bir ayda 3 cinayet, 4 yaralama olayı oldu
Haber3
19.08.2014
15:22
<aKayseri’de bir ayda 3 cinayet, 4 yaralama olayı oldu />

Kayseri Emniyet Müdürlüğü’nün bir aylık verilerine göre, şehirde 3 cinayet, 4 yaralama olayı meydana geldi. Kayseri Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü’nün, 15 Temmuz ile 15 Ağustos tarihleri arasında meydana gelen asayiş olayları ile...

Haber3
Son Dakika
19.08.2014
Kayseri’de/">Kayseri’debirayda3cinayet4yaralamaolayıolduKayseri’de-bir-ayda-3-cinayet-4-yaralama-olayı-oldu/">Kayseri’de bir ayda 3 cinayet 4 yaralama olayı oldu
13:27 Annesini yastıkla boğdu
Milliyet
19.08.2014
13:49
Annesini kavga sırasında yastıkla boğara öldüren Rebecca Durkin’ın davası Liverpool Kraliyet Mahkemesinde görüldü. Genç kız cinayet suçlamalarından aklanırken kasıtsız adam öldürme suçundan 5 yıl hapis cezası aldı. Rebecca Durkin ifadesinde annesini öldürmeyi planlamadığını kavga ...
Milliyet
Son Dakika
19.08.2014
1327Annesiniyastıklaboğdu 1327 Annesini yastıkla boğdu
13:27 Annesini yastıkla boğdu
Milliyet
19.08.2014
13:44
Annesini kavga sırasında yastıkla boğara öldüren Rebecca Durkin’ın davası Liverpool Kraliyet Mahkemesinde görüldü. Genç kız cinayet suçlamalarından aklanırken kasıtsız adam öldürme suçundan 5 yıl hapis cezası aldı. Rebecca Durkin ifadesinde annesini öldürmeyi planlamadığını kavga ...


Milliyet
Son Dakika
19.08.2014
1327Annesiniyastıklaboğdu1327 Annesini yastıkla boğdu
Annesini yastıkla boğdu
Milliyet
19.08.2014
13:38
Annesini kavga sırasında yastıkla boğara öldüren Rebecca Durkin’ın davası Liverpool Kraliyet Mahkemesinde görüldü. Genç kız cinayet suçlamalarından aklanırken kasıtsız adam öldürme suçundan 5 yıl hapis cezası aldı. Rebecca Durkin ifadesinde annesini öldürmeyi planlamadığını kavga ...
Milliyet
Dünya
19.08.2014
Annesiniyastıklaboğdu Annesini yastıkla boğdu
Ümraniye deki Cinayet
Haberler.com
19.08.2014
12:12
İstiklal Mahallesinde bir kişiyi bıçaklayarak öldürdüğü ve bir kişiyi de bıçakla yaraladığı iddiasıyla gözaltına alınan şüpheli tutuklandı.
Haberler.com
Güncel
19.08.2014
ÜmraniyedekiCinayetÜmraniye deki Cinayet
Ümraniye'deki cinayet
Haber3
19.08.2014
11:33
Ümraniyedeki

İstiklal Mahallesinde bir kişiyi bıçaklayarak öldürdüğü ve bir kişiyi de bıçakla yaraladığı iddiasıyla gözaltına alınan şüpheli tutuklandı

Haber3
Son Dakika
19.08.2014
ÜmraniyedekicinayetÜmraniyedeki cinayet
Kadınlığın Katli: Sünnet
Haberler.com
19.08.2014
02:42
Kadın sünnetinin kadınlığa cinayet olduğuna vurgu yapan Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayşe Dumandan çarpıcı açıklamalar...
Haberler.com
Kadın
19.08.2014
KadınlığınKatliSünnetKadınlığın Katli Sünnet
‘Adil hafıza’ ne kadar adil?
Zaman
19.08.2014
02:29
“Adil hafıza” terimi, “Komşularla sıfır sorun” anlayışının mimarı Ahmet Davutoğlunun “Ermeni sorunu”na geliştirdiği “çözüm” politikasının adı. Dolayısı ile alışılageldik Türk dış politikasının devamı ve kaçınılmaz olarak sorunlu bir yapısı var.Davutoğlu, Ermenilerin karşısında ‘1915te hiçbir şey olmamıştır diyen bir Dışişleri Bakanı yok. Ben yaşananlara soykırım demem... Bu konuda yeni bir dil geliştirmemiz lazım. Sizin acınızı reddetmiyoruz, anlıyoruz… Ama olan tek taraflı bir suç deklarasyonu değil.” cümleleri ile politikasını anlatmaya, Türk tarafı için sevimli, Ermeniler içinse makul olarak göstermeye çalışıyor. Oysa AKP, Ermeni soykırımı konusunda 100 yıldır söylenen şarkıya sadece yeni yorumlar katmaya çalışıyor. Üstelik bunu yeni bir üslup gibi ortaya atıp, tarihi deforme etmeye, yeniden tarih yazmaya, kısaca “yeni bir inkâr” politikasına soyunuyor. 2015 “krizi” bu “Adil hafıza” buluşu ile çözülmeye çalışılıyor. Nisan ayında Erdoğanın Türk basınının “Ermenilere tarihi mesaj” olarak sunduğu fakat Başbakanın hemen sonrasında gazetecilere “ben savaşta tüm ölenlere baş sağlığı diledim” dediği taziye mesajında yine bu teoriden yararlanıldı. Erdoğan, mesajda, “Adil bir insani ve vicdani duruş, tüm acıları anlamayı gerekli kılar. Bu acılı tarihe adil hafıza perspektifinden bakılması, insani ve ilmi bir sorumluluktur.” demişti. Erdoğanın mesajından kısa bir süre sonra devamı niteliğinde Davutoğlunun “Türk-Ermeni İlişkileri: “Adil bir hafıza” mümkün mü?” başlıklı akademik yazısı yayınladı. Metin ne kadar iyi niyetle okunulmaya çalışılsa da, mütemadiyen şüpheler uyandırıyor ve dolayısı ile samimiyetinden şüphe ettiriyor. İçeriği eleştirmeye zaman bırakmayan çok hayati bir yanlış, boş vermişlik, hatta pişkinlik daha doğrusu tüm “tezlere” ters düşen bir “adaletsizlik” var. 100 yıldır inkâr edilen soykırımın “hafızasının” nasıl değiştirilebileceği anlatılan metinde şöyle bir cümle var: “Dinkin vefatından sonra…” Vefat? Bu cümleden bırakın Dinkin katillerinin bulunmadığını, yargının düzgün işlemediğini hatta bu cinayetin “Derin devlet”in ifşa edilmesini sağlayan kilit bir anlamı olduğunu aslında, Dinkin “öldürülmediği” hatta bunun bir cinayet bile olmadığı anlaşılıyor. Peki hepimizin gözü önünde gerçekleştirilen hedef gösterme süreci, cinayet, tetikçinin ilk günde vatan kahramanının ilan edilmesi, katillerin korunması ve hatta yakalanmaması konusunda bile “adil” ol(a)mayan bir hükümetin 100 senelik unutulmuş ve küllenmiş bir tarih sayfasının aydınlatılmasına nasıl güven duyacağız? Adil hafıza siyaseti aynı zamanda bir inisiyatife dönüşmüş durumda. Düsturu aşağı yukarı şu: Ermeni meselesinde “çözümsüzlük yaratan dışlayıcı algı ve tezlere” (1915te planlı bir etnik temizlik yapılmış olduğu gerçeğine atıfla) karşılık ortak tarih bilinci, ortak kültür, ortak coğrafya ve ortak acı” (basit dile indirgersek, sizde de dolma var bizde de, Sarı Gelini beraber söyleyelim) perspektifini öne sürümek. Tabii yeri geldiği zaman “teoriye” dini motifler de ekleniyor: “Hakkın teslimi” ve “barışma-helalleşme”. Bu doğrultuda makalelerde, söyleşilerde, hatta sosyal medyada “adil hafıza” hesaplarında en sık yer verilen örneklemeler Fatih Sultan Mehmetin 1461 yılında İstanbul Ermeni Patrikhanesini kur(dur)ması, Ermenilere ait Amiralar sınıfının yaratılması, Sarayda Ermenilerin hizmet etmesi, hatta Gabriel Noradunkyanın hariciye nazırlığına kadar yükseltilmesi. (Yükselmesi değil yükseltilmesi, zaten sadece 7 ay süren bir görev fakat “muktedirin dilinin” değişmediğini ispatlaması açısından güzel bir örnek). İlk Osmanlı-Türk akademisi olan Encümen-i Daniş üyesinin Vartan Paşa oluşu. Önemli eser veren mimarların Balyanlar olması. Matbaanın Ermeniler tarafından geliştirilmesi. Ermenicenin ekonomik dildeki hakimiyeti, makbuzlarda Ermenice ile yazılabilmesi, Erzurum Kongresinin bile Sanasaryana ait handa yapılmış olması. Dr. Horasancıyanın Osmanlının ilk tıp derneğinin başkanı olduğu. Ve tüm bu benzer bilgilerden sonra kinayeli bir “Biliyor musunuz?” sorusu… Biz çok iyi biliyorduk, ya “Siz” biliyor muydunuz? Eğer biliyorduysanız neden Dolmabahçe Sarayında çalışan turist rehberi sarayı gezdirirken “İtalyan mimar usta Balyani” diye başlıyordu anlatmaya sarayı? Genç bir rehber ise “Ermeni usta Balyan” dediğinde neden işten atılıyordu? Matbaanın gelişmesinde bu kadar emeği geçenler Ermenilerdi, peki neden Matosyan ailesi korkutularak yurtdışına kaçırıldı ve evi, matbaası,
Zaman
Yorum
19.08.2014
‘Adilhafıza’nekadaradil?‘Adil hafıza’ ne kadar adil?
Aile bağlarının kopması bireyleri bunalıma sürüklüyor
Zaman
19.08.2014
02:29
Türkiye’de artan intihar vakalarının sosyo-politik temelleri olduğunu belirten uzmanlar, aile bağlarının kopmasının intiharları tetiklediğini vurguluyor. İntiharların ‘Sen bana bunu yaparsan ben de sana bu acıyı veririm’ mesajı içerdiğini kaydeden psikiyatristler ise intiharda geri dönüşü olmayan silah kullanımına dikkat çekiyor.Türkiye Psikiyatri Derneği Medya Sözcüsü Doç. Dr. Burhanettin Kaya, artan intihar olaylarının ruhsal hastalıklar dışında daha çok sosyal faktörler, ekonomik faktörler, işsizlik, yoksulluk gibi durumlardan ileri geldiğini söylüyor. Umutsuzluğun insanları intihara yönelttiğini ifade eden Kaya, bunların bir kısmının aslında bir yardım çağrısı olduğunu, ölmek niyetiyle yapılmadığını, birilerine sıkıntılarını duyurmak için yapıldığını ama maalesef bu girişimlerin bir kısmının yaşamlarına mal olduğunu ifade ediyor. “Türkiye’de ekonomi büyüyor fakat gelirler arasındaki uçurum da artıyor.” diyen Kaya, ekonominin büyümesinin toplumun bütün kesimlerine eşit şekilde yansımadığının altını çiziyor. Milli gelirin eşit dağıtılmadığı, parçalanmış bir refah içinde olduğumuzu dile getiren Kaya, kapitalizmin doğası gereği rekabete zorlanan insanın yalnızlaştığının, bireyselleştiğinin ve bunun psikolojik etkisinin intiharda travmatik bir örseleyici olduğunun altını çiziyor. Her alanda rekabete zorlanan insanın diğer insanlarla ilişkilerinin bozulduğunu söyleyen Kaya, “Bu da umutsuzluğu, kaygıyı ve depresyonu artırıyor. Sürekli yalnızlaşan, diğerini tehdit olarak algılayan, ekonomik sıkıntılar yaşayan, güvencesiz çalışmayı kabul eden bir bireyin aile ilişkileri sarsılacaktır. Bu bütün hayatını etkileyecek, çocuğuyla geçirilen zaman azalacaktır. Bütün bu süreç insanları daha karamsar daha umutsuz yapar. Zaten intiharın temelinde ruhsal çökkünlük ve umutsuzluk vardır. Umutsuzluk arttıkça bu yaşama son verme arzusunu artırır.” şeklinde konuştu.İntiharın önemli bir nedeninin de depresyon olduğunu ifade eden Kaya, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 yılında en sık görülen hastalığın depresyon olacağını öngördüklerini, 2030 yılında ise depresyonun birinci sırada yer alacağını açıkladıklarını ifade ediyor. Psikolojik sorun yaşayan insanların sadece 4’te birinin bir sağlık sistemine ulaşabildiğini bunların çok az bir kısmının etkili tedavi gördüğünü kaydeden Kaya, önlenebilecek intihar vakalarının da önlenemediğini söylüyor. Buna uygun kamusal ve ücretsiz kriz merkezleri kurulmasının gerekliliğinin altını çiziyor. Son yıllarda alkol kullanımındaki artışın depresyon ile bağlantılı olduğunu kaydeden Kaya, “Duygu durum bozuklukları, ruhsal çökkünlük, karamsarlık ve hayattan zevk alamama ile alkol arasında da bağ var. İnsanlar karamsarlaştıkça kaygı yaşadıkça kendini iyileştirme olarak kendi kendine tedavi edici olarak kaygı giderici nesnelere yönelebiliyorlar, alkol bunlardan biri.” şeklinde konuştu.Aile desteği psikologlardan bekleniyorPsikiyatri uzmanı Mehmet Gökşin, intiharı kendine dönmüş bir cinayet olarak görüyor. “Öfke çok yoğun olduğunda karşı tarafın canını acıtmak intiharlardaki motivasyonlardan biridir.” diyen Gökşin, intiharların ‘sen bana bunu yaparsan ben de sana bu acıyı veririm’ mesajı içerdiğini söylüyor. “İnsan neden intihar eder? Psikolojik bir sorun olabilir ama intiharın artışı sosyolojik bir sorundur.” ifadelerini kullanan Gökşin, intiharın alkol-madde kullanımındaki artış, depresyon oranlarındaki artış, ailenin çözülmesi, göç ve sonrasındaki uyum sorunları, finansal problemler gibi birçok sosyolojik boyutunun olduğunu dile getirdi. Gençlerimize başa çıkma yollarını, bireysel çözüm ve inisiyatif alma yollarını yeterince öğretemediğimizi ifade ederken kuşaklar arası kültürel geçişin dünyanın ritminin hızlanmasıyla da sekteye uğradığını belirtti. İnsanın sorun çözmesinin, uyumunun ve sosyalliğinin de sekteye uğradığını söyleyen Gökşin, bunun daha ben merkezcil olmalarına yol açtığını dile getirdi. Ailelerin dağıldığı ve herkesin kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldığını vurgulayan uzman psikiyatrist, “Destek sistemlerimiz, sosyal sistemlerimiz azaldı. Komşu, akraba, eş, dost, bunlarla ilgili şeyler azaldı. Şu anda destek sistemi olarak gördüğünüz şey psikolog vs. oluyor. İntihar olayında bunların etkisi büyük.” dedi. Uzman, “Esas durum ortada bir öfke var, öfke kendine dönüyor. Son tahlilde intiharda adam öldürüyorsunuz. Kendinizi de öldürseniz adam öldürüyorsunuz. Bu bir cinayet yani, doğal olarak işin içinde bir agresyon var, saldırı var.” şeklinde konuştu.Silahlı intiharlar artmaya başladıUzman psikiyatr Ayhan Akçan ise sosyal problemlerin ruh sağlığını bozduğuna vurgu yaparken artan intiharlarda asıl dikkat çekenin kurtulma imkânı olunmayan silahlarla yapılması olduğunun altını çizdi. Gençlik
Zaman
Sağlık
19.08.2014
AilebağlarınınkopmasıbireyleribunalımasürüklüyorAile bağlarının kopması bireyleri bunalıma sürüklüyor
Aile bağlarının kopması bireyleri bunalıma sürüklüyor
Zaman
19.08.2014
02:29
Türkiye’de artan intihar vakalarının sosyo-politik temelleri olduğunu belirten uzmanlar, aile bağlarının kopmasının intiharları tetiklediğini vurguluyor. İntiharların ‘Sen bana bunu yaparsan ben de sana bu acıyı veririm’ mesajı içerdiğini kaydeden psikiyatristler ise intiharda geri dönüşü olmayan silah kullanımına dikkat çekiyor.Türkiye Psikiyatri Derneği Medya Sözcüsü Doç. Dr. Burhanettin Kaya, artan intihar olaylarının ruhsal hastalıklar dışında daha çok sosyal faktörler, ekonomik faktörler, işsizlik, yoksulluk gibi durumlardan ileri geldiğini söylüyor. Umutsuzluğun insanları intihara yönelttiğini ifade eden Kaya, bunların bir kısmının aslında bir yardım çağrısı olduğunu, ölmek niyetiyle yapılmadığını, birilerine sıkıntılarını duyurmak için yapıldığını ama maalesef bu girişimlerin bir kısmının yaşamlarına mal olduğunu ifade ediyor. “Türkiye’de ekonomi büyüyor fakat gelirler arasındaki uçurum da artıyor.” diyen Kaya, ekonominin büyümesinin toplumun bütün kesimlerine eşit şekilde yansımadığının altını çiziyor. Milli gelirin eşit dağıtılmadığı, parçalanmış bir refah içinde olduğumuzu dile getiren Kaya, kapitalizmin doğası gereği rekabete zorlanan insanın yalnızlaştığının, bireyselleştiğinin ve bunun psikolojik etkisinin intiharda travmatik bir örseleyici olduğunun altını çiziyor. Her alanda rekabete zorlanan insanın diğer insanlarla ilişkilerinin bozulduğunu söyleyen Kaya, “Bu da umutsuzluğu, kaygıyı ve depresyonu artırıyor. Sürekli yalnızlaşan, diğerini tehdit olarak algılayan, ekonomik sıkıntılar yaşayan, güvencesiz çalışmayı kabul eden bir bireyin aile ilişkileri sarsılacaktır. Bu bütün hayatını etkileyecek, çocuğuyla geçirilen zaman azalacaktır. Bütün bu süreç insanları daha karamsar daha umutsuz yapar. Zaten intiharın temelinde ruhsal çökkünlük ve umutsuzluk vardır. Umutsuzluk arttıkça bu yaşama son verme arzusunu artırır.” şeklinde konuştu.İntiharın önemli bir nedeninin de depresyon olduğunu ifade eden Kaya, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 yılında en sık görülen hastalığın depresyon olacağını öngördüklerini, 2030 yılında ise depresyonun birinci sırada yer alacağını açıkladıklarını ifade ediyor. Psikolojik sorun yaşayan insanların sadece 4’te birinin bir sağlık sistemine ulaşabildiğini bunların çok az bir kısmının etkili tedavi gördüğünü kaydeden Kaya, önlenebilecek intihar vakalarının da önlenemediğini söylüyor. Buna uygun kamusal ve ücretsiz kriz merkezleri kurulmasının gerekliliğinin altını çiziyor. Son yıllarda alkol kullanımındaki artışın depresyon ile bağlantılı olduğunu kaydeden Kaya, “Duygu durum bozuklukları, ruhsal çökkünlük, karamsarlık ve hayattan zevk alamama ile alkol arasında da bağ var. İnsanlar karamsarlaştıkça kaygı yaşadıkça kendini iyileştirme olarak kendi kendine tedavi edici olarak kaygı giderici nesnelere yönelebiliyorlar, alkol bunlardan biri.” şeklinde konuştu.Aile desteği psikologlardan bekleniyorPsikiyatri uzmanı Mehmet Gökşin, intiharı kendine dönmüş bir cinayet olarak görüyor. “Öfke çok yoğun olduğunda karşı tarafın canını acıtmak intiharlardaki motivasyonlardan biridir.” diyen Gökşin, intiharların ‘sen bana bunu yaparsan ben de sana bu acıyı veririm’ mesajı içerdiğini söylüyor. “İnsan neden intihar eder? Psikolojik bir sorun olabilir ama intiharın artışı sosyolojik bir sorundur.” ifadelerini kullanan Gökşin, intiharın alkol-madde kullanımındaki artış, depresyon oranlarındaki artış, ailenin çözülmesi, göç ve sonrasındaki uyum sorunları, finansal problemler gibi birçok sosyolojik boyutunun olduğunu dile getirdi. Gençlerimize başa çıkma yollarını, bireysel çözüm ve inisiyatif alma yollarını yeterince öğretemediğimizi ifade ederken kuşaklar arası kültürel geçişin dünyanın ritminin hızlanmasıyla da sekteye uğradığını belirtti. İnsanın sorun çözmesinin, uyumunun ve sosyalliğinin de sekteye uğradığını söyleyen Gökşin, bunun daha ben merkezcil olmalarına yol açtığını dile getirdi. Ailelerin dağıldığı ve herkesin kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldığını vurgulayan uzman psikiyatrist, “Destek sistemlerimiz, sosyal sistemlerimiz azaldı. Komşu, akraba, eş, dost, bunlarla ilgili şeyler azaldı. Şu anda destek sistemi olarak gördüğünüz şey psikolog vs. oluyor. İntihar olayında bunların etkisi büyük.” dedi. Uzman, “Esas durum ortada bir öfke var, öfke kendine dönüyor. Son tahlilde intiharda adam öldürüyorsunuz. Kendinizi de öldürseniz adam öldürüyorsunuz. Bu bir cinayet yani, doğal olarak işin içinde bir agresyon var, saldırı var.” şeklinde konuştu.Silahlı intiharlar artmaya başladıUzman psikiyatr Ayhan Akçan ise sosyal problemlerin ruh sağlığını bozduğuna vurgu yaparken artan intiharlarda asıl dikkat çekenin kurtulma imkânı olunmayan silahlarla yapılması olduğunun altını çizdi. Gençlik
Zaman
Ana Sayfa
19.08.2014
AilebağlarınınkopmasıbireyleribunalımasürüklüyorAile bağlarının kopması bireyleri bunalıma sürüklüyor
Jandarma: Misyonerleri takip ettik ama belge yok
Zaman
19.08.2014
02:29
Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Malatyada Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davanın görüldüğü mahkemeye gönderilen yazıda, 2010 yılına kadar misyonerlik faaliyetlerinin takip edildiği ancak bununla ilgi belge olmadığı belirtildi.Zirve Yayınevinde Alman uyruklu Tilman Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yükselin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 95. duruşması, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar eski Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli albay Mehmet Ülger, Haydar Yeşil ve Ruhi Abat ile tutuksuz sanıklar emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Emre Günaydın, Salih Gürler, Abuzer Yıldırım, Murat Göktürk, Abdullah Atılgan, Adil Akçay, Mehmet Çolak, Adem Gedik, Levent Ercan Gelegen ve Hüseyin Yelki hazır bulundu. Tutuklu sanık Varol Bülent Aral, Adana F-Tipi Cezaevinden, tutuksuz sanık Hamit Çeker Elbistan E-Tipi Cezaevinden, tutuksuz sanık Cuma Özdemir de Darende Adliyesinden telekonferans sistemiyle duruşmaya katıldı.Mahkeme Başkan Vedat Koç, mahkeme tarafından bir önceki celse sonunda talep edilmesi üzerine mahkemeye ulaşan evraklara ilişkin bilgi verdi. Misyonerlik faaliyetlerinin izlenmesine yönelik olarak Jandarma Genel Komutanlığından istenen talebe cevap verildiğini, MİTten istenen talebe ise cevap verilmediğini ifade eden Koç, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından gönderilen cevabı yazıda, 2010 yılına kadar jandarma istihbarata bağlı Aşırı Sağ Faaliyetler (ASAF) bölümü tarafından misyoner faaliyetlerin takip edildiği belirtildi. 2003-2008 yılları arasında misyonerlere karşı çalışmalar yapıldığı ancak Jandarma Genel Komutalığında bu çalışmalara ilişkin bilgi belge bulunmadığı anlatıldı. Mersin ve Malatya jandarma istihbaratında bir belgenin tespit edildiği ancak bunda da imza olmadığı bu nedenle kim tarafından yapıldığının tespit edilmediği ileri sürüldü.Duruşmada söz alan müdahil avukatlarından Erdal Doğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Kozmik Oda soruşturmasında Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişin bilgi ve belgeleri talep ettiklerini hatırlattı. Ankara Başsavcılığının eski cevaplarında soruşturmanın selameti gerekçesiyle bu taleplerine olumlu cevap vermediğini belirtti. Avukat Doğan, 17 Aralık sürecinden sonra kanunda yapılan değişikliklerle soruşturmanın gizliliğinin kaldırıldığını anlatarak Ankara Başsavcılığı artık soruşturmanın gizliliği, selameti açısından bu belgeleri göndermiyorum diyemez. Bu mazereti ortadan kalktı. Bu ayrıntıyı hatırlatarak Kozmik Oda soruşturmasında dosyamıza ilişkin yer alan belgelerin tekrar istenmesini talep ediyoruz. dedi.Daha sonra sanık avukatlarının taleplerine geçildi. Emekli Orgeneral Hurşit Tolonun avukatı İlkay Sezer, kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Avukatının ardından sanık kürsüsüne çıkan Tolon, duruşmalardan bağışık(duruşmaya katılmama talebi) tutulmayı talep etti.Hükümetin tutukluk süresini 5 yılla sınırlayan yasal düzenlemesi ile cinayetler sonrası olay yerinde yakalanan sanıklar da tahliye edilmişti. Mahkeme bu kişiler hakkında adli kontrol kapsamında elektronik kelepçe takılmasına hükmetmişti. Önce avukatlar ardından sanıklar elektronik kelepçe uygulamasında vazgeçilmesini istedi. Emre Günaydının da aralarında olduğu tutuksuz sanıklar elektronik kelepçenin haklarını ihlal ettiğini iddia ederek elektronik kelepçelerin sökülmesini istedi.TUTUKLU SANIKLARI PARALEL SÖYLEMLERİYLE KURTULMA GİRİŞİMLERİ17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından diğer darbe davalarında yaşandığı gibi sanıklar dosyanın esasına ve delillere ilişkin savunma yapmak yerine konjünktürel şekilde paralel yapı söylemleriyle mahkemeyi yanıltma girişimlerine başladı. Malatya İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Ülgerün avukatı Saim Tuğrul, Zirve Cinayetlerinin basit bir cinayet davasını olduğunu ileri sürdü. Cinayetler işlendiği dönemde Malatya İl Jandarma Komutanı olan Mehmet Ülger, 17 ve 25 Aralık soruşturmalarının hükümete darbe olduğu iddia etti. Halk Bank üzerinden finansal darbe yapılmak istediğini anlatan Ülgerin, havuz medyasında yer alan haberleri mahkemeye delil olarak sunması dikkat çekti. MİT müsteşarı Hakan Fidan ve hükümeti öven Ülger, tanık İlker Çınarı suçladı. İlker Çınar hakkındaki koruma karının kaldırılmasını talep etti. Malatyadaki görevi sırasında aralarında mahkeme heyetinden bir hakiminde bulunduğu birçok kişinin usulsüz dinlenmesi, misyonerlik çalıştaylarının düzenlenmesi, cinayet günü olay yerine ilk intikal eden yetkili olmasına ilişkin suçlamalara değinmeyen Ülger, paralel yapı iddialarıyla davayı sulandırmaya çalıştı.Söz alan bir tutuklu sanık Binbaşı Haydar Yeşil, tahliyesini istedi. Diğer tutuklu sanık Ruhi Abat, havuz medyasının haberlerine sarılan bir diğer isimdi. Paralel safsatasına sarılan Abat, Takvim gazetesinde yer alan haberi mahkemeye sundu. Bu taleplere ili
Zaman
Ana Sayfa
19.08.2014
JandarmaMisyonerleritakipettikamabelgeyokJandarma Misyonerleri takip ettik ama belge yok
Toplam "32" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti