Habergec.Com Aranan Kelimeler:ilköğretimde Değerlendirme: 10 / 10 524793
habergec.com
02.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

ilköğretimde

Milli Eğitim'den ilköğretimde mahrem eğitimi
Haber3
26.06.2014
10:06
Milli

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlere yardımcı olması için hazırladığı kitapçıkta, din dersinde çocuklara mahrem eğitimi verilmesini istedi

Haber3
Son Dakika
26.06.2014
MilliEğitimdenilköğretimdemahremeğitimiMilli Eğitimden ilköğretimde mahrem eğitimi
İzmir'de öğrencilere porno izleten öğretmene 22 yıl hapis
En Son Haber
30.04.2014
14:51
İzmirde bir ilköğretimde görevli öğretmen, öğrencilerine porno ve cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı.
En Son Haber
Son Dakika
30.04.2014
İzmirde/">İzmirdeöğrencilerepornoizletenöğretmene22yılhapisİzmirde-öğrencilere-porno-izleten-öğretmene-22-yıl-hapis/">İzmirde öğrencilere porno izleten öğretmene 22 yıl hapis
MEB in Taşımalı Eğitim Karnesi
Haberler.com
20.12.2013
11:36
MEB, bu yıl ülke genelinde 899 ilçede, 817 bin 332 ilkokul ve ortaokul öğrencisini taşıdı, bu öğrencilerin 718 bin 637?si öğle yemeği hizmetinden de yararlandı Ortaöğretim düzeyinde de 393 bin 283 öğrenci taşımalı eğitimden, 292 bin 848 öğrenci ise yemek hizmetinden faydalandı Bakanlık 2014 yılı için ilköğretimde taşımalı ilköğretim faaliyetleri için 800 milyon, ortaöğretim için ise 680 bin lira kaynak ayırdı.
Haberler.com
Güncel
20.12.2013
MEBinTaşımalıEğitimKarnesiMEB in Taşımalı Eğitim Karnesi
Siverek Dershane Platformu kapatma kararına tepki gösterdi
Zaman
30.11.2013
10:41
Şanlıurfanın Siverek ilçesinde dershanelerin oluşturduğu Siverek Dershaneler Platformu dershanelerin kapatılması ile ilgili konferans düzenledi. Siverek Dershaneler Platformu Eyüp Cenap Gülpınar Gençlik Merkezinin konferans salonundaki toplantıya vatandaşlar yoğun katılım gösterdi. Eğitimci ve rehberlikçi Mehmet Sungunun verdiği konferansta Türkiyede dershanelerin neden kapatılmaması gerektiği konusunda istatistiksel veriler paylaşıldı. Sungu, yaptığı konuşmada şunları kaydetti: Türkiyede öğrenci sayılarını göz önünde bulundurduğumuz zaman fahiş bir rakam çıkıyor. Şanlıurfa ile ilgili MEBin sitesinde bulunan istatistikleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün Şanlıurfada 2 bin 96 okul var. Derslik sayısı 10 bin 590, öğrenci sayısı 586 bin 965, öğretmen sayısı 19 bin 617. Derslik başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 48, ortaöğretimde 40, meslek ve teknik eğitimde 35. Mevcut durum böyle iken başarı oranlarına baktığınız zaman öğrenci okulda bir şey kazanamıyor. Bugün bir öğretmenin 40 kişilik bir sınıfa yoklama yapmasının dahi ciddi zaman aldığını kaydeden Sungu, Kalabalık sınıflarda verilen eğitim kalitesi ortada. Kaldı ki zengin çocuklarının dershaneyi tercih ettiğini söylemek tamamen yanlış bir söylemdir. Bugün istatistiklere baktığınız zaman kolejde okuyup üniversiteye yerleşenlerin sayısı dershaneye gelenlerin 2 katı. Geliri 3 bin lira üzeri olan herkes koleji tercih ediyor. Anadolunun tamamına baktığınız zaman orta gelirli veya geliri asgari ücret olan herkes çocuklarını dershaneye yolluyor. Kolej imkânı bulamayan ve 40 kişilik sınıflarda eğitimini alamamış bu çocuklar dershanelerde temel almakta. Bugün dershaneleri kapatmak fırsat eşitliği yaratmak değil tam tersi fakir öğrencilere darbe demektir. Dershanelerin endişelendiği nokta para kaybetme veya işsiz kalma sıkıntısı değildir. Çocukların geleceği için kaygılanan eğitimciler olarak dershanelerin kapatılmasını yanlış bulduğumuzu dile getiriyoruz. şeklinde konuştu. Programa katılan Sıddık Lale yaptığı açıklamada, Ben de dershane sayesinde üniversiteyi kazandım. Şu anda Siverekte ezacılık yapmaktayım. Eğer bizim dönemimizde dershaneler olmasaydı bugün eczacı olamazdım, belki başka bir yerde olurdum. Okullarda eğitim düzeyi yükseltilirse dershaneler o zaman kapatılabilir. dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
30.11.2013
SiverekDershanePlatformukapatmakararınatepkigösterdiSiverek Dershane Platformu kapatma kararına tepki gösterdi
Akademisyenler, 'okul öncesi eğitim'i masaya yatırdı
Zaman
29.11.2013
18:25
Okul öncesi eğitim, öğrencinin başarılarında belirleyici bir faktör olarak görülüyor. 06 yaş grubuna hitap eden bu eğitim, 15 üniversiteden 45 akademisyenin buluştuğu ‘Okul Öncesi Eğitiminde Program ve Uygulamalar’ konferansında ele alındı.Moderatörlüğünü Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Servet Bal’ın yaptığı konferansta konuşan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fahrettin Gücin, eğitimcilerin kuşaklar arası farkları keşfetmeye ihtiyacı olduğuna değindi. Gücin, “Okul öncesi eğitimle birlikte öğrenci okul hayatına ilk sizlerle yani eğitimcilerle karşılaşacak. Bu durum eğitimcilerin donanımlı olmasını ve çocukları iyi tanımalarını gerektiriyor. Aynı zamanda çocukları sevmeyi ve onları doğru biçimde yetiştirmeyi de zorunlu kılıyor. Maalesef bu alanda MEB raporlarına göre öğretmen açığımız bulunuyor. Bunun giderilmesi adına adımlar da atılmalı. Çünkü bu meslek sıradan değil, yönlendirici ve eğitici bir yapıya sahip. Sizler nasıl öğrenciler yetiştirirseniz toplum ona göre şekillenir.” dedi. Gücin, ayrıca Fatih Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünün açıldığını ve bu alanda öğretim üyelerine ihtiyaç duyduklarını belirtti.Ankara Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neriman Aral, okul öncesi öğretmenliğinin eğitim anlayışı açısından yenilenme gerektiren bir alan olduğundan söz etti. Bu yenilenme geliştikçe aşama kaydedileceğine temas eden Aral, “2012’de hazırladığımız rapora göre öğrenciyi zengin bir öğretme anlayışı ile okula hazırlamak şart. Bunu temin etmek için belli kurallarımız var. Örneğin yeni eğitim sistemi öğrenci merkezli. Bu durum öğretmene özgürlük sağlayacak. Öğretmen ise oyun odaklı, kültürel ve evrensel değerler göz ardı etmeden eğitim metotlarını uygulayacak. Bunlarla beraber aile desteğini de uygulamaya almalıyız.” dedi. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nergis Güven başarılı çocuk yetiştirme ile ilgili beş temel kuraldan bahsetti. Çocuğa beceriler öğretme, sentez yapma, keşfetme, saygı ve etik değerlerin öğretilmesi gerektiğine temas eden Güven, anne ve babanın ilk öğretmen olduğunu vurguladı. Güven, “Saygı ve empatiden uzak toplumlar, okul öncesi ve ilköğretimde bencil çocukların yetiştirilmesinden kaynaklanıyor.” diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
29.11.2013
AkademisyenlerokulöncesieğitimimasayayatırdıAkademisyenler okul öncesi eğitimi masaya yatırdı
Bu acelenin sebebi ne?
Zaman
28.11.2013
02:19
‘Çoktan verilmiş bir karar’ı paydaşlarla istişare ediyoruz şeklinde pazarlamak bir hayli zor. Milli Eğitim Bakanı, ‘alternatif çözüm makinesi’ gibi çalışıyor ama ürettiği teklifler arasındaki fark inandırıcılığını bitiriyor.İkna turuna çıkan bürokratlar, dershanecilerin hazırladığı sorular karşısında tel tel dökülürken devlet zoruyla kapatma girişimine destek vermeye çalışan kimi vekiller de, kaş yapayım derken göz çıkarıyor. AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay mesela. Aynı zamanda Meclis Eğitim Komisyonu üyesi. “Dershaneler KCK gibi oldu” ifadesi, bir gazeteye sürmanşet oldu. Malum KCK, PKK’nın çatı kuruluşu ve Yargıtay tarafından ‘silahlı terör örgütü’ olduğuna hükmedilmiş bir örgüt. Vekilin yaptığı kıyaslama, sözün bittiği yeri gösteriyor. Meclis’te dün bir basın toplantısı düzenleyip verdiği örnek için “Belki haddini maksadını aşmış da olabilir.” diyor. Paralel eğitim vb. diğer sözlerinin arkasında duruyor. Peki, komisyon üyesi Atalay’ın diğer ifadelerinde ne var? Şu sözler ona ait: “Dershaneler bir sonuçtur. Bir sebep değildir. Önce sınav sistemini değiştireceksiniz. Öğrenciler ilköğretimde, lisede nasıl bir sınav sisteminden geçiyorlarsa üniversitelere de aynı sınav sistemi ile girmelidirler. Bunu Meclis’teki komisyon toplantısında Bakan’a da ilettim. ‘Çocukların testmatik durumdan çıkarılması gerekir’ dedim. Ancak Bakan bunun için (ÖSYM’den gelen cevaba göre) iki yıla ihtiyaç olduğunu söyledi. ‘Zaman yok’ dedi.” Son cümleye dikkat. Bir daha okumakta fayda var. Meselenin düğümlendiği nokta burası. Milli Eğitim Komisyonu üyesi, ‘dershane bir sonuçtur, siz önce sınavlarla ilgili düzenleme yapın’ şeklinde öneride bulunuyor. Devletin bir kurumu yani ÖSYM, sınav sistemini değiştirmek için en az 2 yıla ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Fakat Milli Eğitim Bakanı’nın o kadar acelesi var ki ‘zaman yok’ diyor. Sanki yangından mal kaçırılıyor. Hal böyle olunca, günlerdir dönüşüm diyerek devlet zoruyla yapılmak istenen kapatmayı perdelemeye çalışanlar açığa düşüyor. “Siz sınavı değiştirmezseniz dershaneler varlığını sürdürür, yasaklasanız da sürdürür, kapatsanız da sürdürür. Bu bir sonuç ise işe sebebi düzelterek başlayalım.” Bu sözler de AK Partili Atalay’a ait. Günlerdir yapılan haklı itirazlarda da dile getiriliyor bu ifadeler. Konunun uzmanları, teşebbüs hürriyetinin yok edildiğini, anayasaya ve insan haklarına aykırı işlem yapıldığını söylüyor ısrarla. Ama Milli Eğitim Bakanı için bunlar bir anlam taşımıyor. Çünkü o ve bürokratları ‘kararı çoktan verilmiş’ bir emrin görüntüsünü kurtarmaya çalışıyor. ZAMAN, yapılmak istenenleri manşetten duyurduğu gün, gece yarısı ekran ekran dolaşan Bakan’ı şimdi daha iyi anlıyoruz. Haber yaparak deşifre ettiğimiz düzenleme, Meclis Eğitim Komisyonu’nda bile itirazla karşılanmış meğer.
Zaman
En Çok Okunan
28.11.2013
Buaceleninsebebine?Bu acelenin sebebi ne?
Bu acelenin sebebi ne?
Zaman
28.11.2013
01:56
‘Çoktan verilmiş bir karar’ı paydaşlarla istişare ediyoruz şeklinde pazarlamak bir hayli zor. Milli Eğitim Bakanı, ‘alternatif çözüm makinesi’ gibi çalışıyor ama ürettiği teklifler arasındaki fark inandırıcılığını bitiriyor.İkna turuna çıkan bürokratlar, dershanecilerin hazırladığı sorular karşısında tel tel dökülürken devlet zoruyla kapatma girişimine destek vermeye çalışan kimi vekiller de, kaş yapayım derken göz çıkarıyor. AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay mesela. Aynı zamanda Meclis Eğitim Komisyonu üyesi. “Dershaneler KCK gibi oldu” ifadesi, bir gazeteye sürmanşet oldu. Malum KCK, PKK’nın çatı kuruluşu ve Yargıtay tarafından ‘silahlı terör örgütü’ olduğuna hükmedilmiş bir örgüt. Vekilin yaptığı kıyaslama, sözün bittiği yeri gösteriyor. Meclis’te dün bir basın toplantısı düzenleyip verdiği örnek için “Belki haddini maksadını aşmış da olabilir.” diyor. Paralel eğitim vb. diğer sözlerinin arkasında duruyor. Peki, komisyon üyesi Atalay’ın diğer ifadelerinde ne var? Şu sözler ona ait: “Dershaneler bir sonuçtur. Bir sebep değildir. Önce sınav sistemini değiştireceksiniz. Öğrenciler ilköğretimde, lisede nasıl bir sınav sisteminden geçiyorlarsa üniversitelere de aynı sınav sistemi ile girmelidirler. Bunu Meclis’teki komisyon toplantısında Bakan’a da ilettim. ‘Çocukların testmatik durumdan çıkarılması gerekir’ dedim. Ancak Bakan bunun için (ÖSYM’den gelen cevaba göre) iki yıla ihtiyaç olduğunu söyledi. ‘Zaman yok’ dedi.” Son cümleye dikkat. Bir daha okumakta fayda var. Meselenin düğümlendiği nokta burası. Milli Eğitim Komisyonu üyesi, ‘dershane bir sonuçtur, siz önce sınavlarla ilgili düzenleme yapın’ şeklinde öneride bulunuyor. Devletin bir kurumu yani ÖSYM, sınav sistemini değiştirmek için en az 2 yıla ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Fakat Milli Eğitim Bakanı’nın o kadar acelesi var ki ‘zaman yok’ diyor. Sanki yangından mal kaçırılıyor. Hal böyle olunca, günlerdir dönüşüm diyerek devlet zoruyla yapılmak istenen kapatmayı perdelemeye çalışanlar açığa düşüyor. “Siz sınavı değiştirmezseniz dershaneler varlığını sürdürür, yasaklasanız da sürdürür, kapatsanız da sürdürür. Bu bir sonuç ise işe sebebi düzelterek başlayalım.” Bu sözler de AK Partili Atalay’a ait. Günlerdir yapılan haklı itirazlarda da dile getiriliyor bu ifadeler. Konunun uzmanları, teşebbüs hürriyetinin yok edildiğini, anayasaya ve insan haklarına aykırı işlem yapıldığını söylüyor ısrarla. Ama Milli Eğitim Bakanı için bunlar bir anlam taşımıyor. Çünkü o ve bürokratları ‘kararı çoktan verilmiş’ bir emrin görüntüsünü kurtarmaya çalışıyor. ZAMAN, yapılmak istenenleri manşetten duyurduğu gün, gece yarısı ekran ekran dolaşan Bakan’ı şimdi daha iyi anlıyoruz. Haber yaparak deşifre ettiğimiz düzenleme, Meclis Eğitim Komisyonu’nda bile itirazla karşılanmış meğer.
Zaman
Politika
28.11.2013
Buaceleninsebebine?Bu acelenin sebebi ne?
Bu acelenin sebebi ne?
Zaman
28.11.2013
01:52
‘Çoktan verilmiş bir karar’ı paydaşlarla istişare ediyoruz şeklinde pazarlamak bir hayli zor. Milli Eğitim Bakanı, ‘alternatif çözüm makinesi’ gibi çalışıyor ama ürettiği teklifler arasındaki fark inandırıcılığını bitiriyor.İkna turuna çıkan bürokratlar, dershanecilerin hazırladığı sorular karşısında tel tel dökülürken devlet zoruyla kapatma girişimine destek vermeye çalışan kimi vekiller de, kaş yapayım derken göz çıkarıyor. AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay mesela. Aynı zamanda Meclis Eğitim Komisyonu üyesi. “Dershaneler KCK gibi oldu” ifadesi, bir gazeteye sürmanşet oldu. Malum KCK, PKK’nın çatı kuruluşu ve Yargıtay tarafından ‘silahlı terör örgütü’ olduğuna hükmedilmiş bir örgüt. Vekilin yaptığı kıyaslama, sözün bittiği yeri gösteriyor. Meclis’te dün bir basın toplantısı düzenleyip verdiği örnek için “Belki haddini maksadını aşmış da olabilir.” diyor. Paralel eğitim vb. diğer sözlerinin arkasında duruyor. Peki, komisyon üyesi Atalay’ın diğer ifadelerinde ne var? Şu sözler ona ait: “Dershaneler bir sonuçtur. Bir sebep değildir. Önce sınav sistemini değiştireceksiniz. Öğrenciler ilköğretimde, lisede nasıl bir sınav sisteminden geçiyorlarsa üniversitelere de aynı sınav sistemi ile girmelidirler. Bunu Meclis’teki komisyon toplantısında Bakan’a da ilettim. ‘Çocukların testmatik durumdan çıkarılması gerekir’ dedim. Ancak Bakan bunun için (ÖSYM’den gelen cevaba göre) iki yıla ihtiyaç olduğunu söyledi. ‘Zaman yok’ dedi.” Son cümleye dikkat. Bir daha okumakta fayda var. Meselenin düğümlendiği nokta burası. Milli Eğitim Komisyonu üyesi, ‘dershane bir sonuçtur, siz önce sınavlarla ilgili düzenleme yapın’ şeklinde öneride bulunuyor. Devletin bir kurumu yani ÖSYM, sınav sistemini değiştirmek için en az 2 yıla ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Fakat Milli Eğitim Bakanı’nın o kadar acelesi var ki ‘zaman yok’ diyor. Sanki yangından mal kaçırılıyor. Hal böyle olunca, günlerdir dönüşüm diyerek devlet zoruyla yapılmak istenen kapatmayı perdelemeye çalışanlar açığa düşüyor. “Siz sınavı değiştirmezseniz dershaneler varlığını sürdürür, yasaklasanız da sürdürür, kapatsanız da sürdürür. Bu bir sonuç ise işe sebebi düzelterek başlayalım.” Bu sözler de AK Partili Atalay’a ait. Günlerdir yapılan haklı itirazlarda da dile getiriliyor bu ifadeler. Konunun uzmanları, teşebbüs hürriyetinin yok edildiğini, anayasaya ve insan haklarına aykırı işlem yapıldığını söylüyor ısrarla. Ama Milli Eğitim Bakanı için bunlar bir anlam taşımıyor. Çünkü o ve bürokratları ‘kararı çoktan verilmiş’ bir emrin görüntüsünü kurtarmaya çalışıyor. ZAMAN, yapılmak istenenleri manşetten duyurduğu gün, gece yarısı ekran ekran dolaşan Bakan’ı şimdi daha iyi anlıyoruz. Haber yaparak deşifre ettiğimiz düzenleme, Meclis Eğitim Komisyonu’nda bile itirazla karşılanmış meğer.
Zaman
Ana Sayfa
28.11.2013
Buaceleninsebebine?Bu acelenin sebebi ne?
CHP, öğretmenlere uygulanan şiddet hakkında meclis araştırması istedi
Zaman
24.11.2013
11:25
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Engin Altay ile Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, öğretmenlerin yaşadıkları fiziksel, psikolojik, toplumsal sorunların sebeplerinin araştırılması, önlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla meclis araştırması açılmasını istedi. TBMM Başkanlığına verilen araştırma önergesinde, son yıllarda öğretmenlere karşı okul içi ve dışında yapılan fiziksel saldırıların artış eğilimine girdiği ve saldırılar sonucu birçok öğretmenin yaralanmalara maruz kaldığına dikkat çekildi. Bu olaylara örnekler verilen önergede, Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonuna bağlı Türk Eğitim-Sen tarafından 2009 yılında okullarda yaşanan şiddetin boyutunu tespit edebilmek amacıyla Türkiye genelinde yüzde 15.4’ü kadın yüzde 84.6’sı erkek olmak üzere 1010 öğretmen üzerinde uygulanan ankete katılan öğretmenlerin yüzde 23’ünün öğrencileri tarafından şiddete maruz kaldıklarını belirttiği aktarıldı.Öğrencisi tarafından şiddete maruz kaldığını ifade eden öğretmenlerin yüzde 65.1’inin sözlü şiddete, yüzde 16.9’unun psikolojik şiddete, yüzde 14.4’ünün ise fiziksel şiddete maruz kaldıkları, yüzde 3.6’sının ise öğrencileri tarafından cinsel şiddete uğradığının anlatıldığı önergede, şu ifadelere yer verildi: Öğretmenlerin yüzde 47.5’i disiplin yönetmeliklerinin yetersizliğinin öğrencileri şiddete teşvik ettiğini düşünürken; yüzde 33.5’i öğrencilerin sosyal ve sportif aktiviteler yapabileceği mekanların yetersizliğinden şiddetin ortaya çıktığını, öğretmenlerin yüzde 12.1’i ise rehberlik sistemindeki eksikliklerin, yüzde 4.4’ü okul yönetimine yeterli kaynak aktarılmaması, yüzde 2.4’ü de derslerin boş geçmesinin öğrenciyi şiddete teşvik ettiğini savunmaktadırlar. Özellikle son yıllarda okullarda öğretmenin etkinliğinin azaltılması öğrencinin şiddeti rahatlıkla uygulamasına zemin hazırlamaktadır. Tablet bilgisayarın öğretmenin işlevinin yerini tutacağını savunan ve toplumu buna inandırmaya çalışan bir Milli Eğitim anlayışının da öğretmenlerin değersiz algılanmasına yol açarak öğretmenlere karşı şiddete yol açan önemli bir faktör olduğu da yadsınamaz gerçektir. Milli Eğitim Bakanlığının güvenli okullar oluşturulması amacıyla politikalar belirlemesi, standart ölçütler koyması, başta okul müdürleri ve öğretmenler olmak üzere bütün okul çalışanlarına şiddet ve önlenmesine yönelik eğitimler verilmesini sağlaması, etkili ebeveynlik eğitim programlarını yaygınlaştırması, çocukların sorunlarını iletebilecekleri ve çözüm üretilebilecek mekanizmaları hayata geçirmesi gerekmektedir. Yaşanan bu olayların dışında, öğretmenlerin yıllık çalışma saatleri OECD ülkelerinde ortalama bin 652 iken, Türkiyede bin 832dir. Kadrolu ilköğretimde öğretmenlerin yıllık maaşları OECD ortalamasında 27 bin 723 iken, Türkiyede bu rakam sadece 21 bin dolardır. ifadelerinin kullanıldığı önergede, sözleşmeli olarak çalışan öğretmenlerin kadrolu çalışanların yaklaşık 4te biri kadar ücret aldığı kaydedildi. Öğretmenlerin hayat standartlarının çağdaş emsalleri ile aynı seviyede olması gerektiğinin dile getirildiği önergede, öğretmenlerin yaşadığı fiziksel, psikolojik ve toplumsal sorunların belirlenerek sorunların çözülebilmesi için meclis araştırması açılmasının elzem olduğu vurgulandı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
24.11.2013
CHPöğretmenlereuygulananşiddethakkındameclisaraştırmasıistediCHP öğretmenlere uygulanan şiddet hakkında meclis araştırması istedi
Dershanelere ne zaman gerek kalmaz?
Zaman
16.11.2013
01:54
Gündemdeki sıcak konulardan birisi, dershanelerin kapatılması… Aslında gündemin sıkça değiştiği ülkemizde bu konu daha ne kadar sıcaklığını korur bilinmez ama konuyla ilgili atılacak adımların doğuracağı sonuçlar uzun dönemleri etkileyebilecek kadar önem arz ediyor.Dershaneler, Türk eğitim sisteminin özellikle son 20-25 yılının önemli bir aktörüdür. Tam anlamıyla bir sektör niteliğinde olan dershaneler, aslında kâr amacı için kurulan fakat sosyal fayda sağlayan ve pozitif dışsallıklar yayan kuruluşlardır. Evet, dershanelerin ilk amacı, bir özel sektör girişimi olması nedeniyle elbette ki kâr etmektir. Ama dershane sektörü öyle bir sektördür ki, kâr edebilmeniz ve ayakta kalabilmeniz için mutlaka müşterilerinize başarıyı getirmeniz gerekir. Dolayısıyla, kayıtlı öğrencilerinizin göstereceği başarı, önce kendilerine, sonra topluma ve tabii ki aynı zamanda dershaneye bir getiri sağlayacaktır. Burada üretilen hizmet ve sunulan mal öyle bir maldır ki, ne tam bir piyasa malı ne de kamusal bir maldır. Hem piyasa malı özelliği taşıyan ama yaydığı pozitif dışsallıkla kamusal mal niteliğine de bürünen yarı kamusal nitelikte bir maldır. Dershaneler fırsat eşitliğine aykırıdır, eşitsizlik yaratır demek; günümüz şartlarında biraz acımasız bir bakış açısını yansıtıyor. Öncelikle fırsat eşitliğini yaratacak olan başta devlettir. Bugün iller ve bölgeler arasında, hatta bir il içinde ilçeler arasında eğitim alanında fırsat eşitliğinin sağlanamadığı, açıkça görünen bir durumdur. Örneğin, TÜİK’in ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi istatistiklerine göre 2012 yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ilköğretimde derslik başına 38 öğrenci, öğretmen başına ise 24 öğrenci düşmüştür. Ege Bölgesi’nde ise bir derslikte 24 öğrenci eğitim alırken, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 16’dır. İstanbul özeline baktığınızda, Esenyurt, Sultangazi, Esenler, Gaziosmanpaşa’da ortalama olarak bir derslik başına düşen öğrenci sayısı 34-38 aralığında iken; Kadıköy’de 22, Bakırköy’de ve Beşiktaş’ta 25 öğrenci bir derslikte eğitim görmektedir. Bir öğretmen Sultangazi’de 43, Esenler’de 39, Bağcılar’da 36 öğrenciyle eğitim yaparken; bu sayı Kadıköy’de 16, Beşiktaş’ta 17, Bakırköy’de 19’a gerilemektedir. Türkiye’de eğitim koşullarında görülen farklılıklar o kadar yüksek boyuttadır ki, üniversite sınavında sıfır çeken iller diye bir tanımlamamız vardır mesela. Hiç koca bir il sınavda sıfır çeker mi? Demek ki eğitimde fırsat eşitsizliği, önceki yazılarımda da değindiğim gibi yıllardır kanayan bir yaradır. Bu öyle bir yaradır ki belki de bunun bir izdüşümü olarak, en sık değiştirilen bakanlar arasında Milli Eğitim bakanları hep öndedir. Dershaneler eğitim sistemindeki bir boşluğu doldurmaktadır. Bir talebi karşılamaktadır. Liberal düzende durumun böyle olması da oldukça olağandır. Dershanelerde performansa dayalı bir ücretlendirme ve istihdam söz konusudur. Yani öğretmen başarılıysa, dershane sahibi o öğretmeni kaybetmek istemez, işe alırken de o denli seçicidir. Dershaneler genel olarak devlete ekonomik bir yük getirmez, aksine vergi geliri doğurur, istihdam yaratır. Atanamayan öğretmenlerin dershanelerde istihdam edildiği bilinen bir gerçektir. Elbette, dershaneler arasında öğretmenlerin atanamamasını fırsat bilip emeğini sömürenler de vardır, ancak bunu da düzenleyecek ve denetleyecek olan yine devlettir. Dershaneler Türkiye’nin değişmez bir gerçeğidir. Türkiye şartlarında değişmez bir şarttır. Öğrenciler için bir sosyalleşme merkezidir. Öğrenci zamanını boşa geçirmez, evde olsa internetin başından kalkmayacak olan ya da dışarıda zamanını boşa harcayan öğrenci, dershanede belli bir sistem altında çalışır, çalışmak zorunda hisseder kendini. Ve bu sistem hem bir otokontrol içerir, hem de veliler her türlü gelişmeden haberdar edilir. Dershaneye, sadece ve sadece eğitim almak amacıyla gelir öğrenciler. Hepsinin bir hedefi vardır, yok ise edindirilir, yol gösterilir, rehberlik edilir. Bire bir iletişim söz konusudur. Derseniz ki parası olmayan dershaneye gidemez; işte bu noktada sosyal devlet ilkesinin çalışması gerekir. Nasıl ki, özel okulların sübvanse edilmesi konuşuluyorsa, bu durum dershaneler için de geçerli olabilir. Öte yandan dershanelerin ücret skalası oldukça geniştir, her bütçeye göre bir dershane bulmak mümkündür. Bu noktada özel okullar dershanelerin alternatifi olamaz. Dershaneye çocuğunuzu bir yıllığına gönderirsiniz. Bunu karşılamak makuldür. Ancak özel okula en az 4 yıl ücret ödemek zorunda kalırsınız; servis, yemek derken, maliyetler giderek yükselir. Dershanelerde başarılı öğrencilere burs verilir, kiminden ücret alınmaz. Bu durum özel okullara göre çok daha yaygın uygulanır. Dershanelerin dışında kapatılması söz konusu olan etüt merkezlerinin önemli bir kısmı ise ücrets
Zaman
Yorum
16.11.2013
Dershanelerenezamangerekkalmaz?Dershanelere ne zaman gerek kalmaz?
Bakan Avcı'dan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Zaman
09.10.2013
02:05
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Eğitim
09.10.2013
BakanAvcıdanatanamayanöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Zaman
09.10.2013
01:53
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Güncel
09.10.2013
BakanAvcıdanatanamayanöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Zaman
09.10.2013
01:53
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2013
BakanAvcıdanatanamayanöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Zaman
08.10.2013
23:23
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Eğitim
08.10.2013
BakanAvcıdanatanamayanöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Zaman
08.10.2013
23:11
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Güncel
08.10.2013
BakanAvcıdanatanamayanöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Zaman
08.10.2013
23:11
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
08.10.2013
BakanAvcıdanatanamayanöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamayan öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamaya öğretmenlere kötü haber
Zaman
08.10.2013
22:38
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Eğitim
08.10.2013
BakanAvcıdanatanamayaöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamaya öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamaya öğretmenlere kötü haber
Zaman
08.10.2013
22:37
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Güncel
08.10.2013
BakanAvcıdanatanamayaöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamaya öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı'dan atanamaya öğretmenlere kötü haber
Zaman
08.10.2013
22:33
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Bakan avcı, atanamayan öğretmenler konusunda ise umutsuz bir tablo çizdi: Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi.ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERAvcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.”(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
08.10.2013
BakanAvcıdanatanamayaöğretmenlerekötühaberBakan Avcıdan atanamaya öğretmenlere kötü haber
Bakan Avcı: Üniversiteler araştırma için 350 milyon lira harcama yaptı
Zaman
08.10.2013
19:30
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığını açıkladı. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, TBMM Genel Kurulu’nda sözlü sorulara cevap verdi. Avcı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru olarak görev yapmakta iken, 2002-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarına öğretmen olarak atananların toplam sayısının 8 bin 960 olduğunu söyledi. Avcı, “Ayrıca 2002-2012 yılları arasında kurumlar arası nakil yolu ile Bakanlığımız merkez teşkilatına veri hazırlama ve kontrol işletmeni, memur ve hizmetli unvanında 16 personelin ataması yapılmıştır.” diye konuştu. Avcı, 2012 yılı içinde devlet üniversitelerinde araştırma inceleme konusunda toplam 350 milyon 580 bin lira harcama yapıldığı bilgisini verdi. 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 20, ortaokulda 19 olduğunu ifade eden Avcı, “2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 70,6 dır.” dedi. Avcı atanamayan öğretmenler konusunda ise şunları söyledi: “Şu anda öğretmen adayı durumunda olan ya da öğretmen yetiştiren eğitim fakültesi, fen fakültesi gibi kurumlardan mezun olan öğrencilerimizin sayısı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam edilecek öğretmen sayısı ne yazık ki birbirini karşılamıyor. Çok sayıda atama bekleyen öğrenciler var, ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın en ideal koşullarda bütün sınıflarımızın tüm dersliklerimizin yapıldığı ve tamamlandığı ve her derslikte en fazla 30 öğrencinin eğitim gördüğü ve tüm okullarımızda tekli eğitme geçildiği bir durumda dahi Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam edebileceği öğretmen sayısı 125 bindir. Mezun olan gençlerimizin sayısı 250 bindir.” CİHAN
Zaman
Son Dakika
08.10.2013
BakanAvcıÜniversiteleraraştırmaiçin350milyonliraharcamayaptıBakan Avcı Üniversiteler araştırma için 350 milyon lira harcama yaptı
Kimse Yok Mu fakir aile çocuklarına kırtasiye yardımı yaptı
Zaman
08.10.2013
15:57
Kimse Yok Mu Derneği Erzurum Şubesi, Minik Eller Kalem Tutsun kampanyası kapsamında ihtiyaç sahibi ailelerin ilköğretim çağındaki çocuklarına kırtasiye malzemesi yardımında bulundu.Her yıl ihtiyaç sahibi ailelerin ilk ve ortaöğretimde okuyan çocuklarına kırtasiye yardımını gelenekselleştiren Kimse Yok Mu Derneği 3 bin çocuğa kırtasiye malzemesi dağıttı. Derneğin Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Polat, Minik Eller Kalem Tutsun kampanyası kapsamında ihtiyaç sahibi ailelerin eğitim çağındaki çocuklarına kırtasiye malzemesi ve kaynak kitap yardımını devam ettirdiklerini dile getirdi. Polat, kampanya kapsamında hayır sever vatandaşların bağışları aracılığıyla 3 bin öğrenciye kalem, silgi, cetvel, çanta, defterden oluşan kırtasiye malzemesi dağıttıklarını ifade etti. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Polat, yardımlarının devam edeceğine işaret ederek, Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sene de ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitimlerine destekte bulunmak istedik. İhtiyaç sahibi ailelerin ve eğitim çağındaki çocuklarının her zaman yanlarında olmaya devam edeceğiz. Ayrıca bu yıl aralarında Afganlı sığınmacıların da bulunduğu ilköğretimde okuyan ihtiyaç sahibi toplam 3 bin öğrencimize kırtasiye malzemesi yardımında bulunduk. dedi. Polat, yine ihtiyaç sahibi ailelerin lise çağındaki çocuklarına ise önümüzdeki günlerde 25 bin adet yardımcı kaynak ders kitabı dağıtacaklarını hatırlatarak, Bütün yardımlarımızı hayırsever vatandaşlarımızın bağışlarıyla gerçekleştiriyoruz. Hepsine teşekkür ediyorum. Bağışçılarımızın destekleriyle önümüzdeki hafta içerisinde de 25 bin öğrencimize çeşitli derslerin kaynak kitaplarını ücretsiz dağıtacağız. diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
08.10.2013
KimseYokMufakiraileçocuklarınakırtasiyeyardımıyaptıKimse Yok Mu fakir aile çocuklarına kırtasiye yardımı yaptı
Kılıçdaroğlu, Andımız Üzerinden Yüklendi
Haberler.com
08.10.2013
15:34
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Andımızın ilköğretimde kaldırılmasını eleştirerek, ?Demokrasi kılıfı içinde andımızı da kaldırdılar dedi
Haberler.com
Politika
08.10.2013
KılıçdaroğluAndımızÜzerindenYüklendiKılıçdaroğlu Andımız Üzerinden Yüklendi
CHP Grup Toplantısı (1)
Haberler.com
08.10.2013
14:59
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Andımızın ilköğretimde kaldırılmasını eleştirerek, Demokrasi kılıfı içinde andımızı da kaldırdılar.
Haberler.com
Politika
08.10.2013
CHPGrupToplantısı(1)CHP Grup Toplantısı (1)
Kılıçdaroğlu'ndan 'Andımız' tepkisi
Zaman
08.10.2013
14:44
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Andımızın ilköğretimde kaldırılmasını eleştirerek, Demokrasi kılıfı içinde andımızı da kaldırdılar. Ne öğretiyorlar çocuklara? Doğruluğu öğretiyorlar. Doğruyum dediniz de ne oldu? Gitti yolsuzluk yaptı. Kendisini tanımlıyor aslında dedi.CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada; Türkiyenin hangi koşullarda olduğunu, hangi koşullarda mücadele ettiğimizi üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz. Yeni bir anlayışı egemen olmaya çalışıyoruz. Hiç kimsenin farklılıklardan ötürü partiyi bırakıp gitmesine istemiyoruz. Herkes bu çatının altında olmalı. Seçimlerde de aynı şeyi söyledik. CHP varsa herkes için var demektir. Çünkü CHP; demokrasinin güvencesidir, varlığımızın güvencesidir, çocuklarımızın güvencesidir, sanayicinin güvencesidir, çiftçinin güvencesidir, demokrasinin güvencesidir. Bizim bölünme lüksümüz yok, beraber olmak zorundayız. Beraber mücadele etmek zorundayız dedi.11 yıldır ülkeyi 1 kişi yönetiyor, bir parti değil. Her şey onun iki dudağı arasına kilitlenmiş durumda diyen Kılıçdaroğlu, Demokrasi 11 yılda büyük bir açık bırakmıştır. Ciddi bir demokrasi açığımız var. Bunu telafi etmemiz, gidermemiz lazım. Bize bir görev düşüyor. Onun için bizim bir arada olmamız gerekiyor şeklinde konuştu.Ülkelerin demokrasi karnesi belirlenirken 5 parametreden yola çıkıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:Türkiyede de yapılıyor bu. 2012 karnemiz şu; Türkiye, dünya ülkeleri arasında 88. sırada. Demokrasiyi melez demokrasi olarak tanımlıyorlar. Yani bizim ülkemizde demokrasi yok. Uluslararası kuruluşların bizim için öngördüğü kural budur. Kusurlu bir demokrasi, eksik bir demokrasi, yurttaşına güven duymayan bir demokrasimiz var. Şunu bütün içtenliğimle ifade etmek isterim, demokrasimiz tehlikededir. Çocuklarımıza özgürlüğü sınırsız bir yaşam sunmalıyız. Demokrasisi güvence altına alınmış birhukuk sunmalıyız. Ama gittikçe zemin kaybeden bir yapımız var. Bu yapıyı pompalayan, besleyen 12 Eylülün çıkardığı darbe hukukudur. Darbe yasalarının Türkiyeye getirdiği böyle bir olumsuz tablo var. Darbe yasalarına karşı bizim ciddi mücadele vermemiz gerekiyor. Ama bu yasaların savunucu bugünkü iktidardır, Ben bu yasaları savunuyorum ve bu yasalara bağlı kalacağım demektedir. Zaman zaman sıkıştığında bunları bizgetirmedik diyor. Sen getirmedin ama sen sahipleniyorsun. Sen sahipleniyorsan senin getirip getirmemen önemli değildir. Biz, hem demokrasi tehlikede diyeceğiz hem ayrışacağız. Öyle bir lüksümüz yok. Demokrasi tehlikedeyse ayrışmayacağız, güçlerimizi birleştireceğiz ve demokrasimizi güçlenmesi için çaba harcayacağız. Bize düşen, partilere düşen, ülkesini seven yurttaşlara düşen temel görev budur. Bunlar demokrasiyi tramvaya benzeterek yola çıktılar. Amacımız demokrasi değildir diyerek yola çıktılar ve güçlendiler. Dini siyasette kullandılar, etnik kimliği siyasette kullandılar. Bugün Türkiyeyi ciddi bir ayrışma noktasına getirdiler.Her siyasetçinin düşüncelerini özgürce ifade etmesinden yana olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, Düşüncelerini ifade etmeözgürlüğünün sınırlandırılmasını da istemeyiz. Ama istediğimiz de bir kural var. Siyasetçi halkına doğruları söylemeli. Eğer doğruları söylemeyip halkını kandırıyorsa o zaman demokrasinin önünde ciddi bir engel var demektir. Neden? Eğer doğruları söylememeyi güçlü bir medya aracılığıyla, geniş bir kitlelere aktarıyorsaciddi bir sorunumuz var demektir ifadelerini kullandı.Sık sık kullandığım cümle var; Yalancıdan Başbakan olmaz ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, 30 Eylülde bir paket açıkladılar. Güzel ambalajladılar, kılıfını güzel hazırladılar, adına Demokrasi Paketi dediler ve milletin önüne koydular. Konulan paketin demokrasiyle ilgili olmadığını, demokrasiyle bu paketin yan yana getirilmesinin ciddi bir ayrım olduğunu ifade ettik. Demokrasi kılıfı içinde andımızı da kaldırdılar. Neymiş, bu, soğuk savaş dönemlerinin andıymış, 1933te yazılmış. Birinci yalan, 1933te soğuk savaş diye bir kavram bile yoktu. İkinci büyük yalan, çocukları formatlıyorlar bununla. Ne öğretiyorlar çocuklara? Doğruluğu öğretiyorlar. Doğruyum dediniz de ne oldu? Gitti yolsuzluk yaptı. Kendisini tanımlıyor aslında. İlköğrenimin ne olduğunu bilmiyor. İlköğrenimde çocuklara birlikte olmak öğretilir, beraber olma öğretilir. Özelliği budur. Ayrışma değil, beraber olmanın kuralları öğretilir. Ne öğretilir? Kırmızı ışıkta duracaksın denilir ilköğrenim öğrencisine. Onul inancı, kimliği, rengi dini hiç önemli değil. Ama kırmızı ışıkta durmayı öğrenecektir orada. Allah aşkına çocuğa doğruyum demeyi öğretmek ne zamandan beri formatlamak oldu. Çocuğun çalışkanım demesiyle ne alıp veremediğiniz var? Ama asıl yasaklamak istediği şu; Türküm. Bunu söyleyemiyorCHPli Haberal, ilk kez partisinin grup toplantısındaCHP Zonguldak Milletvekili Mehme
Zaman
Politika
08.10.2013
KılıçdaroğlundanAndımıztepkisiKılıçdaroğlundan Andımız tepkisi
Kılıçdaroğlu'ndan 'Andımız' tepkisi
Zaman
08.10.2013
14:44
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Andımızın ilköğretimde kaldırılmasını eleştirerek, Demokrasi kılıfı içinde andımızı da kaldırdılar. Ne öğretiyorlar çocuklara? Doğruluğu öğretiyorlar. Doğruyum dediniz de ne oldu? Gitti yolsuzluk yaptı. Kendisini tanımlıyor aslında dedi.CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada; Türkiyenin hangi koşullarda olduğunu, hangi koşullarda mücadele ettiğimizi üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz. Yeni bir anlayışı egemen olmaya çalışıyoruz. Hiç kimsenin farklılıklardan ötürü partiyi bırakıp gitmesine istemiyoruz. Herkes bu çatının altında olmalı. Seçimlerde de aynı şeyi söyledik. CHP varsa herkes için var demektir. Çünkü CHP; demokrasinin güvencesidir, varlığımızın güvencesidir, çocuklarımızın güvencesidir, sanayicinin güvencesidir, çiftçinin güvencesidir, demokrasinin güvencesidir. Bizim bölünme lüksümüz yok, beraber olmak zorundayız. Beraber mücadele etmek zorundayız dedi.11 yıldır ülkeyi 1 kişi yönetiyor, bir parti değil. Her şey onun iki dudağı arasına kilitlenmiş durumda diyen Kılıçdaroğlu, Demokrasi 11 yılda büyük bir açık bırakmıştır. Ciddi bir demokrasi açığımız var. Bunu telafi etmemiz, gidermemiz lazım. Bize bir görev düşüyor. Onun için bizim bir arada olmamız gerekiyor şeklinde konuştu.Ülkelerin demokrasi karnesi belirlenirken 5 parametreden yola çıkıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:Türkiyede de yapılıyor bu. 2012 karnemiz şu; Türkiye, dünya ülkeleri arasında 88. sırada. Demokrasiyi melez demokrasi olarak tanımlıyorlar. Yani bizim ülkemizde demokrasi yok. Uluslararası kuruluşların bizim için öngördüğü kural budur. Kusurlu bir demokrasi, eksik bir demokrasi, yurttaşına güven duymayan bir demokrasimiz var. Şunu bütün içtenliğimle ifade etmek isterim, demokrasimiz tehlikededir. Çocuklarımıza özgürlüğü sınırsız bir yaşam sunmalıyız. Demokrasisi güvence altına alınmış birhukuk sunmalıyız. Ama gittikçe zemin kaybeden bir yapımız var. Bu yapıyı pompalayan, besleyen 12 Eylülün çıkardığı darbe hukukudur. Darbe yasalarının Türkiyeye getirdiği böyle bir olumsuz tablo var. Darbe yasalarına karşı bizim ciddi mücadele vermemiz gerekiyor. Ama bu yasaların savunucu bugünkü iktidardır, Ben bu yasaları savunuyorum ve bu yasalara bağlı kalacağım demektedir. Zaman zaman sıkıştığında bunları bizgetirmedik diyor. Sen getirmedin ama sen sahipleniyorsun. Sen sahipleniyorsan senin getirip getirmemen önemli değildir. Biz, hem demokrasi tehlikede diyeceğiz hem ayrışacağız. Öyle bir lüksümüz yok. Demokrasi tehlikedeyse ayrışmayacağız, güçlerimizi birleştireceğiz ve demokrasimizi güçlenmesi için çaba harcayacağız. Bize düşen, partilere düşen, ülkesini seven yurttaşlara düşen temel görev budur. Bunlar demokrasiyi tramvaya benzeterek yola çıktılar. Amacımız demokrasi değildir diyerek yola çıktılar ve güçlendiler. Dini siyasette kullandılar, etnik kimliği siyasette kullandılar. Bugün Türkiyeyi ciddi bir ayrışma noktasına getirdiler.Her siyasetçinin düşüncelerini özgürce ifade etmesinden yana olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, Düşüncelerini ifade etmeözgürlüğünün sınırlandırılmasını da istemeyiz. Ama istediğimiz de bir kural var. Siyasetçi halkına doğruları söylemeli. Eğer doğruları söylemeyip halkını kandırıyorsa o zaman demokrasinin önünde ciddi bir engel var demektir. Neden? Eğer doğruları söylememeyi güçlü bir medya aracılığıyla, geniş bir kitlelere aktarıyorsaciddi bir sorunumuz var demektir ifadelerini kullandı.Sık sık kullandığım cümle var; Yalancıdan Başbakan olmaz ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, 30 Eylülde bir paket açıkladılar. Güzel ambalajladılar, kılıfını güzel hazırladılar, adına Demokrasi Paketi dediler ve milletin önüne koydular. Konulan paketin demokrasiyle ilgili olmadığını, demokrasiyle bu paketin yan yana getirilmesinin ciddi bir ayrım olduğunu ifade ettik. Demokrasi kılıfı içinde andımızı da kaldırdılar. Neymiş, bu, soğuk savaş dönemlerinin andıymış, 1933te yazılmış. Birinci yalan, 1933te soğuk savaş diye bir kavram bile yoktu. İkinci büyük yalan, çocukları formatlıyorlar bununla. Ne öğretiyorlar çocuklara? Doğruluğu öğretiyorlar. Doğruyum dediniz de ne oldu? Gitti yolsuzluk yaptı. Kendisini tanımlıyor aslında. İlköğrenimin ne olduğunu bilmiyor. İlköğrenimde çocuklara birlikte olmak öğretilir, beraber olma öğretilir. Özelliği budur. Ayrışma değil, beraber olmanın kuralları öğretilir. Ne öğretilir? Kırmızı ışıkta duracaksın denilir ilköğrenim öğrencisine. Onul inancı, kimliği, rengi dini hiç önemli değil. Ama kırmızı ışıkta durmayı öğrenecektir orada. Allah aşkına çocuğa doğruyum demeyi öğretmek ne zamandan beri formatlamak oldu. Çocuğun çalışkanım demesiyle ne alıp veremediğiniz var? Ama asıl yasaklamak istediği şu; Türküm. Bunu söyleyemiyorCHPli Haberal, ilk kez partisinin grup toplantısındaCHP Zonguldak Milletvekili Mehme
Zaman
Ana Sayfa
08.10.2013
KılıçdaroğlundanAndımıztepkisiKılıçdaroğlundan Andımız tepkisi
Erdoğan'dan türbanlılara uyarı
CNN Türk
08.10.2013
13:09
Demokratikleşme Paketiyle birlikte açıklanan, ilköğretimde Andımızın kaldırılması ve türbana serbesti getiren kılık kıyafet düzenlemesi Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Başbakan, türbanlılara, Süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir, oyuna gelinmesin uyarısı yaptı, Karanlık bir dönemin sonuna gelindi dedi.
CNN Türk
Ana Sayfa
08.10.2013
ErdoğandantürbanlılarauyarıErdoğandan türbanlılara uyarı
Erdoğan'dan türbanlılara uyarı
CNN Türk
08.10.2013
13:04
Demokratikleşme Paketiyle birlikte açıklanan, ilköğretimde Andımızın kaldırılması ve türbana serbesti getiren kılık kıyafet düzenlemesi Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Başbakan, türbanlılara, Süreci proveke etmeye çalışanlar olabilir, oyuna gelinmesin uyarısı yaptı, Karanlık bir dönemin sonuna gelindi dedi.
CNN Türk
Güncel
08.10.2013
ErdoğandantürbanlılarauyarıErdoğandan türbanlılara uyarı
Eğitim, ekonomi, fırsat eşitsizliği…
Zaman
01.10.2013
02:00
Yeni bir eğitim-öğretim yılına başladığımız bugünlerde eğitim ile ekonomi arasındaki ilişki, eğitim harcamaları ile fırsat eşitsizliği bağlamında karşımıza çıkıyor. Eğitim, ekonomik kalkınmanın en önemli bileşenlerinden biridir.Beşeri sermayenin temelini eğitim oluşturur. Bugün eğitim alanındaki gelişmişlik düzeyimiz, ekonomik ve sosyal gelişmişliğimizi de gösterir. Eğitime verilen önem ne kadar artarsa, uzun dönemde sağlanacak ekonomik ve sosyal getiri o kadar artacak ve süreklilik kazanacaktır. Bunlar bilinen gerçekler… Tabii bilinen bir başka gerçek daha var… Eğitim, başta kamunun para harcamasıyla, devlet bütçesinden ayrılan pay ile olur. Eğitim, yarı kamusal bir hizmettir. Yani hem devlet hem de özel kesim tarafından karşılanabilir. Ancak bu öyle bir maldır ki, kurguladığınız eğitim politikası ve uygulamalar ya toplumsal fayda ya da sosyal maliyet üretir. Yani doğru bir eğitim politikası toplumsal fayda sağlar iken, yanlış politikaların sonucunda toplum, sosyal maliyetlere katlanmak zorunda kalır. Türkiye’de eğitim alanında devlet büyük oyuncudur. Eğitime yönelik harcamalar, ülkenin eğitim politikasını doğrudan doğruya etkiler. Harcamanın yapısı ve karakteri önemli olduğu kadar, adil olması da önemlidir. Bunu anlamanın yolu da rakamları analiz etmekten geçer… Eğitim Reformu Girişimi’nin son raporuna göre, 2006 yılında okul öncesi ve ilköğretimde öğrenci başına yapılan kamu harcaması 1.577 TL iken, bu rakam 2012 yılında 2.264 TL’ye yükselmiştir. Genel ortaöğretim alanında yapılan kamu harcaması ise 2006 yılında 2.247 TL, 2012 yılında 3.432 TL’dir. Bu rakamlar ilk bakışta olumlu gibi görünebilir. Ancak bütçe büyüklükleriyle birlikte yorumladığımızda aslında pek de olumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 2006 yılında merkezî yönetim bütçesi 178 milyon TL düzeyinde iken, 2012 yılında bütçe 360 milyon TL’yi bulmuştur. Yani bütçe büyüklüğümüz son 6 yılda iki katına çıkmıştır. Peki, eğitim alanında öğrenci başına yapılan harcamalar da iki katına çıkabilmiş midir? Hayır, ancak yüzde 50’lik bir artış sağlanabilmiştir. Demek ki, bütçedeki artış oranına kıyasla eğitime daha az pay ayrılmıştır. Burada şu soru akla gelebilir. 2006’ya göre öğrenci sayısı artmışsa, öğrenci başına düşen harcama da azalmış olamaz mı? Doğrudur, ancak mesele de zaten burada başlamaktadır. Yani herkese eşit, kaliteli bir eğitim hizmeti sunmak, artan ihtiyaçları karşılamak, fırsat eşitliğini hâkim kılmak devletin asli görevi değil midir? Bölgesel göstergelere baktığımızda eğitimde fırsat eşitsizliği daha da çıplak bir halde karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, geçtiğimiz yıl Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ilköğretimde derslik başına 38 öğrenci, öğretmen başına ise 24 öğrenci düşmüştür. Ege Bölgesi’nde ise bir derslikte 24 öğrenci eğitim alırken, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 16’dır. Sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sorunu değildir eğitimde fırsat eşitsizliği; Batı Anadolu ve Akdeniz’de de derslik başına düşen öğrenci sayıları Türkiye ortalamasının üstündedir. Bölgeler arasında İstanbul, ayrı bir öneme ve farklılığa sahiptir. Nüfus büyüklüğünün etkisiyle İstanbul, derslik başına düşen öğrenci sayısının en yüksek olduğu bölgedir. Ortalama olarak 43 öğrencinin bir sınıfta eğitim aldığı İstanbul’da, öğretmen başına 25 öğrenci düşmektedir. İstanbul demişken, Türkiye’nin tam anlamıyla yansıdığı bir kent, bir bölgeden bahsediyoruz. İstanbul’un ilçeleri arasında eğitim alanındaki fırsat eşitsizliği, aynen ülkedeki eşitsizliğe benzemektedir. Örneğin Esenyurt, Sultangazi, Esenler, Gaziosmanpaşa’da ortalama olarak bir derslik başına düşen öğrenci sayısı 34-38 aralığında iken; Kadıköy’de 22, Bakırköy’de ve Beşiktaş’ta 25 öğrenci bir derslikte eğitim görmektedir. Yine bir öğretmen Sultangazi’de 43, Esenler’de 39, Bağcılar’da 36 öğrenciyle eğitim yaparken; bu sayı Kadıköy’de 16, Beşiktaş’ta 17, Bakırköy’de 19’a gerilemektedir. Görüldüğü üzere hem bölgesel düzeyde hem de İstanbul gibi metropol bir kent içinde ilçeler düzeyinde eğitimde fırsat eşitsizliği açıkça ortadadır. Devlette durum böyle, peki ailelerin eğitim harcamaları ne durumda? Bütçemizden eğitime ne kadar pay ayırıyoruz? Daha doğrusu ne kadar ayırabiliyoruz? TÜİK’in hanehalkı bütçe araştırması verilerine göre, 2002 yılında Türkiye’de yapılan harcamaların yüzde 1,3’ü eğitime ayrılmışken, 2012 yılında bu oran yüzde 2,3’e yükselmiştir. Bu gösterge bir oran karşılaştırması olduğu için tek başına yorumlanabilir ve olumlu bir seyri göstermektedir. Ancak kimin bu harcamayı yaptığı, yani toplumun hangi gelir grubunda eğitime daha fazla bütçe ayrıldığını sorgulamak, çok daha anlamlı bir sonuca bizi ulaştıracaktır. 2002 yılında toplumun en alt gelir
Zaman
En Çok Okunan
01.10.2013
Eğitimekonomifırsateşitsizliği…Eğitim ekonomi fırsat eşitsizliği…
Eğitim, ekonomi, fırsat eşitsizliği…
Zaman
01.10.2013
01:53
Yeni bir eğitim-öğretim yılına başladığımız bugünlerde eğitim ile ekonomi arasındaki ilişki, eğitim harcamaları ile fırsat eşitsizliği bağlamında karşımıza çıkıyor. Eğitim, ekonomik kalkınmanın en önemli bileşenlerinden biridir.Beşeri sermayenin temelini eğitim oluşturur. Bugün eğitim alanındaki gelişmişlik düzeyimiz, ekonomik ve sosyal gelişmişliğimizi de gösterir. Eğitime verilen önem ne kadar artarsa, uzun dönemde sağlanacak ekonomik ve sosyal getiri o kadar artacak ve süreklilik kazanacaktır. Bunlar bilinen gerçekler… Tabii bilinen bir başka gerçek daha var… Eğitim, başta kamunun para harcamasıyla, devlet bütçesinden ayrılan pay ile olur. Eğitim, yarı kamusal bir hizmettir. Yani hem devlet hem de özel kesim tarafından karşılanabilir. Ancak bu öyle bir maldır ki, kurguladığınız eğitim politikası ve uygulamalar ya toplumsal fayda ya da sosyal maliyet üretir. Yani doğru bir eğitim politikası toplumsal fayda sağlar iken, yanlış politikaların sonucunda toplum, sosyal maliyetlere katlanmak zorunda kalır. Türkiye’de eğitim alanında devlet büyük oyuncudur. Eğitime yönelik harcamalar, ülkenin eğitim politikasını doğrudan doğruya etkiler. Harcamanın yapısı ve karakteri önemli olduğu kadar, adil olması da önemlidir. Bunu anlamanın yolu da rakamları analiz etmekten geçer… Eğitim Reformu Girişimi’nin son raporuna göre, 2006 yılında okul öncesi ve ilköğretimde öğrenci başına yapılan kamu harcaması 1.577 TL iken, bu rakam 2012 yılında 2.264 TL’ye yükselmiştir. Genel ortaöğretim alanında yapılan kamu harcaması ise 2006 yılında 2.247 TL, 2012 yılında 3.432 TL’dir. Bu rakamlar ilk bakışta olumlu gibi görünebilir. Ancak bütçe büyüklükleriyle birlikte yorumladığımızda aslında pek de olumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, 2006 yılında merkezî yönetim bütçesi 178 milyon TL düzeyinde iken, 2012 yılında bütçe 360 milyon TL’yi bulmuştur. Yani bütçe büyüklüğümüz son 6 yılda iki katına çıkmıştır. Peki, eğitim alanında öğrenci başına yapılan harcamalar da iki katına çıkabilmiş midir? Hayır, ancak yüzde 50’lik bir artış sağlanabilmiştir. Demek ki, bütçedeki artış oranına kıyasla eğitime daha az pay ayrılmıştır. Burada şu soru akla gelebilir. 2006’ya göre öğrenci sayısı artmışsa, öğrenci başına düşen harcama da azalmış olamaz mı? Doğrudur, ancak mesele de zaten burada başlamaktadır. Yani herkese eşit, kaliteli bir eğitim hizmeti sunmak, artan ihtiyaçları karşılamak, fırsat eşitliğini hâkim kılmak devletin asli görevi değil midir? Bölgesel göstergelere baktığımızda eğitimde fırsat eşitsizliği daha da çıplak bir halde karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, geçtiğimiz yıl Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ilköğretimde derslik başına 38 öğrenci, öğretmen başına ise 24 öğrenci düşmüştür. Ege Bölgesi’nde ise bir derslikte 24 öğrenci eğitim alırken, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 16’dır. Sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sorunu değildir eğitimde fırsat eşitsizliği; Batı Anadolu ve Akdeniz’de de derslik başına düşen öğrenci sayıları Türkiye ortalamasının üstündedir. Bölgeler arasında İstanbul, ayrı bir öneme ve farklılığa sahiptir. Nüfus büyüklüğünün etkisiyle İstanbul, derslik başına düşen öğrenci sayısının en yüksek olduğu bölgedir. Ortalama olarak 43 öğrencinin bir sınıfta eğitim aldığı İstanbul’da, öğretmen başına 25 öğrenci düşmektedir. İstanbul demişken, Türkiye’nin tam anlamıyla yansıdığı bir kent, bir bölgeden bahsediyoruz. İstanbul’un ilçeleri arasında eğitim alanındaki fırsat eşitsizliği, aynen ülkedeki eşitsizliğe benzemektedir. Örneğin Esenyurt, Sultangazi, Esenler, Gaziosmanpaşa’da ortalama olarak bir derslik başına düşen öğrenci sayısı 34-38 aralığında iken; Kadıköy’de 22, Bakırköy’de ve Beşiktaş’ta 25 öğrenci bir derslikte eğitim görmektedir. Yine bir öğretmen Sultangazi’de 43, Esenler’de 39, Bağcılar’da 36 öğrenciyle eğitim yaparken; bu sayı Kadıköy’de 16, Beşiktaş’ta 17, Bakırköy’de 19’a gerilemektedir. Görüldüğü üzere hem bölgesel düzeyde hem de İstanbul gibi metropol bir kent içinde ilçeler düzeyinde eğitimde fırsat eşitsizliği açıkça ortadadır. Devlette durum böyle, peki ailelerin eğitim harcamaları ne durumda? Bütçemizden eğitime ne kadar pay ayırıyoruz? Daha doğrusu ne kadar ayırabiliyoruz? TÜİK’in hanehalkı bütçe araştırması verilerine göre, 2002 yılında Türkiye’de yapılan harcamaların yüzde 1,3’ü eğitime ayrılmışken, 2012 yılında bu oran yüzde 2,3’e yükselmiştir. Bu gösterge bir oran karşılaştırması olduğu için tek başına yorumlanabilir ve olumlu bir seyri göstermektedir. Ancak kimin bu harcamayı yaptığı, yani toplumun hangi gelir grubunda eğitime daha fazla bütçe ayrıldığını sorgulamak, çok daha anlamlı bir sonuca bizi ulaştıracaktır. 2002 yılında toplumun en alt gelir
Zaman
Yorum
01.10.2013
Eğitimekonomifırsateşitsizliği…Eğitim ekonomi fırsat eşitsizliği…
Bakan Yılmaz: Eğitime ayrılan kaynak savunmadan fazla
Zaman
15.09.2013
20:39
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, “AK Parti dönemlerinde eğitime ayrılan pay, geçmiş dönemlere nazaran beş kat arttı. Eskiden savunma bütçesi ilk sırada yer alırdı. Şimdi bizim dönemimizde milli eğitim açık ara ile birinci sırada. Savunma bütçesinin iki katından daha fazla eğitime ayrılan kaynak var.” dedi.Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, açılış programlarına katılmak üzere Sivas’a geldi. Bakan Yılmaz, Özel Şifahiye Anadolu Sağlık Meslek Lisesi’nin açılışına katıldı. Burada yaptığı konuşmada, eğitime yapılan yatırımlardan bahseden Yılmaz, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Çağdaş uygarlık medeniyet seviyesinin üzerine çıkabilmek için eğitime çok önem vermek zorundayız. Teknolojisiz hiçbir okul bırakmayacağız. Bugün çocuklarımızı bilgi toplumuna hazırlıyoruz. Milyonlarca bilgisayar okullarımızda çocukların hizmetinde. Fatih Projesi de giderek yaygınlaşmakta. Eğitimde öncelikli hedefimiz Cumhuriyetin 100. yılında tüm okullarda teknolojik imkanını kullanmış, bu alanda kalkınmış ülkelerin seviyesine erişmektir. Öğretmenler ve öğrenciler arasında kesintisiz bir elektronik iletişimi sağlayacağız.” diye konuştu.Okul öncesi eğitimi mecburi hale getireceklerini kaydeden Bakan Yılmaz, 81 ilde okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınacağını ifade etti. Yabancı dil eğitiminin okul öncesinden başlatılacağını belirten Yılmaz, Böylece öğrencilerimiz dünya ile yarışır hale gelecek. Bu okulu bitirenler iş bulur, ancak sağlık meslek lisesini bitirenler mutlaka iş bulur. Ancak bir şart var. Yabancı dilinizin çok iyi olması lazım. Biliyoruz ki bu mesleğe dünyanın dört bir yanında ihtiyaç var. Dünyanın dört bir yanına açılabilmeniz için yabancı dilinizin olması lazım.” şeklinde konuştu. AK Parti döneminde, 200 binden fazla derslik inşa edildiğine vurgu yapan Yılmaz, bütün illerde derslik başına öğrenci sayısının, ilköğretimde kent köy ayrımı yapmaksızın 30 öğrenciyi geçmeyeceğini söyledi. Yılmaz, Sivas’ta da eldeki verilere göre 30’un altındadır. Engelli dostu bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Özürlüler Yasasıyla birlikte engelli öğrencileri de ücretsiz olarak okullara taşıyoruz. İnşallah 2023’e kadar da engelli öğrencilerimize engelsiz bir dünya oluşturmak istiyoruz.” diye ifade etti. Ayrıca, özel üniversitelerin kurulmasının yolunu açacaklarını kaydeden Milli Savunma Bakanı Yılmaz, şöyle devam etti: “Üniversitelerdeki kaliteyi de artıracağız. Daha fazla üniversite kurmak istiyoruz. En azından Sivas’a kurulmuyorsa bile diğer illerde yeni yeni üniversiteler kurulmakta. Özel üniversitelerin kurulmasına da yol açacağız. Vakıf üniversitelerinin dışında yasayla özel üniversitelerin kurulmasının yolunu açacağız. Yeni bir anayasayı çıkarır, milletimizden yeterli desteği alırsak Yükseköğretim Kurumunu da üniversiteler arasında koordinasyonu sağlayan bir kurum haline dönüştüreceğiz. Üniversiteleri de kendilerini geliştirmelerine kolaylık sağlayan bir yapıya kavuşturacağız. Cumhuriyet Üniversitesinin öğrenci sayısının 45 bine çıkması takdire şayandır. Bu sayı bizden önce 33 bin civarındaydı.” Konuşmaların ardından Bakan Yılmaz ve beraberindekiler, kurdeleyi keserek Özel Şifahiye Anadolu Sağlık Meslek Lisesi’nin açılışını gerçekleştirdi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
15.09.2013
BakanYılmazEğitimeayrılankaynaksavunmadanfazlaBakan Yılmaz Eğitime ayrılan kaynak savunmadan fazla
Malatya'da 171 bin öğrenci için ders zili çalacak
Haber3
15.09.2013
15:48
2013-2014 eğitim-öğretim yılı, 16 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Malatya’da bu eğitim sezonunda 10 bin 700 öğretmen, 12 bin 500’u okul öncesi, 56 bini ilköğretimde, 54 bini ortaokulda ve 49 bini liselerde olmak üzere toplam 171 bin 500 öğrenci ders başı.
Haber3
Son Dakika
15.09.2013
Malatyada171binöğrenciiçindersziliçalacakMalatyada 171 bin öğrenci için ders zili çalacak
Malatya'da 171 bin öğrenci için ders zili çalacak
Zaman
15.09.2013
15:39
20132014 eğitimöğretim yılı, 16 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Malatya’da bu eğitim sezonunda 10 bin 700 öğretmen, 12 bin 500’u okul öncesi, 56 bini ilköğretimde, 54 bini ortaokulda ve 49 bini liselerde olmak üzere toplam 171 bin 500 öğrenci ders başı yapıyor. Malatya İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, okul çağına gelen öğrencilerin mutlaka bir eğitim kuruma gönderilmesi gerektiğini belirtti. Eğitim sezonu için tüm hazırlıkların tamamlandığını söyleyen Bulut, Okulların açıldığı gün bütün sınıflarda öğretmenlerimiz hazır olacaklar. Dolayısıyla biz 2013-2014 eğitim öğretim yılını problemsiz bir şekilde başlatmak istiyoruz. Öğretmen sayımız 10 binin üzerinde bu sayı ile eğitim ve öğretime rahatlıkla başlayabileceğiz. dedi. Yaz tatilinde yapılan çalışmalarla okulların yeni eğitim sezonuna hazırlandığını anlatan Bulut, Okullarımızın donanımları yapıldı. Yeni açılan okullarımız var. Bunların da öğretmen atamaları gerçekleştirildi. Yaz boyu birçok okulumuzun onarımı yapıldı. Güçlendirmeye ihtiyaç duyulan okullarımızda güçlendirme işlemleri de büyük bir oranda tamamlandı. Doğal gaz dönüşüm çalışmalarımız var. Bu çalışmalarımız öğrencilerimizin eğitim ve öğretimlerini aksatmayacak şekilde muhtemelen bir süre daha devam edecek. Genel liseler kapandı. Yerine anadolu liseleri, meslek liseleri açıldı. Yoğun bir şekilde bu okullar ve imam hatip okullarına talep var. Bu talepler neticesinde okullarımıza öğrenci yerleştirme işlemlerimiz devam ediyor. Öğrencilerimizin taleplerini dikkate alarak okullarımıza yerleştirmeye çalışıyoruz. diye konuştu. Her sınıf düzeyinde 13 bin öğrenci olacağını bildiren Bulut, İlkokulları 4+4+4+ uygulaması neticesinde okullarımızı ayrıştırdık. Bazı okullarımız bağımsız ilkokul oldu. Bazıları bağımsız ortaokul oldu. Bazı okullarımız da imam-hatip ortaokullarına dönüştürüldü. Anadolu liselerini öğrencilerimiz kayıtlarını yaptırarak yerleştiler. Meslek liselerinde boş kalan kontenjanlara ise sistemden yeniden yerleştirmeler yapıldı. Ayrıca meslek liselerinin sınavsız girilen bölümlere de öğrencilerimiz kayıtlarını yapmışlardır. Dışarıda kalan öğrencilerimiz var ise de Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan bir komisyon vasıtasıyla bunların da yerleştirilmeleri sağlanacaktır. Okul dışında kalan tek öğrenci olmayacak. şeklinde konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
15.09.2013
Malatyada171binöğrenciiçindersziliçalacakMalatyada 171 bin öğrenci için ders zili çalacak
Hani parasız eğitimdi?
Cumhuriyet Gazetesi
15.09.2013
05:34
Eğitim-Sen’in yaptığı araştırmaya göre, ilköğretimde bir çocuğu okuyan velinin yıl boyunca 3 bin 602 lira harcama yapması gerekiyor.
Cumhuriyet Gazetesi
Son Dakika
15.09.2013
Haniparasızeğitimdi?Hani parasız eğitimdi?
İlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
Zaman
04.09.2013
18:50
Hafta başında okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin ders başı yapması ile başlayacak yeni eğitimöğretim yılı velileri kara kara düşündürüyor. Eğitim Bir Senin araştırmasına göre, bir öğrenci için, okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. İlkokula başlayan bir öğrenci için 575 lira harcama yapılması gerekiyor.Yaklaşık 17 milyon öğrenci için 2013-2014 öğretim dönemi 16 Eylül’de başlayacak. Eğitim Bir Senden yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından öğrencilerin okula başlangıç masrafları ile ilgili bir araştırma yapıldığı belirtildi. Araştırmaya göre, okul öncesi eğitime kayıt olan bir öğrenci için başlangıç masrafı olarak ortalama 345 TL, ilkokula başlayan bir öğrenci için 575 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 588 TL, ortaöğretime (lise) başlayan bir öğrenci için ise 685 TL harcama yapılması gerekiyor.SERBEST KIYAFETLE İLKOKULLARDA BAŞLANGIÇ MASRAFI 440 TL Serbest kıyafet uygulamasına geçecek okullardaki öğrencilerin başlangıç masrafları düşüyor. Araştırmaya göre serbest kıyafet uygulamasına geçecek olan ilkokula başlayan bir öğrenci için 440 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 453 TL, ortaöğretime başlayan bir öğrenci için ise 485 TL harcama yapılması gerekiyor. Buna göre, üniforma giyme zorunluluğu olan okullarla mukayese edildiğinde velinin 135 TL ile 200 TL arasında kazancı olacak.Bir öğrenci için okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. Söz konusu rakam, ayda ortalama 124 TL olarak veliye yansıyor. Ortaöğretimdeki eğitimi boyunca bir öğrenci için ortalama 6 bin 250 TL, ayda ise ortalama 130 TL harcama yapılırken, öğrenciye kantin-yemekhane için para ayrıldığında, bu rakam okul öncesi ve ilköğretimde aylık ortalama 249 TL, ortaöğretimde 280 TL’ye çıkıyor. Bu masraflara okul servisi de eklendiğinde, okul öncesi ve ilköğretimde maliyet 249 TL’den 395 TL’ye, ortaöğretimde ise 280 TL’den 421 TL’ye çıkıyor. Veli, çocuğunu sınavlara hazırlık için dershaneye gönderdiği takdirde ise, maliyetler daha da artıyor; okul öncesi eğitim ile ilköğretimde aylık ortalama 453 TL, ortaöğretimde aylık ortalama 681 TL masraf yüküyle karşı karşıya kalıyor. Okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretimin sonuna kadar olan eğitim sürecinde, öğrencinin velisine maliyeti ise aylık ortalama 126 TL olarak yansıyor. Yapılan araştırma sonucunda 2012-2013 öğretim dönemi başında hesaplanan rakam 112 TL iken, bu yıl yüzde 12,1 oranında 14 TL’lik bir artış göstererek 126 TL’ye yükseldi. HER ÇOCUK İÇİN EN AZ 124 LİRA YARDIM YAPILMALI Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, çocuğu ilköğretime giden memurlar için, maaşlarında yer alan 6 yaş üstü çocuk yardımının en az 124 TL’ye çıkarılması gerektiğini söyledi. Gelir düzeyi düşük olan ailelere ise ilköğretime giden her çocuğu için devlet en az 124 TL yardım yapması gerektiğini dile getiren Özer, “Milli Eğitim Bakanlığı, okullara belli bir bütçe ayırarak, okullarda öğrencilerden sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi ihtiyaçlar için para alınmasının önüne geçmelidir. Zaten öğrencinin eğitim giderleri veliye büyük yük olmaktadır. Okullardaki aidat, sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi harcamaların da velilerden alınması bu yükü iyice artırmaktadır. Serbest kıyafet uygulamasına geçmeyecek okullarda çocuğu okuyan velinin her yıl üniforma alma zorunluluğu olduğundan dolayı, üniforma veliye ek bir yük daha getirmektedir. Bireylerin eğitim giderlerini devletin karşılaması gereklidir. Bu, anayasal bir zorunluluktur. En büyük yatırımın, çocuklarımıza yapılan yatırım olduğu unutulmamalıdır.” diye konuştu.(CİHAN)
Zaman
Ekonomi
04.09.2013
İlkokulaadımatmanınmaliyeti575liraİlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
İlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
Zaman
04.09.2013
18:49
Hafta başında okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin ders başı yapması ile başlayacak yeni eğitimöğretim yılı velileri kara kara düşündürüyor. Eğitim Bir Senin araştırmasına göre, bir öğrenci için, okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. İlkokula başlayan bir öğrenci için 575 lira harcama yapılması gerekiyor.Yaklaşık 17 milyon öğrenci için 2013-2014 öğretim dönemi 16 Eylül’de başlayacak. Eğitim Bir Senden yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından öğrencilerin okula başlangıç masrafları ile ilgili bir araştırma yapıldığı belirtildi. Araştırmaya göre, okul öncesi eğitime kayıt olan bir öğrenci için başlangıç masrafı olarak ortalama 345 TL, ilkokula başlayan bir öğrenci için 575 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 588 TL, ortaöğretime (lise) başlayan bir öğrenci için ise 685 TL harcama yapılması gerekiyor.SERBEST KIYAFETLE İLKOKULLARDA BAŞLANGIÇ MASRAFI 440 TL Serbest kıyafet uygulamasına geçecek okullardaki öğrencilerin başlangıç masrafları düşüyor. Araştırmaya göre serbest kıyafet uygulamasına geçecek olan ilkokula başlayan bir öğrenci için 440 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 453 TL, ortaöğretime başlayan bir öğrenci için ise 485 TL harcama yapılması gerekiyor. Buna göre, üniforma giyme zorunluluğu olan okullarla mukayese edildiğinde velinin 135 TL ile 200 TL arasında kazancı olacak.Bir öğrenci için okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. Söz konusu rakam, ayda ortalama 124 TL olarak veliye yansıyor. Ortaöğretimdeki eğitimi boyunca bir öğrenci için ortalama 6 bin 250 TL, ayda ise ortalama 130 TL harcama yapılırken, öğrenciye kantin-yemekhane için para ayrıldığında, bu rakam okul öncesi ve ilköğretimde aylık ortalama 249 TL, ortaöğretimde 280 TL’ye çıkıyor. Bu masraflara okul servisi de eklendiğinde, okul öncesi ve ilköğretimde maliyet 249 TL’den 395 TL’ye, ortaöğretimde ise 280 TL’den 421 TL’ye çıkıyor. Veli, çocuğunu sınavlara hazırlık için dershaneye gönderdiği takdirde ise, maliyetler daha da artıyor; okul öncesi eğitim ile ilköğretimde aylık ortalama 453 TL, ortaöğretimde aylık ortalama 681 TL masraf yüküyle karşı karşıya kalıyor. Okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretimin sonuna kadar olan eğitim sürecinde, öğrencinin velisine maliyeti ise aylık ortalama 126 TL olarak yansıyor. Yapılan araştırma sonucunda 2012-2013 öğretim dönemi başında hesaplanan rakam 112 TL iken, bu yıl yüzde 12,1 oranında 14 TL’lik bir artış göstererek 126 TL’ye yükseldi. HER ÇOCUK İÇİN EN AZ 124 LİRA YARDIM YAPILMALI Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, çocuğu ilköğretime giden memurlar için, maaşlarında yer alan 6 yaş üstü çocuk yardımının en az 124 TL’ye çıkarılması gerektiğini söyledi. Gelir düzeyi düşük olan ailelere ise ilköğretime giden her çocuğu için devlet en az 124 TL yardım yapması gerektiğini dile getiren Özer, “Milli Eğitim Bakanlığı, okullara belli bir bütçe ayırarak, okullarda öğrencilerden sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi ihtiyaçlar için para alınmasının önüne geçmelidir. Zaten öğrencinin eğitim giderleri veliye büyük yük olmaktadır. Okullardaki aidat, sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi harcamaların da velilerden alınması bu yükü iyice artırmaktadır. Serbest kıyafet uygulamasına geçmeyecek okullarda çocuğu okuyan velinin her yıl üniforma alma zorunluluğu olduğundan dolayı, üniforma veliye ek bir yük daha getirmektedir. Bireylerin eğitim giderlerini devletin karşılaması gereklidir. Bu, anayasal bir zorunluluktur. En büyük yatırımın, çocuklarımıza yapılan yatırım olduğu unutulmamalıdır.” diye konuştu.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2013
İlkokulaadımatmanınmaliyeti575liraİlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
İlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
Zaman
04.09.2013
17:08
Hafta başında okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin ders başı yapması ile başlayacak yeni eğitimöğretim yılı velileri kara kara düşündürüyor. Eğitim Bir Senin araştırmasına göre, bir öğrenci için, okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. İlkokula başlayan bir öğrenci için 575 lira harcama yapılması gerekiyor.Yaklaşık 17 milyon öğrenci için 2013-2014 öğretim dönemi 16 Eylül’de başlayacak. Eğitim Bir Senden yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından öğrencilerin okula başlangıç masrafları ile ilgili bir araştırma yapıldığı belirtildi. Araştırmaya göre, okul öncesi eğitime kayıt olan bir öğrenci için başlangıç masrafı olarak ortalama 345 TL, ilkokula başlayan bir öğrenci için 575 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 588 TL, ortaöğretime (lise) başlayan bir öğrenci için ise 685 TL harcama yapılması gerekiyor.SERBEST KIYAFETLE İLKOKULLARDA BAŞLANGIÇ MASRAFI 440 TL Serbest kıyafet uygulamasına geçecek okullardaki öğrencilerin başlangıç masrafları düşüyor. Araştırmaya göre serbest kıyafet uygulamasına geçecek olan ilkokula başlayan bir öğrenci için 440 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 453 TL, ortaöğretime başlayan bir öğrenci için ise 485 TL harcama yapılması gerekiyor. Buna göre, üniforma giyme zorunluluğu olan okullarla mukayese edildiğinde velinin 135 TL ile 200 TL arasında kazancı olacak.Bir öğrenci için okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. Söz konusu rakam, ayda ortalama 124 TL olarak veliye yansıyor. Ortaöğretimdeki eğitimi boyunca bir öğrenci için ortalama 6 bin 250 TL, ayda ise ortalama 130 TL harcama yapılırken, öğrenciye kantin-yemekhane için para ayrıldığında, bu rakam okul öncesi ve ilköğretimde aylık ortalama 249 TL, ortaöğretimde 280 TL’ye çıkıyor. Bu masraflara okul servisi de eklendiğinde, okul öncesi ve ilköğretimde maliyet 249 TL’den 395 TL’ye, ortaöğretimde ise 280 TL’den 421 TL’ye çıkıyor. Veli, çocuğunu sınavlara hazırlık için dershaneye gönderdiği takdirde ise, maliyetler daha da artıyor; okul öncesi eğitim ile ilköğretimde aylık ortalama 453 TL, ortaöğretimde aylık ortalama 681 TL masraf yüküyle karşı karşıya kalıyor. Okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretimin sonuna kadar olan eğitim sürecinde, öğrencinin velisine maliyeti ise aylık ortalama 126 TL olarak yansıyor. Yapılan araştırma sonucunda 2012-2013 öğretim dönemi başında hesaplanan rakam 112 TL iken, bu yıl yüzde 12,1 oranında 14 TL’lik bir artış göstererek 126 TL’ye yükseldi. HER ÇOCUK İÇİN EN AZ 124 LİRA YARDIM YAPILMALI Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, çocuğu ilköğretime giden memurlar için, maaşlarında yer alan 6 yaş üstü çocuk yardımının en az 124 TL’ye çıkarılması gerektiğini söyledi. Gelir düzeyi düşük olan ailelere ise ilköğretime giden her çocuğu için devlet en az 124 TL yardım yapması gerektiğini dile getiren Özer, “Milli Eğitim Bakanlığı, okullara belli bir bütçe ayırarak, okullarda öğrencilerden sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi ihtiyaçlar için para alınmasının önüne geçmelidir. Zaten öğrencinin eğitim giderleri veliye büyük yük olmaktadır. Okullardaki aidat, sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi harcamaların da velilerden alınması bu yükü iyice artırmaktadır. Serbest kıyafet uygulamasına geçmeyecek okullarda çocuğu okuyan velinin her yıl üniforma alma zorunluluğu olduğundan dolayı, üniforma veliye ek bir yük daha getirmektedir. Bireylerin eğitim giderlerini devletin karşılaması gereklidir. Bu, anayasal bir zorunluluktur. En büyük yatırımın, çocuklarımıza yapılan yatırım olduğu unutulmamalıdır.” diye konuştu.(CİHAN)
Zaman
Güncel
04.09.2013
İlkokulaadımatmanınmaliyeti575liraİlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
İlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
Zaman
04.09.2013
17:06
Hafta başında okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin ders başı yapması ile başlayacak yeni eğitimöğretim yılı velileri kara kara düşündürüyor. Eğitim Bir Senin araştırmasına göre, bir öğrenci için, okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. İlkokula başlayan bir öğrenci için 575 lira harcama yapılması gerekiyor.Yaklaşık 17 milyon öğrenci için 2013-2014 öğretim dönemi 16 Eylül’de başlayacak. Eğitim Bir Senden yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından öğrencilerin okula başlangıç masrafları ile ilgili bir araştırma yapıldığı belirtildi. Araştırmaya göre, okul öncesi eğitime kayıt olan bir öğrenci için başlangıç masrafı olarak ortalama 345 TL, ilkokula başlayan bir öğrenci için 575 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 588 TL, ortaöğretime (lise) başlayan bir öğrenci için ise 685 TL harcama yapılması gerekiyor.SERBEST KIYAFETLE İLKOKULLARDA BAŞLANGIÇ MASRAFI 440 TL Serbest kıyafet uygulamasına geçecek okullardaki öğrencilerin başlangıç masrafları düşüyor. Araştırmaya göre serbest kıyafet uygulamasına geçecek olan ilkokula başlayan bir öğrenci için 440 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 453 TL, ortaöğretime başlayan bir öğrenci için ise 485 TL harcama yapılması gerekiyor. Buna göre, üniforma giyme zorunluluğu olan okullarla mukayese edildiğinde velinin 135 TL ile 200 TL arasında kazancı olacak.Bir öğrenci için okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. Söz konusu rakam, ayda ortalama 124 TL olarak veliye yansıyor. Ortaöğretimdeki eğitimi boyunca bir öğrenci için ortalama 6 bin 250 TL, ayda ise ortalama 130 TL harcama yapılırken, öğrenciye kantin-yemekhane için para ayrıldığında, bu rakam okul öncesi ve ilköğretimde aylık ortalama 249 TL, ortaöğretimde 280 TL’ye çıkıyor. Bu masraflara okul servisi de eklendiğinde, okul öncesi ve ilköğretimde maliyet 249 TL’den 395 TL’ye, ortaöğretimde ise 280 TL’den 421 TL’ye çıkıyor. Veli, çocuğunu sınavlara hazırlık için dershaneye gönderdiği takdirde ise, maliyetler daha da artıyor; okul öncesi eğitim ile ilköğretimde aylık ortalama 453 TL, ortaöğretimde aylık ortalama 681 TL masraf yüküyle karşı karşıya kalıyor. Okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretimin sonuna kadar olan eğitim sürecinde, öğrencinin velisine maliyeti ise aylık ortalama 126 TL olarak yansıyor. Yapılan araştırma sonucunda 2012-2013 öğretim dönemi başında hesaplanan rakam 112 TL iken, bu yıl yüzde 12,1 oranında 14 TL’lik bir artış göstererek 126 TL’ye yükseldi. HER ÇOCUK İÇİN EN AZ 124 LİRA YARDIM YAPILMALI Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, çocuğu ilköğretime giden memurlar için, maaşlarında yer alan 6 yaş üstü çocuk yardımının en az 124 TL’ye çıkarılması gerektiğini söyledi. Gelir düzeyi düşük olan ailelere ise ilköğretime giden her çocuğu için devlet en az 124 TL yardım yapması gerektiğini dile getiren Özer, “Milli Eğitim Bakanlığı, okullara belli bir bütçe ayırarak, okullarda öğrencilerden sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi ihtiyaçlar için para alınmasının önüne geçmelidir. Zaten öğrencinin eğitim giderleri veliye büyük yük olmaktadır. Okullardaki aidat, sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi harcamaların da velilerden alınması bu yükü iyice artırmaktadır. Serbest kıyafet uygulamasına geçmeyecek okullarda çocuğu okuyan velinin her yıl üniforma alma zorunluluğu olduğundan dolayı, üniforma veliye ek bir yük daha getirmektedir. Bireylerin eğitim giderlerini devletin karşılaması gereklidir. Bu, anayasal bir zorunluluktur. En büyük yatırımın, çocuklarımıza yapılan yatırım olduğu unutulmamalıdır.” diye konuştu.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2013
İlkokulaadımatmanınmaliyeti575liraİlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
İlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
Zaman
04.09.2013
16:41
Hafta başında okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin ders başı yapması ile başlayacak yeni eğitimöğretim yılı velileri kara kara düşündürüyor. Eğitim Bir Senin araştırmasına göre, bir öğrenci için, okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. İlkokula başlayan bir öğrenci için 575 lira harcama yapılması gerekiyor.Yaklaşık 17 milyon öğrenci için 2013-2014 öğretim dönemi 16 Eylül’de başlayacak. Eğitim Bir Senden yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından öğrencilerin okula başlangıç masrafları ile ilgili bir araştırma yapıldığı belirtildi. Araştırmaya göre, okul öncesi eğitime kayıt olan bir öğrenci için başlangıç masrafı olarak ortalama 345 TL, ilkokula başlayan bir öğrenci için 575 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 588 TL, ortaöğretime (lise) başlayan bir öğrenci için ise 685 TL harcama yapılması gerekiyor.SERBEST KIYAFETLE İLKOKULLARDA BAŞLANGIÇ MASRAFI 440 TL Serbest kıyafet uygulamasına geçecek okullardaki öğrencilerin başlangıç masrafları düşüyor. Araştırmaya göre serbest kıyafet uygulamasına geçecek olan ilkokula başlayan bir öğrenci için 440 TL, ortaokula başlayan bir öğrenci için 453 TL, ortaöğretime başlayan bir öğrenci için ise 485 TL harcama yapılması gerekiyor. Buna göre, üniforma giyme zorunluluğu olan okullarla mukayese edildiğinde velinin 135 TL ile 200 TL arasında kazancı olacak.Bir öğrenci için okul öncesi eğitimden ortaokulun sonuna kadarki eğitimi boyunca sadece okul ihtiyaçları için ortalama 13 bin 342 TL harcama yapılıyor. Söz konusu rakam, ayda ortalama 124 TL olarak veliye yansıyor. Ortaöğretimdeki eğitimi boyunca bir öğrenci için ortalama 6 bin 250 TL, ayda ise ortalama 130 TL harcama yapılırken, öğrenciye kantin-yemekhane için para ayrıldığında, bu rakam okul öncesi ve ilköğretimde aylık ortalama 249 TL, ortaöğretimde 280 TL’ye çıkıyor. Bu masraflara okul servisi de eklendiğinde, okul öncesi ve ilköğretimde maliyet 249 TL’den 395 TL’ye, ortaöğretimde ise 280 TL’den 421 TL’ye çıkıyor. Veli, çocuğunu sınavlara hazırlık için dershaneye gönderdiği takdirde ise, maliyetler daha da artıyor; okul öncesi eğitim ile ilköğretimde aylık ortalama 453 TL, ortaöğretimde aylık ortalama 681 TL masraf yüküyle karşı karşıya kalıyor. Okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretimin sonuna kadar olan eğitim sürecinde, öğrencinin velisine maliyeti ise aylık ortalama 126 TL olarak yansıyor. Yapılan araştırma sonucunda 2012-2013 öğretim dönemi başında hesaplanan rakam 112 TL iken, bu yıl yüzde 12,1 oranında 14 TL’lik bir artış göstererek 126 TL’ye yükseldi. HER ÇOCUK İÇİN EN AZ 124 LİRA YARDIM YAPILMALI Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, çocuğu ilköğretime giden memurlar için, maaşlarında yer alan 6 yaş üstü çocuk yardımının en az 124 TL’ye çıkarılması gerektiğini söyledi. Gelir düzeyi düşük olan ailelere ise ilköğretime giden her çocuğu için devlet en az 124 TL yardım yapması gerektiğini dile getiren Özer, “Milli Eğitim Bakanlığı, okullara belli bir bütçe ayırarak, okullarda öğrencilerden sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi ihtiyaçlar için para alınmasının önüne geçmelidir. Zaten öğrencinin eğitim giderleri veliye büyük yük olmaktadır. Okullardaki aidat, sınıf donanımı, kaynak kitaplar, araç-gereç gibi harcamaların da velilerden alınması bu yükü iyice artırmaktadır. Serbest kıyafet uygulamasına geçmeyecek okullarda çocuğu okuyan velinin her yıl üniforma alma zorunluluğu olduğundan dolayı, üniforma veliye ek bir yük daha getirmektedir. Bireylerin eğitim giderlerini devletin karşılaması gereklidir. Bu, anayasal bir zorunluluktur. En büyük yatırımın, çocuklarımıza yapılan yatırım olduğu unutulmamalıdır.” diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
04.09.2013
İlkokulaadımatmanınmaliyeti575liraİlkokula adım atmanın maliyeti 575 lira
Sakarya protokolü yeni Fatih Koleji'ni çok beğendi
Zaman
04.09.2013
14:36
Sakarya protokolü, bu yıl eğitime başlayacak olan Serdivan ilçesindeki yeni Fatih Koleji binasını gezdi. Vali Mustafa Büyük, temelini attığı okulu çok beğendiğini belirterek “İnşallah açılışını da birlikte yaparız.” dedi.Vali Mustafa Büyük, Sakarya Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, AK Parti Sakarya milletvekilleri Ali İhsan Yavuz, Hasan Ali Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, ,Serdivan Fatih Kolejini ziyaret ederek bilgi aldı. Sakarya Fatih Kolejleri Genel Müdürü Reşit Taşdemir, 27 Aralık 2012de Valisi Mustafa Büyük, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ve Sakarya protokolünün katılımıyla okulun temelinin atıldığını belirterek, Okul 8 ayda tamamlanarak yeni eğitim öğretim hazır hale getirildi. Biz her zaman başta Sayın Valimiz Mustafa Büyük olmak üzere milletvekillerimizi, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Zeki Toçoğlu olmak üzere tüm Sakarya protokolümüzü hep yanımızda gördük ve desteklerini daima hissettik dedi. Taşdemir, 1993 yılında başlayan eğitim yolculuğunda, bugün üç ayrı kampüste bin 500 öğrenci ve 150 öğretmenle faaliyetlerini sürdürdüklerini kaydetti. Eğitim yolculuğunun 20inci yılında Serdivanda inşa edilen yeni kampusla yollarına devam edeceklerini vurgulayan Taşdemir, yeni kolej ile ilgili şu bilgileri verdi: “8 ayda tamamlanan ve 17 bin metrekare kapalı alana sahip olan binamız; çağımızın son teknolojisi ile donatıldı. Öğrencilerimizin tüm ihtiyaçları düşünülerek ve geleceğin aydın neslini yetiştirmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmadı. Serdivan Eğitim Kampüsümüz şuan itibari ile anaokulu, ilkokul, ortaokul, Anadolu lisesi, fen Lisesi, Anadolu sağlık meslek lisesi ile spor salonu, yüzme havuzları ile öğrencilerin her türlü sosyal ihtiyaçlarını karşılayabileceği bölümlerinden oluşmaktadır.” Yeni dönemde toplam bin öğrencinin eğitim öğretim göreceği kampüste 40 derslik, cep sineması, laboratuvarlar, yemekhane, anaokulu ve ilköğretimde ayrı ayrı olmak üzere yüzme havuzu, kapalı spor salonu, kütüphaneler, son sistem teknoloji ile donatılmış akıllı sınıflar ile açık oyun ve spor alanları yer alıyor. Okulu gezen Vali Mustafa Büyük, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ve milletvekilleri okulu çok beğendi. Vali Büyük, “Çok güzel bir okul olmuş. Temelini birlikte attık, açılışını da birlikte yaparız.” dedi. Başkan Zeki Toçoğlu da “ Mükemmel bir okul olmuş, hayırlı olsun.” diye konuştu. Milletvekilleri de Fatih Kolejinin eğitim kalitesinin zaten ortada olduğunu, yeni okulunda bunu gösterdiğini belirtti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
04.09.2013
SakaryaprotokolüyeniFatihKolejiniçokbeğendiSakarya protokolü yeni Fatih Kolejini çok beğendi
Engellilerin okula gitme oranı 6 yılda 6 kat arttı
Zaman
05.07.2013
01:54
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, 2006 yılında okula giden 39 bin engelli öğrenci sayısının 2012 yılında 239 bine çıkarak 6 kat arttığını açıkladı.Halen 1 milyon 232 bin kişinin engelli aylığı aldığını belirten Şahin, ağır engelli 400 bin kişi için de evde bakım hizmeti verildiğini kaydetti.Bakan Şahin, CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun soru önergesine verdiği cevapta, Türkiye’deki engellilerin durumuna ilişkin çarpıcı rakamlar verdi. Şahin’in verdiği bilgiye göre, bakanlık bünyesinde Engellilere İlişkin Ulusal Veri Tabanı oluşturuldu. Bu kapsamda Engelliler İçin Sağlık Kurulu Raporu’na sahip olan toplam 1 milyon 583 bin engelli birey bulunuyor. 2012 verilerine göre, ilköğretimde 137 bin ortaöğretimde ise 10 bin özel eğitim ihtiyacı olan birey tam zamanlı kaynaştırma eğitimi alıyor. Özel eğitim sınıfları ve özel eğitim okullarındaki öğrencilerle birlikte, örgün eğitimdeki toplam özel eğitim alan kişi sayısı 199 bin. Otistik Çocuklar İş Eğitim Merkezleri, Orta ve Ağır Düzeyde Zihinsel Engelliler İş Eğitim Merkezleri gibi yaygın eğitim kurumlarındaki öğrenci sayıları ile birlikte bu sayı 238 bin olarak belirlendi. HABİB GÜLER ANKARA
Zaman
Güncel
05.07.2013
Engellilerinokulagitmeoranı6yılda6katarttıEngellilerin okula gitme oranı 6 yılda 6 kat arttı
Bakan Şahin: Tespit edilmiş 1,5 milyon engelli vatandaşımız var
Zaman
04.07.2013
15:16
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, toplanan verilene göre Türkiyede tespit edilmiş 1 milyon 583 bin 218 engelli vatandaş yaşadığını söyledi.Fatma Şahin, Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlunun soru önergesine verdiği yanıtta Engellilere İlişkin Ulusal Veritabanı bilgilerini paylaştı.Bakan Şahin, Engelli sağlık kurulu raporu almış, veri tabanına bilgi akışı sağlayan kamu kuruluşlarına herhangi bir sebepten başvuru yapmış bireylerin verilerinin derlenmesi sonucu halen yaşayan 1 milyon 583 bin 218 engelli yurttaşımızın bulunduğunu, 1 milyon 232 bin 972 vatandaşın 2022 Sayılı Kanun kapsamında aylıktan ve 400 bin 347 vatandaşın da evde bakım hizmetinden yararlandığını belirtti.RAKAMLARLA ENGELLİLERİN DURUMUEngelli bireylerin eğitim durumlarına ilişkin soruları da cevaplayan Bakan Şahin, 2011-2012 eğitim öğretim döneminde ilköğretimde 137 bin 893, ortaöğretimde ise 10 bin860 özel eğitime ihtiyaç duyan bireyin kaynaştırma eğitimi aldığını, özel eğitim sınıfları ve özel eğitim okullarındaki öğrencilerle birlikte örgün eğitimde özel eğitim alan engelli bireyin 199 bin 513 olduğunu belirtti, Otistik Çocuklar, Orta ve Ağır Düzeyde Zihinsel Engellilerin eğitim gördüğü kurumlardaki öğrencilerle birlikte sayının 238 bin 917 olarak belirlendiğini aktardı. Özel eğitimde 2006 yılında 39 bin 500 olan öğrenci sayısının 238 bin 917ye çıktığını ifade eden Bakan Şahin, belediyeler, İl Özel İdareleri, Bakanlıklar, Üniversiteler, Üst Kurullar Kuvvet Komutanlıkları dahil 105 kamu kurum ve kuruluşuna engelli memur yerleştirildiğini ve kamuda 7 bin 746 kadronun 5 bin 254üne yerleştirme yapıldığını kendi Bakanlıklarına da 41 engelli memurun bu kapsamda göreve başlatıldığını dile getirdi. Şahin, 14 Mart 2013de ÖMSS Kurası ile 6 bin 121 kişinin işe yerleştirildiğini, ÖMSS puanı ile 5 bin 335 engellinin açılan kadrolara yerleştirildiğini 2013de açılan 6 bin 121 kadronun yüzde 96,8inin yani 5 bin 926sının yerleştirmesinin gerçekleştiğini açıkladı. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
04.07.2013
BakanŞahinTespitedilmiş15milyonengellivatandaşımızvarBakan Şahin Tespit edilmiş 15 milyon engelli vatandaşımız var
Eskişehir'de Okullar Polis Sayesinde Güvende
Haber3
21.06.2013
17:01
Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, 2012-2013 eğitim öğretim yılı içinde, geçen döneme göre ilköğretimde yüzde 19.3 ve liselerde yüzde 32.7 olmak üzere toplamda yüzde 27.4’lük bir suç azalma oranı sağlandığını açıkladı.
Haber3
Son Dakika
21.06.2013
EskişehirdeOkullarPolisSayesindeGüvendeEskişehirde Okullar Polis Sayesinde Güvende
Aksaray'da Öğretmenlere ‘Öğrenen Lider Öğretmen’ Semineri
Haber3
06.06.2013
10:22
Milli Eğitim Bakanlığı ile Garanti Bankası arasında imzalanan protokol çerçevesinde, 5 yılda ilköğretimde görev yapan 100 bin öğretmen, okul yöneticisi ve müfettişe hizmet içi eğitim verilmesinin hedeflendiği 20 saatlik ‘Öğrenen Lider Öğretmen’ isimli sem
Haber3
Son Dakika
06.06.2013
AksaraydaÖğretmenlere‘ÖğrenenLiderÖğretmen’SemineriAksarayda Öğretmenlere ‘Öğrenen Lider Öğretmen’ Semineri
Eğitimde en sorunlu iller Urfa, Hakkâri ve Van
Zaman
30.05.2013
02:06
Eğitimde birçok alanda peş peşe önemli iyileşme sağlanırken bölgeler arası eşitsizlik sürüyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki bazı iller, sınıf mevcudu, derslik sayısı ve öğretmen açığı gibi hususlarda Türkiye ortalamasının bir hayli üzerinde.Dezavantajlı illerin başında ise Şanlıurfa geliyor. Ülke genelinde ilköğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 20 iken bu sayı Şanlıurfa’da 32. İkili öğretimde Türkiye ortalaması yüzde 49 iken bu oran Şanlıurfa’da halen yüzde 84 seviyesinde. Derslik başına düşen öğrenci sayısı Türkiye ortalamasında 30 iken Şanlıurfa’da 48 öğrenciyle en yüksek seviyede. İlköğretimden mezun olanların içinde kızların oranı Türkiye genelinde yüzde 47 iken bu oranın en düşük olduğu il yüzde 39’la Şanlıurfa. Eğitim açısından karnesi pek başarılı olmayan iller arasında Şanlıurfa’dan sonra Van, Hakkari, Ağrı ve Ardahan geliyor. Van, okullaşma oranı ile ilköğretimden ortaöğretime geçiş oranında en düşük düzeydeki il. Ülke genelinde ilköğretimdeki öğrencilerin yüzde 2,2’si sınıf tekrarı yaparken bu oran Ağrı’da yüzde 9,8. Özellikle terör tehdidi nedeniyle öğretmenlerin bu illerde kalmak istememesi, yoğun nüfus artışı nedeniyle açılan dersliklerin yeterli olmaması ve kültürel nedenlerle bölge eğitim açısından geri kalıyor. Bu yıl uygulamaya koulan 4+4+4 eğitim sistemiyle eğitim süresi uzarken okula başlama yaşı öne alındı. Lise eğitimi herkes için zorunlu hale getirildi. Ancak atılan bu adımlara rağmen bölgeler ve cinsiyetler arası fırsat eşitsizlikleri sürüyor. Örneğin 2011 yılı itibarıyla okuma yazma bilmeyenler, nüfusun yüzde 5,9’unu oluştururken kadınlarda bu oran daha yüksek. Son yıllarda öğretmen sayısındaki artış oranı öğrenci sayısındaki artış oranına göre daha fazla gerçekleşti. 10 yıllık dönemde 356 bin atama yapıldı. Ancak buna rağmen Türkiye’de öğretmen başına düşen öğrenci OECD ve AB ülkelerine göre yüksek. En önemli sorunlardan biri de öğretmenlerin dağılımında bölgeler arası farklılıklar. Ülke genelinde ilköğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 20 iken bu sayı Şanlıurfa’da 32. Eğitimde bölgeler ve cinsiyetler arası fark, her kalemde kendini gösteriyor. Ortaöğretimdeki okullaşma oranı son on yılda yüzde 80’den yüzde 92’ye çıktı. Ancak bu oran Van’da yüzde 47’de kaldı. Yine Türkiye genelinde yüzde 84 olan ilköğretimden ortaöğretime geçiş oranı, Van’da yüzde 54 oranında kaldı.
Zaman
Eğitim
30.05.2013
EğitimdeensorunluillerUrfaHakkâriveVan/">VanVan/">Eğitimde en sorunlu iller Urfa Hakkâri ve Van
12 yıllık zorunlu eğitimde sorunlar istikrarla aşılacak
Zaman
30.05.2013
02:06
Hayata geçirildiği günden itibaren olumlu-olumsuz birçok eleştiri alan 4+4+4 eğitim sistemi bir yılını doldurdu. Yeni eğitim sistemiyle ilgili bir yılın ardından değerlendirmelerde bulunan eğitimciler, sistemin yeterli altyapı olmadan başlamasının bazı olumsuzluklar oluşturduğunu ancak eğitimde süreklilik sağlaması açısından da iyi bir adım olduğunu belirtti.Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Aytuğ Şaşmaz, ortaöğretimde toplumsal hayata aktif katılım gerektiren becerilere odaklanmanın amaçlanması gerektiğini vurguladı. Şaşmaz, 4+4+4 ile zorunlu hale getirilen ortaöğretimde hızlı yaygınlaşmanın süreceğini belirtti. Sistemle birlikte “fırsat eşitliği” gelmesinin de kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Şaşmaz, ortaöğretimde her yıl öğrencilerin yüzde 10’unun okulu terk ettiğini, bunun ortaöğretimde kalite eksikliğinin çok net bir göstergesi olduğunu da ifade etti. Sistemin sürekliliğinin olumlu yanına değinen Şaşmaz, “Yeni sistem içinde temel becerileri ilköğretimde kazanarak, ortaöğretimde toplumsal hayata aktif katılım gerektiren becerilere odaklanılacak.” diye konuştu.ÖNDER (İmam Hatip Liseleri Mezunlar Mensupları Derneği) Başkanı Hüseyin Korkut, sisteme geçişte korkulduğu kadar sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Özellikle imam hatip ortaokullarının yerlerinin belirlenmesinde, mevcut ortaokulların eski ilkokulların bünyesinde olmasından, öğretmen eksikliklerinden kaynaklanan zorluklar yaşandığını söyleyen Korkut, birkaç sene içerisinde sistemdeki problemlerin aşılmış olacağını ifade etti. ÖNDER Başkanı Korkut sözlerine şöyle devam etti: “4+4+4’ün ardından imam hatip ortaokulları eğitim sistemimizin içine dönmüş oldu. Bu sene 100 bini aşkın genç, imam hatip ortaokullarında eğitim görme imkânı buldu. Sekiz yıllık zorunlu eğitimin bir takım mahsurları da bu uygulamayla ortadan kalkmış oldu.” şeklinde konuştu.Seçmeli derslerde, seçilen derslerle ilgili alt yapının zayıf olduğunu anlatan Eğitim Bir-Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer, bu yıl seçmeli derslerde önemli problemler yaşandığına dikkat çekti. Bu yıl seçilen derslerle ilgili öğretmen yokluğunun yaşandığına dikkat çeken Özer, “ Birçok alanda derslere daha çok amatör olarak konuyla ilgilenmiş olan ya da bir takım sertifikalara sahip kimseler bu derslere girmek zorunda kaldı. Önümüzdeki yıl alınacak olan öğretmen sayısında hangi alanda daha çok öğretmen ihtiyacı varsa, sayılarda etkili olması gerekiyor. Yaşanan sıkıntılardan bir tanesi de ders saatlerinden kaynaklanan sıkıntılardı.” diyerek 2013-2014 eğitim yılında bu problemlerin düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. K
Zaman
Eğitim
30.05.2013
12yıllıkzorunlueğitimdesorunlaristikrarlaaşılacak12 yıllık zorunlu eğitimde sorunlar istikrarla aşılacak
Yyü’den İlköğretim Öğrencilerine Müzik Cd’si
Haber3
22.04.2013
17:45
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Serap Yükrük, ilköğretim okullarına yönelik yaptığı çalışmalara bir yenisini ekleyerek, ilköğretimde eğitim gören öğrencilerin müzik derslerinde faydala
Haber3
Son Dakika
22.04.2013
Yyü’denİlköğretimÖğrencilerineMüzikCd’siYyü’den İlköğretim Öğrencilerine Müzik Cd’si
Öğrenciler, matematiği oyunlarla sevecek
Zaman
17.04.2013
12:22
Matematik, çocukların korkulu rüyası olmaktan çıkıyor. Daha iyi anlaşılması için Üsküdar Kaymakamlığı’nca ‘Oyun temelli matematik öğrenme projesi’ hayata geçiriliyor. Proje pilot okullarda başarılı olursa yaygınlaştırılacak.Matematikte mantık ve analitik çözüme odaklı çalışma amacıyla ilköğretimde ‘Oyun temelli matematik öğrenme projesi’ uygulanıyor. İstanbul Kalkınma Ajansı ve Üsküdar Kaymakamlığı tarafından desteklenen proje, 4 aydır 3 pilot okulda uygulanıyor. Bu okullara “akıl oyunları sınıfı”»»
Zaman
Ana Sayfa
17.04.2013
ÖğrencilermatematiğioyunlarlasevecekÖğrenciler matematiği oyunlarla sevecek
Öğrenciler, matematiği oyunlarla sevecek
Zaman
17.04.2013
02:14
Matematik, çocukların korkulu rüyası olmaktan çıkıyor. Daha iyi anlaşılması için Üsküdar Belediyesi’nce ‘Oyun temelli matematik öğrenme projesi’ hayata geçiriliyor. Proje pilot okullarda başarılı olursa yaygınlaştırılacak.Matematikte mantık ve analitik çözüme odaklı çalışma amacıyla ilköğretimde ‘Oyun temelli matematik öğrenme projesi’ uygulanıyor. İstanbul Kalkınma Ajansı ve Üsküdar Kaymakamlığı tarafından desteklenen proje, 4 aydır 3 pilot okulda uygulanıyor. Bu okullara “akıl oyunları sınıfı”»»
Zaman
Sağlık
17.04.2013
ÖğrencilermatematiğioyunlarlasevecekÖğrenciler matematiği oyunlarla sevecek
YGS öncesi adaylara kritik tüyolar
Zaman
20.03.2013
10:44
YGS ‘ye az bir zaman kaldı. Şu an moral bakımından rahat olan ve test stratejisine bilen adaylar daha avantajlı olacak. 1 milyon 851 bin aday 24 Mart Pazar günü YGS’de ter dökecek. Uzmanlara göre sınav zamanı yaklaştıkça sınav kaygısı da artıyor, bu nedenle sınav anına kadar kalan sürede zaman yönetimi ve yapılması gerekenler büyük önem arz ediyor. Öğrencileri uyaran Fem Yayın Kurulu Zümre Başkanları “Sınav zamanına kadar ve sınavda ne yapmalı, başarıyı artıracak hamleler neler, hangi soruya ne kadar vakit ayırmalı, uygulanması gereken teknikler neler?” gibi adayları yol gösterecek soruları cevapladı. İşte FEM Yayın Kurulu başkanların sınava ilişkin tüyolar:FEM Fizik Yayın Kurulu YGS’ de fizik sınavında 14 soru soruluyor. Bu soruların tamamı ilköğretimde okutulan fen bilgisi dersi ile liselerde okutulan fizik dersinin müfredatı müfredatını kapsıyor. Tüm öğrenciler 8.sınıfın»»
Zaman
Eğitim
20.03.2013
YGSöncesiadaylarakritiktüyolarYGS öncesi adaylara kritik tüyolar
YGS öncesi adaylara kritik tüyolar
Zaman
20.03.2013
10:40
YGS ‘ye az bir zaman kaldı. Şu an moral bakımından rahat olan ve test stratejisine bilen adaylar daha avantajlı olacak. 1 milyon 851 bin aday 24 Mart Pazar günü YGS’de ter dökecek. Uzmanlara göre sınav zamanı yaklaştıkça sınav kaygısı da artıyor, bu nedenle sınav anına kadar kalan sürede zaman yönetimi ve yapılması gerekenler büyük önem arz ediyor. Öğrencileri uyaran Fem Yayın Kurulu Zümre Başkanları “Sınav zamanına kadar ve sınavda ne yapmalı, başarıyı artıracak hamleler neler, hangi soruya ne kadar vakit ayırmalı, uygulanması gereken teknikler neler?” gibi adayları yol gösterecek soruları cevapladı. İşte FEM Yayın Kurulu başkanların sınava ilişkin tüyolar:FEM Fizik Yayın Kurulu YGS’ de fizik sınavında 14 soru soruluyor. Bu soruların tamamı ilköğretimde okutulan fen bilgisi dersi ile liselerde okutulan fizik dersinin müfredatı müfredatını kapsıyor. Tüm öğrenciler 8.sınıfın»»
Zaman
Ana Sayfa
20.03.2013
YGSöncesiadaylarakritiktüyolarYGS öncesi adaylara kritik tüyolar
Toplam "496" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti