Habergec.Com Aranan Kelimeler:gelenler gidenler Değerlendirme: 10 / 10 987686
habergec.com
25.10.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

gelenler gidenler

Davutoğlu: Kobani'den 300 PYD mensubu geldi, çok azı geri döndü
Zaman
15.10.2014
21:08
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kobaniden 300 civarında PYD mensubunun Türkiyeye geldiğini ve bunlardan çok azının savaşmak için geri döndüğünü söyledi.Davutoğlu, Bir grup 300e yakın PYD mensubu silahlarını teslim ederek Türkiyeye geldi. Şimdi Suriyelilerin Suriyeye gitmek istemesi durumunda engelleyen kimse yok, sınır açık, gidebilirler. Gitmek istemediler. Hamasetle biz gider savaşırız, gelenlere kapıyı açın dendiğinde çok az bir kesim dışında hayır biz Kobaniden gelen PYDliler, yani orayı kendi şehirlerini savunmak, savunacaklar, bıraksalar gidip savunacaklar diyenlere talimatımızla valilerimize soruldu. Onlar çok azı küçük bir grup hariç hayır biz gitmek istemiyoruz, savaşmak istemiyoruz. TCnin güvenliğinde kalmak istiyoruz dediler. Ne yapalım zorla mı gönderelim? dedi.İçişleri Bakanlığında bilgilendirme toplantısına katılan Başbakan Davutoğlu ardından İçişleri Bakanı Efkan Ala ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Burada gazetecilerin sorularını cevaplayan Davutoğluna ilk olarak; Kuzey Irak Peşmerge güçlerini, PYD de YPG güçlerini Türkiye üzerinden Kobaniye geçirmek istiyor. Talep Türkiyeye resmi olarak iletildi mi bilmiyorum ama dün Fransız Cumhurbaşkanının da Türkiye sınırları açmalı çağrısı vardı. Siz uluslararası baskı ile hareket etmeyiz dediniz ama o kapı hala kapalı mıdır? Selahttin Demirtaş bu konu ile ilgili olarak İzin verin tükürüğümüzle boğalım, hükümetimiz bizi ilgilendirmez diyorsa siz bizim hükümetimiz değilsiniz ifadelerini kullandı bu açıklamaya yorumunuz ne olur? şeklinde bir soru yöneltildi.Başbakan Davutoğlu bu soruya, Bu açıklamaların hepsinde kafa karışıklığı var. Fransa ile çok yakın temas halindeyiz. Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanımız Fransada görüşmeler yaptı. Sayın Cumhurbaşkanımızın Poland ile görüşmesi oldu. Fransa ile birçok konuda benzer yaklaşımlarımız var. Acaba ne alanda olduğu konusunda ne kadar bilgi sahibi? Türkiye sınırları açsın. Türkiyenin sınırları kapalı mı? Türkiye sınırlarından 2 milyon mülteci geçti. Sınırları kapatmış olsaydık ya Suriye rejiminin bombaları altında ölmüş olurlardı ya da IŞİDin saldırıları altında ölmüş olurlardı. Türkiye sınırlarını insani gerekçeyle hiç kapatmadı. Kobaniden de 200 bin kişi geldi. Sınırları açmamızdan kasıt Türkiyeden oraya birileri gitsin ise, aynı ülkeler değil miydi yabancı savaşçılar Suriyeye gitmesin diyenler? Bizden tedbir isteyenler aman yabancı savaşçılar Suriyeye geçmesin diye. Biz bu tedbirleri biz kararlı bir şekilde uyguladık uyguluyoruz da. Kimler geçecek Türkiyeden Suriyeye, nasıl bir sınır açma olacak bunu tanımlamak icap eder. Bunu tanımlamadan kamuoyunu tatmin için sanki bütün bu kriz Türkiyenin sınırları açmaması dolayısıyla olmuş gibi intiba vermek kabul edilebilir bir tutum ve açıklama değildir. dedi.SINIRDAN GEÇENLER ÜÇ GRUPTürkiyenin sınırlarının insani gerekçelerle açık olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Ama Suriyedeki bir çatışmanın bir parçası olmak isteyenler gidecek olanlar ya yabancıdır. Üç kategori geçebilir. Yabancılar. Bunu hiç istemedik, kimse de istemedi. Ya ikinci kategori Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. Biz bunu istemeyiz. Çok açık istemeyiz. Suriyedeki çatışmaya tek bir vatandaşımızın dahi gitmesini istemeyiz. İllegal gidenleri durdurmaya çalışıyoruz. Ama gidenler ki Kobaniden bile gelen cenazeler oldu hepimiz üzüldük. Daha önce başka şekilde gelen cenazeler. Ne şu tarafta IŞİDde, ne Özgür Suriye Ordusu, ne de PYD yanlısı başka grupların Türkiyeden vatandaşların gidişine izin vermek bizim hukuk kurallarımıza da aykırıdır. Ayrıca da şunu herkesin görmesi lazım. Selahattin Demirtaşın ifadesine gelerek de söylüyorum. Diyelim PYDye Kobaniye bizim akrabalarımız diyerek onlar bir grup gitmek istiyor. Aynı şekilde Talebyatın Akçakaledeki Arap vatandaşlarımız da bizim akrabamız diyerek gitmek isterse, Bayırbucaktaki Türkmen kökenliler bizim akrabalarımız diyerek gitmek isterse, vatandaşlarımızın güvenliğin korumakla sorumlu olan biziz. Bir anda Suriye sathında TC vatandaşları bazen karşı karşıya, bazen yan yana savaşmak durumunda kalırlar. Buna izin vermek kabul edilebilir bir şey mi? Üçüncüsü nedir? Suriyeden Türkiyeye gelenler. Yine Demirtaşın dünkü açıklaması, hamaset çok kolay. Ne anlatılmak istendiği söylensin. Hamaset kolay. şeklinde konuştu.SURİYELİLERİN SURİYEYE GİTMEK İSTEMESİ DURUMUNDA ENGELLEYEN KİMSE YOKDavutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: Bir grup 300e yakın PYD mensubu silahlarını teslim ederek Türkiyeye geldi. Şimdi Suriyelilerin Suriyeye gitmek istemesi durumunda engelleyen kimse yok sınır açık gidebilirler. Gitmek istemediler. Hamasetle Biz gider savaşırız gelenlere kapıyı açın dendiğinde çok az bir kesim dışında hayır biz Kobaniden gelen PYDliler, yani orayı kendi şehirlerini savunmak, savunacaklar, bıraksalar gidip savunacaklar diyenlere talimatımızla valilerimize soruldu. Onlar
Zaman
Son Dakika
15.10.2014
DavutoğluKobaniden300PYDmensubugeldiçokazıgeridöndüDavutoğlu Kobaniden 300 PYD mensubu geldi çok azı geri döndü
Davutoğlu: Kobani'den 300 PYD mensubu geldi, çok azı geri döndü
Zaman
15.10.2014
21:08
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kobaniden 300 civarında PYD mensubunun Türkiyeye geldiğini ve bunlardan çok azının savaşmak için geri döndüğünü söyledi.Davutoğlu, Bir grup 300e yakın PYD mensubu silahlarını teslim ederek Türkiyeye geldi. Şimdi Suriyelilerin Suriyeye gitmek istemesi durumunda engelleyen kimse yok, sınır açık, gidebilirler. Gitmek istemediler. Hamasetle biz gider savaşırız, gelenlere kapıyı açın dendiğinde çok az bir kesim dışında hayır biz Kobaniden gelen PYDliler, yani orayı kendi şehirlerini savunmak, savunacaklar, bıraksalar gidip savunacaklar diyenlere talimatımızla valilerimize soruldu. Onlar çok azı küçük bir grup hariç hayır biz gitmek istemiyoruz, savaşmak istemiyoruz. TCnin güvenliğinde kalmak istiyoruz dediler. Ne yapalım zorla mı gönderelim? dedi.İçişleri Bakanlığında bilgilendirme toplantısına katılan Başbakan Davutoğlu ardından İçişleri Bakanı Efkan Ala ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Burada gazetecilerin sorularını cevaplayan Davutoğluna ilk olarak; Kuzey Irak Peşmerge güçlerini, PYD de YPG güçlerini Türkiye üzerinden Kobaniye geçirmek istiyor. Talep Türkiyeye resmi olarak iletildi mi bilmiyorum ama dün Fransız Cumhurbaşkanının da Türkiye sınırları açmalı çağrısı vardı. Siz uluslararası baskı ile hareket etmeyiz dediniz ama o kapı hala kapalı mıdır? Selahttin Demirtaş bu konu ile ilgili olarak İzin verin tükürüğümüzle boğalım, hükümetimiz bizi ilgilendirmez diyorsa siz bizim hükümetimiz değilsiniz ifadelerini kullandı bu açıklamaya yorumunuz ne olur? şeklinde bir soru yöneltildi.Başbakan Davutoğlu bu soruya, Bu açıklamaların hepsinde kafa karışıklığı var. Fransa ile çok yakın temas halindeyiz. Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanımız Fransada görüşmeler yaptı. Sayın Cumhurbaşkanımızın Poland ile görüşmesi oldu. Fransa ile birçok konuda benzer yaklaşımlarımız var. Acaba ne alanda olduğu konusunda ne kadar bilgi sahibi? Türkiye sınırları açsın. Türkiyenin sınırları kapalı mı? Türkiye sınırlarından 2 milyon mülteci geçti. Sınırları kapatmış olsaydık ya Suriye rejiminin bombaları altında ölmüş olurlardı ya da IŞİDin saldırıları altında ölmüş olurlardı. Türkiye sınırlarını insani gerekçeyle hiç kapatmadı. Kobaniden de 200 bin kişi geldi. Sınırları açmamızdan kasıt Türkiyeden oraya birileri gitsin ise, aynı ülkeler değil miydi yabancı savaşçılar Suriyeye gitmesin diyenler? Bizden tedbir isteyenler aman yabancı savaşçılar Suriyeye geçmesin diye. Biz bu tedbirleri biz kararlı bir şekilde uyguladık uyguluyoruz da. Kimler geçecek Türkiyeden Suriyeye, nasıl bir sınır açma olacak bunu tanımlamak icap eder. Bunu tanımlamadan kamuoyunu tatmin için sanki bütün bu kriz Türkiyenin sınırları açmaması dolayısıyla olmuş gibi intiba vermek kabul edilebilir bir tutum ve açıklama değildir. dedi.SINIRDAN GEÇENLER ÜÇ GRUPTürkiyenin sınırlarının insani gerekçelerle açık olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Ama Suriyedeki bir çatışmanın bir parçası olmak isteyenler gidecek olanlar ya yabancıdır. Üç kategori geçebilir. Yabancılar. Bunu hiç istemedik, kimse de istemedi. Ya ikinci kategori Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. Biz bunu istemeyiz. Çok açık istemeyiz. Suriyedeki çatışmaya tek bir vatandaşımızın dahi gitmesini istemeyiz. İllegal gidenleri durdurmaya çalışıyoruz. Ama gidenler ki Kobaniden bile gelen cenazeler oldu hepimiz üzüldük. Daha önce başka şekilde gelen cenazeler. Ne şu tarafta IŞİDde, ne Özgür Suriye Ordusu, ne de PYD yanlısı başka grupların Türkiyeden vatandaşların gidişine izin vermek bizim hukuk kurallarımıza da aykırıdır. Ayrıca da şunu herkesin görmesi lazım. Selahattin Demirtaşın ifadesine gelerek de söylüyorum. Diyelim PYDye Kobaniye bizim akrabalarımız diyerek onlar bir grup gitmek istiyor. Aynı şekilde Talebyatın Akçakaledeki Arap vatandaşlarımız da bizim akrabamız diyerek gitmek isterse, Bayırbucaktaki Türkmen kökenliler bizim akrabalarımız diyerek gitmek isterse, vatandaşlarımızın güvenliğin korumakla sorumlu olan biziz. Bir anda Suriye sathında TC vatandaşları bazen karşı karşıya, bazen yan yana savaşmak durumunda kalırlar. Buna izin vermek kabul edilebilir bir şey mi? Üçüncüsü nedir? Suriyeden Türkiyeye gelenler. Yine Demirtaşın dünkü açıklaması, hamaset çok kolay. Ne anlatılmak istendiği söylensin. Hamaset kolay. şeklinde konuştu.SURİYELİLERİN SURİYEYE GİTMEK İSTEMESİ DURUMUNDA ENGELLEYEN KİMSE YOKDavutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: Bir grup 300e yakın PYD mensubu silahlarını teslim ederek Türkiyeye geldi. Şimdi Suriyelilerin Suriyeye gitmek istemesi durumunda engelleyen kimse yok sınır açık gidebilirler. Gitmek istemediler. Hamasetle Biz gider savaşırız gelenlere kapıyı açın dendiğinde çok az bir kesim dışında hayır biz Kobaniden gelen PYDliler, yani orayı kendi şehirlerini savunmak, savunacaklar, bıraksalar gidip savunacaklar diyenlere talimatımızla valilerimize soruldu. Onlar
Zaman
Ana Sayfa
15.10.2014
DavutoğluKobaniden300PYDmensubugeldiçokazıgeridöndüDavutoğlu Kobaniden 300 PYD mensubu geldi çok azı geri döndü
Bülent Korucu - İşte buna düşmanlık ediyorlar…
Zaman
01.10.2014
03:22
Bugün köşeyi, geçen sene Nijer’e giden bir grup Kimse Yok mu gönüllüsünün yazdıklarına bırakıyorum. Yardım toplama yetkisi hukuksuzca geri alınmak istenen derneğin işlediği büyük suça(!) ortak olmak için söz ‘ablalar’ın. Hani o teröristlerden tehlikeli görülüp kermesleri bile engellenen ablalar…“Heyecan dorukta. Yükümüz ağır, Nijer’e insanlık için çarpan yüreklerin heyecanını götürüyoruz. Nijer dediğimizde bütün kapılar açılıyor. Başımızdan yağıyor her şey. Götürme hakkımızın iki katını uçağa alabiliyoruz. Son iki üç koli kalıyor. Her koli bizim için, bekleyenlerin ve gönderenlerin ümidi demek. Gözümüz kalıyor o kolilerde. Yanınıza alın diyorlar. Ama taşımak ne mümkün! Her çaresizlik, çarelere kapıdır. İşte bir çaresizlik ve ardından bir selamla açılan kapılar: ‘Selamünaleyküm’. Bangladeş’e giden bir gönül alayı geçiyor yanımızdan. ‘Aman abiler yardım’ diyoruz bir ağızdan. Uçak kapısına kadar ulaşıyoruz, ondan sonrası kolay. Ve Nijer’e uçarak, evet her anlamda uçarak gidiyoruz.Nijer’deyiz... Sanki yabancı bir ülkede değiliz. Etrafımızda koşturan abiler ve onların aileleri. Hepsi aynı hal libasını giymiş. Çehreleri mütebessim, aksiyon ve heyecan dolular. Evinin önündeki kütükte saatlerce oturan, çöl kumları dolan gözleriyle bizi bekleyen Günay Abla karşılıyor. Sade döşenmiş bir ev, her yeri Türkiye dolu. Sehpalar dantellerde süslü. Elektrik düğmeleri ve kapı kolları organize tüllerle bezeli. Hayatını bu nüanslarla tezyin etmiş bir mutluluk makinesi.Ve Nijer’de bir bayram sabahı. Kolejin bahçesindeyiz. Çocuklar bahar çiçeği gibi, gencecik belletmenler, onları şefkatle saran öğretmenlerin misafiriyiz. Hicret kahramanlarının yurdu Bedir Koleji’ndeyiz. Çocuklar sıraya giriyor, ablalar özenerek seçtiği bayramlıkları küçük gurbet kuşlarına vermek istiyor. Küçük yüreklerinde büyük gurbeti taşıyabiliyorlar.Yola düşüyoruz; Almanya, Belçika, Fransa, İstanbul, İzmir… Hep birlikte kapı kapı dolaşıyoruz. Onlar için çarpan yürekleri, o yüreklerden süzülen Hakk’a adanmış kurbanları getirdik. Mahalle ve köylere dağılıyoruz. Bir parça et bir insan için ne anlam ifade eder? Ülkem dururken, evim dururken, çocuklarım bensiz bayram yaparken benim burada ne işim var?.. Sorularım ve Nijer sokaklarında bulduğum cevaplarım...Herkes bizi bekliyor, her yerde bekleniyoruz. Bakışlarıyla ‘geldiniz ya’ diyorlar. İçimizden ‘ya gelmeseydik’ mahcubiyeti geçiyor. Bu hem şimdiki gelişimize şükür hem de önceki gelmeyişlerimize hayıflanma... Allah’ın bize bahşettiği varlığın ağırlığı ve bizi bekleyen yokluğun hesabı yüreğimizi titretiyor.Selamla halkın içine karışıyoruz. Dostlarımızın kurbanlarını vekâletlerine istinaden tekbirler ve dualarla kesiyoruz. Muazzam planlanmış bir organizasyon. Cumhurbaşkanının eşinin kurduğu Guri Derneği, vali bey, eşi ve bir insan seliyle yürüyoruz. Çocuklar sarıyor etrafımızı. Çikolata ve balonlar ‘Türki bonbon’ sesleri arasında dağıtılıyor. Bizi bırakmak istemiyorlar, ayrılmakta zorlanıyoruz. Bir sonraki menzile ulaşmak için ayrılmalıyız, bekleyenler var.Köyler var, Türkiye’yi tanımayan ama Türkleri bilen. Yasemin’ler, Günay’lar, Recep’ler, Erdal’lar var tanıdıkları. Köy halkı bizi bekliyor, kurban dağıtılacak. Açlık ve sabırsızlık bizi de telaşlandırıyor. Erdal yetişiyor imdadımıza. 17 yaşında bir lise talebesi, sınıfındaki tek beyaz. Nijer’de AVM yok, olmazsa olmaz sandığımız sosyal aktiviteler de bulunmuyor. Sıklıkla kesilen bir internet, o kadar. Ama o dönmeyi düşünmüyor. Yetiremediğimiz bir dağıtım yapıyoruz, çok sandığımız ne kadar da azmış. Çareleri, dünyada saklı, çaresizliğimizi hissediyoruz.Orada uzakta bir Nijer var, köyler, şehirler, ülkeler var. Bekleyen insanlar, onlarla birlikte adanmış hizmet erleri var. Bekleyenler var ama gelenler de var. Nijer’e var, Etiyopya’ya var, Fas’a, Sudan’a, Afganistan’a, Myanmar’a gidenler var. Dünya bir köy, yürekler bir dünya olmuş. Sevgi, mesafeleri kısaltmış.”
Zaman
En Çok Okunan
01.10.2014
BülentKorucu-İştebunadüşmanlıkediyorlar…Bülent Korucu - İşte buna düşmanlık ediyorlar…
Bülent Korucu - İşte buna düşmanlık ediyorlar…
Zaman
01.10.2014
02:07
Bugün köşeyi, geçen sene Nijer’e giden bir grup Kimse Yok mu gönüllüsünün yazdıklarına bırakıyorum. Yardım toplama yetkisi hukuksuzca geri alınmak istenen derneğin işlediği büyük suça(!) ortak olmak için söz ‘ablalar’ın. Hani o teröristlerden tehlikeli görülüp kermesleri bile engellenen ablalar…“Heyecan dorukta. Yükümüz ağır, Nijer’e insanlık için çarpan yüreklerin heyecanını götürüyoruz. Nijer dediğimizde bütün kapılar açılıyor. Başımızdan yağıyor her şey. Götürme hakkımızın iki katını uçağa alabiliyoruz. Son iki üç koli kalıyor. Her koli bizim için, bekleyenlerin ve gönderenlerin ümidi demek. Gözümüz kalıyor o kolilerde. Yanınıza alın diyorlar. Ama taşımak ne mümkün! Her çaresizlik, çarelere kapıdır. İşte bir çaresizlik ve ardından bir selamla açılan kapılar: ‘Selamünaleyküm’. Bangladeş’e giden bir gönül alayı geçiyor yanımızdan. ‘Aman abiler yardım’ diyoruz bir ağızdan. Uçak kapısına kadar ulaşıyoruz, ondan sonrası kolay. Ve Nijer’e uçarak, evet her anlamda uçarak gidiyoruz.Nijer’deyiz... Sanki yabancı bir ülkede değiliz. Etrafımızda koşturan abiler ve onların aileleri. Hepsi aynı hal libasını giymiş. Çehreleri mütebessim, aksiyon ve heyecan dolular. Evinin önündeki kütükte saatlerce oturan, çöl kumları dolan gözleriyle bizi bekleyen Günay Abla karşılıyor. Sade döşenmiş bir ev, her yeri Türkiye dolu. Sehpalar dantellerde süslü. Elektrik düğmeleri ve kapı kolları organize tüllerle bezeli. Hayatını bu nüanslarla tezyin etmiş bir mutluluk makinesi.Ve Nijer’de bir bayram sabahı. Kolejin bahçesindeyiz. Çocuklar bahar çiçeği gibi, gencecik belletmenler, onları şefkatle saran öğretmenlerin misafiriyiz. Hicret kahramanlarının yurdu Bedir Koleji’ndeyiz. Çocuklar sıraya giriyor, ablalar özenerek seçtiği bayramlıkları küçük gurbet kuşlarına vermek istiyor. Küçük yüreklerinde büyük gurbeti taşıyabiliyorlar.Yola düşüyoruz; Almanya, Belçika, Fransa, İstanbul, İzmir… Hep birlikte kapı kapı dolaşıyoruz. Onlar için çarpan yürekleri, o yüreklerden süzülen Hakk’a adanmış kurbanları getirdik. Mahalle ve köylere dağılıyoruz. Bir parça et bir insan için ne anlam ifade eder? Ülkem dururken, evim dururken, çocuklarım bensiz bayram yaparken benim burada ne işim var?.. Sorularım ve Nijer sokaklarında bulduğum cevaplarım...Herkes bizi bekliyor, her yerde bekleniyoruz. Bakışlarıyla ‘geldiniz ya’ diyorlar. İçimizden ‘ya gelmeseydik’ mahcubiyeti geçiyor. Bu hem şimdiki gelişimize şükür hem de önceki gelmeyişlerimize hayıflanma... Allah’ın bize bahşettiği varlığın ağırlığı ve bizi bekleyen yokluğun hesabı yüreğimizi titretiyor.Selamla halkın içine karışıyoruz. Dostlarımızın kurbanlarını vekâletlerine istinaden tekbirler ve dualarla kesiyoruz. Muazzam planlanmış bir organizasyon. Cumhurbaşkanının eşinin kurduğu Guri Derneği, vali bey, eşi ve bir insan seliyle yürüyoruz. Çocuklar sarıyor etrafımızı. Çikolata ve balonlar ‘Türki bonbon’ sesleri arasında dağıtılıyor. Bizi bırakmak istemiyorlar, ayrılmakta zorlanıyoruz. Bir sonraki menzile ulaşmak için ayrılmalıyız, bekleyenler var.Köyler var, Türkiye’yi tanımayan ama Türkleri bilen. Yasemin’ler, Günay’lar, Recep’ler, Erdal’lar var tanıdıkları. Köy halkı bizi bekliyor, kurban dağıtılacak. Açlık ve sabırsızlık bizi de telaşlandırıyor. Erdal yetişiyor imdadımıza. 17 yaşında bir lise talebesi, sınıfındaki tek beyaz. Nijer’de AVM yok, olmazsa olmaz sandığımız sosyal aktiviteler de bulunmuyor. Sıklıkla kesilen bir internet, o kadar. Ama o dönmeyi düşünmüyor. Yetiremediğimiz bir dağıtım yapıyoruz, çok sandığımız ne kadar da azmış. Çareleri, dünyada saklı, çaresizliğimizi hissediyoruz.Orada uzakta bir Nijer var, köyler, şehirler, ülkeler var. Bekleyen insanlar, onlarla birlikte adanmış hizmet erleri var. Bekleyenler var ama gelenler de var. Nijer’e var, Etiyopya’ya var, Fas’a, Sudan’a, Afganistan’a, Myanmar’a gidenler var. Dünya bir köy, yürekler bir dünya olmuş. Sevgi, mesafeleri kısaltmış.”
Zaman
Köşe Yazıları
01.10.2014
BülentKorucu-İştebunadüşmanlıkediyorlar…Bülent Korucu - İşte buna düşmanlık ediyorlar…
Bülent Korucu - İşte buna düşmanlık ediyorlar…
Zaman
01.10.2014
02:07
Bugün köşeyi, geçen sene Nijer’e giden bir grup Kimse Yok mu gönüllüsünün yazdıklarına bırakıyorum. Yardım toplama yetkisi hukuksuzca geri alınmak istenen derneğin işlediği büyük suça(!) ortak olmak için söz ‘ablalar’ın. Hani o teröristlerden tehlikeli görülüp kermesleri bile engellenen ablalar…“Heyecan dorukta. Yükümüz ağır, Nijer’e insanlık için çarpan yüreklerin heyecanını götürüyoruz. Nijer dediğimizde bütün kapılar açılıyor. Başımızdan yağıyor her şey. Götürme hakkımızın iki katını uçağa alabiliyoruz. Son iki üç koli kalıyor. Her koli bizim için, bekleyenlerin ve gönderenlerin ümidi demek. Gözümüz kalıyor o kolilerde. Yanınıza alın diyorlar. Ama taşımak ne mümkün! Her çaresizlik, çarelere kapıdır. İşte bir çaresizlik ve ardından bir selamla açılan kapılar: ‘Selamünaleyküm’. Bangladeş’e giden bir gönül alayı geçiyor yanımızdan. ‘Aman abiler yardım’ diyoruz bir ağızdan. Uçak kapısına kadar ulaşıyoruz, ondan sonrası kolay. Ve Nijer’e uçarak, evet her anlamda uçarak gidiyoruz.Nijer’deyiz... Sanki yabancı bir ülkede değiliz. Etrafımızda koşturan abiler ve onların aileleri. Hepsi aynı hal libasını giymiş. Çehreleri mütebessim, aksiyon ve heyecan dolular. Evinin önündeki kütükte saatlerce oturan, çöl kumları dolan gözleriyle bizi bekleyen Günay Abla karşılıyor. Sade döşenmiş bir ev, her yeri Türkiye dolu. Sehpalar dantellerde süslü. Elektrik düğmeleri ve kapı kolları organize tüllerle bezeli. Hayatını bu nüanslarla tezyin etmiş bir mutluluk makinesi.Ve Nijer’de bir bayram sabahı. Kolejin bahçesindeyiz. Çocuklar bahar çiçeği gibi, gencecik belletmenler, onları şefkatle saran öğretmenlerin misafiriyiz. Hicret kahramanlarının yurdu Bedir Koleji’ndeyiz. Çocuklar sıraya giriyor, ablalar özenerek seçtiği bayramlıkları küçük gurbet kuşlarına vermek istiyor. Küçük yüreklerinde büyük gurbeti taşıyabiliyorlar.Yola düşüyoruz; Almanya, Belçika, Fransa, İstanbul, İzmir… Hep birlikte kapı kapı dolaşıyoruz. Onlar için çarpan yürekleri, o yüreklerden süzülen Hakk’a adanmış kurbanları getirdik. Mahalle ve köylere dağılıyoruz. Bir parça et bir insan için ne anlam ifade eder? Ülkem dururken, evim dururken, çocuklarım bensiz bayram yaparken benim burada ne işim var?.. Sorularım ve Nijer sokaklarında bulduğum cevaplarım...Herkes bizi bekliyor, her yerde bekleniyoruz. Bakışlarıyla ‘geldiniz ya’ diyorlar. İçimizden ‘ya gelmeseydik’ mahcubiyeti geçiyor. Bu hem şimdiki gelişimize şükür hem de önceki gelmeyişlerimize hayıflanma... Allah’ın bize bahşettiği varlığın ağırlığı ve bizi bekleyen yokluğun hesabı yüreğimizi titretiyor.Selamla halkın içine karışıyoruz. Dostlarımızın kurbanlarını vekâletlerine istinaden tekbirler ve dualarla kesiyoruz. Muazzam planlanmış bir organizasyon. Cumhurbaşkanının eşinin kurduğu Guri Derneği, vali bey, eşi ve bir insan seliyle yürüyoruz. Çocuklar sarıyor etrafımızı. Çikolata ve balonlar ‘Türki bonbon’ sesleri arasında dağıtılıyor. Bizi bırakmak istemiyorlar, ayrılmakta zorlanıyoruz. Bir sonraki menzile ulaşmak için ayrılmalıyız, bekleyenler var.Köyler var, Türkiye’yi tanımayan ama Türkleri bilen. Yasemin’ler, Günay’lar, Recep’ler, Erdal’lar var tanıdıkları. Köy halkı bizi bekliyor, kurban dağıtılacak. Açlık ve sabırsızlık bizi de telaşlandırıyor. Erdal yetişiyor imdadımıza. 17 yaşında bir lise talebesi, sınıfındaki tek beyaz. Nijer’de AVM yok, olmazsa olmaz sandığımız sosyal aktiviteler de bulunmuyor. Sıklıkla kesilen bir internet, o kadar. Ama o dönmeyi düşünmüyor. Yetiremediğimiz bir dağıtım yapıyoruz, çok sandığımız ne kadar da azmış. Çareleri, dünyada saklı, çaresizliğimizi hissediyoruz.Orada uzakta bir Nijer var, köyler, şehirler, ülkeler var. Bekleyen insanlar, onlarla birlikte adanmış hizmet erleri var. Bekleyenler var ama gelenler de var. Nijer’e var, Etiyopya’ya var, Fas’a, Sudan’a, Afganistan’a, Myanmar’a gidenler var. Dünya bir köy, yürekler bir dünya olmuş. Sevgi, mesafeleri kısaltmış.”
Zaman
Ana Sayfa
01.10.2014
BülentKorucu-İştebunadüşmanlıkediyorlar…Bülent Korucu - İşte buna düşmanlık ediyorlar…
Mustafa Ünal - Çift tezkere...
Zaman
28.09.2014
03:45
Düne kadar Türkiye, IŞİD’in ‘insanî boyutu’ ile ilgiliydi. Artık değil. Şartlar değişti çünkü. Rehine krizinin çözülmesi etken elbette. Cumhurbaşkanı’nın ABD temasları da faktör. Erdoğan giderken farklı, dönerken farklı konuştu.BM zirvesi ve ikili görüşmeler hep IŞİD üzerineydi. ABD’nin Türkiye’den beklentileri sır değil. Herkesin malumu. Gayri bütün seçenekler masada. Askeri harekat dahil. Savaş uzağımızda değil zaten. Türkiye’nin çok yakınında.En şiddetli çatışmalar sınırın hemen öte yakasında Kürt şehri Kobani’de yaşanmakta. Silah sesleri Suruç’tan duyuluyor. ABD ve müttefikleri IŞİD hedeflerini havadan vuruyor. Türkiye, savaşın bir parçası. Sınır olağanüstü haraketli. Sadece gelenler değil öte tarafa geçmek isteyenler de var. PYD ve PKK saflarında IŞİD’e karşı savaşmak için. Türkiye için gelenler de sorun gidenler de. Türkiye, IŞİD’le savaşın sonuçlarını, bölgeye olası etkilerini hesap etmek zorunda. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski az değil. Erdoğan’ın açıklamaları Türkiye’nin IŞİD savaşında aktif rol oynayacağının habercisi. Hava operasyonunun yeterli olmayacağını, kara harekâtının şart olduğunu söyleyen bizzat Erdoğan. Peki kara savaşını kim yapacak? ABD ‘Karada ben yokum’ dedi. Bölge unsurlarını işaret etti. İlk akla gelen ise Kürt gruplar...Meydan Kürtlere mi kalacak? Peşmerge ve PYD-PKK’ya yani. Kara harekâtına Türkiye de mi dahil olacak yoksa? Durup dururken değil tabii. Senaryo kolay. Burası istihbarat örgütlerinin cirit attığı coğrafya. Türkiye’yi ateşin içine çekecek gerekçeleri provokasyonla üretmek zor değil. Askerî opsiyonun kurşun atmak anlamına gelmediği doğru. Ancak silahı eline aldığın zaman kontrolünün güçleşeceği de muhakkak.Türkiye’nin rolünü anlamak için tezkereyi görmek lazım. Tek değil çift tezkere söz konusu. Yarından itibaren önümüzdeki haftanın gündemi bu. Türkiye Kurban Bayramı’na tezkere tartışmalarının gölgesinde girecek. Siyasetin tavrı önemli.CHP itirazlarını seslendirmeye başladı bile. Kılıçdaroğlu “Biz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başka bir ülkenin topraklarına girmesini istemiyoruz. Sıcak savaşın bir unsuru olmasını istemiyoruz.” dedi. Her iki tezkerede de Türk askerine sınır ötesi görev düşme olasılığı yüksek. ‘Tampon’ veya ‘güvenlikli bölge’ içeride değil Suriye topraklarında olacak. Türkiye’nin tezi bu. Henüz uluslararası camiadan destek bulmuş değil. ABD tampon bölgenin, öncelikleri arasında bulunmadığını açıkça söyledi. BM kararı ve ABD desteği olmaksızın, Türkiye’nin tek başına üstesinden gelebilmesi de çok zor. Olası bir tampon bölgenin ‘güvenliğini’ Türk askeri sağlayacak. Bir tezkere bunun için zaten. CHP liderinin sözlerinin daha şimdiden tezkereye ‘hayır’ anlamına geldiğini söylemek mümkün. Diğer tezkerenin açıkça ‘savaş’ demeyeceğini tahmin etmek zor değil. Her ihtimale karşı Türk askerinin hazırlıklı olmasını içerecek. Davutoğlu temkinli dururken Erdoğan savaş yanlısı. 11 yıl önceki 1 Mart’ı hatırlamadan geçemiyorum. Partisinin ‘genel başkan’ koltuğunda oturan Erdoğan hükümetin bir adım önündeydi. Daha ateşli tezkere savunucusuydu. Danışman sıfatı taşıyan Davutoğlu ise tezkereye karşı soğuktu. AK Parti’nin askerî seçeneği de kapsayan tezkereyi kabullenmesi kolay değil. Milletvekillerinin, ABD’nin saflarında IŞİD’e karşı olası bir savaşa ‘evet’ derken çok düşüneceği açık. Kürt milletvekillerinin durumu ilginç. 1 Mart’ta ‘hayır’a yakın duruyorlardı, şimdi ise ‘evet’e.Oylamada bir risk söz konusu mu? Değil, Meclis’ten geçer. Yeni bir ‘1 Mart’ beklenmemeli. Ancak AK Parti milletvekillerinin hiç de rahat olmayacağı kesin.
Zaman
En Çok Okunan
28.09.2014
MustafaÜnal-ÇifttezkereMustafa Ünal - Çift tezkere
Mustafa Ünal - Çift tezkere...
Zaman
28.09.2014
02:10
Düne kadar Türkiye, IŞİD’in ‘insanî boyutu’ ile ilgiliydi. Artık değil. Şartlar değişti çünkü. Rehine krizinin çözülmesi etken elbette. Cumhurbaşkanı’nın ABD temasları da faktör. Erdoğan giderken farklı, dönerken farklı konuştu.BM zirvesi ve ikili görüşmeler hep IŞİD üzerineydi. ABD’nin Türkiye’den beklentileri sır değil. Herkesin malumu. Gayri bütün seçenekler masada. Askeri harekat dahil. Savaş uzağımızda değil zaten. Türkiye’nin çok yakınında.En şiddetli çatışmalar sınırın hemen öte yakasında Kürt şehri Kobani’de yaşanmakta. Silah sesleri Suruç’tan duyuluyor. ABD ve müttefikleri IŞİD hedeflerini havadan vuruyor. Türkiye, savaşın bir parçası. Sınır olağanüstü haraketli. Sadece gelenler değil öte tarafa geçmek isteyenler de var. PYD ve PKK saflarında IŞİD’e karşı savaşmak için. Türkiye için gelenler de sorun gidenler de. Türkiye, IŞİD’le savaşın sonuçlarını, bölgeye olası etkilerini hesap etmek zorunda. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski az değil. Erdoğan’ın açıklamaları Türkiye’nin IŞİD savaşında aktif rol oynayacağının habercisi. Hava operasyonunun yeterli olmayacağını, kara harekâtının şart olduğunu söyleyen bizzat Erdoğan. Peki kara savaşını kim yapacak? ABD ‘Karada ben yokum’ dedi. Bölge unsurlarını işaret etti. İlk akla gelen ise Kürt gruplar...Meydan Kürtlere mi kalacak? Peşmerge ve PYD-PKK’ya yani. Kara harekâtına Türkiye de mi dahil olacak yoksa? Durup dururken değil tabii. Senaryo kolay. Burası istihbarat örgütlerinin cirit attığı coğrafya. Türkiye’yi ateşin içine çekecek gerekçeleri provokasyonla üretmek zor değil. Askerî opsiyonun kurşun atmak anlamına gelmediği doğru. Ancak silahı eline aldığın zaman kontrolünün güçleşeceği de muhakkak.Türkiye’nin rolünü anlamak için tezkereyi görmek lazım. Tek değil çift tezkere söz konusu. Yarından itibaren önümüzdeki haftanın gündemi bu. Türkiye Kurban Bayramı’na tezkere tartışmalarının gölgesinde girecek. Siyasetin tavrı önemli.CHP itirazlarını seslendirmeye başladı bile. Kılıçdaroğlu “Biz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başka bir ülkenin topraklarına girmesini istemiyoruz. Sıcak savaşın bir unsuru olmasını istemiyoruz.” dedi. Her iki tezkerede de Türk askerine sınır ötesi görev düşme olasılığı yüksek. ‘Tampon’ veya ‘güvenlikli bölge’ içeride değil Suriye topraklarında olacak. Türkiye’nin tezi bu. Henüz uluslararası camiadan destek bulmuş değil. ABD tampon bölgenin, öncelikleri arasında bulunmadığını açıkça söyledi. BM kararı ve ABD desteği olmaksızın, Türkiye’nin tek başına üstesinden gelebilmesi de çok zor. Olası bir tampon bölgenin ‘güvenliğini’ Türk askeri sağlayacak. Bir tezkere bunun için zaten. CHP liderinin sözlerinin daha şimdiden tezkereye ‘hayır’ anlamına geldiğini söylemek mümkün. Diğer tezkerenin açıkça ‘savaş’ demeyeceğini tahmin etmek zor değil. Her ihtimale karşı Türk askerinin hazırlıklı olmasını içerecek. Davutoğlu temkinli dururken Erdoğan savaş yanlısı. 11 yıl önceki 1 Mart’ı hatırlamadan geçemiyorum. Partisinin ‘genel başkan’ koltuğunda oturan Erdoğan hükümetin bir adım önündeydi. Daha ateşli tezkere savunucusuydu. Danışman sıfatı taşıyan Davutoğlu ise tezkereye karşı soğuktu. AK Parti’nin askerî seçeneği de kapsayan tezkereyi kabullenmesi kolay değil. Milletvekillerinin, ABD’nin saflarında IŞİD’e karşı olası bir savaşa ‘evet’ derken çok düşüneceği açık. Kürt milletvekillerinin durumu ilginç. 1 Mart’ta ‘hayır’a yakın duruyorlardı, şimdi ise ‘evet’e.Oylamada bir risk söz konusu mu? Değil, Meclis’ten geçer. Yeni bir ‘1 Mart’ beklenmemeli. Ancak AK Parti milletvekillerinin hiç de rahat olmayacağı kesin.
Zaman
Köşe Yazıları
28.09.2014
MustafaÜnal-ÇifttezkereMustafa Ünal - Çift tezkere
Mustafa Ünal - Çift tezkere...
Zaman
28.09.2014
02:04
Düne kadar Türkiye, IŞİD’in ‘insanî boyutu’ ile ilgiliydi. Artık değil. Şartlar değişti çünkü. Rehine krizinin çözülmesi etken elbette. Cumhurbaşkanı’nın ABD temasları da faktör. Erdoğan giderken farklı, dönerken farklı konuştu.BM zirvesi ve ikili görüşmeler hep IŞİD üzerineydi. ABD’nin Türkiye’den beklentileri sır değil. Herkesin malumu. Gayri bütün seçenekler masada. Askeri harekat dahil. Savaş uzağımızda değil zaten. Türkiye’nin çok yakınında.En şiddetli çatışmalar sınırın hemen öte yakasında Kürt şehri Kobani’de yaşanmakta. Silah sesleri Suruç’tan duyuluyor. ABD ve müttefikleri IŞİD hedeflerini havadan vuruyor. Türkiye, savaşın bir parçası. Sınır olağanüstü haraketli. Sadece gelenler değil öte tarafa geçmek isteyenler de var. PYD ve PKK saflarında IŞİD’e karşı savaşmak için. Türkiye için gelenler de sorun gidenler de. Türkiye, IŞİD’le savaşın sonuçlarını, bölgeye olası etkilerini hesap etmek zorunda. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski az değil. Erdoğan’ın açıklamaları Türkiye’nin IŞİD savaşında aktif rol oynayacağının habercisi. Hava operasyonunun yeterli olmayacağını, kara harekâtının şart olduğunu söyleyen bizzat Erdoğan. Peki kara savaşını kim yapacak? ABD ‘Karada ben yokum’ dedi. Bölge unsurlarını işaret etti. İlk akla gelen ise Kürt gruplar...Meydan Kürtlere mi kalacak? Peşmerge ve PYD-PKK’ya yani. Kara harekâtına Türkiye de mi dahil olacak yoksa? Durup dururken değil tabii. Senaryo kolay. Burası istihbarat örgütlerinin cirit attığı coğrafya. Türkiye’yi ateşin içine çekecek gerekçeleri provokasyonla üretmek zor değil. Askerî opsiyonun kurşun atmak anlamına gelmediği doğru. Ancak silahı eline aldığın zaman kontrolünün güçleşeceği de muhakkak.Türkiye’nin rolünü anlamak için tezkereyi görmek lazım. Tek değil çift tezkere söz konusu. Yarından itibaren önümüzdeki haftanın gündemi bu. Türkiye Kurban Bayramı’na tezkere tartışmalarının gölgesinde girecek. Siyasetin tavrı önemli.CHP itirazlarını seslendirmeye başladı bile. Kılıçdaroğlu “Biz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başka bir ülkenin topraklarına girmesini istemiyoruz. Sıcak savaşın bir unsuru olmasını istemiyoruz.” dedi. Her iki tezkerede de Türk askerine sınır ötesi görev düşme olasılığı yüksek. ‘Tampon’ veya ‘güvenlikli bölge’ içeride değil Suriye topraklarında olacak. Türkiye’nin tezi bu. Henüz uluslararası camiadan destek bulmuş değil. ABD tampon bölgenin, öncelikleri arasında bulunmadığını açıkça söyledi. BM kararı ve ABD desteği olmaksızın, Türkiye’nin tek başına üstesinden gelebilmesi de çok zor. Olası bir tampon bölgenin ‘güvenliğini’ Türk askeri sağlayacak. Bir tezkere bunun için zaten. CHP liderinin sözlerinin daha şimdiden tezkereye ‘hayır’ anlamına geldiğini söylemek mümkün. Diğer tezkerenin açıkça ‘savaş’ demeyeceğini tahmin etmek zor değil. Her ihtimale karşı Türk askerinin hazırlıklı olmasını içerecek. Davutoğlu temkinli dururken Erdoğan savaş yanlısı. 11 yıl önceki 1 Mart’ı hatırlamadan geçemiyorum. Partisinin ‘genel başkan’ koltuğunda oturan Erdoğan hükümetin bir adım önündeydi. Daha ateşli tezkere savunucusuydu. Danışman sıfatı taşıyan Davutoğlu ise tezkereye karşı soğuktu. AK Parti’nin askerî seçeneği de kapsayan tezkereyi kabullenmesi kolay değil. Milletvekillerinin, ABD’nin saflarında IŞİD’e karşı olası bir savaşa ‘evet’ derken çok düşüneceği açık. Kürt milletvekillerinin durumu ilginç. 1 Mart’ta ‘hayır’a yakın duruyorlardı, şimdi ise ‘evet’e.Oylamada bir risk söz konusu mu? Değil, Meclis’ten geçer. Yeni bir ‘1 Mart’ beklenmemeli. Ancak AK Parti milletvekillerinin hiç de rahat olmayacağı kesin.
Zaman
Ana Sayfa
28.09.2014
MustafaÜnal-ÇifttezkereMustafa Ünal - Çift tezkere
BÇG’yi deşifre edince casuslukla suçlanmıştı
Zaman
25.09.2014
02:25
28 Şubat sürecinde illegal Batı Çalışma Grubu’nu deşifre edince casusluk ve vatana ihanetle suçlanmıştı. ‘Ahlaklı kız’ diye fişlendi, yağlı kazıkla tehdit edildi. Linçle karşılaştı. ‘Neo 28 Şubat’ sürecinde casusların peşine düşen polisler, Meral Akşener’in başına gelenlerle karşı karşıya.Doğru Yol Partisi’nden bir milletvekili arkadaş bana dedi ki; çoluğunu çocuğunu ve kocanı yurtdışına çıkar, sen de öldün!” Bu sözler 28 Şubat döneminin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e aitti. Cunta karşısında dik duruşunun bedelini ‘casusluk ve vatana ihanetle’ suçlanarak ödemişti. Batı Çalışma Grubu’nu deşifre etmesi insafsız saldırıların başlangıcı oldu. ‘Ahlaklı kız’ diye fişlendi. Ölümle, kazığa oturtulmakla tehdit edildi.17 Aralık büyük yolsuzluk operasyonunu yapan, Tevhid Selam örgütü soruşturmasını yürüten, İzmir’de askerî casusluk şebekesini yargıya teslim eden polis, hâkim ve savcıların başına neredeyse Meral Akşener’in başına gelenler geliyor. Havuz medyasının, ‘paralel operasyon’ adını verdiği ‘Neo 28 Şubat’ sürecinde, büyük yolsuzlukların ve İran ajanlarının üzerine gidenler, insafsız saldırıların hedefi oluyor. Görevini yapan masum insanlara, hiçbir delil ortaya konmadan, uydurma raporlarla ‘casusluktan vatana ihanete’ kadar çeşitli cürümler atfediliyor. Bu kişiler ayrıca havuz medyasınca itibarsızlaştırılıyor.17 yıl sonra‘ Neo 28 Şubat’ sürecinde bu sefer Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi ile MGK’de iç tehdit değerlendirmesi yapılıyor. Batı Çalışma Grubu’nun yerini Başbakanlık’ta kurulan Kozmik Çalışma Grubu alıyor. MİT’in bütün tarikatları fişlediği, Emniyet’in hukuk dışı raporlar hazırladığı ortaya çıkıyor. Havuz medyasının bitmeyen iftira ve yalanları ile birlikte okuduğunuzda sadece aktörlerin değiştiği yeni bir olağanüstü süreç yaşanıyor. “İrtica PKK’dan daha tehlikelidir” diyen 28 Şubat’ın kudretli generallerinden Güven Erkaya’nın yerini, “Kırmızı kitaba ‘paralel yapı’ girecek” diyen Recep Tayyip Erdoğan almış görünüyor.Peki, TBMM Başkanvekili Meral Akşener, 28 Şubat’ta neden casuslukla suçlanmıştı? Akşener, 2012’de kurulan Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na başından geçenleri bütün ayrıntıları ile anlatmıştı. O gün dikkatlerden kaçan ve bugünkü sürece ışık tutacak bazı ayrıntılar şöyle:İllegal yapı ve fişleme8 Kasım 1996’da Refahyol Hükümeti’nin içişleri bakanı olan Meral Akşener’in görev süresi 30 Haziran 1997’ye kadar sürdü. Akşener, emniyet istihbaratının kendisine getirdiği bir belgeyi başbakana iletince ‘casusluk’ suçlaması ile karşı karşıya kaldı:“Batı Çalışma Grubu gayr-i yasal. Nisan ayında, Emniyet İstihbarat Dairesi bir dosya getirdi. O dosyanın içinde de bir belge vardı, bu belge herkesin fişlendiği bir talimatname, bütün siyasi partilerin il başkanları, ilçe yöneticileri yani ilçeden başlayarak ile kadar bütün sivil toplum örgütlerinin başkanları, yöneticileri, valiler, kaymakamlar… Düşünebiliyor musun? Sonra bunun yanlış olduğunu söyleyince, İller İdaresi Kanunu’na dayandırdılar. İller İdaresi Kanunu’nun yürütücüsü illerde validir, dolayısıyla orası da değil, gayr-i yasal bir oluşumdu. Belgeyi Başbakan’a iletilmek üzere Adalet Bakanı Şevket Kazan’a verdim. 22 Mayıs’ta MGK kuruluş yıl dönümünde baş başa kalınca Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Batı Çalışma Grubu çalışmalarını açtı ve sözü o belgeye şöyle getirdi: ‘İçişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı, dolayısıyla ben ve de Bakan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın bilgisayarını boşaltıp casusluk faaliyeti yaptığımıza dair bir suçlamayla karşılaştık. Şimdi, belge verildi, belgeyle ilgili bir prosedür işleyecek, onun dışında herhangi bir şey bilmiyorum.’ Birden böyle bir şeyle karşılaştık. Bu suçlamanın çok ağır bir suçlama olduğunu, bunu kabul etmediğimi, dolayısıyla bu konuda mülkiye müfettişlerini görevlendirip çok derin bir soruşturma yaptıracağımı söyledim.”Bakan Akşener’in geri adım atmaması ve konuyu araştıracağını söylemesi krize sebep oluyor. Belgenin Erkaya’ya nasıl ulaştığını ve süreci onun ağzından dinleyelim:“Rahmetli Hoca (Necmettin Erbakan) bu belgeyi almış, Cumhurbaşkanı’na götürmüş, Cumhurbaşkanı da çağırmış Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya belgeyi vermiş. Şimdi bu belgeyle ilgili ‘Siz ne yapıyorsunuz kardeşim’i beklerken, birden ben casus oldum, yani hiç beklemediğimiz bir konuşma biçimiyle karşılaştım. Ben, ‘soruşturma açacağımı, bunun çok ağır olduğunu, böyle bir şeyi asla kabul etmeyeceğimi’ söyleyince bunun üzerine biraz böyle bir gev
Zaman
Güncel
25.09.2014
BÇG’yideşifreedincecasusluklasuçlanmıştıBÇG’yi deşifre edince casuslukla suçlanmıştı
BÇG’yi deşifre edince casuslukla suçlanmıştı
Zaman
25.09.2014
02:25
28 Şubat sürecinde illegal Batı Çalışma Grubu’nu deşifre edince casusluk ve vatana ihanetle suçlanmıştı. ‘Ahlaklı kız’ diye fişlendi, yağlı kazıkla tehdit edildi. Linçle karşılaştı. ‘Neo 28 Şubat’ sürecinde casusların peşine düşen polisler, Meral Akşener’in başına gelenlerle karşı karşıya.Doğru Yol Partisi’nden bir milletvekili arkadaş bana dedi ki; çoluğunu çocuğunu ve kocanı yurtdışına çıkar, sen de öldün!” Bu sözler 28 Şubat döneminin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e aitti. Cunta karşısında dik duruşunun bedelini ‘casusluk ve vatana ihanetle’ suçlanarak ödemişti. Batı Çalışma Grubu’nu deşifre etmesi insafsız saldırıların başlangıcı oldu. ‘Ahlaklı kız’ diye fişlendi. Ölümle, kazığa oturtulmakla tehdit edildi.17 Aralık büyük yolsuzluk operasyonunu yapan, Tevhid Selam örgütü soruşturmasını yürüten, İzmir’de askerî casusluk şebekesini yargıya teslim eden polis, hâkim ve savcıların başına neredeyse Meral Akşener’in başına gelenler geliyor. Havuz medyasının, ‘paralel operasyon’ adını verdiği ‘Neo 28 Şubat’ sürecinde, büyük yolsuzlukların ve İran ajanlarının üzerine gidenler, insafsız saldırıların hedefi oluyor. Görevini yapan masum insanlara, hiçbir delil ortaya konmadan, uydurma raporlarla ‘casusluktan vatana ihanete’ kadar çeşitli cürümler atfediliyor. Bu kişiler ayrıca havuz medyasınca itibarsızlaştırılıyor.17 yıl sonra‘ Neo 28 Şubat’ sürecinde bu sefer Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi ile MGK’de iç tehdit değerlendirmesi yapılıyor. Batı Çalışma Grubu’nun yerini Başbakanlık’ta kurulan Kozmik Çalışma Grubu alıyor. MİT’in bütün tarikatları fişlediği, Emniyet’in hukuk dışı raporlar hazırladığı ortaya çıkıyor. Havuz medyasının bitmeyen iftira ve yalanları ile birlikte okuduğunuzda sadece aktörlerin değiştiği yeni bir olağanüstü süreç yaşanıyor. “İrtica PKK’dan daha tehlikelidir” diyen 28 Şubat’ın kudretli generallerinden Güven Erkaya’nın yerini, “Kırmızı kitaba ‘paralel yapı’ girecek” diyen Recep Tayyip Erdoğan almış görünüyor.Peki, TBMM Başkanvekili Meral Akşener, 28 Şubat’ta neden casuslukla suçlanmıştı? Akşener, 2012’de kurulan Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na başından geçenleri bütün ayrıntıları ile anlatmıştı. O gün dikkatlerden kaçan ve bugünkü sürece ışık tutacak bazı ayrıntılar şöyle:İllegal yapı ve fişleme8 Kasım 1996’da Refahyol Hükümeti’nin içişleri bakanı olan Meral Akşener’in görev süresi 30 Haziran 1997’ye kadar sürdü. Akşener, emniyet istihbaratının kendisine getirdiği bir belgeyi başbakana iletince ‘casusluk’ suçlaması ile karşı karşıya kaldı:“Batı Çalışma Grubu gayr-i yasal. Nisan ayında, Emniyet İstihbarat Dairesi bir dosya getirdi. O dosyanın içinde de bir belge vardı, bu belge herkesin fişlendiği bir talimatname, bütün siyasi partilerin il başkanları, ilçe yöneticileri yani ilçeden başlayarak ile kadar bütün sivil toplum örgütlerinin başkanları, yöneticileri, valiler, kaymakamlar… Düşünebiliyor musun? Sonra bunun yanlış olduğunu söyleyince, İller İdaresi Kanunu’na dayandırdılar. İller İdaresi Kanunu’nun yürütücüsü illerde validir, dolayısıyla orası da değil, gayr-i yasal bir oluşumdu. Belgeyi Başbakan’a iletilmek üzere Adalet Bakanı Şevket Kazan’a verdim. 22 Mayıs’ta MGK kuruluş yıl dönümünde baş başa kalınca Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Batı Çalışma Grubu çalışmalarını açtı ve sözü o belgeye şöyle getirdi: ‘İçişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı, dolayısıyla ben ve de Bakan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın bilgisayarını boşaltıp casusluk faaliyeti yaptığımıza dair bir suçlamayla karşılaştık. Şimdi, belge verildi, belgeyle ilgili bir prosedür işleyecek, onun dışında herhangi bir şey bilmiyorum.’ Birden böyle bir şeyle karşılaştık. Bu suçlamanın çok ağır bir suçlama olduğunu, bunu kabul etmediğimi, dolayısıyla bu konuda mülkiye müfettişlerini görevlendirip çok derin bir soruşturma yaptıracağımı söyledim.”Bakan Akşener’in geri adım atmaması ve konuyu araştıracağını söylemesi krize sebep oluyor. Belgenin Erkaya’ya nasıl ulaştığını ve süreci onun ağzından dinleyelim:“Rahmetli Hoca (Necmettin Erbakan) bu belgeyi almış, Cumhurbaşkanı’na götürmüş, Cumhurbaşkanı da çağırmış Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya belgeyi vermiş. Şimdi bu belgeyle ilgili ‘Siz ne yapıyorsunuz kardeşim’i beklerken, birden ben casus oldum, yani hiç beklemediğimiz bir konuşma biçimiyle karşılaştım. Ben, ‘soruşturma açacağımı, bunun çok ağır olduğunu, böyle bir şeyi asla kabul etmeyeceğimi’ söyleyince bunun üzerine biraz böyle bir gev
Zaman
Ana Sayfa
25.09.2014
BÇG’yideşifreedincecasusluklasuçlanmıştıBÇG’yi deşifre edince casuslukla suçlanmıştı
BÇG’yi deşifre edince casuslukla suçlanmıştı
Zaman
25.09.2014
02:05
28 Şubat sürecinde illegal Batı Çalışma Grubu’nu deşifre edince casusluk ve vatana ihanetle suçlanmıştı. ‘Ahlaklı kız’ diye fişlendi, yağlı kazıkla tehdit edildi. Linçle karşılaştı. ‘Neo 28 Şubat’ sürecinde casusların peşine düşen polisler, Meral Akşener’in başına gelenlerle karşı karşıya.Doğru Yol Partisi’nden bir milletvekili arkadaş bana dedi ki; çoluğunu çocuğunu ve kocanı yurtdışına çıkar, sen de öldün!” Bu sözler 28 Şubat döneminin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e aitti. Cunta karşısında dik duruşunun bedelini ‘casusluk ve vatana ihanetle’ suçlanarak ödemişti. Batı Çalışma Grubu’nu deşifre etmesi insafsız saldırıların başlangıcı oldu. ‘Ahlaklı kız’ diye fişlendi. Ölümle, kazığa oturtulmakla tehdit edildi.17 Aralık büyük yolsuzluk operasyonunu yapan, Tevhid Selam örgütü soruşturmasını yürüten, İzmir’de askerî casusluk şebekesini yargıya teslim eden polis, hâkim ve savcıların başına neredeyse Meral Akşener’in başına gelenler geliyor. Havuz medyasının, ‘paralel operasyon’ adını verdiği ‘Neo 28 Şubat’ sürecinde, büyük yolsuzlukların ve İran ajanlarının üzerine gidenler, insafsız saldırıların hedefi oluyor. Görevini yapan masum insanlara, hiçbir delil ortaya konmadan, uydurma raporlarla ‘casusluktan vatana ihanete’ kadar çeşitli cürümler atfediliyor. Bu kişiler ayrıca havuz medyasınca itibarsızlaştırılıyor.17 yıl sonra‘ Neo 28 Şubat’ sürecinde bu sefer Recep Tayyip Erdoğan’ın talebi ile MGK’de iç tehdit değerlendirmesi yapılıyor. Batı Çalışma Grubu’nun yerini Başbakanlık’ta kurulan Kozmik Çalışma Grubu alıyor. MİT’in bütün tarikatları fişlediği, Emniyet’in hukuk dışı raporlar hazırladığı ortaya çıkıyor. Havuz medyasının bitmeyen iftira ve yalanları ile birlikte okuduğunuzda sadece aktörlerin değiştiği yeni bir olağanüstü süreç yaşanıyor. “İrtica PKK’dan daha tehlikelidir” diyen 28 Şubat’ın kudretli generallerinden Güven Erkaya’nın yerini, “Kırmızı kitaba ‘paralel yapı’ girecek” diyen Recep Tayyip Erdoğan almış görünüyor.Peki, TBMM Başkanvekili Meral Akşener, 28 Şubat’ta neden casuslukla suçlanmıştı? Akşener, 2012’de kurulan Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na başından geçenleri bütün ayrıntıları ile anlatmıştı. O gün dikkatlerden kaçan ve bugünkü sürece ışık tutacak bazı ayrıntılar şöyle:İllegal yapı ve fişleme8 Kasım 1996’da Refahyol Hükümeti’nin içişleri bakanı olan Meral Akşener’in görev süresi 30 Haziran 1997’ye kadar sürdü. Akşener, emniyet istihbaratının kendisine getirdiği bir belgeyi başbakana iletince ‘casusluk’ suçlaması ile karşı karşıya kaldı:“Batı Çalışma Grubu gayr-i yasal. Nisan ayında, Emniyet İstihbarat Dairesi bir dosya getirdi. O dosyanın içinde de bir belge vardı, bu belge herkesin fişlendiği bir talimatname, bütün siyasi partilerin il başkanları, ilçe yöneticileri yani ilçeden başlayarak ile kadar bütün sivil toplum örgütlerinin başkanları, yöneticileri, valiler, kaymakamlar… Düşünebiliyor musun? Sonra bunun yanlış olduğunu söyleyince, İller İdaresi Kanunu’na dayandırdılar. İller İdaresi Kanunu’nun yürütücüsü illerde validir, dolayısıyla orası da değil, gayr-i yasal bir oluşumdu. Belgeyi Başbakan’a iletilmek üzere Adalet Bakanı Şevket Kazan’a verdim. 22 Mayıs’ta MGK kuruluş yıl dönümünde baş başa kalınca Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Batı Çalışma Grubu çalışmalarını açtı ve sözü o belgeye şöyle getirdi: ‘İçişleri Bakanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı, dolayısıyla ben ve de Bakan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın bilgisayarını boşaltıp casusluk faaliyeti yaptığımıza dair bir suçlamayla karşılaştık. Şimdi, belge verildi, belgeyle ilgili bir prosedür işleyecek, onun dışında herhangi bir şey bilmiyorum.’ Birden böyle bir şeyle karşılaştık. Bu suçlamanın çok ağır bir suçlama olduğunu, bunu kabul etmediğimi, dolayısıyla bu konuda mülkiye müfettişlerini görevlendirip çok derin bir soruşturma yaptıracağımı söyledim.”Bakan Akşener’in geri adım atmaması ve konuyu araştıracağını söylemesi krize sebep oluyor. Belgenin Erkaya’ya nasıl ulaştığını ve süreci onun ağzından dinleyelim:“Rahmetli Hoca (Necmettin Erbakan) bu belgeyi almış, Cumhurbaşkanı’na götürmüş, Cumhurbaşkanı da çağırmış Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya belgeyi vermiş. Şimdi bu belgeyle ilgili ‘Siz ne yapıyorsunuz kardeşim’i beklerken, birden ben casus oldum, yani hiç beklemediğimiz bir konuşma biçimiyle karşılaştım. Ben, ‘soruşturma açacağımı, bunun çok ağır olduğunu, böyle bir şeyi asla kabul etmeyeceğimi’ söyleyince bunun üzerine biraz böyle bir gev
Zaman
Güncel
25.09.2014
BÇG’yideşifreedincecasusluklasuçlanmıştıBÇG’yi deşifre edince casuslukla suçlanmıştı
Manisaspor Başkanı: "Giden De Olur Gelen De"
Haber3
15.09.2014
15:17
Manisaspor

PTT 1inci Ligde ilk iki maçını kaybederken kalesinde 7 gol gören Manisaspor, son sıraya gerilerken teknik heyet ve futbolcularla toplantı yapan Başkan Abdullah Mergen, Eğer kötü gidiş sürerse, aramızdan gidenler de olur, gelenler de dedi.Yenilgilerden

Haber3
Son Dakika
15.09.2014
ManisasporBaşkanıGidenDeOlurGelenDeManisaspor Başkanı Giden De Olur Gelen De
Aslan’ın korkusu yok
Zaman
29.08.2014
17:14
Şampiyonlar Ligi grup kuraları, dün Monaco’da çekildi. Tek temsilcimiz Galatasaray’ın rakipleri belli oldu. Cim Bom, D Grubu’nda Arsenal, Dortmund ve Anderlecht ile eşleşti. İlk iki sırayı alanlar turnuvada son 16’ya kalacak. Başkan Ünal Aysal, “Zor bir kura; ancak başa çıkabilecek güçteyiz.” dedi.Şampiyonlar Ligi’nde 2014-2015 sezonu grup kuraları dün Fransa’nın Monaco şehrinde çekildi. Bu organizasyondaki tek temsilcimiz Galatasaray’ın rakipleri de belli oldu. Sarı-Kırmızılılar, zor denilebilecek bir gruba düştü. Aslan, D Grubu’nda Beşiktaş’ı play-off’ta eleyen İngiltere’den Arsenal, Almanya’dan Borussia Dortmund ve Belçika’dan Anderlecht ile eşleşti. Cim Bom, 2000 yılında, UEFA Kupası’nı kaldırdığında Borussia Dortmund’u elemelerde, Arsenal’i de finalde geçmeyi başarmıştı. Kuraya katılan 32 takım, UEFA’nın kulüpler sıralamasında aldığı puanlara göre kategorilere ayrıldı. Şampiyonlar Ligi’ne gruplardan başlayacak ekibimiz, 3. kategoriden kuraya dahil oldu. Aynı ülkenin takımları aynı grupta yer alamadı. Takımlar 8’erli şekilde tasnif edildi. Bulunduğu yerde ilk iki sırayı alan takımlar turnuvada son 16’ya adını yazdırırken, üçüncüler yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek. Sonuncular ise Avrupa defterini kapatacak. Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal, Şampiyonlar Ligi’ndeki grup kuralarını değerlendirdi. Aysal, rakiplerini iyi tanıdıklarını belirterek, “Tüm rakiplerimizi tanıyoruz. İyi bir sezon geçireceğiz. Galatasaray yurtdışında kendi evinde gibi oynuyor. Zor bir kura fakat Galatasaray bununla başa çıkabilecek güçte. Almanya’da her zaman olduğu gibi taraftarımızın desteği devam edecek. Belçika aynı şekilde. İngiltere deplasmanı var. Arsenal’le iyi hatıralarımız var.” dedi. Deneyimli başkan, ayrıca transferde 3-4 oyuncu ile yollarını ayıracaklarını, onların yerine de 2 ya da 3 oyuncu alacaklarını açıkladı. Aysal, “Bazı yabancı oyuncular gitmeli ki, bazıları gelebilsin. Transferde iki yönlü sıkıntımız vardı. Sadece almakla değil bir de, elimizdekileri kiralamayla veya satmayla uğraşıyoruz. Süremiz pazartesi günü dolduğuna göre başarmak zorundayız. Başaracağız. Gidenler 3 veya 4 gelenler, 2 veya 3 diyelim.” diye konuştu. UEFA 1. Başkan Vekili Şenes Erzik de, Be-şiktaş’ın yapamadığını Galatasaray’ın yapması gerektiğini ifade etti. Erzik, “Arsenal iki kere bizim takımlarımızın üstesinden gelmemeli. Beşiktaş’ın yapamadığını Galatasaray yapmalı. Zaten takımlar arasında pek fark yok. Birbirlerine yakın güçler. Galatasaray’ın bu kadroyla birlikte çok büyük bir şansı var.” değerlendirmesinde bulundu.Nuri: Karşılaşma uğultulu olacakGalatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakiplerinden Borussia Dortmund’da forma giyen Nuri Şahin, grup eşleşmelerinin belli olmasının ardından Twitter’dan bir paylaşımda bulundu. Milli futbolcu, Galatasaray ile Borussia Dortmund’un aynı grupta yer almasını değerlendirdi. Yetenekli oyuncu, Sarı-Kırmızılı taraftarların tribünlerdeki bir atkılı şovunun fotoğrafı eşliğinde, “Türkiye’de arkadaşlarıma karşı oynamak oldukça uğultulu olacak.” diye yazdı.Amrabat’a İspanya yolu göründü Galatasaray’ın yabacı futbolcularından Amrabat, İspanyol takımı Malaga’ya bir adım daha yaklaştı. Faslı yıldızın transferi için iki gündür İstanbul’da bulunan Malaga CEO’su Vicente Casado ve Sportif Direktör Mario Husillos’un, oyuncu ve Sarı-Kırmızılı kulüple anlaştıkları iddia edildi. Yetenekli ismin İspanya temsilcisine kiralanacağı bildirildi. Teknik Direktör Cesare Prandelli tarafından tercih edilmeyen futbolcuya, 1,5 milyon Euro’luk fiyat biçildi.Cim Bom’a Tarık için iki günlük süre Transfer döneminin kapanmasına kısa süre kala Galatasaray’da Tarık Çamdal hareketliliği sürüyor. Bir yandan Eder Balanta ve diğer yandan adı saklanan forvet transferi için çalışmalarını sürdüren Cim Bom, Tarık için Eskişehirspor’a son teklifini yaptı. Yönetim, 6 milyon Euro bonservis bedeli talep edilen yetenekli ismi 4 milyon Euro’ya kadrosuna katmak istiyor. Es Es ise en son 5,5 milyon Euro’ya kadar inip Aslan’a iki günlük süre tanıdı.
Zaman
Ana Sayfa
29.08.2014
Aslan’ınkorkusuyokAslan’ın korkusu yok
Aslan’ın korkusu yok
Zaman
29.08.2014
02:07
Şampiyonlar Ligi grup kuraları, dün Monaco’da çekildi. Tek temsilcimiz Galatasaray’ın rakipleri belli oldu. Cim Bom, D Grubu’nda Arsenal, Dortmund ve Anderlecht ile eşleşti. İlk iki sırayı alanlar turnuvada son 16’ya kalacak. Başkan Ünal Aysal, “Zor bir kura; ancak başa çıkabilecek güçteyiz.” dedi.Şampiyonlar Ligi’nde 2014-2015 sezonu grup kuraları dün Fransa’nın Monaco şehrinde çekildi. Bu organizasyondaki tek temsilcimiz Galatasaray’ın rakipleri de belli oldu. Sarı-Kırmızılılar, zor denilebilecek bir gruba düştü. Aslan, D Grubu’nda Beşiktaş’ı play-off’ta eleyen İngiltere’den Arsenal, Almanya’dan Borussia Dortmund ve Belçika’dan Anderlecht ile eşleşti. Cim Bom, 2000 yılında, UEFA Kupası’nı kaldırdığında Borussia Dortmund’u elemelerde, Arsenal’i de finalde geçmeyi başarmıştı. Kuraya katılan 32 takım, UEFA’nın kulüpler sıralamasında aldığı puanlara göre kategorilere ayrıldı. Şampiyonlar Ligi’ne gruplardan başlayacak ekibimiz, 3. kategoriden kuraya dahil oldu. Aynı ülkenin takımları aynı grupta yer alamadı. Takımlar 8’erli şekilde tasnif edildi. Bulunduğu yerde ilk iki sırayı alan takımlar turnuvada son 16’ya adını yazdırırken, üçüncüler yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek. Sonuncular ise Avrupa defterini kapatacak. Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal, Şampiyonlar Ligi’ndeki grup kuralarını değerlendirdi. Aysal, rakiplerini iyi tanıdıklarını belirterek, “Tüm rakiplerimizi tanıyoruz. İyi bir sezon geçireceğiz. Galatasaray yurtdışında kendi evinde gibi oynuyor. Zor bir kura fakat Galatasaray bununla başa çıkabilecek güçte. Almanya’da her zaman olduğu gibi taraftarımızın desteği devam edecek. Belçika aynı şekilde. İngiltere deplasmanı var. Arsenal’le iyi hatıralarımız var.” dedi. Deneyimli başkan, ayrıca transferde 3-4 oyuncu ile yollarını ayıracaklarını, onların yerine de 2 ya da 3 oyuncu alacaklarını açıkladı. Aysal, “Bazı yabancı oyuncular gitmeli ki, bazıları gelebilsin. Transferde iki yönlü sıkıntımız vardı. Sadece almakla değil bir de, elimizdekileri kiralamayla veya satmayla uğraşıyoruz. Süremiz pazartesi günü dolduğuna göre başarmak zorundayız. Başaracağız. Gidenler 3 veya 4 gelenler, 2 veya 3 diyelim.” diye konuştu. UEFA 1. Başkan Vekili Şenes Erzik de, Be-şiktaş’ın yapamadığını Galatasaray’ın yapması gerektiğini ifade etti. Erzik, “Arsenal iki kere bizim takımlarımızın üstesinden gelmemeli. Beşiktaş’ın yapamadığını Galatasaray yapmalı. Zaten takımlar arasında pek fark yok. Birbirlerine yakın güçler. Galatasaray’ın bu kadroyla birlikte çok büyük bir şansı var.” değerlendirmesinde bulundu.Nuri: Karşılaşma uğultulu olacakGalatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakiplerinden Borussia Dortmund’da forma giyen Nuri Şahin, grup eşleşmelerinin belli olmasının ardından Twitter’dan bir paylaşımda bulundu. Milli futbolcu, Galatasaray ile Borussia Dortmund’un aynı grupta yer almasını değerlendirdi. Yetenekli oyuncu, Sarı-Kırmızılı taraftarların tribünlerdeki bir atkılı şovunun fotoğrafı eşliğinde, “Türkiye’de arkadaşlarıma karşı oynamak oldukça uğultulu olacak.” diye yazdı.Amrabat’a İspanya yolu göründü Galatasaray’ın yabacı futbolcularından Amrabat, İspanyol takımı Malaga’ya bir adım daha yaklaştı. Faslı yıldızın transferi için iki gündür İstanbul’da bulunan Malaga CEO’su Vicente Casado ve Sportif Direktör Mario Husillos’un, oyuncu ve Sarı-Kırmızılı kulüple anlaştıkları iddia edildi. Yetenekli ismin İspanya temsilcisine kiralanacağı bildirildi. Teknik Direktör Cesare Prandelli tarafından tercih edilmeyen futbolcuya, 1,5 milyon Euro’luk fiyat biçildi.Cim Bom’a Tarık için iki günlük süre Transfer döneminin kapanmasına kısa süre kala Galatasaray’da Tarık Çamdal hareketliliği sürüyor. Bir yandan Eder Balanta ve diğer yandan adı saklanan forvet transferi için çalışmalarını sürdüren Cim Bom, Tarık için Eskişehirspor’a son teklifini yaptı. Yönetim, 6 milyon Euro bonservis bedeli talep edilen yetenekli ismi 4 milyon Euro’ya kadrosuna katmak istiyor. Es Es ise en son 5,5 milyon Euro’ya kadar inip Aslan’a iki günlük süre tanıdı.
Zaman
Spor
29.08.2014
Aslan’ınkorkusuyokAslan’ın korkusu yok
Esenler otogarında seçim trafiği
Zaman
30.03.2014
04:24
Esenler Otogarı seçimde oy kullanmak isteyen seçmenler nedeniyle hareketlendi.Sandığa gitmek isteyen vatandaşların bazıları ikametgahlarının olduğu şehirlere doğru yola çıkarken, ikametgahı İstanbulda olan seçmenler de İstanbula geldi. Türkiyenin çeşitli illerine yola çıkanlar, yolculuk sebeplerinin bu sefer oy kullanmak olduğunu ifade etti. Günübirlik yolculuk yapanların yanı sıra, tatilini kısa keserek oy kullanmak isteyenler de vardı. İzmire doğru yola çıkan bir vatandaş, daha önceki seçimlerde de sadece oy kullanmak için yola çıktığını belirterek, Seçim için iki elim kanda olsa giderim, affetmem. İşimi bırakır giderim dedi.Niğdeye gitmek üzere otobüsünün kalkışını bekleyen bir kişi ise, Vatandaşlık görevimi yapmak için gidiyorum dedi. Gidenler kadar İstanbula oy kullanmak üzere gelenler de vardı. Eskişehirden yola çıkan bir vatandaş, Oy kullanmasam olmaz. 1 oy, bir oydur şeklinde konuştu.(DHA)
Zaman
Son Dakika
30.03.2014
EsenlerotogarındaseçimtrafiğiEsenler otogarında seçim trafiği
Esen otogarında seçim trafiği
Zaman
30.03.2014
03:35
Esenler Otogarı seçimde oy kullanmak isteyen seçmenler nedeniyle hareketlendi.Sandığa gitmek isteyen vatandaşların bazıları ikametgahlarının olduğu şehirlere doğru yola çıkarken, ikametgahı İstanbulda olan seçmenler de İstanbula geldi. Türkiyenin çeşitli illerine yola çıkanlar, yolculuk sebeplerinin bu sefer oy kullanmak olduğunu ifade etti. Günübirlik yolculuk yapanların yanı sıra, tatilini kısa keserek oy kullanmak isteyenler de vardı. İzmire doğru yola çıkan bir vatandaş, daha önceki seçimlerde de sadece oy kullanmak için yola çıktığını belirterek, Seçim için iki elim kanda olsa giderim, affetmem. İşimi bırakır giderim dedi. Niğdeye gitmek üzere otobüsünün kalkışını bekleyen bir kişi ise, Vatandaşlık görevimi yapmak için gidiyorum dedi. Gidenler kadar İstanbula oy kullanmak üzere gelenler de vardı. Eskişehirden yola çıkan bir vatandaş, Oy kullanmasam olmaz. 1 oy, bir oydur şeklinde konuştu.(DHA)
Zaman
Son Dakika
30.03.2014
EsenotogarındaseçimtrafiğiEsen otogarında seçim trafiği
Ara Transferde Gelenler Ve Gidenler
Haber3
04.02.2014
08:19
7 Ocak Salı günü başlayan ara transfer dönemi, 3 Şubat Pazartesi günü sona erdi.
Haber3
Son Dakika
04.02.2014
AraTransferdeGelenlerVeGidenlerAra Transferde Gelenler Ve Gidenler
Ara Transferde Gelenler ve Gidenler
Haberler.com
04.02.2014
08:19
7 Ocak Salı günü başlayan ara transfer dönemi, 3 Şubat Pazartesi günü sona erdi.
Haberler.com
Spor
04.02.2014
AraTransferdeGelenlerveGidenlerAra Transferde Gelenler ve Gidenler
Ara Transferde Gelenler ve Gidenler
Haberler.com
04.02.2014
08:19
7 Ocak Salı günü başlayan ara transfer dönemi, 3 Şubat Pazartesi günü sona erdi.
Haberler.com
Son Dakika
04.02.2014
AraTransferdeGelenlerveGidenlerAra Transferde Gelenler ve Gidenler
Ara transferde gelenler ve gidenler listesi
Türkiye Gazetesi
27.01.2014
11:37
7 Ocak Salı günü başlayan ara transfer dönemi, 3 Şubat Pazartesi günü mesai saati bitiminde sona erecek.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
27.01.2014
AratransferdegelenlervegidenlerlistesiAra transferde gelenler ve gidenler listesi
Ara Transferde Gelenler ve Gidenler
Haberler.com
27.01.2014
11:22
7 Ocak Salı günü başlayan ara transfer dönemi, 3 Şubat Pazartesi günü mesai saati bitiminde sona erecek.
Haberler.com
Spor
27.01.2014
AraTransferdeGelenlerveGidenlerAra Transferde Gelenler ve Gidenler
Ara Transferde Gelenler Ve Gidenler
Haber3
27.01.2014
11:11
7 Ocak Salı günü başlayan ara transfer dönemi, 3 Şubat Pazartesi günü mesai saati bitiminde sona erecek. Takımlar bu süre içerisinde bir çok futbolcuyla yollarını ayırırken bir yandan da boşalan bölgeye takviye yapıyorlar. Fenerbahçe ve Beşiktaş henüz tra
Haber3
Son Dakika
27.01.2014
AraTransferdeGelenlerVeGidenlerAra Transferde Gelenler Ve Gidenler
Mustafa Ünal - Yeni hükümet...
Zaman
27.12.2013
03:19
Türk siyaset tarihi böyle bir gün yaşamadı. Dünü değil önceki günü kastediyorum. Sabah saatlerinde üç bakan istifa etti. Bir ayrıntı sonra ortaya çıktı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın istifasının işleme konmadığı, görevden alındığı anlaşıldı.Bayraktar en sert çıkışı yapan isimdi.Yolsuzluk operasyonuna adı karışan AB Bakanı Egemen Bağış da kabine dışı kaldı. Bunun bir anlamı var elbette. Başbakan her ne kadar operasyon hakkında farklı değerlendirmeler yapsa da o bakanların daha fazla taşınamayacağını gördü. Geciktiği bile söylenebilir. Daha ilk gün Başbakan ‘Aklanın da gelin’ diyebilirdi. Yolsuzluğun iddiası bile yıpratıcıdır çünkü. Hele öznesi veya parçası siyasetçiyse.Söz konusu bakanların hükümet dışı kalması iddiaların ciddiye alındığının göstergesi. Yaşananlar gerçekten sadece komplo veya dış mihrakların işi olsaydı herhalde bu bakanlarla yola devam edilirdi. İstifalar revizyonun da habercisiydi. Üç bakan belediye başkanlığına aday olmuştu. Operasyon revizyonun kapsamını genişletti. Başbakan yeni kabineyi gece geç saatlerde açıklarken şaşırttı. Sürprizlerle doluydu çünkü. AK Parti çevrelerinden teyitli gün boyu bakan toto listesi dolaştı. Numan Kurtulmuş’un adı Ekonomi Bakanı, Mustafa Şentop Adalet Bakanı olarak geçiyordu. Başbakan ters köşeye yatırdı, isabet oranı çok düşük oldu. Acaba Çankaya Köşkü’nde revize mi edildi? Yoksa Başbakan son anda karar mı değiştirdi?Erdoğan’ın Köşk’e çıkışı gecikti. Ve görüşme çok uzun sürdü. Usul, öncesinde Cumhurbaşkanı ile mutabakat sağlanır, görüşme imza ve kısa değerlendirmeyle sınırlı tutulur. Yeni kabinenin oluşmasında henüz cevabını bulmayan soru işaretleri var. Gelenler gibi gidenler de sürpriz. Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün adı bugüne kadar değişecekler arasında geçmedi.Yeni kabineyi nasıl değerlendirmek lazım? Yaşanan olağan bir süreç deği, olağanüstü. AK Parti için zor günler. Bugüne kadar çok badireler atlattı ama böylesiyle ilk kez karşılaşıyor. Sağlıklı politika yerini duygusal ve öfkeli tepkiler aldı. Ani patlamalar durulacak gibi değil. Tabanını oluşturan toplum kesimleriyle kavga ne partiye ne de kamuoyuna izah edilebilmiş değil. Ve önümüz seçim. 2014’te iki değil 4 sandığa gebe.Yeni hükümetin isimlendirilmesi bundan sonra izlenecek politikaların işaretini verecekti. İki isim bu açıdan çok önemli: İçişleri Bakanı Efgan Ala ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Kabineye siyasetin dışından giren Ala, merdivenin basamaklarını hızlı çıktı, bürokrasinin en tepe noktası Başbakanlık Müsteşarlığı’na kadar yükseldi.Yıllardır aynı koltukta. Kimi siyasi tercihlerde ve özellikle bürokrasi atamalarında çok etkin olduğu kulislerde konuşuldu. Şimdi ‘bakan’ olarak sahnede. O koltuğa oturacak mülkiye kökenli çok sayıda milletvekili dururken bürokrasiden bir ismin atanması dikkat çekici. ‘Özel bir misyonu olduğu’ yorumlarını, savaş kabinesi gibi değerlendirmeleri doğru bulmuyorum. Bürokrasideki tecrübesi bu zor dönemde AK Parti için avantaj olabilir. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ aynı şekilde. Bu sürecin kaderini belirleyecek bakan olacak. Yargı şu an ağır bir krizin içinde. Devlet krizi de denebilir. İstanbul’daki soruşturma tıkandı. Dosya savcıdan alındı. Ardından açıklamalar peşpeşe geldi. Bozdağ’dan süreci yönetirken Ankara kriterleri yerine evrensel kriterleri dikkate alması beklenir.Hükümet on bakanlı büyük bir revizyona gitti ama Ankara’nın havasına bakılırsa dalgalı suların durulması pek mümkün görünmüyor. Bundan sonra bütün seçenekler masada. Yerel seçimlerle birlikte erken genel seçim de gündeme gelirse şaşırmayın.
Zaman
En Çok Okunan
27.12.2013
MustafaÜnal-YenihükümetMustafa Ünal - Yeni hükümet
Mustafa Ünal - Yeni hükümet...
Zaman
27.12.2013
01:52
Türk siyaset tarihi böyle bir gün yaşamadı. Dünü değil önceki günü kastediyorum. Sabah saatlerinde üç bakan istifa etti. Bir ayrıntı sonra ortaya çıktı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın istifasının işleme konmadığı, görevden alındığı anlaşıldı.Bayraktar en sert çıkışı yapan isimdi.Yolsuzluk operasyonuna adı karışan AB Bakanı Egemen Bağış da kabine dışı kaldı. Bunun bir anlamı var elbette. Başbakan her ne kadar operasyon hakkında farklı değerlendirmeler yapsa da o bakanların daha fazla taşınamayacağını gördü. Geciktiği bile söylenebilir. Daha ilk gün Başbakan ‘Aklanın da gelin’ diyebilirdi. Yolsuzluğun iddiası bile yıpratıcıdır çünkü. Hele öznesi veya parçası siyasetçiyse.Söz konusu bakanların hükümet dışı kalması iddiaların ciddiye alındığının göstergesi. Yaşananlar gerçekten sadece komplo veya dış mihrakların işi olsaydı herhalde bu bakanlarla yola devam edilirdi. İstifalar revizyonun da habercisiydi. Üç bakan belediye başkanlığına aday olmuştu. Operasyon revizyonun kapsamını genişletti. Başbakan yeni kabineyi gece geç saatlerde açıklarken şaşırttı. Sürprizlerle doluydu çünkü. AK Parti çevrelerinden teyitli gün boyu bakan toto listesi dolaştı. Numan Kurtulmuş’un adı Ekonomi Bakanı, Mustafa Şentop Adalet Bakanı olarak geçiyordu. Başbakan ters köşeye yatırdı, isabet oranı çok düşük oldu. Acaba Çankaya Köşkü’nde revize mi edildi? Yoksa Başbakan son anda karar mı değiştirdi?Erdoğan’ın Köşk’e çıkışı gecikti. Ve görüşme çok uzun sürdü. Usul, öncesinde Cumhurbaşkanı ile mutabakat sağlanır, görüşme imza ve kısa değerlendirmeyle sınırlı tutulur. Yeni kabinenin oluşmasında henüz cevabını bulmayan soru işaretleri var. Gelenler gibi gidenler de sürpriz. Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün adı bugüne kadar değişecekler arasında geçmedi.Yeni kabineyi nasıl değerlendirmek lazım? Yaşanan olağan bir süreç deği, olağanüstü. AK Parti için zor günler. Bugüne kadar çok badireler atlattı ama böylesiyle ilk kez karşılaşıyor. Sağlıklı politika yerini duygusal ve öfkeli tepkiler aldı. Ani patlamalar durulacak gibi değil. Tabanını oluşturan toplum kesimleriyle kavga ne partiye ne de kamuoyuna izah edilebilmiş değil. Ve önümüz seçim. 2014’te iki değil 4 sandığa gebe.Yeni hükümetin isimlendirilmesi bundan sonra izlenecek politikaların işaretini verecekti. İki isim bu açıdan çok önemli: İçişleri Bakanı Efgan Ala ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Kabineye siyasetin dışından giren Ala, merdivenin basamaklarını hızlı çıktı, bürokrasinin en tepe noktası Başbakanlık Müsteşarlığı’na kadar yükseldi.Yıllardır aynı koltukta. Kimi siyasi tercihlerde ve özellikle bürokrasi atamalarında çok etkin olduğu kulislerde konuşuldu. Şimdi ‘bakan’ olarak sahnede. O koltuğa oturacak mülkiye kökenli çok sayıda milletvekili dururken bürokrasiden bir ismin atanması dikkat çekici. ‘Özel bir misyonu olduğu’ yorumlarını, savaş kabinesi gibi değerlendirmeleri doğru bulmuyorum. Bürokrasideki tecrübesi bu zor dönemde AK Parti için avantaj olabilir. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ aynı şekilde. Bu sürecin kaderini belirleyecek bakan olacak. Yargı şu an ağır bir krizin içinde. Devlet krizi de denebilir. İstanbul’daki soruşturma tıkandı. Dosya savcıdan alındı. Ardından açıklamalar peşpeşe geldi. Bozdağ’dan süreci yönetirken Ankara kriterleri yerine evrensel kriterleri dikkate alması beklenir.Hükümet on bakanlı büyük bir revizyona gitti ama Ankara’nın havasına bakılırsa dalgalı suların durulması pek mümkün görünmüyor. Bundan sonra bütün seçenekler masada. Yerel seçimlerle birlikte erken genel seçim de gündeme gelirse şaşırmayın.
Zaman
Köşe Yazıları
27.12.2013
MustafaÜnal-YenihükümetMustafa Ünal - Yeni hükümet
Mustafa Ünal - Yeni hükümet...
Zaman
27.12.2013
01:52
Türk siyaset tarihi böyle bir gün yaşamadı. Dünü değil önceki günü kastediyorum. Sabah saatlerinde üç bakan istifa etti. Bir ayrıntı sonra ortaya çıktı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın istifasının işleme konmadığı, görevden alındığı anlaşıldı.Bayraktar en sert çıkışı yapan isimdi.Yolsuzluk operasyonuna adı karışan AB Bakanı Egemen Bağış da kabine dışı kaldı. Bunun bir anlamı var elbette. Başbakan her ne kadar operasyon hakkında farklı değerlendirmeler yapsa da o bakanların daha fazla taşınamayacağını gördü. Geciktiği bile söylenebilir. Daha ilk gün Başbakan ‘Aklanın da gelin’ diyebilirdi. Yolsuzluğun iddiası bile yıpratıcıdır çünkü. Hele öznesi veya parçası siyasetçiyse.Söz konusu bakanların hükümet dışı kalması iddiaların ciddiye alındığının göstergesi. Yaşananlar gerçekten sadece komplo veya dış mihrakların işi olsaydı herhalde bu bakanlarla yola devam edilirdi. İstifalar revizyonun da habercisiydi. Üç bakan belediye başkanlığına aday olmuştu. Operasyon revizyonun kapsamını genişletti. Başbakan yeni kabineyi gece geç saatlerde açıklarken şaşırttı. Sürprizlerle doluydu çünkü. AK Parti çevrelerinden teyitli gün boyu bakan toto listesi dolaştı. Numan Kurtulmuş’un adı Ekonomi Bakanı, Mustafa Şentop Adalet Bakanı olarak geçiyordu. Başbakan ters köşeye yatırdı, isabet oranı çok düşük oldu. Acaba Çankaya Köşkü’nde revize mi edildi? Yoksa Başbakan son anda karar mı değiştirdi?Erdoğan’ın Köşk’e çıkışı gecikti. Ve görüşme çok uzun sürdü. Usul, öncesinde Cumhurbaşkanı ile mutabakat sağlanır, görüşme imza ve kısa değerlendirmeyle sınırlı tutulur. Yeni kabinenin oluşmasında henüz cevabını bulmayan soru işaretleri var. Gelenler gibi gidenler de sürpriz. Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün adı bugüne kadar değişecekler arasında geçmedi.Yeni kabineyi nasıl değerlendirmek lazım? Yaşanan olağan bir süreç deği, olağanüstü. AK Parti için zor günler. Bugüne kadar çok badireler atlattı ama böylesiyle ilk kez karşılaşıyor. Sağlıklı politika yerini duygusal ve öfkeli tepkiler aldı. Ani patlamalar durulacak gibi değil. Tabanını oluşturan toplum kesimleriyle kavga ne partiye ne de kamuoyuna izah edilebilmiş değil. Ve önümüz seçim. 2014’te iki değil 4 sandığa gebe.Yeni hükümetin isimlendirilmesi bundan sonra izlenecek politikaların işaretini verecekti. İki isim bu açıdan çok önemli: İçişleri Bakanı Efgan Ala ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Kabineye siyasetin dışından giren Ala, merdivenin basamaklarını hızlı çıktı, bürokrasinin en tepe noktası Başbakanlık Müsteşarlığı’na kadar yükseldi.Yıllardır aynı koltukta. Kimi siyasi tercihlerde ve özellikle bürokrasi atamalarında çok etkin olduğu kulislerde konuşuldu. Şimdi ‘bakan’ olarak sahnede. O koltuğa oturacak mülkiye kökenli çok sayıda milletvekili dururken bürokrasiden bir ismin atanması dikkat çekici. ‘Özel bir misyonu olduğu’ yorumlarını, savaş kabinesi gibi değerlendirmeleri doğru bulmuyorum. Bürokrasideki tecrübesi bu zor dönemde AK Parti için avantaj olabilir. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ aynı şekilde. Bu sürecin kaderini belirleyecek bakan olacak. Yargı şu an ağır bir krizin içinde. Devlet krizi de denebilir. İstanbul’daki soruşturma tıkandı. Dosya savcıdan alındı. Ardından açıklamalar peşpeşe geldi. Bozdağ’dan süreci yönetirken Ankara kriterleri yerine evrensel kriterleri dikkate alması beklenir.Hükümet on bakanlı büyük bir revizyona gitti ama Ankara’nın havasına bakılırsa dalgalı suların durulması pek mümkün görünmüyor. Bundan sonra bütün seçenekler masada. Yerel seçimlerle birlikte erken genel seçim de gündeme gelirse şaşırmayın.
Zaman
Ana Sayfa
27.12.2013
MustafaÜnal-YenihükümetMustafa Ünal - Yeni hükümet
Sular çekilince ortaya çıktı
Zaman
02.12.2013
15:45
Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne bağlı Gümüşlük Beldesi’nde hafta sonunda çekilen sular binlerce yıllık tarihi ortaya çıkardı. 3 bin 500 yıllık tarihi Myndos kentinin kalıntıları ortaya çıkarken, hafta sonu tatili için beldeye gidenler denizin ortasında yürürcesine olta ile balık avlamanın keyfini yaşadı.Bodrum’a 18 kilometre uzaklıktaki Gümüşlük’te, her yıl yaklaşık 300 bin kişinin ziyaret ettiği 150 metre uzunluğunda 1.5 metre genişliğindeki Kral Yolu suların çekilmesiyle ortaya çıktı. 3 bin 500 yıllık tarihi Myndos kentinin kalıntılarının ortaya çıkmasıyla hafta sonu tatili için beldeye gelenler denizin ortasına kadar yürümenin ve buradan olta ile balık tutmanın keyfini yaşadı.Suların çekilmesiyle bir tarihin ortaya çıktığını belirten Myndos Kazı Başkanı Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Kral Yolu’nu gel git olaylarına gerek kalmadan ortaya çıkaracak projeyi anlattı. Projenin hayata geçirilmesi durumunda adadaki tarihi mekanları ziyaret etmek isteyenlerin bellerine kadar suyun içerisinde değil yürüyerek gezebileceğini dile getirdi.KRAL YOLU RESTORE EDİLECEKKültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetiminde son 6 yıldır yapılan kazı çalışmalarında Tavşan adasında eski bir kilise, din adamlarına ait mezarlar ve antik Myndos kentinin sur duvarlarının gün ışığına çıkarıldığını belirten kazı başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Yüzde 70’i sular altında bulunan 3500 yıllık Antik Myndos Kenti’nde kazı ve kurtarma çalışmaları sırasında sivil toplum örgütleri ve üniversitelerden büyük destek görüyoruz. Bu arada doğada bizden yana. Son 6 yıl içerisinde suların 1 metreye yakın derinlikte çekilmesi ile gün ışığına çıkan kral yolunu restore ederek adaya turistlerin bellerine kadar su içerisinde değil artık yürüyerek geçişlerine olanak sağlayacağız. Çünkü bu tür gel git olayları bölgede çok olmuyor. Antik yolun altından açacağımız su kanalları ile Gümüşlük Limanı’na su sirkülasyonu kazandırıp limanın temiz kalmasını sağlayacağız. İki yıl içerisinde sona erecek çalışmalardan sonra engelli vatandaşlarımız da tekerlekli sandalye ile dahi adaya geçerek tarihi mekanları ziyaret edebilecek dedi. Kral yolunun iki yanının doğal doku bozulmadan yükseltileceğini, böylece, suların çekileceği yoldan adaya yürünerek gidip gelinebileceğini söyledi.DENİZİN ORTASINDA BALIK AVLAMANIN KEYFİNİ YAŞADILARHafta sonunda kısa süreli tatil için Bodrum’a gelenler denizin üzerinde dururcasına balık avlamanın ve hatıra fotoğrafı çektirmenin keyfini yaşadı. Ankara’dan tatile gelen inşaat mühendisi 42 yaşındaki Uluhan Defne, Kış aylarında sık sık Bodrum ve Gümüşlük’e geliyoruz, ancak suların bu kadar çekildiğine ilk kez tanık olduk. Denizin altında bu kadar tarihi eser olduğuna ilk kez tanık olduk. Suların bu kadar çekilmesi depremi hatırlatarak tedirginlik yarattı dedi.(DHA)
Zaman
Güncel
02.12.2013
SularçekilinceortayaçıktıSular çekilince ortaya çıktı
Sular çekilince ortaya çıktı
Zaman
02.12.2013
15:45
Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne bağlı Gümüşlük Beldesi’nde hafta sonunda çekilen sular binlerce yıllık tarihi ortaya çıkardı. 3 bin 500 yıllık tarihi Myndos kentinin kalıntıları ortaya çıkarken, hafta sonu tatili için beldeye gidenler denizin ortasında yürürcesine olta ile balık avlamanın keyfini yaşadı.Bodrum’a 18 kilometre uzaklıktaki Gümüşlük’te, her yıl yaklaşık 300 bin kişinin ziyaret ettiği 150 metre uzunluğunda 1.5 metre genişliğindeki Kral Yolu suların çekilmesiyle ortaya çıktı. 3 bin 500 yıllık tarihi Myndos kentinin kalıntılarının ortaya çıkmasıyla hafta sonu tatili için beldeye gelenler denizin ortasına kadar yürümenin ve buradan olta ile balık tutmanın keyfini yaşadı.Suların çekilmesiyle bir tarihin ortaya çıktığını belirten Myndos Kazı Başkanı Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Kral Yolu’nu gel git olaylarına gerek kalmadan ortaya çıkaracak projeyi anlattı. Projenin hayata geçirilmesi durumunda adadaki tarihi mekanları ziyaret etmek isteyenlerin bellerine kadar suyun içerisinde değil yürüyerek gezebileceğini dile getirdi.KRAL YOLU RESTORE EDİLECEKKültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetiminde son 6 yıldır yapılan kazı çalışmalarında Tavşan adasında eski bir kilise, din adamlarına ait mezarlar ve antik Myndos kentinin sur duvarlarının gün ışığına çıkarıldığını belirten kazı başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Yüzde 70’i sular altında bulunan 3500 yıllık Antik Myndos Kenti’nde kazı ve kurtarma çalışmaları sırasında sivil toplum örgütleri ve üniversitelerden büyük destek görüyoruz. Bu arada doğada bizden yana. Son 6 yıl içerisinde suların 1 metreye yakın derinlikte çekilmesi ile gün ışığına çıkan kral yolunu restore ederek adaya turistlerin bellerine kadar su içerisinde değil artık yürüyerek geçişlerine olanak sağlayacağız. Çünkü bu tür gel git olayları bölgede çok olmuyor. Antik yolun altından açacağımız su kanalları ile Gümüşlük Limanı’na su sirkülasyonu kazandırıp limanın temiz kalmasını sağlayacağız. İki yıl içerisinde sona erecek çalışmalardan sonra engelli vatandaşlarımız da tekerlekli sandalye ile dahi adaya geçerek tarihi mekanları ziyaret edebilecek dedi. Kral yolunun iki yanının doğal doku bozulmadan yükseltileceğini, böylece, suların çekileceği yoldan adaya yürünerek gidip gelinebileceğini söyledi.DENİZİN ORTASINDA BALIK AVLAMANIN KEYFİNİ YAŞADILARHafta sonunda kısa süreli tatil için Bodrum’a gelenler denizin üzerinde dururcasına balık avlamanın ve hatıra fotoğrafı çektirmenin keyfini yaşadı. Ankara’dan tatile gelen inşaat mühendisi 42 yaşındaki Uluhan Defne, Kış aylarında sık sık Bodrum ve Gümüşlük’e geliyoruz, ancak suların bu kadar çekildiğine ilk kez tanık olduk. Denizin altında bu kadar tarihi eser olduğuna ilk kez tanık olduk. Suların bu kadar çekilmesi depremi hatırlatarak tedirginlik yarattı dedi.(DHA)
Zaman
Ana Sayfa
02.12.2013
SularçekilinceortayaçıktıSular çekilince ortaya çıktı
Temel Kotil: 2023'te 126 milyon yolcu taşıyacağız
Zaman
01.11.2013
15:04
Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Temel Kotil, kamu kurumları altında stratejik kurumların gelişmesinin ‘zor gerçekleştiğini’ vurguladı. THY’nin 2006’da yaşanan özelleştirme sürecinin ardından 2012’ye kadar yüzde 35 büyüdüğünü ifade eden Kotil, “Dünyanın en çok bölgesine uçuş gerçekleştiren hava yoluyuz. Biz, aslında boyumuzdan büyük işler yapıyoruz. Allah, nasip ediyor. Türkiye her bir işte önde gittiği için önde gidiyoruz. İnşallah 2023’te de 126 milyon taşıyacağız.” dedi.Kotil, Uluslararası Yöneticiler Derneği’nin düzenlediği programa konuşmacı olarak katıldı. THY’de son yıllarda yaşanan gelişmeler hakkında sunum yapan Kotil, önemli açıklamalarda bulundu.Kotil, konuşmasında dünya ekonomisinde yaşanan değişme ve bunun hava yollarını nasıl etkileyeceğini değerlendirdi. Dünya ekonomisinde bir eksen kayması olduğunu belirten Kotil, bu eksen kayması ile birlikte dünyada yeni merkezlerin oluşacağına dikkat çekti. Kotil, hava yollarının da bu iki unsurdan etkilendiğini söyledi. Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmenin de THY’yi doğrudan etkilediğini vurgulayan Kotil, İstanbul’a yapılacak yeni hava limanının Türkiye’ye katkısı hakkında da bilgi verdi. Kotil, “Yeni hava limanı dünyanın her yerine sefer düzenlese, alternatif olarak bugünkü rakiplerine yönelse THY’nin kabaca 3 saat avantajı oluyor. 3 saat daha erken buluşturuyoruz. Atlantik’i geçip İstanbul’a gelen İstanbul’dan gelip Doğu’ya gelenler 3 saat daha erken varıyor, gidecekleri yere. Bu ağırlık ortamıdır. Herkese uymaz. Türkiye 3 saat daha avantajlı bir ortamda. Bu tek başına, aslında Türkiye’deki Hava Yolları’nın globalde öne çıkmasına yeter. 21’inci yüzyılda havacılık bize altın tepside getiriliyor. Merkezde yer alabilmek için önce büyük bir hava alanına sonra da büyük bir hava yolu ihtiyacı var. İnancım, şu ki Türkiye bu yüzyıl da büyük oyuncu oluyor.” dedi.“2023’TE 120 MİLYON YOLCU TAŞIYACAĞIZ”Türkiye’nin havacılıkta gerçek bir tarih yazdığını ifade eden Kotil, 2003 yılındaki 4 milyon iç hat yolcusunun 37 milyona ulaştığını, bu sayının Almanya’nın iç hat yolcusu kadar olduğu söyledi. Kotil, dış hat yolcusunun da 5 milyondan 76 milyona çıktığını belirterek, “Bu yıl Türkiye’ye gelip giden yolcu sıralamasında Türkiye genel konumda sekizinci. Türkiye gelip gidenler Çin ve Japonya’dan daha çok. Türkiye ekonomisi yabancı etkileşimde çok ileride. 2023’te 120 milyon yolcu taşıyacağız. Büyüme oranımız yüzde 16, dünya havacılığı yüzde 4,7 büyüyor. Avrupa yüzde 1 büyüyor. Pazar payımız 4,8.”diye konuştu. “KAMUNUN ALTINDA GÖREV YAPARKEN BÜYÜME KOLAY OLMUYOR”THY’de yaşanan büyümenin 2006 yılından sonra gerçekleştiğini dile getiren Kotil, kamu altında görev yaparken, büyümenin o kadar mümkün olmadığını söyledi. THY’de kullanılmak üzere yeni bilgisayar programlarının geleceğini ve çeşitli satın almaların gerçekleştiğini ifade eden Kotil, şu bilgileri verdi: “Personele 1,5 milyar dolar para harcayacağız. Planları yapmazsanız gelişemezsiniz. Yeni program almamız gerekiyordu. 2 yazılım bulduk. Biri 1 milyon diğeri 3 milyon. Rakiplerim 3’ü alıyor. Ben de 3 milyon tutarında olanı aldım. Analizleri yaptık, dataları topladık, çıkardık. Şirketim bu yıl 10 milyar dolar ciro yaptı. Kamu mantığı ile olmuyor. Bize Ankara’daki büyüklerimiz hiç ‘illa bunu alacaksın’ demiyor. Ama, ‘biri alacağız’ diyorlar. Ama hesap ortada, bir pilotun nerde ne kadar kaldığı, kabin personel durumu, nerde ne kadar verdi. Ne kadar ekstra zaman harcadı. Biz, mesai veriyoruz. Hepsi ortada hepsi apaçık gerçek. Sağ olsunlar bizi özelleştirdiler. ” DÜNYADA EN ÇOK BÖLGEYE UÇAN HAVA YOLUYUZTHY’nin dünya havacılığında yüzde 2’nin altında olduğunu belirten ve ‘THY’ye daha kocaman şeyler lazım’ diyen Kotil, “Büyümekte mecburuz. 2006’dan 2012’ye kadar büyüme oranımız: yüzde 35. Bundan sonra devam ediyor. Şu anda, dünyada en çok yere uçan hava yoluyuz. En çok şehre uçan, hava yoluyuz. Network yoğunluğunda dünyada dördüncü büyük hava yoluyuz. Bu çok güzel, büyük bir iş. Biz, aslında boyumuzdan büyük işler yapıyoruz. Allah, nasip ediyor. Türkiye her bir işte önde gittiği için önde gidiyoruz.” ifadelerini kullandı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
01.11.2013
TemelKotil2023te126milyonyolcutaşıyacağızTemel Kotil 2023te 126 milyon yolcu taşıyacağız
Salihli’de cami ile cemevi iki yıldır yan yana
Zaman
06.10.2013
02:45
Ankara’da geçen ay temeli atılan cami-cemevi projesinin Manisa’nın Salihli ilçesinde iki yıldır hayata geçtiği ortaya çıktı. Kurtuluş Mahallesi’ndeki Fatih Camii ile cemevi yan yana hizmet veriyor, isteyen camiye isteyen de cemevine gidiyor. Şube başkanı Hasan Duran Öntaş, cemevinin yapımına herkesin katkıda bulunduğunu ifade ederek, “Bizden camiye gidenler, camiden de cemevine gelenler oluyor.” diyor. Başkan Yardımcısı Niyazi Şengül de “Cemevi inşaatı sırasında suyumuz bağlanmamıştı. İmamdan istedik, caminin suyunu kullandık.” ifadesini kullanıyor.Alevi Kültür Dernekleri Salihli Şube Başkanı Hasan Duran Öntaş, cami ile cemevinin yan yana olmasından dolayı hiçbir sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Cemevini 2011 Ekim ayında hizmete açtıklarını dile getiren Öntaş, iki yıldır çok güzel bir hoşgörü ortamı oluştuğunu ifade etti. Cami ile cemevinin yan yana olmasından hiç kimsenin rahatsızlık duymadığını, duyması için de bir sebep olmadığını vurgulayan Öntaş, şöyle konuştu: “Burayı topladığımız yardımlarla yaptık ve herkes yapımına katkıda bulundu. Hiç kimseyi ayırt etmeden yardımlarımızı topladık. Bizden de camiye gidenler oluyor, camiden cemevine gelenler de oluyor. Bizim vatan, millet ve bayrakla hiçbir sıkıntımız yok. Biz eşitlik istiyoruz, çünkü herkesi seviyoruz.”Şube Başkan Yardımcısı Niyazi Şengül de cami ve cemevinin yan yana olmasından rahatsızlık duymadıklarını söyledi. Aksine camiyle cemevinin yan yana bulunmasının çok güzel olduğunu dile getiren Şengül, “Herkes ibadetini özgürce yapabilmeli. Cami imamı ve cemaatiyle ilişkilerimiz çok iyi, hattâ cemevinin inşaatı sırasında suyumuz daha bağlanmamıştı. Su olmayınca inşaata devam edemiyorduk. İmamdan su istedik, o da seve seve verdi. Yani cemevimizin inşaatında caminin suyunu da kullandık.” şeklinde konuştu.İbrahim Erkan, 1976 yılında inşa edilen caminin imamlığını yapıyor. Alevi vatandaşlarla cami cemaatinin ilişkilerinin çok güzel olduğunu aktaran İmam Erkan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Programlarına davet ediyorlar, elimizden geldiğince katılıyoruz. Onlar da bizi ziyaret ediyor. İlişkilerimiz çok iyi. Cami ile cemevinin yan yana olmasından hiç kimse rahatsızlık duymuyor. Bazen sazlı programlarından dolayı ses oluyor. Saygılarından dolayı namaz vakti gelince sesi kapatıyorlar.”Cemaatten Mehmet Ali Kavakalan da cami ile cemevinin yan yana olmasından memnun: “Herkes birbirine saygı gösteriyor. Yemek veriyorlar, hayır yapıyorlar, cami cemaati olarak programlarına katılıyoruz. Onlar da bizim programlarımıza katılıyor. Karşılıklı ziyaretleşiyoruz. Kimsenin birbirinden rahatsız olduğu bir durum yok.”
Zaman
En Çok Okunan
06.10.2013
Salihli’decamiilecemeviikiyıldıryanyanaSalihli’de cami ile cemevi iki yıldır yan yana
Salihli’de cami ile cemevi iki yıldır yan yana
Zaman
06.10.2013
01:54
Ankara’da geçen ay temeli atılan cami-cemevi projesinin Manisa’nın Salihli ilçesinde iki yıldır hayata geçtiği ortaya çıktı. Kurtuluş Mahallesi’ndeki Fatih Camii ile cemevi yan yana hizmet veriyor, isteyen camiye isteyen de cemevine gidiyor. Şube başkanı Hasan Duran Öntaş, cemevinin yapımına herkesin katkıda bulunduğunu ifade ederek, “Bizden camiye gidenler, camiden de cemevine gelenler oluyor.” diyor. Başkan Yardımcısı Niyazi Şengül de “Cemevi inşaatı sırasında suyumuz bağlanmamıştı. İmamdan istedik, caminin suyunu kullandık.” ifadesini kullanıyor.Alevi Kültür Dernekleri Salihli Şube Başkanı Hasan Duran Öntaş, cami ile cemevinin yan yana olmasından dolayı hiçbir sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Cemevini 2011 Ekim ayında hizmete açtıklarını dile getiren Öntaş, iki yıldır çok güzel bir hoşgörü ortamı oluştuğunu ifade etti. Cami ile cemevinin yan yana olmasından hiç kimsenin rahatsızlık duymadığını, duyması için de bir sebep olmadığını vurgulayan Öntaş, şöyle konuştu: “Burayı topladığımız yardımlarla yaptık ve herkes yapımına katkıda bulundu. Hiç kimseyi ayırt etmeden yardımlarımızı topladık. Bizden de camiye gidenler oluyor, camiden cemevine gelenler de oluyor. Bizim vatan, millet ve bayrakla hiçbir sıkıntımız yok. Biz eşitlik istiyoruz, çünkü herkesi seviyoruz.”Şube Başkan Yardımcısı Niyazi Şengül de cami ve cemevinin yan yana olmasından rahatsızlık duymadıklarını söyledi. Aksine camiyle cemevinin yan yana bulunmasının çok güzel olduğunu dile getiren Şengül, “Herkes ibadetini özgürce yapabilmeli. Cami imamı ve cemaatiyle ilişkilerimiz çok iyi, hattâ cemevinin inşaatı sırasında suyumuz daha bağlanmamıştı. Su olmayınca inşaata devam edemiyorduk. İmamdan su istedik, o da seve seve verdi. Yani cemevimizin inşaatında caminin suyunu da kullandık.” şeklinde konuştu.İbrahim Erkan, 1976 yılında inşa edilen caminin imamlığını yapıyor. Alevi vatandaşlarla cami cemaatinin ilişkilerinin çok güzel olduğunu aktaran İmam Erkan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Programlarına davet ediyorlar, elimizden geldiğince katılıyoruz. Onlar da bizi ziyaret ediyor. İlişkilerimiz çok iyi. Cami ile cemevinin yan yana olmasından hiç kimse rahatsızlık duymuyor. Bazen sazlı programlarından dolayı ses oluyor. Saygılarından dolayı namaz vakti gelince sesi kapatıyorlar.”Cemaatten Mehmet Ali Kavakalan da cami ile cemevinin yan yana olmasından memnun: “Herkes birbirine saygı gösteriyor. Yemek veriyorlar, hayır yapıyorlar, cami cemaati olarak programlarına katılıyoruz. Onlar da bizim programlarımıza katılıyor. Karşılıklı ziyaretleşiyoruz. Kimsenin birbirinden rahatsız olduğu bir durum yok.”
Zaman
Güncel
06.10.2013
Salihli’decamiilecemeviikiyıldıryanyanaSalihli’de cami ile cemevi iki yıldır yan yana
Salihli’de cami ile cemevi iki yıldır yan yana
Zaman
06.10.2013
01:54
Ankara’da geçen ay temeli atılan cami-cemevi projesinin Manisa’nın Salihli ilçesinde iki yıldır hayata geçtiği ortaya çıktı. Kurtuluş Mahallesi’ndeki Fatih Camii ile cemevi yan yana hizmet veriyor, isteyen camiye isteyen de cemevine gidiyor. Şube başkanı Hasan Duran Öntaş, cemevinin yapımına herkesin katkıda bulunduğunu ifade ederek, “Bizden camiye gidenler, camiden de cemevine gelenler oluyor.” diyor. Başkan Yardımcısı Niyazi Şengül de “Cemevi inşaatı sırasında suyumuz bağlanmamıştı. İmamdan istedik, caminin suyunu kullandık.” ifadesini kullanıyor.Alevi Kültür Dernekleri Salihli Şube Başkanı Hasan Duran Öntaş, cami ile cemevinin yan yana olmasından dolayı hiçbir sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Cemevini 2011 Ekim ayında hizmete açtıklarını dile getiren Öntaş, iki yıldır çok güzel bir hoşgörü ortamı oluştuğunu ifade etti. Cami ile cemevinin yan yana olmasından hiç kimsenin rahatsızlık duymadığını, duyması için de bir sebep olmadığını vurgulayan Öntaş, şöyle konuştu: “Burayı topladığımız yardımlarla yaptık ve herkes yapımına katkıda bulundu. Hiç kimseyi ayırt etmeden yardımlarımızı topladık. Bizden de camiye gidenler oluyor, camiden cemevine gelenler de oluyor. Bizim vatan, millet ve bayrakla hiçbir sıkıntımız yok. Biz eşitlik istiyoruz, çünkü herkesi seviyoruz.”Şube Başkan Yardımcısı Niyazi Şengül de cami ve cemevinin yan yana olmasından rahatsızlık duymadıklarını söyledi. Aksine camiyle cemevinin yan yana bulunmasının çok güzel olduğunu dile getiren Şengül, “Herkes ibadetini özgürce yapabilmeli. Cami imamı ve cemaatiyle ilişkilerimiz çok iyi, hattâ cemevinin inşaatı sırasında suyumuz daha bağlanmamıştı. Su olmayınca inşaata devam edemiyorduk. İmamdan su istedik, o da seve seve verdi. Yani cemevimizin inşaatında caminin suyunu da kullandık.” şeklinde konuştu.İbrahim Erkan, 1976 yılında inşa edilen caminin imamlığını yapıyor. Alevi vatandaşlarla cami cemaatinin ilişkilerinin çok güzel olduğunu aktaran İmam Erkan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Programlarına davet ediyorlar, elimizden geldiğince katılıyoruz. Onlar da bizi ziyaret ediyor. İlişkilerimiz çok iyi. Cami ile cemevinin yan yana olmasından hiç kimse rahatsızlık duymuyor. Bazen sazlı programlarından dolayı ses oluyor. Saygılarından dolayı namaz vakti gelince sesi kapatıyorlar.”Cemaatten Mehmet Ali Kavakalan da cami ile cemevinin yan yana olmasından memnun: “Herkes birbirine saygı gösteriyor. Yemek veriyorlar, hayır yapıyorlar, cami cemaati olarak programlarına katılıyoruz. Onlar da bizim programlarımıza katılıyor. Karşılıklı ziyaretleşiyoruz. Kimsenin birbirinden rahatsız olduğu bir durum yok.”
Zaman
Ana Sayfa
06.10.2013
Salihli’decamiilecemeviikiyıldıryanyanaSalihli’de cami ile cemevi iki yıldır yan yana
Riolu gençler, Türk Milli Takımı'na 'merhaba' diyecek
Zaman
26.09.2013
10:26
Türk Milli Takımının Brezilyada düzenlenecek 2014 Dünya Kupası yolunda mücadelesi sürerken, Riolu öğrenciler Türk sporcu ve taraftarı kendi dillerinde karşılamaya hazırlanıyor. Farklı diller öğretilmesi projesi kapsamında pilot okullardan seçilen yaklaşık yüz Brezilyalı öğrenci, geçtiğimiz günlerde ilk derslerini alarak Türkçeye merhaba dediler. ÇİNCE VE TÜRKÇENİN YARIŞIÖnümüzdeki yıllarda iki büyük organizasyona ev sahipliği yapacak Brezilyada, Olimpiyatlar ve dünya kupasına yönelik tüm hazırlıklar hızla tamamlanıyor. Hükümet, bir taraftan yeni yollar, stadyumlar ve havaalanları inşa ederken diğer yandan gelecek sporcu ve turistleri memnun etmek için çeşitli projeler üretiyor. Rio şehrine akın edecek yabancı turistlere kolaylık sağlaması için yerel yönetimin başlattığı bir çalışma, devlet okullarında okuyan öğrencilere farklı diller öğretilmesini hedefliyor. Proje kapsamında çeşitli kurumlarla işbirliği yapan Rio Milli Eğitim Sekreterliği, turizm bölümünde okuyan öğrencilere İngilizce, İspanyolca ve Çincenin yanı sıra Türkçeyi de seçmeli ders olarak okutuyor.Türkçenin de projeye dahil edilmesiyle yüzlerce gencin ilerde turizm ve ticaret sahasında aktif hale gelmesi bekleniyor. İki ülke arasında gelişmekte olan ilişkileri dikkate alarak yerel yönetimin de destek verdiği Türkçe eğitimi, Rioda faaliyet gösteren Türk Kültür Merkezi tarafından yürütülüyor. Pilot bir okulda yaklaşık yüz öğrenciyle başlatılan Türkçe öğretiminin önümüzdeki dönemde genişletilmesi düşünülüyor.BREZİLYA İLE TURİZM VE TİCARET DAHA KOLAY OLACAKFarklı bir dil olması yönüyle projenin en çok seçilen derslerinden biri olan Türkçe, okul idarecileri ve öğrencilerin de ilgisini çekiyor. Uluslararası organizasyonlarda gönüllü olarak hizmet verecek turizm bölümü öğrencileri, bu vesileyle Türkçe bilgilerini CVlerine yazmak istiyor.Katıldığı ilk Türkçe dersinden çok keyif aldığını söyleyen Raquel adlı öğrenci, proje ile ilgili izlenimlerini İsmim Raquel. Enrique kolejinde turizm bölümünde okuyorum. Arkadaşlarımla beraber Türkçe öğrenmeye karar verdik. Yeni bir dil olarak CVmize yazma isteğimizin dışında Türkçenin konuşulduğu tüm ülkelerden gelecek misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak istiyoruz. Sanırım bu, Brezilya olarak bizim misafirlerimize verdiğimiz önemin bir göstergesi olacak. sözleriyle anlattı. Projenin başarıyla uygulandığını söyleyen gönüllü Türkçe öğretmeni Sinan Avcı da Türkçe öğretimindeki amacın iki ülke arasındaki ilişkilere katkı sağlamak olduğunu belirtti. Farklı dillerin öğretimine ev sahipliği yapan pilot okulların idarecileri ise projeyi Türkiye ve Brezilya yakınlaşıyor. Bu vesileyle gerek buradan Türkiyeye gidenler için gerekse Türkiyeden Brezilyaya gelenler için ilerde turizm daha kolay hale gelecek. şeklinde özetledi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
26.09.2013
RiolugençlerTürkMilliTakımınamerhabadiyecekRiolu gençler Türk Milli Takımına merhaba diyecek
Barlas’tan Doğan’a Akif Beki teşekkürü
Evrensel
25.09.2013
17:08
KÖŞE Yazarı Akif Beki’nin Radikal gazetesinden Hürriyet gazetesine transfer olmasının yankıları sürüyor. Sabah Gazetesi Yazarı Mehmet Barlas Hürriyet Gazetesi Sahibi Aydın Doğan’ı tebrik etti, Beki’ye de başarılar diledi. Geçtiğimiz günlerde Aydın Doğan’a çağrı yapan ve köşe yazarlarını uyarmasını isteyen Barlas, bugünkü yazısında kendisine 7 tavsiyede bulunan Ahmet Hakan’ı da ağır sözlerle eleştirdi Barlas Ahmet Hakan için, “Bir şeylerin sözcüsü olduklarını ve “İleri gelenler” katına yükseldiklerini zanneden yeni yetmelerin, bir anda “İleri gidenler” konumuna yerleştirilmeleri ilk defa gö
Evrensel
Medya
25.09.2013
Barlas’tanDoğan’aAkifBekiteşekkürüBarlas’tan Doğan’a Akif Beki teşekkürü
Süper Lig'de kim kimi aldı? / GALERİ
Haber7
09.09.2013
13:10
Süper Toto Süper Ligde yaz transfer dönemi sona erdi Takımlar keselerine göre transfer yaptı İşte Süper ligdeki 18 takımda gelenler ve gidenler
Haber7
Son Dakika
09.09.2013
SüperLigdekimkimialdı?/GALERİSüper Ligde kim kimi aldı? / GALERİ
Süper Lig’e yıldız yağdı
Zaman
08.09.2013
02:27
Süper Lig’de ilk transfer dönemi tamamlandı. 18 takım, 186 futbolcu transfer ederken 203 oyuncuyla yollarını ayırdı. Üç büyükler arasında en hareketli kulüp Beşiktaş oldu. Fenerbahçe Bruno Alves ve Emenike, Galatasaray Bruma, Trabzonspor ise Malouda ve Bosingwa hamlesiyle ses getirdi.Futbolda birinci transfer dönemi önceki gün sona erdi. Süper Lig’e birbirinden önemli yıldızlar geldi. Fenerbahçe’nin Bruno Alves’i alması, Emenike’nin geri dönmesi, Galatasaray’ın Portekiz’in yeni ‘Ronaldo’su sayılan Bruma’yı kadrosuna katması, Trabzonspor’un Malouda hamlesi, Beşiktaş’ın kaleyi Tolga ile kapatıp Kerim Frei ve Gökhan Töre gibi gençlerle güçlenmesi, Kasımpaşa’nın Babel’e imza attırması epey ses getirdi.Süper Lig’de yer alan 18 takım 186 futbolcu transfer ederken 203 oyuncuyla yollarını ayırdı. Üç büyükler olarak anılan ekiplerden Beşiktaş, en fazla transfer heyecanı yaşayan kulüp oldu. Siyah-Beyazlılar, kadrosuna 11 futbolcu dahil edip, 10 isimle vedalaştı. Kartal’ın bir dikkat çeken hamlesi de teknik adam değişikliğiydi. Samet Aybaba’nın yerine Hırvat çalıştırıcı Bilic geldi.Son şampiyon Galatasaray, mevcut kadrosuna sadece iki takviye yaptı. Sarı-Kırmızılılar, defans bölgesinde yaşadığı sıkıntıyı Lille’den Chedjou’yu alarak gidermeye çalıştı. Portekiz’in yükselen değeri Bruma ise Cim Bom’un yeni yüzü oldu. Sivasspor’dan alınan Erman Kılıç’ın 3 maçta oynadıktan sonra Eskişehirspor’a verilmesi ilginç bir ayrıntıydı. Aslan ayrıca, geride kalan sezonda kiralık olarak forma giyen Umut Bulut ile Felipe Melo’nun bonservisini aldı.Aykut Kocaman’ın yerine Ersun Yanal’ı getiren Fenerbahçe ise 5 futbolcuyu transfer ederken, 7 oyuncuyu gönderdi. Sarı-Lacivertliler, 2 sezon önce şike davası yüzünden takımdan ayrılan Nijeryalı Emenike’yi de kadrosuna kattı. Kanarya’nın ses getiren bir diğer ismi Zenit’ten transferi Bruno Alves oldu. Trabzonspor, Malouda ve Bosingwa gibi futbol dünyasının önemli isimlerinin de aralarında bulunduğu 9 futbolcuyu renklerine bağlarken, 8 isimle yollarını ayırdı. Kasımpaşa’nın Babel’i Ajax’tan getirmesi de büyük yankı uyandırmıştı. Roberto Carlos’un Sivasspor’un başına geçmesi, Daum’un Bursaspor’la Türkiye’ye dönmesi de lige renk kattı. Futbol Federasyonu’nun 6+0+4 kuralını uygulamaya koyması ise transfere etki etti. Yeni sezonda sahada 6 yabancıya şans verebilen, diğerlerini tribüne göndermek zorunda kalan kulüpler, bu kararla transferde frene bastı. GALATASARAY Gelenler: Aurelien Chedjou (Lille), Armindo Bruma (Sporting Lizbon). Gidenler: Mehmet Batdal (İBB), Emmanuel Culio (Deportivo), Kazım Kazım (Bursaspor), Johan Elmander (Norwich City), Sercan Yıldırım (Şanlıurfa), Furkan Özçal (Kardemir Karabükspor), Serdar Eylik (Ankaraspor), Çağlar Birinci (Elazığspor), Tomas Ujfalusi (Sparta Prag).FENERBAHÇE Gelenler: Alper Potuk (Eskişehirspor), Bruno Alves (Zenit), Michal Kadlec (Bayer Leverkusen), Samuel Holmen (İBB), Emmanuel Emenike (Spartak Moskova). Gidenler: Henri Bienvenu (Eskişehirspor), Orhan Şam (Kasımpaşa), Sezer Öztürk (Beşiktaş), Serkan Kırıntılı (Çaykur Rizespor), Miroslav Stoch (PAOK), Milos Krasic (Bastia), Recep Niyaz (Bucaspor).BEŞİKTAŞ Gelenler: Kerim Frei (Fulham), Ramon Motta (Corinthians), Atiba Hutchinson (PSV), Michael Eneramo (Sivasspor), Tolga Zengin (Trabzonspor), Serdar Kurtulmuş (Gaziantepspor), Ömer Şişmanoğlu (Antalyaspor), Pedro Franco (Millionarios), Gökhan Töre (Rubin Kazan), Günay Güvenç (S. Kickers), Sezer Öztürk (Fenerbahçe). Gidenler: Sinan Kurumuş (Boluspor), Erkan Kaş (K.Karabükspor), Roberto Hilbert (Bayer Leverkusen), Emre Özkan (K.Karabükspor), Alan McGregor (Hull City), Mehmet Akyüz (Akhisar B.), Tanju Kayhan (Eskişehirspor), Burak Kaplan (Fethiyespor), Hasan Türk (Göztepe), Atınç Nukan (Dardanelspor).TRABZONSPOR Gelenler: Abdülkadir Özdemir, Fatih Öztürk, Yusuf Erdoğan, Caner Osmanpaşa, Kadir Keleş (1461 Trabzon), Aykut Demir (Gençlerbirliği), Batuhan Karadeniz (Eskişehirspor). Malouda (Chelsea), Bosingwa (QPR) Gidenler: Emerson (Rennes), Cech (Bologna), Celustka (Sunderland), Yasin Öztekin (Kayseri Erciyesspor), Tolga Zengin (Beşiktaş), Abdullah Karmil (Ankaraspor), Serkan Balcı (Antalyaspor), Halil Altıntop (Augsburg).KASIMPAŞA Gelenler: Ryan Babel (Ajax), Ryan Donk (Club Brugge), Sanharib Büyüksal (Roda), Oscar Scarione (St. Gallen), Andre Castro (Porto), Kubilay Aktaş (St. Etienne), Orhan Şam (Fenerbahçe). Gidenler: Fabian Ernst (Futbolu bıraktı), Abdurrahman Dereli (Sivasspor), Georgi Sarmov (B.Plovdiv), Santiago Garcia (Nacional), Pablo Pintos (Atletico Tigre), Taner Yıldız (Bayrampaşa).KAYSERİSPOR Gelenler: Mert Nobre (Mersin İdmanyurdu), Bilal Gülden (Ankaragücü), Taner Yalçın (İ
Zaman
En Çok Okunan
08.09.2013
SüperLig’eyıldızyağdıSüper Lig’e yıldız yağdı
Süper Lig’e yıldız yağdı
Zaman
08.09.2013
01:52
Süper Lig’de ilk transfer dönemi tamamlandı. 18 takım, 186 futbolcu transfer ederken 203 oyuncuyla yollarını ayırdı. Üç büyükler arasında en hareketli kulüp Beşiktaş oldu. Fenerbahçe Bruno Alves ve Emenike, Galatasaray Bruma, Trabzonspor ise Malouda ve Bosingwa hamlesiyle ses getirdi.Futbolda birinci transfer dönemi önceki gün sona erdi. Süper Lig’e birbirinden önemli yıldızlar geldi. Fenerbahçe’nin Bruno Alves’i alması, Emenike’nin geri dönmesi, Galatasaray’ın Portekiz’in yeni ‘Ronaldo’su sayılan Bruma’yı kadrosuna katması, Trabzonspor’un Malouda hamlesi, Beşiktaş’ın kaleyi Tolga ile kapatıp Kerim Frei ve Gökhan Töre gibi gençlerle güçlenmesi, Kasımpaşa’nın Babel’e imza attırması epey ses getirdi.Süper Lig’de yer alan 18 takım 186 futbolcu transfer ederken 203 oyuncuyla yollarını ayırdı. Üç büyükler olarak anılan ekiplerden Beşiktaş, en fazla transfer heyecanı yaşayan kulüp oldu. Siyah-Beyazlılar, kadrosuna 11 futbolcu dahil edip, 10 isimle vedalaştı. Kartal’ın bir dikkat çeken hamlesi de teknik adam değişikliğiydi. Samet Aybaba’nın yerine Hırvat çalıştırıcı Bilic geldi.Son şampiyon Galatasaray, mevcut kadrosuna sadece iki takviye yaptı. Sarı-Kırmızılılar, defans bölgesinde yaşadığı sıkıntıyı Lille’den Chedjou’yu alarak gidermeye çalıştı. Portekiz’in yükselen değeri Bruma ise Cim Bom’un yeni yüzü oldu. Sivasspor’dan alınan Erman Kılıç’ın 3 maçta oynadıktan sonra Eskişehirspor’a verilmesi ilginç bir ayrıntıydı. Aslan ayrıca, geride kalan sezonda kiralık olarak forma giyen Umut Bulut ile Felipe Melo’nun bonservisini aldı.Aykut Kocaman’ın yerine Ersun Yanal’ı getiren Fenerbahçe ise 5 futbolcuyu transfer ederken, 7 oyuncuyu gönderdi. Sarı-Lacivertliler, 2 sezon önce şike davası yüzünden takımdan ayrılan Nijeryalı Emenike’yi de kadrosuna kattı. Kanarya’nın ses getiren bir diğer ismi Zenit’ten transferi Bruno Alves oldu. Trabzonspor, Malouda ve Bosingwa gibi futbol dünyasının önemli isimlerinin de aralarında bulunduğu 9 futbolcuyu renklerine bağlarken, 8 isimle yollarını ayırdı. Kasımpaşa’nın Babel’i Ajax’tan getirmesi de büyük yankı uyandırmıştı. Roberto Carlos’un Sivasspor’un başına geçmesi, Daum’un Bursaspor’la Türkiye’ye dönmesi de lige renk kattı. Futbol Federasyonu’nun 6+0+4 kuralını uygulamaya koyması ise transfere etki etti. Yeni sezonda sahada 6 yabancıya şans verebilen, diğerlerini tribüne göndermek zorunda kalan kulüpler, bu kararla transferde frene bastı. GALATASARAY Gelenler: Aurelien Chedjou (Lille), Armindo Bruma (Sporting Lizbon). Gidenler: Mehmet Batdal (İBB), Emmanuel Culio (Deportivo), Kazım Kazım (Bursaspor), Johan Elmander (Norwich City), Sercan Yıldırım (Şanlıurfa), Furkan Özçal (Kardemir Karabükspor), Serdar Eylik (Ankaraspor), Çağlar Birinci (Elazığspor), Tomas Ujfalusi (Sparta Prag).FENERBAHÇE Gelenler: Alper Potuk (Eskişehirspor), Bruno Alves (Zenit), Michal Kadlec (Bayer Leverkusen), Samuel Holmen (İBB), Emmanuel Emenike (Spartak Moskova). Gidenler: Henri Bienvenu (Eskişehirspor), Orhan Şam (Kasımpaşa), Sezer Öztürk (Beşiktaş), Serkan Kırıntılı (Çaykur Rizespor), Miroslav Stoch (PAOK), Milos Krasic (Bastia), Recep Niyaz (Bucaspor).BEŞİKTAŞ Gelenler: Kerim Frei (Fulham), Ramon Motta (Corinthians), Atiba Hutchinson (PSV), Michael Eneramo (Sivasspor), Tolga Zengin (Trabzonspor), Serdar Kurtulmuş (Gaziantepspor), Ömer Şişmanoğlu (Antalyaspor), Pedro Franco (Millionarios), Gökhan Töre (Rubin Kazan), Günay Güvenç (S. Kickers), Sezer Öztürk (Fenerbahçe). Gidenler: Sinan Kurumuş (Boluspor), Erkan Kaş (K.Karabükspor), Roberto Hilbert (Bayer Leverkusen), Emre Özkan (K.Karabükspor), Alan McGregor (Hull City), Mehmet Akyüz (Akhisar B.), Tanju Kayhan (Eskişehirspor), Burak Kaplan (Fethiyespor), Hasan Türk (Göztepe), Atınç Nukan (Dardanelspor).TRABZONSPOR Gelenler: Abdülkadir Özdemir, Fatih Öztürk, Yusuf Erdoğan, Caner Osmanpaşa, Kadir Keleş (1461 Trabzon), Aykut Demir (Gençlerbirliği), Batuhan Karadeniz (Eskişehirspor). Malouda (Chelsea), Bosingwa (QPR) Gidenler: Emerson (Rennes), Cech (Bologna), Celustka (Sunderland), Yasin Öztekin (Kayseri Erciyesspor), Tolga Zengin (Beşiktaş), Abdullah Karmil (Ankaraspor), Serkan Balcı (Antalyaspor), Halil Altıntop (Augsburg).KASIMPAŞA Gelenler: Ryan Babel (Ajax), Ryan Donk (Club Brugge), Sanharib Büyüksal (Roda), Oscar Scarione (St. Gallen), Andre Castro (Porto), Kubilay Aktaş (St. Etienne), Orhan Şam (Fenerbahçe). Gidenler: Fabian Ernst (Futbolu bıraktı), Abdurrahman Dereli (Sivasspor), Georgi Sarmov (B.Plovdiv), Santiago Garcia (Nacional), Pablo Pintos (Atletico Tigre), Taner Yıldız (Bayrampaşa).KAYSERİSPOR Gelenler: Mert Nobre (Mersin İdmanyurdu), Bilal Gülden (Ankaragücü), Taner Yalçın (İ
Zaman
Spor
08.09.2013
SüperLig’eyıldızyağdıSüper Lig’e yıldız yağdı
Süper Lig’e yıldız yağdı
Zaman
08.09.2013
01:52
Süper Lig’de ilk transfer dönemi tamamlandı. 18 takım, 186 futbolcu transfer ederken 203 oyuncuyla yollarını ayırdı. Üç büyükler arasında en hareketli kulüp Beşiktaş oldu. Fenerbahçe Bruno Alves ve Emenike, Galatasaray Bruma, Trabzonspor ise Malouda ve Bosingwa hamlesiyle ses getirdi.Futbolda birinci transfer dönemi önceki gün sona erdi. Süper Lig’e birbirinden önemli yıldızlar geldi. Fenerbahçe’nin Bruno Alves’i alması, Emenike’nin geri dönmesi, Galatasaray’ın Portekiz’in yeni ‘Ronaldo’su sayılan Bruma’yı kadrosuna katması, Trabzonspor’un Malouda hamlesi, Beşiktaş’ın kaleyi Tolga ile kapatıp Kerim Frei ve Gökhan Töre gibi gençlerle güçlenmesi, Kasımpaşa’nın Babel’e imza attırması epey ses getirdi.Süper Lig’de yer alan 18 takım 186 futbolcu transfer ederken 203 oyuncuyla yollarını ayırdı. Üç büyükler olarak anılan ekiplerden Beşiktaş, en fazla transfer heyecanı yaşayan kulüp oldu. Siyah-Beyazlılar, kadrosuna 11 futbolcu dahil edip, 10 isimle vedalaştı. Kartal’ın bir dikkat çeken hamlesi de teknik adam değişikliğiydi. Samet Aybaba’nın yerine Hırvat çalıştırıcı Bilic geldi.Son şampiyon Galatasaray, mevcut kadrosuna sadece iki takviye yaptı. Sarı-Kırmızılılar, defans bölgesinde yaşadığı sıkıntıyı Lille’den Chedjou’yu alarak gidermeye çalıştı. Portekiz’in yükselen değeri Bruma ise Cim Bom’un yeni yüzü oldu. Sivasspor’dan alınan Erman Kılıç’ın 3 maçta oynadıktan sonra Eskişehirspor’a verilmesi ilginç bir ayrıntıydı. Aslan ayrıca, geride kalan sezonda kiralık olarak forma giyen Umut Bulut ile Felipe Melo’nun bonservisini aldı.Aykut Kocaman’ın yerine Ersun Yanal’ı getiren Fenerbahçe ise 5 futbolcuyu transfer ederken, 7 oyuncuyu gönderdi. Sarı-Lacivertliler, 2 sezon önce şike davası yüzünden takımdan ayrılan Nijeryalı Emenike’yi de kadrosuna kattı. Kanarya’nın ses getiren bir diğer ismi Zenit’ten transferi Bruno Alves oldu. Trabzonspor, Malouda ve Bosingwa gibi futbol dünyasının önemli isimlerinin de aralarında bulunduğu 9 futbolcuyu renklerine bağlarken, 8 isimle yollarını ayırdı. Kasımpaşa’nın Babel’i Ajax’tan getirmesi de büyük yankı uyandırmıştı. Roberto Carlos’un Sivasspor’un başına geçmesi, Daum’un Bursaspor’la Türkiye’ye dönmesi de lige renk kattı. Futbol Federasyonu’nun 6+0+4 kuralını uygulamaya koyması ise transfere etki etti. Yeni sezonda sahada 6 yabancıya şans verebilen, diğerlerini tribüne göndermek zorunda kalan kulüpler, bu kararla transferde frene bastı. GALATASARAY Gelenler: Aurelien Chedjou (Lille), Armindo Bruma (Sporting Lizbon). Gidenler: Mehmet Batdal (İBB), Emmanuel Culio (Deportivo), Kazım Kazım (Bursaspor), Johan Elmander (Norwich City), Sercan Yıldırım (Şanlıurfa), Furkan Özçal (Kardemir Karabükspor), Serdar Eylik (Ankaraspor), Çağlar Birinci (Elazığspor), Tomas Ujfalusi (Sparta Prag).FENERBAHÇE Gelenler: Alper Potuk (Eskişehirspor), Bruno Alves (Zenit), Michal Kadlec (Bayer Leverkusen), Samuel Holmen (İBB), Emmanuel Emenike (Spartak Moskova). Gidenler: Henri Bienvenu (Eskişehirspor), Orhan Şam (Kasımpaşa), Sezer Öztürk (Beşiktaş), Serkan Kırıntılı (Çaykur Rizespor), Miroslav Stoch (PAOK), Milos Krasic (Bastia), Recep Niyaz (Bucaspor).BEŞİKTAŞ Gelenler: Kerim Frei (Fulham), Ramon Motta (Corinthians), Atiba Hutchinson (PSV), Michael Eneramo (Sivasspor), Tolga Zengin (Trabzonspor), Serdar Kurtulmuş (Gaziantepspor), Ömer Şişmanoğlu (Antalyaspor), Pedro Franco (Millionarios), Gökhan Töre (Rubin Kazan), Günay Güvenç (S. Kickers), Sezer Öztürk (Fenerbahçe). Gidenler: Sinan Kurumuş (Boluspor), Erkan Kaş (K.Karabükspor), Roberto Hilbert (Bayer Leverkusen), Emre Özkan (K.Karabükspor), Alan McGregor (Hull City), Mehmet Akyüz (Akhisar B.), Tanju Kayhan (Eskişehirspor), Burak Kaplan (Fethiyespor), Hasan Türk (Göztepe), Atınç Nukan (Dardanelspor).TRABZONSPOR Gelenler: Abdülkadir Özdemir, Fatih Öztürk, Yusuf Erdoğan, Caner Osmanpaşa, Kadir Keleş (1461 Trabzon), Aykut Demir (Gençlerbirliği), Batuhan Karadeniz (Eskişehirspor). Malouda (Chelsea), Bosingwa (QPR) Gidenler: Emerson (Rennes), Cech (Bologna), Celustka (Sunderland), Yasin Öztekin (Kayseri Erciyesspor), Tolga Zengin (Beşiktaş), Abdullah Karmil (Ankaraspor), Serkan Balcı (Antalyaspor), Halil Altıntop (Augsburg).KASIMPAŞA Gelenler: Ryan Babel (Ajax), Ryan Donk (Club Brugge), Sanharib Büyüksal (Roda), Oscar Scarione (St. Gallen), Andre Castro (Porto), Kubilay Aktaş (St. Etienne), Orhan Şam (Fenerbahçe). Gidenler: Fabian Ernst (Futbolu bıraktı), Abdurrahman Dereli (Sivasspor), Georgi Sarmov (B.Plovdiv), Santiago Garcia (Nacional), Pablo Pintos (Atletico Tigre), Taner Yıldız (Bayrampaşa).KAYSERİSPOR Gelenler: Mert Nobre (Mersin İdmanyurdu), Bilal Gülden (Ankaragücü), Taner Yalçın (İ
Zaman
Ana Sayfa
08.09.2013
SüperLig’eyıldızyağdıSüper Lig’e yıldız yağdı
O Eski Ankara...
Zaman
20.07.2013
01:56
Refik Halid Karay eski Ankara’yı anlatmıştır. Kentin bir simgesi trendir. Tren, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti açısından da simgesel değerini koruyacaktır.Gelgelelim, ikincisi canlılık ve modern hayatın simgesiyken; ilki, hasretler, melankoliler uyandırır. Tren, eski Ankara’da, sadece yalnızlık duygusunu pekiştirir. Tıpkı Reşat Nuri’nin Anadolu Notları’nda olduğunca. Anadolu Notları’nda İstanbul’dan Anadolu’ya yol alan bütün taşıtlar hep üzgün, yıprak yerlere giderler; coğrafyanın kendisi hüzün doludur...Eski Ankara’ya tren günde bir kez gelir. Refik Halid’in betimlemesiyle: “Borularından ılık sular sızan, karnı odun dumanıyla dolu, alevi fazla, isi çok, kurumu yapışkan bir biçare, dermansız lokomotifin hohlaya pıhlaya, takırdaya tukurdaya çektiği bir tren...”O tek tren pis yağlara bulanmıştır, donanımı çoktan eskimiş, kırık döküktür, güçlükle ilerler. Ertesi sabah biraz daha kirli, biraz daha döküntüleşmiş, yarı yolda kalacakmışçasına, Ankara’dan ayrılır. Gidenler her şeye karşın hoşnuttur: Ankara’dan ayrılış, kurtuluş gibidir.Refik Halid eski Ankara’yı, sürgünden sonra yurda dönmüşken, yeni Ankara’ya gelmişken anar.Cumhuriyet Ankara’sında, yeni bir bina olan bakımlı gar her saat hareketlidir. Trenler sayılamayacak kadar çoktur. Yolcular, kente gelenler Ankara’dan daima bir şey umarlar.Yeni iktidarın küçük hesaplarıGerçi Nahid Sırrı Örik Tersine Giden Yol’da yeni başkenti, yeni garı, Ankara’ya gelişleri ve Ankara’dan ayrılışları bambaşka kaleme getirmiştir. Refik Halid’in umutlu söylemine bütünüyle karşıt bir yaklaşım. Mesafeli, hatta soğuk anlatımıyla Nahid Sırrı, Ankara’ya gönderdiği genç roman kişisini umarsızlıktan umarsızlığa savuracaktır.Onun tren istasyonunda yeni iktidarın bütün küçük hesapları, çekiştirmeleri, üst konumdakilere yaltaklanış, ‘iskemle’ uğruna kendini küçük düşürüş dalga dalga belirir.Yine Refik Halid’den iz sürelim. Neredeyse ıssız, bomboş eski Ankara’da, şaşırtıcı ama, evler hep bahçesizdir. Yeşerti, kentteki bozkır alacalarına yenik düşmüştür. Öte yandan, evlerin damlarında, âdeta soluk alabilmek için, terasımsı yerler vardır.Geceleyin gökyüzünde bol ama uzak yıldızlar... Yayla yüksek, çorakken, gökyüzü uzak ve ışıltısızdır. Terasımsı damlara çıkanlar, hele yaz geceleri, gökyüzünden titrek ışıkların, ışıltıların yağdığını sanırlar.Sonra sonbaharla birlikte şu sönük yaz eğlencesi biter, mevsim sertleşip zorbalaşır; yıldızlar gökyüzünde artık bir hayli uzaktır. Sonbahar çarçabuk kışa evrilir. İstanbul’dan gelenler, İstanbul’un uzun, munis sonbaharını özlerler.Refik Halid imparatorluğun Ankara’sındadır. Birkaç yıl sonraki, 1920’nin savaş Ankara’sını, Halide Edib, Türk’ün Ateşle İmtihanı’nda anlatır. Gün kararırken o da eski gardan geçer. Uzaktan akrabası Didar Hanım’ın evine gidecektir:“Ondan sonra, zifiri karanlık sokaklardan onun evine arabayla gittik. Yollar bir taş ve çamur deryası. İki tarafta dizili, basit kulübelerin pencerelerindeki ışıklara bakıyordum. Koyunpazarı’nı geçtik. Atlar her adımda tökezliyordu.”Karanlık, dar bir sokağın köşesinde çeşme; “etrafında kadınlar dizilmiş sıra ile su alıyorlar”. Karanlıkta görülemeyen çocukların yalnızca ayak sesleri işitiliyor, koşuşuyorlar, oyun peşindeler...Halide Edib “Sabah olunca, etrafımı daha iyi görüyordum” diye devam ediyor. “Evin arkasındaki yatak odamızdan, karşıdaki Cebeci sırtları görünüyordu. Sabahın sisi arasında yükselen bu sırtların etrafını garip bir eflâtun renk sarmış, uzaklardan sapsarı toprak yığınları ve yer yer yeşillikler görünüyordu. Bazan Ankara’dan ‘En kara’ diye bahsederler. Fakat, şurası bir gerçektir ki, havası bu kadar saf olan yer çok azdır. Tepesindeki muazzam gökkubbe tarifi imkânsız sayısız renklerle doludur.”Refik Halid’in, yirminci yüzyılın başındaki Ankara’sının geçirdiği büyük yangın, uygarlığa, bayındırlığa ilişkin son görünümleri de nihayet bir gece içinde silip süpürür.Uygarlık ve bayındırlık, Ankara’da azınlıkların, Ermeni’lerin mahallelerindedir. Bu göze batmaz yörede, büyük yangın, bazı çok şaşırtıcı eşyanın sokağa dökülmesine yol açar.Yangında, sabaha karşı Ankara’yı gezen Sürgün romancısı anlatıyor:“Bir meydanlığa rasgeldim; Ankara Ermeni’lerinin zenginliğine delil olarak orada muvakkat bir âbide kurulmuştu: Yangından kaçırılan yüz kadar piyanonun sıra sıra dizildiğini gördüm. Üstlerine seçme, pahalı halılar serilmişti.”Sonra yanık bir kütük fırlar, piyanoların arasına düşer ve çalgılar tutuşur. “Gaz dökmüş, benzin serpmiş gibi... Tellerinden bin bir nağme çıkararak o kupkuru, cilâlı s
Zaman
En Çok Okunan
20.07.2013
OEskiAnkara/">AnkaraAnkara/">O Eski Ankara
Selim İleri - O Eski Ankara...
Zaman
20.07.2013
01:56
Refik Halid Karay eski Ankara’yı anlatmıştır. Kentin bir simgesi trendir. Tren, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti açısından da simgesel değerini koruyacaktır.Gelgelelim, ikincisi canlılık ve modern hayatın simgesiyken; ilki, hasretler, melankoliler uyandırır. Tren, eski Ankara’da, sadece yalnızlık duygusunu pekiştirir. Tıpkı Reşat Nuri’nin Anadolu Notları’nda olduğunca. Anadolu Notları’nda İstanbul’dan Anadolu’ya yol alan bütün taşıtlar hep üzgün, yıprak yerlere giderler; coğrafyanın kendisi hüzün doludur...Eski Ankara’ya tren günde bir kez gelir. Refik Halid’in betimlemesiyle: “Borularından ılık sular sızan, karnı odun dumanıyla dolu, alevi fazla, isi çok, kurumu yapışkan bir biçare, dermansız lokomotifin hohlaya pıhlaya, takırdaya tukurdaya çektiği bir tren...”O tek tren pis yağlara bulanmıştır, donanımı çoktan eskimiş, kırık döküktür, güçlükle ilerler. Ertesi sabah biraz daha kirli, biraz daha döküntüleşmiş, yarı yolda kalacakmışçasına, Ankara’dan ayrılır. Gidenler her şeye karşın hoşnuttur: Ankara’dan ayrılış, kurtuluş gibidir.Refik Halid eski Ankara’yı, sürgünden sonra yurda dönmüşken, yeni Ankara’ya gelmişken anar.Cumhuriyet Ankara’sında, yeni bir bina olan bakımlı gar her saat hareketlidir. Trenler sayılamayacak kadar çoktur. Yolcular, kente gelenler Ankara’dan daima bir şey umarlar.Yeni iktidarın küçük hesaplarıGerçi Nahid Sırrı Örik Tersine Giden Yol’da yeni başkenti, yeni garı, Ankara’ya gelişleri ve Ankara’dan ayrılışları bambaşka kaleme getirmiştir. Refik Halid’in umutlu söylemine bütünüyle karşıt bir yaklaşım. Mesafeli, hatta soğuk anlatımıyla Nahid Sırrı, Ankara’ya gönderdiği genç roman kişisini umarsızlıktan umarsızlığa savuracaktır.Onun tren istasyonunda yeni iktidarın bütün küçük hesapları, çekiştirmeleri, üst konumdakilere yaltaklanış, ‘iskemle’ uğruna kendini küçük düşürüş dalga dalga belirir.Yine Refik Halid’den iz sürelim. Neredeyse ıssız, bomboş eski Ankara’da, şaşırtıcı ama, evler hep bahçesizdir. Yeşerti, kentteki bozkır alacalarına yenik düşmüştür. Öte yandan, evlerin damlarında, âdeta soluk alabilmek için, terasımsı yerler vardır.Geceleyin gökyüzünde bol ama uzak yıldızlar... Yayla yüksek, çorakken, gökyüzü uzak ve ışıltısızdır. Terasımsı damlara çıkanlar, hele yaz geceleri, gökyüzünden titrek ışıkların, ışıltıların yağdığını sanırlar.Sonra sonbaharla birlikte şu sönük yaz eğlencesi biter, mevsim sertleşip zorbalaşır; yıldızlar gökyüzünde artık bir hayli uzaktır. Sonbahar çarçabuk kışa evrilir. İstanbul’dan gelenler, İstanbul’un uzun, munis sonbaharını özlerler.Refik Halid imparatorluğun Ankara’sındadır. Birkaç yıl sonraki, 1920’nin savaş Ankara’sını, Halide Edib, Türk’ün Ateşle İmtihanı’nda anlatır. Gün kararırken o da eski gardan geçer. Uzaktan akrabası Didar Hanım’ın evine gidecektir:“Ondan sonra, zifiri karanlık sokaklardan onun evine arabayla gittik. Yollar bir taş ve çamur deryası. İki tarafta dizili, basit kulübelerin pencerelerindeki ışıklara bakıyordum. Koyunpazarı’nı geçtik. Atlar her adımda tökezliyordu.”Karanlık, dar bir sokağın köşesinde çeşme; “etrafında kadınlar dizilmiş sıra ile su alıyorlar”. Karanlıkta görülemeyen çocukların yalnızca ayak sesleri işitiliyor, koşuşuyorlar, oyun peşindeler...Halide Edib “Sabah olunca, etrafımı daha iyi görüyordum” diye devam ediyor. “Evin arkasındaki yatak odamızdan, karşıdaki Cebeci sırtları görünüyordu. Sabahın sisi arasında yükselen bu sırtların etrafını garip bir eflâtun renk sarmış, uzaklardan sapsarı toprak yığınları ve yer yer yeşillikler görünüyordu. Bazan Ankara’dan ‘En kara’ diye bahsederler. Fakat, şurası bir gerçektir ki, havası bu kadar saf olan yer çok azdır. Tepesindeki muazzam gökkubbe tarifi imkânsız sayısız renklerle doludur.”Refik Halid’in, yirminci yüzyılın başındaki Ankara’sının geçirdiği büyük yangın, uygarlığa, bayındırlığa ilişkin son görünümleri de nihayet bir gece içinde silip süpürür.Uygarlık ve bayındırlık, Ankara’da azınlıkların, Ermeni’lerin mahallelerindedir. Bu göze batmaz yörede, büyük yangın, bazı çok şaşırtıcı eşyanın sokağa dökülmesine yol açar.Yangında, sabaha karşı Ankara’yı gezen Sürgün romancısı anlatıyor:“Bir meydanlığa rasgeldim; Ankara Ermeni’lerinin zenginliğine delil olarak orada muvakkat bir âbide kurulmuştu: Yangından kaçırılan yüz kadar piyanonun sıra sıra dizildiğini gördüm. Üstlerine seçme, pahalı halılar serilmişti.”Sonra yanık bir kütük fırlar, piyanoların arasına düşer ve çalgılar tutuşur. “Gaz dökmüş, benzin serpmiş gibi... Tellerinden bin bir nağme çıkararak o kupkuru, ci
Zaman
Köşe Yazıları
20.07.2013
Selimİleri-OEskiAnkara/">AnkaraAnkara/">Selim İleri - O Eski Ankara
Yeni sezon öncesi gelenler gidenler
Türkiye Gazetesi
12.07.2013
12:02
Yeni sezon öncesi başlayan transfer dönemiyle birlikte birçok takım, teknik ekip ve futbolcu kadrosunda değişiklikler yapıyor.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
12.07.2013
YenisezonöncesigelenlergidenlerYeni sezon öncesi gelenler gidenler
'Transferinde belirli bir mesafe aldık'
Zaman
21.06.2013
15:15
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Schalkenin Perulu yıldızı Farfan hakkında önemli açıklamalar yaptı.Transfer çalışmalarına son sürat devam eden Galatasarayda Başkan Ünal Aysal, Schalkenin Perulu yıldızı Farfan hakkındaki kararlarını Futbol Federasyonunun yabancı konusundaki kararından sonra vereceklerini söyledi.Galatasaray Başkanı Ünal Aysal tek aday olduğu olağanüstü kongre öncesinde Süper Ligin yayıncı kuruluşu Lig TVde Şansal Büyükanın sorularını cevapladı. Başkan Aysal, ünlü oyuncu Farfan ile ilgilendiklerini doğrularken, Farfan ile ilgileniyoruz. Transferinde belirli bir mesafe aldık. dedi.Bir süredir Farfan için nabız yoklayan Galatasaray, Schalke ile pazarlık masasına oturmuş ve Alman temsilcisinden 8 milyon Euro cevabını almıştı. Schalkenin talep ettiği 8 milyon euroluk bonservis bedelinde indirime gitmesini bekleyen Galatasaray, transfer harekatındaki son noktayı TFFnin yabancı futbolcu konusundaki kararını revize edip etmeyeceğine göre verecek.Aysal, ilk olarak neden kongre kararı aldıklarını şu sözlerle yanıtladı, Daha iyisini yapabilmek için bu kararı aldık. Bazı konularda başarılı olduk. Görünmeyen başarısızlıklarımız vardı. Bu sene benim için çok önemliydi. Bu seneyi gelecek sezon için muhakkak kullanmak istedim. Arkadaşlarımızın yardımları çok büyük oldu. Gidenler ile gelenler arasındaki fark, gelecek ekipteki arkadaşların bu yöndeki profilinin daha iyi olmasıdır.Aysal, Sabırsız bir insanım derken, Başarıyı sürekli hale getirmek önemli. Bu ekip işi daha iyi yapar gibi görünüyor. dedi.Seçime de değinen Aysal, Bazı kararları alırken, cesur davranırsınız. Ya kökten ya da günü geçirmek için karar alınır. Bu demokratik bir sistem. Kulüp içi desteğiniz ne kadar çoksa o kadar rahat hareket edersiniz. 2 sene önce seçildiğimde Galatasaray tarihinin en yüksek oyuyla seçildik. Daha sonra da başarılar yakaladık. Bugün iyi bir test var. Bu testte Galatasaray üyeleri, aynı gösteriyi yapamazlarsa, önümüzdeki dönemde bu kadar cesur ve atak davranamam. Hedefim seçilip seçilmemek değil, tabanın bana ne kadar katılıp katılmadığını görmektir. ifadelerini kullandı.Başkanlık dönemiyle ilgili olarak ise Aysal, Bütün kurullar yeniden seçildiğine göre, önümüzdeki süre 3 yıldır. Bu, genel kurul olduğu kadar yönetimin de yapacağı işlere bağlı. Düşündüğümüz şeyleri 1 sene de yaparsak, oturur konuşuruz. Belirli vaatleri yaparak geldim. Bazı sistemi oturttuğum zaman genç arkadaşlar görevi almak isterse o yönde de çalışma yapmam gerekiyor. dedi.Ali Dürüst konusuna da değinen Aysal, Çok deneyimli ve değerli bir insan. Ona aday ol, ben de destek olurum dedim. Ama hazır değildi. Bu demek değildir ki ileride başkanlığa aday olmayacaktır. Bu görevi de layıkıyla yapacaktır. diye konuştu.Baskın seçim iddialarını yalanlayan Aysal, Galatasarayın bir tüzüğü vardır ve ben o tüzüğü uyguladım ifadelerini kullandı. Bazı isimlerle yola devam etmelerinin eleştirildiğinin hatırlatılması üzerine Aysal, Fiziki değil, moral yorgunluğu var. Bunu kastettim. Oylar bu açıdan önemli. Verilecek oylarla yönetimin morali yükselecektir. diye konuştu.TERİMİN ONAYI OLMADAN SÖZLEŞME UZATILMAZKurumsal yapının transferi bitirdiğinin hatırlatılması üzerine Ünal Aysal, Transferler yöneticilerin kart viziti gibi kullanıldı. Yönetici, geri planda kalıp görevini yapmak zorunda. Ama transferlerde Fatih Hocanın onayı olmadan hiçbir şey yapılmadı. dedi.Ali Dürst ve Abdurrahman Albayrakın yeni yönetimde olmayışı Fatih Terimi yalnızlaştırma operasyonudur. ifadeleriyle ilgili olarak Ünal Aysal, Fatih Hocanın yanında bu tip desteğe ihtiyacı yok. Yönetim zaten istediği desteği veriyor. Dünyanın hiçbir yerinde futbol direktörlüğü gibi bir şey yok. Bir şey sorun olursa zaten direk beni arayıp konuşabilir. Lojistik bazı sorunlar olabilir, onu da profesyonel kurullar yapar. Başka aracıya ihtiyaç yok. Bazı işler sisteme göre olursa, her şey kolaylaşır. diye konuştu.HOCANIN SÖZLEŞMESİNİ 3 YIL UZATMIŞ SAYABİLİRİZFatih Terimin sözleşmesiyle ilgili olarak ise Aysal, Sözleşmesinin bitimine 1 yıl daha var. Başarılı olduğu sürece sözleşmesi zaten otomatik uzar. Zaten şu anda otomatik olarak 3 yıl uzatılmış sayabiliriz. ifadelerini kullandı.Futbolda bazı değişiklikler olduğu gibi profesyonel kadrolarda da iyileştirmeler yapılacağını söyleyen Aysal, Nasıl ki futbol takımında başarısızların yerine başarılı olacaklar geliyorsa. Profesyonel kadroda da aynı uygulama olabilir. Bu başarıya bağlı. dedi.FARFANDA MESAFE KAYDEDİLDİMelo ile Carlinhos transferinin bitebileceğini de söyleyen Aysal, Düğmeye bastığımız takdirde bitebilecek transferler. Ama yabancı oyuncu transferiyle ilgili uygulamada değişiklik gerekiyor. Jefferson Farfan konusunda ise çalışmamız devam ediyor. Mesafe kaydedildi. şeklinde konuştu.TRANSFER AÇIKLAMASITransferler konusunda ise Galatasaray başkanı Aysal, İlla göndermek istiyo
Zaman
Spor
21.06.2013
TransferindebelirlibirmesafealdıkTransferinde belirli bir mesafe aldık
'Transferinde belirli bir mesafe aldık'
Zaman
21.06.2013
15:13
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Schalkenin Perulu yıldızı Farfan hakkında önemli açıklamalar yaptı.Transfer çalışmalarına son sürat devam eden Galatasarayda Başkan Ünal Aysal, Schalkenin Perulu yıldızı Farfan hakkındaki kararlarını Futbol Federasyonunun yabancı konusundaki kararından sonra vereceklerini söyledi.Galatasaray Başkanı Ünal Aysal tek aday olduğu olağanüstü kongre öncesinde Süper Ligin yayıncı kuruluşu Lig TVde Şansal Büyükanın sorularını cevapladı. Başkan Aysal, ünlü oyuncu Farfan ile ilgilendiklerini doğrularken, Farfan ile ilgileniyoruz. Transferinde belirli bir mesafe aldık. dedi.Bir süredir Farfan için nabız yoklayan Galatasaray, Schalke ile pazarlık masasına oturmuş ve Alman temsilcisinden 8 milyon Euro cevabını almıştı. Schalkenin talep ettiği 8 milyon euroluk bonservis bedelinde indirime gitmesini bekleyen Galatasaray, transfer harekatındaki son noktayı TFFnin yabancı futbolcu konusundaki kararını revize edip etmeyeceğine göre verecek.Aysal, ilk olarak neden kongre kararı aldıklarını şu sözlerle yanıtladı, Daha iyisini yapabilmek için bu kararı aldık. Bazı konularda başarılı olduk. Görünmeyen başarısızlıklarımız vardı. Bu sene benim için çok önemliydi. Bu seneyi gelecek sezon için muhakkak kullanmak istedim. Arkadaşlarımızın yardımları çok büyük oldu. Gidenler ile gelenler arasındaki fark, gelecek ekipteki arkadaşların bu yöndeki profilinin daha iyi olmasıdır.Aysal, Sabırsız bir insanım derken, Başarıyı sürekli hale getirmek önemli. Bu ekip işi daha iyi yapar gibi görünüyor. dedi.Seçime de değinen Aysal, Bazı kararları alırken, cesur davranırsınız. Ya kökten ya da günü geçirmek için karar alınır. Bu demokratik bir sistem. Kulüp içi desteğiniz ne kadar çoksa o kadar rahat hareket edersiniz. 2 sene önce seçildiğimde Galatasaray tarihinin en yüksek oyuyla seçildik. Daha sonra da başarılar yakaladık. Bugün iyi bir test var. Bu testte Galatasaray üyeleri, aynı gösteriyi yapamazlarsa, önümüzdeki dönemde bu kadar cesur ve atak davranamam. Hedefim seçilip seçilmemek değil, tabanın bana ne kadar katılıp katılmadığını görmektir. ifadelerini kullandı.Başkanlık dönemiyle ilgili olarak ise Aysal, Bütün kurullar yeniden seçildiğine göre, önümüzdeki süre 3 yıldır. Bu, genel kurul olduğu kadar yönetimin de yapacağı işlere bağlı. Düşündüğümüz şeyleri 1 sene de yaparsak, oturur konuşuruz. Belirli vaatleri yaparak geldim. Bazı sistemi oturttuğum zaman genç arkadaşlar görevi almak isterse o yönde de çalışma yapmam gerekiyor. dedi.Ali Dürüst konusuna da değinen Aysal, Çok deneyimli ve değerli bir insan. Ona aday ol, ben de destek olurum dedim. Ama hazır değildi. Bu demek değildir ki ileride başkanlığa aday olmayacaktır. Bu görevi de layıkıyla yapacaktır. diye konuştu.Baskın seçim iddialarını yalanlayan Aysal, Galatasarayın bir tüzüğü vardır ve ben o tüzüğü uyguladım ifadelerini kullandı. Bazı isimlerle yola devam etmelerinin eleştirildiğinin hatırlatılması üzerine Aysal, Fiziki değil, moral yorgunluğu var. Bunu kastettim. Oylar bu açıdan önemli. Verilecek oylarla yönetimin morali yükselecektir. diye konuştu.TERİMİN ONAYI OLMADAN SÖZLEŞME UZATILMAZKurumsal yapının transferi bitirdiğinin hatırlatılması üzerine Ünal Aysal, Transferler yöneticilerin kart viziti gibi kullanıldı. Yönetici, geri planda kalıp görevini yapmak zorunda. Ama transferlerde Fatih Hocanın onayı olmadan hiçbir şey yapılmadı. dedi.Ali Dürst ve Abdurrahman Albayrakın yeni yönetimde olmayışı Fatih Terimi yalnızlaştırma operasyonudur. ifadeleriyle ilgili olarak Ünal Aysal, Fatih Hocanın yanında bu tip desteğe ihtiyacı yok. Yönetim zaten istediği desteği veriyor. Dünyanın hiçbir yerinde futbol direktörlüğü gibi bir şey yok. Bir şey sorun olursa zaten direk beni arayıp konuşabilir. Lojistik bazı sorunlar olabilir, onu da profesyonel kurullar yapar. Başka aracıya ihtiyaç yok. Bazı işler sisteme göre olursa, her şey kolaylaşır. diye konuştu.HOCANIN SÖZLEŞMESİNİ 3 YIL UZATMIŞ SAYABİLİRİZFatih Terimin sözleşmesiyle ilgili olarak ise Aysal, Sözleşmesinin bitimine 1 yıl daha var. Başarılı olduğu sürece sözleşmesi zaten otomatik uzar. Zaten şu anda otomatik olarak 3 yıl uzatılmış sayabiliriz. ifadelerini kullandı.Futbolda bazı değişiklikler olduğu gibi profesyonel kadrolarda da iyileştirmeler yapılacağını söyleyen Aysal, Nasıl ki futbol takımında başarısızların yerine başarılı olacaklar geliyorsa. Profesyonel kadroda da aynı uygulama olabilir. Bu başarıya bağlı. dedi.FARFANDA MESAFE KAYDEDİLDİMelo ile Carlinhos transferinin bitebileceğini de söyleyen Aysal, Düğmeye bastığımız takdirde bitebilecek transferler. Ama yabancı oyuncu transferiyle ilgili uygulamada değişiklik gerekiyor. Jefferson Farfan konusunda ise çalışmamız devam ediyor. Mesafe kaydedildi. şeklinde konuştu.TRANSFER AÇIKLAMASITransferler konusunda ise Galatasaray başkanı Aysal, İlla göndermek istiyo
Zaman
Ana Sayfa
21.06.2013
TransferindebelirlibirmesafealdıkTransferinde belirli bir mesafe aldık
Bülent Korucu - Aydınlıkçıların sevinç çığlığı
Zaman
30.05.2013
02:03
Sultan İkinci Abdülhamit’in bazı büyükelçileri barometre gibi kullandığı ve tavır belirlerken onlara baktığı söylenir.Günlük hayatta doğru sonuçlara götüren bir yaklaşımdır, üzülenler ve sevinenlere göre mevzilenmek. Emniyet İstihbarat Dairesi’ndeki değişiklikleri soranlara ilk gün, “Sorumluluk hükümetin, kendi ayağına kurşun sıkacak halleri yok.” deyip geçiştirmiştim. Ancak iki gündür varlığını AK Parti karşıtlığına endekslemiş bir grubun sevinçli hali kafamı karıştırıyor. Ergenekon ve Balyoz gibi soruşturmalara karşı cephe açanlar Emniyet’teki görevden almaları neredeyse havai fişek patlatarak kutlayacak.Aydınlık, Yurt, Cumhuriyet ve Oda TV gibi yayın organları ‘yandaş’ dedikleri medyaya taş çıkartırcasına bu icraatı destekliyor. Hatta daha ileri adımları talep ve temenni ediyorlar. Daha önceki temennilerinin gecikmeli de olsa tahakkuk etmiş olması insanı işkillendiriyor. Birbirine zıt gelişmelerin ‘cemaat’ şablonuyla açıklandığı bir ortamda zihin duruluğuna ulaşmak çok kolay değil. Taraf gazetesinde kısa sürede yaşanan iki ekip değişikliği de aynı komplo ile yaftalanmıştı; nasıl oluyorsa hem gidenler hem gelenler cemaat operasyonuydu! Şimdi alınan istihbarat müdürü de göreve gelirken cemaate karşı tasfiye sloganları atılmıştı. Cemaat şablonunun artık iyice suyu çıktığından ciddiye alınacak tarafı yok. Fakat Ergenekon ve Balyoz gibi soruşturmalara yaklaşım önemli bir parametre. Gidenler bu sebeple gönderiliyor, gelenler de söz konusu davalara ‘fasa fiso’ gözüyle bakanlar ise telaşlanmak için yeterince sebep var demektir. Emniyet içinde Ergenekon benzeri davalara şüpheyle yaklaşan hatta bunun cemaat operasyonu olduğunu öne süren bir ekibin varlığı biliniyor. Bu ekibin başını Hanefi Avcı, Emin Aslan gibi eski istihbarat müdürleri çekiyor. Nitekim Avcı, kitabında Ergenekon’a yaklaşımını şöyle özetliyor: “Ergenekon, Balyoz vs. adlarla anılan operasyonların hazırlanış biçimi ve uygulanışı bazı suni katkıların olduğu gerçeğini gösteriyor. Ergenekon veya benzeri davaların tüm belgeleri cemaat tarafından daha önceden temin ediliyor, hukuki bir nitelik kazanması için kasıtlı olarak çeşitli gazeteciler üzerinden servis edilip yayınlatılarak savcılara ulaştırılıyor.Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan silahlı saldırı, Hrant Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır.”Cunta davalarının sanıkları ve dışarıdaki sözcüleri savunmalarını hep cemaat tezi üzerine kurmuştu. Onlara göre böyle örgütler ve cuntalar yoktu, bu sadece emniyet içindeki cemaatçi yapının uydurmasıydı. Hükümet ise kandırılmaktaydı. Adı geçen ekip, bazı savcıların görev yerleri değiştiğinde ve Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldığında aynı sevindirik hali yaşamıştı. Sanıklar ve destekçileri her fırsatta mahkemelerin hükümet tarafından bile meşru kabul edilmediğini ileri sürüyor. Kendilerini savunmak üzere neredeyse en güçlü argümana dönüştürdüler, kanundaki değişikliği. Yayınlardan anlaşılacağı üzere Emniyet’teki yeni görevlendirmeleri de istismar edecekler. ‘Hükümetin tasfiye ettiği ekibin topladığı delillerle bizi yargılayamazsınız’ diyecekler. Hem gelen ekibi hem de hükümeti ağır töhmet altına sokuyorlar. Ergenekon muhiplerinin ayağına gollük pas geçti, bakalım kimin kalesine atacaklar?
Zaman
Köşe Yazıları
30.05.2013
BülentKorucu-AydınlıkçılarınsevinççığlığıBülent Korucu - Aydınlıkçıların sevinç çığlığı
Mustafa Ünal - Revizyon: Gidenler ve gelenler
Zaman
27.01.2013
02:10
Başbakan, kabinede kısmi revizyona gitti. Erdoğan’ın Çankaya Köşkü’ne listeyle gittiği iddiaları Ankara’da heyecanı artırdı. Çok geçmeden kulisler doğrulandı. ‘4 bakanlı’ revizyon gerçekleşti.Daha geniş çaplı değişiklik beklentisi vardı. Önümüzdeki yıl yerel seçim var. Bazı isimlerin belediye başkan adaylığı sır değil. Seçim tek değil, hemen ardından cumhurbaşkanlığı ve bir sene sonra da genel seçimler yapılacak. Üç dönem kuralı nedeniyle kabinede yer alan birçok isim siyasete mola vermek»»
Zaman
Köşe Yazıları
27.01.2013
MustafaÜnal-RevizyonGidenlervegelenlerMustafa Ünal - Revizyon Gidenler ve gelenler
Haydarpaşa gar binası ne olacak?!
Milli Gazete
20.09.2012
22:04
Sultan Abdülhamid-i Sani tarafından yaptırılmış olan Haydarpaşa garı, İstanbulun sembollerinden biri. Binanın duvarında Sultan II. Abdülhamid tarafından yaptırıldığına dair bir plaket bulunuyor. Bu binanın birçok özelliği var. Demiryollarının, Bağdat ile Medine demiryollarının başlangıç noktası olma özelliğinde. Anadolunun birçok kentine buradan açılır. Anadoludan gelenler Haydarpaşa garına vardıklarında İstanbulun farkına varırlardı. Anadoluya gidenler buradan vedaın en hazin hâlini yaşarlardı.... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
20.09.2012
Haydarpaşagarbinasıneolacak?Haydarpaşa gar binası ne olacak?
07:38 - "İstersek Hamit'i alırız"
Takvim
09.07.2012
08:37
F.Bahçenin Topuk Yaylasındaki kampında asbaşkan Ali Yıldırım gündemle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Transferi F.Bahçe yönetiminin verdiği yetkiyle yaptığını söyleyen Yıldırım, Ben gerekeni yaptım, tüm yönetim olarak yaptık dedi. Transferdeki başarıyla ilgili olarak Yıldırım, Şans yardım ediyor. Geçen sene inanılmaz olaylar yaşadık. Yaşadığımız süreç entresan. Başkanın çıkması, UEFAnın kararını açıklaması, yeni sezonun başlaması, yeni bir hayatın başlaması. Artık önümüzü görüyoruz dedi.

KADRO ŞİŞİK, GİDENLER OLACAK
Gidenler olacak, kadro çok şişik. Gelenler de olacak, ay sonu görürsünüz. Para kazanacağım diye futbolcu satmam, satsaydım Stochu satardım. İhtiyaç vardı, tuttuk. 12 milyon Euro verdiler, bu dönemde çok büyük bir paraydı. Emenikenin dönüşü söz konusu değil. Tino Costayı Valencia vermek istemiyor. Egemen denk geldi. Basından takip ediyorduk, bonservisini alınca devreye girdik ve aldık.

DAHA ÇOK TRANSFER OLABİLİR
Geçen sezon sportif başarı değildi hedefimiz. Biz iki final oynadık, birini kazandık. Bu Allahın bir lütfuydu, mucizeydi. Biz geçen sene neler kaybettik. Camianın büyüklüğü, oyuncular önemli bir karakter gösterdi, kamuoyu itti Fenerbahçeyi. Kendi kendine oldu. Her şey eşit bu sezon, ne olacak göreceğiz. Transfer sezonu bitmedi, daha çok var. Biz şu an sadece gidenlerin yerine oyuncular aldık.

50 BİN DEĞİL, 52 BİN 500!
Ali Yıldırım, bomba transferlerinden Dirk Kuyt ile yaşanan bir diyaloğu da anlattı: Kendisine, Şükrü Saracoğlu Stadında her maçta 50 bin taraftarın onu bekleyeceğini söyledim. 50 bin demem üzerine sözümü keserek, 50 bin değil, 52 bin 500 dedi. Nereden biliyorsun bunu diye sordum. Fenerbahçeyi araştırdım, takip ediyorum diyerek beni şaşırttı.

TUNCAY YANLIŞ YAPTI
Ali Yıldırımın sözlerinden biri de son günlerde Fenerbahçeye dönmeye çalışan Tuncay Şanlı ile ilgiliydi. Tuncayın 100.yılda ayrılmasının hata olduğunu hatırlatan Yıldırım, Fenerbahçe, ihtiyaç duyduğu futbolcuyu alır, ihtiyacı olmayanı değil dedi.

YILDIRIM YILDIZ ALACAK YALAN
Fenerbahçede başkan Aziz Yıldırımın yokluğunda ismi öne çıkan ve camiaya önderlik yapan Ali Yıldırım son dönemde çıkan, Aziz Yıldırım büyük bir yıldız alacak iddiası için de, Yüzde yüz yalan... Biz bugüne kadar 5 futbolcu transfer ettik. Hiç birinde Türk takımıyla karşı karşıya geldik mi? Fenerbahçe olarak ihtiyaç varsa alırız. İhtiyacıma göre alırım. İnanıyorsam, hoca bize faydalı olacağına inanıyorsa, kim olursa olsun alırız. Hamit Altıntop ile de görüşme oldu. Tam olunca borsaya bildiriyoruz. Fenerbahçe isterse Hamiti de alır diyerek oldukça iddialı konuştu.
Takvim
Son Dakika
09.07.2012
0738-İstersekHamitialırız0738 - İstersek Hamiti alırız
Bir hayaletin geri dönüşü
NTV
13.09.2011
18:14

style=margin:0Yıllarca hapis yatıp sonra çıkıp gelenler, sürgüne gidenler, köyleri boşaltılanlar var. Alıştıkları toplum yaşamından zorla atılmış kovulmuş insanlardan bahsetmek istedim. Yiğit Bener yeni kitabı Heyulanın Dönüşünü anlattı.


NTV
Kültür
13.09.2011
BirhayaletingeridönüşüBir hayaletin geri dönüşü
İşte Türkiye'de gelenler ve gidenler!
Haber3
06.09.2011
12:31
Ligde mücadele edecek 18 takım kadrolarında önemli değişikliklere gitti.
Haber3
Son Dakika
06.09.2011
İşteTürkiyedegelenlervegidenlerİşte Türkiyede gelenler ve gidenler
Galatasaray'da gelenler ve gidenler
Tumspor
06.09.2011
11:41
Avrupa kupalarına katılma şansını yakalayamayan Galatasaray, yeni sezon öncesi transferde hareketli günler geçirdi.
Tumspor
Son Dakika
06.09.2011
GalatasaraydagelenlervegidenlerGalatasarayda gelenler ve gidenler
Galatasaray'da gelenler ve gidenler
Haber7
06.09.2011
11:41
Avrupa kupalarına katılma şansını yakalayamayan Galatasaray, yeni sezon öncesi transferde hareketli günler geçirdi.
Haber7
Son Dakika
06.09.2011
GalatasaraydagelenlervegidenlerGalatasarayda gelenler ve gidenler
Toplam "108" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti