Habergec.Com Aranan Kelimeler:değiştirse Değerlendirme: 10 / 10 391065
habergec.com
29.05.2012 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

değiştirse

ABD, İran’ı kıskaca aldı
Türkiye Gazetesi
06.05.2012
02:47
> ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, bölgede görev yapan Amerikan gemilerini sık sık ziyaret ediyor.Amerikan askerlerinin 2011 yılı sonunda Irak’tan çekilmesi, Orta Doğu’daki dengeleri bir nebze olsun İran’dan yana değiştirse de ABD, Türkiye dahil birçok bölge ülkesinde bulunan üsleriyle İran’ı çepeçevre sardı. El Cezire’nin haberine göre, ABD ordusundaki 1.4 milyon muvazzaf askerden, 350 bini 130 ülkede bulunan toplamda 750’den fazla ABD üssünde konuşlandırılmış durumda. Askerlerden büyük bir çoğunluğu Orta Doğu’daki çatışma alanlarının ya göbeğinde ya da çok yakınında bulunuyor. Tahran’la tansiyonun 2012 başından itibaren yükselmesiyle İran’ın çevresindeki üsler arttı. ABD güçleri Suudi Arabistan gibi ülkelerden çekilerek ABD yanlısı di ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
06.05.2012
ABDİran’ıkıskacaaldıABD İran’ı kıskaca aldı
Kıskaca aldılar
Hürriyet
05.05.2012
12:24
KıskacaAmerikan askerlerinin 2011 yılı sonunda Irak’tan çekilmesi, Ortadoğu’daki dengeleri bir nebze olsun İran’dan yana değiştirse de ABD, Türkiye dahil birçok bölge ülkesinde bulunan üsleriyle İran’ı çepeçevre sarmış durumda.
Hürriyet
Dünya
05.05.2012
KıskacaaldılarKıskaca aldılar
ABD'den İran'a çepeçevre askeri kuşatma
Haber7
05.05.2012
11:11
Amerikan askerlerinin 2011 yılının sonunda Iraktan çekilmesi, Ortadoğudaki dengeleri İrandan yana değiştirse de ABDnin İranı çepeçevre sardığı iddia ediliyor!
Haber7
Son Dakika
05.05.2012
ABDdenİranaçepeçevreaskerikuşatmaABDden İrana çepeçevre askeri kuşatma
ABD İran'ı kıskaca aldı
Milliyet
05.05.2012
08:40
Amerikan askerlerinin 2011 yılı sonunda Irak’tan çekilmesi, Ortadoğu’daki dengeleri bir nebze olsun İran’dan yana değiştirse de ABD, Türkiye dah...
Milliyet
Dünya
05.05.2012
ABDİranıkıskacaaldıABD İranı kıskaca aldı
08:26 ABD İran'ı kıskaca aldı
Milliyet
05.05.2012
08:40
Amerikan askerlerinin 2011 yılı sonunda Irak’tan çekilmesi, Ortadoğu’daki dengeleri bir nebze olsun İran’dan yana değiştirse de ABD, Türkiye dah...


Milliyet
Son Dakika
05.05.2012
0826ABDİranıkıskacaaldı0826 ABD İranı kıskaca aldı
Kıskaca aldılar
Hürriyet
05.05.2012
03:35
KıskacaAmerikan askerlerinin 2011 yılı sonunda Irak’tan çekilmesi, Ortadoğu’daki dengeleri bir nebze olsun İran’dan yana değiştirse de ABD, Türkiye dahil birçok bölge ülkesinde bulunan üsleriyle İran’ı çepeçevre sarmış durumda.
Hürriyet
Ana Sayfa
05.05.2012
KıskacaaldılarKıskaca aldılar
Maradona, Pele'yi müzikle vurdu
Posta
14.03.2012
12:20
Arjantinli efsanevi futbolcu Diego Maradona, son dönemde sık sık polemiğe girdiği Brezilyalı Pele ile arasındaki söz düellosuna müziği de karıştırdı

Dubainin El Vasl takımını çalıştıran Maradona, düzenlediği basın toplantısında, Pelenin kendisini futbolun Beethovenına benzettiği demecini eleştirdi. Maradona, Pele, kendisinin futbolun Beethovenı olduğunu söylemiş, ben hiçbir futbol maçında Beethoven çalındığını duymadım. Size daha önce de dedim. Ne zaman yanlış hapı alsa, böyle çılgınca bir açıklama yapıyor. Doktorunu değiştirse iyi olur dedi. Diego Maradona, Pele, kendini futbolun Beethovenı sanıyorsa, ben de futbolun Bonosu, Ron Woodu, Keith Richardsıyım, çünkü bende çok daha fazla tutku var diye konuştu. Marado...
Posta
Spor
14.03.2012
MaradonaPeleyimüziklevurduMaradona Peleyi müzikle vurdu
Maradona, Pele'yi müzikle vurdu
Posta
14.03.2012
12:09
Arjantinli efsanevi futbolcu Diego Maradona, son dönemde sık sık polemiğe girdiği Brezilyalı Pele ile arasındaki söz düellosuna müziği de karıştırdı

Dubainin El Vasl takımını çalıştıran Maradona, düzenlediği basın toplantısında, Pelenin kendisini futbolun Beethovenına benzettiği demecini eleştirdi. Maradona, Pele, kendisinin futbolun Beethovenı olduğunu söylemiş, ben hiçbir futbol maçında Beethoven çalındığını duymadım. Size daha önce de dedim. Ne zaman yanlış hapı alsa, böyle çılgınca bir açıklama yapıyor. Doktorunu değiştirse iyi olur dedi. Diego Maradona, Pele, kendini futbolun Beethovenı sanıyorsa, ben de futbolun Bonosu, Ron Woodu, Keith Richardsıyım, çünkü bende çok daha fazla tutku var diye konuştu. Marado...
Posta
Son Dakika
14.03.2012
MaradonaPeleyimüziklevurduMaradona Peleyi müzikle vurdu
Bizim istikamet neresiydi?
Haber7
12.01.2012
10:06
Yasakçılık nöbeti tutanlar kısmen yer değiştirse de özgürlükçülük her halükârda en çok kazandıran siyasi bahis olmaya devam ediyor.
Haber7
Son Dakika
12.01.2012
Bizimistikametneresiydi?Bizim istikamet neresiydi?
Bizim istikamet neresiydi?
Radikal
12.01.2012
02:55
Yasakçılık nöbeti tutanlar kısmen yer değiştirse de özgürlükçülük her halükârda en çok kazandıran siyasi bahis olmaya devam ediyor. - AKİF BEKİ
Radikal
Köşe Yazıları
12.01.2012
Bizimistikametneresiydi?Bizim istikamet neresiydi?
‘Teneke Mahallesi’nde emanet hayatların öyküsü
Star
23.12.2011
18:07
Orhan Kemal’in ‘Hanımın Çiftliği’ romanında sık sık adı geçen Teneke Mahallesi, yer ve şekil değiştirse de göçle bugün de varlığını sürdürüyor. Teneke evler, ikinci el eşyalarla donatılıyor.
Star
Son Dakika
23.12.2011
‘TenekeMahallesi’ndeemanethayatlarınöyküsü‘Teneke Mahallesi’nde emanet hayatların öyküsü
Kıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Hürriyet
04.10.2011
09:23
Kıvanç’ın“Ben küçükken Arapçaya çevrilen birçok Meksika dizisi vardı ama Arap dünyasında hiçbir zaman Meksika’ya yönelim olmadı. Çünkü Meksika hiçbir zaman Filistinlilerin çilesine ilgi duymadı. Türkiye, bugün İsrail’e tavrını değiştirse, Muhanned [Kıvanç Tatlıtuğ’un karakterinin Arap ülkelerindeki adı] bir dizideki yakışıklı adam olmaktan öteye geçmez.”
Hürriyet
Güncel
04.10.2011
Kıvanç’ınyakışıklılığıyetmezKıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Kıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Hürriyet
04.10.2011
09:18
Kıvanç’ın“Ben küçükken Arapçaya çevrilen birçok Meksika dizisi vardı ama Arap dünyasında hiçbir zaman Meksika’ya yönelim olmadı. Çünkü Meksika hiçbir zaman Filistinlilerin çilesine ilgi duymadı. Türkiye, bugün İsrail’e tavrını değiştirse, Muhanned [Kıvanç Tatlıtuğ’un karakterinin Arap ülkelerindeki adı] bir dizideki yakışıklı adam olmaktan öteye geçmez.”
Hürriyet
Dünya
04.10.2011
Kıvanç’ınyakışıklılığıyetmezKıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Kıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Hürriyet
04.10.2011
08:50
Kıvanç’ın“Ben küçükken Arapçaya çevrilen birçok Meksika dizisi vardı ama Arap dünyasında hiçbir zaman Meksika’ya yönelim olmadı. Çünkü Meksika hiçbir zaman Filistinlilerin çilesine ilgi duymadı. Türkiye, bugün İsrail’e tavrını değiştirse, Muhanned [Kıvanç Tatlıtuğ’un karakterinin Arap ülkelerindeki adı] bir dizideki yakışıklı adam olmaktan öteye geçmez.”
Hürriyet
Ana Sayfa
04.10.2011
Kıvanç’ınyakışıklılığıyetmezKıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Kıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Hürriyet
04.10.2011
08:45
Kıvanç’ın“Ben küçükken Arapçaya çevrilen birçok Meksika dizisi vardı ama Arap dünyasında hiçbir zaman Meksika’ya yönelim olmadı. Çünkü Meksika hiçbir zaman Filistinlilerin çilesine ilgi duymadı. Türkiye, bugün İsrail’e tavrını değiştirse, Muhanned [Kıvanç Tatlıtuğ’un karakterinin Arap ülkelerindeki adı] bir dizideki yakışıklı adam olmaktan öteye geçmez.”
Hürriyet
Ana Sayfa
04.10.2011
Kıvanç’ınyakışıklılığıyetmezKıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Kıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
Hürriyet
04.10.2011
01:55
Kıvanç’ın“Ben küçükken Arapçaya çevrilen birçok Meksika dizisi vardı ama Arap dünyasında hiçbir zaman Meksika’ya yönelim olmadı. Çünkü Meksika hiçbir zaman Filistinlilerin çilesine ilgi duymadı. Türkiye, bugün İsrail’e tavrını değiştirse, Muhanned [Kıvanç Tatlıtuğ’un karakterinin Arap ülkelerindeki adı] bir dizideki yakışıklı adam olmaktan öteye geçmez.”
Hürriyet
Güncel
04.10.2011
Kıvanç’ınyakışıklılığıyetmezKıvanç’ın yakışıklılığı yetmez
MASUM BİR KATİL
Zaman
05.08.2011
02:00
Barodan atılan bir avukatın deneyimlerini aktardığı kitap taslağını okuyan bir başka avukat, yazarın hayatını kaybetmesi üzerine kitabı kendi yazmış gibi davranır. Bu fikir, önceleri hayatını olumlu anlamda değiştirse de daha sonra kitapta yazan cinayetlerden sorumlu tutulacaktır.
Zaman
Televizyon
05.08.2011
MASUMBİRKATİLMASUM BİR KATİL
Bakan Günay: Yeni seçimde İzmir'in galibi AK Parti olabilir
Zaman
15.06.2011
13:36
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, AK Parti İzmir İl Başkanı Ömer Cihat Akay, 1. bölgeden seçilen milletvekilleri Mehmet Tekelioğlu, İlhan İşbilen, İlknur Denizli, Ali Aşlık ve Rifat Saitle basın toplantısı düzenledi. Çok zor bir kampanya dönemi getirdiklerini belirten Günay, gelecek seçimlerde İzmirin birinciisinin AK Parti olabileceğini söyledi. 2009 seçimlerine göre İl Genel Meclisi oylarında CHPnin 450 bin gerisinde başladıklarını belirten Günay, Makas kapandı, 150 bin oy fark kaldı. 70-80 bin oy yer değiştirse CHPnin önüne geçmiş olacağız. dedi.
Zaman
Son Dakika
15.06.2011
BakanGünayYeniseçimdeİzmiringalibiAKPartiolabilirBakan Günay Yeni seçimde İzmirin galibi AK Parti olabilir
Gazipaşa'da ÖSYM protesto edildi
Samanyolu Haber
15.04.2011
17:02


Antalyanın Gazipaşa ilçesinde Eğitim Senin öncülüğünde bir grup lise öğrencisi, Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS)nda şifre iddialarını protesto etti. Pazarcı Mahallesi Cumhuriyet İlköğretim Okulu karşısı park alanında okul kıyafetleri saat 10.15te bir araya geldi. Eğitim Sen İlçe Başkanı Fatih Yetkin, İşçi Partisi üyeleri, eski ADD Başkanı Fehmi Tuncer, CHP üyeleri, öğrenci ve ailelerin katıldığı eylem için polis de güvenlik önlemi aldı. Grup adına basın açıklamasını Lise Öğrencisi Hasan Çelenoğlu okudu. Açıklamada, Biz bu ülkenin geleceği olarak, burada ÖSYMyi ve yıllardır yaptığı yanlışları haykırmak için toplandık. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz demiyoruz. Çünkü biz ateşi görüyoruz. 1980 askeri darbesinden sonra başımıza musallat olan YÖKle ve onun ismini her sene değiştirse de içeriği aynı olan sınavlarıyla uğraşmaktan bıkan biz öğrenciler artık isyandayız. 1999 yılında ÖSS sorularının çalınmasıyla başlayan cemaat süreci ÖSYM-Cemaat ilişkisiyle 2011 yılında tavan yaptı ve yeni teoriler geliştirdi ama her zaman olduğu gibi olan yine emekçi çocuklarına oldu. ifadelerini yer verildi. Grup basın açıklamasının ardından olaysız dağıldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.04.2011
GazipaşadaÖSYMprotestoedildiGazipaşada ÖSYM protesto edildi
Kılıçdaroğlu gece 23.30'da kimi aradı?
Samanyolu Haber
04.04.2011
11:14
Kemal Kılıçdaroğlu gece 23.30da beni aradı, açıklama yapmasını rica ettim diyen bakın kim?

Yeni Şafak Gazetesi Ankara Haber Müdürü Abdülkadir Selvi, bugünkü köşe yazısında Kılıçdaroğlu gece 23.30da kimi aradı diyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunu dikkatle takip etmeye çalışırım. Kendisi sık sık görüş değiştirse de, ben bu ülkede ana muhalefet liderinin ne dediğinin önemli olduğuna inanırım. O nedenle, taciz iddialarıyla ilgili olarak yaptığı,komplo değerlendirmesini de aynı özenle takip ettim. CHPde komplo, taciz, kaset gibi iddialar söz konusu olunca, karıştırmamak için geriye dönüp, birinci kaset, ikinci komplo gibi numaralar vermek gerekiyor. Kemal Beyin kastettiği olay; içinde İklim Bayraktar ile Deniz Baykalın yer aldığı,Taciz iddiaları. Bir de ODATV operasyonuyla gündeme gelen, Varan2var. Kendimi,Gerçeği arayan adam pozlarında gördüğüm yoktur. Sadece CHPnin eski ve yeni genel başkanlarını mahkemeye taşıyacak kadar ciddi olan bir konunun izini sürmeye çalışıyorum. Dedektiflik olaylarda,Para ve kadının izini sür, o seni faile götürür diye bir kural vardır. Kemal Beyin siyah renkli gözlük takıp, pardesüsunun yakalarını kaldırıp, komiser Kolombo gibi işin peşine düşmesini beklemiyorum. Yapacağı şey, komplonun açığa çıkması için savcılara yardımcı olmak. Ne Baykal ne Kılıçdaroğlu bunu yapmıyor. Peki ne yapıyor? Gerçeğin ortaya çıkması için çaba gösterenleri mahkemeye veriyor. Murat Aksoy ile benim hakkımda tazminat davası açmıştı. Polis-Adliye muhabirimiz İlhan Toprakla ilgili ise ceza davası açılması için suç duyurusunda bulunmuş. Tam,İlhan sen parasız pulsuz bir muhabirsin. Kemal bey senden para çıkmayacağını bilmiş, o yüzden ceza davası açılmasını istemiş diye teskin etmeye çalışıyordum ki o sırada postacı içeri girdi, İlhana açılan tazminat davasının kağıdını uzattı. İlhandan 50 bin lira istiyor. Hadi bizi anladık da koskoca genel başkan bir muhabirin ceza alıp hapse girmesinden çok mu mutlu olacak demek istemiyorum. Hukuk devletine inanıyorsak, gidip hesabımızı vereceğiz. Kemal Beyin beni asıl ilgilendiren cümlesi, Taciz, komplo şeklindeki sözleri olmadı. Bu işin içinde bir komplo olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğine inananlardanım. Öyle Taciz denilince Baykala,komplo denilince, İklime faturayı kesip, işin üstünü örtenlerden de değilim. Asıl CHPnin bu işin peşini bırakmaması gerekiyor. CHPyi anlamakta zorlanıyorum. Kılıçdaroğlu da Araştıracak vaktim yok dediğine göre, iş başa döşmüş demektir. Elini çenesine götüren dedektif triplerine girmeden Kılıçdaroğluna sormak istiyorum; Kemal bey, 15 Şubat Salı günü CHPnin Meclis grubunda yaptığınız bir konuşma var. Soner Yalçın için,Yalçın, kaya gibi bir adam dediğiniz konuşmayı kastediyorum. Hatırlayın canım. Ergenekon Terör Örgütüyle ilgili de,Nerede bu örgüt, gideceğim üye olacağım demiştiniz ya hah o konuşmayı kast ediyorum. Niye bu kadar ayrıntı verdim. Çünkü o konuşmanızı CHPnin resmi internet sitesinden bulmanız mümkün değil. Yok o konuşmayı bulursunuz da, o konuşmada, Soner Yalçın ve Ergenekonla ilgili sözlerinizi bulamazsınız. Dikkatle baktığınızda, chp.org.trolan CHPnin resmi internet sitesinin sizin o sözlerinizi sansürlediğinizi görürsünüz. Her halde konuşması kendi partisinin resmi internet sitesi tarafından sansür edilen tek genel başkan sizsiniz. Siyasi muhalifiniz olsam size, Konuşması kendi internet sitesi tarafından sansürlenen zat diye seslenirdim. Hatırlarsanız şu günlerde ilham kaynağınız olan Süleyman Demirel, 70lerde Ecevite Zat ya da Hökümetin başıderdi. Ama ben haddini bilen, edepli bir insanım. CHPnin resmi internet sitesinden sizin konuşmanızı ararken, parlamento muhabirimiz Hüseyin Likoğlu fark etti, sansür olayını. Ben de kontrol ettim, şaşırdım doğrusu. Adım İklim olmadığı için çat telefon açıp, size sorma imkanım da olmadı. Size soramadım ama İklim Bayraktara sordum. Kemal bey siz CHP grup toplantısında Soner Yalçınla ilgili konuşmayı 15 Şubat Salı günü yaptınız. Soner Yalçın ise o sırada gözaltındaydı, 17 Şubat günü mahkemeye çıkarılarak tutuklandı. Peki 14 Şubat pazartesi günü doğrudan cep telefonundan aradığınız bir ismi hatırlıyor musunuz? Saatini de vereyim. İklim Bayraktarın telefonları yasal olarak dinleniyor. Bu konuşmamız da kaydedilmiştir. Başka bir şey daha söyledi İklim Bayraktar:İklim Rica etti, Kemal bey yaptı manşetiniz doğru. Peki Kemal bey siz ne söylemek istersiniz? Yoksa yine mahkemeye mi? ABDÜLKADİR SELVİ - YENİŞAFAK
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.04.2011
Kılıçdaroğlugece2330dakimiaradı?Kılıçdaroğlu gece 2330da kimi aradı?
Sıradanlaşan ölüm
Radikal
09.03.2011
16:18
Gabriella Ambrosio Ayrılmadan Öncede intihar saldırısına hazırlanan Dimayı anlatıyor. Olay gerçekten yaşanmış. Yazar, roman kişilerinin adlarını değiştirse de, olayları o gün yaşanan şekilde aktarıyor - ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE
Radikal
Kitap
09.03.2011
SıradanlaşanölümSıradanlaşan ölüm
Sıradanlaşan ölüm
Radikal
06.03.2011
02:56
- ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE Gabriella Ambrosio Ayrılmadan Öncede intihar saldırısına hazırlanan Dimayı anlatıyor. Olay gerçekten yaşanmış. Yazar, roman kişilerinin adlarını değiştirse de, olayları o gün yaşanan şekilde aktarıyor
Radikal
Kitap
06.03.2011
SıradanlaşanölümSıradanlaşan ölüm
Akgün: Mübarek halkın isteklerine cevap vermedi
Zaman
11.02.2011
00:36
Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof.Dr. Birol Akgün, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarekin bu akşam yaptığı konuşmanın, sembolik vaatleri içerdiğini, hiç bir talebe somut cevap niteliği taşımadığını söyledi. Cihan Haber Ajansına (Cihan) konuşan Akgün, Hüsnü Mübarekin meydanlardaki halkın taleplerinin çok azına çözüm önerilerinde bulunduğunu dile getirdi. Prof.Dr. Birol Akgüne göre Mübarek anayasayı değiştirse bile koltuğunda oturduğu müddetçe, sokalardaki protestolar devam edecek.
Zaman
Son Dakika
11.02.2011
AkgünMübarekhalkınisteklerinecevapvermediAkgün Mübarek halkın isteklerine cevap vermedi
Bosna'da entite tartışmaları sürüyor
Samanyolu Haber
21.01.2011
13:55
Bosna-Hersekin doğu ve batı şeklinde adeta görünmez Berlin duvarıyla ayrılan tarihi ve turistik kenti Mostar, şimdi ülkedeki Hırvatlar için istenen üçüncü entite tartışmalarıyla yeni bir gerilim içine girdi.

Hersek bölgesinin en önemli kenti ve Türk halkının daha çok tarihi köprüsüyle yakından tanıdığı Mostar, Bosnadaki savaş sırasında 1993-1995 yıllarında Boşnaklarla Hırvatlar arasında en şiddetli çarpışmaların çıktığı şehir oldu. Ağır çatışmalar nedeniyle harabeye dönen kentte başlatılan imar çalışmaları bir nebze de olsa Mostarın çehresini değiştirse de savaş dönemindeki bölünmeler devam ediyor. Zümrüt yeşili rengiyle görenleri büyüleyen Neretva Nehri üzerine Mimar Sinanın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından bir gerdanlık gibi inşa edilen ve savaş zamanında yıkılan tarihi köprünün yerine yenisi yapıldı, ancak gönüllerdeki köprü henüz kurulamadı. Doğu kısmında Boşnakların, batı tarafında Hırvatların yaşadığı kent, adeta görünmez Berlin duvarıyla ayrılmış durumda... Savaş öncesinde helikopter ve silah gibi ağır sanayi fabrikalarının bulunduğu, bu fabrikalarda 50 binden fazla çalışanın olduğu, bir zamanlar üniversiteler kenti olarak da anılan Mostar, şimdi eski günlerini özlemle anıyor. İşsizliğin yoğun görüldüğü kentte topluma hizmet veren kurumların etnik bazda bölünmesi de dikkati çekiyor. Boşnak ve Hırvatlar için ayrı ayrı hizmet veren 2 hastanenin, 2 üniversitenin, 2 itfaiyenin, 2 posta hizmet biriminin, 2 çöp toplama şirketinin, 2 GSM operatörünün, aynı okulda 2 farklı sınıf, 2 ayrı müfredat, 2 ayrı öğretmenler odasının bulunduğu kentte entegre olan ender kurumlardan biri hapishane... Dışarıda ayrı hizmetlerden yararlanan Boşnak ve Hırvatlar, ancak suç işledikleri takdirde girdikleri cezaevinde kendilerine sunulan ortak hizmetten faydalanıyor. Boşnak ve Hırvat futbol takımlarının siyasi hesaplaşmaya dönen karşılaşmalarında Hırvat fanatiklerin taşıdığı Nazi bayrakları ise ülkedeki uluslararası toplum yetkililerini her geçen gün daha da endişelendiriyor. Aynı yetkililer, Bosna Hersekteki fay hattının merkezinin Mostar olduğuna işaret ederek, buradaki yerel yetkilileri sürekli itidalli olmaya davet ediyor. -MOSTARIN DAYTONU 2004TEN BU YANA KABUL EDİLMEYİ BEKLİYOR- Mostarda savaşın bitiminin ardından 6 belediye haline gelen kentteki bu karışık yapıya son vermek, şehirdeki etnik gerginliği gidermek amacıyla eski AB Bosna-Hersek Yüksek Temsilcisi Paddy Ashdown, 2004 yılında Mostarın Daytonu olarak adlandırılabilecek 55 maddeli, Mostarın Statüsü adlı bir düzenleme yaptı. Bu düzenlemeyle Mostar tek belediye haline getirildi, icranın başı belediye başkanı, yasama organı ise şehir konseyi olarak belirlendi. Ashdownun hazırladığı bu statü, 2004 yılından bu yana şehir konseyinde oylanıp kabul edilmeyi bekliyor. Bu statü kabul edilmediği için, içerikle ilgili herhangi bir değişiklik yapılamıyor. Bu nedenle de kentte birçok şey kilitlenmiş ve dondurulmuş halde bulunuyor. Hırvat ve Boşnaklara yönetimde eşit haklar tanıyan bu statüye Hırvat yöneticiler karşı çıkıyor. Hırvatlar, bir süre önce Ashdownun hazırladığı bu statünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu, ancak mahkeme anayasaya aykırılık görmediği için başvuruyu reddetti. -ÜÇÜNCÜ ENTİTE TARTIŞMALARI- Ülkedeki Hırvatların partilerinin genel merkezlerinin, sendikalarının ve basının da merkezi konumunda olduğu Mostarda, kentin en hakim noktası olan Hun Dağına dikilen dev haç ve batı tarafına yaptırılan, 100 metre kulesi bulunan katedral ise kentin siluetini bozduğu gerekçesiyle bir süredir Boşnakların tepkisine neden oluyordu. Ancak bu defa ülke genelinde ve Mostarda yaşayan Boşnaklar, Hırvat milliyetçi partilerin üçüncü entite ve kentin bu entiteye başkent olması talebine şiddetle karşı çıkıyor. Mostardaki bu gelişmeleri, kentin Boşnak, Hırvat ve Sırpların siyasi ve dini temsilcileri AA muhabirine değerlendirdi. Kentteki üç etnik unsurun temsilcileri, Mostardaki gerilim ve sorunun işsizliğin önlenmesiyle büyük ölçüde çözüme kavuşacağını belirtiyor. -MOSTAR ŞEHİR KONSEYİ BAŞKANI ÇORİÇ- Kentteki yasama organı olan Şehir Konseyi Başkanı Murat Çoriç, eski AB Yüksek Temsilcisi Paddy Ashdownun 2004 yılında hazırladığı statünün Hırvatların engellemesi nedeniyle bugüne kadar kabul edilemediğini belirterek, Hırvatlar, burada bizimle eşitliğe dayalı bir sistem yerine, kendi egemenliklerinin hüküm süreceği bir hakimiyet sistemi istiyor. Biz buna karşı çıkıyoruz dedi. Mostarda yaşayan Boşnaklar olarak eşitlilik ilkesine aykırı bir konsepti asla kabul etmeyeceklerini belirten Çoviç, Hırvatlar bu düşüncenin aksini Mostarda barışçıl yollarla asla hayata geçiremez. Ancak hiç kimsenin yararına olmayacak çatışmalarla bu hayata
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.01.2011
BosnadaentitetartışmalarısürüyorBosnada entite tartışmaları sürüyor
Fikrinle gel 1 milyonu al
Türkiye Gazetesi
18.01.2011
02:21
Küçük ve orta Ölçekli Sanayiyi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), yeni fikri olanlara 1 milyon liraya kadar destek verecek. Destek verilecek projeler, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve KOSGEB’in kuracağı Teknoloji Merkezinde (TEKMER) değerlendirilerek belirlenecek. KOSGEB Kahramanmaraş İl Müdürü Mehmet Yılmaz, “Yeni bir şeyin yapılması şart değil. Eğer bir girişimci bir ürünün yüzde 51’ini değiştirse de o yeni buluşa giriyor ve biz aynı şekilde destekliyoruz. Yani biz ister sanayici olsun ister mühendis kim olursa olsun eğer kafasında bir şey oluşmuşsa ve bir fikri varsa bunu kağıda döktükten sonra maddi destek sağlıyoruz” dedi. KOSGEB’e iş fikri ile gelenlere makine, başlangıç finans, yazılım, donanım, personel, d ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
18.01.2011
Fikrinlegel1milyonualFikrinle gel 1 milyonu al
Bize 'yabancı aksan sendromu' lazım
Radikal
23.12.2010
14:42
Beyinde bir kısadevre herkesin dilini değiştirse Türkiyeye iyigelir mi?
Radikal
Cumartesi
23.12.2010
BizeyabancıaksansendromulazımBize yabancı aksan sendromu lazım
Bize 'yabancı aksan sendromu' lazım
Radikal
20.12.2010
00:20
Beyinde bir kısadevre herkesin dilini değiştirse Türkiyeye iyigelir mi?
Radikal
Cumartesi
20.12.2010
BizeyabancıaksansendromulazımBize yabancı aksan sendromu lazım
Bize 'yabancı aksan sendromu' lazım
Radikal
19.12.2010
20:23
Beyinde bir kısadevre herkesin dilini değiştirse Türkiyeye iyigelir mi? - PINAR ÖĞÜNÇ
Radikal
Köşe Yazıları
19.12.2010
Bizeyabancıaksansendromulazım Bize yabancı aksan sendromu lazım
Görüntüsünü değiştirse de yakalandı
Haber7
09.11.2010
15:32
Adanada suç örgütü kurma ve yönetme, adam öldürme gibi suçlardan hakkında kesinleşmiş müebbet hapis cezası bulunan sanık yakalandı.
Haber7
Son Dakika
09.11.2010
GörüntüsünüdeğiştirsedeyakalandıGörüntüsünü değiştirse de yakalandı
'Özal'ın en büyük hayaliydi'
Samanyolu Haber
25.08.2010
13:12
Eski Devlet Bakanı Vehbi Dinçerler, bu sabah Tv8 Ankara Temsilcisi Erkan Tanın sunduğu, Erkan Tan ile Başkentten programının konuğu oldu.

Dinçerler, ?Bu Anayasa bizim ve Rahmetli Turgut Özalın hayaliydi. Özalın en büyük hayali, Anayasayı milletin yapmasıydı. Hatta daha ileri gidip meclisin yarıdan bir fazlasını yakalayan herkes anayasayı değiştirebilmeli. Ne var kardeşim! Meclis üye sayısının yarıdan bir fazlasını elde edebilen her siyasi oluşum, Anayasayı değiştirse ne olur yani? Meclistekiler milli irade değil mi? Neden ?Aktif Evetçi olmayayım. Zamanında gücümüz yetmedi yapamadık biz. Bizim sayımız yetmedi. Önceki Anayasa değişikliğinde önemli değişiklikler yapılmadı. Sadece olmaması gereken yerler değiştirildi ama şimdi vesayetleri ortadan kaldıran bir değişiklik yapılıyor? dedi. Dinçerler, ?Bürokrat, devletin bürokratıdır. Ben de yaptım bürokratlık. Şeref duyarız. Bürokratik vesayet nedir? Milletin yetkisini şahsen kullanmaktır. Biz bürokrattık ama milletin temsilcilerine itaatkardık. 1984te iktidara geldik. İlter Türkmen Dış İşleri Bakanıydı. BM temsilcimizdi. BM de bir mesele konuşuluyordu. Dış İşlerinden şu şekilde oy vereceksin diye haber gönderildi. Kendisine rahmetli Özal da telefon etti, şu istikamette oy kullan diye. Kullanmadı. Tam tersini diyeceğini söyledi. İsyan yani. Demiş ki; Hükümetler gelip geçicidir, devlet ve devleti temsil eden Büyükelçinin görevi daimidir. Her önüne gelen memur, ?istediğimi yaparım suçuma razıyım derse olur mu? Soruşturma başlatalım dedik. Rahmetli Özalda yumuşak kalpliydi. Gerek yok dedi. İktidara yeni geldik, bakarsın onun yolu doğru çıkar dedi. Bürokratik vesayet kurumsal hale geldi? şeklinde konuştu. Dinçerler, ?Bunu yargıda da, askeriyede de görüyorsun. Onlar da bürokrat. Eski Yargıtay başkanı, 82 Anayasası, darbe Anayasasıdır diyor. 82 anayasasını TSK yapmadı. İhtilalcılar yaptı. TSK bugün, benim yaşımdaki bir insana gel memleket tehlikede desin. 1 saniye durmam. Darbecilerle alışverişe bile gitmem. Elinde silah bulunanlar zorla siyasi kararlar dayatıyorlarsa darbecidir? dedi. MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacının Ak Parti için HSYKyı ele geçirmeye çalışıyorlar sözlerine yönelik şöyle konuştu: ?Bu Hükümet, bu Cumhurbaşkanı ebedi mi kalacak? Yarın giderler başkası gelir. HSYK, Milletin emrinde kalıyor. Partinin, iktidarın değil. Vesayet budur. Hakim Kurulunun yarısını seçme şansını hakimlere bırakmak günah mı? HSYKnın hali bundan daha geriye gitmiyor aksine daha demokratik oluyor. Seçilmiş hakimler seçelim diyorlar. ABDde ikinci seçmenler seçiyor. Bizde de yargı sisteminde ikinci seçmenler yani Yargıtay ve Danıştay üyeleri seçiyor. Bizim yetkimiz gitmesin diyorlar. Tantana bu.? ?Milletçe denetlenmeyen, millete hesap vermeyen bir kurum olabilir mi? HSYKyı kim denetliyor. Sen şuraya, sen buraya diyor?Hiçbir yere hesap verme, seçime girme, aşağıdaki hakim savcıların üye seçmesine tahammül etme. Yargı denetime açık değil şu anki durumda. Anayasa Mahkemesi 411 kişilik çoğunluğun verdiği kararı reddediyor ama kime hesap veriyor. Sadece Allaha hesap veriyor. Vicdanları açısından iyi, güzel ama bu Allahın işi değil ki. Allah Türkiyedeki hakimleri atama işiyle mi uğraşacak?? şeklinde konuştu. ?Hayırcılar kutsallık anlamı yükleyerek meseleleri tartışıyorlar. Biz Anavatan Partisindeyken dedik ki; Devlet, milletin emrindedir. Bu Anayasaya; Devletin Milleti ve ülkesiyle diyor. Sanki önce Devlet var, Devlet de kendine Millet, Millet de ülkesini bulmuş. Böyle şey olur mu? Biz dedik ki Millet Devletin amiridir. Devlet Milletin emrindedir. Önce Millet var. Devlet kutsal olur mu kardeşim. Allah mı yarattı devleti? Eğer kutsal olan bir şey varsa insan kutsaldır. Bir şeye kutsal dersen ona dokunamazsın, değiştiremezsin, eleştiremezsin.? dedi. ?Kalıcı olan TBMM şahsiyetidir. Yarın iktidara başkaları gelir Anayasayı bir daha değiştirirler. Nasıl Anayasa Mahkemesi ve HSYK Ak Partide kalıyormuş? 411 oyla gelen başörtü meselesi Anayasa Mahkemesine gitti. Anayasa Mahkemesi reddetti. Bu konuyu askerlerin çözmesi lazım. Kendi annesini kapalı diye ordu evlerine alamıyorlar, üzülüyorlar. Temel felsefe olarak oradan başlayalım? dedi. ?TÜSİAD, YARSAV kadar olamadı. Anayasa meselesi bu vatanda yaşayan herkesin sorunu. Herkesin evet veya hayır demek için gerekçeleri var. TÜSİADın, Sivil toplum örgütlerinin kararlarını açıklaması lazım. Temsil yetkisi olan herkes açıklayacak. Üyeler istemezse dinlemez. YARSAV çok rahat konuşuyor ama ötekiler niye korkuyor? Özellikle TÜSİAD neden korkuyor fikrini söylemiyor? diye sordu. ?%51 oy ile kabul edilse geçerlidir. Kural aynı. Yükseklik belli atlayamazsan senin sorunun. Kimse şimdiden mızıkçılık yapmasın. %51 hayır çıkınca oluyor da. %51 evet çıkınca olmayacak mı? Oylama sonunda hayırcılar pişman olacak. Biz bunu yaşadık. Rahmetli Özala hain derecesinde suçlamalar yöneltenler sonradan kefaret öder gibi gelip özür dilediler. Bizim o zaman yapmak istediklerimize kar
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.08.2010
ÖzalınenbüyükhayaliydiÖzalın en büyük hayaliydi
Hüseyin Çelik: 12 Eylül'de herkes oy kullanmalı
Zaman
17.08.2010
10:33
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 12 Eylülde yapılacak olan referandumdan Anayasa değişikliğine evet çıkması durumunda Türkiyede yeni bir iklimin, yeni bir devrin başlayacağını söyledi. Referandumda herkesin oy kullanması gerektiğine işaret eden Çiçek, oyum bir tane ben bir şeyi değiştiremem denilmemesi gerektiğini kaydederek, Her birimiz bir şey değiştirse her şey değişir. dedi.
Zaman
Son Dakika
17.08.2010
HüseyinÇelik12EylüldeherkesoykullanmalıHüseyin Çelik 12 Eylülde herkes oy kullanmalı
İlk sertifikalar törenle verildi
Samanyolu Haber
14.08.2010
16:49
Medyada kariyer yapmayı hedefleyen gençler için düzenlenen Medya Derneği Staj Programında ilk sertifikalar törenle verildi.

Medya Derneği aracılığıyla başvuru yaparak birçok televizyon ve gazetede stajını tamamlayan 20 stajyer, sertifikalarını Medya Derneği Başkan Yardımcısı Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu ve Star Gazetesi yazarı Ergun Babahandan aldı. Törende konuşan Karaalioğlu stajyerlere Medya Derneği staj programından sertifika almış olmanın büyük bir ayrıcalık olduğunu ve bu ayrıcalığın ilerde onlara pek çok kapı açacağını söyledi. Medya Derneğinin etkinliklerine katılmaya devam etmelerinin mesleki anlamda gelişimlerine çok şey katacağını ifade eden Karaalioğlu, iyi bir gazeteci olmak için neler yapmaları, kendilerini nasıl geliştirmeleri gerektiği konusunda da öğrencilere tavsiyelerde bulundu. ?Ümidinizi kaybetmeyin. Bazen meslekte zor anlar yaşasanız da, hakkınız yense de iyi ve kaliteli gazetecilik yaptığınızda bu size muhakkak geri dönecektir. O yüzden yılgınlığa düşmeyin, gençliğin yeni tabiriyle triplere girmeyin? dedi. Gazeteci adaylarının en önemli hedefinin, bir yığın iyi gazeteci arasından fark yaratarak sıyrılmak olması gerektiğini belirten Karaalioğlu, kendi yaşamından verdiği örneklerle gazeteciliğin geçirdiği dönüşümden de sözetti ve yeni nesil gazeteciler için geleceğin parlak olduğunu ifade etti. Ergun Babahan öğrencilere çok okumalarını, kendilerini her alanda geliştirmelerini ve bolca haber yazarak kalemlerini güçlendirmelerini öğütledi. Gelişen teknolojiyle birlikte gazetecilik mesleğinin çok daha çeşitli iş imkanları sunacağını düşündüğünü belirten Babahan, yazılı basının şekil değiştirse de yok olmayacağına inandığını söyledi. Ipad gibi uygulamaların gazeteciliği değiştireceğini, dönüştüreceğini; değişen ve gelişen teknoloji sayesinde imkanların çeşitlenmesiyle yeni iş alanları doğacağını vurguladı. Özellikle yazılıp çizilmiş hiçbir haberin yok olmadığı şu Google çağında gazetecilerin çok daha dikkatli ve özenli olması gerektiğini dile getiren Babahan bir gazetecinin en az iki yerden teyit etmeden haber yapmaması, yanlış olabilecek bilgilerle insanları itham altında bırakmaması gerektiğinin altını çizdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.08.2010
İlksertifikalartörenleverildiİlk sertifikalar törenle verildi
Flaş... Üniversiteden atılma kalkıyor
Samanyolu Haber
25.06.2010
11:43
Yükseköğretim Kurulunun (YÖK), hazırladığı kanun taslağıyla yükseköğretimde köklü değişikliklere gidiliyor.

Taslaktaki düzenlemelerle, üniversiteden atılmaya son verilirken, başarısız olanlar için daha fazla katkı payı (harç) ödeyerek üniversiteye devam hakkı sağlanıyor. Vakıf üniversitelerinde devlet burslu öğrenci okutulmasına ve öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelerde asgari ücret baz alınarak hesaplanacak ücretlerle geçici işlerde çalışabilmelerine olanak veriliyor. Alınan bilgiye göre, YÖK, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun bazı maddelerinde değişiklik öngören kanun tasarısı taslağı hazırladı. Taslağa göre, yabancı dil hazırlık sınıfı hariç olmak üzere ön lisans diploma programlarını 4 yıl, lisans diploma programlarını 6 yıl, lisans ve yüksek lisans derecesini birlikte veren diploma programlarını 9 yıl, yüksek lisans öğretimini 4 yıl, doktora öğrenimini ise 6 yıl içinde tamamlayarak mezun olamayanlar öğrenimlerine devam edebilecekler. Ancak bu öğrenciler ders ve sınavlara katılma dışında öğrencilere tanınan diğer haklardan yararlanamayacaklar. Aynı yükseköğretim kurumundaki öğrenimi sırasında bir derse üçüncü kez kayıt yaptıran öğrencilerin kredi başına ödeyecekleri katkı payı, ders alacağı yılda o program için belirlenen katkı miktarının yüzde 100 fazlasıyla alınacak. Bir derse dört veya daha fazla kez kayıt yaptıran öğrencilerden alınacak katkı payları, aşamalı olarak öğrenci başına o yıl için belirlenen cari hizmet maliyetinin tamamının iki katını aşmayacak şekilde, üniversitelerden gelen öneriler de değerlendirilerek YÖK tarafından belirlenecek. Hazırlık sınıfı hariç, bulundukları sınıfın bütün derslerini vermek ve ilk yüzde 10a girmek suretiyle bir üst sınıfa geçmiş olan ikinci öğretim öğrencileri, o yıl için birinci öğretim öğrencilerinin ödeyecekleri öğrenci katkı payını ödeyecekler. Aynı kolaylık birinci öğretimde okuyan öğrencilere de getirilecek. Böylece, başarılarıyla yüzde 10a giren hem birinci hem ikinci öğretim öğrencileri daha az harç ödeme kolaylığı sağlanıyor. Üniversitelerde öğretim faaliyetlerinin bir yıl içinde kaç döneme ayrılarak sürdürüleceği; kayıt, devam, uygulama ve teorik ders içerikleri, ön şartlı dersler, sınav çeşitleri ve bunların ders başarı notuna katkısı; öğrenci, mezun ve dış paydaşların diploma programlarına ilişkin değerlendirmelerinin alınması; yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumlarından alınan derslerin kredilerinin intibakının yapılması; başarı notlarının yüzlü ve harf sistemine dönüştürülmesi ile eğitim-öğretimin devamına ilişkin diğer hususlar, bu konularda YÖKün belirlediği ilkelere aykırı olmayacak şekilde üniversite senatolarınca belirlenecek. -VAKIF ÜNİVERSİTELERDE DEVLET BURSLU ÖĞRENCİ- Vakıf üniversitelerinde, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek sayıda devlet burslusu öğrenci okutulabilecek. Taslağa göre, vakıf üniversitelerine yıllık olarak yapılan devlet yardımı kaldırılacak. Onun yerine vakıf üniversitesi öğrencisine verilecek devlet bursu getirilecek. Öğrenciye verilecek devlet bursu, üniversite değiştirse de öğrenciye verilecek burs devam edecek. Burs miktarı, vakıf yükseköğretim kurumlarının öğrenci kabul eden diploma programlarına devlet yükseköğretim kurumlarındaki eş değer programların ikinci öğretim öğrencileri için hesaplanan bir yıl önceki cari hizmet maliyetlerini aşmayacak. Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen burslu öğrenci sayılarının yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslara göre başvuran vakıf yükseköğretim programlarına dağılımı YÖK tarafından, üniversitelere yerleştirme yapılmadan önce ilan edilecek. Devlet burslusu olarak vakıf yükseköğretim kurumlarına yerleştirilen öğrencilerden o yıl için Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen ikinci öğretim katkı payının dışında her ne isimle olursa olsun başka bir öğrenim ücreti alınamayacak. -ÖĞRENCİLERE PART TİME İŞ- Üniversitelerde part time olarak çalışan ve yasal mevzuat bulunmadığı için sık sık yakınmalara yol açan öğrencilerin hakları da yasal düzenlemeyle koruma altına alınıyor. Geçen yıl Üniversitelerin Kısmi Zamanlı Öğrenci Çalıştırılabilmesine Yönelik Usul ve Esaslar belirleyen YÖK, bu konuyu kanun taslağında düzenledi. Taslağa göre, üniversiteler, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR) tarafından burs verilmekte olan veya burs alma şartlarını taşıyanlara öncelik tanıyarak, kısmi zamanlı olarak geçici işlerde öğrenci çalıştırabilecekler. Kısmi zamanlı olarak çalıştırılan öğrenciler, bu çalışmalarından dolayı işçi olarak kabul edilmeyecek. Kısmi zamanlı olarak çalıştırılan öğrencileri bir saatlik çalışma karşılığı ödenecek ücret, 4857 sayılı İş Kanunu gereğince 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş olan günlük brüt asgari ücretin dörtte birini geçmemek üzere üniversite yönetim kurulu tarafından belirle
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.06.2010
FlaşÜniversitedenatılmakalkıyorFlaş Üniversiteden atılma kalkıyor
KPSS'de başarının püf noktaları
Samanyolu Haber
24.05.2010
07:43
Eskiden üniversite okuyanlar için kamuda işe başlamak zor değildi. Çok değil 20-25 yıl öncesinde bir üniversite mezunu, biraz gayretle birkaç alternatif içerisinden tercih ettiği kurumun sınavını geçerek işe başlıyordu.

Daha 10 yıl önce ziraat, tarım, iktisat mezunlarının öğretmen olarak atandığını hatırlıyoruz. Eğitim seviyesinin yükselmesi ve herkesin çocuğunu okutma iradesini göstermesiyle üniversitelere talep arttı. ÖSS-ÖYS sınavları şekil değiştirse de daha acımasız bir yarış haline döndü. Artık sınav maratonları ilköğretim sıralarında başlıyor. Bütün bu talepler her ile bir üniversite kurulması, özel üniversitelerin çoğalması, hatta yabancı üniversitelerin şube açmasıyla üniversite sayısını kat kat artırdı. Üniversitelerdeki bu yükseliş, üniversite mezunu sayısını artırdı. Kurslar ve fire verilen yıllar dikkate alınırsa ortalama 24-25 yaşında üniversite mezunu fakat herhangi bir alanda çalışıp tecrübe edinme imkânı bulamamış bir işsiz kitle ortaya çıktı. Bu kitle genel olarak herhangi bir sanat veya zanaat edinmediği, ticarete de giremediği için mecburen ücretli olarak çalışmayı tercih ediyor. Ücretli olarak çalışılacak en sağlam yer olarak kamu görüldüğü için herkes devlete bir şekilde girmenin peşine düştü. Bu süreç devam ettikçe personel alımında saydamlık ve objektifliğin sağlanması için tek elden sınav yapılmaya başlandı. Önceleri DMS (Devlet Memurları Sınavı), KMS (Kurumlar İçin Merkezî Eleme Sınavı) ile başlayan bu sınav süreci şimdilerde KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı) adı altında yapılmaya başlandı. KPSS lisans sınavı A ve B grubu olarak yapılıyor. KPSS-A kadroları genel olarak müfettiş, uzman, denetmen ve kontrolör yardımcılığı ile kaymakam adaylığı kadrolarında çalışmak isteyenler tarafından tercih ediliyor. Bu kadroyu tercih edenler ayrıca gireceği kurumun sınavını ve mülakatını da geçmek zorunda. B grubu ile üniversite mezunu memurlar alınıyor. Ortaöğretim ve önlisans mezunları için ise ayrı bir sınav açılıyor. Lisans düzeyinde üniversiteyi bitirenler KPSS ortaöğretim/önlisans sınavına giremez. Ayrıca hem KPSS Lisansa hem de KPSS Ortaöğretim/Önlisansa katılmak da mümkün değil. Bu yüzden başvuru tarihinde lisans mezunu olacakların KPSS ortaöğretim/önlisans sınavına başvurmamaları gerekiyor. KPSS sınavı lisans mezunları için yılda bir kere gerçekleştiriliyor. Sonuçlar sınav tarihinden itibaren iki yıl geçerli. Bu sınava lisans mezunu olanlarla, sınava başvuru sırasında mezun durumda olmayan ancak sınavın geçerlilik süresi (iki yıl) içinde lisans düzeyinde mezun olabilecek durumda olan adaylar başvurabiliyor. Sınav dört oturum şeklinde yapılıyor. İlk gün öğleden önce yapılan genel kültür ve genel yetenek sınavına tüm adayların girmesi mecburi. Öğretmen adayları ilk gün öğleden sonraki sınava giriyor. Ertesi günkü sınav, alan bilgisine ait imtihandır. Buna da uzman, denetmen, müfettiş, kaymakam vs. kariyer mesleklere girecek adaylar iştirak ediyor. BÜYÜK YARIŞ TEMMUZ AYINDA Bu yıl 10-11 Temmuzda yapılacak sınavlar için başvurular bitmek üzere. 2010 Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS), 2010 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS-Lisans) ve 2010 Dikey Geçiş Sınavına (DGS) girecek olan adaylar bilgisayar sistemlerindeki tıkanıklık sebebiyle ücreti yatırma ve başvuru işlemlerinde problemler yaşadı. Bu sebeple 2010 KPSS-Lisans ve 2010 DGS sınavları müracaatları ve banka işlemleri 20 Mayıs Perşembe gününden itibaren durduruldu. KPSS-Lisans ve DGS başvuru ve banka işlemleri için süre yarın saat 17.00ye kadar uzatıldı. Bu imtihanlara girmek isteyenlerin süreyi geçirmemeleri gerekiyor. Memur olmak için kimlere yaş sınırı var? KPSS-B grubuna dahil olan önlisans, ortaöğretim ve lisans mezunları için genel olarak yaş sınırlaması yok. KPSS-A grubuna dahil olan lisans mezunu adaylar için bu kurumların tercihlerine göre 30-35 yaş arasında yaş sınırlaması var. Ayrıca öğretmenliğe ilk defa atanacaklar bakımından başvuruların ilk günü itibarıyla 40 yaşından gün almamış olmak şartı aranıyor. Bu durumda kariyer bir meslekte çalışmak üzere KPSS sınavına başvuranların 25 yaşında üniversiteyi bitirdiği ve 30 yaşına kadar bu mesleklerden birine girmek zorunda olduğu düşünülecek olursa, bu kesimin ne kadar sıkıntılı bir süreç yaşadığı daha iyi anlaşılacaktır. Artık üniversiteye hazırlık kursları gibi, meslek sınavlarına hazırlık kursları büyük rağbet görüyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra adaylar günde ortalama 5-6 saat çalışarak ve bu tempoyu yaklaşık 1 yıl devam ettirerek ancak güzel bir yere girecek seviyeye ulaşabiliyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre hazırlanıp KPSSye giren bir aday bu arada askerliğe gitmek zorunda kalırsa girdiği sınavın geçerliliği sona eriyor. Askerlik dönüşü yine hazırlanıp KPSSye girmek ve ikincil, üçüncül sınavları takip etmek mecburiyetinde kalan adaylar hem kendileri hem de aileleri açısından zorlu bir süreç yaşıyor. ALES (Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitimi Giriş Sınavı) ve KPDS (Kamu Personeli Dil Sınavı) gibi imtihanlar yılda ik
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.05.2010
KPSSdebaşarınınpüfnoktalarıKPSSde başarının püf noktaları
İnternet, gazeteleri bitirir mi?
GazetePort
22.05.2010
00:07
Zaman gazetesi Genel Yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, ‘’Yeni bir krizle karşı karşıyayız. Artık internet var, gazeteler bitecek deniyor. Ama her yeni gelişme bir önceki gelişmenin formatını değiştirse de, yok etmemiştir’’ dedi.
GazetePort
Güncel
22.05.2010
İnternetgazeteleribitirirmi?İnternet gazeteleri bitirir mi?
Ermenileri ters köşeye yatıran haber
Samanyolu Haber
28.03.2010
11:50
Yayın hayatına birkaç ay önce başlayan mizah sitesi Zaytung?ta yer alan ?Sierra Leone?deki Türk Büyükelçi, Ermeni soykırım tasarısını destekledi? haberini gerçek sanan Ermeni Taşnak Partisi?nin yayın organı The Armenian Weekly, bu haber üzerine yorum yapmaya kalkınca komik duruma düştü.

Hürriyet Gazetesi?nin haberine göre ERMENİSTAN?daki milliyetçi Taşnak Partisi?nin İngilizce yayın organı The Armenian Weekly, yayınladığı asparagas haberle trajikomik bir hataya imza attı. 1899?da yayınlanmaya başlayan ve dünyanın en uzun süredir kesintisiz yayın yapan Ermenice gazetesi olan Hairenik?in İngilizce internet sitesinde önceki akşam, ?Sierra Leone?deki Türk Büyükelçi gerçekten soykırım tasarısı lehine lobi yaptı mı? başlıklı bir yazı yer aldı. Harut Sassounian imzalı köşe yazısında, ?Türkçe haberler konusunda en büyük site? denerek, ?Turkish Forum? adlı sitede yayınlanan bir habere atıfta bulunuluyordu. Habere göre, Ermeni soykırım tasarıları Afrika?da bir dizi ülkenin de meclis gündemine gelmişti. Bunlardan biri olan Sierra Leone?deki Türk Büyükelçi?nin faaliyetleri Ankara?nın şüphesini çekince soruşturma açılmıştı. Ve sonunda ?Orhan Emin Türköne? adlı elçinin, tasarı aleyhine değil, lehine lobi yaptığı görülmüştü. Türkiye?yi çok özleyen elçi, Ankara?ya geri çağrılayacağı umuduyla tasarının geçmesini el altından destekliyordu. ABD?deki Ermeni lobisinin etkili isimlerinden olan yazar Sassounian, fıkradan farksız bu düzmece habere inanıp ciddi ciddi yorumlar yapmakla kalmadı, Türk dışişleri hakkında alaycı ifadeler de kullandı. İşin aslı, bu haber, geçtiğimiz aylarda Türkiye?de yayın hayatına başlayan Zaytung?un bir eseriydi. Zaytung, hiciv ağırlıklı mizahi bir site olarak tamamen asparagas haberler yayınlıyor. The Armenian Weekly, siteye gelen yorumların ardından hatasını farketti. Sassounian, iki saat sonra yazısını değiştirse de, ?Zaytung?un kullandığı büyükelçi fotoğrafının orijinal gibi göründüğünü? ve ?birçok Türk sitesinin de bu haberi gerçek sandığını? belirterek kendisini savundu. Ermeni yazar, ?düzeltilmiş? yazısını, ?Başbakan Tayyip Erdoğan?ın son dönemde sarfettiği sözler düşünülürse, bazen hakikat kurgudan daha şaşırtıcıdır? ifadesiyle bitirdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.03.2010
ErmenileritersköşeyeyatıranhaberErmenileri ters köşeye yatıran haber
CHP'den MHP'ye büyük tuzak
Samanyolu Haber
24.03.2010
08:11
CHP artı Yüksek Yargı. Bu denklem çok yadırganmaz. Ama MHP artı Yüksek Yargı diye bir denklem çok kurulabilir değildir.

MHP, Meclisten 411 oyla geçen ve kendisinin de katkıda bulunduğu bir Anayasa değişikliğinin, Anayasa Mahkemesinde nasıl, durumdan vazife çıkarılarak ve bunun için kendi kendisine zorlama yetkiler üretilerek iptal edildiğini ayan beyan görmüştür. Acaba MHP, o sürecin tahlilini yapmış mıdır? Ve o süreçten Anayasa Mahkemesinin yapısı ile ilgili bir reform kararı çıkarmış mıdır? Yoksa o süreç ardından AK Parti hakkında açılan ve kısmi bir mahkumiyetle sonuçlanan kapatma davasından çok mutlu mu olmuştur? Ben, MHPye yönelik komplo tezgâhı içeren bu ikinci ihtimali hep ihtiyat ile karşılamışımdır. Ama bu defa CHP ile işbirliğine girerse, o ihtimali bile ihtiyatla karşılayamayacağım. Burada CHP artı Yüksek Yargı denklemine bu defa Artı MHP unsuru eklenmek istenmektedir. CHPnin şu Anayasa hadisesinde bütün kurgusunun MHPyi yanına çekmek olduğu açıktır. Ve bu Anayasa değişikliğinin, aslında Yüksek Yargı üzerinden sürdürülen sistem bünyesindeki Gizli CHP hakimiyetine son vermek olduğu açıktır. MHP böyle bir duruşun neden tahkim gücü olsun ki? MHPnin tabanı böyle bir misyon içinde midir? Baykal ne diyor: -AK Parti korku saikiyle böyle bir değişiklik paketi hazırlamıştır. Korku, yani kapatılma korkusu. Baykalın tespitinin doğru olduğunu düşünelim: Demek ki iktidar partisi bir kere daha kapatılma riskini ensesinde hissediyor. Cumhuriyet başsavcısı ortalarda dolaşıyor, o dolaştıkça, siyasi partilerden bir kısmının, kapatılmayı hissetmesi bekleniyor. Bu demokratik bir ülke için normal midir? Zırt pırt parti kapatılan bir ülke. Zırt pırt kapatılan ve ertesi gün yeniden açılan partilerin icra-yı faaliyet ettiği bir ülke... Bu memlekette CHP bile kapatılmış, isim değiştirmiş, şu olmuş bu olmuş, yıllar sonra yeniden açılmış. Kapatılan tüm partilerin yenileri var. Sil baştan sil baştan... Partilerle asla geleneği oluşmayan bir siyasi partiler demokrasisi ortaya çıkmış. Bu normal mi? Partilerin ve iktidarın üzerinde Yargı neredeyse tek belirleyici haline gelmiş. Yasama yasamalığını yitirmiş, yürütme yürütmeliğini... Yargıçlar devletinden söz edilir olmuş. Yüksek yargıçlar gürlüyor oradan... Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek maddelerine aykırı... hükmünü haykırıyor. Yani Bunu da 411e benzetiriz tehdidi bu. Yani Meclis değiştirse bile hikâye... denmek isteniyor. Bunları nasıl okur MHP camiası, bilmek isterim. CHP, MHPyi koltuğunun altına alıp hem Mecliste hem de yarın ihtimal dahiline girdiğinde referandumda, sistem üzerindeki kendi etkinliğini sürdürmek istiyor. Çok açık: CHPnin bütün oyunu MHPyi kullanmak üzerinedir. Çünkü CHPnin itirazı yetmez bu işe... CHP artı Yüksek Yargı denklemi de tıpkı CHP artı Asker yargısı gibi görülmeye başlandı. MHP bir renk katar. CHPnin maskesini renklendirir. Artı hem Mecliste hem halk oylamasında oy desteği olarak da yetmez CHP. CHP, buradan yola çıkıp, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de işbirliği yapmak istiyor MHP ile... MHPnin, başörtüsü ile ilgili sınavı boş bir sınav değildi. MHPnin toplumsal tabanı, AK Parti ile iç içe bir taban. CHP misyonu, (halk tabanı demiyorum) MHPnin tabanı ile dağlar kadar uzak mesafeli... Şu anda ben, CHPnin kategorik reddine karşı, MHPnin, inceleyelim yaklaşımını, en azından sağduyuya açılım fırsatı olarak düşünüyorum. Herkesin fotoğrafı çekilecek. Katkıya, değişiklik taleplerine sonuna kadar evet. Ama CHP bloku yanında fotoğraf vermek, bana göre, asla MHPye yakışmaz. CHP bloku dedim, seçerek söyledim. Evet o bir bloktur ve sistem üzerindeki egemenlik için oluşturulmuş bir bloktur. MHPnin tabanı tıpkı CHP dışındaki toplum kesimleri gibi o bloktan çok çekmiştir. MHPnin tavanı şu anda sağduyu sınavı veriyor. AHMET TAŞGETİREN-BUGÜN
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.03.2010
CHPdenMHPyebüyüktuzakCHPden MHPye büyük tuzak
Fadime Şahin böyle yaşıyor - Foto
Samanyolu Haber
21.03.2010
10:33
28 Şubat sürecinde meşhur olduktan sonra adını ve soyadını mahkeme kararıyla değiştiren Fadime Şahin, 13 yıl boyunca devlet desteği olmadan kendi imkânlarıyla gizlendi.

SABAHın yaptığı araştırmalara göre Fadime Şahin, tarihi 28 Şubat kararlarının alındığı 1997 senesinin sonunda ismini ve soyadını değiştirdikten sonra 2002 yılında Konyalı Mehmet Yiğiter ile evlendi. Ancak çift, 2006 yılında bir boşanma protokolü imzalayarak ayrıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları, Fadime Şahinin 2000 yılından bu yana düzenli bir çalışma hayatı olduğunu gösteriyor. Kayıtlara göre Fadime Şahin, sık sık iş değiştirse de 10 yıldır neredeyse aralıksız çalışıyor. Ancak kayıtlardaki işyerleri ile Şahinin gerçekte çalıştığı işyerleri aynı değil. Mesela Şahin, 2009 yılında üç ay süreyle Diyarbakırda bir elektrik firmasında çalışmış görünüyor. Ancak gerçekten oraya gittiğine dair bir bilgi yok. Şu anda adını ve adresini gizli tuttuğumuz bir fabrikada çalışan Fadime Şahinin halihazırdaki işinden kazandığı para aylık 1000 TL. Şahin, Cumartesi de dâhil haftanın altı günü çalışıyor. Güvenlik gerekçesiyle yalnızca ilk üç rakamını verdiğimiz 340.......... sigorta sicil numaralı Fadime Şahin, sık sık iş değiştiriyor. Pek de uzun sayılmayacak çalışma hayatına karşın Şahinin toplam ödenen prim sayısının 2205 güne ulaştığı görülüyor. Fadime Şahinin alışverişlerinde nadiren kullandığı kredi kartı var. Bununla birlikte Şahin, küçük harcamalar başta olmak üzere alışverişlerinin çoğunu nakitle yapıyor. 2002 yılının17 Martında kendinden dört yaş küçük olan Mehmet Yiğiter ile evlenen Şahin, evlilikten sonra T. A. Yiğiter adını aldı. Fadime Şahinin evlenme akdinde anne ve babasının soyadının da Y. olarak değiştirildiği görülüyor. Baba Hasan Şahin ve anne G. Şahinin soyadlarının evlenme kütüğüne doğru geçirilmemiş olması da Şahinin kimliğini gizlemeye yönelik bir önlem olarak dikkat çekiyor. Nüfus kayıtlarına göre Fadime Şahin, eski eşinden Zeytinburnu 2. Aile Mahkemesinin 2006/395 Nolu kararıyla 29 Haziran 2006 tarihinde boşandı. Şahinin, Yiğiterle evliliğinden çocuğu olmadı. 38 yaşında olan Şahin, çocuk özlemini ikiz yeğenleri Yavuz Selim ve Azra ile gideriyor. Fadime Şahin ile Mehmet Yiğiterin boşanma gerekçesi resmi kayıtlara şiddetli geçimsizlik olarak girdi. Taraflar, ayrılırken bir boşanma protokolü yaptılar. Buna göre Fadime Şahin, Mehmet Yiğiterin açtığı davayı kabul etti ve bunun karşılığından Yiğiterden maddi-manevi tazminat olarak 4 bin TL aldı. T., ismiyle imzaladığı 29 Haziran 2006 tarihli protokol şartları gereğince Şahin, bu para dışında eski eşinden nafaka da istemedi. Protokolde, evdeki bilgisayarın ve bulaşık makinesinin Fadime Şahine verileceğine dek en ince ayrıntılar bile hükme bağlandı. Bu nüans da, Şahinin maddi durumunun pek iyi olmadığını gösteriyor. Şahin varlıklı değil. Bununla birlikte malvarlığı kayıtlarına göre Fadime Şahinin Malatyanın Arguvan ilçesi Yazıbaşı köyünde, hisseli dört adet tarlası ve bir kargir evi var. Bu gayrimenkuller de Şahine ailesinden kalmış. Fadime Şahin, Mehmet Yiğiterle evlenirken T. A. Y. ismi ile uyuşacak şekilde nikâh defterine T harfiyle başlayan yeni bir imza attı. Ancak o, annesi G. Şahin için halen Fadime. SABAH Özel İstihbarat ekibinin tespitlerine göre anne Şahin, adını soyadını değiştiren kızına günlük hayatta Fadime diye hitap ediyor. Anne Şahin, bir alışveriş merkezinin oyun bölümünde iki yeğeniyle ilgilenen kızına, defalarca Fadime diye seslendi. Belli ki, T. adı, ailenin literatürüne hiç girmemiş. Ayda bir de olsa ailesiyle bir araya gelen Fadime Şahin, yaşadığı şehirden denizyoluyla İstanbula gelip annesi, kardeşi ve yeğenleriyle vakit geçiriyor. Bir pazar günü yeğenleriyle alışveriş merkezine gitti ve yeğenleri alışveriş merkezinin oyun kısmında oynarken cep telefonu ile onların görüntülerini çekti. Bu arada kendisinin de görüntülendiğinin farkında değildi. Anne G. Şahin, adını soyadını değiştiren kızına Fadime diye hitap ediyor. Belli ki, T. adı, ailenin literatürüne hiç girmemiş. Resmi kayıtlara göre Fadime Şahinin, Malatyanın Arguvan ilçesi Yazıbaşı köyünde, hisseli dört adet tarlası ve bir kâgir evi var. SGK kayıtlarına göre, sık sık iş değiştirse de 10 yıldır neredeyse aralıksız çalışıyor. Aczmendi Lideri Gündüzle basıldıktan sonra, Gündüz ve sahte şeyh Ali Kalkancı aleyhine açıklamaları ile reyting rekorları kıran Şahin, postmodern darbenin ardından mahkeme kararıyla yeni bir isim alınca imzasını da değiştirdi. Bu, Mehmet Yiğiterle evlenirken nikâh defterine attığı T harfiyle başlayan imzadan da anlaşılıyor. Fadime Şahin 13 yıl boyunca kendini gizlemek için büyük çaba sarfetti. Meşhur olduktan sonra Şahinin ilk işi, tarihi 28 Şubat kararlarının alındığı 1997 yılının sonunda ismini ve soyadını değiştirmek oldu. Şahin, 2002 yılında Konyalı Mehmet Yiğiter ile evlendi. Çift, 2006 yılında bir boşanma protokolü imzalayarak ayrıldı. Fadime Şahin, 1997 yılında gazetecilere verdiği demeçl
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.03.2010
FadimeŞahinböyleyaşıyor-FotoFadime Şahin böyle yaşıyor - Foto
Fadime Şahin böyle yaşıyor
Samanyolu Haber
21.03.2010
08:36
28 Şubat sürecinde meşhur olduktan sonra adını ve soyadını mahkeme kararıyla değiştiren Fadime Şahin, 13 yıl boyunca devlet desteği olmadan kendi imkânlarıyla gizlendi.

SABAHın yaptığı araştırmalara göre Fadime Şahin, tarihi 28 Şubat kararlarının alındığı 1997 senesinin sonunda ismini ve soyadını değiştirdikten sonra 2002 yılında Konyalı Mehmet Yiğiter ile evlendi. Ancak çift, 2006 yılında bir boşanma protokolü imzalayarak ayrıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları, Fadime Şahinin 2000 yılından bu yana düzenli bir çalışma hayatı olduğunu gösteriyor. Kayıtlara göre Fadime Şahin, sık sık iş değiştirse de 10 yıldır neredeyse aralıksız çalışıyor. Ancak kayıtlardaki işyerleri ile Şahinin gerçekte çalıştığı işyerleri aynı değil. Mesela Şahin, 2009 yılında üç ay süreyle Diyarbakırda bir elektrik firmasında çalışmış görünüyor. Ancak gerçekten oraya gittiğine dair bir bilgi yok. Şu anda adını ve adresini gizli tuttuğumuz bir fabrikada çalışan Fadime Şahinin halihazırdaki işinden kazandığı para aylık 1000 TL. Şahin, Cumartesi de dâhil haftanın altı günü çalışıyor. Güvenlik gerekçesiyle yalnızca ilk üç rakamını verdiğimiz 340.......... sigorta sicil numaralı Fadime Şahin, sık sık iş değiştiriyor. Pek de uzun sayılmayacak çalışma hayatına karşın Şahinin toplam ödenen prim sayısının 2205 güne ulaştığı görülüyor. Fadime Şahinin alışverişlerinde nadiren kullandığı kredi kartı var. Bununla birlikte Şahin, küçük harcamalar başta olmak üzere alışverişlerinin çoğunu nakitle yapıyor. 2002 yılının17 Martında kendinden dört yaş küçük olan Mehmet Yiğiter ile evlenen Şahin, evlilikten sonra T. A. Yiğiter adını aldı. Fadime Şahinin evlenme akdinde anne ve babasının soyadının da Y. olarak değiştirildiği görülüyor. Baba Hasan Şahin ve anne G. Şahinin soyadlarının evlenme kütüğüne doğru geçirilmemiş olması da Şahinin kimliğini gizlemeye yönelik bir önlem olarak dikkat çekiyor. Nüfus kayıtlarına göre Fadime Şahin, eski eşinden Zeytinburnu 2. Aile Mahkemesinin 2006/395 Nolu kararıyla 29 Haziran 2006 tarihinde boşandı. Şahinin, Yiğiterle evliliğinden çocuğu olmadı. 38 yaşında olan Şahin, çocuk özlemini ikiz yeğenleri Yavuz Selim ve Azra ile gideriyor. Fadime Şahin ile Mehmet Yiğiterin boşanma gerekçesi resmi kayıtlara şiddetli geçimsizlik olarak girdi. Taraflar, ayrılırken bir boşanma protokolü yaptılar. Buna göre Fadime Şahin, Mehmet Yiğiterin açtığı davayı kabul etti ve bunun karşılığından Yiğiterden maddi-manevi tazminat olarak 4 bin TL aldı. T., ismiyle imzaladığı 29 Haziran 2006 tarihli protokol şartları gereğince Şahin, bu para dışında eski eşinden nafaka da istemedi. Protokolde, evdeki bilgisayarın ve bulaşık makinesinin Fadime Şahine verileceğine dek en ince ayrıntılar bile hükme bağlandı. Bu nüans da, Şahinin maddi durumunun pek iyi olmadığını gösteriyor. Şahin varlıklı değil. Bununla birlikte malvarlığı kayıtlarına göre Fadime Şahinin Malatyanın Arguvan ilçesi Yazıbaşı köyünde, hisseli dört adet tarlası ve bir kargir evi var. Bu gayrimenkuller de Şahine ailesinden kalmış. Fadime Şahin, Mehmet Yiğiterle evlenirken T. A. Y. ismi ile uyuşacak şekilde nikâh defterine T harfiyle başlayan yeni bir imza attı. Ancak o, annesi G. Şahin için halen Fadime. SABAH Özel İstihbarat ekibinin tespitlerine göre anne Şahin, adını soyadını değiştiren kızına günlük hayatta Fadime diye hitap ediyor. Anne Şahin, bir alışveriş merkezinin oyun bölümünde iki yeğeniyle ilgilenen kızına, defalarca Fadime diye seslendi. Belli ki, T. adı, ailenin literatürüne hiç girmemiş. Ayda bir de olsa ailesiyle bir araya gelen Fadime Şahin, yaşadığı şehirden denizyoluyla İstanbula gelip annesi, kardeşi ve yeğenleriyle vakit geçiriyor. Bir pazar günü yeğenleriyle alışveriş merkezine gitti ve yeğenleri alışveriş merkezinin oyun kısmında oynarken cep telefonu ile onların görüntülerini çekti. Bu arada kendisinin de görüntülendiğinin farkında değildi. Anne G. Şahin, adını soyadını değiştiren kızına Fadime diye hitap ediyor. Belli ki, T. adı, ailenin literatürüne hiç girmemiş. Resmi kayıtlara göre Fadime Şahinin, Malatyanın Arguvan ilçesi Yazıbaşı köyünde, hisseli dört adet tarlası ve bir kâgir evi var. SGK kayıtlarına göre, sık sık iş değiştirse de 10 yıldır neredeyse aralıksız çalışıyor. Aczmendi Lideri Gündüzle basıldıktan sonra, Gündüz ve sahte şeyh Ali Kalkancı aleyhine açıklamaları ile reyting rekorları kıran Şahin, postmodern darbenin ardından mahkeme kararıyla yeni bir isim alınca imzasını da değiştirdi. Bu, Mehmet Yiğiterle evlenirken nikâh defterine attığı T harfiyle başlayan imzadan da anlaşılıyor. Fadime Şahin 13 yıl boyunca kendini gizlemek için büyük çaba sarfetti. Meşhur olduktan sonra Şahinin ilk işi, tarihi 28 Şubat kararlarının alındığı 1997 yılının sonunda ismini ve soyadını değiştirmek oldu. Şahin, 2002 yılında Konyalı Mehmet Yiğiter ile evlendi. Çift, 2006 yılında bir boşanma protokolü imzalayarak ayrıldı. Fadime Şahin, 1997 yılında gazetecilere verdiğ
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.03.2010
FadimeŞahinböyleyaşıyorFadime Şahin böyle yaşıyor
Annesi için o hâlâ Fadime Şahin...
Haber7
21.03.2010
08:11
Tarihi 28 Şubat kararlarının alındığı 1997 senesinin sonunda ismini ve soyadını değiştirdikten sonra sırra kadem basan postmodern darbenin öneli aktörlerinden Fadime Şahin adını soyadını ve yaşantısını değiştirse de...
Haber7
Son Dakika
21.03.2010
AnnesiiçinohâlâFadimeŞahinAnnesi için o hâlâ Fadime Şahin
Yıllandıkça gençleşen ve yaşını göstermeyen dergi ELELE
Hürriyet
27.02.2010
01:07
YıllandıkçaTürkiye’nin en eski kadın dergisi Elele’de 35’ine yaklaşan bir kadının paniği yok. Tam tersine, ciddi bir bakımdan geçtiği için son derece kendine güvenli. Yola anne ve çocuk sağlığı dergisi olarak çıktı, defalarca kabuk değiştirse de hep yüzde yüz yerli malı oldu. Türkiyeli kadının geçirdiği dönüşüme hem katkıda bulundu, hem de ilk elden tanığı oldu. Mart ayını tasarımından içeriğine kadar yepyeni bir yüzle selamlayan Elele, yıllanırken her dem taze kalmanın sırrını veriyor.
Hürriyet
Cumartesi
27.02.2010
YıllandıkçagençleşenveyaşınıgöstermeyendergiELELEYıllandıkça gençleşen ve yaşını göstermeyen dergi ELELE
Anayasayı değiştirse AKP tarihe geçer
Sabah
21.02.2010
02:31
2007de önümüzdeki sürecin burjuva devrimi olduğunu ve AKPnin bunun taşıyıcı dinamiği olduğunu söylemiştim. Ama üç yıldır bunun farkında değiller. Çünkü bazı insanların kafasında eski siyaset yapma tarzı... Devamı için tıklayınız
Sabah
Pazar
21.02.2010
AnayasayıdeğiştirseAKPtarihegeçerAnayasayı değiştirse AKP tarihe geçer
Behlül iki arada bir derede kaldı
Son Sayfa
03.02.2010
22:01
Behlül, Nihale doğru zoraki rota değiştirse de kalbinde hala Bihter var...
Son Sayfa
Son Dakika
03.02.2010
BehlülikiaradabirderedekaldıBehlül iki arada bir derede kaldı
Behlül iki arada bir derede kaldı
Son Sayfa
03.02.2010
19:01
Behlül, Nihale doğru zoraki rota değiştirse de kalbinde hala Bihter var...
Son Sayfa
Son Dakika
03.02.2010
BehlülikiaradabirderedekaldıBehlül iki arada bir derede kaldı
Galibiyet serisi strese sokuyor
Takvim
23.09.2009
02:12
Yula: F.Bahçe ve Galatasarayın 6da 6 yapması futbolu olumsuz etkiliyor. Puan kaybetseler de rahatlasalar Günen: Broos sistemi değiştirse neler olabileceğini söylemiştim. Sonuç ortada... 2 maçta 9 gol... Devamı için tıklayınız
Takvim
Ana Sayfa
23.09.2009
GalibiyetserisistresesokuyorGalibiyet serisi strese sokuyor
Günün İpucu: Vista duvar kağıdını otomatik değiştirin
Chip Online
24.08.2009
19:20
Çeşitlilik hayatımızın tuzu biberi. Söz konusu durum masaüstümüzün arka plan görüntüsü için de geçerli. Peki, Windowsun duvar kağıdınızı otomatik olarak değiştirse ve siz sadece görselliğin keyfini yaşasanız nasıl olurdu?
Chip Online
Son Dakika
24.08.2009
GününİpucuVistaduvarkağıdınıotomatikdeğiştirinGünün İpucu Vista duvar kağıdını otomatik değiştirin
KORUCULUK İÇİN YOL HARİTASI
Samanyolu Haber
10.05.2009
08:47
Yapılacak ilk iş...

Koruculuk devlet tarafından oluşturulmuş bir kurumdur ve bölgede barış sağlandığı zaman işlevsiz kalacak olan bu kurumun dönüştürülmesi ve bu dönüşüm sürecinde korucuların mağdur edilmemesi devletin görevidir. Son olayları gerekçe göstererek onlara kusurlu gibi davranılması hem haksızlıktır hem de çözülmesi güç sorunlar yaratır.

Yapılacak ilk iş bölgesel bir ekonomik plan hazırlamaktır. Bu plan sınırlarımızın dışında kalan ama ekonomik açıdan bölgenin uzantısı olan yerleri de kapsarsa daha anlamlı olur.

Ayrıntılı bir analiz bir ölçüde değiştirse ve kapsamını genişletse bile ilk bakışta bölge için en uygun ekonomik faaliyetin hayvancılık olduğu söylenebilir. Bu faaliyetin geleneksel metotlarla sürdürülmesi yerine modern teknolojilerin kullanılması uygun olur. Başlangıçta bölge dışından sağlanacak teknik personel kurulacak okullarda eğitilen bölge insanlarıyla yer değiştirir. Başka bir yol bölge okullarında ülkenin genelinde istihdam edilecek insanların yetiştirilmesi ve böylece bölgeden diğer yerlere, oradan da bölgeye emek göçünün sağlanması ve sosyal mobilitenin gerçekleştirilmesi olabilir.

İşletmelerin kurulmasında iki farklı yol izlenebilir ya da her ikisi birden kullanılabilir. Ya devletin hazırladığı projelere uygun işletme kuracaklar teşvik edilir ya da devlet kurduğu işletmeleri çalışır hale gelince halka devreder. Korucular uygun bir zaman sürecinde bu işletmelerin çalışanı, yöneticisi ya da sahibi olurlar.

Bölgede eğitim imkanı bulabilenlerin genellikle müspet ilimlere rağbet etmedikleri, hukuk ve benzeri meslek dallarını tercih ettiği görülmektedir. Bu eğilimin değiştirilmesi ve mühendislik, tıp gibi alanlara ilginin artmasını sağlayacak tedbirler alınabilir. Bölgedeki içe kapanıklılık biraz da evrensel bilgilere rağbetin azlığından kaynaklanmaktadır. Müspet bilimler yanında sanat eğitimi de desteklenmelidir.

Bir insan sahip olduğu tek değerin kimliği olduğuna inanırsa bunun için mücadele eder. Bu kimlik din, soy, kültürel değerler olabilir. Eğer bu kişi kimliği dışında değerlere de önem veriyorsa, mesela bilgi, ahlak, yetenekler onun için önemliyse kimlik ikinci plana düşer. İnsanlarımızın, genel olarak, sadece kimliğe önem veren ama başka hiçbir değeri önemsemeyen kişiler olması çatışmaların ana sebebi olarak görülmektedir. Sosyalizm bu değerleri reddetmiş ve kişinin sahip olduğu tek değerin emeği olduğunu savunmuştur. Ancak onun kurduğu düzende de emek değil akıl egemen olmuştur ve bunu devlet temsil etmiştir. Oysa devletin ortadan kalkacağı düşünülüyordu.

Kimliği bir sevgiliye ya da eşe benzetiyorum. Bir kişi için önemli olan bu değer başkasını ilgilendirmez ama ona karışılmasını da istemem. Artık kimlik siyasetini bırakıp ülkede yaşayanları, kimlikleri de dahil, tüm değerlerine sahip çıkacakları bir ortama kavuşturalım. Bu maddi ortamın yeterli güvenliğin sağlanmış olması demektir. Güçlü ve akıllı bir devlet olamadan bu amaca ulaşılamaz.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.05.2009
KORUCULUKİÇİNYOLHARİTASIKORUCULUK İÇİN YOL HARİTASI
VARSAYALIM Kİ...
Samanyolu Haber
19.02.2009
08:31
CHP lideri Deniz Baykal değil...

Eski deyimiyle seçim sath-ı mâiline girdiğimiz şu günlerde medyadan en fazla işittiğimiz yakınma solun durumu ile ilgili oluyor. Medyamız genellikle eski solcu tâifesinin elinde bulunduğu için, köşecilerin zihinlerinin en büyük meşgalesi, solun seçimlerde neden başarısız olduğu... Yakın zamanlara kadar CHPnin varlığını solun başarısızlık sebebi görüyorlardı; seçimlere pek az kala gönüllerini CHPye ısındırdılar, bu defa sorunun kaynağını Deniz Baykal olarak görmeye başladılar...

Daha dün, birkaç köşede birden, “CHPnin başında Deniz Baykal değil de bir başkası bulunsaydı, durum çok farklı olurdu” diye özetlenebilecek tespitler çıktı.

Zihinlerinden geçen sanıyorum şu: Baykal gitse ve bir başkası onun yerini alsa, Ak Partiyi iktidardan etmeye yarayacak kadar oy CHPye gidebilir... Solun en ciddi sorunu CHP, CHPnin en büyük sorunu da lideridir; Baykal gitse CHPyi kitlelere sempatik gösterecek ve gerçek sol haline getirecek bir süreç yaşanabilir...

Burada durup bir büyük “Acaba?” kuşkusu belirtebiliriz.

Kuşkumun sebebi, Bülent Ecevitin başında bulunduğu dönemin kısa bir bölümü dışında, CHPnin kitlelerden fazla yüz bulamamasıdır. CHP, SHP, DSP adını taşıyan sol iddialı partilerin hiçbiri, çok partili demokrasi döneminde, değişik liderler altında girdikleri seçimlerde, halktan tek başına iktidar izni alamadı.

Şimdi durumun farklı olması için ne sebep var?

Türkiye genellikle muhafazakâr insanlardan oluşan bir ülke; Ak Partiyi iktidara taşıyan süreçte merkez değerlerin çoğu muhafazakâr yorumlara kavuştu. Ak Partinin iktidardaki varlığı CHPnin siyasal tabanını iyice seyrelten bir etki yaptı, yapıyor. Baykal gitse, CHP kendini değiştirse de, yeni CHPnin taban bulması o kadar kolay değil.

Yeni CHP daha solda konuşlanacaksa, CHPyi beğenmediği için daha solda partiler kuranların âkıbeti yeni CHPyi de beklemeyecek mi? Sol yalnız Türkiyede değil, bütün dünyada kendi krizini yaşıyor zaten...

Görülüyor ki, sol diye bilinen kesimde sorun kişilerden kaynaklanmıyor. Biraz daha derine inecek olsak göreceğiz, sol politika üretme kabiliyeti eksikliğiyle de bir irtibatı yok sol siyasetteki tıkanıklığın... Bu seçime kadar kendisini lâiklik parantezine kilitleyen CHP şimdilerde yolsuzluk ve yoksulluk eksenli bir muhalefet yürütüyor; arkasında her dediğini onaylayan büyük bir medya desteği de bulunduğu halde, kendisini kitlelere yine de sevimli gösteremiyor.

Çarşaflıların yakasına CHP rozeti takıldığı, tarikatçiler partiye üye yapıldığı halde...

Sola gömlek biçmek bana düşmez, ama başkalarının biçtiği gömlekler de CHPnin üzerine oturmuyor... CHPnin siyasetten bütün umabileceği, Ak Partinin kitlelerle arasını açacak çapta büyük hatalar yapmasıdır. İktidardaki parti bugüne kadar getirdiği gibi, kendi kitlesini pekiştirip yeni kitlelerle buluşa buluşa oyunu yüzde 70e kadar çıkarma potansiyelini içinde barındırıyor.

22 Temmuz seçiminde “Ak Partiye vermeyin de, oyunuzu ister CHPye ister MHPye verin” propagandası, siyaset arenasını, seçmenlerin zihninde, “Ak Parti ve diğerleri” denklemi içerisine yerleştirdi; bu da CHPnin lehine bir zihinsel konumlandırma değil.

Bu durumda ne olacak, sol ve CHP için bir çıkış yolu yok mu?

Olmaz olur mu, elbette var. Biraz aradığı takdirde Deniz Baykalın liderliğindeki bugünkü CHP yönetimi de kendisini seçmenler önünde oy verilebilecek bir sevimliliğe büründürmenin yolunu bulabilir. Zordur, zahmetlidir, ama mümkündür.

Seçime kadar önümüzde bayağı bir zaman var; tablo iyice ortaya çıksın, CHPnin seçimden sonra yapması gereken açılımın anahtarını tartışacak vakti nasıl olsa buluruz.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.02.2009
VARSAYALIMVARSAYALIM Kİ
Terim'in Fener'e gidişinin işareti
Tumspor
09.06.2008
11:51
Terimin bir huyu var; kendini bir şeylere göre ayarlıyor o şey mod değiştirse de Terim yeni hale uyum sağlayamıyor
Tumspor
Son Dakika
09.06.2008
TeriminFeneregidişininişaretiTerimin Fenere gidişinin işareti
Unakıtan: Komünistler Çin'e gitsin
NTV
29.05.2008
17:45
Dünyada en büyük yabancı sermayeyi Çinin çektiğini belirten Maliye Bakanı Unakıtan, Komünist Çin ama adı komünist. Bizim komünistler Çine gitse de biraz kafayı değiştirse dedi.
NTV
Ekonomi
29.05.2008
UnakıtanKomünistlerÇinegitsinUnakıtan Komünistler Çine gitsin
Toplam "52" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti