hegemonik | |
|
| Suriye post-hegemonik düzenin ilk işareti mi? | Star | 26.03.2012 03:01 |  | | |
| Çin: Batı yüze gülüp sırttan bıçaklıyor | NTV | 27.02.2012 12:50 |  | | |
| Çin: ABD ve Avrupa’nın Suriye’de hegemonik amaçları var | Türkiye Gazetesi | 26.02.2012 02:04 |  | | |
| 'Yüze gülüp sırttan bıçaklıyorlar' | Star | 25.02.2012 17:12 |  | | |
| 'Yüze gülüp sırttan bıçaklıyorlar' | Star | 25.02.2012 17:12 |  | | |
| İktidar savaşları | Radikal | 21.02.2012 03:19 |  | | Hakan Fidan yoluyla Başbakana karşı yapılan hamle, hegemonik konumda olan bir partinin bile, iktidar savaşlarına karşı çok hassas olabileceğini gösteriyor - E. FUAT KEYMAN
| | Radikal Ek 21.02.2012 | | | İktidarsavaşlarıİktidar savaşları |
|
| (Özel Haber) Erü İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İlker Erdoğan: | Haber3 | 05.02.2012 10:10 |  | | |
| (Özel Haber) "Kapitalist Medyada Kadın Bedeni Gibi Erkek Bedeni De Sergileniyor" | Haber3 | 01.02.2012 09:23 |  | | |
| Irak'ta Şii ideolojisi ve hegemonik güçler | Zaman | 25.01.2012 02:51 |  | | |
| Irak'ta Şii ideolojisi ve hegemonik güçler | Zaman | 25.01.2012 02:00 |  | | |
| Irak'ta Şii ideolojisi ve hegemonik güçler | Zaman | 25.01.2012 01:55 |  | | |
| Postliberalizm ya da sermayenin faşizmi (6) | Evrensel | 17.12.2011 07:10 |  | | | Konuyla ilgili son yazımda, on dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru da başlayan emperyalistler arası pazar paylaşımı temelli savaşın, sonuç itibariyle bir sıcak savaşı, yani I. Savaş’ı beraberinde getirdiğini, bunun ise ne pazar paylaşımına ve ne de dünya ölçeğinde hegemonik bir gücün ortaya çıkmasına imkan tanımadığını konuya ilişkin bir ara sonuç olarak ifade etmiştim. Ayrıca, bu ara sonucu da, emperyalist ülkeler arasındaki özellikle de iktisadi ve askeri güç dengesi eşitliğine ve İngiltere’nin dünya sistemi içindeki hegemonik gücünün kırılmasında Almanya’nın karşı gücüne bağlamıştım. Ancak, | | Evrensel Köşe Yazıları 17.12.2011 | | | Postliberalizmyadasermayeninfaşizmi(6)Postliberalizm ya da sermayenin faşizmi (6) |
|
| AB liderler zirvesinin ardından | Evrensel | 12.12.2011 07:13 |  | | | Ekonomik krizler sermaye sınıfı için büyük fırsatları da beraberinde getirir. Kriz dönemleri şirket satın almaların arttığı büyük sermayenin daha küçük işletmelerin üzerine basarak yükseldiği dönemlerdir. Bir yandan artan işsizlik karşısında işçi ücretlerinin üretimden aldığı pay gerilerken diğer yandan azalan pazar rekabeti ile büyük sermayenin kâr oranları hızla yükselişe geçer.
Aynı şekilde egemen borç krizleri de uluslarası sistemdeki hegemonik güçlerin lehine bir dönüşüm için olanaklar yaratır. 1980’lerdeki borç krizi Washington konsensüsü adı verilen neoliberal politikaların borçlu ülk | | Evrensel Köşe Yazıları 12.12.2011 | | | ABliderlerzirvesininardındanAB liderler zirvesinin ardından |
|
| Bir ihanet planı: 'Büyük Ortadoğu Projesi' - 4 | Milli Gazete | 01.11.2011 17:38 |  | | | Maden, su, enerji kaynakları ve ulaşım yollarının kontrolü
Büyük Ortadoğu Projesinin gizli amaçlarından bir diğeri de, bölgenin sahip olduğu maden, su, enerji kaynakları ve bunun uluslararası camiaya ulaştırılma yollarının kontrol altına alınmasıdır. Bu bölge dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip, enerji bakımından AB ve Japonya buraya büyük oranda bağımlıdır. Bu bölgeye enerji bakımından en az bağımlı olan ABDdir. Üstelik de bu bölgedeki petrollerinir büyük bir kısmı Gulf, Exxon, Chevron ve Texaco gibi dev ABD petrol şirketleri tarafından işletilmektedir. Dolayısıyla ABDnin kendi ihtiyacı olan petrol veya doğal gaz ihtiyacını bu bölgeden temin etme konusunda herhangi bir sıkıntısı yoktur. Bundan dolayı BOP kapsamında Enerji kaynaklarını ve yollarını güvenliğe almak bu projenin amacı olamaz. Öyleyse amaç başkadır. Enerji bakımından bu bölgeye bağımlı olan ve gelecekte ABDye rakip olabilecek güçleri, enerji vanalarını kontrol ederek terbiye etmek BOPun gizli amaçlarından biridir. Brzezinski, National Interest dergisindeki (Kış 2003) Hegemonik Bataklık (Hegemonic quicsand) adlı makalesinde bunu belirtmektedir:... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 01.11.2011 | | | BirihanetplanıBüyükOrtadoğuProjesi-4Bir ihanet planı Büyük Ortadoğu Projesi - 4 |
|
| Hilmi Yavuz - 'Hayal', 'Hayat' ve 'Şiir' | Zaman | 12.10.2011 02:08 |  | | Yahya Kemalin şiirinde hegemonik temalardan biri, hayat ve hayal arasındaki bağıntılar üzerinedir. Göztepe Gazelinin Dünya biter o yerde ki mağlup olur hayâl/Temdîd-i ömre kudreti kalmaz tahayyülün beyti, Deniz Türküsünün son dizesi olan İnsan âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar ile birlikte okunduğunda, Yahya Kemalin şunu söylemek istediği anlaşılacaktır: İnsanın bu dünyadaki varoluş süresi, onun hayal etme sürecine bağlıdır; hayalin mağlup oluşu, hayal gücünün tükenişi demektir ve bu, Dünyanın ya da varoluş süresinin tamamlanmış olduğu anlamına gelir. Tahayyül, ömrü, bu varoluş süresini uzatma iktidarına sahip değildir. | | Zaman En Çok Okunan 12.10.2011 | | | HilmiYavuz-HayalHayatveŞiirHilmi Yavuz - Hayal Hayat ve Şiir |
|
| Hilmi Yavuz - 'Hayal', 'Hayat' ve 'Şiir' | Zaman | 12.10.2011 02:08 |  | | Yahya Kemalin şiirinde hegemonik temalardan biri, hayat ve hayal arasındaki bağıntılar üzerinedir. Göztepe Gazelinin Dünya biter o yerde ki mağlup olur hayâl/Temdîd-i ömre kudreti kalmaz tahayyülün beyti, Deniz Türküsünün son dizesi olan İnsan âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar ile birlikte okunduğunda, Yahya Kemalin şunu söylemek istediği anlaşılacaktır: İnsanın bu dünyadaki varoluş süresi, onun hayal etme sürecine bağlıdır; hayalin mağlup oluşu, hayal gücünün tükenişi demektir ve bu, Dünyanın ya da varoluş süresinin tamamlanmış olduğu anlamına gelir. Tahayyül, ömrü, bu varoluş süresini uzatma iktidarına sahip değildir. | | Zaman Köşe Yazıları 12.10.2011 | | | HilmiYavuz-HayalHayatveŞiirHilmi Yavuz - Hayal Hayat ve Şiir |
|
| TCMB - Keenlemyekûn | Evrensel | 17.09.2011 13:40 |  | | | II. Savaş sonrası ABD’nin hegemonik bir ülke konumuna gelmesiyle dünya ölçeğinde her alanda başlattığı ve dayattığı değişimler ve dönüşümler 20. yüzyıla damgasını vurmuştur. Süreç, 21. yüzyılın ilk 10 yılında da farklı bir boyut, nitelik ve içerik kazanarak devam etmektedir. Bu da özellikle 11 Eylül 2001 tarihinden itibaren belirginleşmeye başlamıştır. Siyasi, iktisadi ve askeri arenada görülen dönüşümlerin niteliğinin ve içeriğinin farklılaşarak hızlanması ve beraberinde getirdiği çeşitli sorunlara faşizan dayatmalarla çözüm bulunmaya çalışılması, geçen hafta başlatmış olduğum ve bir aksilik | | Evrensel Köşe Yazıları 17.09.2011 | | | TCMB-KeenlemyekûnTCMB - Keenlemyekûn |
|
| Solun sorunu: Sınıf mı mağduriyet mi? | Star | 01.08.2011 03:03 |  | | | Sol açısından sorun, günümüzün toplumlarında mevcut ‘piyasacı’ ve ‘hegemonik devlet’ yapılanması karşısında ne tür toplumsal kesimlerin ‘mağdur’ olduklarını değerlendirmesi ve buradan toplumsal değişim açısından ipuçlarını yakalayarak yeni bir toplumsal t | | Star Yorum 01.08.2011 | | | SolunsorunuSınıfmımağduriyetmi?Solun sorunu Sınıf mı mağduriyet mi? |
|
| Solun sorunu: Sınıf mı mağduriyet mi? | Star | 01.08.2011 02:28 |  | | | Sol açısından sorun, günümüzün toplumlarında mevcut ‘piyasacı’ ve ‘hegemonik devlet’ yapılanması karşısında ne tür toplumsal kesimlerin ‘mağdur’ olduklarını değerlendirmesi ve buradan toplumsal değişim açısından ipuçlarını yakalayarak yeni bir toplumsal t | | Star Son Dakika 01.08.2011 | | | SolunsorunuSınıfmımağduriyetmi?Solun sorunu Sınıf mı mağduriyet mi? |
|
| AKP pasif devrim mi gerçekleştirdi?.... | Radikal | 16.02.2011 12:50 |  | | |
| AKP pasif devrim mi gerçekleştirdi? | Radikal | 28.01.2011 11:04 |  | | |
| Öcalan’dan mart tehdidi! Mehmet METİNER | Star | 16.01.2011 02:31 |  | | |
| Hegemonik sınırlar | Milli Gazete | 14.01.2011 15:15 |  | | | Ortadoğu ve Afrikadaki sınırlar hâlâ büyük ölçüde sömürgecilik döneminden kalma. Afrikada İngiliz ve Fransız sömürge yönetimlerinin çizdiği sınırlardan biri ilk kez yeniden düzenleniyor diyen Yeni Şafak gazetesi yazarı Âkif Emre, Ortadoğu ve Afrikayı bekleyen siyasal denkleme dair ipuçları veriyor.
Güney Sudanda günlerdir referandum yapılıyor. Beş gün içinde kayıtlı seçmenlerden yüzde 60ının oy kullanabildiği açıklandı. Referandum sonucunda nerdeyse kesin olan, Animist ve Hıristiyanlardan oluşan güneyliler Sudandan ayrılma kararı verecek. Bu karar da Haziran ayına kadar uygulanmış olacak. Afrikanın en büyük coğrafyasına sahip bir ülke referandumla resmen bölünüyor. Çeklerle Slovakların bölünmesini çağrıştırsa da hikaye hiç bu kadar basit değil. Yıllarca süren iç savaştan sonra 2005 yılında varılan anlaşmaya göre güneylilerin ayrılıp ayrılmayacağı kararı bu referanduma bırakılmıştı. Sudan Devlet Başkanı Beşir de sonuca saygı duyacaklarını, eğer ayrılma kararı çıkarsa ilk tanıyanın kendilerinin olacağını açıkladı. Görüntüye bakılırsa 1980lerden beri süren iç savaş hiç yaşanmamış sanırsınız...... devamı | | Milli Gazete Medya 14.01.2011 | | | HegemoniksınırlarHegemonik sınırlar |
|
| Bir Çin atasözü der ki:Yakınındakileri yenmek için uzaktakilerle iyi geçin! | Star | 11.10.2010 02:04 |  | | |
| Bir Çin atasözü der ki:Yakınındakileri yenmek için uzaktakilerle iyi geçin! | Star | 11.10.2010 01:47 |  | | |
| ‘Komuta ekonomisi’ mi isterdiniz? Mustafa ERDOĞAN | Star | 29.05.2010 17:09 |  | | |
| ‘Komuta ekonomisi’ mi isterdiniz? Mustafa ERDOĞAN | Star | 29.05.2010 17:09 |  | | |
| ‘Komuta ekonomisi’ mi isterdiniz? Mustafa ERDOĞAN | Star | 29.05.2010 02:01 |  | | |
| Ordu içindeki yüksek gerilimin sebebi | Samanyolu Haber | 19.06.2009 15:40 |  | | Son dönemde sürekli tartışmaların odağındaki gözbebeğimiz ve Peygamber Ocağı olan TSK içindeki gerilimin sebebini Yusuf Gezgin yazdı. Milli Ordular Ve Millete Karşı Ordular
Birinci dünya savaşıyla imparatorluklar dağıldı, yerine modern ulus devletler kurulmaya başladı. İmparatorlukların dağılmasıyla sömürmenin şekli de değişti. Artık ülkeleri fiziken işgal altında tutma imkânı kalmamıştı. Yaygınlaşan ulus devlet mantığına uygun ve paralel olarak sömürgecilik ve başka uluslar üzerinde hegemonya kurma mantığı da değişti.
20. yüzyılda Batılı büyük güçler açık işgallerle eski sömürgelerini ellerinde tutamayacaklarını gördüler ve bu ülkeleri kontrollü olarak bağımsız hale getirdiler. Ülkelerden çekilirken menfaatlerini koruyacak, işgali örtülü şekilde sürdürmelerini sağlayacak yapılar kurdular. Batı, halktan uzak ama kendilerine amade bir aristokrasi-bürokrasi oluşturarak bu ülkeleri terk etti.
Kurulan yeni istismar şekli ulus devlet modasına uygun olmalı, ama kendilerine örtülü bir kontrol sağlamalıydı. Bu imkânı sunabilecek en etkili ve güçlü araç ordulardı. Batılı hegemonik güçler fiziki işgali terk ettiler, ama hassas kurumlardan ellerini hiç çekmediler. Bu ülkeleri sürekli kontrol altında tuttular. “Kontrolden çıkma”, “millileşme”, “batı menfaatlerinden uzaklaşma” olduğunda, kurdukları yapıları devreye sokarak statükoyu kendi lehlerine korudular. 1990’larda ordunun Fransa lehine Cezayir’de kanlı müdahalelerde bulunarak, statükoyu yeniden tesis etmesi buna çarpıcı bir örnektir. Dikkat edildiğinde çevremizde benzer örnekleri görmek mümkündür.
Milli ordularla millete karşı yapılandırılmış orduları nasıl ayırt edebiliriz?
Milli orduların mübalağalı “millet”, “vatan” “bayrak” söylemleri olmaz. Toplum içinde ve görünür yerlerde hamasete müracaat etmezler. Devletin kurucusu ve tek sahibi olduğu iddiasında bulunmazlar. “Ya bizimlesin, ya bize karşısın!” diye nutuklar atmazlar.
Milli ordular, yasal ve anayasal konumlarını aşmaya, diğer kurumları, anayasal organları baskı altına almaya çalışmazlar. Milli ordular, milletin dinini, kültürünü, değerlerini, yaşam tarzını, giyim kuşamını tehdit olarak algılayıp değiştirmeye çalışmaz. Bilakis o değerleri korumak için var olduğunu bilir.
Milli ordular, hesap verir. Başarısızlıkların, şehitlerin, kayıpların, bastırılamayan terörün, patlayan mayınların, ordu içine yuvalanmış çetelerin, millete ve parlamentoya hesabını verir. Karanlık işleri-ilişkileri ortaya çıktığında medyayı ve milleti parmak işaretiyle tehdit etmek yerine sorumluları ortaya çıkarır. İhmali ve ihaneti olanları bulur ve cezalandırır.
Milli ordular, her biri fecaat belgeler ortaya çıktığında yapanı arar, sızdıranı ve göreni değil!
Milli ordular, içindeki çetelerden, darbelerden, yasadışı işlere bulaşanlardan kurtulmaya çalışır, onları müdafaa gayretine girişmez. Milli ordular, içinde yapılanmış urları, çeteleri temizler, deşifre edilen gayrı meşru derin unsurların yerine yenilerini kurmaya çalışmaz.
Milli ordular, milletin evladını “emanet” olarak görür. Şehitleri kendi namına propaganda aracı, siyaseti baskı altına alma vesilesi olarak kullanmaya çalışmaz. Şehitlerin gazilerin, kayıpların hesabını verir. Sorumluları cezalandırır, terfi ettirmez. Milli ordular, milletin evladını silahlandırıp millete karşı, milleti terbiye amaçlı kullanmaz.
Milli ordular, gücünü milletin güveninden, muharebe yeteneğinden alır. Siyasete karışmanın, hükümetlere müdahale etmenin, hayatın her alanını yönlendirmeye çalışmanın görevi olmadığını bilir.
Milli ordular kelle sayısını artırmayı değil, muharebe yeteneğini artırmayı, silah teknolojisini, yazılımlarını yabancı tekelinden kurtarmayı, millileştirmeyi düşünür. Amerika’nın uçağıyla, İsrail’in yazılımlarıyla, Alman’ın tankıyla savaşılamayacağını bilir ve bunun tedbirlerini alır.
Milli ordular milletin güven ve itimadını kaybettirecek, yolsuzluk, ahlaksızlık, derin ilişkilerden çekinir ve bu tür davranışlara taviz vermez.
Peki, millete karşı yapılandırılmış gayrı milli ordular neler yapar?
Milletine karşı yapılandırılmış gayrı milli ordular, yabancı güçlerin milletin kendisine gelmemesi, özüne dönmemesi için bir ülkeye konuşlandırdığı ve kontrol ettiği unsurlardır. Bu gün ülkeleri açık bir işgal altında tutmanın imkânı yoktur. Bir ülkeyi kontrol etmeyi sürdürmenin en güvenli-geçerli yolu yerli araçlar-aracılar üzerinden örtülü işgaldir. Örtülü işgali sürdürmenin en kolay ve verimli yolu ise; kurumsallaşmış, silahlı, politik etkilere kapalı orduları veya ordular içine konuşlandırılmış kesimleri kendi namına kullanmaktır.
Milletine karşı ordular milleti ve değerlerini tehdit görür. Milletin tarihine dinine, değe | | Samanyolu Haber Son Dakika 19.06.2009 | | | OrduiçindekiyüksekgeriliminsebebiOrdu içindeki yüksek gerilimin sebebi |
|
| Mayın Tarlasında Cola’sına Maç! | Haber7 | 21.05.2009 12:49 |  | | | Günümüz dünyasında iktidar ya da kültürün- burada kültürden Kapitalizm hizmetinde dönüştürücü ve hegemonik yapıyı kastediyorum-dayattığı şeyleri belli bir filtre ile almak, algılamak gerek diye düşünüyorum | | Haber7 Son Dakika 21.05.2009 | | | MayınTarlasındaCola’sınaMaçMayın Tarlasında Cola’sına Maç |
|
| İşte Türkiye'nin kör noktası | Samanyolu Haber | 12.12.2008 14:05 |  | | Mümtazer Türköne, Türkiyenin kör noktasını yazdı. Kör nokta
Göz, bildiğimiz bir kamera gibi çalışır. Ön kısmında bulunan mercek gelen ışığın kırılarak retina tabakasına görüntü şeklinde yansımasını sağlar. Retina tabakasında bulunan sinir hücreleri görüntüyü beyindeki görme hücrelerine gönderir.
Yalnız merceğin tam karşısında sinir hücrelerinin tam birleştiği yerde görüntüyü taşıyan sinir hücreleri yer almaz. Bu alana kör nokta adı verilir. Işığın kırılma açısı içinde, yani görüş alanınızda yer almasına rağmen bu açıya giren nesneleri göremezsiniz.
Bir de araba kullananların çok iyi bildikleri bir kör nokta vardır. Dikiz aynalarından arkanızdan gelen aracı göremeyeceğiniz geniş bir açı vardır. Kazaların bir kısmı bu kör noktadan kaynaklanır. Halbuki bu kör noktaları açıklıkla görmenin çok basit bir yolu vardır: Bakış açınızı değiştirmek. Arkanıza dikiz aynalarından değil, başınızı hafifçe çevirerek bakarsanız göremediğiniz bir alan kalmaz.
Geleceğe doğru bakarken göremediğimiz birçok şey var. Amerikalılar gelecek senaryolarına kafa yormaya eğilimliler. Hegemonik gücün hükmettiği dünyanın geleceğine de hükmetmeye çalışması doğal bir eğilim. Bu tür gelecekbilim çalışmaları, geleceği öngörmek yerine inşa etmek amacını taşıyor. Francis Fukuyamanın editörlüğünü yaptığı Kör Nokta isimli kitap, düşük ihtimaller taşıyan ama gerçekleştiğinde yüksek tesirler yaratan senaryolar üzerinde duruyor. Mesele öngörülemeyen olayların tam da bu kör noktada bizi yakalaması. Tarih, dünyayı şekillendiren bu kör nokta olayları ile dolu.
2009a gözlerimizi dikip bu kör noktayı aşacağımız bakış açısını nasıl yakalarız?
Bizim, yani Türkiyenin kör noktası neresi?
Biçimlendiremeyeceğimiz veya çok az etkide bulunabileceğimiz küresel dinamikler var. ABD kaynaklı finans krizinin eseri olarak dünya ölçeğinde yaşanan ekonomik durgunluk 2009u esir alacak. Küresel ekonomiye entegre olduğu ölçüde Türkiye, bu krizi evinin içinde yaşayacak. Dünya, tarih boyunca büyük savaşların sonunda değişmiş, yeni bir şekle girmiştir. Kitle imha silahlarının neredeyse işportaya düştüğü bir dünyada tarihi şekillendiren ana moment, artık savaşlar değil ekonomik krizler olmalı. Öngörmemiz gereken senaryolardan biri, dünyanın bu krizden sonra farklı bir mimariye geçecek olması. Büyük Britanya artan askerî maliyetleri karşılayamadığı için imparatorluğunu tasfiye etmek zorunda kalmıştı. Bugün benzer açmazı ABDnin hegemonik gücü yaşıyor. 2008in sonunda başlayan finans krizi, 2009da yepyeni bir dünyaya giden yolun taşlarını döşeyecek.
Geçtiğimiz ay ABDnin ev sahipliğini yaptığı G-20 zirvesi, bu yepyeni dünyanın mimarisi hakkında önemli ipuçları veriyor. Hatırlanacağı üzere bu toplantı, uluslararası para düzenini oluşturan Bretton Woods kadar önemsenmişti. Toplantı bir denemeydi. Bu denemeden, Birleşmiş Milletlere alternatif yeni bir uluslararası platform çıkabilir. Dünya eşitsizliğin kurumlaştığı yeni bir düzene doğru gidiyor. Biraz 19. yüzyılın Düvel-i Muazzama (Büyük devletler) düzeni şekilleniyor. Türkiye, dünyanın 17. büyük ekonomisi ve G-20 üyesi sıfatıyla bu eşitsiz dünyada kazananlar arasında yer alacağa benziyor. Enerji kaynakları ve hatları açısından yeniden önem kazanan jeostratejik değeri, dünya yeniden kurulurken çorbada tuzu bulunan ülkeler arasında yer almasına destek oluyor.
Türkiyenin uluslararası alanda kör noktaları, diğer önde gelen ülkelerden farklı değil. Bulaşıcı hastalıklar -bunların başında da kuş gribi geliyor- ve kitle imha silahlarının bir terör saldırısında kullanılması gibi.
Türkiyenin kör noktası kendi sınırlarının içinde. İçerde yaşayacağı bir istikrarsızlık. Aydınlatmamız ve kontrol etmemiz gereken kör nokta tam da burası.
Başımızı çevirdiğimizde göreceğimiz bu kör nokta üzerinde durmaya devam edeceğim.
MÜMTAZER TÜRKÖNE-ZAMAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.12.2008 | | | İşteTürkiyeninkörnoktasıİşte Türkiyenin kör noktası |
|
| İran: Küresel krizden Amerika'nın hegemonyası sorumlu | Zaman | 17.10.2008 02:03 |  | | |
| "Krizden ABD'nin hegemonyası sorumlu" | CNN Türk | 16.10.2008 15:57 |  | | |
| "Krizden ABD'nin hegemonyası sorumlu" | CNN Türk | 16.10.2008 15:55 |  | | |
| İran, mali krizden ABD'nin 'ekonomik hegemonya'sını sorumlu tuttu | Net Gazete | 16.10.2008 14:40 |  | | |
| İran krizden ABD hegemonyasını sorumlu tuttu | Sabah | 16.10.2008 14:35 |  | | |
| İran krizden ABD hegemonyasını sorumlu tuttu | Sabah | 16.10.2008 14:15 |  | | |
| [YORUM - DOÇ. DR. KUDRET BÜLBÜL] Türkiye'de bir Hıristiyanofobi var mı? | Zaman | 19.05.2008 02:03 |  | | |
| [YORUM - DOÇ. DR. KUDRET BÜLBÜL] Türkiye'de bir Hıristiyanofobi var mı? | Zaman | 19.05.2008 02:02 |  | | |
| [YORUM - DOÇ. DR. KUDRET BÜLBÜL] Türkiye'de bir Hıristiyanofobi var mı? | Zaman | 19.05.2008 02:00 |  | | |
|
| |