fincanda | |
|
| Kemeraltı’nın fincanda pişen Türk kahvesi | Hürriyet | 23.01.2012 11:40 |  | | İzmir’in Konak semtinde arka sokaklar yazın olduğu kadar kış aylarında da hareketlidir. Bir insana hayatta gereken ne varsa, Kemeraltı Çarşısı’nda bulmak mümkündür. Pastaneler, yorgancılar, gelinlik mağazaları, kunduracılar arasındaki koşuşturmanın en güzel hediyesi ise fincanda pişen Türk kahvesidir. | | Hürriyet Turizm 23.01.2012 | | | Kemeraltı’nınfincandapişenTürkkahvesiKemeraltı’nın fincanda pişen Türk kahvesi |
|
| Kemeraltı’nın fincanda pişen Türk kahvesi | Hürriyet | 23.01.2012 05:11 |  | | İzmir’in Konak semtinde arka sokaklar yazın olduğu kadar kış aylarında da hareketlidir. Bir insana hayatta gereken ne varsa, Kemeraltı Çarşısı’nda bulmak mümkündür. Pastaneler, yorgancılar, gelinlik mağazaları, kunduracılar arasındaki koşuşturmanın en güzel hediyesi ise fincanda pişen Türk kahvesidir.
 | | Hürriyet Turizm 23.01.2012 | | | Kemeraltı’nınfincandapişenTürkkahvesiKemeraltı’nın fincanda pişen Türk kahvesi |
|
| Fincanda Pişen Kahveye Yoğun İlgi | Haber3 | 12.10.2011 12:45 |  | | |
| YABANCI TURİSTLERE "FİNCANDA PİŞEN KAHVE"Yİ ANLATAN İNGİLİZCE BROŞÜR HAZIRLATILDI | Haber3 | 02.07.2011 11:17 |  | | |
| Kalp krizini tetikleyen faktörler | Samanyolu Haber | 22.04.2011 07:21 |  | | Kalp krizini tetikleyen, günlük hayatın içinde olan faktörler neler? Tıkanmış damarlar kalp krizlerinin başlıca nedeni olabilir. Ancak, bunun yanında kalp krizini tetikleyen, günlük hayatın içinde olan başka faktörler de mevcut. Peki bunların neler olduğunu biliyor musunuz?
Kalp krizleri damarsal nedenlerden olmasına rağmen genellikle uyarı vermeden meydana gelir. Ancak riskli kişilerde krizi tetikleyen belirli şeyler vardır. The Lancet isimli dergide yer alan çalışmaya göre, Belçikalı araştırmacılar, kalp krizine neden olan tetikleyicileri sınıflandırdılar. İşte şaşırtıcı olan bulguların bazıları ve kalp krizinden korunmanın bazı yolları;
1. Trafik: Araştırmalara göre trafikte olmak, strese karşı hassas insanlar arasında kalp krizi riskini önemli oranda tetikliyor. Bu risk arabayı kullanan kişiyi, yanındaki yolcuyu ve hatta kaldırımda yürüyen bir yayayı bile etkileyebiliyor. Araç kullanırken kalp krizi geçirdiğiniz zaman o insanlara da zarar verebilirsiniz.
2. Fiziksel emek: Kalp krizini tetikleyenlerin listesinde ikinci sırada fiziksel emek yer alıyor. Yeni yapılan araştırmaya göre, zamanının çoğunu oturarak geçirenler ve aniden yoğun bir egzersiz programına başlayanlar daha fazla risk altında. Buna karşı en iyi koruma haftada en az 150 dakika düzenli egzersiz yapmaktır. Sabahları yoğun bir egzersiz yapmak sisteminizi şoka sokar ve kalp krizi riskini artırır.
3. Kahve: Bu içecek kalp krizi riskinde önemli bir paya sahip. yapılan araştırmalarda çok fazla miktarda kahve için kişilerde 2-3 fincan kahvedan sonraki her fincan kalp krizi riski yüzde 60 oranında artarken, kahve alışkanlığı fazla olmayan kişilerde her fincanda bu oran yüzde 400e kadar çıkıyor. Siz de bu kategoriye giriyorsanız kriz tehlikesini daha azaltmak için kahve yerine çay içmeyi tercih edebilirsiniz.
4. Hava kirliliği: Fabrika dumanları, egzoz gazları ya da kömür sobalarından çevreye yayılan tüm küçük partiküller adeta sessiz birer katildir. Hava kirliliği de savunmasız ve kırılgan kişiler arasında kalp krizi riskini önemli seviyede artırıyor. Uzmanlar kendinizi hava kirliliğine ve kalp krizini tetikleyen diğer tüm faktörlere karşı korumanız gerektiğini belirtiyorlar.
5. Kendinizi çok mutlu veya kötü hissetmek: Güçlü duygular da kalp krizi riskini artırıyor. Korku ve negatif duygular riski daha da (yaklaşık yüzde 7) artırıyor. Çok fazla pozitif veya negatif duygular vücudunuzun stres seviyesinin yükselmesine yol açıyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.04.2011 | | | KalpkrizinitetikleyenfaktörlerKalp krizini tetikleyen faktörler |
|
| 16:40 Kan davalı aileler 3 yıl sonra barıştı | Net Gazete | 27.12.2010 16:38 |  | | | Şanlıurfada aynı aşirete mensup akraba iki aile arasında tarımsal sulama meselesi yüzünden 3 yıl önce çıkan kavgada bir kişinin ölümü 6 kişinin de yaralanmasıyla başlayan kan davası barışla sonuçlandı. 3 yıl sonra ilk kez bir araya gelen taraflar kurulan yer sofrasında oturup bağdaş kurarak barış yemeği olarak ikram edilen yöresel zerde, kuzu içi pilavı birlikte yediler. Aynı fincanda acı kahve mırra içtiler. | | Net Gazete Son Dakika 27.12.2010 | | | 1640Kandavalıaileler3yılsonrabarıştı1640 Kan davalı aileler 3 yıl sonra barıştı |
|
| Fincanda kahve keyfi
| Türkiye Gazetesi | 08.10.2010 02:01 |  | | | İzmir’de Kemeraltı Kızlarağası Hanı çıkışında 25 yıl önce “fincanda Türk kahvesi pişirmeye” başlayan Şükrü Bertan adlı esnaf, önce markasını tescil ettirdi, sonra da patent başvurusunda bulundu. Yöntemi deneme yanılma yoluyla bulan Bertan, özel fincanlarda ızgaranın üzerinde pişirdiği kahvenin daha lezzetli olduğunu söyledi.
| | Türkiye Gazetesi Son Dakika 08.10.2010 | | | Fincandakahvekeyfi
Fincanda kahve keyfi
|
|
| 19:10 Fincanda pişen Türk kahvesi için patent başvurusu | Net Gazete | 07.10.2010 19:05 |  | | |
| Bu kahve fincanda pişiyor | NTV | 07.10.2010 13:14 |  | | |
| 'Fincanda pişen Türk kahvesi' için patent başvurusu | Zaman | 07.10.2010 11:29 |  | | |
| Süt kaynatırken canından oldu | Türkiye Gazetesi | 27.07.2010 02:09 |  | | | Samsun merkez İlkadım ilçesi Hacıismail Mahallesi’nde Emine Işık (63), mide ağrısı çeken eşine fincanda süt kaynatmak için mutfağa gitti. Sütü ocağa koyan yaşlı kadın, diğer işlere daldı. Bu sırada taşan süt, ocağı söndürdü. Talihsiz kadın gaz zehirlenmesinden öldü. İHA | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 27.07.2010 | | | SütkaynatırkencanındanolduSüt kaynatırken canından oldu |
|
| 17:35 Süt kaynatırken canından oldu | Net Gazete | 26.07.2010 17:34 |  | | | Samsunda Emine Işık (63), eşinin midesindeki rahatsızlık nedeniyle mutfağa giderek fincanda süt kaynattı. Bu sırada başka odaya giden Işık, eşinin de rahatsızlığı nedeniyle ocaktaki sütü unuttu. Mutfakta başka işlere dalan yaşlı kadın, ocaktan sızan doğalgaz nedeniyle karbonmonoksit zehirlenmesi geçirdi. Hastaneye kaldırılan kadın tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. | | Net Gazete Son Dakika 26.07.2010 | | | 1735Sütkaynatırkencanındanoldu1735 Süt kaynatırken canından oldu |
|
| '2010- Bucaspor Şampiyon Meydanı' | Milli Gazete | 22.07.2010 17:06 |  | | | Geçen haftaki yazımla ilgili birkaç güzel tepki aldım. Bunlardan birisi, kardeşim, yazar Nihat Dağlıdan geldi. Dağlı, Kemeraltında yeni keşfettiğimiz Sedir (Fincanda) çay bahçesinde yudumladığımız nadide nar suyunu unuttuğumu, zira bu enfes içeceğin, anlattığım her şeyden daha mühim olduğunu ve bu anlamda yazımın eksik kaldığını belirtiyordu. Kendisine, o keyifli sahneyi unutmadığımı, anlatımını bu haftaya sakladığımı söyledim. Gördüğünüz gibi, ilk paragrafta da vazifemi ifa ettim.
İkinci tepki de benzeri bir mide işiyle ilgiliydi. Sanal dünyadan bir arkadaşım, yazımı iştahla okuduğunu ifade ettikten sonra şu soruyu soruyordu: Sanırım boyoz da yemişsinizdir. El cevap, dedim arkadaşıma, İzmire gidilir de boyoz yenmez mi? Boyozsuz bir İzmir düşünülebilir mi? Keşke size de ikram edebileydim...... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 22.07.2010 | | | 2010-BucasporŞampiyonMeydanı2010- Bucaspor Şampiyon Meydanı |
|
| Ahmet Altan'ı mest eden subay | Samanyolu Haber | 09.02.2010 12:33 |  | | ?Ülkenizin ordusunda nasıl subaylar olsun? dendiğinde ?işte böyle? diye gösterilebilecek bir hâkim albayın odasına aldılar beni. Uzun boylu, yakışıklı, kibar, ölçülü, saygılı, genç bir albay.
Geniş ve aydınlık odasının büyük pencerelerinin altında saksılar içinde çiçekler duruyor.
Masasından, odasından, üniformasını taşıyış biçiminden titiz ve zevkli biri olduğu anlaşılıyor.
?Taze çay demlettim, içer misiniz,? dedi.
Kulplu bir cam fincanda çay getirdiler.
Konuşmaya başladık.
?Yayımladığımız Balyoz Planı belgelerinin orijinallerini biz mi CD?ye geçirdik yoksa bize o bilgiler CD içinde mi geldi,? öğrenmek istediği buydu.
?Baransu?ya CD?ler halinde getirdiler, biz CD?ye çekmedik? dedim. ?CD?leri verirken belgelerin orijinallerini de göstermişler.?
Belgeleri kimin getirdiğini bilip bilmediğimi sorduktan sonra, ?tabii kaynağınızı söylememe hakkınız var? diye kibarca ekledi.
?Birinci Ordu?da görev yapmış bir emekli subayın getirdiğini biliyorum ama kimliğini bilmiyorum. Bilsem de söylemem,? dedim. ?Zaten kaynakların açık kimliklerini sormam, belgelerin doğru olup olmamasıyla ilgilenirim. Bana yazıişlerindeki arkadaşlarımız CD?lerin üstündeki bilgileri gösterdiler, orada, o belgeleri kimin, ne zaman, nerede yazdığı açıkça görülüyor.?
?Önce orijinal belgeler mi yoksa CD?ler mi geldi? diye sordu.
?Gazetede haberlerin yayımlanış tarihlerine bakarsanız belgelerin geliş sırasını görürsünüz. Önce CD?ler geldi. Yayımladık. Sonra Çetin Doğan televizyonları dolaşarak Balyoz Planı?nı yalanlamaya başlayınca sanırım onun yalanlamasına tepki olarak bir bavul orijinal belgeyi de bize verdiler. Biz de savcılığa gönderdik. Biz, prensip olarak elimizde bilgi ve belge tutmayız, belgeyi alır almaz doğru olup olmadığını araştırırız, doğru olduğuna karar verdiğimiz anda da yayımlarız.?
Sonra kendisine bu belgelerin doğru olduğundan emin olduğumu söyledim.
?O CD?lerin üstündeki kayıtlar bütün belgelerin Birinci Ordu?da hazırlandığını kanıtlıyor. Eğer bunlar bu orduda görev yapan birileri tarafından hazırlanmadıysa durum daha da vahim demektir, çünkü o zaman Birinci Ordu sahte belgeler hazırlayacak birilerinin eline geçti anlamı çıkar.?
Anladığım kadarıyla askerî savcılar da o CD?lerin ?elektronik parmak izlerine bakıp? Birinci Ordu?da hazırlandıklarını görmüşlerdi.
?O belgelerde harekât görev emirleri ve o harekâtta yer alan personelin sicil numaraları var, bunları burada çalışmayan biri nasıl bilecek?? dedim, ?o planlar çılgınca ama gerçek, burada hazırlanmışlar. Biz harekât emirlerinin hepsini yayımlamadık ama hepsinde isimler ve sicil numaraları bulunuyor.?
Savcı, kendisinin sadece CD?lerle ilgilendiğini söyleyerek, ?orijinalleri Adli Tıp?a gönderildiği için zaten şimdi onları göremiyoruz? dedi.
Sonra konuştuklarımız genç bir hanım tarafından tutanağa geçirildi.
İmzaladıktan sonra, genç albay, ?bazen yazıyorsunuz,? dedi, ?ama biz emirlerle soruşturma yapmıyoruz ya da olayı kapatmıyoruz. Emin olun komutanımız da olayın aydınlanmasını çok istiyor.?
Sorgu bittikten sonra genç albay beni koridora kadar yolcu etme nezaketini gösterdiğinde kendisine, ?yayımladığımız belgelerle ilgili bir şey öğrenmek istediğinizde bizi arayın? dedim, ?biz bir sistemin ortaya çıkması için yayımlıyoruz o belgeleri, kimseden de saklamıyoruz, istediğinizde size de veririz.?
Yanıma kattıkları astsubayla birlikte yeniden Nizamiye?ye doğru uzun bir yürüyüşe çıktım.
Epeydir sakat olduğum için bastona dayanarak zorlukla yürüyordum, ağır aksak, topallayarak yürürken rastladığım subaylar başlarıyla çekingen ve kibar selamlar veriyorlardı.
Bense o uzun taş koridorları ilk kez yaklaşık kırk yıl önce gördüğümü düşünüyordum.
İki yanına, tüfeklerinin süngülerini ileri doğru uzatmış askerlerin dizildiği koridorlardan Mehmet Altan?la birlikte geçip babamın yargılandığı askerî mahkemeye giderdik.
Bazen dinleyici sıralarında sadece Mehmet?le ikimiz olurduk, oraya babama destek olmak için gelebilecek dostlarımızın çoğu tutukluydu.
Babam, sanık sırasında otururdu, arkasında silahlı askerler nöbet beklerdi.
Bir keresinde babam o gür sesiyle bir savunmaya başlamış, sesine bütün savcılarla yargıçlar gelip, kapıya toplanarak dinlemeye başlamıştı, kürsüdeki askerî yargıç babamı susturmak için muhafızlarına emir vermişti.
Bir darbe dönemiydi.
Şimdi ben başka bir darbe girişiminin belgelerini yayımladığım için tanık olarak geçiyordum o koridorlardan.
Babamın avukatlığını yapan Gülçin Hanım?ın taş duvarlarda yankılanan topuk seslerini duydum sanki bir ara.
Bize ?niye bu belgeleri yayımlıyorsunuz? diye soran gazeteciler var, cevabını nasıl bilmediklerine hep hayret ediyorum, cevap çok basit çünkü:
?Bu ülkenin dürüst ve demokrat insanları o koridorların sonundaki mahkemelerde bir daha yargılanmasınlar? diye.
AHMET ALTAN-TARAF | | Samanyolu Haber Son Dakika 09.02.2010 | | | AhmetAltanımestedensubayAhmet Altanı mest eden subay |
|
| İstanbul Manhattan, İzmir Brooklyn’e benziyor | NTV | 16.11.2009 10:11 |  | | |
| Yunanlı turistler, Türk kahvesinin tiryakisi oldu | Zaman | 03.09.2009 11:53 |  | | |
| Dünyanın en küçük köpeği sadece 15 gram | NTV | 07.04.2009 10:22 |  | | |
| Gerçeküstü fotoğraflar | Vatan Gazetesi | 30.03.2009 17:07 |  | | |
| Kahvenizi ne şekilde alırdınız? | İnternet Haber | 29.12.2008 11:20 |  | | |
| Kahve fincanda kaynıyor | NTV | 31.10.2008 15:28 |  | | |
| Kartal'da polis dehşeti | Vatan Gazetesi | 16.10.2008 09:17 |  | | |
| Kartal'da polis dehşeti | Vatan Gazetesi | 15.10.2008 18:25 |  | | |
| Bunlar nasıl polis? | Hür Haber | 15.10.2008 16:08 |  | | |
| Dayakçı polisler hastanelik etti ! | Haber3 | 15.10.2008 13:23 |  | | |
| 12:52 Polisten akılalmaz vahşet! | Milliyet | 15.10.2008 13:09 |  | | |
| 'Polisler kafe sahibini komaya soktu' iddiası | NTV | 14.10.2008 18:39 |  | | |
| Çay, porselen fincanda içilir | Hürriyet | 29.08.2008 11:37 |  | | |
|
| |