Habergec.Com Aranan Kelimeler:işletilemez Değerlendirme: 10 / 10 394388
habergec.com
30.05.2012 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

işletilemez

Erdoğan'dan Hatip Dicle yorumu
Haber7
28.06.2011
18:23
Başbakan Erdoğan, Hatip Dicle’nin durumu sizin 2002’deki adaylığınızla benzer değil mi? Size işletilen Siirt formülü tekrar işletilemez mi? sorusuna cevap verdi.
Haber7
Son Dakika
28.06.2011
ErdoğandanHatipDicleyorumuErdoğandan Hatip Dicle yorumu
Hukukçular: Hatip Dicle için 85. madde işletilemez
Zaman
27.06.2011
02:03
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıçın, Hatip Diclenin milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili Bizim de söyleyeceklerimiz olabilir. sözü yeni bir tartışma başlattı.
Zaman
Politika
27.06.2011
HukukçularHatipDicleiçin85maddeişletilemezHukukçular Hatip Dicle için 85 madde işletilemez
Baykal: TC'de Emevi hukuku işletilemez
Sabah
09.06.2011
20:03
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, askerin müdahalesine karşı en büyük güvencenin CHP olduğunu ancak TSKya yönelik tertiplere de yine partisinin karşı duracağını söyledi. Kışladan, camiden ve mahkemeden... Devamı için tıklayınız
Sabah
Politika
09.06.2011
BaykalTCdeEmevihukukuişletilemezBaykal TCde Emevi hukuku işletilemez
?Ucube tercihler, dini olma iddiası ile ortalıkta geziniyor?
Samanyolu Haber
24.03.2011
15:26


Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ülkede pek çok açıdan şaşırtıcı, ucube ve hatta gayri İslami denilebilecek kimi tercihlerin bile dini olma iddiası ile ortalıkta gezindiğini söyledi. İl Müftüleri Seminerinde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, diyanet hizmetlerinin her halükarda göz doldurduğunu, ancak bunun yeterli olmadığını söyledi. Görmez, gündelik siyaset içinde ortaya çıkan tanımlamaların hiçbirine tevessül etmemeyi büyük bir erdem olarak seçen Diyanet teşkilatının, inanç farklılıkları, etnik ve kültürel ayrışma noktalarına asla vurgu yapmadığını belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığını bir kontrol ve gözetim mekanizması olarak göstermek isteyen perspektifin bugün geçerli olmadığını aktaran Görmez, Devlet ve din arasındaki ilişkiler hiçbir zaman bir güvenlik hassasiyeti üzerinden işletilemez. dedi. Görmez, dünün gerçekliği içinde yapılanmış bir kurumun, bugünün beklentilerini hesaba katarak yarına ilişkin projeksiyonlar geliştirerek kendini sürekli yapılandırması gerektiğini belirtti. Yeni ve kalıcı bir misyonun her aşamada zihniyet değişimini öngördüğünü vurgulayan Görmez, Bugün kurumumuz ile özdeşleşen bir misyonu kavramakta ve özümsemekte zorluk çeken bir birimin, hizmet akışını geciktireceği bellidir. diye konuştu. Görmez, her birimin kendi yapılanmasını tanımlarken, belli başlı sorunlarını gözden geçirmesi, kuvvetli ve zayıf yönlerini masaya yatırması gerektiğini kaydetti. Her hizmet kaleminin yeniden tanımlanarak gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eden Görmez, Maalesef eksiklerimizi telafi yerine örtmeyi, başarılarımızı ise sürekli abartmayı marifet sayan yanlış bir gelenek içinde hayatımızı sürdürdüğümüzün farkında olmalıyız. dedi. Şartların göz ardı edilmesinin de sorunlu olduğunu belirten Görmez şöyle devam etti: Türkiye örneğinden ilerlemek gerekirse, mesela yeni atanan Tunceli müftümüz ile Edirne müftümüzün, Konya müftümüz ile İzmir müftümüzün aynı şartlarla görev yaptıkları söylenemez. Gündelik hayatın içinde tartışmasız ağırlık kazanan pek çok sorun müftülerimizi etkilemektedir? Can güvenliğinin, akıl ve ruh sağlığının ihmal edildiği durumlarda ortaya çıkan bedelin yarattığı sonuçlar oldukça acıtıcı olmuştur. Dini taleplerin çok çeşitli olduğuna işaret eden Görmez, bu çeşitlilik içinde sürekli hizmet üretilmesi gerektiğine dikkat çekti. İlahiyat alanında ilgi gören akademik çalışmalar arasında dindarlık araştırmalarının en önde geldiğini kaydeden Görmez, Bu çalışmalar ülkemizde pek çok açıdan şaşırtıcı, ucube ve hatta gayri İslami diyebileceğimiz kimi tercihlerin bile dini olma iddiası ile ortalıkta gezindiğini göstermektedir. diye konuştu. İslami gelenek içinde bidat kavramı ile tanımlanan pek çok şeyin bugün kültürümüzün olmazsa olmaz öğesi olarak arzı endam ettiğini belirten Görmez, Bidat konusundaki polemiklerin sınırı her geçen gün daha da genişlemektedir. dedi. Hangi pozisyonda olunursa olunsun, dinin aydınlatıcı mesajlarının toplumla paylaşılmasından kaçınılmaması gerektiğinin altını çizdi. Görmez, ?kendimizi bir pazar içinde hatta bir pazarın parçası olarak görmekten ısrarla kaçınmamız gerekir. Pazar da dolaşıma giren sahte bilginin, belli belirsiz kamusal görünürlük kazanma elde etmeyi başarmış yaklaşımların üstesinden gelebilmek için onların kendi içindeki rekabetinde ne taraf ne de onları göz ardı eden bir dikkat içinde olmamız gerekir. Bize düşen, üst söylemde durmayı başarmak ve toplumun inanç alanındaki duyarlılık ve ilgisinin çıtasını yükseltmektir. şeklinde konuştu. Görmez, İslamın geleneksel referans sistemine odaklanarak, bu yüzyılın belli başlı sorunlarını ortada bırakmayan bir dil, üslup ve bilgi seviyesinin yakalanması gerektiğine işaret etti. İMAM HATİP LİSESİ MÜFREDATI İLE BAŞKANLIĞIMIZ BEKLENTİLERİ ARASINDAKİ KOPUKLUK MUTLAKA GİDERİLMELİ Diyanet İşleri Başkanlığının insan kaynaklarının önemli bir bölümünün imam hatip liselerinden geldiğini vurgulayan Görmez, özellikle 8 yıllık temel eğitime geçtikten sonra, bu okulların ürettiği bilgi ve donanımın yeterince tatminkar sonuçlar vermediği noktasında gözlemlere sahip olduklarına işaret etti. Görmez, Hiç kuşkusuz eksiklikler, hizmet içi eğitim programları ile kısmen telafi edilebilir. Ancak en kısa zamanda imam hatip lisesi müfredatı ile başkanlığımız beklentileri arasındaki kopukluğun mutlaka giderilmesi gerekir. talebinde bulundu. İLAHİYAT FAKÜLTELERİNDE, GÜNDELİK HİZMET PLANLARIMIZIN ÜSTÜNDE (!) BİR MÜFREDAT İZLENİYOR Görmez, aynı durumun, ilahiyat fakülteleri için de geçerli olduğunu vurguladı. İlahiyat kaynağından gelen din görevlilerinin din hizmetlerinin kalitesini artırmada önemli katkıları olduğunu söyleyen Görmez, Ancak ne var ki, aynı şekilde ilahiyat fakültelerinde de gündelik hizmet planlarımızın ya gerisinde, ya da çok üstünde bir müfredat izlenmektedir. Üstünde kelimesinin arkasında da bir ünlem olduğunu ifade etmeliyim. diye konuştu. Görmez, toplums
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.03.2011
?Ucubetercihlerdiniolmaiddiasıileortalıktageziniyor??Ucube tercihler dini olma iddiası ile ortalıkta geziniyor?
HUKUK TARİHİNDE ÖRNEĞİ YOK
Samanyolu Haber
13.06.2010
09:23
TEPKİLER ÇIĞ GİBİ... Fotokopiden dava birleştirmenin hukuk tarihinde örneği yok !..

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin İlhan Cihanerin görevi kötüye kullanmaktan yargılandığı davada verdiği karar hukukçuların tepkisine sebep oldu. Yargıtayın yetkisini aştığını aktaran hukukçular, CDler üzerinden verilmesi planlanan bir birleştirme kararının hukuk devletinin temellerini sarsacağını belirtiyor. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaneri görevi ihmalden yargılayan Yargıtayın, diğer dava dosyasını görmeden, CDlere bakarak davaların birleştirilmesini görüşme kararına tepki yağıyor. Erzurumda 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın terör örgütü üyeliği suçlamasıyla görüldüğüne dikkat çeken hukukçular, 11. Ceza Dairesinin Anayasaya açıkça aykırı hareket ettiği konusunda birleşiyor. Yargıtayın yerel mahkemedeki bir davayı isteyemeyeceğinin altı çizilirken, söz konusu uygulamanın hukuk tarihinde örneğinin bulunmadığına vurgu yapılıyor. CDlerin fotokopi sayılması sebebiyle bunlar üzerinden birleştirme yapılmasının ciddi sorunlar doğuracağına işaret ediliyor. Hukukçular, işlem yapıldıktan sonra belgenin aslı ile fotokopisi arasında fark çıkması durumunda büyük sıkıntı yaşanacağına dikkat çekiyor. Daha önce iki Yargıtay üyesinin internete düşen ses kaydında Cihaner davalarının Yargıtayda birleştirilip tahliye edileceği şeklindeki ses kayıtlarını hatırlatan emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu ise skandal konuşma ile yapılanların örtüşmesinin kuşku oluşturduğunu söylüyor Yargıtay 11. Ceza Dairesi, önceki gün gördüğü duruşmada Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihanerin Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde Ergenekon terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla yargılandığı dava dosyasına ilişkin ilginç bir karara imza attı. Başkanlığını daha önce internete düşen ses kayıtlarıyla gündeme gelen Ersan Ülkerin yaptığı 11. Ceza Dairesi, İlhan Cihaner ve avukatı Turgut Kazanın talebi doğrultusunda, ellerinde bulunan CDleri inceledikten sonra, söz konusu dava ile Yargıtaydaki davanın birleştirilmesini değerlendirmeye karar verdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden gönderilen İrticayla Mücadele Eylem Planı davasının dosyasının da incelenmesine devam edilmesine karar verildiğini açıklayan Ersan Ülker, her iki dava dosyası üzerindeki incelemeler tamamlandıktan sonra Yargıtaydaki dava dosyası ile Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının birleştirilmesi yönündeki taleplerin karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verildiğini söyledi. Yargıtayın söz konusu kararı hukukçuların tepkisine sebep oldu. Emekli Askerî Yargıç Faik Tarımcıoğlu, Yargıtayın kararının hukuki olmadığını söyledi. Tarımcıoğlu, Yargıtayın müdahalesinde siyasi bir hava ve koku var. ifadesini kullanıyor. Doç. Dr. Mustafa Şentop ise Yargıtay 11. Ceza Dairesi görevle ilgili suçlarla ilgilidir. Oysa Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava terör örgütüne üye olmak suçu. Dolayısıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesinin davayı kendisinde birleştirmesi mümkün değildir. şeklinde konuşuyor. Müşteki avukatı olan ve davaya müdahil olma talebinde bulunan Hatip Dursun, Yargıtayın CDler ile birleştirme kararı vermesinin hukuki olmadığını söylüyor. Daha önce Yargıtaya dilekçe vererek, davanın 11. Ceza Dairesinden alınması talebinde bulunduklarını hatırlatan Dursun, Dairenin aldığı kararların kendisini şaşırtmadığını söyledi. Dairenin hukuki olmayan bir süreç içerisine girdiğini kaydeden Dursun, Yargıtay Cihanerin görevi ile ilgili konulara bakabilir. Eğer Cihaner iddia edilen terör örgütü üyeliği davasından beraat ederse o zaman Yargıtaya gidilir. Bu süreç işletilmeden doğrudan emrivakilerle hukuk işletilemez. Bazı güçlerin devreye girerek hukukun dışına çıkılmasına asla izin vermeyeceğiz. Yargıtay ısrarla hakkı olmadığı halde dosyayı bana gönderin ben bakacağım diyor. Bu istek hukuki değildir. diyor. Doç. Dr. Mustafa Şentop: Yargıtay 11. Ceza Dairesi görevle ilgili suçlarla ilgilidir. Oysa Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava terör örgütüne üye olmak suçu. Dolayısıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesinin davayı kendisinde birleştirmesi mümkün değildir. Kaldı ki Cihaner burada tek fail değil, 10dan fazla sanık var. Hepsini Yargıtayda birleştirmiş olacak. Bu bakımdan birleştirme yapmasının usul hukukuna göre hiç mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca daha önce telefon görüşmelerinde ismi geçen hâkimlerin buradan etik olarak çekilmesi gerekirdi. Sıradan bir mahkemeden değil, Yargıtaydan bahsediyoruz. Seyfi Oktay ile ilgili iddialar da var. Bunlar ortaya çıktıktan sonra Yargıtayın 11. Ceza Dairesinde adı geçen hâkimlerin etik olarak bu davadan çekilmesi gerekir. Vereceği kararların hepsi bu tür şaibelerin gölgesinde kalacaktır. Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Sinan Kılıçkaya: Yargıtay görevi kötüye kullanmakla ilgili davada, yerel mahkeme gibidir. Dolayısıyla Erzurum mahkemesine o davayı bana gönder, ben birleştireceğim şeklinde talimat vermesi söz konusu olmaz. Birleştirilmesini gerektiren bi
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.06.2010
HUKUKTARİHİNDEÖRNEĞİYOKHUKUK TARİHİNDE ÖRNEĞİ YOK
Hukuk tarihinde örneği yok !
Samanyolu Haber
13.06.2010
07:18
Hukukçular tepkili... Fotokopiden dava birleştirmenin hukuk tarihinde örneği yok !..

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin İlhan Cihanerin görevi kötüye kullanmaktan yargılandığı davada verdiği karar hukukçuların tepkisine sebep oldu. Yargıtayın yetkisini aştığını aktaran hukukçular, CDler üzerinden verilmesi planlanan bir birleştirme kararının hukuk devletinin temellerini sarsacağını belirtiyor. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaneri görevi ihmalden yargılayan Yargıtayın, diğer dava dosyasını görmeden, CDlere bakarak davaların birleştirilmesini görüşme kararına tepki yağıyor. Erzurumda 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın terör örgütü üyeliği suçlamasıyla görüldüğüne dikkat çeken hukukçular, 11. Ceza Dairesinin Anayasaya açıkça aykırı hareket ettiği konusunda birleşiyor. Yargıtayın yerel mahkemedeki bir davayı isteyemeyeceğinin altı çizilirken, söz konusu uygulamanın hukuk tarihinde örneğinin bulunmadığına vurgu yapılıyor. CDlerin fotokopi sayılması sebebiyle bunlar üzerinden birleştirme yapılmasının ciddi sorunlar doğuracağına işaret ediliyor. Hukukçular, işlem yapıldıktan sonra belgenin aslı ile fotokopisi arasında fark çıkması durumunda büyük sıkıntı yaşanacağına dikkat çekiyor. Daha önce iki Yargıtay üyesinin internete düşen ses kaydında Cihaner davalarının Yargıtayda birleştirilip tahliye edileceği şeklindeki ses kayıtlarını hatırlatan emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu ise skandal konuşma ile yapılanların örtüşmesinin kuşku oluşturduğunu söylüyor Yargıtay 11. Ceza Dairesi, önceki gün gördüğü duruşmada Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihanerin Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde Ergenekon terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla yargılandığı dava dosyasına ilişkin ilginç bir karara imza attı. Başkanlığını daha önce internete düşen ses kayıtlarıyla gündeme gelen Ersan Ülkerin yaptığı 11. Ceza Dairesi, İlhan Cihaner ve avukatı Turgut Kazanın talebi doğrultusunda, ellerinde bulunan CDleri inceledikten sonra, söz konusu dava ile Yargıtaydaki davanın birleştirilmesini değerlendirmeye karar verdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden gönderilen İrticayla Mücadele Eylem Planı davasının dosyasının da incelenmesine devam edilmesine karar verildiğini açıklayan Ersan Ülker, her iki dava dosyası üzerindeki incelemeler tamamlandıktan sonra Yargıtaydaki dava dosyası ile Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının birleştirilmesi yönündeki taleplerin karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verildiğini söyledi. Yargıtayın söz konusu kararı hukukçuların tepkisine sebep oldu. Emekli Askerî Yargıç Faik Tarımcıoğlu, Yargıtayın kararının hukuki olmadığını söyledi. Tarımcıoğlu, Yargıtayın müdahalesinde siyasi bir hava ve koku var. ifadesini kullanıyor. Doç. Dr. Mustafa Şentop ise Yargıtay 11. Ceza Dairesi görevle ilgili suçlarla ilgilidir. Oysa Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava terör örgütüne üye olmak suçu. Dolayısıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesinin davayı kendisinde birleştirmesi mümkün değildir. şeklinde konuşuyor. Müşteki avukatı olan ve davaya müdahil olma talebinde bulunan Hatip Dursun, Yargıtayın CDler ile birleştirme kararı vermesinin hukuki olmadığını söylüyor. Daha önce Yargıtaya dilekçe vererek, davanın 11. Ceza Dairesinden alınması talebinde bulunduklarını hatırlatan Dursun, Dairenin aldığı kararların kendisini şaşırtmadığını söyledi. Dairenin hukuki olmayan bir süreç içerisine girdiğini kaydeden Dursun, Yargıtay Cihanerin görevi ile ilgili konulara bakabilir. Eğer Cihaner iddia edilen terör örgütü üyeliği davasından beraat ederse o zaman Yargıtaya gidilir. Bu süreç işletilmeden doğrudan emrivakilerle hukuk işletilemez. Bazı güçlerin devreye girerek hukukun dışına çıkılmasına asla izin vermeyeceğiz. Yargıtay ısrarla hakkı olmadığı halde dosyayı bana gönderin ben bakacağım diyor. Bu istek hukuki değildir. diyor. Doç. Dr. Mustafa Şentop: Yargıtay 11. Ceza Dairesi görevle ilgili suçlarla ilgilidir. Oysa Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava terör örgütüne üye olmak suçu. Dolayısıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesinin davayı kendisinde birleştirmesi mümkün değildir. Kaldı ki Cihaner burada tek fail değil, 10dan fazla sanık var. Hepsini Yargıtayda birleştirmiş olacak. Bu bakımdan birleştirme yapmasının usul hukukuna göre hiç mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca daha önce telefon görüşmelerinde ismi geçen hâkimlerin buradan etik olarak çekilmesi gerekirdi. Sıradan bir mahkemeden değil, Yargıtaydan bahsediyoruz. Seyfi Oktay ile ilgili iddialar da var. Bunlar ortaya çıktıktan sonra Yargıtayın 11. Ceza Dairesinde adı geçen hâkimlerin etik olarak bu davadan çekilmesi gerekir. Vereceği kararların hepsi bu tür şaibelerin gölgesinde kalacaktır. Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Sinan Kılıçkaya: Yargıtay görevi kötüye kullanmakla ilgili davada, yerel mahkeme gibidir. Dolayısıyla Erzurum mahkemesine o davayı bana gönder, ben birleştireceğim şeklinde talimat vermesi söz konusu olmaz. Birleştirilmesini gerektiren
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.06.2010
HukuktarihindeörneğiyokHukuk tarihinde örneği yok
ORDU İÇİN ORDUYA RAĞMEN
Samanyolu Haber
22.06.2009
07:58
Ergenekon veya nâm-ı diğer, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı başkaldırı suçu ve davasını düşünelim;

binlerce sayfalık iddianameler ve ekleri, sayısı daha şimdiden yüze yaklaşan duruşma, tutuklu ve tutuksuz yargılanan onca insan ve bu yüzden yaşadığımız büyük sarsıntı.

Darbecilikle suçlanan sanıklar, ordu faktörü olmasa bu çapta bir cürme kalkışabilirler miydi? Davanın en kritik eşiği, ordunun kapısı önündeki eşiktir ve bunu tartışmak mânâsız. Ordumuzun maalesef darbecilik sâbıkası var ve Türkiyede darbe tasarlayan her kimse orduyu da işe katmak zorunda. Sanıklar da öyle yaptılar fakat bu defa iş tutmadı, deşifre oldular ve şimdi beyhûde gayretle ilk devresini 12-0 mağlup bitirdikleri maçı çevirmeye çalışıyorlar.

Başından beri şunu söyledik: Orduyu siyasî entrika içinde tutmak ve öyle göstermek orduyu zayıflatır; bu, Türkiyenin gücüne, itibarına, medenîlik vasfına yapılacak en büyük kötülüktür. İtibarını kaybetmiş, vatandaş nazarında kredisi kalmamış, kendi içinde ihtilafa düşmüş bir ordu, Türkiye için zayıflık unsuru olur; bunu istemiyoruz. Böyle söyleyince, A, siz ordudan hem dayak yiyor hem de askerleri savunuyorsunuz diye kafa karışıklığı ile suçluyorlar.

Kafa karışıklığı değil ki, sürecin sonu belli. Ordu bu bâdireden zedelenerek çıkacaktır; bu görünür âkıbeti engellemek bir dereceye kadar TSK yöneticilerinin elinde ve irâdesinde. Demokratik hukuka tam riayetle ordu bünyesindeki zanlıları ve eylemlerini karartmadan genel hukukun usulü dairesinde çalışan mercilerle tam işbirliği yapmak. Askerî yargının teşkil ettiği çift başlılığın uzlaşma ile ortadan kaldırılması; siyasî mekanizmalara karşı eşit derecede uzak ve serinkanlı bir tavır takınmak. Tek kelimeyle askerî vesâyet rejiminin avantajlarını bile-isteye terk etmek.

Vesâyet sistemi, orduyu siyasî bir aktör olarak biçimlendirmiş. Orduya biçilen rol, liberal demokrasiler için uygun değil fakat ordu yöneticilerine büyük politik güç bahşeden bir imtiyaz; bu yüzden ordunun yöneticileri şu esnada büyük bir kararsızlık içinde; bir yanda demokrasiye karşı kalkışılmış darbelerle dolu bir yakın tarih sicili, öte yanda darbe heveslilerine hâlâ cesaret veren vesâyet imtiyazları ve kanunî çerçeve; hepsinin üstünde ise Türk Ordusunun demokratik saygı ve âhenk çizgisine çekilmesinin, Cumhuriyeti koruma ve kollama görevine ters düşeceği endişesi...

Siz buna bir de yerden fışkırırcasına sağa sola serpilmiş silah ve mühimmat cephaneliklerini, orduevlerinde ele geçirilen darbe planlarını ve darbe teşebbüse bulaşmış sanık general emeklilerini ilâve ediniz. Bunca delilin birkaç yıl üstünde üstümüze yağmur gibi yağması tesâdüf olabilir mi? Elbette değil ama suç delilleri de son derece ciddi.

Macun tüpten çıktı ve bu süreç artık geriye işletilemez. Hâlâ şurda burda saklı darbeci unsurlar aktif hale geçebilse bile Türk demokrasisi içinde ordunun mevkii artık ciddi tartışma mevzuu haline geldi. İşin doğrusu, bu dönüşümü kendi irademizle, devleti ve TSKyı zaafa düşürmeden gerçekleştirmek. Bunu yapabiliriz, bu fırsat ellerimizde: Muhalefetiyle, basınıyla, bürokratik iradeyle tam bir mutabakatla gerçekleştirilecek bu değişim, rejimi ve Cumhuriyeti düzlüğe çıkarır, güçlendirir.

Kavgaya, gerginliğe, yeni kamplaşmalara gerek yok. Cumhuriyetten, demokrasiden, laiklikten, temel hak ve hürriyetlerden ve çağdaşlaşma yolundan dönüş yok.

Bu sarsıntıdan aklımızla, güçlenerek çıkmalıyız.
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.06.2009
ORDUİÇİNORDUYARAĞMENORDU İÇİN ORDUYA RAĞMEN
Toplam "7" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti