Habergec.Com Aranan Kelimeler:evrak ı Değerlendirme: 10 / 10 390075
habergec.com
29.05.2012 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

evrak ı

Hilmi Yavuz - Behçet Necatigil'in 'evrak-ı metrûkesi'
Zaman
04.04.2012
02:12
Bu yıl 16 Nisan günü, sevgili Behçet Necatigil hocamın 96. doğum yıldönümü.
Zaman
En Çok Okunan
04.04.2012
HilmiYavuz-BehçetNecatigilinevrak-ımetrûkesiHilmi Yavuz - Behçet Necatigilin evrak-ı metrûkesi
Hilmi Yavuz - Behçet Necatigil'in 'evrak-ı metrûkesi'
Zaman
04.04.2012
02:12
Bu yıl 16 Nisan günü, sevgili Behçet Necatigil hocamın 96. doğum yıldönümü.
Zaman
Köşe Yazıları
04.04.2012
HilmiYavuz-BehçetNecatigilinevrak-ımetrûkesiHilmi Yavuz - Behçet Necatigilin evrak-ı metrûkesi
Sabahattin Ali'nin evrak-ı metrukesi
Samanyolu Haber
04.02.2012
16:35
Yazar Sabahattin Alinin yaşamında önemli yeri olan insanlar, gezdiği, gördüğü ...

Caddebostan Kültür Merkezinde dün açılan sergide, başta Ankara olmak üzere 1930lu yılların Anadolu sokakları ve insanlarının fotoğrafları yer alacak. Sergide, 41 yıllık yaşamına çok sayıda eser ve tercüme sığdıran, Türkiyenin farklı...
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.02.2012
SabahattinAlininevrak-ımetrukesiSabahattin Alinin evrak-ı metrukesi
İsyankar bir çocuğun evrak-ı metrukesi - Ertuğrul ÖZKÖK
Hürriyet
04.02.2012
03:21
1964 yılının 10 Kasım gününü hiç unutmadım.

Beatles’ın “Love me do” şarkısını dinleyeli bir yıl olmuştu.

Hürriyet
Köşe Yazıları
04.02.2012
İsyankarbirçocuğunevrak-ımetrukesi-ErtuğrulÖZKÖKİsyankar bir çocuğun evrak-ı metrukesi - Ertuğrul ÖZKÖK
Sabahattin Ali'nin evrak-ı metrukesi
Zaman
04.02.2012
02:05
Yazar Sabahattin Alinin yaşamında önemli yeri olan insanlar, gezdiği, gördüğü yerler ve görüntülediği fotoğraflardan oluşan Bir Fotoğraf Camı adlı sergi sanatseverlerle buluştu.
Zaman
Kültür
04.02.2012
SabahattinAlininevrak-ımetrukesiSabahattin Alinin evrak-ı metrukesi
"Az kalsın markiz oluyordum"
Haber Türk
22.01.2012
13:05
GülerGüler Yiğit ve Haldun Dormen: Bir İstanbul beyefendisi ile bir İstanbul hanımefendisinin evrak-ı metrukesi... Bambaşka hayatlar sürmüş iki kardeşin ortak noktaları; çocukluklarını, renkli geçmişlerini, hayatlarını derinden etkileyen büyük trajedileri ve şahane aşkları... . İzzet Çapa bu hafta onlarla konuştu.
Haber Türk
Son Dakika
22.01.2012
AzkalsınmarkizoluyordumAz kalsın markiz oluyordum
'Soğuk, karlı bir gecede...'
Radikal
03.08.2011
14:13
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi hâlâ ayrıksı ve aykırı bir roman... - SELİM İLERİ
Radikal
Kitap
03.08.2011
SoğukkarlıbirgecedeSoğuk karlı bir gecede
Yeşil’in evrak-ı metrukesi Ergenekon dosyasında
Star
29.03.2011
02:30
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Abdullah Çatlı’nın, Ergenekon dosyasına giren suç belgeleri arasında, parmak izinden, evinin elektrik faturalarına kadar çok sayıda dökuman var.
Star
Son Dakika
29.03.2011
Yeşil’inevrak-ımetrukesiErgenekondosyasındaYeşil’in evrak-ı metrukesi Ergenekon dosyasında
Yeşil’in evrak-ı metrukesi Ergenekon dosyasında
Star
29.03.2011
02:27
Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Abdullah Çatlı’nın, Ergenekon dosyasına giren suç belgeleri arasında, parmak izinden, evinin elektrik faturalarına kadar çok sayıda dökuman var.
Star
Politika
29.03.2011
Yeşil’inevrak-ımetrukesiErgenekondosyasındaYeşil’in evrak-ı metrukesi Ergenekon dosyasında
Gürsel Tekin aday olabilecek mi?
Samanyolu Haber
23.03.2011
11:24
GHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile ilgili iddialara bir yenisi eklendi.

Toplumsal Hafıza.com internet sitesindeki habere göre Gürsel Tekin ile ilgili önemli iddialar mevcut Yargıtay?daki dosyasından evrak çalınan Tekin, Evrakta sahtecilik davasından kurtuldum derken, milletvekili adaylığı bile tehlikeye girdi. OLAY NASIL OLMUŞTU Suadiye Movieplex Sinema Salonu`nun yapımıyla ilgili Kadıköy Belediye Encümeni 10 Mart 2005 tarihinde, ruhsata aykırı ilave bulunduğu gerekçesiyle yıkım ve para cezayı kararı alır. Ancak dönemin Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin yasaları hiçe sayarak sayı numarası vermeden 26 Mayıs 2006 tarihinde buraya ruhsat verir. Gürsel Bey`in burada attığı imza yargıya taşınır. Gürsel Tekin hakkında Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinde, ?görevi kötüye kullandığı? iddiasıyla ilgili dava açılır. Ne var ki mahkeme işlenen suçun, ?görevi kötüye kullanma? değil; ?evrakta sahtecilik? olduğuna kanaat getirerek dosyayı Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderir. Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Aralık 2009 tarihinde, Gürsel Tekin?in işlemlerini resmi belgede sahtecilik olarak tesbit etti ve 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırdı. Gürsel Tekin, söz konusu cezayı temyize götürdü. YARGITAY BAŞSAVCISI DOSYAYI 1.5 YIL TUTTU Gürsel Tekin?in dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında yaklaşık 500 gün bekletildi. Konunun basına yansıması üzerine dosya, Başsavcılıktan Yargıtay 11. Ceza Dairesi?ne gönderildi. Şimdi Gürsel Tekin, siyasi hayatının bitmesiyle karşı karşıya. Çünkü ceza onanırsa, Gürsel Tekin cezaevine gidecek. Bu dosyanın onanması durumunda Gürsel Bey`in siyasi hayatı bitmekle kalmayacak, siyasi rakiplerine dosyalar üzerinden saldıran, Başbakan`a her fırsatta ?kalpazan? yakıştırmasında bulunan Kemal Bey ve CHP`nin elindeki tek malzeme de güme gidecek. İHBAR MEKTUBUNDAKİ ŞOK İDDİA Gürsel Tekin ile ilgili iddiaları içeren bir yazı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı?na ulaşınca, savcılık derhal soruşturma başlatır. İhbar içeren bu yazının bir nüshası da Yargıtay?a gider ve Yargıtay alt üst olur. Yargıtay?da da soruşturma başlatılır. Peki, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Yargıtay?ı harekete geçiren ihbar içerikli yazıda neler vardı: ?2 Aralık 2010 Perşembe günü saat 14-15 arasında Ö. A. isimli bir avukat, Gürsel Bey`in Yargıtay?daki dosyasından, temyiz incelemesinde karar vermeyi engelleyecek şekilde evrak ?çıkarır?. Yargıtay ve avukatlar arasındaki jargon ile; dosyayı boşaltır. Bunu organize eden de, İstanbul`dan CHP milletvekili adaylığına kesin gözüyle bakılan H.S. isimli bir eski yerel yönetici ve iş adamdır. Hukuk çevrelerindeki jargonla ?dosya boşaltma? diye anılan eyleme akçeli işler karıştığı iddiası savcılığa suç duyurusu olarak sunuldu. 11. CEZA DAİRE?DE DAHA ÖNCE NELER YAPILDI? Yargıtay 11. Ceza Dairesi de oldukça ilginç bir daire. Kamuoyu sözkonusu daireyi, terör örgütü üyesi zanlısı Erzincan eski Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ile ilgili verdiği kararla tanıdı. Bu kararla dünya hukuk tarihine geçen 11. ceza dairesi, Terör faaliyetlerinde bulunduğu gerekçesi ile Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı?nca sorgulanan ve sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanan İlhan Cihaner?in bu faaliyetlerini idari suç kapsamına almış ve dosyayı beklemeden fotokopi üzerinden karar vermişti. 11. Ceza Dairesi, bu karar ile daha önce verdiği birçok kararını çiğnemişti. TEKİN?İN SİYASİ HAYATI BİTECEK Mİ? Yargıtay?daki dosyasında evrakın kaybolması ile ilgili Gürsel Tekin medyaya açıklamada bulunmuş ve konudan haberdar olmadığını söylemişti. Peki Yargıtay?ın Cihaner veya Haberal dosyalarında olduğu gibi özel kurye kullanarak yerel mahkemeden aynı evrakı isterse ne olur? Gürsel Tekin milletvekili adayı olamaz. Ve Önümüzdeki Genel Seçim?de CHP?nin ağır yenilgisinden sonra hedeflediği Genel Başkanlık koltuğuna da oturamayacak. Eğer daha önce aldığı bir ceza var ise, bavulunu hazırlayıp cezaevine doğru gidecektir. Yoksa, cezası tecil edilecek ve siyasi hayatı bitecek. Ama Yargıtay, klasik Olayı Unutturma Yöntemine başvurursa, Gürsel Tekin milletvekili olur. Dokunulmazlık Zırhı?na bürünür ve dava 10 yıl sürer böylece zaman aşımına uğrar.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.03.2011
GürselTekinadayolabilecekmi?Gürsel Tekin aday olabilecek mi?
Ankara Büyükelçisi’nin Evrak- ı ‘Top Secret’ı Murat BİRSEL
Star
19.02.2011
04:29
Wikileaks sonrası özel duygu ve düşünceler resmi belgede yazmak yasak olmuştur şimdi.
Star
Köşe Yazıları
19.02.2011
AnkaraBüyükelçisi’ninEvrak-ı‘TopSecret’ıMuratBİRSELAnkara Büyükelçisi’nin Evrak- ı ‘Top Secret’ı Murat BİRSEL
Nutuk iki kilitli valizde korunuyor
Hürriyet
07.11.2010
02:22
NutukAtatürk’ün, dünyada uzun söylev rekorunu kıran 400 bin sözcüklü ‘Nutuk’u kaleme alışı sırasında yanında olan iki kişiden biri Ali Rıza Erdim. Nam-ı diğer Bebe Rıza. Zira o dönem Köşk’te dört tane Rıza var. Hasan Rıza Soyak (Kalem-i Mahsus), İstanbul Mübayaa (satın alma) memuru Köse Rıza (Özak), Köşk’ün ihtiyarı Ankara Erzak Mübayaacısı Baba Rıza ve evrak katibi Ali Rıza Erdim. Erdim, Ankaralılar küçüklere ‘bebe’ dediği için kendisine öyle seslenildiğini söylüyor. Köşk’ün ‘bebe’si, Atatürk’ün diğer önemli kararında da yanında bulunuyor. İsmet İnönü’nün başbakanlıktan ayrıldığını duyuran izin yazısı onun kaleminden çıkıyor...

Hürriyet
Pazar
07.11.2010
NutukikikilitlivalizdekorunuyorNutuk iki kilitli valizde korunuyor
17 yıldır çözülemeyen büyük sır
Samanyolu Haber
20.10.2010
17:04
Orgeneral Eşref Bitlis?in ölümü ile ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor.

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis?in Ankara Güvercinlik Havaalanı?ndan Diyarbakır?a gitmek üzere havalanan uçağı, kalkıştan 5 dakika sonra Yenimahalle Postanesi?nin yakınlarına düştü (17 Şubat 1993). Orgeneral Bitlis ile beraberindeki emir subayı Albay Fahir Işık, uçağı kullanan Binbaşı Fahir Eliyar, Yüzbaşı Tuğrul Sezginler ve teknisyen Astsubay Başçavuş Emin Öner şehit oldu. 17 yıl önce meydana gelen bu elim vaka gündemden hiç düşmedi. ?Eşref Paşa?nın uçağı teknik bir arıza sonucu kazayla mı yoksa sabotaja maruz kaldığı için mi düştü?? sorusu her daim soruldu. Hem toplumun hem de uzmanların ekserinde ?uçak teknik bir arıza sonucu düşmedi? kanısı hâkim. Eşref Paşa sıra dışı bir askerdi. Özellikle Kürt meselesinde hazırladığı rapor ve planları bugün yapılmak istenenin daha ötesindeydi. Çünkü sorunun çözümü ve Kürt hareketinin bağlantıları konularında ciddi bilgilere sahipti ve Kuzey Irak?taki Kürt liderleriyle sık sık görüşmeler yapıyordu. Örneğin Eşref Bitlis?in ileri sürdüğü ?komşu ülkelerle işbirliği ile Kürt meselesi çözülür? tezi şimdi AK Parti hükümeti tarafından gündeme alınmış durumda. O dönem Paşa?nın ?Çekiç Güç?ün PKK?lılara yardım ettiği ve varlığının tehlikeli olduğu yönündeki raporları birilerini kızdırmıştı. ?Çekiç Güç?, ?Kürt meselesi?, ?PKK?nın tasfiyesi?, ?Komşu ülkelerle işbirliği?, ?Türkiye?nin bölgedeki (Ortadoğu) geleceği? gibi konularda raporlar hazırlayan, hem Genelkurmay?ı hem de Cumhurbaşkanı Turgut Özal?ı gerek rapor gerekse mektuplarla bilgilendiren Bitlis, ülkede kaos isteyen güçlerin başlıca hedefiydi zaten. Diğer taraftan ortaya atılan yeni iddialar ve konuşmaya başlayan tanıklar kazaya dair çarpıcı bilgiler vermeye devam ediyor. Bunun üzerine askerî savcılık artık tozlanmış olan Eşref Bitlis dosyasını raftan indirmek zorunda kaldı. Daha önce hakkında ?takipsizlik? kararı verilen uçak kazası ile ilgili Kara Kuvvetleri Askerî Savcılığı yeniden soruşturma açtı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner?in de ?Akıllarda şüphe kalmamalı.? dediği ve soruşturmanın bir an önce tamamlanmasını istediği belirtiliyor. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Turgut Özal ve Eşref Bitlis?in şüpheli ölümleri üzerine kısa süre önce soruşturma başlatmıştı. Eşref Bitlis?in ölümünde etkili olduğu belirtilen raporların çoğu gün yüzüne çıktı. Ancak Hizbullah?a dair rapor pek gündeme gelmedi. Hatta iddiaya göre Paşa o gün Diyarbakır?a PKK ve Hizbullah meselelerini çözmenin yollarını bulmak, ilgili makamlarla toplantılar yapmak için gidiyordu. Evraklar arasında Hizbullah?ı tamamen deşifre edip çökertmeye yetecek bir isim listesi olduğu ileri sürülüyor. Bu iddianın sahibi kazadan hemen sonra olay yerine ilk ulaşan terör uzmanı Tuncer Günay. Savcılıklara ifade vermek istediğini anlatan Günay olay mahalline vardığında henüz hiçbir resmî görevlinin gelmediğini aktarıyor. Olay yerindeki belgeleri toplayan Günay, Paşa?nın parçalanmış çantasında çok sayıda evrak olduğunu söylüyor. Bakın Günay kaza mahallini nasıl anlatıyor: ?PTT binasında o saatte bir telefon sorununu çözmek için bulunuyordum. Tam bir tesadüftü. Büyük bir gürültü duyunca şaşkınlıkla postaneden çıktım. ?Binanın arkasına uçak düştü? diye bağrışan vatandaşlar var. ?Birilerini kurtarabilir miyim?? diye ben de sevk-i tabii ile olay mahalline koştum. Düşenin askerî uçak olduğundan hele hele Eşref Paşa?nın uçağı olduğundan haberim yok. Olay mahallinde, kafası olmayan askerî pilot üniformalı birini ve bir tarafa savrulmuş Paşa şapkasını görünce o zaman uyandım ve mühim bir askerî VIP uçağının düştüğünü anladım. Ortalıkta henüz gazeteci, subay, polis yok? Dehşet içinde dolaşıyor, rastgele bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. ?Canlı var mı?? diye bakınıyoruz, bulamıyoruz. Tecrübelerim bu uçağın çok önemli bir kuvvet komutanının uçağı olabileceğini düşündürüyor. Aklıma Eşref Paşa geliyor; ama bunun mümkün olamayacağını düşünüyorum. Şapkadaki renkten bir ipucu çıkaramıyorum. Tüm paşa şapkaları aynı çünkü. Etrafta evraklar, dosyalar var. Karlı zemine saçılmış? Bir dosyayı eğilip alıyorum. Batman İl Jandarma Komutanı?na ve alt birimlerin bilgisine yazılmış? Sayı numarası var ve çok gizli ibareli? Kozmik bir belge. Kapsamlı bir operasyon hazırlığıyla ilişkili. Ekinde operasyon adresleri ve uzun bir isim listesi? Bilgi notları, mesajlar, faks yazışmaları var. Dosya kalınca ve Hizbullah örgütü ile ilgili? Dehşete kapılıyorum. Çevreye saçılan tüm evrak ve dosyaların kozmik ve çok önemli olduğunu anlıyorum. Gazeteciler gelmeden tüm evrakları çabucak toplayıp emniyete almaya çalıştım. Toplayabildiğim kadarını topladım. 15 dakika sonra evraklar için geldiklerini anladığım bir askerî heyet olay yerini araştırıyor. Kaza kırım mahalline benden sonra ilk gelenler, Genelkurmay askerî istihbarat heyeti ile yakınlardaki GATA ve İl Jandarma askerî ekipleriydi. Kaza mahalline gelen askerî istihbarat heyetindekiler, ilk anda Eşref Paşa?nın kozmik çantasını ara
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.10.2010
17yıldırçözülemeyenbüyüksır17 yıldır çözülemeyen büyük sır
Bir festivalcinin evrak-ı metrukesi
Hürriyet
10.07.2010
02:16
Delil kaçırma girişimi son anda önlendi
Samanyolu Haber
02.06.2010
08:48
Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan operasyonun Ankara ve Antalya ayağında zanlıların delil kaçırma girişimleri teknik takibe yakalandı.

Zanlılar ve onlara yardım edenlere delillerle birlikte suçüstü yapıldı. Operasyon İstanbul?da erken başlarken Ankara?da baronun avukat görevlendirmesinde gecikmesi sonucu aramalara geç başlandı. Operasyondan haberdar olan zanlılardan Avukat Tülay Bekar?ın şoförü Hakan Vural?ı arayarak bürosuna gitmesini ve Emekli Jandarma Albay Canfer Balçık?a ait bürosunda bulunan evrakları ve belgeleri sessizce alarak Tunus Kırtasiye?ye bırakmasını ve büroyu temizlemesini istediği öne sürüldü. Ancak Bekar?ın delil karartma girişimi, operasyonu yürüten Savcılığın sıcak adli dinleme takibinde fark edildi. KIRTASİYEYE OPERASYON Avukat Bekar?ın takibe alınan şoförünün gizlenen evrakları bıraktığı kırtasiyede evrak ve belgelere el konuldu. Yapılan ilk incelemede, ajanda ve bazı önemli belge ve bilgilere ulaşılırken savcılığın, kırtasiyeye evrakları getiren şahsın kamera görüntülerini elde ettiği belirtildi. İPnin 2. ADAMI DA YAKALANDI Savcılığın talimatı üzerine Ankaradaki operasyon kapsamında İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı da olan avukat Mehmet Cengizin ev ve işyerinde de arama yapıldı. Polis, İşçi Partisi Genel Merkezine de baskın düzenledi. Ancak burada Cengizin bürosunun olmadığının anlaşılması üzerine parti genel merkezinde arama yapılmadı. Operasyon sırasında Mehmet Cengizin Antalya Belekteki yazlığında olduğu anlaşıldı. Antalya polisine verilen talimat üzerine Cengiz, yazlığında gözaltına alındı. Cengiz, öğleden sonra İstanbula götürüldü. DAVAYI ETKİLEMEK Cengizin gözaltına alınma gerekçesinin Ergenekon Soruşturmasını etkilemek ve yönlendirmek olduğunu dile getiren Gültekin, partilerine yönelik saldırıların devam ettiğini aktardı. Gültekin, Ankara Barosunu ve Türkiye Barolar Birliğini, üyelerinin yasal haklarını savunmak için göreve çağırıyoruz dedi. TELEFONDAN KIZINA TALiMAT İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Cengiz?in gözaltına alındığı sırada delil karartma çalışması yapıldığı öne sürüldü. Antalya?da gözaltına alınan Cengiz?in eşi, Ankara?da bulunan kızını arayarak evrakı ve belgeleri temizlemesini istedi. Cengiz?in kızı da bilgisayarcı Nihat Mert Uzunalioğlu?na babasına ait laptop, bilgisayar, evrak ve belgeleri verdi. Görüşmeleri teknik takipte tespit eden savcılığın hemen tedbir aldığı ve Uzunalioğlu?nun belgeleri alıp binadan dışarı çıktığı sırada şahsı yakaladığı ve üzerindeki belgelere el koyduğu öğrenildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.06.2010
DelilkaçırmagirişimisonandaönlendiDelil kaçırma girişimi son anda önlendi
Cihaner'i destekçileri yargılayacak
Samanyolu Haber
21.02.2010
10:02
Terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanan Cihaneri, destekçileri yargılayacak.

Erzincan Başsavcısı Cihaner hakkında 2009 yılında içinde adalet müfettişlerince yürütülen soruşturma sonucunda Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği son soruşturmanın açılması kararı üzerine evrakta sahtekarlık ve görevi kötüye kullanma suçundan Yargıtay 11. Ceza Dairesine kamu davası açılmıştı. Yargıtayın Cihanerin tutuklanmasına gösterdiği tepki, ?Cihaner, Yargıtayda tarafsızlığını yitirmiş hakimler tarafından mı yargılanacak?? sorusunu akıllara getirdi. Bilindiği gibi Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınin nın Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu iddianamede, İlhan Cihanerin evrakta sahtecilik suçundan 3 yıldan 8 yıla kadar hapis, görevi kötüye kullanma suçundan iki kez uygulanacak şekilde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, imar kirliliğine neden olma suçundan ise 1 yıldan 5 yıla kadar hapsi istenmişti. Bu suçların en ağırı olan ve aynı zamanda yüz kızartıcı suç olan evrakta sahtecilik suçlarına bakma görevi Yargıtay 11. Ceza Dairesine ait olduğundan İlhan Cihanerin yargılanmasına önümüzdeki günlerde burada başlanacak. 2802 sayılı kanun uyarınca birinci sınıf olan hakim ve savcıların işledikleri görev suçları nedeniyle hakkında son soruşturmanın açılması kararını görev yaptıkları yere en yakın Ağır Ceza Mahkemesi karar veriyor. Bu kişilerin yargılaması ise Yargıtayın o suça bakan ilgili dairesinde yapılıyor. Temyizi ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu inceliyor. Cihanerin tutuklanmasına tepki gösteren Yargıtay hakimlerinin aynı zamanda Cihaner davasına bakmaları tarafsızlıklarına gölge düşürdü. Yargıtay, İlhan Cihanerin terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanması üzerine tepki göstermişti. Yargıtay üyelerinin toplu olarak, Yargıtay başkanı yurt dışında olduğu için bu göreve vekalet eden Yargıtay Başkanvekili İhsan Akçine giderek bu konuda bir bildiri yayınlanmasını istedikleri iddia edilmişti. Salı günü haftalık olağan toplantısını yapan ceza genel kurulu üyeleri ile bunlara katılan bazı Yargıtay üyelerinin toplu olarak Yargıtay Başkanvekili İhsan Akçinin odasına gittikleri ileri sürülmüştü. İddialara göre İlhan Cihanerin gözaltına alınmasını protesto ederek bu konuda görüşünü açıklayan Yargıtay üyeleri arasında, İlhan Cihaner hakkındaki yargılamayı yapacak Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker ve bazı 11. Ceza Dairesi üyeleri de bulunuyordu. Yine protestocu üyeler arasında geçtiğimiz yıl 21 Haziranda oğluna Dikmen Polisevinde yaptığı sünnet düğününe Ergenekon sanıklarından Yalçın Küçükü çağırdığı basında yer alan fotoğraflarla ortaya çıkan ve ETÖ İddianamelerinde sanıklarla yaptığı telefon görüşmeleri ortaya çıkan Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktanın da yer aldığı iddia edildi. İlhan Cihaner hakkındaki iddialara ilişkin dosyayı ve delilleri görmeden kendisini koruma amacıyla görüşlerini açıklayan Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker ve 11. Ceza Dairesi üyelerinin, Cihaner hakkındaki önlerinde bulunan davadan çekilip çekilmeyecekleri merak konusu oldu. Protestocular arasında yer alan Yargıtay üyelerinin İlhan Cihaner hakkında 11. Ceza Dairesinin vereceği kararın temyiz incelemesini yapacak olan Ceza Genel Kurulu görüşmelerine katılıp katılmayacaklarını da zaman gösterecek. İlhan Cihanerin tutuklandığı suç olan silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan da davanın açılacağı terör suçlarına bakan 9. Ceza Dairesi Başkanı olan ve protestocu üyeler arasında yer alan Mahmut Acarın bu yargılamadan çekilip çekilmeyeceği de önümüzdeki günlerde görülecek. Hatırlanacağı gibi Ferhat Sarıkayayı ihraç eden HSYK üyeleri arasında o dönemde HSYK Başkanvekilliği görevini yürüten Mahmut Acar da bulunmuştu. İlhan Cihaner hakkındaki delilleri görmeden ona destek veren Yargıtay üyeleri, Ceza Muhakemesi Kanununa göre tarafsızlıklarını yitirdikleri gerekçesiyle davadan çekilmeleri gerekiyor. Yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 24. maddesine göre ?tarafsızlığı şüpheye düşürecek hallerde? hakimin davaya bakması mümkün olmuyor. Tarafsızlığı şüpheye düşürecek hallerden en belirgin olanı ?ihsas ı rey?, yani hakimin hükümden önce yargılama hakkında fikir beyan etmesi. Bu nedenle devam eden yargılamalarda hakimler hüküm verilinceye kadar düşüncelerini açıklayamadıkları gibi düşüncelerini belli edecek ima ve davranışlarda bulunamıyor. Hakimin böyle bir davranışta bulunması halinde ise davadan çekilmesi ve davaya bakamaması gerekiyor. Öte yandan Tunceli Cumhuriyet Baş Savcılığının Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine Cihaner hakkında sunduğu iddianamede, Cihanerin iznini kullandığı halde kullanmadığını göstererek sahte evrak düzenlediği ve bu evrağı da Bakanlığa gönderdiği belirtildi. İddianamede Cihanerin iddia edilen sahtekarlığı şu şekilde yer aldı: ?2008 yılından kalan iznini kullanmak üzere Bakanlıktan talepte bulunduğu ve uygun görülmesi üzerine 16 Eylül 2009 tarihinde izne ayrıldığı, izninin tamamını kullanarak 22 Eylül 2008 Pazart
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.02.2010
CihaneridestekçileriyargılayacakCihaneri destekçileri yargılayacak
Atatürk’ün Osmanlıya bakışı
Haber3
31.01.2010
18:35

Osmanlı Hanedanını ve hilafeti ortadan kaldıran, idari gücü TBMM’ne devreden Atatürk’ün Osmanlıya bakışı nasıldı? Fatih’e, Kanuni’ye ve hele Yavuz’a hayran olduğu bilinmektedir. Yayımlanan birçok hatıra kitabında Mustafa Kemal Paşa’nın Yavuz Selim’den bahsederken her zaman “Hazreti Yavuz” tabirini kullandığı görülmüştür. Yedi düvelle savaşan Gazi’nin, O büyük cihangire gıpta ettiğini anlamak hiç de zor değil. Atatürk devrinde basılan 4 ciltlik tarih kitabında, Osmanlı’ya hakaret ihtiva eden ifadeler yok denecek kadar azdır.

Atatürk, yazılarında, konuşmalarında ve bilhassa Nutuk’ta,daha çok son devir Osmanlı padişah ve yöneticilerini eleştirmiştir. Haksız sayılır mı? Son padişah Vahdettin için kullandığı bazı sıfatların zamanın şartlarından kaynaklandığı anlamamak için çok saf veya kötü niyetli olmak gerekir. Rejimi değiştiren birisinden eski yönetimi övmesi beklenebilir mi? Üstelik son Osmanlı yönetiminin övülecek nesi vardı? Muhteşem Osmanlı adından başka..

Milli Mücadeleyi kazanan Türk Ordusu’nun İstanbul’a girmesi üzerine, ülkeyi terk etmek zorunda kalan Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in İtalya’da çok büyük maddi sıkıntılar içerisinde yaşadığı, hatta tabutuna mahallenin kasabı tarafından haciz konulduğu bilinen acı bir gerçektir. Bu feci durum, bugün sevenlerini üzdüğü gibi, zamanında Atatürk’ü de çok üzdüğü, bugüne kadar çok defa yazılmıştır. Bakış dergisi sahibi ve başyazarı 1970’li yıllarda bu konuda yazdığı bir yazıda Atatürk’ün örtülü ödenekten Vahdettin’e para gönderdiğini duyduğunu yazmıştı. Tanınmış tarihçi ve gazeteci Niyazi Ahmet Banoğlu ise, bu konuda, zamanın Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ı şahit göstererek, resmi bir belgeden söz etmektedir. Banoğlu, (1) şunları yazmaktadır:

“VAHİDEDDİN ‘e YARDIM EDEMEMENİN ISTIRABI

Çankaya’daki eski köşkte bir ilâve inşaat yapılıyordu. Kendisi sonradan yanan üç odalı bir binada ikamet ediyordu. Bir kaç günden beri devam eden yağmurdan, dam akıyordu. Bulunduğu odaya girdim. Odanın muhtelif yerlerinde leğenler konulmuştu, kendisi de bir köşeye, bir koltuğa sığınmıştı. Kalktı. Ortadaki masanın başına geldi, o günkü evrakı takdim ettim ve çalışmağa başladık. Evrak arasında Mısır’dan eskiden tanıştığı bir Osmanlı paşasından bir mektup da bulunuyordu. Paşa mektubunda, San Roma’ya gidip Vahdettin’i ziyaret ettiğini ve mükâleme esnasında Vahdettin’in Atatürk’ten sitayişle, hürmetle bahsettiğini hikâyeden sonra, Vahdettin’in sözlerinden, hal ve tavrından maddi sıkıntıda olduğunu, yardıma ihtiyacı bulunduğunu anladığını bildiriyor, muavenette bulunmasını rica ediyordu. Ben bu mektubu okurken Atatürk başını, solunda bulunan pencereye çevirmiş-Ben masanın sağında idim ve yüzünü görmüyordum- dikkatle dinliyordu. Bu arada, birkaç defa, derin derin göğüs geçirdi. Mektup bitip de başını çevirdiği zaman gözlerinin dolu dolu olduğunu gördüm. Öylece bir an durdu ve sonra bana:

“Gördün mü dünyanın halini çocuk, nerede o haşmet, nerede o azamet, nerede o saltanat… Şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor. Hiçbir şeye güvenilmez. Bundan dolayı hayatta daima çok ölçülü olmak lazımdır.” dedi. Ve bir müddet düşünceye daldı. Çok müteessir olduğu her halinden belli idi. Nihayet bu zaaf ve merhamet hislerine hâkim oldu, tekrar söze başladı: “-Nasıl yardım edilebilir? Benim şahsi servetim yok. Devlet hazinesi de fakir, memleketin en mâmur yerleri de bilhassa son hayat, memat mücadelesinde harap oldu. Bu itibarla, zengin de olsa, devlet hazinesinden yardıma hakkımız yok. Diğer taraftan, bahis mevzuu olan zatın hataları yüzünden, vatan ve hak müdafaası için boğuşmak mecburiyetinde kalarak şehit olan memleket evladının yetim bıraktığı yüz binlerce devlet yardımına muhtaç insan var. Binaenaleyh, bu bahsi bırakalım çocuk… Yalnız mektubu bir vesika olarak sureti mahsusada hıfzediniz.”
Buyurdu. Öyle yaptım; bu mektubu, zarf ile bir ikinci zarfa ve üzerine “sureti mahsusa emir buyrulmuştur” kaydını koyarak hususi kaleme tevdi ettiğimi hatırlıyorum. Hasan Rıza Soyak.” (1) Niyazi Ahmet Banoğlu

Haber3
Son Dakika
31.01.2010
Atatürk’ünOsmanlıyabakışıAtatürk’ün Osmanlıya bakışı
-İLK KEZ- İşte TBMM'nin kozmik odası - Foto
Samanyolu Haber
10.01.2010
07:17
TBMM arşivlerindeki belgelerden oluşan 90. Yılda 90 Belge sergisinin açılışı, Başbakanında katıldığı bir törenle gerçekleştirildi.

Karargahtaki kozmik oda, gizli bilgiler ve devlet sırrı belgeler tartışılırken Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kendi kozmik odasını açtı bile. Arşivinde bulunan ve önemli tarihi hadiselerle ilgili 90 belgeyi kamuoyuna sundu. TBMM arşivi, gerçekten bir hazine. Türkiyenin hafızası adeta. Bir asra sığan siyasi ve toplumsal dönüm noktalarının kaydı orada. Meclis-i Ayandan Meclis-i Mebusana, TBMMnin açılışından bugüne taşınan; gün ışığına çıkmış ya da çıkmamış sayısız doküman saklanıyor. Otomasyon projesi kapsamında 12 milyon belge tarandı. Kontrol ve endeksleme çalışmalarından sonra ilgilisinin istifadesine yönetmelik çerçevesinde sunulacak. Halen mühürlü bulunan hassas belgeler konusunda ise Meclis başkanı karar verecek. İstiklal mahkemelerine ait 962 dosya ile açıklanmaları belli sürelere tabi gizli oturum tutanakları bu kapsamda. TBMM İletişim Daire Başkanlığı Genel Evrak Arşiv Müdürlüğünün emeğini taşıyan 90. Yılda 90 Belge Sergisi, öncü mahiyetinde. Yakın tarihe kısa seyahat tadında ve koca hafızanın senelerce tozlu raflarda bekletilmesinin anlamsızlığını da ortaya koyuyor. Çoğumuz için ilginç ayrıntıları gün ışığına çıkarıyor. Bihi ile başlarmış: Kanunlar dahil Meclis yazışmalarında uzun süre besmele kullanıldığını öğreniyoruz mesela. Hemen hepsi, Bihi diye başlıyor. Hıristiyan ahalinin emniyetinin sağlanmasını isteyen Papa 15. Benovaya Atatürkün TBMM Reisi sıfatıyla verdiği cevapta da bu var. Atatürk, özetle Ayrım gözetilmeksizin memleket sekeresinin emniyetini temin, insaniyet ve İslamın bize emrettiği bir vecibedir... diyor. Atatürkün Meclisteki bir konuşmasının kendi el yazısıyla tutanağı ve yeni harf devrimine kadar kullandığı imzası da belgeler arasında. Atatürk, Osmanlı Meclisi milletvekili: Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Meclis-i Mebusanı 4. Dönem Erzurum Mebusu Olarak Seçildiğine Dair Mazbata dikkat çekiyor. Buna göre, Atatürk, 1920de ömrü dört ay süren son Osmanlı Meclisine mebus seçiliyor. Anadoluda olduğu için İstanbula hiç gitmiyor. Böbrek ve akciğer rahatsızlığını içeren mazeret dilekçesi, kabul ediliyor. Atatürk, TBMMye ise Ankaradan seçiliyor. Meclis fetva ile halife atıyor: Laiklik ilkesi benimsenene kadar geçen sürece dair ayrıntılar da bir hayli öğretici. TBMMnin Hukuki Hakimiyet ve Hükümraninin Mümessil-i Hakikisi Olduğuna Dadir Karar ile saltanat kaldırılıyor. Türkiye devleti Makam-ı Hilafetin istinatgahıdır. deniliyor; halifelik makamına TBMM tarafından Osmanlı hanedanından bilgi ve ahlakça en olgun birinin seçileceği belirtiliyor. Mehmed Vehbinin Sultan Vahdettinin Halline ve Yerine Seçilecek Kimseye Biad Olunmasına Dair Verdiği Fetva geliyor ardından. Şeriye ve Evkaf Vekili (Din İşleri Bakanı) Vehbinin fetvası şöyle: Müslümanların imamı olan kişi İslamiyetin haklarını savunmaktan aciz kalır ve hilafet makamını terk ederek kaçarsa hilafetten vazgeçmekle şeriata göre boş olur mu? Cevap: Olur... Bu surette İslamın hukukunu ve menfaatlerini korumak için hilafet makamına layık olan bir zata biat olunmak vacip olur mu? El-cevab: Allahu alem bis-sevab olur. Halife (son) seçilen Abdülmecide kararı ise TBMM Reisi sıfatıyla Atatürk iletiyor: Keyfiyet, TBMMce alem-i İslama ve Türkiye halkına iblağ olunmuştur. İdare Ankarada, hilafet İstanbulda: ...İstanbul İslamiyetin hilafet merkezi olma durumunu, sonsuza kadar sürdürecektir. Yeni Türkiyenin idari merkezi Ankaradır... gerekçeli kanunla, Ankara başkent oluyor. Cumhuriyetin ilanıyla ilgili 1923 tarihli Anayasa değişikliği belgesinde ise Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Dini, din-i İslâmdır. yazıyor. Hanedana 10 gün süre: Hilafetin Kaldırılması ve Hanedan Mensuplarının Sınırdışı Edilmelerine Dair Kanun, 3 Mart 1924 tarihli: Hilafet hal edilmiştir. Hükümet ve cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemictir. Osmanlı hanedanından erkek ve kadın bilcümle azası ve damatlar 10 gün içinde Türkiyeyi terke mecburdurlar... 1924 Anayasasına da giren Devletin dini İslamdır. hükmü ise 1937deki Laiklik İlkesinin Anayasaya Girdiğine Dair Kanun ile kaldırılıyor: ...Türkiye devleti cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçıdır... İğrenç soyadlar kullanılamaz: Soyadı Kanunu 1934te kabul ediliyor. Uymayanlara para cezaları getiriliyor, Her Türk vatandaşı soyadı takınmağa mecburdur. Umumi edeplere uygun olmayan, iğrenç ve gülünç soyadlar kullanılamaz. deniliyor. Bayrak yerli kumaştan: Türk bayrağının yerli kumaştan yapılacağı hükmünü de içeren kanun çıkarılıyor. Başka kumaşa izin, yerli şali temin edilememesi durumunda veriliyor. 150liklere şartlı af: Milli Mücadeleye karşı oldukları gerekçesiyle sürgüne gönderilen 150liklere affı, 1938de Atatürk sağ iken Celal Bayar hükümeti getiriyor. Af kanunu, bu kişilerin 8 yıl boyunca devlette görev alamayacakları şartını içeriyor. İlk kadın b
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.01.2010
-İLKKEZ-İşteTBMMninkozmikodası-Foto-İLK KEZ- İşte TBMMnin kozmik odası - Foto
DEVLET SIRRI MI CUNTA SIRRI MI?
Samanyolu Haber
07.01.2010
10:12
?Bu, devlet güvenliğiyle ilgili bir sır değil, olsa olsa ?cunta sırrı? olmak gerekir ki, suç aslâ gizli olamaz (...)?

?Gizlilik derecesini benden iyi kimse bilemez. Bu konuda ehli vukuf (bilirkişi) olabilecek durumdayım. Ve bu sıfatla arz ediyorum ki, bir evrakın üzerinde ?gizli? ya da ?çok gizli? yahut da ?kişiye özel? şeklinde bir damga bulunması, o evrakı kendiliğinden gizli, çok gizli ya da kişiye özel hâle getirmez. Çünkü evraka bu şekilde damga vuranlar, genellikle bu işin mahiyetinden haberdar değildir.? Yukarıdaki ifadeler, Ekim 1997?de Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yaptığım ilk savunmamdan alınmıştır. Bu savunma, Türkiye?de darbe dönemlerinde hukuka yapılan baskı ve yargının işleyişi bakımından tarihî bir belge niteliğindedir. *** Allah bana çeyrek asırlık devlet hizmeti ve toplam olarak kırk yıldan fazla kamu hizmeti nasip etti. Hasbelkader bürokrasinin en tepesine tırmandım ve Başbakanlık Müsteşarı oldum. Uzun yıllar boyunca ?devlet güvenliği? ile ilgilendim. 15 Mayıs 1980 tarihinde bir Başbakanlık Genelgesi ile ?devletin güvenlik koordinatörü? olarak görevlendirildim. Başbakanlıkta kripto/kozmik evrak servisini kurdum. 1977?de İçişleri Bakanlığı?nda, 1980?de Başbakanlık?ta ve 12 Eylül?den sonra 1983-1986 yılları arasında Başbakanlık?ta bütün gizli evrakı bizzat değerlendirdim. Müsteşarlığım sırasında ?devlet sırrı? ve ?gizlilik? kavramlarının gelişigüzel kullanıldığını ve istismar edildiğini görerek bunu kurala bağlayan bir genelge hazırladım. Kaderin garip cilvesine bakınız ki, yıllarca devlet sırlarını ihtimamla muhafaza eden ve devlet sırlarına sahip çıkan beni, eski TCK?nın 136. maddesine göre, devlet sırrını ifşadan DGM önüne çıkardılar. 28 Temmuz 1997 tarihinde, YDP Genel Başkanı sıfatıyla bir basın toplantısı tertip ederek illegal ?Batı Çalışma Grubu? cuntasını açıklamış ve 28 Şubat Darbesi?nin belgelerini dağıtmıştım. Daha önce bu belgeleri Ankara DGM Savcılığına, Ankara C. Başsavcılığına, Cumhurbaşkanına, Başbakana ve Yüksek Askerî Şûra üyelerine de vermiştim. DGM Savcılığı, darbe ihbarında bulunduğum kişiler hakkında soruşturmaya gerek duymazken, beni önce gözaltına aldı ve sonra da hakkımda dâva açtı. 28 Şubat?ın kuvvetli adamı Org. Çevik Bir?in ve Genelkurmay Adlî Müşaviri?nin gölgesi mahkemelerin üzerine düşmüştü. Bir yıl kadar yargılandıktan sonra, askerî üyenin muhalefetine rağmen, dürüstlük timsali Mahkeme Başkanı Turgut Okyay sâyesinde beraat etmiştim. *** Bugün artık Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ve onun bağımsız yargıya yaraşan kararı var. Bu tarihî kararı şöyle özetleyebiliriz: ?1. İsnat edilen suçların niteliği, olayın vahameti ve delillerin karartılması ihtimali nazara alındığında, devlet sırlarının saklandığı yerlerde bile olsa, arama yapılmasına yasal engel bulunmadığının kabulü gerekir. 2. Aksine düşünce, devlet sırrı kavramının arkasına saklanılarak, suça ilişkin delillerin gizlenmesi ve bilâhare yok edilmesine zemin hazırlandığını akla getirebilir. 3. Bu gibi zan ve düşüncelerin ortadan kaldırılması için hâkim güvencesiyle bu gibi yerlere girilerek, devlet sırlarına zarar vermeden suç delillerinin araştırılması, hukuk devletine güveni arttıracaktır.? Bu şekilde sağlam bir hukuk düşüncesine sahip olan mahkemelerin ve hâkimlerin sayısı arttıkça, Türkiye?de demokratik hukuk devleti idealinin yaşatılacağına inanıyorum. *** ?Devlet sırları? ve bunların muhafazasına gelince şu hususları belirtmekte fayda görüyorum: 1. Âcilen yeni TCK?nın ?Devlet Sırlarına Karşı Suçlar?ı düzenleyen Yedinci Bölümü?ndeki 326.-339. maddeler arasındaki hükümler gözden geçirilerek, madde gerekçeleri dışında geniş bir yorum hazırlanmalıdır. 2. Başbakanlıkta, ?devlet sırrı? kavramı incelenmeli ve gizlilik dereceli evrakın tasnifi yeniden değerlendirilerek kurallara bağlanmalıdır. Gizlilik derecelerinin verilmesinde hassas davranılmalı ve bu dereceler rastgele verilmemelidir. 3. Gizlilik dereceli evrakın saklanması kurala bağlanmalıdır. 4. Yargı mercileri, gizliliğin aleniyete intikal etmemesine azamî itina göstermek şartıyla gizli evrakı inceleyebilmelidir. 5. ?Suç? hiçbir şekilde ?devlet sırrı? olamaz. Meşru hukuk nizamı dışında suç teşkil edecek belgeleri aleniyete intikal ettirmek her vatandaşın görevidir. Eski TCK?nın 151. maddesine ve yeni TCK?nın 333. maddesine göre, ?Bu maddede tanımlanan suçların işleneceğini haber alıp da bunları zamanında yetkililere ihbar etmeyenlere, suç teşebbüs derecesinde kalmış olsa bile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.? *** Sözün özü, Gladyo?nun, cuntanın, darbecilerin sırlarını ?devlet sırrı? diye yutturmak isteyenler, artık içinde bulunduğumuz dünya ve Türkiye şartlarında buna muvaffak olamayacaklardır. HASAN CELAL GÜZEL-RADİKAL
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.01.2010
DEVLETSIRRIMICUNTASIRRIMI?DEVLET SIRRI MI CUNTA SIRRI MI?
Akif'in hiçbir yerde yayınlanmamış şiiri
Samanyolu Haber
28.12.2009
07:19
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoyun daha önce hiç yayınlanmamış ve duyulmamış şiirini Aksiyon Dergisi ortaya çıkardı.

Adı, soyadı / Açılır parantez / Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti / Kapanır, parantez. Parantezin içindeki çizgi / Ne varsa orda / Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci / Ne varsa orda... İnsanların daha kadirşinas olduğu yıllarda yaşamıştı Behçet Necatigil. Buna rağmen hayatın iki parantez arasına alındığını hissediyor, bunu yediremiyordu kendine. Yine de biliyordu haklı olduğunu, tıpkı bizim bildiğimiz ve yaşadığımız gibi... Ispartalı Hakkı; aç parantez, 1867 tire 1923, kapa parantez. Burada bitmesi mümkün değil elbette. Hele de vefat yıldönümünde gönlümüze düşen ortak dostumuz Mehmet Akif, neredeyse yüz yıl önceden tutup getirdiyse onu, bir bildiği vardır. Dönüp bakmak, anlamak, tanımak için gayret etmek gerekir. Akif vesilesiyle parantezleri birbirinden uzaklaştırmaya kastettik. O, ne kadarına delalet ederse artık... Lakabından da anlaşılacağı gibi Ağlarcı(ca)zâde Mustafa Hakkı, Isparta doğumlu. Kayıtlara göre babasını 4 yaşında kaybediyor. Sıbyan Mektebinin ardından 13 yaşında hafızlığını tamamlıyor. O tarihten sonra adı annesi ve yakın akrabaları için Hakkı değil, Hafız. Rüştiyeden mezun olduktan sonra çalışmaya başladığı Menâfi Sandığı Katipliği Ziraat Bankasına dönüştürülünce bir nevi onun da talihi değişiyor. Daha çocukluğunda okumaya, öğrenmeye duyduğu merakla yaşıtlarından ayrılan Ispartalı Hakkı, Ticaret ve Nafia Nezareti tarafından Nisan 1896da Suriye, Beyrut vilayetleriyle Kudüs Sancağı Ziraat Bankası müfettişi olarak atanıyor. Aynı tarihlerde Orman Nezareti Heyeti Fenniyesinde Beşinci Şube Muavini Baytar Mehmet Akif Efendi de ordunun ihtiyacını karşılamak için gerekli alımları yapmak üzere Şamda. Henüz 20li yaşlarının başlarındaki Akif, kendisinden 6 yaş büyük Hakkı Beyin adını Ispartalı bir dostundan duymuş ama hiç karşılaşmamışlar. Hakkı Beyin vefatından sonra oğlu tarafından elden çıkarılan evrak arasındaki mektuplara göre tanışıklık için ilk adımı Mehmet Akif atıyor. 17 Teşrinievvel 1312 (29 Ekim 1896) tarihinde yazdığı mektuba Azizim diye giriyor Akif. Acizinize karşı alel gıyab bir hüsn-ü teveccüh göstermekte olduğunuzu ziraat talebesi Şevki Efendiden istişbar eylemiş idim girizgâhının ardından Burayı ne vakit teşrif edeceğinizden kulunuzu haberdar buyurursanız cidden minnettar olurum efendim diyerek bağlıyor kelâmı. İmza; Şamda hayvan mübayeasına memur Baytar Mehmet Akif. Şamda başlayan tanışıklık, ikilinin İstanbula dönmesiyle yerini dostluğa bırakıyor. Hakkı Bey İstanbulda devrin önemli mütefekkirleriyle aynı ortamlarda bulunuyor. Kimi sohbet meclislerinin aşina siması, kimi derin fikir teatilerinin aranan muhatabı. İttihad ve Terakki Cemiyetiyle faaliyet göstermeye başlayan Ispartalıya Şûrayı Ümmette seçim makaleleri yazma vazifesi veriliyor. Yapması gereken, seçimi halkın anlayacağı biçimde anlatmak. Ahmet Ağaoğlu başkanlığında kurulan propaganda ekibinde de görev alıyor Hakkı Bey. Ona ayrılan güzergâh Şehzadebaşı ve Vezneciler. Geceleri kahve ve gazinoları dolaşıyor. Mehmet Akif henüz İttihatçılarla yolunu ayırmamış, bazı gecelerde o da eşlik ediyor Hakkı Beye. İkinci Meşrutiyetten sonra iki dönem Isparta mebusluğu yapan Hakkı Bey, kiradan kurtulup Haseki Caddesindeki 40 numaralı evine taşındığında Akifin kız kardeşi Nuriye Hanım ve eşi Arif Hikmet Çobanoğluna komşu oluyor. Bu yakınlık vesilesiyle aileler de katılıyor halkaya. Hakkı Bey için en önemli sorunlardan biri dilin sadeleşmesi. Türkçülük, halka inmeyen, halkı beslemeyen yazarlar ona ters düşüyor. Türk edebiyatının büyük isimlerinden Abdülhak Hamid için başkaları En büyük şair, dâhi. Öyle bir zaman gelecek ki Sultan Abdülhamid için Hamidin saltanat-ı edebiyyesi devrinde icra-i saltanat etti denecek derken o eleştiri oklarını pervasızca savuruyor: Bizden çok uzaklarda, daima bulutlarda, bulutların üstünde... Lakin gölgesi üstümüze düşmüyor ki... Acaba Eşber şairi, Dühter-i Hindu müellifi, göklerde dolaşırken yerlerde kıvranan bizleri görmez mi? Bizim yerlerde kopan figanlarımızı işitmez mi? Safahatın ilk cildi neşredildikten sonra Sırat-ı Müstakimde Hakkı Beyin Akif ve Safahat adlı makalesi yayımlanıyor. Önce Akife ve şiirine aşinalığından bahis açıyor. Bunların pek çoğuna benim ruhum ilk makes olmuştur. Bunları ben kâh bir ırmak gibi çağlayarak, kâh bağrından pınarlar kaynayan bir kaya gibi inleyerek dinledim. Hususa, insan aşka liyakati olmasa da hüsnün cazibesine kapılabilir. Musikiden çok anlamamak bülbül terennümati ile mütehassis olmaya mani değildir. Akif yakın dosttu, hatta sırdaşı. Lakin o da alıyor Hakkı Beyin Türkçe konusundaki hassasiyetinden nasibini. Henüz 30larında olan genç Akifin dilini de ağır ve anlaşılmaz buluyor ve bunu ifade etmekten sakınmıyor Hakkı Bey. Safahat ister bir deste gül olsun, ister bir bahçe gülistan olsun bunun bana ziyade dokunan bir ciheti vardır. Bir cihet ki beni bir diken kadar kuşkulan
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.12.2009
AkifinhiçbiryerdeyayınlanmamışşiiriAkifin hiçbir yerde yayınlanmamış şiiri
İşte Dursun Çiçek'in tahliye kararı
Samanyolu Haber
16.11.2009
15:53
Millete komplo belgesinin altında imzası bulunan albay Dursun Çiçekin jet tahliyesi ile ilgili çok şey söylendi ve yazıldı. Fakat Ahmet Turan Alkan, tahliye için öyle bir yazı yazdı ki üzerine söylenecek ve yazılacak birşey bırakmayacak cinsten...

...binaenaleyh sanığın her ne kadar, sözü edilen kişi ve kurumları, bazı kamu kurumlarının eleman, ekipman ve yasal otoritesini kötüye kullanmak suretiyle çökertmek, tâbir-i âmiyâne ile işlerini bitirmek için kanunsuz evrak düzenlediği vesaire gibi incir çekirdeğini doldurmayan birtakım tırışka şeylerle itham edildiği tam olarak sübût bulmamış ve bu ithamların ciddi şeylerden olmaktan ziyade cumhuriyetin çok güvenilir, çok saygıdeğer, çok prestijli kurumlarına iftira atmak, karalamak maksadıyla tertib edildiği istikametinde mahkememizce çok güçlü ve güvenilir bir kanaat hâsıl bulunmuş olmasına rağmen yüce mahkememiz yine de bulunduğu iddia edilen suç belgesini ve yan delilleri incelemeye almış, mütebahhiresine güvenilir ehlivukuf kişiler mârifetiyle yaptırdığı tahkikat neticesinde sözü edilen belgenin bünyesindeki rutubet miktarını ölçtürerek bahsekonu imzada yeterince ıslatıcı su bileşenine rastlanılmadığı tesbit edilmiş olmakla, mezkur ıslak imzalı belgenin yersen yoğurt içersen ayran kıvamında ve kararında, menşei meşkûk, mesulleri gaib, azmettirenleri mübhem, detayları bulanık, muhtevası karanlık bir vesika olduğu istikametinde son derece ciddi bir kanaat kesâfeti hâsıl bulunmuş olduğundan ve icabında her isteyen vatandaşın bir dolmakalem ve yazıcı tedarik edebileceği hususunda bir engel bulunmadığını anlaşıldığından mezkur belgenin otantikliği istikametinde vahim ve şiddetli şüphelerin varlığına kanaat getirmekle ve fakat maznunun imza nümûneleri arasında çelişik örneklere rastlanılması maznunun suiniyetine değil de insanoğlunun muhtelif zaman ve yerlerde değişen hâlet-i rûhiyesine binaen imzâsında muhtelif tebeddülâta rastlanmasının olağanlığına dair kara Avrupası hukukunda geliştirilen içtihadı nazar-ı itibare almak suretiyle maznunun, atılı cürmü işleyip işlemediği meselesinin değil bizzat bizim mahkememiz, dünyanın hiçbir babayiğit mahkeme heyetince isbatının mümkün olamayacağına ekseriyyet-i ârâ ile hükmolunarak meselenin esasına geçilerek sanığın esasen ilk tevkifi esnasında tam tamına 18 saat, 21 dakika 8 saniye, ikinci tevkifi esnasında ise 43 saat, 34 dakika ve 25 saniye mevkuf kalmak suretiyle ceman 61 saat, 55 dakika ve 33 saniye tutuklu kaldığı, savcının raporundan anlaşıldığı için maznun hakkında her ne kadar deliller pek bir şeye benzemiyorsa da her ihtimâle karşı bir mikdar ceza tesisinde lâzım geldiği eşe dosta karşı izah zımnında lüzumlu göründüğü vechile sanığa, evrak tanziminden değil ama ilk duruşmasında mahkeme huzuruna kravatsız çıkması gözönüne alındığında ceman 48 saatlik ufacık bir hapis cezası verilmesi münasip görülerek mahkûmun zaten tutukevinde kaldığı sürelerin infazı, yüce ve muazzez heyetimizce hükmolunan ceza ile mahsub edilerek şöyle böyle 13 saat fazla göründüğü için sanığın işbu dakikadan bade, sâniye sektirilmeksizin, derhal ve azami saygı gösterilip filarmoni mızıkası ile tahliyesine, ceza zaten infaz edildiği için sanığa atılan suçun ebediyyen, hava, kara, deniz ve jandarma mıntakalarında tamamen yok sayılmasına, takdir edilen cezanın sanığın siciline geçirilmemesine ve buna mukabil fazladan infaz edilen 13 saat için Adalet Bakanlığı bütçesinden, her saniyesine bin yüz milyon Türk Lirası takdir olunmak suretiyle tazminat itâsına ve tazminatın tahliye anına denk getirilmesine ve bu esnada çerden çöpten iddialarla mahkememizi meşgul ettikleri için müddei durumundaki kişi ve kuruluşların alenen tedip ve ikazına ve bu bâbda maznûnun, kanunda yazılı süre zarfında temyiz hakkının mahfuz bulunduğuna kemâl-i hukuk ve nasfetle karar verildi. AHMET TURAN ALKAN-ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.11.2009
İşteDursunÇiçekintahliyekararıİşte Dursun Çiçekin tahliye kararı
[Yorum - Kemal Çiçek] Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrûkesi ya da Kara Bahtlı (!) Defteri
Zaman
11.07.2009
02:02
Gazeteci Murat Bardakçının, Talat Paşanın özel arşivinde bulunan Kara Kaplı Defterindeki belgeler arasından seçerek hazırladığı Talat Paşanın Evrak-ı Metrûkesi adlı eser, çıktığı günden beri bazı yazarlar tarafından tehcir sonrası Ermenilerin akıbetini açıklamak için kullanılmaktadır.
Zaman
En Çok Okunan
11.07.2009
[Yorum-KemalÇiçek]TalatPaşanınEvrak-ıMetrûkesiyadaKaraBahtlı()Defteri[Yorum - Kemal Çiçek] Talat Paşanın Evrak-ı Metrûkesi ya da Kara Bahtlı () Defteri
[Yorum - Kemal Çiçek] Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrûkesi ya da Kara Bahtlı (!) Defteri
Zaman
11.07.2009
02:01
Gazeteci Murat Bardakçının, Talat Paşanın özel arşivinde bulunan Kara Kaplı Defterindeki belgeler arasından seçerek hazırladığı Talat Paşanın Evrak-ı Metrûkesi adlı eser, çıktığı günden beri bazı yazarlar tarafından tehcir sonrası Ermenilerin akıbetini açıklamak için kullanılmaktadır.
Zaman
Yorum
11.07.2009
[Yorum-KemalÇiçek]TalatPaşanınEvrak-ıMetrûkesiyadaKaraBahtlı()Defteri[Yorum - Kemal Çiçek] Talat Paşanın Evrak-ı Metrûkesi ya da Kara Bahtlı () Defteri
15:30 Yunanistan Müslüman Birliği'nden, Cumhurbaşkanı Papulyas'a cami mektubu
Net Gazete
26.05.2009
15:39
Yunanistan Müslüman Birliğinin yıllardır plan aşamasında olan Atinada cami inşaatını öngören kararın hayata geçirilmesi için Cumhurbaşkanı Karolos Papulyasa mektup gönderdiği bildirildi. Gazete, mektupta Devlet, Müslüman cemaatini hiç umursamadığı gibi, uyumlu bir beraberlikle de ilgilenmiyor ifadesine yer verildiğini belirtti. Öte yandan, Yunan polisinin geçen Salı günü yaptığı asayiş operasyonu sırasında, evrak kontrolü yapılırken üzerindeki Kuran-ı Kerimi yırttığını iddia eden bir göçmenin, kimliği açıklanmayan polisten davacı olduğu bildirildi. İddia üzerine geçen hafta protesto gösterileri yapan göçmenler ile halk ve polis arasında arbede yaşanmıştı.
Net Gazete
Son Dakika
26.05.2009
1530YunanistanMüslümanBirliğindenCumhurbaşkanıPapulyasacamimektubu1530 Yunanistan Müslüman Birliğinden Cumhurbaşkanı Papulyasa cami mektubu
TÜRK-ERMENİ BARIŞMASI İÇİN
Samanyolu Haber
30.04.2009
08:17
Ankara ve Erivanın üzerinde anlaştıkları yol haritası Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi yönünde atılan büyük bir adım.

Ne var ki, normalleşme sürecinin ilerleyebilmesi açısından gerek Türkiyenin, gerekse Ermenistanın geliştirmesi gereken yeni politikalar var.

Soykırımın tanınmasını ilişkilerin normalleşmesi için bir önkoşul olarak öne sürmeyen Ermenistan açısından atılacak adımların başta geleni, Nagorno-Karabağ sorununun çözümüne yönelik çabaların hızlandırılması. Peki Türkiye açısından önümüzdeki dönemde atılması gereken adımlar neler olabilir?

Bu bağlamda Osmanlı Ermenilerine ne oldu sorusunun özgürce araştırılması ve tartışılması şart. Gerçeğin bütün yönleriyle anlaşılabilmesi ancak bu şekilde mümkün olabilir. Bu bağlamda Murat Bardakçının, tehcir kararının mimarı ve uygulayıcısı olan Talat Paşanın arşivinden aktardığı bilgiler önemli. (Talat Paşanın Evrak-ı Metrukesi, Everest, Aralık 2008.) Talat Paşanın kayıtlarına göre, Osmanlı devletinde yaşayan Ermenilerin sayısı 1.256.403 kişiydi; tehcirden sonra bu sayı 284.157ye indi. Geri kalan 972.246 kişinin bir bölümü katledilerek, açlık veya salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti; bir bölümü de kaçarak başka ülkelere sığındı. Tehcirin bütün Ermenileri yok etme kastıyla yapılıp yapılmadığı tartışılabilir, ama sonuç itibarıyla Ermeni milliyetçi ve ayrılıkçılarının işledikleri suçlar yüzünden bütün Ermenilerin toplu olarak cezalandırılmasının büyük bir insanlık trajedisi olduğu tartışma götürmez.

Bu insanlık trajedisinin sorumlusu kimdir? Bunun sorumlusu Türkler ve Müslümanlar değildir. Pek çok Türk ve Müslüman, tehcire tabi tutulan Ermenileri korumasına almıştır. Trajedinin sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti devleti de değil, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemine hükmeden İttihat ve Terakki diktatörleridir. 1913te bir darbe ile iktidarı ele geçiren, Osmanlıyı savaşa sokarak imparatorluğun parçalanmasına yol açan, on binlerce askerin Sarıkamışta donarak ölmesine neden olan maceraperestlerin, Enver, Talat ve Cemal Paşaların başını çektiği hükümettir. Üstelik sorumluluk bu yönetimin hepsinde de değildir. Birçok devlet görevlisinin tehcire karşı çıktığı bilinmektedir.

Ali Bulaçın isabetle yazdığı gibi, Türkiye hiçbir zaman soykırım iddiasını kabul etmeyecektir. Uluslararası güçleri araya sokarak Türkiyeyi baskı altına almanın faydası yoktur. Ama Türklerin ezici çoğunluğu 1915te yaşanan olayları büyük bir felaket olduğunu kabul ediyor. (Zaman, 27 Nisan.) O halde Türkler ve Ermeniler, bu trajediyi Meds Yeghern / Büyük Felaket olarak anabilir, o dönem Anadoluda yaşanan büyük trajedinin kurbanı olan Ermenilerin yanı sıra Türk ve Müslümanların acısını birlikte paylaşmanın yolunu bulabilirler.

Türk�Ermeni barışması yolunda Ankaranın benimseyebileceği anlayışın ipuçlarını veren Türk Hariciyesinin en değerli mensuplarından biri olan emekli Büyükelçi Volkan Vural oldu. Vural, Neşe Düzele verdiği mülakatta özetle şunları söyledi: Ermeni sorununu tarihçi değil siyasetçi çözer. Gerçeklerin bilinmediğine katılmıyorum... Ben yetkili olsam, tehcire tabi tutulmuş olan bütün Ermeniler, hatta başka azınlıklar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına istekleri halinde otomatik olarak alınabilir, derim... Bir fon kurulabilir. Malların geriye verilmesi, bütün bunların hesabının çıkarılması artık çok zor ama... Sembolik bir tazminat verilebilir. Önemli olan bir acı karşısında duyarsız olmadığımızı... belirtebilecek tutumlardır. Ben özür de dilerim aslında... Bunu sadece Ermeniler için de söylemiyorum. 6-7 Eylül hadiselerinde Türkiyeden giden Rum vatandaşlar için de söylüyorum. Bu olaylar Türkiyeye yakışmayan hadiselerdir. Biz bunları tasvip etmiyoruz. Buradan giden insanlara sempatiyle bakıyoruz. Onları kardeşimiz olarak görüyoruz. (Taraf, 8 Eylül 2008)
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.04.2009
TÜRK-ERMENİBARIŞMASIİÇİNTÜRK-ERMENİ BARIŞMASI İÇİN
Bardakçı'nın kitabı TTK'yı kızdırdı
Haber7
23.03.2009
11:42
Murat Bardakçı imzasıyla çıkan Talat Paşanın Evrak-ı Metrukası isimli kitap, Türk Tarih Kurumunu çileden çıkardı. TTK, ölen Ermenilerin rakamlarına kızdı; O Amatör tarihçi bile değil dedi.
Haber7
Son Dakika
23.03.2009
BardakçınınkitabıTTKyıkızdırdıBardakçının kitabı TTKyı kızdırdı
Bardakçı amatör tarihçi bile değil
İnternet Haber
23.03.2009
07:26
Bardakçı amatör tarihçi bile değil
Tarihçi Murat Bardakçı imzasıyla çıkan Talat Paşanın Evrak-ı Metrukası isimli kitap, Türk Tarih Kurumunu çileden çıkardı.
İnternet Haber
Son Dakika
23.03.2009
BardakçıamatörtarihçibiledeğilBardakçı amatör tarihçi bile değil
Bu kitap bu tarihçiye hiç yakışmadı
Son Sayfa
23.03.2009
03:29
Bu kitap bu tarihçiye hiç yakışmadı
Tarihçi Murat Bardakçı imzasıyla çıkan Talat Paşanın Evrak-ı Metrukası isimli kitap, Türk Tarih Kurumunu çileden çıkardı.
Son Sayfa
Son Dakika
23.03.2009
BukitapbutarihçiyehiçyakışmadıBu kitap bu tarihçiye hiç yakışmadı
13:25 Giresun Toprak Mahsulleri Ofisi'nde, fındık alımındaki usulsüzlükten mahkemeye çıkarılan 14 zanlıdan 10'u tutuklandı
Net Gazete
22.01.2009
13:34
Giresunda fındık alımlarında usulsüzlük yapıldığı istihbarat ı üzerine jandarma ekiplerinin Doğankent ilçesi ile Malatyada eş zamanlı düzenlediği operasyonlarda gözaltına alınan, aralarında TMO görevlileri, tüccar ve aracıların da bulunduğu 14 kişi, nöbetçi savcılıktaki sorgularının ardından irtikap ve kamu kurumunu dolandırma suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldı. Operaston kapsamında 10 zanlı tutuklanırken, 4 kişi serbest bırakıldı. Operasyonda bin 98 evrak (TMO alım fişi, boş çek, boş senet, dekont, not defteri, fatura koçanı, başkalarına ait kimlik fotokopisi), 3 adet 217 bin 387 TL tutarında hamiline yazılmış çek, 11 adet 330 bin 168 TL tutarında çeşitli tarihli senetler ele geçirilmişti.
Net Gazete
Son Dakika
22.01.2009
1325GiresunToprakMahsulleriOfisindefındıkalımındakiusulsüzlüktenmahkemeyeçıkarılan14zanlıdan10ututuklandı1325 Giresun Toprak Mahsulleri Ofisinde fındık alımındaki usulsüzlükten mahkemeye çıkarılan 14 zanlıdan 10u tutuklandı
İşte soruşturmayı bitiren O belge
Samanyolu Haber
20.01.2009
14:53
Milliyet, Tuncay Güney’in 2001’de İstanbul Emniyeti’nde verdiği ifadeden yola çıkılarak başlatılan ilk Ergenekon ön çalışmasının nasıl bitirildiğini anlatan belgeye ulaştı

Tuncay Güney’in iddialarıyla ilgili olarak 2001’de başlatılan ilk Ergenekon “ön çalışma”sını yürüten dönemin Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şubesi’nden yeterli bilgi gelmediği gerekçesiyle çalışmayı bitirmişti.
Bu ilk araştırmayı örtbas etmekle suçlanan dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, Ergenekon operasyonlarının 9. dalgasında “Ergenekon terör örgütü üyesi” olduğu iddiasıyla tutuklanmıştı.
Milliyet, Güney’in 2001 yılındaki iddialarıyla ilgili olarak başlatılan çalışmayı bitiren, Savcı Muzaffer Yalçın imzalı o belgeye ulaştı. Belgeye göre, Ergenekon’un ilk (ön) soruşturması şöyle başladı:
Timur Büyükölmez isimli bir kişi, Asayiş Şube Müdürlüğü’ne başvurarak dolandırıldığı iddiasıyla Tuncay Güney ve arkadaşları hakkında şikâyette bulundu. Güney, 2 Mart 2001’de gözaltına alındı ve evinde yapılan aramalarda 4 çanta içinde dolandırıcılık iddiasıyla ilgisi olmayan evrak bulundu.
Güney’in evraklarla ilgili olarak Veli Küçük’ün liderliğindeki bir suç örgütünden bahsetmesi üzerine, konu 15 Mart’ta Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’ne iletildi. Konuyu değerlendiren Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığı’na başvurarak “projeli çalışma” için izin istedi.

‘Susurluk’la bağlantılı’
Başsavcılık bu izni vererek konuyla ilgili olarak da savcı Muzaffer Yalçın’ı görevlendirdi. Başsavcı Aykut Cengiz Engin, savcı Yalçın’a gönderdiği 16 Mart 2001 tarihli görevlendirme yazısında “İddiaların Susurluk olayı ile ilgili bulunması sebebiyle evveliyatına eklenerek, kanuni gereğinin takdir ve ifası rica olunur” dedi.
Alınan “ön çalışma” izni sonucunda çalışmaya başlayan Adil Serdar Saçan’ın yönettiği Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, DGM’nin ön çalışma izni veren yazısını ve Güney’den ele geçirilen belge ve bilgileri aynı gün İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne gönderdi.
Saçan, soruşturmanın başlamasından 5 ay sonra, 22 Temmuz 2001’de, İstihbarat Şubesi’ne tekrar bir yazı yazarak Güney’in iddialarıyla ilgili olarak nasıl bir çalışma yaptıklarını sordu. İstihbarat Şubesi ellerinde herhangi bir bilgi ya da belgenin olmadığını, herhangi bir telefonun dinlenip kayıt altına alınmamış olduğunu bildirdi.

Yalçın: Son verilmesi uygundur
İstihbarat Şubesi’nin yaptığı çalışmalarda herhangi bir sonuca ulaşamadığını belirtmesi üzerine 14 Kasım 2002’de DGM Başsavcılığı’na tekrar “çok gizli” ibareli bir yazı yazan Saçan, yapılan çalışmalar sonucunda Güney’in iddialarına yönelik olarak herhangi bir suç unsuru durumu tespit edilemediğini belirterek başlatılan ön çalışmaya son verilmesi konusunda “çok gizli” ibareli bir yazı yazdı.
Güney’in iddiaları üzerine Veli Küçük ve Ergenekon hakkında başlatılan ilk ön çalışma aynı gün ilgili Savcı Muzaffer Yalçın’ın imzası ve “Son verilmesi uygundur” notuyla bitirildi.



İşte Savcı Muzaffer Yalçın’ın “Son verilmesi uygundur” yazısıyla soruşturmayı bitirdiği belge...



Ön çalışma nedir?
Bir soruşturmaya başlamadan önce ilgili konuda gerçekten bir suçun olup olmadığı, soruşturma açmak için yeterli delil olup olmadığının araştırılmasıdır. Soruşturma kaydı yapılmaksızın, dosya görevli bir savcıya verilir ve toplanan deliller başsavcılığa sunulur ve duruma göre soruşturma başlatılıp başlatılmayacağına karar verilir.
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.01.2009
İştesoruşturmayıbitirenObelgeİşte soruşturmayı bitiren O belge
10:45 İzmir'de yolsuzluk operasyonunda çok sayıda adrese baskın düzenlendi: 30'u aşkın kişi gözaltında
Net Gazete
20.01.2009
10:48
İzmirin Buca ilçesinde, bazı yolsuzluk iddiaları üzerine savcı Murat Gökün talimatıyla takip başlatan Jandarma Alay Komutanlığı ekipleri, bir süre önce belediyedeki bazı evraka el koyarak incelemeye başladı. Jandarma ekipleri belirlenen adreslere Arı Kovanı kod adı verilen eşzamanlı operasyon düzenlendi. Polisin de destek verdiği operasyonlarda Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy, bazı meclis üyeleri, bürokratlar, belediye çalışanlar ı ve belediye ile iş yapan bazı müteahhitlerin de aralarında bulunduğu 30u aşkın kişi gözaltına alındı. Belediye binası içinde evrak incelemesinin devam ettiği öğrenildi.
Net Gazete
Son Dakika
20.01.2009
1045İzmirdeyolsuzlukoperasyonundaçoksayıdaadresebaskındüzenlendi30uaşkınkişigözaltında1045 İzmirde yolsuzluk operasyonunda çok sayıda adrese baskın düzenlendi 30u aşkın kişi gözaltında
Ot yemiş, kimi anasını kimi babasını kaybetmiş
Haber Türk
06.01.2009
10:22
Murat Bardakçı Talat Paşanın Evrak-ı Metrûkesi adlı kitabında Halide Edipin tehcir mektubunu yayınladı
Haber Türk
Son Dakika
06.01.2009
OtyemişkimianasınıkimibabasınıkaybetmişOt yemiş kimi anasını kimi babasını kaybetmiş
Techir farkı 972 bin!
Haber Türk
05.01.2009
09:46
Murat Bardakçı, Talat Paşanın Evrak-ı Metrûkesi adlı kitabında 1915te Ermeni nüfusundaki değişiklikleri içeren belgelerini ilk kez açıkladı
Haber Türk
Son Dakika
05.01.2009
Techirfarkı972binTechir farkı 972 bin
Bardakçı'dan "Techir" kitabı
Hür Haber
04.12.2008
10:52
Bardakçıdan Techir kitabı
Yurtiçinde ve yurtdışında yıllardan bu yana tartışılan ve Türkiyenin tüm uluslararası ilişkilerinde önüne çıkan 1915 Ermeni Tehciri hakkında, tarihçi Murat Bardakçı ?Talât Paşanın Evrak-ı Metrûkesi? adlı kitabını çıkardı.
Hür Haber
Son Dakika
04.12.2008
BardakçıdanTechirkitabıBardakçıdan Techir kitabı
O belgelerin Tuncay Özkan'da ne işi var
Samanyolu Haber
01.12.2008
17:39
Trafik kazasında ölen Meclis Susurluk Komisyonu Raportörü Hakim Akman Akyürek’in ölümünde şüpheler ortaya çıktı.

Esas soru şu: Akyürekin arşivinin Tuncay Özkanda ne işi var? Dün Kanaltürk’te yayınlanan Pazar Politika programında Susurluk ve Ergenekon bağlantısı tartışılırken eski Susurluk raportörü Akman Akyürek’in öldürüldüğünü söyleyen bir tanık ortaya çıktı. Akyürek’le son güne kadar birlikte çalıştığını söyleyen Gazi Büzkaya Akyürek’in ölümünden sonra Tuncay Özkan’ın bürolarına geldiğini ve arşivdeki bazı belgeleri götürdüğünü açıkladı

Kanaltürk Ankara temsilcisi Sami Dadağlıoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Pazar Politika programında Susurluk’tan Ergenekon’a uzanan süreçte yaşananlar konuşuldu. Programa Susurluk Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Susurluk Davası hükümlüsü Özel Harekatçı Ercan Ersoy, şüpheli bir trafik kazasında ölen Meclis Susurluk Komisyonu Raportörü Hakim Akman Akyürek’in yakını Mehmet Akyürek, Akyürek’in son günlerinde yanında olan arkadaşı emekli polis Gazi Buzkaya ve yine şüpheli bir trafik kazasında ölen Susurluk Komisyonu üyesi eski Gaziantep Milletvekili Bedri İncetahtacı’nın oğlu Yahya İncetahtacı katıldı. Emekli polis memuru Gazi Buzkaya, Akman Akyürek’in son günlerinde çok tedirgin olduğunu ve ölümünün normal olmadığını iddia ederek Akman’ın birileri tarafından susturulduğuna inandığını ifade etti.

Sami Dadağlıoğlu’nun “Akyürek’in arabasında bant kayıtları olduğu, belge ve kendi arşivinin bulunduğu söyleniyordu. Özel arşivi nerede?”sorusuna Buzkaya “Akman’la İstanbul’da buluşacaktık. Trafik kazası geçirdiğini telefonla öğrendim. Hastaneye gittiğimde Akman ölmüştü. Olay yerine gittim. Akman, Tuncay Özkan’ı daha önceden tanıyordu, çok yakınlardı. Özkan’a telefon ederek trafik kazası geçirdiğini söyledim. Telefonla birbirimize bilgi verdik. Ben Akman’ın bürosunda çalışıyordum. Her konuyu biliyordum. Özel arşivi derken büyük bir kitaplığı ve yazışma portalı vardı” dedi.

Buzkaya cenaze merasimlerinin ardından Tuncay Özkan ile Ankara’daki büroya uğradıklarını, Özkan’ın bürodan Akman’ın arşivinden üç dört kutu evrak aldığını söyledi. Buzoğlu, Özkan’ın aldığı belgelerin içeriği hakkında bilgisi olmadığını da iddia etti.

Taraf
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.12.2008
ObelgelerinTuncayÖzkandaneişivarO belgelerin Tuncay Özkanda ne işi var
Sahte reçete için doktora bir muayene ücreti ödemiş! Eczacıdan devlete 7 milyon YTL kazık
Net Gazete
25.04.2008
23:39
Polisin 6 ay önce başlattığı Beyaz Gömlek operasyonunda ortaya çıkarılan suç örgütünün, Adana Numune Hastanesinde görevli doktorlar M.A.B. ve G.Ç. ile bir sağlık ocağında görevli doktor T.T. aracılığıyla rapor ve reçeteleri hazırlattığı belirlendi. Sahte evrak düzenleyen suç örgütünün liderliğini ise eczac ı T. Anın yaptığı belirlendi. T.Anın diğer eczacı iki arkadaşıyla, vatandaşların sağlık karnelerine ilaç yazdırarak daha sonra satış gerçekleşmiş gibi faturalandırdığı ve bu şekilde devleti zarar uğrattığı ortaya çıkarıldı.
Net Gazete
Son Dakika
25.04.2008
SahtereçeteiçindoktorabirmuayeneücretiödemişEczacıdandevlete7milyonYTLkazıkSahte reçete için doktora bir muayene ücreti ödemiş Eczacıdan devlete 7 milyon YTL kazık
Sahte reçete için doktora bir muayene ücreti ödemiş! Eczacı devleti 7 milyon YTL zarara uğrattı
Net Gazete
25.04.2008
23:31
Polisin 6 ay önce başlattığı Beyaz Gömlek operasyonunda ortaya çıkarılan suç örgütünün, Adana Numune Hastanesinde görevli doktorlar M.A.B. ve G.Ç. ile bir sağlık ocağında görevli doktor T.T. aracılığıyla rapor ve reçeteleri hazırlattığı belirlendi. Sahte evrak düzenleyen suç örgütünün liderliğini ise eczac ı T. Anın yaptığı belirlendi. T.Anın diğer eczacı iki arkadaşıyla, vatandaşların sağlık karnelerine ilaç yazdırarak daha sonra satış gerçekleşmiş gibi faturalandırdığı ve bu şekilde devleti zarar uğrattığı ortaya çıkarıldı.
Net Gazete
Son Dakika
25.04.2008
SahtereçeteiçindoktorabirmuayeneücretiödemişEczacıdevleti7milyonYTLzararauğrattıSahte reçete için doktora bir muayene ücreti ödemiş Eczacı devleti 7 milyon YTL zarara uğrattı
Toplam "37" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti