götürürler | |
|
| Azerbaycan'da kötü sürpriz! | Zaman | 20.05.2012 02:27 |  | | | Avrupa Avrupanın bu bölümünde; Ferdi ve Mahir, iş görüşmesi için gittikleri Azerbaycana Can, Gül, Muhtar ve Azerbaycanda daha önce bir süre kalmış olan Tekini götürürler. | | Zaman Televizyon 20.05.2012 | | | AzerbaycandakötüsürprizAzerbaycanda kötü sürpriz |
|
| "Çocukları 'Pozantı'yla tehdit ediyorlar" | Cumhuriyet Gazetesi | 27.03.2012 10:06 |  | | |
| Son kale Çanakk-a(i)le | Milli Gazete | 20.03.2012 10:07 |  | | | Emperyalistler 2003 yılında Iraka saldırırken kullandığı demokrasi, insan hakları yalanlarının benzerlerini, 1915 yılında kullanmış, topyekûn Çanakkalede saldırıya geçmişlerdi. Ogün en modern silahlarla saldıran emperyalistler, bugün kapitalizmin silahlarını kullanarak saldırmaya devam etmektedirler. Ve bu saldırıları yaparken de kapitalizmin araçlarını kullanmaktadırlar. Kapitalizmin bu oyunlarını görmek için milli şuurun oluşması gerekmektedir. Bundan dolayıdır ki, ülkemizde doğan her evladımızda milli şuurun oluşması için mutlaka ziyaret etmesi gereken yerdir Çanakkale.
Japonyada milli şuurun oluşması için 5-6 yaşlarındaki çocukları atom bombasının atıldığı Hiroşimaya götürürler ve orada bu körpecik beyinlere bakın sizler çalışıp ülkemizi geliştirmezseniz düşmanlarımız bizi böyle yok ederler fikri aşılanır. Bu sayede nesillerin milli şuur sahibi olması sağlanır.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 20.03.2012 | | | SonkaleÇanakk-a(i)leSon kale Çanakk-a(i)le |
|
| Vizyona girmeden filmini çaldılar - Cengiz SEMERCİOĞLU | Hürriyet | 25.01.2012 09:28 |  | | |
| Vizyona girmeden filmini çaldılar - Cengiz SEMERCİOĞLU | Hürriyet | 25.01.2012 05:05 |  | | |
| Ömer Alp Can Şov "Diyet Komedi | Haber3 | 12.10.2011 14:37 |  | | |
| Kazayı araştıran pilota tehdit | Star | 01.10.2011 14:20 |  | | | BBP lideri Yazıcıoğlunun hayatını kaybettiği helikopter kazasını araştıran heyette yer alan Alman uyruklu Pilot Volkan Sürmeli konuştu: Bana, Bu konunun üzerine çok gitme, bir gün seni alır götürürler denildi. | | Star Güncel 01.10.2011 | | | KazayıaraştıranpilotatehditKazayı araştıran pilota tehdit |
|
| Kazayı araştıran pilota tehdit | Star | 01.10.2011 14:15 |  | | | BBP lideri Yazıcıoğlunun hayatını kaybettiği helikopter kazasını araştıran heyette yer alan Alman uyruklu Pilot Volkan Sürmeli konuştu: Bana, Bu konunun üzerine çok gitme, bir gün seni alır götürürler denildi. | | Star Son Dakika 01.10.2011 | | | KazayıaraştıranpilotatehditKazayı araştıran pilota tehdit |
|
| SINAV | Zaman | 17.08.2011 01:58 |  | | | Lise son sınıf öğrencileri Mert, Sinan, Gamze, Kaan ve Uluç aile baskısı, gelecek kaygısı ve sınav depresyonundan bunalarak işi kökten çözmeye karar verir ve bir çete kurarlar. İşi ÖSS soru bankasını soymaya kadar götürürler. | | Zaman Televizyon 17.08.2011 | | | SINAVSINAV |
|
| Nereden Çıktı Bu Velet / fragman | Haber7 | 20.07.2011 09:47 |  | | |
| AKP'DE MİLLİ GÖRÜŞ OUT YENİDEN MİLLİ MÜCADELE IN | Oda TV | 08.07.2011 12:06 |  | | |
| Nereden Çıktı Bu Velet / fragman | Haber7 | 24.06.2011 10:09 |  | | |
| ERDOĞAN'DAN KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİ | Haber3 | 30.04.2011 08:17 |  | | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbuldan belediye başkan adayı olur ama Kağıthaneye Kağıttepe derler. Bunlar İstanbulda taksici olsalar, müşteriyi Aksaray semtine değil, Aksaray iline götürürler. İstedikleri kadar mazeret üretsinler, karalasınlar, | | Haber3 Son Dakika 30.04.2011 | | | ERDOĞANDANKILIÇDAROĞLUNAELEŞTİRİERDOĞANDAN KILIÇDAROĞLUNA ELEŞTİRİ |
|
| 21:40 Erdoğan, taksicilerle buluştu | Net Gazete | 29.04.2011 21:49 |  | | | Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde taksicilerle bir araya geldi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada CHPyi eleştirerek, şunları kaydetti: İstanbuldan belediye başkan adayı olur ama Kağıthaneye Kağıttepe derler. Bunlar İstanbulda taksici olsalar, müşteriyi Aksaray semtine değil, Aksaray iline götürürler. İstedikleri kadar mazeret üretsinler, karalasınlar, istedikleri kadar kırk dereden kırk su getirsinler, onlar kırk dereden kırk su getirmeden, biz Karadenizden suyu getirip, Marmaraya inşallah akıtacağız. | | Net Gazete Son Dakika 29.04.2011 | | | 2140Erdoğantaksicilerlebuluştu2140 Erdoğan taksicilerle buluştu |
|
| 21:30 Erdoğan, taksicilerle buluştu | Net Gazete | 29.04.2011 21:37 |  | | | Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde taksicilerle bir araya geldi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada CHPyi eleştirerek, şunları kaydetti: İstanbuldan belediye başkan adayı olur ama Kağıthaneye Kağıttepe derler. Bunlar İstanbulda taksici olsalar, müşteriyi Aksaray semtine değil, Aksaray iline götürürler. İstedikleri kadar mazeret üretsinler, karalasınlar, istedikleri kadar kırk dereden kırk su getirsinler, onlar kırk dereden kırk su getirmeden, biz Karadenizden suyu getirip, Marmaraya inşallah akıtacağız. | | Net Gazete Son Dakika 29.04.2011 | | | 2130Erdoğantaksicilerlebuluştu2130 Erdoğan taksicilerle buluştu |
|
| 21:15 Erdoğan, taksicilerle buluştu | Net Gazete | 29.04.2011 21:21 |  | | | Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde taksicilerle bir araya geldi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada CHPyi eleştirerek, şunları kaydetti: İstanbuldan belediye başkan adayı olur ama Kağıthaneye Kağıttepe derler. Bunlar İstanbulda taksici olsalar, müşteriyi Aksaray semtine değil, Aksaray iline götürürler. İstedikleri kadar mazeret üretsinler, karalasınlar, istedikleri kadar kırk dereden kırk su getirsinler, onlar kırk dereden kırk su getirmeden, biz Karadenizden suyu getirip, Marmaraya inşallah akıtacağız. | | Net Gazete Son Dakika 29.04.2011 | | | 2115Erdoğantaksicilerlebuluştu2115 Erdoğan taksicilerle buluştu |
|
| KCK, kendi mahkemelerinde savunmaları Türkçe alıyor | Samanyolu Haber | 20.04.2011 15:39 |  | | Terör örgütü PKKyı da bünyesinde barındıran Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisinin (KCK/TM) Hakkari yapılanmasıyla ilgili iddianame Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Van Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği tarafından hazırlanan 840 sayfalık iddianamede, KCKnın kurduğu sözde mahkemelerinde savunmaları Türkçe aldığı ve Türkçe olarak kayda geçirdiği belirtiliyor.
Alınan bilgilere göre, Hakkari il merkezi ve Yüksekova ilçesinde 2010 yılı Haziran ayında Van Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla KCK/TMye yönelik operasyonlar düzenlendi ve bir çok kişi gözaltına alındı. Dönemin BDP İl Başkanı Mehmet Sıddık Akış ile birlikte 12 kişi tutuklanırken, firari 3 kişi hakıında yakalama emri çıkarıldı. İddianamede, çok sayıda belge bulunurken, özellikle KCK Sözleşmesi kapsamında kentte sözde halk mahkemeleri görevi yapan Hakkari İli Kent Meclisi Disiplin Kurulunun mahkeme tutanakları ile bu mahkemelere verilen dilekçeler dikkat çekiyor. Diyarbakırda görülen KCK davasında sanıklar Kürtçe savunma yapmakta ısrar ederken, KCKnın Hakkaride kurduğu sözde mahkemelerinde Türkçe savunma yapıldığı ve tutanakların da Türkçe yazıldığı belirtiliyor. BDPde görevli iki kişinin KCKya verdiği savunmaların da Türkçe olduğu kaydedildi. İddianamede konuyla ilgili şu değerlendirme yapılıyor: Ele geçirilen mahkeme tutanakları gibi pek çok sözde yargılamada, şüphelilerin hiçbir zaman Kürtçeyi kullanmadıkları, tamamında Türkçeyi kullandıkları, hatta Mikail A. ile ilgili yapılan sözde yargılamadaki kararlardan ve Mikail A. nın ifadelerinden anlaşılacağına göre savunma, Türkçe yapıldıktan sonra savunmayı yazan sözde mahkeme katibi de tutanakları Türkçe olarak yazmaktadır. Türkçe olarak nihai karar verdikleri anlaşılmaktadır.
GİZLİ TANIKLAR MAHKEMEYİ ANLATTI
İddianamede ayrıca gizli tanıkların ifadelerine de yer verildi. Hakkarinin Şemdinli ilçesinde gözaltına alınan KCKnın gençlik yapılanması üyesi bir kişi, KCKnın adalet komisyonuyla ilgili şu bilgiyi verdi: Adalet Komisyonunun görevinin anlaşmazlık tarafı olan şahısları dinleyerek, anlaşmalarını sağlamak, eğer anlaşmaları mümkün görülmüyorsa anlaşmazlıkla ilgili bir rapor hazırlayıp, Irakın kuzeyine, PKK mensuplarının bulunduğu Kanireşh Bölgesinde bulunan halk mahkemesine göndermek olduğunu biliyorum.
Anne Ben Geldim kod adlı gizli tanık da, Adalet Komisyonu, 3 savcı, 2 hakim ile 5i üye olmak üzere toplam 10 kişiden oluşmaktadır. dedi. Oyun Bozan kod adlı bir başka gizli tanık ise, Bu mahkemeler, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine alternatif olarak, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin tanınmadığı gerekçesi ile kurulmuştur. Örgüte müzahir kitle arasındaki herhangi bir uyuşmazlık ve aleyhte örgütün çıkarlarına ters doğrultuda çalışan, faaliyet gösteren şahıslar disipline sevk edilerek burada yargılanması sağlanır. Çok gizli tutulur. Sadece üyelerin kim olduğunu mahkemeye gidenler bilir. Buradan çıkan kararlar doğrultusunda cezası bizzat kırsalda faaliyet yürüten örgüt mensupları tarafından verilir. Cezası kesindir. İtiraz halinde öz savunmalarını KCK yönetimine Kandile bizzat kendileri götürürler. ifadelerini kullandı.
İddianamede, Silahlı terör örgütünü yönetmek ve silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan sanıklar hakkında 5 ila 10 yıl arasında hapsi cezası isteniyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 20.04.2011 | | | KCKkendimahkemelerindesavunmalarıTürkçealıyorKCK kendi mahkemelerinde savunmaları Türkçe alıyor |
|
| Kurtlar Vadisi Pusu 122. Bölüm Fragmanı | Sinemaloji | 19.04.2011 18:03 |  | | | Polat Alemdar’ın helikopterle Ersoy’un mekanını basması üzerine büyük bir çatışma çıkar. Ersoy Ulubey, son anda Polat’ın elinden kurtulur. Haşim Ağa’yı alan Memati ve Abdülhey onu intikamını alması için Memduh Baba’ya götürürler. Ancak Memduh Baba, Haşim Ağa’yla ilgili kimsenin beklemediği bir karar verir. Bu karara sürpriz bir isimden itiraz gelecektir. Polat, her yönden Ersoy’a saldırmış, şimdi [...] | | Sinemaloji Sinema 19.04.2011 | | | KurtlarVadisiPusu122BölümFragmanıKurtlar Vadisi Pusu 122 Bölüm Fragmanı |
|
| Kendimi alamıyorum | Milli Gazete | 16.04.2011 18:59 |  | | | Kendimi alamıyorum
l İki kardeştik... Annemle babam çalıştıklarından bize yeterince vakit ayıramazlardı. Ama hafta sonları bizi alıp alış veriş merkezlerine götürürler ve istediğimiz her şeyi alırlardı. Annemle babam emekli olduklar ama bize sevgilerini gösteremeden öldüler. Şimdi benim de iki çocuğum var onlarla iyi vakit geçirmeye çalışıyorum. Ama kendimle ilgili bir sorunum var ki onu bir türlü çözemiyorum. Aşırı derecede alış veriş hastasıyım. Hafta sonlarını iple çekiyorum ve çocuklarımı alıp alış veriş yapıyorum. Eve geldiğimde bakıyorum ki bir yığın gereksiz şey almışım. Sonradan çok pişman oluyorum ama iş işten geçmiş oluyor. Çünkü alış veriş yaptığım zaman kendimi çok iyi hissediyorum. Bu durumdan kurtulmak için neler yapabilirim? N. G.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 16.04.2011 | | | KendimialamıyorumKendimi alamıyorum |
|
| Assange?ı Guantanamo?ya götürürler | Taraf Gazetesi | 07.02.2011 21:11 |  | | |
| 17:54 Erdoğan'dan taraftar yürüyüşüne eleştiri | Net Gazete | 23.01.2011 17:49 |  | | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Telekom Arena Stadının açılışında yaşanan olaylarla ilgili Taksimde yapılan yürüyüşü eleştirerek, Böyle grupçukların, belli bir siyasi parti tarafından organize edilen bu tür olayların hiçbir zaman bizim futbolseverleri, spor camiasını ilgilendiren bir olay olmadığını gönül rahatlığıyla ifade ederim. Onların eline topu verseniz bomba diye karakola götürürler dedi. | | Net Gazete Son Dakika 23.01.2011 | | | 1754Erdoğandantaraftaryürüyüşüneeleştiri1754 Erdoğandan taraftar yürüyüşüne eleştiri |
|
Çocuğunuz otistik mi? | Türkiye Gazetesi | 22.01.2011 01:55 |  | | | Otizmin anlaşılması çoğunlukla 1 yaştan sonra olur. Genellikle 2 yaşta çocuğun konuşmaması ile ailenin bir uzmana başvurmasıyla anlaşılır. Dil gelişimindeki gecikmenin zeka geriliği, sağırlık gibi sebeplerden kaynaklanmadığı durumlarda çocuğun sosyal iletişimine bakılır. Pedagoji Uzmanı Yaprak Veziroğlu, çocuğunuzun otistik olup olmadığı hakkında ipuçları verebilecek 10 konuyu sizin için derledi!
> Otistik çocuk sizinle muhatap olmaz, sorularınıza cevap vermez. Hatta ona soru sorduğunuzda ya da bir şey söylediğinizde duymuyor gibidir. Başını çevirip size bakmaz. Konuşma gayreti göstermez.
> 1 yaş civarında kelimeler kullanmaya başlasalar da sonradan bunları kullanmaktan vazgeçebilirler.
> Anneyi çekerek istediği yere götürürler, annenin ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 22.01.2011 | | Çocuğunuz otistikmi?Çocuğunuz otistik mi? |
|
| Kavak Yelleri 144. bölüm / Fragman | Haber7 | 07.01.2011 09:24 |  | | |
| Kavak Yelleri 144. Bölüm | Sinemaloji | 07.01.2011 02:14 |  | | | Güven yaralıdır. Aslı ne yapacağını şaşırır. Güven’in yardımına Efe koşar. Aslı ve Efe, Güven’i hastaneye götürürler. Efe, yolda hastalığına bağlı olarak sıkıntılar yaşar ve kendisini karanlığın ortasında bulur. Aslı ve Güven bir hesaplaşma içindedir. Güven, Aslı’nın yanından kaçar. Deniz, Özge ile fotoğraf çekimlerinden sonra gittikleri barda daha yakın olmak isteyince Özge bir oyun oynamaya kalkar. [...] | | Sinemaloji Sinema 07.01.2011 | | | KavakYelleri144BölümKavak Yelleri 144 Bölüm |
|
| Kış lastikleri - Tuna KİREMİTÇİ | Hürriyet | 05.01.2011 01:33 |  | | |
| Sızıntıya bal tuzağı | Milli Gazete | 12.12.2010 17:02 |  | | |
Bir yazımızda Julian Assange ile Bin Ladin arasında köprü kurmuş, kıyaslama yapmış ve bazı ortak noktalarına vurgu yapmıştık. Lakin Julian, Bin Ladinin hilafına İngilizlere güvenerek yakayı ele verdi. Daha önce de Mordechai Vanununun başına geldiği gibi bal tuzağına tutuldu veya yakalandı. Sıkı feminist pozlarındaki CIA ajanı kadınlar, Ballı Betüş rollerinde Assangei faka bastırmışlar. Dolayısıyla bu tür serüvenlere atılanların çok sıkı korunmaları yetmiyor, kendilerini de korumaları gerekir. Dünyayı yakan adamın kendisini davasına adaması lazım. Yoksa adamı uçkurgateden götürürler. Gerçi Assange dünyayı ateşe atmadığını asıl dünyayı ateşe atanların İngilizler ve Avustralyalılar ve patronları Amerikalılar olduğunu savunuyor. Lakin yine de şahsi kusurları Wikileaksin geleceğini veya misyonunu karartıyor ve gölgeliyor. Assangei suçlayan kadınlardan Anna Ardinin ABD finansmanlı, Castro-karşıtı ve komünizm-karşıtı gruplarla bağları olabileceğini kuşkuları; Ağustos ayında gündeme gelmişti. Assangee yönelik ilk tecavüz suçlamaları gündeme geldiğinde, Ardin adını duyanlar bu konudaki kuşkularını sıralamışlardı. Şimdi ise Counterpunch ve benzeri siteler kuşkularını daha müdellel ve somut bir biçimde dile getiriyorlar. Türkiyede de konferans ve kitaplarıyla tanınan İsrailli muhalif Yahudilerden Israel Shamir ve Paul Bennettin belirttiğine göre, Ardin, Kübada bulunduğu sırada, Castro-karşıtı bir radikal feminist grup olan Las damas de blanco (Beyaz Giyen Kadınlar) ile temasta imiş ve onlar için çalışmış. Oslo Üniversitesinden Profesör Michael Seltzer, söz konusu feminist grubun Carlos Alberto Montaner adlı, CIAyle bağlantılı çalışan bir kimse tarafından yönetildiğini vurguluyor. Counterpunch sitesinde de Ardinin Castro-karşıtı bir solcu olarak bilindiği aktarılıyor. Ardinin Kübadan dönüşte söz konusu faaliyetlerini ve izlenimlerini İsveç dilinde yayımladığı kitapta anlattığına dikkat çekiliyor. Beyaz Giyen Kadınlar grubu ABD tarafından fonlanan bir grup olarak da şöhret edinmiş.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 12.12.2010 | | | Sızıntıyabaltuzağı Sızıntıya bal tuzağı |
|
| Güvenlik zafiyetiniz varsa 15 dakikada bütün belgelerinizi alır götürürler | Zaman | 03.12.2010 02:28 |  | | |
| Güvenlik zafiyetiniz varsa 15 dakikada bütün belgelerinizi alır götürürler | Zaman | 03.12.2010 02:06 |  | | |
| Güvenlik zafiyetiniz varsa 15 dakikada bütün belgelerinizi alır götürürler | Zaman | 03.12.2010 01:56 |  | | |
| Barajları da Danıştay'a götürürler" | GazetePort | 11.10.2010 08:16 |  | | |
| Bayramda Allah'ın sürpriz ihsanları | Samanyolu Haber | 10.09.2010 08:07 |  | | Bayramda Cenâb-ı Hakkın öyle sürpriz ihsanları vardır ki, onlara içinde bayram olmayan birkaç senede ulaşılamaz.
Merhum Necip Fazıl, hakiki mümini, iyice sıkıştırılmış bir şeker kalıbına benzetir ve Mümin sıkıştırılmış şeker gibidir, deryayı tatlandıracak güce sahiptir. derdi. Evet, iyi inanmış ve inancını tavırlarına, davranışlarına da yansıtabilmiş bir insan, çevresi için rahmettir; o, bir ölçüde etrafındaki herkesi ve her şeyi tatlandırır. O öyle bir şeker kalıbı gibidir ki, onu tuz yoğunluğu yüksek bir denize de atsanız, o koca denizi bile şerbet yapabilecek kadar tat ihtiva eder.
İşte, bayram da, kısalığına rağmen haftaların, hatta ayların varidâtını, hayrını, bereketini ve neşesini bağrında saklayan bir zaman dilimidir. Bayramda Cenâb-ı Hakkın öyle ekstradan teveccühleri ve sürpriz ihsanları vardır ki, onlara bayram olmayan on günde, belki bir ayda, belki on ayda, belki birkaç senede ulaşılamaz. Yapılan bütün hayır ve hasenât ancak Cenâb-ı Hakkın teveccühüyle değer kazanır; bayram işte öyle bir İlahî teveccühün en önemli vesilelerindendir; adeta bir ömrü tatlandıracak kadar engin ilahî lütuflara mazhar olma vaktidir.
Tabii, böyle bir mazhariyet Ramazanın hakkını vermiş, bayramda da laubâlîliğe girmemiş insanlar için söz konusudur. Bayramı sadece bir tatil olarak gören, bir ay boyunca yemeden, içmeden alıkonulmuş olmanın intikamını alıyormuşçasına abur?ubur her şeyi yiyen ve mübarek günlerde muvakkaten uzak durduğu haramlara yeniden giren kimselerin bayramın hususi varidâtından istifade etmesi çok zordur. Ancak bayramda da Ramazandaki temkin ve teyakkuzunu koruyan, imsak-iftar arası mübahlardan elini?teğini çektiği gibi hayat boyu da haramlara karşı mesafeli duran ve kulluğunun idraki içinde bulunan insanlardır ki, onlar, kısa bir zaman içine çok hayır ve hasenâtın sıkıştırılmışlığına mazhar olurlar. Onlar için bayram, Ramazanın vâris-i hassıdır; yani, Ramazanda sevap ve mükâfat adına ne vadedilmişse, bayramda da onları bulmak, aynı semerelere sahip olmak mümkündür. Nasıl ki, Kadir Gecesi sıkıştırılmış bir hayrât u hasenâtı bağrında saklar; bayram da öyledir. Şu kadar var ki, Ramazan günlerini ve Kadir Gecesini Allaha kurbet (yakınlık) vesileleri olarak değerlendirmek söz konusudur; bayramda ise kurbet ümidi esastır, Allahın izniyle o kurbeti elde ettik; bir neferdik, müşirliğe yükseldik şeklindeki reca mevzubahistir.
Bayram, katiyen Ramazandan çıkmış olmanın, oruç günlerini arkada bırakmanın ve rahatça yeme-içme serbestliğine ermenin sevinci değildir. O, kulluk vazifesini eda etmiş olma ve Cenâb-ı Hakkın gufrânına kavuşmuş bulunma ümidiyle gelen gönül inşirahıdır. Biz, Ramazanı ve oruç günlerini arkada bırakmanın değil, hata ve günahların ağırlığından kurtulmuş olmanın bayramını yaparız. Alvar İmamının, Mevlâ bizi affede bayram o bayram olur / Cürm ü hatalar gide bayram o bayram olur sözleri genel duygu ve düşüncemizi çok güzel ifade eder. Evet, bizim bayramımız, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da Cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan-ı şerifi tam değerlendirip, ateşten azad olma ümidimiz üzerine kurduğumuz bir bayramdır; Allahın rahmetinin enginliği ve o rahmetten nasiplenme beklentisi üzerine bina ettiğimiz bir bayramdır.
Gerçi, oruç sonunda bize lütfedileceği vaad buyrulan şeyleri henüz almadık. Allahın özel teveccühünü maddî alıcılarımızla ve dünyevî ölçülerimizle takdir etmemiz de mümkün değil. Oruç sırf Benim içindir; onun karşılığını da bizzat Ben vereceğim vaad-i sübhânîsi ile nazara verilen mükâfat her ne ise onu da tam bilemiyoruz ve henüz o mükâfatı da almadık. Fakat Allahın vadine öyle inanıyoruz ki, bunları bize verecek ve bizim beklentilerimizin çok çok ötesinde, bitip tükenme bilmeyen hazinelerinin büyüklüğüne göre bize lütuflarda bulunacak. İnanıyoruz ki, bizi Ramazana ulaştıran, bir ay boyunca iftar-sahur arası kulluk mekiği dokuma imkânına kavuşturan, elimizden geldiği kadarıyla vazifelerimizi yapma güç ve kuvveti vererek nihayet bizi bayramla buluşturan Rahman u Rahim ileride şimdikinden daha fazla mesud olacağımız mutlu günleri de nasip edecek. İşte bu inançla bayramı idrak ediyor ve ebedî saadet saraylarında geçireceğimiz asıl bayramların hülyalarıyla doluyoruz.
Diğer taraftan, bizim bayramlarımız başka kültürlerin karnaval ve kutlamalarından çok çok farklıdır. Müminlerin tavır ve davranışlarında bayramlarda bile lâubalîlik, taşkınlık ve dengesizlik asla görülmez. Müminlerin, dengeli hareketlerinde, vakur davranışlarında, derin bakışlarında hep Kurâna uyanmış ve Kurân dinlemiş olmanın ciddiyeti vardır. Onlar, her zaman olduğu gibi bayramlarda da Allaha ve Peygambere açık durur; başkalarıyla münasebetlerini saygı, sevgi ve şefkat yörüngeli götürürler. O mübarek günlerin hiçbir anını heder etmemeye çalışırlar.
Bildiğim kadarıyla, Peygamber Efendimiz döneminde bayram günlerinde işler tatil edilmiyordu. İnsanlar günlük işlerini yine yapıyorlardı. Bayram namazı ve hutbesiyle | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.09.2010 | | | BayramdaAllahınsürprizihsanlarıBayramda Allahın sürpriz ihsanları |
|
| Paçaları kanlı pantolonun hikayesi | Samanyolu Haber | 11.08.2010 16:27 |  | | 12 Eylülde yapılacak referandum süreci 12 Eylül darbe sürecinde yaşanan hukuksuzlukları, işkenceleri ve zulümleri 30 yıl sonra tekrar hatırlamamıza sebep oldu. 12 Eylül darbesinin üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen o dönemde yaşananlar hala taze. Bugünlerde sağcısıyla solcusuyla herkes o dönemde yaşadıklarını hatırlıyor. Ve fırsat bulduğu ortamlarda anlatıyor. O dönemde Türkiyenin her yerinde genç yaşlı ayrımı yapılmadan yapılan işkencelerin hikayelerini duyunca bile insanların tüyleri ürperiyor.
İşte o dönemde yaşanan bir hikaye. Yeni Şafak Gazetesi yazarı Dücane Cündioğlu bize hikaye gibi gelen kendi hakikatini anlatıyor
? Karşı kapı açıldı. Ondört kişilik tomsonlu asker eşliğinde yavrumu çıkardılar, götürdüler. Az sonra da bizi götürdüler. Hepimiz bir tuhaf olduk.
Neydi bu korku? Benim çocuğum hırsız değil, katil değildi. Ailesini görmeye bunca askerle mi çıkacaktı?
Az sonra da bizi götürdüler. Selimiyenin üst katında bir oda: Sağda solda birer masa, üst rütbeli subaylar oturuyor. Müniri oturtmuşlar bir koltuğa, bizi de karşısına oturttular. (...) O arada ben, Yavrum, pencereden deniz görünüyor, ona bak. Ananın mihnetli, yaşlı, kederli yüzüne bakma! diyorum, gülümsüyor.
10-15 dakika sonra Görüş tamam! dediler. Önce onu aldılar götürmek için, ben arkasından fırladım. Merdivenden inileceği sıra sordum:
? Çok mu işkence yaptılar?
Başını salladı evet yerine. Çünkü yüzü gözü bir tuhaftı, gözler doluydu. Demek ki beş-altı ay görüştürmeme nedeni işkence izlerinin geçmesini beklemekmiş.
Bu sahneyi bize, bu ülkenin bahtsız analarından biri, 68li yılların devrimcilerinden Münir Ramazan Aktolganın annesi Muazzez Aktolga Hanımefendi aktarıyor. (Bir Annenin 68 Anıları, s. 113, İstanbul, 2000)
* * *
Bu satırların sizlerde ne tür düşünceler, ne tür hisler uyandırdığını/uyandıracağını bilemiyorum; fakat itiraf etmeliyim ki beni fevkalâde etkiledi. Yukarıdaki satırları okurken kitabı elimden bıraktım, bir süre odamda dolaşıp durdum; hüzünlenmiştim çünkü. Uzun uzun düşündüm, geçmişi hatırladım, öyle ki kâh gülümsedim, kâh hüzünlendim. Sonra tekrar okumaya başladım ve sayfaları çevirdikçe içimdeki düğüm daha da buruldu. Sabah ezanları okunmaya başladığında kitabın sonuna gelmiştim.
Muazzez Hanım bana çok yakından tanıdığım bir gencin annesini hatırlatmıştı; işkence sırasında geçici felç geçiren bir gencin annesini. Yıllarca cezaevi cezaevi dolaşan, oğlu yüzünden korkutulan, incitilen, acı çeken başka bir anneyi.
Hikâyesi şöyleydi aklımda kaldığı kadarıyla.
* * *
1979 kışında onbeş gün boyunca işkence gören genç, cezaevine gönderilmek üzere Selimiye Kışlasına (mahkeme) sevkedilir ve nöbetçi savcı tarafından sorgusu yapılır. Henüz 17 yaşındadır. İşkence gördüğünü söyler. Elbiselerini çıkarır. Askerî savcı vücudundaki morluklara, yaralara, yanıklara bakar. Yüzü gözü zaten şiştir delikanlının. Ayakları lime lime edilmiştir.
? Ben birşey göremiyorum der askerî savcı tebessüm ederek.
Genç dehşet içinde savcının gözlerine bakar Nasıl göremiyorsunuz?! der gibi.
Evet, der gibi bakar ama demez, diyemez. Bilinen numaradır: görülmemesi gerekenler görülmez, görülmeyenler yazılmaz. Dolayısıyla tutuklanıp Maltepe Askerî Cezaevine yollanır. Cezaevinde rapor almak için yetkililere müracaatta bulunursa da ancak üç ay sonra muayene edilmesine izin verilir.
Cezaevindeki ilk ziyaret günü, gözü yaşlı annesinin de ziyaretçiler arasında olduğunu öğrenir. Annesi henüz kabine girmeden önce, arkadaşları, ayakta zor duran gencin kollarına girerek onu kabine götürürler. Kabin camına yaslanarak annesini beklemeye başlar. Oğlunun başına gelenleri şöyle böyle duyan ve fakat bir türlü inanmak istemeyen kadıncağız heyecanla ve yaşlı gözlerle içeri girer.
Oğluna sarılmak hissiyle ellerini cama doğru uzatır ve merakla, şefkatle sorar:
? Yavrum nasılsın?
Oğlu tebessüm eder, Gördüğün gibi gayet iyiyim anacığım diye cevap verir.
Sana işkence yaptılar mı oğlum? sualine cevap alamaz. Çok mu?.. diye yineler sualini.
Delikanlı susar, yan tarafta dikilen askerlere bakar, sonra ?biraz da dudak bükerek? Yok canım der; işte bilirsin birkaç tokat.
Annesinin meraklı gözleri, oğlunun üzerinde izler arar; meşum izler... Fakat evlâdını yalancı çıkarmak istemez ve Bu yüzünün gözünün hali nedir o halde? demez. Sadece kısa bir süre bakışırlar.
Görünen değil, görünmeyenler merak edilir ya bu durumlarda, kadıncağız da heyecanla Niye dik durmuyorsun? Ayaklarında birşey mi var? diye sormaktan kendisini alamaz.
Delikanlı gayr-ı iradî hemen doğrulur; Bak birşeyim yok! der kızgın bir tonla; Anacığım sen de amma evhamlısın, sana birşeyim yok diyorum ya!
Sonra bildik hatır sormalar, oradan buradan havadisler, selamlar, istekler ve ziyaretin bittiğini bildiren uğursuz zil sesi.
Oğul yerinden kıpırdamaz; ziyaretin bittiğine sevinmiş gibidir. Anne ise bu kısa görüşmeden hiçbir şey anlamamıştır. Oradan ayrılmak, oğlunu terketmek istemezse de askerle | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.08.2010 | | | PaçalarıkanlıpantolonunhikayesiPaçaları kanlı pantolonun hikayesi |
|
| Fatih Erbakan: Gidecek demedim | Samanyolu Haber | 15.07.2010 19:27 |  | | Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakanın oğlu Fatih Erbakan, bir gazetede yayınlanan röportajında kendisine ait olmayan ifadelere yer verildiğini belirtti. Erbakan, yaptığı açıklamada, kendisinin Numan Bey gidecek şeklinde bir ifadesi olmadığına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı: Böyle bir konuda ancak Milli Görüş Lideri muhterem babam ve Yüksek İstişare Kurulu karar verip kongrede delegelerimizin takdirine sunarlar. Ayrıca yine haberde verilen İstifa et yoksa deviririz şeklindeki ifade de ağzımdan çıkmamıştır. Diğer partilerde de olduğu gibi Genel Başkanları bizim partimizde de delegelerimiz getirir ve yine delegelerimiz götürürler.
Haberde yer alan Babamdan beslendi sözünün kendisine ait olmadığını vurgulayan Erbakan, açıklamasını şöyle sürdürdü: Beslendi kelimesi zaten böyle bir durumu izah etmekte kullanılması bakımından hoş bir kelime değildir. Bu nedenle benim söylemem de söz konusu olamaz. Benim bu röportajdaki temel amacım şu anda kamuoyunda oluşan bölünme tereddütlerini gidermek ve Milli Görüş lideri muhterem Erbakan ve Yüksek İstişare Kurulunun Saadet Partisinin gelişmesi için yaptığı ikazlardan yararlanılmasını teşvik etmektir. | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.07.2010 | | | FatihErbakanGidecekdemedimFatih Erbakan Gidecek demedim |
|
| Haramlar ateştir | Milli Gazete | 30.06.2010 11:37 |  | | | Firavunlar devrinde eski Mısırlılar tezek böceklerini kutsal bilirlermiş. Ülkemizin tamamı köy kökenlidir. Birkaç kuşak önce köyden gelmiştir. Köy kökenli gelin veya damat verilmiştir/alınmıştır. Yeniler bilmeyebilirler. Benim yaşımda olanlar gayet iyi hatırlarlar: Köy yollarındaki, tarlalarındaki inek ve öküz tezeklerini böcekler yuvarlayıp kışın yemek üzere yuvalarına götürürler. Götürdükleri tezek/pisliktir.
Günümüzde bir sürü pislik böcekleri hakları olmayan/başkalarına âit olan şeyleri zimmetlerine geçiriyorlar. Bunlar mevcut ortamın yetiştirdiği talan haşaratıdır. Türkiyemizde helâl-haram tanıyan, haramlardan cehennemden kaçar gibi kaçan muhterem zevat bunları çok iyi tanıyor. Ancak, bir türlü bu musibetlerden kendilerini muhafaza edemiyor. Maalesef devleti, milleti soyanlar, hırsızlıklarını kitabına uyduranlar bu zevat tarafından bile itibar görebiliyorlar.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 30.06.2010 | | | HaramlarateştirHaramlar ateştir |
|
| CHP'nin yeni iktidar formülü | Samanyolu Haber | 19.02.2010 08:01 |  | | Daha geçen hafta İstanbul kongresinde İl Başkanı Gürsel Tekin, Dünya değişiyor, çağ değişiyor, biz de değişeceğiz. demişti. Toplumun farklı kesimleriyle temas kurup sandıkta başarılı olmanın yolunu arayan Tekinin işi gerçekten zor. Çünkü lideri Deniz Baykal, seçimin konuşulmaya başladığı bir süreçte tıpkı 27 Nisan e-muhtırasında olduğu gibi anti demokratik bir tavır gösteriyor. Bazı üst düzey yargı mensupları milli iradeye karşı iktidar partisini kapatmayla tehdit edip; Başbakanı bile götürürler derken, Baykal bunu haklı görebiliyor.
Yıllardır CHP+ordu= iktidar formülü üzerine siyaset yapan partinin, en son ne zaman iktidar olduğunu hatırlayan var mı? Bu soru yeni nesiller için çok önemli. Baykalı anlamak isteyenler, milletin devlet iktidarı karşısında çektiği çileleri görmek istiyorsa CHPnin tarihine bakmalı. Her şey değişiyor ama CHPde zihniyet hep aynı. Milletten alamadığı yetkiyi başka yollarla gaspetme alışkanlığından vazgeçmiyor. 28 Şubatta demokrasiye balans ayarı yapan bazı darbeci askerlerin eylemlerini sivil toplum faaliyeti olarak gören Baykal, iktidar formülünde şimdi partner değiştirmişe benziyor. Artık görev süresi sona ermek üzere olan Genelkurmay başkanlarının bile istifasını isteyebiliyor. Gazeteci Hasan Cemal, Dünya değişir, Baykalın CHPsi değişmez. diyor. Cemalin tespiti bir hayli ilginç: Baykalın CHPsi her seçim öncesi değişir! Bu konuda gerçekten yaratıcıdır Baykal. Seçimler yaklaşırken mutlaka bir iki pırıltılı slogan bulur. Nabza göre şerbet veren, iyi slogan oturtan konuşmalarla kalabalıkları dalgalandırır da. Sonra?.. Sonrası hep aynıdır. Seçimi yine kaybeder. Ama koltuğunu kaybetmez! Kaç kez gördük bunu.
HSYKnın son hukuk darbesi Baykalın Tekinden sonra söylediği değişim sözlerinin gerçek olmadığını ortaya çıkardı. Geçen haftalarda Cübbeli Ahmet Hocayı arayıp oralardan oy devşirme planları yapan Baykal, İsmailağa cemaatine karşı tuzak kuranların avukatlığına soyundu. Yani, ödünç oy isteği erken deşifre oldu. CHP, klasik iktidar formülünde bütün siyasetini yargı üzerinden yapıyor. 150 defa Anayasa Mahkemesine başvurulmuş. Nerede bir Ergenekon soruşturması olsa anında avukat cübbesini giyiyorlar. Yüksek yargıdaki davaların istatistikleri CHPnin taleplerinin nasıl etkili olduğunu göstermeye yetiyor. Mesela Danıştay, hükümetin 50 icraatını iptal ederken sadece 4 tanesine onay vermiş. Yargı yürütme dengesi, yargı muhalefet beraberliğine dönüşmüş gibi. Hele son dönemlerde bazı yüksek yargı mensuplarından gelen açıklamalar... İçerik olarak sanki CHPli konuşuyormuş hissi veriyor. Siyasetçi gibi konuşan yargı mensupları için sandık kaygısı yok. Ama Baykal, darbe de olsa sonunda yine sandığa gelmek mecburiyetinde. ZAMAN-ALİ AKKUŞ | | Samanyolu Haber Son Dakika 19.02.2010 | | | CHPninyeniiktidarformülüCHPnin yeni iktidar formülü |
|
| RTÜK o diziler için düğmeye bastı | Samanyolu Haber | 11.02.2010 07:57 |  | | RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, kamuoyunda tartışmalara sebep olan dizilerin incelemeye alındığını söyledi. RTÜKten bir ekibin konuyla ilgili çalışma başlattığını belirten Dursun, yayınlarda Türk aile yapısına uygunluk yönünde bir ihlal tespit edilirse uyarı, özür isteme ve para cezası uygulayabileceklerini ifade etti.
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, kamuoyunda Türk aile yapısına uygun olmadığı yönünde eleştiri alan bazı program ve dizilerin incelemeye alındığını açıkladı. RTÜK bünyesinde oluşturulan bir ekibin yayınlarla ilgili bir araştırma yaptığını duyuran Prof. Dr. Davut Dursun, çalışma sonucunda sunulacak rapora göre yol haritası belirleyeceklerini belirtti. RTÜK Başkanı, Belli programların, yayınların Türk aile yapısına uygun olmadığı şeklinde sonuç çıkarsa müeyyide uygulama sistemimiz var. Gerekirse uyarı, özür dileme istenebilecek, program durdurulabilecek, para cezası verilecek. diye konuştu.
Üst Kurul tarafından hazırlanan Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırmasının sonuçlarını açıkladıktan sonra basın mensuplarının sorularını cevaplayan Prof. Dr. Davut Dursun, özellikle Aşk-ı Memnu dizisiyle ilgili çok sayıda şikayet geldiğini kaydetti. Bu rahatsızlığı göz ardı edemeyeceklerini belirten Dursun, eleştirilerin haklı olup olmadığının da araştırma sonucunda ortaya çıkacağını aktardı. Aşk-ı Memnu dizisine en son 14 Ocakta bir ceza verdiklerini ifade eden Dursun şöyle konuştu: Üst Kurul çoğunluk oyuyla o dizideki bazı sahnelerin Türk aile yapısına uygun olmadığına karar vermişti. Bugün basındaki eleştirilere bakıldığında konunun saptırılıp ihanet vs. ahlak alanına çekildiğini görüyorum. Ahlakla ilgili bir tartışma söz konusu değil. Türk aile yapısına uygunluk açısından tartışma söz konusu. Ceza da zaten Türk aile yapısına uygun olmadığı açısından verilmiştir. Eleştirilebilir kuşkusuz ama bizim kararlarımız idari kararlardır. Bunun yanlış olduğunu düşünen yayıncılar bunu idare mahkemesine götürürler. Haklı olduğuna karar verirse mahkeme biz cezayı kaldırırız.
5 kişiden 3Ü düzenli radyo dinliyor
RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, İstanbul Dedeman Otelindeki toplantıda, halkın radyo dinleme alışkanlığını tespit etmek amacıyla yapılan araştırmanın sonuçlarını da açıkladı. 2 bin 600 kişinin katıldığı Radyo Dinleme Eğilimleri 2 Araştırmasının sonuçlarına göre Türkiyede her 5 kişiden 3ü düzenli olarak radyo dinliyor. Günde ortalama 4,18 saatle Güneydoğulular ilk, Karadenizliler ise son sırada yer alıyor. Hafta içi günde ortalama 3,4 saat radyo dinlenirken bu süre hafta sonu düşüyor. Radyonun en yoğun dinlendiği saatler hafta içi 09-12.00, hafta sonu 12.00 ile 15.00 arası. Televizyonların en çok izlendiği akşam saatlerinde radyo dinleme oranı azalıyor. Saat 21.00e kadar radyo dinleyenlerin oranı yüzde 26,5 iken bu oran saat 24.00e kadar yüzde 18,2ye iniyor. Radyo kanalları yüzde 62 ile en fazla evde dinleniyor. En çok takip edilen radyo yüzde 32,7 ile Kral FM. Bunu yüzde 30,5 ile TRT FM izliyor. Üçüncü sırada ise yüzde 10,3 ile Power Türk var. | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.02.2010 | | | RTÜKodizileriçindüğmeyebastıRTÜK o diziler için düğmeye bastı |
|
| 08:00 Erdoğan'a 'çetelerle uğraşma, götürürler' dediler | Net Gazete | 04.01.2010 08:36 |  | | |
| 'Çetelerle uğraşma, götürürler' dediler | Haber7 | 04.01.2010 08:15 |  | | |
| Uyuyan çocukları nereye götürürler? | Haber7 | 30.08.2009 13:15 |  | | |
| Sabah ezanı için 5 dakika sıkıyönetim istedi | Samanyolu Haber | 01.08.2009 11:04 |  | | Dünyaca ünlü vurmalı çalgılar ustası Burhan Öçalın uçuk bir projesi var. Öçal, İstanbulun bütün camilerinden okunan sabah ezanlarını kaydedip beş dakikalık bir albüm yapmak istiyor. Ama bunun için devletten beş dakikalığına da olsa İstanbulda sıkıyönetim ilan etmesini talep ediyor! Çünkü tam sabah ezanı saatinde çıt sesinin dahi çıkmaması gerekiyor. Bu ezanların kuracağı harmoni bütün dünya müzik sistemini çökertecek, acayip ses getirecek. diyen Öçal, hayalinin gerçekleşmesi için devletten yardım bekliyor.
Müzisyenlik, konserler, sinema oyunculuğu şimdi de TRT Türkte televizyon programı. Tutamıyor musunuz kendinizi?
Allaha şükür enerjim yerinde. İşkoliğim. Hiperaktifliğimi ancak o enerjimi boşaltarak dengeleyebilirim. Yoksa huzursuz, mutsuz olurum, hastalık var abi. Ama sunuculuk başka bir dünyaymış, öğreneceğim. Eğitici ve sürekli bir program yapmak isterim, laylaylomla işim olmaz.
Başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
30-50 notla girerim yatağa. Yapacağım işleri not almadan, duamı yapmadan uykuya dalamam.
Bu yoğun tempoda derin bir uyku çektiğiniz oldu mu?
Arada bir tek tük, 7-8 saat uyumuşumdur. Fazla uykuyu sevmiyorum ama artık vücudum Lütfen beni uyut, ben sana tekrar döneceğim diyor, valla. Konuşuyorum vücudumla.
Vücudunuzu oluşturan organlar hayati fonksiyon icra etmekten çok bir orkestra kurmak için bir araya gelmiş gibi. Siz de öyle görüyor musunuz kendinizi?
Organlarım görmese bile beynim görüyor. Yanlış anlaşılmasın, ben galiba Allahın lütuflarından faydalanan yeteneklere sahibim. Aranjmanı düzenlerken pek fazla düşünme gereği duymuyorum, sanırım her şey kodlanmış. Tabii yetenek direkt verilmiyor sana, işlemeyi bileceksin.
Yeteneklerle doğan insanlarda genelde birtakım kişisel bozukluklar görünür. Sizde de var mı?
Kesinlikle! Bunun için psikiyatri bilimi var, kimse mükemmel doğmaz. Kişisel bozukluk yok. Hiçbir zaman müziği iyi icra edeyim diye ekstra yollara başvurmadım. Ben zaten Cenab-ı Hakkın bana verdiği sarhoşlukla çalıyorum, alkol içerek çalmak başka bir tarz. Benimle çalan müzisyenlere de sahnede içirmem.
Evlenmeyi düşünmüyor musunuz?
İki kere evlenip boşandım. Benim hayatım çok zor. Çok iyi baba olabilirim. Çok çocuğumun olmasını da istiyorum. Ama ben misyonumu icra etmekle görevliyim. Etmediğim zaman beni alıp götürürler. (Yukarıya bakıyor)
Düğününüzü Kırklareli düğünü gibi mi yapardınız?
Sade bir nikâh isterim, Çırağan Sarayında düğün yapmam. Ama çocuğum olursa onun düğününde Trakyanın bütün davulları, zurnaları vuracak. Bir telefona bakar. Kimisi şefimiz, kimisi babamız, kimisi baromuz der bana. Normal hayatta her şeye riayet ederim, vergimi verir, kırmızı ışıkta dururum. Ama müzikte Romanlarla manyak şeyler yaparım. Konforlu bir düzen içinde yapılan müzikler beni tatmin etmez.
Sizin gibi konfor içinde yaşayan biri var mı Burhan Bey, Allah aşkına yani?
Hâlâ acı çekiyorum. (Gülüyor) Cebimde param var ama dışarıdan pek yiyemiyorum. Arabalarım var binemiyor, evlerim var oturamıyorum, birçok ülkede vatandaşlıklarım var ama geziyorum. Beynim göçebe. Ticari müzik yapmıyorum. Düşün bu dünyadaki yerimi. Trakyalı bir Türküm. Haftada üç kere uçağa binen adamım. Bunlara rağmen dünyada dirsek savaşı veriyorum. Kimin işi daha zor? Yetmez mi bu acılar bana?
Yetmez! Bu acılar sizi egoist mi yaptı, mütevazı mı?
Dünyanın keman virtüözü Yahudi Menuhinin mavevi oğluydum. 82 yaşındaydı ve çantalarım ağır olunca alıp taşırdı. Buradan Amerikaya götürdüğüm birkaç Türk genç arkadaşa Ellerim dolu, şu çantamı üst kabine koyar mısın? dediğimde Aman parmaklarıma bir şey olur dediler. Aradaki fark bu. Ben böyle insanlardan feyiz aldım. Piyasadaki egosu şişik adamlarla karşılaştırılmak istemiyorum. Sokaktaki herkesle sohbet ediyorum. Sahnede ise tek hakim benim.
Bütün vurmalı ve telli çalgıları çalabiliyorsunuz. Üflemeli enstrümanlar denemediniz mi?
Askerdeyken askerî bandoda trombon çaldım. Mikrop kaptım, boğazımda şişlik olunca da bıraktım. Notayı orada öğrendim. Üç ay komando eğitimi aldım. İki sene askerlik yaptım. Disiplinli olmayı öğrendim. Dayak attım, dayak yedim.
Silahla da tempo tutuyor muydunuz?
9/8lik atışlarım olurdu arada bir. Dagidi dagidi dagidi dagidi tak! (Gülüşmeler)
Birçok ödülünüz var ama istediğiniz bir ödül yok mu?
Üç arzum var abi! Tüm dünyada ses getiren, başrolünü oynadığım iki tane sinema filmi yapmak istiyorum. İki tane çocuğum olsun, biri kız biri erkek. Ve iki tane orkestra eseri yapmak istiyorum. Enstrümantal orkestra olacak, artık laylaylom yapamam. Türkiyenin diğer bölgelerinde çalmayı çok istiyorum. Dünyayı bilen adamım ama ülkemi bilmiyorum. Bunu 40 yıl sonra fark ettim. Adana, Kayseri, Mersin, Ankara ve İstanbulda çaldım sadece. İstanbulda müzikal kirlilik var.
Bu yoğun gürültüde ruh dinginliğiniz ne alemde?
İnsanların debdebeli hayatından uzak yaşıyorum. Kırklarelindeki köy evime kaçıyorum.
Dünya literatürüne geçmiş bir tekniğiniz var mı?
Tırnak usulü çalma yoktur | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.08.2009 | | | Sabahezanıiçin5dakikasıkıyönetimistediSabah ezanı için 5 dakika sıkıyönetim istedi |
|
| Türk futbolunun hayırsız transferleri | Samanyolu Haber | 16.06.2009 13:49 |  | | Aksiyon Dergisi, yılan hikâyesine dönen Mehmet Topuzun transferini yazdı. Tıpkı Hasan Vezir, Tanju Çolak, Tarık Daşgün, Nesim Özgür ve Fatih Akyelin futbol hayatlarını kâbusa döndüren transferleri gibi.
Transfer sezonu hızlı başladı. G.Saray, Barcelonanın eski teknik direktörü Frank Rijkard ile anlaşarak ilk bombayı patlattı. Beşiktaş ve F.Bahçenin ise ilk bomba ellerinde patladı. Sıcakların iyice arttığı şu günlerde Kayserisporlu Mehmet Topuz her iki kulübün yöneticilerini hem birbirine düşürdü hem de iyice bunalttı.Sonunda gülen taraf Fenerbahçe oldu. Topuz, kendisini sarı lacivertli renklere bağlayan imzayı attı.
Kısaca, Türkiyede Bir transfer nasıl yapılmamalı? sorusunun uygulamalı örneği yaşandı. Beşiktaş Başkanı Demirörenin sözleşmesi devam eden oyuncu ile görüşüp anlaşması, sözleşmesi devam eden oyuncunun kulübünün onayı olmadan bir başka takımın formasını giymesi, Kayserisporun sözleşmesi devam eden oyuncusunun bonservisini, oyuncunun haberi olmadan F.Bahçeye vermesi... Neresinden bakarsanız bakın tam bir komedi gibi yaşananlar.
İki büyük kulübümüzü birbirine düşüren bu transfer Türkiyede ne ilkti ne de bu gidişle son olacak. Geçmişte de buna benzer transfer hikâyeleri yaşandı. Futbolcu kaçırmalardan tutun da uzun süre tatile göndermelere kadar... İşte size yakın tarihimizde yaşanan ve kulüpleri birbirine düşüren transferlerden bir demet.
VEZİRLİK CİM BOMA GİDENE KADARDI
Unutulmaz transfer hikâyeleri denince akla hiç şüphesiz Hasan Vezirin başından geçenler gelir. Hasan Vezir; Trabzonspor, F.Bahçe ve G.Sarayda top oynayıp bu camialara mal olamamak gibi bir kadere sahip bir oyuncu. Trabzonsporun son şampiyonluğuna şahit olan, F.Bahçenin 103 gol atarak rekor kırdığı sezon Sarı-Lacivertli formayla 19 gol kaydeden, G.Sarayın kaçırarak renklerine bağladığı ve bu trajik transfer sebebiyle futbol hayatı zehir olan Hasan Vezirin yaşadıkları Mehmet Topuza ders olacak cinstendi.
O, Rizede futbola başlar. Trabzona transfer olur. Trabzonsporda 4 sene oynar. Tekrar Rizeye döner ve İstanbul macerası işte bu noktada başlar. Rizeden F.Bahçeye geçer. Her transferi olaydır; ancak asıl hikâye bundan sonra başlar. F.Bahçenin 103 gol atarak rekor kırdığı 1988-89 sezonunda 19 gol atar.
Hasan Vezirin anlaşması tek yıllıktır. G.Saray da bunun farkındadır. Cim Bom, Hasana transfer teklifinde bulunur. O ise önce kulübümle görüşeyim diyerek bu teklifi geri çevirir. F.Bahçe; Oğuz, Aykut ve Rıdvana 850 milyon lira veriyordur. Takımda 35 milyona oynayan Hasana ise 550 milyon lira teklif edilir. Hâliyle Hasan bu paraya itiraz eder: Nişanlanmıştım. Düğün yapacak, ev alacaktım. Çok iyi bir sezon geçirmiştim. Üstelik G.Saray bana 1 milyarın üzerinde para öneriyordu. Galatasaray Adasında da düğünümü yapacaklardı. Transfer görüşmelerini Metin (Aşık) abiyle yapıyorduk. Ona bunları anlattım. Sonra da 750 milyon lira istedim. Çünkü Fenerbahçede devam etmek arzusundaydım.
Metin Aşık, Hasanı dinledikten sonra fiyatı 650ye çıkarır. Ama yine netice değişmez. Bir sonraki buluşmada Metin Aşık, Kararını verdin mi? diye sorar. Hasan Kararımı daha önce size söyledim. diye cevap verir. Metin Aşık da Kim sana daha fazlasını veriyorsa oraya git. diyerek görüşmeyi sona erdirir. Hasan da siz bilirsiniz diyerek yazıhaneden çıkar. Bir gün sonra Galatasaraylı yöneticiler Ergun Gürsoy ve Yurdaşen Karahasan ona haber gönderir. Hasan da onlarla Küçükyalıda buluşur. Yanında abisi de vardır. Galatasaraylı yöneticiler abisine Sen buradan ayrıl, biz Hasanı eve bırakırız. derler. Ve Hasanı Bursaya Özhan Canaydının tekstil fabrikasına götürürler. Yolda Hasan durumun ciddiyetini anlar: Ergun abi diyorum, Ne yapıyoruz? Benim kupa maçım var. Yok, bir şey olmaz. der Ergun Gürsoy ve ekler: Biz seni kaçırıyoruz. Artık dönüşü yok bunun. Bursaya uğrarlar, oradan da Fethiyeye tatil köyüne giderler.
Fenerbahçenin Beşiktaş ile yapacağı finalin rövanş maçında Hasan oynayamaz. Dahası, maçtan üç gün sonra düğünü de vardır. Hasan, Ergun Gürsoya Abi izin verin maçta oynayayım. dese de Gürsoy, her defasında Bir şey olmaz. Seni gönderirsek bu transfer yatabilir. diyerek Hasanı ikna eder. Hasan ertesi gün sarsılır. Gazeteler Hasanı hainlikle suçlayan başlıklar atmıştır çünkü. Bazıları kaçırıldığını yazar: Sıkıntıdan dudaklarım yara oldu. Üç gün Fethiyede kaldım. İnsan düşünemiyor. Böyle olacağını bilemiyorsun. Sonuçta imzayı attım. Ama ondan sonra büyük sıkıntılar beraberinde geldi.
Sokağa çıkamaz Hasan. Bu imza öyle bir gün, iki gün değil, neredeyse 3-4 sene sürecek bir işkencenin başlangıcıdır onun için. Galatasarayda 2 sene, sonra gittiği Bakırköyde de 2 sene oynayacaktır. Ve her maçta ona tepki olacak, F.Bahçe seyircisi Hasanın aleyhinde tezahürat yapacaktır. Çünkü F.Bahçe taraftarı Hasanı çok sevmiştir ve bu sevgi büyük bir nefrete dönüşmüşt | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.06.2009 | | | TürkfutbolununhayırsıztransferleriTürk futbolunun hayırsız transferleri |
|
| Türk futbolunun hayırsız transferleri | Samanyolu Haber | 16.06.2009 13:25 |  | | Aksiyon Dergisi, yılan hikâyesine dönen Mehmet Topuzun transferini yazdı. Tıpkı Hasan Vezir, Tanju Çolak, Tarık Daşgün, Nesim Özgür ve Fatih Akyelin futbol hayatlarını kâbusa döndüren transferleri gibi.
Transfer sezonu hızlı başladı. G.Saray, Barcelonanın eski teknik direktörü Frank Rijkard ile anlaşarak ilk bombayı patlattı. Beşiktaş ve F.Bahçenin ise ilk bomba ellerinde patladı. Sıcakların iyice arttığı şu günlerde Kayserisporlu Mehmet Topuz her iki kulübün yöneticilerini hem birbirine düşürdü hem de iyice bunalttı.
Kayserispor ile bir sezon daha devam etmek istemeyen Mehmet Topuz, önce Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırımı aradı, sonra Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören ile bir araya geldi. Önce Fenerbahçede oynamak istedi, sonra Beşiktaş formasıyla basına poz verdi. Ve ortalık toz duman oldu.
Kısaca, Türkiyede Bir transfer nasıl yapılmamalı? sorusunun uygulamalı örneği yaşandı. Beşiktaş Başkanı Demirörenin sözleşmesi devam eden oyuncu ile görüşüp anlaşması, sözleşmesi devam eden oyuncunun kulübünün onayı olmadan bir başka takımın formasını giymesi, Kayserisporun sözleşmesi devam eden oyuncusunun bonservisini, oyuncunun haberi olmadan F.Bahçeye vermesi... Neresinden bakarsanız bakın tam bir komedi gibi yaşananlar.
Süreç Kayserispor, Beşiktaş ve F.Bahçe üçgeninde devam ediyor. F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırımın kendisini arayan Mehmet Topuza önce kulübünle görüşelim diye cevap vermesi olayın tek doğru yanı.
Peki, bundan sonra ne olacak? Kayserispor, bonservisini elinde bulundurduğu oyuncuyu Beşiktaşa vermeyeceğini açıkladı. Topuz, Fenerbahçede oynamayacağını açıkladı. Beşiktaşlıyım diyen bu oyuncuyu Fenerbahçe taraftarı kendi takımında görmek istemiyor.
İki büyük kulübümüzü birbirine düşüren bu transfer Türkiyede ne ilkti ne de bu gidişle son olacak. Geçmişte de buna benzer transfer hikâyeleri yaşandı. Futbolcu kaçırmalardan tutun da uzun süre tatile göndermelere kadar... İşte size yakın tarihimizde yaşanan ve kulüpleri birbirine düşüren transferlerden bir demet.
VEZİRLİK CİM BOMA GİDENE KADARDI
Unutulmaz transfer hikâyeleri denince akla hiç şüphesiz Hasan Vezirin başından geçenler gelir. Hasan Vezir; Trabzonspor, F.Bahçe ve G.Sarayda top oynayıp bu camialara mal olamamak gibi bir kadere sahip bir oyuncu. Trabzonsporun son şampiyonluğuna şahit olan, F.Bahçenin 103 gol atarak rekor kırdığı sezon Sarı-Lacivertli formayla 19 gol kaydeden, G.Sarayın kaçırarak renklerine bağladığı ve bu trajik transfer sebebiyle futbol hayatı zehir olan Hasan Vezirin yaşadıkları Mehmet Topuza ders olacak cinstendi.
O, Rizede futbola başlar. Trabzona transfer olur. Trabzonsporda 4 sene oynar. Tekrar Rizeye döner ve İstanbul macerası işte bu noktada başlar. Rizeden F.Bahçeye geçer. Her transferi olaydır; ancak asıl hikâye bundan sonra başlar. F.Bahçenin 103 gol atarak rekor kırdığı 1988-89 sezonunda 19 gol atar.
Hasan Vezirin anlaşması tek yıllıktır. G.Saray da bunun farkındadır. Cim Bom, Hasana transfer teklifinde bulunur. O ise önce kulübümle görüşeyim diyerek bu teklifi geri çevirir. F.Bahçe; Oğuz, Aykut ve Rıdvana 850 milyon lira veriyordur. Takımda 35 milyona oynayan Hasana ise 550 milyon lira teklif edilir. Hâliyle Hasan bu paraya itiraz eder: Nişanlanmıştım. Düğün yapacak, ev alacaktım. Çok iyi bir sezon geçirmiştim. Üstelik G.Saray bana 1 milyarın üzerinde para öneriyordu. Galatasaray Adasında da düğünümü yapacaklardı. Transfer görüşmelerini Metin (Aşık) abiyle yapıyorduk. Ona bunları anlattım. Sonra da 750 milyon lira istedim. Çünkü Fenerbahçede devam etmek arzusundaydım.
Metin Aşık, Hasanı dinledikten sonra fiyatı 650ye çıkarır. Ama yine netice değişmez. Bir sonraki buluşmada Metin Aşık, Kararını verdin mi? diye sorar. Hasan Kararımı daha önce size söyledim. diye cevap verir. Metin Aşık da Kim sana daha fazlasını veriyorsa oraya git. diyerek görüşmeyi sona erdirir. Hasan da siz bilirsiniz diyerek yazıhaneden çıkar. Bir gün sonra Galatasaraylı yöneticiler Ergun Gürsoy ve Yurdaşen Karahasan ona haber gönderir. Hasan da onlarla Küçükyalıda buluşur. Yanında abisi de vardır. Galatasaraylı yöneticiler abisine Sen buradan ayrıl, biz Hasanı eve bırakırız. derler. Ve Hasanı Bursaya Özhan Canaydının tekstil fabrikasına götürürler. Yolda Hasan durumun ciddiyetini anlar: Ergun abi diyorum, Ne yapıyoruz? Benim kupa maçım var. Yok, bir şey olmaz. der Ergun Gürsoy ve ekler: Biz seni kaçırıyoruz. Artık dönüşü yok bunun. Bursaya uğrarlar, oradan da Fethiyeye tatil köyüne giderler.
Fenerbahçenin Beşiktaş ile yapacağı finalin rövanş maçında Hasan oynayamaz. Dahası, maçtan üç gün sonra düğünü de vardır. Hasan, Ergun Gürsoya Abi izin verin maçta oynayayım. dese de Gürsoy, her defasında Bir şey olmaz. Seni gönderirsek bu transfer yatabilir. diyerek Hasanı ikna eder. Hasan ertesi gün s | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.06.2009 | | | Türkfutbolununhayırsıztransferleri Türk futbolunun hayırsız transferleri |
|
| Seçtiği oyuncak bilinçaltının yansıması | Hürriyet | 18.04.2009 01:07 |  | | | Yedi yaşındaki kız çocuğu birgün, elinden düşürmediği oyuncak bebeğin saçlarını yolmaya başlar. Başka bir gün, anne baba, aynı bebeği sokakta bulur. “Niye bebeğini camdan attın?” diye sorarlar küçük kıza, cevap alamazlar. Bir uzmana götürürler. Uzman, çocuğu oyun terapisine alır ve onunla oyunlar oynadıktan sonra bakıcısının şiddet uyguladığını ortaya çıkarır... | | Hürriyet Cumartesi 18.04.2009 | | | SeçtiğioyuncakbilinçaltınınyansımasıSeçtiği oyuncak bilinçaltının yansıması |
|
| Kadir Topbaş , Kılıçdaroğlu'na yüklendi | Samanyolu Haber | 07.03.2009 17:21 |  | | İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti Adayı Kadir Topbaş, CHPnin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğluna yüklendi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti Adayı Kadir Topbaş, CHPnin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili, Bu şehre hiçbir şey katamayacağını bildiğim bir kişi. Ben şöyle birazcık takip ettim, gerçekten bir şey var mı diye, hiçbir şey olmadığını gördüm dedi.
Topbaş, Zeytinburnundaki yatırım ve hizmetlerin toplu açılış töreninin ardından, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, Bugün CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu Su sayaçlarıyla ilgili sorumu ben sordum cevabımı alamadım dedi. Siz cevabınızı vermiştiniz ama bir daha duyabilir miyiz?sözleri üzerine Topbaş, Kılıçdaroğlu proje mi üretiyor? Ne anlatacak, ne biliyor? Öğrenebildi mi İstanbulu onlara çalışsın dedi.
Zeytinburnundaki yatırımların açılışını yaptıklarını ifade eden Topbaş, Biz iş yapıyoruz, birileri de laf üretiyor. İşi gücü iddia ortaya koymak. O, iddialarıyla devam etsin. Herhalde seçimi iddialarla bitirecek diye konuştu.
Gazetecinin, Kılıçdaroğlu Siz sinyalizasyon deyin Kadir Topbaş anlar sözleriyle ne demek istedi şeklindeki sorusu üzerine Topbaş, şunları söyledi:
Ne dediğini kendisi de bilmiyor. Onlar hep konuşacak. Demagoji ve iftiraya dayalı, iddiaya dayalı mesnedi olmayan şeyler. Biz iş yapıyoruz. Yaptığımız işler ortada. Bu konularda ellerinde belgeler varsa dava ederler, yargıya götürürler. Bu konuları muhatap almak istemiyorum. Kendisi proje üretemeyen, iddialar ortaya atıyor. Ellerinde ihaleler ve yaptığımız işlerle ilgili belge, bulgu ne varsa götürecek ilgili makama verecek. Zaten bununla ilgili suç duyurusunda bulunabilir. Bu şehre hiçbir şey katamayacağını bildiğim bir kişi. Ben şöyle birazcık takip ettim, gerçekten bir şey var mı diye, hiçbir şey olmadığını gördüm. Şöyle bir tarttım, ondan belediye başkanı olmaz gördüm. | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.03.2009 | | | KadirTopbaşKılıçdaroğlunayüklendiKadir Topbaş Kılıçdaroğluna yüklendi |
|
| 'Belki beni de GATA'ya götürürler' | Sabah | 19.02.2009 03:48 |  | | |
| El Kaide militanının GATA rüyası | Zaman | 18.02.2009 15:08 |  | | |
| El Kaide militanının GATA rüyası | Zaman | 18.02.2009 14:58 |  | | |
| Aygün neden hedefte | Hürriyet | 19.07.2008 01:46 |  | | | BİR arkadaşım telefon etti. Sesi endişe doluydu: 9 yaşındaki oğlum durup dururken, ’Baba ben Atatürk’ü çok seviyorum. Polisler beni de alıp götürürler mi?’ diye sordu. | | Hürriyet Köşe Yazıları 19.07.2008 | | | AygünnedenhedefteAygün neden hedefte |
|
| Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Birgün ve Vatan gazeteleri hakkında 4 ayrı dava açtı | Net Gazete | 27.05.2008 22:20 |  | | |
| Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Birgün ve Vatan gazetelerine 4 ayrı dava açtı | Net Gazete | 27.05.2008 21:24 |  | | |
|
| |