Habergec.Com Aranan Kelimeler:derisine Değerlendirme: 10 / 10 490685
habergec.com
29.08.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

derisine

Kozmetik ürünler sağlık açısından masum değil
Zaman
07.07.2014
02:00
Bebek şampuanlarında bulunan zararlı katkı maddeleri ölüme bile yol açabiliyor. Biota Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Dündar, parabenin yetişkin insanlara hiçbir zararı olmadığını, bebek cildinde paraben kullanıldığı zaman bunun kimyasal yapısının östrojen hormonları oluşturduğunu söyledi.Dündar, konuya açıklık getirdi: “Siz bunu erkek bebekte kullandığınız zaman o erkek vücudu kadın hormonu salgılıyor bu çocuğun cinsel gelişimi açısından ileride tamiri mümkün olmayan bir durum ortaya çıkarıyor. Kız çocuğunda da fazla östrojen ileride göğüs kanseri ve rahim kanserine sebebiyet veriyor. Erkeğe de kıza da bunun zararı var.” dedi. Bugün TV’de Üç Nokta programında sağlıkla ilgili önemli ipuçları veren Dündar, şampuandan kremlere kişisel bakım ürünlerinde insan sağlığını tehdit eden maddeler kullanan bazı firmalar olduğunu söyledi. Sağlık için ciddi yatırımlar ve birtakım testlerin yapılması gerektiğini belirten Dündar, Biota’nın bu testlere önem verdiğini ve üniversitede bile olmayan cihazları bile bulundurduklarını söyledi. Dündar şöyle konuştu: “5 lira olan şampuandan şüphelenmek gerekir. Bir ürün satıyorsanız bu ürünün kişiye zarar vermemesini garanti etmelisiniz. Bitkiler binlerce değişik aktiften sorun çözmede hiçbir kimyasalın yapamayacağı güce sahip. Formülasyonu iyi yaptığınız zaman nokta vuruşu bile yaptırabiliyorsunuz. İnsanoğlu 29 elementten oluşuyor. Elementlerin aynısı toprakta da var. O elementler bitkilere geçerek mineral olarak bize geliyor. Bitkileri formüllerimize yüksek miktarda kattığımızdan dolayı bizim ürünlerimizi kullanan insanların derisine uyum sağlıyor. Yan etki ciltte, vücutta olan uyumsuzluktan geliyor. Cilde vücudun tanımadığı bir madde verdiğiniz zaman yan etkiye sebep oluyor.” Ftalat’ın, parabenden daha tehlikeli olduğuna dikkat çeken Dündar, ftalatın bazı türlerinin yasaklı olmasına rağmen hâlâ denetim eksikliğinden dolayı birçok şampuanda bulunduğunu vurguladı. Türkiye’de bu sorunun denetiminin sağlanamadığını ifade eden Dündar, “Ftalatı da parfüm içerisine katıyorlar ve bu parfümün kalıcılığını artırıyor. Anneler bebekleri mis gibi koksun ister bu kokunun sebebi içindeki ftalattır ve bu zehir çocuk için ölüm demektir. Ftalat ve parabensiz ürün yapılabilir ama bunun maliyeti daha fazla. Sağlık Bakanlığı bunları yasakladı. Birçok firma bunların içine ftalat atıldığını bilmiyor. Bunun araştırması yapılmıyor zaten bunu yapacak imkan da bizde yok.” değerlendirmesini yaptı.Avrupa Birliği’nde sağlık denetimleri yapan yüzlerce sivil toplum örgütü olduğunu söyleyen Dündar, denetim yapılan ülkelerdeki tüketicilerin bilinçli olarak hareket ettiğini kaydetti. Türkiye’de bu tarz denetimlerin olmamasından yakındığını dile getiren Dündar, “Burada bütün mesele denetim. Almanya’daki tüketici ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Hangi ürünü almak isterse istesin o ürünün bağımsız olarak araştırmasını yapan ve gerçek notunu yayınlayan sivil toplum örgütüdür.” dedi.
Zaman
Ekonomi
07.07.2014
KozmetikürünlersağlıkaçısındanmasumdeğilKozmetik ürünler sağlık açısından masum değil
Kozmetik ürünler sağlık açısından masum değil
Zaman
07.07.2014
02:00
Bebek şampuanlarında bulunan zararlı katkı maddeleri ölüme bile yol açabiliyor. Biota Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Dündar, parabenin yetişkin insanlara hiçbir zararı olmadığını, bebek cildinde paraben kullanıldığı zaman bunun kimyasal yapısının östrojen hormonları oluşturduğunu söyledi.Dündar, konuya açıklık getirdi: “Siz bunu erkek bebekte kullandığınız zaman o erkek vücudu kadın hormonu salgılıyor bu çocuğun cinsel gelişimi açısından ileride tamiri mümkün olmayan bir durum ortaya çıkarıyor. Kız çocuğunda da fazla östrojen ileride göğüs kanseri ve rahim kanserine sebebiyet veriyor. Erkeğe de kıza da bunun zararı var.” dedi. Bugün TV’de Üç Nokta programında sağlıkla ilgili önemli ipuçları veren Dündar, şampuandan kremlere kişisel bakım ürünlerinde insan sağlığını tehdit eden maddeler kullanan bazı firmalar olduğunu söyledi. Sağlık için ciddi yatırımlar ve birtakım testlerin yapılması gerektiğini belirten Dündar, Biota’nın bu testlere önem verdiğini ve üniversitede bile olmayan cihazları bile bulundurduklarını söyledi. Dündar şöyle konuştu: “5 lira olan şampuandan şüphelenmek gerekir. Bir ürün satıyorsanız bu ürünün kişiye zarar vermemesini garanti etmelisiniz. Bitkiler binlerce değişik aktiften sorun çözmede hiçbir kimyasalın yapamayacağı güce sahip. Formülasyonu iyi yaptığınız zaman nokta vuruşu bile yaptırabiliyorsunuz. İnsanoğlu 29 elementten oluşuyor. Elementlerin aynısı toprakta da var. O elementler bitkilere geçerek mineral olarak bize geliyor. Bitkileri formüllerimize yüksek miktarda kattığımızdan dolayı bizim ürünlerimizi kullanan insanların derisine uyum sağlıyor. Yan etki ciltte, vücutta olan uyumsuzluktan geliyor. Cilde vücudun tanımadığı bir madde verdiğiniz zaman yan etkiye sebep oluyor.” Ftalat’ın, parabenden daha tehlikeli olduğuna dikkat çeken Dündar, ftalatın bazı türlerinin yasaklı olmasına rağmen hâlâ denetim eksikliğinden dolayı birçok şampuanda bulunduğunu vurguladı. Türkiye’de bu sorunun denetiminin sağlanamadığını ifade eden Dündar, “Ftalatı da parfüm içerisine katıyorlar ve bu parfümün kalıcılığını artırıyor. Anneler bebekleri mis gibi koksun ister bu kokunun sebebi içindeki ftalattır ve bu zehir çocuk için ölüm demektir. Ftalat ve parabensiz ürün yapılabilir ama bunun maliyeti daha fazla. Sağlık Bakanlığı bunları yasakladı. Birçok firma bunların içine ftalat atıldığını bilmiyor. Bunun araştırması yapılmıyor zaten bunu yapacak imkan da bizde yok.” değerlendirmesini yaptı.Avrupa Birliği’nde sağlık denetimleri yapan yüzlerce sivil toplum örgütü olduğunu söyleyen Dündar, denetim yapılan ülkelerdeki tüketicilerin bilinçli olarak hareket ettiğini kaydetti. Türkiye’de bu tarz denetimlerin olmamasından yakındığını dile getiren Dündar, “Burada bütün mesele denetim. Almanya’daki tüketici ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Hangi ürünü almak isterse istesin o ürünün bağımsız olarak araştırmasını yapan ve gerçek notunu yayınlayan sivil toplum örgütüdür.” dedi.
Zaman
Ana Sayfa
07.07.2014
KozmetikürünlersağlıkaçısındanmasumdeğilKozmetik ürünler sağlık açısından masum değil
Phytopanama Şampuan ile Yağlı Saçların Günlük Bakımı ...
Haberler.com
19.03.2014
16:12
Bitkilerle saç bakımı konusunda uzman Fransız Phytosolba Laboratuvarları tarafından üretilen Phytopanama Şampuan, yağlı saç derisine sahip olanların sorunlara çare oluyor.
Haberler.com
Güncel
19.03.2014
PhytopanamaŞampuanileYağlıSaçlarınGünlükBakımıPhytopanama Şampuan ile Yağlı Saçların Günlük Bakımı
Bursa nın İlim Hazinesi: İnebey Yazma Eser Kütüphanesi
Haberler.com
28.02.2014
11:43
Bursadaki İnebey Yazma Eser Kütüphanesi, dünyada ilim tarihinin önemli yazma eserlerini barındırıyor Kütüphanede, Biruninin dünyadaki ilk eczacılık kitabı, Binbir Gece Masallarının nadir nüshalarından biri, Abbasiler döneminde ceylan derisine yazılmış bir Kuran ı Kerim murakkası gibi önemli yazma eserler bulunuyor Kütüphane Müdürü Solak: Kütüphanemizde 8 bin 687 cilt el yazması eser var. Bu eserler yaklaşık 14 bin risaleyi içeriyor.
Haberler.com
Kültür
28.02.2014
Bursa/">BursanınİlimHazinesiİnebeyYazmaEserKütüphanesiBursa-nın-İlim-Hazinesi-İnebey-Yazma-Eser-Kütüphanesi/">Bursa nın İlim Hazinesi İnebey Yazma Eser Kütüphanesi
Japonlar Kafa Derisine Silikon Yerleştirdiler
Haberler.com
27.02.2014
16:55
Japonlar kafa derisiyle kemik arasına silikon yerleştirilerek insanların yüz şekillerinin tamamen değiştirmesi izleyenleri şoka soktu.
Haberler.com
Dünya
27.02.2014
JaponlarKafaDerisineSilikonYerleştirdilerJaponlar Kafa Derisine Silikon Yerleştirdiler
Kelkit’te Keçi Peyniri Yok Satıyor
Haber3
03.01.2014
13:20
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde Çimen Dağlarında beslenen keçilerin sütünden yapılan ve keçi derisine basılan peynir büyük ilgi görüyor.
Haber3
Son Dakika
03.01.2014
Kelkit’teKeçiPeyniriYokSatıyorKelkit’te Keçi Peyniri Yok Satıyor
Nelson Mandela'nın naaşı Qunu'ya ulaştı
Zaman
14.12.2013
20:17
Nelson Mandela’nın naaşı, Pretoria’nın Waterkloof Askeri Havaalanı’nda düzenlenen törenin ardından defnedileceği Qunu’ya ulaştı. Kalabalık bir polis ve askeri araç konvoyunun eşlik ettiği cenaze arabası TSİ 16.00’da Mandela’nın vasiyeti üzerine gömüleceği çocukluk yıllarını geçirdiği Qunu’daki ailesine ulaştı. Mandela’nın naaşı Mthatha Havaalanı’nda askerler tarafından karşılanarak, efsane liderin tişörtlerini giyen köylülerinin de konvoya katılması ile 32 kilometre mesafedeki Qunu’ya götürüldü. Mandela’nın naaşını Mthatha’da bekleyen eski eşi Winnie ve son eşi Graça Machel, tabutun ulaşması ile gözyaşlarına boğuldu.Mandela’nın Qunu’daki evine getirilmesi sırasında yollara dizilen halk, “Mandela’nın ruhu çok yaşa, bizim liderimiz” sözleri ve eski marşlarla Mandela’yı selamladı. BAŞRAHİP DESMOND TUTU DAVET EDİLMEDİGüney Afrika’nın özgürlük mücadelesinde adı Nelson Mandela ile beraber anılan Başrahip Desmond Tutu’nun cenazeye katılmayacağını bildirmesi ile ülkede şok yaşandı. Tutu yaptığı açıklamada, “Çok sevdiğim ve değer verdiğim birisine son görevimi yapmak isterdim. Tata’nın (Mandela) ailesinin cenazeyi kendi aralarında özel hale getirmeleri başta Mandela’ya saygısızlıktır. Şahsım veya ofisime davetiye gönderilse idi dünyada beni cenazeye katılmaktan engelleyecek bir neden olamazdı.” dedi. Öte yandan hükümet sözcüsü Mac Maharaj yaptığı açıklamada, “Tutu davetliler listesinde idi. Tutu’nun açıklamasına çok şaşırdım. Umarım bir yol bulunur ve Tutu cenazeye katılır.” diye konuştu. MANDELA’NIN CESEDİ LEOPAR DERİSİNE SARILIP GÖMÜLECEKXhosa geleneklerine göre Nelson Mandela’nın bedeni kabile reisinin oğlu olduğu için çok pahalı olan leopar derisine sarılacak. Ayrıca devlet başkanı olan Mandela’nın cesedi ya da tabutu Güney Afrika bayrağı ile de kaplanacak. Yarın gömülecek Mandela’nın naaşı geleneklere göre sabaha kadar evinde tutulacak. Mandela gömülmeden önce Xhosa kabilesinin “Thetha” inancına göre kurban edilen öküzler yaslı halka ve davetlilere ikram edilecek. Mandela’nın cenaze törenine İngiltere Prensi Charles’ın yanı sıra çoğunluğu Afrika’dan 26 devlet ve hükümet başkanı katılacak. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.12.2013
NelsonMandelanınnaaşıQunuyaulaştıNelson Mandelanın naaşı Qunuya ulaştı
Türk Derisine Çin İlgisi
Haberler.com
23.11.2013
11:21
Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dinç:    Çin pazarı her gün katlanarak büyüyor. Türk deri sektörünün Çin?deki imajı çok iyi. Türkiye olarak  Çin?e A(+) ürünler ...
Haberler.com
Ekonomi
23.11.2013
TürkDerisineÇinİlgisiTürk Derisine Çin İlgisi
AK Parti Grup Başkanvekili Ünal Açıklaması
Haberler.com
16.10.2013
15:50
Kurban sahibi kestiği kurbanı, inançlarına ve inançlarının emrettiği şekilde kullanır. Kurbanına ve derisine devletin müdahalesi söz konusu olamaz
Haberler.com
Politika
16.10.2013
AKPartiGrupBaşkanvekiliÜnalAçıklamasıAK Parti Grup Başkanvekili Ünal Açıklaması
Sağlıklı Saçlar İçin 15 Liranın Altındaki Şampuanları Kullanmayın
Haber3
01.10.2013
10:59
Saçların emanet edildiği şampuanların içeriğinde mutlaka saç ve deriyi koruyan gelişimini sağlayan etken maddeler bulunması gerektiği belirtildi. Yapılan araştırmaya göre insan saç ve derisine uygun 250 ml. lik bir şampuanın minimum satış fiyatının 15 lir
Haber3
Son Dakika
01.10.2013
SağlıklıSaçlarİçin15LiranınAltındakiŞampuanlarıKullanmayınSağlıklı Saçlar İçin 15 Liranın Altındaki Şampuanları Kullanmayın
Fırıncılar alerji riski altında
Zaman
23.08.2013
11:40
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İnsü Yılmaz, meslek grupları içerisinde fırıncılarda daha çok alerji görüldüğünü söyledi.ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İnsü Yılmaz, toplumda genel olarak alerjinin yaygın olduğunu, ancak, bazı meslek gruplarının diğerlerine göre daha çok alerji riski altında olduğunu ifade etti. Fırıncılarda buğdaya karşı alerjinin yaygın görüldüğünü belirten Yrd. Doç. Dr. İnsü Yılmaz, Hastane çalışanlarında plastik eldivenlere, boya sanayiinde de kimyasallara karşı alerji yaygındır. Kayseride sıralama olarak bakıldığında fırıncılar ve oto boyama ya da mobilya boyamada çalışanların diğerlerinden daha fazla alerji olduğu görülür dedi.Özellikle Nisan ayında aero ya da çevresel alerjenlerin artışı ile birlikte alerji vakalarının sıklaştığını belirten Yrd. Doç. Dr. Yılmaz, Çevresel alerjen deyince yalnızca polenler akla gelmemeli. Çim ya da buğday gibi poleni olmayan bitkiler de alerji nedeni. Ama bahar aylarında alerji oranında genel bir artış görülür. Bu dönemde hastalar bize göz sulanması, burun akıntısı ve hapşırık şikayeti ile çok gelir diye konuştu. Yrd. Doç. Dr. İnsü Yılmaz, alerjinin akciğeri etkilemediği sürece tehlikeli olmayacağını, ilaç tedavisi ile giderilebileceğini ifade etti.Yrd. Doç. Dr. Yılmaz, Türk toplumunda en çok, polene, buğdaya, çime, sebzelerden domatese, meyvelerden de çilek ve kiviye alerji olduğuna işaret etti. Kayseride buğday alerjisinin ilk sırada yer aldığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. İnsü Yılmaz, alerji testi ile ilgili olarak şunları söyledi:Alerji testi alerji şüphesi görüldüğünde yapılır. Herhangi bir belirti olmadan test yapılmaya ihtiyaç yoktur, çünkü tehlike söz konusu değildir. Deri ve kan testi olmak üzere iki tür test söz konusu. Kan testinde bağışıklık sistemimiz alerjik olduğu düşünülen maddeye karşı vücudun, IgE antikoru üretip üretmediğine bakılır. Deri testinde ise hastanın derisine, 20ye yakın alerjen sürülür. Bir süre bekledikten sonra derideki durum incelenerek, hastanın neye alerjisi olduğu saptanır. Bu işlem en fazla 25 dakika sürer.(DHA)
Zaman
Sağlık
23.08.2013
FırıncılaralerjiriskialtındaFırıncılar alerji riski altında
Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi'ne yangın ve deprem işlemeyecek
Zaman
05.08.2013
02:06
80 bin elyazması eserin yer aldığı Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinin yeni arşiv sistemi önceki gün basına tanıtıldı. Türk mühendislerinin geliştirdiği ‘Yeni Nesil Depo Sisteminin en önemli özelliği, yangın ya da deprem anında elyazmalarının korunduğu paneller 10 saniye içinde otomatik olarak kapanarak çelik bir kafese dönüşüyor.İbni Sinanın elinden çıkan tıp kitapları, Piri Reisin Kitab-ı Bahriyesi, meşhur hattat Şekerzade ve Mehmet Yusuf El Arifin yazdığı mushaf-ı şerifler, ceylan derisine yazılmış mushaflar, çeşitli minyatürlü eserler, padişah mühürlü kitaplar, eşsiz ciltler, hatlar, tezhipler, ebrular… Vakıf kütüphaneleri bir araya getirilerek 1918 yılında açılan ve Türk-İslam tarihine ait eşsiz eserleri barındıran Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, dünyanın sayılı kütüphaneleri arasında. 80 bin elyazması, 70 bin matbu nadir eser ve 140 koleksiyon olmak üzere toplamda 150 bin esere sahip. Fakat tarihten günümüze emanet gelen bu nadide koleksiyon, zaman içinde uygun koşullarda saklanamadığı için yok olma riski ile karşı karşıya kalmıştı. Eserleri korumak ve tahrip olmasının önüne geçilmesini önlemek amacıyla kurum başkanlığı tarafından 9 ay önce bir proje başlatıldı. Türk mühendislerinin geliştirdiği ‘Yeni Nesil Depo Sistemi, dokuz aylık hazırlığın ardından üç ay gibi kısa bir sürede tamamlandı ve oldukça gelişmiş, modern arşiv sisteminin basına tanıtımı önceki gün Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelikin katılımıyla kurumun İstanbul Süleymaniyedeki merkezinde yapıldı. Proje kapsamında kütüphanedeki yaklaşık 80 bin cilt yazma eser ile 70 bin eski harfli matbu eser yeni depo alanlarına taşındı. Taşıma sırasında canlı böcek ve larvaları bulunan yaklaşık 40 bin eser, soğuk hava kabininden geçirilerek -40 derecede 1 gün bekletildi, kalanlar ise tek tek elden geçirilerek kuru temizlikleri yapılıp yeni depo alanlarına yerleştirildi. Eserler proje öncesinde 32 ayrı odada, kontrolsüz iklim koşullarında ve açık raflarda depolanıyordu. Üstelik elektrik ve kalorifer tesisatı odaların içinde bulunuyordu ve herhangi bir yangın söndürme sistemi de yoktu. Ayrıca depo alanlarının meşhur Süleymaniye kuru fasulyecilerinin üzerinde olması da büyük riskti. Şimdi ise depo alanlarının altyapı ve yalıtım izolasyonu yapıldı, toplamda yanmaya dayanıklı 15 bin metre kablo döşendi. 9 odada 15 hassas klima ile belirlenen sıcaklık ve nem değerlerinde kontrollü olarak iklimlendirme yapılıyor, 78 sensörle bağıl nem sürekli izleniyor ve odalardaki iklim koşullarında olağan dışı bir durum olursa sistem otomatik olarak yetkilileri bilgilendiriyor. Tüm depolar için argon gazlı yangın söndürme sistemi kuruldu. Bu sistem, herhangi bir yangın çıktığında 10 saniye içinde ortamdaki oksijen seviyesini yüzde 18in altına düşürüyor. Yangın söndürme sistemi ile uyumlu çalışan elektromekanik depolama panelleri yangın anında 10 saniyede kapanarak çelik bir kafese dönüşüyor. Bu paneller, 1000 derecede 120 dakika yanmaya dayanıklı. Yani iki saat yansa hiçbir şekilde eserler zarar görmüyor. Raf kenarlarına ise 16 kata kadar genişleyen yanmazlık contaları konuldu. Yangın ve sel anında contalar anında şişiyor ve içeriye havanın girmesini engelliyor. Önceden 4 bin 300 metre raf uzunluğunda saklanan eserler, yeni sistemde 2 büyük, 8 küçük odada 5 bin 500 metre raf uzunluğunda depolanıyor. Yüz tanıma ve kartlı geçiş sistemiyle depolara giriş çıkışlar takip ediliyor.Koleksiyon yönetim sistemi: RFID UHFSüleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinde her sene gerçekleştirilen eser sayma işlemi önceden tek tek yapılıyordu ve bu işlem neredeyse bir yıl sürüyordu. RFID Tabanlı Koleksiyon Yönetim Sistemiyle kitaplara tek tek kimlik kartı verildiği için bu süre 2 güne indi. Arşivdeki her kitabın içine RFID UHF yongalı etiket yani bir çeşit çip yerleştirildi. Buna göre herhangi bir elyazması arandığında ana sensöre kitabın adı yazılıyor ve o eserin hangi ünitede, kaçıncı rafta olduğu otomatik olarak tespit ediliyor. Eserlere doğru ve hızlı erişim kısa zamanda sağlandığı için sayımı da bu kadar kısa sürüyor. Bu projenin hayata geçirilmesinde Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhittin Macit ve ekibi ile 50 kişilik mühendis grubuyla sistemi geliştiren Ankaref Bilişim Teknolojilerinin genel müdür yardımcısı Mustafa Ederin emeği büyük.
Zaman
En Çok Okunan
05.08.2013
SüleymaniyeYazmaEserlerKütüphanesineyangınvedepremişlemeyecekSüleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesine yangın ve deprem işlemeyecek
Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi'ne yangın ve deprem işlemeyecek
Zaman
05.08.2013
01:52
80 bin elyazması eserin yer aldığı Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinin yeni arşiv sistemi önceki gün basına tanıtıldı. Türk mühendislerinin geliştirdiği ‘Yeni Nesil Depo Sisteminin en önemli özelliği, yangın ya da deprem anında elyazmalarının korunduğu paneller 10 saniye içinde otomatik olarak kapanarak çelik bir kafese dönüşüyor.İbni Sinanın elinden çıkan tıp kitapları, Piri Reisin Kitab-ı Bahriyesi, meşhur hattat Şekerzade ve Mehmet Yusuf El Arifin yazdığı mushaf-ı şerifler, ceylan derisine yazılmış mushaflar, çeşitli minyatürlü eserler, padişah mühürlü kitaplar, eşsiz ciltler, hatlar, tezhipler, ebrular… Vakıf kütüphaneleri bir araya getirilerek 1918 yılında açılan ve Türk-İslam tarihine ait eşsiz eserleri barındıran Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, dünyanın sayılı kütüphaneleri arasında. 80 bin elyazması, 70 bin matbu nadir eser ve 140 koleksiyon olmak üzere toplamda 150 bin esere sahip. Fakat tarihten günümüze emanet gelen bu nadide koleksiyon, zaman içinde uygun koşullarda saklanamadığı için yok olma riski ile karşı karşıya kalmıştı. Eserleri korumak ve tahrip olmasının önüne geçilmesini önlemek amacıyla kurum başkanlığı tarafından 9 ay önce bir proje başlatıldı. Türk mühendislerinin geliştirdiği ‘Yeni Nesil Depo Sistemi, dokuz aylık hazırlığın ardından üç ay gibi kısa bir sürede tamamlandı ve oldukça gelişmiş, modern arşiv sisteminin basına tanıtımı önceki gün Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelikin katılımıyla kurumun İstanbul Süleymaniyedeki merkezinde yapıldı. Proje kapsamında kütüphanedeki yaklaşık 80 bin cilt yazma eser ile 70 bin eski harfli matbu eser yeni depo alanlarına taşındı. Taşıma sırasında canlı böcek ve larvaları bulunan yaklaşık 40 bin eser, soğuk hava kabininden geçirilerek -40 derecede 1 gün bekletildi, kalanlar ise tek tek elden geçirilerek kuru temizlikleri yapılıp yeni depo alanlarına yerleştirildi. Eserler proje öncesinde 32 ayrı odada, kontrolsüz iklim koşullarında ve açık raflarda depolanıyordu. Üstelik elektrik ve kalorifer tesisatı odaların içinde bulunuyordu ve herhangi bir yangın söndürme sistemi de yoktu. Ayrıca depo alanlarının meşhur Süleymaniye kuru fasulyecilerinin üzerinde olması da büyük riskti. Şimdi ise depo alanlarının altyapı ve yalıtım izolasyonu yapıldı, toplamda yanmaya dayanıklı 15 bin metre kablo döşendi. 9 odada 15 hassas klima ile belirlenen sıcaklık ve nem değerlerinde kontrollü olarak iklimlendirme yapılıyor, 78 sensörle bağıl nem sürekli izleniyor ve odalardaki iklim koşullarında olağan dışı bir durum olursa sistem otomatik olarak yetkilileri bilgilendiriyor. Tüm depolar için argon gazlı yangın söndürme sistemi kuruldu. Bu sistem, herhangi bir yangın çıktığında 10 saniye içinde ortamdaki oksijen seviyesini yüzde 18in altına düşürüyor. Yangın söndürme sistemi ile uyumlu çalışan elektromekanik depolama panelleri yangın anında 10 saniyede kapanarak çelik bir kafese dönüşüyor. Bu paneller, 1000 derecede 120 dakika yanmaya dayanıklı. Yani iki saat yansa hiçbir şekilde eserler zarar görmüyor. Raf kenarlarına ise 16 kata kadar genişleyen yanmazlık contaları konuldu. Yangın ve sel anında contalar anında şişiyor ve içeriye havanın girmesini engelliyor. Önceden 4 bin 300 metre raf uzunluğunda saklanan eserler, yeni sistemde 2 büyük, 8 küçük odada 5 bin 500 metre raf uzunluğunda depolanıyor. Yüz tanıma ve kartlı geçiş sistemiyle depolara giriş çıkışlar takip ediliyor.Koleksiyon yönetim sistemi: RFID UHFSüleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinde her sene gerçekleştirilen eser sayma işlemi önceden tek tek yapılıyordu ve bu işlem neredeyse bir yıl sürüyordu. RFID Tabanlı Koleksiyon Yönetim Sistemiyle kitaplara tek tek kimlik kartı verildiği için bu süre 2 güne indi. Arşivdeki her kitabın içine RFID UHF yongalı etiket yani bir çeşit çip yerleştirildi. Buna göre herhangi bir elyazması arandığında ana sensöre kitabın adı yazılıyor ve o eserin hangi ünitede, kaçıncı rafta olduğu otomatik olarak tespit ediliyor. Eserlere doğru ve hızlı erişim kısa zamanda sağlandığı için sayımı da bu kadar kısa sürüyor. Bu projenin hayata geçirilmesinde Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhittin Macit ve ekibi ile 50 kişilik mühendis grubuyla sistemi geliştiren Ankaref Bilişim Teknolojilerinin genel müdür yardımcısı Mustafa Ederin emeği büyük.
Zaman
Kültür
05.08.2013
SüleymaniyeYazmaEserlerKütüphanesineyangınvedepremişlemeyecekSüleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesine yangın ve deprem işlemeyecek
Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi'ne yangın ve deprem işlemeyecek
Zaman
05.08.2013
01:52
80 bin elyazması eserin yer aldığı Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinin yeni arşiv sistemi önceki gün basına tanıtıldı. Türk mühendislerinin geliştirdiği ‘Yeni Nesil Depo Sisteminin en önemli özelliği, yangın ya da deprem anında elyazmalarının korunduğu paneller 10 saniye içinde otomatik olarak kapanarak çelik bir kafese dönüşüyor.İbni Sinanın elinden çıkan tıp kitapları, Piri Reisin Kitab-ı Bahriyesi, meşhur hattat Şekerzade ve Mehmet Yusuf El Arifin yazdığı mushaf-ı şerifler, ceylan derisine yazılmış mushaflar, çeşitli minyatürlü eserler, padişah mühürlü kitaplar, eşsiz ciltler, hatlar, tezhipler, ebrular… Vakıf kütüphaneleri bir araya getirilerek 1918 yılında açılan ve Türk-İslam tarihine ait eşsiz eserleri barındıran Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, dünyanın sayılı kütüphaneleri arasında. 80 bin elyazması, 70 bin matbu nadir eser ve 140 koleksiyon olmak üzere toplamda 150 bin esere sahip. Fakat tarihten günümüze emanet gelen bu nadide koleksiyon, zaman içinde uygun koşullarda saklanamadığı için yok olma riski ile karşı karşıya kalmıştı. Eserleri korumak ve tahrip olmasının önüne geçilmesini önlemek amacıyla kurum başkanlığı tarafından 9 ay önce bir proje başlatıldı. Türk mühendislerinin geliştirdiği ‘Yeni Nesil Depo Sistemi, dokuz aylık hazırlığın ardından üç ay gibi kısa bir sürede tamamlandı ve oldukça gelişmiş, modern arşiv sisteminin basına tanıtımı önceki gün Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelikin katılımıyla kurumun İstanbul Süleymaniyedeki merkezinde yapıldı. Proje kapsamında kütüphanedeki yaklaşık 80 bin cilt yazma eser ile 70 bin eski harfli matbu eser yeni depo alanlarına taşındı. Taşıma sırasında canlı böcek ve larvaları bulunan yaklaşık 40 bin eser, soğuk hava kabininden geçirilerek -40 derecede 1 gün bekletildi, kalanlar ise tek tek elden geçirilerek kuru temizlikleri yapılıp yeni depo alanlarına yerleştirildi. Eserler proje öncesinde 32 ayrı odada, kontrolsüz iklim koşullarında ve açık raflarda depolanıyordu. Üstelik elektrik ve kalorifer tesisatı odaların içinde bulunuyordu ve herhangi bir yangın söndürme sistemi de yoktu. Ayrıca depo alanlarının meşhur Süleymaniye kuru fasulyecilerinin üzerinde olması da büyük riskti. Şimdi ise depo alanlarının altyapı ve yalıtım izolasyonu yapıldı, toplamda yanmaya dayanıklı 15 bin metre kablo döşendi. 9 odada 15 hassas klima ile belirlenen sıcaklık ve nem değerlerinde kontrollü olarak iklimlendirme yapılıyor, 78 sensörle bağıl nem sürekli izleniyor ve odalardaki iklim koşullarında olağan dışı bir durum olursa sistem otomatik olarak yetkilileri bilgilendiriyor. Tüm depolar için argon gazlı yangın söndürme sistemi kuruldu. Bu sistem, herhangi bir yangın çıktığında 10 saniye içinde ortamdaki oksijen seviyesini yüzde 18in altına düşürüyor. Yangın söndürme sistemi ile uyumlu çalışan elektromekanik depolama panelleri yangın anında 10 saniyede kapanarak çelik bir kafese dönüşüyor. Bu paneller, 1000 derecede 120 dakika yanmaya dayanıklı. Yani iki saat yansa hiçbir şekilde eserler zarar görmüyor. Raf kenarlarına ise 16 kata kadar genişleyen yanmazlık contaları konuldu. Yangın ve sel anında contalar anında şişiyor ve içeriye havanın girmesini engelliyor. Önceden 4 bin 300 metre raf uzunluğunda saklanan eserler, yeni sistemde 2 büyük, 8 küçük odada 5 bin 500 metre raf uzunluğunda depolanıyor. Yüz tanıma ve kartlı geçiş sistemiyle depolara giriş çıkışlar takip ediliyor.Koleksiyon yönetim sistemi: RFID UHFSüleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinde her sene gerçekleştirilen eser sayma işlemi önceden tek tek yapılıyordu ve bu işlem neredeyse bir yıl sürüyordu. RFID Tabanlı Koleksiyon Yönetim Sistemiyle kitaplara tek tek kimlik kartı verildiği için bu süre 2 güne indi. Arşivdeki her kitabın içine RFID UHF yongalı etiket yani bir çeşit çip yerleştirildi. Buna göre herhangi bir elyazması arandığında ana sensöre kitabın adı yazılıyor ve o eserin hangi ünitede, kaçıncı rafta olduğu otomatik olarak tespit ediliyor. Eserlere doğru ve hızlı erişim kısa zamanda sağlandığı için sayımı da bu kadar kısa sürüyor. Bu projenin hayata geçirilmesinde Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhittin Macit ve ekibi ile 50 kişilik mühendis grubuyla sistemi geliştiren Ankaref Bilişim Teknolojilerinin genel müdür yardımcısı Mustafa Ederin emeği büyük.
Zaman
Ana Sayfa
05.08.2013
SüleymaniyeYazmaEserlerKütüphanesineyangınvedepremişlemeyecekSüleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesine yangın ve deprem işlemeyecek
1700 yıllık tarihi İncil ele geçirildi
TRT
30.06.2013
16:11
Tarihi öneme sahip İncil, ceylan derisine yazılmış.
TRT
Kültür
30.06.2013
1700yıllıktarihiİncilelegeçirildi1700 yıllık tarihi İncil ele geçirildi
1700 yıllık tarihi İncil ele geçirildi
TRT
30.06.2013
16:11
Tarihi öneme sahip İncil, ceylan derisine yazılmış.
TRT
Son Dakika
30.06.2013
1700yıllıktarihiİncilelegeçirildi1700 yıllık tarihi İncil ele geçirildi
Ceylan Derisine Yazılmış İncil Ele Geçirildi
Haberler.com
29.06.2013
12:09
Tekirdağda, jandarma ekipleri tarafından bir süredir tarihi eser kaçakçılığı yaptığı şüphesiyle takip edilen G.D., ceylan derisi üzerine Aramice yazılan bin 700 yıllık İncili satmaya çalıştığı sırada yakalandı.
Haberler.com
Güncel
29.06.2013
CeylanDerisineYazılmışİncilEleGeçirildiCeylan Derisine Yazılmış İncil Ele Geçirildi
Ceylan Derisine Yazılmış İncil Ele Geçirildi
Haber3
29.06.2013
12:04
TEKİRDAĞda, jandarma ekipleri tarafından bir süredir tarihi eser kaçakçılığı yaptığı şüphesiyle takip edilen G.D., ceylan derisi üzerine Aramice yazı...
Haber3
Son Dakika
29.06.2013
CeylanDerisineYazılmışİncilEleGeçirildiCeylan Derisine Yazılmış İncil Ele Geçirildi
Mustafa Ulusoy - İstediğini yapamamak
Zaman
07.06.2013
02:00
Kim istemez sınırsız yesin içsin ama bir gram kilo almasın, daima incecik kalsın. Kim istemez bir gram acı, bir gram hüzün vermesin; haz ve keyif damlaları olarak nefse yağsın dursun hayat. Nefsin hizmetinde olsun böylelikle.Ne yazın sıcağı yaksın ne kışın soğuğu dondursun bizi. Baharın o ferah havası eksik olmasın gökkubbemizden. Güller açsın ve hiç solmasın. Sararıp da dökülmesin hiçbir ağacın yaprakları. Kirlenmesin ve eskimesin sevdiğimiz eşyalar, kıyafetler. Eksilmesin önümüzde sevdiğimiz yemekler.Kim istemez engeller olmasın önünde. Trafik akıp gitsin her daim mesela, durup kalkma olmadan.Kim istemez kafası estiği gibi yaşasın, keyfemâyeşâ. Canı ne isterse yapsın. Canı istemezse de yapmasın. Sınırlar kalksın nefsin önünden. Yıkılsın isteklerimizle aramızda yükselen engeller. Olsun, olmasını istediğimiz her şey ve yok olsun görmek istemediğimiz her şey.Kimin benliği başkasına tabi olmak ister?. İnsanın en büyük fantezisi sonsuz özgürlük sanısı değil midir? Kim kendi nefsini birazcık tetkik etse, “Nefsi kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder” hakikatini tasdik etmez.Kimse bana karışmasın, diye inler durur nefis. Onun da fıtratında bu vardır, ne yapsın. “Hattâ, mevhum bir rububiyet ve keyfemâyeşâ hareketi, fıtrî olarak arzu eder.”Benlik ve nefis talep eder, doğru. Önündeki görmediği cama toslar gibi toslar hakikatin kendisine. Yaratılış kanunları reddeder nefsin bu talebini. Dört bir yandan sarılıdır insan. Adeta insanın nefsiemmaresinin sınırsızlık özlemine darbe vurur daim.Mevhum olan rububiyetini, kendine tapınma isteğini alaşağı eder adeta. Hayat bir tayfun gibi saldırır benliğe. Nefsiemmareyle hayatın kanunları çarpışır durur. Okyanusun önündeki direngen kayayla dalgaların savaşı gibi. Ya kayanın önünde kırılacaktır dalgalar ya da dalgalar sürükleyip götürecektir kayayı.Kaybeden hep nefsimizdir.Hayat dar bir yol, çarpışma kaçınılmazdır.İnsanın başına gelen, diğer varlık kardeşlerimizin de başına gelir. Güneşin önüne set çeker bulutlar mesela. Kopkoyu cüsseleriyle aman vermezler güneşe. Güneş kapana kısılır. Bazen de yağmura susar toprak. Toprağın kucağındaki tohum, aç ve susuz kalır. Çatlayamaz bir türlü. Ağaçlar boy veremez kuraklık zamanı. Güdük kalır, nebatat. Susuzluktan çatlar toprağın bağrı ve hayvanların damakları. Bir damla suya muhtaç, dalın ucundaki meyve pat diye yere düşer, çürür gider. Olgunlaşıp kendini gösteremeden.Hep talep eder nefisGökyüzü, bazen masmavi pırıl pırıl, kimi zaman gri bir kesafetle kaplı. Göğün yüzü bile bazen asık bazen aydınlık.Yemek üstüne yemek yiyerek keyif üstüne keyif sunmak ister nefsine insan. Ama yaratılış kanunları heyula gibi dikilir önüne. Beden sınır koyar. Bu kadarı fazla der. Bedendeki yaratılış kanunlarına çarpar, hızını alamayan nefis. İnsan gündüzü ister, karşısına gece çıkar. Her daim genç ve güzel kalmak ister, zaman derisine çizgiler işler. Nefes nefese kalıp kısıtlanmaktan nefret eder nefis. Yorulmadan koşmak ister. Koşmadan varmak ister. Yaş kemale ererken bir yandan. Bir de bakar ki elinde üç kiloyu taşırken belinde ince bir ağrı. Kemirir durur ömrünü iki fare, birinin adı gece birinin adı gündüz. Her gün biraz daha eksilir gücünden kuvvetinden. Her geçen saniye birer çekiç gibi iner nefsiemmarenin üzerine.Hep talep eder nefis. Durmaksızın. Karşına çıkan koca bir “HAYIR”dır. Dışarı çıkmak istersin, annen baban hayır der sana. Kocan hayır der, karın hayır der. Devlet hayır der. Bedenin hayır der. Arkadaşın hayır der, hayır seninle gelemem bu akşam, işim var, başka bir zaman gidelim sinemaya. Ama sen o an gitmek istiyorsundur. Yolunun önüne “hayır”lardan müteşekkil koca kayalar dökülür. İsteklerin, engellerin arasında sıkışır kalır.Her tuttuğunu koparamazsın ey nefis. Koparamazsın çünkü kopmaktasın her daim.Bazen de şöyle bir sanıya kapılır insan: “Ben özel biriyim ve diğer insanlar için konulmuş olan kısıtlamaları kabul etmek zorunda değilim.”Kimse özel değildirHalbuki kimse özel değildir, hayatın genel geçer kısıtlamaları konusunda. Hayat kimseye özel muamele yapmaz, yapmamıştır yapmayacaktır bu konuda.Senin de herkes gibi er ya da geç saçların beyazlar. Yorgunluk senin de sızlatır kemiklerini. Sen de uyumak zorunda kalırsın. Senin de karnın guruldar, miden kazınır, acıkırsın. Senin elinden kayan bardak da yere düştüğünde parçalanır. Yaşamak hiç bitmesin istersin. Oysa dünya elini eteğini çeker bir gün senin de üzerinden. Dışında kalmak istediğin kısıtlamaların tam da içindesindir halbuki. Yağmurlu bir günde dışarı çık istersen. Sen de ıslanırsın.Bütün kuşlar kaçışır dallardan. Tutamazsın hiçbir arzunu hayat dalında.Geçiyor günler, geçip gidiyor, avuçlarında isteklerin. Yapamadıklarını da götürüyor. Ve hâlâ direniyorsun sen ey nefis, tepiniyorsun, istediğini elde
Zaman
Köşe Yazıları
07.06.2013
MustafaUlusoy-İstediğiniyapamamakMustafa Ulusoy - İstediğini yapamamak
Üniversite öğrencisini piknikte kene ısırdı
Türkiye Gazetesi
10.05.2012
02:31
Kayseri’de piknik dönüşü derisine yapıştığını fark ettiği keneyi eliyle çıkaran Erciyes Üniversitesi öğrencisi A.D., tedavi altına alındı. Kaldığı yurtta keneyi eliyle çıkaran A.D., 112’yi aradı. Ambulansla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan A.D, 3 gün gözetim altında tutulacak.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
10.05.2012
ÜniversiteöğrencisinipikniktekeneısırdıÜniversite öğrencisini piknikte kene ısırdı
Üniversite Öğrencisini Piknikte Kene Isırdı
Haberler.com
09.05.2012
12:04
Kayseride piknikten yurda dönünce derisine yapıştığını fark ettiği keneyi eliyle çıkaran üniversite öğrencisi tedavi altına alındı.
Haberler.com
Güncel
09.05.2012
ÜniversiteÖğrencisiniPiknikteKeneIsırdıÜniversite Öğrencisini Piknikte Kene Isırdı
Üniversite Öğrencisini Piknikte Kene Isırdı
Haber3
09.05.2012
11:46
Kayseri’de piknikten yurda dönünce derisine yapıştığını fark ettiği keneyi eliyle çıkaran üniversite öğrencisi tedavi altına alındı.
Haber3
Son Dakika
09.05.2012
ÜniversiteÖğrencisiniPiknikteKeneIsırdıÜniversite Öğrencisini Piknikte Kene Isırdı
Holsteın İneğin Derisinde Erzurum u Görürsünüz"
Haberler.com
19.04.2012
15:47
Erzurumda organik tarımı değerlendirmek amacıyla düzenlenen eğitim programında konferans veren Uluslararası Organik Tarım Federasyonundan (IFOAM) Bernward Geier, katılımcılara Holstein cinsi ineği göstererek İneğin derisine dikkatli bakarsanız...
Haberler.com
Güncel
19.04.2012
HolsteınİneğinDerisindeErzurum/">ErzurumuGörürsünüzErzurum-u-Görürsünüz/">Holsteın İneğin Derisinde Erzurum u Görürsünüz
Kellik için “kök”lü çözüm
Türkiye Gazetesi
19.04.2012
02:50
Japonlar, tüysüz bir farenin derisine nakledildikten sonra tüylerin oluşmasını sağlayan kıl kökleri elde etmeyi başardı. Bu sonucun “saç tedavisinde” yeni tedavi yolunu açacağı belirtildi. Aynı ekip, geçen yıl bir farenin böbreğine yerleştirilen hücrelerden diş üretmeyi başarmıştı.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
19.04.2012
Kellikiçin“kök”lüçözümKellik için “kök”lü çözüm
Kelliğe yeni umut
Milli Gazete
18.04.2012
15:18
TOKYO - Japon bilimadamları, yetişkinlerden alınan kök hücreleri kullanarak, farede kıl kökünün yeniden oluşmasını sağladı. Profesör Takaşi Tsuji ve ekibi, tüysüz bir farenin derisine nakledildikten sonra tüylerin oluşmasını sağlayan kıl kökleri elde etmeyi başardı.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
18.04.2012
KelliğeyeniumutKelliğe yeni umut
Bilimadamlarından kelliğe yeni umut
Samanyolu Haber
18.04.2012
13:17
Japon bilimadamları, yetişkinlerden alınan kök hücreleri kullanarak, farede kıl...

Profesör Takaşi Tsuji ve ekibi, tüysüz bir farenin derisine nakledildikten sonra tüylerin oluşmasını sağlayan kıl kökleri elde etmeyi başardı. Araştırmacılar, genetiği değiştirilen kıl köklerinin uygun yapılar geliştirdiğini, üstderi, kılların...
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.04.2012
BilimadamlarındankelliğeyeniumutBilimadamlarından kelliğe yeni umut
Küçük Dila ya Devlet Eli!
Haberler.com
07.04.2012
17:06
Osmaniyede yakalandığı hastalık nedeniyle vücudu timsah derisine benzeyen küçük Dilaya devlet sahip çıktı.
Haberler.com
Güncel
07.04.2012
KüçükDilayaDevletEliKüçük Dila ya Devlet Eli
Nanoteknoloji tarama özürlülerin hizmetinde
Star
24.12.2011
23:17
Saç dökülmesi kadın erkek herkesin sorunu. Birçok marka bu konuda çözüm önerileri sunuyor. Fakat dermatolog Meral Şaşoğlu ancak nanoteknolojik ürünlerin saç derisine nüfuz edebileceğini söylüyor.
Star
Cumartesi
24.12.2011
NanoteknolojitaramaözürlülerinhizmetindeNanoteknoloji tarama özürlülerin hizmetinde
Nanoteknoloji tarama özürlülerin hizmetinde
Star
24.12.2011
00:30
Saç dökülmesi kadın erkek herkesin sorunu. Birçok marka bu konuda çözüm önerileri sunuyor. Fakat dermatolog Meral Şaşoğlu ancak nanoteknolojik ürünlerin saç derisine nüfuz edebileceğini söylüyor.
Star
Son Dakika
24.12.2011
NanoteknolojitaramaözürlülerinhizmetindeNanoteknoloji tarama özürlülerin hizmetinde
''Kurbanı keserken derisine zarar vermeyin''
Milli Gazete
03.11.2011
12:53
Türkiye Deri Sanayicileri Derneği (TDSD) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Matraş, Kurban Bayramında kesilen hayvanlardan elde edilen ham deriye dışa bağımlılığı azaltmak için her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu, bu nedenle kurbanı keserken derisine zarar verilmemesi gerektiğini belirtti. Matraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiyede her yıl deri sanayisinin 6,5 milyon adet büyükbaş ve 30 milyon adet küçükbaş hayvan ham derisine ihtiyaç duyduğunu belirterek, Yıllık kesim miktarları her sene azalmaktadır. Bu nedenle ana hammaddemizde daha fazla dışarıya bağımlı hale gelmekteyiz dedi.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
03.11.2011
KurbanıkeserkenderisinezararvermeyinKurbanı keserken derisine zarar vermeyin
"Kurbanı Keserken Derisine Zarar Vermeyin"
Haber3
03.11.2011
10:40
TRABZON Türkiye Deri Sanayicileri Derneği (TDSD) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Matraş, Kurban Bayramında kesilen hayvanlardan elde edilen ham deriye dışa bağımlılığı azaltmak için her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu, bu nedenle kurbanı keserken der
Haber3
Son Dakika
03.11.2011
KurbanıKeserkenDerisineZararVermeyinKurbanı Keserken Derisine Zarar Vermeyin
''Kurbanı keserken derisine zarar vermeyin'' TRABZON (A.A)
T24
03.11.2011
10:38
Karagöz-Hacivat koleksiyonu için 2.5 milyon euroluk teklif
Türkiye Gazetesi
31.08.2011
02:09
Gölge oyunu sanatçısı Metin Özlen, 50 yıldır yaptığı ve yurt dışından 2.5 milyon euro teklif edilen 585 parçalık Karagöz-Hacivat koleksiyonunu Türkiye’den bir alıcıya satmak istiyor. Koleksiyonu hakkında bilgi veren Özlen, 20 yaşlarında hobi olarak başladığı Karagöz-Hacivat tasvirlerini, deri üzerine kök boyalarla yaptığını anlattı. Tasvirlerini eşinin de verdiği destekle yaptığını kaydeden Özlen, 2 türlü tasvir yaptıklarını, birinin koleksiyon meraklılarına, antikacılara, diğerinin de turistlere yönelik küçük tasvirler olduğunu söyledi. Özlen, 16. yüzyılda başlayan tasvir sanatının eskiden deve bol olduğu için deve derisine yapıldığını, ancak günümüzde deve bulmak zor olduğu için inek, sığır ve dana derilerine yapıldığını dile getirdi. 58 ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
31.08.2011
Karagöz-Hacivatkoleksiyonuiçin25milyoneurolukteklifKaragöz-Hacivat koleksiyonu için 25 milyon euroluk teklif
10:40 Aksu'ya hediye, tepsiye işlenmiş portre
Net Gazete
15.08.2011
18:07
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu, Bundan tam 10 yıl önce 2001in sıcak bir Ağustos gününde Türkiyemizin ufkuna bir ışık doğdu dedi. AK Partinin 10. yıl kutlaması etkinlikleri çerçevesinde AK Parti Erzincan İl Teşkilatı tarafından iftar yemeği ve eğlence programı düzenlendi. Konuşmaların ardından günün anısına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Aksuya koyun derisine işlenmiş Türk Bayrağı ile bakır tepsiye işlenmiş portresi hediye edildi.
Net Gazete
Son Dakika
15.08.2011
1040Aksuyahediyetepsiyeişlenmişportre1040 Aksuya hediye tepsiye işlenmiş portre
10:10 Aksu'ya hediye, tepsiye işlenmiş portre
Net Gazete
15.08.2011
10:18
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu, Bundan tam 10 yıl önce 2001in sıcak bir Ağustos gününde Türkiyemizin ufkuna bir ışık doğdu dedi. AK Partinin 10. yıl kutlaması etkinlikleri çerçevesinde AK Parti Erzincan İl Teşkilatı tarafından iftar yemeği ve eğlence programı düzenlendi. Konuşmaların ardından günün anısına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Aksuya koyun derisine işlenmiş Türk Bayrağı ile bakır tepsiye işlenmiş portresi hediye edildi.
Net Gazete
Son Dakika
15.08.2011
1010Aksuyahediyetepsiyeişlenmişportre1010 Aksuya hediye tepsiye işlenmiş portre
09:55 Tıpta yeni dönem başlıyor: ''Elektronik dövme''
Net Gazete
13.08.2011
09:52
Amerikalı araştırmacılar hasta kontrolünde çığır açabilecek yeni bir teknolojinin ayrıntılarını Science dergisinde duyurdu. Elektronik dövme olarak adlandırılan cihaz, hastaların kalp ve beyin işlevlerini kolayca izlemek amacıyla geliştirildi. Saç telinden bile daha ince olan bir sensör, insan derisine sanki bir dövme gibi yapıştırılıyor. Ve aynen bir dövme gibi, derideki her türlü hareketle uyum içinde kıvrılıp gerilerek, hiç bozulmadan çalışıyor.
Net Gazete
Son Dakika
13.08.2011
0955TıptayenidönembaşlıyorElektronikdövme0955 Tıpta yeni dönem başlıyor Elektronik dövme
Artık frenler
zihinle çalışacak
Türkiye Gazetesi
31.07.2011
02:11
Trafik kazalarının azaltılması için geliştirilen “zihin okuyan” teknoloji sayesinde fren mesafeleri azalacak. Kafatası derisine yerleştirilen elektrotlar sayesinde alınan beyin sinyalleriyle tam zamanında fren yapacak. Electroencephalography teknolojisiyle saatte 100 km hızla giden bir otomobilde fren yapma mesafesi 3.66 metre kısalacak.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
31.07.2011
Artıkfrenler
zihinleçalışacakArtık frenler
zihinle çalışacak
Ceylan derisine yazılı Tevrat'ı 5 milyon dolara satmak istediler
Zaman
19.04.2011
01:56
Ceylan derisi üzerine yazılı Tevratı 5 milyon dolara satmak isteyen bir kişi suçüstü yakalandı.
Zaman
Güncel
19.04.2011
CeylanderisineyazılıTevratı5milyondolarasatmakistedilerCeylan derisine yazılı Tevratı 5 milyon dolara satmak istediler
Sağlık Eski Bakanı Osman Durmuş: İnsanlara bozuk domuz gribi aşısı yapıldı
Samanyolu Haber
25.02.2011
13:25


Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Milletvekili eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş, insanlara hıfzıssahha tarafından bozuk raporu verilen domuz gribi aşılarının yapıldığını iddia etti. Seçim çalışmaları kapsamında 9 milletvekiliyle birlikte Kayseriye gelen Durmuş, Grand Eras Oteldeki toplantıda açıklama yaptı. Durmuş, domuz gribi aşılarıyla ilgili hıfzı sahada yapılan incelemede, İngiliz firmasına ait A81 CA 108 seri nolu pandem risk isimli aşının kobay ve hayvan deneyleriyle incelendiğini ve bozuk olduğunun belirlenmesine rağmen insanlara yapıldığını söyledi. Kobay ve farelerin karın derisine aşı yapıldığını ve aşı firmasının 7 gün içerisinde bunları yok etmesini istediğini kaydeden Durmuş, Hıfzıssahha 14 gün takip etmem gerekiyor diyor ve 14 gün sonra farelerin ve kobayların karınlarında 2 miligram uygulanmasına rağmen yaralar meydana geliyor. İnsanlarda 7,5 mili gram dozda uygulanacaktı. Hıfzıssahha, firmaya bu aşı güvenli değildir, bu aşı sakıncalıdır şeklindeki itirazı üzerine, hıfzıssahhadaki laboratuar baskı altına alınıyor. Hıfzıssahha Başkanı Mustafa Ertek başkanlığında toplantı yapılıyor. 2 saat sürüyor. Hıfzıssahha rapor sonuçlarını sonuna kadar savunuyor. Başkan görevinden uzaklaştırılıyor, yardımcısı göreve getirilerek aşılar geçerli hale getiriliyor. Bu aşılar dış görüntülerle mi oldu? Hıfzıssahha laboratuarı sonuçları, hıfzıssahha başkanı imzasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderiliyor. Deney hayvanları üzerinde Dünya Sağlık Örgütünün standartları üzerine yaptığımız araştırmada alınan karaciğer, akciğer ve kalp üzerinde yapılan incelemede karaciğerde ve akciğerde tahribatlar görülmüştür. Diğer organlar normal olarak algılanmıştır. Sonuçlar ilgililerle değerlendirilecek denmiş. Hıfzıssahhanın kanaati hem fareye hem de kobaylara enjekte edilen aşılarda 7. günden itibaren karın bölgesinde tüy dökülmesi, kızarıklık, döküntü ve şiddetli yankı gözlenmiş, 10. günde de karın zarında iltihap, karaciğerde ve dalakta büyüme gözlenmiş. Alınan patoloji sonuçlarına göre, akciğer ve karaciğerde ciddi dejenerasyon, akciğerde ve karaciğerde ödem bulunmuştur. Ürün güvenli değildir, kullanılamaz diye rapor var. Mikroskopi altında inceleme de yapılmış. Aşı insanlara 7,5 miligram dozda yapılacaktı. Enjekte edilen hastaların 2 miligram yapıldığı halde yüzde 50si ölüyor. Bu tehlikelidir deniliyor rapor veriliyor, ama rapor yok sayılıyor. İlaç eczacılarına çağrılan bir kısım dünya bankası yandaşı hocalar vasıtasıyla bu aşılar insanlara uygulandı. şeklinde konuştu. Aşıda bulunan prospektüsün Türkçe olması gerekirken bu aşıların prospektüsünün İtalyanca ve İngilizce olduğunu aktaran Durmuş, prospektüsün hiçbir vatandaşa verilmediğini söyledi. Bu aşının İtalyada ve Belçikada üretildiğini belirten Durmuş, İtalya 2004 yılından itibaren tavuklarına kuş gribi aşısı, H1 N1 aşısı yaptığı için o yumurtalarla bu virüsün üreme ihtimali yok. Yani bu aşı domuz gribi diye sonradan adlandırdıkları virüse özgü bir aşı değil. Aşı niteliği olmadığı için de katkı maddesiyle alerjen ilave ettiler. Yani size aşı diye yapılan şey sizde alerji oluşturup ona cevap veriyor. 500 trilyon para hibe edilmiştir. İngiliz, İtalyan ve Fransız ilaç firmalarına verildi. O paranın nereye gittiğini kimse sorgulayamıyor. Cumhurbaşkanına sesleniyorum, Devlet Denetleme Kurulunu insan sağlığı için tehlike oluşturan bu aşıları incelemek üzer görevlendirmelerini istiyorum. dedi. Aşının ilk etapta 7,5 miligram yapılacakken yarısına indirildiğini ve 3,75 gram yapıldığını hatırlatan Durmuş, 7,5 miligram 7,4 euro olmasına rağmen yarıya inince fiyatının da inmesi gerektiğini, ancak fiyatının düşürülmeden alındığını iddia etti. Bu aşılar bozuk aşılar diyen Durmuş, aşıların soğuk zincirlerle taşınması gerekirken kamyonlarla taşındığını ve bunu da tespit ettiklerini söyledi. Şu anda aşıların bir kısmının Esenboğada ana depoda ve Yeni Mahalle Büyükşehir Belediyesi Hali içindeki depolarda tutulduğunu, fırsat bulunursa bu aşıların millete vurulacağını aktardı. İstanbulda 28 kişide görülen kızamık vakası ve Ankaradaki difteri hastalığıyla alakalı da değerlendirmelerde bulunan Durmuş, Biz sağlık ocaklarını kapattık. Sağlık ocakları koruyucu hizmetleri yapamıyor. Aile hekimliği kurumları kurduk. Aile hekimliğinde çalışan hekim bürosundan dışarı çıkamıyor. İstanbulda 160 tane sağlık ocağı kapalı. O nedenle aşılama programı aksadığı için bu hastalıklar çıkmaya devam edecek. Ankaradaki kuş palazı 30 yıl aradan sonra çıktı. Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi, çocuk felci hastalığından kurtuluşunu kutladı. 2002 yılı itibariyle Avrupada çocuk felci hastalığı kalmadı. Biz 2002de Türkiyede yok ettik. En son Ağrıda görülmüştü, bunu da yok ettik. Kızamık, difteri, boğmaca gibi benzeri çocukluk hastalıkları çıktığı gibi, korkuyorum, tekrar çocuk felci Avrupa bölgesinde, Türkiyede hortlayacak. 22 ay bu bakan mecburi hizmeti kaldırdığı için aşılama programı aksadı. diye konuş
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.02.2011
SağlıkEskiBakanıOsmanDurmuşİnsanlarabozukdomuzgribiaşısıyapıldıSağlık Eski Bakanı Osman Durmuş İnsanlara bozuk domuz gribi aşısı yapıldı
Kelliğin nedeni bulundu
Samanyolu Haber
06.01.2011
09:58
Saçlarınızın neden döküldüğünü bilmiyorsanız üzülmeyin. Size iyi bir haberimiz var.

Uzmanlar, erkeklerde kelliğe yol açan nedeni keşfettiklerini açıkladılar. BBCde yer alan habere göre, kelliğin basit bir saç kaybı olmadığını belirten uzmanlar, asıl sorunun yeni çıkan saçlar olduğunu açıkladılar. Üretimdeki sorundan dolayı yeni çıkan saçlar, insan gözüyle görülemeyecek kadar küçük oluyor, bu nedenle de o kişiyi kel olarak görüyoruz. Sorunun yeni saçı üreten kök hücrelerde olduğunu açıklayan Pennsylvania Üniversitesinde görevli araştırmacılar, bu hücrelerin normal işleyişine döndürülmesiyle erkeklerde kelliğin tedavi edilebileceğini düşünüyorlar. Bunu da kafa derisine sürüldüğünde, kök hücrelerin normal saç üretmesini sağlayacak bir krem ile mümkün olabileceğine inanan araştırmacılar, saç ektiren erkeklerin kafasındaki saçlı ve saçsız bölgeleri karşılaştırarak bu sonuca ulaştılar. Bu karşılaştırmalarda kel bölgelerde de saçlı bölgelerle aynı sayıda saç üreten kök hücre bulunduğunu, fakat bu kök hücrelerin olgun olmadığı görüldü.
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.01.2011
KelliğinnedenibulunduKelliğin nedeni bulundu
Jandarma izinsiz toplanan derilere el koydu
Haber Türk
18.11.2010
17:34
Bir otomobilde yapılan aramada, izinsiz toplandığı iddia edilen çok sayıda kurban derisine el konuldu
Haber Türk
Son Dakika
18.11.2010
JandarmaizinsiztoplananderilereelkoyduJandarma izinsiz toplanan derilere el koydu
'Terörist ayakkabısı' imajından rahatsız
Samanyolu Haber
29.09.2010
14:46
Eski Demokratik Toplum Partisi Eşbaşkanı Aysel Tuğlukun elinde ünlü bir spor markasının poşeti ile İmralıya yaptığı ziyaret, Türkiyenin yerli ilk spor ayakkabılarından MEKAPı yeniden gündeme taşıdı.

MEKAP yöneticileri, teröristlerin giydiği ayakkabı şeklindeki kötü imajdan rahatsız. Hala üretim yapmaya devam etmelerini, kendilerini eleştirenler kadar vatansever olduklarının bir göstergesi olduğunu vurgulayan şirket yöneticileri, Jandarma ve korucular da bizim ayakkabılarımızı giydi. İşimizi iyi yapıyoruz ve işimize bakıyoruz. Bu tartışmaların dışındayız. En az, teröristler giydi diye bizi eleştirenler kadar da vatanseveriz. diyor. Ağır sanayi işlerinde çalışanların giydiği çelik uçlu iş emniyet ayakkabıları konusunda uzman MEKAPın hikayesi 1975e kadar uzanıyor. Kurşunoğlu ailesi tarafından kurulan şirket, 2001 krizi ardından girdiği döviz dar boğazı sebebiyle 2005te el değiştiriyor. Markanın yeni sahibi İskender ailesi de tesisleri Trabzona taşıyarak yeni bir başlangıç yapıyor. Ancak bu spor ayakkabılar için yapılan terörist ayakkabısı nitelemesi şirketin peşini bırakmıyor. MEKAP Merkez Satış ve Pazarlama Ofisi Müdürü Necati Aslan, dönem dönem gündeme gelen bu yakıştırmadan kendilerinin de oldukça rahatsızlık duyduklarını vurguluyor. Bununla birlikte satışlarında herhangi dikkat çekici bir düşüş yaşanmadığını aktaran Aslan, bunu da üretimlerinin yüzde 70inin ağır sanayiye dönük olmasına bağlıyor. Ayakkabılarının sağlam olduğu için çok rağbet gördüğünü ifade eden Aslan, Rahat, sağlam ve sağlıklı ayakkabılar üretiyoruz. Bu ayakkabılar 3-4 seneden aşağı giyilmiyor. Çok satılma sebeplerinden birisi de bu zaten. ifadelerini kullanıyor. İskender Ayakkabı Sanayi ve Ticaret Şirketinin ayakkabı üretiminin yüzde 70ini otomotivden kimyaya kadar pek çok sektörde kullanılan iş ayakkabıları oluşturuyor. Yüzde 30luk kısmı da MEKAP diye tabir ettikleri hafif iş ayakkabıları. Bu ayakkabılar kompak poliüretandan üretiliyor. Taban, ayakkabının derisine enjekte edildiği için açılma patlama olmuyor. Son verilere göre şirketin yıllık satışı 750 bin çift civarında. Üretim kapasitesi ise 2 milyon çift. Şirket, 2011 itibarıyla günlük spor ayakkabı üretimine başlamayı planlıyor. Kazakistan, Libya, Cezayir, Suriye ve Iraka ihracat yapan firma, bu ülkelerdeki satışları ağırlıklı olarak inşaat sektörüne dönük olarak gerçekleşiyor. MEKAPın teröristlerle yan yana anılması, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özalın PKKlıları MEKAPlarıyla dağda gezen bir avuç genç olarak tanımlamasıyla daha da sıklaşıyor. Daha sonra bu ayrıntı dikkat çekmeye başlıyor ve şirket sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Aslan, Ben o dönemi yaşamadım. Ancak bildiğim kadarıyla o bölgede bizim ürünleri satanlar güvenlik güçleri tarafından biraz baskı yedi. Satışlar kontrollü gerçekleştirildi. Takibata uğrayanlar oldu. diyor. Terörist ve MEKAP kelimelerinin yan yana geldiği her dönemde kendilerine de tepki mektupları ve elektronik postalar geldiğini aktaran Necati Aslan, Tabi ki tacizlerle karşılaşıyoruz. Pek çok posta geliyor. Neden teröristlerin ayağında sizin ayakkabılarınız var? diye soruyorlar. Biz de elimizden geldiğince cevaplıyoruz. Teröristlerin yediği içtiği şeylerin çoğu da Türkiyeden temin ediliyor. Onları üreten firmaları nereye koyacağız? Bu tür şeyler vatanını sevmekle ölçülmez. Bizler de en az bu soruları gönderenler kadar vatanperver ve kadirşinasız. siteminde bulunuyor. Ayakkabılarının sağlam ve dayanıklı olduğu için köy korucuları ve jandarma tarafından da kullanıldığını ifade eden Necati Aslan, Biz, köy korucuları, karakollar ve jandarma için de mal tedarik ettik. Bu marka 45-50 yıldır var. Dönemin gençlerinin pek çoğu MEKAP giymiştir. Hatta hala bizden bu ayakkabıları isteyenler var. Almanyadan arayıp, isteyenler var. bilgisini veriyor. Şirketin el değiştirmesinde söz konusu tartışmaların bir etkisi olmadığını aktaran Necati Aslan, sebebi şöyle özetliyor: İşin devredilmesinde bu tarz olayların alakası yok. Firmanın iç dinamiklerinden kaynaklanan bazı durumlar söz konusu oldu. Şirket, 2001 krizine de ciddi döviz borcu ile yakalandı. İskender Ayakkabı Sanayi ve Ticaret Şirketi, son krizden de etkilenmemiş. Aslan, son dönemde önemli yatırımlar yaptıklarını belirterek, kısa bir süre sonra günlük giyime dönük ayakkabı üretimine başlayacaklarını kaydediyor. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
29.09.2010
TeröristayakkabısıimajındanrahatsızTerörist ayakkabısı imajından rahatsız
Çocuğunuza gelişimi için balık yedirin
Samanyolu Haber
21.09.2010
12:45
Velilerin, eğitim öğretim yılının başlamasıyla bu sezon bol miktarda avlanması, dolayısıyla da ucuzlaması beklenen balığı çocukları için öğün alternatifi olarak kullanabileceği belirtildi.

Protein, D vitamini, fosfor, kalsiyum yönünden zengin olan balığın, kemik sistemi gelişmesinde de önemli rol oynadığı bildirildi. Balıktan azami faydalanmak için taze tüketilmesi gerektiği, balığın taze olup olmadığının ise basit yöntemlerle anlaşılabileceğini vurgulandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Topbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, balık avı yasağının 01 Eylülde sona ermesiyle çok sağlıklı olan bu ürünün balıkçı tezgahlarında yer almaya başladığını söyledi. Her zaman olduğu gibi okulların açılmasıyla birlikte velilerin çocuklarının dengeli ve sağlıklı beslenmelerini sağlamak için arayış içinde olduklarını ifade eden Topbaş, balığın, 1 yaşından sonra tüm yaş gruplarının tüketmesi gereken çok önemli bir besin olduğuna dikkati çekti. Topbaş, balıkta protein, D vitamini, fosfor ve kalsiyum gibi vücut için gerekli maddelerin bol olarak bulunduğunu dile getirerek, Balıktaki proteinlerin içerdiği amino asitler vücuda önemli katkılar sağlar. D vitamini ise özellikle vücudun kemik sisteminin gelişmesinde, ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek kemik erimesinin önlenmesinde büyük rol oynar. Fosfor ve kalsiyum gibi mineraller ise dolaşım, boşaltım ve kemik sistemi için önemlidir. Bu nedenler, herkesin balık tüketmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır dedi. Balıklarda vücut için gereken yağ asitlerinin de yer aldığını anlatan Topbaş, Bunlar, diğer hayvansal gıdalar açısından baktığımızda balıkta en dengeli olarak bulunur. Dolaşım sisteminde önemli rolleri olan omega 3 ve omega 6 yağ asitleri, balıkta uygun oranlardadır. Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunun önlenmesi açısından önemli faydalar sağlar diye konuştu. Doç. Dr. Topbaş, pişiriliş yöntemlerinin, balığın sağladığı yararları konusunda önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: Pişiriliş yöntemlerine dikkat edilmelidir. Buğulama, fırında ızgara şeklinde tüketilmesi, faydaların sağlanmasında önemlidir. Yağda kızartma, mangalda kömüre ve ateşe doğrudan temas şeklindeki pişirilme şekillerinden kaçılmasında yarar vardır. Tersi durumda istenen yararlar ortadan kalkabilir, hatta ortaya zararlar dahi çıkabilir. Bu arada uzmanlar, balıkların lezzetli, besleyici ve sağlıklı olabilmesi için özellikle taze olmalarının gerekliliğini ifade ediyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, taze balık almanın püf noktaları şöyle: Gözleri parlak, dışa bombeli olur. Bekledikçe gözleri donuklaşır, içe döner. Taze balığın solungaçları canlı, kırmızı olur. Bayatladıkça bu renk koyulaşmaya, solungaç kurumaya başlar. Pulları derisine yapışık olmalıdır. Eti sıkı ve sert olur. Balığa parmakla dokunulduğunda meydana gelen çukurluk, parmak çekilince hemen düzelmelidir. Bayatlamış balıkta parmak izi kalır. Balık bayatlamaya başlayınca asit kokusu yapar. Balığın pişirilme sırasında ve pişirildikten sonra da taze olup olmadığı anlaşılabiliyor. Taze balık pişirilirken kuyruk bölümü havaya doğru kalkar ve gövdesinde kıvrılmalar ve çatlamalar oluşur. Tüketilirken de kılçığı kolay çıkmalı, kırılmamalı ve kılçık eti beyaz olmalıdır. Balığı yerken kılçık kırılıyorsa, kılçık altı eti koyu bir renk almışsa ve yerken ağızda dağılmıyorsa balık bayattır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.09.2010
ÇocuğunuzagelişimiiçinbalıkyedirinÇocuğunuza gelişimi için balık yedirin
'Eşek derisine yattım, felçten kurtuldum'
Star
20.08.2010
14:15
Emekli Salim Kılıç (64) adlı vatandaş, Nevşehir in Gülşehir ilçesinde bir arkadaşının tavsiyesi ile eşek derisine yatarak felçten kurtulduğunu iddia etti.
Star
Güncel
20.08.2010
Eşekderisineyattımfelçtenkurtuldum Eşek derisine yattım felçten kurtuldum
'Eşek derisine yattım, felçten kurtuldum'
Star
20.08.2010
14:15
Emekli Salim Kılıç (64) adlı vatandaş, Nevşehir in Gülşehir ilçesinde bir arkadaşının tavsiyesi ile eşek derisine yatarak felçten kurtulduğunu iddia etti.
Star
Son Dakika
20.08.2010
Eşekderisineyattımfelçtenkurtuldum Eşek derisine yattım felçten kurtuldum
Bu devirde böyle tedavi yöntemi
Haber Türk
20.08.2010
13:45
Eşek derisine yattım, felçten kurtuldum
Haber Türk
Son Dakika
20.08.2010
BudevirdeböyletedaviyöntemiBu devirde böyle tedavi yöntemi
'Eşek derisine yattım, felçten kurtuldum'
Haber7
20.08.2010
13:19
Emekli Salim Kılıç (64) adlı vatandaş, Nevşehir in Gülşehir ilçesinde bir arkadaşının tavsiyesi ile eşek derisine yatarak felçten kurtulduğunu iddia etti.
Haber7
Son Dakika
20.08.2010
EşekderisineyattımfelçtenkurtuldumEşek derisine yattım felçten kurtuldum
'Eşek derisine yattım, felçten kurtuldum'
Zaman
20.08.2010
13:15
Emekli Salim Kılıç (64) adlı vatandaş, Nevşehir in Gülşehir ilçesinde bir arkadaşının tavsiyesi ile eşek derisine yatarak felçten kurtulduğunu iddia etti.
Zaman
Son Dakika
20.08.2010
EşekderisineyattımfelçtenkurtuldumEşek derisine yattım felçten kurtuldum
Online Fetva'ya bunlar da soruldu
Samanyolu Haber
12.08.2010
11:27
Dünyada ilk kez dini hayatla ilgili soruların canlı canlı cevaplandığı online fetva programı büyük ilgi görmeye devam ediyor. İşte dünkü sunucumuz İlahiyatçı Ömer Faruk Şentürke gelen ilginç sorular;

Saat 16:00 - 17:00 arası canlı olarak sadece internetten, Küre TV üzerinden izlenebilen programa sizler sorularınızla katkıda bulunurken Ömer Faruk Şentürk, Hüseyin Yağmur ve Rasim Haner Hocalar 1 saatlik programda bunların birçoğunu cevaplıyor. Rasim Hanerin sunacağı bugünkü programa siz de adresinden şimdiden katkıda bulunabilirsiniz? İşte dünkü programda ilahiyatçı Hüseyin Yağmura gelen ilginç sorular: -Çağımızdaki teknolojinin katkısıyla elde edilen tıbbi bilgilerin ışığında, sigaranın toplum hayatına, insan sağlığına ve ülke kaynaklarına yaptığı zararlar ortaya çıkmışken, sigara kullanmaya hala mekruh olarak mı bakmalıyız, yoksa sigara kullanmak açık bir şekilde haram mıdır? Bu konunun din adamlarımız tarafından sık sık açıklanmasına ihtiyaç olduğuna ve gündeme çokça getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Hayırlı ramazanlar diliyorum, saygılarımla. Oruçlu iken kulak yıkatmanın oruca bir zararı var mıdır? -Download sitelerinden program veya antivirüsleri ücretsiz olarak indirip kullanmak caiz midir? -Memurlara bankalar tarafından verilen maaş promosyanlarını almak caiz midir? Değilse bu parayı ne yapmalıyız? -Sorum, sehiv secdesi hakkında ayrıntılı bilgi verir misiniz? -Benim kolum kırık ve yarın tekrar kırık kolu düzeltme operasyon yapacaklar doktorlar iğne vurdurmam gerekmekteymiş orucumu bozar mı oruç tutup gitsem sıkıntı olur mu? -İslam dinine göre mirasta erkeklerin 2 hisse kadınların 1 hisse mal sahibi olması gerekliliği var mıdır?Böyle bir durumda yasaların eşit paylaşımı esas aldığı da düşünülürse nasıl bir yol izlenmelidir? -Karışık havuza veya denize girmek erkek için günah mıdır? -Oruç tutarken ağzımıza su alıp tükürdüğümüzde orucumuz bozulur mu? -Sorum şu oruçlu iken kulakdan damla almak orucu bozar mı? -Annesi ve babası değişik kanser hastalığı nedeniyle ölmüş bir kişi kalıtsal-genetik olarak aynı hastalığa yakalanma iddiasına göre şu zamanda (her şeye ticari meta olarak bakılan) hastahanelere gidip periyodik olarak kendini kontrol ettirmesi (chek-up) illaki gerekli midir? Ya da buna bağlı olarak diyelim ki iç organlarından birinde zararsız bir kitle tespit edildi ve bu kişi 2-3 kontrolden sonra bir değişiklik olmamasına istinaden hiç doktora gitmezse ve ileride bir gün kansere yakalandığı ve iş işten geçmiş olduğu ortaya çıkarsa (dövülmeden ağlama prensibi düşünülerek) bunun vebali var mıdır? Diğer bir deyişle ecel değişmediğine göre bu dünyada sebeplere müracaat etmeden hastalık vasıtasıyla hiç tedavi olmadan, hiç doktor ve hastaneye gitmeden ölünür ise bu yüzden mahşerde sorgu suale maruz kalınır mı ve bunun cezası ne olur? -Dişi kanayan biri yada kolundaki yara kan akarken kişinin bilmeyerek kanını emmesi yada yalaması ve yutması sonucunda aklına gelince de yutmadığı kadarını tükürüp ağzını yıkayınca orucu bozulur mu? -Lohusa kadın 40 gün mü ibadet edemez? Bu 40 gün içinde ramazan denk gelse oruç tutabilir mi? -Mezhep taklidi hakkında bigi alabilir miyiz? Caiz midir? Şartları nelerdir? Abdest tutmakda sıkıntım oluyor, bağırsaklarımda gaz oluyor.Hanefi mezhebinde farz namazını kılacak kadar abdestini tutamayan özürlü kabul ediliyor.Fakat sünneti kıldıktan sonra farz namazı ortasında abdestimiz bozulabiliyor.Maliki mezhebini taklit edebilir miyim? -Eşlerin birbirlerine mahremiyetlerinin sınırı nedir?Mesela biri üzerini değiştirirken diğerinin dışarı çıkması gerekir mi?Sınırlama var mıdır? -Sinek ve benzerinin ısırmasıyla abdest bozulur mu? -Oruçluyken banyo yapılır mı denize girilir mi? -Gemi adamıyım.Uzak yolda çalışıyorum.Gittiğimiz limanlarda maksimum 2-3 gün kalabiliyoruz gerisi hep denizde geçiyor.Seferi sayılır mıyız oruç tutmamız gerekir mi? -Aynı ramazan ayı içerisinde birkaç kez kefaret (61 gün) gerektirecek şekilde orucun bozulması ve farklı yıllardaki ramazan aylarında da bu durumun olmuş olması nasıl bir kefaret gerektirir? Cezası nedir? Çözümü var mıdır? -Eşim 24 haftalık hamile oruç tutmalı mıdır? Aksi halde kaza mı yapmalı? -Hint kınası ile yapılan geçici dövme dinimizce günah mı değil mi? -Eşime çok kızsam..üç kere boş ol desem ne olur? -Niyetli iken Misvak kullanmanin mahzuru var midir? -Sorularım şöyle; 1-Krem seklindeki hormone ilaçlarını cilde sürmek orucu bozar mı? 2-Kulak yıkatmak orucu bozar mı? 3-Kan aldırmak orucu bozar mı? 4-İğne yaptırmak orucu bozar mı? -Saç dökülmesini önleyici saç derisine sıkılan, bir kısmı deri tarafından emilen spreylerin oruca bir zararı olur mu? -Oruç iken sivilce patlatmak yada yaralı yerlerin karıştırılarak kanatılması orucu bozar mı? -İşlerimi büyütmek veya yeni bir iş kurmak istiyorum. Ama hiç sermayem yok. Acaba sermaye için olmak şartıyla bankalardan kredi çeksem bir mahsuru var mı? Eğer varsa faizsiz çalışan
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.08.2010
OnlineFetvayabunlardasorulduOnline Fetvaya bunlar da soruldu
05:40 Vücutta gizlenen patlayıcıları tespit edebiliyor
Net Gazete
14.07.2010
05:40
Uçak yolcularının ayrıntılı şekilde kontrol edilebilmesi amacıyla geliştirilen yeni vücut tarayıcılarından biri, bu yaz Almanyadaki bir havaalanında test edilecek. Sözcü, Lübeck kentindeki Federal Polis tarafından kapalı kapılar ardında test edilen vücut tarayıcısının, sağlığa zararlı olmadığını, şimdi işlevinin daha da geliştirilmeye çalışıldığını ifade etti. Tarayıcılar, yolcuların derisine kadar her şeyi gösterdiği için, vücutta gizlenen patlayıcı maddeleri de tespit edebiliyor.
Net Gazete
Son Dakika
14.07.2010
0540Vücuttagizlenenpatlayıcılarıtespitedebiliyor0540 Vücutta gizlenen patlayıcıları tespit edebiliyor
Toplam "107" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti