hafızalı | |
|
| Cebimi çaldırır mısın? | Posta | 21.05.2012 12:01 |  | |
Hatırlamıyorum...
Son zamanlarda bana bir haller oldu; hafızam eskisi gibi değil
O eski fil hafızalı Özsel gitti, hiçbir şeyi hatırlamayan Özsel geldi
Birine bir şey mi söyleyeceğim, cümleye başlamadan önce adını düşünüyorum
Adı neydi, adı neydi diye düşünüp söze başlamak kadar acısı yok
Adını hatırlıyorum, bu kez söyleyeceklerim uçup gidiyor aklımdan
Birini arayacağım; telefonu alıyorum elime, kimi, niye arayacaktım diye düşünüyorum dakikalarca
Veya iyi bildiğim bir olayı anlatacağım; her şey bölük pörçük
Şu an bu satırları yazarken bile ne... | | Posta Köşe Yazıları 21.05.2012 | | | Cebimiçaldırırmısın?Cebimi çaldırır mısın? |
|
| Cebimi çaldırır mısın? | Posta | 21.05.2012 12:01 |  | |
Hatırlamıyorum...
Son zamanlarda bana bir haller oldu; hafızam eskisi gibi değil
O eski fil hafızalı Özsel gitti, hiçbir şeyi hatırlamayan Özsel geldi
Birine bir şey mi söyleyeceğim, cümleye başlamadan önce adını düşünüyorum
Adı neydi, adı neydi diye düşünüp söze başlamak kadar acısı yok
Adını hatırlıyorum, bu kez söyleyeceklerim uçup gidiyor aklımdan
Birini arayacağım; telefonu alıyorum elime, kimi, niye arayacaktım diye düşünüyorum dakikalarca
Veya iyi bildiğim bir olayı anlatacağım; her şey bölük pörçük
Şu an bu satırları yazarken bile ne... | | Posta Toplum Yaşam 21.05.2012 | | | Cebimiçaldırırmısın?Cebimi çaldırır mısın? |
|
| Cebimi çaldırır mısın? | Posta | 21.05.2012 12:01 |  | |
Hatırlamıyorum...
Son zamanlarda bana bir haller oldu; hafızam eskisi gibi değil
O eski fil hafızalı Özsel gitti, hiçbir şeyi hatırlamayan Özsel geldi
Birine bir şey mi söyleyeceğim, cümleye başlamadan önce adını düşünüyorum
Adı neydi, adı neydi diye düşünüp söze başlamak kadar acısı yok
Adını hatırlıyorum, bu kez söyleyeceklerim uçup gidiyor aklımdan
Birini arayacağım; telefonu alıyorum elime, kimi, niye arayacaktım diye düşünüyorum dakikalarca
Veya iyi bildiğim bir olayı anlatacağım; her şey bölük pörçük
Şu an bu satırları yazarken bile ne... | | Posta Son Dakika 21.05.2012 | | | Cebimiçaldırırmısın?Cebimi çaldırır mısın? |
|
| Belleğimize ne oldu bizim? Balık hafızalı mı olduk? | Haber7 | 05.02.2012 10:57 |  | | |
| Belleğimize ne oldu bizim? Balık hafızalı mı olduk? - İsmet BERKAN | Hürriyet | 05.02.2012 09:43 |  | | |
| Belleğimize ne oldu bizim? Balık hafızalı mı olduk? - İsmet BERKAN | Hürriyet | 05.02.2012 04:23 |  | | |
| Türkiye'nin Harkileri! | Milli Gazete | 29.01.2012 18:59 |  | | | Ermeni meselesi bir deyimi hatırlattı: Dost bi-perva, felek bi-rahm, devran bi-sükun / Dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü, talih ise kötü. Bolluk içinde yokluk veya çokluk içinde azlık diye buna derler. Ermeniler, Yahudiler bir avuç lakin organize kabiliyetleriyle dünyayı kasıp kavuruyorlar. Bizler ise çoğunluk olmanın keyfiyle avunuyor lakin organize olamamanın ateşiyle yanıyoruz. Elbetteki devran dönecek. Lakin organize olma kabiliyeti şart. Vaktiyle ibret almak için bir hikaye anlatılırdı.
Okuma yazma bilmeyen bir Ermeni dayanışma olsun diye çıkan Ermenice bir gazeteye abone olur ve sürekli alırmış. Okuma yazma bilmediği halde neden böyle davrandığı sorulunca gazeteyi yaşatma himmetini gerekçe göstermiş. Golda Meir Arap toplumlarının okumadıklarını söylerdi. Bunu Türk toplumuna da yansıtabiliriz. Okumuyoruz ve bundan dolayı da balık hafızalı bir toplumuz. Özalın tarzında olduğu gibi bir şeyin üzerinde ne kadar durursak ve maşeri vicdanda o kadar makes bulur ve iz bırakır. Kamuoyu oluşturmanın bir yönü de budur. Ortak yönlere vurgu yapmadığımızdan toplumsal hafıza zayıfladı ve bu da bizi kırılgan yaptı. Geçmişte ortak kültürümüz vardı. Zira az okusak da aynı şeyleri okuyorduk. Şimdi ise zihinler dağıldı. İkinci olarak efkar-ı amme denilen kamuoyu oluşturmada da zayıfız. Kendi kitlemiz üzerinde kamuoyu oluşturamazken başkaları rahat bir bicimde kitlemizi avlıyorlar. Ve bunlar gürültülü ve azgın azınlık. Düşman bize, kamuoyu oluşturarak kendi sahamızda propaganda yapıyor hatta beynimizi yıkıyor. Türkiyede kamuoyunu Türklerden ziyade Ermeniler şekillendiriyor, Bu kadarı da olmaz!... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 29.01.2012 | | | TürkiyeninHarkileri Türkiyenin Harkileri |
|
| Mehmet Kamış - Balık hafızamızla yüzleşmek | Zaman | 11.01.2012 01:56 |  | | Benim sevgili balık hafızalı ülkem. Yaşananlardan, acılardan, ölümlerden, kazalardan, depremlerden, darbelerden asla ve asla ders almayan, geçmiş ve geleceği düşünmeden yaşayan, hayatı sadece o andan ibaret bilen benim güzel ülkem. Ders alınmadığı için tarihin sürekli tekerrür ettiği balık hafızalı ülkem. | | Zaman En Çok Okunan 11.01.2012 | | | MehmetKamış-BalıkhafızamızlayüzleşmekMehmet Kamış - Balık hafızamızla yüzleşmek |
|
| Mehmet Kamış - Balık hafızamızla yüzleşmek | Zaman | 11.01.2012 01:56 |  | | Benim sevgili balık hafızalı ülkem. Yaşananlardan, acılardan, ölümlerden, kazalardan, depremlerden, darbelerden asla ve asla ders almayan, geçmiş ve geleceği düşünmeden yaşayan, hayatı sadece o andan ibaret bilen benim güzel ülkem. Ders alınmadığı için tarihin sürekli tekerrür ettiği balık hafızalı ülkem. | | Zaman Köşe Yazıları 11.01.2012 | | | MehmetKamış-BalıkhafızamızlayüzleşmekMehmet Kamış - Balık hafızamızla yüzleşmek |
|
| Pir-ü paktılardı da sanki | Milli Gazete | 23.12.2011 19:09 |  | | | Balık hafızalı olduk iyiden iyiye. Çoğu kırmızı çizgimizin çoktan silindiğini unuttuğumuz yetmezmiş gibi saman alevi misali parlayan tepkileri de ciddi politikaların ürünü sanıyoruz. Anlık tepkilerle ve ansızın parlayıp sönen celallenmelerle geçiştiriyoruz meseleleri. Bu da, kendi meselelerimizi çözmek ve müdahil olmak yerine, Fransız kalmamıza sebep oluyor, aynı bugün olduğu gibi.
Bugünlerde, Fransanın sözde Ermeni soykırımını inkarı suç kapsamına alan yasa tasarısı üzerine söylenen sözlere ve gösterilen tepkilere bakınca, bir dönem İtalyan ürünlerine boykot hadisesini andıran bir manzara var. Toplumsal bir galeyan, ancak mantıki gerekçeler yerine anlık heyecanlar ön planda yine. Kimseler kalkıp da, Yumurta kapıya dayanınca mı akıllar başa geliyor? diye sormuyor mesela. Öteden beri bu Ermeni soykırımı tezlerini savunanlarla içli dışlı olmanın ve ekonomik anlamda da bağımlılığın hesabını soran yok. Daha geçen haftalarda, Suriyeye karşı ortak yaptırımları konuşuyorduk Fransayla ve NATOya geri dönüşlerini kutluyorduk, ne garip. Sanki, Fransa, bu inkar yasasını devreye almasa Türk tezlerinin yılmaz savunucusu gibi davranıyordu da.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 23.12.2011 | | | Pir-üpaktılardıdasankiPir-ü paktılardı da sanki |
|
| Toplumsal hafıza | Milli Gazete | 11.10.2011 15:48 |  | | | Dünya üzerinde her milletin kendisine ait karakteristik özellikleri vardır. Akdeniz ikliminin insanları, sıcakkanlıdır, misafirperverdir, karşısındaki insana elindekinin hepsini vermek ister. Soğuk iklimin insanları ise daha soğuktur, bürokratik kafalıdır, bir iş yaptırabilmek için bin dereden su getirmek zorundasınızdır.
Yapılan istatistiklere göre, bir İngiliz, bir yıl sonrasını planlar, 10 yılını ise hedefleyerek yaşar. Bir Alman, 3 yılını planlar, 5 yılını ise hedefleyerek yaşar. Bir Türk ise bir gününü bile planlamaz, ne yapacağına o gün içinde karar verir, yarını için ise hiçbir hedef koymadan yaşar. Türklerin en karakteristik özelliklerinden bisi ise balık hafızalı olmalarıdır. Bir Türk, gün bittikten sonra dünüyle ilgili hiçbir bilgiyi hafızasının bir kenarına koymaz. Kuşkusuz bu kötü karakteristik özellik, insanlarımızın geçmişiyle hesaplaşmasını, geleceğe dair planlar yapmasını ve yaşadığı günden dersler çıkarmasını engelleyen bir tavırdır.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 11.10.2011 | | | ToplumsalhafızaToplumsal hafıza |
|
| Hafızalı Teller | Haber3 | 05.10.2011 00:50 |  | | |
| İki kişi özel aletlerle gelmişti | Star | 23.09.2011 02:31 |  | | | Yazıcıoğlu’nun düşen helikopterindeki karakutuyu sökenlerin üniformalı iki kişi olduğunu anlatan Destici, “Helikopterdeki 3 GPS aletinden en düşük hafızalı, en düşük veri toplayabileni elde, diğer 2 tanesi kayıp” dedi. | | Star Politika 23.09.2011 | | | İkikişiözelaletlerlegelmiştiİki kişi özel aletlerle gelmişti |
|
| İki kişi özel aletlerle gelmişti | Star | 23.09.2011 02:26 |  | | | Yazıcıoğlu’nun düşen helikopterindeki karakutuyu sökenlerin üniformalı iki kişi olduğunu anlatan Destici, “Helikopterdeki 3 GPS aletinden en düşük hafızalı, en düşük veri toplayabileni elde, diğer 2 tanesi kayıp” dedi. | | Star Son Dakika 23.09.2011 | | | İkikişiözelaletlerlegelmiştiİki kişi özel aletlerle gelmişti |
|
| Levent Yılmaz - PARALEL HAYATLAR | Taraf Gazetesi | 08.06.2011 05:25 |  | | |
Blackberry Tablet satışa sunuldu | Türkiye Gazetesi | 21.04.2011 02:32 |  | | | Cihaz “7 inç” dokunmatik ekrana sahip...
“Blackberry” akıllı telefonların üreticisi Reseach In Motoion, cihazın ilk tablet modelini ABD ve Kanada’da satışa sundu. 16 GB hafızalı ‘Blackberry Playbook’ 499 dolardan, 32 GB hafızalı modeli 599 dolardan, 64 GB olanı ise 699 dolardan tüketicilerle buluştu. Daha çok iş adamlarına yönelik tasarlanan ‘Blackberry Playbook’, 1024x600 piksel çözünürlük ve “7 inç” dokunmatik ekrana sahip... Gücünü Texas Instruments çift çekirdekli işlemciden alan cihazda görüntülü konuşmalar için ön trafta 3 MP, arka kısımda 5 MP kamera bulunuyor...
| | Türkiye Gazetesi Son Dakika 21.04.2011 | | BlackberryTablet satışasunulduBlackberry Tablet satışa sunuldu |
|
| James Bond değil Chapman gözlüğü | Milliyet | 19.04.2011 00:38 |  | | |
|
James Bond değil Chapman gözlüğü
| Milliyet | 19.04.2011 00:17 |  | | |
| Ogün Samast: Dink?i ben değil, hedef gösteren manşetler öldürdü | Samanyolu Haber | 04.04.2011 16:58 |  | | Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dinkin katil zanlısı Ogün Samastın İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına devam edildi. Mahkemede el yazısı ile yazdığı 4 sayfalık bir mektup okuyan Ogün Samast, Hrantı ben değil manşetler öldürdü. Ben o yıllarda Agosun yerini bile bilmezdim. Beni bu sürece götürenler şimdi her yerdeler. Ben suçlu değilim, Dinki vatan haini gösteren manşetler suçlu. Ben burada yargılanırken, Dinki hedef gösteren gazete manşetlerini atanlar, köşe yazılarını yazanlar neden yargılanmıyor? ifadelerini kullandı.
İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada tutuklu sanık Ogün Samast hazır bulunduruldu. Dinkin ailesi Samastın çocuk mahkemesinde yargılanmasını protesto etmek için bu duruşmaya da katılmadı. Dink ailesini avukatları temsil etti. Davada tanıkların dinlenmesine devam edildi. Samast, mahkemede okuduğu mektupla pişman olduğunu, kullanıldığını itiraf etti. Mektubun başında Lanetli bir lav gibi en güzel gençliğim akıp gidiyor. sözlerini sarf eden Samast, sözlerine şöyle devam etti: Sadece yargılananlar yargılayabilir. Tüm uluslararası hukukta ve Türk Ceza Kanununda adam öldürmeye teşvik etme suçu mevcuttur.
BUGÜN OLSA VURMAZ TARTIŞIRDIM
Hrant Dinki öldürmesiyle sonuçlanan sürecin 2004 yılındaki Türkiye- Gürcistan maçıyla başladığını söyleyen Samast, Aydınlar Türk halkı için balık hafızalı diyor. Evet biz balık hafızalıyız. Gözünde çöp olan herkesin gözünde çöp olduğunu sanırmış. Ben gözümdeki çöpü çıkarttım. Bu nedenle bugün yargılanıyorum. diye konuştu. Samast, Ben gençlik yıllarının verdiği cahillikle ve eski bir sabıkalı olan Yasin Hayalin zorlamasıyla bu cinayeti işledim. Çok pişmanım, kullanıldım. Zaten vurmadan önce de vazgeçecektim. Ama aklıma Yasin Hayal geldi. Dinki vatan haini gibi gösteren gazete manşetleri geldi. O an kendimi kaybettim ve vurdum. Bugün olsa vurmaz, gidip kendisiyle tartışırdım. Belki de tartışmadan ben haklı çıkardım. diye konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 04.04.2011 | | | OgünSamastDink?ibendeğilhedefgösterenmanşetleröldürdüOgün Samast Dink?i ben değil hedef gösteren manşetler öldürdü |
|
| Dünyanın tek ?hafızalı akü?sünü üretti | Taraf Gazetesi | 27.03.2011 03:37 |  | | |
| Özgür yazılımla geliştirilen en iyi ürün | Samanyolu Haber | 10.02.2011 17:49 |  | | TÜBİTAK BİLGEM bünyesinde geliştirilen milli işletim sistemi Pardusun yeni sürümü Pardus 2011 çıktı. Heyecanla beklenen yerli işletim sistemi Pardusun yeni sürümünün bulunduğu DVD TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisinin Şubat 2011 sayısıyla okuyuculara ücretsiz olarak dağıtılıyor. Pardus 2011 DVDsine yüklenen uygulamalar arasında Bilim ve Teknik okuyucularına özel bilim uygulamaları da yer alıyor.
Bilişim dünyasının uzun süredir beklediği, birçok yeniliği beraberinde getiren Pardusun yeni sürümü Pardus 2011, yayımlanır yayımlanmaz geniş bir kullanıcı kitlesinin ilgi odağı oldu. Açık kaynak dünyasının ülkemizdeki en önemli temsilcisi Pardusun yeni sürümü, bilgisayarlardaki yerini almasından dakikalar sonra, sosyal paylaşım sitesi Twitterda en çok takip edilenler arasında ilk sırayı aldı.
Her gün yeni teknolojilerin çıkması, kullanıcıların bilgisayarlarından beklentilerini değiştiriyor. Pardus 2011, kullanıcılardan gelen onlarca isteği hayata geçiren bir sürüm olmayı da başardı. Bu yenilikler arasında göze çarpanlar:
Pardus 2011de önceki sürümlerde kullanılan ağ yöneticisi yerine yeni bir özgür projeden yararlanıldı. Yeni ağ yöneticisi de, daha önceki sürümlerde olduğu gibi otomatik ayarlanan kablolu bağlantı, tek tuşla mekân hafızalı kablosuz bağlantı gibi özellikleri destekliyor. Bunun yanı sıra kablosuz ağlar ile aynı kolaylıkta kullanılabilir 3G bağlantı desteğine sahip. Böylece USB modem çubukları ya da cep telefonlarıyla İnternet bağlantısı kurmak isteyen kullanıcılar, karmaşık kurulum ve yapılandırmalar ile uğraşmak zorunda kalmıyor.
Sosyal medyanın hayatımızdaki önemi arttıkça sohbet programlarından e-posta uygulamalarına kadar her yerde profil fotoğrafı kullanılıyor. Kullanıcılar, Pardusu ilk çalıştırdıklarında kişisel ayarlarını yapmaya yardımcı olan Kaptan Masaüstü ile tanışır. Pardus 2011de Kaptan profil fotoğrafçılığına soyunuyor ve bilgisayara bağlı bir kamera varsa fotoğraf çekip profil fotoğrafı olarak kaydediyor. Eğer herhangi bir kamera yoksa, sabit diskteki albümlerden seçmek de mümkün.
Özellikle oyun dünyasının iyi tanınan 3B destekli ekran kartları, Pardus gibi Linux sistemler için özel sürücüler yayınlıyor. Bununla birlikte, özgür yazılım dünyasının bu kartlar için hazırladığı özgür sürücüler de mevcut. Her birinin ayrı avantaj ve dezavantajları olan bu sürücüler, kullanım sırasında ayarlanabiliyor ancak kurulum sırasında Pardus sizin yerinize bu kararı veriyordu. Kullanıcılardan gelen talep doğrultusunda, Pardus 2011 kurulum sırasında ekran kartını hangi sürücü ile çalıştırması gerektiğini sormaya başladı.
Pardusun kolayca kurulmasını sağlayan kurulum sihirbazı YALI, yine kullanıcı istekleri doğrultusunda kullanıcıların elle kimlik numarası (UUID) seçebilmesini ve disk bölümleri için Linux Mantıksal Hacim Yönetimi (LVM) ve RAID teknolojileri kullanabilmesini sağlıyor.
Perdesiz gitarın mucidi, usta müzisyen Erkan Oğur Pardus 2011de kullanıcılara bir sürpriz yapıyor. Erkan Oğurun en sevilen parçalarından olan Mor Dağlar, Kalan Müzik ve Oğurun desteği ile Pardus 2011de yüklü olarak geliyor. Pardus kullanıcıları Erkan Oğurun notalarında Anadolu müziğinin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarken, müzik dinlemek için yeni bir program keşfetmek isteyen yeni Pardus kullanıcıları Clementine ile tanışıyor.
Pardus, açık kaynak dünyasının sunduğu en önemli avantajlardan esneklik ve güvenlik gibi özellikleri Pardus 2011 sürümünde de koruyor. Pardus 2011de göze çarpan en önemli yeniliklerden biri ise, OpenOffice.org yerine, özgür yazılım topluluğu tarafından geliştirilen LibreOfficein tercih edilmesi. Pardus, LibreOfficei kullanacağını açıklayan ilk Linux dağıtımlarından biri oldu.
Pardus 2011de daha çok donanım desteği ve iyileştirilmiş kullanım kolaylığı gibi yeniliklerin yanı sıra, Türkçe yazım denetimi desteği, virüs gibi art niyetli yazılımlara karşı güvenli yapısı, programların kurulu gelmesi gibi beğenilen özelliklerini sunmaya devam ediyor.
İlk günden beri bir çok dilde destek veren Pardusa, 2011 sürümüyle birlikte Rusça ve Macarca da eklendi.
Akıllı telefonlardan sonra masaüstü işletim sistemlerinde de yaygınlaşan tek tuşla program kurma olanağı Pardusta TÜBİTAK tarafından geliştirilen PiSi ile ilk günden bu yana ilgi çeken özelliklerden biri. Pardus 2011, kurulumla birlikte gelen yüzlerce uygulamaya ek olarak PiSi depolarında, Skype, Google Chromium, VLCnin de aralarında olduğu 3500den fazla uygulamayı kullanıcılarına sunuyor.
Pardus 2011 ile gecikmeden tanışmak ve daha fazla bilgi için;
www.pardus.org.tr
www.ozgurlukicin.com | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.02.2011 | | | ÖzgüryazılımlageliştirileneniyiürünÖzgür yazılımla geliştirilen en iyi ürün |
|
| Vodafone'dan 1 liraya android simit de bedava! | Haber7 | 10.02.2011 13:20 |  | | |
| Vodafone'dan 1 liraya android telefon simit de bedava! | Haber7 | 10.02.2011 12:55 |  | | |
| Enıac'dan iPad'a tarihi dönüşüm | Samanyolu Haber | 07.01.2011 11:04 |  | | İlk kez 7 Ocak 1946 tarihinde ENIAC adıyla kullanımına başlanan elektronik bilgisayar, 65. yılına hayal edilemeyecek güçte giriyor. ABD ordusu için geliştirilen ilk ENIAC 30 ton ağırlığında, 167 metrekare hacminde iken, zamanla küçüldü, ucuzladı, günlük hayatın vazgeçilmezleri arasına girdi. Son teknoloji harikası IPADlar, bilgisayar ve internet dünyasını tamamen dokunmatik erkanla işleyen bir platforma taşıdı.
Türkiyenin ilk kişisel bilgisayarla tanışması ise 1980de, bugün Bilkent Üniversitesi Rektörü olan Prof. Dr. Abdullah Ataların, siyah beyaz televizyonu bilgisayar ekranına dönüştürmesiyle gerçekleşti.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, ilk başarılı yüksek hızlı elektronik bilgisayar Eniac, 7 Ocak 1946da ABDde kullanıma girdi. Elektronik-dijital bilgisayara giden yolda atılmış büyük adımlardan biri olarak Eniaclar 1955e kadar kullanıldı.
1937de Harvard Üniversitesinden Howard-Aiken ilk otomatik hesap makinesini (MARK-I), 1943de Pennsylvania Üniversitesinden J.P. Erkert ise ilk işlevsel bilgisayar olan 30 ton ağırlığındaki Eniacı (Electronic Numerical Integrator and Calculator) yaptı. 30 ton ağırlığındaki Eniac, 135 metrekarelik bir alanı kaplıyordu ve hesaplama vurumları bin 500 elektromekanik röleden geçip 18 binden çok radyo lambasından akıyordu. Eniacı çalıştırmak için 150 bin vatlık enerji gerekiyordu.
1951-1959 arasında üretilen bilgisayarlarda ise vakum tüpleri kullanıldı. Bu tüpler bir ampul büyüklüğündeydi ve çok fazla enerji harcıyordu. Veri ve programlar magnetik teyp ve tambur gibi bilgi saklama araçlarıyla saklandı. Veriler ve programlar bilgisayara delgi kartları ile yükleniyordu.
1959-1964 arasında üretilen bilgisayarlarda transistörler (10 bin adet) kullanılıyordu. COBOL, FORTRAN, ALGOL yüksek düzeyli diller ve işletim sistemleri geliştirildi.
1964-1970 arasında üretilen bilgisayarlarda entegre devreler kullanıldı, onbinlerce devre küçük bir silikon çipe yerleştirildi. Düşük maliyet, yüksek güvenirlilik, küçük boyutlar, düşük enerji sarfiyatı ve hızlı olması bu çiplerin mikrobilgisayar yapımında kullanılmasını sağladı.
1970li yıllardan sonra, büyük çaplı tümleşik devreler kullanılmaya başlandı. Bilgisayar donanımında bu teknolojinin kullanılması bilgisayarın hesaplama hızlarını ve güvenirliliğini artırmış ve hacimleri çok küçültmüştü. Mikroişlemci denilen tek bir tümleşik devre yongalarının bilgisayarlara uygulanması ile tek kullanıcılı ucuz bilgisayarların üretimine geçildi.
İlk popüler grafik işletim sistemi 1984de, Apple Macintoshu piyasaya sürdüğünde ortaya çıktı. Microsoft, Macintosh için sözlük işlemci ve elektronik tablo programı yazdı.
İlk IBM kişisel bilgisayar 1981in ağustos ayında pazara çıktı. IBM, 1983 baharında, şirketin, içinde sabit disk bulunan ilk kisisel bilgisayarı olan PC/XTsini piyasaya sürdü. Disk, yerleşik bir depolama aygıtı olarak çalışıyordu ve 10 megabayt kapasiteye sahipti. 1984te IBM, Intelin 80,286 micro işlemcisine dayalı, PC/AT adlı yüksek performanslı ikinci kuşak bilgisayarını tanıttı. IBM PCden üç kat hızlıydı. 1990 Mayısında ise Windows 3.0 piyasaya sürüldü.
Appleın CEOsu Steve Jobs, taşınabilir bilgisayar ve akıllı telefon arası çok fonksiyonlu tablet bilgisayarı iPad 27 Ocak 2010da dünyaya tanıttı.
Bilgisayar ve internet dünyasını tamamen dokunmatik ekranla işleyen bir platforma taşıyan iPad ile internette gezinip, e-posta gönderilebiliyor. Büyük boy bir bloknot ölçülerindeki iPad fotoğraf ve video izleyebilme, ayrıca video oyun oynayabilme imkanı da tanıyor.
Akıllı cep telefonları ile dizüstü bilgisayar teknolojisini tek bir cihazda birleştiren iPad, 24.2 cm yüksekliğine, 18.9 cm genişliğe ve 1.3 cmlik kalınlığa sahip.
Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar ise Türkiyedeki bilgisayar tarihini başlatan akademisyenlerin başında geliyor.
1976 yılında ABDde Intelden aldığı 1 kilobaytlık hafıza ile mikroişlemcileri kullanarak ilk kişisel bilgisayarını yapan Atalar, 1980 yılında Türkiyeye döndü ve 56 KB hafızalı CP/M işletim sistemi ile çalışan Türkiyenin ilk kişisel bilgisayarını o tarihte yaptı.
Atalar, bilgisayara ilişkin Bu bilgisayar 8-bitlik bir mikroişlemci olan 4MHzlik Z80 ile çalışıyordu. Yani bugünkü işlemcilere göre yaklaşık 1000 misli daha yavaş bir saati vardı. S-100 bus denilen bir anakart üzerine monte ediliyordu. Üzerinde 56 kilobyte bellek, 1 kilobyte firmware ve EPROM programlayıcı vardı. Bilgisayar herbiri 25cm x 13cm boyutlarında 8 karttan oluşuyordu bilgisini verdi.
Bilgisayarın boş kartlarını ve üzerindeki yüzlerce çipi Amerikadaki değişik yerlerden satın alıp tek tek kartlara lehimlediğini anlatan Atalar, bunun için 2 bin 500 dolar harcadığını belirtti.
Bil | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.01.2011 | | | EnıacdaniPadatarihidönüşümEnıacdan iPada tarihi dönüşüm |
|
| Birçok hastalığın umudu proje Türkiye'de | Samanyolu Haber | 18.12.2010 10:27 |  | | Canlı nöron hafızalı bilgisayar projesi Türkiyede faaileyete geçecek. Kaliforniya Lawrance Berkeley Laboratuvarı ve Max Planck Enstitüsü gibi önde gelen araştırma kurumlarında çalışmış plazma fiziği uzmanı Prof. Dr. Ian G. Brown, son çalışmalarını İzmir Üniversitesinde anlattı. Rektör Prof. Dr. Kayhan Erciyeş, gelecekte otizm, alzheimer, multiple skleroz gibi hastalıkların tedavisine ışık tutması beklenen çalışmaların bir sonraki aşaması olan canlı nöron hafızalı bilgisayar projesini, Brownın ekibi ve Mühendislik Fakültesi olarak Türkiyede hayata geçirmek konusunda prensipte anlaştıklarını ve en kısa zamanda faaliyete başlayacaklarını açıkladı.
Çok sayıda akademisyen ve öğrencinin dinleyici olarak katıldığı seminerde Prof. Dr. Brown, Büyük Nöron Ağları ve Bilincin Orijinin Araştırılması başlıklı bir konuşma yaptı. İnsan beynindeki bilinç, öğrenme ve bilgi depolama gibi işlevlerle nöronlar arasındaki ilişkinin hâlâ çözümlenemeyen bir konu olduğunu belirten Prof. Dr. Brown, son yıllarda araştırmaların, beynin kapasitesinin belirlenmesi üzerine yoğunlaştığını dile getirdi. Bu deneylerde bir süre aynı sinyal verilen canlı nöronların, bilgisayar hafızası gibi davranarak bilgi depoladığını anlatan Brown, iki nörondan oluşan canlı hafıza biriminin bilgiyi kaydettiğini, bu deneylerin canlı bilgisayar konusunda ilk adımlar olduğunu fakat daha gidilecek çok uzun bir yol bulunduğunu belirtti. Kendi araştırma grubunun Lawrence Berkeley Laboratuvarında yaptığı çalışmada, nöronları DLC maddesi üzerinde çoğaltarak istenen topolojinin oluşturulduğunu, nöronların istenen fiziki bölgelerde çoğaltılmasını sağladıklarını söyledi. Böylece istenen bağlantı şeklinde canlı nöron ağları, dolayısıyla beyin oluşturma yolunda bir adım atıldığını belirtti.
Körlerin nöron faaliyetine bakılarak ve bazıları değiştirilerek görmenin sağlanabildiğini vurgulayan Ian G. Brown, araştırmalar sonucu özellikle insan beyninde bulunan sinir ağlarındaki deformasyonlardan kaynaklandığı düşünülen otizm, alzheimer ve multiple skleroz gibi hastalıkların tedavisinde gelişmeler sağlanabileceğini dile getirdi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.12.2010 | | | BirçokhastalığınumuduprojeTürkiyedeBirçok hastalığın umudu proje Türkiyede |
|
| Canlı nöron hafızalı bilgisayar geliyor | Zaman | 18.12.2010 10:20 |  | | | Kaliforniya Lawrance Berkeley Laboratuvarı ve Max Planck Enstitüsü gibi önde gelen araştırma kurumlarında çalışmış plazma fiziği uzmanı Prof. Dr. Ian G. Brown, son çalışmalarını İzmir Üniversitesinde anlattı. Rektör Prof. Dr. Kayhan Erciyeş, gelecekte otizm, alzheimer, multiple skleroz gibi hastalıkların tedavisine ışık tutması beklenen çalışmaların bir sonraki aşaması olan canlı nöron hafızalı bilgisayar projesini, Brownın ekibi ve Mühendislik Fakültesi olarak Türkiyede hayata geçirmek konusunda prensipte anlaştıklarını ve en kısa zamanda faaliyete başlayacaklarını açıkladı. | | Zaman Son Dakika 18.12.2010 | | | CanlınöronhafızalıbilgisayargeliyorCanlı nöron hafızalı bilgisayar geliyor |
|
| Doğru bilinen yanlışlar | Zaman | 19.10.2010 02:49 |  | | Kelebek denince aklımıza bir gün süren hayatları gelir. Ya da balıklar... Çok unutkan birine balık hafızalı adet olmuştur. Bilinir ki balıkların hafızası beş-yedi saniyedir. Suçlu veya korkak biri ise devekuşu gibi saklanma ithamıyla karşılaşır çoğu kez. Peki bu söylenenler doğru mu? Bunların gerçek olup olmadığını hiç düşündük mü? Siz de suyun renksiz olduğunu, Romayı İmparator Neronun yaktığını ya da Pisa Kulesinin yamuk yapıldığını düşünüyor musunuz? İşte herkesi şaşırtacak doğru bildiğimiz yanlışlar... | | Zaman En Çok Okunan 19.10.2010 | | | DoğrubilinenyanlışlarDoğru bilinen yanlışlar |
|
| Doğru bilinen yanlışlar | Zaman | 19.10.2010 02:01 |  | | Kelebek denince aklımıza bir gün süren hayatları gelir. Ya da balıklar... Çok unutkan birine balık hafızalı adet olmuştur. Bilinir ki balıkların hafızası beş-yedi saniyedir. Suçlu veya korkak biri ise devekuşu gibi saklanma ithamıyla karşılaşır çoğu kez. Peki bu söylenenler doğru mu? Bunların gerçek olup olmadığını hiç düşündük mü? Siz de suyun renksiz olduğunu, Romayı İmparator Neronun yaktığını ya da Pisa Kulesinin yamuk yapıldığını düşünüyor musunuz? İşte herkesi şaşırtacak doğru bildiğimiz yanlışlar... | | Zaman Ana Sayfa 19.10.2010 | | | DoğrubilinenyanlışlarDoğru bilinen yanlışlar |
|
| Doğru bilinen yanlışlar | Zaman | 19.10.2010 01:57 |  | | Kelebek denince aklımıza bir gün süren hayatları gelir. Ya da balıklar... Çok unutkan birine balık hafızalı adet olmuştur. Bilinir ki balıkların hafızası beş-yedi saniyedir. Suçlu veya korkak biri ise devekuşu gibi saklanma ithamıyla karşılaşır çoğu kez. Peki bu söylenenler doğru mu? Bunların gerçek olup olmadığını hiç düşündük mü? Siz de suyun renksiz olduğunu, Romayı İmparator Neronun yaktığını ya da Pisa Kulesinin yamuk yapıldığını düşünüyor musunuz? İşte herkesi şaşırtacak doğru bildiğimiz yanlışlar... | | Zaman Son Dakika 19.10.2010 | | | DoğrubilinenyanlışlarDoğru bilinen yanlışlar |
|
| İşsizlik sorununun ÇA-RE ve ÇÖ-ZÜ-MÜ | Milli Gazete | 17.09.2010 20:04 |  | | | Önceki yazımda işsizlik sorunu üzerinde durdum ve bu sorunun işçilik sistemi ile başladığını; işçilik sistemi tamamen çökünceye kadar da bu sorunun hep süreceğini yazdım. Bizim temel anlayışımıza göre; sadece teşhis yapmak yetmez, bu müzmin sosyo-ekonomik hastalığın tedavi reçetelerini de sunmamız gerekir. Nitekim yazımın sonunda dedim ki; bu önemli sorunun çözümleri gelecek yazıda. Bize göre; özellikle birilerinin veya kahir çoğunluğun yaptığı gibi sorunları sadece gündeme getirmek yetmez, ayrıca çare ve çözümleri de önermek ve arz etmek gerekir. Bir hatırlatma daha: Biz çare ve çözümleri hep sunuyoruz ama âh bir de kör, sağır ve dilsiz siyaset sultanları bir duyabilse, bir görebilse! Her neyse, biz yine de işsizlik sorunu ile ilgili radikal ve reel çözümlerimizi sunalım. Hak ve hakikat adına hakkı söyleyip/yazıp gerçekler deryasına atalım; balık hafızalı birileri duyup görmese bile, Hak ve halk biliyor, görüyor ve duyuyor ya; bize O yeter!
... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 17.09.2010 | | | İşsizliksorunununÇA-REveÇÖ-ZÜ-MÜİşsizlik sorununun ÇA-RE ve ÇÖ-ZÜ-MÜ |
|
| Derin yapıların hedefindeki Türk | Samanyolu Haber | 18.08.2010 13:16 |  | | Sağduyulu tutumu onu derin yapıların hedefi haline getiriyor dedi ve perde arkasını sadece Samanyoluhaber.com için yazdı.
Bugünlerde sorulan soru şu: Demokratik açılım durdu mu, ara mı verildi, yoksa tamamen bitti mi?.. Bizce tersine artarak devam ediyor. Mevcut Anayasa değişikliğinin halk oylamasına gitmesi ve % 51 bile olsa -ki % 60lardan fazla çıkacak- bir referandumun sonucuda Demokratik Açılımdaki en önemli köşe taşı.
Çünkü özellikle de CHP-MHP-PKK-KCK-BDP gibi yapıların yanında, Haydar Baş, Oda-TV- Süleyman Demirel- Hüsamettin Cindoruk- Mesut Yılmaz-Yaşar Okuyan gibi kişilerin, askeri vesayete dayalı bürokrat ve seçkin elit tabakanın devleti haline gelen Cumhuriyetimizin kabuk değiştirip, halkın tercihine dayalı gerçek bir Halk Cumhuriyeti olmasını hazmedemiyorlar. Korkuyorlar ve bundan endişe duyuyorlar.
Kanımızca ?hayırcılar?, öncelikle de Bahçeli ve Kılıçdaroğlu, aynı zamanda şunu da fark ettiler: Sandıktan çıkacak olan onlara bir tokat durumundaki yoğunluklu bir ?evet?, onlarında siyasi hayatlarının sonu olacak. Geçmiş yaşlarına, yakalayamadıkları fırsatlara bakınca, bu son referandum oyulaması onlar açısından da adeta bir ?Rus Ruleti? oyunu gibi tehlikeli bir durum.
Elbette Bahçeli ve Kılıçdaroğlunu böyle bir karara itenleri de görmek / bilmek / tanımak gerekiyor. Bitmekte olan derin devletin statikocu kokuşmuş iktidarının, son kalelerinin düşmemesi için bütün güçleri ile MHP ve CHPyi de kullanıyorlar. İmralıyı da ?hayır cephesine çekenlerin, aynı derin yapılar olduğunu sanırım ayrıca belirtmemize bile gerek yok.
Yeri gelmişken söyleyelim. Medyada CHP ve Kılıçdaroğlu şakşakçılığına soyunanlara da bir not iletelim. CHP liderlerinin kutlu doğum haftasında yaptıkları konuşma ile aynı partinin sözde çarşaf açılımı ve hatta eski Kürt raporu hazırlanması bile, kimliksiz / köksüz / statikocu Kılıçdaroğlunun söylemleriyle birebir istikrarsız gelgit statikoculuğu ile örtüşüyor. Annesinin ermeniliğini, kendisinin Kürt ve Alevi olduğunu bile Türkiyenin çok sesliliği bağlamında özgürce söyleyebilme kucaklayıcılığını söyleyebilmek ve bunu da oya tahvil edebilmek yerine, Önder Savın söylemlerine / talimatlarına kilitlenmiş, emanetçi / statikocu / endişeli / 70li yılların sosyal demokratlığına dönüşün yaşandığı Türkiye ve dünya gerçeklerini bilmeyen bir siyasetçi yaklaşımı? Geçti Borun pazarı, sür eşeği Niğdeye diyesi geliyor insanın. Ayrıca Anadolu insanının ?balık hafızalı olmadığını da, sanırım referandum sonuçları ile bu vesayetçi statikocular, ?parmağım kör gözüne şeklinde görecekler.
Gelelim Ahmet Türke. Ona yapılan Samsundaki saldırıyı da Ogün Samastın basın şehidi Hrant Dinke, Uğur Mumcuya, Abdi İpekçiye yapılan meşum saldırılardan farklı değerlendirmek olası değil. Hatta medyadaki çakma solcu sosyal demokratlar ile ultra ulusalcı faşiste yakın ?mendebur kılıçların, referandum konusundaki statikocu söylemlerini de ben medyadaki Samastlar biçiminde algılıyorum. Hepsinin de amaçları aynı; ortamı germek ve bir çakmakla yangın çıkabilecek kıvama getirmek.
Bu kez önlerindeki en büyük engellerden bir tanesi de sanırım Apê Ahmetin kendisi. Sakık; Demirtaş ve Baydemirin fevri çıkışlarına ve ortalığı germek arzularına rağmen, Ahmet Türk kendisinden beklenilen ağır, başlı, vakur duruşunu sergileyerek; ?Bu güzel kardeşliği sevgiye dönüştürecek bir duruşu artık göstermeliyiz? diyor. Neredeyse anayasa oylamasında ?evet deyin anlatımını lisan-ı hali ile haykırarak.
Ne denir ki bu asil duruşa!.. Bizce de yediği yumruk; bir halkın haksızlığa uğraması, yıllarca yok sayılması, dilinin, kültürünün inkâr edilmesi ile kıyaslanınca daha sineye çekilebilir bir durum olduğu için, sustu ve kardeşlik meşalesinin söndürülmemesine hizmete devam etti. Sayın Türkün dışında yukarıda adını saydığımız BDPli şahsiyetlerden Osman Baydemirin tutumunun da ayrıca değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Aslında Baydemiri yıllar önce bir yerlerden okuduğum sözlerinden dolayı takdir etmiştim. ?Eğer bu savaş koşulları olmasaydı belki bende bu birikimim ve yeteneğimle bu makamda oturamazdım? demişti. ?Eh adam hiç olmasa durduğu yeri ve nedenlerini biliyor diye düşünmüştüm.? Başbakanın olaylı Diyarbakır gezisi öncesi sözleri ve ortalığı provoke eden tutumu ?has? le başlayan konuşmaları ve son olaylarda Diyarbakır da üç renkli bir bayrağın daha dalgalanması bağlamındaki siviri çıkışları ile bulunduğu yeri hak etmediğini adeta gözlerimizin içine sokarak bağırmıyor mu?
?Erdemli kentler, bilge kişiler tarafından yönetilir.? Binlerce yıllık kent kültürü, onlarca dil, din, medeniyete beşiklik etmiş bu Anadolu şehri Diyarbakırı yöneten kişi, bulunduğu konumun farkında mı değil mi?.. Onu, elbette bir cenazenin gömüldüğü yeri polemik konusu yapıp, politik rant sağlamaya çalışan politikacılarla karşılaştırmıyoruz. Ancak Baydemirin tutumunu gösterenlere de onun şehrinde; ?gedê bajêr? diyorlar ve bugüne kadar da onu Belediye Başkanı falan yapmadılar. KCKnın müfettişi durumundaki iki gen | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.08.2010 | | | DerinyapılarınhedefindekiTürkDerin yapıların hedefindeki Türk |
|
| Balık hafızalı Ayşe | İnternet Haber | 01.07.2010 18:47 |  | | |
| Yoksa balık hafızalı mısınız? | Haber3 | 10.06.2010 11:39 |  | | |
| Boruya tırmanan jaguar.. | Gazete Şok | 31.05.2010 03:19 |  | | | “Silah değil onlar boru” cümlesinin ardından,
borular, memleket meselelerinin tartışıldığı rakı
sofralarının bir dönem roka kadar önemli bir yardımcı
oyuncu olarak katıldılar. Balık hafızalı bir to... | | Gazete Şok Son Dakika 31.05.2010 | | | BoruyatırmananjaguarBoruya tırmanan jaguar |
|
| GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU - Balık hafızalı doğmadık, sonradan olduk! | Zaman | 24.05.2010 02:32 |  | | |
| GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU - Balık hafızalı doğmadık, sonradan olduk! | Zaman | 24.05.2010 02:08 |  | | |
| AYBAR: 500 bin öğrenciye yol güvenliğini anlattık | Türkiye Gazetesi | 11.05.2010 02:11 |  | | | > inan Arvas İSTANBULTÜRKİYE’Yİ TEMSİL EDECEK İbrahim Aybar, “Balık hafızalı olma, trafik kurallarını unutma” diyen öğrencilerin Paris’te Türkiye’yi temsil edeceğini söyledi.Renault, Total ve Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği’nin yedinci defa düzenlediği Herkes İçin Güvenlik Uluslararası Afiş Yarışması’nda Türkiye’nin “trafik elçisi” öğrencileri belli oldu. “Balık hafızalı olma trafik kurallarını unutma” diyen İzmir MEV’li 19 öğrenci, Fransa’da Türkiye’yi temsil edecek. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, çocukların trafikte büyüklerden daha çok risk ve tehditle karşı karşıya olduklarını belirterek, “Sekiz yıl önce yol güvenliği sorununun çözümü için temel karar aldık ve çocuklarımızı yollardaki riskle ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 11.05.2010 | | | AYBAR500binöğrenciyeyolgüvenliğinianlattıkAYBAR 500 bin öğrenciye yol güvenliğini anlattık |
|
| Büyük krizde ikinci perde | Milli Gazete | 10.05.2010 12:03 |  | | | Bu kriz, ortak bir sosyal güvenlik ağı oluşturmayan ABnin krizidir. İktisadi birliğe, siyasal ve sosyal temeller atmakta direnenlerin yuvasını hazırladığı bir kriz bu... ifadelerini kullanan Radikal yazarı Ahmet İnsel, krizle ilgili önemli bir gerçeğe daha dikkat çekiyor...
2008de ABDde başlayan büyük malî krizin ikinci perdesi, şimdi devlet borçları ve açıkları üzerinden başladı. Birinci perdede çürük gayrimenkul varlıklar vardı. Bu krizi bastırmak için mali piyasalara çok büyük destek veren devletler, şişen spekülatif balonunun arkasında yatan borç yükünü üzerlerine aldılar. Spekülatif kredi balonunu çok söndürmeden, borcu devletleştirerek krizden çıkma yolunu aradılar. Spekülatif balonun yeniden yavaş yavaş şişmesine yol açtılar. Daha bir-iki hafta önce balık hafızalı borsaların goygoycu basını bilmem kaçıncı tarihi rekorun kırıldığını ilan ediyordu. Aslında ikinci perde, geçen Şubat ayında Avrupa ortak para sistemi içinde açılmıştı. AB hükümetlerinin Yunanistana karşı başlayan spekülatif saldırıyı göğüsleme konusunda ayak sürümesi ve avro sisteminin vahim kurumsal boşlukları, yangının çatıyı sarmasına yol açtı...... devamı | | Milli Gazete Medya 10.05.2010 | | | BüyükkrizdeikinciperdeBüyük krizde ikinci perde |
|
| Büyük krizde ikinci perde | Milli Gazete | 10.05.2010 10:20 |  | | | Bu kriz, ortak bir sosyal güvenlik ağı oluşturmayan ABnin krizidir. İktisadi birliğe, siyasal ve sosyal temeller atmakta direnenlerin yuvasını hazırladığı bir kriz bu... ifadelerini kullanan Radikal yazarı Ahmet İnsel, krizle ilgili önemli bir gerçeğe daha dikkat çekiyor...
2008de ABDde başlayan büyük malî krizin ikinci perdesi, şimdi devlet borçları ve açıkları üzerinden başladı. Birinci perdede çürük gayrimenkul varlıklar vardı. Bu krizi bastırmak için mali piyasalara çok büyük destek veren devletler, şişen spekülatif balonunun arkasında yatan borç yükünü üzerlerine aldılar. Spekülatif kredi balonunu çok söndürmeden, borcu devletleştirerek krizden çıkma yolunu aradılar. Spekülatif balonun yeniden yavaş yavaş şişmesine yol açtılar. Daha bir-iki hafta önce balık hafızalı borsaların goygoycu basını bilmem kaçıncı tarihi rekorun kırıldığını ilan ediyordu. Aslında ikinci perde, geçen Şubat ayında Avrupa ortak para sistemi içinde açılmıştı. AB hükümetlerinin Yunanistana karşı başlayan spekülatif saldırıyı göğüsleme konusunda ayak sürümesi ve avro sisteminin vahim kurumsal boşlukları, yangının çatıyı sarmasına yol açtı...... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 10.05.2010 | | | BüyükkrizdeikinciperdeBüyük krizde ikinci perde |
|
| Bilgisayar hafızalı görme engelli, santral görevlisi olarak çalışıyor | Zaman | 22.02.2010 14:04 |  | | |
| Haşema kafalılar | Haber7 | 25.01.2010 06:09 |  | | | Cem Uzan parlatıcısı anlaşılan balık hafızalı ya da milleti öyle sanıyor. Öyle olmadığı ortaya çıktı. Ne diyelim, vur o bidonu kafana belki ses çıkar, haşemaya da güvenme... | | Haber7 Son Dakika 25.01.2010 | | | HaşemakafalılarHaşema kafalılar |
|
| Balık hafızalı! | Takvim | 11.12.2009 06:02 |  | | |
| Boruya tırmanan jaguar.. | Gazete Şok | 26.11.2009 06:29 |  | | | “Silah değil onlar boru” cümlesinin ardından,
borular, memleket meselelerinin tartışıldığı rakı
sofralarının bir dönem roka kadar önemli bir yardımcı
oyuncu olarak katıldılar. Balık hafızalı bir to... | | Gazete Şok Son Dakika 26.11.2009 | | | BoruyatırmananjaguarBoruya tırmanan jaguar |
|
| İşte Hyundai'nin en yeni modeli - Foto | Samanyolu Haber | 21.10.2009 14:17 |  | | Hyundai, SUV sınıfındaki Tucson ve Santa Fe?den sonra lüks SUV segmentindeki temsilcisi ix55i kasım ayı itibari ile Türkiye pazarına sunuyor. Marka, Avrupalı müşteriler için özel olarak geliştirdiği ix55le bu sınıfta model sayısını 3e çıkararak elini güçlendirmeyi hedefliyor.
7 kişilik versiyonunun da alınabileceği aracın standart donanımda ön, yolcu, yan ve perde hava yastıkları, ABS ve EBD, ESP, yüke duyarlı otomatik arka süspansiyon ayarı, Xenon ön farlar ve far yıkayıcılar, lastik basınç kontrol sistemi, elektrik kontrollü ve ısıtmalı ön koltuklar, ısıtmalı ve katlanabilen ikinci sıra koltukları, çift bölgeli elektronik klima, hafızalı sürücü koltuğu, anahtarsız giriş ve çalıştırma, yağmur sensörü, port bagaj, elektrikli açılır tavan ve park mesafe kontrol sistemi gibi ekipmanlar bulunuyor.
4840 mm?lik uzunluğa, 1972 mm?lik genişliğe ve 1795 mm?lik yüksekliğe sahip olan ix55?in 2805 mm?lik dingil mesafesi tüm yolcuları için rahat bir alan sunuyor. 598 litrelik büyük bagaj hacmi ise, arka sıradaki koltuklar yatırıldığında 1746 litreye kadar büyütülebiliyor.
Aracın üzerinde bulunan 3.0 litre V6 CRDi turbo dizel motordan 3800 d/d?de 240 ps maksimum güç ve 1750 ile 3500 d/d arasında da tam 451 Nm maksimum tork elde ediliyor. ix55 100 km/s hıza sadece 10.4 saniyede ulaşıp 100 km?de 9.4 litre ortalama yakıt tüketiyor. Maksimum hızı 200 km/s ile sınırlandırılan aracın CO2 emisyon değeri ise 249 g/km. ix 55 fiyatının 180 -185 bin lira civarında olması bekleniyor.
Tarık Dayı - Samanyolu Haber TV | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.10.2009 | | | İşteHyundaininenyenimodeli-Fotoİşte Hyundainin en yeni modeli - Foto |
|
| 4 GB hafızalı güneş gözlüğü | En Son Haber | 20.07.2009 10:48 |  | | |
| Doğan Grubu'nun son hamlesi ! | Samanyolu Haber | 03.03.2009 18:00 |  | | Güneş Gazetesi’nden Talat Atilla köşe yazısında Doğan Grubu’nun 9 Mart’tan sonra neler yapacağını yazdı. İkinci 28 Şubat 9 Mart’tan sonra!
Maliye Bakanlığı’nın Doğan Grubu’na kestiği 826 milyon ceza sonrasında Başbakan Erdoğan ve Aydın Doğan arasındaki gerilim doruk noktasına çıktı. Doğan Grubu hem televizyonlarında, hem de gazetelerinde AK Parti’ye olan muhalefet profilini arttırdı. AK Parti’nin yerel seçim adaylarına karşı da soğukkanlılığını yitiren Doğan Grubu’nun 9 Mart’tan sonra çok daha ağır yayınlar yapacağına dair bilgiler geldi kulağıma. Neden 9 Mart’tan sonra sorusunun cevabını ben de sizler gibi merak ettim; şu bilgileri öğrendim;
Doğan Grubu geçmişte AK Parti’yi iktidara getiren ana unsurun yerel seçimlerdeki zaferi olduğunu biliyor. Bu yüzden “Madem belediyelerle geldiler, belediyelerle de gitsinler ” yaklaşımı hâkim Doğan Grubu’nda…
Özellikle AK Parti’nin İstanbul ve Ankara Belediyelerinin AK Parti’nin elinden düşmesini istiyorlar. Kadir Topbaş ve Melih Gökçek 9 Mart’tan sonra Doğan Grubu’nun hedef listesinin başında olacak. Doğan Grubu’nun 9 mart tarihini seçmesinin psikolojik alt yapısını ise seçmenin balık hafızalı olduğu yönündeki değerlendirmeleri yatıyor. Doğan Grubu’na göre daha erken yapılan yayınlar bir süre sonra seçmenin belleğinden silinir, yerel seçime yakın yapılan yayınlar hafızada diri kalacağı için seçmen etkilenebilir. Doğan Grubu’nun muhtemel sert yayınlarında önceliği yolsuzluk dosyalarına vereceği öne sürülüyor. Hatırlanacağı gibi geçmiş 28 Şubat’ta ana konu irticaydı…
| | Samanyolu Haber Son Dakika 03.03.2009 | | | DoğanGrubununsonhamlesiDoğan Grubunun son hamlesi |
|
| Balık hafızalı insanlar topluluğu - Yonca TOKBAŞ | Hürriyet | 21.10.2008 01:29 |  | | |
| 27 Mayıs neden hâlâ hafızamızda? | Haber7 | 27.05.2008 08:44 |  | | |
| 369 dolarlık laptop geliyor! | Samanyolu Haber | 22.05.2008 16:58 |  | | |
| Çağın hastalığı unutkanlık | Hür Haber | 10.05.2008 08:56 |  | | |
|
| |