Habergec.Com Aranan Kelimeler: Değerlendirme: 10 / 10 708237
habergec.com
23.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

Zaman |Ekonomi

3 ton altın nereye kayboldu?
Zaman
23.09.2014
09:52
17 Aralık soruşturmasında gündeme gelen Zarrab’ın kaçak altınlarından sonra, bu yılın ilk 4 ayında da İsviçre’ye yapılan ihracatta 3 ton altın kayboldu.Taraf Gazetesinin haberine göre, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonun ardından patlayan İsviçre’ye yönelik altın ihracatında, kayıp altın skandalının yaşandığı ortaya çıktı. Türkiye’nin gümrük verileri ile İsviçre’nin gümrük verilerinin karşılaştırması sonucunda, Türkiye’den İsviçre’ye ihraç edilen altınların büyük kısmının yolda kaybolduğu belirlendi. Sadece yılın dört ayında 3 ton altın İsviçre yolunda kayboldu. Bu durum, İsviçre’ye yapılan altın ihracatında birilerine komisyon ödendiğine yönelik iddiaların gündeme gelmesine yol açtı.İSVİÇRE’YE ALTIN PATLAMASI17 Aralık yolsuzluk operasyonu sırasında, İran asıllı iş adamının İran ile altın ticaretine aracılık yaptığı ortaya çıkmıştı. Yani altın ticareti, 17 Aralık operasyonun da temel unsurlarından birisi olmuştu. Operasyonun ardından ilginç bir gelişme yaşandı. İran’a yönelik altın ticareti adeta durma noktasına gelirken, gizli hesapları ile ünlü İsviçre’ye yönelik altın ihracatı ise adeta patlama gösterdi. Örneğin yılın sadece ilk dört aylık döneminde İsviçre’ye 47 bin 116 kilogram altın ihraç edildi. Söz konusu külçe altının değerinin ise 2 milyar doları geçtiği hesaplandı. Aynı dönemde İsviçre’den külçe altın ithalatımız ise 5 bin 342 kilogram oldu.MÜFETTİŞLER MERCEK ALTINA ALDIBazı Sayıştay müfettişleri, İsviçre’ye yönelik yapılan altın ihracatını mercek altına aldı. Bu inceleme sırasında müfettişlerin dikkatini ilginç bir ayrıntı çekti. Türkiye ile İsviçre altın ihracat verilerinin birbirini tutmadığı görüldü. Sayıştay denetçilerinin, “Sayıştay raporlarında” yer almayan tespitlerine göre, TÜİK’in rakamlarında yılın ilk dört ayında İsviçre’ye 47 bin 117 kilogram altın ihraç edildiği bilgisi yer aldı. İsviçre gümrük teşkilatının verilerinde ise bu rakam 44 bin 429 kilogram olarak kayıtlara geçti. Yani, Türkiye ile İsviçre gümrük teşkilatının verileri arasında, ihraç edilen altın rakamlarında yaklaşık 3 tonluk bir fark olduğu belirlendi. Bugünkü altın fiyatları baz alındığında ise 115 milyon dolarlık bir altının yolda kaybolduğu saptandı.HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA UYGUN DEĞİLMüfettişler, İsviçre’nin dış ticaret rakamlarının tüm dünya ülkeleri tarafından güvenilir olarak kabul edildiğine dikkat çekerek, 3 ton altının yolda kaybolmuş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını dile getirdiler. Yetkililer, söz konusu kaybın komisyon olarak birilerine ödenmiş olabileceğini öne sürerek, konuyla ilgili geniş kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği kaydettiler. Bu çerçevede, 17 aralık operasyonun ardından İsviçre’ye aktarılan kaynakların bir anlamda incelenmiş olacağı dile getirildi.
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
3tonaltınnereyekayboldu?3 ton altın nereye kayboldu?
Uçağa karşı 'TOKİ' teklif edilince proje suya düştü
Zaman
23.09.2014
02:08
Brezilya firması Embraer, Borajet’in sipariş ettiği 4 uçakla Türkiye pazarına girdi. İki ülkenin ortak uçak üretme konusunda görüştüğü ancak projenin Türkiye’nin teklifinin komik karşılanması yüzünden gerçekleşmediği öğrenildi.Dünyanın üçüncü büyük uçak üreticisi olan Brezilya firması Embraer, geçen günlerde Türkiye’ye ilk uçak satışını gerçekleştirdi. Özel jet ve küçük yolcu uçağı üretiminde dünya lideri olan firma, Borajet’in sipariş ettiği 4 uçak ile Türkiye pazarına girdi. Stratejik öneme sahip bu gelişme, Brezilya ile ortak uçak üretmeye talip Türkiye’nin, söylentiler dışında şu ana kadar somut bir adım atmadığı gerçeğini ortaya koydu.Türkiye ile gerçekleştirdikleri ilk uçak anlaşmasını Aksiyon’a değerlendiren Embraer CEO’su Paulo Cesar Silva, yapılan satıştan memnun olduklarını ve bu anlaşmanın başka Türk firmalarının da ilgisini çekmesini umduklarını söyledi. Borajet’in Türkiye’deki ilk ticari müşterileri olduğunu hatırlatan Silva, daha önce Phenom ve Legacy adlı iki özel jet modelinin de Türk iş dünyasını temsil eden kişilere satıldığını belirtti.Silva’ya, 2010’da dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın firmayı ziyaret edip -basına yansıdığı şekliyle- iki ülkenin birlikte uçak yapma konusunda mutabakata vardığı iddiasını hatırlattık. Silva, Erdoğan’ın gezisinin firmayı tanıma amaçlı rutin bir ziyaret olduğunu ve şu an devlet temsilcileriyle yürütülen herhangi bir ortaklık sürecinin bulunmadığını ifade etti.Öte yandan, Haziran 2012’de Erdoğan’ın katıldığı Rio+20 toplantısı vesilesiyle konuyu görüşmek için Rio’da bir araya gelen hükümet ve şirket temsilcilerinin mutabakata varamadığı öğrenildi. İki ülke ticaretinin ilerlemesinde Brezilya tarafının uçak satışını öne çıkardığı ancak Türkiye tarafının Brezilya’da Türk firmalarının toplu konut yapması karşılığında uçak almayı önerdiği ifade edildi. İlerleyen süreçte Brezilya tarafına sunulan bu teklifin komik karşılandığı ve ortak uçak yapımı projesinin de aynı sebeple askıya alındığı ifade ediliyor.Embraer’in ürettiği maksimum 130 koltuk kapasiteli ticari uçakların özellikle Anadolu şehirlerinde bulunan küçük pistlere sahip havaalanları için ekonomik bir çözüm olduğu biliniyor. Ancak iç hat pazarında en büyük payı elinde tutan Türk Hava Yolları’nın (THY) Airbus ve Boeing uçaklarından oluşan filosuna ek maliyet getirecek yeni bir araç katmak istemediği ifade ediliyor. Ayrıca stratejik bir mesele olarak ele alınan uçak alımında, Avrupa ve Amerika ile var olan ticaretin etkilenmemesi için alternatif bir ülkeye sıcak bakılmadığı iddia ediliyor. Yapılan karşılıklı ziyaretler ve görüşmeler neticesinde Türkiye’yi uçak üretme hedefine kısa yoldan ulaştırabilecek bu projenin yanlış hesap ve bürokrat engeline takıldığı anlaşılıyor.Ürettiği özel jetlerle iş dünyasının ve düşük maliyetli hava taşımacılığı yapan firmaların tercihi olan Embraer’in 45 ülkede binden fazla ticari uçağı bulunuyor. Şu ana kadar 65 havayolu şirketine satış yaptığı bilinen Embraer, ayrıca ürettiği uçaklara askerî sistemler de entegre ederek savunma alanında faaliyet gösteriyor. Dünya üzerinde sivil, ticari ve askerî havacılık türlerinin üçünde birden faaliyet gösteren tek firma olan Embraer, bu yönüyle Brezilya için stratejik öneme sahip. Türkiye’nin Arap ülkeleri ve Orta Asya pazarına yakınlığı, ortak üretim konusunda Türkiye’nin pazarlığını güçlendirebilir.Türk Uzay ve Havacılık Kurumu (TAI), 2002’de Embraer ile askerî ve sivil havacılık alanlarında işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan niyet mektubunu imzalamıştı. Bunun yanı sıra, 45 yıllık geçmişe sahip Embraer’in bundan 20 yıl önce TAI’ye Türkiye’de ortak üretim teklif ettiği bilgisi, Brezilya ile ortak uçak üretme projesinin daha eski bir arka plana sahip olduğuna işaret ediyor. Ayrıca şirket temsilcilerinin 2009’da dönemin Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile birlikte yatırım imkânlarını araştırmak üzere Türkiye’ye gelmesi, Embraer’in Türkiye’ye Avrupa, Asya ve Arap ülkelerine açılmak için üretim üssü olarak bakmasına kapı aralıyor.1969’da Brezilya hükümeti tarafından kurulan ve 1994’te özelleştirilen Embraer’in, Brezilya’nın yanı sıra ABD, İngiltere, Fransa, Avustralya, Çin ve Singapur’da tesisleri bulunuyor.AKSİYON DERGİSİNDEN ALINMIŞTIR...
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
UçağakarşıTOKİteklifedilinceprojesuyadüştüUçağa karşı TOKİ teklif edilince proje suya düştü
Dolar, altı ayın zirvesinde
Zaman
23.09.2014
02:08
Amerika’da Dallas FED Başkanı Richard Fisher’ın cuma günü ilk faiz artışının baharda olmasını beklediğini açıklamasının ardından yükselen dolar/TL, dün de dolarda küresel değer kazancı ile mart sonundan bu yana en yüksek seviyeye geldi.Sabah 2.2322/2.2334 seviyesinde olan dolar/TL, 12 Mart’tan beri en yüksek olan 2.2471’e kadar yükseldikten sonra gün sonunda 2.2445’lere geriledi. Kurun son altı ayın en yüksek düzeyine yakın seyrine devam etmesi sebebiyle Borsa İstanbul’da dar aralıkta işlem gören hisse senetleri piyasası günü yüzde 0,07 kayıpla kapattı. Gün içinde 76 bin 560 ile 77 bin 500 puan aralığında işlem gören BIST-100 endeksi 76 bin 869.89 puandan kapandı. TEB Yatırım Araştırma Müdürü İbrahim Usul, “Önemli gelişme olmayan seansta TL zayıf bir seyir izledi. Endeks 78 bin 500 direncini aşmadığı sürece alçalan bir piyasada olduğumuzu düşünüyoruz, 76 bin 100 ve 75 bin 800 destek seviyeleri.” dedi.
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
DolaraltıayınzirvesindeDolar altı ayın zirvesinde
AR-GE’nin yarısı yabancı şirketlerden
Zaman
23.09.2014
02:08
Türkiye’ye geçen yıl yapılan 12,9 milyar dolarlık yabancı yatırımın yüzde 76’sı Avrupa ülkelerinden geldi.Yabancıların en fazla ilgi gösterdiği sektör enerji oldu. Türkiye’de sanayi sektöründe bir yılda üretilen toplam katma değer, gerçekleştirilen ihracat ve Ar-Ge faaliyetlerinin yüzde 42’si yabancı yatırımcılar tarafından gerçekleştiriliyor. Yabancı Sermaye Derneği (YASED) verilerine göre, İSO 500 içinde 137 şirketler temsil edilen uluslararası yatırımcılar, Türkiye’de yatırım, ihracat ve Ar-Ge faaliyetlerinin motoru konumunda. YASED Başkanı Serpil Timuray, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenleyerek, Türkiye’deki yabancı sermaye yatırımlarıyla ilgili güncel verileri paylaştı. Geçen yıl Türkiye’ye 12,9 milyar dolar yabancı sermaye girerken, rakam bu yılın ilk yedi ayında 7,9 milyar oldu. 2013’te dünyada uluslararası doğrudan yabancı sermaye yatırımları toplam 1,45 trilyon dolara ulaşırken, Türkiye buradan aldığı 0,9’luk pay ile 207 ülke arasında 22. sırada yer alıyor. Uluslararası yatırımcıların büyümede ciddi katkısı olduğunun ve ekonomide kaldıraç rolü üstlendiğinin altını çizen Timuray, Türkiye’nin son 10 yılda ekonomide elde ettiği başarılarda yabancı sermayenin önemli rolü olduğunun altını çizdi. Timuray bundan sonraki hedeflerini de, yabancı sermayenin üretim, Ar-Ge ve hizmet alanlarında Türkiye’yi bölgesel üs olarak değerlendirmesini sağlamak olarak açıkladı.YASED Başkan Yardımcısı İbrahim Aybar, Türkiye’de sanayi ve özellikle de yüksek katma değerli sanayi yatırımlarının artması gerektiğini vurguladı. YASED’in diğer başkan yardımcısı Akın Kozanoğlu ise ikinci çeyrekteki 2,1’lik büyüme oranının hayal kırıklığı olduğunu belirterek, “19 çeyrektir alıştığımız seviyede değil ama hükümetin dengeli büyüme politikası da buna etki yaptı. Bu durum yabancı yatırımlara olumsuz etki yapmaz.” dedi.
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
AR-GE’ninyarısıyabancışirketlerdenAR-GE’nin yarısı yabancı şirketlerden
Kartal’daki kuleleri Dubai’de tanıttı
Zaman
23.09.2014
02:08
DAP Yapı İstanbul Kartal sahilinde inşa ettiği İstmarina projesini Dubai Cityscape Global’da tanıttı.2016’da tamamlanması planlanan projenin ilk etabında yer alan bin konuttan 950’sinin satışı tamamlandı. 500 konuttan oluşacak ikinci etabın satışlarının yakın zamanda başlayacağını belirten DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, İstanbul Kartal’da sahile 500 metre mesafede yapımı devam eden proje ile Türkiye’yi Ortadoğulu müşterilere tanıtmayı hedeflediklerini belirtti.Cityscape’de İstmarina hakkında bilgi veren Ziya Yılmaz, projenin ilk defa uluslararası platformda tanıtıldığını söyledi. İstanbul’da yaptıkları projelerle ülkenin yurtdışında tanıtımını artırmayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gelmesini sağlayacak buna benzer uluslararası fuarları önemsediklerini vurguladı. Körfez bölgesi yatırımcılarına İstmarina projesini tanıtmak için Dubai’ye geldiklerini kaydeden Yılmaz, “Amacımız kendimizi ve Türkiye’yi Körfezli yatırımcıya tanıtarak Türkiye’yi yatırım merkezine dönüştürmek.” dedi.Türkiye’de yabancılara konut satışını düzenleyen mütekabiliyet yasası hakkında da konuşan Yılmaz, yatırım dışında Türkiye’de yaşamayı isteyen yabancı müşterilerin olduğunu, yasanın Türkiye’de gayrimenkul alımını kolaylaştırdığını, bunun da gayrimenkulle olan yabancı ilgisini artırdığını söyledi.2014’te bir önceki yıla göre yabancıların aldığı konut sayısında ciddi bir artış yaşandığını belirten Yılmaz, 2013’ün ilk 5 ayında yabancılara satılan konut sayısının 4 bin 451 adet olduğunu, ancak bu yıl satılan konut sayısının şimdiden 7 bini geçtiğini söyledi. En çok Ortadoğulu ve Rus yatırımcının Türkiye’yi tercih ettiğini belirten Yılmaz, “Bu satış rakamları fuara katılımda bizi teşvik eden unsur oldu.” diye konuştu.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın “İnşaatta ölçüsüz rantlar var, sanayisiz büyüme olmaz.” açıklamalarına da cevap veren Ziya Yılmaz, “İnşaat mı, sanayi mi? Bence her ikisi de olmalı. Çünkü bu sektörler birbirlerini desteklemekte.” dedi. Sanayide daha çok ithalat yapıldığını iddia eden Yılmaz, inşaatta yerli ürünlerin kullanıldığını, bunun da katma değer oluşturduğunu, her yeni proje ile yeni bir sanayi, yeni bir yatırım başlatmış olduklarını söyledi. İnşaatın göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu dile getirdi.Emlakta uygulanmakta olan vergi oranlarının tüketici için yük olduğunu kaydeden Yılmaz, bu alanda yapılacak yeni düzenleme ile konutta fiyatların daha uygun hale geleceğini, bunun da alımı kolaylaştıracağını söyledi. Yılmaz, İstmarina projesinde KDV oranının yüzde 1 olmasının avantaj olduğunu belirtti.İstanbul’un Avrupa yakasında Boğaz hattı ve Anadolu yakasında Kartal-Maltepe hattının en değerli iki alan olduğuna dikkat çeken Ziya Yılmaz, şunları söyledi: “Boğazın her iki yakasını da kıymetli addediyoruz. Geçmişte, varlıklı kesimin rağbet ettiği Kartal-Dragos bölgesinin değeri günümüzde adeta yeniden keşfediliyor.”
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
Kartal’dakikuleleriDubai’detanıttıKartal’daki kuleleri Dubai’de tanıttı
Zenginle fakir arasındaki fark 7,7
Zaman
23.09.2014
02:08
Türkiye ekonomisi yavaşlayarak da olsa büyürken, nüfusun büyümeden pay alma oranlarındaki uçurum devam ediyor.Türkiye İstatistikleri Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre Türkiye’nin en yüksek gelirli yüzde 20’si, en düşük gelirli yüzde 20’sinden 7,7 kat daha fazla gelire sahip. TÜİK 2013 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları raporunu yayınladı. Raporda vatandaşlar gelirlerine göre yüzde 20’lik gruplara ayrıldı. Yüzde 20’lik gruplarda, en yüksek gelire sahip son gruptaki toplam gelirden aldığı pay yüzde 46,6 iken, en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin aldığı pay yüzde 6,1 oldu. Buna göre, son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20’lik gruba göre 7,7 kat oldu. Rapora göre, Türkiye’de hanehalkı başına düşen ortalama yıllık kullanılabilir gelir 29 bin 479 lira. İstanbul Bölgesi 18 bin 248 lira ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge oldu. Bunu, 16 bin 294 lira ile Batı Anadolu Bölgesi izledi. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 6 bin 920 lira ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu. Maaş-ücret gelirleri, yüzde 48,3’lük oranla toplam gelir içerisinde en fazla paya sahip oldu. Bunu yüzde 19,7 ile sosyal transferler ve yüzde 19,6 ile müteşebbis gelirleri izledi. Sosyal transferlerin yüzde 92’sini emekli ve dul-yetim aylıkları oluşturdu. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre nüfusun yüzde 15’i yoksulluk riski altında.Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4 tanesini karşılayamama ya da mahrum olma durumunu tanımlayan ‘maddi yoksunluk’ oranı 2012’de yüzde 59,2 iken 2013’te yüzde 49,7 olarak hesaplandı. Hanesinin taksit ödemeleri ve borçları olduğunu beyan eden yüzde 65,4’lük bir kısım bulunurken, yüzde 75,5’lik bir kısım ‘yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını’ ekonomik sebeplerden dolayı karşılayamadığını belirtti.
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
Zenginlefakirarasındakifark77Zenginle fakir arasındaki fark 77
Soma’da Kolin’e imarsız santral izni
Zaman
23.09.2014
02:08
Manisa’nın Soma ilçesinde hükümete yakın şirketlerden Kolin’in kömür santrali kurulması için zeytinliklere ‘acele kamulaştırma’ kararı çıktı.Bu arada çevreci Greenpeace kuruluşunun yaptığı bilgi edinme başvurusuna Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Müdürlüğü’nden cevap geldi. Cevap metninde, “Soma ilçesinde kurulması planlanan termik santral ve kül depolama sahası için gerekli imar planlarının hukuki mevzuat uyarınca askı sürecinin başlatılamadığı, bu nedenle imar planlarının halen kesinleşmediği, planların tamamlanmamış işlem olduğu” ifadelerine yer verildi.Santralin kurulacağı Yırca köyü yakınlarında bulunan yüzlerce dönümlük zeytinlik, termik santral yapımı için acele kamulaştırılmış ve hukuki süreç tamamlanmadan Kolin Şirketler Grubu zeytinlik alanların çevresine 2 metre boyunda çitler çekti. Kolin firması 16 Eylül’ü 17 Eylül’e bağlayan gece saat 23.50 sularında da kepçelerle zeytinliklere girerek 13 zeytin ağacını söktü.Greenpeace avukatı Deniz Bayram, hukuksuz bir şekilde zeytinliklere girildiğini ve zeytin ağaçlarının söküldüğünü belirterek şunları söyledi: “Başından beri hukuksuzluklarla dolu olan bu süreçte imar planı olmadan zeytinliklere iş makinelerinin girmiş olması, olaya bir skandal daha ekliyor. Manisa Valiliği tarafından verilen cevapta görüyoruz ki bu sahada termik santral kurulmasına ilişkin sürecin asli unsuru olan imar planları yok. Köylüler yaşam kaynakları olan zeytinciliğe devam etmek istiyor. Kepçelerin mevcut durumda zeytin bahçelerine girmesinin hiçbir hukuki ve meşru nedeni yoktur. Biz hukuksuz uygulamalarıyla orman kanununu savunanlara karşı ormanları, ağaçları, zeytinlikleri savunuyoruz.”Kamulaştırmaya karşı hukuki süreç devam ederken köylüler yaşama alanlarında termik santral istemediğini söylüyor. Kepçelerle zeytinliklere girilmesi sebebiyle köylüler hasat zamanı gelmeden olgunlaşmamış zeytinlerini topladı ve bahçelerinde nöbet başlattı. mustafa kuşen manisa
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
Soma’daKolin’eimarsızsantralizniSoma’da Kolin’e imarsız santral izni
Ben yabancı olsam Türkiye'ye yatırım yapmam
Zaman
23.09.2014
02:08
Bank Asya’yı hedef alan yalan haberlere ekonomistlerin tepkisi sürüyor. Bankalarla ilgili verilen riskli mesajların yabancı yatırımcıyı daha da ürküteceğini belirten eski Merkez Bankası başkan yardımcısı Prof. Dr. Fatih Özatay, “Yabancı yatırımcı özgür bir tartışma ortamı yoksa niye gelsin.” dedi.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sermaye yeterlilik oranı en yüksek 3. banka olmasına rağmen Bank Asya için kullandığı ‘O banka zaten batmış.’ ifadelerine ekonomistler tepki gösterdi. 2001-2006 döneminde Merkez Bankası başkan yardımcılığı yapan TEPAV Finans Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Fatih Özatay, Türkiye’nin tasarruf oranının diğer gelişmekte olan ülkelere göre çok düşük olduğunu, yatırım yapıp sürekli dışarıdan borçlanmaya mecbur olduğunu söyledi. Kaliteli yatırıma ihtiyacı olan Türk ekonomisinin riskli bir döneme girdiğini belirten Özatay, bankalarla ilgili verilen riskli mesajların yabancı yatırımcıyı daha da ürküteceğini söyledi. “Ben yabancı yatırımcı olsam bu ortamda Türkiye’ye gelmeye korkarım.” diyen Özatay, bankaların çok önemli bir işlevi olduğunu ve diğer bankalara borç alıp verdiğinden, sorunun diğer bankalara da sıçrayabileceğini söyledi. Bankalar hakkında siyasilerin kamuoyu önünde mesaj vermesinin doğru olmadığını belirten Özatay, yabancı sermayeyi kastederek “Demokrasi olması lazım. Demokrasi yoksa nasıl gelecek adam? Özgür bir tartışma ortamı yoksa niye gelsin?” dedi. Özatay, Merkez Bankası’nda görev yaptığı dönem boyunca kurulun bağımsızlığı konusunun şimdiki gibi tartışılmadığını, aldıkları kararları bakanların televizyonların alt yazısından öğrendiğini de dile getirdi. Global ve ulusal piyasalardaki gelişmeleri ve güncel tartışmaları Zaman’a değerlendiren Fatih Özatay, Amerikan Merkez Bankası’nın adımlarının Türkiye’nin zor bir döneme girdiğinden bahsederek iki ekonomik göstergenin sıkıntıya neden olabileceğini aktardı. Özatay, Türkiye’yi önümüzdeki dönem için çok zor kılan temel özellikten birincisinin gelişmekte olan ülkelere kıyasla dahi düşük olan tasarruf oranı olarak açıkladı. Bank Asya aleyhinde linç kampanyasına dönüştürülen tavırları da değerlendiren Özatay, finans kuruluşlarıyla ilgili sıkıntıların kamuoyu önünde tartışılmaması gerektiğini belirtti. Özatay, “Öncelikle BDDK’nın işi olması lazım. BDDK’dan şimdiye kadar böyle bir şey çıkmadı. Bir garipliği bu. İkinci boyutu Türkiye’nin zaten yatırım oranı çok düşük, tasarrufu çok düşük. Yabancılardan kaliteli yatırıma ihtiyacımız var. Türkiye’ye gelmek riskli. Riskli bir mesaj veriyorsunuz. Sonuçta teknik kurumların yapması gereken işler var, yönetmelikler çerçevesinde.” dedi.Merkez Bankası’na baskı yaparak hükümet kendi ayağına sıkıyorBürokratlık döneminde Merkez Bankası başkan yardımcılığı yapması sebebiyle yakından tanıdığı kurumla ilgili bağımsızlık ve baskılara ilişkin soruları da cevaplayan Prof. Dr. Fatih Özatay, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın faiz tartışmalarıyla ilgili açıklamalarına katıldığını söyledi. Faizlerle istedikleri gibi oynamalarının ülke için iyi olmayacağını belirten Özatay, kendi döneminde döviz müdahalesi gibi kararları televizyondan o an öğrenildiğini ve baskı olmadığını ifade etti. Özatay, “Kamuoyu önünde baskı vardı ama özellikle bize şöyle yapın falan diye baskı yoktu. Açık açık söylüyorlar ‘faizi düşürün’ diye. Bizim zamanımızda açık ‘faizi düşürün’ demediler. Şimdi Cumhurbaşkanı, başbakan iken dedi, birkaç ayrı bakan söyledi falan. Baskı var ama Merkez Bankası bu baskılara dayanarak mı karar alıyor, onu bilemeyiz.” dedi. Merkez Bankası’na baskı yapılmasının oluşturacağı tehlikeleri ise şu sözlerle açıkladı: “Merkez Bankası’nın kararları ne kadar doğru olursa olsun, etkin olabilmesi için piyasaları ikna etmesi lazım teknik nedenlerle. Aslında bu tür açıklamalar, kendi bacağınıza kurşun sıkmak gibi bir şey hükümet olarak. Çünkü hükümetin kısa vadeli önemli ekonomi politikası: maliye politikası, para politikası var bir de BDDK’nın kararları var. Bunlar kısa vadeli ekonomi politikasının parçaları. Siz bunlardan çok önemli bir tanesine etkisini azaltıcı açıklamalar yapıyorsunuz.”
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
BenyabancıolsamTürkiyeyeyatırımyapmamBen yabancı olsam Türkiyeye yatırım yapmam
Borsa İstanbul, yandaş operasyon merkezi mi?
Zaman
23.09.2014
02:08
Borsa İstanbul’da, yaklaşık bir ay kapalı tutulan Bank Asya hisseleri geçen hafta yeniden işleme açıldı. Ancak, açıldığının ikinci günü hisseler tavan yapınca iki kez kapatıldı. Normalde kapama işlemine dayanak olan düzenleme, işlemlerin ertesi gün tekrar açılmasını gerektirir. Fakat ‘Borsa yönetimi talimatla işlem yapıyor’ iddialarını haklı çıkarırcasına Bank Asya’nın işlem sırası kapalı tutuluyor.Bank Asya’nın Borsa İstanbul’daki (BİST) hisseleri ağustos başından 15 Eylül’e kadar işleme kapatıldı. Hisse değeri 17 Eylül’de tavan yapınca Borsa yönetimi tahtayı öğlen üzeri işleme kapattı. Tam da bu sıralarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında Bank Asya’yı hedef göstermesi dikkat çekiciydi. Hisseler öğleden sonra işleme açılmasının ardından yeniden yükselişe geçince BİST yönetimi bir kez daha kapatma kararı aldı. O günden bu yana da BİST’te Bank Asya hisseleri işleme kapalı. Borsa İstanbul’un Bank Asya’ya yapılmak istenen operasyonların tetikçisi durumuna gelmesi finans çevrelerinin tepkisini çekti. Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Turan yönetimindeki Borsa’nın bu yanlı tutumuyla ne iç ne de dış yatırımcıya güven telkin edebileceği belirtiliyor.BİST’in özellikle Bank Asya’ya yönelik batırma girişimlerinde aldığı kararlar ve yaptığı işlemlerle bağımsız bir yapı olmaktan çok ‘sahibinin borsası’ görüntüsü verdi. Bir yandan suç işlenirken, diğer yandan süreci yakından takip eden uluslararası finans çevreleri ve yatırımcılar nezdinde Türkiye’nin itibarı ciddi ölçüde zedelendi.Bank Asya yaklaşık yüzde 55’i halka açık olan, yerli yabancı 18 bin yatırımcısı bulunan, 2013 yılsonu itibarıyla 281 şubesi ve 5 bin 100 çalışana sahip, hali hazırda Borsa İstanbul’da işlem gören özel bankalar arasında tek milli sermayeli banka. BİST yönetimi ‘belirsizlik’ oluşturduğunu iddia ederek, aklına esince Bank Asya’nın işlem sırasını kapatabiliyor. Bu davranışlar BİST’in talimatla hareket ettiği ve siyasi çevrelere yaranmak için bu tür usulsüz uygulamalara imza attığı iddialarını gündeme getiriyor. Tayyip Erdoğan, 6 Ağustos’ta bir televizyon kanalında Bank Asya’yı ve BDDK’yı hedef alan açıklamalar yaptı. Bundan bir gün sonra, 7 Ağustos’ta, Borsa İstanbul yönetiminin ‘ortaklık yapısındaki belirsizlik’ iddiasıyla Bank Asya’nın işlem sırasını durdurması, 14 Ağustos’ta da yine ‘ortaklık yapısındaki belirsizlik giderilene kadar’ ifadesiyle kapalılık halinin devamına karar vermesi “Borsa İstanbul piyasa gerçekleriyle değil, siyasi talimatla hareket ediyor.” iddialarını güçlendirdi. Borsa İstanbul, ‘ortaklık yapısındaki belirsizlik’ gerekçesiyle Bank Asya’nın işlem sırasını kapatarak Bank Asya hisse senedine yatırım yapan veya yapmak isteyen tüm yatırımcıları cezalandırmış oldu. Halbuki şirketin ortaklık yapısı internet sitesinde, ticaret sicilinde, bağımsız denetimden geçmiş malî tablo eklerinde bütün netliğiyle yer alıyor. Ayrıca bankacılık gibi sıkı denetime tabi sektörlerde, kontrol gücüne sahip hisselerin el değiştirmesi, ilgili düzenleyici kurulların iznine tabi olduğundan, gizli saklı bir işlem yapmak zaten mümkün değil. Bu arada ortaklık yapısına ilişkin bilgiler her üç ayda bir Borsa’ya gönderiliyor. Dolayısıyla Bank Asya’nın ortaklık yapısı ile ilgili ‘belirsiz’ olarak nitelendirilebilecek hiçbir durum mevcut değil.Yaklaşık 1 aylık kapalılık durumunun ardından işlem sırası 15 Eylül’de tekrar işleme açıldı. Siyasî bir suikastla karşı karşıya kalan Bank Asya, devam eden yalan haber ve iftiraların dozunun artmasıyla hisse fiyatında yaklaşık yüzde 50 oranında bir kayıp yaşadı. Bank Asya’nın bütün siyasi operasyonlara rağmen finansal gücünü, kararlılığını devam ettirmesi ve piyasaya güven telkin etmesi sonucu 18 Eylül’de ilk seansta hissede fiyat yukarı yönlü hareket etmeye başladı. Bankanın hisseleri ilk seans sonucunda tavan yaptı. Bu arada Borsa yönetimince bankadan “Kamuya açıklanmamış özel bir durum var mı?” açıklaması yapılması istendi. Banka “Herhangi bir özel durum yok.” açıklamasında bulundu. Süreç borsa yatırımcılarına olağan geldiği için de işlemler normal bir şekilde devam etti.Yine aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜSİAD toplantısında ”O banka zaten batmış.” iftirasını ‘talimat’ olarak kabul eden Borsa İstanbul yönetimi, saatler 14.14 ü gösterdiği sıralarda işlem sırasının kapatılmasını istedi. İşlem yapan yatırımcılar arasında tedirginlik oluşturmayı ve hisse senedini tekrar taban yaptırmayı amaçlayan bu kapatma kararının etkilerini izlemek amacıyla işlem sırası 14.45’te tek
Zaman
Ekonomi
23.09.2014
Borsaİstanbul/">İstanbulyandaşoperasyonmerkezimi?İstanbul-yandaş-operasyon-merkezi-mi?/">Borsa İstanbul yandaş operasyon merkezi mi?
iPhone satış rekoru kırdı
Zaman
22.09.2014
17:08
Apple, yaptığı açıklamada 3 gün içinde 10 milyondan fazla iPhone 6 ve iPhone 6 Plus sattıklarını açıkladı. Şirket, bunun bir rekor olduğunu belirtti.Şirketin CEO’su Tim Cook, talebin beklentilerinin çok üzerinde olduğunu anlattı. İlk etapta Amerika, Kanada, Avustralya, Fransa, Almanya, Hong Kong, Japonya, Porto Riko, Singapur ve Birleşik Krallık’ta satışa çıkarılan telefonlar, 26 Eylül’den itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 20 ülkede daha piyasaya sürülecek.Bir yıl önce piyasaya çıkan iPhone 5S ve 5C modelleri, bir haftada 9 milyonluk satış rakamına ulaşmıştı.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
iPhonesatışrekorukırdıiPhone satış rekoru kırdı
Yeni S Coupe, Türkiye’de
Zaman
22.09.2014
02:05
Mercedes-Benz’in en üst segmentindeki modelleri S serisinin spor versiyonu yeni S 500 Coupe Türkiye’ye geldi. Tanıtımı dünyadaki farklı şehirlerde sergilenen “The Perfect Moment. Icons of Photography” ile yapıldı.Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Rainer Genes, “Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz yeni S-Serisi lansmanının ardından bu yıl da yeni S-Serisi Coupé modelimizi sizlerle bir araya getirmekten dolayı gururluyuz. Yeni S 500 Coupé 4 MATIC ile 2014 yılının son çeyreğinde müşterilerimizin deneyimine sunacağız.” dedi. Mercedes Otomobil Grubu Pazarlama ve Satış Türkiye Müdürü Şükrü Bekdikhan ise, “Amiral gemimiz S-Serisi’nin tek kapılı versiyonu S-Serisi Coupé ile önemli başarılar elde edeceğimize inanıyoruz.” diye konuştu. Aracın dünya lansmanı 2014 Mart ayında Cenevre Otomobil Fuarı’nda yapılmıştı.XC90 R-Design yüzünü gösterdiVolvo Car, yeni XC90 R-Design versiyonunun ilk fotoğraflarını yayınladı. Şirketin Pazarlama, Satış ve Müşteri Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Alan Visser, “R-Design’ın her bir ayrıntısı sürücülerin kişisel arzularına tam cevap verebilmek için tasarlandı.” dedi. 400 hp’ye kadar güç üreten Drive-E motor seçenekleri ile sunulan R-Design’da 12,3 inçlik dokunmatik ekran bulunuyor.Connect’in ikinci nesli satıştaFord’un hafif ticari modeli yeni Turneo Connect, 57 bin 650 liradan başlayan fiyatlar ile ekimden itibaren satışa sunulacak. Deluxe ve Titanium olmak üzere iki farklı donanım paketi 95 ve 115 beygir güce sahip 1.6 TDCi motor ile piyasaya çıkacak. 95 beygirlik versiyon şehir dışında 100 kilometre de 4,5 litre, şehirler içinde 5,5 litre yakıt tüketirken 115 beygir güce sahip versiyonun tüketimleri 4,4 ve 5,7 litre.Toyota C-HR konsepti Paris’i bekliyorHibrit teknolojisine yoğunlaşan Japon Toyota, C Crossover segmentindeki aracı yeni C-HR konseptinin dünya lansmanı için gelecek ay başında kapılarını açacak olan Paris Otomobil Fuarı’nı bekliyor. Hibrit motor teknolojisi ile donatılan konseptin ön tasarımı markanın ‘Keen look- Keskin bakış’ anlayışını yansıtırken Toyota’nın gelecekte araç tasarımına dair yaklaşımı hakkında ipuçları veriyor.500 beygirlik konsept SUVParis Otomobil Fuarı’nda konsept model tanıtımı yapacak bir diğer firma da Fransız Peugeot. 2009’dan beri SUV segmentinde iddiasını ortaya koyan üretici ‘Quartz’ ile gelecek ay otomobil severlerin karşısına çıkacak. Araç toplam 500 hp güç üreten full-hybrid plug-in çekiş ünitesi bir termik motor ile iki elektrik motoruna sahip. Quartz’da bazalt taşı ve dijital dokuma ile elde edilen özel kumaş gibi yenilikçi malzemeler kullanılmış.Skoda, Fabia’ya güveniyorÇek üreticinin 1999’dan beri ürettiği Fabia’nın yeni modeli Paris’teki fuarda tanıtılacak. Bugüne kadar 3,5 milyon adet satılan aracın Türkiye’deki satışları durma noktasına gelmişti. Ancak şirket yeni Fabia ile modelin toplam satışlarındaki payının yüzde 10’un üzerine çıkmasını bekliyor. Bunda modelin bir önceki nesle göre yüzde 17 daha tasarruflu yakıt tüketimine sahip olmasının etkili olacağı öngörülüyor.Hyundai’den kart avantajıSadakat programı Hyundai Blue Card ile hem yetkili servislerde hem de farklı marka ortaklıklarında ekim sonuna kadar indirim sunuyor.Periyodik bakım, klima, fren, debriyaj, süspansiyon, egzoz parça ve işçiliklerinde yüzde 30’a varan indirimin yanında kampanya boyunca tatilden kuru temizlemeye kadar kampanyaya katılan markalarda da yüzde 25’e varan indirimler uygulanacak.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
YeniSCoupeTürkiye’deYeni S Coupe Türkiye’de
Oto pazarı son 4 ay geçen yıla yakın satış yapacak
Zaman
22.09.2014
02:05
Citroen Türkiye Müdürü Bahattin Tatoğlu, otomotiv pazarının ikinci yarıda satış hızını artırdığını belirterek, “Öyle görünüyor ki 2014 toplam araç satışı 730 bini aşacak.Çünkü son 4 ay performansı geçen sene aynı dönemle aynı gidecek gibi.” dedi. Geçen sene son 4 ayda 340 bin araç satılmıştı. Bu sene de 335 bin araç satışı gerçekleşeceğini kaydeden Tatoğlu, bunda 25 Temmuz’da hafif ticari araçlara zorunlu kılınan K belgesinin maliyetlerinin 1.000 lira indirimli hale gelmesinin ve binek araçların ÖTV’lerindeki yeni düzenlemelerin etkisi olacağını kaydetti. Ocak-Ağustos 2014’te pazar payı geçen sene aynı döneme kıyasla yüzde 40 küçülerek yüzde 2,9’a gerileyen Citroen’in yılın son 4 ayında toparlanacağını kaydeden Tatoğlu, “8 ayda 11 bin araç sattık. Bu 4 ayda da 11 bin araç satacağız.” dedi. Satışı planlanan araçların üçte birinin hafif ticari araç segmentinde olacağını belirten Tatoğlu, yılı 22 bin satışla kapatmayı planladıklarını açıkladı. Filo satışları ve gelişen araç kiralama sektörünün etkisi ile 2015’te pazar paylarının büyüyeceğini kaydeden Tatoğlu, hedeflerinin yüzde 3,5 olduğunu söyledi. Şirketin bu seneki satışlarında yeni satışa sundukları yeni C1 ile C4 Cactus modellerinin de etkisi bulunacak. 4 ayda Yeni C1’den 300 ve C4 Cactus’ten 500 adet satış hedeflediklerini sözlerine ekledi.Şirketin yarın satışa çıkacak yeni C1 modeli Türkiye’de 2006’da satışa çıkmıştı ve bugüne kadar 1.826 adet sattı. Modelin dünya satışı ise 780 bin civarında. 7 inç dokunmatik tablet ekranı bulunan yeni C1’de, mirror screen özelliği de bulunuyor. Bu avantaj sayesinde telefon, telefondaki navigasyon, müzik gibi özellikler tablet ekranına aktarılarak araç üzerinden kullanılabiliyor. Benzinli, 1 litre, 68 beygir haliyle pazara sunulan aracın otomatik versiyonu da bulunuyor. 4 bin lira ek maliyetle üstü açılabilir hale getirilebilen modelin başlangıç fiyatı 39 bin 900 lira olarak belirlendi. B Crossover ile C Hatchback arasında konumlandırılan C4 Cactus ise, mevcut C4’lere kıyasla 200 kilo hafifletildi. Bu sayede 100 kilometrede 3,5 litre yakıt tüketen aracın bagajı 358 litreye çıkarıldı. Modelin 1.2 benzinli, 1.6 dizel motor seçenekleri bulunacak. 1.2 benzinli modelin taban fiyatı 54 bin lira, otomatik şanzımanla piyasaya sürülen dizel modelde başlangıç fiyatı 66 bin 300 lira olarak belirlendi.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
Otopazarıson4aygeçenyılayakınsatışyapacakOto pazarı son 4 ay geçen yıla yakın satış yapacak
5 liralık şarj ile 150 km
Zaman
22.09.2014
02:05
Renault’nun tam elektrikli modeli Zoe, yarım saatte şarj olan pili ile 150 kilometre menzile ulaşabiliyor. Aylık 59 Euro’dan başlayan pil kirasının dışında tam şarjın maliyeti 5 lira. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, aracın kendi bayi ve yetkili servislerinde ücretsiz şarj edilebileceğini belirtiyor.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre yılda 3 milyon kişi hava kirliliğine bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. Bu yüzden otomotiv sektörünün önceliği elektrik gibi alternatif yakıtlı araçlar. Tüketicinin elektrikli araçlara mesafeli durmasının iki sebebi var: Uzun şarj süresi ve aracın maliyeti. Geleceği 0 karbon monoksit emisyonu olan elektrik motorlu araçlarda gören Renault’nun ekimde Türkiye’de satışa çıkacak B segmentindeki modeli Zoe tam dolu pil ile ortalama 150 kilometre yol alabiliyor. Kullanıcı şarjı evinde yaparsa 5 liralık elektrik ile pili şarj edilebiliyor. Pil ayda 59 Euro’dan başlayan kiralama modeliyle kullanılıyor.Aracın tanıtımında konuşan Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, kendilerinden alınan araçları yetkili servis ve bayilerinde ücretsiz şarj edeceklerini kaydetti. Zoe’nin menzilinin ideal koşullarda 210 kilometreye kadar çıktığını aktaran Aybar, günlük kullanım şartlarında menzilin soğuk havalarda 100, sıcak havalarda 150 kilometre civarında gerçekleştiğini aktardı. Araştırmalara sürücülerin yüzde 87’si otomobilini günlük 60 kilometrenin altında kullanıyor. B segmentindeki araçların yüzde 32’si ise 150 kilometreyi asla geçmiyor. Araçta kullanılan enerji toplayan fren sistemi, inverter split klima mantığıyla çalışan ısı pompası ve sürtünmeyi azaltan Michelin enerji lastikleri sayesinde menzil artıyor. Araçta bulunan Eco mod, otomatik ayarlamalar yaparak aracın menzilini yüzde 10 artırıyor. Paris Belediyesi’nin yaptırdığı bir araştırmaya göre termik motorlu bir arabanın ömrü boyunca oluşturduğu kirliliği temizleme maliyetinin 8 bin 492 Euro olduğu bilgisini veren Aybar, İstanbul’daki 3 milyon aracın 75 milyar liralık ekonomik kayıp oluşturacağını kaydetti.ELEKTRİKLİ PAZARIN 3’te 1’i RENAULT-NİSSAN’ınRenault-Nissan Grubu 2010’dan beri 176 bin 326 elektrik motorlu araç sattı. Bu rakam tüm dünyada satılan yaklaşık 500 bin elektrikli aracın yüzde 35’ini oluşturuyor. Grubun sattığı araçların 130 bini Nissan Leaf. Nissan’ın 4 büyük pazarından birisi Amerika’da hukuki düzenlemeler yüzünden henüz Renault elektrikli aracıyla girmemiş. Benzer durum Çin için de geçerli. Bu pazarlarda satışlar başladığında Renault satışlarının artması bekleniyor. 2025’te pazarın yüzde 15’inin elektrikli araçlardan oluşacağını öngören şirket, daha önce termik motorlu Fluence modelini elektrikliye dönüştürmüştü. Ancak bu araçla Çin’de başarılı sonuçlar alınsa da Avrupa Birliği’nde istenilen satış hedeflerine ulaşılamadı. Bu tecrübeyi ‘başarısızlık’ olarak tanımlayan şirketin üst yöneticileri, kısa sürede şarj edilememesi ve bagaj hacminin yeterli bulunmaması yüzünden yeterli talebe ulaşılamadığını belirtti.Yarım saatte yüzde 80’i şarj oluyorZoe’nin pili, 3 Kws’lik şarj ünitesiyle 6-9 saat arasında, 23 kws’lik üniteyle yüzde 80’i 1 saatte ve 43 kws’lik üniteyle de yüzde 80’i 30 dakikada doluyor. Sessiz ve sarsıntısız çalışan 65 kw gücündeki araç, maksimum torku 220 Nm’ye 1 dakikanın altında ulaşıyor. 0’dan 50 km/s’ye 4 saniyenin altında ulaşıyor. Zoe’nin kasko bedelinin konvansiyonel araçlarla benzer aralıkta olduğu gibi garanti süreleri de benzer şekilde 2 yıl sınırsız veya 3 yıl 100 bin kilometre.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
5liralıkşarjile150km5 liralık şarj ile 150 km
Rant için İstanbul’un silüeti kayboldu
Zaman
22.09.2014
02:05
Sultanahmet Camii’nin silüetini bozan üçüz binaların rant uğruna yapıldığını söyleyen İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, İstanbul’un tarihi dokusunun korunamadığına dikkat çekti.İstanbul’un her yerinde yüksek bina olmasından yakınan İnan, “Devlet ruhsat verirse elbette oraya bina yapmak isteyenler çıkar. Ruhsat vererek bir hata yapıyorsunuz, ruhsatı alınmış bir binaya yıkım kararı vermek de ikinci bir hatadır. Oradan bir sürü yabancı insan gayrimenkul aldı. Türkiye’nin yurtdışında gayrimenkul ihracatını tamamen sıfırlarsınız.” dedi. Bugün TV’de Üç Nokta programına konuk olan İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, inşaat sektörünü değerlendirdi.İstanbul’un her yerine yüksek bina yapılmasının tarihi dokuyu zedelediğini belirten İnan, bir iki yer seçip oranın modern şehir haline çevrilmesi gerektiğini vurguladı. İstanbul’un belli yerlerine izin verilerek yüksek bina yapılmasını ve buraların da İstanbul’un fotoğrafı olacağını da kaydetti. İnan, “Denizin kenarına bina yapmalı mıyız?” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Hangi şehirde yapacağız, neresinde yapacağız? Venedik en çok turist çeken ülkelerden ve suyun üzerinde bir yer. Onlar yapmış ve estetik yapmışlar. Biz denizin kenarında çirkin yapmışız, binayı suçluyoruz. Türkiye’nin 6 bin km sahil denizi var. Üçüncü köprüyü öyle bir yapalım ki dünyaya örnek olsun. Eyfel Kulesi, Paris’in simgesi. Neyi nerede nasıl yaptığınız çok önemli.”İşçi güvenliği sorununu çözmek için yeniden kalkınma planı yapmak gerektiğini ifade eden İnan, Türkiye’de eğitimde ve denetimlerde bozukluk olduğuna dikkat çekti. Denetim içerisinde inşaat sektöründe çalışan işçilerin ilkokul bile okumadığını dile getiren İnan, “İnşaata 100 kişi geliyor ertesi gün gidiyor, başka birileri geliyor ve bunların denetimleri çok zor. Bizde eğitimde bozukluk var, ilkokul öğretmeninden başlayarak üniversitesinden bütün meslek kuruluşlarına kadar bu Türkiye’nin genel meselesi. Sonucunda bu felaket ortaya çıkıyor. Türkiye’nin büyümesiyle ilgili de bu sorunların sıfırlanmasına doğru gitmeliyiz.” diye konuştu. İnşaatçılar olarak ciddi paralar ödediklerini söyleyen İnan, “Mevzuat var, iş güvenliği uzmanlığı var. İşçi kardeşimize diyoruz ki baretinizi takın arkasına da adam koyuyoruz gidince o bareti kafasından çıkartıyor. İş kazası o anda da olabiliyor. Mesela, bir bina yaptınız her tarafı çok sağlam kolon kiriş bağlantısını çürük yaptınız. Deprem önce zayıf noktayı kırıyor. Biz bir zinciriz bu zinciri bütün halkalarımızla sağlam yapmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
Rantiçinİstanbul’un/">İstanbul’unsilüetikaybolduİstanbul’un-silüeti-kayboldu/">Rant için İstanbul’un silüeti kayboldu
Hükümet, DEİK ile iş dünyasına baskısını artırdı
Zaman
22.09.2014
02:05
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) torba yasanın Meclis’te görüşüldüğü son gün AKP’lilerin önergesiyle, Ekonomi Bakanlığı’nın gözetimi ve denetimi altına alınmak suretiyle kamulaştırılmasına tepkiler dinmiyor.Kurulu 27 yıldan bu yana bünyesinde bulunduran Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden (TOBB) konuyla ilgili bir tepki gelmezken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, gelişmeyi yönetmeliğin yayımlanmasının ardından bir kez daha gündeme getirdi. Öztrak, “Hükümet DEİK mevzuatında yaptığı baskın değişikliklerle iş dünyası üzerindeki kontrol ve baskısını artırdı. Bu suretle ekonominin günlük işleyişine daha fazla müdahale ederek, kendine yeni siyasi rant; yandaşlarına ise yeni ikbal kapıları açmanın peşinde olduğunu ortaya koydu.” ifadelerini kullandı. Uzun zamandır muhalif kesimlere yapılan denetimlere de değinen Öztrak şunları kaydetti: “Bir yanda vergi ve sosyal güvenlik denetimlerinin tehdit ve yıldırma aracı olarak kullanılması, bazı işadamları için yeni norm haline getirilirken; bazı işadamlarının vergi ceza ve borçlarından kurtarılması için özel düzenlemeler yetmemekte adrese teslim düzenlemelerle af üstüne af çıkarılmaktadır.”
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
HükümetDEİKiledünyasınabaskısınıartırdıHükümet DEİK ile iş dünyasına baskısını artırdı
Türkiye’de kolaylık sağlanmadığı için hastaneyi Hırvatistan’a kurduk
Zaman
22.09.2014
02:05
Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, 2023 için öngörülen 500 milyar dolarlık hedefin gerçekçi olmadığını söyledi. Alaton, katkı payı yüksek ürünlere yatırım yapılmadığı için 200 milyar dolara ulaşmanın bile zor olduğunu kaydetti. Alarko Holding bünyesinde faaliyet gösteren Alvimedica Türkiye’de gerekli kolaylık sağlanmadığı için Hırvatistan’da 54 yataklı kalp hastanesi kurdu.Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin gerçekçi olmadığını söyledi. Katma değeri yüksek, yenilikçi ürünler geliştirilmediği sürece 200 milyarı bile yakalamanın çok zor olduğunu belirtti. Ayrıca yerli stent üreten Alvimedica’nın, Türkiye’de gerekli kolaylık sağlanmadığı için Hırvatistan’da kalp hastanesi kurduğunu açıkladı.Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, “Katkı payı yüksek ürünlere hiç yatırım yapılmadı. Otomobilin katkısı yüzde 3, bizim sağlık alanında yaptığımız cihazın yerine göre katkı payı yüzde 300 olabiliyor.” dedi. Alaton, bünyelerinde faaliyet gösteren Alvimedica firmasının Türkiye’de gerekli kolaylık sağlanmadığı için Hırvatistan’ın Split şehrinde 54 yataklı bir kalp hastanesi kurduğunu ifade etti.Yüzde yüz yerli stent ve katater üretimi yapan Alvimedica firması Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton ve CEO Cem Bozkurt, İstanbul’da sağlık muhabirleri ile bir araya geldi. Hırvatistan’ın Split şehrinde 54 yataklı bir Türk hastanesi kurduklarını anlatan Alvimedica CEO’su Dr. Cem Bozkurt, Türk ve dünya doktorlarına bu hastanede eğitim vereceklerini kaydetti. Kardiyoloji doktorlarının eğitime hastalarıyla birlikte geleceğinin altını çizen Bozkurt, bunun bir ilk olduğunu vurguladı. Ocak ayında hasta kabul edeceğini ifade eden Bozkurt, “Her ülkeden hasta kabul etmeye başlayacağız. Kalıcı kadro ile gelecek ve gidecek kadroyu oluşturmaya başladık. Hemşire eğitimine başlandı.” dedi. Kalp hastalıkları ve araştırma hastanesi olarak kurulan hastane için diğer ülkelerden de ‘burada da kurun’ teklifi aldıklarını dile getirdi.Hastanenin 22 milyon Euro’ya mal olduğunu aktaran Bozkurt, butik bir hastane olduğuna vurgu yaparak, kalp cerrahisi ile kardiyologların aynı anda ameliyat yapabileceğini anlattı. Bozkurt, “5 ameliyathane var. Burada kalp cerrahisi kalp kapakçığını değiştirirken kardiyolog da başka bir işlevi aynı anda yapabilecek. 2 işlemi bir arada yapmalarına imkân sağlayacağız.” ifadesini kullandı. Eğitim için başvuran hekimlerden en fazla 10 tanesinin ameliyathanelere seçildiğini belirtti.Türkiye’de bunu yapmak için büyük çaba sarf ettiklerini ifade eden Bozkurt, yabancı doktora karşı çıkıldığının altını çizdi. Bozkurt, “Ucuz doktor mu getireceksiniz’ gibi tepkiler geldi. Oysa hastaları en iyi doktorlara tedavi ettirmek istiyoruz. Sağlık turizminin en iyi şekilde yapılması için Sağlık Serbest Bölgesi bunu taşırdı ama bu kanunu çıkarmadılar.” diye konuştu. Yabancı doktor çalıştırmaya imkân sağlayan yeri seçtiklerini ifade etti. Amerika ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinden sağlık personeli getirmeye başladıklarını vurgulayan Bozkurt, “Bunu İstanbul’da yapmayı çok istedik ama personel çalıştırmayınca olmuyor.” dedi.Sağlık enstitülerini geliştirmek istediklerini söyleyen Bozkurt, Çatalca’da yapılan ve Milli Eğitim’e bağışlanacak olan bir eğitim vakfı kurmak istediklerini belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın da destek verdiğine değinen Bozkurt, öğrencileri piyasaya hazırlayacaklarını vurguladı. Bozkurt, “Okuldaki öğrencilerin burada çalışmalarını sağlayacağız, tıbbi cihazlar sektöründe kullanılan her şeyi öğrenecekler. Okul bitince bizden kullanılan bütün cihazları tamir eder ve kullanır hale gelecekler.” ifadesini kullandı.TÜRKİYE’DE UCUZ ÇİN ÜRÜNLERİ SATILIYORTıbbi cihaz kurumunun ruhsatlara işlemi yüzünden üretimlerinin yüzde 90’ının Amerika’ya gittiğini söyledi. Türkiye’ye ucuz Çin ürünlerinin girdiğini ifade eden Bozkurt, ithal mal diye Çin mallarının satıldığını dile getirdi. Bozkurt, “Bizler ruhsat için 2 buçuk yıl bekliyoruz. Çin ve Uganda gibi ülkeler Türkiye’de kontrol yok diye ürünlerini getiriyor. Çin stentleri kendi ülkelerinde satamıyorlar.” açıklamasını yaptı.5 ürünlerine ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) onayı aldıklarını kaydeden Bozkurt, Amerika’da yüzde 12 pay almayı düşündüklerini aktardı. Bozkurt, “Vücut içerisine yerleştirilen ürünlere ilk defa biz onay aldık.” dedi.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
Türkiye’dekolaylıksağlanmadığıiçinhastaneyiHırvatistan’akurdukTürkiye’de kolaylık sağlanmadığı için hastaneyi Hırvatistan’a kurduk
BDDK, bağımsızlığını gösterdi
Zaman
22.09.2014
02:05
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), geçen perşembe günü rutin toplantılarından birini gerçekleştirdi.17 Aralık sonrası Bank Asya aleyhinde sistematik lince dönüştürülen iftira ve karalama kampanyasında başı çeken medya organları toplantının yapılacağı gün kasıtlı haberlerle üst kurulu baskı altına almaya çalıştı. Bazı yayın organları, kurulun Bank Asyanın geleceğine ilişkin nihai kararı perşembe günü vereceğini yazmasına rağmen, geçtiğimiz gün açıklanan kurul kararları arasında Bank Asyanın adı bile geçmedi. Üst kurulun perşembe günü gerçekleştirdiği rutin toplantının kararları Resmî Gazetede yayımlandı. Kurul, Akbanka Ak Finansal Kiralama, Ak Yatırım Menkul Değerler, Ak Portföy Yönetimi, Akbank AG ve Akbank-Dubai Limitede risk yönetimi alanında destek/danışmanlık hizmeti verilmesi hususunda izin verdi. Aynı toplantıda Garanti Bankasına da Portföy Yönetimi AŞ ile acentelik tesis ederek ‘acentelik faaliyetinde bulunulması hususunda izin verilmesine karar verildi. Rutin toplantıda alınan bir diğer karar ise Denizbankla ilgili izinleri içeren konularda oldu. 17 Aralık büyük yolsuzluk soruşturması sonrasında iftira ve karalama içerikli haberlerle Bank Asyayı hedef alan medya organlarının, ‘kurulun bu konuda nihai kararı bu toplantıda vereceğine yönelik haberler ise yalan çıktı. Kurulun kararları arasında Bank Asya ile ilgili hiçbir kararın olmaması ise bu haberin kurulu baskı altına almak amacıyla yapılmış olabileceği düşüncesini akıllara getirdi.Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programına katılan Bank Asya Genel Müdürü Ahmet Beyaz, 17 Aralıktan bu yana maruz kaldıkları karalama kampanyasına karşı, her bir iftiraya cevap yetiştirmek yerine işlerine bakmayı tercih ettiklerini söylemiş, “Arkadaşlarla konuştuk ve bunlara verilecek en güzel cevabın dimdik ayakta durmak, ülkemize en güzel şekilde hizmet etmek olduğuna karar verdik.” demişti. Sektörde 51 bankanın faaliyet gösterdiğini, Bank Asyanın bunlar arasında 13. en büyük konumunda olduğunu aktaran Ahmet Beyaz, 10 aydır süren karalama kampanyalarına rağmen hiçbir müşterilerini mağdur etmediklerini vurgulamıştı.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
BDDKbağımsızlığınıgösterdiBDDK bağımsızlığını gösterdi
Torba yasa eczacıları tedirgin ediyor
Zaman
22.09.2014
02:05
Torba kanunun 54. maddesinde yer alan yeni uygulamaya göre Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) artık hastane, eczane ve tıp merkezlerinin altı aya kadar alacaklarını durdurabilecek.SGK müfettişleri yaptıkları inceleme ve soruşturmalarda hastane, eczane ve tıp merkezlerinden alacak tahsilinin riske gireceğini öngörmeleri üzerine harekete geçebilecekler. Buna göre inceleme ve soruşturma sonuçlanıncaya kadar sağlık hizmet sunucusunun SGK’dan alacağı 6 aylık paranın ödemesi durdurulabilecek. Bu uygulamanın keyfi uygulamalarla sonuçlanabileceğine dikkat çeken Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Uzm. Ecz. Harun Kızılay, eczacıyı maddi manevi zarara uğratan memurlar hakkında hiçbir hukuki işlem yapılamamasından şikâyetçi. Giderlerin devam etmesi ancak altı aylık paranın ödenmemesi halinde eczacıların iflas aşamasına gelebileceğini belirten Kızılay, böyle bir uygulamanın Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) dönemine geri dönmek olduğu uyarısında bulundu. Kızılay; “Yeni uygulama bize SSK dönemini hatırlattı. SSK ile Türk Eczacıları Birliği (TEB) arasında yer alan protokol daha sonra kaldırıldı. O dönemde eczanelerde ciddi ekonomik kayıplar oldu. Bazı eczaneler kapanmak durumunda kaldı. Ancak şu an kanuna koymuşlar. Ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Yaşanan gelişmelerden tedirginiz.” dedi.Eczacıyı zarara sokan memura işlem yapılmıyorYeni uygulamanın üç müfettişten oluşan komisyon ve teftiş kurulu başkanı kararına bağlı olduğunu dile getiren Kızılay, “Burada insan faktörü var. Sübjektif kararlar alınabilir. Eczaneyle ilgili usulsüz bir şey tespit edildiğinde işlem yapılıyor. SGK tarafından usulsüz olduğu iddia edilen bir işlem bu. Daha sonra yargı kararıyla usulsüz olmadığı ortaya çıksa dahi işlemlerden sonra eczanenin uğrayacağı zarar işlemi yapandan başlayarak tazmin edilmesi şartı olmalı. Ama SGK buna yanaşmıyor. Burada SGK müteselsil sorumluluk kabul etmiyor. SGK ve Türk Eczacıları Birliği arasında yaptığımız her protokolün her dönem revizyon çalışmasında gündeme gelen bir konu. Tazmin konusunda protokolümüze maddeler eklemeye çalışsak da SGK onaylamıyor. Eczane batırana hesap sorulmuyor.” ifadelerini kullandı.Özel hastanelerin cirolarının yüzde 80’e yakın kısmının SGK’dan geldiğini belirten Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği Genel Sekreteri Cevat Şengül ise özel hastanelerin değil 6 ay, 1-2 ay dahi SGK faturalarının ödenmemesi halinde iflasın eşiğine geleceğini kaydetti. Yolsuzluk ve usulsüzlük sebebiyle yapılan denetim ve incelemelerde SGK’nın alacağını tahsil etmesi açısından bu uygulama haklı olabileceğine değinen Şengül, “Bu uygulama hakkaniyetli bir şekilde uygulanmalı. Rutin denetimlerde SGK ödemelerinin durdurulması hastaneleri batırır. 6 ayda bir rutin denetimler var eğer bu denetimin sonuna kadar ödeme yapmayacağız derlerse sektör çok büyük zarar görür.” diye konuştu.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
TorbayasaeczacılarıtedirginediyorTorba yasa eczacıları tedirgin ediyor
Konutta talep fazla, ancak sanayi ihmal edilmemeli
Zaman
22.09.2014
02:05
110 ülkeden şirketin yer aldığı Ortadoğu’nun en büyük gayrimenkul fuarı olarak kabul edilen Dubai Cityscape Global’e 32 Türk firması katıldı.Fuara katılan Türk firmalardan Kuzu Grup, yeni projesi Sea Pearl’ü tanıttı. Proje kapsamında 2 milyar 700 milyon dolar yatırım yaptıklarını belirten Kuzu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Özen Kuzu, yaptıkları çalışmalarla hem sektöre hem de ülke ekonomisine katkı sağladıklarını kaydetti. Geçtiğimiz hafta ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın sanayisiz büyümenin olmayacağına ilişkin açıklamaları hakkında değerlendirmelerde bulunan Kuzu, hem sanayinin hem de inşaat sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın en büyük ekonomilerinden olmak için inşaat sektörünün ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Kuzu, inşaatın hedefe konulmasından rahatsız olduklarını ve bu noktada sanayicilere iş düştüğünü sözlerine ekledi. Her iki sektörde büyümeye ihtiyaç olduğunu ifade eden Kuzu, “Herkes kendi işini yapsın. Sanayiciler sanayi yatırımlarına yoğunlaşsın, inşaat ile uğraşmasın. Türkiye’de konutta talebin fazla olduğunu görüyoruz. Bu nedenle inşaat büyümeli ancak sanayinin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğine inanıyoruz.” diye konuştu.Sea Pearl projeleri hakkında bilgi veren Kuzu, Ataköy’de toplam 127 bin 600 metrekare arsa alanı üzerinde yaklaşık 547 bin metrekare inşaat alanına sahip projede; yeşil alan, gölet alanı ve yollara 81 bin 357 metrekare alan ayrıldığını söyledi. Projenin 8 adet rezidans ve 1 adet otelden oluştuğunu dile getiren Kuzu, “Sea Pearl’de 1401 adet bağımsız bölüm, 17 adet ticari ünite ve otele ait 113 oda bulunuyor. Metrekare birim fiyatı 7 bin 200 dolar ila 10 bin 550 dolar arasında değişiyor.” dedi. İnşaatına Mart 2014 tarihinde başlanan projenin Mart 2017 ve Şubat 2018 tarihlerinde iki etap olarak teslim edilmesi bekleniyor.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
KonuttatalepfazlaancaksanayiihmaledilmemeliKonutta talep fazla ancak sanayi ihmal edilmemeli
Lisanssız elektrik üretiminde en büyük engel bürokrasi
Zaman
22.09.2014
02:05
Rüzgâr, güneş, su gibi yerli enerji kaynaklarından öncelikle kendi elektrik ihtiyacını karşılamak için geliştirilen lisanssız elektrik üretimi, bürokrasiye takıldı. Yasa gereği elektrik dağıtım şirketlerinin (EDAŞ) 45 günde sonuçlandırması gereken başvurularda süre 5 aya kadar uzuyor.Enerji Gazetecileri ve Medya Derneği (EGAD) ile Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ-DER), lisanssız elektrik üretimini İstanbul’da masaya yatırdı. 2023 yılına varmadan, Türkiye’deki elektrik tüketiminin yüzde 6’sının lisanssız güneş enerjisinden karşılanacağı tahmininde bulunan Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, bunun bugünkü rakamlarla yılda 15 milyar kWh’a yakın bir elektrik anlamına geldiğine dikkat çekti. Kıroğlu, “Lisanssız elektrik üretimi için başvuru sayısı şimdiden 3 bin 715’i buldu. Yıl sonuna doğru 4 bin 500 başvuruya ulaşılırsa şaşırmayacağız. Özellikle, güneş enerjisine inanılmaz ilgi var.” dedi. Toplam olumlu başvuru sayısı bin 604 olurken, henüz incelenmeyen bin 690 başvuru bulunuyor, 721 başvuru ise incelemede. Olumlu başvurularda toplam bin MW (megavat) düzeyi aşıldı. Değerlendirmedekilerle birlikte bu rakam yaklaşık 2000 MW’nin üzerinde. Lisanssız elektrik üretimine gösterilen yoğun ilgiye rağmen şu ana kadar üretime geçirilebilen tesis sayısı sınırlı kaldı. Lİ-DER verilerine göre halen 58’i güneşe dayalı, 62 adet lisanssız elektrik üretim sistemi devrede. Bunun kurulu güç karşılığı ise 26 MW. Birkaç hafta içerisinde üretime başlaması beklenen 37 tesis bulunuyor. Böylece işletmedeki lisanssız proje sayısı 99’a, kurulu güç de 43,3 MW düzeyine ulaşacak. Yalçın Kıroğlu, yıl sonunda sektörün 100 MW sınırını geçeceği görüşünde. Lİ-DER yönetimi, lisanssız elektrik üretimi için yapılan yatırımların mali tutarına ilişkin tahminlerini de paylaştı. Buna göre şu anda devredeki 26 MW’lik tesislerin yatırım tutarı 30 milyon Euro. Önümüzdeki günlerde 43,3 MW’lik kurulu güce ulaşılınca bu tutar 50 milyon Euro’yu bulacak. Yıl sonunda hedeflenen 100 MW’lik kurulu güç ile yaklaşık 120 milyon Euro’luk toplam yatırım tutarına ulaşılacak. Yalçın Kıroğlu, yoğun ilgiye rağmen sürecin yavaş ilerlemesinden rahatsız: “Kabul için yapılan 668 başvurunun 184’ünü onayladıysanız ve hâlâ incelemede bir sürü proje varsa yavaş gidiyorsunuz demektir.” Lİ-DER, bürokraside yaşanan durumu örnekle açıklıyor: 1,5 günde kurulan lisanssız üretim sistemi için 7-8 ay izin süreci var. Bürokrasinin sektörün önünü kestiğini söyleyen Kıroğlu, “En basit şey, ÇED gerekli değildir belgesi. 2 MW’ye kadar olan elektrik sistemleri ÇED’e tabi değil. Ama siz bunun için bile ÇED gerekli değildir belgesi talebiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuruyorsunuz. Bazen 2 günde bazen 12 günde çıkıyor bu belge.” değerlendirmesi yaptı. Kıroğlu, lisanssız üretime ilgiye ilginç bir örnek verdi: “Elektriğe zam geldiği anda lisanssız elektrik üretimi işi yapan firmaların telefonları susmaz hale geliyor.” Lisanssız üretimin önündeki engellerin kaldırılması için Kıroğlu, çözüm önerisi de yaptı: “Aslında herhangi bir EDAŞ’ın lisanssız üretim başvurusunu reddetme hakkı ve yetkisi yok. Ama pratikte bu ret kararlarıyla 14 milyon TL’yi çöpe attık. Gelin bir 14 milyon TL’yi daha çöpe atmayalım. Bunun çözümü şeffaflıkta. TEİAŞ ve EDAŞ’lar trafo dağıtım merkezleri ve hat kapasitelerini web sitelerinden açıklasınlar. Bunu her gün de güncelleyebilirler. Avrupa’da internet üzerinden başvurup üç günde cevap alınabiliyorken bizde bunun 5 ay gibi bir zaman alması bir değişiklik ihtiyacı olduğunu gösteriyor.”
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
LisanssızelektriküretimindeenbüyükengelbürokrasiLisanssız elektrik üretiminde en büyük engel bürokrasi
Müteahhit sayısı 282 bini aştı
Zaman
22.09.2014
02:05
Ekonomik büyümenin yavaşlamasında en büyük etken olarak gösterilen inşaat yatırımlarına iş dünyasının ilgisi hızla artıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre 2011’den bu yana 282 bin 498 kişiye müteahhitlik yetki belgesi verildi. Bu yıl belge alan kişi sayısı ise 33 binden fazla.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve iş dünyasının, sanayi değil inşaat sektörü odaklı büyümenin sakıncalarına dikkat çekmesi, gözleri müteahhitlere çevirdi. Birkaç yıl öncesine kadar hükümet yetkililerinin ‘200 bin müteahhit var, azalması lazım’ demesine rağmen Şehircilik Bakanlığı verilerine göre 2011’den bu yana 282 bin 498 kişiye müteahhitlik yetki belgesi verildi. Bu yıl 33 bin kişi belge aldı. Kalkınma Bakanlığı raporunda sektöre girişte hiçbir asgari şartın bulunmaması, yap-sattan elde edilen gelirler ya da farklı sektörlerdeki daralmaya bağlı olarak sıkışan sermayenin müteahhitliğe kontrolsüz olarak kaydığına dikkat çekildi. Yetkin olmayan kişilerin inşaat yapması sebebiyle kalitesiz üretimin arttığı vurgulandı.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, geçtiğimiz günlerde katıldığı İstanbul Finans Zirvesi’nde sanayi odaklı büyümemekten şikâyet etmiş ve inşaat sektörüne yönelik eleştiriler yöneltmişti. Babacan, “Çok kolay, bir gecede bir kalem değişikliğiyle, mevzuat değişikliğiyle sağlanan rantların söz konusu olduğu bir alan varken, ister istemez sanayi gibi uzun vadeli gerçekten çok emek isteyen, ciddi fedakarlık isteyen bir sektöre ister istemez ilgi düşebiliyor. Bunu yeniden bir dengelememiz gerekiyor.” ifadelerini kullanmıştı. Babacan’ın sözleri iş dünyasında büyük yankı buldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Babacan’ın yüzde yüz haklı olduğunu belirterek, “Türkiye inşaatla değil sanayi ile büyümeli.” diye konuşmuştu.TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer de derneğin geçen haftaki Yüksek İstişare Konseyi’nde yaptığı konuşmada, sanayi sektörünün ekonomi içindeki payının son on beş yılda olağanüstü gerilediğini söylemiş, hızlı kentleşme sonucu rant ekonomilerinin bazı sektörleri dönemsel olarak aşırı cazip kıldığına dikkat çekmişti. Dinçer, “Ancak zaten sınırlı olan iç tasarruflarımız, verimliliği düşük, ücret seviyesi düşük, teknolojik donanımı düşük sektörlerdeki yatırımlara yönelirse, büyümenin sürdürülebilir kılınması mümkün olamaz.” ifadelerini kullanmıştı. Tüm bu sözler 2000’li yılların başından itibaren hızla büyüyen inşaat sektörüyle ilgili tartışmaları alevlendirdi. 2003’ten itibaren TOKİ’nin de konut üretimine yönelmesinin etkisiyle başta İstanbul, Ankara olmak üzere birçok şehirde çok katlı siteler, AVM’ler gökdelenler, iş merkezleri mantar gibi çoğaldı. Kentsel dönüşüm kapsamında sokak aralarındaki apartmanların da yıkılıp yeniden yapılmasına başlanmasıyla birlikte yeni üretilen konutların sayısı patlama yaptı. Türkiye’nin ekonomik büyümesinde yıllarca inşaat sektörü lokomotif oldu. İnşaatın cazibesi sebebiyle sanayi sektöründe faaliyet gösteren birçok firma da konut üretmeye başladı. İnşaat sektöründeki kontrolsüz büyüme üzerine hükümet yetkilileri müteahhitlik sektörüne çekidüzen verileceğine yönelik açıklamalar yapmıştı. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, nüfusu 80 milyon olan Almanya’da belgeli müteahhitlik firma sayısının 2 bin 700 olduğunu, Türkiye’de geçici müteahhitlik belgesi olan 200 bin kişinin bulunduğunu, bunun normal olmadığını belirterek her önüne gelenin inşaat yapmaması için müteahhit olma şartlarını ağırlaştıracaklarını söylemişti. Yayınlanan yönetmelikle 2012’den itibaren yapı ruhsatına tabi bütün yapıların bir yapı müteahhidinin sorumluluğu altında inşa edilmesi, yapı müteahhitliğini üstlenecek olan her müteahhidin bir yapı müteahhidi yetki belgesi numarası alması şartı getirildi. Buna göre inşaat yapmak isteyenler Çevre ve Şehircilik İl müdürlüklerine başvurarak yapı müteahhitliği yetki belgesi numarası almaya başladı. Yetki belgesini almak için yapı müteahhiti yetki belgesi numarası başvuru formunu doldurup, kayıtlı olunan meslek odasından alınan oda sicil kayıt suresi belgesinin aslını ve nüfus cüzdanı fotokopisini Çevre ve Şehircilik İl müdürlüklerine teslim etmek yeterli oluyor. 2011 sonuna kadar toplam 135 bin kişi müteahhitlik yetki belgesi numarası aldı. 2012’de 66 bin, 2013’te ise 47 bin kişi yetki belgesi alırken, 2014’ün ilk 8 ayında 33 bin kişi müteahhitlik yetki belgesi aldı. 2011’den bu yana toplam 282 bin 498 kişiye müteahhitlik yetki belgesi verildi.BAKANLIKTAN SEKTÖRE AĞIR ELEŞTİRİKalkınma Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde yayınladığı 2014-2018 Kalkınma Planı Müteahhitlik sektörü özel ihtisas komisyonu raporunda da inşaat sektörüne yönelik ağır eleştiriler getirildi. Kalitesiz üretim sebebiyle sektörün itibar kaybı ve imaj erozyonu yaşand
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
Müteahhitsayısı282biniaştıMüteahhit sayısı 282 bini aştı
Kuraklık, elektrik üretiminde doğalgazın payını yüzde 55’e çıkardı
Zaman
22.09.2014
02:05
Kuraklık ve plansız tüketim sonucu barajlardaki su seviyesinin düşmesi üzerine, elektrik üretiminde doğalgaza ağırlık verildi. Elektrikte doğalgazın payı yüzde 55’e ulaşırken, enerji yönetiminden bir kaynak uyardı: “Rusya-Ukrayna arasında yaşanan siyasî krizden kaynaklı bir doğalgaz kesintisi yaşanırsa sonuç felaket olur.”Türkiye, 2014 Su Yılı’nda (1 Ekim 2013-30 Eylül 2014) kurak bir dönem yaşadı. Sulardaki azalmaya plansız kullanımın da eklenmesiyle elektrik üreten barajlarda su miktarı hızla düştü. Artan elektrik talebi, doğalgazla çalışan santrallerden karşılanmaya başlandı. Zaman, 27 Haziran 2014’te enerji yönetimi kaynaklarına dayanarak yaptığı haberde, ‘Türkiye kuruyor’ başlığıyla konuyu kamuoyu gündemine taşıdı. Haberde, barajlardaki sulardaki azalmanın devamı halinde kış aylarında elektrikte sorun yaşanabileceğine dikkat çekildi. Son dönemde ise elektrik üretiminde doğalgazın payı yüzde 55’e kadar çıktı. Cumartesi-pazar, tatil olması sebebiyle tüketim azalıyor ve gazın payı 50’lere düşüyor. Ancak oran eylül itibarıyla sürekli yüzde 50’nin üzerinde seyrediyor.Enerji yönetiminden bir kaynak, elektrikte doğalgazın payının artmaya devam etmesi halinde elektrik sisteminde büyük sıkıntı yaşanabileceği uyarısı yaptı. Kaynağa göre, bu durumun devamı halinde kriz kaçınılmaz ve sistem mutlaka duvara çarpar. Eğer Rusya-Ukrayna arasında yaşanan siyasi krizden kaynaklı bir doğalgaz kesintisi yaşanırsa, elektrikte durum felaket demektir. Kısa zamanda yapılabilecek fazla bir şey yok. Ama yerli kaynaklar mutlaka ve çok hızlı bir şekilde üretime katılmalı. Elektrik üretmek için doğalgaza ağırlık verilmesi, ithalatı da artırdı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 2014 yılının ilk 7 ayında (Ocak-Temmuz) doğalgaz ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre aylık bazda sürekli artış gösterdi. Temmuz 2013’te kamu ve özel sektörün 3,4 milyar metreküp olan aylık doğalgaz ithalatı, Temmuz 2014’te 3,6 milyar metreküpe ulaştı.
Zaman
Ekonomi
22.09.2014
Kuraklıkelektriküretimindedoğalgazınpayınıyüzde55’eçıkardıKuraklık elektrik üretiminde doğalgazın payını yüzde 55’e çıkardı
Bank Asya’yı linç girişimi, ekonomiye zincirleme darbe vurur
Zaman
21.09.2014
09:41
Ekonomi ağırlıklı yayın yapan Romanya’nın önemli gazetesi Ziarul Financiar (ZF), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Bank Asyaya yönelik baskıcı tavrı sebebiyle Türkiye’de banka batma olaylarının tekrar yaşanabileceğine dikkat çekti. Gazete, ülkenin en büyük katılım bankasının batması halinde diğer bankaların ve ekonominin de zincirleme zarar göreceğini vurguladı.Daniela Stoican’ın kaleme aldığı makalede, Türkiye’de ortaya çıkan yolsuzluk olayları sebebiyle Erdoğan’ın, Gülen hareketini hedef haline getirdiği ve irtibatlı olduğunu düşündüğü banka, kurum ve kuruluşlara büyük baskılar uyguladığı belirtildi. Bunlar arasında Koza Madencilik grubu ile çeşitli kurum ve kuruluşların yanı sıra Bank Asya’nın da Erdoğan tarafından hedef haline getirildiğine dikkat çekilen yazıda şu ifadeler kullanıldı: “Türkiyede, 10 yıl aradan sonra tekrar banka batma olayları yaşanabilir. Ülkenin en büyük katılım bankası Erdoğan’ın linci ile karşı karşıya. Banka, aleyhte kampanya ile batırılmaya çalışılıyor.”Banka Asya yetkililerinin “Aylardır yapılan bütün baskı ve denetimlerden başarıyla çıktık” açıklamasına da yer veren ZF, Erdoğan’ın talimatıyla bankadaki devlet işletmelerine ait mevduatların çekildiğine dikkat çekerek buna THY mevduatlarının çekilmesini örnek gösterdi.Makalede, “Bir bankanın cumhurbaşkanı eliyle batırıldığı ülkede hangi girişimci yatırım yapar! diye soran CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun açıklamalarına da yer verildi. Makalede, Türkiye’deki bu olumsuz gelişmelerin yabancı yatırımcıyı ürküteceği uyarısında bulunuldu.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
BankAsya’yılinçgirişimiekonomiyezincirlemedarbevururBank Asya’yı linç girişimi ekonomiye zincirleme darbe vurur
Romen gazete: Bank Asya’yı linç girişimi, ekonomiye zincirleme darbe vurur
Zaman
21.09.2014
06:31
Ekonomi ağırlıklı yayın yapan Romanya’nın önemli gazetesi Ziarul Financiar (ZF), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Bank Asyaya yönelik baskıcı tavrı sebebiyle Türkiye’de banka batma olaylarının tekrar yaşanabileceğine dikkat çekti. Gazete, ülkenin en büyük katılım bankasının batması halinde diğer bankaların ve ekonominin de zincirleme zarar göreceğini vurguladı.Daniela Stoican’ın kaleme aldığı makalede, Türkiye’de ortaya çıkan yolsuzluk olayları sebebiyle Erdoğan’ın, Gülen hareketini hedef haline getirdiği ve irtibatlı olduğunu düşündüğü banka, kurum ve kuruluşlara büyük baskılar uyguladığı belirtildi. Bunlar arasında Koza Madencilik grubu ile çeşitli kurum ve kuruluşların yanı sıra Bank Asya’nın da Erdoğan tarafından hedef haline getirildiğine dikkat çekilen yazıda şu ifadeler kullanıldı: “Türkiyede, 10 yıl aradan sonra tekrar banka batma olayları yaşanabilir. Ülkenin en büyük katılım bankası Erdoğan’ın linci ile karşı karşıya. Banka, aleyhte kampanya ile batırılmaya çalışılıyor.” Banka Asya yetkililerinin “Aylardır yapılan bütün baskı ve denetimlerden başarıyla çıktık” açıklamasına da yer veren ZF, Erdoğan’ın talimatıyla bankadaki devlet işletmelerine ait mevduatların çekildiğine dikkat çekerek buna THY mevduatlarının çekilmesini örnek gösterdi. Makalede, “Bir bankanın cumhurbaşkanı eliyle batırıldığı ülkede hangi girişimci yatırım yapar! diye soran CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun açıklamalarına da yer verildi. Makalede, Türkiye’deki bu olumsuz gelişmelerin yabancı yatırımcıyı ürküteceği uyarısında bulunuldu.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
RomengazeteBankAsya’yılinçgirişimiekonomiyezincirlemedarbevururRomen gazete Bank Asya’yı linç girişimi ekonomiye zincirleme darbe vurur
Çalışanlar, parkurda rekabet edecek
Zaman
21.09.2014
02:02
Çeşitli sektörlerden şirket çalışanlarını bir araya getirecek olan 4. Vodafone Istanbul Champions Running’de elli şirketten bini aşkın sporcu çalışan yarışacak.İstanbul Maratonu ve İstanbul Yarı Maratonu’nun sponsorluğunu yapan Vodafone’un atletizme olan desteğini bu koşuyla sürdürdüğünü belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, “Etkinliğimiz, benzer profildeki şirketleri bir araya getirirken, şirketler arası rekabet ortamını da dostane bir şekilde teşvik etmeyi hedefliyor.” dedi. Vodafone Istanbul Champions Running, 21 Eylül Pazar günü Caddebostan sahilinde düzenlenecek.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
ÇalışanlarparkurdarekabetedecekÇalışanlar parkurda rekabet edecek
Kentsel dönüşüm için yabancı sermaye özendirilmeli
Zaman
21.09.2014
02:02
Kentsel dönüşüm kapsamında yaklaşık 6 milyon yapının yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerekiyor. Bunun için ise önümüzdeki yirmi yılda 600 milyar dolarlık bir sermayeye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Kentsel dönüşümün her aşamasında çalışmalar yapan Sampaş Bilişim ve İletişim Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya da ihtiyaç duyulan meblağın karşılanması için yabancı sermayenin özendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şekip Karakaya kentsel dönüşümün ticari değil olmazsa olmaz bir konu olduğuna vurgu yaptı. Ekonomik ve sosyal bütün faaliyetlerin kentlerde meydana geldiğini ifade eden Karakaya, “Kentleriyle kalkınamayan tüm ülkeler kalkınmış gibi görünse de çöküyorlar.” açıklamasında bulundu. Kentlerin gelişmesinin doğrudan ve kalıcı olacak bir ekonomik kalkınmayla ilgisi olduğunu söyleyen Karakaya, “Kent ekonomileri devlet ekonomilerinin önüne geçmeye başladı.” dedi. Sadece biyolojik değil sosyal ve kültürel ihtiyaçlarımız da ön plana çıkınca kent ekonomisinin daha çok önem kazandığına değinen Sampaş Yönetim Kurulu Başkanı, tek kanatlı kalkınma olmaması için İstanbul haricindeki diğer kentlerin de kalkındırılması gerektiğini söyledi. Sampaş, aynı zamanda ‘akıllı kent’ konseptinin Türkiye’deki ilk uygulayıcısı. Şirket, bugüne kadar 500’ün üzerinde belediyeyle ‘akıllı kent’ uygulamalarını hayata geçirdi. Yerel yönetimlere yazılım tasarımından kuruluma, eğitimden işletime, bakım ve destek servislerinden danışmanlığa kadar yüksek katma değerli hizmetler sunan Sampaş’ın Yönetim Kurulu Başkanı Karakaya, “Günümüzde kentler giderek kalabalıklaşıyor. Belediyelerin ve yerel yönetimlerin servis ağı giderek büyüyor. Genişleyen bu ağda belediyelerin her vatandaşa aynı kalitede hizmet vermesi zorlaşıyor. Biz de ‘kent mühendisi’ olarak bu aşamada devreye giriyoruz.” diye konuştu. Bu mühendisliği yaparken, öncelikle vatandaşı merkeze koyduklarını belirten Karakaya, “Vatandaş ile yerel yönetimler ve yerel yönetimler ile merkezi yönetimler arasındaki ilişkileri kuruyoruz. Akıllı kent çözümlerimizle kentlerin marka değerini ve kentlilerin yaşam kalitesini yükselten; insan odaklı yönetim anlayışını yaygınlaştıran uygulamalarımızı belediyelerin hizmetine sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
KentseldönüşümiçinyabancısermayeözendirilmeliKentsel dönüşüm için yabancı sermaye özendirilmeli
Salça fiyatları cep yakacak
Zaman
21.09.2014
02:02
Yaşanan don ve kuraklık sebebiyle yıllık üretim kaybının yüksek olduğu sebzelerden biri de domates. Salça yapacak domates bulamadıklarını söyleyen üreticiler, fiyatların 1 ay içinde zirve yapacağını belirtiyor. Geçen yıl 3 bin 500 ton civarında domates işlenirken bu sene ise bu miktarın yarısını bulmuyor.Bu yıl tüm Türkiye çapında yaşanan don ve kuraklıklar sebebiyle birçok tarım ürününün rekoltesinde oluşan kayıplar üreticileri kara kara düşündürüyor. Rekolte kaybının yüksek olduğu sebzelerden biri de domates. Domatesteki rekoltenin düşük olması sebebiyle salça yapacak domates bulamadıklarını söyleyen üreticiler, salça fiyatlarının bir ay içinde zirve yapacağını belirtiyor. Bursa’dan Hollanda’ya salça ihracatı gerçekleştiren Kulaca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ahmet Uğur, yanlış politikalar nedeniyle domates üretiminin bu yıl çok düştüğünü söyledi. Uğur, salça yapacak domates bulamadıklarını belirterek ‘Salça kullanan vatandaşlar salçalarını şimdiden alsın, çünkü bir ay sonra fiyatlar 2-3 kat artacak.” uyarısında bulundu. Kooperatif olarak geçen yıl 3 bin 500 ton civarında domates işlediklerini ancak bu sene bu miktarın yarısı kadar bile işleyemeyeceklerine dikkat çeken Uğur, bu durumun en önemli sebebinin üretimde ürün planlaması yapılmaması olduğunu söyledi.FİYATLAR DÜNYA PİYASALARININ ÜSTÜNDETürkiye’de ürün planlaması olmadığı için her yıl değişik ekim alanları, değişik cins ürünlerin arttığını belirten Uğur, şöyle konuştu: “Geçen sene her tarafta domates vardı, fiyatlar düşüktü, o yüzden vatandaş bu yıl domates ekmedi. Hava şartları da bunu etkileyince bu sene domateste yüzde 80’e yakın verim düşüklüğü var. Şu anda salça yapımında büyük sıkıntılar var. Normalde 22 kuruşa anlaşma yapan fabrikalar, şimdi 32 kuruş hatta 40 kuruşa kadar domates almaya çalışıyor, birbirleriyle rekabet ediyorlar. Ama bu eşyanın tabiatına aykırı çünkü ülkemizde yapılan salçanın maliyeti dünya piyasalarının üzerine çıktığı için ihracat yapamıyoruz.” Domateste ihracatın bu şartlarda imkansız olduğunu vurgulayan Uğur, “Mümkün olsa da ithal etsek. Şu anda Türkiye’de hem salçalık hem de sanayi tipi domateste büyük sıkıntı var.” dedi. Salça fiyatlarının yüzde 50’ye yakın arttığını söyleyen Uğur, “Vatandaş, gelip salçasını şimdiden almalı çünkü ilerleyen günlerde, daha da zamlanacak.” diye konuştu. Uğur’un verdiği bilgiye göre 2012’de yürürlüğe girmesi gereken ‘hal yasası’ 2014’e ertelenmiş ancak ocakta yürürlüğe giren yasa uygulamada hiçbir şeyi değiştirmemiş. Aynı durumun ayçiçeğinde de yaşandığına dikkat çeken Uğur, “Geçen sene ayçiçeği 7-8 liraya kadar çıktı, bu sene onun yarı fiyatına indi. Çünkü herkes ayçiçeği ekti. Bu sene para yapmadığı için seneye ekmeyecek. Onun için ürün planlaması şart. Hal Yasası’nın kesinlikle ele alınıp uygulamaya sokulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı Nuri Karaca, Karacabey ve Mustafakemalpaşa bölgesinde çiftçilerin fabrikalarla sözleşme imzalayarak salçalık domates üretimi yaptığı bilgisini verdi. Sözleşmeye göre domatesin 21 kuruştan alındığını ancak sözleşme yapmayan üreticilerin 35 kuruşa kadar satış yaptığını vurgulayan Karaca, sözleşme yapanların büyük mağduriyet içinde olduğunu ifade etti. Firmalarla görüşerek mağdur olan çiftçiye jest yapmalarını istediklerini ve bazı fabrikaların bu çağrıya uyduğunu belirten Karaca, üretim ile ilgili şu bilgileri verdi: “Bizim bölgemizde bir dönümde ortalama 11 ton domates üretim yapıyorduk. Bu sene 4-5 tona düştü. 15 günlük bir sürede hasat tamamen biter ama kesin olan bir şey var ki, salça fiyatları çok yükselecek.”
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
SalçafiyatlarıcepyakacakSalça fiyatları cep yakacak
40 zaman dilimine uyumlu saat
Zaman
21.09.2014
02:02
Seiko’nun Türkiye distribütörü Aydın Saat, GPS güneş enerjili Seiko Astron GPS Solar Kronograf modelini tanıttı.Seiko, kendi çatısı altında patentli, düşük enerji tüketimli GPS alıcısını geliştirerek, GPS uydularının global ağını kullanarak GPS sinyallerini alan ve zaman dilimlerini, saati ve takvimi belirleyen saat üretti. Yeni Seiko Astron GPS Solar Kronograf modeli, dünyadaki 40 ayrı saat dilimini algılayabiliyor. Aydın Saat pazarlama yöneticisi Zeynep Tunç, “Seiko Astron GPS Solar Kronograf, günde bir kez otomatik olarak saat bilgisini alır. Ayrıca istenildiğinde dünyanın yörüngesindeki dört ya da daha fazla GPS’e bağlanarak yerini, zaman dilimini ve doğru saati belirler. İbreler atom saati hassasiyeti ile otomatik olarak doğru saati gösterir. Yeni Seiko Astron, güneş ışığı ile çalıştığından pil değişimi gerektirmez. Ayrıca sınırsız takvim işlevi sayesinde her zaman doğru tarihi gösterir.” dedi.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
40zamandilimineuyumlusaat40 zaman dilimine uyumlu saat
Halıda lüks marka ödülü aldı
Zaman
21.09.2014
02:02
Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Naksan Holding bünyesinde 2005 yılında faaliyete geçen Royal Halı, yaptığı farklı tasarımlar ve yüksek kaliteli üretimle bir ödüle daha layık görüldü.2009 yılından bu yana verilen ve tüm dünyada bir ürünün lüks olup olmadığının göstergesi olarak kabul edilen Luxury Lifestyle Awards’ın ödüllü firmaları arasında Royal Halı da yer aldı. Lüksün tanımını yapan Luxury Lifestyle Awards ödül töreni Londra’da yapıldı. Törende Royal Halı adına ödülü şirketin Yurt Dışı Grup Başkan Yardımcısı Emre Özkaya aldı. Royal Halı yetkilileri, 30 ülkede 650 satış noktası bulunan Gaziantep merkezli Royal Halı, bu ödülle dünya markası olma yolunda bir adım daha attıklarını ifade etti.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
HalıdalüksmarkaödülüaldıHalıda lüks marka ödülü aldı
Fadıl Akgündüz, ceza korkusuyla şirketleri devrediyor
Zaman
21.09.2014
02:02
Fadıl Akgündüz, Caprice Gold Otel’i 5 yılda bitiremedi. Yasa gereği 3 yılda bitmesi gereken Caprice Gold’a Tüketici Genel Müdürlüğü’nce yaptığı satış bedeli olan 1 milyar lira ceza kesilmesi gündemde. Cezadan etkilenecek olan Didim Caprice Otel ve 52 villa ile 119 dönüm arsa, Akgündüz’ün yeğeni Fatih Obut’un kurduğu şirkete devredildi.Gurbetçilerden topladığı 650 milyon markı batırdıktan sonra dolandırıcılıktan 1,5 yıl hapis yatan Fadıl Akgündüz, son projesi Caprice Gold Otel’i de 5 yıldır tamamlayamadı. 1 milyar liralık cezadan ve mağdurların açacağı davalardan korkan Akgündüz’ün, 258 milyon lira değerindeki Caprice Didim Otel ile 52 villa ve Milas’taki 300 milyon liralık 119 dönüm arsayı yeğeni Fatih Obut’un şirketine devrettiği ortaya çıktı.Avrupa’daki gurbetçilerden topladığı 650 milyon markı batırdıktan sonra dolandırıcılıktan 1,5 yıl hapis yatan Fadıl Akgündüz, son projesi olan Caprice Gold Otel’i 5 yıldır tamamlamadı. Yasalar gereği inşaatı 3 yılda bitirmesi gereken Caprice Gold’a Tüketici Genel Müdürlüğü tarafından yaptığı satış bedeli olan 1 milyar lira ceza kesilmesi gündemde. Bu ceza gündeme gelince Fadıl Akgündüz’ün Caprice Otelleri’ni de bünyesinde bulunduran ablası ve eniştesine ait Mai Turizm’in ‘içini boşalttığı’ ortaya çıktı. 1 milyar liralık cezadan ve kira gelirlerini alamayan mağdurların açacağı davalardan korkan Akgündüz’ün, 258 milyon lira değerindeki Caprice Didim Termal Otel ile Didim’de bulunan 52 adet villa ve Muğla’nın Milas ilçesi sahilinde yaklaşık 300 milyon lira değerinde olduğu tahmin edilen 119 dönüm arsayı yeğeni Fatih Obut’un kurduğu İlkbahar Gayrimenkul ve Turizm Şirketi’ne devrettiği tespit edildi. Bu durumda Caprice Gold’un içini boşaltan Akgündüz’e ceza gelmesi durumunda, Fatih Obut’a devredilen mal varlıkları üzerinde haciz işlemi yapılamayacak. Piyasadan 1 milyar lira topladığını ve bu parayı nerede harcadığını bilmediklerini belirten Akgündüz mağdurları ise toplu dava açmak için harekete geçti. İlk etapta Fadıl Akgündüz ile birlikte Akgündüz’ün ablası Avniye Obut, eniştesi İbrahim Obut ve yeğeni Fatih Obut’a nitelikli dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunmayı planladıklarını ifade eden mağdurlar daha sonra açacakları davalarla maddi zararlarının tazminini talep edeceklerini kaydetti. Mağdurlar hukuki mücadelelerini Caprice Gold Derneği çatısı altında devam ettiriyor. 12 bin kişiye sattığı devremülklerden yaklaşık 1 milyar lira satış geliri elde eden Fadıl Akgündüz’ün bu parayı nerede sarf ettiği ise bilinmiyor. Otel inşaatına 200 milyon lira masraf yapan Akgündüz’ün reklam, kira ve şirket harcamalarından arta kalan 450 milyon liranın akıbeti ise kamuoyunda merak konusu. Hakkındaki iddialara cevap vermekten kaçınan Akgündüz ise şirketlerine müşteri gelmediği için çareyi tüm satış ofislerinin kapısına kilit vurmakta buldu. Birçok şirket çalışanı işten çıkarılırken maaş ve tazminatlarının ödenmediği belirtiliyor. Fadıl Akgündüz’ün, geçmiş yıllarda da yüzde 98’i Jetpa Holding’e ait olan yaklaşık 600 milyon lira değerindeki Aytepe Turizm’i ev hanımı ablası Avniye Obut ve emekli memur eniştesi İbrahim Obut’un kurduğu Mai Turizm’e 3 milyon liraya devrettiği ortaya çıkmıştı. Akgündüz’ün, 135 bin lira sermayeli Aytepe Turizm’in sermayesini 3 milyon liraya yükselterek, şirketin sahipliğini Mai Turizm’e geçirdiğini tespit eden Jetpa Holding kurucu ortağı Sacit Duran, mal kaçırma operasyonunu engellemek için Didim Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ‘butlan’ (işlemin geçersizliği) davası açmıştı. 3 milyon liraya devredilen Aytepe Turizm Şirketi’nin mal varlıkları arasında ise 258 milyon lira değerindeki Caprice Didim Otel’in yanı sıra Didim’de bulunan 52 adet villa, Caprice Otel personel daireleri ve turizm bölgesi olan Muğla’nın Milas ilçesi sahilinde yaklaşık 300 milyon lira değerinde olduğu tahmin edilen 119 dönüm arsa bulunuyor.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
FadılAkgündüzcezakorkusuylaşirketleridevrediyorFadıl Akgündüz ceza korkusuyla şirketleri devrediyor
Kilosu 3 bin 500 Euro olan mantar için sera kurdu
Zaman
21.09.2014
02:02
Dünyada ‘siyah elmas’ olarak bilinen, trüf mantarı üretmek için Türkiye’de ilk kez ağaç fidanlarının köküne mantar aşılanan sera kuruldu.Avrupa’da zenginlerin menüsünde yer alan trüf mantarının kilosu 100 liradan başlayarak çeşitlerine göre 3 bin 500 Euro’ya kadar satılıyor. Türkiye’de çok bilinmeyen bu mantar türü toprağın 5 ile 20 cm. derinliğinde ağaç köklerine bağlı olarak yetişiyor. Pamukkale Üniversitesi’nde idari işlerde görev alan Niyazi Uluçoban, emekli olunca trüf mantarı yetiştirmek için sera kurdu.Uluçoban, trüf mantarının Denizli’nin birçok köy ve ilçesinde doğal bir şekilde yetiştiğini ifade ediyor. Doç. Dr. Aziz Türkoğlu’yla birlikte Türkiye’de ilk defa sera uygulamasına giriştiklerini ifade eden Uluçoban, şunları anlatıyor: “İki yıldır kökleri trüf mantarı mikorizalı meşe fidanlarını üreterek Türkiye’deki ihtiyacı karşılamaya çalışıyoruz. Çoklu fidan üretimimiz sonuçlandı artık. Meşe ve çam türlerinin tamamında, fındık türlerinde, ıhlamur kestane gibi birçok ağaçta trüf mantarı üretilebiliyor.”Geçen yıl Denizli, Muğla ve Burdur’da trüf mantarı üretecek bahçeler kurduklarını belirten Uluçoban, “pH’sı 7,5’in üzerinde kireçli topraklarda bunu yetiştirebilirsiniz. Elde ettiğiniz ürün dünya pazarında kıymetli.” dedi. Uluçoban, pazar fiyatlarının 3-5 kat artacağını söyledi.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
Kilosu3bin500EuroolanmantariçinserakurduKilosu 3 bin 500 Euro olan mantar için sera kurdu
2 bin çalışana verilen eğitim ödül getirdi
Zaman
21.09.2014
02:02
Ülker’in çatı şirketi Yıldız Holding, çalışanlarını yeni sisteme adapte etmek için geliştirdiği Horizon Satış Akademisi ile dünyanın önde gelen araştırma ve analiz şirketi Brandon Hall tarafından beş ayrı dalda ödül kazandı.Horizon bünyesinde kurulan akademi, bugüne kadar 2 binin üzerinde çalışanına eğitim verdi. Öğrenme, gelişim ve liderlik konularında araştırmalar yapan dünyanın sayılı araştırma şirketlerinden Brandon Hall Reserch, 20 yıldır dağıttığı Brandon Hall Mükemmellik Ödülleri’nin 2014 kazananlarını açıkladı. Dünyanın farklı ülkelerinden profesyonel eğitimci, akademisyen ve İK yöneticilerinden toplam 40 gönüllüden oluşan jüri, IBM, HP, General Electric, JP Morgan, Bank Of America, Unilever, Pepsi Co gibi 100 kadar uluslararası şirketin eğitim departmanları arasından en iyileri seçti. Yıldız Holding bünyesinde kurulan Horizon Satış Akademisi “En iyi öğrenme programı sonuçları” dalında altın, “En iyi satış oryantasyon programı”, “En iyi satış ve eğitim performans programı” ve “Değişimi ve iş stratejilerinin dönüşümünü destekleyen en iyi öğrenme programı” dallarında gümüş ve “En iyi ekip geliştirme programı” dalında da bronz madalya almaya hak kazandı.
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
2binçalışanaverileneğitimödülgetirdi2 bin çalışana verilen eğitim ödül getirdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bank Asya’ya iftirası Meclis’te
Zaman
21.09.2014
02:02
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bank Asya için ‘O banka batmış zaten.’ iftirası atması Meclis’e taşındı. CHP Milletvekili Mehmet Şeker, Meclis’e sunduğu soru önergesinde bir bankanın itibarına ya da servetine yönelik kasti açıklamanın suç olmasına rağmen bu kuralın Erdoğan ve hükümete yakın medya tarafından defalarca çiğnendiğine işaret etti.Bankacılık otoriteleri tarafından hakkında herhangi bir olumsuz işlem yapılmamasına rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta TÜSİAD Yüksek İştişare Konseyi toplantısında, kanunları hiçe sayarak Bank Asya için “O banka zaten batmış.” açıklaması yapması Meclis’e taşındı. CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a Bank Asya ile ilgili 10 soru yöneltti. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre bir bankanın itibarına ya da servetine yönelik kasten açıklamalarda bulunulamayacağına, görsel ya da yazılı basın yoluyla haber yapılamayacağına işaret eden Şeker, “Ancak yaklaşık 10 aydır, Bank Asya ile ilgili 61. Hükümet’in Başbakanı ve danışmanları, 12. Cumhurbaşkanı ve hükümete yakınlığı ile bilinen medya organları tarafından bu kural defaatle çiğnenmiştir.” ifadesini kullandı.CHP Milletvekili Şeker, Bank Asya’nın itibarını ve servetini zedelemeye dönük söylemleriyle Bankacılık Kanunu’nu açıkça çiğneyenler hakkında bugüne kadar nasıl bir işlem yapıldığını sordu. Şeker, herhangi bir işlem yapılmadı ise bunun gerekçesinin açıklanmasını istedi. Bank Asya ile ilgili resmî haber ajansı başta olmak üzere kamuoyunda çok fazla kirli bilgi dolaştığına işaret ederek, “Resmî haber ajansı da dahil olmak üzere, bazı medya organlarında, çeşitli tarihlerde yer alan Bank Asya’nın BDDK tarafından 68., 70. ve 71. madde kapsamına alındığına dair iddialardan hangisi doğrudur? Bir yandan Bank Asya’nın 70. madde kapsamına alındığı söylenirken diğer yandan Banka’nın sermayesini artırdığı duyuruluyor. BDDK tarafından Banka’nın 71. madde kapsamına alınıp alınmadığı belirsizken Cumhurbaşkanı ‘banka çoktan batmış’ açıklaması yapıyor.” dedi. CHP Milletvekili Şeker soru önergesinde, Babacan’ın ayrıca şu soruları cevaplandırmasını istedi: “17 Aralık 2013’ten sonra Bank Asya’daki mevduatlarını vadesi dolmadan çeken kamu kurum ve kuruluşları hangileridir? Bu kamu kuruluşlarının mevduatlarını vadesi dolmadan çekmeleri nedeniyle uğradıkları zarar ne kadardır? Türkiye’nin, bankacılık sektöründeki dedikodu ve karalamaların, kişisel veya ideolojik bitirme kampanyalarının bedelini ne kadar ağır ve acı bir şekilde ödediğini unutan ya da umursamayan bu kişiler vatandaşı, yerli ve yabancı sermayeyi tedirgin etmeye devam etmektedirler?Bank Asya’daki likidite probleminin başlangıç tarihi, nedeni ve boyutu nedir? Resmî haber ajansı da dahil olmak üzere, bazı medya organlarında, çeşitli tarihlerde yer alan Bank Asya’nın BDDK tarafından 68., 70. ve 71. madde kapsamına alındığına dair iddialardan hangisi doğrudur? Bugün itibarı ile BDDK tarafından 68. veya 70. madde kapsamına alınan kaç banka vardır? Bu bankalar hangileridir ve hangi nedenlerle 68. ve 70. madde kapsamına alınmışlardır? Bank Asya ile ilgili bugüne kadar BDDK tarafından alınan kararlar, atılan adımlar nelerdir? Bank Asya’nın itibarını ve servetini zedelemeye dönük söylemleriyle Bankacılık Kanunu’nu açıkça çiğneyenler hakkında bugüne kadar nasıl bir işlem yapılmıştır? Herhangi bir işlem yapılmadı ise gerekçesi nedir? Devletin zirvesindeki hesaplaşma nedeniyle ortaya çıkan Bank Asya krizinin gerçek mağdurlarının sade vatandaş olacağı gerçeğiyle, bu mağduriyeti önlemeye yönelik tedbirler almayı düşünüyor musunuz?”
Zaman
Ekonomi
21.09.2014
CumhurbaşkanıErdoğan’ınBankAsya’yaiftirasıMeclis’teCumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bank Asya’ya iftirası Meclis’te
Alibaba rekorlarla Amerika’da halka açıldı
Zaman
20.09.2014
02:06
Çinli e-ticaret şirketi Alibaba, New York Borsası’nda halka açıldığı ilk gün rekorları alt üst etti.Bünyesindeki alışveriş siteleriyle Çin’in elektronik ticaretinin yüzde 80’ine hükmeden şirketin 68 dolardan açılacağı duyurulan hisse fiyatları, gelen yüksek talep üzerine 92,70 dolardan satışa çıktı. Hisse fiyatları açılıştan saatler sonra 100 dolara yaklaştı. 21,8 milyar dolarlık hisse satan şirket, Amerikan borsalarındaki en büyük ilk gün satışı tutarına ulaştı. Hisselerin yeni değerleri üzerinden şirketin toplam değeri de 222 milyar dolara yükseldi. Alibaba’nın başarısı, en çok şirketin büyük hissedarları Yahoo ve Japon Softbank’ı sevindirdi. Alibaba’nın yüzde 32 hissesine sahip olan Softbank dünkü halka arzda hisselerini satışa sunmazken Yahoo hisse satışından 8 milyar dolar elde etti. Eski bir İngilizce öğretmeni olan Jack Ma ve 17 tarafından Hangzhou şehrindeki bir apartman dairesinde kurulan Alibaba, dünyaca ünlü rakiplerinin aksine yalnızca satıcılarla müşterileri buluşturan bir pazar işlevi görüyor. Ma, şirketin adını seçerken ise dünyanın her tarafında bilinen ‘Ali Baba ve Kırk Haramiler’ isimli hikayeden ilham almış. Büyümesi yakın zamanda durması beklenmeyen şirketin, 2015’te Çin pazarındaki ticaret hacmini 2011’dekinin üç katına çıkaracağı tahmin ediliyor. Dünkü satışlarla birlikte kişisel serveti 14 milyar dolara ulaşan Ma ise Bill Gates gibi milyarderler arasına katıldı.
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
AlibabarekorlarlaAmerika’dahalkaaçıldıAlibaba rekorlarla Amerika’da halka açıldı
Finansbank’ın yüzde 40’ı satışa çıktı
Zaman
20.09.2014
02:06
Yunanistan’ın en köklü bankası National Bank of Greece (NGO), Türkiye’deki yan kuruluşu Finansbank’ın yüzde 40’a kadar olan azınlık hissesini satışa çıkarmak için girişimlere başladı. NGO tarafından yapılan açıklamada, azınlık hisselerinin satışına ilişkin finansal danışmanları seçme sürecine geçildiği duyuruldu.Bankadan yatırımcılar için yapılan açıklamada, yeniden yapılandırma planı çerçevesinde azınlık hisselerinin muhtemel satışına ilişkin ön hazırlık girişimlerine başlandığı bildirildi. Bloomberg, dünkü haberinde Yunan bankasının Goldman Sachs Group, Morgan Stanley ve Bank of America gibi kuruluşlarla görüştüğünü iddia etmişti. Finansbank’ın yüzde 40 hissesinin değerinin 1,5 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Yunan bankası yetkilileri, Bloomberg’in iddiasına ilişkin herhangi bir yorumda bulunmazken, aşamalara, sürece ve satış tarihine ilişkin henüz hiçbir karar alınmadığını belirtti. Finansbank’ın en fazla yüzde 40 hissesinin satışa sunulacağı, bunun da muhtemelen yüzde 10 ila yüzde 20’sinin ilk aşamada, geri kalanının ise daha sonra elden çıkarılacağı değerlendirmesi yapılıyor. Orana ilişkin nihai karar, Avrupa Merkez Bankası’yla devam eden görüşmelerin ardından netleşecek. 2006’da Yunan bankası tarafından satın alınan Finansbank, ekonomik kriz döneminde NGO’nun en kârlı kuruluşu olmuştu. 2013’te Finansbank’tan elde edilen net kâr 497 milyon dolar olarak açıklanmıştı.
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
Finansbank’ınyüzde40’ısatışaçıktıFinansbank’ın yüzde 40’ı satışa çıktı
Çin’den İngiliz ilaç devine rekor rüşvet cezası
Zaman
20.09.2014
02:06
Çin, İngiliz ilaç firması GlaxoSmithKline’a doktorlara rüşvet verdiği gerekçesiyle 488 milyon dolar para cezası kesildi. Şirket kurallarının ihlal edildiğini belirten CEO Sir Andrew Witty, bundan sonraki personel alımında kriterlerini değiştireceklerini söyledi.Dünyanın en büyük ilaç firmalarından olan İngiliz GlaxoSmithKline (GSK), yolsuzluk gerekçesiyle 3 milyar yuan (488,5 milyon dolar) para cezasına çarptırıldı. Söz konusu cezanın şu ana kadar Çin mahkemelerinin verdiği en büyük para cezalarından biri olduğu belirtildi. GSK’ye verilen ceza şirketin işletme kârının yüzde 4’üne denk gelirken şirket çalışanlarının rüşvet olarak verdiği miktarın da 488 milyon doları bulduğu belirtildi. Çang Şa Orta Halk Mahkemesi’nde görülen dava sonuçlandı. Mahkeme, şirketin eski Çin müdürü dahil 5 firma çalışanına da iki yıldan dört yıla kadar çeşitli cezalar verdi. Soruşturma kapsamında son olarak mayıs ayında GSK Çin müdürü İngiliz vatandaşı William Mark Reilly’nin de yer aldığı 46 şüpheliyle ilgili soruşturmanın savcılığa teslim edildiği ifade edilmişti. Reilly, satış ekipleri, hastaneler, doktorlar ve diğer sağlık organizasyonlarına rüşvet vermeleri yönünde baskı yapmakla suçlanırken, “GSK China”nın bu sayede “yasa dışı gelir” elde ettiği ileri sürülmüştü. Soruşturma kapsamında Reilly ve iki yardımcısının, Pekin ve Şanghay’daki devlet görevlilerine de rüşvet verdiği savunulmuştu. Soruşturmanın başlamasının ardından GSK de “bu tür davranışlara müsamaha göstermeyeceklerini” açıklayarak, konuyla ilgili Çin makamlarına yardımcı olacaklarını belirtmişti. Her ne kadar verilen rüşvetin tam olarak ne kadar olduğu belirtilmediyse de şimdiye kadar verilen rüşvetin 488 milyon doları geçtiği dile getiriliyor. Çin sağlık sisteminin en büyük sorunları arasında yer alan yolsuzluk ve rüşvet vakaları halihazırda sorunlu olan sistemi daha da kötü duruma getirmiş durumda. Yetkililer, bu tür olayların Çin’in sağlık sistemine yayıldığını ve buna benzer sıkıntıların yaşanmakta olduğunu belirtiyor. Bunun gerekçesi olarak ülkedeki hastanelerin büyük çoğunluğunun devlet tekelinde olması ve yeterli bütçelerin verilmemesine bağlanıyor. Ülkede bulunan 2,3 milyon doktor, devlet hastanelerinde çalışırken çoğu ikinci bir işte çalışma ihtiyacı duyuyor. GSK CEO’su Sir Andrew Witty, yaptığı açıklamada olaydan dolayı yaşadığı hayal kırıklığını belirtirken yolsuzluğun, bilgileri dışında şirket kuralları ihlal edilerek yapıldığını söyledi. CEO, şirket çalışanlarının kusurlu hareketinden doğan bu durumun düzeltilmesi için şirkete verilen cezayı ödeyeceklerini ve aynı durumun bir daha yaşanmaması için gerekli düzenlemeleri de yapacaklarını söyledi. Açıklamada şirketin, bundan sonraki personel alımında dikkate alacağı kriterleri değiştireceği gibi şirket çalışanlarının hastane personelleriyle iletişimine de sınırlama getirileceği açıklandı. Wityy, bunun önemli bir ders olduğunu ve bu durumdan çıkarılacak daha pek çok dersin bulunduğunu da sözlerine ekledi. EKONOMİ SERVİSİ
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
Çin’denİngilizilaçdevinerekorrüşvetcezasıÇin’den İngiliz ilaç devine rekor rüşvet cezası
Konut satışı düşüyor, doğru proje geliştirenler kazanacak
Zaman
20.09.2014
02:06
AC Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Coşkun, Türkiye’de 2010’dan itibaren konut satışında düşme eğilimi olduğunu belirterek, “Bu yıl da düşüş sürüyor, ancak doğru zamanda, doğru yerde proje geliştirenler fiyat avantajı da sağlayabildiği için bu düşüşü hissetmiyor.” dedi.Kartal’da geliştirdikleri Moment İstanbul projesini tanıtmak için düzenlediği toplantıda değerlendirmelerde bulunan Coşkun, “731 konut, 12 ticari alanın bulunduğu Moment İstanbul’un ilk etapta 300 dairesini satışa çıkardık. Daireleri metrekaresi 3 bin liradan satacağız. Ay sonuna kadar projenin yüzde 20’sini satarız.” dedi. 4 bin 800 ön talep aldıklarını, bu sebeple satışta pek zorlanmayacaklarını kaydeden Coşkun, “Hedefimiz 150 milyon dolarlık bir ciro.” dedi. Kartal metrosunun yanı başında inşa edilen projede en ufak 1+1 75 metrekareden oluşuyor ve tanıtıma özel satış fiyatı 239 bin lira. En düşük 1,5+1 fiyatının 349 bin lira, en düşük 2+1 fiyatının ise 449 bin lira olarak açıklandığı Moment İstanbul projesinde, 30 aya kadar 0 faizli sabit taksit imkânı sunulacak. Yüzde 5 peşin ödeme yapanlara taksitleri 2015’e erteleme imkânı da sunan şirket, tanıtıma özel banka kredili satışlarda da yüzde 15 indirim yapılacağını duyurdu. İnşaatına temmuzda başlanılan, Mart 2017’de teslim edilmesi planlanan projede 2 bin 200 kişinin yaşaması planlanıyor.
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
KonutsatışıdüşüyordoğruprojegeliştirenlerkazanacakKonut satışı düşüyor doğru proje geliştirenler kazanacak
Zambak’tan eğitime 10 milyon liralık yatırım
Zaman
20.09.2014
02:06
Zambak Yayın Grubu, yeni atılımlarını sürdürüyor. Cambridge ve Oxford üniversiteleriyle farklı projelerde anlaştıklarını belirten Zambak Yayın Grubu Genel Müdürü Bayram Murat, dünyanın farklı ülkelerinden yoğun kitap talebi aldıklarını söyledi.Okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim yayıncılığı ve sınav hizmetleri olmak üzere dört farklı alanda faaliyet gösteren Zambak Yayın Grubu, bu yıl 10 milyon TL’lik yatırım yaptı. Yayın grubu olarak en büyük yatırımı bu yıl yaptıklarını vurgulayan Zambak Yayın Grubu Genel Müdürü Bayram Murat, bu yıl ilk kez YGS, LYS alanına girdiklerini ve oldukça iddialı olduklarını söyledi.Yeni eğitim-öğretim çalışmaları hakkında bilgi veren Zambak Yayın Grubu Genel Müdürü Bayram Murat, yaptıkları yatırımlar kadar eğitim hayatında öncü ve yenilikçi çalışmalara devam edeceklerini ifade etti. YGS ve LYS’ye hazırlanan öğrenciler için bütün branşlarda özel uygulamalarla soru bankaları çıkardıklarını söyleyen Murat, ilk kez geçen yıl çıkarılan 5. ve 9. sınıf TEDES kitaplarının yanına bu yıl 6. ve 10. sınıf TEDES’leri de eklediklerini belirtti.Her testin bulunduğu sayfalara not alanları oluşturduklarını belirten Murat, “Öğrenciler testi çözerken bir bilgiyi hatırlayamadıklarında sayfa yanlarındaki bilgileri okuyarak bilgi tekrarı yapabilecek.” şeklinde anlattı. YGS, LYS soru bankalarında her testin sonuna optik form eklediklerini de aktaran Murat, “Öğrenci cevaplarını bu forma işaretleyerek cep telefonu veya bilgisayarından bu optik formu okutabiliyor. Ayrıca Türkiye’nin her yerinde bu testi çözen öğrenciler arasındaki başarı sırasını görebiliyor.” dedi. “ELEKTRONİK YAYINCILIĞI GELİŞTİRMEK İÇİN HAZIRIZ” Zambak Yayınları’nın elektronik yayıncılıkta da iddialı olduğunu dile getiren Murat, “Elektronik yayıncılıkta Türkiye’de en iyi durumda olan yayıneviyiz. Ürettiğimiz akıllı tahta uygulamasını (ATU) MEB kitapları için bile kullanıyorlar. Bu uygulama sadece yeni müfredata uygun olarak çıkardığımız YES ürünlerinde değil, müfredatı değişmeyen hücreleme kitaplarında da rahatlıkla uygulanabiliyor.” şeklinde konuştu.Bu yıl çok özel bir kampanya yaptıklarını anlatan Murat, iOS, Android ve web’de satışa sundukları ürünleri 700 bin öğretmenin ücretsiz kullanacağı şekle getirdiklerini kaydetti.Yayıncılığın gelişme alanının elektronik yayıncılık olacağına dikkat çeken Murat, “Elektronik yayıncılığı ve dünyadaki yenilikleri kim yayınlarına monte ederse onlar öncü olmaya devam edecekler. Biz de bunu yapıyoruz. Eğitimden kazandığımız bütün parayı, yine yayıncılığa ve eğitime yatırıyoruz.” diye konuştu.Yabancı dil eğitimi konusuna da büyük önem verdiklerini anlatan Murat, “İngilizceyi dünya dili haline getiren ülkelerdeki yayınevleri de marka haline gelmiş. Biz de öncelikle Türkçeyi dünyada marka haline getirmek için çalışıyoruz. Son yıllarda dünyada Türkçeye karşı ilgi uyanması sebebiyle, Türkçe öğretimine yönelik ürün çıkarma ihtiyacı hissettik. Şu an Dilset markasıyla 140 ülkeye, yılda 500 bin kişiye, dili Türkçe olmayan gruplara Türkçe öğretimine yönelik kitaplar üretiyoruz.” dedi.Bu faaliyetlerle Cambridge ile ortak çalıştıklarını dile getiren Murat, “Cambridge bizim ürettiğimiz İngilizce kitabını alarak, dünyaya pazarlıyor. Oxford ile de farklı projelerde çalışıyoruz. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerinde yer alan Türk okulları için, o ülkedeki müfredata uygun olarak, Türk modeliyle hazırladığımız, İngilizce yazılmış kitaplarımız da bulunuyor.” ifadelerini kullandı. Yasak, sektörü 5 yıl geriye götürecekOkullarda öğretmenlerin öğrencilere yardımcı kitap tavsiye etmesinin yasaklanmasını eleştiren Murat, velinin yardımcı kitapları tercih etmesi veya öğretmenin çocukların durumuna göre yardımcı kitap tavsiyesinde bulunması eğitimin seviyesini yükselteceğini, bunun dışında hiçbir zararlı tarafı olmadığını söyledi.Murat, “Sonuçta devlet asgarisini veriyor, biz de öğretmen tavsiye etsin ya da etmesin, öğrencilerin ve velilerin tercihlerine göre ürün sunuyoruz. Eğer siz bunun önüne geçerseniz, engellerseniz kişilerin bilgi edinme haklarını ellerinden alırsınız. Tabii ki, kanunsuz iş yapan yayınevleri varsa onlarla hukuk içerisinde mücadele edersiniz, bu gayet normal ama kara propaganda yapmak, korkutmak, iftira etmek son derece yanlış. Bu yaklaşım zamanla sektörü yok eder.” şeklinde değerlendirdi.Bu durumdan en çok küçük yayıncıların etkileneceğini kaydeden Murat, “Olan küçük yayıncılara olacak. Gelecek sene en az 10-15 tane yayıncı kuruluş, kapısına kilit vurabilir. En kötüsü de sektör 5 yıl geriye gidecek. Öğretmeni, ‘Yardımcı ders kitaplarını sakın tavsiye etme!’ diyerek korkutursanız, zamanla o öğretmen hikâyeyi ve romanı da tavsiye etmez.” dedi. Dolayısıyla, yardımcı kitapla birlikte farkında olmadan kül
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
Zambak’taneğitime10milyonliralıkyatırımZambak’tan eğitime 10 milyon liralık yatırım
Hakimin ‘kara liste’ isyanı
Zaman
20.09.2014
02:06
İzmir’de bir bankanın, kullanmadığı hesabına çıkardığı ‘hesap işletim ücreti’ borcunu ödemediği için kara listeye alınan hakim Nevzat Özsoy, bu nedenle bankacılık işlemlerinde yaşadığı olumsuzlukları, adliyede asansöre astığı yazıyla protesto etti.İzmir 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Nevzat Özsoy’a, bir banka şubesinde aktif olarak kullanmadığı hesabından dolayı 120 lira hesap işletim ücreti borcu çıkartıldı. Borcu haksız bulan hakim Nevzat Özsoy, zamanında ödemediği için 5 yıl süreyle bankalar arası kara listeye alındı. Özsoy, bu durumu anlattığı bir yazıyı adliyede bulunan asansör ve panolara astı. Özsoy şunları yazdı:“Eski hesabımdan dolayı 120 TL hesap işletim ücreti tahakkuk ettirilmiş olup, bunu haksız bulduğumdan ödememem üzerine, banka girişimiyle kredi yolsuzluğu yapmışım ya da kredi borcumu ödememişim gibi bankalar arası kara listeye alındım. Bir yıl sonra bu parayı mecburiyetten faiziyle birlikte 220 TL olarak ödedim. Yaklaşık 2-3 ay önce bu ödemeyi yapmama rağmen hâlâ kara listede yer almam nedeniyle banka işlemlerinde olumsuzluklar, yüksek bedel ve faizler ödemek zorunda kalmaktayım. Ayrıca benim gibi başka kişilerin de başlarına aynı işlemlerin geldiğini öğrendim. Adliyede diğer çalışma arkadaşlarımın da başına benzer talihsizlik, haksız zarar ve üzüntü verici olayların gelmemesi için bu durumu duyurmak ihtiyacını hissettim. Bilgilerinize sunarım.”
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
Hakimin‘karaliste’isyanıHakimin ‘kara liste’ isyanı
Hukuksuz müdahaleler karşılıksız kalmayacak
Zaman
20.09.2014
02:06
Bank Asya ortaklarının avukatlarından Enes Güngören, “Teşebbüs hürriyeti aleyhine yapılan hukuksuz müdahaleler eninde sonunda gerekli karşılığı bulacaktır.Hukuk devletine olan güvenimiz ve adaletin tecelli edeceğine dair inancımız tamdır.” açıklaması yaptı. Müvekkili olduğu ortaklar adına bir açıklama yapan Av. Güngöre, Bank Asya aleyhinde sistematik bir itibarsızlaştırma kampanyası olduğuna dikkat çekti. Av. Güngören açıklamasında şunları kaydetti: “2013 sonu itibarıyla 281 şube ve 5.100 çalışanı ile en büyük katılım bankası olarak ekonomiye 30 milyar TL kaynak sağlayan bankamız, kuruluşundan itibaren faaliyet alanı gereği hiçbir siyasi oluşumun yanında veya karşısında yer almamasına rağmen, 2013 Aralık ayında yaşanan siyasi gelişmeler akabinde haksız ve hukuka aykırı şekilde hedef alınmış; bankamız aleyhinde sistematik bir itibarsızlaştırma kampanyası başlatılmıştır. Söz konusu kampanya neticesinde hukuk çerçevesinde hakkını aramaktan başka bir teşebbüsü olmayan bankamızca gerçekleştirilen yüzlerce suç duyurusu ve onlarca tekzip girişimine rağmen, bankamız hakkında yapılan itibar zedeleyici, gerçeğe ve akla aykırı yayınlar ve beyanlar insafsızca ve fütursuzca sürdürülmektedir.Bankacılık mevzuatı hükümleri çerçevesinde, sektörün itibarını korumakla görevlendirilen kamu kurumları bu gelişmeler karşısında sessizliklerini koruyarak, açıkça suç teşkil eden bu iktisadi linç kampanyasını yürüten kişi ve kurumları bir nevi cesaretlendirmiştir. Kanuna aykırı şekilde gerçekleştirilen tüm bu kampanyanın amacının mudilerimizi tedirgin ederek, bankamızın değer kaybı yaşamasını sağlamak olduğu açıktır. Ancak, hedeflenen amaç gerçekleşmemiş; sağduyulu halkımız bu tezvirata itibar etmemiştir. Halkımızın bu teveccühü sayesinde bankamız, faaliyetlerinde hiçbir aksamaya mahal vermeden müşterilerine en iyi şekilde hizmet vermeye devam etmiştir. Yaşananlar göstermiştir ki; yapılan her türlü karalama ve hukuksuz ithama rağmen, bankamıza teveccühünü göstermekten çekinmeyen kıymetli müşterilerimiz, bankamızın sahip olduğu en değerli varlığıdır. Kadirşinas halkımızın asla küçümsenemeyecek bu alicenap tavrına yakışır şekilde, bizlerin de sermaye artırımı dâhil olmak üzere, bankamıza her türlü desteği vereceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Teşebbüs hürriyeti aleyhine yapılan hukuksuz müdahaleler eninde sonunda gerekli karşılığı bulacaktır. Hukuk devletine olan güvenimiz ve adaletin tecelli edeceğine dair inancımız tamdır.”
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
HukuksuzmüdahalelerkarşılıksızkalmayacakHukuksuz müdahaleler karşılıksız kalmayacak
Bankacılıkta söylentiler zincirleme etki yapar
Zaman
20.09.2014
02:06
Bankacılık sektöründeki birçok krizi yaşamış olan İbrahim Betil, bankalar hakkındaki söylentilerin yakın geçmişte zincirleme etkiyle krizlere yol açtığını hatırlatıyor. Betil’e göre Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, başka finans kurumlarını etkileyecek ve BDDK gibi üst kurumların güvenilirliğini yok edecek nitelikte.Bankacılık sektörünün ve bağımsız kurumların son dönemde ‘siyasi otorite’ tarafından tartışılıyor olması sektörde tedirginlik oluşturdu. Kurucusu olduğu Bank Ekspres’i 1994 ekonomik krizinde satmak zorunda kalan sektörün önemli isimlerinden İbrahim Betil, bugün yaşanan tartışmaları kaygı ile izlediğini dile getiriyor. Zaman Gazetesi’ne konuşan İbrahim Betil, bankacılık ve finans sisteminin sahip olduğu güvenilirliği Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) bağımsız çalışma mekanizması sayesinde elde ettiğini hatırlatıyor. BDDK’nın finans sektörünü sıkı denetlemesi sayesinde bankaların faaliyetlerinin sağlam bir şekilde sürdürülebilirliğinin sağlandığını anlatan Betil, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği’nin (TÜSİAD) toplantısında Bank Asya için kullandığı, “O banka batmış zaten.” ifadesini anlamakta zorluk çektiğini söylüyor. Bu ifadeleri yadırgadığını belirten Betil, “Bankacılık sektöründe bu tür şeyler zincirleme etki yapar. Bu açıklama, başka finans kurumlarını etkileyebilir. BDDK gibi üst kurumların güvenilirliğini de yok eder. Türkiye 80’lerde, 90’larda, 2000’lerde ciddi finans sıkıntılarını böyle yaşadı. Geçmişte olanlar yeni Türkiye’de olmayacak varsayımından uzak durmak gerekir.” diyor. Betil, BDDK ve SPK’nın üzerinde siyasi iradeye bağlı olarak konumlanacak ‘Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi’ adıyla bir yapının kurulacağı şeklindeki fısıltıların da sektöre zarar verdiğine dikkat çekiyor.En üst makamda olmak her şeyi bilmek demek değilMerkez Bankası’nın faiz ile ilgili olarak sürekli eleştirilere maruz kalmasını doğru bulmadığını ve bağımsız kurumların tartışılır hale gelmesinin ekonomide sıkıntılara sebep olacağını vurgulayan Betil’e göre ekonomideki hareketliliğin sanayi değil, sadece inşaat üzerinden olması büyük bir problem. Ayrıca enerjide ciddi biçimde dışa bağımlılık, işsizlik oranının artması, üniversite mezunu birçok gencin asgari ücretle çalışmak zorunda kalması, kişi başına düşen milli gelirin üç sene öncesine göre 10 bin 40 dolara düşmesi ekonominin iyiye gitmediğini gösteriyor. Bu tabloya bakarak kısa sürede stratejik değişimler yapılmadığı takdirde Türkiye’nin bir ekonomik sıkıntının içine gireceğini düşünen Betil, bu şekilde 2002 yılından itibaren yaşanan olumlu gidişatın sürdürülemeyeceğini kaydediyor. İbrahim Betil, bireysel tercihler ile stratejik kararlar alınamayacağını ve her işin uzmanının olduğunu söyleyerek şöyle devam ediyor: “En üst düzeydeki yetkiliye saygım var, ama bu makamda olmak demek her şeyi de bilmek demek değildir. Eğer bizim hedefimiz demokrasiyse, yurttaşların düşüncelerine değer verilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Tek kişinin güçlü yönetiminin olmasının bezginlik ve mutsuzluk oluşturacağı fikrindeyim. İskoçya’da bağımsızlık oylaması yapıldı, İngiltere Başbakanı, konuşmasında bağımsızlığa karşı olanlara değil, bağımsızlık yönünde oy veren yüzde 45’e ‘sizi duyuyorum’ dedi. Yüzde 55’e de teşekkür etti. Ben de bu hükümetin ve Erdoğan’ın yüzde 48’i duymasını, yüzde 52’yi de dikkatle değerlendirmesini arzu ediyorum.”
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
BankacılıktasöylentilerzincirlemeetkiyaparBankacılıkta söylentiler zincirleme etki yapar
Borsa’dan Bank Asya’ya çifte standart
Zaman
20.09.2014
02:06
Borsa’daki tahtası önceki gün açıldıktan sonra iki kez kapatılan Bank Asya’nın hisseleri dün de işleme açılmadı. Gerekçe olarak, ‘alım-satım miktarlarındaki anormallik’ gösterildi. Oysa ağustostan bu yana yüzde 85, 458, 40 gibi yüksek oranlarda iniş çıkışlar yaşayan Kuşadası Turizm için bir girişimde bulunulmadı.Katılım bankası Banka Asya’ya karşı başlatılan karalama kampanyası yeni bir boyut kazandı. 7 Ağustos’ta tatmin edici bir açıklama yapılmadan tahtası kapatılan ve 12 Eylül’de tekrar işleme açılan hisse, iki gün önce 0,57’den 0,71’e yükselince Borsa İstanbul (BIST) yönetimi işlemi tekrar durdurdu. 14.45’te tekrar açılan hissenin değeri yükselmeye devam edince yönetmeliğin 25. maddesinin b bendinde ifade edilen ‘alım-satım miktarlarındaki anormallikler’ gerekçe gösterilerek hissenin işlem görmesi tekrar durduruldu. Ancak ikinci seansın açılmasından önce TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Konseyi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bank Asya’yı kastederek “O banka batmış zaten. Taşıma su ile değirmen dönmez.” açıklaması geldi. Erdoğan’ın açık hedef göstermesine rağmen ikinci seansa artışla giren Bank Asya hisselerinin derhal işleme kapatılması, BIST kararlarının tarafsızlığına gölge düşürdü.12 Eylül’deki açılıştan sonra blok halde yabancı satışları görülmüştü. 7 Ağustos’ta 1,24 olan hisse bu satışlarla 0,57’ye kadar gerilediğinde hissede anormal miktarda alım satım emri verilmesini göz ardı eden BIST yönetimi müdahalede bulunmamıştı. Yaklaşık 25 milyon lotluk yabancı satışının ardından yüzde 50 değer kaybeden hissenin yükselişe geçmesi, yönetimi harekete geçirdi. BIST, yönetmelik gereği Bank Asya’nın tahtasını 7 işgünü kapalı tutabiliyor. Ancak bu süreyi uzatmak için ise yönetim kurulu kararına ihtiyacı var. Hissenin tekrar ne zaman işleme açılacağı ise henüz bilinmiyor. BIST, Bank Asya hisselerini ikinci kez işleme kapatmasını “Hisse işlemleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (BİAŞ) Yönetmeliği’nin 25/b maddesi uyarınca geçici olarak işleme durdurulmuştur. Şirket’in işlem sırasının açılış zamanı daha sonra duyurulacaktır.” şeklinde açıkladı. Hafta başından itibaren yüzde 54 kayba uğrayan hisse, perşembe günü yüzde 10,94 kayıpla 0,57’ye kadar gerilese de gelen alım emirleri ile kayıpları telafi ederek yüzde 10’un üzerinde kazançla 0,71’e kadar yükseldi. Tam bu noktada kapatılan hissenin öğleden sonra tekrar işleme açıldığında yükselişe devam etmesi BIST tarafından alım-satım emirlerindeki anormal miktar olarak değerlendirildi. Hâlbuki çok daha sert hareketler başka kâğıtlarda da gözlemleniyordu. Ağustos başında 82,5’ten işlem gören Kuşadası Turizm (KSTUR) hisseleri eylül başında 12,45’e kadar gerilemişti. Bir ayda yüzde 85 değer kaybeden hisseler, 12 Eylül’de yüzde 458 değer kazanarak 57,1’e yükseldi. KSTUR’un, dün itibarıyla yüzde 40 kayıpla 34,05’ten işlem gördüğü gözlemlendi. Bank Asya kararlarıyla düşüşü değil yükselişi anormal kabul ettiğini gösteren BIST, Kuşadası Turizm hisselerindeki kayda değer artış ve yükselişi görmezden geldi. Piyasalar BIST’in bu tutumunu çifte standart olarak değerlendirdi.
Zaman
Ekonomi
20.09.2014
Borsa’danBankAsya’yaçiftestandartBorsa’dan Bank Asya’ya çifte standart
Dikkat! İstanbul'da Pazartesi günü taksi yok
Zaman
19.09.2014
17:18
İstanbuldaki taksiciler, kendilerinin görüşleri alınmadan düzenlenen bir ihaleyle Taksi Çağrı Merkezi’nin devreye sokulmasını protesto etmek için eyleme hazırlanıyor.Türkiye Taksiciler Vakfının öncülüğünde Taksi Şoförleri Derneği ve Birleşik Taksi Şoförleri Derneğinin desteğiyle başlatılan imza kampanyasında 5 bin imzaya ulaşıldı. Toplanan imzaları konvoy halinde 22 Eylül Pazartesi günü saat 15.30da Saraçhanede İstanbul Büyükşehir Belediyesine sunacak olan taksiciler, kontak kapatma eylemiyle de ihaleye tepkilerini gösterecek.İmzaları aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğana da sunacaklarını anlatan Türkiye Taksiciler Vakfı Başkanı Güneş Taş, şunları söyledi:Amacımız haksız bir ihaleyle projenin İsrailli bir firmaya verilmesini protesto etmektir. Sektörümüzde tekelleşme istemiyoruz. Adil ve herkese açık bir ihale istiyoruz. Taksici dostu olduğunu her ortamda dile getiren Cumhurbaşkanımızdan bu haksızlığı gidermesi için destek bekliyoruz.17 bin 500 taksi ile ulaşıma ve İstanbul halkına hizmet eden 40 bin taksici hiç yerine koyularak bizim ekmeğimiz üzerinden pazarlık yapılıyor. Özellikle İSPARK gibi dev bir kuruluşun şaibeli bir ihale süreciyle tek yüklenici olarak İsrailli firmadan hizmet almak için anlaştığını ilgili firmanın web sitesinden duymak taksici esnafı olarak bizleri yaralamaktadır. Bu kampanya ile amacımız belediye tarafından teknik yeterliliğe sahip yerli ve yabancı firmaların da lisans alarak serbestçe bu işi yapmalarıdır. Bu sayede rekabet artacak kalite gelecek, taksici esnafı ve müşterisi kazanacaktır. Taksi ulaşımı sektöründe tekelleşme istemiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız taksici dostudur, yaşanan süreci hem kendisine anlatacağız hem de topladığımız imzaları sunacağız. Biz devletimiz ve milletimiz için varız. İstanbul taksici esnafı ve sivil toplam kuruluşları olarak söylediklerimiz dikkate alınmazsa kontak kapatma eylemlerine başlayacağız. (DHA)
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
Dikkatİstanbulda/">İstanbuldaPazartesigünütaksiyokİstanbulda-Pazartesi-günü-taksi-yok/">Dikkat İstanbulda Pazartesi günü taksi yok
Yıldız Holding’in Satış Akademisi’ne ABD’den beş ödül
Zaman
19.09.2014
15:47
Yıldız Holding, çalışanlarını yeni sisteme adapte etmek için geliştirdiği Horizon Satış Akademisi ile dünyanın önde gelen araştırma ve analiz şirketi Brandon Hall tarafından beş ayrı dalda ödül kazandı.Yıldız Holding’in en büyük satış şirketi Horizon bünyesinde kurulan akademide 2 binin üzerinde çalışana eğitim verildi. Öğrenme, gelişim ve liderlik konularında araştırmalar yapan dünyanın sayılı araştırma şirketlerinden Brandon Hall Reserch, 20 yıldır dağıttığı Brandon Hall Mükemmellik Ödülleri’nin 2014 kazananlarını açıkladı. Yıldız Holding bünyesinde kurulan Horizon Satış Akademisi “En İyi Öğrenme Programı Sonuçları” dalında altın, “En iyi satış oryantasyon programı”, “En iyi satış ve eğitim performans programı” ve “Değişimi ve iş stratejilerinin dönüşümünü destekleyen en iyi öğrenme programı” dallarında gümüş ve “En iyi ekip geliştirme programı” dalında da bronz madalya almaya hak kazandı.
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
YıldızHolding’inSatışAkademisi’neABD’denbeşödülYıldız Holding’in Satış Akademisi’ne ABD’den beş ödül
Fındık fiyatı 12,5 lirayı buldu
Zaman
19.09.2014
11:59
Karadeniz Bölgesinde olduğu gibi, Samsunun Çarşamba ilçesinde de bu yıl fındık üretiminin düşük olması nedeniyle fiyatı tarihinde ilk kez sezonunda 12,5 TLyi gördü.Don afeti nedeniyle Orta Karadenizde bu yıl fındık rekoltesinin düşük olması bekleniyordu. Yetkililer 2014 fındık hasadında Türkiyenin tahmini fındık rekoltesinin 371 bin ton civarında olmasını bekliyor. Yüzde 50 randımanlı kabuklu fındığın piyasada kilosu 12.50 TLyi buldu. Fındık bu hafta; Çarşamba Ticaret Borsasında brüt 12.50, net 12.20 TLden, Ordu Ticaret Borsasında 12.50 TL, Giresun Ticaret Borsasında 12.77 TL, Trabzon Ticaret Borsasında da 11.55 TLden işlem gördü.Ziraat Odası Başkanları da, 2014 yılı için fındıktan iyi bir gelir elde edebilmeleri için üreticiye çağrıda bulunarak ürünlerini satışında acele etmemelerini ve fındıklarını asla emanete bırakmamalarını öneriyor.
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
Fındıkfiyatı125lirayıbulduFındık fiyatı 125 lirayı buldu
Hakimin, bankaya 'kara liste' isyanı
Zaman
19.09.2014
11:59
İZMİRde bir bankanın, kullanmadığı hesabına çıkardığı hesap işletim ücreti borcunu ödemediği için kara listeye alınan hakim Nevzat Özsoy, bu nedenle bankacılık işlemlerinde yaşadığı olumsuzlukları, adliyede asansöre astığı yazıyla protesto etti.İzmir 18inci Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Nevzat Özsoya bir banka şubesinde aktif olarak kullanmadığı hesabı 120 lira hesap işletim ücreti borcu çıkartıldı. Borcu haksız bulan hakim Nevzat Özsoy, zamanında ödemediği için 5 yıl süreyle bankalar arası kara listeye alındı. Özsoy, bu durumu anlattığı bir yazıyı adliyede bulunan asansör ve panolara astı. Özsoy şunları yazdı:Eski hesabımdan dolayı 120 TL hesap işletim ücreti tahakkuk ettirilmiş olup, bunu haksız bulduğumdan ödememem üzerine, banka girişimiyle kredi yolsuzluğu yapmışım ya da kredi borcumu ödememişim gibi bankalar arası kara listeye alındım. Bir yıl sonra bu parayı mecburiyetten faziyle birlikte 220 TL olarak ödedim. Yaklaşık 2- 3 ay önce bu ödemeyi yapmama rağmen hala kara listede yer almam nedeniyle banka işlemlerinde olumsuzluklar, yüksek bedel ve faizler ödemek zorunda kalmaktayım. Ayrıca benim gibi başka kişilerin de başlarına aynı işlemlerin geldiğini öğrendim. Adliyede diğer çalışma arkadaşlarımın da başına benzer talihsizlik, haksız zarar ve üzüntü verici olayların gelmemesi için bu durumu duyurmak ihtiyacını hissettim. Bilgilerinize sunarım.
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
HakiminbankayakaralisteisyanıHakimin bankaya kara liste isyanı
FED’in kararıyla dolar 6 ayın zirvesine çıktı
Zaman
19.09.2014
02:04
ABD Merkez Bankası’nın (FED) önceki gün faizleri uzunca bir süre daha sıfıra yakın seviyede tutacağını açıklamasına karşın, artırımlar başladığında faizleri beklenenden daha hızlı yükseltebileceğine işaret etmesi gelişmekte olan piyasalara olumsuz yansıdı.Dün dolar/TL 25 Mart’tan bu yana en yüksek olan 2,23 seviyesini aştı, faizler yükseldi. Diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinin dolar karşısında değer kaybına paralel güne 2,23 seviyesine yaklaşarak başlayan ve sonra geniş bantta dalgalı bir seyir izleyen dolar/TL, gün içinde gelen kâr realizasyonları ile 2,2164’e kadar geriledi. Dolar/TL, öğleden sonra ABD tahvil faizlerindeki yükseliş ve artan dolar talebiyle 25 Mart’tan bu yana en yüksek olan 2,2351’e kadar yükseldikten sonra saat 17.32’de 2,2281 seviyesindeydi. Sepet bazında TL ise aynı saatte 2,5513 seviyesinden işlem gördü. FED’in kararının ardından TL’deki değer kaybının etkisiyle dün Borsa İstanbul da baskı altında kaldı. BIST-100 endeksi günü yüzde 1,86 kayıpla 77,496.43 puandan tamamladı. Bankacılık endeksi yüzde 2.7 değer kaybetti.
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
FED’inkararıyladolar6ayınzirvesineçıktıFED’in kararıyla dolar 6 ayın zirvesine çıktı
Bank Asya hisseleri yükselirken kapatıldı
Zaman
19.09.2014
02:04
Hafta başında yeniden işleme açıldıktan sonra uzun süre kapalı kalmanın getirdiği panik satışlar ve blok bir satışın etkisiyle yüzde 50’ye yakın değer yitiren Bank Asya hisseleri, blok satışların alınmasının ardından dün birinci seansta 0,57 kuruştan 0,71 kuruşa kadar yükseldi.Tavan fiyata yaklaşık 7 milyon lot alım geldi. Birinci seans bu şekilde kapanırken, ikinci seans öncesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın TÜSİAD’daki toplantıda yaptığı konuşmada, daha önce defalarca hedef gösterdiği gibi yine Bank Asya’yı hedef alarak “O banka batmış zaten. Taşıma su ile değirmen dönmez.” sözleri sonrası gözler ikinci seansta bankanın nasıl bir performans göstereceğine çevrildi. İkinci seansta hisseler birinci seansta olduğu gibi tavan fiyattan açıldıktan hemen sonra Borsa İstanbul tarafından yönetmeliğinin 25/b maddesi uyarınca geçici olarak yeniden işleme kapatıldığı haberi geldi. İlerleyen dakikalarda tekrar işleme açıldı ve bir süre sonra yeniden işleme kapatıldı. İşleme kapatıldığı sırada hisse tavan fiyattan işlem görmeye devam ediyordu. Bu noktada soru işareti hisse blok satışlarla taban taban gittiği sırada işleme kapatılmazken, satışların karşılandığı ve hisse fiyatının yeniden yukarı döndüğü sırada iki kez kapanması oldu. Bu nokta açıklanmaya muhtaç gözüküyor.
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
BankAsyahisseleriyükselirkenkapatıldıBank Asya hisseleri yükselirken kapatıldı
Herkese gözdağı
Zaman
19.09.2014
02:04
Uzun bir aradan sonra ilk kez TÜSİAD toplantısına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti başkanı gibi konuştu, her kesime ağır eleştiriler yöneltti. Suzan Sabancı Dinçer’e “Neymiş? Hukuk sistemi sorgulanmaya başlanmış, Türkiye’nin itibarı zedelenmiş.”, Koç Grubu’na “Ananasta, rafineride, tesbihte ağızları bıçak açmadı.” sözleriyle yüklendi. Gezi olaylarıyla ilgili tehditvari ifadeler kullandı: “Lojistik sağlayanları da, kimlerin fonladığını da tek tek biliyoruz. Kaybedenler sadece onlar olacak.”Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı oldukça gergin geçti. Kutuplaşma uyarısı yapan TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer’in ardından kürsüye gelen Erdoğan, patronların beklentilerinin aksine toplumun her kesimine tehditler savurdu. “Hukuk sistemi sorgulanmaya başladı, Türkiye’nin itibarı zedelendi.” diyen Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’e yüklendi: “Bir bankamızın yönetim kurulu başkanı çıkıyor, son derece karamsar bir tablo ortaya koyuyor. Bankası için bir inceleme yaptırdım, son 12 yılda aktifleri 8 kat, mevduatı 6 kat büyümüş.” Erdoğan, “2023 hedefleri hayal” diyen TÜSİAD Başkanı’na “Asla hayal değil.” diyerek cevap verdi. Ayrıca STK’ların, vatandaşın, istediği şekilde yürüyüş ve miting yapamayacağını söyledi.Toplantı öncesi iş dünyası suskun kalmayı tercih ederken, Erdoğan’ın yapacağı konuşmanın tonu ve içeriğinin nasıl olacağı merak konusuydu. İş dünyasının gündeminde, son aylarda Cumhurbaşkanı tarafından her geçen gün tırmandırılan kutuplaşma vardı. TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, bu konudaki endişesini doğrudan Erdoğan’a iletti: “Bizi en çok kaygılandıran bir konu da, doğrudan sizlere hitap etmek istiyorum; kutuplaşmanın bertarafında çok önemli bir rol üstlenebileceğinize inanıyoruz.”Dinçer’in ardından konuşmasına başlayan Erdoğan ise salonda bulunan işadamlarına isim vermeden ağır eleştiriler yöneltti. Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Haluk Dinçer’in eşi Suzan Sabancı Dinçer, Erdoğan’ın “Bir bankamızın yönetim kurulu başkanı çıkıyor, bir ifade kullanıyor. Neymiş? Elde edilen başarılara gölge düşmüş. Neymiş? Türkiye’nin yurtdışında itibarı zedelenmiş. Neymiş? Hukuk sistemi sorgulanmaya başlanmış. Bunu söyleyen şahsın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı banka için bir inceleme yaptırdım, son 12 yılda aktifleri 8 kat, mevduatı 6 kat büyümüş.” eleştirilerine maruz kaldı. Erdoğan’ın eleştiri oklarına maruz kalanlardan biri de Koç Grubu’ydu. Erdoğan, “Ananasta, rafineride, tesbihte ağızları bıçak açmadı.” diyerek Koç’a yüklendi. Hatırlanacağı üzere, 17 Aralık sonrası ortaya çıkan tapelerde Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ait olduğu iddia edilen yasa dışı ses kayıtlarında Koç’un adı bir rafineri ihalesiyle ilgili gündeme gelmişti. Mustafa Koç, konuşmalarda geçen ananasın Erdoğan’ın iddia ettiği gibi şifre değil, ‘bildiğimiz ananas’ olduğunu açıklamıştı.Erdoğan, Gezi olaylarına değinirken, tehditvari ifadeler kullandı: “Gezi olaylarına lojistik sağlayanları da Türkiye’ye algı operasyonu yapanları kimlerin fonladığını da tek tek biliyoruz. Hepsi mahcup oldu. Olmaya da devam edecekler. 70 milyon kazanırken kaybedenler onlar olacak.” Gezi sürecinde Koç’a ait Divan Otel, polisin müdahalesine uğrayan göstericilere kapılarını açmıştı. Gezi sürecinde hayatını kaybeden Bekin Elvan’ın cenazesi dolayısıyla Cem Boyner çalışanlarına e-mail göndererek mağazalardaki müşteri etkinliklerinin iptal edilmesi, mağazalara sığınabilecek vatandaşlar için ilk yardım malzemeleri bulundurmalarını istemişti. Ferit Şahenk ise, Garanti Genel Müdürü Ergün Özen’in Gezi protestocularına atfen “Ben de çapulcuyum.” açıklaması sebebiyle Erdo-ğan’ın eleştirilerinin hedefi olmuştu.
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
HerkesegözdağıHerkese gözdağı
Türkiye’de eski kârlılık kalmadı
Zaman
19.09.2014
02:04
Gedik Piliç Yönetim Kurulu Başkanı Osman Gedik, 8 yıldır kâr marjlarının iyice düştüğünü söyledi. Kuraklığın yem maliyetlerini artıracağını belirten Gedik, “10 yıl önce 2 kilo tavuk 1 kilo kırmızı ete denk geliyordu, artık fark 5 kata çıktı.” dedi. Şirket, 100 milyon liralık yatırım gerçekleştirdi.Beyaz et sektöründe 45 yılı bitiren Gedik Piliç, üretim tesislerinin günlük tavuk kesim kapasitesini 350 bine çıkardı. Gedik Piliç tesisleri için yaklaşık 100 milyon liralık yatırım gerçekleştirdi. Gedik Piliç Yönetim Kurulu Başkanı Osman Gedik, 2014 ve sonrasında ürettiğini satmak yerine talebin üretimi yönlendireceğini söyledi. “Türkiye’de artık ne iş yaparsan yap eski kârlılık yok.” ifadesini kullanan Osman Gedik, “7-8 yıldan bu yana kâr marjları iyice düştü. Hele hele tavuk sektöründe cirolar çok yüksek. Bizim için sattığımız üründen yüzde 2, 3 kazanmak çok para demek. Biz tavukçular yüzde 5 kazanırsak durmayız yatırım yaparız.” dedi. Osman Gedik, yıllık tonaj olarak yüzde 17-18, ciro olarak da yüzde 22-25 gibi büyüdüklerini ifade etti. “Mısırımızı ve soyamızı kendimiz üretsek tam yeterli oluruz.” diyen Gedik, “Topraklarımız soya üretimine elverişli ama ne hikmetse üretemiyoruz. 2013’te Tarım Bakanı Mehdi Eker açıklama yapmıştı, ürettiğimiz soya bize yetecek bir de ihracata göndereceğiz diyordu. Hâlâ öyle bir şey yok, biz soyayı ithal etmeye devam ediyoruz.” şeklinde konuştu. Yemin yüzde 25’inin soyadan oluştuğunu belirten Gedik, geri kalan kısımları mısır, buğday besinlerinin oluşturduğunu söyledi. Yönetim Kurulu Başkanı, bu sene etkisi görülen kuraklığın ise yem maliyetlerini artıracağını savundu. Soyada dışa bağımlılığımızı vurgulayan Gedik, “Hesaplarımıza göre yüzde 10 gibi bir maliyet artışı bekliyoruz.” dedi. Kuraklığın Yunanistan, Türkiye ve İran’da olduğuna dikkat çeken Gedik, “Bizim kuzeyimizde Rusya’nın üretimi çok fazla, Avrupa Birliği ülkelerinin, Amerika’nın yine üretimi çok iyi. Soya fiyatlarının da bir nebze düşmesi Amerika’daki rekoltenin çok yüksek olması zaten. Mısır fiyatlarında Türkiye’de artış beklerken, dünyada mısırın tonu 200 dolardan 150 dolara geriledi.” dedi. 16 ülkeye ihracat yapan Gedik Piliç, Rusya’dan gelecek ihracat haberini bekliyor. Rusya’ya ihracat başladığı takdirde Irak pazarı büyüklüğünde bir pazar olabileceğini belirten Gedik, “Rusya’dan yıllık 150-200 bin ton beklentimiz var. Türkiye’de üretilen pilicin yaklaşık yüzde 15’i buraya gidecek.” dedi.Hormonlu tavuk kâr getirmezTavukların sağlıksız bir şekilde ilaçlar ve hormonla büyütüldüğü iddialarına cevap veren Gedik, üretilen tavukların ıslah edilmiş türden et cinsi tavuk olduğunu belirtti. Senelerce ıslah edilmiş tavuk ırklarının ortaya çıkması için çalışıldığını, bu tavukların etinin doğal olarak fazla olduğunu ifade eden Gedik, tavuklarda hormon uygulamasının da kârsız olacağını vurguladı. Osman Gedik, tavuk etinin güvenilirliğine dikkat çekti. Her markayı güvenle tükettiğini söyleyen Gedik, “Tarım Bakanlığı bizim firmamızı denetlediği gibi hepsini denetliyor. İçim bu yüzden çok rahat.” diye konuştu. Güvenilir Gıdalar Vakfı’na üye olduklarını ve her tavukta mutlaka besmele çekilmesi gerektiği kararının alındığını ifade eden Gedik, “Kesimler artık tek tek bıçakla yapılıyor ve mutlaka kasap her tavukta besmele çekip bıçağı vuruyor.” dedi. Makineyle kesimin aslında daha verimli olduğunu ve saatte 12 bin kesim yapılabildiğini kaydeden Gedik, helallik boyutundan ötürü elle kesime geçtiklerini söyledi.
Zaman
Ekonomi
19.09.2014
Türkiye’deeskikârlılıkkalmadıTürkiye’de eski kârlılık kalmadı
Toplam "351" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti