dolduralım | |
|
| Van kumbarasına 5 milyon TL attı 'birlikte dolduralım' çağrısı yaptı | Zaman | 04.02.2012 01:49 |  | | |
| Van kumbarasına 5 milyon TL attı 'birlikte dolduralım' çağrısı yaptı | Zaman | 04.02.2012 01:49 |  | | |
| Bizim de yanmamızı istiyorlar | Milli Gazete | 30.01.2012 19:34 |  | | | Hastahanenin gedikli delisi, bir gün hastahanenin bahçesindeki havuza düşen deliyi kurtarmak için havuza atlar ve onu kurtarır.Bunu gören başhekim, kahraman delinin akıllandığı kanaatine varır ve hastahaneden çıkışı için işlemlerin yapılması emrini verir.Camdan bahçeyi seyreden başhekim bir de ne görsün o kurtarılan adam bir ağaca asılmış durumda.Hemen asılı adamın yanına gelir ve kimin astığını sorar. Kahraman deli sevinerek öne atılır ve Kurusun diye ben astım der.Meydan yerinde üzerine benzin döküp kendini yakmak isteyen kişiye herkes yalvarmaya başlar. Ne isterse yapacaklarını söylerler. İşte o esnada bir grup çıksa da Yakamaz, yakamaz, yakamaz diye bağırsa ve kibriti yaktığında hep birden alkış tutsa, acaba o guruba ne gözle bakarız biz?Kuran-ı Kerimin birçok ayetinde ehli kitap denilen Yahudi ve Hıristiyanların kâfir olduğu vurgulanır ve cehennemde ebediyen yanacakları haber verilir. (İsterseniz Beyyine süresini dilediğiniz bir tefsirden okuyuverin. Ben, Şifa Tefsiri ni tavsiye ederim)Gerçi son günlerde Yahudi ve Hıristiyanları Cennete göndermek için özel gayret gösterenler var ama Cennet ve Cehennemi kim yarattı ise o konuda karar verecek olan da Odur.Cennet ve Cehennemi yaratan Allah (c.c.) Kuranın bir çok yerinde kafirler eğer iman etmeden ölürlerse ebediyen Cehennemde kalacaklarını haber verir.Gönlü sevgiyle, şefkatle, merhametle dolu bir topluluk, dünya meydanının bir yerinde dururken, ateşe doğru koşan bir grubu görseler, onlara alkış tutarlar mı? Bravooooo diye bağırırlar mı?Nisa süresinin 89ncu ayetinde Onlar, kendileri kafir oldukları gibi sizin de kafir olmanızı ve (kafirlikte) onlarla denk olmanızı isterler... buyurur.Kendileri kafir olan bu insanlar günümüzde bizim de kafir olmamız için üzerimize geliyorlar ve kendileriyle beraber bizim de Cehenneme gitmemizi istiyorlar. Kafir olmayıp Müslümanlığında direnenleri öldürüyorlar ve terörist muamelesi yapıyorlar.Gönlümüzdeki İmanı kurutmak için bizi de asıyorlar.Gönlünde merhametten iz olmayan bir kısım Müslümanlarımız, bunlara alkış tutarak, Cehenneme giden yollarında rekor kırmalarına sebep oluyorlar.Halbuki kendini yakmak isteyen adamın üzerine atlayarak, kibritinden yakalayarak kendini tehlikeye atan polis memuru gibi bu dünyayı cehenneme çevirdikten sonra öbür dünya cehennemini de dolduralım diye koşanların önüne çıkıp Bu yol Cehennem yoludur. Sizler Ademin çocuklarısınız. Kendinizi yakmamanız için önünüze geçiyor, silahlarınızı elinizden alıyor ve sizi uyarıyorum dememiz gerekir. İşte merhamet budur.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 30.01.2012 | | | BizimdeyanmamızıistiyorlarBizim de yanmamızı istiyorlar |
|
| GENEL SEÇİMLERE DOĞRU -AK PARTİ ESKİŞEHİR 1. SIRA MİLLETVEKİLİ ADAYI AVCI: "ESKİŞEHİR'DE SADE VE TEMİZ ŞEKİLDE SİYASET YAPIP SANDIKLARIMIZA AK PARTİ HİZMET DAVETİYELERİNİ DOLDURALIM" | Haber3 | 06.05.2011 13:57 |  | | |
| İstanbul Şehir Devleti'ne doğru | Milli Gazete | 19.04.2011 10:57 |  | | | Çılgın projelerin ilki olarak (diğeri için 26 Nisanı bekleyin) iktidar partisinin seçim beyannamesinde ilan edilen İstanbula iki yeni şehir kurulması, halihazırda cazibe merkezi olan İstanbulun daha da içinden çıkılmaz bir kaosa doğru sürüklenmesine yol açacak bir Zihni Sinir procesi gibi geliyor insana. 15 milyondan 17 milyona doğru artacağını öngörenler, bir taraftan da, misal, kamu bankalarını dahi İstanbula taşıyarak bu şehri giderek mengeneye soktuklarının da farkında değillerdir. Her konunun merkezi olarak yakın gelecekte (bu gidişle) belki de Türkiye nüfusunun 1/3ünü ağırlayacak bir şehirler toplamına İstanbul der hale geleceğiz. Bunun neticesinde de, İstanbul diye bahsettiğimiz yer, aslında tarih boyunca bilinen ve kendine has bir dokusu, kültürü, özelliği olan bu şehir değil de, birkaç şehri içine alan birleştirilmiş bir şişme şehirden ibaret hale gelecek belki de. Avrupa ve Anadolu yakasına iki yeni şehirden kasıt, Avrupada Tekirdağı ve Anadoluda da İzmiti İstanbula dahil etmek ve bunların arazilerini de İstanbul çerçevesinde değerlendirmek midir yoksa? Dünyanın hangi ülkesinde bir şehrin üzerinde bu kadar çılgın projeler gündeme gelir ve göz göre göre bir şehir böyle asli benliğinden uzaklaştırılır acaba? Anadoluda boş kalan ilçeleri, şehirleri İstanbula toplayıp, bütün enerjiyi İstanbul üzerine proje üretmeye vererek bir ülkenin kalkınması nasıl sağlanacak, merak etmemek mümkün değil. Oldu olacak, Türkiye Cumhuriyetini İstanbul Şehir Devleti olarak yeniden tanzim edelim ve 70 küsur milyon insanı İstanbul ve çevresine dolduralım da, herkes rahatlasın. Yoksa, bu çılgın projeler İstanbulun can çekişerek ölümüne sebep olacak. Dubai modeli dedikleri de bu olsa gerek.
ÖSYM şifreyi kabul etti... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 19.04.2011 | | | İstanbulŞehirDevletinedoğruİstanbul Şehir Devletine doğru |
|
| İstanbul Şehir Devleti'ne doğru | Milli Gazete | 18.04.2011 17:17 |  | | | Çılgın projelerin ilki olarak (diğeri için 26 Nisanı bekleyin) iktidar partisinin seçim beyannamesinde ilan edilen İstanbula iki yeni şehir kurulması, halihazırda cazibe merkezi olan İstanbulun daha da içinden çıkılmaz bir kaosa doğru sürüklenmesine yol açacak bir Zihni Sinir procesi gibi geliyor insana. 15 milyondan 17 milyona doğru artacağını öngörenler, bir taraftan da, misal, kamu bankalarını dahi İstanbula taşıyarak bu şehri giderek mengeneye soktuklarının da farkında değillerdir. Her konunun merkezi olarak yakın gelecekte (bu gidişle) belki de Türkiye nüfusunun 1/3ünü ağırlayacak bir şehirler toplamına İstanbul der hale geleceğiz. Bunun neticesinde de, İstanbul diye bahsettiğimiz yer, aslında tarih boyunca bilinen ve kendine has bir dokusu, kültürü, özelliği olan bu şehir değil de, birkaç şehri içine alan birleştirilmiş bir şişme şehirden ibaret hale gelecek belki de. Avrupa ve Anadolu yakasına iki yeni şehirden kasıt, Avrupada Tekirdağı ve Anadoluda da İzmiti İstanbula dahil etmek ve bunların arazilerini de İstanbul çerçevesinde değerlendirmek midir yoksa? Dünyanın hangi ülkesinde bir şehrin üzerinde bu kadar çılgın projeler gündeme gelir ve göz göre göre bir şehir böyle asli benliğinden uzaklaştırılır acaba? Anadoluda boş kalan ilçeleri, şehirleri İstanbula toplayıp, bütün enerjiyi İstanbul üzerine proje üretmeye vererek bir ülkenin kalkınması nasıl sağlanacak, merak etmemek mümkün değil. Oldu olacak, Türkiye Cumhuriyetini İstanbul Şehir Devleti olarak yeniden tanzim edelim ve 70 küsur milyon insanı İstanbul ve çevresine dolduralım da, herkes rahatlasın. Yoksa, bu çılgın projeler İstanbulun can çekişerek ölümüne sebep olacak. Dubai modeli dedikleri de bu olsa gerek.
ÖSYM şifreyi kabul etti... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 18.04.2011 | | | İstanbulŞehirDevletinedoğruİstanbul Şehir Devletine doğru |
|
| Kalbinde golf topu büyüklüğündeki tümör, yapıştırıcı ile dolduruldu | Türkiye Gazetesi | 18.04.2011 02:42 |  | | | Amerika’da kalbinde golf büyüklüğünde tümör bulunan kadın, dünyada ilk defa denenen bir yöntemle kurtarıldı. Hemşire olarak çalışan 36 yaşındaki Jamie Arliss, 2009 yılının mart ayında, EKG konusunda eğitilirken, gönüllü olarak kalbini kontrol ettirdi. Kalbinde oldukça büyük bir tümör çıkan Arliss’i kontrol eden doktolar tümörü almak istedi. Ancak doktorlar, Arliss’in ameliyatta ölebileceği kanaatine vardı. Rochester Üniversitesi Hastanesinde görevli kardiyolog Christopher Cave, radikal bir çözüm teklif etti: “Tümörü süper yapıştırıcı ile dolduralım.” Genç kadının onayını alan doktorlar, ameliyatı gerçekleştirdi. Ameliyatın ardından yapılan kontrollerde Arliss’in kalbindeki tümörün büyümediği ortaya çıktı. Doktor Cave, “Arliss cesur bir kadı ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 18.04.2011 | | | KalbindegolftopubüyüklüğündekitümöryapıştırıcıiledoldurulduKalbinde golf topu büyüklüğündeki tümör yapıştırıcı ile dolduruldu |
|
| Erdoğan'ın çok farklı testi - Foto | Samanyolu Haber | 30.03.2011 18:41 |  | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, katı atık toplama kamyonu kullanarak test etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ne çevreden taviz veririz ne de kalkınma mücadelesinden; ikisinin de yani çevrenin korunması ile kalkınmanın son derece hassas bir denge içerisinde yürütülmesi gerektiğini biliyor ve bunun mücadelesini de böyle sürdürüyoruz, böyle sürdüreceğiz dedi.
Başbakan Erdoğan, Çevre ve Orman Bakanlığı Sıkıştırılmış Katı Atık Toplama Aracı Dağıtım Töreninde, daha önce 230 katı atık toplama aracı dağıttıklarını belirterek, Bugün de yine parti ayrımı il ayrımı yapmadan Antalyadan Malatyaya, Vandan Mardine ülke genelinde 98 belediyemize 103 sıkıştırılmış katı atık toplama aracı dağıtıyoruz dedi.
Erdoğan, bugün teslim edilen 103 hizmet aracı ile son bir yılda toplam 333 katı atık toplama aracını hibe yoluyla belediyelere kazandırdıklarını kaydetti. Araçların hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, Çevre ve Orman Bakanlığına da hizmetlerinden dolayı şükranlarını sunduğunu bildirdi.
Tıpkı sosyal politikalar, tıpkı kültür, sanat meselesi gibi çevre meselesini de bu ülkede birileri her zaman kendi tekellerinde gördü diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
Bugün bile hala kendisini yegane çevreci gören, kendisini veya kendisinde çevreye ilişkin her türlü tasarrufu bir hak olarak gören, kendisi dışındakileri de çevre düşmanı ilan eden bir zihniyet var. Çevre duyarlılığı ile ideolojik bakış açısını iç içe geçiren bu zihniyet açık söylüyorum; çevrenin korunmasına hizmet etmemiş, tam tersine ideolojik tavrı nedeniyle bir çok çevre katliamının sebebi veya müsebbibi olmuştur. Bazen de çevrecilik görüntüsü altında maalesef her türlü değişimin gelişimin, ilerleme ve kalkınmanın karşısında yine bu zihniyet durmuştur. Çevre gerekçesi ile nükleer enerjinin karşısında olurlar, çevre gerekçesi ile barajların elektrik üretiminin karşısında dururlar. Çevre gerekçeleri ile kalkınma projelerinin büyük yatırım projelerinin karşısında olurlar.
Şunu burada açık açık söylüyorum; ne çevreden taviz veririz, ne de kalkınma mücadelesinden; ikisinin de yani çevrenin korunması ile kalkınmanın son derece hassas bir denge içerisinde yürütülmesi gerektiğini biliyor ve bunun mücadelesini de böyle sürdürüyoruz, böyle sürdüreceğiz. Biz, o hassas dengeyi gözetiyoruz, körü körüne hırçın, tahripkar plansız bir kalkınma yerine insanla dost ve çevreyle dost bir kalkınma sürecini başarıyla götürüyoruz.
Başbakan Erdoğan, Bizi çevre karşısında çevre noktasında eleştirenlere buradan soruyorum; buyursunlar çevre için bizim Hükümetimiz döneminde yaptıklarımızla geçmişte yapılanları kıyaslasınlar. Gelişmiş ülkelerdeki kalkınma-çevre dengesi ile bizdekini buyursunlar kıyaslasınlar dedi.
1994 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinden hemen önce Ümraniyede çöp dağının patladığını anımsatan Başbakan Erdoğan, İlçe Belediye Başkanı CHPliydi. O zaman SHP, Büyükşehir Belediye Başkanı SHPliydi, yani CHPli. 38 vatandaşımız, o çöp dağının patlamasında ölmüştü, hani çevreciydiniz? Niçin böyle bir vahşi çöplüğü, Ümraniyenin tam böyle ortasında orada bu çöpün toplanmasına sebep oldunuz, ne için bunları kaldırmadınız? Biz kaldırınca mı aklınıza geldi ve biz orayı, oyun parkı haline getirdik, orayı temizledik ve çocuklar için bir eğlence parkı haline, yeşil alan haline getirdik, farkımız bu; eğer çevrecilik ise bu diye konuştu.
Haliçin de bir çamur deryası halinde olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
Ben orada doğdum büyüdüm. Haliçin kenarından kıyısından geçemezdiniz. Öyle bir haldeydi, on yıllar önce böyleydi. Bizden önce CHPli belediyeler geldi geçti. Bizden önce diğer ANAVATAN vesaire belediyeler geldi geçti. Hiçbirisi Haliçi temizleyemedi. En sonunda ne karar verdiler biliyor musunuz; Haliçi toprakla dolduralım, kayalarla dolduralım, kapatalım dediler. Zihniyet bu. Peki biz ne yaptık, biz tuttuk, Haliçin içindeki bütün o kirliliği, o çamuru yaklaşık 9,5 kilometre uzaklıktaki bir taş ocağına farklı bir teknoloji ile aktardık. Orada 650 dönümlük bir park bahçe alanı kazandık, o taş ocağının olduğu yerde ama Haliçi de bugünkü haline getirdik.
Şimdi Haliçte benim vatandaşım balık avlıyor. Haliçde canlı yaşamıyordu, şimdi rahatlıkla seyahat ediliyor, artık o adacıklar yok Haliçte, bitti o iş. Nereden nereye geldik. Haliçin kıyısında mezbahane vardı, şimdi Haliçin kıyısında o mezbahanenin yerinde Haliç Kongre Merkezi var. Haliçin kıyısında şimdi Miniatürk var. Haliçin kıyısında hiç bir zaman restorasyonunu yapamadıkları Feshane var. Devraldık, biz Feshaneyi yaptık. Orada şimdi her türlü etkinlikler yapılıyor. Çevrecilik bu.
Başbakan Erdoğan aynı durumun Ankara Mamak çöplüğü için de geçerli olduğunu belirterek, Ankarada da Büyükşehir Belediyemiz Mamak Çöplüğünü kurtardı. Bütün bural | | Samanyolu Haber Son Dakika 30.03.2011 | | | Erdoğanınçokfarklıtesti-FotoErdoğanın çok farklı testi - Foto |
|
| Erdoğan'ın çok farklı testi - Foto | Samanyolu Haber | 30.03.2011 18:29 |  | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, katı atık toplama kamyonu kullanarak test etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ne çevreden taviz veririz ne de kalkınma mücadelesinden; ikisinin de yani çevrenin korunması ile kalkınmanın son derece hassas bir denge içerisinde yürütülmesi gerektiğini biliyor ve bunun mücadelesini de böyle sürdürüyoruz, böyle sürdüreceğiz dedi.
Başbakan Erdoğan, Çevre ve Orman Bakanlığı Sıkıştırılmış Katı Atık Toplama Aracı Dağıtım Töreninde, daha önce 230 katı atık toplama aracı dağıttıklarını belirterek, Bugün de yine parti ayrımı il ayrımı yapmadan Antalyadan Malatyaya, Vandan Mardine ülke genelinde 98 belediyemize 103 sıkıştırılmış katı atık toplama aracı dağıtıyoruz dedi.
Erdoğan, bugün teslim edilen 103 hizmet aracı ile son bir yılda toplam 333 katı atık toplama aracını hibe yoluyla belediyelere kazandırdıklarını kaydetti. Araçların hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, Çevre ve Orman Bakanlığına da hizmetlerinden dolayı şükranlarını sunduğunu bildirdi.
Tıpkı sosyal politikalar, tıpkı kültür, sanat meselesi gibi çevre meselesini de bu ülkede birileri her zaman kendi tekellerinde gördü diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
Bugün bile hala kendisini yegane çevreci gören, kendisini veya kendisinde çevreye ilişkin her türlü tasarrufu bir hak olarak gören, kendisi dışındakileri de çevre düşmanı ilan eden bir zihniyet var. Çevre duyarlılığı ile ideolojik bakış açısını iç içe geçiren bu zihniyet açık söylüyorum; çevrenin korunmasına hizmet etmemiş, tam tersine ideolojik tavrı nedeniyle bir çok çevre katliamının sebebi veya müsebbibi olmuştur. Bazen de çevrecilik görüntüsü altında maalesef her türlü değişimin gelişimin, ilerleme ve kalkınmanın karşısında yine bu zihniyet durmuştur. Çevre gerekçesi ile nükleer enerjinin karşısında olurlar, çevre gerekçesi ile barajların elektrik üretiminin karşısında dururlar. Çevre gerekçeleri ile kalkınma projelerinin büyük yatırım projelerinin karşısında olurlar.
Şunu burada açık açık söylüyorum; ne çevreden taviz veririz, ne de kalkınma mücadelesinden; ikisinin de yani çevrenin korunması ile kalkınmanın son derece hassas bir denge içerisinde yürütülmesi gerektiğini biliyor ve bunun mücadelesini de böyle sürdürüyoruz, böyle sürdüreceğiz. Biz, o hassas dengeyi gözetiyoruz, körü körüne hırçın, tahripkar plansız bir kalkınma yerine insanla dost ve çevreyle dost bir kalkınma sürecini başarıyla götürüyoruz.
Başbakan Erdoğan, Bizi çevre karşısında çevre noktasında eleştirenlere buradan soruyorum; buyursunlar çevre için bizim Hükümetimiz döneminde yaptıklarımızla geçmişte yapılanları kıyaslasınlar. Gelişmiş ülkelerdeki kalkınma-çevre dengesi ile bizdekini buyursunlar kıyaslasınlar dedi.
1994 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinden hemen önce Ümraniyede çöp dağının patladığını anımsatan Başbakan Erdoğan, İlçe Belediye Başkanı CHPliydi. O zaman SHP, Büyükşehir Belediye Başkanı SHPliydi, yani CHPli. 38 vatandaşımız, o çöp dağının patlamasında ölmüştü, hani çevreciydiniz? Niçin böyle bir vahşi çöplüğü, Ümraniyenin tam böyle ortasında orada bu çöpün toplanmasına sebep oldunuz, ne için bunları kaldırmadınız? Biz kaldırınca mı aklınıza geldi ve biz orayı, oyun parkı haline getirdik, orayı temizledik ve çocuklar için bir eğlence parkı haline, yeşil alan haline getirdik, farkımız bu; eğer çevrecilik ise bu diye konuştu.
Haliçin de bir çamur deryası halinde olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
Ben orada doğdum büyüdüm. Haliçin kenarından kıyısından geçemezdiniz. Öyle bir haldeydi, on yıllar önce böyleydi. Bizden önce CHPli belediyeler geldi geçti. Bizden önce diğer ANAVATAN vesaire belediyeler geldi geçti. Hiçbirisi Haliçi temizleyemedi. En sonunda ne karar verdiler biliyor musunuz; Haliçi toprakla dolduralım, kayalarla dolduralım, kapatalım dediler. Zihniyet bu. Peki biz ne yaptık, biz tuttuk, Haliçin içindeki bütün o kirliliği, o çamuru yaklaşık 9,5 kilometre uzaklıktaki bir taş ocağına farklı bir teknoloji ile aktardık. Orada 650 dönümlük bir park bahçe alanı kazandık, o taş ocağının olduğu yerde ama Haliçi de bugünkü haline getirdik.
Şimdi Haliçte benim vatandaşım balık avlıyor. Haliçde canlı yaşamıyordu, şimdi rahatlıkla seyahat ediliyor, artık o adacıklar yok Haliçte, bitti o iş. Nereden nereye geldik. Haliçin kıyısında mezbahane vardı, şimdi Haliçin kıyısında o mezbahanenin yerinde Haliç Kongre Merkezi var. Haliçin kıyısında şimdi Miniatürk var. Haliçin kıyısında hiç bir zaman restorasyonunu yapamadıkları Feshane var. Devraldık, biz Feshaneyi yaptık. Orada şimdi her türlü etkinlikler yapılıyor. Çevrecilik bu.
Başbakan Erdoğan aynı durumun Ankara Mamak çöplüğü için de geçerli olduğunu belirterek, Ankarada da Büyükşehir Belediyemiz Mamak Çöplüğünü kurtardı. Bütün bural | | Samanyolu Haber Son Dakika 30.03.2011 | | | Erdoğanınçokfarklıtesti-FotoErdoğanın çok farklı testi - Foto |
|
| Bu akşam inadına maça gidiyorum... | Posta | 18.03.2011 05:30 |  | |
Benim gibilerine delirmişiniz, diyebilirsiniz. Kendi kendimize acı çektirmekten zevk mi alıyoruz? Hayır. Bence cesur birer GSliyseniz bu akşam tribünleri dolduralım. Eğer biraz korkak bir Galatasaray taraftarı iseniz, o zaman bu gece mutlaka evinizde kalın. Yan gözle ve sinir içinde televizyonunuzu izleyin. Baktınız olmuyor, hemen kapatın ve bildiğiniz tüm kötü kelimeleri sıralayıp kulübün yönetimine ve futbolcularına etmediğiniz lafı bırakmayın. Ben aksini yapmak istiyorum.
[[HAFTAYA]]
İçim rahat olduğundan, takımımdan emin olduğumdan dolayı değil... Karşımızdaki Fenerbahçenin ... | | Posta Köşe Yazıları 18.03.2011 | | | BuakşaminadınamaçagidiyorumBu akşam inadına maça gidiyorum |
|
| Bu akşam inadına maça gidiyorum... | Posta | 18.03.2011 05:03 |  | |
Benim gibilerine delirmişiniz, diyebilirsiniz. Kendi kendimize acı çektirmekten zevk mi alıyoruz? Hayır. Bence cesur birer GSliyseniz bu akşam tribünleri dolduralım. Eğer biraz korkak bir Galatasaray taraftarı iseniz, o zaman bu gece mutlaka evinizde kalın. Yan gözle ve sinir içinde televizyonunuzu izleyin. Baktınız olmuyor, hemen kapatın ve bildiğiniz tüm kötü kelimeleri sıralayıp kulübün yönetimine ve futbolcularına etmediğiniz lafı bırakmayın. Ben aksini yapmak istiyorum.
[[HAFTAYA]]
İçim rahat olduğundan, takımımdan emin olduğumdan dolayı değil... Karşımızdaki Fenerbahçenin ... | | Posta Politika 18.03.2011 | | | BuakşaminadınamaçagidiyorumBu akşam inadına maça gidiyorum |
|
| Bu akşam inadına maça gidiyorum... | Posta | 18.03.2011 04:56 |  | |
Benim gibilerine delirmişiniz, diyebilirsiniz. Kendi kendimize acı çektirmekten zevk mi alıyoruz? Hayır. Bence cesur birer GSliyseniz bu akşam tribünleri dolduralım. Eğer biraz korkak bir Galatasaray taraftarı iseniz, o zaman bu gece mutlaka evinizde kalın. Yan gözle ve sinir içinde televizyonunuzu izleyin. Baktınız olmuyor, hemen kapatın ve bildiğiniz tüm kötü kelimeleri sıralayıp kulübün yönetimine ve futbolcularına etmediğiniz lafı bırakmayın. Ben aksini yapmak istiyorum.
[[HAFTAYA]]
İçim rahat olduğundan, takımımdan emin olduğumdan dolayı değil... Karşımızdaki Fenerbahçenin ... | | Posta Son Dakika 18.03.2011 | | | BuakşaminadınamaçagidiyorumBu akşam inadına maça gidiyorum |
|
| 10 yıllık kan davası barışla noktalandı | Zaman | 12.03.2011 17:19 |  | | | Muşta 10 yıl önce Tan ile Sönmez aileleri arasında başlayan ve bir kişinin hayatını kaybettiği kan davası barışla bitirildi. Bitlisli kanaat önderlerinden Nurettin Mutlu ve din görevlilerinin devreye girmesinin ardından ailelerin ikna edilmesiyle merkeze bağlı Güzeltepe Merkez Camiinde tören düzenlendi. Barış törenine Vali Ali Çınar, Emniyet Müdürü Süleyman İlhan Acaröz, kanaat önderleri, siyasi parti temsilcileri, Tan ve Sönmez aileleri katıldı. Kuran-ı Kerim okunmasının ardından konuşan Muş Müftü Vekili Mehmet Koç, barışın önemine değindi. Daha sonra konuşan Vali Ali Çınar da barışta emeği geçenlere teşekkür etti. Tan ve Sönmez ailesini tebrik eden Çınar, Biz ülkemizde birlik ve beraberlik içerisinde, huzur içerisinde olmaya gayret ediyoruz. Eğer huzuru, birliği, bütünlüğü sağlarsak bunun üzerine biz her alandaki gelişmişliğimizi daha hızlı gerçekleştirebiliriz. Enerjilerimizi birbirimizi sıkıntıya sokarak değil, mutlulukları arttırarak dolduralım. dedi. | | Zaman Son Dakika 12.03.2011 | | | 10yıllıkkandavasıbarışlanoktalandı10 yıllık kan davası barışla noktalandı |
|
| 10 yıllık kan davası barışla noktalandı | Samanyolu Haber | 12.03.2011 17:17 |  | | Muşta 10 yıl önce Tan ile Sönmez aileleri arasında başlayan ve bir kişinin hayatını kaybettiği kan davası barışla bitirildi. Bitlisli kanaat önderlerinden Nurettin Mutlu ve din görevlilerinin devreye girmesinin ardından ailelerin ikna edilmesiyle merkeze bağlı Güzeltepe Merkez Camiinde tören düzenlendi. Barış törenine Vali Ali Çınar, Emniyet Müdürü Süleyman İlhan Acaröz, kanaat önderleri, siyasi parti temsilcileri, Tan ve Sönmez aileleri katıldı. Kuran-ı Kerim okunmasının ardından konuşan Muş Müftü Vekili Mehmet Koç, barışın önemine değindi. Daha sonra konuşan Vali Ali Çınar da barışta emeği geçenlere teşekkür etti. Tan ve Sönmez ailesini tebrik eden Çınar, Biz ülkemizde birlik ve beraberlik içerisinde, huzur içerisinde olmaya gayret ediyoruz. Eğer huzuru, birliği, bütünlüğü sağlarsak bunun üzerine biz her alandaki gelişmişliğimizi daha hızlı gerçekleştirebiliriz. Enerjilerimizi birbirimizi sıkıntıya sokarak değil, mutlulukları arttırarak dolduralım. dedi.
Köylerden kavga sesleri değil, mutluluk ve güzelliklerin yükselmesini isteyen Vali Çınar, herkesin birbirine güler yüzle selam vermesi gerektiğini söyledi. Zalimin ve zulmün olmadığı yerde güzelliklerin olacağını ifade eden Çınar şöyle konuştu:
Bir beldede eğer bir problem varsa orada insanların kalbine ve beynine hitap eden özellikle din görevlilerimizi ve öğretmenlerimizin daha gayretli çalışması gerekiyor. Çünkü özellikle okullarımız, insanlarımızın müspet ilim yönüyle beyne hitap eder. Ama camilerimiz manevi ilim yönüyle insanların kalbine hitap eder. Biz tüm insanlarımızın beynini ve kalbini tam anlamıyla eğitemediğimiz takdirde görevimizi yapmış sayamayız. Hak ve adalet yönünden beyni ve kalbi dolan insan vicdan terazilerini doğru tartar. Bu insanlar da haksızlık yapamazlar. Haksızlık yapmayınca kimseye zulüm etmezler, zalim olmazlar. Zalimin ve zulmün olmadığı yerde güzellikler olur.
Yapılan konuşmaların ardından Tan ve Sönmez ailelerinin fertleri Kuran-ı Kerimin altından geçti, birbirlerine sarılarak barıştı. Yaklaşık 10 yıl önce Tan ve Sönmez aileleri arasında şeker pancarı teslim kuyruğu yüzünden kavga çıkmış, çıkan kavgada Hamza Sönmez (20) hayatını kaybetmişti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 12.03.2011 | | | 10yıllıkkandavasıbarışlanoktalandı10 yıllık kan davası barışla noktalandı |
|
| Boşlukları dolduralım! | Radikal | 23.02.2011 02:59 |  | | | - FERHAN KAYA POROY
Cilt altında bulunan ve cilde esneklik kazandıran dokular zamanla azalıyor. Bu azalma da kırışıklıklara neden oluyor. Azalan dokuların yarattıkları boşluklar dolgu malzemeleri ile doldurulabiliyor. Dermatolog Ayşegül Saltat anlatıyor | | Radikal Cumartesi 23.02.2011 | | | BoşluklarıdolduralımBoşlukları dolduralım |
|
| Elazığ-Diyarbakır dostluğu pekişti | Samanyolu Haber | 24.01.2011 19:04 |  | | Diyarbakırlı ünlü sanatçı Celal Güzelses ile Elazığlı sanatçılardan Enver Demirbağ için düzenlenen program iki şehrin kardeşliğini bir kez daha pekiştirdi. Elazığ-Diyarbakır Kültür Sanat Buluşması adıyla düzenlenen programa kültür ve sanat camiasının geniş katılımı ile yapıldı.
Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde yapılan programa Elazığ Valisi Muammer Erol, Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, RTÜK Üyesi Hasan Tahsin Fendoğlu, Rektör vekili Prof. Dr. Orhan Kılıç, Elazığ ve Diyarbakır kurum müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı. Programın açılış konuşmasını Manas Yayıncılık adına Bedrettin Keleştimur yaptı. Diyarbakırın peygamberler ve sahabeler kenti olduğunu belirterek, iki şehrin ortak kaderleri paylaşan iki kadim kent olduğunu ifade etti. Elazığ Musiki Konservatuarı Derneği Başkanı Kemal Perk ise Elazığ ve Diyarbakırın dost iki şehir olduğunu bunu daha da sağlamlaştırmak için bu gecenin tertip edildiğini belirtti. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Şekerdağ ise Elazığ ve Diyarbakırın tarihte çok önemli misyonlar ifa ettiğini bugün bu misyonun devam ettirilmesi için herkese büyük görevler düştüğünü belirtti.
RTÜK Üyesi Hasan Tahsin Fendoğlu ise medyanın birlikteliği pekiştirmek için büyük öneme sahip olduğunu belirten Fendoğlu, Mevlanadan örneklerle birlik ve beraberlik mesajları verdi. Vali Muammer Erol ise gönüllü insanların güzel işler yaptığını, bu niyetle hareket eden insanların her zaman destekçisi olacaklarını belirtti. Bu ve benzeri işlerin devlet desteği ile değil de sivil ellerde daha güzel olduğunu ifade eden Erol, kalemin kılıca üstünlüğüne dikkat çekti.
Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak da Gönül kapılarımızı sonuna kadar açarak kardeşlikle dolduralım dedi. Diyarbakır ve Elazığın tarihten bugüne süren ebedi bir dostluğu olduğuna vurgu yapan Toprak, bunun daha da pekiştirerek yarınlara aktarmak için çalışacaklarını ifade etti.
TRT Avaz ve TRT Anadoludan canlı yayınlanan programda TRT Diyarbakır Mahalli İcra Grubu ve Elazığ Musiki Cemiyeti Mahalli Ekiplerinin verdiği konser, okunan şiirler ile devam etti ve Çayda Çıra ile sona erdi.
Programda Paşa Demirbağ ve Diyarbakır Mahalli İcra Grubu ve Elazığ Musiki Cemiyeti Mahalli sanatçılarına, RTÜK Diyarbakır Bölge Müdürü Erhan Esmeraya, Vali Muammer Erol ve Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak tarafından programa katkılarından dolayı başarı belgeleri verildi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 24.01.2011 | | | Elazığ-DiyarbakırdostluğupekiştiElazığ-Diyarbakır dostluğu pekişti |
|
| Herkes, Kürt açılımını ayakta alkışlamalı
| Türkiye Gazetesi | 15.01.2011 02:14 |  | | | Devlet Eski Bakanı Salim Ensarioğlu, hükümetin “Kürt açılımı” olarak bilinen “Milli Birlik ve Beraberlik Projesi”ni başından beri desteklediğini ifade ederek, “Bu çok cesur bir adımdır” dedi. Bu çalışmayı baltalamak isteyenler bulunduğunu belirten Ensarioğlu, “Biri o sayede milletvekili oluyor, biri orada polislik, paşalık, valilik yapıyor, belli makamlara gidiyor. Neticede belli bir rant var. Bu açılımı herkesin ayakta gözü kapalı alkışlaması lazım. Azdır, içi boştur doğru. O zaman eksikleri üniter yapıyı bozmadan beraber dolduralım. Ben bu konuda Sayın Başbakanı ve Hükümeti tebrik ediyorum. Önüne takoz koyanlara, fren yapanlara bakılmadan açılım devam etmelidir” dedi.
BDP, KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ DEĞİL
BDP’nin taleplerini de değerlendiren ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 15.01.2011 | | | HerkesKürtaçılımınıayaktaalkışlamalı
Herkes Kürt açılımını ayakta alkışlamalı
|
|
| Kılıçdaroğlu fena halde faka bastırıldı! | Samanyolu Haber | 14.12.2010 15:53 |  | | İşte Kılıçdaroğlunun olayların işine gelen yerini cımbızladığı konunun perde arkası
CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu günlerdir tanıtımı yapılan yolsuzluk dosyasını Meclis genel kurulunda açıkladı.
Açık söylemek gerekirse Kılıçdaroğlu; tabir yerindeyse fena halde faka bastırıldı.
Olaya komplocu yaklaşan biri; bu yolsuzluk dosyasını Kılıçdaroğlunun eline Baykal ya da Sav ekibinden birilerinin onu kurultay öncesi zor durumda bırakmak için verdiğini düşünebilir.
CHP genelbaşkanı elindeki dosyanın önünü arkasını tam araştırmadan kürsüye çıkınca kendi kalesine gol yedi.
Kılıçdaroğlu Kayseri Büyükşehir Belediyesiyle ilgili büyük yolsuzlukların kapağını açtığını iddia etti ve devamını Başbakan bulup çıkarsın dedi.
Ortaya bir isim attı.
Bu ismi referans alıp bir yolsuzluktan bahsetti.
Sonra durup dururken oradan başka bir isme atladı.
O isimden başka bir isim daha türetti.
Ve en son ilk başta ortaya attığı ismin akıbetini kinayeli bir şekilde Başbakandan sordu.
Ortadaki isimlerin hepsi doğru; birebir olan kişiler. Fakat Kılıçdaroğluna bu dosyayı verenler olaylar arasındaki bağlantıların nasıl geliştiğini ona anlatmadıklarından Kemal Bey zor durumda kaldı.
Kayseri olayının yolsuzluk boyutu ayrı bir konu, Kılıçdaroğlunun olayın başıyla sonunu birbirine karıştırdığı ?bu adam nerede? diye sorarak aslında Silivriyi işaret ettiği Ergenekon boyutu ayrı bir konu.
Kemal Beyin aslında ortaya koymaya çalıştığı kurgu ?Ak Partiye dokunan Silivriyi boylar? şeklindeydi.
Oysa işin aslı çok farklı.
İşte Kemal Beyin yanıltıldığı olayın perde arkasındaki bağlantılar ve Kayseride başlayıp Silivride biten serüven.
Önce Kılıçdaroğlunun verdiği isimlere bakalım.
Bir; Kemal Beyin Kayserideki yolsuzluğu ortaya çıkardığını iddia ettiği Hacı Ali Hamurcu.
İki; avukat Yakup Erikel.
Kılıçdaroğlu belediye çalışanı Hacı Ali Hamurcunun yolsuzluğu ortaya çıkardığını iddia etti, Başbakan ise Kayseri Belediye Başkanının aslında Hamurcunun yolsuzluk yaptığını tespit ettiğini ve kendisi hakkında şikayette bulunduğu cevabını verdi.
Ve Başbakan; Hacı Ali Hamurcunun 6 yıl ceza aldığını şu anda da cezaevinde olduğunu söyledi.
Hamurcu Önce Kayseri yarı açık cezaevindeydi şimdi Silivride yatıyor.
Gelin arayı dolduralım.
Hacı Ali Hamurcu, Kayseride cezaevinde yatarken Mart 2010da bir hafta ev izni alıyor. Ve bu sürede İstanbul Beyoğlundaki Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locasının yakınında elinde ekmek bıçağıyla yakalanıyor.
Hamurcu sorgusunda Mason Locasının başkanına suikast yapacağını itiraf ediyor.
Peki Kayseride yolsuzluktan tutuklanan bir mahkumun İstanbuldaki mason Locasının önünde suikast hazırlığında ne işi var ?
Hamurcu yakalandıktan sonraki ifadesinde her şeyi bir bir anlatıyor.
Üstelik bunlar Ergenekon soruşturması kapsamında 8 sanığa ilişkin hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede yer alıyor.
Bu iddianamenin sanıklarından biri de Yusuf Erikel. Hakkındaki iddiaysa ?cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs? suçu.
Ve belki de fotoğrafın şekillenmesindeki en önemli bilgi şu ki; Yusuf Erikelin kardeşi Yakup Erikel, Hacı Ali Hamurcunun avukatı.
Kemal Kılıçdaroğlunun referansı olan Hacı Ali Hamurcunun, Ergenekon iddianamesindeki ifadeleri çok çarpıcı.
Hamurcu; 22 Ocak 2010da İstanbul polisine; Ergenekon sanıklarının da avukatlığını yapan Yusuf Erikelin 7 kişilik bir şebekeyle Kayseri Büyükşehir Belediyesine giderek 10 trilyonluk bir çeki tahsil edeceklerini ve parayı Ergenekona aktaracaklarını ihbar ediyor.
İddianameye göre ayrıca Hamurcunun; Erikel ve ekibinin emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile ilişkisi olduğunu ifade ettiği belirtiliyor.
Hacı Ali Hamurcu; avukatı Yakup Erikelin ofisine gittiğinde orada Yusuf Erikeli gördüğünü ve ondan etkilendiğini kendisini onun kurtarabileceğini düşündüğünü ifade ediyor.
Ve Hamurcunun yolu Yusuf Erikel ile tanıştığında aynı zamanda Ergenekonla da birleşiyor.
İddianamedeki ifadelerden Ergenekonun, Hamurcuyla Kayseri cezaevinde yatarken irtibata geçtiği anlaşılıyor.
Hacı Ali Hamurcu iddianamedeki ifadesinde; Yusuf Erikelin kendisini hapisteyken ziyarete geldiğini ve 10 trilyonluk çekin tahsil edilmesi için Mason Locasını hedef gösterdiğini anlatıyor.
Hamurcu 16 Mart 2010 günü ekmek bıçağıyla Mason Locasının önünde keşif yaparken yakalanıyor.
Bir iddiaya göre Hamurcunun mason üstadlarına suikast yapacağı Kayseri Cezaevinden ihbar edildi.
Ancak Hamurcu son anda suikastten vazgeçtiğini, polisi arayarak kendi eşkalini tarif ederek kendini ele verdiğini anlatıyor.
Hamurcunun ifadelerinden yola çıkarak yapılan operasyonda mevzu bahis 10 trilyonluk senedin aslının Yusuf Erikelin evinde bulunduğu iddia ediliyor.
Hacı Ali Hamurcu örgütle bağlantısı sebebiyle şu anda Yusuf Erikel gibi Silivride.
Kılıçdaroğlu Hamurcunun neden Silivride oldu | | Samanyolu Haber Son Dakika 14.12.2010 | | | KılıçdaroğlufenahaldefakabastırıldıKılıçdaroğlu fena halde faka bastırıldı |
|
| Boşlukları dolduralım beyler | Taraf Gazetesi | 13.10.2010 04:16 |  | | |
| Müslüm Baba pompacı oldu | Posta | 16.09.2010 11:48 |  | | Müslüm Gürses pompacı, Aysun Kayacı otobüs şoförü olunca...
Ünlü şarkıcı Müslüm Gürses pompacı, güzel manken Aysun Kayacı ise otobüs şoförü oldu. Petrol şirketi Kadoilin reklam filminde Yakında roller değişecek sloganına uygun olarak direksiyon başına geçen Kayacı, arabesk müzik çalan otobüsünden inerken kapıdan pompa görevlisi rolündeki Müslüm Gürsese Baba... Doldur Baba diye sesleniyor.
Müslüm Gürses de Kayacıya Dolduralım seve seve, yağına suyuna da bakalım mı diye karşılık veriyor. Fonda çalan Müslüm Gürsesin Aşk bir ateşe benzer şarkısına da Aysun Kayacı eşlik ediyor. Bilecikte yapılan reklam çekimleri 24 saat sürdü. Filmin yön... | | Posta Gece Hayatı 16.09.2010 | | | MüslümBabapompacıolduMüslüm Baba pompacı oldu |
|
| Müslüm Baba pompacı oldu | Posta | 16.09.2010 10:57 |  | | Müslüm Gürses pompacı, Aysun Kayacı otobüs şoförü olunca...
Ünlü şarkıcı Müslüm Gürses pompacı, güzel manken Aysun Kayacı ise otobüs şoförü oldu. Petrol şirketi Kadoilin reklam filminde Yakında roller değişecek sloganına uygun olarak direksiyon başına geçen Kayacı, arabesk müzik çalan otobüsünden inerken kapıdan pompa görevlisi rolündeki Müslüm Gürsese Baba... Doldur Baba diye sesleniyor.
Müslüm Gürses de Kayacıya Dolduralım seve seve, yağına suyuna da bakalım mı diye karşılık veriyor. Fonda çalan Müslüm Gürsesin Aşk bir ateşe benzer şarkısına da Aysun Kayacı eşlik ediyor. Bilecikte yapılan reklam çekimleri 24 saat sürdü. Filmin yön... | | Posta Magazin 16.09.2010 | | | MüslümBabapompacıolduMüslüm Baba pompacı oldu |
|
| Müslüm Baba pompacı oldu | Posta | 16.09.2010 10:57 |  | | Müslüm Gürses pompacı, Aysun Kayacı otobüs şoförü olunca...
Ünlü şarkıcı Müslüm Gürses pompacı, güzel manken Aysun Kayacı ise otobüs şoförü oldu. Petrol şirketi Kadoilin reklam filminde Yakında roller değişecek sloganına uygun olarak direksiyon başına geçen Kayacı, arabesk müzik çalan otobüsünden inerken kapıdan pompa görevlisi rolündeki Müslüm Gürsese Baba... Doldur Baba diye sesleniyor.
Müslüm Gürses de Kayacıya Dolduralım seve seve, yağına suyuna da bakalım mı diye karşılık veriyor. Fonda çalan Müslüm Gürsesin Aşk bir ateşe benzer şarkısına da Aysun Kayacı eşlik ediyor. Bilecikte yapılan reklam çekimleri 24 saat sürdü. Filmin yön... | | Posta Son Dakika 16.09.2010 | | | MüslümBabapompacıolduMüslüm Baba pompacı oldu |
|
| Yine sordu: O helikopter niye uçtu? | Samanyolu Haber | 14.04.2010 14:37 |  | | BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, bir albayın, Genelkurmaydan gelen yanlış koordinatlar nedeniyle enkaz bölgesinin uzağında arama yaptık şeklindeki açıklamasını değerlendirdi. Topçu, Bu bilgiler bizim çabalarımız sonucu ortaya çıktı. Şimdi yine soruyorum; o helikopter niye uçtu? Helikopter o mevsim şartlarında uçuşa elverişli miydi? O ruhsat doğru verildi mi? Düştükten sonraki arama ve kurtarma çalışmalarında hangi hata, ihmal, kusur vardı? dedi.
İHH İnsani Yardım Vakfının Filistin gemisini ziyaret eden Yalçın Topçu, Muhsin Yazıcoğlu ile birlikte 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili ikinci kez kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna bilgi veren kaza sonrası arama kurtarma faaliyetlerini koordine etmekle görevlendirilen Kahramanmaraş İl Jandarma Alay Komutanı Albay Sezai Akgün, Genelkurmaydan gelen yanlış koordinatlar nedeniyle, enkaz bölgesine uzak bir noktada saatlerce arama yaptık şeklindeki ifadesini değerlendirdi. Topçu, Bu durum bizlerin yani Muhsin Yazıcoğlunun arkadaşlarının doğru yolda olduğunu gösteriyor. dedi.
Topçu, Bu hadise olduğu zaman ben birilerinin dediği gibi kaza demem üstüne oturmam. Birilerinin dediği gibi suikast demem. Bu genel başkanımıza yakışmaz. Ben hukukun içinde kalacak. Hak ve hukukumu takip edeceğim. Kaza ise bunu ortaya koyacak olan ilgililer ve yetkililer. Suikast ise de öyle. Vatandaş sokakta hak arayamaz. Ben bunu bildiğim için bunları söyledim. Diye konuştu.
Kaza sonrası ile ilgili yaşananların takipçisi olduklarını ifade eden Topçu, Şimdi yine soruyorum. O helikopter niye uçtu. Helikopter o mevsim şartlarında uçuşa elverişli miydi? O ruhsat doğru verildi mi? Düştükten sonraki arama ve kurtarma çalışmalarında hangi hata ihmal, kusur vardı? Bunların ortaya çıkartılmasını istedik. diye konuştu.
Yalçın Topçu, yaptıkları çalışmaların neticesinde ilklerin olmaya başladığını ifade ederek, Meclis İnceleme komisyonu ikinci kez kuruldu. Bir mühendis arkadaşımız ve genel sekreterimiz komisyonda müşahit durumunda bulunuyor. Gelenleri ve konuşanları partimiz adına gözlüyor. Konuşulanları dinliyor. Sorulması gereken bir konu varsa sorulmasını istiyor. Meclis kendi üyesinin hukukunu sormayacak ta sokakta ben mi soracağım. Öyle yaparsam birilerinin ekmeğini yağ sürmüş olurum. Meclis kurulan bu ikinci komisyonla kendi üyesi Muhsin Yazıcoğlunun hukukunu eminim ki yerine getirecek. Onun hukukunu yerine getirirken millet vicdanında altı çizilmiş ezberleri de bozacak. Bir çok faili meçhul çözülebilir. Ahmet taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Turgut Özal Adnan Kahveci. Muhsin Yazıcıoğlunun üzerinden bu ezberler bozulabilir. ifadelerini kullandı.
Anayasa değişikliği paketi ile ilgili düşüncelerini de aktaran topçu Hazırlanan taslak eksikte olsa sivil bir anlayışla yapıldığı için destekliyorum.
12 Eylül cuntasının bir tüyünü bile kopartmak 12 eylülün bir mağduru olarak benim için iyi. Mağduriyetim var onun hesabı sorulacak. Ancak biz 18 yıldır söylüyoruz. Devleti ebed, milleti esas alan bir anayasa istiyoruz. şeklinde konuştu.
İHHnın Filistin halkı için yaptıklarına her zaman destek verdiklerini belirten Topçu, Anadolu insanına sesleniyorum. Bu gemi 1150 insanı taşıyacak. Yardım götürecek gemide 3 bin 500 ton. Bu geminin gramına kadar malzeme dolduralım. Anadolu insanın yüreği ganidir. Dinde birbirilerinin kardeşi olduğu ayeti kerimesinin gereğini mutlaka yapmalılar. Dünyanın bütün iyi insanları da insanlık vicdanının gereğini yapmalıdır. Anadolu insanı başta olmak üzere dünyanın bütün iyi insanlarına sesleniyorum. Burada insanlık vicdanı katlediliyor. Buna karşı insanlık vicdanı ayağa kalkmalıdır. dedi.
Yalçın Topçu, Filistin Başbakanı İsamil Haniyeye verilmek üzere İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırıma bir de mektup verdi.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 14.04.2010 | | | YinesorduOhelikopterniyeuçtu?Yine sordu O helikopter niye uçtu? |
|
| Yelkenleri dolduralım okyanus ötesine açılın | Hürriyet | 27.01.2010 01:31 |  | | |
| Son teravihe yoğun ilgi | Samanyolu Haber | 18.09.2009 23:52 |  | | Ramazan ayının son teravih namazı kılındı. Başkentte Kocatepe Camisini dolduranlar namaz kılarak ibadetlerini yerine getirdi. Bazı vatandaşların namaza eş ve çocuklarıyla katıldığı gözlendi. Namazın ardından dualar okundu.
İZMİR
İzmirdeki vatandaşlar, Ramazan ayının son teravih namazına yoğun ilgi gösterdi.
Konaktaki Murat Reis Camisini dolduran İzmirliler, namazlarını kılarak ibadetlerini yerine getirdi.
ADANA
Adanalılar, Ramazanın son teravih namazını kılmak için Sabancı Merkez Camisini doldurdu.
Bazı vatandaşlar namaza çocuklarıyla gelirken, namazın ardından dualar okundu. Bazı hayırseverler tarafından vatandaşlara lokum dağıtıldı.
Bu arada, Adana Müftü Vekili Cafer Erol, yayınladığı mesajda, Yaradanımıza karşı kulluk görevlerimizi yapmanın sevinci içerisinde bayramı karşılıyoruz. Bayramlar, sevinç ve neşe günleridir. Çünkü her bayram bir başarının sonunda yaşanır. Ramazan Bayramı da yapılan yoğun ibadetlerde, nefsin arzularına set çekerek Allahın emrini yerine getirmede başarıya ulaşmanın bayramıdır ifadelerine yer verdi.
ÇORUM
Çorumda merkezde 83 camide ramazan ayının son teravih namazı kılındı.
Vatandaşlar teravih namazına büyük ilgi gösterdi. Camilerin dolduğu ve vatandaşların cami bahçelerinde namaz kıldıkları gözlendi.
SİVAS
Sivasta, Kentin en büyük ibadethanelerinden Ulu Cami, Paşa Cami ve Meydan Cami başta olmak üzere tüm camiler, Ramazan ayının son teravih namazında doldu.
Camilerin iç mekanlarına sığmayan cemaat, namazını cami avlularında kıldı. Camilere gelenler arasında çocukların ve kadınların da olduğu görüldü.
TOKAT
Tokatta, kent merkezindeki tarihi Ali Paşa Camisinde Ramazan ayının son teravih namazını kılmak isteyen vatandaşlar, camiye sığmadı. Kentteki diğer camiler de Ramazan ayının son teravih namazında doldu.
MALATYA
Malatyada camilerde yer kalmadığından kimi vatandaşların namazlarını dışarıda ve iş yerlerinde kıldığı görüldü.
En fazla yoğunluğun yaşandığı Yeni Camide namaz kılmak isteyen kimi kadınların da yer bulamadıkları için sokakta namaz kılması dikkati çekti.
SAKARYA
Sakaryalılar ramazan ayının son teravih namazına yoğun ilgi gösterirken, Serdivan ilçesindeki Sapak Camisine gelen vatandaşlar camiyi doldurdu.
Teravih namazı öncesinde cemaate vaaz veren Cami İmamı Osman Pehlivan, Ramazan ayında merhamet duyguları öne çıkan insanların Ramazan sonrasında da nefislerine yenik düşmemeleri gerektiğini söyledi.
NEVŞEHİR
Nevşehirde vatandaşlar Ramazan ayının son teravih namazı nedeniyle ilin en büyük camisi olan tarihi Kurşunlu Camisini doldurdu.
Camiye çocuklarını da getiren vatandaşlar, son teravih namazını kılarak ibadetlerini yerine getirdi.
Cami imamı, namaz öncesi küskünleri, dargınları bu bayramda barışmaya, bayramlaşmaya davet etti.
TRABZON
Ramazan ayının son teravihinde camileri dolduran Trabzonlu vatandaşlar, namazlarını kılarak ibadetlerini yerine getirdi.
Namaz öncesi Çarşı Caminde vaaz veren İl Müftüsü Ahmet Bulut, insanların ramazan ayında olduğu gibi bundan sonrada ibadetlerini yerine getirmesi gerektiğini ifade ederek, İmanın en yakın arkadaşı olan ve adeta muhafaza zarfı olan beş vakit namaza devam etme alışkanlığını, ramazanda kazandık, Ama bundan sonrada onu devam ettirmemiz gerekiyor dedi.
RİZE
Rizeli vatandaşlar, namazlarını kılmak için son teravihte camilere akın etti.
Rize Müftüsü İlyas Serenli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazan ayının müminlere önemli özellikler kazandırdığını belirterek, bu özellikleri Ramazan sonrasında da devam ettirmenin önemini vurguladı.
GÜMÜŞHANE
Ramazan ayının son teravih namazında Gümüşhanede camilerde yoğunluk yaşandı.
Kent merkezinde bulunan Kemaliye Camisi, tamamen doldu.
Teravih Namazı öncesi vaaz veren Gümüşhane İl Müftüsü Mehmet Cüneyt Kavşut, Ramazanla birlikte müminlerin merhamet duygularının doruk noktasına çıktığını belirterek, Kazanılan bu güzel duyguyu, Ramazan ayından sonra da terk etmeden sürdürmemiz gerekiyor. Namazı terk etmeden, bu aydan sonra da camilerimizi dolduralım, ibadetimizi sürdürelim dedi.
GİRESUN
Giresunda da Ramazan Ayının son Teravih Namazında camiler dolup taştı.
Bu camilerden birisi olan Hacımiktat Camisi İmam Hatibi Ali Süral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan Ayı boyunca dini kitabımızı daha çok okumaya başladık, mukabeleler okuduk. İnsanlarımız bizimle birlikte bu okunan dualara ortak oldular. zekat ve fitremizi verdik. Dini görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeye çal | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.09.2009 | | | SonteraviheyoğunilgiSon teravihe yoğun ilgi |
|
| PKK'da derin çatlak ! | Samanyolu Haber | 09.08.2009 15:43 |  | | Terör örgütünün elebaşılarından Murat Karayılanın, örgüt sorumlularına gönderdiği talimatta zorla para toplanmasına yasak getirmesine rağmen haraç toplama faaliyetlerinin devam ettiği bildirildi. Alınan bilgiye göre, terör örgütü elebaşılarından Murat Karayılanın Türkiye, İran, Suriye ve Avrupada örgüt sorumlularına yönelik gönderdiği talimat yazısı güvenlik birimlerince ele geçirildi.
Karayılan, örgüt sorumlularına hitaben geçen ay gönderdiği talimatta, 1 Eylüle kadar uzatılan eylemsizlik kararına uymayanların, süreçten şahsi çıkar sağlamaya çalışanların ve süreci sabote etmeye yönelik eylemlerde bulunanların derhal görevden alınacağını tekrarlayarak, PKKnın adını kullanarak köylere, kasabalara, şehirlere giderek zorla para toplanması kabul edilemez. Bu türden çeteleşme faaliyetleri en ağır şekilde cezalandırılacaktır uyarısında bulunuyor.
Fransa ve Almanyada zorla para toplanması, iş yeri baskınları ardından gelen operasyonlar, İran ve Suriyede haraç toplama faaliyetleri ardından güvenlik güçleriyle girilen silahlı çatışmalar sırasında örgütün verdiği kayıplar Kandildeki terör örgütü sorumlularını zora soktuğu bildirildi.
Hakkari, Şırnak ve Van illeri kırsalında faaliyet gösteren Masiro kod adlı teröristin sorumluluğundaki bir grup teröristin, köylülere örgüt adına vergi toplamakla görevlendirildiklerini söyleyerek, haraç istedikleri, ancak köylülerin paraları olmadığını belirtmesi üzerine, terör örgütü mensupların köylülere bir hafta süre tanıdıkları ifade edildi. Terör örgütü mensuplarının köylülerden hane başına bin 500 lira para istedikleri saptandı. Köylülerin durumu güvenlik güçlerine bildirmesi üzerine bölgede kapsamlı operasyonların başlatıldığı öğrenildi.
Terör örgütünde çeteleşme krizinin bir yansıması da Suriyeden geldi. Ömer Kokuyanın elebaşılığını yaptığı PKKlı teröristlerin, Haseke Ras Al Ayn yöresinde Kürt köylerinden haraç aldıkları, köylülerin şikayeti üzerine güvenlik güçlerinin bölgede operasyon düzenlediği bildirildi. Operasyonlarda 2 terörist ölü ele geçirildi.
-AVRUPADAKİ PARALAR-
Terör örgütündeki çeteleşme faaliyetlerinin Avrupada da sürdüğü belirtildi.
Fransada Rojbin kod adlı F.D, İsveçte ise Azad kod adlı F.K. elebaşılığını yaptığı bir grup PKKlı teröristin, bu ülkedeki çeteleşme faaliyetlerini kontrol ettikleri, iş yeri sahibi Kürtlerden vergi, bağış adı altında haraç aldıkları ve örgüt adına alınan paraları İsviçredeki şahsi hesaplarına aktardıkları kaydedildi.
Terör örgütünün Güney Kıbrıs sorumlusu Diyar kod adlı İ.Ü de, örgüt adına topladığı paralarla bir süre önce ortadan kaybolmuştu.
Öte yandan, Dilan kod adlı S.A. ve Serdar kod adlı F.Enin de İranda çeteleşme faaliyetlerini organize ettikleri, Kürtlerden örgüt adına toplanan 150 bin Avro ve uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen 600 bin Avro ile Avrupaya kaçtıkları öne sürüldü.
Örgütte yaşanan bu olayları değerlendiren terör uzmanları, örgütte ortaya çıkan yolsuzlukların, Kürt meselesinin çözümü sonrasında artık örgüte ihtiyaç kalmayacak. Henüz vakit varken biz de cebimizi dolduralım anlayışıyla sürecin iyice hızlandığını, bunun da terör örgütünü zora soktuğunu ifade ettiler. | | Samanyolu Haber Son Dakika 09.08.2009 | | | PKKdaderinçatlakPKKda derin çatlak |
|
| Fransa: Ortaklığın içini beraber dolduralım | NTV | 17.07.2009 13:52 |  | | |
| DP’DE CHP DAMARININ NÜKSEDIŞI | Samanyolu Haber | 16.05.2009 08:50 |  | | Bir mutfakta bir şey pişmeye başladı. Aşçıbaşı Demirel mi desem, Cindoruk mu, Mesut Yılmaz mı?
Yoksa daha organize bir yapı mı? Encümen-i Daniş mi yoksa?
Taa Patalyaya uzanan bir çerçevesi var mı mutfağın? Zamanla göreceğiz.
Şimdilik, oyunun baş aktörü olarak Cindoruk, DP Genel Başkanlığı adaylığı ile sahneye çıkmış bulunuyor. 9uncu Cumhurbaşkanı Demirel ise, baş destekçi rolünde kendini ortaya koymaktan çekinmiyor.
Pişen aşın adı Orta sağ parti yapılanması..
İlan edilen misyon şu:
Orta sağ boş kaldı, orayı dolduralım.
-Orta sağ olmazsa Türkiye rahat edemez. Siyaset işlemez, siyasi partiler rejimi işlemez!
Bunu Demirel söylüyor.
-Ayrıca, diyor, senelerce başını çektiğim siyasi hareketin ölmesine gönlüm razı olmaz.
Ben, Demirelin misyonun ölümüne ilişkin ilk korkuyu, Refahyol iktidarı sırasında yaşadığını düşünüyorum. O iktidarın, 28 Şubat operasyonuyla yıkımına ortaklık etti Demirel.. Cumhurbaşkanlığı imkanını böyle tasarruf etti. Sonraki tüm konuşmalarında örtülü darbeyi onayladı, ona anayasal meşruiyet kazandırmaya çalıştı...
Orta sağ açısından baktığımızda daha kötüsü de oldu.
Çünkü bu operasyonu yaparken bizzat Orta sağ diye bilinen DYPnin ipi çekildi.
Güdümlü istifalarla partinin içi boşaltıldı. İstifa edenler Cindorukun kurduğu DTPde toplandı. Cindoruk, böyle fast-food parti kuruculuğunda Hürriyet Partisi ile deneyim kazanmıştı.
Çillerin ve DYPnin günahı, oyları yüzde 22ye çıkan Refah Partisi ile ortaklık yapması idi.
Sonra Refahın ipinin çekilmesi geldi. Dönemin başsavcısı, Refah yüzde 5 oyda kalsaydı kapatılmayabilirdi,. Ama yüzde 22 olunca yakın tehlike haline geldi... Ve kapatma davasını açtık... diyecekti.
Refah- Yol devrilmiş, Refah kapatılmış, Demirel- giller muratlarına ermişlerdi.
Ama Demirel-gillerin keyfini kaçıran başka bir şey yaptı millet.
Tayyip Erdoğan diye birisine, girdiği ilk seçimde yüzde 34 oyla iktidarı verdi.
Ardından, ardından, ardından korudu AK Parti iktidarını.
Bu bir marjinal hareket değildi.
Bu, milletin yüzde 47 oyla aktığı bir hareketti.
Demirel- gillerin içinde müthiş bir ukde var. Demirel, sevmiyor AK Partiyi. Ona göre AK Parti, Milli görüşün gelişmiş şekli. Saadet Partisinin bir başka versiyonu.
Öyleyse ne yapmalı? Orta sağ adına harekete geçmeli?
Demirele göre Orta sağ, Cumhuriyet değerlerine, Atatürk ilkelerine, Türkiyenin geleneklerine sahip çıkan bir siyasi haraketin adı...
Bu zihniyet, bir başka boyutta CHPde ve Baykalda da vardı. O da, seçimlere, CHP flaması altında Atatürkü, Cumhuriyeti ve laikliği sokmuştu... Bütün bunlar oylanacaktı seçimde...
CHPye oy verenler bütün bunlardan yana, oy vermeyenler bunlara karşı gibi görülecekti.
Ne oldu, CHP yüzde 20lerin az altında ya da az üstünde kaldı.
Baykal, kendisi ile birlikte, söz konusu sembollerin toplumsal zemini de aşındırdı.
Tarihin garip cilvesi, Demirelle Baykal, ya da Cindoruk, benzeri misyonlara oynuyorlar.
Sanki Demokrat Parti içindeki CHP damarı ayrışıyor ve asli misyonuna dönüyor.
Peki sonuç verecek mi? Bence vermez.
CHP gibi asli aktör varken, Orta sağdan yola çıkıp, CHP gömleği giyene kimse inanmaz.
Yarın, farzı muhal Cindoruk başkan seçilse, halktan binde 5 oy alsa, Orta sağ denen hadise, binde beşlik bir toplumsal zemine hitap ediyor mu olacak?
28 Şubattan bu yana, Demirel- gillerin misyon kaymasının gün yüzüne çıkmasına tanık oluyor Türkiye.
Buna paralel olarak da, aynı çizginin toplumsal izolasyon yaşadığına tanık oluyor.
70li 80li yaşlarda Gençlik gösterileri ile ortaya çıkıp sergilenen bu misyon kayması bunu yapanlar açısından hayra alamet değildir. Ama kaderin bir cilvesi de söz konusu olabilir. Geçmiş yıllarda yanlış oynanan roller, milletten son dersini almadan defter kapanırsa, yeterli ibret olmayabilir.
Evet, bence ibretli bir durumu seyredecek Türkiye...
28 Şubat sürecinin ezilmişlerinin ahı vahı yerde kalmaz. Belki dramatik olacak ama...
Demireli, Cindoruku, öteki 75lik gençleri ibretle seyretmek de, iyi bir siyasi tecrübedir.
Kaderin cilvesi böyle olacaksa Millete ve memlekete hayırlı olsun demekten başka ne denir?
***
Sözü bağlarken, bir medya grubunun, bu işte üstlendiği misyona işaret etmeden olmaz. Helvadan put yapıp, acıktıkça yemek bir Cahiliye adeti. Bu adet, bizde medya tarafından güncellenir.
Doğan grubu da bu işte ustadır.
Şu sıralar, Cindoruk - Demirel çizgisini parlatıp, | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.05.2009 | | | DP’DECHPDAMARININNÜKSEDIŞIDP’DE CHP DAMARININ NÜKSEDIŞI |
|
| Hareket olsun diye gerekirse kuyu kazıp dolduralım | Hürriyet | 04.12.2008 01:23 |  | | |
|
| |